<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss xmlns:yandex="http://news.yandex.ru" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru" version="2.0">
    <channel>
        <title>Alevi Haberleri Sitesi</title>
        <link>https://www.alevihaberler.com.tr/</link>
        <description>Alevi Haberler, Son dakika Alevi haberleri, Alevi haberleri, Cemevi haberleri, Bektaşi haberleri, Aleviler</description>
        <language>tr</language>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unluden-bildiri-islam-medeniyetinde-birlikte-yasama-kulturu-baglaminda-alevi-sunni-birlikteligi-erzincan-ornegi-3211</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 11 May 2026 07:29:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Dr. İhsan Ünlü'den bildiri: "İslam Medeniyetinde Birlikte Yaşama kültürü Bağlamında Alevi Sünni Birlikteliği-Erzincan Örneği"</h1>
                        <h2>Erzincan’da Alevi ve Sünni vatandaşlar, İslam medeniyetinin birlikte yaşama tecrübesini Muharrem ayında en güzel şekilde ortaya koyuyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/dr-ihsan-unluden-bildiri-islam-medeniyetinde-birlikte-yasama-kulturu-baglaminda-alevi-sunni-birlikteligi-erzincan-ornegi-1778480180.webp">
                        <figcaption>Dr. İhsan Ünlü'den bildiri: "İslam Medeniyetinde Birlikte Yaşama kültürü Bağlamında Alevi Sünni Birlikteliği-Erzincan Örneği"</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Erzincan’da Alevi ve Sünni vatandaşlar, İslam medeniyetinin birlikte yaşama tecrübesini Muharrem ayında en güzel şekilde ortaya koyuyor. Dr. İhsan Ünlü’nün hazırladığı bildiride, kutsal günler ve geleneklerin toplumları diri tuttuğu vurgulanırken, Erzincan örneği üzerinden Alevi-Sünni birlikteliğinin somut yansımaları ele alınıyor.Ünlü, bildirisinde Ramazan, kandiller ve kurban gibi ortak değerlerin yanı sıra Alevilerin Hızır günleri, Nevruz ve Yas-ı Matem gibi özel günlerini de hatırlatarak, birlikte yaşama tecrübesinin en önemli örneğinin Muharrem ayı olduğunu belirtiyor. Yapılan alan araştırmaları ve gözlemler, her iki kesimin de bu aya büyük önem verdiğini gösteriyor.<br />
<br />
Dr. İhsan Ünlü'nün bildirisi şöyle:&nbsp;<br />
<br />
İSLAM MEDENİYETİNDE BİRLİKTE YAŞAMA TECRÜBESİ BAĞLAMINDA ALEVİ-SÜNNİ BİRLİKTELİĞİ -ERZİNCAN ÖRNEĞİ-<br />
BİLDİRİ ÖZETİ<br />
Toplumların hayatında onları diri tutan inanç birliktelikleri ve tarihten getirdikleri bir takım önemli kültürel unsurlar, kutsal gün ve geceler ve mabetler vardır.<br />
Topluluklar, bu günlerde cereyan ettiğine inandıkları olaylar sebebiyle birtakım anmalar/kutlamalar yapar, törenler düzenlerler. Bu bağlamda Ramazan ve Muharrem ayı, kandil günleri ve geceleri, kurban günleri sayılabilir.&nbsp;<br />
Bildiri konumuz olan Erzincan’da Alevi vatandaşlar açısından bakıldığında Hızır günleri, Nevruz, Yas-ı Matem günleri ve birlik cemlerini işin içine sokmamız gerekecektir.&nbsp;<br />
Birlikte yaşama tecrübesi noktasında bu sayılanlardan en önemlisi muharremdir diyebiliriz. Yapılan alan araştırmaları ve bizim de Erzincan’da yaptığımız araştırmalar ve gözlemler, Alevilerin ve Sünnilerin Muharrem ayına verdikleri önemi açıkça ortaya koymaktadır.&nbsp;<br />
Bu ay içerisinde pişirilen aşurenin Erzincan merkezde ayrı bir yeri ve önemi vardır. Bu günlerde camilerde hutbe ve vaazların konusu genellikle aşûre ve Kerbela hadisesi olmaktadır.&nbsp;<br />
Alevi’siyle Sünni’siyle insanların farklı niyetlerle de olsa bu günleri oruçla geçirdiği, sonunda ise aşûrelerin kaynatılarak fark gözetmeksizin herkese ikramda bulunulduğu görülmektedir.&nbsp;<br />
Aşurenin Erzincan merkezde ayrı bir yeri ve önemi vardır. Burada artık geleneksel hale gelen, her kurumun kendisine özgü bir organizasyonu ve daveti vardır.&nbsp;<br />
Erzincan belediyesi başta olmak üzere diğer kurumlar ve cemevleri aşure etkinlikleri düzenler. Özellikle son yıllarda Erzincan belediyesi şehrin merkezi yerinde kurduğu teşkilatla gelen davetlilere ve yoldan geçen herkese aşure ikramında bulunur.&nbsp;<br />
Burada yapılan törene ilin valisi başta olmak üzere diğer kurum amirleri ve mülki erkân, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, siyasi parti temsilcileri ve halk katılır.<br />
Günün anlam ve önemini anlatan konuşmalar yapılır ve il müftüsü tarafından dua edilir. Sonunda pişirilen aşûre konuklara ikram edilir.&nbsp;<br />
Öte yandan merkezde ve merkeze bağlı beldelerdeki cemevlerinde de aşûreler pişirilir ve ikram edilir. Buraya da yine geleneksel hale gelmiş bulunan protokol ziyaretleri gerçekleştirilir.&nbsp;<br />
Başta vali olmak üzere, belediye başkanı, emniyet müdürü ve diğer kurum amirleri ile sivil toplum kuruluşu temsilcileri katılırlar. Burada sohbetler edilir, dualarla pişirilen aşûreler hep birlikte yenir. &nbsp;<br />
Alevi inanışa göre, 12 yıl boyunca üst üste orucu tam tutanlar (12 imamlar) şükran nişanesi olarak kurban keserler. Lokma dedikleri et yemeği aşureyle birlikte gelen konuklara ikram edilir.<br />
Bu bildiride aşûrenin de ruhuna uygun olarak farklılıkları koruyarak bir arada yaşama bilincinin yükseltildiği anlar, gözlemci bir bakış açısıyla ortaya konulacaktır.<br />
İnsanlar arasında iyi ilişkiler kurabilmenin asgari şartı, insanların birbirlerine güven duymalarıdır.&nbsp;<br />
Bugün İslam Medeniyetinde Birlikte Yaşama Tecrübesinden söz ediyorsak, birbirimize güvenmek zorundayız.<br />
Riya, insanlar arasındaki bu güven ortamının oluşmasına engel olur. Karşılıklı olarak birbirine güvenemeyen insanların, sağlıklı ilişkiler kurabilmesi mümkün olmaz.&nbsp;<br />
Tarihte yaşanan Kerbela vb. elim hadiseler, bizim ayrışma nedenimiz değil bir araya gelip kaynaşma değerimiz olmalıdır.&nbsp;<br />
Asırlardır aynı Allah’a, aynı Kitab’a, aynı Peygamber’e inanan, aynı kıbleye yönelen, sevinçte ve tasada aynı duyguları yaşayan bu vatanın insanları bazı yorum farkları yüzenden birbirini ötekileştirme lüksüne sahip değildir.&nbsp;<br />
Hepimiz bu ülkede ev sahibiyiz, kardeşiz. Geçmişin ihtilaflı hadiseleri bugüne taşınarak yeni çatışmalara fırsat verilmemeli; sanki bugün birileri hadisenin tarafıymış gibi karşı tarafı itham edici söz ve tavırlardan kaçınılmalıdır.&nbsp;<br />
Yaşanan bu olumsuz hadiseler bizi birbirimizden koparmamalı, aksine daha çok kenetlenmemizi sağlamalıdır. Bu noktada Erzincan’da güzel bir geleneğin başlatılıp devam ettirildiğini sevinçle gördük/görüyoruz.<br />
Kerbela hadisesinden sağ olarak kurtulan İmam Zeynelabidin’e şükran nişanesi de sayılan aşûre çorbası ve kesilen kurban etlerinin hep birlikte yenmesi, Ehl-i Beyt için birlikte sevinilip birlikte hüzün duyulması birliğimize ve dirliğimize önemli katkılar sunuyor.&nbsp;<br />
Öbür yandan, camiye Alevi vatandaşlarımızın da gitmesi, cemevine Sünni vatandaşlarımızın da girmesi, bunları birbirinin alternatifi olarak değil, tamamlayıcı unsuru olarak görmesi önemlidir.<br />
Bu bağlamada, “Cami de bizim, cemevi de bizim”, “Ramazan da bizim Muharrem de bizim” söylemi anlamlı ve kıymetlidir.<br />
Bugün kimse çocuğuna Yezid ismi vermez ama Alevisiyle Sünnisiyle çocuklarımıza verdiğimiz Ehl-i Beyt isimleri, Hz. Peygambere olan hürmet ve muhabbetimizin en canlı tezahürüdür.<br />
Bu durum, aslında hepimizin ortak değerinin sandığımızdan çok daha fazla olduğunu, tarihi süreç içerisinde örülen sûnî duvarların artık yıkılması gerektiğini bize gösteriyor.&nbsp;<br />
Muharrem ayında yaşadığımız aşûre geleneğimiz, toplumumuzun birlik ve beraberliğinin açık bir göstergesidir. Aşûre; paylaşmanın, dayanışmanın, birlikteliğin simgesi olmuştur.<br />
Sonsöz; İslam medeniyetinin tarih boyunca kundaklanmaya çalışıldığı yorum farklılıkları üzerinden nüksedecek sendromlara karşı bugün birlik ve dayanışma aşısını geliştirmek zorundayız.&nbsp;<br />
Bunun yolu da farklılıklarımızla birlikte yaşama bilincini ve tecrübesini geçmişten geleceğe taşımaktan geçer.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/chpli-konya-eregli-belediyesi-alevileri-isten-atti-3210</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 09 May 2026 13:31:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>CHP’li Konya Ereğli belediyesi Alevileri işten attı!</h1>
                        <h2>Konya Yenigün gazetesinden Tülin Şeker’in haberine göre, Mahalli İdareler Seçimleri sonrası Konya Ereğli’de belediye yönetiminin parti değiştirmesinin ardından yaşandığı iddia edilen işten çıkarma ve mobbing iddiaları, yerel siyasette geniş yankı uyandırdı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/chpli-konya-eregli-belediyesi-alevileri-isten-atti-1778323342.webp">
                        <figcaption>CHP’li Konya Ereğli belediyesi Alevileri işten attı!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Ereğli Belediyesi bünyesindeki kız yurdunun kapanmasının ardından Zabıta Müdürlüğü’ne atanan ve aylar sonra hiçbir gerekçe gösterilmeksizin Temizlik İşleri Müdürlüğü’ne görevlendirilen Yeliz Doğan, yaşadıklarını "<em><strong>siyasi ve inanç temelli bir tasfiye</strong></em>" olarak nitelendirerek çarpıcı açıklamalarda bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YÖNETİM DEĞİŞİMİ VE GÖREV YERİ DEĞİŞİKLİĞİ İDDİASI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Aslen Tunceli Pülümürlü olan ve bir Kıbrıs gazisinin kızı olan Yeliz Doğan, 2024 yılında Ereğli Belediyesi’ne bağlı kız yurdunda çalışmaya başladığını belirtti. Yerel seçimlerin ardından belediye yönetiminin MHP’den CHP’ye geçmesiyle birlikte sürecin aleyhine döndüğünü iddia eden Doğan, seçim döneminde eski belediye başkanı Hüseyin Oprukçu’ya bir ziyaret sırasında çiçek vermesinin "<strong><em>suç</em></strong>" gibi aleyhine kullanıldığını savundu. Doğan, yurdun kapatılmasının ardından göreve başladığı zabıta biriminden temizlik işlerine gönderilerek sistematik bir mobbinge maruz kaldığını öne sürdü.</span></p>

<p><a href="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-06-at-151440-3.jpeg" title="Whatsapp Image 2026 05 06 At 15.14.40 (3)"><span style="color:#000000"><img alt="Whatsapp Image 2026 05 06 At 15.14.40 (3)" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-06-at-151440-3.jpeg" style="height:893px; width:670px" /></span></a></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"ALTI ARKADAŞIMIZIN ORTAK NOKTASI ALEVİ OLMAMIZ"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">İşten çıkarma sürecinde yalnız olmadığını dile getiren Doğan, kendisiyle birlikte toplam altı işçinin benzer uygulamalarla karşılaştığını ifade etti. Bu işçilerden üçünün zorla emekliliğe sevk edildiğini, diğer üçünün ise görev yeri değişikliği sonrası işten çıkarıldığını belirten Doğan, "<em><strong>Dikkat çekici olan şudur ki; altımız da Aleviydik. Ereğli’de yüksek oranla CHP’ye oy veren üç Alevi köyünün iradesi ve bizlerin emeği yok sayılmıştır</strong></em>" diyerek, kararların ideolojik ve inanç temelli olduğunu iddia etti.</span></p>

<p><a href="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-06-at-151437-6.jpeg" title=""><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-06-at-151437-6.jpeg" style="height:591px; width:473px" /></span></a></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GAZİ ÇOCUĞUNA "MEZARDAN ÇIKSA BİLE" YANITI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yaşanan mağduriyetin giderilmesi için Alevi Bektaşi dernekleri ve milletvekillerinin devreye girdiğini ancak sonuç alınamadığını savunan Doğan, Ereğli Belediye Başkanı Umut Akpınar’ın "<strong><em>Babası mezardan çıksa bile kimseyi değiştirmem</em></strong>" şeklinde bir ifade kullandığını öne sürdü. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir gazi çocuğu olarak emeğinin hiçe sayıldığını söyleyen Doğan, kendisinden boşalan pozisyona ertesi gün MHP’ye yakınlığıyla bilinen bir ismin alınmasının ise "<strong><em>alaycı bir yaklaşım</em></strong>" olduğunu belirtti.</span></p>

<p><a href="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-06-at-151438-6.jpeg" title="Whatsapp Image 2026 05 06 At 15.14.38 (6)"><span style="color:#000000"><img alt="Whatsapp Image 2026 05 06 At 15.14.38 (6)" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-06-at-151438-6.jpeg" style="height:523px; width:640px" /></span></a></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"26 YILDIR SAĞ PARTİLERLE ÇALIŞTIK, BÖYLE ZULÜM GÖRMEDİK"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Daha önce Erzincan Refahiye Belediyesi’nde beş yıl boyunca sekreterlik yaptığını ve sağ partili belediye başkanları döneminde hiçbir haksızlığa uğramadığını ifade eden Doğan, eşinden şiddet gördüğü için ailesinin yanına dönmek zorunda kalan bir kadın olarak ekmeğiyle oynandığını vurguladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mağdur ailelerden birinin "<strong><em>26 yıldır sağ partilerle çalıştık ama böyle bir zulüm görmedik</em></strong>" sözlerini aktaran Doğan, bu durumun bölgedeki üç Alevi köyünde büyük bir kırgınlığa ve CHP’ye karşı tepkiye yol açtığını dile getirdi.</span></p>

<p><a href="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-06-at-151437.jpeg" title=""><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-06-at-151437.jpeg" style="height:600px; width:600px" /></span></a></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>‘İFTİRALARLA YILDIRMAYA ÇALIŞTILAR!’</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Aynı zamanda bekar bir kadın olarak kendisine iftira da atıldığını aktaran Doğan, bir kadın olarak ilçede ekmeğinin peşinde çalıştığını ancak arkasından konuşulan söylemlerin devlet makamındaki kişilere yakışmadığını ifade etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu tür iftiralarla yıldırılmaya çalışıldığını ancak bu süreçte de suç duyurusunda bulunduğunu aktaran Doğan, belgeleriyle ispatlamaya hazır olduğu bu sürecin bir an önce incelenmesini ve uğradığı haksızlığın giderilmesini talep ediyor.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-azerbaycandan-dev-italya-cikarmasi-gumbur-gumbur-geliyor-3209</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 09 May 2026 07:05:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Bora Özizmirli: Azerbaycan'dan dev İtalya çıkarması! Gümbür gümbür geliyor</h1>
                        <h2>Analist Gazeteci Bora Özizmirli, JeopoliTürk Gündem Tv YouTube kanalında yaptığı değerlendirmede, Azerbaycan’ın devlet enerji şirketi SOCAR'ın, İtaliana Petroli şirketinin %99,82’sini devraldığını, bu anlaşmayla 4.500 benzin istasyonu, 2 rafineri ve tüm lojistik varlıklarını bünyesine kattığını belirtti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/bora-ozizmirli-azerbaycandan-dev-italya-cikarmasi-gumbur-gumbur-geliyor-1778302007.webp">
                        <figcaption>Bora Özizmirli: Azerbaycan'dan dev İtalya çıkarması! Gümbür gümbür geliyor</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Analist Gazeteci Bora Özizmirli, JeopoliTürk Gündem Tv YouTube kanalında yaptığı değerlendirmede, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin 4 Mayıs 2026’da Azerbaycan’a gerçekleştirdiği ziyareti mercek altına aldı. Ziyaretin, 13 yıl aradan sonra bir İtalya Başbakanı’nın Azerbaycan’a yaptığı ilk ziyaret olması nedeniyle ayrı bir önem taşıdığını vurgulayan Özizmirli, iki ülke arasındaki <strong>“güvenilir ortak”</strong> ilişkisine dikkat çekti.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=iaelv2yF2KQ"><span style="color:#c0392b"><strong>BORA ÖZİZMİRLİ'NİN BU AÇIKLAMASINI İZLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ</strong></span></a></p>

<p>Özizmirli, Azerbaycan’ın Avrupa’daki enerji varlığına ilişkin çarpıcı veriler paylaştı. 2025 verilerine göre Azerbaycan, İtalya’ya yaklaşık <strong>9,5 milyon metre küp </strong>doğalgaz satışı gerçekleştirdi. Bu miktar, İtalya’nın ithal ettiği gazın yaklaşık <strong>%16’sına</strong> denk geliyor ve Azerbaycan’ı, Avrupa Birliği içinde bu ülkeye en fazla gaz satan ülke konumuna taşıyor.</p>

<p><br />
<span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">SOCAR’IN BÜYÜK HAMLESİ</span></span></strong></span><br />
<br />
Azerbaycan’ın devlet enerji şirketi SOCAR, İtalya’da önemli bir satın alma gerçekleştirdi. Şubat ayında İtaliana Petroli&nbsp;şirketinin %99,82’sini devralan SOCAR, bu anlaşmayla 4.500 benzin istasyonu, 2 rafineri ve tüm lojistik varlıklarını bünyesine kattı. Özizmirli, bu hamleyi <strong>“gerçekten çok çok önemli” </strong>olarak nitelendirdi.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">ENERJİ KRİZİNDE AZERBAYCAN’IN YÜKSELEN ROLÜ</span></span></strong></span><br />
<br />
Meloni’nin ziyaretini, küresel enerji güvenliği açısından kritik bir adım olarak değerlendiren Özizmirli, İran’daki savaş nedeniyle Hürmüz Boğazı’nda yaşanan risklere işaret etti.<br />
<br />
Avrupa’da doğalgaz stoklarının eridiğini, alternatif enerji kaynaklarının öneminin arttığını belirten Özizmirli, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><em><strong>&nbsp;“Değerli dostlar, abartı değil kardeş. Azerbaycan Avrupa’da ve özellikle İtalya’da gümbür gümbür geliyor.”</strong></em></p>

<p>Özizmirli, <strong>TANAP ve TAP</strong> projeleriyle Azerbaycan doğalgazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaştığını hatırlatarak, bu durumun hem Azerbaycan’ın hem de Türkiye’nin jeostratejik önemini artırdığını vurguladı. Türkiye’nin Doğu-Batı enerji koridorunda merkez ülke haline geldiğini ifade eden Özizmirli,<em><strong> “Azerbaycan sadece kendi gazını satmıyor, aynı zamanda Türkiye’yi merkez ülke yapıyor” </strong></em>dedi.</p>

<p><br />
<span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">KARDEŞ ÜLKE VURGUSU VE ELEŞTİRİLER</span></span></strong></span><br />
<br />
Bora Özizmirli, sosyal medyada Azerbaycan’a yönelik eleştirileri de değerlendirdi. Bunların, Azerbaycan’ın stratejik önemini yıpratmaya yönelik kampanyalar olduğunu savunarak,<em><strong> “Azerbaycan bizim kardeş ülkemiz. Yangında, depremde hep bizim yanımızda oldu. Azerbaycan’ın güçlenmesi demek Türkiye’nin güçlenmesi demektir”</strong></em> diye konuştu.</p>

<p><strong>“Tek millet iki devlet” </strong>anlayışıyla hareket edilmesi gerektiğini belirten Özizmirli, iki ülke arasındaki ortak projelerin ön plana çıkarılması çağrısında bulundu. Kazakistan ve Türkmenistan gazının da ilerleyen dönemde Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınmasının gündeme geleceğini ifade eden Özizmirli, bu süreçte Türkiye’nin güvenilir bir liman ve enerji hub’ı olarak öne çıktığını söyledi.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">JEOPOLİTİK DEĞERLENDİRME</span></span></strong></span><br />
Özizmirli açıklamasında şu noktalara da değindi:<br />
-Rusya-Ukrayna savaşı ve Orta Doğu’daki çatışmalar nedeniyle alternatif ticaret ve enerji rotalarının Anadolu üzerinden geçtiği,<br />
- Türkiye’nin dünyada en fazla askeri üsse sahip ikinci ülke olduğu (133 üs),<br />
- Hürmüz Boğazı’nın kapanma riskinin gıda sektörünü bile etkileyebileceği ve Azerbaycan gazının bu noktada kritik rol üstlendiği.</p>

<p>Analist Gazeteci Bora Özizmirli, Azerbaycan ve Türkiye’nin önünün açık olduğunu belirterek,<em><strong> “Azerbaycanlı kardeşlerimizin attığı her adım hem bizi gururlandırıyor hem de bizi yukarı taşıyor” </strong></em>sözleriyle değerlendirmesini tamamladı.<br />
<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=iaelv2yF2KQ"><span style="color:#c0392b"><strong>BORA ÖZİZMİRLİ'NİN BU AÇIKLAMASINI İZLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ</strong></span></a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/secek-dernegi-ankaraya-cikarma-yapti-3208</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 07 May 2026 23:33:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>SEÇEK Derneği Ankara’ya çıkarma yaptı</h1>
                        <h2>SEÇEK Azınlık Eğitim ve Kültür Derneği, heyeti Ankara’da bir dizi resmi ziyaret ve temas gerçekleştirdi. Dernek Başkanı Necmettin Kahya başkanlığındaki heyette, Seyyid Ali Sultan Dergahı Postnişini Hasan Apti ile birlikte yol uluları Dede Ahmet Paşa, Dede Apti Pencal ve Dede Mehmet Koç yer aldı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/secek-dernegi-ankaraya-cikarma-yapti-1778186414.webp">
                        <figcaption>SEÇEK Derneği Ankara’ya çıkarma yaptı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Batı Trakya'da yayınlanan Gündem gazetesinin haberine göre, SEÇEK Azınlık Eğitim ve Kültür Derneği, heyeti Ankara’da bir dizi resmi ziyaret ve temas gerçekleştirdi.</p>

<p>Dernek Başkanı Necmettin Kahya başkanlığındaki heyette, Seyyid Ali Sultan Dergahı Postnişini Hasan Apti ile birlikte yol uluları Dede Ahmet Paşa, Dede Apti Pencal ve Dede Mehmet Koç yer aldı.</p>

<p>Ziyaret programı kapsamında heyet, Türkiye Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile görüştü. Heyet ayrıca Türkiye Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Serdar Çam ile de bir araya geldi.</p>

<p>Ankara temasları çerçevesinde heyet, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve önceki dönem CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile de görüşmeler gerçekleştirdi.</p>

<p>SEÇEK heyeti ayrıca, Türkiye Kültür ve Turizm Bakanlığı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı görevini yürüten Esma Ersin’i makamında ziyaret etti. Görüşmede karşılıklı fikir alışverişinde bulunulduğu ve temasların verimli geçtiği belirtildi.</p>

<p>Heyet, temaslar kapsamında gösterilen ilgi ve misafirperverlikten dolayı yetkililere teşekkür etti.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/firat-abdal-musa-anma-torenine-siyaset-golgesi-dusmesin-3207</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 07 May 2026 23:16:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Fırat: Abdal Musa anma törenine siyaset gölgesi düşmesin!</h1>
                        <h2>Araştırmacı-Yazar Mustafa Fırat, yaklaşan Abdal Musa Sultan’ı anma etkinlikleri öncesinde çarpıcı bir uyarıda bulundu. Geçen yıl Antalya’da yaşanan "siyasi propaganda" görüntülerine dikkat çeken Fırat, Alevi-Bektaşi anmalarının siyasetin tahakkümünden kurtarılması çağrısını yaptı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/firat-abdal-musa-anma-torenine-siyaset-golgesi-dusmesin-1778185819.webp">
                        <figcaption>Fırat: Abdal Musa anma törenine siyaset gölgesi düşmesin!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANTALYA –</strong> Antalya’nın Elmalı ilçesine bağlı Tekke Köyü’nde yaklaşık iki ay sonra gerçekleştirilecek olan Abdal Musa Sultan’ı anma etkinlikleri öncesinde, etkinliklerin düzenlenme biçimine dair tartışmalar yeniden alevlendi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Araştırmacı-Yazar Mustafa Fırat, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, inanç merkezli törenlerin siyasi şovlara alet edilmemesi gerektiğini vurguladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"Geçen Yıl Etkinlik İpotek Altına Alınmıştı"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Geçtiğimiz yıl düzenlenen törenlerde Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in yoğun siyasi propaganda yürüttüğünü hatırlatan Fırat, tören alanının ve Antalya yolunun tamamen belediye başkanının posterleriyle donatıldığını belirtti. Fırat, o dönem Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Alirıza Özdemir’in tüm uyarılarına rağmen, bazı sivil toplum kuruluşlarının bu duruma sessiz kalarak siyasete alan açtığını ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"Camide Olmadığı Gibi Cemevinde de Siyaset İstemiyoruz"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Mustafa Fırat, bugün gelinen noktada Muhittin Böcek hakkındaki hukuki sürece ve iddialara da değinerek, inanç önderlerinin anmalarının kişilerden ve siyasi konjonktürden bağımsız olması gerektiğini savundu. Fırat, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<strong>Nasıl ki camide siyaset görmek istemiyorsak, cemevlerinde de erenlerimizin anma törenlerinde de siyasetçilerin ve siyasetin gölgesini görmek istemiyoruz. Alevi-Bektaşi erenlerinin anma törenlerinden siyasetin gölgesi tamamen kaldırılmalıdır.</strong>"</span></p>

<p><span style="color:#000000">Haberin sonunda, bu yılki etkinliklerde geçmiş hataların tekrarlanmaması ve Alevi kurumlarının üzerindeki siyasi baskının son bulması temennisi dile getirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İŞTE MUSTAFA FIRAT'IN PAYLAŞIMININ TAM METNİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-05-07%20at%2022_59_05.jpeg" style="height:800px; width:584px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">"ALEVİ-BEKTAŞİ ERENLERİNİN ANMA TÖRENLERİNDEN SİYASETİN GÖLGESİ KALDIRILMALIDIR</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yaklaşık iki ay sonra Antalya’nın Elmalı Tekke Köyü’nde Abdal Musa Sultan’ı anma etkinlikleri yapılacak. Geçen yılki anmalar, Antalya Büyükşehir eski Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in siyasi propagandasına sahne olmuştu. Antalya’dan anma törenin yapıldığı yere kadar her yer, Muhittin Böcek’in posterleri ile donatılmıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muhittin Böcek adeta anmalara ipotek koymaya çalışmış, dönemin Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Alirıza Özdemir’in tüm çaba ve uyarılarına rağmen etkinlikte söz sahibi olan STK’lar ve diğer sorumlular bu ikazları kulak ardı etmişti. Böcek’in gölgesinde mevzilenen Ali’siz Aleviler, aynı etkinlikte rol kapmaya çalışmıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün ise Muhittin Böcek tutuklu ve hakkındaki iddialar yenilir yutulur cinsten değil. Elbette ne kadarı doğru ne kadarı doğru değil, bilemeyiz. Yargılama sonucunda her şey ortaya çıkacaktır. Bu sürecin toplamının bize öğrettiği şey, Alevi-Bektaşi erenlerinin anma törenlerinden siyasetin gölgesinin kaldırılması gerektiğidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Nasıl ki, camide siyaset görmek istemiyorsak cemevlerinde de erenlerimizin anma törenlerinde de siyasetçilerin ve siyasetin gölgesini görmek istemiyoruz. Umarız geçen yıl yapılan hatalar bu yıl tekrarlanmaz ve siyasetin gölgesi Alevi kurum ve anmalarının üzerinden kalkar."</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/umut-berhan-sen-yildirimhan-turkiyenin-kitalararasi-gucunun-tescili-3206</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 07 May 2026 03:21:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Umut Berhan Şen: Yıldırımhan, Türkiye'nin kıtalararası gücünün tescili</h1>
                        <h2>JeopoliTürk Gündem Tv’de konuşan analist ve yazar Umut Berhan Şen, Türkiye’nin geliştirdiği kıtalararası balistik füze Yıldırım Han’ı değerlendirdi. Şen, füzenin savunma sanayii açısından stratejik bir dönüm noktası olduğunu belirterek, bunun Türkiye’yi küresel bir güç konumuna taşıdığını vurguladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/umut-berhan-sen-yildirimhan-turkiyenin-kitalararasi-gucunun-tescili-1778114280.webp">
                        <figcaption>Umut Berhan Şen: Yıldırımhan, Türkiye'nin kıtalararası gücünün tescili</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>JeopoliTürk Gündem Tv’de</strong> konuşan analist ve yazar <strong>Umut Berhan Şen</strong>, Türkiye’nin geliştirdiği kıtalararası balistik füze Yıldırım Han’ı değerlendirdi. Şen, füzenin savunma sanayii açısından stratejik bir dönüm noktası olduğunu belirterek, bunun Türkiye’yi küresel bir güç konumuna taşıdığını vurguladı.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=dPArzOwhiq8&amp;t=12s"><span style="color:#2980b9"><strong>UMUT BERHAN ŞEN'İN AÇIKLAMASINI YOUTUBE'DAN İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ:</strong></span></a></p>

<p><strong>Şen, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:</strong></p>

<p><em><strong>“Bugün konumuz son günlerde savunma sanayide oldukça ilgi uyandıran bir gelişme olan Yıldırım Han Balistik Füzesi. Artık günümüzde en önemli realite hard power yani sert güç realitesi. 21. yüzyıl, John Mearsheimer’in deyimiyle ‘saldırgan realizm çağı’ ve güç kullanmanın en rasyonel araç olduğu bir dönem. Türkiye Cumhuriyeti’nin balistik füze kapasitesine ulaşması bu açıdan kritik öneme sahip.” </strong></em>dedi.</p>

<p><span style="color:#c0392b"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">6.000 KM MENZİL VE 25 MACH HIZ</span></span></strong></span></p>

<p>Analist Şen, Saha Expo 2026’da dikkat çeken Yıldırım Han’ın **6.000 kilometre** menzile sahip olduğunu hatırlatarak, “Ankara’dan fırlatılan bir mühimmatın Londra’yı, Delhi’yi ya da Afrika’nın kalbine ulaşabilmesi demek” dedi. Füzenin, Türkiye’nin caydırıcı taarruz kapasitesine geçtiğinin net ilanı olduğunu kaydetti.</p>

<p>Şen, teknik özelliklere de değinerek, <em><strong>“Türkiye’nin ilk sıvı roket yakıtlı füzesi. Terminal aşamada 25 Mach hıza ulaşıyor. Bu hızdaki bir objeyi mevcut hava savunma sistemleriyle durdurmak neredeyse imkânsız” </strong></em>ifadelerini kullandı. Tasarımında yer alan <strong>Yıldırım Beyazıt Han tuğrası ve Mustafa Kemal Atatürk</strong> imzası ise “tarihsel süreklilik mesajı” olarak yorumlandı.</p>

<p><strong><span style="color:#c0392b"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">JEOPOLİTİK ETKİ: COĞRAFYA ARTIK KADER OLMAKTAN ÇIKTI</span></span></span></strong></p>

<p>Umut Berhan Şen, füzenin dünya gündemini sarsan etkisine işaret ederek şöyle konuştu:</p>

<p><em><strong>“Yıldırımhan’la beraber coğrafya artık bir kader olmaktan çıktı, yönetilebilir bir stratejik sah haline gelecek. Türk mühendisliği mızrağın ucunu küresel statükonun tam kalbine bıraktı. Artık bölgesel bir güç değiliz; küresel bir oyuncuya evrilişimizin ifadesi.”</strong></em></p>

<p>Doğu Akdeniz’den Orta Asya’ya, Avrupa’dan Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyada stratejik kırılma yarattığını belirten Şen, füzenin İsrail ve Yunanistan medyasında yarattığı paniğin de tesadüf olmadığını söyledi.<em><strong> “Ankara uçak kaldırmadan kritik merkezleri etki alanına alabilen bir kapasiteye erişti. Bu jeopolitik satrançta şah çekebilme iradesidir”</strong></em> dedi.</p>

<p><strong><span style="color:#c0392b"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“SEÇKİNLER KULÜBÜNÜN EN YENİ ÜYESİ”</span></span></span></strong></p>

<p>Şen, Türkiye’nin İHA/SİHA teknolojisindeki liderliğinin ardından kıtalararası balistik füze kapasitesiyle<strong> “seçkinler kulübüne”</strong> katıldığını vurguladı. Yıldırım Han’ın diplomatik gücün arkasındaki en büyük fiziksel teminat haline geldiğini sözlerine ekledi.</p>

<p>Analist, ilerleyen günlerde savunma sanayii ve jeopolitik gelişmeleri değerlendirmeye devam edeceğini belirterek konuşmasını sonlandırdı.</p>

<p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=dPArzOwhiq8&amp;t=12s"><span style="color:#2980b9"><strong>Kaynak: JeopoliTürk Gündem Tv<br />
<br />
UMUT BERHAN ŞEN'İN AÇIKLAMASINI YOUTUBE'DAN İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ:</strong></span></a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-on-planda-iran-var-oysa-arka-planda-kuresel-ekonomiler-hedefte-3205</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 07 May 2026 02:28:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Bora Özizmirli: Ön planda İran var, oysa arka planda küresel ekonomiler hedefte</h1>
                        <h2>JeopoliTürk Gündem Tv YouTube kanalında değerlendirmelerde bulunan Analist Gazeteci Bora Özizmirli, İran’daki savaşın devam ettiği süreçte Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmasının küresel ekonomi üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/bora-ozizmirli-on-planda-iran-var-oysa-arka-planda-kuresel-ekonomiler-hedefte-1778111844.webp">
                        <figcaption>Bora Özizmirli: Ön planda İran var, oysa arka planda küresel ekonomiler hedefte</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>JeopoliTürk Gündem Tv, YouTube</strong> kanalında değerlendirmelerde bulunan Analist Gazeteci <strong>Bora Özizmirli,</strong> İran’daki savaşın devam ettiği süreçte Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmasının küresel ekonomi üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekti.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=VvF2kLsJr-c"><strong><span style="color:#c0392b">BORA ÖZİZMİRLİ'NİN 6 DK.LIK AÇIKLAMASINI YOUTUBE'DA İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ:</span></strong></a></p>

<p>Özizmirli, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in önemli uyarısını hatırlatarak, <em><strong>“Eğer Hürmüz Boğazı Haziran 2026’ya kadar kapalı kalırsa 45 milyon insan aç kalacak, 32 milyon insan ise yoksulluğa itilecek” d</strong></em>edi. BM uyarısına göre gübre fiyatlarının <strong>yüzde 15 ile 46</strong> arasında arttığını belirten Özizmirli, bunun özellikle Güneydoğu Asya, Afrika ve Latin Amerika’daki küçük çiftçileri vurduğunu, hasadın azalmasıyla gıda fiyatları ve enflasyonun yükseldiğini kaydetti. Sudan, Yemen, Somali, Kenya ve Bangladeş gibi kırılgan ülkelerde etkinin çok daha yıkıcı olduğunu vurguladı.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;“KALICI BARIŞ BEKLEMEK İYİMSERLİK”</span></strong></span></span></span></p>

<p>Ortadoğu’da kalıcı bir barış öngörmediklerini dile getiren Özizmirli, <em><strong>“Ön planda İran gözüküyor fakat arka planda küresel ekonomiler hedef alınıyor. ABD ve İsrail’in amacı savaşı uzatarak Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmasını sağlamak ve petrol piyasasındaki mevcut tekeli yıkıp kendi tekellerini kurmaktır” </strong></em>değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Özizmirli, Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) OPEC’ten ayrılmasının da bu sürece hizmet ettiğini ve en çok Suudi Arabistan’ı etkiledeğini belirtti. Trump’ın bu karardan memnuniyet duyduğunu hatırlatan Özizmirli, dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip ülkelerinin ABD’nin çevreleme stratejisiyle karşı karşıya olduğunu ifade etti. Bu ülkeleri şöyle sıraladı:</p>

<p>1<strong>-Venezuela: </strong>ABD’nin müdahalesiyle petrol şirketleri hakimiyet kurdu.<br />
<strong>2-Suudi Arabistan:</strong> İran saldırılarından ve Hürmüz’ün kapanmasından en fazla etkilenen ülkelerden.<br />
<strong>3-İran:</strong> Savaş nedeniyle petrol üretimi ve satışı engelleniyor.<br />
<strong>4-Kanada: </strong>Trump’ın hedefinde.<br />
<strong>5-Irak: </strong>Sürekli istikrarsızlık ve Amerikan etkisi altında.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">ENERJİ KRİZİ KÜRESEL ÜRETİM ZİNCİRİNİ VURDU</span></span></strong></span></p>

<p>Nisan ayında Katar ve Kuveyt’in petrol satmadığına işaret eden Özizmirli, bunun <em>Pakistan, Bangladeş, Sri Lanka ve Vietnam</em> gibi ülkelerde ciddi enerji krizlerine yol açtığını, sanayi üretiminin kısıldığını ve uzaktan çalışmaya geçildiğini söyledi. Avrupa’da da durumun kritik olduğunu belirten Özizmirli, <strong>Hollanda’da doğalgaz stoklarının %8’e </strong>düştüğünü, Fransa ve Almanya’nın kritik seviyelerde olduğunu, jet yakıtı stoklarının bir aylık kaldığını ve 20 bine yakın uçuşun iptal edildiğini aktardı.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">TÜRKİYE İÇİN FIRSAT PENCERESİ</span></span></strong></span></p>

<p>Bora Özizmirli, Türkiye’nin İran Savaşı’ndaki aklıselim tutumuna dikkat çekerek, <em><strong>“Hürmüz Boğazı kapalı kalırsa geriye Türkiye yolu kalıyor. Kalkınma Yolu’nun önemi artıyor”</strong></em> dedi. Kuzeyde Rusya-Ukrayna savaşı, güneyde ise ABD-İsrail kaynaklı sorunlar nedeniyle alternatif rotaların kapandığını belirten Özizmirli, bu durumun <strong>Türkiye’nin güvenli liman </strong>konumunu güçlendireceğini ve yeni ticaret yolları oluşturacağını kaydetti.</p>

<p>Uzun vadede İsrail’in bölgede yalnızlaştığını savunan Özizmirli, <em><strong>“Kısa vadede Amerika ve İsrail saldırıyor gibi gözükse de uzun vadede bu adımlar kendi halkına da zarar veriyor”</strong></em> yorumunu yaptı.</p>

<p>Özizmirli, Hürmüz Boğazı krizinin dünya için büyük risk taşıdığını ancak Türkiye açısından önemli bir fırsat yarattığını sözlerine ekledi.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=VvF2kLsJr-c"><strong><span style="color:#c0392b">BORA ÖZİZMİRLİ'NİN 6 DK.LIK AÇIKLAMASINI YOUTUBE'DA İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ:</span></strong></a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cem-vakfi-veli-agbaba-cemevimize-cokmeye-kalkti-3204</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 05 May 2026 13:59:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Cem Vakfı: Veli Ağbaba cemevimize çökmeye kalktı!</h1>
                        <h2>Cem Vakfı tarafından Malatya’da Cemevi ve Kültür Merkezi  projesinde Veli Ağbaba’ya yönelik iddialar gündemi sarstı. Cemevi meselesinde açıklamalarla kriz daha da büyüdü.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/cem-vakfi-veli-agbaba-cemevimize-cokmeye-kalkti-1777979775.webp">
                        <figcaption>Cem Vakfı: Veli Ağbaba cemevimize çökmeye kalktı!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Malatyakalitehaber sitesinden Kenan Kaya tarafından yapılan habere göre,&nbsp;Malatya’da Cem Vakfı tarafından yürütülen Cemevi ve Kültür Merkezi projesi, son dönemde özellikle CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba hakkında ortaya atılan iddialar ve karşılıklı sert açıklamalarla yeniden gündemin en sıcak başlıklarından biri haline geldi.</p>

<p>Projenin maddi sıkıntılar nedeniyle ilerleyememesi tartışmaları büyütürken, Cem Vakfı Malatya Şube Müdürü İzzettin Şahin’in yaptığı açıklamalar dikkat çekti. Şahin, projeye destek sürecinde yaşanıldığını iddia ettiği gelişmeleri detaylarıyla anlattı.</p>

<p>Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in isteği üzerine kendileri ile bir araya geldiklerini belirten Vakıf Müdürü İzzettin Şahin, “<strong><em>Maddi imkânsızlıklardan dolayı inşaat istediğimiz gibi gitmiyordu, Özgür Özel Adıyaman’a gelmişti, kendisi ile orada görüşüp destek istedik. Özgür Beyde, Veli beye dönerek, “</em></strong><em>Bu işi sen hallet istersen halledersin. Birçok işadamı ve belediyemiz var. Onlarda destek al. Bu inşaatı bitir abi. Hem açılışa da Kemal Kılıçtaroğlu’nu çağırın birlikte açalım</em><strong><em>” diyerek bize destek vermesini istedi. Veli Bey de ilgileneceğini gerekeni yapacağını söyledi. O görüşmede Sayın Ekrem İmamoğlu’da vardı ve kendisi de inşaata ciddi bir destek vereceğini söyledi. Ama ondan sonra gözaltına alındı ve tutuklandı. Fakat Veli Bey sözünü yerine getirmedi</em></strong>” ifadelerini de kullandı.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyakalitehaber.com/files/uploads/1777841427-f95cd.jpeg" /></p>

<p>Malatya Kalite Haber’e konu ile ilgili olarak özel açıklamalarda bulunan İzzettin Şahin, vekil Veli Ağbaba’nın inşaatın tamamlanması için destek sözü verdiğini, daha sonra yönetime adam koymak istediğini, hesapları kendi arkadaşlarının denetiminde olması gerektiğini söylediğini ileri sürerek, “<em><strong>Bu taleplerinin hepsini kabul ettik. Yönetime söylediği isimleri aldık, tüm hesapları kendilerine bıraktık, bu seferde farklı talepler ortaya attılar.&nbsp; Adeta yönetimi bizi yok saymaya çalıştılar. İnşaat bahanesi ile Cem Vakfına çökmeye çalıştılar</strong></em>” dedi.</p>

<p>Temel Atma töreninde Milletvekili Veli Ağbaba’nın demir ve beton desteğinde bulunduğunun da altını çizen Cem Vakfı Malatya Şube Müdürü İzzettin Şahin, Ağbaba hakkında çarpıcı iddialarını şöyle sürdürdü:</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyakalitehaber.com/files/uploads/1777841450-4f3f8.jpg" /></p>

<p>“İnşaatın tamamlanması için birçok siyasiden bize o kadar çok sözler verildi ki, bir milyona yaklaşmış nüfusu olan Malatya'nın 250 bin Alevi kardeşimiz ama Aleviler burada sahipsiz bırakılıyor. En önemli darbeyi de CHP Malatya milletvekili Veli Ağbaba'dan yedik. Kendisi de Alevi olan Veli Ağbaba buraya geldi, bizimle oturdu, sohbet etti. Cem evi ve kültür merkezi inşaatını bitireceğini söyledi. Ama bazı şartlar öne sürdü. Biz yönetim olarak Sayın Milletvekili Veli Ağbaba'nın söylediği bütün şartları kabul ettik. Size sunduğum belgelerle kendisi Cem Vakfı'na 6 tane yönetici konulmasını istedi. İnşaatı denetlemeleri, çalışmaları takip etmeleri için olduğunu söyledi. Alınan kararla ve genel merkezimizin onayıyla Veli Ağababa'nın gösterdiği altı arkadaşı yönetimimize aldık. Bu kez kalkıp, girdi- çıktılar, muhasebe işlerinin bütün defter incelemelerinin bu arkadaşlar tarafından idare edilmesini istedi. Biz bunu da kabul ettik. En son ise yıllardır buraya mücadele eden, hatta cebinden para harcayan müteahhit Bahattin Canbay'ın gönderilmesini istedi. Kendisi bir müteahhit getirecekmiş. İşte biz orada durun dedik ve bunu kabul etmedik.</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/1775308990-f975c.jpeg" style="height:540px; width:800px" /></p>

<p>Kendisine o zaman bizim müteahhit kalsın, yanına bir müteahhit daha getirin dedik. Bunu kabul etmedi. En son buranın bitmesi için Bahattin beyin isteği doğrultusunda, tamam Bahattin Bey'i gönderelim ama alacakları var, onu ne yapacağız dedik. Sessiz kaldılar. Bahattin Bey'i buradan gönderdiğimizde Bahattin Bey'in adı lekelenecekti. Buna müsaade etmedik. O günden beri Veli Ağababa buraya uğramıyor. Hatta aldığımız duyumlara göre bir yerlerde ‘ben orayı yapacaktım, istemediler, engel oldular’ diyormuş.”</p>

<p>Şahin ayrıca açıklamasının devamında çok daha sert ifadeler kullanarak şu sözleri dile getirdi:</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyakalitehaber.com/files/uploads/1777841507-0f579.jpeg" /></p>

<p>“Veli Ağbaba'nın ve arkadaşlarının neyi planladığını anlamadık, adeta buraya Cem Vakfı'na çökmeye çalıştılar. Reklam yapmak istiyorsa yapaydı ama burayı da bitireydi. Şimdi biz kime gitsek, hangi kapıyı çalsak, ‘sizin Veli Ağbabanız var. Neden size destek olmuyor’ diyorlar. Şimdi bütün bunları bırakalım, bize yapılan saygısızlığı unutmaya hazırız. Biz buranın bitmesini istiyoruz. Buranın bitmesi Malatya'nın yüz akı olacak. Veli Ağbaba'ya da sesleniyorum, diğer vekillere de sesleniyorum. Malatya'da Alevileri sahipsiz bırakmayın. Bu devasa, görkemli ve birçok anlamda vatandaşımıza hizmet edecek Cem Vakfı'na ait Cemevi ve kültür merkezinin bitmesini sağlayın. Sayın Sami Er'e de sesleniyorum. Asli görevi burayı yapmak. Çünkü Sayın Cumhurbaşkanımızın bu konuda talimatı var. Kültür evlerini, cemevlerini belediyeler gereken desteği verip ve yapmak zorundalar.”</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyakalitehaber.com/files/uploads/1777841534-e5c04.jpeg" /></p>

<p>Bu açıklamaların ardından Cem Vakfı Malatya Şube Başkanı ve Alevi dedesi Eşref Doğan da sürece ilişkin değerlendirmede bulundu:</p>

<p>“Ben çok konuşmak istemiyorum. Biz burayı öyle ya da böyle bitireceğiz. Ama buradan reklam yapanlara müsaade etmeyeceğim. İzzettin Bey'in söylediklerine katılıyorum. O dönemde benim arkadaşlarımı ezmeye, yok etmeye, yok görmeye çalıştılar. Ben de buna müsaade etmedim, etmeyeceğim. Kim olursa olsun, Cem Vakfı'nda ve bu inşaatta emeği geçen hiçbir arkadaşımı hor göremez, dışlayamaz, yok sayamaz. Bu milletvekili de olsa. ”</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyakalitehaber.com/files/uploads/1777841560-2bf3c.jpeg" /></p>

<p><strong>PROJENİN AMACI VE TEMEL ATMA SÜRECİ:</strong></p>

<p>Tüm bu tartışmaların odağında yer alan proje ise, aslında geniş kapsamlı bir sosyal ve kültürel merkez olarak planlanmıştı.</p>

<p>Cem Vakfı tarafından hayata geçirilmesi hedeflenen Cemevi ve Kültür Merkezi, Malatya’nın Cemal Gürsel Mahallesi’nde 6 bin 200 metrekarelik alan üzerinde inşa edilmek üzere projelendirilmişti.</p>

<p>Proje kapsamında bin kişilik cem ibadethanesi, 6 adet saz ve müzik eğitim sınıfı, derslikler, üniversite öğrencileri için etüt merkezleri, 40 kız öğrencilik yatılı yurt, 4 taziye evi, 2 mescit, aynı anda 10 cenazenin kaldırılabileceği merasim alanı, 600 kişilik taziye salonu ve 1500 kişilik yemekhane gibi çok sayıda sosyal alan yer alıyordu.</p>

<p>Cemevi ve Kültür Merkezi’nin temel atma töreni ise 2022 yılının Ekim ayında geniş katılımla gerçekleştirilmişti. Törene dönemin Malatya milletvekilleri, yerel yöneticiler, kanaat önderleri ve çok sayıda vatandaş katılmış; programda dualar okunmuş, kurban kesilmiş ve protokol üyeleri tarafından temel atma butonuna birlikte basılmıştı.</p>

<p>Törende yapılan konuşmalarda projenin Malatya’da birlik, beraberlik ve kültürel dayanışmaya katkı sunacağı vurgulanmıştı.</p>

<p>Ancak gelinen noktada proje hem maddi sıkıntılar hem de siyasi iddialar nedeniyle ilerleyemeyerek yeniden tartışmaların merkezine oturdu.</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/1774606046-84ecc.jpeg" style="height:514px; width:800px" /></p>

<p>İnşaatın müteahhitliğini üstlenen Bahattin Canbay ise yaptığı konuşmada, “<em><strong>Yeter ki bu inşaat biteydi ben gideydim. Arkadaşlarımın kabul etmemelerine rağmen vekil beyden gelen teklifi kabul ettim. Ancak inşaata cebimden harcadığım paralar var madem gideceğim onu verin dedim. Teklifi mi kabul etmediler. Veli beyin aramıza soktuğu kişilerin asıl amaçları neydi bilmiyorum, ama bu inşaatın bitmemesi için uğraştılar. Veli bey tarafından yönetime sokulan kişiler, bize çok kötü davrandı. Amaçları gerçekten inşaatı bitirmek olsaydı sürekli sorun çıkarmalardı.</strong></em>” ifadelerini kullandı.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ismet-abbasoglundan-aleviligin-arinmasi-cagrisi-3203</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 05 May 2026 13:36:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>İsmet Abbasoğlu'ndan Aleviliğin arınması çağrısı</h1>
                        <h2>Fransa’nın Bordeaux kentinde faaliyet gösteren Bordeaux Cemevi Başkanı ve Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Başkanı İsmet Abbasoğlu, Aleviliğin son dönemde çeşitli kesimlerin hedefi haline geldiğini belirterek, inancın özünden uzaklaştırılmak istendiği uyarısında bulundu.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/ismet-abbasoglundan-aleviligin-arinmasi-cagrisi-1777978471.webp">
                        <figcaption>İsmet Abbasoğlu'ndan Aleviliğin arınması çağrısı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Fransa’nın Bordeaux kentinde faaliyet gösteren Bordeaux Cemevi Başkanı ve Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Başkanı <strong>İsmet Abbasoğlu,</strong> Aleviliğin son dönemde çeşitli kesimlerin hedefi haline geldiğini belirterek, inancın özünden uzaklaştırılmak istendiği uyarısında bulundu.<br />
<br />
Abbasoğlu yaptığı yazılı açıklamada, Aleviliğin etnik, bölgesel, ulusal ve kimlik temelli farklı versiyonlarla yeniden dizayn edilmeye çalışıldığını ifade etti. Bu yapıların ortak amacının Aleviliğin inanç sistemini yok etmek olduğunu savunan Abbasoğlu, söz konusu organizasyonun arkasında Siyonizm’in olduğunu iddia etti.<br />
<br />
<strong>İsmet Abbasoğlu'nun yazılı açıklamasının yam metni şöyle:</strong><br />
<br />
<strong><span style="color:#2980b9">Aleviliğin Arınma Mücadelesi</span></strong><br />
<br />
Alevilik son dönemde birçok kişinin, ülkenin ve örgütün iştahını kabartmakta ve kendilerine göre Alevilik dizayn etmektedirler. Oluşturulan bu Alevilikler; etnik, bölgesel, ulusal ve kimliksel olarak çoğalmaya başlamıştır. Hepsinin ortak özelliği, Aleviliğin inanç sistemini yok etmektir. Bu organizasyonun arkasındaki karanlık güç Siyonizm’dir. Maalesef var olan kurumların çoğunluğu, Siyonizm’in oluşturduğu bu yapıların birer parçası hâline gelmiştir. Bu çok vahim bir durumdur. Bu durum, Siyonizm’in Alevilerin dönüşümü konusundaki başarısını göstermektedir. Aleviler ise bağlı oldukları kurumların bu teslimiyetlerinin farkında değiller. Alevileri temsil ettiğini söyleyen sözde başkanlar, siyasetin merkezinde kendilerine yer bularak menfaatlerini Aleviliği kullanarak gerçekleştirmektedirler. Aleviliği ticari bir meta olarak gören kurum başkanları da ayrı bir problemdir. Bu kadar çürümüşlüğün içindeki Alevilik, kendini arındırmalı ve özüne dönmelidir. Bunu yapabilmek için Alevilik, dernek kafesinden çıkartılarak ocaklara teslim edilmeli ve gerçek dedelerle yeniden yol bulmalıdır. Alevilerin inancının özünde İslam’ın ahlaki naifliği ve Allah’a bağlılığı vardır. Siyonizm’in istediği şey ise bunları Alevilerden koparmaktır. Yeni oluşturulan “Kürt Aleviliği” ile alisiz ve ateist Alevilik inşa etmek istemektedirler. Aleviler inançlı ve özüne bağlı bin yıldır bu yolda yürüyen, İslam’ın özü ve Türklerdir. Bir an önce kirlenmiş ve Aleviliğe zarar veren tüm unsurları içinden atmalı ve yeniden yapılanmalıdır.</p>

<p>İsmet Abbasoğlu<br />
Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Başkanı<br />
Fransa Bordeaux Cemevi Başkanı</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/konyada-istiklal-harbinde-mevleviler-ve-bektasiler-konferansi-yapildi-3202</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 05 May 2026 13:10:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Konya'da "İstiklal Harbinde Mevleviler ve Bektaşiler" konferansı yapıldı</h1>
                        <h2>Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Konya Şubesi, kültürel etkinlikler takvimi kapsamında Karatay Belediyesi katkılarıyla ve Mevlana ve ailesinin Konya’ya geliş yıldönümü münasebetiyle düzenlenen, "İstiklal Harbinde Mevleviler ve Bektaşiler" başlıklı konferansa ev sahipliği yaptı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/konyada-istiklal-harbinde-mevleviler-ve-bektasiler-konferansi-yapildi-1777976326.webp">
                        <figcaption>Konya'da "İstiklal Harbinde Mevleviler ve Bektaşiler" konferansı yapıldı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">TYB Konya Şubesi D. Mehmet Doğan Kütüphanesi’nde gerçekleştirilen programın düzenleyiciliğini Prof. Dr. Murat Ak üstlenirken, Necmettin Erbakan Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hülya Küçük konuşmacı olarak yer aldı. Programda Türk istiklalinin kazanılmasında tasavvuf ehlinin üstlendiği tarihi ve stratejik sorumluluklar detaylarıyla ele alındı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TBMM BAŞKAN VEKİLLİĞİ VE TEMSİL MAKAMI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Meclis yapısındaki din adamı ağırlığına değinen Küçük, “Meclis kurulduğu zaman bu hareketi bir merkezden yönetmek için öncelikle din adamlarına veriyorlar mebusluğu. Bizim konumuz olan Abdülhalim Çelebi ve Ahmet Cemalettin Çelebi başkan vekili seçilecekler. Abdülhalim Çelebi çok yüksek bir oyla, 120 mebustan 91'inin oyuyla birinci başkan vekili seçilmiş. Bektaşi Çelebisi ise 30 oy almış. Ahmet Cemalettin Çelebi aslında hasta, yoğun bir cilt hastalığından mustarip ve evinden çıkamayacak durumda olmasına rağmen Alevileri onunla kontrol edecekleri için mecliste tutuluyor. Abdülhalim Çelebi ise TBMM’nin kuruluşunda ve açılışında çok aktif, isyanlarda hep aracı durumunda ve sürekli haberleşerek bilgi veriyor” dedi</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YOKSULLUKLA İMTİHAN: "ALTIN ÇUVALLARI" EFSANESİNE KARŞI ACI GERÇEKLER</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Hülya Küçük, tarih yazımında sıkça karşılaşılan "dergahlardan çıkan altınlar" anlatısının gerçeği yansıtmadığını, belgelerin çok daha dramatik bir tablo çizdiğini ifade ediyor. Dergahların yardım etmek bir yana, devletin "muhtaçlar defterine" kayıtlı olduğunu hatırlatan Küçük, durumu "Mustafa Kemal ve arkadaşları Hacı Bektaş’ı ziyaret ettiğinde 'dergahta çuval çuval altınlar vardı, arabalara yükleyip gönderdiler' deniyor. Çuval çuval altın yoktu? Adamlar açlıktan ölüyor. Hacı Bektaş yakınlarındaki tuz madenindeki haklarını, 'tuz paylarını' bile en küçük oranına kadar istiyorlar; biriken ve verilmeyen eski haklarının peşine düşüyorlar. Kimsenin altın verecek hali de yok. Zaten Dünya Savaşı’ndan çıkılmış, insanlar kendilerini toparlayamıyor. Dergahlardan asıl istenen maddi yardım değil, askeri destek için 'insan kaynağı' idi."sözleriyle anlattı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>MİLLİ MÜCADELE’DE KADINLARIN VE DERGAHLARIN MADDİ DAYANIŞMASI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">İstiklal Harbi yıllarında Mevlevi dergahlarının, Bektaşi tekkelerine oranla maddi açıdan biraz daha imkan sahibi olduğunu belirten Prof. Dr. Hülya Küçük konuya ilişkin şunları söyledi: “Daha sonraki yıllarda, Kastamonu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Kadınlar Kolu Katibesi Saime Ayoğlu’nun bir gazete röportajındaki ifadeleri oldukça dikkat çekicidir. Ayoğlu, cemiyet reisi Zekiye Hanım hakkında konuşurken, onun bir şey bildiği için değil, ‘forsundan ve parasından’ faydalanmak için reis yapıldığını bizzat ifade etmiştir. ‘Şeyh hanımı olduğu için biz onun forsundan ve maddi yardımından faydalanıyorduk’ diyerek durumu açıklar. Buradan anlıyoruz ki, Mevlevi dergahları o dönemde Bektaşi dergahları kadar fakir değildi ve Milli Mücadele’ye maddi yönden de ciddi desteklerde bulunabiliyorlardı. Bunlar, Mevleviliğin alt planında devam eden ve mücadelenin finansmanına katkı sunan önemli çalışmalardır.”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.konyaolay.com/images/files/2026/05/69f8992a1e310.jpeg" /></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İSTANBUL VE ANADOLU ARASINDAKİ MÜCADELE: VELET ÇELEBİ’NİN ROLÜ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Velet Çelebi’nin Milli Mücadele dönemindeki faaliyetlerini ve Ankara’ya geçiş sürecini değerlendiren Küçük, “Abdülhalim Çelebi ile bir bakıma yarış içinde olan Velet Çelebi’nin durumu oldukça şaşırtıcıdır. Mücadele 1919’da başlamış olmasına rağmen, o 1921 gibi geç bir tarihte İstanbul’dan Anadolu’ya geçmiştir. İstanbul’dayken eliniz kolunuz bağlıdır, asıl mücadele Anadolu’dadır. Ankara’da ona bir yer veriliyor ancak kendisi doğrudan savaşla değil, daha çok Türk dili üzerine çalışmalarla ilgileniyor. Meclis’teki özgeçmişinde de kendisini Türk dili uzmanı olarak tanımlıyor. Daha sonra Türkiye devletleşme sürecine girdiğinde, Türkçe ile ilgili kurulan komisyonlarda görev alacaktır. Bazıları onun görevinin ilmiye sınıfı gereği bu olduğunu savunabilir; ancak aynı sınıftan olan Bektaşi Sami Rıfat, hem dil çalışmalarında ön plandayken hem de insanları savaşa yönlendirmek için mitinglerde ateşli konuşmalar yapmıştır. Velet Çelebi ise daha çok akademik ve kültürel bir çizgide kalmayı tercih etmiştir” şeklinde konuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İSTANBUL BEKTAŞİLERİ, HÜRRİYET VE İTİLAF TARAFTARLIĞI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Milli Mücadele karşıtı faaliyetler içinde yer alan bazı gruplara dikkat çeken Küçük, “İstanbul merkezli Bektaşiler arasında durum biraz farklıydı. Bazıları Hürriyet ve İtilaf Fırkası taraftarıydı. Kiraz Hamdi gibi isimler tarafından kurulan 'Tarikat-ı Salahiye' gibi yapılar, Milli Mücadele aleyhine çok farklı bir tutum içindeydiler. Hatta bu grubun içindeki bazı isimler, savaşın sonunda vatan hainliği gerekçesiyle '150’likler' listesine girerek sınır dışı edildiler. Tabii Mevleviler arasında da 150’likler listesine girenler vardır ancak Bektaşi kaynaklarına, özellikle Fahrettin Erdoğan veya Hüsamettin Ertürk’ün anılarına bu konularda ihtiyatla yaklaşmak gerekir. Zira bu eserlerde bilgilerin büyük bir bölümünün çarpıtıldığını ve tarafgir bir dille yazıldığını görmekteyiz.” diyerek konuşmasını sürdürdü.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Programın sonunda Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Temizel tarafından, Prof. Dr. Hülya Küçük’e değerli sunumu ve katkıları anısına Katılım Beratı takdim edildi. Etkinlik, toplu hatıra fotoğrafı çekimi ile sona erdi.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/drihsan-unlu-yazdi-istanbulda-amasya-gunleri-3201</link>
            <category>KONUK YAZAR</category>
            <pubDate>Tue, 05 May 2026 01:44:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Dr.İhsan Ünlü yazdı: İstanbul'da Amasya Günleri</h1>
                        <h2>İstanbul’da düzenlenen “Amasya Günleri” etkinliğinde kültürel birliktelik ve farklılıklarla bir arada yaşama kültürü öne çıktı. Etkinlik ile ilgili Dr. İhsan Ünlü bir yazı kaleme aldı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/drihsan-unlu-yazdi-istanbulda-amasya-gunleri-1777935657.webp">
                        <figcaption>Dr.İhsan Ünlü yazdı: İstanbul'da Amasya Günleri</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>İstanbul’da düzenlenen “<strong>Amasya Günleri” </strong>etkinliğinde kültürel birliktelik ve farklılıklarla bir arada yaşama kültürü öne çıktı.Coşkulu katılımın olduğu organizasyonda konuşmacılar arasında yer alan Dr. İhsan Ünlü, <em><strong>“Farklılıklarımızla Birlikte Yaşama Zemininde Örnek Şehir Amasya”</strong></em> başlıklı bir söyleşi gerçekleştirdi. Etkinlikte kitaplarını da imzalayan Ünlü, Amasya’nın kadim hoşgörü geleneğini anlattı.<br />
<br />
Dr. İhsan Ünlü, Amasya’nın tarih boyunca farklı kültür ve inançların bir arada yaşadığı bir kent olduğunu vurgulayarak, “<em><strong>Amasya, Alevi’siyle Sünni’siyle kardeşçe yaşamanın en güzel örneğini sunan bir yapıya sahiptir. Bir tarafta medreselerinde âlimler yetişirken, diğer tarafta dergâhlarında âşıklar, dervişler ve pirler yetişmiştir”</strong></em> dedi.<br />
<br />
Dr. İhsan Ünlü'nün etkinlik ile ilgili yazısının tam metni şöyle:<br />
<br />
<span style="color:#2980b9"><strong>İSTANBUL’DA AMASYA GÜNLERİ</strong></span><br />
&nbsp;</p>

<p>Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da <strong>“Amasya Günleri” </strong>adı altında düzenlenen bir etkinliğe katıldım.<br />
Coşkulu ve rekor katılımlı bu organizasyonda emeği geçen başta ADEF başkanı değerli dostum Turan Sayar olmak üzere herkesi tebrik ediyorum.<br />
Güzel Amasya’mızın çeşitli yönleriyle tanıtılmasının hedeflendiği bu etkinlikte bana düşen, işin kültürel kısmıydı.<br />
Bu amaçla, “Farklılıklarımızla Birlikte Yaşama Zemininde Örnek Şehir Amasya” konulu bir söyleşi yaptım ve kitaplarımı imzaladım.<br />
Amasya, kadim tarihinden bu yana farklı kültürlerin bir arada yaşadığı bir hoşgörü kenti olmuştur.<br />
Bu gün de bu özelliğini koruyarak Alevi’siyle Sünni’siyle kardeşçe yaşamanın en güzel örneğini sunan bir yapıya sahiptir.<br />
Bir tarafta medreselerinde âlimler yetişirken, diğer tarafta dergâhlarında âşıklar, dervişler, pirler yetişmiştir.<br />
Yine hak ve hakikat yolcusu nice âşıklara ev sahipliği yapmıştır şirin Amasya.<br />
Bu gönül insanlarından biri olan Amasya’mızın medar-ı iftiharı Fedayi Baba ne güzel söylemiş:<br />
“Ey Fedayi can gıdası zikrullah<br />
İrşad için inzal oldu yedullah<br />
Tahkik bildim mümin kalbi beytullah<br />
Halk eden rahmanı özümde buldum.”<br />
Bu minval üzere yaptığım konuşmadan sonra bir izleyicim kitap imzalatmak üzere yanıma geldi.<br />
“Alevilik-Bektaşilikte Ulûhiyet Anlayışı-Âşık Davut Sulari” adlı kitabımı biraz karıştırdıktan sonra dedi ki:<br />
-&nbsp;&nbsp; &nbsp;“Sizin anlattığınız bu şekilde Alevilik var mı? Bu haliyle Aleviliği yaşayan Aleviler var mı gerçekten?”<br />
Biraz tebessüm edip dedim ki: “İşte elinizdeki eser ve Âşık Davut Sulari’nin şiirleri. Ben yıllarca Erzincan’da görev yaptım; orada farklılıklara saygı çerçevesinde bir birliktelik gördüm.”<br />
Ve devam ettim: “Burası da benim memleketim Amasya. Burada da hep birlik-beraberlik, farklılıklara saygı duyarak birlikte yaşama kültürünü gördüm”<br />
Sonrasında sorular peş peşe gelmeye başladı ve aramızda şöyle bir diyalog geçti:<br />
-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Ama bize hep Alevilerin dini, kitabı, mabedi ayrı diye anlattılar!</p>

<p>-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Hayır, Alevilerin de tıpkı Sünniler gibi dini İslam, kitabı Kur’an’dır. İbadet niyetiyle gittikleri cemevleri ise caminin alternatifi değildir.</p>

<p>-&nbsp;&nbsp; &nbsp;O yüzden “Cami de bizim Cemevi de bizim” derler. Bazı Alevi köylerinde cami vardır. Dileyen gider namazını kılar. Bunun yanında cemevi veya meydan evi vardır. Yeri, zamanı geldiğinde oraya da giderler.</p>

<p>-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Ramazan ayında oruçlar tutanlar olduğu gibi Muharrem ayında “yas-ı matem” kastıyla oruç tutanlar da olur.</p>

<p>-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Yine aynı şekilde, “Ramazan da bizim Muharrem de bizim” derler.</p>

<p>-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Peki, onlar Kur’an’a inanır mı?</p>

<p>-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Elbette inanırlar, hatta “başımız Kur’an’a bağlıdır” derler. Cem törenlerinde yeri geldiğinde Kur’an’dan ayetler okunur.</p>

<p>-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Peki, Ehl-i Beyt’e vurgu yapmaları ve On iki imama bağlılıkları Şii olduklarını göstermez mi?</p>

<p>-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Hayır, Ehl-i Beyt’e muhabbet ve o pak nesli takip etmek için Şii olmaya gerek yoktur. Bu sevgi Kur’an’ın emrettiği bir sevgidir. Ayrıca Alevi’siyle Sünni’siyle hepimizin çocuklarına koyduğu Ehl-i Beyt isimleri, sevgili peygamberimize hürmet ve muhabbetin bir tezahürüdür.</p>

<p>-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Desenize Alevilik, İslam içinde mezhep gibi bir şeydir.</p>

<p>-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Tam olarak mezhep demesek de meşrep diyebiliriz. Veya İslam’ın tasavvufi/mistik bir yorumu da diyebilirsiniz.</p>

<p>-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bakın geleneğin önemli âşıklarından biri olan Pir Sultan Abdal ne diyor:<br />
“Muhammed dinidir bizim dinimiz<br />
Tarikat altından geçer yolumuz<br />
Cibril-i Emin’dir hem rehberimiz<br />
Biz müminiz mürşidimiz Ali’dir.”</p>

<p>-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bir Sünni olarak bu dörtlüğe itirazınız olabilir mi?</p>

<p>-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Hayır, tabi ki de!<br />
Tabi bu dörtlüğün yanında Âşık Davut Sulari’den de dörtlükler okuduğumda ortam oldukça duygulu bir havaya büründü.<br />
Sonunda izleyicim kalktı bana sarıldı ve ağlamaklı bir şekilde; inanıyorum ki seni bana Allah gönderdi. Sayenizde büyük bir hatadan döndüm ve Alevi kardeşlerimi yakından tanıma fırsatı buldum.<br />
Bir kez daha anladım ki Hz. İmam Ali’nin dediği gibi; “kişi bilmediğinin düşmanıdır.”<br />
&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bakan-tekin-acikladi-ara-tatil-kalkiyor-mu-3200</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 02 May 2026 13:25:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Bakan Tekin açıkladı: Ara tatil kalkıyor mu?</h1>
                        <h2>Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, okullarda ara tatillere ilişkin yeni bir açıklamada yaptı. Ara tatilin yeni eğitim yılında kaldırılabileceğini söyleyen Tekin, "Eylül ayındaki başlangıcı biraz daha geç, haziran ayındakini biraz daha erkene almış olacağız" dedi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/bakan-tekin-acikladi-ara-tatil-kalkiyor-mu-1777717877.webp">
                        <figcaption>Bakan Tekin açıkladı: Ara tatil kalkıyor mu?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Milli Eğitim Bakanı&nbsp;Yusuf Tekin'den&nbsp;ara tatil&nbsp;açıklaması geldi. Tekin, ara tatilin yaz tatiline eklenmesinin gündemde olduğunu belirterek, "<strong><em>Eylül ayındaki başlangıcı biraz daha geç, haziran ayındakini biraz daha erkene almış olacağız.</em></strong>" ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"HAZİRAN AYINDAKİNİ BİRAZ DAHA ERKENE ALMIŞ OLACAĞIZ"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Tekin, "<strong><em>Ara tatilleri kaldırdığımızda çocuklarımızın&nbsp;eğitim öğretim&nbsp;hayatı iki hafta uzamayacak.</em></strong>" ifadesini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>Eylül ayındaki başlangıcı biraz daha geç, haziran ayındakini biraz daha erkene almış olacağız.</strong></em>" diyen Bakan Tekin, "<strong><em>Böylece öğrencilerimiz daha uzun tatil yapmış olacaklar.</em></strong>" şeklinde konuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>OKULLARDA EK GÜVENLİK ÖNLEMİ ALINACAK</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 2026-2027 Eğitim Öğretim Yılı başında bir dizi yeni tedbirin daha hayata geçirileceğini de söyledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kahramanmaraş'taki okul saldırısının ardından okul güvenliğine dair alınan tedbirlere yenileri eklenecek.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı'nın okul saldırıları ile ilgili soruşturma sürecine dahil olduğunu anlatan Bakan Tekin, şu açıklamaları yaptı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"- Kamuoyunda çok konuşulan sebepler; çocukların sosyal medya, oyun siteleri vesaire üzerinden yönlendirilmesi. Onlar tamam ama sonuçta bu işin fitilini ateşleyen bir mekanizma var. Yani bir şey var orada. Onun bütün boyutlarıyla ortaya çıkması lazım.</span></p>

<p><span style="color:#000000">- Bu hem kriminal bir durum olduğu için, eğer böyle bir suç işleyen birisi varsa suçun cezalandırılması açısından, adalet açısından gerekli hem de bizim bundan sonra almayı planladığımız tedbirlerle ilgili olarak bizim için önemli bir referans kaynağı olacak, ona odaklanmamız gerekecek.</span></p>

<p><span style="color:#000000">- O yüzden hem&nbsp;Milli Eğitim Bakanlığı&nbsp;Teftiş Kurulu Başkanlığı hem İçişleri Bakanlığı Mülkiye Teftiş Kurulu ortaklaşa bu süreci derinlemesine araştırıyorlar. Sürekli biz de bu konuda hassas olmaları gerektiği hususunda kendileriyle konuşuyoruz. Benim için önemli o kısım."</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bakan Tekin, okullarda kolluk kuvvetlerinin görevlendirilmesinin ise geçici bir tedbir olduğunu belirtti, "Kalıcı bir çözüm değil." dedi.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turkiyede-son-38-yilin-yagis-rekoru-3199</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 02 May 2026 13:19:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Türkiye’de son 38 yılın yağış rekoru</h1>
                        <h2>Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından paylaşılan bilgilere göre Türkiye'de, 1 Ekim ile 31 Mart arasındaki tarım sezonunda yağışlar, uzun yıllar ortalamasına göre yüzde 25, geçen yıla göre yüzde 87 arttı. Türkiye geneli yağışlar son 38 yılın en yüksek seviyesinde kayıtlara geçti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/turkiyede-son-38-yilin-yagis-rekoru-1777717485.webp">
                        <figcaption>Türkiye’de son 38 yılın yağış rekoru</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün paylaştığı bilgilere göre, Türkiye'de uzun yıllar su/tarım yılı ekim-mart yağışları (1991-2020) 374,3 milimetre ölçüldü. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yağışlar, geçen yılın aynı döneminde 250,2, bu yıl aynı dönemde ise ortalama 468,8 milimetre olarak kayıtlara geçti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu dönemde yağışlar uzun yıllar ortalamasına göre yüzde 25, geçen yıla göre yüzde 87 arttı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>SON 38 YILIN REKORU</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye geneli yağışlar son 38 yılın en yüksek seviyesinde kayıtlara geçti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yağışlar Kastamonu, Gümüşhane, Bayburt ve Artvin çevrelerinde yer yer normaline göre yüzde 20'nin üzerinde azalırken, İzmir, Balıkesir, Antalya, Mersin, Adana, Diyarbakır, Siirt, Şırnak, Van ve Hakkari çevrelerinde yüzde 60'ın üzerinde arttı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yağışlar tüm bölgelerde normalin ve geçen yıl yağışlarının üzerinde gerçekleşirken, en fazla artış yüzde 39 ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yaşandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İLLERE GÖRE YAĞIŞ ORANLARI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ege ve İç Anadolu bölgelerinde yağışlar son 11 yılın en yüksek seviyesinde kaydedildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İl genelinde ise en fazla yağış 904,5 milimetre ile Antalya’da gerçekleşti, sezon normaline göre en fazla artış yüzde 74 ile Şırnak'ta kayıtlara geçti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Su/tarım yılı yağışlarında en az yağış alan il 199,5 milimetre ile Iğdır, normaline göre en fazla azalış gösteren il ise yüzde 17 ile Rize oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">2026 su/tarım yılı yağışlarında Ordu'da son 58, Ağrı'da son 38, Düzce'de ve Zonguldak'ta son 31, İzmir ve Manisa'da son 27 yılın en yüksek seviyesi kayıtlara geçti.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/imf-raporu-turkiye-zirveye-yerlesecek-3198</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Sat, 02 May 2026 11:04:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>IMF raporu: Türkiye zirveye yerleşecek!</h1>
                        <h2>IMF’nin güncel projeksiyonlarına göre Türkiye bu yıl Gayri Safi Yurt İçi Hasılasının yükselişiyle nüfusu Müslüman olan ülkeler arasında fark atarak ilk sıraya yerleşecek. Yıllardır lider olan Endonezya'nın geride kalmasıyla dengeler değişecek.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/imf-raporu-turkiye-zirveye-yerlesecek-1777709653.webp">
                        <figcaption>IMF raporu: Türkiye zirveye yerleşecek!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">TGRT Haber'de Türkiye ekonomisinin geleceğine dair dikkat çekici bir iddiaya yer verildi. Haberde, Uluslararası Para Fonunun (IMF) son verilerine göre Türkiye'de nominal Gayri Safi Yurt İçi Hasılanın (GSYH) 1,64 trilyon dolara çıkacağı öngörülürken Türkiye, bu ekonomik büyüklükle nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ülkeler arasında ilk sırada yer alacak, denildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>DÜNYA EKONOMİK GÖRÜNÜMÜ RAPORUNDA DİKKAT ÇEKEN VERİLER</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">IMF, nisan ayında yayımladığı Dünya Ekonomik Görünümü raporuna ilişkin veri haritasında, ülkelerin nominal GSYH'lerine dair güncel projeksiyonlara yer verdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Buna göre Türkiye'de GSYH'nin bu yıl 1,64 trilyon dolar seviyesine yükseleceği tahmin edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Söz konusu projeksiyonda, Türkiye'nin ekonomik büyüklüğünün nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ülkeler arasında zirvede yer alması dikkati çekti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Uzun süredir bu alanda sürdürdüğü liderliğini IMF'nin 2025 yılı tahminlerine göre Türkiye'ye kaptıran Endonezya'nın GSYH'sinin bu sene 1,54 trilyon dolar olacağı öngörüldü.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ülkelerin ekonomik büyüklük sıralamasında Türkiye ve Endonezya'nın ardından gelen Suudi Arabistan'ın 2026'da 1,39 trilyon dolarlık GSYH'ye ulaşacağı tahmin edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YALNIZCA 3 EKONOMİ DİKKAT ÇEKTİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu gruptaki trilyon dolarlık ekonomiye sahip olan ülkeler Türkiye, Endonezya ve Suudi Arabistan ile sınırlı kaldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Listenin devamında, yaklaşık 622 milyar dolarlık hacmiyle Birleşik Arap Emirlikleri, 516 milyar dolarla Malezya ve yaklaşık 511 milyar dolarla Bangladeş yer aldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kuzey Afrika'nın en büyük ekonomilerinden Mısır'ın GSYH'sinin 2026'da yaklaşık 430 milyar dolara çıkacağı tahmin edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">IMF'nin güncel projeksiyonunda Pakistan'a ilişkin 2026 GSYH tahmini yer almazken ülkenin geçen yıl 408 milyar dolarlık bir ekonomik büyüklüğe ulaştığı öngörüldü.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="IMF raporunda dikkat çeken detay: Türkiye Müslüman ülkeler arasında zirveye yerleşecek" src="https://i.tgrthaber.com/images/2026/5/1/imf-raporunda-dikkat-ceken-detay-turkiye-musluman-ulkeler-arasinda-zirveye-yerlesecek-3297780_202605012243_3.png" style="height:1113px; width:1280px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TÜRKİYE'NİN GSYH VERİLERİNDE SIÇRAMA</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Analistler, Türkiye'nin GSYH verisindeki öngörülen sıçramada, imalat sanayisindeki genişleme, turizmdeki toparlanma, ihracat artışları ve dolar kuru etkilerinin ana unsurlar olarak öne çıktığını belirtti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu unsurların bir araya gelmesinin Türkiye'nin nominal GSYH'sini nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ülkelerin önüne geçirdiğine işaret eden analistler, nüfus avantajı ve doğal kaynak zenginliğine rağmen Endonezya'nın bazı sektörlerdeki yavaşlama ve küresel emtia fiyatlarındaki dalgalanmalardan etkilendiğini ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Analistler, bu ülke grubundaki diğer büyük ekonomilerin daha çok ham madde ve enerji ihracatına dayalı bir yapı sergilediğini vurgulayarak, Türkiye'nin sanayi ve hizmet ile çeşitlendirilmiş ekonomik yapısının büyüme ivmesini sürdürülebilir kıldığını kaydetti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">IMF, ocak ayındaki tahminlerinde Türkiye ekonomisinin 2026'da yüzde 4,2 büyüyeceğini öngörmüştü.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Nisan ayında ise yüksek petrol ve doğal gaz fiyatlarının ekonomik faaliyeti olumsuz etkileyeceğini belirten IMF, Türkiye için 2026 reel büyüme tahminini yüzde 3,4'e revize etmişti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><em>IMF'nin güncel projeksiyonlarına göre nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ülkelerin ekonomik büyüklük (milyar dolar) sıralaması şöyle:</em></span></p>

<p><em><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/tgrt.JPG" style="height:457px; width:773px" /></span></em></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/almanyada-camiye-saldirdilar-3197</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Fri, 01 May 2026 21:44:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Almanya'da camiye saldırdılar</h1>
                        <h2>Almanya'da bir caminin mermer duvarı tahrip edildi, mermerin üzerindeki hilale domuz başı yerleştirilerek kanla caminin girişi kirletildi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/almanyada-camiye-saldirdilar-1777661611.webp">
                        <figcaption>Almanya'da camiye saldırdılar</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">HABER MERKEZİ / ALMANYA- Münih yakınlarındaki Memmingen ilçesinde bulunan Diyanet İşleri Türk İslam Birliğine (DİTİB) yönelik saldırıyla ilgili polisten yapılan yazılı açıklamada, saldırıyla ilgili soruşturma başlatıldığı bildirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Açıklamada, gece yerel saatle 04.30 sularında, caminin tepesinde hilal bulunan yaklaşık 1,5 metre yükseklikteki mermer duvarının tahrip edildiği belirtildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>HİLALİN ÜZERİNE DOMUZ BAŞI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Saldırıda kimliği belirsiz kişilerin muhtemelen hayvan kanıyla dolu balonları giriş kapısına attıkları ve hilal sembolünün üzerine kesilmiş bir domuz başı yerleştirdikleri aktarılan açıklamada, saldırının ardından faillerin kaçtığı ifade edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Delillerin toplanmasının ardından Federal Kriminal Dairesince soruşturma başlatıldığı belirtilerek, alanın Memmingen İtfaiyesi ve Memmingen Belediyesi tarafından temizlendiği bilgisi paylaşıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Memmingen polisi, görgü tanıkları ya da olayla ilgili bilgi verebilecek kişilerin kendilerine ulaşabileceğini kaydetti.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/samin-seyyide-zeynep-bolgesinde-patlama-olu-ve-yarali-var-3196</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Fri, 01 May 2026 21:30:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Şam'ın Seyyide Zeynep bölgesinde patlama- ölü ve yaralı var!</h1>
                        <h2>Şam'ın Şii nüfusun yoğunluğuyla bilinen Seyyide Zeynep bölgesinde bugün meydana gelen şiddetli bir patlama sonrasında Seyyide Zeynep Türbesi’nde hatip olarak görev yapan Ferhan Hassan el-Mansur'un hayatını kaybettiği öğrenildi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/samin-seyyide-zeynep-bolgesinde-patlama-olu-ve-yarali-var-1777660557.webp">
                        <figcaption>Şam'ın Seyyide Zeynep bölgesinde patlama- ölü ve yaralı var!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ŞAM-</strong> Suriye’nin başkenti Şam’ın kırsalında yer alan ve Şii nüfusun yoğunluğuyla bilinen Seyyide Zeynep bölgesinde bugün şiddetli bir patlama meydana geldi. İlk belirlemelere göre olayda bir sivil yaralanırken, bölgenin tanınmış din adamlarından Ferhan Hassan el-Mansur hayatını kaybetti.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">OLAYIN GELİŞİMİ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Görgü tanıklarından alınan bilgilere göre, seyir halindeki sivil bir araca kimliği belirsiz kişi veya kişilerce <strong>el bombası</strong> atıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Saldırının hemen ardından araçta büyük bir patlama meydana geldi.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">CAN KAYBI VE YARALILAR</span></strong></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Ferhan Hassan el-Mansur:</strong> Seyyide Zeynep Türbesi’nde hatip olarak görev yapan Şii din adamının, patlayan aracın içerisinde olduğu ve olay yerinde yaşamını yitirdiği bildirildi.</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Sivil Yaralanma:</strong> Patlama sırasında çevrede bulunan bir sivilin yaralandığı ve bölgedeki en yakın hastaneye sevk edildiği öğrenildi.</span></p>
	</li>
</ul>

<p><strong><span style="color:#000000">GÜVENLİK ÖNLEMLERİ VE SORUŞTURMA</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Patlamanın ardından iç güvenlik güçleri bölgeyi kordon altına alarak giriş-çıkışları kapattı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Olay yerine intikal eden uzman ekipler, enkaz üzerinde teknik incelemelere başladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yetkililer, olayın planlı bir <strong>suikast</strong> mı olduğu yoksa araçtaki bir mühimmatın <strong>kazara</strong> infilak etmesi sonucu mu yaşandığı üzerinde titizlikle duruyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şu ana kadar saldırıyı üstlenen herhangi bir grup olmazken, güvenlik birimlerinin geniş çaplı soruşturması devam ediyor. Bölgedeki gergin bekleyiş sürüyor.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-gucbirligi-platformundan-desticiye-ziyaret-3195</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 09:48:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Alevi-Bektaşi Güçbirliği Platformu’ndan Destici’ye ziyaret</h1>
                        <h2>Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, Alevi-Bektaşi Güçbirliği Platformu temsilcilerini kabul etti. Ali Rıza Özdemir başkanlığındaki heyet, hazırladıkları Alevi Raporunu Destici’ye sundu.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/alevi-bektasi-gucbirligi-platformundan-desticiye-ziyaret-1777532934.webp">
                        <figcaption>Alevi-Bektaşi Güçbirliği Platformu’ndan Destici’ye ziyaret</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA</strong> – Alevi-Bektaşi toplumunun taleplerini siyasetin merkezine taşımayı hedefleyen <strong>Alevi-Bektaşi Güçbirliği Platformu</strong>, siyasi parti ziyaretleri kapsamında Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Merkezi’ni ziyaret etti.</p>

<p>Platform Başkanı Ali Rıza Özdemir başkanlığındaki heyet, görüşmede Alevi toplumunun beklentilerini içeren kapsamlı raporu sundu.</p>

<p><strong>BİR SAATLİK KRİTİK ZİRVE </strong></p>

<p><strong>Başkan Ali Rıza Özdemir</strong> ve beraberindeki platform temsilcileri, BBP lideri Mustafa Destici ile yaklaşık bir saat süren verimli bir görüşme gerçekleştirdi.</p>

<p>Görüşmenin ana gündem maddesini, platform tarafından hazırlanan ve Alevilik politikalarına dair somut öneriler içeren rapor oluşturdu.</p>

<p><strong>ANAYASAL VATANDAŞLIK VURGUSU</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/PLATFORM.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></p>

<p>Görüşmenin en dikkat çekici noktalarından biri, vatandaşlık tanımına yaklaşım oldu. Bilgilendirme toplantısında, son günlerde gündeme getirilen ve şüpheyle yaklaşılan eşit vatandaşlık algısı yerine “<strong>anayasal vatandaşlık</strong>” kavramının ön plana çıkarılması gerektiği vurgulandı.</p>

<p>Raporda yer alan tüm hususlar bu vizyon çerçevesinde Genel Başkan Destici’ye aktarılırken, taleplerin Türkiye’nin milli birliğini sarsan değil, tam tersine bu birliği tahkim eden, yapıcı ve hukuki talepler olduğu ifade edildi.</p>

<p><strong>DESTİCİ: "RAPORU SEÇİM BEYANNAMEMİZDE DEĞERLENDİRECEĞİZ" </strong></p>

<p>Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Alevi-Bektaşi toplumunun Türk milletinin asli ve büyük bir parçası olduğunu hatırlattı. Sunulan taleplerin değerlendirileceğini belirten Destici, çözüm yolunda diyaloğun önemine değindi.</p>

<p>Toplantıda ayrıca BBP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Durmuş Boztuğ da hazır bulunarak raporun detayları üzerine heyetle teknik değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p><strong>SİYASİ TEMASLAR GENİŞLEYEREK SÜRECEK </strong></p>

<p>Başkan Ali Rıza Özdemir, görüşmenin ardından yaptığı değerlendirmede temel amaçlarının tüm siyasi partilerin Alevilik politikalarını bilimsel ve toplumsal veriler ışığında inşa etmek olduğunu vurguladı. Özdemir, şu açıklamada bulundu:</p>

<p>“<strong><em>Alevi Raporu'muzdaki önerilerin hayata geçmesi için siyasi partiler, inanç önderleri, kanaat önderleri ve konuya katkı sunabilecek tüm kurumlarla görüşmeye devam edeceğiz. Ortak bir konsorsiyum ve milli bir mutabakat oluşana dek bu bilgilendirme ziyaretlerimizi kararlılıkla sürdüreceğiz.</em></strong>”</p>

<p>Platform üyelerinin sürece sunduğu katkılardan dolayı teşekkürlerini ileten Özdemir, diyalog kanalının açık kalmasının önemine dikkat çekti.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/adana-tahtacilari-kultur-dernegi-genel-kurulunu-yapti-3194</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 23:59:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Adana Tahtacıları Kültür Derneği genel kurulunu yaptı</h1>
                        <h2>Tahtacı örgütlenmesinin Adana’daki ayağı Adana Tahtacıları Derneği genel kurulda güç tazeledi: Hüseyin Şapkalı yeniden başkan.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/adana-tahtacilari-kultur-dernegi-genel-kurulunu-yapti-1777410969.webp">
                        <figcaption>Adana Tahtacıları Kültür Derneği genel kurulunu yaptı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ADANA</strong> – Tahtacı kültürünün yaşatılması ve bu kadim mirasın kurumsal bir yapıyla geleceğe taşınması hedefiyle çalışmalarını sürdüren <strong>Adana Tahtacıları Kültür Derneği</strong>, 2. Olağan Genel Kurulu’nu gerçekleştirdi. Birliğin ve dayanışmanın ön plana çıktığı kongre, Tahtacı toplumunun üst düzey temsiline sahne oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>DİVAN BAŞKANLIĞINI GENEL BAŞKAN YOLCU BİLGİNÇ ÜSTLENDİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/tahtac%C4%B11.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Genel kurulun en dikkat çeken detayı, <strong>Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Yolcu Bilginç</strong>’in bizzat katılımı oldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kongrede Divan Başkanlığı görevini üstlenen Bilginç, sürecin demokratik ve kültürel değerlere uygun bir şekilde yürütülmesine rehberlik etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>RIZALIK USULÜYLE TAM MUTABAKAT</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Seçimlerde Tahtacı geleneğinin en önemli unsurlarından biri olan <strong>“rızalık”</strong> yöntemi esas alındı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Genel Kurul’da alınan tüm kararlar oybirliğiyle geçerken, rızalık esasıyla hazırlanan tek liste delegelerin tamamının desteğini aldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Mevcut başkan <strong>Hüseyin Şapkalı</strong> ve yönetim kurulu, üyelerin güvenini tazeleyerek 3 yıllığına yeniden göreve seçildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ADANA’DA KÜLTÜR VE AKADEMİ ZİYARETLERİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Tahtac%C4%B12.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Genel kurulun ardından Genel Başkan Yolcu Bilginç ve Adana Dernek Başkanı Hüseyin Şapkalı, Adana’da bir dizi resmi temas gerçekleştirdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Heyet, dünyanın en büyük müze komplekslerinden biri olan <strong>Adana Müzesi</strong>’nde, <strong>İl Kültür ve Turizm Müdürü Emre Duru</strong>’yu makamında ziyaret ederek bölgedeki kültürel faaliyetler üzerine görüş alışverişinde bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyaret sırasında, orada bulunan <strong>Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Sözen</strong> ile de Tahtacı kültürünün akademik ve kültürel boyutu üzerine değerlendirme yapıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TOROSLAR'DAN TÜM TÜRKİYE'YE SELAM</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Dernekten yapılan açıklamada, Adana’nın Tahtacı kimliğinin "<strong><em>ana yurdu</em></strong>" olduğu hatırlatılarak şu ifadelere yer verildi:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><em>"<strong>Ecdadımızın at sırtında Toroslar'ı aşarak Ege'den Marmara'ya uzattığı bu kadim yolun savunucularıyız. Mesafeler bizim için engel değil; Tahtacı örgütlülüğü her geçen gün daha da büyüyor. Bu kültüre gönül veren herkese selam olsun.</strong>"</em></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yeni dönemde Hüseyin Şapkalı ve ekibine başarı dileklerinin iletildiği kongre, hatıra fotoğraflarının çekilmesiyle sona erdi.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenlerinden-cankaya-koskune-ziyaret-3193</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 23:12:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Horasan Erenleri’nden Çankaya Köşkü’ne ziyaret</h1>
                        <h2>Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Erdem Cömert, Cumhurbaşkanlığı Sosyal ve Gençlik Politikaları Kurulu Üyesi ve Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Kurucu Başkanı Dr. Ali Arif Özzeybek ile Çankaya Köşkü’nde bir araya geldi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/horasan-erenleri-dernekler-federasyonundan-cankaya-koskune-ziyaret-1777407589.webp">
                        <figcaption>Horasan Erenleri’nden Çankaya Köşkü’ne ziyaret</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA –</strong> Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Erdem Cömert, Cumhurbaşkanlığı Sosyal ve Gençlik Politikaları Kurulu Üyesi ve Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Kurucu Başkanı Dr. Ali Arif Özzeybek ile Çankaya Köşkü’nde bir araya geldi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>STRATEJİK GÖRÜŞ ALIŞVERİŞİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Genel Başkan Erdem Cömert’in göreve gelmesi vesilesiyle gerçekleşen ziyarette, Hacıbektaş Horasan Erenleri Dergahı Cemevi’nin açılış süreci ve sonrasındaki işlevselliği üzerine kapsamlı bir görüşme yapıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Oldukça samimi bir atmosferde geçen buluşmada, merkezin toplumsal ve kültürel hayata sunacağı katkılar üzerine stratejik değerlendirmelerde bulunuldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>DOĞRUDAN DİYALOG VURGUSU</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Görüşme sırasında, Alevi-Bektaşi örgütlerinin sorunlarını iletebilecekleri kurumsal muhatap bulma noktasında gelinen aşama ele alındı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Cumhurbaşkanlığı düzeyinde kurulan sık temasların ve çözüm odaklı yaklaşımın, sahadaki taleplerin doğrudan iletilmesi açısından önemli bir mekanizma olduğu gözlemlendi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BİRLİĞİMİZ DAİM OLSUN MESAJI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyaretin ardından sosyal medya hesabından bir paylaşım yapan Dr. Ali Arif Özzeybek, şu ifadeleri kullandı: “<em><strong>Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Sayın Erdem Cömert’i Çankaya Köşkü’nde misafir ettik. Sayın Cömert’e nazik ziyaretleri için teşekkür eder; yeni görevinde başarılar dilerim. Birliğimiz daim olsun.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TEŞEKKÜR VE İŞ BİRLİĞİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Federasyon Genel Başkanı Erdem Cömert ise Dr. Ali Arif Özzeybek’e nazik daveti, Çankaya Köşkü’ndeki misafirperverliği ve hoşsohbeti için teşekkürlerini sundu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Görüşmede, kültürel mirasın korunması ve kurumsal iş birliğinin güçlendirilmesi konusundaki kararlılık bir kez daha teyit edildi.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-kultur-ve-cemevi-baskanligi-calisiyor-3192</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 21:53:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı çalışıyor!</h1>
                        <h2>Sabah gazetesinden Murathan Yıldırım, "Cemevleri 4 yılda ihya edildi" başlığı ile, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı'nın çalışmalarını gündeme taşıdı. Haberde verilen bilgilere göre, cemevlerinin yarısından biraz fazlasının elektrik giderlerinin karşılandığı görülüyor. Deprem bölgesinde de 117 cemevinin bakım ve onarım işleri tamamlanmış. İşte o haber:</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/alevi-bektasi-kultur-ve-cemevi-baskanligi-calisiyor-1777403393.webp">
                        <figcaption>Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı çalışıyor!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">2022 yılında devlet eliyle kurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, toplum içerisinde birlik-beraberliği pekiştiren önemli adımlar atmaya devam ediyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Halihazırda devlet eliyle elektrik faturası karşılanan cemevi sayısı 1115'e ulaştı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi toplumuna yönelik tarihin en büyük yatırım, bakım-onarım ve ihya çalışmaları da son 4 yılda gerçekleşti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Başkanlık eliyle son 4 yılda toplam 897 cemevinin bakım-onarım ve tefrişatının tamamlandığı öğrenildi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu cemevlerinin 117'si&nbsp;deprem&nbsp;bölgesinde yer alıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Halihazırda 311 cemevindeki ihya süreci de titizlikle devam ediyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Başkanlık, cemevlerinde kütüphane birimleri kurulmak üzere 27 bin bin kitap temin ederek, dağıtımına başladı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kurum dergisi olan NİYAZ'ın ilk sayısı ise geçen sene yayımlandı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ayrıca 2025 yılında 3 büyük sempozyum ve 81 ilden gelen binlerce misafirle 'Balım Sultan Sohbetleri' düzenlendi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bağlama kursu ve semah eğitimi faaliyetleri de başkanlıkta başlatıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi toplumunun inanç ve kanaat önderleriyle sık sık buluşmalar da düzenlenerek talep ve beklentiler not ediliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>MURATHAN YILDIRIM / SABAH</strong></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-aktas-yazdi-alevilere-yonelik-kin-nefret-ve-ayristirici-dil-3191</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 16:12:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ali Aktaş yazdı: Alevilere yönelik kin, nefret ve ayrıştırıcı dil</h1>
                        <h2>Sosyolog Ali Aktaş, Cumhuriyet gazetesi yazarı Mine G. Kırıkkanat’ın kendi sosyal medya hesabında paylaştığı eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu hedef alan “kripto kılıç artığı” ifadeleri üzerinden Alevilere yönelik kin, nefret ve ayrıştırıcı dil kullanımını masaya yatırdı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/ali-aktas-yazdi-alevilere-yonelik-kin-nefret-ve-ayristirici-dil-1777296056.webp">
                        <figcaption>Ali Aktaş yazdı: Alevilere yönelik kin, nefret ve ayrıştırıcı dil</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Mine Kırıkkanat konu ile ilgili olarak hesabından “<strong><em>Sosyal medya platformu X’te yaptığım yanlış bir paylaşım, önce şahsıma, ardından Türkiye Cumhuriyeti’nin en değerli belleği, ilkelerinin temsilcisi gazetemiz Cumhuriyet’e haksız ve çirkin saldırılara yol açtı; ölçüsüz, vicdansız bir lince dönüştü. Tümüyle beni bağlayan ve hata yaptığımı ne yazık ki geç anladığım, Andımız’ın kaldırılmasına dolaylı onay verdiğine ilişkin iddialar üzerine eleştirmek istediğim </em><em>Kemal Kılıçdaroğlu</em><em>’nun soyadına gönderme yaptığım “</em><em>kılıç artığı”</em><em> söyleminin tarihteki katliamlarla ilgisini bilmiyordum. Hiçbir insan, en bilgelerimiz bile her şeyi bilemez. Bilenler uyarınca gönderiyi sildim ve özür diledim.</em></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Alevilik, Türk toplum yapısında en saygı duyduğum inanç ve kültür katmanıdır. Dahası, en yakın akrabalarım Alevidir. Alevilerin tarihi ve uğradıkları zulme ilişkin sayısız makalem, yazı dizim, hatta kitabım var. Okurlarım, benim mezhepçilik yapmayacağımı, herhangi bir siyasetçiyi mezhebi üzerinden eleştirmeyeceğimi bilir. Buna rağmen yanlış kanı uyandırdığım okurum varsa onlardan zor durumda bıraktığım Cumhuriyet yoldaşlarımdan tekrar özür dilerim</strong>”</em> biçiminde özür dileyerek, eleştirildiği yazıyı silse de nafile...</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TEHLİKENİN FARKINDA MIYIZ?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Son zamanlarda, ne yazık ki alışık olduğumuz bir tablo yeniden karşımızda: Alevilere yönelik kin, nefret ve ayrıştırıcı dil kullanımı… </span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplumu bir arada tutması gereken şahsiyetler, kimi zaman en derin yaraları açabilecek kişiliklere dönüşmektedir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Birleştirmek yerine ayrıştırmaya yönelik kullanılan söz; yani bir fikir, hakikati aramak yerine öfkeyi büyütüyorsa, yalnızca bir kişiye değil, bir inanca, bir toplumsal hafızaya da zarar veriyorsa tehlike büyüktür. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bundan dolayı yazarlar, akademisyenler, gazeteciler, siyasetçiler ve sanatçılar vb. gibi toplumun göz önünde olan kişileri söylediklerine, yazdıklarına çok daha dikkat etmelidirler. Ancak son zamanlarda bu kesim içinde yer alanların Alevilere karşı daha özensiz, daha dikkatsiz ve yaralayıcı olmaya başladıkları görülmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ÖTEKİLEŞTİRMEYİ MÜBAH GÖRMEK</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Mine Kırıkkanat’ın, ana muhalefet partisinin eski liderine yönelik kullandığı “<em><strong>Kılıç-artığı</strong></em>” ifadesi, basit bir dil sürçmesi veya kişisel bir husumet değil bir topluluğun tarihsel acılarını hedef alarak; bu toprakların kadim kimliklerine karşı beslenen yani Alevi toplumuna yönelik tarihsel nefretin/zihniyetin dışa vurumudur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’nin siyasal iklimine uzun süredir yerleşen ve “<em><strong>çağdaşlık</strong></em>” iddiasını toplumu homojenleştirme refleksiyle birleştiren çapsız anlayış, kimi zaman gazetecilik etik değerlerini, kimi zaman da siyasi etik değerlerini hiçe sayan bir dejenerasyon ile birlikte pazarlanmaktadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kısaca bu tür söylemler, toplumsal hakikati arama çabasından koparıp, kendi siyasal dogmalarını koruma pahasına her türlü ötekileştirmeyi mubah gören bir “<em><strong>yandaşlık</strong></em><em>”</em> biçimine dönüştürmektedir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Buradaki yandaşlık, yalnızca iktidara veya herhangi bir siyasi oluşuma eklemlenmekle sınırlı değildir; kendi ideolojik döngüsüne hapsolmuş, toplumun çoğulcu yapısını bir “<em><strong>tehdit</strong></em>” olarak kodlayan kalıplaşan bir zihniyetin yandaşlığıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>NEFRET DİLİNİN YARATTIĞI BİLGİ KİRLİLİĞİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu zihniyet, insana ait değerleri toplumsal bir barış anlayışından uzaklaşarak, kimi zaman sekülerizmi, kimi zamanda kendi dinsel kalıplarını ve ön yargılarını bir dinî dogma gibi kurgulayarak, bu tanımın dışındaki her türlü etnik ve inançsal kimliği “<em><strong>habis bir ur</strong></em>” gibi görme eğilimindedir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kürtleri, Alevileri, Romanları, Karadenizlileri ve Gayrimüslimleri açıkçası <em><strong>kendisine benzemeyen unsurları/kendisinden olmayanları</strong></em> bu coğrafyanın kurucu zenginliği olarak benimsemek yerine, mücadele edilmesi gereken “<em><strong>zararlı unsurlar/olanlar</strong></em>”&nbsp;olarak tanımlayan yaklaşım, modern Türkiye’nin demokratikleşme sancılarının asıl kaynağıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Söz konusu “<strong><em>Kılıç-artığı</em></strong>” nitelemesi, hiç şüphesiz doğrudan Alevi kimliğine ve bu kimliğin temsil ettiği tarihsel derinliğe yönelik bir tasfiye arzusunu içinde barındırmaktadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu durum, akademisyeninden siyasetçisine, gazetecisinden inanç temsilcilerine kadar geniş bir entelektüel kitlenin, rasyonel siyaset üretmek yerine kitleleri nefretle konsolide etme çabasını ve içine düştükleri vizyoner çapsızlığı açıkça teşhir etmektedir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yani kullanılan bu nefret dili, yalnızca bireyleri değil, bu coğrafyanın bir arada yaşama iradesini hedef alan bir bilgi kirliliğine de hizmet etmektedir. Kendini “<em><strong>aydın</strong></em>” olarak tanımlayan ancak ırkçılığın soft/yumuşak bir tarzının arkasına saklanarak saldıran bu aktörler, hitap ettikleri dar çevrenin onayını alabilmek adına her türlü çirkefliğin içerisine yatmaktan imtina etmemektedirler. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ezberlenmiş bir retorikten beslenen siyasi terminolojiyi bir silah gibi kullanan bu yapı, toplumsal barışı tesis edecek demokratik bir dil yerine, içselleştirdikleri arkaik korkuları “<em><strong>entelektüellik</strong></em>” veya “<em><strong>dindarlık</strong></em>” kılıfıyla pazarlamaktadırlar. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BİZ KILIÇ ARTIĞI DEĞİLİZ!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Sözün özü bilinmelidir ki biz Kızılbaş/Aleviler ne birilerinin “<strong><em>oy deposuyuz</em></strong>” ne de bir başkasının “<strong><em>stratejik ortağız</em></strong>”; biz, 72 millete bir nazarla bakan, adaleti vicdanlarda arayan bir toplumuz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Biz Kızılbaş/Aleviler; hür irademizle, inancımızla, kadim kültürümüzle ve bitmek bilmeyen insanlık sevdamızla bu topraklarda var olmaya devam edeceğiz. Kimsenin çizdiği sınırlara sığmayacak kadar geniş, kimsenin kılıcıyla yok edilemeyecek kadar köklüyüz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kısaca<em><strong> Kılıç artığı değiliz</strong></em>, bizler, tarihin karanlık dehlizlerinden süzülüp gelen ama asla o karanlığın içinde kaybolmayan bir inancın mirasçılarıyız. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bize “<strong><em>kılıç artığı</em></strong>” diyerek mağduriyet üzerinden bir kimlik biçmeye çalışanlar, ne tarihimizi ne de gönül köprülerimizi anlayabilirler. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Biz bir yıkımın kalıntısı değiliz; kökü adalete, dalı insana, meyvesi sevgiye uzanan devasa bir çınarın kendisiyiz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bizim yolumuz; sazın tellerinde yankılanan hakikatız, <strong><em>Semah</em></strong>ın dönüşündeki evrensel nizamın ve “<em><strong>incinsen de incitme</strong></em>” diyen <strong><em>Hünkar</em></strong>’ın nefesiyiz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Biz, nefretin ve şiddetin çölünde değiliz, iyilik ve güzellik deryasının serin sularıyız. Bu derya ne kurur ne de kirlenir; çünkü kaynağımız insan sevgisi, suyumuzu ise bin yıllık bir irfandan alırız.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu nedenle bize karşı kullanılan “<em><strong>Kılıç artı</strong></em><em><strong>ğ</strong></em><em><strong>ı</strong></em>” sözü bir dil sürçmesi değildir; tarih boyunca biriktirilen, kuşaktan kuşağa aktarılan kin, nefret ve düşmanlığın kontrol dışı dışa vurumudur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Kılıç artığ</strong></em><em><strong>ı</strong></em>” masum bir söz değildir ve katliamlardan sağ kalanlar için söylenir. Özellikle de Aleviler ve Ermeniler için kullanılmaktadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu söz, Kılıçdaroğlu’nu hedef alırken onun kimliği üzerinden milyonları aşağılamaktadır. Yakın tarihimize baktığımızda; Maraş, Çorum, Madımak… bu katliamlar kendiliğinden oluşmaz. Bunlar yıllarca beslenen gizli nefretin sonucu ortaya çıkmaktadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kısaca Mine Kırıkkanat bir <em><strong>istisna</strong></em> değil, <em><strong>sonuç</strong></em>tur. Ve bu tür çıkışlar toplumsal bütünleşmeye değil; tam aksine, toplumun farklı katmanları arasına aşılması güç duvarlar örmeye ve toplumsal dejenerasyonu derinleştirmeye yönelik dezenformasyonlardır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>NEFRET DİLİ SİYASAL ÇAPSIZLIĞIN SONUCUDUR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em>Sonuç olarak</em>, Türkiye’nin demokratik geleceği, bu tür fosilleşmiş ve nefret dili ifadeleri sunanların entelektüel anlamda tasfiye edilmesi gerekmektedir. Kendi siyasal/inançsal/etnik kimliğini evrensel insan hakları ve demokratik değerlerin üzerinde tutan bu dar kadrocu zihniyetlerin, günümüz toplumsal gerçekliğiyle bağı bulunmamaktadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün “<em><strong>Kılıç-artığı</strong></em>” gibi ifadelerle gündeme sokulan bu nefret dili, kuşkusuz derin bir acizliğin ve siyasal bir çapsızlığın sonucudur. Kısaca kişi hakkında inancı üzerinden kullan ifade; eleştirinin sınırlarını aşan, doğrudan bir kimliği hedef alan bir söylem olarak hafızalara kazınır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Eleştiri yaftası ile, bir insanı inancı üzerinden hedef almak; ne gazetecilikle, ne fikir özgürlüğüyle, ne de demokratik kültürle açıklanabilir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu tür söylemler, yalnızca bir kişiye yönelmiş gibi görünse de, aslında milyonlarca Alevi yurttaşı incitmektedir. Çünkü sorun bir isim değil, bir kimliktir. Bir inancın küçümsenmesi, toplumun ortak vicdanında derin çatlaklar oluşturmaktadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplumsal barış, yalnızca büyük sözlerle değil; küçük ama net tavırlarla korunur. Bir hakaret karşısında gösterilecek duruş, yalnızca bugünü değil, yarının toplumsal iklimini de belirler. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi toplumu, tarih boyunca bu ülkenin vicdanı olmuş; sevgi, hoşgörü ve insan merkezli bir inanç anlayışıyla varlığını sürdürmektedir. Bu nedenle Alevilere yönelik her nefret söylemi; yalnızca bir topluluğa değil, bu ülkenin birlik ruhuna yönelen bir tehdittir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün ihtiyaç duyulan şey; daha fazla öfke değil, daha fazla sorumluluktur. Daha fazla ayrıştırma değil, daha güçlü bir toplumsal birliktir. Kalemler kırılmak için değil, köprü kurmak için vardır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ve unutulmamalıdır ki; söz yaralar açabilir, ama doğru söz, o yaraları da iyileştirebilir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Şimdi herkes için bir sınav zamanı: Ya susarak bu dili büyüteceğiz, ya da açık ve net bir duruşla, bu dili tarihe gömeceğiz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu topraklar, ilkel kodlardan arınmış, kimlikleri düşmanlaştıran değil, coğrafyanın zenginliği olarak gören rasyonel ve ahlaki bir siyasal dili inşa etmek zorundadır. Aksi takdirde, bu çapsızlık ve nefret sarmalı, zaten sorunlu olan toplumlar arası barış ve hoşgörü zemini zehirlemeye devam edecektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu ülkenin yakın ve uzak tarihini bilen, yazan, yorumlayanın böyle bir ifadenin anlamını bilmediğini iddia etmesi, akla ve vicdana sığmamaktadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu yaklaşım, sorumluluktan kaçmanın ve yapılanın üzerini örtmenin bir yoludur. Bu sözler, yalnızca bireysel bir hatanın ötesinde, toplumsal barışı zedeleyen ve birlikte yaşam iradesini yaralayan bir anlayışın ürünüdür. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Böylesine ağır ve tarihsel olarak nefret dilini normalleştiren, katliamların dilini gündelik siyasetin parçası haline getiren bir ifadeyi kullanan Mine Kırıkkanat’ın, kamuoyuna yansıyan ifadelerini ve sonrasında yaptığı açıklamayı büyük bir üzüntü ve derin bir kaygıyla karşılıyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ALİ AKTAŞ - SOSYOLOG</strong></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/haci-kureys-dergahinin-birlik-cemine-yogun-ilgi-3190</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 13:47:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Hacı Kureyş Dergahı’nın Birlik Cemi’ne yoğun ilgi</h1>
                        <h2>Hacı Kureyş Dergahı ve Büyükada Cemevi’nin birlikte düzenlediği Birlik Cemi yoğun ilgi gördü. Birlik cemine adanın gayri müslim vatandaşlar da katıldı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/haci-kureys-dergahinin-birlik-cemine-yogun-ilgi-1777287102.webp">
                        <figcaption>Hacı Kureyş Dergahı’nın Birlik Cemi’ne yoğun ilgi</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ /İSTANBUL –</strong> 26 Nisan 2026 Pazar günü, Büyükada Cemevi anlamlı bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Seyyid Hacı Kureyş Dergahı ile Büyükada Cemevi’nin ortaklaşa düzenlediği “<em><strong>Birlik Cemi</strong></em>”, farklı inanç ve kökenlerden yüzlerce insanı aynı sofrada buluşturdu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BİRLİK RUHU ADADA HAYAT BULDU</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/KUREY%C5%9ES.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Büyükada Cemevi Başkanı Özcan Doğan ve dergah yetkililerinin koordinasyonunda gerçekleştirilen etkinliğe katılım oldukça yoğundu. Yaklaşık 350-400 kişinin katıldığı törende, inanç ritüellerinin ardından birlik ve beraberlik mesajları verildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Program, geleneksel cem töreninin bağlanmasıyla başladı. Duanın ve deyişlerin ardından, hazırlanan lokmalar katılımcılara pay edilerek sofralar ve gönüller bereketlendirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hacı Kureyş Dergahı İstanbul Şubesi’nin daveti üzerine İstanbul’un dört bir yanından gelen farklı ocaklara mensup Aleviler, ceme katılmaktan duydukları memnuniyeti dile getirerek birliğin önemine vurgu yaptılar.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İLK KEZ CEME KATILAN GAYRİ MÜSLİMLER</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/KUREY%C5%9E.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Etkinliğin en dikkat çekici yanı ise Büyükada’nın çok kültürlü yapısını yansıtan katılımcı profiliydi. Törene katılan gayrimüslim vatandaşlar, hayatlarında ilk kez bir cem ibadetine tanıklık ettiklerini belirttiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ceme katılan bir gayri müslim duygularını şöyle ifade etti: “<strong><em>Alevilik ve cem ibadeti hakkında daha önce bu kadar kapsamlı bilgimiz yoktu. Burada karşılaştığımız misafirperverlik ve ibadetin samimiyeti bizleri çok etkiledi. Katıldığımız için çok mutluyuz.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Büyükada’nın huzur ikliminde gerçekleşen bu buluşma, toplumsal barış ve kültürel kaynaşma adına hafızalarda iz bırakan bir gün olarak kayıtlara geçti.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-ve-bektasi-federasyonlarindan-yazar-mine-kirikkanata-sert-tepki-3189</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sun, 26 Apr 2026 19:27:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Alevi ve Bektaşi federasyonlarından Yazar Mine Kırıkkanat’a sert tepki!</h1>
                        <h2>Alevi ve Bektaşi yurttaşlara yönelik incitici ifadeler kullandığı gerekçesiyle Cumhuriyet Gazetesi yazarı Mine G. Kırıkkanat’a tepki yağdı. Alevi ve Bektaşi federasyonları, ortak bir basın açıklaması yayımlayarak Kırıkkanat’ın eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu üzerinden kullandığı üslubu kınadı. Kırıkkanat’ın ifadelerinin hiçbir haklı gerekçesi olamayacağının vurgulandığı açıklamada, “Bu tür yaklaşımlar, sadece inanç sahiplerini değil, Türkiye’nin bir arada yaşama kültürüne inanan her bir ferdini sarsmaktadır. Beklentimiz, bu hatanın farkına varılarak samimi bir sağduyu sergilenmesidir.” ifadelerine yer verildi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/alevi-ve-bektasi-federasyonlarindan-yazar-mine-kirikkanata-sert-tepki-1777221877.webp">
                        <figcaption>Alevi ve Bektaşi federasyonlarından Yazar Mine Kırıkkanat’a sert tepki!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Alevi ve Bektaşi yurttaşlara yönelik incitici ifadeler kullandığı gerekçesiyle <strong>Cumhuriyet Gazetesi yazarı Mine G. Kırıkkanat’a</strong> tepki yağdı. Birçok Alevi ve Bektaşi federasyonları, ortak bir basın açıklaması yayımlayarak Kırıkkanat’ın eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu üzerinden kullandığı üslubu kınadı.Açıklamada, Kırıkkanat’ın Kılıçdaroğlu’na yönelik ifadelerinin Alevi ve Bektaşi inancına ve kimliğine zarar verdiği belirtildi.<br />
<br />
Açıklamada ayrıca, tarihsel misyonu nedeniyle Cumhuriyet değerlerinin savunucusu olan Cumhuriyet Gazetesi yönetimi de göreve çağrıldı:&nbsp;<em><strong>“Yayın organlarının, toplumu kutuplaştıran değil, birleştiren bir dilin tesisi noktasında daha hassas davranmaları demokratik bir zorunluluktur.” </strong></em>ifadelerine yer verildi.<br />
<br />
<strong>Basın açıklamasının tam metni şöyle:</strong><br />
<br />
Cumhuriyet Gazetesi yazarı Sayın Mine G. Kırıkkanat’ın, CHP 7. Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu üzerinden Alevi ve Bektaşi yurttaşlarımıza yönelik kullandığı ifadeler, üzüntüyle takip ettiğimiz bir ayrıştırma diline neden olmuştur. Toplumumuzun kadim değerlerinden olan Alevi ve Bektaşi inancına ve kimliğine yönelik kullanılan bu incitici ifadeler, toplumsal barış idealimize zarar vermektedir.<br />
<br />
<span style="color:#2980b9"><strong>1. Ortak Değerlerimize Saygı Esastır</strong></span><br />
<br />
Milyonların iradesini temsil eden ve siyasi hayatı boyunca "toplumsal uzlaşı" ile "helalleşme" kültürünü savunan Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik bu üslup, sadece bir şahsı değil, bu coğrafyanın birliğini hedef almaktadır. Kullanılan tabirler, toplumsal hafızamızdaki hassasiyetleri gözetmeyen ve demokratik nezaketle bağdaşmayan bir yaklaşımın sonucudur.<br />
<br />
<span style="color:#2980b9"><strong>2. Yapıcı Bir Dil ve Empati Bekliyoruz</strong></span><br />
<br />
Barışın, hoşgörünün ve kadim Anadolu ve Balkanlara uzanan bir irfanın temsilcisi olan Alevi ve Bektaşi vatandaşlarımızı derinden etkileyen bu söylemlerin hiçbir haklı gerekçesi olamaz. Bu tür yaklaşımlar, sadece inanç sahiplerini değil, Türkiye’nin bir arada yaşama kültürüne inanan her bir ferdini sarsmaktadır. Beklentimiz, bu hatanın farkına varılarak samimi bir sağduyu sergilenmesidir.<br />
<br />
<strong><span style="color:#2980b9">3. Cumhuriyet Gazetesi’ni Değerlerine Sahip Çıkmaya Davet Ediyoruz</span></strong><br />
<br />
Tarihsel misyonu ve adı itibarıyla Cumhuriyet değerlerinin savunucusu olma sorumluluğunu taşıyan Cumhuriyet Gazetesi yönetiminin, bünyesindeki bu ayrıştırıcı dile karşı sessiz kalmayacağına inanıyoruz. Yayın organlarının, toplumu kutuplaştıran değil, birleştiren bir dilin tesisi noktasında daha hassas davranmaları demokratik bir zorunluluktur.<br />
<br />
<strong>Sonuç Olarak;</strong><br />
<br />
Toplumsal barışımıza, inanç hürriyetimize ve karşılıklı saygı kültürümüze yönelik her türlü olumsuz tutum karşısında demokratik tepkimizi sürdüreceğimizi belirtmek isteriz. Hiç kimsenin Alevi ve Bektaşi yurttaşlarımızın değerlerini ve onurunu tartışmaya açma hakkı yoktur. Bu sürecin takipçisi olacağımızı, adaletin ve nezaketin savunucusu kalmaya devam edeceğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız.<br />
İnancımızla, kültürümüzle ve ortak geleceğimize olan güvenimizle buradayız.<br />
<br />
<strong><span style="color:#2980b9">İMZACILAR:</span></strong><br />
ABDALLAR FEDERASYONU&nbsp;<br />
AFYONKARAHİSAR HACI BEKTAŞ VELİ DERNEKLERİ FEDERASYONU<br />
ALEVİ OCAKLARI FEDERASYONU<br />
EHL-İ BEYT DERNEKLERİ FEDERASYONU<br />
HORASAN ERENLERİ DERNEKLER FEDERASYONU&nbsp;<br />
RUMELİ BEKTAŞİ DERNEKLERİ FEDERASYONU&nbsp;<br />
TAHTACI KÜLTÜR DERNEKLERİ FEDERASYONU</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/yeni-cem-tv-kanalinin-arkasinda-kim-var-3188</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 12:53:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Yeni Cem TV kanalının arkasında kim var?</h1>
                        <h2>Kısa bir süre önce, sosyal medyada verilen reklamlarla, Cem TV’nin “yeniden” yayına geçeceği ilan edildi. Ancak, “yeni” Cem TV’nin arkasındaki mali ve siyasi gücün kim olduğu belirsizliğini korumaya devam ediyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/yeni-cem-tv-kanalinin-arkasinda-kim-var-1777112176.webp">
                        <figcaption>Yeni Cem TV kanalının arkasında kim var?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">1 Nisan 2026 tarihinden itibaren “<em><strong>yeniden</strong></em>” yayınlarına başlayacağı ilan edilen Cem TV’nin, önceki dönemdeki gibi Cem Vakfı ile organik bir bağı olmadığı öne sürüldü. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu durumda, 100’ün üzerinde Cem Vakfı üyesinin mali katkıları ile kurulan Cem TV’nin “<strong><em>yeni</em></strong>”&nbsp;sahibinin kim olduğu da tartışma yarattı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>CEM TV’Yİ CEM VAKFI KURDU!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’nin ilk “<em><strong>Alevi</strong></em>” temalı kanalı olarak 2 Aralık 2005 tarihinde Prof. Dr. İzzettin Doğan’ın öncülüğünde ve Cem Vakfı üyelerinin katılımı ile kurulan Cem TV Asya’dan, Afrika’ya, Ortadoğu’dan ve Avrupa’ya 67 ülkede izlenebilen bir televizyon kuruluşu idi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Renk Radyo ve Televizyon Yayıncılık Hizmetleri Ticaret Anonim Şirketi ticari ünvanı altında RTÜK lisansına (yayın iznine) sahip olan Cem TV 1 Aralık 2023 tarihinde TÜRKSAT’a olan borcu nedeniyle yayınları kesilmiş ve o tarihten bugüne kadar da kapalıydı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem Vakfı’nın da kurucusu ve onursal başkanı olan Prof. Dr. İzzettin Doğan’ın uzun süredir sağlık sorunları nedeniyle inzivaya çekilmek zorunda kalması, vakfın olduğu gibi, televizyon kanalının da faaliyetleri konusunda belirsizliğe neden oluyordu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>CEM TV “YENİDEN” YAYINA GEÇTİ Mİ?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Ekran%20Al%C4%B1nt%C4%B1s%C4%B1.JPG" style="height:788px; width:566px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak bugün, aynı logoyu kullanan, aynı isimle yayın yapan “<strong><em>yeni</em></strong>” bir oluşum var. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İddialı fragmanlar, nostaljik görüntüler... </span></p>

<p><span style="color:#000000">Peki, bu kanal gerçekten Cem TV mi?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hemen yanıt verelim: Kesinlikle hayır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu haberimizde, “<em><strong>yeniden</strong></em>” yayına geçtiği iddia edilen Cem TV logosu ile yayın yapan kanalı mercek altına aldık.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>CEM VAKFI İLE HİÇBİR BAĞLARI YOK!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Öncelikle belirtmemiz gereken ilk konu, Cem Vakfı çevresinden, üyelerinden veya kanalın kurumsal kimliğinden bu girişime destek veren tek bir kişi dahi yok. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kaldı ki, Cem Vakfı çevresinden milyonlarca TL katkı ile kurulan Cem TV’nin lisans hakkının Renk Radyo ve Televizyon Yayıncılık Hiz. Tic.A. Ş.’de olduğunu bilen Cem Vakfı çevresinin böyle bir girişime destek vermesini beklemek hayatın olağan akışına da aykırı olurdu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dolayısıyla, lisans hakkı Cem Vakfı bünyesinde kurulan bir şirkete ait olan Cem TV’nin logosunu kullanan yayın kuruluşu kimdir, sorusu büyük önem kazanıyordu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YENİ CEM TV’NİN ARKASINDAKİ İSİM, MALATYALI İŞ İNSANI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/TESC%C4%B0L.png" style="height:750px; width:550px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Araştırmalarımız sonucunda, “<em><strong>yeniden</strong></em>” yayına geçtiği iddia edilen “<strong><em>yeni Cem TV</em></strong>”nin, Malatya’lı bir iş insanına ait olduğunu bulduk. </span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Yeni Cem TV</em></strong>”, Malatya’nın Pütürge ilçesinden Osman Özpulat adında bir iş insanına ait olan “<strong>Serpulat Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş.</strong>”ye ait! </span></p>

<p><span style="color:#000000">Osman Özpulat, Malatya’da yerel yayın yapan kendisine ait olan ONS TV kanalının lisansında “<strong><em>isim tashihi</em></strong>” yoluyla “<strong><em>Cem</em></strong>” yaparak, televizyon yayınlarına başlamış!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Osman Özpulat’ın bu “<em><strong>faaliyetinde</strong></em>” kendisinin en büyük yardımcısı ise, bir dönem Cem TV’da çalışan Gazi Karadağ. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü, Gazi Karadağ 31.05.2019 tarihinde, yani Renk Radyo ve Televizyon Yayıncılık Hiz. Tic. A. Ş. Cem TV olarak yayıncılık yaparken, televizyon kanalının logosunu “<em><strong>ticari marka</strong></em>” olarak kendi adına tescillemiş!</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İSİM DÜZELTME BAŞVURUSUNA RTÜK’TEN 1 GÜNDE ONAY!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/1%20G%C3%9CNDE%20ALINAN%20%C4%B0S%C4%B0M%20DE%C4%9E%C4%B0%C5%9ET%C4%B0RME%20%C4%B0ZN%C4%B0!.png" style="height:750px; width:550px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Marka tescili, televizyon yayıncılığı faaliyetine esas olamayacağı halde, RTÜK lisansı başka bir şirkete ait olan “<em><strong>Cem TV</strong></em>” yayın hakkını görmezden gelerek, ONS TV’nin isim tashihi başvurusuna onay vermiş.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hem de, sadece 1 gün içerisinde!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Elimizdeki belgeye göre, Serpulat Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş.’nin ONS TV’yi, “<strong><em>Cem</em></strong>” şeklinde değiştirmek için yaptığı isim tashihi başvurusu 10 Mart 2026 tarihinde gerçekleşmiş. </span></p>

<p><span style="color:#000000">RTÜK ise, 11 Mart 2026 tarihinde olumlu cevap vererek, Serpulat Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş.’nin lisansında yayıncılık ismini Cem olarak düzeltmiş!</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ALEVİ OLMAYAN OSMAN ÖZPULAT’TAN ALEVİ TV</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/ons-tv-6.jpg" style="height:774px; width:630px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Malatya’nın Pütürge ilçesinden bir iş insanı olan Osman Özpulat inanç aidiyeti bakımından Alevi değil. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Esasen ticari faaliyetlerinin de ağırlıklı olarak medya sektörü ile bağlantısı yok.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sadece 1 yıl önce, yine 1 Nisan 2025 tarihinde ONS TV’yi kuran Osman Özpulat’ın asıl mesleği tekstil sektörü. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ailesi de tekstil sektöründe köklü bir geçmişe sahip olan Özpulat’ın ONS TV için büyük yatırım yaptığı da biliniyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yayıncılıkla ilgili görüşlerini 1 yıl önce “<strong><em>Yayın temamız haber, bilgilendirme ve bölgemizin tanıtımı içerikli olacak. Türkiye’nin tüm illeri ve Avrupa ülkelerinde yaşayan vatandaşlarımız, kendi şehirlerinin ve Türkiye genelinin sıcak haberlerini, yaşanan tüm gelişmeleri ONS TV aracılığıyla sıcağı sıcağına takip edebilecek</em></strong>” şeklinde açıklayan Osman Özpulat’ın bir yıl içinde fikir değiştirmesi ve Alevi temalı yayıncılığa geçmesi şaşkınlıkla karşılandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>SORUYORUZ: “YENİ” CEM TV’NİN GERÇEK SAHİBİ KİM?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem Vakfı çevresinin ve lisans sahibi Renk Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş.’nin “<strong><em>bizimle bir ilgisi yok</em></strong>” dediği bu yeni yapı, aslında kime hizmet ediyor? </span></p>

<p><span style="color:#000000">RTÜK’ün bir günde onay verdiği bu isim operasyonunun arkasında hangi siyasi veya mali güçler var?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem TV’nin ismini ve logosunu kullanarak kamuoyunu yanıltarak kurulduğu şüphesi uyandıran bu yeni yapı, Cem Vakfı’nın ve Alevi toplumunun iradesini temsil edemeyeceği vurgulanıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şimdi tüm gözler, bu oldu bittinin gerçek mimarlarına ve RTÜK’ün neden bu denli hızlı hareket ettiğine çevrilmiş durumda.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem Vakfı çevreleri Ozman Özpulat’ın da arkasında, onu yayıncılık faaliyetini değiştirmesine yönlendiren başkalarının olduğu kanaatinde. </span></p>

<p><span style="color:#000000">RTÜK’ten yalnızca bir günde isim tashihi onayını alması, Özpulat’ın Alevi temalı bir yayıncılık için başkaları tarafından yönlendirildiği iddialarını güçlendiriyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">* * *</span></p>

<p><span style="color:#000000">O halde, <strong>Alevihaberleri.com.tr olarak biz de soruyoruz:</strong> Cem TV’nin meşru lisans sahibi olan şirketle bağı bulunmayan, Cem Vakfı’nın onayını almayan bu “<strong><em>yeni</em></strong>” Cem TV’nin gerçek sahibi kim? </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu gölge operasyonun arkasındaki güçler, Alevi toplumunun belleğine neden bu denli pervasızca müdahale ediyor?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu sorular cevabını bulana kadar, “<strong><em>yeni</em></strong>” Cem TV bir televizyon kanalı değil, ancak bir soru işaretidir.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-guc-birligi-platformu-kilicdaroglunu-ziyaret-etti-3187</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 20:00:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Alevi Bektaşi Güç Birliği Platformu Kılıçdaroğlu’nu ziyaret etti</h1>
                        <h2>Alevi Bektaşi Güç Birliği Platformu Cumhuriyet Halk Partisi eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu ziyaret ederek, hazırlanan “Alevi Raporu”nu sundu.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/alevi-bektasi-guc-birligi-platformu-kilicdaroglunu-ziyaret-etti-1777050214.webp">
                        <figcaption>Alevi Bektaşi Güç Birliği Platformu Kılıçdaroğlu’nu ziyaret etti</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA –</strong> Alevi Bektaşi Güç Birliği Platformu, toplumsal barış ve milli birlik vizyonuyla hazırladığı kapsamlı “<strong><em>Alevi Raporu</em></strong>”nu, CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na sundu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ankara’da, eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun çalışma ofisinde gerçekleşen görüşmede, Alevi-Bektaşi toplumunun anayasal vatandaşlık temelindeki talepleri ve çözüm önerileri masaya yatırıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GENİŞ KATILIMLI HEYET, ORTAK İRADE</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Platform Başkanı Ali Rıza Özdemir başkanlığındaki heyette yönetim kurulu üyeleri Ali Şar, Aytekin Kuzukıran, Zeynel Sönmez, Mustafa Fırat ve Şahin Kamber yer aldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Görüşmede sunulan raporun, 30 Ocak, 7 federasyon ve 130 vakıf/derneği kapsayan toplam 167 kuruluşun ortak iradesini yansıtması, metnin temsil gücünü ortaya koyan en önemli unsur olarak dikkat çekti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>RAPORUN KALBİ: ZİHNİYET DEĞİŞİMİ VE DOĞRU BİLGİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Raporun temel hareket noktası, Alevi-Bektaşi toplumuna yönelik tarihsel önyargıların yıkılması ve bir “<em><strong>zihniyet değişimi</strong></em>” gerçekleştirilmesi olarak belirlendi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Metinde öne çıkan temel vizyon şu şekilde özetlendi:<br />
- Aleviliğin gerçek çehresinin Türk toplumuna objektif bir şekilde anlatılması.<br />
- Anayasal vatandaşlık çerçevesinde hakların iadesi.<br />
- Milli birlik ve beraberliğin, etnik ayrımcılıktan uzak, kucaklayıcı bir zeminde pekiştirilmesi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KILIÇDAROĞLU: TOPLUMA DOĞRU ANLATMAK ŞART!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren eski CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Alevi toplumunun milli birlik içindeki kilit rolüne değindi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kılıçdaroğlu, özellikle toplumdaki yanlış algıların düzeltilmesi adına bilimsel ve kültürel çalışmaların önemini vurgulayarak, platformun çalışmalarını desteklediğini ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BAŞKAN ÖZDEMİR’DEN KARARLILIK MESAJI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Platform Başkanı Ali Rıza Özdemir, raporun yüksek katılımla hazırlandığını hatırlatarak, “<strong><em>Taleplerimiz ayrıştırıcı değil, birleştiricidir. Devletle bütünleşen, anayasal haklarını kullanan bir toplum yapısı ülkemizin en büyük kazancı olacaktır</em></strong>” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi Bektaşi Güç Birliği Platformu tarafından hazırlanan raporun ve çözüm önerilerinin diğer siyasi temsilciler ve devlet makamlarıyla paylaşmaya devam edileceği öğrenildi.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/celal-abbas-ulusoy-topraga-sirlandi-3186</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 12:48:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Celal Abbas Ulusoy toprağa sırlandı</h1>
                        <h2>Hacı Bektaş Veli evlatlarından Celal Abbas Ulusoy ziyaret için gittiği Almanya’da, Hakk’a yürüdü.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/celal-abbas-ulusoy-topraga-sirlandi-1777024364.webp">
                        <figcaption>Celal Abbas Ulusoy toprağa sırlandı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Hünkar Hacı Bektaş Veli evlatlarından, merhum postnişin Ahmet Cemalettin Çelebi’nin torunu, merhum Cemalettin ve Arife Ulusoy’un evladı, Timur Can Ulusoy ve Hülya Ulusoy Aksoy’un kardeşi Celal Abbas Ulusoy, 17 Nisan 2026 tarihinde ziyaret için bulunduğu Almanya’da Hakk’a yürüdü.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/CELAL%20ABBAS.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Merhum Celal Abbas Ulusoy’un cenaze erkanı 23 Nisan Perşembe günü Hacıbektaş Dergahı, Üçler Cemevi’nde yapılarak, Çilehane’de bulunan aile mezarlığında toprağa sırlandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/cELALABBAS.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevihaberler.com.tr olarak Ulusoy ailesinin acısını paylaşıyor ve tüm Alevi-Bektaşi toplumuna baş sağlığı diliyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/CELALABBAS1.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/tekirdag-milletvekili-avsar-cemevlerinin-statusu-icin-kanun-teklifi-verdi-3185</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 00:14:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Tekirdağ milletvekili Avşar cemevlerinin statüsü için kanun teklifi verdi</h1>
                        <h2>CHP Tekirdağ Milletvekili Cem Avşar, cemevlerinin ibadethane olarak statüsünün tanımlanmasını ve diğer ibadethanelere tanınan haklardan yararlanmasını sağlayacak bir dizi değişiklikleri içeren bir kanun teklifini TBMM Başkanlığına sundu.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/tekirdag-milletvekili-avsar-cemevlerinin-statusu-icin-kanun-teklifi-verdi-1776979777.webp">
                        <figcaption>Tekirdağ milletvekili Avşar cemevlerinin statüsü için kanun teklifi verdi</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Cemevlerinin ibadethane statüsünü pekiştirecek birçok yasada değişiklik yapılmasını içeren kanun teklifi CHP Tekirdağ Milletvekili Cem Avşar tarafından&nbsp;Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunuldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Avşar, kanun teklifinin gerekçesine Anayasa'daki "<em><strong>eşitlik</strong></em>" ilkesine vurgu yaparak;&nbsp;<em>"<strong>Türkiye'nin önemli bir bölümünü oluşturan Alevi toplumunun inanç özgürlüğü ve eşit yurttaşlık taleplerinin karşılanması ertelenemez Anayasal bir haktır. Bununla birlikte (Avrupa İnsan Haklan Mahkemesinin (AÎHM) cemevlerinin ibadethane niteliğini tanıyan kararları, devletin tüm inanç topluluklarına eşit yaklaşma yükümlülüğünü açık bir biçimde ortaya koymaktadır</strong>"</em>&nbsp;ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">CHP Tekirdağ Milletvekili Cem Avşar tarafından verilen teklifin gerekçesinde şu ifadeler yer aldı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Anayasa'nın değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez hükümlerinden olan 2. maddesi devleti laik ve sosyal bir hukuk devleti olarak tanımlamıştır. 10. maddesi Kanun önünde eşitlik başlığıyla "</em></strong><em>Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayınm gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.</em><strong><em>", şeklindedir. 24. maddesi ise; "</em></strong><em>Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir.</em><strong><em>" hükmü ile din ve vicdan özgürlüğünü güvence altına almıştır.</em></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><em>Bu çerçevede toplumsal uzlaşma ve çoğulcu demokrasinin gereği olarak, Türkiye'nin önemli bir bölümünü oluşturan Alevi toplumunun inanç özgürlüğü ve eşit yurttaşlık taleplerinin karşılanması ertelenemez Anayasal bir haktır. Bununla birlikte (Avrupa İnsan Haklan Mahkemesinin (AÎHM) cemevlerinin ibadethane niteliğini tanıyan kararları, devletin tüm inanç topluluklarına eşit yaklaşma yükümlülüğünü açık bir biçimde ortaya koymaktadır. Alevilerin yıllardır dile getirdiği barışçıl, demokratik ve eşitlikçi talepler, toplumsal barışın güçlendirilmesi ve kamusal hizmetlerde ayrımcılığın sona erdirilmesi için somut adımlar atılmasını zorunlu kılmaktadır.</em></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>“<em>Türkiye'nin hemen hemen her yerinde hizmet veren yüzlerce cemevi kanun önünde resmi ibadethane olarak tanımlanmadığından imar sorunları ve temel giderler bakımından birçok sıkıntı yaşamakta ve gerekli desteği alamamaktadır. Bu bakımdan meri mevzuatta "</em></strong><em>ibadet yeri</em><strong><em>" ifadesine tanım anlamında açıklık getirilmeli, hangi yerlerin "</em></strong><em>ibadet yeri</em><strong><em>" olduğu isimlendirilerek düzenlenmelidir. Bu düzenleme diğer kanunlarda geçen tüm "</em></strong><em>ibadet yeri</em><strong><em>" tanımlarına teşmil edilmelidir. Böylece Anayasal bir sorumluluk olan devletin tüm inançlara ve mezheplere eşit mesafede yaklaşması sağlanacaktır.</em></strong>”</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/metin-uysal-yazdi-sumerler-hakkinda-bir-3184</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 17:36:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Metin Uysal yazdı: Sümerler hakkında bir</h1>
                        <h2>Metin Uysal'ın kaleme aldığı "Sümerler Hakkında Bir" başlıklı yazı, tarih yazımının öznelliğini ve Sümer uygarlığının insanlık tarihindeki öncü rolünü ele alıyor. Yazar, Batı merkezli tarih anlatılarının Sümer katkılarını göz ardı ettiğini savunarak dikkat çekici bir değerlendirme yapıyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/metin-uysal-yazdi-sumerler-hakkinda-bir-1776868816.webp">
                        <figcaption>Metin Uysal yazdı: Sümerler hakkında bir</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Metin Uysal'ın kaleme aldığı<strong> "Sümerler Hakkında Bir"</strong> başlıklı yazı, tarih yazımının öznelliğini ve Sümer uygarlığının insanlık tarihindeki öncü rolünü ele alıyor. Yazar, Batı merkezli tarih anlatılarının Sümer katkılarını göz ardı ettiğini savunarak dikkat çekici bir değerlendirme yapıyor.<br />
<br />
&nbsp;Uysal, tarihin <strong>"gerçeklerin değil, yazanların anlatımı" </strong>olduğunu vurguluyor. Özellikle antik dönemlerde kağıdın ve matbaanın yokluğu nedeniyle sıradan insanların değil, özel yetiştirilmiş<strong> "yazıcılar"</strong>ın tarihi kayıt tuttuğunu belirtiyor. Bu durum, yazı ve kayıtların halkın iradesi dışında geliştiğini gösteriyor. Yazara göre tarih bilimi, diğer bilimlerden farklı olarak gelecekteki bilgilere en çok ihtiyaç duyan ve aynı zamanda en acil olan alandır; bu da onu ulusların<strong> "silahı"</strong> veya<strong> "kalkanı" </strong>haline getiriyor.<br />
<br />
Bu yazı, Sümerlerin medeniyetin beşiği olarak taşıdığı önemi ve tarih anlatılarındaki önyargıları sorgulayan eleştirel bir bakış açısı sunuyor. Uysal, arkeolojik bulgular ve tabletlerle desteklenen iddialarıyla, insanlık tarihinin kökenlerine dair tartışmayı yeniden alevlendiriyor.<br />
<br />
<strong><span style="color:#2980b9">Metin Uysal'ın makalesinin tam metni şöyle:</span><br />
<br />
Tarih ; </strong>gerçeklerin değil yazanların anlatımıdır. Her kim eline kalem alıp yazmışsa durup dururken veya sadece bilimsel amaçlar için yapmamıştır .<br />
<br />
Özellikle yazının ve matbaanın olmaması veya yaygınlaşmaması nedeni ile sıradan insanlar için yaşadıkları dönemle ilgili bir şeyler karalamaları mümkün değildi.Unutmayalım o dönemlerde kağıt yoktu ,kağıt ve matbaa çok geç insanlığın faydalandığı gelişmelerdir.Kağıt yerine çok pahalı olan deriden yapılan parşömenler vardı( elbette başka yazılacak nesneler de vardı papirüs gibi) . Yine günümüzde çok ucuza alıp kullandığımız tükenmez kalemler yerine divit ( ve benzerleri) ile özel imal edilmiş mürekkepler kullanılmıştır yani kısacası halkın kitap yazması mümkün değildi. Daha geriye gidersek özellikle Sümer Dönemine , artık sadece halk değil &nbsp;yönetenler dahi yazamazdı ve okumasını bilmeyenler de &nbsp;vardı. Tarihi kitabelere veya diğer devlet evrakları olan yazılanlara <strong>“YAZICI” </strong>denilen kişiler yapardı. Bunlar özel olarak yetiştirilmiştir. Benzeri olayın Çin’de de çok sonraları uygulandığını biliyoruz. Uzatmadan sadece tarih yazımı değil her tür yazı halkın bilgisi ve iradesi dışında gelişmiştir.</p>

<p>Tarihte şimdiye kadar ki bilgilerimize göre yazıyı ilk defa <strong>Sümerler</strong> icat etmiştir.Yazının bulunma sebebi açıkça görülüyor ki “ekonomiktir” .<br />
<br />
İnsanlık malı mülkü ürettiği artınca önce sayma ihtiyacı doğmuş zaten var olan basit sayma işlemi zamanla gelişmiş fakat çeşitli malların tasnifi &nbsp;içinde önceleri resimler yapılarak yapılmaya çalışılmış ancak bu durumun sürmesi mümkün olmadığından adım adım yazı icat edip geliştirilmiştir.</p>

<p>Bu durumda yazıyı icat eden Sümerlerin o tarihlerdeki en ileri toplum olduğu apaçık bellidir.Muhakkak ki dünyada geçerli olan <strong>“ EŞİTSİZ GELİŞİM YASASI “ </strong>bu gelişme içinde geçerli olduğundan bu ileri olma durumunun hayatın tüm safhalarında olması da mümkün değildir.</p>

<p>Sümerlerin geçmişi apayrı bir konudur ancak bu durum aydınlatılmadan bu müthiş gelişmeyi de izah etmek zordur. Bu yazıda bu ilginç olayı ve etkileri ile köklerini açıklamaya gayret edeceğim fakat çok sayıda kişinin kalem oynattığı bu sahada her yapanın maruz kaldığı kişisel gelişim özellikleri ile ait olduğu kültürün etkilerinden sıyrılarak &nbsp;yazmak gerçekten çok zordur . Bu bilinç ile yazıya devam edeyim…<br />
<br />
Tarih ; bildiğimiz kadarı ile var olandır! &nbsp;Hiçkimse bu bilgilerin değişmeyeceğini ve özellikle artmayacağını düşünemez. Fakat tarih her ele alındığı dönemin etkisinde yazılır. Öyle sanıyorum ki bu durum uzun bir süre devam edecektir. Diğer bilim dallarından özünden gelen derin aykırılıkları nedeniyle tarih bilimi her zaman özellikle milletlerin oluşmasından sonra bir ulusun diğer uluslara karşı bir nevi silahıdır bazende kalkanı.</p>

<p>Neden tarih biliminin bu özelliği belirgindir? Çünkü sosyal olayları fizik veya kimya gibi formüle etmek imkansızdır. Matematik gibi hatasız işlem yapmak mümkün değildir. Tarih bilimi bütün bilimler içinde gelecekteki bilgilere en çok ihtiyaç duyanıdır fakat aciliyeti de en fazla olanlarındandır , özellikle yönetici kesim için bu belirgindir. İşte bu çelişik durum ; yani gelecekte ortaya çıkacak gerçekler ile bugünkü &nbsp;meseleleri ; olanla olması gerekenin kavgasıdır.</p>

<p><strong>Artık esas yazımıza girebiliriz…</strong><br />
<br />
Sümerler çok uzun süreler egemen olmasına ve insanlığa muazzam gelişmeler hediye etmesine rağmen iktidardan gitmelerinden bir kaç yüzyıl geçince unutulmaya başlamış hatta bugünkü Batı Medeniyetinin temelini oluşturan Yahudi ve Yunan Kültürlerince de asla varlığı bilinmeden günümüze sadece bize bıraktıkları kalan ( yazı,devlet,okul,resmi kurumlar,Kanun,tarım vb.) öksüz kalmışları ile adı bilinmeden yaşatılmış hayalet halktır. Nasıl ki hayaletler görülemez artık bu halk da görünmez olmuş, ancak onların bize bıraktığı yüzlerce uygulamalar yaşatılmıştır fakat işin acı veren tarafı da vardır. Yaptıkları pek çok &nbsp;icat veya gelişme özellikle Batılılarca başka toplumlara mal edilmiş ve bu durum halen sürüp gitmektedir.Birkaç örnek sıralayalım ;<br />
<br />
<strong>1-)</strong> Batılı bilim insanları ile bunların etkilediği aydınlara göre bütün medeni gelişmeler ya Yunan Uygarlığı ya da İbranilere aittir!</p>

<p><strong>2-) </strong>Yine aynı kişilere göre din denen olgu aynı toplumlar sayesinde vardır!</p>

<p><strong>3-) </strong>Yine aynı kişilere göre matematik,fizik,astronomi,takvim,biyoloji vs.bu toplumların eseridir!</p>

<p><strong>4-) </strong>Yine aynı kişilere göre sanat da aynı şekildedir!</p>

<p>Burada keseyim sanırım meramım anlaşılmıştır.Şimdi her biri için bazı örnekler vererek gerçeği ortaya çıkarmaya çalışalım ;&nbsp;</p>

<p><strong>1-) </strong>Yunan Uygarlığı MÖ 400 lü yıllarda ortaya çıkmıştır.Oysa Sümerlerin ortaya çıkışı en az MÖ 3.500 yıllarıdır.Arada yüzyıllar değil bin yıllar mevcuttur.Böyle bir medeniyet nasıl olur da kurucu medeniyet olabilir?</p>

<p><strong>2-) </strong>Sümer yazıtlarından açıkça görüleceği üzere derli toplu din inançları vardır ve yazılıdır ve Batının iddia ettiği ve semavi din diye yücelttikleri din de bu Sümer inanışlarının sadece devamı durumundadır. Mesela Tufan Destanında bütün semavi dinlerin ana kaynağı olduğunu her okuyan rahatça çıkarabilir.</p>

<p><strong>3-)</strong> Sadece tek bir örnek ; sözde Pisagor o meşhur teoremi bulduğu öne sürülür ,insaf yani! Bu adamdan en az iki bin yıl önce yazılmış tabletlerde bu kuram var ve yazılmış…</p>

<p><strong>4-)</strong> Sanat biraz algıya bağlıdır ancak sadece Mısır eski eserlerine şimdi bile bakmak sadece hayranlık uyandırır Batının dayattığı uygarlık ile arada yine binlerce yıl var. Sümerlerin zigguratlarını ve daha yüzlerce bulunan kıymetli eserlerine girmiyorum.</p>

<p>Şimdi bu yazının yanlış anlaşılmasını istemiyorum. Amacım Yunan Uygarlığını sıfırlamak değil.Sadece gerçeğe ulaşmaya çalışıyorum Batının fanatik düşüncelerinin temelsiz olduğunu göstermek istiyorum. Batının en büyük avantajı birkaç yüzyıldır öne geçmiş olmasıdır fakat bu durum onların bütün insanlık tarihini yeni baştan yazmalarını gerektirmez.</p>

<p>NOT: Yazı devam edecek</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-yazdi-ruya-aleminde-miyiz-gercekten-3183</link>
            <category>KONUK YAZAR</category>
            <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 11:41:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Dr. İhsan Ünlü yazdı: Rüya aleminde miyiz gerçekten?</h1>
                        <h2>Dr. İhsan Ünlü, makalesinde “Hak” kavramı üzerinden derin bir tefekküre davet ediyor. Yüce Allah’ın isimlerinden biri olan “Hak”ı merkeze alarak, varlık, gerçeklik ve fani dünya üzerine çarpıcı sorular soruyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/dr-ihsan-unlu-yazdi-ruya-aleminde-miyiz-gercekten-1776847566.webp">
                        <figcaption>Dr. İhsan Ünlü yazdı: Rüya aleminde miyiz gerçekten?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Dr. İhsan Ünlü, makalesinde “Hak” kavramı üzerinden derin bir tefekküre davet ediyor. Yüce Allah’ın isimlerinden biri olan “Hak”ı merkeze alarak, varlık, gerçeklik ve fani dünya üzerine çarpıcı sorular soruyor.<br />
<br />
Makalede, bu dünyanın bir rüya alemi olup olmadığı sorusu da derinleştiriliyor: “Yoksa biz, dünyada tatlı bir rüya gördüğümüz uykuda iken, ölüm denen hakikatle mi uyanacağız gerçeğe?”<br />
<br />
<strong>Dr. İhsan Ünlü'nün makalesinin tam metni şöyle:</strong><br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Neden bir ismi de Hak’tır Yüce Allah’ın?</p>

<p>Neden bir ismi de Hak’tır Yüce Kitabın?</p>

<p>Neden peygamberler haktır?</p>

<p>Neden melekler haktır?</p>

<p>Neden ilahi kitaplar haktır?</p>

<p>Neden Cennet ve Cehennem haktır?</p>

<p>Neden ölüm haktır; ölen için, “emr-i hak vaki oldu” deriz?</p>

<p>Neden Allah hakkından bahsederken kul hakkını da gözetmeyi es geçmeyiz?</p>

<p>Neden doğuştan gelen haklar kadar sonradan kazanılmış haklar da kutsaldır?</p>

<p>Kur’an-ı Kerim’de 247 yerde geçen hak kelimesi, üzerinde hakkıyla düşünmeyi gerektirmiyor mu sizce de?</p>

<p>İbn-i Arabi’nin dediği gibi, hak mutlak varlık ise onun dışında kalan biz insanlar dahil her şey batıl mıdır?</p>

<p>Yoksa biz, dünyada tatlı bir rüya gördüğümüz uykuda iken ölüm denen hakikatle mi uyanacağız gerçeğe?</p>

<p>Gözümüzle gördüğümüz elimizle tuttuğumuz gerçeklerin dışında “hakka’l-yakin” denilen mertebede ne görülür?</p>

<p>Bu mertebede “Hak’ta fani olmak”, “Hak ile hak olmak” ne demektir? Nasıl bir ruh halidir?</p>

<p>Şu fani dünyayı biraz daha anlayabilmek için baki olana yönelmek adına “Hak” kavramını biraz düşünelim derim.</p>

<p>Aziz bir düşünürümüz ne güzel noktalamış meseleyi; “Hakk’ın hatırı âlidir; hiçbir hatıra feda edilmez. Kimin hatırı kırılırsa kırılsın, yalnız hak sağ olsun.”&nbsp;</p>

<p>Bugün hazır balık yok sevgili dostlar!&nbsp;</p>

<p>Hep birlikte balık tutmasını öğreneceğiz!</p>

<p>Sonrasında hangi denize, hangi nehre giderseniz gidin balıklar oltanıza takılacak biiznillah!</p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/yuksel-gulsoy-yazdi-devriniz-daim-olsun-3182</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 10:58:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Yüksel Gülsoy yazdı: Devriniz daim olsun!</h1>
                        <h2>Bektaşî yol muhibbi Yüksel Gülsoy, Alevi-Bektaşilerin arasına sokulan "devr-i daim olsun" deyimini ele aldı. Alevi-Bektaşi yolu ile uyuşmayan bu deyim ve benzerlerini kullanmamak üzere uyarılarda bulunan Gülsoy, ruh ve madde ilişkisini de makalesinin eksenine koyuyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/yuksel-gulsoy-yazdi-devriniz-daim-olsun-1776846430.webp">
                        <figcaption>Yüksel Gülsoy yazdı: Devriniz daim olsun!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong><em>Bir halden bilmez cahile,<br />
Kul eyledi zaman bizi.&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;</em></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><em>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp; &nbsp; &nbsp; Pir Sultan Abdal</em></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Asıl kaynaklarından Aleviliği görmüş ve öğrenmiş ve içine doğmuş biri olarak her ne kadar başlıktaki “devri daim olsun” ifadesine tepkili olsam da bu yazı boyunca fikirlerimi sakin bir biçimde aktarmak istiyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yeni duymaya başladığımız ve bazılarının sık sık kullandığı sözlerden biri de "<strong><em>Devri Daim Olsun</em></strong>" sözü...</span></p>

<p><span style="color:#000000">Öncelikle bu söze dair bazı sorular sorarak ilerleyelim; "<strong><em>bu sözün içeriğindeki ölen kimseye dair devredilmesi istenen şey nedir?</em></strong>"</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kastedilen sırf maddi beden ise devrin daim olmasını istesek de istemesek de doğa kanunları, fizik yasalar ve maddenin korunumu kanunu gereği beden çözülmeye başladığında ortaya çıkan organik hücreler ve maddesel içerikleri zaten madde olarak, enerjiye dönüşmediği sürece doğada hep var olur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dolayısı ile “<em><strong>su engine aksın</strong></em>” derseniz zaten olmakta olan bir şeyi yani suya dair en temel özelliklerden birini bir temenniye dönüştürmüş olursunuz veya "<strong><em>su 100 derecede kaynasın!</em></strong>" demeye benzeyen bir ifade olur bu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu yazdıklarımı okuyanlar şöyle cevap verebilirler: "<em><strong>Devreden şeye biz can diyoruz</strong></em>".</span></p>

<p><span style="color:#000000">Can dediğinizde de zuhur âlemine ya da bu âleme çıkan canlı ve "<em><strong>hayy</strong></em>" olanı ifade etmekte kullanılan bir kavram hatta cem meydanında bedene dair olan dişilik ve kişilik ifadelerinden kaçınıldığı için nefsinden olabildiğince arınmış ve saf ruha yaklaşmış bir varlık anlatılmaya çalışılmaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">O hâlde "<strong><em>devri daim olsun</em></strong>" diyerek sürekli devretmesini dilediğiniz şey madde ise buna bir sözüm yok eğer ona "<em><strong>can</strong></em>" diyorsanız bunun da maddi bedenin ölümü ile bir ilgisi yok.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Asıl önemli soru ise şu; bu can dediğiniz şeyde değişmeyen ve devretmesini temenni ettiğiniz şey ne?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tekrar ediyorum; kastınız madde ise bu maddede ölmeden önce kendisine “<em><strong>sen</strong></em>” diyebileceğiniz özel bir kimlik yok. Karbon atomu vücutta da karbon atomu, kömürde de karbon atomu ve zaten devredip duruyor veya belli formlarda ve belli etkiler altında ısıl enerjiye dönüşebiliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu temennideki olsun ifadesindeki 3. Tekil şahıs olan “<em><strong>o</strong></em>” öyle ise madde değil, can da değil.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Peki nedir?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şimdi buraya bir Bektaşi fıkrası farz oldu: Bektaşinin biri camide vaazı dinlerken hoca da anlatıyormuş: "<strong><em>Allah ne yerdedir ne göktedir, yemez, içmez, yatmaz, uyumaz, doğmamış, doğurulmamıştır, mekânı yoktur, eli, kulağı, dili yoktur…</em></strong>” bütün bu öyle değildir, böyle değildir gibi olumsuzluk ifadelerinden sonra Bektaşi dayanamamış ve demiş ki: “<em><strong>Hoca, hoca! Öyle bir anlatıyorsun ki -haşa!- yok diyeceksin de dilin varmıyor.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kastedilen şey madde değil ise ve can da değil ise “<em><strong>o</strong></em>” diye devretmesini istediğimiz şey nedir?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Söyleyeyim; ruhtur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aslında yine Bektaşiler tarafından vefat eden bir kişi ile ilgili olarak “<em><strong>ruhu şad olsun</strong></em>”, “<strong><em>ruh-u revanları şad u handan olsun</em></strong>” gibi pek çok ruha dair ifadeler, temenniler kullanılır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ruhtan bahsedilmeyen bir devir ise materyalist bir düzlemde kalmaya zorunludur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir başka ifade ile Alevi inancının temelinde yer alan yaratıcı olan Allah ve Allah'ın yarattığı ruh ile olan bağ koparılmış olur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu ifadeyi sıklıkla kullananların birçoğunun kastının da Yüce Tanrı'nın kitabında "<strong><em>kendi ruhumdan üfledim</em></strong>" dediği ruh olmadığı açık.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Eğer bu temenni ile birileri “<em><strong>ruh</strong></em>” devrini kastediyor ise bu kez de ona eşlik eden başka zorunlu kavramlar devreye girmek zorunda; ahiret, adalet, cennet, cehennem vs. gibi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Modernlik gayretindeki birçok Alevinin gereksiz anlam yükledikleri bu söz yine Vahdet-i Vücûd ve Devir Nazariyelerini bilmeden Bektaşilikten yanlış kopyalanmış ya da daha da kötüsü "<strong><em>bilerek</em></strong>" yanlış kopyanmış bir söz olmaktan öteye geçemiyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Neden?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Öncelikle Bektaşiler "<em><strong>Devri daim olsun</strong></em>" demezler çünkü tekâmül(kemâlat) sistemi içermeyen bir devir temennisi ölene bela okumaktan farksızdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dünya âleminde devreden bir maddenin ötesinde devreden şey&nbsp; eğer bir ruh ise bu sürekli devir temennisi de anlamsız olur çünkü amaçsızlık veya rastlantısallık içerir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Rastlantısallığın olduğu yerde ilahi irade yoktur. Yaratım ve hatta evrim süreçleri başıboş süreçler değildir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Öyle ise durmadan(daim-daima) olarak devreden şey (ruh veya her ne ise) neye göre ve niçin devredecek?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Üstelik 10-15 yıl öncesine kadar hiç bir Alevinin "<strong><em>Devri Daim Olsun</em></strong>" dediğini veya aynı diğer köşe yazımda belirttiğim gibi "<strong><em>Işıklar İçinde Uyusun</em></strong>" dediğini hiç bir yerde duymadım.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu sözleri hiç bir klasik metinde de göremezsiniz ve görmeniz de mümkün değildir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Oysa Bektaşiler yüzlerce yıldır “<em><strong>devir ile ilgili</strong></em>” ölen kişilere dair bazı temennilerde bulunurlar ama "<strong><em>Devri Daim Olsun!</em></strong>" demezler. (Ne dediklerini buraya yazmayacağım çünkü yazdığım anda birileri alıp o sözün de içini boşaltıp kopyalayacak ve gerekli-gereksiz her yerde kullanacak. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Örneğin; "<em><strong>Hakk'a Yürüdü</strong></em>" ifadesi Bektaşilikten kopyalandığı için kopyanın doğası gereği gerçek bağlamından koparılarak ikrarlı-ikrarsız, nasipli-nasipsiz, Alevi-Sünni-Şii kullanılan bu ifade artık herkes için hatta hayatı boyunca Alevilerden nefret etmiş ve kendini onlara karşıt olarak konumlandırmış kişiler için de kullanılıyor.)</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bektaşilerin algıladıkları biçimi ile Vahdet-i Vücud nazariyesi ve bu nazariyenin ruh ve ölüm üzerine söylediklerini de buraya yazmayacağım (merak eden bulup okur gerçi Das Kapital'i okumamış Alevi görünümlü Marksistler merak edip Vahdet-i Vücud ile ilgili de okuma yapmayacaklardır) ama Bektaşiler ölen kişiye dair içinde İslam’a aykırı ifadeler olan temennilerde bulunmazlar. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dolayısı ile de "<em><strong>devri daim olsun</strong></em>" diyerek, Allah'ı, Kur’an’ı, Peygamberi, Ehli Beyti, ahireti, cennet ve cehennemi, ceza ve mükâfatı ve ruhu içeremeyen ifadeler de kullanmazlar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sözün amacı üzerine düşünür isek tekraren soruyorum: diyelim ki tam bir materyalistsiniz ya da Marksistsiniz… </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu söz ile evrim ve doğal seleksiyonu kastetseniz bile "<strong><em>devri daim olsun</em></strong>" diye nitelediğiniz bu cümlede devreden "<strong><em>gizli özne</em></strong>" nedir?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Materyalizm açısından bir özne olması mümkün mü? </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hayır. Peki, ısrarla kullanılmasının sebebi nedir?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bunun da cevabını vereyim: tüm amaç materyalist bir dünya görüşünü güya Aleviliğe aitmiş gibi görünen kavramlarla Aleviliğin içine sinsi bir biçimde yerleştirmek.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Materyalizme ve evrime inanıyorsanız ruhun devrinden niye bahsediyorsunuz?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ruha ve ruhun ölümsüzlüğüne inanmıyor iseniz devirden niye bahsediyorsunuz?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Birçok kendine Alevi diyen ateiste söylüyorum o hâlde; sizin inançsızlığınıza göre insan ölünce vücut bütünlüğü bozuluyor ve madde boyutunda doğaya karışıyor ise temenniye ne gerek var?</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>Evren ve yaşam döngüsü onu atomlarına ayrıştırdı</strong></em>" deyin meselâ…</span></p>

<p><span style="color:#000000">Veya "<strong><em>Doğa ana onun yaşam enerjisini aldı ve bir müddet sonra ağaca, bitkiye, taşa, eşeğe, maymuna, domuza verecek</em></strong>" deyin. (Bilemiyorum artık ne diyecekseniz).</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bektaşilerden sürekli kopyalanan bu dualar ve temenniler ise Bektaşilik içerisinde kategoriktir ve her ölen kimseye aynı sözler ile temennide bulunulmaz.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Göçen kişi Bektaşi değil ise "<strong><em>Allah rahmet etsin</em></strong>" denir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kişi Bektaşi ise başka bir şey denir dahası Bektaşiliğin içindeki mertebelere bağlı olarak da farklı farklı temenniler vardır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu tip durumlarda kavram dünyanızın kirlenmemesi için kadim olana, basit olana dönmek en iyisidir;&nbsp;"<strong>Allah rahmet eylesin</strong>!" dersiniz ve bu yeterlidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu sözleri cem-cemaat görmüş Alevilere kolayca söyletemezsiniz. Hazreti Ali’ye katil dedirtemeyeceğiniz gibi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Buna karşılık kadim olan Alevilikten habersiz ve farklı olduğunu hissettirmek adına koca koca adamların, yıllarını Aleviliğe vakfetmiş dedelerin veya ocakzadelerin aslında Aleviliğin inanç felsefesine ait olmayan bu sözlerden uzak durmalarını da ben temenni ediyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çok isteyen var ise devirleri hep daim olsun, hiç bitmesin maden, bitki ve hayvan âleminde dolanıp dursunlar.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-hassasiyetini-inkar-istifa-getirdi-3181</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 08:33:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Alevi hassasiyetini inkar istifa getirdi!</h1>
                        <h2>Hacı Bayram Veli Üniversitesi, Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Sadullah Gülten görevinden istifa etti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/alevi-hassasiyetini-inkar-istifa-getirdi-1776836410.webp">
                        <figcaption>Alevi hassasiyetini inkar istifa getirdi!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Daha önce terör örgütü PKK'nın üyesi olarak hüküm giyen eski HDP milletvekili ve DEM Parti Ankara Büyükşehir Belediyesi "eş başkan" adayı Kemal Bülbül'ü panelist yapması ile gündeme gelen Hacı Bayram Veli Üniversitesi, Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Sadullah Gülten'in rektörlüğe istifasını sunduğu öğrenildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi toplumunda büyük tepki yaratan "panelist skandalı" sonrasında Prof. Dr. Gülten'in bir sosyal medya yayınında Alevi-Bektaşilerin Hz. Ali'nin katledilmesinde parmağı olduğu gerekçesiyle tepkili oldukları Muaviye'ye "hazret" diyerek saygı ifade etmesi infiale neden olmuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Prof. Dr. Sadullah Gülten sitemizin uyarıcı haberini de dikkate almayarak, sosyal medya hesabından "Hz. Muaviye'ye Hazreti Muaviye dedim diye haber konusu oldum" ifadelerini paylaşmıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sitemizi, Alevi-Bektaşilere yönelik hizmet ve çalışma yürüten bir makamda Muaviye'ye hazret ifadelerini haberleştirdiğimiz için, "halk içinde kin ve nefret yaymak" suçlaması ile tehdit eden Prof. Dr. Sadullah Gülten'in talep üzerine istifasını sunduğu öğrenildi.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/tahtaci-kultur-dernekleri-federasyonunda-yolcu-bilginc-yeniden-baskan-3180</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 11:34:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu’nda Yolcu Bilginç yeniden başkan!</h1>
                        <h2>Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu 19 Nisan 2026 tarihinde yaptığı olağan genel kurulunda yeni yönetimini belirledi. Tek liste ile girilen seçimlerde mevcut başkan Yolcu Bilginç güven tazeledi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/tahtaci-kultur-dernekleri-federasyonunda-yolcu-bilginc-yeniden-baskan-1776674592.webp">
                        <figcaption>Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu’nda Yolcu Bilginç yeniden başkan!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / İZMİR</strong> – Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu, 19 Nisan 2026, Pazar günü Bademler Köyü’nde yapılan 4. Olağan Genel Kurul Toplantısı ile yeni yönetimini belirledi. Geniş katılımla ve “muhabbet” havasında geçen genel kurulda, birlik ve beraberlik mesajları ön plana çıktı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BADEMLER KÖYÜNDE ANLAMLI BULUŞMA</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/CEMAL%20CANPOLAT.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bademler Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Tesisleri’nde düzenlenen kongreye; İzmir, Balıkesir, Aydın, Muğla, Antalya ve Adana gibi Türkiye’nin dört bir yanından gelen üye dernek delegeleri katıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Divan Başkanlığını Cemal Canpolat’ın üstlendiği genel kurulda, tüm maddeler oybirliğiyle kabul edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TAHTACILAR’DAN VEFA VE TEŞEKKÜR PLAKETLERİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Genel kurulda, Tahtacı kültürüne ve federasyon çalışmalarına katkı sunan isimlere teşekkür plaketleri verildi:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Tunç Soyer:</strong> Tahtacı belgeseline sunduğu katkılardan dolayı plaketi, eşi Neptün Soyer ve kızı Defne Soyer’e takdim edildi. </span><span style="color:#000000">Soyer ailesinin duygusal konuşmaları genel kurula damga vurdu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/tun%C3%A7soyer.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Turgay Esen:</strong> İzmir Sivil Toplum İlişkiler Müdürü, çözüm odaklı yaklaşımları nedeniyle onur konuğu olarak ağırlandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/tURGAY%20ESEN.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Sinan Kahyaoğlu:</strong> Tahtacı kültürünü akademik ve sosyolojik olarak en iyi anlatan isimlerden biri olan Kahyaoğlu’na emekleri için teşekkür edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/S%C4%B0NAN%20KAHYAO%C4%9ELU.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TEK LİSTE, TAM MUTABAKAT!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">"Rızalık" ilkesiyle hazırlanan tek liste, delegelerin tamamının oyunu alarak göreve seçildi. Yolcu Bilginç, güven tazeleyerek yeniden Genel Başkanlık makamına getirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Yeni Yönetim Kurulu Şu İsimlerden Oluştu:</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yolcu Bilginç (Genel Başkan), Zülfikar Metin, Sinan Kahyaoğlu, Güneş Erol, Bektaş Elteş, Ali Kırmızigül, Hüseyin Şapkalı, Mehmet Baki, Özgür Çamlıdağ, Mehmet Çakmak, Süleyman Erdoğan, Ali Türkeli, Ahmet Gelgit, Meryem İnce, Gürkan Gemici.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>MAHMUT TÜRKMENOĞLU BÜSTÜ ÖNÜNDE ANLAMLI KARE</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/MAHMUT%20T%C3%9CRKMENO%C4%9ELU.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Seçim sonuçlarının ardından yeni yönetim ve delegeler, Tahtacı toplumunun önemli değerlerinden, eski Gümrük ve Tekel Bakanı Mahmut Türkmenoğlu’nun büstü önünde toplu fotoğraf çektirerek kendisini andılar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Genel Başkan Yolcu Bilginç, kapanış konuşmasında; “<em><strong>Temsil ettiğimiz toplum her şeyin en iyisini hak ediyor. Yeni kadromuzla güzel işler yapmaya devam edeceğiz. Varlığımız ve birliğimiz daim olsun</strong>”</em> ifadelerini kullandı.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cinlilerin-adana-ve-muglada-bulduklari-elmaslar-merkez-ise-denizli-3179</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 18 Apr 2026 13:52:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Çinlilerin Adana ve Muğla'da buldukları elmaslar! Merkez ise Denizli</h1>
                        <h2>Bora Özizmirli, “Türkiye’de elmas var mı?” sorusuna net bir yanıt verdi: "Evet, Türkiye’de elmas vardır ve bu artık bilimsel raporlarla kanıtlanmıştır. Çinli bilim insanlarının ağırlıklı olduğu bir ekip, Adana Pozantı ve Muğla Köyceğiz bölgelerinde elmas varlığını tespit etmiştir."dedi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/cinlilerin-adana-ve-muglada-bulduklari-elmaslar-merkez-ise-denizli-1776511664.webp">
                        <figcaption>Çinlilerin Adana ve Muğla'da buldukları elmaslar! Merkez ise Denizli</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Gazeteci Bora Özizmirli,<a href="https://www.youtube.com/watch?v=5Y4tT9H2vFA"><strong> JeopoliTürk Gündem Tv YouTube</strong></a> kanalında Türkiye’nin yeraltı zenginlikleri, özellikle değerli taşlar konusundaki potansiyelini belge ve bilimsel referanslarla ele aldı.&nbsp;<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=5Y4tT9H2vFA"><strong><span style="color:#c0392b">BORA ÖZİZMİRLİ'NİN 7 DAKİKALIK AÇIKLAMASINI YOUTUBE ÜZERİNDEN İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINI</span></strong></a><span style="color:#c0392b"><strong>Z</strong></span><br />
&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">TÜRKİYE’DE ELMAS VARLIĞI TESCİLLENDİ</span></span></strong></span><br />
<br />
Özizmirli, “Türkiye’de elmas var mı?” sorusuna net bir yanıt verdi:<br />
<br />
<em><strong>"Evet, Türkiye’de elmas vardır ve bu artık bilimsel raporlarla kanıtlanmıştır. Çinli bilim insanlarının ağırlıklı olduğu bir ekip, Adana Pozantı ve Muğla Köyceğiz bölgelerinde mikro elmas varlığını tespit etmiştir. Bu keşifte sadece elmas değil, elmas kadar nadir ve değerli mozanit taşları daraporlara yansımıştır. " i</strong></em>fadelerini kullandı ve daha önce “yok” kabul edilen bu kaynakların artık kapanmış bir tartışma olduğunu vurguladı..</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">LAMPROİT BACALARI: ELMASIN YENİ KAYNAĞI</span></span></span></strong><br />
<br />
Bora Özizmirli yaptığı açıklamasında; geleneksel olarak elmasın yalnızca kimberlit bacalarında bulunduğu düşünülürken, son yıllarda lamproit bacalarının da önemli bir elmas kaynağı olduğu ortaya çıkmıştır. Avustralya’daki ünlü Argyle lamproiti bu konuda öncü örnek olmuştur.&nbsp;</p>

<p>Özizmirli şunları söyledi:<em><strong><br />
<br />
"Türkiye, lamproitler açısından zengin bir coğrafyadır. Yabancı bilim insanlarının akademik makalelerinde Denizli, Isparta, Muğla ve Kütahya bölgeleri “lamproitler ülkesi” olarak tanımlanmaktadır. Denizli’de değerli taş arayıcısı Metin Uysal’ın saha çalışmaları sonucunda 17 adet lamproit bacası keşfedilmiştir. Lamproitler sadece elmas değil, savunma sanayii için kritik öneme sahip maden ve elementleri de barındırmaktadır."&nbsp;</strong></em>ifadelerini kullandı.<br />
<br />
Bora Özizmirli, konuşmasının belgeli ve bilimsel makalelere dayandığını belirterek, esas merkezin <strong>Denizli </strong>olduğunu vurgulasyarak, Denizli’nin bu konuda büyük bir potansiyele sahip olduğunu tekrarladı. Konuyla ilgili önümüzdeki videolarda daha fazla detay vereceğini söyledi.</p>

<p><br />
<strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">YAKUT VE SAFİR ZENGİNLİĞİ</span></span></span></strong><br />
<br />
Özizmirli, Türkiye’de yakut ve safir tartışmalarına da açıklık getirdi. Bu taşların ham maddesi olan emery madeninin dünya rezervlerinin <strong>yaklaşık %65’i </strong>Türkiye’dedir. Emery içine krom girdiğinde kırmızı yakut, titanyum gibi elementler girdiğinde ise safir oluşur. Ülkenin hem emery hem de krom açısından zengin olması nedeniyle yakut ve safir bolluğu olması gerektiği belirtti. Ancak bu potansiyel uzun yıllar “yok” kabul edilmiş ve çeşitli engellerle karşılaşmıştır. Amatör değerli taş arayıcıları tarafından birçok kez bulundukları ifade etti.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">TARİHİ VE EKONOMİK BOYUT</span></span></strong></span><br />
Özizmirli konuşmada tarihi bir detaya da yer verdi: Dünyadaki ilk elmas kaynaklarından birinin kökeni, <strong>Osmanlı</strong> döneminde Cezayir Valisi (Dayısı) olan Denizli doğumlu <strong>Hüseyin Paşa’ya</strong> dayandırıldığını, bu konunun Fransız ve Cezayir kaynaklarında geçmekte olduğunu ve ayrı bir video konusu olarak değerlendirileceğini belirtti.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">EKONOMİK POTANSİYEL VE ÇAĞRI</span></span></strong></span><br />
<br />
Türkiye’de yüz binlerce kişinin değerli taş arayıcılığı yaptığına dikkat çeken Özizmirli, bu kişilerin <strong>Maden Tetkik ve Arama (MTA)</strong> ile işbirliği yapması gerektiğini vurguladı. Gemoloji uzmanı <strong>Prof. Dr. Murat Hatipoğlu’nun </strong>3-4 yıl önceki açıklamasına atıfta bulunarak, basit kesim makineleri ve sınırlı sermaye ile bir ailenin ekonomik kriz döneminde bile ayda <strong>3-4 bin dolar</strong> gelir elde edebileceğini hatırlattı. Takı sektörü dünya çapında önemli bir sektördür ve Denizli’nin ilçeleriyle birlikte Türkiye’nin bu alanda söz sahibi olabilecek potansiyeli bulunduğu ifade edildi.</p>

<p>Lamproit bölgelerinin sadece değerli taş değil, savunma sanayii için vazgeçilmez madenleri de içerdiği tekrarlanarak, bu kaynakların ekonomiye kazandırılması için devletin üzerine düşeni yapması gerektiği çağrısında bulunuldu.</p>

<p><br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=5Y4tT9H2vFA"><span style="color:#c0392b"><strong>Kaynak: JeopoliTürk Gündem Tv YouTube kanalı – “Çinli Bilim İnsanlarının Adana ve Muğla’da Bulduğu Elmaslar. Türkiye’deki Lamproitler” başlıklı video (17 Nisan 2026).</strong></span></a></p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/erdogandan-bulgaristan-secimlerine-katilma-cagrisi-3178</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 18 Apr 2026 11:39:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Erdoğan’dan Bulgaristan seçimlerine katılma çağrısı</h1>
                        <h2>19 Nisan’da Bulgaristan'da yapılacak milletvekili seçimleri hakkında açıklama yapan Balkan Rumeli Bektaş-i Dernekleri Federasyonu kurucu Genel Başkanı Recep Osman Erdoğan Türkiye'de yaşayan çifte vatandaşları sandığa gidip oy kullanmaları çağrısı yaptı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/erdogandan-bulgaristan-secimlerine-katilma-cagrisi-1776501827.webp">
                        <figcaption>Erdoğan’dan Bulgaristan seçimlerine katılma çağrısı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Bulgaristan pazar günü beş yıl içinde sekizinci parlamento seçimlerine gidiyor ve eski cumhurbaşkanı Rumen Radev'in yeni partisi, birçok kişinin kronik siyasi istikrarsızlığı sona erdireceğini umduğu oylamada anketlerde önde gidiyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">19 Nisan’daki seçimin büyük önem taşıdığını vurgulayan Erdoğan, Bulgaristan vatandaşı Türklerin haklarını almalarının siyasi gelişmelere müdahil olmalarıyla mümkün olduğunun altını çizdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Birlik oldukça güçleniriz. Birlik oldukça var oluruz</strong></em>” ifadellerini kullanan Balkan Rumeli Bektaş-i Dernekleri Federasyonu kurucu Genel Başkanı Recep Osman Erdoğan, kullanılacak her oyun, Türklerin Bulgaristan’daki varlığının teminatı anlamına geleceğini belirtti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bulgaristan’da miras ve emeklilik haklarının korunabilmesi için seçimlere katılmanın önemine dikkati çeken Erdoğan, “<em><strong>Sandık başına gidelim. Oy hakkımızı kullanalım</strong></em>” diye konuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-17%20at%2019_22_12.jpeg" style="height:800px; width:595px" /></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/en-cok-konut-alan-yabancilar-araplar-degil-3177</link>
            <category>EKONOMİ</category>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 14:14:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>En çok konut alan yabancılar Araplar değil!</h1>
                        <h2>TÜİK, mart ayına ilişkin konut satış istatistiklerini açıkladı. Geçtiğimiz ay 113 bin 367 konut satılırken, bu konutların 1.353'ünü yabancılar aldı. Türkiye'den konut alan yabancı sıralamasında ise zirveyi, kamuoyunda yaygın kanaatin aksine, Araplar işgal etmiyor!</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/en-cok-konut-alan-yabancilar-araplar-degil-1776425057.webp">
                        <figcaption>En çok konut alan yabancılar Araplar değil!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Türkiye genelinde<em><strong>&nbsp;</strong></em>ilk el konut satış sayısı Mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %1,3 oranında artarak 35 bin 725 oldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İkinci el konut satışları ise Mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %3,6 oranında azalarak 77 bin 642 oldu.<em><strong>&nbsp;</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplam konut satışları içinde ilk el konut satışlarının payı %31,5, ikinci el konut satışlarının payı %68,5 oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>25 BİN 978 İPOTEKLİ SATIŞ YAPILDI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye genelinde&nbsp;ipotekli konut satışları Mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %35,9 oranında artarak 25 bin 978 oldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Diğer konut satışları ise Mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %9,6 oranında azalarak 87 bin 389 oldu.<em><strong>&nbsp;</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı %22,9 diğer satışların payı %77,1 olarak gerçekleşti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="Türkiye'den en çok ev alan yabancı sıralaması! Zirvenin sahibi Araplar değil" src="https://i.turkiyegazetesi.com.tr/images/2026/4/17/turkiyeden-en-cok-ev-alan-yabanci-siralamasi-zirvenin-sahibi-araplar-degil-1784650_202604171125_20260417112541_1.png" style="height:auto; width:100%" /></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İLK EL KONUT SATIŞLARI %1,8 AZALDI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Takvim etkilerinden arındırılmış serilerde, bir önceki yılın aynı ayına göre&nbsp;ilk el konut satışları %1,8 azaldı; ikinci el konut satışları %6,2 azaldı.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış serilerde ise bir önceki aya göre ilk el konut satışları %9,6 azaldı; ikinci el konut satışları %5,5 azaldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YABANCILARA MARTTA 1.353 KONUT SATILDI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yabancılara yapılan konut satışları Mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre&nbsp;%20 oranında azalarak 1.353 oldu.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mart ayında toplam konut satışları içinde yabancılara yapılan konut satışının payı %1,2 olarak gerçekleşti.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ocak-Mart döneminde yabancılara yapılan konut satışları ise bir önceki yılın aynı dönemine göre %14,9 oranında azalarak 4 bin 165 olarak gerçekleşti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TÜRKİYE'DEN EN FAZLA KONU ALAN YABANCILAR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Mart ayında ülke uyruklarına göre en fazla konut satışı sırasıyla 229 ile Rusya Federasyonu, 130 ile İran ve 84 ile Almanya vatandaşlarına yapıldı.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/gulistan-doku-sorusturmasinda-eski-vali-tuncay-sonele-sorusturma-acildi-3176</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 13:44:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Gülistan Doku soruşturmasında eski vali Tuncay Sonel'e soruşturma açıldı</h1>
                        <h2>Gülistan Doku soruşturmasında adı geçen eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” şüphesiyle soruşturma başlatıldı. Soruşturma kapsamında Sonel açığa alındı. Öte yandan Sonel’in oğlu da aynı soruşturma kapsamında gözaltına alındı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/gulistan-doku-sorusturmasinda-eski-vali-tuncay-sonele-sorusturma-acildi-1776423308.webp">
                        <figcaption>Gülistan Doku soruşturmasında eski vali Tuncay Sonel'e soruşturma açıldı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Tunceli'de 5 Ocak 2020'den itibaren kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturmada geçtiğimiz günlerde 13 kişi gözaltına alınmıştı.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">VALİNİN OĞLU GÖZALTINDA</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Şahısların arasında&nbsp;Gülistan Doku'nun erkek arkadaşı Zeinal A, Zeinal'ın annesi Cemile Y. ve üvey babası Engin Y. ile Uğurcan A, Celal A, Nurşen A. ve Ferhat Hanedan G, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel ile Vali Sonel'in o dönem korumalığını yapan Şükrü E. de&nbsp;bulunuyordu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dün akşam 2 kişi tutuklanırken, 2 isim hakkında da adli kontrol kararı verildi. Eski valinin oğlunun da aralarında olduğu diğer şüpheliler ise bu sabah adliyeye sevk edildi.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ESKİ VALİ HAKKINDA SORUŞTURMA: SUÇ ŞÜPHESİNE ULAŞILDI</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen yazıda, mevcut delil durumu itibarıyla dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in "<em><strong>suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçu</strong></em>" eylemlerini gerçekleştirdiğine dair yeterli suç şüphesine ulaşıldığı bilgisi yer aldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı Bakanlık Muhabere Bürosu tarafından Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığına "<em><strong>Vali Tuncay Sonel</strong></em>" konulu yazı gönderildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Başsavcılığın yazısında, "<em><strong>2020/52</strong></em>" soruşturma sayılı dosya üzerinden 5 Ocak 2020 suç tarihli "<strong><em>kasten insan öldürme</em></strong>", "<strong><em>cinsel saldırı</em></strong>", "<strong><em>suç delillerinin gizlenmesi-yok edilmesi</em></strong>", "<em><strong>bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girmek suretiyle verileri yok etme-bozma</strong></em>", "<strong><em>kişiyi hürriyetinden yoksun kılma</em></strong>", "<strong><em>suçu bildirmeme</em></strong>", "<em><strong>suçluyu kayırma</strong></em>" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel'in de aralarında bulunduğu 13 şüphelinin gözaltına alındığı hatırlatıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yazıda, şunlar kaydedildi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"Ekte sunulan bilgi ve belgelerden mevcut delil durumu itibarıyla dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in TCK'nin 281/1-2 (suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçu) maddesinde düzenlenen eylemleri gerçekleştirdiğine dair yeterli suç şüphesine ulaşıldığı ancak Tuncay Sonel'e ilişkin isnat ve iddiaların kişisel suç niteliğinde olduğu, 5271 sayılı CMK'nin 161/6. maddesi gereğince valilerin kişisel suçlarından dolayı soruşturma yetkisinin suç tarihinde görev yaptıkları ilin bağlı olduğu Bölge Adliye Mahkemesinin bulunduğu yerdeki İl Cumhuriyet Başsavcılığına ait olduğu şeklinde düzenleme bulunması sebebiyle Cumhuriyet Başsavcılığınızca, Tuncay Sonel hakkında mevcut delil durumuna göre değerlendirme yapılmak üzere gereğinin takdir ve ifası rica olunur."</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">AÇIĞA ALINDI</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">İçişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada Sonel'in soruşturma kapsamında açığa alındığı belirtildi.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ANNE DOKU: HER ŞEYİ OĞLU YAPTI</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Dün adliye önünde bekleyen Gülistan Doku'nun annesi Bedriye Doku, soruşturmanın baş şüphelisinin dönemin&nbsp;Tunceli Valisi Tuncay Sonel&nbsp;olduğunu iddia ederek,&nbsp;"<strong><em>Her şeyi oğlu yapmış, oğlanı tatile göndermiş.</em></strong>" dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Doku, şunları söyledi: "<em><strong>Ben bir anneyim, sizin de çocuklarınız var, iki saat, bir saat, yarım saat kendinizi benim yerime koyun. Çocukları okula gönderin, o sizin çocuklarınız okuldan gelmezse ne yaparsınız? Ben bir anneyim, Allah için bunu yakalayın.</strong></em>"</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bedriye Doku, kızının kemiklerini istediğini belirterek,<strong>&nbsp;</strong>"<em><strong>Ben kızımın kemiklerini almadan ölüme kadar burada oturacağım.</strong></em>" ifadesini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"GÖZALTINA ALINMASI GEREKEN KİŞİ TUNCAY SONEL'DİR"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Abla Aygül Doku da eski valinin tüm soruşturmanın bilinçli olarak seyrini değiştirdiğini öne sürmüş ve şunları söylemişti: "<strong><em>Dönemin valisi bir ailenin kızını bulmak ve görevini yapmakla yükümlüyken, sırf oğlunu korumak için devletin bütün imkanlarını kullanıp bizi o köprü başında tam 220 gün boyunca bekletti.&nbsp;Bizi orada bekletirken Gülistan'ın intihar ettiğine inanalım diye dönemin Valisi Tuncay Sonel botla geziyordu. Bütün bunların hesabının sorulmasını istiyoruz. Başsavcımızın çalışmasına çok büyük bir saygı duyuyorum ama şu anda&nbsp;gözaltına alınması gereken kişilerden biri dönemin Valisi Tuncay Sonel'dir.&nbsp;Bizim başımıza ne getirdiyse dönemin Valisi Tuncay Sonel getirmiştir. Bunun üstünün örtülmesini istemiyoruz.</em></strong>"</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-yazdi-cok-uzgunum-3175</link>
            <category>KONUK YAZAR</category>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 10:33:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Dr. İhsan Ünlü yazdı: Çok üzgünüm!</h1>
                        <h2>Dr. İhsan Ünlü, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta yaşanan trajik okul saldırısı olayları nedeniyle derin üzüntü ve öfke duyduğunu belirtti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/dr-ihsan-unlu-yazdi-cok-uzgunum-1776412047.webp">
                        <figcaption>Dr. İhsan Ünlü yazdı: Çok üzgünüm!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Dr. İhsan Ünlü, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta yaşanan trajik okul saldırısı olayları nedeniyle derin üzüntü ve öfke duyduğunu belirtti.<br />
<br />
Ünlü, ünlü Rus yazar Lev Tolstoy'un "Acı duyabiliyorsan canlısın. Başkalarının acısını duyabiliyorsan insansın" sözünü hatırlatarak, yaşananların insan olarak herkesi derinden yaraladığını ifade etti. Romalı oyun yazarı Terentius'un "İnsanım; insana dair hiçbir şey bana yabancı değildir" sözüne atıfta bulunan Ünlü, bu olayların kendisine çok yabancı geldiğini ve kelimelerle anlatamayacak kadar üzgün olduğunu dile getirdi.<br />
<br />
<strong>Dr. İhsan Ünlü'nün makalesinin tam metni şöyle:</strong><br />
<br />
“Acı duyabiliyorsan canlısın. Başkalarının acısını duyabiliyorsan insansın.” diyordu Tolstoy.&nbsp;</p>

<p>Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta son yaşananlar insan olarak bizi çok derinden yaraladı.</p>

<p>Terentius, “İnsanım; insana dair hiçbir şey bana yabancı değildir” diyordu. Lakin bu son olaylar bana çok yabancı geldi.</p>

<p>Çok üzgünüm; duygularımı anlatacak kelime bulamıyorum.</p>

<p>Aynı zamanda çok öfkeliyim; nasıl olur diyorum? Olamaz, olmamalıydı diyorum!</p>

<p>14 yaşında bir çocuk ve bunca silahla elini kolunu sallayarak okula giriyor; gözünü kırpmadan en yakın arkadaşlarını ve öğretmenlerini vurup öldürüyor!</p>

<p>Suçlu mu? Evet ortada görünün bir suçlu var ama gerisinde ne var, ona bakıyorum.</p>

<p>Görünen suçlunun arka planında görünmeyen suçluları görüyorum.</p>

<p>Bu durum, bir sonuçtur; eğitimde geldiğimiz noktanın, zaman içerisindeki arızi sebeplerin getirip dayandırdığı sonuç!</p>

<p>Bu noktada yanlış giden sistem başta olmak üzere hepimiz suçluyuz.</p>

<p>Eğitimde bu dramatik sonucu ortaya çıkaran sistem suçlu olduğu kadar, bu sisteme rağmen çocuklarına sahip çıkmayan anne-babalar da de suçludur.</p>

<p>Evlat bakımını yalnızca karın doyurma ve giyim-kuşamdan ibaret gören; kendi keyfi bozulmasın diye ağlayan çocuğunu kontrolsüz bir şekilde cep telefonuyla susturan bir &nbsp;aile yapısının gelip toslayacağı yer burasıdır.</p>

<p>Şu bir gerçektir ki çocuklukta en temel ihtiyacı olan sevgiyi göremeyen çocuk, ileride narsist ruhlu bir canavara dönüşebilir.</p>

<p>En temel anne-baba rolünü üstlenemeyen ve evlat yetiştirmenin hakkını veremeyen ebeveynlerin hemen her fırsatta okulu ve öğretmeni suçlaması çok büyük tezattır.</p>

<p>Ve yine eğitimi yalnızca dört duvar arasında gören, öğrencisinin zihin dünyasını inşa ederken ruh dünyasına eğilmeyen eğitimci suçludur.</p>

<p>Şunu unutmayalım ki yavrularımızın aklına girmenin yolu onların gönül dünyasına girmekten geçer.</p>

<p>Deyim yerindeyse okulu bir mabet, eğitimi de bir ibadet neşvesiyle gören ve öğrencilerine Allah’ın bir emaneti gibi davranan öğretmenlerle okullarımız en güvenli<br />
mekanlar olacaktır.</p>

<p>Tıpkı, saldırı sırasında öğrencilerini korumak adına onların üzerine siper olarak kendi canını feda eden Ayla öğretmen gibi...</p>

<p>Allah, ona ve vefat eden tüm yavrularımıza rahmet eylesin. Kederli ailelerinin, eğitim camiamızın ve aziz milletimizin başı sağolsun.</p>

<p>Umuyorum ki başta etkili ve yetkili makamlar olmak üzere konuyla ilgili bilirkişi, kurum ve kuruluşlar bu can sıkıcı hadiseleri masaya yatırarak gerekli önlemleri alırlar.</p>

<p>Selam ve dua ile...</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/necmettin-kahya-yolun-sahibi-devlet-degil-canlardir-3174</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 22:05:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Necmettin Kahya: Yolun sahibi devlet değil, canlardır!</h1>
                        <h2>SEÇEK Azınlık Eğitim ve Kültür Derneği Başkanı Necmettin Kahya, Alevilik-Bektaşiliğin temel değerlerinden Batı Trakya’daki toplumsal yapıya, kamuoyuna yansıyan söylemlerden yeni yasal düzenlemelere kadar birçok başlıkta GÜNDEM’e değerlendirmelerde bulundu.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/necmettin-kahya-yolun-sahibi-devlet-degil-canlardir-1776369050.webp">
                        <figcaption>Necmettin Kahya: Yolun sahibi devlet değil, canlardır!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">SEÇEK Azınlık Eğitim ve Kültür Derneği Başkanı Necmettin Kahya, Alevilik-Bektaşiliğin temel değerlerinden Batı Trakya’daki toplumsal yapıya, kamuoyuna yansıyan söylemlerden yeni yasal düzenlemelere kadar birçok başlıkta GÜNDEM’e değerlendirmelerde bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Birlik ve bütünlük vurgusunun öne çıktığı söyleşide Kahya, özellikle “<strong><em>yolun erkânı</em></strong>”, rızalık ilkesi ve inanç önderliğinin belirlenmesi konularında dikkat çeken mesajlar verdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Tartışmaların odağındaki konulara ilişkin görüşlerini açık bir dille paylaşan Kahya, hem inanç pratiğinin doğru anlaşılması hem de toplum içindeki dengelerin korunması gerektiğine işaret etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÜNDEM: Alevilik-Bektaşilik nedir? Temel inanç ve düşünce yapısını nasıl tanımlarsınız?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Necmettin KAHYA:</strong>&nbsp;Alevilik-Bektaşilik, kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’e ve Ehl-i Beyt’e bağlılığı merkeze alan, tasavvufi bir İslam yorumudur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu yol, Horasan erenlerinin getirdiği tasavvufi anlayış ile Türk kültürünün ve değerlerinin birleşmesiyle şekillenmiştir. Aynı zamanda Türk halk İslam’ı olarak da ifade edilir. Yani sadece bir inanç sistemi değil bir yaşam biçimi, bir ahlak ve irfan yoludur.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÜNDEM: Alevilik ve Bektaşilik arasında bir fark var mıdır?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Necmettin KAHYA:</strong>&nbsp;Evet, bu konuda önemli bir ayrım vardır. Alevi, Alevi anne ve babadan doğar; yani bir soy bağı söz konusudur. Ancak Bektaşilikte durum farklıdır. Bektaşi olmak için ikrar vermek gerekir. Yani kişi kendi rızasıyla bu yola girer, bir mürşide bağlanır ve bu yolun gereklerini kabul eder. Dolayısıyla Bektaşilik daha çok gönüllülük esasına dayanır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÜNDEM: Batı Trakya’daki Bektaşiler hakkında neler söyleyebilirsiniz?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Necmettin KAHYA:</strong>&nbsp;Batı Trakya’daki Bektaşiler, statüsü Lozan Antlaşması ile belirlenmiş olan Müslüman Türk azınlığının ayrılmaz bir parçasıdır. 15’ten fazla köyde yaşayan canlarımız vardır. Bu topluluk sadece bir köyden ibaret değildir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÜNDEM: Geçen mart ayında Alevilik Bektaşilik ve kanunlaşan dini tüzel kişilik hakkında Yunan ulusal basınında bir röportaj yer aldı. Bu konuşmayı ve söylemlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Necmettin KAHYA:</strong>&nbsp;Konuşmanın içeriğine baktığımızda bazı hususların eksik ve yanlış aktarıldığını görüyoruz. Her insan kendi yaşadığını anlatır, buna sözümüz yok. Ancak bir kişinin yaşadıklarını bütün bir topluma mal etmek doğru değildir. Hanımefendinin ifadeleri ve temsil ettiği yaklaşım, Batı Trakya’daki tüm Alevi-Bektaşi canları temsil etmez. Aksine bu ve benzeri söylemler, yaklaşık 10 yıl önce toplum içinde ayrışmaya sebep olmuştur. Alevi-Bektaşi toplumunu ikiye bölmüştür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ayrıca bu anlatım biçimi, sanki Alevi-Bektaşiler bütünüyle baskı altındaymış ve diğer Müslümanlardan kopukmuş gibi bir algı oluşturuyor. Bu da toplumu ayrıştıran bir dil ortaya çıkarıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Üzülerek ifade ediyorum ki hanımefendinin bu açıklamaları etik olmayan, talihsiz açıklamalardır. Yapılan değerlendirmeler, doğup büyüdüğü çevreyle ve bu yolun yaşandığı gerçeklikle örtüşmemektedir. Kendisine, özüne ve sözde temsil ettiği çevreye dönüp bakmasını tavsiye ederim.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÜNDEM: Bu bölünmeden neyi kastediyorsunuz?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Necmettin KAHYA:</strong>&nbsp;Şunu açıkça ifade edelim: Batı Trakya’daki Alevi-Bektaşilerin tamamı bu söylemleri paylaşmamaktadır. Geriye kalan büyük kesim, kendisini Müslüman Türk azınlığın bir parçası olarak görmektedir ve bu bütünlük içinde yaşamaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ayrıca Alevi-Bektaşi toplumu sadece bir köyden ibaret değildir. 15’ten fazla köyde yaşayan canlarımız vardır. Bu geniş yapıyı tek bir temsil üzerinden anlatmak doğru değildir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÜNDEM: Söz konusu röportajda yer alan kadın, başörtüsü ve ibadet konularındaki ifadeler hakkında ne düşünüyorsunuz?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Necmettin KAHYA:</strong>&nbsp;Bu konularda da bazı yanlış anlamalara kapı aralanmıştır. Başörtüsü meselesi, dediğim gibi, geçmiş yüzyılın kısır tartışmalarındandır. Bizim yolumuzu bunun üzerinden tarif etmek doğru değildir. Aynı şekilde “<strong><em>namaz kılınmıyor</em></strong>” gibi bir algı oluşuyor. Bu da yanlıştır. Bizim yolumuzda ibadet vardır, namaz da vardır. “<strong><em>Dört Kapı Kırk Makam</em></strong>” öğretisinin birinci kapısı olan şeriat kapısı bunun açık göstergesidir. Biz ibadeti inkâr etmeyiz, aksine onu derinleştiririz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sürekli dile getirdikleri baskıdan dolayı cem ibadetimizi gizli yapmak zorunda kalıyoruz, söylemi de tamamen yanlıştır. Cem ibadeti zaten ikrarsız kişilere kapalıdır, ancak katılabilmek için o cemaatin rızası gerekmektedir. Var olan gizlilik bu yüzdendir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÜNDEM: Geçen mart ayında Yunan ulusal basınında yer alan röportajda, Sünni toplumla ilgili “</strong>baskı<strong>” vurgusu hakkında ne düşünüyorsunuz?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Necmettin KAHYA:</strong>&nbsp;Her toplumda münferit sıkıntılar olabilir. Ancak bunu genelleştirip bir toplumu diğerine karşı konumlandırmak doğru değildir. Yüzyıllardır birlikte yaşayan bir toplumu “<em><strong>baskı</strong></em>” dili üzerinden anlatmak, yeni kırılmalar doğurur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hünkârımız Hacı Bektaş-ı Veli’nin şu sözünü unutmamak gerekir. “<em><strong>İncinsen de, incitme.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÜNDEM: Ağustos 2025’te kabul edilen Alevi-Bektaşi dini tüzel kişiliği yasası hakkında görüşünüz nedir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Necmettin KAHYA:</strong>&nbsp;Bu konu çok daha ciddi bir meseledir. Bu düzenleme, bir hak verme gibi sunulsa da özünde azınlığı bölmeye yönelik bir girişimdir. Çünkü Lozan Antlaşması ile herhangi bir izne ve denetime tabi olmadan ibadetlerimizi yapabiliyoruz. Üstelik kabul edilen maddeler, bizim yolumuzun usul ve erkânına açıkça aykırıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÜNDEM: Bu aykırılık en çok nerede görülüyor?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Necmettin KAHYA:</strong>&nbsp;En açık örnek dedelerin belirlenmesi meselesidir. Bu yasaya göre dedeler; tüzel kişiliğin belirlediği üç kişi ile devletin, yani Eğitim ve Din İşleri Bakanlığının atayacağı iki kişiden oluşan bir komite tarafından seçilecektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu, bizim “<em><strong>El ele, el Hakk’a</strong></em>” ilkemize tamamen aykırıdır. Dedelik makamı, devletin atamasıyla belirlenmez. Bu yol rızalıkla yürür, bürokrasiyle değil.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÜNDEM: Bu durumu nasıl nitelendiriyorsunuz?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Necmettin KAHYA:</strong>&nbsp;Bu, bizim inancımız açısından düşkünlük sebebidir. Çünkü yolun erkânına müdahale vardır. İnanç önderini devlet belirliyorsa, orada artık yolun kendi iradesinden söz edemeyiz.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÜNDEM: Daha geniş bir açıdan baktığınızda bu süreci nasıl yorumluyorsunuz?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Necmettin KAHYA:</strong>&nbsp;Bu, devlet eliyle asimilasyonun en net örneklerinden biridir. Bir toplumu tanıdığını söyleyip, onun içyapısını değiştirmek, erkânını dönüştürmek bu kabul edilemez.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÜNDEM: Son olarak ne söylemek istersiniz?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Necmettin KAHYA:</strong>&nbsp;Alevi-Bektaşi yolu; birlik, rıza ve hakikat yoludur. Bu yol dışarıdan şekillendirilemez. Yolun sahibi devlet değil, talibi ve canlarıdır. Tüzel kişiliğin ve benzeri yaklaşımların da bu gerçeği göz önünde bulundurması gerekir. Yol, ayrıştırarak değil birleştirerek yaşar.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kerkukun-yeni-valisi-itc-baskani-mehmet-seman-aga-oldu-3173</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 21:42:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Kerkük’ün yeni valisi ITC Başkanı Mehmet Seman Ağa oldu</h1>
                        <h2>Irak’ın Kerkük vilayeti valiliği görevine, Irak Türkmen Cephesi (ITC) Başkanı Mehmet Seman Ağa seçildi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/kerkuk-valisi-irak-turkmen-cephesi-baskani-muhammed-seman-aga-oldu-1776365366.webp">
                        <figcaption>Kerkük’ün yeni valisi ITC Başkanı Mehmet Seman Ağa oldu</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Irak Türkmen Cephesi (ITC) Genel Başkanı Mehmet Seman Ağa, Kerkük İl Meclisi üyeleri tarafından yapılan oylama sonucunda vali olarak seçildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu gelişmeyle birlikte, yaklaşık 100 yıl aradan sonra Kerkük’ü bir Türkmen vali yönetecek.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kerkük İl Meclisi’nin sabah saatlerinde gerçekleştirmeyi planladığı oturum, yasal çoğunluk sağlanamadığı için yapılamadı. Oturum daha sonra saat 18.00’e ertelendi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu süreçte ITC Genel Başkanı Mehmet Seman Ağa, yoğun ilgi ve kalabalık eşliğinde Kerkük Valiliği binasına ulaştı. İl meclisi çevresinde hareketli anlar yaşandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Akşam saatlerinde gerçekleştirilen oturumun ardından Mehmet Seman Ağa, Kerkük İl Meclisi üyeleri tarafından yapılan oylama sonucunda resmen vali olarak seçildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Siyasi anlaşmalar gereği Kerkük’te dönüşümlü valilik sistemine geçildi.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-sscb-genclik-ceteleriyle-neden-bas-edemedi-3172</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 12:03:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Bora Özizmirli: SSCB gençlik çeteleriyle neden baş edemedi?</h1>
                        <h2>Son dönemde Türkiye'de okullarda yaşanan şiddet olayları ve çocuk yaştaki gençlerin çeteleşmesi sıkça gündeme geliyor. Bu tablo, analist Bora Özizmirli  makalesinde ise,  dikkat çektiği üzere, ister istemez 1980'lerin sonlarında Sovyetler Birliği'nde yaşananları akla getiriyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/bora-ozizmirli-sscb-genclik-ceteleriyle-neden-bas-edemedi-1776333569.webp">
                        <figcaption>Bora Özizmirli: SSCB gençlik çeteleriyle neden baş edemedi?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Son dönemde Türkiye'de okullarda yaşanan şiddet olayları ve çocuk yaştaki gençlerin çeteleşmesi sıkça gündeme geliyor. Bu tablo, analist Bora Özizmirli &nbsp;makalesinde ise, &nbsp;dikkat çektiği üzere, ister istemez 1980'lerin sonlarında Sovyetler Birliği'nde yaşananları akla getiriyor.<br />
<br />
<strong>Bora Özizmirli'nin makalesi şöyle:</strong><br />
<br />
<br />
Son dönemde okullarımızda yaşanan şiddet olayları ve çocuk yaştaki gençlerin çeteleşmesi sıkça gündeme geliyor. Bu manzara, ister istemez 1980'lerin sonlarında Sovyetler Birliği'nde yaşananları hatırlatıyor.</p>

<p><strong>Mihail Gorbaçov'un </strong>iktidara gelmesiyle birlikte uygulanan <strong>“glasnost” (açıklık) ve “perestroyka”</strong> (yeniden yapılanma) politikaları, SSCB'de köklü değişimlere yol açtı. Uzun yıllar kapalı kalan sistem, bir anda Batı kültürüne, tüketim toplumuna ve <strong>Hollywood</strong> filmlerine kapılarını araladı. Bu hızlı açılımın sonuçlarından biri de <strong>mafyalaşma</strong> oldu. Özellikle <strong>13-15 yaşlarındaki çocuklar</strong>, bu kültürel selin en savunmasız kurbanları haline geldi. Mahalle mahalle örgütlenen, şiddet içeren filmlerden ve Batı'dan ithal edilen <strong>“cool”</strong> çete kültüründen etkilenen gençler, kısa sürede <strong>organize suçun</strong> en alt kademelerine sürüklendiler.</p>

<p>Bugün de benzer bir tabloyla karşı karşıyayız. <strong>21. yüzyılın getirdiği </strong>sosyal medya, yapay zeka, hızlı kültürel değişim ve değer erozyonu, birçok devleti hazırlıksız yakaladı. Suç türleri ve yöntemleri kökten değişti. Geleneksel suç anlayışının yerini, <strong>dijital dünyada</strong> şekillenen yeni nesil suçlar ve organize yapılar aldı.</p>

<p>Asıl dikkat çekmek istediğim nokta, Sovyetler Birliği'nin<strong> 80'li yıllarda </strong>kendi gençliğini nasıl kontrol edemediği gerçeğidir. O dönemde yaşanan hızlı sistem değişikliği, toplumun özellikle genç kesimini adeta <strong>savunma mekanizmasından </strong>yoksun bıraktı. Devlet, kültürel ve <strong>sosyal çöküşü</strong> öngöremediği gibi, bu çöküşü yönetecek araçlara da sahip değildi.</p>

<p>Bugün Türkiye'de okullardaki şiddet ve gençlerin çeteleşmesi, sadece bir <strong>“gençlik sorunu”</strong> olmanın ötesinde, devletin ve toplumun<strong> 21. yüzyılın</strong> yeni gerçeklerine karşı hazırlıksızlığının somut bir yansımasıdır. SSCB'nin 40 yıl önceki tecrübesi, bize bu süreçlerin ne kadar hızlı ve yıkıcı olabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Dünya artık eski dünya değil. Sanki bir <strong>eşikten geçtik</strong> ve bambaşka bir çağa ayak bastık. Bu değişim, jeopolitiği, iç siyaseti, günlük yaşam biçimlerimizi, <strong>iş hayatımızı, </strong>hatta sevinçlerimizi ve üzüntülerimizi bile derinden etkiledi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">21. YÜZYILIN TEHDİTLERİNE 20. YÜZYIL ÇÖZÜMLERİ YETMEZ</span></span></span></strong></p>

<p>20. yüzyılın değerleri ile 21. yüzyılın gerçekleri arasında uçurumlar var. Suç türleri bile başkalaştı. En çarpıcı örnek: <strong>Dijital dolandırıcılık.</strong> Çoğumuzun haftada birkaç kez karşılaştığı bir gerçek haline geldi. Telefonumuza gelen <strong>sahte mesajlar,</strong> internetteki tuzaklar,<strong> yapay zekâ</strong> destekli yeni sahtekârlık yöntemleri… Eskiden böyle bir tehdit yoktu; şimdi ise neredeyse her gün yeni bir versiyonuyla karşılaşıyoruz.</p>

<p>Devlet, artık namuslu vatandaşını bu görünmez <strong>dolandırıcılara </strong>karşı aktif şekilde korumak zorunda. Bu da <strong>emniyet ve yargı </strong>gibi kurumların kendisini hızla yenilemesinden geçer. Kurumlar kendini yenilemezse,<em> 21. yüzyılın tehditlerine</em> 20. yüzyılın çözümleriyle karşılık vermeye çalışır ve bu toplumları kaçınılmaz olarak gerilemeye, hatta yok oluşa sürükler.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">ÇOCUK YAŞTAKİ ÇETELERLE BAŞ EDEMEYEN SSCB</span></span></strong></span></p>

<p>Sovyetler Birliği'nde suçların cezasız kalması toplumsal birliği doğrudan hedef aldı. <strong>Devlet 80'lerde,</strong> Gorbaçov'un politikaları nedeniyle market fiyatlarını ve stokçuluğu dahi kontrol edemiyordu. Sorun, <strong>13-15 yaşlarındaki</strong> gençlerine de söz geçiremeyecek noktaya varmıştı.</p>

<p>Adalet sistemindeki her açık, toplumda infiale neden olabiliyor. Bu infiallerden biri de <strong>80'li yıllarda Sovyetler Birliği'nde</strong> yaşandı. İşlenen suçların cezasız kalması <strong>toplumsal birliği</strong> doğrudan etkiledi.</p>

<p>Gorbaçov'un <strong>glasnost ve perestroyka</strong> politikaları ülke denetimini büyük ölçüde zayıflattı. Dünyanın en büyük ordularından birine sahip olan<strong> Sovyetler Birliği</strong> içten içe çözülmeye başladı. Neoliberal yaklaşımlar nedeniyle market fiyatlarını ve stokçuluğu denetleyemeyen devlet, gençliğini de kontrol edemez hale geldi. Artan fiyatlara müdahale edemediği gibi,<strong> 13-15 yaşlarındaki</strong> gençlerine de disiplin sağlayamıyordu. Bu, devletteki çürümenin son aşamasıydı.</p>

<p>Ekonomik zorluklar yaşayan Sovyet devleti, <strong>Batı kültürünün </strong>sınırlar içine girmesiyle birlikte toplumda yozlaşmanın arttığını gördü. Gelir dağılımındaki adaletsizlik iyice belirginleşti. <strong>Gorbaçov'un </strong>uygulamaları sonucunda ekonomik buhran ve adaletsizlik yaygınlaştı; Sovyet gençliği <strong>kolay para kazanma y</strong>ollarına başvurdu. Gençlerin ilgi çekici işler, tatmin edici konut, <strong>araba</strong> ve tüketim mallarına talebi, Sovyet ekonomisinin bunu karşılayamaması <strong>büyük bir hayal kırıklığı </strong>ve yoksunluk hissine yol açtı.</p>

<p>Bu yoksunluk hissi, adalet sistemindeki açıklarla birleşince <strong>18 yaş altı gençlerin</strong> mahalle mahalle çeteler kurmasına neden oldu. Çeteler çoğunlukla <strong>13-15 yaşlarındaki </strong>çocuklardan oluşuyordu ve kolay para kazanan gençler simgeleştiriliyordu.</p>

<p>Özellikle Kazan şehrinde her mahallede yaklaşık <strong>100'er kişilik çeteler</strong> türedi. Bu çeteler, Batı toplumlarında görülen kavga, <strong>hırsızlık ve rüşvet</strong> gibi olaylarla Sovyet toplumunu dehşete düşürdü. Kazan'da başlayan çeteleşme <strong>(Kazan fenomeni)</strong>, diğer Sovyet şehirlerine de yayıldı. Bu çeteler günümüzde bile araştırmacıların konusu olmaya devam ediyor. Rusya'da 2023'te bu çeteleri konu alan <strong>“Slovo patsana. Krov na asfalte” (Bir Delikanlının Sözü: Asfaltta Kan)</strong> isimli 8 bölümlük mini dizi yayımlandı. Dizi, <strong>14 yaşındaki sessiz,</strong> sakin ve okulunda başarılı bir öğrencinin, sokak çetelerinin darpları sonucu kendini korumak için <strong>başka bir çeteye </strong>katılmasını anlatıyor.</p>

<p>Araştırmalar, çetelerin yaygınlaşmasının bir nedenini <strong>Sovyet Devleti'nin </strong>gençliğin güvenliğini sağlayamamasına ve gençlerin kendini koruma içgüdüsüyle çetelere katılmasına bağlıyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;">BÜYÜK AFLAR VE CEZASIZLIK</span></span></span></strong></p>

<p>Sokak suçlarının artmasında önemli bir rol oynayan etkenlerden biri, hükümetin mahkûmlara yönelik aflarıydı. <strong>Robert Garayev </strong>gibi araştırmacılar, sokak suçlarının ortaya çıkmasını hükümetin mahkûmlara af çıkarmasına bağlıyor. Gorbaçov, <strong>“masum hüküm giymiş kişilere özgürlük” </strong>diyerek neredeyse tüm suçluları serbest bıraktı. Bu aflar özellikle hırsızlık, darp ve adam öldürme gibi asayiş suçlarını kapsıyordu. Yeraltı yaşam tarzını benimsemiş suçlular topluma döndü ve kötü değerleri gençliğe yaydı.(1)</p>

<p>Sovyetlerde büyük afların temeli Kruşçev dönemine <strong>(Stalin'in ölümünden sonra 1953 affı) </strong>uzanır. Diğer önemli aflar <strong>1977 ve Gorbaçov </strong>döneminde gerçekleşti. Gorbaçov'un afı sonrası durum keskin şekilde kötüleşti. Sokaklar tehlikeli hale geldi, polis etkisiz kaldı. <strong>1985-1989</strong> arasında mahkeme kararları azalsa da suç oranı arttı. Yargı ya çalışmıyordu ya da yozlaşmıştı. Dönemin tanıkları, suçluların kamuoyu önünde <strong>ceza almadığını,</strong> saldırıların cezasız kaldığını anlatıyor.<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Sovyet vatandaşları için sokağa çıkmak bile çok tehlikeliydi. Polis etkisizdi. 1985 ile 1989 yılları arasında mahkeme kararlarının sayısı azalmasına rağmen suç oranı iyice arttı. Yargı neredeyse çalışmıyordu veya yozlaşmıştı. Örneğin o dönemi anlatan bir Rus vatandaşı, şu açıklamada bulunmuştu:</p>

<p><em><strong>"1989'da bir suçlu tarafından saldırıya uğradım ve suçlunun saldırısından mucizevi bir şekilde kurtuldum. Arkadaşlarımdan biri evinin bahçesinde bir suçludan 18 bıçak yarası aldı ve suçlu yargılanmadı. Bu Gorbaçov'un zamanıydı."(2)&nbsp;</strong></em></p>

<p>Aileler, eğitimciler ve polis olaylara müdahalede çaresizdi. Polis, organize çetelerle yüzleşmeye hazır değildi. Tataristan eski ceza soruşturması başkan yardımcısı <strong>Alexander Avvakumov'</strong>un ifadelerine göre, bir tabur polis gönderilse bile liderleri suçlamak imkânsızdı; yasal dayanak yoktu.(3)<br />
<br />
Organize suç kavramı SSCB Ceza Kanunu'nda yer almıyordu (ancak 1997'de Rusya Federasyonu'nda kabul edildi). Çetelerin doğuşunda, örneğin<strong> Zilka suç örgütünün lideri Khaidar Zakirov'u</strong>n hikayesi gibi, gençlerin kendini koruma amacıyla şiddete başvurduğu ve liderleştiği vakalar görülüyordu.(4)</p>

<p>Eskiden SSCB basınında suç haberleri neredeyse hiç yer almazdı.<strong> 1930-1940'larda Nathan Berman'ın</strong> belirttiği gibi, gençler geleceğe dair kaygı taşımazdı; suç konuları gazetelerde göze çarpmayan köşelere sıkıştırılırdı.(5)<br />
<br />
Ancak 1980'lerde bu tablo tamamen değişti.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;">21. YÜZYILA DERSLER</span></span></strong></span></p>

<p>Sovyet deneyimi gösteriyor ki, hızlı sistem değişikliği toplumun özellikle <strong>genç kesimini </strong>savunma mekanizmasından yoksun bırakabiliyor. Devlet, <strong>kültürel ve sosyal çöküşü</strong> öngöremediği ve yönetemediği için yıkıcı sonuçlarla karşılaştı.</p>

<p>Bugün Türkiye'de okullardak<strong>i şiddet ve çeteleşme,</strong> yalnızca <strong>“gençlik sorunu” </strong>değil; devletin ve toplumun <strong>21. yüzyılın dijital suçları, sosyal medya etkileri </strong>ve değer erozyonuna karşı hazırlıksızlığının yansımasıdır. Dijital dolandırıcılıktan yeni nesil organize suçlara kadar tehditler değişti. Emniyet ve yargı kurumlarının hızla yenilenmesi şarttır.</p>

<p>Sovyetler Birliği'nin <strong>40 yıl önceki tecrübesi,</strong> önlemlerin zamanında alınmaması halinde süreçlerin ne kadar hızlı ve yıkıcı olabileceğ<strong>ini hatırlatıyor. Gençlerimizi gelecek kaygısından uzak, ruhen ve bedenen sağlıklı geliştirmek; onları </strong>suçlulara karşı korumak, devlet ve milletin en temel görevlerindendir.</p>

<p>Bu süreçler, <strong>sosyologlar, hukukçular </strong>ve siyasetçiler tarafından daha derinlemesine araştırılmalı ve gerekli önlemler ivedilikle alınmalıdır. Çünkü adaletin ve önlemlerin gecikmesi, en çok masum gençleri ve toplumsal birliği etkiler.<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p><strong>DİPNOTLAR:</strong></p>

<p>1-<a href="https://www.rbth.com/history/336989-how-were-teenage-gangs-in-ussr-organised"><span style="color:#3498db"><strong>https://www.rbth.com/history/336989-how-were-teenage-gangs-in-ussr-organised</strong></span></a><br />
2-<a href="https://www.rbth.com/history/336989-how-were-teenage-gangs-in-ussr-organised">https://www.quora.com/Why-didnt-the-Soviet-Union-have-a-problem-with-street-gangs</a><br />
3-<a href="https://www.rbth.com/history/336989-how-were-teenage-gangs-in-ussr-organised">https://www.rbth.com/history/336989-how-were-teenage-gangs-in-ussr-organised</a><br />
4-<a href="https://www.degruyterbrill.com/document/doi/10.7591/9781501701689-013/html">https://www.degruyterbrill.com/document/doi/10.7591/9781501701689-013/html</a><br />
5-<a href="https://scholarlycommons.law.northwestern.edu/cgi/viewcontent.cgi?article=2854&amp;context=jclc">https://scholarlycommons.law.northwestern.edu/cgi/viewcontent.cgi?article=2854&amp;context=jclc</a></p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/chpli-ayvalik-belediye-baskani-ergin-neden-susuyor-3171</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 09:56:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>CHP’li Ayvalık Belediye Başkanı Ergin neden susuyor?</h1>
                        <h2>Ayvalık’ın tanınmış gazetecisi ve Hacı Bektaş Veli Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Yüksel Kalkan 10 Nisan 2026 günü Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin’in kuzeni ve korumalarının da içinde olduğu bir grup tarafından darp edildi. Saldırı sonrasında iki kişi tutuklanırken, Başkan Ergin yalandan da olsa, şiddet olayını kınamadı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/chpli-ayvalik-belediye-baskani-ergin-neden-susuyor-1776322940.webp">
                        <figcaption>CHP’li Ayvalık Belediye Başkanı Ergin neden susuyor?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">CHP’li Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin’in kuzeni ve koruması ile birlikte 6 kişilik bir grup gazeteci ve Hacı Bektaş Veli Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Yüksel Kalkan’a saldırdı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Belediyede dönen usulsüzlükleri açıkladığı için darp edildiği bildirilen Kalkan’a yönelik saldırı ile ilgili olarak Başkan Ergin 6 gündür herhangi bir kınama açıklaması yapmadı. Bunun yerine, sosyal medyada kendisini emekli astsubay olarak tanıtan Mustafa Karakaşlar isimli hesaptan, saldırıyı haklı göstermeye kalkışan tehditvari bir yayın yapıldı. Başkan Ergin’e ve Karakaşlara tepki çığ gibi büyüdü.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ÖZKAN: YÜKSEL KALKAN YALNIZ DEĞİLDİR!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Gazeteci Yüksel Kalkan başkanı olduğu Hacı Bektaş Veli Kültür ve Dayanışma Derneği’nin bağlı bulunduğu Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Sekreteri Ali Rıza Özkan, kanun tarafında yer alması gereken bir devlet memuru emeklisinin şiddeti haklı çıkarmaya kalkışmasını eleştirdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Özkan, Karakaşlar’ın yayını ile ilgili olarak yaptığı yorumunda şöyle dedi: “Hem de astsubayım, diyorsunuz. Yazıklar olsun, size! Kanun tarafında değil, şiddet tarafında yer alıyorsunuz. Video kayıtları var. Bir insan küfür dahi etse, şiddetin cezası olduğunu bildiğiniz halde, manipülasyon yapıyorsunuz. Ayvalık halkını böyle sindirmek mi istiyorsunuz? Kim bizi eleştirirse, böyle yaparız, mı demek istiyorsunuz? Kimi tehdit ediyorsunuz? Pir Sultan Abdal’ın ismini bile söyleyemediğiniz halde, Aleviler hakkında atıp tutuyorsunuz. Yüksel Kalkan yalnız değildir. Ayvalık’ta herkes aklını başına alsın. Meydanı boş bulan birilerini dövecekse, birileri de sizin gibi, yayın açıp, o da haddini bilseydi, diyecekse, bu iş çok su kaldırır. Size tavsiyem, eski bir devlet memuru olarak, olmanız gereken yerde olun. Birilerinin tetikçisi olmayın. Şerefli ordumuzun bir mensubuna böyle yayınlar, böyle tehditvar uslup yakışmaz.”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YILDIZ: KARAKAŞLAR’IN YAYINI KAMUOYUNU YANILTMAYA YÖNELİK!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">İstanbul Gazete ve Haberciler Federasyonu Başkanı Ali Rıza Yıldız da, Mustafa Karakaşlar’ın şiddeti haklı çıkarmaya çalışan yayınına sert tepki gösterdi. Yıldız, “<strong><em>Sırf bir belediye başkanına nasıl yaranırım düşüncesiyle, meslektaşınız olan bir gazetecinin maruz kaldığı ağır saldırıyı görmezden gelmeniz, sizin hangi seviyede durduğunuzu fazlasıyla göstermektedir</em></strong>” ifadelerini kullandı. Yıldız’ın açıklaması şöyle:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Anlattıklarınızı ve Türkçenizi anlayabilmek, çözebilmek için adeta bir tercüman ordusuna ihtiyaç var. En temel bir olayı bile açık, anlaşılır ve tutarlı şekilde ifade edemeyen birinin kalkıp millete “<em><strong>sözde gazeteci</strong></em>” yaftası yapıştırmaya çalışması, kamuoyunun takdirine bırakılacak bir trajedi-komedidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir gazeteci, üstelik 7–8 kişinin saldırısına uğramış, saldırganlardan iki tanesi tutuklanmış, ortada açık bir şiddet olayı varken; siz bütün bunları yok sayıp meseleyi hafifletmeye, itibarsızlaştırmaya ve gerçeği bulandırmaya çalışıyorsunuz. Bu yaklaşımın gazetecilikle uzaktan yakından bir ilişkisi yoktur. Sırf bir belediye başkanına nasıl yaranırım düşüncesiyle, meslektaşınız olan bir gazetecinin maruz kaldığı ağır saldırıyı görmezden gelmeniz, sizin hangi seviyede durduğunuzu fazlasıyla göstermektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir televizyon kanalında “<strong><em>genel müdürlük yaptım</em></strong>” diye iddiada bulunuyorsunuz; fakat mesleğin en temel süreçlerinden, basın kartı mevzuatından, uygulama usullerinden bile bihabersiniz. Üstelik “<em><strong>basın kartını altı ayda almış olacak</strong></em>” ya da “<strong><em>altı ayda aldı</em></strong>” şeklindeki iddianız, yönetmeliği hiç okumadığınızı açıkça ortaya koyuyor. Basın kartının hangi aşamalardan geçtiğini bilmeden başkalarına hüküm dağıtmanız, gazeteciliğin nasıl cehalet ve bilgisizlikle erozyona uğratıldığının canlı bir örneğisiniz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Meslektaşınız saldırıya uğramış; siz ise sanki hiçbir şey olmamış gibi, gerçekleri ters yüz eden cümlelerle olayı çarpıtmaya çalışıyorsunuz. Bu mesleğin “<em><strong>ıvır zıvır</strong></em>” dediğiniz unsurları bile, sizden çok daha onurlu, daha tutarlı ve daha vicdanlı bir duruş sergiliyor. İnsan, en azından yaşanan bir şiddet olayı karşısında biraz utanır, biraz ar eder. Fakat sizin olaylara bakışınız ve yorumlama çabanız, ne kadar boş, içi boş ve mesleki anlamda “<em><strong>yok hükmünde</strong></em>” olduğunuzu açıkça ortaya koyuyor. Bugüne kadar doğru düzgün bir haberi olmayan birinin kalkıp gazetecilik dersi vermesi cidden trajiktir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir kişiye sokakta saldırılmış; bununla ilgili dahi en ufak bir empati kurmadan, hiçbir araştırma yapmadan, meselenin özünü çarpıtacak yorumlar üretmek hem etik dışıdır hem de kamuoyunu yanıltmaya yönelik “<em><strong>sorumsuz beyan</strong></em>” niteliği taşır. Umarım bir gün aynı durum sizin başınıza geldiğinde, bugün başkalarına kolayca yönelttiğiniz “<strong><em>sözde</em></strong>” söylemlerinin ne kadar haksız ve ölçüsüz olduğunu bizzat görürsünüz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ayrıca federasyonlarla ilgili yaptığınız yorumlar da en az diğer ifadeleriniz kadar bilgi dışıdır. “<strong><em>Her dernek federasyona üye olmak zorundadır</em></strong>” gibi bir kural yoktur; zaten Türkiye’deki derneklerin ancak yüzde 2–3’ü federasyonlara bağlıdır. En basit mevzuatı bile bilmeden ahkâm kesmeniz, bu alandaki bilgisizliğinizin boyutunu açıkça göstermektedir. Bu kadar temelsiz bilgiyle siz hangi kanalda, hangi mantıkla çalıştırıldınız, esas sorgulanması gereken budur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gelelim Ayvalık Belediye Başkanı’nı savunma gayretinize… Bir yöneticinin arkasında, konudan bu kadar kopuk, basın mevzuatını bilmeyen, mesleki yeterlilikten uzak kişilerin duruyor olması, en çok o yöneticinin sorgulaması gereken bir durumdur. Zira bilinir ki:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kılavuzu karga olanın…</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cümlenin geri kalanı her şeyi açıklamaya yeter.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sonuç olarak; gazetecilik iddiasında bulunmak ekranlarda unvan saymakla değil, bilgi, mevzuat bilgisi, birikim ve kamu yararını gözeten etik duruşla mümkündür. Bunlar yoksa geriye sadece gürültü ve kirlilik kalır; gazetecilik değil.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Meslektaşlarım adına söylemek gerekirse: Bu yaklaşımı kınıyor, ayıplıyor ve reddediyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ali Rıza Yıldız<br />
İstanbul Gazete ve Haberciler Federasyonu Başkanı</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/tumer-tdt-uyesi-ulkelerin-stk-platformunu-ziyaret-etti-3170</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 09:37:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>TÜMER, TDT üyesi ülkelerin STK platformunu ziyaret etti</h1>
                        <h2>TÜMER, Türk Devletler Teşkilatı üyesi ülkelerin STK platformunu ziyaret etti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/tumer-tdt-uyesi-ulkelerin-stk-platformunu-ziyaret-etti-1776321922.webp">
                        <figcaption>TÜMER, TDT üyesi ülkelerin STK platformunu ziyaret etti</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Azerbaycan Milli Meclisi milletvekili ve Türk Devletleri Teşkilatı üyesi ülkelerin STK Platformu Genel Sekreteri Azer Allahveranov, Türkiye'den gelen TÜMER heyetini kabul etti.</p>

<p>Görüşmede, Türk devletlerindeki sivil toplum kuruluşları arasında ilişkilerin geliştirilmesi, ortak projelerin hayata geçirilmesi ve Türk dünyasının dayanışmasının güçlendirilmesi konuları ele alındı.</p>

<p>Azer Allahveranov, konuşmasında şu vurguyu yaptı:</p>

<p>“<em><strong>Müasir şartlarda Türk devletlerinde faaliyet gösteren STK'lar arasında ilişkilerin geliştirilmesi ve ortak konularda işbirliğinin derinleştirilmesi, Türk dünyasının birlik ve beraberliğine büyük katkı sağlar.</strong></em>”</p>

<p>“Xocalı Soykırımını Tanıtma” Kamu Birliği Başkanı Şamil Sabiroğlu, TÜMER ile bundan sonra daha sıkı işbirliği yapacaklarını, ortak projeler gerçekleştireceklerini ve Türk dünyasının ortak değerlerini tanıtma çalışmalarını sürdüreceklerini belirtti.</p>

<p>TÜMER Dış İlişkiler Koordinatörü Oktay Hacımusalı, kurumlarının uluslararası işbirliğine özel önem verdiğini ve Azerbaycan’daki kuruluşlarla ilişkileri genişletmek istediklerini ifade etti.</p>

<p>TÜMER Başkanı Onur Beyhan, Azerbaycan ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek şöyle konuştu:</p>

<p>“<em><strong>Bu ziyaret sırasında yapılan görüşmeler, Türk dünyası ile ilgili gelecekteki önemli adımlar ve ortak faaliyetler için sağlam bir temel oluşturuyor. Bundan sonra da Azerbaycan’daki ortaklarımızla aynı istek ve kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz.</strong></em>”</p>

<p>Görüşme, karşılıklı bilgi alışverişinin artırılması ve işbirliğinin geliştirilmesi konusunda mutabakatla sona erdi. Katılımcılar, hatıra fotoğrafı çektirdi.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/uc-ulkeden-canlar-bulustu-akin-cetin-dede-posta-oturdu-3169</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 17:34:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Üç ülkeden canlar buluştu, Akın Çetin Dede posta oturdu</h1>
                        <h2>Seyyid Ali Sultan (Kızıldeli) Ocağı’da geçtiğimiz günlerde, tarihi bir olay yaşandı. 3 ülkeden dedelerinin katılımı ve onayı ile yürütülen erkan ile Akın Çetin dede postuna oturdu.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/uc-ulkeden-canlar-bulustu-akin-cetin-dede-posta-oturdu-1776263990.webp">
                        <figcaption>Üç ülkeden canlar buluştu, Akın Çetin Dede posta oturdu</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / EDİRNE</strong> – Edirne Seyyid Ali Sultan (Kızıldeli) Ocağı’nda Trakya, Balkanlar ve Avrupa’daki Alevi-Bektaşi toplumunu bir araya getiren anlamlı bir erkan yürütüldü. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/A%C3%874.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yunanistan, Bulgaristan ve Türkiye’den gelen inanç önderleri ile çok sayıda canın katılımıyla düzenlenen törende, <strong>Akın Çetin</strong>&nbsp;Musayiplik Erkanı ve rızalık alınmasıyla “<strong><em>Dedelik Postu</em></strong>”nu teslim aldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Balkanlar’ın İnanç Önderleri Şahitlik Etti</strong></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/A%C3%873.png" style="height:450px; width:760px" /></p>

<p><span style="color:#000000">Yaklaşık 250 kişinin katılımıyla gerçekleşen bu tarihi buluşma, üç ülkedeki inanç birliğini bir kez daha perçinledi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Trakya ve Bulgaristan Başdedesi <strong>Mustafa Çetin</strong>’in önderliğinde yürütülen erkanda, Yunanistan Başdedesi <strong>Hasan Apti </strong><strong>Dede</strong>, <strong>Apti Pençal Dede</strong>, <strong>Ahmet Paşa Dede</strong>, <strong>Mehmet Koç Dede</strong> ve Seçek Azınlık Eğitim ve Kültür Derneği Başkanı <strong>Necmettin K</strong><strong>a</strong><strong>hya</strong> hazır bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bulgaristan heyetinden ise Kırcaali Cemevi Başkanı <strong>Mustafa Ali Mustafa</strong>, Koşukavak’tan <strong>Ali Bodur Dede</strong> ve Alvanlar’dan <strong>Veli Horasan</strong> <strong>Dede</strong> törene iştirak ederek bu manevi sorumluluğa şahitlik ettiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Erkan ve El Verme Geleneği Yaşatıldı</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/A%C3%872.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bölgenin önemli inanç merkezlerinden temsilcilerin katıldığı törende, inancın kadim geleneği olan “<strong><em>el verme</em></strong>” ritüeli gerçekleştirildi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Zakirler Başkanı <strong>Hasan Hocaoğlu</strong>, Eskikadın Köyü Seyyid Ali Sultan Cemevi Dedesi <strong>Mustafa Uslu</strong>, Yeniköy Dedesi <strong>Ferudun Özkan</strong>, Meriç Karababa Tekkesi Dedesi <strong>Hüseyin Öner</strong> ve Türbedar <strong>Ali İhsan Arabacı</strong> gibi isimlerin huzurunda, Akın Çetin canların onayı ve dedelerin duasıyla dedelik postuna oturdu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Kurbanlar Kesildi, Lokmalar Paylaşıldı</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/A%C3%871.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Üç ülkeyi manevi bir köprüyle bağlayan tören, Musahiplik Erkanı’na uygun olarak kesilen kurbanlar ve hazırlanan lokmaların paylaşılmasıyla devam etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Katılımcılar, bölgedeki Alevi-Bektaşi kültürünün canlılığını korumasından duydukları memnuniyeti dile getirirken, Akın Çetin Dede’nin yeni görevinin hayırlara vesile olmasını temenni ettiler.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ulusal-erenler-film-festivali-basvurulari-basladi-3168</link>
            <category>KÜLTÜR SANAT</category>
            <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 14:14:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ulusal Erenler Film Festivali başvuruları başladı</h1>
                        <h2>Alevi Vakıfları Federasyonu tarafından her yıl gerçekleştirilen Sinema Günleri, büyüyen vizyonu ve artan uluslararası ilgisiyle bu yıl yeni bir kimliğe kavuşarak Ulusal Erenler Film Festivali adıyla yoluna devam ediyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/ulusal-erenler-film-festivali-basvurulari-basladi-1776251897.webp">
                        <figcaption>Ulusal Erenler Film Festivali başvuruları başladı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / İSTANBUL-</strong> Alevi Vakıflar Federasyonu, 2 yıldır sürdürdüğü "Alevi Sinema Günleri" etkinliğini içeriğini ve ismini değiştirerek sürdüreceğini açıkladı. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">AVF tarafından yapılan açıklama şöyle:</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Anadolu’nun kadim hafızasından beslenen, inançla yoğrulan, kültürle derinleşen ve insan sevgisiyle anlam kazanan hikâyeler bu yıl sinemanın evrensel diliyle buluşuyor. Alevi Vakıfları Federasyonu tarafından her yıl gerçekleştirilen Sinema Günleri, büyüyen vizyonu ve artan uluslararası ilgisiyle bu yıl yeni bir kimliğe kavuşarak Ulusal Erenler Film Festivali adıyla yoluna devam ediyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Sinema Genel Müdürlüğü’nün destekleriyle hayata geçirilen festival, 19–23 Ekim 2026 tarihleri arasında sinemanın birleştirici, dönüştürücü ve çoğaltıcı gücünü yeniden tanımlamaya hazırlanıyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Ulusal Erenler Film Festivali; yalnızca bir film gösterim platformu değil, aynı zamanda bir hafıza alanı, bir söz söyleme zemini ve bir sanatsal yolculuk olarak konumlanıyor. Alevi-Bektaşi inancının hoşgörü, eşitlik ve hakikat arayışı üzerine kurulu felsefesinden ilham alan festival; insanı merkeze alan, vicdana dokunan ve kültürel belleği geleceğe taşıyan anlatıları bir araya getiriyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Yüzyıllardır Anadolu’da sevgi, paylaşım ve dayanışma ile varlığını sürdüren Alevi-Bektaşi kültürü; Tahtacıların doğayla kurduğu saf ve dengeli ilişkiyi, tasavvufun insanı olgunlaştıran içsel yolculuğunu ve inanç özgürlüğünün evrensel değerini sinema aracılığıyla yeniden görünür kılıyor. Festival, bu kadim mirası çağdaş anlatılarla buluşturarak yeni bir ifade alanı açmayı hedefliyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Üç ana kategoride başvurular kabul ediliyor:</span></p>

<ul>
	<li>
	<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Kurmaca</span></p>
	</li>
	<li>
	<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Belgesel</span></p>
	</li>
	<li>
	<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Animasyon</span></p>
	</li>
</ul>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Dünyanın dört bir yanından sinemacıları ortak bir vicdanda buluşturmayı amaçlayan festival, ilk günden itibaren yoğun ilgi görerek 52 başvuruya ulaşmış durumda. Bu güçlü başlangıç, festivalin yalnızca ulusal değil, uluslararası ölçekte de önemli bir buluşma noktası olacağının sinyallerini veriyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Festival Başkanlığı’nı Alevi Vakıfları Federasyonu Başkanı Baki Doğan üstlenirken, Festival Direktörlüğü’nü akademisyen ve ödüllü yönetmen Ahmet Bikiç yürütmektedir. Alanında yetkin isimlerden oluşan seçkin jüri yapısı ve çok katmanlı programıyla festival; yalnızca film gösterimleriyle sınırlı kalmayacak, aynı zamanda söyleşiler, paneller ve paralel etkinliklerle zengin bir içerik sunacaktır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Türkiye’nin farklı noktalarındaki Alevi Cem evlerinde eş zamanlı gerçekleştirilecek gösterimler, festivalin kapsayıcı yapısını güçlendirirken; sinemayı yalnızca bir sanat dalı değil, aynı zamanda bir toplumsal buluşma ve paylaşım alanı haline getirecektir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Ulusal Erenler Film Festivali; hakikati arayan, insanı anlatan ve iz bırakan hikâyelere çağrıdır. Çünkü her film, bir tanıklıktır. Her anlatı, geleceğe bırakılan bir izdir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Sen de hikâyeni anlat.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Sesini duyur.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Geleceğe kayıt düş.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><strong>AVF Ulusal Erenler Film Festivali</strong></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">19–23 Ekim 2026</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Başvurular devam ediyor. Başvuru için https://avfueff.com.tr/basvuru.html</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Kadim bir inancın, derin bir irfanın ve insanı merkeze alan bir anlayışın izinde; iyiliğin, hoşgörünün ve kardeşliğin sesi bu festivalde yankılanacak. Çünkü sinema; hafızadır, kimliktir ve en güçlü anlatıdır.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hizbullah-lideri-turkiyede-sunni-sii-geriliminin-arkasinda-abd-israil-var-3167</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 13:07:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Hizbullah Lideri: Türkiye’de Sünni-Şii geriliminin arkasında ABD, İsrail var!</h1>
                        <h2>Hizbullah Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım, İsrail’le yürütülen diplomatik temasları “teslimiyet süreci” olarak nitelendirerek reddetti; ulusal birlik çağrısı yapıp çözümün ancak direniş ve güç dengesiyle mümkün olacağını vurguladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/hizbullah-lideri-turkiyede-sunni-sii-geriliminin-arkasinda-abd-israil-var-1776248400.webp">
                        <figcaption>Hizbullah Lideri: Türkiye’de Sünni-Şii geriliminin arkasında ABD, İsrail var!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / İSTANBUL-</strong> Hizbullah Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım’dan Ankara’yı da içine alan kirli bir "<em><strong>psikolojik harp</strong></em>" senaryosuna dair çarpıcı ifşalar geldi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kasım, Türkiye’nin adının karıştırılmaya çalışıldığı "<em><strong>mezhepsel fitne</strong></em>" operasyonunun bizzat ABD ve İsrail tarafından yönetildiğini ilan etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"İsrail'in uşakları başarısız olacak"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Şeyh Naim Kasım, son dönemde özellikle sosyal medya üzerinden körüklenen "<strong><em>Türkiye’nin Sünni-Şii gerilimini tetiklediği</em></strong>" yönündeki iddiaların, direniş cephesini ve bölge ülkelerini parçalamaya yönelik bir tuzak olduğunu belirtti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Lübnan medyasında (Al Mayadeen) geniş yankı uyandıran açıklamasında Kasım şunları söyledi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<strong><em>Türkiye'nin Sünniler ile Şiiler arasında sorun yarattığına dair dezenformasyon yayıyorlar. Bu fitnenin arkasında Amerikalılar, İsrailliler ve onların yerli uşakları var. Tek amaçları; bizi birbirimize kırdırıp, her iki taraftan da kurtulmak.</em></strong>"</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Türkiye mesajı: "Sünni kardeşlerimizle tek yüreğiz"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kasım, Türkiye’nin bölgedeki Sünni dünyası için taşıdığı önemi ve iki toplum arasındaki tarihsel bağları şu sözlerle pekiştirdi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>Biz, Sünni kardeşlerimizle tek yüreğiz. Bu ihtilafı başaramayacaklar. İhtilafın başını kaldırmasına asla izin vermeyeceğiz.</strong></em>"</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İsrail’in "Sözlü Savaşı"na karşı stratejik kalkan</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">İsrail hükümetinin son dönemde Türkiye'ye karşı açtığı sözlü savaşa ve Ankara'yı hedef alan provokatif açıklamalara dikkat çeken uzmanlar, Kasım'ın bu çıkışını "<em><strong>stratejik bir kalkan</strong></em>" olarak nitelendiriyor.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-dernegi-baskani-gazeteciyi-chpliler-darp-etti-3166</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 22:36:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Alevi derneği başkanı gazeteciyi CHP’liler darp etti!</h1>
                        <h2>Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde, CHP’li belediyenin faaliyetlerini haber yapan gazeteci Yüksel Kalkan, 4 gün önce sabah saatlerinde bir saldırıya uğradı. İddialara göre, belediye başkanının özel koruması ve kuzeni dahil 6 kişilik grup tarafından darp edilen Kalkan’ın yüzü kanlar içinde kaldı. Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin’in olayın üzerinden 4 gün geçmesine rağmen herhangi bir açıklama yapmaması Ayvalık halkı tarafından tepki ile karşılandı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/alevi-dernegi-baskani-gazeteciyi-chpliler-darp-etti-1776196899.webp">
                        <figcaption>Alevi derneği başkanı gazeteciyi CHP’liler darp etti!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">CHP Alevilere yönelik yeni bir skandala imza attı! Balıkesir’e bağlı Ayvalık ilçe belediyesindeki usulsüzlük iddialarını ve Ticaret Odası seçimlerindeki baskı çarkını gün yüzüne çıkaran gazeteci Yüksel Kalkan, Başkan Mesut Ergin’in kuzeni ve korumasının da içinde bulunduğu bir grup tarafından saldırıya uğradı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yükselen Haber Web TV’nin sahibi ve TRT ilçe muhabiri de olan Yüksel Kalkan, saldırı sonrasında Ayvalık Devlet Hastanesi’ne giderek darp raporu aldı ve şikayetçi oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HF3s-izbwAAFfLx.jpg" style="height:800px; width:662px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ayvalık belediyesinde son dönemde gündeme gelen usulsüzlüklerle ilgili korkusuz haberleri ile tanınan Kalkan,&nbsp;“<em><strong>Ayvalık Belediyesi’ne karşı yaptığım haberlerden dolayı, belediyenin koruması ve yanında getirdiği 6-7 kişi tarafından saldırıya uğradım</strong></em>”&nbsp;dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gazeteci Yüksel Kalkan’ı, ağır şekilde darp eden saldırganlardan, CHP Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin’in kuzeni Faruk Ergin ve Kubilay Kılıç’ın tutuklandığı diğer 2 kişi Ali Zabun ve Arda Bayri’nin ise adli kontrol şartı ile serbest bırakıldıkları öğrenildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BAŞKAN ERGİN’İN SESSİZLİĞİ SUÇU İKRAR MI?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yüzü kanlar içinde kalan Kalkan, yaşananları sosyal medyada paylaşırken olayın çarşı ortasında, polis ekiplerine yakın bir noktada ve güvenlik kameralarının bulunduğu alanda gerçekleştiği belirtildi. Saldırı basın camiasında ve siyasi çevrelerde tepkiyle karşılandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kuzeni Faruk Ergin’in de aralarında bulunduğu 6 kişi tarafından darbedilen Kalkan’ın kamerası kırılırken, Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin’in saldırı konusunda hiçbir tepki göstermemesi, saldırı emrini asıl kim verdi, sorusunu da gündeme taşıdı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GAZETECİ KALKAN, ALEVİ DERNEĞİ BAŞKANI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Gazeteci Yüksel Kalkan, aynı zamanda Ayvalık Hacı Bektaş Veli Kültür ve Dayanışma Derneği’nin de başkanı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Aynı zamanda Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu üyesi olan Ayvalık Hacı Bektaş Veli Kültür ve Dayanışma Derneği başkanı Kalkan ilçede yoğun ilgi gören Aşure etkinlikleri ve ihtiyaç sahibi öğrencilere yönelik düzenlediği yardım kampanyaları ile tanınıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>HORASAN ERENLERİ KALKAN’A SAHİP ÇIKTI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Saldırının duyulmasının ardından açıklama yapan Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Erdem Cömert faillerin mutlaka hesap vereceğini vurgularken, CHP’li belediyelerin Alevilere yönelik yaklaşımı açısından örnek teşkil eden saldırı konusunda Özgür Özel’i özür dilemeye çağırdı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Ayvalık gibi bir yerde üyemize saldırı bize de yapılmış demektir. Özgür Özel CHP’sinin Alevilere bakış açısının da bir göstergesidir</em></strong>” ifadelerini kullanan Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Cömert “<strong><em>menfur saldırıyı kınamamaları halinde, CHP’ye karşı çok daha etkili tepki vereceğimizi herkes bilmelidir</em></strong>” dedi.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/seyyid-haci-kureys-dergahindan-cuma-riza-gecesine-davet-3165</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 17:58:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Seyyid Hacı Kureyş Dergâhı’ndan Cuma Rıza Gecesi’ne davet</h1>
                        <h2>Seyyid Hacı Kureyş Dergâhı Derneği, "Cuma Rıza Gecesi Muhabbet Cemi" kapsamında Muhammed bin Vasi’nin hayatı ve menkıbeleri üzerine bir sohbet düzenliyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/seyyid-haci-kureys-dergahindan-cuma-riza-gecesine-davet-1776179434.webp">
                        <figcaption>Seyyid Hacı Kureyş Dergâhı’ndan Cuma Rıza Gecesi’ne davet</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA–</strong> Seyyid Hacı Kureyş Dergâhı Derneği, manevi iklimin paylaşıldığı geleneksel buluşmalarına devam ediyor. Dernek binasında düzenlenecek olan "<strong><em>Cuma Rıza Gecesi Muhabbet Cemi</em></strong>", bu hafta da canları bir araya getirmeye hazırlanıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Evliyaların İzinde Bir Muhabbet: Muhammed bin Vasi</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">16 Nisan 2026 Perşembe günü gerçekleştirilecek olan programda, İslam tasavvuf tarihinin önemli eserlerinden biri olan Tezkiretü’l-Evliya’dan seçkin hatıralar paylaşılacak. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu haftaki sohbetin merkezinde, takvası ve hikmetli sözleriyle tanınan büyük arif Muhammed bin Vasi’nin hayatı ve menkıbeleri yer alacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gönül bağlarının güçleneceği bu anlamlı akşamda, evliyaların yaşamlarından süzülen dersler ve hatıralar eşliğinde manevi bir yolculuğa çıkılacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Program Bilgileri:</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Seyyid Hacı Kureyş Dergâhı Derneği tarafından yapılan açıklamada, tüm canlar bu rıza lokmasına ve muhabbet sofrasına davet edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tarih: 16 Nisan 2026<br />
Saat: 16.00 – 20.00<br />
Konu: Tezkiretü’l-Evliya (Evliyalardan Hatıralar) – Muhammed bin Vasi<br />
Yer: İlkiz Sokak No: 20/4 Sıhhiye / ANKARA</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>Gelin canlar bir olalım,</strong></em>" şiarıyla düzenlenen bu özel buluşmada, Ankara Sıhhiye’deki dernek merkezinde tüm dostlar ve gönüldaşlar bekleniyor.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-bulac-yazdi-muaviyenin-amel-defteri-3164</link>
            <category>KONUK YAZAR</category>
            <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 16:09:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ali Bulaç yazdı: Muaviye’nin amel defteri!</h1>
                        <h2>İslami mahallenin önde gelen yazarlarından Ali Bulaç, son dönemde Hacı Bayram Veli Üniversitesi, Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Sadullah Gülten'in beyanları nedeniyle gündeme taşınan Muaviye’nin kimliği ve İslam’daki yeri konusunda yazdı. Mirathaber sitesinde yayınlanan yazıyı aynen okurlarımıza sunuyoruz.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/ali-bulac-yazdi-muaviyenin-amel-defteri-1776174855.webp">
                        <figcaption>Ali Bulaç yazdı: Muaviye’nin amel defteri!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong><span style="color:#000000">MUAVİYE’NİN AMEL DEFTERİ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Bu yazıda Muaviye’nin cürümler bölümündeki amel defterine bakmaya çalışacağız. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Şu var ki, Muaviye’ye isnad edilen cürümlerin a. Sahiden onun tarafından işlenip işlenmediğinin sahih bilgilerle tespit edilmesi, b. “<strong><em>El cezaü min cins’il amel</em></strong>” kuralınca her cürmün (suç ve günahın) kendine özgü ceza miktarı ve niteliğiyle değerlendirilmesi gerekir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muaviye’nin “<strong><em>amel defteri</em></strong>” kapandığından suçun tespiti, cezanın takdiri ve infazı Allah’a ve Ahiret Günü’ne kalmış bulunmaktadır. Biz, bu cürümlerin bize nasıl tarihsel bir miras bıraktığı ve bugünkü İslam dünyasının sosyo-politik ve ahlaki tutumu üzerinde ne türden bir etkiye sahip olduğu konusuyla ilgiliyiz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kullandığım terminolojide maddi suç ve manevi günahı “<strong><em>cürüm</em></strong>” kavramıyla ifade ettiğimden, Muaviye’nin aşağıda sıralayacağım 15 cürmünden yerine göre bir kısmı müeyyidesi dünyevi ve maddi suçlar, bir kısmı manevi/ahlaki günahlar kategorisine girer.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>1. Saray ve debdebe:&nbsp;</strong>Muaviye aristokrat bir aileden gelmeydi, zenginliği, gösterişi, yani Kur’an-ı Kerim’in kınadığı tefahuru ve tekasürü (Hadid, 20; Tekasür, 1) severdi. Daha Hz. Ömer zamanında bile gösteriş ve debdebeli hayatı dikkat çekmişti, hatta bir keresinde Şam’ı ziyaret eden Hz. Ömer, “<strong><em>Bakıyorum, Bizans meliklerine benzemişsin</em></strong>” deyince, “<em><strong>Ey Mü’minlerin Emiri, ben sınırda görev yapıyorum, Bizans’a karşı itibarımızı koruyorum,</strong></em>” mealinde savunma yapmıştı. Saray kültürünü Bizans’tan ilk ithal eden Muaviye olmuştur, sonraları Abbasiler, Safeviler, Osmanlılar İran ve Mısır saraylarını ekleyip bu kültürü devam ettirdiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>2.&nbsp;Ebuzer el Gıfari’nin muhalefeti:</strong>&nbsp;Bu durum tahmin edileceği gibi ilk nesil Müslümanların hoşuna gitmez ve içlerinde bu konularda tavizsiz Ebuzer el Gifari’nin yüksek sesle itirazına ve muhalefetine yol açar. Ebuzer, Muaviye’ye iki noktada itiraz eder:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>a)</strong>&nbsp;Asırlar sonra ortaya çıkacak kapitalizmin ilk nüvesi olan “<strong><em>Kenz</em></strong>”e karşı çıkması. Kenz altın ve gümüşün üst üste biriktirilmesi, servet ve tekasür sevgisi. Muaviye, ilgili ayetin (Tevbe, 34-35)&nbsp; gayrımüslimler için indiğini söylese de Ebuzer bunun Müslümanlar için de hüküm taşıdığını söyler. (Geniş bilgi için bkz. Ali Bulaç,&nbsp;<em>Kur’an Dersleri/Tefsir</em>, III, 513-517; Ali Bulaç, “Modern İktisadın Ruhu Kenz”,&nbsp;<em>The Turkish</em>&nbsp;<em>Post</em>&nbsp;1-2, 01-04. 06. 2025)</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>b)</strong>&nbsp;Ebuzer Muaviye’nin saray inşa etmesine karşı çıkar ve yüzüne şöyle der: “<strong><em>Sarayda yaşamak haramdır. Eğer sarayı Beytülmal’den yaptırmışsan haram iş işlemişsin, kendi cebinden yaptırmışsan yine israf olduğundan haramdır.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muhalefet ve itirazlar durmayınca Muaviye, Ebuzer’i Hz. Osman’a şikayet eder. Bunun üzerine Halife Osman, Ebuzer’i başkente çağırır, onu Rebeze denen çöle sürgün eder. Hz. Osman’ın yapması gereken şey, Ebuzer gibi dev bir sahabiyi haklı bulup saray ve gösteriş kültürünü İslam’a sokan Muaviye’yi uyarması veya&nbsp; en doğrusu görevden almasıydı. Ebuzer, sürgün yeri çölde karısıyla yalnız başına vefat eder, cenazesini kaldıracak kimse bulunmaz, tesadüfen geçen bir kervan onu tanır, hayıflanarak defnederler.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>3. Kan davası peşinde koşması – Cahili kabile asabiyeti:</strong>&nbsp;Hz. Peygamber, İslamiyet’i bir sosyo-politik model olarak hayata geçirmek isterken Arapların kadim kabile geleneği ve “<strong><em>mevali</em></strong>” kurumundan istifade etti. Kabile geleneği çift kutuplu bir sosyal yapıdır. Hz. Peygamber, kabilelerin nesep asabiyetini terk edip sebep asabiyeti (yüksek ahlaki hayat, adalet ve iyilik amaçlı dayanışma) üzerinde bir araya gelmelerini istiyordu. Kabile pratiğinde;</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>a)</strong>&nbsp;Suçlular korunur, kan bedelleri ödenir,</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>b)</strong>&nbsp;Kan davası güdülür,</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>c)</strong>&nbsp;Çapulculuk, yağma, baskın kabile gelirinin belli başla kaynakları arasında yer alırdı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Peygamber (s.a.), bunları toplumsal hayattan işlevsiz hale getirmek istiyordu. “<strong><em>Suçlular korunmaz</em></strong>” ilkesini getirdi ama diyet ödemeyi devam ettirdi, kan davalarını, çapulculuğu ve yağmayı yasakladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ama pek de kolay olmayacaktı. Çünkü derin bir geçmişe ve köklü duygu ve hatıralara dayalı kabile asabiyetinin tekrar uyanması, birliği ve ekonomik/maddi kaynakların belli ölçüler dahilinde adaletlice bölüştürülmesi ilkesinin terkedilip tekrar yağma ve çapulculuğa, kan davalarına dönülmesi tehdidi bütünüyle sona ermiş değildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Peygamber, muazzam bir iş başarmıştı, kabileleri isimleri ve unvanlarıyla tek tek zikrederek Medine Sözleşmesi’nin kurucu aktörleri kıldı (Md. 1-24), merkezi bir kamu otoritesi oluşturdu, çöl hayatı yaşayan insanları Medinetü’n Nebi’de medenileştirmeye çalıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Osman’ın katliyle Muaviye, “<em><strong>Ali katilleri koruyor</strong></em>”, hatta kendisi asli faillerdendir imasında bulunarak kabile hamiyetine kalkıştı. Osman’ın kanlı gömleğini mızraklara asarak şehir şehir dolaştırdı, aşiret ve topluluklarda cahiliyeden kalma kan davası duygularını tahrik edip intikam duygularını alevlendirdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>4. Haksız suçlamalar:</strong>&nbsp;Geliştirdiği söyleme göre Ali, Osman’ın katillerini koruyor, kısas hükmünü yerine getirmiyordu. Muaviye, Osman’ın kanına sahip çıkmak suretiyle artık “<strong><em>lider benim</em></strong>” mesajını veriyordu. Kadim kabile geleneğine göre, birinin kanına sahip çıkıp kan davası güden o kabilenin liderliğine aday olmuş demektir, kabile bileşenlerinin tümü onun etrafında toplanmalıdır. Ali’nin&nbsp; yönetiminde –Hz. Osman’ınınki gibi- diledikleri tasarrufta bulunmayacağını düşünen eşrafa, görevden alınma korkusu içindeki valilere mektuplar yazarak kendisi halife olursa onları taltif edeceğini vadinde bulunuyor, onları satın alıyordu.&nbsp; Hz. Ali’nin kardeşi Akil’i bu amaçla ordu komutanı yaptı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>5. Meşru kamu otoritesine isyan (baği):</strong>&nbsp;Şüphesiz meşru halife Hz. Ali’ydi. Seçimle iş başına gelmiş, biat almıştı. Muaviye ise Ali’nin valisiydi, Ali’nin halifeliğini tanımıyordu. Bizim tarihte gelişen fıkhımıza göre, meşru halifeye başkaldıran, silah kullanan kişi ve kişiler bağiydir. İmam Şafii’ye göre de Muaviye bağiy idi. Bağî fıkıhta mücerret bir hüküm değildir, bağyedenin Müslüman ve gayrımüslim olması fark etmez. Hz. Ebu Bekir’e göre, merkezi otoriteye silahla başkaldıranlar, Müslüman olduklarını beyan ettikleri halde zekat (vergi) vermeyi reddedenler de mürteddirler, mürtedlere karşı savaşılır. Hz. Ömer “<strong><em>La-lilahe illallah deseler de mi</em></strong>”, diye itiraz etmişse de Hz.&nbsp; Ebubekir’in içtihadına uymuştur. Kişisel din değiştirene silah (şiddet ve terör) kullanmadığı müddetçe dokunulmaz, temel hakları ihlal edilmez. Bağinin meşru Halifeye silah kullanıp başkaldırması büyük hukuk ihlali olduğundan, Halifenin onunla savaşması görevidir. Bu hükme göre, meşru otoriteye silahla baş kaldırdığından Muaviye bağiy idi. Eğer Şeyheyn zamanında isyan etseydi, her ikisi ona karşı mürted olarak savaş açarlardı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>6. Kur’an ayetlerinin istismarı:</strong>&nbsp;Sıffin savaşının en kritik anında Arap dâhilerinden&nbsp; Amr bin As’ın önerisiyle Muaviye Kur’an ayetlerini mızrakların ucuna taktırdı, böylelikle tam yenilecekken, durumu lehine çevirdi. Amr bin As, dahi seviyesinde zeki idi ama akıllı değildi, akıllı olsaydı seçimle işbaşına gelen Ali’ye itaat eder, bir baği ve isyancıya hizmet etmezdi. Bu, tarihte Kur’an-ı Kerim’in, gayrımeşru siyasi amaçlarla istismar edildiği ilk örnektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>7. Ammar bin Yasir’in ölümünden sorumlu tutulması:</strong>&nbsp;Ammar bin Yasir, Sıffin savaşında hayatını kaybetti, hakkında Hz. Peygamber’in şöyle dediği rivayet edilir: “<em><strong>Ammar’ı asi ve baği bir topluluk öldürecek</strong></em>”. (Mustafa Fayda,&nbsp;<em>Ammar bin Yasir</em>, DİA.) Bu hadis kendisine hatırlatıldığında Muaviye’nin savunması şöyle olur: “<em><strong>Biz Ammar’ı öldürmedik, öldüren Ali’dir. O bize karşı savaşmasaydı Ammar öldürülmezdi. Ali, Ammar’ı getirip kılıçlarımızın önüne attı.</strong></em>” Bu boş polemiğe Hz. Ali şöyle cevap verir: “<em><strong>Bu muhakemeye göre Hamza’yı da Peygamber mi öldürdü?</strong></em>” Muaviye, daha savaş başlamadan önce Şebes’in “<strong><em>Ey Muaviye, eline imkan geçse Ammar’ı da öldürecek misin?</em></strong>” sorması üzerine şöyle der: “<strong><em>Neden öldürmeyeyim, Vallahi değil Osman için, Osman’ın kölesi Natil için bile öldürürüm.</em></strong>” (Taberi,&nbsp;<em>Tarih</em>, V, 12.) Muaviye’ye göre Osman’ın kölesi bile Ammar’dan değerlidir. Ammar, ilk Müslümanlardan olup annesi (Sümeyye binti Hayat) ve babası (Yasir) şehit olan (m. 615) önemli bir sahabedir. 93 yaşında iken şehit edilmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>8. Hilafet’ten Saltanat’a:</strong>&nbsp;Rızaya ve seçime dayalı sistemin Hilafetten saltanata kalbedilmesi İslam tarihinin maruz kaldığı en büyük musibettir. 1850’den beri İslamcılar, İslam’da ilk büyük sapmanın siyasi sistemdeki bu sapma olduğunu savunurlar. Bu büyük günah ve sapmanın faili hiç şüphesiz&nbsp; Muaviye’dir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>9. Muaviye siyaseti:&nbsp;Zer-o zor o tezvir:&nbsp;</strong>Muaviye’ye göre rakibin her ne suret, yol ve araçla bertaraf edilmesi esas olduğundan, siyasette aslolan başarıdır, sonuca giden her yol mübahtır. Yöntem şudur: Sözün geçtiği yerde söz (yalan, iftira, itibarsızlaştırma, karalama, tezvirat), paranın geçtiği yerde para (zer/altın), her ikisinin geçmediği yerde kılıç (zor). Muaviye her üç yolu da ‘başarıyla’ kullanmış, bu yöntemle h. 41-60/m.661-680 arası 19 yıl 3 ay hüküm sürmüştür.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>10. Hz. Hasan’ın öldürülmesinde azmettirici olması:</strong>&nbsp;Baskın bir kanaate göre, Muaviye, yaptıkları anlaşmaya uymadığından Hz. Hasan’ın ona itiraz edip başkaldıracağını düşünmüş, karısı Ca’de bintü’l Eş’as el Kays el Kindi’yi kullanarak onu zehirlemiştir. Bu iddiayı kuvvetlendiren husus, Hz. Hasan’ı zehirleyen kadının Muaviye tarafından oğlu Yezid’le evlendirilip ödüllendirilmesidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>11. Hz. Ali’ye ve Ehl-i beyt’e hutbelerde lanet okutturması:</strong>&nbsp;Bu tarihen sabit bir cürümdür. Muaviye, her Cuma hutbesinde Hz. Ali’ye lanet okutturuyor, okumayanları cezalandırıyordu. Aşağıda aktaracağımız Hucr bin Adi olayı bunun somut, dramatik delilidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>13. Hucr bin Adiy’e verdiği ölüm cezası:&nbsp;</strong>Hutbelerde Hz. Ali’ye lanet okutmayı reddettiği için Muaviye’nin Hucr bin Adiy’in ölüm emrini verdi. Kefe’den Şam’a elleri ve ayakları zincirli olarak Muaviye’nin huzuruna getirtilen Hucr, iki rekat namaz kılmak istemiş, ama öldürülürken elleri ve ayaklarının çözülmesini istememiştir. Aslında Hucr, Muaviye’nin hilafetini kabul etmişti, ancak hutbelerde Ali’ye lanet edilmesine karşı çıkıyor, bunu yapanlara bazan küçük çakıl taşları atıyordu. (Taberi, Muaviye’nin emriyle gerçekleştirilen bu trajik olayı geniş olarak anlatır. Bkz. Taberi,&nbsp;<em>Tarih</em>, V, 268-274.) Bu elim cinayetleri tolere edenler, “<strong><em>Zarar-ı ammı def’etmek için zarar-ı has tercih edilir</em></strong>” ilkesine sığınırlar. Bu yetmiyormuş gibi Osmanlı’daki kardeş katlini, kundaktaki bebeği katletmeyi de tecviz ederler.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>13. Semure bin Cendeb olayı:</strong>&nbsp;Tarih kitaplarında yer alan bazı iddialara göre, Muaviye, Semure bin Cendeb’e Bakara suresi 204, 205, 206. ayetleri Ali aleyhide yorumlasın diye 400 bin dirhem vermiştir. Bu Kur’ani anlamın tahrifatına göre 204, 205 ve 206. ayetler Ali, 207. ayet ise onu şehid eden İbn Mülcem hakkındadır. İbn Ebi’l Hadid, bunu Ebu Ca’fer el İskafi’den nakleder. Şii eğilimleri güçlü İbn Ebi’l Hadid, muteber Sünni kaynaklarda güvenilir bulunmadığından söz konusu nakil şüpheyle karşılanmıştır. Referans verdiği Bağdat ekolüne mensup Mutezili Ebu Ca’fer el İskafi ise Şii olmadığı halde Muaviye’yi hadis uydurmakla itham etmektedir. (Hikmet Gültekin-Abdullah Çimen, “Semure bin Cendeb ve Hakkındaki Eleştiriler”,&nbsp;<em>İnsan ve Topum Bilimleri Araştırmaları Dergisi</em>, Cilt: 7, Sayı: 3, 2018, s. 2080-2102). Semure, sonraları pişman olup şunları söyler: “Allah Muaviye’ye lanet etsin, ona 4 bin dinara yaptığım hizmeti Allah’a yapsaydım beni cennetine koyardı.”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>14. Yezid’in veliaht tayin edilmesi:</strong>&nbsp;Muaviye, Bizans ve Sasanileri takip ederek, sarhoş, binamaz, ilkesiz, sefih oğlu Yezid’i veliaht tayin etti, İslami sistemi tersine çevirdi. Yezid’i yöneten de kendi aklı değil, hırslarını ve korkularını iyi kullanan “<em><strong>Beni Ümeyye derin devleti</strong></em>”ydi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>15. Şeytani zekanın Rahmani takvaya galibiyeti:&nbsp;</strong>Muaviye iktidar hırsı ve kabile asabiyetinin derin etkisinde Hz. Ali gibi mümtaz bir sahabeye isyan etti, haksız yere ve bir baği olarak kan dökülmesine sebep oldu. Oysa Hz. Ali’nin ne kadar değerli bir zat olduğunu biliyordu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>a)</strong>&nbsp;Hz. Ömer, onun hakkında, “<em><strong>Ali en faziletlimizdir</strong></em>” demişti. Başkalarıyla ihtilafa düştüğünde Ali’yi hakem-hakim kabul eder, ona müracaat ederdi. Ömer nazarında Ali, Şeriat’tı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>b)</strong>&nbsp;Ahlaki normlara ve hukuka sıkı sıkıya bağlı olan Ali’ye taraftarları “<em><strong>Sen de biraz zeki şeyler-siyasetler takip etsene!</strong></em>” dediklerinde, şu meşhur sözü sarfetmiştir: “<em><strong>Levle’t tuka, le-küntu edha’l Arab.</strong></em>” (Takva yani ‘ahlaki norm ve hukuk kurallarına sadakat olmasaydı’ Arapların en dâhisi ben olurdum.)</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yazı dizimizin bu bölümünde Muaviye’nin amel defterinde yer alan cürümleri sıraladım. Bunlar tarih ve siyer kitaplarında yer almış bilgi ve kayıtlardır. Uydurma, iftira, itham varsa delilleriyle zikredildiğinde düzeltmeye hazırım, bu yöndeki bilgi tashihini memnuniyetle karşılarım.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muaviye bize kötü bir miras bıraktı, cürümlerinin cezasını vermek bize düşmez, artık Cenab-ı Hak’ın huzurunda hesabını verecektir. Bizim için önemli olan bu cürümlerin nasıl olur da sosyal, siyasi ve ahlaki teamüller halinde günümüze kadar gelmiş ve bugünkü ahlaki krizimize ve Müslüman dünyayı birbirine düşüren tefrikaya kaynaklık teşkil etmiş olmasıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dizinin son yazısında bu konu üzerinde duralım, inşallah!</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ALİ BULAÇ</strong></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/gulistan-dokunun-katil-veya-katilleri-bulundu-mu-3163</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 15:43:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Gülistan Doku’nun katil veya katilleri bulundu mu?</h1>
                        <h2>Adalet Bakanı Akın Gürlek, Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin yürütülen soruşturmada gelinen son noktaya dair dikkat çeken bir açıklama yaptı. Sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan Gürlek, Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında önemli bir adım atıldığını ve gözaltı işlemlerinin gerçekleştirildiğini bildirdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/gulistan-dokunun-katil-veya-katilleri-bulundu-mu-1776170993.webp">
                        <figcaption>Gülistan Doku’nun katil veya katilleri bulundu mu?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / TUNCELİ</strong> – 5 Ocak 2020’den bu yana kendisinden haber alınamayan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında, dosyanın seyrini tamamen değiştiren bir operasyon gerçekleştirildi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla 7 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda, aralarında kamu görevlilerinin yakınlarının da bulunduğu 11 kişi gözaltına alındı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Cinayet ve Örtbas Şüphesi: 11 Gözaltı</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada soruşturmada "<strong><em>önemli bir adım</em></strong>" atıldığını duyurdu. "<em><strong>Kayıp</strong></em>" dosyasından "<strong><em>cinayet</em></strong>" şüphesine evrilen soruşturma kapsamında, Doku’nun erkek arkadaşı <strong>Z.A.</strong>, Z.A.’nın eski polis olan üvey babası <strong>E.Y.</strong> ve dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu <strong>M.T.S.</strong>’nin de aralarında bulunduğu 11 şüpheli yakalandı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplam 13 isim hakkında gözaltı kararı bulunduğu öğrenildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Gizli Tanık "Şubat"ın İfadeleri Dosyayı Sarsıttı</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Soruşturmanın seyrini değiştiren en önemli gelişme, 2025 yılında ortaya çıkan "<strong><em>Şubat</em></strong>" kod adlı gizli tanığın beyanları oldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Gizli tanık, Doku’nun olay günü öldürüldüğünü, cansız bedeninin bulunmaması için birden fazla kez yer değiştirildiğini iddia etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu ifadeler doğrultusunda yapılan yer altı görüntüleme çalışmalarında, mezar görünümü taşıyan şüpheli boşluklar saptandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Kayıp Dosyasından Organize Suç Şüphesine</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Soruşturma birimlerinin odağında artık sadece bir kaybolma hadisesi değil,&nbsp;<strong>kasten öldürme, delil karartma, dijital verilerin silinmesi ve kamu nüfuzunun kullanılması</strong> iddiaları bulunuyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dosyaya giren yeni detaylara göre:</span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Gülistan Doku’ya ait SIM kartın, Valilik tarafından aileden teslim alındığı ancak soruşturma makamlarına verilmediği iddia ediliyor.</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Dönemin Valisi’nin oğlu M.T.S.’nin olay gecesine ait araç hareketlerinin teknik incelemeye alındığı belirtiliyor.</span></p>
	</li>
</ul>

<p><span style="color:#000000"><strong>Süreçte Ne Olmuştu?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">5 Ocak 2020’de Tunceli’de kaybolan Gülistan Doku için Munzur Çayı ve Uzunçayır Baraj Gölü’nde yapılan aylarca süren aramalardan sonuç alınamamıştı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dosyanın baş şüphelisi Zeinal Abakarov daha önce adli kontrolle serbest bırakılmış, polis olan üvey babası E.Y. ise kişisel verileri hukuka aykırı yaymaktan meslekten ihraç edilmişti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Operasyonun, yıllardır süren karanlık noktaları aydınlatması bekleniyor.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cepni-dernekleri-federasyonundan-onemli-panel-kayip-turkler-tarih-yolculuguna-cikiyor-3162</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 16:59:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Çepni Dernekleri Federasyonu’ndan önemli panel: "Kayıp Türkler" tarih yolculuğuna çıkıyor</h1>
                        <h2>Çepni Dernekleri Federasyonu (ÇEPFED), Anadolu tarihinin derinliklerine ışık tutacak önemli bir panel serisine başlıyor. Serinin ilk programında, araştırmacı-yazar Ali Rıza Özdemir konuk edilerek, Osmanlı arşivlerindeki çarpıcı belgeler ışığında Türkmen aşiretlerinin tarihsel dönüşümü ele alınacak.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/cepni-dernekleri-federasyonundan-onemli-panel-kayip-turkler-tarih-yolculuguna-cikiyor-1775916592.webp">
                        <figcaption>Çepni Dernekleri Federasyonu’ndan önemli panel: "Kayıp Türkler" tarih yolculuğuna çıkıyor</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Çepni Dernekleri Federasyonu (ÇEPFED), Anadolu tarihinin derinliklerine ışık tutacak önemli bir panel serisine başlıyor. Serinin ilk programında, araştırmacı-yazar Ali Rıza Özdemir konuk edilerek, Osmanlı arşivlerindeki çarpıcı belgeler ışığında Türkmen aşiretlerinin tarihsel dönüşümü ele alınacak.</p>

<p><strong>Tarihin Gizli Sayfaları Aralanıyor</strong></p>

<p>Panelin ana gündem maddesini, Ali Rıza Özdemir’in büyük ses getiren "Kayıp Türkler: Kürtleşen Türkmen Aşiretleri" kitabı oluşturuyor. Etkinlikte; Osmanlı arşivlerinde "Türkmen" kaydıyla yer alan ancak zamanla kültürel ve dilsel etkileşimlerle Zazaca ve Kürtçe öğrenen aşiretlerin sosyolojik ve tarihsel serüveni detaylandırılacak.</p>

<p>ÇEPFED Başkanı Muhammet Arif Genç'in öncülüğünde düzenlenen bu dijital buluşma, kimlik ve kültür tarihine ilgi duyan herkesi bir araya getirmeyi hedefliyor.</p>

<p><strong>Etkinlik Detayları ve Katılım Bilgileri</strong></p>

<p>Pandemi sonrası dijitalleşen bilgi paylaşım ağını etkin kullanan federasyon, paneli <strong>Zoom</strong> platformu üzerinden canlı olarak gerçekleştirecek.</p>

<p><strong>&nbsp; Tarih:</strong> 11 Nisan 2026, Cumartesi<br />
<strong>&nbsp; Saat:</strong> 21:00 (TSİ)<br />
&nbsp;<strong> Konuşmacı:</strong> Ali Rıza Özdemir<br />
<strong>&nbsp; Moderatör/Ev Sahibi:</strong> Muhammet Arif Genç (ÇEPFED Genel Başkanı)</p>

<p><strong>Canlı Yayına Katılım İçin:</strong><br />
<strong>Toplantı Bağlantısı</strong>:<a href="https://www.google.com/search?q=https://us05web.zoom.us/j/89757306728%3Fpwd%3DqDVtabqLVi9Ku6ykSQo6ZarWWIpGvI.1"><span style="color:#2980b9"><strong> [Buraya Tıklayın](https://www.google.com/search?q=https://us05web.zoom.us/j/89757306728%3Fpwd%3DqDVtabqLVi9Ku6ykSQo6ZarWWIpGvI.1)</strong></span></a><br />
Toplantı Kimliği: 897 5730 6728<br />
Parola:8Ju8mX</p>

<p>Tarihin tozlu raflarından bugüne uzanan bu köklü hikâyeyi birinci ağızdan dinlemek ve merak edilen sorulara yanıt bulmak isteyen tüm tarih dostları davetlidir.<br />
&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-turk-avrasyaciligi-devletimizin-temel-dis-politikasi-olmalidir-3161</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 21:04:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Bora Özizmirli: Türk Avrasyacılığı, devletimizin temel dış politikası olmalıdır</h1>
                        <h2>Bora Özizmirli meslektaşı Ali Rıza Özkan ile beraber uzun yıllardır üzerinde çalıştıkları “Türk Avrasyacılığı” kavramını bir kez daha gündeme taşıdı. Özizmirli, klasik Rus Avrasyacılığı’ndan ayrılan “Türk Avrasyacılığı”nın merkezine Türk milletini ve Müslüman dünyayı yerleştirdiğini, vurguladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/bora-ozizmirli-turk-avrasyaciligi-devletimizin-temel-dis-politikasi-olmalidir-1775845605.webp">
                        <figcaption>Bora Özizmirli: Türk Avrasyacılığı, devletimizin temel dış politikası olmalıdır</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Bora Özizmirli meslektaşı <strong>Ali Rıza Özkan</strong> ile beraber uzun yıllardır üzerinde çalıştıkları <strong>“Türk Avrasyacılığı” </strong>kavramını bir kez daha gündeme taşıdı. Özizmirli, klasik Rus Avrasyacılığı’ndan ayrılan “Türk Avrasyacılığı”nın merkezine Türk milletini ve Müslüman dünyayı yerleştirdiğini, vurguladı.&nbsp;<br />
<br />
Bora Özizmirli’ye göre, bugün<strong> Siyonizm ve emperyalizm</strong> tehdidi altında bulunan coğrafyanın Türk Avrasyacılığı düşüncesine ve ittifakına şiddetle ihtiyacı var. Bu nedenle kavramın Türkiye’nin dış politikasının temel ilkesi haline getirilmesi ve devlet politikası yapılması gerektiğini savundu.<br />
<br />
<strong>Bora Özizmirli'nin yazısının tam metni şöyle:</strong><br />
<br />
Değerli büyüğüm ve meslektaşım <strong>Ali Rıza Özkan’ın</strong> yıllar önce bana bahsettiği ve &nbsp;yıllardır birlikte üzerinde fikir yürüttüğümüz “Türk Avrasyacılığı” kavramını ele almak istiyorum.</p>

<p>Bu düşünce, klasik <strong>Rus Avrasyacılığı’ndan </strong>farklıdır. Merkezinde Türk milleti ve Müslüman dünya yer alır; ancak Rusya’yı da dost olarak gören kapsayıcı bir yaklaşımdır. Ne körü körüne <strong>Rus sevdalısıyız </strong>ne de katıksız Rus düşmanıyız. Bizim için asıl önemli olan, Türkiye’nin ve ezilen coğrafyanın geleceğidir.</p>

<p>Bugün Siyonizm ve emperyalizm tehdidi altında bulunan coğrafyanın, Türk Avrasyacılığı düşüncesine ve ittifakına şiddetle ihtiyacı vardır. Bu nedenle <strong>Türk Avrasyacılığı’nı</strong> dış politikamızın temel ilkesi haline getirmeli ve devlet politikası yapmalıyız.</p>

<p><strong>Türk Avrasyacılığı,</strong> Büyük Türk Milleti’nin Avrasya’daki devletler ve ezilen milletlerle kuracağı çok boyutlu ittifakın adıdır. Bu ittifak; siyasi, askeri, ekonomik ve kültürel alanlarda derinleşmelidir.</p>

<p><strong>Doğal etki alanımız üç halkadan oluşur: </strong>&nbsp;<br />
<br />
<strong>1. İlk halka:</strong> Türk devletleri &nbsp;<br />
<strong>2. İkinci halka: </strong>Osmanlı coğrafyasında kurulan devletler &nbsp;<br />
<strong>3. Üçüncü halka:</strong> Geniş Müslüman dünya &nbsp;</p>

<p>Türk Avrasyacılığı yalnızca Türk milletinin değil, bütün ezilen milletlerin de yararınadır. Atalarımızdan miras aldığımız cesaret, bilgelik, <strong>yardımlaşma</strong> ve fedakârlık gibi değerler, bugün tüm insanlığın en büyük ihtiyacı haline gelmiştir. Özellikle savaş ve kriz dönemlerinde dünya, Türklerin adalet anlayışına, paylaşma geleneğine ve fedakârlığına yeniden ihtiyaç duymaktadır.</p>

<p><em><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Türk Avrasyacısı, ülkelerin bağımsızlığına ve egemenliğine saygılıdır.</span></span></strong></em><br />
<br />
<strong>ABD-İSRAİL, AVRUPA BİRLİĞİ’Nİ DE HEDEFE KOYMUŞTUR</strong></p>

<p>Bu fikir bizden önce de çeşitli vesilelerle dile getirildi. Ancak <strong>Trump-Netanyahu</strong> işbirliğinin yarattığı yeni saldırganlık ortamı göz ardı edildiği sürece, Türk Avrasyacılığı’nın neden bu kadar acil bir ihtiyaç olduğu tam olarak anlaşılamaz.</p>

<p><strong>ABD-İsrail ittifakı, </strong>yakın gelecekte Türkiye’yi ve Türk coğrafyasını hedef almaktadır. Hedeflerinde sadece Türkler değil, bütün ezilen milletler vardır. Müslüman ve Türk cumhuriyetleri ile birlikte <strong>Avrupa Birliği </strong>de bu tehdidin kapsamındadır. İşin diğer tarafı ABD'nin Avrupa Birliği'ni hefede koyduğunu 2022'den beri yazıyorum.</p>

<p>Aslında ABD-İsrail ekseninin bir numaralı hedefleri arasında Türkiye, Arap coğrafyası, Azerbaycan ve Orta Asya Türk devletleri öne çıkmaktadır. Bu durum, Türk devletleriyle birlikte <strong>Rusya’nın</strong> stratejik önemini de artırmaktadır. <strong>Trump-Netanyahu</strong> işbirliğinin hedefindeki tüm ülkelerle dostluk ve işbirliğini geliştirmek, artık bir zorunluluk haline gelmiştir.</p>

<p>Öte yandan aynı ittifak, <strong>Avrupa’yı da </strong>hedef tahtasına koymuştur. Trump’ın izlediği politika, <strong>Monroe Doktrini’ne</strong> benzer şekilde Avrupa’yı da kendi etki alanı ilan etme eğilimindedir. İngiltere, İspanya, Almanya gibi ülkelerle sorun yaşamaktadır. Eğer <strong>Avrupa Birliği, </strong>ABD’nin bu baskılarına direnecekse, Türkiye’nin tecrübesine ve liderliğine ihtiyaç duyacaktır.</p>

<p>15 Temmuz’dan bu yana <strong>Sayın Cumhurbaşkanımızın </strong>liderliğinde Türkiye, ABD ile dişe diş bir mücadele vermektedir. Avrupa’nın da bu mücadelede <strong>Türkiye’nin</strong> birikimlerinden yararlanması elzemdir. Aksi takdirde koskoca <strong>Avrupa,</strong> ABD’nin sömürgesi haline düşme riskiyle karşı karşıya kalacaktır.</p>

<p>Unutulmamalıdır ki;<strong> Cumhurbaşkanımızın önderliğindeki</strong> Türkiye, bugün sadece Türklerin değil, bütün mazlum milletlerin en önemli koruyucusu konumundadır. Geçmişte Avrupa’nın Türklere ve Müslümanlara yönelik hataları olsa da, bugün Avrupa’nın Türkiye’nin yardımına ihtiyacı vardır.</p>

<p>Sadece Rusya ve direnen Avrupa değil; ABD’nin hedefindeki her ülke, <strong>Türk Avrasyacılarının </strong>doğal müttefikidir. Rusya, <em><strong>Afganistan, Endonezya, Pakistan, İran, Avrupa</strong></em>… Amerika’nın karşısında yer alan herkesle dostluk ve işbirliğine açığız.</p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;">TÜRK AVRASYACILIĞI RUSYA’NIN DA YARARINADIR</span></span></strong></p>

<p>Rusya konusunda net olmalıyız: Ne körü körüne <strong>Rusya’yı desteklemeli </strong>ne de onu dışlamalıyız. Rusya’yı da kucaklayan bir anlayışa sahip olmalıyız.</p>

<p>Rusya açısından bakıldığında, <strong>Orta Asya’daki Türk devletlerinin</strong> bağımsızlığına saygı göstermek zorundadır. Eski Sovyetler Birliği’ni örnek göstererek Türk cumhuriyetlerinin egemenliğine gölge düşürecek herhangi bir tutum, hem Türk devletleriyle ilişkileri bozar hem de siyonizmin ve emperyalizminin ekmeğine yağ sürer.</p>

<p>Bu nedenle <strong>Türkler ile Rusların</strong> kader birliği yapması ve karşılıklı saygıya dayalı bir dostluk kurması en sağlıklı ve zorunlu yoldur. Özellikle <strong>Rusya’nın Azerbaycan ve Kazakistan </strong>konusunda zaman zaman sergilediği üstenci tavırlar rahatsız edicidir. Rusya, Türk dünyasında etkili olmak istiyorsa, Türkistan coğrafyasını kendi arka bahçesi olarak görmekten vazgeçmelidir.</p>

<p>Karşılıklı egemenliğe saygı temelinde atılacak her adım, Rusya’nın da uzun vadeli yararına olacaktır. Dugin gibi isimlerin Trump’ı öven ve hatta <strong>“Trump Devrimi” </strong>kitabı yazan yaklaşımları ise bu süreçte yanlıştır.</p>

<p>Önümüzdeki dönemde geliştirmemiz gereken jeopolitik vizyon şudur:</p>

<p>- Türk Avrasyacılığı <strong>anti-emperyalist ve anti-siyonisttir. &nbsp;</strong><br />
- Türk Avrasyacılığı <strong>tam bağımsızlıkçıdır. &nbsp;</strong><br />
- Türk Avrasyacılığı <strong>Atlantik blokuna karşıdır.</strong> &nbsp;<br />
- Türk Avrasyacılığı, sadece Türklerin değil, <strong>ABD VE İSRAİL'İn</strong> sömürmek ve ezmek istediği tüm milletlerin dostu ve müttefikidir. &nbsp;<br />
- Türk Avrasyacılığı, bütün devletlerin bağımsızlığını ve refahını koruyan yeni bir dünya anlayışının adıdır.</p>

<p>Türk Avrasyacılığı; devletimizin temel dış politikası olmalıdır.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/aytekin-ozkuzukiran-dede-ve-akademisyen-coskun-kokele-cirkin-iftira-3160</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 21:11:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Aytekin Özkuzukıran Dede ve akademisyen Coşkun Kökel’e çirkin iftira!</h1>
                        <h2>Kimliği belirsiz kişi veya kişilerin, akademisyen Dr. Coşkun Kökel ve Şah Kalander Veli Ocağı evladı Aytekin Özkuzukıran Dede’yi hedef alan ağır hakaret ve iftiraları büyük tepki topladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/aytekin-ozkuzukiran-dede-ve-akademisyen-coskun-kokele-cirkin-iftira-1775672542.webp">
                        <figcaption>Aytekin Özkuzukıran Dede ve akademisyen Coşkun Kökel’e çirkin iftira!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ - ANKARA</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir sosyal medya platformu üzerinden, isimlerini gizleyen kişi veya kişilerin, Munzur Üniversitesi Sosyoloji Ana Bilim Dalı’nda görevli öğretim üyesi Dr. Coşkun Kökel ve Şah Kalander Veli Ocağı evladı Aytekin Özkuzukıran Dede’yi hedef alan ağır hakaret ve iftiraları büyük tepki topladı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bilimsel çalışmaları ve ocak evladı olarak tanınan isimlere yönelik başlatılan “itibar suikastı” girişimi, skandal bir karalama kampanyası olarak nitelendiriliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İSİMSİZ KLAVYELERİN KAHRAMANLARI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Herhangi bir somut delil sunmadan, bir “<strong><em>uyarı metni</em></strong>” görüntüsü altında yayılan mesajlarda, akademisyen Coşkun Kökel ve Aytekin Özkuzukıran hakkında “<em><strong>dolandırıcılık</strong></em>” ve “<strong><em>sahte kimlik</em></strong>” iddiaları ortaya atıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Mesajı yayanların kendi isimlerini gizlemesi, yapılan saldırının etik dışı ve korkakça bir iftira operasyonu olduğunu gözler önüne serdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Haber sitemize açıklama yapan Şah Kalender Veli Ocağı evladı Aytekin Özkuzukıran Dede, bu paylaşımdan Mahmutoğlan köyünden Mustafa Güney vasıtası ile haberdar olduğunu ve bu iftirayı atanın mutlaka “<strong><em>dâr meydanı</em></strong>”nda hesap vereceğini, vurguladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>HUKUKİ SÜREÇ BAŞLIYOR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Hedef alınan mağdurlar ve yakın çevrelerinden edinilen bilgilere göre, bu çirkin iddiaların odağındaki isimler konuyu yargıya taşımaya hazırlanıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yapılan açıklamada, dijital izlerin takip edildiği ve bu iftiraları üreten, yayan ve destekleyen tüm odakların Türk Ceza Kanunu’nun “<em><strong>Hakaret</strong></em>” ve “<strong><em>İftira</em></strong>” suçlarını düzenleyen maddeleri uyarınca adalet önünde hesap vereceği belirtildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TOPLUMDAN TEPKİ YAĞIYOR!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yıllardır Çubuk bölgesinin kültürel mirası ve inanç yapısı üzerine akademik ve saha çalışmaları yürüten akademisyen Dr. Kökel’in ve Ocak evladı Aytekin Özkuzukıran Dede’nin bu şekilde hedef gösterilmesi, yöre dernekleri ve sivil toplum kuruluşları tarafından da kınandı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Çubuk yöresinden sitemize konuşan konu hakkında bilgi sahibi kişiler, “<strong><em>Yıllardır tanıdığımız, emeklerine şahit olduğumuz insanlara yönelik bu karanlık ağızla yazılmış metinleri reddediyoruz. Bu bir skandaldır</em></strong>”, diyerek mağdurlara destek verdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bilimsel ve inançsal çalışmaları engellemek amacıyla başvurulan bu provokasyonun, hangi karanlık odakların eliyle hayata geçirildiğinin yargı kararıyla gün yüzüne çıkarılması bekleniyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İŞTE; O İFTİRA PAYLAŞIMI!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-08%20at%2019_05_31(1).jpeg" style="height:800px; width:372px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">“Değerli muhtarım ve dernek başkanlarım herkese merhabalar, son zamanlarda yöremiz üzerinde kirli düşünceleri olan bir takım insanların yöreye gelerek ya da sizleri arayarak bazı yerlere davet ettiğini biliyoruz. Bu kişiler için araştırmalarımızı derinlemesine yapmış ve kim olduklarını gayet iyi bilmekteyiz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Birinci isim Coşkun Kökel bu adam yöremize araştırmacıyım diyip, dedeyim diyip dadanmış durumda. Araştırmalarımız sonucunda bu adamın Alevi köy ve derneklerini dolandırdığını ayrıca bununla ilgili bir çok dava dosyasının olduğunu öğrendik. Sizlerin bu konuda hassasiyet göstereceğinden eminim. </span></p>

<p><span style="color:#000000">2. İsim ise Aytekin Özkuzukıran diye birisi kargın köylü olduğunu iddaa eden bu şahısı kargin köyünden kimse tanımıyor ve bu arkadaşta diğerleri gibi kendini dedeyim diye tanıtıyor. Bu şahısta diğeri gibi bir çok kişiyi dolandıran birisi. Dolandırdıkları kişiler ise yine yöremizden kişiler.,</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu isimler sizi aradığında gereken bir sert üslupla cevap verip telefonu suratlarına kapatmanız gayet gereken uygun olacaktır.<br />
Herkese iyi günler dilerim.”</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/deprem-bagislari-tartismasi-turkiyeye-sicradi-3159</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 14:25:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Deprem bağışları tartışması Türkiye’ye sıçradı!</h1>
                        <h2>Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu genel kurulunda gizlenen denetim kurulu raporu ileortaya çıkan deprem bağışlarının usulsüz kullanıldığı iddiası Türkiye’ye sıçradı. Mahmur Erdoğan isimli bir sosyal medya hesabından yapışan paylaşımda, “ABF Başkanı Mustafa Aslan’a, Hacıbektaş Vakfı Başkanı Cuma Erce’ye, Alevi Dernekler Federasyonu Başkanı Zeynel Abidin Koç’a ve Alevi Kültür Dernekleri Başkanı Seher Şengüllü Yılmaz’a — yaklaşık 100 bin Euro civarında “sus payı” dağıtıldığı” iddia edildi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/deprem-bagislari-tartismasi-turkiyeye-sicradi-1775649059.webp">
                        <figcaption>Deprem bağışları tartışması Türkiye’ye sıçradı!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">2023 Kahramanmaraş merkezli büyük depremin üzerinden bir ay geçmeden başlayan deprem bağışları tartışması Türkiye’ye de sıçradı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Mahmut Erdoğan isimli bir sosyal medya hesabından Türkiye’deki bazı “<em><strong>Alevi</strong></em>” tabelalı kuruluşlara “<strong><em>sus payı</em></strong>” verildiği iddia edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">PSAKD ve ABF’de genel başkan yardımcısı olan İbrahim Karakaya ile daha önce telefonda görüştüğünü ve kendisinden teyitleştiğini iddia eden Mahmut Erdoğan, PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe için 22 bin Avro ayrıldığını ve bu paranın faiz gelirinin Erçe tarafından kişisel harcamaları için kullanıldığını da iddia etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İŞTE MAHMUT ERDOĞAN’IN PAYLAŞIMI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-07%20at%2015_35_31.jpeg" style="height:489px; width:800px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">“İbrahim Karakaya, sana sorduğum soruya neden doğrudan cevap vermiyorsun?<br />
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun deprem sonrası zarar gören canlar için topladığı 3,5 milyon Euro’dan; depremle hiçbir ilgisi olmadığı hâlde Türkiye’deki bazı Alevi kurum başkanlarına — ABF Başkanı Mustafa Aslan’a, Hacıbektaş Vakfı Başkanı Cuma Erce’ye, Alevi Dernekler Federasyonu Başkanı Zeynel Abidin Koç’a ve Alevi Kültür Dernekleri Başkanı Seher Şengüllü Yılmaz’a — yaklaşık 100 bin Euro civarında “sus payı” dağıtıldığı iddiaları doğru mu, yanlış mı?<br />
Bu paradan 22 bin Euro’nun Cuma Erce’nin kullanımına ayrılarak senin özel hesabında tutulduğu, vadeli olarak değerlendirilip faiz gelirinin kişisel harcamalar için kullanıldığı doğru mu? Yanlış mı? Daha önce telefon konuşmamızda bunu teyit etmiştin, ancak bir kez daha burada kamuoyunun önünde soruyorum.<br />
Buradan bir kez daha soruyorum:<br />
Hesabında bulunan 22.000 Euro, depremin üzerinden 3 yıl geçmiş olmasına rağmen hâlâ vadeli hesapta duruyor mu, durmuyor mu? Deprem mağdurlarına aktarılması gerekirken bu paranın hesabında tutulduğu doğru mu, değil mi?<br />
Açık ve net cevap ver.<br />
Soruyu sağa sola kıvırarak gerçeklerden kaçma.”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KARAKAYA İDDİALARI KISMEN REDDETTİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/%C4%B0brahim%20Karakaya.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">İbrahim Karakaya ise, Mahmut Erdoğan isimli sosyal medya hesabına verdiği cevapta iddiaların bazılarını kabul etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Daha önce alevihaberler.com.tr haber sitesinde de gündeme getirdiğimiz ve elimizde belgelerin olduğunu ve gerekirse mahkemeye sunacağımızı vurguladığımız gibi, her 3 kuruluşa “<em><strong>eşit miktarlarda katkı yapıldığı</strong></em>” iddiasının gizli bilgi olmadığını belirten Karakaya, deprem bağışlarının Türkiye’ye akışının “<strong><em>koordinasyon merkezi</em></strong>” olarak Abbas Tan’ın başkanlığını yaptığı Kayseri Cemevi’ni işaret etti! </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu itirafın önemi, Abbas Tan’ın Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’na kendi el yazısıyla yaptığ beyanı dışında resmi bir belge, fatura vs sunmaması nedeniyle, Hüseyin Mat’ın söylem ve savunmalarını da çürütecek olması.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Karakaya’nın, “<strong><em>Bu konuda niye yardım ettiğinizin cevabını Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu yönetim kurulu vermelidir</em></strong>” cümlesi ise, hem paranın usulsüz kullanımının itirafı ve hem de ateş topunu Hüseyin Mat’ın kucağına bırakmak olarak değerlendirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Mahmut Erdoğan, hayatımda tanıdığım en karaktersiz kişisin. Bunları söylediğim için de Pirim beni affetsin. Deprem dolayısıyla Avrupa dan toplanan ve Türkiye de kullanılan paranın hesabını Avrupa örgütü versin. Deprem dolayısıyla Türkiye de koordinasyon merkezi Kayseri Cemevi idi, gerekli açıklamaları kendileri yapmalıdır. Bir çok defa sen ve bu konuda soru soranlara Avrupa ve Türkiye den bir heyet oluşturalım, deprem bölgesine giderek rapor tutalım, kim kusurlu ve suistimal yapmışsa Açığa çıkaralım hata orada deprem enkazlarının altına gömelim. Bu konuyu malzeme yapmak daha verimli olduğu için hiç biriniz de yanaşmadı. Hodri meydan gelin yinede yapalım. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Diğer konu, Türkiye deki Alevi Kurumlarına Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu nun yaptığı yardımlar/ katkı ödemeleri... </span></p>

<p><span style="color:#000000">1- ABF, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Alevi kültür dernekleri, Hacı Bektaş Veli Vakfı ve Alevi Dernekleri Federasyonu na eşit miktarlarda katkı yapıldığı gizli bir bilgi değildir. Kurumlar bunu kendi şubeleri olmak üzere genel kurullarda da paylaştılar.<br />
Bu konuda niye yardım ettiğinizin cevabını Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu yönetim kurulu vermelidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">2- Türkiye de ki Alevi Kurumlarına yapılan yardımlar bazı Kurumların kurum hesaplarına haciz uygulandığı için, bu kurumların normal şartlarda yönetim kurullarının bilgileri dahilinde üç kişinin adına açılan hesaplar üzerinden işlemler yapılmaktadır. Örneğin Pir Sultan Abdal Kültür Derneği'nin 2014 yılından bu yana süren, elektrik faturalarını ödememe eylemi nedeniyle derneğin ve şubelerin tüm hesapları bloke edilmiştir. Bu konular örgütün tüm Şubelerinin bilgisi dahilindedir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">3- Avrupa'dan gelen yardım paraları bu hesaplar üzerinden gelmiştir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">4- Bu konularda benim ne kişi olarak nede kişisel hiçbir hesabım yoktur. Seni benim adıma gelen bir havale veya hesabımın olduğunu ispat etmeye davet ediyorum. İspat ederseniz ben kendimi dara çekeceğim ve düşkün ilan edeceğim. İspat edemezseniz tüm kamuoyu önünde özür dileyeceksin... Benim gözümde zaten bir değerin kalmamıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Son söz, benimle ilgili iddialarını kanıtlamak zorundasınız.<br />
Soruların da bendeki cevabını veriyorum. Senden de bekliyorum.”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mahmut Erdoğan isimli sosyal medya hesabının Cuma Erçe ile ilgili iddiası hakkında ise Karakaya’nın cevabı şöyle oldu:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Mahmut Erdogan Bak Mahmut, ben neden üç kişi üzerinde hesap açıldığının gerekçeleri ile de sana izah etmiştim. Ne diye şimdi benim kendi hesabıma paranın geldiğini ve üç yıldır faizini Cuma Erçe ile birlikte yediğimizi yazıyorsun. Açıkla ve hesabımın olup olmadığını söyle... </span></p>

<p><span style="color:#000000">Sana bundan sonra cevap vermeyeceğim.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Benim kişiliğime uymayan üsluptan dolayı da tüm Canlardan özür dilerim.”</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">DEPREM BAĞIŞLARI YİYENLERİN BOĞAZINA DİZİLECEK!</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Avrupa ülkelerinde yardımsever Alevi vatandaşlardan toplanan milyonlarca Avro deprem bağışlarının sahiplerine ulaştırılmak yerine, farklı amaçlarla kullanıldığı şüphesi, Mahmut Erdoğan isimli sosyal medya hesabının iddiaları ile Türkiye’ye de sıçramış oldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Almanya</span>’<span style="color:#000000">da mahkeme süreci için adımlar atıldı. Anlaşılan, Türkiye</span>’<span style="color:#000000">de de benzer bir yargı sürecine tanık olacağız.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu tartışmayı daha da ilginç kılan durum ise, İbrahim Karakaya’nın İstanbul Anadolu yakasında kendilerini “<strong><em>Çerağan Bileşenleri</em></strong>” olarak adlandıran bir grubun kurucusu ve sözcüsü olması. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bilindiği gibi, önceki başkan Ali Rıza Özdemir döneminde protesto açıklamaları yayınlayan Çerağan Bileşenleri, halen görevdeki Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Esma Ersin’in atamasının yayınlanmasının ardından 13 Temmuz 2025 tarihinde bir otobüsle Ankara’ya giderek, başkanlığın önünde kutlama yapmışlardı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Daha da ilginç bir durum ise, atamanın üzerinden yaklaşık bir buçuk ay geçtikten sonra, PSAKD Başkanı Cuma Erçe’nin Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kapısında yeni başkan Esma Ersin tarafından güllerle karşılanması ile ortaya çıkmıştı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Mahmut Erdoğan ise, Ali’siz Aleviciliği yayan Turgut Öker’in ekibinden ve Hüseyin Mat’a karşı Sivas katliamı anmasında yaptığı provoksayonla akıllara kazınan bir isim.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İbrahim Karakaya’nın hedef alınmasındaki amacın önümüzdeki günlerde açığa çıkması bekleniyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tek dileğimiz, deprem mağdurlarına ulaşması gereken bağışları usulsüz kullananların hem yargı önünde, hem de ulu divanda yaptıklarının cezasını çekmeleri.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bahceli-yeni-dunya-duzeni-bugun-bir-kaos-olarak-karsimiza-cikmaktadir-3158</link>
            <category>SİYASET</category>
            <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 16:01:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Bahçeli: “Yeni dünya düzeni” bugün bir “kaos” olarak karşımıza çıkmaktadır</h1>
                        <h2>ABD Başkanı Trump ve İsrail Başbakanı Netanyahu’yu eleştiren Bahçeli, “rıza üretmeyi bir kenara bırakarak zora dayalı hegemonyanın sürdürülemez olduğunu göz ardı ettiklerini” söyledi. Batı kamuoyunun ve sağduyulu dünya Yahudilerinin bu politikalara karşı sesini yükseltmesi gerektiğini dile getirdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/bahceli-yeni-dunya-duzeni-bugun-bir-kaos-olarak-karsimiza-cikmaktadir-1775567605.webp">
                        <figcaption>Bahçeli: “Yeni dünya düzeni” bugün bir “kaos” olarak karşımıza çıkmaktadır</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısı’nda önemli değerlendirmelerde bulundu.<br />
<br />
Devlet Bahçeli, konuşmasına Merhum Alparslan Türkeş’i ebediyete irtihalinin 29. yıl dönümünde rahmet ve minnetle anarak başladı. Türkeş’i “Türk milliyetçiliğini sosyolojik bir gerçeklik ve tarihsel süreklilik içinde milletin vicdanına kökleştiren, onu ahlak nizamı ve medeniyet iddiası haline getiren müstesna bir devlet ve dava adamı” olarak nitelendirdi. Türkeş’in Türk birliği ve Turan ülküsünün Allah’ın izniyle gerçekleşeceğini vurguladı.</p>

<p><strong>Küresel Kaos ve Bölgesel Gelişmeler</strong><br />
Bahçeli, dünyada değerler sisteminin çöktüğü, büyük anlatıların iflas ettiği tarihi bir dönemeçte olunduğunu belirtti. Eski düzenin anlam kodlarının ortadan kalktığını, yeni egemenlik formlarının ise henüz yürürlüğe girmediğini ifade etti. Bu süreci “eskinin öldüğü, yeninin ise henüz doğmadığı” bir kriz olarak tanımladı. Behçeli, "Geçen yirmi yıl içinde ayak seslerini duyduğumuz ve birçok konunun içeriğini oluşturan “yeni dünya düzeni” bugün bir “nizam” değil bir “kaos” olarak karşımıza çıkmaktadır." ifadelerini kullandı.</p>

<p>ABD Başkanı Trump ve İsrail Başbakanı Netanyahu’yu eleştiren Bahçeli, <em><strong>“rıza üretmeyi bir kenara bırakarak zora dayalı hegemonyanın sürdürülemez olduğunu göz ardı ettiklerini” </strong></em>söyledi. Batı kamuoyunun ve sağduyulu dünya Yahudilerinin bu politikalara karşı sesini yükseltmesi gerektiğini dile getirdi.</p>

<p>İsrail-İran Savaşı’nın 39. gününde devam ettiğini hatırlatan Bahçeli, saldırıların can kaybını ve altyapı tahribatını artırdığını, Hürmüz Boğazı odaklı çatışmanın enerji krizini ve tedarik zincirlerini olumsuz etkilediğini belirtti. İran halkının kararlı direnişinin uluslararası alanda dikkat çektiğini kaydetti. Küresel örgütlerin işlevsizleştiğini ve kalıcı barış için arabuluculuk yapamadığını vurguladı.</p>

<p><strong>Türkiye’nin Rolü ve İç Gündem</strong><br />
Bahçeli, Cumhur İttifakı ile Türkiye’nin bu eşikte bölgesel istikrara katkı sağlayacağını ifade etti. Türkiye’nin tarihsel derinliği, jeopolitik konumu, askeri ve teknolojik gücüyle krizleri yönetebilen ve denge kuran bir aktör haline geldiğini söyledi. Rusya-Ukrayna savaşındaki arabuluculuk rolünü örnek gösterdi.</p>

<p>Enerji güvenliğikonusunda uyarılarda bulunan Bahçeli, Hürmüz Boğazı gelişmelerinin küresel enerji sistemini tehdit ettiğini belirtti. Türkiye’nin Karadeniz doğal gazı, Güneydoğu ve Doğu Anadolu’daki petrol keşifleriyle “geçiş ülkesi” olmaktan çıkıp bölgede enerji istikrarının merkezi haline geldiğini kaydetti. “Enerjide bağımsızlık, Türkiye’nin Kızıl Elmasıdır” dedi.</p>

<p>Savunma sanayindeki yerli ve milli ilerlemeyi öven Bahçeli, Türkiye’nin dış tedarikten “geliştiren ve üreten” konuma geçtiğini, insansız sistemlerdeki başarıların bunun en görünür örneği olduğunu dile getirdi. Nuri Demirağ, Vecihi Hürkuş gibi öncü isimleri rahmetle andı.</p>

<p><strong>Terörsüz Türkiye Süreci</strong><br />
Bahçeli, <em><strong>“Terörsüz Türkiye” </strong></em>sürecine geniş yer ayırdı. 17 Mayıs 2025’te yaptığı<em><strong> “Barış tek kanatlı bir kuş değildir”</strong></em> açıklamasını hatırlatarak, bir kanadın Öcalan’ın çağrısı ve fesih kararıyla, diğer kanadın ise millet iradesiyle oluştuğunu belirtti.</p>

<p>TBMM’de komisyon çalışmalarının büyük olgunlukla sonuçlandığını söyleyen Bahçeli, yasal düzenlemelerin Meclis’e taşınacak olgunluğa erişmesinden memnuniyet duyduğunu ifade etti. “Barış teslimiyet değildir, taviz değildir. Barış adaletin, kardeşliğin ve milli varlığın birlikte yükseldiği bir ülküdür” dedi.</p>

<p>Sürecin milletin bekasına ve toplumsal huzura katkı sağlayacağını,<em><strong> “doğru zamanda atılan doğru bir adım” </strong></em>olduğunu vurguladı. Hiçbir boşluk, ihmal veya zafiyete izin verilmeyeceğini, fitne ve ihanete fırsat tanınmayacağını belirtti.<br />
<br />
Devlet Bahçeli'nin açıklamasının tam metni şöyle:<br />
<br />
Genel Başkanımız Sayın Devlet BAHÇELİ’nin, TBMM Grup Toplantısında yapmış oldukları konuşma.</p>

<p>Aziz Dava Arkadaşlarım,</p>

<p>Muhterem Milletvekilleri,</p>

<p>Saygıdeğer Hanımefendiler, Beyefendiler,</p>

<p>Basınımızın Kıymetli Temsilcileri,</p>

<p>Yurt içinde ve yurt dışında, gönül ve kültür coğrafyamızın her köşesinde bizleri takip eden aziz vatandaşlarımızı en kalbi duygularımla, sevgiyle, saygıyla ve muhabbetle selamlıyorum.</p>

<p>Türkiye Büyük Millet Meclisi Grup Toplantımız vesilesiyle bir kez daha sizlerle aynı çatı altında bulunmaktan memnuniyet duyuyor, her birinizi hürmetle, vefayla ve kardeşlik duygularımla selamlıyorum.</p>

<p>Değerli Dava Arkadaşlarım,</p>

<p>Türk milletinin müşterek hafızasında silinmez izler bırakan, fikirleriyle çağları aşan, mücadelesiyle Türk milletinin davasını milletimizin ruh köklerine nakşeden merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş Bey’i, ebediyete irtihalinin 29. yıl dönümünde rahmet ve minnetle yâd ediyoruz.</p>

<p>Türkeş Bey; Türk milliyetçiliğini teorik bir çerçeveden çıkarıp, sosyolojik bir gerçeklik ve tarihsel bir süreklilik içinde milletin vicdanında kökleştiren; onu bir ahlak nizamı, bir aksiyon disiplini ve bir medeniyet iddiası haline getiren müstesna bir devlet ve dava adamıdır.</p>

<p>Merhum Türkeş Bey, hayatının her safhasında milli aklı esas almış; devleti “ebed müddet” şuuruyla kavramış, milleti merkeze yerleştiren bir siyaset anlayışını tavizsiz şekilde temsil etmiştir.</p>

<p>O zor zamanların adamıydı.</p>

<p>Fırtınalı dönemlerin sarsılmaz iradesiydi.</p>

<p>Karanlık senaryoların karşısında yakılmış bir meşaleydi.</p>

<p>Ne tehditlere boyun eğmiş, ne de menfaat kapılarında eğilip bükülmüştür</p>

<p>İnandığı değerleri her şart altında savunmuş; Türk milletinin birliğini, dirliğini ve bekasını her türlü siyasi hesabın üstünde tutmuştur.</p>

<p>Onun hayalini kurduğu ve bizlere emanet ettiği Türk birliği ve Turan ülküsü, Allah’ın izniyle mutlaka hayat bulacaktır, gerçeğe dönüşecektir.</p>

<p>Çünkü büyük Türk milleti, geçmişinden aldığı kudretle geleceğini inşa edecek iradeye sahiptir.</p>

<p>Bu duygu ve düşüncelerle; Merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş Bey’i ebediyete irtihalinin 29’uncu yıl dönümünde bir kez daha saygı ve rahmetle yâd ediyorum.</p>

<p>Değerli Dava Arkadaşlarım;</p>

<p>Dünyada değerler sisteminin çöktüğü, büyük anlatıların iflas ettiği, tarihi bir dönemeçte olduğumuz herkesin malumudur.</p>

<p>Eski düzenin kurgulamış ve inşa etmiş olduğu anlam kodları ortadan kalkmış lakin yeni egemenlik formları ise tasavvur şeklinde bulunduğu için yürürlüğe girmemiştir.</p>

<p>Küresel düzenin derin bir şekilde sarsıldığı ve anlam sisteminin bozulduğu bu dönemde kararlarımızı bu gerçeği göz önünde bulundurarak ortak bir sorumlulukla almak durumundayız.</p>

<p>Tarihin çeşitli kırılma ve kopuş anlarında en etkili güvenlik, milli birlik ve beraberlik içerisinde ortak iradeye dayanan güvenliktir.</p>

<p>Ve bu durum; hepimizin ortak akli, ahlaki ve vicdani sorumluluğudur.</p>

<p>Bugün tanık olduğumuz küresel ve bölgesel istikrarsızlık, yaşanılan çatışmalar eskinin tam olarak öldüğünün yeninin ise henüz doğmamış olduğunun göstergesidir.</p>

<p>Bu da kelimenin tek anlamı ile bir kriz durumudur.</p>

<p>Kriz ise, sorunların ne olduğunu bilmemek değil, çözümlerin ne olduğunu bilmemektir.</p>

<p>Lakin her kriz dönemi diğer taraftan bir eşiktir.</p>

<p>Cumhur İttifakı ile beraber Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurmuş olduğu yapıcı ilişkiler, inşallah bu eşiği bölgenin istikrarı için varılacak bir hedefe dönüştürecektir.</p>

<p>Zira dünya düzeni içerisinde 2. Dünya savaşından sonra, kurumsallaştığını düşündüğümüz küresel örgütler işlevselliğini yitirmiş, ortak bir akılla krizlere karşı çözüm üretme kabiliyetlerini de kaybetmişlerdir.</p>

<p>Küresel ölçekte sağlanmış olan hegemonya, ahlaki ve ideolojik referans kalıplarını kaybetmiş, rıza üretme anlayışı ortadan kalkmış, bu durum ise haklının güçlü olduğu değil, güçlünün haklı olduğu anlayışına evrilip, huzursuzluğun ortaya çıkmasına şiddetin normalleşmesine neden olmuştur.</p>

<p>Trump ve Netenyahu, rıza üretmeyi bir kenara bırakarak, zora dayalı hegemonyanın sürdürülemez olduğunu göz ardı etmiş ve tarih dışı bir tutumla telafisi zor bir hata yapmışlardır.</p>

<p>İbretlik bir biçimde de bu hatalarına ısrarla devam ettikleri gözlemlenmektedir.</p>

<p>Çünkü onları bir araya getiren değereler manzumesi ve insanlığın ortak düşüncesinin birikimine dayalı söz varlığı tükenmiş, batılı akıl için anlam sistemi açısından yolun sonu görünmüştür.</p>

<p>Başta ABD’deki, Trump karşıtı yürüyüşler ve savaş karşıtı yüksek rütbeli askeri hiyerarşideki tartışmalar olmak üzere, Batı kamuoyunun halk ve bürokrasi bazında, vicdanının sesini dinlemeye devam etmesi halinde, Trump yönetimi bu gerçeklikle yüzleşmek zorunda kalacaktır.</p>

<p>Benzer bir şekilde, geçen hafta da ifade ettiğim gibi sağduyulu dünya Yahudilerinin Netenyahu’nun Siyonist ideolojik zihniyetine karşı, itirazlarını yüksek sesle dile getirmeleri beklenilmektedir.</p>

<p>İşte bu nedenlerden dolayı;</p>

<p>Her konuyu derinlemesine incelemek ve gerçeğe en yakın bir şekilde sonuçlar çıkarmak bir mecburiyet, milletimize karşı ilkeli ve tutarlı bir siyasetin gereğidir.</p>

<p>Geçen yirmi yıl içinde ayak seslerini duyduğumuz ve birçok konunun içeriğini oluşturan “yeni dünya düzeni” bugün bir “nizam” değil bir “kaos” olarak karşımıza çıkmaktadır.</p>

<p>Bu kaos insanlığı etkilemekte, masum insanlar ölmekte, bir istikrarsızlık dünyayı derinden sarsmaktadır.</p>

<p>Modern düşünürlerin ifadesiyle bugünkü dünya durumu deyim yerindeyse bir “fetret dönemini” andırmakta, bir gelecek tasavvurundan ziyade geçmişin acı dolu çatışmacı günlerine götürmektedir.</p>

<p>Nitekim bu tespiti doğrularcasına, küresel ölçekte yaşanan gerilimler ve sıcak çatışmalar her geçen gün daha da derinleşmektedir.</p>

<p>Amerika Birleşik Devletleri, İsrail - İran Savaşı otuz dokuzuncu gününde de karşılıklı saldırılarla devam etmekte, meşruiyetten yoksun, insan onur, haysiyet ve şerefini askıya alan bu saldırıların süreceği de maalesef görünmektedir.</p>

<p>İran’a karşı yapılan saldırılar her geçen gün hem can kaybını artırmakta hem de alt yapının tahribatını giderek büyütmekte, İran, İsrail ve ABD’nin yıkıcı gücüyle bir çıkmaza sürüklenmek istenmektedir.</p>

<p>Tüm bu çok yönlü baskı ve kuşatma girişimlerine rağmen, İran halkının mukavemeti: kararlılığı, dayanıklılığı ve toplumsal refleksiyle dünya kamuoyunun dikkatini üzerine çekmiştir. Bu direniş iradesi, uluslararası çevrelerde şaşkınlıkla karşılanmış, başta Trump olmak üzere birçok siyasi aktörün öngörülerini de boşa çıkarmıştır.</p>

<p>Özellikle Hürmüz Boğazı odaklı çatışma, dünyada da bir taraftan enerji krizini beslemekte, diğer taraftan da tedarik zincirlerini etkilemekte, her geçen gün bu sorunu karanlık ve belirsiz bir geleceğe doğru sürüklemektedir.</p>

<p>Dünyada öngörülemez bir istikrarsızlığı derinleştirecek nitelik arz eden bu savaş uluslararası örgütlerin işlevsizleştiğini ve kalıcı bir barış için arabuluculuk yapmaktan aciz olduklarını göstermektedir.</p>

<p>Sayın Milletvekilleri,</p>

<p>Değerli Dava Arkadaşlarım</p>

<p>Zaman, mekân ve insandan söz ettiğimiz her durumda aslında insanın tarihsel varlığından söz ediyoruzdur.</p>

<p>İnsan tarihsel bir varlıktır. Çünkü atalarımızın aldığı kararlar bugün bizim yaşadıklarımızın genel çerçevesini oluşturmaktadır. Tarihsel hafızaya dayanarak bizim alacağımız kararlar da milletimizin geleceğine istikamet verecektir.</p>

<p>Bu gerçeğin idrakiyle,</p>

<p>Böylesi bir milli şuurla,</p>

<p>Böylesi bir milli duyguyla,</p>

<p>Bugünkü dünya durumunun semptomlarını dikkatli bir şekilde çözümlemek ve bunları akıl yoluyla incelemek kuşkusuz siyaset yapıyorum diyen herkesin ortak sorumluluğudur.</p>

<p>İçinden geçtiğimiz zaman diliminde, her zamankinden daha çok, üzerimizde tarihi ve ahlaki bir sorumluluk vardır. Çünkü bugün biz aldığımız kararlarımızla gelecek nesillerimizin hayatını tayin edecek; onlara, ya mutlu ve huzurlu bir geleceği tesis edeceğiz, ya da başa çıkmakta zorlandıkları meşgaleler olarak kötü bir miras bırakacağız.</p>

<p>Tarihin tecrübesi içinden damıtılarak gelen milli kültürümüz, bize şunu tembihlemektedir. Her türlü başarının, her nevi kuvvetin, kudretin, hakiki kaynağı milletin ta kendisidir. İşte bunun içindir ki saatin akrep ve yelkovanı ile birlikte yürüdüğü gibi, devlet ve millet hayatımızı da ahenkle yürütmeliyiz.</p>

<p>20. yüzyılın başında Ortadoğu’nun sınırları yeniden şekillendirilirken kurulan oyunları bozan saf ve duru bir iradeyle Cumhuriyeti inşa eden akıl; bugün emperyalizmin farklı maskelerle yeniden ortaya çıktığı bir dönemde de, Türk ve Türkiye Yüzyılı’nda aynı kararlılık ve bilinçle her türlü oyunu bozacak güçlü bir terkiple daha güçlü bir cumhuriyet iradesi olarak varlığını sürdürmektedir.</p>

<p>Fikir ve Dava Adamı Dündar Taşer’in ifadesiyle:</p>

<p>Çok büyük felaketler geçirmiş, çok feci belalara uğramış, bütün bunlara karşı çok üstün yaşama azmi, direnci göstermiş bir milletiz. Bu yaşama azmi, direnci bizim geleceğe ümitle bakmamızı emreder!..</p>

<p>Hem dünyada hem bölgede gerçekleşen her türlü hadiseyi düzenli bir şekilde çözümlemek, bunları akıl yolu ile incelemek hepimizin ortak sorumluluğudur.</p>

<p>Lakin böylesi bir gerçeklik durumunda bile bugünkü muhalefetin koçbaşını çeken Cumhuriyet Halk Partisi siyaset yerine laf üretmekte, sorunların çözümüne katkı sunmak yerine basit ve çıkarcı bir tutumla hareket etmektedir.</p>

<p>Millet için en değerlisinin ne olduğunun idrakinden yoksun bulunmakta, çeşitli küresel odaklara sığınmakta, yanlış adreste doğru kişiyi aramaktadırlar.</p>

<p>Gerçekle arasına mesafe koymuş olan bu anlayış, köklerle değil yapraklarla uğraşmakta, gerçeğe sırtını dönüp sanala, ömrünü tamamlamış bir söyleme, sosyalist enternasyonale teslim olmaktadır.</p>

<p>Düşünceleri aklın mayasıyla yoğurma kabiliyetini kaybeden anlayış, ülke, bölge ve dünya gündemini basit çıkarları doğrultusunda değerlendirmekte, devletten, milletten ve gerçekliklerden kopmuş görüntü vermektedir.</p>

<p>Öte yandan, son günlerde CHP zihniyetini temsil eden bazı belediye başkanlarının, çürümenin hat safhasına ulaşmış olmalarını ve milletin kendilerine emanet ettiği makamları her açıdan istismar ettiklerini görmekten büyük üzüntü duymaktayız.</p>

<p>Milletimizin içinden geçtiği bu tarihsel dönemeçte yalnızca teşhis koymak kolaycılıktan ibarettir; asıl olan, çare üretmek ve sorumluluk almaktır ki, Milliyetçi Hareket Partisi olarak bizim ortaya koyduğumuz yaklaşım da tam olarak budur.</p>

<p>Nitekim sadece tehditleri sıralamak için politikacı gömleği giymeye dahi gerek yoktur.</p>

<p>Sayın Milletvekilleri,</p>

<p>Değerli Dava Arkadaşlarım:</p>

<p>Hepinizin çok iyi bildiği gibi; Milliyetçi Hareket Partisi “Önce Ülkem ve Milletim sonra partim ve ben” derken slogan değil fikir,</p>

<p>Hamasete dayalı propaganda değil sağduyu ifade eder.</p>

<p>Değerler alanına savaş açmaz, değerlere dayalı politika üretir,</p>

<p>Sorunlardan beslenmez, sorunlara çözüm üretmek için gayret eder.</p>

<p>Ortak kültüre dayanan bir sosyal yapı olarak millet ve bunun dili olarak milliyetçilik, Milliyetçi Hareket Partisi’nin temel felsefi dayanağı ve ilkesel olarak değişmeyecek çizgisidir.</p>

<p>Bu nedenle açıkça ve kararlılıkla ifade etmek gerekir ki:</p>

<p>Bu zorunluluğun yüklediği tarihi misyon sebebiyle Milliyetçi Hareket Partisi, hadiseleri günübirlik gelişmelerin dar kalıpları içinde değerlendiren bir anlayışın çok ötesindedir. Bizim bakışımız; tarih şuuru ile yoğrulmuş, milli hafızayla şekillenmiş ve devletin bekasını esas alan bir bakıştır.</p>

<p>Biz gelişmelere sıradan olaylar zinciri olarak bakmayız.</p>

<p>Bize göre her hadise, Türk milletinin kader çizgisine temas eden bir mahiyet taşır.</p>

<p>Görünenin ötesine bakar, perde arkasındaki niyetleri, hedefleri ve stratejik sonuçları okumaya çalışırız.</p>

<p>Milliyetçi Hareket Partisi’nin nazarında dünya; güç çekişmesinin sertleştiği, dengelerin hızla değiştiği ve yeni bir küresel yapılanmanın sancılarının yaşandığı bir mücadele alanıdır.</p>

<p>Bu tabloda Türkiye’nin yeri, tesadüflerle değil tarihî sorumlulukla, jeopolitik hakikatlerle ve milli iradeyle tayin edilmektedir.</p>

<p>Bizim için esas olan; milletin birliği, devletin bekası ve vatanın bölünmez bütünlüğüdür.</p>

<p>Bu üç temel sütunu hedef alan her girişim, hangi kılıfa bürünürse bürünsün, karşısında Milliyetçi Hareket Partisi’ni bulacaktır.</p>

<p>Burada altı özellikle çizilmelidir ki; Milliyetçi Hareket Partisi gelişmeleri yalnızca izleyen bir siyasi yapı değildir.</p>

<p>Gerektiğinde yön veren, gerektiğinde uyaran, gerektiğinde ise milli duruşu en net şekilde ortaya koyan bir iradenin adıdır.</p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığı, Türk milletinin birliği ve milli değerlerin muhafazası bizim için tartışmaya kapalı bir hakikattir.</p>

<p>Siyaset bizim nazarımızda geleceği inşa etme sorumluluğudur.</p>

<p>Bizim kurduğumuz her cümlenin;</p>

<p>Öznesi Türkiye Cumhuriyeti Devletidir.</p>

<p>Nesnesi Türk milletidir.</p>

<p>Yüklemi devlet ve milletin bekasıdır.</p>

<p>Kavgamız bunun içindir.</p>

<p>Adanmışlığımız bu nedenledir.</p>

<p>Asla tereddüt yaşamaz.</p>

<p>Ölüm kapımızı çalsa da katiyen vazgeçmeyiz.</p>

<p>Kıymetli Dava Arkadaşlarım,</p>

<p>Küresel rekabetin kızıştığı, jeopolitik fay hatlarının çatırdadığı, milletlerin ve devletlerin geleceklerini yeniden tayin etmek zorunda kaldığı bir dönemde; Türkiye’nin önünü görecek sağlam bir vizyona, milli bir yönelişe, güçlü bir kararlılığa her zamankinden daha fazla ihtiyacımızın olduğunu hiçbir zaman unutmamalıyız.</p>

<p>Etrafımızda gelişen çatışmalar ne kadar diri, dinamik, tecrübeye dayalı akılla hareket etmemiz gerektiğini göstermektedir.</p>

<p>Gücünü kaybeden aktörlerle yükselen güçlerin rekabet alanına dönüşen bu coğrafyada Türkiye, sahip olduğu istikrar, güvenlik ve kurumsal kapasitesiyle bölge de ki diğer aktörlerden ayrışan bir konumdadır.</p>

<p>Bu durum, ülkemizi yalnızca krizlerden görece uzak tutmakla kalmamakta; aynı zamanda bölgesel aktörler açısından güvenilir bir çekim merkezi haline getirmektedir.</p>

<p>Türkiye’nin bu konumu, tarihsel derinliği, insan kaynağı, köklü devlet geleneği ve özellikle son yıllarda önemli bir dönüşüm geçiren caydırıcı askeri ve teknoloji gücü ile de doğrudan ilişkilidir.</p>

<p>Nitekim sahada güç üreten bir Türkiye’nin, diplomasi masasında da etkili bir aktör olarak öne çıkması kaçınılmaz olmuştur.</p>

<p>Rusya-Ukrayna savaşında üstlenilen arabuluculuk rolü, bu kapasitenin somut bir göstergesi olmuş; benzer şekilde bölgesel gerilimlerde Türkiye’nin denge kurucu rolü daha görünür hale gelmiştir.</p>

<p>Bu çerçevede Türkiye, krizleri yönetebilen ve yönlendirebilen bir aktör olarak konumlanmaktadır.</p>

<p>Nitekim bölgemizdeki son gelişmelerde de yoğun diplomatik girişimlerle süreci nihai bir sonuca ulaştırma çabasını yine etkin biçimde devreye soktuğu görülmektedir.</p>

<p>Değerli Dava Arkadaşlarım,</p>

<p>Öte yandan;</p>

<p>Hayatın her alanının enerjiyle şekillendiği gerçeği göz ardı edilemez. Enerji; evlerimizi aydınlatan, şehirlerimizi diri, sanayimizi ayakta tutan, teknolojiyi ileriye taşıyan görünmez bir kuvvettir.</p>

<p>Üretimin sürekliliğini sağlayan, kalkınmanın hızını belirleyen, milli güvenliğin stratejik temelini oluşturan ve toplumsal refahın seviyesini tayin eden başlıca unsurdur.</p>

<p>Enerji; tarladaki bereketten fabrikadaki üretime, hastanelerdeki hizmetten savunma sistemlerine kadar hayatın her noktasında varlığını hissettiren, düzeni kuran ve sürdüren asli kaynaktır.</p>

<p>Kısacası enerji, hayatın kendisini mümkün kılan ana damar, milletlerin gücünü belirleyen stratejik bir omurgadır.</p>

<p>İşte bu hakikatten hareketle, bugün dünyada yaşanan gelişmeler çok açık bir gerçeği ortaya koymuştur: Küresel enerji sistemi ciddi bir risk altındadır ve bu risk, sınır tanımadan tüm ülkeleri etkileyebilecek bir seviyeye ulaşmıştır.</p>

<p>Artık mesele sadece enerjiye ulaşmak değildir.</p>

<p>Asıl mesele, enerjiyi mümkün kılan yapının bütünüyle tehdit altında olmasıdır.</p>

<p>Hürmüz Boğazı’nda son haftalarda yaşanan gelişmeler, dar bir geçiş hattına özgü sorundan ziyade, küresel enerji düzeninin ne denli hassas hale geldiğini ortaya koymuştur.</p>

<p>Bugün enerji limanları, petrol rafinerileri, boru hatları ve depolama tesisleri doğrudan risk altındadır. Enerji sisteminin kendisi doğrudan hedef haline gelmekte ve tehdit altına girmektedir.</p>

<p>Bu nedenle ortaya çıkan tabloyu klasik bir enerji arz güvenliği meselesi olarak değerlendirmek mümkün değildir. Bu, çok daha derin bir kırılmadır.</p>

<p>Bu, doğrudan küresel ölçekte bir enerji güvenliği meselesidir.</p>

<p>İşte tam da bu yeni dönemde Türkiye’nin rolü yeniden tanımlanmaktadır.</p>

<p>Karadeniz’deki doğal gaz, Güneydoğu ve Doğu Anadolu’daki petrol keşifleri ve uluslararası alandaki enerji arama faaliyetleriyle birlikte Türkiye, güçlü altyapısının da katkısıyla, artık bir geçiş ülkesi olmaktan çıkmış; bölgede enerji istikrarının, güvenin ve barışın merkezi haline gelmiştir.</p>

<p>Türkiye; farklı kaynakları buluşturan, farklı güzergâhları yöneten, kriz anlarında alternatif üretebilen ve gerektiğinde denge kurabilen bir güç haline gelmiştir.</p>

<p>Bu gelişme, ekonomik bir kazanımın ötesinde milli kudretin tahkimi, bağımsızlığın pekişmesi ve devletimizin stratejik kapasitesini güçlendiren önemli bir adımdır.</p>

<p>Çünkü artık enerji, uluslararası sistemde güç dengelerini belirleyen en kritik unsurlardan biridir.</p>

<p>Enerjiye erişim, enerji akışlarını yönetebilme ve bu akışlara yön verebilme kapasitesi, ülkelerin küresel sistemdeki yerini doğrudan belirlemektedir.</p>

<p>Türkiye, bu yeni dönemi doğru okuyan, riskleri doğru analiz eden; enerji alanında oyunu yeniden kuran, dengeyi belirleyen ve geleceği şekillendiren bir iradeyi temsil etmektedir.</p>

<p>Çünkü enerji sadece bir kaynak değildir.</p>

<p>Enerji, güçtür, istikrardır ve en önemlisi barışın anahtarıdır.</p>

<p>Ve bu anlayışla açıkça ifade etmek gerekir:</p>

<p>Enerjide bağımsızlık, Türkiye’nin Kızıl Elmasıdır.</p>

<p>Bu hedef, bir zorunluluktur.</p>

<p>Bu hedef, milli bir duruştur.</p>

<p>Türkiye, bu hedef doğrultusunda kararlılıkla yoluna devam etmektedir.</p>

<p>Aziz Dava Arkadaşlarım,</p>

<p>Tüm bu bahsettiğimiz konulara ilaveten; Türkiye’nin savunma sanayi ve teknoloji alanında son yıllarda kaydettiği ilerlemeyi de görmek ve gururlanmak gerekmektedir.</p>

<p>Hiç şüphesiz bu ilerleme; köklü bir stratejik dönüşümün ürünüdür.</p>

<p>Uzun yıllar boyunca dış tedarike dayalı, yapı-bakım-onarım çalışmaları, modernizasyon ve operasyonel kullanımda çeşitli sınırlılıklar doğurmuş; bu durum yerli üretim ihtiyacını kaçınılmaz hale getirmiştir.</p>

<p>Son yıllarda Türkiye, savunma sanayiinde “tedarik eden” konumdan “geliştiren ve üreten” konuma geçiş sürecini hızlandırmıştır.</p>

<p>Bu dönüşüm, kamu politikaları, özel sektör yatırımları ve mühendislik kapasitesinin artışıyla birlikte daha sistematik bir yapıya kavuşmuştur.</p>

<p>Özellikle insansız sistemler alanında elde edilen başarılar bu dönüşümün en görünür çıktıları olmuştur.</p>

<p>Dolayısıyla Türkiye’nin savunma sanayiinde son yıllarda kaydettiği yükseliş; dışa bağımlılığın azaltılması, yerli ve milli üretim kapasitesinin artırılması ve bu yapının sürdürülebilir bir sistem hâline getirilmesi üzerinden şekillenmiştir.</p>

<p>Bu stratejik hamle, Türkiye’ye yalnızca sahada caydırıcılık kazandırmamış; aynı zamanda uluslararası sistemde daha bağımsız, daha dirençli ve daha etkili bir aktör olma kabiliyetini de kazandırmıştır.</p>

<p>Bu tablo; milletin iradesinin devletin idaresine yön verdiği, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi marifetiyle Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ve Cumhur İttifakı’nın kararlı siyasi iradesiyle vücut bulan tarihi bir dönüşüm sürecinin meyvesidir.</p>

<p>Dün çeşitli sebeplerle akamete uğratılan savunma sanayi hamleleri, bugün yeniden ayağa kaldırılmıştır.</p>

<p>Bu vesileyle; bu alana emek veren ve vizyon ortaya koyan öncü isimler de her daim rahmet ve minnetle anılmalıdır.</p>

<p>Nuri Killigil, Şakir Zümre, Nuri Demirağ, Vecihi Hürkuş bu milletin, üretme iradesini, mühendislik kabiliyetini ve bağımsızlık ülküsünü temsil eden müstesna şahsiyetler olarak tarihimizdeki yerlerini almıştır.</p>

<p>Aziz ruhları şad olsun.</p>

<p>Bugün gelinen noktada söz konusu şahsiyetlerin ortaya koyduğu hayaller, Türkiye’nin güçlü devlet iradesi ve millet desteğiyle yeniden hayat bulmuş; yarım kalan her bir vizyon, modern imkânlarla tamamlanarak somut birer stratejik kapasiteye dönüşmüştür.</p>

<p>Bu çerçevede savunma sanayii, Türkiye’nin bağımsızlık iradesinin, milli güvenlik vizyonunun ve geleceğe dönük kararlılığının en güçlü tezahürü hâline gelmiştir.</p>

<p>Kıymetli Dava Arkadaşlarım;</p>

<p>17 Mayıs 2025 tarihinde “Barış tek kanatlı bir kuş değildir. Bir kanat Öcalan’ın yaptığı çağrı ve gelinen fesih kararıyla kendisini gösterdi. İki, kanadı millet olarak hep birlikte gövdeye getirmeliyiz” demiştim!</p>

<p>Barış, ancak iki kanadın ahenkle çırpılmasıyla, milletin tamamının aynı istikamete yönelmesiyle yükselebilir.</p>

<p>O gün ifade ettiğimiz gibi, bu kanatlardan biri; terörün gölgesinde şekillenmiş yapıların fesih kararı ve yapılan çağrılarla kendisini göstermişti.</p>

<p>Asıl olan ikinci kanat ise aziz Türk milletinin bizatihi kendisidir gerçeğinden hareketle, milli iradenin merkezi olan TBMM’de yapılan komisyon çalışması büyük bir olgunluk, yüksek bir sorumluluk bilinci ve devlet ciddiyeti içerisinde sonuçlanmıştır.</p>

<p>Bu tablo, milli iradenin tecelligahı olan Gazi Meclisimizin tarihi sorumluluğunu hakkıyla yerine getirdiğinin de açık bir göstergesidir.</p>

<p>Terörsüz Türkiye sürecinde ortaya konan bu güçlü siyasi irade, milletimizi çok yoran bu sorundan kurtulacağımızın da net göstergesi olmaktadır.</p>

<p>Zira bu konu günübirlik tartışmaların ötesinde; milletin bekasına, devletin istikbaline ve toplumsal huzurun teminine dair stratejik bir meseledir.</p>

<p>Terörsüz Türkiye; doğru zamanda atılan doğru bir adımdır.</p>

<p>Tarihi önemde bir dönüm noktasıdır.</p>

<p>Akıl, vizyon, emek, sabır ve itinayla; vatan ve millet aşkıyla, devlet – millet dayanışması ile yürütülen hayırlı bir sürecin de ürünü olacaktır.</p>

<p>“Terörsüz Türkiye” milletimizin özlemle beklediği bir gelişme, daha müreffeh ve huzurlu bir geleceğin müjdesi, kalıcı barışın, umudun, “Lider Ülke Türkiye’nin habercisidir.</p>

<p>Bugün gelinen noktada, yasal düzenlemelerin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yasa çalışması olarak taşınacak olgunluğa erişmesi memnuniyet vericidir.</p>

<p>Dünyanın ve bölgemizin ciddi kırılmalarla, risklerle ve jeopolitik sarsıntılarla karşı karşıya bulunduğu bir dönemde; kendi iç bünyemizin tahkimi, milli birliğimizin güçlendirilmesi ve toplumsal dayanışmanın sağlamlaştırılması, ertelenemez bir zaruret halini almıştır.</p>

<p>Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bu süreçte aldığı inisiyatif, millet adına son derece dikkatli, son derece titiz ve sorumluluk bilinci yüksek bir şekilde yürütülmektedir.</p>

<p>Bu tabloyu yakından takip ediyor, yapılan çalışmaları yakından izliyor ve gereken her hassasiyetin gösterilmesini elzem görüyoruz.</p>

<p>Bu meselede hiçbir boşluk, hiçbir ihmal ve hiçbir zafiyetin kabulü mümkün değildir.</p>

<p>Biz diyoruz ki: Barış; teslimiyet değildir.</p>

<p>Barış; taviz değildir.</p>

<p>Barış; milletin onurunu koruyarak, devletin gücünü muhafaza ederek sağlanan bir dengedir.</p>

<p>Barış; adaletin, kardeşliğin ve milli varlığın birlikte yükseldiği bir ülküdür.</p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti, köklü kardeşliğin, güçlü geleceğin, ortak kaderin ve sarsılmaz birlik ruhunun en sağlam teminatıdır.</p>

<p>Bu teminat, dün olduğu gibi bugün de dimdik ayaktadır; yarın da ilelebet payidar kalacaktır.</p>

<p>Ve ben bir kez daha söylüyorum: Bu aziz milletin birliğini bozmaya, kardeşliğimizi zedelemeye kimsenin gücü yetmeyecektir!</p>

<p>Bu ruh yaşadıkça;</p>

<p>Ne fitne kazanacak,</p>

<p>Ne ihanet galip gelecektir.</p>

<p>Konuşmama son verirken Dünya Kupasında aziz milletimizi temsil edecek A Millî Futbol Takımımızı yürekten tebrik ediyorum. Bu kutlu yürüyüşte sorumluluk üstlenen Türkiye Futbol Federasyonunun muhterem Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu başta olmak üzere yönetimini de samimiyetle kutluyorum.</p>

<p>Millî formayı büyük bir onur ve inançla taşıyan futbolcularımızın sahaya yansıttığı azim, mücadele ruhu ve fedakârlık; teknik heyetimizin kararlı ve disiplinli çalışmalarıyla birleşerek milletimize umut vermektedir.</p>

<p>Hepsinden öte, Dünya Kupası’nda yeniden mücadele etme imkânı bulan bu güzide kadroya inancını esirgemeyen, duaları ve desteğiyle her daim yanında olan büyük Türk milletine şükranlarımı sunuyorum. Temennim odur ki; ay-yıldızlılarımız, tarihine yakışır bir başarıyla milletimizin göğsünü kabartsın, birlik ve beraberliğimizin sahadaki nişanesi olup Türk’ün sesini sahalardan tüm Cihan’a duyursun.</p>

<p>Sağ olun, var olun, Cenab-ı Allah’a emanet olun diyorum.<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://x.com/MHP_Bilgi/status/2041431297441046652">https://x.com/MHP_Bilgi/status/2041431297441046652</a></p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bakan-tekin-istanbulda-alevi-bektasi-temsilcilerle-bir-araya-geldi-3157</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 10:35:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Bakan Tekin, İstanbul’da Alevi Bektaşi temsilcilerle bir araya geldi</h1>
                        <h2>Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, İstanbul’da Alevi Bektaşi STK temsilcileri ile “Anadolu İrfanı Değerleri” adı altında düzenlenen kahvaltıda bir araya geldi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/bakan-tekin-istanbulda-alevi-bektasi-temsilcilerle-bir-araya-geldi-1775548399.webp">
                        <figcaption>Bakan Tekin, İstanbul’da Alevi Bektaşi temsilcilerle bir araya geldi</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Bakan Tekin, Beykoz’daki Sabancı Öğretmenevi’nde düzenlenen “<em><strong>Anadolu İrfanı Değerleri Kahvaltı Buluşmaları</strong></em>” kapsamında, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile yapılan değişiklikleri anlatmak ve talepleri dinlemek üzere Alevi Bektaşi sivil toplum kuruluşu (STK) temsilcileriyle bir araya geldi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bakan Tekin bakanlığın çalışma vizyonu hakkında sunum yapmasının ardından söz alan Alevi Bektaşi STK temsilcileri eğitim ve öğretim alanındaki beklentilerini ifade ettiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ATATÜRK YOLUNDA MİLLİ BİR EĞİTİM POLİTİKASI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">2014'ten itibaren Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ni yazarken, kurgularken, 1. Maarif Kongresi’nde Mustafa Kemal Atatürk’ün söylediği, “<em><strong>Milli seciyeyi esas alan, bize ait bir eğitim politikası inşa etmek zorundayız</strong></em>” kurgusundan hareketle hem müfredatı, hem de toplumsal yaşantıdaki her olayı değerlendirmeye özen gösterdiklerinin altını çizen Bakan Tekin, “<strong><em>Etnik ya da dini sebeplerle toplumda ayrışmanın, çatışmanın varlığından siyasal ya da ekonomik çıkar elde eden kitleler, bu çatışmayı körükleyen, devam ettirmeye çalışan politikaları takip ettiler. Alevi, Sünni, Türk, Kürt başta olmak üzere bu çatışma kültürünün, kendi siyasal ve ekonomik çıkarlarını devam ettirme arzusundaki kişiler tarafından körüklendiğini hep beraber biliyoruz.</em></strong>” ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YASAKSIZ BİR TÜRKİYE İNŞA ETMEK İSTİYORUZ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Belli siyasal grupların kendi siyasi iktidarları için toplumun içerisine ektikleri nifak tohumlarının temizlendiği, tedavi edildiği bir Türkiye’yi, hem etnisite anlamında hem de dini referanslarla yasaksız bir Türkiye’yi inşa etmek, Sayın Cumhurbaşkanı’mızın 2001 yılından itibaren uyguladığı bir politikadır</em></strong>” şeklinde konuşan Bakan Tekin, “<em><strong>Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı bence bu anlamda Cumhuriyet tarihindeki en önemli devrimlerden bir tanesi. Ama bu tek başına değerlendirildiğinde belki çok anlamlı bir okuma yapamayabiliriz. O yüzden 2002’den itibaren bu anlamda demokrasi ve insan hakları perspektifinden atılan adımların hepsiyle beraber düşünüp geldiğimiz noktayı ona göre analiz etmemiz gerekir.</strong></em>” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir soru üzerine, Küçükçekmece’de bulunan Hacı Bektaş Veli Anadolu Lisesi’nin bazı bölümlerinin kullanıma açılması konusunda önlerinde iki seçenek bulunduğunu, ya söz konusu bölümleri Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na devredeceklerini veya Alevi Bektaşi STK’ların ortak kullanımını sağlayacak bir formül bulacaklarını belirten Bakan Tekin, ayrıca tüm Alevi Bektaşi STK’lara da çağrıda bulunarak, MEB olarak işbirliği protokolleri geliştirmeye hazır oldukları mesajını verdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu süreçte yaptıkları çalıştaylara, etkinliklere, programlara, raporların yazılmasına katkı veren dernek, vakıf, konfederasyon, federasyon başkanlarına ve Alevi dedelerine teşekkür eden Tekin, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin açtığı bu devrim niteliğindeki Terörsüz Türkiye yolunu nihayete erdirecek adımları hep beraber atacaklarını kaydetti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>STK TEMSİLCİLERİ: DAHA FAZLA KATILIM</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in açış konuşmasının ardından söz alan STK temsilcileri eğitim ve öğretim alanındaki beklenti ve önerilerini dile getirdiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Halk Eğitim Merkezlerinde Alevilik Bektaşilik referanslı yeni derslerin açılması konusundaki gecikmenin sebebini soran STK temsilcileri, Din Kültür ve Ahlak Bilgisi ders kitaplarında Alevilik Bektaşilik için ayrılan bölüm ve ünitelerin artırılmasını istediler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tüm ders kitaplarının toplumsal barış ve milli birlik perspektifi ile revize edilmesi gerektiğini vurgulayan STK temsilcileri, MEB personeline yönelik 81 ilde hizmet içi eğitimlerle Alevilik ve Aleviler hakkında bilgilendirilmesinin toplumsal barışa katkı sağlayacağını belirttiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Okullarda mezhep çatışmalarının toplumsal barışa ve milli birliğe zararlarına dikkati çeken ve farkındalık yaratan etkinlik haftaları düzenlenmesini öneren STK temsilcileri, yönetici personel alanında da elle tutulur somut sonuçlar görmek istediklerini ifade ettiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gençler arasında bağımlılıkla mücadelede ortak projeler geliştirmek istediklerini vurgulayan STK temsilcileri, eğitim alanında da işbirliğini artırmak yönünde MEB’den yaklaşım beklediklerini ifade ettiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Son günlerde medyada yer alan, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın bir FETÖ projesi olan Mamak Tuzluçayır’daki binaya taşınması konusunu da gündeme getiren STK temsilcileri, başkanlığın kapatılması veya işlevsizleştirilmesi yönünde bir takım girişimlerin varlığına dikkat çekerek bu konuda önlem alınmasını istediler.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KATILIMCI STK TEMSİLCİLERİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Anadolu İrfanı Değerleri</strong></em>” buluşmasında Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile birlikte,&nbsp;AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şen, Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu Üyesi Füsun Kümet, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Esma Ersin, MEB Müşaviri Erdal Özyol,&nbsp;Hisar Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Ayhan Bilgen ile birlikte, Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu, Anadolu Vakıflar Federasyonu, Abdallar Cemevleri Federasyonu, Oğuz Çepni Dernekleri Federasyonu, Ehl-i Beyt Dernekleri Federasyonu, Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu, Anadolu Kültürünü Koruma Vakfı, Adıyaman Cemevleri ve Ziyaretleri Vakfı, Zeynel Abidin Türbesi Kültür Vakfı, Türkiye Uzlaşı ve Toplumsal Kalkınma Vakfı ve Dede Garkın Ocağı Derneği, Seyyid Sultan Sücaaddin Veli Derneği, Alevi Gençler Derneği başkanları ile Dede Garkın Ocağı’ndan Hüseyin Dedekargınoğlu Dede, Kureyşan Ocağı’ndan Serdar Gazi Karababa,&nbsp;Celal Abbas Ocağı’ndan Ali Şar Dede, Ağuiçen Ocağı’ndan İbrahim Yağmur Dede, akademisyenler Nazan Aydoğdu ve Anıl Durdu hazır bulundu.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/adiyamanli-akademisyene-uluslararasi-alevilik-ve-bektasilik-odulu-3156</link>
            <category>KÜLTÜR SANAT</category>
            <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 22:33:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Adıyamanlı Akademisyene Uluslararası Alevilik ve Bektaşilik Ödülü</h1>
                        <h2>Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) tarafından İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen 4. Uluslararası Alevilik ve Bektaşilik Çalışmaları Bilim Ödülleri töreninde, Dr. Ali Tanrıverdi doktora dalında ikincilik ödülüne layık görüldü.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/adiyamanli-akademisyene-uluslararasi-alevilik-ve-bektasilik-odulu-1775504588.webp">
                        <figcaption>Adıyamanlı Akademisyene Uluslararası Alevilik ve Bektaşilik Ödülü</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nda görev yapan Dr. Tanrıverdi, "<strong><em>Adıyaman'daki Alevilerde Sosyal Örgütlenme ve Kolektif Kimlik: Ocak-Aşiret Yapısı Üzerine Nitel Bir Araştırma</em></strong>" adlı çalışmasıyla ödül aldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Adıyaman’daki Alevi topluluklarının ocak ve aşiret yapısı, inanç pratikleri ve birlikte yaşama kültürünü saha araştırmalarıyla ele alan çalışma, kentin kültürel ve inançsal zenginliğini akademik olarak ortaya koyması açısından önemli bir katkı sundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/ADIYAMAN3.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Adıyaman'da Alevilik çalışmalarıyla ön plana çıkan ve Adıyamanlı Akademisyenler Platformu Başkanı, İslam Mezhepleri Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Fevzi Rençber de Dr. Tanrıverdi'nin çalışması ile ilgili olarak şu değerlendirmede bulundu:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"Türkiye’de Alevilik çalışmaları çoğunlukla belirli bölgeler ve konular etrafında yoğunlaşmış, bazı yerel alanlar ise akademik literatürde görece daha sınırlı biçimde ele alınmıştır. Bu bağlamda Adıyaman ve çevresinde yaşayan Alevi topluluklarının inanç, kimlik ve toplumsal yapısına dair çalışmaların daha fazla araştırılmaya açık olduğu görülmektedir. Oysa Adıyaman, tarihsel birikimi, kültürel çeşitliliği ve güçlü inanç geleneğiyle Anadolu Aleviliğinin anlaşılmasına önemli katkılar sunabilecek nitelikte bir merkezdir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ali Tanrıverdi’nin büyük bir emek, sabır ve titizlikle hazırladığı bu doktora çalışması, Adıyaman’daki Alevi topluluklarını ocak ve aşiret ilişkisi çerçevesinde ele alarak alana değerli bir katkı sunmaktadır. Sahaya dayalı verilerle inanç pratiklerini, kültürel hafızayı ve kimlik oluşum süreçlerini bütüncül bir yaklaşımla ele alan çalışma, emek kokan, yerel hafızayı kayıt altına alan ve alanında kalıcı bir başvuru eseri niteliği taşıyan kıymetli bir araştırmadır.<br />
Bu yönüyle söz konusu çalışmanın ödüle layık görülmesi, hem verilen emeğin takdir edilmesi hem de yerel sosyoloji ve Alevilik çalışmalarının teşvik edilmesi açısından son derece anlamlıdır. Bu ödülün, titiz saha çalışmasına dayanan bilimsel emeğin ve yerel hafızayı kayıt altına alan akademik gayretin güçlü bir karşılığı olduğu açıktır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ali Tanrıverdi kardeşimi, meslektaşımı ve hemşerimi bu çok kıymetli, yoğun emek ürünü ve ödülle taçlanan çalışmasından dolayı gönülden tebrik ediyorum. Bu değerli emeğin kısa zamanda kitap olarak raflarda yerini almasını temenni ediyor, akademik dünyaya ve Alevilik çalışmalarına önemli katkılar sunacağına inanıyorum."</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu başarı, Adıyaman’daki Alevilik ve Bektaşilik geleneğinin bilimsel alanda görünürlüğünü artırması bakımından memnuniyetle karşılandı.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozdemir-ankara-kitap-fuarinda-okurlariyla-bulustu-3155</link>
            <category>KÜLTÜR SANAT</category>
            <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 21:45:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ali Rıza Özdemir, Ankara Kitap Fuarı’nda okurlarıyla buluştu</h1>
                        <h2>Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi önceki Başkanı, yazar Ali Rıza Özdemir 23. Ankara Kitap Fuarı’nda okurları ile buluştu ve "Kayıp Türkler" kitabı hakkında söyleşi yaptı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/ali-riza-ozdemir-ankara-kitap-fuarinda-okurlariyla-bulustu-1775501622.webp">
                        <figcaption>Ali Rıza Özdemir, Ankara Kitap Fuarı’nda okurlarıyla buluştu</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>ANKARA HABER MERKEZİ –</strong> Araştırmacı-yazar Ali Rıza Özdemir, Ankara 23. Kitap Fuarı kapsamında düzenlenen söyleşi ve imza günü etkinliğinde okurlarıyla bir araya geldi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yoğun katılımın gözlendiği etkinlikte Özdemir, büyük ilgi gören ve 15. baskıya ulaşan eseri üzerine önemli paylaşımlarda bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KAYIP TÜRKLER SÖYLEŞİSİNE BÜYÜK İLGİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/%C3%96ZDEM%C4%B0R3.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">5 Nisan Pazar günü saat 17.00’de Phasalis Salonu’nda gerçekleşen söyleşide Özdemir, "<strong><em>Kayıp Türkler</em></strong>" başlıklı bir sunum yaptı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Etnik coğrafya ve kimlik araştırmaları üzerine yoğunlaşan yazar, Kürtleşen Türkmen aşiretleri ve tarihsel süreçteki kimlik değişimleri üzerine çarpıcı bilgiler aktardı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Salonu dolduran dinleyiciler, sunumun ardından merak edilen soruları yazara yönelterek konunun derinliklerine inme fırsatı buldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ÖZDEMİR OKURLARA KİTAPLARI İMZALADI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/%C3%96ZDEM%C4%B0R2.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Söyleşinin ardından Destek Yayınları standına geçen Ali Rıza Özdemir, burada düzenlenen imza etkinliğinde okurlarıyla birebir sohbet etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Özellikle "<em><strong>Kayıp Türkler</strong></em>" kitabının 15. baskısı için fuara gelen kitapseverler, yazara kitaplarını imzalattı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-06%20at%2016_47_09.jpeg" style="height:800px; width:510px" /></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/erdogan-enerji-arz-guvenligi-tedariki-ve-depolama-noktasinda-bir-sorunumuz-yok-3154</link>
            <category>SİYASET</category>
            <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 21:14:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Erdoğan: Enerji arz güvenliği, tedariki ve depolama noktasında bir sorunumuz yok</h1>
                        <h2>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/erdogan-enerji-arz-guvenligi-tedariki-ve-depolama-noktasinda-bir-sorunumuz-yok-1775499437.webp">
                        <figcaption>Erdoğan: Enerji arz güvenliği, tedariki ve depolama noktasında bir sorunumuz yok</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “Dünyaya şöyle bir göz attığımızda, tıpkı salgın döneminde olduğu gibi bazı ülkelerde akaryakıta kota getirildiğini, bazı ülkelerde okulların belirli günlerde kapatıldığını, bazı ülkelerde kamu hizmetlerinin kısıtlanmasının tartışıldığını görüyoruz. Hamdolsun, Türkiye bu karamsar tablonun dışındadır. Enerji arz güvenliği, tedariki ve depolama noktasında bir sorunumuz yok” dedi.</strong></p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.</p>

<p>&nbsp;
<p>Toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Aile, dış politika, ekonomi, enerji ve diğer başlıklarda kapsamlı istişareler yaptığımız bir Kabine Toplantımızı daha tamamlamış bulunuyoruz. Öncelikle aldığımız kararların ülkemize ve milletimize hayırlar getirmesini Cenabıallah’tan niyaz ediyorum.</p>
</p>

<p><strong>“TÜRKİYE YÜZYILI’NI İNŞA MÜCADELEMİZİ AZİMLE SÜRDÜRÜYORUZ”</strong></p>

<p>Birileri bu vatan için meydanlarda nutuk atarken, kimileri de yolsuzluklarını perdelemek için Nutuk önünde poz verirken, Cumhurbaşkanı ve kabinesi olarak Türkiye Yüzyılı’nı inşa mücadelemizi azimle sürdürüyoruz.</p>

<p>Türkiye, ana muhalefetin beyhude bir çabayla köpürtmeye çalıştığı yapay gündemlere takılmadan hedeflerine doğru emin adımlarla ilerliyor. Açık ve net ifade etmek isterim ki, hükûmetimiz gündemine hâkimdir. Bize kimse gündem dayatamaz. Hangi bahaneyle olursa olsun kimse, Türkiye’nin gündemini suni tartışmalarla saptıramaz, enfekte edemez. Ne hükûmetimizin ne milletimizin yakın vadedeki siyasi koordinatlarında erken veya ara seçimin yer almadığının bilinmesini istiyorum.</p>

<p>Bölgemizde, krizler, çatışmalar, büyük çalkantılar yaşanırken bizim tek bir gündemimiz vardır o da ülkemizi bu ateşten uzak tutmak ve milletimizin sofrasındaki ekmeğini büyütmektir. Bunun dışındaki her tartışmayı havanda su dövmek olarak görüyoruz. Biz havanda su dövme değil, iş yapma, hizmet üretme, milletimize hizmet etme peşindeyiz. Biz yatırıma, üretime, hizmete, kalkınmaya gitmesi gereken kaynakları hortumlayanlarla hukuk dairesi içinde mücadele etmenin çabasındayız. Biz, ülkemizin itibarını hem ulusal ölçekte hem uluslararası ölçekte daha da artırmanın mücadelesini veriyoruz. Başkaları ne yaparsa yapsın biz işimize bakıyoruz, önümüze bakıyoruz, Türkiye'yi güçlü ekonomisiyle, büyük ekonomisiyle küresel oyuncu hâline getirmeye bakıyoruz. Nitekim, son toplantımızdan bu yana teknolojiden ulaştırmaya, iletişimden tarıma geniş bir yelpazede eser ve hizmet maratonumuzu sürdürdük.</p>

<p><strong>“TÜRKİYE'NİN BİR İSTİKRAR ADASI OLARAK ÖNE ÇIKTIĞINI GÖRMEKTEN BÜYÜK MEMNUNİYET DUYUYORUZ”</strong></p>

<p>27 Mart Cuma günü İstanbul'da önemli bir toplantıya ev sahipliği yaptık. Dünya Ekonomik Forumu Ülke Stratejisi Toplantısı vesilesiyle küresel iş dünyasının üst düzey yöneticilerini Türkiye'de ağırladık. Toplantıya 16 ülkeden imalat, teknoloji, enerji, finans varlık yönetimi gibi farklı sektörlerden toplam değeri 1,2 trilyon doları bulan yatırımcılar iştirak etti. İlgili bakanlarımız toplantıda iş dünyası temsilcilerine, Türkiye'nin yatırım iklimi, küresel değer zincirlerindeki konumu, sunduğu yatırım fırsatları ve ekonomik görünümü hakkında bilgi verdi. Muhalefetin 'İsraf' diyerek 'Ne gerek var' diyerek kötülediği yatırımlarımız bugün görüyoruz ki Türkiye'yi küresel rekabette çok avantajlı bir konuma getiriyor. Türkiye'nin uluslararası yatırımcıların gelecek planlamalarında bir istikrar adası olarak, bir güvenli liman olarak öne çıktığını görmekten büyük memnuniyet duyuyoruz.</p>

<p><strong>“HÜRMÜZ'ÜN KAPANMASI HER ALANDA KÜRESEL EKONOMİYİ DERİNDEN SARSIYOR”</strong></p>

<p>Burada bir hususun özellikle vurgulanması gerektiğine inanıyorum. İran'a yönelik saldırıların başlamasıyla küresel ekonomi yakın tarihin en ağır şoklarından biriyle yüzleşiyor. Hürmüz Boğazı fiilen kapandı. Hürmüz, sıradan bir geçiş olmanın ötesinde, dünyadaki petrolün yüzde 20'sinin ve doğal gazın çok önemli bir kısmının taşındığı kritik bir hattır. Mesele, sadece enerji de değildir. Petrokimya ürünleri, gübreler, ilaç ham maddeleri ve yarı iletken üretiminde kullanılan helyum gibi birçok kritik mamul de bu boğazdan geçiyor. Yani Hürmüz'ün kapanması yalnızca bir sektörü değil enerjiden tarıma, sanayiden teknolojiye, her alanda küresel ekonomiyi derinden sarsıyor. Mesela, Avrupa'nın son 30 günde fosil yakıt faturası 17 milyar dolar kabardı. Doğal gaz fiyatı yüzde 100, petrol ise yüzde 60 oranında artış kaydetti.</p>

<p><strong>“TÜRKİYE BU KARAMSAR TABLONUN DIŞINDADIR”</strong></p>

<p>Dünyaya şöyle bir göz attığımızda, tıpkı salgın döneminde olduğu gibi bazı ülkelerde akaryakıta kota getirildiğini, bazı ülkelerde okulların belirli günlerde kapatıldığını, bazı ülkelerde kamu hizmetlerinin kısıtlanmasının tartışıldığını görüyoruz. Hamdolsun, Türkiye bu karamsar tablonun dışındadır. Enerji arz güvenliği, tedariki ve depolama noktasında bir sorunumuz yok. Türkiye'nin Basra'dan veya Hürmüz geçişli herhangi bir LNG tedariki bulunmuyor. Yaklaşık yüzde 10'luk petrol ve petrol ürünü ithalatımız buradan gelmesine karşın bunlar bizim kolayca yönetebileceğimiz oranlardır. Muhalefetin yıllardır bizi eleştirdiği enerjide kaynak ülke çeşitlendirme politikamızın değeri işte bugünlerde anlaşılıyor.</p>

<p><strong>“GIDA ARZ GÜVENLİĞİNDE DE HİÇBİR SORUN YAŞAMAYACAĞIZ”</strong></p>

<p>Gübre ve ham madde tedariklerimizi de zaten çok önceden yapmıştık. Savaştan bu yana alternatif ülkelerden uygun fiyata üre gübresi temini için gümrük vergisini sıfıra indirdik. Keza bazı gübre cinslerinde gümrük vergisini sıfırladık. İhracat kapasitesine sahip olduğumuz gübrelerin ihracatını da durdurarak bu ürünlerin yurt içinde daha fazla kullanılabilmesinin önünü açtık. Ayrıca antrepolarda bulunan üre gübresinin Türkiye üzerinden yurt dışına transitini ve yeniden ihracını durdurduk. Gübre gibi tarımsal üretim girdilerinde sıkıntımız yoktur. Aldığımız tedbirler sayesinde inşallah gıda arz güvenliğinde de hiçbir sorun yaşamayacağız. Fahiş fiyat artışlarıyla milletin ekmeğine kan doğrayan savaş fırsatçılarına yönelik denetimlerimiz yoğun bir şekilde devam ediyor. Yine sivil havacılık, denizcilik ve kara yolu tarafında da önlemlerimizi aldık.</p>

<p>Hini hacette kullanmak amacıyla biriktirdiğimiz rezervlerimiz aynı şekilde yeterli ve güçlüdür. Dış borcumuzun ve toplam dış finansman ihtiyacımızın millî gelire oranı tarihsel ortalamaların altındadır. Dış dengeden bütçe disiplinine, Merkez Bankası rezervlerinden bankacılık sektörümüze kadar temel göstergelerde geçmişte karşılaşılan dış şoklara kıyasla çok daha sağlam bir noktadayız.</p>

<p><strong>“KÜRESEL PETROL FİYATLARINDAKİ SERT ARTIŞ KARŞISINDA VATANDAŞIMIZA KORUMA KALKANI OLUŞTURDUK”</strong></p>

<p>Bunlara ilaveten krizin ekonomiye ve piyasaya menfi etkilerini proaktif bir yaklaşımla sınırlı tutmaya gayret ediyoruz. Savaşın başlamasından sadece 5 gün sonra eşel mobil sistemini devreye aldık. Küresel petrol fiyatlarındaki sert artış karşısında vatandaşımıza bir koruma kalkanı oluşturduk. Motorinde litre başına 17 lira, benzinde ise 12 liraya yakın artış pompaya yansıtılmadı. Şimdiye kadar toplam 50 milyar lirayı bulan ek maliyet eşel mobil sistemi sayesinde devletimiz tarafından sübvanse edilmiş oldu. Tüm bunları söylerken elbette her şey güllük gülistanlık demiyoruz. Bölgemizdeki savaşın küresel ticarete yansımalarından özellikle ihracat boyutunda kuşkusuz biz de etkileniyoruz. Ancak biz üretimi, ihracatı ve turizmi ayakta tutan işletmelerimizi koruyor, bu fırtınalı dönemi atlatmalarına yardımcı oluyoruz.</p>

<p>Hafta sonu yeni bir paketi daha kamuoyumuzda paylaştık. Hazine ve Maliye Bakanlığımızın kefalet desteğiyle turizm ve ihracat odaklı sektörlere yönelik yeni bir kredi imkânını devreye aldık. Bu kredinin toplam büyüklüğü 120 milyar liradır. Turizm işletmeleri için 60 milyar lira, ihracatçılar için 42 milyar lira ve katılım finans alanında 18 milyar lira ek limit tanımladık. Böylece finansmana erişimde yaşanabilecek daralmaların önüne geçmeyi ve reel sektörün nakit akışını korumayı hedefliyoruz. Turizm sektörümüze ve ihracatçılarımıza hayırlı olsun diyorum. Dezenflasyon programımızda da herhangi bir taviz söz konusu değildir. Her zaman söylediğimiz gibi istihdamın, üretimin ve ihracatın korunması bu süreçte de önceliğimiz olmayı sürdürecektir. Vatandaşlarımız endişeye kapılmasın, iş dünyamız müsterih olsun.</p>

<p>Türkiye, stratejik coğrafyasıyla, güçlü ve modern altyapısıyla, genç ve nitelikli iş gücüyle, İstanbul Finans Merkeziyle ve daha birçok avantajıyla yeni dönemin doğal cazibe merkezlerinden biri olmaya namzettir. Dünyanın önde gelen şirketleriyle gerçekleştirdiğimiz toplantımızda bunun emarelerini bizzat gördük. Yurt dışında da bunun sinyallerini şimdiden almaya başladık. Ülkemize düşmanlığı bilinen yabancı medya organlarında bile Türkiye'nin yeni dönemin parlayan yıldızı olacağına dair haberler yazılıyor.</p>

<p>Enerji nakil hatlarında daha güvenli alternatifler konuşulmaya başlandı. Talimatlarımız doğrultusunda ekonomi kurmay ekibimiz şu an Türkiye'yi çok uluslu şirketler için bölgesel yönetim merkezi olarak güçlü bir şekilde konumlandırmak, transit ticarette küresel cazibe merkezine dönüştürmek, İstanbul Finans Merkezini dünyanın önde gelen finans merkezlerinden biri hâline getirmek için yoğun çaba sarf ediyorlar. Tıpkı salgın döneminde olduğu gibi bu küresel krizin de ülkemizin önünde yeni kapılar açacağına biz yürekten inanıyoruz.</p>

<p><strong>“5G BİRÇOK ALANDA YENİ FIRSAT PENCERELERİ AÇACAK”</strong></p>

<p>Türkiye, nisan ayına 5G teknolojisiyle buluşmanın gururuyla girdi. Hatırlarsınız, 5G'nin hazırlıklarını bundan 10 yıl önce 2016'da başlatmış, 2018'de ilk testlerimizi yapmıştık. 2019'da sonra Gazi Meclisimizde, stadyumlarımızda ve geniş katılımlı organizasyonlarda pilot uygulama olarak kullanıma açmıştık. 10 yıllık dönemde yaygın kapsama hedefiyle kırsal bölgelerden şehir merkezlerine kadar Türkiye'nin dört bir yanını 5G altyapısıyla donattık. 1 Nisan itibarıyla 81 il merkezimizde hizmete aldığımız 5G'yi inşallah iki sene içinde ülkemizin her karışında hizmete sunacağız. Ülkemizin önünde iletişimin yanı sıra ulaştırmadan sağlığa, tarımdan üretime, ekonomiden eğitime birçok alanda yeni fırsat pencereleri açacak 5G teknolojisinin tekrar hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum.</p>

<p>Geçen hafta hizmete açma kıvancını yaşadığımız bir diğer alan sulama yatırımlarıydı. 54'ü baraj ve gölet, 109'u sulama tesisi, 18'i içme suyu tesisi olmak üzere toplam 563 yeni tesisimizi ekonomimize kazandırdık. Güncel yatırım bedeli 137 milyar lira olan bu eserlerle 896 milyon metreküp su depolama kapasitesi geliştirmiş, 1 milyon 190 bin dekar araziyi sulamaya açmış olduk. Senelik 212 milyon metreküp içme suyu sağlamanın yanı sıra içme suyu arıtma kapasitemizi günlük 301 bin metreküp daha artırdık. Tamamladığımız tesisler güncel rakamlarla ekonomimize yıllık 22 milyar lira katkı yapacaktır. Hizmete sunduğumuz 563 eserin bir kez daha hayırlı olmasını diliyorum. Bu eserlerin ülkemize kazandırılmasında emeği geçen tüm kurumlarımızı tebrik ediyor, ülkem ve milletim adına kendilerine teşekkür ediyorum.</p>

<p><strong>“BİZ TARİH BOYUNCA OLDUĞU GİBİ BUGÜN DE HAKKIN, HUKUKUN, SULHUN VE İSTİKRARIN TARAFINDAYIZ”</strong></p>

<p>28 Şubat'ta başlayan savaş, diplomatik çabalara rağmen maalesef can almaya, can yıkmaya devam ediyor. İsrail hükûmeti savaşı sonlandırmaya dönük her türlü girişimi baltalamayı sürdürüyor. Bunun yanında İsrail, Mescid-i Aksa'yı kapalı tutarak Filistinli mahkûmlara yönelik idam cezası getirerek, Lübnan'daki işgalini genişleterek, komşusu Suriye'yi sürekli taciz ederek gerilimden beslenen bir ülke olduğunu kendi eylemleriyle tescil ve teyit ediyor.</p>

<p>Şunu bir defa çok açık söylemek durumundayım: Biz tarih boyunca olduğu gibi bugün de çatışmanın, şiddetin ve zulmün değil, hakkın, hukukun, sulhun ve istikrarın tarafındayız. Hemen yanı başımızdaki bir ülkede ateş varken, çatışma ve yıkım varken, siviller ve sivil altyapı hedef alınırken biz buna asla kayıtsız kalamayız. 14 asırdır aynı kıbleye yöneldiğimiz kardeşlerimiz sıkıntı içindeyken biz kendimizi rahat hissedemeyiz. Türkiye olarak İran'ı ve Körfez'i etkileyen bu savaşın ilk gününden beri kardeşlik hukukumuzun gereklerini en güzel şekilde yerine getirdik.</p>

<p>Kim yaparsa yapsın, doğruya doğru, yanlışa yanlış demekten çekinmedik. Savaş uzadıkça yangının başka ülkelere de sirayet edebileceğine dikkat çektik. Çatışmaların 38. günü geride kalırken bölgemiz adına aynı endişeleri taşımaya maalesef devam ediyoruz. Artan riskler karşısında Cumhurbaşkanı olarak şahsım bir taraftan, bakan arkadaşlarımız diğer taraftan diplomatik temaslarımızı hızlandırdık. Silahların susması ve müzakereye alan açılması için eğer iğne ucu kadar şans varsa bunu değerlendirmenin samimi gayreti içindeyiz. Temennimiz bu hukuksuz, anlamsız, gayrimeşru ve tüm insanlık için son derece maliyetli savaşın bir an evvel sona ermesidir.</p>

<p><strong>“TÜRKİYE OLARAK BARIŞ İÇİN SESİMİZİ YÜKSELTMEYİ SÜRDÜRECEĞİZ”</strong></p>

<p>Dünyada barışın sesini yükseltmenin her zamankinden daha önemli hâle geldiği kritik günlerden geçiyoruz. Türkiye olarak barış için sesimizi yükseltmeyi sürdüreceğiz. Burada şunu da hatırlatmak istiyorum: Atalarımızın ifadesiyle gün olur, devran döner. Sırf siyasi ömürlerini uzatmak uğruna bugün barışı dinamitleyenler yarın kendilerinin de barışa, adalete, hukuka ihtiyaç duyacaklarını akıllarından çıkarmasın. Tarih bunun sayısız örnekleriyle doludur. İşte en son Hitler bir türlü dizginleyemediği ihtiraslarının kurbanı olmuş, hem kendine hem halkına hem de dünyaya büyük acılar yaşatmıştır. Bugün Hitler'in izinden gidenler sadece insanlığa karşı değil, kendi vatandaşlarına karşı da Hitler rolünü oynamaktadır. Uluslararası toplumun artık bu gidişe bir ‘dur’ demesinin vakti gelmiştir. Biz kendi insanımızla ve kardeşlerimizle bölgedeki tüm halklar için barış istemeye, barış için çabalamaya inşallah devam edeceğiz.</p>

<p><strong>“86 MİLYON OLARAK HEP BERABER BÜYÜK BİR AİLEYİZ”</strong></p>

<p>Gerek dünyanın gidişatı gerekse bölgemizdeki gelişmeler, ülkemizde iç cephemizi tahkim etmek, huzur, güvenlik ve kardeşliği güçlendirmek amacıyla başlattığımız Terörsüz Türkiye sürecinin önemini göstermiştir. Başarısı için üzerine titrediğimiz süreç 17 aylık zaman diliminde hamdolsun birçok kritik eşiği aşmış, direnç testlerinden güçlenerek çıkmıştır. Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuz uzlaşı ruhuyla kaleme aldığı ve onayladığı nihai raporuyla sürece ufuk çizmiştir. Siyaset kurumunda sürecin sağduyuyla ve uzlaşı temelinde yürütülmesi noktasında genel bir mutabakat oluşmuştur. Bu anlayış birliğini sürecin müteakip aşamalarının sağlıklı bir zeminde iletilmesi bakımından çok kıymetli buluyoruz. Her ne kadar bölgemizdeki çatışma atmosferi ülkenin, milletin ve siyasetin gündemini kaplıyor olsa da raporun çizdiği perspektif çerçevesinde süreçle ilgili çalışmaların ivme kazanmasında fayda olduğu kanaatindeyiz.</p>

<p>Özellikle bölgemizin yeniden dizayn edilmeye çalışıldığı, Türkler, Kürtler, Araplar ve Farsların arasına yeni duvarlar örülmek istendiği bu dönemde oynanan oyunları ancak Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge vizyonunun temsil ettiği değerlerle etkisiz hâle getirebiliriz. Siyasi parti gruplarının da meseleye bu zaviyeden yaklaşmaları, küçük hesapların peşine takılmak yerine ülkeye ve millete karşı sorumluluk bilinciyle davranmaları en samimi temennimizdir. Bu hassas günlerde söz söyleyen herkesin dikkatli olması gerektiğinin, bu ülkede kardeşliği perçinleyen, birlik ve beraberliğimizi güçlendiren, sürecin yükünü azaltan yapıcı bir üslupla hareket etmesi gerektiğinin altını tekrar önemle çizmek istiyorum. İktidar ve ittifak olarak biz, omuzlarımızdaki sorumluluğun idraki içinde, büyük devlet vizyonumuza yakışır biçimde süreci titizlikle yönetiyoruz.</p>

<p>Şunu hiçbir vatandaşımız unutmamalıdır: Bizler, Türk’üyle, Kürt’üyle, Arap’ıyla, Laz’ıyla, Alevi’si ve Sünni’siyle 86 milyon olarak hep beraber büyük bir aileyiz.</p>

<p>Hepimiz tarihin en zor zamanlarında acıları birlikte göğüslemiş, birlikte beka mücadelesi vermiş, kanları birbirine karışmış bir milletin evlatlarıyız. Bilhassa içinde bulunduğumuz günlerde birlik ve beraberliğimizi ne kadar sağlam tutarsak, geleceğimize o derece güvenle bakabiliriz ama iç kalemizin duvarlarında bir gedik açılmasına müsaade edersek, başka ülkelerin yaşadığı sıkıntılarla Allah korusun biz de karşılaşırız. Rabb'im, milletçe dayanışmamızı muhafaza eylesin. Ülkemizi ve milletimizi her türlü fitneden korusun diyorum. Diliyor ve umuyoruz ki, sürecin sonunda kazanan tüm Türkiye olsun, barut kokusuna boğulmuş bölgemiz olsun, tüm kardeş halkları olsun.</p>

<p>Bu düşüncelerle sizlere veda etmeden önce, 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası vesilesiyle erken teşhisin önemine dikkat çekmek istiyorum. Biliyorsunuz dünyada pek az örneği olan bir uygulamayla ülkemizde kanser taramalarını tamamen ücretsiz gerçekleştiriyoruz. Bu kapsamda son bir yılda 7 milyon 700 bin vatandaşımıza ücretsiz kanser taraması yapıldı. Erken evrede kanser teşhisi konulan vatandaşlarımızın tedavilerine vakit kaybetmeksizin başlandı. Erken tanı sayesinde 28 bin vatandaşımız cerrahi müdahaleye ihtiyaç duyulmadan hamdolsun, sağlına tekrar kavuştu. Özellikle risk grubundaki vatandaşlarımızdan kanser taraması yaptırmayı ihmal etmemelerini kendilerinden rica ediyoruz.”<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/164518/-enerji-arz-guvenligi-tedariki-ve-depolama-noktasinda-bir-sorunumuz-yok-">https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/164518/-enerji-arz-guvenligi-tedariki-ve-depolama-noktasinda-bir-sorunumuz-yok-</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-en-guclu-kitle-imha-silahi-cehalettir-panzehiri-ilimdir-3153</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 20:52:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Dr. İhsan Ünlü: En güçlü kitle imha silahı cehalettir, panzehiri ilimdir</h1>
                        <h2>Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) tarafından düzenlenen 4. Uluslararası Alevilik ve Bektaşilik Çalışmaları Bilim Ödülleri programında konuşan Diyanet İşleri Başkanlığı Müşaviri Dr. İhsan Ünlü, cehaletin toplumlar üzerindeki yıkıcı etkisine dikkat çekerek ilim ve irfanın önemini vurguladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/dr-ihsan-unlu-en-guclu-kitle-imha-silahi-cehalettir-panzehiri-ilimdir-1775498929.webp">
                        <figcaption>Dr. İhsan Ünlü: En güçlü kitle imha silahı cehalettir, panzehiri ilimdir</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF)</strong> tarafından düzenlenen 4. Uluslararası Alevilik ve Bektaşilik Çalışmaları Bilim Ödülleri programında konuşan Diyanet İşleri Başkanlığı Müşaviri Dr. İhsan Ünlü, cehaletin toplumlar üzerindeki yıkıcı etkisine dikkat çekerek ilim ve irfanın önemini vurguladı.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/660621502_27382077374713869_184213710521622523_n.jpg" style="height:533px; width:800px" /></p>

<p>Programda ödül de alan Dr. İhsan Ünlü, konuşmasına emeği geçenlere teşekkür ederek başladı. Ödülü, ömrünü hakka ve hakikate adamış merhum babasına ithaf ettiğini belirten Ünlü, Hacı Bektaş Veli’nin <em><strong>“İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır”</strong></em> sözünü hatırlatarak bilimsel çalışmaların ve bilim insanlarının desteklenmesinin önemine işaret etti.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/666863188_27382077831380490_8964150097374227561_n.jpg" style="height:533px; width:800px" /></p>

<p><em><strong>Dr. Ünlü, konuşmasında şu değerlendirmelerde bulundu:</strong></em></p>

<p><em>“En güçlü kitle imha silahı nedir diye sorsam akla askeri silahlar gelebilir. Ancak insanlık tarihi göstermiştir ki en güçlü kitle imha silahı cehalettir. Panzehiri ise ilimdir, irfandır, kısaca eğitimdir. Cehalet sessiz bir yıkımdır; sirenler çalmaz, dumanlar yükselmez ama akıl körelir, vicdan susar ve insan insanlıktan uzaklaşır.”</em></p>

<p>Hz. Ali’nin <strong>“Kişi bilmediğinin düşmanıdır”</strong><em> </em>sözünü anımsatan Ünlü, ilmin evrenselliğine ve aydınlatıcılığına vurgu yaptı. Âşık Daimi’nin dizelerini örnek göstererek, Sünni-Alevi ayrımının ötesinde ilim ve irfanın herkes için gerekli olduğunu belirtti:</p>

<p><em>“Göremiyor isem gerçek varlığı &nbsp;<br />
Sünniyisem Aleviysem ne çıkar… &nbsp;<br />
Gelmedikçe cehaletten beriye &nbsp;<br />
Sünniyisem Aleviysem ne çıkar”</em></p>

<p>Dr. İhsan Ünlü, kendi akademik yolculuğuna da değinerek,<strong> “İlmin yaşı yoktur”</strong> diyerek doktora çalışmalarını tamamladıklarını ve tez sürecinde ortak inanç noktalarını gördüklerini ifade etti.</p>

<p><strong><em>“Yaşanan son hadiseler göstermiştir ki bugün ayrılıkları kaşıma zamanı değil, ortak noktalara vurgu yapma zamanıdır. Birbirimizi ötekileştirecek söylemler yerine farklılıklarımıza saygı duyarak, empatiyle ve kardeşçe yaşama vaktidir”</em></strong> diyen Ünlü, aynı coğrafyada kader birliği yapan toplumların ayrıntılarda takılıp birbirine sırt çevirmesinin hain güçlerin ekmeğine yağ süreceğini belirtti.</p>

<p>Konuşmasının sonunda Dr. Ünlü, bu tür bilimsel organizasyonların artırılmasının birlik ve beraberlik için önemli olduğunu vurgulayarak, programın hayırlara vesile olmasını diledi.</p>

<p>Dr. İhsan Ünlü'nün konuşmasının tam metni şöyle:<br />
&nbsp;</p>

<p>Bugün burada bu güzide topluluk huzurunda olmaktan dolayı son derece bahtiyar olduğumu ifade etmek isterim.<br />
Bu güzel organizasyonda emeği geçen AVF yönetimine, ekibine ve emeği geçen herkese teşekkür ederim.<br />
Bana bu anlamlı ödülü layık gören bilim kuruluna şükranlarımı sunuyorum.<br />
Bu ödülü, ömrünü hakka ve hakikate adamış hak aşığı merhum babama ithaf etmek istiyorum. Yetişmemizde, bu günlere gelmemizde büyük emeği olan rahmetlinin ve tüm geçmişlerimizin ruhu şad olsun.&nbsp;<br />
<br />
En güçlü kitle imha silahı nedir? Diye sorsam, sanırım herkesten askeri terminolojide kullanılan farklı silah isimleri gelecektir.<br />
Ancak insanlık tarihi de göstermiştir ki en güçlü kitle imha silahı; cehalettir.<br />
<br />
Panzehiri ise ilimdir, irfandır, kısaca eğitimdir.<br />
<br />
Bazı yıkımlar sessiz olur. Ne sirenler çalar, ne dumanlar yükselir. Ama o sessiz ve karanlık ortamda akıl körelir, vicdan susar, insan insanlıktan uzaklaşır. İşte cehalet, böyle bir yıkımdır. Ne sınır tanır, ne zaman bilir. Sessiz gelir, ama toplumları ayırt etmeden topyekûn çökertir.<br />
<br />
Bugün burada icra edilen tam da bu noktada Hünkâr Hacı Bektaş Velinin “ilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır” gerçeğinden hareketle, bilimsel çalışmaları ayağa kaldırmak ve bilim insanlarını yüreklendirmektir.&nbsp;<br />
Burada ödül alan aslında bilimin kendisidir.<br />
Çünkü bizim inancımıza ve kültürümüze göre, bilenlerle bilmeyenler bir olmadığı gibi, ilim Çin gibi en uzak mesafede bile olsa bulup alınması gereken bir değerdir.<br />
<br />
İlmin kapısı ve hikmet evinin reisi Hz. Ali’nin, “kişi bilmediğinin düşmanıdır” sözünden hareketle bilimin aydınlatıcılığı yanında evrenselliği söz konusudur.<br />
Âşık Daimi’nin dediği gibi bu ilim ve irfan her eve, herkese lazımdır.<br />
Âşık Davut Sulari’nin çırağı olan Âşık Daimi şöyle ifade ediyor bu gerçeği;<br />
“Göremiyor isem gerçek varlığı<br />
Sünniyisem Aleviysem ne çıkar<br />
Sanat edindiysem sahtekârlığı<br />
Sünniyisem Aleviysem ne çıkar</p>

<p>İnsanlık giderken hep ileriye<br />
Bizler inadına kaldık geriye<br />
Gelmedikçe cehaletten beriye<br />
Sünniyisem Aleviysem ne çıkar</p>

<p>Kemaletim, hidayetim olmazsa<br />
Marifet suyundan kabım dolmazsa<br />
Benden insanlığa eser kalmazsa<br />
Sünniyisem Aleviysem ne çıkar”<br />
Biz de bu gerçekten hareketle; karanlığa sövmektense bir mum da biz yakalım diye düşündük.&nbsp;<br />
Ve yine, ilmin yaşı yoktur diyerek yaşımıza başımıza aldırmadan doktora yolunda çalışmalara başladık.<br />
Uzun uğraşların sonunda hamdolsun zorlu süreci tamamlayarak tezimizi ortaya koyduk.<br />
<br />
Sonunda şunu gördük ki, bazı yorum farkları olsa da aynı Allah’a ve Kitaba inanıyoruz, aynı peygambere tabiyiz, aynı kıbleye yöneliyoruz ve hepimiz Ehl-i Beyt sevdalısıyız.</p>

<p>Yaşanan şu son hadiseler de göstermiştir ki, bugün ayrılıkları konuşma ve kaşıma zamanı değil; ortak noktalara vurgu yapma zamanıdır.<br />
<br />
Birbirimizi ötekileştirecek söylemler yerine farklılıklarımıza saygı duyarak, empati yapma ve birlikte kardeşçe yaşama vaktidir.<br />
Aynı coğrafyada kader birliği yapanların, ayrıntı konulara takılarak birbirine sırt çevirmesi hain güçlerin ekmeğine yağ sürmekten başka bir işe yaramaz.<br />
<br />
Bu oyunları boşa çıkarmanın yolu, bu tür bilimsel faaliyetleri ve organizasyonları artırmaktan geçer.<br />
Ben bu vesileyle, tekrar bu güzel organizasyonda emeği geçen herkesi tebrik ediyor, programın hayırlara vesile olmasını diliyorum.</p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/avf-4-uluslararasi-alevilik-ve-bektasilik-calismalari-bilim-odulleri-verildi-3152</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 22:56:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>AVF, 4. Uluslararası Alevilik ve Bektaşilik Çalışmaları Bilim Ödülleri verildi</h1>
                        <h2>Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) tarafından dört yıldır düzenlenen Uluslararası Alevilik ve Bektaşilik Çalışmaları Bilim Ödülleri İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nde sahiplerini buldu.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/avf-4-uluslararasi-alevilik-ve-bektasilik-calismalari-bilim-odulleri-verildi-1775419689.webp">
                        <figcaption>AVF, 4. Uluslararası Alevilik ve Bektaşilik Çalışmaları Bilim Ödülleri verildi</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) tarafından düzenlenen 4. Uluslararası Alevilik ve Bektaşilik Çalışmaları Bilim Ödülleri töreni, İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nde akademi çevrelerinin ve kanaat önderlerinin katılımı ile yapıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilik ve Bektaşilik alanına bilimsel katkı sunan araştırmacılar ödüllerini alırken Alevilik Bektaşilik alanında öncülük eden isimlere de onur ve özel ödülleri verildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ÖDÜLLER VE KAZANANLARIN İSİMLERİ ŞÖYLE:</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">MAKALE – 3.lük Ödülleri</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hatice Çifçi, Makale alanında 3.lük ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">Doç. Dr. Aziz Altı, Makale alanında 3.lük ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">YÜKSEK LİSANS – 3.lük Ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">İpek Acar Yıldız, Yüksek Lisans alanında 3.lük ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">DOKTORA – 3.lük Ödülleri</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dr. Emel Şimşek, Doktora alanında 3.lük ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dr. İhsan Ünlü, Doktora alanında 3.lük ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">MAKALE – 2.lik Ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ufuk Ali Kaftanlı, Makale alanında 2.lik ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">YÜKSEK LİSANS – 2.lik Ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tuna Taştekin, Yüksek Lisans alanında 2.lik ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">DOKTORA – 2.lik Ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dr. Ali Tanrıverdi, Doktora alanında 2.lik ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">MAKALE – 1.lik Ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">Prof. Dr. Fikret Yılmaz, Makale alanında 1.lik ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">YÜKSEK LİSANS – 1.lik Ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sevilay Yavuzer, Yüksek Lisans alanında 1.lik ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">DOKTORA – 1.lik Ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dr. Daria Zhigulskaya, Doktora alanında 1.lik ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">AVF Özel Ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tören’de ayrıca, İran, Erdebil Muhakkık Üniversitesi’nden Doç. Dr. Seccad Hüseyni’ye, “<em><strong>Hatai Dîvânı’nın Şah İsmail’e atfının geçerliliğinin Gérard Genette’in paratekst kuramı çerçevesinde değerlendirilmesi</strong></em>” başlıklı çalışması için “<strong><em>Özel Ödül</em></strong>” verildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bilim İnsanı Onur Ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">Prof. Dr. Niyazi Öktem, Bilim İnsanı Onur Ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yol’a Hizmet Onur Ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tacım Bakır Dede, Yol’a Hizmet Onur Ödülü</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/gaziosmanpasada-cemevi-sorununu-cem-vakfi-cozecek-3151</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 01:00:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Gaziosmanpaşa’da cemevi sorununu Cem Vakfı çözecek</h1>
                        <h2>Gaziosmanpaşa Belediye Başkan Vekili Eray Karadeniz, İstanbul Milletvekili Süleyman Soylu ve AK Parti Gaziosmanpaşa İlçe Başkanı İsmail Ergüneş’i Cem Vakfı yöneticileri ile buluşturduğu önemli bir toplantıya ev sahipliği yaptı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/gaziosmanpasada-cemevi-sorununu-cem-vakfi-cozecek-1775254028.webp">
                        <figcaption>Gaziosmanpaşa’da cemevi sorununu Cem Vakfı çözecek</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#f8f8f8">Cem Vakfı yöneticilerinin Gaziosmanpaşa Belediye Başkan Vekili Eray Karadeniz’in ev sahipliğinde gerçekleşen toplantıda AK Parti temsilcilerine ilçedeki cemevi ihtiyacını aktardıkları öğrenildi.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#f8f8f8">Cem Vakfı Genel Başkanı Ahmet Rasim Tükek başta olmak üzere</span>, Başkan Yardımcısı Ertuğrul Arslan, Genel Müdür Süleyman Kılıç, Gaziosmanpaşa Şube Başkanı Şahin Çolak ve Şube Başkan Yardımcısı Orhan Çolak’ın da yer aldığı görüşmede, toplumsal dayanışma, yerel yönetim iş birlikleri ve kültürel çalışmalar üzerine değerlendirmelerde bulunuldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gerçekleşen toplantının verimli geçtiğini belirten Gaziosmanpaşa Belediye Başkan Vekili Eray Karadeniz, ilçede birlik ve beraberliği güçlendirecek projeler üzerinde istişarelerin sürdüğünü ifade etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Katılımcılar, ortak akıl ve iş birliğiyle Gaziosmanpaşa’da önemli çalışmalara imza atılması konusunda görüş birliğine vardı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem Vakfı’ın yapılan açıklamada ise şu ifadelere yer verildi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong><span style="background-color:white">Gaziosmanpaşa’da yaşayan Alevi canlarımızın ihtiyaçları doğrultusunda cemevi yer tahsisi konusu ele alınmış; yapılan görüşmeler neticesinde yer tahsisi konusunda prensipte mutabakata varılmıştır.</span></strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong><span style="background-color:white">Cemevlerimizin toplum içerisindeki yeri ve önemi doğrultusunda, bu yöndeki çalışmalarımız kararlılıkla devam edecektir.</span></strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong><span style="background-color:white">Nazik ev sahiplikleri ve yapıcı yaklaşımları dolayısıyla görüşmeye katılan tüm yetkililere teşekkür ederiz.</span></strong></em>”</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-ingilterenin-oyunu-natonun-olumu-ve-abdnin-tasfiye-sureci-3150</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 09:11:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Bora Özizmirli: İngiltere’nin oyunu, NATO’nun ölümü ve ABD'nin tasfiye süreci</h1>
                        <h2>Analist Bora Özizmirli, makalesinde NATO’nun fiilen ölme sürecine girdiği ve bunu NATO’nun en yetkin üyesi İngiltere’nin başlattığını vurguladı. Özizmirli, İngiltere’nin ABD’den hem Monroe Doktrini’nin hem de 1956 Süveyş Kanalı Krizi’nin hesabını sorduğunu öne sürdü.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/bora-ozizmirli-ingilterenin-oyunu-natonun-olumu-ve-abdnin-tasfiye-sureci-1775197542.webp">
                        <figcaption>Bora Özizmirli: İngiltere’nin oyunu, NATO’nun ölümü ve ABD'nin tasfiye süreci</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Analist Bora Özizmirli, makalesinde&nbsp;<strong>NATO’nun fiilen ölme</strong> sürecine girdiği ve bunu NATO’nun en yetkin üyesi <strong>İngiltere’nin </strong>başlattığı vurguladı. Özizmirli, İngiltere’nin ABD’den hem Monroe Doktrini’nin hem de<strong> 1956 Süveyş Kanalı Krizi’nin</strong> hesabını sorduğunu öne sürdü.<br />
<br />
Bu süreçte İngiltere, Almanya, Avusturya ve İsviçre gibi önemli Avrupa ülkelerini de yanına alarak <strong>ABD’ye karşı diplomatik</strong> ve askeri bir cephe oluşturdu; hava sahalarının ABD’ye kapatılmasıyla Washington <strong>“çıplak” </strong>bırakıldı.<br />
<br />
Özizmirli'ye göre, <strong>ne Biden’ın ne de Trump’ın </strong>politikaları ABD'nin bu düşüşü durdurabildi.<br />
<br />
NATO ve ABD-İngiltere arasındaki derinleşen çatlaklar, <strong>Türkiye </strong>açısından önemli bir fırsat penceresi açıyor. Özizmirli, Türkiye’nin kendi bağımsız eksenini kurma ve<strong> “kendi hikayesini yazma” </strong>imkânı doğduğunu ifade etti.<br />
<br />
<br />
<br />
<strong>Bora Özizmirli makalesinin tam metni şöyle:</strong><br />
<br />
Bizim <strong>sol cenahta </strong>hâlen hastalık derecesinde bir ideolojik bakış hâkim. Her dış gelişmeyi öncelikle ideolojik bir çerçevede yorumlama eğilimindeler. Oysa devletler arası ilişkilerde asıl belirleyici olan ideoloji değil, milli çıkarlardır.</p>

<p>Tarih bunun en açık örnekleriyle doludur. Eğer ideoloji belirleyici olsaydı, zıt ideolojilerin temsilcileri olan <strong>ABD ile SSCB</strong> İkinci Dünya Savaşı’nda asla ittifak kuramazdı. Aynı şekilde, aynı ideolojiyi paylaştıkları halde SSCB ile Macaristan, Çekoslovakya arasındaki gerilimler ya da Mao dönemi <strong>Çin-Sovyet</strong> çatışması yaşanmazdı.</p>

<p>Bugün yaşanan çatışma ve gerilimlerde de durum farklı değildir. İdeoloji yine arka plandadır. Asıl mesele güç ve çıkardır.</p>

<p>Bu bağlamda son dönemde dikkat çeken en önemli gelişme, <strong>NATO’nun fiilen </strong>ölme sürecine girmesidir. Üstelik bunu NATO’nun kendi içinde ve en yetkin üyesi olan İngiltere gerçekleştirmiştir. Yakın zamanda İngiltere meselesi kamuoyunda daha geniş şekilde tartışılacaktır.</p>

<p>İngiltere, ABD’den hem Monroe Doktrini’nin hem de <strong>1956 Süveyş Kanalı Krizi’nin</strong> hesabını öyle bir biçimde sormuştur ki, ABD’nin ne itibarı ne de prestiji kalmıştır. Sadece kendisi değil; İngiltere, <strong>Almanya, </strong>Avusturya, İsviçre gibi önemli Avrupa ülkelerini de sıraya dizerek, hava sahalarını ABD’ye kapattırmış ve Washington’ı diplomatik ve askeri anlamda “<strong>çıplak”</strong> bırakmıştır. Son dönemde İngiliz medyasındaki ABD karşıtı söylem ve haberlerin belirgin şekilde artması da bu sürecin bir yansımasıdır.</p>

<p>İngiltere’nin İkinci Dünya Savaşı sonrası zaten zayıflamış olan dünya hâkimiyeti, asıl olarak<strong> 1956 Süveyş Kanalı Krizi’yle</strong> kırılmıştır. O dönemde<strong> İngiltere ve Fransa</strong>, Süveyş Kanalı’na askeri müdahale kararı almış, ancak ABD onları yalnız bırakarak İngiltere’nin büyük bir yenilgi almasına yol açmıştı.</p>

<p>Şimdi benzer bir senaryo tersine dönmüş durumda.<strong> İran</strong> meselesinde yalnız kalan taraf ABD’dir. Bu andan itibaren <strong>ABD’nin</strong> hep geriye gideceğini söylemek yanlış olmaz. Ne Biden’ın yöntemleri ne de Trump’ın yaklaşımı bu düşüşü durdurabilmiştir.</p>

<p>Elbette yukarıdaki analiz bir İngiliz propagandası değildir. Yaşanan olguları doğru tahlil ettiğimizde, içinde bulunduğumuz riskleri ve fırsatları daha net görebiliriz. Bu süreç, <strong>İngiliz devlet aklının</strong> hâlâ boş bir akıl olmadığını bir kez daha göstermiştir.</p>

<p>Diğer yandan, <strong>NATO ve ABD-İngiltere</strong> arasındaki derinleşen çatlaklar, Türkiye açısından önemli bir fırsat penceresi açmaktadır. Kendi hikayemizi yazma ve bağımsız bir eksen kurma imkânı doğmaktadır. <strong>Türk Devletleri Teşkilatı’nı </strong>güçlendirmek, Afrika’da etkin stratejiler geliştirmek ve <strong>Balkanlar’da</strong> daha aktif olmak bu yeni dönemde büyük kazanımlar sağlayabilir. Bu jeopolitik dönüşüm, beraberinde yeni fırsatları da getirmektedir.</p>

<p>Ancak bu fırsatlar varken, Türkiye’nin kendi <strong>eksenini </strong>kurmasını istemeyen güç odakları da harekete geçecektir. Afrika’da, Balkanlar’da ve Türk coğrafyasında <strong>Türkiye’nin varlığın</strong>ı istemeyen çevreler olacaktır. Bunlar, Türkiye’yi kendi bağımsız hattı yerine başka ülkelerin eksenine çekmeye çalışacaktır. Bu tür girişimlere karşı uyanık olmak, milli çıkarlarımızı her şeyin üstünde tutmak zorundayız.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ismet-abbasoglu-aleviligi-siyonizm-ve-cikar-odakli-yapilara-karsi-koruyacagiz-3149</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 07:59:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>İsmet Abbasoğlu: Aleviliği Siyonizm ve çıkar odaklı yapılara karşı koruyacağız</h1>
                        <h2>Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Başkanı İsmet Abbasoğlu, derneğin kuruluş amacı ve mücadele kararlılığına ilişkin önemli bir açıklama yaptı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/ismet-abbasoglu-aleviligi-siyonizm-ve-cikar-odakli-yapilara-karsi-koruyacagiz-1775193220.webp">
                        <figcaption>İsmet Abbasoğlu: Aleviliği Siyonizm ve çıkar odaklı yapılara karşı koruyacağız</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Başkanı <strong>İsmet Abbasoğlu,</strong> derneğin kuruluş amacı ve mücadele kararlılığına ilişkin önemli bir açıklama yaptı.</p>

<p>Abbasoğlu açıklamasında, derneğin Avrupa’da ortaya çıkan ve <strong>Aleviliği</strong> kendi özünden uzaklaştırmaya yönelik, Siyonizm’in dizayn ettiği yaklaşımlara karşı durmak ve Alevi inancının tarihsel ile kültürel değerlerini korumak amacıyla kurulduğunu belirtti.</p>

<p>“Bu doğrultuda yaklaşık 10 yıldır kararlılıkla mücadelemizi sürdürmekteyiz ve sürdürmeye devam edeceğiz” diyen Abbasoğlu, Aleviliğin binlerce yıllık Anadolu irfanının bir parçası olduğunu vurguladı. Ahmet Yesevi ile başlayan ve Hacı Bektaş Veli ile Anadolu’da şekillenen bu inancın köklü bir geçmişe sahip olduğunu ve varlığını sürdüreceğini ifade etti.</p>

<p>Derneğin hiçbir siyasi parti ya da oluşum tarafından kurulmadığını kaydeden Abbasoğlu, kurucu başkanlar ve inancına bağlı yol erenleriyle tamamen bağımsız bir şekilde yola çıktıklarını dile getirdi. Bu nedenle düşüncelerini özgürce ifade etmeyi temel ilke olarak benimsediklerini aktardı.</p>

<p><strong>Açıklamada şu ifadelere yer verildi:</strong></p>

<p>"Avrupa Alevi Düşünce Derneği’nin kuruluş amacı; Avrupa’da ortaya çıkan ve Aleviliği kendi özünden uzaklaştırmaya yönelik siyonizimin dizayn ettiği yaklaşımlara karşı durmak, Alevi inancının tarihsel ve kültürel değerlerini korumaktır. Bu doğrultuda yaklaşık 10 yıldır kararlılıkla mücadelemizi sürdürmekteyiz ve sürdürmeye devam edeceğiz.</p>

<p>Alevilik, binlerce yıllık Anadolu irfanının bir parçasıdır. Ahmet Yesevi ile başlayan ve Hacı Bektaş Veli ile Anadolu’da şekillenen bu inanç, köklü bir geçmişe sahiptir ve varlığını sürdürmeye devam edecektir. Hiçbir kişi ya da yapı bu inancı ortadan kaldıramaz.</p>

<p>Derneğimiz, hiçbir siyasi parti ya da oluşum tarafından kurulmamıştır. Kurucu başkanlarımız ve inancına bağlı yol erenleriyle birlikte tamamen bağımsız bir şekilde yola çıkılmıştır. Bu nedenle düşüncelerimizi özgürce ifade etmeyi temel ilke olarak benimsiyoruz.</p>

<p>Aleviliğin siyasallaştırılmasına, değiştirilmesine veya herhangi bir yapının, örgütün, Parti'nin ve özellikle Siyonizmin arka bahçesi haline getirilmesine karşıyız. İnancın, bireysel veya kurumsal çıkarlar için kullanılmasını doğru bulmuyoruz.</p>

<p>Bizler her daim Hak, Muhammed, Ali yolunda yürümeye devam edeceğiz. Aleviliği kendi menfaatleri doğrultusunda kullanmaya çalışan anlayışlara karşı duruşumuzu sürdüreceğiz.</p>

<p>Avrupa’da faaliyet gösteren derneğimiz, yeni şubeleriyle birlikte, Avrupa'da varlığını sürdüren ve arkasında ki kötülüğün ve siyonizm desteği ile aleviligin inanç sömürüsüne, yozlaşmaya ve Aleviliğin özünden uzaklaştırılmasi için kurulan konfederasyona karşı mücadelesini kararlılıkla devam ettirecektir.</p>

<p>Aleviliği maddi ya da manevi çıkar aracı haline getiren kişi ve kurumlara karşı her zaman ilkeli ve dik bir duruş sergilemeye devam edeceğiz.</p>

<p>İsmet Abbasoğlu<br />
Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Başkanı<br />
Fransa Bordeaux Cemevi Başkanı</p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozkandan-her-yer-cemevi-doldu-diyenlere-sert-tepki-3148</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 23:05:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ali Rıza Özkan’dan “her yer cemevi doldu” diyenlere sert tepki!</h1>
                        <h2>Alevihaberler.com.tr haber sitesi genel yayın yönetmeni Ali Rıza Özkan, Şah TV’de katıldığı yayında Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın mevcut yapısına ve kurum içindeki skandal söylemlere dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. Mustafa Fırat’ın sorularını yanıtlayan Özkan, kurumun kuruluş amacından saptığına ve liyakatsiz ellerde işlevsizleştiğine dikkat çekerek, “Biri omurga problemi yaşıyor, öbürünün Muaviye aşkı var, öbürü diyor ki, “Cemevi doldu”, öbürü “Alevilik 5-6 seneye kalmaz” diyor. Nereye düştük biz canlar? Bizi izleyen Aleviler, dedeler; nereye düştük?” ifadelerini kullandı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/ali-riza-ozkandan-her-yer-cemevi-doldu-diyenlere-sert-tepki-1775160779.webp">
                        <figcaption>Ali Rıza Özkan’dan “her yer cemevi doldu” diyenlere sert tepki!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Alevihaberler.com.tr haber sitesi genel yayın yönetmeni Ali Rıza Özkan, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı bünyesinde yükselen “<em><strong>cemevi sayısı çok fazla</strong></em>” söylemlerine adeta ateş püskürdü. </span></p>

<p><span style="color:#000000">ŞAH TV’de Mustafa Fırat’ın sorularını yanıtlayan Özkan, mevcut rakamların ihtiyacın sadece %1’ine tekabül ettiğini belirterek, kurumsal liyakatsizliğe dikkat çekti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ÖZKAN: RAHATSIZ OLAN O KOLTUĞU TERK ETSİN!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Özkan, kurum içerisinden kendisine ulaşan “<em><strong>Her taraf cemevi doldu</strong></em>” şeklindeki şikayetleri “<strong><em>akıl tutulması</em></strong>” olarak nitelendirdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Topluma hizmet etmekle yükümlü bir kurumun, temel ihtiyaç olan ibadethanelerin varlığından rahatsızlık duymasını sert bir dille eleştiren Özkan şöyle konuştu:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Arkadaş, her taraf cemevi dolduysa senin o makamda ne işin var? Eğer bu sayıdan şikayet ediyorsanız yanlış yerdesiniz, gidin kendinize başka iş arayın! Burası bir hizmet makamıdır, Alevi toplumunun hizmetkarı olmak zorundasınız.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>CEMEVİ SAYISI İHTİYACIN ÇOK GERİSİNDE</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’deki cemevi sayılarına ilişkin güncel verileri paylaşan Özkan, durumun iddia edilenen aksine yetersiz olduğunu vurguladı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Şu an Türkiye’de yaklaşık 2200 cemevi var; ancak bunların büyük bir kısmı kışın kapalı olan köy cemevleri. Aktif hizmet veren sayı ise 1200-1300 civarında. Türkiye’de 90 milyon insana 90 bin cami düşerken, oransal olarak baktığımızda en az 10-15 bin cemevine ihtiyaç var. Mevcut sayı, olması gerekenin %1’i bile değil.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KURUM İÇİNDEN SKANDAL İFADELER: 5 SENEYE ALEVİLİK KALMAZ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Özkan, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı bünyesinde çalışan bazı yetkililerin Alevi toplumuna bakış açısını sert sözlerle eleştirdi. Kurum içinden kendisine ulaşan bilgileri paylaşan Özkan, “<em><strong>5 seneye Alevilik kalmaz</strong></em>” gibi ifadelerin kullanıldığını iddia etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>5 seneye kadar Alevilik kalmaz</strong></em>” diyen zihniyetin, kurumu içeriden işlevsizleştirdiğini savunan Özkan, şu yorumu yaptı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>5 seneye Alevilik kalmaz diyen arkadaşa söylüyorum; sen kalmazsın ama Alevilik 800 yıldır olduğu gibi kalır! Kendi cemevini kendisine yük gören, toplumun yok olacağını iddia eden bir anlayışın bu başkanlıkta yeri yoktur.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ÖZKAN: BU KURUM BİZİMDİR, SAHİP ÇIKACAĞIZ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ali Rıza Özkan, kurumun 2022 yılındaki kuruluşunu bir “<em><strong>devrim</strong></em>” olarak nitelediğini ve hâlâ bu adımın arkasında olduğunu hatırlatarak sözlerini şöyle tamamladı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Bu kurum 2022’de açıklandığı zaman gerçekten coşkuyla destekledik, “</em></strong><em>devrimdir</em><strong><em>” dedim, hala da arkasındayım. Cumhurbaşkanı’nı destekledim, Devlet Bahçeli’yi destekledim, bugün de destekliyorum... Burada bir müdahale gerektiği açık. Bu kurum bizim kurumumuz, devlet nasıl bizimse, bu kurum da bizim... Biz bu kurumu gözümüz gibi koruyoruz ve koruyacağız.</em></strong>”</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/3-oyla-kazanan-akd-baskani-muhalifleri-bicmeye-basladi-3147</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 17:00:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>3 oyla kazanan AKD başkanı muhalifleri biçmeye başladı!</h1>
                        <h2>Alevi Kültür Dernekleri olağanüstü genel kurulunda sadece 3 oyla kazanan Seher Şengünlü Yılmaz muhalif şubeleri görevden almaya başladı. İlk olarak Aydın Söke şubesini görevden alan Yılmaz ilçede büyük direnişle karşılaştı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/3-oyla-kazanan-akd-baskani-muhalifleri-bicmeye-basladi-1775138713.webp">
                        <figcaption>3 oyla kazanan AKD başkanı muhalifleri biçmeye başladı!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Alevi Kültür Dernekleri’nde usulsüz işlemleri ve başkanı olduğu derneğin dahi tabela derneği olduğu ortaya çıkan Seher Şengünlü Yılmaz, tabanın tepkisi ile gidilen olağanüstü genel kurulda 3 oy farkla seçimi kazanmıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir sonraki seçimi garanti altına almayı hedefleyen Seher Şengünlü Yılmaz, muhalif şubeleri görevden alarak, koltuğunu garanti altına almayı hedefliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İlk olarak Söke şubesini görevden alan Seher Şengünlü Yılmaz’ın burada başarılı olması halinde, diğer muhalif şubeleri de görevden alması bekleniyor.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">İLÇEDE İSYAN VAR!</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/657268796_1342543031229951_8758725232868982826_n.jpg" style="height:800px; width:637px" /></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Söke Alevi Kültür Derneği Başkanı Şevki Kaya’nın görevden alınması ilçede büyük tepkiye neden oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Genel Merkez tarafından yapılan açıklamada, Şevki Kaya’nın “<strong><em>genel ahlak ve Alevi edebine aykırı tutum ve davranışlar</em></strong>” içerisinde bulunduğu gerekçesiyle görevden alındığı belirtilmişti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İlçeye gelen yeni genel sekreter Mehmet Bozkurt’un üzerine yürüyen üyeler, haksız uygulamanın derhal geri çekilmesini istediler.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KAYA: SAVUNMA HAKKIM YOK SAYILDI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Karara ilişkin yazılı açıklama yapan Kaya, hakkında herhangi bir disiplin süreci işletilmediğini vurguladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Soruşturma açılmadığını, savunmasının alınmadığını ve kendisine ifade hakkı tanınmadığını belirten Kaya, bu durumun kabul edilemez olduğunu dile getirdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alınan kararın usule uygun olmadığını ifade eden Kaya, Alevi geleneğinde yargısız infaz anlayışının bulunmadığını söyledi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Her bireyin kendini ifade etme hakkı olduğunu belirten Kaya, bu hakkın yok sayılmasının hem hukuki hem de inançsal açıdan yanlış olduğunu ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ŞEVKİ KAYA’NIN AÇIKLAMASININ TAMAMI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">BASINA VE KAMUOYUNA</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ben, Aydın Söke Cemevi Başkanı Şevki Kaya olarak, Alevi Kültür Dernekleri Genel Merkezi tarafından 29 Mart 2026 tarihinde alınan bir kararla, herhangi bir disiplin süreci işletilmeden ve tarafıma savunma hakkı tanınmadan görevden alındığım tarafıma tebliğ edilmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Söz konusu karar, hem hukuki açıdan hem de yolumuzun temelini oluşturan adalet, rızalık ve hakkaniyet ilkeleri açısından kabul edilemez bir uygulamadır. Hakkımda herhangi bir disiplin soruşturması başlatılmadan, ifade alma süreci işletilmeden ve savunma hakkım tanınmadan alınan bu karar, açıkça usule ve hukuka aykırıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İnancımızda ve geleneğinde “yargısız infaz” yoktur. Her canın kendini ifade etme hakkı vardır. Bu temel ilkenin yok sayılması, yalnızca şahsıma değil, temsil ettiğimiz değerlere de zarar vermektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Adımın ve şahsıma yöneltilen mesnetsiz iddiaların sosyal medyada dolaşıma sokulması, kişilik haklarıma açık bir saldırı niteliğindedir. Bu nedenle hem hukuki haklarımı kullanacağımı hem de sürecin takipçisi olacağımı kamuoyuna saygıyla bildiririm.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu süreçte tek talebim; hukukun, adaletin ve Alevi erkânının gerektirdiği şekilde şeffaf, adil ve usule uygun bir değerlendirme yapılmasıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kamuoyunun bilgisine saygıyla sunarım.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şevki Kaya<br />
Aydın Söke Cemevi Başkanı</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dunyanin-en-alcak-en-serefsiz-kisisini-bulduk-3146</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 15:34:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Dünyanın en alçak, en şerefsiz kişisini bulduk!</h1>
                        <h2>Suriye Arap Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ahmet el-Şara’nın Berlin ziyaretini protesto mitingi düzenlemeyen Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu eleştirilerin odağında.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/dunyanin-en-alcak-en-serefsiz-kisisini-bulduk-1775135516.webp">
                        <figcaption>Dünyanın en alçak, en şerefsiz kişisini bulduk!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu Suriye Arap Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ahmet el-Şara’nın Berlin ziyaretini protesto mitingi düzenlemedi.</p>

<p>Genel olarak Şara’ya tepki gösterilerinin zayıf kaldığı Almanya’da, Şara’ya destek için yapılan mitinglere onbinlerce Suriyeli mültecinin katılması ise şaşkınlık yarattı.</p>

<p>Bu durum, AABF içinde kendisine bağlı bir hizip oluşturmak için uzun süredir çalışan eski genel başkan Turgut Öker’e tam aradığı fırsatı vermişti.</p>

<p>Göre yaptığı dönemde AABF içinde ABD patentli “<strong><em>Alisiz Alevilik</em></strong>” akımının yaygınlaşmasına yol veren Turgut Öker, zaten deprem bağışlarının akıbeti ile ilgili olarak başı dertte olan Hüseyin Mat’a salvo atmak için tereddüt etmedi.</p>

<p>Öker’e göre,</p>

<p>“<strong><em>Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’ndan tek bir yönetici bile bu katilin protesto eylemlerinde yer almamıştır.</em></strong>”</p>

<p>“<strong><em>Alevi toplumu, kişisel gelecek hesapları uğruna bilinçli olarak tavırsızlığa ve suskunluğa itilmiştir.</em></strong>”</p>

<p>“<strong><em>Bu zihniyeti temsil edenler bir gün bile daha görevde kalmamalıdır.</em></strong>”</p>

<p>“<em><strong>Gününü gün eden, maaşını alan, kişisel gelecek hesabı yapan bu yönetim anlayışı derhal değiştirilmelidir.</strong></em>”</p>

<p><strong>ÖZKAN: AABF ALMAN DEVLETİNİN KONTROLÜNDEDİR!</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/tg1.JPG" style="height:610px; width:540px" /></strong></p>

<p>Öker’in kendi sosyal medya hesabından yaptığı fırsatçı paylaşımının altında görüşlerini açıklayan alevihaberler.com.tr genel yayın yönetmeni Ali Rıza Özkan ise, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun iradesinin Alman devlet tarafından gasp edildiğine dikkati çeken şu yorumu yapmıştı:</p>

<p>“<em><strong>AABF, İsrail Filistin halkına soykırım yaparken, Alman İçişleri Bakanı talimatıyla Filistin'i kınayan ve İsrail'i destekleyen bildiriye imza attı. AABF'nin iradesi Alman devleti tarafından gasp edilmiştir. Bu gerçeği söylemeden, şimdiki yöneticileri suçlamak hedef saptırmaktır.</strong></em>”</p>

<p>Gerçekten de, sorunu “<strong><em>sokağa çıkıp çıkmamaya</em></strong>” indirgeyen Öker aslında Hüseyin Mat’a yüklenirken özenle Alman devletinin AABF üzerindeki rolünü gizliyordu!</p>

<p><strong>ÖKER KONTROLDEN ÇIKTI: ALÇAK, ŞEREFSİZ!</strong></p>

<p>Özkan’ın AABF’nin bağımsız tutum alamayacağı ve Alman devletinin kontrolü vurgusu ise eski başkan Turgut Öker’i çıldırtmaya yetti.</p>

<p>Öker, Özkan’ın yorumuna cevabı ibretlikti:</p>

<p>“<strong><em>Elinde öyle bir belge var olupta kamuoyu ile paylaşmayan kişiyi dünyanın en alçak,en şerefsiz kişisi olarak ilan ediyorum Ali Rıza Özkan.</em></strong>”</p>

<p>Halbuki, Alman devletinin AABF’yi kontrolünün neticesi olarak miting yapılmadığı vurgusu, hakikati ifade ettiği için ve Almanya’da Alevilerin Alman devletinin kontrolüne geçirilmesinde kendi sorumluluğunu da hatırlaması Turgut Öker’in okların kendisine de yöneleceği endişesine sebep olmuştu.</p>

<p><strong>İŞTE BELGELERİN KAYNAĞI: ALMAN DEVLETİ</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/T%C3%BCm%20Sayfa.JPG" style="height:800px; width:365px" /></strong></p>

<p>Alman devleti Filistinlilere yönelik katliamlara gözlerini kapayarak “<em><strong>anti-semitizm ile mücadele</strong></em>” kisvesi altında İsrail’i desteklemeyi “<strong><em>devlet politikası</em></strong>” yaptığı için, kendi belgelerini gizleme ihtiyacı duymuyor.</p>

<p>Daha doğrusu, Almanya’nın en çok satan gazetesi Bild, 16 Ekim 2023 tarihinde Berlin’de İçişleri Bakanı Faeser’in gizli bir “<strong><em>İslam Zirvesi</em></strong>” topladığını haber yapınca, İçişleri Bakanlığı’na bağlı olarak Müslüman kuruluşları denetleyen “<em><strong>Deutsche Islam Konferenz</strong></em>” (Alman İslam Konferansı) da kendi sitesine fotoğraflı bir bilgilendirme koymuştu.</p>

<p>Şuraya, kaynağımızın linkini de koyalım:&nbsp;<a href="https://www.deutsche-islam-konferenz.de/SharedDocs/Meldungen/DE/ImDialog/erklaerung-islamische-verbaende.html?nn=598134">https://www.deutsche-islam-konferenz.de/SharedDocs/Meldungen/DE/ImDialog/erklaerung-islamische-verbaende.html?nn=598134</a></p>

<p><strong>KAYNAK: ALMAN İSLAM KONFERANSI RESMİ SİTESİ</strong></p>

<p>“<em><strong>Deutsche Islam Konferenz</strong></em>” DIK, (Alman İslam Konferansı) doğrudan Alman İçişleri Bakanlığı’na bağlı ve Almanya’da faaliyet gösteren Müslüman STK’ları içinde barındırıyor.</p>

<p>Buraya katılım zorunlu değildir. Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu da kendi isteği ile DIK’in kuruluşundan bu yana üyesidir.</p>

<p>Alisiz Alevilik kara propagandası yapan bir kuruluşun nasıl olup da, Müslüman STK’lar ile birlikte aynı çatı altında bir organizasyon içerisinde yer aldığı sorusu bile, tek başına AABF’nin Alman devleti ile ilişkisindeki dengeyi açıklıyor.</p>

<p>Bild gazetesinde “<em><strong>gizli zirve</strong></em>” haberinin yapılmasının ardından, Alman İslam Koferansı resmi sitesinde, bizim haberimizde de kullandığımız fotoğrafla birlikte şu ifadelere yer verilmişti:</p>

<p>“<em><strong>17 Ekim 2023 tarihinde, Devlet Sekreteri Juliane Seifert ve Devlet Sekreteri Hans-Georg Engelke, Müslüman kuruluşların temsilcilerini Berlin’deki Federal İçişleri Bakanlığı’nda (BMI) bir toplantıya davet etti. Görüşmeler, Orta Doğu’daki güncel olayların Almanya’daki toplumsal birlikte yaşam ve güvenlik üzerindeki etkilerine odaklandı. Toplantı, kısa süreli belirlenmiş ve yerleşik görüşme formatlarına dayanarak düzenlendi. Görüş alışverişi açık ve yapıcı geçti. Katılan Müslüman dernekler ve topluluklar, burada yayınlanan bildiriyi ortaklaşa kaleme aldılar.</strong></em>”</p>

<p>Söz konusu “<em><strong>ortaklaşa kaleme alınan</strong></em>” bildiriye imza atanlar ise, şu Müslüman kuruluşlardı:</p>

<p>- Ahmadiyya Muslim Jamaat Deutschland K.d.ö.R. (AMJ)</p>

<p>- Alevitische Gemeinde Deutschland K.d.ö.R. (AABF)</p>

<p>- Bündnis Malikitische Gemeinde Deutschland&nbsp;e.V.&nbsp;(BMG)</p>

<p>- Islamische Gemeinschaft der Bosniaken in Deutschland – Zentralrat&nbsp;e.V.&nbsp;(IGBD)</p>

<p>- Islamrat für die Bundesrepublik Deutschland&nbsp;e.V.&nbsp;(IRD)</p>

<p>- Liberal-Islamischer Bund&nbsp;e.V.&nbsp;(LIB)</p>

<p>- MTO Shahmaghsoudi K.d.ö.R.</p>

<p>- Türkisch-Islamische Union der Anstalt für Religion&nbsp;e.V.&nbsp;(DITIB)</p>

<p>- Union der Islamisch-Albanischen Zentren in Deutschland&nbsp;e.V.&nbsp;(UIAZD)</p>

<p>- Verband der Islamischen Kulturzentren&nbsp;e.V.&nbsp;(VIKZ)</p>

<p>- Zentralrat der Marokkaner in Deutschland&nbsp;e.V.&nbsp;(ZRMD)</p>

<p><strong>İŞTE AABF’NİN İMZA ATTIĞI BİLDİRİ!</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/A%C3%A7%C4%B1klama.JPG" /></strong></p>

<p>İşte, AABF’nin de imza attığı Alman İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan bildirinin Türkçe çevirisi:</p>

<p>“<em><strong>Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’e düzenlediği terör saldırısı hepimizi derinden sarstı. Bu vahşeti en güçlü şekilde kınıyoruz.</strong></em></p>

<p><em><strong>Bu saldırı sonucunda aile üyelerini veya arkadaşlarını kaybedenler veya aile üyeleri veya arkadaşları rehin alınanlar için yas tutuyoruz. Onların derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz.</strong></em></p>

<p><em><strong>İsrail ve Filistin tarafında ve bölgede yaşayan tüm insanlar için daha fazla sivil kaybı ve acının önlenmesi gerekmektedir.</strong></em></p>

<p><em><strong>Almanya’da, toplumumuzda barış içinde bir arada yaşama sorumluluğumuz var. Bu hedefe hep birlikte bağlıyız.</strong></em></p>

<p><em><strong>Demokrasimizin temel bir özelliği, ifade özgürlüğü ve toplanma özgürlüğünün güvencesidir. Ancak, nefrete, kışkırtmaya ve şiddete teşvik söz konusu olduğunda bu haklar sınırlıdır. Antisemitizmin Almanya’da yeri yoktur. Bu ilke doğrultusunda diyaloğumuza devam edeceğiz.</strong></em>”</p>

<p><strong>ŞİMDİ SORU ŞU: DÜNYANIN EN ALÇAK, EN ŞEREFSİZ KİŞİSİ KİM?</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/%C4%B0%C5%9ETE%20ALMAN%20GAZETELER%C4%B0NDEK%C4%B0%20HABERLER.png" style="height:800px; width:566px" /></strong></p>

<p>Biz, doğrudan Alman devleti tarafından yayınlanan belgelere dayanan bu haberimizden sonra “<em><strong>dünyanın en alçak, en şerefsiz kişisi</strong></em>”nin kimliği konusunda bir şüphe kalmadığını düşünüyoruz.</p>

<p>Ancak, hem Avrupa’da ve hem de Türkiye’de Alevileri kendi gerçek haklarını alması mücadelesi engelleyen, Alevileri PKK’nın kucağına itmek için türlü operasyonlarda yer alan, “<strong><em>Hz. Ali ile Alevilerin alakası yoktur, Aleviler takiyye yapıyor</em></strong>” diyerek Alisiz Aleviliğin önünü açan, Alman ve ABD istihbaratı ve devlet görevlileri ile türlü toplantılarda boy gösteren Turgut Öker de, şimdi AABF ile Alman devleti arasındaki ilişkiye dikkati çeken alevihaberler.com.tr genel yayın yönetmeni Ali Rıza Özkan’a verdiği sözün arkasında durarak, “<strong><em>dünyanın en alçak, en şerefsiz kişisi</em></strong>”ni kabul edecek mi?</p>

<p>Yoksa, kasaba tüccarı politikacıları gibi, kafasını kuma gömerek “<strong><em>üç maymun</em></strong>” tiyatrosuna mı baş vuracak?</p>

<p>Merakla bekliyoruz!</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-yazdi-kimin-safindayiz-kime-hizmet-ediyoruz-3145</link>
            <category>KONUK YAZAR</category>
            <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 07:34:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Dr. İhsan Ünlü yazdı: Kimin safındayız? Kime hizmet ediyoruz?</h1>
                        <h2>Araştırmacı-yazar Dr. İhsan Ünlü, Müslümanların birlik ve kardeşliğine dikkat çeken önemli bir yazı kaleme aldı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/dr-ihsan-unlu-yazdi-kimin-safindayiz-kime-hizmet-ediyoruz-1775018355.webp">
                        <figcaption>Dr. İhsan Ünlü yazdı: Kimin safındayız? Kime hizmet ediyoruz?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Araştırmacı-yazar <strong>Dr. İhsan Ünlü, </strong>Müslümanların birlik ve kardeşliğine dikkat çeken önemli bir yazı kaleme aldı.<br />
<br />
Ünlü, yazısında Hz. Ali’nin Sıffin Savaşı sırasında verdiği bir cevabı örnek göstererek, hakikatin şahıslara göre değil, şahısların hakikat mizanında değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. “Hakikat insanlara bakarak öğrenilmez. Bilakis hakikat mizanında insanlar değerlendirilir” ifadeleriyle, Kur’an-ı Kerim’in “Furkan” vasfına ve “toptan Allah’ın ipine sarılın” (Âl-i İmrân, 103) emrine işaret etti.<br />
<br />
<strong><span style="color:#2980b9">Dr. İhsan Ünlü'nün makalesinin tam mertni şöyle:</span></strong></p>

<p><strong>KİMİN SAFINDAYIZ? KİME HİZMET EDİYORUZ?</strong><br />
Hz. Ali’ye yakınlığıyla bilinen bazıları ona Sıffin’de sorarlar: “Acaba senin hak üzerinde olduğuna, Talha ve Zubeyir’in de bâtıl yolda olduklarına itikat etsek ne olur?”&nbsp;<br />
<br />
Hz. İmam Ali, “Sen şahısları hak ile tanı, Hakk'ı şahıslarla tanıma. Yeter ki sen Hakk'ı tanı, onun ehlini de tanırsın!” diye cevap verir.<br />
Hakikat insanlara bakarak öğrenilmez. Bilakis hakikat mizanında insanlar değerlendirilir.<br />
<br />
Bugün biz Müslümanların elinde hakikatin ta kendisi olan Kur’an mizanı dipdiri durmaktadır.<br />
Bir adı da Furkan (hakkı batıldan ayıran) olan bu mübarek kitap, gerçeğin ta kendisi ve öncekileri doğrulayıcı olarak indirilmiştir. (Âl-i İmrân:3-4)<br />
<br />
Bu Yüce Kitapta Müslümanların dağınıklığına asla müsaade edilmez; bilakis “toptan Allah’ın ipine sarılın” buyrulur. (Âl-i İmrân-103)<br />
Müminlerin ancak kardeş oldukları deklare edilir…(Hucurat-10)<br />
<br />
Hz. Peygamber (as) müminleri bir vücudun azalarına benzetirken hiçbir ayrıma girmez; üstelik veda hutbesinde her türlü ayrımcılığa karşı dururken gerçek üstünlüğün takva yani sorumluluk bilincini kuşanmak olduğuna dikkat çeker.<br />
Tabi bugün Müslümanlar, birbirlerine karşı kardeş gibi değil de kalleş gibi davranıyorsa bu durum, üzerinde durulması gereken ciddi bir problemdir.&nbsp;<br />
<br />
Bu meyanda Kur’an, inananları Allah için hakkı ayakta tutmaya ve adaletle şahitlik eden kimseler olmaya davet eder.<br />
“Herhangi bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adaletsiz davranmaya sevk etmesin” diye de hemen arkasından uyarır. (Maide-8)<br />
Hal böyleyken bugün göz göre göre zulme uğrayan Müslümanlara sırf mezhebinden ve meşrebinden dolayı duyarsız kalmak doğru bir yaklaşım olabilir mi?<br />
<br />
Mezhep, meşrep meselesi; nereden çıktığı? hak-batıl vs. şimdi onları tartışma zamanı değildir.<br />
Komşunun evi yanarken duvarın renginin ne olduğu tartışmasına takılıp kalmak en hafif tabiriyle vurdumduymazlıktır.<br />
<br />
Daha vahim olanı, şayet önlem alınmazsa mahallesindeki o yangının kendi evine de sıçrama ihtimalinin yüksek olmasıdır.<br />
Bizim anlayışımıza göre, mazluma kimliği sorulmaz.<br />
<br />
Zulüm kimden gelirse gelsin, kime yönelik olursa olsun mazlumun yanında zalime karşı durmak gerekir.<br />
Sırf mezhebinden veya ırkından dolayı bugün kuşatma altında olan ülkeye/ ülkelere mesafeli duranlar, bilerek ya da bilmeyerek emperyal güçlerin değirmenine su taşımaktadır.<br />
<br />
Bunlar, onca ayet ve hadis ayrışmayı değil birleşmeyi salık verirken, kör mezhepçilik anlayışıyla tam da küffarın arayıp da bulamadığı kamplaşmaya çanak tutmaktadırlar.</p>

<p>Öte yandan Muharrem ayı geldiğinde mazlumların önderi, şehitler serdarı İmam Hüseyin için yas tutanların, bugün mazlum halklar ve gönül coğrafyasında yaşananlar karşısında sus pus olmaları tam bir çelişkidir.<br />
Ümmetin ortak acısı ve kanayan yarası Kerbela’dan yeterince ders çıkaramayanların, bugün bütün coğrafyanın Kerbela ve her günün âşûra olmasına engel olamadığı görülmektedir maalesef.<br />
<br />
“Zillet içimde yaşamaktansa izzetli bir ölümü tercih ederim” diyerek yola çıkan İmam Hüseyin’i yeterince tanımayan sözüm ona Müslümanlar, bugün zillet içinde sömürge güçlere teslim olmuş durumdadır.<br />
Gaflette olan bu insanlara tavsiyem, “Sarı Öküz” hikâyesini tekrar tekrar okumalarıdır. Gafil Müslümanlar dünyevi hırs ve çıkarları adına tarihten bu yana çok tavizler verdi.<br />
<br />
Kimi kariyer, kimi ikbal, kimi makam, kimi menfaat, kimi şöhret uğruna dinini, mukaddesatını sattı.<br />
Mezhebini, meşrebini, ırkını, dilini, rengini dinin/hakikatin önüne geçirenler sayesinde İslam öncesi cahiliye karanlığı tekrar hortladı.<br />
Gün, mezhebine meşrebine bakmaksızın mazlumdan ve mağdurdan olma günüdür.<br />
Gün, “Ehl-i kıble tekfir olunmaz” gerçeğinden hareketle, Müslümanlara kavli ve fiili duada bulunma ve dayanışma günüdür.<br />
Gün, safları sıklaştırma ve İslam kardeşliğini yeniden tesis etme günüdür.<br />
Unutmayalım; “Haksızlık karşısında susan, hakkıyla birlikte şerefini de yitirir.” (Hz. Ali)<br />
Safımız belli; kanayan bir yara karşısında adaletin ve merhametin sesi olmak.</p>

<p>30.03.2026<br />
Dr. İhsan ÜNLÜ</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kemal-bulbul-solingenden-cumhuriyete-nefret-kustu-3144</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 18:47:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Kemal Bülbül Solingen’den Cumhuriyet’e nefret kustu!</h1>
                        <h2>Hacı Bayram Veli Üniversitesi’ne bağlı Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından düzenlenmesi planlanan “Sultan Nevruz Paneli”ne konuşmacı olarak davet edilen PKK terör örgütü hükümlüsü ve eski HDP Milletvekili Kemal Bülbül, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) üyesi Solingen Alevi Kültür Merkezi etkinliğinde Türkiye Cumhuriyeti’ne “faşist ve soykırımcı” olarak hakaret etti!</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/kemal-bulbul-solingenden-cumhuriyete-nefret-kustu-1774973212.webp">
                        <figcaption>Kemal Bülbül Solingen’den Cumhuriyet’e nefret kustu!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">AABF üyesi Solingen Alevi Kültür Merkezi’nde düzenlenen etkinlikte konuşan Kemal Bülbül, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ilkelerini, anayasayı ve milli kimliği hedef alan skandal açıklamalara imza attı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Biz Müslüman değiliz</strong></em>” diyerek Alisiz Alevilik propagandası yapan AABF Genel Başkanı Hüseyin Mat’a hiçbir tepki vermeyen Bülbül, Türkiye Cumhuriyeti anayasasının değiştirilemez maddelerini ve Tekke ve Zaviyelerin Yasaklanması Kanunu’nu hedef aldı, Tunceli Yasasını ise&nbsp;“<em><strong>faşizm</strong></em>” ve “<em><strong>soykırım</strong></em>” olarak adlandırdı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bülbül’ün sözleri, hem siyasi etik hem de toplumsal birliktelik açısından büyük bir provokasyon olarak değerlendirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye Cumhuriyeti’nin 1923’ten bu yana Aleviliği “<em><strong>yasakladığını</strong></em>” iddia eden Bülbül, “<strong><em>Türkiye Cumhuriyeti yasalarında Tekke ve Zaviyeler Kanunu'na göre Alevilik yasaktır. Şu anda da yasaktır. AKP kendinden menkul uyduruk bir '</em></strong><em>Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı'</em><strong><em> kurmuş olabilir; bu Aleviliğin serbest olduğu, inancının serbest olduğu, inanç mekanının tanındığı anlamına gelmez.</em></strong>” ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BÜLBÜL: CHP’YE OPERASYON ALEVİLERE OPERASYONDUR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">25 Mart 2026 tarihinde, Hacı Bayram Veli Üniversitesi’ne bağlı Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından düzenlenmesi planlanan “<strong><em>Sultan Nevruz Paneli</em></strong>”ne konuşmacı olarak davet edilmesi nedeniyle tartışmaya neden olan, eski HDP Milletvekili Kemal Bülbü, konuşmasında CHP belediyeleri ile ilgili de konuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">CHP’ye yapılan operasyonun aslında Alevilere yapıldığını iddia eden Bülbül’ün konuyla ilgili sözleri şöyle:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Bakın şu anda CHP'ye yapılan operasyon, aslında CHP nezdinde bir anlamda Alevilere yapılan operasyondur da değerli arkadaşlar.</em></strong>” </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bülbül, Tunceli Belediyesi’ne kayyum atanmasını ise “<em><strong>faşizm ve soykırım</strong></em>” olarak niteledi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Dersim Belediyesine ikide bir operasyon yapılması, kayyum atanması Tunceli Kanunu'nun bir gereğidir. Tunceli Kanunu ırkçılıktır, faşizmdir, inkardır, katliamdır, soykırımdır.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BÜLBÜL, TERÖR ÖRGÜTÜ ÜYELİĞİNDEN CEZA ALDI MI?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kemal Bülbül, hakkında yaptığımız haberden sonra çeşitli çevrelere aslında terör örgütü üyeliğinin söz konusu olmadığını iddia etse de, belgeler farklı bir gerçeği gösteriyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Daha önce Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Alevi Bektaşi Federasyonu’nda yöneticilik yapan Kemal Bülbül, 2018 yılında HDP’den milletvekili seçilmişti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Bülbül hakkında “<strong><em>terör örgütü PKK üyeliği</em></strong>” nedeniyle 26 Kasım 2020’de verdiği 6 yıl 3 ay hapis cezası, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi tarafından da “<em><strong>delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu saptandığından</strong></em>” onandı ve hüküm kesinleşti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BÜLBÜL, MUHİTTİN BÖCEK’TEN PARA ALDI MI?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Öte yandan, Kemal Bülbül’ün yeniden medyada görünür olması ile birlikte, hakkındaki çeşitli iddialar da gündeme getiriliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Veryansın TV Genel Yayın Yönetmeni Erdem Atay, 30 Mart 2026 tarihinde yaptığ bir video yayınında, Kemal Bülbül ile tutuklu Antalya eski Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek arasındaki akçeli ilişkilere değindi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kemal Bülbül’ün aslında HDP’de atıldığını iddia eden Erdem Atay’ın konuyla ilgili sözleri şöyle: “<strong><em>Ayrıntılarını vermeyeceğim, sadece şunu söyleyeceğim: Ey Kemal Bülbül, anlat bize gerçekleri. Sen Antalya'da belediye başkanlığı seçiminde Muhittin Böcek'le bir ilişkin var mıydı? Acaba Muhittin Böcek kazansın diye parti çalışması yapmadın mı? Bunun için bir rant sağladın mı kendine? Sana sorular soruyorum. Hadi buyur cevapla. Acaba bunu HDP öğrendi de sana gereğini mi yaptı? İhraç bundan mı oldu? Bir söyle bakalım.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>“BÜLBÜL VAK’ASI” KİMLER İÇİN DERS OLACAK?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Binlerce Alevi ve Sünni vatan evladını katleden terör örgütü PKK’ya karşı tek bir eleştiri getirmeyip, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni “<strong><em>soykırımcı</em></strong>” ve “<strong><em>faşist</em></strong>” ilan eden terör örgütü hükümlüsü Kemal Bülbül’ü, sanki Aleviler arasında konuya vakıf akademisyen ve aydınlar arasında başka kimse yokmuş gibi, Hz. Ali ve Nevruz konulu bir panele konuşmacı yapmaya kalkışan Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Uygulama ve Araştırma Merkezi yöneticileri bu olanlardan ders almış mıdır, bilemiyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ankara’nın kalbinde, Hacı Bayram Veli gibi manevi bir iklimde PKK ile iltisaklı olduğu belirtilen isimlere alan açılması girişimi, üniversite öğrencilerinin ve duyarlı kamuoyunun duvarına çarpmıştır. Panelin iptal edilmesi, sadece bir etkinliğin durdurulması değil; terör sevici zihniyetin akademik ve kültürel alanlara sızma girişimine verilmiş net bir cevaptır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu iptal kararı, bu tür panelleri düzenleyenlere ve bu isimleri meşrulaştırmaya çalışanlara bir ders olmalıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türk milleti ve Alevi toplumu, terörle arasına mesafe koymayanların ve şahsi ikbal uğruna siyaseti rant kapısına çevirenlerin inanç değerlerini kullanmasına asla izin vermeyecektir.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/azerbaycan-sinemasinin-dev-cinari-rasim-balayev-hayatini-kaybetti-3143</link>
            <category>KÜLTÜR SANAT</category>
            <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 13:26:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Azerbaycan Sinemasının dev çınarı Rasim Balayev hayatını kaybetti</h1>
                        <h2>Alevi Bekteşilerin ulu ozanlarından Seyyid İmadeddin Nesimi'yi canladırması ile hafızalarda unutulmaz bir yer kazanan Azerbaycan halk sanatçısı, usta oyuncu Rasim Balayev, tedavi gördüğü İstanbul’da 77 yaşında yaşamını yitirdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/azerbaycan-sinemasinin-dev-cinari-rasim-balayev-hayatini-kaybetti-1774953451.webp">
                        <figcaption>Azerbaycan Sinemasının dev çınarı Rasim Balayev hayatını kaybetti</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>İSTANBUL HABER MERKEZİ</strong> – Türk dünyasının ve Azerbaycan sinemasının en ikonik isimlerinden biri olan, canlandırdığı tarihi karakterlerle hafızalara kazınan <strong>Rasim Balayev</strong>, hayatını kaybetti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir süredir sağlık sorunları nedeniyle İstanbul’da tedavi altında olan usta sanatçının vefatı, sanat camiasında ve sevenleri arasında büyük üzüntü yarattı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>SİNEMA İLE GEÇEN BİR ÖMÜR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">8 Ağustos 1948’de Ağsu’da dünyaya gelen Balayev, 1969 yılında Azerbaycan Devlet Güzel Sanatlar Enstitüsü’nden mezun oldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Henüz genç yaşlarında sinemaya adım atan sanatçı, özellikle <strong>"<em>Nesimi</em>" (1973)</strong> filmindeki performansıyla büyük bir çıkış yakalayarak halkın sevgisini kazandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kariyeri boyunca 70’ten fazla filmde rol alan Balayev; <strong>"<em>Babek</em>"</strong>, <strong>"<em>Dede Korkut</em>"</strong> ve <strong>"<em>Yarasa</em>"</strong> gibi yapımlardaki derinlikli oyunculuğuyla sadece Azerbaycan’da değil, eski Sovyetler Birliği coğrafyasında ve Türkiye’de de tanınan bir isim haline geldi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>DEVLET NİŞANLARI VE ÖDÜLLERLE TAÇLANAN KARİYER</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Sanata katkılarından dolayı 1982 yılında <strong>"<em>Halk Sanatçısı</em>"</strong> unvanına layık görülen Rasim Balayev, Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı tarafından verilen <strong>"<em>Şöhret</em>"</strong> nişanının da sahibiydi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Uzun yıllar Azerbaycan Film Yapımcıları İttifakı'nda genel sekreterlik görevini yürüterek sinemanın kurumsallaşması adına da önemli çalışmalara imza atmıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"SESİMİZ ÖKSÜZ KALDI"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Oyunculuğunun yanı sıra karakteristik sesiyle de birçok belgesel ve filme hayat veren Balayev için sosyal medyada taziye mesajları yağdı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Sevenleri, onun vefatını "<strong><em>Azerbaycan sinemasında bir devir kapandı</em></strong>" ve "<em><strong>Nesimi’nin sesi sustu</strong></em>" sözleriyle karşıladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Usta sanatçının cenazesinin, memleketi Azerbaycan’da düzenlenecek devlet töreniyle son yolculuğuna uğurlanması bekleniyor.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozkan-gundemimiz-ramazan-cemi-degil-buharlasan-yardimlardir-3142</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 17:13:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ali Rıza Özkan: Gündemimiz Ramazan Cemi değil, buharlaşan yardımlardır!</h1>
                        <h2>Alevihaberler.com.tr genel yayın yönetmeni Ali Rıza Özkan, Şah TV kanalında Haftaya Bakış programına konuk oldu. Özkan, olmayan Ramazan Cemi hakkında basın açıklaması yapan kuruluşları, Alevi Bektaşilerin içerisindeki hırsızlara, yolsuzlara da tepki göstermeye davet etti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/ali-riza-ozkan-gundemimiz-ramazan-cemi-degil-buharlasan-yardimlardir-1774880394.webp">
                        <figcaption>Ali Rıza Özkan: Gündemimiz Ramazan Cemi değil, buharlaşan yardımlardır!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>İSTANBUL HABER MERKEZİ –</strong> ŞAH TV’de yayınlanan “<strong><em>Haftaya Bakış</em></strong>” programına konuk olan Ali Rıza Özkan, Alevi kurumları içindeki mali belirsizlikler ve son dönemde ortaya atılan “<em><strong>Ramazan Cemi</strong></em>” tartışmaları hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Özkan, bazı federasyonların gündemi değiştirmek amacıyla yapay tartışmalar yarattığını, asıl odaklanılması gereken konunun depremzedeler için toplanan milyonlarca Avronun akıbeti olduğunu savundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte Ali Rıza Özkan’ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>RAMAZAN CEMİ TARTIŞMASI PERDELEME TAKTİĞİDİR!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevihaberler.com.tr genel yayın yönetmeni Ali Rıza Özkan, Alevi toplumunun gündeminde “<strong><em>Ramazan Cemi</em></strong>” diye bir sorun olmadığını belirterek, bu tartışmanın bazı kurumlar tarafından “<strong><em>canbaza bak</em></strong>” taktiğiyle ortaya atıldığını ifade etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Özkan, “<em><strong>Alevi toplumunun geleneksel bir Ramazan Cemi ritüeli yoktur. Bu iddia, asıl yolsuzluk ve şeffaflık tartışmalarını örtmek, halkın dikkatini başka yöne çekmek için üretilmiştir</strong></em>”, dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>DEPREM YARDIMLARININ AKIBETİ NEDİR?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">6 Şubat depremleri sonrası Avrupa’daki Alevi kuruluşları tarafından toplanan yardımlara dikkat çeken Özkan, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) içindeki denetleme kurullarının bile bu paraların akıbetini netleştiremediğini söyledi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Özkan, başlangıçta 500 bin Avro olarak açıklanan rakamın daha sonra 2,5 milyon Avroya ulaştığının anlaşıldığını, ancak bu paranın ve ayni yardımların (giysi, ayakkabı, elektronik eşya) nereye harcandığına dair somut bir rapor sunulmadığını vurguladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KONTEYNER ALIMLARINDA FAHİŞ FİYAT GÖSTERİLMİŞ!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yardım paralarıyla yaptırıldığı söylenen konteynerlerin fiyatları konusunda ciddi tutarsızlıklar olduğunu belirten Özkan, “<em><strong>O günkü şartlarda piyasa fiyatı 15 bin ile 45 bin lira arasında değişen konteynerlerin, kayıtlarda 75 bin liraya alınmış gibi gösterildiğini tespit ettik. Bugün bile aynı konteynerler 60 bin lira seviyesindeyken, üç yıl önce bu fiyatların yazılması büyük bir şüphe uyandırmaktadır</strong></em>”, açıklamasında bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ALEVİ KÜLTÜR DERNEKLERİ’NDE BUHARLAŞAN AVROLAR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Özkan, mali usulsüzlük iddialarını Türkiye’deki kuruluşlardan verdiği örneklerle de genişletti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi Kültür Dernekleri'nin (AKD) geçmişte bir AB projesi için aldığı 175 bin Avronun projenin yapılmaması üzerine geri istendiğini, paranın iade edilmemesi nedeniyle açılan davanın kaybedildiğini ve bu borcu şimdi derneğin tabanının ödemek zorunda kalacağını vurguladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu tarafından 2023 yılında AKD’ye gönderilen 600 bin TL bir kaynağın, AKD, Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri ve Alevi Bektaşi federasyonu YK üyelerinin şahsi hesapları arasında eşit olarak bölüşüldüğünü belirten Özkan, “<strong><em>Kurumsal işleyişte paranın şahıs hesaplarına gönderilmesinin hiçbir hukuki açıklaması olamaz</em></strong>”, dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ASIL MESELE: HIRSIZLARA KARŞI NASIL BİRLEŞECEĞİZ?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Konuşmasının sonunda Ramazan Cemi tehlikesi diyerek basın açıklaması yayınlayan Alevi kuruluşlarının sessizliğini eleştiren Özkan, asıl meselenin “<strong><em>asimile ediliyoruz</em></strong>” korkusu yaymak değil, toplumun emaneti olan kaynakları korumak olduğunu söyledi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Özkan, “<strong><em>Toplumun parasını yiyenlere, şeffaf olmayanlara karşı sessiz kalarak birlik sağlanamaz. Gerçek meselemiz halkın malına sahip çıkmaktır</em></strong>”, diyerek sözlerini tamamladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Haber Kaynağı:</strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="color:#1f1f1f"><span style="font-family:Google Sans Text,sans-serif"> </span></span><a href="https://www.youtube.com/watch?v=920QiFHezII" target="_blank"><span style="color:#0b57d0"><span style="font-family:Google Sans Text,sans-serif">Ali Rıza Özkan ile HAFTAYA BAKIŞ. 3. BÖLÜM</span></span></a></span></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/sah-i-merdan-hz-ali-paneli-ve-sultan-nevruz-cemi-duzenlendi-3141</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 06:21:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Şah-ı Merdan Hz. Ali Paneli ve Sultan Nevruz Cemi düzenlendi</h1>
                        <h2>Alevi Gençler Derneği ve Erenlerin İzinde Genç Topluluğu’nun iş birliğiyle düzenlenen “Sözlü ve Yazılı Geleneğimizde Şah-ı Merdan Hz. Ali Paneli ve Deyiş Dinletisi”, Munzur Üniversitesi’nde yoğun katılımla gerçekleştirildi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/sah-i-merdan-hz-ali-paneli-ve-sultan-nevruz-cemi-duzenlendi-1774841424.webp">
                        <figcaption>Şah-ı Merdan Hz. Ali Paneli ve Sultan Nevruz Cemi düzenlendi</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12px">Alevi Gençler Derneği ve Erenlerin İzinde Genç Topluluğu’nun iş birliğiyle düzenlenen <em>“Sözlü ve Yazılı Geleneğimizde Şah-ı Merdan Hz. Ali Paneli ve Deyiş Dinletisi”</em>, Munzur Üniversitesi’nde yoğun katılımla gerçekleştirildi. Etkinlik kapsamında Kerbela ziyareti ve kitap çekilişleri yapılırken, günün sonunda Sorpiyan Cemevi’nde Sultan Nevruz Cemi düzenlendi.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/0bc6c059-6e70-4bd0-8a77-5242ac5ee1c8.jpg" style="height:800px; width:600px" /></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12px">Munzur Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi, dün anlamlı bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Alevi Gençler Derneği ve Erenlerin İzinde Genç Topluluğu tarafından organize edilen panelde, Alevi-Bektaşi inancının temel direği olan Hz. Ali’nin sözlü ve yazılı gelenekteki yeri akademik ve inançsal boyutlarıyla ele alındı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12px"><strong>Protokol ve Gençlerden Yoğun İlgi</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12px">Panele Munzur Üniversitesi Rektörü <strong>Prof. Dr. Kenan Peker</strong>, Rektör Yardımcısı <strong>Prof. Dr. Gülderen Kurt</strong>, bölgenin önde gelen kanaat önderleri, çok sayıda öğrenci ve vatandaş katıldı. Açılış konuşmalarının ardından gerçekleştirilen panelde, Hz. Ali’nin evrensel mesajları ve Anadolu irfanındaki yeri vurgulandı. Panel, katılımcılardan büyük beğeni toplayan deyiş dinletisiyle devam etti.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/3fc14e99-f9d9-4c36-a53f-058de3ac05e2.jpg" style="height:800px; width:600px" /></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12px"><strong>Gençlere Kerbela Turu ve Kültür Hizmeti</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12px">Etkinlik sonunda yapılan çekilişle, inanç turizmine ve kültürel gelişime destek amacıyla 3 kişiye <strong>Kerbela turu</strong> hediye edildi. Ayrıca 10 katılımcıya, Eşref Doğan Dede ve Hasan Çelik tarafından kaleme alınan <strong>"Kavramlar ve Tasavvufî İzahlar Açısından Aleviliğin El Kitabı"</strong> eseri takdim edilerek inanç literatürünün genç kuşaklara ulaştırılması hedeflendi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12px"><strong>Sorpiyan Cemevi’nde Birlik Cemi</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12px">Üniversitedeki programın ardından katılımcılar ve kanaat önderleri Sorpiyan Cemevi’nde bir araya geldi. Baharın ve yeniden doğuşun simgesi olan <strong>Sultan Nevruz</strong> vesilesiyle düzenlenen Cem erkanında, birlik ve beraberlik mesajları verildi. Lokmaların paylaşıldığı ve duaların edildiği törenle program sona erdi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12px">Alevi Gençler Derneği yetkilileri, gençlerin öz değerleriyle buluşmasını sağlayan bu tür etkinliklerin artarak devam edeceğini belirterek, destek veren tüm kurumlara ve canlara teşekkürlerini sundu.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/c41fb926-8b74-42ba-a9f6-ba8d9584e00d.jpg" style="height:450px; width:800px" /><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-03-30%20at%2006_27_43.jpeg" style="height:786px; width:800px" /><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/a03e6106-0ec5-4edc-b5d4-ce793af2fbbd.jpg" style="height:800px; width:600px" /></span></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozdemir-yazdi-alevi-bektasi-irfaninda-doksan-bin-ayet-ve-doksan-bin-kelam-sirri-3140</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 21:21:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ali Rıza Özdemir yazdı: Alevi-Bektaşi irfanında “doksan bin ayet” ve “doksan bin kelam” sırrı</h1>
                        <h2>T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi önceki dönem başkanı ve yazar Ali Rıza Özdemir sosyal medya hesabında, Alevi-Bektaşi irfan geleneğindeki önemli bir kavram olan “doksan bin kelam” ve “doksan bin ayet” tabirinin manevi anlamını, Hz. Peygamber’in Miraç yolculuğuna ve Dört Kapı öğretisine bağlayarak açıklıyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/ali-riza-ozdemir-yazdi-alevi-bektasi-irfaninda-doksan-bin-ayet-ve-doksan-bin-kelam-sirri-1774809754.webp">
                        <figcaption>Ali Rıza Özdemir yazdı: Alevi-Bektaşi irfanında “doksan bin ayet” ve “doksan bin kelam” sırrı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi geleneksel irfanında, Buyruk metinleri ve ulu ozanların nefeslerinde sıkça geçen “<strong><em>doksan bin kelam</em></strong>” ya da “<em><strong>doksan bin ayet</strong></em>” kavramı, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi önceki dönem başkanı ve yazar Ali Rıza Özdemir’in sosyal medya hesabında paylaştığı makalesinin konusu oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Peygamber’in Miraç yolculuğunda Cenab-ı Hakk ile gerçekleştirdiği mülakatta 90 bin kelam konuştuğu kabul ediliyor. İslam inancında Allah’ın her sözünün bir ayet hükmünde değerlendirilmesi nedeniyle bu ilahi diyalog, Alevi literatüründe “<em><strong>doksan bin ayet</strong></em>” olarak da anılıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Temel kaynaklardan Şeyh Safi Buyruğu’na (1612) göre bu kelamlar, Alevi-Bektaşi yolunun “<strong><em>Dört Kapı</em></strong>” müfredatına göre şöyle tasnif ediliyor:</span></p>

<p><span style="color:#000000">- 30 bin kelam şeriat kapısına,<br />
- 30 bin kelam tarikat kapısına,<br />
- 30 bin kelam ise hakikat kapısına aittir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dört Kapı’nın üçüncüsü olan marifet kapısına dair kelamlar ise “<em><strong>sır</strong></em>” kabul edildiği için kişiye özel irfan, keşif ve sezgiler yoluyla aktarılıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu gizli hakikat, Şeyh Safi Buyruğu’nda Hz. Ali’nin kudret nurunda saklı tutulduğu ve ancak Şah-ı Merdan Hz. Ali tarafından açıklanabildiği ifade ediliyor.<br />
<br />
Şeriat kapısındaki kelamlar “<em><strong>kavil</strong></em>” (söz), tarikat kapısındaki kelamlar “<strong><em>yo</em></strong>l”, hakikat kapısındaki kelamlar ise “<em><strong>hal</strong></em>” olarak nitelendiriliyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hakikat kapısına eren kişi, evliya mertebesine ulaşarak hakikati oturuşu, kalkışı ve davranışlarıyla tecelli ettiriyor. Hz. Peygamber’in “<strong><em>Hakikat benim halimdir</em></strong>” buyruğu da bu olgunluk düzeyine işaret ediyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Büyük mutasavvıf Yunus Emre, bir beytinde bu sırra şöyle değiniyor:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Doksan bin kelimeyi Hak söyleyecek Habib ile, Otuz bini sır olacak, ben o sır olandaydım.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi - Kızılbaş geleneğinin önemli ozanlarından Kul Himmet de kelamların bir kısmının gizli (nihan), bir kısmının ise aşikar olduğunu vurguluyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">19. yüzyılda yaşayan Hamdullah Çelebi ise taksimatı “<em><strong>Otuz bini şeriatte, otuz bini tarikatta, otuz bini hakikatte, bilenler bildi vallahi</strong></em>” diyerek özetliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Uzmanlar, bazı eski kayıtlarda “seksen bin” şeklinde geçen ifadelerin muhtemelen yazım yanlışı olduğunu, aslının her kapıya otuz bin düşecek şekilde toplam doksan bin olduğunu belirtiyor. Bu sayısal sembolizm, yolun katmanlı ve derin irfanını hatırlatıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi kültüründe manevi tekamülün temel taşlarından biri olarak değerlendirilen konuya dair Ali Rıza Özdemir’in sosyal medya hesabındaki makalesi şöyle:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ALEVİ-BEKTAŞİ İRFANINDA “DOKSAN BİN AYET”, “DOKSAN BİN KELAM” SIRRI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi inanç dünyasında, özellikle Buyruk metinlerinde ve ulu ozanların nefeslerinde sıkça karşımıza çıkan doksan bin kelam veya doksan bin ayet tabiri; yolun özünü ve zahirden batına uzanan o derin hikmeti temsil eden en temel kavramlardan biridir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu kavramın mahiyetini tam manasıyla kavrayabilmek için öncelikle Hz. Peygamber Efendimizin Miraç hadisesini ve bu kutlu yolculuğun Alevi irfanındaki karşılığını bilmek gerekir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi inancına göre Hz. Peygamber, Miraç yolculuğu esnasında Cenab-ı Hakk ile mülaki olmuş ve bu görüşme sırasında Allah ile doksan bin kelam konuşmuştur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İslam inancında Allah’ın her sözü bir ayet hükmünde kabul edildiği için, bu ilahi diyalog Alevi literatüründe “<strong><em>doksan bin ayet</em></strong>” olarak da adlandırılır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bin altı yüz on iki tarihli Şeyh Safi Buyruğu gibi temel kaynaklarda bu kelamların dağılımı, yolun “<em><strong>Dört Kapı</strong></em>” müfredatına göre şu şekilde tasnif edilir:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Otuz bin kelam şeriat kapısı hakkındadır.<br />
Otuz bin kelam tarikat kapısı hakkındadır.<br />
Otuz bin kelam ise hakikat kapısı üzerinedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Peki, Dört Kapı’nın üçüncüsü olan marifet kapısına ne olmuştur?</span></p>

<p><span style="color:#000000">İrfan geleneğimizde marifet kapısına dair bilgiler; genellikle kişiye özel tecrübeler, keşifler ve sezgiler (irfan) yoluyla verildiği için bunlar “<strong><em>sır</em></strong>” olarak kabul edilmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şeyh Safi Buyruğu’na göre bu marifet kelamı, Hz. Ali’nin kudret nurunda gizlenmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu gizli hakikati insanlara ancak ilmin kapısı olan Şah-ı Merdan Hz. Ali açıklamıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şeriat kapısındaki otuz bin kelam “<strong><em>kavil</em></strong>” yani sözdür; tarikat kapısındakiler ise “<em><strong>yol</strong></em>”dur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak hakikat kapısındaki otuz bin kelam “<em><strong>hal</strong></em>” olarak nitelendirilir. Zira hakikat kapısına eren kişi artık bir evliyadır, bir velidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Onun hakikati, özel bir çaba sarf etmesine gerek kalmadan; oturuşunda, kalkışında, tavır ve davranışlarında tecelli eder. Hz. Peygamber’in “<strong><em>Hakikat benim halimdir</em></strong>” buyruğu da tam olarak bu olgunluk mertebesine işaret eder.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu kutlu öğreti, tarih boyunca ozanlarımızın gönül süzgecinden geçerek şiirlere ve deyişlere dökülmüştür. Büyük mutasavvıf Yunus Emre, bir beytinde bu sırra şöyle dokunur:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Doksan bin kelimeyi Hak söyleyecek Habib ile,Otuz bini sır olacak, ben o sır olandaydım.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yine Kızılbaş geleneğinin önemli temsilcilerinden Kul Himmet, bu kelamların bir kısmının gizli (nihan), bir kısmının ise açık (aşikar) olduğunu vurgulayarak; şeriatın belli, tarikatın ise bir rehber eliyle sürülen bir erkan olduğunu dile getirir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">On dokuzuncu yüzyılda yaşamış olan Hamdullah Çelebi de otuzar binlik bu taksimatı; “<em><strong>Otuz bini şeriatte, otuz bini tarikatta, otuz bini hakikatte, bilenler bildi vallahi</strong></em>” diyerek mühürlemiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Özetle; doksan bin kelam, Hz. Peygamber’in Miraç’ta Allah’tan aldığı ve insanlığın manevi tekamülüne sunulan ilahi öğretinin bütünüdür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bazı eski kayıtlarda “<em><strong>seksen bin</strong></em>” olarak geçmesi muhtemelen bir yazım yanlışıdır; zira aslı her kapıya otuz bin düşecek şekilde toplamda doksan bindir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu sayısal sembolizm, aslında yolun ne kadar derin, kurallı ve katmanlı bir irfana sahip olduğunu bizlere hatırlatmaktadır.<br />
<br />
<strong>Kaynak:</strong></span> https://t.co/CtMA3tEfsQ</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ismet-abbasoglu-muaviyeye-hazret-demek-aleviler-icin-kirmizi-cizgidir-3139</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 28 Mar 2026 12:17:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>İsmet Abbasoğlu: Muaviye’ye ‘Hazret’ demek Aleviler için kırmızı çizgidir</h1>
                        <h2>Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Merkezi, Alevilik üzerine eserler verdiğini belirten bir profesörün Muaviye’ye “hazret” demesine karşı sessiz kalan Alevi kurumlarını eleştirdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/ismet-abbasoglu-muaviyeye-hazret-demek-aleviler-icin-kirmizi-cizgidir-1774690032.webp">
                        <figcaption>İsmet Abbasoğlu: Muaviye’ye ‘Hazret’ demek Aleviler için kırmızı çizgidir</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Fransa – Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Merkezi, Alevilik üzerine eserler verdiğini belirten bir profesörün Muaviye’ye “hazret” demesine karşı sessiz kalan Alevi kurumlarını eleştirdi.</p>

<p>Dernek adına yazılı açıklama yapan İsmet Abbasoğlu (Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Merkezi Başkanı ve Fransa Bordeaux Cemevi Başkanı), konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:<br />
<br />
Sessizlik Alevilik ile ilgili eserler ürettiğini söyleyen ve bu konudada odalı olduğunu ovunerek belirten bir profesörün, üstüne basa basa Aleviler için kırmızı çizgi olan şeytan ve Allah tarafından lanetlenmis olan Muaviye'ye hazret demesi karşısında, tüm Alevi kurumlarinin ( sayıları binlerle ifade edilen) hiç ses çıkarmamış olmasını ve sadece biz kurum olarak ilk duydugumuz andan itibaren resmi olarak tepkimizi belirtmemize rağmen hala hiç bir kurumdan ses çıkmaması düsündürücü bir durumdur.<br />
<br />
Her bir olayda özellikle devlet aleyhine olan her olayda ortalığı yaygaraya çeviren güya sözüm ona Aleviliği koruyan koca koca kurumlar ses çıkarmıyor. Ya korkuyorlar yada Muaviye'nin hazret olarak adlandırılması da onay veriyorlar. O zaman niye kurumları var ediyorsunuz niye o kurumlardan Aleviliği dizayn ediyorsunuz siz Ali'nin Ehlibeyt'in katiline verilen bu unvanı nasıl sineye cekiyorsunuz. Muaviye şeytani Alevilerin kutsallarina zulm etmiştir sizlerde susarak bu suça ortak olmuşsunuzdur yazıktır günahtır. Bugün konusmayacaksaniz ne zaman konuşacaksıniz. Bu lakirdiyi yapan kişi özür bile dememiştir ve bu kişinin yazdığı alevi kitaplarını binlerce kişi okumakta ve referans almaktadır. Bizler Aleviliğe zarar veren her hareketin karşında olacağız Avrupa alevi düşünce derneği genel merkezi olarak Alevilerin ve devletimizin yanında olacağız. Bu cizgimiz asla sasmayacaktir. Muaviye'ye hazret diyenler ve buna susanlar bilinki her bir alevi muaviyeye binlerce lanet etmektedirler</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>İsmet Abbasoğlu</p>

<p>Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Merkezi</p>

<p>Fransa Bordeaux Cemevi Başkanı</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turkoguz-kilicgedik-yazdi-alevilik-bektasiligin-yonetim-modeli-3138</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 28 Mar 2026 12:07:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Türkoğuz Kılıçgedik yazdı: Alevilik-Bektaşiliğin yönetim modeli</h1>
                        <h2>Alevi-Bektaşi araştırmacı Türkoğuz Kılıçgedik, Alevilik-Bektaşiliğin tarihsel öğretisinde yer alan Velayet sisteminin, İslam toplumunun yönetiminde Halifelikten ayrı ve özgün bir devlet modeli oluşturduğunu savunuyor. Kılıçgedik’e göre bu model, Miraç hadisesiyle Hz. Ali’ye verilen Velayet üzerinden şekillenmiş ve Dört Kapı (Şeriat, Tarikat, Marifet, Hakikat) ile Kırk Makam öğretisine dayanıyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/turkoguz-kilicgedik-yazdi-alevilik-bektasiligin-yonetim-modeli-1774689247.webp">
                        <figcaption>Türkoğuz Kılıçgedik yazdı: Alevilik-Bektaşiliğin yönetim modeli</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Alevi-Bektaşi araştırmacı Türkoğuz Kılıçgedik, Alevilik-Bektaşiliğin tarihsel öğretisinde yer alan Velayet sisteminin, İslam toplumunun yönetiminde Halifelikten ayrı ve özgün bir devlet modeli oluşturduğunu savunuyor. Kılıçgedik’e göre bu model, Miraç hadisesiyle Hz. Ali’ye verilen Velayet üzerinden şekillenmiş ve Dört Kapı (Şeriat, Tarikat, Marifet, Hakikat) ile Kırk Makam öğretisine dayanıyor.<br />
<br />
<strong>Türkoğuz Kılıçgedik'in makalesinin tam metni şöyle:</strong><br />
<br />
&nbsp;</p>

<p><strong>ALEVİLİK-BEKTAŞİLİĞİN DEVLET YÖNETME MODELİ</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<ol>
	<li><strong>Alevilik-Bektaşiliğin Tarihsel Öğretisi ve Sistemi</strong></li>
</ol>

<p>Peygamberlik sona erip Velayetin başlaması, Velayet öğreti ve sistemin belirlemesi için Hz. Muhammed Hak tarafından Miraca çağrıldı. Bu amaçla Miraç olayı Peygamberliğin sonlandırılıp Velayetin başladığı en üst kademe olan Hakk’ın huzuru ve Hakk’ın huzurunda Velayetle ilgili yeni, kesin, değişmez ve ebediyen sürecek kararların alınmasını teşkil ediyor.</p>

<p>Bu dönem, Hz. Muhammed’in ölümüne yakın bir zamana denk geldiği için, İslam toplumunun yönetimi Peygamberlik dönemini kapsayan Velayet yoluyla belirlenmiştir. Dolayısıyla, Velayet, Miraç sırasında Allah tarafından Hz. Ali'ye verilmiş ve Miraç dönüşü Hz. Ali'nin önderliğinde kırk kişiden oluşan bir meclis kurulmuştur.</p>

<p>Hakk’ın Hz. Muhammed’i Miraca çağırması ve Velayetin Miraçta Hz. Ali’ye verilmesi konusu, İmam Cafer Sadık buyruğun içinde yer alan “Kırklar Cemi” başlığı altında; "Hz Muhammed bir sabah (gece-şafağa doğru) Miraca gittiğini, Miraç da Hak ile Doksan bin söz konuştuğu, bu sözlerden otuz bini Şeriat Kapı üzerine indiği. Doksan bin sözden kalan altmış bin sözün ise Hz. Ali'de sır oldu” şeklinde açıklayarak Hz. Ali’nin Hz. Muhammed’le beraber Miraçta olduğunu ve Dört Kapı ve altmış bin sözle Velayet görevini aldığını vurgulamaktadır, &nbsp;(Vaktıdolu, 2018, 13. “bz.”21-26-27).</p>

<p>Ayrıca, 1700-1800 yıllarında yaşamış “Hasreti” yazdığı Cönklerinde yer alan “Mirat-i Miraçname”de, Kırklar Cemi anlatımına benzer olarak “Hakk’ın Hz. Muhammed’i Miraca çağırdığı ve Hak ile görüştüğünü tespit edilmesi için önceden nişan olarak Hz. Muhammed’e ait yüzüğün (hatem) Melek Cebrail vasıtasıyla Hakk’a gönderilmesi emredilmiş. Hz. Muhammed ile Hakk’ın Miraçtaki görüşmesinde Hz. Muhammed Miraçta kendi yüzüğünü Hak elinde görmüş. Aynı yüzük Kırklar Ceminde Hz. Ali parmağında çıkması üzerine, Hakk’ın Miraç da Hz. Ali’de tecelli olduğunu, dolayısıyla Hz. Ali’nin Miraç da olduğu ve bu tecelli sırasında Hakk’ın belirlediği Velayetin tüm öğreti ve sistemin Hz. Ali’ye geçtiğini” (Özmen, 1998, s. 206-208) sır ve şifreli bir dille açıklamaya çalışmaktadır.</p>

<p>Bu tecelli ile Velayetin tüm öğreti ve sistemin Hz. Ali’ye geçmesi, Hz. Ali’nin Hakk’ın Velisi konumunda Velayet aldığına vurgu yapmaktadır Pir Sultan gibi ozanlar ve Miraçnameler gibi anlatımların birçoğu Hz. Ali’nin Miraçta Velayet alıp Dört Kapı öğretisi üzerinden görev aldığına sır ve şifreli bir dile açıklama getirmeye çalışıyorlar.</p>

<p>Tüm Alevi yazılı tarihi kayaklarında Hz. Ali’ye verilen Velayet ve ilgili öğreti ve sistemin sır ve şifreli olarak anlatmasının temel nedeni Velayet öğretisi ve yönetim şekli kendi içinde birçok sırlar taşımakla beraber, bu öğreti ve yönetimin Velayet sahipleri dışında yorumlanmaması ve art niyetli kişilerin eline geçmeyip istismar edilmemesi içindir.</p>

<p>Özelikle Hz. Muhammed’in ölümünden sonra Velayete karşı ortaya çıkan Halifelik, Velayet için büyük tehlike arz ediyordu. Velayet öğretisi ve sistemi tarih boyunca bu gibi tehlikelere karşı hep sır ve şifreli olarak yazılı kaynaklara geçti. Bu durum Velayet ile Halifeliğin aynı şey olmadığı, arada öğreti ve yönetim farklılığının da olduğunu açıklayan birçok tarihi ayrışma ve çatışmalarla da kanıtlanmış durumdadır.</p>

<p>Velayet, Hak ve Hz. Muhammed tarafından Hz. Muhammed daha hayata iken sosyal düzeni ve adaleti sağlayan beli bir öğreti ve sistemle ve ilahi bir kudretle Hz. Ali’ye verilerek bu amaçlı Hz. Ali ve devam soyuna özgü dokunulmazlık zırh ile yürürlüğe girdi. Halifelik ise Hak ve Hz. Muhammed’den habersiz ve Hz. Muhammed’in ölümünden hemen sonra birkaç kişilik beşeri şura toplantısıyla belirlenip egemenlerden yana olan gelişi güzel bir sistemle yürürlüğe girdi. İki başlı bir İslam yönetimine neden olan bu durum tarih boyunca İslam içi bölünme ve çatışmaların temel sebebi ve kaynağını oluşturuyor.</p>

<p>Ayrıca Velayet ve ilgili öğretisi ve sistemi Hak ve Hz. Muhammed tarafından meşru yollarla Hz. Ali’ye verildiği için Hz. Ali, Ehli Beyti Kırklar ve On İki İmamlara ve devam soyu olan Aleviliğe özgü, özel ve ayrıcalıklı olarak kurumlaştığı için dokunulmaz ve değişmez bir sonsuzluğa sahip iken. Halifelik ise birkaç kişilik şura ile meşru olmayan yoldan kurumsallaştığı için hile, savaş, zor, cebir gibi meşru olmayan yollarla el değiştirebilir ve her el değiştirdikçe öğreti ve tüm unsurlarıyla her defasında değiştirilen bir yapıya sahipti.</p>

<p>&nbsp;</p>

<ol>
	<li><strong>Alevi-Bektaşi Öğreti ve Sistemin, Devlet Yönetim Modeli</strong></li>
</ol>

<p>Velayet öğreti ve sistemi tamamen Ahiretlikdüzenden esinlenip dünyanın insan düzeniyle harmanlanarak, bir dünya düzenine dönüştürmeyi hedefleyen bir yapıdır. Bu öğretinin, dünyevi biçiminde karşılığı dört kademeden oluşur. Birinci kademe Peygamberlik öğretisi, ikinci kademe Velayet öğretisi, üçüncü kademe Ariflik (Melek Cebrail) öğretisi, dördüncü kademe Velilik (Hak) öğretisidir.</p>

<p>Bu dört öğretinin dünyevi yapısı, Hz. Hz. Ali’ye verilen Velayet öğretisi ve sistemi olan Dört Kapı ile kademelendirilerek birbirine entegre edilmişler. Ahiretliğin dünyevi karşılığı olarak açıklanan bu öğretinin, Ahiretlik olan batın boyutu, insanların anlayamayacağı kadar farklı olduğu için tamamen sır ve gizli kalmıştır.</p>

<p>Hz. Muhammed’in Peygamberlik dönemi olan 22 yıl içinde gelen vahiylerin insanlara tebliği ile farklı inançlardan çok sayıda insan İslam’ı benimsemiş. Bu insanlardan İslam toplumu doğmuştu. Her geçen gün çoğalarak büyüyen İslam nüfusun yasama, yürütme, yargı ve ilgili yönetme şekli Miraçta Velayet üzerinden belirlenip Hz. Muhammed daha hayata iken yürürlüğe girmişti.</p>

<p>Alevi-Bektaşi yazılı tarih kaynakları yakından incelenip doğru ve sistematik bir şekilde yorumlandığında, Velayet öğretisi ve sistemi Dört Kapı Kırk Makamla bile çok kolayca tanımlanabilir. Bu öğreti ve sisteme dayalı bir "yasama, yürütme ve yargı" yapısının varlığı çok kolaylıkla gözlemlenebilir. Bunlardan, Hacı Bektaşi Veli’ye ait Makalat eserinde belirtilen Dört Kapı ve ilgili dört kademeli toplum entegrasyonu (Abid, Zahid, Arif, Mühip) ile ilgili açıklamaları ve bu açıklamaları onaylayan diğer birçok Alevi yazılı kayakla beraber önemli bir örnek ve kanıt teşkil etmektedir.</p>

<p>Aynı bağlamda, yasama, yürütme ve yargıyla ilgili İmam Cafer Sadık Buyruğunda Kırklar Cemi başlığı altında yayınlanan Kırklar Meclisin kurumsal varlığı ve ayrıca tarih içinde Alevi ocak, tekke, dergâhların derviş merkezli kurumsal yapısı gibi birçok oluşum, Velayet yönetim biçimini açıklayan önemli örnekler ve deliller olarak hizmet vermişler. Bunlardan en canlı ve çarpıcı örneklerden ve kanıtlardan biri de Alevi-Bektaşi topluluğunun sosyal yapısı, inançları, kültürü ve bunlarla ilgili norm ve ritüelleridir.</p>

<p>İmam Cafer Sadık Velayet öğretisi ve Dört Kapı sistemin yönetim modelin temel kaynağı hakkında kısaca şu bilgiyi veriyor; “Muhammed Mustafa ve Aliyyel Murtaza cümleye rahmet geldiler, dini zahir eylediler. Erkân koydular. Şeriat zahir oldu. Tarikat (Marifet) ve Hakikat sırrı oldu. Şeriat Muhammed’in oldu. Tarikat (Marifet) ve Hakikat Ali’nin şanına geldi”(Vaktıdolu, 2018, 21). Şeyh Safi ve diğer Alevi ozanların eserlerinde "doksan bin söz" ve artı "otuz bin söz" olarak anılan Kur'an ayetlerine ait sözlerin, Dört Kapıya bölünerek yorumlanmasına değinerek, Velayet öğreti, sistemin ve ilgili yasama, yürütme ve yargı yapıları Dört Kapı içinde Kur’an ayetleriyle de desteklenecek şekilde kurumsallaştığı anlaşılmaktadır. Bu konudaki Şeyh Safı açıklaması şu şekildedir. “Muhammed Mustafa Sallahlahüteala aleyhi vesellem Miraca varıncak Hak Celle ve ala hazretleri doksan bin kelamı söyleşti. Otuz bini şeriatta ve otuz bini tarikatta ve otuz bini hakikatta ya ma’rifet kelamı kanı dirsen…?</p>

<p>Doksan bin kelamın otuz bini şeriat kalidir. Otuz bini tarikat yoludur ve otuz bini hakikat halidir. Ma’rifet sırrı emirdir ve ma’rifetin kelamı Hak teala erenlerin ve Ali’nin kudret nurunda sırritmişdir. Erenlerin sırrını müşahide idüb onlarda görmek gerek” (Koçak, 2004, 67).</p>

<p>Hak tarafından belirlenen Velayet öğretisi ve sistemi ve ilgili yönetim şekli yasama, yürütme ve yargı yapısını Dört Kapı denilen Şeriat Kapısı, Tarikat Kapısı, Marifet Kapısı ve Hakikat Kapısı öğreti kademelerinden oluşuyordu. Birinci kademe olan Şeriat Kapının yasama, yürütme ve yargı yapısı Müslüman olmuş tüm kesimi kapsayacak şekilde Hz. Muhammed dönemindeki Peygamberlik öğretisi üzerinden düzenlenip kurumsallaşmış. Bu öğreti ve kurumsallaşmanın günümüz dili ile açıklaması Hz. Muhammed bu öğretinin sahibi ve ilgili devletin kurucusu ve başıdır.</p>

<p>İkinci kademe olan Tarikat Kapının yasama, yürütme ve yargı yapısı, Hz. Ali Vilayeti ve Kırklar Meclisin öğretileriyle belirlenen, devletin kurumsal ve sosyal yapısını oluşturan, devlet kurumun kendisi ve Şeriat Kapı kurumsalın üzerindeki üst yönetimdir. Bu kurumsal yapının günümüz modern karşılığı Meclis ve onun bünyesinde atanan Başbakan, Bakanlar ve bu Bakanlar kabinesi ve bağlı devlet kurumlarıdır.</p>

<p>Birinci (Şeriat Kapısı) ve ikinci kademelerin (Tarikat Kapısı) dünyevi öğretisi Peygamberlik ve Velayet öğretisi üzerinden açıklanırken, bu öğretinin Ahiretlikteki karşılığı sır ve gizli (batın) tutulmuştur.</p>

<p>Üçüncü kademe olan Marifet Kapı yasama, yürütme ve yargı yapısı Melek Cebrail’in Melek konumu ve öğretisi üzerinden düzenlenmiş. Devlet kurumsal yapısından daha bağımsız, dünyevi hırslardan soyutlanmış gönül gözü gelişmiş olarak belirlenerek devlet kurumsalını bağımsız ve tarafsız olarak denetleyen ve düzenleyen bir yapı içinde kurumsallaşmıştır. Dördüncü kademe olan Hakikat Kapı yasama, yürütme ve yargı yapısı Hakk’ın yaratılışa bakışı ve ilgiliöğretisi üzerinden düzenlenmiş. Marifet Kapıyla beraber (Melek ile Hak) koordineli çalışan Hakikat Kapı kurumsalı, devletten bağımsız olarak, devleti, İslam ve İslam olmayan her kesimi ve tüm yaratılışı kapsayacak şekilde geniş bir görev sorumluğuyla en üst yönetim olarak evrensel ilkeler üzerine kurumsallaşmıştır. (Günümüz tabiriyle birleşmiş milletler, Avrupa insan hakları mahkemesi, Anayasa mahkemesi ve benzeri bir yapıya sahiptir).</p>

<p>Bu kurumsal yapının zahir ve dünyevi tanımı Ariflik ve Velilik öğretisiyle açıklanırken, batın ve Ahiretlik tanımı ise insanların anlayamamağı öğreti olan Melek ve Hak öğretisiyle açıklanabilir içerikte kendi içinde sırdır.</p>

<p>Dört Kapın tüm bu sistemi, tüm boyutlarıyla birbirine entegre edilerek kademelendirilmiştir. Yani her kapı kademesi hem kendi içinde kendine özgü ve bağımsız bir yasama, yürütme ve yargı yapısı vardır. Hem de Dört Kapı öğreti ve sistemine göre kademeli ve birbirine bağlı entegrasyonlu bir yasama, yürütme ve yargı yapısı vardır.</p>

<p>Bu öğreti ve sistem Peygamberlik öğretisini kapsayacak şekilde Velayet üzerinden kurumsallaşıp devletleştiği için “günümüz tabiriyle” Başbakan Hz. Ali’dir. Hz. Muhammed ölümün sonrasındaki süreçte devletin kurucusu ve onursal Başkanıdır. Bakanlar ise ilgili Kırklar Meclisidir ve tüm alt kurumlarıyla Başbakana yani Hz. Ali’ye bağlıdır. Kırklar Meclisi on yedisi kadın, yirmi üçü erkek Bakandan oluşmuş. Kırk Bakan, kadın ve erkek sayısına göre eşit sayıda Dört Kapı içinde bulunan her kapıda onar Bakanla görevlendirilmiş.</p>

<p>Tüm bu tarihsel bilgilere göre, Hz. Muhammed daha hayata iken bu dönemde devletin yönetim ve kurumsal yapısı Hakikat Kapısında (Miraçta) Hak tarafından belirlenmiş. Hz. Muhammed Peygamberliğiyle Şeriat Kapı öğretisiyle bu devletin temelleri atılmış. Hz. Ali Velâyetiyle devletin yasal, kurumsal ve sosyal yapısı Tarikat Kapı öğretisi ve Kırklar Meclisiyle (Alevilik) kurulmuş. Melek Cebrail tarafından bu devlet Marifet Kapı öğretisine göre denetlenip tüm unsurlarıyla yürürlüğe girmiştir. Hz. Ali Hakk’ın Velisi (Velayeti) olduğu için Başbakan ve Kırklar Meclisi Bakanlar kurulu düzeyinde bu devletin Dört Kapı öğretisi ve sistemi olan tüm yasama, yürütme ve yargı bilgisine sahiptir.</p>

<p>Yazılı tarih kaynakları, Hz. Muhammed Miraca çıktığında on sekiz bin âlemi gördüğünü belirtir. Miraç görüşmesinde Hak tarafından kurumsallaştırılan Velayet ve Dört Kapı öğretisi ve sistemin Ahiretlik bir yaşamın modelin dünyevi karşılığı olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, Ahirette dört kademeli bir sosyal yapı vardır. Bu sosyal yapısının dünyevi toplumsal karşılığı; “Abid (Müslüman), Zahid (Alevi-Bektaşi), Arif (Melek) ve Mühip-Veli (Hak) (Güzel, 2011, 74) olarak tanımlanıp kademelendirilmiş. Velayet öğretisine göre kişi bu dünyada Dört Kapının hangi kademesinde ise Ahirete de o kademede yer alacağını ve o kademeye göre sorgu sualden geçecektir</p>

<p>&nbsp;</p>

<ol>
	<li><strong>Şeriat Kapısında, Temel Yapılanma</strong></li>
</ol>

<p>İslamiyet’in ilk döneminden başlayarak, diğer dinlerden Müslümanlığa geçen insanların, yeni bir düzen olan İslam'a entegre edilmesi süreci, Müslüman ilkeleri çerçevesinde verilen ilk eğitim yoluyla dini ve sosyal yapıya dahil edilmeleri. Ve böylece kendi içinde kurumsal bir örgütlenmenin oluşturulması hayati önem taşımaktaydı. Bu nedenle, Şeriat öğretisi içinde, bu amaca uygun hizmetin sağlanması için bazı önemli başlangıç ​​ve genel ilkeler belirlenmiştir. Bu konuma uygun tutarlı ve öncelikli olan ilkeler, sağlam temeller üzerine, kurumsal ve sosyal bir düzen oluşturulmuş ve bu düzene göre faaliyet yürürmüştür.</p>

<p>Bu ilkeler kısaca şöyle özetlenebilir; “İman, ilim, salat (namaz), zekât, oruç, hac, askerlik, yasak cinsi münasebetten kaçınma, üretim, helal kazanç, faizin yasaklanması, paylaşım, nikâh, aile, toplum, sünnet, musahip, kirve, dünür ilişkilerin gelişimi. Sevgi, saygı, temiz yemek, temiz giyinmek, iyilik, yaramaz işlerden sakınmak” (Güzel, 2011, s. 293-1011) gibi ve benzer ana ilkeler ile belirtilmiştir. Pir Sultan Abdal bu ilkelerin İslamiyet’in öncelikli yapısıyla ilgili genel bir değerlendirmesini şu dizelerle açıklamaya çalışmıştır. ”Gönül gel karardan şaşma / Sözüm sana meveddettir / (…) Şeriattan edep öğren / ilim ile üstat olur oğlan / Kimi farz kimi sünnettir” (Gölpınarlı-Boratav. 2010, s. 103-104).</p>

<p>Özelikle bu ilkelerin önceliğe alınmasının başlıca nedeni bu ilkeler ve içinde yer alan tüm önemli ayrıntılar İslam’dan önce ya hiç yoktu. Ya da egemen yönetimlerin işine gelmediği için hiçbir şekilde önemsenmiyordu. Bundan dolayı bu ilkeler, bir başlangıç olarak belirlenmesi önemli bir değişimi getirmekle beraber, İslam’dan önceki önemli sorunlarında bu öncelikli ilkeler ve ilgili ayrıntılarıyla çözüme kavuşturulması hedeflenmiştir.</p>

<p>Bu ilkelerin tüm ayrıntılarının, Hz. Muhammed zamanında Velayet sahibi olanlar tarafından Şeriat Kapı kurumsalı içinde eğitim ve öğretim yoluyla topluma yayılması ve uygulanması amaçlanmıştır. Kırklar Meclisi'nden on Bakanın önderliğinde, bu ilkelerle ilgili sorunları çözmek ve toplumun hızla bu ilkeli düzene uyması için yasama, yürütme ve yargı organların tüm imkânları seferber edilmiş.</p>

<p>Başlangıçta dini okullar (medreseler), Mescitler ve Camiler gibi merkezi yerler kurulmuş ve bu amaçlı kullanılmıştır. Dört Kapı öğreti ve sistemin ilk seviyesi olan Şeriat Kapısında, Hz. Muhammed Müslüman topluluğunun başı olarak Peygamber, yardımcısı Hz. Ali'yi İmam ve Velayet makamın sahibi olarak kabul edilir. Velayetin bu yönetim modeli, Halifelik yönetiminden farklı olduğu için Halifelik yönetimin sert baskılarına rağmen kısmen gizli olarak Velayet öğretisi aracılığıyla On İki İmam döneminde ve sonrasındaki tekke ve dergahlar yoluyla uzun yıllar boyunca devam etmiştir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<ol start="2">
	<li><strong>Tarikat Kapısında, Devletin Kurumsal Yapısı ve İşleyişi</strong></li>
</ol>

<p>İlk kademe olan Şeriat Kapısı öğretisi, Müslümanlığı kabul eden her sıradan insan için Müslüman öğreti ve yasalarını askeri düzeyde belirleyip düzenleyen ve yöneten başlangıç ​​ve alt bir kademedir.</p>

<p>Dört Kapı içinde, ikinci kademe olan Tarikat Kapısı öğretisi ve ilgili aşamaları, devlet düzeyinde özellikle belirleyicidir. Çünkü Tarikat Kapısı sistemi hem devleti yöneten kurumsal bir yapıdır hem de devleti yönetenleri yetiştirmiş ve atamasını yapmış merkezi bir kurumdur. Başka bir deyişle, devlet büyük ölçüde Tarikat Kapısı öğretisi ve sistemine göre yönetilmiştir. Bu nedenle, devletin her kurumunda ve kadrosunda görev yapan her kişinin Tarikat Kapısı'ndan mezun olup Tarikat Kapı öğretisine göre görev yürütmesi gerekiyordu. Bunun en açık örneği, Hz. Ali'nin Velayet görevini almasıyla birlikte, Tarikat Kapısı kurumu içinde yer alan Kırklar Meclisi'nin, Dört Kapı öğreti ve aşamalarıyla oluşturulan devlet yapısı içinde bu günkü deyimiyle Bakanlık düzeyinde görevler yüklemesidir.</p>

<p>Kırklar Meclisi, Şeriat Kapı öğretisini edinmekle beraber, Tarikat Kapı öğretisi içinde belirlenen ana ilkeler olan; Mürit, musahip, talip, rehber, pir, mürşit kutsal ikrar ve manevi bağ ilişkileri içinde Alevilik esaslarına göre yapılanmıştır. Nefsi duygularından soyutlanmış, Derviş konumunda tamamen hizmet odaklı görevler edinmiş. Tarikat Kapı ibadeti olan Cem ibadet ve toplantılarına eksiksiz katılım sağlamış. Birçok farklı eğitim ve deneyimden geçerek birçok farklı ilimle aydınlanmış. Toplumun her kademesiyle uyum içinde yol gösteren muhabbet sahibi bir görev ve kişilik edinmişler. Bu öğretiyle iç dünyası aşk, şevk, sefa ve ilgili saflığa, fakirliğe (Kılıçgedik, 2025, s 171-179) kavuşarak dünyevi oluşumdan farklı olan Ahiretliğe özgü pişerek olgunlaşmış bir kişiliğe kavuştuklarından, bu kişilere Bakanlık düzeyinde devletin farklı kurumlarında ve üst düzeylerde önemli görevler verilmiş.</p>

<p>Alevi yazılı metinlerinden anlaşıldığı kadarıyla; Tarikat Kapı öğretisi, Kırklar Meclisinde olduğu gibi devlet içinde görev alanları ilk etapta nefsi duygulardan arındıran bir eğitim vererek kişiyi dünyevi isteklerden soyutlamış bir derviş veya rehber, pir konumuma eriştirerek mezun ediyor. Bu konumuyla devlet kurumlarında görev alanlar mülkiyet edinmede muaf tutularak bir Derviş misali yaşam sürmek durumunda görev yürütüyordu. Bu eğitim, okul ve dershane konumunda görev yürüten ocak, tekke ve dergâh yapılanmaları içinde veriliyordu.</p>

<p>Böylece ocak, tekke ve dergâhlarda mezun olan Dervişler devletle ilgili aldığı görevlerde altı gurupta görev almıştır. Birinci gurup, devletin tüm kurumsal mekanizmalarında görev alan kadroyu, Dervişlik kişiliği ve görevine erişene kadar eğitim, öğretimden geçirip mezun ederek eğitim düzeyine göre ihtiyaç duyulan kurumlarda görev veriyordu. Pir Sultan Abdal Tarikat Kapının bu eğitim sistemini kısaca şu dizelerle dile getirmiş. “…Tarikat bir oddur yakar / Kimi ham kimi has çıkar / Çerağın yakan üstadadır / Tarikata kâmil olan / ilim ile âlim olan / Evvel mertebe hizmettir…” (Gölpınarlı-Boratav. 2010, s. 103-104). Tarikat Kapı kurumsalın bu konumundan dolayı, görev verdiği tüm bu kadroyla işbirliği içinde devletin yasama, yürütme, yargı, ekonomik, sosyal düzen, inanç gibi her alanda eşit, adil ve paylaşımcı düzeni oluşturup devam etmeyi sağlayan merkezi bir yapısı vardı.</p>

<p>İkinci gurup, Kırklar Meclisinde olduğu gibi Bakanlık düzeyinde ve ilgili üst kademelerde sabit ve yerleşik görevler alırken. Üçüncü gurup, Devletin askeri ve diğer güvenlik içerikli alanlarında görev alıyordu. Dördüncü gurup, tarım, üretim, esnaf, zanaat, ticaret gibi devleti ayakta tutan ekonomik unsurlar içinde görevlendirilmiş. Beşinci gurup, din, inanç ve kültürel konularında görev almış. Altıncı gurup, devlet adına çok sayıda farklı görevler alarak ulaşım ve haberleşmenin olmadığı bu dönemde bu görevlerini gezgin bir şekilde yürüterek halkın her kesimine ulaşıp halkın sorunlarını çözmeye odalı çalışmıştır.</p>

<p>Velayet ve ilgili Dört Kapı öğreti ve sistemine göre kurulan bu devlet modeli, Hz. Muhammed döneminde yürürlüğe girmiş. Hz. Muhammed vefatından hemen sonra, Halifelik devlet yönetimine geçilince, Velayet yönetim modeli devlet dışına itilmiş. Dolayısıyla, bu yönetim modeli sivil ve içe kapalı ocak, tekke, dergâh yapılanması ve sistemi içine girmiş. Halifelik yönetiminden kaçınmayı gerektirecek bir yöntemle varlığını sürdürmeyi sağlamıştır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<ol start="3">
	<li><strong>Marifet ve Hakikat Kapı Gereği, Devlet Denetimi ve Düzeni</strong></li>
</ol>

<p>Tarikat Kapı öğretisini alıp devletin birçok kurumunda ve kadrosunda, Hak aşkı ile görev alanlar Dört Kapı kuralları içinde gösterdiği çaba, yaptığı hizmetler, edindiği tercüme ve donanımlar oranında içsel ve ruhsal olarak gelişerek, Marifet Kapı kademesine geçiyordu. Daha çok bu hizmetlerle Marifet ve Hakikat Kapı kademesine erişen bu insanların iç duyuları Hakk’ın sevgisiyle dolup, Hakk’ın gözü ve gönlüyle tüm insanlara ve varlığa bir gözle bakan esaslar üzerinde hizmet etme görevi alıyordu.</p>

<p>Eline geçen mülkiyeti ve devlet olanaklarını din, dil, ırk ayırımı yapmadan yoksul ve yardıma muhtaç kesime eşit oranda harcamak ve bu kesimin hayat seviyesini yükselten bu yöneticiler, tamamen Hakk’ın rızası için çalışıyordu. Buradaki amaç, geçici olan dünya hayatından farklı olan sonsuz Ahiretlik yaşam biçimini, bu dünyada yaşayıp tecrübe edinerek Ahirete en iyi şekilde hazırlanmaktır. Velayet devlet yönetimi olan Ahiretlik yaşam biçimi, din, dil, ırk ayırımı yapmadığı için, Velayetin devlet yönetimi altında yaşayan farklı din, inanç ve kültürden insanlar, diğer faklı düzenlere nazaran bu yönetim altında kendini daha fazla emniyete ve huzur içinde bulabiliyordu.</p>

<p>Velayet ve ilgili yönetim şekli olan devlet kurumları içinde hizmet çabası içinde olup yaptığı hizmetler, edindiği tercüme ve donanımlar oranında içsel ve ruhsal olarak gelişen insanlar; Marifet Kapı kurumsalı içinde devlet kurumlarını denetleyip toplumun memnuniyetine göre düzenleyen görevliler tarafından belirlenerek, Marifet Kapı kurumsalına dâhil ediliyor. Ve daha çok devlet kurumlarını denetleyip düzenleme üzerinden görev veriliyordu. Böylece Marifet Kapı öğretisine göre yetişen Arif sayısı artıkça Marifet Kapı kurumsalı güçlenip toplumun eğitim seviyesi ve oranı daha çok bu kapıya göre değerlendiriliyordu.</p>

<p>Marifet Kapı öğretisine sahip kişi “Bencillik, kin ve garezden uzak durup, edep ve içsel olan içi dünya ilmi gelişmiş. Perhizkârlık (aşırı istekleri sınırlanmış), sabır, kanaat, hayâ, cömertlik, hoşgörü, kendi özünü bilmek” (Güzel, 2011, s. 293-312) gibi ilkeler ve ilgili haller kişide hâsıl olmuş. Ve bu âlemde bir Melek ve Evliya konumuna erişmiş kişilerden belirleniyordu. Bu kişiler devletin yasama, yürütme ve yargı ve her kurumsal organlarını denetleme ve düzenleme yetkisine sahipti.</p>

<p>En üst kademe olan Hakikat Kapı öğretisine sahip kişi; “Toprak gibi alçak gönüllü olup, kimsenin ayıbını görmemeden, yetmiş iki milleti bir görüp, yapabileceği her türlü iyiliği hiçbir varlıktan esirgemez. Hakk’ın her yarattığını severek, güven verip Hak yolunda itibar görerek, başta kendisi ve tüm insanlar olmak üzere her varlığı birliğe yönlendirme çabası içinde hizmet veren kişiliğe erişmiş. Gerçeği gizlemeden İlahi sır ve manayı bilerek İlahi varlığa ulaşabilme” (Kılıçgedik, 2025, s.193-203) konumuna erişmişse, bu kişilerden oluşan Hakikat Kapı kurulu devlet adına her konuda evrensel içerikte karar alma ve yetki verme konumuna sahipti. Bu karar ve yetkilendirme devletin tüm kurumları üzerinde etkili ve bağlayıcıydı.</p>

<p>Tarafsız ve adıl olan böyle bir kişilik devleti yöneten kurumsal organlarıda aynı tarafsızlıkta ve adalette denetleyip düzenleyerek toplumu refaha kavuşturması için görev yapıyordu. İçsel ve Haksal olan bu durum Marifet Kapısında Meleklerin, Hakikat Kapısında Hakk’ın adına görev alıp bu amaçlı bir yasama, yürütme ve yargı anlayışı içinde oldukları gibi devletin yasama, yürütme ve yargı yapısının da bu seviyede yürütülmesi için çalışıyorlardı.</p>

<p>Bu makama ulaşanlara devlet desteğiyle çok daha fazla imkân verilerek, halkın hoşnutluğunu kazandıkları oranda, Meleklerin ve Hakk’ın hoşnutluğu kazanılmış oluyordu. Bu durum evrensel ilkelerin gelişmesi ve yaygınlaşmasına imkân tanıtılıyordu. Böylece yapılan hizmetler ve elde edinilen hoşnutluk, el ele el Hakka desturuyla Hakikat Kapı öğretisinin en üst makamı olan, “Hakk’ın insanda tecelli olduğunun” bir yansıması ve delili olarak değerlendiriliyordu.</p>

<p>Hakikat Kapında görev alıp bu kapının öğretiyi eksiksiz uygulayanların başarısı devletin tüm kademelerine yansıyıp eşitlik, hak, hukuk, adalet gibi evrensel ilkelerin yaygınlaşması, insanlarda içselleşmesini ve uygulanmasını garantiye alıyordu. Ahiret yönetim şeklinden tasarlanan ve dünyevi olanaklarla yürütülen bu yönetim şeklin, Ahiretteki karşılığı ruh, Melek ve Hak merkezli bir yönetim modeliydi. Pir Sultan Abdal bu yönetim modelini kısaca şöyle açıklıyordu. “…Hakikat genç-i nihandır / Marifet gevher-i kandır / Yedi yüz yetmiş mizandır / Ötesi ilm-i hikmettir (…) Mürebb’ olan Ali gerek / Dört Kapıda eli gerek / Zira Ali Muhammed’dir”(Gölpınarlı-Boratav.2010, s. 103-104).</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Kaynakça</strong></p>

<ol>
	<li>Özmen, İsmail. <em>Alevi-Bektaşi Şiirleri Antolojisi.</em>Ankara. 1998. Kültür Bakanlığı Yayınları</li>
	<li>Koçak, Yunus. <em>Menâkıb-ı Şeyh Safî, İbrahim ocağı’ndan gelen bir Şeyh Safi buyruğu.</em> Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi 30/2004.</li>
	<li>Güzel, Abdurrahman. <em>Hacı Bektaş Veli El Kitabı,</em>Ekçağ basım yayın, 2011. Ankara.</li>
	<li>Kılıçgedik, Türkoğuz. <em>Alevilik, Bektaşiliğin Gayb Olan Öğretisi Ve Sistemi</em> 2025. İstanbul. Taş Baskı yayın.</li>
	<li>Özdemir Alirıza <em>“Alevi-Bektaşi Yolunda Dört Kapı Kırk Makam”.</em> 2024, Efsus yayınları. İstanbul.</li>
	<li>Yaman, Mehmet. <em>Makalat ve Müslümanlık, </em>Gülbay yayın, İstanbul. 1985</li>
	<li>Gölpınarlı, Abdulbaki. Boratav, Pertev Nail. <em>Pir Sultan Abdal.</em>2010. İstanbul.</li>
	<li>Yaman, Mehmet, <em>Buyruk (Şeyh Seyyid Safi Menakıbı),</em> Cem Vakfı Yayın 2013 İstanbul.</li>
	<li>Alşan, Hakan Alşan.<em>Horasan Erenleri.</em> 2012 İstanbul.</li>
	<li>Kılıçgedik, Türkoğuz. <em>Seçilmiş Toplum Alevilik</em>(Alevi, Dersim, Xormecık veKarêr Tarihi. 2020.İstanbul. Kahve kültür yayınları.</li>
	<li>Bozkurt, Fuat. <em>İmam Cafer Sadık Buyruğu,</em> 2020 İstanbul. Salon yayınları.</li>
	<li>Vaktidolu, Ali Adil Atalay. <em>İmam Cafer Sadık Buyruğu,</em> 2018. İstanbul. Can yayınları.</li>
	<li>Yaman, Mehmet, <em>Buyruk (Şeyh Seyyid Safi Menakıbı). </em>&nbsp;2013. İstanbul. Cem Vakfı Yayınları.</li>
	<li>Sarıkaya, Mehmet Hazırlayan. <em>Fütüvvetname-i Cafer Sadık,</em> 2008.İstanbul. Horasan yayınları.</li>
</ol>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ardan-zenturk-rusya-cin-ittifaki-iran-savasinda-kopusa-ugradi-3137</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Sat, 28 Mar 2026 10:47:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ardan Zentürk: Rusya-Çin İttifakı İran Savaşı’nda kopuşa uğradı</h1>
                        <h2>Deneyimli gazeteci Ardan Zentürk, Rusya Federasyonu ile Çin Halk Cumhuriyeti arasındaki uzun yıllardır gelişen stratejik ittifakın, İran Savaşı nedeniyle ilk ciddi gerilimi yaşadığını belirtti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/ardan-zenturk-rusya-cin-ittifaki-iran-savasinda-kopusa-ugradi-1774684956.webp">
                        <figcaption>Ardan Zentürk: Rusya-Çin İttifakı İran Savaşı’nda kopuşa uğradı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>Deneyimli gazeteci Ardan Zentürk,</strong> Rusya Federasyonu ile Çin Halk Cumhuriyeti arasındaki uzun yıllardır gelişen stratejik ittifakın, İran Savaşı nedeniyle ilk ciddi gerilimi yaşadığını belirtti.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=Cw17ia42el4"><span style="color:#c0392b"><strong>ARDAN ZENTÜRK'ÜN AÇIKLAMASINI YOUTUBE ÜZERİNDEN İZLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ</strong></span></a></p>

<p>Zentürk, Rusya’nın bu çatışmanın uzamasından yana olduğunu Çin’in ise tam tersi bir tutum içinde olduğunu vurguladı:<em><strong> “Çin Halk Cumhuriyeti ‘Bir an önce bitirelim bu işi’</strong></em> diyor.<em><strong> Çünkü ben dünyanın tedarik merkeziyim; petrol fiyatları yükseliyor, dünya ekonomisi birbirine girdi, ben ne yapacağım?”</strong></em> dedi.</p>

<p>Zentürk’e göre, <strong>Şi Jinping ile Donald Trump</strong> arasında planlanan zirve, savaşın başlaması üzerine Mayıs ayına ertelenirken, Trump’ın bu görüşmeyi öne çekmesi gerektiğini savundu. Çin’in Ortadoğu politikasının, ABD’nin savaştaki sıkışmışlığını rahatlatabilecek nitelikte olduğunu dile getirdi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">ÇİN’İN TEMEL ÖNCELİĞİ: HÜRMÜZ BOĞAZI VE ENERJİ FİYATLARI</span></span></span></strong></p>

<p>Çin’in bir yandan İran’la stratejik ortaklığını korurken, diğer yandan Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi Körfez ülkeleriyle ekonomik ilişkilerini güçlendirdiğini hatırlatan Zentürk, Pekin’in öncelikli hedefinin <strong>Hürmüz Boğazı’nın </strong>açık kalması ve enerji fiyatlarının kontrolden çıkmaması olduğunu belirtti.</p>

<p>Çin’in Ortadoğu Özel Elçisi<strong> Zhai Jun’un</strong> (Zai Jun) son açıklamalarına dikkat çeken Zentürk, şu ifadeleri aktardı:</p>

<p><em><strong>“Savaş hiç başlamamalıydı. Askeri operasyonlar derhal durdurulmalı. Pandora’nın kutusu açıldıysa sonuçları yıkıcı olur. Savaş devam ederse kimse kazanmaz, bölge halkı kaybeder.”</strong></em></p>

<p>Zhai Jun’un Körfez ülkelerine yönelik açıklamalarında egemenlik ve güvenlik vurgusu yaptığını, İran’a da <em><strong>“Körfez ülkelerine yönelik saldırıları rafa kaldır” </strong></em>çağrısında bulunduğunu kaydeden Zentürk, Çinli diplomatın <strong>“Zili kim bağladıysa o çözmeli” </strong>sözünü öne çıkardı. Bu ifadeyle çatışmayı başlatan taraf olarak ABD ve İsrail’i işaret ettiğini belirtti.<br />
Zhai Jun’un açıklamasını aktaran Zentürk,<em><strong>“Körfez işbirliği ülkelerinin egemenliğinin ve güvenliğinin korunması gerektiği açıktır. Bu ülkeler hiç ortak olmadıkları bir savaşta hiç hak etmedikleri bir acı çekmektedirler” i</strong></em>fadelerini kullandığını belirtti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">PETROL GERÇEĞİ: ÇİN ALTERNATİF BULABİLİR</span></span></span></strong></p>

<p>Zentürk, Çin’in İran petrol ithalatına dair rakamları da paylaştı: Çin, İran’ın petrol ihracatının yaklaşık %87’sini (günde 1,38 milyon varil) alıyor ve bu, Çin’in toplam petrol ithalatının yalnızca %13’ünü oluşturuyor.&nbsp;</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“ÇİN HERKESİN LAFINI DİNLEYECEĞİ BİR GÜÇ”</span></span></span></strong></p>

<p>Ardan Zentürk, Çin’in ekonomik ve askeri açıdan her tarafla diyalog kurabilen bir süper güç olduğunu belirterek, Zhai Jun üzerinden daha atak diplomatik adımlar atabileceğini öngördü. <em><strong>“Koskoca Çin’den bahsediyoruz. Herkesin lafını dinleyeceği bir adam”</strong></em> ifadesini kullandı.</p>

<p>Zentürk, Çin’in hem İran’la 40 milyar dolarlık stratejik ilişkisini hem de Körfez ülkeleriyle güçlü ekonomik bağlarını dengeli şekilde yönettiğini sözlerine ekledi.</p>

<p>Analizinde Zentürk, Çin’in tarafsızlık ve diplomasi vurgusu yapan tutumunun, bölgedeki gerilimin azalması için önemli bir potansiyel taşıdığını ifade ederek sözlerini tamamladı.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=Cw17ia42el4"><span style="color:#c0392b"><strong>ARDAN ZENTÜRK'ÜN AÇIKLAMASINI YOUTUBE ÜZERİNDEN İZLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ</strong></span></a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-kultur-ve-cemevi-baskanliginda-sessiz-tasfiye-operasyonu-3136</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 19:46:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nda “Sessiz Tasfiye Operasyonu”!</h1>
                        <h2>Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Lideri Bahçeli’nin “toplumsal bütünleşme” hamlesi olarak kurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, bir süredir içeriden ve dışarıdan gelen “sembolik ve idari budama” iddialarıyla çalkalanıyor. Ankara kulislerinde konuşulan senaryolar, kurumun önce işlevsizleştirilip ardından “mezhepçi odaklar”ın isteği doğrultusunda kapatılmak istendiğine işaret ediyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/alevi-bektasi-kultur-ve-cemevi-baskanliginda-sessiz-tasfiye-operasyonu-1774630560.webp">
                        <figcaption>Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nda “Sessiz Tasfiye Operasyonu”!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı binasında dikkat çekici bazı hamleler, başkanlığın kapatılmasının hedeflendiği iddialarını gündeme getirdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Başkanlığın merkez binasıyla ilgili atılan adımlar, “<em><strong>alan daraltma</strong></em>” operasyonunun ilk işareti olarak yorumlanıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kültür ve Turizm Bakanlığı İç Denetim Birimi Başkanlığı’nın, hali hazırda binlerce metrekarelik bir binada hizmet vermesine ve hiçbir alan sorunu yaşamamasına rağmen, Başkanlığın 6. katına yerleşmek için harekete geçtiği iddia ediliyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu hamle, kurumun kendi binasında “<em><strong>sığıntı</strong></em>” konumuna düşürülmek istendiği şeklinde eleştiriliyor.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ALEVİLERİ ANKARA’NIN MERKEZİNDEN KOVMA OPERASYONU!</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı binasına bakanlığın farklı bir birimi taşınırken, aynı anda kuruma ait daire başkanlıkları ise dışarı gönderilmek isteniyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İddialara göre, hayati daire başkanlıkları binadan çıkarılacak. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Binada yeterli alan olduğu halde, Kültür, Sosyal ve Dış İlişkiler ile Eğitim ve Yayın Daire Başkanlıklarının da farklı bir yere taşınmasının planlandığı iddialar arasında. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ankara’nın merkezinden uzaklaştırılmak istenen kurumun nihai durağının, toplumda hafıza yarası olarak duran FETÖ döneminin Mamak-Tuzluçayır’daki “<strong><em>Cami-Cemevi Projesi</em></strong>” binası olduğu öne sürülüyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi aydınlar, bu adımın kurumu toplumun gözünden uzaklaştırıp marjinalize etme projesi olduğunu savunuyor.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">MEZHEPÇİ ODAKLAR MI DEVREDE?</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi çevreleri, bu operasyonun arkasında “<strong><em>İdris-i Bitlisi İttifakı</em></strong>” olarak adlandırılan ve kurumun kuruluşundan beri varlığından rahatsız olan mezhepçi yapıların bulunduğunu belirtiyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP lideri Devlet Bahçeli’nin Alevi Bektaşilere el uzatmasından rahatsız olan bazı çevrelerin varlığına dikkat çekiliyor ve “<em><strong>bu kesimlerin en rahatsız olduğu konu Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kurulmasıdır</strong></em>” deniyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Sosyal medyadaki kutuplaştırıcı dil ile eş zamanlı yürütülen bu hamlelerin, devletin zirvesinin attığı barışçıl adımları sabote etmeyi amaçladığı vurgulanıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bazı Alevi Bektaşi STK yöneticilerinin değerlendirmesi şöyle:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Bu sadece bir bina meselesi değil; Alevi Bektaşilerin kamuda artan görünürlüğüne tahammül edemeyenlerin bir tasfiye girişimidir. Devlet, Ortadoğu’yu ateşe veren mezhepçi zihniyetin içerideki yansımalarına “</strong>dur<strong>” demelidir.</strong></em>”</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ESMA ERSİN’İN ETKİSİZLİĞİ TEPKİ TOPLUYOR</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Tüm bunlar olurken, konuyla en çok ilgili ve sorumlu makamda oturan Esma Ersin’in nasıl tutum aldığı bilinmiyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ersin’in sessizliği yapılanları onayladığı şeklinde yorumlanıyor ve Alevi Bektaşi toplumunda büyük bir tepki oluşmasına neden oluyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ersin, daha önce de kritik konularda etkisiz kalmakla suçlanmıştı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ersin’in Cemevlerinin yapı mevzuatına “<strong><em>ibadet alanı</em></strong>” yerine “<em><strong>kültür alanı</strong></em>” olarak girmesi sürecini engelleyememesi ve 12 Şubat 2026 tarihli kararname ile kurum personelinin “<em><strong>özel uzmanlık</strong></em>” yerine düz GİH memuru statüsüne düşürülerek maddi ve manevi hak kaybına uğratılmasına sessiz kalması tepkilere neden olmuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Esma Ersin hem Alevi Bektaşi toplumunun ve hem de Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı personelinin sorunlarına ve taleplerine ilgisizliği ve etkisizliği ile neden olduğu zararlarla anılmaya başladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi Bektaşiler, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin duruma el koymasını beklediklerini ifade ettiler.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/yuksel-gulsoy-yazdi-siz-hazret-diyebilirsiniz-3135</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 16:48:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Yüksel Gülsoy yazdı: Siz "hazret" diyebilirsiniz!</h1>
                        <h2>Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü ve Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından yürütülen Alevilik Bektaşilik Ansiklopedisi (ABA) Yazı Kurulu üyesi Prof. Dr. Sadullah Gülten'in Alevilikle ilgili bir video programında Muaviye'den hazret olarak söz etmesine yönelik tepkiler dinmiyor. Durumun basına yansıması sonrasında, Prof. Dr. Gülten'in, "Hz. Muaviye'ye Hz. Muaviye dediğim için" şeklinde kendisini savunmaya kalkışması ve ifadesini eleştirenleri "halkı kin ve düşmanlığa sevk etmek" suçlaması ile tehdit etmesi Alevi aydınlarda ve kuruluşlarda, Alevi Bektaşileri hassasiyetlerine saygısı olmayan birisinin nasıl olup da, Alevi Bektaşilere hizmet veren kurumlarda müdür ve yönetici olabildiği sorusunun sorgulanmasına neden oldu. Bektaşî yol muhibbi Yüksel Gülsoy, Alevi Bektaşilerin hassasiyetlerinin kökeni hakkında kaleme aldığı makaleyi okurlarımızla paylaşıyoruz.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/yuksel-gulsoy-yazdi-siz-hazret-diyebilirsiniz-1774620921.webp">
                        <figcaption>Yüksel Gülsoy yazdı: Siz "hazret" diyebilirsiniz!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>SİZ HAZRET DİYEBİLİRSİNİZ...</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ebu Süfyan ve karısı Hind, doğduğu andan itibaren İslamiyetin en büyük düşmanlarıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Oğulları Muaviye ve karısı Meysun de öyledir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Torunları Yezid de öyledir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muaviye bin Ebû Süfyan, miladî 630 yılında, Mekke'nin Fethi esnasında babası Ebû Süfyan ve ailesiyle birlikte Müslüman olmuştur, yani bu aile peygamberin yaşamının son 2 yılında ancak kılıç zoru ile Müslüman olmuştur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">23 yıllık risaletin 21 yılı en ön safta peygambere, ailesine ve İslamiyete karşı savaşmışlardır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muaviye'nin annesi Hind, Vahşi denilen kiralık katile Uhud Savaşında Hz. Hamza'yı öldürterek ciğerlerini yemiştir. (Bu Vahşi'ye "<em><strong>Hazret</strong></em>" diyen sümüklü biri vardı hatırlarsanız, o da Türkiye Cumhuriyetinin başına belâ olmuştu malumunuz olduğu üzere)</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bunun asıl sebeplerinden biri de Hz. Hamza'nın Bedir Savaşı'nda Ümeyyeoğullarından Şeybe bin Rebîa'yı (Hind'in amcası) doğrudan öldürmüş, Hind bint Utbe'nin babası Utbe bin Rebîa'nın da öldürülmesine yardımcı olması ile Hz. Ali'nin Hind'in kardeşi Velid bin Utbe'yi öldürmüş olmasıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Demem o ki bu ailenin genetiğine işlemiş bir Ehl-i Beyt düşmanlığı zaten görülmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ayrıca Mekke'nin Fethinde Hz. Peygamber, amcasının katili olan bu insanlara "<strong><em>tulekâ</em></strong>" yani gözüme görünmeyin demiş ve Hind'in yüzünü görmemek için de bir perde arkasından el ele tutuşmadan su dolu bir kabın içine elini daldırarak biat almıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muaviye'nin katipliği konusuna gelince; okur-yazar adamların azlığı ile Muaviye, bazı yazışmalarda vs. yardım amacıyla kullanılmıştır ama sır katipliği veya vahiy katipliği gibi ifadeler uydurmadır ve Muaviye'ye paye kazandırma girişimleridir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Oğlu Yezid'e halifeliği bırakmak maksadı ile Hz. Hasan ile yaptığı antlaşmada geçen "<strong><em>halifelik çocuklara bırakılamaz</em></strong>" maddesini geçersiz kılmak üzere Hz. Hasan'ı kendi eşine zehirletmiş ve Hz. Hasan'ın ölümü ile bu maddenin geçersiz hâle geldiğini söyleyerek kendi oğlu Yezid'in halifeliğini meşrulaştırmaya çalışmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">3. Halife Osman'ı korumak için Hz. Ali, oğulları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'i görevlendirmesine rağmen Muaviye Osman'ı korumak için hiç bir şey yapmadığı gibi Osman'ın öldürülmesi sonrası Hz. Ali'yi bu konuda suçlamıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Osman'ın kanını sormak maksadı ile Hakem Olayını planlamış ve adaleti satın alarak, seçilmiş olan Hz. Ali'nin meşru halifeliğine gölge düşürmüş ve Şam'da "<strong><em>paralel</em></strong>" bir halifelik oluşturmuştur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kuru bir çulun üstünde dahi oturarak devleti yönetebilen Hz. Peygamber ve Hz. Ali'den sonra İslamiyeti bir saray dinine çeviren ve Şam'da bir saray yaptıran Muâviye’ye giderek itiraz eden Ebu Zerr; “<strong><em>Eğer bunu Allah’ın malından yaptıysan bu bir hıyanettir. Kendi malından yaptıysan da bu bir israftır</em></strong>” demiştir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hatta Ebû Zerr’in tepkisi sadece bu sarayın yapılmasıyla sınırlı da değildir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ona göre ihtiyaç fazlası mal, fakirlere verilmelidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu konuda “<strong><em>Altın ve gümüşü biriktirip Allah yolunda sarf etmeyenlere can yakıcı bir azabı müjdele.</em></strong>” (Tevbe, 9: 34) âyetini de delil göstermekteydi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bunların üzerine birilerinin "<em><strong>hazret</strong></em>" demeyi sevdiği Muaviye, Ebu Zerr'i 3. Halife Osman'a şikayet etti ve Medine'ye çağırılan Ebu Zerr, Rebeze çölüne sürgün edillerek ölüme mahkum edilmiş oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tüm bunlara ek olarak Muaviye, "<strong><em>Sen bize Bizansın veya Sasanilerin babadan oğula geçen krallık biçimindeki yönetimlerini getirmeye çalışıyorsun</em></strong>" diye itiraz eden gerçek sahabeleri ya susturmuş ya da katlettirmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Peki bir insana sahabe demek için Hz. Peygamberi baş gözü ile görmüş olması yeterli midir? </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Muhammed'i bir çok kişi görmüştür ve savaştığı düşmanları da elbette onu görmüştür. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Peygamberi görmüş olmakla kimseye pâye verilemez. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Peygamberin yolundan yürümekle ve Peygambere duyulan muhabbeti daim kılmakla ancak peygamberin sahabesi olunabilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir kimsenin sevdiği kişinin sevdiklerini sevmesine tevella, sevmediklerini sevmemesine de teberra diyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dostunuzun düşmanını seviyorsanız eğer, sizde bir "<strong><em>sıkıntı</em></strong>" var demektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sonuç; Hz. Peygamberin getirdiği dini tersine çevirmiş bir karşı-devrimciye ben hazret filan demem, diyenden de hiç hazzetmem kardeşim.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/malatya-cem-evi-kultur-merkezi-insaati-3-yildir-bitmiyor-3134</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Malatya Cem Evi Kültür Merkezi inşaatı 3 yıldır bitmiyor!</h1>
                        <h2>Görkemli törenle temeli atılan Malatya Cem Evi Kültür Merkezi, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın ilgisizliği, maddi sıkıntılar ve destek eksikliği nedeniyle tamamlanamıyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/malatya-cem-evi-kultur-merkezi-insaati-3-yildir-bitmiyor-1774618546.webp">
                        <figcaption>Malatya Cem Evi Kültür Merkezi inşaatı 3 yıldır bitmiyor!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Malatyakalitehaber sitesinden Kenan Kaya’nın haberine göre, Malatya’da yaklaşık 250 bin Alevi vatandaşın kültürel, dini ve eğitim ihtiyaçlarını karşılaması planlanan Cem Vakfı Malatya Cem Evi Kültür Merkezi, üç yıldan uzun süredir tamamlanamıyor. Cemal Gürsel Mahallesi’nde 2022 Ekim ayında Cem Vakfı tarafından temeli atılan ve 6020 metrekarelik alanda inşa edilen merkez, maddi sıkıntılar ve destek eksikliği nedeniyle adeta durma noktasına geldi.</p>

<p>O dönemde Yeşilyurt Belediye Başkanı, Battalgazi Belediye Başkanı, Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı, Malatya Valisi ve CHP’li milletvekilleri de katılım göstererek görkemli bir törenle temelin atıldığı merkezin tamamlanamaması, Malatya Alevi toplumu ve kamuoyunda büyük tepkilere yol açtı.</p>

<p>Merkezde 1000 kişilik ibadet salonu, altı adet saz etüt merkezi, dershaneler ve üniversite öğrencileri için etüt merkezleri bulunuyor. Ayrıca öğrencilerin birebir eğitim alabileceği salonlar, kültürel eğitim alanları ve çok amaçlı eğitim merkezleri yer alıyor. Aynı anda 10 cenaze merasimi düzenlenebiliyor ve cenazeler geçici olarak muhafaza edilebiliyor. Cenaze hizmetleri, Sünni inancına sahip vatandaşları da kapsayacak şekilde planlanmış ve toplumlar arası hizmet anlayışı benimsenmiş.</p>

<p>Merkezde ayrıca üç adet 600 kişilik taziye salonu, bin kişilik ayrı bir taziye salonu, kadın ve erkeklere özel mescid alanları, 750 kişilik yemekhane, adak kesimhane, üniversite öğrencilerinin eğitim göreceği ve araştırmalarını sürdürebileceği 6000 metrekarelik bilim yuvası bulunuyor. İl dışından gelen misafirler için 12 kişilik yatakhaneler ve konaklama alanları da ayrılmış. 40 kız öğrenciyi ücretsiz olarak barındıracak yatılı yurtta yer alacak. Böylece merkez, sadece ibadet yeri değil, kültürel, eğitim ve sosyal hizmet merkezi olma niteliği taşıyor.</p>

<p><strong>İZZETTİN ŞAHİN: BİZİ YALNIZ BIRAKTILAR!</strong></p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyakalitehaber.com/files/uploads/1774605944-ce67c.jpg" /></p>

<p>Malatya’da yaklaşık 250 bin Alevi’nin yaşadığı bir şehirde böyle önemli bir projenin yarım bırakıldığını söyleyen Müteahhit ve aynı zamanda Alevi olan Bahattin Canbay ile Cem Vakfı Malatya şubesinin 12 yıldır müdürlüğünü yapan İzzettin Şahin, oldukça çarpıcı açıklamalarda bulundu.</p>

<p>İzzettin Şahin, siyasilerin projeyi sadece “görsel ve reklam aracı” olarak kullandığını belirterek şunları ifade etti:</p>

<p>Siyasilerin burayı reklam aracı gördüğünü, arada bir gelip görseller çekip sosyal medyalarında paylaştıklarını ifade eden İzzettin Şahin, ‘Bizi resmen yalnız ve sahipsiz bıraktılar. Yaklaşık 1 milyon nüfusun olduğu Malatya’da 250 bin Alevi kardeşimiz var ki biz burada sünni kardeşlerimize de cenazelerinde hizmet edeceğiz. O şekilde tasarlanıyor. Artı gençlerimize kültürel eğitim vereceğiz. Üniversite öğrencilerimiz, İnönü Üniversitesi'ndeki Alevi Kültür Enstitüsü öğrencileri gelip burada birebir eğitim alacaklar. Sadece ibadethane, Cem Evi değil, bir kültür merkezi olacak. Açılışta gövde gösterisi yapanlar, iş para harcamaya gelince bizi duymuyor, bize sahip çıkmıyorlar. Bu bize değil, 250 bin Alevi vatandaşa saygısızlık.</p>

<p><strong>SADECE BAKAN MURAT KURUM DESTEK OLDU!</strong></p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyakalitehaber.com/files/uploads/1774605977-19eda.jpg" /></p>

<p>Malatya Büyükşehir Belediyesi'ne gidiyoruz, Sami Başkan'la görüşüyoruz, yapacağız diyor, sonrası yok.</p>

<p>Yeşilyurt Belediye Başkanı İlhan Geçle gidiyoruz. Ben Malatya'da kendi bölgemdeki tüm camilere yardım yapıyorum. Onlardan birine yaptığım yardımı size de yapıyorum, yaparım. Komik rakamlar diyor. Biz diyoruz ki, o kadar cami yapılıyor. Bir tane Cemevi yapılıyor. Bize biraz fazla verin. Ama hiçbir şey verdikleri yok.</p>

<p>Milletvekilleri geliyorlar, bizimle konuşuyorlar, bilgiler alıyorlar, görselleri paylaşıyorlar. Sonrası yok.</p>

<p>Allah razı olsun. Murat Kurum 5 artı 5 milyon olmak üzere bize katkı sağladı.</p>

<p><strong>ESMA ERSİN BÜTÇEM YOK, DEDİ!</strong></p>

<p>Cemevleri daire başkanı hanımefendiyle görüştüğümüzde bize bütçelerinin olmadığını söylüyor. Niye o kurum var? Neden o kurumun başındasın? Söylediği, Biz eksiklikleri gideriyoruz. Yeni yapılacağa karışamayız.</p>

<p>İlginç bir durumdayız. Esma Ersin Hanım böyle diyor. Sami Er bütçemiz yok diyor.</p>

<p>Sayın Valimize gidiyoruz. O da gerekeni yapacağım diyor. Peki sonrası? Biz yoğun bakıma girdik. Şu an beton alamıyoruz. İnşaatımız durdu aylardır. Ben şunu söylemek istiyorum. Müteahhitimiz Bahattin Canbay kendi cebinden 11-12 milyon lira harcadı inşaat devam etsin diye.</p>

<p>Sayın vekillere... Sayın yetkililere sesleniyorum. Siz Alevleri görmezlikten gelemezsiniz.</p>

<p><strong>KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI BİZİ YALNIZ BIRAKTI!</strong></p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyakalitehaber.com/files/uploads/1774606015-5ea2f.jpg" /></p>

<p>Böyle devasa Malatya için olmazsa olmaz Cem ve Kültür Vakfı'na sahip çıkmak zorundasınız. Kültür Bakanlığı'na sesleniyorum. Bizi size bağladılar ya. Neredesiniz? Neden sahip çıkmıyorsunuz? Neden bizi yalnız bıraktınız?’”</p>

<p>Malatya’daki devasa inşaatın dört yıldır müteahhitliğini yapan ve kendi cebinden de para harcayan Bahattin Canbay ise Malatya Kalite Haber’e yaptığı açıklamada şunları dile getirdi:</p>

<p>“Ben buranın bitmesi için ne gerekiyorsa yapacağım, elimi taşın altına koydum, koyduğunu söyleyip kaçanlara inat ne gerekiyorsa yapacağım, ama bize sahip çıkın. Biz Malatya için, inanç için, yüzbinler için burayı inşa ediyoruz, bizi yalnız bırakmayın. Şu ana kadar 12-13 milyon civarında bir destek gördük, 26 milyon harcandı. Diğer parayı ben şahsi cebimden harcadım, bir lira istemiyorum. Yeter ki burası bitsin. Özellikle Kültür ve Turizm Bakanına sesleniyorum. Burayı bitireceğinin sözünü verdi. Buyurun bitirin.”</p>

<p><strong>CEMEVİ İNŞAATINI TAMAMLAMAK MALATYA BÜYÜKŞEHİRİN GÖREVİDİR!</strong></p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyakalitehaber.com/files/uploads/1774606046-84ecc.jpeg" /></p>

<p>Cem Vakfı Şube Müdürü İzzettin Şahin de Belediye Başkanı Sami Er’e seslenerek, projeye sahip çıkılması gerektiğini vurguladı:</p>

<p>“Komada olan Malatya Cem Evi Kültür Merkezi’ni kurtarmak senin görevin. Cumhurbaşkanlığı talimatı ve kanunlarda yer alan maddeye göre inanca, ibadete ve Alevilere, Cem evlerine ödenek ayırmak kanunda var. Bunu artık yerine getir.”</p>

<p>Cem Vakfı Malatya Şube Başkanı Eşref Doğan’ın projesi olan ve vakıf yönetiminin de büyük destek verdiği bu merkez, Malatya için kritik bir hizmet olarak öne çıkıyor. Ancak, siyasilerin ve belediye yetkililerinin projeye sahip çıkmamaları, destek vermemeleri ve bürokratik engeller, inşaatı adeta “yoğun bakıma” soktu.</p>

<p>Malatya halkı, sadece ibadet değil, gençlerin eğitim ve kültürel gelişimlerini de kapsayan, aynı anda çok sayıda cenazenin hizmet alabileceği, saz etüt merkezlerinden bilim yuvasına kadar geniş bir alanı kapsayan bu devasa merkezin bir an önce tamamlanmasını bekliyor. Müteahhit ve vakıf yetkilileri, yaptıkları çağrılar ve bireysel fedakârlıklarla süreci sürdürmeye çalışıyor, ancak merkezi tamamlamak için resmi destek ve kararlılık şart.”</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/abdullah-ciftci-trumpin-amaci-korfez-iran-savasi-cikartmak-3133</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 11:58:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Abdullah Çiftçi: Trump’ın amacı, Körfez-İran savaşı çıkartmak</h1>
                        <h2>Analist Abdullah Çiftçi, İran-ABD-İsrail gerilimiyle ilgili dikkat çeken bir değerlendirmede bulundu. Çiftçi’ye göre, Trump’ın bu süreçten kurtuluşu, savaşı uzatarak Körfez Araplarını çatışmaya sürükleyip ardından lojistik destek vererek geri çekilmekten geçiyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/abdullah-ciftci-trumpin-amaci-korfez-iran-savasi-cikartmak-1774602812.webp">
                        <figcaption>Abdullah Çiftçi: Trump’ın amacı, Körfez-İran savaşı çıkartmak</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#2980b9"><strong>Analist Abdullah Çiftçi,</strong></span> İran-ABD-İsrail gerilimiyle ilgili dikkat çeken bir değerlendirmede bulundu. Çiftçi’ye göre, Trump’ın bu süreçten kurtuluşu, savaşı uzatarak Körfez Araplarını çatışmaya sürükleyip ardından lojistik destek vererek geri çekilmekten geçiyor.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=w3JOb12Mhic"><strong><span style="color:#c0392b">ABDULLAH ÇİFTÇİ'NİN AÇIKLAMASINI YOUTUBE'DAN İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ</span></strong></a></p>

<p>Çiftçi, Trump yönetiminin planını şöyle özetledi: &nbsp;<br />
<em><strong>“Trump, ‘Siz savaşın, ben size lojistik destek vereyim’ yaklaşımıyla Körfez’in Arap ülkelerini İran’a karşı savaşa sokmayı ve sonra Amerikan kamuoyuna ‘Araplarla İranlılar kapıştı, biz müttefiklerimize destek verdik. Biz savaşta değiliz, ben söz verdim’ diyebilmeyi hedefliyor.” </strong></em>dedi.</p>

<p>Analiste göre Amerikan halkının büyük bir kısmı bu gelişmelerden habersiz. Çiftçi, <em><strong>“Amerikan halkının bundan haberi var mı? Hiç zannetmiyorum. İran’ın nerede olduğunu Amerikalıların yüzde 90’ı gösteremez. Böyle bir savaştan haberdar olduklarını bile sanmıyorum” </strong></em>ifadelerini kullandı.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">AMERİKA’NIN ENERJİ HESABI TUTMADI</span></span></strong></span></p>

<p>Çiftçi, ABD’nin enerji denkleminde yönetimi ele geçirme hesabının şu ana kadar gerçekleşmediğini belirtti. <em><strong>“Tabii ki bu bir savaş. Maç 90 dakika sürer, neler gelişeceğini bilemiyoruz. Çok fazla denklem var”</strong></em> diyerek sürecin öngörülemezliğine dikkat çekti.</p>

<p>Bölgesel diplomasi açısından ise Türkiye, Mısır ve Pakistan’ın ABD ile İran arasında arabuluculuk görüşmeleri yürüttüğünü aktaran Çiftçi, bu ülkelerin bölgede Suudi Arabistan’la birlikte ortak projeleri olduğunu hatırlattı.<br />
<br />
Çiftçi açıklamasında,<em><strong>"Şimdi Türkiye, Mısır, Pakistan Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında görüşme yapıyor. Çünkü bu bölgede Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan, Mısır'ın ortak projeleri var. Yanan bu bölge" </strong></em>ifadelerini kullandı.</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#2980b9">KÖRFEZ İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI’NIN AÇIKLAMASI</span></span></strong></span></span></p>

<p>Körfez İşbirliği Teşkilatı sözcüsünün açıklamasına değinen Çiftçi, <em><strong>“İran, Körfez’e 5 bin roket ve bomba attı. Toplam atışlarının yüzde 85’i Körfez’e yapıldı”</strong></em> bilgisini paylaştı. Güney Kıbrıs’ın da İran’dan gelen tehdit karşısında panikle Hizbullah’ın istihbaratına başvurduğunu ve <em><strong>“İran’a söyleyin, lütfen bize bomba atmasın” </strong></em>mesajı ilettiğini belirtti.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">ARAP ÜLKELERİNE UYARI</span></span></strong></span></p>

<p>Trump ekibinin süreyi uzatarak Arapları savaşa itekleyip itemeyeceğini sorgulayan Abdullah Çiftçi, Birleşik Arap Emirlikleri’nden <strong>“evet biz varız”</strong> yönünde açıklamalar geldiğini hatırlattı. Ancak Arap ülkelerinin bu savaşa girmemesi gerektiğini vurguladı:</p>

<p><em><strong>“Araplar bu savaşa girmemeli. Dışişleri Bakanımızın bu konuda yoğun mesai sarf ettiğini düşünüyorum. Arapların sabretmesi lazım. İran ne kadar bomba atarsa atsın. Şu anda zararı sınırlı; savaşa girdiklerinde zarar çok büyük olacak ve bu bir kan davasına dönüşecek.”</strong></em></p>

<p>Çiftçi’ye göre Arapların İsrail’le kader birliği yapması mevcut mücadeleyi derinleştirecek. ABD’nin ise savaştan çekilerek bölgede daha büyük bir yıkım istediğini savundu. <em><strong>“Şu an Amerika’nın hesapları tutmadı. İsrail’in hesabı ise kısmen tutuyor. Hala İran’da rejim değişikliği ve Körfez’de yeni bir ittifak beklentileri var”</strong></em> dedi.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Stratejik Çıkarlar ve Korkular</strong></span></p>

<p>Analist, Hürmüz Boğazı’nın kapanma ihtimalinin ve Hindistan-Ortadoğu-Avrupa ekonomik koridoru üzerinden boru hatları geçirme planlarının ABD ve İsrail için önemini vurguladı. Ancak Trump’ın savaşı hızlı bitirememesi halinde hem Amerika’da hem dünyada ciddi sonuçlar doğacağını belirtti. İran'ın savretmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=w3JOb12Mhic"><span style="color:#c0392b"><strong>Kaynak:Abdullah Çiftçi’nin YouTube kanalı – “BEKLENMEYEN GELİŞMELER! SÜRPRİZ SONUÇLAR! İRAN, ABD, İSRAİL, KÖRFEZ!” başlıklı video (26 Mart 2026).&nbsp;</strong></span></a></p>

<p>Bu analiz, bölgedeki hızlı gelişmelerin Türkiye ve Körfez ülkeleri için taşıdığı risklere dikkat çekiyor.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/iran-cumhurbaskani-pezeskiyandan-erdogana-tesekkur-ve-dayanisma-mesaji-3132</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Thu, 26 Mar 2026 04:07:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’dan Erdoğan’a teşekkür ve dayanışma mesajı</h1>
                        <h2>İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşykiyan, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “saldırgan Siyonist rejimi” kınama konusundaki kararlı tutumunu övdü.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/iran-cumhurbaskani-pezeskiyandan-erdogana-tesekkur-ve-dayanisma-mesaji-1774487610.webp">
                        <figcaption>İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’dan Erdoğan’a teşekkür ve dayanışma mesajı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın<strong> “saldırgan Siyonist rejimi”</strong> kınama konusundaki kararlı tutumunu övdü.</p>

<p>Pezeşkiyan, X (Twitter) hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><em><strong>&nbsp;“T.C. Cumhurbaşkanı, aziz kardeşim Sayın R.T. Erdoğan’ın saldırgan Siyonist rejimi kınama konusundaki kararlı tutumu takdire şayandır. Kardeş Türk milleti, uzun yıllardır İslam ümmetiyle dayanışmada önemli bir rol üstlenmiştir. Bu şerefli yolu, ilahî lütufla birlikte devam edeceğiz.”</strong></em></p>

<p>Açıklamada, Türkiye ile İran arasındaki kardeşlik vurgusu ön plana çıkarılarak, iki ülkenin İslam dünyası ile dayanışmasının süreceği mesajı verildi.</p>

<p>Bu mesaj, İran’ın son dönemde bölgedeki gelişmelere ilişkin Türkiye ile ortak tutum sergilediği bir dönemde geldi. Pezeshkian’ın paylaşımı, iki ülke arasındaki siyasi ve stratejik yakınlaşmayı bir kez daha teyit etti.<br />
<br />
Kaynak link:&nbsp;<a href="https://x.com/drpezeshkian/status/2036752643981279550">https://x.com/drpezeshkian/status/2036752643981279550</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/o-panel-yapilamadi-3131</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 26 Mar 2026 00:38:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>O panel yapılamadı!</h1>
                        <h2>Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından Ankara’da yapılacağı duyurulan “Sultan Nevruz Paneli” rektörlüğün müdahalesi ile son anda iptal edildi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/o-panel-yapilamadi-1774476194.webp">
                        <figcaption>O panel yapılamadı!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Türkiye’nin akademik dünyasında Alevilik araştırmaları konusunda ilk merkez olma unvanını taşıyan Hacı Bayram Veli Üniversitesi’ne bağlı “<strong><em>Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Uygulama ve Araştırma Merkezi</em></strong>”, 25 Mart 2026 tarihinde düzenleneceği ilan edilen “<em><strong>Sultan Nevruz Paneli</strong></em>” ile büyük bir skandala imza atmaya hazırlanıyordu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alisiz Alevilik savunucusu ve terör örgütü PKK üyesi olarak 6 yıl 7 ay kesinleşmiş hapis cezası olan eski HDP Milletvekili ve şimdi “<strong><em>DEM</em></strong>”li Kemal Bülbül panelist yapılmıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Üniversite rektörü Prof. Dr. Mehmet Naci Bostancı’nın da katılımıyla düzenleneceği ilan edilen programda, nevruziyeler, nefesler ve semahların seslendirilmesinin yanında bir de panel yer alıyordu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Prof. Dr. Armağan Coşkun’un oturum başkanlığında düzenlenecek olan panelde “<strong><em>Şairlerin dilinde Nevruz</em></strong>” başlığı altında konuşacak olan Kemal Bülbül’ün Alisiz Alevilik savunucusu olması ve terör örgütü PKK üyeliği nedeniyle hakkında 6 yıl 7 ay kesinleşmiş hapis cezası olması, devletin imkanlarıyla düzenlenen panelin katılımcı listesini öğrenen akademik camiada ve Alevi toplumunda infiale yol açtı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Konuyu gündeme taşıyan alevihaberler.com.tr haber sitesinin haberi üzerine rektörlük duruma müdahale ederek, bir skandalın yaşanmasını önledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Başta, Hacı Bayram Veli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Naci Bostancı olmak üzere, panelin iptal edilmesinde emeği geçen tüm ilgililere haber sitemiz ve Alevi Bektaşiler adına, halkımızın hassasiyetlerini dikkate aldıkları için teşekkür ediyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>SADULLAH GÜLTEN ANSİKLOPEDİDEN DE UZAKLAŞTIRILDI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Sultan Nevruz Paneli</strong></em>”ne terör hükümlüsünü davet eden Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Sadullah Gülten, bir skandalın etkileri geçmeden, başka bir skandalla da gündeme gelmişti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Berlin’de yaşayan Alevi kökenli bir akademisyen ile birlikte yaptıkları video yayınında Hz. Ali dönemindeki çatışmalardan söz ederken “<em><strong>Hazreti Muaviye</strong></em>” olarak hitabı yine Alevi Bektaşileri incitmiş ve gönülleri yaralamıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak, hitabının Alevi Bektaşileri incittiğini dikkate almayan Prof. Dr. Gülten üslubunu düzeltmek konusunda adım atmadı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Daha da ileri giden Prof. Dr. Gülten kendisini uyaran ve eleştiren kimi akademisyenleri ve aydınları tehdit etme yoluna baş vurdu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Haber sitemize de tehdit savurmayı ihmal etmeyen Prof. Dr. Gülten “<em><strong>Öte yandan, kötü niyetli düşünürse, haberin “halkı kin ve nefret” suçuna teşvik eden, ülkemizin birliği ve dirliği için olumsuz sonuçlar doğurabilecek gereksiz lakırdıdan ibaret olduğunu ifade etmem gerekir.</strong></em>” diyerek, kendi özrünü haber yapmamızı “<strong>suç</strong>” kategorisine sokmaya çalıştı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hâlâ tutumunda ısrarını sürdüren Prof. Dr. Gülten’e göre, kendisinin Alevi Bektaşilerin izlediği bir programda, Alevi Bektaşilerin tarihini anlatırken ve Hz. Ali’nin dönemini anlatırken Muaviye’den “<strong><em>hazret</em></strong>” diyerek söz etmesi nedeniyle Alevi Bektaşilerin incinmeye hakkı yoktu! </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ama, biz bu konuyu haber yaptığımızda&nbsp;“<em><strong>ülkemizin birliği ve dirliği için olumsuz sonuçlar doğurabilecek gereksiz lakırdı</strong></em>” oluyordu!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilerin “<em><strong>Aleviyim</strong></em>” demesini dahi “<strong><em>bölücülük</em></strong>” kapsamında değerlendiren bu “<em><strong>yaklaşım</strong></em>” bize hiç de yabancı değildi!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Öte yandan, Hacı Bayram Veli Üniversitesi yönetiminin paneli iptal ederek oluşabilecek bir skandalı önlemesinin ardından, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nda da durum değerlendirmesi yapılarak, Prof. Dr. Sadullah Gülten’in Alevilik Bektaşilik Ansiklopedisi (ABA) kapsamındaki görevinin sonlandırıldığı bildirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>HABER SİTEMİZDEN ÖNEMLİ AÇIKLAMA</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Prof. Dr. Sadullah Gülten’le ilgili her iki haberimiz sonrasında, bize ulaşan bazı dedikodulardan kimi çevrelerin “<strong><em>kişisel husumet</em></strong>” üretme çabasında olduğunu fark ettik.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu vesile ile, bizi izleyen, takip eden okurlarımıza şu konuda temin ederiz ki, hiçbir haberimiz herhangi bir kişisel husumet üzerinden veya vesile kılınarak üretilmemiştir ve bundan sonra da üretilmeyecektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sitemizi karalayanlara ve genel yayın yönetmenimize binbir çeşit iftiralar atanlara dahi hiçbir zaman kişisel husumet zaviyesinden yaklaşmadığımız gibi, haberciliğimizin temel ilkesi de Alevi Bektaşi toplumunun ve ülkemizin yüksek çıkarları üzerine kuruludur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kendi hatalarını kabul edip, kamuoyundan özür dilemek yerine, kibirlerine yenilenler, “<strong><em>kişisel husumet</em></strong>” veya farklı hayali gerekçeler bulabilirler. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak, biz Alevi Bektaşi toplumuna, devletimize ve milletimize bağlılığımızı ve sadakatımızı her şeyden üstün tutarak haberciliğimize devam edeceğiz.</span>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dunyada-bir-ilk-cinde-polis-bir-robotu-gozaltina-aldi-3130</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Wed, 25 Mar 2026 15:38:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Dünyada bir ilk: Çin’de polis bir robotu gözaltına aldı!</h1>
                        <h2>Çin’de bir robotun yaşlı bir kadını rahatsız etmesi üzerine, polis müdahale etti. Olayda robot kontrol altına alındı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/dunyada-bir-ilk-cinde-polis-bir-robotu-gozaltina-aldi-1774442563.webp">
                        <figcaption>Dünyada bir ilk: Çin’de polis bir robotu gözaltına aldı!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Çin’in Makao kentinde yaşanan olay, teknoloji ve güvenlik tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Yerel saatle 21.00 sıralarında bir konut kompleksinin dışında meydana gelen olayda, Unitree G1 tipi bir robotun 70’li yaşlardaki bir kadını rahatsız ettiği öne sürüldü. İhbar üzerine olay yerine gelen polis ekipleri, robota müdahale ederek cihazı bulunduğu yerden uzaklaştırdı ve inceleme süreci başlatıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Yaşlı kadının tepkisi dikkat çekti</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Görgü tanıklarının aktardığına göre, robot kadına yaklaşarak tekrarlayan hareketler sergiledi. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, yaşlı kadının robota bağırdığı ve elindeki çantayı sallayarak tepki gösterdiği görülüyor. Kadının, “Kalp atışlarımı hızlandırıyorsun! Yapacak bir sürü işin var, bununla ne uğraşıyorsun? Delirdin mi sen?” şeklinde bağırdığı anlar da kayıtlara yansıdı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Polis yetkilileri, kadının o sırada telefonuna bakmak için durduğunu ve robotun arkasında beklediğini belirtti. Yaşlı kadının, robotun kendisini sessiz şekilde takip ettiğini fark etmesi üzerine paniğe kapıldığı ifade edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Robot operatörüne teslim edildi</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Olayın ardından robot resmi olarak “gözaltına alınmasa” da polis ekipleri tarafından bulunduğu yerden kaldırılarak kontrol altına alındı. Daha sonra cihaz, 50’li yaşlarında olduğu belirtilen operatörüne teslim edildi. Yetkililer, operatöre daha dikkatli olması yönünde uyarıda bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kadının ise robotun operatörü hakkında şikâyetçi olmayacağını söylediği bildirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Robotun bir eğitim merkezine ait olduğu açıklandı</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yetkililer, robotun yakınlardaki bir eğitim merkezine ait olduğunu açıkladı. Söz konusu merkezin, tanıtım faaliyetleri kapsamında Unitree G1 model robotu kullandığı belirtildi. Eğitim merkezinin sözcüsü Towin Mak, robotun bölgeden ayrılırken yaşlı kadınla karşılaştığını ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mak, olay sırasında robotun hem otonom programlama hem de uzaktan kontrol sistemiyle yönetildiğini belirtti. Robotun operatörü de yaşanan rahatsızlıktan dolayı kamuoyundan özür diledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Olay sosyal medyada gündem oldu</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yaşanan olayın görüntüleri kısa sürede sosyal medyada geniş yankı uyandırdı. Kullanıcılar, özellikle insanların bulunduğu alanlarda kullanılan robotların güvenliği ve denetimi konusunda tartışma başlattı. Bazı kullanıcılar, yapay zekâ destekli sistemlerin daha sıkı kurallara tabi tutulması gerektiğini savundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Robot güvenliği yeniden tartışılıyor</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Uzmanlar, kamuya açık alanlarda kullanılan robotların belirli güvenlik ve etik kurallar çerçevesinde çalışması gerektiğine dikkat çekiyor. Bu tür cihazların davranışlarının düzenli olarak denetlenmesi ve olası risklerin önceden tespit edilmesi gerektiği vurgulanıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yetkililer, olayla ilgili incelemenin sürdüğünü ve robotun bu davranışı sergilemesine neden olan teknik ya da yazılımsal bir sorun olup olmadığının araştırıldığını açıkladı. Olay, gelişen robot teknolojilerinin günlük yaşamda nasıl kullanılacağına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme getirdi.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenlerinde-genel-baskan-tartismasi-yok-iste-belgesi-3129</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 25 Mar 2026 14:26:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Horasan Erenleri’nde genel başkan tartışması yok, işte belgesi!</h1>
                        <h2>Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu’nda genel başkan kim olduğu konusunda herhangi bir şüphe veya ihtilaf olmadığı bildirildi. Horasan Erenleri tarafından konuyla ilgili Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü’nün resmi belgesi paylaşıldı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/horasan-erenlerinde-genel-baskan-tartismasi-yok-iste-belgesi-1774438234.webp">
                        <figcaption>Horasan Erenleri’nde genel başkan tartışması yok, işte belgesi!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu’nda görevden alınan eski genel başkanın sosyal medyada yaptığı bazı paylaşımlar suç duyurusuna konu oldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Görevden alınan eski genel başkan Mehmet Şahin kendi sosyal medyasında Ramazan ve Nevruz bayramları ile ilgili paylaşımlarını “<em><strong>genel başkan</strong></em>” sıfatı ile yapmıştı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ardından Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu antetli kağıdını kullanarak yaptığı ve sosyal medyada paylaştığı açıklamada ise, kendisinin halen genel başkan olduğunu iddia etmiş ve Horasan Erenleri içerisinde 300 milyonluk bir çıkar kavgası olduğunu iddia etmişti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Görevden alınan ve sahte dede olarak kendisini tanıtarak Alevi toplumunu kandırdığı iddia edilen Mehmet Şahin’in sözünü ettiği 300 milyon TL’nin Hacıbektaş ilçesinde yapımı bitmek üzere olan cemevi inşaatı için çeşitli resmi kurumlardan ve bağışlardan elde edilen destek miktarı olduğunu ve tamamının tek bir kuruş dahi federasyonun çalışmalarına ayrılmadan inşaatta kullanıldığını ifade eden Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu yetkilileri, Şahin’in de görevden alınmasını artık kabullenmesi gerektiğini, resmi olarak genel başkanın Erdem Cömert olduğunu belirterek, Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü’nün belgesini paylaştılar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri’nden konuyla ilgili yapılan açıklama şöyle:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Kendisini Alevi Dedesi ve Federasyon Genel Başkanı olarak tanıtan kişilerin yaptıkları açıklamaların hiçbir değeri yoktur. Kamuoyunca sosyal medya paylaşımlarına itibar edilmemesi gerekmektedir. Söz konusu kişi Federasyonumuz disiplin kurulu tarafından yolumuza uymayan davranışları nedeniyle Federasyondan ihraç edilmiştir. Dostlarımızın kafa karışıklığı yaşamaması ve tartışmalara son vermek için İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğünün barkotlu faaliyet belgesini paylaşıyorum. Federasyonumuzun Genel Başkanı Av. Erdem Cömert'tir.</strong></em>”</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-gencler-dernegi-ismail-pehlivana-karsi-suc-duyurusu-yapacak-3128</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 25 Mar 2026 12:29:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Alevi Gençler Derneği İsmail Pehlivan’a karşı suç duyurusu yapacak</h1>
                        <h2>Alevi Gençler Derneği, sosyal medyada yaptığı paylaşımlar nedeniyle gazeteci İsmail Pehlivan’a karşı suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/alevi-gencler-dernegi-ismail-pehlivana-karsi-suc-duyurusu-yapacak-1774431221.webp">
                        <figcaption>Alevi Gençler Derneği İsmail Pehlivan’a karşı suç duyurusu yapacak</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Alevi Gençler Derneği Başkanı Songül Kayar’ın derneğe gönüllü bağış çağrısına karşı gazeteci İsmail Pehlivan’ın sosyal medya hesabındaki paylaşımı suç duyurusuna konu oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi Gençler Derneği, yayınladığı basın açıklaması ile, gazeteci İsmail Pehlivan hakkında sosyal medyada yaptığı paylaşım nedeniyle suç duyurusunda bulunacaklarını belirtti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Kurulduğumuz günden bu yana inancımızın özüne sadık kalarak, gençlerimizin geleceği için hiçbir siyasi ve şahsi ikbal gözetmeksizin hizmet vermekteyiz</strong></em>” ifadelerini kullanan Alevi Gençler Derneği’nin İsmail Pehlivan’ın “<em><strong>tek taraflı bir karalama kampanyası</strong></em>” yaptığını belirttiği açıklamada “<strong><em>Başkanımızı ve derneğimizi hedef alan bu çirkin algı operasyonlarına karşı, en yakın zamanda suç duyurusunda bulunulacak ve maddi-manevi tazminat davası süreci başlatılacaktır</em></strong>” denildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Açıklamanın tam metni:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BASIN AÇIKLAMASI: ALEVİ GENÇLİĞİNİN EMEĞİ VE ONURU HİÇBİR İFTİRAYA TESLİM EDİLMEYECEKTİR!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi Gençler Derneği (Eski ismiyle Üniversiteli Alevi Gençler Derneği) olarak, kurulduğumuz günden bu yana inancımızın özüne sadık kalarak, gençlerimizin geleceği için hiçbir siyasi ve şahsi ikbal gözetmeksizin hizmet vermekteyiz.&nbsp;23.03.2026&nbsp;tarihinde&nbsp;<em>“gazeteci” </em>İsmail Pehlivan tarafından sosyal medya üzerinden başlatılan asılsız iddialar ve Dernek Başkanımız Songül Kayar üzerinden derneğimize yönelik gerçekleştirilen itibar suikastı üzerine bu açıklamayı yapma zarureti doğmuştur.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Gazetecilik Değil, Algı Operasyonu!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">İsmail Pehlivan, <em>"gazetecilik" </em>etik değerlerini hiçe sayarak, paylaşım nedenini sormak üzere kendisini arayan Dernek Başkanımız Songül Kayar’ın telefonlarına cevap vermemiş, dahası başkanımızın gerçekleri anlattığı yorumları silerek tek taraflı bir karalama kampanyası yürütmüştür. Gerçeklerden kaçan, muhatabının söz hakkını engelleyen bir tavrın adı <em>"gazetecilik"</em> değil, art niyetli bir algı operasyonudur.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Asimilasyon İftirasına Karşı Hakikatler</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Bizi asimilasyona hizmet etmekle suçlayanlara soruyoruz:</strong></span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Hacıbektaş’ta gençler olarak gerçekleştirdiğimiz Hızır Cemi mi asimilasyona hizmet ediyor?</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Amasya Göynücek’te düzenlediğimiz Hz. Hüseyin’i Anma Programı mı asimilasyona hizmet ediyor?</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">İstanbul’da gençlerimizi Hızır Lokması’nda buluşturmamız ve topluma ışık tutan <em>"Gençlik Raporu"</em> yayınlamamız mı asimilasyona hizmet ediyor?</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Gençlerimizin kaleminden çıkan, inancımızı ve kültürümüzü yaşatan dergilerimiz mi asimile ediyor?</span></p>
	</li>
</ul>

<p><span style="color:#000000">Oysaki en büyük asimilasyon; inancımızı Kur’an’dan ve Ehlibeyt’ten uzaklaştıranlar, kapalı kapılar ardında gizli görüşmeler yürütenler, siyasi partilerin etkinliklerine koşan ve onların paylaşımlarını yapan kurum başkanları tarafından bizzat yapılmaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Maddi Bağımsızlık ve Kurumsal Gerçekler</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">İsmail Pehlivan, derneğimizi Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığına sırtını dayayan bir yapı olarak göstermeye çalışmaktadır. Oysa yaptığımız hiçbir etkinlikte başkanlıktan maddi veya lojistik bir destek almadık. Ayrıca derneğimizi İçişleri Bakanlığına yakın olmakla itham eden İsmail Pehlivan’a hatırlatırız: Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre kurulan her dernek gibi biz de Dernekler Masası'na bağlıyız. Bu bir tercih değil, yasal bir zorunluluktur. Yoksa diğer kurumlar başka bir yere bağlı da sadece biz mi İçişleri Bakanlığı’na bağlıyız? Bu cehalet dolu iddia, art niyetin en açık göstergesidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Fedakârlıkla Ayakta Duran Bir Gençlik İradesi</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Derneğimiz, birçok harcamayı ve hatta yönetim kurulumuzun kendi yol ücretlerini dahi kendi cebinden karşıladığı, büyük bir fedakârlıkla yürütülen onurlu bir yapıdır. <em>"Gönüllü Destek Ağı"</em> çağrımız, tam da bu bağımsızlığı korumak, kimseye minnet etmemek içindir. Maalesef bugün, kendi gençliğine sahip çıkmayan, hatta kendi evlatlarına ihanet eden bir toplum yapısıyla karşı karşıyayız. Biz bu anlayışa teslim olmayacağız.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Hukuki Süreç Başlatılıyor</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Başkanımızı ve derneğimizi hedef alan bu çirkin algı operasyonlarına karşı, en yakın zamanda suç duyurusunda bulunulacak ve maddi-manevi tazminat davası süreci başlatılacaktır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><em>Sonuç olarak;</em> Bizim alnımız ak, meydanımız açık. Tüm canları 28 Mart Cumartesi günü Hz. Ali Panelimize ve gelecek etkinliklerimize davet ediyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Saygılarımızla,</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ALEVİ GENÇLER DERNEĞİ</span></strong></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozdemirin-kayip-turkler-kitabinin-15-baskisi-cikti-3127</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 24 Mar 2026 18:45:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ali Rıza Özdemir’in “Kayıp Türkler” kitabının 15. baskısı çıktı!</h1>
                        <h2>Destek Yayınları etiketiyle okurların beğenisine sunulan “Kayıp Türkler”, yazar Ali Rıza Özdemir’in imzasını taşıyan eserinin 15. baskısıyla raflara dönüyor. Etnik coğrafya açısından Türkmen aşiretlerinin tarihsel dönüşümünü ele alan kitap, ön satışa açıldı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/ali-riza-ozdemirin-kayip-turkler-kitabinin-15-baskisi-cikti-1774367627.webp">
                        <figcaption>Ali Rıza Özdemir’in “Kayıp Türkler” kitabının 15. baskısı çıktı!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Destek Yayınları etiketiyle okurların beğenisine sunulan “Kayıp Türkler”, yazar Ali Rıza Özdemir’in imzasını taşıyan eserinin 15. baskısıyla raflara dönüyor. Etnik coğrafya açısından Türkmen aşiretlerinin tarihsel dönüşümünü ele alan kitap, ön satışa açıldı.</p>

<p>Yazar Ali Rıza Özdemir, coğrafyacı-öğretmen kimliğinin yanı sıra T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi 2. Başkanı olarak da tanınıyor.<strong> “Kayıp Türkler: Etnik Coğrafya Bakımından Kürtleşen Türkmen Aşiretleri” </strong>alt başlığını taşıyan eser, Osmanlı coğrafyasındaki Türkmen topluluklarının etnik ve kültürel serüvenini bilimsel bir yaklaşımla inceliyor.</p>

<p>Kitabın 15. baskısı, Destek Yayınları’nın resmi satış sitesinde ön siparişe açıldı.<br />
Okurlar,<a href="http://https://destekdukkan.com/magaza/urun/kayip-turkler"><strong> https://destekdukkan.com/magaza/urun/kayip-turkler</strong></a> adresinden kitaba ulaşabiliyor.</p>

<p>Yazarın sosyal medya hesabından yaptığı duyuruda,<em><strong> “KAYIP TÜRKLER kitabımızın 15. baskısı Destek Yayınları markası ile ön satışa çıktı. Soran dostlara duyurulur” </strong></em>ifadelerine yer verildi. Eser, daha önceki baskılarında geniş okur kitlesine ulaşmış ve Türk tarih-coğrafya literatüründe önemli bir referans olarak kabul görmüştü.</p>

<p>“Kayıp Türkler”, tarih meraklıları, akademisyenler ve kültür araştırmacıları için vazgeçilmez bir kaynak olmaya devam ediyor. 15. baskının okurla buluşmasıyla birlikte kitabın yeniden gündeme gelmesi bekleniyor.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/avrupa-alevi-dusunce-derneginden-sert-aciklama-ozur-bekliyoruz-3126</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 22:53:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Avrupa Alevi Düşünce Derneği'nden sert açıklama: Özür bekliyoruz!</h1>
                        <h2>Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Merkezi, Alevi Bektaşi toplumunda büyük tepkiye neden olan Hazreti Muaviye ifadesine yönelik bir açıklama yayınladı. Aleviliğin varoluşundaki en önemli değerin Hz. Ali olduğunu vurgulayarak, bazı çevrelerde Muaviye'nin (Allah'ın lanetlediği bir zat olarak nitelendirilen) Hz. Ali'nin hazret makamına konulmasının kabul edilemez olduğunu belirtti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/avrupa-alevi-dusunce-derneginden-sert-aciklama-ozur-bekliyoruz-1774296154.webp">
                        <figcaption>Avrupa Alevi Düşünce Derneği'nden sert açıklama: Özür bekliyoruz!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Merkezi adına yapılan yazılı açıklamada,<em><strong>"Aleviliğin varolusundaki en önemli değer Hz Ali'dir, tüm dünyadaki Alevilerin, Muaviye denen Allahın lanetlediği bir zatı hazret makamına koymak ise, Hz Ali'ye yapılmış en büyük alçaklıktır."</strong></em><em><strong> </strong></em>ifadelerine yer verildi.</p>

<p>Bu tutumun, Alevilerin geleceğini şekillendirecek kamusal bir çalışmada yer almasının ise<em><strong> "çok vahim bir durum"</strong></em> olduğu kaydedildi.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/AADD1.JPG" style="height:800px; width:666px" /></p>

<p>"<em><strong>Alevilerin geleceğini kimlere emanet ediyoruz? Bu tür yaklaşımları dillendiren bir kişinin Alevi toplumunun geleceğini etkileyecek çalışmalarda yer alması kabul edilebilir mi?</strong></em>" sorusunu soran&nbsp;Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Merkezi, ilgili profesörün derhal söz konusu çalışmadan çıkarılmasını ve tüm Alevi camiasından özür dilemesini talep etti.</p>

<p>Dernek,<strong> Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı'nın</strong> temel amacının Aleviliği ve Hz. Ali'yi korumak olduğunu hatırlatarak, bu tür yaklaşımlara karşı net bir duruş sergiledi.</p>

<p>Açıklamanın tamamı şöyle:</p>

<p>"<em><strong>Aleviliğin varoluşundaki en önemli değer Hz Ali'dir, tüm dünyadaki Alevilerin, Muaviye denen Allahin lanetledigi bir zaatı hazret makamına koymak ise, Hz Aliye yapılmış en büyük alçaklıktır. Ve bunu dillendiren kişinin Alevilerin geleceğini şekillendirecek kamusal bir çalışmada var olması çok vahim bir durumdur. O zaman sormamız lazım Alevilerin geleceğini kimlere emanet ediyoruz. Biz Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel merkezi olarak bu profesör denen zaatin derhal bu çalışmadan çıkartılarak tüm Alevi camiasından özür dilemesini istiyoruz. Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığının amacı Aleviliği ve Hz Ali'yi korumaktır.</strong></em>"</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bati-trakya-turk-azinligi-temsilcileri-sorunlarini-agite-tasidi-3125</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 14:30:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Batı Trakya Türk Azınlığı temsilcileri sorunlarını AGİT'e taşıdı</h1>
                        <h2>Batı Trakya Türk Azınlığı temsilcileri, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı tarafından Viyana’da düzenlenen 2026 yılı 1. Tamamlayıcı İnsani Boyut Toplantısı’na katılarak, Azınlık haklarına ilişkin sorunları uluslararası platforma taşıdı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/bati-trakya-turk-azinligi-temsilcileri-sorunlarini-agite-tasidi-1774265830.webp">
                        <figcaption>Batı Trakya Türk Azınlığı temsilcileri sorunlarını AGİT'e taşıdı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Batı Trakya Türk Azınlığı temsilcileri, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı tarafından Viyana’da düzenlenen 2026 yılı 1. Tamamlayıcı İnsani Boyut Toplantısı’na katılarak, Azınlık haklarına ilişkin sorunları uluslararası platforma taşıdı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Demokratik Dayanıklılık için Yasa Yapımı</strong></em>” başlıklı toplantı Açılış Oturumunun ardından çalışma oturumları ile devam etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplantının “<em><strong>Demokrasileri Korumak: Demokratik Yasa Yapımı ve Uluslararası Aktörlerin Rolü</strong></em>” konulu ilk oturumunda BTAYTD temsilcisi söz alarak uluslararası korumanın azınlıkların dilini, kültürünü ve kimliğinin muhafazasındaki önemine değindi. Temsilci, Batı Trakya Türk Azınlığının haklarının uluslararası Lozan Antlaşması ile koruma altına alındığını, ancak Yunanistan’ın uluslararası yükümlülüklerinin aksine Türk azınlığın eğitim, kültürel ve vakıf mallarının idaresi alanında haklarını ihlal ettiğini ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplantının “<em><strong>Demokratik Yasa Yapımını Savunmada Sivil Toplum ve Bağımsız Denetim</strong></em>” başlıklı ikinci oturumunda Seçek Azınlık Eğitim ve Kültür Derneği temsilcisi söz alarak Türk Azınlığın statüsünü ve haklarını belirleyen Lozan Antlaşmasının ulusal yasalarla değiştirilemeyeceğini belirtti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Batı Trakya’da yaşayan Alevi-Bektaşilerin Türk azınlıktan ayrı bir topluluk olarak değerlendirilemeyeceği ifade edilirken, 2025 Ağustosunda azınlık temsilcileri ile istişare edilmeden Yunan Parlamentosunda kabul edilen yasanın Türk Azınlık mensubu Alevi-Bektaşilerin beklentilerini karşılamaktan uzak olduğu belirtildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aynı oturumda söz alan BTAYTD temsilcisi ise azınlıkların yasa yapım süreçlerine dahil edilmesinin önemini vurguladı. Bu doğrultuda Yunanistan’ın Türk azınlığın sorunlarını çözmek için azınlığın genelinin temsilci olarak kabul ettiği Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu’nun talep ve endişelerini göz önünde bulundurması gerektiğini belirtti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplantı &nbsp;“<strong><em>Demokratik Yasa Yapımında Yargısal Denetim ve Hesap Verebilirlik</em></strong>” konulu oturumla devam etti. Bu oturumda DEB Partisi temsilcisi söz alarak Türk Azınlığın dernekleşme özgürlüğü, anadilde eğitim hakkı ve dini liderini seçme hakkı alanında karşılaştığı hak ihlallerini dile getirdi. DEB Partisinin Yunanistan’da insan ve azınlık hakları merkezli siyaset yapan, parti içi yönetimde kadın-erkek eşitliğini gözeten Türk azınlığın tek siyasi partisi olduğunu vurguladı. DEB Partisi Yunanistan’a Türk azınlık ile diyalog kurmaya, hukukun üstünlüğü ve demokratik ilkelere saygı duyma çağrısında bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aynı oturumda BTAYTD temsilcisi bir daha söz alarak Yunanistan’daki hukuki denetim mekanizmalarının yetersizliklerine değindi. Bu doğrultuda Türk Dernekleri alanında yıllardır uygulanmayan AİHM kararlarını örnek vererek AGİT katılımcı devletlerini gerekli yargı düzenlemelerini yapması için Yunanistan’a çağrıda bulunmaya davet etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Her oturum sonunda cevap hakkını kullanan Yunanistan Batı Trakya’da yaşayan azınlığın Müslüman azınlık olduğunu ve eşit Yunan vatandaşları olarak her türlü haktan ve pozitif ayrımcılıklardan yararlandığını iddia etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İki gün süren toplantı kapanış oturumu ile son buldu.&nbsp;</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/muaviyeye-hazret-diyen-profesor-alevi-bektasi-ansiklopedisi-yoneticisi-3124</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 02:13:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Muaviye’ye hazret diyen profesör Alevi Bektaşi Ansiklopedisi yöneticisi!</h1>
                        <h2>Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından yaptırılan Alevilik Bektaşilik Ansiklopedisi (ABA) koordinatörü Prof. Dr. Sadullah Gülten’in bir kanalda yaptığı konuşmada İslam’ı fitneye düşüren Muaviye b. Ebû Süfyan’dan söz ederken sürekli “Hazreti Muaviye” olarak söz etmesi tepkilere neden oldu.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/muaviyeye-hazret-diyen-profesor-alevi-bektasi-ansiklopedisi-yoneticisi-1774221907.webp">
                        <figcaption>Muaviye’ye hazret diyen profesör Alevi Bektaşi Ansiklopedisi yöneticisi!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Alevilik Bektaşilik Ansiklopedisi (ABA) hazırlatıyor. Ansiklopedi çalışmaları önceki başkan Ali Rıza Özdemir döneminde başlatılmıştı. Ancak, yeni başkan Esma Ersin göreve gelir gelmez, önce ansiklopedi çalışmalarını durdurmuş, sonra da tüm yöneticileri değiştirmişti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yeniden başlatılan Alevilik Bektaşilik Ansiklopedisi (ABA) çalışmalarında&nbsp;Prof. Dr. Alemdar Yalçın ile birlikte Prof. Dr. Sadullah Gülten de yönetici ekibinde yer alıyor. Ekipte Prof. Dr. Ali Yaman da var.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Daha önce ansiklopedi çalışmalarını mezhepçi bir tepki göstererek “<em><strong>Sünni akademisyenlere teslim edildiği</strong></em>” iddiası ile eleştiren Prof. Dr. Ali Yaman ise, ekipte Sünni kökenli akademisyenler,n yer almasına herhangi bir eleştiri getirmedi. Hatta, Muaviye’ye “<em><strong>hazret</strong></em>” diyen akademisyene bile sesini çıkarmadı! Çünkü, bu kez kendisi de yürütme ekibine alınmıştı!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı isyancı girişimleri nedeniyle yargılanarak idam edilen Seyit Rıza’yı “<em><strong>büyük devlet adamı</strong></em>” olarak öven makale yazarını danışman olarak tutmaya devam ediyor. Bakalım, “<strong><em>Alevi kızı</em></strong>” Esma Ersin Muaviye’ye “<em><strong>hazret</strong></em>” diye hitap eden akademisyenle ilgili ne gibi tasarrufta bulunacak?</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>“HAZRET” DEMEDEN MUAVİYE’Yİ ANMIYOR!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/PROF_%20DR_%20SADULLAH%20G%C3%9CLTEN.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Aynı zamanda, Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Uygulama ve Araştırma Merkezi müdürü Prof. Dr. Sadullah Gülten’in 3 Ocak 2021 tarihinde, Berlin’de çalışmalarını sürdüren Dr. Fatma Yıldız ile katıldığı bir video yayınında, Hz. Ali’yi ve pek çok sahabeyi katlettiren, İslam’ın içine etkileri bugünlere kadar süren fitneyi yayan Muaviye’ye saygı ifadesi olan “<strong><em>hazret</em></strong>” kelimesini kullandığı ortaya çıktı!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yayında, kendisinden Aleviliğin nasıl ortaya çıktığı sorulduğunda, Prof. Dr. Gülten “<strong><em>sonrasında Hazreti Muaviye ile mücadelesi var Hazreti Ali’nin. Sıffin savaşı biliyorsunuz</em></strong>” ifadelerini kullanıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Prof. Dr. Gülten devamla şöyle konuşuyor: “<strong><em>Bu Sıffin savaşına daha sonra üçüncü bir grup daha dahil oluyor. Bunlar da Hariciler. Hariciler Hazreti Ali’ye karşı çıkıyorlar. Hem Hazreti Ali’ye hem Hazreti Muaviye’ye karşı çıkıyorlar.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">İnternette de yayınlanan videonun 7:53 ile 8:07 dakikaları arasında yer alan bu konuşma Aleviler arasında büyük tepkiye neden oldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Konu hakkında bilgisine baş vurduğumuz Alevi Bektaşi inanç önderleri, Muaviye’ye “<em><strong>hazret</strong></em>” diye hitap eden Prof. Dr. Sadullah Gülten’in Alevilik alanındaki çalışmalarına da bu ifadeleri nedeniyle bundan böyle kuşkuyla yaklaşacaklarını belirttiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>MUAVİYE GERÇEKTE KİMDİ?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/ansiklopedi1.JPG" style="height:722px; width:548px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">İslam tarihinin en tartışmalı figürlerinden birisi olan Muaviye, İslam’ın ilk yıllarında Müslümanları işkencelerle katleden, Hz. Muhammed’e hakaretler içeren şiirler yazan Mekkeli zenginlerin en önemlilerinden bir tüccar olan Ebu Süfyan’ın oğludur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bedir, Uhud ve Hendek savaşlarını kışkırtan, Müslümanlara karşı paralı askerlerden oluşan ordu kurup yüzlerce Müslüman katleden Ebu Süfyan’ın karısı ve Muaviye’nin annesi Hind bint Utbe de Uhud savaşında Hz. Hamza’yı öldürtüp ciğerini yemesi ile bilinir. Bu olay, İslam tarihinde vahşetin ve kinin sembolü olarak görülür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hind bint Utbe bununla da yetinmeyip, Uhud savaşından sonra şehit Müslümanların kulak ve burunlarını kesmişti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">640 yılında Halife Ömer tarafından Şam’a vali olarak atanan Muaviye’ye Halife Osman da Filistin ve Ürdün’ün yönetimini verdi. Şam’da kendine ekonomik ve askeri güç yaratan Muaviye, Halife Osman’ın katledilmesini bahane ederek tüm İslam dünyasının hükümdarı olmak için ilk fitneyi yarattı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ardından Cemel ve Sıffin savaşları ile Müslümanları birbirine kırdıran Muaviye’nin Hz. Ali’nin katledilmesi için Haricileri kışkırttığı da söylenmektedir. Daha sağlığında bile Hz. Ali’ye minberlerde hakaret (sebb) edilmesini emrettiği tüm güvenilir kaynaklarda belirtilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Ali’nin Hakk’a yürümesinin ardından büyük oğlu Hz. Hasan’ı zehirleten, Ali’ye bağlılığı nedeniyle Hucr bin Adiy’i 6 arkadaşı ile birlikte katlettiren, Hz. Ebû Bekir’in oğlu Muhammed’i katlettirip sonra bir eşek ölüsünün içine koyup yaktıran, İslam tarihinin efsane komutanlarından Malik el-Eşter’i zehirlettiren, Halid bin Velid’in oğlu Abdurrahman’ı zehirlettiren, Peygamber’in en sevdiği sahabelerden 90 yaşındaki Ammar bin Yasir’i Sıffin savaşında katlettiren ve daha onlarca benzeri suikast ve cinayetle İslam dünyasını kan ve göz yaşına boğan Muaviye’dir.</span></p>

<p><strong><a href="https://www.youtube.com/live/yKbiL-L57GE"><span style="color:#c0392b">PROF. DR. SADULLAH GÜLTEN’İN MUAVİYE’YE HAZRET DİYE HİTAP ETTİĞİ YAYINI İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN</span></a></strong></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-yazdi-iranin-stratejik-hatasi-3123</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 21 Mar 2026 22:41:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Bora Özizmirli yazdı: İran'ın stratejik hatası</h1>
                        <h2>Analist gazeteci Bora Özizmirli, son dönemde Körfez ülkeleri ile İran arasındaki gerilimi değerlendirdiği yazısında, İran'ın Körfez enerji altyapısına yönelik saldırılarını "stratejik hata" olarak nitelendirdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/bora-ozizmirli-yazdi-iranin-stratejik-hatasi-1774124110.webp">
                        <figcaption>Bora Özizmirli yazdı: İran'ın stratejik hatası</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Analist gazeteci Bora Özizmirli, son dönemde Körfez ülkeleri ile İran arasındaki gerilimi değerlendirdiği yazısında, İran'ın Körfez enerji altyapısına yönelik saldırılarını<strong> "stratejik hata" </strong>olarak nitelendirdi.</p>

<p>Özizmirli'ye göre, son 3-4 yılda Körfez monarşileri<strong> (özellikle Suudi Arabistan, Katar, Kuveyt ve Bahreyn)</strong>, ABD karşıtlığını artık gizlemiyor ve ekonomik güçlerini kullanarak Türkiye ile Pakistan gibi alternatif ortaklara yöneliyor. Bu ülkeler, ABD'nin askeri operasyonları için üslerini açmayı reddederek bağımsız bir çizgi izlemeye çalışıyor.</p>

<p>Ancak Riyad'da düzenlenen kritik toplantı, gündeminde İran'ı taşıyordu. <strong>İran'ın, İsrail ve ABD'nin</strong> saldırılarına misilleme amacıyla Körfez ülkelerindeki petrol rafinerileri, gaz tesisleri, LNG sahaları ve Aramco gibi hayati enerji altyapılarını hedef alması, Arap ülkelerinde büyük tepki yarattı. Bu saldırılar, Körfez ülkeleri tarafından<strong> "ekmek teknemiz" </strong>olarak görülen tesislerin doğrudan tehdit altına girmesi anlamına geliyor.<br />
<br />
<strong>Bora Özizmirli'nin yazısının tam metni şöyle:</strong></p>

<p><strong>İRAN'IN STRATEJİK HATASI</strong><br />
<br />
Körfez ülkelerindeki son 3-4 yılda artan <strong>ABD karşıtlığı artık</strong> gizli saklı değil; Körfez monarşileri, özellikle ekonomik güçlerini kullanarak<strong> Türkiye ve Pakistan</strong> gibi alternatif ortaklara yöneliyor. Bu süreçte, Körfez ülkelerinin ABD'nin askeri operasyonlarına üslerini açmayı reddetmesi dikkat çekici bir adım olarak öne çıkıyor.<br />
<br />
Ancak geçtiğimiz günlerde Riyad'da düzenlenen kritik toplantının ana gündemi İran oldu. İran'ın, İsrail ve ABD'nin saldırılarına misilleme olarak Körfez ülkelerindeki petrol rafinerileri, gaz tesisleri ve enerji altyapısını hedef alması, Arap ülkelerinde büyük tepki çekti. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Kuveyt ve Bahreyn gibi ülkelerde son dönemde yaşanan İHA ve füze saldırıları, özellikle petrol tesislerini vurması nedeniyle <strong>"ekmek teknemiz"</strong> olarak nitelendirilen bu altyapıların doğrudan tehdit altında olduğu vurgulanıyor.<br />
<br />
Toplantıya katılan 12 ülke ortak bildiri yayımlayarak İran'ın sivil altyapıya, yerleşim alanlarına, su arıtma tesislerine, havalimanlarına ve diplomatik temsilciliklere yönelik balistik füze ile İHA saldırılarını kınadı. Bildiride, İran'a<strong> "saldırıları derhal durdurma"</strong> çağrısı yapılırken, Körfez ülkelerinin bu eylemlerden duyduğu rahatsızlık net bir şekilde ifade edildi.<br />
<br />
Trump ve İsrail cephesi ise hem Avrupa'yı hem Körfez'i köşeye sıkıştırıyor: <strong>"Gelin, İran'a karşı bize katılın!"</strong> baskısı dorukta. Ama Körfez ülkeleri ABD'nin yanında saf tutmuyor; tam tersine, İran'la bile bir tür denge arayışındalar. Derken İran kalkıp Körfez ülkelerin petrol rafinerilerine, LNG tesislerine, Aramco'ya, Katar'ın dev gaz sahalarına füze ve drone yağdırıyor.&nbsp;<br />
<br />
Elbette İran'ın ABD üslerini vurması kadar doğal bir şey yok. Ancak Arap liderler açıkça diyor ki:<strong> "Bizim petrol tesislerimiz, rafinerilerimiz, ekonomimizin can damarı &nbsp;vurma!"</strong> İran'a net mesaj: <strong>"Bize dokunma, yoksa bedeli ağır olur."</strong><br />
<br />
Diğer taraftan İran'In müttefiki Çin'in tavrı burada dikkat çekici. Çin'de Körfez ülkelerine yönlelik saldırıları kınıyor ve<strong> "durun" </strong>diyor. Çin Dışişleri Bakanlığı son bir haftadır İran'ın bu eylemlerini net şekilde eleştiriyor; bizimkilerden pek farklı değiller. Aynı zamanda Körfez ülkelerini sakinleştirmeye, gerilimi düşürmeye çalışıyorlar.<br />
<br />
Ama maalesef Türkiye'de hâlâ aynı nakarat tekrarlanıyor<strong>."Aaa neden İran'ı kınıyorsunuz?"</strong> oluyor. &nbsp;<br />
<br />
Gerçek şu ki ,Körfez, ABD'nin güvenlik şemsiyesine sığınmak yerine kendi çıkarını korumaya çalışıyor. İran ise bu hassas dengeyi baltalıyor. Kendi ekmek teknesine saldırarak Körfez'i daha da uzaklaştırıyor, <strong>ABD-İsrail ittifakını</strong> güçlendiriyor ve bölgedeki kendi pozisyonunu zayıflatıyor.<br />
<br />
İran, Körfez'i düşman ilan etmek yerine, en azından petrol tesislerini hedef almamalıydı. Körfez ülkeleri şimdi hem ABD baskısı altında eziliyorlar, hem İran'dan darbe yiyorlar.&nbsp;<br />
Kısaca, Körfez ülkeleri<strong>"ABD'den kurtulalım" derken, İran "gelin sizi de ben vurayım" </strong>diyor. Bu mantıksızlığın faturasını İran dahil herkes ödüyor.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/prof-dr-caner-isik-yazdi-hz-ali-ve-nevruz-cemi-3122</link>
            <category>KONUK YAZAR</category>
            <pubDate>Sat, 21 Mar 2026 19:29:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Prof. Dr. Caner Işık yazdı: Hz. Ali ve Nevruz Cemi</h1>
                        <h2>Prof. Dr. Caner Işık, haber sitemize Müminlerin Emiri Hz. Ali’nin doğduğu gün olan 21 Mart tarihi ile Türklerin Nevruzu ve Alevilerin cem ibadetinin nasıl birleştiğini yazdı. İşte, o makale:</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/prof-dr-caner-isik-yazdi-hz-ali-ve-nevruz-cemi-1774112363.webp">
                        <figcaption>Prof. Dr. Caner Işık yazdı: Hz. Ali ve Nevruz Cemi</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HZ. ALİ VE NEVRUZ CEMİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Ali Hicret’ten 23 yıl önce Recep ayının 13. Cuma günü Beytullah’ın içinde dünyaya gelir. Bu doğum tarihi Miladî olarak 21 Mart 599’dur. Annesi Haşimoğullarından Esed’in kızı Fatıma, Babası ise Haşimilerden Abdulmuttalip oğlu Ebu Talip’tir. Ebu Talip Hz. Peygamber’in babası Abdullah ile aynı anne babadan olma tek öz kardeştir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Ali’nin annesi Fatıma’nın önemli bir özelliği de Hz. Muhammed’e ikinci annelik yapmış olmasıdır. Hz. Muhammed yedi yaşından evleninceye kadar amcası Ebu Talib’in evinde ve himayesinde kalmıştır. Daha sonra da Hz. Ali, Hz. Muhammed’in evinde büyümüş ve peygamberin terbiyesinde yetişmiştir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Ali’nin bir sıfatı “<strong><em>keremallahüveche</em></strong>”dir. Türkçesi, “<strong><em>Allah’tan gayrısına yüzünü dönmemiş</em></strong>”tir. Küçük yaşta İslam ile şereflenen Hz. Ali’nin zihninde cahiliye dönemine ait hiçbir etki yoktur. Öyle ki, Peygamber’in risaletinin ve Kur’an-ı Kerim’in nüzul sebeplerinin hepsine yaşantısı ve ortamı gereği hakimdir. Bu sebeple Allah’tan başkasına yüzünü dönmemiş olan Hz. Ali, İslam dünyasında Hz. Peygamber’den sonra değeri ölçülemeyecek bir durumdadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Nitekim, Gadir Hum’da vefatına yakın peygamberin vasi tayin ettiği Hz. Ali, Ümeyyeoğulları’nın birçoğu dışında, bütün Müslümanlar tarafından her zaman adı gibi yüce vasıflarla anılmış velayetin nurunun taşıyıcısıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkler Müslümanlıkla iki yolla tanışmıştır. Birincisi Emeviler döneminde Arap ordularının dini olarak tanışmıştır. Bu ilk tanışma Türklerin direnişi ile karşılanmıştır. Ulu önderin Türk milletinin özelliğini vurgularken “<em><strong>bağımsızlık benim karakterimdir</strong></em>” sözünün bir tecellisi olarak, Arap orduları Türkleri “<strong><em>mevali</em></strong>” yapamamıştır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İkinci karşılaşma ise, Ehl-i Beyt evlatları ile olan karşılaşmadır. Bu karşılaşma sonunda, Türkler daha sufi bir yorumla Müslüman olmuşlardır. Muaviye’nin oğlu Yezit halifeliğini ilan edince, ilk iş olarak Kerbela’da Ehl-i Beyt evlatlarını, daha sonra da Medine’deki sahabeleri katletmiştir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu ortamda Müslümanların huzuru kalmamış ve Peygamber’in öğrettiklerine sadık kalmaya çalışan Müslümanlar uzak diyarlara göç etmek zorunda kalmışlardır. Bu göçler, Rum diyarına (Anadolu’ya), Habeşistan’a ve Horasan’a doğru olmuştur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ali evlatları olarak Müslümanlar arasında bilinen “<strong><em>Alevinyün</em></strong>”, Alevi olarak adlandırılan Ehl-i Beyt evlatları yaşayabilmek için Horasan’a göç etmişlerdir. Horasan’da ruhsal alemle bağ kurmayı önceleyen Mani dini ve Göktanrı inancı hakimdir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu dinin ruhsal şahsiyetleri ile göç ile gelen ehlibeyt evlatları arasında velayet anlayışı, ortaklığı temelinde bir yakınlık oluşmuş ve Ehl-i Beyt evlatları ile bütünleşen Türk soylu ruhsal şahsiyetler özgün ve ahlak temelinde bir okuma yaparak, İslam’ın Türkçe anlaşılmasının yolunu açmışlardır. Sonraki yüzyıllarda meydana gelen göçler sonunda Horasan erenleri Anadolu’nun Türkleşmesi ve Müslümanlaşmasında etkin olmuşlardır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ali evlatları vasıtasıyla “<em><strong>Horasan melametiliği</strong></em>” ortaya çıkmış ve Horasan Erenleri adıyla anılan erenlere dedelik, ocaklık ve pirlik görevleri geçmiş ve bu makamlar üzerinden insanlara Hakk olan doğrultusunda hizmet etmeleri mümkün olmuştur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte Aleviler önce sadece Ali evlatlarının adı iken, daha sonra Ali evlatlarına talip olanlarının da adı olmuş. Günümüze kadar Aleviler bu ocaklar vasıtasıyla yol ve erkânlarını sürdürmüşlerdir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilerin erkânları Ehl-i Beyt’in önderliğinde kurulmuş ve Ali evlatlarının liderliğinde uygulanmış erkânlardır. Bu erkânların başında cem ibadeti gelir. Cem ibadeti Kur’an-ı Kerim’in Nûr suresinin 35-36. ayetlerinde işaret edilen, evlerde yapılan ibadet olarak zikredilen toplu ibadettir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem, Hz. Peygamber’in Mekke döneminde, Müslümanların evlerinde, birbirinden rızalık alınarak, ortamda paylaşılanların sır olarak kalması sözü alınarak, yapılan sohbet ve irşadı da içeren muhabbet ve ibadetlerdir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Güvenlik kaygısıyla Mekke dönemindeki Müslümanların gizli olarak yaptığı ibadetlerin bir benzeri olarak kabul edilen cem ibadeti Alevilerce ibadetlerinin özü olarak sunulmuştur. Erkânın ocak uygulamaları farklılaşsa bile, özünde insan-ı kâmil yetiştirmeyi hedefleyen bir ibadettir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem, toplu olarak yapılan ve karşılıklı olarak “<strong><em>nasıl daha ahlaklı hale geliriz</em></strong>” sorusuna cevap aranan, hataların sorgulandığı, alternatif önerilerin hep birlikte bulunduğu, Hakk’ın emir ve rızasını gözetmenin temel hedef olarak konulduğu ibadet ortamıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem, Allah’a kulluğun Muhammed Mustafa’ya ümmetliğin, Aliy’el Mürteza’ya talipliğin ve Ehl-i Beyt’e bende olmanın yeridir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İslam’ın ilk ideal normlarla yetiştirilen insanı olan Hz. Ali yukarıda bahsedilen Horasan Erenleri ekolü tarafından yolun piri kabul edilmiştir. Bu Pir’in doğum gününün eski Türk takviminin başlangıcına, 21 Mart’a denk gelmesi özel bir işaret olarak kabul edilmiş ve Hz Ali’nin mevlidi ile doğanın uyanışı bir başlık altında birleştirilip yeni yıla yeni niyetler ve yeni umutlarla girmek anlamında özel Nevruz Cemleri yapılmıştır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Maddi uyanış ile ruhsal uyanışın kaynağının birleşmesi olan Nevruz, Aleviler için eski eksikliklerin tamamlanma, yeni başlangıçların ve dileklerin sunulduğu gündür. </span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Bir şeyler karışmışsa başlangıca dönün</strong></em>” diyen Aliy’el Murtaza’nın temiz başlangıç dileklerine uyan taliplerinin temiz başlangıç dileklerinin dile getirildiği gündür. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Nevruz’da “<em><strong>Arınmak için, önce arındıranın temiz olması gerekir</strong></em>” düsturundan hareketle, önce önderler “<em><strong>el ele el Hakk’a</strong></em>” ilkesi doğrultusunda birlik olup arınır, daha sonra taliplerle birlikte, birbiri ile rızalık içinde, Hakk’ın emri ve rızası doğrultusunda olmak bilinciyle, Nevruz Cemi yapılır. Bu cemle yeni yıla hayırlı ve temiz bir başlangıç yapılmış olur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Nevruz cemlerinde Nad-ı Ali’ler okunur, toplumu bütünleştiren değerler ön plana konulur ve uygulama makamının, yani velayet makamının başlangıcı olan Hz. Ali örneklik boyutu ile işlenip “<strong><em>Hakk, Muhammed, Ali</em></strong>” itikadı gündeme getirilir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Ali Peygamberimizden sonra İslam’ın yaşayan umudu olmuştur. Kurduğu yol ve örnek yaşantısı ile Hz. Peygamber’in şehrine girişin kapısı olmuştur. Hz. Ali her başlangıcın Allah adıyla yapılmasının örneğidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Allah cümlemize bu anlatılanları anlamayı nasip etsin. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İnsanoğlu dünya âlemine geldiği günden beri devam eden Hakk ile batıl savaşında Hakk olandan yana olmayı ve Hakk’ın emir ve rızasında durmayı tüm hak edenlere bağışlasın. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yüce Yaradan akıl ve vicdanımızı daima hak olan doğrultuda kullanmayı nasip etsin. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bizi apaçık düşmanımız olan ayrımcılıkla görünür olan şeytan ve onun planlarını uygulayanlara karşı güçlendirsin. </span></p>

<p><span style="color:#000000">21 Mart Nevruzumuz Hakk bir başlangıç olsun, Nevruzumuz arı ve diri bir geleceğe imkân olsun, Nevruzumuz kutlu olsun.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gerçeğe Hû!</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Prof. Dr. Caner IŞIK</span></strong></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-haydar-ercan-dedebabadan-nevruz-bayrami-mesaji-3121</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 21 Mar 2026 17:58:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ali Haydar Ercan Dedebaba'dan Nevruz Bayramı mesajı</h1>
                        <h2>Hünkar Hacı Bektaş Veli Dergâhı Postnişini ve Dedebaba Ali Haydar Ercan, Sultan Nevruz Bayramı dolayısıyla anlamlı bir mesaj yayımladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/ali-haydar-ercan-dedebabadan-nevruz-bayrami-mesaji-1774107344.webp">
                        <figcaption>Ali Haydar Ercan Dedebaba'dan Nevruz Bayramı mesajı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Hünkar Hacı Bektaş Veli Dergâhı Postnişini ve<strong> Ali Haydar Ercan </strong> <strong>Dedebaba, </strong>Sultan Nevruz Bayramı dolayısıyla anlamlı bir mesaj yayımladı.</p>

<p>Dedebaba Ercan mesajında, Nevruz'u "Nevruz-u Sultan, mevlüd-ü Şah-ı Merdan" olarak nitelendirerek, Hz. İmam Ali'nin (a.s.) doğum günüyle doğanın uyanışını bir arada kutlamanın manevi derinliğine vurgu yaptı.<br />
<br />
Dedebaba Ali Haydar Ercan mesajıyla, Bektaşi geleneğinde Nevruz'un hem doğa uyanışı hem de Hz. Ali'nin doğum günü olarak kutlanmasının manevi önemini yansıttı.. Dedebaba Ercan, barış, adalet ve birlik vurgusuyla tüm canlara Nevruz Bayramı'nı kutladı.</p>

<p><strong>Dedebaba Ali Haydar Ercan mesajı şöyle:</strong></p>

<p>"Nevruz-u Sultan, mevlüd-ü Şah-ı Merdan"</p>

<p>Savaşların sona erdiği, Doğa'nın ve masumların korunduğu, adaletli, huzurlu, bereketli günler getirmesi dileği ile, bayram günlerimiz kutlu olsun.</p>

<p>Hayırlara, ilahi lütuflara aracı olması niyazı ile, tabiatın uyanışı ve &nbsp;Hazreti İmam Ali'nin doğumu Sultan Nevruz kutlu olsun.&nbsp;</p>

<p>Orta Asya, Anadolu &nbsp;ve Balkanlarda, &nbsp;Nevruz’un yansıttığı birlik &nbsp;duygusunun; &nbsp;güvenli, müreffeh ve adil bir Dünya geleceğine dair umut verici olmasını diliyoruz.</p>

<p>Pirimiz Hünkar Hacı Bektaş Veli'nin yolu; ilmi ve hümanist ilkelerle, sevgi anlayışını ve Hakikat'e ulaşmayı temel alır. Yeni Gün'de, doğanın uyanışının, &nbsp;"Hakikat"e &nbsp;uyanmaya vesile olması ve iç alemimizi aydınlatması dualarımızla, Peygamber efendimizin ve Alî-yyel-Murtaza'nın &nbsp;ruhani himmetlerine mazhar olalım.</p>

<p>Bismişah, Allah Allah!</p>

<p>Ya muhavvil-el havli vel ahval, Havvil halena ila ahsen-ül hal, Ya Mukallibul kulübi vel ebsar, Ya Müdebbir el leyli ven- nehar. İlahi bi hakkı, Hayder-i &nbsp;Kerrar.</p>

<p>Vakitler hayr’ola, hayırlar feth’ola, şerler def’ola, ikilikçiler mat ola. Hak erenler yıllarımızı, yolumuzu &nbsp;mübarek eyleye. Hazır, gaib, zahir, batın cümle erenlerin hayır-himmetleri, pirimiz kutbul aktab Hacı Bektaş Veli' nin nazarları üzerlerimize gölgelik ola.<br />
Cümle erenlerin gül cemallerine, demine, keremine gerçeğe hü !</p>

<p>Meydanlarınız açık olsun. İlahi feyze layık olmak için; salat-ı daimun'da niyazdayız.</p>

<p>Muhabbetlerimle,<br />
Ali Haydar Ercan Dedebaba</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/sahinbey-abdallar-cemevinde-korkutan-patlama-3120</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 21 Mar 2026 15:34:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Şahinbey Abdallar Cemevinde korkutan patlama</h1>
                        <h2>Gaziantep'in Şahinbey ilçesinde bulunan Abdallar Cemevi'nde korkutan bir patlama meydana geldi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/sahinbey-abdallar-cemevinde-korkutan-patlama-1774097004.webp">
                        <figcaption>Şahinbey Abdallar Cemevinde korkutan patlama</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Gaziantep'in Şahinbey ilçesinde bulunan Abdallar Cemevi'nde korkutan bir patlama meydana geldi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ünaldı Mahallesi'ndeki cemevinde gece saatlerinde gerçekleşen patlamada şans eseri can kaybı yaşanmazken, binada büyük çapta maddi hasar oluştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GECE GEÇ SAATLERDE OLUŞAN PATLAMA</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Edinilen bilgiye göre, Abdallar Cemevi'nin mutfak ve oturma alanlarının bulunduğu bölümde henüz belirlenemeyen bir nedenle şiddetli bir patlama yaşandı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Patlamanın etkisiyle binanın camları kırıldı, eşyalar etrafa savruldu ve duvarlarda hasar oluştu. Olay sırasında cemevinde kimsenin bulunmaması olası bir faciayı önledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KARALAR: SÜRECİN TAKİPÇİSİYİZ!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Patlamanın ardından olay yerine giderek incelemelerde bulunan Abdallar Birliği Genel Başkanı Mahmut Karalar, yaptığı basın açıklamasında sağduyu çağrısında bulundu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Karalar, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>En büyük tesellimiz; olay sırasında cemevinde kimsenin bulunmaması ve herhangi bir can kaybının yaşanmamış olmasıdır. Abdallar Birliği olarak bu süreçte hiçbir kişi ya da kurumu suçlamıyoruz. Olayın tüm yönleriyle, şeffaf ve titiz bir şekilde araştırılmasını önemsiyoruz.</strong></em>"</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İNCELEMELER SÜRÜYOR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Olay yerine gelen emniyet ve itfaiye ekipleri, patlamanın nedenini belirlemek için geniş çaplı bir soruşturma başlattı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Doğalgaz sızıntısı, tüp patlaması veya dışsal faktörler dahil tüm ihtimaller uzman ekiplerce inceleniyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Genel Başkan Karalar, olayın aydınlatılması ve benzer durumların tekrar yaşanmaması adına sürecin sonuna kadar takipçisi olacaklarını vurgulayarak kamuoyunu bilgilendirdi.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/mustafa-firat-yazdi-mehmet-serif-firat-ve-firat-ailesinin-hakikat-kavgasi-3119</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 21 Mar 2026 00:11:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Mustafa Fırat yazdı: Mehmet Şerif Fırat ve Fırat Ailesinin "Hakikat" Kavgası</h1>
                        <h2>Eğitimci ve yazar Mustafa Fırat bu makalesinde Mehmet Şerif Fırat'la başlayan aile içi çatışmalara ışık tutuyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/mustafa-firat-yazdi-mehmet-serif-firat-ve-firat-ailesinin-hakikat-kavgasi-1774043077.webp">
                        <figcaption>Mustafa Fırat yazdı: Mehmet Şerif Fırat ve Fırat Ailesinin "Hakikat" Kavgası</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Cumhuriyet tarihinin en tartışılan ve üzerine en çok araştırma yapılan figürlerinden biri olan, <em><strong>"Doğu İlleri ve Varto Tarihi"</strong></em> kitabının yazarı <em><strong>Mehmet Şerif Fırat,</strong></em> ölümünden onlarca yıl sonra bile fikirleri ve ailesi üzerinden yürütülen ideolojik tartışmaların merkezinde yer almaya devam ediyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Son günlerde sosyal medya platformlarında Fırat ailesi mensupları tarafından yapılan açıklamalar, aile içindeki görüş ayrılıklarını ve tarihsel şahsiyetlere yönelik <em><strong>"itibar suikastı"</strong></em> iddialarını yeniden gündeme taşıdı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/1-%20Mehmet%20%C5%9Eerif%20F%C4%B1rat.png" style="height:251px; width:800px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Resimler: 1- Mehmet Şerif Fırat, 2- Şeyh Sait İsyanı Sırasında Fer Ailesi, 3- İki yakın dost İsmet İnönü ve Ali Haydar Dikmen</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>1- İdeolojik Kutuplaşma ve "İstimal" Tartışması</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Mehmet Ali Fırat tarafından kaleme alınan ve aile üyeleri tarafından desteklenen açıklamalarda, özellikle <em><strong>"Kürtçü Feranlılar"</strong></em> olarak tabir edilen gruba yönelik sert eleştiriler dikkat çekiyor. İddiaların odağında, ailenin tarihsel kökenlerinin ve geçmişteki önemli isimlerinin (Ali Haydar Dikmen, A. Hikmet Yurtsever vb.) güncel siyasi ajandalar uğruna manipüle edilmesi yer alıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Açıklamada öne çıkan temel noktalar şunlar:</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>a) Tarihsel Şahsiyetlerin Savunulması</strong>: Cumhuriyet’in kuruluşunda ve çok partili hayata geçiş sürecinde Doğu illerinde önemli katkıları olan, İsmet İnönü’nün yakın dostu Ali Haydar Dikmen’in "<em><strong>tetikçi</strong></em>" olarak yaftalanması ve Dr. Arif Hikmet Yurtsever’in Çorum/Maraş katliamlarıyla ilişkilendirilme çabalarına karşı sert bir reddiye sunuluyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>b) Gelenek ve Sadakat</strong>: Fırat ailesinin "<strong><em>feodal bir ruh haliyle değil, tarihsel metodoloji ve aydın perspektifiyle</em></strong>" kendi geçmişine sahip çıktığı vurgulanıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>c) Siyasi Eleştiri:</strong> Kürt milliyetçiliği üzerinden yapılan siyasetin, ailenin gerçek tarihini gölgelediği ve "<strong><em>iftira siyaseti</em></strong>" güdüldüğü savunuluyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>2- Mehmet Şerif Fırat: Bir Devrin Portresi</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/siyasi.jpg" style="height:500px; width:319px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu tartışmaların merkezindeki isim olan Mehmet Şerif Fırat, sadece bir yazar değil, aynı zamanda Cumhuriyet’in bölgedeki en sadık savunucularından biriydi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">a) <strong>Mücadelesi</strong>: 1899 Varto doğumlu olan Fırat, bölgedeki aşiret yapısını ve tarihsel kökenlerini inceleyerek "<strong><em>Kürtlerin Türklüğü</em></strong>" tezini savunan en önemli yerel figürlerden biri olmuştur. Bu duruşu, onu dönemindeki ayrılıkçı hareketlerin doğrudan hedefi haline getirmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">b) <strong>Eserleri:</strong> Bingöllerin Sesi, Hayat ve Hatıratım, Doğu İlleri ve Varto Tarihi, kitapları ile 1947 yılında Tanin gazesinde yayımlanan Varto Mektubu makelesinin yazarıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Varto Mektubu:</strong> çok partili hayata geçiş sürecinde, yaşanan gelişmelere “<em><strong>milliyetçi ve cumhuriyetçi</strong></em>” karşı çıkışın en önemli yazısı olmuştur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Mektup, Türk siyasi hayatında ve basında “<em><strong>Kürtçülüğe dayanan rejim karşıtlığını</strong></em>”<em> </em>merkez alan sert tartışmalara yol açmıştır. Torunu Mustafa Fırat, “<em><strong>Siyasi Bir Cinayetin Anatomisi</strong></em>” adındaki kitabında; Şeyh Sait İsyanının bastırılmasındaki rolü, Doğu İlleri ve Varto Tarihi kitabındaki tezleri ve Mektup’ta ileri sürdüğü görüşleri nedeniyle öldürüldüğünü iddia etmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Doğu İlleri ve Varto Tarihi:</strong> Dönemin devlet politikalarına kaynaklık etmiş, bölgenin antropolojik ve sosyolojik yapısını "öz Türk" perspektifiyle ele alan temel bir eserdir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Trajik Sonu:</strong> Varto Mektubu’nun çok partili hayata geçiş sürecinde yarattığı gerilimler ve tartışmalar sonucunda Fırat, 1949 yılında bir suikast sonucu hayatını kaybetmiştir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu ölüm, kimilerine göre bir kan davası, kimilerine göre ise siyasi bir infazdı. Ancak bugün gelinen noktada, onun ölümünün bile ideolojik savaşların bir parçası olduğunu göstermektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>3- Aile İçindeki "Fay Hattı”</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Paylaşılan yorumlarda dikkat çeken en çarpıcı unsur, aile içindeki derin bölünme. Cevdet Fırat ve Hasan Kaplanseren gibi isimlerin destek verdiği mesajlarda, "<em><strong>kendi değerlerine yabancılaşan</strong></em>" aile bireylerine yönelik sitemler, sosyolojik bir vakayı gözler önüne seriyor:</span></p>

<p><span style="color:#000000">*Bir ailenin, tarihsel mirası paylaşamama ve farklı siyasi kutuplara savrulma sancısı.*</span></p>

<p><span style="color:#000000">-"<strong><em>Sütümüz bozuk değil ki, boğazımızdan giren helal lokma ve ceddiyle övünenler olarak çamur at izi kalsın algısı bize işlemez.</em></strong>" — torunu, *TC Mehmet Şerif Fırat*</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Sonuç: Tarih Kimin İçin Yazılır?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/wh_cc634675d.jpg" style="height:315px; width:200px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Mehmet Şerif Fırat ve haleflerinin yaşadığı bu süreç, Türkiye’nin yakın tarihinin ne kadar canlı ve çatışmalı olduğunu kanıtlıyor. Bir yanda <strong>"<em>devletçi ve birlikçi</em>"</strong> bir tarih okumasını savunan Fırat geleneği, diğer yanda bu geleneği <strong>"<em>asimilasyoncu</em></strong>" bulup reddeden veya dönüştürmeye çalışan yeni nesil yaklaşımlar...</span></p>

<p><span style="color:#000000">Görünen o ki, Varto’nun karlı dağlarından başlayan bu hikaye, sadece bir ailenin değil, koca bir coğrafyanın kimlik arayışının ve hakikat mücadelesinin bir özeti olarak kalmaya devam edecek.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/mete-yarar-iran-korfez-ulkelerine-yonelik-saldirilar-yaparak-hata-yapiyor-3118</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 20 Mar 2026 22:34:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Mete Yarar: İran, Körfez ülkelerine yönelik saldırılar yaparak hata yapıyor</h1>
                        <h2>Mete Yarar, Haber Global'in "Hilal Özdemir ile Mesele" programına konuk olarak Ortadoğu'daki tansiyonu ve İran'ın son hamlelerini detaylı bir şekilde değerlendirdi. Güvenlik politikaları uzmanı Yarar, İran'ın Körfez ülkelerine yönelik enerji altyapısı saldırılarının bölgede yarattığı kaosun en büyük kazananının İsrail* olduğunu vurguladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/mete-yarar-iran-korfez-ulkelerine-yonelik-saldirilar-yaparak-hata-yapiyor-1774039231.webp">
                        <figcaption>Mete Yarar: İran, Körfez ülkelerine yönelik saldırılar yaparak hata yapıyor</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Mete Yarar, Haber Global'in<strong> "Hilal Özdemir ile Mesele"</strong> programına konuk olarak Ortadoğu'daki tansiyonu ve İran'ın son hamlelerini detaylı bir şekilde değerlendirdi. Güvenlik politikaları uzmanı Yarar, İran'ın Körfez ülkelerine yönelik enerji altyapısı saldırılarının bölgede yarattığı kaosun en büyük kazananının İsrail olduğunu vurguladı.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=TRKqrScrPdA"><strong><span style="color:#c0392b">METE YARAR'IN AÇIKLAMASINI İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ.</span></strong></a><br />
<br />
Uzman isim, İran'ın mevcut tutumunun bölgeyi daha da istikrarsızlaştırdığını, Körfez ülkeleriyle diplomasi yerine çatışmayı tercih etmenin tarihi bir hata olduğunu belirterek sözlerini tamamladı: İran'ın bu politikalarıyla aslında kendi ayağına sıkmakta olduğunu ve nihai kazancın İsrail'e kaldığını bir kez daha yineledi. Program, Ortadoğu'daki gerilimin Körfez'e sıçraması ve potansiyel bölgesel savaş riskini en net şekilde ortaya koyan yayınlardan biri olarak dikkat çekti.</p>

<p>Yarar, programda şu çarpıcı ifadeleri kullandı: &nbsp;<br />
<em><strong>"Bu savaşın bugüne kadar geldiği noktada İran'ın kazançlı çıkma şansı yok. Buradan kazançlı çıkacak tek ülke İsrail. Bölge ülkeleri de bunu böyle söylüyor, diğer aktörler de aynı görüşte. İran'ın bölge ülkelerini şiddetli şekilde vurmaya devam etmesi, özellikle enerji altyapılarını hedef alması, aslında İsrail'in farklı bir yapıyla herkesi birbirine düşürmesini sağlıyor ve bunu başarıyla yapıyor." </strong></em>ifadelerini kullandı.<br />
<br />
Yarar devamında:<em><strong> "Bir müddet sonra ülkeler karşı tedbirle saldırıya başlayacaklar. Yani kendilerinden saldırı yapacaklar. Kime? İran'a karşı. hiç istemediğiniz, Ortadoğu'da hiç isteyemeyeceğiniz bir ortamı aslında İsrail'le verecekler"</strong></em></p>

<p>Yarar, İran'ın bu politikasıyla Körfez ülkelerini doğrudan karşısına aldığını belirterek, özellikle Katar örneğini öne çıkardı. Katar'ın bugüne kadar İran konusunda en fazla arabuluculuk yapan, saldırı girişiminde bulunmamış ve uyumlu ilişkiler sürdüren bir ülke olduğunu hatırlatan Yarar, şu değerlendirmeyi yaptı: &nbsp;<br />
<em><strong>"İran, dost ve müttefik olarak gördüğü Katar'ı tamamen karşısına aldı. Katarlı Dışişleri Bakanı ile toplantıdaydık; çok ilginç bir tabir kullandı. Katar gibi arabuluculuk yapan bir ülkeyi karşısına almak, İran'ın stratejik bir hata yaptığının açık göstergesidir."</strong></em></p>

<p>Programda Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın açıklamalarına da atıfta bulunan Yarar, Fidan'ın ABD ile İran arasındaki askeri-teknolojik üstünlüğün kıyaslanamayacağını söylediğini aktardı. Fidan'ın sözlerini şöyle özetledi: &nbsp;<br />
<br />
<em><strong>"Amerika Birleşik Devletleri ile İran'ı askeri ve teknolojik olarak karşılaştırmak mümkün değil. Çok doğru bir tabir. Peki bu boşluğu İran nasıl doldurmalıydı? Askeri boşluğu diplomasi ve stratejiyle doldurmalıydı. Türkiye bu fırsatı verdi: Gelin sorunu beraber çözecek masalar kuralım, İstanbul’da önerildi."</strong></em></p>

<p>Ancak İran'ın bu diplomatik yolu tercih etmeyip askeri denge kurmaya yöneldiğini belirten Yarar, bunun büyük bir strateji eksikliği olduğunu vurguladı: &nbsp;<br />
<em><strong>"Stratejiden vazgeçip sadece askeri dengeyle sağlamaya kalkarsanız, İran'ın stratejisinin tutma ihtimali yok. Bu yol, ülkeyi daha da yalnızlaştırıyor ve zayıflatıyor."</strong></em></p>

<p>Yarar, sürecin en kritik sonucunun Körfez ülkelerinin İran'a karşı doğrudan harekete geçme riski olduğunu ifade etti. Trump'ın daha önce "Bu savaşa katılacak müttefikler arıyoruz" dediğini hatırlatarak, artık müttefik aramaya gerek kalmayabileceğini söyledi: &nbsp;<br />
<em><strong>"Dünkü yansıyan görüntüler ve toplantılardaki hava şuraya işaret ediyor: Körfez ülkeleri bundan sonraki aşamada kendiliğinden karşı tedbir alacak, hatta saldırıya geçecek. Hiç istemediğimiz bir senaryo gerçekleşiyor; Körfez ülkeleri İran'a karşı savaşa dahil olacak. İsrail bu ortamı 'ekmeğin üzerine tereyağı ve bal sürerek' yarattı."</strong></em></p>

<p>Hilal Özdemir'in <em><strong>"Körfez ülkelerinin İran'a yanıt vermesi ve doğrudan savaş çıkması senaryosundan mı söz ediyorsunuz?" </strong></em>sorusuna Yarar net bir şekilde <em><strong>"Aynen öyle. Savaşa dahil olmaları"</strong></em> yanıtını verdi.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=TRKqrScrPdA"><strong><span style="color:#c0392b">METE YARAR'IN AÇIKLAMASINI İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ.</span></strong></a><br />
&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turkmen-alevi-bektasi-vakfindan-ramazan-bayrami-mesaji-3117</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 22:28:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı’ndan Ramazan bayramı mesajı</h1>
                        <h2>Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı Ramazan Bayramı mesajı yayınladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/turkmen-alevi-bektasi-vakfindan-ramazan-bayrami-mesaji-1773948996.webp">
                        <figcaption>Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı’ndan Ramazan bayramı mesajı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı Başkanı Özdemir Özdemir, Ramazan bayramı mesajı yayınladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Özdemir, yayınladığı bayram mesajında, “<em><strong>Ramazan Bayramınızı en içten dileklerimle kutlar, sağlık mutluluk ve esenlikler dilerim</strong></em>” ifadelerine yer verdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-03-19%20at%2015_14_02.jpeg" style="height:800px; width:672px" /></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hacibektas-ve-turkistan-kardes-sehir-olacak-3116</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 22:04:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Hacıbektaş ve Türkistan “Kardeş Şehir” olacak</h1>
                        <h2>TBMM Türk Devletleri Parlamenter Asamblesi (TÜRKPA) heyetiyle birlikte Kazakistan’ın Türkistan şehrinde temaslarda bulunan CHP Tokat Milletvekili Kadim Durmaz, Türkistan Belediye Başkanı Turashbekov Abdisattarovich ile şehri Hacıbektaş ilçesi ile kardeş şehir yapmak üzere görüştüğünü ve olumlu cevap aldığını açıkladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/hacibektas-ve-turkistan-kardes-sehir-olacak-1773947503.webp">
                        <figcaption>Hacıbektaş ve Türkistan “Kardeş Şehir” olacak</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Sekizinci Gün Gazetesi’nin haberine göre, TBMM Türk Devletleri Parlamenter Asamblesi (TÜRKPA) heyetiyle birlikte Kazakistan’ın Türkistan şehrinde temaslarda bulunan CHP Tokat Milletvekili Kadim Durmaz, Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan bin yıllık manevi mirası güçlendirecek önemli bir adım attı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Durmaz, Hacı Bektaş Veli’nin diyarı Hacıbektaş ile Hoca Ahmed Yesevi’nin şehri Türkistan’ın “<em><strong>kardeş şehir</strong></em>” olması için ilk resmi görüşmelerin gerçekleştirildiğini açıkladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türk-İslam irfan geleneğinin önemli merkezlerinden biri olan Türkistan’da çeşitli ziyaretlerde bulunan TÜRKPA heyeti, bölgedeki tarihi ve manevi mirasa dikkat çekti. Heyet, Yesevi geleneğinin önemli isimlerinden Arslan Baba’nın türbesini de ziyaret etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyaret kapsamında açıklamalarda bulunan Kadim Durmaz, Anadolu’nun manevi mimarları olarak kabul edilen Horasan erenlerinin mirasına vurgu yaptı. Hoca Ahmed Yesevi’nin “<em><strong>Nerde görsen gönlü kırık, merhem ol; öyle mazlum yolda kalsa, yoldaşı ol</strong></em>” ve Hacı Bektaş Veli’nin “<strong><em>İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır</em></strong>” sözlerini hatırlatan Durmaz, bu değerlerin günümüzde de toplumun ortak hafızasında yaşadığını ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Durmaz, “<em><strong>Hacı Bektaş Veli başta olmak üzere Sarı Saltuk, Ahi Evran, Abdal Musa ve nice gönül insanının bıraktığı miras; birlik, kardeşlik, adalet, ahlak ve emek anlayışımızın temelini oluşturmaktadır</strong></em>” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyaretin en dikkat çekici gelişmelerinden biri ise Hacıbektaş ile Türkistan arasında “<strong><em>kardeş şehir</em></strong>” ilişkisi kurulması yönündeki girişim oldu. Kadim Durmaz, bu öneriyi Türkistan Belediye Başkanı Turashbekov Abdisattarovich ile paylaştıklarını belirtti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Söz konusu girişimin kültürel ve turistik iş birliklerini artıracağını vurgulayan Durmaz, “<em><strong>Bu adımın gönül bağımızı daha da güçlendireceğine inanıyoruz. Hayata geçirmek için üzerimize düşen görevi kararlılıkla sürdüreceğiz</strong></em>” ifadelerini kullandı.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenlerinden-ramazan-bayrami-mesaji-3115</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 17:27:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Horasan Erenleri’nden Ramazan Bayramı mesajı</h1>
                        <h2>Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Ramazan Bayramı dolayısıyla kutlama mesajı yayınladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/horasan-erenlerinden-ramazan-bayrami-mesaji-1773931024.webp">
                        <figcaption>Horasan Erenleri’nden Ramazan Bayramı mesajı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Ramazan Bayramı dolayısıyla yayınladığı kutlama metninde, “<em><strong>zalimlere karşı birlik olma, mezhepçiliğe ve her türlü ayrışmaya karşı millet olarak kenetlenme</strong></em>” mesajı verdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İŞTE, O MESAJ:</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Türk Milletinin ve İslam dünyasının Ramazan Bayramı kutlu olsun!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu olarak, zalimlere karşı birlik olma, mezhepçiliğe ve her türlü ayrışmaya karşı millet olarak kenetlenme bilinciyle, Ramazan Bayramı’nın birlik, kardeşlik ve dayanışma duygularını güçlendiren bir vesile olmasını gönülden temenni ediyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bayram günlerinde mazlumların yanında olmanın, insanî değerleri ve adaleti yaşatmanın önemini bir kez daha hatırlıyor, başta emperyalizmin ve siyonizmin saldırı ve tehditi altındaki İran ve Filistin halkları olmak üzere, tüm Müslümanların bayramını kutluyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/T%C3%BCrk%20Milletinin%20ve%20%C4%B0slam%20d%C3%BCnyas%C4%B1n%C4%B1n.png" style="height:800px; width:800px" /></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/musluman-ulkeler-dis-isleri-bakanlari-israili-kinadi-3114</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 16:56:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Müslüman ülkeler dış işleri bakanları İsrail'i kınadı!</h1>
                        <h2>Türkiye, 12 Müslüman ülkenin Dışişleri Bakanı'nın Riyad'daki toplantısının sonunda duyurulan ortak açıklamaya, savaşın esas sorumlusunun İsrail olduğunu ekletti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/musluman-ulkeler-dis-isleri-bakanlari-israili-kinadi-1773928928.webp">
                        <figcaption>Müslüman ülkeler dış işleri bakanları İsrail'i kınadı!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Türkiye, Azerbaycan, Suriye, Bahreyn, Mısır, Ürdün, Kuveyt, Lübnan, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) dışişleri bakanları, İran'ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarını ele almak üzere Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da bir istişare toplantısı yaptılar.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">KÖRFEZ ÜLKELERİNE YAPILAN İRAN SALDIRILARINA TEPKİ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Körfez ülkeleri, İran'ın kendilerini hedef alarak ABD'ye karşı şantaj aracı olarak kullanmak istemesinden duyduğu rahatsızlığı dile getirdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Edinilen bilgilere göre, ABD ve İsrail tarafından İran'a yönelik saldırıların ise toplantının konusu olmadığı kaydedildi.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">TÜRKİYE DEVREYE GİRDİ, İSRAİL'E TEPKİ AÇIKLAMAYA EKLETİLDİ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak bu noktada Türkiye devreye girdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplantı sonrası yapılan ortak açıklamaya, İsrail'i eleştiren kısmı Ankara ekletti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye, savaşın gerçek sorumlusu olarak İsrail'in yayılmacı politikalarına işaret edilmesini sağladı.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">TÜRKİYE, İRAN KONUSUNDA SOĞUKKANLI VE SAĞDUYULU</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Bilindiği üzere, Türkiye'nin İran konusunda soğukkanlı ve sağduyulu bir politikası var. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İran'dan ateşlenen füzelere rağmen Türkiye soğukkanlılığını şu ana kadar korudu ve İran'ı doğrudan hedef almadı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak Ankara, İran'ın Körfez ülkelerine yaptığı saldırılardan da rahatsız. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu saldırıların, bölgedeki gerilimi daha fazla artırdığını ve&nbsp;ekonomik istikrarsızlık başta olmak üzere gelişmelerin&nbsp;dünyayı kötü etkilediğini söylüyor.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">AÇIKLAMA METNİ ŞU ŞEKİLDE:</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">1. Türkiye Cumhuriyeti, Azerbaycan Cumhuriyeti, Bahreyn Krallığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Kuveyt Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Katar Devleti, Suudi Arabistan Krallığı, Suriye Arap Cumhuriyeti, ve Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanları, İran saldırılarına ilişkin olarak hicri 29 Ramazan 144, miladi 18 Mart 2026 Çarşamba günü Riyad’da istişari bir bakanlar toplantısı gerçekleştirmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">2. Bakanlar, İran'ın Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerine, Ürdün Haşimi Krallığı'na, Azerbaycan Cumhuriyeti'ne ve Türkiye Cumhuriyeti'ne yönelik saldırılarını ele almış; balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla gerçekleştirilen ve yerleşim alanlarını, sivil altyapıyı -petrol tesisleri, tuzdan arındırma tesisleri, havalimanları, konut binaları ve diplomatik misyonlar dahil- hedef alan bu kasıtlı İran saldırılarını kınadıklarını ve reddettiklerini teyit etmişlerdir. Bakanlar, bu tür saldırıların hiçbir gerekçeyle veya hiçbir şekilde meşrulaştırılamayacağını vurgulamışlardır. Ayrıca devletlerin, Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesi uyarınca kendilerini savunma hakkına sahip olduklarını ifade etmişlerdir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">3. Bakanlar, İran'a saldırılarını derhal durdurma çağrısında bulunmuş ve uluslararası hukuk, uluslararası insancıl hukuk ve iyi komşuluk ilkelerine saygı gösterilmesinin, tırmanmanın sona erdirilmesi, bölgenin güvenlik ve istikrarının sağlanması ve krizlerin çözümünde diplomasinin teşvik edilmesi için ilk adım olduğunu vurgulamışlardır. Bakanlar ayrıca İran ile ilişkilerin geleceğinin, devletlerin egemenliğine saygı gösterilmesine, iç işlerine karışılmamasına, egemenliklerinin veya topraklarının herhangi bir şekilde ihlal edilmemesine ve askeri kabiliyetlerin bölge ülkelerini tehdit edecek şekilde kullanılmaması veya geliştirilmemesine bağlı olduğunu belirtmişlerdir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">4. Bakanlar, İran'ın, tüm saldırıların derhal durdurulmasını, komşu devletlere yönelik her türlü provokatif eylem veya tehdidin koşulsuz biçimde sona erdirilmesini ve İran'ın kendi hedeflerine hizmet etmek üzere Arap ülkelerindeki bağlantılı milisleri destekleme, finanse etme ve silahlandırma faaliyetlerini durdurmasını öngören 2817 (2026) sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Kararı'nı uygulama yükümlülüğüne uyması gerektiğini vurgulamışlardır. Ayrıca İran'ın, Hürmüz Boğazı'nda uluslararası deniz trafiğini kapatmaya veya engellemeye yönelik herhangi bir tedbir veya tehdide başvurmaktan ve Bab el-Mendeb'de deniz güvenliğini tehlikeye atmaktan kaçınması gerektiğini ifade etmişlerdir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>5. Bakanlar, Lübnan'ın güvenliği, istikrarı ve toprak bütünlüğüne desteklerini yinelemiş; Lübnan devletinin egemenliğinin ülkenin tüm topraklarında etkinleştirilmesini ve silahların devletin tekelinde tutulmasına ilişkin Lübnan hükümeti kararını desteklediklerini belirtmişlerdir. Ayrıca İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırganlığını ve bölgedeki yayılmacı politikasını kınamışlardır.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">6. Bakanlar, gelişmeleri izlemek ve ortaya çıkan meseleleri değerlendirmek amacıyla bu konudaki yoğun istişare ve koordinasyonu sürdürme kararlılıklarını teyit etmiş; ortak tutumların oluşturulmasını ve güvenlik, istikrar ve egemenliklerini korumak, İran’ın topraklarına yönelik HAİN saldırılarını durdurmak için gerekli meşru tedbir ve uygulamaların benimsenmesini sağlayacak şekilde çalışmalarını sürdüreceklerini ifade etmişlerdir."</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ardan-zenturk-putinin-kuba-konusunda-trump-a-soyleyecegi-fazla-bir-lafi-yok-3113</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 00:12:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ardan Zentürk: Putin'in Küba konusunda Trump' a söyleyeceği fazla bir lafı yok</h1>
                        <h2>Ardan Zentürk, YouTube kanalında yayınladığı sert analizde, Rusya ve özellikle Vladimir Putin'i Küba krizi bağlamında ağır şekilde eleştirdi. Zentürk, Rusya'nın geleneksel müttefiki Küba'ya karşı gösterdiği acizliği, "tam bir utanç tablosu" ve "stratejik çöküşün somut kanıtı" olarak nitelendirdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/ardan-zenturk-putinin-kuba-konusunda-trump-a-soyleyecegi-fazla-bir-lafi-yok-1773869651.webp">
                        <figcaption>Ardan Zentürk: Putin'in Küba konusunda Trump' a söyleyeceği fazla bir lafı yok</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Ardan Zentürk, YouTube kanalında yayınladığı sert analizde, Rusya ve özellikle Vladimir Putin'i Küba krizi bağlamında ağır şekilde eleştirdi. Zentürk, Rusya'nın geleneksel müttefiki Küba'ya karşı gösterdiği acizliği, "tam bir utanç tablosu" ve "stratejik çöküşün somut kanıtı" olarak nitelendirdi.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=k_qTu6nKa70"><span style="color:#c0392b"><strong>ARDAN ZENTÜRK'ÜN VİDEOLU AÇIKLAMASINI İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ</strong></span></a><br />
<br />
<br />
<strong>"RUSYA, BİR DAMLA PETROLÜ KÜBA'YA GÖNDEREMİYOR"</strong><br />
<br />
Zentürk, analizini <strong>"Avrasyacı dostlarım ne diyecek acaba?" </strong>sorusunu sorarak Rusya'nın pozisyonunu "yenilgi üstüne yenilgi" olarak özetledi.<br />
<br />
Ardan Zentürk açıklamasında şunları kaydetti:<br />
<br />
<em><strong>"Rusya zaten bir petrol ülkesi. Yani Rusya'nın elindeki petrolle Küba ihya doluşur değil mi? Venezuela lideri Nicolas Maduro'nun Ocak ayı başında etkisiz hale getirilmesinden bu yana Venezuela'dan Küba'ya akmakta olan petrol damlası gitmiyor.&nbsp; Bir yasal petrol tankeri. Hadi gölge tanker demeyelim. Nasıl gidip de petrol alamıyor Rusya'dan? Çünkü şu anda Küba'da elektrik kesintileri artık tamamen sabitlenmiş durumda. Ülkede hayat bitmek üzere ve bu noktaya gelene kadar Rusya hiçbir şey yapamadı. Hiçbir şey yapamadı."dedi.</strong></em><br />
<br />
Ardan Zentürk açıklamasının devamında ise, <em><strong>"Rusya'nın Ukrayna'da düşmüş olduğu durumun açık bir örneğidir.Aklınıyla çalışan liderler bu hale gelmez. 4 yıldır bir savaşı sürdürüyor ve bu savaşı lehine sonuçlandırabilmek için Putin'in Amerikan başkanı Trump'ın kendisine duymakta olduğu sempatiye ihtiyacı var. Ama aynı Trump Putin'i habire sirkeliyor."</strong></em> ifadelerini kullandı.</p>

<p><br />
Zentürk, ABD Başkanı Donald Trump'ın Küba'ya yönelik küstah açıklamasını hatırlattı: Trump, ambargo ve baskıyla adayı içten çürüttüğünü belirterek, <em><strong>"Artık Küba'ya ne istersem onu yaparım. Onu onuruyla teslim almaya hazırlanıyorum"</strong></em> dediğini aktardı. Bu sözlere Kremlin'den gelen yanıtın ise <em><strong>"boş laf"</strong></em> olduğunu vurgulayan Zentürk, Sözcü Dmitriy Peskov'un <em><strong>"Her türlü yardıma hazırız, Küba ile uzman düzeyinde temas sürüyor, insani sorunları çözmekte kararlıyız"</strong></em> açıklamasını alaycı bir dille yorumladı: <em><strong>"Petrol ülkesi Rusya, Küba'ya bir damla mazot gönderemiyor ama 'yardım etmeye hazırız' diyor. Bu, resmen maskara olma hali!"</strong></em></p>

<p>Analizinde Rusya'nın başarısızlıklarını sıralayan Zentürk, şu noktalara özellikle yüklendi:</p>

<p>* Venezuela'da Nicolas Maduro'yu koruyamayan Rusya, Maduro'nun Ocak 2026 başında "etkisiz hale getirilmesi" sonrası Küba'ya giden petrol akışını tamamen kaybetti. <em><strong>"Maduro sırtını Rusya ve Çin'e dayamış, 'Amerikan emperyalizmine direniyorum' sanıyordu; şimdi New York'ta hapiste, karısının akıbeti meçhul. Bu, Putin ve Çin için utanç verici bir hezimet!"</strong></em></p>

<p>* İran'da da benzer bir fiyasko yaşandığını belirten Zentürk, Çin'le yapılan 25 yıllık 40 milyar dolarlık petrol anlaşması, Kuşak ve Yol Girişimi (BRI) ve Şanghay İşbirliği Örgütü gibi <strong>"ABD-NATO alternatifi" </strong>yapıların hiçbir işe yaramadığını söyledi. <em><strong>"İran'da adamı vuruyorlar, öldürüyorlar, sürekli suikastlar… Putin yakında İran'da tanıdık yüz bulamayacak. Karşılığında? Büyük bir süper sessizlik! Ne işe yarıyor bu ittifaklar?"</strong></em></p>

<p>, En ağır eleştiriyi ise Küba'ya yönelik yaptı: <em><strong>"Soğuk Savaş'tan beri, 1950'lerden itibaren kayıtsız şartsız en sadık müttefikiniz Küba. 1962 Füze Krizi'nde nükleer işgal tehdidine rağmen Fidel Castro ve Che Guevara sayesinde ayakta kaldı. Şimdi elektrik kesintileri sabitlenmiş, ülke çöküşün eşiğinde, hayat bitmek üzere… Ve sen, petrol devi Rusya, hâlâ tek bir tanker yollayamıyorsun! 18 Şubat'ta Küba Dışişleri Bakanı Moskova'ya gelip Lavrov'la görüştü; ne oldu? Hiçbir şey! Bu, Putin'in 4 yıldır Ukrayna batağında saplanıp kaldığının, beynini kullanamayan bir lider olduğunun açık ispatı!"</strong></em></p>

<p>Zentürk, Trump'ın Putin'i sürekli "sirkeler" nitelikte açıklamalar yaptığını, Marco Rubio'nun <em><strong>"Küba'yı finalize ediyoruz; yönetim değişecek, bizim lafımızı dinleyen adam gelecek, Komünist Parti kalsa da umurumuzda değil" </strong></em>sözlerini aktararak, <em><strong>"İş fiilen kaybedilmiş. Kremlin hâlâ 'muhataplarımızla görüşüyoruz' </strong></em>diye oyalanıyor" dedi.</p>

<p>Küba Devlet Başkanı'nın <em><strong>"ABD her gün anayasal düzeni devirme tehdidi yapıyor, 60 yılı aşkın ambargo altında yaşamaya alıştık, Venezuela gibi olmayacağız; gelenler devrimci direnişle karşılaşır" yanıtını anımsatan Zentürk, buna rağmen Rusya'nın hiçbir somut adım atamadığını belirterek sözlerini tamamladı: "Putin'in Küba konusunda Trump'a söyleyecek tek kelimesi bile yok. Ukrayna'da kendi çukuruna düşen bu adam, artık müttefiklerini de kurtaramıyor. Bu, tam bir stratejik iflas ve rezalet!"dedi.</strong></em><br />
<br />
İran'ı da örnek gösteren Zentürk, Çin ile 25 yıllık 40 milyar dolarlık petrol anlaşması yapan, Kuşak ve Yol Girişimi (BRI) ve Şanghay İşbirliği Örgütü gibi yapılarla ABD-NATO alternatifi oluşturmaya çalışan İran'da sürekli suikast ve saldırıların yaşandığını, Putin ve Çinlilerin tanıdık isim bulamayacak noktaya gelebileceğini, buna karşılık büyük bir <strong>"sessizlik" </strong>olduğunu belirtti.<br />
<br />
ABD tarafında Marco Rubio'nun<em><strong> "Küba işini finalize etmek üzereyiz, yönetim değişecek, bizim lafımızı dinleyen adam gelecek, Komünist Parti kalabilir ama umurumuzda değil" </strong></em>dediğini aktaran Zentürk, Küba Devlet Başkanı'nın ise "ABD her gün anayasal düzeni zorla devirme tehdidi yapıyor, 60 yılı aşkın ambargo altında yaşamaya alıştık, Venezuela gibi olmayacağız, buraya gelenler devrimci direnişle karşılaşır" yanıtını verdiğini hatırlattı.<br />
<br />
Sonuç olarak Zentürk, Ukrayna savaşında kendi batağına saplanan Putin'in Küba konusunda da Trump'a karşı söyleyecek fazla sözü olmadığını, işin fiilen kaybedildiğini savundu ve analizini<strong> "Hoşça kalın"</strong> diyerek bitirdi.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=k_qTu6nKa70"><span style="color:#c0392b"><strong>ARDAN ZENTÜRK'ÜN VİDEOLU AÇIKLAMASINI İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ</strong></span></a></p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/sah-i-merdan-hz-ali-paneli-ve-sultan-nevruz-cemi-duzenleniyor-3112</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 18 Mar 2026 23:18:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Şah-ı Merdan Hz. Ali Paneli ve Sultan Nevruz Cemi düzenleniyor</h1>
                        <h2>Alevi Gençler Derneği ve Erenlerin İzinde Genç Topluluğu, inanç dünyasının önemli merkezlerinden Tunceli’de geniş kapsamlı bir etkinlik programına imza atmaya hazırlanıyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/sah-i-merdan-hz-ali-paneli-ve-sultan-nevruz-cemi-duzenleniyor-1773865480.webp">
                        <figcaption>Şah-ı Merdan Hz. Ali Paneli ve Sultan Nevruz Cemi düzenleniyor</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;">Alevi Gençler Derneği ve Erenlerin İzinde Genç Topluluğu, inanç dünyasının önemli merkezlerinden Tunceli’de geniş kapsamlı bir etkinlik programına imza atmaya hazırlanıyor. <strong>28 Mart 2026</strong> tarihinde gerçekleştirilecek organizasyon, hem akademik bir paneli hem de manevi bir buluşma olan Sultan Nevruz Cemi’ni bir araya getirecek.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-03-18%20at%2021_19_00.jpeg" style="height:640px; width:800px" /></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><strong>Panel ve Deyiş Dinletisi ile Kültürel Yolculuk</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;">Etkinliğin ilk bölümü, saat <strong>13:00’te Munzur Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi’nde</strong> başlayacak. <em>"Sözlü ve Yazılı Geleneğimizde Şah-ı Merdan Hz. Ali"</em> başlığıyla düzenlenecek olan panelde, Hz. Ali’nin tarihsel ve inançsal boyutu genç isimler tarafından ele alınacak. Panel programı, kültürel mirası notalara döken bir deyiş dinletisiyle taçlanacak.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;">Organizasyon komitesinden yapılan açıklamada, panel sonunda katılımcılara yönelik sürpriz çekilişlerin gerçekleştirileceği bildirildi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><strong>Sultan Nevruz Coşkusu Cemevinde Yaşanacak</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;">Günün ikinci bölümünde ise manevi iklim, <strong>SorpiyanCemevi’ne</strong> taşınacak. Sultan Nevruz vesilesiyle bir araya gelecek olan canlar, saat <strong>16:00’da</strong> kurulacak lokma sofrasında paylaşımın ve birliğin tadına varacak. Ardından saat <strong>17:00 itibarıyla</strong> başlayacak olan <strong>Sultan Nevruz Cemi</strong> ile program sona erecek.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-03-18%20at%2021_19_00%20(1).jpeg" style="height:800px; width:566px" /></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><strong>Gençlerden Birlik ve Beraberlik Çağrısı</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;">Alevi Gençler Derneği ve Erenlerin İzinde Genç Topluluğu temsilcileri, Tunceli’deki tüm canları bu anlamlı günde bir arada olmaya davet ederek; geleneğin gelecek nesillere aktarılmasının ve inanç değerlerinin yaşatılmasının önemine dikkat çekti.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><strong>PROGRAM AKIŞI:</strong></span></span></p>

<ul>
	<li><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><strong>Tarih:</strong> 28 Mart 2026</span></span></li>
	<li><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><strong>13:00:</strong> Panel ve Deyiş Dinletisi (Munzur Üni. Kongre ve Kültür Merkezi)</span></span></li>
	<li><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><strong>16:00:</strong> Lokma Dağıtımı (SorpiyanCemevi)</span></span></li>
	<li><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><strong>17:00:</strong> Sultan Nevruz Cemi (SorpiyanCemevi)</span></span></li>
</ul>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/mustafa-firat-yazdi-yolun-sirri-gonul-birligi-ve-koklere-donus-3111</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 18 Mar 2026 21:53:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Mustafa Fırat yazdı: Yol’un Sırrı: Gönül birliği ve köklere dönüş</h1>
                        <h2>Eğitimci ve eski Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkan Danışmanı Mustafa Fırat, Alevilerin ve Aleviliğin geleceği konusunda dikkat çeken bir makale kaleme aldı. Fırat’ın makalesini alevihaberler.com.tr haber sitesi olarak bu konuyu gündeme getirmek ve tartışmaya açmak amacıyla yayınlıyoruz. Umarız, Alevi Bektaşi toplumu kendi geleceğini ancak kendisinin belirleyebileceği bilinci ile fikir üreterek yolumuzun güçlenmesine katkı verir. Aksi halde, başkalarının yazdığı senaryoların esiri olmak dışında seçenek yoktur.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/mustafa-firat-yazdi-yolun-sirri-gonul-birligi-ve-koklere-donus-1773861896.webp">
                        <figcaption>Mustafa Fırat yazdı: Yol’un Sırrı: Gönül birliği ve köklere dönüş</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong><span style="color:#000000">YOLUN SIRRI: GÖNÜL BİRLİĞİ VE KÖKLERE DÖNÜŞ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Anadolu toprakları, yüzyıllardır farklı renklerin, inançların ve seslerin bir arada yoğrulduğu devasa bir vicdan kazanıdır. Bu kazanın en kıymetli harçlarından biri kuşkusuz Alevilik inancıdır. Son dönemde akademik ve siyasi mecralarda sıkça tartışılan “Alevi kurumlarının siyasallaşması” meselesine, gelin bugün karamsar gözlüklerimizi çıkarıp, ortak geleceğimizin aydınlık penceresinden bakalım.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">TARİHİN İMBİKLERİNDEN SÜZÜLEN KARDEŞLİK</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilik, Horasan’dan Anadolu’ya süzülen, göçebelikten yerleşik hayata geçişin o tertemiz İslamlaşma neşesidir. Bu yol; “Hakk-Muhammed-Ali” sevgisiyle örülmüş, insanı merkezine alan, barışı ve sevgiyi esas kılan bir gönül yolculuğudur. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e kadar geçen sürede çeşitli zorluklar yaşanmış olsa da, Alevi toplumu Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte modern Türkiye’nin eşit yurttaşları olma yolunda dev bir adım atmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün dönüp geriye baktığımızda, Maraş’tan Çorum’a, Sivas’tan metropollerdeki gecekondulaşma sancılarına kadar pek çok acı hatıra görebiliriz. Ancak bu acılar, bizi birbirimize düşürmek yerine, demokratik hak ve özgürlükler zemininde daha sıkı kenetlenmemiz gerektiğini hatırlatan acı birer tecrübe olmalıdır. Kırsaldan kente göçle birlikte sarsılan “ocak sistemi” ve geleneksel yapı, aslında modern dünyada kendini yeniden var etme mücadelesi vermektedir.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">SİYASETİN ÖTESİNDE HAKİKAT</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Günümüzde Alevi kurumlarının siyasallaşması, bazen inancın özünü gölgeleyen bir gerilim hattına dönüşebiliyor. Özellikle Avrupa merkezli bazı oluşumların, Aleviliği tarihsel ve inançsal köklerinden kopararak, onu bir “kültürel kimlik” veya siyasi bir enstrüman gibi sunma çabaları dikkat çekicidir. Aleviliği İslam dışı göstermeye çalışan “Alisiz Alevilik” gibi yapay kurgular, sadece inanca değil, bu toprakların bin yıllık kardeşlik hukukuna da zarar vermektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak umut tam da burada yeşeriyor: Alevi toplumu, kendi içindeki bu marjinal ve ayrıştırıcı söylemleri fark edecek derin bir irfana sahiptir. Küresel operasyonların veya etnik ayrılıkçı hareketlerin gölgesinde kalmak yerine, kendi öz değerlerine; yani barışa, adalete ve devletle bütünleşen milli birliğe sarılmak, bu toplumun genetik kodlarında mevcuttur.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">DEVLET VE TOPLUM EL ELE: YENİ BİR DÖNEM</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Son yıllarda atılan adımlar, geleceğe dair umutlarımızı tazelemektedir. 2009-2010 yıllarındaki Alevi Çalıştayları ile başlayan süreç, 2022 yılında <strong>Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı</strong>'nın kurulmasıyla kurumsal bir boyut kazanmıştır. Belki tüm talepler henüz tam anlamıyla karşılanmamış, cemevlerinin statüsü konusundaki tartışmalar nihayete ermemiş olabilir; ancak “diyalog kapısının” ardına kadar açılmış olması bile başlı başına bir devrimdir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi toplumunun haklı talepleri bellidir:</span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Cemevlerinin yasal statüsünün tam olarak netleşmesi.</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Eğitim müfredatında inancın doğru temsili.</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Kamu istihdamında liyakatin esas alınması.</span></p>
	</li>
</ul>

<p><span style="color:#000000">Bu talepler, sadece Alevilerin değil, daha demokratik ve adil bir Türkiye özlemi duyan her vatandaşın ortak arzusudur. Devletin bu taleplere temkinli yaklaşmasının ardındaki “güven bunalımı” aşıldıkça, çözümlerin sağanak gibi yağacağına şüphe yoktur.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">YARINLARA BAKARKEN</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Sonuç olarak, Alevi kurumları aşırı siyasallaşmanın yarattığı toz bulutundan sıyrıldıkça, Anadolu’nun o duru pınarı yeniden gür akmaya başlayacaktır. Çözüm; Avrupa’nın başkentlerinden ithal edilen yapay ideolojilerde değil, Hacı Bektaş-ı Veli’nin “Bir olalım, iri olalım, diri olalım” düsturundadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Eğer Alevi toplumu, kendi haklı mücadelesini siyasi ikballerine alet edenlerden arınır ve devlet de kucaklayıcı tavrını somut adımlarla pekiştirirse, bu topraklarda hiçbir güç kardeşliğimizi bozamaz. Gün, birbirimizin eksikliğini arama günü değil; ortak değerlerimizde buluşma günüdür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gelecek, samimiyetle kurulan köprülerin üzerinde yükselecektir. Ve o köprüden hep beraber, el ele geçeceğiz.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">MUSTAFA FIRAT / ANKARA</span></strong></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/herkesi-mezhepci-ayrismalara-karsi-uyanik-olmaya-davet-ediyoruz-3110</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 18 Mar 2026 14:18:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Herkesi mezhepçi ayrışmalara karşı uyanık olmaya davet ediyoruz!</h1>
                        <h2>Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu, kamuoyu ile paylaştığı basın açıklamasında, ülkemizde ve bölgemizde kışkırtılan mezhepçiliğe dikkati çekerek “Ülkemizin ve bölgemizin sorunlarının çözümü, bin yıllık yaraları kaşımaktan değil; insan haklarından, hukuktan, akıldan, bilimden, demokrasiden ve adaletten geçer” ifadelerini kullandı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/herkesi-mezhepci-ayrismalara-karsi-uyanik-olmaya-davet-ediyoruz-1773832886.webp">
                        <figcaption>Herkesi mezhepçi ayrışmalara karşı uyanık olmaya davet ediyoruz!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu, bölgemizdeki gelişmeler hakkında basın açıklaması yaptı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Son dönemde ülkemizde ve bölgemizde mezhepçiliğin kışkırtıldığına dikkati çeken Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu açıklamasında, “Devletimizin; emperyalist ve siyonist odakların bölgeyi parçalama stratejilerine karşı sergilediği dik duruşu ve Sayın Cumhurbaşkanımızın mezhepçilik konusundaki “tehlikeli cephe” uyarılarını kıymetli buluyor; bu kararlı tutumun sürdürülmesini bekliyoruz.” ifadelerine yer verildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Basın açıklamasının tam metni şöyle: </span></p>

<p><span style="color:#000000">“Bir köyde bir insan açlıktan ölürse, bütün köy katildir.” </span></p>

<p><span style="color:#000000">Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesi, bir dış politika yaklaşımı olduğu kadar bölgemizdeki birliğin ve dirliğin de en temel güvencesidir. Alevi-Bektaşi yolu, insanı mezhebiyle değil “can” oluşuyla görmeyi esas alır. Bugün Orta Doğu’da yaşanan krizler, yalnızca siyasi bir mesele değil; aynı zamanda insani ve vicdani bir sınavdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugüne kadar devletimiz ve hükümetimiz, çevremizdeki savaşlarda tarafsız kalarak ve barışın tesisine yönelik güçlü girişimlerde bulunarak büyük takdir toplamıştır. Devletimizin; emperyalist ve siyonist odakların bölgeyi parçalama stratejilerine karşı sergilediği dik duruşu ve Sayın Cumhurbaşkanımızın mezhepçilik konusundaki “tehlikeli cephe” uyarılarını kıymetli buluyor; bu kararlı tutumun sürdürülmesini bekliyoruz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Komşu ülkelerin egemenliği ve toprak bütünlüğü, Türkiye’nin güvenliğiyle doğrudan ilintilidir. Özellikle İran’ın toprak bütünlüğünün korunması, bölgesel dengeler ve ülkemizin uzun vadeli istikrarı açısından stratejik bir zorunluluktur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Öte yandan, dışarıdan dayatılan müdahaleler ve seçilmiş yöneticilere yönelik suikast girişimleri, uluslararası hukukun açık bir ihlalidir. Bugün İran üzerinden yürütülen siyasal ve askerî baskıları yalnızca bir ülkenin iç işi olarak görmek mümkün değildir. Her millet, kendi istikametini kendi iradesi ve demokrasisi ile tayin etmelidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dijital mecralar üzerinden körüklenen mezhep karşıtlığı, emperyalist odaklarca beslenen ve milli birliğimizi hedef alan açık bir provokasyon çabasıdır. Zulüm, kimden gelirse gelsin zulümdür. Gazze’de yaşanan insanlık suçu, Suriye’de sivillere yönelik katliamlar ve İran’a yapılan saldırılar aynı netlikle reddedilmelidir. Müminlerin emiri Hz. Ali’nin “Bir köyde bir insan açlıktan ölürse, bütün köy katildir” buyruğu, zihniyet inşamızın temel yapı taşlarından biridir. Bu bağlamda mazlumun yanında olmak bizler için bir tercih değil, Kerbela’dan bugüne taşıdığımız tarihsel bir davranış biçimidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu olarak; dini siyasete, mezhebi ise çatışma alanına dönüştüren her türlü yaklaşımı yanlış ve zararlı bulduğumuzu açıkça ifade ediyoruz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Mezhepçilik, hakikati perdeleyen bir körlüktür. Tüm kesimleri; mezhepçi ayrışmalara karşı sağduyuya, birliğe ve dezenformasyona karşı uyanık olmaya davet ediyoruz. Ülkemizin ve bölgemizin sorunlarının çözümü, bin yıllık yaraları kaşımaktan değil; insan haklarından, hukuktan, akıldan, bilimden, demokrasiden ve adaletten geçer. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu vesileyle, şanlı tarihimizin büyük destanlarından Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümünde, başta büyük komutan ve devlet adamı Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, tüm şehit ve gazilerimizi saygı, rahmet ve minnetle anıyoruz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Saygılarımızla. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu </span></p>

<p><span style="color:#000000">18 Mart 2026</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Bas%C4%B1nA%C3%A7%C4%B1klamas%C4%B12026.JPG" style="height:800px; width:566px" /></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozkan-baskanligin-hatasini-biz-duzeltecegiz-3109</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 17 Mar 2026 23:38:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ali Rıza Özkan: Başkanlığın hatasını biz düzelteceğiz!</h1>
                        <h2>Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu ve Alevi Haberler Genel Yayın Yönetmeni Ali Rıza Özkan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın imar yönetmeliğinde cemevleri ile ilgili yaptığı son değişiklikleri masaya yatırdı. Programda özellikle Ocak 2026'da Resmî Gazete'de yayımlanan Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği değişikliği yoğun eleştiriye maruz kaldı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/ali-riza-ozkan-baskanligin-hatasini-biz-duzeltecegiz-1773780814.webp">
                        <figcaption>Ali Rıza Özkan: Başkanlığın hatasını biz düzelteceğiz!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Gazeteci Bora Özizmirli’nin moderatörlüğünde,<strong> ŞAH TV YouTube kanalında</strong> yayınlanan<strong> “Haftaya Bakış” </strong>programında, Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu ve Alevi Haberler Genel Yayın Yönetmeni Ali Rıza Özkan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın imar yönetmeliğinde cemevleri ile ilgili yaptığı son değişiklikleri masaya yatırdı. Programda özellikle Ocak 2026'da Resmî Gazete'de yayımlanan Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği değişikliği yoğun eleştiriye maruz kaldı.<br />
<br />
<a href="https://youtu.be/FBdVytYtn_w?t=189"><span style="color:#c0392b"><strong>ALİ RIZA ÖZKAN'IN AÇIKLAMASINI YOUTUBE ÜZERİNDEN İZLEMEK İÇİN LÜTFEN RESME TIKLAYINIZ</strong></span></a><br />
<br />
<a href="https://youtu.be/FBdVytYtn_w?t=189"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-03-17%20at%2023_45_24.jpeg" style="height:415px; width:800px" /></a><br />
ŞAH TV YouTube kanalında yayınlanan <strong>“Haftaya Bakış” </strong>programı gazeteci Bora Özizmirli’nin moderatörlüğünde Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu ve alevihaberler.com.tr haber sitesi Genel Yayın Yönetmen<strong>i Ali Rıza Özkan’ın</strong> katılımı ile sürüyor.<br />
<br />
2022 yılında torba yasa ile İmar Kanunu'na eklenen Ek 10. madde sayesinde cemevlerinin<strong> ilk kez resmi statü kazandığını </strong>ve inşaat iznine tabi hale geldiğini hatırlatan Ali Rıza Özkan, önceki dönemde cemevlerinin yasal statüsü olmamasına rağmen devlet kurumlarının yıkım girişiminde bulunmadığını belirtti. Bu adımın Cumhuriyet tarihinde önemli bir eşik olduğunu vurgulayan Özkan, 3 yıldır beklenen yönetmeliğin çıktığını, fakat <strong>“dağ fare doğurdu” </strong>diyerek, Alevi Bektaşiler arasında hayal kırıklığına yol açtığını dile getirdi.<br />
<br />
<strong>CEMEVLERİ “KÜLTÜREL TESİS” DEĞİLDİR!</strong><br />
<br />
Cemevlerini yalnızca<strong> “kültürel tesis”</strong> kategorisine ekleyerek hiçbir somut ilerleme sağlanmadığını belirten Özkan, bu eklemenin 3 yıl beklemeye değmediğini savunarak <em><strong>“Madem bu şekilde yapacaktınız, neden 3 yıl beklediniz?”</strong></em> sorusunu sordu.<br />
<br />
Alevi Bektaşi toplumunda oluşan büyük tepkinin asıl kaynağının Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın yönetmelikte değişikliği<strong> Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın</strong> görüş ve önerilerini doğrultusunda yapıldığını açıklaması olduğunu vurgulayan Özkan, bu ifadeyi “yanlış anlaşılacak bir şey yok” diye nitelendirerek, başkanlığın Alevi toplumu ile devlet arasında köprü olması gerektiğini, ancak cemevlerinin ibadethane niteliğini göz ardı eden bir yaklaşıma onay verdiğini iddia etti.<br />
<br />
<strong>YAPI MEVZUATI İBADETHANE OLARAK DEĞİŞTİRİLMELİDİR!</strong><br />
<br />
İbadethaneler için yapı mevzuatı ne ise, <strong>cemevleri</strong> için de aynısının olması gerektiğini olarak tanımlanması gerektiğini, kilise, sinagog veya cami gibi aynı kriterlerin geçerli olması gerektiğini dile getiren Özkan, <strong>kültür merkezi,</strong> yüzme havuzu veya spor salonu gibi tesislerle aynı cemevlerinin aynı kategoriye sokulmasının Alevilerin gönlünü kıracağını ifade etti.<br />
<br />
<strong>ERDOĞAN VE BAHÇELİ’YE TEŞEKKÜR</strong><br />
<br />
2022’de Cumhurbaşkanı<strong> Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin</strong> desteğiyle atılan adımlara teşekkür ederek sevincinin bozulmadığını, önemli bir eşiğin aşıldığını belirten Özkan, başkanlığın bu süreci yönlendirici rol oynaması gerektiğini ve Alevi Bektaşi toplumla devlet arasında köprü vazifesi görmesi gerektiğini söyledi.<br />
<br />
<strong>BAŞKANLIĞIN HATASINI BİZ DÜZELTECEĞİZ!</strong><br />
<br />
Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın hatasını sivil toplum kuruluşları olarak düzeltmeye çalıştıklarını dile getiren Özkan, devletin <strong>“Ali geldi değiştirir, Veli gitti değiştirir” </strong>mantığıyla hareket etmeyeceği için omuzlarına hesapta olmayan bir yük bindirildiğini belirtti.<br />
<br />
Konuşmasının sonunda jeopolitik iç cephe birliği vurgusu yapan Özkan, kritik dönemden geçerken Alevi Bektaşilerin tepkisini çekecek kararların şaşırtıcı olduğunu ifade etti.<br />
<br />
<a href="https://youtu.be/FBdVytYtn_w?t=189"><span style="color:#c0392b"><strong>ALİ RIZA ÖZKAN'IN AÇIKLAMASINI YOUTUBE ÜZERİNDEN İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ</strong></span></a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/marjorie-taylor-greene-trumpin-iran-politikasina-sert-tepki-gosterdi-3108</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Tue, 17 Mar 2026 22:43:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Marjorie Taylor Greene, Trump'ın İran politikasına sert tepki gösterdi</h1>
                        <h2>ABD Temsilciler Meclisi'nin eski üyesi Marjorie Taylor Greene, Başkan Donald Trump'ın İran'a yönelik olası askeri hamlelerine karşı sert bir çıkış yaptı. Greene, "Çoğu Amerikalı bu savaşa tamamen karşı" diyerek, ülkenin iç sorunlarının öncelikli olduğunu vurguladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/marjorie-taylor-greene-trumpin-iran-politikasina-sert-tepki-gosterdi-1773777051.webp">
                        <figcaption>Marjorie Taylor Greene, Trump'ın İran politikasına sert tepki gösterdi</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>Marjorie Taylor Greene, Trump'ın İran Politikasına Sert Tepki Gösterdi: "Amerika Önce" İlkesi Unutuldu</strong></p>

<p>ABD Temsilciler Meclisi'nin eski üyesi Marjorie Taylor Greene, Başkan Donald Trump'ın İran'a yönelik olası askeri hamlelerine karşı sert bir çıkış yaptı. Greene, "Çoğu Amerikalı bu savaşa tamamen karşı" diyerek, ülkenin iç sorunlarının öncelikli olduğunu vurguladı.</p>

<p>Greene, Megyn Kelly'ye verdiği röportajda öfkesini şu sözlerle dile getirdi:</p>

<p><em><strong>"Normal hayatlarımızı yaşıyoruz ve İran tarafından tehdit edildiğimizi hissetmiyoruz. Amerikalıların odaklandığı konular şunlar: Amerikalıların yüzde 72'si sağlık sigortasını karşılayamıyor, yüzde 58'i araba sigortasını ödeyemiyor, yüzde 67'si maaş çekiyle geçiniyor, yüzde 31'i geçmiş vergilerini ödeyemiyor, yüzde 50'si kredi kartı borcu içinde. İşte Amerika'nın bugünkü hali bu."</strong></em></p>

<p>Make America Great Again (MAGA) hareketinin en ön saflarında yer aldığını hatırlatan Greene, hareketin temel prensibini eleştirdi:</p>

<p><em><strong>"MAGA, 'Amerika önce' olmalıydı; İsrail önce değil, hiçbir yabancı ülke önce değil, hiçbir yabancı halk önce değil… Sorunlarımızda Amerikan halkı önce olmalıydı."</strong></em></p>

<p>Greene, tepkisini daha da sertleştirerek şöyle devam etti:</p>

<p><em><strong>"Kızgınım, bu konuda öfkeli ve çıldırmış durumdayım. Yaklaşık 40 trilyon dolar borcumuz var. Bu savaş bize ne kadara mal olacak? Amerikan askerlerimizin yabancı ülkeler için öldüğünü ve katledildiğini yeterince gördük. Daha fazla ölü ve katledilmiş Amerikan askeri görmek istemiyorum."</strong></em></p>

<p><em><strong>Son olarak Greene, "Amerika'nın yara bandını yırtma zamanı geldi" diyerek, ülkenin mevcut durumuna ve karar alma mekanizmalarına ilişkin ciddi bir yüzleşme çağrısında bulundu:</strong></em></p>

<p><em><strong>"Bu ülkede neler olup bittiğini, bu kararların kim için alındığını ve kim tarafından alındığını ciddi şekilde konuşmamız gerekiyor."</strong></em></p>

<p>Greene'in açıklamaları, Trump yönetiminin dış politika tercihleri konusunda parti içindeki görüş ayrılıklarını bir kez daha gün yüzüne çıkardı.<br />
<a href="https://x.com/wideawake_media/status/2033846318469136722"><strong>(Kaynak: Wide Awake Media / Megyn Kelly röportajı)</strong></a><br />
Kaynak link:&nbsp;<a href="https://x.com/wideawake_media/status/2033846318469136722">https://x.com/wideawake_media/status/2033846318469136722</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozdemir-ozdemir-cumhurbaskanimiz-ve-ekibine-destek-olmaliyiz-3107</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 17 Mar 2026 21:10:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Özdemir Özdemir: Cumhurbaşkanımız ve ekibine destek olmalıyız!</h1>
                        <h2>Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı Başkanı Özdemir Özdemir, bu yıl da ihtiyaç sahibi ailelere Ramazan yardımlarını ulaştırdıklarını söyledi. Özdemir, konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, yardımların ulaştırılmasında emeği geçen herkese teşekkür etti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/ozdemir-ozdemir-cumhurbaskanimiz-ve-ekibine-destek-olmaliyiz-1773771668.webp">
                        <figcaption>Özdemir Özdemir: Cumhurbaşkanımız ve ekibine destek olmalıyız!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">25 yıldır amaçlarının gönüllere dokunmak olduğunu belirten Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı Başkanı Özdemir Özdemir, "Her zaman söyledik; ‘Ülkemiz dünya coğrafyasının en hassas, en kırılgan ve her anlamda en kıymetli bölgesidir, etrafı ateş çemberi, bizzat coğrafyanın kendisi barut fıçısı gibidir’ diye. Nihayet o ateş alev aldı ve alan alev sonucu o barut fıçısı patladı. Amerika destekli siyonist İsrail’in komşumuz İran’a saldırması ile, din kardeşliği bir tarafa, bin yıllardır komşu olmanın da ötesinde, 40 milyon Türk soydaşımızın yaşadığı bir ülkedir İran aynı zamanda. O nedenle bizim için durum çok daha nazik ve önemlidir" açıklamasında bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"Değerli büyüklerimizin itidalli ve vakur duruşuna destek olmalıyız"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Millet olarak bir olunması gerektiğini vurgulayan Özdemir, "Bölge yangın yerine dönmüşken millet olarak iri, diri ve birlik olmalı, şu ana kadar soğuk kanlı bir şekilde tarafları sakinleştirmeye ve masum insanların pisi pisine ölmesinin önüne geçmeye çalışan başta Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan ve ekibine destek olmalıyız. Önümüzde kılıçtan keskin, kıldan ince bir yol vardır, bu yolda tökezlemek ölüm demektir, yıkım demektir, göz yaşı- keder demektir ülkemiz için. O nedenle içte başta din adamı kisvesine bürünmüş bazı şarlatan ve zevatın ayrıştırıcı diline ve tahriklerine, dışta sözde dost görünen siyonist ajanların vaatlerine kanmamalı, onlara inat Şeyh Edebali’nin de dediği gibi bizleri idare eden değerli büyüklerimizin itidalli ve vakur duruşuna destek olmalıyız" ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"Haksız çıkarılan savaşı cinayet saydığımız gibi, ülkemize yapılacak en ufak bir saldırıyı da mazur karşılamamız mümkün değildir"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Özdemir, haksız ve gereksiz çıkarılan savaşı cinayet saydıklarını aktararak şu ifadeleri kullandı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"Ülkemizin banisi Mustafa Kemal Atatürk ne demişti? ‘Gerekmedikçe savaş cinayettir.’ O cinayeti her şeyden habersiz okuluna giden 160 kız öğrencinin İsrail füzelerinin düştüğü ilkokulun bahçesinde gördük. 160 masum çocuk ve 160 gülen yüz. Şimdi yoklar. Temennimiz, yüce Rabbimizin böyle bir acıyı bize yaşatmaması yönünde ancak tüm dünya bilmelidir ki gereksiz ve haksız çıkarılan savaşı cinayet saydığımız gibi, ülkemize yapılacak en ufak bir saldırıyı da mazur karşılamamız mümkün değildir. Hal böyle iken Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı olarak tekrar ederiz ki, başta hala sükunetini koruyup tarafların ateş kesmeleri için çaba sarf eden ve şu ana kadar aldığı kararlarla ülkemizi kaynayan kazandan uzak tutan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve ekibinin alacağı her türlü kararın arkasında ve yanında saf tutacağız. Bu vesile ile; İslam alemi için ‘bin aydan daha hayırlı’ olarak müjdelenen, Kur’an-ı Kerim’in indirilmeye başlandığı mukaddes Kadir Gecesi tüm Türk-İslam alemine mübarek olsun."</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-vakiflari-federasyonu-genel-kurulu-yapildi-3106</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 17 Mar 2026 15:26:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Alevi Vakıfları Federasyonu genel kurulu yapıldı</h1>
                        <h2>Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) 9. Olağan Genel Kurulunu Kartal Cemevi toplantı salonunda yaptı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/alevi-vakiflari-federasyonu-genel-kurulu-yapildi-1773751081.webp">
                        <figcaption>Alevi Vakıfları Federasyonu genel kurulu yapıldı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) 9. Olağan Genel Kurulu, 15 Mart 2026 Pazar günü saat 13.00’te Kartal Cemevi Kültür Eğitim ve Sosyal Dayanışma Vakfı’nda yapıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Federasyona bağlı vakıfların temsilcileri ve delegelerinin katılımıyla gerçekleşen Genel Kurul’da; federasyonumuzun yürüttüğü çalışmalar, yapılan görüşmeler, gerçekleştirilen ziyaretler ve faaliyetler hakkında kapsamlı bilgilendirmeler sunuldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Delegeler söz alarak görüş ve önerilerini paylaştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ercan Güvenç’in başkanlığında oluşturulan divan kurulunun yönettiği genel kurul saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Genel Başkanı Haydar Baki Doğan’ın sunduğu faaliyet raporunun ve Bektaş Avcı'nın denetim kurulu raporunun ibra edilmesinin ardından, seçimlere geçildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tek adayla seçime gidilen Genel Kurul’da, Haydar Baki Doğan güven tazeledi.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/disisleri-bakanligi-rusyanin-kirimi-ilhak-etmesini-tanimiyoruz-3105</link>
            <category>SİYASET</category>
            <pubDate>Mon, 16 Mar 2026 16:24:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Dışişleri Bakanlığı: Rusya'nın Kırım'ı ilhak etmesini tanımıyoruz</h1>
                        <h2>Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Rusya Federasyonu'nun Ukrayna'ya bağlı Kırım Özerk Cumhuriyeti'ni gayrimeşru bir referandum sonucu ilhak etmesinin 12. yıl dönümünde önemli bir açıklama yayımladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/disisleri-bakanligi-rusyanin-kirimi-ilhak-etmesini-tanimiyoruz-1773668118.webp">
                        <figcaption>Dışişleri Bakanlığı: Rusya'nın Kırım'ı ilhak etmesini tanımıyoruz</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Rusya Federasyonu'nun Ukrayna'ya bağlı Kırım Özerk Cumhuriyeti'ni gayrimeşru bir referandum sonucu ilhak etmesinin 12. yıl dönümünde önemli bir açıklama yayımladı.</p>

<p>Bakanlık, 16 Mart 2014'te gerçekleşen ilhakın uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurgulayarak, bu fiili durumu tanımadığını bir kez daha teyit etti.</p>

<p>Açıklamada şu ifadelere yer verildi:</p>

<p>"Rusya Federasyonu'nun Ukrayna Kırım Özerk Cumhuriyeti'ni gayrimeşru bir referandumun neticesinde ilhakının on ikinci yıl dönümünde, uluslararası hukuka aykırı bu fiili durumu tanımadığımızı bir kere daha teyit ediyoruz."</p>

<p>Türkiye'nin Ukrayna'nın bağımsızlığı, egemenliği ve toprak bütünlüğüne yönelik güçlü desteğinin sürdüğü belirtilen açıklamada, şu vurgu yapıldı:</p>

<p>"Ülkemiz, Kırım Tatar Türkleri'nin durumu başta olmak üzere Yarımada'daki gelişmeleri yakından takip ederek gündemde tutmayı sürdürecektir."</p>

<p>Bu açıklama, Türkiye'nin geleneksel tutumunu yansıtarak Kırım'ın yasa dışı ilhakına karşı net bir duruş sergilediği ve Kırım Tatarlarının haklarını ön planda tuttuğu mesajını verdi. Bakanlık, konuyu uluslararası platformlarda da gündemde tutmaya devam edeceğini ifade etti.<br />
<a href="https://x.com/TC_Disisleri/status/2033434355821916367/photo/1"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HDg1wiDbQAEFmMv.jpg" style="height:800px; width:566px" /></a><br />
<br />
Kaynak:<a href="https://www.mfa.gov.tr/no_-46_-kirim-in-yasa-disi-ilhakinin-on-ikinci-yil-donumu-hk.tr.mfa">https://www.mfa.gov.tr/no_-46_-kirim-in-yasa-disi-ilhakinin-on-ikinci-yil-donumu-hk.tr.mfa</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-yazdi-men-dakka-dukka-3104</link>
            <category>KONUK YAZAR</category>
            <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 23:48:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Dr. İhsan Ünlü yazdı: Men Dakka Dukka!</h1>
                        <h2>Araştırmacı-yazar Dr. İhsan Ünlü, 14 Mart 2026 tarihinde kaleme aldığı yazısında, klasik bir atasözünü Kur'an ayetleri, şairlerin dizeleri ve tasavvufi kıssalarla harmanlayarak derin bir mana yükledi. Ünlü'nün yazısında, Arapça kökenli atasözünün Türkçe karşılığı olarak “Ne ekersen onu biçersin” ifadesini kullandığı belirtiliyor</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/dr-ihsan-unlu-yazdi-men-dakka-dukka-1773608062.webp">
                        <figcaption>Dr. İhsan Ünlü yazdı: Men Dakka Dukka!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Dr. İhsan Ünlü'den anlamlı bir tefekkür yazısı: "Dünya ahiretin tarlasıdır, ne ekersen onu biçersin"</p>

<p>Araştırmacı-yazar Dr. İhsan Ünlü, 14 Mart 2026 tarihinde kaleme aldığı yazısında, klasik bir atasözünü Kur'an ayetleri, şairlerin dizeleri ve tasavvufi kıssalarla harmanlayarak derin bir mana yükledi.</p>

<p>Ünlü'nün paylaşımında, Arapça kökenli atasözünün Türkçe karşılığı olarak “Ne ekersen onu biçersin” ifadesini kullandığı belirtiliyor. Bu deyimin hem dünyevi hem uhrevi boyutuna dikkat çeken yazar, Kur'an-ı Kerim'den Zilzal Suresi 7-8. ayetleri hatırlatıyor: “Kim zerre kadar bir iyilik yaparsa karşılığını görür. Kim zerre kadar bir kötülük işlerse o da onun karşılığını görür.”</p>

<p>Dr. İhsan Ünlü yazısının tam metni şöyle:<br />
<br />
<strong>MEN DAKKA DUKKA!</strong><br />
<br />
Arapça bir atasözü olan bu deyimin bizdeki karşılığı, “Ne ekersen onu biçersin” şeklinde ifade edilebilir.<br />
Hem dünyevi hem de uhrevi manada alınabilecek bu sözü Kur’an’a söyletecek olursak; “Kim zerre kadar bir iyilik yaparsa karşılığını görür. Kim zerre kadar bir kötülük işlerse o da onun karşılığını görür” (Zilzal/7-8)&nbsp;<br />
“Ey inananlar, Allah'tan korkun ve kişi, yarın için ne (yapıp) gönderdiğine baksın. Allah'tan korkun; çünkü Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.” (Haşr-18)<br />
<br />
Şairin dizeleriyle konuşursak, “Aldanma dünyanın velvelesine/ Hepsi boş heves bir gün öğrenirsin/ Kimi hakka koşar kimi tersine/ Her nefesin hesabı var görürsün.” dediği güne doğru hızla koşuyoruz.<br />
<br />
“Arı su içer, bal akıtır; yılan aynı sudan içer zehir saçar” misali, şu fani dünyada herkes rolünü oynuyor ve kendine yakışanı yapıyor.<br />
Üstad Necip Fazıl’ın deyimiyle, “Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;<br />
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.”&nbsp;<br />
<br />
“Rivayet edilir ki Hindistan’ın en uzak yerinde bir ülke vardı. Orada birini on yıllığına padişah yaparlardı. On yıl dolunca onu makamından indirir, ipekli kaftanlarını soyup dilenci kıyafetlerini giydirirlerdi. Sonra onu bir sandala bindirip çok korkunç, karanlık ve ıssız bir adaya bırakırlardı. O adada yılanlar, akrepler ve yırtıcı hayvanlardan başka hiçbir canlı yoktu. Oraya bırakılan her eski padişah, yalnızlık ve vahşet içinde perişan olup ölür, adı sanı unutulurdu.<br />
<br />
Ülke padişahsız kalmasın diye yola bakarlar, karşılarına çıkan ilk yabancıyı padişah yaparlardı. Onu dilenci kıyafetinden çıkarıp altınlı elbiseler giydirir, başına taç koyarlardı. Gelen kişi saraya yerleşir, on yıl boyunca her şeyin sahibi olurdu. Fakat çoğu, bu on yılın sarhoşluğuna kapılıp sonlarını unutur, vakit dolunca da o korkunç adaya sürülürlerdi.<br />
Yine bir gün eski padişahı adaya sürdüler ve yola baktılar. Yorgun ve fakir görünüşlü bir adam geldi. Onu padişah yapmak istediler. Adam önce direndi: "Benim abam padişah giysisinden değerlidir, beni rahat bırakın" dedi. Ancak zorla razı edip tahta oturttular. Bu zat, diğerlerinin aksine akıllı ve arif birisiydi. Tahta oturur oturmaz "Benden öncekilere ne oldu?" diye sordu. Ona acı gerçeği anlattılar: "On yıl sonra o vahşi adaya bırakılacaksın."<br />
<br />
Akıllı padişah, "Madem sonum orası olacak, gidip orayı bir göreyim" dedi. Kimse ondan önce bunu yapmamıştı. Gidip baktı ki ada gerçekten bir vahşet yuvası; her yer kemiklerle dolu. Derinden sarsıldı ama durumu belli etmedi. Saraya dönünce hemen en usta mühendisleri çağırdı. Onlara, o ıssız adada bir saray yapmalarını emretti. Köşe bucak saraylar yükseldi, nehirler akıtıldı, bahçeler ve bostanlar kuruldu.<br />
<br />
Henüz padişahlığı devam ederken, elindeki tüm imkânları kullanarak adaya hizmetçiler, cariyeler ve hayvanlar gönderdi. Kendi malını mülkünü yavaş yavaş oraya nakletti. Ada, vaktinden önce muazzam bir şehre, bir cennet bahçesine dönüştü. Artık padişahın gönlü ve canı, o adaya gitmek için can atar oldu.<br />
<br />
On yıl dolunca halk gelip onu tahttan indirdi. Kaftanını çıkarıp eski elbiselerini giydirdiler ve bir sandalla adaya bıraktılar. Dışarıdan bakınca perişan görünüyordu ama padişahın içi sevinçle doluydu. Sandal kıyıya yanaşınca, vaktinden önce oraya gönderdiği hizmetçiler ve köleler onu ellerinde hediyelerle, dualarla karşıladılar. O eski kıyafetlerini çıkarıp ebedi padişahlık libaslarını giydirdiler. Onu kendi kurduğu sarayına, asıl saadetine ulaştırdılar.”<br />
<br />
Kıssadan hisse; dünya ahiretin tarlasıdır, ne ekersek onu biçeceğiz.<br />
Ebedî âleme göçen her insan, ödülünü de cezasını da bu dünyadan kendisi götürecek.&nbsp;<br />
Dünya tarlasında ektiğini, mahşer gününde biçecek. Bugün tarlasını ihmal eden, yarın ahirette çok muhtaç olduğu güzelliklerden mahrum kalacak.&nbsp;<br />
<br />
Tarlasına günah ve isyan tohumları eken ise, can yakıcı bir azabın pişmanlığından başka bir şey elde edemeyecek.<br />
Hz. Mevlana’nın harika tespitiyle bitirelim yazıyı; “Sen hiç buğday ektin de arpa bittiğini gördün mü?”&nbsp;<br />
Selam ve dua ile…</p>

<p>14.03.2026<br />
Dr. İhsan ÜNLÜ</p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/iran-disisleri-bakani-arakcidan-turkiyeye-tesekkur-mesaji-3103</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Sat, 14 Mar 2026 16:27:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>İran Dışişleri Bakanı Arakçı'dan Türkiye'ye teşekkür mesajı</h1>
                        <h2>İran Dışişleri Bakanı Seyed Abbas Arakçı, Ramazan ayının mübarek günlerinde Türkiye’den gelen destek ve dualar için teşekkür mesajı yayınladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/iran-disisleri-bakani-arakcidan-turkiyeye-tesekkur-mesaji-1773495380.webp">
                        <figcaption>İran Dışişleri Bakanı Arakçı'dan Türkiye'ye teşekkür mesajı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>İran Dışişleri Bakanı Seyed Abbas Arakçı, Ramazan ayının mübarek günlerinde Türkiye’den gelen destek ve dualar için teşekkür mesajı yayınladı.</p>

<p>Sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada Arakçı, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><em><strong>“Ramazan’ın bu mübarek günlerinde kardeş Türk milletinin ve dost Türkiye Cumhuriyeti’nin İran halkı için ettiği dualar ve gösterdiği dayanışma bizler için büyük bir güç ve moral kaynağıdır. İran, egemenliğini ve halkının güvenliğini kararlılıkla savunmaya devam edecektir.”</strong></em></p>

<p>Bakan, mesajının devamında adalet ve barış vurgusu yaparak şunları ekledi:</p>

<p><em><strong>“Adaletin ve barışın galip geleceğine inanıyoruz. Dualarınız ve desteğiniz için içtenlikle teşekkür ederiz.”</strong></em></p>

<p>Araghchi’nin açıklaması, Türkiye’de İran’a yönelik dayanışma gösterileri ve duaların arttığı dönemde dikkat çekti.<br />
<br />
<a href="https://x.com/araghchi/status/2032513523201220713"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-03-14%20at%2016_27_42.jpeg" style="height:246px; width:452px" /></a><br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://x.com/araghchi/status/2032513523201220713">https://x.com/araghchi/status/2032513523201220713</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozkan-iran-savasiyla-birlikte-azerbaycan-dusmanligi-yaratildi-3102</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 08:12:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Özkan: İran savaşıyla birlikte Azerbaycan düşmanlığı yaratıldı</h1>
                        <h2>Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Sekreteri ve Alevi Haberler Genel Yayın Yönetmeni Ali Rıza Özkan, Lider Haber TV'de Ayşegül Şengül'ün sunduğu "İkna Noktası" programında, sosyal medyada pompalanan Azerbaycan düşmanlığına sert tepki gösterdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/ozkan-iran-savasiyla-birlilte-azerbaycan-dusmanligi-yaratildi-1773380364.webp">
                        <figcaption>Özkan: İran savaşıyla birlikte Azerbaycan düşmanlığı yaratıldı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>HABER: BORA ÖZİZMİRLİ</strong><br />
<br />
Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Sekreteri ve Alevi Haberler Genel Yayın Yönetmeni Ali Rıza Özkan, Lider Haber TV'de Ayşegül Şengül'ün sunduğu <strong>"İkna Noktası"</strong> programında, sosyal medyada pompalanan Azerbaycan düşmanlığına sert tepki gösterdi.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=lyXujoKFZPc"><span style="color:#c0392b"><strong>ALİ RIZA ÖZKAN'IN LİDER HABER'DEKİ AÇIKLAMASINI YOUTUBE ÜZERİNDEN İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ</strong></span></a><br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=lyXujoKFZPc"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-03-13%20at%2008_24_03.jpeg" style="height:450px; width:800px" /></a><br />
<span style="color:#2980b9"><strong>"BİZİM SOSYAL MEDYAMIZ ELE GEÇİRİLMİŞ DURUMDA"</strong></span></p>

<p>Özkan, özellikle İran savaşı bağlamında Türkiye'de sosyal medyada <strong>Azerbaycan'a yönelik düşmanlığın </strong>kasıtlı olarak yaratıldığını ve yoğun şekilde yayıldığını vurguladı. Bu kışkırtmanın, <strong>Devlet Bahçeli ve Cumhurbaşkanı Erdoğan</strong> tarafından da fark edilip uyarıldığını hatırlatarak, sosyal medyanın<strong> "ele geçirilmiş"</strong> durumda olduğunu, milli olmayan unsurların resmen operasyon yürüttüğünü ifade etti. <em><strong>"Bizim sosyal medyamız elegeçirilmiş durumda, milli olmayan kuvvetler operasyon yapıyor" </strong></em>diyen Özkan, bu provokasyonların Türkiye-Azerbaycan kardeşliğini bozmayı hedeflediğini belirtti.<br />
<br />
<strong>Özkan konuyla ilgili şunları söyledi:</strong><br />
<br />
<em>"Türkiye Cumhuriyeti'nde <strong>İran savaşıyla</strong> bağlantılı olarak özellikle&nbsp; bir Azerbaycan düşmanlığı yaratıldı ve bu pompalanıyor sosyal medyada. Buna dikkat çekmek zorundayız. Bakın maalesef salı günü Sayın Devlet Bahçeli konuya dikkati çekti. Dün Sayın Cumhurbaşkanımız konuya dikkati çekti. Türkiye içerisinde özellikle de sosyal medyada özellikle ama özellikle<strong> sosyal medyada</strong> bir kışkırtma yapılıyor. Bunu görmemiz lazım. Biz kendimiz Türkiye Cumhuriyeti'nde bu konuyu çözmek zorundayız. Bizim sosyal medyamız ele geçirilmiş durumda. Bizim medyamızda <strong>milli olmayan</strong> kuvvetler resmen operasyon yapıyor."</em>dedi.<br />
<br />
<strong><span style="color:#2980b9">"MEDYA MENSUPLARINA ÖNEMLİ GÖREVLER DÜŞÜYOR"</span></strong></p>

<p><strong>Medya </strong>mensuplarına çağrıda bulunan Özkan, Azerbaycan'la <strong>dostluk, kardeşlik </strong>ve birliği zedeleyecek söylemlere karşı durmaları gerektiğini vurguladı. Sadece Azerbaycan düşmanlığı olmadığını, <strong>Alevi-Sünni </strong>mezhep çatışmasının da aynı merkezlerden sosyal medyada sürekli pompalanarak Türkiye'de olmayan bir sorunu varmış gibi gösterildiğini savundu. Bu iki kışkırtmanın aynı kaynaklardan yönetildiğini düşündüğünü dile getirerek,<strong> medya ve toplumun</strong> bu konularda daha uyanık ve cesur olması gerektiğini söyledi.<br />
<br />
<br />
<strong>Medya mensuplarına doğrudan çağrıda bulunan Özkan, şu ifadeleri kullandı:</strong><br />
<br />
<em>"Türkiye Cumhuriyeti içerisinde bizim Azerbaycan'la <strong>dostluğumuzu,</strong> kardeşliğimizi, birliğimizi bozacak söylemlere karşı öncelikle bizim medya olarak bunu söylüyorum. Birinci planda buna karşı durabilmemiz lazım. Buna karşı bir <strong>tepki geliştirebilmemiz</strong>, gösterebilmemiz lazım.&nbsp;<br />
<br />
İkincisi, bakın dikkat edin. Geçen programda da yine aynı konuyu söyledim ama özellikle hem Sayın <strong>Devlet Bahçeli'nin </strong>hem de Sayın <strong>Cumhurbaşkanımızın </strong>konuşmalarından sonra daha cesur bir şekilde söylemek istiyorum. Mesele sadece Azerbaycan'la düşmanlık da değil. Bakın <strong>Alevi Sünni </strong>meselesini de getirmeye çalışıyorlar. Orada bir mezhep çatışması Türkiye'nin normal koşullarda böyle bir sorunu yok. Fakat bu sürekli <strong>sosyal medyada</strong> pompalanıyor. Bunu Sayın Devlet Bahçeli de gördü. Sayın Cumhurbaşkanımız da gördü ve bu konuda uyarılarını yaptılar.<br />
<br />
Bizim de ama medya olarak özellikle bunu <strong>medyaya bir görev </strong>olarak söylemek istiyorum. Bizim de bu konuda uyanık olmamız lazım. Şimdi ben bununla yani Alevi Sünni kışkırtmasıyla Azerbaycan'a yönelik olan nefret söyleminin, kışkırtmanın aynı merkezlerden yürüdüğünü düşünüyorum. Bu benim kanaatimdir. Dolayısıyla bizim bu konularda dikkat etmemiz lazım."</em>dedi.<br />
<br />
Programda Türk dünyası dayanışmasına da değinen Özkan, Kerkük'teki şehit cenazesi gibi olaylarda Türkiye, Azerbaycan ve diğer Türk coğrafyalarında aynı acının paylaşıldığını,<strong> "iki devlet bir millet" </strong>şuurunun güçlü olduğunu ifade etti. Azerbaycan'da yaşanan bir trafik kazasının bile Brezilya veya Almanya'dakinden farklı bir üzüntü yarattığını örnek göstererek, bu ortak duygunun milyonlarca insan tarafından taşındığını belirtti.<br />
<br />
Ayrıca KKTC tanınması konusunu Türkiye'nin Ankara politikası olarak niteleyen Özkan, Azerbaycan'ı suçlamak için kullanılmaması gerektiğini, Cumhurbaşkanı'nın adımlarıyla diğer Türk devletlerinin de tanıyabileceğini ekledi. Kıbrıs meselesinin öncelikle Türkiye'nin meselesi olduğunu ve <strong>kartların nasıl oynanacağına </strong>Türkiye'nin karar vereceğini vurguladı.</p>

<p>Özkan'ın açıklamaları, sosyal medya üzerinden yürütülen bölücü operasyonlara karşı medya ve kamuoyunun uyanıklığını artırma çağrısıyla dikkat çekti.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=lyXujoKFZPc"><span style="color:#c0392b"><strong>ALİ RIZA ÖZKAN'IN LİDER HABER'DEKİ AÇIKLAMASINI YOUTUBE ÜZERİNDEN İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ</strong></span></a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/haci-bayram-veli-universitesinde-skandal-teror-hukumlusunu-panelist-yaptilar-3101</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 12 Mar 2026 12:52:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Hacı Bayram Veli Üniversitesi’nde skandal: Terör hükümlüsünü panelist yaptılar!</h1>
                        <h2>Türkiye’nin akademik dünyasında Alevilik araştırmaları konusunda ilk merkez olma unvanını taşıyan Hacı Bayram Veli Üniversitesi’ne bağlı “Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Uygulama ve Araştırma Merkezi”, 25 Mart 2026 tarihinde düzenlenecek olan “Sultan Nevruz Paneli” ile büyük bir skandala imza atmaya hazırlanıyor. Alisiz Alevilik savunucusu ve terör örgütü PKK üyesi olarak 6 yıl 7 ay kesinleşmiş hapis cezası olan eski HDP Milletvekili ve şimdi “DEM”li Kemal Bülbül panelist yapıldı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/haci-bayram-veli-universitesinde-skandal-teror-hukumlusunu-panelist-yaptilar-1773309667.webp">
                        <figcaption>Hacı Bayram Veli Üniversitesi’nde skandal: Terör hükümlüsünü panelist yaptılar!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Hacı Bayram Veli Üniversitesi’ne bağlı “<em><strong>Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Uygulama ve Araştırma Merkezi</strong></em>”, 25 Mart 2026 tarihinde “<em><strong>Şah-ı Merdan Ali’nin Doğumu</strong></em>” üst başlığı ile “<em><strong>Sultan Nevruz Paneli</strong></em>” düzenliyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Üniversite rektörü Prof. Dr. Mehmet Naci Bostancı’nın da katılımıyla düzenlenen programda, nevruziyeler, nefesler ve semahların seslendirilmesinin yanında bir de panel düzenleniyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Prof. Dr. Armağan Coşkun’un oturum başkanlığında düzenlenecek olan panelin konuşmacıları ise, Bektaşi Babası Haluk Derinöz, Dede Garkın Ocağı evlatlarından Hüseyin Dedekargınoğlu, Prof. Dr. Sadullah Gülten ve Kemal Bülbül. </span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Şairlerin dilinde Nevruz</em></strong>” başlığı altında konuşacak olan Kemal Bülbül’ün Alisiz Alevilik savunucusu olması ve terör örgütü PKK üyeliği nedeniyle hakkında 6 yıl 7 ay kesinleşmiş hapis cezası olması, devletin imkanlarıyla düzenlenen panelin katılımcı listesini öğrenen akademik camiada ve Alevi toplumunda infiale yol açtı. </span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">TERÖR ÖRGÜTÜ ÜYESİNİ ÜNİVERSİTEDE PANELİST YAPTILAR</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Kamuoyu tarafından yakından bilindiği üzere, eski HDP Antalya Milletvekili ve şimdi DEM Parti’de siyaset yapan Kemal Bülbül<strong> </strong>“<em><strong>terör örgütü PKK üyesi olmak</strong></em>” suçundan 6 yıl 7 ay hapis cezasına çarptırılmış ve bu cezası yargı tarafından da onanmış bir isim. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Terör örgütü PKK ise, binlerce Alevinin katili olması nedeniyle toplumda büyük bir nefrete sahip.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir devlet üniversitesinin çatısı altında, terör örgütü üyeliğinden tescilli bir şahsın panelist olarak ağırlanacak olması, “<em><strong>Akademi nereye gidiyor?</strong></em>” sorusunu akıllara getirdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Onlarca Alevi aydın, şair, inanç önderi ve Nevruz edebiyatı alanında uzman akademisyen varken, Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Sadullah Gülten’in tercihinin bir terör örgütü hükümlüsü olması Alevi toplumunda şaşkınlıkla ve tepkiyle karşılandı.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ALEVİLİĞE DE HAKARET: ALİSİZ ALEVİLİK SAVUNUCUSU NEVRUZ ANLATACAK!</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Panelde tepki yaratan bir diğer konu ise, Kemal Bülbül’ün inanç dünyasındaki tartışmalı konumu oldu. Çünkü, Kemal Bülbül Aleviliği İslam dışı olarak tanımlıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aleviliği İslam dışı bir oluşum gibi göstermeye çalışan ve Hz. Ali’ye hürmeti reddeden “<strong><em>Alisiz Alevilik</em></strong>” akımının savunucularından biri olan Bülbül’ün, Hz. Ali’nin doğumuna ithaf edilen bir panelde “<strong><em>Şairlerin Dilinde Nevruz</em></strong>” başlığıyla konuşma yapacak olması Alevi toplumuna bir hakaret olarak değerlendiriliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi Bektaşi edebiyatının köklü geleneklerinden olan Nevruziyeleri anlatacak onlarca liyakatli akademisyen, aydın ve inanç önderi varken, bu ismin sahneye sürülmesi akıllarda soru işaretleri bıraktı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bilindiği gibi, “<em><strong>terörsüz Türkiye</strong></em>” sürecinde terör örgütü ile Alevileri aynı masada bir araya getirmeye yönelik DEM Parti ve CHP kesimlerinden çeşitli girişimler olmuştu. Alevileri temsil eden çok sayıda federasyon ve cemevleri bu girişime itiraz etmişler ve kamuoyunda oluşan büyük tepki ile birlikte, “<strong><em>terörsüz Türkiye</em></strong>” sürecini sulandırma girişimleri önlenmişti.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">PANELİST AKADEMİSYENLER VE İNANÇ ÖNDERLERİ NE DİYECEK?</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Panelde yer alan diğer Alevi kökenli akademisyen ve dedelerin, yanlarında oturacak kişinin hem hukuki hem de itikadi durumunu bildikleri halde bu duruma itiraz etmemeleri hayretle karşılandı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Hz. Ali’nin Doğumu</strong></em>” ve “<em><strong>Sultan Nevruz</strong></em>” gibi kutsal değerlerin anılacağı bir etkinlikte, bu değerlere mesafeli, hatta karşı duruşu olan bir figürle aynı fotoğraf karesine girmeleri, katılımcıların samimiyetinin sorgulanmasına neden olacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Öte yandan, kendisini her platformda “<strong><em>Türk milliyetçisi</em></strong>” olarak tanımlayan Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Uygulama ve Araştırma Merkezi<strong> </strong>yeni müdürü Prof. Dr. Sadullah Gülten’in<strong> </strong>binlerce Alevinin katili bir terör örgütüne üyeliği hükümlüsü ve hem de Türklük ve İslam ile yoğrulmuş Alevi kültürünü köklerinden koparmaya çalışan bir ismi neden konuşmacı yaptığı da merak konusu oldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu durumun bir “<em><strong>hata</strong></em>” mı yoksa bilinçli bir “<strong><em>arka plan çalışması</em></strong>” mı olduğu kamuoyu tarafından sorgulanıyor.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ÜNİVERSİTE AÇIKLAMA YAPACAK MI?</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Hacı Bayram Veli gibi bir ismin adını taşıyan üniversitede, milli birlik ve beraberliği hedef alan ve binlerce Alevinin katili bir yapının mensubuna söz hakkı verilmesi hususunda üniversite yönetiminden ve Rektörlükten bir açıklama bekleniyor.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-aliyeve-yonelik-saldirilar-organize-3100</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 11 Mar 2026 12:00:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Bora Özizmirli: Aliyev'e yönelik saldırılar organize</h1>
                        <h2>Haber Koordinatörümüz Bora Özizmirli'nin, Türk Stratejik Düşünme Merkezi(TÜMER)’de yayımlanan röportajında, , Türkiye’de sosyal medyada Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’e yönelik yoğun saldırıların arkasındaki dinamikleri değerlendirdi. “Türkiye Batı Emperyalizmini Konuştu, Rus Emperyalizmini Unuttu” başlıklı mülakatta, bu saldırıların bilinçli ve organize olduğunu savunan Özizmirli, Türk milliyetçiliğinin yalnızca Batı’ya değil, tüm emperyalizmlere karşı olması gerektiğini vurguladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/bora-ozizmirli-aliyeve-yonelik-saldirilar-organize-1773221473.webp">
                        <figcaption>Bora Özizmirli: Aliyev'e yönelik saldırılar organize</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Haber Koordinatörümüz Bora Özizmirli'nin, <a href="https://tumer.org/aliyeve-yonelik-saldirilarin-arkasinda-ne-var/"><strong><span style="color:#2980b9">Türk Stratejik Düşünme Merkezi(TÜMER)’de</span></strong></a> yayımlanan röportajında, Türkiye’de sosyal medyada Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’e yönelik yoğun saldırıların arkasındaki dinamikleri değerlendirdi. <strong>“Türkiye Batı Emperyalizmini Konuştu, Rus Emperyalizmini Unuttu” </strong>başlıklı mülakatta, bu saldırıların bilinçli ve organize olduğunu savunan Özizmirli, Türk milliyetçiliğinin yalnızca Batı’ya değil, tüm emperyalizmlere karşı olması gerektiğini vurguladı.<br />
<br />
Özizmirli, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşlik bağını hatırlatarak söze başladı:<strong><em> “Türkiye güçlü olursa Azerbaycan güçlü olur, Azerbaycan güçlü olursa Türkiye güçlü olur. İki ülke birbirine muhtaçtır.” </em></strong>Kurtuluş Savaşı’nda Azerbaycanlıların verdiği desteği anımsatan Özizmirli, son dönemde sosyal medyada Aliyev’e yöneltilen eleştirilerin organize bir kampanya olduğunu ifade etti.<br />
<br />
Bora Özizmirli'nin Tümer'de yayımlanan röportajı şöyle:<br />
<br />
<strong>“Türkiye Batı Emperyalizmini Konuştu, Rus Emperyalizmini Unuttu”*</strong></p>

<p><br />
<span style="color:#2980b9"><em><strong>Soru: Son dönemde Türkiye’de sosyal medyada Aliyev’e yönelik sürekli saldırılar görüyoruz. Hocam, bunlar özellikle mi yapılıyor? Arkasında kimler var sizce? Bunu bizim için açar mısınız?</strong></em></span></p>

<p><strong>Bora Özizmirli: </strong>Öncelikle Türkiye’den Azerbaycanlı kardeşlerimize saygı ve selamlarımı iletiyorum.</p>

<p><em>“Türkiye güçlü olursa Azerbaycan güçlü olur, Azerbaycan güçlü olursa Türkiye güçlü olur.”</em><br />
İki ülke birbirine muhtaçtır. İki kardeş ülke arasındaki bağları bu noktadan ele almak gerekir. Kardeşliğimiz yıllarca sınandı. Kurtuluş Savaşı’nda Azerbaycanlı büyüklerimizin yaptığı yardımları ve destekleri biliyoruz.</p>

<p>Ancak son dönemdeki bazı gelişmelere her vatansever gibi ben de kahroluyorum. Uzun bir mülakat olacak ve bana içimi dökme fırsatı verdiğiniz için ayrıca teşekkür ederim.</p>

<p>Sorunuza gelince; Sayın Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’e yönelik saldırıların bilinçli ve organize şekilde yapıldığı anlaşılıyor. Aslında bu biraz da bizim eksikliğimiz. Çünkü Türkiye’de millici kesimler olarak yıllarca Batı emperyalizmini gündeme taşıdık ama <strong>Rus emperyalizmini </strong>unuttuk.</p>

<p>Türkiye’nin milliyetçi ve vatansever kesimleri Batı propagandalarına karşı mücadele etti. Ancak bugün geldiğimiz noktada Rus propagandalarına karşı da mücadele etmek zorunda kalıyoruz. Üzülerek söylüyorum ki medyamız Rus propagandacılarıyla dolmuş durumda.</p>

<p>Unutmamamız gereken şey şudur: Her ülkenin tehdit algısı farklıdır. Türkiye’de<strong> ABD ve İsrail tehdidi</strong> daha öncelikli görülürken Azerbaycan veya başka Türk devletleri için tehdit algısı farklı olabilir. İnsanlarımız bu farkı kavrayamıyor.</p>

<p>Batı emperyalizminin <strong>Doğu Akdeniz’dek</strong>i hamleleri, Suriye’nin kuzeyindeki gelişmeler, PKK’ya verilen destek ve 15 Temmuz darbe girişimi Türkiye toplumunda Batı’ya karşı büyük bir tepki oluşturdu. Bu nedenle birçok kişi Batı tehditlerine odaklandı. Ancak bu süreçte <strong>Rus emperyalizmi</strong> gözden kaçtı.</p>

<p>Oysa milliyetçilik yalnızca Batı emperyalizmine karşı olmak değildir. Emperyalizmin her türüne karşı olmak gerekir.</p>

<p>Ben şahsen Rus medyasını takip ederek Rusya’da Türklere yönelik tehditlerin dile getirildiğini gördüm. ABD’den gelen tehditler Türkiye’de büyük haber olurken Dugin veya Solovyov gibi isimlerin Türk dünyasına yönelik tehditleri neredeyse hiç gündeme gelmiyor.</p>

<p>Rusya’nın son dönemde Azerbaycan’a yönelik saldırıları ve tehditleri Türk medyasında çoğu zaman geçiştirildi. Bu da ciddi bir algı sorunu oluşturuyor.</p>

<p>Bugün sosyal medya neredeyse bir <strong>Rus propaganda</strong> çöplüğüne dönüşmüş durumda. <em>“Putin Kur’an’ı okullarda serbest bıraktı”, “Rusya emperyalizme karşı savaşıyor” </em>gibi doğruluğu olmayan haberler dolaşıyor. Rusya’da bile olmayan açıklamalar Türkiye’de paylaşılıyor.</p>

<p>Sonuçta bazı insanlar Rusya’yı adeta bir<strong> melek </strong>gibi görmeye başladı. Bu son derece yanlış bir yaklaşım.</p>

<p>Ben Rus düşmanı değilim. Hiçbir millete düşmanlığım olamaz. Hatta<strong> Türklerle Rusların iyi geçinmesi</strong> gerektiğini savunurum. Ama olmayan açıklamaları Rusya’yı övmek için kullanmak insanları kandırmaktır.</p>

<p><br />
<span style="color:#2980b9"><em><strong>Soru: Bu durumun Azerbaycan’ın Türk dünyasında artan etkisiyle bir ilgisi var mı? Rusya-İran-Çin üçgeni Türk topluluklarının uyanmasından mı korkuyor?</strong></em></span></p>

<p><strong>Bora Özizmirli: </strong>Türkler ne zaman birleşmeye kalksa Rusya, Çin ve İran karşımıza çıkacaktır. Hiçbir ülke melek değildir. Devletler arasında çıkar ilişkileri vardır.</p>

<p>Türkiye ve Azerbaycan arasında ise çıkar değil kardeşlik vardır.</p>

<p>Bu ülkelerle dost da olabiliriz. Ama bunun için Türk devletlerinin bağımsız olduğunu ve hiçbir ülkenin arka bahçesi olmadığını kabul etmeleri gerekir.</p>

<p>Bugün Türkiye ve Azerbaycan’ın <strong>Türk ve Müslüman</strong> coğrafyasında artan etkisi söz konusu. Sayın İlham Aliyev, Türk Devletleri Teşkilatı’nın baş mimarlarından biridir.</p>

<p>Türkistan coğrafyasındaki yakınlaşmada, ortak projelerde ve iş birliklerinde Aliyev’in önemli katkıları vardır. Enerji kaynakları ve insan potansiyeli Türkistan’dadır. Gelecek bu coğrafyada şekillenecektir.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Aliyev bu sürecin baş mimarlarıdır. Bu nedenle Aliyev sürekli hedef alınmaktadır.</p>

<p>Bugün dünya Türk eksenini konuşuyor.</p>

<p>Türkiye bugün yalnız değildir. Afrika’da 35 ülkeyle askeri anlaşmalar imzalanmıştır. Savunma sanayi iş birlikleri genişlemiştir. Somali, Kamerun ve Kongo gibi ülkelerde önemli projeler yürütülmektedir.</p>

<p>Pakistan, Bangladeş, Endonezya ve Katar gibi ülkelerle de iş birlikleri gelişmektedir.</p>

<p>Bu genişleme toprak işgali üzerine değil, kazan-kazan ilişkisi üzerine kuruludur.</p>

<p>Azerbaycan ise bu eksenin en önemli parçasıdır. SOCAR yatırımları ve savunma sanayi iş birlikleri bunun en açık örnekleridir.</p>

<p>Azerbaycan’ın Pakistan’dan <strong>40 adet JF-17</strong> savaş uçağı sipariş etmesi bile bu stratejik iş birliklerinin göstergesidir.</p>

<p>Azerbaycan olmadan Türk ekseni kurulamaz.</p>

<p>Türkiye ve Azerbaycan Başka Bir Gücün Arka Bahçesi Olmaz<br />
<br />
<br />
<span style="color:#2980b9"><em><strong>Soru: Türkiye’de bazı Avrasyacı çevrelerin ve İran yanlılarının birlikte hareket ettiğini görüyoruz. Bunun nedeni nedir?</strong></em></span></p>

<p><strong>Bora Özizmirli:</strong> Ulusalcı demekten ziyade Avrasyacı demek daha doğru olur. Hatta Rus yanlısı<strong> Avrasyacılar</strong> demek daha doğru olabilir.</p>

<p>Rusya veya Çin ile iş birliği savunmak ayrı bir şeydir; onların güdümüne girmek ayrı bir şeydir.</p>

<p>Türkiye hiçbir ülkenin güdümüne girmek istemez. Ne Batı’nın ne de Rusya’nın.</p>

<p>Bugün Türkiye Balkanlar’dan Afrika’ya, Güney Asya’dan Orta Asya’ya kadar kendi eksenini kurmaktadır.</p>

<p>Bu nedenle Türkiye’nin başka bir eksene girmesi mümkün değildir.</p>

<p>Türkiye ve Azerbaycan Birbirine Muhtaçtır<br />
<br />
<span style="color:#2980b9"><em><strong>Soru: Azerbaycan’a yönelik saldırılar karşısında Aliyev’in aldığı tedbirlerin eleştirilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></em></span></p>

<p><strong>Bora Özizmirli:</strong> Azerbaycan’a zarar vermeye çalışıyorlar. Ülkesi vurulan Aliyev elbette tedbir alacaktır.</p>

<p>Savaş ilan etmiyor, sadece tedbir alıyor. Ama buna bile saldırılıyor.</p>

<p>Asıl amaç <strong>Türkiye ile Azerbaycan’ın</strong> arasını açmaktır.</p>

<p>Eğer Türkiye ve Azerbaycan birlik olursa ABD, Rusya ve İsrail’e bağımlı kalmayız. Ama aramızdaki bağ koparsa o zaman bu güçlerin etkisine gireriz.</p>

<p>Bu nedenle birbirimize muhtacız.</p>

<p><br />
<span style="color:#2980b9"><em><strong>Soru: Bu propagandalarla mücadele etmek için ne yapılmalı?</strong></em></span></p>

<p><strong>Bora Özizmirli:&nbsp;</strong>Türkiye ve Azerbaycan arasında medya iş birliği artırılmalıdır.</p>

<p>Liyakat sahibi, vatansever gazeteciler ortak hareket etmelidir. Ortak programlar yapılmalı ve yalan haberler anında çürütülmelidir.</p>

<p>Bugün Azerbaycan’da yapılan birçok önemli gelişme Türkiye’de haber bile olmuyor. Bu büyük bir eksikliktir.</p>

<p>Oysa Azerbaycan 1990’ların başında ordusu bile olmayan bir ülkeydi. Bugün ise güçlü bir devlet haline geldi.</p>

<p>Bu başarıyı herkesin bilmesi gerekir.</p>

<p>Türk Ekseni<br />
Mülakatın sonunda şunu söylemek isterim:</p>

<p>Türk Ekseni yalnızca Türklerin değil, tüm ezilen milletlerin umududur.</p>

<p>Türk Ekseni:</p>

<p>antiemperyalisttir<br />
tam bağımsızlıkçıdır<br />
mazlumdan yanadır<br />
tüm milletlerin bağımsızlığını savunur<br />
Atalarımızdan miras kalan cesaret, bilgelik ve dayanışma bugün insanlığın en büyük ihtiyacıdır.</p>

<p>Bizler de bu bilinçle mücadele etmeliyiz.</p>

<p>Röportaj için teşekkür ederim.</p>

<p>Selam ve saygılarımı iletiyorum.</p>

<p>Bora Özizmirli<br />
<br />
<strong><span style="color:#2980b9">RÖPORTAJI ORJİNAL KAYNAĞINDAN OKUMAK İÇİN:</span><br />
<a href="https://tumer.org/aliyeve-yonelik-saldirilarin-arkasinda-ne-var/"><span style="color:#2980b9">https://tumer.org/aliyeve-yonelik-saldirilarin-arkasinda-ne-var/</span></a></strong></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cihat-yayci-irandan-azerbaycani-vuracaklar-turkleri-cikartip-pjaki-yerlestiriyorlar-3099</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 15:51:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Cihat Yaycı: İran'dan Azerbaycan'ı vuracaklar. Türkleri çıkartıp PJAK'ı yerleştiriyorlar</h1>
                        <h2>Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, İran yönetimindeki Siyonist etkilere dikkat çekerek çarpıcı iddialarda bulundu. Yaycı, İran'ın Türklerim bulundu bazı İranlı yetkililerin İsrail yanlısı unsurlar olarak hareket ettiğini, bu yapıların Türk nüfusu bölgeden çıkarmaya çalıştığını ve yerine PJAK terör örgütü unsurlarını yerleştirdiğini vurguladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/cihat-yayci-irandan-azerbaycani-vuracaklar-turkleri-cikartip-pjaki-yerlestiriyorlar-1773150086.webp">
                        <figcaption>Cihat Yaycı: İran'dan Azerbaycan'ı vuracaklar. Türkleri çıkartıp PJAK'ı yerleştiriyorlar</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=Pb0n3LphIp4&amp;t=45s"><span style="color:#2980b9"><strong>GZT Youtube kanalına çıkan Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı,</strong></span></a> İran yönetimindeki Siyonist etkilere dikkat çekerek çarpıcı iddialarda bulundu. Yaycı, İran'ın kuzeybatısındaki <strong>Batı Azerbaycan&nbsp;</strong>bölgesinde (özellikle Urmiye ve Sulduz gibi ilçelerde) bazı İranlı yetkililerin İsrail yanlısı (Siyonist) unsurlar olarak hareket ettiğini, bu yapıların Türk nüfusu bölgeden çıkarmaya çalıştığını ve yerine PJAK terör örgütü unsurlarını yerleştirdiğini vurguladı.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=Pb0n3LphIp4&amp;t=45s"><span style="color:#c0392b"><strong>CİHAT YAYCI'NIN GZT YOUTUBE KANALINDAN İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ:</strong></span></a><br />
<br />
İran yönetimindeki siyonist unsurlara dikkat çeken Yaycı şunları söyledi: '<em>İran yönetiminin içerisinde kimler var demiştik aslında. İsrail ajanları cirit atıyor. İsrail adına iş yapan üst düzey yöneticiler var.Ahmedinejad ne diyor? <strong>''Biz Mossad ile mücadele birimi kurduk istihbarat servisinde, başındaki adam Mossad ajanı çıktı'&nbsp;</strong>diyor.<br />
<br />
Şimdi İran'ın içerisinde gerçekten <strong>ABD ve İsrail yanlısı kişiler</strong> var, yöneticiler. Zaten bunu hiç unutmamak lazım. Fakat bunlar, bunların etkisiyle bu bölgedeki Türkleri dışarıya atmaya çalıştılar. Buraya kimleri getirdiler biliyor musunuz? PJAK. PJAK'ı getirdiler. PJAK şu Türkiye'nin sınır karakollarının bir kısmını da PJAK'a verildiği söylentisi vardı. Ki gerçekten Urumiye'de, Türk kenti Urumiye'ye PJAK'lıları getirdiler ve PJAK bir Kürt kentidir falan demeye kalktılar. Kürt değil aslında. Sakın ha! <strong>Kürt-Türk çatışmasına</strong> dönüşmesin bu iş. Öyle değil. Bu Siyonistler bunu bir araç olarak kullanıyorlar. Yani Siyonistler... Bu PJAK'ların hiçbir onurlu bir duruşu yoktur. Bunlar buraya yerleşerek, gördüğünüz gibi İsrail'in ve Amerika'nın adamlarıdır.Buraya geliyorlar. Yahu bunu artık halkımızın bunu görmesi lazımdır.<strong> PKK, PJAK, PYD, YPG, SDG, PÇDK, </strong>Irak'ın kuzeyindeki yönetim... Bunların hepsi Amerika ve İsrail'in aparatlarıdır. Bunu görüyorsunuz. İşte buraya PJAK'lıları yerleştirdiler ve buradan kovmaya çalıştılar. Ve şimdi burasını sözde Rojhilat onların deyimiyle Doğu Kürdistan... Rojava, Batı Kürdistan, Rojhilat, Doğu Kürdistan. Burayı Batı Azerbaycan'ı Doğu Kürdistan olarak ilan etmeye kalktılar. Ve geçtiğimiz birkaç gündür de çok ciddi harita yayınlamaya başladılar."</em></p>

<p><strong>Yaycı'nın GZT ve diğer yayınlardaki açıklamalarına göre ana noktalar şöyle:</strong></p>

<p>&nbsp;İran içindeki MOSSAD sızmaları ve İsrail yanlısı üst düzey yöneticilerin etkisiyle, kadim Türk yurtlarında Türkler dışarıya itiliyor. Eski Cumhurbaşkanı Ahmedinejad'ın bile <em><strong>"MOSSAD ile mücadele birimi kurduk ama başındaki adam Mossad ajanı çıktı" </strong></em>dediğini hatırlatan Yaycı, bu sızmanın PJAK'ın bölgeye yerleşmesinde kilit rol oynadığını savundu.</p>

<p>- Bölgenin <em><strong>"Doğu Kürdistan (Rojhilat)"</strong></em> olarak ilan edilmeye çalışıldığını, sahte haritalar yayınlandığını belirten Yaycı, bu sürecin Türk nüfusunu azaltıp Kürt unsurları <em><strong>(aslında PKK/PJAK aparatı) </strong></em>yerleştirmek amacıyla yürütüldüğünü ifade etti. Urmiye gibi Türk kentlerinin "Kürt kenti" diye gösterilmeye çalışıldığını, bunun etnik çatışma tuzağı olduğunu vurguladı.</p>

<p>- İran nüfusunun en a<em><strong>z %42'sinin Türk (35-40 milyon)</strong></em> olduğunu hatırlatan Yaycı, Türklerin <em><strong>"Azeri, Türkmen, Horasanlı" </strong></em>gibi ayrı gruplar olarak gösterilmesinin de aynı amaca hizmet ettiğini, Türk birliğini engellemek için CIA ve Siyonistlerin stratejisi olduğunu söyledi.</p>

<p>- Bu yer değiştirme ve yerleştirme politikasının <strong>Büyük İsrail Projesi (BİP) </strong>kapsamında olduğunu savunan Yaycı, Türkiye-Azerbaycan hattını koparmak, tampon bölge oluşturmak ve Türk dünyasını zayıflatmak amacıyla yapıldığını belirtti.</p>

<p>- Özellikle Azerbaycan'a doğrudan uyarı yapan Yaycı, <em><strong>"PJAK İran'da yerleşti, yarın Azerbaycan'a da gelecek. Petrol ve doğalgazınız için huzursuzluk çıkaracaklar. İsrail ve ABD'nin dostluğu yoktur, uyanık olun!"</strong></em> çağrısında bulundu. Örgütün Suriye, Irak ve Türkiye'de yaptığı gibi Azerbaycan'ı da hedef alacağını vurguladı.</p>

<p>- Türklerin Irak ve Suriye'de silahsız bırakılarak benzer senaryolara maruz kaldığını hatırlatan Yaycı, İran'daki Türklerin de organize olması, gerekirse silahlanarak kendilerini savunması gerektiğini ifade etti. <em><strong>"İran yönetimi PJAK'a alan açıyorsa, aynı model burada da tekrarlanır"</strong></em> uyarısını yaptı.</p>

<p>Yaycı, konuşmasını Türk milletinin etnik-mezhep ayrımı yapmaksızın tek yumruk olması gerektiği çağrısıyla tamamladı: "<em><strong>Milli kimliğimiz Türk milletidir."</strong></em></p>

<p>Bu açıklamalar, bölgedeki terör hareketliliğinin jeopolitik bir proje olduğunu ve Türk dünyasını doğrudan tehdit ettiğini öne süren sert uyarılarla gündeme oturdu.</p>

<p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=Pb0n3LphIp4&amp;t=45s"><span style="color:#2980b9"><strong>(Kaynak: GZT YouTube yayını ve ilgili programlar - https://www.youtube.com/watch?v=Pb0n3LphIp4)</strong></span></a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/devlet-bahceli-istiklal-marsinin-ruhuyla-emperyalizme-direnecegiz-3098</link>
            <category>SİYASET</category>
            <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 14:25:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Devlet Bahçeli: İstiklal Marşı'nın ruhuyla emperyalizme direneceğiz</h1>
                        <h2>Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin haftalık Meclis Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, İstiklal Marşı'nın kabulünün 105. yıldönümünü anarak milli bağımsızlık vurgusu yaptı. ABD-İsrail koalisyonunun İran'a yönelik saldırılarını sert bir dille eleştiren Bahçeli, bölgesel gerilimlere dikkat çekti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/devlet-bahceli-istiklal-marsinin-ruhuyla-emperyalizme-direnecegiz-1773143370.webp">
                        <figcaption>Devlet Bahçeli: İstiklal Marşı'nın ruhuyla emperyalizme direneceğiz</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin haftalık Meclis Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, İstiklal Marşı'nın kabulünün 105. yıldönümünü anarak milli bağımsızlık vurgusu yaptı. ABD-İsrail koalisyonunun İran'a yönelik saldırılarını sert bir dille eleştiren Bahçeli, bölgesel gerilimlere dikkat çekti. Azerbaycan hakkında da konuşan Devlet Bahçeli"Türkiye ile Azerbaycan arasına nifak tohumları ekmeye çalışanları reddediyoruz."dedi.</p>

<p><strong>Devlet Bahçeli'nin açıklamasının tam metni şöyle:</strong><br />
<br />
Değerli Milletvekili Arkadaşlarım,</p>

<p>Saygıdeğer Hanımefendiler, Beyefendiler,</p>

<p>Basınımızın Değerli Temsilcileri,</p>

<p>Haftalık olağan Meclis Grup Toplantımızın başında hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyor, başarılarla dolu bir hafta geçirmenizi Allah’tan niyaz ediyorum.</p>

<p>Bugünkü toplantımızı yurt içinden ve yurt dışından; televizyon ekranları, radyo kanalları, sosyal medya platformları vasıtasıyla takip eden aziz vatandaşlarımıza,</p>

<p>Gönül ve kültür coğrafyalarımızın tamamında onurlu ve huzurlu bir hayatın mücadelesini veren değerli kardeşlerimize en iyi dileklerimle birlikte şükranlarımı sunuyorum.</p>

<p>Düşünmek var olmaktır, düşünce ise var olmayı bilmektir.</p>

<p>Yunus’un dediği üzere;</p>

<p>İlim ilim bilmektir,</p>

<p>İlim kendin bilmektir.</p>

<p>Sen kendini bilmezsen,</p>

<p>Ya nice okumaktır.</p>

<p>Düşünmek bir eylem, düşünce ise bu eylemin fiiliyata dökülmüş öğesidir.</p>

<p>Düşünmekle düşünce arasında kurulan bağ ne kadar sağlam ve sağlıklı olursa ezbere dayanan, statükoya yaslanan, tekdüze yaşanan bir hayatın ağırlığı da o kadar hafifleyecektir.</p>

<p>Nasıl ki istiklalimizin engin ve erdemli düşüncesiyle milli varlığımızın, milli devletimizin tartışılamaz haklarına sahip çıkıyorsak, istikbalimizin düşüncesiyle de hayallerimizin, hedeflerimizin, heveslerimizin yol haritasını çizmek durumundayız.</p>

<p>Zira istikbalimizi düşünmezsek, nokta zamandaki istiklalimizin akan zamanla eklemlenmesini ve süreklilik kazanmasını sağlayamayız.</p>

<p>İstiklali düşünmekle kalmayıp manzum bir kalıbın içine büyük bir anıt gibi diken, o anıtın üzerinden istikbali okuyan muhterem isimlerin arasında elbette Merhum Mehmet Akif Ersoy’un müstesna bir mevkii bulunmaktadır.</p>

<p>Milli Mücadele’nin en ateşli yıllarında muazzam bir duyuş ve hissediş maharetiyle kalemini tıpkı bir kırbaç gibi beyaz sayfalarda şaklatmış, akıl ve vicdanının derinliklerinde saklı duran vatanseverlikle bezenmiş sanatkar dehasını bir volkan ağzı gibi dışarıya taşırmıştır.</p>

<p>O, istiklali sadece yazmamış, vecd ile yaşamış ve yaşatmıştır.</p>

<p>Merhum Mithat Cemal Kuntay’ın Akif’le ilgili şu görüşünün sanıyorum eksiği vardır, fazlası yoktur:</p>

<p>“Bir dağ silsilesini gezer gibi, her seferinde bir başka zirvesinde gördüğüm adam, gökleri aşmak için dağ dağ üstüne yığan bir dev.”</p>

<p>Akif; “yaşayan görecektir, Türkiye ve Türklük ölmeyecektir,” diye seslenen yüksek bir milli şuurdu.</p>

<p>Görüleni, görülmeyen taraflarıyla; bilineni, bilinmeyen yanlarıyla kaleme alan bir kabiliyetti.</p>

<p>Bugünlerde bölgesel ve küresel kaosun zifiri karanlık tablosuna baktığımızda, Akif’in dimağından manzum mısralara dökülen istiklal haklarının her yönüyle idraki, mazlumlara pranga vuran zorbalığın, çocuklara füze fırlatan zulmetin her boyutuyla ifadesi kanaatimce daha mümkündür.</p>

<p>Tarih 12 Mart 1921, yer Büyük Millet Meclisi, kürsüde Maarif Vekili Hamdullah Suphi Tanrıöver, okuduğu metin İstiklal Marşımız.</p>

<p>Birinci dönem mebuslarının hepsi ayaktayken, yaşaran gözlerle, kabaran yüreklerle, tufan halini alan alkışlarla, muazzam bir heyecan selinin refakatinde, namütenahi bir duygu fırtınası eşliğinde İstiklal Marşımız kabul edilmiştir.</p>

<p>İstiklal Marşı, milli kahramanlığın mısralara serpilmiş güzide bir eseri, muhteşem bir mücadelenin edebi vesikası, cihana ilam edilen bağımsızlık beyannamesidir.</p>

<p>Bu beyanname ilk günkü mana ve kudretini muhafaza etmektedir.</p>

<p>Kurtuluş Savaşı’mızın çarpan nabzı istiklalimizin manzum seslenişinden duyulmuştu.</p>

<p>Her mısrası Türk milletinin ruhuyla ve onuruyla karılmıştır.</p>

<p>Her kıtası Türk milletinin inanç, irade ve iffetiyle kamçılanmıştır.</p>

<p>Çevremizde yaşanan vahim gelişmeler, istiklalimizin manzum çehresi Mehmet Akif Ersoy’a feyiz veren günlerle maalesef benzerlikler göstermektedir.</p>

<p>Bu nedenle İstiklal Marşı’mızın gerçek anlamı ve kalıcı değeri çok daha iyi özümsenmeli, temelinde yer alan düşünce sistematiği isabetle yorumlanmalıdır.</p>

<p>Bugün gene etrafımızı bir habis ur gibi saran emperyalizme karşı direniş ve dik duruş gösteren milletimizin, bundan 105 yıl önce muhtaç olduğu mesajlar bir şiirden ötesine nüfuz edebilen herkes için de İstiklal Marşımızın zamanlar üstü çağrısında saklıdır.</p>

<p>Ezelden beridir hür yaşamış ve hür yaşayacak bir milletin, komşu coğrafyalardaki çoklu mahiyetteki haksızlık, hayasızlık ve hukuksuzluk karşısında suskun kalması ise kimsenin hatırına gelmemelidir.</p>

<p>Hürriyet ve bağımsızlık Türk milletinin karakteridir.</p>

<p>Kemale ermiş bu karakterin çevresine de aynı duyarlılığı göstermesi son derece doğru, doğal ve tutarlı bir tavrın müşahhas sonucudur.</p>

<p>İstiklal Marşı’mızın ilk sözcüğü “Korkma” diye başlamaktadır.</p>

<p>Biz korkmadıkça, şafaklarımızda yüzen al sancak sönemez.</p>

<p>Sönmedikten sonra yurdumuzun üstündeki en son ocak karşımızda hiçbir muhasım şarlatanlık duramaz.</p>

<p>Yeri gelir kükremiş sel olur bendimizi çiğner aşarız.</p>

<p>Yeri gelir yırtarız dağları enginlere sığmaz taşarız.</p>

<p>Varsın olsun, garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar.</p>

<p>Buna karşılık bizim iman dolu göğsümüz gibi serhaddimiz var.</p>

<p>Korkma, böyle bir imanı nasıl boğar medeniyet denilen tek dişi kalmış canavar?</p>

<p>Akif hasta yatağındayken, can beraberi Mithat Cemal Kuntay sorar:</p>

<p>“İstiklal Marşı’nı niçin Safahat’a koymadın?”</p>

<p>O da cevap verir: “O, benim değil, milletimindir, memleketimindir.”</p>

<p>Herkes emin ve müsterih olsun ki;</p>

<p>Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet;</p>

<p>Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl!</p>

<p>Yine onun ifadesiyle söylersek, Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın.</p>

<p>İki gün sonra İstiklal Marşı’mızın kabulünün 105’inci yıldönümü vesilesiyle;</p>

<p>“Yurduna alçakları uğratmamak uğruna göğüslerini siper eden” bütün aziz şehitlerimize, kahramanlarımıza, bir ahlak ve adanmışlık nişanesi olan muhterem vatan şairimiz Merhum Mehmet Akif Ersoy’a en derin şükran hislerimle birlikte Cenab-ı Allahtan gani gani rahmetler diliyorum.</p>

<p>Kabirleri nur, mekanları cennet olsun diyorum.</p>

<p>Değerli Milletvekilleri,</p>

<p>ABD-İsrail koalisyonun İran’a yönelik başlattığı kirli savaşın 11’inci gününde, bilanço gittikçe ağırlaşmakta, şiddet ve yıkım günbegün artış kaydetmektedir.</p>

<p>Aynı zamanda 11 gündür psikolojik harbin, dijital harbin, elektronik harbin ve propaganda harbinin eşine benzerine çok nadir rastlanacak örnekleri de kademe kademe ilerletilmektedir.</p>

<p>Bölgemizi içinden nasıl çıkılacağı meçhul ve muamma olan çok tehlikeli bir akıl tutulması sarmış ve sarmalamıştır.</p>

<p>Karşılıklı fırlatılan füzeler,</p>

<p>Katledilen masum insanlar,</p>

<p>Tahrip edilen kaynaklar,</p>

<p>Hedef alınan alt yapılar,</p>

<p>Tıkanan deniz yolları,</p>

<p>Daralan ticaret kanalları,</p>

<p>Çıta yükselten intikam yeminleri,</p>

<p>Yaygınlaşan suikastlar,</p>

<p>Süregelen örtülü operasyonlar,</p>

<p>Ardı arkası kesilmeyen hava akınları,</p>

<p>Körfez ülkelerine yönelik sabotajlar,</p>

<p>İnsanlığın, insanım diyen herkesin nefesini tutup bir adım sonra ne olacağını kaygıyla merak ve takip ettiği savaş tablosunun hepimizin gündemine yansıyan satır başlarıdır.</p>

<p>İran’da rejim değişikliği hesabından stratejik ve askeri yeteneklerin imha edilmesine kadar sınır ve çerçevesi her seferinde güncellenen operasyonların bölgemizi ateşe attığı açık ve ortadadır.</p>

<p>Yakın ve yakıcı bir gerçeği aleni olarak işaret ve ifade etmek lazım gelirse o da şu olacaktır:</p>

<p>Siyonist-emperyalist çıkar ve şiddet ortaklığının askeri ve politik iradesi kan, kin ve nefretle sarılmıştır.</p>

<p>Dünyaya, sözde medeniyet mimarisinin izdüşümünde; demokrasi, özgürlük, adalet ve insan hakları konularında bilirkişilik taslayan hangi ülke veya ülkeler varsa hepsi birden sınıfta kalmış, bu değerlere esasta ve usulde ne kadar yabancılaştıklarını resmen kanıtlamışlardır.</p>

<p>Haksızlık diz boyudur.</p>

<p>Hukuksuzluk doruk noktadadır.</p>

<p>Askeri gerilimi artıran değil; dengeleyen ve yöneten, sükûnet ve diyaloğu tahkim eden telkin ve tekliflerin bugüne kadar etkisiz ve yetersiz kaldığı, bununla ilişkili olmak üzere ateşkes ve diplomasi çağrılarının karşılık bulmadığı meydandadır.</p>

<p>Bunun yanında ABD Başkanı’nın, “savaşın bitiş zamanına Netenyahu ile karar vereceğiz” demesi ise dayatmacı bir dil, üstenci bir bakış, barışçıl arayışları küçümseyen özürlü bir yaklaşımdır.</p>

<p>İran’da hiçbir suçu ve günahı olmayan sivil halk bombaların, füzelerin, diğer ölümcül operasyonların odağındadır.</p>

<p>28 Şubat 2026 tarihinde, Minab kentinde bir okulun bombalanması sonucunda 175 çocuğun ölmesi tahammül edilemeyecek bir katliamdır.</p>

<p>Hakikaten felaket kol gezmektedir.</p>

<p>2007 yılında Antarktika’da çekilen bir belgeselde kolonisinden ayrılan bir penguenin video görüntüsü 2026 yılının ilk aylarında herkesin dilinde ve gündemindeydi.</p>

<p>Bu penguenin derdiyle dertlenip sonuçlar çıkartan; söz konusu doğal davranışı kolektif bilincin kırılması olarak gören, insanla ilişkilendirip toplumsal travmaların gecikmiş yankısı, insanın kendisine tuttuğu ayna şeklinde yorumlayan herkese sesleniyorum;</p>

<p>Gazze’de soykırıma uğrayan 50 bin çocuğun, İran’da sayıları 300’ü aşan çocukların dramları, acıları, yürekleri kavuran feci sonları bir penguen kadar önemli ve öncelikli değil midir?</p>

<p>Nesli tükenen bir kuşu mesele edip de, sırayı eşrefi mahlukat olan bir çocuk alınca ona sırt çevirmek, duyarsız ve duygusuz yaklaşmak insanlık mirasının, insanlık değerlerinin neresinde vardır, neresinde mevcuttur?</p>

<p>Doğrusunu isterseniz merak ediyorum; yani İran’da, Gazze’de ölenler çocuk değil de penguenler olsaydı küresel yas mı ilan edilecekti?</p>

<p>Uluslararası toplum ayağa kalkmalıdır.</p>

<p>Bu ahlaki ve vicdani sorumluluk evvela Amerikan halkının ve Yahudi toplumunundur.</p>

<p>Evanjelist papazların dolduruşuna gelip Oval Ofis’te ayinler düzenlemek, Armagedon Savaşı’yla ilgili teolojik hezeyanlar üretmek dünyanın nasıl bir musibetle doğrudan doğruya muhatap olduğunu ibret verici ölçüde göstermektedir.</p>

<p>Adı konulmamış bir din savaşı başladı da biz mi farkında değiliz?</p>

<p>Ortadoğu’da Sünni-Şii husumetine çanak tutan, bu kapsamda kamplaşma ve kutuplaşmayı sertleştirmek için provokasyon zemini kollayan karanlık emellere kapalı durmak, bilhassa şu mübarek Ramazan ayında hassaten diyorum ki, Müslümanım diyen herkes için hayat-memat konusudur.</p>

<p>Bu tuzağa hiçbir Müslüman düşemez, düşmemelidir.</p>

<p>Böylesi bir vebale hiçbir din kardeşimiz ortak olamaz, olmamalıdır.</p>

<p>Şii de Müslüman’dır, Sünni de Müslüman’dır; bozgunculuğun davulunu çalanlar, sanal ihtilafların namlusunu tutanlar alçak kere alçaktır.</p>

<p>Kürt kardeşlerimizi sahaya sürmek için hava koklayan ve ortam yoklayan; bu sayede İran’ı içten çökertmenin planını yapan hiçbir mihraka Kürtler paralı askerlik yapmaz, yapmamalıdır.</p>

<p>Kürt kardeşlerimiz satılık değildir, kiralık değildir, tetikçi değildir, onun bunun zulüm projelerinde piyon olarak da görülemez, gösterilemez.</p>

<p>Kürtler onurlu, şerefli, yürekli, soylu ve sağduyulu bir halktır.</p>

<p>Türk-Kürt kardeşliği üzerinde cephe açmanın, gedik oluşturmanın hesabıyla; İran’ın tarihi Türk kentlerini karıştırmanın, Türklerle Kürtleri çatıştırmanın arayış ve amacını kurgulayanlar, ancak ve ancak düşmanca tutum takınan namertlerdir.</p>

<p>Türk, Kürt’ün kardeşi; Kürt, Türk’ün alın yazısı, kader ortağıdır.</p>

<p>Ne tuhaftır ki, İran’da vurulan şehirlerin kahir ekseriyeti Türk’tür.</p>

<p>Tebriz’den İsfahan’a kadar kardeşlerimiz ateş altındadır.</p>

<p>Dahası, 5 Mart 2026’da İran topraklarından kaynaklanan insansız hava araçları Azerbaycan’ın Nahcivan Özerk Cumhuriyeti’ne isabet etmiş, 4 Mart 2026 tarihinde de İran’dan Türkiye istikametine doğru gelen balistik mühimmat Türk hava sahasına girmeden NATO hava ve füze savunma unsurlarınca etkisiz hale getirilmiştir.</p>

<p>Bu tehlike saçan vakalarla ilgili İran İslam Cumhuriyeti’nin yaptığı özür mahiyetindeki açıklamalar, egemenlik haklarımıza gösterilen saygının telaffuz edilmesi elbette tarihi kıymettedir.</p>

<p>Ancak 9 Mart 2026 tarihinde, İran’dan ateşlenip Türk hava sahasına giren yeni bir balistik mühimmatın gene NATO unsurlarınca etkisiz hale getirilmesi, bazı mühimmat parçalarının da Gaziantep’te boş arazilere düşmesi kafamızı karıştırmaya başlamıştır.</p>

<p>Her ülke aklını başına almalıdır.</p>

<p>Türkiye, üzerinde kumar oynanacak bir ülke değildir.</p>

<p>Taciz, tahrik veya tertip olup olmadığını netleştirecek ülke İran İslam Cumhuriyeti’dir.</p>

<p>Biz kasti bir tavrın olmadığına inanmak, iyi komşuluk hukukumuzu korumak istiyoruz.</p>

<p>Ancak Türkiye’nin de yolgeçen hanı olmadığını, canı sıkılanın, keyfi yetenin füze ateşleyeceği bir ülke olarak görülemeyeceğini de ihtiyatlı ve temkinli bir dille beyan ediyoruz.</p>

<p>Elbette Türkiye’yle İran’ı karşı karşıya getirmeye matuf Siyonist-emperyalist bir komployu da ihmal veya gözardı etmiyoruz.</p>

<p>Savaşın bölgesel mahiyet alması için ardışık ve çok boyutlu sahnelenen provokasyonlara karşı komşu ülkelerin hassasiyet sergilemesi, kalıcı ve kapsayıcı tedbirleri sırasıyla hayata geçirmesi işin özünde her ülkenin çıkarınadır.</p>

<p>Bir daha hava sahamızda veya Azerbaycan hava sahasında yolunu veya yönünü kaybetmiş bir füze ya da insansız hava aracı görmek, duymak ve buna şahit olma istemediğimizi de cümle alem bilmelidir.</p>

<p>Türkiye ile Azerbaycan arasına nifak tohumları ekmeye çalışanları reddediyoruz.</p>

<p>Tedavüldeki iftiraları ve yaygın fitneleri elimizin tersiyle itiyoruz.</p>

<p>Tek millet, iki devlet gerçeği; tarihin, kültürün ve yaşanmış ortak anıların muazzez sonucu ve sorumluluğudur.</p>

<p>Biz hem sınır güvenliğimizi hem de hava saha güvenliğimizi korumakla mükellefiz.</p>

<p>Devletimizin egemenlik haklarına, milletimizin birliğine, dirliğine ve bekasına uzanacak her eli kırmaya da hamd olsun muktediriz.</p>

<p>Türkiye’nin İran’la sınır uzunluğu 530 km’dir.</p>

<p>Biz aynı coğrafyayı paylaşan, tarihi ilişkileri çok yoğun olan iki dost ülkeyiz.</p>

<p>Komşu bir ülkeye yapılan her vandal saldırıya tepkimiz ve itirazımız vardır.</p>

<p>Biz haklının yanında, haksızlık yapan kim olursa olsun sonuna kadar da karşısındayız.</p>

<p>Şayet söz konusu zalimlerse asla bitaraf olmayacağız.</p>

<p>Ne diyordu Merhum Cemil Meriç;</p>

<p>“Zulmün olduğu yerde tarafsızlık namussuzluktur, ben tarafım, hakikatin tarafındayım.”</p>

<p>Değerli Arkadaşlarım,</p>

<p>ABD-İsrail’in İran’ı hedef alan saldırıları aynı şekilde küresel enerji piyasalarında arz ve lojistik şoklara neden olmaktadır.</p>

<p>Dünya petrol ticaretinin beşte birinin, diğer bir ifadeyle, günlük ortalama 20 milyon varillik ham petrol ve ham petrol ürünün geçiş güzergahı Hürmüz Boğazı’dır.</p>

<p>Bu stratejik boğaz fiilen kapatılmıştır.</p>

<p>Ortaya çıkan kriz, petrol üreticisi ülkelerin fiziksel altyapılarını, depolama kapasitelerini, rafineri imkanlarını ve küresel makro ekonomik istikrarı tehdit eden bir aşamaya gelmiştir.</p>

<p>Tarımsal girdiler ticaretindeki aksaklıklar ise açlık ve yoksulluk sarmalını genişletebilecektir.</p>

<p>Hava saldırılarına eşzamanlı olarak yapılan elektronik operasyonlar nedeniyle; Basra Körfezi ve çevresindeki sularda bulunan pek çok ticari geminin sahte sinyallerle manipüle edilen navigasyon sistemleri arızalanmıştır.</p>

<p>Bölgede ticaret durma noktasına gelmiştir.</p>

<p>ABD’nin neyin peşinde koştuğu, neyin üzerine çöreklenmek istediği hepinizin malumu alisidir.</p>

<p>Petrol için yıkmayacağı ocak, yapmayacağı çamurluk, göze almayacağı vandallık olmayanların hüviyeti bellidir.</p>

<p>Merhum Hocamız Prof.Dr.Erol Güngör’ün aynen temas ettiği gibi;</p>

<p>“İslam dünyasında petrol zenginliği olmasa, İslam ülkelerinde olup bitenler büyük sanayi ülkelerini ilgilendirmezdi.”</p>

<p>Biz hem dünyanın her noktasında hem de coğrafyamızın her köşesinde barış, huzur ve istikrarın kökleşmesini arzuluyoruz.</p>

<p>ABD-İsrail saldırganlığı sol bulmalıdır.</p>

<p>Silah seçenek olmaktan çıkarılmalıdır.</p>

<p>Siyaset ve diplomasinin önü ardına kadar açılmalıdır.</p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti bu çerçevede arabuluculuk misyonuyla sivrilecektir.</p>

<p>“Terörsüz Türkiye” hedefiyle iç barış ve huzur ortamını güçlendirmenin gayesinde olan bir ülkenin komşu coğrafyalardaki sıcak çatışma iklimine cemrenin suya düşmesi gibi barışçıl çabalarla nüfuz etmesi mukadderdir.</p>

<p>Huzur ve barış içinde yaşamak her insanın, her ülkenin hakkıdır.</p>

<p>Ramazan Bayramına yaklaştığımız şu günlerde sulh ve sükûnetin yanında; uzlaştıran ve kucaklaştıran diyalogların filiz filiz büyümesi samimi temennimizdir.</p>

<p>Bakınız, bölgesel ve küresel alanda fırtına yaşanırken, Türkiye’miz müteyakkız bir iradeyle tüm gelişmeleri yakinen takip ederken, CHP Genel Başkanı ve yönetiminin infial uyandıran açıklamaları tek kelimeyle şuursuzluktur.</p>

<p>Coğrafyalar deprem geçirirken Türkiye muhalifliğinde yeni kulvarlar açmaları vatan ve millet sevgisiyle bağdaşmayan ayıp ve ahlaki seviyesizliktir.</p>

<p>CHP Genel Başkanı diyor ki; “Türkiye’nin füzesi yok, hava savunma sistemi yok, savaş uçağı yok.”</p>

<p>Bununla da sınırlı kalmıyor; “Erdoğan F-35’leri dostu Trump’tan alamadı. F-16’lar modernize edilemedi. Korkudan S-400’ler hangarda tutuldu. Son 14 yılda bir tek savaş uçağı kazandıramadılar.”</p>

<p>Burada yaşanmış tarihi bir olayı tekrar hatırlatarak CHP’nin ne hallere düştüğünü sizlere göstermek istiyorum.</p>

<p>Mustafa Kemal Paşa, 25 Nisan 1915’de, düşmanın durumunu anlamak amacıyla Conkbayırı’na gider.</p>

<p>Arıburnu’ndan karaya çıkan düşman Conkbayırı’nda ilerlemektedir.</p>

<p>Askerin kaçtığını görünce hepsinin önüne geçer ve şunları söyler:</p>

<p>Niçin kaçıyorsunuz? Dedim.</p>

<p>Komutanım düşman! Dediler.</p>

<p>Düşmandan kaçılmaz, dedim.</p>

<p>Cephanemiz kalmadı, dediler.</p>

<p>Cephaneniz yoksa süngünüz var, dedim.</p>

<p>Bu efrat süngü takıp yere yatınca düşman efradı da yere yattı. Kazandığımız an bu andır.</p>

<p>Ve Türk askerine tarihi emrini bildirir:</p>

<p>“Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum! Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler ve komutanlar geçebilir!”</p>

<p>Gazi Mustafa Kemal Atatürk ölmeyi emretmişti, onun koltuğunda köhne köhne oturan zat ise Türkiye’yi karalamanın ve kötülemenin peşindedir.</p>

<p>Sinop’taki füze testleri karşısında “yapmayın balıklar korkuyor” diyen bir şahsın esasen ciddiye alınacak hiçbir yanı yoktur.</p>

<p>Sen balıkları düşündüğün kadar Türkiye’yi düşünseydin bugünkü zırvalarınla açığa düşmez, rezil olmaz, en azından Aziz Atatürk’ün emanetlerine saygı gösterir, riayet ederdin.</p>

<p>CHP yönetimi beşinci kol faaliyeti içindedir.</p>

<p>Tıpkı Yunanistan hükümetinin gayri askeri statüdeki Ege adalarını silahlandırmasına benzer şekilde mahalle yanarken fırsatçılık yapmaktadır.</p>

<p>Allah’a çok şükür Türkiye’nin her şeyi vardır.</p>

<p>Milli savunma sanayindeki altın çağımız herkesin dilindedir.</p>

<p>Türkiye’nin gücü her muhasım ülkenin bileğini bükecek kifayettedir.</p>

<p>Bunu dünya gördü de bir tek CHP Genel Başkanı ve yönetimi görmedi, göremedi, görmek de istemedi.</p>

<p>Göremezler, görmek için adamlık gerek, emek gerek, yürek gerek, mertlik gerek, vatan ve millete feda edilmeye hazır tertemiz ömürler gerek.</p>

<p>Çünkü onlar hala balıklarla meşguller, nasıl olsa battı balık yan gider anlayışındalar.</p>

<p>Sayın Özel, unutma, balık kavağa çıkınca kösenin sakalı biter.</p>

<p>Balık tavada, tantanacılar da siyasette belli olur.</p>

<p>İşte dün aralarında İmamoğlu’nun da bulunduğu 105’i tutuklu toplam 407 sanığın yargılandığı asrın yolsuzluk davasında her çirkeflik yaşanmış, hukuk güvenliğine de darbe vurulmuştur.</p>

<p>Mahkeme salonunu şov alanına, grup salonuna ve miting meydanına çevirenler adalet nedir, hukuk nedir bilmeyen zavallı aymazlardır.</p>

<p>Neymiş, eski belediye başkanı selamlama konuşması yapmak için kürsüye çıkacakmış.</p>

<p>Mahkemede selamlama konuşmasının olduğu ne zaman duyulmuş, nerede görülmüştür?</p>

<p>Böylesi bir usule, böylesi bir uygulamaya ne zaman şahit olunmuştur?</p>

<p>Hukukun üstünlüğü herkes için bağlayıcıdır.</p>

<p>Hiç kimse hukukun önünde veya üstünde değildir.</p>

<p>İddianamedeki suçlamaların hesabını vermek yerine dava sürecini sulandırmak maksatlıdır, marazidir, mahsurludur.</p>

<p>Suç örgütü kurmak, rüşvet çarkı işletmek, ihaleye fesat karıştırmak, kara para aklamak gibi pek çok suçlamanın açıklığa kavuşması, bunun da kısa süre içinde vuku bulması gerekmektedir.</p>

<p>Milletimiz CHP’nin adalet ve hukuk tanımaz siyasi ayak oyunlarından bıkmış ve usanmıştır.</p>

<p>İstanbul 40’ıncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın adalete müzahir alınacak kararının daha fazla uzamasına fırsat verilmeden en makul sürede sonuçlandırılıp ülke gündeminden çıkartılması muhakkak surette temin edilmelidir.</p>

<p>Biz, duruşmalar televizyonlardan canlı yayınlansın derken haksız mıydık?</p>

<p>Milletimizin gözü önünde ak koyun kara koyun tefrik edilsin, her şey bilinsin, görülsün, bire bir takip edilsin derken yanlış mı söylüyorduk?</p>

<p>Geldiğimiz bu süreçte haklılığımız netleşmiştir.</p>

<p>Ayyuka çıkan siyasi içerikli hukuk ihlallerinin Türk yargısına kesif bir karşı duruş olduğu belgelenmiştir.</p>

<p>CHP, hukuku hiçe saymıştır.</p>

<p>Elbette bunun bedelini adalet ve hukuk namusu karşısında mutlaka ödeyecek, kati sonuçlarına da öyle ya da böyle katlanacaktır.</p>

<p>Değerli Milletvekilleri,</p>

<p>Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı;</p>

<p>Yıkmak için değil, yapmak için,</p>

<p>Ayırmak için değil, birleşmek için,</p>

<p>Bölmek için değil, buluşmak için,</p>

<p>Küsmek için değil, kucaklaşmak için ahlaki, manevi ve milli mücadelesini inançla sürdürecektir.</p>

<p>Daha iyi bir gelecek için,</p>

<p>Daha mutlu yarınlar için,</p>

<p>Daha güzel günler için,</p>

<p>Kaynayan tencereler,</p>

<p>Doymuş karınlar,</p>

<p>Sevecen yürekler, sıcacık yuvalar için,</p>

<p>Dik baş, tok karın, mutlu yarın için,</p>

<p>Al bayrağın altında onurlu bir gelecek için geceyi gündüze katacağız.</p>

<p>Biz gönülleri, vicdanları, umutları kardeşlikle birleştireceğiz.</p>

<p>Biz ülküleri, hevesleri, heyecanları milletimizle buluşturacağız.</p>

<p>Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı, Türk milletinin sağduyusuna, idrakine, iradesine ve vicdanına güvenmektedir.</p>

<p>Ortak bir kaderi paylaşarak bir arada yaşama ve yaşatma azmine sonuna kadar inanmaktadır.</p>

<p>Bizim davamız büyük Türk milletini kendi kültür kökleri üzerinde yükselterek, önce mazlum İslam toplumlarına ve sonra ezilen bütün insanlığa hak ve adalet götürmek gibi büyük bir hedefin adı ve tanımıdır.</p>

<p>Bu muazzam hedeflere ulaşmak için Hazreti Peygamber’den itibaren gelen mukaddes çizgide Allah dostları olan Ahmet Yesevi’yi,</p>

<p>Hacı Bektaş’ı, Yunus Emre’yi, Mevlana’yı, Hacı Bayram’ı ve milletimizin bugün manevi dayanakları olan sayısız gönül ve inanç insanına uzanan zincirin bugünkü temsilcilerini hürmetle anıyorum.</p>

<p>Tesbih çeken elleri, hû diyen dilleri, secdeye varan alınları, gönlü Mekke’de, kalbi Kerbela’da, hasreti Kudüs’te, aklı Yesi’de, Kerkük’te, Türkistan’ın her yerinde kalmışların, Yaradan’a sığınmışların hepsini samimiyetle kucaklıyoruz.</p>

<p>Bu mübarek günlerde haykırıyorum; çünkü bizler zaten oyuz, onlarız, onlarlayız.</p>

<p>Konuşmama son verirken alayınızı birden sevgi ve saygıyla selamlıyorum.</p>

<p>Sağ olun, var olun, Cenab-ı Allah’a emanet olun diyorum.<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://x.com/MHP_Bilgi/status/2031283546824778097">https://x.com/MHP_Bilgi/status/2031283546824778097</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozkan-azerbaycana-yonelik-nefret-soylemi-karsisinda-bizi-bulacaktir-3097</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 01:58:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Özkan: Azerbaycan'a yönelik nefret söylemi karşısında bizi bulacaktır</h1>
                        <h2>Horasan Erenleri Dernekler Fedarasyonu Genel Sekreteri Ali Rıza Özkan, Azerbaycan'a yönelik geliştirilmeye başlanan nefret söylemine sert tepki gösterdi. Özkan, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki tarihsel ve kültürel bağları vurgulayarak, bu tür söylemlerin Alevi canlarını doğrudan karşısında bulacağını ifade etti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/ozkan-azerbaycana-yonelik-nefret-soylemi-karsisinda-bizi-bulacaktir-1773097601.webp">
                        <figcaption>Özkan: Azerbaycan'a yönelik nefret söylemi karşısında bizi bulacaktır</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>HABER: BORA ÖZİZMİRLİ<br />
Horasan Erenleri Dernekler Fedarasyonu Genel Sekreteri Ali Rıza Özkan, </strong>Azerbaycan'a yönelik geliştirilmeye başlanan nefret söylemine sert tepki gösterdi. Özkan, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki tarihsel ve kültürel bağları vurgulayarak, bu tür söylemlerin Alevi canlarını doğrudan karşısında bulacağını ifade etti.<br />
<br />
<a href="https://youtu.be/0CU1RgXVJX4?t=727"><strong><span style="color:#c0392b">ALİ RIZA ÖZKAN'IN AÇIKLAMASINI YOUTUBE'DAN İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-03-10%20at%2002_04_12.jpeg" style="height:382px; width:800px" /></span></strong></a></p>

<p>Şah TV'de yaptığı açıklamada Özkan, <em><strong>"Azerbaycan'a yönelik herhangi bir nefret söylemi aynı zamanda bizi karşısında bulmalıdır, bulacaktır" </strong></em>diyerek net bir duruş sergiledi. Konuşmasında, Azerbaycan'ın kardeş devlet olduğunu, mezhep farklılığına rağmen Türkiye-Azerbaycan birliğinin emperyalist odakların ortak düşmanlığında hedef alındığını belirtti.</p>

<p>Ali Rıza Özkan açıklamasında<em><strong>"Azerbaycan ve Türkiye arasındaki birliğin düşmanları aslında aynı odaklar. Yani hangi odaklar? Emperyalist odaklar. Şimdi bunlar yeri gelir Rus kılıfı altında, yeri gelir İsrail kılıfı altında, yeri gelir Amerika, Almanya, İngiltere, Fransa kılıfı altında tezahür edebilir. Fakat bir gerçek var. Tamam, doğrudur. Azerbaycan'ın mezhebi farklılığı olabilir ama Azerbaycan bizim kardeş devletimiz."</strong></em>ifadelerine yer verdi.</p>

<p>Özkan, Alevi toplumu açısından Azerbaycan'ın özel önemine dikkat çekti: <strong>Şah İsmail Hatayi,</strong> Fuzuli ve Seyit Nesimi gibi büyük aydınların hem Azerbaycan kültürünün hem de Alevi inancının baş tacı olduğunu hatırlattı. Cem ibadetlerinin Şah İsmail Hatayi’siz başlayıp bitmeyeceğini, Seyit Nesimi'den deyişler okunduğunu belirten Özkan, bu bağların Türkiye, Balkanlar, Suriye ve Irak'taki Alevi Bektaşi topluluklarını tarihsel derinlikle birleştirdiğini vurguladı.</p>

<p>Ayrıca, Azerbaycan devletinin Suriye'nin Halep kentinde harabeye dönmüş Seyyid İmadettin Nesimi türbesini onarmak için Şam hükümetiyle sözleşme yaptığını, Azerbaycanlı mimar ve uzmanların bu çalışmayı yürüteceğini aktaran Özkan, bu adım nedeniyle Azerbaycan devletine minnet borcu olduğunu söyledi.<strong> "Ne kadar güzel bir şey bu" </strong>diyerek Azerbaycan'a teşekkürlerini sundu ve tarihsel derinliğin sahiplenilmesi çağrısında bulundu.</p>

<p>Özkan, geçmişte<strong> Turgut Özal</strong> döneminde Bakü işgali sırasında yardım taleplerine "Şii" gerekçesiyle olumsuz yanıt verildiğini de hatırlatarak, bugün emperyalist odakların (Rusya, İsrail, ABD, Almanya, İngiltere, Fransa kılıflarıyla) aynı şekilde Türkiye-Azerbaycan birliğini hedef aldığını savundu.</p>

<p><strong><a href="http://ALİ RIZA ÖZKAN'IN AÇIKLAMASINI YOUTUBE'DAN İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ"><span style="color:#c0392b">Kaynak: Şah TV YouTube kanalı (https://www.youtube.com/watch?v=0CU1RgXVJX4)</span></a></strong></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/izmirde-8-mart-kadinlar-dayanismayla-bir-araya-geldi-3096</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:36:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>İzmir’de 8 Mart: Kadınlar dayanışmayla bir araya geldi</h1>
                        <h2>İzmir’de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında bir dizi önemli etkinlik gerçekleştirildi. Türkiye’de yaşayan Azerbaycanlı kültür elçisi, diaspor alanında aktivist ve sanatçı Roza İbadova Kocamaz, hem Türkiye’deki hem de Azerbaycan’daki kadınlar ve gençlerle bir araya gelerek kültürel ve sosyal dayanışmayı güçlendirdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/izmirde-8-mart-kadinlar-dayanismayla-bir-araya-geldi-1773092818.webp">
                        <figcaption>İzmir’de 8 Mart: Kadınlar dayanışmayla bir araya geldi</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>İzmir’de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında bir dizi önemli etkinlik gerçekleştirildi. Türkiye’de yaşayan Azerbaycanlı kültür elçisi, diaspor alanında aktivist ve sanatçı Roza İbadova Kocamaz, hem Türkiye’deki hem de Azerbaycan’daki kadınlar ve gençlerle bir araya gelerek kültürel ve sosyal dayanışmayı güçlendirdi.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/5d73c24b-a80d-43d3-8fc7-96dfe4929782.jpg" style="height:800px; width:600px" /><br />
<br />
<strong>“Cesaretin Adı: Kadın – 103 Yıllık Cesaret” Zirvesi</strong><br />
<br />
İzmir Büyükşehir Belediyesi, Batı Anadolu Sanayici ve İş İnsanları Dernekleri Federasyonu (BASİFED) ve TOBB İzmir Kadın Girişimciler Kurulu tarafından kadınların ekonomik hayattaki rolünü güçlendirmek ve ilham verici başarı hikâyelerini görünür kılmak amacıyla “Cesaretin Adı: Kadın – 103 Yıllık Cesaret” zirvesi düzenlendi.<br />
Zirve, iş dünyasının temsilcilerini, kadın girişimcileri, akademisyenleri, sanatçıları, medya mensuplarını ve gençleri aynı çatı altında topladı. Etkinlikte, kadın girişimciliğinden liderliğe; yapay zekâ ve toplumsal cinsiyet ilişkisinden iş dünyası ve medyada kadının rolüne kadar pek çok önemli konu ele alındı. İlham verici hikâyelerin yanı sıra, somut çözüm önerileri, iyi uygulama örnekleri ve iş birliği modelleri de katılımcılarla paylaşıldı.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/6ae2f7d0-b9c8-41b3-8ef0-d4f673429f13(1).jpg" style="height:600px; width:800px" /><br />
Zirveye İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, zirvenin fikir lideri eşi Öznur Tugay, BASİFED Yönetim Kurulu Başkanı Semiha Güneş, TOBB İzmir Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Deniz Celep, İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır ve Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay katıldı. Etkinlik, iş dünyası, girişimcilik, sanat, medya ve sivil toplum alanlarında ülkemize değer katan önemli isimlerin panel ve konuşmalarıyla devam etti.<br />
<br />
Etkinliğe ayrıca Roza İbadova Kocamaz da katıldı. Kocamaz gazetemize yaptığı açıklamada şunları söyledi:<br />
“Bu tür zirveler, kadınların toplumsal ve ekonomik alanda güçlenmesi açısından büyük önem taşıyor. İzmir’de farklı alanlardan gelen kadınların bir araya gelmesi ve deneyimlerini paylaşması ilham verici bir dayanışma örneğidir. Bir millet, iki devlet anlayışıyla kardeş Azerbaycanlılar olarak bu etkinliklerde yer almak bizler için gurur kaynağıdır.”<br />
<strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/8a38c46a-9536-4fb3-a9fb-7c528379de79.jpg" style="height:800px; width:600px" /><br />
Azerbaycanlı Hanımlar ve Gençlerle Özel Etkinlik</strong><br />
<br />
Roza İbadova Kocamaz ayrıca 8 Mart’ta İzmir’de yaşayan Azerbaycanlı hanımlar ve öğrencilerle özel bir etkinlik düzenledi. Etkinlik Cafe Delmattino’da gerçekleştirildi ve Türkiye’de eğitim gören gençler ile hanımlar bir araya gelerek her iki ülkede sevilen şarkılar seslendirdi, şiirler okudu ve kültürel dayanışmayı pekiştirdi.<br />
Etkinliğe İzmir Azerbaycan Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı ve Federasyon Başkan Yardımcısı Eşref Tuna da katıldı. Tuna, Türkiye ve Azerbaycan’dan gelen hanımlara ve öğrencilere çiçekler takdim etti, İzmir’de aktif olan gençlere plaketler verdi ve Roza İbadova Kocamaz’a etkinliği organize ettiği için teşekkürlerini iletti.<br />
Manisa’da eğitim alan öğrenci Ali Polatzade performansıyla herkesi eğlendirdi. Gençler ve hanımlar etkinlikte coşkuyla şarkılara ve programın diğer aktivitelerine eşlik etti.<br />
Etkinlik, iki kardeş ülke arasındaki kültürel ve sosyal bağları güçlendiren, ilham verici ve unutulmaz bir gün olarak tamamlandı.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/98383ff7-9d39-4abe-838d-ad29b55c3940.jpg" style="height:800px; width:450px" /><br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-03-09%20at%2021_39_45.jpeg" style="height:800px; width:402px" /><br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/c31ab97f-e877-47fd-aa1e-2a3ad7c9c5f1(1).jpg" style="height:800px; width:600px" /><br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/2c80607d-a1ff-40dc-a2ca-5405c191edb8.jpg" style="height:800px; width:450px" /></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/teror-hukumlusu-eski-vekil-kemal-bulbul-cemevi-yoneticisine-kufur-etti-3095</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 09 Mar 2026 17:51:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Terör hükümlüsü eski vekil Kemal Bülbül cemevi yöneticisine küfür etti!</h1>
                        <h2>27. Dönem HDP Antalya Milletvekili ve terör örgütüne üye olmaktan hükümlü Kemal Bülbül, Kürt terörüne dikkati çeken cemevi yöneticisine küfür ile karşılık verdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/teror-hukumlusu-eski-vekil-kemal-bulbul-cemevi-yoneticisine-kufur-etti-1773068379.webp">
                        <figcaption>Terör hükümlüsü eski vekil Kemal Bülbül cemevi yöneticisine küfür etti!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Kendisi de 2020'de faşist “<em><strong>PKK silahlı terör örgütüne üye olmak</strong></em>” suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası alıp, 2022'de bu cezası onanan Kemal Bülbül, kendisine Kürt terörünü hatırlatan cemevi yöneticisinin annesine sinkaflı küfür ederek karşılık verdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu üyesi Antalya Hacı Bektaş-ı Veli Kültür Tanıtma ve Cemevi Derneği yöneticisi İsmail Baki’nin “<strong><em>Kürt terörü</em></strong>” hatırlatmasına, “<em><strong>Ananın hamam avlusunda puşt</strong></em>” sözleri ile cevap verdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-03-09%20at%2016_26_27%20(1).jpeg" style="height:800px; width:359px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Terör örgütü hükümlüsü Kemal Bülbül daha önce de Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Başkanı ve Alevi Bektaşi Federasyonu Genel sekreteri görevlerinde bulunmuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tüm vekilliği döneminde de, tamamen tribünlere oynamayı seçen, meclis kürsüsünden türkü söyleyen ve Alevi Bektaşi toplumun temel sorunlarına dair herhangi bir kanun teklifi hazırlamayan Bülbül, sadece “<strong><em>Sivas İl Merkezindeki Madımak Otelinin Madımak Utanç Müzesi Yapılmasına Dair Kanun Teklifi</em></strong>” ve “<em><strong>24 Aralık'ın Maraş Katliamında Hayatını Kaybedenleri Anma ve Yas Günü İlan Edilmesi Hakkında Kanun Teklifi</strong></em>” sundu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bülbül, aynı zamanda tarikatçıların bazı işbirlikçi Alevileri kullanarak ortadan kaldırmayı planladıkları 677 sayılı “<strong><em>Tekke ve Zaviyeler ile Türbelerin Seddine ve Türbedarlar ile Bazı Unvanların Men ve İlgasına Dair Kanun</em></strong>”un kaldırılmasına da destek verenler arasında.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>HORASAN ERENLERİ’NDEN SERT TEPKİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/ERDEMC%C3%96MERT1.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Erdem Cömert, haber sitemize yaptığı açıklamada, terör hükümlüsü eski milletvekilinin cemevi yöneticisine küfür etmesine sert tepki verdi. Horasan Erenleri olarak bu küfrünün Kemal Bülbül’ün yanına kalmayacağını belirten Cömert, kanun önünde Bülbül’ün mahkum edilmesi için tüm girişimleri yapacaklarını duyurdu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Küfürün ahlaki bir zaafiyet olduğunun altını çizen Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Erdem Cömert, “<strong><em>bizi üzen asıl konu, bu şahsın bazı Alevi kuruluşlarında üst düzeyde yöneticilik yapmış olmasıdır</em></strong>” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BAKİ: HALKIM BU İNSANLARI TANISIN!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/%C4%B0SMA%C4%B0L%20BAK%C4%B0.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Haber sitemize konuşan, Antalya Hacı Bektaş-ı Veli Kültür Tanıtma ve Cemevi Derneği yöneticisi İsmail Baki de şunları söyledi: “<strong><em>Kendi sayfasında İran halkını terörist olarak niteleyince ben de “Kürt terörü de var”, dedim. Bana küfür edip, bir milletvekili, halkın vekili olarak şahsıma, halkın bir bireyine anasına küfür etmesi, halkın vicdanında onun kirli ahlakının bir beyanıdır. Kınıyorum. Halkımın böyle insanları tanımasını istiyorum.</em></strong>”</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/oktay-hacimusali-yazdi-benim-ulkem-vuruluyor-ama-benden-biat-bekleniyor-3094</link>
            <category>KONUK YAZAR</category>
            <pubDate>Mon, 09 Mar 2026 00:38:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Oktay Hacımusalı yazdı: Benim ülkem vuruluyor, ama benden biat bekleniyor...</h1>
                        <h2>TÜMER Dış İlişkiler Koordinatörü Oktay Hacımusalı, sosyal medyada son günlerde Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'e yönelik yoğun eleştiri ve akıl verme girişimlerini sert bir dille eleştirdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/oktay-hacimusali-yazdi-benim-ulkem-vuruluyor-ama-benden-biat-bekleniyor-1773006446.webp">
                        <figcaption>Oktay Hacımusalı yazdı: Benim ülkem vuruluyor, ama benden biat bekleniyor...</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><a href="https://tumer.org/oktay-hacimusali-benim-ulkem-vuruluyor-ama-benden-biat-bekleniyor/"><strong>TÜMER</strong></a> Dış İlişkiler Koordinatörü <strong>Oktay Hacımusalı, </strong>sosyal medyada son günlerde Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'e yönelik yoğun eleştiri ve akıl verme girişimlerini sert bir dille eleştirdi. Hacımusalı, 8 Mart 2026 tarihinde yayımlanan yazısında, Azerbaycan'ın zorlu dış politika mücadelesini ve devlet yönetiminin gerçeklerini hatırlatarak, sıradan vatandaşların devlet başkanına yönelik tavrını "cüretkâr" bulduğunu belirtti.<br />
<br />
<strong>TÜMER Dış İlişkiler Koordinatörü Oktay Hacımusalı'nın yazısının tam metni şöyle:&nbsp;<br />
<br />
Benim ülkem vuruluyor, ama benden biat bekleniyor...&nbsp;</strong><br />
<br />
Yaklaşık üç gündür sürekli olarak sosyal medyada yazılanlara bakıyorum üzülerek. Her kes bir akıllı telefon elinde, ya da laptopunu atmış dizinin üstüne, Azerbaycan Cumhurbaşkanı'na akıl veriyor.<br />
Devleti nasıl yönetilmeli,onu bile öğretme cüretinde bulunanlar bile çıktı. Kimseyi mesleğindenn dolayı küçümsemek istemem ama turist rehberi,marangoz, ahçı, tırnakçı falan devlet terbiyesi görmüş, gözünü bir devlet yöneticisinin, bir siyaset dehasının ocağında açmış birisine "eyyy, sen bilmiyorsun, ama devlet öyle yönetilmez" demenin rahatlığı keşke bende de olmuş olsaydı...<br />
<br />
Olmuş olsaydı, Azerbaycan gibi zorlu, engebeli dış &nbsp;siyaseti olan bir &nbsp;memleketin hangi mücadelelerle bu kardeşlerime anlatırdım... Mesela, şunu derdim devlet öyle sizin bildiğiniz gibi sabah saat 9'da işbaşı yapıp, akşam saat 7-8 gibi dükanı kapatıp evine gitmek değil. Evinde çocuklarının nasıl büyüdüğünü görmeden, saçlarını yalnız gece yarılarında okşayabilmektir devlet yönetmek. Senin çocukların büyümektedir, ama bu Vatan'ın evlatları soğuk tren vagonlarında, harabeye benzeyen evden bozma kulübelerde, çadırlarda yaşamaktadırlar, evleri yoktur, savaştan çıkmıştır ülke, &nbsp;topraklar işğal edilmiş, göçmen durumundadırlar o çocuklar aileleriyle beraber...Bütçeye gelen paranın yarısı o insanların yaralarının sarılmasına harcanmaktadır. Gün gelir savaş olur, topraklar işgalden kurtarılır, o tren vagonlarında, çadırlarda büyüyen çocukların şehit tabutunu omuzlamaktasın. O acıyı iliklerine kadar duyarsın o gencecik fidanları toprağa verirken. Bu da yetmez, üstüne üstlük diplomatik karmaşanın içinde baskılara karşı gelmek adına çabalarsın. Gece bilmez, gündüz bilmez, sürekli odanda mesai yaparsın, görüşmeler, tartışmalar, analizler, veri saptamaları ve taramaları, öngörüleri... yıpratır da seni, yorulursun, bir saat koltukta uyuklarsın belki, uyandın mı tekrar işine koyulursun...<br />
İşgalden kurtarılan topraklar tekrar eski haline geri getirilmeli. Düşman olanı yok etmiş, taş üstünde taş bırakmamış, etrafındaki kardeşlerin gelir, yardım elini uzatır, güç gelir sana, daha bir şevkle sarılırsın işine...&nbsp;<br />
<br />
Yüce Atatürk'ün dediği gibi onca dahili ve harici düşmana rağmen ayaktasın, sabah bir şehirde, öğlen bir şehirde, akşam başka bir şehirde... işgalden kurtarılan topraklar cennete dönüşüyor, baktıkça yüzün gülüyor, yorulduğuna değdiğini geçirirsin içinden...<br />
<br />
Ama günün birinde seni sırtından hançerliyorlar... hançeri sırtına saplayan da yakın komşun. O komşuna daha dün taziyeye gitmişsin, teselli etmişsin, ama ve lakin üstünden 12 saat bile geçmemiş seni sırtından hançerlemiş. İçin acıyor, ama diplomatik bir dille, ama onun anladığı bir dille konuşuyorsun, bu kez de beyefendi rencide oluyor ve herkesi senin üstüne kaldırıyor.&nbsp;<br />
<br />
Buraya kadar saat 9'da işbaşı yapıp akşam saat 7-8 gibi dükanı kapatıp evine giden kardeşlerimize devletin mücadele haritasını çizmeye çalıştım. Peki sizi sırtınızdan hançerleselerdi, ne yapardınız?! Gömleğinizi sıyırıp yine vur mu derdiniz? Yoksa tam tersine onun anlayacağı bir telden mi konuşurdunuz?! Samimi olunuz ama, bütün size dayatılan düşünceleri elinizin tersiyle bir kenara iterek bana bir yanıt veriniz: devletin başında sizler olsaydınız nasıl adım atardınız?!<br />
<br />
<a href="https://tumer.org/oktay-hacimusali-benim-ulkem-vuruluyor-ama-benden-biat-bekleniyor/"><strong>Kaynak: Tümer<br />
Orjinalini okumak için lütfen tıklayınız</strong></a><br />
&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/egemen-bagis-dunyada-koruklenmeye-calisilan-ciddi-bir-sunni-sii-kavgasi-var-3093</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 18:55:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Egemen Bağış: Dünyada körüklenmeye çalışılan ciddi bir Sünni-Şii kavgası var</h1>
                        <h2>Eski Bakan ve Büyükelçi Egemen Bağış, Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Siyasal Bilgiler Fakültesi ve Küresel Politikalar Topluluğu iş birliğiyle düzenlenen ‘Değişen Dünya Düzeninde Türk Dış Politikası’ konferansında öğrencilerle bir araya geldi. Bağış “Dünyada körüklenmeye çalışılan ciddi bir Sünni-Şii kavgası var.” dedi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/egemen-bagis-dunyada-koruklenmeye-calisilan-ciddi-bir-sunni-sii-kavgasi-var-1772900152.webp">
                        <figcaption>Egemen Bağış: Dünyada körüklenmeye çalışılan ciddi bir Sünni-Şii kavgası var</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Eski Bakan ve Büyükelçi Egemen Bağış, Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Siyasal Bilgiler Fakültesi ve Küresel Politikalar Topluluğu iş birliğiyle düzenlenen ‘Değişen Dünya Düzeninde Türk Dış Politikası’ konferansında öğrencilerle bir araya geldi.</p>

<p>Konferansın konuşmacısı olan Büyükelçi Egemen Bağış, değişen uluslararası sistemde Türkiye’nin rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin dış politikasını anlamak için ülkenin geçirdiği değişimin iyi okunması gerektiğini belirten Bağış, “Eskiden dış politikamız biraz Batı’ya bağımlıydı. Türkiye NATO üyesi ve Avrupa Birliği aday ülkesi olarak uzun yıllar müzakerelere başlamak için tarih bile alamamıştı. Türkiye Batı’nın gözünde büyüdükçe budanan, kurudukça sulanan bir ağaç gibiydi. Onların gözünde Türkiye, ‘ne olsun, ne ölsün ama hep bize bağımlı olsun’ anlayışı vardı. Ama şimdi durumumuz değişti ve geliştik. Bir dönem ordumuzun kullandığı savunma ekipmanlarının yaklaşık yüzde 85’ini yurt dışından temin ediyorduk. Bugün bu oran yüzde 15’lere kadar geriledi. İnsansız hava araçları gibi alanlarda dünyanın en ileri ülkelerinden biri haline geldik. Ben sizin yaşınızdayken birisi 'Türkiye drone teknolojisinde dünyanın en iyilerinden olacak' dese hayal görüyorsun derdim. Ama inandık ve yaptık. Siz de inanırsanız başarabilirsiniz; bu ülkenin bakanları, rektörleri, büyükelçileri olabilirsiniz” dedi.</p>

<p><strong>‘TÜRKİYE, KÜRESEL KRİZLERDE DİYALOG VE DİPLOMASİ KANALLARINI AÇIK TUTMAYA ÇALIŞAN BİR ÜLKE’</strong></p>

<p>Türkiye’nin uluslararası krizlerde aktif diplomasi yürüttüğünü belirten Bağış, Türkiye’nin arabuluculuk rolüne dikkat çekti. Bağış, “Rusya-Ukrayna savaşında iki tarafın dışişleri bakanlarını bir araya getirebilen tek ülke Türkiye oldu. Dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan krizlerde de Türkiye çoğu zaman diyalog ve diplomasi kanallarını açık tutmaya çalışan bir ülke olarak öne çıkıyor. Şu anda hepimizin aklında İran, İsrail, Amerika savaşı var. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan günlerdir uyku uyumadan muazzam bir diplomasi trafiği yürütüyorlar. Bir an evvel bu krizin son bulması için, akan kanın durması için. Çünkü ölenler maalesef bizim din kardeşlerimiz. Dünyadaki diğer krizlere baktığınız zaman da Afganistan'la Pakistan birbirlerine geçen hafta savaş ilan ettiler. Araya giren kim oldu? Onları yatıştırmak için uğraşan yine Türkiye Cumhuriyeti. Dünyada körüklenmeye çalışılan ciddi bir Sünni-Şii kavgası var. Aslında bu mübarek günlerde bu ümmeti birbirine düşürmek için uğraşanların neler yaptığını iyi kötü hepimiz takip ediyoruz” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>'ÖNCELİĞİMİZ HER ZAMAN TÜRKİYE OLMALI'</strong></p>

<p>Konuşmasını birlik ve beraberlik mesajıyla bitiren Bağış, Mehmet Akif Ersoy’un ‘Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez; toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez’ sözünü hatırlatarak, “Farklılıklarımız olacak. Alevi, Sünni, Doğulu, Batılı, Fenerbahçeli ya da Galatasaraylı olacağız ama önceliğimiz her zaman Türkiye olacak” dedi.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-orgutlerinden-iran-buyukelciligine-taziye-ziyareti-3092</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 15:38:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Alevi örgütlerinden İran Büyükelçiliği’ne taziye ziyareti</h1>
                        <h2>Alevi toplumunu temsil eden çeşitli kuruluşlar İran İslam Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği’ni ziyaret ederek, ABD ve İsrail tarafından şehit edilen İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney için açılan taziye defterine İran halkına baş sağlığı dileklerini ve desteklerini bildirdiler.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/alevi-orgutlerinden-iran-buyukelciligine-taziye-ziyareti-1772888688.webp">
                        <figcaption>Alevi örgütlerinden İran Büyükelçiliği’ne taziye ziyareti</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>&nbsp;Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu, Anadolu Vakıflar Federasyonu, Hüseyin Gazi Kültür ve Sanat Vakfı ve Ankara Alevi Birlik Grubu İran İslam Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği’ni ziyaret ederek İran&nbsp;Büyükelçisi Muhammed Hasan Habibullahzade’ye Alevilerin birlik ve dayanışma duygularını ilettiler.</p>

<h2><strong>HÜSEYNİ DURUŞUMUZ VE DİRENCİMİZ ONLARI MAHVEDECEK!</strong></h2>

<p><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/%C4%B0ran3.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></p>

<p>Horasan Erenler Dernekler Federasyonu (HERFED) Genel Başkanı Avukat Erdem Cömert, taziye defterine şunları yazdı: “<em><strong>Horasandan bu yana sevincimiz, acılarımız ve kaderimiz aynı. Şehidiniz şehidimiz, acınız acımızdır. ABD emperyalizmi ve İsrail Siyonizmi zamane Yezididir. Hüseyni duruşumuz ve direncimiz onları mahvedecektir.</strong></em>”</p>

<p>Taziye defterine “<em><strong>Hepimiz Horasanlıyız. Biz farklı dilleri konuşan ama aynı mücadelenin içinde olan, aynı kaderi yaşayan, geçmişte kederleri, sevinçleri, tasaları ortak olan aynı milletin insanlarıyız.</strong></em>” şeklinde yazan&nbsp;Horasan Erenler Dernekler Federasyonu (HERFED) Genel Başkanı Erdem Cömert&nbsp; devamla “<em><strong>Ve çağımızın Yezidi emperyalizme karşı birlikte Hüseyni duruş sergilemek üzere bu ziyareti gerçekleştirdik.</strong></em>” dedi.</p>

<h2><strong>MANEVİ OLARAK İRAN TOPLUMUNUN YANINDAYIZ!</strong></h2>

<p><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-03-06%20at%2016_19_19.jpeg" style="height:600px; width:800px" /></strong></p>

<p>İran İslam Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği’ni ziyaret eden Hüseyin Gazi Vakfı Başkanı Ali Timurtaş Özmen de şunları söyledi: “<em><strong>Ali Hamaney bizim için çok önemli bir isim. Hem Alevi Bektaşi Dedesi olarak hem de gerçekten Hak Muhammed Ali yoluna inanan, o yolda mücadele eden bir insan olarak. Ali Hamaney’in ve İran toplumunun Ehl-i Beyt’e bağlılığı bizim her zaman İran toplumuna karşı dostane ve kardeşçe bir bakış açısına sahip olmamıza neden olmuştur. O nedenle bugün Amerikan Emperyalizminin ve İsrail Siyonizminin İran’a uyguladığı terör bizi çok derinden üzmektedir. Biz manevi olarak İran toplumunun yanındayız, acılarını paylaşıyoruz.</strong></em>”</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/%C4%B0ran1.png" style="height:450px; width:760px" /></p>

<p>Anadolu Vakıflar Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Ali Ayyıldız ve Alevi Birlik Grubu adına Bektaş Avcı da, ziyaret sonrası şu mesajı paylaştı: “<em><strong>Emperyalizme ve Siyonizme karşı onurlu bir direniş sergileyen İran halkının yanında olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz. Bu zor günlerde İran milletinin gösterdiği metanet ve kararlılığın tüm mazlum halklara ilham verdiğine inanıyoruz. İran İslam Cumhuriyeti’nin dini lideri Ali Hamaney ve hayatını kaybeden tüm şehitlere Allah’tan rahmet diliyor, kederli ailelerine ve dost ve kardeş İran halkına en içten başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz. Acınızı paylaşıyor, dayanışma ve kardeşlik duygularımızı ifade ediyoruz.</strong></em>”</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turk-jandarmasinda-bir-ilk-gulden-mat-sakir-tuggenerallige-yukseldi-3091</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 14:58:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Türk jandarmasında bir ilk: Gülden Mat Şakir tuğgeneralliğe yükseldi!</h1>
                        <h2>Türk Jandarma tarihinde ilk kez bir kadın tuğgeneralliğe terfi ederek adını bir kez daha tarihe yazdırdı. İl jandarma komutanı Gülden Mat Şakir, kadınların en zorlu askeri görevlerde de başarı gösterebileceğini vurguladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/turk-jandarmasinda-bir-ilk-gulden-mat-sakir-tuggenerallige-yukseldi-1772885598.webp">
                        <figcaption>Türk jandarmasında bir ilk: Gülden Mat Şakir tuğgeneralliğe yükseldi!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">1997 yılında Kara Harp Okulu’ndan jandarma teğmen rütbesiyle mezun olan Gülden Mat Şakir, Türkiye’nin farklı bölgelerinde çeşitli birlik ve karargâhlarda görev yaptı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">16 Ağustos 2024 tarihli Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle Çankırı İl Jandarma Komutanı olarak atanan Şakir, bu görevle Türk jandarma tarihinde ilk kadın il jandarma komutanı oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">30 Temmuz 2025’te yayımlanan kararnameyle kıdemli albaylıktan tuğgeneralliğe terfi eden Şakir, Jandarma Genel Komutanlığı’nın ikinci kadın generali unvanını aldı.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">BU GÖREV BENİM İÇİN BÜYÜK BİR ONUR!</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Çankırı İl Jandarma Komutanlığı görevini büyük bir gururla yürüttüğünü belirten Şakir, meslek hayatında birçok zorlu görev üstlendiğini söyledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Görevin hem fiziksel hem de psikolojik dayanıklılık gerektirdiğini ifade eden Şakir, zor koşullarda soğukkanlı kalmayı ve çözüm odaklı çalışmayı öğrendiğini dile getirdi.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">DİSİPLİN VE AZİM BAŞARIYI GETİRİR!</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Kadınların askeri görevlerde de başarı gösterebileceğini vurgulayan Şakir, sahada belirleyici olanın cinsiyet değil disiplin, eğitim ve görev bilinci olduğunu söyledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kadın personel sayısının jandarma teşkilatında her geçen yıl arttığını belirten Şakir, bunun kuruma güç kattığını ifade etti.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">KADINLAR TOPLUMU AYAKTA TUTAN EN GÜÇLÜ DEĞERDİR!</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla da mesaj veren Tuğgeneral Şakir, kadınların emeği, fedakârlığı ve cesaretiyle toplumun en güçlü değerlerinden biri olduğunu belirtti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şakir, kadın subaylara ise görevlerini vatan sevgisi ve sorumluluk bilinciyle yerine getirmeleri çağrısında bulundu.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/mete-yarar-aliyeve-neden-bu-kadar-saldiriyorsunuz-neden-hedef-yapiyorsunuz-3090</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 06:12:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Mete Yarar: Aliyev'e neden bu kadar saldırıyorsunuz?  Neden hedef yapıyorsunuz?</h1>
                        <h2>Mete Yarar, kendi YouTube kanalında yayınladığı videoda, Azerbaycan'ın Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'ne İran'dan atıldığı iddia edilen füze/İHA düşmesi olayına ilişkin sert tepkisini savundu ve Türkiye'deki sosyal medyada İlham Aliyev'e yönelik yoğun eleştirilere tepki gösterdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/mete-yarar-aliyeve-neden-bu-kadar-saldiriyorsunuz-neden-hedef-yapiyorsunuz-1772855126.webp">
                        <figcaption>Mete Yarar: Aliyev'e neden bu kadar saldırıyorsunuz?  Neden hedef yapıyorsunuz?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>HABER: BORA ÖZİZMİRLİ</strong><br />
Mete Yarar, kendi YouTube kanalında yayınladığı videoda, Azerbaycan'ın Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'ne İran'dan atıldığı iddia edilen füze/İHA düşmesi olayına ilişkin sert tepkisini savundu ve Türkiye'deki sosyal medyada İlham Aliyev'e yönelik yoğun eleştirilere tepki gösterdi. Yarar ayrıca sahte vbayrak operasyonunun nasıl olabileceğini de sözlerine ekledi.<br />
<br />
<a href="https://youtu.be/sjph1hsjjQ4?t=720"><span style="color:#c0392b"><strong>METE YARAR'IN AÇIKLAMASINI YOUTUBE ÜZERİNDEN İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ:</strong></span></a></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;">NAHÇIVAN'A DÜŞEN İRAN KÖKENLİ FÜZE/İHA OLAYI VE AZERBAYCAN'IN TEPKİSİ</span></span></span></strong></span></p>

<p>Güvenlik politikaları uzmanı Mete Yarar, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in, Nahçıvan'da sivil alanlara (havalimanı ve okul yakınlarına) düşen <strong>İran menşeli İHA/füze parçaları</strong> sonrası verdiği misilleme talimatını ve sert açıklamalarını haklı bulduğunu belirtti. Yarar, <em>"Azerbaycan çok sert bir tepkiyi tek başına vermek zorunda kaldı. Ele geçirilen <strong>füzeler İran füzesi.</strong> Kendi topraklarına, <strong>alakasız ve tarafsızlığını</strong> koruyan bir ülkeye füze atılması durumunda herkes tepki gösterir"</em> ifadelerini kullandı.<br />
<br />
<strong>Mete Yarar şunları söyledi:</strong><br />
<br />
<em>"Ortaya düşen bir şey var arkadaşlar<strong>, bir füze</strong> var. Ve bu atılan füzelerde İran'dan atıldığı belli. Ele geçirilen füzeler de İran füzesi. Şimdi siz olsanız tepki gösterir misiniz, göstermez misiniz? Yani burada niye <strong>Azerbaycan devletine</strong> bu kadar kızıldığını ben açıkçası anlamış değilim. Türkiye'de düşmüş olsaydı birçok kişi tepki gösterecekti. Bakın sorguyu yapmış olmanına rağmen önce bir tepki göstereceklerdi. Yani siz tedbir almayacak mısınız? İşte bununla ilgili misilleme ile ilgili tedbir alınmasıyla ilgili talimat vermeyecekmisiniz?&nbsp;<strong>Azerbaycan devlet başkanı</strong> olarak niye buna bu kadar kızıldı?"dedi.</em><br />
<br />
<span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">ALİYEV'E SALDIRIYORLAR. OYSA MÜTTEFİK VE DOST KOLAY MI BULUNUYOR?</span></span></strong></span></p>

<p>Yarar, Türkiye'de benzer bir olay yaşansa tepkilerin çok daha sert olacağını vurgulayarak, Azerbaycan'a yönelik eleştirileri anlamadığını dile getirdi. Sosyal medyada <strong>Aliyev'e ve Azerbaycan </strong>devletine yönelik "aşırı sert üslup" kullanıldığını, bunun haksız olduğunu savundu. <strong>"Çok sağduyulu insanlar bile Aliyev'e saldırıyor. Müttefik ve dost kolay mı bulunuyor? Azerbaycan, Türk cumhuriyetleri içinde en yakın müttefikimiz"</strong> dedi.<br />
<br />
Yarar açıklamasının devamında,"<em>&nbsp;Azerbaycan<strong> savaş ilan</strong> etmedi. Kendi topraklarına düşen, hiç alakası olmayan ki bugüne kadar <strong>tarafsızlığını</strong> korumuş olan Azerbaycan'ı niye bu kadar <strong>sosyal medyada </strong>görüyorum.Çok iyi bildiğim sağduyulu insanlar bile çok sert üsluplarla Aliyev'e saldırıyorlar. Ya sevgili arkadaşlar siz dost çok kolay edinlir falan mı zannediyorsunuz? Yani müttefik çok kolay mı bulunuyor zannediyorsunuz?" </em>ifadelerini kullandı.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;">AZERBAYCAN'IN GEÇMİŞ DESTEKLERİ VE İRAN'LA YAŞANAN GERİLİMLERİ HATIRLATTI</span></strong></span></span></span></p>

<p>Yarar, Azerbaycan'ın Türkiye'ye yönelik geçmiş tutumlarını hatırlatarak eleştirilere karşı çıktı: &nbsp;<br />
- Kıbrıs konusunda Türkiye'nin yanında yer aldı. &nbsp;<br />
- Deprem ve yangın felaketlerinde destek verdi. &nbsp;<br />
- Türkiye'ye en büyük yatırımları yapan ülke konumunda. &nbsp;<br />
<br />
<strong>Mete Yarar konuyla ilgili şunları söyledi:</strong><br />
<br />
<em>"Türk cumhuriyetleri içerisinde bizim <strong>en iyi anlaştığımız,</strong> bugüne kadar da beraber rahat bir şekilde yol yürüdüğümüz en önemli devlet <strong>Azerbaycan </strong>devleti. Şimdi bu kadar niye sertleşiyoruz kendi üslubumuzda? Ben ciddi söylüyorum anlamadım. Bakın şunu söyleyebilirsiniz. Aliyev'e diyebilirsiniz ki <strong>kardeşim sakin </strong>olun. Hani bu bir <strong>sahte bayrak operasyonu</strong> olabilir filan. Yok öyle değil. Bu üslup bir üst boyuta geçti. Direkt Azerbaycan devletini ve <strong>Aliyev'i direkt hedefe koyan </strong>bir konuşma tarzı.<br />
<br />
Valla adam <strong>Kıbrıs konusunda</strong> Türkiye'nin yanında oldu. <strong>Deprem </strong>konusunda Türkiye'nin yanında oldu. İşte ne diyeyim yangın olur Türkiye'nin yanında olur. En büyük <strong>yatırımı </strong>Türkiye'ye yapar Azerbaycan devleti. Yani bugüne kadar hani biz ne gördük de bir anda Azerbaycan devletine bu kadar çok yüksek tondan<strong> sosyal medyada</strong> bu kadar çok yüksek boyutta bir saldırıya geçtik. Ben ciddi söylüyorum anlamış değilim.&nbsp;<br />
<br />
Ne oldu da Azerbaycan konusunda <strong>savunma işbirliği</strong> anlaşması imzaladığımız, herhangi bir saldırıda birbirimizi destekleyeceğimizi düşündüğümüz iki devletin arasında bu kadar sert bir üslup çıktı. Devletler arasında demiyorum, insanların ve sosyal medyanın. Ben anlamıyorum. Kızabilirsiniz. Bir kez daha söylüyorum. Katılmayq daabilirsiniz. Katılıdlada bililirsiniz.<br />
<br />
Ama Azerbaycan ayrı bir devlet arkadaşlar. Azerbaycan bizim pekimiz filan değil. <strong>Kıbrıs Türk Cumhuriyeti </strong>yavru vatan diyoruz. Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde her şeyi aynı paralellikle gittiğinimi zannediyorsunuz.&nbsp; Ya orası da bir ayrı devlet ve onun da kendi karar organları var. Kendi vatandaşları var. Bakın bir sürü yardım yapıyoruz. Ama sonuçta orası <strong>ayrı bir devlet </strong>arkadaşlar. Azerbaycan'la ilgili konuşurken de Azerbaycan'ın bir ayrı devlet olduğunu ben hatırlatırım. Yani orası <strong>ayrı bir devlet. </strong>Evet. Kardeşlik hukukumuz var. Soydaşlığımız var. Doğru. Ama orası ayrı bir devlet arkadaşlar. Biz şöyle bir tabir kullanmadık. Tek devlet, tek millet demedik arkadaşlar. Tamam.<strong> İki devlet, tek millet </strong>dedik. Söylediğimiz tek şey bu. O yüzden de farklı karar alabilirler. "</em>dedi.<br />
<br />
<span style="color:#2980b9"><strong>GEÇMİŞTE İRAN'IN AZERBAYCAN'A TEHDİT ETTİĞİNİ HATIRLATTI</strong></span></p>

<p>Ayrıca İran'ın tarihsel olarak Azerbaycan'a karşı tutumunu örnek gösterdi: Ermenistan-Azerbaycan savaşında Ermenistan'ı desteklemesi, silah ve petrol sevkiyatı, sınırda asker yığması, Zengezur Koridoru tehditleri ve İran'daki Azerbaycan konsolosluğuna baskın sonucu şehitler verilmesi gibi olayları sıraladı. <em><strong>"Biraz da onlar kızsın. Size roket atılsa siz de tepki vermez misiniz?" </strong></em>sorusunu yöneltti.<br />
<br />
<strong>Mete Yarar şunları söyledi:</strong><br />
<br />
<em>"Azerbaycan bugüne kadar<strong> İran konusunda</strong> en çok çeken ülkelerden bir tanesi. Düşünün <strong>Ermenistan Azerbaycan Savaşı'</strong>nda Ermenistan'ı tuttu. Ermenistan'a <strong>silah sevkiyatı </strong>yaptı. Petrol sevkiyatı yaptı. Yetmedi. Azerbaycan'ın sınırına, Azerbaycan'ın sınırına. Ermenistan Azerbaycan savaşı Ermenistan sınırına asker yığdı. Asker yığdı. Bitmedi. Eğer çok ilerlerseniz, ilerlerseniz müdahale oluruz diye tehdit etti. Toprak bütünlüğü ile ilgili. Sonra <strong>Zengezur koridoruyla </strong>ilgili tehditler etti. <strong>Hem Türkiye'yi hem Azerbaycan'ı</strong>. Arkasından İran'daki konsolosluğuna baskın düzenlendi ve içerideki vatandaşları şehit edildi. E arkadaşlar bana söyler misiniz? E biraz da onlar kızsınlar ya. Yani niye kızıyorsunuz ki? Niye kızıyorsunuz ki? Size de bunların aynısını başka bir devlet yapsa veya üstüne üstlükte hiçbir şey yapmadığınız bir yerde yine size roket fırlatmış olsa siz de iki kelam edersiniz arkadaşlar. Yani ben anlamıyorum. <strong>Ciddi söylüyorum.</strong> Anlamıyorum. Anlamıyorum. "</em>dedi.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">DEVLETLER ARASI İLİŞKİLERDE GERÇEKÇİ BAKIŞ VE 'İKİ DEVLET, TEK MİLLET' VURGUSU</span></span></strong></span></p>

<p>Yarar, Azerbaycan'ı <strong>"yavru vatan" </strong>gibi gören yaklaşımlara karşı uyararak,<em><strong> "Azerbaycan ayrı bir devlettir. 'İki devlet, tek millet' dedik, tek devlet demedik. Kendi karar organları, vatandaşları var. Farklı karar alabilir, sert tepki verebilir"</strong></em> dedi. Diğer ülkelerle (Suudi Arabistan, BAE, Mısır, Suriye) ilişkilerde bile tam uyum olmadığını, müttefiklerin her konuda aynı düşünmesinin beklenemeyeceğini belirtti.<br />
<br />
<strong>Mete Yarar konuşmasını şöyle sürdürdü:</strong><br />
<br />
"<em>Yani bütün beraber çalıştığınız devletlerin <strong>hepsi sizinle </strong>beraber mi? Mesela <strong>Suudi Arabistan</strong> sizinle her türlü konuda aynı fikri mi düşünüyor? Birleşik Arap Emirlikler şu anda tutuyoruz aynı yerde birçok yerde. Mısır'la aynı çizgide miyiz arkadaşlar? Ya yapmayın. Suriye ile bile şu anda bile <strong>Suriye ile bile </strong>aynı paralellikte mi gidiyoruz? Hep bizim söylediğimiz mi yapıyorlar ya? Böyle bir şey var mı ya?Şimdi şu ana kadar benim söyleyebileceğim tek şey <strong>Azerbaycan'ın çıkışından</strong> daha çok bunun bir sahte bayrak operasyonu olabileceği konusunda."</em> dedi.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;">SAHTE BAYRAK OPERASYONU İHTİMALİ ÜZERİNDE DURDU</span></strong></span></span></span></p>

<p>Yarar, olayın bir <strong>"sahte bayrak operasyonu"</strong> olabileceğini öne sürerek detaylı analiz yaptı. İran'ın "mozaik yapı" savunma taktiğini (merkezi kontrolsüz, bağımsız sektör komutanları) anlattı ve bu yapının avantajı yanında büyük risk taşıdığını ifade etti: Satın alınmış veya yönlendirilmiş bir komutan, İran füzesini İran içinden atarak suçu tamamen Tahran'a yükleyebilir.</p>

<p><strong>"İran füzesini İranlı komutana attırıp ihaleyi İran'a bırakmak, ayırt edilemeyecek sahte bayrak operasyonudur. Mossad veya ABD'nin içerde adamları varsa, bu mümkün. Sonra Azerbaycan'ı veya Türkiye'yi savaşa çekmeye çalışırlar"</strong> uyarısında bulundu. Gerçek füze ve komutanın İran kökenli olması nedeniyle ispatlamanın zor olduğunu vurguladı.</p>

<p>Yarar, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:<em><strong> "Kızabilirsiniz, katılmayabilirsiniz ama Azerbaycan'ı bu kadar yüksek tondan hedef almak anlaşılır değil. Dostluk ve müttefiklik kolay değil."</strong></em><br />
<a href="https://youtu.be/sjph1hsjjQ4?t=720"><span style="color:#c0392b"><strong>METE YARAR'IN AÇIKLAMASINI YOUTUBE ÜZERİNDEN İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ:</strong></span></a><br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/mete-yarar-rusya-ve-cin-irani-yalniz-birakti-abd-ve-ingiltere-arasinda-cikar-catismasi-var-3089</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 05 Mar 2026 18:24:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Mete Yarar: Rusya ve Çin, İran'ı yalnız bıraktı. ABD ve İngiltere arasında çıkar çatışması var</h1>
                        <h2>Güvenlik politikaları uzmanı Mete Yarar, Haber Global'de canlı yayın konuğu oldu. Yarar, son dönemde Ortadoğu'daki gerilimlerde ABD ile İngiltere arasındaki derin çekişmenin belirleyici rol oynadığını vurguladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/mete-yarar-rusya-ve-cin-irani-yalniz-birakti-abd-ve-ingiltere-arasinda-cikar-catismasi-var-1772725671.webp">
                        <figcaption>Mete Yarar: Rusya ve Çin, İran'ı yalnız bıraktı. ABD ve İngiltere arasında çıkar çatışması var</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>Güvenlik politikaları uzmanı Mete Yarar, Haber Global'de </strong>canlı yayın konuğu oldu. Yarar, son dönemde Ortadoğu'daki gerilimlerde ABD ile İngiltere arasındaki derin çekişmenin belirleyici rol oynadığını vurguladı.&nbsp; Yarar'a göre, Körfez bölgesinde yaşanan gelişmelerde yalnızca <strong>ABD-Çin </strong>rekabeti değil, aynı zamanda İngiltere'nin nüfuz mücadelesi de etkili oluyor. Yarar açıklamasında ABD ve İngiltere'nin çıkarlarının çatışdığını belirtti.<br />
<br />
M<a href="https://youtu.be/hc9PY7eL3zM?t=12488"><strong><span style="color:#2980b9">ETE YARAR'IN AÇIKLAMASINI YOUTBE ÜZERİNDEN İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ</span></strong></a></p>

<p>Yarar, Kuveyt, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Umman gibi ülkelerin İngiltere'nin tarihi ve devam eden etkisi altında olduğunu belirterek, bu ülkelerde para akışlarının, danışmanlıkların ve hatta medya kuruluşlarının büyük ölçüde <strong>İngiliz ekolünden g</strong>eldiğini ifade etti. Özellikle BAE-Suudi Arabistan geriliminin arkasında bile İngiltere-ABD çıkar çatışmasının yattığını öne sürdü.</p>

<p>Yarar, İngiltere'nin Çin ile yeni bir ortaklık yapısı kurmaya çalıştığını ve bunun ABD tarafından hoş karşılanmadığını belirterek,<em><strong> "İngiltere küçük bir ülke gibi görünse de dünyanın her yerinde nüfuzu var. En etkin istihbarat örgütlerinden birine sahip ve karar vericiler üzerinde etkisi devam ediyor"</strong></em> dedi.&nbsp;<br />
<br />
ABD ve İngiltere'nin çıkarlarının çatışdığını belirten Mete Yarar, <strong>İngiltere ve Çin'in</strong> yeni ortaklıklar yapısı oluşturmaya çalıştığını ve ABD'nin de sıcak bakmadığını vuguladı.<br />
<br />
<strong>Mete Yarar şunları söyledi:&nbsp;</strong><br />
<br />
<em>"İngiltere faktörünü anlatırken Amerika'yla çekişmeyi anlatırken yalnızca<strong> İngiltere Amerika</strong> şu anda bu coğrafyada bu kapışmayı yapmıyor. Aynı zamanda şu anda saldırılan ülkelerin tamamında <strong>İngiltere nüfuzu</strong> olan ülkeler bunlar: Kuveyt, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Umman. İngiltere'nin etkisinin olduğu ülkeler. Suudi Arabistan ana ülke olarak ABD etkisindedir ama diğerleri İngiliz etkisindedir. Mesela paralar mı orada? Londra'da mı? Hem paralar anlamında hem de danışmanlıklar anlamında hala geçmişten gelen kökler anlamında İngiliz ekolüyle kapışır. Mesela son dönemde Birleşik Arap Emirlikleri-Suudi Arabistan geriliminin bile arkasında <strong>İngiltere ile Amerika'nın</strong> çekişmesi olduğu söyleniyor.<br />
<br />
Siz buraya gelirken dediniz ya hani Amerika'yla beraber ortak hareket etmedi diye. E çünkü çıkarlar çatışıyor. <strong>Çıkarlar çatışıyor</strong> ve bir müddet sonra bu çıkarlar daha da çatışmaya devam edecek. <strong>Çünkü İngiltere Çin'le </strong>yeni bir ortaklık yapısı oluşturmaya çalışıyor ve buna Amerika Birleşik Devletleri çok da sıcak bakmıyor. Ya kapışmanın hani biz bir tek <strong>ABD ile Çin arasında</strong> büyük bir kavga var diye düşünüyoruz ama yo, İngiltere çap olarak küçük bir ülke olabilir. Çok büyük bir askeri gücü olmayabilir şu anda baktığınızda. Ama dünyanın her yerinde nüfuzu olan bir devlettir. Ve ben hala iddia ederim dünyadaki en etkin istihbarat örgütlerinden bir tanesine hala sahiptir. Çünkü karar vericilerin üzerinde etkinliği olan insanlara sahip ve bu ekolü hala devam ettiriyor."</em>&nbsp;dedi.<br />
<br />
<strong>RUSYA VE ÇİN, İRAN'I YALNIZ BIRAKTI</strong></p>

<p>Öte yandan Yarar, İran'ın mevcut rejim değişikliği baskılarının arkasında Çin'in Kuşak ve Yol projelerindeki kritik rolünün bulunduğunu ifade etti. İran'ın yalnız bırakılmasını ise "stratejik bir hata" olarak nitelendirdi. Çin ve Rusya'nın İran'a askeri destek vermemesini eleştiren Yarar, şu noktaları öne çıkardı:</p>

<p>- Çin, Pakistan'a gelişmiş silahlar ve teknolojiler verirken (örneğin Hindistan'a karşı kullanılan uçaklar), en büyük ortağı konumundaki İran'a benzer desteği sağlamadı. İran'ın modern hava kuvveti eksikliği bu nedenle dikkat çekici.<br />
- Rusya da benzer şekilde İran'ı yalnız bıraktı; İran'ın Rusya'ya Ukrayna savaşında verdiği desteğe karşılık gelmedi.<br />
- Yarar, "Çin verebilirdi, Rusya verebilirdi ama vermediler. Zamanları da vardı, vermediler" diyerek, bu tutumu çözemediğini belirtti. Hindistan-İsrail yakınlaşması karşısında Çin'in bölgedeki ayağını zayıflattığını savundu.<br />
<br />
<strong>Mete Yarar şunları söyledi:</strong><br />
<br />
<em>"Ben hani stratejik bir hata yaptıklarını düşünüyorum. İran'ı bu kadar <strong>yalnız bırakmış</strong> olmaları gerçekten çok sürpriz. Gerçekten çok sürpriz. Yani Pakistan'a bu kadar gelişmiş silah verirken İran'a vermemeleri. Çin'in İran'a, işte Pakistan savaşı'nda Hindistan'a karşı kullandığı uçakların tamamını İran alamaz mıydı? Çok rahat bir şekilde alabilirdi. Bak dikkat söylüyorum. Vermediler ya. Bak vermediler. Şu anda İran'ın elinde modern bir hava kuvveti yok. Bunu <strong>Çin veremez miydi?</strong> Verebilirdi. En büyük partneri İran'ın ama gördüğünüz gibi vermedi. Tek denge üzerine kur ya neden bunu yaptığını ben hala bakıp söylüyorum çözmüş değilim.Çin en büyük ortağı<strong> İran'ı </strong>desteklemiyor. Bölgedeki ayağını da kesmiş oldu. Yani bunu çözdüğümüzde açık söylüyorum bunun cevabını inanın öğrenmek istiyorum. Okuyorum, araştırıyorum, bakıyorum. Pakistan'a da aynı şeyi yapabilirdi. Pakistan da aynı ambargolarla boğuşuyor ama <strong>Pakistan'a</strong> verdiği teknolojinin on birini bile vermedi İran'a. Aktif olarak verebilir miydi? Zamanı var mıydı? Vardı ve vermedi. Aynısı <strong>Rusya</strong> için de geçerli. Rusya da vermedi."</em></p>

<p>Yarar, konuşmasında genel olarak şu mesajı verdi: Bölgedeki olaylar tekil değil, büyük güçlerin (ABD-İngiltere çekişmesi, Çin'in enerji ve rezerv para kaygıları) çıkar çatışmalarıyla iç içe. İran'ın yalnızlığı da bu büyük oyunun bir parçası olarak değerlendirilmeli.<br />
<br />
K<a href="https://youtu.be/hc9PY7eL3zM?t=12487"><span style="color:#2980b9"><strong>aynak: Haber Global YOUTUBE Kanalı</strong></span></a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ismet-abbasoglundan-dugine-tokat-gibi-cevap-anadolu-mayasiyiz-vatan-icin-can-veririz-3088</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 04 Mar 2026 23:24:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>İsmet Abbasoğlu'ndan Dugin'e tokat gibi cevap: Anadolu mayasıyız, vatan için can veririz!</h1>
                        <h2>Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Başkanı ve Fransa Bordeaux Cemevi Başkanı İsmet Abbasoğlu, Rus düşünür Alexander Dugin'in son dönemde Alevilere yönelik ima ettiği açıklamalara sert tepki gösterdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/ismet-abbasoglundan-dugine-tokat-gibi-cevap-anadolu-mayasiyiz-vatan-icin-can-veririz-1772663648.webp">
                        <figcaption>İsmet Abbasoğlu'ndan Dugin'e tokat gibi cevap: Anadolu mayasıyız, vatan için can veririz!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Başkanı ve Fransa Bordeaux Cemevi Başkanı İsmet Abbasoğlu, Rus düşünür Alexander Dugin'in son dönemde Alevilere yönelik ima ettiği açıklamalara sert tepki gösterdi.</p>

<p>Abbasoğlu, Dugin'in sözlerini <em><strong>"Alevileri ateşe atma projesine Rusya'dan müdahale"</strong></em> olarak nitelendirdi. Dugin'in Alevilerin ismini özellikle zikrederek Ortadoğu'daki kaosu Anadolu'ya da taşıma niyetinde olduğunu belirten Abbasoğlu, bu yaklaşımı şiddetle kınadı.&nbsp;<br />
Avrupa'da yaşayan Alevi toplumu adına konuşan Abbasoğlu, Alevilerin tarih boyunca vatanseverlikleriyle öne çıktığını ve bu tür dış müdahalelere karşı dimdik duracaklarını kaydetti.</p>

<p>Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:</p>

<p><em><strong>"</strong>Alevileri ateşe atma projesine bir de<strong> Rusya'dan</strong> müdahale geldi <strong>Alexander Dugin’in </strong>yaptığı açıklama alevilerin ismini zikrederek Ortadoğu cehennimine anadoluyu da müdahil etmektir Yanlız bu zat şunu bilmiyor <strong>Aleviler Türkiye Cumhuriyeti'nin </strong></em>y<em>urtseverleridir. Başkaları gibi hain degildir, binlerce yıl önce yurt edindikleri bu coğrafyada <strong>Anadolu'nun</strong> mayasını oluşturmuş ve her dönemde vatansever olmuşlardır gözünü kırpmadan vatanları için canlarını vermişlerdi.<br />
<br />
Bu zat, sanırım alevileri baskalarina benzetmiş, özellikle anadolu Alevileri bu ülkenin temel direğidir. Türktür ve İslam'ın özüdür herkes bunu bilsin. <strong>Alevilerde</strong> hain çıkmaz. Ve bu zat-ı şiddetle kınıyoruz ve bu sözlerinden dolayı kendisini lanetliyoruz"</em></p>

<p>İsmet Abbasoğlu, Alevilerin tarih boyunca vatanseverlikleriyle öne çıktığını vurgulayarak, Dugin'in bu tür provokatif söylemlerinin Anadolu'nun birlik ve beraberliğine zarar veremeyeceğini ifade etti.</p>

<p>Avrupa'da yaşayan Alevi toplumu adına konuşan<strong> Abbasoğlu, </strong>Türkiye'nin temel değerlerine sahip çıkma çağrısında bulundu.<br />
<br />
Benzer tepkiler, Alevi toplumu içinden diğer isimlerden de geldi.<br />
<br />
Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Sekreteri Ali Rıza Özkan, Dugin'e yönelik <em><strong>"Biz neyi, ne zaman ve nasıl yapacağımızı biliyoruz. Bize karışma, emir vermeye çalışma!"</strong></em> şeklinde net bir cevap verdi.<br />
<br />
Ayrıca Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı'nda görev yapmış Ali Rıza Özdemir de benzer şekilde provokasyonlara karşı durarak, Alevilerin Türk ve Müslüman kimliğini vurgulayan açıklamalarda bulundu; Aleviliğin<strong> İslam'ın özü olduğunu</strong> ve provokasyonlara gelmeyeceğini ifade etti.Alevi temsilcileri, Dugin'in açıklamalarının Anadolu'nun birlik ve beraberliğine zarar veremeyeceğini belirterek, Türkiye'nin temel değerlerine sahip çıkma çağrısında bulundu.</p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozdemirden-dugine-tepki-aklini-kendine-saklasin-3087</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 04 Mar 2026 21:38:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ali Rıza Özdemir'den Dugin'e tepki: Aklını kendine saklasın</h1>
                        <h2>Rus stratejist Alexander Dugin’in X (eski Twitter) hesabından yaptığı “Türk Alevi/Bektaşi halkının seferber olma zamanı geldi. Sesinizi yükseltin” çağrısı, Alevi-Bektaşi toplumunda zincirleme tepkilere yol açtı. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Önceki Dönem Başkanı, yazar Ali Rıza Özdemir, Dugin'e sert tepki  gösterdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/ali-riza-ozdemirden-dugine-tepki-aklini-kendine-saklasin-1772651079.webp">
                        <figcaption>Ali Rıza Özdemir'den Dugin'e tepki: Aklını kendine saklasın</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Rus stratejist <strong>Alexander Dugin’in</strong> X (eski Twitter) hesabından yaptığı <em><strong>“Türk Alevi/Bektaşi halkının seferber olma zamanı geldi. Sesinizi yükseltin” </strong></em>çağrısı, Alevi-Bektaşi toplumunda zincirleme tepkilere yol açtı. Dugin’in çağrısı, Alevileri<em><strong> “uluslararası siyasette piyon” </strong></em>gibi görme girişimi olarak değerlendirilirken, toplumun önde gelen isimleri art arda sert yanıtlar verdi.</p>

<p>İlk tepki, gazeteci Ali Rıza Özkan’dan geldi. Özkan, Dugin’e doğrudan hitap ederek şu yanıtı yayınladı:</p>

<p><em><strong>&gt; “Sevgili Alexander, lütfen dünyaya emir vermeye çalışmaktan vazgeç! Biz, Türkiye’nin Alevi-Bektaşileri olarak, ne yapacağımızı, ne zaman yapacağımızı ve nasıl yapacağımızı biliyoruz. İyi günler.”</strong></em></p>

<p>Özkan, açıklamasında Dugin’in geçmişteki emperyalist söylemlerine de dikkat çekerek, <u><strong>“Rus faşizminin piyonu olmayacağız” </strong></u>vurgusu yaptı. (Kaynak: alevihaberler.com.tr)</p>

<p>Özkan’ın bu net tavrının ardından, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Önceki Dönem Başkanı, yazar Ali Rıza Özdemir&nbsp; devreye girdi.<br />
<br />
Özdemir açıklamasında&nbsp;Dugin’in paylaşımını doğrudan alıntılayarak şu çarpıcı açıklamayı yaptı:</p>

<p>&nbsp;<em><strong>“Alevi ve Bektaşi toplumu, dün Filistinlilerin yanında olduğu gibi bugün de mazlumun ve haklının yanındadır. Zalimin ve siyonist-emperyalist cephenin karşısındadır. Kimsenin aklına ihtiyaç duymadan ne zaman ne yapacağını bilir çünkü kimsenin mayın eşeği değildir. Herkes aklını kendine saklasın.”</strong></em></p>

<p>Özdemir’in sözleri, <strong>Alevi-Bektaşi</strong> camiasının bağımsız duruşunu bir kez daha gözler önüne serdi. Toplumun, <strong>ne Rus ne de Batı emperyalizminin</strong> yönlendirmesine ihtiyaç duymadığı, kendi iradesiyle hareket ettiği mesajı net bir şekilde verildi.</p>

<p>Dugin’in çağrısının ardından Özkan ve Özdemir’in art arda gelen tepkileri, Alevi-Bektaşi kesiminde tepkinin giderek büyüdüğünü gösterdi.Camia,<strong> “Dışarıdan emir almayız, kendi yolumuzu biliriz” </strong>tavrını kararlılıkla ortaya koyuyor.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-03-04%20at%2022_04_05.jpeg" style="height:256px; width:484px" /></p>

<p>Kaynaklar:&nbsp;&nbsp;<br />
Dugin’in çağrısı:<a href="http://https://x.com/AGDugin/status/2029159075758420416  "> https://x.com/AGDugin/status/2029159075758420416 &nbsp;</a><br />
Özdemir’in yanıtı: <a href="https://x.com/etnojenez/status/2029211053997916203"><strong>https://x.com/etnojenez/status/2029211053997916203 &nbsp;</strong></a><br />
Özkan’ın açıklaması: <a href="https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozkandan-dugine-cevap-bize-karisma-emir-vermeye-calisma-3086">https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozkandan-dugine-cevap-bize-karisma-emir-vermeye-calisma-3086</a></p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozkandan-dugine-cevap-bize-karisma-emir-vermeye-calisma-3086</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 04 Mar 2026 19:30:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Özkan’dan Dugin’e cevap: Bize karışma, emir vermeye çalışma!</h1>
                        <h2>Rusya lideri Putin’e yakınlığı ile bilinen stratejist Alexander Dugin’in Türk Alevi-Bektaşiler hakkındaki paylaşımı tepkilere neden oldu. Alevihaberler.com.tr haber sitesinin genel yayın yönetmeni Ali Rıza Özkan Dugin’e “Biz neyi, ne zaman ve nasıl yapacağımızı biliyoruz” sözleri ile tepki gösterdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/ozkandan-dugine-cevap-bize-karisma-emir-vermeye-calisma-1772703979.webp">
                        <figcaption>Özkan’dan Dugin’e cevap: Bize karışma, emir vermeye çalışma!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Rusya lideri Putin’e yakınlığı ile bilinen stratejist Alexander Dugin’in Türk Alevi-Bektaşiler hakkındaki paylaşımı tepkilere neden oldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevihaberler.com.tr haber sitesinin genel yayın yönetmeni Ali Rıza Özkan Dugin’e <strong>“Biz neyi, ne zaman ve nasıl yapacağımızı biliyoruz”</strong> sözleri ile tepki gösterdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Rus avrasyacılığının sözcülerinden Alexander Dugin sosyal medya hesabından Türk Alevi-Bektaşilere yönelik yaptığı paylaşım Türkiye’de tepkiye yol açtı.</span><br />
<a href="https://x.com/AGDugin/status/2029159075758420416"><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-03-04%20at%2019_35_26.jpeg" style="height:266px; width:634px" /></span></a><br />
<br />
<span style="color:#000000">Alevihaberler.com.tr haber sitesi genel yayın yönetmeni Ali Rıza Özkan Alexander Dugin’e cevap verdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alexander Dugin sosyal medya hesabından şöyle bir paylaşım yapmıştı: “<em><strong>Türk Alevi/Bektaşi halkının seferber olma zamanı geldi. Sesinizi yükseltin.”</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000">Hem Türkiye’nin iç işlerine müdahale ve hem de Alevi-Bektaşileri uluslararası &nbsp;siyasette piyon gibi gören bu mesaja alevihaberler.com.tr haber sitesinin genel yayın yönetmeni Ali Rıza Özkan ise şöyle cevap verdi:<em><strong> “Sevgili Alexander, lütfen dünyaya emir vermeye çalışmaktan vazgeç! Biz, Türkiye'nin Alevi-Bektaşileri olarak, ne yapacağımızı, ne zaman yapacağımızı ve nasıl yapacağımızı biliyoruz. İyi günler.”</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>RUS STRATEJİSTLERİN YARATTIĞI CANAVAR: TRUMP!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Dugin’e verdiği cevabı kısa sürede büyük destek alan Özkan’a tepkisinin nedenlerini sorduk. Özkan, Kremlin’in yanlış politikalarının Gazze’de, Suriye’de ve İran’da dökülen kanlardan sorumlu olduğunu vurgulayarak, Dugin’in <strong>“Trump Devrimi”</strong> başlığı ile kitap yazdığını hatırlattı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>“'Trump Devrimi' diye kitap yazacak kadar zırvalayan birinden Türk Alevi-Bektaşilerinin öğreneceği tek bir harf bile yok”</strong></em> diye konuşan Özkan, Dugin ile Batı emperyalizminin zihniyetinin aslında aynı olduğunu, Rusya için <strong>“kutsal imparatorluk”</strong> hayaliyle Dugin’in de hayalinin ezici, <strong>tahakkümcü,</strong> milletleri yok emperyalist bir dünya düzeni olduğunu belirtti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>DUGİN’İN HİÇBİR MİLLETE SAYGISI YOK!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Dugin’in daha önce &nbsp;Kazakistan, Özbekistan, Tacikistan, Kırgızistan gibi Türk devletlerinin egemenlik haklarına tecavüz eden açıklamaları da olduğunu vurgulayan Özkan, <em><strong>“Dugin’e göre aslında ne Türk milleti, ne Alevi-Bektaşi toplumu, ne de herhangi bir halk egemen olabilir. Hepsi ya Rus gölgesinde erimeli ya da Batı’nın liberal faşizmi altında yok olmalı”</strong></em> ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dugin’in daha önce Ukrayna halkına soykırım çağrıları yaptığını da hatırlatan Özkan<em><strong>, “Öldürün, öldürün, öldürün! Ukraynalıları öldürmek lazım, öldürmek, öldürmek…” </strong></em>diye paylaşım yapan birisinden akıl alacak değiliz” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TÜRK ALEVİ-BEKTAŞİLER KENDİ YOLUNDA YÜRÜR!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Batı emperyalizmi gibi, Rus hegemonyacılığının da milletleri, inançları ve kimlikleri yok sayan sömürgeci tahakküm politikaları yürüttüğünün altını çizen Özkan,<em><strong> “Biz Türkiye’nin Alevi-Bektaşileri olarak ne Rus faşizminin piyonu oluruz, ne Batı’nın liberal totalitarizminin bekçisi oluruz. Ne Moskova’nın “kutsal imparatorluğu”na, ne Washington’ın “küresel demokrasi” maskeli hegemonyasına boyun eğeriz. Türk Alevi-Bektaşi toplumu kendi yolunda, kendi iradesiyle, her türlü emperyalizme karşı dimdik yürür.”</strong></em> ifadelerini kullandı.</span><br />
<br />
<a href="https://x.com/AGDugin/status/2029159075758420416">https://x.com/AGDugin/status/2029159075758420416</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-yazdi-gelin-canlar-bir-olalim-3085</link>
            <category>KONUK YAZAR</category>
            <pubDate>Tue, 03 Mar 2026 21:55:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Dr. İhsan Ünlü yazdı: Gelin canlar bir olalım...</h1>
                        <h2>Araştırmacı- yazar Dr. İhsan Ünlü, Ortadoğu başta olmak üzere dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşanan kaos, savaş ve Müslüman coğrafyalarındaki kan ile gözyaşına dikkat çekerek, Müslümanlara güçlü bir birlik çağrısında bulundu.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/dr-ihsan-unlu-yazdi-gelin-canlar-bir-olalim-1772564916.webp">
                        <figcaption>Dr. İhsan Ünlü yazdı: Gelin canlar bir olalım...</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Araştırmacı- yazar Dr. İhsan Ünlü, Ortadoğu başta olmak üzere dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşanan kaos, savaş ve Müslüman coğrafyalarındaki kan ile gözyaşına dikkat çekerek, Müslümanlara güçlü bir birlik çağrısında bulundu.Yazısında Ünlü, emperyal güçlerin Müslüman kanı akıtmaya devam ettiği bir dönemde<strong> "uyanmanın vakti geldi de geçiyor"</strong> vurgusunu yaptı. Kur'an-ı Kerim'in emri doğrultusunda<strong> "Allah'ın ipine sarılma"</strong> zamanının geldiğini belirten Ünlü, farklılıkları bir kenara bırakarak ortak idealler etrafında kenetlenmeyi önerdi.Ünlü, özellikle mezhep ayrılıklarını körüklemeye çalışan yaklaşımlara karşı net bir duruş sergiledi:<strong>"Ramazan Sünnilerin, Muharrem Alevilerin"</strong> söylemine karşılık <strong>"Ramazan da bizim, Muharrem de bizim"</strong> dedi.<br />
<strong>"Cami Sünnilerin, Cemevi Alevilerin" </strong>ayrıştırmasına karşı<strong> "Cami de bizim, Cemevi de bizim"</strong> anlayışını yükseltti.<br />
<br />
<strong>GELİN CANLAR BİR OLALIM…</strong><br />
<br />
Ortadoğu başta olmak üzere dünyanın pek çok yerinde kaos ve felaketin yaşandığı güvensiz ve istikrarsız günlerden geçiyoruz.<br />
<br />
Gün geçmiyor ki Müslümanların yaşadığı coğrafyada kan ve gözyaşı akmıyor olsun.<br />
<br />
Emperyal güçlerin, ırkına, rengine, cinsiyetine, diline, mezhebine, meşrebine bakmaksızın Müslüman kanı akıtmaya devam ettiği bir düzlemde artık uyanmanın vakti geldi de geçiyor bile.<br />
<br />
Şimdi Kur’an’da buyrulduğu üzere Allah’ın ipine sarılma zamanı.<br />
<br />
Şimdi farklılıklarımızı bir tarafa bırakıp ortak noktalar ve idealler etrafında kenetlenme zamanı.<br />
<br />
Şimdi farklı düşünce ve yorumlarımıza saygı duyarak din kardeşliğimizi öne çıkarma zamanı.<br />
<br />
Tam da bugünlerde birilerinin bize, <strong>“Ramazan Sünnilerin, Muharrem Alevilerin”</strong> diye yutturmaya çalıştığı bir noktada;<strong> “Ramazan da bizim, Muharrem de bizim” </strong>deme vakti.<br />
Yine birilerinin, <strong>“Cami Sünnilerin, Cemevi Alevilerin”</strong> hezeyanıyla bilerek ya da bilmeyerek ayrıştırmaya çalıştığı bir düzlemde;<strong> “Cami de bizim, Cemevi de bizim”</strong> anlayışını yükseltme zamanı.<br />
<br />
Şunu çok iyi biliyoruz ki bizim <strong>“Şiilik-Alevilik-Sünnilik”</strong> diye bir dinimiz yoktur. Bizim dinimiz İslam; Peygamberimiz Muhammed Mustafa (as); Kitabımız Kur’an; Kıblemiz Kâbe’dir.<br />
Ta ezelden beri bütün peygamberlerin yolu olan Tevhid dini, peygamberlerin sonuncusu Hz. Muhammed’le kemale ermiş; son kutsal Kitap Kuran’da iman, ibadet ve muamelat esaslarının çerçevesi çizilmiştir.<br />
<br />
Kur’an’ın hükümlerini anlama, yorumlama ve uygulama noktasında zaman içerisinde doğan mezheplerin görüşlerinden yararlanmak gayet doğaldır, ancak körü körüne mezhepçilik yapmak doğru değildir.<br />
<br />
Müslümanların en büyük zaafı olan etnik ayrıştırma ve mezhep taassubunu çok iyi bilen ve kullanan şer güçler, dün olduğu gibi bugün de bizi bu noktadan vurmaya çalışmaktadır.<br />
Bu tefrika tuzağına düşmemek için şimdi Allah için safları sık tutma zamanıdır.<br />
<br />
Tıpkı Çanakkale’de olduğu gibi aynı ruh ve idealle dinimize, mukaddesatımıza, milli ve manevi değerlerimize sarılma zamanıdır.<br />
Birbirimizi Allah için sevme, dayanışma ve kardeşlik hukukunun gereğini yapma zamanıdır.<br />
<br />
<strong>“Komşusu açken tok yatan bizden değildir” </strong>anlayışına uygun olarak yakın ve uzak komşu hakkını gözetme zamanıdır.<br />
<br />
Zulüm kimden gelirse gelsin, kime yönelik olursa olsun, mazlumun yanında zalime karşı durma zamanıdır.<br />
<br />
Birbirimizi farklı sebeplerle ötekileştirmek yerine, değerlerimize saygı duyma ve empati yapabilme becerisini gösterme zamanıdır.<br />
<br />
Hacı Bektaş’ın deyimiyle;<strong> “Bir olma, iri olma, diri olma”</strong> zamanıdır.<br />
<br />
Nazım Hikmet’in ifadesiyle; <strong>“Bir ağaç gibi tek ve hür ama bir orman gibi kardeşçesine” </strong>yaşama erdemini hayata geçirme zamanıdır.<br />
<br />
Unutmayalım; <strong>“Bölüşürsek tok oluruz, bölünürsek yok oluruz.”</strong><br />
<br />
Ve,<strong> “hiç birimiz hepimiz kadar güçlü değiliz.”</strong><br />
<br />
Nurettin Topçu’nun duasıyla bitireyim; Çıktığımız bu yolda <strong>“Sabır gıdamız, gayret duamız, birlik en büyük silahımız”</strong> olsun.<br />
Selam ve dua ile…</p>

<p>03.03.2026<br />
Dr. İhsan ÜNLÜ</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-federasyonu-iran-halklarinin-yanindayiz-3084</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 03 Mar 2026 19:39:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Alevi Bektaşi Federasyonu: İran halklarının yanındayız!</h1>
                        <h2>Alevi Bektaşi Federasyonu yayınladığı açıklama ile ABD ve İsrail’in İran’a karşı saldırılarını kınadı ve “ ABD Emperyalizmi'nin ve İsrail Siyonizmi'nin saldırısına karşı İran halklarının yanındayız” dedi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/alevi-bektasi-federasyonu-iran-halklarinin-yanindayiz-1772556398.webp">
                        <figcaption>Alevi Bektaşi Federasyonu: İran halklarının yanındayız!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını kınayan bir açıklama yayınladı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">ABF tarafından yayınlanan açıklamada, “<em><strong>Emperyalist ABD ve ortağı İsrail’in İran’a saldırısı, sadece İran’ı değil; Büyük Orta Doğu Projesi (BOP) adı altında yürütülen politikalarla, ülkemiz de dahil olmak üzere, bütün bölge halklarını hedef almakta ve tehdit etmektedir</strong></em>” ifadelerine yer verildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">ABD ve İsrail saldırganlığı “<em><strong>Aleviler başta olmak üzere, azınlık toplulukları büyük tehdit altında bırakan sonuçlar doğurmaktadır</strong></em>” denilen açıklamada, “<strong><em>ABD Emperyalizmi'nin ve İsrail Siyonizmi'nin saldırısına karşı İran halklarının yanındayız</em></strong>” ifadeleri de kullanıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte, o açıklama:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ABD EMPERYALİZMİ VE İSRAİL SİYONİZMİ’NİN SALDIRILARINA KARŞI İRAN HALKLARININ YANINDAYIZ !</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Orta Doğu, bir kez daha, ABD Emperyalizmi ve İsrail Siyonizmi zorbalığının hedefinde. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Son yıllarda “kitle imha silahı”, “terörle mücadele”, “insani müdahale ve demokrasi ihracı” gibi yalanlarla, Irak, Afganistan, Libya ve Suriye’yi kana bulayan ABD emperyalizmi, şimdi de, “nükleer program” gerekçesiyle bir kez daha İran’a saldırdı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İran ve ABD hükümet yetkilileri, bölge ülkelerinin arabuluculuğunda, İran’ın nükleer programı ile ilgili anlaşmazlıkları çözmek için, son birkaç haftadır müzakereler yürütürken, İsrail hükümeti ve ABD tarafından yoğun füze ve hava saldırıları gerçekleşti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Saldırılar sonucunda sivil yerleşim alanları zarar gördü, yüzlerce insan hayatını kaybetti ve milyonlarca insan savaş korkusuyla karşı karşıya kaldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">ABD Emperyalizmi, bu saldırının amacını; İran’ın nükleer ve füze kapasitesini yok etmek ve aynı zamanda İran’da rejim değişikliği sağlamak olduğunu açıkladı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Afganistan’da Taliban, Suriye’de Şeriatçı HTŞ teröristlerini iktidara taşıyan ABD’nin, İran’da Molla diktatörlüğüne karşı halkı ayaklanmaya çağırması, iki yüzlülükten başka bir şey değildir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İran’da gerici molla rejiminin halklara, kadınlara ve emekçilere uyguladığı zulümü biliyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Fakat bu, emperyalist saldırganlığa gerekçe olamaz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İran’da rejimi değiştirmek, İran halklarının iradesinde olmalıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Emperyalist güçler, mazlum halkları özgürleştirmez; zenginliklerini talan eder, yoksullaştırır ve kendisine koşulsuz boyun eğen kukla rejimler kurarlar. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir rejim değişikliğinden bahsedilecekse, önce ABD, dünya halklarına düşman kendi rejimini değiştirmelidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Emperyalist ABD ve ortağı İsrail’in İran’a saldırısı, sadece İran’ı değil ; Büyük Orta Doğu Projesi (BOP) adı altında yürütülen politikalarla, ülkemiz de dahil olmak üzere, bütün bölge halklarını hedef almakta ve tehdit etmektedir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugüne kadar, İran İslam Cumhuriyeti’nin vahşetine karşı İran halklarının yanında yer aldığımız gibi, bugün de, ABD Emperyalizmi'nin ve İsrail Siyonizmi'nin saldırısına karşı İran halklarının yanındayız. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Savaş ve işgal politikalarını reddediyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü; savaş politikaları; halkları birbirine düşman eden, inançları hedef haline getiren ve özellikle Aleviler başta olmak üzere, azınlık toplulukları büyük tehdit altında bırakan sonuçlar doğurmaktadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Orta Doğu’da çıkar hesapları uğruna yürütülen her müdahale, milyonlarca insanın yerinden edilmesi ve katliam riskinin büyümesi anlamına gelmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi Kurumları olarak,</span></p>

<p><span style="color:#000000">Emek, Barış ve Demokrasi Güçleriyle Birlikte; Savaşa Karşı Barışı, Emperyalizme ve Militarizme Karşı Bağımsızlık ve Demokrasiyi Savunmaya Devam Edeceğiz !</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ALEVİ BEKTAŞİ FEDERASYONU</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/645308087_1241601891447495_7186487224168994717_n.jpg" style="height:787px; width:800px" /></strong></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cem-vakfi-ortadoguda-savasa-ve-yikima-hayir-diyoruz-3083</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 03 Mar 2026 12:13:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Cem Vakfı: Ortadoğu’da savaşa ve yıkıma hayır diyoruz!</h1>
                        <h2>Cem Vakfı, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını protesto eden bir açıklama yayınladı. “ABD’nin küresel güç politikaları ve İsrail’in bölgede yürüttüğü saldırgan tutum, Ortadoğu’da barışı değil çatışmayı derinleştirmekte, bölge halklarının huzurunu tehdit etmektedir” ifadelerinin kullanıldığı açıklamada, “barış insanı olan Mustafa Kemal ATATÜRK’ün “ Yurtta Barış, Dünyada Barış ” ilkesinin, tüm dünya için kalıcı bir yol gösterici olmasını temenni ediyoruz” denildi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/cem-vakfi-ortadoguda-savasa-ve-yikima-hayir-diyoruz-1772529669.webp">
                        <figcaption>Cem Vakfı: Ortadoğu’da savaşa ve yıkıma hayır diyoruz!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">İşte, o açıklama:</span></p>

<p style="text-align:center"><span style="color:#000000"><u><strong>KAMUOYUNA AÇIKLAMA</strong></u></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="color:#000000"><strong>ORTADOĞU’DAKİ SAVAŞA VE YIKIMA HAYIR DİYORUZ.</strong></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="color:#000000"><strong>“YURTTA BARIŞ, DÜNYADA BARIŞ” İSTİYORUZ.</strong></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Ortadoğu’da yaşanan son gelişmeler, sivilleri de derinden etkileyen yeni bir çatışma sürecine işaret etmektedir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Uluslararası hukukun temel ilkelerinden biri olan “<strong>Güç Kullanma Yasağı</strong>”, Birleşmiş Milletler sistemi içinde açıkça tanımlanmıştır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Bu çerçevede, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararına dayanmayan, uluslararası hukuk düzenini yok sayan her türlü güç kullanımı hukuka aykırıdır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Hiçbir devlet, bir başka devletin egemenlik hakkını yok sayamaz. Sivillerin yaşam hakkı hiçbir koşulda göz ardı edilemez. Keyfi askeri müdahaleler kabul edilemezdir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">CEM VAKFI olarak açıkça ifade ediyoruz ki;</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">ABD’nin küresel güç politikaları ve İsrail’in bölgede yürüttüğü saldırgan tutum, Ortadoğu’da barışı değil çatışmayı derinleştirmekte, bölge halklarının huzurunu tehdit etmektedir. Bir tek insanın hayatı dahi en büyük değeri ifade ederken, bu hukuk dışı adımların kabul edilmesi mümkün değildir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Bugün yaşanan gelişmeler karşısında, hukukun rehberliğinde, haksızlığa uğrayan İran halkının yanında olduğumuzu açıkça ifade ediyoruz. Sivillerin korunması, insan hayatının kutsallığı ve bölgesel barış, her türlü siyasi hesabın üzerinde tutulmalıdır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">CEM VAKFI olarak;</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">&nbsp;&nbsp;&nbsp;•&nbsp;&nbsp;&nbsp;Birleşmiş Milletler Şartı’nın temeli olan “<strong>Güç Kullanma Yasağı</strong>” nın ve Uluslararası Hukukun ihlal edilmesine,</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">&nbsp;&nbsp;&nbsp;•&nbsp;&nbsp;&nbsp;Sivil halkın hedef alınmasına,</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">&nbsp;&nbsp;&nbsp;•&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bölgesel gerilimi arttıran askeri müdahalelere,</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">karşı olduğumuzu açıkça ilan ediyoruz.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Türkiye’nin tarihsel sorumluluğu ve bölgesel konumu gereği, yaşanmakta olan çatışmaların sona erdirilmesine yönelik yürüttüğü etkin çabayı takdirle karşılıyoruz.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">CEM VAKFI olarak; barış insanı olan Mustafa Kemal ATATÜRK’ün “ <strong>Yurtta Barış, Dünyada Barış </strong>” ilkesinin, tüm dünya için kalıcı bir yol gösterici olmasını temenni ediyoruz.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">İnsan hayatının her geçen gün daha da değersizleştiği bu ortamda, Birleşmiş Milletler’in kuruluş amacına uygun şekilde,<strong> </strong>“<strong> savaşları engelleyen ve milletleri birleştiren </strong>” etkin bir rol üstlenmesini; keyfi güç kullanımını derhal durduracak adımlar atmasını bekliyoruz.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Bölgemizde ve dünyada barışın egemen olması için her platformda desteğimizi sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><strong>CEM VAKFI GENEL MERKEZİ</strong></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/adana-horasan-erenleri-zulme-karsi-direnisin-yanindayiz-3082</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 03 Mar 2026 11:48:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Adana Horasan Erenleri: Zulme karşı direnişin yanındayız!</h1>
                        <h2>Adana, Sarıçam Horasan Erenleri Cemevi Derneği, Ortadoğu’da yaşanan gelişmelere ilişkin kamuoyuna yönelik yazılı bir basın açıklaması yayımladı. Dernek Başkanı Çiçek Toprakezer imzasıyla yapılan açıklamada, İsrail’in bölgedeki askeri faaliyetleri ve ABD’nin politikaları sert ifadelerle eleştirildi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/adana-horasan-erenleri-zulme-karsi-direnisin-yanindayiz-1772528532.webp">
                        <figcaption>Adana Horasan Erenleri: Zulme karşı direnişin yanındayız!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Adanamuhalif.com haber sitesinde yayınlanan açıklamada, Horasan Erenleri geleneğinin “<em><strong>zulmün karşısında durma</strong></em>” anlayışıyla hareket ettiği belirtilerek, İsrail’in bölge halklarının egemenliğini hedef alan saldırılar gerçekleştirdiği ifade edildi. Söz konusu müdahalelerin yalnızca askeri değil, aynı zamanda insanlık onuruna yönelik bir saldırı olduğu vurgulandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dernek tarafından yapılan açıklamada, İran İslam Cumhuriyeti’nin bölgedeki tutumunun İslam dünyası açısından önemli görüldüğü belirtilerek, İsrail’e karşı verilen karşılığın “<strong><em>haysiyet müdafaası</em></strong>” olarak değerlendirildiği kaydedildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">ABD’nin Ortadoğu politikalarının da eleştirildiği metinde, Washington yönetiminin bölgedeki gerilimi artırdığı savunularak, uluslararası toplumun yaşanan gelişmelere karşı daha net bir tutum alması çağrısında bulunuldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Açıklamada ayrıca, Filistin meselesine dikkat çekilerek İslam ülkeleri başta olmak üzere dünya devletlerinin İsrail ve ABD politikalarına karşı ortak tavır geliştirmesi gerektiği ifade edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sarıçam Horasan Erenleri Cemevi Derneği, açıklamasının sonunda tarihsel ve kültürel miraslarına atıfta bulunarak, “<strong><em>hakkın yanında, zulmün karşısında durmaya devam edeceklerini</em></strong>” paylaştı.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/tuncelide-vecihi-timuroglu-kutuphanesi-dayanisma-bekliyor-3081</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 03 Mar 2026 10:44:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Tunceli’de Vecihi Timuroğlu Kütüphanesi dayanışma bekliyor</h1>
                        <h2>Bulunduğu belediye binasının satılması üzerine kapanma riski ile karşı karşıya kalan Tunceli Vecihi Timuroğlu Kütüphanesi faaliyetlerini sürdürebilmek için maddi yardım ve dayanışma bekliyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/tuncelide-vecihi-timuroglu-kutuphanesi-dayanisma-bekliyor-1772525451.webp">
                        <figcaption>Tunceli’de Vecihi Timuroğlu Kütüphanesi dayanışma bekliyor</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Tunceli’de özgün modeliyle kentin kültürel belleğinin en önemli duraklarından biri olan Vecihi Timuroğlu Kütüphanesi ve Sergi Salonu, 1 Mart 2026 itibarıyla kapılarını kapatmak zorunda kaldı.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Kütüphanenin faaliyet gösterdiği Belediye binasının satışının gerçekleşmesi ve mülkiyetin el değiştirmesiyle birlikte bünyesinde binlerce nadide eser barındıran kütüphane sahipsiz kalma riskiyle karşı karşıya geldi.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Kütüphane, 2021 yılında araştırmacı-yazar Mesut Özcan tarafından, dönemin Tunceli Belediye Başkanı Mehmet Fatih Maçoğlu ile imzalanan protokol çerçevesinde kurulmuştu. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Özcan, Türkiye’nin farklı kentlerinden şair, yazar ve siyasetçilerin kişisel kütüphanelerini ve arşivlerini kendi olanaklarıyla toplayarak Tunceli’ye taşımış; ortaya özgün bir kütüphane ve arşiv modeli çıkmıştı. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Bugün gelinen noktada kütüphanede Vecihi Timuroğlu, Adnan Yücel, Prof. Dr. Cevat Geray, Abdullah Nefes, Işıtan Gündüz, Dr. Mehmet Yıldırım, Dr. Ali Nejat Ölçen gibi önemli isimlerin de aralarında bulunduğu birçok isme ait kütüphaneler ve kitaplıklar bulunan kütüphanede yaklaşık 50 bin kitap yer alıyor.&nbsp; </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Kütüphanede ayrıca, farklı ressamlara ait çok sayıda eser de sergileniyor.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><span style="background-color:#ffffff">BİNLERCE BELGE VE ÖZGÜN ARŞİV</span></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><span style="background-color:#ffffff"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/TUU1.png" style="height:450px; width:760px" /></span></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Vecihi Timuroğlu Kütüphanesi; şair ve yazarlara ait kütüphaneler ve kitaplıkların yanı sıra mektuplar, fotoğraflar, kişisel eşyalar, video kayıtları ve çeşitli objeleri bünyesinde barındırıyor.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Kütüphane, Alevi ve Bektaşi kültürü ile Tunceli’nin tarihi ve kültürel belleğine ilişkin zengin içerikleriyle dikkat çekiyor.&nbsp;&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Kurulduğu günden bu yana çok sayıda ziyaretçiyi ağırlayan ve akademik çalışmalara kaynaklık eden kütüphane, müze niteliği taşıyan yapısıyla özgün bir kültürel merkez olarak öne çıkıyor.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><span style="background-color:#ffffff">SETKAV YENİDEN KURACAK</span></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/TUU3.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Tunceli Belediyesince binanın satılmasına ve kütüphanenin kapanmasına karar verilmesinin ardından açıklama yapan Mesut Özcan, 1 Mart tarihinden itibaren kütüphanenin artık kapandığını söyleyerek, söz konusu kültürel mirasın Tunceli’de kalması gerektiğini vurguladı. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Başkanı olduğu ve merkezi Tunceli’de bulunan Sanat, Edebiyat, Tarih ve Kültür Araştırmaları Vakfı (SETKAV) aracılığıyla kütüphanenin yeniden açmak istediklerini söyleyerek, “<em><strong>Ülkemizin en özgün kütüphanelerinden ve arşivlerinden biri olan bu kütüphane Tunceli’de kalmalı ve yeniden Tunceli’de açılmalı</strong></em>” diyen Özcan, başta Tuncelililer olmak üzere tüm duyarlı kişi ve kurumlara SETKAV ile dayanışma çağrısında bulundu.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><span style="background-color:#ffffff">DAYANIŞMA VE BAĞIŞ GÜNLERİ DÜZENLENECEK</span></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><span style="background-color:#ffffff"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/TUU2.png" style="height:450px; width:760px" /></span></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">SETKAV’ın kütüphaneyi yeniden kurabilmesi için ekonomik desteğe ihtiyaç duyduğunu belirten Özcan, bu kapsamda ilk etapta Ankara’da bir dayanışma ve bağış günü düzenleneceğini, ardından farklı şehirlerde benzer etkinlik ve sergilerin gerçekleştirileceğini açıkladı.</span></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenleri-zalimin-karsisinda-mazlumlarin-yanindayiz-3080</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 12:14:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Horasan Erenleri: Zalimin karşısında, mazlumların yanındayız!</h1>
                        <h2>Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu, ABD ve İsrail tarafından İran’a karşı yürütülen saldırıları protesto eden bir basın açıklaması yayınladı. İran İslam Cumhuriyeti lideri Seyyid Ali Hamaney’e ve hayatını kaybeden İran vatandaşlarına Allah’tan rahmet dileyen açıklamada, “İslam dünyasının ve emperyalizme karşı savaşan dünya halklarının başı sağ olsun” ifadelerine yer verildi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/horasan-erenleri-zalimin-karsisinda-mazlumlarin-yanindayiz-1772443033.webp">
                        <figcaption>Horasan Erenleri: Zalimin karşısında, mazlumların yanındayız!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu, İran İslam Cumhuriyeti lideri Seyyid Ali Hamaney’in ABD ve İsrail saldırılarında şehit edilmesi nedeniyle bir basın açıklaması yayınladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu olarak, İran İslam Cumhuriyeti lideri Seyyid Ali Hamaney ve emperyalist-siyonist saldırılarda şehit düşen İran vatandaşlarına Allah’tan rahmet diliyoruz. İslam dünyasının ve emperyalizme karşı savaşan dünya halklarının başı sağ olsun</strong></em>” ifadelerinin yer aldığı açıklamada, “<strong><em>Bugün İran’a yönelik gerçekleştirilen saldırılar, yalnızca tek bir ülkeye karşı değil; doğrudan İslam dünyasına, insanlığa, bölgedeki tüm güç dengelerine ve küresel barışa karşı yapılmış bir saldırıdır</em></strong>” denildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>HORASAN ERENLERİ DERNEKLER FEDERASYONU BASIN AÇIKLAMASININ TAMAMI ŞÖYLE:</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">ORTADOĞU’DA YIKIM VE KATLİAMLARA HAYIR!</span></p>

<p><span style="color:#000000">ZALİMİN KARŞISINDA, MAZLUMLARIN YANINDAYIZ!</span></p>

<p><span style="color:#000000">İnsan yaşamını ve ulusların egemenlik haklarını hiçe sayan ABD emperyalizmi ve onun Ortadoğu’daki karakolu İsrail’in kanlı ortaklığı, henüz diplomatik görüşmeler sürerken İran’a savaş açarak asıl niyetinin barış değil, topyekûn bir bölgesel yıkım olduğunu tüm dünyaya ilan etmiştir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu olarak, İran İslam Cumhuriyeti lideri Seyyid Ali Hamaney ve emperyalist-siyonist saldırılarda şehit düşen İran vatandaşlarına Allah’tan rahmet diliyoruz. İslam dünyasının ve emperyalizme karşı savaşan dünya halklarının başı sağ olsun.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şurası açıktır ki; Bugün İran’a yönelik gerçekleştirilen saldırılar, yalnızca tek bir ülkeye karşı değil; doğrudan İslam dünyasına, insanlığa, bölgedeki tüm güç dengelerine ve küresel barışa karşı yapılmış bir saldırıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Uluslararası hukuku tanımayan, devletlerin üniter yapılarını ve halkların bağımsızlığını hedef alan bu kanlı ortaklığa karşı durmak, sadece siyasi bir görev değil, Hüseynî duruşumuz ve Kuvâ-yi Milliye ruhumuzla yoğrulmuş karakterimizin bir gereğidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Geçmişte Suriye’de ve Afganistan’da yaşanan acı tecrübeler hafızamızdaki tazeliğini korumaktadır. Günümüzün Yezitleri ABD ve İsrail’in bölge halklarını kışkırtarak kardeşi kardeşe kırdırmayı amaçlayan politikalara geçit vermeyeceğimizi açıkça ilan ediyoruz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye, bölgedeki çatışma ortamının son bulması, diplomasiye dönülmesi ve başta İran halkı olmak üzere tüm komşu ve kardeş halkların hak ettiği huzura kavuşması için kararlı mücadelesini sürdürmeye devam etmelidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Küresel Yezitlerin bölgemizi istikrarsızlaştırma çabalarına karşı, Türkiye Cumhuriyeti tarihsel mirasından aldığı güçle emperyalist-siyonist saldırganlığa karşı mücadelenin öncüsü olmalıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Emperyalist güçlere ve bölgedeki taşeronlarına bir kez daha hatırlatıyoruz: Türk Milleti, vatan sevgisi ve bağımsızlık yeminiyle her türlü yıkım planını bozacak güçtedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kamuoyuna saygıyla duyurulur.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/%C4%B0RAN%20BASIN%20B%C4%B0LD%C4%B0R%C4%B0S%C4%B0%202026.JPG" style="height:776px; width:594px" /></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/taylor-greene-trumpi-iran-saldirilari-nedeniyle-yerden-yere-vurdu-once-amerika-vaadi-ihanete-ugradi-3079</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Sun, 01 Mar 2026 22:37:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Taylor Greene, Trump'ı İran saldırıları nedeniyle yerden yere vurdu: Önce Amerika vaadi ihanete uğradı!</h1>
                        <h2>Eski Kongre Üyesi Marjorie Taylor Greene (MTG), bir zamanlar Donald Trump'ın en sadık müttefiklerinden biri olarak bilinen isim, şimdi eski başkanına karşı en sert eleştirilerini yöneltti. Trump'ın İran'a yönelik askeri saldırıları başlatması üzerine Greene, X platformunda (eski adıyla Twitter) yayınladığı dört uzun ve ateşli paylaşımda, Trump yönetimini "Amerika Önce" (America First) sloganının en büyük ihanetçisi olarak nitelendirdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/taylor-greene-trumpi-iran-saldirilari-nedeniyle-yerden-yere-vurdu-once-amerika-vaadi-ihanete-ugradi-1772394968.webp">
                        <figcaption>Taylor Greene, Trump'ı İran saldırıları nedeniyle yerden yere vurdu: Önce Amerika vaadi ihanete uğradı!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>HABER: BORA ÖZİZMİRLİ<br />
<br />
Eski Kongre Üyesi Marjorie Taylor Greene (MTG),</strong> bir zamanlar Donald Trump'ın en sadık müttefiklerinden biri olarak bilinen isim, şimdi eski başkanına karşı en sert eleştirilerini yöneltti. Trump'ın<br />
İran'a yönelik askeri saldırıları başlatması üzerine Greene, X platformunda (eski adıyla Twitter) yayınladığı dört uzun ve ateşli paylaşımda, Trump yönetimini <strong>"Amerika Önce" (America First)</strong> sloganının en büyük ihanetçisi olarak nitelendirdi. Greene, saldırıları <em><strong>"yalanlar üzerine kurulu yabancı savaş"</strong></em> olarak tanımlayarak, Trump'ı <em><strong>"elitlerin çıkarlarını önceleyen"</strong></em> bir lidere dönüştüğünü iddia etti.</p>

<p>Bu çıkış, MAGA (Make America Great Again) tabanında derin bir kırılma yarattı. Özellikle genç nesillerin ( X, Y ve Z) öfkesini dile getiren Greene, Trump'ın Baby Boomer kuşağının hatalarını tekrarladığını ve Amerika'nın iç sorunlarını görmezden gelerek İran'da rejim değişikliği peşinde koştuğunu savundu. Paylaşımları, binlerce beğeni ve paylaşım aldı; #MTGvsTrump etiketi hızla trend oldu.</p>

<p><br />
<span style="color:#2980b9"><strong>1. Nesiller Arası Öfke: "Siz Milyardersiniz, Oy Verenler İflasın Eşiğinde"</strong></span></p>

<p>Greene, Trump'a hitaben <strong><em>"Harika Sayın Başkan. İyi iş çıkardınız" </em></strong>diye başlayan alaycı bir paylaşımla başladı. Trump'ın milyarder statüsünü vurgulayarak,<em><strong> "Size oy veren İran halkı değil, Amerikan halkı. Ama onlar milyarder değil; çoğu iflas etmiş durumda, rekor kredi kartı borcu içinde, sağlık ve araba sigortası bile karşılayamıyor. Gençler ev alamıyor, kira ödeyemiyor"</strong></em> dedi.</p>

<p>Baby Boomer kuşağını (1946-1964 doğumlular) suçlayan Greene, <em><strong>"Sizin kuşağınız tek maaşla geçinebiliyordu. Şimdi ise bekar anneler bile hayatta kalamıyor. 10 yıl sonra siz emekli olunca veya vefat edince, biz genç nesiller iflas etmiş Sosyal Güvenlik sistemi, 50 trilyon dolar borç ve değersiz dolarla baş başa kalacağız" </strong></em>uyarısında bulundu. "Önce Amerika" sloganıyla kampanya yürüttüklerini hatırlatan Greene, <em><strong>"Bu olanlar o değil"</strong></em> diye isyan etti.</p>

<p><br />
<span style="color:#2980b9"><strong>2. Kongre Güçsüz, Beyaz Saray Keyfi: "Zorbalıkla Koalisyon Tutulmaz"</strong></span></p>

<p>İkinci paylaşımda Greene, Kongre'yi<em><strong> "güçsüz, etkisiz ve tamamen yürütmenin kontrolünde"</strong></em> olarak tanımladı. İran saldırıları için Beyaz Saray'ın Kongre'ye gerekçe bile sunmadığını, Gang of Eight'in sadece 5 üyesinin bilgilendirildiğini belirtti. Savaş Yetkileri Kararı için oylama çağrısı yaptı ama "Onlar istediklerini yapar, karşı çıkarsan panikçi veya hain ilan edilirsin" dedi.</p>

<p><strong><em>"İnsanlar artık umursamayı bırakıyor" </em></strong>uyarısında bulunan Greene, <em><strong>"Zorbalık ve hakaretle koalisyonları tutamazsınız. Bu uzun sürmeyecek"</strong></em> ifadelerini kullandı.</p>

<p><br />
<strong><span style="color:#2980b9">3. En Uzun ve En Sert Eleştiri: "Bu En Kötü İhanet"</span></strong></p>

<p>Üçüncü paylaşım, Greene'in manifestosu niteliğindeydi. Trump'ın mitinglerde defalarca tekrarladığı <em><strong>"Artık Yabancı Savaş Yok, Artık Rejim Değişikliği Yok!"</strong></em> sloganlarını hatırlatarak başladı:<em><strong> "Trump, Vance ve tüm yönetim buna kampanya yürüttü. Ama şimdi İran halkını 'özgürleştiriyoruz'. Lütfen! 93 milyon İranlı kendi kendini özgürleştirsin."</strong></em></p>

<p>Nükleer tehdit iddialarını <strong>"on yıllardır yutturulan yalan" </strong>olarak niteleyen Greene, Trump'ın geçen yazki bombalamada her şeyi yok ettiğini söylediğini hatırlattı. <em><strong>"Her zaman yalan, her zaman Amerika Sonra (America Last). Ama bu seferki ihanet en kötüsü, çünkü farklı olduğuna inandığımız adamdan geliyor" </strong></em>dedi.</p>

<p>Greene, listeye iç sorunları ekledi: COVID karantinalarında küçük işletmelerin batması, aşı zararları, rekor intiharlar, Epstein dosyalarının açıklanmaması, enflasyon, sağlık sistemi, ev fiyatları, AI iş kayıpları, ruh sağlığı krizi ve uyuşturucu salgını...<em><strong> "İran savaşı hiçbirini çözmüyor. Ama saatler içinde 40 masum İranlı kız öğrencinin İsrail bombalarıyla öldüğü bildirildi. Gazze'de binlerce çocuğu öldürdüler, umursamıyorlar. Çocuklarımızı da umursamıyorlar" </strong></em>diye haykırdı.</p>

<p><br />
<br />
<span style="color:#2980b9"><strong>4. Vance ve Gabbard'a Çağrı: "Sessiz Kalmayın!"</strong></span></p>

<p>Son paylaşımda Greene, Başkan Yardımcısı J.D. Vance ve Tulsi Gabbard'ı etiketleyerek doğrudan seslendi: <em><strong>"İran savaşına karşı sesinizi yükseltmelisiniz. Sessizlik işe yaramaz. Siz defalarca İran savaşı karşıtıydınız. Charlie Kirk de öyleydi. Amerikalılar ölüyor. Bu, kampanya yürüttüğümüz şeyin tam tersi. NO MORE FOREIGN WARS dedik. Tek istediğimiz Önce Amerika'ydi. Bu değil!"</strong></em></p>

<p><br />
<br />
<span style="color:#2980b9"><strong>Trump'ın Karşılığı: "Hamaney Öldü, Adalet Yerini Buldu"</strong></span></p>

<p>Greene'in eleştirilerine rağmen Trump, X'te İran'ın Yüce Lideri Ayetullah Ali Hamaney'in öldürüldüğünü duyurarak zafer ilan etti: <em><strong>"Tarihin en kötü insanlarından biri öldü. Bu, İran halkı ve tüm büyük Amerikalılar için adalet. İran halkı ülkesini geri alma şansı yakaladı. Orta Doğu'da, dünyada barış!"</strong></em></p>

<p>Trump'ın bu paylaşımı, Greene'in "ihanet" suçlamalarını daha da alevlendirdi. Analistler, bu kırılmanın MAGA tabanını genç ve savaş karşıtı seçmenlerden uzaklaştırabileceğini belirtiyor. Greene'in eski müttefiklerine meydan okuması, Trump'ın ikinci döneminde ilk büyük iç isyan olarak kayıtlara geçti.</p>

<p>Kaynaklar: Greene'in X paylaşımları (@FmrRepMTG), Trump'ın açıklamaları ve çeşitli Amerikan medyası raporları.<br />
<br />
Green'in açıklamasının tam metni şöyle:<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>1-Harika Sayın Başkan. İyi iş çıkardınız.<br />
Siz bir milyardersiniz ve size oy veren İran halkı değil, Amerikan halkı milyarder değil.<br />
Aslında birçoğu tamamen iflas etmiş durumda, rekor seviyede kredi kartı borcu içindeler, sağlık sigortası veya araba sigortası bile karşılayamıyorlar ve çoğu genç insan ev satın almayı veya kira ödemesini bile karşılayamıyor. Sizin kuşağınız, yani Baby Boomer'lar, aileleriniz tek gelirle geçinebiliyordu ve şimdi bu, Amerikan ailelerinin büyük çoğunluğu için neredeyse imkansız. Hele ki bekar bir anne olmayı düşünün.<br />
Eminim ki, en çok sizi destekleyenler, sizin gibi 1946-1964 yılları arasında doğmuş (baby boomer) kuşağından olan arkadaşlarınız ve destekçilerinizdir.<br />
Ama biz genç nesiller, X kuşağı (benim kuşağım), Y kuşağı ve özellikle Z kuşağı, bu saçmalığı nefretle karşılıyoruz.<br />
Çünkü hepimiz biliyoruz ki, Amerika'nın tüm felaket kararlarından sorumlu olan Baby Boomer kuşağı 10 yıl sonra emekli olduğunda veya vefat ettiğinde, biz genç nesiller sosyal güvenlik ödemelerinden mahrum kalacağız çünkü sistem iflas etmiş olacak, 50 trilyon dolardan fazla borç içinde olacak ve doların hiçbir değeri kalmayacak.<br />
Biz, yani siz ve ben, "Önce Amerika" sloganıyla kampanya yürüttük.<br />
Ve bu, olay bu değil.</p>

<p>Kaynak: https://x.com/FmrRepMTG/status/2027873558903537854</p>

<p>2-Kongre güçsüz, etkisiz hale getirilmiş, tamamen yürütme organının kontrolü altında ve Beyaz Saray'a itaat ediyor.</p>

<p>Tamamen zaman kaybı, ne yazık ki. Sizce neden bu kadar çok insan ayrılıyor?</p>

<p>Beyaz Saray, İran'a saldırmasının nedenlerini Kongre'ye bildirme zahmetine bile girmedi ve sekiz kişilik grubun sekiz üyesinden sadece beşini bilgilendirdi.</p>

<p>Savaş Yetkileri Kararı hakkında oylama yapılmalı ama bu bile yönetimin istediğini yapmasını engelleyemez do.</p>

<p>Onlar istediklerini yaparlar ve onlarla birkaç konuda bile aynı fikirde olmamaya cüret ederseniz, panikçi veya hain ilan edilirsiniz.</p>

<p>Ama bu uzun sürmeyecek. İnsanları zorbalıkla ve hakaretle kendi tarafınıza çekmeye çalışıp, tüm koalisyonların tekrar Cumhuriyetçilere oy vermesini bekleyemezsiniz.</p>

<p>İnsanlar artık umursamayı bırakıyorlar.</p>

<p>Kaynak: https://x.com/FmrRepMTG/status/2028113938525597918</p>

<p>3-“Artık Yabancı Savaş Yok, Artık Rejim Değişikliği Yok!” dedik. Bunu mitinglerde, konuşmalarda defalarca tekrarladık. Trump, Vance ve temelde tüm yönetim bunun üzerine kampanya yürüttü ve Amerika'yı ÖNCE koyacaklarını ve Amerika'yı Yeniden Büyük Yapacaklarını vaat etti.<br />
Benim neslim tüm yetişkin hayatımız boyunca hükümetimiz tarafından hayal kırıklığına uğratıldı, istismar edildi ve kullanıldı; çocuklarımızın nesli ise kelimenin tam anlamıyla terk ediliyor.<br />
Benim kuşağımdan binlerce Amerikalı, bitmek bilmeyen anlamsız dış savaşlarda öldürüldü ve yaralandı ve biz "artık yeter" dedik. Ama İran halkını özgürleştiriyoruz.<br />
Lütfen.<br />
İran'da 93 milyon insan var, bırakın kendilerini özgürleştirsinler. Ama İran nükleer silahlara sahip olmanın eşiğinde.<br />
Evet, elbette.<br />
Bu yalan bize on yıllardır aşılandı ve Trump da geçen yaz yaptığı bombalamanın bunların hepsini tamamen yok ettiğini söyledi.<br />
Bu her zaman bir yalan ve her zaman Amerika en sonda gelir. Ama bu seferki ihanet en kötüsü gibi geliyor çünkü bu yalan, farklı olduğuna inandığımız ve artık yeter dediğimiz adamdan ve yönetimden geliyor.<br />
2024'te kazanılan zaferin, nihayet Amerika'yı önceliklendirme zamanının geldiği anlamına geleceğini düşünmüştük.<br />
Biz de bunun sıradan Amerikalı erkek ve kadınları ve çocuklarını kapsadığını düşündük.<br />
Elitler değil.<br />
Amerika acı çekti ve onlar umursamıyor bile.<br />
Yüz binlerce Amerikalı küçük işletme sahibi, Trump döneminde salgının yayılmasını yavaşlatmak için 15 gün süreyle başlatılan ve Biden ile Demokratlar döneminde de devam eden zalimce Covid karantinaları sırasında emekleriyle kazandıkları işletmelerini kaybetti. Aralarında hiçbir fark yok.<br />
Aşı kaynaklı yaralanmalar, ölümler, gecikmeler ve vergi mükelleflerinin parasıyla finanse edilen eğitimde kayıplar, rekor seviyede intiharlar, rekor seviyede büyük ilaç şirketlerinin karları ve MAGA Amerika Önce Yönetiminden hiç kimsenin hesap vermemesi, üstelik aynı anda savaşlar başlatıp barışı sağlamaya çalışıyorlar.<br />
Krizi ve çözümü aynı anda yaratın, sonra da kâr elde etmek için apartmanlar inşa edin. MAGA!<br />
Yıllarca Epstein dosyalarının yayınlanmasını, dünyanın en zengin ve en güçlü adamlarından binlerce mağdur, kadın ve çocuk için şeffaflık ve adalet talep ettik ve bunu başarmak için Trump'ın kendisiyle mücadele etmek zorunda kaldık, hatta hepimiz bu konuda kampanya yürütmüş olmamıza rağmen. Ve tek bir kişi bile tutuklanmadı ve muhtemelen de tutuklanmayacak; hesap sorulmadı, adalet sağlanmadı.<br />
Bunun yerine, İsrail adına İran'la bir savaş çıkar ve bu savaş İran'da rejimin kurulmasıyla sonuçlanacaktır.<br />
Yabancı halklar için, yabancı rejim değişikliği amacıyla yapılan bir başka yabancı savaş.<br />
Ne için?<br />
Hükümetimizin neden olduğu enflasyonu düşürür mü? Hem Demokratların hem de Cumhuriyetçilerin on yıllarca süren yolsuz hükümet harcamalarıyla hepimizi yaklaşık 40 trilyon dolarlık borca ​​mahkum eden ve dolarımızın değerini sıfıra indiren enflasyonu. Hayır, İran'la savaş enflasyonu düşürmez ve yaşam maliyetini uygun hale getirmez.<br />
İran'la savaş sağlık sistemimizi düzeltecek ve Amerikalılar için sağlık sigortasını daha uygun fiyatlı hale getirecek mi?<br />
İran'la savaş olmaması bunu sağlamaz ve MAGA yönetimi ile Cumhuriyetçiler bu konuda ciddi bir şekilde çalışmıyorlar bile.<br />
İran'la savaş, yapay zekanın işinizi elinizden almasını engeller mi? Hayır.<br />
İran'la savaş ev satın almanıza olanak sağlar mı? Hayır, ama Gazze yeniden inşa edildiğinde TikTok'ta güzel çatı katı dairelerinin videolarını göreceksiniz.<br />
İran'la savaş Amerika'daki ruh sağlığı krizine veya uyuşturucu bağımlılığı salgınına yardımcı olur mu? Hayır.<br />
İran'la savaş, Amerikan ailelerinin bir arada kalmasına ve hayatta kalmasına yardımcı oluyor mu? Hayır, kesinlikle hayır.<br />
Ancak İran'la savaşın başlamasından saatler sonra, İran'da yaklaşık 40 masum kız çocuğunun, okul öğrencisinin, İsrail'den atılan bombalarla öldürüldüğü bildirildi.<br />
Ve umursamıyorlar bile, Gazze'de binlerce masum çocuğu öldürdüler ve görünüşe göre barış yanlısı yönetimimiz de umursamıyor.<br />
Ve Amerika'nın sorunlarını çözmeyeceklerine göre, açıkça çocuklarımızı da umursamıyorlar.<br />
Şimdi ise Amerika'ya, Amerikan "Barış" Başkanı ve Barış Yanlısı yönetimin, iktidara geldikten sadece bir yıl sonra bu yıl tekrar savaşa girme nedenleri olarak öne sürdüğü tüm "asil" gerekçeler zorla anlatılacak ve manipüle edilecek.<br />
Baş döndürücü ama maga.</p>

<p>Kaynak: https://x.com/FmrRepMTG/status/2027746247684075987</p>

<p>4-@JDVance<br />
&nbsp;ve&nbsp;<br />
@TulsiGabbard<br />
&nbsp;ikiniz de İran'daki savaşa karşı sesinizi yükseltmelisiniz.</p>

<p>İnsanlar dikkatle, hem de çok yakından izliyorlar. Sessizlik işe yaramayacak.</p>

<p>İkiniz de defalarca, alenen ve yüksek sesle İran'la savaşa girmeye karşıydınız.</p>

<p>Arkadaşımız Charlie Kirk, İran'la savaşa kesinlikle karşıydı.</p>

<p>Sessiz kalamazsınız.</p>

<p>Amerikalılar ölüyor.</p>

<p>İkiniz de bunun kampanya yürüttüğümüz şey olmadığını ve kesinlikle olmayacağını söylediğimiz şeyin %100 bu olduğunu biliyorsunuz.</p>

<p>Biz dedik, ben dedim, sen dedin:</p>

<p>ARTIK YABANCI SAVAŞLARA VE REJİM DEĞİŞİKLİĞİNE SON.</p>

<p>Bizim tek istediğimiz önce Amerika'ydı.</p>

<p>Bu, o değil.</p>

<p>Kaynak: https://x.com/FmrRepMTG/status/2028171922861597125</p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hacibektasta-genclerin-hizir-ibadeti-gonulleri-birlestirdi-3078</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sun, 01 Mar 2026 22:04:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Hacıbektaş’ta gençlerin Hızır ibadeti gönülleri birleştirdi</h1>
                        <h2>Alevi Gençler Derneği, “Serçeşme” Hacıbektaş’ta düzenlediği İkinci Hızır Cemi ile inanç değerlerini Pir huzurunda yaşattı. Birlik ve beraberlik mesajlarının iletildiği ibadette lokmalar paylaşıldı, dualar edildi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/hacibektasta-genclerin-hizir-ibadeti-gonulleri-birlestirdi-1772392339.webp">
                        <figcaption>Hacıbektaş’ta gençlerin Hızır ibadeti gönülleri birleştirdi</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Alevi Gençler Derneği, <strong>“Serçeşme”</strong> Hacıbektaş’ta düzenlediği İkinci Hızır Cemi ile inanç değerlerini Pir huzurunda yaşattı. Birlik ve beraberlik mesajlarının iletildiği ibadette lokmalar paylaşıldı, dualar edildi.</p>

<p>Alevi Gençler Derneği, yolumuza ve erkânımıza sahip çıkarak bu inancı genç kuşaklara aktarma gayretini sürdürüyor. Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin manevi huzurunda bir araya gelen canlar, tutulan Hızır oruçlarının ardından İkinci Hızır Cem’i ibadetini büyük bir huşu içinde yerine getirdi.</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/2822026211519928.jpeg" style="height:800px; width:600px" /><br />
<strong>“Amacımız İnanç Değerlerimizi ve Yolumuzu Yaşatmak”</strong></p>

<p>Dernek yetkilileri, gerçekleştirilen ibadetin ardından yaptıkları açıklamada, temel amaçlarının Pir’in bulunduğu mukaddes mekanda inanç değerlerini diri tutmak ve “Bir olalım, iri olalım, diri olalım” düsturuyla birlik mesajı vermek olduğunu vurguladı. Canların katılımıyla dönülen semahlar ve edilen dualar, Hacıbektaş’ın manevi ikliminde yankılandı.</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/282202621021411.jpeg" style="height:472px; width:630px" /></p>

<p>Hünkar Hacı Bektaş Veli Kültür ve Cemevi Derneği’nin ev sahipliğinde icra edilen bu buluşmada, yerel yönetimlerin desteği de takdir topladı. Dernek yönetimi, sürece katkı sunan kurumlara şu sözlerle şükranlarını sundu:</p>

<p><em><strong>“Bu anlamlı buluşmanın gerçekleşmesinde emeği geçen ve bizlere güç veren; Nevşehir Valiliği’ne katkıları, Hacıbektaş Belediyesi’ne ise lokma yardımları ve destekleri için sonsuz teşekkürlerimizi sunarız. Paylaştığımız lokmalar, edilen dualar ve tutulan Hızır oruçları Hak katında kabul olsun.”</strong></em></p>

<p>Hızır ayının maneviyatıyla birleşen bu yol kardeşliği, paylaşılan lokmaların ve edilen duaların ardından <strong>“Hızır yardımcımız olsun” </strong>temennileriyle sona erdi.</p>

<p>Kaynak:&nbsp;<a href="https://www.alevigenclerdernegi.com/Haber/2110">https://www.alevigenclerdernegi.com/Haber/2110</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/zeynebiyede-abd-ve-israile-lanet-irana-destek-mitingi-yapildi-3077</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sun, 01 Mar 2026 21:25:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Zeynebiye’de ABD ve İsrail’e lanet, İran’a destek mitingi yapıldı</h1>
                        <h2>Zeynebiye Camii ve Kültür Merkezi, İran İslam İnkılabı Rehberi Şehit Ayetullah Ali Hamaney’in ABD ve İsrail’in saldırıları sonucu şehit düşmesi üzerine düzenlenen büyük bir mitingine ev sahipliği yaptı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/zeynebiyede-abd-ve-israile-lanet-irana-destek-mitingi-yapildi-1772389919.webp">
                        <figcaption>Zeynebiye’de ABD ve İsrail’e lanet, İran’a destek mitingi yapıldı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Zeynebiye Camii ve Kültür Merkezi, İran İslam İnkılabı Rehberi Şehit Ayetullah Ali Hamaney’in ABD ve İsrail’in saldırıları sonucu şehit düşmesi üzerine düzenlenen büyük bir mitingine ev sahipliği yaptı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Caferi Alimler Birliği (CÂBİR) tarafından organize edilen mitinge, İstanbul’un dört bir yanından gelen binlerce vatandaş katıldı. Ellerinde döviz ve bayraklarla Zeynebiye Camii avlusunu dolduran kalabalık, sık sık ABD ve İsrail aleyhine sloganlar atarak saldırıyı telin etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Program, Caferi Alimi Muhammed Karaduman’ın Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"1400 Yıldır Süren Bir Duruş"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Telin mitinginde konuşan CAFERİDER Başkanı Hasan Babur, şehit edilen Şehit Ayetullah Ali Hamaney ve beraberindekileri anarak şu ifadeleri kullandı: “Biz sadece bugün şehit vermedik; 1400 yıldır Ehl-i Beyt sevgisi taşıyan herkes bu zulme maruz kalmıştır. Bu duruş, mazluma sahip çıkma duruşudur. Bugün bu bedeller, Hüseyn-i bir bilinçle mazlum halkların yanında durulduğu için ödenmektedir.”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"Büyük Şeytan Amacına Ulaşamayacak"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">CÂBİR Yüksek Şura Başkanı Ayetullah Seyyid Seccad Huseyni ise konuşmasında birliğe ve direnişe vurgu yaptı. Huseyni, "Acımız ve kaybımız büyüktür. Başta İmam-ı Zaman olmak üzere tüm İslam alemine başsağlığı diliyoruz. İran İslam devleti, milletiyle birlikte 47 yıldır 'Büyük Şeytan' olarak nitelendirdiğimiz ABD’ye karşı diz çökmemiştir. Amerika bu arzusunu gerçekleştiremeyecek ve tarihin çöplüğüne gömülecektir," dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Basın Bildirisi Okundu. Mitingin sonunda, CÂBİR adına hazırlanan ortak basın bildirisini Zeynebiye Camii Alimi Güven Dumanlı okudu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yoğun katılımın gözlendiği mitingde, katılımcılar mersiyelere ağlayıp sine vurarak eşlik etti. Miting atılan sloganların ardından sona erdi.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/iletisim-baskanligindan-iran-saldirilari-iddialarina-sert-yalanlama-3076</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 28 Feb 2026 20:33:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>İletişim Başkanlığı'ndan İran saldırıları iddialarına sert yalanlama</h1>
                        <h2>Türkiye Cumhuriyeti İletişim Başkanlığı, bazı sosyal medya platformlarında dolaşan ve Türkiye'nin İran'a yönelik son saldırılara destek verdiği yönündeki iddiaları kesin bir dille yalanladı. Başkanlık, bu tür söylentilerin tamamen asılsız olduğunu ve kamuoyunu yanıltmaya yönelik dezenformasyon niteliği taşıdığını vurguladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/iletisim-baskanligindan-iran-saldirilari-iddialarina-sert-yalanlama-1772300468.webp">
                        <figcaption>İletişim Başkanlığı'ndan İran saldırıları iddialarına sert yalanlama</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Türkiye Cumhuriyeti İletişim Başkanlığı, bazı sosyal medya platformlarında dolaşan ve Türkiye'nin İran'a yönelik son saldırılara destek verdiği yönündeki iddiaları kesin bir dille yalanladı. Başkanlık, bu tür söylentilerin tamamen asılsız olduğunu ve kamuoyunu yanıltmaya yönelik dezenformasyon niteliği taşıdığını vurguladı.</p>

<p>İletişim Başkanlığı tarafından yapılan resmi açıklamada, Türkiye'nin tarafı olmadığı herhangi bir çatışma veya savaşta, taraflar lehine hava sahası dahil olmak üzere hava, kara ve deniz unsurlarının operasyonel amaçlarla kullandırılmayacağı belirtildi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:</p>

<p><em><strong>"Türkiye Cumhuriyeti, tarafı olmadığı herhangi bir çatışma veya savaşta; taraflar lehine olacak şekilde hava sahası dâhil olmak üzere hava, kara ve deniz unsurlarının hiçbirini operasyonel amaçlarla kullandırmaz. Bu husus, ülkemizin temel dış politika ve güvenlik prensipleri arasında yer almaktadır."</strong></em></p>

<p>Ayrıca, Türkiye'nin hava, kara ve deniz sahası üzerindeki egemenlik haklarının tam ve tartışmasız olduğu vurgulanarak, egemenlik alanlarına ilişkin tüm faaliyetlerin yalnızca Türkiye Cumhuriyeti’nin ulusal güvenlik değerlendirmeleri doğrultusunda ve yetkili makamların denetim ve kontrolü altında yürütüldüğü kaydedildi.</p>

<p>Kamuoyuna yönelik uyarıda ise, <strong>"Kamuoyunun, spekülatif ve mesnetsiz iddialara itibar etmemesi; sadece resmi makamlarca yapılan açıklamaları dikkate alması önemle rica olunur" </strong>denildi.</p>

<p>Bu açıklama, sosyal medyada hızla yayılan iddiaların ardından geldi. Uzmanlar, bu tür dezenformasyonların uluslararası ilişkileri etkileme potansiyeli taşıdığına dikkat çekiyor.<br />
<a href="https://x.com/dmmiletisim/status/2027727029731258443"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HCPu-ypWMAAGMiW.png" style="height:800px; width:640px" /></a></p>

<p><a href="https://x.com/dmmiletisim/status/2027727029731258443"><strong>Kaynak:İletişim Başkanlığı resmi X hesabı<br />
https://x.com/dmmiletisim/status/2027727029731258443&nbsp;</strong></a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/sinemilli-ocagi-evladi-sehit-pilot-topraga-sirlandi-3075</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 27 Feb 2026 10:06:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Sinemilli ocağı evladı şehit pilot toprağa sırlandı</h1>
                        <h2>Düşen uçakta şehit olan F-16 pilotu Binbaşı İbrahim Bolat Sinemilli ocağı evladı idi. Pilotumuzun Hakk’a yürümesinin ardından, Kahramanmaraş, Afşin ilçesine bağlı Örenli köyüne ait sosyal medya hesaplarında taziye mesajları yayınlandı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/sinemilli-ocagi-evladi-sehit-pilot-topraga-sirlandi-1772176522.webp">
                        <figcaption>Sinemilli ocağı evladı şehit pilot toprağa sırlandı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Balıkesir’deki 9. Ana Jet Üssü'nde bulunan 191. “<em><strong>Kobra</strong></em>” Filo Komutanlığı’na ait F-16 savaş uçağı önceki gece 00.49'da Yunanistan hava sahası sınırını kontrol amaçlı acil uçuş için havalandı. Uçak kalkıştan 3 dakika sonra İstanbul İzmir otoyolunun kenarına Naifli köyü bölgesine düştü. Yoğun yağışın etkili olduğu kaza bölgesinde Hava&nbsp;Pilot Binbaşı İbrahim Bolat şehit oldu</span>.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Şehit Binbaşı Pilot İbrahim Bolat Alevi kökenli idi. Tüm Türkiye’ye yasa boğan elim kazanın meydana gelmesinin ardından, Bolat’ın aynı zamanda bir ocak evladı, yani Hz. Muhammed’in soyundan gelen bir seyyid ailesinin mensubu olduğu da ortaya çıktı.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Sinemilli ocağı dedelerinden Kamil Bolat dedenin torunu olan İbrahim Bolat, uzun yıllar önce, Kahramanmaraş’ın Afşin ilçesine bağlı Örenli köyünden İzmir’e göç etmişlerdi.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">İbrahim Bolat’ın şehit olduğunun duyulmasının ardından, köylüleri ve yakınları da sosyal medya hesaplarından taziye mesajları yayınladılar. Köy derneğinin mesajında şu ifadelere yer verildi:</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/641428881_1229131729341935_4953247050343700315_n.jpg" style="height:800px; width:612px" /></span></span></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">“ÖLÜRSE TEN ÖLÜR, CANLAR ÖLESİ DEĞİL!!”</span></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Uzun Yılllar İZMİR’de Yaşayan, ÖRENLİ KÖYÜ’nden Yusuf BOLAT (Dede’nin) Oğlu Havacı PİLOT BİNBAŞI İbrahim BOLAT Canımız BALIKERSİR’deki Elim Uçak Kazası Sonucu Hâkk’a Yürümüştür.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Naaşı 25 ŞUBAT 2026 GÜNÜ (BUGÜN) VAKTİ SAAT 16:00’da ÇİĞLİ HAVA ÜSSÜ KOMUTANLIĞI’nda Düzenlenen Törenden Sonra İZMİR’DE Hâkk’a Yürüme Erkânı İle İZMİR’de Toprağa Sırlanmıştır..</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">***</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Hâkk’a Yürüyen Canımızın Ruhu Şad, Devr-i Daim, Yıldızlar Yoldaşı, Hızır Yar Ve Yardımcısı Olsun... Toprak Ana İncitmeden, Işıklar İçinde Huzurla Uyusun...</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">BOLAT Ailesine, Yakınlarına Ve Tüm Sevdiklerine Sabırlar Diliyoruz... </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">BOLAT Ailesinin, Yakınlarının Ve Tüm Sevdiklerinin Başı Sağ Olsun...Başımız Sağ Olsun...</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ŞEHİT PİLOTUMUZ BÜYÜK BİR FACİA ÖNLEMİŞ!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/699ea111c202702b6e28ed651.jpg" style="height:459px; width:800px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Öte yandan, Şehit Pilot Binbaşı İbrahim Bolat<span style="background-color:white">’</span>ın son ana kadar uçağı kontrol etmeye çalıştığı öğrenildi. MSB<span style="background-color:white">’</span>den yapılan açıklamada, uçağı son ana kadar kontrol etmeye çalışan Bolat<span style="background-color:white">’</span>ın oldukça işlek olan otoyola düşmemesi için çabaladığı ve büyük bir faciayı engellediği bildirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Balıkesir’de 9. Ana Jet Üssü Komutanlığı filosuna ait F-16 uçağının kaza kırıma uğramasına yönelik açıklama yaptı. Bakanlıktan yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">“Hava sahamızın kontrolü ve güvenliği; radar, erken ihbar, elektronik harp ve önleme unsurlarını kapsayan, katmanlı ve entegre bir mimariyle büyük bir fedakarlıkla 7 gün 24 saat esasına göre sağlanmaktadır. Radarlarımızda tanımlanan veya tanımlanamayan hava izlerinin teşhis ve takibine yönelik uçaklarımızla alarm reaksiyon görevleri icra edilmektedir. 25 Şubat’ta Bulgaristan sınırımızda tanımlanamayan bir radar izi tespit edilmesi üzerine, alarm reaksiyon görevi kapsamında 2 adet F-16 savaş uçağımız 9’uncu Ana Jet Üs Komutanlığı-Balıkesir’den aynı anda kalkış yapmıştır. Savaş uçağımızın biri ile 00.56’dan itibaren telsiz irtibatı ve radar iz bilgisi</span> kesilmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Derhal başlatılan arama kurtarma çalışmaları sonucu kaza kırıma uğrayan uçağımızın enkazına ulaşılmıştır. Kahraman pilotumuz uçağı terk etmek için fırlatma sistemini son anda çalıştırdığı tespit edilmiştir. Meydana gelen kazada kahraman pilotumuz şehit olmuştur. Olayın meydana geliş sebebi, kaza kırım ekibinin detaylı incelemesi sonrası açıklığa kavuşacaktır. Bu konuda yapılacak resmi açıklamalarımız dışında iddia ve yorumlara itibar edilmemesi önem arz etmektedir. Bizleri derin bir acı ve üzüntüye boğan bu olayda hayatını kaybeden aziz şehidimize bir kez daha Allah’tan rahmet; kederli ailesine, Türk Silahlı Kuvvetleri ile asil milletimize başsağlığı ve sabır</span> diliyoruz.”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ŞEHİT PİLOT İBRAHİM BOLAT İZMİR'DE TOPRAĞA VERİLDİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/699ec197c202702b6e28eec81.jpg" style="height:459px; width:800px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Balikesir 9. Ana Jet Üssü Komutanlığı’nda şehit pilot için tören düzenlendi. Törene katılan Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu, şehidin eşi Ayşe Nilay Bolat ve 10 yaşındaki kızı Nil Bolat’a taziyelerini iletti. Şehidin kızı Nil Bolat tören boyunca gözyaşı döktü. Tören sırasında iki F-16 uçağı şehide saygı uçuşu yaptı. Şehidin naaşı, İzmir’de düzenlenen cenaze töreni sonrası Kadifekale Hava Şehitliği'nde toprağa</span> verildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Şehit Binbaşı Polat’ın görev arkadaşlarıyla çektirdiği son fotoğrafı ortaya çıktı. Fotoğrafın arka planında, “<em><strong>Ey ana! Eğer oğlun bir asuman aşkına tutulmuşsa, bırak uçsun</strong></em></span>”<span style="background-color:white">&nbsp;yazdığı</span> görüldü.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ergun-kurt-yazdi-iftar-sofralarinda-siyaset-ilkesizlikte-israr-3074</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 27 Feb 2026 08:59:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ergün Kurt yazdı: İftar sofralarında siyaset, ilkesizlikte ısrar</h1>
                        <h2>Antalya Hacı Bektaş-ı Veli Kültür Tanıtma Cemevi Derneği Başkanı Ergün Kurt, laikliğin kalesi olduğu iddia edilen odakların Ramazan nedeniyle dini siyasete alet etmek yoluna başvurmalarını çarpıcı bir makale ile gözler önüne serdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/ergun-kurt-yazdi-iftar-sofralarinda-siyaset-ilkesizlikte-israr-1772172805.webp">
                        <figcaption>Ergün Kurt yazdı: İftar sofralarında siyaset, ilkesizlikte ısrar</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Türkiye siyasetinde tutarlılık en zor bulunan erdem haline geldi. Bunun son örneğini ise Cumhuriyet Halk Partisi üzerinden izliyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dün, Ramazan ayında iftar organizasyonları düzenleyen Adalet ve Kalkınma Partisi belediyelerine “<em><strong>din istismarı yapıyorlar</strong></em>” diyenler, bugün meydan meydan iftar çadırı kuruyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dün “<strong><em>siyasal İslam</em></strong>” eleştirisi yapanlar, bugün kameralar eşliğinde dua programlarına katılıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sorulması gereken basit bir soru var:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu bir zihniyet değişimi mi, yoksa konjonktürel bir makyaj mı?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dün eleştirdiğine bugün dönüşmek!</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-02-27%20at%2001_30_21.jpeg" style="height:800px; width:535px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">CHP uzun yıllar boyunca kendisini daha seküler, daha mesafeli bir siyasi çizgide konumlandırdı. AK Parti’nin dini referanslı politikalarını eleştirirken en çok kullandığı argüman “<em><strong>dinin siyasete alet edilmesi</strong></em>”ydi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün ise aynı CHP’nin belediyeleri Ramazan organizasyonlarını bir yarışa dönüştürmüş durumda. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Daha büyük sofralar, daha geniş katılım, daha fazla görünürlük…</span></p>

<p><span style="color:#000000">Peki ne değişti?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplum mu değişti?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yoksa CHP oy aritmetiğinin gereğini mi yapıyor?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Eğer mesele gerçekten toplumsal barış ve inançlara saygıysa, bu tutum yıllar önce de sergilenebilirdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ama bu adımların, muhafazakâr seçmene “<strong><em>biz de sizdeniz</em></strong>” mesajı verme çabası olduğu izlenimi güçlü biçimde ortada duruyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem’de aynı hassasiyet var mı?</span></p>

<p><span style="color:#000000">CHP’ye yöneltilen en temel eleştirilerden biri şu:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ramazan’da yüksek sesle görünür olan belediyeler, Muharrem ayında aynı ölçüde güçlü ve kurumsal bir duruş sergiliyor mu?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Eğer bir parti, Alevi yurttaşların haklarını gerçekten savunduğunu iddia ediyorsa, bu sadece aşure dağıtımıyla değil; inanç özgürlüğü, cemevlerinin hukuki statüsü ve eşit yurttaşlık konularında net politikalarla ölçülür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ramazan’da çoğunluğa dönük sembolik jestler yapmak kolaydır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Asıl mesele, ilkesel duruşu her zeminde sürdürebilmektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Siyaset mi, samimiyet mi?</span></p>

<p><span style="color:#000000">CHP’nin sorunu iftar vermesi değil. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Sorun, yıllarca eleştirdiği pratiği şimdi siyasi avantaj için sahipleniyor görüntüsü vermesi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu tablo, “<em><strong>dün yanlış dediğin bugün doğru mu oldu?</strong></em>” sorusunu kaçınılmaz kılıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-02-27%20at%2001_30_21%20(1).jpeg" style="height:800px; width:597px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplum artık şunu görüyor:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’de partiler, ilkelere göre değil; rüzgâra göre pozisyon alıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Eğer din üzerinden siyaset yapılmasına karşıysan, bu ilkeyi iktidar için de muhalefet için de savunmalısın. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Eğer dini günlerde kamusal görünürlüğü doğru buluyorsan, o zaman geçmişteki sert söylemlerinin hesabını vermelisin.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sonuç:</span></p>

<p><span style="color:#000000">CHP bugün bir tercihle karşı karşıya:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ya geçmişteki ideolojik bagajıyla yüzleşecek ve “<em><strong>değiştik</strong></em>” diyecek.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ya da hem eski söylemi sürdürüp hem yeni pratiği uygulayarak çelişki üretmeye devam edecek.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Siyasette en büyük aşınma, rakibine benzemek değil; dün söylediğini inkâr ederek benzemektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İftar sofraları büyüyebilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ama siyaset, tutarlılık olmadan büyümez.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cem-vakfi-tum-inanclarin-esit-dengeli-ve-kapsayici-bicimde-ele-alinmalidir-3073</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 26 Feb 2026 21:38:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>CEM Vakfı: Tüm inançların eşit, dengeli ve kapsayıcı biçimde ele alınmalıdır</h1>
                        <h2>CEM Vakfı, son günlerde Milli Eğitim Bakanlığı'nın okullarda düzenlediği Ramazan ayı etkinlikleri kapsamında kamuoyunda oluşan tartışmalara ilişkin kapsamlı bir basın açıklaması yayımladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/cem-vakfi-tum-inanclarin-esit-dengeli-ve-kapsayici-bicimde-ele-alinmalidir-1772132034.webp">
                        <figcaption>CEM Vakfı: Tüm inançların eşit, dengeli ve kapsayıcı biçimde ele alınmalıdır</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>CEM Vakfı, son günlerde Milli Eğitim Bakanlığı'nın okullarda düzenlediği Ramazan ayı etkinlikleri kapsamında kamuoyunda oluşan tartışmalara ilişkin kapsamlı bir basın açıklaması yayımladı.</p>

<p>Vakıf, laikliği herhangi bir inancın dışlanması değil, tüm inançların eşit, özgür ve saygın biçimde ifade edilebildiği bir ortak yaşam zemini olarak gördüğünü vurguladı. Geleceğin teminatı olan çocukların farklı inançları tanımasının, önyargıları azaltacağı, toplumsal dayanışmayı güçlendireceği ve ortak gelecek bilincini pekiştireceği görüşünü dile getirdi.</p>

<p>Vakıf, eğitim ortamında tüm inançların eşit, dengeli ve kapsayıcı biçimde ele alınmasının ulusal birlik ve beraberlik açısından büyük değer taşıdığını belirtti. Bu bağlamda Sivas Şubesi'nde ağırladıkları öğrencilerin öğretmenleri eşliğinde cemevini ziyaret etmesini <strong>"ülkemizin barışına sunulmuş en kıymetli katkılardan biri" </strong>olarak niteledi.</p>

<p><strong>Açıklamada şu ifadelere yer verildi:</strong><br />
&nbsp;</p>

<p>Son günlerde kamuoyunda yer alan değerlendirmeler ve <strong>Millî Eğitim Bakanlığ</strong>ı tarafından okullarda yürütülen Ramazan ayı etkinlikleri çerçevesinde, ülkemiz çocuklarının eğitim ortamında karşılaştıkları uygulamalar ve ihtiyaçlar yeniden gündeme gelmiştir.<br />
<br />
CEM VAKFI olarak bizler; laikliği herhangi bir inancın dışlanması değil, tüm inançların eşit, özgür ve saygın şekilde kendini ifade edebildiği bir ortak yaşam zemini olarak<br />
görmekteyiz.<br />
<br />
Bu çerçevede, geleceğimiz olan çocuklarımızın farklı inançları tanımasının; toplumda önyargıların azalması, toplumsal dayanışmanın güçlenmesi ve ortak bir gelecek bilincinin<br />
oluşması açısından önemli olduğuna inanıyoruz.<br />
<br />
<strong>Bu doğrultuda tüm çocuklarımızın;</strong><br />
<br />
- Sünni inancını tanıması, Camileri görmesi ve farklı ibadet pratikleri hakkında bilgi<br />
edinmesi,<br />
<br />
- Alevi inancını tanıması, Cemevlerini ziyaret etmesi, cem ibadeti ve Aleviliğin temel<br />
değerleri hakkında bilgi edinmesi,<br />
<br />
- Eğitim ortamında tüm inançların eşit, dengeli ve kapsayıcı şekilde ele alınması,<br />
ulusal ve toplumsal birlik ve beraberliğin güçlenmesi açısından son derece kıymetlidir.<br />
<br />
Güzel bir örnek olarak; Sivas Şubemizde ağırladığımız öğrencilerin öğretmenleri eşliğinde Cemevimizi ziyaret ederek inancımızı bizzat bizlerden öğrenme çabası,<br />
ülkemizin barışına sunulmuş en kıymetli katkılardan biridir. Bir gencimizin camiyi tanıması ne kadar kıymetliyse, aynı şekilde Cemevini tanıması da toplumsal barış için bir o kadar hayati ve faydalıdır.<br />
<br />
Nitekim <strong>Sayın Devlet BAHÇELİ’nin</strong> birlik ve bütünlüğümüzü yansıtan <em>“Cemevi de bizimdir, Cami de bizimdir.” </em>sözünü bu anlayışın önemli bir ifadesi olarak görmekteyiz.<br />
Bu yaklaşım; farklılıklarımızı ayrışma nedeni değil, ortak zenginliğimiz olarak görmemiz gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Ancak burada temel ilke; tek yönlü değil, karşılıklı ve eşitlikçi bir yaklaşımın benimsenmesidir.<br />
<br />
Sadece belirli bir inanç uygulamalarının öne çıkarıldığı, diğer inançların ise görünmez kaldığı bir eğitim anlayışı; çocuklarımızda dışlanmışlık hissi oluşturabilir. Aidiyet<br />
duygusunu zedeleyebilir ve pedagojik açıdan sağlıklı olmayan sonuçlar doğurabilir.</p>

<p><strong>Buna karşılık;</strong><br />
<br />
- İnançların karşılıklı tanıtıldığı,<br />
- Ziyaretlerin ve etkinliklerin gönüllülük esasına dayandığı,<br />
- Hiçbir çocuğun kendi inancı dışında bir uygulamaya zorlanmadığı,<br />
- Farklılıkların zenginlik olarak anlatıldığı, bir eğitim yaklaşımı; hem çocuklarımızın sağlıklı gelişimine katkı sağlayacak hem de toplumsal barışı güçlendirecektir.<br />
Çocuklarımızın birbirini tanıdığı, saygı duyduğu ve birlikte yaşama kültürünü benimsediği bir Türkiye; hepimizin ortak hedefidir.<br />
<br />
Bu vesileyle tüm yetkili kurumları; eşitlik, çoğulculuk ve karşılıklı anlayış temelinde daha kapsayıcı ve dengeli bir yaklaşım geliştirmeye DAVET EDİYORUZ. Toplumsal barışın<br />
yolu; farklılıklarımızı yok saymak değil, onları anlayarak birlikte yaşama iradesini güçlendirmekten geçmektedir.<br />
<br />
<strong>Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN’ın</strong>;<em> “Bizler toplumun tüm kesimlerinin hak ve özgürlüklerini genişletmeye odaklanıyoruz. İnşallah, bundan<br />
sonra da aynı hassasiyetle hareket edeceğiz.” </em>şeklindeki ifadesinin ve bunu destekleyecek uygulamaların hayata geçirilmesini önemsiyor ve bu konuda gerekli<br />
adımların acilen atılmasını<strong> TALEP EDİYORUZ.</strong><br />
<br />
<strong>CEM VAKFI</strong> olarak; Aleviliğin bir<strong> inanç </strong>olarak tanınmasını, cemevlerinin<strong> ibadethane </strong>statüsüne kavuşmasını ve eğitim sisteminde tüm inançlara eşit yaklaşılmasını<br />
SAVUNUYORUZ. Aynı zamanda inançların birbirini tanımasını ve anlamasını da desteklediğimizi özellikle vurgulamak isteriz.<br />
<br />
Bu yaklaşımın; ülkemizde tüm inançların eşit, özgür ve saygın şekilde yaşatılmasına katkı sağlayacağına inanıyor, bu yöndeki iradenin güçlenmesini temenni ediyoruz.<br />
Saygılarımızla.<br />
<br />
26.02.2026<br />
CEM VAKFI GENEL MERKEZİ&nbsp;<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-02-26%20at%2021_36_15.jpeg" style="height:601px; width:595px" /><br />
<br />
&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/genc-zakir-emre-yucelden-guvercin-semahi-adli-deyis-youtube-platformunda-3072</link>
            <category>KÜLTÜR SANAT</category>
            <pubDate>Thu, 26 Feb 2026 20:55:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Genç Zakir Emre Yücel’den “Güvercin Semahı” adlı deyiş Youtube platformunda!</h1>
                        <h2>Genç Zakir Emre Yücel, Alevi-Bektaşi geleneğinin en derin sembollerinden biri olan Güvercin donunu ve Hacı Bektaş Veli felsefesini merkeze alan yeni çalışması “Güvercin Semahı” ile dinleyiciyle buluştu. Eser, geleneksel deyiş yapısını güçlü bir görsel ve işitsel prodüksiyonla birleştiriyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/genc-zakir-emre-yucelden-guvercin-semahi-adli-deyis-youtube-platformunda-1772129078.webp">
                        <figcaption>Genç Zakir Emre Yücel’den “Güvercin Semahı” adlı deyiş Youtube platformunda!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>Genç Zakir Emre Yücel,&nbsp;</strong>Alevi-Bektaşi geleneğinin en derin sembollerinden biri olan Güvercin donunu ve Hacı Bektaş Veli felsefesini merkeze alan yeni çalışması&nbsp;<strong>“Güvercin Semahı”&nbsp;</strong>ile dinleyiciyle buluştu. Eser, geleneksel deyiş yapısını güçlü bir görsel ve işitsel prodüksiyonla birleştiriyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Güvercin Donuyla Sen Sefa Geldin</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Eserin söz ve müziği bizzat Emre Yücel’e ait. Sözlerde; Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin Anadolu’ya bir güvercin donunda gelişi, Kadıncık Ana, Karaca Ahmet ve Taptuk Emre gibi erenler yoluna yapılan vurgular dikkat çekiyor. “Güvercin donuyla sen sefa geldin” ifadesiyle, yolun barışçıl ve sevgi dolu özü selamlanıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Güçlü Bir Kadro, Titiz Bir Çalışma</strong><br />
<br />
Projenin hayata geçirilmesinde yetkin isimler bir araya geldi:<br />
<br />
<strong>Proje Koordinatörü:</strong>&nbsp;Taylan Sümer<br />
<br />
<strong>Aranje ve Bağlamalar:&nbsp;</strong>Sedat Akdağ’ın bağlama icraları, eserin geleneksel ruhunu modern bir duyumla harmanlıyor.<br />
<br />
<strong>Ritim ve Ses:</strong>&nbsp;Perküsyonda Cemal Özkızılateş esere dinamizm katarken; miks işlemleri Fedai Tayyar, mastering ise Gökhan Akgün tarafından gerçekleştirildi.<br />
<br />
<strong>Stüdyo:&nbsp;</strong>Kayıtlar Furkan Karaca eşliğinde tamamlandı.<br />
<br />
<strong>Semahın Muhabbeti Kliple Buluştu</strong><br />
<br />
Yönetmenliğini Yunus Emre Fırat’ın üstlendiği klipte, deyişin ruhuna uygun olarak Harun Kayacı ve Damla Çetin’in sergilediği semah performansı yer alıyor. Görsel dil, Güvercin sembolizmini ve meclislerdeki muhabbeti estetik bir şekilde ekrana taşıyor.&nbsp;<br />
<br />
<strong>Yolun ve Aşkın Sesi</strong><br />
<br />
Eserde “Âşık Emre” mahlasıyla kendine seslenen genç zakir, “Yanarım yanarım bir can uğruna” diyerek yolun çilesini ve güzelliğini ifade ediyor Kırklar Meclisi’nden gelen doluya ve ikrara yapılan vurgular, eserin sadece bir müzik parçası değil, bir inanç ve kültür aktarımı olduğunu kanıtlıyor.</span><br />
<br />
<strong><a href="https://www.youtube.com/watch?v=VEJhh2IbV7E&amp;list=RDVEJhh2IbV7E&amp;start_radio=1%C2%A0">İzlemek için:&nbsp;<br />
https://www.youtube.com/watch?v=VEJhh2IbV7E&amp;list=RDVEJhh2IbV7E&amp;start_radio=1&nbsp;</a></strong></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/haci-bektas-veli-dergahi-kime-verilecek-3071</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 26 Feb 2026 09:00:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Hacı Bektaş Veli Dergahı kime verilecek?</h1>
                        <h2>Merkezi İstanbul’da bulunan Hacı Bektaşi Veli Kültür ve Tanıtma Vakfı, Hacıbektaş ilçesindeki Hacı Bektaş Veli Dergahı’nın kendi vakıflarına iade edilmesi veya tahsis edilmesi talebiyle başlattığı süreci yargıya taşıdı. Haber Hacıbektaş sitesinde verilen bilgiye göre, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na yapılan başvurunun reddedilmesi üzerine vakıf, ret kararının iptali için Nevşehir İdare Mahkemesi’nde dava açtı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/haci-bektas-veli-dergahi-kime-verilecek-1772086371.webp">
                        <figcaption>Hacı Bektaş Veli Dergahı kime verilecek?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Faaliyetlerini İstanbul’da sürdüren Hacı Bektaşi Veli Kültür ve Tanıtma Vakfı, Hacıbektaş ilçesindeki dergahın kendi bünyesine verilmesi amacıyla Bakanlığa resmi başvuruda bulundu. Ancak Kültür ve Turizm Bakanlığı talebi uygun görmeyerek reddetti. Bunun üzerine vakıf, söz konusu ret işleminin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle dava açtı.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Dava, Nevşehir İdare Mahkemesi 2025/273 Esas numarasıyla görülüyor. İlk duruşmanın 26 Mart 2026 Perşembe günü saat 10.10’da yapılacak.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><strong>“VAKFEDENİN İRADESİ” NE DEMEK?</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Hacı Bektaşi Veli Kültür ve Tanıtma Vakfı’nın mahkemeye sunduğu dava dilekçesinde en dikkat çeken ifadelerden biri, dergahın mevcut kullanımının&nbsp;“<strong><em>vakfedenin iradesine uygun olmadığı</em></strong>”<strong>&nbsp;</strong>yönündeki iddia oldu.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Hukuki anlamda “<em><strong>vakfeden</strong></em>”, bir taşınmazı belirli bir amaçla vakıf haline getiren, yani bağışlayan kişiyi ifade ediyor. “<strong><em>Vakfedenin iradesi</em></strong>” ise o malın hangi amaçla kullanılmasının istendiğini anlatıyor.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Vakıf tarafı, Hacı Bektaş-ı Veli Dergahı’nın tarihsel olarak bir inanç ve ibadet merkezi olarak kurulduğunu, bu nedenle müze olarak kullanılmasının vakıf amacına uygun olmadığını savunuyor. Dilekçede, dergahın inanç merkezi niteliğinin korunması gerektiği belirtiliyor.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><strong>HUKUKİ DAYANAK AYASOFYA VE KARİYE</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Vakfın avukatı Burak Aydın, Danıştay’ın Ayasofya ve Kariye kararlarını emsal olarak sunduklarını ifade etti. Bu kararlarda vakıf taşınmazlarının vakfiye amacına uygun kullanılmasının esas alındığını belirten vakıf tarafı, aynı ilkenin Hacı Bektaş Veli Dergahı için de geçerli olması gerektiğini savunuyor.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Dava dilekçesinde ayrıca, Bakanlığın ret kararının “<strong><em>kamu yararına uygun olmadığı</em></strong>” ve dergahın Alevi-Bektaşi toplumuna iade veya tahsis edilmesinin toplumsal barışa katkı sağlayacağı belirtiliyor.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><strong>DAVACI VAKIF KİM?</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Hacı Bektaşi Veli Kültür ve Tanıtma Vakfı, 2013 yılında Hacı Bektaşi Veli Kültür ve Tanıtma Derneği tarafından İstanbul’da kuruldu. Vakfın kuruluş amacı, vakıf senedinde “<strong><em>tasavvuf kültürünün araştırılması, ortaya çıkarılması, geliştirilmesi ve korunması ile Hacı Bektaş Veli’nin öğretilerinin Türkiye’nin kültür hayatına ve uluslararası kültürel değerlere katkı sunacak şekilde ele alınması</em></strong>” olarak belirtilmiş.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Vakfın faaliyet alanları arasında, Hacı Bektaş Veli’nin düşünce sistemini araştırmak, belgelendirmek, geliştirmek ve gelecek kuşaklara aktarmak; seminer, panel, konferans ve kültürel etkinlikler düzenlemek; Anadolu Aleviliği inancının kültür ve felsefesini geniş kitlelere tanıtmak ve Alevi toplumunun inanç ve kültürel gereksinimlerine yönelik çalışmalar yürütmek yer alıyor.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Vakfın yönetim kurulu şu isimlerden oluşuyor: Dinçer Türkmen, Zeynel Abidin Koç, Özgül Evcimen, Kazım Erdoğan, Servet Demir, Halil İbrahim İlter, Ayhan Arslan, Engin Sağlım, Satılmış Bayram Uzun, Cafer Keskin, Fevzi Akbaba ve Burhan Satun ile Murat Ateş.</span></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/metin-uysaldan-bor-madeninden-jeremejevite-tasi-3070</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 25 Feb 2026 23:34:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Metin Uysal'dan: Bor madeninden Jeremejevite taşı</h1>
                        <h2>Türkiye'nin önde gelen değerli taş ve maden arayıcılarından Metin Uysal, gazeteci Bora Özizmirli'ye yaptığı açıklamada, nadir bulunan ve yüksek değerli bir bor minerali olan jeremejevite (yeremeyevit) taşını detaylı bir şekilde tanıttı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/metin-uysaldan-bor-madeninden-jeremejevite-tasi-1772052564.webp">
                        <figcaption>Metin Uysal'dan: Bor madeninden Jeremejevite taşı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Türkiye'nin önde gelen değerli taş ve maden arayıcılarından Metin Uysal,<strong> gazeteci Bora Özizmirli'ye </strong>yaptığı açıklamada, nadir bulunan ve yüksek değerli bir bor minerali olan jeremejevite (yeremeyevit) taşını detaylı bir şekilde tanıttı. Uysal, Türkiye'nin bor rezervleri bakımından dünya lideri konumunda olmasına rağmen, bu zenginliğin büyük kısmının ham madde olarak düşük değerle satıldığını ve değerli taş potansiyelinin yeterince değerlendirilmediğini vurguladı.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/k%C3%B6%C5%9Feli%20%C3%A7ubuk%20%C5%9Feklinde%20mavimsi%20kristal%20%20jeremejevite%20(yeremeyevit)%20ta%C5%9Flar%C4%B1.jpg" style="height:448px; width:800px" /><br />
&nbsp;</p>

<p>Uysal, jeremejevite taşının pleokroizm (bakış açısına göre renk değiştirme, örneğin maviden mora geçiş) ve piezoelektrik (basınç uygulandığında elektrik üretme) özelliklerine sahip olduğunu belirterek, turmalin ile benzerlik gösterdiğini ifade etti. Taşın ısınmaya karşı dirençli olduğu ve bölünme sorunu bulunmadığı için kesime uygun ve parlak sonuçlar verdiği belirtildi.</p>

<p>Bulunduğu yerler arasında Almanya, Rusya, Namibya, Myanmar, Madagaskar ve Tacikistan gibi ülkeler sayılırken, şu anda bilinen yataklarda Türkiye yer almamaktadır. Ancak Uysal, Türkiye'nin bor açısından çok zengin rezervlere sahip olduğunu ve<strong> jeremejevite</strong> gibi bor içeren nadir değerli taşların ülkemizde de potansiyel olarak bulunabileceğini ima ederek, <strong>"esas kaynak bizde!"</strong> ifadesini kullandı. Taşın genellikle granit pegmatitlerde ve eski hidrotermal yataklarda oluştuğunu, büyük boyutlarda nadir bulunduğunu (çoğunlukla 1 karat altında, en büyük bilinen örneklerin 5-10 cm civarında olduğunu) vurguladı. Özellikle Namibya ve diğer bölgelerdeki taşların küçük boyutta olması nedeniyle faset kesime pek uygun olmadığını, ancak Türkiye'de durumun farklı olabileceğini belirtti.</p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/mavimsi%20kristal%20%20jeremejevite%20(yeremeyevit)%20ta%C5%9FIndan%20yap%C4%B1lan%20G%C3%9CZEL%20G%C3%96RKEML%C4%B0%20y%C3%BCz%C3%BCk%20(1).jpg" style="height:448px; width:800px" /><br />
<br />
<br />
Metin Uysal'ın açıklamasında jeremejevite taşının temel özellikleri şöyle sıralandı:</strong></p>

<p><strong>- Kimyasal yapısı:</strong> Alüminyum, flor, oksijen, hidrojen ve bor elementlerinin birleşiminden oluşur.<br />
<strong>- Sertliği: </strong>Mohs skalasında 6.5-7.5 arasında, oldukça yüksek bir sertliğe sahiptir.<br />
<strong>- Özgül ağırlığı:</strong> 3.28-3.31 arasındadır.<br />
<strong>- Renkleri: </strong>Beyaz, sarımsı beyaz, mavimsi beyaz, mavi, menekşe ve altın kahverengi tonlarında görülebilir.<br />
<strong>- Parlaklık ve kırılma: </strong>Cam parlaklığına sahip olup, konkiadal (kabuksal) kırılma gösterir; kuvars benzeri özellikler taşır.<br />
<strong>- Kristal yapısı: </strong>Altıgen prizmatik ve dipiramidal formda, turmalin benzeri görünümde, saydam kristaller halindedir.<br />
<br />
Metin Uysal'ın açıklamasının tamamı şöyle:</p>

<p>Jeremejevite, oldukça nadir bulunan ve değerli bir taştır.</p>

<p>Taşımızı tanıtma nedenimi bıktırma pahasına tekrar edeyim: Ülkemiz <strong>bor ve bor mineralleri </strong>açısından son derece zengindir. Ancak ne yazık ki çok küçük bir kısmı ülkemizde varlığı belirlenmiş ve çıkarılmaktadır; bunlar da çoğu zaman ham madde olarak ton bazında satılmaktadır. (Son yıllarda soda külü imal eden bir fabrika kuruldu; bu tür gelişmelerin devam etmesini umut ediyorum.)</p>

<p>Bor mineralleri geniş bir mineral ailesini kapsar. Bunların büyük çoğunluğu, bizdeki bor rezervlerinin onda biri olmayan miktarlarda ama bizden bu konularda daha gelişmiş batı ülkelerinde bulunmuştur. Bilindiği gibi mineraller sadece değerli taş olarak kullanılmaz; bazen sanayide, bilimde veya üretimin çeşitli alanlarında da kullanılır. Bugün işe yaramaz sanılan bir mineral, özellikleri itibarıyla çok istenen bir nesne haline gelebilir (her gün kullandığımız telefonlardaki lityum pilleri hatırlatayım). Bu sebeplerden dolayı topraklarımızda bulunan bor minerallerinin nerede, ne kadar olduğunu bilmek önemlidir.</p>

<p><strong>Taşımıza gelelim. Kimyasal yapısı: &nbsp;</strong><br />
Alüminyum + flor + oksijen + hidrojen + bor birleşimiyle oluşur.</p>

<p><strong>Scoria hakkında kısa bilgi:</strong> Volkanik kökenli bir taştır. Birçok arkadaşın meteor sanmasına neden olacak kadar üzerinde delikler bulunur. Bu delikler, taş oluşurken içine hapsolan gazların sonradan çıkmasıyla oluşur. Rengi genelde koyu gri-siyah tonlarındadır, bazen kırmızımsı olur. Bu taşları ülkemizde çok bulunan ponza taşı ile karıştırmamak gerekir. Ponza taşı daha açık renkli ve genelde beyazımsıdır; çok fazla gaz içerdiği için suda yüzer. Scoria ise yüzmez.</p>

<p><strong>Önemli bir not: </strong>Ponza taşları genelde riyolit kökenli kayaçlardan oluşur. Bu nedenle bu<strong> kayaçlar </strong>birer değerli taş deposudur. Örneğin topaz bunlarda, “vug” denilen küçük ceplerde oluşur. Ponza taşı volkanik bölgelerde, özellikle Kayseri, Adıyaman gibi yanardağ izi taşıyan illerde çok yaygındır. Ne yazık ki taş arayan pek çok arkadaşımız bunların kıymetini bilmiyor!</p>

<p><strong>Jeremejevite</strong> taşı değerlidir. Ancak büyük boyutta pek bulunmaz; genelde 1 karat ve altında olur (bu yazdıklarım dünyadaki genel durumdur; bizde farklı olabilir çünkü esas kaynak bizde olabilir!). Şimdiye kadar bulunan en büyük taşlar 5–8 cm ile 10 cm arasındadır. Almanya’da bulunan taşlar çok küçük olduğu için genellikle faset yapmaya uygun değildir. Aslında bu taş kesime uygun sertlikte ve dayanıklıdır; işlendiğinde çok parlak olur, bölünme (cleavage) sorunu yoktur (topaz bu taştan daha serttir ama bölünme sorunu vardır). Ayrıca jeremejevite taşının ısınmaya karşı dirençli olduğu bilinir.</p>

<p>Jeremejevite taşı pleokroizm özelliği gösterir; yani bakış açısına göre renk değiştirir (maviden mora doğru). Bir de turmalinde olduğu gibi piezoelektrik özelliğe sahiptir (basınç uygulandığında elektrik üretir).<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><br />
&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/tucker-carlsondan-sert-cikis-abd-hukumeti-netanyahunun-yaninda-vatandaslarinin-degil-3069</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Wed, 25 Feb 2026 14:54:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Tucker Carlson'dan sert çıkış: ABD hükümeti Netanyahu'nun yanında, vatandaşlarının değil</h1>
                        <h2>Tucker Carlson, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile yaptığı röportajda, Amerika'nın İsrail hükümetine yönelik tutumunu sert bir şekilde eleştirdi. Gazeteci Tucker Carlson konuşmasında" Amerika'da, İsrail'i eleştirirseniz, hükümetiniz sizi sansürlemek için çalışacaktır. Eğer sizinle Netanyahu arasında bir gerginlik çıkarsa, ABD hükümetinin kimin tarafını tutacağını biliyorsunuz: Netanyahu'nun tarafını." ifadelerini kullandı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/tucker-carlsondan-sert-cikis-abd-hukumeti-netanyahunun-yaninda-vatandaslarinin-degil-1772023093.webp">
                        <figcaption>Tucker Carlson'dan sert çıkış: ABD hükümeti Netanyahu'nun yanında, vatandaşlarının değil</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Tucker Carlson, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile yaptığı röportajda, Amerika'nın İsrail hükümetine yönelik tutumunu sert bir şekilde eleştirdi.&nbsp;Gazeteci Tucker Carlson konuşmasında" Amerika'da, İsrail'i eleştirirseniz, hükümetiniz sizi sansürlemek için çalışacaktır. Eğer sizinle Netanyahu arasında bir gerginlik çıkarsa, ABD hükümetinin kimin tarafını tutacağını biliyorsunuz: Netanyahu'nun tarafını." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Carlson, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><em>"Amerika'da yaşayan bir vatandaş olarak, hükümetinizin her zaman İsrail hükümetinin tarafını tutacağını ve sizin tarafınızı tutmayacağını çok net bir şekilde görebiliyoruz. Bu durum, ABD'deki Amerikalıların günlük deneyiminden gerçekten farklı mı?</em></p>

<p><em>Hükümetinizin, sizin hükümetiniz olduğunu ve yalnızca sizi temsil etmek, sizin çıkarlarınızı korumak için var olduğunu düşünüyorsunuz. İran'la olası bir çatışmada bile, hükümetinizin sizin tarafınızı tutmasını bekliyorsunuz. Ancak gerçekte tam tersi yaşanıyor.</em></p>

<p><em>Eğer ülkenizde<strong> İsrail politikalarını </strong>veya hükümetini eleştirirseniz, kendi hükümetiniz sizi sansürlemek için devreye giriyor. Sizinle İsrail Başbakanı Netanyahu (Bibi) arasında bir anlaşmazlık çıktığında, hükümetinizin kimin yanında duracağını herkes biliyor: Netanyahu'nun yanında.</em></p>

<p><em>Bu durum sürdürülebilir değil. Bu, son derece aşağılayıcı ve doğal düzenin tamamen tersine çevrilmiş hali. Hükümetiniz, vatandaşları için vardır; yabancı bir hükümet için değil. Ancak hem ABD'de hem de İsrail'de gördüğümüz tablo tam olarak bu değil. İşte asıl öğrenmemiz gereken gerçek bu."</em></p>

<p>Carlson'ın bu sözleri, Tucker Carlson Network üzerinden yayınlanan ve İsrail'de çekilen uzun röportajın bir bölümünden alınmış olup, ABD'nin İsrail'e yönelik "öncelikli" politikasını ve bunun Amerikan vatandaşları üzerindeki etkisini sorguluyor. Röportaj, özellikle <strong>"America First"</strong> ile "Israel First" tartışmalarını alevlendirmiş durumda.<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://www.youtube.com/watch?v=XS7itdfgNnU">https://www.youtube.com/watch?v=XS7itdfgNnU</a><br />
<a href="https://x.com/ConflictTR/status/2026604062519574672">https://x.com/ConflictTR/status/2026604062519574672</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/malatya-dedekargin-koyunde-cemevi-temeli-atildi-3068</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 25 Feb 2026 00:42:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Malatya, Dedekargın köyünde cemevi temeli atıldı</h1>
                        <h2>Malatya, Yazıhan ilçesinde bulunan Dedekargın köyünde cemevi temeli atıldı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/malatya-dedekargin-koyunde-cemevi-temeli-atildi-1771969633.webp">
                        <figcaption>Malatya, Dedekargın köyünde cemevi temeli atıldı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Dede Garkın ocağının Sultan Yusuf kolunun yerleşim yeri olan Malatya, Yazıhan ilçesinde bulunan Dedekargın köyünde cemevi yapılacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dedekargın köyü muhtarı Murat Ayvalı’nın verdiği bilgiye göre, cemevi inşaatı köylülerin ve hayırseverlerin yardımları ile bitirilecek.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/de1.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ayvalı, ayrıca belediye ve mülki idareye de başvuracaklarını söyledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Pek çok menakıbnamede Dede Garkın’ın yurdu bugünkü Mardin sınırları içerisinde gösterilse de, Ocak geleneğinde Dede Garkın’a “<em><strong>Sultan Yusuf</strong></em>’; onun soyundan olanlara ise hem Dede Garkınlı hem de “<em><strong>Sultan Yusuf evladı</strong></em>” denmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/DE2.png" style="height:450px; width:760px" /> </span></p>

<p><span style="color:#000000">Malatya, Yazıhan ilçesinin Dedekargın köyünde bulunan türbenin de Sultan Yusuf’a ait olduğu düşünülmektedir.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-kultur-ve-cemevi-baskanliginda-iki-onemli-duzenleme-yururluge-girdi-3067</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 24 Feb 2026 13:28:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı'nda iki önemli düzenleme yürürlüğe girdi</h1>
                        <h2>Ankara - Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde 9 Kasım 2022 tarihinde 112 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı'nın idari yapısında iki yeni düzenleme yapıldı. Bu değişiklikler, kurumun personel ve üst düzey atama süreçlerini doğrudan etkiliyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/alevi-bektasi-kultur-ve-cemevi-baskanliginda-iki-onemli-duzenleme-yururluge-girdi-1771933606.webp">
                        <figcaption>Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı'nda iki önemli düzenleme yürürlüğe girdi</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>HABER MERKEZİ/ ANKARA<br />
<br />
Ankara - Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde 9 Kasım 2022 tarihinde 112 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı'nın idari yapısında iki yeni düzenleme yapıldı. Bu değişiklikler, kurumun personel ve üst düzey atama süreçlerini doğrudan etkiliyor.<br />
<br />
İlk düzenleme, kurumun kuruluşuyla birlikte Cumhuriyet tarihinde ilk kez oluşturulan "Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Uzmanı" pozisyonundaki sözleşmeli personelin kadroya geçişini kapsıyor. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4/B maddesi kapsamında göreve başlayan bu uzmanlar, 3 yıllık hizmet sürelerini tamamlamaları halinde kadroya geçebilecek. Karar, 13 Şubat 2026 tarihli ve 33167 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Ancak, kadro cetvelinde "Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Uzmanı" unvanına özel bir pozisyon bulunmadığı için, geçiş yapan personel Genel İdari Hizmetler (GİH) Sınıfı'nda "Uzman" olarak değerlendirilecek. Bu durum, uzmanların orijinal unvanlarını kadro sonrası kullanamamalarına yol açacak.</p>

<p>İkinci düzenleme ise üst kademe kamu yöneticilerinin atama usullerini yeniden tanımlıyor. 19 Şubat 2026 tarihli ve 33173 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Üst Kademe Kamu Yöneticileri ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Atama Usûllerine Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde Değişiklik Yapılması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi" (Kararname No: 194) ile Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkan Yardımcılarının atamaları sıkılaştırıldı. Daha önce kamu dışı kişilerden de atanabilen bu pozisyonlar, artık yalnızca "kamu hizmeti yürüten kişiler arasından" seçilecek. Kararnamede, "Kamu iktisadi teşebbüsleri ile ekli cetvellerde kadro, pozisyon ve görevlerine yer verilenler hariç kamu işletmeleri bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi kapsamında yer almaz" ifadesi dikkat çekiyor.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cem-vakfi-yonetiminden-adana-buyuksehir-belediyesine-ziyaret-3066</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 24 Feb 2026 12:59:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>CEM Vakfı Yönetiminden Adana Büyükşehir Belediyesi’ne ziyaret</h1>
                        <h2>Cem Vakfı heyeti; Genel Başkan Yardımcısı Ertuğrul Arslan,Genel Müdürü Süleyman Kılıç, Adana Şube Başkanı Müsriye Büyükdoğan ve Yönetimi ile birlikte, Adana Büyükşehir Belediyesi Başkanı  Zeydan Karalar’ı makamında ziyaret etti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/cem-vakfi-yonetiminden-adana-buyuksehir-belediyesine-ziyaret-1771928225.webp">
                        <figcaption>CEM Vakfı Yönetiminden Adana Büyükşehir Belediyesi’ne ziyaret</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Cem Vakfı heyeti; Genel Başkan Yardımcısı Ertuğrul Arslan,Genel Müdürü Süleyman Kılıç, Adana Şube Başkanı Müsriye Büyükdoğan ve Yönetimi ile birlikte, Adana Büyükşehir Belediyesi Başkanı&nbsp; Zeydan Karalar’ı makamında ziyaret etti.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-02-24%20at%2013_14_58.jpeg" style="height:800px; width:608px" /></p>

<p>Gerçekleştirilen görüşmede; vakfın yürüttüğü çalışmalar, bölge ve şube cemevlerimizin faaliyetleri üzerine değerlendirmelerde bulunuldu.&nbsp;<br />
Ayrıca Cemevi yapım projesi kapsamında karşılıklı görüş alışverişi yapıldı. Başkan Zeydan Karalar, bu konuda gerekli desteği sunacaklarını ifade etti.</p>

<p>Cem Vakfı açıklamasında nazik ev sahipliği ve vakfa gösterdikleri yakın ilgi dolayısıyla Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ve ekibine, Adana Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Ali Hıdır Köseoğlu’na ve Ulaştırma Daire Başkanı Kadir Özdemir’e teşekkür edip, görevlerinde başarılar diledi.<br />
<br />
Vakfın açıklamasında <strong>"Cem Vakfı olarak; toplumsal fayda, birlik ve dayanışma anlayışıyla çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz."</strong> ifadelerine yer verildi.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-02-24%20at%2012_57_38.jpeg" style="height:450px; width:800px" /><br />
&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ergun-kurt-yazdi-alevilik-atesten-gomlek-ve-arinma-yoludur-3065</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 24 Feb 2026 10:27:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ergün Kurt yazdı: Alevilik, ateşten gömlek ve arınma yoludur!</h1>
                        <h2>Antalya Hacı Bektaş-ı Veli Kültür Tanıtma Cemevi Derneği Başkanı Ergün Kurt, son dönemde Alevi Bektaşiler arasında yoğun olarak tartışılan yol edebi, erkanı ve ahlak konularına dair çarpıcı bir yazı kaleme aldı. İşte, o yazı:</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/ergun-kurt-yazdi-alevilik-atesten-gomlek-ve-arinma-yoludur-1771919203.webp">
                        <figcaption>Ergün Kurt yazdı: Alevilik, ateşten gömlek ve arınma yoludur!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Her inanç, mensubuna bir sorumluluk yükler. Ancak bazı yollar vardır ki, yalnızca inanmayı değil; yanmayı, arınmayı ve&nbsp;sürekli kendini sorgulamayı gerektirir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilik işte böylesi bir yoldur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi inancına göre insan, önce kendi özünü dâra çekmelidir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yani başkasını yargılamadan önce kendisiyle yüzleşmeli; nefsini, hatalarını, eksiklerini sorgulamalıdır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu yol, dışarıya karşı bir iddia değil; insanın kendi içine doğru yaptığı çetin bir yolculuktur.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Onun için “<em><strong>demirden leblebi</strong></em>” denir Alevilik için...</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çiğnenmesi, sindirilmesi kolay değildir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Kılıçtan keskin, kıldan ince</strong></em>” diye tarif edilir, bu yol. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü adalet ister, edep ister, sabır ister...</span></p>

<p><span style="color:#000000">En küçük bir haksızlıkta, en küçük bir kibirde insanın ayağı kayabilir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilik, sadece bir kimlik değil;&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">bir ahlak, bir duruş ve bir yaşam biçimidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu yüzden “<em><strong>ateşten gömlek</strong></em>”tir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Her can bu gömleği giyemez, her can bu yüke talip olamaz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ulu Hünkârımız Şah Hatâî şöyle diyor:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Erenler cemine her can giremez!<br />
Edep ile erkan, yol olmayınca.<br />
Her kamberim diyen, kamber olamaz!<br />
Şahın kanberine kul olmayınca.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilik öyle ulu bir yoldur ki,&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">bir akarsu gibi kendi yatağında akarken içindeki tortuları barındırmaz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Pislikleri dışarı atar, kendini temizleyerek yoluna devam eder.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü hakikat yolu, kirle, kinle, riyayla uzun süre yan yana duramaz. İçine karışan ne varsa ya arınır ya da o yolun dışında kalır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu anlayış, bireyi önce kendisiyle hesaplaşmaya çağırır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Başkasının kusurunu görmek kolaydır; zor olan, kendi kusurunu kabul etmektir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte, Alevi öğretisinin özü burada yatar: İnsan-ı kâmil olma çabası.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yani daha iyi bir insan olma, “<em><strong>eline, beline, diline sahip olma</strong></em>” gayreti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün, belki de en çok ihtiyaç duyduğumuz şey tam da budur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kimliğin sloganlaştırılmadığı, inancın gösterişe dönüştürülmediği; insanın önce kendini düzelttiği bir anlayış… </span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü gerçek arınma, başkasını değiştirmekle değil, kendini değiştirmekle başlar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilik bir iddia değil, bir imtihandır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir ayrıcalık değil, bir sorumluluktur.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ve&nbsp;bu yol, ancak özünü arındırmaya cesaret edenlerin yürüyebileceği kadar incedir...</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ERGÜN KURT / ANTALYA</span></strong></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/italya-basbakani-giorgia-meloni-rusyanin-ukraynadaki-talepleri-tamamen-temelsiz-ve-mantiksiz-3064</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Tue, 24 Feb 2026 08:37:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>İtalya Başbakanı Giorgia Meloni: Rusya'nın Ukrayna'daki talepleri tamamen temelsiz ve mantıksız</h1>
                        <h2>İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Ukrayna-Rusya barış görüşmeleri ve güvenlik garantileri konusunda önemli ilerlemeler kaydedilmesine rağmen, asıl sorunun hâlâ çözüme uzak olduğunu vurguladı. Meloni, Rusya'nın toprak taleplerinin "tamamen temelsiz" ve "mantıksız" olduğunu belirterek, gerçek bir barışın ancak adil koşullarda mümkün olabileceğini ifade etti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/italya-basbakani-giorgia-meloni-rusyanin-ukraynadaki-talepleri-tamamen-temelsiz-ve-mantiksiz-1771912126.webp">
                        <figcaption>İtalya Başbakanı Giorgia Meloni: Rusya'nın Ukrayna'daki talepleri tamamen temelsiz ve mantıksız</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Ukrayna-Rusya barış görüşmeleri ve güvenlik garantileri konusunda önemli ilerlemeler kaydedilmesine rağmen, asıl sorunun hâlâ çözüme uzak olduğunu vurguladı. Meloni, Rusya'nın toprak taleplerinin "tamamen temelsiz" ve "mantıksız" olduğunu belirterek, gerçek bir barışın ancak adil koşullarda mümkün olabileceğini ifade etti.</p>

<p><strong>İtalyan lider, son açıklamalarında şu detaylı ifadeleri kullandı:</strong></p>

<p><em>&nbsp;"Güvenlik garantileri konusunda belgelerde önemli adımlar atıldığını görüyorum. Özellikle İtalya'nın önerdiği modelle – NATO Antlaşması'nın 5. Maddesi'ne benzer şekilde Kiev'e yönelik güvenlik garantileri üzerine çok iyi çalışmalar yapıldı. Ukrayna'nın yeniden inşası konusunda da çalışmalar sürüyor ve kağıt üzerinde birçok konuyu ele alan bir barış planı mevcut. Ancak ana sorunu yani toprak meselesini&nbsp; çözmekten hâlâ çok uzağız.<strong> Rusya </strong>burada tamamen temelsiz taleplerde bulunmaya devam ediyor; bence bunlar tamamen <strong>mantıksız</strong> talepler."</em></p>

<p>Meloni, barışın sadece herhangi bir barış değil, <strong>mutlaka adil bir barış</strong> olması gerektiğini tekrarladı. Konuşmasının devamında uluslararası hukukun ihlal edilmesinin sonuçlarına dikkat çekti:</p>

<p><em>&nbsp;"Barışa ulaşmalıyız, ancak adil bir barışa. Uluslararası <strong>hukukun ihlali,</strong> giderek büyüyen bir kaos ortamı yaratıyor. Böyle bir dünya bizim çıkarlarımıza uygun değil."</em></p>

<p>Bu açıklamalar, ABD'nin aracılık ettiği barış girişimlerinin yanı sıra Avrupa Birliği liderler zirvesi öncesi geldi. Meloni, İtalya'nın <strong>Ukrayna'ya</strong> yönelik desteğini sürdürdüğünü, Moskova'nın savaş tazminatı ödemesi gerektiğini ve Avrupa'nın herhangi bir adımının sağlam hukuki temellere dayanması gerektiğini de vurguladı. İtalya Başbakanı, daha önceki konuşmalarında da Ukrayna'ya askeri, ekonomik ve siyasi destek vermeye devam edeceğini belirtmişti.</p>

<p>Meloni'nin bu tutumu, son dönemde Ukrayna'ya yönelik güvenlik garantileri, yeniden inşa fonları ve olası ateşkes müzakereleri tartışılırken Avrupa'daki genel çizgiyi yansıtıyor.&nbsp;<br />
<br />
<a href="https://x.com/BohuslavskaKate/status/2026003105083478180"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-02-24%20at%2008_43_08%20(1).jpeg" style="height:557px; width:488px" /></a></p>

<p>Kaynak: <a href="https://x.com/BohuslavskaKate/status/2026003105083478180">https://x.com/BohuslavskaKate/status/2026003105083478180</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/erdogan-kimseden-cekinmeden-dogrulari-dile-getiriyoruz-3063</link>
            <category>SİYASET</category>
            <pubDate>Tue, 24 Feb 2026 07:56:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Erdoğan: Kimseden çekinmeden doğruları dile getiriyoruz</h1>
                        <h2>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/erdogan-kimseden-cekinmeden-dogrulari-dile-getiriyoruz-1771909368.webp">
                        <figcaption>Erdoğan: Kimseden çekinmeden doğruları dile getiriyoruz</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “Tarihiyle büyük, vicdanıyla büyük, gerektiğinde cenk meydanlarında yazdığı destanlarıyla büyük bir milletin mensubu olduğumuzu unutmadan, dünyanın neresinde olursa olsun hakkı savunuyor, adaleti savunuyor, kimseden çekinmeden doğruları cesaretli bir şekilde dile getiriyoruz. Ülkemizin hadiseler karşısındaki dik duruşu, yürekli, cesur, samimi ve ilkeli duruşu herkes tarafından takdirle takip ediliyor” dedi.</strong><br />
&nbsp;</p>

<p>Toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Ramazan’ın manevi atmosferinin ülkemizin her karışını kuşatmasıyla hanelerimiz şenlendi, gönüllerimiz huzurla, şefkatle, merhametle doldu.</p>

<p>Şüphesiz 11 ayın sultanı olan Ramazan, kalplerimizi arındırmamız, ruhlarımızı dinlendirmemiz, zihinlerimizi günlük hayatın yoğun ve yorucu meşgalesinden kurtarıp berraklaştırmamız için çok önemli bir fırsattır. Biz de gerek şahsen gerek Kabine olarak gerekse tüm kadrolarımızla merhum Sezai Karakoç’un ‘Her yıl çağrıldığımız bir ruh şöleni’ dediği bu yediveren günlerini en güzel şekilde ihya etmeye çalışıyoruz.</p>

<p>İlkini şehit yakınlarımızla yaptığımız iftar programlarımız her kesimden insanımızla buluşma, paylaşma, kaynaşma vesilesi hâline geliyor. AFAD’ımız, Kızılay’ımız, Türkiye Diyanet Vakfı’mız ve diğer kurumlarımız hem ülkemizdeki ihtiyaç sahiplerine el uzatıyor hem de başta Gazze olmak üzere yurt dışındaki mazlumlara yardım ulaştırıyor. Deprem bölgesinde ‘Yeni Evim, İlk İftarım’ programımızla yuvalarına yerleşen depremzede kardeşlerimizin iftar sevincini paylaşıyoruz.</p>

<p>Bakanlığımızın genelgesi doğrultusunda okullarımızda gönüllülük esasına dayalı birbirinden güzel etkinlikler düzenleniyor. Sevgili yavrularımızın tüm kara kampanyalarına rağmen bu Ramazan’ı bir başka coşkuyla idrak ettiklerini memnuniyetle müşahede ediyoruz. Okul bahçelerinde neşeyle koşturan, ışıl ışıl gözleri ve gülen yüzleriyle camilerimizi birer gül bahçesine çeviren tüm çocuklarımızın tek tek alınlarından öpüyorum. Rabbim hepsini nazarlardan saklasın diyorum.</p>

<p><strong>“KÜLLİYEDE RAMAZAN PROGRAMINI BU SENE DE DEVAM ETTİRİYORUZ”</strong></p>

<p>Belediyelerimiz bu konuda liderliği zaten kimseye bırakmıyor. Partimizin her birimi görev alanı içinde çok anlamlı faaliyetlere imza atıyor. Geçen yıl başlattığımız ve milletimizden büyük rağbet gören ‘Külliyede Ramazan’ programını bu sene de devam ettiriyoruz. Arkadaşlarımız kitap stantlarından çocuk etkinliklerine, konferanslardan konserlere her yaştan insanımızın ilgisini çekecek, özellikle çocuklarımızın heyecanına heyecan katacak dolu dolu bir program hazırladı. Bilhassa hafta sonları anne babaları çocuklarının, torunlarının ellerinden tutup Külliyemizdeki etkinliklere katılmaya davet ediyorum. Bir kere daha Ramazan-ı Şerif’in hanelerimize huzur, memleketimize birlik ve dirlik getirmesini diliyor, dualarımızın dergâh-ı ilahide kabul olmasını Rabbimden niyaz ediyorum.</p>

<p>Geçen hafta Kabinemizde küçük çaplı bir revizyon gerçekleştirdik. İçişleri ve Adalet Bakanlıklarında arkadaşlarımız devir teslimlerini yaptılar ve yeni görevlerine başladılar. Adalet Bakanlığı görevini deruhte eden Akın Gürlek kardeşimiz ile İçişleri Bakanlığı görevini yürütecek Mustafa Çiftçi kardeşime yeni vazifelerinde Cenab-ı Allah'tan muvaffakiyetler diliyor, görevlerinin hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum.</p>

<p>Her iki bakanımızın da seleflerinden devraldıkları millete ve memlekete hizmet sancağını yeni bir enerjiyle, yeni bir heyecanla, tüm bunlarla birlikte omuzlarındaki ağır yükün şuuruyla taşıyacaklarına yürekten inanıyorum. 2,5 yıl boyunca devletimize ve milletimize hizmet eden Yılmaz Tunç ve Ali Yerlikaya kardeşlerimize fedakârlıklarından ötürü teşekkür ediyor, yüce Mevla her iki bakanımızdan da razı olsun diyorum.</p>

<p>Görevi devreden arkadaşlarımız, biliyorum ki yeni atanan bakanlarımızın hep yanında olacak, deneyimlerini ve birikimlerini hükûmetimizin kolektif başarısını daha da artırmak için kullanacaklardır. Biz de kendileriyle farklı zeminlerde birlikte olmaya, birlikte çalışmaya, kardeşlik ve dostluk hukukumuzu her daim korumaya, gözetmeye devam edeceğiz.</p>

<p><strong>“TÜRKİYE OLARAK KRİZLERİN SICAK ÇATIŞMAYA DÖNÜŞMEDEN ÇÖZÜMÜ İÇİN ÇABA HARCIYORUZ”</strong></p>

<p>Son Kabine Toplantımızdan bu yana iç siyasette ve dış politikada oldukça yoğun bir gündemle ülkemize hizmet yolculuğumuzu sürdürdük. Küresel düzeyde gerilimlerin tırmandığı bir dönemde özellikle de Türkiye olarak barışı, diyaloğu, müzakereyi merkeze alan politikamızla krizlerin sıcak çatışmaya dönüşmeden çözümü için çaba harcıyoruz. Tarihiyle büyük, vicdanıyla büyük, gerektiğinde cenk meydanlarında yazdığı destanlarıyla büyük bir milletin mensubu olduğumuzu unutmadan, dünyanın neresinde olursa olsun hakkı savunuyor, adaleti savunuyor, kimseden çekinmeden doğruları cesaretli bir şekilde dile getiriyoruz. Ülkemizin hadiseler karşısındaki dik duruşu, yürekli, cesur, samimi ve ilkeli duruşu herkes tarafından takdirle takip ediliyor.</p>

<p><strong>“ŞU AN DÜNYADA TÜRKİYE RÜZGÂRI ESİYOR”</strong></p>

<p>Şunu aziz milletimizin ve bölgemizdeki herkesin çok iyi bilmesini istiyorum: Dünya sisteminde şiddetli depremlerin yaşandığı günümüzde Türkiye'nin yegâne amacı dostlarının sayısını artırmak, yeni dostlar kazanmaktır. Anlaşmazlıklardan düşmanlık üretmek gayretinde değiliz. İhtilafları büyütmenin, sorunları derinleştirmenin hesabı içinde değiliz. Ülkelerin egemenlik haklarına saygı gösterirken, herkesten de bizim hak ve hukukumuza saygılı davranmalarını bekliyoruz. Daha önce de söylediğim gibi, şu an dünyada bir Türkiye rüzgârı esiyor. Türkiye'nin ne düşündüğü, ne yaptığı, yeni gelişmeler karşısında nerede durduğu, hangi adımları atacağı merak ediliyor. Bu kapsamda geride bıraktığımız haftalarda birçok önemli ismi ülkemizde ağırladık.</p>

<p>11 Şubat'ta Yunanistan Başbakanı Sayın Miçotakis'i Külliyemizde misafir ettik. Görüşmelerimizde iki ülke arasındaki münasebetlerimizin yanı sıra, Ege ve Akdeniz'e ilişkin tutumlarımızı değerlendirme imkânı bulduk. İmzaladığımız belgelerle ilişkilerimizin ahdî zeminini pekiştirdik. Batı Trakya, Türk azınlığının eğitim ve dinî haklarından tam olarak istifade edebilmesi noktasındaki beklentilerimizi Sayın Miçotakis ile paylaştım. Yunanistan'la geçtiğimiz sene yaklaşık 7 milyar dolara ulaşan ikili ticaret hacmimizi 10 milyar dolar seviyesine yükseltmek arzusundayız.</p>

<p>12 Şubat'ta ise Sırbistan Cumhurbaşkanı Sayın Vucic misafirimizdi. Sayın Vucic ile yaptığımız görüşmede Sancak bölgesi dâhil ortak gündemimizdeki tüm konuları istişare ettik. Karşılıklı ticaret hacmimizin 3,5 milyar dolara ulaştığı Sırbistan'daki Türk sermayeli firmalarımızın sayısı bin 500'ü aştı. Sivil havacılık, kültür, eğitim, enerji, ulaştırma ve turizm gibi farklı alanlarda Sırbistan'la ilişkilerimizi inşallah daha da derinleştireceğiz.</p>

<p><strong>“ÜNİVERSİTELERİMİZİN, İLİME VE BİLİME YAPTIĞI NİTELİKLİ KATKILARLA ANILMASI İÇİN ÇALIŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ”</strong></p>

<p>13 Şubat'ta ise vakıf inisiyatifiyle yapılan 210 kişilik erkek öğrenci yurdu ile 706 kişilik kuzey kampüs kız öğrenci yurdumuzun resmî açılışlarını gerçekleştirmek üzere Boğaziçi Üniversite’mizin misafiri olduk. Kapalı otoparkları, sosyal alanları ve gelişmiş imkânlarıyla 1 milyar 150 milyon lira değerindeki yatırımları üniversitemizin ve öğrencilerimizin hizmetine sunduk.</p>

<p>Bu eserlerde emeği geçen Boğaziçi Üniversitesi Geliştirme Vakfı’mıza ve İstanbul Valiliği’mize bir kez daha teşekkür ediyor, yeni yurtlarımızın üniversitemiz ve öğrencilerimiz için hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Şahsımızı karanfillerle karşılayan ve coşkuyla bağrına basan Boğaziçili genç kardeşlerime teşekkürlerimi iletiyorum.</p>

<p>Aynı merasimde yeni yatırımlarımızın da müjdesini verdik. Depreme dayanıksız olduğu için yıkılan eski kütüphanenin yerine 3 bin kullanıcı ve 1,5 milyon kitap kapasiteli modern bir eser inşa edeceğiz. Aynı şekilde 3 milyar liralık bir diğer yatırımla Boğaziçi Üniversitesi'ne yeni ve tam teşekküllü bir laboratuvar kompleksi kazandıracağız.</p>

<p>Uluslararası kongre ve sempozyumlara ev sahipliği yapacak bin kişilik yeni bir konferans salonunu da üniversitemizin kullanımına sunacağız. Yapımı devam eden 220 kişi kapasiteli yeni kız öğrenci yurduyla birlikte toplam değeri 8 milyar lirayı aşan yatırımlarla üniversitemizin eğitim ve barınma standartlarını daha da yükselteceğiz.</p>

<p>Burada şunu önemle ifade etmek isterim ki, milletin kaynaklarıyla kurulan üniversiteler hiçbir marjinal ideolojinin kurtarılmış bölgesi değildir. Üniversiteler 86 milyonun evlatlarınındır, halkındır, aziz milletimizindir. Üniversiteler zenginlerin, elitlerin olduğu kadar gariban çobanın, çiftçinin, kapıcının, esnafın, işçinin, inşaat ustasınındır, onların çocuklarınındır. Giriş kapısına ikna odalarının kurulduğu, kılık kıyafetlerinden dolayı genç kızların içeri alınmadığı, katsayı zulmüyle meslek liselerinin önünün kesildiği, klan dayanışmasıyla unvanların ona buna peşkeş çekildiği, tek sesliliğin, tek tipçi dayatmaların hâkim olduğu karanlık dönemler artık üniversitelerde tamamen geride kalmış, üniversitelerimiz özgürleşmiştir.</p>

<p>Çetin mücadeleler sonucunda üniversiteler birilerinin özel mülkü olmaktan çıkmış, asli sahibine iade edilmiş, halka aidiyeti teyit ve tescil edilmiştir. Allah'ın izniyle bundan geriye dönüş olmayacaktır. Üniversitelerimizi babalarının malı gibi gören, arka bahçeleri gibi gören müstebit ve mütekebbir zihniyetin dayatmalarına boyun eğmeyeceğiz. Üniversitelerimizin eylemlerle, kavgalarla, baskılarla değil, ilime ve bilime yaptığı nitelikli katkılarla anılması için çalışmaya devam edeceğiz.</p>

<p><strong>“STRATEJİK COĞRAFİ KONUMUN ÜLKEMİZE SAĞLADIĞI AVANTAJLARI ETKİN BİÇİMDE KULLANMANIN GAYRETİNDEYİZ”</strong></p>

<p>Üç kıtanın kesiştiği yerde Avrupa, Asya ve Afrika'nın buluşma noktasında yer alan bir ülkeyiz. Bu stratejik coğrafi konumun ülkemize sağladığı avantajları etkin biçimde kullanmanın gayretindeyiz. 20 yıl önce başlattığımız Afrika Açılımı zamanla ortaklığa dönüşerek çok ciddi mesafe kaydetti. 17 Şubat'ta Başbakan Sayın Abiy Ahmed Ali'nin davetine icabetle 11 yıllık aranın ardından Etiyopya'nın Başkenti Addis Ababa’daydık. Sayın Ahmed Ali ile yaptığımız görüşmelerde enerji, madencilik, ticaret, yatırımlar, eğitim ve iletişim gibi alanlardaki ilişkilerimizi, hâlihazırda Türkiye, Etiyopya'daki en büyük ikinci yatırımcı ülkedir. Etiyopya'daki 200'ü aşkın firmamız, 2,5 milyar doları aşan yatırımlarıyla şu anda 20 bin Etiyopyalı kardeşimizin istihdamına destek oluyor. Bu rakamların yakın gelecekte inşallah daha da artacağına inanıyor, nazik misafirperverlikleri için Etiyopya Başbakanı Sayın Ahmed Ali'nin şahsında tüm Etiyopya halkına bir kez daha teşekkür ediyorum.</p>

<p><strong>“TERÖRDEN RANT DEVŞİRENLERE RAĞMEN SÜREÇ HEDEFİNE DOĞRU SAĞLAM ADIMLARLA İLERLİYOR”</strong></p>

<p>Etiyopya ziyaretimizden döndükten sonra ‘Valiler Buluşması’ vesilesiyle 81 il valimizle Külliyemizde bir araya geldik. Şehr-i Ramazana ‘Merhaba’ dediğimiz 19 Şubat'ta ise ilk iftarımızı her zaman olduğu gibi yine şehit ailelerimizle yaptık. Şehit yakınlarımız, ezanı, bayrağı, vatanı ve milleti için canlarını feda eden kahramanların bizlere emanetidir. Bu emanetlere hakkıyla sahip çıkabilmek için son derece titiz ve hassas bir şekilde hareket ediyor, şehitlerimizin ruhunu incitecek, gazilerimizi ve şehit ailelerimizi müteessir edecek hiçbir girişime fırsat vermiyoruz.</p>

<p>Şuna büyük bir memnuniyetle şahit oluyoruz: Şehit yakınlarımızla birlikte aziz milletimiz terörün kalıcı olarak bitmesi için yürüttüğümüz ‘Terörsüz Türkiye’ sürecine sahip çıkıyor. Terörden beslenenlere, terörden rant devşirenlere rağmen süreç hedefine doğru sağlam adımlarla ilerliyor. Biz de meşru dairede kalmak, milletimizin hassasiyetlerine azami hürmet göstermek suretiyle inşallah, bu süreci menziline ulaştıracağız. Bu vesileyle ülkesi, milleti ve değerleri için gözünü kırpmadan can veren tüm şehitlerimizi rahmetle yâd ediyor, gazilerimize ve şehit ailelerimize şahsım ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum.</p>

<p>20 Şubat'ta tanıtım programına iştirak ettiğimiz Cemre Vakfı’mızın kuruluşunun hayırlı olmasını temenni ediyorum. Cumartesi günü ise orucumuzu çiftçilerimizle birlikte İstanbul Haliç Kongre Merkezi'nde açtık. Binbir emekle toprağa işleyen çiftçi kardeşlerimizle hem aynı sofrayı hem de yeni müjdelerimizi paylaştık. Küçükbaş hayvan yetiştiriciliğini teşvik başta olmak üzere açıkladığımız tüm müjdelerimizin çiftçilerimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.</p>

<p>Bugünkü Kabine Toplantımızda da savunma, sağlık ve ticaret başta olmak üzere gündemimizdeki konuları masaya yatırdık. 20 Şubat'ta başlayan NATO'nun en büyük ve en kapsamlı tatbikatlarından biri olan Steadfast tatbikatı Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ulaştığı seviyeyi tüm dünyaya bir kez daha gösterdi. Tatbikatta devletimizi ve milletimizi gururla temsil eden askerlerimizi tebrik ediyor, Rabbim ayaklarına taş değdirmesin diyorum.</p>

<p><strong>“HER TÜRLÜ BAĞIMLILIKLA MÜCADELEMİZİ AYNI KARARLILIKLA DEVAM ETTİRECEĞİZ”</strong></p>

<p>Sağlık alanında ülkemizi nereden nereye getirdiğimizi 2002 öncesi yılları dönemi hatırlayan vatandaşlarımız çok iyi biliyor. Vatandaşlarımızın şikâyetlerine de kulak vererek eksiklerimizi tamamlıyor, sağlık hizmetlerinin standardını yükseltmeye devam ediyoruz.</p>

<p>Şu anda Türkiye genelinde 8 bin 310 Aile Sağlığı Merkezi, 335 Sağlıklı Hayat Merkezi ve 973 Toplum Sağlığı Merkezi’miz var. Sadece son bir yılda 302 Aile Sağlığı Merkezi ile 71 Sağlıklı Hayat Merkezi’ni hizmete açtık. Birinci basamakta 30 bin aile hekimimiz vasıtasıyla insanımıza hizmet sunuyoruz. Bakınız, 2025 yılında ülkemiz genelindeki sağlık tesislerimizde toplam 1 milyar 24 milyonun üzerinde muayene yapıldı. Bunların yaklaşık 450 milyonu aile sağlığı, 21 milyonu ise sağlıklı hayat merkezlerinde gerçekleştirildi. Akciğer kanseri başta olmak üzere birçok hastalığın müsebbibi olan sigara tiryakiliğiyle mücadelede tavizsiz bir duruş sergiliyoruz. Açtığımız 784 yeni birimle sigara bırakma polikliniği sayımızı bin 349'a çıkardık. Ancak bu illetle başarılı mücadelede devletimizin gayretlerinin tek başına yeterli olması mümkün değil. Medyanın, sanatçıların, dijital mecraların ve ailelerimizin de bizlere destek olması, mücadeleyi sahiplenmesi lazım. Halkımızın sağlığını tehdit eden her türlü bağımlılıkla mücadelemizi aynı kararlılıkla devam ettireceğiz.</p>

<p>Bu düşüncelerle Kabinemizde aldığımız kararların ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.”</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra Cumhurbaşkanlığı Kabinesi ve Millî Güvenlik Kurulu (MGK) üyeleri ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesindeki iftar programında bir araya geldi.<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/164153/-dunyanin-neresinde-olursa-olsun-kimseden-cekinmeden-dogrulari-dile-getiriyoruz-">https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/164153/-dunyanin-neresinde-olursa-olsun-kimseden-cekinmeden-dogrulari-dile-getiriyoruz-</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bogazici-universitesi-tasavvuf-arastirma-merkezinde-yeni-yonetim-3062</link>
            <category>KÜLTÜR SANAT</category>
            <pubDate>Mon, 23 Feb 2026 23:46:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Boğaziçi Üniversitesi tasavvuf araştırma merkezinde yeni yönetim</h1>
                        <h2>Boğaziçi Üniversitesi Nafi Baba Tasavvuf, Tarih ve Kültürel Miras Uygulama ve Araştırma Merkezi yönetiminde yeni atamalar yapıldı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/bogazici-universitesi-tasavvuf-arastirma-merkezinde-yeni-yonetim-1771879746.webp">
                        <figcaption>Boğaziçi Üniversitesi tasavvuf araştırma merkezinde yeni yönetim</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>&nbsp;<span style="font-size:11px"><span style="color:#000000">2019 yılından bu yana Boğaziçi Üniversitesi’nde Güney Kampüs’teki Nafi Baba binasında faaliyet gösteren Nafi Baba Tasavvuf, Tarih ve Kültürel Miras Araştırma Merkezi’nin yönetim kadrosunda değişikliğe gidildi. Yönetim değişikliğinin gerekçesi önceki çalışanların görev sürelerinin dolması olarak gösteriliyor.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000">Merkez Müdürü Derin Terzioğlu ile Yönetim Kurulu üyeleri Çiğdem Kafescioğlu, Oya Pancaroğlu, Arzu Öztürkmen ve Engin D. Akarlı’nın (Emeritus, Brown Üniversitesi, ABD) görevleri sonlandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YENİ YÖNETİM KİMLERDEN OLUŞUYOR?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yeni yönetim kadrosunda Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü başkan yardımcısı Doç. Dr. Sibel Kocaer, Felsefe Bölümü öğretim üyesi Dr. Yasin Ramazan Başaran ve Tarih Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Şahin Baykal ile İbn Haldun Üniversitesi ve İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan Doç. Dr. Ahmet Murat Özel yer alıyor. Eski yönetim kurulundan, Nafi Baba evlatlarından öğretim üyesi Dr. Mehmet Nafi Artemel görevine devam edecek. </span></p>

<p><span style="color:#000000">18 Şubat 2026 tarihli yazıyla Yasin Ramazan Başaran Nafi Baba Tasavvuf, Tarih ve Kültürel Miras Uygulama ve Araştırma Merkezi yeni müdürü olarak atandı. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>NAFİ BABA TEKKESİ’NİN TARİHİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Merkeze adını veren Nafi Baba Tekkesi, Rumelihisarı’nın batısında, İstanbul Boğazı’na bakan bir tepede bulunan bir Bektaşi dergâhıydı. Osmanlı’nın son dönem belgelerinde “Şehitlik Tekkesi” olarak da anılan yapı, adını İstanbul kuşatması öncesinde ilk şehitlerin verildiği mevkide kurulmuş olmasından alıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Nafi Baba, Bektaşiliğin yasaklı dönemi şartlarında yetişen en önemli Bektaşi babalarındandır. 1835 yılında Şehitlik’te dünyaya gelmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Nafi Baba, Şehitlik Dergâhı’nı bir ilim, kültür ve sanat merkezine dönüştürerek İstanbul’un entelektüel kesiminin müdavimleri arasında yer aldığı bir kurum haline getirmiştir. Bu dönemde dergâhın müdavimleri arasında Filozof Rıza Tevfik, Karikatürist Cem, Gedai, Rami, Hüseyin Kamî ve Künci (Günci) gibi dönemin meşhur düşünür, sanatkâr ve şairleri de bulunuyordu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Şehidlik Tekkesi Mezarlığı ile Dua Tepesi’nin restorasyonu amacıyla Kültür Bakanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Boğaziçi Üniversitesi arasında 2006 tarihinde bir protokol imzalanmıştır. Tekke binası geçmiş resimlerden yararlanarak 2015 yılında yeniden inşa edilmiş olup, Boğaziçi Üniversitesi 2018 yılından itibaren bu binayı Nafi Baba Tasavvuf, Tarih ve Kültürel Miras Uygulama ve Araştırma Merkezi olarak kullanmaktadır.</span>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/lahey-belediyesi-dab-dere-sosyal-merkez-statusu-verdi-3061</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Mon, 23 Feb 2026 13:23:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Lahey Belediyesi DAB-DER’e sosyal merkez statüsü verdi</h1>
                        <h2>Hollanda’nın duayen gazetecilerinden İlhan Karaçay’ın bildirdiğine göre, Lahey Belediyesi Alevi Bektasi Kültür ve Tanıtma Derneği DAB-DER’e “Geleceğin Mahalle Evi” statüsü verdi. Böylece, DAB-DER artık Belediye tarafından tanınan, desteklenen ve mahalleye açılan bir kamusal merkez haline geldi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/lahey-belediyesi-dab-dere-sosyal-merkez-statusu-verdi-1771842594.webp">
                        <figcaption>Lahey Belediyesi DAB-DER’e sosyal merkez statüsü verdi</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Hollanda’nın duayen Türk gazetecilerinden İlhan Karaçay’ın haberine göre, Lahey Belediyesi,&nbsp;Alevi Bektasi Kültür ve Tanıtma Derneği DAB-DER’in binasını mahalleye açık bir sosyal merkez olarak konumlandırarak, göçmen kökenli bir sivil toplum kuruluşuna kamusal rol tanıyan dikkat çekici bir adım attı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Lahey Belediyesi’nin Alevi Bektasi Kültür ve Tanıtma Derneği&nbsp;DAB-DER’e verdiği,&nbsp;“<strong><em>Buurthuis van de Toekomst</em></strong>”&nbsp;(Geleceğin Mahalle Evi)&nbsp;statüsü, Hollanda’daki göçmen kurumları açısından yeni bir dönemin kapısını aralıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Karaçay’a göre bu haber, Hollanda’da yerel yönetim modeli ile toplum merkezlerinin kesiştiği noktada ortaya çıkan yeni bir kamusal rolün hikayesidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>“<strong>BELEDİYE İÇİNDE BELEDİYE” VEYA “İKİNCİ BİR BELEDİYE BİNASI MI”</strong></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Buurthuis van de Toekomst</strong></em>”&nbsp;modeli, Belediyenin klasik mahalle evi anlayışını yenileyerek bazı sivil adresleri, mahallede herkesin girebildiği ve faaliyet üretebildiği bir&nbsp;<strong>“</strong><strong>kamusal buluşma noktası”</strong>&nbsp;haline getirmeyi hedefliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu, adeta&nbsp;“<em><strong>Belediye içinde Belediye</strong></em>”&nbsp;veya&nbsp;“<em><strong>İkinci bir Belediye binası</strong></em>”&nbsp;oluyor!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Elbette hukuken belediye değil. İmza yetkisi yok. Resmi kamu gücü yok. Ancak fiiliyatta, Belediyenin mahalleye dönük sosyal hizmetlerinin bir kısmı burada görünür hale geliyor. Belediyenin desteklediği ve Belediyenin hedeflerine bağlanan bir işlev üstleniyor. Bu da sıradan bir&nbsp;“<em><strong>dernek lokali</strong></em>”&nbsp;tanımını aşıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu merkezler, Belediyenin mahalleye dönük sosyal faaliyetlerinin yürütüldüğü, vatandaşın kapısını çalabildiği ve toplumun kendi kendine örgütlenebildiği bir alan haline geliyor.<br />
Bir başka ifadeyle, Belediye hizmetlerinin yerel ölçekte hissedildiği bir&nbsp;“<strong><em>toplumsal temas noktası</em></strong>”&nbsp;oluşuyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BUURTHUIS VAN DE TOEKOMST NEDİR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Buurthuis van de Toekomst</strong></em>”&nbsp;kavramı Hollanda’da yıllardır konuşulan bir mahalle politikası yaklaşımıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ama bu bir isim değildir. Bu bir rol tanımıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu statü verilen yerlerden beklenen temel şey şudur:&nbsp;Kapı yalnızca üyeye değil, mahallede yaşayan herkese açık olacak. İnsanlar sadece katılımcı olmayacak. İsterlerse faaliyet düzenleyebilecek. Toplumsal ihtiyaçlara cevap verecek programlar üretilecek.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu merkezlerde şu faaliyetler önceliklidir.<br />
* Gençler için eğitim ve yönlendirme çalışmaları.<br />
* Yaşlılar için sosyal buluşmalar.<br />
* Kadınlara yönelik destek ve dayanışma programları.<br />
* Mahalle sakinlerini bir araya getiren kültürel etkinlikler.<br />
* Gönüllülük ve katılımı güçlendiren projeler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu model, klasik anlamda bir ruhsat ya da özel bir imtiyaz değildir. Belediyenin, mahallede zaten aktif olan bir kurumu kamusal sosyal buluşma noktası olarak tanımasıdır. Yani burada verilen şey bir ayrıcalık değil, mahalleye açık olma ve toplumsal sorumluluk üstlenme çerçevesidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>DAB-DER ÖRNEĞİ NEDEN ÖNEMLİ?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Lahey’deki&nbsp;Alevi Bektasi Kültür ve Tanıtma Derneği&nbsp;DAB-DER,&nbsp;bu modelin göçmen toplum üzerinden hayata geçtiği en dikkat çekici örneklerden biri oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Derneğin binası, Belediyenin katkısıyla kapsamlı biçimde yenilendi. Zeminler, tuvaletler, etkinlik alanları ve mutfak modern hale getirildi. Bu süreç 2018 yılında başladı ve 2020 sonunda tamamlandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Belediye daha sonra bu yapıya&nbsp;“<em><strong>Buurthuis van de Toekomst</strong></em>”&nbsp;etiketi verdi. Etiketin sunumu için Belediye yöneticilerinin katıldığı bir program düzenlendi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu adım, göçmen kökenli bir kültür kurumunun mahalle ölçeğinde kamusal rol üstlenmesi açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">DAB-DER,&nbsp;kendisini yalnızca bir inanç merkezi olarak değil, sosyal ve kültürel faaliyetler yürüten bir toplum kurumu olarak tanımlıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kuruluşun yaklaşık 27 yıllık geçmişi bulunuyor. Gençlere yönelik eğitim faaliyetleri, yaşlılara yönelik sosyal programlar ve kültürel etkinlikler uzun yıllardır devam ediyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>LAHEY / İLHAN KARAÇAY</strong></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/metin-uysal-acikladi-bor-cenneti-turkiyede-bor-madeninden-turmalin-tasi-3060</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 23 Feb 2026 00:38:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Metin Uysal açıkladı: Bor cenneti Türkiye'de, bor madeninden turmalin taşı</h1>
                        <h2>Türkiye'nin önde gelen değerli taş ve maden araştırmacılarından Metin Uysal, gazeteci Bora Özizmirli'ye verdiği özel röportajda, bor silikatlarından olan turmalin taşının özelliklerini, oluşum koşullarını, Türkiye'deki potansiyelini ve çeşitlerini detaylı bir şekilde anlattı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/metin-uysal-acikladi-bor-cenneti-turkiyede-bor-madeninden-turmalin-tasi-1771797043.webp">
                        <figcaption>Metin Uysal açıkladı: Bor cenneti Türkiye'de, bor madeninden turmalin taşı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>Türkiye'nin önde gelen değerli taş ve maden araştırmacılarından Metin Uysal, </strong>gazeteci Bora Özizmirli'ye verdiği özel röportajda, bor silikatlarından olan turmalin taşının özelliklerini, oluşum koşullarını, Türkiye'deki potansiyelini ve çeşitlerini detaylı bir şekilde anlattı. Röportaj iki bölüm halinde paylaşıldı ve turmalinin, özellikle bor zengini ülkemiz için büyük bir fırsat olabileceğini vurguladı.&nbsp;</p>

<p>Uysal açıklamasında şörl(siyah turmalin taşı) ile altın arama konusunda bağlantısınıda açıkladı.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/k%C3%B6%C5%9Feli%20%C3%A7ubuk%20%C5%9Feklinde%20turuncu%20kristal%20turmalin%20ta%C5%9Flar%C4%B1%20(1).jpg" style="height:448px; width:800px" /></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>TURMALİN: BOL, DAYANIKLI VE RENK ÇEŞİTLİLİĞİYLE DİKKAT ÇEKEN TAŞ</strong></span></p>

<p>Metin Uysal, turmalini <strong>"ne en değerli ne de en ender taş" </strong>olarak tanımlasa da pratik avantajlarını öne çıkardı: Diğer taşlara kıyasla çok daha bol bulunması, her renk ve doygunlukta mevcut olması,<strong> 7-7.5 sertlik</strong> derecesiyle dayanıklı ve işlenebilir olması, magmatik, metamorfik ve sedimanter kayaçlarda görülebilmesi. Turmalinin en önemli özelliği is<strong> toplu halde bulunabilmesi</strong> ve bu sayede büyük ceplerde(turmalin alanları) milyonlarca lira değerinde rezervlere rastlanabilmesi.</p>

<p>Uysal, turmalinin karmaşık kimyasal yapısına (kalsiyum, sodyum, lityum, demir, manganez, alüminyum, krom, vanadyum, bor gibi elementler) dikkat çekerek, yeni başlayanlar için korkutucu görünse de işin özünün anlaşılması halinde basitçe kavranabileceğini belirtti. Taşın renk çeşitliliğinin nedeni de bu karmaşık yapı.</p>

<p>Oluşum mekanına göre farklılıklar gösteren turmalin, mika şistlerinde inklüzyonlarla kalitesizleşebilirken,<strong> hidrotermal yataklarda daha temiz, </strong>sağlam ve büyük boyutlarda bulunabiliyor. Uysal, bu yataklarda devasa kütleler ve yüksek değerli örnekler olabileceğini, elmas veya<strong> altın aramaya göre</strong> çok daha düşük maliyetli ve hızlı olabileceğini vurgulayarak, Türkiye'deki<strong> bor cenneti, hidrotermal yatak bolluğu, </strong>metamorfik ve magmatik alan genişliğiyle turmalin potansiyelinin çok yüksek olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">HİDROTERMAL YATAKLARA DİKKAT!</span></strong></p>

<p>Hidrotermal yataklarının turmalin açısından önemini bahseden Metin Uysal, açıklamasında Türkiye'de bol miktarda hidrotermal yatakların olduğunu belirterek şunları kaydetti:</p>

<p><em>"<strong>Turmalin taşı,</strong> oluştuğu mekana ve oluşum biçimine göre bazı farklılıklar gösterir. Mika şistler içinde meydana gelenlerle hidrotermal yataklarda oluşanlar arasında görüntü yönünden belirgin farklar olur. Taş, doğası gereği çok fazla element ihtiva ettiği için eğer mikaşist bir alanda oluşursa içine değerini düşürecek inklüzyonlar veya mineraller alabilir. Bu durum taşın görünüşünü ve dayanıklılığını olumsuz etkiler. Denebilir ki; sağlam ve temiz görünümlü olanlar daha çok hidrotermal yataklarda, sıcak su ve buharın açtığı oyuk, girinti ve boşluklarda oluşanlardır.</em></p>

<p><em>Bu yataklarda oluşan turmalinler milimetrik boyuttan<strong> devasa kütlelere </strong>kadar ulaşabilir. Daha da önemlisi, bu tür yerlerde meydana gelen büyükçe ceplerde bazen milyonlarca lira değerinde turmalin bulunabilir. Dünyada bu taşın yerini bulup milyoner olan insan çoktur.</em></p>

<p><em>Elmas veya<strong> altın arama, bulma</strong> ve çıkarma işlemleri gayet pahalı ve zaman alıcıdır. Oysa turmalin böyle değildir. Bu nedenle bölgesinde turmalin bulunması muhtemel olan arkadaşlara bu taş üzerine daha fazla ağırlık vermelerini tavsiye ederim.</em></p>

<p><em>Eğer ülkenin bir bor cenneti olduğunu idrak edersek ve diğer yan öğeleri bununla birleştirirsek (<strong>hidrotermal yatakların bolluğu,</strong> metamorfizmadan geçmiş alanların büyüklüğü, magmatik kayaç alanlarının inanılmaz genişliği vs.), ne demek istediğim daha kolay anlaşılır."dedi.</em></p>

<p><strong><span style="color:#3498db"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/k%C3%B6%C5%9Feli%20%C3%A7ubuk%20%C5%9Feklinde%20k%C4%B1rm%C4%B1z%C4%B1%20kristal%20turmalin%20ta%C5%9Flar%C4%B1%20(1).jpg" style="height:448px; width:800px" /><br />
TÜRKİYE'DEKİ DEĞERLİ TAŞ DURUMU VE TURMALİN POTANSİYELİ</span></strong></p>

<p>Ülkemizin değerli taşlar açısında<strong>n "ikinci sınıf" </strong>bile olmadığını belirten Uysal, çok daha düşük değerli olan agat, kalsedon, kuvars gibi taşların ton bazında satıldığını, ametist, ateş opali, yeşim gibi taşların kalite ve pazarlama sorunları yaşadığını anlattı. <strong>Zultanit (diaspor)</strong> taşının dünyada sadece bizde bulunmasına rağmen yok pahasına satıldığını, bunun büyük kayıp olduğunu söyledi. Turmalin konusunda ise&nbsp;<strong>Denizli'de kalit</strong>eli örnekler bulunduğunu, diğer illerde de varlığına emin olduğunu belirtti.&nbsp;</p>

<p><strong>Uysal açıklamasında şunları kaydetti:</strong></p>

<p><em>"Hâlihazırda değerli taşlar yönünden ülkemiz ikinci sınıf kategorisine bile girmemektedir.</em></p>

<p><em>Dünyada şimdilik sadece bizde bulunan <strong>zultanit (veya diaspor) </strong>ise ne yazık ki istenildiği gibi tanıtılmamış ve yok pahasına satılmaktadır. <strong>(Üzülerek söylemek zorundayım; birçok taşçı arkadaş bu taşları değerinin çok altında, bilhassa yabancılara satmakta, belki kendilerine kısa vadeli kazanç sağlamakta ama bu değerimize zarar vermektedir.)</strong> Ayrıca şunu da artık ekleyebilirim: Zultanit taşı sadece Manisa ilimizde bulunmamıştır. Ülkemizin jeolojik oluşumu açısından beklendiği gibi başka illerimizde de bulunmuş ve bulunmaya devam etmektedir.</em></p>

<p><em>Oltu taşı, akik, lüle taşı ülkemizde çıkarılmakta olup belli bir pazarı vardır; ancak bunlar esas olarak değerli taş kapsamında değerlendirilmez. Değerli taşlar genellikle</em> karat <em>olarak satılır.</em>" dedi.</p>

<p><br />
<strong><span style="color:#2980b9">ÖNEMLİ JEOLOJİK İPUÇLARI</span></strong></p>

<p>Turmalin tipomorf mineral; oluşum sıcaklığını (jeofaz evreleri) gösteriyor. Siyah şörl düşük ve yüksek sıcaklıklarda oluşurken, renkli türler<strong> 500-450°C </strong>aralığında başlıyor. Siyah turmalin bazik kayaçlarda bakır, düşük sıcaklık oluşumlarında altın göstergesi olabiliyor.</p>

<p>Metin Uysal, turmalinin Türkiye'de bolca bulunabileceğini, özellikle bor zengini bölgelerde arama yapılması gerektiğini vurgulayarak, "Doğru yerde aranırsa Paraíba bile bulunabilir" dedi. Siyah turmalinin cevherin<strong> %90'ını</strong> oluşturduğunu, renkli olanların ise daha değerli olduğunu belirtti.</p>

<p><strong>BURASI ÖNEMLİ !!! : </strong>Eğer bir yerde siyah turmalin varsa ve ayrıca o yöredeki kayaç ve toprak yapısı “bazik” nitelikte ise bu o yörede BAKIR olduğu anlamına gelir, dahada önemlisi Eğer siyah turmalin daha düşük sıcaklıklarda meydana gelmişse o yörede <strong>ALTIN</strong> var demektir.</p>

<p><br />
<br />
<span style="color:#2980b9"><strong>TURMALİN ÇEŞİTLERİ VE ÖZELLİKLERİ</strong></span></p>

<p><br />
Açıklamasında<strong> 32 çeşit turmalin o</strong>lduğunu vurgulayan Metin Uysal, bazı turmalin çeşitlerini açıklamasına eklemediğini belirterek, bunun nedenini flor olduğunu söyledi. Uysal açıklamasında şunları kaydetti:</p>

<p><em>"Turmalin çeşitleri içine bazılarını eklemedim sebebi bunların aslında diğerlerinden esas olarak farkı flor içine girmesi ile yeni bir mineral olarak bilim dünyasınca kabul edilmesidir bizler için önemli olmadığını düşündüm.İsteyen 32 alt grubu incelesin,kabul edilen <strong>32 turmalin </strong>çeşidi var çoğunu belirttim"</em>dedi.</p>

<p>Turmalin geniş bir aile: En bilinenler şörl (siyah) ve elbait(renkli). Kimyasal yapısı bor silikat temelli. Sertlik 7-7.5, özgül ağırlık 2.8-3.1, renk skalası tüm renkleri kapsıyor (hatta renksiz). Pleokroik (farklı açılardan farklı renk görünümü) özelliği var. Pegmatit, <strong>hidrotermal yataklar g</strong>ibi ortamlarda oluşuyor.</p>

<p>Uysal açıklamasının devamında şunları söyledi:</p>

<p><em>"Karşımıza en çok çıkacak olan turmalin kesinlikle şörl denilen siyah turmalindir genel olarak var olan turmalin cevherinin <strong>%90 gibi bir </strong>kısmını teşkil eder.Buna sebeb turmalin taşının oluşumunda yatar yani yazdığım gibi üç ayrı fazda siyah turmalin oluşur bu da bu taşın bolluğunun sebebidir,tabi birde demir elementinin dünyanın her yerinde çok yüksek oranlarda bulunmasi asıl sebeb olarak gözüküyor.<strong>Siyah turmalin</strong> taşı özellikleri ö.ağırlığ:3.18-3.22 renk:siyah,mavimsi siyah,kahverengimsi siyah,nadirende yeşilimsi siyah. Parlaklık:cam,reçineli. Kristal sistemi aynı şeffaflık ise opak ve yarı ışık geçirgendir.Normal turmalin taşında demir girmesi sonucu oluşmuştur."</em> dedi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">UYSAL, RÖPORTAJIN İKİNCİ BÖLÜMÜNDE AZ BİLİNEN ÇEŞİTLERİ SIRALADI:</span></strong></p>

<p><strong>Foitite: </strong>Mavimsi siyah, mor tonlar, düşük sıcaklık oluşumlu.</p>

<p><strong>Adachiite:</strong> Kahverengi-mor, 90 yaşında ki Tomio Adachi tarafından Japonya’da bulundu ve onuruna bu isim verildi kendisi yaşına rağmen gösterdiği azimle pek çok kişiye örnek olmuştur. Taşın rengi kahverengimsi,mor,mavi-mor taş 2013 yılında onaylandı şörl denen siyah turmalin ile beraber bulunur.</p>

<p><strong>Bosiite:</strong> Koyu kahve-siyah.İtalya’da öğretim üyesi olan Ferdinand Bosi tarafından bulundu ve onuruna taşa bu isim verildi.isim 2015 yılında onaylandı. Rengi koyu kahve rengi,siyah ö.ağırlık:3.23</p>

<p><strong>Feruvite:</strong>1989 yılında bulundu ismi “uvite”minerali ile ilişkisi nedeniyle verildi. Rengi koyu kahverengi,siyah parlaklık :donuk ve cam ö.ağırlık:3.2 Çizgi rengi: gri</p>

<p><strong>UVİTE: </strong>1929 yılında o zamanki ismi ile Sri Lanka da bulundu,bulunduğu bölgenin yerel ismini aldı(verildi)bu taş aslında genişçe bir gurubun adıdır ayni zamanda.Bir önceki taş bu taş nedeni ile bu ismi almıştı (benzerliğinden dolayı) Rengi siyah,yeşilimsi siyah,kahverengimsi siyah,siyah,kahverengi,yeşil,beyaz Çizgi rengi:açık kahverengi,açık yeşil,beyaz parlaklık cam gibi bu taş yaygın olan turmaline benzerliği vardır karıştırılabilir</p>

<p><strong>LUCCHESİİTE:</strong>İtalyan Prof.Sergio Lucchesi nin yaptığı başarılı çalışmalar nedeniyle bu taşa ismi verilerek onurlandırıldı.rengi siyah parlaklık cam ö.ağırlık:3.22 çizgi rengi:gri Pegmatiklerde kuvars ile bulunur.</p>

<p><strong>Dravit:</strong> Çok yaygın, kahverengi-sarı tonlar.&nbsp;1889 yılında bulundu bulunduğu nehrin ismini aldı,çok yaygın olan bir turmalin çeşididir. Metin Uysal "sık sık karşımıza çıkabilir ben şahsen çok karşılaştım."dedi.&nbsp;Rengi: açık kahverengimsi,koyu kahverengi,kahverengimsi siyah,koyu sarı(toprağımı sarı),mavi. Parlaklık:cam,reçinemsi ö.ağırlık:3.03-3.18 çizgi rengi:açık k.rengi,beyaz(nadir)</p>

<p><strong>LİDDCOATİTE:</strong> Amerikan gemolist Richard T.Liddicoat onuruna bu isim verilmiştir. Rengi:açık kahverengi,kırmızı,pembe,yeşil,mavi,beyaz. Parlaklık cam ö.ağırlığı:3.02ç.rengi:beyaz,açık kahverengi</p>

<p><strong>Darrelhenryite: </strong>Soluk pembe.&nbsp;ABD de bulundu,bulan kişi öğr.üyesi Darrel J. Henry nin onuruna ismi verildi.2012 yılında onaylandı. Rengi soluk pembe parlaklık cam özgül ağırlık:3.03 yapı normal tourmaline benzer.</p>

<p><strong>Marumaite:</strong> Yüksek basınçlı, içinde elmas taşıyabiliyor (dikkat çekici nokta).&nbsp;Japonya’da bulundu.bulunduğu adanın adı verildi. Rengi:soluk kahverengi,kırmızı. Parlaklık:cam ç.rengi:beyaz,çok soluk kahverengi Küçük tanecikler halinde bulunur.ö.ağılık: 3.081&nbsp;</p>

<p><strong>Rossmanite:</strong>Tsilaite gibi nadir çeşitler.ABD li George R.Rossman onuruna bu ad verildi. Rengi:soluk pembe,renksiz parlaklık camç.rengi: beyaz</p>

<p><strong>TSİLAİSİTE: </strong>Madagaskar’da bulundu bulunduğu bölgenin adı verildi. Küçük nimuneler halinde bulunmuştur.rengi:yeşilimsi sarı. Parlaklık:cam ö.ağırlık:3.133 çizgi rengi:beyaz</p>

<p><strong>Elbait:</strong> En değerli renkli tür (yeşil, kırmızı/rubellit, mavi/indicolite, krom turmalin). Paraíba turmalini (bakır renkli, elektrik mavisi) ayrı bir paragraf açarak anlattı: Brezilya ve Afrika'da nadir bulunan, çok yüksek değerli bu taş için Türkiye'de bor + pegmatit + bakır (hidrotermal) kombinasyonu aramak gerektiğini savundu.</p>

<p><strong>Paraíba Taşı:</strong>Daha önceleri böyle bir taş yoktu. 1980’li yıllarda Henry Barbosa adlı maceraperest ve zengin bir iş adamı Brezilya’ya geldi. Amacı buralardan güzel taşlar satın almaktı. Paraíba eyaletinde bir tepeyi gördü ve ortada hiçbir belirti yokken “Ben buradan çok güzel taşlar bulacağım” dedi ve çalışmalara başladı. Parası ve zamanı boldu. Birçok kişi kendisine <strong>“Boşuna bu tepede uğraşıyorsun”</strong> diye nasihat etse de kulak asmadı. Yanlış hatırlamıyorsam sekiz yıl süreyle tepeyi kazdırdı. Ortaya bir türlü değerli taşlar çıkmıyordu ama sonunda bir gün işçiler çok parlak küçük taşlarla geldiler. İşte bunlar Paraíba turmalinleri idi.</p>

<p>Bu taşların en büyük özelliği içindeki bakır nedeniyle aşırı parlak oluşlarıdır. Renkleri mavi ve yeşilimsiydi; bazıları ise elektrik mavisiydi. Olay taş dünyasını sarstı, hiç beklenmeyen bir durumdu. Hemen ardından bu taşa sahip olma çılgınlığı başladı. Ne yazık ki bulunan taşlar çok azdı. Durum böyle olunca fiyatlarda patlama yaşandı. Barbosa da yaptığı işten ziyadesiyle kârlı çıktı.</p>

<p>Böylece bir müddet sonra ortalık yavaş yavaş sakinleşti. Ancak bu durum 2000’li yılların başında Afrika’da<strong> “Paraíba turmalini” </strong>bulunmasıyla tekrar hareketlendi. Gerçekten de yine bakır nedeniyle aşırı berrak ve parlak turmalin taşları bulunmuştu. Şimdi taş satıcıları ve bilim insanları “Bunlar Paraíba sayılırmı, sayılmaz mı?” tartışmasına devam ediyorlar.</p>

<p>Bu taşlar öylesine nadirdir ki her 10.000 elmasa karşılık bir adet bulunabilir. Elbette fiyatı da son derece yüksektir; yarı şeffaf olanı bile yüksek bedelle alıcı bulur.</p>

<p><strong>Paraíba Taşı konusunda ayrıca parantez açan Metin Uysal,"</strong>Niye böyle uzun anlattım? Yaşadığımız ülke biliyoruz ki dünyanın en zengin bor yataklarına sahiptir. Dolayısıyla bizde turmalin bol miktarda vardır. Peki, bizde bu çeşitten olabilir mi? Bence doğru yerde aranırsa bulunur. Bunun şartları şunlardır:</p>

<p>1. Bol bor olan bölge seçilecek, &nbsp;<br />
2. O bölgede pegmatitik yatak olacak, &nbsp;<br />
3. Aynı bölgede bakır bulunacak.</p>

<p>(Bakır madeni porfiri yatakta kayaçlar içinde saçılım hâlinde bulunur; magmatik yataklarda masif hâlinde bulunur; hidrotermal yataklarda ise rezerv genellikle düşüktür.)</p>

<p>Benim şahsi görüşüm (ki yanlış olabilir): Paraíba taşı için uygun olan bakır madeni magmatik olamaz. Dünya haritasına bakılırsa fay hatlarının en yoğun olduğu bölgelerde bu taştan bulunmamıştır. Porfiri de pek olası görünmüyor. Geriye hidrotermal yataklar kalıyor. Bence buralara bakılmalı… ama bu da yanlış bir varsayım olabilir."dedi.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>KONUYA İLGİLİLER AÇISINDAN METİN UYSAL'IN AÇIKLAMASININ DETAYLI AÇIKLAMASI ŞÖYLE:</strong></span></p>

<p>Aslında bu taş grubu ne en değerlisi ne de en ender bulunanıdır. Ama işe pratik taraftan bakınca; diğer taşlara göre kıyas kabul etmeyecek kadar bol bulunur, gayet güzel ve alımlı bir taştır. Hemen hemen her renk ve doygunlukta bulunur, sertliği yeterlidir, dayanıklıdır, işlemeye uygundur. Hem magmatik kayaçlarda hem metamorfik kayaçlarda hatta sedimanter (çökelti) kayaçlarında bile bulunur. İsmi yaygındır, iyi tanınır ve en önemli özelliği toplu bulunabilme gibi güzel bir özelliktir.</p>

<p>Çok değişik renk kombinasyonu gösterme nedenini çok karmaşık kimyasal yapısında aramak gerekir. Gerçekten yeni başlayan meraklılar için gözü korkutacak kadar karmaşık formülleri vardır. Bir de bu grubun gayet geniş olduğunu düşünürsek işin bu yanı biraz tedirgin edici olabilir. Biz bu tür konuları işin uzmanlarına bırakalım ve en pratik yönteme bakalım. Aslında karışık görünen pek çok konuda olduğu gibi burada da işin özünü anlarsak, göründüğü kadar karmaşık olmadığını görürüz.</p>

<p>Turmalin taşı oluştuğu mekana ve oluşum biçimine göre bazı farklılıklar gösterir. Mika şistler içinde meydana gelen ile hidrotermal yataklarda oluşanlar arasında görüntü yönünden farklılıklar olur. Taş doğası gereği çok fazla element ihtiva ettiği için, eğer mikaşist bir alanda oluşursa içine değerini düşürecek inklüzyonlar veya mineraller alabilir. Bu durum taşın görünüşünü ve dayanıklılığını olumsuz etkiler. Denebilir ki sağlam ve temiz görüntülü olanlar daha çok hidrotermal yataklarda, sıcak su ve buharın açtığı oyuk, girinti ve boşluklarda oluşanlardır. Bu yataklarda oluşanlar milimetrik boyuttan devasa kütlelere kadar değişebilir. Daha da önemlisi, bu tür yerlerde meydana gelen büyükçe ceplerde bazen milyonlarca lira değerinde turmalin bulunabilir. Dünyada bu taşın yerini bulup milyoner olan insan çoktur. Elmas veya altın arama, bulma ve çıkarma işlemleri gayet pahalı ve zaman alıcıdır. Oysa turmalin böyle değildir. Bu nedenle bölgesinde turmalin olması muhtemel arkadaşlara bu taş üzerine ağırlık vermelerini tavsiye ederim.</p>

<p>Eğer ülkenin bir bor cenneti olduğunu idrak edersek ve diğer yan öğeleri bununla birleştirirsek (hidrotermal yatakların bolluğu, metamorfizmadan geçmiş alanların büyüklüğü, magmatik kayaç alanlarının inanılmaz genişliği…) ne demek istediğim daha kolay anlaşılır. Halihazırda değerli taşlar yönünden ülkemiz ikinci sınıf kategorisine bile girmemektedir. En çok çıkarılan taşlarımıza bakalım: agat taşı (istisnalar hariç ton bazında satılır), kalsedon taşı da öyle, birkaç yerde sınırlı çıkarılan dağ kuvarsı ve dumanlı kuvars da bu şekilde satılır. Balıkesir’de bulunan ametist taşı ki kuvarslar içinde en değerlisi kabul edilir, ne yazık ki renk doygunluğu yetersizdir ve iyi pazarlanamamaktadır. Kütahya’da çok az çıkarılan ateş opali zamanında yabancılar tarafından işletilmiş ve kalanların değeri ve ebatı küçüktür. Bursa’da var olan yeşim taşı rengi itibarıyla ve üretim olarak yetersizdir. Jasper gibi taşları şimdilik dikkate almamak gerekir.</p>

<p>Dünyada şimdilik sadece bizde bulunan “zultanit” veya “diaspor” ise ne yazık ki istenildiği gibi tanıtılmamış, yok pahasına satılmaktadır (üzülerek söylemek zorundayım; birçok taşçı arkadaş bu taşları değerinin çok altında, bilhassa yabancılara satmakta, belki kendilerine kazanç sağlamakta ama bu değerimize zarar vermektedir). Ayrıca şunu da artık ekleyebilirim: Zultanit taşı sadece Manisa ilimizde bulunmamıştır. Ülkemizin jeolojik oluşumu açısından beklenildiği gibi başka illerimizde de vardır ve bulunmuştur.</p>

<p>Konumuz olan turmalin Yozgat ilinde pembe olanı bulunmuş ancak kalite sorunu vardır. Ama benim daha önce yayınladığım gibi Denizli’de de bu taşlardan vardır ve kalitesi yüksektir. Diğer illerimizde de var olduğundan eminim. Yakut Malatya’da bulunmuş ancak yeterli kalitedeki örneğe ulaşılamamış olup şimdilik pazar değeri yoktur. Ama korund türevi bu taşların yakın zamanda birçok yerde bulunacağını düşünüyorum (çok yazdım; bu taşlar için her türlü jeolojik ortam ve materyal bizde var). Zümrüt gibi taşlar ne yazık ki hâlâ bulunamamıştır (bu taş için zaruri olan krom, hidrotermal yatak ve beril hep birlikte gerekli). Elmas konusu hâlâ bir muamma, inşallah çözülecek. Spinel gibi taşları da korund grubu ile düşünmek gerekir. Oltu taşı, akik, lüle taşı ülkemizde çıkarılmakta olup belli bir pazarı vardır ancak bunlar esas olarak değerli taş kapsamında değildir. Değerli taşlar karat olarak satılır. Florit Edirne’de çıkarılmaktadır. Garnet pek çok yerde olmasına rağmen ciddi bir üretim ve işlemesi (değerli taş olarak) yoktur.</p>

<p>Evet, kısa bir özet yapmış olduk; böylece nerede olduğumuzu da değerlendirebiliriz.</p>

<p>Tekrar esas konumuza dönelim. Turmalin geniş bir aileyi kapsar. Çoğumuz bu taştan bahsedilince aklımıza ya siyah renkli olan “şörl” gelir ya da değişik renklerde bulunabilen “elbait” cinsidir. Oysa renkli olarak bulunan ve değerli taş kapsamına giren başka turmalin çeşitleri olduğu gibi, yine siyah renkli olup “şörl” cinsinden olmayan turmalin çeşitleri de vardır.</p>

<p>Kimyasal olarak: kalsiyum, sodyum, potasyum, lityum, magnezyum, çeşitli değerlikte demir, çeşitli değerlikte manganez, alüminyum, değişik değerlikte krom, değişik değerlikte vanadyum, sülfür, bor, oksijen, hidrojen, flor… Aslında burada yazılanlardan daha karışık bir yapı arz eder. Bu konuyu uzatarak arkadaşları sıkmak istemem ama aslında basite indirgenmiş formülü olduğunu söylemekle yetineyim.</p>

<p>-Sertlik: 7–7.5 &nbsp;<br />
- Özgül ağırlık: 2.8–3.1 arası &nbsp;<br />
- Renk: siyah, beyaz, kırmızı, pembe, mavi, yeşil, sarı, turuncu… kısacası bütün renkler. Hatta ben sadece beyaz (renksiz) de buldum. &nbsp;<br />
- Kristal sistemi: altıgen yapıda prizmatik, üzerinde ince uzunlamasına çizgiler olur &nbsp;<br />
- Parlaklık: cam, reçineli &nbsp;<br />
- Çizgi rengi: beyaz &nbsp;<br />
- Görünüş: neredeyse opaktan saydama kadar &nbsp;</p>

<p>Turmalin – C ekseni tarafından bakıldığında (uzun prizmanın üst tarafı) daha koyu renkli görünür. Ancak –C eksenine dik açı ile bakıldığında daha açık renklidir; yani “pleokromatik”tir. Turmalin dayanıklı olduğu için dere ile uzun mesafelere taşınabilir ve buralarda bulunabilir. Bu durumda bulunanlar kristal yapısına uygun görünüşünü kaybederek şekilsiz hale gelirler.</p>

<p>Bulunduğu yerler: Myanmar, ABD, Rusya, İtalya, Nijerya, Mozambik, Madagaskar, Kanada, Meksika, Brezilya vb. &nbsp;<br />
Beraber bulunduğu mineraller: kuvars, albit, lepidolit, korund, spodumen, kalsit, mikroklin, muskovit &nbsp;<br />
Oluştuğu kayaçlar: turmalin her tür ortamda bulunabilir; magmatik kayaçlar, başkalaşım (metamorfik) kayaçları, çökelti kayaçları, hidrotermal yataklar, pegmatitler.</p>

<p>Eğer bir yerde biyotit mika baskınsa ya burada turmalin yoktur ya da çok azdır. Bu durumu şöyle formüle edebiliriz:</p>

<p>&nbsp;Biyotit + muskovit +, – kordierit +, – turmalin +, – andalusit &nbsp;<br />
Muskovit + turmalin +/– biyotit +/– granat &nbsp;</p>

<p>Bu formül bize şunu söyler: Eğer bir yerde muskovit mika baskınsa (çoksa), biyotit olabilir veya olmayabilir fakat turmalin vardır, granat da olabilir veya olmayabilir.</p>

<p>Muskovit + turmalin + - biyotit + - granat bu formül ise bize şunu söylemektedir: Eğer bir yerde muskovit mikası baskınsa (çoksa), biyotit olabilir veya olmayabilir fakat turmalin vardır, garnet de olabilir veya olmayabilir.Konuyu daha derinleştirelim; jeolojide “tipomorf mineraller” denen ve çeşitli mineral oluşumlarının oluşum sıcaklığını gösteren, yani bir şekilde kayaç içinde fosillerin görevini yaparak nasıl oluştuğunu anlamamıza yarayan mineraller vardır. Bu minerallerin en önemlileri kuvars, topaz, turmalin, beril ve mikalardır. Anlaşılacağı üzere turmalin bir tipomorf mineraldir ve oluşum evreleri çok iyi bilinmektedir. İkincil diyebileceğimiz tipomorf mineraller ise zirkon, garnet, florit, apatittir.Tipomorf mineraller bize “jeofaz” denilen mineralin oluşum sıcaklığını gösterir. Her jeofaz devresinin kendine özgü mineralleri vardır. Şöyle düşünelim: Eriyik halde ve sıcaklığı yaklaşık 1200 derece olan magma değişik şekillerde soğuyarak içinde eriyik halde bulunan elementler mineralleri meydana getirirler. İşte jeofaz denilen bu mineral oluşum sırası çeşitli evrelere ayrılır. Basite indirgeyerek yazıyorum. JEOFAZ A EVRESİ: sıcaklık 1100 derece, bu evreye (magmatik evre) denir. JEOFAZ B EVRESİ: sıcaklık 800 derece, bu evreye (pegmatik evre) denir. JEOFAZ C EVRESİ: sıcaklık 700 derece, bu evreye yine (pegmatik evre) denir. JEOFAZ D EVRESİ: sıcaklık 600 derece, bu evreye yine (pegmatik evre) denir. JEOFAZ E EVRESİ: sıcaklık 550 derece, bu evreye yine (pegmatik evre) denir. JEOFAZ F EVRESİ: sıcaklık 500 derece, bu evreye (pnömatolitik evre) denir. JEOFAZ G EVRESİ: sıcaklık 450 derece, bu evreye (pnömatolitik evre) denir. JEOFAZ H EVRESİ: sıcaklık 400 derece, bu evreye yine (pnömatolitik evre) denir. JEOFAZ I EVRESİ: sıcaklık 300 derece, bu evreye (hidrotermal evre) denir. JEOFAZ K EVRESİ: sıcaklık 200 derece, bu evreye (hidrotermal evre) denir. JEOFAZ L EVRESİ: sıcaklık 100 derece, bu evreye yine (hidrotermal evre) denir. JEOFAZ M EVRESİ: sıcaklık &lt;100 derece altı (bu evreye süperjen de denir), son evre yüzeyde oluşur. Turmalinin pegmatik yataklarda oluşanları çok iyi incelenmiştir. Jeofaz evrenin A ve B evresinde yani sıcaklığın en yüksek olduğu evrede “şörl” denilen siyah turmalin oluşur. Ancak bu turmalin “ışınsal” yapıdadır. Jeofazın D ve E evresinin sonunda yani sıcaklık 600-550 derecede iken yine şörl yani siyah turmalin meydana gelir. Ancak bu sefer iri yapıdadır. Jeofazın E ve F evresinde yani F evresinin başlangıcında (500 derece) ilk defa renkli turmalinler oluşmaya başlar; bunlar mavi renklidir. Mavi turmalinler “apatit” minerali ile beraber bulunma eğilimindedir. Jeofazın F ve G evresinde yani sıcaklığın 500-450 derece olduğu durumda çok renkli turmalinler oluşur; önce kahverengi sonra yeşil, pembe ve kırmızı sırası ile oluşur. Jeofazın H ve I evresinde yani sıcaklık 400-300 arasında iken “florit minerali” ve “zeolitler” ile birlikte yine siyah turmalin oluşur, ancak oluşan turmalin iğnecikler halindedir, yani büyük kütleli oluşmaz. Bu evre ile birlikte turmalinin oluşum safhası sona erer. Artık daha sonraki evrelerde turmalin oluşmaz.Burada anlatılan muhakkak ki basitleştirilmiş şekildir; gerçekte durum daha karışıktır fakat olayı bu şekilde kafamızda canlandırabiliriz. Ayrıca anlatıldığı gibi her şey tekdüze gitmez, bilhassa ilk oluşanlar içinde ayrışmalar olabilir. Bunun neticesinde yeni mineraller meydana gelir (muskovit, flogopit ve klorit oluşur ve bunlar küçük parçalar halinde olur; bu durum bilhassa G fazı için geçerlidir).Not: Genel olarak şöyle denebilir; bir yörede turmalin oluşumu varsa bu o yörenin kayaç yapısının “asidik veya nötr” olduğunun delilidir. (Asidik kayaç yapısı: kayaç ve onu oluşturan magmanın içinde SiO2 (kuvars) oranının % &gt; 63'den büyük olduğunu gösterir; nötr demek ise SiO2 oranının %52-63 arası demektir. Yine aynı şekilde “bazik yapı” %52-45 arası silis oranıdır, ultrabazik yapı ise % &lt; 45 az anlamındadır.<br />
Karşımıza en çok çıkacak olan turmalin kesinlikle şörl denilen siyah turmalindir; genel olarak var olan turmalin cevherinin %90 gibi bir kısmını teşkil eder. Buna sebep turmalin taşının oluşumunda yatar; yani yazdığım gibi üç ayrı fazda siyah turmalin oluşur. Bu da bu taşın bolluğunun sebebidir. Tabi bir de demir elementinin dünyanın her yerinde çok yüksek oranlarda bulunması asıl sebep olarak gözüküyor. Siyah turmalin taşı özellikleri: ö.ağırlık: 3.18-3.22; renk: siyah, mavimsi siyah, kahverengimsi siyah, nadirende yeşilimsi siyah. Parlaklık: cam, reçineli. Kristal sistemi aynı; şeffaflık ise opak ve yarı ışık geçirgendir. Normal turmalin taşında demir girmesi sonucu oluşmuştur.Arkadaşlar turmalin çeşitleri içine bazılarını eklemedim; sebebi bunların aslında diğerlerinden esas olarak farkı flor içine girmesi ile yeni bir mineral olarak bilim dünyasınca kabul edilmesidir. Bizler için önemli olmadığını düşündüm. İsteyen 32 alt grubu incelesin; kabul edilen 32 turmalin çeşidi var, çoğunu yazdım. Benim bu taş hakkında bulabildiklerim bunlar.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dizi-ve-filmler-cocuklari-siddete-yonlendiriyor-3059</link>
            <category>KÜLTÜR SANAT</category>
            <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 21:45:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Dizi ve filmler çocukları şiddete yönlendiriyor!</h1>
                        <h2>AA'nın "Küçük Yaş, Büyük Suç" dosya haberi kapsamında değerlendirmelerde bulunan Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Işık Görker, çocuk suçluluğunun arkasındaki nedenlerin başında medya içeriklerinin geldiğini söyledi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/dizi-ve-filmler-cocuklari-siddete-yonlendiriyor-1771786282.webp">
                        <figcaption>Dizi ve filmler çocukları şiddete yönlendiriyor!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">AA'nın "Küçük Yaş, Büyük Suç" dosya haberi kapsamında değerlendirmelerde bulunan Görker, dizi ve filmlerdeki suç örneklerinin çocukları şiddete yönlendirdiğini vurguladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>'ÇOCUK İZLEDİĞİNİ UYGULUYOR'</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Görker, çocukların suç işlemesinin arkasındaki ana nedenlerin araştırılıp değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, "<em><strong>Çocuk bir suç işlediğinde 'neden bunu yaptın, bir daha yaparsan sana şu cezayı veririm' demek bir yere kadar etkili olabilir. Ama çevresindeki olumsuz faktörleri değiştirmezseniz, bu çocuklar suçluluğu seçebiliyor</strong></em>" dedi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Özellikle sosyal medya, televizyon, dizi ve filmlerde suç işleyen kişilerin ön planda tutulmasının ve bu kişilerin daha iyi yerlere geldiğinin gösterilmesinin çocukları olumsuz etkilediğini kaydetti.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">'OKULA DEVAM ETMEYEN ÇOCUK SUÇA YÖNELİYOR'</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Klinik deneyimlerinden örnekler veren Görker, adli vakalarda karşılarına gelen çocukların çoğunun okula gitmediğini söyledi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>Okula gitmiyorlar, okula devam etmiyorlar, bırakmışlar ve bunun denetimini yapan bir merci yok. Çocuklar okula gitmezlerse bir uğraşıyla onları büyütmek gerekiyor. Bu da yoksa çocuk bir şekilde kendini var etmek için bir ortam kurmaya çalışır</strong></em>" diye konuşan Görker, motosiklet almak için hırsızlık yapan, haneye tecavüz suçu işleyen çocuk örnekleriyle karşılaştıklarını belirtti.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">'ŞİDDET İÇEREN YAYINLAR AZALTILMALI'</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Görker, medya ve yayın sektörüne önemli önerilerde bulundu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>Neden sadece şiddet içeren, öfke barındıran, yabancı ya da yerli diziler izleniyor? Neden normal hayatı içeren diziler yok?</strong></em>" diye soran Görker, "<em><strong>Hayatımız bizim sürekli kavga, dövüş, vurma, çırpma, elimizde tabancayla dolaşarak geçmiyor. Normal hayatımızda da çok çekici filmler ve diziler görebilirsiniz, bundan çok mutlu olabilirsiniz</strong></em>" ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">'ŞİDDET AĞIRLIĞI AZALTILIRSA DEĞİŞİM KAÇINILMAZ'</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>Dizi ve filmlerdeki suç örnekleri çocukları şiddete yönlendiriyor</strong></em>" diyen Görker, şu değerlendirmede bulundu: "<em><strong>Bu şiddet ağırlığını toplumsal olarak ortadan kaldırdığınızda bir değişim görmemek mümkün değildir. Bunları söylerken anne ve babanın rol model olmasının yanı sıra çocuklar toplumda da rol model ararlar. Özellikle ergenler bu anlamda doğru rol model seçmeleri için doğru yönlendirilmelidir.</strong></em>"</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Kaynak: AA</span></strong></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozgunduzun-annesi-hakka-ugurlandi-3058</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 21:24:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Özgündüz’ün annesi Hakk’a uğurlandı</h1>
                        <h2>Tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden Türkiye Caferileri Lideri Selahattin Özgündüz’ün annesi Hacı Susen Özgündüz, Zeynebiye Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından dualarla son yolculuğuna uğurlandı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/ozgunduzun-annesi-hakka-ugurlandi-1771784832.webp">
                        <figcaption>Özgündüz’ün annesi Hakk’a uğurlandı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><h1><span style="color:#000000"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Türkiye&nbsp;</span></span><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Caferiler</span></span><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">i Lideri&nbsp;</span></span><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Selahattin Özgündüz</span></span><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">’ün annesi Hacı Susen Özgündüz’ün vefatı, sevenlerini yasa boğdu.</span></span></span></h1>

<p><span style="color:#000000"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Merhume Susen Özgündüz, 22 Şubat Pazar günü öğle namazının ardından Zeynebiye Camii ve Kültür Merkezi’nden son yolculuğuna uğurlandı.</span></span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/%C3%96Z2.png" style="height:450px; width:760px" /></span></span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Cenaze namazına aile yakınlarının yanı sıra çok sayıda vatandaş katıldı.</span></span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Özgündüz ailesi taziyeleri kabul ederken, merhume için dualar edildi.</span></span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Düzenlenen cenaze törenine, İstanbul Valisi Davut Gül, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Nuri Aslan, Küçükçekmece Kaymakamı Mustafa Anteplioğlu, Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Esma Ersin, Anahtar Partisi Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, CHP İstanbul Eski Milletvekili Ali Özgündüz, İran İslam Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Ahmad Mohammadi, Bahçelievler Belediye Başkanı Hakan Bahadır, CEM Vakfı Genel Müdürü Süleyman Kılıç, El Mustafa Üniversitesi Türkiye Temsilcisi Vahid Kaşanî, CABİR Başkanı Ehed Talan, Zeynebiye Derneği Başkanı Ali Şahintekin, CAFERİDER Başkanı Hasan Babur, Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Sekreteri Ali Rıza Özkan, ATADER Başkanı Rüstem Atam, İFA Spor Kulübü Başkanı Erdinç İlter, Zehra Ana Derneği Başkanı Meftune Atam, ZHGM Başkanı Hasan Şapulu, CABİR Bölge Temsilcileri, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarının başkan ve yöneticileri ve Merhume Özgündüz’ün ailesi, yakınları ve sevenleri katıldı. </span></span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Merhume Susen Özgündüz’ün cenaze namazını Türkiye Caferileri Lideri Selahattin Özgündüz kıldırdı. </span></span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/%C3%96Z1.png" style="height:450px; width:760px" /></span></span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Zaman zaman gözyaşlarına hâkim olamayan Özgündüz, katılımcılara teşekkür ederek helallik istedi.</span></span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Merhume Özgündüz’ün naaşı Halkalı Merkez Mezarlığı'nda toprağa verildi. </span></span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Merhume için taziye yeri Zeynebiye Cami ve Kültür Merkezi’nde düzenlenmektedir.</span></span></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/akd-eski-genel-baskan-yardimcisi-kurt-sordu-bu-sorulara-cevap-verin-3057</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 20:12:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>AKD eski genel başkan yardımcısı Kurt sordu: Bu sorulara cevap verin!</h1>
                        <h2>Alevi Kültür Dernekleri eski genel başkan yardımcısı Ergün Kurt, olağanüstü genel kurula giderken, mevcut yönetim kurulu üyelerine sorular yöneltti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/akd-eski-genel-baskan-yardimcisi-kurt-sordu-bu-sorulara-cevap-verin-1771780674.webp">
                        <figcaption>AKD eski genel başkan yardımcısı Kurt sordu: Bu sorulara cevap verin!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Alevi Kültür Dernekleri 15 Mart’ta olağanüstü genel kurula gidecek. AKD genel merkez yönetim kurulu içerisinde yaşanan şiddetli tartışmaların ardından alınan olağanüstü genel kurul kararı sonrasında, tabanda yeni yönetimin nasıl şekilleneceğine dair görüşler ifade edilirken, eski genel başkan yardımcısı Ergün Kurt, kim seçilirse seçilsin, ama Alevi inancına, geleneğine ve ikrarına uygun ilkeleri benimseyenlerin yönetime gelmesini vurgulayan sorular kaleme aldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte, o yazı:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Alevî Kültür Dernekleri Genel Merkezi’ne Açık Çağrı:</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu Sorulara Cevap Verin!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Söz konusu olan sıradan bir dernek değil.<br />
Söz konusu olan, toplumsal hafızayı, inancı ve mücadele geleneğini temsil ettiğini söyleyen bir kurum: Alevî Kültür Dernekleri Genel Merkezi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tam da bu yüzden sorular ağırdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü temsil iddiası varsa, hesap verme zorunluluğu da vardır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevî Kültür Dernekleri Genel Merkezi yönetimine soruyorum:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Avrupa Birliği hibe fonlarından kullanılan kaynakların kalem kalem dökümü neden kamuoyuna açık değildir?<br />
Son dilimde geldiği ifade edilen 60.000 Avro hangi projelerde, hangi tarihlerde, hangi kararlarla harcanmıştır?<br />
Bu harcamalar yönetim kurulu karar defterine işlenmiş midir?<br />
Bağımsız denetim raporu var mıdır? Varsa neden üyelerle paylaşılmamaktadır?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Önceki dönemlerde genel saymanlık görevini yürüten Feryat Bakan’a soruyorum:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Söz konusu hibe tutarının dağıtımında hangi imza prosedürü uygulanmıştır?<br />
Ödemeler kurumsal sözleşmelere mi dayanmıştır?<br />
Yapılan tüm işlemlerin resmi dekont ve muhasebe kaydı mevcut mudur?<br />
Yoksa süreç, belgesel şeffaflık olmadan mı yürütülmüştür?</span></p>

<p><span style="color:#000000">AKD Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz ve Genel Sekreteri Feryat Bakan’a soruyorum:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Deprem gibi tarihimizin en büyük felaketlerinden biri sonrasında AABK’dan AKD hesabına aktarıldığı belirtilen 600.000 TL’nin akıbeti nedir?<br />
Bu para hangi hesaplara aktarılmıştır?<br />
Dağıtım kriterleri nelerdir?<br />
Kişisel hesaplara herhangi bir transfer yapılmış mıdır?<br />
Yapıldıysa bunun hukuki dayanağı nedir?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu sorular kişisel husumet değildir.<br />
Bu sorular, inanç kurumlarının siyaset üstü bir ahlaki zeminde durma zorunluluğudur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevî toplumu tarih boyunca “<em><strong>emanet</strong></em>” kavramını kutsal bilmiştir.<br />
Emanet, hesap vermeden taşınmaz.<br />
Şeffaflık, açıklama yapmamakla değil; belge yayımlamakla olur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Eğer her şey usulüne uygunsa yapılacak tek şey vardır:<br />
Gelir-gider tablolarını, banka dekontlarını, yönetim kurulu kararlarını ve varsa bağımsız denetim raporlarını kamuoyuna açık şekilde yayımlamak.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Suskunluk güven üretmez.<br />
Güven, denetlenebilirlikten doğar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevî Kültür Dernekleri Genel Merkezi bu sorulara net, belgeli ve açık cevap verecek mi?<br />
Yoksa “<strong><em>kurumsal itibar</em></strong>” söylemi, şeffaflığın önüne mi geçecek?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplum bekliyor.<br />
Ve bu kez cevap istiyor.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/emeklilere-bayramda-ikramiye-var-mi-3056</link>
            <category>EKONOMİ</category>
            <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 19:42:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Emeklilere bayramda ikramiye var mı?</h1>
                        <h2>2026 yılında emekli bayram ikramiyesi için belirlenen 3 farklı senaryo değerlendiriliyor. Milyonlarca emekli ve aylık alan vatandaşın heyecanla beklediği ikramiye tutarları merak konusu.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/emeklilere-bayramda-ikramiye-var-mi-1771778806.webp">
                        <figcaption>Emeklilere bayramda ikramiye var mı?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">2026 maaş zamlarının netleşmesiyle milyonlarca emekli, dul ve yetim aylığı alan vatandaşın gözü, bu kez bayram ikramiyelerine çevrildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">SSK ve Bağ-Kur emeklileri yüzde 12,19, memur ve memur emeklileri ise yüzde 18,60 oranında zam alırken, en düşük SSK ve Bağ-Kur emekli aylığı 20 bin liraya, en düşük memur emeklisi aylığı 27 bin 889 liraya yükseltildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kök aylığı düşük olan yaklaşık 5 milyon emeklinin maaşı da memur artış oranına eşitlenerek yukarı çekildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Zamlı maaşların ödenmeye başlanmasıyla birlikte hükümetin bayram ikramiyesi için atacağı adım merak konusu oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ramazan ayına girilmesiyle birlikte 17 milyon kişiyi ilgilendiren bu artışın ne kadar olacağı merak ediliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>3 SENARYO ÖNE ÇIKIYOR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bayram ikramiyeleriyle ilgili&nbsp;3 ayrı senaryo dillendiriliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>5 BİN LİRA</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ramazan ve Kurban Bayramlarında emeklilere nefes aldırmak için başlatılan uygulamada en son 4 bin lira uygulanmıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bayram ikramiyesinin 2026'da yüzde 25 oranında zamlanarak 1.000 lira artırılması ve 4 bin liradan&nbsp; 5 bin liraya çıkartılması bekleniyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İkramiyenin 5 bin liraya&nbsp; yükselmesi halinde emekliler, Ramazan ve Kurban bayramlarında toplam 10 bin lira alacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İkramiyenin 5 bin lira olması hakkında bu artışın bütçeye etkisi ise 150 milyar lirayı aşacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>5 BİN 500 LİRA</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Tutarın 5 bin 500 TL olması durumunda toplam ödeme 11 bin liraya çıkacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>6 BİN LİRA</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Emeklilere ödenecek toplam ikramiyenin 6 bin TL olması halinde ise ödenecek rakam 12 bin liraya çıkacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YENİ RAKAM TORBA YASAYA GİRECEK</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bayram ikramiyesiyle ilgili düzenleme, önümüzdeki hafta TBMM'ye sunularak torba teklife eklenecek.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>RESMİ GAZETE'DE YAYIMLANACAK</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda görüşülecek olan düzenleme, TBMM Genel Kurulu'nda yasalaştırılmasının ardından Cumhurbaşkanının onayına sunulacak ve Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girecek.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BAYRAM İKRAMİYESİNİN SÜRECİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bayram ikramiyesi uygulaması ilk kez 2018 yılında, emeklilere ödenmeye başladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İlk ödeme tutarı 1.000 TL olarak belirlendi ve yılda iki kez verildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YIL YIL BAYRAM İKRAMİYESİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">2018-2020: 1.000 TL</span></p>

<p><span style="color:#000000">2021-2022: 1.100 TL</span></p>

<p><span style="color:#000000">2023: 2 bin TL</span></p>

<p><span style="color:#000000">2024: 3 bin TL</span></p>

<p><span style="color:#000000">2025: 4 bin TL</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KİMLER YARARLANACAK?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">SSK (4A), Bağ-Kur (4B) ve Emekli Sandığı (4C) emeklileri</span></p>

<p><span style="color:#000000">Malullük ve vazife malullüğü aylığı alanlar</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sürekli iş göremezlik geliri sahipleri</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dul ve yetimler (hisse oranında)</span></p>

<p><span style="color:#000000">65 yaş aylığı alanlar</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şehit yakınları, gaziler ve diğer hak sahipleri</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ersan-sen-iddia-etti-2027nin-kasim-ayinda-secim-var-3055</link>
            <category>SİYASET</category>
            <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 19:07:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ersan Şen iddia etti: 2027'nin Kasım ayında seçim var!</h1>
                        <h2>Ensonhaber Youtube kanalında konuk olan deneyimli hukukçu Ersan Şen, 2027 yılının Kasım ayında bir seçim beklediğini yinelerken TBMM'nin ülkeyi seçime götürmek için 360 milletvekilini bulma konusunda herhangi bir sorun yaşamayacağını ve bu şekilde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yeniden aday olabileceğini söyledi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/ersan-sen-iddia-etti-turkiye-2027nin-kasim-ayinda-secime-gidecek-1771776888.webp">
                        <figcaption>Ersan Şen iddia etti: 2027'nin Kasım ayında seçim var!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Bir sonraki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin 2028'in Mayıs ayında yapılması bekleniyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muhalefet cephesinin erken seçim çağrıları sürerken Ankara kulislerinde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden aday olabilmesi için seçim tarihinin daha erkene çekilebileceği yönünde iddialar yer alıyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ensonhaber YouTube kanalında Çağlar Cilara'nın moderatörlüğünde yayınlanan programa konuk olan Ceza Hukukçusu Prof. Ersan Şen, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın olası adaylık süreci hakkında konuştu.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Açıklamasında erken seçim için tarih veren Şen, şunları kaydetti:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"2027 KASIM AYINDA TÜRKİYE SEÇİME GİDECEKTİR"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Herkes hesaplarını yapıyor. Seçim kanunları üzerinde bir takım değişiklikler düşünülebilir. Çünkü seçim kanunları biliyorsunuz yürürlüğe girdikten sonra bir yıldan evvel uygulanamıyor. Ben Türkiye’de seçimin tarihini daha önce söyledim; yanılabilirim, eleştiri de alabilirim ama 2027 yılının Kasım ayında Türkiye Cumhuriyeti, Türk Milleti hem Cumhurbaşkanlığı hem de Meclis seçimlerine gidecektir.</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Şöyle bir hesap yapılıyor: 360 nasıl bulunacak? Çünkü Türkiye Büyük Millet Meclisi seçim kararı alamazsa Sayın Erdoğan’ın adaylığı söz konusu olmayacak. Sayın Erdoğan seçime götürürse aday olamıyor; üçüncü kez aday olamıyor. O tartışma bitti. Tüm bunlar da bir erken seçim, yani seçimlerin zamanından evvel öne alınması, yenilenmesi anlamına geliyor. Bu anlamda 360 meselesinde ben büyük bir tartışma çıkacağını düşünmüyorum.</strong></em></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"OY İÇİN İFTAR SOFRALARINA OTURMAK GEREK"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Partilerin çalışmalarına da değinen Şen, şu ifadeleri kullandı:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>O tutuklandı, bu tutuklanıyor, sıra ona geldi, buna geldi… Bunların demokratik bir hukuk devletinde, toplumunda söylenmemesi, konuşulmaması lazım. Ama sosyal medya bilhassa ve basın bunları öyle bir işliyor ki insanlar ister istemez endişe ediyorlar. Dolayısıyla benim gördüğüm; önümüz artık Ramazan da başladı, iftar sofraları kuruldu.</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Yurt içinde, yurt dışında tüm siyasilerin, belediye başkanlarının bu dört haftalık süreçte, en azından hafta içinin dışında hafta sonlarında, çünkü yurt dışında yaklaşık yüzde 2,5’luk ciddi bir oy potansiyeli var, oralara önem vermek suretiyle ayrım yapmaksızın o sofralara oturarak; ama kuş sütünün eksik olmadığı sofralar değil, gerçek iftar sofraları…</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Yoksa beş yıldızlı otellerde verilip de emeklinin, işçinin, memurun yanına yaklaşamadığı ürünlerin masalarda olduğu sofralar değil; gerçekten yer sofralarında, halkın sofralarında, iftar sofralarında, iftar çadırlarında siyasilerin, belediye başkanlarının olması; halkla, gençlerle, bütün İslam âlemiyle, Müslümanlarla buluşmaları lazım. Çünkü doğru olan budur.</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"ABDULLAH GÜL ADAY OLURSA SEÇİLEMEZ"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">CHP'nin Abdullah Gül'ü aday yapacağı iddiaları sorulan Şen, bunun mümkün olmadığını belirterek şöyle konuştu:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Netice itibarıyla ben elinde ateş olan, önü açık, genç, dinamik ekibiyle bir kişinin kurtarıcı olarak görülmediği; katılımcı, çoğulcu demokratik hayata geçecek, geçirecek bir anlayıştan yanayım. Çünkü ülkenin bence en önemli sorunu bu yönetim sisteminden kaynaklanıyor. Bizim bu yönetim sistemini daha çoğulcu ve demokratik hale getirmemiz lazım. Meclisin, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin daha işler olması lazım.</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Bozulan kuvvetler ayrılığı ilkesinin daha da kuvvetlendirilip, kuvvetler birliğinden çıkılıp kuvvetler ayrılığı ilkesinin tesis edildiği bir biçimin öne çıkması gerektiğini düşünüyorum. Abdullah Gül yapamaz mı? Sayın Gül’le olmaz bu. Sayın Gül seçilemez. Ben öyle düşünüyorum.</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Aday olsa Abdullah Gül, hayır, seçilmesi imkânsız. Bu daha önce denendi; Ekmeleddin Bey zamanında denendi. Denenmişi bir daha denemeye gerek yok. Cumhuriyet Halk Partisi’nin adayı olarak, tabii ben bir ittifak adayından bahsetmiyorum, CHP’nin adayı olarak Sayın Gül’ün karşılık bulacağını görmüyorum. Çünkü altılı masada bu denendi; DEVA ve Gelecek Partileri üzerinde konuşuldu.</strong></em></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"CHP'DE ATATÜRK'ÜN ÇİZGİSİNİ TAKİP EDEBİLECEK BİR ADAY ÖNE ÇIKMALI"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">CHP'de adaylık konusunda üç ismin öne çıktığı belirten Şen,&nbsp;<em><strong>"Beklenen aday Sayın İmamoğlu olmazsa Sayın Yavaş veya birlikte; ondan sonra Sayın Özgür Özel veya ona yakın bir aday.</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Yani gerçekten Cumhuriyet Halk Partisi’ni, onun değerlerini, altı oku, Mustafa Kemal Atatürk’ün çizgisini takip edebilecek güçlü bir adayın öne çıkmasının daha faydalı olacağını düşünüyorum.</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Ama sadece adayla olmaz; bu bir ekip işi. O ekibin kimler olduğunu görmesi ve sokakla bütünleşmesi, sokağa inmesi lazım."&nbsp;</strong></em>dedi.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>CHP'DEKİ ADAYLIK TARTIŞMALARI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">CHP'de bu konuda bir kaosun olup olmadığı sorusunu da yanıtlayan Ceza Hukukçusu, şu ifadelere yer verdi:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Mansur Yavaş ayrı bir cephe, Ekrem İmamoğlu ayrı, merkezli ayrı, Kemal Kılıçdaroğlu’nun hâlâ ihtimali konuşuluyor… Şöyle söyleyeyim: Bir defa Sayın Mansur Yavaş ayrı bir cephe değil. Sayın Mansur Yavaş Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı ve adaylık iddiasıyla da ortaya çıkmıyor ama halk ve taban bunu istiyor; bunu görüyoruz. Sayın İmamoğlu’na ayrı cephe diyemezsiniz.</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Her ne kadar Sayın Özgür Özel’le sürekli görüşüyorsa da; tutuklu, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkından yoksun, kapalı infaz kurumunda kalan bir insan. Her ne kadar CHP’nin aday adayı olsa da şu anda bu dediğiniz manada ayrı bir cephe açacak durumu yok. Sayın Özgür Özel bu partinin genel başkanı. Cumhuriyet Halk Partisi biraz daha diğer siyasi partilere göre parti içi demokrasi, tartışmalar, kaotiklik anlamında öne çıkıyor; doğru.</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Sayın Kılıçdaroğlu’nun hesabı kitabı olur mu olmaz mı bilmiyorum. Bunların CHP’ye fayda getireceğini zannetmiyorum. Kayyım meselesi veya benzeri tartışmalar… Bir siyasi partinin birden fazla kez olağan ve olağanüstü kurultaylarını yapmış iradesine dışarıdan yapılacak müdahalenin de iktidar bakımından, Sayın Erdoğan bakımından faydalı olacağını düşünmüyorum.</strong></em></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/doc-dr-elhan-alisiz-bir-alevilik-tarihi-yazilabilir-mi-3054</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 18:10:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Doç. Dr. Elhan: Ali’siz bir Alevilik tarihi yazılabilir mi?</h1>
                        <h2>Hitit Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü’nda çalışmalarını sürdüren Doç. Dr. Nail Elhan, Ali’siz bir Alevilik tarihi yazılamayacağını, tartışmalarda ortaya atılan iddiaları ele alarak gösterdi. İddialar bir yorum farkından daha çok tarih, yöntem ve kavram tartışması olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Elhan, “Sünni ortodoksinin “Aleviler Müslüman değildir” şeklindeki dışlayıcı yaklaşımı ne kadar indirgemeciyse, Alisiz Aleviliğin “Alevilik İslam’la bütünüyle ilgisizdir” iddiası da o ölçüde sorunludur. Her iki söylem de Aleviliğin tarihsel serüvenini, İslam’la kurduğu çok katmanlı ve değişken ilişkiyi tek bir kategoriye indirger. Böylece geleneğin özgünlüğünü anlamak yerine onu yapay sınırlar içine hapseder. Ne hikmetse bunu yaparken Alisiz Aleviler de Sünni mezhepçiler de aynı yöntemde birleşiyorlar!” diyor!</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/doc-dr-elhan-alisiz-bir-alevilik-tarihi-yazilabilir-mi-1771774138.webp">
                        <figcaption>Doç. Dr. Elhan: Ali’siz bir Alevilik tarihi yazılabilir mi?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>ALİ<span style="color:#000000">’</span>SİZ BİR ALEVİLİK TARİHİ YAZILABİLİR Mİ?</strong></p>

<p><span style="color:#000000">2025 yılında saha çalışması kapsamında Yozgat’ta bir ceme katıldım. Cemevinin duvarlarında Ali’nin ve On İki İmam’ın görselleri ve isimleri yer alıyordu. Cem başlamadan önce, yanımda oturan yaşlı bir kadın, Almanya’dan geldiğini öğrendiğim torununa Alevilerde cemin nasıl başladığını anlatıyordu. Çerağın uyandırılmasından, üç mum yakılarak Allah, Muhammed ve Ali adlarının anılmasından söz etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem başladığında ise farklı bir tabloyla karşılaştım. Cemi yürüten dede ne çerağ uyandırırken ne de cemin ilerleyen saatlerinde Allah’ın, Muhammed’in ya da Ali’nin adını anmadı. Yaklaşık üç-dört saat süren cem boyunca, sırtını dayadığı duvarda bir portresi bulunan Ali’nin adı, dedenin dilinden bir kez bile çıkmadı. Yanımda oturan yaşlı kadının anlattıklarıyla, cemi yürüten dedenin söyledikleri, daha doğrusu söylemedikleri, arasındaki bu sessiz mesafe dikkat çekiciydi. Bu deneyim, bana bir yanda “<em><strong>atadan, dededen öğrenilmiş ve yaşanan Aleviliği</strong></em>”; diğer yanda ise bugün “<strong><em>yeniden kurulan, seçilen ve ayıklanan bir Alevilik</em></strong>” anlayışını aynı anda görme imkânı sundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Son yıllarda Alevi toplumu içinde görünürlük kazanan “<em><strong>Alisiz Alevilik</strong></em>” tartışması, tam da bu tür kopuşların ve gerilimlerin etrafında şekillenmektedir. Alisiz Aleviler, “<em><strong>Hakikatçiler</strong></em>” ya da “<strong><em>Işıkçılar</em></strong>” olarak tanımlanan bu gruplar, Aleviliğin İslam’dan çok daha eski ve onun dışında olduğunu, Ali’nin ve On İki İmamların Alevilikle hiçbir ilgisi bulunmadığını, hatta bu isimlerin sonradan Aleviliğe giydirilmiş “<strong><em>İslami bir kılıf</em></strong>” olduğunu iddia ediyorlar. Buna göre Alevilik bir din ya da mezhep de değil, esasen bir “<em><strong>felsefe</strong></em>”dir. Bu iddialar bir yorum farkından daha çok tarih, yöntem ve kavram tartışmasıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu yazı, söz konusu iddiaları farklı açılardan eleştirel bir süzgeçten geçirmeyi amaçlıyor. Yazının temel tezi şudur: Alisiz Alevilik iddiası ne yazılı kaynaklarla ne sözlü gelenekle ne de Alevi toplumunun yaşayan pratikleriyle örtüşmektedir. Bu yaklaşım, tepkisellikten kaynaklı olarak Aleviliğin İslam’la tarihsel bağını koparan ve geleneğin sürekliliğini kesintiye uğratan bir yorum biçimi olarak ortaya çıkmaktadır. Bu yönüyle, Aleviliğin yüzyıllar içinde oluşmuş sembolik, ritüel ve tarihsel birikimiyle ciddi bir gerilim içindedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak eleştiriye başlamadan önce, itiraf etmeliyim ki bu yazıyı kaleme alırken zihnimde bir soru dolanıp durdu: Dinde tek bir doğru ve hakikat iddiasına karşı eleştirel birisiyim. Alisizliğe karşı çıkarken, ben de “<em><strong>tek bir doğru Alevilik yorumu vardır</strong></em>” gibi bir dogmatizme mi savruluyorum? </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilik yorumlarının çoğulculuğunu savunurken, bu yorumu neden dışlıyorum? </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kimsenin Aleviliği nasıl yaşayacağına karışmak haddim değil. Ama bir gelenek hakkında tarihsel ve kaynağa dayalı iddialar ortaya atıldığında, bu iddialar niyetle ve söylemle değil kanıtla geçerlilik kazanır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Benim itirazım tam da burada başlıyor. Bu yazı, Alevilik adına “<strong><em>doğru inancı</em></strong>” tanımlamıyor. Tarihsel iddiaların hangi yöntem ve kanıt standartlarıyla tartışılabileceğini hatırlatmak amacıyla kaleme alınıyor. Bu bağlamda yazıda iki noktayı birlikte savunacağım. Birincisi, “<strong><em>değişmeyen öz</em></strong>” iddiası tarihsel olarak sorunludur. İkincisi, Ali’yi Alevilikten çıkarmak, geleneğin sembolik ve ritüel omurgasını sökmek anlamına gelir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aslında Nejat Birdoğan’ın öncülük ettiği “<strong><em>Anadolu Aleviliği İslam dışıdır</em></strong>” tezinden beslenen Alisiz Alevilik söyleminin en sistematik ve en çok referans verilen örneklerinden biri, Erdoğan Çınar’ın 2004 yılında yayımlanan Aleviliğin Gizli Tarihi adlı çalışmasında görülür. Çınar’ın “<em><strong>Luvilik-Aluvilik</strong></em>” nazariyesine göre Alevilerin kökeni, Hititler’den önce Anadolu’da yaşamış olan Luviler’e dayanıyor. “<strong><em>Alevi</em></strong>” kelimesi de Arapça “<strong><em>Ali’ye mensup</em></strong>” anlamına gelmiyor ve Luvi dilinde “<em><strong>Işık insanları</strong></em>” anlamında kullanılıyor. Tüm bu komplekslik içerisinde Ali’ye elbette yer yok onlara göre. Zira Ali bir katildir, Zülfikar’la binlerce insan öldürmüştür, çok eşlidir. Ancak Aleviler insan sever ve tek eşlilerdir. Bu teze göre, Bizans dönemindeki Pavlikenler aslında Hristiyan değil, Alevi’dir. Pavlikenler dede ocakları kurmuştur. Pir Sultan Abdal olarak bilinen kişi de aslında Pavliken önder Pir Silvanus’tur. Alevilik ise 12.000 yıllık bir inanç sistemidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu noktada sıklıkla gözden kaçırılan önemli bir husus daha vardır. Aleviliğin kökenini Luvi uygarlığına dayandıran bu anlatı, ironik biçimde, kendi referanslarını da ikna edememektedir. Nitekim Zürih’te faaliyet gösteren ve Luvi tarihi üzerine çalışan Luvi Araştırmaları Vakfı, çeşitli vesilelerle Alevilikle herhangi bir tarihsel ya da kurumsal bağlarının bulunmadığını, bu tür ilişkilendirmelerin bilimsel temelden yoksun olduğunu açıkça ifade etmiştir. Vakfın kamuoyuna yansıyan&nbsp;açıklamalarında, Luvi mirasının güncel kimlik tartışmalarına malzeme edilmesinden duyulan rahatsızlık özellikle vurgulanmıştır. Bu durum, Alisiz Alevilik söyleminin yalnızca tarihsel kaynaklarla değil, dayandığını iddia ettiği referanslarla da ciddi bir uyumsuzluk içinde olduğunu göstermektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir geleneğin kökenine dair iddia ileri sürmek, niyetle değil kanıtla yürür. “<em><strong>Alevilik İslam’dan önce vardı ve özünü hiç kaybetmedi</strong></em>” demek güçlü bir cümledir. Fakat bu öz hangi kurumlarla, hangi aktarım kanallarıyla, hangi ritüel süreklilikle taşındı? Alevilik üzerine ciddi çalışmalar, Kızılbaş/Alevi oluşumlarının özellikle Osmanlı–Safevi bağlamında belirginleştiğini, ocak yapıları, erkân ve siyasal-toplumsal koşullar içinde şekillendiğini gösterir. Bu literatür, “<strong><em>zamansız bir öz</em></strong>” anlatısının çoğu kez modern bir kimlik inşa stratejisi gibi işlediğini düşündürür. Markus Dressler’ın Aleviliğin modern dönemde “<strong><em>Alevi İslam</em></strong>” olarak yazılıp kategorize edilmesine dair analizi, kimlik tariflerinin sadece geçmişi anlatmadığını, aynı zamanda bugünü de kurduğunu hatırlatır. Öz iddiası, kanıt standardı taşımıyorsa tarih değil, retorik üretir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kaynak sorulduğunda “<em><strong>yazılı bir metin yok, deyişler var</strong></em>” deniyor. Deyişler elbette kıymetlidir. Alevilik büyük ölçüde sözlü gelenekle taşınmıştır. Fakat sözlü geleneği ciddiye almak, onu her iddiaya kanıt yapmak değildir. Deyişler çoğu zaman metaforiktir, farklı dönemlerde derlenmiş ve yeniden düzenlenmiştir. Bir deyişin evrenin oluşumundan söz etmesi, bunun İslam öncesi “<strong><em>öz</em></strong>”e kanıt olduğu anlamına gelmez. Tasavvufi kozmolojilerde benzer dil zaten mevcuttur. Sözlü geleneğin de bağlam analizi, karşılaştırmalı okuması ve tarihsel eleştirisi olur. Kaynak göstermemek, geleneği korumak değil onu savunmasız bırakmaktır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ali konusunda ise bir indirgemecilikten kaçınmak gerekir. Alevilikte Ali figürü yalnızca tarihsel bir şahsiyet değildir. Adalet, mazlumiyet ve hakikat arayışının sembolik kesişim noktasıdır. Kerbela anlatısı da sadece bir tarih olayı değil, zalime karşı duruşun, mazlumdan yana saf tutmanın tarihsel bir hadise ile somutlaştırılmış etik ve sembolik bir anlatısıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">David Shankland’ın işaret ettiği gibi Alevilik, doktrini standartlaştırılmış bir yapıdan ziyade pratik ve yerel otoriteyle işleyen bir gelenektir. Ancak bu, sembolik omurgasının keyfi biçimde sökülebileceği anlamına gelmez. Ali’yi ve Kerbela’yı “<em><strong>sonradan eklenmiş tortu</strong></em>” diye dışarı atmak, geleneğin hafızasını sadece teolojik değil, ritüel ve etik düzlemde de dönüştürür. Dahası, bu tür bir müdahale geleneği güçlendirmek bir yana, onu zayıflatır, içini boşaltır ve dış etkilere karşı daha savunmasız hale getirir. Kaynaklarını, sembollerini ve hafıza taşıyıcılarını değersizleştirilen bir inanç, asimilasyona karşı direnç üretemez. Bugün söylem düzeyinde asimilasyona en sert itirazları dile getiren Işıkçılar/Hakikatçiler, paradoksal biçimde, geleneğin kendi savunma mekanizmalarını aşındırarak onu her türlü dış müdahaleye açık hale getirmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Burada çoğulluk ile keyfilik arasındaki çizgiyi netleştirmek gerekir. Alevilikte “<strong><em>sürek binbir</em></strong>”dir, farklı ocaklar, erkânlar, yerel pratikler vardır. Çoğulluk gerçektir. Fakat çoğulluk, her yeni iddianın eşit ağırlıkta tarihsel meşruiyete sahip olduğu anlamına gelmez. Bir yorum, geleneğin temel sembollerini, ritüellerini ve aktarım kanallarını kökten değiştirip yerine bambaşka bir ontoloji koyuyorsa, artık “<strong><em>yorum</em></strong>”dan çok “<strong><em>yeniden icat</em></strong>”tır. Benim itirazım insanların yeni bir Alevilik tahayyülü kurmasına değil. Fakat bunu “<strong><em>binlerce yıldır değişmeyen öz buydu</em></strong>” diye tarihe fatura etmesine.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Üstelik bu noktada daha ilkesel bir ayrımın da altını çizmek gerekir. Alisiz Alevilik iddiasını bugün bir inanç tercihi olarak benimsemek ile bunu tarihsel bir hakikat olarak sunmak aynı şey değildir. Eğer bir kişi ya da grup, “<em><strong>Ben Aleviliği Ali’siz yaşıyorum, bana bu anlamlı geliyor</strong></em>” derse, buna söylenecek tek söz “<em><strong>herkes inancını nasıl yaşayacağını bilir</strong></em>” olur. Ne var ki Alisiz Aleviliğin ısrarla yaptığı şey, kendi tercihlerini “<strong><em>Aleviliğin binlerce yıllık gerçek özü budur</em></strong>” diye sunarak tarihe müdahale etmektir. Ki bunu yaparken de diğer Alevileri “<em><strong>tekfir</strong></em>” etmekteler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aleviliğin İslam öncesi köklerini araştırmak elbette meşrudur; bu kökleri İslami figürleri tamamen dışlayarak ve onları “<strong><em>sonradan eklenmiş tortu</em></strong>” ilan ederek yazmak ise tarihyazımı ve mitoloji inşasıdır. Bugün Anadolu’da yaşayan Aleviliğin Ali, On İki İmamlar ve Kerbela gibi sembollerle örülü olduğu bir gerçekken, bu sembolleri “<em><strong>aslında Alevilik bunlar değildir</strong></em>” diyerek yok saymak, tarihi değil, arzuyu yazmaktır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Alevilik din değildir, felsefedir</strong></em>” iddiasına da kavramsal netlik gerekir. Felsefe derken ne kastediliyor? Etik bir dünya görüşü mü? Metafizik bir öğreti mi? Eğer Alevilik yalnızca bir etik felsefeyse; cem, ikrar, musahiplik, kurban, görgü gibi pratikler nereye konulacak? Din sosyolojisinde din, sadece dogmatik metinlerden ibaret değildir. Ritüel, aidiyet, kutsal zaman/mekân, anlatı ve otorite biçimleriyle tanımlanır. Alevilik bu göstergelerin çoğunu, kendine özgü biçimde taşır. Onu sadece “<em><strong>felsefe</strong></em>”ye indirgemek, geleneği modern bir tercümeye dönüştürür. Cem’i toplantı, ikrarı sözleşme, Kerbela’yı şiir yapar. Bu mümkündür, fakat “<strong><em>aslı buydu</em></strong>” denemez.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Üstelik burada sıkça dile getirilen bir başka iddia da Alevilikteki İslami unsurların tarihsel olarak baskıdan ya da otoriteden korunmak amacıyla sonradan eklenmiş olduğu yönündedir. Bu iddia kendi içinde tartışmaya açıktır. Ancak velev ki böyle kabul edilsin, bundan değişmez bir öz sonucu çıkmaz. İnançlar ve gelenekler, tarih boyunca otoriteyle kurdukları ilişkiler içinde dönüşmüş, yeniden biçimlenmiş ve farklı yönlere evrilmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Otoriteyle temas, kaçınılmaz olarak toplumsal hayatın akışını ve inanç biçimlerini etkiler. Nitekim Alevilik Osmanlı’da resmî ideoloji haline gelseydi, Alevilik yine dönüşecekti. Safeviler döneminde Kızılbaşların devletleşme deneyimi de bunun açık bir örneğidir. Hatta İran’da kalan Kızılbaşlar Şiilik içinde asimile olurken devamlılık büyük oranda Osmanlı topraklarındaki Kızılbaşlar vasıtasıyla sağlanmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Benzer biçimde Sünnilik de tarih boyunca iktidarla kurduğu ilişkilere bağlı olarak farklı formlar almıştır. Bu açıdan bakıldığında Alisiz Alevilik de başarılı olduğu ölçüde otoriteye karşı bir anti-tez olarak ortaya çıkan çağdaş bir dönüşüm biçimi sayılabilir. Sorun, bu dönüşümün tarihsel bir süreç olarak değil, binlerce yıldır değişmeden var olmuş tek hakikatmiş gibi sunulmasıdır. Bu noktada ortaya çıkan anlatı, açıklayıcı olmaktan çok geçmişe sonradan eklenmiş ve iğreti duran bir kurgu izlenimi vermektedir. Tıpkı bir dönem devlet eliyle üretilmiş Hitit–Sümer tezlerinde olduğu gibi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şu nokta çok önemli: Türkiye’de uzun yıllar “<strong><em>Aleviler Müslümandır; ibadet yerleri de camidir</em></strong>” dayatması, Aleviliği ya Sünni normlara sıkıştırmış ya da dışarı itmiştir. Bu sıkıştırma, bazı Alevileri “<strong><em>madem öyle, ben Müslüman değilim</em></strong>” sonucuna götürebilir. Bu psikolojik olarak anlaşılır fakat tarihsel olarak doğru olduğu anlamına gelmez. Tepkisel kimlik üretimi, tarih yerine geçmez. Tepkisellik, hakikatin ölçüsü olamaz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sünni ortodoksinin “<strong><em>Aleviler Müslüman değildir</em></strong>” şeklindeki dışlayıcı yaklaşımı ne kadar indirgemeciyse, Alisiz Aleviliğin “<strong><em>Alevilik İslam’la bütünüyle ilgisizdir</em></strong>” iddiası da o ölçüde sorunludur. Her iki söylem de Aleviliğin tarihsel serüvenini, İslam’la kurduğu çok katmanlı ve değişken ilişkiyi tek bir kategoriye indirger. Böylece geleneğin özgünlüğünü anlamak yerine onu yapay sınırlar içine hapseder. Ne hikmetse bunu yaparken Alisiz Aleviler de Sünni mezhepçiler de aynı yöntemde birleşiyorlar!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kendi payıma bir öz eleştiriyi de saklamıyorum. Aleviliğin İslam içi bir yorum olduğunu savunurken, tek doğruyu ben biliyormuşum gibi davranma riskini taşımak istemem. Alevilikte tek çizgi yoktur. Ancak çoğulluk, kanıt standardını askıya almak değildir. “<strong><em>Alisizlik de bir yorumdur</em></strong>” denebilir; evet, çağdaş bir yorumdur. Fakat bu yorumun tarihsel bağlanırlığını, ritüel sürekliliğini ve kaynak şeffaflığını göstermesi gerekir. Aksi halde, modern bir kimlik projesi olarak kalır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sonuç olarak mesele, Aleviliği savunurken onu donmuş bir öz olarak görmek değildir. Onu keyfi biçimde yeniden icat etmek de değildir. Alisiz Alevilik, Alevi toplumunun yaşadığı kimlik bunalımının bir ürünüdür.&nbsp;Yüzyıllardır ötekileştirilen, dışlanan, asimile edilmeye çalışılan bir topluluk, kendini kabul ettirmek için farklı stratejiler geliştirir. Bunlardan biri de “<em><strong>biz sizden değiliz, biz sizden çok daha eskiyiz</strong></em>” söylemidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak bu strateji, Aleviliği kendi tarihinden, kendi kaynaklarından, kendi geleneğinden koparmak pahasına işler.&nbsp; Ali’yi, Kerbela’yı ve On İki İmamları dışarı atarak geriye “<strong><em>öz</em></strong>” kaldığını söylemek, geleneğin hafızasını ve sembolik omurgasını yok saymaktır. Alevilik elbette her canlı gelenek gibi dönüşmüştür ve dönüşmeye devam etmektedir. Fakat dönüşüm, süreklilikle birlikte düşünülür. Sürekliliği inkâr ederek kurulan bir Alevilik anlatısı, tarihsel değil ideolojiktir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aleviliğin geleceği ne Sünni normlara indirgenerek ne de tarihsiz bir öz anlatısına sığınarak kurulabilir. Sağlam bir gelecek, eleştirel yöntemle, kaynak şeffaflığıyla ve geleneğin kendi hafızasına saygıyla inşa edilir. Çoğulluğu kabul ederek ama keyfiliğe izin vermeyerek inşa edilir. Tam da bu yüzden Alisiz Alevilik söylemine itirazım, insanların inanç özgürlüğüne değil, tarihin ve geleneğin sorunlu kullanımınadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İstiklal Akarsu’nun stand-up’ında anlattığı o kısa&nbsp;diyalog, bu tartışmayı özetler gibi: Anneannesine ateist olduğunu söyler; Allah’a, peygambere inanmadığını anlatır. Anneannesi sorar: “<strong><em>Peki ya Ali?</em></strong>” İstiklal’in cevabı bir espri refleksiyle gelir: “<strong><em>Ali, Allah’ın aslanı, bizim Şahımız.</em></strong>” Bu bir şakaydı elbette, inanç beyanı değildi. Ama şakanın malzemesi bile anlamlıdır. Çünkü dilin refleksi bile Ali’ye takılıp kalıyorsa, orada işleyen bir hafıza vardır. Alisiz Alevilik iddiası işte bu refleksi, bu hafızayı yok sayarak kuruluyor.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">DOÇ. DR. NAİL ELHAN / ÇORUM</span></strong></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turkiye-caferiler-lideri-ozgunduzun-annesi-hakka-yurudu-3053</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 12:41:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Türkiye Caferiler lideri Özgündüz’ün annesi Hakk’a yürüdü</h1>
                        <h2>Türkiye Caferiler Lideri Selahattin Özgündüz’ün annesi Hacı Susen Özgündüz’ün Hakk’a yürüdüğü öğrenildi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/turkiye-caferileri-lideri-ozgunduzun-annesi-hakka-yurudu-1771753754.webp">
                        <figcaption>Türkiye Caferiler lideri Özgündüz’ün annesi Hakk’a yürüdü</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Türkiye Caferiler Lideri Selahattin Özgündüz’ün annesi Hacı Susen Özgündüz Hakk’a yürüdü.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hacı Susen Özgündüz’ün Hakk’a yürüdüğünü duyuran CAFERİDER Genel Başkanı Hasan Babur sosyal medya hesabından şu açıklamayı yaptı:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/637892127_1587748586153479_1437006876532969981_n.jpg" style="height:671px; width:800px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Taziye ve Başsağlığı.<br />
<br />
"Allah'tan geldik ve yine O'na döneceğiz" Bakara. 156</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye Caferileri Lideri Huccet'ul Islam ve'l Muslimin Haci Seyh Selahattin Ozgündüz'ün kiymetli valideleri Susen Ozgündüz hanımefendi, tedavi gördüğü hastanede ilahi davete lebbeyk diverek dünyasını değistiği haberini derin bir üzüntüyle öğrendim.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yarım asırdır Ehl-i Beyt (as) mektebinin bayraktarlığını yapan ve ömrünü bu gayeye vakfeylelen bir evlat yetistiren merhumeye Allah'tan rahmet ve mağfiret diler, mükafatinı Hz. Fatıma'tuz Zehra (sa) elivle almasını nivaz ederiz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Rabbim ruhunu sad, mekanını cennet evlesin. Adim adim Kerbelâ'ya yürümüs merhumu, cok sevdiği Ehlibeyt ile hasr eylesin.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu vesileyle basta değerli liderimiz olmak üzere merhumenin kederli ailesine başsağlığı, sabr-I cemil ve ecr-i cezil diliyorum.</span><br />
&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ergun-kurt-yazdi-gonul-birligi-ile-yukselen-bir-cemevi-3052</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 21 Feb 2026 18:03:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ergün Kurt yazdı: Gönül birliği ile yükselen bir cemevi</h1>
                        <h2>Antalya'da yeni bir cemevi açılışı, toplumsal barış ve birlik mesajlarıyla yankı buldu. Antalya Hacı Bektaş-ı Veli Kültür Tanıtma ve İmam Rızâ Cemevi Derneği Başkanı Ergün Kurt, bir yazısında devletin kapsayıcı rolünü ve Alevi vatandaşların aidiyetini vurgulayarak önemli tespitlerde bulundu.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/ergun-kurt-yazdi-gonul-birligi-ile-yukselen-bir-cemevi-1771686603.webp">
                        <figcaption>Ergün Kurt yazdı: Gönül birliği ile yükselen bir cemevi</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Antalya'da yeni bir cemevi açılışı, toplumsal barış ve birlik mesajlarıyla yankı buldu. Antalya Hacı Bektaş-ı Veli Kültür Tanıtma ve İmam Rızâ Cemevi Derneği Başkanı Ergün Kurt, bir yazısında devletin kapsayıcı rolünü ve Alevi vatandaşların aidiyetini vurgulayarak önemli tespitlerde bulundu.<br />
<br />
Antalya Valisi Hulusi Şahin'in konuşmalarına da atıfta bulunulan yazıda, valinin "Aleviler bu devletin dışında değil, bizzat bu devleti oluşturan unsurlardandır" ve "Aleviler Türkmen boylarıdır, Türk’tür" ifadelerinin ayrıştırıcı değil, birleştirici bir dilin yansıması olduğu kaydedildi. Bu yaklaşımın, Alevi vatandaşların tarihsel ve kültürel köklerine saygı duyulduğunu ve aidiyet duygusunu güçlendirdiğini ifade eden Kurt, valinin üslubunun toplumsal barışa katkı sunduğunu belirtti.<br />
<br />
<strong>Ergün Kurt'un yazısının tam metni şöyle:</strong><br />
&nbsp;</p>

<p>Devlet olmak; yalnızca sınırları korumak, kamu düzenini sağlamak değildir. Devlet olmak, her bir vatandaşını aynı hukuk çerçevesinde, aynı şefkat ve sorumluluk duygusuyla kucaklamaktır. Kimliğine, inancına, kültürüne bakmadan “sen bu devletin asli unsurusun” diyebilmektir.</p>

<p>Bugün Antalya’da yükselen bir cemevi yalnızca bir ibadet mekânı değildir. O yapı; karşılıklı güvenin, diyalogun ve ortak iradenin sembolüdür. Birlikte atılan her temel, aslında toplumsal barışın da temelidir. Çünkü devlet ile millet arasındaki en sağlam köprü, karşılıklı saygıdır.</p>

<p>Sayın Valimiz Hulusi Şahin’in konuşmalarında sıkça vurguladığı bir husus var: Aleviler bu devletin dışında değil, bizzat bu devleti oluşturan unsurlardandır. “Aleviler Türkmen boylarıdır, Türk’tür” ifadesi; ayrıştıran değil birleştiren bir dilin yansımasıdır. Bu sözler, Alevi vatandaşlarımızın tarihsel ve kültürel köklerine yapılan bir atıf olduğu kadar, aynı zamanda aidiyet duygusunu pekiştiren bir yaklaşımdır.</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/hulusi_sahin_ic_i3%20(1).jpg" style="height:534px; width:800px" /><br />
<br />
Alevi inancında “can” kavramı çok özeldir. Can; eşitliği, kardeşliği ve insan olmanın özünü ifade eder. Bir yöneticinin halkına “can” olabilmesi; gönüllere dokunması, dertle dertlenmesi ve sevinci paylaşmasıyla mümkündür. Devlet makamında bulunan bir ismin, toplumsal barışa katkı sunan bir üslup benimsemesi; yalnızca bugünü değil yarını da inşa eder.</p>

<p>Birlikte yapılan cemevi, birlikte kurulan sofralar, birlikte edilen dualar… Bunlar siyasetin değil, toplumsal olgunluğun göstergesidir. Devletin tüm vatandaşlarını eşit görmesi; sözde değil özde hayata geçtiğinde anlam kazanır. Eğer bir vali, farklı inanç gruplarına aynı samimiyetle yaklaşabiliyorsa, işte o zaman devletin kapsayıcı yüzü görünür olur.</p>

<p>Bizler için yol; birlik yoludur. Dileğimiz odur ki, bu anlayış daim olsun. Hakk, gönlünde sevgi taşıyanların yar ve yardımcısıdır. Yol açık, hizmet daim olsun. Hızır yoldaşı olsun. Can valimize de can olsun.</p>

<p><br />
<br />
Devlet olmak; yalnızca sınırları korumak, kamu düzenini sağlamak değildir. Devlet olmak, her bir vatandaşını aynı hukuk çerçevesinde, aynı şefkat ve sorumluluk duygusuyla kucaklamaktır. Kimliğine, inancına, kültürüne bakmadan “sen bu devletin asli unsurusun” diyebilmektir.</p>

<p>Bugün Antalya’da yükselen bir cemevi yalnızca bir ibadet mekânı değildir. O yapı; karşılıklı güvenin, diyalogun ve ortak iradenin sembolüdür. Birlikte atılan her temel, aslında toplumsal barışın da temelidir. Çünkü devlet ile millet arasındaki en sağlam köprü, karşılıklı saygıdır.</p>

<p>Sayın Valimiz Hulusi Şahin’in konuşmalarında sıkça vurguladığı bir husus var: Aleviler bu devletin dışında değil, bizzat bu devleti oluşturan unsurlardandır. “Aleviler Türkmen boylarıdır, Türk’tür” ifadesi; ayrıştıran değil birleştiren bir dilin yansımasıdır. Bu sözler, Alevi vatandaşlarımızın tarihsel ve kültürel köklerine yapılan bir atıf olduğu kadar, aynı zamanda aidiyet duygusunu pekiştiren bir yaklaşımdır.</p>

<p>Alevi inancında “can” kavramı çok özeldir. Can; eşitliği, kardeşliği ve insan olmanın özünü ifade eder. Bir yöneticinin halkına “can” olabilmesi; gönüllere dokunması, dertle dertlenmesi ve sevinci paylaşmasıyla mümkündür. Devlet makamında bulunan bir ismin, toplumsal barışa katkı sunan bir üslup benimsemesi; yalnızca bugünü değil yarını da inşa eder.</p>

<p>Birlikte yapılan cemevi, birlikte kurulan sofralar, birlikte edilen dualar… Bunlar siyasetin değil, toplumsal olgunluğun göstergesidir. Devletin tüm vatandaşlarını eşit görmesi; sözde değil özde hayata geçtiğinde anlam kazanır. Eğer bir vali, farklı inanç gruplarına aynı samimiyetle yaklaşabiliyorsa, işte o zaman devletin kapsayıcı yüzü görünür olur.</p>

<p>Bizler için yol; birlik yoludur. Dileğimiz odur ki, bu anlayış daim olsun. Hakk, gönlünde sevgi taşıyanların yar ve yardımcısıdır. Yol açık, hizmet daim olsun. Hızır yoldaşı olsun. Can valimize de can olsun.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-yazdi-empati-ayi-ramazan-3051</link>
            <category>KONUK YAZAR</category>
            <pubDate>Sat, 21 Feb 2026 17:47:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Dr. İhsan Ünlü yazdı: Empati ayı Ramazan</h1>
                        <h2>Dr. İhsan Ünlü, Ramazan ayını “Empati Ayı” olarak nitelendirerek, ümmetin ve insanlığın yaşadığı zorluklara dikkat çeken duygusal bir yazı kaleme aldı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/dr-ihsan-unlu-yazdi-empati-ayi-ramazan-1771685453.webp">
                        <figcaption>Dr. İhsan Ünlü yazdı: Empati ayı Ramazan</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Dr. İhsan Ünlü, Ramazan ayını <strong>“Empati Ayı” </strong>olarak nitelendirerek, ümmetin ve insanlığın yaşadığı zorluklara dikkat çeken duygusal bir yazı kaleme aldı.Yazısında Temel fıkrasından yola çıkan Ünlü, boynuna ilmek geçirilen Temel’in “Bu da bana ders olsun!” cevabını hatırlatarak, insanlığın benzer bir noktaya geldiğini ifade etti. Artık dönülmez akşamın ufkunda “Bu da bize ders olsun!” deme vaktinin geldiğini vurguladı.<br />
<br />
<strong>Dr.İhsan Ünlü, yazısında şunları kaydetti:<br />
<br />
EMPATİ AYI RAMAZAN</strong><br />
<br />
Temel’i idam sehpasına çıkarmışlar, boynuna ilmiği geçirdikten sonra sormuşlar ; “Söyleyecek son bir sözün var mı?”&nbsp;<br />
Temel yanıtlamış: “Ha bu da bana ders olsun!”&nbsp;<br />
İnsanlık âlemi olarak zor bir süreçten geçiyoruz. Fıkrada olduğu gibi, artık dönülmez akşamın ufkunda son sözümüzü söylüyoruz; “Bu da bize ders olsun!”<br />
Ümmet-i Muhammed’in ahvâli ortada…<br />
İnsan haklarını hiçe saydık.<br />
Adaleti, merhameti rafa kaldırdık.<br />
Kendimizi evrenin şahidi/misafiri değil, sahibi gibi davranmaya başladık.<br />
Ölüm denen gerçeği, hesap denen hakikati unuttuk.<br />
Çevre duyarlılığını sanayi çılgınlığına feda ettik.<br />
Dostane ilişkileri teknoloji aşkına heba ettik.<br />
Helal/haram demeden ne bulursak yedik.<br />
Bütün bunların üstüne kul hakkı ve mazlumların ahı eklenince kötü akıbet kaçınılmaz oldu.<br />
Hâlbuki biz değil miydik suya gönderdiği çocuğa “testiyi kırmadan getir” deyip tokadı yapıştıran Nasrettin Hoca’nın torunları?&nbsp;<br />
Ne demişti Hoca kendisine kızanlara: “Doğru söylüyorsunuz; ancak testiyi kırdıktan sonra tokat atmanın ne faydası olur?”<br />
Ben de buradan soruyorum: “Bu kadar çile ve yıkımdan sonra hayıflanmanın ne faydası olacak?”<br />
Yine de biz ümidimizi kesmeden ‘zararın neresinden dönülse kârdır’ hesabıyla, olanlardan ders çıkarıp önlem almaya devam edelim.<br />
Hazır mübarek Ramazan ayını da fırsat bilerek biraz daha derin düşünelim; tefekkür edelim; empati yapalım.<br />
Bu yıkımda benim payım ne oldu? İslam âlemi olarak biz nerede yanlış yaptık?<br />
Şu dünyada herkese yetecek kadar nimet varken milyonlarca insanın açlıktan ölüme terkedilmesini neyle ve nasıl izah edeceğiz?<br />
Şunu çok iyi anladık ki, hiç kimse kendisini büyük insanlık ailesinin dışında göremez.&nbsp;<br />
Neticede dünyanın bir ucunda çıkan yangın bütün dünyaya sirayet ediyor ve herkesi tehdit ediyor.<br />
Açlığın, susuzluğun ve gözyaşının dini, ırkı, rengi olmaz.<br />
Şimdi artık bu küresel yangını söndürme, yaraları sarma zamanı.&nbsp;<br />
Bu yangın mazlumların gözyaşlarıyla tutuştu; merhamet sahibi yüreklerin tövbesi ve gözyaşlarıyla sönecek.<br />
İşte şimdi akıp gitmekte olan büyük bir fırsat; tövbe, riyazet, merhamet, infak ve arınma ayı Ramazan.<br />
Ve empati… Yani, kendimiz dışında da bir dünya olduğunu fark ederek elimizi uzatma, kesenin ağızını açma zamanı.<br />
Kendisini, hastanelerde inim inim inleyerek derdine derman arayanların yerine koyup gerektiğinde risk alabilme vakti.&nbsp;<br />
‘Veren elin alan elden hayırlı’ olduğu bilinciyle, kendisinden aşağıdakileri görüp onlara eğilme, etrafındaki garip gurebayı, yetim ve öksüzü fark edebilme erdemini gösterme zamanı.<br />
‘Komşusu açken tok yatan bizden değildir’ fehvasınca, yanındaki komşusunu hatırlama ve gönül alma bilinciyle vakti kuşanma dilimi.<br />
‘Mümin, müminin aynasıdır’ hadisinde ifadesini bulan, kardeşinde kusur aramak yerine, onun eksik ve kusurlarını kırıp dökmeden kendisine bildirme zamanı.<br />
‘Kendisi için istediğini kardeşi için de isteyebilme’ bilinciyle, işini, aşını kaybedip zor günlerden geçen ve sıkıntısına çözüm arayan kardeşlerini anlayabilme ve çareler üretebilme süreci.<br />
Unutmayalım; bu imtihan dünyasında biraz açlık, biraz korku, biraz can, mal ve ürünlerden kayıplarla sınanıyoruz. Sonunda sabredenlerin ve gereğini yerine getirenlerin kazanacağı bir sınavdan geçiyoruz. (Bakara/155)<br />
Bu mübarek ayda hoşgörü ve empati ikliminin köklenip neşvünemâ bulması dileğiyle…<br />
20.02.2026<br />
Dr. İhsan ÜNLÜ</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hacibektasta-inanc-ve-birlik-bulusmasi-alevi-gencler-derneginden-hizir-cemi-3050</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 20 Feb 2026 23:01:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Hacıbektaş’ta inanç ve birlik buluşması: Alevi Gençler Derneği’nden "Hızır Cemi"</h1>
                        <h2>Alevi inancının en önemli ibadetlerinden biri olan Hızır ayı vesilesiyle, Alevi Gençler Derneği tarafından Hacıbektaş’ta anlamlı bir program düzenleniyor. 28 Şubat 2026 tarihinde gerçekleştirilecek olan etkinlikte, canlar "Hızır Cemi" için bir araya gelecek.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/hacibektasta-inanc-ve-birlik-bulusmasi-alevi-gencler-derneginden-hizir-cemi-1771617825.webp">
                        <figcaption>Hacıbektaş’ta inanç ve birlik buluşması: Alevi Gençler Derneği’nden "Hızır Cemi"</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Alevi inancının en önemli ibadetlerinden biri olan&nbsp;<strong>Hızır&nbsp;</strong>ayı vesilesiyle<strong>, Alevi Gençler Derneği</strong>&nbsp;tarafından Hacıbektaş’ta anlamlı bir program düzenleniyor. 28 Şubat 2026 tarihinde gerçekleştirilecek olan etkinlikte, canlar&nbsp;<strong>"Hızır Cemi"</strong>&nbsp;için bir araya gelecek.<br />
<br />
<strong>"Gelin Canlar Cem Olalım"</strong><br />
<br />
Hacıbektaş ilçesinde bulunan Hünkar Hacı Bektaş Veli Kültür ve Cem Evi Derneği ev sahipliğinde düzenlenecek olan program, saat 15:30’da başlayacak. Etkinlik, gençler arasındaki dayanışmayı güçlendirmeyi ve gelecek kuşaklara aktarmayı hedefliyor.<br />
<br />
<strong>Hızır Lokması Paylaşılacak</strong><br />
<br />
Cem ibadetinin ardından, saat 18:30’da katılımcılara Hızır Lokması ikram edilecek. Dernek yetkilileri, Hızır ayının getirdiği paylaşma ve dayanışma ruhunu yaşatmak adına tüm canları bu manevi sofraya davet etti.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hazret-i-ali-cenkleri-yeni-baski-ile-raflarda-3049</link>
            <category>KÜLTÜR SANAT</category>
            <pubDate>Fri, 20 Feb 2026 19:32:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Hazret-i Ali Cenkleri yeni baskı ile raflarda</h1>
                        <h2>Alevi edebiyatının temel eserlerinden olan Hazret-i Ali Cenkleri Türkçe'nin de en eski metinleri arasında gösteriliyor. Prof. Dr. Necati Demir ve Prof. Dr. Mehmet Dursun Erdem’in uzun yıllara yayılan alan ve kütüphane çalışmalarıyla yeniden yayınladıkları Hazret-i Ali Cenkleri kitabı sadece Aleviler için değil, klasik edebiyata ilgi duyan herkesin başucu eserlerinden birisi olmayı hak ediyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/hazret-i-ali-cenkleri-yeni-baski-ile-raflarda-1771606240.webp">
                        <figcaption>Hazret-i Ali Cenkleri yeni baskı ile raflarda</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><em>Hazret-i Ali Cenkleri</em>, Türk destanları arasında en çok okunan, herkesçe bilinen ve sevilen büyük eserlerin başında gelir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Sözlü kültür ürünü bu metinler, halkımızın tarih bilincini, din algısını ve ideal insan tasavvurunu kuşaktan kuşağa aktarmıştır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Türk kültürünün İslamiyet’le kurduğu derin ve kalıcı bağı bütün canlılığıyla sergileyen bu cenkler, destan geleneğimizin İslami dönemdeki sürekliliğini de gözler önüne serer. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hazret-i Ali’nin kahramanlığı ve bilgeliği, toplumun din, yiğitlik ve düzen anlayışını kurucu bir hafıza olarak nesiller boyu canlı tutar. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dünya tarihinde hem cengaverliği hem âlimliğiyle iz bırakan Hazret-i Ali, Hazret-i Peygamber’in himayesinde yüzlerce kaleyi fetheder; Arabistan ve çevresinden İran ve Türkistan’a kadar geniş bir coğrafyada İslamiyet’i yayar, tabiatüstü varlıklarla büyük bir azimle mücadele eder.<br />
&nbsp;<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/hazret-i-ali-cenkleri-kolektif-anlati-ketebe-kolektif-3668-20-B.jpg" style="height:800px; width:529px" /><br />
<em>Hazret-i Ali Cenkleri</em>’ni yeniden dolaşıma sokmayı amaçlayan, titizlikle yürütülmüş bu edisyon, Prof. Dr. Necati Demir ve Prof. Dr. Mehmet Dursun Erdem’in uzun yıllara yayılan alan ve kütüphane çalışmalarına dayanan derinlikli bir çalışmadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Eser hazırlanırken çok sayıda yazma nüsha büyük bir dikkatle taranmış ve karşılaştırılmış; bu kıymetli malzeme içinden metni en sağlam, en geniş haliyle muhafaza eden nüsha esas alınmıştır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Eski Türkiye Türkçesinin kendine has özellikleri özenle korunarak yeni yazıya aktarılan bu edisyonda, dil yapısına ve anlatım özelliklerine müdahale edilmeden ilmî ölçüler gözetilmiştir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Anadolu’da Türkçe ile kaleme alınan&nbsp;ilk eserler arasında bulunan&nbsp;<em>Hazret-i Ali Cenkleri</em>, Türkçenin kök metinleri arasında çok önemli bir yere sahiptir.</span></p>

<p><a href="https://www.ketebe.com/hazret-i-ali-cenkleri-kolektif"><span style="color:#000000"><span style="background-color:#c0392b">DAHA FAZLA BİLGİ İÇİN TIKLAYIN</span></span></a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/imam-huseyin-cemevi-baskani-usludan-celal-firata-sert-tepki-3048</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 20 Feb 2026 18:35:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>İmam Hüseyin Cemevi Başkanı Uslu’dan Celal Fırat’a sert tepki</h1>
                        <h2>Ankara Alevi Birlik İmam Hüseyin Cemevi Derneği Başkanı Özgür Uslu, DEM Milletvekili Celal Fırat’a açıklamalarından dolayı sert tepki gösterdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/imam-huseyin-cemevi-baskani-usludan-celal-firata-sert-tepki-1771601982.webp">
                        <figcaption>İmam Hüseyin Cemevi Başkanı Uslu’dan Celal Fırat’a sert tepki</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">“<em><strong>Haddinizi bilin. Alevilik sizin siyaset oyuncağınız değildir.</strong></em>” ifadeleri ile DEM Milletvekiline tepkisini dile getiren İmam Hüseyin Cemevi Derneği Başkanı Özgür Uslu, Aleviliğin “<em><strong>Hz. Ali’nin adaletini, Hz. Hasan’ın feragatini, Hz. Hüseyin’in Kerbela’daki direniş ahlakını merkeze alan, İslam’ın özünden kopmamış, Anadolu irfanıyla yoğrulmuş bir inanç yolu</strong></em>” olduğunu dile getirdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">DEM Milletvekili Celal Fırat’ın hem İstanbul’da bulunan Garip Dede Dergahı başkanlığını bırakmaması ve hem de cemlere girip dedelik yapması büyük tepkilere neden oluyor. Laiklik ilkesi gereği din hizmetleri verenlerin siyasi çalışmalar yapmasının kanunen yasak olduğunu ifade eden Aleviler, DEM Milletvekili Celal Fırat’ın tutumunu eleştiriyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Öte yandan, DEM Milletvekili Celal Fırat’ın Alevilerin ateşe taptığı şeklinde önceki tarihli açıklamaları da hafızalarda. Aleviliği Hz. Ali ve İslam’dan koparmak için çalışan çevrelerle yakın dostluğu olan Fırat, Cunhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret eden Prof. Dr. Ali Yaman ile de ortak çalışmalar yürütmüştü.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte, Ankara Alevi Birlik İmam Hüseyin Cemevi Derneği Başkanı Özgür Uslu’nun DEM’li Fırat’a tepki gösterdiği açıklamalar:</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Alevilik Kimin Kimliği, Kimin Siyaset Aparatı?</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilik; ne bir siyasi mühendislik projesidir ne de kimliğin arkasına saklanarak güç devşirilecek bir araçtır. Alevilik, Hz. Ali’nin adaletini, Hz. Hasan’ın feragatini, Hz. Hüseyin’in Kerbela’daki direniş ahlakını merkeze alan, İslam’ın özünden kopmamış, Anadolu irfanıyla yoğrulmuş bir inanç yoludur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün kendilerini “<em><strong>Alevi</strong></em>” olarak tanımlayan bazı çevrelerin;<br />
İslam’la bağını koparan,<br />
Hz. Ali’yi tarihsel ve inançsal bağlamından soyutlayan,<br />
Kerbela’yı bir siyasi slogan,<br />
Aleviliği ise ideolojik bir kimlik haline getiren bir çizgide durduğu görülmektedir.<br />
Bu anlayışın Anadolu Aleviliği ile uzaktan yakından ilgisi yoktur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Ali kim, siz kimsiniz?<br />
Hz. Ali, adaletin timsalidir.<br />
Hz. Hasan, fitneye karşı geri çekilmeyi seçmiş bir ferasettir.<br />
Hz. Hüseyin, zulme boyun eğmeyen bir ahlaktır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilik; Kerbela’yı inkâr ederek, İslam’ı dışlayarak, Türklüğü yok sayarak var olamaz.<br />
Anadolu Aleviliği İslam’dan ayrı düşünülemez</span></p>

<p><span style="color:#000000">Anadolu Aleviliği:<br />
Ehl-i Beyt merkezlidir,<br />
Kur’an’ı referans alır,<br />
İslam ahlakını esas kabul eder,<br />
Yüzyıllar boyunca Türk kimliğiyle iç içe yaşamıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün “<em><strong>Alevilik</strong></em>” adına konuşup:<br />
Cemevlerinde Türk bayrağını dışlayan,<br />
İslam’la arasına mesafe koymayı ilericilik sayan,<br />
Aleviliği bir siyasi kimlik pazarlığına dönüştüren anlayış;<br />
Aleviliği temsil etmiyor, istismar ediyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilik üzerinden siyaset olmaz<br />
Kimliğin arkasına saklanarak siyaset yapılmaz.<br />
Alevilik, bir oy deposu, bir ideolojik aparat, bir Batı menşeli kimlik projesi değildir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Eğer savunduğunuz şey:<br />
Almanya’da,<br />
Fransa’da,<br />
İran’da<br />
size daha kolay bir isim bulabiliyorsa; o inancın adı Alevilik değildir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplum bu oyunu görüyor.<br />
Alevilik adına konuşup:<br />
Hz. Ali’nin adaletini yok sayan,<br />
Hz. Hüseyin’in duruşunu araçsallaştıran,<br />
Anadolu’nun inanç hafızasını inkâr edenler<br />
artık toplum nezdinde inandırıcılığını yitirmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilik bir örtü değil, bir yoldur.<br />
Bu yolun sahibi de ne siyasi kadrolardır ne ideolojik projelerdir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Son söz:<br />
Aleviliği İslam’dan koparamazsınız.<br />
Hz. Ali’yi Kerbela’dan ayıramazsınız.<br />
Anadolu Aleviliğini kimlik mühendisliğine teslim edemezsiniz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Haddinizi bilin.<br />
Alevilik sizin siyaset oyuncağınız değildir.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kayseri-cemevi-chp-genel-merkezinde-protesto-duzenliyor-3047</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 20 Feb 2026 17:21:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Kayseri Cemevi CHP Genel Merkezinde protesto düzenliyor!</h1>
                        <h2>Kayseri Hacı Bektaş Veli Kültür Vakfı Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezinde protesto düzenleyeceğini açıkladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/kayseri-cemevi-chp-genel-merkezinde-protesto-duzenliyor-1771597483.webp">
                        <figcaption>Kayseri Cemevi CHP Genel Merkezinde protesto düzenliyor!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Daha önce, yeni göreve seçilen CHP Kayseri İl Başkanı Ümit Özer’in bir ilçe ziyaretinde Alevilere yönelik ifadeleri nedeniyle il başkanlığı binası önünde protesto eylemi düzenleyen Kayseri Hacı Bektaş Veli Kültür Vakfı, tepkilerini Ankara’ya taşıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dernek sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, 28 Şubat günü Ankara’da bulunan CHP Genel Merkezi önünde bir protesto eylemi yapılacağı açıklandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kayseri Hacı Bektaş Veli Kültür Vakfı tarafından yapılan açıklama şöyle:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/kaysericemevi.JPG" style="height:267px; width:675px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kayseri CEMEVİ olarak 16 Ocak 2026 tarihinde yaptığımız açıklama ile CHP Kayseri İl Başkanının Alevilere yönelik onur kırıcı söylemlerine karşı tepkimizi göstermiş ve yetkililerin gereğini yapmasını talep etmiştik. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yetkililer, gereğinin yapılacağını söylemelerine rağmen bu güne kadar hiçbir adım atılmamıştır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi toplumuna karşı yapılan Onur kırıcı davranışa sessiz kalamayacağımızdan 28 Şubat 2026 Cumartesi günü saat 12:00 da ANKARA CHP GENEL MERKEZİ önünde Basın açıklaması yapıp tepkimizi bir kez daha dile getireceğiz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">“Tüm duyarlı Alevileri, Alevi dostlarını, Aydınları, Özgürlük ve Demokrasi sevdalılarını ANKARA’DA CHP GENEL MERKEZİ önüne bekliyoruz.”</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/metin-uysal-uyardi-bor-sadece-maden-degil-mucevher-bombasi-3046</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 19 Feb 2026 22:12:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Metin Uysal uyardı! Bor sadece maden değil, mücevher bombası!</h1>
                        <h2>Türkiye'nin bor rezervleri dünya lideri konumunda; küresel rezervlerin %70'inden fazlası ülkemizde bulunuyor. Ancak borun sadece endüstriyel bir maden olarak değil, elmastan bile daha değerli taşlar barındıran nadir bir element olduğu gerçeği neredeyse hiç bilinmiyor!</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/metin-uysal-uyardi-bor-sadece-maden-degil-mucevher-bombasi-1771532585.webp">
                        <figcaption>Metin Uysal uyardı! Bor sadece maden değil, mücevher bombası!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Türkiye'nin bor rezervleri dünya lideri konumunda; küresel rezervlerin <strong>%70'inden fazlası</strong>&nbsp;ülkemizde bulunuyor. Ancak borun sadece endüstriyel bir maden olarak değil, <strong>elmastan bile daha değerli taşlar</strong>&nbsp;barındıran nadir bir element olduğu gerçeği neredeyse hiç bilinmiyor!<br />
<br />
<strong><span style="color:#2980b9">BOR İÇEREN BAZI MİNERALLER ELMASTAN ÇOK DAHA PAHALI !</span></strong><br />
<br />
Türkiye'nin önde gelen değerlitaş ve maden arayıcısı&nbsp;<strong>Metin Uysal</strong>, gazeteci <strong>Bora Özizmirli</strong>'ye verdiği çarpıcı röportajda şu bombayı patlattı:</p>

<p><em>"Bor madeni sadece cam, seramik, zırh, gübre ya da nükleer yakıt için değil, aynı zamanda <strong>mücevher kalitesinde değerli taş </strong>niteliği taşıyor. Bor içeren bazı mineraller <strong>elmastan çok daha pahalı!</strong> Türkiye'de bu potansiyel tamamen keşfedilmemiş ve tanıtılmamış durumda. Ben şahsen&nbsp;bor silikatlarından oluşan siyah, <strong>kırmızı ve turuncu</strong> turmalin örneklerini buldum. Özellikle kırmızı turmalin, <strong>ABD'de milli taşlardan</strong> biri olarak kabul ediliyor ve inanılmaz değerlere ulaşıyor!"</em>dedi.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/637676883_1441242970683490_4128353069941314505_n.jpg" style="height:448px; width:800px" /><br />
<br />
<span style="color:#2980b9"><strong>BOR KARBÜR HAMLESİ MÜTHİŞ BİR HAMLEDİR</strong></span><br />
<br />
<em><strong>"Türkiye’deki bor zenginliğinin ana nedeni evaporit yataklar yönünden çok zengin olmasıdır."</strong></em> diyen Uysal, Türkiye'nin son <strong>5-6 yl içinde yaptığı</strong> bor karbür hamlesini için müthiş bir hamle olarak tanımladı.<br />
<br />
<strong>Metin Uysal şu açıklamada bulundu:</strong><br />
<br />
<em>"Türkiye’deki bor zenginliğinin ana nedeni, ülkemizin <strong>evaporit yataklar </strong>yönünden çok zengin olmasıdır. &nbsp;<strong>Borkarbür (bor karbür) </strong>diye bilinen, sanayide, zırh yapımında, uzay teknolojisi gibi çok kritik alanlarda kullanılan ve dünyada ancak birkaç ülkenin üretebildiği bu madde tamamen "bordan" yapılır. Türkiye'nin<strong> Borkarbür (bor karbür)</strong>&nbsp; hamlesi müthişbir hamledir. Ancak ne yazık ki bor karbür üretimi bizde ancak son beş-altı yıl önce gerçekleştirilebilmiştir. &nbsp;</em></p>

<p><em>Uzun yıllar boyunca Türkiye,<strong> bor ve krom </strong>gibi nadir bulunan madenlerini ton başına ücretle ve ham madde olarak satmıştır. Oysa diyelim ki bundan 40 sene önce sadece yarı işlenmiş ürünler üretecek bir fabrika kurulmuş olsaydı, ham madde olarak satılan değerin onlarca katı gelir elde edilebilirdi. Türkiye bu konuda <strong>son on yılda önemli bir atılım</strong> yaparak soda külü fabrikası kurmuştur. Ancak geçmiş hükümetlerin bu konulara hiç girmemesinin sebepleri bulunup açıklığa kavuşturulmalı ve halkımıza bu konuda bilgi verilmelidir." dedi.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/638124596_1441242914016829_6441276038058682421_n.jpg" style="height:448px; width:800px" /></em><br />
<br />
<span style="color:#2980b9"><strong>EVAPORİT YATAK NEDİR? BOLİVYA'YA DİKKAT!</strong></span><br />
<br />
Evaporit yatakların ne olduğunu da açıklayan <strong>Metin Uysal, </strong>açıklamasında en çarpıcı bölümlerinden birisi de,<em>&nbsp;</em>Dünyanın en değerli zümrüt yatakları <strong>Bolivya’da</strong> bulunduğunu; fakat işin ilginç yönünün ise, bu yatakların da evaporit yataklar üzerinde oluşmuş olduğunu vurgulaması oldu.<br />
<br />
<strong>Metin Uysal açıklamasında şunları kaydetti:</strong><br />
<br />
<em>"Bilindiği gibi Türkiye’nin büyük kısmı, 4. zamandan (Dördüncü Zaman’dan) önce <strong>Tetis Denizi’ni</strong>n tabanı durumundaydı. Kıta hareketleri sonucunda Afrika’dan kopan bazı büyük kara kütleleri, Anadolu’yu oluşturacak deniz tabanını yukarı itmiş; <strong>Toros Dağları</strong> oluşurken günümüz Türkiye’si de ortaya çıkmaya başlamıştır. Elbette deniz tabanında çukur bölgeler vardı; bunlar yükselirken deniz suyuyla birlikte hareket etmiş ve ülkemizin pek çok yerinde içinde deniz suyu bulunan göller oluşmuştur. İşte bu göller zamanla kuruyarak tuz benzeri mineralleri büyük yataklar hâlinde biriktirmiştir. Bu nedenle ülkemiz apayrı bir jeolojik geçmişe sahiptir ve bazı maden ile minerallerin bizde bulunmasının temelini bu durum oluşturur. &nbsp;</em></p>

<p><em>Afrika’dan kopan kara kütleleri sadece özellikle<strong> Batı Anadolu’nun</strong> oluşmasına neden olmamış; aynı kıta hareketi bugünkü Hindistan’ın oluşumuna ve Everest dağ zincirinin meydana gelmesine de sebep olmuştur.</em></p>

<p><em>Değerli taşlardan biri olan <strong>fenakit taşı</strong> da içinde bor bulundurur.</em></p>

<p><em><strong>Evaporit yatakların </strong>varlığı sonucunda sadece bor oluşmaz. Bor elementi doğada en aktif elementlerden biri olduğundan <strong>asla saf hâlinde</strong> bulunmaz; bu nedenle onlarca farklı bor minerali vardır. Ancak bu evaporit yatakların başka getirileri de mevcuttur. Bunlardan biri jips (Türkçesiyle alçı taşı)dır ve bu yataklarda bol bulunduğu için <strong>Türkiye </strong>bu konuda da çok zengindir. Değeri daha düşük olmakla birlikte traverten, kaya tuzu, anhidrit, karbonat gibi maddeler de bol miktarda bulunur. Alçı taşı da hâlâ çoğunlukla ham madde olarak ihraç edilmektedir.</em></p>

<p><em>Farklı bir konuya da açıklık getirelim: Türkiye’nin büyük kısmında d<strong>inozor benzeri</strong> daha eski zamanlara ait kara canlılarının fosili pek bulunmaz; ancak deniz canlılarının fosilleri zor da olsa mümkündür.</em></p>

<p><em>Türkiye bor karbür işletmesi kurarak çok önemli bir adım atmıştır. Artık bor ile ilişkili değerli taş aramalarında da harekete geçmelidir. Bir başka bilgiyi de ekleyeyim: Dünyanın en değerli<strong> zümrüt yatakları Bolivya’da</strong> bulunur; fakat bizi ilgilendiren yönü, bu yatakların da <strong>evaporit yataklar</strong> üzerinde oluşmuş olmasıdır."</em>dedi.</p>

<p><br />
<br />
<span style="color:#2980b9"><strong>BOR ELEMENTİ İÇEREN NADİR DEĞERLİ TAŞLAR İSE ŞUNLARDIR:</strong></span><br />
<br />
<br />
<strong>Uysal'ın listesine göre, bor elementi içeren ve mücevher olarak kullanılan başlıca nadir değerli taş mineralleri şöyle sıralanıyor:</strong><br />
<br />
<strong>Turmalin</strong> (çeşitli renkleriyle en bilineni, Türkiye'de de bulundu)<br />
<br />
<strong>Grandidierite</strong><br />
<br />
<strong>Jeremejevite </strong>(Jeremjevite)<br />
<br />
<strong>Painite </strong>(Dünyanın en nadir minerallerinde ve fiyatı elmastan pahalıdır)<br />
<br />
<strong>Poudretteite<br />
<br />
Serendibite<br />
<br />
Danburite<br />
<br />
Kornerupine<br />
<br />
Hambergite<br />
<br />
Aksinite</strong><br />
<br />
&nbsp;Bunlardan painite, jeremejevite, grandidierite, serendibite ve poudretteite gibi türler, <strong>dünyanın en nadir ve en pahalı değerli taşları</strong>&nbsp;arasında yer alıyor. Bu minerallerin oluşumu için gereken özel jeolojik koşullar, borun zengin olduğu bölgelerde potansiyel yaratıyor. Türkiye, boraks, kolemanit, üleksit gibi endüstriyel bor mineralleriyle zaten hakim konumda. Ancak Metin Uysal'a göre asıl hamle , bu rezervlerin içindeki <strong>bor silikatlı değerli taş potansiyelini</strong>&nbsp;araştırmak ve değerlendirmekte yatıyor.<br />
<br />
Metin Uysal'ın uyarısı net: <em>"Türkiye'de <strong>bor silikat </strong>taşlarının detaylı araştırılması şart! Bu, değerli taş sektörümüz için yeni bir altın çağ, mücevher dünyası için ise gizli bir hazine anlamına gelebilir."</em><br />
<br />
<strong>İşin diğer ilginç noktası ise ülkemizin&nbsp;</strong>&nbsp;bor yönünden zenginliğidir ve bu hazine büyük ölçüde <strong>Türkiye topraklarında&nbsp;</strong>yatıyor.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Renk_mavimsi%20ye%C5%9Fil%2Cye%C5%9Filimsi%20mavi%20_%E2%80%9DGRAND%C4%B0D%C4%B0ER%C4%B0TE%E2%80%9Dta%C5%9F%C4%B1%20i%C5%9Flenmi%C5%9F%20kesilmi%C5%9F%20hali%20g%C3%B6rseli%20istiyorum.jpg" style="height:448px; width:800px" /><br />
<br />
<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/caferiderin-10-olagan-kongresi-yapildi-3045</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 19 Feb 2026 20:25:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>CAFERİDER'in 10. Olağan Kongresi yapıldı</h1>
                        <h2>Kısa adı CAFERİDER olan “Caferilik İnancını Tanıtma, Eğitim ve Araştırma Derneği 10. Olağan Kongresi, CAFERİDER Onursal Başkanı Türkiye Caferileri Lideri Selahattin Özgündüz’ün ve CAFERİDER Yönetim Kurulu üyelerinin katılımıyla 15 Şubat Pazar günü CAFERİDER Dernek Merkezi’nin Konferans Salonu’nda yapıldı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/caferiderin-10-olagan-kongresi-yapildi-1771524058.webp">
                        <figcaption>CAFERİDER'in 10. Olağan Kongresi yapıldı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Caferilik İnancını Tanıtma, Eğitim ve Araştırma Derneği 10. Olağan Kongresi, Başkan Yardımcısı Ş. Kemal Otay’ın Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından İstiklal marşı ve saygı duruşuyla başladı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Genel kurul divan başkanlığına Taner Kırhan, Divan Başkanı Yardımcısı Av. Hüseyin Ali Şahintekin, katip Nevruz Ali Ünlü oy birliğiyle seçildiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplanan genel kurulda yönetim kurulunun çalışma raporu değerlendirilip, yeni dönem çalışma programının ana hatları belirlendi. Üyelere madde halinde okundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Divan Başkanı Taner Kırhan, isteyen herkese söz hakkı tanıdığı dilek ve temenni bölümünün ardından Yeni Yönetim ve Denetim Kurulları asıl ve yedek üyelerinin belirlenmesine geçildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yönetim ve Denetleme Kurulları faaliyet raporlarının okunması ve müzakeresi, yönetim ve denetim kurullarının ayrı ayrı ibrası, kesin bütçenin okunarak onaylanması, tahmini bütçenin görüşülerek onaylanmasının ardından, Divan heyetine mevcut yönetimin hazırladığı liste dışında bir başka liste iletilmeyince o liste kabul edilerek yeni yönetim ve denetim kurulları asıl ve yedek üyeleri belirlendi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kongrenin dilek ve temenniler bölümünde sırasıyla Türkiye Caferileri Lideri Selahattin Özgündüz, CAFERİDER Başkanı Hasan Babur, Suca Kaçan, duygu ve düşüncelerini, eleştiri ve önerilerini katılımcılarla paylaştılar. Birlik ve beraberlik mesajları verdiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>CAFERİDER BAŞKANI H. HASAN BABUR GÜVEN TAZELEDİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HASAN%20BABUR.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">CAFERİDER Başkanlığının 10. Olağan Genel Kurulu yapıldı. Tek liste halinde yapılan seçimde genel kurulda mevcut başkan H. Hasan Babur tekrar başkanlığa seçildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">CAFERİDER Yönetim Kurulu Başkanlığı’na seçilen H. Hasan Babur yönetim kurulu üyelerine teşekkür konuşması yaptı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Başkan Babur konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Türkiye Caferileri Lideri Selahattin Özgündüz ve CAFERİDER’in değerli üyeleri zahmet ettiniz. Kongremizi şereflendirdiniz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">...</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kıymetli liderim, değerli delegeler, kurumlarımızın değerli başkanları; size de, bize de hayırlı olsun diyorum. Çıktığımız bu yolda Allah bizleri yalnız bırakmasın, mektebe ve topluma hizmet etme aşkımızı çoğaltsın ki bu topluma ve bu mektebe layıkıyla hizmet edelim.</span></p>

<p><span style="color:#000000">...</span></p>

<p><span style="color:#000000">Biz bir takımız. Her ne kadar yönetimde 15 kişi olsa da her birimizin farklı noktalarda sorumluluğu var. Bu sorumluluklarımızı farklı alanlarda yerine getiriyoruz. Ama Caferilik İnancını Tanıtma, Eğitim Derneği olarak bizim ve hem yönetimimizdeki arkadaşlarımın hem de başkanın sorumluluğu biraz daha farklıdır diye düşünüyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü temsil ettiğimiz kurum sıradan bir kurum değil; herhangi bir köy ve mahalle derneği değil; Caferilik İnancını Tanıtma Derneği’dir. Allah kuranlardan, bu fikri ortaya koyanlardan, bugüne kadar bu bayrağı taşıyanlardan razı olsun. Onların mükâfatını Yüce Yaratan, Hz. Hüseyin ve Hz. Zeynep’in eliyle takdir etsin.</span></p>

<p><span style="color:#000000">...</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün dünyada farklı olaylar gelişiyor, farklı şeyler meydana geliyor. Her geçen gün biraz daha zor ve sıkıntılı süreçler bizi bekliyor. Bu anlamda, bu sıkıntılı süreçlerde de bulunduğumuz topluma refah getirecek, bu topluma katkı üretecek düşüncede olmamız ve icraatımızı da ona göre yapmamız gerekir diye düşünüyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">...</span></p>

<p><span style="color:#000000">Değerli dostlar, birçok çalışma yapılmış. Son dönemlerde yaptığımız çalışmanın en önemlilerinden birisi CAFERİDER olarak yaptığımız mobil uygulamadır. Bu uygulamada bütün yöneticilerimizin emeği var. Özellikle Engin Özayyıldız, Av. Hüseyin Ali Şahintekin ve Hasan Can’ın çok büyük emeği var. Ben sizlerin huzurunda onlara teşekkür ediyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">10’dan fazla ülkede 17.204 indirme olmuş. Öyle zannediyorum ki önümüzdeki iki yılda belki 50 bini bulacaktır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu çalışmalarda mesai arkadaşlarım Kasım Nas ve Osman Yavuz’un ve yönetimdeki arkadaşlarımın hepsinin ayrı ayrı emekleri var. Hepinize teşekkür ediyorum.” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ÖZGÜNDÜZ: BÜTÜN MÜSLÜMANLAR CAFERİDİR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/SELAHATT%C4%B0N%20%C3%96ZG%C3%9CND%C3%9CZ.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye Caferileri Lideri Selahattin Özgündüz de CAFERİDER üyelerine bir konuşma yaptı. Özgündüz şunları söyledi: “Bu dernek hangi gerekçelerle toplumumuz tarafından tesis edilmiş, aynı cumhuriyetimizin kuruluş felsefesi gibi bu derneğimizin de bir kuruluş felsefesi, hedefi var.</span></p>

<p><span style="color:#000000">CAFERİDER devlet nezdinde ve dünya kamuoyunda bu ülkede Cafer’inin varlığını tescil eden bir dernek olması hasebiyle çok önemli bir dernektir. CAFERİDER az bir iş görmüyor varlığı tek başına dünyada ve ülkemizde Caferi topluluğu vardır, başlı başına bir misyonu üstlenmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kongreniz hayırlı ve mübarek olsun. Camiamız adına bereket getirsin inşallah. Allah yeni seçilen yönetimimize de mektebin hedeflerini tahakkuk ettirmekte başarılar versin. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugüne kadar milli birliğimiz, toprak bütünlüğümüz, devletin bekası o partinin bu partinin değil devletin bekası; bu üçüyle sorunu olmayan her parti ile aynı yakınlıktayız. Anayasamız, yasalarımız izin vermiş o da parti kurmuş bu ülkeye hizmet ediyor. Benim gönlümün partisi Resuli Ekrem’in Gadir-i Humda tayin ettiğidir. Hiç kimse Ali değil, Ali çoktur şahı Merdan bulunmaz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ben bugüne kadar olabildiğince size bolca dost bıraktım. Sizi hiçbir toplumla düşman etmedim. Sağcısından, solcusundan, Türk’ünden farklı ırklardan da kültür ve inancından doğusundan ve batısından da, iktidar ve muhalefetinden de saygı görüyorsunuz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu benim prensibimdir. Ehlibeyt inancından öğrendiğim budur. Dış ülkelerde hangisini desteklemeliyiz küffarla savaş halinde kim var ise desteklemeliyiz. Arakan, Keşmir, Filistin, Karabağ, Pakistan, Afganistan’da Müslümanları desteklemeliyiz. Çünkü Müslüman biziz. Bu vatanın evlatları mezhebine bakmadan Dış Türkler içinde en çok Azerbaycan’ı severiz. Sayın cumhurbaşkanımız 44 günlük karşı taarruzumuzla elde ettiğimiz zaferde otuz sene önce cumhurbaşkanımız gibi onlar Şii biz Sünni’yiz onlar bizi ilgilendirmez demedi. Azerbaycan bizim canımızdır, kardeşimizdir her şeyimizle yanlarındayız demiştir. Biz de teşekkür etmişiz. Karabağ futbol takımı zaferinde bizim bütün kulüp başkanları, hocaları ve yorumcular sanki bizim Türk takımları kazanmış gibi seviniyor. Çok şükür bir millet olarak duygularımız birleşiyor. Ben bunu ayrıştırmaya çalışsam kime ne hayrı var? Yaşasın bu birlik diyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Caferi, Hanefi, Maliki, Şafi, ben yıllar önce TRT’de demiştim. Bu sözü burada da dedim. Bütün Müslümanlar Caferi’dir. Çünkü diğer dört mezhep hocalarının hepsi İmam Cafer-i Sadık’ın (a.s) kurduğu fıkıh ekolünün talebeleridir. O okulun müçtehitleridir. Bu anlamda da çok şükür milletimiz Ehlibeyt meveddetinde de birdir. Bu ülkede üç mezhep var. Hanefi, Şafi, Caferi hepsi bu aşkta birdir çok şükür. Bu anlamda hepimiz Cafer’iyiz. Çünkü hepsi İmam Cafer-i Sadık’ın (a.s) okulundan çıkmıştır. Allah birliğimizi, dirliğimizi bozmasın. </span></p>

<p><span style="color:#000000">En üst makam bu dernekte üyeler sizsiniz. Genel kuruldur. Sizin adınıza iki ricada bulunacağım. Sevgili yöneticiler bu hizmet Allah yolunun hizmetidir. O yol ki üstünde milyonlarca şehit verilmiştir. Birisinin kanı cihanda ödenmez. Hz. Zeynep’in (s.a) sözüdür. O şehitlerin gözyaşlarının Hz. Zeynep’in (s.a) sinesinin dertlerinin üzerine kuruludur. Nefsani şey katmayın, katsanız Allah elini üstünden çeker. Siyasi ve başka düşünceleriniz o kapının dışında dursun. Buraya girdiniz mi sırf sadece Allah için gurbeten illah fikir üreteceksiniz ve yapacaksınız. İki yaptığınız işi kıyaslandığınızda bugün dünden daha geride ise Allah rahmetini kesmiştir demektir. Eşit ise zarardasınız demektir. Her yaptığınız şeyi bir öncekinden daha güzel, kusursuz ve mükemmel, daha cazip, daha özendirici olmalı. İleri gitmelisiniz, yerinizde saymamalısınız. Zor bir iştir, üstlendiniz o ki Allah yardımcınız olsun. Sizlere yakışan da zoru başarmaktır. Allah yolunuzu açık etsin.” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Seçim sonrasında katılımcılara dernek merkezinde kokteyl ikramında bulunuldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">CAFERİDER yeni yönetim kurulu şu isimlerden oluştu:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hasan BABUR, Haydar FİDANBOY, Rıza Göleli, Taner KIRHAN, Tuncay OTAY, Ahmetali ALÇİÇEK, Yaser PARLAK, Kublay BUDAK, Tekin AKDAĞ, Ahmet ATABEY, Mehmet TUNCAY, Engin ÖZAYYILDIZ, Kurban ÇİNKILIÇ, Av. Hüseyin ATAM, Cemal COŞKUN</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/putinin-ozel-temsilcisi-kirill-dmitriev-12-degil14-trilyon-dolarlik-abd-ile-isbirligi-soz-konusu-3044</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Thu, 19 Feb 2026 06:47:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Putin'in Özel Temsilcisi Kirill Dmitriev: 12 değil,14 trilyon dolarlık ABD ile işbirliği söz konusu</h1>
                        <h2>Rusya Doğrudan Yatırım Fonu (RDIF) CEO'su ve Rusya Devlet Başkanı'nın yatırım ve ekonomik işbirliği özel temsilcisi Kirill Dmitriev, ABD'ye yönelik yaptırımların kaldırılması gerektiğini savunarak, bu adımın Amerikan işletmelerine fayda sağlayacağını belirtti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/putinin-ozel-temsilcisi-kirill-dmitriev-12-degil14-trilyon-dolarlik-abd-ile-isbirligi-soz-konusu-1771473654.webp">
                        <figcaption>Putin'in Özel Temsilcisi Kirill Dmitriev: 12 değil,14 trilyon dolarlık ABD ile işbirliği söz konusu</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>&nbsp;Rusya'dan ABD'ye Yaptırımların Kaldırılması Çağrısı: 14 Trilyon Dolarlık Potansiyel Projeler Masada</strong></p>

<p>Rusya Doğrudan Yatırım Fonu (RDIF) CEO'su ve Rusya Devlet Başkanı'nın yatırım ve ekonomik işbirliği özel temsilcisi Kirill Dmitriev, ABD'ye yönelik yaptırımların kaldırılması gerektiğini savunarak, bu adımın Amerikan işletmelerine fayda sağlayacağını belirtti. Dmitriev, yaptırımların ABD'li şirketlere 300 milyar dolardan fazla zarar verdiğini iddia etti.&nbsp;Dmitriev açıklamasında, ABD ile ortak projelerin <strong>12 trilyon dolarlık değil, 14 trilyon dolar üzerine</strong> olduğunu belirtti.<br />
&nbsp;</p>

<p>Dmitriev'in açıklaması, BRICS News hesabının paylaştığı bir habere yanıt olarak geldi. Söz konusu haberde, Rusya'nın yaptırımların kaldırılması karşılığında <strong>ABD'ye 12 trilyon dolarlık </strong>anlaşma teklif ettiği iddia edilmiş, bu bilgi The Economist dergisine dayandırılmıştı. Ancak Dmitriev, bunu <strong>"sahte haber"</strong> olarak nitelendirerek yalanladı. Dmitriev açıklamasında, ABD ile ortak projelerin <strong>12 trilyon dolarlık değil, 14 trilyon dolar üzerine</strong> olduğunu belirtti.</p>

<p>Sosyal medya platformu X'te (eski adıyla Twitter) yaptığı paylaşımda Dmitriev, şu ifadeleri kullandı:<em><strong> "ABD er ya da geç yaptırımları kaldıracak, çünkü Rusya'ya yönelik yaptırımlar ABD'li işletmelere 300 milyar dolardan fazla zarar verdi. Rusya'ya yaptırımların kaldırılması ABD'nin çıkarına. ABD-Rusya potansiyel projelerinin portföyü 14 trilyon doların üzerinde. ?????"</strong></em></p>

<p>Bu açıklama, Rusya ve ABD arasındaki ekonomik ilişkilerin yeniden canlandırılması tartışmalarını alevlendirdi. Dmitriev'in vurguladığı potansiyel projeler, enerji, teknoloji ve altyapı gibi alanları kapsıyor. Uzmanlar, yaptırımların kaldırılmasının küresel ekonomi üzerinde olumlu etkiler yaratabileceğini, ancak jeopolitik gerilimler nedeniyle zorlu bir süreç olabileceğini belirtiyor.</p>

<p>Rusya'nın bu çağrısı, ABD'de Donald Trump'ın başkanlık dönemine atıfta bulunan görüntülerle de ilişkilendiriliyor. Paylaşılan bir fotoğrafta, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile eski ABD Başkanı Trump'ın el sıkışırken görüldüğü an, iki ülke arasındaki olası işbirliğinin simgesi olarak yorumlanıyor.<br />
<br />
<a href="https://x.com/kadmitriev/status/2024219802177249390"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-02-19%20at%2006_57_41.jpeg" style="height:727px; width:498px" /></a></p>

<p>Dmitriev'in paylaşımı, kısa sürede binlerce etkileşim aldı ve tartışmalara yol açtı. Bazı kullanıcılar Rusya-ABD ortaklığını desteklerken, diğerleri ekonomik faydaların sınırlı olacağını savundu.&nbsp;<br />
<br />
Kaynak link:&nbsp;<a href="https://x.com/kadmitriev/status/2024219802177249390">https://x.com/kadmitriev/status/2024219802177249390</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/pezeskiyandan-cin-ve-rusyaya-sert-elestiri-vaat-edilen-finansman-gelmedi-3043</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Thu, 19 Feb 2026 05:58:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Pezeşkiyan'dan Çin ve Rusya'ya sert eleştiri: Vaat edilen finansman gelmedi</h1>
                        <h2>İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Çin'in İran'a vaat ettiği büyük çaplı finansman desteğinin gerçekleşmemesinden duyduğu hayal kırıklığını dile getirdi. Pezeşkiyan'ın açıklaması, Tahran'ın ekonomik baskılar ve uluslararası yaptırımlar altında dış kaynak arayışını sürdürdüğü bir dönemde dikkat çekti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/pezeskiyandan-cin-ve-rusyaya-sert-sitem-vaat-edilen-finansman-gelmedi-1771470864.webp">
                        <figcaption>Pezeşkiyan'dan Çin ve Rusya'ya sert eleştiri: Vaat edilen finansman gelmedi</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan,</strong> Çin'in İran'a vaat ettiği büyük çaplı finansman desteğinin gerçekleşmemesinden duyduğu hayal kırıklığını dile getirdi. Pezeşkiyan'ın açıklaması, Tahran'ın ekonomik baskılar ve uluslararası yaptırımlar altında dış kaynak arayışını sürdürdüğü bir dönemde dikkat çekti.<br />
<a href="https://x.com/yunuspaksoy/status/2024190571305169225"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-02-19%20at%2006_11_12.jpeg" style="height:598px; width:629px" /></a></p>

<p><strong>CNN Türk ve Hürriyet'in ABD Temsilcisi Yunus Paksoy'un paylaştığı videoda, Pezeşkiyan bir yetkili şu ifadeleri kullandı:</strong></p>

<p><em>"Çin, İran'a büyük miktarda finansman sağlaması gerekiyordu, ama yapmıyor. 'Kim isterse gitsin finansman sağlasın' demek kadar basit değil bu iş."</em></p>

<p>Yetkili, açıklamasını şu sözlerle sürdürdü:</p>

<p><em>"Şimdi ilan ediyorum: Finansman sağlamak isteyen biri varsa gitsin sağlasın. Bizden ne istiyorsunuz? Hemen imzalarım, gidin sağlayın."</em></p>

<p>Bu açıklama,<strong> İran'ın </strong>ekonomik baskılar ve uluslararası yaptırımlar altında dış finansman arayışını sürdürdüğü bir dönemde geldi. <strong>Çin ile İran </strong>arasındaki 25 yıllık kapsamlı iş birliği anlaşmasının finansal boyutlarının bekleneni karşılamadığı yönündeki eleştiriler, Tahran yönetiminin alternatif kaynaklara yönelme sinyali olarak yorumlanıyor.<br />
<br />
Öte yandan Pezeşkiyan, <strong>Rusya'ya </strong>yönelik de benzer sitemlerde bulundu. Dost olarak görülen bazı ülkelerin (dolaylı olarak Rusya ve Çin'i işaret ederek) İran'a beklenen yardımı yapmadığını vurguladı. Özellikle ekonomik ve stratejik destek konusundaki eksiklikler, Tahran yönetiminin "dost ülkeler"den duyduğu memnuniyetsizliği artırıyor.<br />
<br />
Pezeşkiyan'ın bu yöndeki eleştirileri, İran'ın Rusya ile stratejik ortaklık anlaşmasını uygulamaya yönelik çabalarına rağmen, beklenen somut yardımların gelmemesi bağlamında yorumlanıyor.Bu açıklamalar, İran'ın hem Doğu hem de Batı bloklarıyla ilişkilerinde yaşadığı zorlukları ve alternatif finansman kaynakları arayışını bir kez daha gözler önüne seriyor. Tahran, yaptırımların derinleştirdiği ekonomik krizde Çin ve Rusya gibi müttefiklerden daha fazla destek beklerken, bu ülkelerin temkinli tutumu gerilimi artırıyor.<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://x.com/yunuspaksoy/status/2024190571305169225">https://x.com/yunuspaksoy/status/2024190571305169225</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ardan-zenturk-degerlendirdi-baku-moskova-krizi-3042</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Thu, 19 Feb 2026 05:25:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ardan Zentürk değerlendirdi: Bakü-Moskova krizi!</h1>
                        <h2>Deneyimli gazeteci Ardan Zentürk, Azerbaycan-Rusya ilişkilerindeki gerilimi ve Kafkasya'daki son gelişmeleri değerlendirdiği açıklamasında, Bakü-Moskova hattındaki krizin derinleştiğini vurguladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/ardan-zenturk-degerlendirdi-baku-moskova-krizi-1771469020.webp">
                        <figcaption>Ardan Zentürk değerlendirdi: Bakü-Moskova krizi!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Deneyimli gazeteci <strong>Ardan Zentürk,</strong> Azerbaycan-Rusya ilişkilerindeki gerilimi ve Kafkasya'daki son gelişmeleri değerlendirdiği açıklamasında, Bakü-Moskova hattındaki krizin derinleştiğini vurguladı.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=ViYYrvGJ-d0"><strong>ARDAN ZENTÜRK'ÜN AÇIKLAMASININ TAMAMINI İZLEMEK İÇİN AŞAĞIDAKİ FOTOĞRAFINI TIKLAYINIZ:</strong></a><br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=ViYYrvGJ-d0"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-02-19%20at%2005_38_06.jpeg" style="height:315px; width:800px" /></a><br />
&nbsp;</p>

<p>Zentürk'e göre, Rusya'nın Kafkasya'yı <strong>"arka bahçesi"</strong> olarak görmesine rağmen Azerbaycan'ın bağımsız tutumu ve Türkiye ile kardeşlik ittifakı Moskova'yı rahatsız ediyor. Özellikle 2024 sonunda Grozni üzerinde Rus hava savunma sistemleri tarafından vurulan Azerbaycan Hava Yolları'na ait yolcu uçağı olayı, ilişkileri kopma noktasına getirdi. Uçağın hasarlı halde Hazar Denizi'ne yönlendirilmeye çalışıldığı, ancak pilotların kahramanlığıyla Kazakistan'a indirildiği belirtilen açıklamada, Rusya'nın olayı örtbas etmeye çalıştığı savunuldu. İlham Aliyev'in <strong>"özür dile ve tazminat öde"</strong> resti karşısında Putin'in "kol kırılır yen içinde" yaklaşımı krizi büyüttü.</p>

<p><strong>Zentürk, Azerbaycan'ın Rusya'ya karşı direncini şu olaylarla örnekledi:</strong></p>

<p>- Rusya'ya protesto notası verilmesi ve Kremlin'e yakın medya organlarının Azerbaycan'a yönelik aşağılayıcı ifadeleri.<br />
<br />
- İlham Aliyev'in Bağımsız Devletler Topluluğu ve Avrasya Ekonomik Zirvesi'ne katılmaması.<br />
<br />
- Münih Güvenlik Konferansı'nda Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski ile özel görüşme yapılması ve bu görüşmenin kamuoyuna duyurulması.</p>

<p>Azerbaycan'ın savaşın başından beri Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü desteklediği, Kırım'ın ilhakını tanımadığı hatırlatıldı. Buna karşılık Rusya'nın Ukrayna'daki Azerbaycan enerji yatırımlarını <strong>(SOCAR depoları, boru hatları vb.) </strong>bilinçli olarak hedef aldığı öne sürüldü.</p>

<p>Zentürk'ün aktardığı en çarpıcı kısım, İlham Aliyev'in Münih'te <strong>Ukrainska Pravda</strong>'ya verdiği demeç oldu. Aliyev, Ukrayna'daki Azerbaycan enerji altyapısına üç saldırı düzenlendiğini ve Kiev'deki Azerbaycan Büyükelçiliği ile diplomatik misyonlara da üç kez saldırı yapıldığını belirtti. İlk saldırıyı kaza olarak değerlendirip tüm koordinatları<strong> (büyükelçilik, konsolosluk, kültür merkezleri dahil)</strong> Rusya'ya ilettiklerini, ancak buna rağmen iki saldırı daha gerçekleştiğini ifade etti. Bu durumu <strong>"kasıtlı saldırı" </strong>ve <strong>"dostane olmayan tutum" </strong>olarak nitelendirdi. Diplomatik nota verildiği, büyükelçinin çağrıldığı ancak başka adım atılamayacağı vurgulandı.</p>

<p>Zentürk, bu gelişmelerin zincirleme bir süreç olduğunu belirterek, <strong>Paşinyan-Aliyev-Trump </strong>masasındaki Zengezur ve barış anlaşması girişimlerinin de Rusya'yı dışladığına işaret etti. Rusya'nın Azerbaycan'ı hâlâ eski Sovyet eyaleti gibi gördüğünü savunan gazeteci, Aliyev'in Putin'e karşı haysiyetli duruşunu takdir etti.</p>

<p>Sonuç olarak Ardan Zentürk, Kafkasya'nın Rusya için<strong> "giderek kaybedilmiş bir alan" </strong>haline geldiğini ifade ederek açıklamasını tamamladı. Azerbaycan'ın Ukrayna ile enerji ve ikili ilişkileri derinleştirme yönündeki iradesi de görüşmede teyit edildi.<br />
<br />
KAYNAK:&nbsp;<a href="https://www.youtube.com/watch?v=ViYYrvGJ-d0">https://www.youtube.com/watch?v=ViYYrvGJ-d0</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ramazan-nedir-ramazanda-neden-oruc-tutulur-3041</link>
            <category>İNANÇ</category>
            <pubDate>Thu, 19 Feb 2026 00:31:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ramazan nedir? Ramazan'da neden oruç tutulur?</h1>
                        <h2>Ramazan, İslam dininin en önemli ve mübarek aylarından biridir. Hicri takvime göre dokuzuncu ay olan Ramazan, Müslümanlar için oruç ibadetinin farz kılındığı, Kur'an-ı Kerim'in indirilmeye başlandığı ve bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi'ni içinde barındıran özel bir aydır. Adı, "ramad" kökünden gelir; yani günahları yakan, kalpleri temizleyen, yanmış gönülleri serinleten anlamını taşır.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/ramazan-nedir-ramazanda-neden-oruc-tutulur-1771467726.webp">
                        <figcaption>Ramazan nedir? Ramazan'da neden oruç tutulur?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Ramazan, İslam dininin en önemli ve mübarek aylarından biridir. Hicri takvime göre dokuzuncu ay olan Ramazan, Müslümanlar için oruç ibadetinin farz kılındığı, Kur'an-ı Kerim'in indirilmeye başlandığı ve bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi'ni içinde barındıran özel bir aydır. Adı, "ramad" kökünden gelir; yani günahları yakan, kalpleri temizleyen, yanmış gönülleri serinleten anlamını taşır.</p>

<p>Ramazan ayı sadece açlık ve susuzlukla geçen bir zaman dilimi değildir; aynı zamanda nefsi terbiye etme, sabır, şükür, merhamet ve paylaşma duygularını zirveye çıkaran manevi bir eğitim sürecidir.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Ramazan Ayının Önemi</strong></span></p>

<p>- Rahmet, mağfiret ve bereket ayıdır: Her gece rahmet iner, her gün affa mazhar olunur fırsatı sunar.<br />
- Kur'an ayıdır: İlk ayetlerin indiği aydır; bu yüzden tilavet, tefekkür ve dua ile dolu geçer.<br />
- Birlik ve kardeşlik ayıdır: İftar sofralarında, teravih namazlarında, yardımlaşmada insanlar yan yana gelir.<br />
- Günahları temizleyen aydır: Oruçla nefis dizginlenir, kötü huylar törpülenir, kalpler arınır.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">İşte Gönülleri Birleştiren Mübarek Ramazan</span></strong></p>

<p>Ramazan, sadece bireysel bir ibadet değil, aynı zamanda toplumun ruhunu saran sıcak bir kucaklaşmadır. &nbsp;</p>

<p><strong>Gönülleri birleştirir</strong>, kırgınlıkları unutturur, dargınlıkları barıştırır. &nbsp;<br />
Aynı saatte aynı niyetle oruç tutan milyonlarca insan, aynı anda "Allahümme leke sumtü" derken kalpler tek bir ritimde atar. &nbsp;</p>

<p><strong>Sofralar bereketlenir;</strong> bir lokma paylaşmak, bir tas çorba uzatmak, komşuya iftarlık göndermek kardeşliği pekiştirir. &nbsp;<br />
Zengin-fakir, güçlü-zayıf ayrımı kalkar; herkes aynı açlığı, aynı susuzluğu hisseder ve empati büyür. &nbsp;</p>

<p>Teravihlerde omuz omuza saf tutmak, sahurda aynı ezanı duymak, Kadir Gecesi'nde aynı duaları etmek… &nbsp;<br />
Bütün bunlar, uzakları yakın eder, kopan bağları yeniden örer. &nbsp;</p>

<p>Ramazan, kinleri söndüren, sevgiyi çoğaltan, merhameti coşturan bir rahmet iklimidir. &nbsp;<br />
Bu ayda eller semaya açılır, dualar yükselir ve Allah'ın izniyle gönüller huzura erer. &nbsp;<br />
<br />
<span style="color:#2980b9"><strong>Ramazan'da Neden Oruç Tutulur?</strong></span></p>

<p>Ramazan orucunu tutmamızın en temel sebebi Allah'ın emridir. Kur'an-ı Kerim'de Bakara Suresi 183. ayette Rabbimiz şöyle buyurur:</p>

<p><em><strong>“Ey iman edenler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de oruç farz kılındı. Umulur ki takvâ sahibi olursunuz (Allah’a karşı gelmekten sakınırsınız).”</strong></em></p>

<p>Yani oruç, Allah’ın emrine itaat etmek, O’na kulluk bilincini zirveye taşımak ve takvâ (Allah korkusu, günahlardan sakınma) duygusunu kalpte kökleştirmek içindir.</p>

<p>Oruç sadece aç kalmak değil; nefsi terbiye etmek, iradeyi güçlendirmek, nimetlerin kıymetini anlamak, şükür duygusunu derinleştirmek ve günahlardan uzak durmaktır. Hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurur:</p>

<p><strong>“Oruç bir kalkandır.”</strong> (Buhârî, Müslim)</p>

<p>Yani oruç, insanı kötülüklerden koruyan bir kalkan, bir manevi zırhtır.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Peki neden özellikle Ramazan’da?</strong></span></p>

<p>- Kur’an-ı Kerim bu ayda indirilmeye başlandı (Bakara 185).<br />
- Kadir Gecesi bu aydadır (bin aydan hayırlı).<br />
- Allah’ın rahmeti, mağfireti ve bereketi bu ayda coşar.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Oruç tutarak ne kazanılır?</strong></span></p>

<p>- Nefsimizi dizginler, arzularımızı kontrol altına alırız.<br />
- Açların, yoksulların halini daha iyi anlar, merhametimizi artırırız.<br />
- Günahlarımızı temizler, kalplerimizi arındırırız.<br />
- Allah’ın rızasını kazanır, cennet kapılarını aralarız.</p>

<p>Kısaca: Oruç tutarız çünkü Allah emrettiği için, takvâya erişmek için, nefsi terbiye etmek için, şükretmek ve affedilmek için, gönülleri birleştirmek ve kardeşliği pekiştirmek için.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Ramazan’da oruç tutulur çünkü Allah emretti:</strong> “Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı ki takvâ sahibi olasınız.” (Bakara 183) &nbsp;<br />
Oruç; nefsi terbiye eder, günahları yakar, nimetlerin kıymetini öğretir, açların halini hissettirir, iradeyi güçlendirir ve Allah’ın rızasını kazandırır. &nbsp;<br />
En önemlisi: *Oruç Allah içindir*, mükâfatını da bizzat O verir!</p>

<p>Ramazan-ı Şerif’iniz mübarek olsun, oruçlarımız kabul olsun. ?</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cumhurbaskani-erdogan-etiyopya-ziyaretiyle-ikili-iliskileri-guclendirdik-3040</link>
            <category>SİYASET</category>
            <pubDate>Thu, 19 Feb 2026 00:16:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Cumhurbaşkanı Erdoğan: Etiyopya ziyaretiyle ikili ilişkileri güçlendirdik</h1>
                        <h2>Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 11 yıl aradan sonra Etiyopya'nın başkenti Addis Ababa'yı ziyaret ettiğini belirterek, bu ziyaretten büyük memnuniyet duyduğunu ifade etti. Erdoğan, dost Etiyopya halkıyla yüzyıllara dayanan ilişkilerin geliştirilmesine büyük önem verdiklerini vurguladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/cumhurbaskani-erdogan-etiyopya-ziyaretiyle-ikili-iliskileri-guclendirdik-1771449806.webp">
                        <figcaption>Cumhurbaşkanı Erdoğan: Etiyopya ziyaretiyle ikili ilişkileri güçlendirdik</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 11 yıl aradan sonra Etiyopya'nın başkenti Addis Ababa'yı ziyaret ettiğini belirterek, bu ziyaretten büyük memnuniyet duyduğunu ifade etti. Erdoğan, dost Etiyopya halkıyla yüzyıllara dayanan ilişkilerin geliştirilmesine büyük önem verdiklerini vurguladı.</p>

<p>Ziyaret kapsamında Etiyopya Başbakanı ve heyetiyle kapsamlı görüşmeler gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, ticari yatırımlar, enerji, madencilik, tarım, iletişim ve eğitim alanlarındaki ikili ilişkileri ele aldıklarını belirtti. Görüşmelerde, diğer potansiyel iş birliği alanlarının nasıl değerlendirileceği ve 1 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefine nasıl ulaşılacağı konuları da masaya yatırıldı.</p>

<p>Erdoğan, Türkiye'nin Etiyopya'daki en büyük ikinci yatırımcı ülke olmaktan memnuniyet duyduklarını dile getirdi. 200'ü aşkın Türk firmasının 2,5 milyar doları aşan yatırımlarıyla yaklaşık 20 bin Etiyopyalıya istihdam sağlandığını kaydeden Cumhurbaşkanı, bu durumun kendileri için bir kıvanç vesilesi olduğunu söyledi.</p>

<p>Türk müteahhitlik firmalarının Etiyopya'da demiryolu, ulaşım, fabrika, turistik tesis ve enerji nakil hatları gibi alanlarda 2,6 milyar dolar değerinde 15 proje üstlendiğini belirten Erdoğan, bu rakamın daha da artmasını temenni ettiklerini ifade etti.</p>

<p>Bölgesel gelişmelere de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm dünyanın gözünün Afrika Boynuzu'na çevrildiği bir dönemde Etiyopya'nın köklü devlet yapısının öneminin daha da hissedildiğini vurguladı. Bölgenin sorunlarına bölge ülkeleri tarafından çözüm geliştirilmesi gerektiğine inandıklarını belirten Erdoğan, Afrika Boynuzu'nun yabancı güçlerin mücadele alanına çevrilmemesi gerektiğini kaydetti.</p>

<p>Erdoğan, İsrail'in Somaliland'ı tanımasının ne Somaliland'a ne de Afrika Boynuzu'na faydası olmadığını tekrar vurgulayarak, yakın geçmişte Etiyopya ve Somali arasında ara buluculuk yaptıkları Ankara sürecindeki tutumları için her iki tarafa da teşekkür etti.</p>

<p>Ziyaretin müspet sonuçlar doğuracağına emin olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu temasların bölgenin barış ve istikrarına da katkı sunmasını temenni ettiğini sözlerine ekledi.</p>

<p>Ziyaret, Türkiye'nin Afrika kıtasıyla ilişkilerini güçlendirme stratejisi çerçevesinde önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.<br />
<br />
Cumhurbaşkanı Erdoğan şu açıklamada bulundu:<br />
<br />
11 yıl aradan sonra Etiyopya’nın başkenti Addis Ababa’yı ziyaret etmekten büyük bir memnuniyet duydum. &nbsp;Dost Etiyopya halkıyla yüzyıllara sâri münasebetlerimizin geliştirilmesine büyük önem veriyoruz. Yaptığımız görüşmelerde Sayın Başbakan ve heyetiyle ticari yatırımlar, enerji, madencilik, tarım, iletişim ve eğitim alanlarındaki ilişkilerimizi etraflıca görüştük. Diğer birçok alandaki potansiyel iş birliklerini nasıl değerlendirmemiz gerekiyor, 1 milyar dolar ticaret hacmi hedefimize nasıl ulaşırız; bunları da ele aldık. Etiyopya’daki en büyük ikinci yatırımcı ülke olmaktan memnuniyet duyuyoruz. 200’ü aşkın firmamızın, 2,5 milyar doları bulan yatırımlarıyla yaklaşık 20 bin Etiyopyalının istihdamına destek olması bizler için kıvanç vesilesidir. Türk müteahhitlik firmaları, Etiyopya’da demir yolu, ulaşım, özellikle fabrika, turistik tesis ve enerji nakil hatları gibi faaliyet alanlarında 2,6 milyar dolar değerinde 15 projeyi üstlendi. İnşallah bunun daha da artmasını temenni ediyoruz. Tüm dünyanın gözü Afrika Boynuzu’na, buraya çevrilmişken Etiyopya’nın köklü devlet yapısının önemi daha da çok hissediliyor. Biz bölgenin sorunlarına yine bölge ülkeleri tarafından çözüm geliştirmesine, Afrika Boynuzu’nun yabancı güçlerin mücadele alanına çevrilmemesi gerektiğine inanıyoruz. Bu minvalde İsrail’in Somaliland’ı tanımasının ne Somaliland’a ne de Afrika Boynuzu’na faydası olmadığını tekrar vurgulamak istiyorum. Bu vesileyle yakın geçmişte Etiyopya ve Somali arasında ara buluculuğunu yürüttüğümüz Ankara sürecindeki tutumları için her iki tarafa da tekrar teşekkür ediyorum. İstikrara kavuşmasıyla birlikte Afrika Boynuzu’nun ekonomik fırsatlarıyla dikkatleri üzerine çeken bir konuma erişmemesi için hiçbir engel görmüyoruz. Müspet neticelerini alacağımıza emin olduğum bu ziyaretimizin bölgenin barış ve istikrarına da katkı sunmasını temenni ediyorum.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/rus-siyasi-analist-tatiana-stanovaya-putin-iktidarda-kaldigi-surece-ukrayna-savasi-devam-edecek-3039</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Wed, 18 Feb 2026 20:47:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Rus siyasi analist Tatiana Stanovaya: Putin iktidarda kaldığı sürece Ukrayna savaşı devam edecek</h1>
                        <h2>Ünlü Rus siyasi analist ve R.Politik'in kurucusu Tatiana Stanovaya, Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik savaşının Putin'in iktidarda olduğu sürece sona ermeyeceğini savundu. Stanovaya, sosyal medya platformu X'te paylaştığı bir yazıda, savaşın devam etmesinin temel nedenlerini açıkladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/rus-siyasi-analist-tatiana-stanovaya-putin-iktidarda-kaldigi-surece-ukrayna-savasi-devam-edecek-1771437622.webp">
                        <figcaption>Rus siyasi analist Tatiana Stanovaya: Putin iktidarda kaldığı sürece Ukrayna savaşı devam edecek</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Ünlü Rus siyasi analist ve R.Politik'in kurucusu<strong> Tatiana Stanovaya,</strong> Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik savaşının Putin'in iktidarda olduğu sürece sona ermeyeceğini savundu. Stanovaya, sosyal medya platformu X'te paylaştığı bir yazıda, savaşın devam etmesinin temel nedenlerini açıkladı.</p>

<p>Stanovaya'ya göre, Vladimir Putin iktidarda kaldığı, Rusya'da yaygın protestolarla ülke felç olmadığı ve bütçede silahlar için en azından biraz para kaldığı sürece savaş sürecek. Kremlin'in, uzun süreli bir mali ve ekonomik krizle karşı karşıya kalsa bile önemli tavizler vermeyeceğini belirten analist, böyle bir krizin önce siyasi değişime yol açacağını, ardından yeni liderliğin savaş hedeflerini gözden geçireceğini vurguladı.</p>

<p>Analist, yakın gelecekte nihai bir anlaşmanın olmayacağını ifade ederek,<em><strong> "Müzakereler yoğunlaşabilir, kısa vadeli bir ateşkes mümkün olabilir ve hatta belgeler imzalanabilir. Ancak genel olarak bu müzakere simülasyonu, sadece ateşkes simülasyonuna ve anlaşma simülasyonuna yol açabilir</strong></em>" dedi.</p>

<p>Rusya'nın saldırganlığının ana kaynağının Batı'ya duyulan derin güvensizlik ve Batı'nın Rusya'ya "<strong>stratejik yenilgi"</strong> yaşatmayı amaçladığına dair kesin inanç olduğunu belirten Stanovaya, bu korku elitler ve toplum tarafından paylaşıldığı sürece savaşın bitmeyeceğini kaydetti.</p>

<p><strong>Stanovaya şu paylaşımı yaptı:</strong><br />
<br />
Putin iktidarda olduğu sürece, Rusya yaygın protestolarla felç olmadığı sürece ve bütçede silahlar için en azından bir miktar para kaldığı sürece savaş devam edecektir. Kremlin, uzun süreli bir mali ve ekonomik krizle karşı karşıya kalsa bile önemli tavizler vermeyecektir. Aksine, böyle bir kriz ortaya çıkarsa, öncelikle siyasi değişime ve ancak ondan sonra ülkenin yeni liderliği tarafından savaşın hedeflerinin yeniden gözden geçirilmesine yol açacaktır.<br />
<br />
Bu, şu anda veya öngörülebilir gelecekte nihai bir anlaşmaya varılmayacağı anlamına geliyor. Müzakereler yoğunlaşabilir, kısa süreli bir ateşkes mümkün olabilir ve hatta belgeler imzalanabilir. Ancak genel olarak, bu müzakere simülasyonu yalnızca bir ateşkes simülasyonuna ve bir anlaşma simülasyonuna yol açabilir.<br />
<br />
Rus saldırganlığının temel kaynağı, Batı'ya duyulan derin güvensizlik ve Batı'nın Rusya'ya "stratejik bir yenilgi" yaşatmayı amaçladığına dair kesin inançtır. Bu korku devam ettiği sürece (ve hem elitler hem de toplumun geneli tarafından paylaşıldığı sürece), savaş sona ermeyecektir.<br />
<br />
<a href="https://x.com/Stanovaya/status/2024084276442984837"><strong>Kaynak:&nbsp;https://x.com/Stanovaya/status/2024084276442984837</strong></a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/abdde-maga-hareketi-iran-savasina-isyan-ediyor-marjorie-taylor-greene-oncu-rolunde-3038</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Wed, 18 Feb 2026 20:11:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>ABD'de MAGA Hareketi İran Savaşına isyan ediyor: Marjorie Taylor Greene öncü rolünde</h1>
                        <h2>Amerika Birleşik Devletleri'nde Donald Trump'ın "Make America Great Again" (MAGA) tabanında, İran'a yönelik olası bir askeri müdahaleye karşı muhalefet giderek güçleniyor. Özellikle eski Kongre Üyesi Marjorie Taylor Greene, bu seslerin en etkili ve tanınmış temsilcilerinden biri olarak öne çıkıyor. </h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/abdde-maga-hareketi-iran-savasina-isyan-ediyor-marjorie-taylor-greene-oncu-rolunde-1771435758.webp">
                        <figcaption>ABD'de MAGA Hareketi İran Savaşına isyan ediyor: Marjorie Taylor Greene öncü rolünde</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>Amerika Birleşik Devletleri'nde Donald Trump'ın</strong> "Make America Great Again" (MAGA) tabanında, İran'a yönelik olası bir askeri müdahaleye karşı muhalefet giderek güçleniyor. Özellikle eski Kongre Üyesi Marjorie Taylor Greene, bu seslerin en etkili ve tanınmış temsilcilerinden biri olarak öne çıkıyor.<strong>&nbsp; "Make America Great Again" (MAGA)</strong> hareketi siyonizme ve İsrail'e karşıtlığı ile biliniyor ve gün geçtikçe ABD'de taraftar topluyor.<br />
<br />
Bilindiği gibi Trump'ın en büyük seçim vaadlerinden bir tanesi ise, savaşları durduracağını söylemiş olmasıydı. İşte MAGA hareketi, Trump'ın seçim vaadlerine sadık kalmasını istiyor ve İsrail çıkarları için İran ile savaşılmaması gerektiğini dile getiriyorlar.</p>

<p>Greene, sosyal medya platformu X'te yaptığı paylaşımda, Trump'ın Orta Doğu'ya gönderdiği devasa askeri yığınak haberlerini alıntılayarak net bir mesaj verdi:<strong> "Amerikalılar İran'la savaşa girmek istemiyor!!! Hayatlarını karşılayabilmek, ilerlemek, mutlu olmak ve hayattan zevk almak istiyorlar. Hükümetlerinin elit pedofilleri hapse atmasını istiyorlar. Ve 'DAHA FAZLA YABANCI SAVAŞ YOK VE DAHA FAZLA REJİM DEĞİŞİKLİĞİ YOK' diye oy verdiler."</strong></p>

<p>Bu açıklama, MAGA hareketi içinde "America First" (Önce Amerika) ilkesinin yabancı savaşlara karşı tutumunu yeniden alevlendirdi. Greene'in paylaşımı kısa sürede on binlerce beğeni ve binlerce etkileşim aldı; birçok MAGA destekçisi, Trump'ın seçim vaatlerine sadık kalınmasını talep ederken, savaş yanlısı yorumlar da<strong> "MAGA'yı bölüyor"</strong> eleştirilerine yol açtı.&nbsp;</p>

<p>Greene, Trump'ın en sadık isimlerinden biri olarak bilinen ve "America First" söylemini sıkça vurgulayan bir figür olmasına rağmen, son dönemde İran'a yönelik askeri hazırlıklara karşı en sert ve yüksek profilli muhalefeti sergileyen isimlerden biri haline geldi. Bu tutumu, hareket içindeki izolasyonist (dış müdahalelere karşı) kanadın sesini güçlendiriyor ve Trump yönetiminin Orta Doğu politikalarına dair iç tartışmaları derinleştiriyor.</p>

<p>Axios'un haberine göre, Trump'ın <strong>"armadası</strong>" iki uçak gemisi, düzinelerce savaş gemisi, yüzlerce jet ve gelişmiş hava savunma sistemlerini kapsıyor. Bölgeye 150'den fazla askeri kargo uçağıyla silah sevkiyatı yapılırken, son 24 saatte 50 savaş uçağı daha gönderildi. Bu yığınak, İran'la gerilimin tırmanması halinde doğrudan müdahale ihtimalini artırıyor.</p>

<p>MAGA tabanındaki bu yükselen muhalefet, Greene gibi etkili isimlerin öncülüğünde, "Önce Amerika" sloganı altında savaş karşıtlığı hareketin ana akım taleplerinden biri olarak daha da belirginleşiyor.<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://x.com/FmrRepMTG/status/2024098075292094547">https://x.com/FmrRepMTG/status/2024098075292094547</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/almanyada-terorist-apo-resmi-altinda-hizir-etkinligi-3037</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Wed, 18 Feb 2026 14:49:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Almanya’da terörist Apo resmi altında Hızır etkinliği!</h1>
                        <h2>Faşist terör örgütü PKK’nın Almanya’daki yan örgütü FEDA-Demokratik Alevi Federasyonu Mannheim şehrinde kışkırtmalarına yeni bir halka ekledi. FEDA tarafından düzenlenen Hızır etkinliği terörist Apo’nun resmi ile yapıldı!</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/almanyada-terorist-apo-resmi-altinda-hizir-etkinligi-1771415649.webp">
                        <figcaption>Almanya’da terörist Apo resmi altında Hızır etkinliği!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Faşist terör örgütü PKK Aleviler içerisinde bölücülük faaliyetlerini sürdürmek için ayrı örgütleniyor. Faşist terör örgütü PKK’nın Alevileri bölmek için Avrupa’da kurduğu FEDA-Demokratik Alevi Federasyonu ile isim benzerliği taşıyan Türkiye’de de Demokratik Alevi Dernekleri var. DAD’ın da, şubelerinde ve genel kurullarında faşist terör örgütü PKK militanlarının resmini astığı biliniyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">FEDA, Hızır etkinliği düzenleme bahanesi ile Almanya’nın Mannheim şehrinde yaptığı bir propaganda organizasyonunda terörist Apo’nun resmini kullanarak, yeni bir kışkırtmaya da imza attı!</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ALİ BARAN GERİ ADIM ATTI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/baran1.JPG" style="height:800px; width:535px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Öte yandan, etkinlikte zakirlik yapan Tuncelili ocak evladı Mahmut Baran’ın oğlu halk müziği sanatçısı Ali Baran da sayfasında yaptığı açıklamada, pişman olduğunu ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kendisine etkinliğin içeriğinin önceden anlatılmadığını iddia eden Baran açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “<strong><em>Dernekler kendi Siyasi meenfatleri için var olmak için ,Her etkinliği yapmada özgürler ama Hızırı inancını ve Sanatçıları ve en başta Alevi inancındaki Halkı eylemleri için katık etmelerini doğru bulmuyorum.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TEPKİLER ÇIĞ GİBİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/serpil.JPG" style="height:600px; width:540px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilerin kutsal ayı Hızır’ın terör örgütünün yan kolu FEDA tarafından istismar edildiğinin sosyal medya duyulması şiddetli tepkilere neden oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Pek çok sosyal medya kullanıcısı faşist terör örgütü PKK’nın Alevi inancını istismar ettiği etkinliği ve etkinliğe katılanları protesto ettiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Serpil Kazoluk adlı hesaptan yapılan bir paylaşımda şu ifadeler kullanıldı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Alevi toplumunu Öcalan ve PKK'nın peşine takmaya çalışmak en ucuzundan alçaklıktır... FEDA Öncülüğünde 15 Şubat'ta Mannheim Kürt Toplum Merkezi'nde Xızır Lokması dağıtılmış. Kürsünün arkasında Öcalan ve PKK posterleri var... Pir sıfatıyla Mehmet Yaman, Aziz Tunç ve Eser Balıkaya konuşma yapmışlar, Ali Baran beyitler söylemiş. Hepsine de katılanlara da düzenleyenlere de yazıklar olsun...</strong></em>”</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hasret-gultekinin-esi-yeter-gultekin-hakka-yurudu-3036</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Wed, 18 Feb 2026 14:13:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Hasret Gültekin’in eşi Yeter Gültekin Hakk’a yürüdü</h1>
                        <h2>Madımak Katliamı’nda katledilen halk müziği sanatçısı ve bağlama virtüözü Hasret Gültekin’in eşi Yeter Gültekin, tedavi gördüğü kanser hastalığı nedeniyle hayatını kaybetti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/hasret-gultekinin-esi-yeter-gultekin-hakka-yurudu-1771413764.webp">
                        <figcaption>Hasret Gültekin’in eşi Yeter Gültekin Hakk’a yürüdü</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>2 Temmuz 1993 Sivas Katliamı’nda katledilen halk müziği sanatçısı ve bağlama virtüözü Hasret Gültekin’in eşi Yeter Gültekin’in Almanya’da hayatını kaybettiği öğrenildi.</p>

<p>Eşini kaybetmesinin ardından 30 yılı aşkın süredir adalet mücadelesinden vazgeçmeyen Yeter Gültekin, onurlu duruşuyla hafızalarda yer etti.</p>

<p>Hayatının merkezine koyduğu Hasret Gültekin belgeselini tamamlayamadan Hakk’a yürüyen Yeter Gültekin’e Allah’tan rahmet diliyoruz.</p>

<p>Tüm sevenlerinin başı sağ olsun.</p>

<p>Yeter Gültekin’in Köln’de defnedileceği öğrenildi.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/erkan-akcay-horasan-harciyla-milletimizi-birbirine-kenetleriz-3035</link>
            <category>SİYASET</category>
            <pubDate>Wed, 18 Feb 2026 12:54:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Erkan Akçay: Horasan harcıyla milletimizi birbirine kenetleriz</h1>
                        <h2>MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, partisinin 57. kuruluş yıldönümü nedeniyle TBMM milletvekillerine yaptığı açıklamada, Alevi-Bektaşilere yönelik yaklaşımlarının “siyasi bir manevra değil, kadim bir kardeşlik hukuku” olduğunu vurguladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/erkan-akcay-horasan-harciyla-milletimizi-birbirine-kenetleriz-1771411161.webp">
                        <figcaption>Erkan Akçay: Horasan harcıyla milletimizi birbirine kenetleriz</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">MHP MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, partisinin 57. kuruluş yıldönümü nedeniyle TBMM milletvekillerine yönelik bir açıklama yayınladı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay’ın 57. kuruluş yıldönümü nedeniyle TBMM’de yaptığı konuşmada MHP’nin Alevi-Bektaşilerle ilişkisine dair son derece çarpıcı açıklamalarda bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Bizim medeniyetimiz sadece akılla değil, gönülle de inşa edilir</em></strong>” ifadelerini kullanan MHP Grup Başkanvekili Akçay, “<em><strong>Alevi-Bektaşi canlarımızla olan bağımız siyasi bir manevra değil, kadim bir kardeşlik hukukudur</strong></em>” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cami de bizim, cemevi de bizim, derken hamaset yapmadıklarının altını çizen MHP Grup Başkanvekili Akçay, “<strong><em>Genel Başkanımızın himayelerinde ve belediyelerimiz eliyle inşa edilen kardeşlik ve inanç ocaklarıyla ortaya koyuyoruz. Biliyor ve inanıyoruz ki küçük iyi bir hareket, büyük bir iyi niyetten iyidir</em></strong>” ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dünyanın en büyük cemevi olan Nevşehir'deki Horasan Erenleri Alevi Kültürü ve Cemevinden Aydın'a, Muğla'dan Mersin'e, Ankara'dan Çorum'a &nbsp;Anadolu'nun dört bir yanında gönül köprüleri kurduklarını belirten MHP Grup Başkanvekili Akçay, MHP’nin “<em><strong>düşünceyle derinleşen, kurumlarla kök salan bu medeniyet tasavvuru</strong></em>”nun Türkiye Yüzyılı’nda da milletin birliğini, dirliğini ve istikbalini güçlendirecek “<em><strong>en sağlam irade</strong></em>” olduğunu belirtti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">MHP Grup Başkanvekili Akçay, açıklamasına şöyle devam etti:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Bazıları oy hesabı yapar, biz Kızılelma ülküsüne yürürüz. </em></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><em>Bazıları kutuplaştırmadan medet umar, biz Horasan harcıyla milletimizi birbirine kenetleriz. </em></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><em>Başkaları günü kurtarmaya çalışırken biz Ahmed Cevad'ın, Gaspıralı'nın, Bilge Tonyukuk'un mirasıyla geleceği inşa ederiz.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Açıklamanın tamamı şöyle:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Değerli milletvekilleri, </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bizim medeniyetimiz sadece akılla değil, gönülle de inşa edilir. Gönlümüz, Hoca Ahmet Yesevi'nin ocağında pişmiş, Horasan erenlerinin nefesiyle Anadolu'ya üflenmiş, Âşık Veysel'le saz ve söz olmuştur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu sebeple, Alevi-Bektaşi canlarımızla olan bağımız siyasi bir manevra değil, kadim bir kardeşlik hukukudur. "Cemevi de bizim, cami de bizim; &nbsp;saz da bizim, söz de bizim." derken hamaset yapmıyoruz, bunu icraatlarımızla &nbsp;Genel Başkanımızın himayelerinde ve belediyelerimiz eliyle inşa edilen kardeşlik ve inanç ocaklarıyla ortaya koyuyoruz. Biliyor ve inanıyoruz ki küçük iyi bir hareket, büyük bir iyi niyetten iyidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dünyanın en büyük cemevi olan Nevşehir'deki Horasan Erenleri Alevi Kültürü ve Cemevinden Aydın'a, Muğla'dan Mersin'e, Ankara'dan Çorum'a &nbsp;Anadolu'nun dört bir yanında gönül köprüleri kuruyoruz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Milliyetçi Hareket Partisi budur, düşünceyle derinleşen, kurumlarla kök salan bu medeniyet tasavvuru Türkiye Yüzyılı'nda da milletimizin birliğini, dirliğini ve istikbalini güçlendirecek en sağlam iradedir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bazıları oy hesabı yapar, biz Kızılelma ülküsüne yürürüz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bazıları kutuplaştırmadan medet umar, biz Horasan harcıyla milletimizi birbirine kenetleriz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Başkaları günü kurtarmaya çalışırken biz Ahmed Cevad'ın, Gaspıralı'nın, Bilge Tonyukuk'un mirasıyla geleceği inşa ederiz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bizim davamız Türkiye Yüzyılı'nı ve yeni nizamın ihyasını, nizam-ı âlem ülküsünün inşasıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">57'nci yılımızı geride bırakırken kökü mazide, gözü atide olan bu kutlu yürüyüşümüz ülkülerimize ulaşana dek sürecektir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu vesileyle, bilge liderimiz Sayın Devlet Bahçeli'ye, bu kurumlarımızda emeği geçen, milletimizin birliğine hizmet eden tüm dava arkadaşlarımıza şükranlarımı sunuyorum. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Oğuz Kağan'ın ifadesiyle "Gök çadırımız, güneş tuğumuz olsun." diyoruz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">KAYNAK:&nbsp;</span><a href="https://x.com/ersoyruhi/status/2023809451896271187?s=20">https://x.com/ersoyruhi/status/2023809451896271187?s=20</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ergun-kurt-yazdi-alevilikte-duskunluk-ve-akd-genel-merkez-secimi-3034</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 18 Feb 2026 11:44:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ergün Kurt yazdı: Alevilikte düşkünlük ve AKD Genel Merkez seçimi</h1>
                        <h2>Alevi Kültür Dernekleri (AKD), örgüt içinde süren yoğun tartışmaların ardından olağanüstü genel kurula gitme kararı aldı. Ancak, 15 Mart 2026 tarihinde yapılacak olağanüstü genel kurul sadece kişilerin değişimi üzerine kurulmamalı. Tam tersine, Alevi STK'lar içerisinde kurumsal ve toplumsal yaygınlık bakımından en öndeki kurumlardan birisi olan AKD'nin bundan sonra izleyeceği yol haritası üzerine kafa yormak ve ilkelerde birleşerek yeni bir yönetim kurulu oluşturmak değerlidir ve tüm Alevi STK'ları da etkileyecektir. Bu bakımdan, Alevi ahlakı, Alevi düsturu, Alevi inancının sadece şekilsel değil, özde de yaşanması tabanın en önemli beklentileri arasında gösteriliyor. AKD eski genel başkan yardımcısı Ergün Kurt da AKD tabanına öneriler sayılabilecek bir yazı kaleme aldı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/ergun-kurt-yazdi-alevilikte-duskunluk-ve-akd-genel-merkez-secimi-1771405084.webp">
                        <figcaption>Ergün Kurt yazdı: Alevilikte düşkünlük ve AKD Genel Merkez seçimi</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>YOLUN AHLAKI VE KURUMSAL SORUMLULUK ARASINDA</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilik, sadece bir inanç sistemi değil; aynı zamanda bir ahlak öğretisi, bir yol erkânı ve toplumsal düzen anlayışıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu yolun en önemli kavramlarından biri “<strong><em>düşkünlük</em></strong>” kurumudur. Düşkünlük, sıradan bir dışlama ya da ceza mekanizması değil; yolun özüne, yani hak, adalet ve rızalık ilkesine dayalı bir toplumsal muhasebedir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün bu kavramı yeniden düşünmek, özellikle kurumsal yapılarımız ve seçim süreçlerimiz açısından büyük önem taşımaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tam da bu noktada, Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Merkez seçimi yalnızca idari bir tercih değil; aynı zamanda yolun değerleriyle sınanan bir süreçtir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>DÜŞKÜNLÜK: YOLUN VİCDANI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilikte düşkünlük, bireyin toplumsal ve inançsal sorumluluklarını ihlal etmesi durumunda, cem erkanı içinde sorgulanması ve toplumsal rızalığın askıya alınmasıdır. Ancak burada esas olan cezalandırmak değil, ıslah etmek, yani kişiyi yeniden yola kazandırmaktır. Düşkünlük kararı keyfi değil; dedelerin, taliplerin ve cem erkanının ortak vicdanıyla, rızalık temelinde alınır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu yönüyle düşkünlük, Alevi toplumunda ahlaki denetim mekanizmasıdır. Yalan, iftira, kul hakkı, toplumsal barışı zedeleyen davranışlar düşkünlük sebebi sayılmıştır. Çünkü yolun özü, “eline, beline, diline sahip ol” düsturunda saklıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KURUMSAL YAPI VE YOL ERKÂNI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün Alevi kurumları, modern hukuk sistemi içinde faaliyet gösteren derneklerdir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Tüzükleri, yönetmelikleri ve seçim prosedürleri vardır. Ancak bu kurumların ruhu, yalnızca mevzuattan değil; aynı zamanda yol erkânından beslenir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">AKD Genel Merkez seçimi süreci de bu açıdan kritik bir eşiktir. Seçimler, demokratik yarış alanı olabilir; ancak Alevi geleneğinde rekabet düşmanlık değildir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İktidar hırsı, yolun önüne geçtiğinde; şahsi hesaplar, hizmetin önüne konduğunda; dil kırıcı, ayrıştırıcı ve yıpratıcı olduğunda işte orada düşkünlüğün ahlaki uyarısı devreye girmelidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>SEÇİM Mİ, HİZMET YARIŞI MI?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">AKD gibi köklü bir kurumda genel merkez seçimi, bir koltuk mücadelesi değil; bir hizmet yarışı olmalıdır. Alevilikte makam, üstünlük değil; sorumluluktur. Talip olmak, yük talipliğidir. Bu nedenle aday olan her ismin önce kendisine şu soruyu sorması gerekir:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Ben bu yola ne katacağım, bu yükü hangi rızalıkla taşıyacağım?</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Eğer seçim süreci;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kutuplaşmaya,</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dedikoduya,</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kişisel hesaplaşmalara,</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yol büyüklerine saygısızlığa evrilirse, bu yalnızca bir siyasi gerilim değil; yolun ahlakıyla çelişen bir durum olur.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>DÜŞKÜNLÜĞÜN GÜNCEL YORUMU</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Elbette bugün klasik anlamda düşkünlük kararları alınmıyor. Ancak düşkünlüğün ruhu hâlâ geçerlidir: </span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplumsal vicdan. Alevi kurumlarında şeffaflık, hesap verebilirlik, ortak akıl ve rızalık mekanizması işletilmediğinde; hukuken değilse bile vicdanen bir düşkünlük hali doğar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu nedenle 15 Mart'ta yapılacak olan AKD Genel Merkez olağanüstü &nbsp;seçimi, yalnızca kazananı belirlemeyecek; aynı zamanda kurumun hangi ahlaki çizgide ilerleyeceğini de gösterecektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YOLUN İHTİYACI: BİRLİK VE RIZALIK</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün Alevi toplumu; eşit yurttaşlık, inanç özgürlüğü ve kamusal görünürlük mücadelesi verirken, iç gerilimlere değil; birlik ve dirliğe ihtiyaç duymaktadır. Seçimler geçicidir, yol kalıcıdır. İsimler değişir, erkân baki kalır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Düşkünlük kavramı bize şunu hatırlatır:<br />
Yol, şahısların değil; hakikatin yoludur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">15 Mart'ta yapılacak olağanüstü AKD (Alevi Kültür Dernekleri) Genel Merkez seçimi de bu bilinçle yürütülmeli; adaylar ve delegeler, oy verirken sadece bugünü değil, yolun geleceğini düşünmelidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü Alevilikte en büyük makam, koltuk değil; rızalıktır.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/umut-berhan-sen-yazdi-tarih-yaziminin-metodolojisi-uzerine-bir-degerlendirme-1-3033</link>
            <category>KONUK YAZAR</category>
            <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 23:35:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Umut Berhan Şen yazdı: Tarih yazımının metodolojisi üzerine bir değerlendirme-1</h1>
                        <h2>Analist yazar ve tarih araştırmacısı Umut Berhan Şen, 11 Ekim 2018 tarihinde kaleme aldığı yazısında, tarih yazımının metodolojisini ve özellikle askeri-siyasi şahsiyet biyografilerinin yazım sürecini ele aldı. Şen, tarih disiplininin evrimini ve Türkiye'deki modern tarihçilik geleneğini değerlendirerek, biyografi türünün özelliklerini ayrıntılı biçimde inceledi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/umut-berhan-sen-yazdi-tarih-yaziminin-metodolojisi-uzerine-bir-degerlendirme-1-1771361611.webp">
                        <figcaption>Umut Berhan Şen yazdı: Tarih yazımının metodolojisi üzerine bir değerlendirme-1</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Analist yazar ve tarih araştırmacısı&nbsp;Umut Berhan Şen, 11 Ekim 2018 tarihinde kaleme aldığı yazısında, tarih yazımının metodolojisini ve özellikle askeri-siyasi şahsiyet biyografilerinin yazım sürecini ele aldı. Şen, tarih disiplininin evrimini ve Türkiye'deki modern tarihçilik geleneğini değerlendirerek, biyografi türünün özelliklerini ayrıntılı biçimde inceledi.<br />
<br />
Yazısına göre tarih, insanlığın geçmişini şimdiki zamanda yeniden inşa etme süreci olarak tanımlanıyor. Yazının icadıyla başlayan bu süreçte, öncü eser olarak kabul edilen Herodot'un kitabı, mitik hikâyelerden "insani gerçekler"e geçişi temsil ediyor. Tarih düşüncesi ise her dönemde "dönemin ruhu"na göre şekil değiştiriyor.<br />
<br />
Umut Berhan Şen'in makalesinin tam metni şöyle:<br />
<br />
İnsanoğlunun dünya üzerindeki geçmiş serüvenini açıklama ya da anlama gayesiyle şimdiki zamanda yeniden inşa etme süreci ve ürünü olan tarih, yazının icadı ile başlatılsa da öncü kabul edilen eser Herodot'un meşhur kitabıdır. Çünkü Herodotos'la birlikte tarih, mitik hikâyelerden yaşanmış "insani gerçekler" alanına yönelmiş ve bunları yine insani kaygılarla kaydetmeye başlamıştır. Ancak tarih düşüncesi Herodot'un belirlediği anlam ve çerçevede kalmamış, zamanla "dönemlerin ruhu"na bağlı olarak değişmiştir. Dolayısıyla her tarihi döneme ilişkin farklılaşan bir tarih düşüncesinin ve yazımının ortaya çıktığı söylenebilir.<br />
<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;Ülkemizde, günümüzde devam eden tarihçiliğin bir anlamda eski "vakanüvislik" ile modern "belgeciliği" sentezleyerek yeni bir gelenek halinde kendini yeniden üreten bir tarz olduğu söylenebilir. Bu tarz, Osmanlı'nın Batılılaşma süreci tarih yazımında etkili olmuş, Ahmet Cevdet Paşa, Ahmet Vefik Paşa, Hayrullah Efendi gibi öncülerin, Alman tarihçi Ranke<a href="file:///C:/Users/1/Desktop/TAR%C4%B0H%20YAZIMININ%20METODOLOJ%C4%B0S%C4%B0%20%C3%9CZER%C4%B0NE%20B%C4%B0R%20DE%C4%9EERLEND%C4%B0RME.docx#_ftn1" rel="nofollow ugc noopener">[1]</a>&nbsp;ile başlatılan çağdaş tarihçiliğe yönelişleriyle hayata geçirilmiştir. Bu yöneliş başlangıçta modern metodoloji üzerinde bir tartışmayı birkaç istisna dışında neredeyse hiç içermemiş ve yeni anlayışa göre yazılmış örnek tarih eserleri üzerinden gerçekleşmiştir.</p>

<p><br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;Son zamanlarda, ben de, askeri şahsiyetlerin biyografilerini yazma işine giriştim. Yazarı olduğum ATAYURT adlı aylık akademik ve kültürel tarih dergisini inceleyenler bunu fark etmiştir. Tarih yazımı ve metodolojisinden bahsederken, tarihteki önemli politik ve askeri şahsiyetlerin biyografilerinin yazım metodolojisi konusunda kısa bir değerlendirme yapmak istedim.&nbsp;Evvela biyografiyi kavram olarak tanımlayalım: Biyografi, bir insanın yaşamındaki olayların belirli bir sıraya göre anlatıldığı edebiyat türüdür.&nbsp;<a href="https://www.sabah.com.tr/haberleri/kisi" rel="nofollow ugc noopener">Kişi</a>nin kendi&nbsp;<a href="https://www.sabah.com.tr/haberleri/hayati" rel="nofollow ugc noopener">hayatı</a>nı anlattığı yazılara otobiyografi, divan edebiyatında şairlerin yaşam öyküsünü anlatan eserlere de tezkire denir.&nbsp;Biyografilerde mantıksal çıkarım ve tahminlerden ziyade, düşsel öykü ve öznel değerlendirmelere dayanıyorsa veya anlatılan kişi kısmen ya da tümüyle hayali bir kişiyse, o zaman yapıt, tümüyle bir edebiyat ürünü olarak değerlendirilir.<br />
<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Ölen kişinin yaşamını ve yapıtlarını öven mezar yazıtları ve cenaze törenlerindeki konuşmalar, yaşam öyküsünün ilk örnekleri sayılabilir. Bunları, eldeki verileri eleştirellikten uzak öznel bir yaklaşımla okura sunan yaşam öyküleri izler. Bunlar, çoğunlukla yaşam öyküsü anlatılan kişinin okura örnek oluşturması amacına yöneliktir. Ama bu yaşam öyküleri kendi karşıtlarını da doğurmuş, kişilerin "gerçek yüzü"nü ortaya çıkarmayı amaçlayan yaşam öykülerinin yazılmasına yol açmıştır.<br />
<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Kişinin davranışlarının ve karakterinin önem kazanmasına bağlı olarak eski çağlardan bu yana tarih yazımı ve hitabetin önemli bir kolu olarak gelişmiştir. Bazı felsefi, siyasi ya da dinsel görüşler yaşam öyküleri aracılığıyla halka benimsetilmiştir. Örneğin, Platon ve Aristo gibi düşünürler, Sokrates ile ilgili yazdıkları felsefi metinlerde, Sokrates'in haklılığını kanıtlamak için onun öğretilerinin yanı sıra yaşamına da yer vermişlerdir. Roma tarihçiliğinde, Jül Sezar hakkında kaleme alınan yaşam öyküleri de aynı zamanda Roma imparatorluğuna yönelik birer eleştiridir.</p>

<p><br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;Biyografinin başlangıç kısmında ilk olarak, kişinin yaşam öyküsü kronolojik bir düzen içinde verilir. Biyografisi yazılan kişinin, karakter yapısını belirleyen özelliklere de yer verilir. Biyografi yazma, bir ön çalışmayı gerektirir. Yaşamı yazılacak kişiyle ilgili kaynaklar, belgeler saptanır. Biyografiler belgesel boyutlu olduğu için, yazar, bir tarihçi gibi davranır. Biyografisi yazılacak kişinin mektuplarından, günlüklerinden, anılarından, o kişiyi tanıyanlardan yararlanılır. Yazar, sergileyici bir yaklaşımla kişinin yaşamını biçimlendirmiş olayları, birbirine bağıntılı bir biçimde verir Biyografisi yazılacak kişiler, kuşkusuz, sıradan kişiler değildir. Yaşadıkları dönemin siyasal, toplumsal etkinliklerine katılmış ya da eserleriyle, çalışma ve buluşlarıyla dönemlerini etkilemiş kişilerdir. Biyografi türü yazılar öyküleyici anlatımla yazılır. Fakat bu, kuru bir anlatımla yapılamaz. Biyografi yazarı, aynı zamanda bir sanatçı duyarlılığı ve titizliği gösterir.</p>

<p><br />
Bir sonraki yazımda bu konuyu irdelemeye devam edeceğim. Esen kalın…<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>1]Leopold von Ranke, 19. yüzyıl Alman tarihçisi. Ranke ile birlikte tarih incelemelerinde birincil kaynakların önemi, hikâyeci tarih anlayışı ve özellikle uluslararası politikanın tarihte yeri özel bir anlam kazanmıştır.<br />
<br />
<a href="https://umutberhansen.substack.com/p/tarih-yaziminin-metodolojisi-uzerine-18-10-11"><strong>Kaynak:&nbsp;https://umutberhansen.substack.com/p/tarih-yaziminin-metodolojisi-uzerine-18-10-11</strong></a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/abdli-kadin-isyan-etti-vergilerimizle-hem-ambulans-ucreti-oduyoruz-hem-de-soykirimi-finanse-ediyoruz-3032</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 22:45:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>ABD'li  kadın isyan etti: Vergilerimizle hem ambulans ücreti ödüyoruz hem de soykırımı finanse ediyoruz!</h1>
                        <h2>ABD'de yaşayan bir kadın, sosyal medyada paylaştığı videoda Amerikan vergi sistemini ve dış politikayı hedef aldı. Konuşmacı, ABD'nin İsrail'e geçen yıl yaklaşık 18 milyar dolar yardım gönderdiğini belirterek, bu paranın Filistin'deki olayları (soykırım olarak nitelendirdiği) finanse ettiğini savundu.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/abdli-kadin-isyan-etti-vergilerimizle-hem-ambulans-ucreti-oduyoruz-hem-de-soykirimi-finanse-ediyoruz-1771358452.webp">
                        <figcaption>ABD'li  kadın isyan etti: Vergilerimizle hem ambulans ücreti ödüyoruz hem de soykırımı finanse ediyoruz!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Son anketler ve kamuoyu yoklamaları, <strong>Amerika Birleşik Devletleri'nde </strong>İsrail'e yönelik desteğin rekor düşük seviyelere gerilediğini ve halkın büyük bir kısmının Gazze'deki olaylara <strong>soykırım olarak nitelendirilen</strong>&nbsp;tepki gösterdiğini ortaya koyuyor. Özellikle gençler, MAGA hareketi ve bağımsız seçmenler arasında İsrail hükümetine karşı olumsuz görüşler zirve yapmış durumda. Bu durum, ABD'nin İsrail'e yaptığı devasa yardımlara (milyarlarca dolar askeri ve mali destek) rağmen, iç politikada "uyanış" olarak yorumlanıyor.<br />
<br />
Halkın öfkesi sokaklara, üniversitelere ve sosyal medyaya yansıyor. Kampüs protestoları, boykot çağrıları ve "soykırım finanse etmeyin" sloganları artarken, ABD içindeki Siyonizm karşıtlığı yeni bir döneme giriyor. Birçok yorumcu, bu değişimin uzun vadede ABD dış politikasını etkileyeceğini söylüyor: <strong>"Halk uyanıyor, milyarlarca dolarlık yardımlar sorgulanıyor!"</strong><br />
<br />
ABD'de yaşayan bir kadın ise, sosyal medyada paylaştığı videoda Amerikan vergi sistemini ve dış politikayı hedef aldı. Konuşmacı, ABD'nin İsrail'e geçen yıl yaklaşık<strong> 18 milyar dolar </strong>yardım gönderdiğini belirterek, bu paranın Filistin'deki olayları soykırım olarak nitelendirdiği&nbsp; finanse ettiğini savundu.</p>

<p>Kadın, ironik bir şekilde şu karşılaştırmayı yaptı: ABD'de evrensel sağlık sistemi bulunmazken, İsrail vatandaşları bu yardımlar sayesinde ücretsiz sağlık hizmeti, ambulans ve eğitim gibi imkanlardan yararlanıyor. Ortalama bir Amerikalının ise hayat pahalılığı, öğrenci kredileri, tıbbi borçlar ve iflas riskiyle mücadele ettiğini vurguladı.</p>

<p><strong>"Vergilerimiz İsrail'e gidiyor, onlar bedava sağlık alıyor; biz ise hem ambulans parası ödüyoruz hem de bombalanan çocuklara para gönderiyoruz" ifadeleriyle tepkisini dile getiren kadın, izleyicilere "Şok edici değil mi?" </strong>diye sordu.</p>

<p><br />
Yayımlanan videoda kadın şunları söyledi:<br />
<br />
ABD'nin soykırımı finanse etmesi tartışılıyor.</p>

<p>ABD inanılmaz bir şekilde şok edici bir gerçek ister misin? Tamam.</p>

<p>ABD hükümetinin vatandaşları için evrensel bir kamu sağlık sistemi olmadığını biliyor musun?</p>

<p>Kamu sağlık sistemi olmadığını biliyor musun.</p>

<p>ABD hükümetinin vergi mükelleflerinin parasından soykırımı finanse etmek için, İsrail devletine milyarlar gönderdiğini biliyor musun!</p>

<p>Geçen yıl 18 milyar dolar gönderdiğini biliyor musun!</p>

<p>Peki vatandaşları için bir kamu evrensel sağlık sistemi olan ülkenin hangisi olduğunu biliyor musun?</p>

<p>Aynen.</p>

<p>İsrail.</p>

<p>Yeni bir duyurum ki ortalama Amerikalı vergi mükellefi.</p>

<p>Hayat pahalılığı kriziyle boğuşurken,</p>

<p>Ailenin sofrasına yemek koymakta zorlanırken,</p>

<p>On binlerce ya da yüz binlerce dolar borç içindeyken,</p>

<p>Öğrenci kredilerini ödemeden ya da, Allah korusun.</p>

<p>Sağlık masrafları yüzünden iflas etmişken,</p>

<p>İsrail hükümetinin soykırımı finanse etmek için.</p>

<p>Canlı önlü da bombalanıyor,</p>

<p>Canını ortaya koyup çalışıyor,</p>

<p>Filistinli çocukların üzerine bomba yağdırırken,</p>

<p>Oysa İsrail vatandaşı olmak,</p>

<p>Amerika'daki ortalama vatandaşın durumunda daha iyi durumda.</p>

<p>İsrail'de ambulans için ödeme yapmazsın.</p>

<p>Amerika'da yaparsın.</p>

<p>Hem ambulansa hem de soykırıma para ödersin.<br />
<br />
<strong><a href="https://x.com/turkcedusunuyor/status/2023808866245369989">Kaynak:&nbsp;https://x.com/turkcedusunuyor/status/2023808866245369989</a></strong></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cumhurbaskani-recep-tayyip-erdogan-ve-etiyopya-basbakani-abiy-ahmed-aliden-ortak-basin-toplantisi-3031</link>
            <category>SİYASET</category>
            <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 21:36:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed Ali'den ortak basın toplantısı</h1>
                        <h2>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Etiyopya Başbakanı Ali ile gerçekleştirdikleri ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Birçok alandaki potansiyel iş birliklerini nasıl değerlendirmemiz gerekiyor, 1 milyar dolar ticaret hacmi hedefimize nasıl ulaşırız, bunları da ele aldık. Etiyopya'daki en büyük ikinci yatırımcı ülke olmaktan memnuniyet duyuyoruz” dedi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/cumhurbaskani-recep-tayyip-erdogan-ve-etiyopya-basbakani-abiy-ahmed-aliden-ortak-basin-aciklamasi-1771353537.webp">
                        <figcaption>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed Ali'den ortak basın toplantısı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Etiyopya Başbakanı Ali ile gerçekleştirdikleri ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Birçok alandaki potansiyel iş birliklerini nasıl değerlendirmemiz gerekiyor, 1 milyar dolar ticaret hacmi hedefimize nasıl ulaşırız, bunları da ele aldık. Etiyopya'daki en büyük ikinci yatırımcı ülke olmaktan memnuniyet duyuyoruz” dedi.</strong></p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed Ali Ulusal Sarayı'nda gerçekleştirdikleri baş başa ve heyetler arası görüşmeleri ile anlaşmaların imza töreninin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.</p>

<p>Ortak basın toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 11 yıl aradan sonra Addis Ababa'yı ziyaret etmekten büyük bir memnuniyet duyduğunu belirtti.</p>

<p>Etiyopya Başbakanı Ahmed ve Etiyopya makamlarına, şahsına ve heyetine gösterdikleri sıcak misafirperverlikten dolayı teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Etiyopya'nın, Türkiye için kardeş ülke olmasının yanı sıra stratejik konumu, siyasi, ekonomik ve kültürel ağırlığıyla Afrika kıtasında oynadığı öncü rol bakımından son derece önemli bir ülke olduğunu söyledi.</p>

<p>Sahra Altı Afrika'daki en eski Türk büyükelçiliğinin 1926 yılında Addis Ababa'da açılmasının, bu şehri, kıtayla ilişkilerin kalbine yerleştirdiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu ziyaretimin, büyükelçiliğimizin açılışının 100. yılına denk gelmesi de bizler için ayrı bir gurur kaynağıdır" ifadesini kullandı.</p>

<p>Yaptıkları görüşmelerde, Etiyopya Başbakanı Ahmed ve heyetiyle ticari yatırımlar, enerji, madencilik, tarım, iletişim ve eğitim alanlarındaki ilişkileri etraflıca görüştüklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Diğer birçok alandaki potansiyel iş birliklerini nasıl değerlendiririz, 1 milyar dolar ticaret hacmi hedefimize nasıl ulaşırız, bunları ele aldık. Etiyopya'daki en büyük ikinci yatırımcı ülke olmaktan memnuniyet duyuyoruz. 200'ü aşkın firmamızın, 2,5 milyar doları bulan yatırımlarıyla yaklaşık 20 bin Etiyopyalının istihdamına destek olması, bizler için kıvanç vesilesidir. Türk müteahhitlik firmaları, Etiyopya'da demiryolu, ulaşım, özellikle fabrika, turistik tesis ve enerji nakil hatları gibi faaliyet alanlarında 2,6 milyar dolar değerinde 15 projeyi üstlendiler. İnşallah, bunun daha da artmasını temenni ediyoruz."</p>

<p><strong>"BU SAMİMİ COĞRAFYANIN GÜZEL İNSANLARININ HER DAİM YANINDAYIZ"</strong></p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, dost Etiyopya halkıyla yüzyıllara dayanan münasebetlerin geliştirilmesine büyük önem verdiklerinin altını çizdi.</p>

<p>Etiyopya'nın İslam kültürü bakımından paha biçilemez bir değer taşıdığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ifade etti: "Afrika'daki ilk Müslüman yerleşim yeri olarak bilinen Necaş köyündeki Necaşi Türbesi ve Camisi, kültürel bağlarımız bakımından çok önemli. TİKA'nın destekleriyle tadilatı ve tamiratı yapılan bu projeyle Afrika tarihinin önemli bir kültürel mirasını yaşatmakla kalmayıp, Etiyopya ile aramızdaki kadim dostluk bağlarını da güçlendirmiş olduk. Maarif Vakfı'mızın eğitim alanındaki faaliyetlerinin yanı sıra TİKA ofisimiz aracılığıyla aramızda kültür köprüleri kurmaya devam edeceğiz. Eşit ortaklık ve karşılıklı anlayış temelinde bu samimi coğrafyanın güzel insanlarının her daim yanındayız."</p>

<p><strong>"ÇATIŞMA VE ACILARA YENİLERİNİN EKLENMESİNİ İSTEMİYORUZ"</strong></p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Etiyopya'nın siyasi, sosyal ve ekonomik dönüşümü dolayısıyla Etiyopya Başbakanı Ahmed'i tebrik etti.</p>

<p>Tüm dünyanın gözlerinin Afrika Boynuzu ve Etiyopya'ya çevrilmişken, Etiyopya'nın köklü devlet yapısının örnek gösterilecek yönetiminin öneminin daha çok hissedildiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Etiyopya'nın içinde bulunduğu coğrafyada devletlerin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne kıymet veren tutumumuzun altını bilhassa çizmek istiyorum. Türkiye olarak, bölgenin yeterince çektiği çatışma ve acılara yenilerinin eklenmesini asla istemiyoruz. Biz, bölgenin sorunlarına yine bölge ülkelerinin çözüm geliştirmesi ve Afrika Boynuzu'nun yabancı güçlerin mücadele alanına çevrilmemesi gerektiğine inanıyoruz. Bu minvalde İsrail'in Somaliland'ı tanımasının ne Somaliland'a ne de Afrika Boynuzu'na faydası olmadığını tekrar vurgulamak istiyorum. Bu vesileyle yakın geçmişte Etiyopya ve Somali arasında arabuluculuğunu yürüttüğümüz Ankara Süreci'ndeki tutumları için her iki tarafa da tekrar teşekkür ediyorum. İstikrara kavuşmasıyla birlikte, Afrika Boynuzu'nun ekonomik fırsatlarıyla dikkatleri üzerine çeken bir konuma erişmemesi için hiçbir engel görmüyoruz. Müspet neticelerini alacağımıza emin olduğum bu ziyaretimizin bölgenin barış ve istikrarına da katkı sunmasını temenni ediyorum. Malumunuz, Türkiye olarak Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı'na bu sene Kasım ayında ev sahipliği yapacağız. Etiyopya'nın da önümüzdeki yıl tertipleyeceği bu toplantı bağlamında yakın iş birliğimizi sergileyeceğiz."</p>

<p>Şahsına ve heyetine karşı sergiledikleri hüsnü kabul için Etiyopya Başbakanı Ahmed ve Etiyopya halkına teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Etiyopya Müslüman toplumunun RAamazanını tebrik etti.</p>

<p><strong>İKİ ÜLKE ARASINDA İMZALANAN ANLAŞMALAR</strong></p>

<p>Ortak basın toplantısı öncesinde, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Etiyopya Başbakanı Ali huzurunda iki ülke arasında anlaşmalar imzalandı.</p>

<p>Törende, "9. Türkiye-Etiyopya Ekonomi, Ticaret ve Teknik İş Birliği Karma Ekonomik Komisyonu Tutanağı"na Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile Etiyopya Dışişleri Bakanı Gedion Timothewos imza attı.</p>

<p>"Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Etiyopya Su ve Enerji Bakanlığı Arasında Enerji Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı" da Bakan Bayraktar ile Etiyopya Su ve Enerji Bakanı Habtamu Itefa tarafından imza altına alındı.<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/164100/-etiyopya-daki-en-buyuk-ikinci-yatirimci-ulke-olmaktan-memnuniyet-duyuyoruz-">https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/164100/-etiyopya-daki-en-buyuk-ikinci-yatirimci-ulke-olmaktan-memnuniyet-duyuyoruz-</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/berlinde-hizir-cemine-davet-var-3030</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 13:55:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Berlin'de Hızır cemine davet var</h1>
                        <h2>Aleviyol Cemevleri Destekleme Derneği Berlin'de Hızır cemine tüm Canları davet ediyor. 22 Şubat pazar günü yapılacak Hızır cemi, Sonnenallee 271 adresinde.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/berlinde-hizir-cemine-davet-var-1771326106.webp">
                        <figcaption>Berlin'de Hızır cemine davet var</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Aleviyol Cemevleri Destekleme Derneği Berlin'de yaşayan canları Hızır ceminde bir olmaya davet etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hızır ayının sonunda yapılan Hızır cemi görgü cemlerinin ardından yola bağlığı ifade ediyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aleviyol Cemevleri Destekleme Derneği tarafında yapılan duyuru şöyle:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hızır Cemi ve Lokması</span></p>

<p><span style="color:#000000">İnancımızda dara düşenin yoldaşı, umudun ve paylaşmanın adı olan Hızır için tutulan oruçların ardından, birlik ve rızalıkla yürütülen Hızır Cemi erkânı Berlin Sonnenallee 271 12057 Berlin adresinde yürütülecektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Kul kulun Hızır’ı olmalı” anlayışı ile paylaşmanın, dayanışmanın ve kardeşliğin sembolü olan Hızır Lokmasına tüm canlarımızı; birliğimizi büyütmeye, lokmamızı paylaşmaya ve bu kadim geleneğin bir parçası olmaya davet ediyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Rızalıkla… Birlikle… Lokmayla…</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="?" src="https://static.xx.fbcdn.net/images/emoji.php/v9/t7e/1/16/1f4c5.png" style="height:16px; width:16px" /> 22 Şubat Pazar</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="?" src="https://static.xx.fbcdn.net/images/emoji.php/v9/tae/1/16/1f556.png" style="height:16px; width:16px" /> Saat: 16.00</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="?" src="https://static.xx.fbcdn.net/images/emoji.php/v9/t2d/1/16/1f4cd.png" style="height:16px; width:16px" /> Sonnenallee 271, 12057 Berlin</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aleviyol Cemevleri Destekleme Derneği</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/evliler-evli-olmayanlardan-daha-mutlu-3029</link>
            <category>KÜLTÜR SANAT</category>
            <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 13:17:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Evliler evli olmayanlardan daha mutlu</h1>
                        <h2>Türkiye İstatistik Kurumu tarafından 2025 Kasım ayında yapılan bir araştırma evlilerin evli olmayanlara oranla daha mutlu olduğunu gösterdi. TUİK tarafından yapılan açıklamada toplumun farklı alanlarda mutluluk algısı ölçülmüş.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/evliler-evli-olmayanlardan-daha-mutlu-1771323947.webp">
                        <figcaption>Evliler evli olmayanlardan daha mutlu</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">TUİK tarafından yapılan yaşam memnuniyeti araştırması bireylerin genel mutluluk algısını, toplumsal değer yargılarını, temel yaşam alanlarındaki genel memnuniyetini ve kamu hizmetlerinden memnuniyetini ölçmek, memnuniyet düzeylerinin zaman içindeki değişimini takip etmek amacıyla, 2003 yılından itibaren düzenli olarak gerçekleştiriliyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Habere konu olan yaşam memnuniyeti araştırmasının 2025 yılı alan uygulaması, 1-30 Kasım 2025 tarihlerinde gerçekleştirildiği bildirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yaşam Memnuniyeti Araştırması sonuçlarına göre, mutlu olduğunu beyan eden 18 ve üzeri yaştaki bireylerin oranı, 2024 yılında %49,6 iken 2025 yılında 3,7 puan artarak %53,3 oldu. Mutsuz olduğunu beyan eden bireylerin oranı ise 2024 yılında %14,5 iken 2025 yılında 1,5 puan azalarak %13,0 olarak gerçekleşti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Genel mutluluk düzeyi (%), 2020-2025</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/indir.png" style="height:291px; width:702px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Kadınlar daha mutlu</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Mutlu olduğunu beyan eden erkeklerin oranı, 2024 yılında %46,9 iken 2025 yılında %51,4 oldu. Kadınlarda ise bu oran, 2024 yılında %52,3 iken 2025 yılında %55,1 oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Cinsiyete göre mutlu olduğunu beyan edenlerin oranı (%), 2020-2025</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/indir%20(1).png" style="height:263px; width:747px" /><br />
<strong>Mutluluk oranında en yüksek artış 55-64 yaş grubunda oldu</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yaş gruplarına göre mutluluk düzeyi incelendiğinde; 55-64 yaş grubunda 2024 yılında %47,5 iken 2025 yılında 7,1 puan artış ile %54,6 oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mutluluk oranı tüm yaş gruplarında arttı. Mutluluk oranı 2025 yılında bir önceki yıla göre 18-24 yaş grubunda 2,6 puan artış ile %54,4, 25-34 yaş grubunda 2,6 artış ile %53,6, 35-44 yaş grubunda 5,0 puan artış ile %52,9, 45-54 yaş grubunda 4,3 puan artış ile %50,8 olarak gerçekleşti. 65 ve daha yukarı yaştaki bireylerde ise 2024 yılında %54,1 iken 2025 yılında 0,2 puan artarak %54,3 oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Yaş grubuna göre mutluluk oranı (%), 2024, 2025</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/indir%20(2).png" style="height:294px; width:639px" /><br />
<strong>Evliler evli olmayanlardan daha mutlu</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Evli bireylerin, evli olmayanlara göre daha mutlu olduğu görüldü. Mutlu olduğunu belirten evli bireylerin oranı, 2025 yılında %56,9 iken evli olmayanlarda bu oran, %46,6 olarak gerçekleşti. Evli olanların mutluluk düzeyi cinsiyete göre incelendiğinde; evli erkeklerin %54,2'sinin, evli kadınların ise %59,6'sının mutlu olduğu gözlendi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Bireylerin mutluluk kaynağı çoğunlukla aileleri</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bireylerin mutluluk kaynağı olan kişiler incelendiğinde; en çok ailelerinin mutlu ettiğini belirtenlerin oranı, 2025 yılında %69,0 olurken bunu sırasıyla; %15,6 ile çocukları, %4,8 ile kendisi, %3,9 ile eşi, %3,3 ile annesi/babası ve %1,9 ile torunları takip etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Bireyleri en çok sağlıklı olmak mutlu etti</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bireylerin mutluluk kaynağı olan değerler incelendiğinde; kendilerini en çok sağlıklı olmanın mutlu ettiğini ifade edenlerin oranı, 2025 yılında %64,9 olurken bunu sırasıyla; %14,7 ile sevgi, %9,8 ile başarı, %7,7 ile para ve %2,7 ile iş takip etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Her 100 kişiden 67'si geleceğinden umutlu</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kendi geleceklerinden umutlu olduğunu beyan eden bireylerin oranı, 2025 yılında %67,1 oldu. Erkeklerin geleceklerinden umutlu olma oranı %67,1 iken kadınlarda bu oran %67,2 oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Bireylerin ortalama yaşam memnuniyet düzeyi 5,7 oldu</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bireylerin&nbsp; hayatlarını bir bütün olarak düşündüklerinde hissettikleri yaşam memnuniyet düzeyini hesaplamak amacı ile; hiç memnun olmayanlar için "0", çok memnun olanlar için "10" arasında bir değer alınarak ortalama hesaplandı. Bireylerin ortalama yaşam memnuniyet düzeyi 2024 ve 2025 yıllarında 5,7 olarak hesaplandı. Erkeklerde ve kadınlarda 2024 yılında 5,7 olan ortalama yaşam memnuniyet düzeyi 2025 yılında da aynı kaldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Yaşam memnuniyet düzeyi, 2020-2025</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/indir%20(3).png" style="height:233px; width:636px" /><br />
<strong>En yüksek memnuniyet oranı %74,1 ile asayiş hizmetlerinde</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kamu hizmetlerinden memnuniyet düzeyleri incelendiğinde; 2025 yılında asayiş hizmetlerinden memnun olduğunu beyan edenlerin oranı %74,1 olurken bunu sırasıyla %71,3 ile ulaştırma, %69,4 ile sağlık, %64,5 ile Sosyal Güvenlik Kurumu, %60,5 ile adli ve %58,7 ile eğitim hizmetlerinden memnuniyet takip etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Kamu hizmetlerinden memnuniyet düzeyi (%), 2025</strong><br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/indir%20(4).png" style="height:325px; width:800px" /><br />
<strong>Ülkenin en önemli sorunu hayat pahalılığı oldu</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ülkenin en önemli sorunu incelendiğinde; 2025 yılında hayat pahalılığı %31,3 ile ilk sırada yer alırken %16,5 ile yoksulluk ikinci sırada ve %16,1 ile eğitim üçüncü sırada yer aldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Ülkenin en önemli sorunu (%), 2024-2025</strong><br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/indir%20(5).png" style="height:245px; width:800px" /></span><br />
&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/tercan-sehit-ferhat-erseceni-unutmadi-mevlit-programi-duzenlendi-3028</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 17 Feb 2026 08:59:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Tercan, Şehit Ferhat Erseçen’i unutmadı: Mevlit programı düzenlendi</h1>
                        <h2>Şehit Ferhat Erseçen için Tercan Cem Vakfı Pir Ahmet Yesevi Cem Evi’nde mevlit programı düzenlendi. Lokmalar pay edildi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/tercan-sehit-ferhat-erseceni-unutmadi-mevlit-programi-duzenlendi-1771309035.webp">
                        <figcaption>Tercan, Şehit Ferhat Erseçen’i unutmadı: Mevlit programı düzenlendi</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Şehit Ferhat Erseçen için Tercan Cem Vakfı Pir Ahmet Yesevi Cem Evi’nde mevlit programı düzenlendi. Lokmalar pay edildi.<br />
<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/13dbe61b-ba64-4563-b475-2fe0ea986144-1024x683.jpg" style="height:534px; width:800px" /></p>

<p>Düzenlenen programa Tercan Kaymakamı Neslihan Kısa Duman,Belediye başkanı Mehmet Yılmaz, Cem Vakfı Ahmet Yesevi Cem evi Başkanı Haydar Coşkunfırat, şehit yakınları ve çok sayıda vatandaş programda hazır bulundu.</p>

<p><br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/629678768_18092575247514629_3838620724184226661_n-1024x682.jpg" style="height:533px; width:800px" /></p>

<p>&nbsp;
<p>Programda konuşma yapan Kaymakam Neslihan Kısa Duman, şehidimizi rahmet ve minnetle andıklarını ifade ederek, vatan uğruna canını feda eden şehitlerimizin milletimizin gönlünde daima yaşayacağını belirterek, <strong>“Şehidimizi rahmet ve minnetle anıyoruz” </strong>dedi.</p>
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/629904121_18092575208514629_433869337608662706_n-1-696x329.jpg" style="height:329px; width:696px" /></p>

<p>&nbsp;
<p>&nbsp;Pir Ahmet Yesevi Cem Vakfı Tercan Şube Başkanı Haydar Coşkunfırat ise yaptığı konuşmada, şehitlerin milletimizin gönlünde her zaman müstesna bir yere sahip olduğunu belirterek, birlik ve beraberlik vurgusu yaptı. Şehitlerimizin emanetlerine sahip çıkmanın herkesin ortak sorumluluğu olduğunu dile getirdi.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/634776762_18092575238514629_5686572377338492966_n-696x464.jpg" style="height:464px; width:696px" /><br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/635772440_18092575226514629_6776770343761741078_n-696x464.jpg" style="height:464px; width:696px" /><br />
<br />
<a href="https://www.tercanbolgehaber.com/index.php/2026/02/16/tercan-sehit-ni-unutmadi-ferhat-ersecen-icin-mevlit-programi-duzenlendi/">Kaynak:&nbsp;https://www.tercanbolgehaber.com/index.php/2026/02/16/tercan-sehit-ni-unutmadi-ferhat-ersecen-icin-mevlit-programi-duzenlendi/</a></p>
</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozdemir-yazdi-hz-ali-hasa-katil-miydi-bir-ihanet-sebekesine-cevabimizdir-3027</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 16 Feb 2026 20:25:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ali Rıza Özdemir yazdı: Hz. Ali  -haşa-“Katil” miydi? Bir ihanet şebekesine cevabımızdır!</h1>
                        <h2>Araştırmacı yazar, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Önceki Dönem Başkanı Ali Rıza Özdemir, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Hz. Ali'ye yönelik "katil" ithamlarını sert bir dille eleştirdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/ali-riza-ozdemir-yazdi-hz-ali-hasa-katil-miydi-bir-ihanet-sebekesine-cevabimizdir-1771263715.webp">
                        <figcaption>Ali Rıza Özdemir yazdı: Hz. Ali  -haşa-“Katil” miydi? Bir ihanet şebekesine cevabımızdır!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>Araştırmacı yazar, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Önceki Dönem Başkanı Ali Rıza Özdemir, </strong>sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Hz. Ali'ye yönelik <strong>"katil"</strong> ithamlarını sert bir dille eleştirdi. Özdemir, bu tür iftiraların tarihsel köklerini Muaviye'ye dayandırarak, Alevi değerlerine yabancılaşmayı "şuur bozukluğu" olarak nitelendirdi.Özdemir'in paylaşımında, Hz. Ali'nin düşmanlarının tarih boyunca var olduğu ancak itibarını zedeleme çabalarının Muaviye ile başladığı vurgulandı. "Bugün de birileri çıkmış, Muaviye’nin izinde giderek Hz. Ali’ye hakaret ediyor ve –hâşâ– katil diyor" ifadelerini kullanan Özdemir, bu ithamları <strong>"alçakça"</strong> olarak tanımladı ve Alevi kökenli birinin kendi öz değerlerine bu denli yabancılaşmasını kınadı.<br />
<br />
<strong>Ali Rıza Özdemir şu açıklamayı yaptı:&nbsp;</strong><br />
<br />
<strong>&nbsp;Hz. Ali &nbsp;-haşa-“Katil” miydi? Bir İhanet Şebekesine Cevabımızdır! </strong><br />
<br />
Hz. Ali’nin tarih boyunca birçok düşmanı oldu. Canına kastetmek isteyenler de çıktı, malına göz dikenler de! Hatta itibarını düşürmek isteyenler de zaman zaman görüldü.Ama Hz. Ali’ye hakaret edilmesinin mimarı Muaviye’dir. Bugün de birileri çıkmış, Muaviye’nin izinde giderek Hz. Ali’ye hakaret ediyor ve–hâşâ- katil diyor.<br />
<br />
Anasının, babasının büyüttüğü iklim Alevi olan birinin, kendi öz değerine bu denli yabancılaşması, bu denli alçakça bir iftiraya sarılması tam bir şuur bozukluğudur! &nbsp;<br />
<br />
<strong>Katil Kimdir, Kahraman Kimdir?</strong><br />
<br />
Önce kavramları yerli yerine koyalım; zira bu müfterilerin ne lügatten haberi var ne de adaletten:<br />
<br />
<strong>Katil:</strong> Üzerine vazife olmadığı halde, nefsi veya çıkarı için cana kıyan kişidir.<br />
<br />
Kahraman: Nefsi için değil; toplumun onurunu, namusunu ve inancını korumak için zalime "dur" diyendir!<br />
<br />
Hz. Ali’nin hayatında tek bir "keyfi" öldürme yoktur! O’nun hayatı, onuruyla yapılmış savunma savaşları ve mazlumun ahını yerde bırakmama mücadelesidir.<br />
<br />
<strong>Cevabımız Net, Sözümüz Serttir!</strong><br />
<br />
Bu alçakça lakırdıyı edenlere Hazreti İmam’ın ahlakıyla cevap veriyoruz:<br />
<br />
<strong>Karıncanın Hakkını Gözeten Bir İmam:</strong><br />
<br />
Hz. Ali buyuruyor ki:<em> "Yedi iklimin mülkünü bana verseler, bir karıncanın ağzındaki arpa tanesinin kabuğunu almak suretiyle Allah’a isyan etmem!" </em><br />
<br />
Karıncanın rızkına dokunmaktan korkan bir elden, haksız yere kan dökülmesi sadır olur mu? ASLA!<br />
<br />
<br />
<strong>Savaş Ahlakının Zirvesi:</strong><br />
<br />
O, savaşta yüzüne tüküren düşmanını "nefsim karışmasın, sadece Allah rızası için savaşayım" diyerek serbest bırakan, öfkesi geçince meydana dönen bir ahlak abidesidir.<br />
<br />
Düşmanının kız kardeşi bile "Onu öldüren öyle yiğit biri ki, kınanacak hiçbir yanı yok" diyerek O’nun mertliğini ikrar etmiştir.<br />
<br />
<strong>İşgalci Değil, Savunmacı:</strong><br />
<br />
Hz. Muhammed (sav) gibi Hz. Ali de hiçbir zaman saldırı amaçlı, toprak kazanma hırslı savaşmamıştır. &nbsp;Savaşlarının tamamı savunma amaçlıdır.<br />
<br />
Halife olduğunda tüm dış akınları durdurmuş, sadece biatini bozan fitne odaklarına ve halkın hakkını gasp edenlere karşı durmuştur.<br />
<br />
<strong>Kaçanı Kovalamayan Bir Yürek:</strong><br />
<br />
"Düşman bozguna uğradı mı kaçanı öldürmeyin, yaralıya dokunmayın, kadınlara —size sövseler bile— el kaldırmayın" diyen ve bunu uygulayan bir komutana "katil" demek, ancak bir akıl tutulmasıyla açıklanabilir!<br />
<br />
<strong>"Ali’siz Alevilik" Bir Operasyondur!</strong><br />
<br />
Bugün Hz. Ali’ye saldıranların karın ağrısını biliyoruz: Bunlar, Hz. Ali’nin kılıcıyla can veren müşriklerin bugünkü uzantılarıdır!<br />
<br />
<strong>"Ali’siz Alevilik" </strong>projesi, Alevi çocuklarını köklerinden koparıp terörize etmek, inançsal kodlarını boşaltıp onları birilerinin "koçbaşı" haline getirmek isteyen bir bilinç erozyonudur.<br />
<br />
Ateist olabilirsin, deist olabilirsin; bu senin tercihindir. Ama Alevilik maskesi takıp Hz. Ali’ye hakaret edemezsin! Aleviliğin içini boşaltıp bu inanç üzerinden ticaret yapamazsın! Kaynak: Ali Rıza Özdemir, Hz. Ali –haşa- katil miydi?<br />
<br />
<strong>Dipçe: </strong>Emojiler yapay zeka tarafından eklenmiş ve metin sosyal medya paylaşımına uygun olarak kısaltılmıştır.<br />
<br />
<strong>Kaynak link: </strong><a href="https://x.com/etnojenez/status/2023303550571250117?s=20">https://x.com/etnojenez/status/2023303550571250117?s=20</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-i-halil-ozak-yazdi-goc-ve-gocmenler-olmasaydi-almanyada-yasam-nasil-olurdu-2-3026</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Mon, 16 Feb 2026 19:38:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Dr. İ. Halil Özak yazdı: Göç ve göçmenler olmasaydı Almanya’da yaşam nasıl olurdu? (2)</h1>
                        <h2>Dr. İ. Halil Özak'ın Almanya merkezli arti49.com'da yayımlanan yazı dizisinin ikinci bölümünde, "Göç ve göçmenler olmasaydı Almanya’da yaşam nasıl olurdu?" başlığıyla Almanya'daki göçmen tartışmalarını ele aldı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/dr-i-halil-ozak-yazdi-goc-ve-gocmenler-olmasaydi-almanyada-yasam-nasil-olurdu-2-1771260384.webp">
                        <figcaption>Dr. İ. Halil Özak yazdı: Göç ve göçmenler olmasaydı Almanya’da yaşam nasıl olurdu? (2)</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Dr. İ. Halil Özak'ın Almanya merkezli arti49.com'da yayımlanan yazı dizisinin ikinci bölümünde, "Göç ve göçmenler olmasaydı Almanya’da yaşam nasıl olurdu?" başlığıyla Almanya'daki göçmen tartışmalarını ele aldı. Özak'In yazısı göç karşıtı söylemlerin gerçekleri tersyüz ettiğini vurguluyor.<br />
<br />
<strong>Dr. İ. Halil Özak'ın yazısının tam metni şöyle:</strong><br />
&nbsp;</p>

<p>Bazı yeni rakamlarla devam ediyoruz: Almanya’da aktif olarak çalışan 437-440 bin arasında doktor var. Bunların yüzde 50,1’i kadın doktor. Aktif olarak çalışan doktorlar arasında, yabancı pasaportlu doktorların oranı yüzde 16 kadar ve bu da 69 bin doktor demek.</p>

<p>Göçmen kökenli doktorlar da bu sayıya eklenince , Almanya’da Alman kökenli olmayan doktor sayısı, yüzde 23-24 arası bir oranla 115-117 bini buluyor. Yani neredeyse her dört doktordan biri göçmen kökenli.</p>

<p>Almanya genelinde her doktor 193-195 arası kişiye bakıyor ama, kırsal alanlarda ve doğu eyaletlerinde doktor başına düşen kişi sayısı 240'a kadar çıkabiliyor.</p>

<p>Almanya’da çalışan doktorların yüzde 23’ü 60 yaşını üzerinde. Bu, önümüzdeki 5 ile 7 yıl arasında, çalışan yaklaşık her dört doktordan birinin emekli olacağı anlamına da geliyor.</p>

<p>Bir tıp öğrencisinin hiç sınıfta kalmadan, doktor olarak çalışabilmesi için geçen süre 6,5 ile 7 yıl arasında. Almanya’daki toplam tıp fakültelerinden her yıl 10 bin-10 bin 500 arası öğrenci mezun oluyor.</p>

<p>Bu demektir ki, önümüzdeki 7 yıl içinde çalışan 440 bin doktordan 110 bini emekli olacak, ama 7 yıl içinde 70 bin, en fazla 75 bin yeni doktor göreve başlayabilecek. Böylece, ortaya çıkacak en az 40 bin doktor açığını Almanya, dışından gelen doktorlarla karşılamaya çalışacak.</p>

<p>Bu verilerden çıkan sonuçla: Almanya’da 25-26 milyon insana, neredeyse her üç kişiden birine, göçmen kökenli doktorlar hizmet veriyor. Almanya’da doğum oranının düşük olduğunu biliyoruz, emekli ve bakıma muhtaç insan sayısının artmasıyla birrlikte, ülkenin göçmen kökenli doktor gereksiniminin her yıl daha da artacağını öngörmemiz mümkün..</p>

<p>Son yıllarda Almanya’nın sağlık personeli ve doktora gereksinimi gereği, gelen doktorlar arasında 7-8 bin kadarı Suriyeli, 4 bin 700 Romanyalı, 3 bin 200 Türk, 3 bin 100 Rus, 3 bin 100 Avusturyalı ve 3 bin kadar da Yunan doktor var. Bu doktorların yüzde 71-73 kadarı hastanelerde çalışıyorlar.</p>

<h2><strong>Doğu Almanya’daki göçmen doktorlar</strong></h2>

<p>Almanya’nın doğusunda yer alan eyaletlerin hemen hemen tamamında göçmenlere karşı daha yoğun bir tepki var. Bu tepkinin nedenleri, bu nedenlerin kaynakları, gerçeğe dayanıp, dayanmaması vb. aslında kapsamlı bir yazı konusu. Ancak bu olgu bu yazının konusunu çok aşacağı için, burada sadece konuya değinerek bırakıyorum.</p>

<p>Yaşamın bir çelişkisi olarak, Almanya’nın doğusunda göçmenlere tepki daha fazla. Göçmen karşıtı, Almanya için Alternatif (AfD) partisi, bazı eyaletlerde birinci parti ve neredeyse başbakan çıkaracak seviyede. Ancak Doğu Almanya’da yaşayan insanları Batı’ya oranla daha çok yabancı uyruklu doktor tedavi ediyor.</p>

<ul>
	<li>
	<p>Thüringen eyaleti, 2025 sonu verilerine göre 2 bin 100 kadar&nbsp;<strong>“göçmen”</strong>&nbsp;doktorla ilk sırada. Almanya genelinde her sekiz doktordan biri yabancı pasaportlu ama, Thüringen eyaletinde her beş doktordan biri yabancı pasaportlu. Bu oran hastanelerde her dört doktordan birine çıkıyor.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Mecklenburg-Vorpommern eyaletinde de hastahanelerdeki doktorların oranı bazen yüzde 33’e kadar varıyor.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Yine Brandenburg eyaletinde her 5 doktordan biri yabancı pasaportlu.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Doğu eyaletlerinde Suriyeli doktorlar başta olmak üzere, genellikle Romanyalı, Ukraynalı ve Rus doktorlar çalışıyor.</p>
	</li>
</ul>

<p>Doğu eyaletlerinde emekli olan doktorların yerine o bölgenin genç doktorları gitmiyor. Yabancı doktor olmazsa birçok hastane, bazı bölümlerini kapatmak zorunda kalacak. Doğu eyaletleri doktor, hemşire, yaşlı ve engellilere bakan personel, hatta mutfak personeli için bile yabancı ülkelere ilan veriyorlar.</p>

<p>Kısa bir süre önce bir yakınımı doğu eyaletlerinden birine, bir rehabilitasyon merkezine götürdüm. Burada yakınımı muayene eden ilk doktor Arnavutluk’tan bir bayan doktordu. Akşam yemeğini getiren ise, benimle kafa göz yararak Türkçe konuşmaya çalışan Özbek bir personal.</p>

<h2><strong>Hasta ve yaşlı bakıcıları</strong></h2>

<p>Hasta ve yaşlılara bakıcıların eğitimi için Almanya, bakıcı başına yıllık 42 bin ile 46 bin 500 euro arasında bir masraf ediyor. Yıllık eğitim masrafı eyaletten eyalete farklılıklar gösteriyor. Şöyle:</p>

<ul>
	<li>
	<p>Bakıcılık eğitimi alan öğrenciler, eğitimleri süresince 1300 ile 1500 euro arasında bir aylık alıyorlar.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Almanya’da 2025 yılı sonunda çalışan, yabancı bir ülke vatandaşı bakıcı sayısı 300 binden fazla ve çalışan tüm bakıcılara oranı yüzde 18-19 kadar. Yani, ortalama her 5 bakıcıdan biri göçmen ama hâlâ yabancı bir ülke vatandaşı.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Bu bakıcıların yüzde 21’i, yaşlıların bakımında, yüzde 17’si de hastanelerde çalışıyor.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Bunlara bir de göçmen kökenli, ancak Alman vatandaşı olan bakıcılar eklenince sayı 550 bine kadoar çıkıyor. Yani Almanya’daki her 3 bakıcıdan biri göçmen kökenli.</p>
	</li>
</ul>

<h2><strong>Mültecilerin durumu</strong></h2>

<p>Federal Çalışma Ajansı’nın (Bundesagentur für Arbeit) verilerine göre, sadece 2024 sonuna kadar iltica başvurusu yapan mültecilerden 21 bini bakım hizmetlerinde çalışıyordu. Bunların 6 bin 600 kadarı kalifiye personel, 5 bin 300 kadarı sağlık hizmetleri eğitimi alıyor, geri kalanları da hastabakıcı yardımcısı olarak çalışıyor.</p>

<ul>
	<li>
	<p>2024 yılı verilerine göre yaşlı ve engellilere bakım alanında çalışan Suriyeli sayısı 10 kat artarak 17 bine çıktı.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Sağlık hizmetlerinde çalışan mülteciler arasında birinci sırada Suriye vatandaşları, ikinci sırada Afganistanlılar geliyor.</p>
	</li>
</ul>

<p>2022 yılından sonra, bakım hizmetlerinde çalışanların sayısının artması, ancak yabancı bir ülkenin pasaportunu taşıyan çalışanlar sayesinde gerçekleşti.</p>

<h2><strong>Göçmen sağlıkçıların ekonomik katkısı</strong></h2>

<p>Bir konuyu açıkça ifade etmek gerekiyor: Göçmenlerin Almanya’daki sağlık hizmetlerine yük olduğu bir efsanedir. Ortada bazı siyasi çevreler tarafından üretilen, kasıtlı bir uydurma var.</p>

<p>Almanya’da toplam nüfus içinde yüzde 31’i, yani toplam 26 milyon kadar göçmen kökenli nüfus, göreceli olarak daha genç olan nüfustur. Genç nüfus, doğal olarak, sağlık hizmetlerinden daha az yararlanmaktadır.</p>

<p>Almanya bir taraftan göçmen kökenli, göreceli genç nüfus için, sağlık alanında daha az harcama yapıyor. Diğer taraftan da, hiçbir masrafa girmeden, eğitimine, uzmanlaşmasına hiçbir katkısının olmadığı göçmen kökenli sağlık personeli çalıştırarak, milyarlarca euro masraf etmiyor.</p>

<p>Bu somut duruma iki örnek:</p>

<p><strong>a- Göçmen kökenli doktorlar:</strong></p>

<p>Dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi, Almanya’da da tıp eğitimi pahalı bir eğitim. Bir öğrencinin tıp fakültesine başlayıp, stajını da yaptıktan sonra, asistan doktor olarak çalışmaya başladığı geçen süre için devletin harcadığı para 250 bin ile 320 bin euro arasında. Bazı kaynaklar bu rakamı 450 bin euro olarak da veriyor. Çeşitli kurumlar yapılan toplam eğitim masrafı olarak, farklı dönemlerde, farklı kriterleri esas aldıklarından ortaya farklı rakamlar çıkıyor.</p>

<p>Model hesaplamamız için, bir tıp fakültesi öğrencisine eğitim süresince devletin harcadığı parayı 280 bin euro olarak alalım.</p>

<p>69 bin (yabancı pasaportlu) doktorun eğitimi için Almanya’nın, normal koşullarda, 69.000 x 280.000 euro = 19 milyar 525 milyon euro ödemesi gerekirdi.</p>

<p>Bazı kaynaklar yabancı pasaportlu, göçmen doktorların sayısını 76 bin olarak veriyorlar. Bu doktorlar için Almanya, 76.000 x 280. 000 euro eğitim masrafı olarak, toplamda 21 milyar 280 milyon euro ödemedi.</p>

<p>Hangi model hesaplama sonucunu alırsak alalım, Almanya’nın yabancı doktor çalıştırmaktaki kârı 20 milyar euro kadardır.</p>

<p>Ayrıca 69 bin yabancı pasaportlu doktorun, 15-16 bini uzman doktor.</p>

<p>Bir asistan doktorun 6 yıllık bir süre içinde, yani konusunda uzman doktor haline gelinceye kadar da aldığı maaş ve eğitim giderlerinin toplamı, yani Almanya’ya maliyeti toplam 600 bin eurodan fazladır. Bu model hesaplamaya göre de: 15.000 x 600.000 = 9 milyar euro.</p>

<p>Bu verilerden çıkan sonuç: Hangi model hesaplamayı esas alırsak alalım, Almanya milyarlarca euro eğitim ücreti ödemeden, on binlerce doktora sahip olmanın yanında, bir de yine hiçbir masraf etmeden 15-16 bin kadar uzman doktora sahip oluyor.</p>

<p>Ayrıca göçmen kökenli Alman vatandaşı olan doktorlar arasında da, Almanya dışındaki ülkelerde tıp okuyan, hatta uzman doktor olduktan sonra Almanya’ya gelen doktorlar var. Bunlar model hesaplamamızın dışında.</p>

<p>Bunları da eklediğimizde ortaya çok daha büyük bir tasarruf veya&nbsp;<strong>“kâr”</strong>&nbsp;çıkar. Bu, Almanya’nın tasarrufu veya&nbsp;<strong>“kârıdır”</strong>. Aklımızda tutalım.</p>

<p><strong>b- Hastabakıcılar</strong></p>

<p>2025 sonu verilerine göre bakıcı eğitimin yıllığı 46 bin ile 48 bin euro arasında, bakıcı eğitimi 3 yıl sürüyor. Yıllık eğitim süresi 3 x 46.000 euro = 138.000 euro.</p>

<p>Toplam 550 bin göçmen kökenli bakıcıdan, 370 bini Alman vatandaşı değil.</p>

<p>Almanya, 370.000 x 138.000 euro = 51 milyar 60 milyon euro eğitim masrafı ödemeden, çeşitli sağlık kurumlarında çalıştırabileceği 370 bin bakıcı personel kazanıyor.</p>

<p>Bunların dışında, bir de Almanya için maddi getirisini hesaplamadığım sağlık kesimleri var.</p>

<p><strong>1- Ebeler:</strong>&nbsp;Almanya’da toplam 30 bin kadar ebe var ve bu ebelerin yüzde 19-20 kadarı göçmen kökenli. Neredeyse her 5 ebeden biri göçmen kökenli. Ayrıca aktif çalışan ebelerin yüzde 9-10 kadarı yabancı bir ülkenin pasaportuna sahip.</p>

<p><strong>2- Eczacılar:</strong>&nbsp;Almanya genelinde toplam eczacı sayısı 70 bin kadar. Göçmen kökenli eczacıların oranı, yüzde 24-25 civarında ve 16 bin 500 ile 17 bin 500 arasında. Dolayısıyla, her 4-5 eczacıdan birinin göçmen kökenli olduğunu söyleyebiliriz.</p>

<p>Bu eczacıların 12 binden daha fazlası yabancı pasaportlu. Bunların arasında örneğin 2 bin 500 Suriyeli eczacı var. Geri kalan eczacılar da İran, Mısır, Yunanista, Türkiye ve Romanya’dan gelenler. Bir eczacının staj dönemi de dahil, Almanya’ya toplu eğitim masrafı, 150 ile 200 bin euro arasında. Bu masrafı 180 bin olarak alalım. 12 bin yabancı pasaportlu eczacı x 180.000 euro= 2 milyar 160 milyon euro.</p>

<p>Demek ki, Almanya yabancı pasaportlu 12 bin eczacı için de hiçbir eğitim masrafı ödemediği gibi, eczacılık eğitimini ülkesinde alıp Alman vatandaşlığına geçen eczacılar için de hiçbir masrafta bulunmuyor.</p>

<p><strong>3- Diş doktorları:</strong>&nbsp;Almanya’da toplam 74-75 bin arasında diş doktoru var. Bunların yüzde 10 kadarı yabancı pasaportlu. Yani Almanya’da 7 bin 500 kadar yabancı pasaportlu, göçmen kökenli diş doktoru var. Almanya her diş doktorunun eğitimi için toplam 300 bin euro ödüyor. 7.500 x 300.000 = 2 milyar 250 milyon euro. Almanya 7 bin 500 diş doktoru için de hiçbir eğitim masrafı ödemedi.</p>

<p><strong>4- Kayıt dışı bakıcılar:</strong>&nbsp;Yaşlıların ve emeklilerin bakımında yarı açık, yarı gizli bir alan var. Genellikle Polonya, Romanya, Bulgaristan gibi Doğu Avrupa ülkelerinden kadınlar bakıcılar, evlerde aileyle birlikte yaşayarak yaşlı ve engellilere bakıyorlar. Evlerde verilen bu bakım hizmeti, 24 saat verilen bir hizmet ve genellikle kayıt dışı.</p>

<p>Alman Sendikalar Birliği (DGB) ve bağlı sendikaların tahminlerine göre bu kayıt dışı alanda da 300 ile 600 bin arasında&nbsp;<strong>“yatılı”</strong>&nbsp;bakıcı çalışıyor. Bu yatılı çalışanların en fazla yüzde 15'i sisteme kayıtlı.<br />
Kayıt dışı bakıcıların sayısını en az 300 bin olarak alsak dahi, Almanya’nın eğitimine hiçbir masrafta bulunmadan hizmet aldığı bakıcıların sayısı 300 bin daha artar.</p>

<h2><strong>Geçici bilanço için bir ara sonuç</strong></h2>

<p>Büün bu hesaplardan hareketle bazı şeylerin altını çizebiliriz.</p>

<p>Yabancı pasaportlu doktorların, hasta ve engelli bakıcılarının, diş doktorlarının, ebelerin ve eczacıların Almanya için ekonomik bir getirileri daha var: Bu insanlar işe başladıkları andan itibaren sağlık ve emeklilik sigortasına kesinti ödüyorlar. Ayrıca diş doktorları, eczacılar ve diş doktorları kendi muayenehanelerinde elaman çalıştırarak sağlık ve emeklilik sigortalarına da prim ödüyorlar.</p>

<p>Demek ki, Almanya bir taraftan, kendi çıkarına göçmen sağlık personeli çalıştırarak, hiçbir eğitim ve uzmanlık masrafı ödemeden yetişkin insan gücünü istihdam ediyor. Diğer taraftan da, bu personeli büyük ekonomik zorluklara katlanarak yetiştiren ülkelerin insan gücünü ellerinden alıyor.</p>

<p>Sonuç: Yabancı pasaportlu göçmenler, Almanya’ya eğitim süresince hiçbir masraf çıkarmamış, göreceli olarak daha genç, mesleki olarak tecrübeli ve işe başladığı saatten başlayarak sigortalara prim ödeyen, neredeyse 500 binden daha fazla, evet, yarım milyondan daha fazla bir sağlıkçı ordusu armağan ediyor.</p>

<p>Yabancı pasaportu veya Alman vatandaşı göçmenler sağlık hizmetlerinde Almanya için bir sorun değil, Almanya’da sağlık sorunları için bir çözüm, büyük bir şanstır.</p>

<p>O halde yabancı düşmanı efsanelerin gerçeği tersyüz ettiğini açıkça ilan etmek gerekiyor.</p>

<p><strong>Dr. İ. Halil Özak</strong></p>

<p>ARTI49<br />
<br />
<a href="https://www.arti49.com/goc-ve-gocmenler-olmasaydi-almanyada-yasam-nasil-olurdu-ii-2400601h.htm">Kaynak ve yazının orjinalini okumak için tıklayınız<br />
ARTI49</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/irandan-abdye-teklif-yuksek-karli-alanlarda-ortak-calisalim-3025</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Mon, 16 Feb 2026 18:17:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>İran'dan ABD'ye teklif: Yüksek kârlı alanlarda ortak çalışalım</h1>
                        <h2>İran Dışişleri Bakanlığı Ekonomik Diplomasi Yardımcısı Hamid Ghanbari, Tahran ile Washington arasındaki görüşmelerin kapsamını açıkladı.  Ghanbari, "Petrol ve doğalgaz alanlarındaki ortak çıkarlar, ortak sahalar, madencilik yatırımları ve hatta uçak alımı müzakerelere dahil edildi"dedi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/irandan-abdye-teklif-yuksek-karli-alanlarda-ortak-calisalim-1771256079.webp">
                        <figcaption>İran'dan ABD'ye teklif: Yüksek kârlı alanlarda ortak çalışalım</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>İran Dışişleri Bakanlığı Ekonomik Diplomasi Yardımcısı <strong><strong>Hamid Ghanbari</strong></strong>, İran Ticaret Odası'nda düzenlenen toplantıda, Tahran ile Washington arasındaki görüşmelerin kapsamını açıkladı.<br />
<br />
Hamid Ghanbari, <strong><em>"Petrol ve doğalgaz alanlarındaki ortak çıkarlar, ortak sahalar, madencilik yatırımları ve hatta uçak alımı müzakerelere dahil edildi"</em></strong> diyerek sözlerine şöyle devam etti<em><strong>: "Bu kez, anlaşmanın sürdürülebilir olması için, Amerika Birleşik Devletleri'nin de yüksek ve hızlı ekonomik getiri sağlayan alanlardan faydalanabilmesi şarttır."</strong></em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ghanbari'ye göre müzakereler yalnızca nükleer konuları değil, aynı zamanda <strong><strong>petrol ve doğalgaz sahalarındaki ortak çıkarlar</strong></strong><strong><strong>, ortak sahalar</strong></strong><strong><strong>, madencilik yatırımları</strong></strong>&nbsp;ve hatta <strong><strong>uçak alımları</strong></strong>&nbsp;gibi ekonomik alanları da kapsıyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Fars Haber Ajansı'na (Fars) konuşan Ghanbari, 2015'teki anlaşmanın ABD'ye ekonomik fayda sağlamadığı deneyimine işaret ederek şu vurguyu yaptı:</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>　 "Bu kez anlaşmanın sürdürülebilir olması için, Amerika Birleşik Devletleri'nin de yüksek ve hızlı ekonomik getiri sağlayan alanlardan faydalanabilmesi şarttır."</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ghanbari, önerilen ekonomik işbirliği alanlarının iç hassasiyeti en düşük seviyede tutacak şekilde seçilmesi gerektiğini belirterek örnekler verdi: enerji sektörü, petrol ve doğalgaz sahaları, hızlı sonuç veren madencilik yatırımları, kentsel gelişim projeleri ve uçak alımları.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ayrıca bloke edilmiş veya sınırlı kaynakların da anlaşmanın parçası olacağını ifade eden Ghanbari, bunların serbest bırakılmasının <strong><strong>sembolik veya geçici değil, gerçek ve kullanılabilir</strong></strong>&nbsp;olması gerektiğini vurguladı. Bu serbest bırakmanın adım adım veya tek seferde gerçekleşebileceğini, İran'ın gerekirse borçları teminat olarak gösterebileceğini belirtti.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ghanbari, görüşmelerin ciddi bir anlaşmaya ulaşma amacıyla yürütüldüğünü ancak hiçbir kurumun müzakereler gerekçesiyle normal faaliyetlerini durdurmaması gerektiğini söyledi. Ülkenin her türlü senaryoya hazırlıklı olması gerektiğini, aynı zamanda müzakerelerin ciddiyetle sürdürüldüğünü ekledi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><a href="https://fararu.com/fa/news/949292/%D8%AC%D8%B2%D8%A6%DB%8C%D8%A7%D8%AA-%D8%AC%D8%AF%DB%8C%D8%AF-%D9%85%D8%B0%D8%A7%DA%A9%D8%B1%D9%87-%D8%A7%DB%8C%D8%B1%D8%A7%D9%86-%D8%A2%D9%85%D8%B1%DB%8C%DA%A9%D8%A7-%D8%A7%D8%B2-%D8%AE%D8%B1%DB%8C%D8%AF-%D9%87%D9%88%D8%A7%D9%BE%DB%8C%D9%85%D8%A7-%D8%AA%D8%A7-%D8%B3%D8%B1%D9%85%D8%A7%DB%8C%D9%87-%DA%AF%D8%B0%D8%A7%D8%B1%DB%8C-%D9%87%D8%A7%DB%8C-%D9%85%D8%B9%D8%AF%D9%86%DB%8C"><strong>Kaynak: Fararu.com (16 Şubat 2026)</strong></a><br />
https://fararu.com/fa/news/949292/%D8%AC%D8%B2%D8%A6%DB%8C%D8%A7%D8%AA-%D8%AC%D8%AF%DB%8C%D8%AF-%D9%85%D8%B0%D8%A7%DA%A9%D8%B1%D9%87-%D8%A7%DB%8C%D8%B1%D8%A7%D9%86-%D8%A2%D9%85%D8%B1%DB%8C%DA%A9%D8%A7-%D8%A7%D8%B2-%D8%AE%D8%B1%DB%8C%D8%AF-%D9%87%D9%88%D8%A7%D9%BE%DB%8C%D9%85%D8%A7-%D8%AA%D8%A7-%D8%B3%D8%B1%D9%85%D8%A7%DB%8C%D9%87-%DA%AF%D8%B0%D8%A7%D8%B1%DB%8C-%D9%87%D8%A7%DB%8C-%D9%85%D8%B9%D8%AF%D9%86%DB%8C</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turkoguz-kilicgedikten-alevi-bektasi-toplumu-icin-tarihi-teklif-3024</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sun, 15 Feb 2026 23:39:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Türkoğuz Kılıçgedik'ten Alevi-Bektaşi toplumu için tarihi teklif</h1>
                        <h2>Araştırmacı-yazar Türkoğuz Kılıçgedik, Alevi-Bektaşi inancının kurumsallaşması ve birliktelik sorunlarına ilişkin kapsamlı bir makale kaleme aldı. Kılıçgedik, mevcut dağınık yapıların giderilmesi için radikal bir öneri sunarak, Alevi-Bektaşi toplumunun tek çatı altında toplanmasını ve devletle doğrudan muhatap olacak bir üst kurul oluşturulmasını savundu.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/turkoguz-kilisgedikten-alevi-bektasi-toplumu-icin-tarihi-teklif-1771188381.webp">
                        <figcaption>Türkoğuz Kılıçgedik'ten Alevi-Bektaşi toplumu için tarihi teklif</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>Araştırmacı-yazar Türkoğuz Kılıçgedik, </strong>Alevi-Bektaşi inancının kurumsallaşması ve birliktelik sorunlarına ilişkin kapsamlı bir makale kaleme aldı. Kılıçgedik, mevcut dağınık yapıların giderilmesi için radikal bir öneri sunarak, Alevi-Bektaşi toplumunun tek çatı altında toplanmasını ve devletle doğrudan muhatap olacak bir üst kurul oluşturulmasını savundu.<br />
<br />
<strong>Tek Çatı ve Üst Kurul Önerisi</strong><br />
<br />
Kılıçgedik'e göre, Alevi-Bektaşi kurumları arasındaki kopukluk ve iç bölünmeler nedeniyle, tüm kesimlere eşit mesafede duran bir üst kurul artık zorunlu hale geldi. Bu kurul, fedakârlıklarla da olsa kurumlar, ocaklar ve toplum arasındaki dağınıklığı gidererek birlik ve beraberliği sağlamalı.Ayrıca, Alevi-Bektaşi inancını ve toplumunu genel olarak temsil edecek, devlet nezdinde kabul gören tek bir kurumun oluşturulması gerektiğini vurgulayan Kılıçgedik, bu yapının inanç, kültür, eğitim, kurumsallaşma ve hizmet konularında devletle istişare içinde doğru adımlar atmasını önerdi.<br />
<br />
<strong>Araştırmacı-yazar Türkoğuz Kılıçgedik'in yazısının tam metni şöyle:</strong><br />
&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>ALEVİ-BEKTAŞİ İNANCINA ÖZGÜ KURUMLAŞMA</strong></span></p>

<p><strong>Bir Üst Kurul Adı Altında Kurumlaşma</strong><br />
<br />
Mevcut Alevi-Bektaşi kurumları, ocakları ve toplum içindeki kopukluklardan dolayı Alevilik-Bektaşilik içi, her kuruma ve kesime aynı mesafede duran bir Alevi-Bektaşi üst kurulun oluşturulmasına zorunlu ve büyük bir ihtiyaç vardır. Bu kurul, bazı fedakârlıkları göze alarak Alevi-Bektaşi kurumlar, ocaklar arasında ve toplum içi dağınıklığı giderip birlik beraberliği sağlayan bir çatı misyon üstlenmelidir.<br />
Ayrıca, Alevi-Bektaşi inancını ve toplumunu genel olarak temsil eden ve kabul görerek devletle direk muhatap olan bir kurumun oluşturulmasına da zorunlu ve büyük bir ihtiyaç vardır. Böylesi bir kurum, Alevilik-Bektaşilik kurumları, ocak ve toplum adına devletle istişare içinde Aleviliğin inanç, kültür, eğitim, kurumsallaşma, hizmet gibi konularda doğru adımlar atılar.</p>

<p><strong>Tek Çatı Altıda Kurumsal Kimlik</strong><br />
<br />
Bu amaçla, Alevilik-Bektaşiliğin özüne uygun olarak kurumsallaşması için öncelikle “ANADOLU ALEVİ, BEKTAŞİ İNANÇ VE KÜLTÜR OCAĞI” (AABİKO) adı altında “Hak Muhammed Ali” birliğinde bir “üst ana ocak kurumu” oluşturulmalıdır. Çünkü Alevilik-Bektaşiliğin tarihsel kimliği "Hak Muhammed Ali Yolu" "Ocaklık" ve Anadolu'ya özgü olarak şekillenmiştir.<br />
Bu ocak Aleviliğin kuruluşu olan Kırklar Meclisine özgü, kırk kişilik bir meclis ile temsil edilmeli ve bu meclis Alevi-Bektaşi kuruluşuna özgü olarak “KIRKLAR MECLİSİ” denilmelidir. Dört yılda bir kırk kişilik meclis görevini dönüşümlü olarak kırk kişilik başka isimlere bırakmalı. Aynı şekilde her dört yılda bir, kırk kişiden biri bu meclise başkanlık yapmalıdır.</p>

<p><br />
<strong>Kapsayıcı Görev Dağılımı</strong><br />
<br />
Kırk kişilik mecliste, on kişi günümüz dernek ve Cem evi başkanlarından, on kişi ocaklardan, on kişi yazar ve akademisyenlerden, on kişide toplumun kanaat öncüleri gibi kesimlerden oluşmalıdır.<br />
<br />
On kişilik dernek ve Cem evi başkanları, mevcut dernek ve cem evlerinden ve kuruluşların “Anadolu Alevi, Bektaşi İnanç Ve Kültür Ocakla” ilişkilerinden ve diğer sorunların çözümünde sorumlu olmalıdır.<br />
<br />
On kişilik ocak temsilcileri, Anadolu Alevi ocakların örgütlenmesi ve “Anadolu Alevi, Bektaşi İnanç Ve Kültür Ocağıyla” birlikteliğinden sorumlu olmalıdır.<br />
<br />
On kişilik yazar akademisyen, Alevi-Bektaşi tarih, inanç kültürün yaygınlaşmasından sorumlu olmalıdır.<br />
<br />
On kişilik, toplumun kanaat öncüleri de, toplumun “Anadolu Alevi, Bektaşi İnanç Ve Kültür Ocağı” etrafında örgütlenmesi ve ayrıca Alevilik ve Bektaşiliğe özgü siyasi ve ideolojik alanlardan sorumlu olmalıdır.<br />
<br />
İhtiyaç duyulduğu alanlarda, "Kırklar Meclisin" bu on kişilik üst görevlendirmelerin alt görevlendirmeleri veya kurumların da ayrıca "On İki İmamı" temsilen on iki kişilik görevlendirmeler yapılmalıdır.<br />
<br />
Aynı zamanda bu kırk kişilik meclis Anadolu ve Avrupa’daki Aleviliğin tüm sorunlarını çözmek konumda hem Alevilik-Bektaşilik içi, hem de devletle muhatap konumunda bir “üst kurum” olarak kabul görerek görev yürütmelidir.<br />
<br />
Tüm Anadolu ocakları ve talip toplumu tespit edilip kayıt altına alınarak “Anadolu Alevi, Bektaşi İnanç Ve Kültür Ocağına” bağlı bir dayanışma ortamı, görev dağılımı ve sorumluluk üstlenilmelidir. Uzun yıllara yayılarak gelişip büyüyen bu kurumsal yapılanma ve örgütlenme içinde kırk kişilik meclis dahil, her alanda dönüşümlü olarak iki illa dört yılda bir hak sahibi herkese görev verilecek şekilde düzenlemeler yapılmalıdır.</p>

<p><strong>Aleviliğe Özgü Tanımlama</strong><br />
<br />
Günümüzde Alevi kurumları için kullanılan “Kültür Dernek” isimleri yerine, “İnanç, Kültür Merkezi” federasyon, konferadasyon yerine, “İnanç Kültür ve Cem Evi Birliği” gibi Alevilik-Bektaşiliğe özgü ifade veya kavramlar kullanılmalıdır. İnanç, kültür ve sosyal yapı Dört Kapı öğretisi ve sistemi içinde bir yasal düzene kavuşturularak, Alevilik-Bektaşilik kendi özgün ve ayrıcalıklı kimliğiyle örgütlenme ve eğitilmesine imkân sağlanmalıdır.<br />
<br />
Tüm bu kurumsal yapılanmalar kapsamlı yazılı ilkelerle ve uzlaşmalı ortak yazılı tüzüklerle resmi olarak kayıt altına alınmalıdır.&nbsp;</p>

<p><strong>İnanç, Kültür Görev Ağı</strong><br />
<br />
Alevilik-Bektaşi toplumun geniş kesimleri içinde inanç, kültür, eğitim, sosyal ve siyasi yapılar üzerinden alınan görevlerle bir kurumsal ve toplumsal ağ kurularak her alanda toplumun gelişip ilerleyişi ve temsil edilmesi sağlanmalıdır. Böylesi olumlu bir oluşum zamanla hem Alevi-Bektaşi toplumuna hem de ülkeye ve ulusa da olumlu bir geri dönüşüm sunacaktır.</p>

<p><strong>Alevilik-Bektaşilik Vizyonu ve Misyonu</strong><br />
<br />
“Anadolu Alevi, Bektaşi İnanç Ve Kültür Ocağı” adı altında kurulan üst kurul olan “Kırklar Meclisi” Kırklar Meclisinde olduğu gibi din, dil, ırk ve siyasi ayrımı yapmadan, çıkar ve mevki hesabı yapmadan, Dört Kapı öğreti ve sistemine göre ve özellikle Hakikat Kapı öğreti ve ilkelerine göre Hak, hakikat adına vizyon ve misyon üstlenmelidir. Anadolu’daki tüm faklı toplumlarla ve devletle ilişkilerini “Kazan Kazan pragması” ile yürüterek Anadolu toplumların ve tarihinin ortak aklı olmalıdır.&nbsp;</p>

<p><strong>Muhataplarla İşbirliği&nbsp;</strong><br />
<br />
“Kırklar Meclisi” devletle uzlaşı içinde, günümüzde Alevilik-Bektaşilik adına kurulan Alevi, Bektaşi Kültür ve Cem Evi Başkanlığını Cumhur Başkanlığına bağlanması için çaba sarf ederek bu başkanlıkla ve diğer devlet kurumlarıyla (Milli Eğitim, Valilik, Belediye vb) dayanışma içinde eşit yurttaşlık hakkı üzerinden hizmet almalıdır. Devlettin kurumsal (Milli Eğitim, Valilik, Belediye vb) kaynakların, Alevi, Bektaşi Kültür ve Cem Evi Başkanlığı bütçesi ve Alevi-Bektaşi toplumundan gelen bağışların inanç, kültür, eğitim ve her alanda tasarruflu ve doğru kullanılmasına danışmanlık, rehberlik ve öncülük yapmalıdır.<br />
<br />
Ayrıca, "Kırklar Meclisine" ait bağımsız bir bütçe oluşturularak Kırklar Meclisinde görev yapanların mağdur olmamaları için bu bütçeden uygun miktarda bir maaş bağlanmalıdır.</p>

<p><strong>Yeni Bir Başlangıç</strong><br />
<br />
Bu samimi örgütlenme ve kurumsallaşma Alevi-Bektaşiliğin tüm sorunlarını zamanla çözeceği gibi kendi tarihsel hafızasının da olumlu yönde güncelleyerek Alevi-Bektaşi toplumun, devlet ve diğer Anadolu toplumların hep birlikte kazançlı çıkacağı bir geleceği inşa etmeye yardımcı olacaktır. Tüm farklı toplumsal unsurlarla binlerce yıldır paylaştığımız Anadolu coğrafyasını, sayısızca yıl daha paylaşacağımıza göre huzurlu bir gelecek için bütün bu gelişmeleri karşılıklı olarak kısa sürede yerine getirmek zorundayız.&nbsp;</p>

<p><strong>Dağınıklığı Gidermek</strong><br />
<br />
Evet, belki inanmayacaksınız ama çözüm yolu bu kadar basit. ...Bu Amaçlı Çözüm İçin Tüm Şartlar Hazır Ve Tüm Kolaylıklar Mevcut... Yeter ki hiçbir çıkar gözetmeden, hiçbir art niyet beslemeden, hiçbir şart ileri sürmeden ve hiçbir oluşumun etkisi altında kalmadan, hiçbir şüphe duymadan herkes gerçek anlamda özverili ve gönülden davranıp bu yapılanmaya katkı sağlamalıdır. Alevi, Bektaşi toplumun birlikteliğini ve inancını düşünen gönüllü insanlar bu oluşum içinde görev alıp elinden gelenin en iyisini yapmaya kendini adasınlar. Bu kurumsallaşmayla çok kısa sürede hiç umulmayan, önemli ve pozitif gelişmeler her alanda his edilip yaşanacaktır.<br />
<br />
Günümüzde Alevilik-Bektaşilik adına kurulan dağınık, bütüne hizmet etmediği için istikrarsız, güven vermeyen ve bölünmüş kurumlar, bu yola kendi ve inancın sonunu getirmek yerine, birlikte, istikrarlı ve güven veren “Anadolu Alevi, Bektaşi İnanç Ve Kültür Ocağı" çatısı altındaki oluşumla kendi varlığını ve Alevi inancını devamlı ve daha güçlü hale getirmeye olanak sağlayacaktır.</p>

<p><strong>Özüne Bağlı Olarak Uzlaşma</strong><br />
<br />
Alevilik-Bektaşiliğe özgü bu yapılanma bir yandan özüne sadık kalacak, bir yandan Alevi-Bektaşi inanç, kültür ve sosyal birlikteliğini koruyacak, bir yandan özerk olarak devletle işbirliği ve entegre içinde olacak, bir yandan mevcut kurumların Aleviliğe özgü devamlılığını sağlar. Bir yanda da gönümüz koşullarına ve çağına ayak uydurarak geleceğe daha sağlıklı adımlarla yol almasını sağlayacaktır.</p>

<p><strong>Zorunlu Çıkış Yolu</strong><br />
<br />
En önemlisi de bütün bunların bir arada bulundurulması günümüz çağında artık bir zorunluluktur. Çünkü global ve evrensel oluşum içinde olan günümüz çağında hiçbir kişi, toplum ve ilgili kurum tek başına hiçbir anlam taşımaz. Kişi ve toplum ve ilgili kurum kendi özüne bağlı olarak farklı toplumlarla, devletle ve tüm evrensel gerçeklerle iletişim, dayanışma ve işbirliği içinde olduğunda o kişi, toplum ve ilgili kurum kendine özgü olarak güçlü ve devamlı olur. Bu dayanışma ve işbirliğinden kaçınan ve yoksun olan kişi, toplum ve ilgili kurum yıkılmaya ve yok olmaya mahkûmdur.<br />
Bunun en bariz örneği de, Orta Doğu toplumların yukarıda yazdığım işbirliği ve evrensel değerlere göre tüm farklılıklarıyla birlikte hareket ederek güçlü olmak yerine, din, dil, mezhep, siyasi ayrışma ve çatışmaları tercih edip istikrarsız ve dağılmış haliyle güçsüz hale düşmesidir.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/azerbaycandan-sirbistana-dev-enerji-hamlesi-sirbistana-ve-avrupaya-dogal-gaz-santrali-geliyor-3023</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Sun, 15 Feb 2026 22:53:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Azerbaycan'dan Sırbistan'a dev enerji hamlesi: Sırbistan'a ve Avrupa'ya doğal gaz santrali geliyor!</h1>
                        <h2>Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, 15 Şubat 2026 tarihinde Sırbistan'a gerçekleştirdiği resmi ziyaret kapsamında Belgrad'da Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić ile bir araya geldi. İki lider, baş başa ve heyetler arası görüşmelerin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Görüşmelerde ikili ilişkilerin güçlendirilmesi, stratejik ortaklık ve çeşitli alanlardaki işbirliği konuları ele alındı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/azerbaycandan-sirbistana-dev-enerji-hamlesi-sirbistana-ve-avrupaya-dogal-gaz-santrali-geliyor-1771186342.webp">
                        <figcaption>Azerbaycan'dan Sırbistan'a dev enerji hamlesi: Sırbistan'a ve Avrupa'ya doğal gaz santrali geliyor!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, 1</strong>5 Şubat 2026 tarihinde Sırbistan'a gerçekleştirdiği resmi ziyaret kapsamında Belgrad'da Sırbistan Cumhurbaşkanı <strong>Aleksandar Vučić</strong> ile bir araya geldi. İki lider, baş başa ve heyetler arası görüşmelerin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Görüşmelerde ikili ilişkilerin güçlendirilmesi, stratejik ortaklık ve çeşitli alanlardaki işbirliği konuları ele alındı.</p>

<p>Vučić, konuşmasında Aliyev'<strong>i "sevgili dostum" </strong>diye hitap ederek ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. İki ülke arasındaki ticaret hacminin 2012'ye kıyasla 16 kat arttığını vurguladı. Enerji, tarım, turizm ve askeri-teknik işbirliği alanlarında önemli adımlar atıldığını belirtti. Özellikle SOCAR ile Sırp doğalgaz şirketi arasında imzalanan anlaşma çerçevesinde, Sırbistan'ın Niş çevresinde (muhtemel Kruševac bölgesi) 500 MW kapasiteli doğalgaz yakıtlı elektrik santrali inşasının planlandığını, projenin 2029 yılına kadar tamamlanacağını açıkladı. Santralin iki yılda 1890 MW kapasiteye ulaşan Azerbaycan örneklerinden ilham aldığını ifade etti. Ayrıca 3 Mayıs 2026 itibarıyla Air Serbia'nın Belgrad-Bakü direkt uçuşlarını başlatacağını duyurdu.<br />
<br />
<a href="https://president.az/az/articles/view/71615"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/1771168084_671894d0eb82b9af5753e42a51ce15bb.jpg" style="height:533px; width:800px" /></a><br />
<br />
Vučić, Azerbaycan'ın EXPO 2027 Belgrad etkinliğine katılımını memnuniyetle karşıladıklarını ve Sırbistan vatandaşlarını<strong> Bakü'yü</strong> ziyaret etmeye davet etti.</p>

<p>Aliyev ise teşekkür konuşmasında, Sırbistan'ın Devlet Günü'nü tebrik ederek Vučić'in liderlik niteliklerini övdü. İki ülkenin birbirinin toprak bütünlüğü ve egemenliğini uluslararası platformlarda desteklediğini hatırlattı. Azerbaycan-Sırbistan Stratejik Konseyi'nin ilk toplantısının yapıldığını belirterek, enerji alanında işbirliğinin derinleştiğini vurguladı. Azerbaycan'ın Sırbistan'a doğal gaz ihracatını artıracağını, 2032'ye kadar 8 GW ek yenilenebilir enerji kapasitesi oluşturacağını ve bunun büyük kısmının Avrupa'ya ihracata ayrılacağını ifade etti. Ortak elektrik santrali projesinin Sırbistan'ın olumlu yatırım ortamı sayesinde mümkün olduğunu belirtti. Aliyev, Vučić'i Azerbaycan'a davet etti ve yakın dönemde birden fazla görüşme gerçekleştireceklerini söyledi.</p>

<p><strong>Ziyaret kapsamında düzenlenen törenle çeşitli anlaşmalar imzalandı:</strong></p>

<p>Gıda Güvenliği Alanında İşbirliği Anlaşması<br />
Sırbistan'da Gaz Türbinli Enerji Santrali Tasarımı, İnşaatı ve İşletmesi Anlaşması<br />
&nbsp;Ekonomi Bakanlıkları arasında Mutabakat Anlaşması<br />
&nbsp;Medya ve İletişim Alanında İşbirliği Mutabakat Zaptı<br />
2026-2030 Kültür Alanında İşbirliği Mutabakatı<br />
Spor Alanında Mutabakat Anlaşması<br />
Sağlık Sigortası Sistemleri Alanında İşbirliği Mutabakat Zaptı</p>

<p>İki ülke arasında bugüne kadar imzalanan belge sayısı 57'yi aşarken, bu ziyaretle ilişkiler yeni bir ivme kazandı. Liderler, enerji güvenliği, ekonomik yatırımlar ve kültürel bağların güçlendirilmesiyle gelecekte daha yakın işbirliği hedeflediklerini vurguladı.</p>

<p><strong>Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Sırbistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić, 15 Şubat'ta Belgrad'da basına açıklamalarda bulundular.&nbsp;</strong></p>

<p><strong>Öncelikle Sırbistan Cumhurbaşkanı bir açıklama yaptı.</strong></p>

<p>Başkan Aleksandar Vucic:<br />
-Sayın Cumhurbaşkanı Aliyev, sevgili dostum.</p>

<p>Ziyaretiniz için teşekkür ederim. Ne kadar yoğun ve önemli bir programınız olduğunu biliyorum. Kendinizi evinizde gibi hissetmenizi rica ediyorum.</p>

<p>Çinli dostlarımız, böyle yağmur yağdığında her zaman büyük bir şeyin başlayacağının iyi bir işareti olduğunu söylüyorlar. Umarım kötü havaya rağmen, bu olayı kendi çıkarlarımız doğrultusunda en iyi şekilde karşılarız ve hem Sırbistan hem de Azerbaycan için, en azından ikili ilişkilerimiz söz konusu olduğunda, önümüzde parlak bir gelecek olduğunu görürüz.</p>

<p>Azerbaycan halkına ve size, saygıdeğer Cumhurbaşkanımıza, büyük saygılarımı sunmak istiyorum. Ayrıca Sırbistan halkına ve elbette Azerbaycan halkına şunu söylemek istiyorum ki, sizinle her konuştuğumda çok şey öğreniyorum, birçok konuyu deneyimli bir devlet adamının, gerçek bir liderin farklı bakış açısından gözlemleme fırsatı buluyorum. Bu nedenle, bilginizi benimle her zaman paylaştığınız, ülkemin, liderliğini yaptığım ülkenin çok şey öğrenebileceği ilişkiler kurduğunuz için size teşekkür ediyorum.</p>

<p>Bugün Cumhurbaşkanı Aliyev ile dünyadaki ve Avrupa'daki tüm önemli konular hakkında konuştum. Birbirimizle istişare ettik, ondan çok şey öğrendim. Bazı süreçleri kendim gözlemlediğimden daha iyi, daha derinlemesine anladım. Kriz çıktığında birbirimize açık olduğumuz ve birbirimizle konuştuğumuz bir ilişkimiz var. İş birliğimiz hayatın her alanında gelişiyor. 2012 yılına kıyasla, hizmet sektöründeki ticaret hacmimiz 16 kat daha yüksek, yüzde 16 değil, 16 kat. Ayrıca, stratejik ortaklık sayesinde Azerbaycan ile yeni, mümkün olan en yakın ilişkileri kurduk. Bunun Sırbistan Cumhuriyeti ve vatandaşları için son derece önemli olduğuna inanıyorum.</p>

<p>Sosyal yaşamın çeşitli alanlarındaki iş birliğimiz daha önemli ve daha büyük olabilir ve olmalıdır. Daha fazla çalışma ve çabayla, daha özenli bir yaklaşımla gelecekte daha da iyi sonuçlar elde edeceğimize inanıyorum. Bugüne kadar 57 belge imzaladık ve buna bugün imzalanan onlarca belgeyi de ekleyebiliriz. Bu belgeler, sosyal yaşamın tüm alanlarındaki ilişkilerimizi geliştirmek için sağlam bir temel oluşturmalıdır.</p>

<p>Eylül ayında Azerbaycan'da düzenlenecek yatırım forumuna katılımı görüştük ve öncesinde Azerbaycan'ı ziyaret edeceğim. Bunun iş çevrelerimiz, bankacılarımız ve temsilcilerimiz için Azerbaycan'ı ziyaret etme fırsatı olacağına ve ülkemizin EXPO'yu tanıtması için bir fırsat olacağına inanıyorum. Çünkü o gün EXPO'ya birkaç ay kalmış olacak. Bu etkinlik, 2027'de Sırbistan'da düzenlenecek en büyük ve bizim için en önemli etkinliktir. Azerbaycan'ın EXPO 2027'ye katılımını teyit etmesinden dolayı minnettarız ve eminim ki güzel ülkelerini 2027'de Belgrad'da en iyi şekilde tanıtacaklardır.</p>

<p>Aynı zamanda, dikkatinizi bazı gerçeklere çekmek istiyorum. İki ülke arasındaki turizmin artması ve Air Serbia'nın 3 Mayıs'ta Belgrad ile Bakü arasında direkt uçuş başlatması buna özel bir katkı sağlayacaktır. Şahsen tüm Sırbistan vatandaşlarına Bakü'nün güzel bir şehir olduğunu söyleyebilirim. Orada birçok yenilik görebilirsiniz. Şehir Hazar Denizi kıyısında yer almaktadır. Temiz ve düzenli bir şehirdir. Bakü'yü her ziyaret ettiğimde, Cumhurbaşkanı Aliyev'in Azerbaycan hükümetiyle birlikte inşa ettiği yeni harikalar, yeni ve güzel yerler görüyorum. Orada muhteşem müzeler var. Bulvarlar, dost canlısı insanlar, güvenlik en üst düzeyde. Bu nedenle, bu Sırbistan vatandaşlarına Azerbaycan'ı ziyaret etmeleri için açık bir davettir. Azerbaycan vatandaşlarını da Sırbistan'ı ziyaret etmeye, bu ülkeyi sevmeye davet etmek istiyorum. Sırbistan, Avrupa kıtasında en yüksek güvenlik seviyesine sahip ülkeler arasında yer almaktadır. Azerbaycan halkıyla kardeşçe ve dostane ilişkilerimiz var. Ülkemizde ziyaret edebileceğiniz birçok yer olduğunu düşünüyorum. Sadece Belgrad'ı değil, diğer şehirleri, dağ tatil yerlerini, gölleri ve diğer yerleri de kastediyorum.</p>

<p>Ekonomik iş birliği, tarım ve tarım ürünleri değişimi konularını görüştük. Azerbaycan'ın Zira köyünde yetişen domates ve salatalıkları ilk tattığımda, hatta daha öncesinde Azerbaycan'ın özel bölgesi Nahçıvan'dan gelen ürünleri tattığımda çok beğenmiştim. Çok beğendim ve Azerbaycan'ın bu ürünleri diğer kaynaklardan gelen ürünlere kıyasla önemli bir indirimle tedarik ettiğini duydum. Halkımıza bu ürünleri bu kadar düşük fiyata sağlamanın mümkün olup olmadığını merak ediyorum! Hükümette oturanlar bunu düşünmemişlerse, düşünsünler. Azerbaycanlı dostlarımızdan vatandaşlarımıza daha uygun fiyatlarla kaliteli ürünler sağlama sorununu çözmenizi rica ediyorum. Aynı zamanda, kendi ürünlerimizi de bu şekilde sağlamalıyız. Şimdiye kadar bu olmuyor. Eminim ki biz de Azerbaycan'a birçok ürün sağlayabiliriz. Ama bunu henüz yapmadık ve bu konuya dikkatli yaklaşmadık. Bu bir tutum. Zaman geçiyor ve hiçbir şey düşünmüyoruz.</p>

<p>En önemli konulardan biri, elektrik çağına giriyor olmamızdır. Cumhurbaşkanı Aliyev'den bu projeye bizzat katılarak bize yardımcı olmasını rica ettim. Eğer öyle olursa, işi daha hızlı bitirebiliriz. Buradaki insanlar 20 yıl önce de elektrik olduğunu düşünebilir. Ama o zamanlar yakıtı konteynerlerle alıyorduk. Sonra elektrik 6 saatliğine veriliyor, sonraki 6 saat için de kısıtlamalarla veriliyordu. Bugün ise ülkemizde daha önce hiç görülmemiş bir disiplin var. Ama aynı durum yarın aynı olmayabilir. Elektrik çağı başlıyor ve birden fazla elektrik kaynağına ihtiyacımız var. Daha fazla elektrik üretmemiz gerekiyor. Azerbaycan gigawatt cinsinden ölçülen elektriğe sahip olacak. Ama soru şu: İthalatı için gerekli iletim hatları olacak mı?! Azerbaycan tarafıyla önemli konularda anlaşmaya vardık. Bugün Sırp doğalgaz şirketi ve SOCAR bu konuda görüşmeler yaptı ve bir iş birliği anlaşması imzalandı. Her bir sorunu iki veya üç ay içinde çözmeye çalışacağız ki, hemen ardından proje dokümantasyonu hazırlanıp inşaat başlayabilsin. İnşaat iki yıldan fazla sürecek. 2029 yılına kadar doğalgazla çalışan bir enerji santrali açacağımıza inanıyoruz. Niş şehri çevresinde üç yer seçildi. Temiz enerjiden bahsediyoruz. Avrupa Birliği de bunu kabul ediyor. Kısacası, inşaatın Tripale, Kruşti veya Niška Banja'da gerçekleşmesi bekleniyor. Ama bence Kruşti en uygunu. Santralin 500 megavatlık bir enerji üretim kapasitesi olacak. Cumhurbaşkanı Aliyev bana bu konuyla bizzat ilgileneceğine söz verdi. İnanmayabilirsiniz ama iki yılda toplam 1890 megavatlık bir enerji üretim kapasitesi oluşturmayı başardılar.</p>

<p>Belki Azerbaycan halkı bunu bilmiyor, bu güçler mümkün olan en kısa sürede oluşturuldu. Azerbaycan şirketleri burada kontrol çalışmalarını yürütecek. Sırp şirketleri de çalışmalara katılacak. Her iki taraf da %50 oranında çalışacak. 500 megavatlık bir doğalgaz santrali inşa edilecek. Bu iyi bir örnek olacak. Gelecekte daha fazla doğalgaz santrali inşa etmeliyiz. Küçük modüler reaktörler kurulacak. Veri merkezleri olacak ve diğer sorunlar çözülecek. Amerikalılarla görüşmelere başladım ve Karadağ'daki Bar limanından başlayarak petrol ve doğalgaz boru hatları döşeseler, veri merkezleri inşa etseler, bu çalışmaları Prijepolje'den Zlatibor dağları üzerinden Belgrad'a kadar yapsalar iyi olurdu. Veri merkezleri kurulmalı. Yapay zekanın yeteneklerini kullanmazsak, ülke olarak geride kalacağız. Elon Musk, iki ay içinde her şeyin dramatik bir şekilde değişeceğini söylüyor. Sadece insanlar bunu henüz görmüyor ve bilmiyor. Bu nedenle çalışmalar hızlandırılmalı ve Azerbaycanlı dostlarımıza destekleri için minnettarız.</p>

<p>Vaktinizin büyük bir kısmını aldık. Askeri-teknik işbirliğini görüştük. İşbirliği iyi gidiyor. Dışişleri bakanlıklarımız düzeyinde istişareler yapılıyor. Anlaşmalar ve sürekli destek ortada. En zor konularda bile Sırbistan Azerbaycan'ın yanında yer aldı ve bizi destekledi. Bu durum gelecekte de devam edecek. Çok zor konuları çözdük. Cumhurbaşkanı Aliyev'in sözlerine tamamen inanıyoruz. Bence o da ülkemize aynı duygularla yaklaşıyor. Bu ilişkiyi olduğu gibi sürdüreceğiz. Bugün ve yarın ek görüşmeler için fırsat olacak. Yarın çalışma kahvaltısı yapmamız bekleniyor ve dostum ve Sırbistan'ın dostu Cumhurbaşkanı Aliyev ile bu kadar çok zaman geçirebildiğimiz için çok memnunum. Gördüğünüz gibi, esnekliğimizden her zaman memnun değilim. Daha canla başla çalışmalı, her şeyi hızlandırmalıyız. Eskisinden daha fazla iş yapabildik ve iyi sonuçlar elde ettik. Devlet Günü vesilesiyle tüm Sırbistan vatandaşlarını tebrik etmek istiyorum. Bugün Sırbistan takvimdeki en önemli bayramlardan birini kutluyor. Bu bizim için çok önemli bir bayram. Tebrikleriniz için teşekkür ederiz.</p>

<p>Sayın Cumhurbaşkanı, ziyaretiniz için teşekkür ederiz, bizi onurlandırdınız. Ortak çalışmalarımızla Azerbaycan ve Sırbistan halklarının çıkarları için en iyi sonuçları elde edeceğimize inanıyorum. Çok teşekkür ederim. <strong>Yaşasın Sırp-Azerbaycan dostluğu!</strong></p>

<p>Sayın Başkan, teşekkür ederiz ve evinize hoş geldiniz.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ardından Azerbaycan Cumhurbaşkanı bir açıklama yaptı.</p>

<p>Cumhurbaşkanı İlham Aliyev :<br />
-Sayın Başkan, sevgili dostum.</p>

<p>Sayın bayanlar ve baylar.</p>

<p>Öncelikle Sayın Başkan, davetiniz ve misafirperverliğiniz için teşekkürlerimi sunmak isterim. Bugün sizin ulusal bayramınız, Devlet Günü. Buna rağmen Azerbaycan heyetini kabul ediyorsunuz. Bunu yüksek ilişkilerin bir göstergesi olarak değerlendiriyoruz. İki dost ülke olan Sırbistan ve Azerbaycan her zaman birbirlerinin yanındadır.</p>

<p>Bu vesileyle, Devlet Günü vesilesiyle sizi ve tüm dost Sırp halkını tebrik etmek istiyorum. Bu bayramın böyle adlandırılması tesadüf değil. Çünkü Sırp halkının devlet egemenliğini korumak ve güçlendirmek için her zaman büyük çabalar ve fedakarlıklar gösterdiğini biliyorum. Sevgili dostum, siz Sırbistan Cumhurbaşkanı olarak devleti ve devlet çıkarlarını her şeyin üstünde tuttunuz. Bu nedenle, sizin liderliğiniz altında Sırbistan başarılı bir şekilde gelişiyor, hem uluslararası alanda büyük saygı kazanıyor hem de ekonomik ve sosyal alanlarda büyük reformlar gerçekleştiriliyor. Sonuç olarak, bugün doğal kaynakları olmayan bir ülke olan Sırbistan, kendi gücüne dayanarak ve hiçbir yerden yardım almadan ekonomik olarak başarılı bir şekilde gelişiyor. Günümüz koşullarında, özellikle Avrupa'da bulunan bir ülke için bu özel bir faktör olarak değerlendirilmelidir. Burada Cumhurbaşkanı Vučić'in çok yüksek liderlik niteliklerine dikkat çekmek istiyorum. Bildiğiniz gibi, uzun yıllardır temas halindeyiz. Birbirimizi iyi tanıyoruz, samimi sohbetler yapıyoruz ve dostane ilişkilerimiz var. Cumhurbaşkanı Vučić'in Sırp halkına, devletine ve ulusal çıkarlarına ne kadar bağlı olduğunu biliyorum ve her ülkenin başarısının ardındaki faktörler de bunlardır. Elbette, Sırbistan'ın dostları olarak bunu çok takdir ediyoruz ve bundan mutluluk duyuyoruz.</p>

<p>Sevgili dostum, görüştüğümüz konulara değindi. Tekrar etmek istemiyorum. Nitekim, Sırbistan-Azerbaycan Stratejik Konseyi'nin ilk toplantısında bugün birçok konu ele alındı. Bundan önce, birebir görüşmemizde de geniş bir yelpazede konulara değinmiştik. Geleceğe yönelik net planlarımız da var. Bunlar, siyasi, ekonomik ve enerji alanlarında ilişkilerimizi daha da güçlendirmek, uluslararası platformlarda ve uluslararası kuruluşlar içinde birbirimizin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini desteklemeye devam etmek, ortak yatırım projeleri uygulamak, enerji ve ulaştırma sektörlerinde yeni yaratılan fırsatlardan yararlanmak ve daha ileriye bakarak çok güçlü bir sinerji yaratmaktır.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Vučić, ortaklaşa inşa edilen elektrik santralinin geleceğine zaten değinmişti. Cumhurbaşkanının da belirttiği gibi, bu konuyu kontrol altında tutmaya karar verdik. Bu elektrik santralinin oluşturulma süreci, Sırbistan'da mevcut olan yatırım fırsatlarına dayanmaktadır. Çünkü yatırım ortamı olumlu olmasaydı, Sırbistan yabancı yatırımcılar için bu kadar cazip olmazdı. Tam da reformlar sonucunda Azerbaycan da dahil olmak üzere birçok ülke Sırbistan'a büyük miktarlarda yatırım yapmaya hazır.</p>

<p>Enerji santrallerinin inşası, yeniden inşası ve rehabilitasyonu her ülkenin gelecekteki gelişimini güvence altına alır. Özellikle doğal kaynakları olmayan ülkeler genellikle bağımlılık durumuna düşerler. Bu nedenle, yerli enerjinin varlığı, üretim kapasitesi her ülkenin enerji güvenliğini sağlar ve bu projenin uygulanmasında Cumhurbaşkanı Vučić'in özel rolünü belirtmek isterim.</p>

<p>Genel olarak, enerji sektöründeki ilişkilerimiz çok yönlü bir biçimde gelişiyor. Bir süre önce Sırbistan'a doğal gaz ihracatına başladık ve bugün ihracat hacmini artırmaya karar verdik. Şimdi Sırbistan da ihraç edilecek gazı elektriğe dönüştürerek temiz elektrik elde edecek. Bu, hem Sırbistan pazarı hem de gelecekteki ihracat için fırsatlar yaratacaktır. Bugün Azerbaycan'ın enerji sektöründeki ihracat potansiyeli 2 gigawatt'tır. Bu rakam artacaktır. Çünkü şu anda birçok yenilenebilir enerji santralinin inşasıyla meşgulüz ve bu alanda Sırbistan ile iş birliğine hazırız.</p>

<p>2032 yılına kadar 8 gigawatt ek enerji kapasitesi elde edeceğiz ve bunun büyük bir kısmı ihracata gidecek. Bunun için yeni ve daha büyük iletim hatlarına ihtiyacımız var. Çünkü ana ihracat hedefimiz Avrupa.</p>

<p>Diğer konulara gelince, tekrar ediyorum, arkadaşım bu konuda zaten konuştu. Vaktinizi fazla almak istemiyorum. Resmi ziyaretimin sonuçlarının çok geçmeden ortaya çıkacağına inanıyorum. Yakın gelecekte tekrar görüşeceğiz. Cumhurbaşkanı Vučić'i ve Sırp heyetini Azerbaycan'a davet ettim. Bu yıl birkaç kez görüşeceğimizden eminim - hem Azerbaycan'da hem de belki tekrar Sırbistan'a geleceğim. Çünkü ben ve Azerbaycan heyetinin burada kendilerini evlerinde gibi hissettiklerinden eminim. Sırbistan'a birçok kez gittim ve Cumhurbaşkanı Vučić'in liderliğinde Sırbistan'da gerçekleşen gelişmeleri kendi gözlerimle görüyorum. Bu nedenle, Sırp dostlarımızı bir kez daha içtenlikle tebrik etmek ve Cumhurbaşkanı Vučić'in sloganına katılmak istiyorum: <strong>Yaşasın Sırbistan! Yaşasın Azerbaycan! Yaşasın Sırp-Azerbaycan dostluğu!<br />
<br />
Kaynak linkler:&nbsp;</strong>https://president.az/az/articles/view/71616<br />
https://president.az/az/articles/view/71615</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/solovyov-estonyalilari-hedef-aldi-sizi-yahudileri-olduren-nazi-ibneleri-herkesi-yok-edecegiz-3022</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Sun, 15 Feb 2026 21:20:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Solovyov Estonyalıları hedef aldı: Sizi Yahudileri öldüren Nazi ibneleri. Herkesi yok edeceğiz!</h1>
                        <h2>Rusya'nın önde gelen propaganda figürlerinden Vladimir Solovyov, Estonya Başbakanı Kaja Kallas'ı ağır şekilde hedef aldı. Rus devlet televizyonunda yayınlanan programda Solovyov, Kallas'a hitaben öfkeli bir tirad attı ve Estonya'yı "Nazi varisleri" olarak nitelendirdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/solovyov-estonyalilari-hedef-aldi-sizi-yahudileri-olduren-nazi-ibneleri-herkesi-yok-edecegiz-1771180842.webp">
                        <figcaption>Solovyov Estonyalıları hedef aldı: Sizi Yahudileri öldüren Nazi ibneleri. Herkesi yok edeceğiz!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Rusya'nın önde gelen propaganda figürlerinden Vladimir Solovyov, Estonya Başbakanı Kaja Kallas'ı ağır şekilde hedef aldı. Rus devlet televizyonunda yayınlanan programda Solovyov, Kallas'a hitaben öfkeli bir tirad attı ve Estonya'yı <strong>"Nazi varisleri" </strong>olarak nitelendirdi. Solovyov konuşurken<em><strong> “Kaja Kallas… pislik,"&nbsp;</strong></em>Ukrayna’yla ilgili klasik Rus propagandası klişelerini sıralıyor: Banderecı naziler, şeytanın çocukları vs. Konuşurken sesi titriyor, bağırıyor, masaya vuruyor, <strong>tam bir sinir kriz</strong>i geçiriyor.</p>

<p>"<em>Sen, Nazilerin varisleri, topraklarını Almanlar gelmeden <strong>Judenfrei (Yahudesiz)</strong> hale getirenler! Almanlar gelmeden önce. Ve sen, pislik, kısmen Sovyet halkından inmişsin. Ama <strong>Yahudileri öldürenlerden</strong>; komiserlerden ve komünistlere yakın olmayanlardan." </em>diyen Solovyov'un konuşmasında öne çıkan ifadeler şöyle:</p>

<p>- Rusya'nın askeri gücünün komşuları için sorun yarattığını kabul ederek,<strong> "Biz herhangi bir uzlaşmaya hazır değiliz"</strong> dedi ve Kallas'ın bunu anlaması gerektiğini vurguladı.<br />
<br />
- Estonya'yı<strong> "Nazi canavarlarıyla uzlaşma" </strong>peşinde olmakla suçladı.<br />
<br />
- "Rus halkının güvenliğini sağlamak ve Rusya'nın devletliğinin devamını güvence altına almak" amacıyla "şeytanlığa karşı adil ve kurtarıcı savaş" başlattıklarını iddia etti.<br />
<br />
- Kallas'ı <strong>"Sovyet ailesini ihanet eden"</strong> ve "üst düzey yetkililerin yavrusu" olarak hakaret etti.<br />
<br />
- Taleplerinin karşılanmaması halinde<strong> "herkesi yok edeceklerini" </strong>tehdit etti.<br />
<br />
- Estonya'yı "Yahudileri öldürenlerin torunları" ve<strong> "kısmen Sovyet halkından inmiş pislik" </strong>diye aşağıladı; Nazi dönemi terimi "Judenfrei"yi (Yahudesiz) kullanarak Estonya'nın geçmişini suçladı.<br />
<br />
- Konuşmasını "Ukraynalılardan herhangi birinin kalıp kalmayacağı" sorusunu gündeme getirerek bitirdi ve Kallas'ı <strong>"Nazi ibne" ve "pislik"</strong> diye sonlandırdı.</p>

<p>Bu açıklama, Rus medyasında sıkça görülen propaganda üslubunu yansıtıyor: Batılı liderleri Nazi'lerle özdeşleştirme, tehditkar dil ve tarihi çarpıtma. Solovyov'un yayını, Rusya'nın Baltık ülkelerine yönelik agresif söylemini pekiştiren örneklerden biri olarak değerlendiriliyor. Konuşma, sosyal medyada paylaşılan bir video klipte yer alıyor ve yaklaşık 3 dakika sürüyor.<br />
<br />
<strong>Vladimir Solovyov'un konuşmasının metni şöyle:</strong><br />
<br />
Rus ordusunun büyüklüğü, tüm komşuları için bir sorun. Rusya'nın askeri bütçesinin büyüklüğü ise herkes için bir sorun. Bu yüzden, hangi uzlaşmaya hazır olduklarını gerçekten görmek zorundayız. Biz herhangi bir uzlaşmaya hazır değiliz ve Kaja Kallas bunu her Avrupalı gibi anlamalı.<br />
<br />
Programımızı dikkatle izlemeni istiyorum ki Rusça'sını henüz unutmasın<strong>. Estonya Nazi </strong>canavarlarıyla uzlaşma koşullarında barışla ilgilenmiyoruz.<br />
<br />
Bizim ilgilendiğimiz şey, meşru taleplerimizi yerine getirmek ve Rus halkının güvenliğini sağlamak; Rusya'nın devletliğinin yüzyıllar boyu devam etmesini güvence altına almak. İşte bu yüzden, bu adil ve kurtarıcı savaşı, <strong>şeytanlığa k</strong>arşı başlattık.<br />
<br />
Ve senin düşündüğün tüm o saçmalıklar... Dinle ve anla diyorum, Sovyet ailesini ihanet eden sen, üst düzey yetkililerin yavrusu. Rus ordusunun sayısının ne olacağına sen karar veremezsin. Düşündüğün her şeye zerre kadar umursamıyoruz. Taleplerimiz yerine getirilmezse<strong> herkesi yok edeceğiz.</strong> Rusya'nın işlerine karışmaya çalışabilirsin, ama yapamazsın.<br />
<br />
Slav Ortodoks halklarımızla çok karmaşık bir ilişkimiz var. Tam da bizim gibi. Aynada savaşıyoruz. Anlaşmazlıklarımız senin karışmana göre değil. Ama karışırsan seni<strong> korkunç bir şekilde yok edeceğiz.</strong> Ukrayna'da olduğu gibi, operasyonlar yürütürken hiçbir şeyi dikkatle kesmeyeceğiz.<br />
<br />
Bize karşı aşırı zalim olduğumuzu haykırıyorlar, ama hepsi yalan!<strong> Piçler! Yalan! Sen, Nazilerin varisleri,</strong> topraklarını Almanlar gelmeden <strong>Judenfrei (Yahudesiz) </strong>hale getirenler! Almanlar gelmeden önce. Ve sen, pislik, kısmen Sovyet halkından inmişsin.&nbsp; Yahudileri öldürenlerden; komiserlerden ve komünistlere yakın olmayanlardan.<br />
<br />
Her savaş uzlaşmayla bitmez. İç savaşlar korkunç bir şekilde biter. Ve U<strong>krayna ordusunun büyüklüğüne </strong>biz karar vereceğiz. Trajedi başka.<br />
<br />
Ordu hakkında değil, Ukraynalılardan herhangi birinin<strong> kalıp kalmayacağı </strong>hakkında düşünmeliyiz.<br />
<br />
Çünkü Avrupalı efendilerinin aptallığı yüzünden onları cehenneme atıyorlar. Her kelimeyi anlıyor musun, sen pislik? Kelimelerinin her birini. Bu ülkenin temsilcileri tarafından anlaşılıyor. Çok küçük ölçüde, az sayıda taktik yükle. Her şeyi anladın. Okumamı<strong>ş, aptal. Nazi ibne. Pislik.<br />
<a href="https://x.com/JayinKyiv/status/2022786250151797150"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-02-15%20at%2021_39_12.jpeg" style="height:542px; width:482px" /></a><br />
Kaynak:&nbsp;</strong><a href="https://x.com/JayinKyiv/status/2022786250151797150">https://x.com/JayinKyiv/status/2022786250151797150</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/sergey-mardan-zelenkynin-degistirilmesi-cozum-degil-ukrayna-komple-yok-edilmeli-3021</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Sun, 15 Feb 2026 20:09:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Sergey Mardan: Zelenky'nin değiştirilmesi çözüm değil. Ukrayna komple yok edilmeli</h1>
                        <h2>Rus devlet televizyonu propagandisti Sergey Mardan, Ukrayna'ya yönelik savaşın gerçek amacını açıkça dile getirerek büyük tepki çekti. Mardan, Rusya'nın Ukrayna'yı yalnızca askeri yöntemlerle yenmekle yetinmeyeceğini, "ülkenin tamamen devlet olarak yok edilmesi" gerektiğini savundu.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/sergey-mardan-zelenkynin-degistirilmesi-cozum-degil-ukrayna-komple-yok-edilmeli-1771176512.webp">
                        <figcaption>Sergey Mardan: Zelenky'nin değiştirilmesi çözüm değil. Ukrayna komple yok edilmeli</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Rus devlet televizyonu propagandisti Sergey Mardan, Ukrayna'ya yönelik savaşın gerçek amacını açıkça dile getirerek büyük tepki çekti. Mardan, Rusya'nın Ukrayna'yı yalnızca askeri yöntemlerle yenmekle yetinmeyeceğini, <strong>"ülkenin tamamen devlet olarak yok edilmesi" </strong>gerektiğini savundu.</p>

<p><strong>Zelenksy'nin değiştirilmesi çözüm değil</strong> diyen Rusya'nın önde gelen propaganda kanallarından birinde yayınlanan programda konuşan Mardan, şu çarpıcı ifadeleri kullandı:</p>

<p>- Eskiden "pro-Rus Ukrayna"dan bahsedildiğini, askeri ve siyasi yöntemlerin birleştirileceğini söyleyenlerin artık yanıldığını anladığını belirtti.<br />
<br />
- Rusya'nın savaşın siyasi hedeflerine ulaşması için <strong>Ukrayna devlet oluşumunun tamamen ortadan kaldırılması</strong> gerektiğini vurguladı.<br />
<br />
-Ukrayna'nın topraklarında tüm organize siyasi ve toplumsal hayatın <strong>kökünden sökülmesi</strong>, dekonstrükte edilmesi gerektiğini ifade etti.<br />
<br />
-Ukrayna'nın SSCB'nin harabeleri üzerinde doğan bir devlet olarak tamamen parçalanması gerektiğini söyledi.<br />
<br />
-İdeal olarak Ukrayna'nın<strong> bir kâbus, bir canavar (kimera) gibi yok olması</strong> gerektiğini öne sürdü.<br />
<br />
- <strong>Zelenskiy'in </strong>değiştirilmesi, Yermak gibi isimlerin yerlerine başkalarının getirilmesi gibi <strong>"aptalca"</strong> yaklaşımlarla kendini kandırmamak gerektiğini belirterek, asıl meselenin <strong>Ukrayna gibi bir başkent ve Ukrayna gibi bir hayatın olmaması</strong> olduğunu iddia etti.</p>

<p>Mardan'ın bu sözleri, Rus medyasında sıkça dile getirilen aşırı milliyetçi ve yayılmacı görüşleri yansıtıyor. Ukrayna'nın bağımsız bir devlet olarak varlığını sürdüremeyeceğini, topraklarının Rusya için "sanitary zone" (salgın önleme bölgesi) haline getirilmesi gerektiğini savunan benzer açıklamalar daha önce de yapılmıştı. Sergey Mardan, bu seferki ifadeler, Ukrayna'nın<strong> "varlığının tamamen sona erdirilmesi"</strong> yönündeki niyeti en net şekilde ortaya koyuyor.</p>

<p>Söz konusu video, Ukraynalı gazeteci Denis Kazansky&nbsp; tarafından X (eski Twitter) hesabından paylaşılarak uluslararası kamuoyuna şöyle bir yorumda bulundu:<br />
<em><strong>Rus devlet televizyonu sunucusu Sergei Mardan, Rusya'nın gerçek amacının sadece Ukrayna'daki hükümeti değiştirmek değil, Ukrayna'yı bir devlet olarak tamamen yok etmek olduğunu belirtti. Putin ile müzakerelerin başarısız olmasının nedeni bu. O barış istemiyor. Ukraynalıların soykırımını ve Ukrayna devletinin tamamen yok edilmesini istiyor. Bugün Rusya'nın politikalarını destekleyen veya haklı çıkaran ya da Putin ile işbirliği yapan herkes bu soykırımı destekliyor demektir. Bu kötülüğü durdurmanın tek bir yolu var: Batı dünyası yaptırımları güçlendirmeli ve Putin'i savaş yürütmek için gerekli kaynaklardan mahrum bırakmalıdır.</strong></em><br />
<br />
&nbsp;Rusya'nın resmi söyleminde giderek sertleşen <strong>"Ukrayna'yı yok etme" düşüncesinin&nbsp;</strong>bir parçası olarak değerlendiriliyor.<br />
<a href="https://x.com/den_kazansky/status/2023002616477684135"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-02-15%20at%2020_18_15%20(1).jpeg" style="height:581px; width:306px" /></a><br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://x.com/den_kazansky/status/2023002616477684135">https://x.com/den_kazansky/status/2023002616477684135</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozdemir-yazdi-hizir-aleyhisselamin-kimligini-tahrif-etmeye-donuk-bazi-guncel-calismalar-3020</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 14 Feb 2026 21:57:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ali Rıza Özdemir yazdı: Hızır aleyhisselam'ın kimliğini tahrif etmeye dönük bazı güncel çalışmalar</h1>
                        <h2>Alevi-Bektaşi inanç önderlerinden Ali Rıza Özdemir, son dönemde yurt dışı kaynaklı bazı çevrelerin Hz. Hızır’ı geleneksel kimliğinden kopararak “tanrı” düzeyinde göstermeye çalıştığını öne sürdü. Özdemir, bu girişimlerin Aleviliğin özüne zarar verdiğini belirterek, geleneksel kaynaklardaki tanımları hatırlattı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/ali-riza-ozdemir-yazdi-hizir-aleyhiselamin-kimligini-tahrif-etmeye-donuk-bazi-guncel-calismalar-1771097956.webp">
                        <figcaption>Ali Rıza Özdemir yazdı: Hızır aleyhisselam'ın kimliğini tahrif etmeye dönük bazı güncel çalışmalar</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Alevi-Bektaşi inanç önderlerinden Ali Rıza Özdemir, son dönemde yurt dışı kaynaklı bazı çevrelerin Hz. Hızır’ı geleneksel kimliğinden kopararak “tanrı” düzeyinde göstermeye çalıştığını öne sürdü. Özdemir, bu girişimlerin Aleviliğin özüne zarar verdiğini belirterek, geleneksel kaynaklardaki tanımları hatırlattı.</p>

<p>Eski Kültür ve Turizm Bakanlığı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Ali Rıza Özdemir, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, <strong>“Ali’siz Hariciler”</strong> olarak nitelendirdiği grupların sistemli bir şekilde Hızır’ı tahrif etmeye çalıştığını iddia etti. Özdemir, bu çabaların “son derece yanlış ve tehlikeli” olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>Özdemir, Alevi-Bektaşi yolunun kolektif belleği ve yazılı kaynaklarında Hz. Hızır’ın şu özelliklerle kabul edildiğini belirtti:</strong></p>

<p><strong>1.</strong> Hızır, nebidir yani peygamberdir.<br />
<strong>2.</strong> Hızır, ilmi ledün sahibidir yani Allah’ın gizli ilimler verdiği biridir.<br />
<strong>3</strong>. Hızır, abıhayat yani ölümsüzlük suyundan içmiştir.<br />
<strong>4. </strong>Hızır, darda kalanın imdadına yetişen bir ulu kişidir.<br />
<strong>5</strong>. Hızır, kılavuzdur.<br />
<strong>6. </strong>Hızır, yoldaştır.<br />
<strong>7.</strong> Hızır, misafirdir.<br />
<strong>8</strong>. Hızır, bayramdır, kutlamadır<br />
<strong>9.</strong> Hızır, birlik ve beraberliktir.<br />
<strong>10. </strong>Hızır, berekettir.<br />
<strong>11.</strong> Hızır, iyiliğin ayak izidir.<br />
<strong>12.</strong> Hızır, hepimiz için bir rol modeldir.</p>

<p>Özdemir, bu geleneksel bilgileri korumak ve sapkınlıklara geçit vermemek gerektiğini vurgulayarak, başta Alevi-Bektaşi inanç ve kanaat önderleri olmak üzere tüm kesimlere “ortak bir ödev” çağrısında bulundu.<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://x.com/etnojenez/status/2022744794854834251">https://x.com/etnojenez/status/2022744794854834251</a></p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ankarada-genclerden-guclu-mesaj-uzlasi-olmadan-kalkinma-hayaldir-3019</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 14 Feb 2026 20:53:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ankara’da gençlerden güçlü mesaj: Uzlaşı olmadan kalkınma hayaldir!</h1>
                        <h2>Türkiye Uzlaşı ve Toplumsal Kalkınma Vakfı (UTK Vakfı), Ankara Başkent Öğretmenevi’nde “Toplumsal Uzlaşı Kültürümüzün Gelişmesinde Gençlerin Rolü” temalı anlamlı bir kahvaltı buluşması düzenledi. Gençlerin yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte, Türkiye’nin geleceğinde uzlaşı kültürünün taşıdığı kritik önem masaya yatırıldı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/ankarada-genclerden-guclu-mesaj-uzlasi-olmadan-kalkinma-hayaldir-1771092162.webp">
                        <figcaption>Ankara’da gençlerden güçlü mesaj: Uzlaşı olmadan kalkınma hayaldir!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Türkiye Uzlaşı ve Toplumsal Kalkınma Vakfı (UTK Vakfı), Ankara Başkent Öğretmenevi’nde<strong> “Toplumsal Uzlaşı Kültürümüzün Gelişmesinde Gençlerin Rolü” </strong>temalı anlamlı bir kahvaltı buluşması düzenledi. Gençlerin yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte, Türkiye’nin geleceğinde uzlaşı kültürünün taşıdığı kritik önem masaya yatırıldı.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-02-14%20at%2017_07_00.jpeg" style="height:533px; width:800px" /></p>

<p>Etkinlikte genç katılımcılar, ortak bir sesle güçlü bir mesaj verdi:<strong>“Uzlaşı olmadan kalkınma hayaldir!”</strong> Bu vurgu, toplantının en dikkat çeken ve yankı uyandıran noktalarından biri oldu.</p>

<p>Buluşmaya onur konuğu olarak katılan eski <strong>CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu,</strong> gençlerle yakından sohbet etti. Kılıçdaroğlu, gençlerin fikirlerini ve paylaşımlarını dikkatle dinleyerek gelecek vizyonu üzerine görüş alışverişinde bulundu. Konuşmasında birlik ve beraberlik vurgusuna özel yer veren Kılıçdaroğlu’nun sözleri, salonda büyük bir motivasyon ve umut dalgası yarattı.</p>

<p><strong>Alevi Gençler Derneği’nin</strong> de paydaşları arasında yer aldığı organizasyon, fikir alışverişlerinin yapıldığı, dostlukların pekiştiği ve toplumsal uzlaşıya yönelik somut adımların tartışıldığı verimli bir platforma dönüştü.</p>

<p>Gençlerin toplumsal meselelerde daha aktif rol üstleneceği bir dönemin başlangıcına işaret eden etkinlik, katılımcılar tarafından<strong> “geleceği birlikte inşa etme”</strong> iradesinin güçlü bir göstergesi olarak değerlendirildi.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/df63e426-8fd8-499a-a832-37594ff2639e.jpg" style="height:533px; width:800px" /><br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/3c7a2602-8112-4ea5-813f-caf993553207.jpg" style="height:533px; width:800px" /><br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://www.alevigenclerdernegi.com/Haber/2107">https://www.alevigenclerdernegi.com/Haber/2107</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/akd-genel-baskani-yilmaz-dogan-demirle-neden-baristi-3018</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 14 Feb 2026 18:56:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>AKD Genel Başkanı Yılmaz Doğan Demir’le neden barıştı?</h1>
                        <h2>Alevi Kültür Dernekleri’nin kısa bür süre sonra “sabık” konumuna düşecek olan Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz’ın bizzat kendisinin hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusu yaptığı eski Alevi Kültür Dernekleri Başkanı ve şimdilerde CHP Milletvekili olan Doğan Demir’le arasından su sızmıyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/akd-genel-baskani-yilmaz-dogan-demirle-neden-baristi-1771084978.webp">
                        <figcaption>AKD Genel Başkanı Yılmaz Doğan Demir’le neden barıştı?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>ANKARA-</strong> Alevi sivil toplum kuruluşlarının “<em><strong>tepe</strong></em>” noktalarındaki yöneticilerinin tutum ve davranışları medyada her gün tanık olduğumuz ama alışmak istemediğimiz örnekleri aratmıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Daha 1 yıl önce, Alevi Kültür Dernekleri’nin 14. Olağan Genel Kurulu’nda konuşma yapmak için kürsüye gelen eski genel başkan Doğan Demir’i yuhalatan, öncesinde hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunan Seher Şengünlü Yılmaz şimdi beraberce açılışlara katılıyor, birlikte fotoğraf veriyorlar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Önce AKD Göktürk şubesinin açılışında birlikte görüntülenen başkanlar, son olarak 13 Şubat günü AKD Kocaeli şubesinin “<strong><em>rakılı-şaraplı</em></strong>” 35. kuruluş yılı kutlama etkinliğinde de aynı masayı paylaştılar.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/SORANA%20AKD%20%C4%B0NAN%C3%87%20KURULU%C5%9EUDUR%20DERLER%2C%20AMA%20HIZIR%20AYINDA%20VE%20ORU%C3%87%20ZAMANI%20RAKILI-%C5%9EARAPLI%20KUTLAMA%20YAPIYORLAR.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>DOĞAN DEMİR BUNU BİLİYOR MU?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Doğan Demir biliyor mu, bilemeyiz ama kamuoyunun cevap alamadığı şuydu: 2013 ve sonrasındaki yönetimleri ilgilendirdiği halde, Seher Şengünlü Yılmaz neden AB projesinden alınan ve buharlaşan paralardan sorumlu yöneticilerin adını anmıyordu?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sitemizde yayınladığımız haberleri yalanlayan, bizi AKD’ye karşı komplu kurmakla suçlayan Seher Şengünlü Yılmaz, neden suç duyurusu yaptığı Doğan Demir’i koruyordu?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Üstelik, Seher Yılmaz’ın bizzat kendisi Doğan Demir ve diğer sorumlu yöneticilere karşı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunmuştu!</span></p>

<p><span style="color:#000000">25.12.2024, yaklaşık 1 yıl önce Seher Şengünlü Yılmaz genel başkan sıfatı ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na Doğan Demir’in de aralarında bulunduğu 5 kişi hakkında “<em><strong>görevi ihmal</strong></em>” nedeniyle suç duyurusunda bulunmuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İNKAR ETTİĞİ PARALAR İÇİN SUÇ DUYURUSU YAPTI!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/AKD%20G%C3%96KT%C3%9CRK%20%C5%9EUBES%C4%B0%20A%C3%87ILI%C5%9EI.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Aylarca sitemize ve genel yayın yönetmenimize olmadık iftiralar attığı ve bizi “<em><strong>devletin ajanı</strong></em>” olarak yaftalayıp, AKD’yi bölmek istediğimizi iddia ettiği “<strong><em>AB’den alınan ve buharlaşan</em></strong>” paraların akıbetini sorduğumuz haberlerimizde yer alan soruları, aslında daha önce Seher Şengünlü Yılmaz da sormuş ama sormakla da kalmamış, “<em><strong>buharlaşan paraların</strong></em>” hesabını vermekle sorumlu olduklarını düşündüğü Doğan Demir ve 4 arkadaşı hakkında da suç duyurusu yapmıştı!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Detay verelim: Toplam süresi 18 ay ve resmi olarak 1 Şubat 2013 tarihinde başlaması gereken, AB Komisyonu tarafından desteklenen “<em><strong>Alevi Yurttaşların İnsan Hakları, Ayrımcılıkla Mücadele ve Eşitlik İçin Hareketlenmesi</strong></em>” (İngilizce: Mobilizing Alevi Citizens for Human Rights Equality and Non Discrimination) projesi için AKD kasasına giren paralar buharlaşmış, proje tamamlanmamış ve AB Komisyonu defalarca talep ettiği projenin tamamlanması çağrısı sonuçsuz kalınca, ödenen tutarın faiziyle birlikte geri alınması için yasal yollara başvurmuştu!</span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte, Seher Şengünlü Yılmaz, bu projede görev ihmali subut olursa, AB’ye geri ödenmesi gereken parayı da 5 eski yöneticiden tahsil etmeyi planlamıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BİR YIL ÖNCE DE DEMİR’İ GENEL KURULDA YUHALATTIRDI!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">AKD14. Olağan Genel Kurulu’nda yuhalanan Doğan Demir uzun uzun ıslıklanmış, konuşmasını bitiremeden kürsüyü ve genel kurulu terk etmek zorunda kalmıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Genel kurul sonrasında Doğan Demir’in ve Seher Şengünlü Yılmaz’ın yakın çevresindeki insanlara birbirleri hakkında neler söylediklerini buraya yazamayız. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ama, Demir elini tuttuğu halefine bunu kendisi sorabilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>DOĞAN DEMİR İLE SEHER ŞENGÜNLÜ YILMAZ NEDEN BERABER?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/akd2.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Hakkını vermek gerekirse, dünya alem de biliyor ki, Seher Şengünlü Yılmaz’ın genel başkanlık koltuğunda oturması Doğan Demir sayesinde olmuştur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak, daha koltuğa oturur oturmaz yeni “<strong><em>ittifak</em></strong>”lara yelek açan Yılmaz, Demir’e karşı önce suç duyurusunda bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yetmedi, koltuğunu sağlamlaştırdığı 14. Olağan Genel Kurul’da selefini yuhalatmaktan da çekinmedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hem genel yönetim kurulunda çoğunluğu kaybeden, hem tabanda ve hem de kamuoyunda itibarı azalan ve kendisine yöneltilen sorulara cevap veremeyen Seher Şengünlü Yılmaz çareyi dümeni yeniden Doğan Demir’e kıvırmakta mı bulmuştu?</span></p>

<p><span style="color:#000000">18 Ocak’ta AKD Göktürk şubesinin açılışına Seher Şengünlü Yılmaz birlikte katılan Doğan Demir burada protesto edilmeden eski genel başkan sıfatı ile konuşmasını yaptı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">13 Şubat akşamı Doğan Demir’in “<em><strong>damat kontenjanı</strong></em>”ndan ev sahibi sayılacağı AKD Kocaeli şubesinin 35. kuruluş yılı kutlamasında da aynı masayı paylaştı. Demir’in konuşması bu kez yuhalanmadı ve ıslıklanmadı. Tersine alkış aldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Peki, madem bir yıl sonra el sıkışacaktı, Seher Şengünlü Yılmaz Doğan Demir’e karşı neden suç duyurusu başvurusu yaptı ve daha sonra da genel kurulda neden yuhalattı?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi Bektaşi terbiyesinde ve erkanında böyle şeyler normal midir?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Biz atamızdan böyle şeyler görmedik, Aleviler özü-sözü bir insan demek değil midir?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bizim özel sorumuz da şu: Belgeler elimizde olduğu halde, sorumluları kendisinin açıklaması için çağrıda bulunduğumuzda, bizi yalan haber yapmakla itham eden, olmadık hakaretleri ve iftiraları yapan Seher Şengünlü Yılmaz gerçekler artık apaçık ortada iken, haber sitemizden ve genel yayın yönetmenimizden özür dilemeyi düşünmekte midir?</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/metin-uysaldan-agir-metallerin-uzay-kokeni-ve-pratik-altin-elmas-arama-yontemleri-3017</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 14 Feb 2026 07:42:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Metin Uysal'dan: Ağır metallerin uzay kökeni ve pratik altın-elmas arama yöntemleri</h1>
                        <h2>Değerli madenler ve minerallerin oluşumu, kökeni ile arama yöntemleri hakkında önemli açıklamalarda bulunan değerli taş ve maden araştırmacısı Metin Uysal, gazeteci Bora Özizmirli'ye verdiği detaylı röportajda çarpıcı bilgiler paylaştı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/metin-uysaldan-agir-metallerin-uzay-kokeni-ve-pratik-altin-elmas-arama-yontemleri-1771046107.webp">
                        <figcaption>Metin Uysal'dan: Ağır metallerin uzay kökeni ve pratik altın-elmas arama yöntemleri</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Değerli madenler ve minerallerin oluşumu, kökeni ile arama yöntemleri hakkında önemli açıklamalarda bulunan değerli taş ve maden araştırmacısı <strong>Metin Uysal, gazeteci Bora Özizmirli</strong>'ye verdiği detaylı röportajlarda çarpıcı bilgiler paylaştı. Değerli taş ve maden aramada bazı püf noktaların belirtilecek yazısı dizisinde, birkaç bölüm halinde FAYDALI BİLGİLER başlığı altında haber sitemizde verilecektir.<strong>Yalnız belirtelim:</strong> Türkiye'de madenler konusunda en tecrübeli ve birikimli kurum <strong>MTA’dır </strong>(Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü). MTA, madenler konusunda son derece gelişmiş bir kurumdur. Bizim yazı dizimiz ise, bu konulara ilgi duyan ama daha amatör düzeydeki insanlarımıza yönelik bilgilendirme amaçlıdır.<br />
<br />
<br />
Uysal'a göre, dünyada bulunan maden ve değerli taşların asıl kaynağı <strong>yer kabuğudur</strong>. Göktaşları, dış çekirdekten gelen materyaller veya kozmik kökenliler gibi tali kaynaklar olsa da bunlar toplamda çok küçük bir paya sahiptir. Dünya, oluşum sürecinde yoğun meteor bombardımanına maruz kalmış ve bu süreçte ağır elementler yerçekimi etkisiyle çekirdeğe doğru hareketlenmiştir. Günümüzde ise büyük meteorlar nadir olsa da, göktaşları daha çok bilimsel veya saf demir gibi özel değerleriyle öne çıkmaktadır.<br />
<br />
Derin kaynaklı materyaller ise büyük fay hatları üzerinden mantodan yerkabuğuna taşınır; bu süreçler hâlâ tam olarak çözülememiştir.<br />
<br />
<strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">ELEMENTLERİN OLUŞUMU VE DEMİR ÖTESİ AĞIR METALLER</span></span></strong><br />
<br />
Uysal, elementlerin kökenini Güneş'e bağlayarak açıkladı: Güneş, hidrojen ve helyumdan başlayarak demire kadar olan elementleri üretir. Elektron sayısına göre sıralanan elementler<strong> (hidrojen: 1, helyum: 2, karbon: 6, oksijen: 8, demir: 26)</strong> Güneş'in nükleer füzyon süreçlerinde oluşur. Ancak demirden sonraki elementler (<strong>kobalt, nikel, bakır, altın, platin, uranyum</strong> vb.) Güneş sistemi dışından gelir. Bunlar <strong>süpernova</strong> patlamaları veya kuasar gibi devasa enerji olaylarında üretilir ve evrene saçılır. Milyarlarca yıldır bu elementler gezegenlere, uydulara ve meteorlara ulaşmıştır. Dünya'da da bu dış kaynaklı ağır metaller önemli oranlara ulaşmıştır. Bu durum, uzay madenciliğinin cazibesini artıran bir faktördür.<br />
<br />
<span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><strong>MADEN VE DEĞERLİ TAŞ ARAMA YÖNTEMLERİ</strong></span></span><br />
<br />
Metin Uysal, maden aramanın saha özelliklerine ve aranan madene göre değiştiğini vurguladı. Amatör ve yarı profesyonel araştırmacılar için en pratik yol, yaşadıkları yakın çevreyi hedef almak ve mevcut imkanları kullanmaktır.<br />
<br />
<strong>Önerdiği temel adımlar şöyle:</strong> -<br />
<br />
<strong>Ön araştırmalar:&nbsp;</strong>MTA (Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü), üniversiteler gibi resmi kurumların raporları incelenmeli. Öncelikle madenler konusunda en birikimkli ve tecrübeli kurum<strong> MTA'dır</strong>. Güvenilir kaynaklara yönelinmeli; uydurma ticari sitelerden kaçınılmalı.<br />
<br />
<strong>Google Earth ve uydu görüntüleri:</strong> Bölgenin kuşbakışı incelenmesi büyük avantaj sağlar. Tarihte hiçbir madenci bu teknolojiye sahip olmamıştır.&nbsp;&nbsp;<br />
<br />
<strong>Jeolojik ipuçları:</strong> Örneğin elmas ararken <strong>kimberlit</strong> veya <strong>lamproit</strong> gibi özel oluşumlar aranmalı. Bunlar genellikle krater benzeri çukurlar oluşturur; su birikintileri, yeşillik içinde kıraç dairemsi alanlar dikkat çeker (Türkiye'de benzer yapılar yangın havuzları veya doğal kraterlerle karıştırılabilir). ,<br />
<br />
<strong>Altın ararken:</strong> Genellikle <strong>süt kuvarsı</strong> damarlarıyla birlikte bulunur (kalsit gibi başka minerallerle de olabilir).&nbsp;</p>

<p><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;">PRATİK ARAMA ÖNERİLERİ:</span></strong></span></span></p>

<p>Doğadaki su devirdaimi nedeniyle dereler, çaylar ve antik dere yatakları en verimli alanlardır. Google Earth ile eski yataklar tespit edilebilir. Süt kuvarsı damarları dereler sayesinde yüzeye çıkarılır. Altın içeren kuvars genellikle oksitlenmiş, demir/antimon/bakır/arsenik gibi metallerle renklenmiş (kırmızımsı, kahverengi, sarımsı) ve bulutlu görünümlüdür. Normal berrak kuvars nadiren altın içerir.<br />
<br />
Uysal, kuvarsın en son oluşan minerallerden biri olduğunu belirterek, damarları derinliğe doğru takip etmenin maden ihtimalini artıracağını ifade etti. Demir en yaygın elementlerden olsa da alüminyum daha fazla bulunmasına rağmen bileşik halde tanınmaz (örneğin boksit).<br />
<br />
Metin Uysal'ın açıklamaları, değerli maden ve taş arayıcılarına hem bilimsel hem pratik bir rehber niteliği taşıyor.&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ibrahim-karagul-21-yuzyilin-surprizi-turkiyedir-3016</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 14 Feb 2026 00:21:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>İbrahim Karagül: 21. yüzyılın sürprizi Türkiye'dir</h1>
                        <h2>Gazeteci ve Yeni Şafak yazarı İbrahim Karagül, Türkiye'nin jeopolitik konumunu ve stratejik hamlelerini değerlendirdiği çarpıcı bir paylaşımda bulundu. Karagül, Türkiye'nin çevresindeki tehditleri bertaraf ederek küresel ölçekte yeni bir güç merkezi haline geldiğini vurguladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/ibrahim-karagul-21-yuzyilin-surprizi-turkiyedir-1771018392.webp">
                        <figcaption>İbrahim Karagül: 21. yüzyılın sürprizi Türkiye'dir</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Gazeteci ve Yeni Şafak yazarı İbrahim Karagül, Türkiye'nin jeopolitik konumunu ve stratejik hamlelerini değerlendirdiği çarpıcı bir paylaşımda bulundu. Karagül, Türkiye'nin çevresindeki tehditleri bertaraf ederek küresel ölçekte yeni bir güç merkezi haline geldiğini vurguladı.</p>

<p>Karagül'ün analizine göre, <strong>Suriye cephesi </strong>artık kapandı ve Güney Kapısı koruma altına alındı. Karabağ Savaşı sayesinde ise Doğu Kapısı güvenceye kavuştu. Bu gelişmelerle birlikte Türkiye'nin stratejik yönü Akdeniz ve Kızıldeniz'e döndü; Doğu Akdeniz, Ege ve Kızıldeniz bölgelerinde hareketlilik artacak.</p>

<p>Yazar, Batı Kapısı'nın da yakında güvence altına alınacağını, okyanus kapılarının kontrol edileceğini ve coğrafyanın <strong>"nefes borularının" </strong>temizleneceğini ifade etti. Bu çerçevede Somali ve Sudan cephelerinin de kapatılacağını belirten Karagül, İsrail ve BAE'nin girişimlerinin başarısız olacağını, Yunanistan'ın ise İsrail'in kendini koruyamayacağını fark edeceğini öne sürdü.</p>

<p>Paylaşımını tarihi bir perspektifle tamamlayan Karagül, <em><strong>"Tarih döndü. Biz geri geldik. Binlerce yıldır her tarih dönüşünde bir büyük gücün temelleri atılmıştır. Yine öyle oluyor. Bu hep böyle olur" </strong></em>ifadelerini kullandı ve sözlerini şu vurucu cümleyle bitirdi:<strong> “21. yüzyılın sürprizi Türkiye”dir!</strong></p>

<p><br />
<br />
İbrahim Karagül'ün açıklamasını tam metni şöyle:<br />
<br />
Suriye cephesi kapandı.<br />
Güney Kapısı koruma altında.&nbsp;<br />
Karabağ savaşı ile Doğu<br />
Kapısı güvenceye alındı.</p>

<p>Türkiye’nin yönü;<br />
Akdeniz’e, Kızıldeniz’e döndü.<br />
Doğu Akdeniz ve Ege ile<br />
Kızıldeniz hareketlenecek.</p>

<p>Batı Kapısı da güvenceye alınacak.<br />
Okyanus kapıları güvenceye alınacak.<br />
Coğrafyanın nefes boruları temizlenecek.</p>

<p>Somali, Sudan cepheleri de kapatılacak.<br />
İsrail ve BAE, ne yaparsa yapsın, başarısız olacak.<br />
Yunanistan, İsrail’in kendini koruyamayacağını görecek.</p>

<p>İç tehdit bitirildi, terör çökertildi.<br />
Sınırlarımızın sıfır noktasındaki tehditler yok edildi. Hudutlar güvenceye alındı.</p>

<p>Şimdi geniş halka için hareket geçiliyor.<br />
Coğrafya ortaklarımızla , ortak ordularla,&nbsp;<br />
Birleşik Coğrafya için dev adımlar atma zamanı.</p>

<p>Ve işte şuan bu oluyor.<br />
Somali’ye yönelen donanma, kara ve hava güçlerimizle,<br />
S. Arabistan, Mısır ve Katar’la,<br />
Ortak askeri donanımlarla,</p>

<p>Yeni jeopolitik güç matematiği kuruluyor.<br />
Bunun önünde kimse duramayacak.</p>

<p>Tarih döndü.<br />
Biz geri geldik.</p>

<p>Binlerce yıldır, her tarih dönüşümüzde,<br />
Bir büyük gücün temelleri atılmıştır.<br />
Yine öyle oluyor. Bu hep böyle olur.&nbsp;</p>

<p>“21. yüzyılın sürprizi Türkiye”dir!<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://x.com/ibrahimkaragul/status/2022305725750427900">https://x.com/ibrahimkaragul/status/2022305725750427900</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/abd-disisleri-bakani-marco-rubio-eski-dunya-gitti-yeni-bir-jeopolitik-cag-basladi-3015</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Fri, 13 Feb 2026 23:51:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio: Eski dünya gitti, yeni bir jeopolitik çağ başladı</h1>
                        <h2>ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Almanya'nın Münih kentinde başlayacak olan Münih Güvenlik Konferansı öncesi yaptığı açıklamada, küresel düzenin kökten değiştiğini vurguladı. Rubio, "Dünya gözümüzün önünde çok hızlı değişiyor. Eski dünya gitti... Artık yeni bir jeopolitik çağda yaşıyoruz" dedi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/abd-disisleri-bakani-marco-rubio-eski-dunya-gitti-yeni-bir-jeopolitik-cag-basladi-1771017131.webp">
                        <figcaption>ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio: Eski dünya gitti, yeni bir jeopolitik çağ başladı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Almanya'nın Münih kentinde başlayacak olan Münih Güvenlik Konferansı öncesi yaptığı açıklamada, küresel düzenin kökten değiştiğini vurguladı. Rubio, <em>"Dünya gözümüzün önünde çok hızlı değişiyor. Eski dünya gitti... Artık yeni bir jeopolitik çağda yaşıyoruz"</em> dedi.</p>

<p><strong>Devlet Bakanlığı tarafından paylaşılan kısa videoda Rubio, basın mensuplarına hitaben şunları söyledi:</strong></p>

<p><em>&nbsp;"Dünya gözümüzün önünde çok hızlı değişiyor. Eski dünya gitti – dürüst olmak gerekirse, benim büyüdüğüm dünya – ve biz yeni bir jeopolitik çağda yaşıyoruz. Bu, hepimizin neye benzediğini ve rolümüzün ne olacağını yeniden gözden geçirmemizi gerektirecek."</em></p>

<p>Rubio'nun sözleri, Trump yönetiminin ikinci döneminde ABD'nin dış politika yaklaşımındaki değişimi yansıtıyor. Bakan, konferansta Avrupa liderleriyle yapacağı görüşmelerde, <em>"dürüst diplomasi" </em>ve ittifakların yeniden yapılandırılması mesajını vereceğini belirtti.</p>

<p>Bu açıklama, ABD'nin geleneksel müttefikleriyle ilişkilerinde yeni bir döneme işaret ediyor. Münih Güvenlik Konferansı, Ukrayna savaşı, Çin-ABD rekabeti ve küresel güvenlik tehditleri gibi konuları ele alacak. Rubio, "Bu konferans çok önemli. Tanımlayıcı bir anda gerçekleşiyor" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://x.com/StateDept/status/2022113561871564901">https://x.com/StateDept/status/2022113561871564901</a></p>

<p>Video, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın resmi X hesabından paylaşıldı ve kısa sürede milyonlarca kez görüntülendi. Uluslararası medyada geniş yankı bulan sözler, Avrupa'da hem endişe hem de yeni işbirliği fırsatları tartışmalarını tetikledi.</p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kosovada-yeni-hukumette-turk-basbakan-yardimcisi-gorev-alacak-3014</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Fri, 13 Feb 2026 21:09:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Kosova’da yeni hükümette Türk Başbakan Yardımcısı görev alacak</h1>
                        <h2>Kosova’da ilk kez bir Türk, Başbakan Yardımcılığı görevine getirildi. Fikrim Damka, Kosova tarihinde bir ilke imza atarak Azınlıklardan Sorumlu Başbakan Yardımcılığı görevini üstlendi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/kosovada-yeni-hukumette-turk-basbakan-yardimcisi-gorev-alacak-1771006679.webp">
                        <figcaption>Kosova’da yeni hükümette Türk Başbakan Yardımcısı görev alacak</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Kosova’da 28 Aralık’ta gerçekleştirilen genel seçimlerin ardından hükümet kurma süreci tamamlandı. Cumhurbaşkanı Vjosa Osmani’den hükümeti kurma görevini alan Başbakan Albin Kurti, yeni kabinesini açıkladı. Meclise sunulan hükümet programı ve bakanlar listesi, yapılan oylamada 66 kabul oyuna karşı 49 ret oyu alarak onaylandı. Böylece Kurti liderliğindeki yeni hükümet resmen göreve başladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>FİKRİM DAMKA TARİHE GEÇTİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kosova Demokratik Türk Partisi Genel Başkanı Fikrim Damka, ülke tarihinde başbakan yardımcılığı görevine getirilen ilk Türk siyasetçi oldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Seçimlerde topluluklar arasında en fazla oyu alarak mecliste iki milletvekiliyle temsil hakkı kazanan KDTP, yeni hükümette de yer aldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Damka yaptığı açıklamada, Türk toplumunun bugüne kadar üstlendiği en yüksek görev olan başbakan yardımcılığı makamına gelmenin önemli bir sorumluluk olduğunu vurguladı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hem toplulukların haklarının korunması hem de ekonomik alanlarda Kosova’ya katkı sunmak için çalışacaklarını belirten Damka, Türkiye ile ekonomik ilişkilerin geliştirilmesine de özel önem vereceklerini ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KOSOVA TÜRKLERİ İKİ MİLLETVEKİLİYLE TEMSİL EDİLECEK</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">KDTP’den Fatma Taçi ve Ergül Mazrek, Kosova Türk toplumunu mecliste temsil edecek isimler oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mamuşa’dan seçilen ilk kadın milletvekili olan Taçi, aynı zamanda 22 yaşında Kosova Meclisinin en genç milletvekili unvanını aldı. Taçi yaptığı açıklamada, “<em><strong>Kosova’nın en genç Türk milletvekili olmaktan gurur duyuyorum. Türk toplumu için çalışmalarımıza devam edeceğiz.</strong></em>” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mazrek ise seçmenlere teşekkür ederek, Kosova Türk toplumu için çalışmalarını sürdüreceklerini ifade etti.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-taceddin-kutay-yazdi-alman-doneri-sacmaligina-kim-dur-diyecek-3013</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 13 Feb 2026 19:24:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Dr. Taceddin Kutay yazdı: 'Alman Döneri' saçmalığına kim dur diyecek?</h1>
                        <h2>gdh yazarı Dr. Taceddin Kutay, son zamanlarda yaygınlaşmaya başlayan "Alman Döneri" kavramını masaya yatırdı. Dr. Kutay, "şu soruya cevap arayalım: milli gurur denilen şeye Fransızlardan daha az layık olduğumuzu kim öne sürüyor?" ifadeleri ile hepimizi düşünmeye ve tartışmaya çağırıyor. İşte, o yazı:</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/dr-taceddin-kutay-yazdi-alman-doneri-sacmaligina-kim-dur-diyecek-1771000725.webp">
                        <figcaption>Dr. Taceddin Kutay yazdı: 'Alman Döneri' saçmalığına kim dur diyecek?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Sosyal medyada boy boy reklamı yapılan, Anadolu şehirlerine kadar yayılan “<em><strong>Alman Döneri</strong></em>” saçmalığı, aslında içinden çıktığı yumurtayı beğenmeyen civcivlerin hikayesi mi? </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kendi vatanımızda kendi mutfağımızın başkasına hamledilmesine müsaade eden aymazlığı masaya yatırıyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Memleketin dört bir yanında mantar gibi türeyen “<em><strong>Alman Döneri</strong></em>” saçmalığını sanırım siz de görmüşsünüzdür. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Salata diye ekmeğin arasına lahana ve hıyar koyunca, üstüne de bir parça yoğurt su dökünce doluyormuş size Alman Döneri! </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alman Cumhurbaşkanı Steinmeier, Türkiye ziyaretine Berlin’den bir Türk dönerciyi de getirmişti hatırlarsınız. Adı Türk, aslı Türk, kendi Türk bu yemeğin Türk yemeği olarak tescillenmesine karşı olduklarını beyan etmişlerdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kavanoz dipli dünyada dönerimizi de bize çok görenler dalga geçer gibi dönerin aynı zamanda bir Alman yemeği olduğunu öne sürdüler. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Pizza ne kadar Türk yemeği ise döner de o kadar Almanya yemeğidir. Mardin’in köyleri ne kadar memleketin her köşesinde pizzacı varken aklı evvel pizzanın Türk yemeği olduğunu iddia etmiyor, aksine Pizzasının marifetini ortaya koymak isteyen herkes restoranına Mario, Luigi, Di Mare gibi İtalyanca isimler veriyor. Hakikatle barışıksanız başka şansınız yok zira; size deli muamelesi yaparlar pizza Türk yemeğidir derseniz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Fakat döner Alman yemeğidir deyince hiç kimse aklınızda alay etmeye kalkmıyor. Hadi uluslararası mahfillerde bu saçma sapanlığı sürdürmelerine mani olamıyorum, bari bir hayır himmet sahibi yetkili çıksa da bumez Belenliğe Türkiye’de izin vermeyeceğimizi söylese. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dönerin bir standardının olmasa ve mutlaka Türk olarak adlandırılması zaruridir. Hal böyleyken bu işletmelere kimin bu isimle ruhsat verdiği, bu saçmalığa müsaade ettiği sorusunu yüksek sesle tartışmamız gerekir. Maatteessüf sosyal medyada boy boy reklamları yayınlanan bu işletmeler hiç kimseyi rahatsız etmiyor. Sadece İstanbul’da değil Anadolu şehirlerinde de Alman döneri olduğu iddia edilen bu şeyin satıldığı işletmeler açılmaya başlandı. Marka tescilden sorumlu kurumlarımız, standart enstitümüz bu açık hırsızlığa kendi vatanımızda göz yumuyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Öyleyse sormak gerekiyor, kimi kime şikâyet edersek bu meseleyi gerçekten dert eden bir kamu kurumuna rast gelebiliriz?&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Motora alman deyince havalı oluyor, bıçağı alman deyince havalı oluyor; arabaya, spor ayakkabıya, dikiş makinesine Alman deyince havalı oluyor. Bu kadarını anladık. Garipsemiyoruz da, hakikaten öyledir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Fakat dönere de Alman deyince daha havalı olacağı fikrini ortaya atan her kimse kendini şöyle bir göstersin lütfen, soracağımız birkaç soru var kendisine. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Haydi o sorular bizde mahfuz kalsın, para kazanma hırsı ile gözü hiçbir şey görmeyen niceleri gibi ne dediğinin ne yaptığının farkında olmayan tüccarlardır diyelim bu arkadaşların cümlesine, peki bu aymazlığa göz yumuyor oluşumuzu nasıl açıklayacağız?&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Pilavımızın yüzüne bakan yok lüks restoranlarda, hevesle risotto pişiriyor aşçılar. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Köftemizi fazla alaturka buluyor olacaklar ki burger yemek daha havalı geliyor gençlere. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Türk mutfağının kıymetini ecnebiler bilirken bizim bilemeyişimizi yadırgamıyorum, Arap tavrı ezan okumaya hevesli müezzinlerin yaşadığı memleketimizde. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İçinden çıktı yumurtayı beğenmeyen civcivlerle dolu bir kümesi andırıyoruz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Allah aşkına bu memlekete ait hiç şey yok mu hoşumuza giden? </span></p>

<p><span style="color:#000000">İşin garibi, Alman döneri diye satılan şeyin bizim dönerimizle rekabet edecek herhangi bir vasfı, kalitesi yok. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Nasıl sağda solda ekler, profiterol diye satılan tatlıların "<em><strong>Paris Boulangerie</strong></em>"lerinde satılanlarla pek bir alakası yoksa, döner diye satılan bu şeyin de bizim dönerimizle pek bir alakası yok. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ekler, profiterol Türk tatlısıdır diyerek Paris’in orta yerinde tatlıcı açtıklarını düşünün Fransızların, yer yerinden oynar. Allah aşkına bütün soruları bir yana bırakıp şu soruya cevap arayalım: milli gurur denilen şeye Fransızlardan daha az layık olduğumuzu kim öne sürüyor? </span></p>

<p><span style="color:#000000">Estağfurullah kimse öyle bir şey söylemiyor şeklinde cevap alacağız bu soruya. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Pekâlâ, bu her isteyenin her istediğini yapabildiği düzende, öz be öz bize ait olanı başkasına hamletmek aymazlığına müsaade etmek nedendir? </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kel ve fodulların sınıf atlama heveslerini tatmin etmek için bize ait hiçbir şey bırakmadığımız gün köksüzlüğümüz tescillenmiş olacak. Bunun farkında değil miyiz? </span></p>

<p><span style="color:#000000">Biz de sahip çıkmayacaksak bu kültüre kim sahip çıkacak?&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Buyrun size kazık gibi birkaç sual; dilediğiniz sorun. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Sanmam ya sizi ikna eden bir cevap bulursanız bu sorulardan herhangi birine çok rica ederim benimle de paylaşın. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Duacınız olurum.</span></p>

<p><a href="https://gdh.digital/yazarlar/taceddin-kutay/alman-doneri-sacmaligina-kim-dur-diyecek-rzneokvzbn"><span style="color:#000000"><span style="background-color:#c0392b">YAZININ LİNKİ İÇİN TIKLAYIN</span></span></a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bati-trakyada-musluman-ogrencilere-hristiyanlik-propagandasi-3012</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 13 Feb 2026 16:06:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Batı Trakya’da Müslüman öğrencilere Hristiyanlık propagandası</h1>
                        <h2>Yunanistan’da İskeçe ilindeki Dolaphan Ortaokulunda, okulda tek bir Hristiyan öğrenci dahi olmadığı halde, Ortodoks Hristiyan geleneğine ait Kalanda ilahilerinin, Müslüman öğrencilere söyletildiği yönündeki görüntüler büyük tepkilere neden oldu.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/bati-trakyada-musluman-ogrencilere-hristiyanlik-propagandasi-1770989503.webp">
                        <figcaption>Batı Trakya’da Müslüman öğrencilere Hristiyanlık propagandası</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Yunanistan sınırları içerisinde kalan Batı Trakya’nın İskeçe ilininin dağlık bölgesinde yer alan Dolaphan ortaokulunda Müslüman öğrencilere Ortadoks Hristiyan ilahileri söyletmeye zorlanması ülkede tepkilere neden oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YENİ SOL MİLLETVEKİLİ ZEYBEK: YAŞANANLAR TESADÜF OLAMAZ!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/H%C3%BCseyin%20Zeybek.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kamuoyuna yansıyan bilgi ve görüntülerin Batı Trakya Türk Azınlığı nezdinde derin bir rahatsızlık ve haklı bir infiale yol açtığını belirten İskeçe Yeni Sol Milletvekili Hüseyin Zeybek yaptığı açıklamada, Kalanda ilahilerinin Noel, yılbaşı ve Epifani dönemlerinde icra edilen, doğrudan Ortodoks Hristiyan inancına bağlı dini bir ritüel olduğunu hatırlattı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Daha önce gerçekleştirilen “<strong><em>Agios Vasilis (Noel Baba)</em></strong>” etkinliğiyle birlikte değerlendirildiğinde yaşananların tesadüf olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerektiğini dile getiren Zeybek, “<em><strong>Sorun Kalanda’nın varlığı değil; kimin, kime, hangi ortamda ve hangi inanç çerçevesinde bunu yaptırdığıdır.</strong></em>” ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Batı Trakya Türk Azınlığı olarak sürecin takipçisi olacaklarını ve çocukların kimliği, inancı ve geleceğini ilgilendiren hiçbir konuda sessiz kalmayacaklarını vurgulayan Yeni Sol Milletvekili Hüseyin Zeybek, eğitim kurumlarında din ve vicdan özgürlüğüne mutlak saygı gösterilmesi, azınlık öğrencilerinin bulunduğu okullarda etkinlik planlanırken ailelerin inanç hassasiyetlerinin gözetilmesi ve benzer uygulamaların tekrarlanmaması için gerekli idari ve hukuki önlemlerin gecikmeksizin alınması çağrısında bulunuldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BAĞIMSIZ MİLLETVEKİLİ BARAN: BU ASİMİLASYON ÇALIŞMASIDIR!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Burhan%20Baran.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yunanistan parlamentosunda İskeçe Bağımsız Milletvekili olarak yer alan Burhan Baran ise, tamamı Müslüman Türk Azınlık öğrencilerinden oluşan bir okulda böyle bir etkinliğin gerçekleştirilmesini “<em><strong>asimilasyon çalışması</strong></em>” olarak nitelendirdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Konuya ilişkin yazılı bir açıklama yayımlayan Baran, “<strong><em>Sosyal medyada yayımlanan görüntüler ve basına yansıyan haberler aracılığıyla; İskeçe’nin dağlık bölgesinde bulunan Dolaphan Ortaokulunda, tamamı azınlık öğrencilerinden oluşan bir öğrenci kitlesine rağmen, Ortodoks Hristiyan ritüellerini yansıtan ve “Kalanda” adı verilen bir etkinliğin düzenlendiğini büyük bir şaşkınlık ve üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayım. Hiçbir Ortodoks Hristiyan öğrencinin bulunmadığı bir okulda, tamamen Ortodoks dini ve kültürel geleneğine ait bir etkinliğin öğrencilere yaptırılması; ne evrensel eğitim ilkeleriyle, ne din ve vicdan özgürlüğü anlayışıyla, ne de Azınlığın inanç ve kültürel değerleriyle bağdaşmaktadır. Dolaphan Devlet ortaokulunda tamamı Müslüman olan öğrencilere, resmi olarak Hristiyan kalantasını öğretip çaldırmak asimilasyon çalışmasıdır ve kanunlara göre yasaktır.</em></strong>” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İSKEÇE MÜFTÜSÜ TRAMPA’DAN SERT KINAMA</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Mustafa%20Trampa1.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">İskeçe’nin dağlık bölgesinde bulunan&nbsp;Dolaphan&nbsp;Ortaokulu’nda gerçekleştirilen&nbsp;Kalanda&nbsp;etkinliği İskeçe Müftüsü Mustafa Trampa tarafından da kınandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Açıklamasında,&nbsp;Kalanda’nın&nbsp;Ortodoks&nbsp;Hristiyan&nbsp;inancına ait bir ritüel olduğuna dikkat çeken Trampa, bu tür bir etkinliğin&nbsp;Müslüman&nbsp;Türk&nbsp;öğrencilerin eğitim gördüğü bir okulda gerçekleştirilmesinin ne dinî ne de kültürel değerlerle bağdaştığını vurguladı. Trampa, “<strong><em>Evlatlarımıza bu tür ritüellerin yaptırılması asla kabul edilemez</em></strong>” ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İskeçe Müftüsü&nbsp;Mustafa Trampa, açıklamasında eğitim kurumlarında&nbsp;öğrencilerin inanç ve kültürel kimliklerine saygı gösterilmesinin temel bir sorumluluk olduğunu belirterek, yaşanan olayın dinî ve kültürel hassasiyetleri hiçe saydığını dile getirdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Olayın takipçisi olacaklarını belirten Trampa, azınlık&nbsp;öğrencilerinin dinî ve kültürel haklarının korunmasının vazgeçilmez olduğunu ifade etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>EYALET EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ’NDEN KOMİK İDDİA: KALANDA ÇOCUK ŞARKISI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Marigula%20Kosmidu.png" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Dolaphan devlet ortaokulunda meydana gelen ve azınlık kurumlarının sert tepkisine yol açan “<em><strong>Kalanda</strong></em>” etkinliği hakkında yazılı açıklama yayımlayan Trakya Eyaleti İlk ve Ortaöğretim Eğitim Müdürlüğü Azınlık Eğitimi Bürosu Müdür Vekili Marigula Kosmidu söz konusu “<em><strong>Kalanda</strong></em>”nın çocuklara yönelik bir bayram şarkısı olduğunu iddia ederek, bu yöndeki değerlendirmelerin “<strong><em>ya Yunancanın yeterince bilinmemesi ya da dinin araçsallaştırılması</em></strong>” nedeniyle yapıldığını ve “<strong><em>sahte haber</em></strong>” (fake news) olduğunu öne sürdü.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dolaphan ve Sikinos Adası’ndaki öğrencilerin çevrim içi ortamda bir araya gelerek yeni yıl dileklerini paylaşmasının “<strong><em>örnek ve yenilikçi bir eğitim faaliyeti</em></strong>” olduğunu savunan müdür vekili etkinliğine tepki gösteren azınlık kurum ve temsilcilerini de “<strong><em>azınlığın kendi kendini atayan koruyucuları</em></strong>” olarak niteleyerek şu sözlerle tehdit etti: “<em><strong>Azınlığın kendi kendini atayan koruyucularına bir kez daha hatırlatıyoruz ki, ülkemizin okulları küçük siyasi çekişmelerin, hesaplaşmaların ve kişisel çıkar amaçlı görünürlük alanları değildir; bilgi, karşılıklı saygı, iletişim ve toplumsal dayanışmanın geliştirildiği yerlerdir.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KALANDA NEDİR?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Latince&nbsp;“<strong><em>Calendae</em></strong>”&nbsp;kelimesinden gelen Kalanda, ayın ilk günü anlamına gelir.&nbsp;<span style="background-color:#ffffff">Ay takvimini</span>&nbsp;temel alan Kalandar’ın birinci günü,&nbsp;<span style="background-color:#ffffff">Miladi Takvim’</span>e göre Ocak ayının 14. gününe tekabül eder. Yeni yıl kutlamaları da 13 Ocağı 14 Ocağa bağlayan gece gerçekleştirilir. Bu çerçevede “<em><strong>Kalanda</strong></em>” kelimesi yeni yıl anlamına gelir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Jülyen takvim ile Gregoryan takvim arasında 13 günlük fark vardır. Ortodoks Hristiyanlar dini günleri için Jülyen takvimi esas alırlar. 1582 yılında &nbsp;Papa XIII. Gregorius tarafından düzenletilen ve günümüzde dünya genelinde kullanılan takvimin iddiası Jül Sezar tarafından MÖ 46<span style="background-color:#ffffff">’</span>da kabul edilen takvimdeki hesap hatalarını düzeltmekti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak, Ortodoks Hristiyanlar dini alanda eski takvimi kullanmayı sürdürdüler. Günümüzde de halen Jülyen takvim Ortodoks Hristiyanların dini günlerinde kullanılmaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Rus,Bulgar ve Yunan gibi bazı Ortodoks kiliseleri Noel<span style="background-color:#ffffff">’</span>i 25 Aralık yerine 7-8 Ocak<span style="background-color:#ffffff">’ta kutlarlar.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Hristiyan Ermenilerin de </span>“<em><strong>Kağant</strong></em>” adıyla aynı günlerde kutladığı bu törenin Tunceli ve civarında da bazı kesimler tarafından yaygınlaştırılmaya çalışıldığı bilinmektedir.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/tuncelide-hizir-ayinda-lokma-dagitimi-gonuller-bir-arada-bulustu-3011</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 13 Feb 2026 15:45:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Tunceli'de Hızır Ayı'nda lokma dağıtımı: Gönüller bir arada buluştu</h1>
                        <h2>Tunceli Valiliği, Hızır ayının manevi atmosferinde anlamlı bir etkinliğe imza attı. Paylaşma, dayanışma ve birlik ruhunun ön plana çıktığı lokma dağıtımında, vatandaşlar bir araya gelerek sıcak lokmalar eşliğinde niyetlerini diledi ve dualar etti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/tuncelide-hizir-ayinda-lokma-dagitimi-gonuller-bir-arada-bulustu-1770987296.webp">
                        <figcaption>Tunceli'de Hızır Ayı'nda lokma dağıtımı: Gönüller bir arada buluştu</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>Tunceli Valiliği,</strong> Hızır ayının manevi atmosferinde anlamlı bir etkinliğe imza attı. Paylaşma, dayanışma ve birlik ruhunun ön plana çıktığı lokma dağıtımında, vatandaşlar bir araya gelerek sıcak lokmalar eşliğinde niyetlerini diledi ve dualar etti.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/abbe7fbe-7d28-46a8-b7ba-742ca9edcc09.jpg" style="height:534px; width:800px" /></p>

<p>Pertek Cemevi'nde düzenlenen etkinlikte, Vali Şefik Aygöl'ün katılımıyla kalabalık gruplar halinde sıraya giren vatandaşlar, lokmalarını kağıt tabaklara koyan görevlilerden aldı. Görüntülerde lokma kazanlarının başında bekleyenler, gülümseyen yüzler ve samimi sohbetler dikkat çekti. Etkinlik, Hızır ayının paylaşma ve kardeşlik vurgusunu güçlendirdi.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-02-13%20at%2010_12_21.jpeg" style="height:638px; width:800px" /></p>

<p><strong>Vali Şefik Aygöl, etkinlikte yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:</strong></p>

<p><em>"Dün akşam Tunceli merkez cemevinde şehrimizin her kesiminden, her ilçesinden canlarımızla beraber çok güzel birlik ve beraberlik sofrası oluşturduk. Hızır ayımızın lokmasını dağıttık, orucumuzu açtık, sonra cemimizi yaptık. Bugün de şehrimizin bütün ilçelerinde saat 18.00 itibarıyla bir koordinasyon yaptık dedelerimizle birlikte. Bütün her yerde şu anda lokmalarımız dağıtılıyor. Canlarımız nereden geldiği önemli değil, hangi köyden geldiği önemli değil, hangi ilçeden geldiği önemli değil. Bir arada olmayı önemsiyoruz. Düşünce, fikir farklı olabilir, inançlar farklı olabilir. Biz bir araya gelip güçlü bir şekilde yolumuza devam etmemiz gerekiyor. Onun için biz bir araya gelmeleri, cemleri, buluşmaları önemsiyoruz. Ben bu akşam bu fırsatı oluşturan dedelerimiz, destek veren hayırseverlerimiz ve en önemlisi katılım sağlayan siz canlarımıza şehrimiz adına teşekkür ettiğimi ifade etmek istiyorum. Rabbim Hızır ayımızı, bu mübarek aylarda oruçlarımızı kabul buyursun. Rabbim birliğimizi daim eylesin, yollarımızı hayır eylesin. Hızır ayımızı tebrik ediyorum. İyi ki varsınız, iyi ki beraberiz. Sağ olun, var olun."</em></p>

<p>Etkinlik, Tunceli'nin ilçelerinde eş zamanlı olarak devam ederken, Hızır ayının manevi ikliminde birlik ve beraberlik mesajları öne çıktı. Paylaşılan her lokma, tutulan her niyet gönüllerde karşılık buldu.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-02-13%20at%2015_53_05.jpeg" style="height:467px; width:800px" /><br />
<a href="https://x.com/TunceliValiligi/status/2022007036913852821">https://x.com/TunceliValiligi/status/2022007036913852821</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/seyit-ali-sultan-dergahi-postnisini-aptiden-bakese-ziyaret-3010</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Fri, 13 Feb 2026 12:55:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Seyit Ali Sultan Dergahı Postnişini Apti’den BAKEŞ’e ziyaret</h1>
                        <h2>Batı Trakya’da yayınlanan Gündem gazetesinin haberine göre, Seyit Ali Sultan (Kızıldeli) Dergâhı Postnişini Hasan Apti, Batı Trakya Azınlığı Kültür ve Eğitim Şirketini (BAKEŞ) ziyaret etti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/seyit-ali-sultan-dergahi-postnisini-aptiden-bakese-ziyaret-1770977095.webp">
                        <figcaption>Seyit Ali Sultan Dergahı Postnişini Apti’den BAKEŞ’e ziyaret</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Seyit Ali (Kızıldeli) Sultan Dergâhı Postnişini Hasan Apti, bugün (12 Şubat Perşembe) Batı Trakya Azınlığı Kültür ve Eğitim Şirketini (BAKEŞ) ziyaret etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gerçekleşen ziyarette BAKEŞ’in çalışmaları hakkında görüş alışverişinde bulunulurken, Batı Trakya Türk toplumunun kültürel ve eğitsel faaliyetlerine ilişkin değerlendirmeler yapıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyaret kapsamında araştırmacı yazar İbrahim Baltalı tarafından hazırlanan üç ciltlik Batı Trakya Köyler Ansiklopedisi Hasan Apti’ye hediye edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BAKEŞ KİMDİR?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Resmi sitelerinden aldığımız bilgiye göre,&nbsp;B.A.K.E.Ş.&nbsp;7 Mayıs 2007 tarihinde 44 kurucu üyeyle İskeçe’de kurulmuş kar amacı gütmeyen, vakıf niteliğinde bir şirkettir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Batı Trakya ve Türk azınlık ile ilgili bilimsel araştırma ve kültürel çalışmaları desteklemek, şirket tüzüğüne uygun olarak yerli ve yabancı kurum ve kuruluşlarla iş birliği yapmak, eğitim kurumları açarak Batı Trakya Türk Azınlığının eğitim ve kültür seviyesinin yükseltmek BAKEŞ’in temel misyonudur.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/solovyovun-birlesik-rus-amerikan-ordusu-avrupa-birligine-karsi-savasacak-aciklamasi-gundem-oldu-3009</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Thu, 12 Feb 2026 19:14:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Solovyov'un "Birleşik Rus-Amerikan Ordusu Avrupa Birliği'ne karşı savaşacak"  açıklaması gündem oldu</h1>
                        <h2>"Putin'in sesi" olarak bilinen Rusya'nın önde gelen devlet televizyonu sunucusu ve Kremlin'in propagandistlerinden Vladimir Solovyov, son açıklamasında oldukça dikkat çekici ve provokatif bir senaryo dile getirdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/solovyovun-birlesik-rus-amerikan-ordusu-avrupa-birligine-karsi-savasacak-aciklamasi-gundem-oldu-1770913491.webp">
                        <figcaption>Solovyov'un "Birleşik Rus-Amerikan Ordusu Avrupa Birliği'ne karşı savaşacak"  açıklaması gündem oldu</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>"Putin'in sesi" olarak bilinen Rusya'nın önde gelen devlet televizyonu sunucusu ve Kremlin'in propagandistlerinden Vladimir Solovyov, son açıklamasında oldukça dikkat çekici ve provokatif bir senaryo dile getirdi.</p>

<p>Solovyov, Avrupa'da olası bir askeri çatışma durumunda <strong>Rusya ile Amerika Birleşik Devletleri'nin ortak bir ordu </strong>oluşturabileceğini iddia etti. Bu birleşik Rus-Amerikan gücünün, Avrupa Birliği ordusuna karşı savaşabileceğini öne sürdü.</p>

<p>Programında şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><em><strong>&nbsp;“Avrupa’daki askeri harekât alanında bir savaş çıkma ihtimalini tamamen dışlamıyorum. Birleşik Rus-Amerikan ordusu, Avrupa Birliği ordusuna karşı savaşacak.”</strong></em></p>

<p>Solovyov, örnek olarak Almanya'nın Ramstein Hava Üssü'ne yönelik bir hamle yapabileceğini veya Avrupa'daki Amerikan askerlerini kovmaya karar verebileceğini belirtti. Böyle bir durumda ABD Başkanı Donald Trump'ın Rusya'dan yardım isteyebileceğini savundu.</p>

<p>Bu senaryoda Rusya'nın, tarihî komutan Aleksandr Suvorov'un Alpler'i geçişine atıfta bulunarak,<em><strong> “öfkeli Avrupa birlikleri tarafından kuşatılmış Amerikalıları kurtarmak” </strong></em>için Avrupa'ya yürüyeceğini söyledi.&nbsp; Rus propaganda devi Solovyov, <strong>"Trump bize "Yardım edin" derse Avrupa'ya yürürüz!"</strong> dedi. Konuşmasını şu sözlerle tamamladı:</p>

<p><em><strong>&nbsp;“Biz de tıpkı Suvorov’un Alpler’i aşması gibi Avrupa’ya yürüyüp... Yaşlı Suvorov, o gri perçemiyle hâlâ kılıcını sallaya sallaya, mucizevi savaşçılarını ileri sürecek. Güzel mi? Cazip mi? Çok cazip!”</strong></em><br />
<br />
Solovyov'un konuşmasında bahsettiği<em>&nbsp;</em><strong>Aleksandr Suvorov (tam adıyla Aleksandr Vasilyeviç Suvorov),</strong> Rus askeri tarihinin en ikonik ve efsanevi figürlerinden biridir. Özellikle Osmanlı-Rus savaşlarındaki başarıları ile ön plandadır.</p>

<p>Solovyov'un bu açıklamaları, sosyal medyada ve uluslararası platformlarda geniş yankı uyandırdı.&nbsp;</p>

<p>Kaynak:&nbsp;<a href="https://x.com/Gerashchenko_en/status/2021908741864526308">https://x.com/Gerashchenko_en/status/2021908741864526308</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cem-vakfi-tercan-subesinden-erzincan-valisi-aydogduyu-makaminda-ziyaret-3008</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 12 Feb 2026 18:15:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Cem Vakfı Tercan şubesinden, Erzincan Valisi Aydoğdu’yu makamında ziyaret</h1>
                        <h2>Tercan Cem Vakfı Pir Ahmet Yesevi Cem Evi Başkanı Haydar Coşkunfırat ve yönetim kurulu üyeleri, Erzincan Valisi Sayın Doç. Dr. Hamza Aydoğdu’yu makamında ziyaret etti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/cem-vakfi-tercan-subesinden-erzincan-valisi-aydogduyu-makaminda-ziyaret-etti-1770909527.webp">
                        <figcaption>Cem Vakfı Tercan şubesinden, Erzincan Valisi Aydoğdu’yu makamında ziyaret</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Gerçekleştirilen ziyarette vakfın çalışmaları hakkında bilgi paylaşımında bulunulurken, yürütülen sosyal ve kültürel faaliyetler üzerine değerlendirmeler yapıldı. Vali Aydoğdu, TERCAN CEM VAKFI PİR AHMET YA SEVİ Yönetim başkan ve yönetim kurulunun &nbsp;nazik ziyaretlerinden dolayı heyete teşekkür ederek çalışmalarında başarılar diledi.</p>

<p>Ziyaret, karşılıklı iyi niyet temennileri ve hatıra fotoğrafı çekimi ile sona erdi.<br />
<br />
<strong><a href="https://www.tercanbolgehaber.com/index.php/2026/02/12/tercan-cem-vakfi-heyeti-erzincan-valisi-aydogduyu-makaminda-ziyaret-etti/"><span style="color:#2980b9">Kaynak:https://www.tercanbolgehaber.com/index.php/2026/02/12/tercan-cem-vakfi-heyeti-erzincan-valisi-aydogduyu-makaminda-ziyaret-etti/</span></a></strong></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-gencler-dernegi-genclik-raporunu-kamuoyuna-duyurdu-3007</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 12 Feb 2026 18:06:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Alevi Gençler Derneği, gençlik raporunu kamuoyuna duyurdu</h1>
                        <h2>Alevi Gençler Derneği, 8 Şubat 2026 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirdiği buluşmanın ardından hazırladığı kapsamlı Hızır’ın Sofrasından Geleceğin İnşasına: Gençlik Raporu Şubat 2026 başlıklı raporu kamuoyuna duyurdu.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/alevi-gencler-dernegi-genclik-raporunu-kamuoyuna-duyurdu-1770908987.webp">
                        <figcaption>Alevi Gençler Derneği, gençlik raporunu kamuoyuna duyurdu</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Alevi Gençler Derneği, 8 Şubat 2026 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirdiği buluşmanın ardından hazırladığı kapsamlı&nbsp;<strong>Hızır’ın Sofrasından Geleceğin İnşasına: Gençlik Raporu</strong>&nbsp;Şubat 2026 başlıklı raporu kamuoyuna duyurdu.<br />
<br />
Raporda gençlerin eğitimden istihdama, inanç özgürlüğünden sosyal dışlanmaya kadar yaşadığı sorunlar çarpıcı analizlerle ortaya konulurken, devlet kurumlarına yol haritası niteliğinde bir çağrı yapıldı.<br />
<br />
<strong>Alevi Gençler Derneği Başkanı Songül Kayar’ın</strong> öncülüğünde hazırlanan rapor, Şubat 2026 itibarıyla Türkiye’deki Alevi gençlerin nabzını tutuyor.&nbsp;<strong>"Genç Canlar Hızır'ın Sofrasında Buluşuyor"</strong>&nbsp;etkinliğinin meyvesi olan bu çalışma, sadece bir durum tespiti değil, aynı zamanda devletin ilgili tüm bakanlıklarına sunulacak somut çözüm önerilerini içeriyor.<br />
<br />
<br />
<strong>"Gençler Samimi ve Siyaset Üstü Mekanlar İstiyor"</strong><br />
<br />
Raporun en dikkat çeken noktalarından biri, mevcut kurumsal yapılara yönelik tespitler oldu. Gençler; siyasi odaklı yapılardan uzaklaşmak istediklerini, kendilerini ait hissedecekleri,<strong>&nbsp;"merhaba canlar"&nbsp;</strong>diyerek özgürce sosyalleşebilecekleri samimi ve modern sosyal alanlara ihtiyaç duyduklarını vurguladı.<br />
<br />
<br />
<strong>Eğitimde "Öz Tanımlama" ve Bilimsellik Vurgusu</strong><br />
<br />
<br />
Millî Eğitim Bakanlığı’na yönelik taleplerin de yer aldığı raporda, müfredattaki Alevilik-Bektaşilik dersleri mercek altına alındı. Gençler, bu derslerin içeriğinin "öz tanımlama" hassasiyetiyle ve bilimsel bir derinlikle, bizzat gençlerin katılacağı çalıştaylarla şekillendirilmesi gerektiğini belirtti. Ayrıca eğitim hayatında&nbsp;<strong>"etiketlenme"</strong>&nbsp;korkusunun önüne geçilmesi gerektiği raporun kritik maddeleri arasında yer aldı.<br />
<br />
<br />
<strong>Kadınlar ve Engelliler İçin "Görünürlük" Çağrısı</strong><br />
<br />
<br />
Toplumsal kapsayıcılık raporun bir diğer güçlü ayağını oluşturdu. İnanç kurumlarında kadınların sadece geleneksel görevlerle (mutfak, temizlik vb.) sınırlandırılmasına itiraz eden gençler, kadınların yönetim kademelerinde daha fazla yer almasını talep etti. Benzer şekilde, engelli bireylerin cemevlerine ve sosyal hayata tam entegrasyonu için fiziksel engellerin kaldırılması gerektiği ifade edildi.<br />
<br />
<br />
<strong>Devlet Kurumlarına "Yol Gösterici" Rehber</strong><br />
<br />
Raporun sonuç bölümünde, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı başta olmak üzere; Millî Eğitim Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile TRT’ye çağrıda bulunuldu. Gençler; burs imkanları, istihdam destekleri ve kültürel faaliyetler konusunda devletin daha kapsayıcı politikalar geliştirmesini bekliyor.<br />
Dernek Başkanı Songül Kayar raporla ilgili yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:&nbsp;<strong><em>"Bu rapor, gençlerin potansiyelini ortaya çıkarmak ve onları toplumsal hayata daha aktif katmak adına bir yol haritası sunmaktadır. Devletimizin ilgili kurumlarını, bu talepleri dikkate alarak genç odaklı politikalar geliştirmeye davet ediyoruz. Gençlerimizin geleceği hepimizin ortak sorumluluğudur."</em></strong><br />
<br />
<a href="https://drive.google.com/file/d/1mg4f_6SayyDANawFLpw4hhOfDhIMhrsc/view"><strong>Raporun tam metnini okumak için lütfen tıklayınız:</strong></a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hizir-orucu-basliyor-alevi-bektasi-guc-birligi-platformundan-basin-aciklamasi-3006</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 12 Feb 2026 17:34:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Hızır Orucu başlıyor! Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu'ndan basın açıklaması</h1>
                        <h2>Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu, yayımladığı basın açıklamasıyla tüm canları Hızır'ın nurunda buluşmaya davet etti. Hızır Orucu, sadece bir ibadet değil; yoksula el uzatmanın, paylaşıma değer vermenin ve darda kalanın imdadına koşmanın sembolü olarak görülüyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/hizir-orucu-basliyor-alevi-bektasi-guc-birligi-platformundan-basin-aciklamasi-1770908209.webp">
                        <figcaption>Hızır Orucu başlıyor! Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu'ndan basın açıklaması</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>"Kul daralmayınca Hızır yetişmez" sözü Anadolu’nun dört bir yanında yankılanmaya hazırlanıyor. Alevi-Bektaşi toplumu, yardımlaşma ruhunu tazelemek adına 13-14-15 Şubat tarihlerinde Hızır Orucu tutacak.<br />
<br />
<strong><span style="color:#2980b9">Gönüller Bir, Lokmalar Ortak</span></strong><br />
<br />
Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu, yayımladığı basın açıklamasıyla tüm canları Hızır'ın nurunda buluşmaya davet etti. Hızır Orucu, sadece bir ibadet değil; yoksula el uzatmanın, paylaşıma değer vermenin ve darda kalanın imdadına koşmanın sembolü olarak görülüyor.<br />
<br />
<strong><span style="color:#2980b9">Neden Hızır Orucu Tutulur?</span></strong><br />
<br />
Bu gelenek, köklerini Hz. Ali ve Hz. Fatıma’nın eşsiz cömertliğinden alıyor. Rivayete göre, çocukları için adak orucu tutan bu yüce aile, iftar vaktinde kapılarına gelen yoksul, yetim ve esire ellerindeki lokmayı vermiş; bu misafirlerin aslında Hz. Hızır olduğu kabul edilmiştir. Bugün de Alevi-Bektaşi toplumu "Hızır sıfatlı" birer kul olabilmek adına bu kutsal hatırayı yaşatıyor.<br />
<br />
<span style="color:#2980b9"><strong>Hızır Kimdir?</strong></span><br />
<br />
İnanca göre Hızır nebidir.<br />
Umutların tükendiği yerde beliren rehberdir.<br />
Kuru dalları yeşerten bereketin timsalidir.<br />
İlahi sırra vakıf, her an hazır ve nazır olan bir kılavuzdur.<br />
Platform, yaptığı açıklamada "Hızır gibi olmanın" yolunun; bir yetimin başını okşamaktan ve yolda kalana yoldaş olmaktan geçtiğini belirterek toplumsal dayanışma çağrısında bulundu.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Basın Açıklamasının Tam Metni</strong></span><br />
<br />
<strong>Bozatlı Hızır’ın Nuruyla Cem Olma Zamanı</strong><br />
Değerli Basın Mensupları,<br />
<br />
Saygıdeğer Canlar;<br />
Alevî-Bektaşî inanç ve irfan geleneğinin en kadim sütunlarından biri olan, darda kalanların yoldaşı, susuz gönüllerin abıhayatı Hazreti Hızır’ın adıyla ve Allah rızası için eda edilen Hızır Orucuna bir kere daha kavuşmuş bulunuyoruz. Hızır Orucu, tarihleri sabit olan üç günlük müstehap oruçtur. Bazı yöresel farklılıklar olsa da bu tarihler 13-14-15 Şubat günleridir.<br />
<br />
Hızır Orucu, köklerini Ehlibeyt’in eşsiz cömertliğinden alır. Hazreti İmam Ali ve Hazreti Fatıma, evlatları İmam Hasan ve İmam Hüseyin için üç gün adak orucu tutmuş; her oruç açma vaktinde kapılarını çalan yoksul, yetim ve esire ellerindeki lokmayı vermişlerdir. İnancımıza göre kapıyı çalan yoksul, yetim ve esir, aslında Hazreti Hızır’dır. Alevi-Bektaşi toplumu da bugün hem bu kutsal hatırayı yaşatmak hem de nefsini terbiye ederek “Hızır sıfatlı” birer kul olabilmek adına bu orucu tutmaktadır.<br />
<br />
Hızır, tarihsel bir şahsiyettir ama bundan da önemlisi evrensel bir hakikattir.&nbsp;<br />
<br />
<strong>İlmi Ledün Sahibidir:</strong> Kur’an-ı Kerim’de “kullarımızdan bir kul” olarak anılan Hazreti Hızır, görünür olanın ötesindeki ilahi sırra vakıf bir nebidir. Hazreti Musa’ya öğretmenlik eden o yüce zat, sabrın ve ledün ilminin sembolüdür.Abıhayat İçmiştir: Kıyamete dek sürecek ömrüyle her an hazır ve nazırdır. Zulmetten çıkıp nura ermek isteyenlerin kılavuzudur.<br />
<br />
<strong>Darda Kalanın İmdadına Yetişir:</strong> “Kul daralmayınca Hızır yetişmez” kelâmı, Anadolu irfanının özetidir. O, umutların bittiği yerde beliren Bozatlı Hızır’dır.<br />
Misafirdir ve Berekettir: Bizim inancımızda her gelen misafir Hızır, her gece Kadir gecesi gibidir. Hazreti Hızır’ın en büyük mucizesi kuru dalları yeşertmek, çorak toprakları bereketlendirmektir. Bu özelliğiyle o, bereketin ve canlanmanın timsali olarak kültürümüzde derin izler bırakmıştır.<br />
<br />
Bugün dünyamızın içinden geçtiği zorlu süreçlerde Hızır’ın rehberliğine her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Hızır gibi olmak; bir yetimin başını okşamak, yolda kalana yoldaş olmak ve bir gönüle girmektir. Oruçlarımızı açarken sunduğumuz lokmalar, toplumsal dayanışmamızın ve sarsılmaz birliğimizin nişanesidir. Bu vesileyle, tutulan oruçların Cenab-ı Hak katında kabul olmasını, “Bozatlı Hızır”ın darda kalan her canın yardımına yetişmesini niyaz ediyoruz. Gönüller bir, dualar müşterek olsun. Yolumuz; Ali yoldaşlığı ve Hızır kılavuzluğuyla daim olsun.<br />
<br />
Aşk-ı niyazlarımızla.<br />
<br />
Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu<br />
12 Şubat 2026</p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turkiye-ve-yunanistan-arasinda-yeni-donem-imzalar-atildi-3005</link>
            <category>SİYASET</category>
            <pubDate>Wed, 11 Feb 2026 22:37:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Türkiye ve Yunanistan arasında yeni dönem. İmzalar atıldı !</h1>
                        <h2>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yunanistan Başbakanı Miçotakis ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Biraz önce kabul ettiğimiz belgelerin ilişkilerimizin ahdi zeminini pekiştirmesini temenni ediyorum. Geçtiğimiz yıl yaklaşık 7 milyar dolara ulaşan ikili ticaretimizi 10 milyar dolara çıkarma hedefimiz doğrultusunda çalışmaya devam ediyoruz” dedi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/turkiye-ve-yunanistan-arasinda-yeni-donem-imzalar-atildi-1770838891.webp">
                        <figcaption>Türkiye ve Yunanistan arasında yeni dönem. İmzalar atıldı !</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yunanistan Başbakanı Miçotakis ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Biraz önce kabul ettiğimiz belgelerin ilişkilerimizin ahdi zeminini pekiştirmesini temenni ediyorum. Geçtiğimiz yıl yaklaşık 7 milyar dolara ulaşan ikili ticaretimizi 10 milyar dolara çıkarma hedefimiz doğrultusunda çalışmaya devam ediyoruz” dedi.</strong><br />
<br />
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis baş başa görüşmeleri,&nbsp; Türkiye- Yunanistan 6. Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi Heyetler Arası Görüşme Oturumu ve anlaşmaların imza töreninin ardından ortak basın toplantısı düzenleyerek açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yunanistan Başbakanı Miçotakis ile düzenlediği ortak basın toplantısında, Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyinin 5'inci toplantısı kapsamında Atina'yı 7 Aralık 2023'te ziyaret ettiğini anımsattı.</p>

<p>Bu ziyarette, diyalog kanallarını açık tutma ve ilişkileri geliştirme noktasındaki mutabakatlarını Atina Bildirgesi ile kayıt altına aldıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün de pozitif gündem maddeleri üzerinden ilişkileri nasıl ileriye taşıyabileceklerini etraflıca değerlendirdiklerini söyledi.</p>

<p>Üst düzey temasların bu manada elverişli bir zemin sunduğunu gördüklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Biraz önce kabul ettiğimiz belgelerin, ilişkilerimizin ahdi zeminini pekiştirmesini temenni ediyorum. Geçtiğimiz yıl yaklaşık 7 milyar dolara ulaşan ikili ticaretimizi 10 milyar dolara çıkarma hedefimiz doğrultusunda çalışmaya devam ediyoruz. Bugün, ayrıca iki ülkenin iş konseyleri de bir araya gelerek iş fırsatlarını değerlendirdiler. Sayın Başbakan ile görüşmemizde Ege ve Doğu Akdeniz'e ilişkin tutumlarımızı bir kez daha açık ve samimi şekilde ele aldık. Biz bu hususta geçmişten bu yana şunu savunuyoruz: Mevcut meseleler çetrefil olmakla birlikte uluslararası hukuk temelinde çözümsüz de değildir. Yeter ki iyi niyet, yapıcı diyalog ve çözüm iradesi olsun. Değerli dostum Kiryakos ile bu konuda hemfikir olduğumuzu memnuniyetle gördük. İlişkilerimizin diğer tüm alanlarında 2023 yılından bu yana sağladığımız ivme gibi Ege'de birbiriyle bağlantılı sorunların çözümü noktasında da ilerleme kaydedilebileceğine inanıyorum."</p>

<p><strong>“AZINLIKLAR KONUSUNDA TARİHÎ SORUMLULUK BİLİNCİYLE HAREKET ETMEMİZ GEREKİYOR”</strong></p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün ayrıca terörle ve organize suçlarla mücadele konusundaki beklentilerini de Yunanistan Başbakanı Miçotakis ile bir kez daha paylaştığını dile getirdi.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Münasebetlerimizin beşeri unsurunu teşkil eden azınlıklar konusunda tarihî sorumluluk bilinciyle hareket etmemiz gerekiyor. Batı Trakya Türk azınlığının dini özgürlükler ve eğitim imkânlarından tam olarak yararlandırılmaları konusundaki beklentilerimizi Sayın Başbakan ile paylaştık" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>BÖLGESEL MESELELER</strong></p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki NATO müttefiki olan Türkiye ve Yunanistan'ın güvenlik ve istikrara tehdit teşkil eden birçok gelişmeyle karşılaştığını dile getirdi.</p>

<p>Türkiye olarak Avrupa'da son dönemde başlatılan savunma girişimlerinde yer almalarının müşterek menfaatlerine olduğunu düşündüklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Sayın Başbakan ile Gazze'deki ateşkes süreci ve barış planı olmak üzere bölgesel gelişmeleri de değerlendirdik. İsrail'in Batı Şeria'da kontrolünü genişletmeye ve Filistin yönetimini zayıflatmaya yönelik aldığı son kararları reddediyoruz. Bu konuda dünyanın önde gelen ülkelerinin, bizim ve kardeş ülkelerin tutumu ortadadır. Bu vesileyle şunu bilhassa vurgulamak isterim. Orta Doğu'da kalıcı barış ve istikrar Filistin meselesine iki devlet temelinde adil çözüm bulunmasından geçiyor. Bu tutumumuzu da savunmaya devam edeceğiz. 2025-2026 dönemi Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Geçici Üyesi olan Yunanistan'ın bölgemizin menfaati bakımından iki devletli çözüm perspektifini Konseyin gündeminde tutacağına inanıyoruz. Keza, Suriye'de istikrarın tesisi ve bu kardeş ülkenin bölgede barışa katkı sunan bir konuma süratle ulaşması için yapılabileceklere değindik. Bizim bu konuda üstlendiğimiz yapıcı rolün sadece Suriye'nin kendisi için değil, Yunanistan'ın ve Avrupa'nın güvenliği için de ne derece mühim olduğu ortadadır. Suriye'nin toprak bütünlüğü ve birliği ilkesi temelinde ülkenin tüm bileşenlerinin kapsayıcı bir anlayışla geleceğe yürümesini ümit ediyoruz. İki komşu ve müttefik olarak iş birliğini temel alan bir anlayışla diyalog kanallarını açık tutmamızın gerektiğine yürekten inanıyorum."</p>

<p><strong>YUNANİSTAN BAŞBAKANI MİÇOTAKİS: "GAZZE'NİN İSRAİL TARAFINDAN İLHAKIYLA İLGİLİ OLASI ADIMLARI DESTEKLEMİYORUZ"</strong></p>

<p>Yunanistan Başbakanı Miçotakis de konuşmasında, kendisi ve heyeti adına gösterdiği konukseverlik için Cumhurbaşkanı Erdoğan'a teşekkür ederek, "Ülkenizi her ziyaret ettiğimizde böyle sıcak bir konukseverlikle karşılaşıyoruz" dedi.</p>

<p>Yunanistan Başbakanı Miçotakis, bugünkü görüşmelerde pozitif gündemin ele alındığını belirterek, "Bu iş birliği çerçevesinde biz son derece önemli görüşmeler gerçekleştirdik. Açık olan diyalog kanalları vesilesiyle aramızdaki konuları görüşme fırsatı bulduk" ifadelerine yer verdi.</p>

<p>İki ülkenin dışişleri bakanlıkları düzeyinde, sürdürülebilir ve geleceğe dönük bir ilişki tesis etmeyi hedeflediklerini vurgulayan Yunanistan Başbakanı Miçotakis, “Türkiye ve Yunanistan olarak aramızdaki sorunları soğukkanlılıkla ele almak zorundayız. Bu konuları kendi aramızda samimi bir şekilde görüşmeliyiz. Hatta bazı başlıklarda hemfikir olmayabiliriz" değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Yunanistan Başbakanı Miçotakis, Yunanistan olarak her zaman diyalogdan yana olduklarını belirterek, "İyi niyetle ve karşılıklı saygı çerçevesinde aramızdaki iş birliğini sürdüreceğiz. Ve inanıyorum ki bizim bu çabamız hâlihazırda meyvelerini de vermeye başladı" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Yunanistan Başbakanı Miçotakis, ikili ticaret konusunda da sürekli çaba sarf etmek durumunda olduklarını anlatarak iki ülke arasındaki ticaret hacmi hedefinin 10 milyar dolar olduğunu hatırlattı.</p>

<p>Yunanistan Başbakanı Miçotakis, birlikte bölgenin istikrarı için çaba sarf edildiğini söyleyerek, şöyle devam etti: "Bizim anlaşamadığımız, mutabık kalamadığımız bazı konular da var. Ege'deki kıta sağlığı konusu, münhasır ekonomik bölge konusu gibi bazı konular var. Bu konularla ilgili olarak belki de bir uluslararası yargı organına başvurmak gerekebilir. Ancak uluslararası hukuk çerçevesinde buna da çözüm bulunabilir. Sayın Cumhurbaşkanı (Erdoğan), ümit ediyorum ve sizin de bu konudaki iyimserliğinizi paylaşıyorum. Şartlar bu konularda ilerleme kaydetmek için uygun. Artık bizim ilişkilerimizle ilgili olarak bütün tehditlerin ortadan kalkmasının zamanının geldiğine inanıyorum."</p>

<p>Yunanistan Başbakanı Miçotakis, Gazze'de ikinci barış görüşmelerinin başlaması konusunda da mutabık olduklarını belirterek, şunları kaydetti: "Yunanistan, istikrarlı bir şekilde iki devletli çözümden yana ve bu çözümün yegâne gerçekçi çözüm olduğunu savunuyor. Ve yine oluşturulacak yeni yönetimde de Filistin tarafının kati suretle yer almasını destekliyor. Ancak bunun yanında Hamas'ın silahsızlandırılmasının ve bölgenin terörden arınmasının da son derece elzem olduğu görüşündeyiz. Ancak Gazze'nin İsrail tarafından ilhakıyla ilgili herhangi bir olası adımı kesinlikle desteklemiyoruz. Burada Yahudi yerleşimlerinin genişletiliyor olması bölgede bir Filistin devletinin oluşmasını daha da zorlaştıran bir unsur."</p>

<p><strong>İKİ ÜLKE ARASINDA İMZALANAN ANLAŞMALAR</strong></p>

<p>Oturumun ardından iki ülke arasında anlaşmaların imza töreni düzenlendi.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Yunanistan Başbakanı Miçotakis, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Yunanistan Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Ortak Bildiri'yi imzaladı.</p>

<p>Türkiye ile Yunanistan arasında imzalanan diğer anlaşmalar şöyle:</p>

<p>“Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi ile Yunanistan Yatırım ve Dış Ticaret Ajansı Arasındaki İşbirliği Hakkında Mutabakat Zaptı, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Burak Dağlıoğlu ile Yunanistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Haris Theoharis imza attı.</p>

<p>İzmir Limanı ile Selanik Limanı Arasında Ro-Ro Seferlerinin Başlatılmasının Teşvik Edilmesine İlişkin Mutabakat Zaptı'nı, Dışişleri Bakan Yardımcısı Mehmet Kemal Bozay ile Theoharis imzaladı.</p>

<p>Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Çerçevesinde İşbirliğinin Güçlendirilmesine İlişkin Mutabakat Zaptı, Bozay ve Theoharis tarafından imzalandı.</p>

<p>Depreme Hazırlık Konusunda İkili İşbirliğinin Güçlendirilmesine İlişkin Mutabakat Zaptı'na, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ile Yunanistan İklim Krizi ve Sivil Koruma Bakanı Ioannis Kefalogiannis imza attı.</p>

<p>Kültür Alanında İşbirliği Hakkında Mutabakat Zaptı'nı, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile Yunanistan Kültür Bakanı Lina Mendoni imzaladı.</p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Yunanistan Cumhuriyeti Kalkınma Bakanlığı Arasında Bilim ve Teknoloji Alanında İşbirliğine Dair Ortak Niyet Beyanı, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ile Yunanistan Kalkınma Bakanı Takis Theodorikakos tarafından imzalandı.”<br />
<br />
Kaynak:<a href="https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/164040/-yunanistan-la-ikili-ticaretimizi-10-milyar-dolara-cikarma-hedefimiz-dogrultusunda-calismaya-devam-ediyoruz-">https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/164040/-yunanistan-la-ikili-ticaretimizi-10-milyar-dolara-cikarma-hedefimiz-dogrultusunda-calismaya-devam-ediyoruz-</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/florida-adayi-james-fishbacktan-sert-tepki-tehdit-ederseniz-sizi-ar-15-ile-vururuz-3004</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Wed, 11 Feb 2026 19:55:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Florida adayı James Fishback'tan sert tepki: Tehdit ederseniz sizi AR-15 ile vururuz</h1>
                        <h2>İsrail’e giden ödenekleri keseceğini söyleyen Cumhuriyetçi Florida valisi aday adayı James Fishback, tehdit edildi.Florida Valiliği için Cumhuriyetçi Parti'den aday olan James Fishback, evine yönelik olduğu iddia edilen kundaklama girişiminin ardından sosyal medyada yayınladığı videoda oldukça sert bir açıklama yaptı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/florida-adayi-james-fishbacktan-sert-tepki-tehdit-ederseniz-sizi-ar-15-ile-vururuz-1770830433.webp">
                        <figcaption>Florida adayı James Fishback'tan sert tepki: Tehdit ederseniz sizi AR-15 ile vururuz</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>İsrail’e giden ödenekleri keseceğini söyleyen <strong>Cumhuriyetçi Florida valisi aday adayı James Fishback</strong>, tehdit edildi.Florida Valiliği için Cumhuriyetçi Parti'den aday olan James Fishback, evine yönelik olduğu iddia edilen kundaklama girişiminin ardından sosyal medyada yayınladığı videoda oldukça sert bir açıklama yaptı.</p>

<p>31 yaşındaki Fishback, Pazar akşamı (9 Şubat) evinin bahçesinde çıkan yangının kasıtlı olarak çıkarıldığını öne sürdü. Kampanya ekibi ve kendisi evdeyken yangının ev yönüne yayıldığını belirten Fishback, olayı siyasi bir saldırı olarak nitelendirdi. Yerel medya organları olayı <strong>"kundaklama girişimi iddiası"</strong> olarak duyurdu; ancak Madison County yetkilileri henüz resmi bir soruşturma başlatmadıklarını açıkladı.</p>

<p>Fishback, yangın sonrası çektiği yaklaşık 35 saniyelik videoda elinde<strong> AR-15 tarzı</strong> yarı otomatik tüfek<strong> (Ruger AR-556) </strong>tutarak şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>&nbsp;<em><strong>"Bizi tehdit ederseniz, gönüllülerimizden veya personelimizden birine bile el kaldırırsanız… polisi beklemeyeceğiz. Sizi AR-15 ile vuracağız. Görüş alanına girmeden vurup öldüreceğiz. Kendimizi savunma hakkımız var."</strong></em></p>

<p>Video, Fishback'in evinin önünde, destekçilerinin tezahüratları eşliğinde kaydedildi. Aday, açıklamasını İkinci Anayasa Değişikliği (silah taşıma hakkı) çerçevesinde savunma hakkı olarak sundu.</p>

<p><br />
<strong>Arka Plan: İsrail Karşıtı Söylemler</strong><br />
<br />
Fishback, son dönemde<strong> İsrail'e yönelik sert</strong> eleştirileriyle gündeme gelmişti. Bir önceki videosunda Florida eyaletinin İsrail tahvillerine 385 milyon dolar yatırdığını belirterek, seçilmesi halinde bu yatırımları keseceğini ve parayı Floridalıların konut sorununa yönlendireceğini açıklamıştı. Netanyahu'ya hitaben <em><strong>"Seni ahlaksız savaş suçlusu, paramız nerede?"</strong></em> diyeceğini söyleyen Fishback, bu tutumu nedeniyle bazı kesimlerden ağır eleştiri ve tehdit aldığı iddiasında bulunuken ABD'deki siyonizm ile mücadelenin net bir örneği olarak gösteriliyor.</p>

<p>Kundaklama iddiası ve AR-15'li video, özellikle<strong> "America First"</strong> ve <strong>MAGA</strong> çevrelerinde büyük destek görürken, ana akım medya ve sol/liberal kesimlerde<strong> "şiddet çağrısı"</strong> ve<strong> "tehdit"</strong> olarak yorumlanıyor. Bazı yorumcular, Fishback'in açıklamalarının yasal sınırları zorladığını savunuyor.</p>

<p>James Fishback, Florida Valiliği yarışında henüz düşük profilli bir isim olsa da, anti-AIPAC, H-1B vize karşıtı ve <strong>"Florida Önce"</strong> odaklı söylemleriyle dikkat çekmeye devam ediyor. Olayla ilgili resmi soruşturma sonuçları bekleniyor.</p>

<p><a href="https://x.com/j_fishback/status/2021279159897518358"><strong>Kaynaklar:&nbsp; Fishback'in sosyal medya paylaşımları</strong></a><br />
<a href="https://x.com/j_fishback/status/2021279159897518358"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-02-11%20at%2020_02_41.jpeg" style="height:600px; width:449px" /></a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/karakoyun-bunca-aci-yasanirken-sen-ne-yaptin-ayten-kordu-3003</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 10 Feb 2026 20:29:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Karakoyun: Bunca acı yaşanırken, sen ne yaptın Ayten Kordu?</h1>
                        <h2>Tunceli Emek Gazetesi sahibi Hüsniye Karakoyun, DEM Partisinden seçilen ve ilin tek milletvekili olan Ayten Kordu üzerinden kentin terk edilmişliğini kaleme aldı. İşte o yazı:</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/karakoyun-bunca-aci-yasanirken-sen-ne-yaptin-ayten-kordu-1770745177.webp">
                        <figcaption>Karakoyun: Bunca acı yaşanırken, sen ne yaptın Ayten Kordu?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong><span style="color:#000000">Ayten ablam ya…Dersim’in tek milletvekili bozulmuş…İade edebiliyor muyuz?</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Okuyanlar olmuştur, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Gününde 1 yazı kaleme alınmış ve&nbsp;Tunceli’nin basın olarak durumu paylaşılmıştı gazetemizde.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu yazılanlardan günler sonra, Ayten Kordu gazetemize ait numaranın whatsappından mesaj göndermiş. Mesajdan sonra çalışan kadın arkadaşımız ile aralarında ilginç bir diyalogda yaşanıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tunceli seyahat rehberi</span></p>

<p><span style="color:#000000">***</span></p>

<p><span style="color:#000000">Önce Ayten Kordu’nun&nbsp;<em><strong>Tunceli EMEK&nbsp;Gazetesi</strong></em>ne yazdığı mesajını okuyalım;</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Gerçekten anlamaya, anlaşılmaya vesile olsun diyorum bende.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bizim geleneğimizde eleştiri kıymetli bir yaklaşımdır. Hele, hele eleştiri dostların, canların birbirine güç vermesi üzerine kuruluyorsa daha da kıymetlidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Fakat nedendir? bilinir, bilinmez ayrı, gazetenizde hakkımda iyi bir haber yapmadan imtina eden bir yaklaşım var bunun siz de farkındasınız kuşkusuz, yada ayda yılda bir haber seçerek anca yapılmıştır.&nbsp; İlimizin tek vekiliyiz hemde ilginç değilmi?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Evet,&nbsp; özellikle çalışan arkadaşların yaşadığı sorunları dinlemek ve dile getirmek önemli haklılar fakat sizin zaten böyle bir talebiniz yok. Yok diyorum çünkü benimle ilgili yapılan haberde özel parantezler açarak vekil olduğum zamandan beri sürekli bir iğneleme ve hakkaniyetsiz yorumlama durumundan kaynaklı olarak belkide böyle düşündüm.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gazeteci çalışanlarının gününde, bir kutlama paylaşım üzerinden ele alarak başka göndermeler yapmak hakkaniyetsiz yaklaşımın nasıl olduğunun açık göstergesi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hakkaniyetin herkese uğraması dileğimle. Selamlarımla..”</span></p>

<p><span style="color:#000000">***</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu mesaj üzerine gazetede çalışan 1 arkadaşımız ile kentin tek vekilinin diyalogu şöyle gelişiyor:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Tunceli EMEK-&nbsp;</strong>“Sürekli iğneleyen o haberlerimizi bize de gönderir misiniz lütfen”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Ayten Kordu- </strong>“Zati haber yapmıyorsunuzki can. Yani kendime dönük dedim tabiki”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Tunceli EMEK</strong>- “Haber yapıyoruz da iğneliyor muyuz, haber yapmıyor muyuz önce onu netleştirelim.”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tunceli seyahat rehberi</span></p>

<p><span style="color:#000000">***</span></p>

<p><span style="color:#000000">Her 2 tarafında mesajlarında noktalama işaretlerine dahi dokunmadan yayınlandı bilesiniz…</span></p>

<p><span style="color:#000000">***</span></p>

<p><a href="https://www.tunceliemek.com.tr/haberleri/dersim" target="_blank" title="Tüm Dersim haberleri"><span style="color:#000000">Dersim</span></a><span style="color:#000000">’de 1 akşamda 3 silahlı çatışma oluyor. Hatta bu yazıyı yazdığım sırada dahi silahlı 1 yaralama olayı yaşandı Atatürk Mahallesinde.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Evlerin kapısının kilitlenmeye dahi gerek görülmediği, adli vakalar olmadığı için tüm ilçelerde cezaevleri kapanan, merkezdeki cezaevinde ise sayıları 2 ile 5 arası olan, onların da genellikle başka şehirlerden gelip burada hırsızlık girişiminde bulunduğu geçmişteki Tunceli’nin bugün geldiği noktaya bakın hele…</span></p>

<p><span style="color:#000000">Belinde silahla&nbsp;<strong>Teksas</strong>, uyuşturucu ve sentetik madde satışı ile&nbsp;<strong>İtalya</strong>, çeteler arası çatışmalarla&nbsp;<strong>Haiti’</strong>ye dönen şehirde, 83.000 nüfusun tek milletvekilinin triplerine bakar mısınız?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şehirde üniversite mezunu çok sayıda genç işsizlikten oraya buraya savrulurken, hiçbir eğitimi olmayan Kordu, ayda 500.000 TL maaşı Tunceli Milletvekili olarak alıyor, trafik cezası devlet tarafından ödeniyor, uçaklara VİP ve çok düşük bilet ücretiyle biniyor, meclisteki görüşmeler sürerken bir kez olsun söz hakkı alıp bu şehrin ahvalini paylaşmıyor…</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ona rağmen yapmadığı icraatlarden ötürü haberleştirilmediğine bozulmuş…! (Konuşmalarında Tunceli sözcüğünü kullanmasa da, halk arasında Dersim dese de, Ayten Kordu her ay maaşı Tunceli Milletvekili adı altında alıyor.)</span></p>

<p><span style="color:#000000">***</span></p>

<p><span style="color:#000000">Vallahi haklı kadın.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ayıp bize. &nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Affet bizi Ayten…</span></p>

<p><span style="color:#000000">Memlekette gencecik çocuklar mafyatik hareketler, uyuşturucu ile kendini yok ederken, bir tek kelamın yokken, senin yerine haber hazırlayıp yayınlamadığımız için affet.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yaklaşık 10 gündür önce 9, sonra 20, sonra 40, sonra 80’e ulaşan çirkin, ahlaksız listeler yayınlanıyorken, bir tek cümlenin olmamasından ötürü de bizi affet.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mesela; kentin tek milletvekili olarak ilk listede Tunceli Cumhuriyet Başsavcısı hemcinsini, Tunceli Valisini, Tunceli İl Emniyet Müdürünü, gerekirse jandarmayı dahi ziyaret edip&nbsp;<strong>“Yapanlar derhal bulunmalı. Bu çirkinlikler giderek herkesi yutacak”</strong>&nbsp;deseydin, belki İHD’nin,&nbsp;DEM’in, EMEP’in, AKP’nin,&nbsp;CHP’nin, gazetecilerin bu listelere eklenerek bile isteye itibar suikastine uğramasına DUR demiş olurdun…</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tunceli seyahat rehberi</span></p>

<p><span style="color:#000000">Listelerdeki sayı 80’e çıkmayacak, birkaç ahlaksızın kendi öfkeleriyle sırf başkalarının da canı yansın tavrına önlem almış olacaktın.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Demedin…yapmadın.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Oysa “parti kararıdır sorgulayamayız” diyen DEM’in kadın yöneticileri de dahil şimdi bu ahlaksız listelerde yer alan yüzlerce kişi çaresiz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Evli olduğu kadınların adı listelerde var diye “Silah aldım. Kendim tespit etmek için uğraşıyorum. Tespit edersem kafasına sıkacağım” diyenler var.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yaş almış anneleri, babaları, evlatları, çevrelerine karşı, 3-5 onun bunun çocuğunun bilgisayarda yazıp masa üzerine koyarak çektiği bir paçavrada sırf adı var diye başı önünde gezen yüzlerce insan var bu şehirde.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sen ne yaptın? Bunca acı, çaresizlik yaşanırken, Allah aşkına söyle hele sen ne yaptın Ayten Kordu?</span></p>

<p><span style="color:#000000">***</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aslında sen çok haklısın…Çünkü; her halk layık oldukları tarafından yönetilir. Sakın ben seçilmedim diye sana kızgın olduğumu sanma. Geçmişte ne manşetler attığımı gel de arşivlerimizden gösterelim sana. 2023 yılında ağabeyimi toprağa teslim ettiğimden beri gazetecilik yapmıyordum o kadar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sana hiç kızmıyoruz inan. Seni bu halka dayatan zihniyeti birileri sorgulasın diye ne çok isterim. Mevzu benim seçilmem değil, senin içine doğmadığın, acılarıyla yetişmediğin, çaresizliklerine tanık olmadığın bir halka vekil olarak dayatılman.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sen hem şimdi hem de çekip gittiğinde, emekli milletvekili olarak milyonlarca lira her ay maaş alırken, bu kentin üniversite mezunu evlatları yurt dışına kaçak yollardan gidişte Meksika’da yakalanıp aylarca ışıksız, rutubetli, pis kokan mahsenlere kapatılıyor. Geçmişte böyleydi gelecekte de böyle olacak muhtemelen.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tek farkla; artık evlenmiyor, doğurmuyoruz, var olanlarda göçüyor diye genç kalmadı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">***</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şimdi gelinen noktada; bu çirkinlikler sergilenirken, insan bekliyor ki Tunceli’nin tamamından sorumlu olan milletvekili, kenti bir kaosa sürükleyen, acıtan, can yakan bu gelişmeler karşısında bırakın Tunceli’deki mülki idare, adalet mekanizması, emniyetini…Konuya Adalet Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve aslında&nbsp;</span><a href="https://www.tunceliemek.com.tr/haberleri/cumhurbaskani" target="_blank" title="Tüm Cumhurbaşkanı haberleri"><span style="color:#000000">Cumhurbaşkanı</span></a><span style="color:#000000">&nbsp;Erdoğan’ı dahi dahil edip “yapanları bulun” desin.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tunceli seyahat rehberi</span></p>

<p><span style="color:#000000">Öyle ya, artık hükümet ile araları iyi, pekala da bu şansı da var…</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ama biz O'nu sadece ara sıra eylemlerde sloganvari bir kaç cümlesiyle kentte görüyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bizimkisi de hayal işte. Ayten bize bozulmuş biz neler bekliyoruz böyle…</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">HÜSNİYE KARAKOYUN - TUNCELİ</span></strong></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/tusastan-suudi-arabistan-ile-tarihi-anlasma-gokbey-helikopteri-ortak-uretimde-3002</link>
            <category>EKONOMİ</category>
            <pubDate>Tue, 10 Feb 2026 20:16:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>TUSAŞ’tan Suudi Arabistan ile tarihi anlaşma: GÖKBEY helikopteri ortak üretimde</h1>
                        <h2>TUSAŞ, Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı ve Askerî Sanayiler Otoritesi (GAMI) ile GÖKBEY Genel Maksat Helikopteri’nin Suudi Arabistan’da ortak üretimine yönelik Mutabakat Zaptı (MOU) imzaladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/tusastan-suudi-arabistan-ile-tarihi-anlasma-gokbey-helikopteri-ortak-uretimde-1770744296.webp">
                        <figcaption>TUSAŞ’tan Suudi Arabistan ile tarihi anlaşma: GÖKBEY helikopteri ortak üretimde</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><a href="https://x.com/TUSAS_TR/status/2021219504718557458"><strong>Türk Havacılık Uzay Sanayii (TUSAŞ)</strong></a>, Suudi Arabistan ile savunma ve havacılık alanında önemli bir iş birliğine imza attı.</p>

<p>TUSAŞ, Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı ve Askerî Sanayiler Otoritesi (GAMI) ile GÖKBEY Genel Maksat Helikopteri’nin Suudi Arabistan’da ortak üretimine yönelik Mutabakat Zaptı (MOU) imzaladı.</p>

<p>Anlaşma, uzun vadeli ve yüksek teknoloji kazanımlı ortak üretimi kapsıyor. Bu kapsamda, helikopterin askeri ve sivil versiyonları için farklı görev konfigürasyonları Suudi Arabistan’da üretilecek. Anlaşmayla birlikte bölgede ortak üretim tesisi kurulması ve yedek parça tedariki gibi adımlar da öngörülüyor.</p>

<p>Tören sırasında TUSAŞ adına imzayı, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkan Yardımcısı ve TUSAŞ Yönetim Kurulu Üyesi Gökhan Uçar attı.</p>

<p>Bu iş birliği, Türkiye’nin milli helikopteri GÖKBEY’in uluslararası pazarlardaki varlığını güçlendirmeyi ve savunma sanayii ihracatına katkı sağlamayı hedefliyor. Anlaşmanın, iki ülke arasındaki stratejik ilişkileri de daha da derinleştirmesi bekleniyor.</p>

<p>TUSAŞ yetkilileri, mutabakatın sadece bir satış anlaşması olmadığını, aynı zamanda teknoloji transferi ve uzun dönemli ortak üretim süreci içerdiğini vurguladı.<br />
<a href="https://x.com/TUSAS_TR/status/2021219504718557458"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-02-10%20at%2020_22_06.jpeg" style="height:381px; width:422px" /></a><br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://x.com/TUSAS_TR/status/2021219504718557458">https://x.com/TUSAS_TR/status/2021219504718557458</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/florida-adayindan-netanyahuya-sok-cagri-seni-ahlaksiz-savas-suclusu-paramiz-nerede-3001</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Tue, 10 Feb 2026 19:48:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Florida adayından Netanyahu'ya şok çağrı: Seni ahlaksız savaş suçlusu, paramız nerede?</h1>
                        <h2>ABD'de Florida valiliğine Cumhuriyetçi aday James Fishback, İsrail'e yapılan mali yardımları sert bir dille eleştirdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/florida-adayindan-netanyahuya-sok-cagri-seni-ahlaksiz-savas-suclusu-paramiz-nerede-1770743097.webp">
                        <figcaption>Florida adayından Netanyahu'ya şok çağrı: Seni ahlaksız savaş suçlusu, paramız nerede?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>ABD'de Florida valiliğine Cumhuriyetçi aday <a href="https://x.com/j_fishback/status/2020337647735161185">James Fishback,</a> İsrail'e yapılan mali yardımları sert bir dille eleştirdi.</p>

<p>Fishback, Florida eyaletinin son iki yılda İsrail hükümet tahvillerine yaklaşık 385 milyon dolar yatırım yaptığını belirterek, bu paranın "aptalca" bir şekilde İsrail'e gönderildiğini savundu. Aday, seçilmesi halinde bu yatırımları ilk gününde tamamen geri çekeceğini ve parayı Florida'daki genç evli çiftlere konut yardımı için kullanacağını açıkladı.</p>

<p>Konuyla ilgili yaptığı konuşmada Fishback, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu'ya hitaben şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><em><strong>&nbsp;"Paramızın 385 milyon doları aptalca İsrail'e gönderildi. Benjamin Netanyahu'ya yapacağım tek telefon görüşmesi şu olacak: 'Param nerede? Sen ahlaksız / aşağılık savaş suçlusu, paramız nerede?'"</strong></em></p>

<p>Fishback'in bu açıklamaları,<strong> "America First"</strong> (Önce Amerika) temelli kampanyasının bir parçası olarak dikkat çekti. Aday ayrıca, seçilirse İsrail'i resmi ziyarette bulunmayacağını ve "Duvar'ı öpmek için" gitmeyeceğini belirtti.</p>

<p>Bu çıkış, ABD'deki İsrail yanlısı lobiler ve bazı Cumhuriyetçi kesimler tarafından tepkiyle karşılanırken, <strong>"Önce Amerika"</strong> yanlıları tarafından destekleniyor. Fishback'in kampanyası, eyalet fonlarının yabancı ülkelere değil, Florida halkına harcanması gerektiğini vurguluyor.<br />
<br />
<a href="https://x.com/j_fishback/status/2020337647735161185"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-02-10%20at%2020_03_04.jpeg" style="height:378px; width:433px" /></a></p>

<p><a href="https://x.com/j_fishback/status/2020337647735161185"><strong>(Kaynak: Fishback'in Florida First Gala'daki konuşması ve çeşitli haber paylaşımları, Şubat 2026)</strong></a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/harmandali-cemevi-hizmete-basladi-3000</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 10 Feb 2026 12:40:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Harmandalı Cemevi hizmete başladı</h1>
                        <h2>İzmir'in Çiğli ilçesinde bulunan Harmandalı mahallesinde yapılan Cem Vakfı Harmandalı Cemevi hizmete başladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/harmandali-cemevi-hizmete-basladi-1770717037.webp">
                        <figcaption>Harmandalı Cemevi hizmete başladı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">2019 yılında temeli atılan ve yaklaşık 6 yıldır yapımı süren cemevi inşaatında sona gelindi. Cem Vakfı Harmandalı Şube Başkanı Remzi Akbulut, gelinen son aşamaya ilişkin açıklama yaparak önemli bölümlerin tamamlandığını duyurdu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Akbulut, cemevinin özellikle cenaze hizmetleri için hazırlanan bodrum katındaki morg bölümünün ve diğer teknik alanların tamamlandığını belirtti. Giriş katta bulunan, hayır yemeklerinin verildiği ve taziye kabullerinin yapıldığı alanların da bitirildiğini ifade eden Akbulut, “<em><strong>Uzun bir aradan sonra Harmandalı halkı cenaze işlemlerini artık burada gerçekleştirebilecek</strong></em>” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BAŞKAN AKBULUT’TAN TEŞEKKÜR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Konuşmasında destek veren kurum ve kuruluşlara teşekkür eden Akbulut, başta İzmir Valiliği, İzmir Büyükşehir Belediyesi, Çiğli Kaymakamlığı ve Çiğli Belediyesi olmak üzere katkı sunan herkese şükranlarını iletti. Süreçte görev alan bürokratlara ve belediye emekçilerine de özverili çalışmalarından dolayı teşekkür etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İŞ İNSANLARINA ÖZEL TEŞEKKÜR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Cemevi yapım sürecinde iş insanlarının önemli katkı sunduğunu vurgulayan Akbulut, özellikle Karşıyaka AK Parti Meclis Üyesi Hasan Ünal, iş insanları Taner Sarıkaş ve Önder Canberk’in kendisini hiçbir zaman yalnız bırakmadığını söyledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cemevinin cenaze hizmetleri açısından en önemli ihtiyaçlarından biri olan morgun yapımını üstlenen iş insanı Murat Gökçekaya’ya da ayrıca teşekkür eden Akbulut, “<strong><em>Birçok dostumuz cemevimize destek oldu. Kısmet olursa yakın zamanda cemevi tamamen bitecek ve açılışta tüm destek verenlerin isimleri tek tek okunacak</em></strong>” ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>“HIZIR AYINDA LOKMALAR KABUL OLSUN”</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Birlik ve dayanışma vurgusu yapan Akbulut açıklamasını şu sözlerle tamamladı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Bu Hızır ayında herkesin lokmaları kabul olsun. El birliği ile güzel bir eser ortaya çıktı. Bugüne kadar destek veren iş insanlarına, siyasi parti temsilcilerine, belediye emekçilerine ve gönüllü hizmet veren herkese teşekkür ediyorum.</strong></em>”</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/yasayan-alevi-bektasilik-fotograf-sergisi-kartalda-2999</link>
            <category>KÜLTÜR SANAT</category>
            <pubDate>Tue, 10 Feb 2026 12:28:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Yaşayan Alevi-Bektaşilik Fotoğraf Sergisi Kartal’da</h1>
                        <h2>Belgesel yönetmeni ve öğretim görevlisi Rıza Oylum’un 6 Farklı ülkede çektiği Alevilik-Bektaşilik temalı fotoğrafları 7 Şubat’tan itibaren 3 hafta boyunca İBB Kartal Bülent Ecevit Kültür Merkezi’nde sergilenecek.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/yasayan-alevi-bektasilik-fotograf-sergisi-kartalda-1770716190.webp">
                        <figcaption>Yaşayan Alevi-Bektaşilik Fotoğraf Sergisi Kartal’da</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Belgesel yönetmeni Rıza Oylum’un "<em><strong>Yaşayan Alevi-Bektaşilik</strong></em>" başlığını verdiği sergide, İran, Türkiye, Yunanistan, Bulgaristan, Kuzey Makedonya ve Arnavutluk’ta çekilen fotoğraflar yer alıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">3 hafta boyunca açık kalacak sergide, cem ritüelleri, semahlar, lokma dağıtımları gibi Alevi-Bektaşi kültürüne ait zengin içerikler bulunuyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Rıza Oylum, sergiye dair yaptığı açıklamada, belgesel projesi için çıktığı yolculukta, Alevi inancının çeşitli yönlerini belgelemek amacıyla bu fotoğrafları çektiğini belirtti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Oylum, Alevi kurumlarının görsel sanatlarla zayıf bir ilişki içinde olduğunu vurgulayarak, nitelikli bir fotoğraf arşivine ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşilik ritüellerine dair çok bilinmeyen detayları da paylaşan Oylum, özellikle Balkanlar’daki özgün kareleri sergileme ihtiyacı hissettiğini dile getirdi. Örneğin, Yunanistan’daki pehlivanlık törenleri ve Bulgaristan’daki et mezatları gibi ritüellerin, Alevi kültürünün çeşitliliğini yansıttığını belirtti. Oylum, bu anların ayrı bir bağlamda değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Oylum, ayrıca Kırklareli’ndeki açık hava ceminden etkileyici fotoğraflar çektiğini ve bu tür etkinliklerin önemli bir hafıza çalışması olduğunu düşündüğünü belirtti. Alevi-Bektaşi kültürünün daha fazla görünür kılınması için bu tür sergilerin önemine vurgu yaptı.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-ya-hizir-2998</link>
            <category>KONUK YAZAR</category>
            <pubDate>Tue, 10 Feb 2026 12:17:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Dr. İhsan Ünlü: Ya Hızır !</h1>
                        <h2>Araştırmacı-yazar Dr. İhsan Ünlü, 9 Şubat 2026 tarihinde kaleme aldığı "YA HIZIR!" başlıklı şiiriyle okurlarına seslendi.  "YA HIZIR!" da zor zamanlarda Hz. Hızır'ın yetişeceğine dair halk arasındaki inancı, derin bir tefekkürle işledi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/dr-ihsan-unlu-ya-hizir-1770715414.webp">
                        <figcaption>Dr. İhsan Ünlü: Ya Hızır !</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Araştırmacı-yazar Dr. İhsan Ünlü, 9 Şubat 2026 tarihinde kaleme aldığı "YA HIZIR!" başlıklı şiiriyle okurlarına seslendi.&nbsp; "YA HIZIR!" da zor zamanlarda Hz. Hızır'ın yetişeceğine dair halk arasındaki inancı, derin bir tefekkürle işledi. Ünlü, "Kul sıkışmayınca gelmez o derler / Bittim diyene yetişir muntazır" dizeleriyle klasik anlayışı hatırlatırken, asıl kurtuluşun içsel hazırlık ve aktif çabadan geçtiğini ifade etti.</p>

<p>Şiirinde tasavvufi&nbsp; leneğin önemli figürlerinden Hz. Hızır'ı merkeze alan Ünlü, yardım ve kurtuluşun pasif bekleyişle değil, gönül hazırlığı, çaba ve emekle geleceğini vurguluyor.</p>

<p>Dr. İhsan Ünlü'nün şiiri şöyle:</p>

<p><strong>YA HIZIR!</strong></p>

<p>Yanında görmek istersen Hızır</p>

<p>Çetin günlere olmalısın hazır</p>

<p>Kul sıkışmayınca gelmez o derler</p>

<p>Bittim diyene yetişir muntazır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Gönül sarayını edersen hazır</p>

<p>O vakit girecektir elbet Hızır</p>

<p>Mamur etmez isen şayet sarayı</p>

<p>Olmaz ki orada hazır ve nazır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Hızır’ı bekleme sen de ol Hızır</p>

<p>Her türlü hizmete olasın hazır</p>

<p>Zahmetsiz rahmete erişilir mi?</p>

<p>Bir adım atana koşar ol Fâtır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>İhsaniyem Hak çalışana verir</p>

<p>Ne yaparsa herkes ettiğin bulur</p>

<p>Çalışıp da emek vermezsen şayet</p>

<p>Hızır fayda vermez elden ne gelir?</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>09.02.2026</p>

<p>Dr. İhsan ÜNLÜ</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hacibektas-ilcesinin-2025-nufusu-aciklandi-2997</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 10 Feb 2026 12:11:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Hacıbektaş ilçesinin 2025 nüfusu açıklandı</h1>
                        <h2>TUİK Hacıbektaş ilçesinin 2025 nüfus verilerini açıkladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/hacibektas-ilcesinin-2025-nufusu-aciklandi-1770715265.webp">
                        <figcaption>Hacıbektaş ilçesinin 2025 nüfusu açıklandı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi verilerine göre, Hacıbektaş ilçe merkezinin nüfusu&nbsp;<strong>5.141</strong>&nbsp;kişi olarak tescillendi.</p>

<p>İlçe merkezinde yaşayan nüfusun&nbsp;<strong>2.483</strong>&nbsp;kişisini erkekler,&nbsp;<strong>2.658</strong>&nbsp;kişisini ise kadınlar oluşturuyor.</p>

<p><strong>Köy ve Toplam Nüfus Bilgileri:</strong>&nbsp;Hacıbektaş genelinde köylerin toplam nüfusu&nbsp;<strong>5.259</strong>&nbsp;kişi olarak gerçekleşti.</p>

<p>Bu veriler ışığında, Hacıbektaş’ın toplam nüfusu&nbsp;<strong>10.400</strong>&nbsp;oldu.</p>

<p>İlçede kadın ve erkek nüfus oranlarının birbirine oldukça yakın olduğu gözlemlendi.</p>

<table>
	<thead>
		<tr>
			<td><strong>Köy Adı</strong></td>
			<td><strong>Erkek</strong></td>
			<td><strong>Kadın</strong></td>
			<td><strong>Toplam</strong></td>
		</tr>
	</thead>
	<tbody>
		<tr>
			<td><strong>Akçataş</strong></td>
			<td>56</td>
			<td>40</td>
			<td>96</td>
		</tr>
		<tr>
			<td><strong>Anapınar</strong></td>
			<td>25</td>
			<td>25</td>
			<td>50</td>
		</tr>
		<tr>
			<td><strong>Aşağıbarak</strong></td>
			<td>88</td>
			<td>109</td>
			<td>197</td>
		</tr>
		<tr>
			<td><strong>Aşıklar</strong></td>
			<td>30</td>
			<td>39</td>
			<td>69</td>
		</tr>
		<tr>
			<td><strong>Avuç</strong></td>
			<td>110</td>
			<td>117</td>
			<td>227</td>
		</tr>
		<tr>
			<td><strong>Başköy</strong></td>
			<td>77</td>
			<td>47</td>
			<td>124</td>
		</tr>
		<tr>
			<td><strong>Belbarak</strong></td>
			<td>80</td>
			<td>84</td>
			<td>164</td>
		</tr>
		<tr>
			<td><strong>Büyük Kayı</strong></td>
			<td>41</td>
			<td>33</td>
			<td>74</td>
		</tr>
		<tr>
			<td><strong>Büyükburunağıl</strong></td>
			<td>114</td>
			<td>99</td>
			<td>213</td>
		</tr>
		<tr>
			<td><strong>Büyükkışla</strong></td>
			<td>55</td>
			<td>58</td>
			<td>113</td>
		</tr>
		<tr>
			<td><strong>Çiğdem</strong></td>
			<td>49</td>
			<td>63</td>
			<td>112</td>
		</tr>
		<tr>
			<td><strong>Çivril</strong></td>
			<td>28</td>
			<td>20</td>
			<td>48</td>
		</tr>
		<tr>
			<td><strong>Hasanlar</strong></td>
			<td>94</td>
			<td>113</td>
			<td>207</td>
		</tr>
		<tr>
			<td><strong>Hıdırlar</strong></td>
			<td>47</td>
			<td>45</td>
			<td>92</td>
		</tr>
		<tr>
			<td><strong>Hırkatepesidelik</strong></td>
			<td>60</td>
			<td>69</td>
			<td>129</td>
		</tr>
		<tr>
			<td><strong>İlicek</strong></td>
			<td>106</td>
			<td>105</td>
			<td>211</td>
		</tr>
		<tr>
			<td><strong>Karaburç</strong></td>
			<td>58</td>
			<td>53</td>
			<td>111</td>
		</tr>
		<tr>
			<td><strong>Karaburna</strong></td>
			<td>492</td>
			<td>490</td>
			<td>982</td>
		</tr>
		<tr>
			<td><strong>Karaova</strong></td>
			<td>40</td>
			<td>27</td>
			<td>67</td>
		</tr>
		<tr>
			<td><strong>Kayaaltı</strong></td>
			<td>249</td>
			<td>220</td>
			<td>469</td>
		</tr>
		<tr>
			<td><strong>Kayı</strong></td>
			<td>29</td>
			<td>24</td>
			<td>53</td>
		</tr>
		<tr>
			<td><strong>Kızılağıl</strong></td>
			<td>290</td>
			<td>282</td>
			<td>572</td>
		</tr>
		<tr>
			<td><strong>Killik</strong></td>
			<td>35</td>
			<td>49</td>
			<td>84</td>
		</tr>
		<tr>
			<td><strong>Kösektaş</strong></td>
			<td>164</td>
			<td>191</td>
			<td>355</td>
		</tr>
		<tr>
			<td><strong>Kütükçü</strong></td>
			<td>27</td>
			<td>31</td>
			<td>58</td>
		</tr>
		<tr>
			<td><strong>Mikail</strong></td>
			<td>49</td>
			<td>46</td>
			<td>95</td>
		</tr>
		<tr>
			<td><strong>Sadık</strong></td>
			<td>97</td>
			<td>84</td>
			<td>181</td>
		</tr>
		<tr>
			<td><strong>Yenice</strong></td>
			<td>64</td>
			<td>57</td>
			<td>121</td>
		</tr>
		<tr>
			<td><strong>Yeniyapan</strong></td>
			<td>55</td>
			<td>39</td>
			<td>94</td>
		</tr>
		<tr>
			<td><strong>Yurtyeri</strong></td>
			<td>30</td>
			<td>25</td>
			<td>55</td>
		</tr>
	</tbody>
</table>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/40-milyar-dolarlik-bitcoini-yanlis-adrese-gondermisler-2995</link>
            <category>EKONOMİ</category>
            <pubDate>Tue, 10 Feb 2026 11:45:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>40 milyar dolarlık Bitcoin'i yanlış adrese göndermişler!</h1>
                        <h2>The Guardian'ın haberine göre, Güney Kore'nin ikinci büyük kripto para borsası, geçen hafta bir promosyon etkinliği sırasında müşterilerine yanlışlıkla 620.000 Bitcoin gönderdikten sonra 40 milyar dolardan fazla kripto parayı geri almak için yoğun çaba sarf ediyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/40-milyar-dolarlik-bitcoini-yanlis-adrese-gondermisler-1770713331.webp">
                        <figcaption>40 milyar dolarlık Bitcoin'i yanlış adrese göndermişler!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Bithumb, müşterilerine 620.000 Kore wonu (birkaç yüz ABD dolarına eşdeğer) yerine 620.000 Bitcoin gönderen personel hatası için özür diledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bithumb, hatalı ödemelerin çoğunu düzelttiğini, ancak bazı alıcıların hata tespit edilmeden önce fonları sattığı veya çektiği için yaklaşık 13 milyar won'un (9 milyon dolar) geri alınamadığını söyledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hata, 6 Şubat'ta bir çalışanın "rastgele kutu" promosyon etkinliği sırasında ödül miktarlarını Kore wonu yerine Bitcoin olarak girmesiyle meydana geldi. Plan, 695 hak sahibi müşteriye toplam 620.000 won (423 dolar) ödül göndermekti, ancak çalışan bunun yerine 620.000 bitcoin (42 milyar dolar) gönderdi. Hak sahibi olanlardan 249'u ödül kutularını açtı ve ödüllerini aldı; bu da borsanın sahip olduğu bitcoin'in yaklaşık 14 katına denk geliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Güney Kore Mali Denetleme Servisi (FSS) Başkanı Lee Chan-jin, aldıkları bitcoin'leri satanlar için bunu "felaket" olarak nitelendirdi. Bitcoin fiyatları Cuma gününden beri yükseldi, bu da kripto para birimini iade etmesi gereken müşterilerin zarar görebileceği anlamına geliyor. Lee, olayın borsaların iç defter sistemlerini nasıl işlettiğine dair "yapısal sorunları" ortaya çıkardığını da ekledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Öte yandan, hukuk uzmanları, 2021 yılında Yüksek Mahkeme'nin kripto paranın Kore ceza hukuku kapsamında "mülk" teşkil etmediğine dair kararı göz önüne alındığında, aldıkları şeyi satan alıcıların cezai kovuşturmayla karşı karşıya kalıp kalmayacağı konusunda farklı görüşlere sahip.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bithumb, hatalı kredilerin yüzde 99,7'sini dahili defter kayıtlarını tersine çevirerek düzelttiğini ve özür dilediğini söyledi. Ancak, mali yetkililer, borsanın etkilenen hesapları dondurmasından önceki 35 dakika içinde 86 müşterinin yaklaşık 1.788 bitcoin sattığını ve bunun da platformda kısa süreli bir fiyat düşüşüne neden olduğunu belirtti. Yerel medyaya göre, bazıları kişisel banka hesaplarına çekilmiş, bazıları ise diğer kripto paraları satın almak için kullanılmıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Borsa şu anda, nakit çeken yaklaşık 80 müşteriyle "bire bir ikna" görüşmeleri yapıyor ve onlardan won karşılığını gönüllü olarak iade etmelerini istiyor.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hizir-orucu-basladi-2994</link>
            <category>İNANÇ</category>
            <pubDate>Tue, 10 Feb 2026 11:31:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Hızır Orucu başladı!</h1>
                        <h2>Anadolu, Balkanlar, Avrupa ve Ortadoğu'nun pek çok ülkesinde yaşayan Canlar için Hızır Orucu başladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/hizir-orucu-basladi-1770712774.webp">
                        <figcaption>Hızır Orucu başladı!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Alevi Bektaşi inancının en köklü ibadetlerinden biri olan&nbsp;<strong>Hızır Orucu</strong>, 2026 yılı takvimine göre yarın (<strong>10 Şubat Salı</strong>) itibarıyla başladı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">"Darda kalanların carına yetişen" Boz Atlı Hızır aşkına tutulan bu üç günlük oruç, Perşembe akşamı Hızır Cemi ile taçlanacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>2026 HIZIR ORUCU ZAMAN ÇİZELGESİ</strong></span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>10 Şubat Salı:</strong>&nbsp;Orucun 1. günü</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>11 Şubat Çarşamba:</strong>&nbsp;Orucun 2. günü</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>12 Şubat Perşembe:</strong>&nbsp;Orucun 3. (Son) günü ve&nbsp;<strong>Hızır Cemi</strong></span></p>
	</li>
</ul>

<p><span style="color:#000000"><strong>HIZIR ORUCU NİÇİN TUTULUR?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. İmam Hasan ve Hz. İmam Hüseyin hastalanırlar. Hz. Fatıma, âlemlere rahmet olarak gönderilen babası Hz. Muhammed’in yanına varır ve pek üzgündür. Allah’ın Resul’ü, kızının bu halini görünce ona ne için bu kadar üzgün olduğunu sorar. Hz. Fatıma&nbsp;<strong>“<em>baba, çocuklar çok hasta ve yatıyorlar, bir türlü ateşlerini düşüremedim</em>”</strong>&nbsp;der.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Allah’ın Resulü; “<em>çocuklar için üç gün oruç adağında bulunun</em>”</strong>&nbsp;der. Hz. Fatıma çocukların şifa bulması için üç günlük adak&nbsp;<strong>(nezir)&nbsp;</strong>orucuna niyet eder. Hz. Fatıma’nın oruca niyet ettiğini gören Hz. İmam Ali, ne olduğunu sorar, Hz. Fatıma olanı anlatır ve Hz. Ali’de bu oruca niyet eder. Hz. Ali ve Hz. Fatıma’yı gören İmam Hasan ve İmam Hüseyin’in bakımından sorumlu olan Fıdda da bu oruca niyet eder.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Kur’an-ı Kerim İnsan Süresi Ayet 7-8-9;&nbsp;</strong>bunlar adaklarını yerine getirirler, şerri gittikçe artan günden korkarlar yine. Tanrı sevgisi ile yoksula ve yetime tutsaklara yiyecek verirler doysun diye. Derler; Tanrı rızası için yediriyoruz bir karşılık teşekkür sizden beklemiyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Oruca niyet ederler, fakat akşam oruçlarını açmalarında yiyecekleri yoktur. Hz. Ali o günü gidip günlük iş bulur, o günün rızkıyla da (kazancı) bir miktar buğday alır eve getirir, Hz. Fatıma anamıza verir. Hz. Fatıma bu buğdayı el değirmeni ile öğütür un eder, bu unu da üç bölüme ayırır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Birinci günü ayırdığı undan ekmek yapar ve akşam oruçlarını açacakları zaman da bu ekmeği beşe böler, tam oruçlarını açacakları saatte kapı çalar, kapıyı açan Hz. Ali karşısında&nbsp;<strong>“Ey Muhammed’in Ehl-i Beyt’i kapınız da miskinlerden bir yoksul geldi ve açım, beni doyurmaz mısınız?”</strong>&nbsp;der.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">O vakit; Hz. Ali efendimiz, Hz.Fatıma’ya&nbsp;<strong>“</strong>Ey Resul’ün kızı ya Fatıma şu an kapımızda zor durumda ve aç olduğunu söyleyen bir yoksul var ne yapmamı istersin<strong>”</strong>&nbsp;diye sorar. Hz. Fatıma ise&nbsp;<strong>“</strong>bu hususta benim sana karşı en ufak bir itirazım olmaz, sen nasıl istersen öyle olsun<strong>”</strong>&nbsp;der. Bu konuşmalardan sonra tüm aile kendi lokmalarının tamamını gelen yoksula verirler, oruçlarını da su ile açarlar. İkinci gün yine aynı saatte bir yetim ve üçüncü gün aynı saatte&nbsp;<strong>(</strong>oruç ama saati<strong>)</strong>&nbsp;esir gelip kapılarını çalarlar. Birinci gün olduğu gibi Hz. Ali ve tüm aile yiyeceklerini gelen bu kimseye verirler.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Dördüncü&nbsp;</strong>günü, Hz. Ali efendimiz İmam Hasan ve İmam Hüseyin’i yanına alıp, Hz. Muhammed’in evine gider. Peygamber efendimiz, karşısında Ehl-i Beyt’inin bu solgun halini görünce;&nbsp;<strong>“Ya Ali, nedir bu haliniz, çocuklar niye bu kadar perişan”&nbsp;</strong>diye sorar. Hz. Ali ise, bu üç gün yaşadıklarını Allah’ın Resul’üne anlatır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Allah’ın Resul’ü ise;&nbsp;<strong>“Ya Ali üç gün boyunca sizin hanenize gelen o kimseler Hızır Aleyhisselam idi. Cenab-ı Hakk, sizin sabrınızı sınamak üzere, Hızır’ı bu üç kimlikte hanenize gönderdi.”</strong>&nbsp;dedi. &nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu konuşmalardan sonra, Cebrail nazil olur ve şu Kur’an ayet’lerini getirir.&nbsp;<strong>“</strong>Onlar kendi canları çekmesine rağmen yemeği yoksula, yetime ve esire verdiler. Biz sizi Allah rızası için doyuruyoruz, sizden ne bir fedakârlık, nede bir teşekkür bekliyoruz. Çünkü biz, çetin ve belalı bir günde Rabbimizden korkarız dediler. İşte bu yüzden Allah onları, o günün fenalığından esirger, yüzlerine parlaklık, gönüllerine sevinç verir.<strong>”&nbsp;</strong>(İnsan Suresi A. 7,8,9,10)</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Ali, Hz. Fatıma, çocukları ve yardımcıları Fidda’nın tutmuş oldukları bu üç günlük oruç, onların yolundan giden tüm âlem halkına farz olmuştur. Aleviler de Ehl-i Beyt ve Hızır aşkına, Allah rızası için bu üç günlük Hızır orucunu tutarlar ve arkasından da Cem evlerinde toplanıp ibadetlerini yaparlar, getirilen lokmalarını dağıtırlar, Allah’a dua da ve niyazda bulunurlar. Buna da Hızır Cem’i denir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İBADET RİTÜELLERİ</strong></span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Niyet:</strong>&nbsp;Oruca akşamdan veya gece yarısından önce niyet edilir. Alevi geleneğinde genellikle sahur (kalkım) yoktur; niyet edilip yatılır.</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>İftar (Oruç Açma):</strong>&nbsp;Güneş batınca (akşam vakti) lokmalar dualarla açılır.</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Hızır Lokması (Gavut):</strong>&nbsp;Son gün olan Perşembe günü buğday kavrulup öğütülür (Gavut). Hazırlanan bu un bir gece bekletilir; üzerine Hızır’ın "atı ile uğradığına" dair bir iz düşmesi beklenir. Ardından helva yapılarak komşularla paylaşılır</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Hızır Cemi:</strong>&nbsp;Perşembe akşamı Cemevlerinde toplanılır, deyişler ve düvaz-imamlar eşliğinde Hızır Cemi yürütülür.</span></p>
	</li>
</ul>

<p><span style="color:#000000"><strong>Niyet Duası (Gülbang)</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em>"<strong>Bismişah, Allah Allah... Niyet ettim Hak rızası için, Hızır Aleyhisselam aşkına oruç tutmaya. Hakk kabul eyleye, Hızır yoldaşımız ola. Darda kalanların carına yetişe. Gerçeğe Hü!</strong>"</em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Boz Atlı Hızır; darda olanın yardımcısı, yolda kalanın yoldaşı olsun. Tutulan oruçlar, verilen lokmalar Hak katında kabul görsün.</strong></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cumhurbaskani-erdogana-urdun-krali-ii-abdullahtan-huseyin-bin-ali-nisani-2993</link>
            <category>SİYASET</category>
            <pubDate>Tue, 10 Feb 2026 11:31:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Ürdün Kralı II. Abdullah’tan “Hüseyin Bin Ali Nişanı”</h1>
                        <h2>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a Ürdün Kralı 2. Abdullah tarafından "Hüseyin Bin Ali Nişanı" takdim edildi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/cumhurbaskani-erdogana-urdun-krali-ii-abdullahtan-huseyin-bin-ali-nisani-1770712552.webp">
                        <figcaption>Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Ürdün Kralı II. Abdullah’tan “Hüseyin Bin Ali Nişanı”</figcaption>
                    </figure>
                    </header><h2>&nbsp;</h2>

<p><strong>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a Ürdün Kralı 2. Abdullah tarafından "Hüseyin Bin Ali Nişanı" takdim edildi.</strong></p>

<p>Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi'nde gerçekleşen "Hüseyin Bin Ali Nişanı Tevcih Töreni", iki liderin baş başa ve heyetler arası görüşmelerini tamamlamasının ardından düzenlendi.</p>

<p>Törende, Ürdün Kralı II. Abdullah, Hüseyin Bin Ali Nişanı'nı Cumhurbaşkanı Erdoğan'a takdim etti.</p>

<p><strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hüseyin Bin Ali Nişanı Tevcih Töreni"nin ardından konuştu</strong></p>

<p>Dolmabahçe Çalışma Ofisi'nde Ürdün Kralı II. Abdullah tarafından kendisine "Hüseyin Bin Ali Nişanı"nın takdim edilmesinin ardından konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, nişanın tarafına tevdi edilmesinden memnuniyet duyduğunu dile getirdi.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şahsıma gösterilen teveccüh için şükranlarımı sunuyorum. Bu nişanı ülkelerimiz ve halklarımız arasındaki derin tarihî bağların somut bir tezahürü olarak görüyor ve kabul ediyorum. Bu müstesna nişanın köklü kardeşlik ve dostluk münasebetlerimizi daha da pekiştireceğine inanıyorum." diye konuştu.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:</p>

<p>"Aziz kardeşim Ürdün Kralı Sayın Abdullah ile bugünkü görüşmelerimizde iki ülke dostluğunu kuvvetlendirecek önemli kararlar aldık. Bölgemizin her metrekaresinde barış, huzur, güvenlik ve istikrarın hâkim olması noktasında kendisiyle hemfikir olduğumuzu gördük. Kıymetli kardeşime Doğu Kudüs'teki mukaddes mekânların hamisi olan Ürdün'ün bu alandaki çabalarını takdirle karşıladığımızı ifade ettim. Görüşmelerimizin ülkelerimiz ve bölgemiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. İnşallah 11 gün sonra müşerref olacağımız Ramazan-ı Şerif'inizi tebrik ediyor, mübarek ramazanın ülkelerimiz ve tüm İslam âlemi için rahmete, berekete, huzura kapı aralamasını canıgönülden temenni ediyorum."</p>

<p>Kral II. Abdullah'a teşekkürlerini sunan ve Ürdünlü kardeşlerini bir kez daha hürmet ve muhabbetle selamladığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Rabb'im kardeşliğimizi ve dayanışmamızı daim eylesin." dedi.</p>

<p><strong>Ürdün Kralı II. Abdullah, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a "Hüseyin Bin Ali Nişanı Tevcih Töreni"nin ardından konuştu</strong></p>

<p>Kral II. Abdullah, Dolmabahçe Çalışma Ofisi'nde Cumhurbaşkanı Erdoğan'a "Hüseyin Bin Ali Nişanı Tevcih Töreni"nin ardından yaptığı açıklamada iki ülke arasındaki ilişkilere değindi.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan'a takdim edilen "Hüseyin Bin Ali Nişanı"nın Ürdün ile Türkiye arasındaki dostluğu ve kardeşliği temsil ettiğini belirten Kral II. Abdullah, "Bu madalya, ülkelerimizin ve halklarımızın paylaştığı derin dostluk ve kardeşlik bağlarını temsil ediyor. Bu uluslarımız arasındaki onlarca yıllık iş birliğinin takdirinin bir ifadesidir. Bunun, ilişkilerimizi ve halkımız ile bölgemize hizmeti ilerletmeye devam etme yönündeki taahhüdümüzün de bir simgesi olmasını umuyorum." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Türkiye ile Ürdün arasındaki tarihî dostluğa işaret eden Kral II. Abdullah, "Bu, neredeyse seksen yıllık bir ortaklık ve bunu daha ileri seviyelere taşımak için çok daha fazla potansiyel bulunuyor." diye konuştu.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Dolmabahçe Çalışma Ofisi'nde yaptıkları görüşmenin oldukça verimli geçtiğini kaydeden Abdullah, "Bugün gerçekleştirdiğimiz verimli görüşmeler, ticaret, sanayi, eğitim, ulaştırma ve savunma alanlarında ikili iş birliğimizi güçlendirmeye yönelik önemli bir adımı teşkil ediyor." dedi.</p>

<p>Kral II. Abdullah, Türkiye'nin bölgede gerilimin düşürülmesine yönelik çabalarına değinerek şöyle devam etti:</p>

<p>"Bölgemizde istikrarın yeniden tesis edilmesine yönelik çabalarda da yakın koordinasyon içinde kalmaya ve adil, kalıcı bir barış için çalışmaya devam ediyoruz. Türkiye’nin, bölgede gerilimin düşürülmesine yönelik süregelen çabalarda ve tüm ülkelerin egemenliğinin korunmasında rolü hayati öneme sahiptir. Daha barışçıl bir Orta Doğu için sizinle birlikte çalışma kararlılığımızı sürdürüyoruz."</p>

<p>Kral II. Abdullah, Ramazan ayının da herkes için mübarek olması temennisinde bulundu.</p>

<p>Törenin ardından resmî yemekte bir araya gelen ikili, daha sonra ofisten ayrıldı.<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://www.iletisim.gov.tr/turkce/haberler/detay/cumhurbaskani-erdogana-urdun-krali-ii-abdullahtan-huseyin-bin-ali-nisani">https://www.iletisim.gov.tr/turkce/haberler/detay/cumhurbaskani-erdogana-urdun-krali-ii-abdullahtan-huseyin-bin-ali-nisani</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/benzine-yeni-zam-tarihi-belli-oldu-2992</link>
            <category>EKONOMİ</category>
            <pubDate>Tue, 10 Feb 2026 11:13:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Benzine yeni zam tarihi belli oldu</h1>
                        <h2>Küresel enerji piyasalarındaki değişimler yerel akaryakıt fiyatları üzerindeki etkisini sürdürüyor. Benzin fiyatlarına perşembe günü 1,55 TL zam gelmesi bekleniyor. Peki Ankara, İstanbul ve İzmir güncel akaryakıt fiyatları ne durumda?</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/benzine-yeni-zam-tarihi-belli-oldu-1770711793.webp">
                        <figcaption>Benzine yeni zam tarihi belli oldu</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Küresel piyasalarda akaryakıt fiyatlarını belirleyen önemli göstergelerden biri olan Cenova piyasasında yaşanan artış, Türkiye’de pompa fiyatlarına yansımaya hazırlanıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Sektör kaynaklarından edinilen bilgilere göre, perşembe gününden itibaren benzinin litre fiyatına yaklaşık 1,55 TL zam gelmesi bekleniyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Motorin ve otogaz gruplarında ise şu an için bir fiyat değişikliği öngörülmüyor.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Güncel akaryakıt fiyatları şu şekilde;</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">İstanbul (Avrupa): Benzinin litresi 55,47 TL, motorin 57,74 TL, otogaz 30,09 TL.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İstanbul (Anadolu): Benzinin litresi 55,30 TL, motorin 57,57 TL, otogaz 29,49 TL.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ankara: Benzinin litresi 56,39 TL, motorin 58,86 TL, otogaz 29,97 TL.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İzmir: Benzinin litresi 56,68 TL, motorin 59,13 TL, otogaz 29,89 TL.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/pezeskiyandan-iran-meydasina-uyari-komsu-ulkelere-hakaret-etmeyin-2991</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Mon, 09 Feb 2026 23:43:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Pezeşkiyan'dan İran meydasına uyarı: Komşu ülkelere hakaret etmeyin</h1>
                        <h2>İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, komşu ülkelerle ilişkilerin korunması konusunda önemli uyarılarda bulundu. İran İslam Cumhuriyeti'nin komşu ülkelerle olumlu ilişkilerine işaret eden Pezeşkiyan, medyanın bu ülkelere yönelik aşağılayıcı veya küçük düşürücü ifadelerden kaçınması gerektiğini belirtti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/pezeskiyandan-iran-meydasina-uyari-komsu-ulkelere-hakaret-etmeyin-1770670496.webp">
                        <figcaption>Pezeşkiyan'dan İran meydasına uyarı: Komşu ülkelere hakaret etmeyin</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><a href="https://www.irna.ir/news/86072724/%D8%A7%D9%81%D8%B2%D8%A7%DB%8C%D8%B4-%D8%B9%DB%8C%D8%AF%DB%8C-%DA%A9%D8%A7%D8%B1%DA%A9%D9%86%D8%A7%D9%86-%D8%A8%D8%A7-%D8%AA%D8%B5%D9%88%DB%8C%D8%A8-%D9%87%DB%8C%D8%A7%D8%AA-%D8%AF%D9%88%D9%84%D8%AA"><strong>İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, </strong></a>komşu ülkelerle ilişkilerin korunması konusunda önemli uyarılarda bulundu.</p>

<p>İran resmi haber ajansı IRNA'nın Cumhurbaşkanlığı Bilgi Merkezi'nden aldığı bilgiye göre, hükümet konseyinin 151. toplantısı 19 Şubat 1404 Pazar akşamı (8 Şubat 2026) Pezeşkiyan başkanlığında gerçekleştirildi.</p>

<p>Toplantıda konuşan Pezeşkiyan, Dışişleri Bakanı ve ekibinin çabalarını takdir ederken, resmi platformlarda konuşan kişilerin ulusal çıkarları gözetmesi gerektiğini vurguladı. Cumhurbaşkanı, "Resmi tribünlere erişimi olan kişiler, sözlerinin ülkenin çıkarlarıyla, özellikle komşu ülkelerle çelişmemesini sağlamalıdır" dedi.</p>

<p>İran İslam Cumhuriyeti'nin komşu ülkelerle olumlu ilişkilerine işaret eden Pezeşkiyan, medyanın bu ülkelere yönelik aşağılayıcı veya küçük düşürücü ifadelerden kaçınması gerektiğini belirtti. Pezeşkiyan şöyle devam etti:</p>

<p><em><strong>"Medyada komşu ülkeleri aşağılayan veya küçük düşüren açıklamalar yapılması uygun değildir. Oysa bu ülkelerin cumhurbaşkanları ve yetkilileri, ülkemizle iş birliği içinde temas kurarak gerilimleri azaltmada rol oynamaya istekli olduklarını ifade etmişlerdir. Bölgede savaşı önlemeyi ve sorunları diyalog ile müzakere yoluyla çözmeyi vurgulamışlardır."</strong></em></p>

<p>Pezeşkiyan'ın açıklamaları, İran'ın komşu ülkelerle gerilimsiz ve iş birliğine dayalı ilişkiler geliştirme politikasının altını çiziyor.<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://www.irna.ir/news/86072724/%D8%A7%D9%81%D8%B2%D8%A7%DB%8C%D8%B4-%D8%B9%DB%8C%D8%AF%DB%8C-%DA%A9%D8%A7%D8%B1%DA%A9%D9%86%D8%A7%D9%86-%D8%A8%D8%A7-%D8%AA%D8%B5%D9%88%DB%8C%D8%A8-%D9%87%DB%8C%D8%A7%D8%AA-%D8%AF%D9%88%D9%84%D8%AA">https://www.irna.ir/news/86072724/%D8%A7%D9%81%D8%B2%D8%A7%DB%8C%D8%B4-%D8%B9%DB%8C%D8%AF%DB%8C-%DA%A9%D8%A7%D8%B1%DA%A9%D9%86%D8%A7%D9%86-%D8%A8%D8%A7-%D8%AA%D8%B5%D9%88%DB%8C%D8%A8-%D9%87%DB%8C%D8%A7%D8%AA-%D8%AF%D9%88%D9%84%D8%AA</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/devlet-bahceli-turkiye-sadece-bolgemizin-degil-dunyanin-agirlik-merkezidir-2990</link>
            <category>SİYASET</category>
            <pubDate>Mon, 09 Feb 2026 23:22:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Devlet Bahçeli: Türkiye sadece bölgemizin değil, dünyanın ağırlık merkezidir</h1>
                        <h2>Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin kuruluşunun 57. yıl dönümü dolayısıyla Ankara ATO Congresium'da düzenlenen "Şanla Şerefle 57. Yıl" programında önemli açıklamalarda bulundu.Bahçeli, konuşmasına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın gönderdiği Türk bayrağı motifli 57 gülden oluşan tebrik çiçeği için teşekkür ederek başladı. Erdoğan'a hitaben, "Allah’tan niyaz ediyorum ki, davamızı ve dava arkadaşlarımızı gördüklerinden geri koymasın" temennisinde bulundu.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/devlet-bahceli-turkiye-sadece-bolgemizin-degil-dunyanin-agirlik-merkezidir-1770669417.webp">
                        <figcaption>Devlet Bahçeli: Türkiye sadece bölgemizin değil, dünyanın ağırlık merkezidir</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin kuruluşunun 57. yıl dönümü dolayısıyla Ankara ATO Congresium'da düzenlenen <em><strong>"Şanla Şerefle 57. Yıl"</strong></em> programında önemli açıklamalarda bulundu.Bahçeli, konuşmasına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın gönderdiği Türk bayrağı motifli 57 gülden oluşan tebrik çiçeği için teşekkür ederek başladı. Erdoğan'a hitaben, "Allah’tan niyaz ediyorum ki, davamızı ve dava arkadaşlarımızı gördüklerinden geri koymasın" temennisinde bulundu.</p>

<p><em><strong>"Türkiye sadece bölgemizin değil dünyanın ağırlık merkezidir. Bütün gelişmelerin istikamet ve ibresi Türkiye’yi işaret etmektedir. Huzurlu, güvenli, müreffeh, barış ve kardeşlikle teçhiz edilmiş bir Türkiye dünyanın denge ve düzen anahtarıdır." </strong></em>diyen Devlet Bahçeli'nin açıklamasının tam metni şöyle:</p>

<p>Aziz Dava Arkadaşlarım,</p>

<p>Üç Hilale Gönül Vermiş Muhterem Kardeşlerim,</p>

<p>Türk Milleti Sevdalısı Değerli Ülküdaşlarım,</p>

<p>Saygıdeğer Hanımefendiler, Beyefendiler,</p>

<p>Asaletin, Cesaretin ve Dirayetin Sembolü Sevgili Bozkurtlar, Asenalar,</p>

<p>Basınımızın Değerli Temsilcileri,</p>

<p>Milliyetçi Hareket Partisi’nin 57 yıllık şanı ve şerefiyle,</p>

<p>57 yıllık ilkesi ve ülküsüyle,</p>

<p>57 yıllık aklı ve ahlakıyla,</p>

<p>57 yıllık inancı ve iradesiyle,</p>

<p>57 yıllık hayali ve hedefleriyle tek yürek halinde kenetlenmiş bir halin aydınlığında hepinizi kemali hürmet ve muhabbetle selamlıyorum.</p>

<p>Ekranları başında bizleri izleyen aziz milletimizin her güzel insanına,</p>

<p>Gönül ve kültür coğrafyalarımızda hayat mücadelesi veren her kardeşimize en halisane duygularımla birlikte saygı ve sevgilerimi sunuyor, esenlikler diliyorum.</p>

<p>Şanla Şerefle 57.Yıl Programımızın düzenlenmesinde emeği geçen her arkadaşıma, her kardeşime teşekkür ediyor, hepinize hoş geldiniz sefalar getirdiniz diyorum.</p>

<p>Cumhurbaşkanımız ve AK Parti Genel Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Milliyetçi Hareket Partisi’nin 57’inci kuruluş yıldönümü münasebetiyle göndermiş olduğu Türk bayrağı motifinde hazırlanmış 57’inci yıla ithafen 57 gülün yer aldığı tebrik çiçeğinden dolayı zatı devletlerine teşekkür ediyorum.</p>

<p>Allah’tan niyaz ediyorum ki, davamızı ve dava arkadaşlarımızı gördüklerinden geri koymasın.</p>

<p>Allah’tan niyaz ediyorum ki, Milliyetçi-Ülkücü Hareket’i mahcup ettirmesin, mağlubiyetlerin kundağına düşürmesin.</p>

<p>Aziz Ülküdaşlarım,</p>

<p>Dile kolay, yarım asrı yedi yıl geçen bir siyasi varlığın şanıyla şerefiyle hakkın, halkın ve hakikatin biteviye mücadelesini veriyoruz.</p>

<p>Siyasi ve fikri seciyemizin yüksekliği “57 yılın mükâfatı değil, 57 yıllık tarihi görkemin bizzat kendisidir” diyoruz.</p>

<p>Bağımsız vicdanımızla, barışsever zihniyetimizle; insansever, milletsever, vatansever anlayışımızla, Türk tarih ve kültürüne muazzam bağlılığımızla, milli ve manevi değer hükümlerine hasbi ve haysiyetli bağlanışımızla 57 yıllık maziyi geride bıraktık.</p>

<p>8-9 Şubat 1969’un Adana’sında bir kere kalkan üç hilalimiz hamd olsun bir daha inmedi, indirmeye çalışanlara da fırsat verilmedi.</p>

<p>On yılların tozunu yuttuk, ama hain oyunları yutmadık.</p>

<p>On yılların zorluklarıyla test edildik, ama milli birlik ve kardeşliğimizin testisini kırdırmadık.</p>

<p>Toprak altındaki kökler ağaçları bol meyveli yapmalarına karşılık nasıl ağaçtan bir şey istemiyorsa, biz de kara sevdalı olduğumuz milletimize hizmet etmekten dolayı aynısıyla karşılık beklemedik.</p>

<p>Biz sevgimizde hep hasbi olduk.</p>

<p>Biz bu ülkeyi karşılıksız sevdik.</p>

<p>Biz milletimizin her güzelliğini, her emanetini, her değerini, her insanını Allah için sahiplendik, bağrımıza sıkıca bastık.</p>

<p>Büyük halk ozanımız Yunus, isteyeceksen içinden iste, diyor ya, biz de öyle yaptık, çünkü Allah’ın bize bizden daha yakın olduğuna iman ettik.</p>

<p>Bazen görülmedik, olsun be yaradan yardır bize dedik.</p>

<p>Bazen duyulmadık, olsun be her şeyin bir vakti vardır dedik.</p>

<p>Bazen yalnız kaldık, gene de aldırmadık, düşerse hanemize kurt yalnızlığı düşsün dedik.</p>

<p>Zor ve çetin yıllarda ayazı yedik, bir simidi dörde bölüp yedik, cami avlularında şehit tabutlarını omuzlarken içi içimizi yedik.</p>

<p>Yeri geldi köşe başlarında sıkılan kurşunları yedik; ama zulme yenilmedik, zillete yenilmedik, birimiz gitse de diğerimiz yerini doldurdu; pusulara, tuzaklara, oyunlara asla pes etmedik, tamam demedik.</p>

<p>Anlatacak o kadar şey var ki, ne saatler yeter, ne de günler.</p>

<p>Biz dün neysek bugün oyuz.</p>

<p>Çizgimizde kırıklık olmadı, duruşumuzda sarsıntı yaşanmadı, fikriyatımızda bulanma hiç görülmedi.</p>

<p>Biz Türk milletine mensubiyet onurunu damarlarındaki asil kanla taşıyan Milliyetçi-Ülkücü Hareket’iz.</p>

<p>Adil olmak için adaleti sevmek nasıl yetmezse,</p>

<p>Barışçı olmak için barışı sevmek nasıl yeterli gelmezse,</p>

<p>Milliyetçi-Ülkücü olmak için de sadece milleti seviyormuş gibi görünmek yetmeyecektir.</p>

<p>Her türlü fedakârlığı göze alıyor musunuz? Önce bunun cevabı gereklidir.</p>

<p>Şahsi ve dünyevi çıkarlarınızı aziz millet varlığı için elinizin tersiyle itiyor musunuz? Müteakiben bunun netleşmesi lazımdır.</p>

<p>Şartlar başkaca bir seçeneğe kapandığında; vatan, millet ve devlet uğruna candan, yardan ve serden geçmenin sınır hattında mısınız? Elbette bunun belli olması ve belirginlik kazanması da mühim bir ihtiyaçtır.</p>

<p>Milliyetçilik, binlerce yıllık mirası yüreklerde taşımaktır.</p>

<p>Milliyetçilik, yok olduğu sanılan bir coğrafyadan yeniden doğmaktır.</p>

<p>Ve ihtiyaç olduğunda da ölüm karşısında imtihan olmaktır.</p>

<p>Sahte samimiyet maskesi takan turfanda ve tufeyli milliyetçilerin atıp tutmaları, kemiksiz palavraları, kesintisiz parazitlikleri bizim nazarımızda sadece içi boş varil gürültüsünü andırmaktadır.</p>

<p>Giden gitmiştir. Satan satmıştır. Dönen dönmüştür. Cüruf cevherden ayıklanmıştır.</p>

<p>Kabuk gitse de işte öz buradadır, davasını namus bilen inanmış yürekler buradadır, serdengeçtiler buradadır, Çankaya yokuşunda balam Asya’nın bozkurtları marşını kalpten söyleyenler buradadır.</p>

<p>Bizim ne olduğumuzu soranların unutkanlığın veya inkarın pençesine düştükleri de maalesef açıktır.</p>

<p>Biz, ilk günkü gibi Türkçüyüz, Turancıyız, kaynağını Türk-İslam Ülküsünde bulan Türk milliyetçileriyiz.</p>

<p>Orada burada bizi sorgulayan siyasi devşirmeler, peki siz kimsiniz?</p>

<p>Liberal desem değilsiniz, muhafazakar desem değilsiniz, demokrat desem yine değilsiniz, olsa olsa sizden tam bir siyasi dümenci olur ve nitekim olmuştur.</p>

<p>57 yılın farklı kulvarlarında kervanımızda olsa da ilk fırtınada oraya buraya kaçışanlar tercihini yapmışlardır.</p>

<p>Eleğin altında kalanlara geçmiş olsun, üstünde kalan şerefli dava insanlarımızla, yani sizlerle sonuna kadar mücadele devam edecek, bu davanın varlığına leke sürülmeyecektir.</p>

<p>Merhum Dündar Taşer bizlere şunları söylemişti:</p>

<p>“Mevkii için milleti feda eden değil, bilâkis gerektiği zaman millet uğrunda mevkiini, hatta hayatını verebilen adam büyük adamdır.”</p>

<p>Küçük adamların büyüklük taslaması, çakalın fil özentisinden başka bir şey değildir.</p>

<p>Merhum Taşer’in düşüncelerini Merhum Hüseyin Nihal Atsız güç kaynağı, fazilet ırmağı diye anlatmıştı.</p>

<p>Ve de bizlere şöyle seslenmişti:</p>

<p>“Türk tarihi, iki yanı kahramanlık, şan ve ahlak heykelleriyle süslü uzun ve ulu bir yoldur.</p>

<p>Bu yolun her adımında Türk’ün göğsünü kabartacak, başını dikleştirecek ve üstünlüğünü belirtecek bir kahraman, Türklük için nöbet beklemektedir.</p>

<p>Bugünkü nöbet bizdedir, bugünkü nöbetçiler felaketler karşısında celadet anıtı gibi yükselen Milliyetçi-Ülkücü Harekettir, Cumhur İttifakı’dır.</p>

<p>Bilinmesini özellikle temenni ediyorum ki;</p>

<p>Türkiye, sadece bir coğrafi bölgenin ve toprak parçasının adı değildir.</p>

<p>Bir Türkiye Cumhuriyeti varsa, bir Türk milleti de vardır.</p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti’nin sahibi Türk milletidir.</p>

<p>Türk milleti doğudan batıya, kuzeyden güneye muazzez ve muazzam bir ailenin beşeri timsalidir.</p>

<p>Türkiye’nin ve Türk milletinin gelecek ümidi, geleceğin mimarı Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı’dır.</p>

<p>Bu tarihi ittifak ahlak ve ruhuyla, Türk ve Türkiye Yüzyılını adım adım, aşama aşama inşa ederken barış, huzur, refah, özgürlük, insan hakları, demokrasi, milli birlik ve dayanışmanın hakim ve havi olması müessir gayemizdir.</p>

<p>Terörsüz Türkiye’nin tesis ve tezahürü ise bu gayenin taçlanmasıdır.</p>

<p>Aziz Dava Arkadaşlarım,</p>

<p>Saygıdeğer Hanımefendiler, Beyefendiler,</p>

<p>Merhum düşünürümüz Ziya Gökalp’e göre; bütün ilerlemenin kaynağı, milli bağımsızlığın çıkış yeri ve dayanak noktası milli vicdandır.</p>

<p>Bu nedenle milli vicdanı uyandırmaya ve kuvvetlendirmeye ihtiyaç vardır.</p>

<p>Bugün yaptığımız veya yapmayı amaçladığımız da budur.</p>

<p>Millet aynı kültürde ortak olan fertlerin genel görünüşü olduğuna göre, iftihar ettiğimiz milletimizin vicdanı birdir, dini birdir, vatanı birdir, anısı birdir, acısı birdir.</p>

<p>Biri ikiyle karalamak, biri ikiye bölmek ve dağıtmak mümkün değildir.</p>

<p>Türkü’yle Kürdü’yle Türk milleti muzaffer geçmişini müstakbel geleceğe emin olunuz taşıyacaktır.</p>

<p>Bu taşıma ister omuzlarımızda olsun, isterse de ömrümüze mal olsun, mutlaka gerçekleşecektir.</p>

<p>Yine Merhum Gökalp’e göre, milli dayanışmanın üç unsuru vardır.</p>

<p>Bunlardan birincisi, vatani ahlakın yüksek olmasıdır.</p>

<p>Vatani ahlak, milli mefkurelerden, milli görevlerden oluşmuş ahlak demektir.</p>

<p>Gökalp’e göre vatan milli kültürdür.</p>

<p>Yani vatan dini, ahlaki, sanatsal güzelliklerin adeta bir müzesi, bir sergisidir.</p>

<p>Milli dayanışmanın ikinci unsurumedeni ahlaktır.</p>

<p>Bu ahlak milletimizin tüm fertleriyle onlara benzeyen diğer tüm fertleri saygıdeğer tanımaktan ibarettir.</p>

<p>O halde vatanımızı, milletimizi nasıl seviyorsak millettaşlarımızı da öyle sevmekten başka alternatifimiz olmamalıdır.</p>

<p>Milli dayanışmayı güçlendirmek için vatani ve medeni ahlaktan sonra üçüncü unsur mesleki ahlakı yükseltmektir.</p>

<p>Bu tür dayanışmanın kuvvetlenmesi için önce işbölümünün ortak vicdana sahip bir toplum içinde gerçekleşmesi şarttır.</p>

<p>Toplumsal düzen ve ilerleme, milli birlik ve bağımsızlık ancak milli dayanışmayla var olacaktır.</p>

<p>“Terörsüz Türkiye” hedefinin yakalanması milli dayanışmanın dinamizmi ve direnciyle hayat bulacaktır.</p>

<p>Bundan sonra da Terörsüz Bölge hedefine vasıl mümkün olacaktır.</p>

<p>Çünkü Türkiye sadece bölgemizin değil dünyanın ağırlık merkezidir.</p>

<p>Bütün gelişmelerin istikamet ve ibresi Türkiye’yi işaret etmektedir.</p>

<p>Huzurlu, güvenli, müreffeh, barış ve kardeşlikle teçhiz edilmiş bir Türkiye dünyanın denge ve düzen anahtarıdır.</p>

<p>Türkiye ve Türk milletini yeryüzünden çekip çıkarınız, geriye sadece güneş etrafında dönüp duran, beşeri ve medeni değerleri kaybetmiş bir gezegen kalacaktır.</p>

<p>Anadolu Türklüğü’nün son bağımsız devleti olan Türkiye Cumhuriyeti, ebedi vatanında milli varlığını ve birliğini dayanışmayla koruyarak, adı, kuruluş ilkeleri ve milli kimliği değişmeden sonsuza kadar yaşayacak ve yaşatılacaktır.</p>

<p>Türk milliyetçiliği fikriyatımız da bu kültürel, siyasi ve hukuki esaslara dayanmaktadır.</p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti devletinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü anlayışımızın temelleri de bunlardır.</p>

<p>Kan bağına ve soya dayalı ırkçı milliyetçilik anlayışının her şekli, Türk milliyetçiliği anlayışına yabancı ve aykırıdır.</p>

<p>Bunu arayanlar Avrupa’ya veya içimizdeki taşeron uzantılarına bakmalıdır.</p>

<p>Türk milliyetçiliği, Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkesi bir, eşit ve kardeş gören, her türlü ayrımcılığı ve dışlamayı reddeden birleştirici, toparlayıcı ve bütünleştirici bir fikriyattır.</p>

<p>Türk milliyetçileri aziz vatanlarının ve Türk milletinin huzuruna, kardeşliğine ve birliğine sahip çıkmaya ve Türkiye’nin bir kardeş kavgasına sürüklenmesini önlemeye her zaman olduğu gibi yine kararlıdır.</p>

<p>Milliyetçi Hareket Partisi, Türkiye’nin milli birliğinin tehlikeye düştüğü bir ortamda, bunları korumak için taraftır ve bunun için ödenecek ne bedel olursa, buna da gönül rahatlığı içinde hazırdır.</p>

<p>57 yılın tecrübesi ve düşünce zenginliğiyle herkesi uyarıyorum:</p>

<p>Cumhuriyet’in kuruluş ilkelerini ve yapısını tartışmaya açmak, etnik köken farklılıklarına dayanarak bunları yıkmaya çalışmak, devletin varlığına kastetmekle eş değerdir. Bunun adı da ihanettir.</p>

<p>Türkiye’nin milli değerlerine ve çıkarlarına yönelik tehditlere karşı dik ve kararlı duruş sergileyen yegâne siyasi irade, Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı’dır.</p>

<p>Bugüne kadar yaptığımız bütün tespit ve uyarıların doğru ve yerinde olduğu yaşanan gelişmelerle somut olarak ortadadır.</p>

<p>Haklılığımız milli vicdanda tescillidir.</p>

<p>Türkiye’nin içinden geçmekte olduğu bu hassas dönemde sergilediğimiz ilkeli tutum ve yüksek sorumluluk ve sağduyulu anlayış, Milliyetçi Hareket Partisi’nin ve Cumhur İttifakı’nın milli ve manevi değerlerin odağı ve milli çıkarların şaşmaz muhafızı olduğunu göstermiştir.</p>

<p>Şu hususu da tam bir inançla ifade etmeliyim ki; “Terörsüz Türkiye” hedefinin kuvveden fiile geçmesiyle, düşünce zemininden pratik siyasi eyleme dönüşmesiyle Milliyetçi Hareket Partisi toplumsal siyasetin merkezi olduğunu ibra ve ispat etmiştir.</p>

<p>Birilerinin merkez olma iddiaları boşa düşmüştür.</p>

<p>Onların bize benzeme çabaları beyhude bir emekten başka bir şey değildir.</p>

<p>Kopya hiçbir zaman aslın önüne geçemeyecektir.</p>

<p>Aramızdayken duydukları veya öğrendikleri yarım yamalak şeylerle gittikleri yeni yerde toplumsal merkez iddiasında bulunanların fikri ve siyasi müktesebatları nafile iddialarına kefil olacak düzeyde değildir.</p>

<p>Dikkat buyurunuz, son yıllarda yaşanan gelişmeler milletin siyaset algısını milliyetçi merkeze doğru taşımaktadır.</p>

<p>Doğru ve doğal olan da budur.</p>

<p>Çünkü bir milletin milli ve manevi değerler manzumesini kabullenmek ve savunmak, toplumsal merkezi siyasetten ifade etmek demektir.</p>

<p>Toplumsal merkezin siyasal izdüşümü ise siyasi merkezdir.</p>

<p>Onun için, siyasi merkez Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı’dır.</p>

<p>Merkez kavramı, genel politik kanaatin kabul ettiği gibi her eğilimin temsil edildiği fikirler koalisyonu demek değildir.</p>

<p>Milliyetçilik bir merkez değer olarak nasıl Atatürk döneminde devletimizin ve milletimizin gelişmesinde belirleyici olmuşsa, çağı kavrayan Milliyetçi Hareket Partisi’nin milliyetçilik siyaseti, yine ülkemizin temel dinamiğini oluşturacaktır.</p>

<p>Terörsüz Türkiye’ye bakışımızın fikri dayanağı da işte buradadır.</p>

<p>Milliyetçiliğin merkezde yer aldığı Türk siyaset arenasında ise diğerleri kendilerini bu merkeze göre tanımlamak zorunda kalacaklardır.</p>

<p>Milliyetçiliği bir siyaset yönetim projesi olarak kabul eden tek politik hareket Milliyetçi Hareket Partisi’dir.</p>

<p>Milletimiz yıllar süren yönlendirmenin nihayet farkına varmıştır.</p>

<p>Milliyetçilik yükselen bir değer olarak milletin gönlünde yerini almaktadır.</p>

<p>Kimin kendi değerlerini temsil ettiğini siyaset berraklaştıkça anlamaya başlamıştır.</p>

<p>Milliyetçi Hareket Partisi, milliyetçiliği merkez alan bir model ile devlet ve millet uyuşmasını sağlayacak, laik ile dini, milli ile evrenseli, küresel ile yereli, birey ile toplumu milli duruş ile uzlaştırılacak tek siyaset seçeneğidir.</p>

<p>Yeni yüzyılın siyasi adresi bellidir.</p>

<p>Adres Milliyetçi Hareket Partisi’dir.</p>

<p>İnsan merkezli, hak ve adalet ilkelerine uygun, gönüllü paylaşımı ve işbirliğini amaçlayan, küresel kaynakları hakkaniyete uygun şekilde insanlığın istifadesine sunan yeni bir aydınlanma sürecinin başlaması Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı’nın mücadelesiyle gerçekleştirilecektir.</p>

<p>Bizim yegâne güç kaynağımız, Türk milletinin şaşmaz sağduyusu, temiz vicdanı ve yüreğidir.</p>

<p>Milliyetçi Hareket Partisi, hiç kimseye diyet borcu olmadan, temiz ve vatansever çoğunluğun desteğiyle Türkiye’ye sahip çıkacak; melezleşmiş, teslim alınmış, iç barış ve huzur ortamını bozmayı amaçlamış güdümlü ve sözde milliyetçi partileri elinin tersiyle itecek ve ademe mahkum edecektir.</p>

<p>Muhterem Ülküdaşlarım,</p>

<p>Anılar geride, hayaller ileridedir. Ama her ikisi doğrudan bugün ile ilişkilidir.</p>

<p>Bugün, dünün sonucudur.</p>

<p>Bugün, yarının nedeni olacaktır.</p>

<p>Bu itibarla,</p>

<p>Bizim için dün, yani 57 yıllık geçmişimiz şanla şerefle mündemiçtir.</p>

<p>Övünmek kuşkusuz hakkımızdır.</p>

<p>Ancak anıların ötesinde, bugünümüzün ve geleceğimizin rehberi de olmalıdır.</p>

<p>Bizim “ülkü” adını verip peşine düştüğümüz gelecek hayallerimiz de varoluş tutkumuzdur.</p>

<p>Ancak yalnızca geleceğin peşinde koşarken bugünümüzü kaybetmenin bahanesi haline de gelmemelidir.</p>

<p>Zaman, her varlığa, taşıdığı öze veya cevhere göre tesir etmektedir.</p>

<p>Kalıcı veya geçici olması, onun zamana karşı dayanma ve direnme yeteneği ile sınırlıdır.</p>

<p>Ormana anlam kazandıran ağaçtır.</p>

<p>Toplum ise insanla anlam bulacaktır.</p>

<p>Ağaca bakarken ormanı göremeyen dağınıklıktan veya,</p>

<p>Ormanı seyrederken ağaçları fark edemeyen illüzyondan kurtulmak durumundayız.</p>

<p>Toplumu oluşturan bireylerin kendileri olduğuna göre,</p>

<p>Meselelere millet ile insan arasındaki bağı kopartamadan,</p>

<p>Geçmiş ile geleceğin bağlantısını kırmadan bakmak durumundayız.</p>

<p>Geçmişin gerçeklerine illiyet kurduran bugündür.</p>

<p>Geleceğin umutlarına yelken açtıran da bugündür.</p>

<p>Kuşkusuz ki;</p>

<p>İdeolojiler, bir fikriyatın olmasını hayal ettiği düzen ve toplum hayatının teorik alanını kapsamaktadır.</p>

<p>Biz buna değerler alanı diyebiliriz.</p>

<p>Vatan, millet ve bayrak, inanç sevgisi ve kaygısı;</p>

<p>Daha güçlü bir ülke beklentisi, bu değerler alanına girmektedir.</p>

<p>Ülkemin güvenliği tehlikeye düşerse kim benim önüme düşecek sorusunun cevabını en iyi biz biliyoruz.</p>

<p>Milletimin bekası tehdit altına girerse, kimin milli kimliğin, huzurun, barışın güvencesi olacağını da biz iyi biliyoruz.</p>

<p>Milliyetçi Hareket Partisi mensuplarının, milletimizin aradığı bu soruların cevapları konusunda doğrudan güvendiği yegane adres olduğunun farkındayız.</p>

<p>Gerçekler alanında günlük kaygıları yaşayan insanın siyaset karşısındaki tavrı daha esnektir.</p>

<p>Günlük yaşam kaygılarını, davranışlarını ve beklentilerini doğrudan etkilediği için tercih değişimine çok açıktır.</p>

<p>Üstelik bu duygu, daha iyiye ulaştıracağına inandığı seçme ve seçilme arzusuyla sürekli dinamik ve canlıdır.</p>

<p>Değerler alanında siyaset kuşkusuz daha sadık, daha samimi ve daha garantili bir taban oluşturacaktır.</p>

<p>Bunda kuşkumuz yoktur.</p>

<p>Ülküler, idealler ve hasretler yıldızlara benzerler.</p>

<p>Onlara ulaşamayacağımızı bilsek bile onlara bakarak yönümüzü bulabiliriz.</p>

<p>Ancak, bundaki ölçümüz, hayallerimizin peşinde koşarken günlük hayatın gerçeklerinden kopmamak olmalıdır.</p>

<p>Merhum Ziya Paşa demiş ki;</p>

<p>Pek çok müneccim gökyüzünde yıldız ararken,</p>

<p>Önlerinde kuyu olduğunu görmezler.</p>

<p>Bu gerçekler ile;</p>

<p>Hareketimizin merkezine mutlaka ülkülerimizi koyacağız ve koyuyoruz.</p>

<p>Ama bu yetmez. Önümüzdeki kuyuları da görecek vizyon genişliğini sağlamak durumundayız.</p>

<p>Özet olarak diyebilirim ki, bedeli kanla ödenerek kazanılmış Türkiye Cumhuriyeti’nin temel direği Ankara, üniter devlet yapısının, milli devlet anlayışının, dünyayı Türkçe okuyuşumuzun nişanesi ve nigehbanıdır.</p>

<p>Uzun sözün kısası Türkiye Cumhuriyeti 1923 kuruluş ruhuyla var olacaktır.</p>

<p>Güvence Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı’dır.</p>

<p>Türk milleti dünya durdukça yaşayacaktır.</p>

<p>Güvence Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı’dır.</p>

<p>İstanbul’un fethinin 600’üncü yıldönümü olan 2053’te süper Güç Türkiye’ye ulaşılacaktır.</p>

<p>Güvence Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı’dır.</p>

<p>Gelen Türk asrıdır, Türkiye ve Türk milleti 2071’de cihan ve uzay hakimiyeti mefkûresini Allah’ın izniyle başaracaktır.</p>

<p>Zafer inananlarındır.</p>

<p>Gayret bizden, tevfik Allah’tandır.</p>

<p>Türk Milliyetçileri, milli görev ve sorumluluklarının idraki içinde emaneti kırıp dökmeden, günlük hesaplar içinde çarçur etmeden yarınlara ulaştıracak siyasi akla ve şuura sahip olduklarını fedakarlıklarıyla yine göstereceklerdir.</p>

<p>Milliyetçi Hareket Partisi, Türkiye Cumhuriyeti’nin meşakkatle kazandığı hak edilmiş ve çağdaş bir değer olan demokrasiye gönülden bağlıdır.</p>

<p>Milliyetçi Hareket Partisi, insanın insan olması sıfatından kaynaklanan temel hak ve hürriyetlere saygı duymaktadır.</p>

<p>Milliyetçi Hareket Partisi, herkes için bağlayıcı olan adaleti, düzeni, barışı ve hürriyeti birlikte tesis etmeyi hedefleyen hukukun üstünlüğüne inanmaktadır.</p>

<p>Milliyetçi Hareket Partisi, vatandaşlarımızın inançlarını yok saymadan, bir arada kardeşçe yaşamasının güvencesi olan din ve vicdan hürriyetini savunmaktadır.</p>

<p>Bunlar bizlere demokrasinin getirdiği nimet ve yükümlülüklerdir. Ve milli kültürümüzde kökleri vardır.</p>

<p>Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyor, 57’inci kuruluş yıl dönümümüz hayırlı olsun diyorum.</p>

<p>Tarih boyunca, dünyanın her yanında, milletimizi yaşatmak ve yüceltmek için mücadele etmiş ecdadımızı minnet ve rahmet duygularıyla anıyorum.</p>

<p>Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile silah ve dava arkadaşlarının, terörle mücadele şehitlerinin ve Çanakkale şehitlerinin aziz hatıralarını rahmetle, şükranla yad ediyorum.</p>

<p>Partimizin kurucusu, ilk Genel Başkanımız Başbuğumuz Alparslan Türkeş Bey’e, ebediyete irtihal eden bütün dava arkadaşlarımıza ve ülkücü şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmetler niyaz ediyorum.</p>

<p>Yeni yüzyılda yolunuz, bahtınız ve alnınız açık olsun. Cenab-ı Allah yar ve yardımcınız olsun. Sağ olun, var olun.</p>

<p>Ne Mutlu Türküm diyene.<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://x.com/MHP_Bilgi/status/2020837866801127919">https://x.com/MHP_Bilgi/status/2020837866801127919</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-i-halil-ozak-yazdi-goc-ve-gocmenler-olmasaydi-almanyada-yasam-nasil-olurdu-i-2989</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Mon, 09 Feb 2026 20:40:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Dr. İ. Halil Özak yazdı: "Göç ve göçmenler olmasaydı Almanya’da yaşam nasıl olurdu? (I)</h1>
                        <h2>Dr. İ. Halil Özak'ın Almanya merkezli arti49.com'da yayımlanan yazı dizisinin ilk bölümünde, "Göç ve göçmenler olmasaydı Almanya’da yaşam nasıl olurdu?" başlığıyla Almanya'daki göçmen tartışmalarını ele aldı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/dr-i-halil-ozak-yazdi-goc-ve-gocmenler-olmasaydi-almanyada-yasam-nasil-olurdu-i-1770660385.webp">
                        <figcaption>Dr. İ. Halil Özak yazdı: "Göç ve göçmenler olmasaydı Almanya’da yaşam nasıl olurdu? (I)</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><a href="https://www.arti49.com/goc-ve-gocmenler-olmasaydi-almanyada-yasam-nasil-olurdu-i-2400500h.htm"><span style="color:#2980b9"><strong>Dr. İ. Halil Özak'ın Almanya merkezli arti49.com'da </strong></span></a>yayımlanan yazı dizisinin ilk bölümünde, "Göç ve göçmenler olmasaydı Almanya’da yaşam nasıl olurdu?" başlığıyla Almanya'daki göçmen tartışmalarını ele aldı. Özak,Almanya'nın 50 yıldan fazla süre göçmen ülkesi gerçeğini inkar ettiğini, son 20 yılda ise AfD hariç tüm partilerin bunu utangaçça kabul ettiğini belirtti. Ancak bu kabulün, göçmenlerin katkılarını ve zorluklarını tam anlamıyla kavramadan yapıldığını vurguladı.<br />
<br />
<strong>Dr. İ. Halil Özak'ın yazısının tam metni şöyle:</strong><br />
&nbsp;</p>

<p>Alman politikacıların çok büyük kesimi, 50 yıldan fazla bir zaman Almanya’nın göçmen ülkesi olduğunu kabul etmedi. Son 20 yıl içinde utangaç bir şekilde de olsa, kenarından köşesinden dolaşarak da olsa, Almanya’nın bir göç ilkesi olduğu,&nbsp;<strong>“Almanya için Alternatif”</strong>&nbsp;(AfD) hariç, bütün partiler tarafından kabul edildi.</p>

<p>Ancak siyasi çevrelerin çoğu için bu kabullenme, göçmen ülkesi olmanın gerçeklerini, gereklerini ve zorluklarını kavramadan bir kabullenme.</p>

<p>Her akşam Almanya’daki oturma odalarında, televizyon kanallarınca göçmenlerin olumsuzluğu, uyumsuzluğu, topluma ekonomik yük oldukları vb. anlatılıyor da, anlatılıyor. Sınır kapılarının bu olumsuz ve uyumsuzlara karşı artık zapturapt altına alındığı açıklanıyor.</p>

<p>Bu haberlerde en önemli iki konu, Almanya’ya gelen göçmenleri (hiçbir ayrım yapılmadan) geri gönderme ve göçmenlerin Almanya’ya ekonomik bir yük olmaları.</p>

<p>AfD,&nbsp;<strong>“60 milyon Almanya’ya yeter”</strong>&nbsp;diyor ve iktidara gelince 26 milyon göçmen kökenli insanı göndereceğini söylüyor. Ya diğerleri? Federal Başbakan Friedrich Merz, İçişleri Bakanı, koalisyon ortakları, muhalefetin önemli bir kesimi, göçmenleri geri göndermekten söz ediyorlar. Ne kadarını, kaçını geri gönderecekler?</p>

<p>Belli değil!</p>

<p>Ortada farklı rakamlar dolaşıyor. 10, 20, 30, 100 bin mi, yoksa bazı çevrelerce dillendirilen 300 bin mi?</p>

<p>Afganistan’dan, Fas’tan, Suriye’den vb. ülkelerden gelip Almanya’da şeriat devleti kurmak isteyen “üstün zekâlıyı’’ gönder, elinizi tutan mı var?</p>

<p>Almanya’ya uyuşturucu ticareti yapmak için gelenleri yakalayınca gönder. Seni engelleyen, yoluna duran mı var? Hayır.</p>

<p>Bu göçmenlerin sayıları 300 bin de olsa, yasaların sınırları içinde kalarak, göndereceksen gönder de bu perde kapansın. Böylece her akşam oturma odalarındaki televizyon erkranlarında&nbsp;<strong>“Göçmenler de göçmenler!”</strong>&nbsp;diyen, Almanya’ya göçün tarihini, göçü ve göçmenliği, hatta göçmenlerin bu topluma katkılarını bilmeyen çığırtkanların sesi belki kesilir.</p>

<h2><strong>Ortak payda ve yalın gerçek</strong></h2>

<p>Göçmen ve Alman kökenlilerin ortak yaşamda ortak bir paydası, ortak bir çimentosu var: Alman Anayasası.</p>

<p>Bu anayasa Alman, göçmen ayrımı yapmadan hepimizi bağlıyor. Yasalara uymayanlara, yasalardaki yaptırımlar uygulanır. Birkaç aymaz, kendini bilmez dışında,&nbsp;<strong>“Hayır, göçmenlere ayrı, Almanlara ayrı yasalar uygulansın”</strong>&nbsp;diyen göçmen var mı? Hayır.</p>

<p>Bundan dolayı her akşam bıkıp usanmadan&nbsp;<strong>“Gönderdik, gitmiyorlar, kaçıp saklanıyorlar, nereden geldikleri belli değil, pasaportlarını imha etmişler, geldikleri ülkeler de geri almıyor”</strong>&nbsp;tartışmaları, partiler arasındaki propaganda çatışmalarıdır. Bu tür tartışmaların Almanya toplumuna hiçbir yararı yoktur. Yasalar önünde bir değeri de yoktur.</p>

<p>Bir diğer konu ise, göçmenlerin Almanya ekonomisine yük olmaları.</p>

<p>Zannedersiniz ki, Almanlar üretiyor, göçmenler tüketiyor. Böyle bir görüntü, böyle bir sav baştan sona yanlıştır. Göçmenler Almanya’da hayatın her alanında aktif olarak bulunan, üreten ve tüketen insanlardır.</p>

<p>Göçmenler, Almanya’daki üretimin ve sosyal hizmetlerin her aşamasında, hem geçmişte hem de bugün aktif olarak varlar. Bir gruptan sadece getirisinin olmasını ama hiçbir götürüsünün olmamasını beklemek, hayatın gerçeğine uymaz.</p>

<p>Göçmenlerin Almanya’ya, 1950’lilerin sonundan başlayarak bugüne kadar hem getirisi hem de götürüsü oldu. Getiri tarafı her zaman ağır basan taraftır. Hem de kat kat ağır basan taraf.</p>

<p>Amacımız da, bütün içinde getirileri ortaya çıkarmak.</p>

<p>Bu yazı ile başlayarak, göçmenlerin bütün içinde getirileri ortaya çıkarmaya, tek tek birçok alanda Almanya’ya katkılarını göstermeye çalışacağım. Önce göçmenlerin sağlık alanında Almanya’ya katkıları üzerine konuşalım.</p>

<h2><strong>AB içindeki en yaşlı nüfus</strong></h2>

<p>Bu yazıda kullanılan veriler, Alman Devlet İstatastik Kurumu, İş ve İşçi Bulma Kurumu gibi kurumlardan, açık kaynaklarından alınmıştır. Bunlar kaynaklardan 2025 yılı sonu rakamları alınmış, 2025 yılı sonu rakamlarının olmadığı durumlarda, daha önceki yılların rakamlarına başvurulmuştur. Bir alanda, örneğin yaşlılara bakım alanında beklenenden çok daha fazla sayıda göçmenin istihdam edilmesi, o yılın açıklanmamış tahmini verilerini büyük ölçüde etkileyebilir. Bu gibi durumlardan dolayı, bazı alanlarda verilen rakamlarda yüzde 3-4 arası hata payı ayırmak uygun olabilir.</p>

<p>Almanya’da yaşlıların oranı günden güne daha da artıyor. Almanya Avrupa Birliği (AB) üyeleri arasında en yaşlı nüfusa sahip olan ülke. Alman Devlet İstastastik Kurumu’nun 2 Şubat 2026 tarihli basın açıklamasında da bu verilere yer verildi. Buna karşılık doğum oranları oldukça düşük. 2024 yılında kadın başına düşen çocuk sayısı 1,35 çocuk. Bu oran Alman kökenli kadınlarda 1,23 iken, göçmen kökenli kadınlarda 1,84 tür. Alman ve göçmen kökenli kadınlar arasında doğurganlık bakımından bir fark olmasına karşın, doğurganlık günden güne her iki kesimde daha da azalıyor.</p>

<p>Anne olma yaşı Almanya da 30 ile 31,8 yıl arasında. Bir tarafta geç anne olma durumu ve doğurganlığın düşük olması, öte taraftan yaşlıların sayısının hızla artması, yaşlı-genç nüfus dengesinde bir istikrarsızlık yaratıyor.</p>

<p>Almanya’da bir yaşından altında bebek ölüm oranları, yılda en fazla 2 bin 400 çocukla dünya ölçütlerinden çok düşük olmasına karşın, yaşlı ve genç nüfus arasındaki açık kapatılamıyor.</p>

<p>Almanya’daki yaşlı ve genç nüfus arasındaki sayısal dengesizlik, başka bir deyişle, emekli aylığı alanlar ile, emeklilik sigorasına her ay pirim ödeyerek, yaşlıların emekli aylığını finanse eden çalışanlar arasındaki sayısal dengesizlik, emeklilik sigortasının en önemli sorunlarından biri, hatta en önemli sorunu.</p>

<p>Bu durum hem Alman kökenliler, hem de göçmenler açısından çok önemli bir sorun olduğu için, yazı dizimizde ayrı bir yazının konusu olacaktır.</p>

<h2><strong>Sağlık kurumlarında göçmenler</strong></h2>

<p>Bu yazının amacı Almanya’daki çeşitli sağlık kurumlarının işleyişini, kalitesini, içinde bulundukları durumu, varsa bölgeler arasındaki hizmet farklılıklarını vs. irdelemek değil.</p>

<p>Yazının amacı, Almanya’da sağlık kurumlarında çalışan göçmenler ve onların sağlık hizmetlerine olan toplam katkılarını ortaya çıkarmaya çalışmak.</p>

<p>Almanya’da sağlık sektörü, içinde en fazla çalışanı istihdam eden sektörlerden biri. Bu sektör doktorluk, eczacılık, hastabakıcılık, hemşirelik, yaşlı ve engellilere bakım, her türlü rehabilİtasyon merkezi gibi bölümleri de kapsayan bir sektördür. Sektörü aşağıdaki şekilde irdeleyebiliriz.</p>

<h2><strong>Bakımevlerinde durum</strong></h2>

<p>Almanya’da toplam olarak 32 bin bakımevi var. Bakımevleri sağlık sektöründe çalışan göçmenlerin, en yoğun çalıştığı alanlardan biri.</p>

<p>Bu bakımevleri şu şekilde sınıflandırılabilir:</p>

<p><strong>a-</strong>&nbsp;Yaşlı bakımevi/huzurevi diye Türkçeye çevirebileceğimiz (Pflegeheim/Altenheim) bu kurumlarda yaşlılar gerekli tedavileri görüyorlar ve sürekli olarak burada yaşıyorlar.</p>

<p><strong>b-</strong>&nbsp;Yatılı bakım merkezleri diye Türkçeye çevirebileceğimiz (Stationäre Einrichtungen) bu bölümlerde yaşayanlar genellikle tamamen tıbbi bakıma muhtaç olan insanlardır.</p>

<p><strong>c-</strong>&nbsp;Gündüz bakımevleri diye Türkçeye çevirebileceğimiz (Teilstationäre Einrichtungen). Gündüzleri kuruma gelen ve bakımı yapılan, akşam kendi evinde kalan hastaların bulunduğu kurum.</p>

<p><strong>d-</strong>&nbsp;Destekli yaşam/Hizmetli konutlar diye Türkçeye çevirebileceğimiz konutlar da var. Bu konutlar, birçok ödeme şekilleri ve verilen hizmetler bakımından birçok farklılıklar göstermesine karşın, yaşlı bakımevi ile birkaç emeklinin bir arada oturduğu, bazı hizmetlerin verildiği, oturanların kendi günlük yaşamlarını kendilerinin de organize ettiği konutlardır. Bunların sayısı da 11 bin kadardır.</p>

<p>Bir de yukardaki bakımevlerinden başka, sadece bir hastalık dönemi süresince&nbsp;<strong>“kısa süreli bakım”</strong>&nbsp;için bakımevlerinde kalma yöntemi var. Bu hastalar yaşlı bakımevlerinde, yatılı bakım merkezlerinde kalıyorlar. Hastaların sağlık durumları düzelince, bu kurumları terk ediyorlar.</p>

<p>Bu kurumların sayısı, 2025 sonu verilerine göre, 16 bin 500 kadar ve genellikle de yatılılar. Yatak kapasiteleri 900 bin civarında. İnsanlar bu kurumlarda sürekli kalıyorlar. Bu insanların bir kesimi gündüzleri bu kuruma geliyor, geceleri de evlerine dönüyor.</p>

<h2><strong>Özel bakım şirketleri</strong></h2>

<p>Yatılı olan kurumların yanında, toplam bakım kurumlarının yüzde 50’si, yani 16 bin 500 kadarı da özel bakım şirketleri.</p>

<p>Bu kurumlar hasta, yaşlı ve emeklilere kendi evlerinde, tıbbi hizmetler veriyorlar. Ev işlerinde destek oluyorlar, hasta veya yaşlı biriyle beraber doktora, alışverişe, gezmeye giderek, onların evlerinden dışarı çıkmalarını, sosyal hayattan kopmamalarını sağlıyorlar.</p>

<p>Bu kurumlar hastalık ve emeklilik sigortalarından hastanın hastalık derecesi ve bakımın sınıflandırılması temelinde ücret alıyorlar.</p>

<p>Özel kurumlar, parayı veren kurumun kontrolü altında çalışan ve kâr amaçlı kurumlar. Bu özel kurumlar arasında önemli bir pay, yaklaşık yüzde 45 ile Katolik Kilisesinin kamu yararına bir sosyal kurumu olan Caritas, Protestan Kilisenin aynı işlevi olan Diakoni ve Türklerin Türk-Danış adı altında tanıdığı, Türkçeye&nbsp;<strong>“İşçi Yardımlaşma Kurumu”</strong>&nbsp;olarak çevirebileceğimiz Arbeiter Wohlfahrt (AWO) gibi kurumların elinde. Çok küçük bir kesim olmakla birlikte, bu gruba giren bakım hizmetlerinde, belediyelerin de yüzde 2-3 arasında bir payı var.</p>

<h2><strong>Bakıma gereksinimi olanlar</strong></h2>

<p>Kurumların yaşlı ve engelli bireyleri farklı sınıflandırmalarından dolayı, bu insanların sayısı hakkında farklı rakamlar var. Ancak ortada farklı rakamlar, farklı sınıflandırmalar olmakla birlikte, 2025 yılı sonu verilerine göre Almanya’da en az 5,5 ile 5,7 milyon arasında, çeşitli seviyelerde bakıma muhtaç insan olduğunu söylemek yanıltıcı olmaz.</p>

<p>Bu insanların büyük çoğunluğuna, yani yaklaşık yüzde 85-86 kadarına kendi evlerinde bakılıyor. Evde bakılan insanların, 3 milyon 100 binine aileleri, genellikle de kadınlar bakıyor. Zaman zaman aileler ve özel bakım şirketleri, bakımı ortak üstleniyorlar. Bu durum sık sık rastlanan bir bakım şekli.</p>

<p>Bu arada 1 milyon 100 bin ile 1 milyon 300 bin arasında bakıma muhtaç insana da, uzman bakım şirketleri tarafından hizmet veriliyor. Bu alanda özel sektörün payı yüzde 50’den daha fazla ve bu kuruluşlar, yaklaşık 650 bin kadar insana hizmet veriyorlar.</p>

<p>Bu özel şirketlerin toplam içindeki payı yüzde 53-55 arasında ve toplam 15 bin 400 kadar olan gezici bakım servisinden 8 bin 200 kadarı özel bakım şirketlarine aittir.</p>

<h2><strong>Almanya’da sağlık sektörü çalışanları</strong></h2>

<p>Alman İstatistik Dairesi'nin 27 Ocak 2026 tarihli açıklamasına göre, Almanya ’da tüm sağlık sektöründe 6 milyon 200 binin üzerinde insan çalışıyor. Bu çalışanların yüzde 74’ ten fazlası kadın çalışan. Toplam çalışanların 4 milyon 400 bini, yani yüzde 72 kadarı tam gün çalışıyor.</p>

<p>Hemşireler, hastabacılar, labaratuvar çalışanları, teknik elemanlar vb. gibi yaşlı ve engellilere verilen bakım hizmetleri de önemli bir alan.</p>

<p>Yaşlı ve hastalara verilen bakım hizmetlerinde toplam 1 milyon 720 ile 1 milyon 800 bin arasında görevli kişi çalışıyor. Bu çalışanların,</p>

<ul>
	<li>
	<p>600-630 bin kadarı hastanelerde,</p>
	</li>
	<li>
	<p>520 bini yatılı bakımevleri/huzurevleri vb. kurumlarda,</p>
	</li>
	<li>
	<p>300 bin kadarı evde verilen sağlık servislerinde,</p>
	</li>
	<li>
	<p>370 bin kadarı da sağlık daireleri ve rehabilitasyon merkezlerinde görev yapıyor.</p>
	</li>
</ul>

<h2><strong>Yaşlı ve engellilere verilen hizmetlerde göçmenlerin yeri</strong></h2>

<p>Yaşlı ve hastalara verilen bakım hizmetlerinde çalışan tüm personelin yüzde 32’si, yani bu alanda çalışanın neredeyse üçte biri, 1 milyon 720 bin kişinin 550 bin kadarı, göçmen kökenli. Göçmen kökenli bu 550 bin kişinin yüzde 33’ü yaşlıların ve engellilerin bakımında çalışıyorlar.</p>

<p>Göçmen kökenli sağlık çalışanları arasında:</p>

<ul>
	<li>
	<p>1. Grup: Polonya, Romanya, Hırvatistan, Bosna Hersek, Sırbistan Arnavutluk ve Ukrayna kökenli, göçmen sağlık çalışanları yüzde 45’lik bir paya sahip.</p>
	</li>
	<li>
	<p>2. Grup: Türkiye, Filipinler, Hindistan, Vietnam gibi tamamı AB dışındaki ülkelerden gelen göçmen sağlık çalışanları. Hindistan, Vietnam ve Filipinler’den gelen sağlık çalışanları Almanya ile yapılan özel anlaşmalar sonucu bu ülkeda çalışıyor.</p>
	</li>
	<li>
	<p>3. Grup: Sağlık hizmetlerinde çalışan mülteciler. Bu grupta Suriye’den gelenler başta olmak üzere (17 bin kişi), sırasıyla Afganistan, Irak, Eritre, Somalya ve Ukrayna kökenliler var.</p>
	</li>
</ul>

<p>Toplam 550 bin göçmen kökenli çalışandan 370 bini Alman vatandaşı değil. Bir karşılaştırma yapmak gerekirse 2013 yılında bu sayı 75 bin kadardı. Aradan geçen 12-13 yıl içinde bu sayının neredeyse beş katına çıktığı anlaşılıyor.</p>

<p>Sonuç: Almanya toplumu gün geçtikçe hızlı bir şekilde yaşlanmakta ve daha fazla bakıcı sağlık personeline gereksinim söz konusu.</p>

<p>Bu olgulara karşın, göçmenleri Almanya’dan atmak isteyen popülist kişiler, siyasi örgütler ve AfD gibi partiler var. Göçmen kökenli bakıcılar olmadığı zaman bakılmayan, bakılamayan, bakıma muhtaç insanları bakım için Polonya’ya, İspanya’ya, Romanya’ya mı göndereceksiniz, yoksa onları ölüme mi terk edeceksiniz diye sormak gerekir.</p>

<h2><strong>Göçmenler yoksa sağlık sektörü de yok</strong></h2>

<ul>
	<li>
	<p>Özellikle kırsal alanlardaki doktor muayenehanelerinde ve küçük kliniklerde Suriyeli ve İranli doktorlar olmadan temel sağlık hizmetlerin karşılanması olanak dışı.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Kırsal alanda çalışan göçmen kökenli doktor sayısı şehirlerden daha fazla. Çünkü Alman kökenli doktorlar genellikle kırsal alanlara gitmiyorlar.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Hastanelerde her çalışan 6 kişiden biri göçmen kökenli.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Evlerde bakım hizmeti veren her 4 sağlık çalışanından biri ise göçmen kökenli.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Göçmen kökenli sağlık çalışanlarının diplomalarını denkleştirmeleri zorunlu. Bu denkleştirme islemi süresince yabancı doktorlar hastabakıcı olarak çalıştırıldılar.</p>
	</li>
</ul>

<p>Bu alandaki saptamalarımızı sonraki yazımızda sürdüreceğiz.</p>

<p>Dr. İ. Halil Özak</p>

<p><a href="https://www.arti49.com/goc-ve-gocmenler-olmasaydi-almanyada-yasam-nasil-olurdu-i-2400500h.htm">Kaynak ve yazının orjinalini okumak için tıklayınız<br />
ARTI49</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/istanbulda-genc-canlar-hizirin-sofrasinda-gelecek-icin-bulustu-2988</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 09 Feb 2026 03:30:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>İstanbul’da genç canlar "Hızır’ın Sofrasında" gelecek için buluştu</h1>
                        <h2>Alevi Gençler Derneği (AGED), İstanbul’da birlik ve beraberliği pekiştirmek amacıyla “Genç Canlar Hızır’ın Sofrasında Buluşuyor” etkinliğini gerçekleştirdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/istanbulda-genc-canlar-hizirin-sofrasinda-gelecek-icin-bulustu-1770597383.webp">
                        <figcaption>İstanbul’da genç canlar "Hızır’ın Sofrasında" gelecek için buluştu</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Alevi Gençler Derneği (AGED), İstanbul’da birlik ve beraberliği pekiştirmek amacıyla <strong>“Genç Canlar Hızır’ın Sofrasında Buluşuyor”</strong> etkinliğini gerçekleştirdi. &nbsp;İstanbul Ataşehir Zübeyde Hanım Uygulama Enstitüsü’nde düzenlenen bu anlamlı buluşma, derneğin inanç temelli değerleri bilim, teknoloji, eğitim ve sanatla birleştirme vizyonunun bir parçası olarak hayata geçirildi.</span></span></span></span><br />
<br />
&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Devletin Zirvesinden Gençlere Destek</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">Düzenlenen etkinlikte, dernek yöneticileri,<em><strong> "Derneğimizin yapmış olduğu program ve etkinliklerde her zaman yanımızda olarak destek veren Milli Eğitim Bakanımız Sayın Yusuf TEKİN’e ve Bakan Müşaviri Sayın Erdal ÖZYOL'a teşekkürlerimizi sunuyoruz."</strong></em>ifadelerini kullandı.<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-02-09%20at%2001_33_34%20(1).jpeg" style="height:442px; width:800px" /></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Stratejik Hedefler ve Gelecek Vizyonu</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Dernek, buluşma sırasında sunduğu gelecek projeksiyonu ile gençlere şu mesajları verdi:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Bilim ve Teknoloji: </span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Yapay zeka ve modern bilim dallarında projeler üreterek gençleri geleceğe hazırlayacak komiteler aktif hale getiriliyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Kapsayıcı Toplum ve Kadın Hakları: </span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Cemevlerinde kadın-erkek eşitliğinin sadece söylemde kalmaması, kadınların mutfak ve temizlik gibi alanlara hapsedilmeden her kademede uygulamaya dahil olması için çalışmalar yürütülüyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">&nbsp;Erişilebilirlik: </span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Engelli vatandaşlarınsosyal etkinliklere katılımını artıracak ve toplumsal hayatta erişilebilirliği sağlayacak özel projeler hayata geçiriliyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Sosyal Destek ve Mentorluk: </span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">İhtiyaç sahibi öğrencilere burs imkanı sağlanırken, Alevi iş insanları ile gençleri buluşturan mentorluk ve istihdam programları uygulanıyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Kültürel Birlik ve Sosyalleşme: </span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Gençler arasındaki kültürel bağları güçlendirmek amacıyla; etnik köken, inanç veya düşünce ayrımı gözetmeksizin tüm gençleri kapsayan kamp ve gezi etkinlikleri düzenlenerek ortak bir payda oluşturuluyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">&nbsp;Dijital Varlık: </span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">YouTube ve sosyal medya kanalları aktif kullanılarak Aleviliğin doğru tanıtımı yapılıyor ve derneğin dijital görünürlüğü artırılıyor.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-02-09%20at%2001_33_29.jpeg" style="height:600px; width:800px" /></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Evimizde Hissettiren Bir Gelecek</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Mevcut siyasi kutuplaşmalardan uzak durarak gençlere kendilerini tamamen <strong>“evinde hissettirecek”</strong> özgür bir alan sunmayı amaçlayan Alevi Gençler Derneği; İstanbul’da atılan güçlü adımların ardından, Türkiye genelinde kuracağı yerel ağlarla büyüme stratejisini sürdürüyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Buluşma Sonuç Raporu Hazırlanıyor</span></span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Etkinliğin sonunda yapılan açıklamada, <strong>“Genç Canlar Hızır’ın Sofrasında Buluşuyor”</strong>etkinliğinin tüm çıktılarını, gençlerin önerilerini ve gelecek planlarını içeren kapsamlı bir <strong>“Buluşma Sonuç Raporu” </strong>hazırlanacağı duyuruldu. Bu rapor, gençlerin geleceği ve sorunlarının çözümü için temel bir yol haritası oluşturacak.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-02-09%20at%2001_33_35.jpeg" style="height:600px; width:800px" /><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-02-09%20at%2001_34_02%20(1).jpeg" style="height:600px; width:800px" /><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-02-09%20at%2001_34_02%20(2).jpeg" style="height:800px; width:600px" /></span></span></span></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/azerbaycan-rusyaya-protesto-notasi-verdi-2987</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Mon, 09 Feb 2026 00:03:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Azerbaycan, Rusya'ya protesto notası verdi</h1>
                        <h2>6 Şubat 2026 tarihinde gerçekleşen görüşmede, Rus Devlet Duması milletvekili Konstantin Zatulin'in Azerbaycan'a yönelik son açıklamalarına sert tepki gösterildi ve Rus tarafına resmi bir protesto notası verildi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/azerbaycan-rusyaya-protesto-notasi-verdi-1770586414.webp">
                        <figcaption>Azerbaycan, Rusya'ya protesto notası verdi</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı, Rusya Federasyonu'nun Bakü Büyükelçisi Mihail Yevdokimov'u bakanlığa çağırdı.</p>

<p>6 Şubat 2026 tarihinde gerçekleşen görüşmede, Rus Devlet Duması milletvekili <strong>Konstantin Zatulin</strong>'in Azerbaycan'a yönelik son açıklamalarına sert tepki gösterildi ve Rus tarafına resmi bir protesto notası verildi.</p>

<p>Bakanlıktan yapılan açıklamada, Zatulin'in<strong> 5 Şubat'ta yaptığı açıklamalar</strong> kınandı. Zatulin'in, Azerbaycan'da yargılanarak mahkum edilen Ermenistan vatandaşları (özellikle Karabağ'daki eski ayrılıkçı rejim yöneticileri) hakkındaki ifadeleri "kabul edilemez" olarak nitelendirildi.</p>

<p><strong>Açıklamada şu ifadelere yer verildi:</strong></p>

<p><em>-Konstantin Zatulin'in uzun süredir Azerbaycan'ın egemenliği ve toprak bütünlüğü aleyhine açıklamalar yaptığı,<br />
<br />
-Ayrılıkçılığa açık destek verdiği,<br />
<br />
-Mahkeme kararlarını çarpıtmaya çalıştığı,<br />
<br />
-Ermenistan'ın Azerbaycan'a karşı askeri saldırganlığı sonucu işlenen barışa ve insanlığa karşı suçlar ile savaş suçlarından mahkum edilen Ermenistan vatandaşları hakkında kabul edilemez beyanlarda bulunduğu vurgulandı.</em></p>

<p>Bu tutumların şiddetle kınandığı belirtilen açıklamada, Zatulin gibi kişilerin <strong>bölgedeki barış ve istikrarı bozduğu,</strong> Azerbaycan-Rusya ilişkilerine zarar verdiği kaydedildi.</p>

<p>Azerbaycan tarafı, Rusya'dan bu tür yıkıcı faaliyetlere son verilmesi için gerekli önlemlerin alınmasını talep etti.</p>

<p>Görüşme, Azerbaycan'ın egemenlik ve toprak bütünlüğü konusundaki kararlı tutumunu bir kez daha ortaya koydu.<br />
<br />
<strong>Aerbaycanın Dışişleri Bakanlığı'nın açıklamasının tam metni şöyle:</strong><br />
<br />
No: 029/26, Rusya Federasyonu'nun ülkemizdeki Büyükelçisinin Dışişleri Bakanlığına çağrılmasına ilişkin basın açıklaması<br />
06 Şubat 2026 18:14</p>

<p>6 Şubat 2026 tarihinde, Rusya Federasyonu'nun Azerbaycan Cumhuriyeti Büyükelçisi Mihail Yevdokimov Dışişleri Bakanlığı'na çağrıldı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>5 Şubat'ta Rus büyükelçisiyle yapılan görüşmede, iktidardaki Birleşik Rusya Partisi üyesi ve Rusya Federasyonu Devlet Duması Bağımsız Devletler Topluluğu, Avrasya Entegrasyonu ve Vatandaşlarla İlişkiler Komitesi Birinci Başkan Yardımcısı Konstantin Zatulin'in ülkemizde Ermenistan Cumhuriyeti vatandaşlarının mahkum edilmesiyle ilgili açıklamasına sert bir protesto dile getirildi ve Rus tarafına ilgili bir nota sunuldu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>K. Zatulin'in Azerbaycan Cumhuriyeti'nin egemenliği ve toprak bütünlüğüne karşı uzun süredir devam eden açıklamaları, ayrılıkçılığa açık desteği, mahkeme kararlarını çarpıtma girişimleri ve Ermenistan'ın Azerbaycan Cumhuriyeti'ne karşı askeri saldırısı sonucu barışa ve insanlığa karşı suçlar ile savaş suçlarından suçlu bulunan Ermenistan Cumhuriyeti vatandaşları hakkında kabul edilemez ifadeler kullanması şiddetle kınanmıştır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Toplantıda, Rus tarafına, bölgedeki barış ve istikrarı, ayrıca Azerbaycan ve Rusya arasındaki ilişkileri baltalamaya çalışan Zatulin gibi kişilerin yıkıcı faaliyetlerine son vermek için uygun önlemleri alması çağrısında bulunuldu.<br />
<br />
<a href="https://www.mfa.gov.az/az/news/no02926"><strong>Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı'nın orjinal metni için lütfen tıklayınız:<br />
https://www.mfa.gov.az/az/news/no02926</strong></a><br />
<br />
<strong><a href="https://zatulin.ru/zayavlenie-mezhdunarodnogo-lazarevskogo-kluba-2/">Zatuli'inin kendi internet sayfasındaki açıklama için lütfen tıklayınız:<br />
https://zatulin.ru/zayavlenie-mezhdunarodnogo-lazarevskogo-kluba-2/</a></strong></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/umut-berhan-sen-yazdi-cinde-konfucyusten-xiye-retorikten-mekanige-donusum-2986</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Sun, 08 Feb 2026 19:17:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Umut Berhan Şen yazdı: Çin'de Konfüçyüs’ten Xi’ye: Retorikten mekaniğe dönüşüm</h1>
                        <h2>Global Savunma Dergisi Dış Haberler Müdürü Umut Berhan Şen, Çin'deki derin dönüşümü çarpıcı bir şekilde ele aldığı yazısında, binlerce yıllık Konfüçyüsçü gelenekten Xi Jinping dönemindeki mekanik ve disiplin odaklı sisteme geçişi "medeniyetin sinir sisteminin baştan yazılması" olarak tanımlıyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/umut-berhan-sen-yazdi-cinde-konfucyusten-xiye-retorikten-mekanige-donusum-1770570205.webp">
                        <figcaption>Umut Berhan Şen yazdı: Çin'de Konfüçyüs’ten Xi’ye: Retorikten mekaniğe dönüşüm</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Global Savunma Dergisi Dış Haberler Müdürü <a href="https://umutberhansen.substack.com/p/cinde-konfucyusten-xiye-retorikten"><span style="color:#2980b9"><strong>Umut Berhan Şen,</strong></span></a> Çin'deki derin dönüşümü çarpıcı bir şekilde ele aldığı yazısında, binlerce yıllık Konfüçyüsçü gelenekten Xi Jinping dönemindeki mekanik ve disiplin odaklı sisteme geçişi <strong>"medeniyetin sinir sisteminin baştan yazılması"</strong> olarak tanımlıyor.</p>

<p>Şen, bu dönüşümün en net yansımasının Çin Halk Kurtuluş Ordusu'ndaki son tasfiyelerde görüldüğünü vurguluyor. Yolsuzlukla mücadele kampanyasının artık sadece yolsuzluk avı değil, mutlak sadakat testi haline geldiğini ifade ediyor. Özellikle Xi'ye en yakın isimlerden<strong> Zhang Youxia</strong> (Merkezi Askeri Komisyon Başkan Yardımcısı) ve Liu Zhenli (Ortak Kurmay Dairesi Başkanı) gibi üst düzey generallerin Ocak 2026'da <strong>"ciddi disiplin ve yasa ihlalleri" </strong>gerekçesiyle soruşturulması, Pekin yönetimindeki kırılganlığı ortaya koyuyor.<br />
<br />
Umut Berhan Şen<em><strong>,"Çin Halk Kurtuluş Ordusu’nda son dönemde tanıklık ettiğimiz o “sessiz ama derin” tasfiyeyi sadece bir “yolsuzluk operasyonu” olarak okumak, jeopolitik körlük olur.Karşımızda, 21. yüzyılın astropolitik ve dijital savaş vizyonuna ayak uyduramayanların veya “sadakat” sınavında sınıfta kalanların tasfiyesi var." </strong></em>ifadelerini kullandı.&nbsp;</p>

<p><strong>Umut Berhan Şen'in makalesinin tam metni şöyle:</strong><br />
<br />
&nbsp;</p>

<h1><span style="font-size:14px"><strong>ÇİN’DE KONFÜÇYÜS’TEN Xİ’YE: RETORİKTEN MEKANİĞE DÖNÜŞÜM</strong></span></h1>

<h3><strong>Xi Jinping'in Ordu İçerisindeki Üst Düzey Tasfiyelerini Nasıl Okumalı?</strong></h3>

<p>ÇİN, tarih sahnesinde nadiren görülen bir medeniyet kırılmasına sahne oluyor. Pekin yönetimi, binlerce yıllık birikimini yeniden kodluyor. Konfüçyüs’ün “ren” (insanlık, merhamet) ve “li” (töre, ritüel) üzerine kurulu yumuşak, ahlaki, insan-merkezli dünya tasavvuru; yerini Xi Jinping’in disiplinli, merkezi, veri-mekanik ve parti-odaklı “yeni çağa” bırakıyor. Bu, basit bir ideolojik revizyon değil; medeniyetin sinir sisteminin baştan yazılmasıdır. Konfüçyüs’ün öğretisi, esasen bir retorik sanatıydı. “Efendi’nin yolu” (junzi dao), sözün gücüyle, örnek davranışla, karşılıklı saygıyla toplumun kendiliğinden düzenlenmesiydi. Hatta ‘Hükümdar erdemli olursa gök bile ona uyum sağlar’, denirdi. Yönetim, ikna ve ahlak mühendisliğiydi. Savaş yerine “de” (erdem) ile kazanmak, en yüksek zafer sayılırdı. Bu yüzden Han’dan Tang’a, Song’dan Ming’e Çin’in altın çağları hep Konfüçyüsçü retorikle döşenmişti. Devlet, bir nevi ahlaki tiyatro sahnesiydi ve imparator da başrol oyuncusuydu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>20. yüzyılın ilk yarısında tüm tarihsel retorik yerle bir oldu. Mao, Konfüçyüs’ü feodal kalıntı ilan etti, tapınaklarını yıktı, “Dört Eski”yi (eski adetler, eski kültür, eski alışkanlıklar, eski fikirler) hedef aldı. Kültürel Devrim’de Kızıl Muhafızlar Konfüçyüs heykellerini kırarken, aslında Çin’in kendi hafızasını kırmaya çalışıyordu. Ama Mao bile tamamen kopamadı; “kitle hattı”nda, “halktan öğrenip halka öğretmek”te hâlâ Konfüçyüs’ün “öğren ve öğret” ahlakının soluk bir yankısı vardı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Esasen kritik dönüm noktası 2012 yılıydı. Zira, Xi Jinping’in 18. Kongre’yle birlikte sahneye çıkmasıyla Çin, tam manasıyla retorikten mekaniğe geçti. Xi’nin Çin’i artık sözle değil, sistemle yönetiliyor. “Xi Jinping Düşüncesi”nin anayasaya girmesi tesadüf değil. Bu, Konfüçyüs’ün “yol” (dao) kavramının yerine “mekanizma”nın (jizhi) konulmasıdır. Zaten Sosyal Kredi Sistemi, dijital gözetim ağı, parti hücresi örgütlenmesi, sıfır-COVID’den sıfır-toleranslı güvenlik anlayışına uzanan zincir, tüm yönetim argümanları dahil, hepsi birer mekanik dişli. Dolayısıyla retorik ikna yerini algoritmik zorunluluğa bıraktı.</p>

<p>Konfüçyüs<strong> “insan doğası iyidir, eğitimle şekillenir”</strong> derdi. Xi’nin Çin’inde ise insan doğası potansiyel risktir; eğitimden çok kontrol ile şekillenir. Konfüçyüs’ün “li”si (ritüel) törensel bir zarafetti. Buna karşın, Xi’nin “li”si ise “disiplin” ve “sadakat” kodu haline geldi. Eskiden “gök-alttaki insan” dengesi (tianxia) yumuşak bir kozmolojiydi. Bugün tianxia, “Kuşak ve Yol” üzerinden sert altyapı ve finansal bağımlılık ağına dönüştü. En çarpıcı dönüşüm ise liderlik anlayışında. Konfüçyüs ideal hükümdarı “rüzgâr gibi” tarif eder: <strong>“Rüzgâr eser, otlar eğilir.”</strong> Xi ise tam tersi: fırtına değil, çelik yapı. Çünkü, demir yollar, 5G kuleleri, yapay zekâ veri merkezleri, hipersonik füzeler dikiyor.</p>

<p>Konfüçyüs’ün hükümdarı erdemle örnek olurdu; Xi’ninki <strong>“parti disiplini”</strong> ve <strong>“milli yeniden doğuş”</strong> ile örnek oluyor. Tabii bu mekanik dönüşümün bedeli oldukça ağır. Toplumun hafızası siliniyor. Konfüçyüs Enstitüleri yurtdışında yumuşak güç aracı olarak açılırken, içeride Konfüçyüsçü klasikler bile <strong>“Xi yorumu” </strong>filtresinden geçmeden okunamıyor.<strong> “Tianxia”</strong>(Çin’in antik ve klasik dünya görüşünde ‘göklerin altındaki her şey’) yani evrensel düzen kavramı evrensel uyum idealiyken, şimdi “Çin tipi modernleşme”nin ambalajı haline geldi. Dolayısıyla retorik ikna, yerini “anlatılan hikâyeye inanma zorunluluğuna” bıraktı. Tabii son dönemde, bu mekanik düzenin en çıplak yüzü orduda görülüyor. Xi’nin yolsuzlukla mücadele kampanyası, artık sadece yolsuzluk avı değil; mutlak sadakat testi haline geldi.</p>

<p>Çin Halk Kurtuluş Ordusu’nda son dönemde tanıklık ettiğimiz o <strong>“sessiz ama derin” </strong>tasfiyeyi sadece bir<strong> “yolsuzluk operasyonu”</strong> olarak okumak, jeopolitik körlük olur. Karşımızda, 21. yüzyılın astropolitik ve dijital savaş vizyonuna ayak uyduramayanların veya “sadakat” sınavında sınıfta kalanların tasfiyesi var. Çin, devlet ve partinin omuz omuza, hatta iç içe geçtiği bir yapıya sahip. Lakin son dönemde Zhang Youxia ve Liu Zhenli gibi en üst düzey isimlerin (ki bunlar Xi Cinping’e en yakın halkadaydı) görevden alınması, bu yapının içinde ciddi sorunların başladığını gösteriyor. Xi, ordunun sadece “modern” değil, aynı zamanda “partiye mutlak itaatkar” olmasını istiyor.</p>

<p>Hiç kuşkusuz bu tasfiyeler, mekanik düzenin kusursuzluğunu değil, kırılganlığını gösteriyor. Xi, orduyu 2027 modernizasyon hedefine yetiştirmek isterken, sadakat paranoyası yüzünden kendi komuta kademesini boşaltıyor. Konfüçyüs’ün “erdem rüzgârı” yerine, şimdi korku ve şüphe rüzgârı esiyor. Üstelik bu rüzgâr otları eğdirmek yerine kökünden söküyor. Peki bu dönüşüm kalıcı olur mu? Nihayetinde Çin medeniyeti, dışarıdan ne kadar sert darbe alsa da, eninde sonunda kendi yumuşak damarını yeniden bulur diye düşünüyorum. Tabii, Xi Jinping dönemi, belki de Konfüçyüs’ün binlerce yıllık gölgesinin en yoğun bastırıldığı dönem oldu. Ama aynı zamanda o gölgenin en çok özlendiği dönem olabilir. Çünkü mekanik düzen ne kadar kusursuz görünürse görünsün, insan ruhu hâlâ “ren” yani merhamet duygusu arayacaktır.<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://umutberhansen.substack.com/p/cinde-konfucyusten-xiye-retorikten">https://umutberhansen.substack.com/p/cinde-konfucyusten-xiye-retorikten</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozdemir-dersimli-alevileri-ittihatcilar-mi-turklestirdi-iste-o-buyuk-yalan-2985</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sun, 08 Feb 2026 19:05:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ali Rıza Özdemir: "Dersimli Alevileri İttihatçılar mı Türkleştirdi? İşte o büyük yalan!"</h1>
                        <h2>Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Önceki Dönem Başkanı Ali Rıza Özdemir, son dönemde etnik ayrılıkçı çevrelerce sıkça dile getirilen bir iddiayı sert bir şekilde yalanladı. Özdemir, "Dersim Alevileri aslında Türk değildir, İttihat ve Terakki (İTC) propaganda yaparak onları Türk olduklarına inandırdı" şeklindeki yaygın söylemin tarihsel gerçeklerle örtüşmediğini vurguladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/ali-riza-ozdemir-dersimli-alevileri-ittihatcilar-mi-turklestirdi-iste-o-buyuk-yalan-1770567347.webp">
                        <figcaption>Ali Rıza Özdemir: "Dersimli Alevileri İttihatçılar mı Türkleştirdi? İşte o büyük yalan!"</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Önceki Dönem Başkanı <strong>Ali Rıza Özdemir, </strong>son dönemde etnik ayrılıkçı çevrelerce sıkça dile getirilen bir iddiayı sert bir şekilde yalanladı. Özdemir,<em> "Dersim Alevileri aslında Türk değildir, <strong>İttihat ve Terakki (İTC)</strong> propaganda yaparak onları Türk olduklarına inandırdı"</em> şeklindeki yaygın söylemin tarihsel gerçeklerle örtüşmediğini vurguladı.<br />
<br />
Ali Rıza Özdemir, İttihat ve Terakki'nin Dersim'de bir <em>"Türklük icat ettiği"</em> iddiasının "kocaman bir yalan" olduğunu belirterek sözlerini tamamladı<em>: "Türk kimliği o bölgede birilerinin icadı değil, nesilden nesile aktarılan bir hakikattir.<strong> 'Bunu duymadım'</strong> diyen ya tarih bilmiyordur ya da yalan söylüyordur."</em></p>

<p>Özdemir'in açıklamasına göre, bu iddia tamamen temelsiz bir<strong> "masal" </strong>niteliğinde. Kendisi, konuyu şu şekilde deşifre etti:</p>

<p><strong>DERSİMLİ ALEVİLERİ İTTİHATÇILAR MI "TÜRKLEŞTİRDİ"? İŞTE O BÜYÜK YALAN! &nbsp;</strong><br />
<br />
Son dönemde etnik ayrılıkçı çevrelerin en sevdiği masal şu: "Dersim Alevileri aslında Türk değildir, İttihat ve Terakki (İTC) propaganda yaparak onları Türk olduklarına inandırdı." &nbsp;Peki, gerçekler ne diyor? Gelin bu kirli bilgileri tek tek deşifre edelim! &nbsp;&nbsp;<br />
<br />
<strong>İDDİA: </strong>"Dersim bölgesindeki Horasan kökenli Türk kimliği, İttihatçıların yaptığı araştırmalar ve propagandalar sonucu uyduruldu." &nbsp;<br />
<br />
<strong>GERÇEKLER VE DELİLLER:&nbsp;&nbsp;</strong>İTC'nin Çalışmaları Sadece "Tek Kişilik" Bir Dev kadroydu! &nbsp;İTC'nin Alevilik araştırmaları denilen şey, aslında sadece Baha Sait Bey’in bireysel çabalarıdır. O da çalışmalarını Dersim’de değil, büyük oranda Batı ve İç Anadolu’da yürütmüştür. Yani bölgeye nüfuz eden devasa bir "Türkleştirme aygıtı" koca bir hayal ürünü! &nbsp;&nbsp;<br />
<br />
<strong>Zamanlama Tutmuyor! &nbsp;</strong><br />
<br />
Baha Sait Bey, en önemli makalelerini İTC iktidardan düştükten sonra, 1919'da ve asıl kapsamlı olanları 1926-27’de (Cumhuriyet döneminde) yayınladı. İktidarda olmayan bir yapının, okuma-yazma oranının yerlerde olduğu o dönemde Dersim dağlarındaki aşiretleri etkilemesi teknik olarak <strong>İMKANSIZDI! &nbsp;</strong>&nbsp;<br />
<br />
<strong>Horasan Bilgisi "Ata-Dede"Mirasıdır! &nbsp;</strong><br />
<br />
Dersim ve civarındaki Alevi aşiretlerin "Horasan'dan geldik ve Türk'üz" beyanı, bir kitaptan okunmuş bilgi değil; yüzyıllardır babadan oğula aktarılan geleneksel bir soy bilgisidir. &nbsp;ITC kurulmadan çok önceleri kayda geçmiş bir bilgidir. Hatta Koçgiri isyanını çıkaran Alişer bile şiirlerinde Horasan vurgusu yapmıştır! &nbsp;Seyit Rıza, idam edilmeden önce ata yurdunun Horasan olduğunu bizzat söylemiştir! &nbsp;&nbsp;<br />
<br />
<strong>Asıl Propagandayı Kim Yaptı? &nbsp;</strong><br />
<br />
Bölgede etnik ayrılıkçılık tohumlarını eken ve Türk kimliğini perdelemek için çalışan Kürdistan Teali Cemiyeti idi! Baytar Nuri gibi bu işin elebaşları bile kendi hatıratlarında bile bölgede şubeler açıp Kürtçülük propagandası yaptıklarını itiraf ediyorlar. Bugün bölgede "Kürt'üz" diyenlerin dayanağı o dönemki bu siyasi faaliyetlerdir. &nbsp;&nbsp;<br />
<br />
<strong>SONUÇ</strong><br />
<br />
İttihat ve Terakki’nin Dersim’de bir Türklük icat ettiği iddiası kocaman bir <strong>YALANDIR! &nbsp;</strong><br />
<br />
Türk kimliği o bölgede birilerinin icadı değil, nesilden nesile aktarılan bir hakikattir. &nbsp;<br />
<br />
"Bunu duymadım" diyen ya tarih bilmiyordur ya da yalan söylüyordur!<br />
<br />
Kaynak:<a href="https://x.com/etnojenez/status/2020224106105565659">https://x.com/etnojenez/status/2020224106105565659</a></p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kartal-cemevi-yeni-yonetimini-secti-2984</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sun, 08 Feb 2026 16:04:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Kartal Cemevi yeni yönetimini seçti</h1>
                        <h2>Mevcut başkan Selami Sarıtaş'ın aday olmadığı seçimlerde Kartal Cemevi yeni yönetimini seçti. Kartal Günebakış haber sitesinden Suna Anaç'ın haberine göre, Kartaal Cemevi'nde seçim heyecanı mutlu sonla bitti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/kartal-cemevi-yeni-yonetimini-secti-1770556849.webp">
                        <figcaption>Kartal Cemevi yeni yönetimini seçti</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>İSTANBUL-</strong> Kartal Cemevi Vakfı Genel Kurulu yoğun katılımla gerçekleştirildi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Genel kurul başlarken ilk sürpriz mevcut Başkan Selami Sarıtaş'ın yeniden aday olmayacağını açıklamasıydı. Sarıtaş, yaptığı konuşmada birlik ve dayanışma vurgusu yaparak katılımcılara teşekkür etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Genel kurul, divan başkanlığına seçilen Hüseyin Akdemir yönetiminde; bir dakikalık saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ardından Denetim Kurulu ve faaliyet raporları okunarak genel kurulun oylarına sunuldu ve ibra edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ALEVİ KURUMLARI ARASINDA DAYANIŞMA VURGUSU</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Genel kurulda söz alan konuşmacıların ortak temasını, Alevilerin günümüzde karşı karşıya kaldığı sorunlar oluşturdu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Konuşmalarda Alevi kurumlarının dayanışma içinde hareket etmesi gerektiği vurgulandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YENİ YÖNETİM SEÇİLDİ - HERKES MEMNUN</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yapılan oylamada üyeler arasından yönetime girecek isimler ve aldıkları oylar netleşti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hüseyin Süslü 58 oy, Şahin Meral 55 oy, Hatice Sarıbal 54 oy ve İsmail Saçlı 42 oy aldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İsmail Saçlı’nın listeyi delerek yönetime girmesi, genel kurulun dikkat çeken sürprizi oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu süreçte mevcut Başkan Selami Sarıtaş’ın yönetim kuruluna girmesi için destek verdiği isim Hakkı Can oldu. Hakkı Can, yapılan oylamada 34 oy alarak yönetim dışında kaldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>SELAMİ SARITAŞ DENETİM KURULUNA SEÇİLEMEDİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Denetim Kurulu seçimlerinde Ali Kaya 52 oy, Ali Rıza Büyükbaş 49 oy ve Aziz Aslan 37 oy aldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Selami Sarıtaş ise 35 oyda kalarak denetim kurulunda yer alamadı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YENİ BAŞKAN KİM OLACAK?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kartal Cemevi Vakfı'nın yönetim kurulunun toplam 9 kişiden oluşuyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yönetim kurulu üyelerinin 5’i kurucular kurulu arasından, 4’ünün ise üyeler arasından seçimle belirleniyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kuruculardan yönetime giren isimler şunlar: Muharrem Odabaş, Şahin Yergün, Zeynel Yüksel, Mehmet Boy ve Atalay Atilla.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Üyelerin seçtiği isimler ise şöyle: Hatice Sarıbal, İsmail Saçlı, Şahin Meral ve Hüseyin Süslü.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yeni yönetimi oluşturan 9 isim ilk toplantısında görev dağılımı yapacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ŞAHİN MERAL'İN İSMİ ÖNE ÇIKTI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Genel kurul kulislerinde, Kartal Cemevi Vakfı başkanlığı için üzerinde en çok konuşulan ismin Şahin Meral oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Üyeler Meral üzerinde bir uzlaşı sağlanabileceği yönünde görüş ifade ettiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Genel kurul üyelerin görüş ve önerilerini dile getirmesi ile son buldu.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/esma-ersin-gittigi-mactan-skandalla-dondu-2983</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sun, 08 Feb 2026 00:12:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Esma Ersin gittiği maçtan skandalla döndü!</h1>
                        <h2>Galatasaray tutkusunun peşinde İngiltere’ye maç izlemeye giden Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Esma Ersin’in, Londra’daki bir cemevini “kimliğini gizleyerek” ziyaret ettiğinin iddia edilmesi Alevi kamuoyunda büyük tepkiye neden oldu. Ersin’in, kendisini cemevinde bulunan insanlara “Futbol Federasyonu mensubu” olarak tanıttığı iddiası, devletin itibarını sarsan bir skandal olarak nitelendiriliyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/esma-ersin-gittigi-mactan-skandalla-dondu-1770500126.webp">
                        <figcaption>Esma Ersin gittiği maçtan skandalla döndü!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><strong>LONDRA/ANKARA-</strong> Manchester City ve Galatasaray SK 28 Oca 2026&nbsp;tarihinde UEFA Şampiyonlar Ligi&nbsp;için Etihad Stadyumu</span>’nda karşı karşıya geldiler. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Esma Ersin de, Galatasaray tutkusunun peşinde İngiltere’ye maçı izlemeye gitmişti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Koyu Galatasaray taraftarı olan Esma Ersin, İngiltere’ye kadar gitmişken görevi ile ilgili birkaç ziyaret de yapmak istedi. Ancak, “<strong><em>hem ziyaret hem ticaret</em></strong>” olsun derken, Türkiye Cumhuriyeti devletinin itibarını sarsan bir skandala sebep olduğunun farkında dahi değildi!</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><span style="background-color:white">BÜYÜK SKANDALA GİDEN YOL!</span></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><span style="background-color:white"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Ekran%20g%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BCs%C3%BC%202026-02-07%20210452.png" style="height:596px; width:746px" /></span></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Esma Ersin, aynı günlerde maçtan ve Galatasaray tutkusundan söz eden herhangi bir paylaşım yapmazken, <span style="background-color:white">İngiltere’nin en büyük Alevi kuruluşu olan İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi’ni</span> ziyaretini fotoğraflarla birlikte kendi sosyal medya hesabında 30 Ocak günü paylaştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte, Başkan Ersin’in neden olduğu skandal da böylece ortaya çıkmış oldu!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Esma Ersin<span style="background-color:white">, </span>cemevine giderek kendisini ve yanındakileri “<em><strong>Türkiye Futbol Federasyonu’ndan gelen Sivaslı bir Alevi</strong></em>” olarak tanıttığı iddia edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">İAKM resmi hesabından yapılan açıklamada skandal şöyle anlatıldı: “</span><em><strong><span style="background-color:white">30 Ocak tarihinde, Türkiye Futbol Federasyonu’ndan geldiğini söyleyen, kendisini Sivaslı bir Alevi olarak tanıtan bir kişi; yanında üç arkadaşıyla birlikte, Manchester City – Galatasaray maçı vesilesiyle İngiltere’de bulunduğunu belirterek, önceden haber vermeksizin Cemevimize gelmiş ve Cemevimizi gezmek istediklerini ifade etmiştir. Ziyaretin ardından söz konusu kişinin, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Başkanı Esma Ersin olduğu anlaşılmıştır.</span></strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">TFF yönetim kurulu yedek üyesi olan Esma Ersin’in asli görevi olan </span>Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığını hem de bir Alevi kuruluşu ziyaretinde gizlemesinin nedeni anlaşılamazken, devlet itibarına zarar veren bir skandala da sebep olduğu ifade edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><span style="background-color:white">ESMA ERSİN DEVLETİN İTİBARINI ZEDELEDİ Mİ?</span></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Devletin Alevi Bektaşi toplumuna hizmet vermek üzere kurduğu tek teşkilat olan </span>Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı makamını işgal eden bir kişinin, makamını ve kimliğini gizleyerek, yine kendi görev alanındaki bir cemevini ziyaret ettiğinin iddia edilmesi devlet adabına ve çalışma usül ve esaslarına aykırı bir durum ortaya çıkarıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Devlet görevlileri görev alanı ile ilgili çalışmalarda, açık bir tehdit olmadıkça, kimliklerini gizlemesi çalışma usül ve esaslarına aykırı bir durum teşkil eder. Zaten Alevi Bektaşilere hizmet etmek için kurulmuş bir kurumu en üst düzeyde temsil eden birisinin görevini ve kimliğini gizlemesi hayatın doğal akışına aykırı bir durum olmakla birlikte, ziyaretten iki gün sonra kendi sosyal medya hesabından paylaşım yapması ile skandal ortaya çıkıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/D%C4%B0%C4%9EER%20CANLILAR%20DA%20HAYAL%20G%C3%96FEB%C4%B0L%C4%B0R%20M%C4%B0%20(1).png" style="height:760px; width:450px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Konuyu daha da garip kılan durum ise, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Esma Ersin’in rutin bir görev gibi sunduğu ziyaretini kişisel sosyal medya hesabında paylaşması ve daha sonra da bu paylaşımın kurumun resmi sosyal medya hesabından paylaşılması oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Esma Ersin’in yine aynı gün T.C. <span style="background-color:white">Londra Büyükelçisi Osman Koray Ertaş’ı makamında ziyaret</span> etmişti ve bu durum sadece kurum hesaplarında paylaşılmıştı! Hem de neredeyse aynı dakikalar içerisinde!</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><span style="background-color:white">İAKMC’DEN ERSİN’E TEPKİ: HOŞ GELMEDİNİZ!</span></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><span style="background-color:white"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HAeGi1CXkAAf3zT.jpg" style="height:734px; width:800px" /></span></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">“<em><strong>Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, daha önce defalarca Cemevimizi ziyaret etmek için randevu talebinde bulunmuş; ancak bu talepler tarafımızca reddedilmiştir. Bunun üzerine farklı ve kabul edilemez yöntemlere başvurulduğu anlaşılmıştır</strong></em>” ifadelerinin kullanıldığı İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi açıklaması şöyle:</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TURKIYE FUTBOL FEDERASYONUDAN ESMA ERSIN CEMEVINI ZIYARET ETMISTIR..</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, daha önce defalarca Cemevimizi ziyaret etmek için randevu talebinde bulunmuş; ancak bu talepler tarafımızca reddedilmiştir. Bunun üzerine farklı ve kabul edilemez yöntemlere başvurulduğu anlaşılmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">30 Ocak tarihinde, Türkiye Futbol Federasyonu’ndan geldiğini söyleyen, kendisini Sivaslı bir Alevi olarak tanıtan bir kişi; yanında üç arkadaşıyla birlikte, Manchester City – Galatasaray maçı vesilesiyle İngiltere’de bulunduğunu belirterek, önceden haber vermeksizin Cemevimize gelmiş ve Cemevimizi gezmek istediklerini ifade etmiştir. Ziyaretin ardından söz konusu kişinin, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Başkanı Esma Ersin olduğu anlaşılmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Buradan açıkça ilan ediyoruz ki;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Londra’da yaşayan ya da çeşitli nedenlerle Londra’ya gelmiş tüm canlara Cemevimizin kapıları her zaman açıktır. Ancak ırkçı, tekçi ve inkârcı bir devlet anlayışının temsilcisi olarak gelen hiç kimse hosgoru beklemesin…Böyle bir yaklaşıma hoşgörü göstermeyeceğimizi kamuoyuna ilan ediyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir kez daha açık ve net biçimde ifade ediyoruz:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı tanımıyoruz. Bu kurum bizleri temsil etmemektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Diyanet İşleri Başkanlığı ve Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı lağvedilene; eşit yurttaşlık temelinde, laik ve demokratik bir Türkiye mücadelesi sonuç alana kadar mücadelemiz kararlılıkla sürecektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Buradan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Esma Ersin’e açıkça sesleniyoruz:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sizi tanımadık, tanımıyoruz ve tanımayacağız.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hoş gelmediniz, hoş gelmeyeceksiniz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kamuoyuna saygıyla duyurulur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi…</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>SKANDALIN BAŞ AKTÖRÜ ESMA ERSİN’E SORULAR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Esma Ersin’in Galatasaray tutkusunun peşinde İngiltere’ye gitmesi onulmaz bir devlet skandalına neden oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevihaberler.com.tr olarak skandalın aydınlatılması amacıyla Esma Ersin’den cevaplanmasını istediğimiz sorular şunlardır:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">1- İngiltere ziyaretiniz bir görevlendirme kapsamında mı, yoksa Galatasaray tutkunuz “<em><strong>vesilesi</strong></em>” ile mi gerçekleşmiştir?</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">2- İngiltere ziyaretiniz TFF tarafından yapılan görevlendirilme ile mi, yoksa </span>Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı sıfatı ile mi gerçekleşmiştir?</span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">3- TFF’den İngiltere’de bir cemevini ziyaret etmek görevi aldınız mı?</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">4- Ziyaretiniz </span>Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı olarak bir görevlendirme kapsamında gerçekleşti ise, neden kendinizi TFF mensubu olarak tanıttınız?</span></p>

<p><span style="color:#000000">5- TFF veya Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından bir görevlendirme söz konusu değilse, neden bir cemevinde kendinizi devletin size verdiği görevinizle tanıtmayı tercih etmediniz?</span></p>

<p><span style="color:#000000">6- Cemevinde kendinizi asli görevinizle tanıtmadığınız halde, kişisel sosyal medya hesabınızdan ve başkanlığını yürüttüğünüz kurumun sosyal medya hesabından ziyaretinizi neden “<strong><em>resmi bir ziyaret</em></strong>” algısı yaratacak şekilde sundunuz?</span></p>

<p><span style="color:#000000">7- Cemevi ziyaretinde yanınızda bulunan diğer 2 kişinin çektirdiğiniz fotoğraf karesinde yer almayışının sebebi nedir?</span></p>

<p><span style="color:#000000">8- İngiltere seyahatinizin maddi giderleri kim tarafından karşılanmıştır?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Daha önceki başkanların görevleri ile ilgili konularda haksız saldırılara maruz kaldıklarında dahi açıklama yapmalarını hoş karşılamayan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un, temel amacı Alevi Bektaşi toplumuna devlet hizmeti sunmak olan bir kurumun itibarını bu davranışları ile sarsan Esma Ersin’in neden olduğu skandalı nasıl karşılayacağı kamuoyunda merak konusu oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BAŞKANLIĞA KARŞI OLAN KURULUŞLAR ERSİN’E KARŞI DEĞİL Mİ?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu skandal etrafında oluşan bir gariplik de, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığını “<strong><em>devletin Alevileri asimilasyon amacıyla kurduğu</em></strong>”nu iddia ederek, her fırsatta kapatılmasını isteyen çevrelerin sessizliği oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İstiklal Mahkemesi’nde “<em><strong>devlete isyan ve isyana teşvik</strong></em>” suçu sabit görülerek idam edilen Seyit Rıza’yı “<strong><em>çağdaş/modern devlet adamı</em></strong>” olarak tanıtan bir makale yayınladığı ortaya çıkan danışmanını görevden almadığının ve DEM Parti milletvekili Celal Fırat ve DEM Parti’nin Alevi çevrelerinde destekçileri Ercan Geçmez, Cuma Erçe, Seher Yılmaz, Zeynel Abidin Koç ve Mustafa Aslan gibi isimlerle yakın ilişkilerinin altını çizen uzmanlar, aynı çevrelerin Esma Ersin’i “<em><strong>kendilerinden biri gibi</strong></em>” gördüklerini de vurguluyorlar. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu çevrelerin “<strong><em>terörsüz Türkiye</em></strong>” sürecine muhalif açıklamalar yaptıkları ve Tülay Hatimoğulları ile birlikte “<strong><em>Kandil’e yakın bir çizgide</em></strong>” durdukları biliniyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yurtdışından çeşitli mahfiller tarafından desteklenen “<em><strong>Ali’siz Alevilik</strong></em>” kara propagandasını sürdüren bu çevrelerin skandallarla anılan Esma Ersin ismine yönelik sessizliği Alevi Bektaşi kamuoyunda “<em><strong>aralarında gizli bir anlaşma mı var</strong></em>” sorusu üzerinde tartışılmasına da neden oluyor.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kanada-basbakani-carney-turkiye-kuresel-uretimde-ve-savunma-sanayinde-lider-ulke-2982</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Sat, 07 Feb 2026 22:11:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Kanada Başbakanı Carney: Türkiye, küresel üretimde ve savunma sanayinde lider ülke</h1>
                        <h2>Kanada Başbakanı Mark Carney, Türkiye'yi NATO'nun hayati bir ortağı olarak nitelendirdi ve iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin derinleştirilmesi için "muazzam fırsatlar" bulunduğunu vurguladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/kanada-basbakani-carney-turkiye-kuresel-uretimde-ve-savunma-sanayinde-lider-ulke-1770492521.webp">
                        <figcaption>Kanada Başbakanı Carney: Türkiye, küresel üretimde ve savunma sanayinde lider ülke</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Kanada Başbakanı Mark Carney, Türkiye'yi NATO'nun hayati bir ortağı olarak nitelendirdi ve iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin derinleştirilmesi için "muazzam fırsatlar" bulunduğunu vurguladı.Bu açıklamalar, Kanada'nın Türkiye ile stratejik ve ekonomik bağlarını güçlendirme yönündeki yaklaşımını yansıtıyor.</p>

<p>Vaughan kentinde düzenlediği basın toplantısında konuşan Carney, Türkiye'nin NATO içindeki stratejik önemine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Türkiye, NATO'nun hayati bir ortağıdır. Dünyanın çok önemli ve bazen zorlu bir bölgesinde hayati bir ortak konumundadır."</p>

<p>Carney, Kanada ile Türkiye arasında ticaret, ileri üretim, savunma ve nükleer alanlarda işbirliğinin güçlendirilebileceğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p><em>"Bunda birkaç şeyi pekiştireyim. Birincisi, Türkiye NATO'da hayati bir ortak, dünyanın çok önemli ve bazen zorlu bir bölgesinde hayati bir ortak.Ayrıca, muazzam bir fırsat var. Türkiye ile ticari ilişkilerimizi derinleştirmek için bir dizi fırsatımız var; bunlar arasında ileri üretim, savunma işbirliği ve nükleer işbirliği yönleri de dahil.Sadece şu gözlemi yapayım ki, burada olduğumuza göre, Türkiye küresel olarak üretimde lider ülkelerden biri, ileri üretim dahil. Kuşkusuz ortaklık yapabileceğimiz alanlar var."</em></p>

<p>Daha önce New York'ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bu konuları görüştüğünü hatırlatan Carney, görüşmelerin devam edeceğini ve işbirliğinin oldukça geniş bir yelpazeye yayılabileceğini ifade etti.<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://x.com/ConflictTR/status/2019660567984873855">https://x.com/ConflictTR/status/2019660567984873855</a></p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hayal-gucu-sadece-bize-ozgu-degil-2981</link>
            <category>TARİH</category>
            <pubDate>Sat, 07 Feb 2026 20:43:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Hayal gücü sadece bize özgü değil!</h1>
                        <h2>Arkeofili dergisinde yayınlanan bir makaleye göre, ünlü bonobo Kanzi ölmeden önce yapılan son deneyler, hayal gücünün sadece insanlara özgü olmadığını ortaya koyuyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/hayal-gucu-sadece-bize-ozgu-degil-1770486870.webp">
                        <figcaption>Hayal gücü sadece bize özgü değil!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Dünyanın dört bir yanındaki primatologlar için Kanzi bir yıldızdı. İşaret dili ve özel bir klavye ile yıllarca süren eğitimin ardından 44 yaşındaki bonobo, insan sözcüklerine alışılmadık derecede gelişmiş bir kavrayış geliştirmiş. Dolayısıyla Kanzi, insan dışı primatların dil yeteneklerine dair onlarca yıl süren araştırmaların odağı hâline gelmişti. Ancak Christopher Krupenye adlı bilişsel bilimci farklı bir şeyi test etmek istiyordu: Kanzi’nin hayal gücünü.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kanzi’nin Mart 2025’teki ölümünden kısa süre önce, Krupenye ve meslektaşları bonoboyla bir çocuğun çay partisine benzer bir sahneyi canlandırdı; boş bir sürahiden iki boş bardağa sıvı döküyormuş gibi pandomim yaptılar. Bir insan araştırmacı bardaklardan birini aldı, var olmayan sıvıyı tekrar sürahiye döküyormuş gibi yaptı ve “<strong><em>boş</em></strong>” bardağı masaya bıraktı. Ardından Kanzi’yi, içinde hâlâ sıvı bulunan bardağı işaret etmeye teşvik ettiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Zamanın üçte ikisinden fazlasında Kanzi, hayali meyve suyuyla “<strong><em>dolu</em></strong>” bardağı işaret etti: Bu, insan dışındaki primatların hayali nesneleri tasavvur edebildiğine dair ilk deneysel kanıt. Krupenye, “<strong><em>Bu, şimdiye kadar yaptığım en dikkat çekici keşiflerden biri</em></strong>” diyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Krupenye ve meslektaşlarının Science dergisinde bildirdiği bu keşif, hayal gücünün yalnızca insana özgü olmadığını göstermenin yanı sıra, bunun milyonlarca yıl önce, primatların evrimsel geçmişinin daha derinlerinde ortaya çıkmış olabileceğini de düşündürüyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çalışmada yer almayan primatolog Rachna Reddy, “<em><strong>Bunun var olması ve deneysel olarak denetlenmiş bir biçimde test edilmesi inanılmaz heyecan verici. Çünkü bazı kapasitelerin şempanzeler ve bonobolarla ayrışmadan önce bile mevcut olduğunu düşündürüyor</strong></em>” diyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hem esaret altındaki hem de vahşi doğadaki kuyruksuz maymunlar, zaman zaman “<em><strong>alternatif gerçekliklere</strong></em>” göz atmış görünüyor. Bilim insanları anekdot düzeyinde, maymunların bazen “<strong><em>mış gibi</em></strong>” oyun oynadığını; kütükleri yavruymuş gibi kollarında salladığını ya da oyuncaklarla oynama hareketlerini taklit ettiğini rapor etmişti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">On yıllara yayılan araştırmalar, kuyruksuz maymunların ileriye dönük plan yapabildiğini ve diğer bireylerin inançlarını hesaba katabildiğini de gösteriyor. Bu tür düşünme biçimleri, maymunların bilgiyi “<em><strong>şimdiki an</strong></em>”dan koparıp simüle edilen gerçekliklere uygulamasını gerektiriyor. Ancak karizmatik bir bonobo, hayali meyve suyunu işaret etmeye başlayana kadar, bir kuyruksuz maymunun “<em><strong>mış gibi</strong></em>” nesnelerle etkileşime girebildiğine dair tekrarlanabilir bir kanıt yoktu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çalışmanın baş yazarı ve St Andrews Üniversitesi’nde karşılaştırmalı psikolog olan Amalia Bastos, “<strong><em>Kanzi, gitmeden önce bize bulmacanın bir küçük parçasını daha bıraktı</em></strong>” diyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bastos ve Krupenye’nin ekibi, Kanzi’nin on yılı aşkın süre yaşadığı Ape Initiative’ı 2025’te ziyaretleri sırasında bonoboyla üç deney yaptı; ilk olarak da boş sürahi ve bardaklarla “<strong><em>çay partisi</em></strong>” sahnesini uyguladı. Sonuçların sağlamlığını sınamak için araştırmacılar ikinci bir deney daha yaptı; bu kez hayali meyve suyu yerine hayali üzüm kullandılar. Bu sefer Kanzi, hayali meyveleri 45 denemenin 31’inde doğru biçimde “<strong><em>takip etti</em></strong>”. Bu başarı oranı, Kanzi’nin hayali sıvıyla dolu bardağı 50 denemenin 34’ünde doğru takip etmesine benziyordu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kanzi’nin gerçek ile kurgu arasındaki farkı ayırt edip edemediğini test etmek için araştırmacılar ayrıca, bu kez bir bardağın gerçekten meyve suyuyla dolu olduğu, diğer bardağın ise sadece “<strong><em>mış gibi</em></strong>” dolu gösterildiği bir deney de yürüttü. Kanzi, gerçek meyve suyunun bulunduğu bardağı 18 denemenin 14’ünde doğru şekilde belirledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Reddy’ye göre bu bulgular, “<strong><em>sembolik iletişim ve sembolik temsillerin nasıl gerçekleştiğini anlama</em></strong>” açısından son derece etkili olabilir. Ancak araştırmacılar, Kanzi’nin zihinsel imgeleri ile bir çocuğun daha gelişkin biçimde “<em><strong>yoktan</strong></em>” bir oyun senaryosu kurabilmesi arasındaki farkın altını çiziyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bastos, “<strong><em>Kanzi’nin kendisinin rol yaparak oynadığını göstermedik. Sıvıyı döken ve bu hayali şeyleri yaratan o değil; ama ‘mış gibi yapma’yı anladığını gösterdik</em></strong>” diyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çalışmada yer almayan Michael Tomasello da aynı fikirde: “<strong><em>Köpeğinizin mama kabına yiyecek boşaltıyormuş gibi yaparsanız, kabın içine yiyecek girdiğini hayal ettiğinden kim şüphe eder?</em></strong>” diyor. Tomasello, Duke Üniversitesi’nde gelişim psikoloğu. “<em><strong>Ama ‘rol yapma’ başka bir şey. Buna ikna olmam için, Kanzi’nin gerçekten kendisinin bir kaba su döküyormuş gibi yaptığını görmem gerekir.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bastos ve Krupenye’nin bulguları, “<em><strong>mış gibi</strong></em>” nesneler hayal edebilme yetisinin diğer bonobolar ve büyük kuyruksuz maymunlar arasında ne kadar yaygın olabileceği sorusunu da gündeme getiriyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Araştırmacılar, büyük kuyruksuz maymunların zekasına dair daha fazlasını ortaya çıkarmanın, tümünün “<em><strong>tehlike altında</strong></em>” ya da “<em><strong>kritik tehlike altında</strong></em>” sayılması nedeniyle bu primatları koruma konusunda ahlaki aciliyeti de vurguladığını ekliyor. Bastos, “<strong><em>Zengin bir iç zihinsel yaşama sahipler ve belki de onlara gösterdiğimizden daha fazla saygıyı ve daha fazla yardımı hak ediyorlar</em></strong>” diyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ve Kanzi’nin iç dünyasını daha derinlemesine kazıma şansımız olmasa da Bastos, onun mirasının yaşamaya devam edeceğini söylüyor: “<strong><em>Bilimin çehresini değiştirdiğini düşünüyorum.</em></strong>”</span></p>

<p><em><span style="color:#000000"><strong>Makale</strong>: Amalia P. M. Bastos, Christopher Krupenye. (2026).</span>&nbsp;<a href="https://www.science.org/doi/10.1126/science.adz0743" rel="noreferrer noopener" target="_blank">Evidence for representation of pretend objects by Kanzi, a language-trained bonobo.</a>&nbsp;<span style="color:#000000">Science 391, 583-586.</span></em></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/huseyin-aldogan-dededen-hizir-orucunun-2026-tarihi-hakkinda-uyari-2980</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 07 Feb 2026 17:25:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Hüseyin Aldoğan Dede'den Hızır Orucu'nun 2026 tarihi hakkında uyarı</h1>
                        <h2>Sinemilli Ocağı'ndan Hüseyin Aldoğan Dede, Anadolu Aleviliği geleneğine göre Hızır Orucu'nun bu yıl 17-18-19 Şubat 2026 tarihlerinde tutulması gerektiğini açıkladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/huseyin-aldogan-dededen-hizir-orucunun-2026-tarihi-hakkinda-uyari-1770476678.webp">
                        <figcaption>Hüseyin Aldoğan Dede'den Hızır Orucu'nun 2026 tarihi hakkında uyarı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Sinemilli Ocağı'ndan Hüseyin Aldoğan Dede, Anadolu Aleviliği geleneğine göre Hızır Orucu'nun bu yıl 17-18-19 Şubat 2026 tarihlerinde tutulması gerektiğini açıkladı.</p>

<p>Aldoğan Dede yaptığı açıklamada, geleneksel uygulamaya göre Hızır Orucu'nun Şubat ayının 3. Perşembesini cumaya bağlayan akşam cem ile sona erdiğini vurguladı. Bu hesaba göre 2026 yılında Şubat ayının 3. Perşembesi 19 Şubat'a denk geldiğinden, orucun 17 Şubat Salı günü başlayıp 19 Şubat Perşembe günü sona ereceğini belirtti.</p>

<p>Dede, bazı Alevi konfederasyon, federasyon, vakıf ve derneklerin farklı tarihler ilan ederek yanlış takvimler açıkladığını ifade etti. Bu durumu, Anadolu Aleviliğinin tarihî sürecini değiştirme ve "Osmanlı Bektaşi Tarikat anlayışı" ile siyasi manipülasyonlara tabi tutma çabalarının devamı olarak nitelendirdi.<br />
<br />
Hüseyin Aldoğan Dede, tüm Anadolu Alevi dedeleri ve taliplerinin, ocak erkân ehli canların bu konuda hassas ve dikkatli olmasını istedi.</p>

<p>Açıklamasında şu ifadelere yer verdi:</p>

<p><strong>HIZIR ORUCU’NUN 17-18-19 ŞUBAT 2026 TARİHLERİNDE TUTULMASI GEREKİR.</strong></p>

<p>Anadolu Aleviliği geleneğimize göre HIZIR ORUCU, Şubat ayının 3. perşembesini cumaya bağlayan akşamda CEM yapılacak olan cemle oruç sona erer.</p>

<p>Bazı konfederasyon, federasyon, vakıf ve derneklerin HIZIR ORUCU konusunda yanlış takvimler ilan edip Anadolu Aleviliğinin tarihî sürecindeki gün ve kutlamaların tarihini değiştirme gibi bir yanlışa başvurdukları görülmektedir. Bu, günümüzde Anadolu Aleviliğini yeniden “Osmanlı Bektaşi Tarikat Anlayışı” ve diğer siyasi manipülasyonlarla biçimlendirme çabalarının bir devamıdır. Bu konuda daha hassas ve dikkatli olunması gerekir. Tüm Anadolu Alevi dede ve taliplerinin, OCAĞI erkân ehli canların dikkatine sunuyorum.</p>

<p>2026 yılının Şubat ayının 3. perşembesi ayın 19’una denk gelmektedir. Ondan üç gün öncesi de ayın 17’sine denk gelmektedir. Bu durumda HIZIR ORUCU bu sene 17-18-19 Şubat günleri tutulacaktır. Şubatın 17’sinde salı günü başlayıp perşembe günü biter ve perşembeyi cumaya bağlayan akşamda (19 Şubat Perşembeyi Cumaya bağlayan akşam) kurbanlar tığlanıp lokmalar infak edilerek (lokma vermek), CEM olup ibadet yapılacaktır. Bunun dışındaki tarihler yanlıştır. Bu tarihî akışın dışında tutulan Hızır oruçları ve yapılan cemler de Anadolu Alevi geleneğinde yer almamaktadır.</p>

<p>Bu gelenek, Anadolu Aleviliğinin 800 yıllık tarihinde değişmemiştir; bundan sonra da değişmemelidir. Bu gelenek, yaşamları boyunca 80 ila 90 yıl bu geleneği bizzat uygulayarak yaşamış Anadolu Alevi büyüklerinden ve cem ehli dedelerden öğrenilmiş, yaşanan tarihî bir gelenektir.</p>

<p>Hüseyin Aldoğan Dede</p>

<p>Sinemilli Ocağı</p>

<p>7.02.2026/İstanbul<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://www.facebook.com/share/p/1D4tmZSXy5/">https://www.facebook.com/share/p/1D4tmZSXy5/</a></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cumhurbaskani-erdogan-devlet-millet-dayanismasiyla-depremin-actigi-yaralari-beraberce-sardik-2979</link>
            <category>SİYASET</category>
            <pubDate>Sat, 07 Feb 2026 13:36:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Cumhurbaşkanı Erdoğan: Devlet-millet dayanışmasıyla depremin açtığı yaraları beraberce sardık</h1>
                        <h2>Cumhurbaşkanı Erdoğan, 6 Şubat Depremleri Anma ve Yapımı Tamamlanan Yatırımların Toplu Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Devlet-millet dayanışmasının en güzel örneğini sergileyerek depremin açtığı yaraları beraberce sardık. 86 milyon olarak küllerimizden yeniden doğduk” dedi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/cumhurbaskani-erdogan-devlet-millet-dayanismasiyla-depremin-actigi-yaralari-beraberce-sardik-1770460996.webp">
                        <figcaption>Cumhurbaşkanı Erdoğan: Devlet-millet dayanışmasıyla depremin açtığı yaraları beraberce sardık</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan, 6 Şubat Depremleri Anma ve Yapımı Tamamlanan Yatırımların Toplu Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Devlet-millet dayanışmasının en güzel örneğini sergileyerek depremin açtığı yaraları beraberce sardık. 86 milyon olarak küllerimizden yeniden doğduk” dedi.</strong><br />
<br />
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Osmaniye’de “Küllerinden Doğdu Yine, Türkiye’min Gücüne Bak” 6 Şubat Depremleri Anma Programı ve Yapımı Tamamlanan Yatırımların Toplu Açılış Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Konuşmasına Osmaniye'nin ilçelerinden gelenleri selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Aynı şekilde deprem bölgemiz başta olmak üzere buradan 81 ilimizin tamamına, 86 milyon vatandaşımızın her birine gönül ve kültür coğrafyamızdaki tüm dostlarımıza en içten muhabbetlerimi iletiyorum. Cebelibereket Sancağı'nın merkezinde, Kuvayı Millîye ruhunun ete kemiğe büründüğü yerde Çukurova'nın bu bereketli topraklarında sizlerle bir araya gelmekten büyük memnuniyet duyuyorum" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Millet olarak yüreklere kor bir ateş düşüren 6 Şubat depremlerinin üçüncü seneidevriyesinde Osmaniyelilerle bir arada olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, asrın felaketinde ebediyete irtihal eden 53 bin 697 vatandaşın her birine Cenabı Allah’tan rahmet diledi.</p>

<p>Alandakileri deprem şehitleri için Fatiha suresini okumaya davet eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Rabbim deprem şehitlerimizin kabirlerini nur, mekânlarını cennet eylesin. Bizleri de Peygamber Efendimizin, 'Liva-ül Hamd' ismiyle müsemma sancağı altında tüm şehitlerimizle inşallah haşr-u cem eylesin. Aynı gün yaşadığımız iki büyük deprem sebebiyle Rahmet-i Rahman'a kavuşan bu kardeşlerimizi unutmayacak, onların hatıralarını kalbimizde ve zihnimizde daima yaşatacağız. Burada bulunan siz kıymetli kardeşlerime, sizlerin şahsında tüm depremzedelerimize ve milletimizin tamamına bugün bir kez daha sabrı cemil diliyorum. Rabbim böylesi zor imtihanlarla bizleri bir daha yüz yüze getirmesin. Ülkemizi ve milletimizi her türlü felaketten muhafaza buyursun.</p>

<p>Burada şu gerçeği tüm kalbimle, bugün sizlerle paylaşmak isterim: Bizler beşer olarak elbette geçmişe dönemez, zamanı durduramaz, kaybettiğimiz canları ne yazık ki geri getiremeyiz. Evet, zaman pek çok şeyin ilacıdır, şifasıdır, yaralarımızın merhemidir. Ama şurası da bir gerçek ki bazı acıları dindirmeye zaman bile yetmez. 6 Şubat depremlerinde milyonlarca insanımızın kimi anne babasını kimi kardeşini kimi canından çok sevdiği evladını kimi de yoldaşını, hayat arkadaşını kaybetti. Nice kalpler dağlandı, nice hayatlar yarım kaldı, nice canlar bir gecede ahiret yurduna göç eyledi. Tüm bunlar şüphesiz bir milletin tarihi boyunca yaşayacağı en zorlu sınavlardan, hafızasında taşıyacağı en çetin imtihanlardan biridir. Fakat biz metanet, sabır, tevekkül ve dirayet sahibi bir milletiz. Şu anda karşımda bu dirayet sahibi milleti görüyorum. Dirayet sahibi Osmaniye'yi görüyorum."</p>

<p><strong>"BİRBİRİMİZİN YARALARINI SARDIK VE SARACAĞIZ"</strong></p>

<p>Ümitsiz olmayı, yeise kapılmayı yasaklayan bir inancın mensupları olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz Müslümanız. Acımız tabii ki fazla, yaşayacağız, yasımızı tabii ki tutacağız ama geleceğe bakmayı, ne olursa olsun yola devam etmeyi de asla ihmal etmeyeceğiz. Birbirimize destek olduk ve olacağız. Birbirimizin yaralarını sardık ve saracağız. Bizi büyük millet yapan ne kadar kıymet varsa hepsine sıkı sıkıya sarılacak, bunlara sahip çıkacağız" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Alana baktığında tüm bunları başarabilmiş, en karanlık gecelerde hem devletine hem milletine güvenebilmiş, el ele, sırt sırta, yürek yüreğe vererek bu zorlukların üstesinden gelebilmiş bir vakar tablosu, bir umut zaferi gördüğünü vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Bundan da büyük gurur ve bahtiyarlık duyuyorum. Eğilmediğiniz için yıkılmadığınız için umutsuzluk girdabına düşmediğiniz için her birinizi ayrı ayrı tebrik ediyorum. 6 Şubat 2023'te Cumhuriyet tarihimizin en yıkıcı felaketiyle sarsıldık. 11 ilimizde 120 bin kilometrekarelik alanda yaşayan 14 milyon insanımız bu afetten doğrudan etkilendi. 53 bin 697 vatandaşımızı kara toprağın bağrına verdik. 107 bin 213 kardeşimiz ise depremden yaralı olarak kurtuldu. 3,5 milyon vatandaşımızı bölgeden tahliye etmek durumunda kaldık. Deprem bölgesindeki 2 milyon 302 bin binadan yaklaşık 39 bin 555'i afet sırasında yıkıldı. 199 binin üzerinde bina ağır hasar alırken, 36 bin bina ise orta hasarlı hâle geldi. Tarihimizin en büyük felaketlerinden biri olan bu depremlerin ekonomimize doğrudan maliyeti 104 milyar doları, dolaylı maliyeti ise 150 milyar doları buldu."</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülke tarihinde doğal afetlerden kaynaklanan en ağır ekonomik kayba yol açan bu tutarın Türkiye'nin 2023'teki millî gelirinin yüzde 9'una tekabül ettiğine dikkati çekti.</p>

<p>Devlet olarak depremin ilk anından itibaren dakikalar içerisinde harekete geçtiklerini ve 650 bin personeli hızlıca sahaya intikal ettirdiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Bu süreçte bakanlıklarımız, belediyelerimiz, güvenlik kuvvetlerimiz, sivil toplum kuruluşlarımız, hayırseverlerimiz adanmışlık ruhuyla seferber oldu. Hamdolsun sonunda devlet-millet dayanışmasının en güzel örneğini sergileyerek depremin açtığı yaraları beraberce sardık. 86 milyon olarak küllerimizden yeniden doğduk. Türkiye'mizin gücünü tüm dünyaya bir kez daha gösterdik."</p>

<p><strong>“İRADEMİZİ KIRMAYI AMAÇLAYAN TOKSİK SİYASETİNE TESLİM OLMADIK”</strong></p>

<p>Hükûmet olarak vatandaşların hayatını kurtarmaya, onlara yepyeni bir gelecek sunmaya çalışırken, ana muhalefetin başını çektiği bazı çevrelerin depremden siyasi rant devşirmenin hesabını yaptığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Millet ve memleket hayrına ne kadar proje, eser, hizmet ve yatırım varsa hepsine çamur atmayı vazife sayan bu hazımsızlar, bu depremzedelerimizin acılarını menfaate çevirmeye, duygularını istismar etmeye çalıştılar. Deprem turistlerinin atmadıkları iftira, söylemedikleri yalan, yapmadıkları dezenformasyon kalmadı. Çıktılar hep bir ağızdan koro hâlinde 'Devlet vatandaşını yalnız bıraktı.' dediler. 'Arama kurtarma faaliyetleri, yardım çalışmaları oy rengine göre yapılıyor' dediler. 'Bunlar bu evleri bitiremez.' dediler. İşte evler burada. Evler burada. Kardeşlerim, bunların 'bitmez' dediği evler burada. Ne bir işin ucundan tuttular ne de ellerini taşın altına koydular. Maalesef böyle bir mesele bile ne yazık ki bunların gündemine gelmedi. Burada da partizanca davrandılar. Peki, sonuçta ne oldu? Hepsinin hevesi kursaklarında kaldı. İktidarımızın ve ittifakımızın enkaz altında kalmasını bekleyenler büyük bir hayal kırıklığına uğradı. Bunların bizleri yıldırmayı, bizim irademizi kırmayı amaçlayan toksik siyasetine teslim olmadık. 'Allah'ın izniyle biz bu işin altından kalkarız.' dedik ve hemen işe koyulduk. Sadece 3 yıl gibi kısa sürede şehirlerimizi yeniden imar ve ihya ettik. İttifak ve iktidar olarak sizlere verdiğimiz sözleri yerine getirdik."</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugüne kadar 433 bin 667'si konut, 21 bin 690'ı iş yeri olmak üzere toplam 455 bin 357 bağımsız bölümün inşasını tamamladıklarını belirterek, "27 Aralık'ta Hatay'ımızda 455 bininci afet konutumuzun anahtarlarını hak sahibi kardeşlerimize gönül huzuruyla teslim ettik. İlk günden itibaren bize inanan, güvenen ve samimiyetle destek olan tüm vatandaşlarımıza sizlerin şahsında canı gönülden teşekkür ediyorum. Bu aziz millete layıkıyla hizmet etmeyi, bu aziz milletin hizmetkârı olmayı şahsıma nasip eden Rabbime sonsuz hamdüsenalar olsun diyorum" dedi.</p>

<p><strong>“SİZ İNKÂR ETSENİZ DE MİLLETİM NE YAPTIĞIMIZI ÇOK İYİ BİLİYOR”</strong></p>

<p>Anma yıl dönümlerinin siyasi polemik yapma, birilerine laf yetiştirme günleri olmadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: "Bugünler hem acımızı paylaşma hem kayıplarımızı özlemle yad etme hem de milletçe kenetlenmemizi güçlendirme dönemleridir. Ne yazık ki ana muhalefet başındaki zat, dört gündür akla, vicdana, ahlaka sığmayan çirkin bir üslupla bizi hedef alıyor. Laf ola beri gele misali boş atıp, dolu tutturmanın derdinde. Oysa bir siyasetçi eserleriyle konuşur. Varsa bir eserin, icraatın, projen çıkar millete anlatırsın. Ama eserin yoksa CHP Genel Başkanı gibi sadece polemik yaparsın. Ona buna sataşarak günü kurtarmaya çalışırsın. Hatasını kabul etse, belki biraz mahcup olsa, biraz kendini düzeltse biz de acemiliğine verir, bir yere kadar anlayışla karşılarız. Fakat bunda o erdem de yok. Öyle ya, madem bir işin ucundan tutmuyorsun bari hizmet edene engel olma. Madem Türkiye'ye hiçbir faydan yok bari faydası olana engel çıkartma."</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: "Üç yıl boyunca sürekli eleştirdiniz, sürekli çamur attınız. Bari bugün 455 bin konutu teslim eden devletine bir teşekkür et. Ortadaki başarıyı gör. Verilen emekleri, dökülen terleri kuru bir cümleyle de olsa takdir et. Gözü var, görmüyor. Kulağı var, duymuyor. Dili var, hakkı konuşmuyor. İhtirasları boylarını aşan bu kifayetsizlere sadece şunu hatırlatmak isterim. Ters çevirmekle kuyudan minare olmaz. Hakikat güneşi balçıkla sıvanmaz. Sizin de yalanlarınız, çarpıtmalarınız hakikatin yerini alamaz. Siz inkâr etseniz de milletim bizim ne yaptığımızı çok iyi biliyor. İşte eserler ortada. Konutlar ortada. Biz eserlerimizle konuşuyoruz. 6 Şubat 2023'ten beri 11 ilimizi ayağa kaldırmak için nasıl çırpındığımızın en yakın şahidi, işte bu meydandaki kardeşlerimdir."</p>

<p>Deprem bölgesi için neler yapıldığını genel hatlarıyla ifade etmekte fayda gördüğünü belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Depremin yol açtığı kayıp ve zararların telafisi için bugüne kadar toplam 3,6 trilyon lira yani 90 milyar dolar civarında kaynak kullandık. Hasarların onarılması ve şehirlerimizin depreme karşı daha dirençli hâle getirilmesi için 2026 yılı bütçemizde 653 milyar lira ödenek ayırdık" bilgisini paylaştı.</p>

<p>"Afet bölgesindeki evlatlarımızın eğitimi üzerinde durduğumuz konuların başında yer alıyor" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgedeki 119 bin 200 dersliğin 9 bin 800'ünün kullanılamaz duruma geldiğini, 14 bin 310 derslik inşa edildiğini, 2 bin 965 dersliğin güçlendirme çalışmalarını bitirdiklerini, toplam derslik sayısını 126 bin 675'e çıkardıklarını anlattı.</p>

<p><strong>"DEPREM İLLERİNDE 14 BİN 400 YATAK KAPASİTELİ 15 YENİ YURT PROJESİ YÜRÜTÜYORUZ"</strong></p>

<p>Deprem illerindeki gençlerin barınma ihtiyaçlarını karşılamak üzere 14 bin 400 yatak kapasiteli 15 yeni yurt projesi yürüttüklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti: "Şuraya özellikle dikkatinizi çekiyorum, sağlık altyapısında meydana gelen hasarın telafisi için 123 milyar liralık yatırım gerçekleştirdik. Toplamda 5 bin 864 yatak kapasiteli 36 devlet hastanesini bitirdik. İbadethanelerimizi ihya ettik. Kütüphanelerimizi ayağa kaldırdık. Kültür varlıklarımızı, tarihi yapılarımızı ve müzelerimizi onardık. Adalet ve emniyet hizmetlerinin hiçbir aksaklığa mahal verilmeden devam ettirilmesi için gerekli tüm adımları attık. Deprem bölgemizde 203 bin metrekare büyüklüğünde üç adalet binası ve bir ceza infaz kurumu inşa ederek hizmete açtık. Toplam 224 bin metrekarelik dokuz adalet binası ile bir ceza infaz kurumunun yapımını da yakında tamamlıyoruz."</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, 60 emniyet binasının inşa ve onarımı ile Jandarma'ya ait 29 hizmet binasının yapımını ve 143 binanın güçlendirme işlemlerini tamamladıklarını, 10 adet hizmet binasının yapımının ise sürdüğünü söyledi.</p>

<p><strong>"ESNAFIMIZIN, SANAYİCİMİZİN, ÇİFTÇİMİZİN, ÜRETİCİMİZİN HEP YANINDA OLDUK"</strong></p>

<p>Depremden etkilenen 11 ildeki huzurevleri, çocuk evleri ve sosyal hizmet merkezleri gibi hizmet binalarını da yeniden ihya ettiklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Esnafımızın, sanayicimizin, çiftçimizin, üreticimizin hep yanında olduk. Mücbir sebep hâllerini 2025 yılı sonuna kadar uzattık. Prim borçlarını erteledik ve bu borçların 31 Mart 2026'ya kadar yapılandırılmasının önünü açtık" diye konuştu.</p>

<p>Hizmetlerin aksamadan yürütülmesi için yerel yönetimlere ciddi miktarda nakdi yardımda bulunduklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Böylelikle yol, su, elektrik gibi temel ihtiyaçlarla birlikte eğitim ve sağlık gibi ana hizmetlerin de karşılandığı yaşam alanları oluşturduk" dedi.</p>

<p>İçme suyu ve atık su altyapılarının hızla tesis edilmesi amacıyla 11 deprem ilinde 8 bin kilometre uzunluğunda boru hattı inşa ettiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Su ve sulama alanında devam eden yatırımlarımız bittiğinde 110 milyar liralık bir rakamı bölgemiz için kullanmış olacağız" ifadesini kullandı.</p>

<p>Ulaşım yatırımları için harcanan tutarın 80 milyar lirayı bulduğunu açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında şu bilgileri de paylaştı: "Yeni yerleşim alanlarının ulaşımı için 294 kilometrelik bağlantı ve imar yolu yaptık. Enerji ve madencilik sektörlerindeki zararları önemli ölçüde telafi ettik. Depremde zarar gören demiryolu hatlarının onarımını gerçekleştirdik. Hatay ve Malatya havalimanlarını onararak sivil uçuşları açtık. Her iki havalimanımız da inşallah yıl sonuna kadar tam kapasite hizmet vermeye başlayacak. Madenli Yat Limanı ve Su Sporları Merkezi'nin yapımını da bu sene bitireceğiz. Deprem bölgemizdeki haberleşme altyapımızı da hızla yenileyerek daha güçlü bir seviyeye taşıdık. 6 Şubat öncesinde 58 bin kilometre olan fiber uzunluğumuz, bugün 80 bin kilometreye ulaştı. Yaklaşık 5 bin 300 adet kalıcı baz istasyonu kurduk. Sanayi yatırımlarımızı da süratle hayata geçiriyoruz. Daha burada saymaya kalksak saatlerimizi alacak nice yatırımı, desteği depremden etkilenen şehirlerimizin emrine verdik."</p>

<p><strong>"KARDEŞLİKLE, DAYANIŞMAYLA, PAYLAŞMAYLA BAŞARDIK"</strong></p>

<p>Alanda, deprem bölgesinde son üç yılda yapılanları anlatan videonun gösterilmesinin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bütün bunları kardeşlikle, dayanışmayla, paylaşmayla başardık. İnşallah omuz omuza verip çok daha fazlasını yine sizlerle birlikte başaracağız" dedi.</p>

<p>Depremden sonra Osmaniye'de pek çok faaliyet yürüttüklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Depremde zarar gören okullarımızın imarından, Korkut Ata Üniversitemizin bakım ve onarım çalışmalarına, sağlıktan ulaştırma ve tarım alanındaki ihtiyaçların giderilmesine kadar her sıkıntısında şehrimizin yanında olduk" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Bugün konut, köy evi ve iş yeri olmak üzere inşası tamamlanan 12 bin 557 bağımsız bölümün resmi açılışını gerçekleştirdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, ayrıca 67 bin 813 metrekare büyüklüğündeki millet bahçesi ile diğer yatırımları vatandaşların hizmetine verdiklerini söyledi.</p>

<p>Toplam yatırım tutarı 74 milyar 961 milyon lira olan 116 kalem yatırımın Osmaniye'ye hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, yatırımlarda emeği geçenleri tebrik etti.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sizlere şunun da müjdesini vermek istiyorum; 'Ev Sahibi Türkiye' sloganı ile başlattığımız 500 bin sosyal konut projesinde Osmaniye'mize 2 bin 990 konut tahsis ettik. Deprem konutlarımız gibi sosyal konutlarımızı da söz verdiğimiz vakitte inşallah sizlere teslim edeceğiz. Şundan emin olunuz, size ve milletimize asla hayal kırıklığı yaşatmayacak, şahsımıza ve ittifakımıza olan teveccühünüzü asla boşa çıkarmayacağız" diye konuştu.</p>

<p>Asrın felaketinde hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Anma programımıza teşrif eden her bir kardeşime, başta Sayın Devlet Bahçeli olmak üzere diğer genel başkanlarımıza da tüm misafirlerimize şükranlarımı sunuyorum” dedi.</p>

<p><strong>DEPREMZEDE SOLAK AİLESİNİ ZİYARET ETTİ</strong></p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Osmaniye ziyareti kapsamında Adnan Menderes Mahallesi Metin Tamer Sitesi'nde depremzede Hidayet Solak ve ailesinin yeni evine konuk oldu.</p>

<p>Solak ailesinin fertleriyle bir süre sohbet eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, aileyle hatıra fotoğrafı çektirdi.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan'a ziyaretinde, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ve Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı da eşlik etti.<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/163959/-devlet-millet-dayanismasiyla-depremin-actigi-yaralari-beraberce-sardik-">https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/163959/-devlet-millet-dayanismasiyla-depremin-actigi-yaralari-beraberce-sardik-</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/istanbul-horasan-erenleri-cemevi-dernegi-baskani-ali-riza-ozkan-yaralari-sariyoruz-2978</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 06 Feb 2026 21:51:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>İstanbul Horasan Erenleri Cemevi Derneği Başkanı Ali Rıza Özkan: Yaraları sarıyoruz</h1>
                        <h2>6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş merkezli meydana gelen ve Türkiye tarihinin en büyük yıkımlarından birine yol açan depremlerde, resmi verilere göre 53 bin 537 vatandaşımız hayatını kaybetmiş, 107 bin 213 kişi ise yaralanmıştı. İstanbul Horasan Erenleri Cemevi Derneği Başkanı Ali Rıza Özkan, felaketin yıl dönümünde bir mesaj yayımladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/istanbul-horasan-erenleri-cemevi-dernegi-baskani-ali-riza-ozkan-yaralari-sariyoruz-1770404319.webp">
                        <figcaption>İstanbul Horasan Erenleri Cemevi Derneği Başkanı Ali Rıza Özkan: Yaraları sarıyoruz</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş merkezli meydana gelen ve Türkiye tarihinin en büyük yıkımlarından birine yol açan depremlerde, resmi verilere göre 53 bin 537 vatandaşımız hayatını kaybetmiş, 107 bin 213 kişi ise yaralanmıştı. İstanbul Horasan Erenleri Cemevi Derneği Başkanı Ali Rıza Özkan, felaketin yıl dönümünde bir mesaj yayımladı.&nbsp;Özkan, Türk milletinin dayanışma ruhu ve yeniden ayağa kalkma gücüne vurgu yaparak, yaraların sarılmaya devam ettiğini belirtti.</p>

<p>İstanbul Horasan Erenleri Cemevi Derneği Başkanı Ali Rıza Özkan, felaketin yıl dönümünde yayımladığı mesajda şu ifadelere yer verdi:</p>

<p><strong>“YARALARI SARIYORUZ &nbsp;</strong><br />
<br />
6.02.2023’te, 120 bin km²'de 11 il, 124 ilçe, 6 bin 929 köy ve mahalle ağır yıkıma uğradı. &nbsp;</p>

<p>3 Hollanda, 3 İsviçre, 4 Belçika, 3 Danimarka büyüklüğünde bir alanda 14 milyon yurttaşımız mağdur oldu, &nbsp;</p>

<p>53 bin 537 canımızı yitirdik, &nbsp;</p>

<p>107 bin 213 vatandaşımız yaralandı.</p>

<p>Türk milleti düştüğü yerden ferasetle, sabırla, dayanışma ve inançla yeniden ve daha güçlü ayağa kalkmayı bilen bir millettir.</p>

<p>Deprem mağduru vatandaşlarımıza selamet, ölmüşlerimize rahmet diliyorum.”</p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turkoguz-kilicgedik-yazdi-dort-kapi-ogretisi-ders-8-hakikat-kapi-on-makami-ve-ogretisi-2977</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 06 Feb 2026 21:28:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Türkoğuz Kılıçgedik yazdı: Dört Kapı Öğretisi Ders 8-Hakikat Kapı On Makamı ve Öğretisi</h1>
                        <h2>Alevi-Bektaşi geleneğinin temel taşlarından biri olan Dört Kapı Öğretisi, ruhun ilahi kökenini ve insandaki tecellisini ele alan derin bir felsefi yapı sunuyor. Araştırmacı yazar Türkoğuz Kılıçgedik'in kaleme aldığı yazı, özellikle Hakikat Kapısı ve bu kapının "On Makamı"nı mercek altına alarak, ruhun Hakk'ın özünden geldiğini ve Ahiret âlemiyle bağlantısını vurguluyor. Kılıçgedik, bu öğretinin insanı egosundan arındırarak ilahi birliğe yönelttiğini belirtti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/turkoguz-kilicgedik-yazdi-dort-kapi-ogretisi-ders-8-hakikat-kapi-on-makami-ve-ogretisi-1770402789.webp">
                        <figcaption>Türkoğuz Kılıçgedik yazdı: Dört Kapı Öğretisi Ders 8-Hakikat Kapı On Makamı ve Öğretisi</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>Alevi-Bektaşi geleneğinin temel taşlarından biri olan Dört Kapı Öğretisi, ruhun ilahi kökenini ve insandaki tecellisini ele alan derin bir felsefi yapı sunuyor. Araştırmacı yazar Türkoğuz Kılıçgedik'in kaleme aldığı yazı, özellikle Hakikat Kapısı ve bu kapının "On Makamı"nı mercek altına alarak, ruhun Hakk'ın özünden geldiğini ve Ahiret âlemiyle bağlantısını vurguluyor. Kılıçgedik, bu öğretinin insanı egosundan arındırarak ilahi birliğe yönelttiğini belirtti.<br />
<br />
Türkoğuz Kılıçgedik'in makalesi şöyle:<br />
<br />
DÖRT KAPI ÖĞRETİSİ<br />
Ders; 8.<br />
Konu; Hakikat Kapı On Makamı ve öğretisi</strong></p>

<p>Hakikat Kapı öğretisi insana can veren ruhun, Hakk’ın özünden ve Ahiret âlemin öğretisinden gelmesi ile ilgili insandaki tecellisine yöneliktir. Ruh Hakk’a ait Ahiretlik bir varlıktır. Geçici bir hayat diliminde insan bedenine girip insana can vererek dünya sınavından geçip insan bedenini yaşatır. Ruh-can, insan öldüğünde dünyada insan bedeninde edindiği deneyim ve amelleriyle beraber Ahiret âlemine çekilir.</p>

<p>Söz konusu olan ruh, insanın atası olan Âdem yaratılırken Hak kendi nefesinden Âdem’e verdiği can ile tanımlanıp açıklanmış. Âdem’in sırtında veya sulplerinden yaratılan ruhlardan da çokça söz edilir. Araf Suresinin 172. ve 173 Ayetleri bu konuya işaret ederek Âdem’in yaratılması sonrasına işaret eder. Ancak Hakikat Kapı öğretisi Âdem sırtından yaratılan ruhları temel almayıp Hak tarafından Âdeme aktarılan ruh-can ile ilgili devamlılığı temel alır. Çünkü Hakikat Kapı öğretisi Hakk’ın insandaki varlığını ve insanda ruh olarak tecelli olmasıyla ilgilidir. Ancak insan bedeninden yaratılan ruhlardan böyle bir tecellinin gerçekleşmesi mümkün değildir.</p>

<p>Hakk’ın kendisinden Âdem’e aktardığı ruh, Âdem yaratılmadan çok daha önce Hakk’ın kendi nurundan yaratığı Muhammed Ali nuru ile de ilişkilendirilmiştir. Bu nur Âdem’den diğer peygamberlere geçerek Hz. Muhammed ve Hz. Ali’de tecelli olmaya devam etmiştir. Alevi-Bektaşi yazılı tarih kaynaklarına göre bu nur “Güruhu Naci” olarak bilinen Aleviliğe geçmiştir.<br />
<br />
Dolayısıyla Hakikat Kapı öğretisi ve ilgili “On Makam” Hakk’ın kendi öz varlığı ve kendi öz varlığından Âdem’e (insana) yüklediği ruh veya nurun insandaki tecellisini açıklayan bir öğretidir. Bu öğretinin verdiği eğitim ve bu yola elde edilen donanımla Hakk’a ait insandaki ruh veya nur insanda tecelli olur. Bu ruh veya nur insanda tecelli olmadıkça Hakk’a ve ilgili hakikate erişilmediği gibi Hakikat Kapı öğretisi de kendi gerçek amacına erişmez.</p>

<p><strong>Hakikat Kapı On Makamı</strong><br />
Bu içsel süreç, on temel aşama (derece) aracılığıyla somutlaşır. Her aşama, bireyin egosunu disipline etmesini ve ilahi bir bakış açısı benimsemesini sağlayan bir evreyi temsil eder.</p>

<p><strong>Makam: Toprak Olmak</strong><br />
Topak olmak ilkesi daha çok “ölmeden önce ölmek” tabiri için kullanılmıştır. Yani beden öldüğünde bedenle ilgili dünyevi istekler olan nefs ve ilgili kötü arzularda ölerek insanın bu bedensel yapısı toprak haline girmiş olur. Ölüp toprak olan insan bedeni toprak gibi sade, temiz ve öz bir yapıya kavuşur. Böylece insanda sonsuz olan Hakk’a ait ve Ahiretlik olan ruh veya nur ölmeden önce ölmüş ve toprak konumuna gelmiş bedende açığa çıkıp tecelli olur.</p>

<p>Nasıl ki sütün özünde yağ ve ayran olduğu halde bu süt haliyle anlaşılmaz. Ancak süt yayıldıktan sora farklı bir özeliğe dönüşüp süt yerine yağ ve ayran ortaya çıkıyorsa insanda ki hak ve ilgili ruh da insan bedeni sağ iken anlaşılmaz ancak insan bedeni öldükten sonra kendi gerçek özü olan Hak, ruh ve ilgili Ahiret gerçeğiyle ortaya çıkar.</p>

<p>Diğer bir deyişle bedensel arzular ölmüşse bedende ölmüş oluyor. Dolayısıyla ölen bir bedenin nefsi arzuları olmaz. Kibir, kin, nefret, bencilik gibi Hak ve ilgili ruhu perdeleyen tüm kötü alışkanlıkları yok olur. Tüm bu bedensel ve dünyevi oluşum ölüp toprak olduğunda insan Ahiret âleminde ruh varlığıyla yaşamaya başlar. Ölmeden önce ölerek Ahiret âlemden dünyaya daha sağlıklı bir gözlemle bakar. Aşırı dünyevi isteklerden arınıp saflaşan özüne kavuşarak Hak ve ilgili ruh-nur özüne uygun olan Ahiretin sonsuzluğunda söz, davranış ve eylem içinde olmaya devam eder.</p>

<p>Aynı şekilde insan ölmeden önce öldüğünde insan bedeni toprak konumunda hizmet verir. Doğal olan bu özle sonsuz bir dönüşüm, üretim, gelişim ve hizmet amacı içine girer. Dünyevi yaşam ile ilgili bedensel korku ve endişeler yok olup bunların yerine toprağın asil varlığı ile cesaret ve azim içinde hareket edilir.</p>

<p><strong>Makam: Kimsenin Ayıbını Görmemek</strong><br />
Her kapı içinde on ilkenin ilk ilkesi çok büyük bir anlam ve bu anlama göre de sağlam bir temel teşkil etmektedir. Sonrası gelen ilkeler ise bu temel üzerinden yükselir. Hakikat Kapı ilk ilkesi toprak tanımı içinde aslında çok fazla anlam içermekte olup diğer ilkelere de bu anlam üzerinden yüklemeler yapar.</p>

<p>Özünde toprak ve ruh olan veya öldüğünde toprak ve ruha dönüşen insan kendi bu öz varlığıyla yaşama baktığında dünyada ayıp olanı kendi toprak ve ruh özeliğiyle gözlemleyip bu gözleme göre değerlendirir. Dolayısıyla böyle bir bakış açısında olan kişinin toprak özeliği ayıbı örter, ruh ise ruh aleminde olduğu için dünyevi olan ayıp onun için hiçbir şey ifade etmez. Dolayısıyla "kimsenin ayıbı görülmemiş" olur. Böyle bir bakış ve davranış hali Hakikat Kapı ehlinden olan Velilerin nasıl bir kişiliğe sahip olduğunu da açıklamış oluyor.</p>

<p><strong>Makam: Yetmiş İki Milleti Bir Görmek</strong><br />
Dört Kapı öğretisi içinde yetişmiş kişi bu öğretiye göre ve en son Hakikat Kapı öğretisine göre geniş kapsamlı birçok ilke ile görev ve sorumluluk edinerek bu amaçlı söz, davranış ve eylem içinde olur. Bu ilkelerden biride “Yetmiş iki milleti bir görme” ilkesidir. Hakikat Kapı öğretisi Hakk’ın gözü, gözlemi ve gönlüyle evreni, doğayı, canlıları ve insanları değerlendiriyor. Hak, yetmiş iki milleti bir gördüğü için Hakikat Kapının bu makamına gelmiş kişide Hakk’ın gözü, gözlemi ve gönlüyle insanlara bakarak tüm insanları bir görmek durumundadır. Çünkü Hakikat Kapı öğretisi insan bakış açısından tamamen farklı olarak Hakk’ı temsil eden bir bakış açısına sahip bir öğretidir.</p>

<p><strong>Makam: Yapabileceğin Hiçbir İyiliği Esirgememek</strong><br />
Hakikat Kapı ilkelerin tamamı Hakk’ın dünyevi oluşuma zahir ve batın olarak bakışın ve insanın bu bakış açısıyla hizmet etme iradesinin açıklamasıdır. Çünkü Hak hiçbir karşılık beklemeden yapabileceği tüm iyiliği insanlardan ve canlılardan esirgememiştir. Dolayısıyla Hakikat Kapısına ulaşmış kişi Hz. Ali gibi Hakk’ın Velisi veya Velayetini bir görev ve sorumluluk olarak alıp bu görevi Hakk’ın Velisi olarak laikiyle yerine getirmekle mükelleftir.<br />
Bu görevlerden biri olan “her türlü iyilik” hiçbir çıkar gözetmeksizin hiçbir karşılık beklemeden aksine kendisine zarar getireceği halde elinden geldikçe her türlü iyiliği, yardımı yapma duygusu içinde hareket edip bu amaçlı söz, davranış ve eylem içinde olmak gerekir.</p>

<p><strong>Makam: Allah’ın Her Yarattığını Sevmek, Güven Vermek</strong><br />
Hak her bir yaratığını özene bezene severek yaratmış ve güven içinde yaşaması için onlara her türlü imkânı sağlamıştır. Dört Kapı öğretisini alıp Hakikat Kapısına yükselmiş Hz. Muhammed, Hz. Ali ve benzeri sayısızca insan Hakk’ın her yarattığını sevmesi ve güven vermesi için diğer ilkelerde olduğu gibi bu ilke ile şart koşmuştur.</p>

<p>Dört Kapı öğretisi bin yıllar önce kurumsallaştığı halde halen günceliğini koruyup insanlara ve doğaya hizmet etmeyi temel esas olarak sayıyorsa bu da bu öğretinin güven veren gerçeğini ortaya koyar.</p>

<p>Alevi-Bektaşi yol Arifleri bu kapsayıcı güveni şu şekilde özerler. “Hak’la "sadakat" ile halkla "insaf" ile büyüklerle "hürmet" ile düşkünlerle (küçükler) "şefkat" ile düşmanlarla "yumuşaklık" ile dostlarla "vefa" ile nefsinle "kahr" ile dervişlerle "cömertlik" ile âlimlerle "alçakgönüllülük" ile cahillerle "susmak" ile doğayla “özveri” ile güven bulursun.”</p>

<p><strong>Makam: Allah Yolunda İtibar Görmek</strong><br />
Hakikat Kapısına yükselmiş kişi Hakk’ın Velisi olduğu için söylediği her söz, yaptığı her davranış ve ortaya koyduğu her eylem Hak adına ve Hak yolundadır. Bu amaçla Hak yolunda elde edinilen itibar, Hakk’a olan itibarı yüceltir. Günümüzde Hak yolunda görünüp itibarsız söz, davranış ve eylem içinde olanlar Hakk’ın insana verdiği itibarı olumsuz olarak etkilemesine sebebiyet vermiştir. Bu gibi insanlar ile Dört Kapı öğretisi ile Hakikat Kapısına yükselmiş ve Hak yolunda itibar sağlayanların itibarı aynı şey değildir. Bu nedenle Hakikat Kapı öğretisi her kesin ulaşamadığı en üst seviyede bir öğreti olduğu için diğer öğretilerle kesin olarak karıştırılmaması gerekir.</p>

<p><strong>Makam: Birliğe Yönelmek Ve Yöneltmek</strong><br />
Hak tarafından Hz. Ali’ye verilen Velayet ve ilgili Dört Kapı öğretisinin en temel özeliği özelikle İslam içinde bu birliği sağlama amaçlıdır. Velayet öğretisi olan Dört Kapı içindeki kademeli toplumsal entegrasyon daha çok bu birlikteliği oluşturmak için kurulmuştur. Ancak üç beş kişilik şura ile başlatılan halifelik bu birliği tamamen ortadan kaldırmıştır.</p>

<p>Dört Kapı öğretisi dört kademeli entegrasyonla tarih boyunca sürekli bu birlikteliğe açık bir yol izlemiştir. Dört Kapı öğreti ehli olan her kişi özelikle Hakikat Kapı kademesinde bu birliğe hizmet etmek için bu ilkeyi temel esas almış. Hakikat Kapı öğreti ehlinden olan her kişi Hakk’ı bir görüp insan, canlı ve tüm evreni Hakk’ın bu birliği içinde tanımlar. Bu birliğin genel yapısı Yaratan ve Yaratılış olarak özetlenmiş.</p>

<p><strong>Makam: Gerçeği Gizlememek</strong><br />
Şeriat Kapı dışında Dört Kapı öğretisi batın olduğu halde zahir olarak verdiği bilgi zahir ve batın bilginin harmanladığı içerikte birçok gerçeği açıklamaktadır. Diğer birçok din, inanç ve öğretiden farklı olan bu ilim sağlam temeller ve doğru ilkeler üzerinden yapılanmıştır. Dört Kapının ehli olan Arifler ve Veliler bu temel öğreti ve ilkelerin içeriğini Velayet öğretisi içinde değerlendirip beli bir toplumsal ve sosyal entegrasyon ve kademe ile amacına uygun açıklaması bu öğretinin gizli ve sır kalmasından çok daha iyidir.</p>

<p>Hz. Ali’ye verilen Velayetin öğretisi olan Dört Kapı öğretisi, sistemi ve ilgili Kırk Makam tarih içinde art niyetli, istismarcı ve ehli olmayan başkaların eline geçmemesi için Velayet sahipleri tarafından daha çok Alevilik-Bektaşilik içinde sır olarak korunmuştur. Günümüzde Alevilik-Bektaşilik herkese açık hale geldiği için bu sırrın birçok yönü ehli olmayan ve art niyet besleyen kesimler tarafından kötü amaçlı istismar edilmeye çalışılıyor.</p>

<p>Bu sebeple Velayet öğretisi olan bu gerçekler, "sır olmaktan ve gizlemekten” çıkıp ehli olan Arifler ve Veliler tarafından zahir ve batın gerçeği gözetilerek “Velayet, Dört Kapı, Kırk Makam ve Alevilik-Bektaşilik” öğretisi ve sistemine göre detaylıca açıklanması gerekir. Bu durum “gerçeği gizlememek” ilkesiyle uyumlu olmakla beraber bu ilkenin Hakikat Kapı öğretisi içinde olması nedeniyle Velayet, Dört Kapı, Hakikat Kapısı, Alevilik-Bektaşilik hakkında tam olarak ehil olan kişi veya kişiler tarafından açıklanmasını da zorunlu yapar.<br />
Dört Kapının zahir ve batın ilmine sahip olmayan kişiler tarafından Dört Kapı öğretisi açıklandığında bu öğreti tüm batın içeriğini ve kapsamlı öğreti olma özeliğini tamamen kaybederek sıradan hale gelir.</p>

<p><strong>Makam: İlahi Sır Ve Manayı Bilmek</strong><br />
Zahir ve batın karışımı içinde bilgi veren, ya da batını daha çok zahir bir dile açıklanmasını sağlayan Dört Kapı öğretisi başta Hz. Ali’ye verilen Velayet ve Doksan Bin Söz artı Otuz Bin Söz olarak tabir edilen Kur’an ve tüm öğretisi aslında kendi içinde büyük bir sır ve manaya sahiptir. Zahir (dünyevi) ve batın (Ahiretlik) olan bu sır ve manaya tarih içinde çok az kişi ulaşmıştır. Günümüzde ve gelecekte ise Dört Kapı öğretisi yaygınlaşmadığı için bu sır ve manaya ulaşanların sayısı daha da azalmaktadır.</p>

<p>Dört Kapı öğretisinden yayılan ve büyüyen bilgi Alevilik-Bektaşiliğin kendi içindeki inanç, kültür, sosyal yapı içinde, Alevi-Bektaşi yazılı tarih kaynakları olan Buyruk, Makalat, Vilayetneme, Menkıbname, Cönkler, Rutuvvetname, Erkaname, Şecereler, İcazetname, Alevi-Bektaşi Ozanların şiirleri gibi birçok yazılı kaynakta çok karışık ve dağınık olarak açıklanmaya çalışılmıştır. Tüm bu çalışmaları derli toplu ve kapsamlı hale getiren ve birleştiren tek öğreti ve ilgili bilgi Dört Kapı içinde özetlenmiştir.</p>

<p>Dolayısıyla Hz. Ali’ye verilen Velayetin öğretisi ve sistemi olan Dört Kapı bütün bu bilgiyi ve ilgili inanç, kültür, sosyal yapıyı dört kademeli entegrasyonla birbirine bağlı olarak ayırıp bir düzene koyarak “İlahi sır ve mananın bilinmesini” sağlıyor. Velayet ve ilgili Dört Kapı öğretisi ve sistemi içinde olan düzenli olan bu yol izlenmedikçe “İlahi sır ve mananın” hem zahir hem de batın içerikte bilinmesi mümkün değildir.</p>

<p><strong>Makam; İlahi Varlığa Ulaşmak</strong><br />
İlahi varlığa ulaşmak için Dört Kapının her kademesi içinde yer alan öğreti, ilim, inanç, ilke, iç dünya, toplum, sosyal yapı, tarih gibi birçok önemli ayrıntıyı iyi bilerek bu gerçeğiyle olduğu gibi eksiksiz yaşamak gerekir.</p>

<p>Dört Kapı ve içinde bulunan kırk ilkenin her biri ilk kapı ve ilk ilkeden başlayıp birbirinden beslenerek büyür ve Hakk'a ulaşmanın yollarını açar. “Dört Kapı öğretisi” ilkin Şeriat Kapı öğretisinden başlayıp Tarikat, Marifet Kapılarıyla devam edip “Hakikat Kapı öğretisiyle” zirveye ulaşıyor. Aynı şekilde Dört Kapı içinde bulunan “Kırk İlke” Şeriat Kapının ilk ilkesi olan “İman” ilkesinden beslenerek “Hakk’a ulaşma” ilkesi ile zirve yapıyor. Ayrıca Dört Kapıya bölünen Kur'an Ayetleri, Alevi-Bektaşi yazılı tarih kaynakları, Aleviliğin inanç, kültür yapısı içinde yer alan ritüel ve normlar gibi birçok konu yolun aşılmasına en doğru şekilde yardımcı olup rehberlik yaparak yol gösteriyor.</p>

<p>Dolayısıyla bu yol tüm bu boyutuyla “Sırat-l Müstakim” üzerine dost doğru bir yol olduğu gibi bu yolun zirvesinde Hak ve ilgili hakikat bulunmaktadır. Bu yol Dört Kapı öğreti ve sistemine göre uzun ve meşakkatli bir şekilde aşıldığında Hakk’a ve ilgili hakikate ulaşmanın mümkün olduğu bu öğretinin her halinden apaçık anlaşılmaktadır.</p>

<p>Sonuç; Bu öğretiyle beraber yukarıda saydığım Alevi-Bektaşi yazılı tarih kaynakların verdiği bilgileri iyi analiz edip Dört Kapı öğretisiyle uyumlu ve tutarlı olanı derli toplu hale getirip özetlemekte yarar vardır.</p>

<p>Ayrıca Alevi-Bektaşi Arifleri Şeriat, Tarikat Kapı öğretisi ile Marifet ve Hakikat Kapı öğretisi arasında ki derin farkları şu soru ve cevapla açıklama getirmişler. “Arif sual eyler, eder kim: bu kırk makamın yirmisi (Şeriat, Tarikat makamları) tanıklıdır. Yirmisi (Marifet, Hakikat Kapı makamları) tanıksızdır. Acaba nedir? Cevap: Tanık can mülkünde olur, lakin hal mülkünde olmaz. Ve hem tanık inkâr evinde olur, beli evinde olmaz. Ve dahi tanık, taşra olura olur, içeri olmaz” demişler.</p>

<p>Bu soru ve cevap bölümünde kısaca açıklanmaya çalışılan şey Şeriat Kapı öğretisi olan Müslümanlık ve Tarikat Kapı öğretisi olan Alevilik-Bektaşilik beli başlı bazı kural ve kaidelerle toplum ve sosyal yapı içinde görünür olarak yürütülebilir.</p>

<p>Ancak, Marifet Kapısında ki Ariflik ve Hakikat Kapısında Velilik olan eren ve ermiş kişiler, batin ve Ahiretlik olan iç dünyada içsel olan hal ve mana âlemin içinde yaşayan hal ve mana ehli kişilerdir. Dünyeviliğin ötesine geçmiş bu gibi ermiş kişilerin faaliyetleri Şeriat ve Tarikat Kapı öğretisinde olduğu gibi dünyevi olan bazı toplumsal ve sosyal faaliyetler olan görünür faaliyetlerle yürütülmez. Ancak batın ve Ahiretlik oluşumlar içinde olan "Melek ve Hak" temeli olarak Marifet ve Hakikat Kapı esasları ile içsel olarak yaşatılıp yürütülür.</p>

<p>Dört Kapı öğretisinin verdiği tüm bilgilere göre elde edilen sonuç, Dört Kapı öğretisi bir Ahiret öğretisidir. Ahirete dört kademeli bir toplumsal yapı vardır. Bu yapılar Abid, Zahid, Arif, ve Veli olarak tanımlanıp kademelendirilmişler. Kişi bu dünyada Dört Kapının hangi kademesinde ise Ahirete de o kademede yer alacağını ve o kademeye göre sorgu sualden geçeceğini söylemek mümkündür.</p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ardan-zenturk-ruslar-cephede-starlinki-kullanamayinca-bugun-hicbir-saldiri-kaydi-alamadik-2976</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Fri, 06 Feb 2026 20:18:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ardan Zentürk: Ruslar cephede Starlink’i kullanamayınca bugün hiçbir saldırı kaydı alamadık</h1>
                        <h2>Deneyimli gazeteci Ardan Zentürk, YouTube kanalında yayınladığı son analizde, Ukrayna-Rusya savaşında Starlink uydu internet sisteminin cephedeki belirleyici rolünü vurguladı. Zentürk, Elon Musk'ın SpaceX şirketi tarafından yönetilen Starlink'in, savaşın seyrini değiştiren bir teknoloji olduğunu belirterek, son gelişmeleri "vahim" olarak nitelendirdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/ardan-zenturk-ruslar-cephede-starlinki-kullanamayinca-bugun-hicbir-saldiri-kaydi-alamadik-1770402050.webp">
                        <figcaption>Ardan Zentürk: Ruslar cephede Starlink’i kullanamayınca bugün hiçbir saldırı kaydı alamadık</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=KI3kEMhlrX8&amp;t=18s"><strong>Deneyimli gazeteci Ardan Zentürk, YouTube </strong></a>kanalında yayınladığı son analizde, Ukrayna-Rusya savaşında Starlink uydu internet sisteminin cephedeki belirleyici rolünü vurguladı. Zentürk, Elon Musk'ın SpaceX şirketi tarafından yönetilen Starlink'in, savaşın seyrini değiştiren bir teknoloji olduğunu belirterek, son gelişmeleri "vahim" olarak nitelendirdi.</p>

<p>Zentürk'ün açıklamasına göre, savaşın başından itibaren Ukrayna, Rusya'nın yoğun saldırıları nedeniyle geleneksel internet altyapısında büyük çöküş yaşadı. Ancak Elon Musk'ın müdahalesiyle Starlink uyduları devreye girerek Ukrayna'ya kesintisiz iletişim sağladı. Bu sistem sayesinde Ukrayna ordusu dron operasyonlarını sürdürebildi, günlük hayat devam etti ve cephede <strong>"internet cephesi</strong>" oluşturuldu. Zentürk, bunu <strong>"bir şahsın devletler üstü güç kazanmasının ilk modellerinden biri"</strong> olarak tanımladı.</p>

<p>Ancak sorun, Rus güçlerinin de kayıt dışı yollarla Starlink terminallerine erişmesiydi. Zentürk, cephe görüntülerinden örnek vererek Rus askerlerinin at sırtında bile terminal taşıdığını, bu sayede dron saldırılarını koordine ettiklerini anlattı. Ukrayna Savunma Bakanı Mykhailo Fedorov'un teknoloji danışmanı Serhiy Beskrestnov'un Ocak 2026'da yaptığı açıklamada, Rus<strong> "Şahit"</strong> tipi dronların Starlink üzerinden kontrol edildiği iddiası ortaya atılmıştı.</p>

<p>Bunun üzerine Elon Musk, Fedorov'un talebi üzerine hızlıca harekete geçti. SpaceX, yetkisiz Rus kullanımını engellemek için teknik önlemler aldı. Musk, 1 Şubat 2026'da "Rusya'nın izinsiz Starlink kullanımını durdurma adımlarımızın sonuç verdiği görünüyor" açıklamasını yaptı. Ukrayna tarafı ise<strong> "beyaz liste"</strong> sistemi getirdi: Bakanlar Kurulu kararıyla yalnızca doğrulanmış ve kayıtlı terminaller çalışacak, diğerleri <strong>(özellikle Ruslara ait olanlar)</strong> bağlantıdan kesilecek.<br />
<br />
<strong>RUSLAR SALDIRILARINI BİR ÇOK YERDE&nbsp; DURDURMAK ZORUNDA KALDI</strong><br />
<br />
Ardan Zentürk,<em>"5 Şubat’ta Rus kuvvetleri için toplu olarak çalışmayı durdurduğu bildirildi. Bu feci bir şey.<br />
<br />
Ruslar cephede Starlink’i kullanamayınca bugün hiçbir saldırı kaydı alamadık. Drone saldırıları açısından hiçbir kayıt yok.Ruslar bağlantıyı yeniden kuramadıklarını ve bunun tüm cephe hattı boyunca koordinasyonlarını etkilediğini söylemişler.<br />
<br />
Cephedeki düşman için bu sadece bir sorun değil, bir felaket. Komuta ve kontrol tamamen çöktü. Birçok bölgede taarruz operasyonları durdurulmuş." </em>ifadelerini kullandı.</p>

<p>Sonuç olarak, 5 Şubat 2026 itibarıyla Rus kuvvetlerine ait Starlink terminalleri toplu olarak çalışmayı durdurdu. Zentürk, bunu "Putin açısından feci bir gelişme" diye yorumladı:</p>

<p>- Cephede Rus dron saldırılarında bugün (analiz tarihi itibarıyla) hiçbir kayıt alınmadı.<br />
- Rus birlikleri bağlantıyı yeniden kuramadı; tüm cephe hattında koordinasyon çöktü.<br />
- Komuta-kontrol sistemleri felç oldu, birçok bölgede taarruz operasyonları durduruldu.<br />
- Rus sosyal medyasında "Şubat 2022'ye geri döndük" şikayetleri yaygınlaştı; iletişim tamamen kesildi.</p>

<p>Zentürk, Ukrayna ordusunda da bazı terminallerin zamanında kayıt yenilenmemesi nedeniyle sorunlar yaşandığını, ancak işlemlerin devam ettiğini belirtti.</p>

<p>Analizini şu sözlerle bitirdi: <strong>"Bir adam dünyanın en zenginiyim diye saçmalıklar yapıyor, sevmiyoruz, faşistin teki diyoruz... Ama elindeki güç bir Rusya'yı çökertti. Bunu görmeden geçemeyiz. Demek ki teknoloji esas oluyor."</strong></p>

<p>Kaynak: Ardan Zentürk'ün YouTube videosu: <a href="https://www.youtube.com/watch?v=KI3kEMhlrX8&amp;t=18s"><strong>https://www.youtube.com/watch?v=KI3kEMhlrX8&amp;t=18s</strong></a></p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/akd-genel-baskani-yilmaz-orgut-ile-yollarini-ayirdi-mi-2975</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 06 Feb 2026 13:49:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>AKD Genel Başkanı Yılmaz örgüt ile yollarını ayırdı mı?</h1>
                        <h2>Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz Şubat 2023 deprem anma etkinliğine örgütü ile değil, DEM Parti ile birlikte katıldı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/akd-genel-baskani-yilmaz-orgut-ile-yollarini-ayirdi-mi-1770375200.webp">
                        <figcaption>AKD Genel Başkanı Yılmaz örgüt ile yollarını ayırdı mı?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Geçtiğimiz günlerde Alevi Kültür Dernekleri genel yönetim kurulu (GYK) üyelerinin “<strong><em>sine-i örgüte dönme</em></strong>” kararı almasının ardından yeni bir gelişme daha yaşandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">AKD Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, Adıyaman’da GYK üyelerinin de içinde yer aldığı anma etkinliğinde yoktu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Üst düzey AKD yöneticilerinin ve büyük bir kalabalıkla üyelerin katıldığı etkinlikte görünmeyen Yılmaz, daha sonra DEM Parti çevresinin düzenlediği yürüyüşte ortaya çıktı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Feshedilen faşist terör örgütü PKK’ya ve yöneticilerine sahip çıkan açıklamaları ile eleştiri ve tepki toplayan DEM Parti’nin Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, faşist terör örgütü PKK yöneticilerinin resimlerini salonlarına ve genel kurullarına asan Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Zeynel Kete’nin yanında görülen AKD Genel Başkanı Seher Şengüllü Yılmaz ile birlikte Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan da yürüyüşe katıldı.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Öte yandan, AKD yöneticileri ve üyeleri ile büyük bir kalabalıkla Adıyaman’da düzenlenen anma etkinliğine katılan GYK üyesi Kures Bozkurt sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “<em><strong>6 Şubat asrın felaketinde yitirdiğimiz canlarımızı 3 yıl dönümünde Adıyaman’da yakınlarını kaybeden canlarla yürüdük acılarımızı paylaştık ışıklar yoldaşları olsun</strong></em></span>” ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Başkanı olduğu örgüt yerine DEM Parti saflarında yürüyüşe katılması, Seher Şengünlü Yılmaz’ın GYK üyeleri ile yollarını ayırdığı şeklinde değerlendirildi ve AKD tabanında sert tepkiye yol açtı. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Durumu öğrenen pek çok ilden AKD yöneticileri ve üyeler, örgütüne sahip çıkmayan bir genel başkanı olamayacağını belirterek, Yılmaz’ı istifaya davet ettiler.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000">AKD GYK üyeleri olağanüstü genel kurula giderek, hakkındaki iddialara yönelik olarak toplumu ve örgütü ikna edici gerekçeler sunamayan Seher Şengünlü Yılmaz’ı görevden almak istiyor.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/elon-muskin-starlinki-kapatmasi-sonrasi-rus-saldirilari-durma-noktasina-geldi-2974</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Fri, 06 Feb 2026 07:34:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Elon Musk'ın Starlink'i kapatması sonrası Rus saldırıları durma noktasına geldi</h1>
                        <h2>Rus devlet televizyonunun önde gelen propagandisti Vladimir Solovyov, Starlink'in Rus güçlerinden kesilmesinin ardından Elon Musk ve Starlink uydularına yönelik sert tehditlerde bulundu.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/elon-muskin-starlinki-kapatmasi-sonrasi-rus-saldirilari-durma-noktasina-geldi-1770353833.webp">
                        <figcaption>Elon Musk'ın Starlink'i kapatması sonrası Rus saldırıları durma noktasına geldi</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Rus devlet televizyonunun önde gelen propagandisti <strong>Vladimir Solovyov,</strong> Starlink'in Rus güçlerinden kesilmesinin ardından Elon Musk ve Starlink uydularına yönelik sert tehditlerde bulundu.<br />
<br />
Şubat 2026 başlarında SpaceX'in Ukrayna Savunma Bakanlığı ile işbirliği yaparak yetkisiz (kaçak) Starlink terminallerini devre dışı bırakması, Rus ordusunun cephedeki iletişimini ciddi şekilde aksattı ve Rus ordusunun <strong>dron ve topçu sistemleri</strong> ile saldırı yapamaz haline gtirdi.<br />
<br />
Starlink'in Rus güçlerinden kesilmesi Rus ordusuna önemli bir zarar verdi. Bu gelişme üzerine Solovyov, programında Trump'ın Musk'ı arayıp <strong>"durumu düzeltmesini"</strong> talep etti ve aksi takdirde saldırı tehditlerinde bulundu. Solovyov, Starlink'in Rus güçlerinden kesilmesine tepki göstererek, ABD Başkanı Donald Trump'ın Musk'ı arayıp uyarmasını istedi.</p>

<p>Solovyov'un açıklamalarına göre, Trump Musk'a<strong> "Aklını başına topla" </strong>demeli ve Starlink'i sadece Ruslar için değil, tamamen herkes için kapatmasını sağlamalı. Aksi takdirde, Musk'ın şirketlerine (özellikle Starlink üretim fabrikalarına ve uydularına) saldırı düzenlenebileceğini öne sürdü.</p>

<p><strong>Rusya'da pek çok isim Starlink'in Rus ordusuna kapatma sonrası Elon Musk'a tepki gösterdi.<br />
Programda Solovyov ise şu ifadeleri kullandı:</strong></p>

<p><em>"Trump, Musk'ı aramalı. Bir noktada ilişkileri bozuldu.Bu yüzden sakin ve sessizce ona açıklamalı: "aklını başına topla"demeli.<br />
<br />
Sadece Ruslar için Starlink'i kesme&nbsp; tamamen herkes için kapat.Palantir'den o adamı (Peter Thiel'i) ara ve sor: sen kendi savaşını mı yapıyorsun?Çünkü eğer kendi savaşını yapıyorsan... garanti edemem...<br />
<br />
Mesela, Starlink üreten fabrikalara saldırı düzenlesek ne olur?Ya da yörüngede saldırı yapsak?<br />
<br />
Bu seçici değil, yani elbette bizim uydularımız da yanar&nbsp; ama umurumda değil, cehenneme kadar yolu var.<br />
Birilerinin neler olup bittiğini anlaması gerekiyor.Sanki sopayı tutan ele değil de sopaya vurabileceğimizi düşünüyorlar." dedi.</em></p>

<p>Solovyov, Starlink'in Ukrayna'ya sağladığı bağlantıyı <strong>"Rusya'ya karşı savaş" </strong>olarak nitelendirerek, Musk'ı "kişisel düşman" konumuna getirdiğini ima etti. Bu olay, Rus ordusunun Starlink'e olan bağımlılığını (kaçak terminallerle dron ve iletişim için) ortaya koydu ve kesinti cephede somut bir darbe vurdu.</p>

<p>Kaynak:<a href="https://x.com/Gerashchenko_en/status/2019425876329238737">https://x.com/Gerashchenko_en/status/2019425876329238737</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ergun-kurt-yazdi-cumhuriyet-ve-alevilerin-bitmeyen-esitlik-arayisi-2973</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 05 Feb 2026 22:48:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ergün Kurt yazdı: Cumhuriyet ve Alevilerin bitmeyen eşitlik arayışı</h1>
                        <h2>Antalya Hacı Bektaş-ı Veli Kültür Tanıtma ve İmam Rızâ Cemevi Derneği Başkanı Ergün Kurt, antalyahaber7.com’da kaleme aldığı yazıda, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında Alevilerin hâlâ süren eşit yurttaşlık arayışını ele aldı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/ergun-kurt-yazdi-cumhuriyet-ve-alevilerin-bitmeyen-esitlik-arayisi-1770321854.webp">
                        <figcaption>Ergün Kurt yazdı: Cumhuriyet ve Alevilerin bitmeyen eşitlik arayışı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Antalya Hacı Bektaş-ı Veli Kültür Tanıtma ve İmam Rızâ Cemevi Derneği Başkanı Ergün Kurt, <a href="https://antalyahaber7.com/kose-yazilari/cumhuriyet_ve_alevilerin_bitmeyen_esitlik_arayisi-19286.html"><span style="color:#2980b9"><strong>antalyahaber7.com’da</strong></span></a> kaleme aldığı yazıda, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında Alevilerin hâlâ süren eşit yurttaşlık arayışını ele aldı. <strong>“Cumhuriyet ve Alevilerin Bitmeyen Eşitlik Arayışı” </strong>başlıklı yazısında Kurt, Aleviliğin tarihsel köklerinden günümüze uzanan inanç eşitsizliği sorunlarını detaylı biçimde irdeledi.</p>

<p><br />
<strong>Ergün Kurt'un yazısı şöyle:</strong><br />
<br />
Alevilik, Anadolu’da yüzyıllar içinde şekillenmiş; kendine özgü inanç, ibadet ve toplumsal değerleri olan köklü bir inanç geleneğidir. Hz. Ali ve Ehlibeyt merkezli öğretisi, cem ibadeti ve dedelik kurumu ile Sünni İslam anlayışından ayrılır. Ancak bu farklılıklar, tarih boyunca Aleviler için çoğu zaman bir zenginlikten ziyade baskı ve dışlanma gerekçesi olmuştur.<br />
<br />
Osmanlı döneminde Safevi etkisiyle “tehdit” olarak görülen Aleviler, Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte eşit yurttaşlık ve laiklik umutlarını büyütmüştür. Halifeliğin kaldırılması ve laiklik ilkesi, Aleviler açısından önemli kazanımlar olarak görülse de uygulamada bu beklentiler tam anlamıyla karşılanmamıştır. Laiklik, çoğulcu bir inanç özgürlüğü yerine, devletin Sünni-Hanefi İslam anlayışını düzenlediği bir çerçevede hayata geçirilmiştir.<br />
<br />
1924’te kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yalnızca Sünni-Hanefi yorumu esas alması, Aleviliğin uzun yıllar resmî olarak tanınmaması ve cem evlerinin ibadethane statüsüne kavuşturulmaması, inanç eşitsizliğini derinleştirmiştir. Vergi veren ama eşit yararlanamayan Aleviler için bu durum, Cumhuriyet’in eşitlik vaadiyle çelişmiştir.</p>

<p>Eğitim alanında da benzer bir tablo ortaya çıkmıştır. Özellikle 1980 sonrası zorunlu din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinde Alevilik ya görmezden gelinmiş ya da yüzeysel ve hatalı biçimde anlatılmıştır. Bu durum, Alevi çocuklarının kimlikleriyle çatışmalarına ve ayrımcılıkla karşılaşmalarına neden olmuştur.</p>

<p>Kurumsal eşitsizliklerin yanı sıra toplumsal şiddet de Alevi hafızasında derin izler bırakmıştır. Dersim Harekâtı, Maraş ve Çorum olayları ile Madımak Katliamı, devletin koruyucu rolüne dair ciddi bir güvensizlik yaratmıştır. Bu acılar, yalnızca geçmişin değil, bugün süren adalet ve eşitlik taleplerinin de temelini oluşturur.</p>

<p>1990’lardan itibaren Aleviler, daha örgütlü ve görünür bir kimlik mücadelesi yürütmektedir. Son yıllarda bazı kurumsal adımlar atılmış olsa da, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın yetki ve bütçe açısından sınırlı kalması tartışmaları sürdürmektedir. Bu kurumun, Alevilerin oy vermediği bir iktidar döneminde kurulmuş olması ise Alevi toplumunda çelişkili duygular yaratmıştır.</p>

<p>&nbsp;Gerçek anlamda çoğulcu, demokratik ve eşitlikçi bir toplum, Alevilerin inançsal ve kültürel taleplerinin samimiyetle tanınmasıyla mümkündür. Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında, Alevilerin eşit yurttaşlık talebi hâlâ güncelliğini ve haklılığını korumaktadır.</p>

<p><a href="https://antalyahaber7.com/kose-yazilari/cumhuriyet_ve_alevilerin_bitmeyen_esitlik_arayisi-19286.html"><strong>(Yazı, 4 Şubat 2026 tarihinde antalyahaber7.com’da yayımlanmıştır. Kaynak: https://antalyahaber7.com/kose-yazilari/cumhuriyet_ve_alevilerin_bitmeyen_esitlik_arayisi-19286.html)</strong></a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/imam-mehdinin-viladeti-kutlandi-2972</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 04 Feb 2026 22:09:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>İmam Mehdi'nin viladeti kutlandı</h1>
                        <h2>Caferilik İnancını Tanıtma, Araştırma ve Eğitim Derneği (CAFERİDER) tarafından düzenlenen İmam Mehdi’nin (a.f.) kutlu viladeti programı, İstanbul Halkalı’daki Yahya Kemal Beyatlı Gösteri Merkezi’nde gerçekleştirildi. Programa binlerce Ehl-i Beyt sevdalısı katıldı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/imam-mehdinin-viladeti-kutlandi-1770233254.webp">
                        <figcaption>İmam Mehdi'nin viladeti kutlandı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Caferilik İnancını Tanıtma, Araştırma ve Eğitim Derneği (CAFERİDER) tarafından düzenlenen İmam Mehdi’nin (a.f) viladeti programı Yahya Kemal Beyatlı Gösteri Merkez’inde gerçekleşti.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/626602573_1339081431580837_6869363215533419751_n.jpg" style="height:533px; width:800px" /></p>

<p>Törene, Türkiye Caferileri Lideri Selahattin Özgündüz, CAFERİDER Başkanı Hasan Babur, Ayetullah Dr. Muhammed Hadi Mufettih, İstanbul Vali Yardımcısı Yücel Gemici, Küçükçekmece Kaymakamı Mustafa Anteplioğlu, Küçükçekmece Belediye Başkan Yardımcısı Güven Aydın, Ayetullah Seyyid Seccad Huseyni, Cem Vakfı Alevi İslam İnanç Hizmetleri Başkan Yardımcısı Ertan Akgün, İMAMER Başkanı Muhammed Mücahidi, CABİR Başkanı Ehet Talan, Zeynebiye Derneği Başkanı Ali Şahintekin, ATADER Başkanı Rüstem Atam, Zehra Ana Derneği Başkanı Meftune Atam, ZHGM Başkanı Hasan Şapulu, İFA Spor Başkanı Erdinç İlter, Küçükçekmece AK Parti İlçe Başkanı Av. Emin Kaan Kaya, AK Parti İstanbul İl Başkan Yardımcısı Babür, Küçükçekmece İyi Parti İçe Başkanı Resim Yıldırım, MHP İl Başkan Yardımcısı İsmail Akgöz, Bağcılar AK Parti İlçe Başkanı Mikail Çakır, Anahtar Parti Kurucu Üyesi Akif Turaç, MHP Küçükçekmece İlçe Başkanı Ekrem Sarısoy ve siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarının başkan ve yöneticileri ve binlerce Ehl-i Beyt dostu katıldı.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/627052170_1339080898247557_8885686490050473718_n.jpg" style="height:533px; width:800px" /></p>

<p>Sunuculuğunu Kanal 12 Program Yapımcısı Muhammet Çaça’nın yaptığı program, Bedir’den Kerbela'ya, Kerbela'dan Çanakkale'ye, Çanakkale'den 15 Temmuz ve Karabağ Şehitlerine kadar tüm şehitler için yapılan saygı duruşu, İstiklal marşı ve CÂBİR Başkan Yardımcısı Ş. Kemal Otay’ın Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı.</p>

<p>Viladet programı CAFERİDER Başkanı Hasan Babur’un selamlama konuşmasıyla devam etti. Babur konuşmasında, “Bugün yalnızca savaşlar değil; ahlaki yozlaşma, manevi çöküş, değerlerin aşınması ve insanın insana yabancılaşması da çağımızın büyük imtihanıdır.</p>

<p>Dünya; tüketimi yücelten sistemlerle, aileyi zayıflatan akımlarla, genç neslin benliğini hedef alan yönelimlerle kuşatılıyor. İnsanlık, adaletten uzaklaştıkça savaşlar çoğalıyor, zulüm derinleşiyor ve mazlumların yükü ağırlaşıyor.</p>

<p>Yaşadığımız bu dünyada İmam Mehdi’nin misyonunu anlatma ve yaşama gibi bir vazifemizin olduğunu unutmamalıyız. Ekranların beslediği çocuklarımızı ve gençlerimizi, üzerine oyunlar oynanan son kale ailemizi İmam Mehdi’nin misyonuyla beslemeli ve dış dünyanın zararlı akımlarından korumalıyız.</p>

<p>İşte tam da bu yüzden İmam Mehdi’nin doğumu, adaletin, ahlakın ve hakkın yeniden dirileceği bir çağın müjdesidir.” dedi.</p>

<p>Cem Vakfı Alevi İslam İnanç Hizmetleri Bşk. Yrd. Ertan Akgün,<em><strong> “Yaratılıştan bu yana İmam Mehdi (a.f) hiçbir zaman eksik olmamıştır. Âdem atadan bu yana ve kıyamete kadar da onun hücceti var olmuştur ve var olmaya da devam edecektir. İmam Mehdi (a.f) her ne kadar zahiri anlamda görünmese de, sır olsa da batini anlamda bir güneş gibi onun ışığı, onun hikmeti ehlibeyt ve yarenlerinin üzerinde her daim hazır ve nazır olacaktır. Bizler İmam Mehdi’nin (a.f) gelmesini beklemiyoruz güzel canlar. Eğer biz gönül hanemizde Ehl-i Beyt aşkını, Ehl-i Beyt’in değerlerini, cenab-ı hakk'ın ilkelerini sadece dilimizle değil de halimizle, tavrımızla, yaşayışımızla yaşayım ve yansıtırsak işte o İmam Mehdi’nin (a.f) geldiği gün onun huzurunda gönlümüz, yüreğimiz ferah bir şekilde yüzümüz ak onun huzuruna çıkacağız.” </strong></em>dedi.</p>

<p>İMAM MEHDİ (af) Temalı Şiir Yarışmasında dereceye giren yarışmacılara, (1. İbrahim Şaşma, 2. Funda Bağış, 3. Muhammet Çaça’ya) Türkiye Caferileri Lideri Selahattin Özgündüz ve CAFERİDER Başkanı Hasan Babur, tarafından ödül ve plaketleri takdim ettiler.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/626560282_1339083611580619_755609805804555367_n.jpg" style="height:533px; width:800px" /></p>

<p>Türkiye Caferileri Lideri Selahattin Özgündüz, <em><strong>“İmam Mehdi (a.f) doğmadan önce de zulüm gören müminler hep o gelecek ümidiyle teselli buluyordu. Doğduktan sonra da bugün, bugüne kadar, bugünden sonraki geleceği güne kadar yine ne sıkıntı yaşasa, ümitsizlik ölümünden onun varlığı bizi kurtarıyor. Ümitsizliğe kapılmıyoruz. Ümitsizlik müthiş bir ölümdür. Umut varsa hayat var. Umudumuz var çünkü Mehdi'miz var. Bu da bizi ayakta tutuyor ve hayat veriyor. Peygamberimizin müjdesi olduğu için bayramdır.</strong></em></p>

<p><em><strong>Trump gibilerinin hükmettiği dünyadan ben zevk almıyorum. Kendisi sözüm ona İslam ümmetine meydan okuyor. Sen kimsin ki? Senin İslam ümmetine meydan okuyacak kadar cüretin var mı ki? Elindeki silahlara mı güveniyorsun? Geleceğin varsa göreceğinde vardır. Bu konuda da İslam ümmeti sana gereken dersini verir. Afganistan'ı, Irak'ı, Lübnan'ı bırakıp kaçtığın gibi inşallah en yakın zaman da Filistin'i de bırakıp kaçacaksınız, onun da müjdesini ben size vereyim.”</strong></em> dedi.</p>

<p>Küçükçekmece Kaymakamı Mustafa Anteplioğlu,<em><strong> “Bugün burada, İmam Mehdi’nin (a.f) doğum yıl dönümü vesilesiyle bir araya gelmiş bulunuyoruz. Bu anlamlı programa katılmaktan duyduğum memnuniyeti özellikle ifade etmek isterim. İmam Mehdi (a.f) inancı; adaletin tesisi, zulmün ortadan kaldırılması ve hakkın hâkim kılınması idealini temsil etmektedir. Bu anlayış, milletimizin tarih boyunca benimsediği adalet, merhamet ve hakkaniyet esaslarıyla da örtüşmektedir.</strong></em></p>

<p><em><strong>Toplum olarak bizleri güçlü kılan, ortak değerlerimiz etrafında kenetlenebilme irademizdir. Ülkemiz; farklı inançların, mezheplerin ve kültürlerin yüzyıllardır barış içinde bir arada yaşadığı, köklü bir devlet geleneğine sahiptir. Bu birlik ve beraberlik ruhu, milletimizin en büyük gücüdür. Devletimiz, vatandaşlarımız arasında hiçbir ayrım gözetmeksizin huzurun, kardeşliğin ve toplumsal barışın teminatı olmaya kararlılıkla devam etmektedir. Vatandaşlarımızın kültürel ve dinî değerlerini özgürce yaşayabilmesi ve bu değerlerle toplumsal hayata katkı sunabilmesi, ortak geleceğimizi daha da güçlendirmektedir.” </strong></em>dedi.</p>

<p>Ayetullah Dr. Muhammed Hadi Müfettih,<em><strong> “Bu dönemde, insanlığı zulümden, savaştan ve cinayetlerden kurtarmak için dünyanın düşünürleri tarafından sunulan bütün çözüm yolları çıkmaza girmiştir. Dünya zulüm, baskı, savaş ve kan dökülmesiyle dolmuştur. Tüm insanlık, kendisini bu felaketlerden kurtaracak ilâhî bir kurtarıcıya susamıştır. İslam düşmanlarının sayısız komplolarına rağmen, bütün Müslümanlar varlıklarını Hz. Mehdi’nin (a.f) ilgi ve himmetine borçludurlar.</strong></em></p>

<p><em><strong>Nitekim İslam dininin bekası da Hz. Hüseyin’in (as.) fedakârlığı sayesinde olmuştur. Resulullah’ın buyurduğu gibi: “Hüseyin bendendir, ben de Hüseyin’denim.” Yani eğer Kerbela’da Hüseyin’in İslam’ın sapmasına karşı direnişi olmasaydı, Peygamber’in dini ayakta kalamazdı.” </strong></em>dedi.</p>

<p>Zakir Kenan Zede ve Zakir’in Avazı Deyiş Grubu deyiş ve methiyeleriyle, Ehl-i Beyt Meddahı Mesut Gufrani okuduğu methiyelerle alanda coşku yaratırken, yapılan çekiliş töreniyle program son buldu.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/627043982_1339081108247536_5112445850669594113_n.jpg" style="height:533px; width:800px" /><br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/626562560_1339077891581191_3586282568259780670_n.jpg" style="height:533px; width:800px" /><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/625113779_1339078224914491_6181487385634994069_n.jpg" style="height:533px; width:800px" /><br />
<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://www.facebook.com/share/p/1C9a4RWLBQ/">https://www.facebook.com/share/p/1C9a4RWLBQ/</a></p>

<h3>&nbsp;</h3>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/suriye-yuksekogretim-bakanligi-ile-aga-han-agi-arasinda-hemsirelik-is-birligi-2971</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Wed, 04 Feb 2026 21:57:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Suriye Yükseköğretim Bakanlığı ile Ağa Han Ağı arasında Hemşirelik iş birliği</h1>
                        <h2>SANA'da (Suriye Arap Haber Ajansı) yayımlanan habere göre Suriye Yükseköğretim ve Bilimsel Araştırma Bakanı Mervan El-Halebi, Pakistan’daki Ağa Han Üniversitesi Akademik İşlerden Sorumlu Rektör Yardımcısı Anjum Halai başkanlığındaki Ağa Han Kalkınma Ağı heyetiyle bir araya geldi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/suriye-yuksekogretim-bakanligi-ile-aga-han-agi-arasinda-hemsirelik-is-birligi-1770231817.webp">
                        <figcaption>Suriye Yükseköğretim Bakanlığı ile Ağa Han Ağı arasında Hemşirelik iş birliği</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>SANA'da </strong>(Suriye Arap Haber Ajansı) yayımlanan habere göre&nbsp;Suriye&nbsp;Yükseköğretim ve Bilimsel Araştırma Bakanı Mervan El-Halebi,&nbsp;Pakistan’daki Ağa Han Üniversitesi Akademik İşlerden Sorumlu Rektör Yardımcısı Anjum Halai başkanlığındaki İsmailî Alevilerin temsilcisi&nbsp; Ağa Han Kalkınma Ağı heyetiyle bir araya gelerek, üniversite ile bakanlık arasındaki iş birliği alanlarını ve olanaklarını, eğitim ve hemşirelik alanında çalışanların geliştirilmesini ve Suriye’de bir hemşirelik fakültesi kurulması ihtimalini ele aldı.<br />
&nbsp;</p>

<p><strong>Ortak anlaşma taslağı hazırlanması</strong></p>

<p>Şam’da Bakanlık binasında gerçekleştirilen görüşmede Bakan el-Halebi, bakanlığın üniversiteyle eğitim ve öğretim, gençlerin becerilerinin geliştirilmesi ve iş gücü piyasasına hazırlanması alanlarında iş birliğine hazır olduğunu ifade etti. El-Halebi, ayrıca bakanlık ile kurum arasındaki iletişim komitesinin etkinleştirilmesi ve tarafların üzerinde mutabık kaldığı maddeleri içeren bir anlaşma taslağının hazırlanması gerektiğini belirtti.</p>

<p>Bakan El-Halebi, Ağa Han Üniversitesi’nin Suriye’de yeni bir hemşirelik fakültesi açma isteğini memnuniyetle karşıladığını ifade ederek, bu kapsamda Şam’daki Hemşirelik Okulu’ndan yararlanma imkânına işaret etti. Okulun hastanelere yakınlığı ve fakülteye dönüştürülmeye uygun şekilde iyi donanımlı olması ile bu alandaki ihtiyacın varlığına dikkat çekti.</p>

<p>El-Halebi, bilimsel araştırma alanında iş birliğinin önemine vurgu yaparak, toplumdaki boşlukların giderilmesi amacıyla uygulamalı bilimsel araştırma alanında deneyim paylaşımının ve üniversitenin bu alandaki tecrübesinden yararlanılmasının önemini dile getirdi. Ayrıca iş gücü piyasasıyla bağlantı ve yüksek istihdam oranına ulaşma mekanizmaları, güvenilirlik ve kalite, eğitim kalitesinin denetlenmesi ve müfredatların geliştirilmesi konularına değindi. El-Halebi, üniversitenin araştırma hatlarının incelenmesi ve bakanlığın bu çalışmalara ortak olarak dâhil olma imkânına işaret ederek, üniversiteler bünyesinde yabancı dil, bilişim ve beceri eğitimleri gibi alanlarda bilimsel merkezler açılması için gerekli kolaylıkların sağlanacağını belirtti.</p>

<p><strong>Suriye’de hemşirelik fakültesi</strong></p>

<p>Halai ise, hemşirelik alanındaki çalışmalarıyla tanınan Ağa Han Üniversitesi’nin, özellikle hemşirelik ve beceri geliştirme alanlarında sağlık sektöründe Yükseköğretim Bakanlığı ile ortaklık kurma, eğitim, bilimsel araştırma, öğrenci yetiştirme, eğitim ve öğretim alanında çalışanların becerilerinin geliştirilmesi ve yapay zekânın devreye girmesiyle birlikte çocuk eğiticilerinin yetiştirilme yöntemlerinin geliştirilmesi konularında iş birliği yapma arzusunu teyit etti.</p>

<p>Halai, üniversitenin Suriye’de bir hemşirelik fakültesi açma isteğine, belirtilen alanlarda iş birliğini kapsayan bir anlaşmanın bakanlıkla imzalanmasına, üniversiteler içinde herkese açık programlarla dil eğitimi, bilişim ve beceri alanlarında bilimsel merkezler kurulmasına, müfredatların geliştirilmesine ve yabancı dil yetersizliği nedeniyle zorluklar yaşayan Suriyeli öğrencilere burslar sağlanmasına da dikkat çekti.</p>

<p>Ağa Han Üniversitesi (AKU), 1983 yılında özel ve kâr amacı gütmeyen bir üniversite olarak kurulan, sağlık bilimleri, eğitim ve insani kalkınma alanlarına odaklanan, kaliteye, (liyakat esasına göre) erişilebilirliğe ve araştırma mükemmeliyetine bağlı, uluslararası düzeyde öncü bir eğitim ve araştırma kurumudur. Üniversite her yıl binlerce hemşire ve sağlık çalışanı mezun etmekte olup, kalkınma, sağlık ve eğitim alanlarında ortak projeler aracılığıyla Suriye’deki varlığını güçlendirmek için çalışmalar yürütmektedir.</p>

<p>Görüşmeye, bakan yardımcıları, bakanlık Kültürel İlişkiler Müdürü, Ağa Han Kalkınma Ağı’nın Suriye’deki yerleşik temsilcisi Gıtfan Acub, Ağa Han Vakfı Suriye Eğitim ve Erken Çocukluk Sorumlusu Razan eş-Şihavi ile ağdan çok sayıda yetkili katıldı.<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://sana.sy/tr/syria-and-the-world/2281493/">https://sana.sy/tr/syria-and-the-world/2281493/</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-gencler-derneginden-ankarada-ust-duzey-ziyaretler-2970</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 04 Feb 2026 20:41:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Alevi Gençler Derneği’nden Ankara’da üst düzey ziyaretler</h1>
                        <h2>Alevi Gençler Derneği Başkanı Songül Kayar, Ankara temasları kapsamında Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin’i ve TBMM’de farklı siyasi parti temsilcilerini ziyaret etti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/alevi-gencler-derneginden-ankarada-ust-duzey-ziyaretler-1770227228.webp">
                        <figcaption>Alevi Gençler Derneği’nden Ankara’da üst düzey ziyaretler</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Alevi Gençler Derneği Başkanı Songül Kayar, Ankara temasları kapsamında Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin’i ve TBMM’de farklı siyasi parti temsilcilerini ziyaret etti.<br />
Ziyaretler kapsamında Başkan Kayar; Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, MHP Başkanvekili ve Nevşehir Milletvekili Prof. Dr. Filiz Kılıç, MHP Giresun Milletvekili Ertuğrul<br />
<br />
Gazi Konal, CHP İzmir Milletvekili Salih Uzun ve AK Parti Nevşehir Milletvekili Süleyman Özgün ile bir araya geldi.<br />
<br />
Görüşmelerde derneğin çıkarmış olduğu dergiyi takdim eden Songül Kayar; Alevi inancı ve gençlik üzerine yönelik istişarelerde bulundu.<br />
<br />
Ziyaretlerde, gençliğin beklentileri ve inanç değerlerinin korunması noktasında karşılıklı görüş alışverişi yapıldı.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/ae6137bb-539e-4cda-9799-3d502f6a9e3d.jpg" style="height:800px; width:533px" /><br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/e2169fe6-18f0-4706-884d-be8ce37e407d.jpg" style="height:800px; width:529px" /><br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/cef38ea3-488f-47d8-8bdb-d126f150de72.jpg" style="height:600px; width:800px" /><br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/4026df9a-a3ef-4b4f-828a-04f55d44265e.jpg" style="height:800px; width:600px" /><br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/03be7481-55df-40d8-9ea6-9a99267ff811%20(1).jpg" style="height:800px; width:450px" /><br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/2b98359d-770d-484b-8293-db442f4cb964.jpg" style="height:800px; width:600px" /><br />
&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turkiye-ve-suudi-arabistan-is-birligi-her-alanda-derinlesiyor-2969</link>
            <category>SİYASET</category>
            <pubDate>Tue, 03 Feb 2026 23:53:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Türkiye ve Suudi Arabistan iş birliği her alanda derinleşiyor</h1>
                        <h2>Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Suudi Arabistan ziyareti sonrası Türkiye ve Suudi Arabistan'dan 31 maddelik ortak bildiri yayımlandı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/turkiye-ve-suudi-arabistan-is-birligi-her-alanda-derinlesiyor-1770152731.webp">
                        <figcaption>Türkiye ve Suudi Arabistan iş birliği her alanda derinleşiyor</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Suudi Arabistan ziyareti sonrası Türkiye ve Suudi Arabistan'dan 31 maddelik ortak bildiri yayımlandı.</p>

<p>Riyad'da gerçekleşen resmi görüşmelerin ardından, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman arasında yapılan toplantı, iki ülke arasındaki ilişkilerin her alanda derinleştirilmesine yönelik güçlü iradeyi ortaya koydu. İletişim Başkanlığı tarafından duyurulan ortak bildiri, kardeşlik bağları, tarihi ilişkiler ve stratejik iş birliğinin genişletilmesini vurguluyor.</p>

<p>Bildiride, ekonomi, ticaret ve yatırımlar alanında ticaret hacminin artırılması, Suudi 2030 Vizyonu ile Türkiye Yüzyılı Vizyonu'nun sunduğu fırsatların değerlendirilmesi, Türk-Suudi Yatırım Forumu'nun olumlu sonuçları öne çıkarıldı. Türk inşaat ve danışmanlık firmalarının Krallık'taki projeleri takdir edilirken, daha fazla altyapı ve üstyapı iş birliği için hazır olunduğu belirtildi.</p>

<p>Enerji alanında petrol piyasalarının istikrarı, yenilenebilir enerji, elektrik bağlantısı, temiz hidrojen, enerji verimliliği ve kritik mineraller tedarik zincirlerinde iş birliğinin güçlendirilmesi kararlaştırıldı. İklim değişikliği konusunda ise Paris Anlaşması'na bağlılık teyit edildi; Türkiye'nin 2026'da Antalya'da ev sahipliği yapacağı COP31'e Suudi Arabistan'ın desteği ifade edildi.</p>

<p>Türk-Suudi Koordinasyon Konseyi çerçevesinde dijital ekonomi, yapay zekâ, uzay teknolojileri, ulaştırma, turizm, spor, eğitim, sağlık, savunma sanayii gibi birçok alanda iş birliğinin artırılması hedeflendi. Savunma ve güvenlikte imzalanan anlaşmaların hayata geçirilmesi, terörizmle mücadele ve siber güvenlikte eş güdümün güçlendirilmesi karara bağlandı.</p>

<p>Ziyaret sırasında adalet, yenilenebilir enerji, uzayın barışçıl kullanımı, AR-GE ve inovasyon alanlarında 4 anlaşma imzalandı.</p>

<p>Bölgesel ve uluslararası konularda ise Filistin meselesi ön planda yer aldı. Gazze'deki insani kriz, İsrail saldırıları, ateşkesin pekiştirilmesi, bağımsız Filistin devletinin kurulması ve iki devletli çözüm vurgulanırken, UNRWA'nın rolü desteklendi. Yemen, Somali, Sudan ve Suriye'nin egemenliği, toprak bütünlüğü ve istikrarına verilen destek yinelendi. Rusya-Ukrayna krizi için uluslararası hukuka dayalı müzakereye dayalı çözüm çağrısı yapıldı.</p>

<p>Ortak bildiri, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Kral Salman ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman'a teşekkürlerini iletmesi ve karşılıklı ziyaret davetleriyle sona erdi.</p>

<p>Bu ziyaret, Türkiye-Suudi Arabistan ilişkilerinde yeni bir ivme kazandırarak, ekonomik, enerji ve güvenlik alanlarında somut adımların atılmasını sağladı.<br />
<br />
<strong>İletişim Başkanlığı'nın resmi X hesabından şu açıklamada bulunuldu:</strong><br />
<br />
&nbsp;</p>

<p><strong>Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın Suudi Arabistan Krallığı Ziyareti Hitamında Yayımlanan Ortak Bildiri</strong></p>

<p><strong>1)</strong> Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ekselansları Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti ile Suudi Arabistan Krallığı liderlerini ve kardeş halklarını bir araya getiren kardeşçe bağlara, seçkin ilişkilere ve köklü tarihi bağlara dayanarak, Miladi 3/02/2026 tarihine tekabül eden Hicri 15/08/1447 tarihinde Suudi Arabistan Krallığı’na resmî bir ziyarette bulunmuştur.</p>

<p><strong>2)</strong> Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ekselansları Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Altesleri Prens ve Başbakan Muhammed bin Salman bin Abdulaziz El Suud ile bir toplantı yapmıştır. Altesleri, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ekselansları Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a Haremeyn-i Şerifeyn’in Hadimi Kral Salman bin Abdulaziz El Suud'un selamlarını ve Ekselanslarının sağlığı ve esenliğinin devamına ve Türkiye Cumhuriyeti ve kardeş halkının daha da ilerlemesi ve refahına yönelik dileklerini iletmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ekselansları Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Haremeyn-i Şerifeyn’in Hadimi Kral Salman bin Abdulaziz El Suud'a, selamlarını ve sağlığının ve esenliğinin devamı için içten dileklerini iletmesini Alteslerinden rica etmiştir. İki kardeş ülke arasındaki tarihi ilişkileri ve bu ilişkileri her alanda geliştirmenin yollarını ele aldıkları resmî görüşmelerde bulunmuşlardır.</p>

<p><strong>3)</strong> Toplantının başında Türk tarafı, Türkiye Cumhuriyeti’nden gelen hacılar, umreciler ve ziyaretçilerin rahatını sağlamak için iki ülke arasındaki eş güdüm seviyesinden övgüyle bahsederek, Suudi Arabistan Krallığı hükümetinin Haremeyn-i Şerifeyn’e ve ziyaretçilerine hizmet etmek için gösterdiği çabaları takdir etmiştir.</p>

<p><strong>4)</strong> Her iki taraf da iki ülke arasında tüm alanlarda iş birliğinin kapsamının genişlemesine katkıda bulunan, Altesleri Veliaht Prens ve Başbakan’ın Miladi 22/06/2022 tarihine tekabül eden Hicri 23/11/1443 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti’ne yaptığı ziyaretin ve Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ekselansları Recep Tayyip Erdoğan’ın Miladi 17/07/2023 tarihine tekabül eden Hicri 29/12/1444 tarihinde Suudi Arabistan Krallığı’na yaptığı ziyaretin olumlu sonuçlarından övgüyle bahsetmiştir.</p>

<p><strong>Ekonomi, Ticaret ve Yatırımlar</strong></p>

<p><strong>5)</strong> Her iki Taraf, ekonomi, ticaret ve yatırım sektörlerinde iki ülke arasındaki ekonomik bağların gücünden övgüyle bahsetmiş ve özellikle karşılıklı önceliği olan sektörlerde bu bağların güçlendirilmesinin önemi konusunda mutabık kalmışlardır. Ayrıca, her iki ekonominin karşılıklı yararı için (Suudi 2030 Vizyonu) ve (Türkiye Yüzyılı Vizyonu) ile sunulan yatırım fırsatlarından faydalanılması konusunda mutabık kalmışlardır. Ticaret hacminin düzeyinden övgüyle bahsetmiş ve petrol dışı ticaret hacmini geliştirmek, kamu ve özel sektör yetkilileri arasında karşılıklı ziyaretleri yoğunlaştırmak ve (Türkiye-Suudi Arabistan İş Konseyi) aracılığıyla her iki ülkede ticaret etkinlikleri düzenlemek için ortak çabaların sürdürülmesinin önemini vurgulamışlardır. Türkiye Cumhuriyeti ile Körfez Arap Ülkeleri İş birliği Konseyi (KİK) ülkeleri arasında Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerinin sonuçlandırılmasının önemini vurgulamışlardır.</p>

<p><strong>6)</strong> Her iki taraf, finans, sigortacılık, gayrimenkul, imalat ve hizmet alanlarındaki Suudi yatırımları da dahil olmak üzere karşılıklı yatırımların seviyesini takdir etmiştir. Aynı zamanda her iki taraf; mühendislik, inşaat, gayrimenkul geliştirme ile imalat sanayi gibi çeşitli alanlarda faaliyet gösteren Türk şirketlerinin oynadığı hayati rolü memnuniyetle karşılamışlardır. Suudi tarafı, Türk inşaat ve danışmanlık firmalarının Suudi Arabistan’da gerçekleştirdiği projeleri takdir etmiş, her iki taraf da Krallığın 2030 Vizyonu çerçevesinde daha fazla altyapı ve üstyapı projelerinin hayata geçirilmesi için iş birliğini geliştirmeye hazır olduklarını ifade etmiştir.</p>

<p><strong>7)</strong> Her iki taraf ayrıca, 3 Şubat 2026 tarihinde Riyad’da düzenlenen Türk-Suudi Yatırım Forumu’nun olumlu sonuçlarını takdir etmiştir. Forum, her iki ülkeden büyük şirketlerin geniş katılımına sahne olmuş; turizm ve konaklama, inşaat, iletişim ve bilgi teknolojileri ile yaşam bilimleri ve sağlık alanlarında umut vadeden yatırım fırsatlarını ve uzmanlık paylaşımını ortaya koymuştur.&nbsp;</p>

<p><strong>Enerji, iklim değişikliği:</strong></p>

<p><strong>8)</strong> Her iki Taraf, enerji sektöründe, bölgelerinin ve küresel pazarların enerji arzına önemli ölçüde katkı sağlanmasında rollerinin önemini vurgulamıştır. &nbsp;Türk Tarafı, Suudi Arabistan Krallığı’nın küresel petrol piyasalarının güvenilirliğini ve istikrarını, üreticilerin ve tüketicilerin çıkarlarına hizmet edecek ve küresel ekonomik büyümeyi destekleyecek bir şekilde artırmadaki öncü rolünü vurgulamıştır. Her iki Taraf da petrol, petrol türevleri ve petrokimya tedariki alanlarında iş birliğini güçlendirme, petrokimya ve tarımsal besin maddeleri sektörlerindeki yatırım fırsatlarını değerlendirmek için birlikte çalışma ve hidrokarbonların yenilikçi kullanımları konusunda iş birliği yapma konusunda anlaşmışlardır.</p>

<p><strong>9)</strong> Her iki Taraf, iki ülkenin yenilenebilir enerji entegrasyonu alanındaki geniş deneyiminden ve Suudi Arabistan'ın büyük ölçekli enerji yatırımlarından yararlanarak, elektrik ve yenilenebilir enerji alanlarında iş birliğini güçlendirme arzularını teyit etmiştir. İki ülke arasındaki elektrik bağlantısı için fizibilite çalışmalarını hızlandırmayı, elektrik ve yenilenebilir enerji teknolojileri ve şebeke otomasyonu, elektrik şebekesi güvenliği ve dayanıklılığı, yenilenebilir enerji projeleri, şebeke bağlantısı, enerji depolama teknolojileri alanlarında uzmanlık teatisinde bulunmayı ve bu projelerin uygulanmasında her iki tarafın şirketlerinin katılımını teşvik etmeyi taahhüt etmişlerdir. Ayrıca, enerji verimliliği ve tasarrufu alanlarında iş birliğinin güçlendirilmesinin, bu konunun önemine ilişkin farkındalığın artırılmasının ve enerji hizmetleri sektöründe uzmanlık alışverişinin ve bu alanda kapasite geliştirmenin önemini vurgulamışlardır.</p>

<p><strong>10)</strong> Taraflar, temiz hidrojen alanında iş birliği fırsatlarını araştırmayı, hidrojenin taşınması ve depolanmasıyla ilgili teknolojiler geliştirmeyi ve temiz hidrojen alanında en iyi uygulamaları hayata geçirmek için uzmanlık ve deneyim alışverişinde bulunmayı memnuniyetle karşılamışlardır. Enerji tedarik zincirlerinin geliştirilmesi ve sürdürülmesi konusunda iş birliğini güçlendirmenin ve her iki ülkedeki şirketler arasında iş birliğini mümkün kılarak yerel kaynaklardan yararlanmanın, böylelikle de daha esnek ve verimli enerji tedarikine katkıda bulunmanın gerekliliği konusunda mutabık kalmışlardır.</p>

<p><strong>11)</strong> Her iki Taraf, maden kaynaklarının keşfi, çıkarılması ve işlenmesinde iş birliğini güçlendirme konusunda mutabık kalmışlardır. Ayrıca, küresel enerji dönüşümü için hayati önem taşıyan tedarik zincirlerinin güvenliğini sağlamak amacıyla ve kritik mineraller alanında uluslararası iş birliği ve ortak girişimlerin önemini vurgulamışlardır.</p>

<p><strong>12)</strong> Her iki Taraf, iklim değişikliği konularına ilişkin olarak, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) ve Paris Anlaşması ilkelerine bağlı kalmanın önemini ve kaynaklardan ziyade emisyonlara odaklanan iklim anlaşmaları geliştirilmesinin ve uygulamaya geçirilmesinin gerekliliğini vurgulamıştır. Suudi Arabistan Krallığı, iklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik uluslararası çabalar çerçevesinde Türkiye'nin Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı (COP31) başkanlığını ve 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya'da düzenlenecek 31. Taraflar Konferansı'na (COP31) ev sahipliği yapmasını memnuniyetle karşılamıştır. Türk Tarafı, Suudi Arabistan’ın iklim değişikliği alanındaki tutum ve çabalarından övgüyle bahsetmiştir. Ayrıca, emisyonları yönetmek ve iklim değişikliği hedeflerine ulaşmak için diğer azaltım yaklaşımlarının yanı sıra, döngüsel karbon ekonomisini bir araç olarak kullanan politikaları teşvik ederek, döngüsel karbon ekonomisi uygulamalarının geliştirilmesinde ortak iş birliğinin önemini vurgulamışlardır.</p>

<p><strong>Türk-Suudi Koordinasyon Konseyi, diğer iş birliği alanları:</strong></p>

<p><strong>13)</strong> Her iki Taraf, ortak menfaatlerin elde edilmesi ve tüm sektörlerde yeni ufuklara taşınması amacıyla (Türk-Suudi Koordinasyon Konseyi) çerçevesindeki koordinasyon ve iş birliği düzeyini takdir etmişlerdir. Aşağıdaki alanlarda iş birliği ve ortaklığın güçlendirilmesinin önemini vurgulamışlardır: (1) dijital ekonomi, yapay zekâ, yeni teknolojiler ve uzay teknolojileri; (2) ulaştırma, lojistik ve sivil havacılık; (3) hukuk ve adalet; (4) kültür; (5) turizm; (6) spor ve gençlik; (7) bilim ve eğitim alanında iş birliği; (8) medya; (9) çevre, su, tarım ve gıda güvenliği; (10) gümrük;<br />
&nbsp;(11) savunma sanayileri, (12) sağlık.</p>

<p><strong>Savunma ve güvenlik:</strong></p>

<p><strong>14)</strong> Savunma ve güvenlik alanında, her iki Taraf, iki ülke arasında savunma iş birliği alanlarında imzalanan anlaşmaların harekete geçirilmesi gerektiği konusunda mutabık kalmışlardır. Taraflar, her iki ülkenin menfaatlerine hizmet edecek ve bölgede güvenlik ve istikrarın sağlanmasına katkıda bulunacak şekilde, çok taraflı iş birliği platformları aracılığıyla da dahil olmak üzere, savunma ilişkilerini güçlendirme ve geliştirme konusundaki arzularını teyit etmişlerdir. Her türlü suçla mücadele, aşırılıkçılık ve terörizm ile bunların finansmanına karşı mücadele, uzmanlık ve eğitim teatisi dahil olmak üzere ortak menfaatlerinin olduğu alanlarında mevcut güvenlik iş birliği ve eş güdümünün artırılmasının ve her iki ülkenin çıkarlarına ve ulusal güvenliğine hizmet edecek şekilde siber güvenlik alanında iş birliğinin güçlendirilmesinin önemini vurgulamışlardır.</p>

<p><strong>Uluslararası iş birliği:</strong></p>

<p><strong>15)</strong> Her iki Taraf, uluslararası forum ve örgütler ile çok taraflı mali ve ekonomik kuruluşlarda süregelen iş birliğinin sürdürülmesinin önemini vurgulamış ve Türk tarafı, Suudi Arabistan’ın 2030 yılında (G20 Zirvesi’ne) ev sahipliği yapma isteğine desteğini ifade etmiştir.&nbsp;</p>

<p><strong>Anlaşmalar, Mutabakat Zabıtları:</strong></p>

<p><strong>16)</strong> İki Taraf, bu ziyaret sırasında adalet, yenilenebilir enerji, uzayın barışçıl amaçlarla kullanımı ile AR-GE ve inovasyon iş birliği dahil olmak üzere çeşitli alanlarda 4 anlaşma imzalanmasını memnuniyetle karşılamıştır.&nbsp;</p>

<p><strong>Bölgesel ve uluslararası konular:</strong></p>

<p><strong>17)</strong> Taraflar, uluslararası barış ve güvenliği korumak için eş güdümü sürdürme ve çabaları yoğunlaştırma taahhütlerini yeniden teyit etmişlerdir. Bölgesel ve uluslararası düzeyde, karşılıklı ilgi alanlarına giren konularda görüş alışverişinde bulunmuş ve bu konularda iş birliğini ve ortak koordinasyonu güçlendirme konusundaki kararlılıklarını vurgulamışlardır. Ayrıca, bölgede ve dünyada barış ve istikrarın tesis edilmesine yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceklerini belirtmişlerdir.</p>

<p><strong>18)</strong> Taraflar, bölgesel gelişmeler hakkında kapsamlı bir görüş alışverişinde bulunmuş; bölgedeki çatışmalar, gerilimler ve tırmanma riskinin artmasıyla ilgili endişelerini dile getirmiş ve bölgesel iş birliğinin önemini vurgulamışlardır. Bu bağlamda, bölgesel istikrar, barış ve refahı sağlamayı amaçlayan kolektif girişimlere destek verdiklerini teyit etmişlerdir.</p>

<p><strong>Filistin</strong></p>

<p><strong>19)</strong> Filistin’deki son gelişmelere ilişkin olarak, her iki Taraf, Gazze Şeridi’nde kötüleşen insani durum, devam eden İsrail saldırıları ve insani yardımların ve sınır geçişlerinin engellenmesi konusunda derin endişelerini dile getirmiştir. Gazze’de yardım çabalarının yoğunlaştırılması ve çok ihtiyaç duyulan insani yardımın ulaştırılmasını sağlamak için Şerit boyunca tüm geçişlerin engelsiz bir şekilde açılmasının sağlanmasının önemini vurgulamışlardır. Ayrıca, uluslararası toplumun sivillerin korunmasının garanti altına alınması, hayati altyapıyı hedef almaktan kaçınması ve uluslararası hukuka ve uluslararası insani hukuka uymasını sağlamak için İsrail işgal makamlarına baskı uygulaması gerektiğini vurgulamışlardır. Ayrıca, ateşkesin pekiştirilmesi, Gazze’nin işgalinin sona erdirilmesi ve Filistin Ulusal Yönetimi’nin Gazze Şeridine ilişkin sorumluluklarını yeniden üstlenmesinin önünün açılması, en nihayetinde ise işgalin sona erdirilmesi ve uluslararası hukuk ve 2002 Arap Barış Girişimi uyarınca, başkenti Doğu Kudüs olan 1967 sınırları içinde bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasının sağlanmasının gerekliliğini vurgulamışlardır.</p>

<p><strong>20)</strong> Her iki Taraf, ülkelerinin, ABD Başkanı Donald Trump’ın önderlik ettiği barış çabalarını desteklemek üzere (Barış Kurulu’na) katılmasını memnuniyetle karşılamıştır. Gazze’de kapsamlı barış planının ikinci aşamasının başlatılmasını ve Gazze Şeridi’nin Yönetimi için Bağımsız Ulusal Komite’nin çalışmalarına başlamasını memnuniyetle karşılamış ve bu konuda gösterilen uluslararası çabaları takdir etmişlerdir. Suudi Tarafı, kardeş Türkiye Cumhuriyeti’nin barış anlaşmasının garantör devletleriyle birlikte yürüttüğü ara buluculuk çabalarını ve elde edilen kazanımları takdir etmiştir. Türk Tarafı, Suudi Arabistan’ın Birleşmiş Milletler Filistin Sorununun Barışçıl Çözümü ve İki Devletli Çözümün Uygulanmasına İlişkin Yüksek Düzeyli Konferansı'ndaki eş başkanlık rolünü ve bunun sonucunda Filistin Devleti’nin birbiri ardına uluslararası tanınma elde etmesini takdir etmiştir.</p>

<p><strong>21) </strong>Her iki Taraf, Filistin halkına temel hizmetlerin sağlanmasında Birleşmiş Milletler Filistin Mülteciler Yardım ve Çalışma Ajansı’nın (UNRWA) oynadığı önemli ve hayati rolü yeniden teyit etmiştir. İsrail güçlerinin İşgal altındaki Kudüs’te UNRWA binalarını yıkmasını en şiddetli şekilde kınamış ve İsrail işgal makamlarının uluslararası norm ve yasaları ihlal etmesini tamamen reddetmişlerdir. Uluslararası topluma, uluslararası yardım kuruluşlarına yönelik bu uygulamalarla ve suçlarla mücadele çağrısında bulunmuşlardır.</p>

<p><strong>22)</strong> Her iki Taraf, İslam İşbirliği Teşkilatı'nın Filistin davasının savunulmasındaki hayati rolünü tekrar vurgulamış ve Arap-İslam Gazze Temas Grubu'nun yaptığı çalışmaları takdir etmiştir. Her iki Taraf, Türkiye ile Arap Devletleri Ligi arasındaki diyalog ve iş birliğinin geliştirilmesini teşvik etme konusunda mutabık kalmıştır.</p>

<p><strong>Yemen</strong></p>

<p><strong>23)</strong>Taraflar, Yemen meselesinde, Yemen Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi Başkanı ve hükümeti tarafından temsil edilen meşru Yemen hükümetine desteklerini teyit etmişlerdir. Yemen’in egemenliğinin, birliğinin ve toprak bütünlüğünün korunmasının önemini vurgulamışlardır. Yemen’i bölmeye veya ülkedeki güvenlik ve istikrarı bozmaya çalışan iç güçleri desteklemeye yönelik her türlü girişime karşı çıkılmasının gerekliliğini vurgulamışlardır. Türk Tarafı, Suudi Arabistan Krallığı’nın Yemen’de oynadığı önemli role ve Yemen Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi Başkanı’nın krizin çözülmesi ve Yemen’de ulusal uzlaşmanın güçlendirilmesi için tüm güney grupların katılımıyla Riyad’da kapsamlı bir konferans düzenlenmesi talebine yanıt verilmesi de dahil olmak üzere Yemen krizini sona erdirmek için gösterdiği çabalara destek verdiğini ifade etmiştir.&nbsp;</p>

<p><strong>Somali</strong></p>

<p><strong>24)</strong> Taraflar, Somali meselesine ilişkin olarak, Somali Federal Cumhuriyeti’nin egemenliği, toprak bütünlüğü ve birliğine olan sarsılmaz desteklerini ve Somali’nin istikrarını, halkının refahını ve kalkınmasını muhafaza etmeye olan bağlılıklarını teyit etmişlerdir. İsrail işgal makamları ile Somali Federal Cumhuriyeti’nin bir parçası olarak gördükleri sözde “Somaliland” bölgesi arasında karşılıklı tanıma beyanını, uluslararası hukuku ihlal eden ve bölgedeki gerilimi tırmandıran tek taraflı ayrılıkçı eylemleri pekiştirdiği için reddetmişlerdir. Ayrıca, Somali’nin birliğini zedeleyen paralel yapıları dayatma girişimlerini de reddettiklerini ifade etmişlerdir.</p>

<p><strong>Sudan</strong></p>

<p><strong>25) </strong>Taraflar, Sudan meselesine ilişkin olarak, Sudan’ın birliğini ve güvenliğini, istikrarını ve egemenliğini korumaya yönelik kararlı tutumlarını teyit etmişlerdir. Meşru Sudan devlet kurumları kapsamı dışında kalan herhangi bir gayrimeşru veya paralel yapı oluşumunu reddetmişlerdir. Ayrıca, Sudan’ın ihtilafların ve yasa dışı faaliyetlerin sahnesi haline gelmesinin ve ülkeye yabancı menşeli silahların yasa dışı şekilde girişinin önlenmesinin önemini vurgulamışlardır. (Uluslararası İnsani Hukuk) ve 11 Mayıs 2023 tarihinde imzalanan (Cidde Deklarasyonu) uyarınca, sivillerin korunmasına uyulmasının yanı sıra, Sudan’ın tüm bölgelerine insani yardım ve yardım malzemelerinin ulaştırılmasının kolaylaştırılmasının gerekliliğini de vurgulamışlardır. Sudan devlet kurumlarının korunmasının ve Sudan halkına karşı suç işleyen aşırılıkçı gruplar ve oluşumları içermeyen bir sivil hükümetin kurulması yoluyla Sudanlıların önderliğinde bir siyasi sürecin başlatılmasının önemini vurgulamışlardır.</p>

<p><strong>26)</strong> Türk Tarafı, Sudan’da barışı sağlamak, savaşı sona erdirmek, ülkenin birliğini, güvenliğini ve istikrarını korumak ile aynı zamanda Sudan halkının acılarını hafifletmek için Krallığın gösterdiği çabaları takdir etmiştir. Suudi Tarafı, Türkiye'nin Sudan'daki insani krize yanıt vermek için sürdürdüğü insani yardım faaliyetleri ve çabalarına yönelik takdirlerini dile getirmiştir.</p>

<p><strong>27)</strong> Taraflar, Sudan Silahlı Kuvvetleri’nin Çad ile Adré sınır kapısının daha uzun süre açık olması ve Kassala, Dongola ve El Ubeyd’deki havaalanları ile Kadugli sınır kapısını insani yardımın ulaştırılması için yeniden açma kararını memnuniyetle karşılamışlardır.</p>

<p><strong>Suriye</strong></p>

<p><strong>28)</strong> Taraflar, Suriye konusunda, kardeş Suriye hükümetinin çabalarını ve Suriye’nin güvenliğini, istikrarını ve toprak bütünlüğünü korumak için attığı sorumlu adımları ve aldığı önlemleri takdir etmişlerdir. Ayrıca, Suriye hükümetini desteklemeye ve uygulanan yaptırımları kaldırmaya yönelik olarak uluslararası toplumun çabalarını takdir etmişlerdir. 30 Ocak tarihinde açıklanan ateşkes ve entegrasyon anlaşmasının uygulanmasını desteklemiş ve Suriye Hükümeti’nin Suriye’nin ve tüm bölgenin istikrarını tehdit eden terörist örgütleri engellemek ve sivil barışı teşvik etmek için yapılan çabalarını tam olarak desteklediklerini teyit etmişlerdir. Ayrıca, Suriye’nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü korumayı ve Suriye halkının kalkınma ve refah arzularını yerine getirmeyi onaylamışlardır. İsrail işgal makamlarının Suriye topraklarına ve egemenliğine karşı gerçekleştirdiği tekrarlı ihlalleri ve tecavüzleri kınadıklarını yinelemişlerdir. Bu ihlaller ve tecavüzler, uluslararası hukuku açıkça ihlal etmekte, bölgesel güvenlik ve istikrarı tehdit etmekte ve şiddet ve aşırıcılığın artmasına elverişli bir ortam yaratmaktadır. İsrail’in İşgal altındaki tüm Suriye topraklarından derhal çekilmesi konusundaki çağrılarını yinelemişlerdir.&nbsp;</p>

<p><strong>Rusya – Ukrayna Krizi&nbsp;</strong></p>

<p><strong>29)</strong> Rusya-Ukrayna krizi konusunda, her iki Taraf bölgede ve ötesinde kalıcı barış, istikrar ve refahı sağlayacak, uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler Şartı’na uygun kapsamlı bir müzakereye dayalı çözüme yönelik güçlü desteklerini teyit etmişlerdir.</p>

<p><strong>Sonuç</strong></p>

<p><strong>30)</strong> Ziyaretin sonunda, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ekselansları Recep Tayyip Erdoğan, kendisine ve beraberindeki heyete gösterilen sıcak karşılama ve cömert misafirperverlik için Haremeyn-i Şerifeyn’in Hadimi Kral Salman bin Abdulaziz El Suud'a ve Altesleri Veliaht Prens ve Başbakan Muhammed bin Salman bin Abdulaziz El Suud’a şükran ve takdirlerini sunmuştur. Altesleri Veliaht Prens Muhammed bin Salman bin Abdulaziz El Suud, Ekselanslarına sağlık ve esenlik, kardeş Türk halkına ise terakki ve refah dileklerini iletmiştir.</p>

<p><strong>31)</strong> Ekselansları Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haremeyn-i Şerifeyn’in Hadimi Kral Selman bin Abdulaziz Al Saud ve Altesleri Veliaht Prens ve Başbakan Muhammed bin Selman bin Abdulaziz Al Saud'u Türkiye'de ağırlamak için samimi arzusunu ifade etmiştir.<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://x.com/iletisim/status/2018746578350297111">https://x.com/iletisim/status/2018746578350297111</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/rusya-disisleri-bakanligi-abdye-ortak-isbirligine-yonelik-oneriler-sunduklarini-acikladi-2968</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Tue, 03 Feb 2026 22:05:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Rusya Dışişleri Bakanlığı, ABD'ye "ortak işbirliğine" yönelik öneriler sunduklarını açıkladı</h1>
                        <h2>Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Rusya ile Amerika Birleşik Devletleri arasında kapsamlı işbirliği fırsatlarının ön plana çıktığı bir dönemde ilişkilerin normalleşmesi sürecine dair önemli mesajlar verdi. Lavrov'un açıklamaları, Donald Trump yönetiminin pragmatik yaklaşımıyla ivme kazanan diyaloğun, özellikle ekonomik ve stratejik alanlardaki karşılıklı fayda odaklı işbirliği tekliflerini vurguladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/rusya-disisleri-bakanligi-abdye-ortak-isbirligine-yonelik-oneriler-sunduklarini-acikladi-1770146809.webp">
                        <figcaption>Rusya Dışişleri Bakanlığı, ABD'ye "ortak işbirliğine" yönelik öneriler sunduklarını açıkladı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><a href="https://mid.ru/ru/foreign_policy/news/2076307/#13"><strong>Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov,</strong></a> Rusya ile Amerika Birleşik Devletleri arasında kapsamlı işbirliği fırsatlarının ön plana çıktığı bir dönemde ilişkilerin normalleşmesi sürecine dair önemli mesajlar verdi. Lavrov'un açıklamaları, Donald Trump yönetiminin pragmatik yaklaşımıyla ivme kazanan diyaloğun, özellikle ekonomik ve stratejik alanlardaki karşılıklı fayda odaklı işbirliği tekliflerini vurguladı.</p>

<p><em><strong>"Öncelikle, ABD Yönetiminin göreve geldiği ilk günlerden itibaren Ukrayna çözümünü ilerletmek için gösterdiği hedefli çabaları takdir ediyoruz." </strong></em>diyen<em><strong>&nbsp;</strong></em>Lavrov, Trump'ın Beyaz Saray'a dönüşü sonrası iki ülkenin, başkanlar arası telefon görüşmeleri, 15 Ağustos 2025'te Anchorage'daki (Alaska) tarihi zirve ve uzman ekipler düzeyindeki temasların yüksek tempoda sürdüğünü ifade etti. ABD tarafının, büyük güçlerin ulusal çıkar çatışmalarında farklılıkların çatışmaya dönüşmemesi, ortak hedeflerin ise karşılıklı faydalı projelere dönüştürülmesi gerektiği yönündeki tutumunu memnuniyetle karşıladıklarını vurguladı.<br />
<br />
Ortak işbirliklerinden de söz eden Lavrov,<em><strong>"Amerikalılar, özellikle kendileri için, Trump Yönetimi'nin öncelikleri arasında saydığı alanlarda&nbsp; hidrokarbonlar, kritik mineraller ve nadir toprak elementleri, Arktik'te iş birliği, yapay zeka, uzay ve daha fazlası&nbsp; bizimle iş birliği için çok umut verici ve faydalı fırsatlara sahip olacaklardır."</strong></em>dedi.</p>

<p><strong>İşbirliği Alanlarında Somut Teklifler&nbsp;&nbsp;</strong><br />
<br />
Lavrov, diplomatik misyonlardaki kısıtlamaların ötesine geçilerek pratik adımların atılması gerektiğini belirterek, Moskova ve Washington arasında doğrudan hava seferlerinin yeniden başlatılması, el konulan diplomatik mülklerin iadesi gibi engellerin kaldırılmasını önerdiklerini açıkladı. Bu adımların atılması halinde, Rusya'nın ABD'ye sunduğu "umut verici ve karşılıklı faydalı" işbirliği fırsatlarının ön plana çıkacağını belirtti.<br />
<br />
Özellikle Trump yönetiminin öncelik verdiği alanlarda hidrokarbonlar, kritik mineraller ve nadir toprak elementleri, Arktik bölgesinde işbirliği, yapay zeka ile uzay araştırmaları gibi stratejik sektörlerde iki ülkenin birlikte çalışmasının her iki taraf için de son derece verimli olacağını kaydetti. Lavrov, bu tekliflerin ABD tarafına iletildiğini ve Trump ekibinin bu fırsatları değerlendireceğine inandıklarını ifade etti.</p>

<p>Ukrayna krizi bağlamında da Lavrov, Trump'ın NATO'nun doğuya genişlemesi gibi kök nedenleri açıkça ele alan tutumunu takdir ederek, Anchorage zirvesinde geliştirilen formülün korunması halinde müzakere yoluyla kalıcı çözüme yaklaşılabileceğini söyledi. Ancak asıl vurgu, krizden bağımsız olarak ikili ilişkilerde geniş kapsamlı işbirliğinin mümkün olduğuna yapıldı.</p>

<p><strong>Engeller ve Kararlılık&nbsp;&nbsp;</strong><br />
<br />
Sürecin kolay olmadığını kabul eden Lavrov, Washington'daki<strong> "derin devlet"</strong> unsurları ve Rus karşıtlığı nedeniyle güvenin yeniden inşasının zaman alacağını belirtti. Ekim 2025'te Rosneft ve Lukoil'e yönelik yeni yaptırımların "beklenmedik" olduğunu hatırlatarak, normalleşme iradesinden herkesin memnun olmadığını ve bazı çevrelerin engelleme çabası gösterdiğini ifade etti. Buna rağmen Rusya'nın, eşitlik ve karşılıklı saygı temelinde diyaloğu sürdürmeye kararlı olduğunu vurguladı.</p>

<p>Lavrov,<strong> "Eşit ve karşılıklı saygı şartıyla Rusya-ABD normalleşmesini ve özellikle önerdiğimiz işbirliği alanlarında atılımı memnuniyetle karşılarız"</strong> diyerek, Moskova'nın Washington'a sunduğu somut işbirliği tekliflerinin ön planda tutulması gerektiğini bir kez daha ortaya koydu. Açıklamalar, 2025 sonu ve 2026 başındaki temasların ekonomik-stratejik işbirliğine odaklandığını ve bu yönde önemli fırsat pencerelerinin açıldığını gösteriyor.<br />
<br />
<a href="https://mid.ru/ru/foreign_policy/news/2076307/#13"><span style="color:#2980b9"><strong>Kaynak: Rusya Dışişleri Bakanlığı Resmi İnternet Sayfası</strong></span></a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cem-vakfi-tercan-subesinden-kaymakam-kisa-dumana-ziyaret-2967</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 03 Feb 2026 18:23:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Cem Vakfı Tercan şubesinden Kaymakam Kısa Duman’a ziyaret</h1>
                        <h2>Cem Vakfı Tercan şubesi Ahmet Yesevî Cemevi Başkanı Haydar Coşkunfırat ve vakıf yönetimi, Tercan Kaymakamı Neslihan Kısa Duman’ı makamında ziyaret etti. Gerçekleşen ziyarette karşılıklı görüş alışverişinde bulunulurken, ilçedeki sosyal ve kültürel çalışmalar da ele alındı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/tercan-cemevi-vakfindan-kaymakam-kisa-dumana-ziyaret-1770132953.webp">
                        <figcaption>Cem Vakfı Tercan şubesinden Kaymakam Kısa Duman’a ziyaret</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Cem Vakfı Tercan şubesi Ahmet Yesevî Cemevi Başkanı Haydar Coşkunfırat ve vakıf yönetimi, Tercan Kaymakamı Neslihan Kısa Duman’ı makamında ziyaret etti. Gerçekleşen ziyarette karşılıklı görüş alışverişinde bulunulurken, ilçedeki sosyal ve kültürel çalışmalar da ele alındı.<br />
&nbsp;</p>

<p>Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Kaymakam Neslihan Kısa Duman, cemevinin ilçedeki önemli inanç ve kültür merkezlerinden biri olduğunu belirterek, <em><strong>“Cemevi için ne gerekiyorsa, imkânlar dâhilinde her zaman yanınızda olacağız”</strong></em> ifadelerini kullandı. Kaymakam Kısadurman, kamu kurumları ile sivil toplum kuruluşları arasındaki iş birliğinin toplumsal birlik ve beraberliğe katkı sağladığını vurguladı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Tercan Cem Vakfı Ahmet Yesevi Cemevi Başkanı Haydar Coşkunfırat ise yaptığı konuşmada, Kaymakam Kısa Duman’ın göreve geldiği günden bu yana cemevi ve vakıf çalışmalarına gösterdiği ilgi ve destekten dolayı teşekkür etti. Coşkunfırat<em><strong>, “Sayın Kaymakamımız her zaman yanımızda oldu. Bu destek bizler için çok kıymetlidir” </strong></em>dedi.</p>

<p>Ziyaret, iyi dileklerin paylaşılması ve hatıra fotoğrafı çekilmesiyle sona erdi.<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://www.tercanbolgehaber.com/index.php/2026/02/03/tercan-cem-evi-vakfindan-kaymakam-kisa-dumana-ziyaret/?fbclid=IwY2xjawPu8UxleHRuA2FlbQIxMQBicmlkETFLTWN0SEQ2TjlLdXc1Rmw2c3J0YwZhcHBfaWQQMjIyMDM5MTc4ODIwMDg5MgABHrVQl4tS4SKL5j9jo9DN24RgZnB0ufHpuqyMHUfmuWUzO8-oEClZUX_O6zL3_aem_8ezwjxpr4KMXDSf-tnqnMQ">https://www.tercanbolgehaber.com/index.php/2026/02/03/tercan-cem-evi-vakfindan-kaymakam-kisa-dumana-ziyaret/</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/devlet-bahceli-turk-bizim-kurt-bizim-turk-milleti-de-biziz-ve-hepimiziz-2966</link>
            <category>SİYASET</category>
            <pubDate>Tue, 03 Feb 2026 16:04:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Devlet Bahçeli: Türk bizim, Kürt bizim, Türk milleti de biziz ve hepimiziz</h1>
                        <h2>MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Suriye'deki son gelişmeleri memnuniyetle karşıladığını belirterek, Şam yönetimi ile SDG/YPG arasındaki anlaşmanın "Suriye'nin egemenliğini güçlendiren ve devlet içinde devlet oluşumunu sona erdiren tarihi bir adım" olduğunu vurguladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/devlet-bahceli-turk-bizim-kurt-bizim-turk-milleti-de-biziz-ve-hepimiziz-1770124378.webp">
                        <figcaption>Devlet Bahçeli: Türk bizim, Kürt bizim, Türk milleti de biziz ve hepimiziz</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Suriye'deki son gelişmeleri memnuniyetle karşıladığını belirterek, Şam yönetimi ile SDG/YPG arasındaki anlaşmanın "Suriye'nin egemenliğini güçlendiren ve devlet içinde devlet oluşumunu sona erdiren tarihi bir adım" olduğunu vurguladı.</strong></p>

<p>Devlet Bahçeli'nin açıklamasının tam metni şöyle:</p>

<p>Değerli Dava Arkadaşlarım,</p>

<p>Muhterem Hanımefendiler, Beyefendiler,</p>

<p>Basınımızın Değerli Temsilcileri,</p>

<p>Bir haftalık aranın hitamında Meclis grup toplantımızda sizlerle tekrardan buluşmanın, kavuşmanın, görüşmenin bahtiyarlığını yaşıyorum.</p>

<p>Bu duygularla hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyor; sağlıklı, başarılı ve huzurlu bir hafta geçirmenizi Allah’tan niyaz ediyorum.</p>

<p>Yurt içinde ve yurt dışında; televizyon ekranlarından, radyo kanallarından, sosyal medya platformlarından bugünkü toplantımızı takip eden tüm vatandaşlarımızı,</p>

<p>Gönül ve kültür coğrafyalarımızda onurlu ve huzurlu bir hayatın mücadelesini nice zorluğa direnerek gerçekleştiren tüm kardeşlerimizi selamların en güzeliyle selamlıyor şükranlarımı sunuyorum.</p>

<p>Merhum Mithat Cemal Kuntay’ın altı çizilmesi gereken bir düşüncesi vardır ve şöyledir:</p>

<p>“İnsan, bazen bir mektepten değil bir muallimden çıkar.”</p>

<p>Bir bakıma ve bihakkın akıp giden hayat da bir mektep, başka türlü ifade edersek bir muallim, yani bir öğretmen değil midir?</p>

<p>Bu mektebin sıralarında, bu muallimin nazarında siyasetin temel ve mecburi bir ders olmadığını kim inkâr edebilir?</p>

<p>Yine merhum Mithat Cemal Kuntay, “Mehmet Akif” isimli eserinde can beraberi arkadaşıyla bir diyaloğunu nakleder.</p>

<p>Bir defasında, merhum vatan şairimiz Mehmet Akif Ersoy Berlin’e gider. Dönüşünde merhum Kuntay sorar: “Berlin’de ne var? Ne oluyoruz?”</p>

<p>Merhum Akif cevap verir:</p>

<p>“Ne olacağız; Berlin’e gittim, elçimiz Kuran tefsiri yazıyordu.</p>

<p>İstanbul’a geldim, Fatih’teki hocalarımız siyaset konuşuyordu. Ne olacağız, artık anlarsın.”</p>

<p>Elbette Müslüman Türk’ün ferdi olarak mikro-kozmozda siyaset-velayet dengesini tutturması, bunun da kontrolünü sıkı bir Allah korkusuyla sürdürmesi gerekmektedir.</p>

<p>Nitekim Allah’tan korkmayanın kuldan utanmasını beklemek boşuna bir hevestir.</p>

<p>Biz hem Allah’tan korkan hem de kuldan utanan, mazisi 57 yılı bulan siyasi ve fikri mücadelesiyle imanın, inancın ve milliyetçi iradenin muhik ve muteber burcu olan Milliyetçi Hareket Partisi’yiz.</p>

<p>Kararlılıkla ifade etmem gerekirse, Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı, bütün Türkiye’nin, bütün Türk milletinin, hatta ve hatta Türk-İslam dünyasının siyaset kutbudur.</p>

<p>Buna ilave olarak diyeceğim şudur: Üç hilal, sadece bugünün değil, yarınların da partisi, geçmişle geleceği birbirine bağlayan fazilet, feraset ve fikir köprüsü, ezcümle milli umutların düşmeyecek sancağıdır.</p>

<p>Bizim folluğumuzda kuluçkaya yatıp başka kümeslerde yumurtlayanların, çıraklık dönemini aramızda geçirip gıcırdayan başka kapı diplerinde ustalık taslayanların Milliyetçi-Ülkücü Hareket’i hakkıyla idrak, layıkıyla ifade etmeleri neredeyse imkânsızdır.</p>

<p>Hz. Mevlana’nın dediği üzere, her insan bir yağmur damlası gibidir. Kimisi düşer çamura, kimisi düşer gül yaprağına.</p>

<p>Çamurla karışan çamur atar karşısına, gül bahçesinde olan mis kokular yayar etrafına.</p>

<p>Bizim çamur zihniyetlere, çamurlaşmış siyaset zirzoplarına yüzümüz dönük, kapımız sürgülüdür.</p>

<p>Ruhu bedenine egemen olan bir insanda görülecek davranış kalıbı öncelikle itidaldir.</p>

<p>Şayet insan itidalin pusulasıyla hareket ederse çetin imtihanları, zorlu engelleri birer birer aşacak yürekliliğe ulaşacaktır.</p>

<p>Gerçek yüreklilik bilek gücü veya kas birikimiyle değil aklın ve ahlakın adalet çizgisinde sapmadan ve savrulmadan ilerleyişiyle tecelli edecektir.</p>

<p>İşte böylesi bir erdeme, işte bundan mütevellit erinç haline müstakim bir tutumla müstahak olanlar yaptıkları her işle, attıkları her adımla, ağızlarından çıkan her sözle hayranlık ve hürmet uyandıracaklar, yanlışın ve yanılgının boşluğuna da hiçbir zaman düşmeyeceklerdir.</p>

<p>Büyük halk ozanımız Yunus diyor ya, “az söz erin yükü, çok söz hayvan yüküdür.”</p>

<p>Çok sözle yüzümüzün kızarıp mahcubiyet duyacağımıza, az ve öz söyleyip hafızalarda derin anlam ve akisler bırakacak maharete sahip olmak lazımdır.</p>

<p>Yapılan konuşmalarda, paylaşılan görüş ve düşüncelerde bir makesin bir de makusun şaşmaz gerçeğiyle karşılarız.</p>

<p>Şayet sesimizi değil de sözümüzü yükseltirsek, kaldı ki bu yüksekliği milli ve manevi değer hükümleriyle perçinlersek, hepsinden mühimi ülkemizin menfaatini diğer bütün şahsi ve siyasi menfaatlerin önünde ve üstünde tutarsak o zaman tezahür eden her söz, her düşünce, her görüş millet vicdanında makes bulacaktır.</p>

<p>Çünkü aziz millet varlığının basireti tıpkı tükenmez cevher gibidir.</p>

<p>Fakat cümle cümle maluliyetle ihata edilmiş çelişki çukurlarına düşen açıklamaların, ahlaki safiyetle kalbi samimiyetten mahrum ilke ve içerik yoksunu istismarcı çıkışların talihi biliniz ki makûstur.</p>

<p>Bu makus düşünce ve ezberlerin millet nazarında ne bir karşılığı ne de bir değerinden bahsedilebilecektir.</p>

<p>Hamasetin ilkesiz çekiciliği hakikat ve haysiyetin itibarlı çehresini gölgelerse emin olunuz ki atılan hiçbir adımın, söylenen hiçbir sözün bağlayıcılığı ve kalıcılığı olmayacaktır.</p>

<p>Türkiye’mizin geçtiği tarihi eşik hepimize, özellikle siyaset müessesine ve siyaset yapan zevata ihmal edilemez sorumluluklar yüklemektedir.</p>

<p>Makesde buluşmak varken makusun tezgahında bocalamak akıl ve mantık ihlalinden başka bir şey değildir.</p>

<p>Eğer taşımasını bildikten sonra insanda iki tür şuur hali vardır.</p>

<p>Birisi adalet şuuru, diğeri de tarih şuurudur.</p>

<p>Kemale ermiş adalet şuuru bizi imanımızla bütünleştirip Allah’ın yolundan ayırmayacaktır.</p>

<p>Tarih şuuru ise vatan ve millet sevgisinin ana yatağıdır.</p>

<p>Deniz fenerini andıran, aydınlık bir meşaleyi çağrıştıran bu yatakta oluşacak ve ortaya çıkacak fikri atılımın tanım ve tarifi de elbette ve kesinlikle milliyetçiliğin ta kendisidir.</p>

<p>Türk milliyetçilerinin küresel ölçekli iddia ve hedefleri her zaman vardır ve bilinmektedir.</p>

<p>Merhum düşünürümüz Ziya Gökalp'in "milletlerin eşitliği ve işbirliği" şeklinde formüle edip altını çizdiği müstesna ideali başlangıç noktası kabul etmek ve geliştirmek gerekmektedir.</p>

<p>Genel manada 21’inci yüzyıl dünyasının daha yaşanabilir, daha insani, daha adil, daha huzurlu, daha sevimli olabilmesinin bir yolunun da böyle bir anlayışı zenginleştirmekten geçtiği açıktır.</p>

<p>Huzursuz ve istikrarsız bir dünyada hiç kimse güvende değildir.</p>

<p>Bize bir şey olmaz mağrurluğu, her koyun kendi bacağından asılır mantığı, bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın masalı alıcısı olmayan, satıcısı bulunmayan çürük ve küflü mal gibidir.</p>

<p>Eski kafayla yeni yüzyılın fırsat ve risklerini okumak, bununla bağlantılı siyasi/stratejik düşünceye malik olmak eşyanın tabiatına aykırıdır.</p>

<p>Dijitalleşmenin sürekli çıta yükselttiği, iletişim ve ulaşım teknolojilerinde göz kamaştıran sıçramaların yaşandığı bir zaman tünelinde insan iki durumla eşanlı karşı karşıyadır.</p>

<p>Birisi kalabalıklar içindeki yalnızlığı, diğeri de yalnızlığının tam ortasındaki uğultulu kalabalıklardır.</p>

<p>Mitolojide anlatılan, yüzüne bakanın taş kesildiği yılan saçlı üç kadından birisi olan Gorgon adeta insan varlığının tam göz hizasındadır.</p>

<p>Mesele insanın baştan ayağa taş kesilmesi değil, asıl muharrik sorun kalbin katılaşması, vicdanın taşlaşması, merhamet duygusunun kapanmasıdır.</p>

<p>Geçmişin şimdiki zamanı bellektir, hafızadır.</p>

<p>Zamanın fırtınalı atmosferinde belleğin limanına ihtiyaç duymak son derece normal ve anlaşılır bir insani haldir.</p>

<p>Ancak bu limanda sıkışıp kalmak geleceğin dünya tablosunda bir nevi kenarda beklemek, yedek kulübesinde atıl ve aciz şekilde oturmak demektir.</p>

<p>Türk milleti asla beklemeyecek, bilahare beklenen, özlenen, yolu gözlenen müşfik ve müteyakkız bir kudret olduğunu devamlı surette ispat ve izhar edecektir.</p>

<p>Bu kapsamda Türk siyasetçisinin, milli ve manevi değerler kümesinden ayrılmayan Türk aydınının müessir bir dünya kavrayışı olmalı, çağın rotasını tayin etme iddiasıyla mündemiç fikir ve politikalar geliştirmelidir.</p>

<p>Tasavvur, tahayyül ve tekliflerimizin ana çerçevesini de, “Nasıl Bir Dünya”, “Nasıl Bir Türkiye” sorularına verilecek kalıcı ve kader belirleyici cevaplar oluşturmalıdır.</p>

<p>Kuru bir taklitçilik yerine özgün, özgüvenli ve öz değerlere bağlı fikir ve politika atılımlarıyla bezenecek müstesna projelerin arayışında olmak, bunları ekonomik, sosyal ve siyasal olayların akışıyla eklemlemek medeniyet müktesebatımızın bize yüklediği başlıca sorumluluktur.</p>

<p>İnsanlığı zorlu bir gelecek beklemektedir.</p>

<p>Bu nedenle gerek milli kaderimiz, gerekse de küresel kaderimiz üzerinde söz ve iddia sahip olmaktan başka diğer tüm seçeneklere kapalı olmak durumundayız.</p>

<p>“Terörsüz Türkiye”, “Terörsüz Bölge” hedefleri Türk milletinin kaderine aracısız ve fasılasız sahip çıkma hamlesidir.</p>

<p>Kim veya kimler bu hedeflere dudak büküyorsa; kuraktır, kukladır, korkaktır, karanlıktadır.</p>

<p>Kim veya kimler söz ve eylemleriyle bu hedefleri baltalama amacındaysa maksatlıdır, marazlıdır, mahsurludur, maşadır.</p>

<p>Kim ve kimler, makesin yerine makusu tercih ediyor, gülün yerine çamura başvuruyor, bu suretle “Terörsüz Türkiye”, “Terörsüz Bölge” hedeflerini sekteye uğratmak için tetikte bekliyorsa, ülke ve millet aleyhine tertip içinde olan güdümlü işbirlikçidir.</p>

<p>Sözün doğru olması kadar millete mensubiyet ve sadakat hissiyatının da ağır basması, ağırlığınca da mücevher gibi parlaması usulen de, esasen de gerek ve yeter şarttır.</p>

<p>Değerli Arkadaşlarım,</p>

<p>Demokrasimizi, özgürlükleri ve insan hakları politikalarını elbirliği ve işbirliği ile geliştirmenin makul ve mümkün yollarını bulup hayata geçirmek hem zorunlu, hem de önemlidir.</p>

<p>Milliyetçiliğin fikir prizmasından baktığımızda demokrasinin, özgürlüklerin ve insan haklarının istismarına fırsat verilmeden, sinsi ve hain emelleri maskelemesine dikkat ve uyanıklık göstererek güçlendirmek kuşkusuz vazifemizdir.</p>

<p>Aynı şekilde, ülke ve millet bütünlüğü ile demokrasiyi birbiriyle çelişen değil, birlikte gelişen bakış açısıyla ele almalıyız.</p>

<p>Yine demokratik hukuk devletinin, bütün Türk vatandaşlarının bir arada daha mutlu, daha huzurlu yaşamasının asgari şartlarından biri olduğu konusunda tereddüt uyandırmayacak bir samimiyetin ve saydamlığın sergilenmesine ihtiyaç olduğunu unutmamalıyız.</p>

<p>Siyaset kurumunun inisiyatif ve itibar kaybının temel sebeplerinden biri olan, seviyesiz, tutarsız ve günübirlik söylem ve davranışlardan mutlak surette uzak durulmalıdır.</p>

<p>Siyasetçinin, siyaset alanını daraltma değil, siyaseti zenginleştirme ve itibar kazandırma gibi esaslı bir işlevinin bulunduğu göz ardı edilmemelidir.</p>

<p>Siyaset alanına ve siyaset etme tarzına dair böyle bir duruş ve kararlılık, hepimizin müşterek sorumluluklarının en başında gelmektedir.</p>

<p>Bilinmelidir ki, cumhuriyet ile demokrasi birbirinin; temiz, seviyeli, ahlaklı ve ilkeli siyaset de her ikisinin sigortasıdır.</p>

<p>Türk milletinin hangi kökenden, hangi meslekten, hangi mezhepten olursa olsun bütün mensuplarının bir arada kardeşçe yaşamasını temin ve teşvik etmek demokratik rejimin aslî görevidir.</p>

<p>Bu sürecin önünde engel ve sıkıntı oluşturan kurumsal ve yasal düzenlemeleri iyileştirmek de TBMM’nin temel varlık sebeplerinden birisidir.</p>

<p>Birliktelik ve dayanışma kültürünün önemini kabul etmeyenlerin ya da ediyor gibi görünüp sürekli çark edenlerin farklılık ve çatışma noktalarının kurumlaşmasına sürekli vurgu yapması, demokrasiye değil anarşiye çanak tutmaktır.</p>

<p>Gerçek duygusal kopuş da aynısıyla böyle doğacaktır.</p>

<p>Çünkü özünü milletimizin ortak değerleri ve özlemlerinin belirlediği “Kamu ruhu ve alanı”nı taşa tutmanın ve tartışmaya açmanın ne demokrasiye ne de ülkemize bir faydası dokunacaktır.</p>

<p>Dünyanın her demokratik rejiminde geçerli olan veya olması beklenen bu gerçeğe saygı duyulmalı ve riayet edilmelidir.</p>

<p>Bilinmesini özellikle arzu ederim ki, demokratikleşme projeleri, böyle bir duyarlılıkla ele alındığı ve asgari müşterekler zemini üzerine bina edildiği sürece anlamlı ve kalıcı olacaktır.</p>

<p>Bu sağlam temeller üzerine daha güçlü, ileri demokratik ve hukukî yapıları ihya etmek de bizlere düşmektedir.</p>

<p>Yapay çatışma alanları oluşturmak, devamlı oyun bozanlık yapmak, olmayan tıkanmadan, görülmeyen güven krizinden bahsetmek yüreklice ifade ediyorum ki, sorumsuzluk örneği, makusa hizmet örgütlenmesidir.</p>

<p>“Terörsüz Türkiye” ile “Terörsüz Bölge” hedefleri bir yanda demokrasi namusunu savunmak, diğer yanda insan hakları ve özgürlüklerin açılan bayrağı altında toplanmaktır.</p>

<p>Edepsizin edepliyi bastırması, haksızın da haklıyı astırması son bulmalıdır.</p>

<p>Lübnan asıllı ressam, şair ve filozof olan Halil Cibran diyor ki:</p>

<p>“Başka bir insanın hakikati, onun sana açıkladığı şey değil, açıklayamadığı şeydedir.</p>

<p>Bu yüzden onu anlamak istersen söylediğine değil söylemediğine kulak ver.</p>

<p>İnsan sustuğu şeyler kadardır ve insan, insanı anlatamadığı yerden anlayabiliyorsa yakındır.”</p>

<p>Biz söylenenler kadar söylenmeyen şeylere de kulak veriyoruz.</p>

<p>Fakat biz anlayış gösterirken anlaşılmayı da bekliyoruz.</p>

<p>Bunun ise karşılıklı bir emek ve erdem faaliyeti olduğunu gayet iyi biliyoruz.</p>

<p>Geliştirici işbirlikleri kurmanın yegane yolu sırf anlaşılmaya değil anlamaya yönelik adımlar atmaktır.</p>

<p>Gönlü temiz olanın gözü daha iyi görecek, kulağı daha iyi duyacak, ağzından saçılacak kelimeler kutuplaşmayı değil, kucaklaşmayı sağlayacaktır.</p>

<p>Milli birlik ve kardeşlik duygumuzu karartmanın ve kaskatı hale sokmanın emelini taşıyanlar tarihin uçuruma yakın yerinde durmaktadır.</p>

<p>Suriye’deki malum olayları Türkiye’ye taşıyıp Kürt kardeşlerimizi provoke etmeye çalışmanın iyi niyetle bağdaşır bir tarafı asla yoktur ve olamayacaktır.</p>

<p>Kürt kardeşlerimizle terör örgütü YPG’yi yan yana getirmek, üst üste örtüştürmek fahiş bir gafilliktir.</p>

<p>Suriye Cumhuriyeti’nde yeni bir denklem, yeni bir paradigma, yeni bir yapı oluşmuştur.</p>

<p>Bu durum beklenen, olması gereken gayedir, ayrıca devletin egemenlik haklarıyla, siyasal, toplumsal ve toprak bütünlüğüyle ilişkilidir, aynı zamanda bunu destekleyen, tescilleyen gelişmedir.</p>

<p>30 Ocak 2026 tarihinde, Şam yönetimi ile SDG/YPG arasında, 10 Mart Mutabakatı ile 18 Ocak Mutabakatı temelinde kapsamlı bir ateşkes ile askeri ve idari yapıların Suriye Cumhuriyeti’ne aşamalı entegrasyonu hususunda anlaşmaya varmışlardır.</p>

<p>Bu gelişme Suriye’nin egemenliğinin güçlendirilmesi ve uzun vadeli istikrarın sağlanması açısından belirleyici ve memnuniyet verici bir kavşak noktasıdır.</p>

<p>Devlet otoritesi sağlanmıştır.</p>

<p>SDG/YPG’li teröristler bulundukları mevcut hatlardan çekilecek, hükümete bağlı birlikler Haseke ve Kamışlı merkezlerine konuşlanacaktır.</p>

<p>SDG/YPG’ye bağlı üç tugaydan oluşan bir tümen kurulacak, Ayn el Arab’taki silahlı unsurlar ise Halep’e bağlı birer tugay olarak yapılandırılacaktır.</p>

<p>Askeri ve güvenlik entegrasyonunun tugaylar içinde bireysel bazda gerçekleştirileceği anlaşılmaktadır.</p>

<p>Yapılan anlaşmanın uygulama süreci dün başlamıştır.</p>

<p>Suriye’de devlet içinde devletin olmayacağı, paralel bir ordunun hayalden ibaret kalacağı netleşmiştir.</p>

<p>Artık komşu ülkemiz Suriye’nin haritası tek bir renge bürünmüş, Siyonist-emperyalizme kiralık tetikçilik yapanlar işgal ettikleri alanlardan çıkarılmıştır.</p>

<p>27 Şubat 2025 tarihinde PKK’nın kurucu önderliği tarafından yapılan “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı” 337 gün sonra Suriye’de de müspet karşılığını bulmuş ve çok önemli bir etap böylelikle geçilmiştir.</p>

<p>Onun bunun saçma sapan telkin ve tazyikine kapılmadan, su katılmamış bühtanlara aldırış etmeden elimizi vicdanımıza koyup düşünelim ve sorgulayalım:</p>

<p>PKK’nın kurucu önderliği 27 Şubat 2025 tarihinden itibaren verdiği tüm sözlerin ardında durdu mu? Durdu.</p>

<p>Bölücü terör örgütünün lağvedilmesini ve silahların yakılmasını sağladı mı? Sağladı.</p>

<p>27 Şubat çağrısı PKK’yla birlikte örgütün tüm bileşenleri için bağlayıcı oldu mu? Oldu.</p>

<p>Madem maksat hasıl oldu, o halde bize düşen de PKK’nın kurucu önderliğine DEM Parti’den tüm örgüt uzantılarına kadar saygı gösterilmesini istemek ve beklemektir.</p>

<p>Araplar, Kürtler, Türkmenler, diğer halkların birlik, dirlik ve kardeşlik içinde yaşaması için tarihi bir fırsat kapısı aralanmış ve herkes somut gelişmeleri benimsemiştir.</p>

<p>Türkiye’de olduğu gibi, Suriye’de de provokasyonların yaşanması mümkündür ve beklenmelidir.</p>

<p>Buna karşı azami derece ve düzeyde sabırlı, tedbirli, temkinli olmak herkesin ortak çıkarınadır.</p>

<p>Nusaybin’de bayrağımızı indiren alçaklar, Diyarbakır ve Tarsus’ta sahaya çıkan provokatörler, Ayn el Arap üzerinden milli birliğimizi yaralamaya kalkışan siyasi odaklar ne yaparsa yapsınlar, Pir Sultan Abdal’ın sözleriyle alayına sesleniyorum:</p>

<p>Koyun beni hak aşkına yanayım,</p>

<p>Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan.</p>

<p>Yolumdan dönüp mahrum mu kalayım,</p>

<p>Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan.</p>

<p>Merhum fikir pınarımız Hüseyin Nihal Atsız’ın haykırdığı gibi,</p>

<p>Yufka yüreklilerle çetin yollar aşılmaz,</p>

<p>Çünkü bu yol kutludur, gider Tanrı Dağı’na.</p>

<p>Halbuki yoldaşını bırakıp dönenlerin,</p>

<p>Değişilir topu da bir sokak kaltağına.</p>

<p>Nefreti aşılayanlar kaybedecek.</p>

<p>Fitneyi körükleyenler kaybedecek.</p>

<p>Ebedi Türk-Kürt kardeşliğini bozmayı planlayanlar kaybedecek.</p>

<p>Kürt kardeşlerimizi mahut terör örgütüyle bir ve eşit görenler kaybedecek.</p>

<p>Bölücü terör örgütünün Kürt kardeşlerimizi vesayet altında tutmasına hizmet edenler, bunu dileyenler, bunu görmek için çılgına dönenler iki cihanda da yatacak yer bulamayacaklar.</p>

<p>Türk bizim, Kürt bizim, Türk milleti de biziz ve hepimiziz.</p>

<p>CHP Genel Başkanı’nın Suriye devletinin terörle mücadelesini endişe verici bulması, Sayın Ahmet eş Şara’nın Suriye’nin tamamını temsil etmediğini dile getirmesi hüsran verici bir hezeyandır.</p>

<p>Esad’ı kalbinde taşıyan, aklını ve gönlünü de YPG’ye kaptıran bu zatın ne sözü söz, ne de siyaseti mert ve millidir.</p>

<p>“HTŞ’ye kravat takmakla olmaz” demiş. Anlayacağınız halt etmiş, gene çuvallamış.</p>

<p>Sen de YPG’nin kravatını takabilirsin, Mazlum Abdi’yle el ele verebilirsin, dağ taş gezerek fesat/nifak üretimi yapabilirsin.</p>

<p>Sayın Özel, zırvayı bırak sadede gel.</p>

<p>Gürültü patırtı çıkarmanın siyaset olmadığını, laf ola beri gele türünden konuşmaların seni komik durumlara düşürdüğünü anla ve kabullen.</p>

<p>Dilinin altındaki baklayı çıkar, Suriye’nin siyasi ve toprak bütünlüğünü sağlamasından dolayı uykularının kaçtığını da itiraf et.</p>

<p>Merhum Ahmet Hamdi Tanpınar’ın sözlerinden esinlenerek diyorum ki:</p>

<p>Dünyaya baktığın zaman ayrı görüyor, kendi kendine kaldığın zaman ayrı düşünüyorsun. Yığınlarca tezat içinde biteviye çırpınıyorsun.</p>

<p>Ahlaken sorunlu siyaset zar atmaktan farksızdır; gelecek olan de her zaman hep yektir.</p>

<p>CHP Genel Başkanı’nın erken seçim ezberine takılması ve şahsıma beyhude çağrılar yapması tam bir siyasi ahmaklıktır.</p>

<p>Seçimin ne zaman yapılacağı bellidir.</p>

<p>Erken seçim diye bir şey asla gündemde yer almayacaktır.</p>

<p>CHP Genel Başkanı, seçim kapısını arala diye mırıldansa da, bizim Cumhur İttifakı olarak aralayacağımız kapı Türk ve Türkiye Yüzyılının cümle kapısıdır.</p>

<p>Başka kapılara yüz sürmek, başka kapılardan medet ummak CHP’nin beklentisi ve dileği olsa da, Milliyetçi Hareket Partisi ile Cumhur İttifakı’nın böyle ucuz ve bayat gündemlerin peşinden savrulması, o kapı bu kapı gezip dolaşması siyasi akıl ve mantık dışıdır.</p>

<p>CHP Genel Başkanı merak etmesin, seçim günü gelip çattığında Türk milleti yüksek iradesiyle istismarcı, inkarcı, rüşvetçi, kumarcı, komisyoncu, vurguncu organize yolsuzluk çetesine Türkiye’nin kaç bucak olduğunu muhakkak gösterecektir.</p>

<p>Muhterem Arkadaşlarım,</p>

<p>Her geçen gün daha da karmaşıklaşan, sürdürülebilir kriz ve kargaşanın gittikçe kökleşip derinleştiği bulanık ve bunalımlı bir dünya tablosu insanlığın müşterek geleceğini, münhasır huzur ve istikrar özlemini ciddi şekilde tahdit ve tehdit etmektedir.</p>

<p>İkinci Dünya Savaşı’nı müteakiben yerleşen ve yürürlüğe giren kurallara dayalı uluslararası müesses düzen, geldiğimiz bu aşamada yıkık dökük bir harabeden, yoğun bakımda can çekişen umutsuz bir hastadan muhteva itibariyle farklı değildir.</p>

<p>Yeni bir dünya düzeni kurma arayış ve arzusu eskisinin ağır enkazı kaldırılmadan, en azından hazmedilebilir ve yönetilebilir bir seviyeye taşınmadan oldukça maliyetli ve meşakkatlidir.</p>

<p>Çok kutuplu küresel kuvvet dengesinin yeni baştan tesis ve tezahürü geciktikçe, gücün tek merkezde temerküzü amacıyla askeri ve ekonomik baskıların, buna bağlı dayatmaların cesameti artıkça dünya yaşanabilir olmaktan çıkacak, ateş her yeri saracaktır.</p>

<p>Bilindiği üzere, 19-23 Ocak 2026 tarihleri arasında Davos’ta düzenlenen 56’ıncı Dünya Ekonomik Forumu aynı zamanda AB ile ABD arasında kızışan çok boyutlu cepheleşmenin ağırlık merkezine dönüşmüştür.</p>

<p>Kaynayan ve kanayan küresel sistem düşe kalka iflas bayrağını çekmiştir.</p>

<p>ABD’nin silaha ve zora dayalı müdahaleleri, sömürüye ve yayılmaya dayalı mütecaviz talepleri bağımsız devletlerin egemen eşitliklerini tartışmaya açacak noktaya kadar gelmiştir.</p>

<p>Venezuela’dan sonra, İsrail’in tahrik ve tacizleriyle ABD’nin İran’a karşı gündeme aldığı askeri operasyon ihtimali sadece komşu ülke İran ve bölgemiz için değil dünyanın tamamını yakıcı şekilde etkileyecek asal bir tehlikedir.</p>

<p>İran’a askeri hareket yoluyla sözde ılımlı, gerçekte zincirlenmiş ve devşirilmiş köstebek liderleri işbaşına getirme senaryosu çok vahim sonuçları peş peşe tetikleyecektir.</p>

<p>Venezuela’dan sonra sırayı İran’ın alması felaketlere açık davetiye çıkarmaktan başka bir anlama gelmeyecektir.</p>

<p>Siyonizm’in dürtmesiyle ABD’nin İran’ı vurması hiçbir şekilde kabul edilemez bir emperyalist vandallık olacaktır.</p>

<p>Böylesine bir hak ve yetki hiçbir ülkenin uhdesinde değildir.</p>

<p>“Rodrigez Modeli” olarak tedavüle sokulan sipariş edilmiş, boyunduruk altına alınmış kukla yönetici sisteminin gayri meşruluğu, gayri hukukiliği ve gayri ahlakiliği tartışılmaz bir gerçek olarak karşımızdadır.</p>

<p>İran’ın veya diğer egemen eşitliğe haiz bağımsız devletlerin geleceğini müessir şekilde tayin ve temin edecek tek güç kendi halklarının irade haysiyetidir.</p>

<p>Bu itibarla ABD ile İran arasında diyalog ve diplomasi öne çıkmalıdır.</p>

<p>Sayın Cumhurbaşkanımızın tarafları uzlaştırma ve yatıştırma çabası saygındır ve takdire layıktır.</p>

<p>İran’ın huzur ve güvenliği, aynı şekilde Suriye’nin huzur ve güvenliği bölgesel istikrarın kilit taşıdır.</p>

<p>Bu taşı yerinden oynatmak, İran’a askeri operasyon yapmak zincirleme ve altından kalkılması kolay olmayan sorunları dalga dalga gün yüzüne çıkaracaktır.</p>

<p>Rusya ve Ukrayna’dan sonra İran’ı da içine alacak savaş ve sıcak çatışma havasının küresel boyut kazanması halinde kabus senaryoları kuvveden fiile geçecektir.</p>

<p>Katar’ın arabuluculuğu, Türkiye’nin yoğun gayretleri ABD ile İran arasındaki anlaşmazlığa sebep olan konu başlıklarının mutabakatla çözümüne katkı sağlamalıdır.</p>

<p>Bölgemiz yeni bir savaşı kaldıramaz.</p>

<p>Tarafları aklı selime çekecek orta bir yolun bulunması barışçıl ortama musallat olan sisi dağıtacaktır.</p>

<p>Tam bunlar oluyorken, birden bire asrın sapıklığı ve ahlaksızlığı olarak değerlendirilmesi gereken ve 3 milyon sayfanın üzerinde olan Epstein belgeleri dünya kamuoyuna oturmuştur.</p>

<p>Skandal itiraflar, dehşet verici çarpıklıklar ne hikmetse ABD’nin Suriye’de SDG/YPG’ye sırt dönüp Ahmet eş Şara’yı desteklediği, ayrıca İran’a yönelik saldırı planlarının ortaya çıktığı bir zamana tesadüf etmiştir.</p>

<p>İşkence gören çocuklardan taciz ve tecavüze uğrayan reşit olmayan kız çocuklarına varıncaya kadar kan donduran iğrençliklerin yaşanması, pek çok siyasetçi, devlet adamı ve meşhur ismin karıştığı ve katıldığı skandallar furyası insanım diyen herkesin midesini bulandırmaktadır.</p>

<p>Cinsel istismar suçlusu milyarder Jeffrey Epstein’e ilişkin olarak yayımlanan belgelerin zamanlama itibariyle manidar bir dönemde deşifre edilmesi hem tuhaf hem de akılları karıştıran soru işaretleriyle doludur.</p>

<p>İnsanlık ayıplarının, insani felaketlerin, kirli ilişkilerin merkezinde yer aldığı bu tehdit mekanizmasının organize halde siyasi ve stratejik hedefleri gözettiği kanaatimce çok mümkündür.</p>

<p>İnsani değer ve mirasın ayaklar altında çiğnenmesi, çocukların bu faciada kullanılmaları nice çatıları uçuracak, nice şöhretli insanı rezil edecek kırattadır.</p>

<p>Biz temiz siyaseti ve temiz toplumu yalnızca Türkiye için değil, tüm dünya adına da istiyoruz.</p>

<p>Şerefli, güvenli, namuslu, evrensel insani değerlere muvafık halde yaşamanın bir başka yolunun olmadığını, olamayacağını düşünüyoruz.</p>

<p>Ahlaki yarılmanın, ahlaktaki dağılmanın, Lut Kavmi’ne benzer toplumsal yapılardaki kokuşmanın; hazza, hıza, hırsa ve dipsiz şehvet ve şöhrete dalmanın sonu ve sonucu yeryüzü cehenneminin yanan ateşine odun taşımakla eşanlamlıdır.</p>

<p>Değerlerin müdafaa edilmesi şarttır.</p>

<p>Peki bu değerleri analitik gözlem becerisiyle nasıl tefsir edebiliriz?</p>

<p>İnsanın davranışlarını yargılarken ve hayattaki amacını seçerken başvurulan; toplumsal olarak paylaşılan, amaç ve davranışları belirlerken neyin doğru, neyin yanlış olduğunu gösteren standartlardır.</p>

<p>Beşeriyet doğru ile yanlışı birbirine karıştırarak vicdan kaybına uğramıştır.</p>

<p>İyi ile kötüyü birbirinden ayıramayarak erdemden uzaklaşmıştır.</p>

<p>Konuşmamın başında vurgulamıştım; Allah’tan korkmayanın kuldan utanmasını beklemek nafile bir gayrettir.</p>

<p>İnsan varlığının kirli ilişki ve irtibatlardan beslenmesi gelecek hayallerini kundaklamaktadır.</p>

<p>Tehdit çok büyüktür.</p>

<p>Tehlike çanları hiç bu kadar yoğun işitilmemiştir.</p>

<p>Burada bir temennimi ifade etmek istiyorum:</p>

<p>Partimizin AR-GE bünyesinde hazırlanan ve şahsen çok önemsediğim “İnsanlığın Huzuru” çalışmasının artık raflarda tozlanması yerine herkesin ve hepimizin başvuru eseri olması samimi arzum ve çağrımdır.</p>

<p>Huzursuz insan, huzursuz dünya bir kısır döngüdür.</p>

<p>Bu döngüyü kıracak güçlü karar ve acil eylem planlarını ortak akılla gerçekleştirmek mümkündür.</p>

<p>Biz dünyanın en gözde ve zorlu coğrafyasında yaşayan, bundan böyle de yaşamak zorunda olan büyük bir milletiz.</p>

<p>Ne tarihimizi ne de coğrafyamızı değiştirme imkânına sahip değiliz.</p>

<p>Ama hep birlikte daha güzel bir gelecek inşa edebiliriz.</p>

<p>Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı bu muazzez hedef için vardır, bunun içinde var olmaya devam edecektir.</p>

<p>Türkiye, yeni yüzyılın ikinci çeyreğinde, yeni bir heyecan ve atılım ruhuyla hareket etmek mecburiyetiyle karşı karşıyadır.</p>

<p>Türkiye, Avrasya’nın ve Afrika’nın bir barış ve istikrar bölgesine dönüşmesi, dünyanın insanî bir boyut kazanması için büyük bir dinamizme kavuşmak ve böyle bir iddianın sahibi olmak durumundadır.</p>

<p>Bunun temel şartı, kalkınma ve demokratikleşme sürecini tamamlamak, büyük devlet geleneğini ve tecrübe birikimlerini yeni yüzyılın şartlarında yeniden yorumlamaktır.</p>

<p>Biliyor ve inanıyoruz ki, tarih şuuruyla dolup taşan, kültür ve medeniyetiyle barışık bir siyaset etme tarzı, sadece demokrasiyi ve cumhuriyeti güçlendirmekle kalmayacaktır.</p>

<p>Aynı zamanda bu coğrafyayı yeniden istikrara ve refaha taşıyacak dinamikleri de harekete geçirecektir.</p>

<p>Türk milleti ve devleti bunu başaracak potansiyele sahiptir.</p>

<p>Bunları kavrayıp hayata geçirdiğimiz ölçüde hedeflediğimiz güzel ve parlak gelecek, yakın ve ulaşılabilir bir gelecek olacaktır.</p>

<p>Neredeyse bütün mesailerini partimizi karalamak için harcayanların bizi anlaması da, başarılı olması da mümkün değildir.</p>

<p>Meclis içinde ya da dışında yer alanlar ne yaparsa yapsınlar, Milliyetçi Hareket Partisi doğru bildiği yoldan ayrılmayacaktır.</p>

<p>Onlar Milliyetçi Hareket Partisi’yle, Milliyetçi Hareket Partisi de Türkiye ve dünya sorunları ile uğraşmaya devam edecektir.</p>

<p>Biz siyaseti, “siyaset olsun diye”değil, milletimize ve ülkemize hizmet için yapıyoruz.</p>

<p>Çünkü başkaları gibi ilkeleri, nezaketi, hoşgörüyü unutma lüksüne sahip değiliz.</p>

<p>Hiçbir Türk milliyetçisi, hiçbir dava ve gönül insanı, günübirlik yaşayamaz, savurgan ve sorumsuz davranamaz.</p>

<p>Elleri öpülesi Şeyh Edebali’nin Osman Gazi’ye dediği gibi, gerçek inanç ve dava insanları “sabah doğup akşam ölenlerden olamaz”.</p>

<p>Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı nereden kaynaklanırsa kaynaklansın küçük siyasi hesapların kendi ayaklarına pranga vurmasına izin vermeyecektir.</p>

<p>Hiçbir Türkiye sevdalısı buna göz yummayacaktır.</p>

<p>Bilakis, her gün biraz daha kenetlenip büyüyerek Süper Güç Türkiye yolundaki yürüyüşümüz devam edecektir.</p>

<p>Bu aziz vatan hepimizindir, temel varoluş sebebimizdir.</p>

<p>Bunun için her şeyimizdir, her şeyden de azizdir.</p>

<p>Milliyetçi Hareket Partisi böyle bir anlayışın samimi temsilcisi, yürekli savunucusudur, can pahasına olsa bile ülkesinden ve ülkülerinden taviz vermeyecektir.</p>

<p>Değerli dava arkadaşlarım,</p>

<p>Bu duygu ve düşüncelerle sözlerimi noktalarken hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyor, en iyi dileklerimi sunuyorum. Ama aziz dava arkadaşlarım, Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama ve Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir.</p>

<p>Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://x.com/MHP_Bilgi/status/2018602247278514538">https://x.com/MHP_Bilgi/status/2018602247278514538</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/viyana-belediyesinde-tarihi-adim-alevi-dusmanligi-resmen-suc-olarak-tanindi-2965</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 03 Feb 2026 14:53:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Viyana Belediyesi'nde tarihi adım: Alevi düşmanlığı resmen suç olarak tanındı</h1>
                        <h2>Avusturya'nın başkenti Viyana'da önemli bir gelişme yaşandı. Viyana İnançlar Konseyi, 29 Ocak 2026 tarihinde imzaladığı Temel İlkeler Deklarasyonu ile "Alevi düşmanlığı"nı açıkça eşitlik ve adalet ilkelerine aykırı bir suç unsuru olarak kabul etti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/viyana-belediyesinde-tarihi-adim-alevi-dusmanligi-resmen-suc-olarak-tanindi-1770120182.webp">
                        <figcaption>Viyana Belediyesi'nde tarihi adım: Alevi düşmanlığı resmen suç olarak tanındı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Avusturya'nın başkenti Viyana'da önemli bir gelişme yaşandı. Viyana İnançlar Konseyi, 29 Ocak 2026 tarihinde imzaladığı Temel İlkeler Deklarasyonu ile "Alevi düşmanlığı"nı açıkça eşitlik ve adalet ilkelerine aykırı bir suç unsuru olarak kabul etti.</p>

<p>Bu karar, dünyada ilk kez bir başkent belediyesi düzeyinde resmi ve imzalı bir belgeyle Alevi karşıtı nefretin mahkûm edilmesi anlamına geliyor. Viyana Belediye Başkanı Michael Ludwig'in de katılımıyla gerçekleşen toplantıda, insan onuru, özgürlük, adalet, toplumsal barış ve cinsiyet eşitliği gibi evrensel değerler temel alındı.</p>

<p>Deklarasyonda, ırkçılık, antisemitizm,<em> Alevi düşmanlığı, İslam ve Hristiyan karşıtlığı </em>ile dini gerekçelerle şiddet, dışlama ve ötekileştirme gibi tutumlara karşı net bir duruş sergilenerek, dinlerin siyasi çıkarlar için istismar edilmesine karşı ortak mücadele vurgusu yapıldı.</p>

<p><strong>ALEVİ Genel Başkanı Yüksel Bilgin, </strong>konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><em><strong>&nbsp;"Bu gelişme, Alevi toplumu açısından tarihsel öneme sahip ve umut verici bir adımdır. Yüzyıllardır yok sayılan, görmezden gelinen Alevi karşıtı nefretin artık uluslararası düzeyde adı konularak tanınması, onur mücadelemizde çok önemli bir kazanım ve hak eşitliği yolunda tarihi bir eşiktir."</strong></em></p>

<p>Bilgin, Viyana'da atılan bu adımın yalnızca Avusturya'daki Aleviler için değil, Avrupa ve dünyadaki tüm Aleviler için güçlü bir emsal ve mesaj niteliği taşıdığını belirterek, "Alevi düşmanlığı vardır ve bu kabul edilemezdir" dedi. Emeği geçen kurum ve kişilere teşekkür eden Bilgin, eşitlik, adalet ve insan onuruna dayalı ortak yaşam mücadelesinin kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladı.</p>

<p>Yetkililer, deklarasyonun yalnızca bir niyet beyanı olmadığını, kamusal sorumluluk üstlenen resmi bir taahhüt olduğunu ifade etti. Bu kararın, demokratik ve çoğulcu toplum yapısını benimseyen diğer kurum ve ülkelere de örnek olması bekleniyor.</p>

<p>Bu gelişme, Alevi toplumunun görünürlüğü ve hak mücadelesi açısından tarihe geçen bir başlangıç olarak değerlendiriliyor.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-02-03%20at%2013_00_49.jpeg" style="height:800px; width:558px" /></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/guren-turkiye-cumhuriyeti-devletinin-ta-kendisiyiz-2964</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 02 Feb 2026 19:00:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Güren: Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ta kendisiyiz!</h1>
                        <h2>Alevi Kültür Dernekleri GYK üyesi, Yozgat Şube Başkanı ve Penbecik Köyü Muhtarı Bektaş Güren, son dönemde basında yer alan bazı söylemlere ilişkin dikkat çeken bir açıklamada bulundu.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/guren-turkiye-cumhuriyeti-devletinin-ta-kendisiyiz-1770048508.webp">
                        <figcaption>Güren: Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ta kendisiyiz!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Alevi Kültür Dernekleri GYK üyesi, Yozgat Şube Başkanı ve Penbecik Köyü Muhtarı Bektaş Güren İleri gazetesinden Alparslan Demir'e verdiği demeçte, Aleviler üzerine son dönemde bölücü çevreler tarafından oynanan oyunlara tepki gösterdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kendilerini tüm Alevilerin sözcüsü gibi gösteren bazı kurum ve kişilerin, Aleviliği özünden uzaklaştırmaya yönelik söylemler içinde olduğunu ifade eden Güren, sert açıklamalar yaptı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aleviliğin tarihsel ve inançsal çizgisinin son derece net olduğunu vurgulayan Güren, “<strong><em>Alevilik; Allah’a kul, Hz. Muhammed’e ümmet, Hz. Ali’ye yoldaş olup, eline, beline ve diline sahip olarak bu yolu sürdürmektir. Kimse Alevi halkı adına ‘Alisiz Alevilik’ gibi söylemlerle ortaya çıkmasın. Bu anlayış, Aleviliğin değerleriyle ve kutsallarıyla bağdaşmaz</em></strong>” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi toplumunun hümanist bir yaşam felsefesine sahip olduğunun altını çizen Güren, dili, dini, ırkı ve mezhebi ne olursa olsun tüm katliamların karşısında olduklarını belirtti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Doğu Türkistan, Gazze ve Lazkiye’de yaşanan acıların Alevi toplumunun yüreğinde derin yaralar açtığını ifade eden Güren, “<em><strong>Mazlumun kimliğine bakmadan acısını sahipleniriz. Ancak Suriye’de yaşanan olaylar üzerinden Alevileri farklı bir siyasi zemine çekmeye ve devlet karşıtı bir söylemin parçası hâline getirmeye kimsenin hakkı yoktur</strong></em>” diye konuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilerin bu ülkenin asli unsurlarından biri olduğuna dikkat çeken Güren, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “<em><strong>Aleviler, Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda bu vatan için bedeller ödemiştir. Gerektiğinde rengini şehitlerimizin kanından alan ay yıldızlı bayrağımız için canını verecek onurlu ve vatansever bir mayaya sahiptir.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Devlet kavramının bireylerden oluştuğunu hatırlatan Güren, “<em><strong>Bizler birer birey olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ta kendisiyiz</strong></em>” diyerek birlik ve beraberlik vurgusu yaptı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Açıklamasını dua ve temenniyle tamamlayan Güren, “<strong><em>Hakk, devletimizin dirliğini, milletimizin birliğini daim eylesin</em></strong>” ifadelerini kullandı.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turkiyede-yakut-ve-safir-var-metin-uysal-dunya-emery-rezervinin-65i-bizde-neden-cikarmiyoruz-2963</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 31 Jan 2026 20:46:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Türkiye'de yakut ve safir var! Metin Uysal: Dünya emery rezervinin %65'i bizde, neden çıkarmıyoruz?</h1>
                        <h2>Türkiye'nin önde gelen değerli taş ve maden arayıcılarından Metin Uysal, gazeteci Bora Özizmirli'ye verdiği röportajda Türkiye'de yakut ve safir yataklarının varlığına dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. Uysal, yıllardır "Türkiye'de yakut ve safir yoktur" iddialarına karşı mücadele ettiğini belirterek, bu değerli taşların ülkede fazlasıyla bulunduğunu savundu.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/01/turkiyede-yakut-ve-safir-var-metin-uysal-dunya-emery-rezervinin-65i-bizde-neden-cikarmiyoruz-1769885591.webp">
                        <figcaption>Türkiye'de yakut ve safir var! Metin Uysal: Dünya emery rezervinin %65'i bizde, neden çıkarmıyoruz?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Türkiye'nin önde gelen değerli taş ve maden arayıcılarından Metin Uysal, gazeteci Bora Özizmirli'ye verdiği röportajda Türkiye'de yakut ve safir yataklarının varlığına dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. Uysal, yıllardır<em><strong> "Türkiye'de yakut ve safir yoktur"</strong></em> iddialarına karşı mücadele ettiğini belirterek, bu değerli taşların ülkede fazlasıyla bulunduğunu savundu.<br />
<br />
Uysal, son dönemde Türkiye'nin savunma sanayindeki milli bağımsızlığa yönelik adımları takdir ederken, değerli taşlar konusunda da benzer bir irade beklediğini belirtti. Kendi çabalarıyla <em><strong>"bağımsızlık gayretine" </strong></em>katkı sağlamaya çalıştığını söyledi.</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/482246020_1174639157343874_7806829076352528356_n.jpg" style="height:238px; width:640px" /><br />
<br />
<strong>YAKUT VE SAFİR OLUŞUMU İÇİN GEREKLİ KOŞULLAR TÜRKİYE'DE MEVCUT</strong><br />
<br />
Metin Uysal'a göre, yakut ve safir (korund grubu taşlar) oluşumu için en kritik maddelerden biri <strong>emery</strong> (zımpara taşı / korund bazlı aşındırıcı kayaç) olup, dünya emery rezervinin önemli bir kısmının Türkiye'de bulunduğu belirtti. Uysal, bu oranın <strong>yüzde 65 </strong>civarında olduğunu ifade ederek, uluslararası rezerv listelerine atıfta bulundu. Ayrıca yakutun kırmızı rengini veren <strong>krom elementinin</strong> de Türkiye'de bol miktarda bulunduğunu vurguladı.</p>

<p>- Yakut, safire göre daha nadir ve özellikle <strong>"güvercin kanı"</strong> rengindeki saydam örnekleri on binlerce dolar değerinde olabiliyor.<br />
<br />
- Safir ise demir,<strong> titanyum </strong>gibi elementlerin karışımına göre <strong>mavi </strong>veya farklı renklerde oluşuyor.<br />
<br />
- Uysal, <em><strong>"Yakut ve safir, emery'in kristalleşmiş hali"</strong> </em>diyerek, Türkiye'nin korund yönünden rakipsiz yataklara sahip olduğunu ancak buna rağmen neredeyse hiç çıkarılmadığını dile getirdi.</p>

<p>Kendisi ve çeşitli illerdeki arkadaşlarının yakut ile safir örnekleri bulduğunu belirten Uysal, bu taşların varlığının bilimsel olarak mümkün olduğunu ve bulunduğunu iddia etti.</p>

<p><br />
<strong>TARİHSEL VE SİYASİ BOYUT: OSMANLI'DAN GÜNÜMÜZE SÖMÜRÜ İDDİASI</strong><br />
<br />
Uysal, sorunun kökenini Osmanlı dönemine dayandırdı:</p>

<p>- Sanayi Devrimi sırasında İngiltere'nin emery ihtiyacını karşılamak için Ege Adaları'ndaki (özellikle Naxos) yatakları sömürdüğünü,<br />
<br />
- Yunanistan bağımsızlaşınca fiyatlar artınca İngiliz ve Fransız şirketlerinin Anadolu'ya <strong>(Muğla, Aydın, Denizli vb.)</strong> yöneldiğini,<br />
<br />
- Yerli halkın çıkardığı taşlara bile el konulduğunu, gizli taşımaların engellendiğini anlattı.</p>

<p>Uysal, değerli taşların<strong> (yakut, safir, elmas vb.)</strong> ton bazlı madenler gibi çıkarılmadığını, kırat değeri yüksek oldukları için <strong>"yok" </strong>gösterildiğini öne sürdü. Bunu<strong>&nbsp;yıllarca sürdürülen "bilinçli alçaklık" </strong>veya <strong>"Batı güdümünde salaklık"</strong> olarak nitelendirdi. Yıllarca süren<strong> "değerli taşlar Türkiye'de yok"</strong> masalından dolayı ise, bugünkü bu konuda uzman eksikliğine neden olduğunu vurguladı.&nbsp;</p>

<p><br />
<strong>ÇAĞRI: DEVLET TOPYEKÜN SEFERBERLİK İLAN ETMELİ</strong><br />
<br />
Metin Uysal, çözüm için şu önerilerde bulundu:</p>

<p>- Değerli taş arayıcıları ile<strong><span style="color:#2980b9"> MTA</span></strong> ortak çalışmalı,<br />
- Yurt dışındaki <strong><span style="color:#2980b9">Türk bilim insanları </span></strong>davet edilmeli,<br />
- Devlet<strong><span style="color:#2980b9"> topyekün seferberlik</span></strong> ilan ederek maden ve değerli taşlara el koymalı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/iran-disisleri-bakani-arakci-turkiyenin-baris-cabalarina-minnettariz-2962</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Sat, 31 Jan 2026 18:54:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>İran Dışişleri Bakanı Arakçi: Türkiye'nin barış çabalarına minnettarız</h1>
                        <h2>İran Dışişleri Bakanı Seyyid Abbas Arakçi, İstanbul ziyaretinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile gerçekleştirdiği görüşmelerin ardından Türkiye'ye teşekkürlerini öne çıkararak paylaştı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/01/iran-disisleri-bakani-arakci-turkiyenin-baris-cabalarina-minnettariz-1769876110.webp">
                        <figcaption>İran Dışişleri Bakanı Arakçi: Türkiye'nin barış çabalarına minnettarız</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>İran Dışişleri Bakanı Seyyid Abbas Arakçi, İstanbul ziyaretinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile gerçekleştirdiği görüşmelerin ardından Türkiye'ye teşekkürlerini öne çıkararak paylaştı.</p>

<p>Arakçi, X hesabından yaptığı açıklamada özellikle şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><em><strong>"Kardeş komşularımızla birlikte Türkiye, bölgede barış ve istikrar arayışında iyi niyet girişimlerini sürdürmektedir. İslam Cumhuriyeti İranı bu çabalara minnettardır ve onları memnuniyetle karşılamaktadır."</strong></em></p>

<p>Bakan, İran'ın bölgesel işbirliğine açık olduğunu vurgulayarak, <em><strong>"İran, bölgemizdeki barış ve istikrarı korumak, yasadışı saldırganlıktan uzak tutmak için bölgesel devletlerle her zaman diyaloga hazırdır" </strong></em>dedi.</p>

<p>Arakçi aynı paylaşımda İran'ın nükleer programına ilişkin de net mesajlar verdi:</p>

<p>- İran'ın hiçbir zaman nükleer silah peşinde olmadığını tekrarladı.<br />
- Halkının meşru çıkarlarını karşılayacak adil ve dengeli bir nükleer anlaşmaya hazır olduklarını belirtti.<br />
-Böyle bir anlaşmanın iki temel unsuru olması gerektiğini ifade etti: &nbsp;<br />
“Nükleer Silah Yok” ilkesinin garanti altına alınması &nbsp;<br />
&nbsp; Yaptırımların tamamen kaldırılması</p>

<p>Görüşmelerde İran-Türkiye ikili ilişkileri ile ortak bölgesel konular da ele alındı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Arakçı'nın açıklaması şöyle:<br />
İran-Türkiye ikili ilişkileri ve ortak ilgi alanına giren bölgesel konular hakkında Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Fidan ile görüş alışverişinde bulunmaktan her zaman memnuniyet duyarım.<br />
<br />
Görüşmelerimizde, İran'ın hiçbir zaman nükleer silah edinme amacı gütmediğini ve halkımızın meşru çıkarlarını karşılayan adil ve eşitlikçi bir nükleer anlaşmayı benimsemeye hazır olduğunu yineledim; bu, 'Nükleer Silah Yok' ilkesinin güvence altına alınmasını ve yaptırımların kaldırılmasını da içeriyor.<br />
<br />
Türkiye, diğer kardeş komşularıyla birlikte, bölgede barış ve istikrarın sağlanması amacıyla arabuluculuk faaliyetlerini yürütmüştür.İran İslam Cumhuriyeti bu çabalardan dolayı minnettardır ve bunları memnuniyetle karşılamaktadır.<br />
<br />
İran, bölgemizde barış ve istikrarı korumak ve onu yasa dışı saldırılardan korumak için bölgesel devletlerle işbirliği yapmaya her zaman hazırdır.<br />
<br />
<a href="https://x.com/araghchi/status/2017458448514884081"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-01-31%20at%2018_58_29.jpeg" style="height:622px; width:395px" /><br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/G_9zxGGXoAAiKmV%20(1).jpg" style="height:627px; width:800px" /></a><br />
<br />
Kaynak:<a href="https://x.com/araghchi/status/2017458448514884081">https://x.com/araghchi/status/2017458448514884081</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/nad-i-ali-klibi-yayinlandi-2960</link>
            <category>KÜLTÜR SANAT</category>
            <pubDate>Sat, 31 Jan 2026 12:00:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Nâd-ı Ali klibi yayınlandı</h1>
                        <h2>Bestesi Issa Golitzen Farajaje tarafından yapılan, Mustafa Demirci ve Bosnalı sanatçı Burhan Şaban tarafından seslendirilen Nâd-ı Ali klibi yayınlandı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/01/nad-i-ali-klibi-yayinlandi-1769850952.webp">
                        <figcaption>Nâd-ı Ali klibi yayınlandı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Kadim dua Nâd-ı Ali, Mustafa Demirci &amp; Burhan Şaban’ın ruh dinginliği sunan yeni yorumuyla gün yüzüne çıktı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Manevi kültürümüzün en güçlü metinlerinden biri olan, yüzyıllardır darda kalanların, şifa arayanların ve ilahi bir dayanak arzulayanların dilinden düşürmediği “<strong><em>Nâd-ı Ali</em></strong>” duası, çağdaş bir müzikal yorumla dinleyiciyle buluştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bestesi Issa Golitzen Farajaje tarafından yapılan, Mustafa Demirci ve Bosnalı sanatçı Burhan Şaban tarafından seslendirilen; yapımcılığını Yedinota’nın üstlendiği bu özel çalışma, duanın taşıdığı tarihi ve mistik derinliğe saygı duruşunda bulunurken, modern insanın manevi arayışlarına da güçlü bir müzikal cevap sundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Gelenekten Geleceğe Bir Niyaz Köprüsü</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Eserin aranjesi Volkan Yiğit imzası taşıyor. Ney, Kanun ve Zurna gibi Türk müziğinin kadim sazlarının yanı sıra, ünlü Santur sanatçısı Sedat Anarı’nın özel tınılarıyla zenginleşen düzenleme; ritmik ve coşkulu sound’u ile hem köklü geçmişe bağlı hem de bugünün müzikal estetiğine hitap eden bir atmosfer oluşturdu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Mucizelerin mazharı</strong></em>” Hz. Ali’ye yapılan içten çağrı, eserin her notasına sinen teslimiyet duygusuyla işlendi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sesiyle besteye hayat veren sanatçılardan Mustafa Demirci, “<em><strong>Nâd-ı Ali sadece bir dua değil; insan ruhunun en çaresiz anında ilahi olana açılan kapısıdır. Bu eseri icra ederken amacımız, o kapının önündeki bekleyişi, umudu ve teslimiyeti müziğin diliyle anlatabilmekti. Dinleyen herkesin bu eserde kendi içsel yolculuğundan bir parça bulmasını umuyoruz.</strong></em>” diyerek eserin derinliği anlattı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tüm dijital platformlarda yerini alan “<em><strong>Nâd-ı Ali</strong></em>”, ruhunu dinlendirmek isteyen herkesi bu kadim yakarışa ortak olmaya davet ediyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İstanbul’dan Saraybosna’ya Uzanan Gönül Köprüsü</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Eserin video klibi, Türkiye ile tarihi ve manevi bağlarımızın en güçlü olduğu coğrafyalardan biri olan Bosna-Hersek’te çekildi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Klip; Türkiye’den tasavvuf müziği sanatçısı Mustafa Demirci ile Bosna’dan Burhan Şaban’ı aynı karede ve aynı duada buluşturarak iki ülke arasındaki sarsılmaz kardeşliği simgeledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Klipte yer alan Başçarşı ve Stolačka Tekija (Stolac – Bosna Hersek), geçmişten günümüze taşınan manevi mirası ve sınırları aşan gönül birliğini temsil etti. Bu buluşma, Nâd-ı Ali’nin “<strong><em>medet</em></strong>” çağrısının evrensel dilini gözler önüne serdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Kûfi Hattının Asaleti Klibe Eşlik Etti</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Projenin sanatsal derinliği görsel dünyaya da taşındı. Ressam ve hattat Sanaz Alborzi, Nâd-ı Ali duasını İslam yazı sanatının en karakteristik formlarından biri olan Kûfi hattı ile özel bir tabloya dönüştürdü. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Klibin akışı içerisinde yer alan bu çalışma, duanın manevi ağırlığını harflerin geometrik estetiğiyle birleştirerek izleyiciye hem işitsel hem görsel bir şölen sundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Eser: Nâd-ı Aliyyen<br />
Söz: Anonim<br />
Beste: Issa Golitzen Farajaje<br />
Yorum: Mustafa Demirci &amp; Burhan Şaban<br />
Aranje: Volkan Yiğit<br />
Yapımcı: Yedinota<br />
Süpervizör: Mustafa Demirci</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
            </channel>
</rss>
