<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss xmlns:yandex="http://news.yandex.ru" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru" version="2.0">
    <channel>
        <title>Alevi Haberleri Sitesi</title>
        <link>https://www.alevihaberler.com.tr/</link>
        <description>Alevi Haberler, Son dakika Alevi haberleri, Alevi haberleri, Cemevi haberleri, Bektaşi haberleri, Aleviler</description>
        <language>tr</language>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kilicdaroglu-sporda-toplumsal-yarar-oncelikli-3352</link>
            <category>SİYASET</category>
            <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 17:41:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Kılıçdaroğlu: Sporda Toplumsal Yarar Öncelikli!</h1>
                        <h2>CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Spor Kurulu Yönetim Kurulu üyelerini Genel Merkez’de ağırlayarak spora dair yeni dönem stratejilerini ve yürütülen projeleri masaya yatırdı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/kilicdaroglu-sporda-toplumsal-yarar-oncelikli-1786027393.webp">
                        <figcaption>Kılıçdaroğlu: Sporda Toplumsal Yarar Öncelikli!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Spor Kurulu Yönetim Kurulu üyelerini Genel Merkez'de ağırlayarak spora dair yeni dönem stratejilerini ve yürütülen projeleri masaya yatırdı.</p>

<p>Gençlik Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hasan Efe Uyar'ın da yer aldığı toplantıya CHP Spor Kurulu Başkanı Savaş Yıldırım başkanlık etti. Görüşmede kurulun bugüne kadarki saha çalışmaları değerlendirilirken, önümüzdeki döneme damga vurması hedeflenen yeni projelerin kapsamlı sunumu yapıldı.</p>

<p>Kurul üyelerinden detaylı bilgi alan Kılıçdaroğlu, spor vizyonuna dair önemli mesajlar verdi. Sporun sadece madalyalar veya galibiyetlerle sınırlandırılamayacağını belirten Kılıçdaroğlu, sporun toplumsal kaynaşmayı artıran, gençleri sağlıklı bir geleceğe hazırlayan ve imkan eşitliği sunan temel bir kamu politikası olduğunu vurguladı. Türkiye'deki spor ikliminin mevcut kronik problemlerine de değinen Kılıçdaroğlu, CHP'nin bu konudaki somut çözüm reçetelerinin altını çizdi.</p>

<p>2016 yılında kendi talimatıyla hayata geçirilen CHP Spor Kurulu'nun zaman içinde güçlü bir hafıza ve birikim oluşturduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, toplum yararını merkeze alan projelere kararlılıkla devam edeceklerini belirtti. Gençlerin sporla iç içe olmasının sadece sportif başarı için değil, zinde nesiller yetiştirmek adına hayati önem taşıdığını hatırlatan Kılıçdaroğlu, kurulun yeni dönem çalışmalarına tam destek sunmayı sürdüreceklerini kaydetti.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/muslim-sari-milli-birligimizi-kardesligimizi-percinleyecek-bir-metindir-3351</link>
            <category>SİYASET</category>
            <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 17:24:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Müslim Sarı: Milli birliğimizi, kardeşliğimizi perçinleyecek bir metindir</h1>
                        <h2>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Müslim Sarı, “Terörsüz Türkiye” süreci olarak bilinen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”ne ilişkin MYK değerlendirmeleri sonrasında partinin tutumunu açıkladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/muslim-sari-milli-birligimizi-kardesligimizi-percinleyecek-bir-metindir-1786026587.webp">
                        <figcaption>Müslim Sarı: Milli birliğimizi, kardeşliğimizi perçinleyecek bir metindir</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Müslim Sarı, “Terörsüz Türkiye” süreci olarak bilinen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”ne ilişkin MYK değerlendirmeleri sonrasında partinin tutumunu açıkladı.<br />
&nbsp;</p>

<p>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Müslim Sarı, “Terörsüz Türkiye” süreci olarak bilinen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”ne ilişkin MYK değerlendirmeleri sonrasında partinin tutumunu açıkladı.</p>

<p>Sarı, teklife ilişkin ön açıklama metninin Grup Başkanı, her iki Grup Başkan Vekili ve Adalet Komisyonu Sözcüsü İnan Alp’in imzalarıyla CHP tarafından da imzalandığını bildirdi.</p>

<p>CHP’nin konuya yaklaşımını hatırlatan Sarı, partinin ve öncüllerinin 1989 raporundan bugüne kadar soruna en cesur şekilde sahip çıktığını vurguladı.&nbsp;<em><strong>“89 raporu hâlâ açılamamıştır ve aradan geçen yıllara rağmen söyledikleri aşılamamıştır”</strong></em>&nbsp;dedi.</p>

<p>Sarı, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun &nbsp;basın toplantısında belirlenen çerçeveye atıfta bulunarak, partinin silahsızlanma ve örgütün tasfiyesine ilişkin süreçlerin teyit edilmesini şart koştuğunu belirtti. Yasanın da şartlı olduğunu kaydeden Sarı,<em><strong>&nbsp;“PKK, KCK ve uzantılarının silah bıraktıklarının teyit edilmesiyle Milli Güvenlik Kurulu’na sunulacak rapor ve alınacak kararla sürecin başlayacağını söylemektedir. Dolayısıyla bizim kavramsal çerçevemize ve ilkelerimize uygundur”&nbsp;</strong></em>ifadelerini kullandı.<br />
<br />
Müslim Sarı<em><strong>"Bu yasa aslında şartlı bir yasadır ve PKK, KCK ve uzantılarının silah bıraktıklarının teyit edilmesiyle beraber Milli Güvenlik Kurulu’na sunulacak bir rapor ve oradan alınacak bir kararla sürecin başlayacağını söylemektedir. Dolayısıyla bizim çerçevemize, kavramsal çerçevemize ve bu konuyla ilgili belirlediğimiz ilkelere de uygundur."</strong></em>dedi.</p>

<p>Sürecin yalnızca güvenlik ekseninde ele alınmaması gerektiğini vurgulayan Sarı, ekonomik, sosyal boyutların ve tüm vatandaşların demokratik kazanımlarının artırılmasının da esas alınması gerektiğini söyledi. Ayrıca yasanın süreli olduğunu, af getirmediğini, yalnızca infazı ertelediğini ve her aşamada parlamentonun etkin olduğunu belirtti. Sürecin başlangıcının parlamentoda oluşturulan bir komisyonla gerçekleştiğini, izlenmesi için de yine parlamento içinde bir komisyon kurulacağını hatırlattı.</p>

<p><em><strong>“Şeffaf, açık ve kamuoyu önünde bir sürecin takip edilmesi önceliklerimiz arasındaydı. Bu önceliklerimiz de bu taslakta karşılanmıştır. Dolayısıyla Cumhuriyet Halk Partisi olarak bunun altına imzamızı attığımızı belirtmek isteriz”</strong></em>&nbsp;diyen Sarı, yasanın milli birlik, beraberlik ve kardeşliği perçinleyecek bir metin olduğunu, ancak sürecin bununla bitmediğini kaydetti.<br />
<br />
Müslim Sarı ayrıca&nbsp;<em><strong>"Dolayısıyla Cumhuriyet Halk Partisi olarak bunun altına imzamızı attığımızı belirtmek isteriz. Elbette bu bir son değildir. Bu milli birliğimizi, beraberliğimizi ve kardeşliğimizi perçinleyecek bir metindir. Ancak bununla sona ermemiştir. Süreç uzundur. Ekonomik açıdan kalkınma politikaları bakımından, kültürel açıdan daha tartışılması gereken, yapılması gereken şeyler vardır. Bizler Türkiye’nin demokratikleşmesi, daha demokratik bir ülke olması adına Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu konuda elimizden gelen bütün çabayı göstereceğimizi bir kere daha kayıt altına almak istiyoruz. Yasayla ilgili süreçler, tartışmalar yine parlamento gündeminde önümüzdeki günlerde gündeme gelecek, tartışılacak ve Cumhuriyet Halk Partisi grubumuz ve milletvekillerimiz bu konuyla ilgili düşüncelerini bu kez parlamento zemininde yeniden paylaşma fırsatı bulacaklar."</strong></em></p>

<p>Sarı, ekonomik kalkınma politikaları ve kültürel alanlarda daha yapılacak işler bulunduğunu belirterek, CHP’nin Türkiye’nin demokratikleşmesi için elinden gelen çabayı göstereceğini vurguladı. Yasayla ilgili tartışmaların önümüzdeki günlerde parlamento gündemine geleceğini ve CHP grubunun görüşlerini meclis zemininde paylaşacağını sözlerine ekledi.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kilicdarogludan-terorsuz-turkiye-icin-4-oneri-3350</link>
            <category>SİYASET</category>
            <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 21:04:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Kılıçdaroğlu'dan Terörsüz Türkiye için 4 öneri</h1>
                        <h2>CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında çözüm sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kemal Kılıçdaroğlu, sürecin TBMM çatısı altında ve hukuki güvenceyle yürütülmesi gerektiğini vurguladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/kilicdarogludan-terorsuz-turkiye-icin-4-oneri-1785781095.webp">
                        <figcaption>Kılıçdaroğlu'dan Terörsüz Türkiye için 4 öneri</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında çözüm sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kemal Kılıçdaroğlu, sürecin TBMM çatısı altında ve hukuki güvenceyle yürütülmesi gerektiğini vurguladı.</strong><br />
<br />
Kılıçdaroğlu, terörün sona ermesini cumhuriyet tarihi açısından “tarihsel bir fırsat” olarak nitelendirdi. Konuşmasında CHP’nin geçmişte attığı adımlara değinerek, partinin sorunun çözümüne öncülük ettiğini, Kürt raporları hazırladığını ve 2013 sürecinde de destek verdiğini hatırlattı. O dönemde de çözümün “gizli kapaklı” değil, Meclis’te ele alınması gerektiğini savunduklarını belirten Kılıçdaroğlu, 13 yıl sonra bu yaklaşımın hayata geçtiğini ifade etti.<br />
<br />
<strong>Gerçekçi bir çözüm mimarisinin en az dört temel unsuru içermesi gerektiğini savunan Kılıçdaroğlu, şu maddeleri sıraladı:</strong></p>

<p>-Terör örgütünün örgütsel tasfiyesi</p>

<p>-Türkiye’nin bütün yurttaşlarını kapsayan demokratik ve hukuki reformların hayata geçirilmesi</p>

<p>-Irak ve Suriye’deki bağlantılı yapıları da içeren bölgesel güvenliğin güçlendirilmesi</p>

<p>-Dış güçlere karşı egemenlik stratejisinin oluşturulması</p>

<p>Kılıçdaroğlu, sürecin yalnızca silah bırakma veya örgütün feshiyle sınırlı olmadığını, güvenlik mimarisi ile toplumsal barışın hukuk ve demokrasi temelinde kurulması gerektiğini belirtti.<strong> “Bu süreci cumhuriyeti demokrasiyle taçlandırma süreci olarak görüyoruz”</strong> diyen Kılıçdaroğlu, farklı toplumsal aidiyetlerin çatışma alanı olmaktan çıkarılıp ortak güvence altına alınması gerektiğini söyledi.<br />
Üniter devlet yapısının korunması ve terörün sona erdirilmesinin kırmızı çizgi olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, sürecin tüm aşamalarının TBMM merkezli yürütülmesini ve çerçeve yasanın açık hukuk ilkelerine dayanmasını istedi. Bu çerçevede atılacak adımların Türkiye’yi rahatlatacağını ve ülkenin bölgesel aktör olarak güçlenmesine katkı sağlayacağını ifade etti.<br />
Açıklamada, sürecin güvenlik, demokrasi, hukuk ve dış politika boyutlarının bir bütün olarak ele alınması gerektiği mesajı öne çıktı.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bati-azerbaycanin-sesi-genc-arastirmaci-namik-muradovun-mucadelesi-3349</link>
            <category>KONUK YAZAR</category>
            <pubDate>Sun, 02 Aug 2026 09:24:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Batı Azerbaycan’ın sesi: Genç araştırmacı Namık Muradov’un mücadelesi</h1>
                        <h2>Oktay Hacımusalı’nın kaleme aldığı yazısında, Batı Azerbaycan meselesinin artık sadece tarihî bir konu olmadığı, canlı bir hafıza, kaybedilmiş yurt özlemi ve geleceğe dönüş ümidi olduğu vurguladı. Hacımusalı  bu mücadelenin ön safında yer alan genç isimlerden biri olarak Namık Muradov’un faaliyetlerine dikkat çekti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/bati-azerbaycanin-sesi-genc-arastirmaci-namik-muradovun-mucadelesi-1785652809.webp">
                        <figcaption>Batı Azerbaycan’ın sesi: Genç araştırmacı Namık Muradov’un mücadelesi</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Azerbaycanlı gazeteci Oktay Hacımusalı’nın kaleme aldığı yazısında, Batı Azerbaycan meselesinin artık sadece tarihî bir konu olmadığı, canlı bir hafıza, kaybedilmiş yurt özlemi ve geleceğe dönüş ümidi olduğu vurguladı. Hacımusalı&nbsp; bu mücadelenin ön safında yer alan genç isimlerden biri olarak Namık Muradov’un faaliyetlerine dikkat çekti.</p>

<p>Hacımusalı’nın yazısına göre, 1988 yılının 20 Aralık günü Bakü’de bir tren vagonunda dünyaya gelen Namık Muradov, hayatına mülteci damgasıyla başladı. Ailesi Batı Azerbaycan’ın Zengazur bölgesinin Kafan rayonundan zorunlu göçmenlerdendir. O dönemde doktorlar <strong>“bu çocuk yaşamayacak” </strong>dese de, Muradov bugün Batı Azerbaycan gerçeklerinin en aktif savunucularından biri haline geldi.<br />
<br />
<strong>Oktay Hacımusalı’nın makalesinin tam metni şöyle:</strong><br />
<br />
Bakü, 1 Ağustos 2026 – Batı Azerbaycan meselesi artık sadece tarihî bir konu değil. Bu, canlı bir hafıza, kaybedilmiş yurt özlemi ve geleceğe dönüş ümididir. Bu mücadelenin ön safında ise genç neslin en aktif isimlerinden biri yer alıyor: Namık Muradov.<br />
<br />
1988 yılının 20 Aralık günü Bakü’de, bir tren vagonunda dünyaya gelen Namık, hayatına mülteci damgasıyla başladı. Ailesi Batı Azerbaycan’ın Zengazur bölgesinin Kafan rayonundan zorunlu göçmenlerdendir. O dönemde doktorlar “bu çocuk yaşamayacak” dese de, Muradov bugün Batı Azerbaycan gerçeklerinin en aktif savunucularından birine dönüşmüş durumda.<br />
Batı Azerbaycan İcması'nın aktif üyesi olarak Namık Muradov salonları dolaşıyor, konferanslar düzenliyor, gençleri bir araya getiriyor. Konuşmalarında rakamlar ve arşiv belgeleri duygularla iç içe geçiyor. 1948-1953 ve 1988-1991 yıllarında Azerbaycanlıların deportasyonunu sadece tarih dersi gibi değil, kendi ailesinin kişisel dramı olarak anlatıyor.<br />
“Ailemiz trenle göçe zorlandı. Ben orada doğdum. Bu sadece kişisel bir hikâye değil, bütün Batı Azerbaycan’ın kaderidir” diyor Namık, röportajlarının birinde.<br />
<br />
Muradov sadece örgütleyici değil. Aynı zamanda Zengazur mahalının milli-kültürel dil olgularını derinlemesine araştırıyor. Bölgenin güneybatı diyalektinin fonetik özellikleri, eski Türk kökenli toponimler, folklor örnekleri – bayatılar, masallar ve atasözleri onun araştırma konuları arasında. Bu diyalektin Azerbaycan Türkçesinin en eski katmanlarından biri olduğunu vurgulayarak gençlere “dilimizi korumak yurdumuzu korumaktır” mesajını veriyor.<br />
<br />
Faaliyetleri Türk dünyasının geniş bağlamına da uzanıyor. Hunlardan başlayan entegrasyon yolunu günümüz Türk Devletleri Teşkilatı ile ilişkilendirerek, yok olma tehlikesi altındaki Türk dillerinin (Teleut, Gagauz, Kırım Tatarı vb.) belgelenmesi tecrübesini Zengazur folklorunun korunmasına uyarlamayı öneriyor.<br />
<br />
2025 yılının demografik tablosu ışığında – Azerbaycan’da nüfusun 10,3-10,4 milyona ulaşması ve Doğu Zengazur’daki imar çalışmaları – Namık Muradov “büyük dönüş” fikrini gençler arasında popüler hâle getiriyor. “Batı Azerbaycan Kupası” mini futbol turnuvaları, sergiler, yuvarlak masa toplantıları ve uluslararası görüşmeler onun bu yöndeki en renkli girişimlerinden.<br />
Namık Muradov’un yaklaşımı farklı: duygulara kapılmadan, ama yürekten konuşuyor. Uluslararası hukuk normlarına ve arşiv belgelerine dayanıyor, aynı zamanda genç dinleyici kitlesine anlayacağı dilden hitap ediyor. Bu yüzden faaliyeti sadece Batı Azerbaycan İcması içinde değil, genel olarak genç aydınlar arasında dikkat çekiyor.<br />
<br />
Batı Azerbaycan meselesi artık devlet politikasının önemli bir parçası hâline geldi. Ancak bu politikanın can damarları, işte Namık Muradov gibi gençlerin fedakârlığıdır. Onlar tarihî hafızayı koruyor, kültürel mirası yaşatıyor ve gelecek nesiller için “dönüş” yolunu hazırlıyorlar.<br />
<br />
Bu yolda Namık Muradov gibi gençlerin sayısı arttıkça, Batı Azerbaycan gerçekleri de sınırları aşarak daha nice insanlara ulaşacak.</p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/elazigli-ozan-aygun-cama-bakanliktan-onemli-unvan-3348</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 13:30:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Elazığlı Ozan Aygün Çam’a bakanlıktan önemli ünvan</h1>
                        <h2>Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğü tarafından Elazığlı ozan Aygün Çam, “Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı – Âşık / Halk Ozanı” ünvanına layık görüldü.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/elazigli-ozan-aygun-cama-bakanliktan-onemli-unvan-1785580731.webp">
                        <figcaption>Elazığlı Ozan Aygün Çam’a bakanlıktan önemli ünvan</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>Aygün Çam, “Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı – Âşık / Halk Ozanı” unvanına layık görüldü</strong></p>

<p>Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğü tarafından Elazığlı ozan Aygün Çam, <strong>“Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı – Âşık / Halk Ozanı” </strong>ünvanına layık görüldü.</p>

<p>37 yaşındaki Aygün Çam, aldığı unvanı<strong> “hayatının en anlamlı ve en kıymetli onurlarından biri” </strong>olarak nitelendirdi. Çam, binlerce yıllık ozanlık geleneğinin yalnızca bir hizmetkârı olduğunu vurgulayarak, <strong>“Ben ozanım, ben halk aşığıyım demeye dahi hicap duyarım. Çünkü ozanlık; bir unvandan önce edep, irfan, gönül ve hizmet yoludur” </strong>ifadelerini kullandı.</p>

<p>Yukarı Fırat Bölgesi, Elazığ ve kadim Harput’un ozanlık ve âşıklık geleneğinin yaşatılması adına bu ünvana layık görülmenin kendisi için büyük bir onur olduğunu belirten Çam, çocuk yaşta, 6 yaşındayken kendisini bağlama ile tanıştıran rahmetli babası Aydın Çam’ı rahmet ve minnetle andı.</p>

<p>Aygün Çam, teşekkürlerini de şöyle dile getirdi:</p>

<p><strong>“Yıllardır kapısını aşındırdığım, bu yolun irfanını, edebini ve sürekliliğini öğrenmeye gayret ettiğim Nimri Dede’nin kızı Suna Dehmen Bibime; Baskil Şeyh Hasan Köyü’nde yaşayan, Ulu Ozan Teslim Abdal soyundan gelen ve bana çok şey öğreten rahmetli Kul Mustafa (Mustafa Tosun) Dedeme; isimlerini tek tek zikredemediğim bütün kıymetli hocalarıma ve her daim yanımda olan aziz Elazığlı hemşehrilerime gönülden şükranlarımı sunuyorum.”</strong></p>

<p>Çam, bugüne kadar Elazığlı ozanlardan derlediği 400’den fazla eseri arşivleyerek gelecek kuşaklara ulaştırmaya çalıştığını, bundan sonra da yeni eserleri derlemeye, kayıt altına almaya ve bu kültürel mirası aktarmaya aynı kararlılıkla devam edeceğini açıkladı.</p>

<p>Kadim Türk kültürünün önemli taşıyıcılarından biri olan ozanlık geleneğine ömrü yettiğince hizmet etmeyi sorumluluk olarak gördüğünü ifade eden Aygün Çam, ünvanı layık gören Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğü’ne ve süreçte emeği geçen herkese teşekkür etti.<br />
<br />
<br />
<strong>Aygün Çam'ın açıklamasının tam metni şöyle:</strong></p>

<p>Kamuoyuna Saygıyla Duyurulur</p>

<p>Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğü tarafından “Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı – Âşık / Halk Ozanı” unvanına layık görülmüş bulunmaktayım.</p>

<p>Binlerce yıllık bu kadim geleneğin yalnızca bir hizmetkârı olduğuma inanırım. Bu sebeple “Ben ozanım, ben halk aşığıyım.” demeye dahi hicap duyarım. Çünkü ozanlık; bir unvandan önce edep, irfan, gönül ve hizmet yoludur.</p>

<p>Ancak Yukarı Fırat Bölgemizin, Elazığ’ımızın ve kadim Harput’umuzun ozanlık ve âşıklık geleneğinin yaşatılması adına bu unvana layık görülmek, hayatımın en anlamlı ve en kıymetli onurlarından biri olmuştur.</p>

<p>Henüz 37 yaşımda böylesine değerli bir unvana layık görülmenin mutluluğunu yaşarken; çocuk yaşta, altı yaşımdayken beni bağlama ile tanıştıran rahmetli babam Aydın Çam’ı rahmet ve minnetle yâd ediyorum.</p>

<p>Yıllardır kapısını aşındırdığım, bu yolun irfanını, edebini ve sürekliliğini öğrenmeye gayret ettiğim Nimri Dede’nin kızı Suna Dehmen Bibime; Baskil Şeyh Hasan Köyü’nde yaşayan, Ulu Ozan Teslim Abdal soyundan gelen ve bana çok şey öğreten rahmetli Kul Mustafa (Mustafa Tosun) Dedeme; isimlerini tek tek zikredemediğim bütün kıymetli hocalarıma ve her daim yanımda olan aziz Elazığlı hemşehrilerime gönülden şükranlarımı sunuyorum.</p>

<p>Bugüne kadar Elazığlı ozanlardan derlediğim 400’den fazla eseri arşivleyerek gelecek kuşaklara ulaştırmaya gayret ettim. Bundan sonra da yeni eserleri derlemeye, kayıt altına almaya ve bu kadim kültür hazinesini gelecek nesillere aktarmaya aynı inanç ve kararlılıkla devam edeceğim.</p>

<p>Kadim Türk kültürünün en önemli taşıyıcılarından biri olan ozanlık geleneğine ömrüm yettiğince hizmet etmeyi; sazımızla, sözümüzle ve gönlümüzle bu mirası yaşatmayı en büyük sorumluluğum olarak görüyorum.</p>

<p>Bu anlamlı unvana beni layık gören Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğüne şükranlarımı sunuyor; bu süreçte emeği, duası ve desteği olan herkese en kalbi teşekkürlerimi ifade ediyorum.</p>

<p>Saygılarımla.</p>

<p>Aygün Çam<br />
Kültür ve Turizm Bakanlığı<br />
Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı – Âşık / Halk Ozanı</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kirac-cemevi-isgal-edildi-cem-vakfi-seyrediyor-3347</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 10:29:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Kıraç Cemevi işgal edildi, Cem Vakfı seyrediyor!</h1>
                        <h2>İstanbul’un Esenyurt ilçesinde bulunan Kıraç Cemevi’ne yönelik tahliye tebligatı, Alevi toplumunda geniş yankı uyandırdı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/08/kirac-cemevi-isgal-edildi-cem-vakfi-seyrediyor-1785570612.webp">
                        <figcaption>Kıraç Cemevi işgal edildi, Cem Vakfı seyrediyor!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>&nbsp;</p>

<p>İstanbul’un Esenyurt ilçesinde bulunan Kıraç Cemevi’ne yönelik tahliye tebligatı, Alevi toplumunda geniş yankı uyandırdı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın Cem Vakfı lehine aldığı tahsis kararına karşı açılan iptal davası hâlâ Bölge İdare Mahkemesi’nde devam ederken, cemevi yönetimine mahkeme sonucu beklenmeden tahliye bildirimi gönderildi. Bu idari işlemi “yargı sürecini yok saymak” olarak nitelendiren yüzlerce yurttaş, 31 Temmuz 2026’da cemevi bahçesinde Birlik Cemi düzenledi.</p>

<p>İstanbul’un çeşitli ilçelerinden cemevleri, demokratik kitle örgütleri, yöre dernekleri ve mahalle sakinlerinin katıldığı törende gülbanklar okundu, lokmalar paylaşıldı. Katılımcılar, cemevine sahip çıkacaklarını ve hukuki süreci sonuna kadar takip edeceklerini vurguladı.</p>

<p>Kıraç Cem Kültür Evi Derneği Başkanı Evren Kaya, konuşmasında sürecin basit bir mülkiyet anlaşmazlığı olmadığını belirtti. Alevi inancının temelinin “rızalık” olduğunu hatırlatan Kaya, cemevi binasının hiçbir kurumun desteğiyle değil, mahalle halkının ortak emeği, lokması ve alın teriyle inşa edildiğini söyledi. Cem Vakfı temsilcilerinin de Birlik Cemi’ne davet edildiğini ancak katılmadıklarını ifade etti.</p>

<p>Kaya’nın sözleri şöyle:</p>

<p>“Yolumuzun temeli sevgidir, rızalıktır. Kendi sorunlarımızı kendi meclisimizde, kendi cemimizde çözeriz. Bu cemevi hiçbir kurumun ya da bütçenin lütfuyla yapılmadı; mahalle halkının emeğiyle yükseldi. Mahkeme süreci devam ederken gönderilen tahliye tebligatını kabul etmiyoruz. Mesele yalnızca bir bina değil; inancımıza, emeğimize ve irademize sahip çıkma meselesidir. Hem hukuki hem de demokratik mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz.”</p>

<p>Olay, Alevi toplumunun cemevlerini “halkın ortak mekânı” olarak görme anlayışı ile idari tahsis kararları arasındaki gerilimi yeniden gündeme getirdi. Yargı süreci devam ederken yapılan tahliye işlemi, katılımcılar tarafından “mahalle iradesinin yok sayılması” olarak yorumlandı. Cemevinin fiili yönetiminin yıllardır mahalle sakinleri tarafından yürütüldüğü iddiası, tartışmanın mülkiyetten ziyade “rıza ve temsiliyet” boyutuna kaymasına neden oluyor. Süreç, hem mahkeme kararını hem de tarafların tutumunu yakından takip etmeyi gerektiriyor.</p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/fetocu-emre-uslu-da-ozelin-yeni-partisini-destekliyor-3346</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 14:28:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Fetö'cü Emre Uslu da Özel'in Yeni Parti'sini destekliyor</h1>
                        <h2>Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) firarisi, kırmızı bültenle aranan terörist Emre Uslu, sosyal medyadan yayınladığı videoda, Özgür Özel'in Genel Başkanı olduğu Yeni Parti'ye desteğini açıkladı. "Özgür Özel'in partisini alkışlıyorum, destekliyorum" dedi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/fetocu-emre-uslu-da-ozelin-yeni-partisini-destekliyor-1785497719.webp">
                        <figcaption>Fetö'cü Emre Uslu da Özel'in Yeni Parti'sini destekliyor</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) firarisi, kırmızı bültenle aranan terörist<strong> Emre Uslu, </strong>sosyal medyadan yayınladığı videoda, Özgür Özel'in Genel Başkanı olduğu Yeni Parti'ye desteğini açıkladı. "Özgür Özel'in partisini alkışlıyorum, destekliyorum" diyen Uslu, <strong>"Şartlar oluştuğunda, Erdoğan'a karşı bir sivil yapının olması değerli"</strong> ifadelerini kullandı.<br />
<br />
<strong>GÜVEN VE TOROS İLK İŞARETLERİ VERMİŞLERDİ</strong><br />
<br />
İlk çarpıcı açıklamayı yapan Almanya’da firari olarak Türkiye aleyhinde kara propaganda faaliyetlerini sürdüren<strong> Cevheri Güven oldu. </strong>Güven, Özgür Özel’e hitaben CHP’nin siyasi hayatını tamamladığını ve artık gündemden çıkarılması gerektiğini söyledi. Güven’in ardından YP’ye destek mesajı veren firari FETÖ’cü Tarık Toros da, “<em><strong>Her şey planlandığı gibi yürüyor. Ana muhalefet olduk” </strong></em>diyerek FETÖ’nün CHP’nin bölünmesinden ve Yeni Parti’nin kurulmasından dolayı memnuniyetini ortaya koydu.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/tarihci-ve-analist-umut-berhan-senden-enflasyonla-mucadelede-osmanli-modeli-denetim-ve-halk-reyonu-onerisi-3345</link>
            <category>EKONOMİ</category>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 10:21:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Tarihçi ve Analist Umut Berhan Şen'den enflasyonla mücadelede "Osmanlı modeli denetim" ve "halk reyonu" önerisi</h1>
                        <h2>Jeopolitürk Gündem TV’de değerlendirmelerde bulunan tarihçi ve analist Umut Berhan Şen, tarih boyunca enflasyonun ciddi bir toplumsal sorun olduğunu, ancak etkili denetim mekanizmaları sayesinde bu süreçlerin kontrol altına alınabildiğini vurguladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/analist-umut-berhan-senden-enflasyonla-mucadelede-osmanli-modeli-denetim-ve-halk-reyonu-onerisi-1785482903.webp">
                        <figcaption>Tarihçi ve Analist Umut Berhan Şen'den enflasyonla mücadelede "Osmanlı modeli denetim" ve "halk reyonu" önerisi</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>&nbsp;</p>

<p>Jeopolitürk Gündem TV’de değerlendirmelerde bulunan tarihçi ve analist Umut Berhan Şen, tarih boyunca enflasyonun ciddi bir toplumsal sorun olduğunu, ancak etkili denetim mekanizmaları sayesinde bu süreçlerin kontrol altına alınabildiğini vurguladı.</p>

<h3><strong>"Osmanlı’da Caydırıcı ve Etkin Bir Denetim Sistemi Vardı"</strong></h3>

<p>Tarihten örnekler vererek denetimin önemini anlatan Şen, Kanuni Sultan Süleyman dönemi ile Prof. Dr. Halil İnalcık ve Prof. Dr. Şevket Pamuk’un Osmanlı ekonomisi üzerindeki çalışmalarına atıfta bulundu:</p>

<p><em>"1566 yılındaki Zigetvar Seferinde elma fiyatının 3 akçeden birden 32 akçeye çıktığı görülmüş. Ancak o dönemde devlet kurumları enflasyonla mücadelede çok etkin çalışıyordu. Şehrin şehreminisi, kadısı, subaşısı ve defterdarından oluşan kurullar çarşıları bizzat gezerek fiyat ve kalite denetimi yapıyordu. Ebussuud Efendi ve Fatih Sultan Mehmet döneminde Kadı Hızır Çelebi örneklerinde olduğu gibi, devletin belirlediği fiyat endeksine (narh) uymayan ya da hileli ürün satan esnafa ticaretten men dahil çok caydırıcı cezalar veriliyordu."</em></p>

<h3><strong>"İller ve Ülke Bazında Enflasyonla Mücadele Kurulları Kurulmalı"</strong></h3>

<p>Bugün Türkiye’nin güçlü bir ekonomik büyüme hızına ve mükemmel dinamiklere sahip olduğunu belirten Şen, modern hukuk kuralları çerçevesinde benzer bir denetim mekanizmasının kurulabileceğini ifade etti:</p>

<p><em>"Osmanlı’daki gibi caydırıcı ve ciddi bir kontrol yapısına ihtiyacımız var. Bugün de iller ve ülke bazında koordineli çalışacak bir ‘Enflasyonla Mücadele Kurulu’ oluşturulmalıdır. Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikaları Kurulu ve Sosyal Politikalar Kurulu’nun pratiğe dönüşecek somut yöntemler geliştirmesi şarttır."</em></p>

<h3><strong>"Gıda Fiyatları Barınma ve Kira Krizini Tetikliyor"</strong></h3>

<p>Gıda fiyatlarındaki artışın doğrudan konut ve kira fiyatlarına yansıdığını belirten Şen, bu iki sektörün birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini söyledi:</p>

<p><em>"Tarihin her döneminde gıda fiyatları barınma maliyetlerini etkilemiştir. Vatandaşın kuzu etini veya makarnayı uygun fiyata yiyememesi nihayetinde konut fiyatlarına yansır. Bu durum Eski Roma’da da Osmanlı’da da böyleydi, bugün de böyledir. Gıdadaki fahiş fiyatların önüne geçmeden barınma sorununu çözemeyiz."</em></p>

<h3><strong>"Halk Reyonları Projesi Bir An Önce Hayata Geçmeli"</strong></h3>

<p>Çözüm önerileri kapsamında Cumhurbaşkanı tarafından daha önce gündeme getirilen projelere de değinen Umut Berhan Şen, beklentilerini şu sözlerle dile getirdi:</p>

<p><em>"Cumhurbaşkanının geçen yıl dile getirdiği ‘Halk Reyonları’ projesi vatandaş tarafından halen bekleniyor. AVM’lerde ve zincir marketlerde temel gıda ürünlerinin (et, mercimek vb.) devlet eliyle piyasa fiyatının oldukça altında vatandaşa sunulması piyasayı dengeleyecektir. Sıkı denetim ve bu tür projelerle hayat pahalılığı sorununda kısa sürede somut sonuçlar alınabilir."</em></p>

<p>Programı izlemek için Youtube linki:</p>

<p><a href="https://youtu.be/-A5EAiGh6oM?si=JWl_FQiWktvSA1K6">https://youtu.be/-A5EAiGh6oM?si=JWl_FQiWktvSA1K6</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/fetocu-tarik-torostan-itiraf-ana-muhalefet-olduk-3344</link>
            <category>SİYASET</category>
            <pubDate>Thu, 30 Jul 2026 13:49:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>FETÖ'cü Tarık Toros'tan itiraf: Ana muhalefet olduk!</h1>
                        <h2>Özgür Özel liderliğinde CHP'den ayrılan 91 milletvekilinin kurduğu Yeni Parti, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde ana muhalefet konumuna yerleşti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/fetocu-tarik-torostan-itiraf-her-sey-planlandigi-gibi-gidiyor-1785409423.webp">
                        <figcaption>FETÖ'cü Tarık Toros'tan itiraf: Ana muhalefet olduk!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Firari FETÖ'cü Tarık Toros'tan Yeni Parti açıklaması: "Her şey planlandığı gibi gidiyor, ana muhalefet olduk"</span></p>

<p><span style="color:#000000">Özgür Özel öncülüğünde CHP'den ayrılan 91 milletvekilinin kurduğu Yeni Parti, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde ana muhalefet koltuğuna oturdu. Bu gelişmenin hemen ardından firari FETÖ üyesi Tarık Toros'un sosyal medya üzerinden yaptığı canlı yayında kullandığı ifadeler büyük yankı uyandırdı. Toros, Yeni Parti'nin kuruluş sürecinin sorunsuz ilerlediğini ve her şeyin önceden planlandığı gibi gittiğini belirterek adeta itirafta bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Toros yayınında şu sözleri sarf etti: "Herhangi bir yol kazası olmadı. Parti onaylandı, kuruldu, her şey Meclis'te onaylandı. Ana muhalefet olduk." Konuşmasında ayrıca milletvekili sayısının artabileceğini vurgulayan Toros, "Şimdi 91 milletvekili geçti. Bu rakam birkaç kişi artabilir. Yeni Parti’nin ilk Meclis Grup toplantısıydı. Bunu bir şova dönüştürebilirlerdi. Birkaç yüz kişiyi çağırıp alkışlar, sloganlar eşliğinde bir nutuk atabilirdi. Özgür Özel geçtiğimiz hafta CHP grubuna veda etti, bu hafta yeni partinin ilk grubunu yaptı. Her şey planlandığı gibi yürüyor" dedi.<br />
Bu açıklamalar, Yeni Parti'nin CHP'den ayrılık sürecinin arkasındaki dinamikleri sorgulatan bir nitelik taşıyor. Toros'un kullandığı "planlandığı gibi" ifadesi, siyasi kulislerde geniş yankı bulurken, 15 Temmuz darbe girişiminin firari isimlerinden birinin ana muhalefet oluşumunu bu denli sahiplenmesi dikkatleri üzerine çekti. Toros ayrıca mevcut sistemde "ana muhalefet diye bir şey yok" diyerek de ilginç bir değerlendirmede bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Siyasi çevreler, bu gelişmeyi CHP'deki bölünmenin ötesinde daha geniş bir planın parçası olarak yorumlarken, Yeni Parti'nin Meclis'teki ilk grup toplantısını başarıyla tamamlamış olması ve milletvekili sayısının potansiyel artışı, önümüzdeki dönemde muhalefet arenasında yeni dengelerin oluşabileceğine işaret ediyor. Toros'un sözleri, FETÖ bağlantılı çevrelerin Türkiye'deki siyasi değişimleri yakından takip ettiğini ve belirli oluşumları destekleyici tutum takındığını göstermesi açısından da önem taşıyor.<br />
Olay, Türk siyasetinde ana muhalefet kavramının yeniden tanımlanmasına ve parti içi ayrılıkların yarattığı boşluklara dair tartışmaları da alevlendirdi. Kamuoyu, bu süreçte Yeni Parti'nin izleyeceği yol haritası ve olası genişlemeleri yakından takip ediyor.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/orman-yanginlarinda-81-yangin-kontrol-altinda-3343</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 30 Jul 2026 12:02:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Orman yangınlarında 81 yangın kontrol altında</h1>
                        <h2>Türkiye’de yaz mevsimi boyunca orman yangınlarıyla mücadele devam ediyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/turkiyede-orman-yanginlariyla-mucadele-suruyor-81-yangin-kontrol-altinda-1785403073.webp">
                        <figcaption>Orman yangınlarında 81 yangın kontrol altında</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Türkiye’de yaz mevsimi boyunca orman yangınlarıyla mücadele devam ediyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın paylaştığı bilgilere göre, bu yaz ülkemiz genelinde toplam 90 orman yangını meydana geldi. Bunlardan 59’u orman dışı alanlarda çıkarken, yangınların 81’i başarıyla kontrol altına alındı. Şu anda Muğla, Balıkesir, Antalya ve Çanakkale illerindeki aktif yangınların söndürülme çalışmaları yoğun bir şekilde sürüyor.<br />
Yangınlarla mücadelede oldukça geniş bir ekip ve araç filosu görev yapıyor. Toplam 21 uçak, 58 helikopter ve kara araçları olarak 420 arazöz, 142 su tankeri, 76 iş makinesi dahil olmak üzere 929 araç sahada aktif olarak kullanılıyor. Bu operasyonlara 3 bin 210 personel katılıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, çalışmaları yakından takip ettiklerini belirterek, yangından etkilenen tüm vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini iletti.<br />
Erdoğan, vatandaşları da yangın önleme konusunda dikkatli olmaya çağırdı. Açık alanlarda ateş yakılmaması, ormanlara cam, sigara izmariti gibi yanıcı maddelerin atılmaması ve özellikle anız yakma uygulamasından vazgeçilmesi gerektiğini vurguladı. Orman girişlerinin yasak olduğu alanlara girilmemesi, herhangi bir duman veya yangın belirtisinde derhal 112 Acil Çağrı Merkezi’nin aranması ve orman yangınına sebep olmanın ağır cezai yaptırımları olduğu konuları da uyarılar arasında yer aldı.<br />
Tüm bu önlemlerin alınması ve farkındalığın artırılmasıyla yangınların minimize edilebileceğini ifade eden Erdoğan, orman yangınlarıyla mücadele eden ekiplere başarı dileklerini yineledi ve “Rabb’im ayaklarına taş değdirmesin” temennisinde bulundu. Ülke genelinde orman yangınlarına karşı alınan tedbirler ve müdahale çalışmaları, hem havadan hem karadan koordineli bir şekilde sürdürülüyor.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/muhacirkomu-koyu-cemevi-hizmete-acildi-3342</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 30 Jul 2026 11:07:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Muhacirkomu Köyü Cemevi hizmete açıldı</h1>
                        <h2>Erzincan’ın Tercan ilçesine bağlı Muhacirkomu Köyü’nde yapımı tamamlanan modern Muhacirkomu Köyü Cemevi, görkemli bir törenle hizmete açıldı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/muhacirkomu-koyu-cemevi-hizmete-acildi-1785399348.webp">
                        <figcaption>Muhacirkomu Köyü Cemevi hizmete açıldı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Erzincan’ın Tercan ilçesine bağlı Muhacirkomu Köyü’nde yapımı tamamlanan modern Muhacirkomu Köyü Cemevi, görkemli bir törenle hizmete açıldı.</p>

<p>Açılış programına Tercan Kaymakamı <strong>Neslihan Kısa Duman, </strong>Tercan Belediye Başkanı Mehmet Yılmaz, Çadırkaya Belde Belediye Başkanı Sait Durgun, Muhacirkomu Köyü Cemevi Başkanı Ali Asker Özbey, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/758469018_18113303372514629_4582742845707398252_n.jpg" style="height:533px; width:800px" /></p>

<p>Törende birlik, beraberlik ve toplumsal dayanışma mesajları ön plana çıktı. Protokol üyeleri ve davetliler, açılış kurdelesinin kesilmesinin ardından modern binayı gezerek yetkililerden bilgi aldı.</p>

<p>Yetkililer, yeni cemevinin köy halkının ibadet ritüellerini ve sosyal etkinliklerini daha uygun ve modern şartlarda gerçekleştirebilmesine önemli katkı sağlayacağını belirtti. Bölge halkının inanç ve kültürel yaşamını güçlendirecek olan Muhacirkomu Köyü Cemevi’nin ilçeye kazandırılması, vatandaşlar tarafından da memnuniyetle karşılandı.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/758264561_18113303414514629_4087184697102378590_n.jpg" style="height:533px; width:800px" /><br />
<a href="https://www.facebook.com/share/p/1Ebu2KxviM/">https://www.facebook.com/share/p/1Ebu2KxviM/</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cepni-dernekleri-federasyonundan-seydi-kureys-turbesine-saldiriya-sert-kinama-3341</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 16:31:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Çepni Dernekleri Federasyonu’ndan Seydi Kureyş Türbesi’ne saldırıya sert kınama!</h1>
                        <h2>.Seydi Kureyş Türbesi’ne gerçekleştirilen alçakça saldırıyı Çepni Dernekleri Federasyonu derin üzüntü ve tepkiyle karşıladı. Federasyon, saldırıyı “toplumsal barışa ve ortak kültürel mirasa yönelik saygısızlık” olarak nitelendirdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/cepni-dernekleri-federasyonundan-seydi-kureys-turbesine-saldiriya-sert-kinama-1785332898.webp">
                        <figcaption>Çepni Dernekleri Federasyonu’ndan Seydi Kureyş Türbesi’ne saldırıya sert kınama!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Gaziantep’in Yavuzeli ilçesinde bulunan ve <strong>Alevi-Bektaşi inanç geleneği ile Antep Çepnileri </strong>açısından büyük bir kutsal mekan olarak kabul edilen Seyid Kureyş Türbesi, geçtiğimiz günlerde kimliği belirsiz kişi ya da kişilerin alçakça saldırısına uğramıştı.<strong>Seydi Kureyş Türbesi’ne</strong> gerçekleştirilen saldırıyı Çepni Dernekleri Federasyonu derin üzüntü ve tepkiyle karşıladı. Federasyon, saldırıyı “toplumsal barışa ve ortak kültürel mirasa yönelik saygısızlık” olarak nitelendirdi.</p>

<p>Federasyondan yapılan yazılı açıklamada, Seydi Kureyş Türbesi’nin inanç, kültür ve ortak tarihin önemli bir mirası olduğu vurgulandı. Türbenin sadece Çepni Türkmenleri için değil, farklı inanç ve kültürlerden insanların saygıyla ziyaret ettiği manevi bir değer taşıdığı belirtildi.</p>

<p>Açıklamada şu ifadelere yer verildi:</p>

<p><em><strong>“Bu kutsal mekâna yapılan saldırı yalnızca bir türbeye değil; toplumsal barışımıza, birlik ve beraberliğimize, ortak değerlerimize yönelik açık bir saygısızlıktır. Bu çirkin saldırıyı en güçlü şekilde kınıyoruz.”</strong></em></p>

<p>Federasyon, olayın provokatif bir girişim olduğunu ifade ederek, inançlara ve kutsal mekanlara yönelik her türlü saldırının kabul edilemez olduğunu kaydetti. Gaziantep’te yaşayan Çepni Türkmenlerinin önemli ziyaretgâhlarından biri olan türbeye yönelik saldırının, Türkiye’nin dört bir yanında yaşayan tüm Çepnileri derinden üzdüğü ve yaraladığı vurgulandı.</p>

<p><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">RESMİ SÜREÇLER DEVAM EDİYOR</span></span></strong></p>

<p>Konuyla ilgili resmi ve hukuki sürecin devam ettiği belirtilen açıklamada, Yavuzeli Kaymakamlığı ve İlçe Jandarma Komutanlığı ile görüşmeler yapıldığı, Yavuzeli’ndeki Çepni muhtarlarıyla istişare edildiği aktarıldı. Gaziantep Valiliği’nden türbedeki tahribatın onarılacağı bilgisinin iletildiği kaydedildi.</p>

<p>Çepni Dernekleri Federasyonu, olayın sonuna kadar takipçisi olacaklarını belirterek, <em><strong>“Anadolu’nun dört bir yanında yaşayan Çepni Türkleri olarak, manevi mirasımıza yönelik hiçbir saldırının karşılıksız kalmaması için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz” </strong></em>dedi.</p>

<p>Saldırıyla ilgili soruşturmanın sürdüğü öğrenildi.</p>

<p><br />
<strong>ÇEPNİ DERNEKLERİ FEDERASYONU GENEL MERKEZİ AÇIKLAMASI</strong></p>

<p><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Çepni Dernekleri Federasyonu Genel Merkezi</span></span> tarafından yapılan kamuoyu açıklamasının tam metni şöyle:</p>

<p><strong>KAMUOYUNA DUYURU</strong></p>

<p>Gaziantep ili Yavuzeli ilçesinde bulunan Seydi Kureyş Türbesi'ne yönelik gerçekleştirilen saldırıyı derin bir üzüntü ve infialle öğrenmiş bulunuyoruz.</p>

<p>Seydi Kureyş Türbesi; inancımızın, kültürümüzün ve ortak tarihimizin önemli bir mirasıdır. Bu kutsal mekâna yapılan saldırı yalnızca bir türbeye değil; toplumsal barışımıza, birlik ve beraberliğimize, ortak değerlerimize yönelik açık bir saygısızlıktır. Bu çirkin saldırıyı en güçlü şekilde kınıyoruz.</p>

<p>Seydi Kureyş Türbesi sadece bir ziyaret noktası değil; farklı inanç ve kültürlerden insanların saygıyla ziyaret ettiği önemli bir manevi değerdir. İnançlara, kutsal mekânlara ve ortak kültürel mirasa yönelik her türlü saldırıyı kabul edilemez buluyor, toplumsal huzuru hedef alan provokatif girişimlerin karşısında olduğumuzu kamuoyuna ilan ediyoruz.</p>

<p>Konuyla ilgili resmi ve hukuki süreç devam etmektedir. Yavuzeli Kaymakamlığı ve İlçe Jandarma Komutanlığı ile görüşmeler gerçekleştirilmiş, ayrıca Yavuzeli'ndeki Çepni muhtarlarımızla yapılan istişareler sonucunda Gaziantep Valiliği tarafından türbede meydana gelen tahribatın onarılacağı bilgisi tarafımıza iletilmiştir.</p>

<p>Gaziantep'te yaşayan Çepni Türkmenlerinin önemli ziyaretgâhlarından biri olan Seydi Kureyş Türbesi'ne yapılan bu saldırı, Türkiye'nin dört bir yanında yaşayan tüm Çepnileri derinden üzmüş ve yaralamıştır.</p>

<p>Çepni Dernekleri Federasyonu olarak bu olayın sonuna kadar takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz. Bizler, Anadolu'nun dört bir yanında yaşayan, birlik ve beraberliği esas alan, kutsal değerlerine sahip çıkan ve birbirine kenetlenmeyi Oğuz töresi bilen Çepni Türkleri olarak, manevi mirasımıza yönelik hiçbir saldırının karşılıksız kalmaması için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.</p>

<p>Kamuoyuna saygıyla duyurulur.</p>

<p>ÇEPNİ DERNEKLERİ FEDERASYONU</p>

<p>GENEL MERKEZİ</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/gaziantepte-seyid-kureys-turbesi-saldiriya-ugradi-3340</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 22:54:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Gaziantep’te Seyid Kureyş Türbesi saldırıya uğradı</h1>
                        <h2>Gaziantep'in Yavuzeli ilçesinde bulunan ve Antep Çepnileri ile Alevi-Bektaşi inanç geleneği içerisinde en önemli bir yeri olan Seyid Kureyş Türbesi kişi veya kişiler tarafından saldırıya uğradı. Alevi-Bektaşi kanaat önderleri saldırıyı bir arada yaşama iradesine yapılmış bir darbe olarak nitelendirdiler.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/gaziantepte-seyid-kureys-turbesi-saldirya-ugradi-1785268621.webp">
                        <figcaption>Gaziantep’te Seyid Kureyş Türbesi saldırıya uğradı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / GAZİANTEP-</strong> Gaziantep’in Yavuzeli ilçesinde bulunan ve Alevi-Bektaşi inanç geleneği ile Antep Çepnileri açısından büyük bir kutsal mekan olarak kabul edilen Seyid Kureyş Türbesi, kimliği belirsiz kişi ya da kişilerin alçakça saldırısına uğradı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İnanç merkezine yönelik gerçekleştirilen bu tahribat, toplumsal barışı ve bir arada yaşama iradesini hedef alan açık bir provokasyon olarak nitelendirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yavuzeli ilçesine bağlı Bülbül Mahallesi yakınlarında yer alan ve her gün yüzlerce yurttaş tarafından ziyaret edilen bu kutsal mekanda, mezar mermerlerinin kırıldığı ve yapıya ağır zararlar verildiği tespit edildi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bölgede yaşayan Alevilerin manevi değerlerini ve toplumsal huzuru doğrudan hedef alan bu çirkin saldırı bölgede büyük tepkiye yol açtı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>13. YÜZYILDAN BÜGÜNE ULAŞAN KUTSAL MİRAS HEDEF ALINDI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">13.yüzyıldan itibaren Anadolu’ya gelen Horasan kökenli Kureyşan Ocağı’nın inanç önderi olarak bilinen Seydi Kureyş’in türbesi, asırlardır Alevi Türkmenler, Çepni toplulukları ve Sünni vatandaşların da ortak ziyaret noktası konumundaydı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Daha önce Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ile KUDEB tarafından bakımı yapılan ve bölgenin simge inanç merkezlerinden biri olan türbenin tahrip edilmesi, bir arada yaşama kültürüne vurulmuş ağır bir darbe olarak değerlendirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Olayın ardından güvenlik güçleri soruşturma başlatırken, Gaziantep Çepnileri Derneği de yazılı bir açıklama yaparak saldırıyı sert bir dille kınadı ve tüm yurttaşları sağduyuya davet etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GAZİANTEP ÇEPNİLERİ DERNEĞİ’NİN AÇIKLAMASI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Gaziantep Çepnileri Derneği tarafından yapılan kamuoyu açıklamasının tam metni şöyle:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong>KAMUOYUNA</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Gaziantep Yavuzeli ilçesinde bulunan SEYDİ KUREYŞ TÜRBESİ’ne yapılan saldırıyı derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">SEYDİ KUREYŞ TÜRBESİ inancımızın, kültürümüzün ve ortak değerlerimizin mirasıdır. Bu tür saygısızlıklar toplumsal barışımıza ve birlik beraberliğimizi yapılan saygısızlıktır, kabul edilemez.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Seydi Kureyş Türbesi yalnızca bir ziyaret noktası değil; farklı inanç ve kültürlerden insanların saygıyla ziyaret ettiği önemli bir manevi değerdir. Bu nedenle inançlara, toplumsal değerlere ve ortak kültürel mirasa yönelik her türlü saldırıyı kabul edilemez buluyor; toplumsal huzuru hedef alan bu tür provokatif girişimleri kınıyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Süreç ile ilgili resmi ve hukuki işlemler devam etmekte olup Yavuzeli Kaymakamı ve Jandarma Komutanlığı ile görüşüldü.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yavuzeli Çepni mahalle muhtarları ile birlikte yürütülen görüşmeler sonucunda Gaziantep Valiliği’nin oluşan tahribatların tadilatının yapacağını açıkladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu süre zarfında gereken herşey yapılacak olup bu saldırının tüm yönleriyle aydınlatılması için hukuki sürecin takipçi olacağız. Tüm canlarımızı sağduyulu olmaya davet ediyoruz."</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>SORUŞTURMA VE ONARIM SÜRECİ DEVAM EDİYOR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Resmi makamlarca saldırganların tespiti ve yakalanması amacıyla başlatılan adli ve idari soruşturma sürdürülüyor. Gaziantep Valiliği, saldırı sonucu oluşan zararın giderilmesi için türbede tadilat çalışmalarının başlatılacağını bildirdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>SEYDİ KUREYŞ KİMDİR?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">İnanç kaynaklarında Seyyid Mahmûd-ı Kebîr olarak da anılan Seydi Kureyş’in, 13. yüzyılda Horasan’dan Anadolu’ya gelen Kureyşan Ocağı’nın önde gelen isimlerinden biri olduğu kabul ediliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Seyyid Mahmûd-ı Kebîr (Kureyş), Ehl-i Beyt soyundan gelen, Alevilik-Bektaşilik inancındaki Kureyşan Ocağı’nın kurucusu ve atası olarak kabul edilen önemli bir İslam-Tasavvuf önderidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Adına kurulan Kureyşan Ocağı, Anadolu ve çeşitli bölgelere yayılarak Alevi-Bektaşi inanç ve kültüründe önemli bir ocağın temelini oluşturmuştur. Türbesi ve mekânları inanç merkezleri arasında yer alır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Soyu İmam Musa Kazım’a dayandırılan Seydi Kureyş, Anadolu’nun Türkleşmesinde ve Alevi-Bektaşi inanç geleneğinin şekillenmesinde tarihsel bir role sahiptir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yaşamının son dönemini Yavuzeli’nde geçiren Seydi Kureyş’in naaşı bugün türbesinin yer aldığı alanda bulunmaktadır.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cihan-soylemez-munzur-festivalini-neden-boykot-ediyorum-3339</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 16:41:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Cihan Söylemez: Munzur Festivali’ni neden boykot ediyorum?</h1>
                        <h2>24. Munzur Kültür ve Doğa Festivali çevresinde yürütülen tartışmalara hukukçu ve yazar Cihan Söylemez’in açıklaması yeni bir boyut kattı. Söylemez, “İtiraz ve reform taleplerine karşı empati ve uzlaşıcı yönü olmayan festival tertip komitesinin fotoğraf karesinde tek bir hukukçu, tek bir edebiyatçı, tek bir müzisyen, tek bir sahne sanatları temsilcisinin olmamasını kamuoyunun takdirine bırakıyorum. Bu tesadüf değil malumun ilanıdır.” ifadelerini kullandı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/cihan-soylemez-munzur-festivalini-neden-boykot-ediyorum-1785073463.webp">
                        <figcaption>Cihan Söylemez: Munzur Festivali’ni neden boykot ediyorum?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / TUNCELİ- Bu yıl 24. kez düzenlenecek olan </strong>Munzur Kültür ve Doğa Festivali’ne yönelik eleştiriler hız kesmiyor. Belirli bir grubun dayatması ve yerel kültürün inkarı temelinde yoğunlaşan eleştiriler, CHP’den ayrılan ekibe de programda geniş söz verildiğinin ortaya çıkmasıyla farklı bir boyut da kazandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin inanç ve kültür çerçevesinden dışarı çıkmamasını savunan eleştiriler, festivale siyasi boyut katılmasına itiraz ederken, bu durumun kentte kamplaşma ve çatışmaya neden olacak gerginlik yaratmasından da endişe ediyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Programın açıklanmasının ardından eleştirilerini kamuoyu ile paylaşan hukukçu ve yazar Cihan Söylemez, yeni paylaşımında festivali boykot edeceğini açıkladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte, Söylemez’in açıklamasının tam metni:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sevgili Canlar,</span></p>

<p><span style="color:#000000">2026 yılı Munzur Festivaline ilişkin sosyal medyadaki okuyucu yorumcu imzaları ile on binleri bulan Festivale dair İtiraz ve Reform Çağrısı başlıklı bildirinin neticesinde,</span></p>

<p><span style="color:#000000">Munzur Festival Tertip Komitesinin sözcüsü yapmış olduğu video açıklama ile kamuoyunda festivale yönelik tepkiler ve itirazlarını dile getiren yazar, hukukçu ve sanatçılara karşı negatif bir üslup kullanmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İtiraz ve reform taleplerine karşı empati ve uzlaşıcı yönü olmayan festival tertip komitesinin fotoğraf karesinde tek bir hukukçu, tek bir edebiyatçı, tek bir müzisyen, tek bir sahne sanatları temsilcisinin olmamasını kamuoyunun takdirine bırakıyorum. Bu tesadüf değil malumun ilanıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sevgili Canlar,</span></p>

<p><span style="color:#000000">Festival Tertip Komitesinin bilimden, sanattan, edebiyattan, insan hakları düşüncesinden uzak düşünce beyanlarıyla üstenci, çatışmacı, polemikçi açıklamaları neticesinde ben Dersim Toplumunun bireyi; hukukçu ve yazar olarak</span></p>

<p><span style="color:#000000">Munzur adı kullanılarak yapılan siyasi istismarlara karşı, Festivali BOYKOT çağrısı yapıyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İnsanların “Boykot Özgürlüğünü” kamuoyuna bir tehdit olarak göstermek ve anlatmak, adeta “Vatan, Millet, Festival” şiarı ile hareket edip, Dersimliler'in anayasal hak ve özgürlüklerini kullanmasına karşı soğuk savaş dönemi yöntem ve dilini kullanmak, doğru değildir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ben ilgili “negatif hukuk” yüklü açıklamaya kadar festival boyutunda bir boykot çağrısını düşünmüyordum. Ancak gelinen noktada “Boykot” isteyenleri hedef tahtasına oturtan, empati ve uzlaşıdan uzak insan hakları bilinci gelişmemiş zihniyete şahit olunca vaz geçtim.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dersim'de tek bir kişi dahi “Boykot” dediği için dışlanıyorsa ben o insanın hak ve hukukunun yanındayım. Festival tertip komitesinin, Boykot isteyen Dersimliler'in hak ve hürriyetlerine karşı tavır ve davranışlarını bu nedenle kınıyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Munzur Festivali Programına katılan müzisyen, sanatçı, yazarlara da şunu hatırlatmak isterim;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Özgürlük; karşıt fikirlerin tehdit, sansür ve baskıya maruz kalmadan başkasının ifade hürriyetini savunabilmesine olanak yaratmaktır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Özgürlük; festival tertip komitesinin sizleri “havuz kontenjana” razı etme ve sessizliği marifet gibi gösterme çalışması değildir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Her sessizlik, Dersimliler'in iç hukukunda Dersimliler'in hak ve hürriyetlerini daha fazla ihlale uğramasına neden olmaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yukarıda ki değerlendirmelerim ışığında 24. Munzur Doğa ve Kültür Festivalini BOYKOT ediyor,</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dersim Toplumunun “Boykot” çağrısını kendi içinde tartışmasını temenni ediyor ve Festival Tertip Komitesinin farklı fikirlere karşı tahammülsüzlüğünün insan hakları hukuku bilinci eksikliğinden geldiğini, kamuoyunun takdirine sunuyorum.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/gursel-tekin-fetovari-tezgahin-sorumlulari-ortaya-cikarilmali-3338</link>
            <category>SİYASET</category>
            <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 15:05:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Gürsel Tekin: FETÖ'vari tezgahın sorumluları ortaya çıkarılmalı!</h1>
                        <h2>CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin, CHP'ye katılım törenine ilişkin ortaya atılan iddiaların “kumpas” olduğunu ifade ederek, konuyla ilgili suç duyurusunda bulunduklarını açıkladı. Tekin, “Bu tuzağı kuran kimse savcılar dibine kadar gitsin. Bu FETÖ'vari tezgahın sorumluları ortaya çıkarılmalı” diye konuştu.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/gursel-tekin-fetovari-tezgahin-sorumlulari-ortaya-cikarilmali-1785069061.webp">
                        <figcaption>Gürsel Tekin: FETÖ'vari tezgahın sorumluları ortaya çıkarılmalı!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / İSTANBUL-</strong> İstanbul İl Örgütünün düzenlediği ve CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun da katıldığı üye katılım töreninde “paralı figuran” iddiaları etrafında başlayan tartışmalar büyürken, CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin konuya ilişkin sert açıklamalarda bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tekin, yaşanan olayları “<em><strong>Şeytanın aklına gelmeyecek bir şey</strong></em>” ve “<strong><em>FETÖ’vari bir tezgah</em></strong>” olarak nitelendirerek, sorumluların derhal ortaya çıkarılması gerektiğini belirtti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">CHP'ye yoğun katılım olduğunu belirten Tekin, son törene Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun da katıldığını ve farklı siyasi partilerden yüzlerce kişinin partisine üye olduğunu söyledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tekin, partiye katılan kişilerin geçmişlerini araştırma imkanlarının bulunmadığını belirterek, organizasyonlarda yalnızca katılımcı isimlerinin alındığını ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Salon kapasitesinin sınırlı olması nedeniyle katılımcı sayısının önceden bildirildiğini kaydeden Tekin, “<em><strong>Başta DEVA Partisi olmak üzere, İYİ Parti ve İşçi Partisi'nden belediye meclis üyelerinin de aralarında bulunduğu çok sayıda isim partimize katıldı. Kendilerine teşekkür ediyorum, baba ocağını büyüttüler</strong></em>” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Gürsel Tekin’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ŞEYTANIN AKLINA GELMEYECEK BİR TEZGAH</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yaşananları organize bir kumpas olarak nitelendiren Gürsel Tekin, durumun sıradan bir iddia olmadığını belirterek şu ifadeleri kullandı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>O çeteleri açıklayacağım. Ajans, cast... Şeytanın aklına gelmeyecek bir şey yapmışlar. Şişli Gençlik Kolları Başkanımıza sorduk, tanıyor musunuz diye; 'Yok' dedi. Bu işi ancak iki kişi bilebilir: Birincisi bu kirli tuzağı kuran medya, ikincisi de soruşturma yaparak devletimizin savcıları. Bu FETÖ’vari tezgahın sorumluları mutlaka ortaya çıkarılmalıdır.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>SAVCILIĞA SUÇ DUYURUSU YAPILDI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Olayın yargıya taşındığını ve resmi sürecin başlatıldığını vurgulayan Tekin, gece saatlerinde savcılığa başvuruda bulunduklarını açıkladı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Gece hemen savcılığa suç duyurusunda bulunduk. Hiçbir zaman kirli tarafta olmadık, kimseye tuzak kurmadık. Bu tuzağı kuran kimse, kardeşim de olsa sayın savcılar sonuna kadar gitmelidir. Bu kurulan kumpasın arkasındaki odaklar yargı önünde hesap verene kadar bu işin peşini bırakmayacağız.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÖNÜLLÜLÜK VURGUSU VE FİNANSAL İDDİALARA YANIT</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Partiye üye katılımlarında herhangi bir maddi çıkar ilişkisinin söz konusu olamayacağını dile getiren Tekin, iddiaların asılsız olduğunu belirterek şunları ekledi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Biz 10 aydır adeta bir 'Bermuda üçgeni' ile mücadele ediyoruz. Birçok arkadaşımız kendi imkanlarıyla geliyor. Bir kısım genç arkadaşımız sayı çok olunca bizden sadece ulaşım desteği istedi. Bunun dışında herhangi bir para harcayacak durumumuz ve imkanımız da yok, olsa da böyle bir şey yapmayız. Partili olmak tamamen gönüllülüğe dayanır.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>SARIYER BELEDİYESİ VE PROVOKASYON İDDİALARI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Törenin düzenlendiği mekan üzerinden yürütülen tartışmalara ve hedeflenen provokasyonlara da değinen Tekin, açıklamasını şöyle tamamladı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Kendi belediyenizin salonunu kiralıyorsunuz ve belediye başkanınız linç ediliyor. Salona dışarıdan bir organizasyonla insan getirip Genel Başkan konuşurken negatif slogan attıracaklardı. Yapacağınız her türlü rezilliğin ağır bedellerini ödersiniz. CHP'deki iç kavgaların tarafı haline getirilmek istenen bu kurgulara karşı hem hukuki hem siyasi mücadelemizi sürdüreceğiz.</em></strong>”</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kusoglu-arinma-tamam-kurultay-sureci-eylulde-basliyor-3337</link>
            <category>SİYASET</category>
            <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 00:06:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Kuşoğlu: Arınma tamam, kurultay süreci Eylül’de başlıyor</h1>
                        <h2>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu, TV100 ekranlarında hem parti içi disiplin süreçlerine ve yolsuzluk iddialarına hem de merakla beklenen kurultay takvimine dair dikkat çeken açıklamalarda bulundu.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/kusoglu-arinma-tamam-kurultay-sureci-eylulde-basliyor-1785013804.webp">
                        <figcaption>Kuşoğlu: Arınma tamam, kurultay süreci Eylül’de başlıyor</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA-</strong> Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu, konuk olduğu TV100’de CHP’deki kurultay süreci hakkında önemli değerlendirmeler yaptı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Arınma sürecinin büyük ölçüde tamamlandığını belirten Kuşoğlu, yeniden toplanması gereken 38. Olağan Kurultay için çalışmaların da Eylül ayında başlatılacağı mesajını verdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>“ARINMA SÜRECİ BÜYÜK ÖLÇÜDE TAMAM”</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kamuda ve yerel yönetimlerde adı iddialara karışan isimlerle ilgili konuşan Bülent Kuşoğlu, parti içindeki temizlenme sürecine vurgu yaptı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kamuda ve yerel yönetimlerde adı yolsuzluk iddialarına karışan isimler olduğunu kabul eden Kuşoğlu, bu durumun parti açısından sıkıntı yarattığını belirtti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">91 milletvekilinden yaklaşık 9'unun parti içinden tedbirli olarak uzaklaştırıldığını ifade eden Kuşoğlu, sıkıntılı olan diğer milletvekillerinin de ayrılmasıyla birlikte parti bünyesinde arınmanın büyük ölçüde sağlandığını dile getirdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>“KURULTAY SÜRECİ EYLÜL’DE BAŞLIYOR”</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Partinin kurultay takvimine ilişkin hukuki süreci ve izlenecek haritayı da değerlendiren Kuşoğlu, verilen sözlerin arkasında olduklarını belirtti:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mahkeme kararıyla 38. Kurultay'ın iptal edildiğini ve hukuki olarak 37. Kurultay’da seçilen yönetime dönüldüğünü hatırlatan Kuşoğlu, yıl sonuna doğru Yargıtay kararının kesinleşeceğinin öngörüldüğünü ifade ederek, bu takvim doğrultusunda hareket edeceklerini söyledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Daha önce ilan edilen takvime sadık kalacaklarını vurgulayan Kuşoğlu, Eylül ayı itibarıyla kurultay sürecini resmi olarak başlatacaklarını duyurdu.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/metin-lutfi-baydar-yeni-parti-kurulus-surecini-degerlendirdi-3336</link>
            <category>SİYASET</category>
            <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 12:41:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Metin Lütfi Baydar, yeni parti kuruluş sürecini değerlendirdi</h1>
                        <h2>CHP Dış Politika ve Siyasi Komisyon Başkanı Metin Lütfi Baydar, Hacı Bayram Veli Camisinde Özgür Özel ve arkadaşları tarafından cuma namazı sonrası kuruluşu ilan edilen Yeni Parti sürecini değerlendirdi. Haziran ve Temmuz aylarına denk gelen Muharrem yası sürecinde cemevlerini ziyaret edip “hain Kemal” sloganları attıran Özgür Özel ekibinin parti kuruluşunu Hacı Bayram Camii’de ilan etmesi dikkatlerden kaçmadı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/metin-lutfi-baydar-yeni-parti-kurulus-surecini-degerlendirdi-1784972832.webp">
                        <figcaption>Metin Lütfi Baydar, yeni parti kuruluş sürecini değerlendirdi</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA-</strong> Önceki dönem Aydın Milletvekili, CHP Dış Politika ve Siyasi Komisyon Başkanı Prof. Dr. Metin Lütfi Baydar, sosyal medya hesabında paylaştığı açıklamasında CHP’deki değişim sürecini değerlendirdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin hemen ardından başlayan “<em><strong>değişim</strong></em>” hareketinin parti içindeki dengeleri altüst ettiğini öne süren Baydar, Zoom toplantılarından 38. Kurultay’a kadar uzanan süreçte CHP’nin DNA’sıyla oynandığını iddia etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yeni bir parti kurarak CHP’den ayrılan Özgür Özel ekibi, Haziran ve Temmuz aylarına denk düşen Hz. Hüseyin ve yarenlerinin katledildiği Muharrem yası sürecinde cemevlerini ziyaret ederek CHP liderine karşı vatandaşları kışkırtmış ve ekibine “<strong><em>hain Kemal</em></strong>” slogana attırmıştı. Özel ekibi dün Hacı Bayram Veli Camii’de cuma namazına katıldıktan sonra yeni parti kuruluşunu ilan etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Camide bu kez Kılıçdaroğlu aleyhine sloganı attırılmaması, Özgür Özel ekibinin Alevileri kışkırtmak için, bilinçli olarak cemevlerinde slogan attırdıkları şeklinde değerlendirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte, Prof. Dr. Metin Lütfi Baydar’ın paylaşımı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Palavrayı bırakalım. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Nasıl başladı bu “yürüyüş”? </span></p>

<p><span style="color:#000000">Herşey çok güzel olacak, dendi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Oldu mu? </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bakalım: </span></p>

<p><span style="color:#000000">1. Adamın birisi 2023 CB seçiminin kaybedildiği gecenin sabahında düğmeye bastı ve “CHP’de değişim” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">2. ⁠Mütegallibenin partimize sızdığını ve örgütlendiğini 19 Temmuz 2023’te kamuoyuna sızdırılan zoom toplantısında öğrendik.</span></p>

<p><span style="color:#000000">3. ⁠Adamın birisi devam etti ve 9 Eylül 2023’te, “CHP değişecek, Türkiye değişecek” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">4. ⁠Adamın birisi devam etti gene. CHP’nin DNA’sıyla oynadı ve 38. Kurultayı satın aldı ve “gel Özgür seni genel başkan yapıyoruz” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">5. ⁠Adamın birisi karabasan gibi 100 yıllık partimize resmen çöktü.</span></p>

<p><span style="color:#000000">6. ⁠…Ve sahneye iki santroforlu teknik direktör olarak Özgür bey çıktı. Bir yanımda Ankara, bir yanımda İstanbul ve ortada ben Manisa pozuyla bir süre durumları idare etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">7. ⁠Adamın birisi huylandı. Ne Ankara’sı, ne Manisa’sı; İstanbul gibi nimet ortada dururken, diye kükredi. Aslan Özgür miyavladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">8. ⁠Daha ortada seçim meçim yokken, CB forsu genel merkezin bayrak direklerine çekilmişken, Manisa’nın mesir macunlarıyla İktidarın küçüklü büyüklü ortaklarıyla hediyeleşip halvet olmuşken olacak iş miydi bu? Bir kez daha miyavladı Aslan Özgür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">9. ⁠Adamın birisi kararlıydı. Gene kükredi. “Seni ben oturttum o koltuğa, kodum mu oturturum, kıvırmayı bırak, hemen bir yolunu bul ve CHP’nin tek cumhurbaşkanı adayının “BEN” olduğunu açıkla!”dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">10. ⁠Aslan Özgür “çok demokratik” bir yol buldu. Tek adaylı önseçim! CHP tarihindeki “birinci ve tek” en demokratik önseçim budur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">11. ⁠Meğer adamın birisinin çok acelesi varmış. Kendisine yolsuzluk operasyonu yapılacağını taaa bir yıl önceden öğrenmiş. Kendi tayfasını toparlamış; neyi, nasıl, nereye sokuşturur da bu vartayı atlatırız planları yapıyormuş arka odalarda.</span></p>

<p><span style="color:#000000">12. ⁠Ama Aslan Özgür herşeyi bildiği halde halkımızın önüne çıktığında renk vermemiş.</span></p>

<p><span style="color:#000000">13. ⁠Dayanışmayı büyütmüş de büyütmüş. Bir de ne görelim, o çok demokratik önseçimi, ülke genelinde başlatılan fason dayanışma imzalarıyla taçlandırmasın mı?</span></p>

<p><span style="color:#000000">14. ⁠Adamın birisi partinin tek adayı, halkın gözbebeği olmanın verdiği özgüvenle, bir sabah erken, sanki hiçbir şeyden haberi yokmuş, ilk kez duyuyormuş gibi yaparak; evinin yatak odasından çektiği ikinci bir videoyla başlattı “direniş”ini! Biliyorsunuz ilk video “değişim” di.</span></p>

<p><span style="color:#000000">15. ⁠O saatten sonra herkes anladı kimin Aslan, kimin fare olduğunu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">16. ⁠Ama Aslan Özgür gene renk vermedi. Yürüdü karanlığın üstüne. Ara seçim dedi, erken seçim, dedi. Ha bugün dedi, ha gelecek bahara dedi. Dedi de dedi. Yürüdü de yürüdü. O yürüdükçe, hedef uzaklaştı. Yürümeyi bıraktı koştu. Hedef daha da uzaklaştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">17. ⁠Bu arada bir de baktı ki, adamın birisinin kendisini kazığa oturtur gibi oturttuğu koltuk; partiyi ele geçirmek için taaa 3 yıl önceden yaptığı hileleri, desiseleri, adam ayartmaları kabak gibi ortaya çıkınca, altından kaymaya başladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">18. ⁠Aslan Özgür telaşlandı. Aldı mesir macunlarını karşı mahalledeki dostlarının kapısına dayandı; ben sizin kahramanınızım, bunu bana nasıl yaparsınız, diye çıkıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">19. ⁠Onlar da, sen hele bir şu terörsüz Türkiye işine gir, gerisini biz hallederiz, dediler. O da girdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">20. ⁠Ama adamın birisi pirelendi. Parti yönetimi, kendisinin direnişi varken ve hapisteyken “başkanım Özgür”başka bir sorunu nasıl gündeme taşırdı? Kükredi de kükredi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">21. ⁠Özgür pıstı. Terörsüz Türkiye sürecinin en önemli halkası olan İmralı ziyaretini -üstelik söz vermişken- yapamadı!</span></p>

<p><span style="color:#000000">22. ⁠Kader ağlarını örmüştü bir kere. Önce adamın ona hediye ettiği koltuk gitti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">23. ⁠Direndi Özgür. Arka planda olan bitenden habersiz yüzlerce, binlerce, milyonlarca masum insanı kandırarak umutsuz direnişlere kalkıştı. Yürüdü de yürüdü.</span></p>

<p><span style="color:#000000">24. ⁠Herşeyini kaybetmiş insanların son hamlelerini yaptı. Parti genel merkezini gasp etmeye kalkıştı. Olmadı. Adamın birisiyle arkadan döndürdüğü dolaplardan habersiz insanları, vicdan yaparak yollara dökmeye çalıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">25. ⁠Partinin TBMM ayağını felç etti. Orada da aklı sıra direndi. Orada da kendisine göre kurguladığı masallar anlattı. Yalanı doğru gibi söyledi. Yalanları başka yalanlarla doğruladı. Totoloji yaptı. Tıpkı Ahbap şarkıcı gibi zaman kazanmaya çalıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">26. ⁠Ama adamın birisinin tepesi atmıştı. Gene kükredi. Bırak partiyi yeni bir yol bul, dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">27. ⁠Fazla düşünmedi Özgür, uydurdu bir parti adı, buldu uyduruk bir logo, aldı eline kavalı, arkasında fareler; düştü yola aslan Özgür!</span></p>

<p><span style="color:#000000">28. ⁠Şimdi size yeni masallar anlatacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000">29. ⁠Huzurunuzda Yeni -rakı- Partisi!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Son? </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hayır değil. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Devamı “Gelecek”. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Siz yürümeye devam edebilirsiniz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Metin Lütfi BAYDAR </span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-federasyonlari-chp-lideri-kemal-kilicdaroglu-ile-bir-araya-geldi-3335</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 17:57:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Alevi Federasyonları CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile bir araya geldi</h1>
                        <h2>Aralarında Anadolu Abdallar Cemevi Federasyonu, Anadolu Vakıfları Federasyonu, Afyonkarahisar Hacı Bektaş Veli Kültür Dernekleri Federasyonu, Ehl-i Beyt Dernekleri Federasyonu ve Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu ziyaret ederek, Alevi-Bektaşi toplumunun güncel dilek ve talepleri hakkında görüş alışverişinde bulundu.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/alevi-federasyonlari-chp-lideri-kemal-kilicdaroglu-ile-bir-araya-geldi-1784907082.webp">
                        <figcaption>Alevi Federasyonları CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile bir araya geldi</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA-</strong> Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Merkezi, çok önemli konukları ağırladı. Anadolu Abdallar Cemevi Federasyonu, Anadolu Vakıflar Federasyonu, Afyonkarahisar Hacı Bektaş Veli Kültür Dernekleri Federasyonu, Ehl-i Beyt Dernekleri Federasyonu ve Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu liderleri, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu makamında ziyaret etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Son derece samimi ve dostane bir havada geçen buluşmada, Alevi-Bektaşi toplumunun bugünkü istek ve beklentileri içtenlikle konuşuldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>CEMEVLERİ İÇİN BELEDİYELERDEN DESTEK BEKLENİYOR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/ortak1.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyarete federasyon başkanları Yunus Emre Durmuş, Mehmet Ali Ayyıldız, Mustafa Güllü, Hasan Kanaatlı ve Erdem Cömert katıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Siyasetin son dönemde linç kültürüyle gerilmesinden duydukları endişeyi paylaşan liderler, cemevlerinin durumunu gündeme getirdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İmar Yasası’na eklenen maddeyle belediyelere ve mülki amirliklere cemevi bakım onarım yanında, yapım görevi de verildiğini hatırlatan başkanlar, CHP’li belediyelerin bu konuda harekete geçmesi için Kılıçdaroğlu’ndan destek istedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KILIÇDAROĞLU: EN BÜYÜK SORUN CEMEVLERİNİN POLİTİKLEŞMESİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/ortak2.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Heyeti büyük bir misafirperverlikle karşılayan Kemal Kılıçdaroğlu, son 10 yılda cemevlerinin aşırı derecede politize olmasını en büyük sorun olarak gördüğünü belirtti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Son yıllarda Alevi ve Sünniler arasında çatışma potansiyelinin azaltılması konusunda aşama kaydedildiğini ve kentleşmenin toplumsal barışı desteklediğini belirten Kılıçdaroğlu, daha alınması gereken epeyi yol olduğunu ve bu alanda Alevi Bektaşi kuruluşlarının büyük sorumluluk alması gerektiğini de vurguladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kılıçdaroğlu, Alevi-Bektaşi vatandaşların toplum içinde eşit ve kardeşçe yaşamasının özeliikle de kendileri için hayati derecede önemli olduğunun altını çizdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>AYM’YE YAPILAN BAŞVURU İÇİN GERİ ÇEKİLME TALEBİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Görüşmenin en dikkat çekici noktalarından biri de Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı hakkındaki konuşmaydı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Federasyon başkanları, CHP’nin bu kurumun kuruluşuyla ilgili Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) açtığı iptal davasını masaya yatırdı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Başkanlığın öncelikle dini bir kurum değil, inanç mekanlarına hizmet götüren bir destek müdürlüğü gibi görülmesi gerektiğini savunan federasyon başkanları, aynı zamanda Diyanet ile Alevi toplumu arasında Diyanet’ten kaynaklanan mesafeye de dikkati çektiler. Alevi Bektaşilerin DİB içerisinde temsilinin pratik olarak mümkün olmadığını vurgulayan federasyon başkanları CHP liderinden, AYM’ye yapılan başvuruyu geri çekmelerini rica ettiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>CHP YÖNETİMİYLE TEMASLAR DEVAM ETTİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi federasyon başkanlarından oluşan heyet, temasları kapsamında CHP Genel Başkan Yardımcıları Bülent Kuşoğlu ve Cemal Canpolat ile de ayrı ayrı bir araya geldi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KİRLETİLMİŞ SİYASET VE LİNÇ KÜLTÜRÜNE DİKKAT ÇEKİLDİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/KU%C5%9EO%C4%9ELU.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kuşoğlu, Alevi federasyon başkanlarının ziyaretinden duyduğu memnuniyeti ifade ederek Türkiye'nin oldukça hassas bir dönemden geçtiğinin altını çizdi ve ülkenin büyük bir sınav vermekte olduğunu vurguladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplumu linç kültürü ile zehirlemek üzere özellikle medyada yoğun girişimler olduğuna dikkati çeken Kuşoğlu, Alevi-Sünni ve Türk-Kürt ayrımcılığının asıl hedefinin ulusal birliğimiz olduğunu ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YENİ PROJELER VE MİMARİ DETAYLAR GÖRÜŞÜLDÜ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/canpolat.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Daha sonra CHP Genel Başkan Yardımcısı Cemal Canpolat tarafından kabul edilen Alevi federasyon başkanları, Türkiye’nin birlik ve bütünlüğünü korumak konusundaki kararlılıklarını yinelediler. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Canpolat, cemevlerinin standart bir silüet kazanması ve işlevselliği konusundaki düşünce ve tecrübelerini paylaşırken; federasyon başkanları ise bu alandaki yenilikleri ve Hacıbektaş ilçesinde MHP lideri Devlet Bahçeli’nin hibe ettiği arsa üzerine inşa edilen dergahın mimari özelliklerini detaylarıyla aktardılar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Sekreteri Ali Rıza Özkan ve Genel Başkan Danışmanı Süleyman Kılıç’ın da katıldığı bu verimli buluşma, birlikte çektirilen hatıra fotoğrafıyla tatlıya bağlandı.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozkandan-chpden-ayrilanlara-sert-elestiri-chp-bunlardan-kurtuldu-3334</link>
            <category>SİYASET</category>
            <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 15:11:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ali Rıza Özkan’dan CHP’den ayrılanlara sert eleştiri: CHP bunlardan kurtuldu!</h1>
                        <h2>Jeopolitürk Gündem TV’de açıklamalarda bulunan gazeteci ve yorumcu Ali Rıza Özkan, CHP’den ayrılarak yeni bir parti kurma hazırlığı içinde olan isimleri sert sözlerle eleştirdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/ali-riza-ozkandan-chpden-ayrilanlara-sert-elestiri-iyi-ki-gittiler-1784810317.webp">
                        <figcaption>Ali Rıza Özkan’dan CHP’den ayrılanlara sert eleştiri: CHP bunlardan kurtuldu!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=0z1RtBvM95Q&amp;t=320s"><strong>Jeopolitürk Gündem TV’de</strong></a> açıklamalarda bulunan gazeteci ve yorumcu Ali Rıza Özkan, CHP’den ayrılarak yeni bir parti kurma hazırlığı içinde olan isimleri sert sözlerle eleştirdi.</p>

<p>Özkan, ayrılanların CHP’yi <strong>“tarihsel bagajlarından”</strong> kurtulmak istediklerini belirterek, <u><strong>“Aslında CHP kurtuldu. Çünkü bu ayrılanlar, CHP’den ayrılanlar demişler ki biz yeni parti ile CHP’nin tarihsel bagajlarından kurtuluyoruz. Yani onları bu yeni partiye katmamış olacağız. Yani onlar yük” </strong></u>dedi.<br />
<br />
Ali Rıza Özkan şunları söyledi:<br />
<br />
<em><strong>"Aslında CHP kurtuldu. Çünkü bu ayrılanlar, CHP’den ayrılanlar demişler ki biz yeni parti ile CHP’nin tarihsel bagajlarından kurtuluyoruz. Yani onları bu yeni partiye katmamış olacağız. Yani onlar yük.Peki nedir CHP’nin tarihsel bagajları? CHP’nin tarihsel bagajlarının en başında Türk devrimi gelir. Türk devrimi nedir? Türk milletinin bütün dünyaya kendi varlığını ispatladığı ve bağımsız milli bir devlet kurduğu, bir bayrak altında yaşamayı herkese kabul ettirdiği eylemdir. Bundan kurtulacaklar.Başka neden kurtulacaklar? Ya da kurtulmak istiyorlar herhalde. Altı ok. Çünkü hem Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, cumhuriyetimizin hem de Cumhuriyet Halk Partisi’nin temel ilkeleridir. Altı ok ilkeleri yani bizi var eden ilkelerdir. Yani bu devletin ideolojisi nedir dediğimiz zaman bu devletin ideolojisi cumhuriyetçiliktir, devletçiliktir, laikliktir, milliyetçiliktir, devrimciliktir.Şimdi bunlar olmadan Türkiye Cumhuriyeti düşünülebilir mi? Bagaj bu. Yani kurtulacakları bagaj bu. E şimdi böyle baktığımız zaman olaya aslında ben diyorum ki iyi ki gidiyorlar. Gitmişler.Yani bunlar bagajsa eğer bunlar onun için problemse ki ben biliyorum Cumhuriyet Halk Partisi’nde bir süredir yani bir yaklaşık şu son en azından 5 yıldır diyebilirim. Milliyetçiyim diyene kötü gözle bakıyorlar. Ya senin altı okundan birisi milliyetçilik arkadaş. Sen milliyetçi bir partisin ama adamlar milliyetçiyim demekten utanıyorlardı. Milliyetçiyim diyenlere faşist gözüyle bakıyorlar. Aydan gelmiş gibi bakıyorlar. Vardı böyle bir kesim Cumhuriyet Halk Partisi’nde. İşte onlar gidecek zaten. Gidecekler onlar.Bu adamlar gidecek."</strong> </em><u><em>dedi.</em></u></p>

<p><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;“BAGAJ DEDİĞİNİZ TÜRK DEVRİMİ VE ALTI OK”</span></span></strong></p>

<p>Özkan, CHP’nin tarihsel bagajı olarak nitelendirilen unsurların başında Türk Devrimi’nin geldiğini vurguladı. Türk milletinin bağımsız bir devlet kurmasını ve varlığını dünyaya kabul ettirmesini simgeleyen bu devrimin, ayrılanlar tarafından yük olarak görüldüğünü söyledi.</p>

<p>Ayrıca Cumhuriyet’in temel ilkeleri olan Altı Ok’u (cumhuriyetçilik, halkçılık, milliyetçilik, laiklik, devletçilik, devrimcilik) işaret ederek, <u><em><strong>“Bunlar olmadan Türkiye Cumhuriyeti düşünülebilir mi? Bagaj bu. Yani kurtulacakları bagaj bu. E şimdi böyle baktığımız zaman olaya aslında ben diyorum ki iyi ki gidiyorlar”</strong></em></u> ifadelerini kullandı.</p>

<p>Özkan, son yıllarda CHP içinde milliyetçilik vurgusu yapanlara “faşist” gözüyle bakıldığını, milliyetçiyim demenin utanç kaynağı haline getirildiğini iddia etti ve bu kesimlerin ayrılmasının CHP açısından olumlu olduğunu savundu.</p>

<p><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“YENİ PARTİ” ELEŞTİRİSİ</span></span></strong></p>

<p>Yeni parti girişimini ideolojik boşlukla suçlayan Özkan, parti isminin<strong> “Yeni” </strong>olmasını da tiye aldı:</p>

<p><em><strong>“Bir partinin adı yeni olur mu ya? Yeni rakı mısın sen kardeşim? Nesin yeni? Yeni bina mısın? Yeni lastik mi ya? Yeni parti diye parti mi olur ya?”</strong></em></p>

<p>Özkan, yeni oluşumun sağ-liberal bir çizgide konumlanacağını, ancak bunu açıkça söylemek yerine <strong>“demokrat, özgürlükçü”</strong> gibi ifadelerle gizlemeye çalışacağını öne sürdü. Liberalizmin sağcılık olduğunu, Mustafa Kemal Atatürk’ün de bundan yaklaşık 100 yıl önce bahsettiğini hatırlattı.</p>

<p>Partinin program eleştirisinde de<strong> “hiçbir şey söylemiyor”</strong> diyen Özkan, oluşumu “Sülün Osman partisi”ne benzetti. “Ekmek isteyene ekmek vereceğiz, su isteyene su vereceğiz” mantığıyla hareket edildiğini, halkçılığın ise belirli bir duruşu gerektirdiğini vurguladı.</p>

<p><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">KURULUŞ İLKELERİ ÖNEMLİ</span></span></strong></p>

<p>Ali Rıza Özkan, CHP’nin eğer gerçekten Kemal Kılıçdaroğlu’nun ifade ettiği gibi kuruluş ilkelerine, Altı Ok’a, milli devlete, milli ekonomiye ve Atatürk devrimciliğine dönecekse bunu selamladığını belirtti. <strong>“Başımın gözümün üstünde yeri var”</strong> dedi.</p>

<p>Türkiye’nin <strong>“milli muhalefet”</strong>e ihtiyacı olduğunu dile getiren Özkan, muhalefetin yapıcı olması, milletin ve milli devletin çıkarlarını savunması gerektiğini söyledi. Muhalefetin de iktidarın da her şeyden önce “milli duruş”a sahip olması gerektiğini ifade etti.</p>

<p><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">BAŞARI ŞANSI YOK</span></span></strong></p>

<p>Özkan, yeni partinin başarı şansını düşük gördüğünü, kurucuların Türk milletini tanımadığını söyledi. Parti isimlerinin bile fikir vermediğini, <strong>“Anavatan”</strong> ya da <strong>“Doğru Yol”</strong> gibi isimlerin anlam taşıdığını, “Yeni” isminin ise misyon oluşturmadığını belirtti.</p>

<p>Ayrıca AK Parti içindeki liberal kanadın bu yeni oluşumu<strong> “basamak” </strong>olarak kullanabileceğini, olası bir yeni anayasa sürecinde devreye sokulabileceğini iddia etti. Tarihten Bülent Ecevit dönemindeki milletvekili ayrılıklarına örnek vererek, benzer senaryolara dikkat çekti.</p>

<p>Recep Tayyip Erdoğan’ın kovduğu bir doktorun ve Cemal Enginyurt’un da yeni harekette yer alacağı yönünde haberler olduğunu belirten Özkan, oluşumun <strong>“ideolojisiz ve şekilsiz” </strong>bir çatı olacağını savundu.</p>

<p>Özkan, CHP’nin Atatürkçü tabanının son yıllarda sosyal medya manipülasyonuna maruz kaldığını ve bu kitlenin doğruyu bulmasının zaman alabileceğini de sözlerine ekledi.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-guc-birligi-platformundan-vatan-partisine-ziyaret-3333</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 10:38:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Alevi Bektaşi Güç Birliği Platformu’ndan Vatan Partisi’ne ziyaret</h1>
                        <h2>Alevi Bektaşi Güç Birliği Platformu Başkanı Ali Rıza Özdemir ve beraberindeki heyet, Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’i ziyaret ederek hazırladıkları kapsamlı “Alevi Raporu”nu sundu. Görüşmeye Horasan Erenleri Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Ali Kel ile Alevi Bektaşi Güç Birliği Platformu Yönetim Kurulu Üyesi Zeynel Sönmez de katıldı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/alevi-bektasi-guc-birligi-platformundan-vatan-partisine-ziyaret-1784792888.webp">
                        <figcaption>Alevi Bektaşi Güç Birliği Platformu’ndan Vatan Partisi’ne ziyaret</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Alevi Bektaşi Güç Birliği Platformu Başkanı Ali Rıza Özdemir ve beraberindeki heyet, Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’i ziyaret ederek hazırladıkları kapsamlı <strong>“Alevi Raporu”</strong>nu sundu. Görüşmeye Horasan Erenleri Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Ali Kel ile Alevi Bektaşi Güç Birliği Platformu Yönetim Kurulu Üyesi Zeynel Sönmez de katıldı.<br />
&nbsp;<br />
<strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“GERÇEK DIŞI TALEPLER KRİZ ALANI YARATMAK İÇİN İCAT EDİLDİ”</span></span></strong><br />
<br />
Ziyarette Alevi toplumunun gerçek beklentilerini dile getiren Platform Başkanı <strong>Ali Rıza Özdemir, </strong>kamuoyunda sıkça gündeme getirilen bazı taleplerin Alevilerin öz talepleri olmadığını vurguladı. Özdemir, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:<br />
<br />
<em>"Alevilerin gerçek talepleri; Diyanet İşleri Başkanlığı'nın veya zorunlu din derslerinin kaldırılması ya da Hacı Bektaş Veli Dergâhının birkaç sivil toplum kuruluşuna devredilmesi değildir. Bu tür iddialar, <strong>'Alisiz Aleviler' </strong>tarafından Alevilerle devletin arasını açmak ve suni kriz alanları yaratmak amacıyla icat edilmiştir."</em><br />
<br />
Alevi raporunda gerçek beklentilerin net bir şekilde ortaya konduğunu belirten Özdemir; bu taleplerin uygulanabilir, kolay ve kısa sürede hayata geçirilebilecek nitelikte olduğunu söyledi. Özdemir, Alevi toplumunun tüm taleplerini "devlete ve millete rağmen değil, devlet ve milletle birlikte" çözme iradesinde olduğunun altını çizdi.<br />
&nbsp;<br />
<strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">DOĞU PERİNÇEK: “CEMEVLERİ İSLAMİ İBADETHANEDİR”</span></span></strong><br />
<br />
Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ise Alevi Bektaşi Güç Birliği Platformu’nun çalışmalarını yakından takip ettiklerini ve son derece değerli bulduklarını ifade etti.&nbsp;<br />
<br />
Sunulan rapordan parti politikalarında ve seçim beyannamelerinde faydalanacaklarını belirten Perinçek, cemevlerinin konumuna ilişkin açık bir mesaj verdi. Cemevlerinin öz ve hakiki birer İslami ibadethane olduğunu vurguladı. Alevi toplumunun birliği ve kucaklaşması yönünde atılan adımların destekçisi olmaya devam edeceklerini belirtti.<br />
<br />
&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hasan-bey-zerdabi-adina-medya-odulu-onlara-verildi-3332</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 00:15:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Hasan Bey Zerdabi adına Medya Ödülü onlara verildi</h1>
                        <h2>Azerbaycan'da Ulusal Basın Günü olarak kutlanıdı. Bu önemli günle alakalı Azerbaycan Gazeteciler Birliği'nde (AGB) Hasan Bey Zerdabi Medya Ödülü'nün takdim töreni gerçekleştirildi.
Çağrı.az sitesinin haberine göre, törende Azerbaycan Gazeteciler Birliği başkanı Elçin Şıhlı, Azerbaycan Matbuat Şurası başkanı Reşad Mecid, önemli medya yöneticileri, gazeteciler, sivil toplum örgütünün ve medyanın önemli temsilcileri katıldı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/hasan-bey-zerdabi-adina-medya-odulu-onlara-verildi-1784755275.webp">
                        <figcaption>Hasan Bey Zerdabi adına Medya Ödülü onlara verildi</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>Azerbaycan'da Ulusal Basın Günü</strong> olarak kutlanıdı. Bu önemli günle alakalı <strong>Azerbaycan Gazeteciler Birliği'nde (AGB) Hasan Bey Zerdabi Medya Ödülü'</strong>nün takdim töreni gerçekleştirildi.<br />
Çağrı.az sitesinin haberine göre, törende Azerbaycan Gazeteciler Birliği başkanı Elçin Şıhlı, Azerbaycan Matbuat Şurası başkanı Reşad Mecid, önemli medya yöneticileri, gazeteciler, sivil toplum örgütünün ve medyanın önemli temsilcileri katıldı.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-07-22%20at%2017_12_53%20(1).jpeg" style="height:533px; width:800px" /><br />
<br />
Töreni açış konuşmasıyla başlatan AGB başkanı Elçin Şıhlı, Azerbaycan ulusal basınının 151 yıllık şerefli gelişim yolundan, Hasan Bey Zerdabi'nin Azerbaycan gazeteciliğinin oluşumu ve aydınlanma geleneklerinin temelinin atılmasındaki eşsiz hizmetlerinden bahsetti. O, Hasan Bey Zerdabi Ödülü'nün milli-manevi gazeteciliğin gelişimine, söz ve fikir özgürlüğünün güçlenmesine, mesleki gazetecilik ilkelerinin korunmasına katkı sağlayan medya temsilcilerinin emeklerine verilen yüksek değerin ifadesi olduğunun altını çizdi.<br />
<br />
Azerbaycan Matbuat Şurasının başkanı<strong> Reşad Mecid</strong> ise ulusal basının toplumun gelişimindeki rolünden, mesleki etik ilkelerinin korunmasının öneminden ve gazeteci dayanışmasının anlamından söz etti. O, Hasan Bey Zerdabi Medya Ödülü'nün medya camiasında meslekiyetin teşvikine önemli katkı sağladığını vurguladı.<br />
<br />
2026 yılı için Hasan Bey Zerdabi Medya Ödülünü alan gazetecilerin listesini sunuyoruz:<br />
<br />
Algış Hasanoğlu,Anar Nifteliyev,<br />
Aydın Tağıyev,Elçin Zahiroğlu;<br />
Ekber Qoşalı;<br />
Günel Habilkızı;<br />
Hüseynbala Selimov;<br />
Hanım Hatun;<br />
İlham Tumas;<br />
İqbal Memmedeliyev;<br />
Murat Akkoç;<br />
Mübariz Yunus,<br />
Nicat Abdullayev,<br />
Oktay Hacımusalı ve<br />
Zernişan Turan.<br />
Ayrıca iki kişi - Senuber Seher ve Sefure Çerkezkızı fahri diploma ile ödüllendirildi.<br />
Törenin sonunda katılımcılar hatıra fotoğrafı çekildiıer.<br />
<br />
&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kemal-ozkirazdan-dikkat-ceken-kilicdaroglu-detayi-3331</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 19:43:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Kemal Özkiraz’dan dikkat çeken Kılıçdaroğlu detayı!</h1>
                        <h2>Kemal Özkiraz, yapay zekâya bir “kesişim kümesi” oluşturmasını istediğini belirterek şu isimleri sıraladı: Zülfü Livaneli, Suavi, Selda Bağcan, Cahit Berkay, Onur Akın, Ali Atay, Ece Üner ve Halk TV.Özkiraz, bu isimlerin ortak özelliğinin Kemal Kılıçdaroğlu’na “eserlerimi kullanma” diyerek propaganda yapmaları olduğunu öne sürdü.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/kemal-ozkirazdan-dikkat-ceken-kilicdaroglu-detayi-1784655467.webp">
                        <figcaption>Kemal Özkiraz’dan dikkat çeken Kılıçdaroğlu detayı!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Kemal Özkiraz, yapay zekâya bir <strong>“kesişim kümesi” </strong>oluşturmasını istediğini belirterek şu isimleri sıraladı: <strong>Zülfü Livaneli, Suavi, Selda Bağcan, Cahit Berkay, Onur Akın, Ali Atay, Ece Üner ve Halk TV.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-07-21%20at%2019_57_42.jpeg" style="height:450px; width:800px" /></strong><br />
<br />
Özkiraz, bu isimlerin ortak özelliğinin <strong>Kemal Kılıçdaroğlu’na “eserlerimi kullanma”</strong> diyerek propaganda yapmaları olduğunu öne sürdü.<br />
Özkiraz, Ahbap Derneği’ne yönelik destekleri de <em><strong>“duygu istismarıyla dolandırılmış”</strong></em> şeklinde değerlendirerek, bu kişilerin muhalefete akıl vermeden önce kendi durumlarına bakmalarını önerdi ve <strong>“Yarım doktor yarım hoca gibiler” </strong>ifadesini kullandı.</p>

<p>Kemal Özkiraz, HaberTürk TV’de Sena Alkan’ın sunduğu “Açık ve Net” programında dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Özkiraz, yapay zekâya bir <strong>“kesişim kümesi”</strong> oluşturmasını istediğini belirterek şu isimleri sıraladı: Zülfü Livaneli, Suavi, Selda Bağcan, Cahit Berkay, Onur Akın, Ali Atay, Ece Üner ve Halk TV.</p>

<p>Bu isimlerin ortak özelliğinin Kemal Kılıçdaroğlu’na <strong>“eserlerimi kullanma”</strong> diyerek propaganda yapmaları olduğunu öne süren Özkiraz, şunları söyledi:</p>

<p><em><strong>&nbsp;“Bunların tamamı o dönemde evet, Haluk Levent’in o döneminde bence hepsi iyi niyetle yaptı. Ayrı mesele ama işte cehennemin yolları iyi niyet taşlarıyla döşeli. Bu insanlar hâlâ maalesef her konuda bilir kişi gibi yorum yapıp muhalefeti de dizayn etmeye çalışıyorlar. Bu insanların bir ortak özelliği daha var. Nedir biliyor musunuz? Buradaki isimlerin tamamı Kemal Kılıçdaroğlu’na ‘eserlerini, eserlerimi kullanma’ diye propaganda yapan insanlar.”</strong></em></p>

<p>Özkiraz, Kılıçdaroğlu’nu <strong>“öz eleştiri yapabilen bir insan”</strong> olarak nitelendirirken, listedeki isimleri şöyle devam etti:</p>

<p><em><strong>&nbsp;“Kemal Bey öz eleştiri yapabilen bir insan. Bu arkadaşlar maalesef her konuyu çok iyi biliyorlar. Niyeyse de Türkiye’nin siyasetinde 50 yıldır varlar. Yani siyasete doğrudan katılmadı, biri hariç, bildiğim kadarıyla Zülfü Livaneli hariç. Hiçbiri doğrudan katılmadı ama özellikle sol siyasetin üzerinde hepsi bilir kişiler.”</strong></em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaynak link:https://www.youtube.com/watch?v=-L-dvThNG84</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozdemir-yazdi-alevi-partisi-kurulmali-mi-3330</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 18:19:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ali Rıza Özdemir yazdı: Alevi Partisi kurulmalı mı?</h1>
                        <h2>T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Önceki Dönem Başkanı, araştırmacı-yazar Alirıza Özdemir, son dönemde “Cem Parti” adıyla kurulan yeni siyasi oluşumu değerlendirdi. Özdemir, CEM TV’nin ardından aynı isimle bir partinin kurulmasını “çakma” ifadeleriyle eleştirdi ve Alevi kimliği eksenli bir siyasi parti fikrine karşı çıktığını belirtti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/ali-riza-ozdemir-yazdi-alevi-partisi-kurulmali-mi-1784648864.webp">
                        <figcaption>Ali Rıza Özdemir yazdı: Alevi Partisi kurulmalı mı?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Önceki Dönem Başkanı, araştırmacı-yazar<strong> Ali Rıza Özdemir,</strong> son dönemde <strong>“Cem Parti”</strong> adıyla kurulan yeni siyasi oluşumu değerlendirdi. Özdemir, CEM TV’nin ardından aynı isimle bir partinin kurulmasını “çakma” ifadeleriyle eleştirdi ve Alevi kimliği eksenli bir siyasi parti fikrine karşı çıktığını belirtti.<br />
<br />
Özdemir, yazısında, Malatyalı bir iş insanı tarafından kurulan CEM TV’nin ardından aynı isimle bir siyasi partinin hayata geçirildiğini hatırlattı. Partinin kurucularıyla CEM TV’nin bağlantılı olduğunu iddia eden Özdemir,<u> <strong>“Çakma CEM TV’den sonra çakma CEM Parti de kuruldu”</strong></u> değerlendirmesinde bulundu. CEM Vakfı’nın ise gelişmeleri yakından izlediğini kaydetti.<br />
<br />
<strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“ALEVİ PARTİSİ” FİKRİNE SICAK BAKMIYOR</span></span></strong><br />
<br />
Makalesinde <strong>Alevi Partisi</strong> tartışmalarına da geniş yer veren Özdemir, bu yöndeki teklifleri sıkça aldığını ancak kimlik ve mezhep temelli bir partiye karşı olduğunu vurguladı. Özdemir’e göre, Alevi Partisi kurulması için kadro ve örgütlenme açısından imkân olsa da bu adımın birçok sakıncası bulunuyor:</p>

<ul>
	<li>Aleviliğin inanç ve irfan boyutunun siyasallaşarak yıpranması,</li>
	<li>İnancın seçim pazarlıklarına alet edilmesi,</li>
	<li>Toplum içinde mezhepsel bölünmenin derinleşmesi,</li>
	<li>Üniter devlet yapısına ve toplumsal entegrasyona zarar verilmesi,</li>
	<li>Alevi taleplerinin marjinalleşmesi riski.</li>
</ul>

<p>Özdemir, geçmişteki Birlik Partisi deneyimini de hatırlatarak “denenmişi denemenin anlamı olmadığını” ifade etti.<br />
<br />
<strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“TALEPLER MİLLİ UZLAŞIYLA ÇÖZÜLMELİ”</span></span></strong><br />
<br />
Ali Rıza Özdemir, Alevi taleplerinin evrensel haklar çerçevesinde ve Türk milletinin birliği temelinde ele alınması gerektiğini savundu.<br />
<br />
<strong>“Ali’siz Alevilik” </strong>olarak nitelendirdiği radikal yaklaşımlara mesafe konulması çağrısı yapan Özdemir, taleplerin devletle barışık ve milli birliği pekiştiren bir nitelik taşıdığını dile getirdi.<br />
<br />
Özdemir, özellikle merkez sağ, milliyetçi ve muhafazakâr partilerin Alevi vatandaşlara kapılarını daha fazla açması ve temsilde adil davranması gerektiğini belirtti. Yazısında, son dönemde devletin attığı adımları (Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı gibi) olumlu bulduğunu ve konunun bir parti meselesi değil, milli uzlaşı konusu olması gerektiğini kaydetti.<br />
<br />
Cumhurbaşkanı’nın liderliğinde bu meselenin kardeşlik hukuku içinde çözülebileceğine inandığını belirten Özdemir, gerçek kanaat önderlerinin inisiyatif alması çağrısında bulundu.<br />
Ali Rıza Özdemir'İn makalesinin tam metni şöyle:<br />
<br />
<br />
<strong>“ALEVİ PARTİSİ” KURULMALI MI?</strong></p>

<p>AÇIK kaynaklara düşen haberlere göre Cem Parti adıyla yeni bir parti kurulmuş. Cem, malum olduğu üzere, Aleviliğin tarikat kapısında farklı zaman ve nedenlerle icra edilen toplu temel ibadetin adıdır. Bu nedenle partinin adındaki Alevilik çağrışımı dikkat çekici…</p>

<p>Değerli dostum gazeteci Ali Rıza Özkan, bu gelişmeyi Çakma CEM TV’den sonra, çakma CEM Parti de kuruldu! manşetiyle görmüş. Onun verdiği bilgilere göre, CEM TV’nin yasal yayın izni sağlayan lisansı devam ederken Malatya, Pütürgeli Kürt ve Sünni açıkgöz bir iş insanı tarafından sahibi olduğu ONS TV isim değiştirerek CEM TV adı ile yayına başlamasının ardından, yine CEM ismi ile bir de parti kuruldu! İlginç olan ise partinin de kurucularının aynı isimler olması. CEM Vakfı ise, her zamanki gibi gelişmeleri seyrediyor.</p>

<p>Kaynak Linki =</p>

<p>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cakma-cem-tvden-sonra-cakma-cem-parti-de-kuruldu-3314</p>

<p><strong>"ALEVİ PARTİSİ" NEDEN İSTENİYOR?</strong></p>

<p>Bu vesileyle müstakbel bir Alevi Partisi hakkındaki görüşlerimi paylaşmak isterim. Çünkü bu konu periyodik olarak üç-beş ayda bir önüme geliyor. Farklı heyetler, bir Alevi Partisi kurulması ve benim de bu partiye liderlik yapmam konusunda teveccühte bulunuyorlar. Hatta marşlarına kadar altyapısını hazırlayıp konuyu bize taşıyanlar oluyor, sağ olsunlar…</p>

<p>Bir Alevi Partisi kurulması konusunda ısrarcı olan ve konuyu belirli periyotlarla gündemimize taşıyan dostlarımız, birkaç gerekçe öne sürüyor. Bunlara sırasıyla bakalım.</p>

<p><strong>1- Taleplerin karşılanmaması ve çözümlere kulak tıkanması.</strong></p>

<p>Alevilerin kronikleşmiş talepleri, mevcut partilerce seçim dönemlerinde dinlense de seçim sonrası unutulmakta veya vaat düzeyinde kalmaktadır. Tam tekmil bir çalışma ve samimi bir ilgi söz konusu olamıyor.</p>

<p><strong>2- Temsiliyet yetersizliği.</strong></p>

<p>Alevi kimliğine sahip siyasetçilerin parti kadrolarında ve mecliste yeterli oranda yer bulamaması, özellikle sağ, milliyetçi ve muhafazakâr partilerde Alevilerin görünürlüğünün adeta sıfıra yakın olması, Alevileri siyasal sistemin dışında bırakmaktadır.</p>

<p><strong>3- Oyların siyasi pazarlık gücüne dönüşmemesi.</strong></p>

<p>Alevi oylarının tek bir partinin garantisi altında görülmesi, mevcut siyasi aktörlerin Alevi toplumunu Nasıl olsa bize oy verecekler diyerek, diğer partilerin de Ne de olsa Aleviler bize oy vermiyor anlayışı içinde hak taleplerine ciddiyetle yaklaşmamasına yol açmaktadır.</p>

<p><strong>4- Kimlik siyasetinin yaygınlaşması.</strong></p>

<p>Türkiye siyasetinde birçok kesimin kendi özgün kimlikleriyle siyaset arenasında temsil edilmesi ve parti kurması, Alevilerin de kendi kimlikleriyle bağımsız bir aktör olma hakkını doğurmaktadır.</p>

<p><strong>"ALEVİ PARTİSİ"NİN İMKÂNI</strong></p>

<p>Öncelikle ifade etmek gerekir ki, bir siyasi parti kurmak için iki araç lazım: Birincisi kadro, ikincisi bütçe. (Zaten iyi bir yönetici de kadrosundan en iyi şekilde verim alabilen ve bütçeyi doğru şekilde kullanabilen kişidir.)</p>

<p>Bu açıdan bakıldığında bizim açımızdan Alevi Partisi için kadro oluşturmak kolay iş. Çok kısa sürede Alevilerin yaşadığı il ve ilçelerde örgütlenmek mümkün. Bunu sağlayacak hem imkanımız hem de kudretimiz var.</p>

<p><strong>"ALEVİ PARTİSİ"NİN SAKINCALARI</strong></p>

<p>Yukarıda sayılan gerekçeler ve imkanlar, bir Alevi olarak, kulağıma mantıklı gelse de Alevi Partisi fikrine sıcak bakmayanlardanım. Çünkü kimlik ve mezhep merkezli bir siyasi partinin kurulması, birçok açıdan çeşitli riskler barındırmaktadır. Bunlar üzerinde kısaca duralım.</p>

<p><strong>1- İnancın siyasallaşması ve manevi özün silikleşmesi</strong></p>

<p>Alevilik; yolu, erkanı, irfani derinliği ve ahlaki ilkeleriyle bir inanç ve yaşam biçimidir. Bir siyasi partinin günlük polemiklerine, seçim pazarlıklarına ve parti disiplinine hapsedilmesi, Aleviliğin evrensel ve manevi boyutunun araçsallaşarak yıpranmasına neden olacaktır.</p>

<p><strong>2- Dinin siyasete alet edilmesi</strong></p>

<p>Seküler ve demokratik bir düzende din veya inanç eksenli siyaset yapmak, siyasetin doğası gereği pragmatik hesaplarla hareket etmeyi getirir. Kutsal sayılan değerlerin seçim kazanma hedefine indirgenmesi, inanç mensupları arasında da moral değerlerin aşınmasına yol açar.</p>

<p>Alevilik, bünyesinde farklı ocaklar, dedelik gelenekleri ve sosyo-politik eğilimler barındıran bir sosyolojik yapıdır. Tek bir partinin tüm Aleviler adına konuşma iddiası, gerçek veya makbul Alevilik tartışmalarını başlatarak topluluğun kendi içinde bölünmesine sebep olacaktır.</p>

<p><strong>3- Mezhepsel bölünme ve üniter yapının zarar görme tehlikesi</strong></p>

<p>Toplumsal kesimlerin etnik veya mezhepsel çizgilerle partileşmesi, siyasetin uzlaşı zemininden çıkıp sıfır toplamlı bir kimlik çatışmasına dönüşmesine yol açabilir. Türkiye’nin üniter yapısı ve toplumsal dokusu, Lübnan örneğindeki gibi kotayla yönetilen veya dinsel/mezhepsel fay hatlarına bölünen bir siyasal sistemde derin yaralar açabilir.</p>

<p><strong>4- Kutuplaşmanın derinleşmesi ve önyargıların katılaşması</strong></p>

<p>Bir Alevi partisinin varlığı, Alevi toplumunun geniş kitleler nezdinde farklı ve ayrı bir blok olarak algılanmasını hızlandırabilir. Bu durum var olan sosyolojik önyargıları besleyerek toplumsal entegrasyonu zorlaştırır. Sünni ve Alevi vatandaşlar arasındaki geçirgenliği azaltır.</p>

<p>Mezhepsel bir partinin, diğer toplumsal gruplarda katı bir karşı-kimlik inşasını tetikleme riski de vardır. Unutmayalım ki, Türkiye’deki “Alevi algısı” Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman zamanında inşa edilen “Osmanlı mirası” üzerine oturur.</p>

<p>Her ne kadar, son dönemlerde milliyetçi ve sağ partilerde Alevilere yönelik olumlu ve ılımlı mesajlarda artış görülse de (ki bu çorbada bizim de hayli tuzumuz vardır), geçmişin mirasını görmezden gelmek, son derece yakıcı sonuçlar doğurabilir.</p>

<p><strong>5- Taleplerin marjinalleşmesi ve gerilemesi</strong></p>

<p>Alevi vatandaşların temel talepleri evrensel insan hakları ve anayasal haklar kapsamındadır. Bu hakların spesifik bir partinin ajandasına indirgenmesi, talepleri genel toplum nezdinde tüm vatandaşların sorunu olmaktan çıkarıp bir marjinal grubun özel isteği konumuna düşürme riskini taşımaktadır.</p>

<p>Hak arayışları bir siyasi parti çatısı altına girdiğinde, iktidarlar veya muhalif gruplar bu talepleri doğrudan bir siyasi rakip faaliyeti olarak kodlayabilir. Böylece meşru vatandaşlık talepleri, iktidar-muhalefet çekişmesine kurban edilerek çözümsüzlüğe terk edilebilir.</p>

<p><strong>DENENMİŞİ DENEMEK</strong></p>

<p>Bilindiği üzere Alevi toplumunun ve Türkiye’nin hafızasında Birlik Partisi tecrübesi halen yaşamaktadır. Alevi Partisi olarak kodlanan Birlik Partisi’nin Alevilerin talepleri konusunda bir arpa boyu mesafe alamaması, üstüne üstlük Aleviliğin siyasallaşması, kurucu aktörlerin birbirine düşmanlaşması hatta birbirlerini “yol düşkünü” ilan etmeleri gibi hususların hatıraları halen tazedir. O nedenle, denenmişi denemenin bir anlamı yoktur.</p>

<p><strong>NE YAPMALI?</strong></p>

<p>O halde ne yapmalı?</p>

<p>Bu konuda Alevi toplumuna ve siyasi aktörlere bazı görevler düşmektedir.</p>

<p>Alevi toplumunun hakiki talepleri; yüzyıllardır bu topraklara kök salmış, Ehl-i Beyt sevgisini ve irfanını merkezine alan inanç temelli taleplerdir. Ancak son dönemde bu inancı tarihsel, kültürel ve dini köklerinden koparmaya çalışan, Ali’siz Alevilik olarak da kavramsallaştırılan marjinal ve inkarcı anlayışlar, meseleyi ideolojik bir kavga alanına çekmeye çalışmaktadır.</p>

<p>Ali’siz Alevilerin temel amacı, Alevilerin taleplerini hayata geçirmek değildir; devlet ve Aleviler arasında yeni kriz alanları açmak, yeni fay hatları yaratmaktır.</p>

<p>Diyanet’in lağvedilmesi veya zorunlu din dersleri üzerinden yürütülen bazı radikal ve toptancı söylemler, Alevi toplumunun öz talebi olmaktan ziyade bu ideolojik odakların ajandasıdır.</p>

<p>Bu radikal söylemler, Sünni-muhafazakar kesimlerde ve devlet aklında inanç hakkı arayışından ziyade sistemle ve milli değerlerle çatışma algısı yaratmaktadır. Böylece makul ve meşru Alevi taleplerinin önüne aşılması güç bir duvar örmektedir.</p>

<p>Alevi toplumu ve gerçek temsilcileri; kendi inanç talepleri ile bu ideolojik savrulmalar arasına net bir çizgi çekmelidir. Hakiki arzunun devletle barışık, milli birliği pekiştiren bir nitelik taşıdığını Türk toplumuna sabırla ve doğru bir dille aktarmalıdır.</p>

<p>Alevilerin talepleri özünde marjinal talepler ya da ayrıştırıcı ayrıcalıklar değil, Türk milletinin birliğine, kardeşliğine ve ortak geleceğine hizmet eden son derece makul, insani ve inanç özgürlüğü kapsamındaki hususlardır. Bu gerçek her platformda dile getirilmelidir.</p>

<p>Alevi toplumunun hak ve talepleri; topluma rağmen veya toplumla çatışarak değil, Türk toplumunun geniş kesimlerinin rızası ve empatisi ile hayata geçirilebilecek türdendir. Anadolu irfanının temeli de zaten rızalık ve toplumsal helalleşme anlayışıdır.</p>

<p>Taleplerin meşruiyet zemini evrensel hakların ötesinde, bu toprakları vatan kılan ortak tarih, ortak kültür ve ortak bayrak paydasında ifadesini bulmaktadır.</p>

<p>Alevi vatandaşların sadece belirli bir siyasi yelpazeye mahkum edilmesi veya tek bir çizgi üzerinden temsil olunmaya çalışılması tarihsel bir hatadır. Alevilik, Türk milletinin ortak değeridir ve siyasetin geniş skalasında hak ettiği temsil alanını bulmalıdır.</p>

<p>Bu bağlamda özellikle merkez sağ, milliyetçi ve muhafazakar partilerin Alevi vatandaşlara kapılarını daha geniş şekilde açması, karar mekanizmalarında ve vitrinde Alevi aktörlere daha fazla yer vermesi son derece önem arz etmektedir.</p>

<p>Bu yaklaşım hem Alevi toplumunun siyasi gettoya hapsedilmesini engelleyecek hem de muhafazakar-milliyetçi seçmenin Alevi toplumuyla olan gönül bağını ve toplumsal geçirgenliğini yeniden tesis edecek büyük bir potansiyele sahiptir.</p>

<p>Açıkça ifade etmek gerekir ki, günümüz Türkiye’sinde oluşan siyasi atmosfer, Alevi meselesinin çözümü için tarihsel bir fırsat penceresi sunmaktadır.</p>

<p>Devletimizin kapsayıcı yaklaşımı (örneğin İçişleri Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde atılan adımlar, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kurulması gibi kurumsal hamleler), devletin bu meseleyi kucaklama kararlılığını göstermektedir.</p>

<p>Cumhur İttifakı’nın ve muhalefet partilerinin Alevi taleplerine yapıcı şekilde yaklaşması, meselenin bir parti siyaseti değil, bir milli uzlaşı ve devlet meselesi olarak çözülebileceğini kanıtlamaktadır.</p>

<p>Yalancı aktörlerin, fitne odaklarının ve Ali’siz Haricilerin Alevi toplumu adına konuşma tekelinin kırılması, Aleviliğin özünde var olan Horasan irfanını, Ehl-i Beyt sevgisini ve vatan sevgisini temsil eden gerçek kanaat önderlerinin, dedelerin ve akademisyenlerin sahada ve siyasette inisiyatif almasıyla mümkündür.</p>

<p>Türk milletinin engin feraseti, devletimizin büyüklüğü ve Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliği; bu meseleyi fitne odaklarına yem etmeden, kardeşlik hukukunu pekiştirerek çözmeye muktedirdir.</p>

<p>Alirıza Özdemir 20/07/2026-Ankara</p>

<p>Kaynak link:<a href="https://x.com/etnojenez/status/2079271631407456281?s=20">https://x.com/etnojenez/status/2079271631407456281?s=20</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenleri-antalyada-insaat-alaninda-asure-lokmasi-paylasti-3329</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 12:01:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Horasan Erenleri Antalya’da inşaat alanında Aşure Lokması paylaştı</h1>
                        <h2>Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu üyesi Hacı Bektaş Veli Kültür ve Dayanışma Derneği’nin sürdürdüğü İmâm Rıza Cemevi ve Kültür Merkezi inşaat alanı, Kerbela şehitleri ruhuna ve İmam Zeynel Abidin’in kurtuluşu şerefine verilen Aşure lokması paylaşımına ev sahipliği yaptı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/horasan-erenleri-antalyada-insaat-alaninda-asure-lokmasi-paylasti-1784625314.webp">
                        <figcaption>Horasan Erenleri Antalya’da inşaat alanında Aşure Lokması paylaştı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANTALYA</strong> – Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu üyesi İmâm Rıza Cemevi ve Kültür Merkezi inşaat alanında düzenlenen geleneksel Aşure etkinliğinde, protokol üyeleri ve cemevi gönüllüleri bir araya gelerek dayanışma örneği sergiledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kazı ve hafriyat çalışmalarının tamamlandığı inşaat sahasında paylaşılan Aşure lokmasına kent protokolünden çok sayıda isim katıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>PROTOKOL VE YURTTAŞLAR AYNI SOFRADA BULUŞTU</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Ads%C4%B1z%20tasar%C4%B1m%20(41).png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kazı ve hafriyat süreçlerinin tamamlanmasının ardından düzenlenen etkinliğe, Antalya Valisi Hulusi Şahin, Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocağöz, Kepez Kaymakamı Suat Dervişoğlu, Muratpaşa Belediye Başkan Yardımcısı Nuran Yılmaz, AK Parti İl Başkan Yardımcısı Özgür Özbek, AK Parti Döşemealtı önceki dönem ilçe başkanı ve belediye başkan adayı Bekir Kıvrım ile Zemzem Turizm Genel Müdürü Kürşat Bey katıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Süreçte emeği geçen inanç önderleri, kurum yöneticileri ve gönüllülerin de yer aldığı buluşmada, dualar eşliğinde hazırlanan Aşure lokması misafirlere ve vatandaşlara ikram edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>HER TÜRLÜ ENGELLEMELERE RAĞMEN BAŞARDIK!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Ads%C4%B1z%20tasar%C4%B1m%20(39).png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Hacı Bektaş Veli Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Ergün Kurt yaptığı açıklamada, cemevi ve kültür merkezinin yapım sürecinde karşılaşılan zorluklara dikkat çekilerek şu ifadelere yer verdi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Bu yıl Aşuremizi, her türlü engellemesine rağmen inşaatına başlayıp kazı ve hafriyat çalışmalarını bitirdiğimiz İmâm Rıza Cemevi Kültür Merkezi inşaat alanımızda paylaştık. Sürecin başından beri yanımızda olan ve her türlü desteğini esirgemeyen Valimize, belediye başkanlarımıza, kaymakamımıza, inanç önderlerimize, aileme ve tüm canlarımıza teşekkür ediyoruz. Hak hizmet edenlerin, destek verenlerin ve lokma sahiplerinin niyetlerini kabul eylesin.</strong>”</em></span></p>

<p><span style="color:#000000">Program, lokma paylaşımı ve cemevi inşaatının gelecekteki etaplarına dair yapılan temennilerin ardından sona erdi.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ankarada-alevi-kuruluslarindan-birlik-asuresi-3328</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sun, 19 Jul 2026 14:25:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ankara’da Alevi kuruluşlarından birlik aşuresi</h1>
                        <h2>Ankara önemli bir etkinliğe tanıklık etti. Afyonkarahisar Hacı Bektaş-ı Veli Kültür Dernekleri Federasyonu, Alevi Bektaşi Güçbirliği Platformu, Alevi Vakıflar Federasyonu, Anadolu Abdallar Cemevi Federasyonu, Anadolu Dernekler Federasyonu, Anadolu Vakıflar Federasyonu, Engelli Dernekleri Federasyonu, Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu, Oğuz Çepni Boyu Dernekler Federasyonu ve Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı ev sahipliğinde birlik aşuresi paylaştı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/ankarada-alevi-kuruluslarindan-birlik-asuresi-1784460674.webp">
                        <figcaption>Ankara’da Alevi kuruluşlarından birlik aşuresi</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA</strong> - Muharrem ayı vesilesiyle dayanışma, birlik ve beraberlik duygularını pekiştirmek amacıyla Ankara’da anlamlı bir etkinlik gerçekleştirildi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı ev sahipliğinde, İmam Hüseyin Cemevi’nde Afyonkarahisar Hacı Bektaş-ı Veli Kültür Dernekleri Federasyonu, Alevi Bektaşi Güçbirliği Platformu, Alevi Vakıflar Federasyonu, Anadolu Abdallar Cemevi Federasyonu, Anadolu Dernekler Federasyonu, Anadolu Vakıflar Federasyonu, Engelli Dernekleri Federasyonu, Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu, Oğuz Çepni Boyu Dernekler Federasyonu ve Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu hep birlikte Kerbela şehitlerini ve Hazreti Hüseyin’i dualarla andı ve ardından birlik aşuresi paylaştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yoğun katılım altında Aytekin Özkuzukıran Dede, İbrahim Güzel Dede, Murtaza Şirin, Durkadim Bektaşoğlu Dede ve Yaşar Sevinçli Baba’nın birlikte dua verdikleri “Birlik Aşuresi”nde Hz. Hüseyin ve Kerbela şehitleri için mersiyeler seslendirildi, ardından hazırlanan aşureler birlik ve beraberlik temennileriyle katılımcılara ikram edildi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Aşurenin, farklılıkların bir araya gelerek oluşturduğu muazzam birlikteliği simgelediğini belirten Alevi kuruluşları temsilcileri toplumsal birliğin ve huzurun korunmasının önemine dikkat çekti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ALEVİ-SÜNNİ AYRIMI KALMADI, HEPİMİZ CANIZ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/ankara1.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Programda konuşma yapan Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı Genel Başkanı Özdemir Özdemir, Türkiye’de kutuplaşmadan uzak, kardeşçe bir anlayışın güçlenmesi gerektiğini vurguladı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi toplumu olarak ayrışma değil, birlik istediklerini ifade eden Özdemir, “<em><strong>Mevcut şartlarda Alevi-Sünni ayrımı kalmadı. “</strong>Hepimiz canız ve tek yumruğuz<strong>” diyoruz. Toplumun huzura ve kardeşliğe ihtiyacı var</strong></em>” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TOPLUMUN BİRLİĞE, KARDEŞLİĞE VE HUZURA İHTİYACI VAR</strong></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Ankara3.png" style="height:450px; width:760px" /></p>

<p><span style="color:#000000">İslam dünyasının ortak acılarına ve tarihsel sürece değinen Özdemir, “<strong><em>İmam Hüseyin Efendimizin Kerbela’da şehit edildiği dönemden bu yana hep bir yas var. O zamanki Kerbela, 72 şehidimizin katledildiği, Muhammed Mustafa Efendimizin ‘reyhan gülleri’ diye sevdiği İmam Hüseyin Efendimizin ve Ehl-i beytin soyunun katledildiği yası tüm dünyadaki İslam alemi yaşıyor.</em></strong>”&nbsp;ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplumsal barış ve huzurun önemine dikkat çeken Özdemir, günlük siyasi tartışmaların ötesinde bir duruş sergilenmesi gerektiğini belirterek şunları kaydetti: “<em><strong>Toplumun birliğe, kardeşliğe ve huzura ihtiyacı var. Her şeyden önce bu toplumun bin yıllık kardeşliğinin devam etmesi gerekiyor. Art niyetli kişilerin toplumumuzu kutuplaştırdığını görüyoruz. Cumhuriyet’ten bu döneme kadar bu toplum, birliği ve kardeşliği için çok mücadele etti.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Atalarımız Çanakkale’de şehit oldu, 15 Temmuz’da şehitler verdik. Vatanı için canını feda eden tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>100 YILLIK CUMHURİYET DÖNEMİNİN EN BÜYÜK BAŞARISI</strong></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Ankara2.png" style="height:450px; width:760px" /></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi toplumunun hakları ve devlet nezdinde temsili konusunda tarihi adımlar atıldığını dile getiren Özdemir, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kurulmasının 100 yıllık Cumhuriyet döneminde çok büyük bir başarı ve kazanım olduğunu belirtti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Özdemir, bu kurumsal çatının hayata geçirilmesiyle birlikte Türkiye’deki cemevlerinin birçok sorununun aşıldığını ifade ederek, başkanlığı hayata geçiren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkürlerini sundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>SOYLU VE BAHÇELİ’YE ÖZEL TEŞEKKÜR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/ankara5.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Özdemir, Alevi-Bektaşi Başkanlığı’nın kurulma sürecinde dönemin İçişleri Bakanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Süleyman Soylu’nun çok büyük bir emeği ve katkısı olduğunu vurgulayarak kendisine teşekkür etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Konuşmasında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye de özel olarak değinen Özdemir, Bahçeli’nin Nevşehir Hacıbektaş’ta şahsına arsayı Alevi toplumuna bağışladığını hatırlattı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hibe edilen arsa üzerine inşa edilen eserin Alevi ibadethaneleri arasındaki en büyük yapılardan biri olduğunu belirten Özdemir, “<strong><em>Devlet Bey’in Alevi toplumuna karşı gösterdiği bu hassasiyeti ve takdir toplayan yaklaşımı gerek CHP gerekse diğer tüm siyasi partilerden de bekliyorum. Şahsına tüm Alevi canlar adına teşekkürlerimi iletiyorum.</em></strong>” şeklinde konuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Duaların okunması ve aşure ikramlarının ardından program, toplumsal barış mesajlarıyla sona erdi.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cem-vakfi-yoneticilerini-sabikali-duruma-kim-dusurdu-3327</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 13:24:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Cem Vakfı yöneticilerini sabıkalı duruma kim düşürdü?</h1>
                        <h2>Cem Vakfı’nın üç yöneticisi kendi şubeleri olan Pendik Kavakpınar cemevine girmek isterken yaşanan olaylarla ilgili olarak Anadolu 18. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından suçlu bulunularak mahkum oldular. Mahkumiyetin arka planında Cem Vakfı avukatının mahkemeye delil ve belgeleri sunmayışı iddiası var.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/cem-vakfi-yoneticilerini-sabikali-duruma-kim-dusurdu-1784370652.webp">
                        <figcaption>Cem Vakfı yöneticilerini sabıkalı duruma kim düşürdü?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / İSTANBUL-</strong> Cem Vakfı yöneticilerinin İstanbul Pendik’te bulunan Kavakpınar şubesine giriş yapmak isterken meydana gelen tartışma ve itiş-kakışla ilgili dava sonuçlandı. İstanbul Anadolu 18. Asliye Ceza Mahkemesi, üç Cem Vakfı yöneticisini iştirak halinde “<em><strong>Basit Yaralama</strong></em>” suçundan suçlu bularak adli para cezasına çarptırdı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem Vakfı yöneticilerini temsil eden avukatın davayla ilgilenmeyişi, kritik delilleri dosyaya sunmadığı iddiası ve ortaya çıkan ağır faturanın vakıf üyelerinden gizlenmesi büyük tartışma yaratacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte dava dosyasından ve vakıf kulislerinden derlenen haberin detayları:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>CEM VAKFI YÖNETİCİLERİ ŞUBESİNE SOKULMADI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">21 Temmuz 2025 tarihinde İstanbul’un Pendik ilçesinde yer alan ve vakıf şubesi olan Kavakpınar Cemevi’ne gelen Cem Vakfı yöneticileri Ertuğrul Arslan, Hüseyin Doğan ve Süleyman Kılıç ile müşteki ve görevden alınan şube başkanı Mahmut Türkmen arasında gerginlik yaşandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Olay sonrasında Cem vakfı yöneticisi Ertuğrul Aslan ve görevden alınan şube başkanı Mahmut Türkmen darp raporu alarak karşılıklı suç duyurusunda bulundular.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak, açılan yargılama sonucunda, “<strong><em>sanıkların iştirak halinde hareket ederek Mahmut Türkmen’e vurdukları</em></strong>” yönünde hüküm kurulurken, davanın bu şekilde sonuçlanmasının arkasında ciddi bir dizi hukuki ihmal zincirinin yattığı iddiası gündeme getirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>CEM VAKFINI AVUKAT İHMALİ Mİ YAKTI?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem Vakfı yöneticilerinin ceza almasıyla sonuçlanan süreçte, sanıkların avukatının dosya ile yeterince ilgilenmediği ve mahkemeye gerekli delil ile belgeleri ulaştırmadığı iddiası gündeme damga vurdu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Davanın seyrini etkileyen savunma zafiyetleri şu başlıklarla öne çıkıyor:</span></p>

<p><span style="color:#000000">- Sanıklardan Cem Vakfı Yöneticisi Ertuğrul Arslan’ın da olay günü yaralandığı ve Adli Tıp Kurumu’ndan (ATK) resmi darp raporu aldığı öğrenildi. Ancak avukatın bu raporu mahkeme dosyasına eklememesi sebebiyle, mahkeme heyetinin olaydaki karşılıklı yaralama veya meşru müdafaa ihtimallerini değerlendiremediği belirtiliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">- Olayın yaşandığı yerin Cem Vakfı’na ait bir bina olduğu, yöneticilerin aslında kendi binalarına girişlerinin engellendiği ifade ediliyor. Buna rağmen mahkemenin, müşteki tarafın “binaya zorla giriş yapıldığı” yönündeki iddiasını ciddiye alarak hüküm kurduğu, avukatın ise yöneticilerin haklılığını ortaya koyacak mülkiyet ve yetki belgelerini mahkemeye ulaştırmayarak bu iddiayı çürütmediği anlaşılıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TEBLİGAT ADRESİ HATASI VE DURUŞMALARA KATILMAMA İDDİASI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Dava sürecindeki avukat zafiyetinin tebligat aşamasında da kendisini gösterdiği öne sürülüyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Buna göre, Cem Vakfı yöneticisi olan sanıklardan Ertuğrul Arslan’a tebligat 15 yıldır uğramadığı Sivas adresine ve Süleyman Kılıç’a ise, Hekimhan’daki köyüne gönderilen tebligatlar adreslerinin mahkemeye yanlış bildirilmesi nedeniyle ulaştırılamadı ve “<em><strong>bila ikmal</strong></em>” (işlemi tamamlanamadan) geri döndü.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tebligatların yapılamaması ve avukatın müvekkillerini duruşmaya yönlendirmemesi sebebiyle sanıklar mahkemede hazır bulunamadı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu durum, mahkeme nezdinde olumsuz bir kanaat oluşmasına yol açtı. Mahkeme heyeti gerekçeli kararında, sanıkların duruşmalara katılarak pişmanlık algısı oluşturmaması sebebiyle, “<em><strong>Sanıklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi halinde ileride bir daha suç işlemekten kaçınacağına dair mahkememizde olumlu kanaat oluşmadığı</strong></em>” vurgusunu yaptı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu gerekçelerle sanıklar, cezanın ertelenmesini sağlayan CMK'nun 231. maddesindeki (HAGB) hükümlerinden de faydalandırılmadı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TOPLAM FATURA: 37.480,00 TL + 45.000 TL KİM ÖDEYECEK?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Mahkeme, sunulan eksik deliller doğrultusunda sanıklar Hüseyin Doğan, Süleyman Kılıç ve Ertuğrul Arslan’ın eylemlerini sabit bularak her bir sanığa neticede 112 gün adli para cezası verdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Sanıkların günlüğü 100,00 TL’den çarptırıldığı adli para cezası ve yargılama giderlerinin toplam dökümü ise şu şekilde gerçekleşti:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Kişi Başı Adli Para Cezası:</strong> 11.200,00 TL (3 sanık için toplam: 33.600,00 TL)</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Toplam Yargılama Gideri (Davetiye, ATK ve Uzlaştırma Ücreti):</strong> 3.880,00 TL</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Vekalet Ücreti Hariç Toplam Net Tutar:</strong> 37.480,00 TL (Sanıkların ödemek zorunda bırakıldığı adli para cezaları ve mahkeme masrafları toplamı)</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Karşı tarafın avukatına ödenecek olan maktu vekalet ücreti:</strong> 45.000,00 TL</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BU OLAYIN SORUMLULUĞUNU KİM ÜSTLENECEK?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Mahkemenin kararının ardından Cem Vakfı tabanında ve üyeler arasında huzursuzluk baş gösterdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Vakıf üyelerinin yüksek sesle dile getirdiği ve yanıt beklediği kritik sorular cemevi gündemine oturdu:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Şimdi şiddet uyguladıkları iddiasıyla her 3 yöneticinin de adli sicil kaydı alarak sabıkalı duruma düşmesinin yanında, hatalı süreç yönetimi yüzünden oluşan tüm bu maddi masrafları kim ödeyecek? Kendi binalarında engellenen ve avukat ihmali yüzünden kendilerini savunamayan yöneticileri ve dolayısıyla Cem Vakfı'nı bu duruma düşürmenin sorumluluğunu kim üstlenecek?</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde itiraz yolu açık. Vakıf üyeleri ve kamuoyu, savunma zafiyetine yol açan bu eksik belgeler ve sunulmayan ATK darp raporuyla birlikte üst mahkemeye yapılacak itiraz sürecini ve vakıf yönetiminin bu ihmallere karşı alacağı aksiyonu merakla bekliyor.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozgur-ozel-munzur-festivalini-de-boldu-3326</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 21:29:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Özgür Özel Munzur Festivali'ni de böldü!</h1>
                        <h2>Tunceli'de geleneksel olarak her yıl düzenlenen Munzur Festivali'nde Özgür Özel'in de katılacağının duyulması sert tartışmalara neden oldu. Aydınlar ve kanaat önderleri Özgür Özel'in festivale katılmasına karşı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/ozgur-ozel-munzur-festivalini-de-boldu-1784313778.webp">
                        <figcaption>Özgür Özel Munzur Festivali'ni de böldü!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><br />
<strong>HABER MERKEZİ / TUNCELİ- </strong>CHP'den ayrılarak merkez sağ bir parti kurma hazırlıklarını sürdüren Özgür Özel'in Munzur Festivali'nde konuşmacı olarak yer alacağının duyulması ilde ve Avrupa'da sert tartışmalara neden oldu.<br />
<br />
Hukukçu-Yazar Cihan Söylemez’in Özgür Özel'in festivalde konuşmasına karşı yaptığı açıklamaya yönelik olarak destekleyici görüşler beyan ediyor.<br />
Munzur Kültür ve Doğa Festivali'nin kurucularından olan eski belediye başkanları ile bölgedeki bazı bağımsız aydınlar ve demokratik kitle örgütleri temsilcileri, festivalin asli amacından sapmaması ve siyasi kliklerin şov arenasına dönüştürülmemesi gerektiği yönündeki eleştiri ve uyarılar yapıyor.<br />
<br />
Festivalin inanç, dil, kültür ve ekolojik hafıza merkezli kalması gerektiğini konusunda aydınlar hem fikir.<br />
<br />
<strong>ÖZGÜR ÖZEL TUNCELİ'Yİ DE BÖLDÜ!</strong><br />
<br />
Tunceli'de her yıl geleneksel olarak düzenlenen Munzur Doğa ve Kültür Festivali öncesinde, CHP'den ayrılarak merkez sağ bir parti kurma çalışmaları yürüten Özgür Özel’in konuşmacı olarak davet edilmesi ilde büyük bir krizin fitilini ateşledi.&nbsp;<br />
<br />
Hukukçu-Yazar Cihan Söylemez’in yaptığı tarihi uyarı, hem bölge genelinde hem de Alevi toplumu üzerinde yaratılacak muhtemel büyük tahribata dikkatleri çekiyor.&nbsp;<br />
Söylemez’in, inanç ve kültür merkezli bir festivalin siyasi hesaplara alet edilmesine karşı duruşu Tunceli ve Alevi kamuoyunda büyük takdir topladı.<br />
<br />
<strong>KILIÇDAROĞLU'NA KÜRESEL TUZAK!</strong><br />
<br />
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik parti içinde yürütülen sistemli itibarsızlaştırma &nbsp;operasyonları, <strong>38. Olağan Kurultay</strong> sürecinden bu yana hız kesmeden devam ediyor.&nbsp;<br />
Parti genel merkezini parayla satın alınan delegeler eliyle sakatladıkları iddiası mahkemeye taşınan ve tedbiren görevden el çektirilen Özgür Özel ve arkadaşları, asırlık çınar olan CHP’ye önce içeriden en büyük zararı vermeyi hedeflediği net şekilde görülüyor.&nbsp;<br />
<br />
Bu ekibin ana stratejisinin partiyi yıpratıp içini boşalttıktan sonra merkez sağ da konunlnacak ANAP benzeri yeni bir parti kurarak ayrılmak ve CHP’yi Türk siyasetinden tamamen silmek olduğu pek çok çevrenin ortak görüşü haline geldi.<br />
<br />
Cumhuriyetin kurucu partisini yok etmeyi amaçlayan bu tehlikeli stratejinin arkasında ise ABD kaynaklı küreselci odakların politikaları olduğu öteden beri biliniyor.&nbsp;<br />
Küresel güçlerin, yerli işbirlikçiler eliyle CHP'yi tasfiye etme projesinin bir ayağı da Alevi toplumunu ve Dersim coğrafyasını bu siyasi şovlara alet etme girişimi olduğu öne sürüldü.<br />
<br />
<strong>DERSİM VE ALEVİ TOPLUMU KÜRESELCİ TUZAĞA DÜŞECEK Mİ?</strong><br />
<br />
Özgür Özel’in, Kemal Kılıçdaroğlu’nu tasfiye eden ekibin başında yer alması nedeniyle Munzur Doğa ve Kültür Festivali'nde boy göstermesi, hem il halkında hem de Alevi toplumu üzerinde şimdiden olumsuz tepki yaratmış durumda.&nbsp;<br />
<br />
Kültürel ve inançsal hassasiyetleri olan bir organizasyonun, Kılıçdaroğlu’nu mağdur eden siyasi bir hizbin gövde gösterisine dönüştürülmek istenmesi, Dersim halkının iradesine ve değerlerine açık bir hakaret ve kışkırtma olarak değerlendiriliyor.<br />
<br />
Hukukçu-Yazar Cihan Söylemez, tam da bu hassas noktaya parmak basarak festivalin siyasi bir şov arenasına dönüştürülmesine sert tepki gösterdi.&nbsp;<br />
Söylemez, yayımladığı bildiride şu ifadelere yer verdi:<br />
<br />
"Munzur Doğa ve Kültür Festivalinde “Özgür Özel Gölgesi” düşmemeli;<br />
Sevgili Canlar,<br />
Son günlerde Munzur Festivali’nin Kültür ve Doğa merkezinden çıkarılarak Özgür Özel’in Şovuna dönüştürülmesi noktasında bir çalışma olduğuna ilişkin gelen bilgiler doğrultusunda;<br />
<strong>1) </strong>DEDEF’i bu siyasal krize dahil olmaması, destek ve teşvik vermemesi hususunda sorumluluğa davet ediyoruz,<br />
<strong>2)</strong> DEM Partinin yerel boyutta CHP içindeki siyasal krize müdahil olmasının doğru olmadığını ifade etmek isteriz,<br />
<strong>3)</strong> Dersim Emek ve Demokrasi Platformu bileşenlerinden bazı kurumların Munzur Festivalini bir siyasal hizbin şov arenasından dönüştürmesine geçit vermemesini temenni ediyoruz.<br />
Munzur Festivali bir Doğa ve Kültür Festivali’dir. CHP içindeki siyasal bir hizbin gölge düşüreceği bir festival olmamalıdır.<br />
Kamuoyuna ve İlgili Kurumlara Saygıyla Duyurulur.<br />
Hukukçu-Yazar Cihan Söylemez"<br />
<br />
<strong>TUNCELİ HALKINDAN SÖYLEMEZ'İN UYARILARINA DESTEK</strong><br />
<br />
Cihan Söylemez’in bu açıklaması, Tunceli'deki yerel dinamikler, çevre dernekleri ve inanç önderleri arasında da geniş yankı buldu.&nbsp;<br />
<br />
Festivalin kurucu iradesinde yer alan eski yerel yöneticiler ve bağımsız bölge aydınları, Munzur Festivali’nin yıllardır bir "mücadele, inanç ve kültür alanı" olduğunu hatırlatarak; dışarıdan dayatılan siyasi ajandaların bu kolektif hafızayı zedeleyeceği uyarısında bulundular.<br />
<br />
Bölgedeki kanaat önderleri, halkın Kemal Kılıçdaroğlu’na yapılan vefasıza ve haksızlığa karşı hassasiyetinin en üst düzeyde olduğunu belirterek, Özgür Özel ve ekibinin siyasi gövde gösterilerinin Munzur’un asil ruhunu gölgeleyeceği konusunda uyardılar.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ayten-gulseverden-ozgur-celike-cok-sert-tepki-3325</link>
            <category>SİYASET</category>
            <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 12:04:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ayten Gülsever’den Özgür Çelik'e çok sert tepki!</h1>
                        <h2>CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Ayten Gülsever, eski PM üyesi Sevgi Kılıç'a yönelik cinsiyetçi imalarda bulunan Özgür Çelik'i kınadı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/ayten-gulseverden-ozgur-celike-cok-sert-tepki-1784279734.webp">
                        <figcaption>Ayten Gülsever’den Özgür Çelik'e çok sert tepki!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><h2><span style="font-size:12px">CHP Kadın Kolları Genel Başkanı<strong> Ayten Gülsever,</strong> önceki dönem<em> PM Üyes<strong>i Sevgi Kılıç’ı</strong></em><strong> </strong>hedef alan imalı ve cinsiyetçi paylaşımı nedeniyle parti üyesi<strong> Özgür Çelik’e</strong> sert tepki gösterdi. Gülsever, kadın siyasetçilere yönelik cinsiyetçi saldırılara asla geçit vermeyeceklerini açıkladı.</span></h2>

<h3>&nbsp;</h3>

<p>Kadın Kolları Genel Başkanı Ayten Gülsever, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, Özgür Çelik’in ifadelerinin parti tabanında ve kadın örgütlerinde yarattığı rahatsızlığı dile getirdi.<br />
<br />
<strong>Gülsever şunları kaydetti:</strong></p>

<p><em>"Parti üyemiz Özgür Çelik’in, önceki dönem Parti Meclisi üyemiz Sevgi Kılıç’ı hedef alan paylaşımı, başta kadın örgütlerimiz olmak üzere, tüm partililerimizi derinden üzmüştür. Kullanılan ifadenin taşıdığı cinsiyetçi ima, yalnızca bir kadın siyasetçiye değil, siyasette eşitlik ve saygınlık mücadelesi veren bütün kadınlara yönelmiş bir saldırıdır."</em></p>

<h3><strong><strong>Gülsever:&nbsp;</strong><strong>"CHP Cinsiyetçi Dili Normalleştiren Bir Yer Değildir" </strong></strong></h3>

<p>Açıklamasında Cumhuriyet Halk Partisi'nin kurumsal kimliğine ve kurucu değerlerine vurgu yapan Gülsever, parti içi demokrasinin ve tartışma kültürünün bu seviyeye düşürülmesini kabul etmeyeceklerini belirtti:</p>

<p><strong><strong>Değerler Vurgusu:</strong></strong>&nbsp;<em>"Cumhuriyet Halk Partisi; kadınları aşağılayan, cinsiyetçi dili normalleştiren ve siyasi tartışmayı hakarete indirgeyen bir anlayışın yeri değildir."</em></p>

<p><strong><strong>Atatürk Devrimleri Hatırlatması:</strong></strong>&nbsp;Partinin gücünü kadın-erkek eşitliğinden ve Mustafa Kemal Atatürk’ün kadınlara açtığı çağdaşlık yolundan aldığını hatırlattı.</p>

<p>&nbsp;<em>"Sevgi Kılıç’ın yanında olduğumuzu açıkça ifade ediyor, bu çirkin paylaşımı en güçlü biçimde kınıyoruz. Kimden gelirse gelsin, kadınlara yönelik cinsiyetçi dil karşısında susmayacağız, geri adım atmayacağız."</em></p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kepeze-imam-riza-cemevi-ve-kultur-merkezi-geliyor-3324</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 15:24:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Kepez’e İmam Rıza Cemevi ve Kültür Merkezi geliyor</h1>
                        <h2>Kepez’in Fevzi Çakmak Mahallesi’nde 1.650 metrekarelik alanda inşa edilecek Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Merkezi ile Sosyal Tesis için temel hazırlıkları başladı. Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu üyesi Antalya Hacı Bektaş Veli Kültür, Tanıtma Cemevi Derneği - İmam Rıza Cemevi ve Kültür Merkezi, yalnızca inanç hizmetlerinin sunulduğu bir ibadet mekanı değil; eğitim, kültür ve sosyal dayanışmayı güçlendirecek faaliyetlere de ev sahipliği yapacak çok amaçlı bir yaşam merkezi olarak hizmet verecek.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/kepeze-imam-riza-cemevi-ve-kultur-merkezi-geliyor-1784205598.webp">
                        <figcaption>Kepez’e İmam Rıza Cemevi ve Kültür Merkezi geliyor</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">haberimizvar.net sitesinin haberine göre,&nbsp;Kepez&nbsp;Belediyesi işbirliğiyle ilçeye önemli bir inanç ve kültür merkezi daha kazandırılıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Fevzi Çakmak Mahallesi’nde, 27620 ada 4 parselde belediyeye ait hisse üzerine inşa edilecek İmam Rıza Cemevi ve Kültür Merkezi’nin temel kazı çalışmaları başladı.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kepez&nbsp;Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü ekipleri tarafından yürütülen kazı çalışmaların yaklaşık bir hafta içinde tamamlanması bekleniyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kazı işlemlerinin tamamlanmasının ardından temeli atılacak olan cemevi ve kültür merkezi hayırseverlerin desteğiyle hızla yükselecek.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu proje ile Kepez’de yalnızca bir cemevi değil, aynı zamanda sosyal ve kültürel yaşamın merkezi olacak kapsamlı bir tesis hayata geçirilecek. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Zemin artı iki kat olarak inşa edilecek merkezde; konferans salonu, inanç ve kültür müzesi, başkanlık ofisi, Alevi Bektaşi kültürüne ait eserler, dergiler ve araştırma kaynaklarının yer alacağı kütüphane, derslikler, geleneksel lokma kültürünün yaşatılacağı aşevi, cem meydanı, misafir konuk odaları, morg, kültürel etkinlik alanları, derslikler ve mutfak yer alacak. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Tesis inanç hizmetlerinin yanı sıra eğitim, kültür ve sosyal dayanışmayı güçlendirecek faaliyetlere de ev sahipliği yapacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KOCAGÖZ, AŞURE ETKİNLİĞİNDE MÜJDEYİ VERDİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Projenin hayata geçirilme süreci;&nbsp;Kepez&nbsp;Belediye Meclisi'nin 2025 yılı Temmuz ayı toplantısında ele alındı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Meclis gündemine taşınan karar kapsamında, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun ilgili maddeleri doğrultusunda Fevzi Çakmak Mahallesi 27620 ada 4 parseldeki belediyeye ait hissenin, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Merkezi ile Sosyal Tesis Alanı yapılmak üzere Milli Emlak tarafından, Antalya&nbsp;Valiliği işbirliği ile Antalya Hacı Bektaş Veli Kültür, Tanıtma Cemevi Derneği - İmam Rıza Cemevi'ne 25 yıl süreyle tahsisi verilerek tahsis işlemlerinin yürütülmesi için de&nbsp;Kepez&nbsp;Belediye Başkanı Mesut Kocagöz’e yetki verildi.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kepez&nbsp;Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, Kepez’e yeni bir cemevi müjdesini meclis toplantısının ardından DokumaPark'ta düzenlenen&nbsp;Kepez&nbsp;Alevi Bektaşi Kültür Derneği'nin Aşure etkinliğinde vermişti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Etkinlikte birlik ve beraberlik mesajları veren Başkan Kocagöz, "<em><strong>Bizler aynı sazın telleriyiz, aynı ağacın dallarıyız. Bizim kökümüz Türkiye Cumhuriyeti</strong></em>" sözleriyle toplumsal dayanışmanın önemine dikkat çekmişti.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/gulseverden-mevsimlik-tarim-iscilerine-ziyaret-3323</link>
            <category>EKONOMİ</category>
            <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 15:15:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Gülsever’den mevsimlik tarım işçilerine ziyaret</h1>
                        <h2>CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Ayten Gülsever, Sincan Germeç’te mevsimlik tarım işçilerini ziyaret etti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/gulseverden-mevsimlik-tarim-iscilerine-ziyaret-1784204357.webp">
                        <figcaption>Gülsever’den mevsimlik tarım işçilerine ziyaret</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA</strong> – CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Ayten Gülsever ve beraberindeki heyet, Ankara’nın Sincan ilçesine bağlı Germeç bölgesindeki mevsimlik tarım işçilerini çadırlarında ziyaret ederek sorunlarını yerinde inceledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyaret sonrası açıklamalarda bulunan Gülsever, bölgede elektrik, su ve kanalizasyon gibi temel altyapı hizmetlerinin bulunmadığını, mobil sağlık ekiplerinin gelmediğini ve çocukların eğitim hakkından mahrum kaldığını belirtti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÜLSEVER, KADIN MEVSİMLİK İŞÇİLERLE BİRARAYA GELDİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Germeç’te çalışan kadın işçilerle bir araya gelerek taleplerini dinleyen CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Ayten Gülsever, tarım işçilerinin sadece hasat döneminde hatırlanıp sonrasında kaderlerine terk edilemeyeceğini vurguladı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Gülsever, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Bugün burada, Sincan Germeç’te tanık olduğumuz tablo, sosyal devlet ilkesinin ne yazık ki yok sayıldığının açık bir kanıtıdır. Soframıza gelen her lokmanın ardında, burada toprağa dökülen ve çoğunlukla görünmeyen bir kadın emeği, bir insan emeği var.</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Yaklaşık 100 çocuğumuz, akranları gibi okula gitmek yerine tarlada, hijyen koşullarından uzak çadırlarda sağlıksız bir ortamda büyüyor. Çocukların eğitim hakkı, kadınların insanca çalışma ve yaşam hakkı, emekçilerin güvenli barınma hakkı hiçbir gerekçeyle ertelenemez.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>EMEKÇİLERİN SESİ OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Valilik ile ilgili bakanlıkları acilen göreve çağıran Gülsever, konuşmasında devamla şunları söyledi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Sosyal devlet kürsülerde, boş söylemlerde değil; tarlada çamurun içinde, emekçinin yanı başında ve o çocuğun geleceğini güvence altına aldığında kendini gösterir. Emekçilerimizin, kadınlarımızın ve çocuklarımızın sesi olmaya devam edeceğiz.</strong></em>”</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ayvalikta-horasan-erenlerinden-birlik-asuresi-3322</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 15:46:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ayvalık’ta Horasan Erenleri’nden birlik aşuresi</h1>
                        <h2>Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu üyesi Ayvalık Hacı Bektaş Veli Kültür ve Dayanışma Derneği tarafından düzenlenen aşure paylaşımında Ayvalık’ta siyasi parti temsilcilerinden mülki erkana ve sivil toplum kuruluşlarına kadar toplumun her kesimi aynı sofrada bir araya geldi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/ayvalikta-horasan-erenlerinden-birlik-asuresi-1784120458.webp">
                        <figcaption>Ayvalık’ta Horasan Erenleri’nden birlik aşuresi</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / BALIKESİR –</strong> Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu üyesi Ayvalık Hacı Bektaş Veli Kültür ve Dayanışma Derneği ev sahipliğinde düzenlenen geleneksel Aşure Payı etkinliği, ilçede adeta bir toplumsal uzlaşı ve kardeşlik buluşmasına sahne oldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Siyasi parti temsilcilerinden mülki erkan ve sivil toplum kuruluşlarına kadar her kesimi aynı sofrada bir araya getiren buluşma öncesinde, Federasyon heyeti Ayvalık Ticaret Odası’na (ATO) bir nezaket ziyareti gerçekleştirdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TİCARET ODASI’NA TEŞEKKÜR VE DAVET ZİYARETİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/ATO1.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Aşure lokmasının paylaşımı öncesinde; Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Av. Erdem Cömert, Genel Sekreter Ali Rıza Özkan, YK üyesi Ali Kel ile Ayvalık Hacı Bektaş Veli Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Yüksel Kalkan ile birlikte Cem Vakfı eski Genel Müdürü Süleyman Kılıç ve Alevi Kültür Dernekleri eski YK üyesi Avukat Şebnem Özdemir’den oluşan heyet, Ayvalık Ticaret Odası (ATO) Başkanı Ali Uçar’ı makamında ziyaret etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyarette, ATO Başkanı Ali Uçar’a derneğin ve federasyonun çalışmalarına sunduğu yapıcı katkılar ve destekler için teşekkür edilerek Aşure Payı etkinliğinin daveti iletildi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">ATO Başkanı Uçar, bu kıymetli ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek sivil toplum kuruluşları ile yerel iş dünyasının ortak kentlilik bilincindeki iş birliğinin önemine vurgu yaptı.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">CÖMERT: GELENEĞİ SÜRDÜRME İRADESİYLE PAYLAŞMAYA GELDİK!</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Erdem%20C%C3%B6mert.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Etkinliğe katılan canlara hitaben konuşan Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Av. Erdem Cömert, federasyonun kuruluş felsefesini çarpıcı sözlerle dile getirdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Siyasi parti temsilcilerine ve tüm katılımcılara lokma paylaşımı için teşekkür ederek sözlerine başlayan Cömert, şunları söyledi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Siyasi parti temsilcilerimiz var, hepinize buraya geldikleri, bu lokmayı bizimle paylaştıkları için teşekkür ediyorum.</em></strong></span></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><em>Federasyonumuza Horasan Erenleri adını koyduk. Horasan Erenleri ne? Hepimiz Horasanlıyız. Horasan’dan çıktık. Orada bir olduk. Beraber Anadolu’ya geldik ve buraları yurt edindik. Bu yurtta da biz o erenlerden gelen şefaati, yardımlaşma, paylaşma, kardeşlik duygusunu buralara kadar taşıdık. Biz buralara Horasan irfanıyla beraber geldik...</em></span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><em>Biz Türk Milletine bağlı olan insanlar olarak bu federasyonda bir araya geliyoruz. Türkiye’nin şu an 22 ayrı bölgesinde böyle derneklerimiz, cemevlerimiz var. En büyüğü de Hacıbektaş ilçesinde, kıymetli büyüğümüz Devlet Bahçeli’nin arsa bağışlarıyla yapılan, Türkiye’nin hatta dünyanın en büyük cemevi. O da 21 Haziran’da açıldı.</em></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Ora merkez olmak üzere biz federasyon olarak o Anadolu Aleviliğini, o paylaşmacı, kardeşlik duygusunu; millete, vatanına, bayrağına, devletine bağlı olan o geleneği sürdürme iradesiyle bu lokmaları sizlerle beraber burada paylaşmaya geldik. İyi ki geldik, siz de iyi ki geldiniz. Hoş geldiniz, sefa geldiniz.</strong>”</em></span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">AHMET AKIN VE İSMAİL OK’TAN ANLAMLI TELGRAFLAR</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Toplufoto.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın ve AK Parti Balıkesir Milletvekili İsmail Ok yoğun programları nedeniyle etkinliğe katılamadıkları için mesajlarıyla Ayvalık’taki buluşmaya selam ve desteklerini ilettiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, gönderdiği mesajında şu ifadeleri paylaştı: </span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Sayın Yüksel Kalkan, Hacı Bektaş Veli Kültür ve Dayanışma Derneği Ayvalık Şube Başkanı; Düzenlediğiniz hayra katılamadığım için üzgünüm. Bu buluşmanın birliğimizi, beraberliğimizi ve kardeşliğimizi pekiştirmesini temenni ediyorum. Paylaşılan lokmaların ve edilen duaların Hakk katında kabul olmasını diler, size ve şahsınızda hayra katılan tüm canlara sevgi ve saygılarımı sunarım.</strong>”</em></span></p>

<p><span style="color:#000000">AK Parti Balıkesir Milletvekili İsmail Ok ise gönderdiği telgraf metninde şu ifadelere yer verdi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Sayın Ayvalık Hacıbektaş Veli Kültür ve Dayanışma Derneği</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Ayvalık Hacıbektaş Veli Kültür ve Dayanışma Derneği'nin düzenlediği matem aşure payı programı için nazik davetinize teşekkür ederim. Barışın ve insanlık sevgisinin daim olması dileğiyle programın hayırlara vesile olmasını temenni eder, şahsınızda Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Sayın Erdem Cömert'e, dernek yönetimine ve tüm konuklara selamlarımı iletirim. İsmail Ok - AK Parti Balıkesir Milletvekili</strong>”</em></span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">SİYASET, BÜROKRASİ VE SİVİL TOPLUM AYNI SOFRADA BULUŞTU</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/M%C3%BCft%C3%BC.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ayvalık Hacı Bektaş Veli Kültür ve Dayanışma Derneği’nin Rose Stone kafe işletmesinde düzenlediği Aşure lokması paylaşımına, Edremit Körfezi genelinden ve çevre ilçelerden çok sayıda yurttaş ile temsilci katıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Siyasi ve idari yelpazenin her rengini buluşturan katılımcı listesinde şu isimler yer aldı:</span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Ayvalık Müftüsü Mehmet Yiğit,</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">AK Parti Ayvalık İlçe Başkanı Betül Akın adına Vekili Berrin Yarral ve Kemal Uçar,</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">MHP Ayvalık İlçe Başkanı Hasan Ustalı ve Yönetim Kurulu Üyeleri,</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Ayvalık Ticaret Odası (ATO) Başkanı Ali Uçar ve eşi Emel Uçar,</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Saadet Partisi Ayvalık İlçe Başkanı Hasan Memiş ve eşi,</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">DEVA Partisi Ayvalık İlçe Başkanı Yusuf Alp,</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Demokrat Parti (DP) Ayvalık İlçe Başkanı Hasan Otan,</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Vatan Partisi Balıkesir İl Başkanı Hüseyin Ayvataş ve Yönetim Kurulu Üyeleri,</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Vatan Partisi Ayvalık İlçe Başkanı Abdül Aziz Şenel ve Yönetim Kurulu Üyeleri,</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Ayvalık Kızılay Derneği Başkanı Osman Arslan,</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Ayvalık Lozan Mübadilleri Derneği Başkanı Neşe Albayrak,</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Ayvalık Gaziler Derneği Başkanı Hasan Kıranoğlu,</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Ayvalık Ülkü Ocakları Başkanı Mustafa Tosun,</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Dr. Neşe Zengin, eski TBB YK üyesi ve İstanbul Barosu Genel Sekreteri Hüseyin Özbek ve çevre ilçelerden gelen çok sayıda sivil toplum örgütü temsilcileri.</span></p>
	</li>
</ul>

<p><strong><span style="color:#000000">LOJİSTİK DESTEĞE VE EMEKÇİLERE ÖZEL TEŞEKKÜR</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Kat%C4%B1l%C4%B1lmc%C4%B1lar.png" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Etkinliğin kusursuz şekilde organize edilmesinde ve lokmanın canlara ulaştırılmasında büyük bir özveriyle çalışanlara gıyabında teşekkür eden Başkan Yüksel Kalkan, özellikle lojistik süreçte büyük katkı sunan Rose Stone işletmesinin sahibi Neşe Albayrak’a parantez açtı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Bu büyük sofranın kurulmasında, lokmamızın kaynatılmasından canlara ulaştırılmasına kadar arka planda sessizce, büyük bir inanç ve sevgiyle lojistik desteğini esirgemeyen saygıdeğer Neşe Albayrak’a ve mutfakta, alanda emeği geçen tüm gizli kahramanlarımıza şükranlarımızı sunuyoruz. Onların bu özverili emeği olmasaydı bu birliği böylesine güçlü hissettiremezdik.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dualar eşliğinde dağıtılan aşure payının ardından etkinlik, barış, kardeşlik ve adalet dualarıyla sona erdi.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/toroslar-cemevinde-asure-gonulleri-birlestirdi-3321</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 13:51:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Toroslar Cemevi'nde Aşure gönülleri birleştirdi</h1>
                        <h2>Mersin'de bulunan Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu üyesi Toroslar Cemevi Muharrem orucunun bitmesinin ardından geleneksel aşure birlik lokması etkinliğini düzenledi. Yoğun katılım gözlenen etkinlikte gönüller birlendi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/toroslar-cemevinde-asure-gonulleri-birlestirdi-1784114425.webp">
                        <figcaption>Toroslar Cemevi'nde Aşure gönülleri birleştirdi</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / MERSİN –</strong> Toroslar Alevi Kültür Derneği tarafından Mersin Toroslar Cemevi’nde düzenlenen Aşure Etkinliği, yüzlerce yurttaşın katılımıyla adeta bir inanç ve kültür şölenine dönüştü. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Paylaşım, kardeşlik ve dayanışmanın simgesi olan aşure lokmalarının dağıtıldığı anlamlı gecede, kadim deyişler Toroslar’ın zirvesinde yankılandı.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ANADOLU’NUN KADİM SESİ TOROSLAR’DA BULUŞTU</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/toroslar.png" style="height:450px; width:760px" /></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Etkinliğin en çok ilgi çeken anlerinden biri, Anadolu halk müziği ile Alevi-Bektaşi deyişleri alanındaki çalışmalarıyla tanınan Hüseyin Albayrak ve bağlamadaki güçlü yorumuyla büyük beğeni toplayan Doğu Ekin’in sahne performansı oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İki usta sanatçı, yüzyıllardır kuşaktan kuşağa aktarılan nefesleri, türküleri ve Kerbela’nın manevi mirasını yaşatan deyişleri seslendirdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Cemevini dolduran vatandaşlar, zaman zaman hüzünlü zaman zaman ise coşkulu anlar yaşatan eserlere hep bir ağızdan eşlik etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Sanatçıların güçlü sahne performansı ve uyumu izleyicilerden yoğun alkış aldı.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">DOĞU PERİNÇEK’TEN "BİRLİK VE MÜCADELE" MESAJI</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Toroslar2.png" style="height:450px; width:760px" /></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Etkinliğe yoğun iş programı nedeniyle katılamayan Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, gönderdiği yazılı mesajla Toroslar Cemevi’ndeki canları selamladı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Aşurenin zulme karşı direnişi ve birliği simgeleyen gücüne değinen Perinçek, mesajında şu ifadelere yer verdi:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><em>"<strong>Aşure bizim zorluklara, zulme karşı ayakta kalmamızı ve onlara meydan okumamızı sağlayan büyük bir enerji kaynağı; bizi birleştiren büyük bir harçtır. Tarihte ve bugün de zalimler varsa, onların karşısında asla teslim olmayanlar da vardır. Bencilliğe, çürümeye, yozlaşmaya, vatansızlaşmaya karşı, paylaşmayı, erdemleri, namusu, cesareti, eşitliği bugüne getiren erenler her zaman vardır. Kerbela’dan beri mazlumların ve hakikatin yanındayız. Hz. Hüseyin’in mirasıyla meydan okuyoruz. Milli Devletimizi bölemezler, milletimizi parçalayamazlar, birliğimizi bozamazlar. Horasan Erenleri de Toroslar Erenleri de birliğimizin sigortasıdır. Toroslar Alevi Kültür Derneği Cemevi Başkanı Sayın Hüseyin Değerli’ye ve bütün canlara saygılarımı, sevgilerimi, selamlarımı iletiyorum.</strong>"</em></span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">"AŞURE, FARKLILIKLARIN BARIŞ İÇİNDE BİR ARADA YAŞAMASIDIR"</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/H%C3%BCseyin%20De%C4%9Ferli.png" style="height:450px; width:760px" /></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Programın ev sahipliğini üstlenen Toroslar Alevi Kültür Derneği Başkanı Hüseyin Değerli, gecenin sonunda yaptığı konuşmada aşure lokmasının felsefi derinliğine vurgu yaptı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Değerli, şu ifadeleri kullandı:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><em>"<strong>Aşure, sadece bir tatlı değil; farklı malzemelerin, farklı tatların kendi kimliğini kaybetmeden bir araya gelerek oluşturduğu muazzam bir birlik, kardeşlik ve barış sembolüdür. Bugün burada sadece lokmamızı değil, acımızı, sevincimizi ve umudumuzu paylaştık. Bu anlamlı günde bizleri yalnız bırakmayan tüm canlara, bizlere mesajlarıyla güç veren siyasi liderlerimize ve yüreklerimizi deyişleriyle ısıtan sanatçılarımıza sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz.</strong>"</em></span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">BELLEKLERDE İZ BIRAKAN ETKİNLİK</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Toroslar1.png" style="height:450px; width:760px" /></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Mersin’de toplumsal birliktelik ve dayanışma duygularının en üst seviyede hissedildiği etkinlik, dualar eşliğinde aşure lokmasının pay edilmesiyle son buldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Toroslar Cemevi’nde yaşanan bu manevi ve kültürel atmosfer, kentin hafızasında uzun süre unutulmayacak anlamlı bir iz bıraktı.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/feto-sirketlerinin-satisindan-15-milyar-dolar-geldi-3320</link>
            <category>EKONOMİ</category>
            <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 12:14:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>FETÖ şirketlerinin satışından 1.5 milyar Dolar geldi</h1>
                        <h2>Ekonomim gazetesi yazarı Vahap Munyar FETÖ şirketlerinden elde edilen geliri açıkladı. Munyar, "FETÖ şirketlerinin satışından 1.5 milyar $ geldi, kalan 608 şirketin aktifleri 222 milyar ₺'yi aştı" dedi. İşte, Vahap Munyar'ın yazdığı o yazı:</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/feto-sirketlerinin-satisindan-15-milyar-dolar-geldi-1784107391.webp">
                        <figcaption>FETÖ şirketlerinin satışından 1.5 milyar Dolar geldi</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>15 TEMMUZ&nbsp;</strong>2016’daki hain darbe girişimi sonrası ilan edilen “1<strong>5 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü</strong>”nün 10’uncu yılında da daha önceki yıllarda olduğu gibi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) Başkanı Fatin Rüştü Karakaş’tan kayyımlık görevi aldıkları şirketlerin son durumuyla ilgili bilgi istedim.<strong>&nbsp;Fatin Rüştü Karakaş’</strong>a bilgi notu için şu soruları yönelttim:</p>

<ul>
	<li>
	<p><strong>Geçen 10 yıl içinde FETÖ bağlantılı kaç şirkete kayyım olarak atandınız?</strong></p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Aralarından kaçı tasfiye yoluna girdi?</strong></p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Kaçı ve hangileri mahkeme kararıyla eski sahiplerine iade edildi?</strong></p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Kaçı ve hangileri TMSF ihalesiyle yeni sahiplerini buldu? Ne kadar satış geliri elde edildi?</strong></p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>TMSF’de kaç şirket kaldı? Önde gelenlerin isimleri nedir?</strong></p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Halen TMSF kayyımlığında olan şirketlerin toplam aktif büyüklükler, ciroları, yarattıkları istihdam ne düzeydedir.</strong></p>
	</li>
</ul>

<p><strong>Karakaş</strong>, hemen şu yanıtı verdi:</p>

<p><strong>- TMSF Başkan Yardımcımız Enis Güçlü Şirin size bilgileri gönderecek.</strong></p>

<p><strong><a href="https://img.ekonomim.com/rcman/Cw850h479q95gc/storage/files/images/2026/07/14/1f5e970b-a796-485e-8197-a15092c028a-se4a.jpg" title="FETÖ şirketlerinin satışından 1.5 milyar $ geldi, kalan 608 şirketin aktifleri 222 milyar ₺'yi aştı - Resim : 1"><img alt="FETÖ şirketlerinin satışından 1.5 milyar $ geldi, kalan 608 şirketin aktifleri 222 milyar ₺'yi aştı - Resim : 1" src="https://img.ekonomim.com/rcman/Cw850h479q95gc/storage/files/images/2026/07/14/1f5e970b-a796-485e-8197-a15092c028a-se4a.jpg" style="height:479px; width:850px" /></a></strong></p>

<p>TMSF Başkan Yardımcısı&nbsp;<strong>Enis Güçlü Şirin</strong>, yanıtlara ve bilgi notuna şöyle girdi:</p>

<p><strong>- 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrasında FETÖ/PDY’ye yönelik olarak yürütülen soruşturmalar kapsamında 1497 şirketin/mal varlığı değerinin kayyımlık görevi Fon’a verilmişti.</strong></p>

<p>Bu kapsamda halihazırda Fon’un, 42 ildeki toplam 608 şirkette kayyım olarak görev yaptığını belirtti:</p>

<p><strong>- Ayrıca Fon, 65 şirkete pay kayyımı, 92 gerçek kişinin de mal varlıklarına kayyım olarak atanmıştı.</strong></p>

<p>Söz konusu şirketlerin son durumlarıyla ilgili bilgilere geçti:</p>

<p><strong>- TMSF’nin kayyım olarak görevlendirildiği şirketlerden 667 şirketin/mal varlığı değerinin kayyımlık kararı ilgili yargı mercilerince kaldırılmıştır.</strong></p>

<p>Tasfiye edilenlerle ilgili verileri paylaştı:</p>

<p><strong>- Fonun kayyım olarak görevlendirildiği 125 şirketin tasfiye ve sicilden terkine ilişkin hazırlık işlemleri ile ilan ve bilançonun hazırlanması işlemlerinin başlatılmasına karar verilmiş, 40 şirketin tasfiye işlemleri tamamlanarak ticaret sicilinden terkin edilmiştir.</strong></p>

<p>TMSF’nin kayyımlığının sürdüğü şirketlerle ilgili verileri şöyle sıraladı:</p>

<ul>
	<li>
	<p><strong>Kurumumuzun kayyım olarak görevlendirildiği 608 şirketin devir tarihi itibariyle aktif büyüklükleri 50.7 milyar lira iken 31 Aralık 2025 itibariyle yüzde 338 büyüyerek 222.5 milyar liraya ulaştı.</strong></p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Söz konusu şirketlerin öz kaynak toplamı yüzde 395 büyüyerek 22 milyar liradan 110 milyar liraya çıktı.</strong></p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>608 şirketin toplam cirosu da 2025 yılı sonu itibariyle 143 milyar lirayı buldu.</strong></p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>TMSF yönetimi altındaki bu şirketlerde 19 bin 194 kişi istihdam ediliyor.</strong></p>
	</li>
</ul>

<p>Hisse satışı yapılan şirketlere değindi:</p>

<p><strong>- TMSF kayyımlık sürecinde 15 şirkette hisse satışları gerçekleşti. Bunlardan toplam 787 milyon 063 bin lira ve 15 milyon dolar satış hasılatı elde edildi.</strong></p>

<p>TMSF’nin kayyım olarak atandığı şirketlerden ticari ve iktisadi bütünlük (TİB) ihalelerine işaret etti:</p>

<p><strong>- İhalelerde 45 adet TİB, 16 milyar 587 milyon 180 bin lira ve 3.5 milyon&nbsp;<a href="https://www.ekonomim.com/finans/doviz/usd-trl-amerikan-dolari-turk-lirasi" target="_blank" title="dolar">dolar</a>&nbsp;muhammen bedelle satışa sunuldu. İhale neticesinde 18 milyar 397 milyon 747 bin 423 lira (KDV dahil 21 milyar 582 milyon 052 bin 670 lira) ve 7 milyon dolar satış hasılatına ulaşıldı.</strong></p>

<p>Mahkemelerce “müsadere” (devlet hazinesine geçiş) kararı verilen şirketlere dikkat çekti:</p>

<p><strong>- Ayrıca, 218 şirket ve 6 ortaklık payı hakkında ilgili mahkemelerce müsadere kararı verilmiş ve kesinleşmiştir. Bunların müsadere kararı öncesi terkin edilen ve birleşerek ticaret sicilinden silinenler dışında 200 şirketin yüzde 100 payları Hazine adına tescil edilmiştir.</strong></p>

<p>Koza-İpek Grubu’na ayrıca vurgu yaptı:</p>

<p><strong>- 200 şirket ve 6 ortaklık payından;</strong></p>

<p><strong>- Koza-İpek Grubu’na dahil 12 şirket Türkiye Varlık Fonu’na devredilmiş- 13’ü ihale yoluyla satılarak alıcılarına devredilmiş, 1 şirketin satış süreci devam etmektedir.</strong></p>

<p>Bunların dışında 174 şirketin ve 5 ortaklık payının satış ve tasfiye sürecinin devam ettiğinin altını çizdi:</p>

<p><strong>- Müsadere işlemleri devam eden şirketlerin 31 Mart 2026 itibariyle toplam aktif büyüklüğü 147.7 milyar lira, öz kaynak toplamı 62 milyar lira, ciro toplamı da 19.8 milyar liradır. Bu şirketlerde 6 bin 204 kişi istihdam edilmektedir.</strong></p>

<p>6758 sayılı kanunu irdeledi:</p>

<p><strong>- Müsaderesine karar verilen şirketlerin, ortaklık paylarının ve varlıkların satış veya tasfiyesi, 6758 sayılı Kanunun ilgili hükümleri çerçevesinde, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın onayı ile TMSF tarafından yerine getirilmektedir.</strong></p>

<p>Bu şirketlerin satış veya tasfiyesinden elde edilen gelirlerin Hazine’ye irat kaydedildiğine vurgu yaptı:</p>

<p><strong>- 15 Temmuz 2026 tarihi itibariyle toplam 49 milyar 068 milyon 055 bin 702 lira Hazine ve Maliye Bakanlığı’na aktarılmıştır.</strong></p>

<p>Haklarında müsadere kararı kesinleşen şirketlerin satış/tasfiye süreçlerine büyük bir titizlikle devam edildiğini aktardı:</p>

<p><strong>- Kurumumuzun internet sitesi, ulusal çapta yayın yapan gazeteler ve Resmi Gazete’de ilan edilerek satışa çıkarılan şirketlere gerek yurt içinden gerekse yurt dışından ilgi gösteren çok sayıda yatırımcı bulunmaktadır.</strong></p>

<p>TMSF Başkan Yardımcısı Güçlü Şirin’in verdiği bilgilerden, satışı gerçekleşen şirketlerden elde edilen gelirleri güncel kurlardan hesapladım.</p>

<p>1 milyar 66 milyon doları müsadere edilen şirketlerin satışından doğrudan Hazine’ye aktarılan olmak üzere 1 milyar 575 milyon doları bulduğu ortaya çıktı…</p>

<p><strong>“15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü”</strong>nün 10’un yılında, FETÖ/PDY soruşturması kapsamında TMSF’nin kayyım olarak atandığı şirketlerle ilgili son durum böyle…</p>

<p><strong>“15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü”</strong>&nbsp;kutlu olsun…</p>

<p>Ataşehir’de 3 yılda neler yaptık</p>

<p>BAFRA (Samsun) Kaymakamlığı döneminden tanıdığım Ataşehir Kaymakamı&nbsp;<strong>Bekir Dınkırcı,</strong>&nbsp;ilçeye veda mesajını bana da gönderdi. İstanbul Vali Yardımcılığı’na atanan&nbsp;<strong>Bekir Dınkırcı,</strong>&nbsp;Ataşehir’e veda mesajına şöyle girdi:<a href="https://img.ekonomim.com/rcman/Cw436h535q95gc/storage/files/images/2026/07/14/s-rwbz.jpg" title="FETÖ şirketlerinin satışından 1.5 milyar $ geldi, kalan 608 şirketin aktifleri 222 milyar ₺'yi aştı - Resim : 2"><img alt="FETÖ şirketlerinin satışından 1.5 milyar $ geldi, kalan 608 şirketin aktifleri 222 milyar ₺'yi aştı - Resim : 2" src="https://img.ekonomim.com/rcman/Cw436h535q95gc/storage/files/images/2026/07/14/s-rwbz.jpg" style="height:535px; width:436px" /></a></p>

<p><strong>- 19 Eylül 2023 tarihinde başladığım Ataşehir Kaymakamlığı görevimi, İstanbul Vali Yardımcılığı görevine atanmış olmam nedeniyle tamamlayarak ilçemizden ayrılıyorum.</strong></p>

<p><strong>Bekir Dınkırcı</strong>, Ataşehir Kaymakamlığı dönemindeki çalışmalarını şöyle özetledi:</p>

<ul>
	<li>
	<p><strong>Görev yaptığımız süre boyunca insanı merkeze alan, çözüm odaklı ve yönetişim anlayışını esas alan bir hizmet anlayışıyla hareket etmeye gayret ettik.</strong></p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Kamu kurumlarımız, yerel yönetimlerimiz, sivil toplum kuruluşlarımız ve vatandaşlarımızla işbirliği içerisinde ilçemizin gelişimine katkı sağlayacak çalışmalar yürüttük.</strong></p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Şehit ve gazi yakınlarımız, engelli vatandaşlarımız, devlet korumasındaki çocuklarımız ve büyüklerimize yönelik sosyal sorumluluk projelerini hayata geçirirken, eğitimden spora, kültürden sanata, çevreden afet bilincine kadar birçok alanda proje bazlı çalışmalar yaptık.</strong></p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Okul öncesi eğitimin yaygınlaştırılması, öğretmen-öğrenci-veli koordinasyonunun güçlendirilmesi, rehberlik hizmetlerinin etkinleştirilmesi, mesleki eğitimin desteklenmesi ve spor bilincinin geliştirilmesine yönelik önemli çalışmalar yürüttük.</strong></p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Her öğrencimizin sahip olduğu yeteneklerin keşfedilerek spor, müzik, resim ve sanatın farklı alanlarında en az bir hobi edinmesini teşvik etmeye özen gösterdik.</strong></p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>İstanbul Valiliğimiz tarafından yürütülen,&nbsp;</strong>“Spor Şehri İstanbul”, “Ben Okuyorum İstanbul Okuyor”&nbsp;<strong>ve</strong>&nbsp;“Enstrümansız Okul Kalmasın”&nbsp;<strong>projelerini ilçemizde titizlikle uygulayarak çocuklarımızın ve gençlerimizin gelişimine katkı sağlamaya çalıştık.</strong></p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>“Koruyucu Aile Projesi”, afet bilincinin artırılması, asayiş hizmetleri ve sosyal destek çalışmaları başta olmak üzere birçok alanda projeler hayata geçirildi ve bu çalışmaların önemli bir kısmı bugün de devam etmektedir.</strong></p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Çevre bilincinin geliştirilmesine özel önem vererek geri dönüşüm faaliyetleri, atık kağıtların ekonomiye kazandırılması, su kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması ve çevre dostu yaşam alışkanlıklarının yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmaları destekledik.</strong></p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Kamu hizmetlerinin daha etkin ve verimli sunulabilmesi amacıyla kurumlarımız arasındaki koordinasyonu güçlendirmeye, kurumsal aidiyet duygusunu geliştirmeye ve tüm süreçlerin bilimsel, analitik ve bütüncül yaklaşımla değerlendirilmesine gayret gösterdik.</strong></p>
	</li>
</ul>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ytak-programi-750-milyara-yukseldi-3319</link>
            <category>EKONOMİ</category>
            <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 11:59:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>YTAK programı 750 milyara yükseldi!</h1>
                        <h2>Türkiye’nin stratejik ve döviz getirici alanlarda uygulamaya aldığı Yatırım Taahhütlü Avans Kredisinde (YTAK) limit 750 milyar TL’ye yükseltildi. Açıklama, 13 Temmuz günü yapılan Kabine toplantısının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından yapıldı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/ytak-programi-750-milyara-yukseldi-1784106771.webp">
                        <figcaption>YTAK programı 750 milyara yükseldi!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Merkez Bankası kaynaklarından özel sektörün kamu strateji belgelerindeki alanlara yapacağı yatırımların finanse edildiği program 2020’de başladı. İlk tasarımda sadece üretim yatırımları hedeflenirken, daha sonra büyük&nbsp;</span><a href="https://www.ekonomim.com/sektorler/turizm" target="_blank" title="turizm"><span style="color:#000000">turizm</span></a><span style="color:#000000">&nbsp;yatırımları ile deprem bölgesindeki yatırımlar da kapsama alındı. YTAK, ilk başladığında her bir yıl için 100 milyar TL olmak üzere 300 milyar TL ayrılmıştı. Daha sonra Haziran 2025’te toplam tutar 500 milyar TL’ye yükseltildi. Bu kararla toplam limit 750 milyar TL’ye çıkarıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Merkez Bankası verilerine göre, bu alanda kullandırılan fiili tutar Temmuz 2026 itibariyle 139 milyar 959 milyon TL’ye ulaştı. Bu tutar, tahsis edilen kredileri göstermiyor. Kredi tahsislerinin tutarına ya da sektörüne yönelik bir veri ya da rapor yayınlanmıyor. YTAK kredileri, 2020’de kredi tahsisi konusunda genel bankacılık kurallarıyla başlatılmıştı. 2023 sonunda ise Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı birlikte çalışarak, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yayınlanan 281 sanayi ürünü için yatırım planları ve yatırım şekline göre bir puanlama sistemiyle kurallı hale getirildi.</span></p>

<p><a href="https://img.ekonomim.com/rcman/Cw307h193q95gc/storage/files/images/2026/07/14/ekran-goruntusu-2026-07-14-213009-d2rc.png" title="YTAK programında tutar 750 milyara çıktı - Resim : 1"><span style="color:#000000"><img alt="YTAK programında tutar 750 milyara çıktı - Resim : 1" src="https://img.ekonomim.com/rcman/Cw307h193q95gc/storage/files/images/2026/07/14/ekran-goruntusu-2026-07-14-213009-d2rc.png" style="height:193px; width:307px" /></span></a></p>

<p><span style="color:#000000">Uygun maliyeti nedeniyle yatırım finansmanında en uygun durumdaki kredilerden biri olan YTAK’ta, asgari 1 milyar TL’lik projelere en fazla 5 milyar TL kredi sağlanıyor. Kredi faizleri, Merkez Bankası’nın politika faizine göre bir endekslemeyle belirleniyor ancak başvuran şirketin kredibilitesi, yatırıma yaptığı özkaynak, dış kredi bulması ve en önemli kriter olarak, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yayınlanmış ürün listesi ve teknolojik alan listesine uyumunu gözeten ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’ndan başvuran projenin değerlendirilmesiyle verilen Teknoloji/ Strateji Puanı ile düşüyor. Şu anda, mevcut&nbsp;faiz&nbsp;oranları yüzde 15 ile yüzde 30 arasında değişiyor. En yüksek puanla en yüksek uyumu gerçekleştiren bir proje yüzde 15 oranıyla yatırım kredisi bulabiliyor.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Kullanım yeniden hızlandı</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">YTAK programına yönelik tahis, kullanım, yatırım gerçekleşme düzeyi vb. unsurların bulunduğu bir raporlama yapılmadı. Bu yönde düzenli bir rapor kararı da bulunmuyor. Diğer yandan, Merkez Bankası hesaplarında, firmaların yatırım yaptıkça tahsis içinden çektikleri tutarların toplamı görülebiliyor. Bu hesap tam kullanımları göstermese de, tahsis edilen kredileri kullanan yatırımcıların, yatırım yapma hızları açısından bir işaret niteliği taşıyor. Buna göre, 2024 yılı başında yeni sistemle yatırımlara başlanması öncesi kabul edilen kredilerin hızlı şekilde kullanıldığı görülüyor. 2020’de 781.6 milyon TL ile yıl kapatılırken, 2023 sonunda 86.2 milyar TL’ye ulaşıldı. Bu dönemde, dönemin Merkez Bankası Başkanı, tahsislerin de 100 milyar TL’yi aştığını duyurmuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">2024 ve 2025 yılları görece daha az kullanım yapılırken, 2025’te&nbsp;Ekonomi&nbsp;Koordinasyon Kurulu’nda YTAK kapsamındaki yatırımlara yönelik hızlandırma yönünde bir karar alındı. Son aylarda kredi kullanımının yeniden hızlandığı gözlendi. 2025 sonunda 104.7 milyar TL olan kullanımlar, Temmuz ayı başı itibariyle 139 milyar 959.7 milyon TL’ye ulaştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">YTAK kredi programında, ana değerlendirme konusu olan Teknoloji/Strateji Puanına konu ürünler GTİP bazında Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yayınlandı. Bu listede 284 ürün bulunuyor. Yine teknoloji alanı olarak belirlenen&nbsp;AR-GE&nbsp;ağırlıklı yatırım alanları da Bakanlık tarafından yayınlandı. Burada da 261 teknoloji alanı-ürünü tanım olarak veriliyor</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/suriyede-yeni-donem-halk-meclisi-calismalarina-basladi-3318</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 16:58:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Suriye’de Yeni Dönem: Halk Meclisi çalışmalarına başladı</h1>
                        <h2>Suriye’de geçiş sürecinde devlet kurumlarının inşasının tamamlanması ve anayasal kurumların güçlendirilmesi yolunda tarihi bir adım atıldı. Suriye Halk Meclisi, kurtuluşun ve olağanüstü koşulların ardından geçici seçim sistemi kapsamında öngörülen anayasal geçiş mekanizması çerçevesinde ilk oturumunu gerçekleştirdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/suriyede-yeni-donem-halk-meclisi-calismalarina-basladi-1784037898.webp">
                        <figcaption>Suriye’de Yeni Dönem: Halk Meclisi çalışmalarına başladı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Suriye’de Esad rejiminin düşmesinin ardından yapılanan geçici yönetimin yeni bir devlet inşa etme sürecinde önemli bir adım atıldı. Ülkenin tüm farklı gruplarının temsil edildiği Suriye Halk Meclisi’nde, toplam 206 milletvekilinin eksiksiz katılımıyla düzenlenen tarihi ilk oturumda milletvekilleri yemin ederken, Meclis Başkanı ve Başkanlık Divanı üyeleri belirlendi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YENİ MECLİS BAŞKANI ARTUKLU ÜNİVERSİTESİ’NDEN</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yapılan oylama sonucunda milletvekili Dr. Abdülhamid Akil El-Avak, 99 oy alarak Suriye Halk Meclisi'nin ilk başkanı seçildi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Anayasa hukuku doktorasına sahip olan ve daha önce Mardin Artuklu Üniversitesi’nde doçentlik ile Adalet Bakanlığı’nda danışman yargıçlık gibi önemli görevlerde bulunan El-Avak’ın yanı sıra Meclis Başkanlığı için Müeyyed Hayil El-Kablavi ve Muhammed Ramiz Kevrec de aday olmuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Başkanlık Divanı için yapılan diğer seçimlerde ise şu isimler göreve getirildi:</span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Birinci Başkan Yardımcısı:</strong> İdlib milletvekili olan ve insani/sosyal yardım alanındaki çalışmalarıyla bilinen eczacı Dr. Mustafa Musa (122 oy).</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>İkinci Başkan Yardımcısı:</strong> Akademisyen ve sivil toplum aktivisti olan, inşaat mühendisliği doktoru Dr. Madonna Bişara (67 oy).</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Genel Sekreter:</strong> Siyaset bilimi mezunu ve "<em><strong>Mukarabat</strong></em>" Merkezi kurucularından Şam kırsalı/Daryya milletvekili Müeyyed Habib (87 oy).</span></p>
	</li>
</ul>

<p><span style="color:#000000"><strong>AHMET EL-ŞARA: SURİYE YENİ BİR TARİH YAZIYOR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">İlk oturuma Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed El-Şara, Halk Meclisi Yüksek Seçim Komitesi Başkanı Muhammed Taha El-Ahmed ve kabine üyeleri de katıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Meclis kürsüsünden milletvekillerine hitap eden Cumhurbaşkanı Ahmed El-Şara, “<em><strong>Suriye bugün medeniyetini, değerlerini ve tarihi mirasını yansıtan yeni bir tarih yazıyor; modern Suriye'nin inşasında yeni bir dönem başlıyor</strong>”</em> ifadelerini kullandı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Uzun yıllar süren baskı, savaş ve yıkımın ekonomi ve altyapı üzerinde bıraktığı ağır hasarlara dikkat çeken El-Şara, ulusal çıkarın her şeyin üzerinde tutulması ve ekip ruhuyla halka hizmet edilmesi gerektiğini vurguladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Maliye Bakanı Muhammed Yusr Berniyye de anayasal yetkilerin yeniden ilgili kuruma devredilmesiyle birlikte, 1952 tarihli yasa kapsamında yürüttüğü Meclis harcama ve tasfiye yetkilisi görevini Meclis Başkanı’nın seçilmesiyle dün itibarıyla tamamladığını ilan etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Halk Meclisi’nin yasal üye tam sayısına ulaşarak anayasal görevlerine başlaması, kalıcı bir anayasanın kabul edilmesi ve gelecekteki yeni yasama seçimlerinin gerçekleştirilmesi süreçleri için kritik bir kilometre taşı olarak değerlendiriliyor.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/sefa-yurukel-yazdi-2-temmuz-sivas-ve-5-temmuz-basbaglar-katliamlarini-birlikte-analim-3317</link>
            <category>KONUK YAZAR</category>
            <pubDate>Sun, 12 Jul 2026 12:28:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Sefa Yürükel yazdı: 2 Temmuz Sivas ve 5 Temmuz Başbağlar katliamlarını birlikte analım</h1>
                        <h2>Etnolog, soykırım uzmanı, araştırmacı Sefa Yürükel, 2 Temmuz Sivas ve 5 Temmuz Başbağlar katliamlarını ortak anmak zorunluluğunu ele alan bir makale yazdı. Her iki katliamın da emperyalist odakların karanlık örgütü Gladyo ürünü olduğunu tespit eden Yürükel, bir de şiir yazdı. Bilindiği gibi, Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu bu yıl katliamların gerçekleştiği her iki yerde de anma etkinliklerine katılmıştı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/sefa-yurukel-yazdi-2-temmuz-sivas-ve-5-temmuz-basbaglar-katliamlarini-birlikte-analim-1783849455.webp">
                        <figcaption>Sefa Yürükel yazdı: 2 Temmuz Sivas ve 5 Temmuz Başbağlar katliamlarını birlikte analım</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>AYNI ATEŞİN İKİ ALEVİ: 2 TEMMUZ SİVAS VE 5 TEMMUZ BAŞBAĞLAR KATLİAMLARININ ORTAK ANILMASI ÜZERİNE ALEVİ TÖRESİ VE İNSANLIK ÇAĞRISI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Acılar Arasında Ayrım Yapmanın Karanlık Stratejisi</span></p>

<p><span style="color:#000000">1993 yılının Temmuz ayında, üç gün arayla işlenen iki büyük insanlık suçu, yalnızca Türkiye Cumhuriyeti’nin yakın tarihine kanla kazınmakla kalmamış, aynı zamanda toplumsal hafızaya da stratejik bir tuzak olarak yerleştirilmiştir. 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta Pir Sultan Abdal Kültür Etkinlikleri sırasında Madımak Oteli’nde 33 Alevi aydın, sanatçı ve yurttaşın vahşice katledilmesi ile 5 Temmuz 1993’te Erzincan’ın Başbağlar köyünde PKK terör örgütü tarafından 33 sivil köylünün kurşuna dizilmesi, aynı kontra-gerilla stratejisinin ikiz vecheleri olarak tezahür etmiştir. Ne var ki, bu iki katliamın birbirinin “rövanşı” olarak sunulması, karanlık operasyonun en sinsi boyutunu oluşturmaktadır. PKK terör örgütünün “Sivas’ın intikamını Başbağlar’da aldık” şeklindeki iğrenç propagandası, hem Madımak şehitlerinin aziz hatırasına yapılmış bir hakaret, hem de Başbağlar’ın masum köylülerinin acısını istismar eden alçakça bir tezgâhtır. İşte tam da bu noktada, Alevi toplumuna düşen tarihsel ve vicdani sorumluluk, bu ayrıştırma oyununu bozmak ve her iki katliamın kurbanlarını ortak bir hafızada, aynı adalet talebiyle buluşturmaktır.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Aynı Gladyo, İki Farklı Operasyonel Kol</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Sivas ve Başbağlar katliamları, ilk bakışta taban tabana zıt ideolojik kampların ürünü gibi görünmektedir. Sivas’ta radikal dinci grupların mobilize edilmesiyle Alevi aydınlar hedef alınmış, Başbağlar’da ise etnik bölücü terör örgütü PKK eliyle Sünni köylüler katledilmiştir. Bu görünüşteki zıtlık, kontra-gerilla stratejisinin “makas stratejisi” olarak adlandırılan klasik uygulamasıdır: Toplumu oluşturan farklı kesimleri eşzamanlı olarak radikalleştirip birbirine karşı kışkırtmak ve merkezdeki ılımlı, uzlaşmacı geniş toplumsal kesimi iki uç arasında sıkıştırarak etkisizleştirmek.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Derinlemesine incelendiğinde, her iki katliamın da aynı merkezden yönetildiğini gösteren çok sayıda kanıt mevcuttur:</span></p>

<p><span style="color:#000000">· Zamanlamanın eşgüdümü: İki katliam arasındaki beş günlük süre, birinin diğerine “spontane” bir tepki olarak sunulmasına imkân tanıyacak, fakat aynı zamanda toplumsal infiali en üst düzeye çıkaracak biçimde hesaplanmıştır. Sivas’ın yaraları henüz sarılmamışken Başbağlar’ın vurulması, etnik ve mezhepsel temelli bir iç savaş dinamiğini tetiklemeye yöneliktir.<br />
· Güvenlik zafiyetlerinin örtüşmesi: Sivas’ta Madımak Oteli kuşatma altındayken güvenlik güçlerinin pasif kalması, itfaiyenin geç intikal etmesi ve takviye güç çağrılmaması ile Başbağlar’da saldırının gerçekleştiği bölgede “güvenlik” boşluğunun bulunması, her iki olayda da kontrollü bir ihmal zincirinin varlığına işaret etmektedir.<br />
· Psikolojik harp senaryosunun bütünlüğü: Sivas’ın ardından Başbağlar’ın “rövanş” olarak servis edilmesi, sanki önceden hazırlanmış bir senaryonun parçasıymışçasına, medyada ve siyasi söylemde iki olay arasında doğrudan bağlantı kuran yorumların dolaşıma sokulması, profesyonel bir algı yönetimi operasyonunun varlığını göstermektedir.<br />
· Soruşturmaların akim kalması: Her iki katliamda da yürütülen soruşturmaların engellenmesi, sorumluların korunması ve delillerin karartılması, devlet aygıtı içinde aynı illegal yapılanmanın nüfuzunu sürdürdüğünü kanıtlamaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu veriler ışığında açıkça görülmektedir ki; Sivas’ta Madımak Oteli’ni ateşe veren gerici yobaz güruhunu sokağa döken illegal ağ ile Başbağlar’da PKK militanlarına lojistik, istihbarat ve operasyonel destek sağlayan derin yapılanma, aynı Gladyo’nun iki farklı operasyonel koludur. Biri inanç sömürüsünü, diğeri etnik ayrılıkçılığı kullanarak aynı ateşi Anadolu’nun iki ayrı noktasında yakmıştır.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">PKK’nın “İntikam” Propagandası: Bir İnsanlık Suçunun İstismarı</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">PKK terör örgütünün Başbağlar katliamını “Sivas’ın intikamı” olarak sunması, yalnızca tarihsel gerçeklerin çarpıtılması değil, aynı zamanda her iki katliamın kurbanlarına karşı işlenmiş ikinci bir insanlık suçudur. Bu iğrenç propaganda üç katmanlı bir istismar içermektedir:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Birincisi, Sivas’ta yitirilen 33 canın hatırasını rehin almaktadır. Pir Sultan Abdal’ın “Gelin canlar bir olalım” çağrısını sazıyla taşıyan Muhlis Akarsu’nun, Anadolu’nun kadim ezgilerini derleyen Hasret Gültekin’in, ozanlık geleneğinin yaşayan çınarları Nesimi Çimen ve Edibe Sulari’nin ve diğer tüm Madımak şehitlerinin aziz hatırası, hiçbir etnik bölücü terör örgütünün meşruiyet kılıfı olamaz. Bu ozanlar hayattayken zalimin her türlüsüne karşı durmuş, insan sevgisini, barışı ve kardeşliği savunmuşlardır. Onların anısına sahip çıkmak, tam da bu nedenle, sivil halka yönelik her türlü şiddeti reddetmeyi gerektirir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İkincisi, Başbağlar’da katledilen 33 masum köylü olarak kadın, çocuk, yaşlı demeden köy meydanında kurşuna dizilen bu insanlar, PKK’nın etnik faşist ideolojisinin kurbanlarıdır. Onların ölümünü “rövanş” olarak adlandırmak, katliamı meşrulaştırmak anlamına gelir ki bu, en hafif ifadesiyle insanlık dışıdır. Başbağlar’ın köylüleri, Sivas’ta ateşi yakanlarla aynı karanlık güçlerin hedefi olmuşlardır; onların katilleri ile Sivas’ın failleri aynı kontra-gerilla yapılanmasının farklı enstrümanlarıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Üçüncüsü, Türkiye’deki insanları birbirine düşman etmeyi amaçlamaktadır. “Alevilere yapılana karşılık Sünnilere saldırıldı” şeklindeki algı operasyonu, etnik ve mezhepsel temelli bir iç savaşın fitilini ateşlemeye yöneliktir. PKK, bu propaganda ile hem Sünni Türkleri Alevilere karşı kışkırtmayı, hem de Alevileri kendi siyasi projesine eklemlemeyi hedeflemiştir. Oysa gerçek, her iki katliamın da Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını ve Türk milletinin bütünlüğünü hedef aldığıdır.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Alevi Töresi ve İnancının Gereği: Ayrımsız Adalet ve İnsana Sahip Çıkmak</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi inancının ve töresinin temelinde, insanı yaratılmışların en şereflisi olarak gören ve her türlü ayrımcılığı reddeden evrensel bir adalet anlayışı yatar. Hacı Bektaş-ı Veli’nin “Yetmiş iki milleti bir gör, aynı nazarla bak” öğüdü, yalnızca hoşgörü çağrısı değil, aynı zamanda insanlar arasında etnik köken, inanç, mezhep farkı gözetmeksizin hakkaniyetle davranmayı emreden bağlayıcı bir ahlaki ilkedir. Pir Sultan Abdal’ın zulme karşı direnişi, zalimin kimliğine bakmaksızın haksızlığa karşı durmayı gerektirir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu ilkeler ışığında, Sivas katliamını anarken Başbağlar’ı görmezden gelmek veya Başbağlar’daki ölümleri “onların sorunu” olarak değerlendirmek, Alevi töresine açık bir ihanet teşkil eder. Eğer insana sahip çıkmakta seçici davranırsak, “bizim ölümüze yanıp sizin ölünüze sessiz kalırsak”, Hünkâr’ın dergâhında yüzümüz kalmaz. Madımak’ta yitirdiklerimizin kemiklerini sızlatırız. Çünkü onlar, yalnızca Alevi oldukları için değil, insan oldukları, düşünce özgürlüğünü savundukları, zalime başkaldırdıkları için katledildiler. Başbağlar’da katledilenler ise, etnik bir projenin masum hedefleri oldukları, sıradan köylüler olarak stratejik bir planın piyonu haline getirildikleri için öldürüldüler. Her iki durumda da kurbanlar masum, katiller ise aynı karanlık aklın taşeronlarıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi yolu, mazlumun yanında zalimin karşısında durmayı şart koşar. Mazlumun kimliğine bakılmaz. Başbağlar’ın köylüleri de en az Sivas’ın ozanları kadar mazlumdur. Onların acısını sahiplenmek, Alevi inancının “eline, beline, diline sahip ol” düsturunun doğal bir uzantısıdır; çünkü diline sahip olmak, acılar arasında ayrım yapmamayı, her mazlumun sesi olmayı gerektirir.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Birlikte Anmanın Stratejik ve Vicdani Zorunluluğu</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Sivas ve Başbağlar katliamlarının birlikte anılması, yalnızca ahlaki bir tercih değil, aynı zamanda kontra-gerilla stratejisini boşa çıkarmanın en etkili yollarından biridir. Zira bu strateji, tam da acıların ayrıştırılması, mağdurların birbirine rakip hale getirilmesi ve ortak insanlık bağının koparılması üzerine kuruludur. Eğer birileri Aleviler olarak, “Sivas bizim acımız, Başbağlar onların acısı” derse, Gladyo’nun istediğini yapmış, onun oyununu sahnelemiş olur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Oysa yapılması gereken, her 2 Temmuz’da Madımak önünde toplanırken, kürsülerden yalnızca Muhlis Akarsu’nun, Hasret Gültekin’in, Nesimi Çimen’in değil, Başbağlar’da katledilen Ayşe’nin, Fatma’nın, Mehmet’in, yaşlı ninelerin, bebeklerin de isimlerini okumak; onların fotoğraflarını taşımak ve “Sivas’ın ateşiyle Başbağlar’ın mermileri aynı elden çıktı, 33+33 cana aynı and içtik, unutmayacağız, unutturmayacağız, hesaplaşacağız” diye haykırmaktır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu ortak anma pratiği, üç temel işlevi yerine getirecektir:</span></p>

<p><span style="color:#000000">· Stratejik işlev: Kontra-gerillanın “böl-parçala-yönet” taktiğini boşa çıkaracak, toplumu ayrıştırmak isteyenlere karşı birleşik bir cephe oluşturacaktır.<br />
· Vicdani işlev: Her iki katliamın kurbanlarına duyulan saygının eşitlenmesini sağlayacak, acılar arasında hiyerarşi kurulmasını engelleyecektir.<br />
· Tarihsel işlev: Her iki olayın aynı stratejik planın parçası olduğu gerçeğini toplumsal hafızaya kazıyacak, gelecek nesillerin bu tuzaklara düşmesini önleyecektir.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Somut Öneriler: Ortak Hafıza ve Adalet Mücadelesi</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Sivas ve Başbağlar katliamlarının ortak anılması için atılabilecek somut adımlar şunlardır:</span></p>

<p><span style="color:#000000">1. Anma törenlerinin birleştirilmesi: Her yıl 2 Temmuz Sivas anmalarında, Başbağlar katliamı da resmen anılmalı; programlarda her iki katliamın kurbanlarına eşit yer verilmelidir. Mümkünse anma heyetlerinin 5 Temmuz’da Başbağlar’ı da ziyaret etmesi sağlanmalıdır.<br />
2. Ortak anıt ve müzeler: Sivas ve Başbağlar kurbanlarının isimlerinin birlikte yer alacağı anıtlar inşa edilmeli, belgesel ve arşiv çalışmalarıyla ortak hafıza mekânları oluşturulmalıdır.<br />
3. Deklarasyon yayımlanması: Alevi sivil toplum kuruluşları, kanaat önderleri ve dedeler tarafından, “Sivas’ın intikamı Başbağlar’da alınmadı, her iki katliam da aynı Gladyo’nun eseridir, hiçbir terör örgütü bizim adımıza konuşamaz” içerikli bir ortak deklarasyon yayımlanmalıdır.<br />
4. Eğitim ve yayın faaliyetleri: Her iki katliamın bağlantısını anlatan kitaplar, broşürler ve belgeseller hazırlanmalı; bu materyaller Alevi derneklerinde, cemevlerinde ve okullarda dağıtılmalıdır.<br />
5. Hukuki mücadele: Her iki katliamın da insanlığa karşı suç olarak tescili için ulusal ve uluslararası hukuk platformlarında ortak mücadele yürütülmelidir.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Sonuç: Bir Olamayan Karanlığa Yenilir</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">2 Temmuz Sivas ve 5 Temmuz Başbağlar katliamları, aynı karanlık stratejinin, aynı kontra-gerilla yapılanmasının iki ayrı yüzüdür. Sivas’ta yakılan Madımak Oteli ile Başbağlar’da ateşe verilen köy evleri, aynı ateşin iki ayrı noktada parlayan alevleridir. PKK terör örgütünün “Sivas’ın intikamı” şeklindeki alçakça propagandası, bu iki vahşeti birbirinin karşıtı gibi sunarak toplumu bölmeyi amaçlayan karanlık bir tezgâhtan ibarettir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi toplumu olarak bizlere düşen, bu tuzağı bozmak, acılar arasında ayrım yapmamak ve Hacı Bektaş-ı Veli’nin “Yetmiş iki milleti bir gör” öğüdüne uygun biçimde, Sivas’ta ve Başbağlar’da yitirilen 66 masum canı aynı saygı ve aynı adalet talebiyle bağrımıza basmaktır. Pir Sultan Abdal’ın zalime karşı duruşu, zalimin kimliğine bakmaz; ister yobaz kılığına girsin ister etnik bölücü maskesi taksın, zulüm zulümdür, katil katildir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sivas’ta yitirdiğimiz ozanlarımızın ruhu, bizden ayrımsız bir adalet beklemektedir. Başbağlar’da yitirilen masum köylülerin ruhu, bizden dayanışma beklemektedir. Ve Anadolu’nun kadim vicdanı, bizden “bir olmayı” beklemektedir. Eğer bölemeyeceklerse, birleştirecekler; karanlığı dağıtacak olan, ortak acıda buluşan ortak vicdan olacaktır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Unutmayalım: Bir olamayan, karanlığa yenilir.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Kaynakça:</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Akyol, H. (2015). Türkiye’de Kontrgerilla: Derin Devletin Kısa Tarihi. İstanbul: İleri Yayınları.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aydın, E. (2009). Sivas Katliamı ve Devlet. İstanbul: Cumhuriyet Kitapları.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bozkurt, C. (2012). Derin Devlet ve 1993: Faili Meçhuller Dönemi. Ankara: Kripto Yayınları.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çelik, M. (2020). Başbağlar Katliamı: Belgeler ve Tanıklıklar. İstanbul: Belge Yayınları.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Demirtaş, N. (2018). Alevi Kıyımları: Tarihsel Süreç ve Sivas Olayları. İzmir: Etki Yayınları.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ganser, D. (2005). NATO’nun Gizli Orduları: Gladio ve Terörizm. (Çev. M. Eriş). İstanbul: Güncel Yayıncılık.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Küçük, Y. (2011). Gladyo ve Kontrgerilla. Ankara: Berfin Yayınları.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şener, N. (2004). Kırmızı Cuma: Sivas Katliamı. İstanbul: Günizi Yayıncılık.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye Büyük Millet Meclisi Araştırma Komisyonu Raporu. (1994). Sivas Olayları Meclis Araştırma Komisyonu Raporu. TBMM Yayınları.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye Büyük Millet Meclisi Araştırma Komisyonu Raporu. (2013). Başbağlar Katliamı Meclis Araştırma Komisyonu Raporu. TBMM Yayınları.</span></p>

<p><span style="color:#000000">---</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Aynı Ateşin İki Alevi</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">2 Temmuz Sivas ve 5 Temmuz Başbağlar için Ağıt ve And&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sefa Yürükel</span></p>

<p><span style="color:#000000">Temmuzun bağrında üç gün arayla<br />
Aynı ateş düştü Anadolu'ya<br />
Madımak'ta canlar yanarken alaz alaz<br />
Başbağlar'da mermi yağdı körpe kıza<br />
Aynı karanlık el çizmişti rotayı<br />
Aynı Gladyo sürmüştü piyonları<br />
"İntikam" dediler, iğrenç bir yalan<br />
Oysa ikisi de aynı tezgâh, aynı plan</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sivas'ta ozanlar, pirler, dervişler<br />
Muhlis Akarsu elinde sazı<br />
Hasret Gültekin türkü söylerken<br />
Nesimi Çimen, Edibe Sulari<br />
Ateşle sınandı insanlıkları<br />
Ve Başbağlar'da adı sanı bilinmez<br />
Ayşe, Fatma, Mehmet, körpe bebekler<br />
Köy meydanında sıra sıra dizildi<br />
Aynı acıya kurban gitti bedenler</span></p>

<p><span style="color:#000000">Biri yobaz eliyle yaktı ateşi<br />
Diğeri bölücü tetik çekti sinsice<br />
Ama aynı merkez besledi her ikisini<br />
Aynı karanlık akıl yazdı bu senaryoyu<br />
Kardeşi kardeşe kırdırtmak<br />
Sonra "rövanş" deyip kini biledirtmek<br />
Bu alçak oyunu gördük biz<br />
"İntikam" diyen dilleri lanetliyoruz</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü Alevi töresi emreder bize<br />
Mazlumun kimliğine bakılmaz diye<br />
Hünkâr Hacı Bektaş "Yetmiş iki milleti<br />
Bir gör, aynı nazarla bak" buyurdu<br />
Pir Sultan zulme başkaldırdı<br />
Zalimin maskesini sormadı<br />
İster cübbe giysin ister puşi taksın<br />
Zulüm zulümdür, katil katildir<br />
Ve biz her mazlumun yanındayız</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ey Sivas'ın yitik canları<br />
Muhlis'in türküsü, Hasret'in nefesi<br />
Size söz veririz burada<br />
Sizin hatıranızı rehin aldırmayacağız<br />
Hiçbir terör örgütü sizin adınıza konuşamaz<br />
Ve ey Başbağlar'ın masum köylüleri<br />
Sessiz sedasız göçen nineler, bebeler<br />
Biz biriz, acımız birdir<br />
Katillerimiz aynı karanlığın farklı kollarıdır<br />
Hiçbirini affetmeyecek, hiçbirini unutmayacağız</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün burada and içeriz<br />
İki Temmuz'u Beş Temmuz'dan ayırmayacağız<br />
Madımak'ın ateşini Başbağlar'ın mermileriyle<br />
Aynı anıta kazıyacağız<br />
Otuz üç artı otuz üç can<br />
Altmış altı yıldız olup göğe yükselecek<br />
Ve biz anmalarda hep bir ağızdan<br />
Hem ozanın türküsünü hem köylünün ağıtını<br />
Birlikte söyleyeceğiz</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kalk ey Anadolu'nun kadim vicdanı<br />
Kır zincirlerini ayrıştırma oyunlarının<br />
Bak, aynı ateşin iki aleviyiz<br />
Biri kavurdu yüreğimizi, diğeri deldi bağrımızı<br />
Ama ikisi de aynı cehennemden sıçradı<br />
Şimdi zaman bir olma zamanıdır<br />
Sivas'ın küllerinden Başbağlar'ın sessizliğine<br />
Bir insanlık çağrısı yükseltme zamanıdır</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ve bilsin karanlık odaklar<br />
Bölemeyecekler bizi, birleştirecekler<br />
Acıyı ayrıştıran her söze inat<br />
Biz Sivas'ı da Başbağlar'ı da<br />
Aynı yürekte, aynı adalet öfkesinde<br />
Aynı insanlık umudunda buluşturacağız<br />
Çünkü biliriz:<br />
Bir olamayan karanlığa yenilir<br />
Biz bir olacağız ve o karanlığı dağıtacağız</span></p>

<p><span style="color:#000000">Andolsun.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>SEFA YÜRÜKEL</strong></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/2500-yil-once-gocebe-iskitleri-seckin-aileler-yonetiyormus-3316</link>
            <category>TARİH</category>
            <pubDate>Sun, 12 Jul 2026 12:03:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>2.500 yıl önce göçebe İskitleri seçkin aileler yönetiyormuş</h1>
                        <h2>Yeni bir antik DNA çalışması, savaştaki vahşetleriyle tanınan ve tarih boyunca gizemini koruyan göçebe İskitlerin toplumsal yapısına dair ezber bozan gerçekleri ortaya çıkardı. Çeşitli göçebe kabilelerden oluşan İskitlerin, 2.500 yıldan uzun bir süre önce hem güçlü erkeklerin hem de kadınların yer aldığı seçkin hanedanlar etrafında örgütlendiği belirlendi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/2500-yil-once-gocebe-iskitleri-seckin-aileler-yonetiyormus-1783848036.webp">
                        <figcaption>2.500 yıl önce göçebe İskitleri seçkin aileler yönetiyormuş</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Arkeofili'nin aktardığı çalışmada araştırmacılar, coğrafi olarak dağınık bu grupların birbirleriyle ilişkilerini ve siyasi yapılarını anlamak için 85 Demir Çağı İskit bireyinin DNA’sını diziledi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Sonuçlar, bu göçebe grupları merkezi konumlardan yöneten seçkin aile hanedanlarının varlığını kanıtlarken, bozkırdaki toplumsal eşitsizliğin kökenlerinin Demir Çağı’na (yaklaşık MÖ 900) kadar uzandığını gösterdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Genetik verilere göre, seçkin bireylerin birbirleriyle akraba olma olasılığı, halktan bireylerle akraba olma olasılığından tam 11 kat daha yüksek. Bu da bozkırı demir yumrukla yöneten güçlü ve geniş bir aristokrat aile ağını gözler önüne seriyor.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">GÜÇ İLİŞKİLERİ VE EŞİTSİZ TOPLUMUN DOĞUŞU</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">İskit DNA'sından elde edilen bu çarpıcı veriler, insanlık tarihindeki en büyük dönüşümlerden birine ışık tutuyor: Toplumsal eşitsizliğin kalıcı hale gelmesi. Toplumda güç, servet ve kaynaklar (ister toprak, ister hayvan sürüleri veya silah gücü olsun) azınlık bir grubun elinde toplandığında, kaçınılmaz olarak asimetrik bir güç ilişkisi doğar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gücü elinde bulunduran elitler, bu avantajı sadece kendi dönemlerinde korumakla kalmaz; yasalar, gelenekler ve genetik bağlar (akraba evlilikleri) yoluyla ayrıcalıklarını kurumsallaştırırlar. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kaynaklara erişimi kısıtlanan geniş kitleler ise hayatta kalabilmek için egemen sınıfa bağımlı hale gelir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu durum, zenginliğin ve gücün babadan oğula (veya İskitlerde olduğu gibi seçkin aile bireylerine) geçtiği, yapısal ve aşılması imkansız toplumsal uçurumların yani eşitsiz bir toplumsal düzenin kemikleşmesine yol açar.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">SINIFLI TOPLUMLARIN BAŞLANGICI VE GÜÇLÜNÜN EGEMENLİĞİ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">İnsanlığın erken dönemlerindeki görece eşitlikçi kabile yapılarından sınıflı toplumlara geçiş, her zaman güçlülerin zayıfları yönetmesi esasına dayanmıştır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Üretim fazlasının ortaya çıkması ve askeri gücün belirli ellerde toplanmasıyla başlayan sınıflı toplumlar, organize şiddeti ve otoriteyi elinde tutan "<strong><em>güçlü</em></strong>" azınlığın, korunmaya muhtaç veya silahsız "<em><strong>zayıf</strong></em>" çoğunluk üzerinde tahakküm kurmasının önünü açmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İskitlerde de gördüğümüz üzere, hiyerarşinin en üstündeki hanedanlar, savaşçı yetenekleri ve ekonomik üstünlükleri sayesinde toplumsal kuralları koyan ve kitleleri yöneten meşru otoriteler haline gelmiştir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu başlangıç, insanlık tarihinin ilerleyen dönemlerindeki kölelik, feodalizm ve modern sınıflı yapıların da temel kurucu dinamiğini oluşturmuştur.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">İSKİT SAKALARININ KÖKENİ VE ETKİLİ OLDUĞU COĞRAFYALAR</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Peki tarih sahnesinde bu denli güçlü hanedanlar kuran İskitler (veya Doğu kaynaklarındaki adıyla Sakalar) kimlerdi?</span></p>

<p><span style="color:#000000">İskit/Saka topluluklarının kökeni, dilsel ve kültürel veriler ışığında ağırlıklı olarak Avrasya kökenli, Hint-Avrupa dillerinin Doğu İran koluna mensup kabileler ittifakına dayanır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak tek bir homojen ırktan ziyade, zamanla bozkır kültürünü benimsemiş farklı genetik kökenlerden gelen halkların birleşmesiyle (konfederasyon) oluşmuşlardır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İskitler, özellikle <strong>MÖ 8. yüzyıl ile MS 2. yüzyıl arasında</strong> (yaklaşık bin yıl boyunca) Avrasya tarihine damga vurmuşlardır. En parlak dönemlerini ise MÖ 7. ve 4. yüzyıllar arasında yaşamışlardır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Etki alanları inanılmaz derecede geniştir. Batıda Tuna Nehri ve Karadeniz’in kuzey kıyılarından (bugünkü Ukrayna ve Güney Rusya) başlar; Kafkaslar üzerinden Anadolu ve Orta Doğu'ya kadar uzanır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Doğuda ise Hazar Denizi'nin doğusu, Orta Asya bozkırları, Altay Dağları ve Tanrı Dağları'na (Saka kolları) kadar uzanan devasa bir coğrafyada at koşturmuşlardır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu son DNA araştırması, göçebe yaşam tarzının sanıldığı gibi her zaman eşitlikçi olmadığını, aksine bozkırın kalbinde de tıkır tıkır işleyen, kadınların da söz sahibi olduğu aristokratik bir sınıf sisteminin hüküm sürdüğünü kanıtlamış oldu.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ismail-engin-yazdi-humboldt-gehlen-ve-alevi-bektasi-dusuncesinde-doga-insan-ve-hakikat-3315</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sun, 12 Jul 2026 11:16:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>İsmail Engin yazdı: Humboldt, Gehlen ve Alevî-Bektaşî Düşüncesinde doğa, insan ve hakikat...</h1>
                        <h2>Alevi-Bektaşi araştırmalarının duayen isimlerinden İsmail Engin, Alman felsefesinin önemli isimlerinden Alexander von Humboldt ve Arnold Gehlen'in düşünce sistematiğini Alevi-Bektaşi düşüncesi ile karşılaştırdı. Engin'in karşılaştırmalı düşünce akımları analizleri alanında ender örneklerden birisi olan "Humboldt, Gehlen ve Alevî-Bektaşî Düşüncesinde Doğa, İnsan ve Hakikat..." makalesini okurlarımızın değerlendirmesine sunuyoruz.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/ismail-engin-yazdi-humboldt-gehlen-ve-alevi-bektasi-dusuncesinde-doga-insan-ve-hakikat-1783844847.webp">
                        <figcaption>İsmail Engin yazdı: Humboldt, Gehlen ve Alevî-Bektaşî Düşüncesinde doğa, insan ve hakikat...</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>Humboldt, Gehlen ve Alevî-Bektaşî Düşüncesinde Doğa, İnsan ve Hakikat..</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alexander von Humboldt, 1845 yılında Stuttgart ve Tübingen’de yayımlanan “<strong><em>Kosmos. Entwurf einer physischen Weltbeschreibung</em></strong>” adlı eserinde doğayı, “<strong><em>içsel ve ebedî yasalara göre var olan</em></strong>” [»Bestehens nach inneren ewigen Gesetzen«] canlı bir bütün olarak tanımlar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ona göre, doğa; “<em><strong>çokluk içinde birlik</strong></em>”tir; biçim ve yapı bakımından farklı görünen varlıkların birbirleriyle kurduğu organik ilişkinin bütünüdür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Humboldt, doğanın yalnızca gözlemlenebilir olguların toplamı olmadığını, aynı zamanda görünüşlerin ardındaki düzeni ve bütünlüğü ifade eden bir varoluş alanı olduğunu vurgular. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Fiziksel araştırmanın temel amacının, çeşitlilik içinde birliği keşfetmek; tekil olgulardan hareketle evrensel düzeni kavramak; ayrıntılar arasında kaybolmadan doğanın ruhuna ulaşabilmek olduğunu savunur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Böylece, bilimsel araştırma, yalnızca duyusal dünyanın verilerini toplamakla yetinmez; ampirik gözlemi düşünsel kavrayışla birleştirerek doğanın içkin düzenini anlamaya yönelir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Humboldt’un doğaya ilişkin bu bütüncül yaklaşımı, kaçınılmaz olarak insanın söz konusu bütün içindeki konumunu da sorgulamayı gerektirir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Zira, doğanın birliği, insan bilincinden bağımsız olarak var olsa da, bu birliğin kavramsal olarak anlaşılması onu idrak edebilecek bir öznenin varlığını gerektirir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu noktada, Arnold Gehlen’in felsefî antropolojisi önemli bir açıklama zemini sunar :</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gehlen’e göre insan, diğer canlılar gibi çevresine içgüdüsel olarak uyum sağlayan bir varlık değildir; aksine biyolojik bakımdan “<strong><em>eksik varlık</em></strong>” [“Mängelwesen”] olarak dünyaya gelir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Eksiklik, insanı; kültür üretmeye, kurumlar oluşturmaya ve anlam inşa etmeye zorlayan temel antropolojik koşuldur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dil, gelenek, semboller ve toplumsal kurumlar, insanın doğayla kurduğu ilişkinin ve kendi varoluşunu sürdürebilmesinin temel araçlarıdır.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Alevî-Bektaşînin düşüncesi – irfanı :</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Gehlen’in insanın eksiklik durumuna ilişkin antropolojik çözümlemesiyle karşılaştırıldığında, bu eksikliği yalnızca biyolojik değil, aynı zamanda varoluşsal ve manevi bir açıklık olarak yorumlayan farklı bir perspektiftir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Burada, insanın eksikliği yalnızca biyolojik ya da evrimsel bir yetersizlik olarak değil, hakikate açık olmasının varoluşsal koşulu olarak değerlendirilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İnsan, tamamlanmamış olduğu için öğrenir; öğrenebildiği için dönüşür; dönüşebildiği için de Hakk’ın tecellisini kendi varlığında idrak etme ve bunu ahlâkî bir dönüşüme dönüştürme imkânına sahip olur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dolayısıyla eksiklik, giderilmesi gereken bir kusur değil, kemâle yönelen insanın en temel imkânıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu bakış açısından Gehlen’in kültür kuramı, yeni bir anlam kazanır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gehlen’e göre; kurumlar, insanın biyolojik eksikliğini telafi eden yapılardır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevî-Bektaşî inancı ve uygulamalarında – felsefesinde; cem, semah, musahiplik, ikrar ve görgü salt toplumsal dayanışmayı sağlayan kurumlar değildir. İnsanın “ben-merkezli” varoluştan “<em><strong>can</strong></em>” bilincine yönelmesini mümkün kılan irfan uygulamaları ve mekânlarıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Diğer bir ifadeyle, Gehlen için kurumlar, insanı doğanın belirsizliklerine karşı korurken; Alevî-Bektaşî için kurumlar, insanı nefsin sınırlayıcı eğilimlerinden özgürleştirmeyi amaçlar. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Böylece kurum, yalnızca toplumsal düzeni koruyan bir yapı olmaktan çıkar; insanın ontolojik dönüşümünü mümkün kılan bir eğitim ve olgunlaşma alanına evrilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Söz konusu dönüşüm, insanın doğayla kurduğu ilişkiyi yeniden tanımlar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gehlen’in antropolojisinde insan, eksikliğini kültür – kurumları aracılığıyla gideren ve bu nedenle doğayı dönüştüren bir eylem varlığıdır [“Handlungswesen”]. Modern uygarlık, bu eylem kapasitesinin ürünüdür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevî-Bektaşînin düşüncesindeyse bu eylem, tahakkümün değil, emanet bilincinin sınırları içinde anlam kazanır. Zira; doğa, insanın karşısında duran edilgin bir nesne değil; Hakk’ın isim ve sıfatlarının tecelli ettiği canlı bir varlık düzenidir. O nedenle, doğayı dönüştürmek, onu sahiplenmek anlamına gelemez. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İnsan, doğanın bütünlüğünü zedelediği ölçüde kendi varoluşsal bütünlüğünü de zedeler. Humboldt’un doğada gördüğü “<strong><em>çokluk içinde birlik</em></strong>” ilkesi, Alevî-Bektaşî düşüncesinde etik bir ilkeye dönüşerek, insanın doğayla kurduğu ilişkinin temel ölçütü hâline gelir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu sentezin en belirgin sonucu, bilgi anlayışında ortaya çıkar :</span></p>

<p><span style="color:#000000">Humboldt için bilim, doğadaki çeşitlilik içinde işleyen düzeni keşfetme çabasıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gehlen için bilgi, insanın çevresini anlamlandırmasını ve yaşamını sürdürebilmesini sağlayan kültürel bir araçtır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevî-Bektaşî içinse bilgi, bunların ötesinde insanın kendisini dönüştüren bir irfan biçimidir. Ve bilginin değeri yalnızca nesnesini açıklamasında değil, insanı hakikate ve ahlâkî olgunluğa yaklaştırmasında yatar. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Böylece, epistemoloji ile etik birbirinden ayrılmaz. Bilmek, varlığı nesneleştirmek değil; onunla aynı ontolojik bütünlüğü paylaştığını idrak ederek buna uygun bir yaşam sürmektir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Kendini bilen Hakk’ı bilir</em></strong>” ilkesi de o nedenle bireysel bir iç gözlemden ziyade, insanın kendi varlığını evrensel varlık düzeni içinde yeniden konumlandırmasını ifade eder.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu çerçevede, felsefî antropolojinin “<strong><em>insan nedir?</em></strong>” sorusu, Alevî-Bektaşî düşüncesinde “<em><strong>insan ne olabilir?</strong></em>” sorusuna dönüşür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İnsan, verilmiş ve değişmez bir öz değil; hakikate yöneldikçe kendisini inşa eden, ahlâkî tercihleriyle biçimlenen ve kemâle doğru gelişen dinamik bir varoluştur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İnsan-ı kâmil, doğuştan sahip olunan metafizik bir ayrıcalık değil; biyolojik eksikliğini kültür, irfan, emek ve ahlâk yoluyla dönüştürebilen insanın ulaştığı varoluşsal yetkinliktir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Can</strong></em>” kavramı, Alevî-Bektaşî düşüncesinde yalnızca dinsel bir hitap değil; insan ile diğer varlıklar arasındaki ontolojik sürekliliği ifade eden temel bir anlam kategorisi olarak değerlendirilebilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Böylece insan, doğanın dışında konumlanan ayrıcalıklı bir özne olmaktan çıkar; doğa, toplum ve Hakk ile kurduğu ilişkiler içinde anlam kazanan ilişkisel bir varlık hâline gelir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Onun üstünlüğü, diğer varlıklar üzerinde egemenlik kurmasında değil; Humboldt’un işaret ettiği doğadaki birliği kavrayabilmesinde, Gehlen’in tanımladığı eksikliğini kültür aracılığıyla aşabilmesinde ve Alevî-Bektaşînin öngördüğü biçimde bu idraki rıza, adalet ve muhabbet ekseninde yaşayabilmesinde yatar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">O hâlde, Humboldt’un doğa felsefesi, Gehlen’in felsefî antropolojisi ve Alevî-Bektaşî irfanı birlikte okunduğunda ortak bir düşünsel çerçeve ortaya çıkar :</span></p>

<p><span style="color:#000000">Doğa, ontolojik bir birliktir; insan, bu birliği sembolik – düşünsel düzeyde kavrayabilecek varlıktır ve bu kavrayış, gerçek anlamına ancak etik bir dönüşüme yol açtığında ulaşır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Diğer bir ifadeyle, insan, bu bütünlüğü kavramsal olarak anlayabilen, anlamlandırabilen ve bu anlayışı etik bir sorumluluğa dönüştürebilen bir varlıktır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İnsanın eksikliği, kültürün başlangıcı; kültürse hakikate yönelen irfanın taşıyıcısıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ve insanın eksikliği, salt giderilmesi gereken bir yetersizlik değil; kültür, irfan ve ahlâkî olgunlaşma yoluyla kendisini gerçekleştirmesinin temel imkânıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İnsanın en yüksek yetkinliği, doğaya egemen olmak değil; doğa, toplum ve Hakk arasındaki ontolojik birliği yaşayarak varoluşunu bilinçli, sorumlu ve dengeli, ahlâkî bir bütünlüğe dönüştürebilmektir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevî-Bektaşî düşüncesinde merkezi bir anlam taşıyan; insanın kendi sınırlarını bilmesi, varlığın bütünlüğüne saygı göstermesi ve hakikatle uyumlu bir yaşam sürmesinin temel ilkesi “<strong><em>edeb</em></strong>” kavramı da tam bu noktada ortaya çıkar; insanın doğa, toplum ve Hakk ile kurduğu ilişkinin ahlâkî ölçüsünü belirleyen merkezi bir kavram hâline gelir.&nbsp;<strong>@ismailenginhd [10.7.2026]</strong></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cakma-cem-tvden-sonra-cakma-cem-parti-de-kuruldu-3314</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 13:41:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Çakma CEM TV’den sonra, çakma CEM Parti de kuruldu!</h1>
                        <h2>CEM TV’nin yasal yayın izni sağlayan lisansı devam ederken Malatya, Pütürgeli Kürt ve Sünni açıkgöz bir iş insanı tarafından sahibi olduğu ONS TV isim değiştirerek CEM TV adı ile yayına başlamasının ardından, yine CEM ismi ile bir de parti kuruldu! İlginç olan ise partinin de kurucularının aynı isimler olması. CEM Vakfı ise, her zamanki gibi gelişmeleri seyrediyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/cakma-cem-tvden-sonra-cakma-cem-parti-de-kuruldu-1783509572.webp">
                        <figcaption>Çakma CEM TV’den sonra, çakma CEM Parti de kuruldu!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>&nbsp;<span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA-</strong> Medyaya yansıyan haberleri göre, CEM Parti adında yeni bir parti kuruldu. Cumhuriyet Emek Partisi (CEM Parti), İçişleri Bakanlığı’na kuruluş dilekçesini sunarak resmen kuruldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Kurucu Genel Başkanlığı’nı Mehmet Onur Kılıç’ın üstlendiği&nbsp;Cumhuriyet Emek Partisi’nin &nbsp;kuruluş&nbsp;dilekçesinin İçişleri Bakanlığı tarafından kabul edilmesiyle birlikte yeni siyasi oluşum resmen siyaset sahnesindeki yerini aldı. Partinin kurucu kadrosu ve logosu da kamuoyuyla paylaşıldı.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>CEM PARTİ KURUCUSUNU ALEVİLER TANIMIYOR!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">CEM Partinin kurucu genel başkanı Mehmet Onur Kılıç siyasette ve kamuoyunda tanınmayan bir isim. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Partinin adı CEM olunca, Alevi Bektaşi çevrelerinden de sorduk, kimse tanımıyor!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mehmet Onur Kılıç isminin insanları düşünmeye sevk edecek tek özelliği Malatya, Pütürge ilçesinden olması! </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bilindiği gibi, ONS TV ismini değiştirerek CEM TV altında yayın yapan&nbsp;Serpulat Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş. sahibi, Sünni Kürt iş insanı Osman Özpulat da Malatya, Pütürgeli idi!</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">AİLE BOYU CEM HOLDİNG GELİYOR!</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Öte yandan, medyaya servis edilen parti tanıtım metninde yer alan bir bilgi daha, bizi kurulan parti hakkında daha detaylı düşünmeye sevk ediyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Buna göre, Genel başkan vekilliği makamına Leman Karadağ getirilirken, genel başkan yardımcılığı görevini ise yine Leman hanımın eşi olan Gazi Karadağ yürütecekmiş! </span></p>

<p><span style="color:#000000">Değerlendirmelerine baş vurduğumuz Alevi aydınları, Leman Çakın - Gazi Karadağ ikilisinin CEM TV</span><span style="color:#000000">’</span><span style="color:#000000">den sonra, şimdi de CEM Parti</span><span style="color:#000000">’</span><span style="color:#000000">de boy göstermesini </span><span style="color:#000000">“</span><strong><em><span style="color:#000000">Cem holding geliyor</span></em></strong><span style="color:#000000">”</span><span style="color:#000000"> yorumu ile karşıladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu arada, Cemtv adına açılan internet sitesinde Leman hanımın soy adı halen Çakın olarak gözükürken, parti tanıtım metninde neden “<strong><em>Karadağ</em></strong>” soyadı kullanılmış, anlam veremedik. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yine aynı kanalın internet sitesinde yönetim kurulu başkanı olarak Leman Çakın gösterildiği halde, parti tanıtım metninde Gazi Karadağ’ın neden Cem TV’nin “<strong><em>sahibi</em></strong>” olarak gösterildiği hakkında da hiçbir fikrimiz yok!</span></p>

<p><span style="color:#000000">CEM TV adını alan Serpulat Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş.&nbsp;resmi belgelerinde Gazi Karadağ’ın herhangi bir hissesi veya görevi görünmüyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>CEM VAKFI NEDEN SUSKUN?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">ONS TV’nin RTÜK’e verilen bir dilekçe ile isminin CEM TV olarak değiştirildiği haberini yaptık. Cem Vakfı yönetimi görmezden geldi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem Vakfı neden susuyor, sorusunu gündeme taşıdık. Vakıftan göstermelik “<em><strong>CEM TV ile ilişkimiz yoktur</strong></em>” şeklinde bir açıklama geldi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak, yüzlerce Cem Vakfı üyesi ve destekçisinin ortağı olduğu bir medya kuruluşunu savunmak konusunda vakıf yönetimi herhangi bir adım atmadı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Halbuki, yüz milyonlarca TL bağış ve destekle, ortaklık payları ile kurulan ve yaşatılan ve Cem Vakfı ile özdeşleşmiş bir TV kanalı üzerindeki maddi ve manevi hakları savunmak en başta Cem Vakfı yönetiminin görevi olmalıydı!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem Vakfı yönetiminin suskunluğu, kendisini CEM TV sahibi olarak lanse eden Gazi Karadağ’ı arka planda kimlerin yönlendirdiği konusunda da spekülasyonlara neden oldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Gazi Karadağ’ın bir TV lisansı alacak, bir kanal kuracak maddi güce sahip olmadığını bütün Türkiye biliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gazi Karadağ’ın TV ile tek bağının, CEM TV yayında iken idare müdürü olan Mustafa Çim’in marka tescili yenileme başvurusunu yapmayışını fırsata çevirerek, CEM TV logosunu ticari marka olarak kendi üzerine tescil ettirmesinden ibaret olduğu iddia ediliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KAMUOYUNUN MERAK ETTİĞİ SORULAR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kamuoyu şu soruların cevabını arıyor:</span></p>

<p><span style="color:#000000">1-Bugünkü Cem Vakfı yönetimi ile de sıcak ilişkilere sahip olan Gazi Karadağ’ı, Sünni Kürt iş insanı Ozman Özpulat’ın iflas etmiş ONS TV kanalını devir almaya kim yönlendirdi?</span></p>

<p><span style="color:#000000">2-ONS TV’yi CEM TV yapacak isim tashihi başvurusunu RTÜK’ten bir gecede kim çıkarttı?</span></p>

<p><span style="color:#000000">3-CEM TV olarak yayına geçmesi için Osman Özpulat’a kimler ne tür vaadlerde bulundular?</span></p>

<p><span style="color:#000000">4-Halen Serpulat Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş. sahipliği altında bulunan TV kanalı hisseleri devredilmediği halde, resmiyette Leman Çakın, medyada ise Gazi Karadağ neden kimi zaman YK başkanı, kimi zaman da şirketin sahibi olarak lanse ediliyor?</span></p>

<p><span style="color:#000000">5-Sünni Kürt iş insanı Osman Özpulat’a verilden sözler ne zaman yerine getirilecek? Bu konuda “<em><strong>Ankara’dan</strong></em>” maddi destek beklendiği iddiaları doğru mudur?</span></p>

<p><span style="color:#000000">6-CEM TV’den sonra CEM Parti kuruluşunda da verilen bazı vaadler etkili olmuş mudur? Evet ise, bu vaadler nelerdir? Verilen vaadlerin Cem Vakfı ile ilişkisi nedir?</span></p>

<p><span style="color:#000000">7-CEM TV’nin usulsüz isim tashihi işlemi susan, kendi markasını bile korumayan, TV ortağı üyelerinin haklarını korumak amacıyla hukuki girişimlerden imtina eden Cem Vakfı yönetimi, CEM Parti’ye de sessiz kalacak mıdır?</span></p>

<p><span style="color:#000000">8-Cem Vakfı yönetiminin tüm bu hukuksuz ve gayrı meşru girişimlere sessiz kalışının bir veya birden fazla “<em><strong>sebebi</strong></em>” var mı?</span>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/saricam-horasan-erenleri-cemevi-derneginde-asure-bereketi-3313</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 21:23:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Sarıçam Horasan Erenleri Cemevi Derneği’nde Aşure bereketi</h1>
                        <h2>Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu üyesi Sarıçam Horasan Erenleri Cemevi Derneği, Adana, Meydan mahallesinde Aşure paylaşımı yaptı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/saricam-horasan-erenleri-cemevi-derneginde-asure-bereketi-1783452291.webp">
                        <figcaption>Sarıçam Horasan Erenleri Cemevi Derneği’nde Aşure bereketi</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>724medyagazetesinden İpek Pekdıranr'in haberine göre, Sarıçam Horasan Erenleri Cemevi Derneği tarafından Muharrem ayı dolayısıyla düzenlenen aşure etkinliği, yoğun katılımla ve birlik, beraberlik mesajları eşliğinde gerçekleştirildi.</p>

<p>Meydan Cemevi’nde düzenlenen programa çok sayıda vatandaş katılırken, paylaşmanın, dayanışmanın ve kardeşliğin simgesi olan aşure, katılımcılara ikram edildi. Etkinlikte birlik ve beraberlik vurgusu ön plana çıktı.</p>

<p>Sarıçam Horasan Erenleri Cemevi Derneği Başkanı Çiçek Toprakezer, yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Muharrem ayının manevi ikliminde canlarımızla aynı sofranın etrafında buluşmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Gelin canlar bir olalım, birliğimizi ve beraberliğimizi aynı kazanda harmanlayalım. Aşure; farklılıkların bir araya gelerek güzellik oluşturmasının, paylaşmanın, sevginin ve kardeşliğin en anlamlı simgelerinden biridir. Dilerim ki bu birlik ve beraberlik ruhu her zaman daim olsun.”</p>

<p>Program boyunca vatandaşlar hem Muharrem ayının manevi atmosferini birlikte yaşadı hem de birlik ve dayanışmanın önemine dikkat çekti. Katılımcılar, böylesine anlamlı bir organizasyonda bir araya gelmekten duydukları memnuniyeti dile getirirken, etkinlik toplu dua ve aşure ikramıyla sona erdi.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozgur-ozel-alevileri-boldu-istifalar-pespese-geldi-3312</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 17:56:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Özgür Özel Alevileri böldü, istifalar peşpeşe geldi!</h1>
                        <h2>CHP içindeki siyasi güç savaşlarının ve hesaplaşmaların Alevi-Bektaşi toplumunun inanç merkezlerine taşınması, Alevi kurumlarında çok büyük bir kırılma ve sarsıntıya yol açtı. Trabzon, Çorum, İstanbul Garip Dede Dergâhı ve son olarak Sivas 2 Temmuz anma etkinliklerinde yaşanan provokatif eylemler, inanç önderleri ve federasyon yöneticilerinin sert tepkisini çekerken, kurumlardan peş peşe istifa haberleri gelmeye başladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/ozgur-ozel-alevileri-boldu-istifalar-pespese-geldi-1783438765.webp">
                        <figcaption>Özgür Özel Alevileri böldü, istifalar peşpeşe geldi!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA-</strong> Özgür Özel ve ekibinin, parti içi mücadeleyi Alevi-Bektaşi inanç dünyasının dinamikleri üzerinden yürütme ısrarı, tabanda ve yönetim kademelerinde derin bir rahatsızlık uyandırdı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Trabzon’da düzenlenen bir etkinlikte açılan “<strong><em>Biz yakarsak kimse söndüremez</em></strong>” yazılı pankart ve Çorum’daki Rıza Şehri etkinliklerinde yaşananlar bardağı taşıran ilk damlalar oldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Çorum Hitit Üniversitesi’nin de Özgür Özel’in Alevi Bektaşileri bölen girişimlerine sempozyumunda yer açması ise, dikkatlerden kaçmadı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ardından İstanbul Garip Dede Dergâhı’nda Aleviliğin yüzlerce yıllık hoşgörü, irfan ve rızalık kültürüne tamamen aykırı biçimde “<em><strong>hain Kemal</strong></em>” sloganlarının atılması, toplum içinde derin bir infial yarattı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Sivas’ta düzenlenen 2 Temmuz katliamını anma etkinliklerine de katılarak aynı tutumunu sürdüreceği endişesi, Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu gibi bazı Alevi kuruluşlarında ’in Alevi Bektaşi inancını istismar etmekte ısrarcı olduğu kanaatinin oluşmasına neden oldu ve bir bildiri yayınlayarak Özel’i Sivas’ta istemediklerini ilan ettiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Nitekim Horasan Erenleri’nin endişesi gerçek&nbsp;oldu ve Özel’in ekibi Sivas’ta düzenlenen anma etkinliğinde “<em><strong>hain Kemal</strong></em>” sloganları atmakta ısrar ettiler</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sivas’taki 2 Temmuz katliamı anma törenlerinde de siyasi sloganların devam ettirilmesi üzerine, Alevi federasyonlarında büyük bir istifa dalgası patlak verdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ANADOLU ALEVİ CANLAR FEDERASYONU’NDA İSTİFA</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/739276727_10164800462208909_3832090640146313149_n.jpg" style="height:800px; width:640px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yaşanan provokasyonlara tepki gösteren Anadolu Alevi Canlar Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Dr. Erdal Gür, yayınladığı basına ve kamuoyuna yönelik bildiride, ülkenin gerçek gündemi dışında yapay bir gündemle inançsal değerlerin istismar edildiğini vurguladı. Bazı Alevi kurumlarının bir partinin içindeki kaosun tarafı haline geldiğini belirten Dr. Erdal Gür, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Süreç öylesine kışkırtılarak provoke edilmiştir ki; Garip Dede Dergâhı’nda Alevi inanç ve değerlerine uymayan provokatif eylemler yapılmış, Akçaabat ilçesinde 'Biz yakarsak kimse söndüremez' pankartı açılmış, Malatya’da bir Alevi siyasetçinin fotoğrafına X (çarpı) işareti konularak daha önce yapılmış alevi katliamları tehdit olarak hatırlatılmış ve bu girişimler isteyerek ve bilerek siyaset malzemesi yapılmıştır. Bu tutum ve eylemlerden ötürü utanç duyuyor ve kınıyorum. Açıklanan nedenlerle; bu kurumlardaki tüm görev ve üyeliklerden üzülerek istifa ediyorum.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ADFE’DE İSTİFA DALGASI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/738465032_4292350007651945_6130372298618425435_n.jpg" style="height:800px; width:533px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Benzer bir tepki ve istifa haberi de Alevi Dernekler Federasyonu (ADFE)’ndan geldi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yönetim kurulu üyeliğinden istifa eden Hülya Güntaş, yayınladığı kamuoyu bilgisinde, inanç mekanlarının siyasal kamplaşmaların alanı haline getirilmesini sert bir dille eleştirdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Güntaş, Sivas katliamının yıl dönümünde yaşanan kabul edilemez görüntülere dikkat çekerek şunlar kaydetti:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Son dönemde Alevi kurumları ve inanç mekânlarında yaşanan, toplumda ayrışma ve kırgınlık yaratan gelişmeler karşısında ortaya konulan sessizlik ve ilkesiz tutum; şahsım adına derin bir hayal kırıklığı yaratmıştır. Cemevleri ve dergâhlarımız; siyasi çekişmelerin değil, birlik, rızalık, kardeşlik ve toplumsal barışın mekânlarıdır. Temmuz 1993 tarihinde Sivas’ta, insanlık tarihinin en vahşi suçlarından birine tanıklık edilmiştir. Yas gününde, anma programında aynı güruh tarafından gülerek eğlenerek fotoğraf verilmiştir... Bu nedenle yürütmekte olduğum Türkiye Alevi Federasyonu Yönetim Kurulu üyeliğinden istifa ettiğimi kamuoyunun bilgisine saygıyla sunuyorum. Bu karar herhangi bir kişiye değil; ilkesizliğe, sessizliğe ve inanç değerlerinin siyasal çıkarlar uğruna yıpratılmasına yönelik bir itirazdır.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>AKD GENEL MERKEZİ: HİÇBİR PARTİNİN ARKA BAHÇESİ OLMAYACAĞIZ!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/akd111.jpg" style="height:800px; width:600px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi Kültür Dernekleri Genel Merkezi de Ankara’dan çok net ve sert bir bildiri yayınlayarak Özgür Özel’in istismar çabalarına tepki gösterdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi örgütlerinin tarihsel misyonlarına sadık kalması gerektiği vurgulanan resmi açıklamada, siyasi partilerin iç işleyişine müdahil olunmayacağı ve Alevilerin bir aparat olarak kullanılmasına müsaade edilmeyeceği aktarıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Genel Merkez bildirisinde şu kararlı vurgular yer aldı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Son süreçte yaşanan yargı darbesi üzerinden Aleviler bölünmüş bir fotoğraf vermiştir. Bazı kurumlarımızın acele açıklama yapmaları izaha muhtaçtır. Bizler Alevi Kültür Dernekleri olarak ısrarla birlik vurgusu yaparak, bir siyasi partinin iç işleyişine müdahil olmadık. Zira gördük ki yoğun bir istismar anlayışı devreye sokuldu... Gelinen noktada özellikle Garip Dede Dergâhı’nda yaşananlar ve yaşatılanlar; hem yolumuza, hem dergâhımıza, hem birliğimize hem de bütünlüğümüze zarar vermiştir. Hep söylediğimiz 'Siyasetin arka bahçesi olmayacağız' ifadesinin, yolumuz ve inancımız açısından ne kadar önemli olduğunu süreç bize yaşatarak bir kez daha öğretmiş oldu. Hiçbir siyasi partinin arka bahçesi olmayacağız. İnancımız gereği; haklıdan, mazlumdan, doğrudan ve doğadan yana, doğru yerde durmaya devam edeceğiz.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KRİZ DERİNLEŞİYOR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">ADFE Genel Sekreteri Ufuk Emre Bektaş’ın inanç kurumlarına siyasetin sokulmaması ve laiklik ilkelerinin savunulması adına gösterdiği tepki sonrası istifa etmek zorunda kalmasıyla başlayan süreç, Dr. Erdal Gür ve Hülya Güntaş gibi ağırlıklı isimlerin ayrılmasıyla devasa bir krize dönüşüyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Özgür Özel’in siyasi hedefleri uğruna Alevi-Bektaşi inancının irfan ve hoşgörü kültürünü hiçe sayan, toplumu bölen ve kamplaştıran politikalara karşı Alevi Bektaşi tabanındaki ve genel merkezler düzeyindeki direnişin ve ses yükseltme eylemlerinin artarak devam edeceği öngörülüyor.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kocaeli-buyuksehir-belediye-baskani-tahir-buyukakin-cemevleri-siyaset-yeri-degildir-3311</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 14:18:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın: Cemevleri siyaset yeri değildir!</h1>
                        <h2>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın “Buradan eğri odun giremez. Bu kapı herkese açık. Buraya herkes girer siyasetçi de girer. Ama siyaset giremez. Camiye, kışlaya nasıl ki siyaset girmemesi gerekiyorsa cemevine de giremez. Bu da bizim ikinci tuğlamız” dedi .</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/kocaeli-buyuksehir-belediye-baskani-tahir-buyukakin-cemevleri-siyaset-yeri-degildir-1783337222.webp">
                        <figcaption>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın: Cemevleri siyaset yeri değildir!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan ve 4 bin 45 m2 kapalı alana sahip Derince İmam Zeynel Abidin Cemevi’nde ilk cem yapıldı. Muharrem ayı ile birlikte kapılarını açan cemevi açılışında konuşan Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, “Birbirimize sımsıkı tutunduğumuzda güçlü oluruz” dedi.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/1783238374-0a8c42f07b.jpeg" style="height:533px; width:800px" /><br />
<br />
&nbsp;</p>

<p><strong>İLK CEM YAPILDI, LOKMA DAĞITILDI</strong></p>

<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, il genelindeki ibadethanelerin ve kültür merkezlerinin yapımına verdiği desteklerle vatandaşların dini ve kültürel ihtiyaçlarını karşılıyor. Derince’de yaşayan Alevi canların, kültürel değerlerini yaşatabilecekleri ve tüm ihtiyaçlarının karşılanması için Yenikent Mahallesi’nde yapımına başlanan İmam Zeynel Abidin Cemevi’nin inşaatı tamamlandı. Cemevi, içinde bulunduğumuz Muharrem Ayı’nda kapılarını açtı, ilk cem yapıldı ve lokma dağıtıldı.<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p><strong>ALEVİLERDEN BÜYÜK İLGİ</strong></p>

<p>Derince İmam Zeynel Abidin Cemevi’nin tanıtım törenine Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, AK Parti Kocaeli Milletvekili Prof. Dr. Sadettin Hülagü, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, BBP Genel Başkan Yardımcısı Durmuş Boztuğ, Kültür ve Turizm Bakanlığı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Esma Ersin, Cem Vakfı Genel Başkanı Ahmet Rasim Tükek, Cem Vakfı Alevi İslam İnanç Hizmetleri Başkanı Mesut Yıldırım, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Dr. Hayri Baraçlı, Büyükşehir Cemevleri Koordinatörü Mutlu Beyazgül, cemevlerinin başkan ve dedeleri ile çok sayıda Alevi vatandaşımız katıldı.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/1783238263-e911af9665.jpeg" style="height:536px; width:800px" /></p>

<p><strong>BÜYÜKAKIN’DAN SELAM: “ÇOK KIYMETLİ CANLAR”</strong></p>

<p>Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan tanıtım töreninde konuşan Başkan Büyükakın, sözlerine “Çok kıymetli canlar. Hepinizi muhabbetle selamlıyorum” diyerek başladı. Belediyelerin halk için var olduğunu belirten Başkan Büyükakın, kendilerinin de bu anlayışla hizmet ettiğini vurguladı. Büyükakın, “Ben bu şehirdeki herkesin belediye başkanıyım. Oy verenin de vermeyenin de sevenin de sevmeyenin de başkanıyım. Yani ben mülkün sahibi değil halkın hizmetkarıyım. Sizin de vergilerinizin içinde olduğu bütçemden sizin de talep ettiği hizmetleri üretmekle mükellefim. Bu benim yükümlülüğüm, görevim. Bu bir lütuf değil” dedi.<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p><strong>“BELEDİYENİN BÜTÜN TUĞLALARI HALKINDIR”</strong></p>

<p>Cami, kışla ve cemevi gibi yerlerin siyaset yapma yeri olmadığının altını çizen Başkan Büyükakın’ın, “Buradan eğri odun giremez. Bu kapı herkese açık. Buraya herkes girer siyasetçi de girer. Ama siyaset giremez. Camiye, kışlaya nasıl ki siyaset girmemesi gerekiyorsa cemevine de giremez. Bu da bizim ikinci tuğlamız” sözleri büyük alkış aldı. Başkan Büyükakın konuşmasını şu ifadelerle sürdürdü: “Burası sizin ananızın ak sütü gibi helal hizmetinizdir. Burası tamamen belediyenin koyduğu tuğlalarla yapıldı. Ama belediyenin bütün tuğlaları sizin. Yani halkın.”</p>

<p><strong>“ZULMÜN OLDUĞU HER YER KERBELA’DIR“</strong></p>

<p>Biz bu şehirde yıllarca canlarımız için Sevgide Buluşalım etkinliği gerçekleştirdik. Çünkü biz birbirimize sımsıkı tutunduğumuzda bir ve diri olmuşuz. Bu kültürü yeniden inşa etmemiz lazım. Bunu bizden başka yapacak kimse yok. Bunu cesaretimizle yapacağız. Basiretimizle yapacağız. Biz hep diyoruz ki zulmün olduğu her yer Kerbela'dır. Ve biz zulmün karşısında duruyoruz. Bizim yolumuz Hakk'ın yolu. Bizim yolumuz adaletin yolu. Zulme karşı dik durmanın yolu. Mazlumun yanında olmanın yolu. Duam odur ki bu cemevi de mekanların en iyisi olsun. Ve burada beslenecek olan nesiller dünyaya huzuru barışı ve kardeşliği getirsin. Başta Peygamber Efendimiz(s.a.v), Hazreti Ali Efendimiz ve Ehli Beyt olmak üzere her birini rahmetle, minnetle anıyorum.”<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p><strong>VALİ VE BAŞKAN’A TEŞEKKÜR PLAKETİ</strong></p>

<p>Törende konuşan Vali İlhami Aktaş ile Milletvekili Sadettin Hülagü, bir ve beraber olmanın önemine değindi. Esma Ersin hem şehri imar eden hem de nesli ihya eden Başkan Büyükakın’a teşekkür etti, “Biz her cemevinin yanındayız. Başkan Büyükakın da her faaliyetimizde bizim yanımızda” dedi. Konuşmacılar Mesut Yıldırım ve Ahmet Rasim Tükek de cemevinin inşasını sağlayan Başkan Büyükakın’a teşekkürlerini sundu. Törenin sonunda, cemevinin açılmasında emekleri bulunan Vali Aktaş, Başkan Büyükakın ve Cemevleri Koordinatörü Mutlu Beyazgül’e plaket takdim edildi.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/1783238223-8f8c3e1e83.jpeg" style="height:800px; width:533px" /><br />
&nbsp;</p>

<p><strong>5 KATLI, KOMPLE BİR CEMEVİ</strong></p>

<p>İlk cemin yapıldığı Derince İmam Zeynel Abidin Cemevi’nin inşaat alanı toplamda 4.045 metrekareyi kapsıyor. Proje, 800 metrekare alan üzerine 5 katlı olarak inşa edildi. Cemevinde, cenaze alanı, abdesthane, morg, gasilhane, bay-bayan tuvaletleri, yemekhane, mutfak, ürün satış ve fuaye alanı, idari ofis, kütüphane, sekretarya, yönetici odası, idari ofis, başkan odası, dede odası, konferans salonu, kulis, eğitim salonu, reji odası, cem salonu bay-bayan cem girişi ve lokma odası gibi bölümler yer alıyor.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenleri-basbaglar-ve-madimak-dosyalari-yeniden-acilsin-3310</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 09:06:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Horasan Erenleri: Başbağlar ve Madımak dosyaları yeniden açılsın!</h1>
                        <h2>Başbağlar Katliamı'nın 33. yılı anmasında konuşan Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Erdem Cömert, Başbağlar ve Madımak dosyalarının yeniden açılarak birlikte yürütülmesi çağrısında bulundu.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/horasan-erenlerinden-bakan-gurleke-katliam-dosyalarini-yeniden-acin-1783319229.webp">
                        <figcaption>Horasan Erenleri: Başbağlar ve Madımak dosyaları yeniden açılsın!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Erzincan'ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar köyünde 5 Temmuz 1993'te teröristlerce katledilen 33 sivil, katliamın 33. yılında törenle anıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri&nbsp;Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Erdem Cömert, yapılan anmada konuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cömert konuşmasında Madımak ve Başbağlar katliamı dosyalarının yeniden açılması talebinde bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cömert şöyle konuştu:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"Üç gün önce Madımak Oteli'nin önündeydim, oradan geldik buraya. Madımak katliamında, o anma törenlerinde de haykırdık. Madımak katliamında katledilen 33 canımızla, Başbağlar'da şehit edilen 33 canımızın acısı aynı, bunları katleden failler de aynıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu gerçeği Madımak Oteli önünde haykırdığımız gibi Başbağlar'da da haykırıyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ve sayın muhtarımızın az önce dediği gibi, bir hukukçu olarak da söylüyorum, Başbağlar dosyası yeniden açılmalıdır!<br />
Sivas katliamı dosyası da yeniden açılmalıdır!<br />
Ve bu iki dosya birleştirilerek yürümelidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Failin nerede olduğu açıktır, bellidir. Bizim milletimizi ayrıştırmak, bölüştürmek, Alevi canları Sünni canlara rakip göstermek, kırdırmak istediler ama başaramadılar. 33 yıldır hem Madımak'ta hem Başbağlar'da kalbimiz aynı derecede acıdı, içimiz aynı derecede yandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Biz Türkistan'dan göçümüzü beraber yükledik, Horasan'a geldik. Horasan'da Kelamullah'la bir olduk, Ehlibeyt sevgisiyle bir olduk. Anadolu'ya geldik, Türk milleti olduk. Bizim bu birliğimizi hiçbir katliam, hiçbir saldırı bölemeyecektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sivas'tan Başbağlar'a kadar bütün Türk milleti, bu emperyalist odakların ülkemizdeki projelerine karşı tek bir millet olma bilinciyle karşı duracaktır."</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/prof-dr-umit-yazicioglu-en-buyuk-hukum-insanlarin-vicdaninda-verilir-3309</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 23:22:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Prof. Dr. Ümit Yazıcıoğlu: En büyük hüküm insanların vicdanında verilir!</h1>
                        <h2>Prof. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu, Madımak otelinde meydana gelen katliamda hafızalarımızı tazeliyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/prof-dr-umit-yazicioglu-en-buyuk-hukum-insanlarin-vicdaninda-verilir-1783197932.webp">
                        <figcaption>Prof. Dr. Ümit Yazıcıoğlu: En büyük hüküm insanların vicdanında verilir!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>MADIMAK OLAYI</p>

<p>Adli Vaka Dosyası / Tutanak Metni</p>

<p>Prof. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu&nbsp;</p>

<p>Dosya No: 02.07.1993 / Sivas</p>

<p>Konu: Toplumsal saldırı, yangın, ölüm, sonradan gelişen hukukî ve ahlâkî tartışmalar</p>

<p>1. OLAYIN TARİHİ VE YERİ</p>

<p>Olay, 2 Temmuz 1993 tarihinde, Sivas il merkezinde meydana gelmiştir. Yer, o günlerde bir konaklama mekânı olan Madımak Oteli’dir. Otele gelenlerin çoğu, Pir Sultan Abdal Şenlikleri dolayısıyla şehirde bulunan sanatçılar, yazarlar, ozanlar ve davetlilerdir. Gündüz başlayan gerginlik, akşam saatlerinde açık bir saldırıya dönüşmüştür.</p>

<p>Olayın ardından bina yanmış, içeride bulunanlardan 35 kişi yaşamını yitirmiştir.</p>

<p>Bu sayı, resmi kayıtlarda bir rakamdır. Fakat ölenlerin yakınları için bir rakam değildir. Her biri bir isimdir. Bir ses. Bir ev. Bir eksiklik.</p>

<p>2. OLAYIN NİTELİĞİ</p>

<p>Bu olay, yalnızca bir yangın değildir. Yalnızca bir toplumsal taşkınlık da değildir. O gün olanlar, uzun süredir biriken nefretin, kışkırtmanın, cezasızlık hissinin ve gecikmiş müdahalenin sonucudur.</p>

<p>Bazı olaylar bir anda olmaz. Öncesi vardır. Bakışlar vardır. Sözler vardır. Kalabalığın ağırlaşması vardır. Bir kentte aynı gün içinde herkesin bildiği ama kimsenin açıkça durdurmadığı şeyler vardır.</p>

<p>Madımak’ta olan da buydu.</p>

<p>Kalabalık büyüdü. Tehdit arttı. Otel kuşatıldı. İçeride bulunanlar, bir binanın içinde değil, bir yargının içinde sıkıştı. Dışarıda insanlar vardı. İçeride insanlar vardı. Ortada ise geç kalmış bir devlet vardı.</p>

<p>3. TANIK ANLATIMLARINDAN ÇIKAN ORTAK NOKTALAR</p>

<p>Tanık beyanlarında bazı ayrıntılar değişmektedir. Bu normaldir. İnsanlar korku anlarını aynı biçimde hatırlamaz. Fakat ortak olan şey değişmez:</p>

<p>Kalabalığın giderek sertleştiği,</p>

<p>Sloganların yükseldiği,</p>

<p>Güvenlik müdahalesinin geciktiği,</p>

<p>Otelin kuşatmadan çıkarılamadığı,</p>

<p>Yangının engellenemediği.</p>

<p>Bunlar, olayın teknik tarafıdır. Bir de insan tarafı vardır. O taraf çoğu zaman tutanaklara sığmaz.</p>

<p>İçeride kalanlar dışarı çıkamadı.</p>

<p>Bu cümle, bütün olayın en soğuk özetidir.</p>

<p>4. HAYATINI KAYBEDENLER</p>

<p>Yangın sonrası 33 aydın ve sanatçı ile 2 otel görevlisi hayatını kaybetmiştir. Toplam kayıp 35 kişidir.</p>

<p>Bu kişilerin adları yıllar boyunca anmalarda tekrarlandı. Çünkü isim, burada yalnızca kimlik değildir. Bir direnç biçimidir. Unutulmaya karşı son savunmadır.</p>

<p>Ölenlerin her biri ayrı bir hayatı temsil ediyordu: düşünceyi, edebiyatı, müziği, inancı, emeği, gündelik hayatı. Bir toplumda bunların birlikte var olması gerekir. O gün bu birlikte var olma hâli, ateşe verildi.</p>

<p>5. MÜDAHALE VE GECİKMELER</p>

<p>Olayın en çok tartışılan yönlerinden biri müdahaledir. Kalabalık büyürken, tehdit açıkken ve otel kuşatılmışken, engelleme gücünün neden yeterli olmadığı sorusu yıllar boyunca soruldu.</p>

<p>Bu soru hâlâ tam cevaplanmış değildir.</p>

<p>Çünkü bazen asıl mesele, ne olduğu değil, neden önlenmediğidir.</p>

<p>Bir ülkede insanlar bir binanın içinde ölüyorsa, yalnızca saldırganlar değil, zamanında hareket etmeyen bütün yapılar da sorgulanır. Madımak bu yüzden sadece bir facia değil, aynı zamanda bir kurumsal sessizlik dosyasıdır.</p>

<p>6. HUKUKÎ SÜREÇ</p>

<p>Olaydan sonra uzun süren davalar açılmış, süreçler yıllarca devam etmiştir. Fakat hukuk her zaman hafıza kadar uzun soluklu değildir. Bazı dosyalar kapanmıştır. Bazı sanıklar cezalandırılmıştır. Bazı sorumluların tamamı ise hiçbir zaman tam anlamıyla hesap vermemiştir.</p>

<p>Bu, olayın en ağır tarafıdır.</p>

<p>Çünkü ceza yalnızca failin cezası değildir. Aynı zamanda toplumun kendi sınırını çizmesidir. O sınır çizilmezse, geriye yalnızca tekrar ihtimali kalır.</p>

<p>Zamanaşımı sözcüğü bu hikâyede çok ağır durur. Soğuktur. Yasın karşısında tekniktir. O yüzden Madımak dosyası, hukukta tamamlanmış görünse de vicdanda açık kalmıştır.</p>

<p>7. TOPLUMSAL SONUÇ</p>

<p>Bu olaydan sonra ülkede yalnızca bir otel değil, bir güven duygusu da yandı.</p>

<p>Alevi yurttaşlar açısından bu olay, bir saldırıdan fazlası olarak kaldı. Düşünce özgürlüğü bakımından da bir kırılma noktası oldu. Bir arada yaşama fikri, o gün ağır bir yara aldı.</p>

<p>Sonraki yıllarda her anma töreni, aslında tek bir cümleye dayanıyordu:</p>

<p>Bu unutulmadı.</p>

<p>Bu cümle, bir teselli değil; bir itirazdır.</p>

<p>Anmalar bu yüzden önemlidir. Çünkü anma, yalnızca ölüleri hatırlamak değildir. Aynı zamanda yaşayanların neyi kabul etmediğini söylemesidir.</p>

<p>8. HER YIL YENİLENEN TANIKLIK</p>

<p>2 Temmuz geldiğinde insanlar yeniden toplanır. Karanfiller bırakılır. İsimler okunur. Fotoğraflar taşınır. Konuşmalar yapılır. Sesler yükselir, sonra sessizleşir.</p>

<p>Bir otelin önünde yapılan bu hareket, aslında bir tören değildir yalnızca. Bir dosyanın kapanmadığını hatırlatma biçimidir.</p>

<p>Madımak’ın önünde duran herkes şunu bilir:</p>

<p>Burada yalnızca insanlar ölmedi.</p>

<p>Burada adalet duygusu, kamusal vicdan ve birlikte yaşama iradesi de sınandı.</p>

<p>Ve bu sınavın sonucu hâlâ tartışmalıdır.</p>

<p>9. SONUÇ</p>

<p>Madımak Olayı, bir tarih sayfası değildir yalnızca. Bir uyarıdır.</p>

<p>Bir toplum, kendi karanlığını açıkça konuşmadığında, o karanlık bir sonraki nesle miras kalır.</p>

<p>Bu yüzden Madımak, yalnızca hatırlanmaz. Aynı zamanda anlaşılmak zorundadır.</p>

<p>Çünkü bazı olaylarda en büyük hüküm, mahkeme salonunda değil, insanların vicdanında verilir.</p>

<p>Ve orada karar hâlâ tamamlanmamıştır.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/aktas-inanci-temsil-etmek-yerine-siyasetin-aparati-oluyorlar-3308</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 22:39:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Aktaş: İnancı temsil etmek yerine, siyasetin aparatı oluyorlar!</h1>
                        <h2>Alevi sivil toplum kuruluşlarının iktidar veya muhalefet ayrımı gözetmeksizin her türlü siyasi yönetimle kurduğu ilişkilerin inancı siyasetin aparatı haline getirme riski taşıdığının altını çize Sosyolog Ali Aktaş, bu makalesinde bazı kuruluşlar tarafından siyasi angajmanın ifadesi olarak kullanılan "Devletin Alevisi olmayacağız" söyleminin kavramsal bir yanılgıdan ibaret olduğu savunuyor. Aktaş, "Devlet ve Alevilik adına kullanılan ifadelere baktığımızda, Uğur Mumcu’nun şu sözleri “bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olmak” sözü konunun özünü açıkça ortaya koymaktadır" ifadeleri aslında, Alevi kuruluşlarını yönetenlerin durumunu objektif olarak ortaya koyuyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/aktas-inanci-temsil-etmek-yerine-siyasetin-aparati-oluyorlar-1783194836.webp">
                        <figcaption>Aktaş: İnancı temsil etmek yerine, siyasetin aparatı oluyorlar!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>“DEVLETİN ALEVİSİ OLMAYACAĞIZ” SÖYLEMİNİN KAVRAMSAL VE HUKUKİ ANALİZİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Ali Aktaş-Sosyolog</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>DEVLET KAVRAMI VE TEMEL UNSURLARI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Devlet</strong>, belirli bir toprak parçası (ülke) üzerinde yaşayan organize bir insan topluluğunun, egemenlik hakkına sahip olarak kurduğu, yasa koyma ve uygulama tekelini elinde bulunduran siyasi ve hukuki bir tüzel kişiliktir. Bir devletin varlığından söz edebilmek için üç temel unsura: yani bir <strong><em>insan topluluğuna</em> </strong>(<em>sınırlar içerisinde yaşayan, ortak bir vatandaşlık bağıyla devlete bağlı olan halka/millete/ulusa</em>); bir <strong><em>ülkeye</em> </strong>(<em>bu topluluğun üzerinde egemenliğini sürdürdüğü, sınırları uluslararası alanda belirlenmiş coğrafi alan olan toprağa</em>); bir <strong><em>egemenliğe</em></strong> (<em>devletin içişlerinde bağımsız, dış ilişkilerinde ise başka bir devlete bağlı olmayan, en üstün siyasi ve hukuki otorite olma gücüne</em>) sahip olması ve bir arada bulunması şarttır. Modern devletlerin varoluş amacı, toplumsal düzeni sağlamak ve bireylerin temel hak ve hürriyetlerini korumaktır. Bunu yapabilmesi için başlıca işlevleri şunlardır: <strong><em>Hukuku ve adaleti sağlama</em></strong> <strong><em>işlevi </em></strong>(<em>yasalar çerçevesinde adaleti sağlama, suçları önleme ve uyuşmazlıkları çözme</em>); <strong><em>güvenliği sağlama</em></strong> <strong><em>işlevi </em></strong>(<em>ülke sınırlarını dış tehditlere karşı savunma, iç huzuru ve kamu düzenini koruma</em>); <strong><em>sosyal ve ekonomik hizmetleri yerine getirme</em></strong> <strong><em>işlevi </em></strong>(<em>eğitim, sağlık, altyapı ve sosyal refah gibi temel hizmetleri sunma</em>).</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>HÜKÜMET SİSTEMLERİ VE GÖREVLERİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Hükümet </strong>ise, devletin işlerini yürütmek, yasaları uygulamak ve ülkeyi yönetmekle görevli en üst düzey idari organdır. Hükümetlerin yapısı ve gücü kullanma biçimleri, ülkelerin benimsediği yönetim sistemine göre doğrudan değişiklik göstermektedir. Yürütme gücü tamamen halk tarafından doğrudan seçilen devlet başkanına (başkana) ait olduğu ve başkanın, bakanları meclis dışından atadığı ve kabinenin doğrudan başkana karşı sorumlu olduğu<strong> <em>başkanlık sistemi </em></strong>(Örneğin: ABD, Türkiye); yürütme gücü iki başlı olduğu ve sembolik bir devlet başkanı (cumhurbaşkanı veya kral) ile yürütmenin asıl başkanı olan başbakan ve bakanlar kurulunun olduğu yani hükümetin meclis içinden çıktığı ve meclise karşı sorumlu olduğu <strong><em>parlamenter sistem</em></strong> (Örneğin: Almanya, Birleşik Krallık); hem halk tarafından seçilen güçlü bir devlet başkanı hem de meclise karşı sorumlu bir başbakan ve hükümetin bir arada bulunduğu; yürütme gücünün bu iki aktör arasında paylaşıldığı <strong><em>yarı başkanlık sistemi</em></strong> (Örneğin: Fransa) gibi yönetim sistemleri bulunmaktadır. Ancak tüm bu yönetim sistemlerinde<strong><em> hükümetin temel görevleri</em></strong>nden<strong> </strong>ilki “<em>meclisin çıkardığı yasaları uygulamak ve devleti yönetme</em> yani, <strong><em>yürütme gücünü kullanma</em></strong>”; ikincisi “<em>ülkenin ekonomi, eğitim, sağlık ve dış politika stratejilerini belirleme</em> yani <strong><em>politika üretme konusunda çalışmalar yürütme</em></strong>”; üçüncüsü <strong>“</strong><em>devlet kurumlarını koordine ederek halka temel hizmetleri ulaştırma<strong> </strong></em>yani <strong><em>kamu hizmetini yerine getirme</em></strong>”; görevlerden<strong><em> dördüncüsü </em></strong>ise “<em>ülke gelirlerini toplamak ve kamu giderleri için harcamaları planlamak</em> yani <strong><em>bütçe yönetimi gerçekleştirme</em></strong>” olarak tanımlamak olanaklıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÜÇLER AYRILIĞI VE DEMOKRATİK DENETİM MEKANİZMALARI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Demokratik devletler “<strong><em>güçler ayrılığı</em></strong>” ilkesine dayanır. <em>Hükümet</em> (<em>yürütme</em>), diğer iki temel organla sürekli bir denge içindedir. Meclis kanunları yapar, hükümet ise bu kanunları uygular. Parlamenter sistemlerde hükümet meclisin güvenine dayanırken, başkanlık sistemlerinde yasama ve yürütme birbirine karşı daha sert ve keskin sınırlarla ayrılmıştır. Yargı, hükümetten tamamen bağımsızdır. <strong><em>Hükümetin aldığı kararlar, yaptığı atamalar ve uygulamalar hukuka uygun olmak zorundadır</em></strong>. Vatandaşlar, hükümetin uygulamalarından zarar gördüklerinde idari mahkemelere başvurarak bu kararları iptal ettirebilirler. Hükümetlerin yetkilerini kötüye kullanmasını önlemek ve şeffaflığı sağlamak adına demokratik sistemlerde çeşitli denetim mekanizmaları işletilir. En temel denetim mekanizması<strong><em> siyasi denetim yani seçimler</em></strong>dir. Halk, başarısız veya politikasını beğenmediği hükümetleri seçim yoluyla değiştirir. Ayrıca <strong><em>meclis soru önergeleri, meclis araştırmaları, meclis soruşturmaları ve bütçe hakkı (hükümetin para harcama yetkisini onaylama veya reddetme) yoluyla </em></strong>hükümetin faaliyetlerini denetler. Yine <strong><em>hükümetin tüm eylem ve işlemleri, anayasa mahkemeleri ve idari mahkemeler (Danıştay gibi) tarafından hukuka uygunluk açısından denetlenir </em></strong>ve hukuka aykırı işlemler iptal edilir. Son olarak da <strong><em>bağımsız medya, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlar; hükümetin icraatlarını tartışarak, eleştirerek ve protesto hakkını kullanarak </em></strong>toplumsal bir denetim baskısı oluşturur.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>DEVLET VE YÖNETSEL EGEMEN ARASINDAKİ FARKLAR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><em>Devlet ile hükümet arasındaki fark ise</em>: “<em>kalıcılık”, “yapı” ve “işlev”</em></strong> açısından farklılık gösterir. <strong><em>Birinci fark</em></strong>, devlet kalıcı ve süreklidir; hükümet ise seçimlerle değişebilen geçici bir yönetim kadrosu olmasıdır. <strong><em>İkinci fark</em></strong>, devlet soyut bir hukuki tüzel kişiliktir; hükümet ise bu tüzel kişiliği somut olarak yürüten siyasi iradedir. <strong><em>Üçüncü fark</em></strong> ise, devlet otoritenin kendisidir; hükümet ise bu otoriteyi halk adına kullanan bir araçtır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sonuç olarak “<strong><em>yönetsel egemen</em></strong>” (<strong><em>yöneten kadro/hükümet</em></strong>) ile “<strong><em>devlet</em></strong>” arasındaki fark, aslında <strong>gücü geçici olarak kullananlar</strong> ile <strong>gücün kalıcı ve hukuki kaynağı</strong> arasındaki farktır. Yani <strong><em>devlet</em>,</strong> kalıcı, sürekli ve soyut bir hukuki tüzel kişiliktir. Sınırları, anayasası, kurumları ve halkı ile bir bütündür; kişilerden bağımsız olarak varlığını sürdürür. <strong><em>Yönetsel egemen</em></strong> ise geçici bir siyasi aktördür. Seçimler, lider değişimleri veya sistem değişiklikleri ile görev süresi biter ve yerini bir başkasına bırakır. Yine<strong> <em>devlet</em>, </strong>egemenlik gücünün asıl ve nihai <strong>sahibidir</strong>. Meşru şiddet kullanma yetkisi, yasa yapma gücü ve yargılama hakkı devlete aittir. <strong><em>Yönetsel egemen</em></strong> açısından ise, egemenlik gücünün sahibi değil, yalnızca belirli bir süre için o gücü devlet adına uygulayan <strong>kullanıcısıdır</strong>. Bu gücü anayasa ve yasaların çizdiği sınırlar dâhilinde, devlet adına emaneten yürütür. Ayrıca<strong> <em>devlet</em></strong> soyut bir kavramdır. Görünmez, dokunulmaz ancak kurumları, pasaportu, bayrağı ve yasalarıyla varlığı hissedilir.<strong> </strong>Oysa<strong> <em>yönetsel egemen</em></strong> ise somuttur. Devletin kurumlarının başında oturan, kararlar alan, genelgeler yayımlayan canlı siyasi figürlerden (cumhurbaşkanı, başbakan, bakanlar kurulu, bürokrasi şefleri) oluşur. Son olarak da <strong><em>devlet</em></strong> uluslararası hukukta tanınan, iç hukukta ise en üstün otorite olan meşru yapıdır. Devlet hata yapmaz; devlet adına hareket edenlerin hukuka aykırı eylemleri olur.<strong><em> Yönetsel egemen</em></strong> ise aldığı kararlardan hem siyasi olarak (seçmene karşı) hem de hukuki olarak (yargıya karşı) sorumludur. Meşruiyetini yasalara ve halkın desteğine bağlı olarak korur; hukukun dışına çıktığında meşruiyetini kaybeder.<strong> Özetle;</strong> Devlet bir bilgisayarın işletim sistemi (hiç değişmeyen ana yapı) ise, yönetsel egemen o bilgisayarı belirli bir dönem kullanan ve kendi tercihlerine göre programları çalıştıran operatördür.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>SİVİL TOPLUM SÖYLEMLERİNDE KAVRAMSAL YANILGILAR: ALEVİLİK ÖRNEĞİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilik alanında yer alan gerek sivil toplum kuruluşlarının adına açıklama yapan yönetim kurulu başkan ve üyelerinin kullandığı “<strong><em>Devletin Alevisi olmayacağız</em></strong>” ifadesi, <strong><em>devlet</em></strong> ve <strong><em>yönetsel egemen/hükümet/yerel yönetim</em></strong> kavramları hakkında bilgi sahibi olmadıklarını göstermektedir. İster ulusal, isterse yerel düzeyde yönetenin karşılığı “<strong><em>yönetsel egemen</em></strong>”dir. <em>Yönetsel egemenin başı</em> <em>ulusal açıdan</em> <strong><em>Devlet Başkanı/Kral/Kraliçe</em></strong> ve/veya <strong><em>Başbakan</em></strong>’dır; yerel açıdan da<em> </em>atanmış/seçilmiş <strong><em>Vali </em></strong>ve/veya <strong><em>Belediye Başkanı</em></strong>’dır. Bu yapı ulusalda bir hükümet ve yerelde encümen ile kararları alarak uygular. Ancak her ikisi de geçici süreliğine ulusalda ve yerelde devletin yönetimidir. Kısaca STK'lar bu ifadeyi kullanırken aslında “<strong><em>Hükümetin/İktidarın güdümüne girmeyeceğiz</em></strong>” kastını taşısalar da, bunu kavramsal olarak yanlış ifade etmektedirler. Ayrıca hükümet ile birlikte yapılmayan işbirliği, hükümete muhalif bir belediye ile birlikte yapılıyorsa bu süreçte de bir takım tavizler verilmektedir. Farkında olmadan veya farkında olarak “<strong><em>yola hizmet edeceğiz diye bir makama hizmet edilmekte</em></strong>”; dahası “<strong><em>iktidar partisine değil de muhalefet partisine</em></strong>” ya da tam tersi “<strong><em>muhalefet partisine değil de iktidar partisine</em></strong>” destek olarak “<strong><em>inancı temsil etmek yerine siyasetin aparatı</em></strong>” olabilmektedirler. Kısaca her türlü yönetsel egemen ile kurulan ilişkiler iktidar/muhalefet ayrımından bağımsız olarak devletin yönetimiyle yapılan işbirlikleri olup, bu sürecin inanç temsilini siyasetin aparatı haline getirme riski bulunmaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sonuç olarak; ulusalda iktidarda olan hükümet veya yerelde ister iktidar yanlısı isterse muhalefet yanlısı belediye başkanları devletin yönetiminden sorumlu olandır. Bunlarla yapılan her türlü işbirliği devletle yapılmış olur. Tüm bu bilgilerden sonra Devlet ve Alevilik adına kullanılan ifadelere baktığımızda, Uğur Mumcu’nun şu sözleri “<strong><em>bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olmak</em></strong>” sözü konunun özünü açıkça ortaya koymaktadır.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ALİ AKTAŞ / SOSYOLOG</span></strong></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenlerinden-basbaglar-katliami-anma-torenine-cagri-3307</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 11:21:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Horasan Erenleri’nden Başbağlar katliamı anma törenine çağrı</h1>
                        <h2>Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu, Başbağlar Katliamı’nın 33. yılı dolayısıyla yazılı bir basın açıklaması yayımlayarak, herkesi Başbağlar katliamı anma törenine katılmaya davet etti. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Emperyalist odakların ülkemizi bölme ve kardeş kavgası çıkarma heveslerine karşı en güçlü cevabı tek yürek olarak vermek amacıyla, tüm halkımızı 5 Temmuz 2026 tarihinde Başbağlar köyünde düzenlenecek olan 33 Şehidimizi Anma Töreni’ne katılmaya davet ediyoruz.”</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/horasan-erenlerinden-basbaglar-katliami-anma-torenine-cagri-1783154352.webp">
                        <figcaption>Horasan Erenleri’nden Başbağlar katliamı anma törenine çağrı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ERZİNCAN–</strong> Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu, Başbağlar Katliamı’nın 33. yılı dolayısıyla yazılı bir basın açıklaması yayımlayarak milli birlik ve bütünleşme çağrısında bulundu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Federasyon Genel Başkanı Erdem Cömert imzasıyla yayımlanan açıklamada, 2 Temmuz Sivas ve 5 Temmuz Başbağlar katliamlarının ardındaki gücün “<em><strong>Atlantik emperyalizmi ve NATO'nun gayri nizami harp aygıtı Gladyo</strong></em>” olduğu vurgulandı ve tüm vatandaşlar 5 Temmuz günü Başbağlar köyünde yapılacak anma törenine davet edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>SİVAS VE BAŞBAĞLAR BİRBİRİNİ TAMAMLAYAN İKİZ TERTİPLERDİR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">5 Temmuz 1993 tarihinde Erzincan’ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar köyünde düzenlenen ve 33 vatandaşımızın hayatını kaybettiği katliamın Türkiye’nin toplumsal barışını hedef aldığını belirten Erdem Cömert, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>5 Temmuz 1993 tarihinde gerçekleştirilen bu vahşet, tek bir merkezin planı doğrultusunda hayata geçirilmiştir. Çok iyi biliyoruz ki, 2 Temmuz Sivas Katliamı ile 5 Temmuz Başbağlar Katliamı birbirini tamamlayan, planlayıcısı ve azmettiricisi aynı olan ikiz tertiplerdir. Bu katliamların arkasındaki irade, Atlantik emperyalizminin küresel şiddet örgütü ve NATO’nun gayri nizami harp aygıtı olan Gladyo’dur.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>MİLLETİMİZ HAİN EMELLERE GEÇİT VERMEDİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Açıklamada, Gladyo ve emperyalist odakların temel hedefinin Alevi-Sünni ve Türk-Kürt ayrımcılığını ve çatışmasınıkörüklemek olduğu ifade edildi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Etnik ve inançsal farklılıklar üzerinden Türkiye'de bir iç kargaşa ortamı yaratılmak istendiğine dikkat çeken Cömert, Türk milletinin ferasetiyle bu tezgahın bozulduğunu ve hain emellere geçit verilmediğini belirtti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BAŞBAĞLAR KÖYÜ’NDE BİRLİK ÇAĞRISI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün en büyük sorumluluğun bölücü planlara karşı milli birlik ve bütünleşmeyi kararlılıkla savunmak olduğunu vurgulayan Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Erdem Cömert, ayrımsız herkesi 5 Temmuz 2026’da Başbağlar'da tek yürek olmaya çağırdı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Emperyalist odakların ülkemizi bölme ve kardeş kavgası çıkarma heveslerine karşı en güçlü cevabı tek yürek olarak vermek amacıyla, tüm halkımızı 5 Temmuz 2026 tarihinde Başbağlar köyünde düzenlenecek olan 33 Şehidimizi Anma Töreni’ne katılmaya davet ediyoruz. Başbağlar’da şehitlerimizi omuz omuza, hep birlikte anmak; aramıza sokulmak istenen nifak tohumlarını kurutacak ve milli kenetlenmemizi tüm dünyaya bir kez daha ilan edecektir.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte, açıklamanın tam metni:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>EMPERYALİST OYUNLARA KARŞI MİLLİ BİRLİK VE BERABERLİK ÇAĞRISI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’nin toplumsal barışına, kardeşliğine ve milli bütünlüğüne kasteden karanlık odakların en kanlı tertiplerinden biri olan Başbağlar Katliamı’nın 33. yılında, yitirdiğimiz 33 canımızı rahmet ve minnetle anıyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">5 Temmuz 1993 tarihinde Erzincan’ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar köyünde gerçekleştirilen bu vahşet, tek bir merkezin planı doğrultusunda hayata geçirilmiştir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Çok iyi biliyoruz ki, 2 Temmuz Sivas Katliamı ile 5 Temmuz Başbağlar Katliamı birbirini tamamlayan, planlayıcısı ve azmettiricisi aynı olan ikiz tertiplerdir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu katliamların arkasındaki irade, Atlantik emperyalizminin küresel şiddet örgütü ve NATO’nun gayri nizami harp aygıtı olan Gladyo’dur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gladyo’nun ve emperyalist odakların temel hedefi, Alevi-Sünni, Türk-Kürt ayrımcılığını körüklemek, etnik ve inançsal farklılıklar üzerinden ülkemizde bir iç kargaşa ve çatışma ortamı yaratmaktır. Ancak aziz milletimiz, engin ferasetiyle bu tezgahı görmüş ve hain emellere geçit vermemiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün bizlere düşen en büyük sorumluluk, bu bölücü planlara karşı milli birlik ve bütünleşmenin gereğini kararlılıkla yerine getirmektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Emperyalist odakların ülkemizi bölme ve kardeş kavgası çıkarma heveslerine karşı en güçlü cevabı tek yürek olarak vermek amacıyla, tüm halkımızı 5 Temmuz 2026 tarihinde Başbağlar köyünde düzenlenecek olan 33 Şehidimizi Anma Töreni’ne katılmaya davet ediyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Başbağlar’da şehitlerimizi omuz omuza, hep birlikte anmak; aramıza sokulmak istenen nifak tohumlarını kurutacak ve milli kenetlenmemizi tüm dünyaya bir kez daha ilan edecektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şehitlerimizin ruhu şad, milletimizin birliği daim olsun.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Saygılarımızla,</span></p>

<p><span style="color:#000000">Erdem CÖMERT</span></p>

<p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cem-vakfi-basarili-genel-muduru-ile-yollarini-ayirdi-3306</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 08:50:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Cem Vakfı başarılı genel müdürü ile yollarını ayırdı!</h1>
                        <h2>Son on yılda Cam Vakfı’nda görev alanlar içerisinde en başarılı genel müdür olarak gösterilen Süleyman Kılıç, skandal bir opersyonla görevden alındı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/cem-vakfi-basarili-genel-muduru-ile-yollarini-ayirdi-1783058399.webp">
                        <figcaption>Cem Vakfı başarılı genel müdürü ile yollarını ayırdı!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / İSTANBUL-</strong> Prof. Dr. İzzettin Doğan’ın öncülüğünde kurulan Cumhuriyetçi Eğitim ve Kültür Merkezi Vakfı (CEM Vakfı) kan kaybetmeye devam ediyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Son on yılın en başarılı genel müdürü olarak gösterilen Süleyman Kılıç, skandal bir uygulama ile görevden alındığı iddia edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>HİÇBİR BAŞARI CEZASIZ KALMAZ!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">2025 yılının Mayıs ayında göreve başlayan Süleyman Kılıç kısa zamanda Cem Vakfı’nın kan kaybetmesi sürecini durdurmuş ve vakfı yeniden büyütme yönüne çevirmişti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İstanbul-Kıraç ve Pendik-Sülüntepe gibi şubelerde yıllara yayılmış sorunları çözen Kılıç, Ankara, Adana, Kocaeli gibi kentlerde de Cem Vakfı’nın atılım yapmasını sağlamıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem Vakfı’nda gözler görülür hareketlilik şubelere ve tabana özgüven kazandırmış, uzun süredir üzerindeki “ölü toprağı”nın atıldığı ve yeniden Alevi topluma hizmet vermeye başladığı yorumları yapılmıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KILIÇ SKANDAL YÖNTEMLE GÖREVDEN ALINDI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kocaeli Büyükşehir Belediyesi sınırlarında bulunan bir arazinin yıllardır yapılamayan devrini de gerçekleştiren Kılıç’ın bu başarısı, görevden alınması için gerekçe gösterildiği öğrenildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İddialara göre, vakıf yönetiminde bu arazinin devrini engellemek isteyen bazı kesimler, ihale gününün son saatlerine kadar yatırılması gereken teminatın havalesini engelledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kılıç’ın yardımsever dostlarından borç alarak ihaleyi kazanması ise, kendisi için Cem Vakfı’ndaki genel müdür görevinde sonun başlangıcı oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem Vakfı yönetim kurulu tarafından Kılıç’a yöneltilen “<em><strong>suçlama</strong></em>” şöyle: “<strong><em>Teminat bedellerini Vakıf Yönetim Kurulu’nun bilgisi dışında, bu konuda herhangi bir kurum kararı olmaksızın, bireysel insiyatifinizle bazı üçüncü şahıslar tarafından yatırılmasını sağladığınız,</em></strong>”…</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>3 TEMMUZ TARİHİ TEBLİGATI 2 TEMMUZ’DA GÖNDERDİLER!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Süleyman Kılıç’ın Cem Vakfı’ndaki görevden alınma sürecinde yaşanan skandalların bununla da bitmediği öğrenildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Başarıları nedeniyle savunması istenen Kılıç’tan kurtulmak arzusuyla yaşanan diğer skandal ise, 2 saat içerisinde savunmasını vermesi istenirken, daha önceden hazırlanan işten çıkarma belgesinin de “<strong><em>whatsapp</em></strong>” üzerinden imzasız olarak gönderilmesi oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Anlaşılan, savunmasını vermesi ile, yönetim kurulunda bazı üyelerin fikirlerini değiştirmesi ihtimali, Kılıç’tan kurtulmak isteyenlerin gözünü korkutmuştu!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak, 2 Temmuz 2026 tarihi akşam saatlerinde gönderilen imzasız “<em><strong>GÖREVDEN ALINMA (İLİŞİK KESME) BİLDİRİMİ</strong></em>” 3 Temmuz 2026 tarihliydi!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Üstelik, görevden alınma gerekçesi olarak da, Süleyman Kılıç’ın “<em><strong>savunmadan imtina etmiş</strong></em>” olması gösterilmişti!</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ALEVİ KURUMU SKANDALLAR KURUMU OLDU!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">1996 yılında kurulan Cumhuriyetçi Eğitim Vakfı (CEM Vakfı) kurucusu ve Onursal Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan’ın hastalığı nedeniyle yıllardır yönetilemez durumda.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yeni oluşturulan yönetim kurulları kişisel çekişmelerin ve hırsların girdabında işlevsizleşirken, vakıf da sürekli kan kaybediyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Şubeler Cem Vakfı’ndan bağımsızlaşma arayışlarına girerken, vakıf merkezi olan Yenibosna Cemevi her gün “<strong><em>taht kavgaları</em></strong>” ile sarsılıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Geçtiğimiz aylarda hiçbir meşruiyeti olmadan ve RTÜK'e yanlış beyan verilerek yayına başlayan Cem TV kanalına karşı sessizliğini koruyan ve yüzlerce vakıf üyesi ortağının haklarını dahi savunmayan Cem Vakfı yönetimi, son olarak polisiye yöntemlerle <span style="background-color:white">Bahçelievler Hacı Bektaş Veli Kültür ve Tanıtma Derneği’nin kullandığı yapıyı yıkmak ile tehdit ederek gündeme gelmişti.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Kamuoyunda büyük tepki toplayan yıkım girişiminin, Bahçelievler Cemevi Başkanı Ufuk Emre Bektaş’ın Özgür Özel’in Garip Dede Cemevi’nda siyasi istismar içeren konuşması ve CHP’nin iç kavgalarını cemevine taşınması girişimine kararlı bir şekilde itiraz etmesi sonrası gelmesi ise dikkatlerden kaçmadı.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Konuyu izleyen Alevi aydınları, Bektaş’ın Özgür Özel’e eleştirileri nedeniyle Cem Vakfı üzerinden cezalandırılmak istendiği yorumunu yaptılar.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Son 3 ayda yaşanan 3 ayrı skandal Cem Vakfı’nın yönetilemez bir noktaya doğru hızla savrulduğu şeklinde değerlendirilmesine neden oldu.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Başarılı genel müdüründen “<em><strong>kurtulan</strong></em>” Cem Vakfı’nın “<strong><em>hangi sulara yelken açacağı</em></strong>” ise, merak konusu oldu.</span></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenleri-ozgur-ozele-uyarisinda-hakli-cikti-3305</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 23:09:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Horasan Erenleri Özgür Özel'e uyarısında haklı çıktı</h1>
                        <h2>Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu, CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel’in Madımak anmasına katılmasına yönelik günler öncesinden yaptıkları "siyasi istismar" uyarısında haklı çıktıklarını açıkladı. Federasyon, Sivas'taki anma sırasında atılan siyasi sloganların ve yaşanan tartışmaların, 33 aydının anısının manevi hatırasına ve yakınlarının acılarına zarar verdiğini belirtti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/horasan-erenleri-ozgur-ozele-uyarisinda-hakli-cikti-1783023632.webp">
                        <figcaption>Horasan Erenleri Özgür Özel'e uyarısında haklı çıktı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / SİVAS</strong> – Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu, 1 Temmuz'da yaptığı açıklamada Özgür Özel'in 2 Temmuz Madımak anmasına katılmasının acıların siyasi istismarına yol açacağını belirterek, "<strong><em>Sizi 2 Temmuz anma etkinliklerinde görmek istemiyoruz. Acımız üzerinden siyaset yapmayı bırakın.</em></strong>" çağrısında bulunmuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ANMA PROGRAMINDA SİYASİ HESAPLAŞMA GÖLGESİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">2 Temmuz'da Sivas'ta yaşanan gelişmelerin ardından Federasyon, uyarılarının haklı çıktığını açıkladı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Federasyondan yapılan değerlendirmede, anma programının siyasi sloganların gölgesinde kaldığı, kamuoyuna yansıyan görüntülerde CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel'in yürüyüşü sırasında yanındaki grubun "<em><strong>Hain Kemal</strong></em>" sloganları attığı, bu durumun anma programının manevi havasına zarar verdiği ifade edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"ACIMIZIN PROPAGANDA MALZEMESİ YAPILMASINI DOĞRU BULMUYORUZ"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Federasyon açıklamasında, "<strong><em>2 Temmuz, siyasi hesaplaşma günü değil, 33 aydını anma günüdür. Ortak acımızın siyasi propaganda malzemesi yapılmasını doğru bulmuyoruz. Günler öncesinden dile getirdiğimiz kaygılar ne yazık ki yaşanan olaylarla doğrulanmıştır.</em></strong>" denildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>VATANDAŞLARDAN SİYASİ SLOGANLARA TEPKİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Açıklamada, Sivas'ta çok sayıda vatandaşın siyasi sloganlara tepki gösterdiği belirtilerek, "<em><strong>Toplumun beklentisi, 2 Temmuz'un ayrıştırıcı söylemlerden uzak, birlik ve kardeşlik duygusuyla anılmasıdır. Acılarımızın istismar edilmesine karşı durmaya devam edeceğiz.</strong></em>" ifadelerine yer verildi.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozelden-sivasta-yine-siyasi-istismar-3304</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 21:47:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Özel’den Sivas’ta yine siyasi istismar!</h1>
                        <h2>Özgür Özel, Sivas'ta 2 Temmuz 1993'te çıkan olaylarda yaşamını yitirenler anısına düzenlenen programda tepkiyle karşılandı. Anma programında siyaset yaptığı için Özgür Özel'e sinirlenen bir vatandaş, "Burada acımızı yaşıyoruz, siz neyin peşindesiniz? Çıkın, dışarıda yapın siyasetinizi!" diyerek tepki gösterdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/ozelden-sivasta-yine-siyasi-istismar-1783018918.webp">
                        <figcaption>Özel’den Sivas’ta yine siyasi istismar!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / SİVAS-</strong> 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta Madımak otelinin kudaklanması sonucu yaşamını yitiren Alevi ve Sünni canlar, düzenlenen programla anıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Sivas Valisi Yılmaz Şimşek, TBMM AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, Belediye Başkanı Adem Uzun, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Esma Ersin</span> ve şehir protokolü tarafından yapılan anma töreninin ardından, Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu da, katliamın meydana geldiği otelin içinde oluşturulan anı köşesinde saygı duruşunda bulundu ve karanfiller bıraktı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Seyrantepe Mahallesi’nde toplanarak yürüyüş korteji oluşturan bir başka etkinliğe ise, bazı Alevi kuruluşlarının yanında Özgür Özel de katıldı.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000">Sloganlar atan grup, Mevlana Caddesi güzergahından eski Madımak Oteli'nin bulunduğu sokağın girişine kadar yürüdü.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">KATLİAM ANMASINDA “HAİN KEMAL” SLOGANLARI</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Özgür Özel destekçilerinin yürüyüş esnasında “<em><strong>hain Kemal</strong></em>” sloganları attıkları görüldü.</span></p>

<p><span style="color:#000000">CHP Genel Başkanına karşı nefret söylemi içeren sloganlar atılırken, Özgür Özel’in, Garip Dede dergahında olduğu gibi, herhangi bir müdahalede bulunmadığı görüldü.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Madımak otelinde katledilen canları anarken, Özgür Özel ve taraftarlarının burayı da siyasi propaganda için istismar etmesi büyük tepki yarattı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ÇIKIN, DIŞARIDA YAPIN SİYASETİNİZİ!</strong></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000">Özgür Özel, eski Madımak otelinin önüne geldiğinde vatandaşların tepkisiyle karşılaştı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Özel’e tepki cep telefonu kameralarına da yansıdı. Görüntülerde, rahatsız olan bazı vatandaşların Özel’e tepki gösterdiği görüldü.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Özgür Özel’e tepki gösteren bir vatandaş, “<em><strong>Burada acımızı yaşıyoruz, siz neyin peşindesiniz? Çıkın, dışarıda yapın siyasetinizi!</strong></em>” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ÖZEL GELİNCE KALABALIK DAĞILDI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir vatandaş, “<strong><em>Ne oluyor ya? Hayırdır? Özgür Başkan bu ne biçim bir şey ya?</em></strong>” sözleriyle tepkisini dile getirdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Anma töreni sırasında Özgür Özel’in alana gelişiyle birlikte oluşan kalabalığın dağılması da dikkat çekti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>“SİZİ 2 TEMMUZ ANMA ETKİNLİKLERİNDE GÖRMEK İSTEMİYORUZ”</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">2 Temmuz olaylarının yıl dönümü programına katılacağı duyulunca, Özel’e Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu’ndan da tepki gelmişti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Federasyon adına açıklama yapan Genel Sekreter Ali Rıza Özkan, “<strong><em>2 Temmuz gibi, emperyal odakların tertibiyle kaybettiğimiz Alevi-Sünni canlarımızı anacağımız acılı bir günümüzü siyasi bir propaganda arenasına çevireceği konusundaki kuşkularımızın temel kaynağıdır. Sayın Özel, Alevileri istismar ettiğiniz yeter. Sizi 2 Temmuz anma etkinliklerinde görmek istemiyoruz</em></strong>” ifadelerini kullanmıştı.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cem-vakfi-amasya-subesinden-asure-3303</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 20:48:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Cem Vakfı Amasya şubesinden Aşure</h1>
                        <h2>Amasya Belediyesi ve Cem Vakfı Amasya Şubesi aşure etkinliği düzenledi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/cem-vakfi-amasya-subesinden-asure-1782928277.webp">
                        <figcaption>Cem Vakfı Amasya şubesinden Aşure</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Amasya Belediyesi ve Cem Vakfı Amasya Şubesi ile ortaklaşa düzenlenen etkinliğe Ak Parti, CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi il yöneticileri ve binlerce vatandaş katılım sağladı.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Amasya merkez, Şehzadeler Gezi Yolunda düzenlenen aşure etkinliğine binlerce yurttaş katıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kerbela şehitlerini anma etkinliğinde, Amasya Belediye Başkan yardımcısı Bektemir İşbilir ve Cem Vakfı Amasya Şubesi Başkanı Haydar Kılıç Dede birer konuşma yaptılar. Konuşmalarda, Kerbela katliamı şehitleri rahmetle anıldı. Katliamcılara ise, lanet edildi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Her iki konuşmacı da Hz. Hüseyin’in Kerbela’daki direnişinin zalimlere karşı, mazlumların hakkını savunmak olduğunu belirttiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Etkinlikte Cem Vakfı Amasya Şubesi Dedelerinden İsmet Kılıç, lokma duası verdi. Zakir Aziz Şimşek ise, Kerbela katliamını anlatan deyişler okudu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Etkinlik, Amasya Belediye Başkan Yardımcısı Bektemir İşbilir, Amasya Emniyet Müdürü Ayhan Saraç, Amasya İl Jandarma Komutanı Albay Ramazan Yiğit, CHP Amasya İl Başkanı İlker Küp, AK Parti il Başkan Yardımcısı Ömer Gelen’in halka aşure dağıtımı ile sona erdi.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/destici-sivas-olaylari-ve-basbaglar-katliami-aydinlatilsin-3302</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 19:24:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Destici: Sivas olayları ve Başbağlar katliamı aydınlatılsın!</h1>
                        <h2>Alevi-Bektaşi Güçbirliği Platformu'nun Sivas katliamı dosyasının yeniden açılması yönünde Adalet Bakanı Akın Gürlek'e yaptığı çağrının ardından, BBP Genel Başkanı Destici de, Sivas olayları ve Başbağlar Katliamı’na ilişkin dosyaların yeniden açılarak tüm yönleriyle aydınlatılması çağrısında bulundu. Destici, “Sivas olayları ve Başbağlar katliamı aydınlatılsın. Bu büyük provokasyon ortaya çıkarılmalı” dedi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/destici-sivas-olaylari-ve-basbaglar-katliami-aydinlatilsin-1782923607.webp">
                        <figcaption>Destici: Sivas olayları ve Başbağlar katliamı aydınlatılsın!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında Sivas olayları ve Başbağlar Katliamı’na ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Destici, her iki olayın da yeniden ele alınması gerektiğini belirterek dosyaların tüm yönleriyle aydınlatılması çağrısında bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Destici, "<em><strong>Sivas olayları</strong></em>" ve "<strong><em>Başbağlar Katliamı</em></strong>"na ilişkin, "<em><strong>Biz, bu iki olayın da tekrar dosyalarının açılıp, tüm çıplaklığıyla aydınlatılmasını ve bu büyük provokasyonun ortaya çıkarılmasını istiyoruz.</strong></em>" dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Destici, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, Türkiye'nin karada ve denizlerde hakimiyetini güçlü şekilde sürdürdüğünü belirtti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Son yıllarda savunma sanayisinde atılan adımlara dikkati çeken Destici, bu adımların ve üretilen silahların tüm Türk ve İslam coğrafyasında büyük bir sevinçle karşılandığını söyledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mustafa Destici, bir milletin kendini savunacak gücü, silahları olmadığı takdirde işgal ile karşı karşıya kalınacağını kaydetti ve Gazze'deki soykırıma dikkati çekti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Destici, ayrıca İsrail hükümetinin, Ermenilerin 1915 olaylarıyla ilgili iddialarına yönelik aldığı karara tepki göstererek, "<strong><em>Bu tamamen siyasi bir karardır. Gerçekle ilgisi olmadığını kendileri de biliyor. Asıl soykırımcının kendileri olduğunu en iyi kendileri biliyor.</em></strong>" ifadesini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hakkında soruşturma başlatılan Deniz Göktaş ile ilgili de konuşan Destici, "<strong><em>Bir ölçü var, bir kırmızı çizgi var, ister sunuculuk, ister komedyenlik yap, sen bu milletin kutsallarına dil uzatamazsın. Ölçü burası. Sen sadece Türkiye'deki 85 milyonun değil dünyadaki 2 milyarın üzerindeki insanın 'kutsal kitabım' dediği, hayatını ona göre yaşadığı Kur-an'ı Kerim'e dil uzatamazsın, onu mizah edemezsin.</em></strong>" değerlendirmesinde bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mustafa Destici, 2 Temmuz ve 5 Temmuz'da gerçekleşen, "<strong><em>Sivas Olayları</em></strong>" ve "<strong><em>Başbağlar Katliamı</em></strong>"nda hayatını kaybedenleri anarak, "<strong><em>Biz, bu iki olayın da tekrar dosyalarının açılıp, tüm çıplaklığıyla aydınlatılmasını ve bu büyük provokasyonun ortaya çıkarılmasını istiyoruz. Bu ülkede Sünni'nin Alevi ile problemi yok. Alevi'nin de Sünni ile bir problemi yok.</em></strong>" diye konuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Destici, konuşmasının ardından BBP'ye katılan Hülya Üstüner ve Abdulkadir Kötüce'ye rozetlerini taktı.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenlerinden-ozgur-ozele-acimiz-uzerinden-siyaset-yapmayi-birak-3301</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 11:23:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Horasan Erenleri’nden Özgür Özel’e: Acımız üzerinden siyaset yapmayı bırak!</h1>
                        <h2>Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Sekreteri Ali Rıza Özkan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Sivas katliamı anma etkinliklerine katılım planına sert tepki gösterdi. Özkan, yaptığı yazılı açıklamada, Özel’in ziyaretinin “siyasi istismar” amacı taşıdığını iddia ederek, “Sizi 2 Temmuz anma etkinliklerinde görmek istemiyoruz. Lütfen acımız üzerinden siyaset yapmayı bırakın” çağrısında bulundu.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/horasan-erenlerinden-ozgur-ozele-acimiz-uzerinden-siyaset-yapmayi-birak-1782894888.webp">
                        <figcaption>Horasan Erenleri’nden Özgür Özel’e: Acımız üzerinden siyaset yapmayı bırak!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#fdfcfc"><span style="background-color:#fdfcfc">HABER MERKEZİ / SİVAS- Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Sekreteri Ali Rıza Özkan tarafından yapılan basın açıklamasında Özgür Özel’in 2 Temmuz anma törenlerine katılmak üzere kente geleceğinin öğrenildiği belirtildi.</span></span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#fdfcfc">Özgür Özel’in geçmiş dönemde ziyaret ettiği Alevi kurumlarında kışkırtmalara yol açtığını ve toplumsal huzuru zedelediğini öne süren Özkan, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#fdfcfc">“<strong><em><span style="background-color:#fdfcfc">Özgür Özel’in Sivas katliamını anma bahanesi ile ilimize gelmeye kalkışmasının, yine Alevi vatandaşlarımızı birbirine düşürecek, bölüp parçalayacak bir plan olduğu kanaatindeyiz. Özgür Özel, ne yazık ki cemevlerimizde Cumhuriyetimizin en temel ilkelerinden laiklik ilkesini ayaklar altına alarak siyasi propaganda yapmakta, daha da ötesi siyasi iç kavgalarını da cemevlerimize taşımaktadır.</span></em></strong>”</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><span style="background-color:#fdfcfc"><span style="background-color:#fdfcfc">ÖZKAN: HASSASİYETİMİZE SAYGI GÖSTERİN!</span></span></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#fdfcfc"><span style="background-color:#fdfcfc">2 Temmuz'un hassasiyetine dikkat çekilen açıklamada,</span> Özel’in cemevlerinde laiklik ilkesini ihlal ettiğini ve partiler arası veya parti içi siyasi çatışmaları bu mekanlara taşıdığını savunan Özkan, bugüne kadar yapılan hiçbir uyarının Özel tarafından dikkate alınmadığını belirtti. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#fdfcfc"><span style="background-color:#fdfcfc">Özkan,</span> “<em><strong>2 Temmuz gibi, emperyal odakların tertibi ile kaybettiğimiz Alevi-Sünni canlarımızı anacağımız acılı bir günümüzün siyasi bir propaganda arenasına çevireceği konusundaki kuşkularımız tamdır</strong></em>”&nbsp;diyerek tepkisini dile getirdi.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><span style="background-color:#fdfcfc">2 TEMMUZ ANMA TÖRENİNDE PROVOKASYON İSTEMİYORUZ!</span></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#fdfcfc">2 Temmuz anma törenlerinin provokasyonlardan uzak tutulması gerektiğini vurgulayan Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Sekreteri Ali Rıza Özkan, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:#fdfcfc">“<em><strong>2 Temmuz, emperyal odakların tertibiyle kaybettiğimiz Alevi-Sünni canlarımızı anacağımız acılı bir günümüzdür. Sayın Özel’in bu günü siyasi bir propaganda arenasına çevireceği konusunda ciddi kuşkularımız var. Kendisine sesleniyoruz: Alevileri istismar ettiğiniz yeter. Lütfen acımız üzerinden siyaset yapmayı bırakın.</strong></em>”</span></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bakan-gurleke-cagri-madimak-davasi-yeniden-acilsin-3300</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 10:05:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Bakan Gürlek'e çağrı: Madımak davası yeniden açılsın!</h1>
                        <h2>Alevi-Bektaşi Güçbirliği Platformu Adalet Bakanı Akın Gürlek'e çağrıda bulunarak Sivas katiamı davasının yeniden açılmasını talep etti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/07/alevilerden-bakan-gurleke-cagri-madimak-davasi-yeniden-acilsin-1782890320.webp">
                        <figcaption>Bakan Gürlek'e çağrı: Madımak davası yeniden açılsın!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Alevi-Bektaşi Güçbirliği Platformu tarafından Adalet Bakanı Akın Gürlek'e bir çağrı yayınlandı.</p>

<p>Sivas katliamı davasının toplumsal bir yara olarak halen hafızalarda olumsuz olarak yaşandığına dikkati çekilen açıklamada, "<strong><em>Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu olarak Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek’e açıkça çağrıda bulunuyoruz: Toplumsal barışın tesisi ve kamu vicdanının bir nebze olsun teskin edilmesi adına Sivas Madımak Katliamı dava dosyasının yeniden açılmasını talep ediyoruz. İnsanlığa karşı işlenen suçlarda zamanaşımının kabul edilemeyeceği evrensel hukuk ilkesinden hareketle, bu karanlık tertibin tüm sorumluları yargı önüne çıkarılmalıdır.</em></strong>" ifadelerine yer verildi.</p>

<p>İşte, o açıklamanın tam metni:</p>

<p>Madımak Katliamı Davası yeniden açılsın!</p>

<p>Değerli Basın Mensupları,<br />
Değerli Canlar;</p>

<p>Bundan tam 33 yıl önce, 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas’ta, insanlık tarihinin en karanlık ve en utanç verici sayfalarından biri yazılmıştır. Pir Sultan Abdal Şenlikleri’ne katılmak üzere Sivas’a giden canlarımız, organize bir tertibin neticesinde Madımak Oteli’nde diri diri yakılarak katledilmiştir.</p>

<p>Şiddet, insanoğlunun hem kendine hem de toplumuna karşı işleyebileceği en büyük hıyanettir. Karanlık emellerini nefretle, ateşle ve yıkımla besleyen şiddet sarmalı, toplumların geleceğini çürütür, geride telafisi imkânsız yaralar bırakır. Şiddetin ve vahşetin panzehri ise şüphesiz ki adalettir. Adalet, mülkün temeli olduğu kadar toplumsal barışın, huzurun ve vicdanın da en yüce teminatıdır. Adaletin tam manasıyla tecelli etmediği her gün, ortak vicdan kanamaya devam eder. Gerçek bir adalet, yalnızca suçluların cezalandırılması değil, geleceğin de temiz bir vicdanla inşa edilmesi demektir.</p>

<p>Ne yazık ki, Madımak Katliamı’nın ardından yürütülen adli süreçler ve verilen kararlar, Alevi kamuoyunda ve geniş halk kitlelerinin vicdanında asla karşılık ve yer bulmamıştır. Davanın zamanaşımı zırhıyla kapatılmaya çalışıldığı iddiaları, arkasındaki karanlık odakların hakkıyla üzerine gidilmediği kanaati vicdanları yaralamaya devam etmektedir. “Bu katliamı devlet Alevilere karşı yaptı” iftirası, kamu kurumlarımız tarafından çürütülmeli ve katliam tüm boyutlarıyla aydınlatılmalıdır.</p>

<p>Bu bağlamda, Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu olarak Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek’e açıkça çağrıda bulunuyoruz: Toplumsal barışın tesisi ve kamu vicdanının bir nebze olsun teskin edilmesi adına Sivas Madımak Katliamı dava dosyasının yeniden açılmasını talep ediyoruz. İnsanlığa karşı işlenen suçlarda zamanaşımının kabul edilemeyeceği evrensel hukuk ilkesinden hareketle, bu karanlık tertibin tüm sorumluları yargı önüne çıkarılmalıdır.</p>

<p>Madımak’ta yükselen o kara dumanların üzerinden henüz üç gün geçmişken, 5 Temmuz 1993’te Erzincan’ın Başbağlar köyünde sivil ve masum 33 canımızın terör örgütü tarafından kurşuna dizilerek ve yakılarak katledilmesi de aynı karanlık senaryonun ve ortak acımızın bir diğer yüzüdür. Madımak ve Başbağlar, bu topraklarda kardeşliği, bir arada yaşama iradesini ve toplumsal barışı hedef alan organize bir fitnenin birbirini tamamlayan iki kanlı sahnesidir. Bizler için acının rengi, mezhebi veya coğrafyası yoktur; insanlığa karşı işlenen bu iki büyük katliamın acısını vicdanımızda ve hafızamızda diri tutuyoruz.</p>

<p>Bu vesile ile Madımak Oteli’nde ve Başbağlar Katliamında yitirdiğimiz tüm canlarımızı rahmet, saygı ve özlemle anarken, adaletin tecelli edeceği güne kadar mücadelemizi sürdüreceğimizi tüm kamuoyuna saygıyla duyururuz.</p>

<p>Aşk-ı niyazlarımızla.&nbsp;<br />
Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-07-01%20at%2009_34_48.jpeg" style="height:698px; width:496px" /></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ufuk-emre-bektas-genel-sekreterlikten-istifa-etti-3299</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 20:18:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ufuk Emre Bektaş genel sekreterlikten istifa etti!</h1>
                        <h2>Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Sekreteri Ufuk Emre Bektaş, Garip Dede'de Özgür Özel'in siyasi istismarı sonrasında gelişen tartışmaların ardından görevini bıraktı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/ufuk-emre-bektas-genel-sekreterlikten-istifa-etti-1782840930.webp">
                        <figcaption>Ufuk Emre Bektaş genel sekreterlikten istifa etti!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Garip Dede Türbesi'nin de üyesi olduğu Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE)'nda yaşayan tartışmaların ardından istifa geldi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">ADFE Genel Sekreteri ve Bahçelievleri Cemevi Derneği Başkanı Ufuk Emre Bektaş, Garip Dede Türbesinde Özgür Özel ekibinin siyasi istismarda bulunmasına itiraz etmişti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bektaş, istifasını sosyal medya hesabından şu sözlerle duyurdu: "<em><strong>Türkiye Alevi Federasyonu Genel Sekreterliği görevinden istifa ettiğimi kamuoyuna saygıyla bildiriyorum. Bu karar herhangi bir kişiye değil, ilkesizliğe; herhangi bir siyasi görüşe değil, kurumsal sessizliğe yönelik bir itirazdır. Mücadelem bundan sonra da Alevi toplumunun eşit yurttaşlık, laiklik ve demokrasi mücadelesinin yanında devam edecektir.</strong></em>"</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ufuk Emre Bektaş'ın açıklaması şöyle:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KAMUOYUNA</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HMDxlazXUAASb8H.jpg" style="height:800px; width:640px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilik zalimin karşısInda, mazlumun yanında durmanın; hakikati makamların, koltukların ve hesapların üstünde tutmanın yoludur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Garipdede Dergâhı'nda gerçekleşen ve toplumun önemli bir kesiminde derin rahatsızlık yaratan siyasi sloganlar karşısında, Alevi kurumlarının kurumsal düzeyde açık, net ve ilkesel bir tutum ortaya koymaması Alevi toplumunda büyük bir hayal kırıklığı yaratmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi kurumları günlük siyasetin aparatı olamaz. Dergâhlarımız ve cemevlerimiz, kin ve kutuplaşmanın değil; rızalığın ve toplumsal barışın mekânlarıdır. Kimden gelirse gelsin, hangi siyasi görüş adına yapılırsa yapılsın, toplumu ayrıştıran ve Alevi kurumlarını siyasal kamplaşmaların sahnesi haline getiren anlayışlara karşı ilkesel bir duruş sergilemek zorundayız. Alevi kurum yöneticileri olarak kendi Alevisini yaratmak isteyen her odağın ve organizasyonun karşısında durabilmeliyiz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilikte ikrar vermek kadar, ikrarın gereğini yerine getirmek de esastır. Susmak, haksızlık karşısında tarafsız kalmak anlamına gelir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu nedenle yürütmekte olduğum Türkiye Alevi Federasyonu Genel Sekreterliği görevinden istifa ettiğimi kamuoyuna saygıyla bildiriyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu karar herhangi bir kişiye değil, ilkesizliğe; herhangi bir siyasi görüşe değil, kurumsal sessizliğe yönelik bir itirazdır. Mücadelem bundan sonra da Alevi toplumunun eşit yurttaşlık, laiklik ve demokrasi mücadelesinin yanında devam edecektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Unutulmasın ki; YOL CÜMLEDEN ULUDUR..</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ufuk Emre Bektaş<br />
Bahçelievler Cemevi Başkanı</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenlerinden-10-muharrem-icin-anma-programi-3298</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 00:40:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Horasan Erenleri'nden 10 Muharrem için anma programı</h1>
                        <h2>Horasan Erenleri Dernekleri Federasyonu ile Hüseyin Gazi Dergahı birlikte İmam Hüseyin ve Kerbela şehitlerini anma programı düzenledi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/horasan-erenlerinden-10-muharrem-icin-anma-programi-1782684108.webp">
                        <figcaption>Horasan Erenleri'nden 10 Muharrem için anma programı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA –</strong> Horasan Erenleri Dernekleri Federasyonu, Ankara'nın en önemli Alevi dergahlarından biri olarak kabul edilen Hüseyin Gazi Dergahı’nda anlamlı bir anma programına imza attı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Hüseyin ve 72 yâranının Kerbela’da katledilişinin yıl dönümü olan 10 Muharrem dolayısıyla düzenlenen programda, Kerbela faciası ve bu acının günümüze uzanan yansımaları ele alındı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÖNÜLLER KERBELA ACISIYLA BİRLEŞTİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/hgazi.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi inancına sahip vatandaşların yanı sıra toplumun her kesiminden yoğun bir katılımın gözlendiği anma programı, birlik ve beraberlik mesajlarına sahne oldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hüseyin Gazi Dergahı’nın manevi atmosferinde bir araya gelen vatandaşlar, Kerbela şehitlerini dualarla andı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>MERSİYELER YÜREKLERİ DAĞLADI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/hgazi3.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Programda kürsüye çıkan Alevi dedeleri, İmam Hüseyin’in duruşunu, adalete olan bağlılığını ve Kerbela faciasının İslam tarihindeki derin izlerini anlattı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dedelerin konuşmalarının ardından sahne alan aşıklar, İmam Hüseyin ve Kerbela şehitleri için yazılan mersiyeleri seslendirdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Deyişler ve mersiyeler eşliğinde salonda duygusal anlar yaşandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>Kerbela, sadece geçmişte yaşanmış bir acı değil; adaletin, zulme karşı direnişin ve onurlu bir duruşun zamansız sembolüdür.</strong></em>"</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YOĞUN KATILIM VE BİRLİK MESAJI</strong></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/hgazi4.png" style="height:450px; width:760px" /></p>

<p><span style="color:#000000">Geniş bir katılımcı profiline ev sahipliği yapan etkinlik, Kerbela acısının ortak bir hüzün olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Katılımcılar, bu tür anma programlarının toplumsal barışa ve kardeşlik bağlarının güçlenmesine katkı sağladığını ifade etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Program, paylaşılan lokmalar ve edilen dualarla sona erdi.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/haydar-sahin-ramazan-da-bizim-muharrem-de-bizim-3297</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 23:10:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Haydar Şahin: Ramazan da bizim, Muharrem de bizim!</h1>
                        <h2>Türkiye Uzlaşı ve Toplumsal Kalkınma Vakfı, Cihannüma Derneği ile birlikte düzenlediği Muharrem matemi oruç açma programında kürsüye gelen Vakıf Mütevelli Heyet Başkanı Haydar Şahin, konuşmasında Alevi-Bektaşi toplumunun beklentilerine yer verdi. Şahin "Hüseyini duruşun bugünkü ifadesi; bizi kendilerinin belirlediği biçimde şekillendirmek isteyenlere biat etmeyeceğimizi, Filistin başta olmak üzere dünyanın dört yanında mazlumlara dönük zalimliğe karşı duracağımızı, inancımız, ahlakımız, değerlerimiz uğruna bedel ödemekten kaçınmayacağımızı, “Vatan söz konusu ise gerisi teferruattır” diyen anlayışla canımızı feda etmekten kaçınmayacağımızı birlikte haykırmak için buradayız." ifadelerini kullandı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/haydar-sahin-ramazan-da-bizim-muharrem-de-bizim-1782678376.webp">
                        <figcaption>Haydar Şahin: Ramazan da bizim, Muharrem de bizim!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Türkiye Uzlaşı ve Toplumsal Kalkınma Vakfı, Cihannüma Derneği ile birlikte İstanbul'da, Fatih Sultan Mehmet Vakfı Üniversitesi kampüsü çinde yer alan Yenikapı Mevlevihanesi'nde Muharrem matemi nedeniyle tutulan oruçlar için bir program düzenledi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ve İlim Yayma Vakfı Başkanı Bilal Erdoğan'ın da katıldığı programda, Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu, Anadolu Abdalları Cemevi Federasyonu ve Anadolu Vakıflar Federasyonu da davetliler arasındaydı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye Uzlaşı ve Toplumsal Kalkınma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Haydar Şahin programda yaptığı konuşmada Alevi-Bektaşi toplumunun beklentilerine yer verdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugünün dünyasında Hüseyini duruş ne olmalı sorusu sorulmadığında, anlam ve mana yitimi oluşacağını vurgulayan Şahin, "<strong><em>Aleviliği İslam dışı, din dışı göstererek aramıza fitne ve fesat çıkaranlara karşı, “Alevilik İslam’ın özüdür” demek için buradayız</em></strong>" dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte o konuşma:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>AÇILIŞ KONUŞMASI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">———— ◆ ————</span></p>

<p><span style="color:#000000"><em>20 Yıl, Bizi Birleştiren Ortak Değer</em></span></p>

<div>
<p><span style="color:#000000"><strong>İNANCIMIZ</strong></span></p>
</div>

<p><span style="color:#000000">Muharrem ayı, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (S.A.V.) tarafından “Allah’ın ayı” olarak ifade edilen faziletli bir aydır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aynı zamanda Hz. İmam Hüseyin ve Ehl-i Beyt’in Kerbela’da şehit edilmesi nedeniyle yas, matem, hüzün ayıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. İmam Hüseyin’in Kerbela’da duruşu ve ölümü göze alışı bize neyi ifade ediyor:</span></p>

<ul>
	<li style="text-align:justify">
	<p style="text-align:left"><span style="color:#000000">Biat etmemeyi! Yezid’in hilafetini meşru bulmama,</span></p>
	</li>
	<li style="text-align:justify">
	<p style="text-align:left"><span style="color:#000000">Haksızlığa karşı duruşu,</span></p>
	</li>
	<li style="text-align:justify">
	<p style="text-align:left"><span style="color:#000000">Adalet ve inanç uğruna bedel ödemeyi,</span></p>
	</li>
	<li style="text-align:justify">
	<p style="text-align:left"><span style="color:#000000">İnandıklarından vazgeçmekten ve canını feda etmekten kaçınmamayı!</span></p>
	</li>
</ul>

<p><span style="color:#000000">Elbette ki acımızı, yasımızı, matemimizi tutacak, hüznümüzü yaşayacağız. Ancak kendimize şu soruyu sormadığımız zaman anlam ve mana yitimi yaparız.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugünün dünyasında Hüseyini duruş ne olmalı? Hak-Muhammed-Ali yolunda inancını yaşamaya devam edenlerin ya da Allah inancı, Kur’an-ı Kerim’in insanlık için rehberliğine ve Peygamber Efendimizin yol göstericiliğini gönülden, yürekten ve aklen kendileri için vazgeçilmez görenlerin ölen bitenlere karşı duruşu ne olmalı?</span></p>

<div>
<p><span style="color:#000000"><strong>SÖZ EYLEME DÖNÜŞMEZSE ANLAMINI YİTİRİR:</strong></span></p>
</div>

<ul>
	<li style="text-align:justify">
	<p style="text-align:left"><span style="color:#000000">Cami, namaz, oruç, hac gibi inancın figürlerine Alevileri yabancılaştırarak karşıtlık üretenlere karşı buradayız.</span></p>
	</li>
	<li style="text-align:justify">
	<p style="text-align:left"><span style="color:#000000">Aleviliği İslam dışı, din dışı göstererek aramıza fitne ve fesat çıkaranlara karşı, “Alevilik İslam’ın özüdür” demek için buradayız.</span></p>
	</li>
	<li style="text-align:justify">
	<p style="text-align:left"><span style="color:#000000">Etnik ve mezhep temelli ayrışmalar üzerinden ülkemizin birlik ve beraberliğini bozmak isteyenlere karşı, “Biz hep birlikte Türkiye’yiz” demek için buradayız.</span></p>
	</li>
	<li style="text-align:justify">
	<p style="text-align:left"><span style="color:#000000">Dışarıda ülkesini ve devletini şikayet edip, ülkesinin Cumhurbaşkanına hakaret edenlere sesini çıkarmayanlara karşı; milli ve yerli duruş sergileyenlerden olmak için buradayız.</span></p>
	</li>
	<li style="text-align:justify">
	<p style="text-align:left"><span style="color:#000000">İçeriden ve dışarıdan gelen tehdit ve saldırılara karşı “İç cephenin tahkimi” diyen Devletimizin ve siyasi liderin yanındayız demek için buradayız.</span></p>
	</li>
	<li style="text-align:justify">
	<p style="text-align:left"><span style="color:#000000">Alevilerin tanınmasının önündeki engelleri kaldırmak için “Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı”nın kurulmasını sağlayan Sayın Cumhurbaşkanımızın ve “Aleviler cemevlerini ibadethane olarak görüyorsa, bizim kabulümüzdür” diyen Sayın Devlet Bahçeli’nin iradelerini görmezden gelip yok sayanlara karşı buradayız.</span></p>
	</li>
	<li style="text-align:justify">
	<p style="text-align:left"><span style="color:#000000">Alevi toplumunu Suriye, Irak ve diğer yerlerde yaşanan provokasyonlar üzerinden bölerek Devletle karşı karşıya getirmek isteyen şer odaklarına, “Bu oyuna gelmeyeceğiz” demek için buradayız.</span></p>
	</li>
	<li style="text-align:justify">
	<p style="text-align:left"><span style="color:#000000">Dış devletlerin beslediği örgütler eliyle Alevileri İslam dışı, farklı din, Alisizilik üzerinden tanımlamaya, şekillendirmeye çalışanlara karşı inançlı Aleviler olarak sizlerle birlikte ses yükseltmek için buradayız.</span></p>
	</li>
	<li style="text-align:justify">
	<p style="text-align:left"><span style="color:#000000">Alevilerin inançlarını yaşamak ve yaşatmak konusunda atılmış adımları görmezden gelmeden, siyasi iktidarın “Alevilerin kamusal alandan dışlanması” konusunda birlikte çözüm bulmak için buradayız.</span></p>
	</li>
	<li style="text-align:justify">
	<p style="text-align:left"><span style="color:#000000">Avrupalıların yayınladığı raporlarla Türkiye’yi yanlış ve haksız yere eleştirip, aramızda ayrışma ve bölünme yaratmak isteyen zihniyete karşı; “Siz kendi içinizdeki yabancı düşmanlığına, İslam karşıtlığına, faşist partileri ve yapıları besleyen sisteminize bakın” demek için buradayız.</span></p>
	</li>
	<li style="text-align:justify">
	<p style="text-align:left"><span style="color:#000000">İsrail siyonizminin ve soykırım politikalarının arkasında durarak destek verenlere ve bugünün dünyasının Yezidlerinin zulmüne, insanlık dışı uygulamalarına hep birlikte karşı çıkmak için buradayız.</span></p>
	</li>
	<li style="text-align:justify">
	<p style="text-align:left"><span style="color:#000000">Dünya nüfusunun 3,5 milyarı açlık, yoksulluk, susuzluk ve barınma sorunları yaşarken “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” diyen inancın sesini bütün dünyaya duyurmak için buradayız.</span></p>
	</li>
	<li style="text-align:justify">
	<p style="text-align:left"><span style="color:#000000">Dünyanın çivisi çıkmış, düzeni bozulmuşken ve etrafımız ateş çemberine dönmüşken; ülkesi, vatanı ve bayrağı söz konusu ise tek yürek, tek vücut olmak için buradayız.</span></p>
	</li>
	<li style="text-align:justify">
	<p style="text-align:left"><span style="color:#000000">Alevisi, Sünnisi, seküleri, dindarı, Türk’ü, Kürt’ü hep beraber; 600 yıllık Osmanlı mirası, 103 yıllık Türkiye Cumhuriyeti geçmişimize sahip çıkarak, değişen dünyada geleceğe yürüyen kutup başı Türkiye, önder ülke Türkiye idealine sahip çıkmak için buradayız.</span></p>
	</li>
	<li style="text-align:justify">
	<p style="text-align:left"><span style="color:#000000">Yedi düvele ve emperyalizme karşı savaşarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kuran Mustafa Kemal Atatürk’ün yolunda; bizi küreselcilere ve emperyalist odaklara pazarlamak isteyenlere karşı “Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye” demek için buradayız.</span></p>
	</li>
	<li style="text-align:justify">
	<p style="text-align:left"><span style="color:#000000">Muhalif olmayı, siyasi rekabeti içeride ve dışarıda düşmanlığa ve hasımlığa kadar ilerletenler yerine; “Bizim Orta Doğu’dan Kafkaslara, Asya’dan Avrupa’ya ve Altaylardan Tuna’ya uzanan sözümüz, başkalarının işaretiyle değil, bu milletin kendi öz gücüyle söylenir. Şehitlerimizin kanıyla sulanmış, gönül bağımız olan hiçbir coğrafyada Türkiye Cumhuriyeti’ni sıkıştırmaya gücünüz yetmez” diyenlerden olmak için buradayız.</span></p>
	</li>
	<li style="text-align:justify">
	<p style="text-align:left"><span style="color:#000000">Hüseyini duruşun bugünkü ifadesi; bizi kendilerinin belirlediği biçimde şekillendirmek isteyenlere biat etmeyeceğimizi, Filistin başta olmak üzere dünyanın dört yanında mazlumlara dönük zalimliğe karşı duracağımızı, inancımız, ahlakımız, değerlerimiz uğruna bedel ödemekten kaçınmayacağımızı, “Vatan söz konusu ise gerisi teferruattır” diyen anlayışla canımızı feda etmekten kaçınmayacağımızı birlikte haykırmak için buradayız.</span></p>
	</li>
</ul>

<p><span style="color:#000000"><strong>Son söz: Ramazan da bizim, Muharrem de bizim.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">———— ❖ ————</span></p>

<p><span style="color:#000000"><em>Aşk-ı Niyazlarımla, selam ve dua ile.</em></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/6-federasyondan-ortak-aciklama-cemevleri-siyasi-miting-alani-degildir-3296</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 10:57:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>6 federasyondan ortak açıklama: Cemevleri siyasi miting alanı değildir!</h1>
                        <h2>6 Alevi federasyonu ortak bir açıklama ile İstanbul Küçükçekmece’de bulunan Garip Dede Dergahı’nda Özgür Özel ekibinin gövde gösterisi yaparak Kemal Kılıçdaroğlu aleyhine slogan attırılmasını kınadı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/6-federasyondan-ortak-aciklama-cemevleri-siyasi-miting-alani-degildir-1782548367.webp">
                        <figcaption>6 federasyondan ortak açıklama: Cemevleri siyasi miting alanı değildir!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">İstanbul Küçükçekmece’de bulunan Garip Dede Dergahı’nda yaşanan siyasi gerilim, Alevi kurumlarının sert tepkisine yol açtı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Özgür Özel’i destekleyen bir grubun dergahta adeta gövde gösterisi yaparak CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu aleyhine sloganlar atması üzerine, 6 Alevi federasyonu ortak bir bildiri yayımladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yayımlanan metinde, ibadethanelerin siyasi hesaplaşmalara alet edilmesi sert bir dille kınanırken, sorumlular edep ve erkana davet edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>CEMEVLERİ SİYASİ MİTİNG ALANI DEĞİLDİR!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Afyonkarahisar Hacı Bektaş Veli Kültür Dernekleri Federasyonu, Anadolu Abdallar Cemevi Federasyonu, Anadolu Vakıflar Federasyonu, Ehl-i Beyt Dernekleri Federasyonu, Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu ve Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu tarafından yapılan açıklamada, cemevi alanının bazı siyasi aktörler ve taraftarları tarafından adeta bir miting alanına çevrildiği belirtildi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yaşananları “<em><strong>nefret suçu</strong></em>” olarak nitelendiren Alevi kuruluşları yaptıkları ortak açıklamada şu ifadelere yer verdi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Bir cemevinde asla ve kat’a olmaması gereken bir nefret suçu işlenerek, bir siyasetçi aleyhine çirkin sloganlar atılmıştır. Sosyal medyada paylaşılan videolarda üzüntüyle gördük ki, bütün bu olaylar esnasında ne alanda bulunan siyasetçiler ve ne de Garip Dede Dergâhı yöneticileri bu nefret suçu içeren saygısızlığa müdahale etme gereği duymamıştır.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İNANÇ İSTİSMARI VE KIŞKIRTMALARA KARŞI UYARIYORUZ!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Açıklamada, Alevi-Bektaşiler üzerinden uzun yıllardır hayata geçirilmek istenen mezhep çatışması planlarının bu olayla yeni bir boyut kazandığı vurgulandı. Kutsal değerlerin siyasi ikballere alet edilmesine karşı şu uyarılar sıralandı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>1-Cemevlerimizde hangi siyasi görüşten olursa olsun siyasi propaganda yapılmasını kesinlikle onaylamıyoruz.</em></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><em>2-Tüm İslam aleminin ve Alevi-Bektaşilerin ortak yas günü olan 10 Muharrem gibi kutsal bir günde, değerlerimizi hiçe sayarak inancımızı istismar edenleri şiddetle kınıyoruz.</em></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><em>3-Hem milletvekilliği yapıp hem de inatla dini bir kurumun başkanlığını sürdürmeye devam eden şahıs başta olmak üzere, bu duruma göz yuman Garip Dede Dergâhı yöneticilerini protest ediyoruz.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İNCİNSEN DE İNCİTME! YOL DÜSTURUMUZDUR!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi inancının temelini Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin “<em><strong>İncinsen de incitme</strong></em>” felsefesinin oluşturduğunu hatırlatan federasyonlar, cemevlerinin nefret söylemlerinin mekanı olamayacağını belirtti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Eline, beline, diline sahip ol</em></strong>” düsturuna dikkat çekilen açıklamada, Garip Dede Dergahı yöneticilerine şu nasihatte bulunuldu:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Postunda oturduğunuz kutsal mekânlar, ayrışmanın değil, '</em></strong><em>72 millete bir nazarla bakmanın'</em><strong><em> ve ikilikten kurtulup '</em></strong><em>bir olmanın</em><strong><em>' meydanıdır. Bu ağır sorumluluğun farkına varılarak, inancımızın asıl özüne, edep ve erkânına ivedilikle dönülmesi, kırılan gönüllerin onarılması en büyük temennimiz ve nasihatimizdir.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İŞTE, ORTAK AÇIKLAMANIN TAM METNİ:</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KAMUOYUNA VE ALEVİ-BEKTAŞİ TOPLUMUNA</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Garip Dede Dergâhı’nda meydana gelen ve inancımızın kutsallığına gölge düşüren üzücü olaylara ilişkin, aşağıda imzası bulunan Alevi-Bektaşi kurumları olarak ortak açıklamamızdır:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>1. CEMEVLERİ SİYASİ MİTİNG ALANI DEĞİLDİR!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Son yaşanan olaylarda, bazı siyasi aktörler ve taraftarları tarafından cemevi alanı adeta bir siyasi miting alanına çevrilmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bununla da kalınmamış, bir cemevinde asla ve kat’a olmaması gereken bir nefret suçu işlenerek, bir siyasetçi aleyhine çirkin sloganlar atılmıştır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Sosyal medyada paylaşılan videolarda üzüntüyle gördük ki, bütün bu olaylar esnasında ne alanda bulunan siyasetçiler ve ne de Garip Dede Dergâhı yöneticileri bu nefret suçu içeren saygısızlığa müdahale etme gereği duymamıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>2. İNANÇ İSTİSMARI VE KIŞKIRTMALARA KARŞI UYARIYORUZ!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşiler üzerinden yıllardır hayata geçirilmek istenen mezhep çatışması kışkırtma planları, bu olayla birlikte ne yazık ki, yeni bir boyut kazanmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Biz Alevi-Bektaşi kuruluşları olarak;</span></p>

<p><span style="color:#000000">1-Cemevlerimizde hangi siyasi görüşten olursa olsun <strong>siyasi propaganda yapılmasını kesinlikle onaylamıyoruz.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">2-Tüm İslam aleminin ve Alevi-Bektaşilerin ortak yas günü olan <strong>10 Muharrem gibi kutsal bir günde</strong>, değerlerimizi hiçe sayarak inancımızı siyasi ikballerine alet ve istismar edenleri şiddetle kınıyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">3-Hem milletvekilliği yapıp, hem de inatla dini bir kurumun başkanlığını sürdürmeye devam eden şahıs başta olmak üzere, bu duruma göz yuman <strong>Garip Dede Dergâhı yöneticilerini protesto ediyoruz.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>3. İNCİNSEN DE İNCİTME! YOL DÜSTURUMUZDUR!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi değerleri, Serçeşmemiz Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin <em>“İncinsen de incitme”</em> düsturuna dayanır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir ibadethane olan cemevi alanının, siyasi hesaplaşmaların, nefret söylemlerinin ve hakaretlerin mekânı haline getirilmesi inancımızın özüyle bağdaşmaz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bizim yolumuz “Eline, beline, diline sahip ol” diyen, “Gönül kırmayı Kâbe yıkmak” ile bir tutan Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin rızalık yoludur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Garip Dede Dergâhı yöneticisi olan canlarımıza hatırlatmak isteriz ki, postunda oturduğunuz kutsal mekânlar, ayrışmanın değil, “72 millete bir nazarla bakmanın” ve ikilikten kurtulup “bir olmanın” meydanıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu ağır sorumluluğun farkına varılarak, inancımızın asıl özüne, edep ve erkânına ivedilikle dönülmesi, kırılan gönüllerin onarılması en büyük temennimiz ve nasihatimizdir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kamuoyuna saygıyla duyurulur.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>AFYONKARAHİSAR HACI BEKTAŞ VELİ KÜLTÜR DERNEKLERİ FEDERASYONU</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ANADOLU ABDALLAR CEMEVİ FEDERASYONU</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ANADOLU VAKIFLAR FEDERASYONU</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>EHL-İ BEYT DERNEKLERİ FEDERASYONU</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>HORASAN ERENLERİ DERNEKLER FEDERASYONU</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TAHTACI KÜLTÜR DERNEKLERİ FEDERASYONU</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/garipdedeortaka%C3%A7%C4%B1klama.png" style="height:800px; width:566px" /></strong></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/10-muharrem-yasinda-ozgur-ozelden-siyasi-sov-3295</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 10:45:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>10 Muharrem yasında Özgür Özel’den siyasi şov!</h1>
                        <h2>İstanbul Küçükçekmece’de bulunan Garip Dede Dergahı’nda düzenlenen 10 Muharrem Yas-ı Matem Orucu programına “hain Kemal” sloganları eşiliğinde katılan Özgür Özel sert tepkilere neden oldu. İstanbul Tunceli Kültür ve Dayanışma Derneği, Hz. Hüseyin ve 72 yarânın katledildiği 10 Muharrem için İstanbul'da bulunan Garip Dede Dergahı'nda düzenlenen Özgür Özel taraftarlarının "Hain Kemal" sloganı atmasına sert tepki verdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/10-muharrem-yasinda-ozgur-ozelden-siyasi-sov-1782462596.webp">
                        <figcaption>10 Muharrem yasında Özgür Özel’den siyasi şov!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">CHP’yi terk edip, ANAP benzeri 4 eğilimi birleştiren merkez sağ bir parti kuracağını açıklayan Özgür Özel, İstanbul Küçükçekmece’de bulunan Garip Dede Dergahı’nda düzenlenen 10 Muharrem Yas-ı Matem Orucu programına katıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aralarında CHP’li yöneticiler ve bazı sanatçıların da yer aldığı katılımcılar programda “<em><strong>hain Kemal</strong></em>” sloganları attı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Özel’in bu slogana herhangi bir müdahalede bulunmaması veya mesafe koymaması, adeta zımni bir onay olarak yorumlandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>DİNİ VE DİNİ MEKANI SİYASETE İSTİSMAR ETTİLER!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem ayı, özellikle Alevi-Bektaşi inancında yas ve matem dönemi olarak büyük önem taşırken, Garip Dede Dergahı gibi kutsal kabul edilen bir mekanda siyasi sloganlar ve parti propagandası yapılması, olayın dini niteliğini gölgede bıraktı. Sosyal medyada tepkiler çığ gibi büyüdü.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Özgür Özel’in Alevilerin ibadethanesine siyasi hesaplaşmalarını taşıyan bir figür olarak boy göstermesi, üstelik CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı nefret içeren sözlerle slogan atılması kınandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ÖZGÜR ÖZEL LAİKLİĞİ SAVUNUYOR MU?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Tarihsel olarak laiklik ilkesinin en önemli savunucusu olduğu iddiasıyla hareket eden bir parti için bu tablo büyük bir çelişki yaratıyor. Yeni partisi için açıkladığı çizgisi ile birlikte düşününce, Özel’in ilerleyen zamanlarda da laikliği hiçe sayan girişimlerde bulunması mümkün görünüyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Laiklik, din ve devlet işlerinin ayrılması, dini mekanların siyasi araçsallaştırılmaması anlamına gelir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir cemevi bahçesinde “<em><strong>hain</strong></em>” ithamlarıyla dolu sloganların atılması ve parti liderinin buna sessiz kalması, laik cumhuriyetin temel ilkelerinden birine açıkça aykırı düşüyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Özgür Özel ve çevresinin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı yürüttükleri itibarsızlaştırma propagandasında kullandıkları “<strong><em>hain Kemal</em></strong>” sloganını bir ibadethane içerisine taşımaları laiklik ilkesi açısından da kabul edilemez bir durum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dini hassasiyetlerin yüksek olduğu bir ortamda siyasi kavganın körüklenmesi, hem Alevi toplumuna hem de laiklik ilkesine zarar veriyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ÖZEL’E VE EKİBİNE TEPKİLER BÜYÜYOR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Sosyal medyada büyük tepkiye neden olan bu durum “<em><strong>Dini toplantı siyasi şova çevrilemez</strong></em>” diyerek Özel eleştirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi kanaat önderleri ve laiklik savunucuları da benzer görüşleri dile getirerek, cemevlerinin ibadet ve birlik mekanları olduğunu, siyasi hesaplaşma alanı haline getirilmemesi gerektiğini vurguladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İstanbul Tunceli Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Metin Yıldız, Özgür Özel ve taraftarlarının 10 Muharrem gününü İstanbul'da Garip Dede Dergahı'nda siyasi gösteriye dönüştürmesine sert tepki verdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Başkan Metin Yıldız tarafından yapılan açıklamada olayların sorumlusunun Garip Dede Dergahı Başkanı ve DEM Milletvekili Celal Fırat olduğu vurgulanırken, "​<em><strong>Cemevi gibi inanç merkezlerinde siyasi nezaketten uzak, kırıcı ve hedef gösterici tavırların sergilenmesi, Alevilik öğretisinin özüne aykırıdır. Bu tür eylemleri kabul etmediğimizi, bu anlayışı reddettiğimizi ve yaşananları nefretle kınadığımızı kamuoyuna bildiririz.</strong></em>" ifadelerine yer verildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte, açıklamanın tam metni:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KAMUOYUNA SAYGIYLA DUYURULUR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">​Son günlerde Garip Dede Cemevi önünde yaşanan ve vicdanları yaralayan olaylar, kurumumuz ve tüm Alevi toplumu tarafından büyük bir üzüntü ve tepkiyle karşılanmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">​Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik olarak, kutsal bir mekan olan Cemevi'nin kapısında "hain" ifadesiyle atılan sloganlar, inancımıza, kültürümüze ve "yol bir sürek binbir" düsturuna hiçbir şekilde sığmamaktadır. Bir Cemevi'nin kapısı, ayrıştırıcı ve hakaret içerikli söylemlerin değil; birliğin, sevginin ve hoşgörünün mekanı olmalıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">​Bu yaşananların sorumlusu, Garip Dede Cemevi Başkanı Sayın Celal Fırat'tır. Kurumun en üst düzey yetkilisi olarak, mekanın önünde gerçekleşen bu çirkin olay karşısında sessiz kalmak veya buna zemin hazırlamak, sorumluluktan kaçmak anlamına gelmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">​Cemevi gibi inanç merkezlerinde siyasi nezaketten uzak, kırıcı ve hedef gösterici tavırların sergilenmesi, Alevilik öğretisinin özüne aykırıdır. Bu tür eylemleri kabul etmediğimizi, bu anlayışı reddettiğimizi ve yaşananları nefretle kınadığımızı kamuoyuna bildiririz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">​Sayın Celal Fırat'a açık çağrımızdır: Derhal kamuoyundan özür dilemeli ve yaşanan bu hadiseye karşı gerekli açıklamayı yaparak sorumluluğunu yerine getirmelidir. Aksi takdirde, Garip Dede Cemevi kapısına siyah çelenk bırakacağımızı, bu durumu tüm sokaklara taşıyacağımızı ve kurumun mevcut durumuna karşı gerekli tüm protesto çalışmalarını başlatacağımızı ilan ediyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Garip Dede Cemevi'nin artık bir inanç merkezi olmaktan çıkarak hakaretlerin ve çirkin saldırıların merkezi haline gelmesini, yola ve erkana uygun olmayan kişilerin orada barındırılmasını kabul etmiyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hırsızın, arsızın ve edep dışı tutum sergileyenlerin bu kutsal mekanlarda yerinin olmadığını hatırlatır; aksi takdirde üzerimize düşen her türlü meşru tepkiyi göstermekte kararlı olduğumuzu kamuoyunun bilgisine sunarız.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Saygılarımızla,</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>​Metin Yıldız<br />
İstanbul Tunceli Kültür ve Dayanışma Derneği</strong></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/odatv-horasan-erenleri-dergahinin-bilinmeyen-hikayesini-yazdi-3294</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 15:53:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>OdaTV, Horasan Erenleri Dergahının bilinmeyen hikayesini yazdı</h1>
                        <h2>Popüler haber sitesi OdaTV, “Bahçeli'nin Hacıbektaş’taki "Horasan" sırrı: Bilinmeyen hikayesi” başlığı altında, Hacıbektaş ilçesinde yapımı tamamlanan ve geçtiğimiz günlerde düzenlenen Muharrem orucu açma etkinliği ile hizmete giren Horasan Erenleri Dergahı Cemevi’nin bilinmeyen hikayesini yazdı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/odatv-horasan-erenleri-dergahinin-bilinmeyen-hikayesini-yazdi-1782393475.webp">
                        <figcaption>OdaTV, Horasan Erenleri Dergahının bilinmeyen hikayesini yazdı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">OdaTV’den Sezim Sungur’un tanıklıklara dayalı olarak hazırladığı “<em><strong>röportaj-haber</strong></em>”i, “<strong><em>Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde yükselen Horasan Erenleri Cemevi’nin hikayesi, sadece tuğla ile örülen bir yapı olmadığını gözler önüne seriyor... MHP lideri Devlet Bahçeli'nin Kayseri'ye giderken Hacıbektaş tabelasını görmesiyle başlayan o an 12 yıl öncesine dayanıyor...</em></strong>” ifadeleri ile başlıyor.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000">Haber şöyle:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Hacıbektaş’ın Bala Mahallesi, Dedebağ mevkii. Bugün 6 bin metre arsa üzerinde 6 bin 600 metrekare kapalı alanı, 12 köşeli tavanı ve kırlangıç modeli ahşap süslemeleriyle Anadolu’nun inanç coğrafyasına mühür vuran&nbsp;Horasan Erenleri&nbsp;Cemevi’nin yükseldiği o topraklar, aslında yıllar öncesine dayanan sessiz bir tanıklığın eseri… </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Bu hikâye, Ankara’nın soğuk koridorlarında ya da resmi protokol koltuklarında değil; Hacıbektaş’ın henüz esnaflarının kepenk açmadığı, sisli ve dingin bir sabah vaktinde, Devlet&nbsp;Bahçeli’nin yol üstünde o tabelayı görmesiyle başladı…</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><strong>KADINLARDAN BAHÇELİ’YE SİTEM</strong></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Yıllar önce, takvimler henüz bu büyük projelerin uzağındayken, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli yanındaki kurmaylarıyla birlikte Kayseri’ye doğru bir yolculuğa çıkmıştı. Sabahın çok erken saatleriydi. Yolun kenarında, bozkırın ortasında Hacıbektaş tabelası belirdi. Bahçeli, direksiyondaki arkadaşlarına ansızın bir talimat verdi: “<strong><em>İlçeye girelim.</em></strong>”</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Günün ilk ışıkları ilçenin üzerine düşerken sokaklar bomboştu. Henüz hiçbir esnaf kepenklerini açmamış, sokaklarda insan kalabalığı ve hareketlilik başlamamıştı. Bahçeli, aracın camından sessizce dışarıyı seyrederek Hacıbektaş sokaklarında tur attı. Yollar kötüydü, altyapı yetersizdi; koca bir inanç tarihinin kalbi olan bu ilçe, derin bir sahipsizlik ve sefalet içinde uyuyordu. İlçenin bu ihmal edilmiş, gelişmemiş hali Bahçeli’nin içine dokundu.</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Güneş biraz yükselip sokaklar yavaş yavaş hareketlenmeye başladığında, sabah kahvaltısı için küçük bir esnaf dükkanına, bir gözlemeciye oturdular. İşte ne olduysa o mütevazı sofrada oldu. Bahçeli’yi karşılarında gören Hacıbektaşlı kadınlar, ne yapacaklarını şaşırıp bir anda etrafını sardılar. Yüzlerinde hem şaşkınlık hem de candan bir Anadolu misafirperverliği vardı. </span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Kadınlardan biri, elindeki hamuru bırakıp sitemkâr ama sevgi dolu bir sesle Bahçeli’ye seslendi: “<strong><em>Niye haber vermediniz geldiğinizi? Kahvaltı hazırlardık, size gözlemeler yapardık, şunu yapardık, bunu yapardık...</em></strong>”</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Bahçeli, Alevi analarının bu habersiz, hesapsız sıcaklığı karşısında derinden sarsıldı. Böyle bir ilgi ve şefkat beklemiyordu; biraz da çekinerek girdiği bu ilçede gördüğü o samimi çehreler karşısında oldukça duygulandı.</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">O günün tanığı Danışmanı Alevi Dedesi Ali Şar’dı… Bahçeli Şar’a döndü ve net bir talimat verdi: “<em><strong>Bana buradan bir arsa alın.</strong></em>” </span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Ali Şar, ilk başta mütevazı bir düşünceyle yola çıktıklarını belirterek o anı şöyle anlattı:</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">“<em><strong>Ben kendisine dedim ki: 'Sayın Genel Başkanım, bir yer yaptırmak istiyorum. Üstünde insanların geldiği zaman kalacağı... İnsanlar çünkü Hacıbektaş anma törenlerine geldiğinde dışarıda yatıyorlar, arabada yatıyorlar. Yani barınma yerleri mağduriyeti yaşıyorlar. Zatıaliniz ne buyurur?' İşte bir dönüm içerisine böyle bir şey yapmak istiyoruz dedim.</strong></em>”</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Bahçeli’nin Şar’a yanıtı “<strong><em>Daha büyük düşünelim</em></strong>” oldu.</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Devamını Ali Şar anlattı: “<em><strong>Ondan sonra biz araştırmaya başladık, arsa araştırmaya başladık. Fuat Doğan ismindeki bir vatandaştan bugün külliyenin yükseldiği Bala Mahallesi’ndeki o 6 dönümlük büyük araziyi satın aldık.</strong></em>”</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><strong>2022'DEKİ YENİDEN DOĞUŞ</strong></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Arsa alınmıştı ama dönemin yerel yönetimleri ve belediye başkanı projeye set çekti. Şehir plancıları götürüldü, özel imarlar geçirilmeye çalışıldı ancak duvarlar aşılmadı.</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Arsa tam 7 yıl boyunca Ali Şar’ın üzerinde kaldı. Sonunda Bahçeli’nin işaretiyle partili Mehmet Oruçöz’e devredildi. </span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Devlet Bahçeli, arsayı sessizce muhafaza ederken bir yandan da Türkiye’deki inanç iklimini ve Alevi toplumunun dinamiklerini dikkatle izliyordu.</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Özellikle Avrupa merkezli fonlarla beslenen, köklerini unutturmaya çalışan “<strong><em>Alisiz Alevilik</em></strong>” tartışmalarına karşı, milli, vatansever, Horasan irfanına bağlı Türkmen ve Oğuz Alevilerinin bir araya gelerek 2022 yılında Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu’nu kurması, Ankara’da Bahçeli’nin dikkatinden kaçmadı.</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><strong>MERSİN’DEKİ ŞOK GÖRÜŞME</strong></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Sürecin asıl büyük kırılma noktası, 2023 seçimlerine doğru yaklaşırken, 18 Aralık 2022’de Mersin’de yaşandı. MHP’nin Mersin mitingi öncesinde, Devlet Bahçeli federasyon yönetimini bizzat davet etti. </span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Hilton Oteli’nde kurulan o masada, yıllar önce Hacıbektaş’ın esnafı açılmamış sokaklarında filizlenen o fikir, nihai meyvesini verecekti.</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Dönemin Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Başkanı Mehmet Şahin tanıklığını şu sözlerle anlattı:</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">“<strong><em>Mersin'de kendisiyle buluştuk, konuştuk miting öncesinde. Ve dedi ki, </em></strong>“<em>Ben 12 yıl önce bir arsa satın almıştım Hacıbektaş'tan. Bu arsayı bugüne kadar beklettim, bundan sonra bu arsanın başka bir amaçla kullanılmasını düşünmüyordum. Ben size Horasan Erenleri Federasyonu olarak hibe ediyorum</em>”&nbsp;<strong><em>dedi. Yani bizim Sayın Devlet Bahçeli'den </em></strong>“<em>Bize arsa ver ki cemevi yapalım… Bir inşaat yapalım, edelim, tutalım</em>”<strong><em> diye bir talebimiz olmadı. Bu talep olmadan bize böyle bir jest yaptı kendisi.</em></strong>”</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Görüşmenin tanıklarından Hüseyin Gazi Vakfı Başkanı ve Alevi dedesi Hüseyin Öz, Bahçeli’nin masadaki tavrını şu cümlelerle anlattı:</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">“<em><strong>Bizim kamuoyuna yaptığımız açıklamalar Sayın Bahçeli’nin dikkatini çeker. Genel Başkan Yardımcısı'nı bize gönderdi; </strong></em>“<em>Bunları tanı, en kısa zamanda da ben kabul edeceğim</em>”<em><strong> demişler. Bir müddet sonra Mersin’de programları vardı, bizi davet etti Mersin’e. Hilton Oteli’nde oturduk, konuştuk. Dedi ki: </strong></em>“<em>Arkadaşlar, ben size, hepinizin hangi siyasi partiye, hangi siyasi gruba mensup olup olmadığınız beni ilgilendirmiyor. Sizin milli duruşunuz benim dikkatimi çekti. Bir de bu Horasan ismi beni çok cezbetti. Ben</em>”<em><strong> dedi, </strong></em>“<em>Hacıbektaş’taki bu araziyi bedelsiz, karşılıksız, herhangi bir karşılık beklemeden size hediye ediyorum. Ben bu yaştan sonra ne yapacağım arsayı?</em>”<em><strong> Hepimiz şaşırdık, şok olduk</strong></em>”</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Masada bir başka önemli konu daha açıldı, isim meselesi… </span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Alevi dedeleri, bu büyük jest karşısında cemevine Devlet Bahçeli’nin adını vermeyi teklif ettiler. Hatta 12 sene önce arazi alındığını Ali Şar da kapılardan birine “<em><strong>Bahçeli Kapısı</strong></em>” ismini önermişti. Ancak Bahçeli, bu teklifleri anında reddetti.</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Mehmet Şahin, Bahçeli’nin o tavrını şöyle aktardı: “<em><strong>Burayı yapalım ve sizin isminizi verelim dedim Devlet Bey'e. 'O, </strong></em>“<em>asla ben bunu kabul etmem, çünkü bu siyasi polemik konusu olur. Horasan Erenleri'nden kimin ismini verirseniz verin ama benim ismimi burada geçirmeyin dedi. Ben size bu arsayı veriyorum ve projenin yapılması için de elimden gelen desteği de vereceğim</em>”<em><strong> dedi.</strong></em>”</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Başkanı Av. Erdem Cömert de bu tavrın altını çizerek ekledi: “<strong><em>Bahçeli </em></strong>“<em>Bizim böyle bir siyasi niyetimiz yok. MHP'ye oy gelsin diye değil. Siz kendi bulun ismini</em>”<strong><em> diye isminin verilmesini reddiyor. Sonra buraya federasyonun adı konuldu.</em></strong>”</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><strong>TAPU TESLİMİ ANKARA’DA YAPILDI</strong></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Mersin’deki o tarihi kararın ardından, federasyon yönetimi büyük bir heyecanla Ankara’ya davet edildi. MHP'nin Sivil Toplum Kuruluşları ve Kâr Amacı Gütmeyen Kuruluşlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Yıldırım’ın öncülüğünde resmi işlemler tamamlandı ve 6 dönümlük arazinin tapusu Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu’na teslim edildi.</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Tapu teslim edilirken Bahçeli, o toprağa ne yapılacağını sordu. Mehmet Şahin, “<strong><em>Burayı biz cemevi yaparız</em></strong>”&nbsp;diye yanıt verdiğini anlattı: “<em><strong>Burası sadece bir ibadethane değil, bilimsel temele oturtulmuş akademik bir çalışma alanı, bir dergâh olmalıydı.</strong></em>”</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Bahçeli projenin yapımını da bizzat üstlendi. O dönem MHP’de olan Etimesgut Belediye Başkanı Enver Demirel’in talimatıyla belediyenin Fen İşleri Müdürü Burak Aksel'in başında bulunduğu bir ekibe özel bir proje çizdirildi.</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Hüseyin Öz, ortaya çıkan eserin mimari ihtişamını ve inançsal derinliğini şu sözlerle tarif etti:</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">“<em><strong>Cemevinin Alevi anlayışının bütün unsurlarını içeren bir mimarisi var. Dört kapı kırk makamı temsil eden sütunlar... Çok muhteşem bir eser çıktı.</strong></em>”</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:whitesmoke"><strong>HER BİR PARÇADA TASAVVUF FELSEFESİ</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000">Mehmet Şahin projedeki her bir ahşap parçasının tasavvufi felsefeyle yapıldığını dile getirdi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Dört kapı kırk makam dediğimiz bir üst şeyimiz vardır bizim. Şeriat, tarikat, marifet ve hakikat... Bu düşünceyle dedik ki </strong></em><span style="background-color:white">“</span><em>Burayı ifade eden bir yer olsun</em><span style="background-color:white">”&nbsp;</span><em><strong>ve dolayısıyla o dergahın şu an 4 tane giriş kapısı vardır. Ana giriş kapısı, hakikat kapısı dediğimiz kapıdır. 40 tane tonoz dediğimiz bölümden meydana gelmiştir o yapı. Hatta mimarımız dedi ki: </strong></em><span style="background-color:white">“</span><em>Abi burada 38 tane çıkıyor.</em><span style="background-color:white">”</span><em><strong>&nbsp;</strong></em><span style="background-color:white">“</span><em>Yok</em><span style="background-color:white">”</span><em><strong> dedim, </strong></em><span style="background-color:white">“</span><em>40 olacak. 39 da olmaz, 41 de olmaz</em><span style="background-color:white">”</span><em><strong> dedim, </strong></em><span style="background-color:white">“</span><em>Ona göre küçültün büyütün</em><span style="background-color:white">”</span><em><strong> diye böyle bir konu geçti. </strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Üç parça yaptık biz orayı: Ya Allah, ya Muhammed, ya Ali deriz biz, üçünü bir görürüz. Bir tarafında morg ve gasilhane var. Hacıbektaş’ta 5 tane cemevi var, bir tane morg yok orada biliyor musun? Ölüm de doğum gibi kutsaldır. Diğer tarafı akademik olsun istedik, kütüphane ve toplantı salonları koyduk. Cemevi kısmı ise 375 metrekare. 12 imamı temsil eden 12 köşeden meydana gelmiştir. En üstünde 12 köşeli teslim taşı vardır. Yedi kat yerin altı, yedi kat yerin üstünü anlatan yedi kat kırlangıç modeli ahşap tavan yapıldı.</strong></em>”</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><strong>“DERGAHIMIZA SAHİP ÇIKACAĞIZ”</strong></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Av. Erdem Cömert de 21 Haziran'daki açılış törenine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu: “Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu'nun öncülüğünde; çok sayıda Alevi kurumu, inanç önderi ve devlet büyüklerimizin katılımıyla dergâhımız resmen ve fiilen faaliyetlerine başladı. </span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Tapusu Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu'na ait olan bu yapı, herhangi bir kişi ya da kurumun değil; bütün canlarımızın hizmetinde olacak bir inanç, kültür ve birlik merkezidir. </span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Bu anlayışla başta Alevi dedelerimiz ve inanç önderlerimiz olmak üzere derneklerimiz, vakıflarımız ve federasyonlarımızla iş birliği protokolleri imzalıyor; ortak faaliyetlerin önünü açıyoruz.</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Dergâhımızın kapıları tüm canlarımıza açıktır. Her isteyen burada ibadetini yapabilecek, cemini yürütebilecek, lokmasını paylaşabilecek ve muhabbet sofrasında yerini alabilecektir. </span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Bizim anlayışımızda dergâh da sofra da paylaşmanın ve birliğin mekânıdır. Kıymetli büyüğümüz Sayın Devlet Bahçeli'nin bu anlamlı bağışına layık olmak, bu emaneti en iyi şekilde korumak ve gelecek nesillere taşımak konusunda federasyon yönetimimiz ve federasyonumuza bağlı tüm derneklerimizin yöneticileri büyük bir kararlılık içindedir. </span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Bizler, Hakk-Muhammed-Ali yoluna bağlı canlarımızla birlikte bu dergâhı Anadolu Aleviliğinin irfan, kültür ve dayanışma merkezi olarak geliştireceğiz. Dergâhımız, yalnızca bir ibadet mekânı değil; aynı zamanda akademisyenlerin, araştırmacıların, sanatçıların ve kanaat önderlerinin buluştuğu, Alevi-Bektaşi kültürünün bilimsel ve kültürel çalışmalarla güçlendirildiği önemli bir merkez olacaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Hedefimiz; kökleri Anadolu'nun bin yıllık irfan geleneğine dayanan Alevi-Bektaşi anlayışını yaşatmak, birlik ve kardeşliği güçlendirmek, milli ve manevi değerler etrafında toplumsal dayanışmaya katkı sunmaktır. Bu doğrultuda Horasan Erenleri Dergâhı'nın ülkemizin kültürel ve inanç hayatında önemli bir merkez haline gelmesi için çalışmalarımızı sürdüreceğiz.</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><strong>HABERİN LİNKİ:</strong>&nbsp;</span></span><a href="https://www.odatv.com/guncel/bahcelinin-hacibektastaki-horasan-sirri-120152296">https://www.odatv.com/guncel/bahcelinin-hacibektastaki-horasan-sirri-120152296</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cumhurbaskani-erdogan-kerbelanin-acisi-hala-yuregimizde-3293</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 12:42:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Cumhurbaşkanı Erdoğan: Kerbela'nın acısı hala yüreğimizde</h1>
                        <h2>Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde “Mah-ı Muharrem Oruç Açma Lokması” programında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Kerbela’nın acısı hala yüreğimizde. Kederi 14 asırdır o günkü gibi yaşıyoruz.” dedi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/cumhurbaskani-erdogan-kerbelanin-acisi-hala-yuregimizde-1782380690.webp">
                        <figcaption>Cumhurbaşkanı Erdoğan: Kerbela'nın acısı hala yüreğimizde</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#fdfcfc"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA –</strong> Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Alevi-Bektaşi toplumunun temsilcileri, kanaat önderleri ve davetlilerin katılımıyla gerçekleştirilen Muharrem Orucu İftar Programı’na ev sahipliği yaptı. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#fdfcfc">Alevi ve Bektaşi toplumunun temsilcileri ile çok sayıda davetlinin katıldığı programda, Kerbela olayının İslam tarihindeki yerine ve birlik beraberlik mesajlarına vurgu yapıldı. Katılımcılarla birlikte oruç açan Erdoğan, ardından gündeme ve günün anlamına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#fdfcfc"><strong>KERBELA’NIN ACISI HALA YÜREĞİMİZDE</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#fdfcfc">Konuşmasında İslam tarihinin en büyük trajedilerinden biri olan Kerbela olayına değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hazreti Hüseyin ve beraberindeki şehitlerin rahmetle anıldığını belirtti. Erdoğan, şunları kaydetti:</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#fdfcfc">“Kerbela'nın acısı hala yüreğimizde. Kederi 14 asırdır o günkü gibi yaşıyoruz. Hz. Hüseyin efendimizin ve canlarının şehadeti, bizlere adaleti, haksızlığa karşı durmayı ve birliği miras bırakmıştır.”</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Erdoğan'ın konuşması şu şekilde;</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000">Müslümanlar, olarak yarın inşallah Aşure Günü'nü idrak edeceğiz. Şehadetlerinin 1387. seneidevriyesinde Serdar-ı Şehidan, Şah-ı Kerbela Hazreti Hüseyin Efendimiz'i ve 70'i aşkın yol arkadaşını rahmetle, hürmetle yâd ediyorum. Kerbela'nın acısını yüreğimizde hâlâ taşıyoruz. Kerbela'nın hüznünü, burukluğunu, gam ve melalini kalbimizin derinliklerinde hâlâ hissediyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gönüller Sultanı'nın "Benim dünyadaki çiçeğim." diyerek öpüp kokladığı Hazreti Hüseyin Efendimiz'in ve yarenlerinin şehit edilmesinin kederini tam 14 asırdır o günkü gibi yaşıyoruz. Hicri 61 yılının 10 Muharrem gününde bedenler bir bir toprağa düşse de hak ve hakikat yere düşmemiştir. Çadırlar ateşe verilse de Ehl-i Beyt muhabbetinin çırağı hiç ama hiç sönmemiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şu hakikati hepimiz çok iyi biliyoruz. Ehl-i Beyt'e duyulan hürmet ve bağlılık bu milletin özüdür. Mayasıdır. Anadolu'nun her karışı Ehl-i Beyt sevdasıyla, bu aşkla canlanmıştır. Muhabbet bağımızın her gülü, Peygamber Efendimiz'in bizlere emaneti olan Ehl-i Beyt sevgisiyle açmış. Bu güller, medeniyet coğrafyamızın tamamına nebevi bir rayiha yaymıştır. Burada şunu da önemle vurgulamak isterim. Rabbimiz, "Ey müminler. Hepiniz birlikte Allah'ın ipine sımsıkı sarılın ve ayrılığa düşmeyin." emri, nifak girişimlerine karşı en güçlü kalkanımızdır. Mümin, mümin kardeşi için birbirine sımsıkı kenetlenmiş tuğlalardan oluşan bir bina gibidir." buyurmuştur. Peygamberimizin tavsiyesi kurtuluş reçetemizdir. Hünkâr Hacı Bektaş-ı Veli'nin "Bir olalım. İri olalım. Diri olalım." çağrısı millet olarak ebedi kardeşliğimizin mayasıdır. Bunlara ne kadar sıkı tutunursak Allah'ın izniyle o derece huzurlu oluruz. Fitne odaklarının heveslerini kursaklarında bırakmaya devam ederiz.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"ALEVİ CANLARIMIZI ASLA İHMAL ETMEDİK"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Sevgili canlar, aziz kardeşlerim. Milletimizin teveccühüyle Türkiye'yi yönetme vazifesini devraldığımız ilk günden itibaren bu ülkenin her vatandaşına aynı hissiyatla yaklaştık. İnancından, mezhebinden, meşrebinden, dünya görüşünden ötürü kimseye farklı bir muamelede bulunmadık. Herkese Yunusça nazar kıldık. Bilhassa Alevi canlarımızı asla ihmal etmedik. Her türlü sorunlarıyla çok yakından ilgilendik. 2022'de ihdas ettiğimiz Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile cemevlerimizdeki hizmetlerin kurumsal bir zeminde etkin ve verimli bir surette yürütülmesi için çalışmalarımızı yoğunlaştırdık. Bugün itibarıyla ülkemizin dört bir yanındaki 1133 cemevinin aydınlatma gideri başkanlığımızca karşılanıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"YIL SONUNA KADAR 500 CEMEVİMİZE HİZMETLERİ SUNACAĞIZ"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Son 3 yılda 533 cemevinin bakım ve onarım işleri ile tefrişat alımlarına 800 milyon lira tutarında önemli bir destek verdik. 2026 Mart ayı itibarıyla 311 cemevinin bakım, onarım ve tefrişat talebini işleme aldık. Yıl sonuna kadar 500 cemevimize hizmetleri sunacağız. 6 Şubat depremlerinden etkilenen 11 ilimizdeki 113 cemevinin yine bu kalemler dâhilindeki ihtiyaçlarını devlet olarak karşıladık. 7 ilimizdeki yıkılan veya ağır hasar gören 13 cemevimizin inşa ve ihya çalışmaları ise devam ediyor. Bunlar da inşallah çok kısa bir süre içerisinde tamamlanmış olacak. Alevi vatandaşlarımızın yanında olmayı, siz kıymetli canlarımızla hemhâl ve hemdert olmayı bundan sonra da kararlılıkla sürdüreceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şu samimi muhabbetimiz, şu arı duru kardeşliğimiz inşallah daim olsun diyorum. Bu düşüncelerle Hazreti Hüseyin Efendimiz'i ve Kerbela şehitlerimizi bir kez daha kemal-i edeple anıyorum. Mâh-ı Muharrem oruçlarımızın birlik ve beraberliğimizin güçlenmesine vesile olmasını diliyorum. Soframızı teşrif ettiğiniz için sizlere teşekkür ediyor, hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Sağ olun. Var olun. Kalın sağlıcakla.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#fdfcfc"><strong>BİRLİK VE BERABERLİK MESAJI</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#fdfcfc">Erdoğan, Muharrem ayının ve tutulan oruçların İslam dünyasındaki kardeşliği pekiştirmesi gerektiğine dikkat çekerek, bu mübarek günlerin ortak acılar etrafında kenetlenmeyi, tefrikaya düşmemeyi ve kardeşlik bağlarını güçlendirmeyi hatırlatan en önemli vesilelerden biri olduğunu vurguladı.</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:#fdfcfc">Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleşen iftar programı, tutulan oruçların kabulü ve İslam aleminin huzuru için edilen duaların ardından sona erdi.</span></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/chp-genel-baskani-kilicdarogludan-10-muharrem-aciklamasi-3292</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 10:55:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’dan 10 Muharrem açıklaması</h1>
                        <h2>Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İslam Peygamberi Hz. Muhammed’in torunu Hz. Hüseyin ve 72 yarânının Hicrî 62, Miladî 680 yılının 10 Muharrem gününde katledilmesi hakkında bir açıklama yayınladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/chp-genel-baskani-kilicdarogludan-10-muharrem-aciklamasi-1782374514.webp">
                        <figcaption>CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’dan 10 Muharrem açıklaması</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu Kerbela faciası hakkında bir açıklama yayınladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte o açıklamanın tam metni:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ehl-i Beyt’in asil soyunu ve ahlakını göğsünde taşıyan kıymetli kardeşlerim, İnancımızın hadimi saygıdeğer inanç önderleri,</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yüreği Kerbela’nın dinmeyen ateşiyle yanan, Hüseyni duruşu rehber edinen resulü Zişan’ın can evlatları; Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün buraya, İslam tarihinin ve tüm insanlığın kalbine kor bir ateş gibi düşen o büyük acıya, Kerbela’ya yüreğimizi açmaya geldik.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Konuşmaya değil, aslında susarak kalplerimizin feryadını dinlemeye geldik. Gözyaşlarımızı birbirimizin yarasına merhem kılmaya geldik.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Peygamber efendimizin reyhanı ve ciğer paresi, zulme karşı açan gönüller çiçeği Hz. Zeynep’in gözünün nuru, Cennet gençlerinin efendisi olan Şah-ı Şehidan Hz. Hüseyin’in ve yoldaşlarının aziz ve temiz ruhları huzurunda saygı ve minnetle eğiliyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tuttuğunuz oruçlar, akıttığınız gözyaşları, Şah-ı Merdan Ali’nin ve Fatıma anamızın divanına yazılsın.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mateminiz Hakk katında kabul ve makbul olsun.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Değerli Kardeşlerim, Can Yoldaşlarım;</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kerbela; üzerinden asırlar geçse de sönmeyen bir kordur, kor sıcağında her Muharrem ayında yüreğimizi dağlayan yürek coğrafyasıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bizler bugün sadece bir insanlık katliamını anmıyoruz; bizler bugün Fırat’ın kenarında susuz bırakılarak şehit edilen, insanlığın adalet mücadelesini anıyoruz. Sadakati, insanlık onurunu ve ahlakı anıyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kardeşlerim;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kerbela’da, güçlü olana, hırsı sahiplenenlere, dünya malına ve zalime tapan bir Yezit ordusu vardı; diğer yanda ise sadece ahlakı, kardeşlerim bakınız ahlakı ve hakkı ve insanlığı müdafaa eden, müdafaa ederken canından vazgeçen ama onurundan asla ödün vermeyen Hz. Hüseyin ve canlar vardı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kardeşlerim, Kerbela’da insana üflenen ruha ihanet etmeyen, Yezitlerin zulmüne karşı canını verip onurunu yerde bırakmayan bir ruh vardı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Orada dostlarım, bizler vardık ve bizler hep orada ve hep o ruhla var olacağız.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Can kardeşlerim,</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bizler bu topraklarda Horasan harcıyla, Hacı Bektaş-ı Veli’nin, Hz. Ali’nin ve Ehli Beyt’in nefesiyle büyüdük.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu nefesin ruhu bir cümlede saklıdır: <strong>"Eline, beline, diline sahip olmak."</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Eline sahip olmak;</strong> yetim malına, kul hakkına el uzatmamaktır. Zulmün kılıcını kuşanmamak, harama el sürmemektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Beline sahip olmak;</strong> nefsinin kölesi olmamak, ahlaktan, edepten, iffetten ve sadakatten zerre kadar sapmamaktır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Diline sahip olmak ise;</strong> yalana, iftiraya, fitneye, gıybete geçit vermemektir. İncinsek de incitmemek, her sözü hakikat süzgecinden geçirerek söylemektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Dostlarım,</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün dünyanın dört bir yanında yeni Kerbelalar yaşanıyor. Mazlumlar yine susuz, masum çocuklar yine ağlıyor. İnsanlık onuru ayaklar altına alınmak isteniyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bizim safımız, dün Kerbela’da olduğu gibi bugün de yarın da tereddütsüz mazlumun yanıdır. Mezhebine, meşrebine, inancına, etnik kökenine bakmaksızın, haksızlığa uğrayan her canın feryadı bizim feryadımızdır. Caferi kardeşlerimizin yüreğindeki bu kor ateş, hepimizin ortak acısı, ortak matemi ve ortak onurudur. Bizi mezhep fitnesiyle bölmek isteyenlere, aramıza nifak tohumları ekmeye çalışanlara karşı en büyük kalkanımız; bu meydandaki tek yürek, tek bilek oluşumuzdur.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Değerli Canlar,</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Sözlerimi bitirirken, yüreğimizi yakan o büyük acıyı bir kez daha tazeliyor; İmam Hüseyin’i, Zeyneb-i Kübra’yı, Ali Ekber’i, Ali Asgar’i ve Kerbela’nın tüm aziz şehitlerini sonsuz bir saygı, rahmet ve minnetle anıyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Amerika işgaline canını vererek ama işgale geçit vermeyerek şehadete yürüyen Ali Hamaney’i, emperyalistlerin saldırısında cennete kuş olup uçan 175 evladımızı ve işgalcilere geçit vermemek adına toprağa düşen her bir canı saygı ve rahmetle anıyorum. Ruhları şad mekanları cennet olsun.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cenab-ı Hak bizleri Ehli Beyt’in yolundan, Hz. Hüseyin’in ahlakından ve adaletinden ayırmasın. Bu muazzam merasimi düzenleyerek acımızı ve inancımızı ortaklaştıran kıymetli isimlere ve emeği geçen tüm canlara şükranlarımı sunuyorum. Matemimiz kabul, birliğimiz ve kardeşliğimiz daim olsun. Hepinizi en derin saygılarımla, sevgilerimle ve hürmetle selamlıyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ve son olarak buradan bütün dünyaya sesleniyorum, Evet Yezidler bitmez ama yezitlere baş eğmeyen Hüseyni ruhlar hep var olacaktır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Eline, beline ve diline sahip olanlara bin selam olsun.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>CHP Genel Başkanı</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Kemal Kılıçdaroğlu</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HLpBTuIWkAAs2I2.jpg" style="height:800px; width:566px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HLpBTt_WgAAPBM2.jpg" style="height:800px; width:566px" /></strong></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-yazdi-hz-huseyini-anlamak-3291</link>
            <category>KONUK YAZAR</category>
            <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 10:12:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Dr. İhsan Ünlü yazdı: Hz. Hüseyin’i an(la)mak</h1>
                        <h2>Akademik çalışmaları ve tarihsel perspektifiyle dikkat çeken Araştırmacı-Yazar Dr. İhsan Ünlü, İslam tarihinin en hüzünlü ve öğretici hikâyelerinden biri olan İmam Hüseyin’in Kûfe yolculuğunu analiz etti. Dr. Ünlü, bu yolculuğu salt bir göç olarak değil, zulme karşı "izzetli bir duruşun" sembolü olarak tanımlıyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/dr-ihsan-unlu-yazdi-hz-huseyini-anlamak-1782373259.webp">
                        <figcaption>Dr. İhsan Ünlü yazdı: Hz. Hüseyin’i an(la)mak</figcaption>
                    </figure>
                    </header><h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Akademik çalışmaları ve tarihsel perspektifiyle dikkat çeken Araştırmacı-Yazar Dr. İhsan Ünlü, İslam tarihinin en hüzünlü ve öğretici hikâyelerinden biri olan İmam Hüseyin’in Kûfe yolculuğunu analiz etti. Dr. Ünlü, bu yolculuğu salt bir göç olarak değil, zulme karşı "izzetli bir duruşun" sembolü olarak tanımlıyor.<br />
<br />
Dr. İhsan Ünlü'nün yazısı şöyle:<br />
<br />
Sıffin Savaşı için yola çıkan Hz. Ali, kendisine durgunluğunun nedenini soran adamlarına şöyle demişti: </span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">“Yol uzun, düşman hileli, dostlar cahil.” </span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Bu tarihten 23 yıl sonra Kûfe’ye hicret yolculuğuna çıkan Hz. Peygamberin damadı İmam Ali’nin ve kızı Fatıma’nın yiğit oğlu, gözünün nuru İmam Hüseyin de aynı duygular içerisindeydi.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Çok sevdiği mübarek dedesinin beldesi Medine sokakları ona dar ediliyordu.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Sürekli takip ediliyor, zamanın zalim yöneticisine biat etmesi için baskı yapılıyordu.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">İmamın bu saltanat düzenine ve hakkaniyetsiz keyfi uygulamalara itirazı vardı.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Hiç kimse bu kokuşmuş düzene sesini çıkarmasa da, bu yolda yapayalnızlık da kalsa bir peygamber torunu olarak sesini yükseltecekti.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">“Aman efendim gitmeyin ne olur! O yol tehlikelerle dolu” diyenlere, “Zillet içinde yaşamaktansa izzetli bir ölümü tercih ederim” diyerek kararlılığını gösteriyordu.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Ceddi Muhammed Mustafa (as) da aynı kaderi müşrikler eliyle yaşamış, onların zulüm ve baskılarından dolayı çok sevdiği şehri Mekke’yi terk etmek zorunda kalmıştı.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Aynı şekilde babası Hz. İmam Ali de kendisine daha emin ve stratejik nokta olarak gördüğü Kûfe’ye yerleşmişti.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Şimdi hicranlı sinelerle hicret etmek sırası ona gelmişti.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Yol uzun, düşman hileli, dostlar cahildi.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Cahilden öte, vefasız, hain ve arkadan vuracak kadar alçak ve kahpeydi.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">“Aman efendim fitne çıkmasın, bazı şeyleri görmeyiverin” diyenlere, “Eğer ben bu yola çıkmasam korkarım ki benden sonra kimse adaletsizliğe, zulme başkaldırmaz.“ diyerek hak bildiği yolda yürümeye devam edecekti.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Yunus’ un, “Menzili ırak bu yolun bu yola kim varası/ müşkili çok bu hâlün bunu kim başarası” dizelerinde ifadesini bulan bir müşkilin içine düşürülmüştü İmam.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Kendisine biat sözü veren binlerce taraftarı zoru görünce sıvışıvermişti.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Gücün yanında yer alanlar bir bir ayrılıyor, ufacık bir rüzgârla patır patır dökülüyorlardı.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Belli ki Hüseyin’in söyledikleri karın doyurmuyordu! Karın doyuracak iş, aş, makam, mevki, kariyer vb şeyler ağır basıyordu.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Karşılarında bir peygamber torunu da olsa, “hemen, şimdi” olanı arzuluyor, camı elmasa tercih ediyorlardı.</span></span></span></h5>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ahmet-yesevi-dergisinden-akademik-dunyaya-cagri-3290</link>
            <category>KÜLTÜR SANAT</category>
            <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 09:39:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ahmet Yesevi Dergisi’nden akademik dünyaya çağrı</h1>
                        <h2>Ahmet Yesevi Dergisi akademik dünyaya bilimsel makaleleri ile katkıda bulunma çağrısı yaptı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/ahmet-yesevi-dergisinden-akademik-dunyaya-cagri-1782370245.webp">
                        <figcaption>Ahmet Yesevi Dergisi’nden akademik dünyaya çağrı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA-</strong> Alevilik, Bektaşilik ve Türk kültürü üzerine yaptığı nitelikli yayınlarla tanınan uluslararası hakemli Ahmet Yesevi Dergisi, dijital altyapısını modernize ederek yeni arayüzüyle yayın hayatına devam ediyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yenilenen web sitesiyle birlikte dergi, alanındaki özgün bilimsel çalışmalara kapılarını açarak yeni bir makale çağrısı yaptı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KÜLTÜREL MİRASIN AKADEMİK GÜCÜ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-25%20at%2009_33_50.jpeg" style="height:437px; width:800px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Uluslararası hakemli bir yayın olan Ahmet Yesevi Dergisi, Türk kültürünün en köklü ve zengin damarlarından olan Alevilik ve Bektaşilik başta olmak üzere, Türk kültür coğrafyasına ait tarihi, sosyolojik ve edebi değerleri bilimsel bir süzgeçten geçirerek geleceğe taşımayı amaçlıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dergi, akademik dünyada saygın bir yer edinerek, alanında otorite kabul edilen özgün araştırmaları, arşiv belgelerini ve akademik incelemeleri uluslararası indeks standartlarına uygun şekilde bilim dünyasına sunmaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>MAKALE BAŞVURULARI KOLAYLAŞTIRILDI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Duyuruya göre, yenilenen kullanıcı dostu arayüz sayesinde araştırmacılar artık çalışmalarını ahmetyesevidergisi.com adresi üzerinde bulunan “<strong><em>Makale Gönder</em></strong>” bağlantısını kullanarak kolayca sisteme yükleyebilecekler. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dergi yönetimi, Türk kültürü ve inanç dünyasına ışık tutacak yeni akademik çalışmaları sistem üzerinden beklediklerini ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ATIF SİSTEMİ GÜNCELLENDİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yenilenen platformda araştırmacılar için önemli bir duyuruya da yer verildi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yapılan açıklamaya göre Ahmet Yesevi Dergisi, Aralık 2026 sayısından itibaren akademik yazımda standardizasyonu artırmak ve bilimsel atıf güvenirliğini en üst seviyeye çıkarmak adına “<em><strong>ISNAD 2. Edisyon</strong></em>” atıf sistemini zorunlu olarak kullanmaya başlayacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kültür mirasını akademik disiplinle harmanlayan dergi, yeni dönemde de uluslararası yayın kalitesini artırmayı ve araştırmacılara daha dinamik bir dijital platform sunmayı hedefliyor.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/amasya-baba-ilyas-cemevi-insaatinda-sona-yaklasildi-3289</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 09:01:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Amasya, Baba İlyas Cemevi inşaatında sona yaklaşıldı</h1>
                        <h2>2022’de temeli atılan Baba İlyas Cemevi inşaatında sona yaklaşıldı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/amasya-baba-ilyas-cemevi-insaatinda-sona-yaklasildi-1782367702.webp">
                        <figcaption>Amasya, Baba İlyas Cemevi inşaatında sona yaklaşıldı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / AMASYA</strong>- Amasya’da inanç ve kültür dünyası için önemli bir merkez olacak olan Baba İlyas Cemevi inşaatında sona yaklaşıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem Vakfı Amasya Şubesi ile Amasya Belediyesi arasında imzalanan protokol kapsamında Gök Medrese Mahallesi’nde Aralık 2022’de temeli atılan projede hummalı bir çalışma yürütülüyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>CEMEVİNİN KABA İNŞAATI TAMAMLANDI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/CEMEV%C4%B02.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Büyük ölçüde şekillenen cemevinin kaba inşaatı tamamen bitirildi. Şu sıralar ince işçilik ve detaylar üzerinde hızla çalışılıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Projenin tamamen hizmete geçirilebilmesi için şu an acil olarak tamamlanması gereken kısımlar şunlar:</span></p>

<p><span style="color:#000000">-Asansör montajı</span></p>

<p><span style="color:#000000">-Dış cephe sıva işlemleri</span></p>

<p><span style="color:#000000">-Mantolama ve yalıtım çalışmaları</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kaba ve ince işlerin tamamlanmasının ardından, cemevinin iç mekan malzemelerinin imalatı ve montaj aşamasına geçilecek.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>HAYDAR KILIÇ DEDE’DEN DAYANIŞMA ÇAĞRISI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/CEMEV%C4%B01.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Amasya Belediyesi’nin yanı sıra, tamamen vatandaşların katkıları ve imecesiyle yükselen inşaat için Cem Vakfı Amasya Şubesi Başkanı Haydar Kılıç Dede bir çağrıda bulundu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Cemevinin eksik kalan kısımlarının hızla bitirilmesi için duyarlı ve hayırsever vatandaşları dayanışmaya davet eden Haydar Kılıç Dede, katkıda bulunmak isteyenler için vakfın resmi hesap bilgilerini paylaştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Destek Olmak İsteyenler İçin Hesap Bilgileri:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hesap Adı: Cumhuriyetçi Eğitim ve Kültür Merkezi Vakfı</span></p>

<p><span style="color:#000000">Banka: Vakıfbank</span></p>

<p><span style="color:#000000">IBAN: TR06 0001 5001 5800 7296 9054 41</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/canpolat-islam-cografyasinda-direnis-varsa-sebebi-kerbeladir-3288</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 13:10:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Canpolat: İslam coğrafyasında direniş varsa, sebebi Kerbela’dır!</h1>
                        <h2>Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde Horasan Erenleri Dergahı Cemevi’nde düzenlenen “Muharrem Ayı Oruç Açma ve Lokma Paylaşımı Programı”na katılan CHP Genel Başkan Yardımcısı Cemal Canpolat, “Bugün İslam coğrafyası, halen zulme karşı mukavemet ediyorsa, bunun en önemli sebebi Kerbela’dır, Hüseyni duruştur, Hüseyin’in mazlumdan yana tavır almasıdır” dedi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/canpolat-bu-cografya-halen-zulme-direniyorsa-huseyinin-kararliligindandir-1782123840.webp">
                        <figcaption>Canpolat: İslam coğrafyasında direniş varsa, sebebi Kerbela’dır!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><strong>HABER MERKEZİ / NEVŞEHİR-</strong> Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin hibe ettiği arazi üzerine inşa edilen Horasan Erenleri Dergâhı Cemevi’nde düzenlenen “<em><strong>Muharrem Ayı Oruç Açma ve Lokma Paylaşımı Programı</strong></em>”nda Türkiye’nin dört bir yanından gelen canlar, bakanlar, valiler, belediye başkanları, <span style="background-color:white">Alevi-Bektaşi inanç önderleri</span> ve siyasi parti temsilcileri aynı kardeşlik sofrasında buluştu.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Programa katılan Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Cemal Canpolat, konuşmasına “<em><strong>Siyasi partilerin temsilcileri, sevgili dedeler, babalar, Hacı Bektaş’ın ocağında hepinize Genel Başkanım Sayın Kemal Kılıçdaroğlu adına saygı ve sevgilerimi sunuyorum</strong></em>” sözleri ile başladı.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">CHP Genel Başkan Yardımcısı Cemal Canpolat, arazi bağışından dolayı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye de teşekkürlerini iletti. Canpolat, Osmanlı’nın kuruluşundaki ana kurucu unsurun da burası olduğunu belirterek “<strong><em>İşte bu mücadelenin ilim merkezi Hacı Bektaş Veli’dir. Yeniçeri Ocağı’dan Edebali’ye, Hacı Bektaş’a kadar siyasi, kültürel, askeri, inançsal olarak ana omurga burada çakılmıştır. O nedenle bu cemevinin Hacı Bektaş’ta olması, bu ana omurganın yeniden ayağa kalkması adına çok önemlidir. Hayata geçirilmesine katkı sunan herkese teşekkür ediyorum</em></strong>” şeklinde konuştu.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><span style="background-color:white">‘KERBELA MAZLUM İLE ZALİM ARASINDA BİR TERCİHTİR’</span></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Hazreti Muhammed’in torunu Hazreti Hüseyin ve ailesinin Irak’ın Kerbela Çölü’nde Emevi Halifesi Yezid tarafından işkence edilerek, susuz bırakılarak katledilmesinin yıl dönümünde bugünlerin matem günü olduğunu vurgulayan Cemal Canpolat, “<strong><em>Kerbela matemi, mazlum ile zalim arasında bir tercihtir. Peygamberimizin torunu Hazreti Hüseyin, saltanatı tercih ederek, hanı-hamamları tercih ederek hayatta kalabilirdi. Neyi tercih etti Hazreti Hüseyin? Mazlumun, sahipsizin, kimsesizin, mağdurun yanında yer alarak ölümü tercih etti</em></strong>” ifadelerini kullandı.&nbsp; </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><span style="background-color:white">‘O İNANÇ VE KARARLILIK HÜSEYİN’E AİT’</span></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Hazreti Hüseyin ve ailesinin Kerbela’dan tüm dünyaya yayılan direnişlerinin bugün aynı coğrafyada izlerini görmenin mümkün olduğunu vurgulayan Cemal Canpolat, “<em><strong>Bugün İslam coğrafyasında dışlanan, itilen, ister Filistin’de, ister Lübnan’da, ister İran’da mazlum olan herkesin inanç ve kararlılığı Hüseyin’in inanç ve kararlılığıdır. Çünkü o, zalime karşı mazlumun, ezilenin yanında durmak için şehit edildi</strong></em>” dedi. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><span style="background-color:white">‘BU COĞRAFYADA DİRENİŞ VARSA SEBEBİ KERBELA’DIR’</span></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">CHP Genel Başkan Yardımcısı Cemal Canpolat, “<strong><em>Bugün İslam coğrafyası, halen zulme karşı mukavemet ediyorsa, bunun en önemli sebebi Kerbela’dır, Hüseyni duruştur, Hüseyin’in mazlumdan yana tavır almasıdır</em></strong>” dediği konuşmasını “<em><strong>İşte bu nedenle Hazreti Hüseyin’in, Hazreti Zeynep’in sevgisi üzerinize olsun, hepinize saygılar sunuyorum</strong></em>” ifadeleriyle noktaladı.</span></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hacibektasta-horasan-erenleri-onculugunde-buyuk-bulusma-3287</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 09:21:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Hacıbektaş’ta Horasan Erenleri öncülüğünde büyük buluşma</h1>
                        <h2>Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde, inanç ve kültür dünyamızın müstesna dönemlerinden biri olan Muharrem ayı vesilesiyle “Muharrem Ayı Oruç Açma ve Lokma Paylaşımı Programı” gerçekleştirildi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/hacibektasta-horasan-erenleri-onculugunde-buyuk-bulusma-1782111720.webp">
                        <figcaption>Hacıbektaş’ta Horasan Erenleri öncülüğünde büyük buluşma</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin hibe ettiği arazi üzerine inşa edilen Horasan Erenleri Dergâhı Cemevi’nde düzenlenen “Muharrem Ayı Oruç Açma ve Lokma Paylaşımı Programı”nda Türkiye’nin dört bir yanından gelen canlar, bakanlar, valiler, Hacıbektaş Belediye Başkanı Ali Kaim ve çevre ilçe belediye başkanları, <span style="background-color:white">Alevi-Bektaşi inanç önderleri</span> ve siyasi parti temsilcileri aynı kardeşlik sofrasında buluştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İlçeye programa katılmak amacıyla gelen İçişleri Bakanı Mustafa Çiftci ile Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in Hacıbektaş’ta ilk durağı Hacı Bektaş Veli Dergâhı oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/H%C3%9CNKAR.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplumsal birlik ve beraberlik mesajlarının damga vurduğu “Muharrem Ayı Oruç Açma ve Lokma Paylaşımı Programı”, sivil toplum kuruluşlarının tek yürek olduğu ortaklaşma ve paylaşıma sahne oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YEDİ BÜYÜK KURULUŞTAN TARİHİ ORTAKLIK VE HORASAN ERENLERİ VURGUSU</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Anadolu topraklarının kadim hoşgörü ve irfan geleneğinden beslenen bu tarihi etkinlik, Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu başta olmak üzere, Anadolu Abdallar Cemevi Federasyonu, Anadolu Vakıflar Federasyonu, Afyonkarahisar Hacı Bektaş Veli Kültür Dernekleri Federasyonu, Oğuz Çepni Boyları Dernekler Federasyonu, Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu ve Türkiye Uzlaşı ve Toplumsal Kalkınma Vakfı’nın ortak katkıları ve güçlü iş birliğiyle hayata geçirildi. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/H%C3%9CNKAR2.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Organizasyonda lokmalarını paylaşan kitleler, ayrım gözetmeksizin bir arada olmanın gücünü sergilerken, federasyonlar adına yapılan ortak değerlendirmelerde toplumsal uzlaşının ve Horasan kültürünün birleştirici misyonunun önemine dikkat çekildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BAKANLARDAN TÜRKİYE YÜZYILI VE VEFA MESAJLARI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Mah-ı Muharrem’in hüzünlü, vakur ve manevi ikliminde, Hakk’a niyetle tutulan oruçları açmak, lokmaları paylaşmak, duaları birleştirmek ve gönülleri aynı muhabbet halkasında buluşturmak üzere bir araya geldiklerini</span> belirten İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, devletin kapısının da gönlünün de milletin her bir ferdine her daim açık olduğunu belirterek, “Bu topraklarda yaşayan her bir kardeşimizin inancı devletimizin güvencesi altındadır. Horasan’dan gelen erenler; bu topraklara kılıçtan önce gönül, hükümden önce hikmet, sözden önce edep taşımıştır. İnşallah Türkiye Yüzyılı’nı da huzuru büyüterek, güveni tahkim ederek ve kardeşliğimizi güçlendirerek inşa edeceğiz.” ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/MUSTAFA%C3%87%C4%B0FT%C3%87%C4%B0.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Türk Milletinin gönül dünyasının Ehl-i Beyt muhabbeti ile yoğrulduğunu belirten Bakan Çiftçi, “<span style="background-color:white">Fırat’ın kıyısında susuz bırakılan, iki cihan serveri Efendimiz’in gözünün nuru, cennet gençlerinin efendisi Hazreti Hüseyin efendimiz ve 72 yaranı, asırlardır sönmeyen bir duruşu, tükenmeyen bir izzeti ve Hakk uğruna ödenen en yüce bedelin şerefini bizlere miras bırakmıştır.</span>” şeklinde konuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ise konuşmasında, cemevine dönüştürülen bu anlamlı arsayı hibe eden MHP Lideri Devlet Bahçeli'ye teşekkürlerini ileterek, “Sayın Bahçeli'ye gösterdiği bu büyük kucaklayıcı vizyon ve vefa için şükranlarımı sunuyorum. Bizler bin yıldır bu topraklarda birbirimizin yaralarını sararak, birlik içinde geleceğe yürüyoruz.” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/YUSUFTEK%C4%B0N.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Anadolu irfanının Kerbela’yı yüreğinde taşırken onu bir ahlak mektebine dönüştürdüğünü belirten </span>Bakan Tekin, “<span style="background-color:white">Alevi-Bektaşi canlarımız da bu hikmetin ortaklarımızdan, milletimizin aslı ve yardımlarındandır. İrfanı, ocağı ve erkanı, ortak uygarlığımızın en kadimleri arasında yer alır Madem öyle, bu hazineye sahip olmak da ilkin devlete düşen bir vecibedir. işte biz vazifelerdendir. bu görevi, hakkın teslimi ve kardeşlik hukukunun gereğini yürütüyoruz.</span>” İfadelerini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>SİYASİ PARTİLERDEN BİR ARADA YAŞAMA VE KARDEŞLİK VURGUSU</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/belginuygur.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><span style="background-color:white">3 yıl gibi kısa bir süre içerisinde her türlü teferruatın düşünüldüğü muhteşem cemevinin, dergahın bütün canların kullanımına, istifadesine açıldığını görmekten mutluluk duyduklarını</span> belirten AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Belgin Uygur, <span style="background-color:white">başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli olmak üzere emeği geçenlere şükranlarını sunduğu konuşmasında “Ehl-i Beyt sevgisi Sayın Cumhurbaşkanı</span>’<span style="background-color:white">mızın da ifade ettiği gibi bize Peygamber Efendimizden emanettir. Bizim ezeli ve ebedi kardeşliğimizin temelinde ehlibeyt sevgisi vardır. Gazze başta olmak üzere dünyanın dört bir köşesinde büyük zulümlere şahitlik ediyoruz. Haklının güçlü olduğu bir dünya mümkün oluncaya kadar biz Sayın Cumhurbaşkanı</span>’<span style="background-color:white">mızın ifade ettiği gibi, onun öncülüğünde işte bu ebedi ve ezeli kardeşliğimizden almış olduğumuz güçle ve ilhamla zulmün karşısında durmaya, hakkın yanında durmaya inşallah devam edeceğiz.</span>” İfadelerine yer verdi.</span></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/ya%C5%9Fary%C4%B1ld%C4%B1r%C4%B1m1.png" style="height:450px; width:760px" /></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><span style="background-color:white">Hacıbektaş Horasan Erenleri Dergahı Cemevi</span>’<span style="background-color:white">nin işlevini yerine getirmesinin önemli olduğunu belirten</span> MHP Genel Başkanı Yardımcısı Yaşar Yıldırım, katılımcılara MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin selamlarını ilettiği konuşmasında, “Biz buraya siyasete de gelmedik, ticarete de gelmedik. Biz buraya “Hakk Muhammed Ali” diyen canlara hizmet için geldik. Onlar inançlarını, geleneklerini daha rahat yaşasın, öğrensin, bilsin diye de bu dergah yapıldı. Burasına, önce Devlet Bahçeli’nin aldığı arsada bir cemevi yapılmak üzere başlanmış, daha sonra Cumhur İttifakı sahip çıkmış, devlet sahip çıkmıştır. Önemli olan bundan sonra buranın nasıl çalışacağı, önemli olan buranın işlevini yerine getirmesidir.” İfadelerini kullandı.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ERDEM CÖMERT: İMAM HÜSEYİN<span style="background-color:white">’E DUYDUĞUMUZ ACI BİR</span></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><span style="background-color:white"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/ERDEMCM%C3%96ERT.png" style="height:450px; width:760px" /></span></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Av. Erdem Cömert, dergâhın faaliyete geçmesinden duyduğu memnuniyeti ve organizasyonun esas amacını şu sözlerle özetledi: “<span style="background-color:white">Bir yol açıldı. 2022 yılında Sayın Cumhurbaşkanı’mız Recep Tayyip Erdoğan’ın Ankara Hüseyin Gazi’de bizim bir muharrem oruç açma etkinliğimize katılıp bizlerle lokma paylaşmasıyla bu yol açıldı. Ardından Sayın Devlet Bahçeli, kıymetli büyüğümüz bize bu arsayı, bu binayı bağışladı. Başta Cumhurbaşkanı’mız olmak üzere Sayın Devlet Bahçeli’ye bize bu binayı, bu hizmeti sunduğu için teşekkürü bir borç biliyoruz. Bizim Allah’ımız, Peygamberimiz, kitabımız, bayramlarımız, yas-ı matemlerimiz, İmam Hüseyin’e duyduğumuz acı bir. Bu acıyı ve yası tuttuğumuz günlerde sizinle bu lokmayı paylaşmayı büyük bir şeref olarak biliyoruz.</span>” </span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/DERGAH1.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Dedegarkın Ocağı dedelerinden Hüseyin Dedekargınoğlu’nun destur vermesiyle vatandaşların oruçlarını açtığı programda, sanatçı Öznur Ağbaba da deyişleri, mersiyeleri ve ağıtlarıyla sahne aldı.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Programda, Nevşehir Valisi Hüseyin Kök, <span style="background-color:white">Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkan Yardımcısı Esin Saykan</span>, CHP Genel Başkan Yardımcısı Cemal Canpolat, BBP Genel Başkan Yardımcısı Durmuş Boztuğ, Vatan Partisi Genel Sekreteri Özgür Bursalı, Türkiye Uzlaşı ve Toplumsal Kalkınma Vakfı adına Haydar Şahin ve gazeteci Ayhan Bilgin de konuşma yaptı.</span></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/yenikapi-mevlevihanesinde-ortak-aci-kerbela-3286</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 00:31:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Yenikapı Mevlevihanesi’nde ortak acı Kerbela</h1>
                        <h2>Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi çatısı altında hizmet veren Yenikapı Mevlevihanesi’nde Muharrem matemi vesilesiyle bir araya gelen sivil toplum kuruluşları ve devlet ricali buluşmasında toplumsal uzlaşının ve köklü kültürel kodların aktarımının önemi vurgulandı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/yenikapi-mevlevihanesinde-ortak-aci-kerbela-1781993513.webp">
                        <figcaption>Yenikapı Mevlevihanesi’nde ortak acı Kerbela</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / İSTANBUL—&nbsp;</strong>Yenikapı Mevlevihanesi düzenlenen istisnai bir buluşmayla toplumsal birlik ve beraberlik mesajlarının merkez üssü haline geldi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Cihannüma Derneği ile Türkiye Uzlaşı ve Toplumsal Kalkınma Vakfı tarafından düzenlenen “<em><strong>Muharrem Ayı Oruç Açma ve Lokma Paylaşımı</strong></em>” programı, farklı kesimlerden kanaat önderlerini, devlet ricalini ve sivil toplum temsilcilerini aynı sofrada buluşturarak yüzlerce yıldı süren bir geleneği bugünün toplumsal barış vizyonuyla yeniden harmanladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Programın moderasyonunda ve konuşmalarında, Muharrem ayının sadece tarihsel bir yas dönemi olarak sınırlandırılmaması gerektiği, aksine bugünün dünyasına adalet ve haksızlığa karşı direnç mesajı taşıdığı sıklıkla vurgulandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Anadolu Vakıflar Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Ali Ayyıldız, Anadolu Abdallar Cemevi federasyonu Genel Başkanı Yunus Emre Durmuş ve Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Erdem Cömert programda ortak acıları ortaklaşmanın önemine vurgu yaptılar.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/mehmet%20ali%20ayy%C4%B1ld%C4%B1z.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/yunus%20emre%20durmu%C5%9F.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/erdem%20c%C3%B6mert.png" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Cihannüma Derneği Genel Başkanı Selim Cerrah, Hz. Hüseyin’in mücadelesine öykünmenin ve zalime karşı durmanın önemine değinirken, Türkiye Uzlaşı ve Toplumsal Kalkınma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Haydar Şahin ise Kerbela’nın insana bugüne yönelik sorumluluklarını hatırlatan bir adalet ve inanç bedeli olduğunu kaydetti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/selim%20cerrah.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/haydar%20%C5%9Fahin.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Etkinliğin entelektüel zeminini derinleştiren konuşmasında Türkiye Uluslararası İslam, Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Görmez ise, ezber bozan bir yaklaşımla, Kerbela’nın mezhepsel bir zümreye ait kılınamayacağını, tüm Müslümanların ortak mektebi olduğunu belirtti. Görmez, sadece senede bir kez yas tutarak yetinmek yerine, “Hüseyince yaşamanın” formüllerinin aranması gerektiğini savundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/mehmet%20g%C3%B6rmez.png" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Görmez şöyle dedi: “<strong><em>Bu mektep sadece Sünnilerin, Şiilerin, Alevilerin mektebi değil, mümin olan her insanın ortak mektebidir. Kerbela, Hz. Hüseyin’in uğruna canını verdiği adaleti, özgürlüğü ve merhameti yeniden ihya etmek için başvuracağımız bir ibret okuludur.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/yusuf%20tekin.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin konuşmasında, toplumsal ihtiyaçlar ve değerler eğitimi süzgecinden geçirilerek onay süreçleri tamamlanan 12 yeni eğitim modülünü tanıttı. Manevi ve kültürel mirasın yarınlara nitelikli bir şekilde aktarılmasını hedeflediklerinin altını çizen Prof. Dr. Tekin, “<strong><em>Alevilik ve Bektaşiliğin Temel Esasları 96 saatlik bir modül, Alevi-Bektaşilikte Yol-Erkan 104 saat, Alevi-Bektaşi Tarihi 92 saat, Alevilik-Bektaşilikte Toplumsal Kurumlar 80 saat, Alevi-Bektaşi Edebiyatı 96 saat, Alevilik-Bektaşilikte Ocaklar ve Dergahlar 112 saat, Alevi-Bektaşi Halk Aşıkları, Ulu Ozanları 96 saat, Alevi-Bektaşi Müziği 90 saat. 13 yaş altı çocuklarımız için ise Alevilik-Bektaşilikte Edebiyat ve Sanat 30 saat, Alevilik-Bektaşilikte Semah 30 saat, Alevilik-Bektaşiliğe Giriş 35 saat, yolun izinde, değerler, dostluk ve gönül bağı 30 saat olmak üzere oluşan 12 modül şu anda Milli Eğitim Bakanlığımızın onay süreçleri tamamlandı ve süreç başlayacak</em></strong>”&nbsp;diye konuştu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Gözlemcilerin ve davetlilerin yoğun katılımıyla gerçekleşen programda konuşan İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, Kerbela hadisesinin İslam dünyası üzerindeki tarihsel etkilerine dikkat çekti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kerbela'yı “<em><strong>Müslümanlar için büyük bir imtihan</strong></em>” olarak nitelendiren Erdoğan, o dönemden bugüne miras kalan nifak tohumlarının panzehirinin ancak iletişimi güçlendirmek ve ortak alanlarda daha fazla bir araya gelmek olduğunu ifade etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/bilal%20erdo%C4%9Fan.png" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Anadolu topraklarının barındırdığı köklü değerlerin altını çizen Erdoğan, “<em><strong>Dünyada kötülük ve belanın kol gezdiği bu zaman diliminde, dünyaya umut vadedecek değerleri bu topraklarda yaşatmamız lazım. Çünkü dünyada mayası böylesine temiz başka yer yok</strong></em>” diyerek Anadolu insanının tarihsel sorumluluğuna işaret etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Şimşek ile Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy ve Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu gibi yerel yöneticilerin de hazır bulunduğu anlamlı buluşma, akşam ezanının okunmasıyla birlikte açılan oruçlar ve paylaşılan lokmalar eşliğinde son buldu. </span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/prof-dr-umit-yazicioglu-yazdi-pirin-isigi-3285</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 22:54:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Prof. Dr. Ümit Yazıcıoğlu yazdı: Pirin ışığı</h1>
                        <h2>Hukuk ve siyaset bilimi alanındaki başarıları ile dünya çapında takdir edilen bilimcilerimizden olan Prof. Dr. Ümit Yazıcıoğlu, Erzurum'un Tekman ilçesinde geçirdiği çocukluk yıllarından anılarından yola çıkarak "Aleviler ne istiyor?" sorusuna cevap aradı. İşte, o yazı:</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/prof-dr-umit-yazicioglu-yazdi-pirin-isigi-1781986492.webp">
                        <figcaption>Prof. Dr. Ümit Yazıcıoğlu yazdı: Pirin ışığı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>O sabahı hatırlıyorum.</strong>&nbsp;Mart 1973. Tekman’da kış hâlâ hüküm sürüyordu. Kar ilçenin üzerine çökmüştü, yollar kapalıydı, evlerin bacalarından tüten duman bile donuyordu. Babam&nbsp;<strong>Abdulbaki Yazıcıoğlu</strong>, o yıllarda&nbsp;<strong>Tekman Belediye Başkanı</strong>’ydı ve CHP’den yeniden adaydı. Seçimlere aylar vardı, ama siyasetin nefesi her sabah erkenden evimize dolardı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Güneş doğmamıştı. Kapı çalındı. Babam henüz kahvesini içmemişti. Açtım. Karşıda, Kuruca’nın soğuğundan gelmiş, üzerinde ince bir ceket, elinde baston, sakalları buz tutmuş bir ihtiyar duruyordu:&nbsp;<strong>Baba Hasan</strong>. Babamın&nbsp;<strong>piri</strong>. Onu tanırdım. Köyümüzün en yaşlı&nbsp;<strong>eren</strong>lerinden biriydi. Ama onu bu saatte, bu soğukta Tekman’da görmek alışılmış bir şey değildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Babam koşarak çıktı: “Baba Hasan, ne işin var burada bu saatte? Yollar kapalı, hava buz gibi. Nasıl geldin?” Baba Hasan gülümsedi. Nefesi buhar olup havada kayboldu.&nbsp;<strong>“Yürüdüm evladım,”</strong>&nbsp;dedi.&nbsp;<strong>“Kuruca’dan Tekman’a yürüdüm. Çünkü sana bir şey söylemem lazım.”</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Babam onu içeri aldı, sobanın yanına oturttu. Elleri hâlâ titriyordu. Babam bir bardak sıcak su verdi. İçti. Sustu. Sonra doğruldu ve babamın gözlerinin içine baktı.&nbsp;<strong>“Abdulbaki,”</strong>&nbsp;dedi. Sesinde dağların yankısı vardı.&nbsp;<strong>“Dün gece bir rüya gördüm. Rüyada bir pınar vardı. Kuruca’nın yukarısındaki pınar. Ama bu pınardan su değil, ışık akıyordu. Işık, taşların arasından süzülüp Tekman’a doğru yayılıyordu. Bütün ilçe o ışıkla aydınlanıyordu. Ve o ışığın ortasında sen duruyordun. Elinde bir bayrak vardı. Bayrakta ne yazıyordu biliyor musun?”</strong>&nbsp;Babam sessizdi. Başını iki yana salladı.&nbsp;<strong>“Hak”</strong>&nbsp;yazıyordu, Abdulbaki. Sadece&nbsp;<strong>“hak”</strong>. Ne partinin adı, ne bir isim. Sadece&nbsp;<strong>“hak”</strong>.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Baba Hasan ellerini babamın omzuna koydu.&nbsp;<strong>“Bu rüya bana sana gelmemi söyledi. Kesinen kazanacaksın. Şüphen olmasın. Ama kazanman yeterli değil. Kazandığında, bu ışığı unutma. Suyu, yolu, hakkı unutma. Kuruca’nın susuzluğunu unutma. Çünkü pirin ışığı, makamda değil, hizmette parlar.”</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Babamın gözleri doldu. O soğuk sabah, sobamızın yanında, iki adam birbirine sessizce baktı. Baba Hasan cebinden küçük bir tesbih çıkardı, babamın eline verdi:&nbsp;<strong>“Bunu sakla. Dua ettim senin için. Şimdi ben gideyim, yol uzun.”</strong>&nbsp;Babam itiraz etti: “Kalmayacak mısın? Kahvaltı etmedin.”&nbsp;<strong>“Yolum var,”</strong>&nbsp;dedi Baba Hasan.&nbsp;<strong>“Kuruca’da sabah namazına yetişmem lazım.”</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kapıyı açtı, soğuk yüzüne vurdu. Bir an durdu, arkasına döndü ve babama son sözünü söyledi:&nbsp;<strong>“Pir, yalnızca yol gösteren değildir; halkın derdini omzunda taşıyandır. Bunu unutma, evladım.”</strong>&nbsp;Ve yürüyüp gitti. Karın içinde kayboldu. Babam, elindeki tesbihle uzun süre kapıda bekledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">O yıl, 1973 seçimlerinde babam CHP’den Tekman Belediye Başkanı olarak yeniden seçildi. Seçim gecesi, ilk iş olarak Kuruca’ya telefon açtı:&nbsp;<strong>“Baba Hasan’a söyleyin, ışık geldi.”</strong>&nbsp;Baba Hasan o gece çoktan ölmüştü. Kuruca’da sabah namazına yetiştiği günün akşamı gözlerini yummuştu. Ama&nbsp;<strong>rüyası tuttu</strong>.&nbsp;<strong>Işık, su gibi aktı.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Babam, belediye başkanlığı boyunca o&nbsp;<strong>tesbihi</strong>&nbsp;hep yanında taşıdı. Ne zaman bir dilekçe gelse, ne zaman bir köylü kapısını çalsa, Baba Hasan’ın o sabahki sesini hatırladı:&nbsp;<strong>“Hak.”</strong>&nbsp;Onun başkanlığı, sadece bir makam değil, bir&nbsp;<strong>hizmet</strong>&nbsp;anlayışıydı. Suyu, yolu, hakkı önceleyen bir yönetimdi. Çünkü o, pirinin sözünü tuttu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün Tekman’da kimse o sabahı hatırlamaz. Ama&nbsp;<strong>Kuruca’nın susuzluğu</strong>&nbsp;hâlâ devam eder. Kuruca, Tekman’ın dağları arasında, Erzurum’un doğusunda, dört yüz yıldır aynı yerde duran bir köydür. Ama durmak, yaşamak değildir. Kuruca’da yaşamak, her sabah su için uyanmak demektir. Dört yüz yıl boyunca değişen tek şey, suyun azalmasıdır. Gerisi hep aynı kalmıştır:&nbsp;<strong>kova, sırt, ter, umut ve her seferinde kırılan bir sabır.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Köyün ortasında bir&nbsp;<strong>çeşme</strong>&nbsp;vardır. 1962 yılında döşenmiş demir borularla dağdaki bir kaynağa bağlanmıştır. O tarihten beri ne borular değişmiş, ne de suyun tadı. Köylüler, içtikleri suyun&nbsp;<strong>arsenikli</strong>&nbsp;olduğunu söyler. Kimse bunu teyit etmemiş, kimse analiz yaptırmamıştır. Zira analiz yapmak, önce orada yaşayanları&nbsp;<strong>görmek</strong>&nbsp;demektir. Ve Kuruca, görülmeyen köylerdendir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Eylül ve ekim aylarında çeşme tamamen susar.</strong>&nbsp;Damla bile düşmez. O günlerde köyde hayat durur. Evlere su girmez. Banyo yapılmaz, çamaşır yıkanmaz, bulaşık durur, hayvanlar susuz kalır. Her şey, o tek çeşmenin başında, kadınların omzunda taşınan kovalarla yürür.&nbsp;<strong>Naime Yolla</strong>, yetmiş yaşında, her gün çeşmeden eve su taşır. “Su çekip banyo mu yapalım, su çekip çamaşır mı yıkayalım?” der. Bu soru cevap beklemez. Sadece bir tespittir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Köy halkı, yıllar boyunca tam&nbsp;<strong>yüz dilekçe</strong>&nbsp;vermiştir. Kaymakamlığa, valiliğe, Tekman Belediyesi’ne. Her dilekçede aynı kelimeler yazar:&nbsp;<strong>“Su yok, yardım isteniyor.”</strong>&nbsp;Her dilekçenin altında aynı imzalar, aynı mühürler. Ve her dilekçenin üzerine aynı cevap yazılır:&nbsp;<strong>“Yakında yaparız.”</strong>&nbsp;Bu “yakında” ilk kez 1980’lerde söylenmiştir. 1989 yılında köy üç gün boyunca tamamen susuz kalmıştır. Yetkililerden tanker istenmiştir. Tanker gelmemiştir. “Yakında” denmiştir. 1990’larda bir sondaj yapılmış, “su var” denmiş, ardından analizlerde&nbsp;<strong>“yeterli kaynak bulunmadığı”</strong>&nbsp;söylenerek borular sökülüp götürülmüştür. Köylüler bir kez daha umutlanmış, bir kez daha ellerinde kovalarla çeşmenin başında bulmuşlardır kendilerini.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bingöl dağından su getirilmesi önerilmiştir. Cevap:&nbsp;<strong>“Çok uzak.”</strong>&nbsp;Oysa Tekman’a yol yapılmış, okul yapılmış, hastane yapılmıştır.&nbsp;<strong>Uzaklık, sadece su için bahane olmuştur.</strong>&nbsp;Çünkü yol, okul ve hastane seçmendir; su ise sadece susuzdur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Köyde kırk hane varken, şimdi üç hane kalmıştır. Yazın bile ancak on bir hane dolabilmektedir. İnsanlar&nbsp;<strong>göç</strong>&nbsp;etmiştir. Gençler şehre gitmiş, yaşlılar ölmüş, evler harabe olmuştur. Göç edenlerin ardından ocaklar sönmüş,&nbsp;<strong>cemler</strong>&nbsp;azalmış, cemevine suyu yukarıdaki depodan taşımak zorunda kalmışlardır. Hayvanlar susuzluktan telef olmuş, meralar kurumuş, tarlalar verimsizleşmiştir. Köy, adım adım bir&nbsp;<strong>hayalet köye</strong>&nbsp;dönüşmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Muhtar Hasan Yolla</strong>, elinde kalın bir dosyayla yetkililerin kapısını her çaldığında aynı sözleri duyar:&nbsp;<strong>“Dilekçeniz alındı, değerlendirilecek.”</strong>&nbsp;Dosya kalınlaşır, su azalır. Değerlendirme süresi, köyün ömründen uzundur.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Oy zamanı yetkililer gelir.</strong>&nbsp;Vali gelir, kaymakam gelir, belediye başkanı gelir. Fotoğraf çektirirler, çocukları okşarlar, kahve içerler,&nbsp;<strong>“sorunlarınızı biliyoruz”</strong>&nbsp;derler. Oy bitince kapı bir daha çalınmaz. Ne telefon ederler, ne uğrarlar, ne de su gelir.&nbsp;<strong>Urfiye Aslan</strong>, köyün en yaşlı kadınlarından biri, bunu en net söyleyendir:&nbsp;<strong>“Biz de insanız. Aleviyiz diye insan değil miyiz?”</strong>&nbsp;Soruyu sorarken sesi titremez, çünkü titremeyi çoktan bırakmıştır.&nbsp;<strong>“Oy zamanı geliyorlar, hal hatır soruyorlar; oy bitince kimse kapımızı çalmıyor. Biz kimseden ayrıcalık istemiyoruz. Sadece su, yol, hizmet istiyoruz.”</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yol yapılmıştır, ama su yapılmamıştır. Hizmet denilen şey, sadece seçim afişlerinde kalmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Köylüler,&nbsp;<strong>Baba Hasan</strong>’ı anar. O, bu köyden çıkmış bir pir olarak bilinir. Rivayet ederler ki, bir gün genç Ali’ye şöyle demiştir:&nbsp;<strong>“Pir, hakikatin suyunu insanlara ulaştıran bir pınardır. Gerçek pir, insanlara hükmeden değil, onlara hizmet edendir. Bir gönül kırılmışsa onarır, bir yetim varsa başını okşar, bir insan karanlıkta kalmışsa ona yol olur.”</strong>&nbsp;Bu sözler köyün duvarlarında asılıdır. Ama bu sözler, ne kaymakamlığın raporlarına girmiş, ne valiliğin bütçesine, ne de belediyenin planlarına. Çünkü&nbsp;<strong>devlet, pirlikle değil, kanunlarla yönetilir.</strong>&nbsp;Ve kanunlar, susuz köyleri değil, oy çokluğunu görür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kuruca’da her kova su, aslında bir&nbsp;<strong>belgedir</strong>. Taşınan her damla, devletin yok saydığı bir gerçekliktir. Kadınların omuzlarındaki nasırlar, mahkeme tutanaklarına geçmeyen bir davadır. Çocukların susuzluktan hasta olması, istatistiklere girmeyen bir ölçüttür. Ve her yıl tekrarlanan&nbsp;<strong>“yakında”</strong>, zaman aşımına uğramış bir sözdür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yetkililer, köyü haritada gösterirler. Ama haritada su yoktur. Haritada sadece çizgiler vardır. O çizgilerin arasında Kuruca kaybolur. Tıpkı dilekçelerin dosya raflarında kaybolduğu gibi. Tıpkı sondaj makinelerinin sökülüp götürüldüğü gibi. Tıpkı umutların her seçim dönemi yeniden canlanıp, her seçim sonrası öldüğü gibi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">1989’daki üç günlük susuzluk, köyün&nbsp;<strong>kolektif hafızası</strong>dır. O günleri yaşayanlar hâlâ anlatır:&nbsp;<strong>“Tanker istedik, gelmedi. Yetkililer ‘yakında’ dedi, ama o yakında hiç gelmedi.”</strong>&nbsp;O günden bugüne, otuz yedi yıl geçmiştir. Otuz yedi yıl boyunca aynı demir borulardan arsenikli su akmış, aynı kovalar taşınmış, aynı dilekçeler yazılmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Köyün yaşlıları, Baba Hasan’ın bir başka sözünü hatırlar:&nbsp;<strong>“Pir, yalnızca yol gösteren değil; halkın derdini omzunda taşıyandır.”</strong>&nbsp;Bugün Kuruca’nın derdini omzunda taşıyan kimse yoktur. Kaymakam oturduğu makamda&nbsp;<strong>“yakında”</strong>&nbsp;der, Vali uzaktan&nbsp;<strong>“biliyoruz”</strong>&nbsp;der, Belediye bütçesinde&nbsp;<strong>“kalem yok”</strong>&nbsp;der. Ve devlet, tüm bu söylemlerin arkasında, sessizce durur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Oysa&nbsp;<strong>susuzluk, bir doğa olayı değildir. Susuzluk, bir tercihtir.</strong>&nbsp;Bir köyün susuz kalması, o köyün seçmen değeri ile orantılıdır. Kuruca’nın seçmen değeri düşüktür, çünkü nüfusu azalmıştır. Nüfusu azalmıştır, çünkü su yoktur. Su yoktur, çünkü seçmen değeri düşüktür. Bu&nbsp;<strong>kısır döngü</strong>, dört yüz yıldır işlemektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Cemevi</strong>, köyün en yüksek yerindedir. Oraya su çıkmaz. İbadet için gidenler, yanlarında su götürmek zorundadır. Cem sırasında okunan dualar, susuzluğu gidermez. Ama dualar, yetkililerin kapısından daha çok işitilir. Çünkü dualar, makam tanımaz. Oysa devlet, makamı tanır.&nbsp;<strong>Makam, susuz köyleri duymaz.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Köylüler, Bingöl dağından su getirme önerisini hâlâ hatırlar. O proje, bir rapor olarak kalmıştır. Raporda “uzaklık” yazar. Aynı rapor, yol için&nbsp;<strong>“yakın”</strong>&nbsp;der, okul için&nbsp;<strong>“makul”</strong>&nbsp;der, hastane için&nbsp;<strong>“gerekli”</strong>&nbsp;der. Ama su için hep&nbsp;<strong>“uzak”</strong>&nbsp;der. Çünkü su, siyasi değildir.&nbsp;<strong>Su, sadece yaşamdır.</strong>&nbsp;Ve yaşam, siyasetin dışındadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Baba Hasan, ölmeden önce son sözünü söylemiş rivayete göre:&nbsp;<strong>“Pirlik makamla değil, gönülle olur. Bir insanın büyüklüğü, kaç kişiye hükmettiğiyle değil, kaç gönüle dokunduğuyla ölçülür.”</strong>&nbsp;Kuruca’da bugün hiçbir makam gönüle dokunmamıştır. Sadece susuzluk dokunmuştur. Ve susuzluk, her gün biraz daha derine işlemiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Köyün&nbsp;<strong>mezarlığı</strong>, yamacın ucundadır. Orada yatanlar, su hasretiyle ölmüşlerdir. Taşlarında su damlası figürü yoktur. Sadece isimler, tarihler ve bir cümle:&nbsp;<strong>“Suya hasret.”</strong>&nbsp;Bu cümle, köyün resmî tarihine yazılmamıştır. Ama her mezar, bir belgedir. Her mezar, bir şikâyettir. Ve her mezar, devletin sustuğu bir tanıktır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kuruca halkı, artık yetkililerden bir şey beklemez. Çünkü beklemek, bir zaman sonra&nbsp;<strong>umutsuzluğa</strong>&nbsp;dönüşür. Naime Yolla, her sabah çeşmeye gider, kovasını doldurur, eve taşır.&nbsp;<strong>Yusuf Yola</strong>, İzmir’den sağlık sebebiyle köye dönmüştür, ama döndüğüne pişmandır.&nbsp;<strong>“Hayat su üzerinde kuruludur,”</strong>&nbsp;der.&nbsp;<strong>“Su olmayınca hayat duruyor.”</strong>&nbsp;Ve hayat durdukça, köy boşalır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yetkililere sorulur:&nbsp;<strong>“Kuruca’ya su niçin gelmez?”</strong>&nbsp;Cevap hazırdır:&nbsp;<strong>“Bütçe yok, altyapı yetersiz, proje aşamasında.”</strong>&nbsp;Aynı cevaplar, 1989’da da verilmiştir. 1990’da da, 2000’de de, 2010’da da, 2020’de de. Değişen tek şey, bütçenin büyüklüğü ve altyapının yaşıdır. Ama su, hâlâ gelmemiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Oysa aynı yetkililer, bir başka köye asfalt yapmış, bir başka ilçeye hastane dikmiş, bir başka beldeye park kurmuştur. Kuruca’ya sadece&nbsp;<strong>söz</strong>&nbsp;gelmiştir. Sözler de tıpkı demir borular gibi paslanmıştır. Paslanan sözler, içilemez. Ama yetkililer, paslı sözlerle yetinir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Baba Hasan’ın&nbsp;<strong>pirin ışığı</strong>, hâlâ köyün üzerindedir. Ama ışık, su değildir. Işık, sadece gösterir; susuzluğu gidermez. Köylüler, Baba Hasan’ın adını anarken, aslında bir&nbsp;<strong>adalet</strong>&nbsp;ararlar. Adalet, suyun herkese eşit akmasıdır. Ama Kuruca’da su eşit akmaz, hiç akmaz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sonuçta, bir köy susuz kalır. İnsanlar göç eder. Evler yıkılır. Cemevi boşalır. Mezarlık dolar. Ve yetkililer,&nbsp;<strong>“yakında”</strong>&nbsp;demeye devam eder. Yakında, belki bir gün, su gelir. Ama o gün gelene kadar, Kuruca bir hatıra olur. Tıpkı Baba Hasan gibi. Sadece anlatılan, ama yaşanmayan.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ve köyün yaşlıları, torunlarına şöyle der:&nbsp;<strong>“Baba Hasan yaşasaydı, önce suyu değil, insanların gönlünü sorardı. Ama bilirdi ki gönül de su gibi, susuz kalınca kurur.”</strong>&nbsp;Bugün Kuruca’nın gönlü kurumuştur. Geriye sadece kovalar, dilekçeler ve paslı borular kalmıştır. Ve bu borular, hâlâ arsenikli su taşımaktadır. Devlet ise, o boruları değiştirmemektedir. Çünkü değiştirmek,&nbsp;<strong>görmek</strong>&nbsp;demektir. Ve görmek,&nbsp;<strong>sorumluluk</strong>&nbsp;demektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Sorumluluk, susuz köylerde değil, raporlarda durur.</strong>&nbsp;Raporlar ise, yakında yapılacakların listesidir. O liste hiç bitmez. Tıpkı Kuruca’nın susuzluğu gibi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ben, Prof. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu, her seçim dönemi o soğuk mart sabahını ve Baba Hasan’ın yürüdüğü o buzlu yolu düşünürüm. Çünkü&nbsp;<strong>bir pir, sadece rüya görmez. Bir pir, yürür.</strong>&nbsp;Kuruca’dan Tekman’a, soğuğun ortasında, hakkı söylemek için yürür. Ve o yürüyüş, bugün hâlâ bitmemiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Babam Abdulbaki Yazıcıoğlu, o yürüyüşü anlamıştı. O,&nbsp;<strong>pirinin ışığını</strong>&nbsp;makamında değil, hizmetinde taşıdı. Suyu, yolu, hakkı önceleyen bir belediye başkanıydı. Onun döneminde Tekman, susuz köylerini unutmadı. Çünkü o, Baba Hasan’ın şu sözünü hiç unutmadı:&nbsp;<strong>“Pir, yalnızca yol gösteren değildir; halkın derdini omzunda taşıyandır.”</strong>&nbsp;Babam, bu derdi omzunda taşıdı. Ve bu yüzden, onu minnetle anıyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Aleviler</strong>&nbsp;ise, bu toprakların en kadim halklarından biridir. Onlar, susuzlukla, ihmal ve ayrımcılıkla imtihan edilmişlerdir. Ama&nbsp;<strong>Urfiye Aslan</strong>’ın dediği gibi:&nbsp;<strong>“Biz de insanız.”</strong>&nbsp;Onlar, kimseden ayrıcalık istemez; sadece su, yol, hizmet isterler. Onların sabrı, insanlık onurunun en yalın ifadesidir. Babam, onların bu onurlu duruşunu bilirdi. Ve onlara hizmet etmeyi, pirinin bir emri sayardı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Baba Hasan</strong>&nbsp;ise, bu yazının ruhudur. O, yalnızca bir rüya görmedi; o, o rüyanın peşinden yürüdü. Kuruca’nın soğuğunda, Tekman’a kadar yürüdü. Çünkü biliyordu ki,&nbsp;<strong>pir, hakikatin suyunu insanlara ulaştıran pınardır.</strong>&nbsp;Onun sözleri, bugün hâlâ Kuruca’nın duvarlarında asılıdır. Ve onun ışığı, hâlâ o köyün üzerindedir. Ama ışık, yetmez. Su gerekir. Adalet gerekir. Ve devletin, susuz köyleri görme sorumluluğu gerekir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">O mart sabahı, Baba Hasan’ın babama verdiği tesbih, hâlâ bizdedir. Babam, onu hep yanında taşıdı. Ve ben, bu tesbihi her elime aldığımda, o soğuk sabahı, o yürüyüşü, o&nbsp;<strong>“hak”</strong>&nbsp;kelimesini hatırlarım. Çünkü hak, su gibidir. Susuz kalan her yerde, o hak da susar. Ama Baba Hasan’ın ışığı, susmayan tek şeydir. Ve o ışık, bugün hâlâ Kuruca’nın üzerinde parlamaktadır. Ta ki su gelene kadar. Ta ki adalet sağlanana kadar.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/anadolu-vakiflar-federasyonundan-yas-i-matem-etkinligi-3284</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 00:36:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Anadolu Vakıflar Federasyonu’ndan Yas-ı Matem etkinliği</h1>
                        <h2>Anadolu Vakıflar Federasyonu, Muharrem ayı vesilesiyle düzenlediği “Yas-ı Matem Oruç Açma Lokması” programında devlet kurumlarını, siyasi partileri ve sivil toplum kuruluşlarını aynı sofrada buluşturdu. Yoğun katılımla gerçekleşen programda birlik, beraberlik ve kardeşlik mesajları ön plana çıktı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/anadolu-vakiflar-federasyonundan-yas-i-matem-etkinligi-1781905722.webp">
                        <figcaption>Anadolu Vakıflar Federasyonu’ndan Yas-ı Matem etkinliği</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA –</strong> Anadolu Vakıflar Federasyonu, Ankara’da anlamlı bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem ayı dolayısıyla düzenlenen “<em><strong>Yas-ı Matem Oruç Açma Lokması</strong></em>” programı, Başkent Öğretmenevi Angora Salonu’nda düzenlendi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yaklaşık 200 seçkin davetlinin katıldığı program siyaset, bürokrasi, sivil toplum ve inanç dünyasını bir araya getirerek, Ankara’da özlenen toplumsal uzlaşının ve kardeşliğin en güzel örneklerinden birini sergiledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>MİLLİ EĞİTİM BAKANI TEKİN MÜJDEYİ VERDİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/YT1.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Programa katılarak geniş yankı uyandıran bir konuşma yapan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Muharrem ayının asırlardır milletin ortak hafızasında derin anlamlar taşıyan müstesna bir zaman dilimi olduğunu vurguladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aynı lokmayı paylaşmanın ortak kaderi paylaşma iradesi olduğunu belirten Bakan Tekin, konuşmasında Alevi vatandaşları doğrudan ilgilendiren çok önemli bir müjdeyi paylaştı: </span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Alevi-Bektaşi vatandaşlarımızın, kardeşlerimizin dini hassasiyetlerini, inanç ve kültür ögelerini sağlıklı bir şekilde öğrenebilecekleri bir mekanizmanın eksikliğinden hareketle biz de Milli Eğitim Bakanlığı olarak bir girişimde bulunduk. Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü üzerinden yürüyecek 12 modül yazdık.</em></strong>” </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığının kurulmasını devrimsel bir adım olarak nitelendiren Bakan Tekin, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında milli birlik ve beraberliği güçlendirecek adımlar atmaya devam edeceklerini ifade etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>HZ. HÜSEYİN’İN MÜBAREK BAŞI TÜM MÜSLÜMANLARIN OMUZLARINDA</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/YT2.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Programda konuklara hitap eden Anadolu Vakıflar Federasyonu Başkanı Mehmet Ali Ayyıldız ise Kerbela’nın sadece tarihsel bir acı değil, insanlığın vicdan sınavı olduğunu vurguladığı bir konuşma yaptı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ayyıldız, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Bu akşam aynı sofrada oturuyoruz ama aslında gönüllerimiz Kerbela çölünde… Bugün paylaştığımız lokma sıradan bir lokma değildir; içinde susuz bırakılan çocukların ahı, evlat acısıyla yanan anaların gözyaşı, hakikat uğruna can verenlerin emaneti vardır. Kerbela, insanlığın vicdanının sınandığı gündür. Gözyaşımız her çağın mazlumuna, haksızlığına ve yalnız bırakılan Hüseyinlerine akar.</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Tarih boyunca Hz. Hüseyin efendimizin mübarek başının nereye gömüldüğü tartışılmıştır; Medine mi, Necef mi, Kahire mi? Hayır; doğrusu Hz. Hüseyin’in mübarek başı, mezhebi ve meşrebi ne olursa olsun bütün Müslümanların omuzlarının üstündedir. Gelin bu akşam birbirimizin elini, birbirimizin acısını duyalım. Hiçbir çocuğun susuz kalmadığı, hiçbir insanın ötekileştirilmediği bir dünya için birleşelim.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ANKARA’DA BİRLİK SOFRASI KURULDU</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/YT3.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Anadolu Vakıflar Federasyonu bünyesinde yer alan Atatürkçü Düşünce ve Laik Eğitim Vakfı, Anadolu Erenleri Kültür ve Sanat Vakfı, Engelli Eğitim Kültür Sağlık Spor Vakfı gibi üye vakıfların ev sahipliğindeki organizasyona katılım oldukça yoğundu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Geceye çok sayıda vatandaşın yanı sıra milletvekilleri, akademisyenler, Alevi dedeleri ve babaları, kanaat önderleri ve basın mensupları katıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Öte yandan, programa devlet kurumları da üst düzey katılım sağladı. Paylaşılan lokma sofrasında T.C. Milli Eğitim Bakanlığı, T.C. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, T.C. Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu, T.C. Cumhurbaşkanlığı Sosyal Politikalar Kurulu, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Ankara Bölge Müdürlüğü ve Vakıflar Meclis Üyeleri temsilcileri yer aldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>SİYASET ÜSTÜ BULUŞMA VE DESTEK</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/YT4.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Farklı fikirlerin ve siyasi görüşlerin matem ayının manevi ikliminde bir araya geldiği organizasyona 13 siyasi parti katılım gösterdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Adalet ve Kalkınma Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi, İyi Parti, Büyük Birlik Partisi, DEVA, Gelecek, Saadet, Yeniden Refah, DSP, Vatan Partisi, Anadolu Birliği Partisi ve Yenilik Partisi temsilcileri aynı masayı paylaşarak Yas-ı Matem lokmasına ortak oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Öte yandan, Alevi ve Bektaşi camiasının önde gelen federasyon ve vakıflarının yanı sıra toplumsal dayanışma örgütleri de programda hazır bulundu. Alevi Vakıflar Federasyonu, Cem Vakfı, Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu, Anadolu Abdallar Cemevi Federasyonu, Oğuz Çepni Boyu Dernekler Federasyonu ve Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu başta olmak üzere toplam 17 güçlü sivil toplum kuruluşu, verdikleri beraberlik mesajıyla geceye damga vurdu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi dedelerinin ve babalarının eşliğinde, dualarla açılan oruçlar ve paylaşılan lokmaların ardından; Muharrem ayının dünyaya barış, hoşgörü ve adalet getirmesi temennileriyle program son buldu.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bahcelinin-hibe-ettigi-arsaya-yapilan-cemevi-aciliyor-3283</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Bahçeli'nin hibe ettiği arsaya yapılan cemevi açılıyor!</h1>
                        <h2>Anadolu Ajans'ından Betül Bilsel'in haberine göre, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Horasan Erenleri Dernekler Federasyonuna bağışladığı Nevşehir'deki arsada inşa edilen cemevi, 21 Haziran'da düzenlenecek programla tam kapasite hizmet vermeye başlayacak.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/bahcelinin-hibe-ettigi-arsaya-yapilan-cemevi-aciliyor-1781874202.webp">
                        <figcaption>Bahçeli'nin hibe ettiği arsaya yapılan cemevi açılıyor!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Nevşehir'in Hacıbektaş ilçesi Bala Mahallesi Dedebağ mevkisindeki yaklaşık 6 dönümlük arsa, MHP Genel Başkanı Bahçeli tarafından Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu yönetimine bağışlanmıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Temeli 2 Eylül 2023'te atılan cemevinin ilk etabı, 11 Ekim 2025'te düzenlenen törenle hizmete açıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Mobilya ve iç mekan tasarım çalışmalarının da tamamlanmasıyla, ikinci etap tamamlanmış olarak dergah hizmete açılacak.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">DERGAH TAM KAPASİTE HİZMETE AÇILIYOR</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HORASAN1.png" style="height:450px; width:760px" /></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem ayının 6'ncı gününe denk gelen 21 Haziran'da cemevinin bahçesinde düzenlenecek program kapsamında muharrem orucu açılacak. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Programla cemevi de tam kapasite hizmete girecek.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi inanç ve kültürüne ait unsurları bünyesinde barındıran yaklaşık 6 bin metrekarelik alanda inşa edilen cemevi, mimari yapısı, fiziki büyüklüğü ve çok yönlü kullanım alanlarıyla Türkiye'nin ve dünyanın en büyük cemevi projeleri arasında gösteriliyor.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">TÜRK ALEVİ MİMARİSİ ÖRNEK ALINDI</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/hORASAN2.png" style="height:450px; width:760px" /></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu ile Alevi dedelerinin de katkı sunduğu proje kapsamında inşa edilen yapı, bodrum, zemin ve birinci kat olmak üzere üç kattan oluşuyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hoca Ahmet Yesevi'nin "<em><strong>Dört kapı, kırk makam</strong></em>" öğretisi ise yapının dış cephesinde yer alan sütunlarla mimariye yansıtıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<strong><em>Ya Allah, Ya Muhammed, Ya Ali</em></strong>" anlayışına atfen üç ayrı kapalı bölüme sahip yapının 307 metrekarelik merkezi alanı cem ibadetleri için kullanılacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi kültürünün yaşatılması ve toplumsal birlik ile dayanışmanın güçlendirilmesi amacıyla hayata geçirilen Horasan Erenleri Dergah Cemevi'nin cem salonu temsil taşından esinlenilerek 12 köşeli inşa edilirken, tavanında kullanılan kırlangıç motifiyle yedi kat gökyüzü simgelendi.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">DERGAH SADECE CEMEVİ DEĞİL</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Salonda sönmeyen ateş ve su figürlerinin yer aldığı özel bölümler bulunurken, tesis bünyesinde 50 araçlık kapalı ve 15 araçlık açık otopark, 160 kişilik çok amaçlı toplantı salonu, fuaye alanı, dede odası, sohbet odası, yemek salonu, sanayi tipi mutfak, kurban kesim alanı, gasilhane ve morg yer alıyor. Ayrıca 50 yatak kapasiteli 22 odadan oluşan misafirhane ile iki atölye bulunuyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dergahın yıl boyunca yurt içinden ve dışından gelecek ziyaretçilere açık olması, Hacıbektaş'a gelen ziyaretçilerin konaklama ve sosyal ihtiyaçlarını karşılamaya katkı sağlaması hedefleniyor.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turksoy-ataturkun-baba-ocaginda-3282</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 13:55:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>TÜRKSOY Atatürk’ün Baba Ocağında</h1>
                        <h2>Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) Genel Sekreter Yardımcısı Sayit Yusuf Kocacık köyünü ziyaret etti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/turksoy-ataturkun-baba-ocaginda-1781872801.webp">
                        <figcaption>TÜRKSOY Atatürk’ün Baba Ocağında</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / KUZEY MAKEDONYA –</strong> Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) Genel Sekreter Yardımcısı Sayit Yusuf, Kuzey Makedonya’ya gerçekleştirdiği çalışma ziyareti kapsamında Merkez Jupa Belediyesini ve Türk dünyası için büyük bir tarihî öneme sahip olan Kocacık köyünü ziyaret etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sayit Yusuf ve beraberindeki heyetin programı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün baba soyunun kökenlerinin dayandığı Kocacık köyü ile başladı. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ATATÜRK’ÜN BABASININ EVİNE ZİYARET</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/km1.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Heyet, köyde yer alan ve Türk Dünyası açısından özel bir anlam taşıyan Ali Rıza Efendi Anı Evi’ni ziyaret etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Müze Müdürü Deniz Hasan tarafından karşılanan TÜRKSOY heyetine müzenin tarihçesi, yürütülen çalışmalar ve bölgenin kültürel mirası hakkında detaylı bilgi verildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tarihî kaynaklara göre, Atatürk’ün dedesi Kızıl Hafız Ahmet Efendi’nin de Kocacık Yörüklerinden olduğu bilinmektedir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Atatürk’ün babası Ali Rıza Efendi’nin doğduğu bu ev, Atatürk’ün ailesinin tarihine ışık tutan en önemli kültürel mekânlardan biri olarak kabul ediliyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bölge, Türk tarihinin ve Balkanlardaki ortak kültürel mirasın yaşayan en önemli sembolleri arasında yer alıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>JUPA BELEDİYESİ İLE GÖRÜŞME</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/km2.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Anı evi ziyaretinin ardından Merkez Jupa Belediyesine geçen Sayit Yusuf ve heyeti, Belediye Başkanı Ariyan İbraim ve Belediye Konseyi Başkanı Halime Süleyman ile bir araya geldi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Resmî görüşmede şu ana başlıklar öne çıktı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">-Bölgenin kültürel değerlerinin korunması,</span></p>

<p><span style="color:#000000">-Ortak Türk kültür mirasının gelecek nesillere aktarılması,</span></p>

<p><span style="color:#000000">-Kültür alanındaki yeni iş birliği imkânlarının değerlendirilmesi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplantıda, Türk Dünyası’nın ortak tarihî hafızasının yaşatılmasının büyük bir önem taşıdığı vurgulanırken, TÜRKSOY ile yerel kurumlar arasındaki kültürel bağların daha da geliştirilmesi yönünde kararlılık mesajı verildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyaret programı, günün anısına gerçekleştirilen karşılıklı hediye takdimi ve hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/prof-dr-bulent-kara-yazdi-alevi-toplumu-icin-ozelestiri-ve-gelecek-perspektifi-3281</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 18:15:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Prof. Dr. Bülent Kara yazdı: Alevi toplumu için özeleştiri ve gelecek perspektifi</h1>
                        <h2>Prof. Dr. Bülent Kara, Cumhuriyet Halk Partisi içinde son dönemde ortaya çıkan iç kavgalar bağlamında, Alevilik inancı üzerinden siyasi parti rekabetinde var olmanın zararlarına dair uyarılarda bulundu. Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Sosyoloji Anabilim Dalı'nda eğitim çalışmalarını sürdüren Prof. Dr. Kara, "Sosyal medya linçleriyle demokratik mücadele verilmez. Bugün ihtiyaç duyulan şey; daha çok bağırmak değil, daha derin görmek, daha doğru konuşmak ve ortak geleceği birlikte kurabilecek bir siyasal olgunluk geliştirmektir." dedi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/prof-dr-bulent-kara-yazdi-alevi-toplumu-icin-ozelestiri-ve-gelecek-perspektifi-1781796984.webp">
                        <figcaption>Prof. Dr. Bülent Kara yazdı: Alevi toplumu için özeleştiri ve gelecek perspektifi</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">TÜRKİYE’DE SİYASAL MÜHENDİSLİĞİN YENİ BİÇİMİ: </span></p>

<p><span style="color:#000000">ALEVİ TOPLUMU ve CHP EKSENİNDE SİYASAL ÇATIŞMA DİNAMİKLERİ1 </span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Prof. Dr. Bülent KARA</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Sosyolog</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’de Siyasal Tartışmaların Tarihsel Arka Planı </span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’nin son dönemlerde yaşadığı siyasal tartışmalar, yalnızca günlük parti rekabeti, liderlik mücadelesi ya da sosyal medya polemikleri üzerinden okunamayacak kadar derin bir arka plana sahiptir. Bugün görünürde Cumhuriyet Halk Partisi, Alevi toplumu, Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik eleştiriler, bazı vakıf ve dernek çevrelerinin karşılıklı suçlamaları yahut sosyal medyada büyütülen linç kampanyaları tartışılıyor gibi görünse de meselenin daha derininde Türkiye’nin uzun yıllardır maruz kaldığı bir siyasal mühendislik biçimi yatmaktadır. Bu mühendislik, geçmişte karşıt ideolojik kamplar oluşturarak toplumsal enerjiyi iç çatışmalara yönlendirmiş; bugün ise daha tehlikeli bir aşamaya geçerek aynı kimlik, aynı inanç ve aynı siyasal aidiyet havzası içindeki insanları birbirine düşürme yolunu seçmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’nin yakın tarihi, dış bağlantılı, vesayetçi ya da iç siyasal dengeleri yönlendirmeye çalışan yapıların toplumsal ayrışmalardan beslendiğini gösteren örneklerle doludur. Komünizmle Mücadele Derneği gibi Soğuk Savaş döneminin ideolojik yapıları, FETÖ benzeri uzun vadeli örgütlenmeler ve farklı dönemlerde farklı adlar altında ortaya çıkan siyasaltoplumsal mühendislik mekanizmaları, Türkiye’nin kendi doğal gelişim enerjisini sürekli iç gerilimlerle tüketmiştir. Ülkenin refahı, kalkınması, demokratikleşmesi, medeniyet yürüyüşü ve toplumsal huzuru için kullanılması gereken enerji; yıllarca kardeşi kardeşe, komşuyu komşuya, aynı ülkenin evlatlarını birbirine karşı konumlandıran gerilimlere harcanmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu noktada dikkat edilmesi gereken husus şudur: Geçmişte kurulan karşıtlıklar çoğunlukla iki ayrı cephe üzerinden işletiliyordu. Bir taraf diğerine karşı konumlandırılıyor, siyaset de bu karşıtlık üzerinden düzenleniyordu. Fakat bu yöntemin artık yeterince etkili olmadığı görülmüş olmalı ki bugün daha içeriden, daha ince ve daha zehirli bir yöntem devreye sokulmaktadır. Artık çatışma, yalnızca farklı ideolojik kamplar arasında değil; aynı kimliğin, aynı inanç dünyasının, aynı siyasal aidiyet alanının içinde üretilmektedir. Bu durum, özellikle Alevi toplumu ve Cumhuriyet Halk Partisi çevresinde yaşanan son tartışmalarda açık biçimde görülmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Komünizmle Mücadele Derneği’nden Günümüze Uzanan Çizgi </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yaklaşık 50 yıl önce Komünizmle Mücadele Derneği çevresinde şekillenen siyasal iklim ile günümüzde ortaya çıkan bazı ilişkiler dikkat çekicidir. Derneği yönetenlerin çocukları ile o dönemde mağdur edilen kesimlerin çocuklarının günümüzde çeşitli ittifaklar ve yakınlaşmalar içerisinde bulunmaları dikkatle değerlendirilmesi gereken bir durumdur. Tarih, bazen aktörleri değiştirse de yöntemlerini koruyabilmektedir. Bu durum siyasal hafızanın önemini ortaya koymaktadır. Dün toplumsal kesimleri birbirine karşı konumlandıran anlayışın, bugün farklı yöntemlerle benzer sonuçlar üretmeye çalışabileceği göz ardı edilmemelidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Karşıt Grupların Çatışmasından Aynı Kimlik İçindeki Çatışmaya </span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’de geçmişte sağ-sol, laik-dindar, Alevi-Sünni, milliyetçi-devrimci gibi karşıtlıklar üzerinden işletilen çatışma siyaseti, bugün aynı sosyolojik zemin içinde çatlaklar üretme biçiminde yeniden sahneye konulmaktadır. Eskiden karşıt gruplar birbirine düşürülüyor, çatışma iki ayrı kamp arasında örgütleniyordu. Bugün ise aynı tarihsel acıları paylaşan, aynı kültürel hafızadan beslenen, aynı demokratik talepleri dile getiren çevrelerin kendi içlerinde parçalanması hedeflenmektedir. Bu, daha sinsi ve daha yıkıcı bir yöntemdir. Çünkü karşıt gruplar arasındaki çatışma belli ölçülerde tanınabilir, sınırları görülebilir ve yönetilebilirken; aynı kimlik havzası içindeki çatışmalar hem daha duygusal hem daha derin hem de daha kontrolsüzdür. Gerçek kardeş kavgası da tam burada başlar.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ALEVİLİK, YOL ERKÂNI VE İÇ TARTIŞMALAR </span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Aleviliğin Temel Değerleri ve Yol Anlayışı </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilik tarihsel olarak yalnızca bir inanç kimliği değil; aynı zamanda adalet, mazlumiyet, yol erkânı, rıza, edep, insan sevgisi ve zulme karşı duruş gibi değerlerle şekillenmiş derin bir kültürel havzadır. Bu havzanın en temel ilkelerinden biri, yolun kişisel hırsların ve günlük siyasal kavgaların üzerinde görülmesidir. “Yol cümleden uludur” anlayışı, Alevi irfanının merkezinde yer alır. Bu anlayış, kişisel ihtirasları, grup çıkarlarını, geçici siyasal pozisyonları ve sosyal medya öfkelerini aşan bir ahlakı ifade eder. Dolayısıyla Alevilik içinden konuştuğunu iddia eden kişi, yapı ya da çevrelerin, bu yol ahlakını siyasal kavga malzemesi hâline getirmesi son derece tehlikelidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi Toplumu İçerisinde Derinleşen Ayrışmalar </span></p>

<p><span style="color:#000000">Son dönemlerde bazı Alevi çevrelerinde, vakıf, dernek, örgüt, kanaat grubu ya da sosyal medya aktörleri üzerinden yürüyen tartışmaların, haklı eleştiri sınırını aşarak bir tür iç linç kültürüne dönüştüğü görülmektedir. Burada sorun, herhangi bir siyasal figürün eleştirilmesi değildir. Elbette Kemal Kılıçdaroğlu da başka bir siyasal aktör de, parti yöneticileri de, kanaat önderleri de eleştirilebilir. Demokratik siyasetin doğası bunu gerektirir. Fakat eleştiri ile itibarsızlaştırma, siyasal değerlendirme ile kimlik imhası, fikir ayrılığı ile inanç içi mahkûmiyet arasında ciddi bir fark vardır. Bugün tehlikeli olan, bu sınırların bilinçli ya da bilinçsiz biçimde ortadan kaldırılmasıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bazı çevreler kendi haklılıklarını ispatlama çabasıyla hareket ederken, aslında kendi toplumsal zeminlerini zayıflatmakta ve kendilerini inkâr etmektedirler. Kendi gibi düşünenleri savunmak yerine, kendinden olmayanların rüzgârı arkasında savrularak hareket etmek; Aleviliğe, doğruluğa ve ortak değerlere hizmet etmekten çok, bunları zayıflatan sonuçlar doğurmaktadır. Bu nedenle özellikle Alevi inancından beslenen kanaat önderleri ve Cumhuriyet değerlerine sahip çıkan kesimler son derece dikkatli ve uyanık olmak zorundadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">“Düşkünlük” Kavramının Siyasal Amaçlarla Kullanılması </span></p>

<p><span style="color:#000000">Vahim olan husus, bazı kişi ve çevrelerin siyasal gerekçelerle “düşkünlük” gibi Aleviliğin en ağır inanç içi kavramlarını devreye sokmasıdır. Düşkünlük, Alevi yolunda sıradan bir suçlama ya da günlük bir siyasal mahkûmiyet ifadesi değildir. Yol, erkân, görgü, ocak, rıza, cem ve topluluk düzeni içinde anlam kazanan ciddi bir inanç hükmüdür. Böyle bir kavramın sosyal medya öfkesiyle, parti içi hizipçilikle, kişisel kırgınlıklarla ya da ideolojik hesaplaşmalarla kullanılması, Aleviliğin kendi iç hukukunu ve irfanî derinliğini aşındırır. Ocaktan gelmeyen, erkân bilmeyen, yolun inceliklerini tanımayan, görgü ve rıza düzenini idrak etmeyen bazı çevrelerin siyasal gerekçelerle insanları “düşkün” ilan etmeye kalkışması, Aleviliği korumak değil; tam tersine Aleviliğin içini boşaltmaktır. Bu noktada temel sorular şunlardır: </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Bu kişileri düşkün ilan edenler kimlerdir? </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Hangi yetkiyle ve hangi erkâna göre hareket etmektedirler? </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Düşkünlüğün koşulları nelerdir? </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Görgü, rıza ve ocak sistemi olmadan böyle bir hüküm verilebilir mi? </span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">CHP, KEMAL KILIÇDAROĞLU VE SİYASAL DİL TARTIŞMASI </span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">CHP İçindeki Tartışmalar ve Vesayet Sorunu </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün bazı çevrelerin farkında olmadan içine düştüğü en büyük yanılgı, kendinden olanı yıpratmayı siyasal cesaret sanmasıdır. Oysa siyasal cesaret, kendi mahallesini körü körüne savunmak değildir; fakat kendi mahallesini başkalarının hesapları adına parçalamak da değildir. Gerçek siyasal erdem, hem eleştirel aklı korumak hem de ortak tarihsel zemini tahrip etmemektir. Kendi gibi düşünen, aynı inanç ve değer dünyasından beslenen insanları, karşıt mahallenin alkışları uğruna yok etmeye çalışmak, siyasal doğruluk değil; tarihsel basiretsizliktir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu bağlamda Cumhuriyet Halk Partisi içinde yaşanan tartışmalar da yalnızca parti içi rekabet olarak görülemez. CHP, Türkiye’de yalnızca bir parti değildir; Cumhuriyet’in kuruluş hafızasını, laiklik ilkesini, sosyal demokrasiyi, halkçılığı, hukuk devleti idealini ve farklı toplumsal kesimlerin demokratik temsil arayışını bünyesinde taşıyan tarihsel bir yapıdır. Böyle bir partide değişim, yenilenme ve liderlik tartışmaları elbette olacaktır. Fakat bu tartışmalar, vesayet ilişkileri, dışarıdan yönlendirilen algı operasyonları, cezaevi merkezli siyasal gölgeler, medya mühendisliği ya da sosyal medya linçleri üzerinden yürütülürse, ortaya sahici bir demokratik yenilenme değil, kontrollü bir iç hesaplaşma çıkar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Liderlik meselesi de burada ayrıca ele alınmalıdır. Liderlik yalnızca makam elde etmek değildir. Başkalarının silahlarıyla, başkalarının talihiyle, başkalarının gölgesiyle elde edilen makamlar kısa vadede parlak görünebilir; fakat uzun vadede kalıcı bir siyasal meşruiyet üretmez. Machiavelli’nin Prens’te işaret ettiği gibi, başkalarının gücüyle kazanılan iktidarlar kırılgandır; çünkü onların dayanağı kişinin kendi erdemi, kendi kabiliyeti ve kendi toplumsal karşılığı değildir. Türkiye siyasetinde de vesayet altında lider olduğunu sananların ve bu vesayete bilinçli ya da bilinçsiz biçimde çanak tutanların tarihsel akıbeti iyi okunmalıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Liderlik; </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Meziyet, </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Erdem, </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Ahlak, </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Dürüstlük, </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Fazilet, </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Sabır, </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Feraset, </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Toplumsal sorumluluk gerektirir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu noktada geçmiş siyasal örnekler üzerinden yapılan değerlendirmeler de seçici olmamalıdır. Dün Turgut Özal-Yıldırım Akbulut ilişkisi üzerine ağır ironiler yapanların, bugün başka türden vesayet ilişkilerini görmezden gelmeleri ciddi bir tutarsızlıktır. Eğer bir dönemde vesayet, gölge liderlik, emanetçilik ya da irade devri eleştiriliyorsa, aynı ölçütler bugün de uygulanmalıdır. Aksi hâlde siyasal ahlak ilkeli olmaktan çıkar, konjonktürel bir araca dönüşür. Bugün cezaevinden, medya gücünden, örgütlü algıdan ya da sosyal medya dalgasından beslenen her türlü siyasal yönlendirme, aynı dikkatle sorgulanmalıdır. </span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ALEVİ TOPLUMU İÇİN ÖZELEŞTİRİ VE GELECEK PERSPEKTİFİ </span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Üstünlük Söylemleri Yerine Somut Davranışlar </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi toplumunun; </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ “Biz daha demokratız” </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ “Biz daha özgürlükçüyüz” </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ “Biz daha dürüstüz” </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ “Biz daha cesuruz” </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ “Biz daha evrenseliz” gibi soyut üstünlük iddialarından çok, bu değerleri somut davranışlarla göstermesi gerektiği ifade etmek gerekir. Demokrasi yalnızca karşı tarafın baskısına karşı çıkmak değil, kendi içindeki farklı görüşlere de adaletle yaklaşabilmektir. Özgürlükçülük kendi içindeki farklı sesleri de koruyabilmektir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu nedenle Alevi toplumu ve demokratik çevreler, bugün daha sade, daha kuşatıcı, daha anlamlı ve daha kendi kendini anlatabilen bir siyasal dile ihtiyaç duymaktadır. Kirli, mübalağalı, küçümseyici, hakaret yüklü ve kendini sürekli ahlaki üstünlük üzerinden kuran dil, toplumu ikna etmez; aksine onu yorar. Apolitik öfkeyi politik tavır sanmak, sosyal medya hırçınlığını devrimcilik diye sunmak, kişisel kırgınlıkları tarihsel dava gibi göstermek, inanç kavramlarını siyasal mühimmat hâline getirmek bu topluma fayda sağlamaz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sosyal Medya, Linç Kültürü ve Kişisel Çıkarlar </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bazı kanaat önderleri ve sosyal medya kullanıcıları, bireysel çıkarlarını toplumun çıkarları gibi sunabilmekte ve bu durum bir önemsenme yanılsaması yaratabilmektedir. Sosyal medya hırçınlığını devrimcilik, kişisel kırgınlıkları tarihsel dava ve inanç kavramlarını siyasal mühimmat hâline getirmek toplumsal fayda üretmemektedir. Kirli, mübalağalı, küçümseyici ve hakaret içeren dil yerine daha sade, daha kuşatıcı ve daha anlamlı bir siyasal dil geliştirilmesi gerekmektedir. </span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">SONUÇ: KARDEŞ KAVGASINA KARŞI ORTAK AKIL </span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün Türkiye açısından en büyük tehlikelerden biri, artık karşıt kampların çatışması değildir. Aynı kimliğin, aynı inancın ve aynı siyasal hafızanın kendi içerisinde parçalanmasıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu nedenle: </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Yolun, </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Erkânın, </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Rızanın, </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Edebin, </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Tarihsel sorumluluğun yeniden hatırlanması gerekmektedir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün asıl ihtiyaç, Alevi toplumunun kendi içinden yükselen serinkanlı, erdemli ve yol ahlakına bağlı bir ortak akıldır. Bu ortak akıl, ne eleştiriyi yasaklamalı ne de haksız linçlere izin vermelidir. Ne kişileri kutsamalı ne de onları kimlikleri üzerinden değersizleştirmelidir. Ne parti içi tartışmaları bastırmalı ne de bu tartışmaların kardeş kavgasına dönüşmesine göz yummalıdır. Özellikle kanaat önderleri, ocakzadeler, dernek ve vakıf temsilcileri, siyasal aktörler ve sosyal medya etkileyicileri, kullandıkları dilin yalnızca kendi şahıslarını değil, temsil ettikleri tarihsel hafızayı da etkilediğini unutmamalıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’nin önündeki en büyük tehlikelerden biri, artık yalnızca karşıt kampların çatışması değil; aynı mahallenin, aynı kimliğin, aynı inancın ve aynı siyasal hafızanın kendi içinde parçalanmasıdır. Bu parçalanma, sıradan bir fikir ayrılığı değildir; yönetilmediği takdirde tarihsel bir kırılmaya dönüşebilir. Bu nedenle özellikle Alevi toplumu içinde yolun, erkânın, rızanın, edebin ve tarihsel sorumluluğun yeniden hatırlanması gerekir. Cumhuriyet değerlerine bağlı, demokratik siyaseti önemseyen, Aleviliğin irfanî derinliğini bilen ve Türkiye’nin ortak geleceğini önceleyen herkes, bu yeni çatışma mühendisliğine karşı dikkatli olmalıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’nin siyasal geleceği açısından da mesele yalnızca Alevi toplumu ya da CHP ile sınırlı değildir. Aynı kimlik havzası içinde çatışma üretme yöntemi, bugün bir yerde deneniyorsa yarın başka bir yerde de denenebilir. Bugün Alevi toplumu içinde ayrışma üreten akıl, yarın milliyetçi çevrelerde, muhafazakâr yapılarda, Kürt siyasetinde, sosyal demokratlarda, sendikalarda, cemaatlerde, meslek örgütlerinde ya da akademik çevrelerde benzer çatlaklar üretmeye çalışabilir. Çünkü yöntem aynıdır: Ortak değerleri olan insanları birbirine karşı konumlandırmak; güveni yok etmek; temsil kabiliyetini kırmak; enerjiyi dışa değil içe yöneltmek; sonunda da toplumsal bütünlüğü zayıflatmak. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kardeş kavgasını önlemenin yolu, eleştiriyi susturmak değildir; eleştiriyi ahlakla, bilgiyle, tarihsel bilinçle ve ortak sorumluluk duygusuyla yapabilmektir. Kendi içindeki insanı yok ederek haklı olunmaz. İnanç kavramlarını siyasal öfkeye teslim ederek yol korunmaz. Sosyal medya linçleriyle demokratik mücadele verilmez. Vesayet ilişkilerini görmezden gelerek özgür siyaset kurulmaz. Bugün ihtiyaç duyulan şey, daha çok bağırmak değil; daha derin görmek, daha doğru konuşmak ve aynı tarihsel kaderi paylaşan insanların birbirine karşı değil, birlikte geleceğe yürümesini sağlayacak bir siyasal olgunluk geliştirmektir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kendi içindeki insanı yok ederek haklı olunmaz. İnanç kavramlarını siyasal öfkeye teslim ederek yol korunmaz. Sosyal medya linçleriyle demokratik mücadele verilmez. Bugün ihtiyaç duyulan şey; daha çok bağırmak değil, daha derin görmek, daha doğru konuşmak ve ortak geleceği birlikte kurabilecek bir siyasal olgunluk geliştirmektir. Eğer burada bir taraf, bir yan olacaksa, kendin gibi düşünenleri savunmak öncelik olmalıdır. </span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/derince-cemevi-acilisa-gun-sayiyor-3280</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 17:14:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Derince Cemevi açılışa gün sayıyor</h1>
                        <h2>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Derince'de yapımı tamamlanan İmam Zeynel Abidin Cemevi'nde son incelemelerini gerçekleştirdi. Cem Vakfı Alevi İslam İnanç Hizmetleri Başkanı Mesut Yıldırım ve bölge sakinleri, Başkan Büyükakın'a teşekkürlerini iletti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/derince-cemevi-acilisa-gun-sayiyor-1781792711.webp">
                        <figcaption>Derince Cemevi açılışa gün sayıyor</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Derince’de yapımı tamamlanan İmam Zeynel Abidin Cemevi’nde önemli incelemelerde bulundu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Açılış için gün sayan cemevindeki son hazırlıkları yerinde denetleyen Başkan Büyükakın’a, Cem Vakfı Alevi İslam İnanç Hizmetleri Başkanı Mesut Yıldırım ve bölge halkı eşlik etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin ibadethane ve kültür merkezi destekleri kapsamında inşa edilen Derince İmam Zeynel Abidin Cemevi, Yenikent Mahallesi’nde 4.045 metrekarelik bir alanda, 5 katlı olarak yükseldi. </span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">CEM VAKFI'NDAN BAŞKAN BÜYÜKAKIN'A TEŞEKKÜR</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi vatandaşların kültürel değerlerini yaşatması ve tüm ihtiyaçlarını karşılaması hedeflenen yapının inşaatı tamamlandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İncelemeler sırasında Başkan Büyükakın’a eşlik eden Cem Vakfı Alevi İslam İnanç Hizmetleri Başkanı Mesut Yıldırım ve vatandaşlar, bölgeye kazandırılan bu güzel cemevi için teşekkürlerini dile getirdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Başkan Büyükakın ise cemevinin Alevi vatandaşlara hayırlı olmasını dileyerek, Muharrem ayında tutulan oruçların kabul olmasını temenni etti.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">MODERN DONANIMLI EKSİKSİZ BİR MERKEZ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Toplam 800 metrekare inşaat alanına sahip 5 katlı cemevinde, cenaze alanı, abdesthane, morg, gasilhane, bay-bayan tuvaletleri, yemekhane, mutfak, ürün satış ve fuaye alanı gibi birçok bölüm bulunuyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ayrıca idari ofisler, kütüphane, sekretarya, yönetici ve başkan odaları, dede odası, konferans salonu, kulis, eğitim salonu, reji odası, cem salonu ve lokma odası gibi tüm donatılar eksiksiz bir şekilde yer alıyor.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenlerinden-birlige-davet-3279</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 15:22:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Horasan Erenleri'nden birliğe davet!</h1>
                        <h2>Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu, Muharrem ayı matemi vesilesiyle birlik, beraberlik ve kardeşlik bağlarını pekiştirmek amacıyla Hacıbektaş ilçesinde bulunan Horasan Erenleri Dergahı Cemevi'nde anlamlı bir oruç açma programı düzenliyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/horasan-erenlerinden-birlige-davet-1781785941.webp">
                        <figcaption>Horasan Erenleri'nden birliğe davet!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu, Muharrem ayı matemi vesilesiyle birlik, beraberlik ve kardeşlik bağlarını pekiştirmek amacıyla anlamlı bir iftar programı düzenliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<strong><em>Birliğe Davet</em></strong>" başlığıyla yayımlanan afişte, Hz. Hüseyin ve Kerbela şehitlerinin acısını yüreklerinde taşıyan tüm canlar, Muharrem matemi orucunu birlikte açmaya davet edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"Birlikte Daha Güçlüyüz, Birlikte Daha Umutluyuz"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Av. Erdem Cömert’in öncülüğünde gerçekleştirilecek programla ilgili yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>Yüreklerimizde Hz. Hüseyin ve Kerbela şehitlerinin acısını taşırken; birlik, beraberlik ve kardeşlik bağlarımızı pekiştirmek adına; Muharrem matemi orucumuzu açma programında bir araya geliyoruz ve siz değerli canlarımızı aramızda görmekten onur duyarız.</strong></em>"</span></p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-10%20at%2022_48_03.jpeg" style="height:800px; width:533px" /></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Program Detayları ve Konum:</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Nevşehir'in Hacıbektaş ilçesinde gerçekleştirilecek olan bu anlamlı buluşmanın program bilgileri ise şöyle:</span></p>

<p><span style="color:#000000">* Tarih: 21 Haziran 2024 Cuma<br />
* Saat: 20:00<br />
* Yer: Horasan Erenleri Dergâhı Cemevi<br />
* Adres: Savat Mahallesi, Dedebağ Sokak, Hacıbektaş / NEVŞEHİR</span></p>

<p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu, "<em><strong>Birlikte daha güçlüyüz, birlikte daha umutluyuz</strong></em>" mesajıyla tüm vatandaşları bu manevi iklimi paylaşmaya çağırıyor.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/abd-iran-mutabakat-zaptinin-tam-metni-3278</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 14:20:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>ABD-İran mutabakat zaptının tam metni</h1>
                        <h2>ABD, İran ile savaşı sona erdirmek için varılan anlaşmanın tam metnini yayınladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/abd-iran-mutabakat-zaptinin-tam-metni-1781782526.webp">
                        <figcaption>ABD-İran mutabakat zaptının tam metni</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p style="text-align:start"><span style="color:#000000">ABD'li üst düzey bir yetkili, mutabakat zaptı (MOU) olarak bilinen anlaşmayı BBC de dahil olmak üzere medyaya okudu.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000">Anlaşma, her iki tarafın da önümüzdeki 60 gün içinde nihai bir anlaşmaya varmak için görüşmelere devam etme taahhüdünü içeriyor ve ayrıca Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına ve ABD'nin İran'a uyguladığı yaptırımları kaldırmasına da değiniyor.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000">Aşağıda anlaşmanın 14 maddesinin tamamı yer almaktadır.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><strong>1. Madde:</strong>&nbsp;Amerika Birleşik Devletleri ve İran İslam Cumhuriyeti ve mevcut savaştaki müttefikleri, bu Mutabakat Zaptı'nı imzalayarak, Lübnan da dahil olmak üzere tüm cephelerdeki askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak sona erdiğini ilan eder ve bundan böyle birbirlerine karşı herhangi bir savaş veya askeri operasyon başlatmamayı, birbirlerine karşı güç tehdidinde bulunmaktan veya güç kullanmaktan kaçınmayı ve Lübnan'ın toprak bütünlüğünü ve egemenliğini güvence altına almayı taahhüt ederler. Nihai anlaşma, Lübnan da dahil olmak üzere tüm cephelerdeki savaşın kalıcı olarak sona ermesini ve bu paragrafın diğer hükümlerini teyit edecektir.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><strong>2. Madde:</strong>&nbsp;Amerika Birleşik Devletleri ve İran İslam Cumhuriyeti, birbirlerinin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı göstermeyi ve birbirlerinin iç işlerine müdahale etmekten kaçınmayı taahhüt ederler.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><strong>3. Madde:</strong>&nbsp;Amerika Birleşik Devletleri ve İran İslam Cumhuriyeti, karşılıklı mutabakatla uzatılabilecek şekilde, en fazla 60 gün içinde nihai anlaşmaya varmak için müzakere etmeyi taahhüt ederler.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><strong>4. Madde:</strong>&nbsp;Bu Mutabakat Zaptı'nın imzalanmasının hemen ardından, Amerika Birleşik Devletleri, İran İslam Cumhuriyeti'ne karşı uyguladığı deniz ablukasını ve her türlü rahatsızlığı veya engeli kaldırmaya başlayacak ve deniz ablukasını 30 gün içinde tamamen sona erdirecektir. Bu süre zarfında, gemi trafiği, İran İslam Cumhuriyeti tarafından yeniden tesis edilen savaş öncesi trafik sayısıyla orantılı olacaktır. Amerika Birleşik Devletleri ayrıca, nihai anlaşmanın ardından 30 gün içinde kuvvetlerini İran İslam Cumhuriyeti yakınlarından çekmeyi taahhüt eder.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><strong>5. Madde:</strong>&nbsp;Bu Mutabakat Zaptı'nın imzalanmasının ardından, İran İslam Cumhuriyeti, ticari gemilerin 60 gün boyunca, yalnızca Basra Körfezi'nden Umman Denizi'ne ve Umman Denizi'nden Basra Körfezi'ne ücretsiz olarak güvenli geçişini sağlamak için azami gayreti gösterecektir. Ticari gemi trafiği derhal başlayacak ve İran İslam Cumhuriyeti tarafından taktiksel ve askeri engellerin kaldırılması ve mayın temizleme ihtiyacı göz önünde bulundurularak 30 gün içinde faaliyete geçirilecektir. İran İslam Cumhuriyeti, Hürmüz Boğazı'ndaki gelecekteki yönetim ve denizcilik hizmetlerini tanımlamak için Umman Sultanlığı ile diyalog kuracak ve ilgili uluslararası hukuka uygun olarak diğer Basra Körfezi kıyı devletleriyle görüşmelerde bulunacaktır. Hürmüz Boğazı kıyı devletlerinin egemenlik hakları.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><strong>Madde 6:</strong>&nbsp;Amerika Birleşik Devletleri, bölgesel ortaklarla birlikte İran İslam Cumhuriyeti'nin yeniden inşası ve ekonomik kalkınması için en az 300 milyar dolar (225 milyar sterlin) tutarında kesin ve karşılıklı olarak kabul edilmiş bir plan geliştirmeyi taahhüt eder. Bu planın uygulanmasına yönelik mekanizma, 60 gün içinde nihai bir anlaşmanın parçası olarak kesinleştirilecektir. İlgili finansal işlemler için gerekli tüm lisanslar, muafiyetler ve izinler Amerika Birleşik Devletleri tarafından verilecektir.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><strong>7. Madde:</strong>&nbsp;Amerika Birleşik Devletleri, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) Yönetim Kurulu kararları ve tüm tek taraflı ABD yaptırımları (birincil ve ikincil) dahil olmak üzere, İran İslam Cumhuriyeti'ne karşı uygulanan her türlü yaptırımı, üzerinde mutabık kalınan bir takvime göre sona erdirmeyi taahhüt eder. Nihai anlaşmanın bir parçası olarak, İran İslam Cumhuriyeti ve Amerika Birleşik Devletleri, yukarıda belirtilen yaptırımların sona erdirilmesi konusunun kritik önemini kabul eder ve bu konularda karşılıklı anlaşmaya varmak için müzakerelerde derhal bu konuları ele alma niyetlerini ifade ederler.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><strong>8. Madde:</strong>&nbsp;İran İslam Cumhuriyeti, nükleer silah edinmeyeceğini veya geliştirmeyeceğini yeniden teyit eder. Amerika Birleşik Devletleri ve İran İslam Cumhuriyeti, yedinci paragrafta belirtilen takvime uygun olarak karşılıklı olarak üzerinde anlaşılacak bir mekanizma uyarınca, stoklanmış zenginleştirilmiş malzemenin tasfiyesi konusunda anlaşmaya varmışlardır; minimum yöntem, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) gözetiminde yerinde karıştırma olacaktır. İki taraf ayrıca, nihai anlaşmada üzerinde anlaşılacak tatmin edici bir çerçeve temelinde, İran İslam Cumhuriyeti'nin nükleer ihtiyaçlarıyla ilgili olarak zenginleştirme ve diğer karşılıklı olarak üzerinde anlaşılan konuları görüşmeyi kabul etmiştir. Nihai anlaşma, bu paragrafın hükümlerini teyit edecektir. Amerika Birleşik Devletleri ve İran İslam Cumhuriyeti, yukarıda belirtilen nükleer konuların kritik önemini kabul etmekte ve bu konularda karşılıklı anlaşmaya varmak için müzakerelerde derhal bu konuları ele alma niyetlerini ifade etmektedirler.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><strong>9. Madde:</strong>&nbsp;Nihai anlaşmaya varılana kadar, Amerika Birleşik Devletleri ve İran İslam Cumhuriyeti mevcut durumu koruma konusunda anlaşmışlardır. İran İslam Cumhuriyeti nükleer programının mevcut durumunu koruyacak ve Amerika Birleşik Devletleri yeni yaptırımlar uygulamayacak ve bölgeye ek kuvvet konuşlandırmayacaktır.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><strong>10. Madde:</strong>&nbsp;Amerika Birleşik Devletleri, bu Mutabakat Zaptı'nın imzalanmasının hemen ardından ve yaptırımların sona ermesine kadar, ABD Hazine Bakanlığı'nın İran ham petrolü, petrol ürünleri ve türevlerinin ihracatı ve bankacılık, işlemler, sigortalar, ulaşım vb. dahil olmak üzere tüm ilgili hizmetler için muafiyetler vereceğini taahhüt eder.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><strong>Madde 11:</strong>&nbsp;Amerika Birleşik Devletleri, Mutabakat Zaptı'nın uygulanması üzerine İran İslam Cumhuriyeti'nin dondurulmuş veya kısıtlanmış fonlarını ve varlıklarını tamamen kullanıma açmayı taahhüt eder. Amerika Birleşik Devletleri ve İran İslam Cumhuriyeti, bu fonların serbest bırakılmasıyla ilgili prosedürler konusunda karşılıklı olarak anlaşacaklardır. Müzakereler sırasında, bu fonlar, ister asıl hesapta tutulsun ister transfer edilsin, İran İslam Cumhuriyeti Merkez Bankası tarafından belirlenen nihai alıcıya ödeme için tamamen kullanılabilir hale getirilecektir. Amerika Birleşik Devletleri, buna göre gerekli tüm lisans ve yetkilendirmeleri vermeyi taahhüt eder.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><strong>12. Madde:</strong>&nbsp;Amerika Birleşik Devletleri ve İran İslam Cumhuriyeti, bu Mutabakat Zaptı'nın başarılı bir şekilde uygulanmasını ve nihai anlaşmaya uyulmasını izlemek üzere bir yürütme mekanizması kurulması konusunda anlaştılar.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><strong>Madde 13:</strong>&nbsp;Mutabakat Zaptı'nın imzalanmasının ardından ve bu Mutabakat Zaptı'nın bir, dört, beş, on ve on birinci paragraflarının uygulanmasına başlanması ve bu önlemlerin uygulanmaya devam edilmesi şartıyla, Amerika Birleşik Devletleri ve İran İslam Cumhuriyeti, nihai anlaşmaya ilişkin müzakerelere münhasır olarak başlayacaktır.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><strong>14. Madde:</strong>&nbsp;Nihai anlaşma, bağlayıcı bir Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararıyla onaylanacaktır.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/halk-ozanlari-hacibektasta-bir-araya-geliyor-3277</link>
            <category>KÜLTÜR SANAT</category>
            <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 14:00:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Halk ozanları Hacıbektaş'ta bir araya geliyor!</h1>
                        <h2>Hacı Bektaş Veli Kültür Derneği tarafından her yılı Hacıbektaş ilçesinde düzenlenen geleneksel "Halk Ozanları Hacıbektaş Buluşması"nın 20-21 Haziran 2026 tarihlerinde yapılacağı açıklandı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/halk-ozanlari-hacibektasta-bir-araya-geliyor-1781781025.webp">
                        <figcaption>Halk ozanları Hacıbektaş'ta bir araya geliyor!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Hacı Bektaş Veli Kültür Derneği, bu yıl büyük bir kültürel etkinliğe ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dernek tarafından geleneksel hale getirilen ve bu yıl 16’ncısı düzenlenecek olan "<strong><em>Halk Ozanları Hacıbektaş Buluşması</em></strong>", 20-21 Haziran 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Uluslararası boyutta organize edilen bu dev etkinlik, Balkanlar’dan Orta Asya’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyanın köklü Halk Ozanlığı (Aşıklık) geleneğini yeniden gündeme taşıyacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ANA TEMA: YUNUS EMRE</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu yılki buluşmanın sempozyum ana teması, Türk şiirinin ve tasavvufunun ölümsüz ismi "<strong><em>YUNUS EMRE</em></strong>" olarak belirlendi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Etkinlik kapsamında, Yunus Emre’nin felsefesi, eserleri ve ozanlık geleneğine olan etkileri derinlemesine ele alınacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Program, üç oturumdan oluşan bilimsel bir sempozyum ve kulakların pasını silecek özel bir gece programı ile katılımcılara zengin bir içerik sunacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>DÜNYADAN HALK BİLİMCİLER HACIBEKTAŞ’TA BULUŞACAK</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/AFIS-LOGOSUZ-2026-scaled.jpg" style="height:800px; width:565px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Etkinliğin sempozyum bölümü, uluslararası düzeyde çok sayıda değerli akademisyen ve araştırmacıyı ağırlayacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hindistan, Azerbaycan, Özbekistan ve Kırgızistan’dan gelecek olan halk bilimciler, kendi coğrafyalarındaki aşıklık geleneklerini ve Yunus Emre kültürünü masaya yatıracaklar.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GECE PROGRAMINDA ULUSLARARASI SAHNE</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Buluşmanın gece programı ise adeta bir müzik ziyafetine dönüşecek. Sazı ve sözüyle dünyaya kültür köprüleri kuran Polonyalı sanatçı <strong>Petra NACHTMANOVA</strong>, <strong>Ozan-Der Grubu</strong> ve <strong>Anadolu Müzik Kültürleri Derneği Bağlama Akademisi</strong> sahne alarak katılımcılara unutulmaz anlar yaşatacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"TÜM DOSTLARI BEKLİYORUZ"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/DAVETIYE-ARKA-YUZ.jpg" style="height:800px; width:381px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Hacı Bektaş Veli Kültür Derneği yetkilileri, etkinlik öncesi yaptıkları açıklamada kültüre ve sanata gönül veren herkese açık bir davette bulundu:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>Hacıbektaş’a ve Hacı Bektaş Veli’ye gönül veren tüm dostları bu anlamlı buluşmada aramızda görmeyi bekliyoruz.</strong></em>"</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kilicdaroglu-muharrem-yas-i-matem-mesaji-yayinladi-3276</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 15:12:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Kılıçdaroğlu, Muharrem Yas-ı Matem mesajı yayınladı</h1>
                        <h2>Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bugün başlayan Muharrem matemi ve orucu nedeniyle bir mesaj yayınladı. Hz. Hüseyin ve birlikte katledilen 72 canın anıldığı mesajın Kılıçdaroğlu "yas günlerinde tutulan oruçların, dağıtılan lokmaların, edilen duaların ve paylaşılan acıların kardeşliğimizi, dayanışmamızı ve toplumsal barışımızı güçlendirmesini diliyorum" ifadelerini kullandı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/kilicdaroglu-muharrem-yas-i-matem-mesaji-yayinladi-1781612838.webp">
                        <figcaption>Kılıçdaroğlu, Muharrem Yas-ı Matem mesajı yayınladı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Bugün, 16 Haziran/1 Muharrem günü İslam aleminde yaşanan büyük bir facia için Müslümanlar yas tutuyor. İslam Peygamberi Hz. Muhammed'in en sevdiği torunu Hz. Hüseyin ve beraberindeki 72 kişinin katledildiği Kerbela çölündeki kuşatma, susuz bırakma ve sonunda katledilmeye gidecek sürecin da başlangıcı olarak kabul ediliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bugün başlayan Muharrem matemi ve orucu nedeniyle bir mesaj yayınladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kılıçdaroğlu'nun mesajı şöyle:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>Kerbela’da zulme karşı hakikatin yanında duran Hz. Hüseyin’i ve yol arkadaşlarını rahmet ve saygıyla anıyor; bu yas günlerinde tutulan oruçların, dağıtılan lokmaların, edilen duaların ve paylaşılan acıların kardeşliğimizi, dayanışmamızı ve toplumsal barışımızı güçlendirmesini diliyorum.</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Tutulan matem oruçlarının Hak katında kabul olmasını diliyor, canlarımızın Muharrem ayını saygı ve hüzünle selamlıyorum.</strong></em>"</span></p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/K%C4%B1l%C4%B1%C3%A7daro%C4%9Flu.JPG" style="height:654px; width:540px" /></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevihaberlercomtr-arastirdi-muharrem-orucu-nasil-tutulur-3275</link>
            <category>İNANÇ</category>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 14:31:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Alevihaberler.com.tr araştırdı: Muharrem orucu nasıl tutulur?</h1>
                        <h2>Muharrem matemi orucu, İslam tarihinde ve özellikle Alevilik-Bektaşilik geleneğinde çok derin tarihi, manevi ve vicdani anlamlar taşıyan bir ibadettir. Muharrem orucunun nasıl ve neden tutulduğu merak ediliyor. Alevihaberler.com.tr olarak, Muharrem orucu hakkında merak edilenleri sizler için derledik.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/alevihaberlercomtr-arastirdi-muharrem-matemi-orucu-nasil-tutulur-1781610212.webp">
                        <figcaption>Alevihaberler.com.tr araştırdı: Muharrem orucu nasıl tutulur?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Muharrem matemi orucunun en önemli ve belirleyici sebebi, Hicri 61 yılının 10 Muharrem gününde gerçekleş Kerbela Katliamında Hz. Muhammed’in torunu Hz. Hüseyin ve beraberindeki 72 yakınının Emevi halifesi Yezid’in ordusu tarafından günlerce susuz bırakılarak şehit edilmesidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu oruç, sadece bir ibadet değil, aynı zamanda Hz. Hüseyin ve Ehlibeyt’in uğradığı zulme karşı duyulan derin hüznün, matemin ve dayanışmanın bir ifadesidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Son zamanlarda çok sayıda Hanefi mezhebine bağlı Müslümanların da tuttuğu oruçla inanç sahipleri bu günlerde safını mazlumdan yana belli eder ve zalime karşı bir duruş sergiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>MUHARREM ORUCU İSLAM ÖNCESİNDE VAR MIYDI?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem ayı, İslamiyet öncesinde de kutsal kabul edilen ve “<strong><em>haram aylar</em></strong>” (savaşmanın yasak olduğu aylar) arasında yer alan bir zamandır. Bunlar: Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep aylarıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Haram aylar ile ilgili bilinmesi gereken temel detaylar şunlardır:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Zilkade:</strong> Hac hazırlıklarının başladığı, kabilelerin savaş ve saldırılardan uzak durduğu barış ve oturma ayıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Zilhicce:</strong> Hac ibadetinin ve kurban kesiminin gerçekleştirildiği en kutsal aylardandır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Muharrem:</strong> Hicri takvimin ilk ayıdır. Aynı zamanda aşure ayı olarak bilinir ve manevi değeri çok yüksektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Recep:</strong> Üç ayların ilki olup, tek başına gelen haram aydır</span></p>

<p><span style="color:#000000">İslam geleneğine göre, Muharrem ayının 10. günü olan Aşure Günü, birçok peygamberin dertlerinden ve zulümlerden kurtulduğu gün olarak kabul edilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Adem’in tövbesinin kabul edilmesi,</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Nuh’un gemisinin tufandan kurtulup Cudi Dağı’na oturması,</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. İbrahim’in Nemrut’un ateşinden kurtulması,</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Musa ve kavminin Firavun’un zulmünden kurtulması gibi önemli olayların bu ayda olması nedeniyle, şükür amacıyla da oruç tutulmuştur.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>HZ. MUHAMMED MUHARREM ORUCU TUTTU MU?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Evet, Hz. Muhammed Muharrem orucu tutmuştur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hatta bu oruç, Ramazan orucu farz kılınmadan önce Müslümanlar için zorunlu olan ilk oruçtur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İslam’ın güvenilir kaynaklarından olan Sahih-i Buhari’ye göre, İslamiyet öncesinde Mekke’deki Kureyş kabilesi Muharrem ayının 10. günü olan Aşure Günü’nde oruç tutuyordu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Muhammed de peygamberlik öncesinde ve Mekke döneminde bu geleneğe uyarak Aşure günü orucunu tutmuştur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Muhammed Medine’ye hicret ettiğinde, oradaki Yahudilerin de Muharrem ayının 10. gününde oruç tuttuklarını gördü. Onlara bunun sebebini sorduğunda Yahudiler:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Bugün hayırlı bir gündür. Allah, bugün İsrailoğulları’nı düşmanlarından (Firavun'dan) kurtardı. Hz. Musa da şükür amacıyla bugün oruç tuttu,</strong></em>” dediler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bunun üzerine Hz. Muhammed, “<em><strong>Biz Musa’ya (ve onun sünnetine) sizden daha layığız</strong></em>” diyerek hem kendisi oruç tuttu hem de Müslümanlara bu orucu tutmalarını emretti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi geleneğinde, Hz. Muhammed’in tuttuğu bu oruç ve peygamberlerin kurtuluş günlerine gösterilen hürmet esastır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak hicretin 61. yılında yaşanan Kerbela Katliamı’ndan sonra, bu oruç aynı zamanda Hz. Hüseyin ve Ehlibeyt için tutulan 12 günlük bir Matem Orucuna dönüşmüştür. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>MUHARREM ORUCU NASIL TUTULUR?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem orucu tutulurken sadece aç ve susuz kalınmaz; aynı zamanda Kerbela’da yaşanan susuzluğu ve acıyı hissetmek adına belli yas kurallarına uyulur:</span></p>

<p><span style="color:#000000">- Oruç süresince (genellikle 12 gün) saf su içilmez; su ihtiyacı çorba, ayran, çay gibi sıvılardan karşılanır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">- Canlı feda edilmez, kurban kesilmez ve et yenmez.</span></p>

<p><span style="color:#000000">- Düğün, eğlence, tıraş olmak veya süslenmek gibi neşeli ya da dünyevi faaliyetlerden kaçınılır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">- Kalp kırmamak, gıybet etmemek ve eline-diline-beline sadık kalmak bu ayın en temel ahlaki prensipleridir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem orucu, peygamberlerin kurtuluş günlerine hürmet etmenin yanı sıra, Hz. Hüseyin’in şahsında adaleti, doğruluğu, mazlumun yanında olmayı ve haksızlığa karşı direnç göstermeyi hatırlatan bir vicdan ve matem orucudur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">12 günlük orucun ardından, Kerbela katliamından yaralı kurtulan ve Ehl-i Beyt soyunun devamını sağlayan Hz. Zeynel Abidin için şükür amacıyla kurban kesilir, Aşure çorbası kaynatılır ve pay edilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>MUHARREM ORUCU TUTMANIN KATKISI NEDİR?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem orucunun insan üzerindeki katkıları, hem tıbbi ve biyolojik, hem de manevi, psikolojik ve toplumsal boyutlarıyla ele alınabilir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Özellikle bu orucun kendine has “yas ve nefsi terbiye etme” kuralları, onu diğer oruçlardan farklı kılan özelliğidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem orucunun insan üzerindeki katkılarını şöyle sıralayabiliriz:</span></p>

<p><span style="color:#000000">1. Manevi ve psikolojik katkılar:</span></p>

<p><span style="color:#000000">- Empati ve Vicdan Eğitimi: Muharrem orucu, temelinde Kerbela’da yaşanan susuzluğu ve zulmü hissetme ibadetidir. Bu sayede insan, mazlumun halini anlar, adaletsizliğe karşı duyarlılık kazanır ve vicdani bir derinlik elde eder.</span></p>

<p><span style="color:#000000">- Nefis Terbiyesi ve Sadeleşme: Oruç süresince et yenmemesi, eğlenceden uzak durulması ve lükse kaçılmaması, insana azla yetinmeyi ve dünyevi hırslardan arınmayı (riyazet) öğretir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">- Öfke Kontrolü ve Dilin Terbiyesi: Bu ayda kalp kırmamak, gıybet etmemek, eline-diline-beline sahip olmak (Eline, Diline, Beline sadık kalmak felsefesi) esastır. Bu da bireyin içsel huzurunu bulmasına ve öfke yönetimini geliştirmesine yardımcı olur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">2. Toplumsal katkıları:</span></p>

<p><span style="color:#000000">- Birlik, Beraberlik ve Dayanışma: Oruç süresince cemevlerinde veya toplu alanlarda kurulan muhabbet sofraları, insanların bir araya gelmesini sağlar. Kırgınlıklar barıştırılır, toplumsal bağlar güçlenir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">- Paylaşım Kültürü (Aşure): Orucun bitiminde kaynatılan Aşure çorbası, hiçbir ayrım gözetmeksizin konu komşuya, fakire fukaraya dağıtılır. Bu gelenek, toplumsal barışı ve "birlikte yaşama" kültürünü pekiştirir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">3. Sağlık açısından fiziksel ve biyolojik katkıları:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem orucu, özellikle hayvansal gıdalardan (et, süt, yumurta vb.) uzak durularak tutulduğu için modern tıpta “<em><strong>vegan detoksu</strong></em>” veya “<strong><em>aralıklı oruç</em></strong>” (intermittent fasting) olarak adlandırılan süreçlerle büyük benzerlikler gösterir:</span></p>

<p><span style="color:#000000">- Vücudun Arınması (Detoks): Gün boyu süren açlık, hücrelerin kendi kendisini yenilemesini (otofaji) tetikler. Hasarlı hücreler temizlenir ve bağışıklık sistemi güçlenir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">- Sindirim Sisteminin Dinlenmesi: Hayvansal protein ve yağların sindirimi vücut için oldukça yorucudur. 12 gün boyunca et ve hayvansal gıdalardan uzak durmak, karaciğeri ve sindirim sistemini ciddi anlamda rahatlatır, kolesterolün dengelenmesine yardımcı olur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">- Kalp ve Damar Sağlığı: Lifli gıdalar, sebze ve meyve ağırlıklı beslenme sayesinde damar sağlığı olumlu etkilenir ve kan basıncı (tansiyon) dengelenir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem orucu bedeni hayvansal gıdalardan ve sürekli sindirim yükünden kurtararak fiziki bir hafifleme ve temizlik sağlarken; ruhu da bencillikten, öfkeden ve hırstan arındırarak manevi bir olgunluğa ulaştırır.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/beyaz-ette-fahis-fiyata-ceza-geldi-3274</link>
            <category>EKONOMİ</category>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 13:38:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Beyaz ette fahiş fiyata ceza geldi!</h1>
                        <h2>Ticaret Bakanlığı Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu, beyaz et piyasasında gerçekleştirilen denetimlerin ardından bazı market işletmelerine idari para cezası uygulanmasına karar verdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/beyaz-ette-fahis-fiyata-ceza-geldi-1781606650.webp">
                        <figcaption>Beyaz ette fahiş fiyata ceza geldi!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Ticaret Bakanlığı Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu, beyaz et piyasasında gerçekleştirilen denetimlerin ardından bazı market işletmelerine idari para cezası uygulanmasına karar verdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bakanlıktan yapılan açıklamada, vatandaşların ekonomik menfaatlerinin korunması, iç piyasada adil ve rekabetçi ticaret ortamının sürdürülmesi ve fahiş fiyat uygulamalarının önlenmesi amacıyla denetim faaliyetlerinin devam ettiği belirtildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Açıklamaya göre, yaz aylarında beyaz ete yönelik talebin artmasıyla birlikte sektörde kapsamlı inceleme ve denetimler yeniden başlatıldı. Ticaret Bakanlığı İstanbul İl Müdürlüğü ekiplerinin sahada yaptığı denetimlerde elde edilen bulgular, Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu'nun 49. toplantısında ele alındı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kurul tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda, fahiş fiyat artışı yaptığı tespit edilen İstanbul’da faaliyet gösteren ulusal ve yerel market işletmelerine toplam 10 milyon 114 bin 595 lira idari para cezası uygulanmasına karar verildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ticaret Bakanlığı, temel gıda ürünlerine erişimin makul fiyatlarla sağlanması amacıyla üretimden tüketime kadar uzanan tedarik zincirindeki fiyat hareketlerini izlemeyi ve gerekli idari tedbirleri uygulamayı sürdüreceğini bildirdi.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/erdem-comert-yazdi-kerbeladan-gazzeye-huseyni-durus-3273</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 12:43:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Erdem Cömert yazdı: Kerbela’dan Gazze’ye Hüseyni duruş</h1>
                        <h2>Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Erdem Cömert, Aydınlık gazetesinde Muharrem matemi orucunun başlaması nedeniyle bir yazı kaleme aldı. Cömert, "Kerbela’dan Gazze’ye Hüseyni duruş" başlıklı yazısında "Kerbela, zulüm karşısında alınan tavrın adıdır" diyerek, bizlerin de günümüzdeki saflaşmaya Hüseyni duruşu sahiplenmemiz gerektiği belirtti. İşte, o yazı:</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/erdem-comert-yazdi-kerbeladan-gazzeye-huseyni-durus-1781604394.webp">
                        <figcaption>Erdem Cömert yazdı: Kerbela’dan Gazze’ye Hüseyni duruş</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Muharrem ayı yarın başlıyor. On iki gün boyunca oruç tutacağız, yas tutacağız, düşüneceğiz. Bugün Hicri takvimin ilk günü. Takvimler değişiyor ama Kerbela’nın bize verdiği ders, Kerbela’da yükselen ses değişmiyor.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ÖLÜMÜ GÖZE ALMAK</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Hüseyin, Yezid’e biat etmedi. Karşısındaki gücün büyüklüğünü de biliyordu, sonunun şehadet olacağını da. Buna rağmen geri çekilmedi. Saklanmadı. Pazarlık yapmadı. Kerbela çölünde susuz bırakıldı, ailesiyle ve yoldaşlarıyla birlikte katledildi. Ama diz çökmedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tarih, Hz. Hüseyin gibi ölüm karşısında eğilmeyen insanlarla doludur. Sokrates baldıran zehrini içerken düşüncelerinden vazgeçmedi. Jan Hus ateşe yürüdü. Thomas More idam sehpasına çıktı. Jeanne d’Arc yakılacağını bilerek geri adım atmadı. Salvador Allende darbecilere teslim olmak yerine başkanlık sarayında direnmeyi seçti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu insanların ortak noktası zafer kazanmaları değildir. Onları tarihe taşıyan şey, ölüm tehdidi karşısında inançlarını ve ilkelerini hayatlarından üstün tutmalarıdır. Tarih çoğu zaman galipleri değil, ölüm karşısındaki tavrı hatırlar.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">YOLUMUZUN HÜSEYİNLERİ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Pir Sultan Abdal serini verdi. Nesimi derisini verdi. Hallac-ı Mansur canını verdi. Ama hiçbiri hak bildiği yoldan dönmedi. Hiçbiri zulme boyun eğmedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mustafa Kemal Atatürk’ün Çanakkale’de söylediği “Size ölmeyi emrediyorum” sözü de aynı ruhun ifadesidir. Çünkü bazı zamanlarda ölüm korkusunu yenmek, zaferin ön şartı haline gelir. Çanakkale’de ve Kurtuluş Savaşı’nda bu millet, canını ortaya koyan insanların fedakârlığıyla ayakta kaldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Deniz Gezmiş ve arkadaşları da idam sehpasına yürürken korkuya teslim olmadılar. İnandıkları davadan vazgeçmediler. Onları hatırlatan şey ölüm biçimleri değil, ölüm karşısındaki duruşlarıdır. Hüseyin İnan’ın idama giderken “Biz korkuyu Kerbela’da bıraktık” dediği anlatılır.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">GEÇMİŞE SAPLANMADAN BUGÜNE BAKMAK</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem günlerinde Kerbela’yı anacağız. Acıyı hatırlayacağız. Fakat Kerbela’yı yalnızca tarihin bir sayfasına hapsetmeyeceğiz. Çünkü Kerbela bir olaydan çok daha fazlasıdır. Kerbela, zulüm karşısında alınan tavrın adıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Nerede zulüm varsa orası Kerbela’dır. Her Kerbela’yı yaratan bir Yezid olduğu gibi, ona boyun eğmeyen Hüseyinler de olacaktır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün ABD emperyalizmi ve İsrail siyonizmi bölgemizi ateşe vermektedir. Gazze’yi büyük bir Kerbela’ya çevirdiler. İran’ı hedef aldılar. Bütün Batı Asya’yı istikrarsızlaştırmaya çalışıyorlar. Bu tehdit Türkiye’nin kapısına kadar dayanmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Son günlerde İran’a yönelik saldırılar sırasında Ayetullah Ali Hamaney’in tavrı da dikkat çekiciydi. Öldürülme tehdidi açıkça ortadaydı. Buna rağmen ülkesini terk etmedi, geri çekilmedi, teslimiyet görüntüsü vermedi. Bir sığınak ya da mahsene bile saklanmadı. Halkım füzelere hedefken ben saklanamam dedi. Şehit edildi. Zafer yalnızca silahla kazanılmaz. Bazen zafer, ölüm korkusunu yenebilen iradeyle kazanılır. Bir millet ancak liderleri ve halkı ölümden korkmadığında direnebilir.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">BİZE DÜŞEN GÖREV</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Bize düşen görev Hüseyni duruşu kuşanmaktır. Hz. Hüseyin gibi sonuç ne olursa olsun zulme boyun eğmemektir. Haksızlık karşısında sessiz kalmamaktır. Zalimin karşısında dik durabilmektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem ayı bize bunu hatırlatıyor. Hayatı korumak uğruna her şartta ilkelerden vazgeçmek doğru değildir. İnsan bazen bedel ödemeyi göze alabildiği ölçüde tarihte iz bırakır. Kerbela’nın asırlardır unutulmamasının sebebi de budur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün Kerbela’dan Gazze’ye uzanan çizgide kendimize şu soruyu sormalıyız:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Biz hangi taraftayız?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aşk ile.</span></p>

<p><a href="https://www.aydinlik.com.tr/koseyazisi/kerbeladan-gazzeye-huseyni-durus-580350"><span style="color:#c0392b">YAZININ KAYNAK LİNKİ</span></a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-guc-birligi-platformundan-muharrem-ayi-ve-kerbela-matemi-aciklamasi-3272</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 00:03:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu'ndan Muharrem Ayı ve Kerbela Matemi açıklaması</h1>
                        <h2>Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu, İslam âlemi ve insanlık tarihi açısından derin anlamlar barındıran Muharrem ayı ve Yas u Matem günleri dolayısıyla yazılı bir basın açıklaması yayımladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/alevi-bektasi-guc-birligi-platformundan-muharrem-ayi-ve-kerbela-matemi-aciklamasi-1781558246.webp">
                        <figcaption>Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu'ndan Muharrem Ayı ve Kerbela Matemi açıklaması</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA —</strong> Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu, İslam âlemi ve insanlık tarihi açısından derin anlamlar barındıran Muharrem ayı ve Yas u Matem günleri dolayısıyla yazılı bir basın açıklaması yayımladı. Platform, inancın doğru temellerde yürütülmesi ve toplumda sıklıkla birbirine karıştırılan "oruç" ile "matem" kavramlarının rükünlerinin net bir şekilde ortaya konulması amacıyla bu açıklamayı kurumsal ve vicdani bir vazife olarak gördüklerini belirtti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"Oruç ve Matem Birbirinden Bütünüyle Farklıdır"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yapılan açıklamada, Muharrem orucunun Hz. Muhammed’in bir sünneti olduğu, hadis kaynaklarında Müslümanların, Hz. Peygamber'in ve Ehlibeyt’in bu ayda oruç tuttuklarının açıkça kayıtlı olduğu hatırlatıldı. Orucun temel şartının belirli sürelerde yeme içmeden kesilmek, maddi ve manevi tüm azaları günahlardan korumak olduğu ifade edilirken; kâmil manada orucun ele, bele, dile ve fikre sahip çıkmak anlamına geldiği vurgulandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Matem kavramının ise rükünleri ve doğası itibarıyla oruçtan tamamen farklı olduğuna dikkat çekilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"İmam Hüseyin ve hane halkının Kerbela'da susuz bırakılarak vahşice şehit edilmesiyle birlikte, Muharrem ayında oruç ile matem üst üste binmiştir."&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tarihi kayıtlara göre İmam Hüseyin'in şehadet haberinin Cenab-ı Hakk tarafından henüz hayattayken Hz. Resulullah'a bildirildiği, onun da bu haberi Hz. Ali ve Hz. Fatıma ile paylaşarak birlikte yas tuttukları aktarıldı. Bu doğrultuda İmam Hüseyin için yas tutmanın bizzat Hz. Muhammed'in sünneti, Hz. Fatıma ve Hz. Ali'nin mirası olduğu belirtildi. Toplumda bu süreçte uygulanan et yememek, doğrudan su içmemek, saç ve sakal kesmemek gibi pratiklerin orucun kuralları değil, şehitlerin acısını kalbinde hissetmekle ilgili "matem hususları" olduğu açıklandı. Matem boyunca mersiyeler, Maktel-i Hüseyn ve Gülzar-ı Hasaneyn metinleri okunarak Kerbela'nın aziz hatırasının diri tutulması gerektiği çağrısında bulunuldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"Hüseyni Kıyam Evrensel Bir Felsefedir"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kerbela'da yaşananların bin küsur yıl önce bitmiş kronolojik bir hadise veya kuru bir gözyaşından ibaret olmadığı ifade edilen açıklamada, Hüseyni kıyamın zalimle, zulümle, ihanetle ve yozlaşmayla mücadelede tüm insanlık için evrensel bir felsefe ve rehber olduğu dile getirildi. İmam Hüseyin'in, İslam ahkâmını tahrif eden Emevi zihniyetinin temsilcisi Yezit'e biat etmeyi "zillet" sayarak dünya malı veya saltanat için değil; İslam'ın namusunu ve adalet mefkûresini ihya etmek için başını feda ettiği vurgulandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Açıklama, "Her gün Aşura, her yer Kerbela" şiarıyla, zulmün olduğu her yerde mazlumun safında yer alınarak İmam Hüseyin'in hürriyet felsefesinin kalplerde yaşatıldığı belirtilerek, tutulan oruçların ve çekilen yasların kabul olması niyazıyla son buldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Basın Açıklamasının Tam Metni</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HK1bOmUW0AEuTYa.png" style="height:800px; width:565px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">ALEVİ-BEKTAŞİ GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU</span></p>

<p><span style="color:#000000">"Zillet bizden uzaktır."</span></p>

<p><span style="color:#000000">Basın açıklaması: 5</span></p>

<p><span style="color:#000000">Değerli Basın Mensupları, Değerli Canlar;</span></p>

<p><span style="color:#000000">İslam âlemi ve insanlık tarihi açısından derin manalar barındıran Muharrem ayını ve Yas u Matem günlerini yeniden idrak ediyoruz. Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu olarak, bu önemli günlerin idrakine varılması, inancımızın doğru temellerde yürütülmesi ve sıklıkla birbirine karıştırılan oruç ile matem kavramlarının rükünlerinin net bir şekilde ortaya konulması amacıyla bu açıklamayı yapmayı kurumsal ve vicdani bir vazife addediyoruz.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">İlk olarak belirtmek gerekir ki; Muharrem orucu, Aziz Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa'nın sünnetidir. &nbsp;Hadis kaynaklarında Müslümanların Muharrem ayında oruç tuttukları açıkça kayıtlıdır. Dolayısıyla Hazreti Peygamber ve Ehlibeyt bu ayda oruç tutmuşlardır. Orucun şartları bellidir; belli sürelerde yeme içmeden kesilmek, maddi ve manevi tüm azaları günahlardan korumaktır. &nbsp;Yüce Allah'a, Peygamber efendimize ve Ehlibeyt'e yalan isnat etmek dahi orucu sakatlayan amellerdendir. Kâmil manada oruç; elimize, belimize, dilimize, fikrimize sahip çıkmaktır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Matem ise rükünleri ve doğası itibarıyla oruçtan bütünüyle farklıdır. İmam Hüseyin ve hane halkının Kerbela'da susuz bırakılarak vahşice şehit edilmesiyle birlikte, Muharrem ayında oruç ile matem üst üste binmiştir. Tarihi kayıtlara göre İmam Hüseyin'in şehadet haberi gayb bilgisi olarak Cenab-ı Hakk tarafından Hazreti Resulullah'a bildirilmiş; o hazret de bu çileli haberi Hazreti Ali ve Hazreti Fatıma ile paylaşarak daha Hazreti İmam Hüseyin hayattayken birlikte yas tutmuşlardır. Dolayısıyla İmam Hüseyin için yas tutmak bizzat Hazreti Muhammed'in sünneti, Hazreti Fatıma ve Hazreti Ali'nin mirasıdır. Toplumumuzda bu süreçte et yememek, doğrudan su içmemek, saç ve sakal kesmemek gibi uygulamalar orucun kuralları değil, şehitlerin acısını kalbinde hissetmekle ilgili matem hususlarıdır. &nbsp;Bu iki kavrama kafa karışıklığına mahal vermeden yaklaşılmalı; Yas u Matem boyunca mersiyeler, Maktel-i Hüseyn ve Gülzar-ı Hasaneyn metinleri okunarak Kerbela'nın aziz hatırası diri tutulmalıdır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hazreti İmam Hüseyin'in Kerbela çöllerinde yazdığı destan, bin küsur yıl önce yaşanıp bitmiş kronolojik bir hadise veya kuru bir gözyaşından ibaret değildir. Hüseyni kıyam; zalimle, zulümle, ihanetle ve yozlaşmayla mücadelede tüm insanlık için mükemmel bir rehber ve evrensel bir felsefedir. Şah-ı Şehidan İmam Hüseyin; iktidarı gayrimeşru yollarla ele geçiren, haramı helal kılan, İslam ahkâmını tahrif eden Emevi zihniyetinin temsilcisi Yezit'e biat etmeyi "zillet" saymıştır. O, dünya malı, makam veya saltanat peşinde değil; ceddi Resulullah'ın ve babası Ali bin Ebî Talib'in hidayet yolunu, İslam'ın namusunu ve adalet mefkûresini ihya etmek için başını feda etmiştir. Şan ve şerefle yükseltilen bu kızıl sancak, bugün de gökyüzünde dalgalanmaktadır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">"Her gün Aşura, her yer Kerbela" şiarıyla; zulmün olduğu her günü Aşura, zalimin karşısında mazlumun saf tuttuğu her yeri Kerbela bilerek, İmam Hüseyin'in hürriyet felsefesini kalplerimizde yaşatıyoruz. İmam Hüseyin'in buyurduğu gibi: "Başkasının kölesi olma, çünkü Allah seni hür yaratmıştır."&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu vesileyle, Allah rızası için tutulacak oruçların, çekilecek yasların ve Ehlibeyt sevgisiyle çarpan yüreklerin amellerinin Cenab-ı Allah'ın huzurunda kabulünü niyaz ediyoruz. Şah-ı Şehidan İmam Hüseyin'e, hane halkına ve Kerbela'nın aziz yoldaşlarına sonsuz selam olsun; Ehlibeyt'in hukukuna kastedenlere ve zalimlerin safında yer tutanlara lanet olsun.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aşk-ı niyazlarımızla. &nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu, 15 Haziran 2026</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/gulay-sormagec-yazdi-ozbekistan-gezimizin-son-duragi-taskent-3271</link>
            <category>KÜLTÜR SANAT</category>
            <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 23:18:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Gülay Sormageç yazdı: Özbekistan gezimizin son durağı Taşkent</h1>
                        <h2>Yazar ve Şair Gülay Sormageç bu yazısında Özbekistan gezisinin son durağı Taşkent ve çevresi hakkında meraklı okura bilgiler veriyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/gulay-sormagec-yazdi-ozbekistan-gezimizin-son-duragi-taskent-1781555857.webp">
                        <figcaption>Gülay Sormageç yazdı: Özbekistan gezimizin son durağı Taşkent</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong><span style="color:#000000">TAŞKENT – ŞAŞ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">İstanbul’un Kardeş Kenti: “<em><strong>Taşkent</strong></em>”, Özbekistan gezimizin son durağıydı. Başkent olması dolayısıyla diğer şehirlerden daha hareketli ve kalabalık; ziyaretçisi bol bir şehir. Alman ve İsveç turistlerin de uğrak yeri olan Taşkent, Özbekistan’ın kalbinin attığı yer! Rehberlerimiz hem gezdiriyor hem de bilgilendiriyordu. Ben de siz kıymetli okurlarımla bizde kalanları paylaşmak istiyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Köklü tarihi, zengin kültürü, mimarisi ve doğal güzellikleriyle bir cazibe merkezi olan Taşkent, müzeleri, sanat galerileri ve konser salonlarıyla da ünlüdür. Tarihin en önemli ticaret yolu olan İpek Yolu üzerinde bulunan şehirde, dünyanın en büyük iki Kur’an-ı Kerim’inden birine ev sahipliği yapan Barak Han Müzesi her yıl çok sayıda ziyaretçi ağırlar. Taşkent’i kuşbakışı görebileceğiniz Televizyon Kulesi de şehrin dikkat çeken yapıları arasındadır. Özellikle 1990’lı yıllarda dünyanın en uzun üçüncü kulesi olma özelliğine sahip olan bu yapı, hâlâ şehrin simgelerinden birisi olma özelliğini korumaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Orta Asya’nın en zengin mutfaklarından birine sahip olan Taşkent’te farklı kültürlerin etkilerini görmek mümkündür. Her öğünün yeşil çayla açılıp yeşil çayla kapandığı şehirde; Özbek pilavı, lagman, samsa, Özbek mantısı, piti, shurpa, chuchvara, şaşlık, şakarap, çakçak tatlısı, kumys, çöl kavunu ve shivit oshi gibi lezzetler mutlaka denenmelidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Özbekistan’ın başkenti Taşkent’in eski adı Şaş (tarihi kaynaklarda Çâç olarak da geçer), etimolojik olarak “taş” veya “taş ülkesi” anlamına gelmektedir. 10. yüzyılda ise bugünkü adıyla Taşkent olarak anılmaya başlanmıştır.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">HAZRETİ İMAM KÜLLİYESİ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Bu külliye, adını 10. yüzyılda yaşamış ünlü İslam âlimi ve Taşkent’in ilk imamlarından biri olan Ebubekir Muhammed Kaffal Eş-Şaşi’den almaktadır. Kendisinin kabri de bu külliyede bulunmaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">2008 yılında Taşkent’in 2250. kuruluş yıl dönümü kutlanmış ve Özbekistan’ın ilk Cumhurbaşkanı İslam Kerimov’un girişimleriyle bu alan büyük bir külliye hâline getirilmiştir. Karşımızda gördüğümüz ana cami, 2007-2008 yılları arasında yine Kerimov döneminde inşa edilmiştir. Caminin her biri 57 metre yüksekliğinde iki minaresi vardır. Bu minarelerden biri Semerkantlı, diğeri ise Harezmli ustalar tarafından yapılmıştır. Her iki minarenin inşası bir ay gibi çok kısa bir sürede tamamlanmıştır. Harezmli ustalar kendi minarelerini 28 günde bitirirken, Semerkantlı ustalar 30 günde tamamlamıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Geçmiş dönemlerde bugünkü gibi ses sistemleri ve mikrofonlar bulunmadığı için ezan sesinin duyurulabilmesi amacıyla minareler oldukça yüksek inşa edilirdi. Günümüzde ise daha ince ve zarif bir mimari benimsenmiştir. Genel anlamda Özbekistan’da geleneksel mimari ve inşaat kültürü aktif bir şekilde yaşatılmaya devam etmektedir.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">SADUM</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Sovyetler Birliği döneminde Özbek, Kazak ve diğer Orta Asya cumhuriyetlerindeki Müslümanların din işlerini yürütmek amacıyla kurulan idari merkez de Taşkent’tedir. Resmî adı Orta Asya ve Kazakistan Müslümanları Dinî İdaresi (kısaca SADUM) olan bu kurum, 1943 yılında İkinci Dünya Savaşı’nın yol açtığı şartlar gereği bizzat Sovyet hükûmeti tarafından kurulmuştur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Türkmenistan olmak üzere beş Sovyet cumhuriyetinin dinî faaliyetleri tek merkezden buradan yönetilmiştir. Sovyetler Birliği’nin 1991 yılında dağılmasından sonra SADUM da işlevini yitirmiş ve her bağımsız cumhuriyet kendi ulusal müftülüğünü kurmuştur. Taşkent’teki bu merkezden ayrılmıştır. Günümüzde bu bina Özbekistan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ana merkezi olarak faaliyet göstermektedir.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ALMAZAR</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Taşkent’in Almazar ilçesindeyiz. Yaklaşık 500.000 nüfusa sahip olan bu ilçede Özbekler, Ruslar, Tatarlar, Kazaklar ve Kırgızlar başta olmak üzere pek çok farklı milletten insan bir arada yaşamaktadır. Almazar, “Barak han Camisi ”ne ev sahipliği yapmaktadır.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">BARAKHAN MEDRESESİ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">İhtişamıyla dikkat çeken Barak Han Medresesi, Taşkent’in önemli yapıları arasında yer alır. 15. ve 16. yüzyılda inşa edilen medrese, şehrin en büyük medresesi olma özelliğini taşır. Geniş bir avlusu ve etrafında çok sayıda bina bulunan medresenin bir kısmı Özbekistan Müftülüğü ’ne tahsis edilmiştir. Diğer kısmı ise halkın ziyaretine açıktır. Dünyanın en büyük iki Kur’an-ı Kerim’inden birine ev sahipliği yapan medrese, özellikle bu nedenle her yıl çok sayıda ziyaretçi ağırlar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Barak Han Medresesi, ismini “<em><strong>bereket</strong></em>” kelimesinden almıştır. Medreseler, o dönemin üniversiteleri konumundaydı. 16. yüzyıla ait bu tarihî eseri, kendi döneminin Harvard Üniversitesi gibi düşünebilirsiniz. Medreselerde üç aşamalı bir eğitim sistemi bulunmaktaydı. Bir çocuk beş yaşından yedi yaşına kadar temel okul eğitimini aldıktan sonra medreseye başlardı. Bu üç aşamalı sistemde her bölüm yedi yıl sürerdi. Yani bir öğrenci toplamda yirmi bir yıl eğitim aldıktan sonra imam olarak yetişirdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yaşanan büyük depremde yapının özellikle kapı kısımları hasar görmüştür. 1993 yılından sonra kapsamlı bir şekilde restore edilmiş ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dâhil edilmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Medresenin desenlerinde İran mimarisinin etkileri görülmektedir. Bu desenlerin üzerinde Kûfi hat sanatıyla Allah’ın isimleri yazılıdır. Rehberimiz, bu yazıların fotoğraflarını çekmemizi önererek daha detaylı inceleme yapabileceğimizi söyledi. Günümüzde medrese eğitim amaçlı</span></p>

<p><span style="color:#000000">kullanılmamaktadır. Yapı içerisindeki bazı hücreler ise aktif durumdadır. Sanatkârlar, atalarından miras kalan çömlekçilik ve seramik mesleğini burada sürdürmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Biz de rehberimizin tavsiyesine uyarak her biri ayrı bir sanat eseri olan atölyeleri gezdik. Bütçemize uygun alışverişimizi de yaptık.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">EMİR TİMUR MEYDANI VE MÜZESİ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Emir Timur, askerî ve siyasî bir deha olarak kabul edilmektedir. Özbekistan için önemli bir lider olan Emir Timur’un adını taşıyan Emir Timur Müzesi, yine aynı adı taşıyan Emir Timur Meydanı’nda yer almaktadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">1996 yılında ziyarete açılan müze, Özbekistan tarihinin önemli belgeleri ve eserlerine ev sahipliği yapmaktadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Emir Timur’un soy ağacı ve imza attığı diplomatik belgeler sergilenmektedir. Ayrıca geçmişten günümüze gelen madenî eşyalar, sikkeler, el işi eserler, silahlar ve minyatürler de müzede görülebilir.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ÇARŞU PAZAR</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Taşkent’in ve aynı zamanda Özbekistan’ın en büyük pazarı olan Çarşu Pazarı, birbirinden bağımsız birçok bölümüyle ziyaretçilerini karşılar. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Sokak lezzetleri, kıyafet, et ve tohum bölümlerinin yanı sıra yöresel giysilerin satıldığı pek çok alan mevcuttur; kısacası burada aradığınız hemen her şeyi bulabilirsiniz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sebze–meyve bölümünde görülen düzen ve intizam, insanı hem şaşırtır hem de hayran bırakır. Oysa Çarşu Pazarı her gün açıktır. Esnafı güler yüzlü, pazarlığa açıktır ve yadırgamaz; fahiş fiyatlandırma yapılmaz. Biz de “çam sakızı, çoban armağanı” misali alışverişimizi yaptık. Galiba alışveriş insana iyi geliyor; hele yılların özlemiyle geldiğimiz kardeş vatan topraklarında olunca daha da iyi geliyor. Belki de bir çeşit terapi!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ata tohumları dikkat çekiciydi. Bahçesi olanlar bu fırsatı değerlendirdi, olmayanlar ise yakınlarına hediye olarak aldı. Çarşu Pazarı’nda kuru yemişten baharata, giysiden el emeği tablolar, örtüler, halılar ve seramiklere kadar çok çeşitli ürün bulmak mümkündür.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">AZATLIK ALANI</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Özbek halkı için anlamı büyük olan Bağımsızlık Meydanı, Taşkent’in en çok ziyaret edilen yerlerinden biridir. Geniş bir alan üzerinde kurulu meydanda çok sayıda heykel, bisiklet yolları, yürüyüş parkurları, uzun ağaçlar, yeşil düzlükler ve su gösterilerinin yapıldığı havuzlar bulunur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Her yıl 1 Eylül’de bağımsızlık kutlamaları yapılır. Rehberimiz, ziyaretin bu tarihe denk getirilmesini önererek çimler üzerinde dinlenebileceğimizi, bisiklet sürebileceğimizi ve spor yapabileceğimizi söyledi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu arada bembeyaz bir at binicisiyle güzel bir gösteri yapıyordu. İsteyenler ata binebiliyordu. Türk kültüründe önemli bir yere sahip olan at bu topraklarda hala ihtişamını, kıymetini korumaktadır.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">MUTSUZ ANNE HEYKELİ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">1920–1922 yıllarında Sovyetler döneminde inşa edilen bu meydanın eski adı Kızıl Meydan’dır. O dönemde Lenin heykeli bulunmaktaydı. 1991’de bağımsızlık kazanıldıktan sonra heykel St. Petersburg’a gönderilmiş, yerine “Mutsuz Anne” anıtı yerleştirilmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Revakların altındaki demir kitabelerde İkinci Dünya Savaşı’na gönderilen yaklaşık iki milyon Özbek askerden yalnızca 500 bininin adı yazılıdır; geriye kalan bir buçuk milyon kişinin akıbeti hâlâ bilinmemektedir. Bu durum meydanın hüzünlü anlamını derinleştirir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün “<em><strong>Azatlık Meydanı</strong></em>” olarak bilinen bu alan, Özbekistan’ın bağımsızlık hafızasında büyük önem taşır. 1936–1937’deki Ceditçilik hareketi sırasında yaklaşık 15 bin kişinin katledilmesi de meydanın tarihî yükünü artırır. Bağımsızlık sonrası Cumhurbaşkanlığı Sarayı (Ak Saray) burada inşa edilmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Meydanın en çarpıcı unsuru ise Mutsuz Anne Heykeli’dir. İkinci Dünya Savaşı’na giden ve dönmeyen oğullarını ömrü boyunca bekleyen, ama kavuşamadan vefat eden Özbek annelerini simgeler. Heykelin önünde 1991’den bu yana hiç sönmeyen Sonsuz Ateş yanmaktadır. Rehberimizin anlatımı sırasında ben de söz alarak bu ateşi annenin yüreğindeki sönmeyen evlat hasretine benzettim. Rehberimiz de bu yorumun meydanın anlamını çok güzel ifade ettiğini söyledi.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">SİYAH ARABA</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Özbekistan’ın başkentindeki Kurbanlar Hatırası Müzesi (Qatagʻon Qurbonlari Xotirasi Muzeyi) bünyesinde sergilenen “<em><strong>Kara Makin</strong></em>” adlı siyah araba, Stalin döneminin acı hatıralarını taşır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">O dönemde bu araçlarla insanlar evlerinden alınır, götürülür ve çoğu katledilirdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün müzede sergilenen tek örnek, hırpalanmış toprakların, gözyaşlarının ve özgürlük özleminin ve ödenen bedelin sessiz şahididir.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">HEPİNİZ YOŞSUNUZ, HEPİNİZ ZORSUNUZ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Özbekçede “<em><strong>yoş</strong></em>” kelimesi “<em><strong>genç</strong></em>”, “<strong><em>zor</em></strong>” ise “<em><strong>harika</strong></em>” anlamına gelir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu nedenle rehberimizin “<em><strong>Hepiniz yoşsunuz, hepiniz zorsunuz</strong></em>” sözü, meydanın atmosferine neşeli bir dokunuş katmıştır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ayrıca “<em><strong>yoşlar</strong></em>” ifadesi “<em><strong>gençler</strong></em>” demektir. Dil farklılıkları, kültürel bağlarımızı daha da ilgi çekici hale getirmektedir.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-gocmen-karsitliginda-abd-israil-ve-rusya-hatti-3270</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 08:22:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Bora Özizmirli: Göçmen karşıtlığında ABD, İsrail ve Rusya hattı </h1>
                        <h2>Analist yazar Bora Özizmirli, İngiltere’de yaşanan ırkçı şiddet olaylar ile ilgili dikkat çeken bir yazı kaleme aldı. Özizmirli yazısında ırkçı gruplardaki Washington- Tel Aviv- Moskova ve Errol Musk hattına dikkat çekti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/bora-ozizmirli-gocmen-karsitliginda-abd-israil-ve-rusya-hatti-1781418037.webp">
                        <figcaption>Bora Özizmirli: Göçmen karşıtlığında ABD, İsrail ve Rusya hattı </figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Analist yazar Bora Özizmirli, İngiltere’de yaşanan ırkçı şiddet olaylar ile ilgili dikkat çeken bir yazı kaleme aldı. Özizmirli yazısında ırkçı gruplardaki Washington- Tel Aviv- Moskova ve Errol Musk hattına dikkat çekti.<br />
<br />
<strong>Bora Özizmirli'nin yazısının sonunda dipnotlar bölümünde kaynaklar verdiği yazısı şöyle:</strong><br />
&nbsp;</p>

<p>Daha önceki yazılı ve videolu açıklamalarımda ABD ile İngiltere arasında büyük bir ayrışma olduğunu aktarmıştım. İngiltere liderliğindeki Avrupa, hem ABD hem Rusya hem de İsrail tehdidi altında… Bu tehditlerin canlı örneği ise İngiltere’de yaşanan ırkçı sokak eylemleridir. Çünkü İngiltere'deki insanları göçmenlere karşı kışkırtan ırkçı grupların liderleri hem Trump, hem İsrail hem de Putin hayranlığı&nbsp; ile Errol Musk'a yakınlığı ile biliniyor.</p>

<p><br />
<strong><span style="color:#2980b9">İNGİLTERE'DE GÖÇMEN VE MÜSLÜMAN KARŞITI EYLEMLER</span></strong><br />
<br />
Bilindiği gibi İngiltere yaklaşık bir haftadır ırkçı grupların başlattığı göçmen ve Müslüman karşıtı eylemlerle yanıyor. Sokaklar, evler ve arabalar ateşe verilmiş durumda.</p>

<p>İngiltere’de ırkçı çoğunlukla maskeli gruplar “Yabancılar dışarı!” ve “Tüm Müslümanları öldürün!” sloganları attı.&nbsp;</p>

<p>İşyerleri ve araçlar deri rengine göre kontrol edilerek hedef seçildi. Kapı kapı dolaşıp “yabancı” veya “siyah derili” olan evleri yaktılar.</p>

<p>Hedef alınan gruplar arasında Sudanlı, Ugandalı, Orta Doğulu, Müslüman ve diğer etnik azınlık aileleri yer alıyor.</p>

<p>İngilizler bu olayın arkasında ABD’nin olduğunu vurguluyor. Hatta ABD, İsrail ve Rusya’nın amacının İngiltere’yi kendilerine biat ettirmek için bu eylemleri başlattığını söylüyorlar.</p>

<p>İngilizler bu üç ülkeye tepkili. Hatta daha çok Trump’a, Elon Musk’a ve Errol Musk’a tepkililer.<br />
<br />
<span style="color:#2980b9"><strong>ELON MUSK'IN SOKAK EYLEMLERİNİN LİDERLERİNDEN OLAN ROBİNSON'A DESTEK PAYLAŞIMI</strong></span><br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/724163936_1534767331331053_5732768965678008141_n.jpg" style="height:783px; width:738px" /></p>

<p><br />
<br />
İngiltere Başbakanı Starmer, Elon Musk’ı İngiltere’nin iç işlerine karışmak, bölücülük yapmak ve yalan/dezenformasyon yaymakla suçladı.&nbsp;</p>

<p>Starmer şöyle dedi: &nbsp;<br />
<em><strong>“Musk son günlerde yine politikamıza müdahale ediyor, bölücülük kışkırtıyor. Bu İngiltere’de bizim kimliğimiz değil.”</strong></em></p>

<p>Öte yandan İngiltere’deki sokak eylemlerini başlatan ve organize eden iki önemli isim var. Bunlardan biri <strong>“Tel Aviv Robinson” </strong>lakaplı Tommy Robinson, diğeri ise Rupert Lowe’dur.</p>

<p>Bu iki isim hakkında daha önceki ve şu anki açıklamalarımı araştırdım; ortaya önemli detaylar çıktı. Rupert Lowe’un görüşleri Robinson’a yakın olduğu için bu yazıda daha çok <strong>Tommy Robinson</strong> hakkında bilgi vereceğim.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>&nbsp;“TEL AVİV ROBINSON” LAKAPLI TOMMY ROBINSON</strong></span></p>

<p>Tommy Robinson, hem Trump’a hem İsrail’e hem de Rusya ile bağlantılarıyla ön plana çıkan bir isim. İngiltere’nin en bilinen aşırı sağcı/anti-göç aktivistidir.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;">İSRAİL YANDAŞLIĞI&nbsp;</span></strong></span></span></span></p>

<p>Tommy Robinson çok güçlü bir İsrail destekçisidir. İsrail’i defalarca ziyaret etmiş, Gazze savaşında İsrail’in yanında yer almıştır. Hamas’ı “ölüm kültü” olarak nitelendirmiş, İsrail’in kendini savunduğunu savunmuştur.<br />
&nbsp;</p>

<p>Aşdağıdaki görselde ise Robinson'un İsrail ziyareti ile ilgili paylaşımı( Görseli tıklayarak orjinal linke ulaşabilirsiniz)<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-14%20at%2008_28_36.jpeg" style="height:702px; width:590px" /><br />
<br />
Tommy Robinson başka bir videolu açıklamasında ise: "ANLAMIYOR MUSUN? Eğer İsrail düşerse... hepimiz düşeriz. Eğer İslami uluslar savaşı kazanıp İsrail'i ve Yahudileri yok etse, durmayacaklar ve bir sonrakinde New York ve Londra'ya devam edecekler."ifadelerini kullandı.<br />
<br />
<a href="https://x.com/smile2jannah/status/2057470118007910838"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-14%20at%2008_50_08.jpeg" style="height:607px; width:578px" /></a></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#2980b9">TRUMP DESTEKÇİLİĞİ</span></span></strong></span></span><br />
Tommy Robinson aynı zamanda Trump ve Putin hayranıdır. Trump yönetimi Robinson’ı ağırlamış, onunla görüşmeler gerçekleştirmiştir. Robinson, Trump’ın tabanına hitap eden anti-Müslüman ve “ifade özgürlüğü” söylemini kullanmaktadır.</p>

<p><br />
<span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><strong>RUSYA,PUTİN VE ERROL MUSK DESTEKÇİLİĞİ</strong></span></span></span></span><br />
<br />
Tommy Robinson defalarca Rusya’yı ziyaret etmiştir. 2022’de Putin’i<strong> “güçlü bir lider”</strong>, <strong>“ülkesinin savunucusu” </strong>ve “Batı’da yeterince güçlü erkek kalmadı” diyerek övmüştür.</p>

<p>Şubat 2020’de kısa bir gezi için Rusya’ya gitmiş, <strong>Moskova ve St. Petersburg’da </strong>bir dizi görüşme, toplantı ve basın açıklaması yapmıştır. Bu gezi sırasında Özgürlükçü Parti konferansında konuşmuştur.</p>

<p>Rus gazetesi Vechernyaya Moskva’ya verdiği röportajda <strong>“Gelin Avrupa Birliği’ni birlikte yok edelim” </strong>açıklamasında bulunmuştur.</p>

<p><em><strong>&nbsp;“Birleşik Krallık AB’den ayrıldıktan sonra Rusya önemli bir ortak haline gelebilir. Özellikle cihatçılıkla mücadelede. Bu Avrupa’da büyük bir sorun. Hristiyan değerlerimizi, kültürümüzü ve kimliğimizi korumak için işbirliği yapabiliriz. Ruslar Putin’i ülkenin koruyucusu olarak görüyor. O güçlü bir politikacı.”</strong></em></p>

<p>&nbsp;Putin ile görüşmek ister miydiniz sorusuna ise,<br />
<em><strong>“Elbette, görüşmek isterim. ‘Vladimir, bir bira içelim’ derdim. Batı’nın en güçlü adamı o. Putin’den ülkesine karşı kullanılan sansür ve propagandaya karşı mücadele etmesini isterdim. Ondan Rus televizyonunda bana bir program vermesini isterdim.” </strong></em>cevabını vermiştir.</p>

<p>Ayrıca Robinson, Rusya’nın Ukrayna işgalinde Ukrayna’yı suçlamaktadır.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>ERROL MUSK İLE GÖRÜŞMESİ VE İKİLİNİN VİDEOLU PAYLAŞIMI</strong></span><br />
<br />
Öte yandan 9 Haziran Belfast olayları sırasında Moskova’daydı. Elon Musk’ın babası Errol Musk ile lüks bir otelde görüldü. Oradan <strong>“Rusya Britanya’nın düşmanı değil” </strong>dedi ve Rusya’yı “<strong>medeni, uygar bir toplum”</strong> olarak övdü. Rus milliyetçi grupların videolarını paylaştı.</p>

<p>Aynı Robinson, ırkçı sokak eylemleri sırasında Errol Musk ile beraber X’te videolu açıklamada bulunuyordu.&nbsp;( Görseli tıklayarak videoya ulaşabilirsiniz)</p>

<p><a href="https://x.com/nexta_tv/status/2065353410891976876"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/724114193_1534355104705609_1602739910237441416_n.jpg" style="height:800px; width:637px" /></a><br />
İkili arasında şu diyalog yaşandı:<br />
<br />
Robinson (kameraya gülerek): “Güzel bir gün geçiriyorum…” &nbsp;<br />
Robinson: “Bu benim X abonelerim için. Errol, onlara merhaba de.” &nbsp;<br />
Errol Musk (gülerek): “Tommy’nin X abonelerine merhaba.” &nbsp;<br />
Robinson(kahkaha atarak): “Biraz sorun çıkaracağız / kaos yaratacağız.” &nbsp;<br />
Errol Musk:“Sorun değil, işleri doğru yapıyoruz.” &nbsp;<br />
Robinson: “Elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz…”<br />
<br />
<a href="https://x.com/TRobinsonNewEra/status/2065441147745362378"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-14%20at%2009_55_17.jpeg" style="height:694px; width:593px" /></a><br />
<br />
DİPNOTLAR:<br />
<br />
1- Robinson'un Rusya'da "Robinson: Gelin Avrupa Birliği'ni birlikte yok edelim" başlıklı yayımlanmış makalesi:<br />
<br />
<a href="https://vm.ru/society/782421-britanskij-politik-robinson-davajte-razvalim-evrosoyuz-vmeste">https://vm.ru/society/782421-britanskij-politik-robinson-davajte-razvalim-evrosoyuz-vmeste</a><br />
<br />
2-&nbsp;Robinson ile ilgili 9 Haziran 2026 tarihinde RIA NOVOSTI'DA "Bir İngiliz aktivist, medeniyeti görmek için Rusya'yı ziyaret ettiğini söyledi."&nbsp;başlıklı yayımlanmış haber:<br />
<a href="https://ria.ru/20260609/aktivist-2098033984.html">https://ria.ru/20260609/aktivist-2098033984.html</a><br />
<br />
3- İngiltere'de&nbsp; hopenothate.org.uk'de yayımlanan "Tommy Robinson: Putin'in Kullanışlı Aptalı mı?" başlıklı analiz.<br />
<br />
&nbsp;<a href="https://hopenothate.org.uk/2022/03/17/tommy-robinson-putins-useful-idiot/">https://hopenothate.org.uk/2022/03/17/tommy-robinson-putins-useful-idiot/</a><br />
<br />
4- The Guardian'da "Tommy Robinson, Moskova'da Elon Musk'ın babasıyla görüştü." başlıklı haber<br />
&nbsp;<a href="https://www.theguardian.com/uk-news/2026/jun/09/tommy-robinson-meets-elon-musk-father-moscow">https://www.theguardian.com/uk-news/2026/jun/09/tommy-robinson-meets-elon-musk-father-moscow</a></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ay-yildizlilar-2026-dunya-kupasinda-sahneye-cikiyor-3269</link>
            <category>SPOR</category>
            <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 19:43:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ay-Yıldızlılar 2026 Dünya Kupasında sahneye çıkıyor</h1>
                        <h2>A Millî Futbol Takımımız, tüm Türkiye’nin kalbini peşinden sürükleyerek Kuzey Amerika semalarında tarihi bir yürüyüşe başlıyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/ay-yildizlilar-2026-dunya-kupasinda-sahneye-cikiyor-1781369371.webp">
                        <figcaption>Ay-Yıldızlılar 2026 Dünya Kupasında sahneye çıkıyor</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>ÖZEL HABER / VANCOUVER–</strong> Ay-Yıldızlılar, 2026 FIFA Dünya Kupası D Grubu’ndaki ilk büyük sınavında bu sabah (Türkiye saati ile 07.00’de) Kanada'nın Vancouver şehrindeki BC Place Stadyumu'nda Avustralya karşısına çıkıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Turnuvanın Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve Meksika’da ortaklaşa düzenlenmesiyle birlikte, kıtada yaşayan yüz binlerce vatandaşımız da kırmızı-beyaz renklerin etrafında kenetlendi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu büyük spor şöleni, sadece yeşil sahadaki bir mücadeleyi değil, inancı, kökeni ve mezhebi ne olursa olsun hepimizin bütün renklerimizle oluşturduğumuz muazzam Anadolu mozaiğinin birlikte atan kalbini de simgeliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"HÜNKÂR HACI BEKTAŞ’IN HOŞGÖRÜSÜYLE BİZ BİRİZ, TÜRKİYE’YİZ"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/6a0c4ef49119ed6aa5a50813.jpg" style="height:422px; width:750px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kuzey Amerika genelindeki Türk dernekleri ve inanç toplulukları da bu tarihi gün için hazırlıklarını tamamladı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kıtadaki Alevi sivil toplum örgütleri ve canlar da, millî takımın birleştirici gücüne vurgu yaparak tribünlerde ve ekran başında tam destek mesajı yayınladılar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Görüştüğümüz Alevi dernek temsilcileri yaptıkları ortak açıklamada şu ifadelere yer verdi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>Bizler haksızlığa karşı duruşu, sevgiyi ve hoşgörüyü Hünkâr Hacı Bektaş-ı Veli’den, Şah-ı Merdan Ali’den öğrendik. Bizim felsefemizde '72 millete bir nazarla bakmak' vardır. Bugün yeşil sahada ter dökecek olan evlatlarımız, Edirne’den Kars’a, amiyane tabirle yetmiş iki milletten canın, cananın, bu toprakların öz çocuklarının ortak umududur. Kırmızı ve beyaz yan yana geldiğinde, bizim için akan sular durur. Canlar olarak dualarımızla, aşkla ve inançla çocuklarımızın yanındayız. Bu birlik, Anadolu'nun sarsılmaz kardeşliğinin en güzel resmidir.</strong></em>"</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>SAHADA MÜCADELE, TRİBÜNDE İNANÇ BİRLİĞİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/6a0c4ef49119ed6aa5a50811.jpg" style="height:422px; width:750px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Turnuva öncesinde yapılan hazırlık kamplarından bu yana, "<strong><em>Siz Hepiniz Biz Türkiye</em></strong>" marşı eşliğinde kenetlenen millî takım kafilesi, gurbetteki vatandaşların bu coşkulu ve kapsayıcı desteğinin kendilerine ekstra bir güç verdiğini belirtiyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Özellikle ABD ve Kanada'da yaşayan Alevi canların yoğun katılım göstermesi beklenen maç organizasyonlarında, tribünlerde sadece futbol değil, asırlardır süregelen o bir arada yaşama ve omuz omuza durma iradesi de sergilenecek.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hakan Çalhanoğlu, Arda Güler, Kerem Aktürkoğlu gibi yıldızlarımızın önderliğinde sahaya çıkacak olan Ay-Yıldızlı ekibimiz, Avustralya karşısında sadece D Grubu’nun ilk puanlarını aramayacak; aynı zamanda okyanusun ötesinde birbirine sarılan binlerce canın gururu olacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>A MİLLİ TAKIM DÜNYA KUPASI GENİŞ KADROSU</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/6a0c4ef49119ed6aa5a5080f.jpg" style="height:752px; width:602px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">A Milli Takım Teknik Direktörü Vincenzo Montella tarafından belirlenen 35 kişilik geniş aday kadroda şu futbolcular yer alıyor:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Kaleci</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Altay Bayındır (Manchester United), Ersin Destanoğlu (Beşiktaş), Mert Günok (Fenerbahçe), Muhammed Şengezer (RAMS Başakşehir), Uğurcan Çakır (Galatasaray)</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Defans</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Abdülkerim Bardakcı (Galatasaray), Ahmetcan Kaplan (NEC Nijmegen), Çağlar Söyüncü (Fenerbahçe), Eren Elmalı (Galatasaray) Ferdi Kadıoğlu (Brighton &amp; Hove Albion), Merih Demiral (Al-Ahli), Mert Müldür (Fenerbahçe), Mustafa Eskihellaç (Trabzonspor), Ozan Kabak (Hoffenheim), Samet Akaydin (Çaykur Rizespor), Yusuf Akçiçek (Al-Hilal), Zeki Çelik (Roma)</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Orta saha</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Atakan Karazor (Stuttgart), Demir Ege Tıknaz (Braga), Hakan Çalhanoğlu (Inter), İsmail Yüksek (Fenerbahçe), Kaan Ayhan (Galatasaray), Orkun Kökçü (Beşiktaş), Salih Özcan (Borussia Dortmund)</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Forvet</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Aral Şimşir (Midtjylland), Arda Güler (Real Madrid), Barış Alper Yılmaz (Galatasaray), Can Uzun (Eintracht Frankfurt), Deniz Gül (Porto), İrfan Can Kahveci (Kasımpaşa), Kenan Yıldız (Juventus), Kerem Aktürkoğlu (Fenerbahçe), Oğuz Aydın (Fenerbahçe), Yunus Akgün (Galatasaray), Yusuf Sarı (RAMS Başakşehir)</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Haydi Türkiye! </strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Hakk yardımcınız, dualarımız sizinle olsun, Canlar. </strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Yürekler sizinle çarpıyor!</strong></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-aktas-yazdi-bir-alevi-cumhurbaskaninin-portresi-3268</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 18:48:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ali Aktaş yazdı: Bir Alevi Cumhurbaşkanının portresi</h1>
                        <h2>Sosyolog yazar Ali Aktaş, bu kez, tarihin karanlıkta kalmış bir tartışmasını araladı. Alevilere yakınlığı ile bilinen Türkiye Cumhuriyeti 4. Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel'in Alevi bir aileden geldiğini ortaya çıkardı. Kendi aile tarihinden gelen bilgileri de yazısında değerlendiren Aktaş’a göre, “aile aslen Dersim (Tunceli) bölgesinin en köklü ve inançsal olarak en saygın Ocaklarından biri olan Şıx Delil-i Berxécân Ocağı’na bağlı Pilvenk (Pilvankan) aşiretine mensuptur.”</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/ali-aktas-yazdi-bir-alevi-cumhurbaskaninin-portresi-1781368044.webp">
                        <figcaption>Ali Aktaş yazdı: Bir Alevi Cumhurbaşkanının portresi</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Türkiye Cumhuriyeti'nin 4. Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel kökeni, aile geçmişi ve görev süresindeki yaklaşımları nedeniyle Aleviliği sıkça tartışılır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Dönemin tanıklarının ve yakınlarının aktardığı tarihi kayıtlara göre Cemal Gürsel, kendisine yöneltilen “<strong><em>Alevi misiniz?</em></strong>” sorularına bizzat, “<strong><em>Ben aslen Alevi değilim; ama okudum, gördüm, tartıştım ve Aleviliği/Alevi kültürünü benimsiyorum</em></strong>” biçiminde yanıt vermiştir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Bu durum, dönemin siyasi konjonktürü gereği gerçek kimliği gizleme zorunluluğu olarak da yorumlanmaktadır</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">27 Mayıs 1960 darbesinin ardından Çankaya Köşkü’ne çıkan Gürsel çiftinin dönemi, Köşk tarihinin en mütevazı ama inanç tarihi açısından en devrimci dönemlerinden biridir. Cumhuriyet tarihinde Alevi toplumuna en açık ve kucaklayıcı yaklaşan liderlerden biri olur. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Cemal Gürsel, cumhurbaşkanlığı döneminde Çankaya Köşkü’nün kapılarını tarihte ilk kez resmi olarak Alevi toplumuna açmıştır. Dönemin ünlü Alevi ozanlarını Köşk’e davet edip dinlemiştir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Onun, cumhurbaşkanlığı döneminde Alevilerin inanç merkezlerini ve kültürlerini koruyabilmeleri adına Hacıbektaş adını taşıyan ilk resmi derneklerin kurulmasına ön ayak olunmuştur. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde bir “<strong><em>Mezhepler Masası</em></strong>” kurulmasını ve Aleviliğin de burada temsil edilmesi için yasal adımlar atmaya çalışmıştır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">4. Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel'in ailesi Dersim'den Erzurum Hınıs Meydan köyüne yerleşir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Erzurum genelinde ve özellikle Hınıs ilçesinde Zaza konuşan Alevi inancına bağlı köyler bulunmaktadır. Meydan Köyü de bölgedeki bu yerleşim yerlerinden biridir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Kısaca aile aslen Dersim (Tunceli) bölgesinin en köklü ve inançsal olarak en saygın Ocaklarından biri olan Şıx Delil-i Berxécân Ocağı’na bağlı Pilvenk (Pilvankan) aşiretine mensuptur. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Ailesi, daha sonra Osmanlı dönemindeki iç göç hareketleriyle İstanbul’a yerleşir. Babası Abidin Bey ise bir Osmanlı subayı olur.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Eşi Melahat Gürsel'in kökenine dair genel olarak yalnızca “<strong><em>Hamidiye Kruvazörü'nün çarkçıbaşısının (başmühendisinin) kızı</em></strong>” olduğu bilgisi yer alır. Ancak ailesi Erzincan Şehirsürbahan (Beşsaray) köyünden İstanbul’a yerleşir ve Kırmo Yusuf’un yakın akrabalarıdır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">İşin ilginç yanı Cemal Gürsel’in oğlu Mehmet Özdemir Gürsel ise iki evlilik yapar. İlk eşi Birgen Hanım ile yaptığı evlilikten çocuğu olmaz. İlk eşinden boşandıktan sonra Kırmo Yusuf’un oğlu Mehmet Ali Özkan eşi Emine Özkan’ın altı kızından biri olan Türkan Özkan ile evlenir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Özdemir Gürsel'in Türkan Özkan ile olan ikinci evliliğinden iki kız çocuğu dünyaya gelir. Kızları Melkan Gürsel ve Özdem Gürsel’dir. Bu Kırmo Yusuf silsilesi ve Özkan/Aktaş ailesi gibi köklü akrabalık bağları, ailenin İstanbul'a göç etse de taşradaki kökleriyle bağını koparmadığının bir kanıtıdır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em><strong>Özetle</strong></em>; Köy, akrabalık ilişkileri ve isimler (Erzincan Merkez Beşsaray/Şehirsürbahan köyü ve Kırmo Yusuf ailesi), doğrudan bölgenin köklü Kızılbaş/Alevi geleneklerine işaret eder. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Bu durum, konunun neden geçmişte karıştırıldığını netleştirmektedir. Erzincan'ın bu bölgesi tarihsel olarak yoğun bir Alevi nüfus barındırır. Kırmo Yusuf silsilesi ve Özkan/Aktaş aileleri, bölgenin bilinen Alevi ailelerindendir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Babasının Osmanlı bürokrasisinde (Hamidiye Zırhlısı'nda başmühendislik gibi) üst düzey bir görevde yer alması, ailenin erken dönemde modern eğitim alıp İstanbul'a/merkeze entegre olduğunu göstermektedir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Cemal Gürsel ve eşi Melahat Hanım yaptığı evlilik, aslında benzer coğrafi ve kültürel kökenlerden (Erzurum-Dersim-Erzincan hattı) gelen iki köklü ailenin birleşmesi sürecidir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Melahat Hanım, Türkiye’nin en az göz önünde olan, protokolden en çok kaçınan First Lady'si olarak bilinir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Köşk’ün lüks harcamalarını tamamen kısar, saray şatafatını red eder ve tutumlu yapısıyla öne çıkar. Çankaya’da bir derviş olgunluğu ve sadeliğiyle yaşar. Kendi inanç dünyasını hiçbir zaman siyasi bir malzeme yapmaz, sessiz ve saygın bir geleneksel anne/asker eşi profili çizer. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Cemal Gürsel'in 1966'daki hastalığı ve vefatının ardından Melahat Hanım Çankaya'dan ayrılır, ömrünün son yıllarını yine büyük bir sadelik içinde İzmir Karşıyaka'da geçirir. İnançsal ya da mezhepsel kimliğini hiçbir zaman siyasi veya kamusal bir figür olarak öne çıkarmaz. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Resmi biyografilerinde aile kökenlerinin bu derin ayrıntılarına pek yer vermemiştir. 1975'teki vefatına kadar da bu asil ve sessiz duruşunu korumuşur. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em><strong>Sonuç olarak</strong></em>; Erzincan, Dersim ve Erzurum üçgeni, Doğu Anadolu’daki Alevi-Bektaşi topluluklarının tarih boyunca en yoğun hareket ettiği, nüfus ve inanç alışverişinde bulunduğu coğrafyadır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Hem Melahat Hanım’ın ailesi hem de Cemal Bey’in ailesi, askeri ve teknik bürokrasi kanalıyla (biri deniz mühendisi, diğeri kara subayı olarak) erken dönemde Osmanlı’nın elit tabakasına dahil olurlar. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">1927 yılında gerçekleşen evlilikleri, cumhuriyetin kurucu subay kuşağının kendi içindeki evlilik ağlarına uymakla birlikte, arka planda benzer köken hafızasına (Doğu Anadolu Alevi-Kızılbaş elit göçü) sahip iki ailenin yollarının İstanbul/Ankara'da kesişmesidir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Bu şecere, cumhuriyetin kurucu askeri bürokrasisinin ardındaki saklı kalan zengin kültürel ve toplumsal mozaikleri anlamak açısından muazzam bir tarihsel vesikadır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em><strong>Özetle</strong></em>; halk arasında “<em><strong>Alevi Cumhurbaşkanı</strong></em>” olarak anılır ve benimsenir.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/israil-selim-narliyi-ozel-temsilci-olarak-atadi-3267</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 23:49:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>İsrail, Selim Narlı’yı özel temsilci olarak atadı!</h1>
                        <h2>İsrailli stratejist Tom Wegner’in kurduğu Abrahamic Movement (İbrahimi Hareket), Narlı’nın “Türkiye’deki Alevi Toplumu Özel Temsilcisi” olarak atandığını duyurdu.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/israil-selim-narliyi-ozel-temsilci-olarak-atadi-1781298999.webp">
                        <figcaption>İsrail, Selim Narlı’yı özel temsilci olarak atadı!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA-</strong> Mart 2025’te Suriye’nin Lazkiye ve Tartus bölgelerinde yaşanan olaylar sırasında&nbsp;İsrail’e müdahale çağrısıyla gündeme gelen sahte şeyh Selim Narlı, bu kez de İsrailli bir oluşumun atamasıyla dikkat çekti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İsrailli stratejist Tom Wegner’in kurduğu Abrahamic Movement (İbrahimi Hareket), Narlı’nın “<strong><em>Türkiye’deki Alevi Toplumu Özel Temsilcisi</em></strong>” olarak atandığını duyurdu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Duyuru, İbrahimi Hareket’in kurucusu Wegner tarafından sosyal medyadan paylaşıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Açıklamada, görevinin 9 Haziran itibarıyla resmen başladığı belirtilirken, Narlı’nın Türkiye’deki Alevi toplumu ile İbrahimi Hareket arasındaki ilişkileri geliştireceği belirtildi.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">WEGNER'İN İLGİNÇ GEÇMİŞİ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Narlı’yı görevlendiren Tom Wegner, İsrail’de uzun yıllardır siyasal iletişim alanında faaliyet gösteren bir isim. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Wegner’in özgeçmişinde; Eski İsrail Başbakanı Ehud Barak’ın sözcülüğü, Peres Barış Merkezi’ndeki danışmanlık görevi ve çeşitli İsrail merkezli düşünce kuruluşlarında yürüttüğü çalışmalar yer alıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Wegner tarafından 2025 yılında kurulan İbrahimi Hareket, kendisini İsrail ile Müslüman toplumlar arasında diyalog ve işbirliğini geliştirmeyi amaçlayan uluslararası bir hareket olarak tanımlıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hareket, İbrahim Anlaşmaları çizgisinde faaliyet yürüttüğünü ifade ediyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="Sahte şeyhe İsrail’den görev - Resim : 1" src="https://img.aydinlik.com.tr/rcman/Cw774h727q95gm/storage/files/images/2026/06/11/08-manset-foto-1-lkw3.jpg" style="height:727px; width:774px" /></span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">YENİ BİR TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ GİRİŞİMİ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Arap basınında yayınlanan değerlendirmelerde de hareketin bölgedeki faaliyetleri tartışma konusu olmuş. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Al Mayadeen’de yayınlanan bir analizde, hareketin Suriye’deki faaliyetleri “<em><strong>yeni bir toplumsal mühendislik girişimi</strong></em>” olarak niteleniyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Söz konusu analizde, hareketin yalnızca dinlerarası diyalog ya da kültürel etkileşim hedefleyen bir yapı olmadığı, İbrahim Anlaşmaları’nın toplumsal tabanını genişletmeyi amaçlayan siyasi bir proje niteliği taşıdığı kaydediliyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yazıda özellikle Suriye’de Aleviler, Dürziler ve diğer azınlık topluluklarıyla kurulan ilişkilerin, İsrail’in bölgedeki nüfuz alanını genişletme stratejisinin bir parçası olduğu vurgulanıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Arapça yayın yapan çeşitli platformlarda yer alan değerlendirmelerde de hareketin İsrail ile Müslüman toplumlar arasında yeni ilişkiler geliştirme hedefinin ötesine geçerek, yerel topluluklar içinde temsilcilikler ve etki ağları oluşturmaya çalıştığı belirtildi. </span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ORTADOĞU’DA AĞ KURUYOR</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Bu çerçevede İbrahimi Hareket’in Suriye sahasındaki girişimleri ve İsrail bağlantıları tartışma konusu oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Öte yandan Wegner de İsrail basınına verdiği röportajlarda hedeflerinin yalnızca devletler arası diplomatik ilişkiler kurmak olmadığını açıkça dile getiriyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İbrahimi Hareket’in devletler arasında imzalanan İbrahim Anlaşmaları’nı toplumlar düzeyinde de yaygınlaştırmayı amaçladığını belirten Wegner, farklı ülkelerde taban düzeyinde ilişkiler geliştirmeye çalıştıklarını ifade ediyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ynet’e verdiği bir röportajda hareketin “<em><strong>hükümetlerin ötesinde halklar arasında da bir İbrahimi ağ oluşturmayı</strong></em>” hedeflediğini söyleyen Wegner, Suriye dahil birçok ülkede bağlantılar kurduklarını anlattı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Aynı röportajda hareketin farklı dini ve etnik topluluklarla doğrudan temas kurduğunu belirten Wegner, İbrahim Anlaşmaları’nı destekleyen uluslararası bir toplumsal taban oluşturmayı hedeflediklerini söyledi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hareketin faaliyet gösterdiği ülkelerde yerel temsilciler ve kanaat önderleriyle çalıştığını kaydeden Wegner, bu yapıyı “<strong><em>küresel bir İbrahimi ağ</em></strong>” olarak tanımladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İSRAİL ADINA FAALİYET YÜRÜTEN ALEVİ ŞEYHİ!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Daha önce Türkiye’nin Samandağ ilçesinden yaptığı çağrıda Suriye'nin sahil bölgesinde yaşanılan ölümlü olayları istismar ederek İsrail’den yardım talep eden Selim Narlı, Suriye’de uydurma özerklik ilanıyla gündeme gelmişti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Narlı,geçen yıl yaptığı provokatif açıklamasında “<strong><em>Bugün tarihi bir adım attık. Halkımız, Suriye’nin sahil bölgesinde özerk yönetim ilan etmiştir</em></strong>” açıklamasında bulunmuştu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Selim Narlı'nın bu açıklaması Türkiye ve Suriye Alevileri arasında tepkiye neden olmuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>NARLI İSRAİL'DEN DESTEK İSTEMİŞTİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bilindiği gibi 2025 Mart ayında Hatay'ın Samandağ ilçesinde kendisinin “<strong><em>Şeyh</em></strong>” olduğunu iddia eden Selim Narlı, Samandağ Abdullah Cömert Parkı’ndaki açıklamalarının &nbsp;görüntüleri sosyal medyada yayınlanmıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Narlı, İsrail’e seslenerek destek talebinde bulunmuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Selim Narlı açıklamasında; "<em><strong>Ya Türkiye Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri müdahale edip oradaki zulmü durdurur ya da ben, resmi olarak görevlendirildiğim için İsrail Hükûmeti’nden talepte bulunurum. Oradaki mazlum halkın zulmüne son verilmesi için.</strong></em>” ifadelerine yer vermişti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Narlı'nın bu açıklaması özellikle "<em><strong>İsrail'den talep</strong></em>" kısmı bir çok çevreden tepkiye neden olmuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Selim Narlı daha sonra gizlice Türkiye dışına çıktı.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/seyit-ali-sultan-dergahinin-isgalcileri-pontus-soykirimi-anmasinda-3266</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 18:06:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Seyit Ali Sultan Dergahı’nın işgalcileri Pontus Soykırımı anmasında!</h1>
                        <h2>Alevi Bektaşi inancının Balkanlardaki en önemli merkezlerinden birisi olan Batı Trakya’daki Seyit Ali Sultan Dergahı’nı işgal altında tutan Ahmet Kara Hüseyin, Türk düşmanı Yunan ırkçılarının Pontus Soykırımı tiyatrosunda boy gösterdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/seyit-ali-sultan-dergahinin-isgalcileri-pontus-soykirimi-anmasinda-1781191767.webp">
                        <figcaption>Seyit Ali Sultan Dergahı’nın işgalcileri Pontus Soykırımı anmasında!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Yunanistan’ın Batı Trakya’daki Müslüman Türk varlığına yönelik asimilasyon, baskı ve böl-yönet politikaları kirli bir ittifakı daha gözler önüne serdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi inancının en kutsal merkezlerinden biri olan Seyit Ali Sultan Dergâhı’nı<strong> </strong>yıllardır gayrimeşru şekilde işgal altında tutan Ahmet Kara Hüseyin</span><span style="color:#000000">, bu kez de Yunan ırkçılarının sözde “<strong><em>Pontus Soykırımı</em></strong>” yalanlarının mezesi oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yunan emekli korgeneral Lazaros Kampouridis’in sosyal medya hesabından paylaştığı skandal fotoğraflar, Batı Trakya Müslüman Türk azınlığı üzerinde oynanan tehlikeli oyunun ve uygulanan faşizan baskının açık bir kanıtı niteliğinde.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İNANÇ İŞGALCİSİ VE KUKLA AHMET KARA HÜSEYİN</strong></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/karahmet.JPG" style="height:776px; width:677px" /></p>

<p><span style="color:#000000">Seyit Ali Sultan Dergâhı, hiçbir dini vasfı, soydan “<em><strong>dedelik</strong></em>” ya da dergahtan “<em><strong>babalık</strong></em>” icazeti olmayan Ahmet Kara Hüseyin ve ailesi tarafından adeta esir alınmış durumda. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dergâhın gerçek hak sahibi olan postnişin Mehmet Koç Dede’yi türlü entrikalarla, hatta fiziki şiddet uygulayarak kutsal mekandan uzaklaştıran Kara Hüseyin, şimdi de Yunan derin devletinin Müslüman azınlığı bölmek için kullandığı bir kukla olarak sahneye çıkıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sufli’deki 50. Mekanize Tugay bünyesinde düzenlenen ve Türk düşmanlığıyla bilinen emekli korgeneral Kampouridis’in baş konuşmacı olduğu sözde “<strong><em>Pontus Soykırımı</em></strong>” anma etkinliğine koşa koşa katılan Kara Hüseyin, kendi soyuna ve inancına ihanet ederken yakalandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>LOZAN ANTLAŞMASI AYAKLAR ALTINDA: MADDE 45 NEREDE?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yunanistan devleti, Seyit Ali Sultan Dergâhı’nın yeniden gerçek Alevi-Bektaşi dede ve babalarının yönetimine geçmesini engelleyerek uluslararası hukuku açıkça çiğniyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Lozan Antlaşması’nın 45. Maddesi’ne göre, Yunanistan, Türkiye'nin gayrimüslim azınlığa tanıdığı tüm hakları, kendi topraklarındaki Müslüman azınlığa aynen tanımakla yükümlüdür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak Atina, Türkiye’deki Rum azınlığın vakıf ve dini özgürlüklerine karşılık, Batı Trakya’da tam bir hak gaspı uyguluyor. Kendi müftüsünü seçmek isteyen Müslüman Türk azınlığa hapis cezaları yağdıran, yeri geldiğinde faşist Altın Şafak üyelerini azınlığı korkutmak ve göçe zorlamak için sokaklara salan Yunanistan, şimdi de “özel hukuk kapsamında dini tüzel kişilik” oyunuyla Alevi Türkleri öz yurtlarında yalnızlaştırmaya çalışıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KÜSTAH İTİRAF: ANKARA’NIN EMELLERİNE ZIT...</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Emekli korgeneral Kampouridis’in sosyal medyadaki küstah paylaşımları, Yunanistan’ın asıl niyetini ve bölgedeki Müslüman Türk azınlığı nasıl bir tehdit olarak gördüğünün de itirafı niteliğinde. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kampouridis’in şu sözleri, Batı Trakya’daki asimilasyon politikasının dışa vurumudur:</span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Bu, Ankara'nın Yunan Trakya'sındaki emellerine zıt olarak, Yunan Hükümeti tarafından yapılan çok önemli bir tanımadır.</strong></em>”</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Yunan'ın kalbi her yerde atıyor!! Komotini'deki (Gümülcine) Türk Başkonsolosluğundan gelen baskıya rağmen bunu haykıran Yunanlılar varsa, ses daha da yükseliyor.</em></strong>”</span></p>
	</li>
</ul>

<p><span style="color:#000000"><strong>YUNANİSTAN ATEŞLE OYNUYOR!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kendi kişisel menfaatleri ve koltuk sevdası uğruna, asırlık Türk-İslam mirası olan Seyit Ali Sultan Dergâhı’nı Yunan generalinin “<em><strong>Trakya’da gür bir şekilde esen Yunan ruhu</strong></em>” propagandasının malzemesi yapan Ahmet Kara Hüseyin ve çevresindeki birkaç kişiyi kullanan ırkçı Yunan odakları hesapsız ve ölçüsüz tahrikleri ile en büyük zararı Yunanistan’a veriyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’nin yanında, Arnavutluk, Kuzey Makedonya, Bulgaristan da dahil olmak üzere tüm komşuları ile sorunlu olan Yunanistan’ın gerilim politikasında ısrarcı olması sonunda kaybedeceği açık olan bir kışkırtmadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Atina, uluslararası hukuku ve Lozan’ı hiçe sayan bu faşizan tiyatrolardan derhal vazgeçmeli, işgal altındaki Seyit Ali Sultan Dergâhı’nı gerçek sahiplerine, yani Alevi-Bektaşi toplumuna iade etmelidir!</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/uc-avazdan-hublarin-sahi-yakinda-yayinda-3265</link>
            <category>KÜLTÜR SANAT</category>
            <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 17:00:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Üç Avaz’dan "Hubların Şahı" yakında yayında!</h1>
                        <h2>Müzik yolculuğuna iddialı bir giriş yapmaya hazırlanan Üç Avaz grubu, ilk teklileri "Hubların Şahı" ve merakla beklenen video klipleriyle dinleyicilerle buluşmak için gün sayıyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/uc-avazdan-hublarin-sahi-yakinda-yayinda-1781187442.webp">
                        <figcaption>Üç Avaz’dan "Hubların Şahı" yakında yayında!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Mert Karaboya, Özgür Bakış Süer ve Uğur Süer tarafından kurulan Üç Avaz, Anadolu’nun köklü söz ve nefes geleneğini modern bir müzikal anlayışla yeniden yorumluyor. Grubun uzun süredir titizlikle üzerinde çalıştığı ilk single çalışması "<em><strong>Hubların Şahı</strong></em>", çok yakında tüm dijital platformlarda ve video klibiyle YouTube’da müzikseverlerin beğenisine sunulacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Mutfakta Deneyimli İsim: Deniz İlgün</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Geleneksel ruhu çağdaş bir sound ile buluşturan eserin müzikal sorumluluğu deneyimli bir isime emanet edildi. "<strong><em>Hubların Şahı</em></strong>" deyişinin müzik yönetmenliğini Deniz İlgün üstlendi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Projenin yapımcılığını ise grubun üyelerinden Mert Karaboya gerçekleştirdi. Güçlü vokaller ve zengin enstrümantal altyapı, bu profesyonel mutfaktan geçerek klasik çizgilerin ötesinde modern bir yapıma dönüştü.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Görsel Bir Şölen Yolda: "Hubların Şahı" Klibi</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Şarkının ruhunu görsel bir hikayeyle taçlandıran video klip, deyişin barındırdığı derin felsefeyi ve mistik atmosferi ekranlara taşıyacak. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Üç Avaz üyelerinin performanslarıyla renklenen klip, estetik sinematografisi ve güçlü görselliğiyle çıkışıyla birlikte adından söz ettirmeyi hedefliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"Anadolu’nun Sesi, Üç Farklı Avazda Birleşti"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-11%20at%2013_45_47.jpeg" style="height:800px; width:800px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Grubun kuruluş felsefesini aktaran grup üyeleri, ilk teklileri öncesi heyecanlarını şu sözlerle dile getiriyor:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>Biz Anadolu’nun kadim sözlerini, kendi içsel yolculuğumuz ve müzikal kimliğimizle harmanlamak istedik. 'Hubların Şahı' bizim için sadece bir başlangıç. Üç farklı avazın tek bir yürekte birleştiği bu yolculukta, dinleyicilerimizi çok yakında derin bir nefes almaya davet edeceğiz.</strong></em>"</span></p>

<p><span style="color:#000000">Üç Avaz’ın ilk göz ağrısı "<em><strong>Hubların Şahı</strong></em>" deyişi ve video klibi, çok yakında tüm dijital müzik platformlarında ve grubun resmi YouTube kanalında eş zamanlı olarak yayında olacak.</span></p>

<p><a href="https://www.youtube.com/@suermuzikyapim"><span style="color:#c0392b">KANALA ULAŞMAK İÇİN TIKLAYIN</span></a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenleri-zalime-boyun-egmeyen-cagimizin-huseyinlerine-selam-olsun-3264</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 15:25:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Horasan Erenleri: Zalime boyun eğmeyen çağımızın Hüseyinlerine selam olsun!</h1>
                        <h2>Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Erdem Cömert, Muharrem Matemi ve orucu vesilesiyle bir basın açıklaması yaptı. Cömert, Kerbela’da sergilenen onurlu duruşun günümüzde de rehber olması gerektiğini vurgularken, 2026 yılı Muharrem ayı oruç takvimine dair önemli detaylar paylaştı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/horasan-erenleri-zalime-boyun-egmeyen-cagimizin-huseyinlerine-selam-olsun-1781180976.webp">
                        <figcaption>Horasan Erenleri: Zalime boyun eğmeyen çağımızın Hüseyinlerine selam olsun!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Erdem Cömert, İslam Peygamberi Hz. Muhammed'in torunu Hz. Hüseyin ve beraberindekilerin 680 yılında Kerbela'da katledilmesini anmak adına tutulan yas oruçlarının, Hakk katında kabul olmasını diledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KERBELA, ZALİME KARŞI DİRENENLERİN DESTANIDIR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Açıklamasında Kerbela’nın tarihsel ve manevi önemine değinen Erdem Cömert, günümüz dünyasındaki mazlum halkların mücadelesine de dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>Bugün her zaman olduğundan daha fazla Hz. Hüseyin'den öğrenmek, onun zalime boyun eğmeyen tavrını tekrarlamak görevimiz var. İran'da, Filistin'de, Afrika'da ABD emperyalizmine ve İsrail siyonizmine karşı dik duran çağımızın Hüseyinlerine selam olsun.</strong></em>"</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>2026 YILI MUHARREM ORUCU TAKVİMİ BELİRLENDİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-11%20at%2015_05_30.jpeg" style="height:709px; width:549px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu yılın ibadet ve matem günlerinin detaylarını aktaran Cömert, Muharrem orucunun aşamaları hakkında da bilgi verdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Açıklanan takvime göre ibadet süreci şu şekilde ilerleyecek:</span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>12 - 14 Haziran:</strong> 3 günlük Masum-u Paklar Orucu</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>15 Haziran Pazartesi:</strong> Fatma Ana Orucu</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>16 Haziran Salı:</strong> 12 günlük Muharrem Orucu’nun başlangıcı (1. Gün)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>25 Haziran Perşembe:</strong> İmam Hüseyin’in Şehadeti</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>27 Haziran Cumartesi:</strong> Muharrem Orucu’nun son günü (12. Gün)</span></p>
	</li>
</ul>

<p><span style="color:#000000"><strong>YARIM GÜN ORUÇ, ŞÜKÜR KURBANI VE AŞURE BİR BÜTÜNDÜR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem ayının 12. gününde (27 Haziran Cumartesi) yarım gün oruç tutulduğuna dikkati çeken Başkan Erdem Cömert, bu özel günün ritüellerine dair, <strong>"<em>Oruçların tamamlanmasının arkasından tığlanan şükür kurbanı ve canlarla paylaşılarak dağıtılan aşure de bu kutsal oruç ibadetinin ayrılmaz birer parçasıdır</em>"</strong> diyerek açıklamasını tamamladı.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozelin-trabzon-bulusmasinda-alevilere-tehdit-3263</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 22:53:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Özel’in Trabzon buluşmasında Alevilere tehdit!</h1>
                        <h2>Özgür Özel’in Trabzon’daki buluşmasında 'Biz yakarsak söndüremezler' yazılı pankart açıldığı ortaya çıktı. Kışkırtma girişimine tepki yağdı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/ozelin-trabzon-bulusmasinda-alevilere-tehdit-1780948939.webp">
                        <figcaption>Özel’in Trabzon buluşmasında Alevilere tehdit!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)’nde mutlak butlan gerilimi yükselirken&nbsp;Özgür Özel&nbsp;ve Ekrem İmamoğlu destekçilerinin Trabzon’da tehlikeli bir kışkırtma girişiminde bulunduğu ortaya çıktı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">ANKA Haber Ajansı ile yerel medyaya yansıyan görüntülere göre, 5 Haziran 2026’da Özgür Özel’i Trabzon Havalimanında karşılayan kalabalıkta, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na ve yakın tarihte Alevilere yönelik gladyo saldırılarına atfen “<em><strong>Biz yakarsak söndüremezler</strong></em>” yazan bir pankart açıldı. Pankartta “<em><strong>CHP Akçaabat</strong></em>” imzası dikkat çekti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Haberimiz yayına girdiği ana kadar CHP içinde kışkırtmayı yapan tarafın lideri konumundaki Özgür Özel’den özür gelmediği anlaşıldı.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">KIŞKIRTMA TARİHİ 5 HAZİRAN CUMA GÜNÜ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">ANKA Haber Ajansı ve yerel medyada çıkan görüntüler incelendiğinde Alevilere yönelik nefret suçu içeren pankartın 5 Haziran 2026 Cuma günü Özgür Özel’in Trabzon buluşmasında açıldığını açıkça anlaşılıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">CHP Akçaabat İlçe Başkanlığına bağlı bir grup tarafından açıldığı öne sürülen pankartla Sivas, Çorum ve Maraş’taki Türkiye’nin birliğine kast eden Alevi katliamlarına atıf yapılıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kemal Kılıçdaroğlu’na Alevilerin yaşadığı acılar üzerinden tehdit mesajı veriliyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Nefret pankartı Özel havalimanına indiği sırada havaya kaldırılıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Pankartın havada olduğu anlarda Eski Kadın Kolları Başkanı ve Osmaniye Milletvekili Asu Kaya ile Eski Gençlik Kolları Genel Başkanı Cem Aydın’ın da alanda olduğu görülüyor.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">SOSYAL MEDYADA TEPKİ YAĞDI</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Kemal Kılıçdaroğlu üzerinden Alevilere nefret kusan ve tehdit eden kışkırtmaya sosyal medyada tepki yağdı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Çok sayıda CHP’li mezhepçi imada bulunan pankarta ve “<strong><em>CHP Akçaabat</em></strong>” imzasıyla kışkırtma girişimine ateş püskürdü.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Olayın ortaya çıkmasının ardından bazı görüntülerin silindiği öğrenildi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Olaya dair Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu cephesinden herhangi bir açıklama gelmezken pankartın açıldıktan bir süre sonra alandaki bazı CHP’lilerin tepkisi üzerine indirildiği ve kenara götürüldüğü aktarıldı.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozkan-ermenistan-secimlerini-onceden-bilmisti-3262</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 18:02:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ali Rıza Özkan Ermenistan seçimlerini önceden bilmişti!</h1>
                        <h2>Ermenistan’ın 7 Haziran 2026’da gerçekleştirdiği kritik parlamento seçimlerini Nikol Paşinyan kazandı. Gazeteci Ali Rıza Özkan, seçimlerden 5 gün önce JeopoliTürk Gündem Tv’de yaptığı analizde Paşinyan’ın galibiyetini net bir şekilde öngörmüştü.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/ali-riza-ozkan-ermenistan-secimlerini-onceden-bilmisti-1780932022.webp">
                        <figcaption>Ali Rıza Özkan Ermenistan seçimlerini önceden bilmişti!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Ermenistan’ın 7 Haziran 2026’da gerçekleştirdiği kritik parlamento seçimlerini Nikol Paşinyan kazandı. Gazeteci Ali Rıza Özkan, seçimlerden 5 gün önce JeopoliTürk Gündem Tv’de yaptığı analizde Paşinyan’ın galibiyetini net bir şekilde öngörmüştü.<br />
<br />
Özkan'ın dikkat çeken bir cümlesi de:"<em><strong>“Düşünün ki Paşinyan’ı kendisine düşman alan bir Rusya’dan söz ediyoruz… Eğer Ermenistan’a dahi sözünüz geçmiyorsa, oturup geri döneceksiniz. Bizim jeopolitiğimizde ne sorun var diyeceksiniz” </strong></em>oldu.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=sel0pnm4Y9E"><span style="color:#c0392b"><strong>ALİ RIZA ÖZKAN'IN AÇIKLAMASINI İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ</strong></span></a></p>

<p>7 Haziran 2026 Pazar günü sandık başına giden Ermenistan’da seçim sonuçları Paşinyan’ın zaferiyle sonuçlandı. Bu gelişme, seçimlerden önce JeopoliTürk Gündem Tv’de yayınlanan özel programda Gazeteci Ali Rıza Özkan tarafından çarpıcı bir öngörüyle dile getirilmişti.</p>

<p>Programda <strong>Analist Gazeteci Bora Özizmirli’nin</strong> moderatörlüğünde, Analist Yazar <strong>Umut Berhan Şen ve Gazeteci Ali Rıza Özkan</strong>, Ermenistan seçimlerini değerlendirdi. Özkan, Rusya’nın Ermenistan ile yaşadığı gerilimi merkeze alarak, Rus jeopolitiğinin çöküş sürecine girdiğini savundu ve Paşinyan’ın seçimleri kazanacağını açıkça ifade etti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">ALİ RIZA ÖZKAN’IN SEÇİM ÖNCESİ DEĞERLENDİRMESİ</span></span></span></strong></p>

<p>Ali Rıza Özkan programda şu açıklamalarda bulunmuştu:</p>

<p>&nbsp;<em><strong>“Önümüzdeki hafta Ermenistan’da seçimler var. 6 Haziran sanıyorum ya da 7 Haziran. Şimdi bu seçimleri de göreceğiz. Büyük ihtimalle Paşinyan, şu anda görünen o şekilde onun için söylüyorum, Paşinyan kazanacak.”</strong></em></p>

<p>Özkan, Rusya’nın 3 milyon nüfuslu küçük ve zayıf bir ülke olan Ermenistan’la kavga etmesinin, Moskova’nın jeopolitik doktrininin iflası anlamına geldiğini vurguladı. Rusya’nın Çarlık ve SSCB döneminden kalan <strong>“tahakküm”</strong> anlayışıyla 21. yüzyılda başarılı olamayacağını belirten Özkan, Ermenistan’ın coğrafi konumunu da analiz etti.</p>

<p>Ermenistan’ın Gürcistan, Azerbaycan, Türkiye ve İran ile çevrili olduğunu hatırlatan Özkan, bu ülkelerin hiçbirisiyle köklü stratejik ittifak kurmasının mümkün olmadığını, Rusya’nın ise bu ülkeyle bile baş edemediğini dile getirdi.</p>

<p><em><strong>“Düşünün ki Paşinyan’ı kendisine düşman alan bir Rusya’dan söz ediyoruz… Eğer Ermenistan’a dahi sözünüz geçmiyorsa, oturup geri döneceksiniz. Bizim jeopolitiğimizde ne sorun var diyeceksiniz”</strong></em></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;“RUS JEOPOLİTİĞİNİN ÇÖKÜŞÜ”</span></span></span></strong></p>

<p>Özkan, Rus jeopolitiğinin temel sorununun çevre ülkelerini “doğal egemenlik alanı” olarak görmesi ve onları tahakküm altına alma yaklaşımı olduğunu belirtti. Bunun 21. yüzyılda yürümeyeceğini savunarak, Ukrayna Savaşı’nın başlangıcını bu çöküşün miladı olarak nitelendirdi.</p>

<p>Türkiye’nin ise tam tersi bir yaklaşımla eşitlik temelinde ilişkiler kurduğunu örnek veren Özkan, Paşinyan’ın zaferinin hem Ermenistan halkı hem de bölge için, özellikle Türkiye için önemli kazanımlar sağlayacağını ifade etti.</p>

<p><em><strong>&nbsp;“Paşinyan’ın kazanması demek başka bir manada Türkiye’nin kazanması demek… Güney Kafkasya’da barışı sağlayan, barışın şemsiyesini kuran ülke oluyoruz.”</strong></em></p>

<p>Özkan, programın sonunda Paşinyan’ı şimdiden tebrik ederek sözlerini noktalamıştı.</p>

<p>Seçim sonuçları, Ali Rıza Özkan’ın analizini doğrular nitelikte oldu. Paşinyan’ın galibiyeti, Güney Kafkasya’daki güç dengeleri ve Türkiye-Ermenistan ilişkileri açısından yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor.</p>

<p><strong><a href="https://www.youtube.com/watch?v=sel0pnm4Y9E">Kaynak: JeopoliTürk Gündem Tv (2 Haziran 2026 tarihli yayın)</a></strong></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/anadolu-vakiflar-federasyonundan-metin-tarhana-tebrik-ziyareti-3261</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 21:35:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Anadolu Vakıflar Federasyonu’ndan Metin Tarhan’a tebrik ziyareti</h1>
                        <h2>Anadolu Vakıflar Federasyonu heyeti, AK Parti, Kültür ve Sanat Politikaları Başkan Yardımcılığı görevine atanan Metin Tarhan’ı yeni görevinde tebrik etti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/anadolu-vakiflar-federasyonundan-metin-tarhana-tebrik-ziyareti-1780684687.webp">
                        <figcaption>Anadolu Vakıflar Federasyonu’ndan Metin Tarhan’a tebrik ziyareti</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA</strong> — Anadolu Vakıflar Federasyonu heyeti, Kültür ve Sanat Politikaları Başkan Yardımcılığı görevine atanan Metin Tarhan’a hayırlı olsun ziyaretinde bulundu. Samimi ve verimli bir atmosferde gerçekleşen görüşmede, federasyona bağlı vakıfların projeleri ve geleceğe yönelik iş birlikleri masaya yatırıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>PROJELER VE GELECEK VİZYONU MASADAYDI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyaret kapsamında federasyon yönetimi, bünyelerinde yer alan vakıfların tanıtımını yaparak; yürütülmekte olan sosyal sorumluluk, kültür ve sanat projeleri hakkında Metin Tarhan’a detaylı bilgi sundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Görüşmede federasyonun toplumsal katkı sağlayan çalışmalarını takdirle karşılayan Tarhan, bu projelerin geliştirilmesi ve toplumun daha geniş kesimlerine ulaştırılması noktasında değerli görüş ve önerilerini paylaştı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Karşılıklı fikir alışverişinin yapıldığı toplantı, oldukça olumlu ve yapıcı bir seyirde tamamlandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BOZATLI HIZI YAR VE YARDIMCISI OLSUN</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Görüşmenin ardından Anadolu Vakıflar Federasyonu tarafından yapılan açıklamada, ziyaretin kendilerini ziyadesiyle memnun ettiği belirtilerek şu ifadelere yer verildi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Sayın Metin Tarhan’a yeni görevinde başarılar diliyor; Bozatlı Hızır’ın yar ve yardımcısı olmasını temenni ediyoruz.”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Ziyarete Katılan Federasyon Heyeti şu isimlerden oluşuyordu:</strong></span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Abdurahman Kurtaslan</strong> (Kurucu ve Onursal Genel Başkan)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Mehmet Ali Ayyıldız</strong> (Başkan)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Bektaş Avcı</strong> (Başkan Yardımcısı)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>İbrahim Güzel</strong> (Yağmur Baba)</span></p>
	</li>
</ul>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-guc-birligi-platformu-yaymana-alevi-raporunu-sundu-3260</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 11:55:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu, Yayman’a “Alevi Raporu”nu sundu</h1>
                        <h2>AK Parti genel merkezini ziyaret eden Ali Rıza Özdemir başkanlığındaki Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu heyeti, Kültür ve Sanat Politikaları Başkanı Hüseyin Yayman’a “Alevi Raporu” hakkında kapsamlı bir bilgilendirme sundu.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/alevi-bektasi-guc-birligi-platformu-ak-partide-alevi-raporunu-sundu-1780650024.webp">
                        <figcaption>Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu, Yayman’a “Alevi Raporu”nu sundu</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="display:none">&nbsp;</span><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA –</strong> Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu Başkanı Ali Rıza Özdemir ve beraberindeki heyet, AK Parti Genel Merkezi’ne önemli bir ziyarette bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Heyet, AK Parti Genel Merkez Kültür ve Sanat Politikaları Başkanı Hüseyin Yayman ile bir araya gelerek, platform tarafından bir yıllık süreçte, geniş katılımla ve titizlikle hazırlanan “<em><strong>Alevi Raporu</strong></em>” hakkında kapsamlı bir bilgilendirme sundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>RAPORUN DETAYLARI PAYLAŞILDI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/YAYMAN1.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Özdemir’in Alevi-Bektaşi toplumunun taleplerini, beklentilerini ve çözüm önerilerini içeren raporun detaylarını sunduğu görüşmede, inançların özgürce yaşanması, kültürel mirasın korunması, cemevlerinin yasal statüsünün güçlendirilmesi ve toplumsal birlikteliğin pekiştirilmesi için atılabilecek somut adımlar üzerinde istişarelerin sürdürülmesi temennisi ifade edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu tarafından siyasi partilerler ve kamuoyu ile paylaşılan “<strong><em>Alevi Raporu</em></strong>”nun hazırlanma sürecinde inanç ve kanaat önderlerinin, hukukçu ve akademisyenlerden oluşan Alevi aydınlarının ve STK temsilcilerinin rol aldığını ifade eden Özdemir, toplumsal istişarenin sonucu olarak ortaya çıkan belgenin yeni hazırlanacak AK Parti çalışma programında dikkate alınması temennisini dile getirdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ERDOĞAN’IN LİDERLİĞİ ALEVİLER İÇİN BİR ŞANS</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-04%20at%2017_08_12%20(4).jpeg" style="height:800px; width:632px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi toplumunun haklı taleplerinin hayata geçirilmesi açısından AK Parti iktidarları döneminde atılan adımların toplumda memnuniyetle karşılandığını ifade eden Özdemir, “<em><strong>Alevi toplumunun tüm taleplerinin hayata geçirilmesi bakımından Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğini bir imkan ve şans olarak görüyoruz</strong></em>” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İSTİŞARE SÜREÇLERİ DEĞERLİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-04%20at%2017_08_12%20(5).jpeg" style="height:790px; width:800px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren AK Parti Kültür ve Sanat Politikaları Başkanı Hüseyin Yayman, toplumsal barış ve kültürel zenginliğin korunması adına bu tür istişare süreçlerinin büyük önem taşıdığını vurguladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu Başkanı Ali Rıza Özdemir ise kabulden dolayı Yayman’a teşekkür ederek, raporun hayırlara vesile olmasını temenni etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyaret, karşılıklı iyi niyet temennileri ve hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.</span><span style="display:none">&nbsp;</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-guc-birligi-platformundan-metin-tarhana-tebrik-ziyareti-3259</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 11:10:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu’ndan Metin Tarhan’a tebrik ziyareti</h1>
                        <h2>Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu, AK Parti Genel Merkez Kültür ve Sanat Politikaları Başkan Yardımcılığı görevine atanan Avukat Metin Tarhan’ı makamında ziyaret etti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/alevi-bektasi-guc-birligi-platformundan-metin-tarhana-tebrik-ziyareti-1780647834.webp">
                        <figcaption>Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu’ndan Metin Tarhan’a tebrik ziyareti</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA –</strong> Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu, AK Parti Genel Merkezi’nde önemli bir nezaket ziyareti gerçekleştirdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Platform Başkanı Ali Rıza Özdemir liderliğindeki heyet, yakın zamanda AK Parti Genel Merkez Kültür ve Sanat Politikaları Başkan Yardımcılığı görevine atanan Avukat Metin Tarhan’ı makamında ziyaret etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YENİ GÖREV İÇİN TEBRİK</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/MET%C4%B0N%20TARHAN.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu Başkanı Ali Rıza Özdemir ve beraberindeki heyet, Avukat Metin Tarhan’a yeni görevinin hayırlı olması temennisinde bulunarak başarı dileklerini iletti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplumsal birlik ve beraberlik mesajlarının ön plana çıktığı ziyarette, kültürel ve sanatsal politikalar ve Alevi toplumunun talepleri üzerine de karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>DİYALOG VE İŞBİRLİĞİ SÜRECEK</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/MET%C4%B0%C4%B0N%20TARHAN.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren AK Parti Kültür ve Sanat Politikaları Başkan Yardımcısı Avukat Metin Tarhan, nazik ziyaretleri için Özdemir ve heyetine teşekkür etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Tarhan, kültürel zenginliklerin korunması ve toplumun tüm kesimleriyle diyalog kanallarının açık tutulması yönünde çalışmalarını kararlılıkla sürdüreceklerini ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyaret, karşılıklı iyi niyet temennileri ve günün anısına çekilen hatıra fotoğrafıyla sona erdi.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-kuba-tarihinin-en-agir-yakit-ve-elektrik-krizini-yasiyor-3258</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 19:15:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Bora Özizmirli: Küba tarihinin en ağır yakıt ve elektrik krizini yaşıyor</h1>
                        <h2>Analist gazeteci Bora Özizmirli, JeopoliTürk Gündem Tv’de Küba’daki derin yakıt ve enerji krizini masaya yatırdı. Haziran 2026 itibarıyla Küba, tarihinin en ciddi yakıt ve elektrik krizlerinden birini yaşıyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/bora-ozizmirli-kuba-tarihinin-en-agir-yakit-ve-elektrik-krizini-yasiyor-1780592777.webp">
                        <figcaption>Bora Özizmirli: Küba tarihinin en ağır yakıt ve elektrik krizini yaşıyor</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Analist gazeteci Bora Özizmirli, JeopoliTürk Gündem Tv’de Küba’daki derin yakıt ve enerji krizini masaya yatırdı.</p>

<p>Haziran 2026 itibarıyla Küba, tarihinin en ciddi yakıt ve elektrik krizlerinden birini yaşıyor. Milyonlarca Kübalı, sürekli elektrik kesintileri, susuzluk ve temel ihtiyaçlara erişimde büyük zorluklarla mücadele ediyor.</p>

<p>Küba Enerji ve Madenler Bakanı, 14 Mayıs 2026’da devlet televizyonunda yaptığı açıklamada krizi resmen duyurdu:<em><strong> “Kesinlikle yakıt yok, kesinlikle benzin yok, kesinlikle dizel yok. Stoklarımız ve rezervlerimiz tamamen tükendi.”</strong></em><br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=8BplTAcb7Hw&amp;t=45s"><span style="color:#c0392b"><strong>BORA ÖZİZMİRLİ'NİN AÇIKLAMASINI İZLEMEK İÇİN LÜTFEN AŞAĞIDAKİ&nbsp; FOTOĞRAFA TIKLAYINIZ!</strong></span></a><br />
<br />
<em><strong><a href="https://www.youtube.com/watch?v=8BplTAcb7Hw&amp;t=45s"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-04%20at%2019_20_13%20(1).jpeg" style="height:424px; width:800px" /></a></strong></em></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YAKIT YOK-ELEKTRİK YOK-SU YOK</strong></span></p>

<p>Bora Özizmirli’nin aktardığına göre, elektrik kesintileri nedeniyle mahalleler ve sokaklar geceleri karanlığa gömülüyor. Buzdolapları çalışmadığı için yiyecekler bozuluyor. Su pompaları elektrik ve yakıt eksikliği yüzünden devre dışı kalınca, şebeke suyu ancak 20 günde bir birkaç saat verilebiliyor. Vatandaşlar su tankerleri önünde uzun kuyruklar oluşturmak zorunda kalıyor.</p>

<p>Hastanelerde elektrik olmaması nedeniyle ameliyatlar erteleniyor, hastalar risk altında. Okullar ve üniversiteler kapalı, eğitim durmuş durumda. İş yerlerinde üretim sekteye uğradı. Turistik bölgeler ise bomboş; hava yolu şirketleri Küba’ya uçuşlarını iptal etti. Toplu taşıma araçları ve benzin istasyonları yakıt yokluğu nedeniyle felç oldu.</p>

<p><strong>RUSYA, KÜBA'YA BİR DAMLA PETROL GÖNDERMEKTEN ACİZ DURUMDA</strong></p>

<p>Bora Özizmirli, krizin temel sebeplerini şöyle açıkladı: Küba uzun yıllar Venezuela’dan gelen petrol desteğiyle ihtiyaçlarını karşılamaktaydı. Ancak ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Maduro’yu <strong>“kaçırıp hapsetmesi”</strong> sonrası bu sevkiyat durma noktasına geldi. 20 Ocak 2026’da Trump yönetimi, Küba’ya yönelik yakıt ablukası başlatarak petrol ve enerji taşıyan gemileri hedef aldı.</p>

<p>Özizmirli, Küba’nın müttefikleri Rusya ve Çin’in bu kritik dönemde adaya bir damla petrol dahi gönderememesini eleştirerek, “<strong>Rusya gibi büyük petrol rezervlerine sahip bir ülkenin Küba’ya yardım edememesi düşündürücü”</strong> dedi. Bu durum, dünya kamuoyunda “Ukrayna karşılığında Küba ve Venezuela’nın gözden çıkarıldığı” tartışmalarını da beraberinde getirdi.</p>

<p>Analist, Trump’ın <strong>1800’lü yıllardaki Monroe Doktrini’ni </strong>güncelleyerek Batı Yarımküre’yi kendi etki alanı ilan ettiğini ve bölgedeki baskıyı artırdığını belirtti.</p>

<p>Bora Özizmirli, enerjinin modern hayatın can damarı olduğunu vurgulayarak, krizin aydınlatma dışında sağlık, eğitim, üretim, ulaşım ve turizm gibi birçok alanda ağır sonuçlar doğurduğuna dikkat çekti.</p>

<p>Küba’daki kriz ve gelişmeler uluslararası kamuoyu tarafından yakından takip ediliyor.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-yazdi-pakistan-izlenimleri-3257</link>
            <category>KONUK YAZAR</category>
            <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 15:05:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Dr. İhsan Ünlü yazdı: Pakistan izlenimleri</h1>
                        <h2>Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) vekâletle kurban organizasyonu kapsamında Kurban Bayramı’nda Pakistan’a giden Dr. İhsan Ünlü, ziyaretine dair duygu ve gözlemlerini paylaştı. Ünlü, mazlum din kardeşleriyle kurulan gönül köprülerinden duyduğu huzuru ve ülkede gözlemlediği gelir adaletsizliğinden kaynaklanan hüznü bir arada dile getirdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/dr-ihsan-unlu-yazdi-pakistan-izlenimleri-1780575842.webp">
                        <figcaption>Dr. İhsan Ünlü yazdı: Pakistan izlenimleri</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) vekâletle kurban organizasyonu kapsamında Kurban Bayramı’nda Pakistan’a giden Dr. İhsan Ünlü, ziyaretine dair duygu ve gözlemlerini paylaştı. Ünlü, mazlum din kardeşleriyle kurulan gönül köprülerinden duyduğu huzuru ve ülkede gözlemlediği gelir adaletsizliğinden kaynaklanan hüznü bir arada dile getirdi.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/8e00ab70-af09-4dda-b314-d2662ca35d14.jpg" style="height:533px; width:800px" /><br />
<br />
Dr. İhsan Ünlü, yazısında kurban ibadetinin et dağıtımından öte, kalpleri yaklaştırma ve mesafeleri kapatma vesilesi olduğunu vurguladı. Emanetleri sahiplerine ulaştırmanın tarifsiz lezzetini yaşadığını belirten Ünlü, özellikle çocukların, yoksulların, dul ve yetimlerin gözlerindeki ışığın tüm yorgunluğunu aldığını ifade etti.<br />
<br />
<strong>Dr. İhsan Ünlü, yazısında şunları kaydetti:</strong><br />
<br />
<strong>PAKİSTAN İZLENİMLERİ</strong><br />
<br />
Kurban bayramında TDV vekâletle kurban organizasyonu için Pakistan’a gittim.<br />
Bir tarafıyla huzurlu, bir tarafıyla hüzünlü, çok farklı duygu ve düşüncelerle döndüm.<br />
Huzurluydum çünkü mazlum din kardeşlerimizle gönül köprüleri kurdum.<br />
Kurbanın, adı üzerinde kalpleri yaklaştırmaya, mesafeleri yakınlaştırmaya vesile olduğunu yakinen gördüm.<br />
Kurban ibadetinin bir et parçası alışverişinden öte gönüller arasında sevgi transferi olduğunu bir kez daha müşahede ettim.<br />
Emanetleri yerine teslim etmenin verdiği tarifsiz lezzeti tattım.<br />
Çocukların, yoksulların, dul ve yetimlerin gözlerinde gördüğüm ışık, bütün yorgunluğumu çoktan alıp götürdü bile...<br />
<br />
Hüzünlüydüm çünkü maalesef gittiğim bölgelerde insanların bir kısmı, yapılan yardımları öğrenilmiş çaresizlik olarak kabul ediyordu.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/bfcc3f38-05e9-48e4-b458-5144f0d4bd47.jpg" style="height:800px; width:600px" /><br />
<br />
Pakistan, dünyanın sayılı ekonomilerinden olmasına rağmen, kişi başına düşen milli geliri çok az olan ülkelerden biri.<br />
Müslüman ülkelerin çoğunda rastlanan sosyal adalet yoksunluğu burada da çok açık olarak kendini gösteriyor.<br />
Aynı bölgede bakıyorsunuz bir tarafta villalarda oturan varlıklı insanlar, hemen az ötede varoş mahallelerde oturan yoksul aileler.<br />
Bir tarafta çocuklarını özel okullarda okutan elitler, öbür tarafta çocuklarını devlet okullarına gönderen avam kesimler.<br />
İşte tam da burada hikmet-i ilahi zekât, fitre, sadaka, bağış, kurban gibi İslam’ın emrettiği mali ibadetler devreye giriyor, insanlara nefes aldırıyor.<br />
<br />
Görev bölgemiz Faisalabad’da kendini hayır işlerine vakfetmiş ortak kuruluş Saylani vakfının gül yüzlü insanları bizi karşıladı.<br />
Çok verimli, çok bereketli bir organizasyona tanık oldum.<br />
İşlerini mükemmel yaptıkları gibi, insani yaklaşımları ve engin cömertlikleri beni oldukça etkiledi.<br />
Şunu fark ettim ki bu vakfın vakıf yürekli insanları yalnızca kurbanla ilgilenmiyor; sair zamanlarda da yoksul ve mağdurların her türlü ihtiyaçları için seferber olmuş durumdalar.<br />
Yaptıkları güzel işler ve insani duyarlılıkları sayesinde halkın umudu olmuşlar.<br />
Burada Türklere karşı çok büyük bir sevgi ve hayranlık var.<br />
Bir başka bölgede görev yapan arkadaşımız bu sevginin kaynağını sormuş.<br />
“Sizinle aramızda binlerce kilometre olduğu halde neden bizi seviyorsunuz?”<br />
Verilen cevap her şeyi özetliyor: “Biz sizi Allah için görmeden sevdik!”<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/12b3e057-e928-4f09-be46-8b5ad0a70ef5.jpg" style="height:533px; width:800px" /><br />
Kurban eti dağıtımı yaptığımız yerlerde insanlar bizi kardeş gibi görerek, “Zindabad Türkiye” yani “Yaşasın Türkiye” sloganıyla selamladılar.<br />
<br />
Burada, resmi dilleri olan Urducanın yanında İngilizce de yaygın olarak kullanılıyor.<br />
Resmi dilden öte, gönül diliyle konuştuğumuz için çok iyi anlaştık ve kısa zamanda kaynaştık.&nbsp;<br />
Sözün özü; dost ülke Pakistan’da binlerce insanın hayır duasını aldık, gönüller inşa ettik.<br />
Bedenen bizimle olamayan ama vekâletleri ve gönülleri bizimle olan kurban bağışçılarımıza da dualar edildi, hayırla yâd edildiler.<br />
Benim açımdan farklı bir deneyim ve hayır faaliyeti oldu.<br />
Rabbim dergah-ı izzetinde makbul ve mebrur eylesin.<br />
Vesile olan DİB-TDV başta olmak üzere herkese şükranlarımı sunuyorum.<br />
Orada çok güzel bir iklim oluşturan Pakistan (İslamabad) Büyükelçisi Doç. Dr. İrfan Neziroğlu’na ve İslamabad Din Hizmetleri Müşaviri Dr. Abdurrahman Akkuş'a teşekkür ediyorum.<br />
Pakistanlıların deyimiyle, “İyd mübarek”, bayramınız mübarek olsun!<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/8c271f43-b16b-4232-bd66-638d887e640d.jpg" style="height:800px; width:360px" /></p>

<p>02.06.2026<br />
Dr. İhsan ÜNLÜ</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/02f8caa3-c8b6-4fa8-a87f-c761cace3fc1.jpg" style="height:532px; width:800px" /><br />
&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/arap-aleviler-bize-en-buyuk-zarari-esad-verdi-3256</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 13:50:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Arap Aleviler: Bize en büyük zararı Esad verdi!</h1>
                        <h2>Gazeteci Yılmaz Bilgen,Suriye'deki Aleviler ile röportaj yaparak  Türkiye Gazetesi'nde çarpıcı önemli bir habere imza attı.Dedelerinin Osmanlı döneminde asker olarak birçok cephede savaştığını söyleyen Suriye’deki Aleviler “Türklerle bir sıkıntımız yok. Bize en büyük zararı Esad ailesi verdi” dedi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/arap-aleviler-bize-en-buyuk-zarari-esad-verdi-1780571225.webp">
                        <figcaption>Arap Aleviler: Bize en büyük zararı Esad verdi!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong><a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/dunya/suriyedeki-nusayriler-gazetemize-konustu-bize-en-buyuk-zarar-esad-verdi-1794741?s=2"><span style="color:#2980b9">Gazeteci Yılmaz Bilgen, </span></a> Suriye'deki Aleviler ile röportaj yaparak, <a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/dunya/suriyedeki-nusayriler-gazetemize-konustu-bize-en-buyuk-zarar-esad-verdi-1794741?s=2"><span style="color:#2980b9">Türkiye Gazetesi'nde</span></a>&nbsp;çarpıcı önemli bir habere imza attı.Dedelerinin Osmanlı döneminde asker olarak birçok cephede savaştığını söyleyen Suriye’deki Aleviler “Türklerle bir sıkıntımız yok. Bize en büyük zararı Esad ailesi verdi” dedi.<br />
<br />
Bu önemli haber için Yılmaz Bilgen ve Türkiye Gazetesi'ne tebrik ediyoruz.<br />
<br />
Yılmaz Bilgen'in haberi&nbsp;<a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/dunya/suriyedeki-nusayriler-gazetemize-konustu-bize-en-buyuk-zarar-esad-verdi-1794741?s=2">Türkiye Gazetesi'nde şöyle kaydedildi:</a></strong><br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Türkiye gazetesi, Suriye’nin Lazkiye şehrindeki Nusayri köylerine girdi. Gazetemize konuşan Nusayri köylüler, bölünmeyi istemediklerini ve Suriye halkının bileşeni olarak kalacaklarını söyledi.</p>

<p>Devrim sonrası AFAD ve Türk STK’ların Nusayri köylerine yardım dağıttığını söyleyen Nusayriler&nbsp;<strong>“Türkiye ve Türklerle ne geçmişte sorun yaşadık ne de bundan sonra yaşarız. Türkiye’nin gelişmişliği hepimizin gurur kaynağı”</strong>&nbsp;ifadesini kullandı.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/280347c7-2816-4809-b97d-bae05bab208d.png" style="height:500px; width:500px" /></p>

<h3><span style="color:#2980b9">Gazeteci Yılmaz Bilgen</span><br />
<br />
<strong>ETLE TIRNAK GİBİYİZ</strong></h3>

<p>Gezdiğimiz Nusayri köylerinden 3000 nüfuslu Bellura’nın muhtarı Cemal Ali Hatim, kendisinin Osmanlıda ilim ehli El Hatim ailesine mensup olduğunu anlattı. “<strong>Osmanlı bize zulmetmedi”</strong>&nbsp;diyen 65 yaşındaki Cemal Ali Hatim şunları söyledi:<br />
<br />
<em>"Dedelerimiz, Türklerle birçok cephede Osmanlı askeri olarak aynı safta savaştı. Türklerle geçmişte hiçbir sıkıntımız olmadı. Bundan sonra da olmaz. Avrupa’da birçok şehri gezdim. İstanbul’a hayran kaldım. Türkiye’nin gelişmişliği hepimizi gururlandırıyor. Dayım, halam ve kuzenlerim Hatay, Mersin, İstanbul gibi şehirlerde yaşıyor.&nbsp;<strong>Tüm bu müştereklerimize rağmen aramızda fitne tohumları ekmeye çalışıyorlar. Buna izin vermemeliyiz.</strong>&nbsp;Özellikle sosyal medyada üretilen yalanlar kardeşliğimize, birliğimize zarar vermek isteyen harici merkezlerin işi. Burada Bayırbucak Türkmenleriyle de tarihî komşuluğumuz var. Hepsiyle etle tırnak gibiyiz. Yıllarca Türkmen köylerinde öğretmenlik yaptım. Tarihimiz ortak, kültürel olarak da yakınız"</em><br />
<br />
Şam yönetimi için tehdit olmadıklarını ifade eden Hatim&nbsp;<strong>“Hatta devrime destek amaçlı 400 kişilik bir toplantı düzenledik. Bu devlet, Suriye hepimizin”</strong>&nbsp;diye konuştu. Cemal Ali Hatim, Suriyeli Nusayrilere en büyük zulmü 1970’ten 2024’e kadar yönetimde kalan Esad ailesinin yaptığını ifade etti.<br />
<br />
&nbsp;</p>

<h3><strong>BİZİ BİRBİRİMİZE DÜŞÜRMEK İSTEDİLER</strong></h3>

<p>Muhtar Hatim’e benzer ifadeler kullanan bölgenin Nusayri kanaat önderlerinden İbrahim Ali Kermu “Birileri Nusayriler ve Türkler düşman olsun istiyor. Farklı merkezlerde hazırlanan nefret senaryolarını burada tatbik etmeye çalışıyorlar. Ama inanın Türkiye’ye karşı çok güçlü bir sevgi bağımız var. Burada Sünni ve Nusayriler yüzlerce yıldır kardeşçe yaşıyoruz. Ülkede büyük bir siyasi dönüşüm var. Nusayrileri tahrik ederek Suriye’yi parçalamak istediler.<br />
<br />
Mihraç Ural gibi kuklalar da kullanılarak iç savaş çıkarmaya çalıştılar.<strong>&nbsp;Esad ailesinin siyasi hatalarının bedelini tüm Nusayrilere ödetmek istediler</strong>. Bu odaklar bir yandan Nusayrileri Sünnilere karşı kışkırtırken diğer yandan da Sünnilere karşı propaganda yaptılar. Bunlar çoğunlukla farklı ülke istihbarat servisleri tarafından üretilen ve yönetilen faaliyetler. İçerideki iş birlikçiler sadece piyon. Şimdi ırk, din, mezhep ayrımı yapmadan el birliğiyle ülkemizi yeniden ayağa kaldırmalıyız. Başka gidecek yerimiz yok.<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Savaş ağır bir fatura çıkardı. Maddi anlamda ciddi sıkıntılar var. Bu sebeple imkân bulanlar çalışmak için yurt dışına gidiyor. Ancak Nusayriler bu halkın ve devletin bir parçası.<strong>&nbsp;Her ne kadar zaman zaman istenmeyen olaylar yaşansa da topraklarımızı terk etmeyeceğiz. Esad yönetiminin yanlışlarından tüm Nusayriler sorumlu tutulamaz. Bize tarihin en büyük zararını Esad hanedanlığı verdi</strong>” dedi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaos amaçlı faaliyet yürütenlerin farklı ülkeler tarafından fonlandığını vurgulayan İbrahim Ali Kermu “<strong>Dağlarda video çeken provokatörler Nusayri-Alevileri temsil etmiyor. Arkalarında karanlık güçler var. Türkiye’deki kardeşlerimiz de bu gerçekleri bilsin</strong>” diye konuştu.<br />
<br />
<a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/dunya/suriyedeki-nusayriler-gazetemize-konustu-bize-en-buyuk-zarar-esad-verdi-1794741?s=2"><strong>Kaynak ve yazının orjinalini okumak için lütfen tıklayınız:<br />
https://www.turkiyegazetesi.com.tr/dunya/suriyedeki-nusayriler-gazetemize-konustu-bize-en-buyuk-zarar-esad-verdi-1794741?s=2</strong></a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cem-vakfi-cem-tv-ile-herhangi-bir-bagimiz-yok-3255</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 22:21:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Cem Vakfı: Cem TV ile herhangi bir bağımız yok!</h1>
                        <h2>CEM Vakfı, yeniden yayına geçtiği şeklinde tanıtımı yapılan Cem TV ile herhangi bir bağlantıları olmadığını açıkladı. Cem Vakfı’ndan yapılan açıklamada, “Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla açıkça belirtmek isteriz ki; hâlihazırda yayın yapmakta olan ve “Cem TV” ismini kullanan televizyon kuruluşu ile Cem Vakfı arasında herhangi bir organik, hukuki, mali, idari veya kurumsal bağ bulunmamaktadır.” ifadelerine yer verildi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/cem-vakfi-cem-tv-ile-herhangi-bir-bagimiz-yok-1780515468.webp">
                        <figcaption>Cem Vakfı: Cem TV ile herhangi bir bağımız yok!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Malatya, Pütürgeli&nbsp; Alevi olmayan bir iş insanına ait ONS TV kanalının RTÜK tarafından bir günde verilen isim değişikliği izni ile “<strong><em>Cem</em></strong>” yapılmasının ardından süregiden tartışmalara Cem Vakfı son noktayı koydu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem Vakfı’ndan, yayınlarımız üzerine yapılan resmi açıklamada, şu anda yayında olan Cem TV kanalının vakıfla hiçbir bağının olmadığı vurgulandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Geçmişte Cem TV’nin kurulması, yaşatılması ve Alevi-Bektaşi inanç dünyasının sesi hâline gelmesinde Cem Vakfı kurucularının, yöneticilerinin, bağışçılarının ve gönül dostlarının büyük emekleri, fedakârlıkları ile maddi ve manevi katkıları bulunmaktadır.</strong></em>” ifadelerinin yer aldığı açıklamada,&nbsp;“<strong><em>Cem Vakfı olarak; toplumumuzun ortak değerlerini, kurumsal birikimini ve geçmişten bugüne taşınan emanetlerini koruma sorumluluğuyla hareket ediyor, kamuoyunda oluşan hassasiyetleri ve gelişmeleri dikkatle takip ediyoruz.</em></strong>” denildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İŞTE O AÇIKLAMA:</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">CEM VAKFI GENEL MERKEZİ’NDEN</span></p>

<p><span style="color:#000000">KAMUOYUNA DUYURU</span></p>

<p><span style="color:#000000">Son günlerde “Cem TV” adıyla yayın faaliyetinde bulunan televizyon kuruluşu hakkında çeşitli haberler ve değerlendirmeler kamuoyunda yer almaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla açıkça belirtmek isteriz ki; hâlihazırda yayın yapmakta olan ve “Cem TV” ismini kullanan televizyon kuruluşu ile Cem Vakfı arasında herhangi bir organik, hukuki, mali, idari veya kurumsal bağ bulunmamaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem Vakfı’nın söz konusu kuruluşun ortaklık yapısında, yönetiminde, yayın politikasında veya faaliyetlerinde doğrudan ya da dolaylı herhangi bir temsil yetkisi, ortaklığı veya sorumluluğu bulunmamaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Geçmişte Cem TV’nin kurulması, yaşatılması ve Alevi-Bektaşi inanç dünyasının sesi hâline gelmesinde Cem Vakfı kurucularının, yöneticilerinin, bağışçılarının ve gönül dostlarının büyük emekleri, fedakârlıkları ile maddi ve manevi katkıları bulunmaktadır. Bu emek ve katkılar, Alevi toplumunun ortak hafızasında ve kurumsal tarihimizde son derece kıymetli bir yer tutmaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem Vakfı olarak; toplumumuzun ortak değerlerini, kurumsal birikimini ve geçmişten bugüne taşınan emanetlerini koruma sorumluluğuyla hareket ediyor, kamuoyunda oluşan hassasiyetleri ve gelişmeleri dikkatle takip ediyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kamuoyuna saygıyla duyurulur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">CEM VAKFI GENEL MERKEZİ</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cem-tv-yayinda-cem-vakfi-suskun-3254</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 18:56:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>CEM TV yayında, Cem Vakfı suskun!</h1>
                        <h2>Cem TV adıyla yeniden yayına başladığı iddia edilen televizyon kanalıyla ilgili gizem giderek büyüyor. Şirket kayıtlarındaki çelişkiler, tehdit iddiaları ve Cem Vakfı’nın sessizliği ise akıllarda soru işaretleri yaratıyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/cem-tv-yayinda-cem-vakfi-suskun-1780503032.webp">
                        <figcaption>CEM TV yayında, Cem Vakfı suskun!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / İSTANBUL-</strong> Malatya, Pütürgeli Alevi olmayan bir iş insanına ait olan ONS TV’nin RTÜK’e 10 Mart 2026 tarihinde isim değişikliği başvurusu yapması ve bu dilekçenin sadece 1 günde onay almasıyla başlayan Cem TV’nin yeniden yayına başlaması süreci, Cem Vakfı’nın tüm gelişmelere ve kamuoyunda artan sorulara rağmen sessiz kalması ile arkasındaki gerçek isimlerin kim olduğu sorusunu yeniden gündeme getirdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>CEM TV’NİN GERÇEK SAHİBİ KİM BİLMECESİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Gazi%20Karada%C4%9F.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Serpulat Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş. çatısı altında yayın hayatına başladığı belirtilen kanalla ilgili resmi veriler ile açıklamalar birbirini tutmuyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Örneğin, Durak Medya kanalın Yönetim Kurulu Başkanlığı koltuğunda Gazi Karadağ’ın oturduğunu, Genel Yayın Yönetmenliğini ise Leman Çakın’ın üstlendiğini duyurmuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aynı şekilde, kanalın stüdyolarını ziyaret eden ünlü gazeteci Barış Yarkadaş da sosyal medya hesabından, “<em><strong>CEM TV’nin Yönetim Kurulu Başkanı Gazi Karadağ</strong>”&nbsp;</em>ifadesini kullanmıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Fakat Cem TV adına açılmış resmi internet sitesinde ise durum tamamen farklı. Sitede yönetim kurulu başkanı olarak Leman Çakın’ın ismi yer alıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ŞİRKETİN TİCARİ KAYITLARINA ULAŞTIK!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Tüm bu çelişkili açıklamalara rağmen Serpulat Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş.’nin resmi hisse sahiplerinin değişmediğini ortaya çıkardık. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevihaberler.com.tr’nin yaptığı araştırmalara göre, resmi ticari kayıtlarda şirketin hissedarları halen Osman Özpulat ve Hüseyin Özpulat olarak görünmeye devam ediyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dolayısıyla, şimdi yayın yapan kanalın eski Cem TV’nin kurucuları ve ortakları ile herhangi bir bağı olmadığı anlaşılıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu durum, “<em><strong>Cem TV’nin arkasındaki gerçek güç kim?</strong>”</em> sorusunu derinleştiriyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ARAŞTIRMACI YAZAR AYHAN AYDIN: TEHDİT EDİLDİM!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/ayhanayd%C4%B1n.JPG" style="height:544px; width:685px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Sosyal medyada yeniden yayına başlayan kanalın aidiyeti tartışılırken, çarpıcı bir iddia daha gündeme bomba gibi düştü. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem TV’nin kuruluş döneminde de görev almış, kanalda yüzlerce röportaj ve yayına imza atmış araştırmacı yazar Ayhan Aydın, sosyal medyadan yaptığı paylaşımda, kanalın durumunu sorguladığı için Gazi Karadağ tarafından tehdit edildiğini ileri sürdü.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Karadağ’a yine sosyal medya hesabından cevap veren Aydın şu ifadeleri kullandı: “<strong><em>Sağda solda, “</em></strong><em>Ayhan Aydın’ı mahkemeye vereceğiz</em><strong><em>” ucuz tehditlerini savuran Gazi Karadağ sen 20 yıllık Cem Tv.’de şu anda yaşananları kamuoyuyla paylaş, fazla uzatma...</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>CEM VAKFI ÇEVRESİ DE SORUYOR: CEM TV KİMİN?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Eski Cem TV'nin kurulması ve yaşatılması için geçmişte yüzlerce ortağın ve bağışçının milyonlarca TL fedakarlık yaptığı biliniyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Şimdi ise kim olduğu tam olarak bilinmeyen kişilerin, Cem TV’nin 20 yıllık markasını ve emeğini sömürerek yayın yapması özellikle Cem Vakfı tabanında büyük bir huzursuzluk yaratmış durumda.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Haber sitemize ulaşan Cem Vakfı kurucu heyetinden önemli isimler, yeniden yayına geçtiği iddia edilen bu televizyon kanalı hakkında hiçbir bilgiye sahip olmadıklarını aktardılar.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>CEM VAKFI YÖNETİMİ NEDEN AÇIKLAMA YAPMIYOR?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Cem%20Vakf%C4%B1.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Geçtiğimiz Mart ayından bu yana kamuoyunu meşgul eden yeniden yayına geçtiği iddia edilen Cem TV hakkındaki tüm tartışmalarına karşın, Cem Vakfı yönetiminin ısrarla sessiz kalması da şaşkınlıkla karşılanıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem TV’yi kuran bağışçıların ve eski hissedarların neredeyse tamamının Cem Vakfı kurucusu veya üyesi olduğu biliniyor. Yüzlerce hissedarın ve binlerce bağışçının el emeği göz nuru olan televizyon kanalına Cem Vakfı’nın sahip çıkmaması endişelere yol açıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kamuoyunda ve izleyiciler arasında, “<em><strong>Mevcut yönetim kurulundan birilerinin bu yeni yayınla gizli bir bağlantısı mı var?</strong>”</em> sorusu da yüksek sesle dile getirilmeye başlandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem TV hissedarları, bağışçıları, çalışanları ve izleyicileri akıllardaki şüphelerin giderilmesi için Cem Vakfı’ndan acil ve şeffaf bir açıklama bekliyor.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/prof-dr-sahin-filiz-yazdi-o-duskun-de-sen-insan-i-kamil-misin-3253</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 14:11:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Prof. Dr. Şahin Filiz yazdı: O “düşkün” de, Sen “İnsan-ı Kamil” misin?</h1>
                        <h2>Antalya Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Şahin Filiz, Cumhuriyet Halk Partisi içinde süren çatışmada Aleviler ve Aleviliğin sürekli istismar edilmesine tepki gösterdi. Prof. Dr. Filiz'in Hergün Medya haber sitesinde yayınlanan makalesini okurlarımızla paylaşıyoruz.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/prof-dr-sahin-filiz-yazdi-o-duskun-de-sen-insan-i-kamil-misin-1780488375.webp">
                        <figcaption>Prof. Dr. Şahin Filiz yazdı: O “düşkün” de, Sen “İnsan-ı Kamil” misin?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong><span style="color:#000000">Postmodern Vesayet ve Milli Direnç Kıskacında CHP: Kılıçdaroğlu’nun Tarihsel Yüzleşmesi</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Beni hor görme kardeşim<br />
<strong>Sen altınsın ben tunç muyum?</strong><br />
Aynı vardan var olmuşuz<br />
Sen gümüşsün ben sac mıyım?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ne var ise sende bende<br />
Aynı varlık her bedende<br />
Yarın mizan kurulanda<br />
<strong>Sen altınsın ben tunç muyum?</strong></span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">AŞIK VEYSEL</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Türk siyaseti, bugün kurumsal rasyonalitenin sarsıldığı ve hakikat algısının karmaşık operasyonel süreçlerle gölgelendiği kritik bir dönemçten geçmektedir. CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na dair tartışmaların ve "<strong><em>mutlak butlan</em></strong>" (hukuken yok hükmünde sayılma) iddiasının yargı zeminine taşınması, Kemal Kılıçdaroğlu’nun hukuki statüsünün yeniden gündeme gelmesi, basit bir görev değişimi ya da parti içi rekabetin çok ötesindedir. Bu durum; Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu felsefesini ve üniter yapısını merkeze alan <em><strong>"geleneksel siyasi akıl</strong></em>" ile modern dönemde farklı odaklarla uyumlu görünen yeni siyasal yaklaşımlar arasındaki temel ayrışmanın bir yansımasıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Merkezi önünde dile getirdiği "<strong><em>Hesap soracağım!</em></strong>" çıkışı, yalnızca bir siyasi geri dönüş hamlesi değil; aynı zamanda bir "<strong><em>kurumsal onarım</em></strong>" ve geçmişteki stratejik hatalarla yüzleşme iradesinin beyanıdır. Bugün Kılıçdaroğlu; hem parti içi yapısal dönüşümün aktörleri hem de siyasi kimliğini inanç değerleri üzerinden tartışmaya açan kesimler tarafından yoğun bir eleştiri yağmuruna tutulmaktadır. Bu metin, Kılıçdaroğlu’nun uğradığı iddia edilen haksızlıkları, kendisine yönelik "<em><strong>düşkünlük</strong></em>" ithamının sosyolojik arka planını ve mevcut CHP yönetiminin izlediği siyasetin devletin temel kolonları üzerindeki etkilerini analiz etmeyi amaçlamaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İnanç Değerlerinin Siyasallaşması: "Düşkünlük" Kavramı Üzerine</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kılıçdaroğlu’nun siyasetten tasfiye edilme sürecinde, en hassas noktalardan biri olan inançsal değerler bir yıpratma aracı olarak kullanılmaktadır. Alevilik geleneğinde derin bir karşılığı olan "<strong><em>düşkünlük</em></strong>" kavramı, siyasi bir yaptırım gibi sunulmaya çalışılmaktadır. Ancak bu kavramın özü; eline, beline, diline sahip çıkmayan, toplumsal ahlaka aykırı davranan ve "<strong><em>Yol</em></strong>"un temel ilkelerini çiğneyenler için bir iç disiplin mekanizmasıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Nesnel bir değerlendirme yapıldığında; ömrünü devletin üst kademelerinde, mali ve bürokratik denetim süreçlerinde tertemiz bir geçmişle tamamlamış, mütevazı bir yaşamı tercih etmiş bir siyasetçiyi bu kavramla yan yana getirmek ciddi bir tutarsızlıktır. Eğer siyasi ahlakın ölçüsü dürüstlük ve kul hakkına riayet ise, Kılıçdaroğlu’nun bu noktadaki duruşu tartışmaya yer bırakmayacak kadar nettir. Onu bu kavram üzerinden hedef alanların asıl motivasyonu, Kılıçdaroğlu’nun son dönemde sergilemeye çalıştığı milli hassasiyetleri baskılamaktır. İnanç değerlerinin siyasi bir aforoz mekanizmasına dönüştürülmesi, hem demokratik bir hukuk devletine hem de o inancın adalet ve rızalık temeline zarar vermektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Özeleştiri ve Milli Çizgiye Dönüş</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kılıçdaroğlu’nun son dönemdeki "<em><strong>FETÖ yapılanmasına dair gecikmiş farkındalık</strong></em>" açıklaması ve halktan dilediği özür, siyasetin pek alışık olmadığı bir dürüstlük düzeyidir. Bu itiraf, geçmişteki hatalı ittifakların ve kuşatmanın kırıldığının işaretidir. Türkiye’de benzer kandırılma açıklamaları daha önce devletin en üst kademelerinde yapılmış ve bir "devlet refleksi" olarak kabul görmüştür. Aynı samimiyetin Kılıçdaroğlu tarafından gösterilmesi, bir zaaf değil, aksine milli bir uyanışın tezahürüdür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hatasını kabul edip milletine dönen bir siyasetçiyi "düşkün" saymak yerine, bu dönüşün devletin güvenliği açısından kıymetini görmek gerekir. Oysa mevcut yönetimin bu karanlık yapıların oluşturduğu "<em><strong>algı iklimiyle</strong></em>" hesaplaşmak yerine, bu iklimden faydalanan bir görüntü vermesi endişe vericidir. Kılıçdaroğlu’nun hatasını kabul ederek gösterdiği direnç, onu lince açık hale getirse de etik bir duruşu temsil etmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Stratejik Yaklaşımlar ve Üniter Yapı Hassasiyeti</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">CHP’nin mevcut genel başkanlık makamındaki söylemler, devletin kurucu ilkeleri açısından riskli bir zemine kaymaktadır. "<strong><em>Türkiye Cumhuriyeti devletinin sahibi olmayı vadetmek</em></strong>" gibi ifadeler, ilk bakışta bir kapsayıcılık gibi görünse de üniter yapının temellerini tartışmaya açma potansiyeli taşımaktadır. 1923’te kurulan Cumhuriyet, etnik veya bölgesel kompartımanlar üzerine değil, eşit vatandaşlık ve tekil egemenlik üzerine inşa edilmiştir. Belirli kesimlere "<strong><em>devlet vadetmek</em></strong>", devleti bir ortaklık payı gibi sunmak, kurucu partinin ideolojik kökleriyle çelişmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Özgür Özel’in bazı ayrılıkçı söylemlere gösterdiği esneklik ve devletin güvenlik birimlerini hedef alan açıklamalara karşı tutumu, devletin bekası açısından soru işaretleri yaratmaktadır. Kılıçdaroğlu’nun bu riskli siyaset tarzına karşı bir bariyer oluşturma çabası, onu mevcut yapı içerisinde bir hedef haline getirmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Küresel İlişkiler ve Yerel Siyaset Dengesi</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ekrem İmamoğlu örneğinde görülen siyaset tarzı, yerel yönetim sınırlarını aşarak uluslararası bir ağın parçası olma eğilimi taşımaktadır. Chatham House gibi uluslararası kuruluşlarla kurulan temaslar ve dış politika odaklı görüşmeler, bir belediye başkanının görev alanının ötesinde, farklı bir siyasal tasarımın habercisi olarak yorumlanmaktadır. Bu tür yapılar, tarihsel olarak ulus-devletlerin egemenlik alanlarını sorgulayan stratejilerin mutfağı olarak bilinir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İmamoğlu’nun temsil ettiği "<strong><em>yeni nesil siyaset</em></strong>", rasyonaliteden ziyade görselliğe ve dış destekli bir algı yönetimine dayanmaktadır. Bu yapıda, geleneksel devlet terbiyesi ve kurumsal sadakat ikinci plana atılmaktadır. Kılıçdaroğlu’nun bu "<em><strong>postmodern</strong></em>" siyaset tarzına ve küresel vesayet görüntüsü veren ağlara mesafeli durması, maruz kaldığı tasfiye operasyonunun temel nedenlerinden biridir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Kurultay Tartışmaları ve Hukuki Sorumluluk</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kurultay sürecinde yaşandığı iddia edilen usulsüzlükler ve delegelerin iradesine yönelik müdahaleler, meselenin sadece bir tüzük kavgası olmadığını göstermektedir. Mahkemeye yansıyan "<strong><em>mutlak butlan</em></strong>" tartışması, CHP’nin iç demokrasisinin nasıl bir mühendislik çalışmasına maruz kaldığının bir kanıtı olarak sunulmaktadır. Her ne kadar YSK’nın bu konudaki nihai yetkisi hukuki bir tartışma konusu olsa da kurultayın meşruiyetine dair oluşan bu derin kuşku, siyasetin şeffaflığına gölge düşürmüştür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kılıçdaroğlu, bu hukuki ve siyasi sorumluluğun bilinciyle hareket ederek, partisini dış etkilerden ve kurucu değerlerden sapmalardan korumak için bir direnç noktası oluşturmaktadır. Onun koltuk sevdasıyla hareket ettiğini savunmak, geçmişteki mütevazı ve dürüst yaşamıyla çelişmektedir. Kılıçdaroğlu’nun bugün üstlendiği rol, partisini bir "<em><strong>proje</strong></em>" aparatına dönüşmekten kurtarma çabasıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Milli Bir Direnç Odağı Olarak Kılıçdaroğlu</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Sonuç olarak, Kemal Kılıçdaroğlu’nun "<strong><em>Hesap soracağım</em></strong>" beyanı, Atatürk’ün CHP’sine ve Cumhuriyet’in fabrika ayarlarına dönüş çağrısıdır. Bu, partiyi üniter yapıdan koparmaya çalışanlardan, dış destekli değişim vaatleriyle devletin temellerini sarsanlardan hesap sorma iradesidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kılıçdaroğlu’nun yaşadığı süreç, aslında Türk milletinin kendi kurumları üzerindeki iradesinin bir testidir. Bir tarafta hatalarıyla yüzleşmiş, dürüstlüğünden taviz vermemiş ve bu yüzden hedef tahtasına konulmuş bir figür; diğer tarafta ise parlatılmış ancak köklerinden koparılmış bir "<strong><em>değişim</em></strong>" projesi durmaktadır. Onu "<strong><em>düşkün</em></strong>" ilan ederek itibarsızlaştırmaya çalışanların kullandığı dil, toplumsal barışa hizmet etmemektedir. Kılıçdaroğlu, bu siyasi karmaşa içerisinde, haksızlığa uğramış olsa da "<strong><em>vatan ve liyakat</em></strong>" ekseninde ayağa kalkan vakur bir devlet adamı profilini korumaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte, yazının linki:&nbsp;</span><a href="https://www.hergunmedya.com/haber/prof-dr-sahin-filiz-hergun-medyada-88583">https://www.hergunmedya.com/haber/prof-dr-sahin-filiz-hergun-medyada-88583</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hacibektasta-buyuk-vefasizlik-kilicdaroglunun-ismini-sildiler-3252</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 12:32:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Hacıbektaş’ta büyük vefasızlık: Kılıçdaroğlu’nun ismini sildiler!</h1>
                        <h2>Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde, siyasi vefa duygusunu derinden yaralayan ve “bunu da gördük” dedirten bir karara imza atıldı. Kültür Merkezinden Kılıçdaroğlu’nun ismini sildiler!</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/hacibektasta-buyuk-vefasizlik-kilicdaroglunun-ismini-sildiler-1780480613.webp">
                        <figcaption>Hacıbektaş’ta büyük vefasızlık: Kılıçdaroğlu’nun ismini sildiler!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / HACIBEKTAŞ-</strong> Hacıbektaş Belediye Meclisi, gerçekleştirdiği olağanüstü toplantıda, <strong>Kültür Merkezi</strong><strong>nden</strong> <strong>Kemal Kılıçdaroğlu </strong>isminin kaldırılması talebini oy çokluğuyla kabul etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak bu karar, sadece bir isim değişikliği değil; Türk siyasetinin en çirkin yüzü olan <strong>vefasızlık</strong> ve güce tapma anlayışının açık bir kanıtı olarak kayıtlara geçti.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">KILIÇDAROĞLU İSMİNİN VERİLMESİNİ İSTEMEMİŞTİ!</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Hafızaları tazelemekte fayda var: Dönemin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, mütevazı siyaset anlayışı gereği, kendi isminin Hacıbektaş’taki bu kültür merkezine verilmesini <strong>hiçbir zaman onaylamamıştı.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak o dönem belediye yönetiminde koltuk sahibi olanlar, Kılıçdaroğlu’nun iradesini hiçe sayarak, tamamen “<strong><em>kendisine yaranmak ve göze girmek</em></strong>” amacıyla bu yola başvurmuş, merkeze alelacele onun ismini vermişlerdi.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">KILIÇDAROĞLU İSMİNİ KALDIRIP KİME YARANACAKLAR?</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Zaman değişti, CHP genel merkezindeki dengeler farklılaştı ve dün Kılıçdaroğlu’na yaranmak için sıraya giren zihniyet, bugün yine “<em><strong>birilerine yaranmak ve yeni güç oda</strong><strong>ğı olduğuna inandıkları bir kesime</strong></em><strong><em> şirin görünmek</em></strong>” için harekete geçti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kemal Kılıçdaroğlu’nun isminin kültür merkezinden kaldırılması teklifi, tam da bu hesaplarla belediye meclisinin gündemine getirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yapılan oylamada meclis üyelerinin büyük bir kısmı, siyasi vefa ve ahlakı bir kenara bırakarak ismin silinmesi yönünde el kaldırdı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kültür merkezinden Kılıçdaroğlu’nun adını silme yarışına giren meclis üyelerinin oy dağılımı ise siyasi tarihe bir “<em><strong>vefasızlık belgesi</strong></em>” olarak geçecek nitelikte:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İşte Oylamanın Anatomisi:</strong></span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>KABUL (İsmin kaldırılmasını isteyenler):</strong> Abidin Tunçbilek (CHP), Cafer Mutlu (CHP), Naciye Şenlik (CHP), Dede Göçer (Bağımsız), Ali Batur (Bağımsız), Merve Özgün Aloğlu (TİP), Leyla Kındış (TİP).</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>RED (Vefadan yana saf tutanlar):</strong> Fethi Mutlu (Bağımsız).</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>ÇEKİMSER:</strong> Ali Kaim (Belediye Başkanı).</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>KATILMAYAN:</strong> Gülşen Salman (İYİ Parti).</span></p>
	</li>
</ul>

<p><strong><span style="color:#000000">KÜLTÜR MERKEZİ ŞİMDİ İSİMSİZ KALDI!</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Toplantının en trajikomik kısmı ise Kemal Kılıçdaroğlu’nun ismini silmek için olağanüstü toplanan meclisin, kültür merkezine verilecek <strong>yeni isim konusunda hiçbir karar alamamış</strong> olması oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Meclis üyeleri, yeni ismin belirlenmesini ilerleyen sürece erteledi. Bu durum, amacın Hacıbektaş’a hizmet etmek veya merkeze daha uygun bir isim bulmak olmadığını, asıl gayenin sadece ve sadece Kılıçdaroğlu ismini tasfiye ederek bazı güç odaklarına “<strong><em>selam göndermek</em></strong>” olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kamuoyunda yoğun tartışmalara ve tepkilere neden olan bu “<em><strong>vefasızlık</strong></em>” kararı, Hacıbektaş halkının ve sağduyulu siyaset takipçilerinin vicdanında derin bir yara açtı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dün yaranmak için isim verenlerin, bugün yine yaranmak için o ismi silmesi, siyasi tutarsızlığın ve vefasızlığın en somut örneği olarak tarihteki yerini aldı.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozzeybekten-hasan-dogana-tesekkur-3251</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 11:27:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Özzeybek'ten Hasan Doğan'a teşekkür</h1>
                        <h2>Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Kurucu Başkanı Dr. Ali Arif Özzeybek, "Milletin Evinde" ve "Gönül Sofralarında" programları kapsamında gerçekleştirilen büyük buluşmanın ardından, sürece büyük destek veren Büyükelçi Prof. Dr. Hasan Doğan’a teşekkür etti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/ozzeybekten-hasan-dogana-tesekkur-1780476530.webp">
                        <figcaption>Özzeybek'ten Hasan Doğan'a teşekkür</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA –</strong> Cumhurbaşkanlığı Külliyesi bünyesindeki "<em><strong>Milletin Evi</strong></em>" tarihi buluşmalardan birine daha ev sahipliği yaptı. Düzenlenen 40 farklı etkinlik kapsamında Türkiye'nin dört bir yanından gelen vatandaşlar Başkent Ankara'da ağırlandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre; "<em><strong>Milletin Evinde</strong></em>" ve "<strong><em>Gönül Sofralarında</em></strong>" programları vesilesiyle Türkiye'nin 46 farklı ilinden gelen 700'ü aşkın katılımcı Canlar Ankara'da misafir edildi.</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/%C3%96%C3%87zzeybek2.png" style="height:450px; width:760px" /></p>

<p>Birlik, beraberlik ve toplumsal kardeşlik bağlarının pekiştirilmesinin amaçlandığı bu geniş çaplı organizasyon büyük bir coşku ve memnuniyetle tamamlandı.</p>

<p><strong>ÖZZEYBEK'TEN HASAN DOĞAN'A ŞÜKRAN MESAJI</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Ali%20Arif%20%C3%96zzeybek1.JPG" style="height:742px; width:546px" /></strong></p>

<p>Organizasyonun başarıyla nihayete ermesinin ardından sosyal medya hesabı üzerinden bir açıklama yapan Cumhurbaşkanlığı Sosyal ve Gençlik Politikaları Kurulu Üyesi ve T.C. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Kurucu Başkanı Dr. Ali Arif Özzeybek, paylaştığı fotoğrafla birlikte Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Büyükelçi Prof. Dr. Hasan Doğan'a özel olarak teşekkürlerini sundu.</p>

<p>Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Büyükelçi Prof. Dr. Hasan Doğan'a yapılan etkinliklere katkılarından dolayı&nbsp;şükranlarını dile getiren Özzeybek, mesajında şu ifadelere yer verdi:</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/%C3%96zzeybek3.png" style="height:450px; width:760px" /></p>

<p><em>“<strong>‘Milletin Evinde’ ve ‘Gönül Sofralarında’ programlarında 46 ilden 700 kişiyi aşan bir katılımla Başkentimizde misafir ettiğimiz değerli Canlarımızla bir araya gelmiş olmanın mutluluğunu yaşıyoruz.</strong></em></p>

<p><em><strong>Bu mutluluğumuza hem vesile hem de destek olan, programlarımızın her aşamasında varlığını can-ı gönülden hissettiğimiz, dostluğu, samimiyeti ve rehberliğiyle her adımımıza güç katan Büyükelçi Sayın Prof. Dr. Hasan Doğan hocamıza teşekkür eder, kendilerine esenlikler dilerim.</strong>”</em></p>

<p><em><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/%C3%96zzeybek1.png" style="height:450px; width:760px" /></em></p>

<p>46 ilin temsilcilerini, dedelerini ve kanaat önderlerini bir araya getiren "<em><strong>Gönül Sofraları</strong></em>" buluşması, toplumsal dayanışma ruhunun en üst düzeyde sergilenmesi açısından tarihi bir adım olarak kayıtlara geçti.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ortak-turk-mirasi-bati-azerbaycanin-ve-kars-bolgesinin-milli-giyim-kulturu-projesi-ankarada-3250</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 10:48:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>“Ortak Türk Mirası: Batı Azerbaycan’ın ve Kars Bölgesinin Milli Giyim Kültürü” projesi Ankara’da</h1>
                        <h2>4-5 Haziran 2026 tarihlerinde Batı Azerbaycan İcması Kadınlar Şurası’nın organizatörlüğünde “Ortak Türk Mirası: Batı Azerbaycan’ın ve Kars Bölgesinin Milli Giyim Kültürü” projesi çerçevesinde Ankara’da bir dizi etkinlik düzenlenecek.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/ankarada-ortak-turk-mirasi-bati-azerbaycanin-ve-kars-bolgesinin-milli-giyim-kulturu-projesi-tanitilacak-1780476242.webp">
                        <figcaption>“Ortak Türk Mirası: Batı Azerbaycan’ın ve Kars Bölgesinin Milli Giyim Kültürü” projesi Ankara’da</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA-</strong> 4-5 Haziran 2026 tarihlerinde Batı Azerbaycan İcması Kadınlar Şurası’nın organizatörlüğünde “<em><strong>Ortak Türk Mirası: Batı Azerbaycan’ın ve Kars Bölgesinin Milli Giyim Kültürü</strong></em>” projesi çerçevesinde Ankara’da&nbsp;bir dizi etkinlik düzenlenecek.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-03%20at%2011_14_05%20(3).jpeg" style="height:800px; width:729px" /><br />
<br />
Etkinliklerde Batı Azerbaycan İcması Kadınlar Şurası’nın başkanı, Azerbaycan Milli Meclis milletvekili ve proje başkanı Melahat İbrahimkızı, Batı Azerbaycan İcması İdare Heyeti’nin üyesi, Azerbaycan Devlet Pedagoji Üniversitesi prorektörü, profesör Mahire Hüseynova, Kadınlar Şurası’nın üyesi, uluslararası ilişkiler koordinatörü, Milli Meclis milletvekili Tenzile Rüstemhanlı, Milli Meclis’te Batı Azerbaycan’a Dönüş İnisiyatif Grubu’nun üyesi, milletvekili Sebina Salmanova, Kadınlar Şurası başkan yardımcısı, Azerbaycan Devlet Pedagoji Üniversitesi dekanı, doçent Könül Hasanova, Batı Azerbaycan İcması Aydınlar Şurası’nın üyesi, Azerbaycan Diller Üniversitesi kürsü başkanı ve Batı Azerbaycan Araştırmaları Merkezi’nin yöneticisi, doçent Hakikat Hacıyeva, Bakü Devlet Üniversitesi doçenti, Kadınlar Şurası üyesi Hatira Mehdiyeva, Azerbaycan Milli Tarih Müzesi departman başkanı, milli giyim konusunda etnoğraf bilim insanı, doçent Gülzade Abdulova ve Kadınlar Şurası üyesi Ülviyye Allahverdiyeva temsil edilecekler.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-03%20at%2011_14_04%20(1).jpeg" style="height:534px; width:800px" /><br />
<br />
Proje çerçevesinde Ankara Üniversitesi’nin ev sahipliğinde Batı Azerbaycan İcması Kadınlar Şurası ile Üniversitenin Güzel Sanatlar Fakültesi’nin ortak organizatörlüğü ile “Ortak Türk Mirası: Batı Azerbaycan’ın ve Kars Bölgesinin Milli Giyim Kültürü” konulu uluslararası konferans düzenlenecek.</p>

<p>Etkinlik çerçevesinde batı azerbaycanlıların, özellikle de İrevan Han Sarayı’nın milli giyim kültürünü yansıtan örneklerden oluşan sergi düzenlenecek, ayrıca katılımcılar Batı Azerbaycan mutfağının zengin örneklerinin sunulacağı kokteyle davet edilecekler.</p>

<p>Batı Azerbaycan’ın milli giyim mirasına ve somut olmayan kültürel mirasına adanmış böyle bir etkinliğin Azerbaycan sınırları dışında ilk kez düzenlendiği öğrenildi.</p>

<p>Projenin temel amacı yüzyıllar boyunca Batı Azerbaycan’da yaşamış Azerbaycan Türklerinin yarattığı zengin kültürel mirasın tanıtılması, teşviki ve uluslararası kamuoyuna ulaştırılması olarak açıklandı.</p>

<p>Etkinliklerle Türk kültürel mirasının ayrılmaz bir parçası olan Batı Azerbaycan mirasının Türkiye kamuoyuna tanıtılması ile birlikte, Azerbaycan Türklerinin dünya medeniyetine verdiği katkıların uluslararası düzeyde sunulması da hedefleniyor.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-03%20at%2011_14_05%20(4).jpeg" style="height:534px; width:800px" /><br />
<br />
Bilindiği üzere, XX. yüzyıl boyunca Batı Azerbaycan’da yaşayan Azerbaycan Türkleri Ermeni daşnakları tarafından, bir dizi yabancı Ermeni yanlısı güçlerin desteğiyle dört defa deportasyona ve etnik temizliğe maruz kalmışlardı. Bu saldırıların sonucu olarak, bugünkü Ermenistan devleti oluşturulmuş, yüz binlerce Azerbaycanlı, atalarının binlerce yıl boyunca yaşadığı tarihi topraklardan zorla çıkarılmıştı.</p>

<p>Son deportasyon sırasında – 1987-1991 yıllarında 22 il ve 300’e yakın köyde kompakt şekilde yaşayan yaklaşık 300 bin Azerbaycanlı doğup büyüdükleri yurtlarından kovulmuştu.</p>

<p>Bu süreç&nbsp; yalnızca bölgenin Türksüzleştirilmesi ile sınırlı kalmamış, aynı zamanda Azerbaycan halkının yüzlerce yıllık tarihi-kültürel mirası da sistematik şekilde yok edilmişti.</p>

<p>Ankara’da düzenlenecek etkinlikler bu gerçeklerin uluslararası örgütlerin, özellikle de UNESCO gibi kurumların dikkatine sunulmasına da hizmet etmektedir.</p>

<p>2022 yılında Azerbaycan &nbsp;Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev’in teşebbüsü ve desteğiyle kurulan Batı Azerbaycan İcması barış yoluyla, onurlu ve uluslararası hukuka uygun dönüşü hedefleyen Dönüş Konsepsiyonu’nda belirlenen doğrultularda faaliyet göstermektedir.</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Azer.png" style="height:450px; width:760px" /></p>

<p>Batı Azerbaycanlıların kendi yurtlarına dönüş hakkının restorasyonu, ayrıca Batı Azerbaycan gerçeklerinin uluslararası kamuoyuna ulaştırılması yönünde İcma tarafından son yıllarda önemli çalışmalar yapılmış ve önemli sonuçlar elde edilmiştir.</p>

<p>Kültür diplomasisinin önemli örneklerinden biri olan Ankara etkinlikleri de bu amaçlara hizmet etmektedir. Azerbaycan Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı, Haydar Aliyev Vakfı’nın başkanı Mihriban Aliyeva’nın kültür diplomasisi aracılığıyla Karabağ gerçeklerinin ve Hocalı soykırımının uluslararası arenada tanıtılması yönünde eşsiz hizmetleri olmuş ve bu faaliyet bugün de başarıyla devam ettirilmektedir.</p>

<p>Ziyaret çerçevesinde heyet tarafından Türkiye Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’ne Batı Azerbaycan İcması adına Batı Azerbaycan’ın tarihi, kültürel mirası ve dönüş ideolojisine dair bir dizi bilimsel ve popüler yayın hediye edilecektir. Ayrıca heyetin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir dizi görüşme gerçekleştirmesi de planlanmaktadır.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hz-ali-cemevi-15-yilini-kutluyor-yolda-birlik-gonulde-dirlik-3249</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 23:24:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Hz. Ali Cemevi 15. yılını kutluyor: Yol’da Birlik Gönül’de Dirlik</h1>
                        <h2>Hazreti Ali İnanç ve Kültür Derneği 15. kuruluş yılını görkemli bir etkinlik ile kutluyor. 5 Haziran, Cuma günü, saat 20:00'de, İBB Sultangazi Hoca Ahmet Yesevi Kültür Merkezi'nde başlayacak olan etkinlikte Özge Çam Doğan ve Cem Doğan sahne alacaklar.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/hz-ali-cemevi-15-yilini-kutluyor-yolda-birlik-gonulde-dirlik-1780432739.webp">
                        <figcaption>Hz. Ali Cemevi 15. yılını kutluyor: Yol’da Birlik Gönül’de Dirlik</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Hazreti Ali İnanç ve Kültür Derneği bünyesinde faaliyet gösteren <strong>Hz. Ali Cemevi</strong>, kuruluşunun 15. yıl dönümünü özel bir programla kutlamaya hazırlanıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>Yol’da Birlik Gönül’de Dirlik</strong></em>" şiarıyla düzenlenecek olan bu anlamlı etkinlik, tüm canları bir araya getirecek.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">SANAT VE MUHABBET BİR ARADA!</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Etkinlikte, Türk halk müziğinin ve deyişlerin sevilen sesleri <strong>Özge Çam Doğan</strong> ve <strong>Cem Doğan</strong> sahne alarak katılımcılara müzik ve muhabbet dolu anlar yaşatacak. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Programın sunuculuğunu ise <strong>Ezgi Bayar</strong> ve <strong>Gülçin Çelen Alkan</strong> üstlenecek.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ETKİNLİK DETAYLARI VE İLETİŞİM</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Programın detayları şu şekilde açıklandı:</span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Tarih:</strong> 05 Haziran 2026 Cuma</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Saat:</strong> 20:00</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Yer:</strong> İBB Sultangazi Hoca Ahmet Yesevi Kültür Merkezi</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Açık Adres:</strong> Esentepe Mah. Hoca Ahmet Yesevi Cad. No: 38 Sultangazi / İSTANBUL</span></p>
	</li>
</ul>

<p><span style="color:#000000"><strong>Bilgi ve İletişim İçin:</strong> Etkinlikle ilgili detaylı bilgi almak isteyenler, Hz. Ali Cemevi Başkanı <strong>Deniz Bayar</strong> ile <strong>0534 260 32 03</strong> numaralı telefon üzerinden iletişime geçebilirler.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/714882070_2421098531731022_1984481953715161558_n.jpg" style="height:800px; width:785px" /></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/huseyin-kaya-yazdi-gadir-hum-bir-yol-ayriminda-yukselen-ses-3248</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 22:51:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Hüseyin Kaya yazdı: Gadir Hum - Bir yol ayrımında yükselen ses</h1>
                        <h2>Yazar Hüseyin Kaya, haber sitemiz için Gadir Hum bayramını ele alan bir makale kaleme aldı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/huseyin-kaya-yazdi-gadir-hum-bir-yol-ayriminda-yukselen-ses-1780430765.webp">
                        <figcaption>Hüseyin Kaya yazdı: Gadir Hum - Bir yol ayrımında yükselen ses</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Tarih bazen bir çöl sıcağında, bazen bir dağın yamacında, bazen de bir insanın kalbinde şekillenir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İslam tarihinin en çok konuşulan ve üzerinde en çok düşünülen duraklarından biri de Gadir Hum'dur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hicretin onuncu yılıydı. Allah Resûlü Hz. Muhammed (sav), Veda Haccı'nı tamamlamış, Medine'ye dönmek üzere yola çıkmıştı. Mekke ile Medine arasında bulunan Gadir Hum denilen bölgede kafileyi durdurdu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Sıcak öylesine yakıcıydı ki insanlar ayaklarını korumak için elbiselerini yere seriyordu. İşte böylesine unutulmaz bir günde Peygamber Efendimiz, ümmetine önemli bir hitapta bulundu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Rivayetlere göre Hz. Ali'nin elini kaldırarak şöyle buyurdu: "<strong><em>Ben kimin mevlası isem, Ali de onun mevlasıdır. Allah'ım, onu seveni sev, ona düşmanlık edene düşman ol.</em></strong>" </span></p>

<p><span style="color:#000000">Asırlardır bu sözlerin manası üzerinde düşünülüyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kimileri burada Hz. Ali'nin manevi ve siyasi liderliğine işaret edildiğini söylerken, kimileri de Peygamberimizin Hz. Ali'ye duyulan sevgiyi, bağlılığı ve saygıyı ümmete hatırlattığını ifade eder. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Farklı yorumlar olsa da herkesin üzerinde birleştiği bir hakikat vardır: Gadir Hum, Hz. Ali'nin yüce şahsiyetinin ve Resûlullah'ın ona duyduğu güvenin ilan edildiği büyük bir buluşmadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Belki de Gadir Hum'u anlamanın en güzel yolu, onu bir makam veya yetki tartışmasının ötesinde okumaktır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü Peygamberimiz o gün insanlara sadece bir isim göstermedi; sadakatin, adaletin, ilmin ve vefanın temsil ettiği bir ahlakı işaret etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Ali denildiğinde akla cesaret gelir. Hikmet gelir. Yetimin başını okşayan merhamet gelir. Hakkın yanında dimdik duran bir duruş gelir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Resûlullah'ın "<strong><em>Ben ilmin şehriyim, Ali de onun kapısıdır</em></strong>" diye övdüğü o büyük insan gelir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün Gadir Hum'u anarken aslında kendimize şu soruyu sormalıyız: Biz, Peygamberimizin emanet bıraktığı sevgi ve kardeşlik iklimini ne kadar yaşatabiliyoruz? </span></p>

<p><span style="color:#000000">Farklılıklarımızı ayrılık sebebi değil, zenginlik vesilesi görebiliyor muyuz? </span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü Gadir Hum'un çöl sıcağında yükselen sesi yalnızca o günün insanlarına değil, çağları aşarak bizlere de ulaşmaktadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">O ses, kalpleri birbirine yaklaştıran sevginin sesidir. O ses, adaletin ve vefanın sesidir. O ses, Resûlullah'ın ümmetine bıraktığı birlik çağrısının sesidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Aradan asırlar geçti. Çöl yolları değişti, şehirler büyüdü, insanlar çoğaldı. Ama Gadir Hum'da söylenen sözler hâlâ gönüllerde yankılanıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü hakikat zamanla eskimez. Sevgi unutulmaz. Vefa kaybolmaz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ve belki de Gadir Hum'un bize bıraktığı en büyük ders şudur: İnsanlar makamlarla değil, sadakatleriyle büyürler. Kalpler ise sevgiyle birleşir.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-guc-birligi-platformundan-zafer-partisine-ziyaret-3247</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 22:43:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Alevi Bektaşi Güç Birliği Platformu’ndan Zafer Partisi’ne ziyaret</h1>
                        <h2>Alevi Bektaşi Güç Birliği Platformu Başkanı Ali Rıza Özdemir başkanlığındaki bir heyet, Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ’ı ziyaret etti. 300’e yakın Alevi kuruluşunun imzaladığı, Platform tarafından Alevi Bektaşilerin talep ve beklentilerini duyurmak amacıyla hazırlanan Alevi Raporu’nu sunan Özdemir, tüm siyasi partileri ve kanaat önderlerini ziyaret ederek, Alevi Bektaşi toplumunun taleplerinin hayata geçirilmesi için geniş bir ortak akıl ve konsensüs oluşturmayı amaçladıklarını belirtti. </h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/alevi-bektasi-guc-birligi-platformundan-zafer-partisine-ziyaret-1780429770.webp">
                        <figcaption>Alevi Bektaşi Güç Birliği Platformu’ndan Zafer Partisi’ne ziyaret</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Alevi Bektaşi Güç Birliği Platformu Başkanı Ali Rıza Özdemir başkanlığındaki bir heyet, Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ’ı ziyaret etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyarette, Alevi Bektaşi toplumunun beklentilerini içeren “Alevi Raporu” Genel Başkan Özdağ’a takdim edildi. Heyet, Cumhuriyet’imizin ikinci yüz yılında Alevi toplumunun devletten olan makul ve meşru taleplerini dile getirdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Platform Başkanı Ali Rıza Özdemir, ziyaret sırasında yaptığı açıklamada, Alevi-Bektaşi toplumunun taleplerinin milli birlik ve bütünlüğümüzü güçlendirecek nitelikte olduğunu vurguladı. Taleplerin, Türkiye’nin birliğinden ve Türk milli birliğinden yana olan herkesin ortak paydası olduğunu, Türk toplumunun tüm kesimlerine doğru ve sağlıklı bir şekilde aktarmak istediklerini ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Özdemir, tüm siyasi partileri ve kanaat önderlerini ziyaret ederek, Alevi Bektaşi toplumunun taleplerinin hayata geçirilmesi için geniş bir ortak akıl ve konsensüs oluşturmayı amaçladıklarını belirtti.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Özdemir, son yıllarda Alevi toplumunun talepleri kapsamında devlet tarafından önemli adımlar atıldığını, bunların toplum tarafından memnuniyetle karşılandığını ancak cumhuriyetin ikinci yüz yılında da yapılması gereken işler olduğunu söyledi.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ ise ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, raporu parti politikalarının ve seçim beyannamelerinin hazırlanmasında değerlendireceklerini ifade etti.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/yuksel-gulsoy-yazdi-duskun-ilan-etmek-kimin-yetkisinde-3246</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 19:06:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Yüksel Gülsoy yazdı: Düşkün ilan etmek kimin yetkisinde?</h1>
                        <h2>Bektaşî yol muhibbi Yüksel Gülsoy, son dönemde özellikle de siyasi polemiklerde hakaret ifadesi olarak kullanılan "düşkünlük" nedir, nasıl oluşur, düşkün ilan etmenin koşullarını yazdı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/yuksel-gulsoy-yazdi-duskun-ilan-etmek-kimin-yetkisinde-1780330927.webp">
                        <figcaption>Yüksel Gülsoy yazdı: Düşkün ilan etmek kimin yetkisinde?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Geride bıraktığımız Kurban Bayramı ve bayrama dair öne çıkan küskünlerin barışması ve iletişim kurma kavramları üzerinden toplum olarak en fazla ihtiyaç duyduğumuz şeylerden biri, birbirimizi daha dikkatli dinleyebilmektir. Bu nedenle baştan ifade etmek isterim ki burada ne bir siyasi lideri savunma niyetindeyim ne de herhangi bir siyasi tarafın sözcülüğünü yapıyorum. Meseleye Aleviliğin kendi kavramları ve Alevi yol erkânı açısından bakmaya çalışıyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Son yıllarda dikkatimi çeken bir eğilim var. Siyasi tartışmaların içine Aleviliğin en temel kavramları taşınıyor ve çoğu zaman da anlamlarından koparılarak kullanılıyor. Bunun en çarpıcı örneği ise "<strong><em>düşkün ilan etme</em></strong>" meselesidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sünni gelenekte tarih boyunca büyük tartışmalara yol açan bir "t<em><strong>ekfir</strong></em>" mekanizması vardır. Bir kişiyi din dışı ilan etmek, onu inanç topluluğunun dışına itmek anlamına gelir ve hatta bazı görüşlere göre katledilmesi bile dinen uygun hâle gelmiş olur. Bu anlayışın yol açtığı yaralar İslam tarihi açısından dikkate değerdir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilikte ise bunun birebir karşılığı yoktur. Ancak bazı yönleriyle benzerlik kurulabilecek bir kurum vardır: düşkünlük.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Fakat burada çok önemli bir ayrım bulunur. Düşkünlük, herhangi bir kişinin sevmediği insanlar veya siyasi kişilikler için sosyal medyada oturduğu yerden verebileceği bir karar değildir. Düşkünlük, yolun kendi iç hukukuna ait son derece ciddi bir müessesedir. Kişisel öfkenin, siyasi tercihin ya da grup aidiyetinin aracı değildir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün ne yazık ki kimi çevrelerde, işine gelmeyen herhangi bir kişiyi "<strong><em>düşkün</em></strong>" ilan etme alışkanlığı ortaya çıkmış durumda. Dün Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı olduğu için ve sırf Milliyetçi hassasiyetleri olduğu için Ali Rıza Özdemir'e yöneltilen düşkünlük iddiaları benzer bir alışkanlıkla bugün de Kemal Kılıçdaroğlu'na yöneltiliyor. Yarın aynı mekanizma şüphesiz başka birileri için de işletilecektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Oysa sorulması gereken ilk soru şudur:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Bu hükmü verme yetkisini size kim verdi?</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilikte yol, erkân, ocak sistemi, ikrar, rehber, pir, mürşid, musahiblik, görgü ve sorgu vardır. Rızalık alıp verme vardır. Ama bunlar yolda yürüyen canlar için vardır. Malum olduğu üzere Aleviyim demekle Alevi olunmuyor çünkü günümüz toplumunda birçok insan bu inanç sisteminin gereklerini yerine getirmiyor. Tüm bu inanç sistemine dair mekanizmaları yok sayarak insanları düşkün ilan etmeye kalkışmak, aslında Aleviliğin kurumsal hafızasını ve yüzyıllar içinde oluşmuş kendi erkânını-iç hukukunu yok saymak anlamına gelir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kendi örneğimden hareket edecek olursam; Kızılbaş aidiyetim üzerinden Ağuiçen Ocağı'na bağlı bir ocakzade olarak çok iyi biliyorum ki herhangi bir yol kusuru veya şikâyet durumunda süreç bellidir. Konu önce kişinin bağlı olduğu rehbere gider. Çözüm üretilemezse pir ve mürşid makamlarına taşınır. Nihai değerlendirmeyi de ilgili ocağın mürşid makamı yine o kişinin yol kardeşlerine danışarak gerçekleştirir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Düşkünlük kararı beğenmediğiniz birisinin siyasi tercihleri üzerinden, X anketi vasıtası ile bir Facebook paylaşımıyla veya bir YouTube yayınıyla verilemez.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dahası, düşkünlük Alevilikte mutlak ve sonsuz bir dışlama da değildir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü Aleviliğin amacı insanı kaybetmek değil kazanmaktır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yoldan (dardan) düşenin, işlediği kusurun ağırlığına göre dara durması, sorgudan geçmesi, hatasını telafi etmesi ve yeniden kendi topluluğuna dönmesi mümkündür. Bu yönüyle düşkünlük bir cezalandırma mekanizmasından çok ahlaki bir yüzleşme ve toplumsal onarım mekanizmasıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün yaşadığımız tartışmalarda ise bambaşka bir tablo görüyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kendisinin yolda olup olmadığı bile belli olmayan kişiler, yine yolda olup olmadığı bilinmeyen başka insanları Aleviliğin dışına atmaya çalışıyorlar. Bu durum, düşkünlükten çok başlangıçta bahsettiğim tekfire benziyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte dikkat çekmek istediğim nokta tam da burasıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir insanın siyasi tercihlerini eleştirebilirsiniz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir liderin söylemlerine karşı çıkabilirsiniz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir kurumun kararlarını yanlış bulabilirsiniz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bunların hepsi demokratik tartışmanın doğal parçalarıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak Aleviliğin yüzyıllar boyunca oluşturduğu kutsal kavramları günlük siyasi tartışmaların malzemesi hâline getirdiğiniz anda hem siyaseti kirletmiş hem de yolu yıpratmış olursunuz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hatırlayalım; daha düne kadar bazı çevrelerin "<strong><em>Piro</em></strong>" diyerek hitap ettiği insanlara bugün ağır hakaretler yöneltiliyor. Bu dönüşüm yalnızca siyasi bir fikir değişikliği değil aynı zamanda “<strong><em>Pirlik</em></strong>” gibi bir yol kavramının da aşındırılmasıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gerekli gereksiz her bir siyasi kavgada tarafların birbirlerinin Alevi kimlikleri üzerinden düşkün ilan etmeleri düşkünlük kurumuna da zarar vermekte tüm bu kavramların içini boşaltarak siyasi bir malzemeye dönüştürmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu nedenle Aleviliğin kavramlarını siyasetin gündelik sertliğinden korumak zorundayız. Yol kavramlarını siyasi sloganlara dönüştürmek ne Aleviliğe hizmet eder ne de toplumsal barışa. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Belki de bugün hepimizin kendisine sorması gereken soru şudur: Bir başkasının düşkünlüğünü konuşmadan önce, kendi yol duruşumuzun muhasebesini yapıyor muyuz? </span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü Alevi geleneğinde asıl görgü önce insanın kendisinden başlar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Burada basit temel sorular sorarak ilerleyelim;</span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Birini düşkün olarak şikâyet etmek için önce onunla aynı ocaktan olmanız gerekir çünkü nihayetinde bu şikâyeti götüreceğiniz en üst makam rehber ve pir ocaklarının bağlı olduğu en üst makam olan mürşid ocağıdır. Bir başka ocağın talibini de şikâyet edecekseniz ancak o ocağın mürşid ocağına şikâyet etmeniz gerekir.</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Şikâyet edilen kişi bir yol evlâdı mıdır? Yani ikrarlı ve musahipli midir? Üstelik aynı durum şikâyet eden için de geçerlidir. Örneğin dışarıdan biri sırf bir Alevi bir cana zarar vermek için veya onu kötülemek, onunla ilgili olumsuz bir zan oluşturmak için o canı kendi topluluğuna şikâyet edebilir mi?</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Aslında yıllık görgü-sorgu erkânında okunan gülbank, Aleviliğin bakış açısının önce talibin kendini kendi vicdanı ile denetlemesi üzerine kurulduğunu bize gösterir. Öz denetimin sonrasında ise talip olan kişi yol kardeşlerinin rızasını almalıdır. Hatta gülbangın içerisindeki “benden incinmiş olan” derken kişinin kendine dair yapıp etmelerinin bilgisinin dışında, bilemediği veya hesaplayamadığı durumlardan dolayı bir diğer cana zara vermiş olabilme olasılığı dahi yani talibin kendi eksikliğini peşinen kabul ederek rızalık istemesi gerekmektedir.</span></p>
	</li>
</ul>

<p style="margin-left:24px"><span style="color:#000000">Elim erde, yüzüm yerde, özüm darda.<br />
Hakk-Muhammed-Ali yolunda,<br />
Erenler meydanında,<br />
Pir divanında dâra durdum.<br />
<br />
Canım kurban, tenim tercüman.<br />
On İki İmam, On Dört Masum-u Pak aşkına,<br />
Ehl-i Beyt’in dostlarına dost, düşmanlarına düşman olmak üzere,<br />
Bu yola ikrar verdim.</span></p>

<p style="margin-left:24px"><span style="color:#000000">Özüm darda, yüzüm yerde.<br />
Benden incinen, bende hakkı kalan var ise<br />
Gelsin hakkını talep eylesin.</span></p>

<p style="margin-left:24px"><span style="color:#000000">Hak meydanında, pir huzurunda,<br />
Görgüden geçmek için durdum dâra,<br />
Kusurum varsa affola,<br />
Eğrim varsa doğrula.</span></p>

<p style="margin-left:24px"><strong><span style="color:#000000">Allah, eyvallah.<br />
Gerçeğe Hû.</span></strong></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/gulay-sormagec-yazdi-semerkant-zamanin-durdugu-yer-3245</link>
            <category>KÜLTÜR SANAT</category>
            <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 18:44:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Gülay Sormageç yazdı: Semerkant - Zamanın durduğu yer</h1>
                        <h2>Yazar ve şair Gülay Sormageç Özbekistan gezisini anlatmaya devam ediyor. Sormageç bu makalesini Semerkant'a ayırdı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/gulay-sormagec-yazdi-semerkant-zamanin-durdugu-yer-1780329617.webp">
                        <figcaption>Gülay Sormageç yazdı: Semerkant - Zamanın durduğu yer</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>SEMERKANT: ZAMANIN DURDUĞU YER</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Zerefşan Nehri’nin vadisinde kurulmuş bu kadim şehir, yemyeşil bitki örtüsü ve tertemiz havasıyla seyyahların cenneti… İpek halılarının ilmeklerinde tarih, turkuaz çinilerinde sanat, sokaklarında ise zamanın dinginliği saklıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Semerkant gezimizin ilk durağı, ipek halı fabrikası. Fabrika girişinde bulunan avlu geçmişten, bugüne ipek halının hikâyesini anlatan bir müzeye dönüştürülmüş. İpek böceği üretimini gösteren ipek kozaları da, ipeğin hikâyesini anlatmakta…</span></p>

<p><span style="color:#000000">Halı tezgâhları, dokuma aletleri beni gençliğime, doğup, büyüdüğüm şehir Isparta’ya götürdü. Isparta’da halıcılık öldü. Buna hep hayıflanır, sızlanırım. Onlar bizim hikâyelerimiz, sevdalarımız, dilimiz, türkümüz, hüznümüz, her şeyimizdi! Keşke ipek halı dokumayı Isparta’ya da aktarabilseydik… Bütün bu duygu karmaşası yahut kamaşması içinde gezdik halı fabrikasını. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ardından Hazreti Hızır Camisi’nin manevi huzuruna, Bibi Hanım Camii’nin ihtişamına yöneldik. Registan Meydanı’nda zaman yavaşlar; üç görkemli medresesiyle UNESCO’nun mirasına yazılmış bu meydan!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ve işte beklenen an: Rotamız Registan Meydanı... Dünyanın sekizinci harikası olarak kabul edilen ve uçsuz bucaksız bir alana yayılan bu büyüleyici meydanda, zamanı adeta yavaşlatarak geniş geniş vakit geçiriyoruz. Tarihin derinliklerine doğru yürüdüğümüz bu gezide bir sonraki durağımız, heybetiyle bizi selamlayan Emir Timur’un türbesi ve heykeli oluyor. Tarihe yön veren Emir Timur’un türbesini ve heykelini görerek geçmişe saygı duruşunda bulunuyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mavi şehrin izinde yavaş yavaş akşam yüzünü gösterirken, günün yorgunluğunu atmak ve bu kadim şehrin lezzetlerini tatmak için çarşı bölgesine geçiyoruz; önceden planlanmış akşam yemeği menümüz bizi bekliyor. Ancak Semerkant’ta gece henüz bitmedi. Yemekten sonra, gündüz hayran kaldığımız Registan Meydanı’na bu kez bambaşka bir çehreyle tanıklık etmek için geri dönüyoruz ve meydanı büyüleyici bir atmosfere bürüyen lazer ışıklandırma gösterisini izliyoruz. Semerkant’ın kalbine yaptığımız bu eşsiz yolculuk, hafızalarımızda silinmez izler bırakarak bugünlük tamamlanıyor.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">İMAM BUHARİ'NİN KABRİ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Semerkant’ın Payarık ilçesinde, sessizliğin ortasında bir kabir yükselir: ilmin ve hikmetin sembolü… “İmamü’d-Dünya” diye anılan İmam Buhârî, Buhara’da doğmuş; genç yaşta annesi ve abisiyle hac yoluna düşmüştür. Onlar geri dönmüş, o ise Mekke’den Medine’ye, Nişabur’dan Bağdat’a uzanan uzun bir yolculuğa çıkmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kırk yıl boyunca hadislerin peşinde dolaşmış, altı yüz bini aşkın rivayeti toplamış; içlerinden 7275’ini sahih kabul ederek ölümsüz eseri “Sahih-i Buhârî”yi kaleme almıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Memleketi Buhara’ya döndüğünde, hükümdarın sarayda ders verme teklifini reddetmiş; “İlim ayaklara gitmez, isteyen camiye, medreseye gelsin” diyerek ilmin vakarını korumuştur. Bu tavrı sürgünle sonuçlanmış, Semerkant’ın Harteng köyüne çekilmiş, burada bir yıl yaşadıktan sonra ebediyete uğurlanmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün kabri, sessizliğin içinde bir ışık gibi durur; ilmin izzetini, hakikatin yolculuğunu hatırlatır. </span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">KÜLLİYE VE RESTORASYON</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">On yıl boyunca sessizliğe bürünen bu büyük külliye, bugün yeniden nefes alıyor. Taşların arasından yükselen dualar, kubbelerin göğe açılan elleri gibi… Türk Cumhuriyetleri’nin ortak emeğiyle inşa edilen on bin kişilik cami, göğe doğru yükselirken; sağında mavi kubbeli türbede İmam Buhari Hazretleri’nin huzuru var.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyaretçiler önce türbeye yöneliyor; kimileri namaza duruyor, kimileri taşların hafızasını dinliyor. Ardından yeniden buluşup otellerimize gitmek üzere yolculuğa devam ediyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Belleğimizde, gönlümüzde, Zerefşan Nehri’nin doğal dinginlik ve musikisi kulaklarımızda…</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">TURKUAZ ÇİNİLER</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Orta Asya'nın tarihi ve mimari hazinesi Semerkant; turkuaz çinilerle süslü görkemli medreseleri, İslam dünyasının en etkileyici türbelerini ve İpek Yolu'nun kadim atmosferini barındırıyor. Şehrin en turistik cazibe merkezleri birbirine oldukça yakın. Her köşesi tarih, her duvarı turkuaz çinilerle bezeli bir açık hava müzesi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Şehrin el emeği, göz nuru halıları gibi, seramiği de meşhurdur. Gümüş takıları da meşhur ve pahalı… Özgün antik teknolojiler kullanılarak hediyelik eşyaların yapıldığı Registan Meydanı'ndaki el sanatları atölyeleri şehrin maharet tablosu gibidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Orta Asya’nın kalbi Özbekistan, İpek Yolu'nun kesişim noktasında yer alan görkemli İslam mimarisi eserleriyle ünlüdür. Semerkant, Buhara ve Hive gibi kadim şehirlerindeki turkuaz kubbeli medreseler, devasa camiler ve türbeler, ülkenin köklü tarihi mirasını günümüze taşır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Özbekistan’ın mutlaka görülmesi gereken öne çıkan tarihi yapıları şunlardır:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Registan Meydanı (Semerkant): Dünyanın en ikonik meydanlarından biri olarak kabul edilir. Etrafında üç devasa medrese yer alır: Uluğ Bey Medresesi, Şir-Dor Medresesi ve Tilla-Kari Medresesi. İnce işçilikli çinileriyle ünlüdür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gur-i Emir (Semerkant): Timur İmparatorluğu'nun kurucusu Timur'un ve aile üyelerinin mezarlarının bulunduğu anıt mezardır. Çift katlı kubbesi ve mozaikleri ile Semerkant mimarisinin başyapıtlarındandır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şah-ı Zinda (Semerkant): Birbirine bitişik türbelerden oluşan bu anıt kompleksi, Hz. Muhammed'in kuzeni Kusem bin Abbas'ın mezarını barındırır ve İslami mimarinin en renkli örneklerinden biridir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Semerkant’ın merkezi noktalarından biri olan Registan Meydanı, hem sunduğu atmosfer hem de çevresindeki yapılarla hayranlık uyandırıyor. Aynı zamanda turistler için de genellikle bir tür toplanma yeri olarak değerlendirilen meydan, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor. Özellikle de üç görkemli medresesiyle ziyaretçilerini büyüleyen meydanın adın farsçadır. Anlamı “kum ve çöl” demektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Uluğ Bey Medresesi dışında Şirdor Medresesi ve Tillya-Kari Medresesi de meydanın çevresinde yer alıyor. Pek çok açıdan Orta Asya'nın en önemli meydanlarından biri olarak anılan Registan Meydanı, 15’inci yüzyılda Timur İmparatorluğu döneminde inşa edilmiş.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Semerkant’ın en görkemli dini mekânlarından olan Bibi Hanım Camii’nin tarihi 14’üncü yüzyıla dek uzanıyor. Timur’un büyük eşi Bibi Hanım tarafından inşa ettirilmiş olan bu etkileyici yapı, aynı zamanda İslam dünyasının da en büyük camilerinden. Yapımı 5 senede tamamlanan Bibi Hanım Camii, o dönem için zaferlerinin sembolü olarak tasarlamış.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Büyük kubbesi ve geniş avlusuyla dikkat çeken cami, Orta Asya İslam sanatının inceliklerini yansıtıyor. Bibi Hanım Camii’nin zarif mimarisi, Orta Asya İslam sanatının en güzel örneklerini sunar ve her bir ziyaretçiye tarihi bir yolculuk yapma fırsatı verir. 1897 senesinde deprem nedeniyle yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya gelse de onarılarak yeniden kullanıma açılan cami, Registan Meydanı’na oldukça yakın.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Zerefşan nehrinden dolayı meyvecilik gelişmiştir. Buğday, pirinç, üzüm, tütün yetiştiriliyor. İpek böcekçiliği de gelişmiş o yüzden dut ağacı oldukça fazla. Bir zamanlar dünyanın en kaliteli kâğıdı da burada dut ağacından yapılıyormuş bugün hala bu kâğıtların numuneleri hediyelik eşyalar arasında satışa sunulmaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hafif sanayi kuruluşları yönetim merkezi Semerkant’ta toplanmıştır. Dokumacılık, konservecilik, traktör ve otomobil parçaları imalatı başlıca sanayi kuruluşlarıdır. Nüfusun dörtte üçünden fazlasını Özbekler, diğer bölümünü Ruslar, Tatarlar ve Tacikler oluşturur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Asya’nın incisi Semerkant’a ve siz kıymetli okurlarımıza selam ve sevgiler gönderiyoruz. Mübarek Kurban Bayramınızı tebrik ediyoruz.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Gülay SORMAGEÇ</span></strong></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-aktas-yazdi-hangi-ali-3244</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 17:00:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ali Aktaş yazdı: Hangi Ali?</h1>
                        <h2>Sosyolog yazar Ali Aktaş, Alevi Bektaşiler arasında bit fitne gibi yayılmaya çalışılan "iki Ali" metaforunu inceledi. Hz. Muhammed'in amcasının oğlu Ali ile Alevilere farklı olduğu iddia edilen Ali'nin tıpa tıp aynı kişiler olduğunun altını çizen Aktaş, yazısında, "Alevileri aptal yerine koymaya çalışan bu yaklaşımların kökeninde etnik tanımlamalardan kaynaklanan bir ırkçılık yatmaktadır" ifadelerini kullandı. İşte, o yazı:</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/ali-aktas-yazdi-hangi-ali-1780324780.webp">
                        <figcaption>Ali Aktaş yazdı: Hangi Ali?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><strong>NE YARADANI ÇAĞIRAN PİRLER AYNI, NE DE CEMLER AYNI: REDDEDİLEN ALİ</strong></span><em><strong><a class="sdfootnoteanc" href="#sdfootnote1sym" name="sdfootnote1anc"><span style="color:#000000">1</span></a></strong></em></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em>Kızılbaş/Alevi</em> yazılı ve sözlü kaynaklarında <em>Hz. Ali</em> için; <em>Hz. Muhammed</em>’in kızı <em>Hz. Fatıma</em> ile evli ve <em>Hz. Hasan</em>, <em>Hz. Hüseyin</em> ve <em>Hz. Zeynep</em> adlarında üç çocuğu olduğu yazılıdır/söylenmektedir. Ancak son dönemde Hz. Ali ile iki ayrı <em>kişilikten/kişiden</em> söz eden açıklamalara rastlanmaktadır: Arapların<em> Hz. Ali</em>’si ve <em>Kızılbaş/Alevilerin</em> uydurduğu <em>Hz. Ali</em> olarak iki ayrı kişilik tanımlaması yapılmaktadır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Tesadüfün bu kadarı her iki <em>Hz. Ali’</em>nin de eşi ve çocukları aynı isimlere sahiptir. Herhalde bu durum tam bir mucizedir ya da <em>Alevileri</em> aptal yerine koymaya çalışan bu yaklaşımların kökeninde etnik tanımlamalardan kaynaklanan bir ırkçılık yatmaktadır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Etnik kökeni <em>Arap</em> olan ve <em>Arapça</em> konuşan <em>Hz. Ali</em> ile <em>Kürt</em>, <em>Türk</em>, <em>Zaza</em> ve diğer “<strong><em>dilleri konuşan</em></strong>”/”<em>etnik kökenli</em>” topluluklar arasında bağı etnisite üzerinden kurulan bir bağa indirgeme yanlışlığı yaşanmaktadır. <em>Kızılbaş/Alevilerin</em> ağırlıklı olarak soy esaslı tanımlanmasında görmezden gelinen aslında <em>Hz. Ali’nin gelme</em> bir kız alıp verme sürecidir. Bu sürecin benzeri bir kız alıp verme olayı tüm etnik gruplar ve dinsel/inançsal gruplar arasında olan/olabilecek son derece olağan bir durumdur. İki düşman kavim/topluluk savaşları durdurmak adına topluluk liderlerinin birinin kızını diğerinin oğlu vermesi biçiminde tarihte birçok olay gerçekleşir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Örneğin Fransa ve İngiltere gibi büyük ülkeler arasında birçok kez gerçekleşen bir kız alıp verme toplumsal olayından dolayı ne Fransızlar kendini İngiliz, ne de İngilizler kendini Fransız olarak kabul ederler. Mensup olduğu etnisiteden dolayı ben <em>Hz. Ali'ye</em> karşıyım deme cesareti olmayanların son zamanlarda sık sık dile getirdiği bu yaklaşım buram buram ırkçılık kokmaktadır. Çünkü <em>Hz. Ali</em>’ye inanarak onun izinden giden <em>Kızılbaş/Alevilere </em>bu seçim hiçbir kazanç sağlamadığı gibi, bir üstünlük/ayrıcalıkta sağlamaz.<em> Kızılbaş/Aleviler</em> adına bu tür yapılan gereksiz açıklamalar, ifadeler ve keskin tanımlamalar bu topluluğun ne kadar anlamsız mecraya sürüklendiğini de göstermektedir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Kısaca <em>“<strong>Ziyaret </strong></em><strong>aynı </strong><em><strong>ziyaret</strong></em><strong>te, dilekler, istekler değişmiş, </strong><em><strong>Niyaz</strong></em><strong> aynı </strong><em><strong>Niyaz</strong></em><strong>da, lokmanın tadı değişmiş, </strong><em><strong>On iki İmamlar</strong></em><strong> aynıda, </strong><em><strong>Yol</strong></em><strong>, </strong><em><strong>İkrar</strong></em><strong> değişmiş</strong>” sözleri bize gelinen noktayı göstermektedir. Bu yapılanla <em>Kızılbaş/Alevilik, “<strong>Ali’siz</strong></em>” ve “<em><strong>Ali’li” </strong></em>diye ikiye ayrıştırılmaya çalışılmaktadır. Gerek mitolojik anlatımlarda, gerek dinsel anlatımlarda, gerekse bilimsel/tarihsel anlatımlarda yer alan <em><strong>Ali</strong></em>, yalnızca ve yalnızca <em>Hz. Ali</em>’dir. <strong>Mitik</strong> anlatımlarda “<em><strong>Ejderha ile Savaşan</strong></em>”, <strong>dini</strong> anlatımlarda “<em><strong>Hayber Kalesinin Kapısını Söküp Kalkan Şeklinde Kullanarak Savaşan</strong></em>”, <strong>tarihsel</strong> olarak “<em><strong>Bedir’de Savaşan</strong></em>” tam da aynı <em>Hz. Ali</em>’dir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Bu anlatımların tamamı ona sevgi gönül bağı ile bağlanan insanların her şeyi olma yolundaki <em>Hz. Ali</em>’yi içinden nasıl geldiyse ve geçmişten gelen tüm sözlü kültürüne nakşederek anlatımıdır. <em>Kızılbaş/Aleviler</em>deki bu sevgi anlatılarda “Amcasının oğlu Peygamber Hz. Muhammed’in: <em>Benim ruhum ve nurum Ali’nin nuru ve ruhuyla aynı nurdan yaratıldı, Âdem doğmadan 14 bin yıl evvel yeşil kandile konuldu</em>” sözü ifade edilir. Bu anlatım tasavvufta ve Alevilik ve Bektaşilik geleneğinde çok önemli bir yere sahip olan “<em><strong>Nur-ı Muhammedi</strong></em>/<em><strong>Muhammed'in Nuru</strong></em>” ve “<em><strong>Hakk-Muhammed-Ali</strong></em>” inancının temelini oluşturmaktadır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Bu anlatımla “<em><strong>Hz. Muhammed ve Hz. Ali’nin ruhsal olarak aynı özden ve aynı nurdan var edildiğini</strong></em>”, “<em><strong>Bu nurun, ilk insan ve ilk peygamber olan Hz. Âdem yaratılmadan binlerce yıl önce de var olduğunu</strong></em>”, “<em><strong>yeşil kandille</strong></em><strong>,</strong> <em><strong>kâinatın henüz maddi olarak var olmadığı, yalnızca ruhlar ve nurlar âleminde parladığı ilahi bir makamı veya arşı simgelediği</strong></em>” anlatılmaktadır. Kısaca Alevi ve Bektaşi edebiyatında bu tema, <em>deyişler/nefesler</em>de sıklıkla işlenen “<em>Nübüvvet/Peygamberlik</em>” ve “<em>Velayet</em>/<em>Velilik</em>” makamlarının aslında aynı nurun iki farklı tecellisi olduğu vurgulanır. Tasavvufta evrenin yaratılış nedeni olarak bu ilk nur görülür ve her şeyin bu özden türediğine inanılır. Ancak tüm bunlarla anlatılmak istenen yalnızca Hz. Ali’dir. Ve <em><strong>Ali’miz tektir.</strong></em></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><strong>KENDİNİ İNKÂR ETME VE ALEVİLİĞE YABANCILAŞARAK SÜNNİLİĞE ENTEGRE OLMA HALİ</strong></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em>Alevilik </em>yalnızca folklorik bir aidiyet, ritüeller bütünü ya da kültürel bir etiket ötesinde; tarih boyunca baskı kuran <em>Sünni İslam </em>anlayışını dayatmaya çalışılan egemen siyasi-ideolojik-sınıfsal iktidara, inkâra ve tahakküme karşı gelişen bir süreci içermektedir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken bir başka boyut <em>Kızılbaş/Aleviliğin</em> demokratik, özgürlükçü ve eşitlikçi yönlerle ifade edilmeye çalışması sırasında inancın tamamen yok sayıldığı bir “<em>sapma</em>”ya da neden olan süreçler yaşanabilmektedir. Bunlardan: </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em><strong>Birincisi</strong></em> <em>Kızılbaş/Aleviliğin</em> <em>tarihsel-inançsal-felsefi-bilimsel</em> derinliğinin yeterince ön plana çıkarılamamasından; </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em><strong>İkincisi</strong></em> <em>Alevi topluluğa </em>ait toplumsal hafıza uzun süre inkâr, imha ve asimilasyon politikalarına maruz kalması sonucunda; <em>Alevi</em> adı altında sözde <em>Devletçi</em>, <em>Kemalist</em>, <em>Milliyetçi</em>, <em>Ülkücü</em>, <em>Turancı </em>yapılar<em> ve</em> bunların dışında <em>Erkek Egemen</em>, <em>Militarist</em>, hatta <em>Mafyatik</em> yapılarında ortaya çıkmasından;</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em><strong>Üçüncüsü</strong></em> ise günümüzde <em>Aleviliği</em>, “<em>yalnızca soy bağına bağlamak”</em>, “<em>nostaljik ritüellere ya da devletin tanıdığı sınırlar içine hapsetmek</em>” veya “<em>salt bazı kavramlara takılmak</em>” veyahut “<em>inancın kendilerinin tekelindeymiş davranılmasından</em>”;</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em><strong>Dördüncüsü</strong></em> ise Alevilerin ciddi bir bölümünün en temel sıkıntısı “<em><strong>düşünüş ve eylem biçimlerindeki çelişkiler yumağı, sağlıklı olmayan düşünüş biçimi ve yönsüzlüğü; </strong></em>yani <em>Alevilerin</em> <em><strong>sürekli</strong></em> <em><strong>kendini Sünni</strong></em> <em><strong>topluma beğendirme, yaranma ve onların toplumsallığına ait olmaya çalışma</strong></em> çabasıdır. Bu çaba sürekli <em>kendini en iyi Müslüman olarak tarif etme, gerçek Müslümanlığın Alevilik olduğunu söyleyerek uyguladıkları Sünni davranış kalıplarını meşrulaştırma ve onlardan farklı gözükse de benzer davranış kalıplarıyla davranmasından/yarışmasından </em>kaynaklanan farklı sorunlar yaşanmaktadır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Bu sorunu <em><strong>Ramazan ayındaki toplu oruç İftarları ve çorba dağıtımları</strong></em>na<em><strong> </strong></em>benzer davranış kalıplarını günümüzde her gün gerçekleştirilen <em><strong>Muharrem ayı Oniki İmam Oruçları açmaları ve ardından her gün aşure dağıtmaları </strong></em>Sünni davranış kalıplarıyla birebir örtüşür hatta yarışır halde gelmesi üzerinden örneklendirebiliriz. Yine ne kadar demokrat ve farklı olanlara saygı adı altında olsa Alevi kurumlarınca verilen <em><strong>Ramazan İftarları</strong></em>, zamanla Alevilerin davranış kalıplarına dönüşeceği düşünülmeden yapılmaktadır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">İşin ilginç yanı ise Diyanet İşleri Başkanlığı veya ona bağlı il müftülükleri kurulduğundan bu yana <em><strong>Muharrem ayı Oniki İmam Orucu </strong></em>için Alevileri davet ederek Oruç Açmaya yönelik yemek düzenleme çabasına hiç gerek duymamış olmalarıdır. Aslında bu durum ciddi bir asimilasyon sürecini içermektedir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Sonuç olarak derin bir dışlanmışlık psikolojisiyle birlikte gelişen bu durumlar, kendi(leri)ni yalnız hissetmemek için, fark etmeden <em><strong>aidiyet duygusu ve kökeninden uzak durma/farklı davranma kalıplarının gelişmesine neden olur</strong></em>. Son aşamada bu durumla <em><strong>mücadele etmekten kaçarak asimile olma pahasına kendini inkâr etme ve Aleviliğe yabancılaşarak Sünniliğe entegre olmaktadırlar</strong></em>.</span></p>

<div>
<p style="margin-left:19px; text-align:justify"><a class="sdfootnotesym" href="#sdfootnote1anc" name="sdfootnote1sym">1</a><span style="font-family:Candara,sans-serif"><span style="font-size:8pt"> Öncelikle başlıkta kullanılan Ali ifadesi bir ironiyi anlatmak için kullanıldı. Şahsım olarak Hz. Ali’ye sevgim, bağlılığım ve inancımın sorgulanması için adımın Ali olarak Hz. Ali’den geldiğini, oğullarım Denizali Aktaş ve Ateşali Aktaş’ın bu sevginin tezahürü olduğunu açıklamam gerekir. 2006 yılında Gazi Üniversitesinde yapılan “</span></span><span style="font-family:Candara,sans-serif"><span style="font-size:8pt"><em>II. Alevilik-Bektaşilik Bilgi Şöleni</em></span></span><span style="font-family:Candara,sans-serif"><span style="font-size:8pt">”nde Sayın Prof. Dr. Hamid Algar hocanın, Prof.Dr. Muhan Bali’ye metinlerinde çokça Ali sözcüğü geçirmesinden dolayı söz alarak “İnancın ve erdemin mihenk taşı olan Hz. Ali’ye Ali diye hitap edemeyeceği ile ilgili sert ve bilimsel çıkışı hale dün gibi hafızamda yer almaktadır. Bu çıkış bizim Hz. Ali’nin takipçileri olarak çok açık olarak nerede durmamız gerektiğini göstermektedir. </span></span></p>
</div>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-gencler-dernegi-modern-cagda-huseyni-durusu-nasil-sergileriz-baslikli-webinar-duzenleyecek-3243</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 16:30:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Alevi Gençler Derneği "Modern Çağda Hüseyni Duruşu Nasıl Sergileriz" başlıklı webinar düzenleyecek</h1>
                        <h2>Alevi Gençler Derneği, yaklaşan Muharrem ayı vesilesiyle 6 Haziran tarihinde webinar düzenleyecek. Webinar'da, Hz. Hüseyin’in mesajı  ve günümüz dünyasındaki karşılığı ele alınacak.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/alevi-gencler-dernegi-modern-cagda-huseyni-durusu-nasil-sergileriz-baslikli-webinar-duzenleyecek-1780320828.webp">
                        <figcaption>Alevi Gençler Derneği "Modern Çağda Hüseyni Duruşu Nasıl Sergileriz" başlıklı webinar düzenleyecek</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Alevi Gençler Derneği, yaklaşan Muharrem ayı vesilesiyle 6 Haziran tarihinde webinar düzenleyecek.&nbsp;</p>

<p>Webinar'da, Hz. Hüseyin’in mesajı &nbsp;ve günümüz dünyasındaki karşılığı ele alınacak.</p>

<p>Çevrim içi (webinar) olarak gerçekleştirilecek etkinlikte, moderatörlüğünü Alevi Gençler Derneği Başkanı Songül Kayar üstlenirken, oturumun konuk konuşmacısı ise Uğurcan Özkara Dede olacak.<br />
<br />
<a href="https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSeMlfGFU9ikTB8ScWxrk4GuHWoljZ-704FbG3sdQKvvqsaB1A/viewform?utm_source=ig&amp;utm_medium=social&amp;utm_content=link_in_bio"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-01%20at%2013_43_52.jpeg" style="height:800px; width:640px" /></a></p>

<p><strong>Etkinlik Detayları:</strong><br />
<strong>Tarih:</strong> 6 Haziran 2026, Cumartesi<br />
<strong>Saat: </strong>20:00 - 21:00</p>

<p><strong>Önemli Not: </strong>Webinara katılım sağlamak için önceden kayıt yaptırılması gerekmektedir. Katılım linki, kayıt işlemlerini tamamlayan katılımcılara e-posta yoluyla iletilecektir.&nbsp;</p>

<p><a href="https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSeMlfGFU9ikTB8ScWxrk4GuHWoljZ-704FbG3sdQKvvqsaB1A/viewform?utm_source=ig&amp;utm_medium=social&amp;utm_content=link_in_bio"><strong>Kayıt için:<br />
<br />
https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSeMlfGFU9ikTB8ScWxrk4GuHWoljZ-704FbG3sdQKvvqsaB1A/viewform?utm_source=ig&amp;utm_medium=social&amp;utm_content=link_in_bio</strong></a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/almus-cemevi-torenle-hizmete-acildi-3242</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 16:12:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Almus Cemevi törenle hizmete açıldı</h1>
                        <h2>Yapımı tamamlanan Tokat, Almus Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi törenle hizmete açıldı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/almus-cemevi-torenle-hizmete-acildi-1780320633.webp">
                        <figcaption>Almus Cemevi törenle hizmete açıldı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Tokat’ın Almus ilçesinde yapımı tamamlanan Almus Cemevi, düzenlenen görkemli bir törenle kapılarını açtı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan törende, Alevi Cem Dedesi ve protokol üyeleri dualar eşliğinde açılış kurdelasını kesti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Almus Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi'nin açılış törenine Almus Belediye Başkanı Bekir Özer, MHP İlçe Başkanı Orhan Altundağ, CHP İl Başkanı Çağdaş Kurtgöz, Avcılar Eski Belediye Başkanı Turan Hançerli, Tokat Belediyesi Meclis üyesi Leyla Doğan, Kınık Belediye Başkanı Hacı Yusuf Geçene, Gölgeli Belediye Başkanı Hayati Turan, STK temsilcileri,&nbsp;belde belediye başkanları ve çok sayıda vatandaş katıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Açılış kurdelasının kesilmesinin ardından program, Almus Barajı kenarında bulunan Belediye Düğün Salonu’nda devam etti. Yoğun katılımın gerçekleştiği programda semah ekibi dönülen semahlarla büyük beğeni toplarken, davetlilere geleneksel kurban pilavı ikram edildi. Türk Halk Müziği’nin güçlü sesi Gülcihan Koç ise seslendirdiği türküler ve deyişlerle salondakilere coşkulu ve duygu dolu anlar yaşattı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>“YILLARDIR BU ÖZLEMİ ÇEKİYORDUK”</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Almus1.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Törenin açılış konuşmasını yapan Almus Cemevi Başkanı Hüseyin Çoban, ilçede uzun yıllardır bir cemevi eksikliği hissedildiğini belirterek, “<strong><em>Yıllardır bizim Almus’ta bir cemevimiz yoktu. En sonunda Allah’a çok şükür bu cemevine de kavuştuk. Cemevimizi yaptık, ibadetlerimizi gerçekleştirdik. Hepinizi candan kutluyor, hoş geldiniz diyorum</em></strong>” ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>“ALMUSTA BİR EŞİTSİZLİK ORTADAN KALKTI”</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Almus2.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Konuşmasında adalet ve eşitlik vurgusu yapan eski Avcılar Belediye Başkanı Turan Hançerli, doğduğu topraklarda bulunmaktan gurur duyduğunu belirterek, “<em><strong>Eşitliğin ve adaletin olmadığı yerde mutluluk olmaz. Ülkemizde inançlar konusunda eşitsizliklerle karşı karşıya kalan en önemli gruplardan biri de Aleviler. Ama bugün burada, Almus’ta bir eşitsizlik, bir adaletsizlik ortadan kalktı. Almus Belediye Başkanımız da herkese eşit davranıyor, kendisine teşekkür ediyorum. Bu adımın ülkemize örnek olmasını diliyorum</strong></em>” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>“SAĞCISI, SOLCUSUYLA TÜM CANLAR BURADA”</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Almus3.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Birlik ve beraberlik mesajı veren Almus Belediye Başkanı Bekir Özer, Anadolu topraklarının harcında yatan ortak değerlere dikkat çekti. Özer, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Biz Anadolu’ya geldiğimizde Hoca Ahmet Yesevi, Hacı Bektaş Veli, Hacı Bayram Veli, Hübyar Sultan ve Pir Sultan Abdal ile geldik. Bu toprakları imar ederken eğitime, medreselere önem verdik. Hz. Ali Efendimiz, ‘Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum’ demiştir. ‘Gelin canlar bir olalım’ dedik; işte sağcısıyla, solcusuyla, Alevisiyle, Sünnisiyle tüm canlar bugün burada. Biz Almus’ta bu birliği sağlamışız, Allah’a şükürler olsun.</em></strong>”</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hakka-yuruyusunun-60-yilinda-ape-aziz-dede-anildi-3241</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 14:05:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Hakk’a yürüyüşünün 60. yılında Ape Aziz Dede anıldı</h1>
                        <h2>Adıyaman’ın Yedioluk (Şahmir) Köyü’nde, Ağuiçen Ocağı pirlerinden Ap Aziz Dede’nin (Dede Aziz) Hakk’a yürüyüşünün 60. yıl dönümü dolayısıyla görkemli bir anma töreni düzenlendi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/hakka-yuruyusunun-60-yilinda-ap-aziz-dede-anildi-1780313049.webp">
                        <figcaption>Hakk’a yürüyüşünün 60. yılında Ape Aziz Dede anıldı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Ağuiçen Ocağı’nın ulu pirlerinden Seyyid Aziz Dede (Ape Aziz), Hakk’a yürüyüşünün 60. yıl dönümünde yüzlerce kişinin katıldığı anlamlı bir programla anıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dede Aziz Türbesi Koruma ve Güzelleştirme Derneği’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen törene binlerce kişi katıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Anma programına Adıyaman Valisi Abdullah Küçük, Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere, Adıyaman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Keleş, Dede Aziz Türbesi Koruma ve Güzelleştirme Derneği Başkanı Zeki Akdağ, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşları ve bölge halkı yoğun ilgi gösterdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V.) soyundan gelen Ehlibeyt’ten Büyük Veli Apaziz’in anıldığı etkinlikte, Alevi-Bektaşi geleneklerine uygun olarak dualar okundu, nefesler-deyişler söylendi, semahlar dönüldü ve lokmalar dağıtıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tören alanında kurulan semah meydanında, geleneksel kıyafetleriyle dedeler ritüeli icra ederken, çevredeki tepeler ve tarihi yapıların önünde toplanan kalabalık, büyük bir coşku ve sevgi içinde izledi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Etkinlikte, Dede Aziz’in manevi mirasına sahip çıkma ve birlik-beraberlik mesajları ön plana çıktı.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">“AZİZ DEDE’NİN GÖNÜL MİRASI YAŞATILMAYA DEVAM EDECEK”</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/APE1.png" style="height:450px; width:760px" /></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Programda konuşan Adıyaman Valisi Abdullah Küçük, Ap Aziz Dede’yi rahmet ve minnetle andıklarını belirterek, Adıyaman’ın yalnızca tarihi ve doğal güzellikleriyle değil, yetiştirdiği manevi şahsiyetlerle de öne çıkan bir şehir olduğunu söyledi. Aziz Dede gibi gönül insanlarının bu değerlerin yaşatılmasında önemli rol üstlendiğini belirten Vali Küçük, onların bıraktığı mirasın gelecek kuşaklara aktarılmasının büyük önem taşıdığını kaydetti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplumsal dayanışma ve kardeşliğin korunmasının önemine dikkat çeken Vali Abdullah Küçük, “<em><strong>Bu toprakların mayasında muhabbet, dayanışma ve insan sevgisi vardır. Aziz Dede gibi gönül erleri, bu değerleri kuşaktan kuşağa aktarmış ve toplumun her kesimine ulaştırmıştır</strong></em>” dedi.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sevgiye, kardeşliğe ve dayanışmaya sahip çıkıldığı sürece Aziz Dede’nin gönül mirasının yaşamaya devam edeceğini ifade eden Küçük, programın düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür etti. </span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">“BU MİRAS HEPİMİZİN SORUMLULUĞU”</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/APE2.png" style="height:450px; width:760px" /></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere ise Yedioluk’ta oluşan manevi atmosferin altını çizerek, “<em><strong>Ape Aziz ve bu toprakların tüm evliyaları, yolumuzu aydınlatan birer ışık. Onların sevgi, barış ve kardeşlik üzerine kurulu mirasını yaşatmak ve gelecek kuşaklara aktarmak hepimizin görevi,</strong></em>” ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">“BULUŞMA BİRLİĞİ PEKİŞTİRİYOR”</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/APE3.png" style="height:450px; width:760px" /></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Dede Aziz Türbesi Koruma ve Güzelleştirme Derneği Başkanı Zeki Akdağ da anma törenlerinin her geçen yıl daha geniş katılımla gerçekleştirildiğini belirterek, “<em><strong>Bu buluşma, halkımızın birlik ve beraberliğini pekiştiriyor. Sevgiyle başlayan bu yolculuğun tüm dünyaya barış ve umut getirmesini diliyoruz,</strong></em>” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yöresel ve ulusal katılımcıların yoğun ilgi gösterdiği anma programı, dualar ve lokma dağıtımıyla sona erdi.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turkmen-alevi-bektasi-vakfi-genel-baskani-ozdemirden-birlik-vurgusu-3240</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 28 May 2026 15:49:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı Genel Başkanı Özdemir’den birlik vurgusu</h1>
                        <h2>Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı Genel Başkanı Özdemir Özdemir, yayımladığı Kurban Bayramı mesajında birlik, beraberlik ve kardeşlik vurgusu yaptı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/turkmen-alevi-bektasi-vakfi-genel-baskani-ozdemirden-birlik-vurgusu-1779972828.webp">
                        <figcaption>Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı Genel Başkanı Özdemir’den birlik vurgusu</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Bayramların toplumsal dayanışmanın güçlendiği özel günler olduğuna dikkat çeken Özdemir, mesajında vatandaşların Kurban Bayramı’nı en içten dilekleriyle kutladığını ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplumsal huzur, barış ve dayanışma temennilerinde bulunan Özdemir, bayramların sevgi, paylaşma ve hoşgörü duygularını pekiştirmesi gerektiğini belirtti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı tarafından yayımlanan bayram mesajı, vatandaşlara sağlık, mutluluk ve esenlik dilekleriyle sona erdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Özdemir mesajının sonunda şu ifadeler yer aldı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Kurban Bayramınızı en içten dileklerimle kutlar, sağlık, mutluluk ve esenlikler dilerim.</strong></em>”</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozdemir-alevilikte-duskunluk-istismar-edilmesin-3239</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 28 May 2026 14:35:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Özdemir: Alevilikte “Düşkünlük” istismar edilmesin!</h1>
                        <h2></h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/ozdemir-alevilikte-duskunluk-istismar-edilmesin-1779968821.webp">
                        <figcaption>Özdemir: Alevilikte “Düşkünlük” istismar edilmesin!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA-</strong> Meltem TV’nin sosyal medya hesabından yapılan “<strong><em>Alevi dedeleri Kılıçdaroğlu’nu düşkün ilan etti</em></strong>” başlıklı paylaşım, Alevilik inancında “<strong><em>düşkünlük</em></strong>” kavramını yeniden gündeme getirdi.</p>

<p>Gazeteci Hasan Hüseyin Tekin’in iddiasına dayandırılan haber, Alevilik camiasında tepki çekti.</p>

<p>Konuyla ilgili detaylı bir açıklama yapan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Önceki Dönem Başkanı, yazar Ali Rıza Özdemir, iddianın Alevilik inancının temel kurallarına aykırı olduğunu belirtti.</p>

<p>Özdemir, “<em><strong>Edep ya Hû!</strong></em>” diyerek başladığı açıklamasında şu vurguları yaptı:</p>

<p>“<em><strong>Alevilikte düşkünlük, basit ve keyfi bir uygulama değildir. Her önüne gelen bir kişiyi düşkün ilan edemez. &nbsp;</strong></em></p>

<p><em><strong>Sadece ikrarlı olan ve her yıl görgüden geçen bir canı, yalnızca kendi ocağının dedeleri düşkün ilan edebilir. &nbsp;</strong></em></p>

<p><em><strong>Her suç düşkünlük gerektirmez; canını sıkan herkesi düşkün ilan etmek gibi bir lüks yoktur.</strong></em>”</p>

<p>Özdemir, Kılıçdaroğlu’nun mensubu olduğu Kureyşan Ocağı dedelerinin kısa süre önce yaptığı açıklamayı da hatırlattı.</p>

<p>Ocak dedeleri, Kemal Kılıçdaroğlu’nu “<strong><em>ocağın saygın bir mensubu</em></strong>” olarak deklare etmişti.</p>

<p>Ayrıca Özdemir, Aleviliğin ve Kılıçdaroğlu’nun kişisel inancının CHP’nin iç siyasetine ve gündelik polemiğe alet edilmemesi gerektiğini belirterek, “<em><strong>Bu tür tartışmalar üzerinden toplumsal fayda sağlamak mümkün değildir</strong></em>” dedi.</p>

<p><strong>Tam Metin (Orijinal Paylaşım):</strong></p>

<p><strong>EDEP YA HÛ!</strong></p>

<p>Yazmayım diyorum ama habire saçma sapan paylaşımlar önüme düşüyor. Konu Alevilikle ilgili olunca da, bilip yazmamak hayli rahatsız ediyor.Alevilikte düşkünlük basit bir uygulama değildir. Her önüne gelen bir diğerini düşkün ilan edemez.</p>

<p>Bir kişi ikrarlı ise, her yıl görgüden geçiyorsa ancak bağlı olduğu ocağın dedeleri o kişiyi düşkün edebilir.</p>

<p>Ayrıca her suç düşkünlüğü gerektirmez. Canını sıkan herkesi düşkün ilan etmek gibi bir lüks yoktur.</p>

<p>Düşkünlükle ilgili detaylar için bk.</p>

<p>Ali Rıza Özdemir yazdı: Alevilikte 'düşkün' kime denir?<br />
<a href="https://t.co/2d0r76vr80">https://t.co/2d0r76vr80</a></p>

<p>Bu bağlamda Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nu, ikrarlı ise ve düşkünlük gerektirecek bir suç işlemişse sadece kendi ocak dedeleri düşkün ilan edebilir. Herhangi bir Alevi dedesi kendi ocağına bağlı olmayan başka birini düşkün ilan edemez.</p>

<p>Bundan kısa bir süre önce Kılıçdaroğlu'nun mensup olduğu Kureyşan Ocağı dedeleri, Kılıçdaroğlu'nun ocağın saygın bir mensubu olduğunu deklare ettiler.</p>

<p>Açıklamanın tam metni için bk.<br />
Seyyid Hacı Kureyş Dergahı’ndan Sağduyu Açıklaması<br />
<a href="https://t.co/DV8Zp2zSLf">https://t.co/DV8Zp2zSLf</a></p>

<p>Kılıçdaroğlu'nun Aleviliği ve Alevilik, CHP'nin iç meselelerinin ve siyasetin bir konusu değildir, olmamalıdır. Siyaset de Aleviliğin hele ki inanç alanının bir konusu değildir. Bu türden tartışmalar üzerinden toplumsal fayları büyütmenin bir anlamı da yoktur.</p>

<p>Zaten Kılıçdaroğlu da Aleviliğini ifade etmekle birlikte Alevileri ve Aleviliği temsil noktasında bir iddia sahibi olmamıştır.</p>

<p>O nedenle, her bakımdan bu saçma sapan konuşmalara son vermek gerekir. CHP'nin iç meselelerini ve gündelik siyaseti inanç alanının dışında konuşmak herkesin üzerine düşen ortak bir ödevdir.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-aktas-yazdi-alevi-inancinin-gelecegi-uzerine-3238</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 26 May 2026 00:52:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ali Aktaş yazdı: Alevi inancının geleceği üzerine</h1>
                        <h2>Alevi-Bektaşi inancının geleceğine dair akademik çevrede süren tartışmalara Sosyolog Ali Aktaş da makalesi ile katıldı. Aktaş'ın haber sitemiz için kaleme aldığı makalesini okurlarımıza sunuyoruz.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/ali-aktas-yazdi-alevi-inancinin-gelecegi-uzerine-bir-model-onerisi-1779746553.webp">
                        <figcaption>Ali Aktaş yazdı: Alevi inancının geleceği üzerine</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Günümüzde <em><strong>Alevilik</strong></em> ve <em><strong>Alevilere</strong></em> hatta <em><strong>inancın kutsallarına</strong></em> yönelik olarak; <em><strong>geçmişi ile hatta kendisinin dahi ne olduğu konusunda kendi içinde uzlaşamayan, bütün değerlerini değersizleştiren, toplum nezlinde geçerliliğini yitiren, hükmünü kaybeden, işe yaramayan veya değerini düşüren bir yapı ile karşı karşıyayız</strong></em>. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Tutarsızlık açısından önceki gün söylediğini dün, dün söylediğini bugün “<strong><em>geçersiz</em></strong>” ilan eden bir zihniyet, ne “<strong><em>geleneksel kendine özgü bir gelecek</em></strong>”, ne de “<strong><em>kendi dinamikleriyle işleyen bir yapı</em></strong>” kurulabilir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kısaca ezelden ebede, kadimden postmoderniteye kadar <em>Alevilik</em> ve <em>Alevlerle</em> ilgili her şeyi darmadağın ederek; akıl tutulması yaşatan, belleklerin dumura uğratan; etnisiteden, toplumsal ve tarihsel olgulara, ekonomik alanda, dilde, özet olarak kolektif bilinçte ve bellekte giderek daha fazla ayrışan/ayrıştırılan Aleviler, bugün; ciddi ciddi “<em><strong>Alevilerin ve Aleviliğin geleceğini</strong></em>” tartışmaktadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Üstelik tartışırken bile; kolektif bellekte ve bilinçte yeni, derin fay hatları açmaktadırlar. “<em><strong>Hacı</strong></em>” mıydı “<em><strong>Hace</strong></em>” miydi, “<em><strong>Türk</strong></em>” müydü “<em><strong>Kürt</strong></em>” müydü, “<em><strong>Özgün</strong></em>” müydü “<em><strong>Değil</strong></em>” miydi, “<em><strong>Din</strong></em>” miydi “<em><strong>Mezhep</strong></em>” miydi, “<em><strong>Kültür</strong></em>” müydü “<em><strong>Dünya Görüşü</strong></em>” müydü, “<em><strong>Şii</strong></em>” miydi “<em><strong>Zerdüşt</strong></em>” müydü.. umudumuz bu durumu ve düğümü çözecek <em><strong>Alevi Bektaşi Ansiklopedileri </strong></em>çözecek, ancak her görüşün kendine özgü <em>ansiklopedileri</em> ve <em>ansiklopedistleri</em> (<em>yazarları</em>) var.</span><a class="sdfootnoteanc" href="#sdfootnote1sym" name="sdfootnote1anc"><span style="color:#000000">1</span></a></p>

<p><span style="color:#000000">Son dönemde sanal ortamda <em><strong>Alevilik</strong></em> ve <em><strong>Alevilere</strong></em> hatta <em><strong>inancın kutsallarına</strong></em> yönelik olarak düzeysiz yorumlara, seviyesiz söz sarf etmelere ve yayınlanan yazıların altına düşülen anlamsız notlarla sık sık karşılaşılmaktadır. Bu açıdan baktığımızda karşımızdaki bu durumu tam bir kaos olarak tanımlamak ve yorumlamak olanaklıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Birbirine üstün gelmeye çalışmanın dışında günümüzde, <em>Alevilik</em> ve <em>Alevilere</em> hatta <em>inancın kutsallarına</em> yönelik düşünsel katkılarıyla tartışmayı daha anlamlı ve verimli bir zemine çekmeye çalışanlara büyük görevler düşmektedir. Bundan dolayı <em><strong>Alevilik</strong></em> <em><strong>ve Alevilere hatta inancın kutsallarına yönelik olarak</strong></em> hâlâ düşünmek, tartışmak, üretmek ve ortak akıl geliştirmek adına önemli bir birikim olan <em><strong>kıt insan kaynaklarının</strong></em> <em><strong>doğru kullanımı ilk çıkış noktası olmalıdır. </strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu alanda tartışmayı sürdürmek ve katkı sunmak için de, <em><strong>Alevilik</strong></em> <em><strong>ve</strong></em> <em><strong>Alevilerin</strong></em> <em><strong>geleceğine</strong></em> <em><strong>dair</strong></em> temel ilkeler belirlemek gerekmektedir. Temel ilkeleri belirlerken “<strong><em>ezbere konuşmayı sonlandırmak</em></strong>”, “<strong><em>düşünsel üretim yerine slogan tekrarlarına son vermek</em></strong>” ve “<strong><em>yapılanları/yapılacakları</em> <em>bir yerlere (yeniden) gelme hesabı</em></strong>” olarak görmemek gerekmektedir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Tüm bunlar yapılırken kişisel pozisyonlar değil, Alevi hareketinin geleceğine dair tarihsel sorumluluk duygusu temel belirleyici olmalıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu süreçte<em><strong> Alevilik</strong></em> <em><strong>ve</strong></em> <em><strong>Alevilerin</strong></em> <em><strong>geleceğine</strong></em> <em><strong>dair</strong></em> düşünsel yönelimler, dijital süreçler, algoritma ve yapay zekâ gibi araçlar kullanarak perspektif oluşturma çabaları yeni dönemin belirleyici yüzünü oluşturacaktır. Daha önceki birikimler -<em>geçmişteki sempozyum, çalıştay, kurultay, toplantı, panel ve söyleşiler</em>- yeniden raporlanarak <em><strong>Alevilik</strong></em> <em><strong>ve</strong></em> <em><strong>Alevilerin</strong></em> </span><em><span style="color:#000000">Güçlü Yönleri</span><a class="sdfootnoteanc" href="#sdfootnote2sym" name="sdfootnote2anc"><span style="color:#000000">2</span></a></em><span style="color:#000000">, </span><em><span style="color:#000000">Zayıf Yönleri</span><a class="sdfootnoteanc" href="#sdfootnote3sym" name="sdfootnote3anc"><span style="color:#000000">3</span></a></em><span style="color:#000000">, </span><em><span style="color:#000000">Fırsatları</span><a class="sdfootnoteanc" href="#sdfootnote4sym" name="sdfootnote4anc"><span style="color:#000000">4</span></a></em><span style="color:#000000">, </span><em><span style="color:#000000">Tehditleri</span><a class="sdfootnoteanc" href="#sdfootnote5sym" name="sdfootnote5anc"><span style="color:#000000">5</span></a></em><span style="color:#000000"> analiz edilerek değerlendirmeli ve stratejik hedefler belirleyerek bir planlama yapılmalıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu analizin kısa adı da <strong>SWOT </strong><em><strong>Analizi</strong></em>dir. Böylece Stratejik kararlar almadan önce güçlü yönleri fırsatlarla eşleştirmek, zayıf yönleri iyileştirmek ve olası tehditlere karşı önlem alabilmek için dört temel soruyu yanıtlamak gerekmektedir: </span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">“<em>Hangi konularda/alanlarda diğer inanışlardan daha iyi/farklı? Bu konudaki kaynakları neler?</em>” <strong>[Güçlü Yönler/İçsel]</strong></span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">“<em>Hangi alanlarda eksikler var? Neler geliştirilmelidir?</em>” <strong>[Zayıf Yönler/İçsel]</strong></span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">“<em>Bu alanda henüz tam değerlendirilmeyen ne tür boşluklar var? Alevilik ve Aleviler içerisinde belirli bir süre boyunca yaygınlaşan, yoğun ilgi gören eğilimler, moda akımları veya kolektif davranış biçimlerden hangileri fayda sağlayabilir?</em>” <strong>[Fırsatlar/Dışsal]</strong></span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">“Diğer inançlar ne yapıyor? İnanç alanındaki ekonomik, teknolojik veya yasal riskler neler?”<strong> [Tehditler/Dışsal]</strong></span></p>
	</li>
</ul>

<p><span style="color:#000000">Kısaca <em><strong>geçici veya kalıcı eğilimlerin</strong></em> yaşam tarzı gibi alanlarda ortak akılla üretilenlerin daha uzun vadeli popülerliğinin sağlanması/geçerli olması sağlanacak; <em><strong>toplumsal yaygınlık açısından</strong></em> <em>Alevilik</em> <em>ve</em> <em>Alevilerin</em> benzer şeyleri tercih etmesiyle, benzer biçimde davranması gerçekleşecek; <em><strong>sosyal medya ve dijital dünya</strong></em><strong>da </strong>-<em>TikTok, Instagram veya X (Twitter) gibi platformlarda</em>- içeriklerin, etiketlerin (#hashtags) veya konuların yüksek etkileşim alması (Trend Topic-TT) ve Aleviliğin gündemde kalması sağlanacaktır. Böylece inançsal yönelim açısından, bütünleşme ve birlikte hareket etme eğilimin arttığı bir dönemsel süreç de yaşanabilecektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><em>Alevilik</em> <em>ve</em> <em>Alevileri</em> açısından olan biteni tüm yönleriyle eksiksiz ve anlaşılır bir biçimde ortaya koymak için yanıtlanması gereken diğer sorular: </span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Alevilik nedir?</strong></em>”, (Ne)</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Aleviler nerede yaşamaktadır?</strong></em>”, (Nerede) </span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Alevilik ve Aleviler ne zamandır var?</strong></em>”, (Ne zaman)</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Alevilik ve Alevilerle ilgili olaylar nasıl gelişti/gerçekleşti?</strong></em>”, (Nasıl)</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Alevilik ve Aleviler için yapılanlar neden/niçin yapıldı ve bunlar neden yaşandı?</strong></em>”, (Neden/Niçin)</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Alevilik ve Aleviler için kim ne yaptı veya Alevilik ve Aleviler bundan nasıl etkilendi?</strong></em>” (Kim)</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu soruları yanıtlamak üzere kullanılan <strong>5N1K yöntemi</strong>, karmaşık konuları basitleştirmek, eksik bilgileri tespit etmek ve detaylı bir araştırma yapmak için ideal bir tekniktir. Ancak unutulmaması gereken geleceğe dair bu arayışların yalnız bugün başlatıldığını düşünmek; dün yapılanları tümden yok saymak olacağı gibi, toplumsal belleği de yok saymak anlamı içerecek bu tür çıkışların yarar yerine zarar vereceğini görmezden gelmek olacaktır. Bu yöntemi de kullanırken <strong>SWOT</strong> <strong>analizi</strong> yapılırken kullanılan daha önceki birikimlerle -<em>geçmişteki sempozyum, çalıştay, kurultay, toplantı, panel ve söyleşilerle</em>- biçimlenen ve kamuoyuna mal olan bilgiler göz ardı edilmemeli, ancak kullanılacak veriler <em><strong>karşılaştırmalı analitik/çözümlemeci yaklaşımla</strong></em> ele alınmalıdır. Gerekirse belli bir algoritma ve yapay zekâ gibi araçlar kullanarak bu çalışmalar daha kısa sürede ve daha az zaman harcanarak gerçekleştirilmelidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bunun için öncelikle <em><strong>Veri Yönetim Platformu</strong></em> oluşturulmalı, kullanıcı verilerini toplayan, sınıflandıran ve doğru kişiye doğru bilgilerin ulaşmasını sağlayan veri merkezinin temeli atılmalıdır. Manuel formlar, e-postalar ve Alevilik üzerine olan konuların seçimlerinde kişisel tercihler yerine her şey yazılımlarla otomatik halledilebilecek duruma gelecektir. Bu süreç tek bir yazılımla değil, birbiriyle entegre çalışan platformlar -<em>Alevi internet siteleri</em>- üzerinden yürütülerek, hedef kitle seçimi doğru yapılarak, kullanıcıların demografik özelliklerini, ilgi alanlarını ve konumunu anlık olarak analiz ederek; bir kullanıcının web sitesine veya mobil uygulamaya girdiği anda saliseler/milisaniyeler içinde gerçekleşen adımlarla ona ulaşılabilmeyi hedeflemelidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Gerektiğinde veriler kitlesel değil; tamamen kişilerin anlık ilgi alanlarına, kullandığı cihazlara ve davranışlarına göre kişiselleştirilebilmelidir. Anlık izlenen performanslar içinde düşük olan görseller, bilgiler anında değiştirilebilir. Bu uygulamalar yalnızca web sitelerinde değil; mobil uygulamalarda, videolarda, dijital açık hava panolarında (DOOH) ve akıllı TV'lerde (Connected TV) aynı anda yayınlanabilmelidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>5N1K yöntemi </strong>ve<strong> SWOT analizi </strong>ile elde edilen veriler, farklı kesimlerden bir araya gelen akademisyenler, yazarlar, inanç önderleri ve kurum temsilcileriyle <em><strong>ortak akıl </strong></em>üretilmedir. Böylece dile getirilen düşünsel sonuçlar, kişisel heveslerin değil; uzun yıllara dayanan kolektif bir birikimin sonucu olacaktır. Uzlaşma sağlaması sürecinde bilgi ve tecrübelerini birleştirmesiyle ortaya çıkan en doğru ve kapsayıcı karar süreci içeren -<em>bireysel egoların geri planda bırakıldığı, uzlaşmayı ve ortak bir sinerji yaratmayı hedefleyen</em>- bu yapının ortaya koyduğu bu çalışmalar; “<strong><em>tek bir kişinin göremeyeceği detayların, geniş bir bakış açısıyla değerlendirilmesini sağlayarak karar alma süreçlerinde yapılan bireysel hataları minimize eder</em></strong>” ve “<strong><em>alınan kararların veya uygulanan politikaların, sürece dahil olan topluluklar tarafından daha kolay benimsenmesinde etkili olur</em></strong>”.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilik ve Alevilerin bir tezi, yürüttükleri programları, ortaya koydukları gelecek perspektifi ve kendi iç muhasebesini yapma konusunda bir yetkinliğe ve yeterliliğe ulaşması gerekir. Düşünsel üretim yerine slogan kolaycılığı, yalnızca eleştirme ve suçlamaya yönelik çıkışlar; <em>Alevilik</em> ve <em>Alevilerin</em> itibarını yitirmesine, genç kuşaklarla duygusal bağ zayıflamasına yol açmaktadır.</span></p>

<div>
<p style="margin-left:19px"><a class="sdfootnotesym" href="#sdfootnote1anc" name="sdfootnote1sym"><span style="color:#000000">1</span></a><span style="color:#000000"> İsmail Engin, “<em>böyle bir şey mümkün olabilir mi?</em>”, 17 Mayıs 2026 Pazar, https://ismail-engin.blogspot.com/2026/05/ismail-engin-boyle-bir-sey-mumkun.html?fbclid=IwY2xjawR3pq5leHRuA2FlbQIxMABicmlkETFlN3BMdjk0czRvZkphajI0c3J0YwZhcHBfaWQQMjIyMDM5MTc4ODIwMDg5MgABHqm1gXNW3SnovHzSp0_hX-FSxWgt7MIyG88_3ImowsMEXKTCJIyHZrFQrMr6_aem_285HQQjInNwBXIpDN3DRvg</span></p>
</div>

<div>
<p style="margin-left:19px"><a class="sdfootnotesym" href="#sdfootnote2anc" name="sdfootnote2sym"><span style="color:#000000">2</span></a><span style="color:#000000"> <strong>S</strong>trengths (Diğer inanışlara kıyasla avantaj sağlayan içsel özellikleri)</span></p>
</div>

<div>
<p style="margin-left:19px"><a class="sdfootnotesym" href="#sdfootnote3anc" name="sdfootnote3sym"><span style="color:#000000">3</span></a><span style="color:#000000"> <strong>W</strong>eaknesses (Diğer inanışlara kıyasla geliştirilmesi gereken, dezavantaj yaratan içsel eksiklikleri)</span></p>
</div>

<div>
<p style="margin-left:19px"><a class="sdfootnotesym" href="#sdfootnote4anc" name="sdfootnote4sym"><span style="color:#000000">4</span></a><span style="color:#000000"> <strong>O</strong>pportunities (Diğer inanışlara kıyasla değerlendirilebilecek dışsal avantajları)</span></p>
</div>

<div>
<p style="margin-left:19px"><a class="sdfootnotesym" href="#sdfootnote5anc" name="sdfootnote5sym"><span style="color:#000000">5</span></a><span style="color:#000000"> <strong>T</strong>hreats (Diğer inanışlara kıyasla başarıyı riske atabilecek dış faktörler ve engelleri)</span></p>
</div>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-guc-birligi-platformu-canim-hakka-kurban-olsun-3237</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 26 May 2026 00:40:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu: Canım Hakk’a kurban olsun</h1>
                        <h2>Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu, Kurban Bayramı vesilesiyle bayram mesajı yayınladı. “Canım Hakk’a kurban olsun” temasıyla tüm insanlığa barış, huzur ve muhabbet dileklerinin iletildiği açıklamada, "Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu olarak; bu mübarek Kurban Bayramı vesilesiyle tüm insanlığa adalet, rızalık, birliğe ve sevgiye davet ediyoruz." ifadeleri kullanıldı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/alevi-bektasi-guc-birligi-platformu-canim-hakka-kurban-olsun-1779745768.webp">
                        <figcaption>Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu: Canım Hakk’a kurban olsun</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA-</strong> Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu, Kurban Bayramı vesilesiyle yayımladığı basın açıklamasında, kurban ibadetinin anlamı, adalet, birlik ve kardeşlik vurgusu yaptı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Platform, “<em><strong>Canım Hakk’a kurban olsun</strong></em>” temasıyla tüm insanlığa barış, huzur ve muhabbet dileklerini iletti.Platformun açıklamasında, Kuran-ı Kerim’deki “<strong><em>Biz, her ümmete rızık olarak verdiğimiz hayvanlar üzerine Allah’ın adını ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık</em></strong>” ayetine atıf yapıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi inancında kurbanın, “<em><strong>ibadet, salt bir şekilden ibaret olmayıp, derin bir irfani derinliğe</strong></em>” dayandığı belirtildi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Açıklamada şu ifadelere yer verildi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Kurbanı gönderir delil / Cebrail önünce gelir / Ben senden cömerdim Halil / Kaldır İsmail’i dedi!</em></strong>” (Şah Hatâyî)</span></p>

<p><span style="color:#000000">Platform, kurban ibadetini iki büyük hakikat bağlamında ele aldı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bütün canlıların rızkı ve kesilen kurbanın helal ve temiz olması, Canlıların hakkının gözetilmesi, adalet ve eşitlik.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Elimde yok kantar ile terazi, herkes oldu mu hakkına razı?</strong></em>” sorusuyla, toplumda adalet ve eşitlik çağrısı yapıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi irfanının, “<strong><em>kamusal olanı ile toplumun her ferdine eşit şekilde</em></strong>” yaklaştığı ifade edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Açıklama şöyle devam etti:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu olarak; bu mübarek Kurban Bayramı vesilesiyle tüm insanlığa adalet, rızalık, birliğe ve sevgiye davet ediyoruz. Tiğlanan kurbanların, Hakk için dağıtılan lokmaların, kabir başında okunan duaların Hak katında kabul ve makbul olmasını niyaz ediyoruz. Bu bayramın ülkemize, İslam alemine ve tüm insanlığa kalıcı barış, huzur ve muhabbet getirmesini diliyoruz.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tam Metin (Basın Açıklaması):</span></p>

<p><span style="color:#000000">ALEVİ-BEKTAŞİ GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU</span></p>

<p><span style="color:#000000">Basın açıklaması: 4</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Canım Hakk’a kurban olsun”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Değerli Basın Mensupları,</span></p>

<p><span style="color:#000000">Değerli Canlar; &nbsp;Yüce Kitabımız Kur’ân-ı Kerim’de, Hac Suresi’nin 34. ayetinde buyurulduğu üzere: “Biz, her ümmete rızık olarak verdiğimiz hayvanlar üzerine Allah’ın adını ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık. İlahınız tek bir ilah’tır. O’na teslim olun.” Bu ilahi kelamın ışığında kurban; Hakka yakınlaşmanın, O’nun rızasında fani olmanın ve teslimiyetin en somut tezahürüdür. Alevi-Bektaşi inanç dünyasında kurban ibadeti, salt bir şekilden ibaret olmayıp, derin bir irfani derinliğe, Hz. İbrahim ile oğlu Hz. İsmail arasındaki o muazzam sadakat ve fedakârlık kıssasına dayanır. &nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Kurbanı gönderir delil / Cebrail önünce gelir / Ben senden cömerdim Halil / Kaldır İsmail’i dedi!” — Şah Hatâyî</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bizim inanç iklimimizde kurban, iki büyük hakikat kapısından süzülerek topluma ulaşır: Bunlardan ilki, Kurban Bayramı’nda eziyet edilmeden, incitilmeden dualarla ve tekbirlerle tiğlanan (kesilen) sağlam ve kusursuz kanlı kurbanlardır. İkincisi ise canlarımızın kendi rızalarıyla meydanımıza getirdiği, lokmayı hizmeti gören canlarımızın eliyle eşitsiz pay edilen her türlü gıda maddesinden oluşan “lokma” yani kansız kurbanlardır. Hayatımız her deminde var olan kurban ve lokma, toplumsal birliğimizin ve kardeşliğimizin harçlarından biridir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem meydanında lokmalar pay edilirken söylenen, “Elimde yok kantar ile terazi, herkes oldu mu hakkına razı?” avazı, Alevi-Bektaşi irfanının hakikati koruyan, kamusal olanı rızalık esasına dayanan en önemli göstergesidir. Bu nizam, hak sahiplerinin hakkını koruyan, kamusal olanı ile toplumun her ferdine eşit şekilde üleştiren Şah-ı Merdan Hz. Ali’nin Beyt-ul Mal (kamu hazinesi) uygulamalarının asırlardır süregelen asli bir yansımasıdır. Bizler, kişilik kançanağın emeğe bırakıldığı, toplumsal ve kurumsal imkânların ise adilane paylaşıldığı bir dünya ahlakını bu meydanda yaşatıyoruz. &nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Erenter lokması nurdur / Lokmaya elini sundur / Pir Sultan’ım doğru yoldur / Ali’m kendi yolu ile” — Pir Sultan Abdal</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu olarak; bu mübarek Kurban Bayramı vesilesiyle tüm insanlığa adalet, rızalık, birliğe ve sevgiye davet ediyoruz. Tiğlanan kurbanların, Hakk için dağıtılan lokmaların, kabir başında okunan duaların Hak katında kabul ve makbul olmasını niyaz ediyoruz. Bu bayramın ülkemize, İslam alemine ve tüm insanlığa kalıcı barış, huzur ve muhabbet getirmesini diliyoruz; tüm canlarımızın bayramını en kalbi duygularımızla tebrik ediyoruz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Aşk-ı niyazlarımızla. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu<br />
26 Mayıs 2026</span></p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Kurbans.JPG" style="height:800px; width:563px" /></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kocaeli-buyuksehir-imam-zeynel-abidin-cemevini-cem-vakfina-devretti-3236</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 23 May 2026 18:18:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Kocaeli Büyükşehir, İmam Zeynel Abidin Cemevi’ni Cem Vakfı’na devretti</h1>
                        <h2>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından Derince’de inşa edilen 5 katlı İmam Zeynel Abidin Cemevi, düzenlenen protokolle Cem Vakfı’na devredildi. Gerçekleştirilen devirle birlikte Alevi-Bektaşi toplumunun inançsal ve kültürel ihtiyaçlarına katkı sunacak önemli bir hizmet daha resmiyet kazandı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/kocaeli-buyuksehir-imam-zeynel-abidin-cemevini-cem-vakfina-devretti-1779549991.webp">
                        <figcaption>Kocaeli Büyükşehir, İmam Zeynel Abidin Cemevi’ni Cem Vakfı’na devretti</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ile Cem Vakfı arasında gerçekleştirilen protokol töreninde imzalar, Büyükşehir Bele</span><span style="color:#000000">diyesi Genel Sekreteri Dr. Hayri Baraçlı ile Cem Vakfı Genel Başkanı Ahmet Rasim Tükek tarafından atıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Protokol kapsamında Büyükşehir tarafından yapımı tamamlanan İmam Zeynel Abidin Cemevi resmen Cem Vakfı’na devredildi.</span></p>

<p><a href="https://bugunkocaelicomtr.teimg.com/bugunkocaeli-com-tr/uploads/2026/05/derincedeki-cemevi-cem-vakfina-devredildi-2.jpg" title="Derince’deki Cemevi, Cem Vakfı’na Devredildi (2)"><span style="color:#000000"><img alt="Derince’deki Cemevi, Cem Vakfı’na Devredildi (2)" src="https://bugunkocaelicomtr.teimg.com/bugunkocaeli-com-tr/uploads/2026/05/derincedeki-cemevi-cem-vakfina-devredildi-2.jpg" style="height:405px; width:720px" /></span></a></p>

<p><strong><span style="color:#000000">“TAHİR BÜYÜKAKIN’IN DESTEĞİ KIYMETLİ”</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Cem Vakfı Genel Başkanı Ahmet Rasim Tükek, yapılan hizmetin Alevi-Bektaşi inanç dünyası açısından önemli bir kazanım olduğunu belirterek, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Tükek, Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’ın sürece verdiği desteğin son derece kıymetli olduğunu ifade etti.</span></p>

<p><a href="https://bugunkocaelicomtr.teimg.com/bugunkocaeli-com-tr/uploads/2026/05/derincedeki-cemevi-cem-vakfina-devredildi.jpg" title="Derince’deki Cemevi, Cem Vakfı’na Devredildi"><span style="color:#000000"><img alt="Derince’deki Cemevi, Cem Vakfı’na Devredildi" src="https://bugunkocaelicomtr.teimg.com/bugunkocaeli-com-tr/uploads/2026/05/derincedeki-cemevi-cem-vakfina-devredildi.jpg" style="height:405px; width:720px" /></span></a></p>

<p><strong><span style="color:#000000">“TOPLUMSAL DAYANIŞMAYA KATKI SUNACAK”</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Tükek açıklamasında, “<em><strong>Gerçekleştirilen bu anlamlı adım; Alevi-Bektaşi inanç dünyasının birlik, kardeşlik ve toplumsal dayanışma anlayışına önemli bir katkı sunarken, Cem Vakfı’nın inanç hizmetleri alanındaki çalışmalarına da güçlü bir destek olmuştur</strong></em>” ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yeni hizmetin toplumun inançsal ve kültürel ihtiyaçlarına cevap vereceğini belirten Tükek, birlik, beraberlik, sevgi, hoşgörü ve rızalık anlayışının güçlenmesine vesile olmasını temenni etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/derince-imam-zeynel-abidin-cemevi%20(1).jpg" style="height:467px; width:800px" /></span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">“ALEVİ-BEKTAŞİ TOPLUMUNA HAYIRLI OLSUN”</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Dr. Hayri Baraçlı da kültürel ve dini merkez olarak hizmet verecek Cemevi’nin Alevi-Bektaşi toplumuna hayırlı olmasını diledi.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/seyyid-haci-kureys-dergahindan-sagduyu-cagrisi-3235</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 23 May 2026 17:42:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Seyyid Hacı Kureyş Dergahı’ndan sağduyu çağrısı</h1>
                        <h2>Seyyid Hacı Kureyş Dergahı, son günlerde sosyal medya platformlarında CHP  Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu üzerinden Alevi-Bektaşi inanç değerlerine ve köklü geleneklerine yönelik “organize ve çirkin” bir saldırı yürütüldüğünü belirten bir kamuoyu açıklaması yayımladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/seyyid-haci-kureys-dergahindan-sagduyu-cagrisi-1779548308.webp">
                        <figcaption>Seyyid Hacı Kureyş Dergahı’ndan sağduyu çağrısı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Seyyid Hacı Kureyş Dergahı tarafından kamuoyu ile paylaşılan açıklamada, kutsal değerlerin ve manevi önderlerin kısır siyasi ikballere alet edilmek istendiği vurgulanarak saldırılar şiddetle kınandı ve sağduyu çağrısı yapıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><em>“Kureyşan Ocağı Güncel Siyasetin Üstündedir”</em></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Açıklamada, Kemal Kılıçdaroğlu’nun 12. yüzyıldan bu yana Anadolu irfanının kökleşmesinde tarihi bir rol oynayan Kureyşan Ocağı’nın saygın bir evladı ve mensubu olduğu hatırlatıldı. Demokrasi gereği ocak mensuplarının her türlü siyasi kulvarda yer alabileceği belirtilirken, ocağın manevi kimliğinin günlük siyasetin ve parti aidiyetlerinin üzerinde olduğu ifade edildi. Kureyşan Ocağı’nın Ehl-i Beyt’e uzanan nurani silsilesinin devlet arşivlerindeki Nakibüleşraf kayıtları ve kadim şecerelerle somut olarak belgelendiği aktarıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>“Erenler Meclisine Havale Ediyoruz”</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000">Dergah yönetiminin açıklamasında, Kureyşan Ocağı’nın tarih boyunca hiçbir siyasi partinin ya da ideolojik kamplaşmanın arka bahçesi olmadığına dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Manevi önderlerimizi ve inanç merkezlerimizi kendi kısır siyasi ikballerine alet etmek isteyenleri, sosyal medya üzerinden pervasızca inancımıza saldıranları şiddetle protesto ediyor ve kınıyoruz. Yolumuza, erkanımıza ve ocağımıza dil uzatan asılsız, cahilane ve de gönül kırıcı iddialarda bulunanları ulu divana ve de erenler meclisine havale ediyoruz.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte, kamuoyu duyurusunun tam metni:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KAMUOYUNA DUYURU</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Son günlerde sosyal medya mecraları üzerinden, Alevi-Bektaşi inancının ve tarihsel hafızamızın en önemli mihenk taşlarından biri olan Kureyşan Ocağı evladı ve mensubu Sayın Kemal Kılıçdaroğlu üzerinden sosyal medya da inanç değerlerimize ve köklü geleneklerimize yönelik organize ve çirkin bir saldırı yürütüldüğünü esefle müşahede etmekteyiz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kureyşan Ocağı; 12. yüzyıldan itibaren Horasan’dan süzülüp gelerek Anadolu topraklarını yurt edinmiş, bu coğrafyanın mayasını oluşturan “Anadolu irfanının” kökleşmesinde önemli bir rol oynamıştır. Ocağımız; nübüvvet makamının sahibi Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V.) Efendimizin kızı, kainatın kadınlarının seyyidesi Hz. Fatma Anamız ile velayet makamının şahı, ilmin kapısı Hz. Ali Efendimizin kutsal soyundan (Ehl-i Beyt) gelen ve asırlardır bu mukaddes yolu tavizsiz süren şerefli bir silsilenin adıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu irfan meşalesi, today yüz binlerce mensubuyla Gaziantep’ten Adıyaman’a, Tunceli’den Muş’a, Erzincan’dan Elazığ’a, Konya’dan Afyon’a kadar Anadolu’nun dört bir yanını sarmış, bu toprakların dirlik ve birliğinin teminatı olmuştur. Kureyşan Ocağı’nın bu köklü varlığı ve Ehli-i Beyt’e uzanan nurani silsilesi, devlet arşivlerinde yer alan Nakibüleşraf kayıtları, tarihi vesikalar ve ocağımızın elinde bulunan kadim şecerelerle de açıkça belgelenmiş somut bir hakikattir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kureyşan Ocağı, İslam’ın özünü, adaletini ve ahlakını sevgi potasında eriten, insanı merkeze alan bir irfan mektebidir. Ocağımız, hiçbir siyasi partinin, güncel polemiğin ya da ideolojik kamplaşmanın arka bahçesi olmamıştır, tarih boyunca da bu tür sığ alanlara hapsedilemeyecek kadar büyük bir misyon taşımıştır. Bizler, Anadolu irfanının, hoşgörünün ve Alevi-Bektaşi yolunun yılmaz bekçileriyiz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, ocağımızın saygın bir mensubudur. Demokrasinin bir gereği olarak, ocağımıza mensup her bir birey farklı siyasi partilerde, farklı kulvarlarda siyaset yapma hakkına tam bir hürriyetle sahiptir. Ancak ocağımızın manevi ve kutsal kimliği, her türlü günlük siyasetin, parti aidiyetinin ve kişilerin üstündedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Manevi önderlerimizi ve inanç merkezlerimizi kendi kısır siyasi ikballerine alet etmek isteyenleri, sosyal medya üzerinden pervasızca inancımıza saldıranları şiddetle protesto ediyor ve kınıyoruz. Yolumuza, erkanımıza ve ocağımıza dil uzatan asılsız, cahilane ve de gönül kırıcı iddialarda bulunanları ulu divana ve de erenler meclisine havale ediyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hakk-Muhammed-Ali sevgisiyle ve hürmetlerimizle.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>SEYYİD HACI KUREYŞ DERGAHI</strong></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-kuruluslarindan-inancin-siyasete-alet-edilmesine-tepki-3234</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 23 May 2026 16:20:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Alevi kuruluşlarından inancın siyasete alet edilmesine tepki</h1>
                        <h2>Çok sayıda Alevi kuruluşu ortak bir açıklama yaparak CHP içindeki tartışmalarda bazı Alevi kuruluşlarının taraf olmasını kınadı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/alevi-kuruluslarindan-inancin-siyasete-alet-edilmesine-tepki-1779543257.webp">
                        <figcaption>Alevi kuruluşlarından inancın siyasete alet edilmesine tepki</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p style="text-align:left"><span style="color:#000000">Aralarında Anadolu Abdallar Cemevi Federasyonu, Anadolu Vakıflar Federasyonu, Afyonkarahisar Hacı Bektaş-ı Veli Kültür Dernekleri Federasyonu, Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu, Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu, Alevi Yol ve Erkan Derneği’nin yer aldığı Alevi kuruluşları Cumhuriyet Halk Partisi içerisinde süregiden iç tartışmalarda bazı Alevi kuruluşlarının taraf olarak açıklama yapmasını kınadı.</span></p>

<p style="text-align:left"><span style="color:#000000">“<strong><em>Bir siyasi partinin iç çekişmelerinde Alevi-Bektaşi kimliğinin ve bazı Alevi örgütlerinin taraf olarak sahaya sürülmesini büyük bir endişe ve üzüntüyle takip etmekteyiz</em></strong>” ifadelerinin yer aldığı ortak açıklamada, inanç olarak Alevilik-Bektaşiliğin hiçbir siyasi partinin arka bahçesi ya da taraftarı olamayacağı vurgulandı.</span></p>

<p style="text-align:left"><span style="color:#000000">Alevi kuruluşların siyasi partilerin iç işlerine müdahale derecesinde karışmalarının “<strong><em>hem Alevilere hem laiklik ilkesine hem de toplumsal barışımıza açıkça zarar vermektedir</em></strong>” ifadelerinin kullanıldığı ortak açıklamada, “<strong><em>Kemal Kılıçdaroğlu’nun geçmişte ve bugün Alevi inancı üzerinden hedef alınmasını ve inanç aidiyeti üzerinden siyasi malzeme yapılmasını kesin bir dille kınıyoruz</em></strong>” denildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Cumhuriyet Halk Partisi’nin iç işleyişinde, kurultay süreçlerinde yaşanan tartışmaların tek ve asıl muhatabı yine CHP’nin kendi kurumsal kimliği ve delegeleridir</em></strong>” vurgusunun yer aldığı ortak açıklamada, Alevi-Bektaşi inanç kimliğinin bir siyasi partinin içinde meydana gelen tartışmaların içinde çekilmesinin “<em><strong>sadece adı geçen partinin toplum önündeki algısına değil, topyekun ülkemizin toplumsal dokusuna ve birliğine dinamit koyduğunu hatırlatır; inancımızın ve kimliğimizin siyaset üstü kalması gerektiği irademizi kamuoyunun takdirine saygıyla sunarız.</strong></em>” denildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte, o açıklamanın tam metni:</span></p>

<p style="text-align:left"><strong><span style="color:#000000">KAMUOYUNUN DİKKATİNE</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Ülkemiz toplumsal, ekonomik ve siyasal olarak büyük bir dönüşüm sürecinden geçmektedir. Bu kritik süreçte en çok ihtiyaç duyduğumuz değer; toplumsal bütünlüğümüzü, barış içerisinde bir arada yaşama irademizi korumak ve güçlendirmektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak son dönemde, bir siyasi partinin iç çekişmelerinde Alevi-Bektaşi kimliğinin ve bazı Alevi örgütlerinin taraf olarak sahaya sürülmesini büyük bir endişe ve üzüntüyle takip etmekteyiz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bazı Alevi örgütlerinin CHP içindeki parti içi yarışta taraf konumuna gelmesi kabul edilemez bir durumdur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu vahim tablo karşısında aşağıdaki hususları kamuoyuyla paylaşmayı bir görev addediyoruz:</span></p>

<p><span style="color:#000000">1- Alevilik-Bektaşilik, asırlık köklere sahip bir inanç olarak hiçbir siyasi partinin arka bahçesi ya da taraftarı olamaz. Bir inanç grubunun, siyasi partilerin iç çatışmalarında taraf haline getirilmesi çok daha büyük bir vebaldir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">2- Bu tutum, Alevilerin bir inanç grubu olarak yalnızca belirli bir siyasi parti ile anılmasına yol açmaktadır. Bu durum hem Alevilere hem laiklik ilkesine hem de toplumsal barışımıza açıkça zarar vermektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">3- CHP’nin 7. Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun geçmişte ve bugün Alevi inancı üzerinden hedef alınmasını ve inanç aidiyeti üzerinden siyasi malzeme yapılmasını kesin bir dille kınıyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">4- Cumhuriyet Halk Partisi’nin iç işleyişinde, kurultay süreçlerinde yaşanan tartışmaların tek ve asıl muhatabı yine CHP’nin kendi kurumsal kimliği ve delegeleridir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sonuç Olarak; Alevi-Bektaşi kimliği adı altında faaliyet gösteren hiçbir kuruluşun ya da yapının, hiçbir siyasi partinin iç çekişmelerinde taraf olmasını onaylamıyoruz. Alevi-Bektaşi kimliğinin bu tartışmaların içerisine çekilmesini, inanç kimliğimizin açıkça istismar edilmesi olarak görüyor ve bu durumu şiddetle protesto ediyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu siyasi savrulmanın sadece adı geçen partinin toplum önündeki algısına değil, topyekun ülkemizin toplumsal dokusuna ve birliğine dinamit koyduğunu hatırlatır; inancımızın ve kimliğimizin siyaset üstü kalması gerektiği irademizi kamuoyunun takdirine saygıyla sunarız.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İmzacı kuruluşlar:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Anadolu Abdallar Cemevi Federasyonu</span></p>

<p><span style="color:#000000">Anadolu Vakıflar Federasyonu</span></p>

<p><span style="color:#000000">Afyonkarahisar Hacı Bektaş-ı Veli Kültür Dernekleri Federasyonu</span></p>

<p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi Yol ve Erkan Derneği</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/KAMUOYU%20A%C3%87IKLAMASI%2023%20MAYIS%202026.png" style="height:800px; width:566px" /></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cuma-erceye-buyuk-tepki-aleviligi-ve-koltugunu-siyasete-alet-ediyor-3233</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 23:46:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Cuma Erçe’ye büyük tepki: Aleviliği ve koltuğunu siyasete alet ediyor!</h1>
                        <h2>Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe, CHP’nin var olan yönetimini hükümsüz kılan ve 38. Olağan Kongre’nin tekrarlanmasını ön gören “mutlak butlan” kararı sonrası yayınladığı Özgür Özel’e destek bildirisi nedeniyle Alevi Bektaşi toplumunun tepkisini çekti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/cuma-erceye-buyuk-tepki-aleviligi-ve-koltugunu-siyasete-alet-ediyor-1779483141.webp">
                        <figcaption>Cuma Erçe’ye büyük tepki: Aleviliği ve koltuğunu siyasete alet ediyor!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA -</strong>Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe yayınladığı 21 Mayıs 2026 tarihli bir bildiriyle dernek adına CHP’ye yönelik “<em><strong>hukuk darbesi</strong></em>” iddiası ile siyasi bir açıklama yayınladı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Kamuoyuna ve cümle canlara</strong></em>” hitabıyla başlayan ve derneğin resmi logosuyla paylaşılan bildiride, laiklik, demokrasi ve halk iradesi vurgusu yapılırken doğrudan Özel ve İmamoğlu ekibine destek veriliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak aralarında dernek üyelerinin de bulunduğu Alevi kamuoyu, Erçe’nin bu davranışını sert bir dille eleştirdi. Sosyal medyada konuyla ilgili yapılan yorumlar, Cuma Erçe’nin Aleviliği ve dernek başkanlığını siyasete alet ettiğini ortaya koyuyor.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">DESTEK BİLDİRİSİNE TEPKİLER YOĞUN</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Bir kullanıcı doğrudan “<em><strong>Siyaset yapacaksanız kurum koltuklarını boşaltın</strong></em>” diyerek, dernek başkanının siyasi açıklamalar yapmadan önce pozisyonunu bırakması gerektiğini belirtti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Başka bir yorumda ise “<em><strong>Utanmaz, Düşkünler</strong></em>” ifadesi kullanılarak, bu tür siyasi angajmanın Alevi inancında “<em><strong>düşkünlük</strong></em>” (topluluktan dışlanma) anlamına gelebileceği ima edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir Alevi vatandaş ise net bir soru sordu: “<em><strong>Kaç tane İBB meclis üyeniz var ve hala kaç tanesi derneğinize yönetici? Art niyet yok sadece soru.</strong></em>” </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu soru, derneğin hem belediye meclisinde hem de kültürel kurumda aynı anda konumlanmasının yarattığı çıkar çatışmasını gündeme getiriyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yorumlarda ayrıca derneğin siyasi tweet’lerinin “<strong><em>kaça</em></strong>” (ne kadar paraya) paylaşıldığı soruluyor; bu da söz konusu açıklamanın organik bir Alevi tepkisinden ziyade organize bir siyasi hamle olduğu algısını güçlendiriyor.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ALEVİLİK İNANÇTIR, SİYASİ PARTİ DEĞİL!</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Eleştirilerin odak noktası Alevilik inançtır, parti bildirisi değildir, noktasında oluşuyor. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği gibi köklü bir Alevi kurumunun, bir siyasi partiye yönelik “<strong><em>hukuk darbesi</em></strong>” değerlendirmesi yapması, Aleviliği siyasete alet etmek olarak değerlendiriliyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilik, tarihsel olarak ezilen ve dışlanan bir inanç olarak eşitlik ve adalet arayışını simgeler; ancak bu arayışın belirli bir partinin savunuculuğuna indirgenmesi, Alevi toplumunu tek tipleştirme ve siyasal araç haline getirme riski taşıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cuma Erçe’nin hem dernek genel başkanı hem de siyasi açıklamaların öncüsü olması, kurumun tarafsızlığını zedeliyor. Aleviliği “<strong><em>canlara</em></strong>” hitap ederek siyasallaştırmak, inancı kutuplaştırmaktan başka bir işe yaramıyor.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">DESTEĞİN NEDENİ MENFAAT İLİŞKİSİ Mİ?</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Dernek koltuğunda oturan bir kişinin aynı anda parti siyaseti yürütmesi, Alevi kurumlarının asli görevinden (kültür, inanç, cem evleri, eğitim) uzaklaşmasına yol açıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi toplumunun büyük bir bölümü, inancın siyasal çıkarlara kurban edilmesine karşı çıkıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Gelen tepkiler, Cuma Erçe’nin bu tutumunun Alevilik adına değil, kişisel ve siyasal hesaplar adına yapıldığını gösteriyor. Alevilik siyasete alet edilemez. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Aleviler ne bir partinin oy deposu ne de bir derneğin siyasi bildirisine mahkûmdur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cuma Erçe ve benzeri isimler, ya dernek koltuğunu boşaltıp açıkça siyaset yapacak ya da Aleviliği siyasete alet etmekten vazgeçecek. Aksi takdirde “<em><strong>düşkün</strong></em>” eleştirileri boşuna değildir.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/gabdan-tepki-o-koltuklari-basiniza-yikmasini-biliriz-3232</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 22:19:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>GAB’dan tepki: O koltukları başınıza yıkmasını biliriz!</h1>
                        <h2>Genç Aleviler Birliği (GAB), Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri ve Alevi Bektaşi Federasyonu’nu Özgür Özel’i destek açıklamaları nedeniyle hedef aldı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/gabdan-tepki-o-koltuklari-basiniza-yikmasini-biliriz-1779478197.webp">
                        <figcaption>GAB’dan tepki: O koltukları başınıza yıkmasını biliriz!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Genç Aleviler Birliği (GAB) sosyal medya hesabından yayınlanan bir açıklamada, Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri ve Alevi Bektaşi Federasyonu CHP’de yargının “<strong><em>mutlak butlan</em></strong>” kararı sonrasında oluşan yeni durumda Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı Özgür Özel’i destekleyen basın açıklamaları yapmaları sert ifadelerle eleştirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte o açıklama:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BASINA VE KAMUOYUNA....</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HI8azQlXEAAZ_bj.jpg" style="height:800px; width:565px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">​Alevi Halkının İnancı Satılık Değildir: O Koltukları Başınıza Yıkmasını Biliriz!</span></p>

<p><span style="color:#000000">​Alevilik; Kerbela’dan beri eğilmeyen başların, mazlumun ve onurlu direnişin sancağıdır. Bugün tabelasında "Alevi" yazan PSAKD, Hacı Bektaş Vakfı ve PSAK Federasyonu gibi yapılar, bu mukaddes inancı şahsi menfaatleri ve burjuva siyasetçilerinin ikbali için pazarlık masasına sürmüştür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">​Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu gibi düzen siyasetçilerinin arkasına hizalanan, belediye fonlarıyla beslenen ve adeta birer tetikçi gibi hareket eden bu sözde liderler, Alevi halkının iradesini ipotek altına alamaz!</span></p>

<p><span style="color:#000000">​Soruyoruz:</span></p>

<p><span style="color:#000000">​Suriye’de Aleviler gerici çetelerce katledilirken neden sustunuz?</span></p>

<p><span style="color:#000000">​Siyasi troller inancımıza ve halkımıza hakaret yağdırırken, koltuklarınızı korumak için neden bu alçaklığa ortak oldunuz?</span></p>

<p><span style="color:#000000">​Sizler bu halkın ve devrimci geleneklerimizin temsilcisi değilsiniz, olamazsınız! İnancımızı belediye bütçelerine ve siyasi ranta kurban eden o kirli fon ağlarınız için devletin ve yargının derhal harekete geçmesini talep ediyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">​O Kurumların Başındaki Menfaatçilere İhtarımızdır:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi gençliği, inancının asaletine leke sürülmesine izin vermeyecektir. Gözünü rant bürümüş tasfiyeci kadroları uyarıyoruz: Sabrımız tükendi. Halkın değerlerini çiğneyenleri, o çok güvendikleri koltuklardan al aşağı etmesini çok iyi biliriz!</span></p>

<p><span style="color:#000000">​Bu asimilasyon ve ihanet tezgahını gençliğin çelikten iradesiyle darmadağın edeceğiz!</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>​GENÇ ALEVİLER BİRLİĞİ (GAB) YÖNETİMİ</strong></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/gulay-sormagec-yazdi-ozbekistanin-tarih-kokan-sehri-buhara-3231</link>
            <category>KÜLTÜR SANAT</category>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 21:51:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Gülay Sormageç yazdı: Özbekistan'ın tarih kokan şehri Buhara</h1>
                        <h2>Şair ve yazar Gülay Sormageç, kısa bir süre önce yaptığı Özbekistan seyahatini Alevihaberler.com.tr için yazdı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/gulay-sormagec-yazdi-ozbekistanin-tarih-kokan-sehri-buhara-1779476327.webp">
                        <figcaption>Gülay Sormageç yazdı: Özbekistan'ın tarih kokan şehri Buhara</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong><span style="color:#000000">BUHARA</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Harezm gezimizi tamamladık, Buhara şehrine doğru yola çıktık. Yaklaşık beş saat süren yolculuğun ardından akşamın ilk ışıkları ufukta görünmeye başladı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yol uzun, yolculuk meşakkatliydi; fakat bu meşakkat insana farklı bir haz yaşatıyor. Sanki insan köklerini arıyor! Geçmişe ve köklere duyulan merak ile özlem içindeyiz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Rehberimizin verdiği bilgiler, tarihten belleğimizde kalanlarla bağlantı kurmaya çalışıyoruz. Bazen hayret, bazen hüzün içinde yaptığımız bir geçmiş yolculuğu… Bugün de buluşmak… En masum hissiyatla kardeşlik ahlakını hatırlamak…</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Kısaca Buhara Tarihi</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Bu topraklar, 712 yılında Kuteybe bin Müslim komutasındaki Araplar tarafından fethedildi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ardından bölge Samanilerin eline geçti. Kökenleri bazı kaynaklarda Göktürklere, bazı kaynaklarda ise Fars hükümdarlarına dayandırılan Samanilerin kurucuları arasında Nasr bin Ahmed, Ahmed bin Esed ve İsmail Samani öne çıkar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Özellikle 892 yıllarında bu topraklarda hüküm süren Samanilerin en anlamlı hizmeti; bölgedeki âlimleri ve bilim insanlarını bir araya toplayarak camiler ve medreseler inşa etmeleridir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu sayede Buhara, eski İpek Yolu üzerinde ticari, kültürel ve bilimsel bir merkez hâline gelmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mimari miras: İsmail Samani Türbesi, Kalon Minaresi ve tarihi medreseleriyle şehir adeta bir açık hava müzesi niteliğindedir. Buhara’nın tarihi merkezi UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer almaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İlim ve fikir merkezi Buhara! </span></p>

<p><span style="color:#000000">Terazinin kefeleri gibi bir tarafta İbn-i Sina, diğer tarafta İmam-ı Buhari ve Firdevsi gibi büyük bilginler… </span></p>

<p><span style="color:#000000">İslam dünyasının en yaygın tarikatlarından Nakşibendiliğin kurucusu Bahaeddin Nakşibend de bu topraklarda doğmuş ve yaşamıştır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Tasavvufun kalbi bu şehirde atmıştır. Tasavvuf nedir? İnsanın kendini bulması, kendini bilmesi için Kur’an ve sünnet ışığında sarf edilen maddi ve manevi çabaların bütünüdür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">9. yüzyıldan 1220’ye kadar Buhara ticarette, kültürde ve bilimde çok gelişmiş; büyük âlimler yetiştirmiştir. Ancak 1220 yılında Cengiz Han bu topraklara gelerek âlimlerin yazdığı kitapları ve İslam’a ait tüm kaynakları bir araya toplayıp yaktırmıştır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">O dönemde Buhara’da çok büyük bir kütüphane bulunuyordu. Orta Asya ve Maveraünnehir coğrafyasındaki en büyük kütüphaneler Semerkant ve Buhara’daydı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ne yazık ki Moğol istilası bu eserlerin hepsini yerle bir etmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tam da bu noktada insanın yüreği burkuluyor! </span></p>

<p><span style="color:#000000">Tarihin tozlu raflarından silkelenip şahlanıyor ruhun. Hayıflanıyor, hayret ediyorsun. İnsanın insana yaptığına akıl sır erdiremiyorsun… </span></p>

<p><span style="color:#000000">Sormadan da edemiyorsun: Acaba o kitaplar kalsaydı bugün Orta Asya ne durumda olurdu? İnsanlık bu bilgilerle ne kadar ışırdı? </span></p>

<p><span style="color:#000000">Asya’yı Avrupa’ya bağlayan İpek Yolu’nun en önemli duraklarından biri olarak Buhara, yüzyıllar boyunca medeniyetlerin ve kültürlerin kesişim noktası olmuştur. Belki de bu yüzden, Buhara İnsanı kendi efsununa çekip alıyor!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Milli kıyafetler: Şehrin sokaklarında halk ve sanatçılar milli kıyafetlerini gururla taşıyor. Renkli desenler, işlemeli kumaşlar Buhara’nın kimliğini yansıtan bir tablo gibi gözlerimizin önünde.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İpek ve pamuk kumaşlar, el emeği göz nuru işlemeleriyle hâlâ çok güzel ve hâlâ kullanılıyor. Giysilerden ev dekorasyonuna, halı ve kilimlere kadar milli motifler bütün ihtişamıyla göz kamaştırıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yün ve ipek halılar da aynı işçilik ve incelikte…</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Ertesi Gün Buhara Sokaklarında</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Samanids-Mausoleum-4.jpg" style="height:588px; width:800px" /></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Buhara’nın sokaklarında yürürken yediden, yetmişe halkın gururla taşıdığı milli kıyafetlere imrenmemek mümkün değil. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Renkli desenler, işlemeli kumaşlar şehrin kimliğini ve estetiğini yansıtıyor. Adım başı karşımıza çıkan samsa dükkânları ise bu canlılığın lezzetli bir parçası: bol kıyma ve soğanla hazırlanan, çi börek ile gözleme arasında bir tat sunan bu atıştırmalık, Buhara ve bütün Özbekistan’ın gündelik hayatının ayrılmaz bir parçası.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Akşam vakti Çınar Restoran’da tattığımız boyun kebabı, baharatların kokusu ve etin yumuşaklığıyla şehrin misafirperverliğini hissettiriyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Harezm bölgesinde yetişen pirinç ile pişirilen Buhara pilavını ise ertesi akşam tadacaktık. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hive’de bize rehberlik eden Hilal Hanım, Hive pirincinin bütün Özbekistan’a buradan gittiğini söylemişti. Pirinç ince ve lapa olmayan özellikteydi; nişastası oldukça azdı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hayvancılık ise bizim “<em><strong>yoz inek</strong></em>” olarak tanımladığımız, merada yayılarak beslenen hayvanlarla yapılıyor. Koyun ve keçiler de öyle, merada besleniyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dolayısıyla etin lezzeti oldukça güzel ve yumuşak kıvamda pişiriliyor. Baharat olarak safran çok kullanılıyor.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Gezdiğimiz Tarihi Mekânlar</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Kalyan-Minaret-1.jpg" style="height:545px; width:800px" /></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Bolo Havuz Camii’nin avlusunda suya yansıyan zarif mimari, huzurun en berrak hâlini sunarken; Ark Kalesi’nin surları bizi Buhara’nın hanedanlık günlerine götürüyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Çar Minar Medresesi dört minaresiyle kültürel çeşitliliği yansıtırken, İsmail Samani Türbesi taş işçiliği ve manevi atmosferiyle derin bir tefekküre davet ediyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şehrin sembolü olan Kalan Minaresi, güneşin altında pişmiş sarı tuğlalarıyla ihtişamını sergiliyor. Yüzyılların sessiz tanığı gibi göğe yükseliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kalan Camii’nin minaresi, bütün Orta Asya’da Moğol istilâsı öncesinden kalabilen birkaç yapıdan biri olması dolayısıyla önemlidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Minare, bu ilk camiden günümüze kadar gelen orijinal Karahanlı minaresi olup Arslan Han’ın adıyla 521 (1127) tarihini veren kitâbeye sahiptir. Tamamlandıktan kısa bir süre sonra üst kısmı kendiliğinden yıkılmış ve yine Arslan Han tarafından yaptırılmıştır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Tuğla örgüsünün güzel örnekleriyle süslü kuşaklar silmelerle birbirinden ayrılır. İnci sıraları, sepet örgüleri, geometrik hatlar, baklavalar, yıldızlarla bezenmiş olan minarede şerefenin altındaki sırlı tuğla ile meydana gelen süsleme, bilinen en erken örneklerdendir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İsmail Samani Türbesi: Buhara’nın en eski yapılarından biri olan türbe, taş işçiliğiyle göz kamaştırıyor. Sabrın ve zarafetin taşla imtihanı gibi geliyor insana bu muhteşem işçilik. Sessizliği ve manevi atmosferiyle ziyaretçiyi derin bir tefekküre davet ediyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İnsanların Türkiye sevgisi o kadar belirgin ki; nazikçe yanınıza gelen hanımefendiler fotoğraf çekilmek için ricada bulunuyor. Gençler İstanbul Türkçesiyle konuşuyor; bu yakınlık, sokakların sıcaklığını daha da artırıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir restoranda bize canlı müzik eşliğinde sanatını icra ederek zihinlerimize ve gönüllerimize hoş bir tat bırakan sanatçıyı tanımaktan mutlu olduk. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İstanbul Türkçesiyle konuşuyor ve Türkiye’den türkü ile ezgilerle kulaklarımızı dolduruyordu. Üzerindeki kostüm de tamamen milli motiflerle bezeli kumaştan dikilmişti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yemekten sonra kendisine teşekkür ettim:</span></p>

<p><span style="color:#000000">— Eğitimini İstanbul’da mı aldınız? </span></p>

<p><span style="color:#000000">— Hayır, dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">—Bu kadar güzel Türkçeyi nasıl öğrendiniz? </span></p>

<p><span style="color:#000000">— Türk dizilerinden, dedi…</span></p>

<p><span style="color:#000000">Buhara’da kızıl kumların altında sessizce tarihi saklayan bir sadelik üzerinde; acı ve tatlı sarmal olmuş canlı bir tarih ve ihtişam kendini göstermekte…</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu yaşlı tarih, asaletle gülümseyerek gönlümüze selamlar göndermekte. Biraz da bizim geç kalışımızın sitemli sükûtunu omuzlarımıza yüklemekte…</span></p>

<p><span style="color:#000000">İki günlük Buhara gezimizi tamamladık. Artık Buhara’ya veda vakti… </span></p>

<p><span style="color:#000000">Semerkant’a kavuşma özlemiyle otobüslerimize bindik. Semerkant’ı hayal ediyor, bir an evvel hasbihal etmek istiyoruz! </span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Gülay SORMAGEÇ</span></strong></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-gencler-dernegi-siyasi-paylasimlarin-bizimle-ilgisi-yoktur-3230</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 21:13:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Alevi Gençler Derneği: Siyasi paylaşımların bizimle ilgisi yoktur</h1>
                        <h2>Alevi Gençler Derneği, son günlerde sosyal medyada dernek adına yapıldığı iddia edilen siyasi içerikli paylaşımlar nedeniyle kamuoyuna açıklamada bulunuldu.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/alevi-gencler-dernegi-siyasi-paylasimlarin-bizimle-ilgisi-yoktur-1779473855.webp">
                        <figcaption>Alevi Gençler Derneği: Siyasi paylaşımların bizimle ilgisi yoktur</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Alevi Gençler Derneği, son günlerde sosyal medyada dernek adına yapıldığı iddia edilen siyasi içerikli paylaşımlar nedeniyle kamuoyuna açıklamada bulunuldu.<br />
<br />
Dernekten yapılan yazılı açıklamada, çeşitli kişi ve gruplar tarafından yapılan siyasi paylaşımların kendileriyle hiçbir ilgisinin olmadığı vurgulandı.Açıklamada şu ifadelere yer verildi:<br />
<br />
<strong>KAMUOYUNA ZORUNLU AÇIKLAMA</strong><br />
<br />
Son günlerde sosyal medyada ve çeşitli platformlarda yer alan siyasi içerikli paylaşımlar ve açıklamalar nedeniyle bu bilgilendirmeyi yapma zorunluluğu doğmuştur.<br />
<br />
Farklı kişi, grup veya oluşumlar tarafından yapılan ve kamuoyunda kafa karışıklığına yol açan bu paylaşımlarla Alevi Gençler Derneği olarak hiçbir bağımız bulunmamaktadır. Söz konusu beyanlar tamamen yapan şahısları veya yapıları bağlamakta olup, derneğimizin kurumsal görüşünü yansıtmamaktadır.<br />
<br />
Alevi Gençler Derneği;<br />
Hem resmi tüzüğü hem de değişmez vizyonu gereği siyaset üstü bir kurumdur.<br />
Hiçbir siyasi tartışmanın, kutuplaşmanın veya partisel faaliyetin tarafı ya da parçası değildir.<br />
Tek amacı ve varlık sebebi; inancımıza, kültürümüze ve gençlerimizin geleceğine hizmet etmektir.<br />
İsmimizi veya kurumsal kimliğimizi bu tür tartışmaların içine çekmeye çalışan ya da yanlış anlaşılmalara sebebiyet veren paylaşımlara değerli halkımızın ve gençliğimizin itibar etmemesini önemle rica ederiz.<br />
Çizgimiz dün olduğu gibi bugün de ilim, irfan ve inancımızın kuralları doğrultusunda temiz ve net kalmaya devam edecektir.<br />
<br />
Saygılarımızla,<br />
Alevi Gençler Derneği Yönetim Kurulu</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozdemir-yazdi-cumhuriyetin-birinci-yuzyilinda-devlet-ve-aleviler-3229</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 17:19:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ali Rıza Özdemir yazdı: Cumhuriyet'in Birinci Yüzyılında Devlet ve Aleviler</h1>
                        <h2>Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi önceki dönem başkanı Ali Rıza Özdemir, Fikirtepe Medya adlı haber sitesi için "Cumhuriyet'in Birinci Yüzyılında Devlet ve Aleviler" başlıklı bir makale kaleme aldı. Özdemir, Cumhuriyet'in kuruluşundan itibaren devlet nezdinde Alevilerin temsili için yürütülen çalışmaları değerlendirdiği makalesinde, "Bugün gelinen noktada, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı'nın kurulması, inanç merkezlerinin yasal bir statüye kavuşması ve devlet bütçesinden pay alması, Cumhuriyet tarihindeki en somut kurumsallaşma adımları olarak değerlendirilebilir" ifadelerini kullandı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/ali-riza-ozdemir-yazdi-cumhuriyetin-birinci-yuzyilinda-devlet-ve-aleviler-1779460949.webp">
                        <figcaption>Ali Rıza Özdemir yazdı: Cumhuriyet'in Birinci Yüzyılında Devlet ve Aleviler</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">HABER MERKEZİ / İSTANBUL – Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi önceki dönem başkanı Ali Rıza Özdemir, Fikirtepe Medya için kaleme aldığı kapsamlı makalede Türkiye Cumhuriyeti’nin birinci yüzyılında devlet aygıtı ile Alevi-Bektaşi toplumu arasındaki ilişkileri, tarihi kırılma noktaları ve hukuki reform girişimleri üzerinden masaya yatırdı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yazıda, Atatürk döneminden günümüze kadar Alevilerin kamusal alandaki temsili ve inanç hürriyeti arayışları kronolojik bir perspektifle değerlendirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Tarihsel Reform Girişimleri ve Siyasi Dirençler</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Makalede öne çıkan bilgilere göre, 1924 yılında kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın (DİB) zamanla sadece Sünni mezheplere hizmet götürmesi, toplumsal yapıda derin bir boşluk doğurdu. Bu eksikliği gidermek adına ilk hamlenin 1936 yılında bizzat Mustafa Kemal Atatürk tarafından yapıldığı, Bektaşi babası Mümtaz Bababalım’a modern bir talimatname hazırlama görevi verildiği ancak dönemin şartları ve Atatürk’ün hastalığı sebebiyle bu girişimin akim kaldığı aktarıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Benzer şekilde 1963 yılında Cemal Gürsel döneminde DİB bünyesinde bir "<em><strong>Mezhepler Müdürlüğü</strong></em>" kurulmasının planlandığı, ancak sağ siyasi çevrelerin ve medyanın baskısıyla tasarının geri çekildiği vurgulandı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">1975 yılında ise Cumhuriyet Senatosu üyesi Bahriye Üçok’un sunduğu "<em><strong>Mezhepler Dairesi</strong></em>" önergesinin de "<strong><em>milli birliği zedeleme</em></strong>" iddialarıyla reddedildiği hatırlatıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>AİHM Kararı&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kentleşmeyle birlikte cemevlerinin birer inanç merkezi olarak görünürlük kazandığı belirtilen yazıda, Prof. Dr. İzzettin Doğan ve Cem Vakfı öncülüğünde yürütülen hukuki mücadelenin önemi vurgulandı. 2016 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi inanç özgürlüğü ve ayrımcılık yasağı ihlali kararı vermesi anlatıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>AK Parti Dönemi Adımları&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki AK Parti hükümetlerinin somut adımlar attığı ifade edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">2009'daki Alevi çalıştaylarının ardından 2022 yılında kurulan Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesindeki Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile cemevlerinin giderlerinin genel bütçeden karşılanması ve yasal statü kazanması gibi adımların altı çizildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yazar Ali Rıza Özdemir, bu adımları Cumhuriyet tarihindeki en somut kurumsallaşma adımları olarak değerlendirirken; toplumsal barışın kalıcı hale getirilmesi için devletin "<strong><em>herkese eşit hizmet</em></strong>" ilkesine daha da yaklaşması gerektiğinin altını çizdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İŞTE, MAKALENİN TAM METNİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">CUMHURİYETİN BİRİNCİ YÜZYILINDA DEVLET VE ALEVİLER – Ali Rıza Özdemir</span></p>

<p><span style="color:#000000">Giriş</span></p>

<p><span style="color:#000000">Devlet, geleneksel anlamda düzeni koruyan ve güvenliği sağlayan bir aygıttır. Bu doğru. Ancak devletin bir başka boyutu da bünyesinde barındırdığı farklı toplumsal kesimlerin inanç ve vicdan hürriyetini güvence altına alan hukuki bir organizasyon olmasıdır. Modern devlet anlayışında toplumsal barışın tesisi, devletin tüm vatandaşlarına eşit mesafede durması ve inanç hizmetlerini kapsayıcı bir modelle sunmasıyla mümkündür.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cumhuriyetin ilanından bugüne kadar Alevi-Bektaşi toplumunun inanç dünyasının kamusal alanda nasıl konumlandırılacağı meselesi, siyasetin ve hukukun en yakıcı gündem maddelerinden biri olmuştur. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın (DİB) kuruluşundan itibaren bu kurumsal yapının dışında kalan veya kendini bu yapıda yeterince temsil edilemiyor hisseden Alevi-Bektaşi toplumu için çözüm arayışları, Atatürk döneminden günümüze kadar farklı siyasi hamlelerle şekillenmiştir.&nbsp;<br />
Yazıya iki öznemizden biri olan devlet kavramının genel çerçevesini çizerek başlamak istiyorum.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Devletin Temel Özellikleri</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Devletin varlığından söz edebilmek için uluslararası hukukta ve siyaset biliminde kabul görmüş dört temel unsurun bir arada bulunması gerekir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu unsurlardan birincisi milletin yani ortak ülküler etrafında birleşmiş, ortak gelecek tasavvuruna sahip bir insan topluluğunun varlığıdır. Aralarında dil, kültür, tarih, vatan, ülkü birliği olan insan topluluğuna millet denir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">İkincisi ise ülkedir yani sınırları çizilmiş bir toprak parçasıdır. Ülke, devletin üzerinde egemenlik kurduğu, sınırları belirlenmiş coğrafi alanı ifade eder. Kara parçasının yanında günümüzde “<em><strong>mavi vatan</strong></em>” ve “<em><strong>gök vatan</strong></em>” olarak ifade edilen iç sular, denizler ve hava sahası juga ülke kavramına dahil edilir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Devletin üçüncü temel unsuru egemenlik yani iktidardır. Devletin hem kendi sınırları içinde en üstün güce sahip olması hem de dış dünyada diğer devletlerle eşit ve bağımsız olması egemenlik kavramının açılımıdır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sonuncu unsur ise yönetim aygıtıdır. Toplumu yönetmek, düzeni sağlamak ve devletin amaçlarını gerçekleştirmek için kurulan kurumsal yapıdır. Yasama, yürütme ve yargı organları aracılığıyla devletin iradesi somutlaşır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Modern devletlerde bu dört unsura iki unsur daha eklenir: Bunlardan ilki hukuktur. Devletin tüm eylem ve işlemlerinin hukuk kurallarına bağlı olması, keyfiliğin önlenmesidir. Hukuka uyan organizasyonlar devlet, uymayanlar ise çete veya suç örgütü olarak kabul edilir. İkincisi ise meşruiyettir. Devletin kullandığı gücün, halkın rızasına veya hukuki bir temele dayanmasıdır. Modern devletlerde bu meşruiyet demokratik seçimlerle sağlanır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Devletin Topluma Karşı Görevleri</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Modern devlet anlayışında devletin millete karşı sorumlulukları, toplumsal düzeni tesis etmenin yanında toplumun refahını, güvenliğini ve özgürlüğünü de güvence altına almayı da kapsar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu kapsamda devlet; öncelikle güvenlik ve adaletin sağlanması görevini üstlenerek huzur ortamını korur. Bireylerin yaşam hakkı, ifade ve inanç özgürlüğü gibi en temel hak ve özgürlüklerini koruma altına almak devletin asli sorumluluklarındandır. “<strong><em>Sosyal Devlet</em></strong>” ilkesi gereği; eğitim, sağlık ve istihdam gibi alanlarda fırsatlar yaratarak sosyal ve ekonomik refahı artırır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aynı zamanda ulaşım, haberleşme ve şehircilik gibi altyapı ile kamu hizmetlerini sunarak yaşam kalitesini yükseltirken; gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak adına kültürel mirasın ve çevrenin korunması noktasında da aktif bir rol oynar.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Alevilerin ve Bektaşilerin Devlette Görünürlüğü</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu noktada ülkemizde din ve inanç özgürlüğü kapsamında Alevi-Bektaşilerin durumuna bakmak istiyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cumhuriyetin kurulduğu yıllarda, 3 Mart 1924 tarihinde, laiklik ilkesi doğrultusunda din hizmetlerini yapılandırmak amacıyla Diyanet İşleri Başkanlığı hayata geçirildi. Mustafa Kemal Atatürk'ün direktifleriyle, kaldırılan Şeriyye ve Evkaf Vekâleti'nin görevlerini devralmak üzere 429 sayılı kanunla tesis edilen kuruma; İslam'ın temel prensipleri, ibadet düzeni ve ahlaki esaslarının yönetimi görevi verildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ne var ki, kurulduğu günden bugüne değin sadece Sünni mezheplilere hizmet götürdüğü ve Aleviler ve Bektaşiler gibi Sünni olmayan toplumlara hizmet götürmediği için her zaman tartışmaların odağında oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Atatürk Döneminde Yapılan Girişim</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Diyanet görevlilerinin Alevi-Bektaşi toplumuna hizmet götürme konusundaki isteksiz tavırları ve toplumun kuruma karşı duyduğu ilgisizlik, Alevilerin dini hizmetleri alanında büyük bir boşluk doğurmuştur. Günümüze ulaşan bazı hatıralar, Atatürk'ün bu meseleyi çözmek adına Aleviler ve Bektaşiler için Diyanet İşleri Başkanlığı'nın dışında, müstakil bir yapı kurmayı tasarladığını göstermektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">1936 yılında Atatürk'ün, bu konuda somut ve önemli bir hamlesi olmuştur. Bu girişim, Atatürk'ün Bektaşi babası Mümtaz Bababalım'a bizzat görev vermesiyle şekillenmiştir. Mümtaz Bababalım'ın aktardığı hatıralara göre Atatürk, kendisine, günün şartlarına uygun bir talimatname hazırlamasını ve bu esaslar doğrultusunda Bektaşiliği yeniden ihya etmek istediğini söylemiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mümtaz Bababalım, bu konuşmadan sonra kendisini böylesine kapsamlı bir işi yapacak yetkinlikte görmemiş; bu sırada Atatürk'ün hastalığının şiddetlenmesiyle de iş sonuçsuz kalmıştır. Şakir Keçeli ise meselenin farklı bir boyutuna değinerek; söz konusu reform girişiminin, diğer Bektaşi babalarının sergilediği şiddetli muhalefet nedeniyle hayata geçirilemediğini belirtmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Cemal Gürsel Döneminde Yapılan Girişim</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi toplumunun dini hizmetleri konusunda akim kalan bir girişim de Cemal Gürsel döneminde yaşanmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">DİB'in 1961 Anayasası ile anayasal bir statü kazanmasıyla birlikte, hukuk ve siyaset dünyasında Başkanlığın temsil kabiliyeti sert tartışmaların odağı haline gelmiştir. Kuruma yöneltilen temel eleştiri, devletin bir kurumu olmasına rağmen yalnızca Sünni inancına hizmet etmesi ve toplumun önemli bir kesimini oluşturan Alevileri dışarıda bırakmasıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dönemin Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel, Alevilik konusundaki ılımlı ve destekleyici açıklamalarıyla bu meselenin kamusal alanda daha cesurca konuşulmasına ön ayak olmuştur. Bu siyasi iklim, Alevilerin hak arayışlarını ve kurum içerisindeki temsil taleplerini de görünür kılmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">DİB için hazırlanan 1963 Yasa Tasarısında merkez teşkilatı içinde bir “<strong><em>Mezhepler Müdürlüğü</em></strong>” kurulmasını öngörüyordu. Tasarıya göre müdürlüğün görevleri şu şekildeydi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Mezhepler Müdürlüğü, Müslüman cemaati tam bir eşitlikle mütalaa ederek aslında İslam dininin esaslarında hiçbir fark gözetmeden Şii ve Sünni mezheplerin coğrafya ve yerleşmiş bulundukları yer özellikleri icabı teferruatta taalluk eden mesele ve farklı tezahürlerini hurafelerden arınmış olarak İslam akidelerine uygun şekilde halletmek, saliklerini tenvir ve irşat etmek hususlarında gerekli işlemleri yapmak, bu müdürlüğün görevlerindendir.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Müdürlük, farklı mezhepleri devlet nezdinde tanıma potansiyeli taşıdığı için özellikle kimi Sünni tarikat ve cemaat çevrelerinde büyük bir tepkiye yol açmış ve tasarı bu siyasi direnç nedeniyle yasalaşamamıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Mezhepler Müdürlüğü</strong></em>” kurulmasını içeren kanun teklifi, o dönem sağ siyasi çizgide yer alan yayın organlarında sert eleştirilerin hedefi olmuştur. Bu medya baskısı ve gelen tepkiler neticesinde İnönü hükümeti geri adım atarak tasarıyı gündemden düşürmek zorunda kalmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hükümetin tasarıyı geri çekmesi, Ankara Üniversitesi'nde eğitim gören Seyfi Oktay ve Mustafa Timisi gibi Alevi kökenli öğrencilerin tepkisini çekmiştir. Öğrencilerin yayınladığı ve “<strong><em>Büyük Türk Ulusuna</em></strong>” başlığıyla başlayan destek bildirisi kamuoyunda büyük yankı uyandırırken, bu dayanışma Alevi toplumunun kurumsallaşma sürecini tetiklemiştir. Aynı yıl içinde Ankara ve Hacıbektaş'ta ilk Alevi derneklerinin temelleri atılarak örgütlü yapılanmanın fitili ateşlenmiş nihayet bu süreç 17 Ekim 1966 tarihinde kurulan Birlik Partisi ile siyasi bir mecraya çekilmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Bahriye Üçok Tarafından Yapılan Girişim</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir başka girişim Bahriye Üçok tarafından hayata geçirilmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">1975 yılında Cumhuriyet Senatosu üyesi Bahriye Üçok, Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) yasasında değişiklik öngören görüşmeler sırasında kurumsal bir “<strong><em>Mezhepler Dairesi</em></strong>” kurulmasını teklif etmiştir. Üçok'un temel gerekçesine göre devlet bütçesinin sadece Hanefi mezhebine yönelik harcanmasının, diğer mezheplere mensup vatandaşlarda dışlanmışlık ve “<strong><em>üvey evlat</em></strong>” duygusu yaratmıştı. Kurulacak bir “<em><strong>danışma masası</strong></em>” niteliğindeki yapının mezhepleri ayrıştırmayacağını, aksine inanç grupları arasındaki gerginliği ve fitneyi ortadan kaldırarak toplumsal uzlaşıyı sağlayacağını belirtmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Üçok'un bu hamlesine hükümet kanadından sert itirazlar gelmiştir. Devlet Bakanı Hasan Aksay, karşı argüman olarak DİB'in sadece bir mezhebin temsilcisi olduğu görüşünü reddederek bu tür bir düzenlemenin millî birliği zedeleyeceğini, mezhepler arası rekabeti körükleyeceğini ve huzur ortamını bozarak toplumu böleceğini savunmuştur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sonuç olarak senatoda yapılan oylama neticesinde Bahriye Üçok'un sunduğu önerge kabul görmemiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Cem Vakfı ve İzzettin Doğan'ın Katkıları</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">1950 yılından sonra köyden kente göçün hızlı bir ivme kazanması Türkiye'nin toplumsal yapısında büyük değişimler yaratmıştır. Çoğunlukla köylerde yaşayan Alevi toplumu da kentleşmeye başlamış ve toplumun sosyal yapısı hızla değişmiştir. Kentlerde cemevi adı verilen başta ibadet olmak üzere çok amaçlı yapıların ortaya çıkması da bu sosyolojik değişimin bir sonucudur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Prof. Dr. İzzettin Doğan'ın da aralarında bulunduğu çok sayıda Alevi yurttaş 22 Haziran 2005 tarihinde Başbakanlığa bireysel olarak dilekçe vermiş ve Alevilerin din hizmetleri bakımından eşitsizliğe uğradığını ifade ederek bazı taleplerde bulunmuştur. Alevi inancının bir kamu hizmeti olarak kabul edilmesini, cemevlerine ibadethane statüsü verilmesini ve genel bütçeden Alevi inancına sahip vatandaşlar için de pay ayrılmasını talep etmişlerdir. Başbakanlık Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı ise cevabi yazısında, değişik gerekçelerle söz konusu taleplerin kabul edilemeyeceğinin bildirilmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Konuyu mahkemeye taşıyan ve silsile ile (Danıştay'ın 2 Şubat 2010 tarihinde verdiği ve 24 Mart 2010 tarihinde başvuranlara tebliğ ettiği kararla) tüm iç hukuk yollarını tüketen 203 Alevi yurttaş, konuyu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne taşımıştır. (Başvuru no: 62649/10)</span></p>

<p><span style="color:#000000">AİHM Büyük Dairesi, “<em><strong>İzzettin Doğan ve Diğerleri vs. Türkiye</strong></em>” davasında 26 Nisan 2016 verdiği kararda Türkiye'nin 9. Madde (Din ve Vicdan Özgürlüğü) ile 14. Maddeyi (Ayrımcılık Yasağı) ihlal ettiğine hükmetmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Böylece Alevi toplumunun hakları bağlamında İzzettin Doğan'ın başını çektiği heyet, uluslararası hukukta bağlayıcılığı en üst düzeyde bir karar alınmasına vesile olmuştur.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Recep Tayyip Erdoğan Döneminde Atılan Adımlar</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında kurulan AK Parti hükümetleri döneminde, önce 2009 yılında dönemin Devlet Bakanı Faruk Çelik koordinesinde başlatılan Alevilik çalıştaylarıyla birlikte bu alanda kapsamlı bir süreç yürütülmüştür. 2022 yılı itibarıyla da bu çalıştayların sonuçları somut adımlarla hayata geçirilmeye başlanmıştır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu süreçte atılan en kritik adımlardan biri, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı'nın kurulması ve cemevlerine yasal statü kazandırılması olmuştur. Bu kurumsal yapı ile birlikte cemevlerinin aydınlatma, elektrik, bakım, onarım ve tefrişat gibi temel giderlerinin genel bütçeden karşılanmasının önü açılmıştır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kültürel ve akademik alanda ise Millî Eğitim Bakanlığı müfredatında Aleviliğe yer verilmiş; Alevilik ve Bektaşilik Ansiklopedisi, yazılı kaynakların derlenmesi, ocak bazlı cem erkanı kayıtları ve sözlü tarih çalışmaları gibi büyük projelere imza atılmıştır. Ayrıca sosyal, kültürel ve bilimsel faaliyetlerin genel bütçe üzerinden desteklenmesi sağlanmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi toplumunun büyük kısmı, atılan bu adımları takdirle karşılasa da yeterli görmemektedir. Taleplerin devlet aklıyla ve kapsayıcı bir şekilde ele alınmasında ısrar etmekte ve sürdürülebilir bir yapılanma talep etmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Sonuç</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Atatürk'ün 1936'daki ihya arayışından 1960'lı yılların “Mezhepler Müdürlüğü” tartışmalarına, Bahriye Üçok'un senato önergelerinden İzzettin Doğan'ın öncülük ettiği uluslararası hukuk zaferine kadar geçen süreç, Alevi-Bektaşi toplumunun demokratik hak arama mücadelesinin tarihidir. Uzun yıllar boyunca Diyanet İşleri Başkanlığı üzerinden yürütülen eksik hizmet anlayışı, toplumda ciddi bir temsil boşluğu yaratmış, bu boşluk zamanla örgütlü bir sivil mücadeleye dönüşmüştür.<br />
Bugün gelinen noktada, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı'nın kurulması, inanç merkezlerinin yasal bir statüye kavuşması ve devlet bütçesinden pay alması, Cumhuriyet tarihindeki en somut kurumsallaşma adımları olarak değerlendirilebilir. AİHM kararlarıyla tescillenen inanç özgürlüğü ve ayrımcılık yasağı çerçevesinde atılan bu adımlar, devletin “<strong><em>herkese eşit hizmet</em></strong>” ilkesine yaklaşması bakımından tarihsel bir dönüşümü ifade etmektedir. Bu süreç, Türkiye'nin çok sesli inanç yapısının devlet nezdinde kabul görmesi ve toplumsal barışın kalıcı hale getirilmesi yolunda aşılmış kritik bir eşiktir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İleri Okumalar İçin Kaynakça</strong><br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Aydın, Ömür. (2019). Diyanet İşleri Başkanlığı Üzerine Bir Tartışma: Temsil Meselesi. İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, 33(3), 891-912.<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Berkes, Niyazi. (2004), Türkiye'de Çağdaşlaşma, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul.<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Diyanet İşleri Reisliği. (1959, 13 Nisan). Alevilerin cenaze namazlarının imamlar tarafından kaldırılması gerektiği [Belge]. Kurum Kodu: 51-0-0-0, Yer Bilgisi: 4-33-7.<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Hakyemez, Cemil. (2014), “Tekke ve Zaviyeler Kanunu Çerçevesinde Alevîlik-Bektaşîlik” Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 13 (25), ss.161-174.<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kahraman, Selçuk. (2026). Çok partili hayata geçişte Alevi siyasallaşması: Nurcular, Diyanet ve Ortaca (1946-1966). Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 26(1), 269-288.<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Koca, Bayram. (2014). Diyanet İşleri Başkanlığı ve Aleviler arasındaki meseleye liberal bir bakış. Liberal Düşünce, 19(73-74), 39-61.<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kurtarır, Erhan &amp; Ökten, Ayşe Nur. (2018). Planlama kurumunun görmedikleri; kimlik ve ibadet mekânı olarak cemevleri. METU Journal of the Faculty of Architecture (METU JFA), 35(1), 157-182.<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kutlu, Sönmez. (2001). Alevilik-Bektaşiliğin Diyanet'te temsili problemi. İslâmiyât, 4(1), 21-40.<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Özdemir, Ali Rıza (2020). Atatürk'ün Dervişleri. İstanbul: Efsus.<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Rençber, Fevzi. (2012), “Alevi Geleneğinde “Cem Evinin” Tarihsel Kökeni”, Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi, 12 (3), ss.73-86.<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;T.C. Devlet Bakanlığı, (2010), Alevi Çalıştayları Nihai Rapor, Ankara<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Zengin Arslan, Berna. (2015). Aleviliği tanımlamak: Türkiye'de dinin yönetimi, sekülerlik ve Diyanet. Mülkiye Dergisi, 39(1), 135-158.<br />
(Kaynak: https://www.fikirtepemedya.com/kultur-sanat/cumhuriyetin-birinci-yuzyilinda-devlet-ve-aleviler/)</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenleri-dergahi-cemevi-gun-sayiyor-3227</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 20 May 2026 16:49:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Horasan Erenleri Dergahı Cemevi gün sayıyor</h1>
                        <h2>Hacıbektaş ilçesinde yapımı süren Horasan Erenleri Dergahı Cemevi’nin kısa bir süre sonra tüm birimleri ile hizmet vermeye başlayacağı öğrenildi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/horasan-erenleri-dergahi-cemevi-gun-sayiyor-1779285275.webp">
                        <figcaption>Horasan Erenleri Dergahı Cemevi gün sayıyor</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ/NEVŞEHİR</strong> - Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu heyeti, Hacıbektaş ilçesinde yapımı hızla devam eden ve tamamlanma aşamasına gelen Horasan Erenleri Dergahı Cemevi’ndeki son durumu yerinde incelemek üzere ilçeyi ziyaret etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Federasyon Genel Başkanı <strong>Erdem Cömert</strong>, Mali Sayman <strong>Ayhan Türk</strong> ve Genel Sekreter <strong>Ali Rıza Özkan</strong>’dan oluşan heyetin ilçedeki ilk durağı Hünkar Hacı Bektaş Veli Türbesi oldu. Hünkar’a niyaz ederek programlarına başlayan heyet, daha sonra inşaat çalışmalarında sona gelinen külliye alanına geçti.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">DÜNYANIN EN BÜYÜK VE EN KAPSAMLI CEMEVİ KÜLLİYESİ</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HOIRASAN22.png" style="height:450px; width:760px" /></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin kendi şahsi arsasını hibe etmesi, bu tarihi projenin hayata geçmesindeki en önemli dönüm noktası ve lokomotif gücü oldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bahçeli'nin bu anlamlı ve birleştirici adımıyla başlayan süreçte yükselen proje, tamamlandığında <strong>dünyanın en büyük ve en kapsamlı cemevi külliyesi</strong> olma özelliğini taşıyacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İnşaattaki son gelişmeleri yerinde inceleyen ve külliyenin çok kısa bir süre sonra tüm birimleriyle hizmet vermeye başlayacağının müjdesini veren Genel Başkan Erdem Cömert, MHP Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Yıldırım'ın projenin fikir aşamasından bugünlere gelmesindeki büyük çabalarına vurgu yaparak,&nbsp;“<em><strong>Alevilerin ve Bektaşilerin sahibi oldukları ve inşallah sonsuza dek hizmet alacakları, dünyada benzeri olmayan bu yapıyı bize kazandıran, içinde tek damla dahi alınteri olan herkese teşekkürlerimle minnet duygularımı sizin aracılığınızla ifade etmek istiyorum</strong></em>” dedi.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">HACI BEKTAŞ VELİ SEVGİSİNDEN BESLENEN HERKESE AİTTİR</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/hORASAN21.png" style="height:450px; width:760px" /></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Genel Başkan Erdem Cömert, incelemeler sonrası yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Horasan Erenleri Dergahı Cemevi, Hacı Bektaş Veli sevgisinden beslenen bütün Alevilere aittir. Hz. Muhammed'den Hacı Bektaş Veli'ye kadar Ehl-i Beyt sevgisini sahiplenen, Türkiye Cumhuriyeti'nin temel değerleri ve yasalarıyla husumeti olmayan herkes buradan hizmet alabilir.</strong></em>”</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">24 SAAT AYRIMSIZ HİZMET VE KARDEŞLİK DERGAHI</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/horasan23.png" style="height:450px; width:760px" /></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Dergahın kapılarının ayrım gözetmeksizin herkese açık olacağını belirten Cömert, sözlerini şöyle tamamladı:</span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>7/24 Açık Kapı:</strong> “<em><strong>Kapımız 24 saat ve ayrımsız herkese açıktır.</strong></em>”</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Birlik ve Beraberlik:</strong> “<em><strong>Bu dergah, bütün Alevilerin ve Bektaşilerin kendi sürekleri ile var olabileceği bir kardeşlik ve birlik dergahı olacaktır.</strong></em>”</span></p>
	</li>
</ul>

<p><span style="color:#000000">Külliyenin çevre düzenlemesi ve iç tefrişatının da tamamlanmasının ardından, yakın zamanda görkemli bir açılışla kapılarını tüm dünyaya açması bekleniyor.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hacibektasta-fener-alayi-alevi-gencler-dernegi-de-yurudu-3226</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 20 May 2026 05:50:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Hacıbektaş’ta fener alayı: Alevi Gençler Derneği de yürüdü</h1>
                        <h2> 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı, Hacıbektaş’ta düzenlenen anlamlı etkinliklerle büyük bir coşkuyla kutlandı. Kutlamaların en dikkat çeken anlarından biri, Hacıbektaş İlçe Gençlik ve Spor Müdürlüğü tarafından 18 Mayıs akşamı gerçekleştirilen geleneksel Fener Alayı yürüyüşü oldu.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/hacibektasta-fener-alayi-alevi-gencler-dernegi-de-yurudu-1779246113.webp">
                        <figcaption>Hacıbektaş’ta fener alayı: Alevi Gençler Derneği de yürüdü</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><strong>19 Mayıs Coşkusu Hacıbektaş’ta Fener Alayı ile Taçlandı: Alevi Gençler Derneği de Yürüdü</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı, Hacıbektaş’ta düzenlenen anlamlı etkinliklerle büyük bir coşkuyla kutlandı. Kutlamaların en dikkat çeken anlarından biri, Hacıbektaş İlçe Gençlik ve Spor Müdürlüğü tarafından 18 Mayıs akşamı gerçekleştirilen geleneksel Fener Alayı yürüyüşü oldu.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/082bb437-7890-43ed-982b-e43b292a649c.jpg" style="height:450px; width:800px" /></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;">Ellerinde meşaleler ve Türk bayraklarıyla ilçeyi aydınlatan gençlerin yürüyüşüne, <strong>Alevi Gençler Derneği</strong> de katılım sağlayarak destek verdi. Cumhuriyet coşkusunu ve gençliğin dinamizmini Hacıbektaş sokaklarında renkli görüntüler oluşturdu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><strong>"Cumhuriyetimizin Meşalesini Gururla Taşıyoruz"</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;">Etkinliğin ardından bir açıklama yapan Alevi Gençler Derneği temsilcileri, bayram coşkusunu Hacıbektaş’ta hep birlikte yaşamaktan duydukları mutluluğu dile getirdi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><em>"Alevi Gençler Derneği olarak, 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı coşkusunu Hacıbektaş’ta hep birlikte yaşadık! Hacıbektaş İlçe Gençlik ve Spor Müdürlüğü tarafından düzenlenen Fener Alayı yürüyüşüne derneğimizle katılım sağladık. Cumhuriyetimizin meşalesini gençliğin enerjisiyle taşımanın gururunu yaşıyoruz. Başta biz gençlerin ve tüm milletimizin bayramı kutlu olsun!"<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-05-20%20at%2005_59_19.jpeg" style="height:468px; width:800px" /></em></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kanaat-onderi-avukat-metin-tarhana-kritik-gorev-3225</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 19 May 2026 22:23:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Kanaat önderi Avukat Metin Tarhan'a kritik görev</h1>
                        <h2>AK Parti bünyesinde dikkat çeken bir görev değişimi gerçekleşti. 7. Olağan Dönem MKYK Üyesi olan Av. Metin Tarhan, AK Parti Genel Merkez Kültür ve Sanat Politikaları Başkan Yardımcılığı görevine atandı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/kanaat-onderi-avukat-metin-tarhana-kritik-gorev-1779218804.webp">
                        <figcaption>Kanaat önderi Avukat Metin Tarhan'a kritik görev</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Daha önce Erikli Baba Dergahı, Garip Dede Dergahı ve Alevi Dernekleri Federasyonu gibi, Alevi-Bektaşilerin inanç merkezlerinin kuruluşunda ve yapılandırılmasında öncü görevler üstlenen Avukat Metin Tarhan, AK Parti Genel Merkez Kültür ve Sanat Politikaları Başkan Yardımcılığı görevine atandı.</p>

<p>Atama kararı, Kültür ve Sanat Politikaları Başkanı Hüseyin Yayman’ın önerisi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle resmiyete kavuştu.</p>

<p>Kültür ve sanat alanında yürütülecek faaliyetlerin daha etkin ve verimli bir şekilde sürdürülmesini hedefleyen bu görevlendirme, parti tabanında ve kültür-sanat camiasında memnuniyetle karşılandı.</p>

<p><strong>"Büyük ve Güçlü Türkiye İçin Var Gücümle Çalışacağım"</strong></p>

<p>Yeni görevinin ardından sosyal medya hesabı üzerinden bir açıklama yapan Av. Metin Tarhan, kendisine duyulan güvenden ötürü teşekkürlerini iletti.</p>

<p>Tarhan, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:</p>

<p>“<em><strong>Önemsemediğim ve faydalı olacağıma inandığım bir alanda çalışmama imkan tanıyan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a ve Genel Merkez Kültür ve Sanat Politikaları Başkanımız Sayın Hüseyin Yayman’a sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Her yönüyle kalkınmış Büyük ve Güçlü Türkiye için var olan gücümle çalışacağımı ifade ediyor; görevlendirmemin ülkemize, milletimize ve partimize hayırlı olmasını Cenab-ı Hakk’tan niyaz ediyorum.</strong></em>”</p>

<p>Alevi camiasının önde gelen isimlerinden olan Metin Tarhan’ın ataması toplumda memnuniyetle karşılanırken, Türkiye’nin kültürel kalkınma hamlelerine ve vizyon projelerine bilgi birikimi ve deneyimiyle önemli katkılar sunması bekleniyor.</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HIsSVGEXMAAHsLv%20(1).jpg" style="height:800px; width:596px" /></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/inonu-universitesinde-turk-kulturunde-ocak-sistemi-masaya-yatiriliyor-3224</link>
            <category>KÜLTÜR SANAT</category>
            <pubDate>Tue, 19 May 2026 21:51:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>İnönü Üniversitesi’nde Türk kültüründe ocak sistemi masaya yatırılıyor</h1>
                        <h2>İnönü Üniversitesi Alevilik Araştırmaları Enstitüsü, Alevi-Bektaşi kültürel mirasının ve toplumsal yapının en önemli yapı taşlarından birini dijital ortama taşıyor. Enstitü tarafından düzenlenen çevrim içi konferans serisi kapsamında, bu hafta “Türk Kültüründe Ocak Sistemi” tüm yönleriyle ele alınacak.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/inonu-universitesinde-turk-kulturunde-ocak-sistemi-masaya-yatiriliyor-1779216866.webp">
                        <figcaption>İnönü Üniversitesi’nde Türk kültüründe ocak sistemi masaya yatırılıyor</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">İnönü Üniversitesi Alevilik Araştırmaları Enstitüsü, bu hafta “<strong>Türk Kültüründe Ocak Sistemi</strong>”<strong> </strong>başlığı ile çevrimiçi bir konferansta ele alınacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi ocakları alanındaki çalışmalarıyla tanınan Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı <strong>Prof. Dr. Bülent Kara</strong>’nın konuşmacı olarak katılacağı konferansta Türk kültür coğrafyasında ve inanç ritüellerinde merkezi bir konuma sahip olan “ocak” örgütlenmesi sosyolojik ve kültürel boyutlarıyla işlenecek.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Etkinlik Detayları:</span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Tarih:</strong> 21 Mayıs 2026 Perşembe</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Saat:</strong> 20:00</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Platform / Yayın:</strong> İnönü Üniversitesi resmi kurumsal hesapları (<strong>@inukurumsal</strong>) üzerinden takip edilebilecek.</span></p>
	</li>
</ul>

<p><span style="color:#000000">İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kızılay ve enstitü yönetiminin öncülüğünde yürütülen bu tür akademik buluşmalar, akademik dünyayı ve konuya ilgi duyan vatandaşları dijital platformlarda bir araya getirmeye devam ediyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Konferansa ilgi duyan herkes davetlidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-05-19%20at%2021_23_52.jpeg" style="height:800px; width:566px" /></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenleri-aleviligin-etnik-siyasete-alet-edilmesine-izin-vermeyecegiz-3223</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 19 May 2026 17:58:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Horasan Erenleri: Aleviliğin etnik siyasete alet edilmesine izin vermeyeceğiz!</h1>
                        <h2>Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu, İngiltere’nin başkenti Londra’da düzenlenen “Alevilik ve Gelecek” başlıklı toplantıya yönelik sert bir yazılı açıklama yayımladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/horasan-erenleri-aleviligin-etnik-siyasete-alet-edilmesine-izin-vermeyecegiz-1779203944.webp">
                        <figcaption>Horasan Erenleri: Aleviliğin etnik siyasete alet edilmesine izin vermeyeceğiz!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Erdem Cömert imzasıyla paylaşılan bildiride, İngiltere’nin başkenti Londra’da düzenlenen&nbsp;<strong><em>“Alevilik ve Gelecek”</em>&nbsp;</strong>başlıklı&nbsp;toplantının Anadolu Aleviliğinin özünden kopuk olduğu ve derin bir kaygıyla takip edildiği vurgulandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Genel Başkan Erdem Cömert tarafından yapılan açıklamada, Aleviliğin geleceğinin tartışıldığı bir zeminde, inancın köklerini temsil eden ocakların, dedelerin, kanaat önderlerinin ve gerçek Alevi kurumlarının yok sayılmasının kabul edilemez bir durum olduğu ifade edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>“Alevilik Bir İnanç ve Kardeşlik Yoludur</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Açıklamada, Aleviliğin tarihsel ve manevi misyonuna dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><em>“Alevilik Hz. Ali sevgisinin, Ehlibeyt bağlılığının, kardeşliğin, insan sevgisinin ve bu vatana sadakatin yoludur. Alevilik hiçbir zaman etnik bölücülüğün ya da küresel siyasal projelerin aparatı olmamıştır.”</em></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Etnik Siyaset ve Kimlik Projelerine Eleştiri</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplantıda öne çıkan söylemlerin eleştirildiği Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu açıklamasında, bazı çevrelerin Aleviliği kendi tarihinden ve inanç temelinden kopararak etnik kimlik siyasetine mahkûm etmek istediği savunuldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ana dilde eğitim, etnik siyasal talepler ve Türkiye’nin milli birliğini tartışmaya açan söylemlerin Alevilerin temel meselesi gibi sunulmaya çalışıldığını belirten Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Erdem Cömert,&nbsp;Alevilerin asıl gündeminin kardeşlik, birlik, adalet ve inanç özgürlüğü olduğunu hatırlattı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><em>“Alevilerin Kendi Kaderini Tayin Hakkı Küçük Çevrelere Teslim Edilemez”</em></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Açıklamada öne çıkan diğer önemli başlıklar ise şöyle sıralandı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplantıda, Aleviliğin geleceğinin Alevi olmayan siyasal aktörler eliyle şekillendirilmeye çalışılmasının doğru bulunmadığı; Alevilerin kendi kaderi hakkında konuşma hakkının küçük ideolojik çevrelere teslim edilemeyeceği belirtildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aleviliğin, Türkiye’nin birliğinin ve kardeşliğinin en önemli harçlarından biri olduğu, emperyalizmin yön verdiği kimlik projelerine asla teslim edilmeyeceği vurgulandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Ali’nin adalet anlayışı, Hacı Bektaş Veli’nin birleştirici öğretisi ve Anadolu erenlerinin kardeşlik çağrısının savunulmaya devam edileceği, köklerinden koparma girişimlerine karşı durulacağı ifade edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>“İzin Vermeyeceğiz”</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000">Basın açıklaması, Genel Başkan Erdem Cömert’in&nbsp;<strong><em>“Alevilik bu milletin ortak mayasıdır. Kimsenin Aleviliği etnik siyasetin aparatı haline getirmesine izin vermeyeceğiz.”</em></strong>&nbsp;sözleriyle son buldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-05-19%20at%2018_17_17.jpeg" style="height:800px; width:533px" /></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-gencler-dernegi-mugladaki-arayi-kapatalim-forumuna-katildi-3222</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 23:39:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Alevi Gençler Derneği, Muğla’daki "Arayı Kapatalım" forumuna katıldı</h1>
                        <h2>Alevi Gençler Derneği, sivil toplumun güçlendirilmesi ve aktivistler arasındaki bağların sıkılaştırılması amacıyla düzenlenen önemli bir buluşmada yerini aldı. Dernek başkanı Songül KAYAR, 10-12 Mayıs tarihleri arasında Muğla’da gerçekleştirilen Avrupa Birliği Sivil Düşün "Arayı Kapatalım" forumuna katılım sağladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/alevi-gencler-dernegi-mugladaki-arayi-kapatalim-forumuna-katildi-1778878498.webp">
                        <figcaption>Alevi Gençler Derneği, Muğla’daki "Arayı Kapatalım" forumuna katıldı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Alevi Gençler Derneği, sivil toplumun güçlendirilmesi ve aktivistler arasındaki bağların sıkılaştırılması amacıyla düzenlenen önemli bir buluşmada yerini aldı. Dernek başkanı <strong>Songül KAYAR, 10-12 </strong>Mayıs tarihleri arasında Muğla’da gerçekleştirilen Avrupa Birliği Sivil Düşün <strong>"Arayı Kapatalım" </strong>forumuna katılım sağladı.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-05-15%20at%2016_56_39.jpg" style="height:534px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">STK’LAR VE AKTİVİSTLER ORTAK ÇÖZÜMLER İÇİN BULUŞTU</span></span></strong></p>

<p>Farklı sivil toplum kuruluşlarını ve bağımsız aktivistleri bir araya getiren forumda, toplumsal meseleler ve sahada karşılaşılan zorluklar masaya yatırıldı. Üç gün süren etkinlik boyunca katılımcılar, <strong>"arayı kapatmak"</strong> mottosuyla hem birbirleriyle olan iletişimlerini güçlendirdi hem de ortak sorunlara yönelik sürdürülebilir çözüm önerileri geliştirdi.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/65de6c36-9c0b-4cf5-8a15-7b780765137d.jpg" style="height:533px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">"DERTLERİMİZE DERMAN ARADIK"</span></span></strong></p>

<p>Etkinlik sonrası değerlendirmelerde bulunan Alevi Gençler Derneği yetkilileri, buluşmanın dayanışma ruhuna vurgu yaptı. Farklı disiplinlerden gelen hak savunucularıyla bir arada olmanın önemine değinilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:</p>

<p><strong><em>"Farklı STK ve aktivistlerin bir araya geldiği bu kıymetli buluşmada, toplumsal meselelerimizi ve çözüm yollarını konuşma fırsatı bulduk. Ortak dertlerimize derman aradığımız, tecrübelerimizi paylaştığımız oldukça verimli bir süreç geçirdik. Bu birleştirici organizasyonda emeği geçen tüm Sivil Düşün ekibine ve katılımcılara teşekkür ederiz."</em></strong></p>

<p>Haberin devamında, derneğin önümüzdeki süreçte de bu tür sivil ağlarda aktif rol almaya devam edeceği ve forumda elde edilen çıktıların yerel çalışmalara entegre edileceği belirtildi.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-05-15%20at%2016_56_25.jpg" style="height:533px; width:800px" /><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/8be87242-7794-4702-9164-87460c0f93e3~1.jpg" style="height:533px; width:800px" /><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/6cd88b81-0ee9-4f41-9abe-715ebdd3103d.jpg" style="height:533px; width:800px" /></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ismet-abbasoglundan-sert-elestiriler-alevilik-kazanc-kapisina-donusturuldu-3221</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 23:31:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>İsmet Abbasoğlu'ndan sert eleştiriler: Alevilik kazanç kapısına dönüştürüldü</h1>
                        <h2>Fransa’da yaşayan Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Başkanı ve Bordeaux Cemevi Başkanı İsmet Abbasoğlu, Alevilikteki kurumsallaşma sürecini ağır şekilde eleştirdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/ismet-abbasoglundan-sert-elestiriler-alevilik-kazanc-kapisina-donusturuldu-1778877460.webp">
                        <figcaption>İsmet Abbasoğlu'ndan sert eleştiriler: Alevilik kazanç kapısına dönüştürüldü</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>Fransa’da yaşayan Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Başkanı</strong> ve Bordeaux Cemevi Başkanı İsmet Abbasoğlu, Alevilikteki kurumsallaşma sürecini ağır şekilde eleştirdi.<br />
<br />
Abbasoğlu, dernekleştirilen Aleviliğin inanç boyutunu kaybettiğini ve kişisel çıkarlara alet edildiğini belirterek, mevcut durumun “içler acısı” bir noktaya geldiğini ifade etti.<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p><span style="color:#c0392b"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">ALEVİLİĞİ KAZANÇ KAPISINA ÇEVİRENLER</span></span></strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Maalesef dernekleştirilen Aleviliğin geldiği son nokta içler acısıdır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Her önüne gelenin kurumsallaştırdığı Alevilik, Alevilik adına bir faciaya dönüşmüştür. Bu dönüşüm ile birlikte inançsızlaştırılan Alevilik ön plana çıkmıştır. Pirlerin yönettiği bir Alevilik yerine, başkanların yönettiği bir Alevilik çoğalmaya başlamıştır. Bu yeni anlayış, Aleviliği kullanarak kendi amaçlarını ve kişisel ikballerini ön planda tutan bir çalışma başlatmıştır. Siyasi partilerin peşinde koşan, kendilerini ön plana taşıyan bu güruhun tek malzemesi Aleviliktir. Güya Aleviler için mücadele eden bu zatlar, Alevilerin en büyük düşmanlarıdır. Gittikçe hızlı bir şekilde çoğalan bu anlayış, kendi kitlesini çoğaltmaktadır. Asıl vahim durum da budur.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Yeni Alevi nesli inançtan uzak, politik, saygısız ve edepten uzak bir yola doğru gitmektedir. Siyasetin sokaktaki yüzü olmaya aday bir durum söz konusudur. Alevilerin kurumsallaşması yeniden gözden geçirilmelidir. Alevi inanç merkezleri tez elden bu kişilerden alınarak yolun gerçek önderi olan pirlere devredilmeli ve dergâh sistemine geçilmelidir. Bu dergâhlarda para pul işleri yasaklanmalı, gönülden hizmet fikri getirilmelidir. Alevi inanç merkezleri birer ticarethane olmaktan arındırılmalıdır. Birilerinin kişisel kazanç ve dertlerinin karşılandığı yerler olmaktan çıkarılmalıdır. Alevi inanç merkezlerinin adları derhal yeniden tanımlanmalı, bunlarla ilgili yasal düzenleme gerekmektedir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Dergâh açma izni ocaklara verilmeli, ocağın gerçek evladı olan dedeler tarafından yönetilmeli, ocaklar tarafından denetlenmeli, taliplere karşı sorumlu olunmalı ve kesinlikle maddi işlerden uzak durulmalıdır. Alevi dernekleri ise sadece Alevilik adına kültürel ve sosyal faaliyet yürütmeli, inanç işlerine karışmamalıdır. Dernekler ile dergâhların bir bağı olmamalıdır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Çok zor olan bu durum yapılmadığı sürece mevcut sistem sahada büyüyerek inanılmaz bir inanç yok oluşuna doğru gitmektedir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bizden söylemesi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Hak Muhammed Ali tüm canların yoldaşı olsun. Alevilik kuşatma altındadır ve bu kuşatma Siyonizmin en büyük projesidir. İnançsız bir Alevilik onlar adına büyük bir başarıdır. Hayber’in öcünün alınmasıdır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>İsmet Abbasoğlu</p>

<p>Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Başkanı</p>

<p>Fransa Bordeaux Cemevi Başkanı</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/huseyin-dogan-dede-malatyada-anilacak-3220</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 10:28:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Hüseyin Doğan Dede Malatya'da anılacak</h1>
                        <h2>Hüseyin Doğan Dede, Hakk'a Yürüyüşünün 43. Yılında Malatya'da anılacak.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/huseyin-dogan-dede-malatyada-anilacak-1778831117.webp">
                        <figcaption>Hüseyin Doğan Dede Malatya'da anılacak</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / MALATYA –</strong> Alevi-Bektaşi dünyasının önemli manevi önderlerinden, Ehl-i Beyt soyundan gelen Mürşid-i Kâmil Hüseyin Doğan Dede, vefatının 43. yıl dönümünde memleketi Malatya’da düzenlenecek özel bir törenle anılacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem Vakfı Malatya Şubesi tarafından organize edilen anma programı, 17 Mayıs 2026 Pazar günü gerçekleştirilecek. Yeşilyurt ilçesine bağlı Kırlangıç Mahallesi'nde yapılacak olan tören, saat 10.00’da başlayacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem Vakfı Malatya Şube Başkanı Eşref Doğan, yaptığı açıklamada Hüseyin Doğan Dede’nin yaşamı boyunca toplumsal barış, hoşgörü ve inanç yolunda verdiği hizmetlerin önemine değinerek, tüm canları ve sevenlerini bu onurlandırıcı törene davet etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Etkinlik Detayları:</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Tarih: 17 Mayıs 2026, Pazar<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Saat: 10.00<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Yer: Kırlangıç Mah. Yeşilyurt / MALATYA<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;İletişim (LCV): 0533 949 23 81</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hüseyin Doğan Dede, bıraktığı manevi miras ve öğretileriyle sadece bölge halkı için değil, Türkiye genelindeki Alevi toplumu için yol gösterici bir figür olma özelliğini sürdürüyor.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/adiyamanda-buyuk-veli-apaziz-dede-aziz-dualarla-anilacak-3219</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 10:11:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Adıyaman’da Büyük Veli Apaziz (Dede Aziz) dualarla anılacak</h1>
                        <h2>Adıyaman’ın Yedioluk (Şahmir) köyünde, Hz. Muhammed’in soyundan (Ehlibeyt) gelen Büyük Veli Apaziz (Dede Aziz) için vefatının 60. yıl dönümünde kapsamlı bir anma etkinliği düzenleniyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/adiyamanda-buyuk-veli-apaziz-dede-aziz-dualarla-anilacak-1778829330.webp">
                        <figcaption>Adıyaman’da Büyük Veli Apaziz (Dede Aziz) dualarla anılacak</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>HABER MERKEZİ / ADIYAMAN– </strong>Adıyaman ve çevresinde&nbsp;önemli manevi değerlerinden biri olan Büyük Veli Apaziz (Dede Aziz), hakka yürüyüşünün 60. yılında Adıyaman’da düzenlenecek özel bir programla anılacak.</p>

<p><strong>31 Mayıs’ta Büyük Buluşma</strong></p>

<p>Dede Aziz Türbesini Koruma ve Güzelleştirme Derneği tarafından organize edilen etkinlik, 31 Mayıs 2026 Pazar günü gerçekleştirilecek. Program, Adıyaman il merkezine bağlı Yedioluk (Şahmir) Köyü'nde saat 10.00 itibarıyla başlayacak.</p>

<p><strong>Dernek Başkanı Akdağ’dan Davet</strong></p>

<p>Anma törenine ilişkin bir açıklama yapan Dede Aziz Türbesini Koruma ve Güzelleştirme Derneği Başkanı Zeki Akdağ, tüm vatandaşları bu manevi atmosfere ortak olmaya davet etti. Akdağ, davet mesajında şu ifadelere yer verdi:</p>

<p>"<em><strong>Paygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V.) soyundan gelen Büyük Veli Apaziz (Dede Aziz)’in hakka yürüyüşünün 60. yıl dönümünde düzenlenecek anma etkinliğinde sizleri aramızda görmek bizleri onurlandıracaktır.</strong></em>"</p>

<p>Türbe çevresinde geniş bir katılımın beklendiği programda, duaların okunması ve Dede Aziz'in hayatı ile manevi mirasının yad edilmesi bekleniyor.</p>

<p><strong>Etkinlik Detayları:</strong></p>

<p>Tarih:31 Mayıs 2026, Pazar<br />
Saat: 10.00<br />
Yer: Yedioluk (Şahmir) Köyü, Adıyaman</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/eskisehir-turk-ocaginda-ozdemirden-konferans-devlet-ve-aleviler-3218</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 10:00:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Eskişehir Türk Ocağı’nda Özdemir’den Konferans: Devlet ve Aleviler</h1>
                        <h2>Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın önceki dönem başkanı, araştırmacı-yazar Ali Rıza Özdemir, Eskişehir Türk Ocağı’na konuk oldu.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/eskisehir-turk-ocaginda-ozdemirden-konferans-devlet-ve-aleviler-1778828798.webp">
                        <figcaption>Eskişehir Türk Ocağı’nda Özdemir’den Konferans: Devlet ve Aleviler</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın önceki dönem başkanı, araştırmacı-yazar Ali Rıza Özdemir, Eskişehir Türk Ocağı’nın davetlisi olarak "<strong><em>Aleviler ve Devlet</em></strong>" konulu kapsamlı bir konferans verdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Akademisyenler, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve çok sayıda vatandaşın katıldığı etkinlikte, Alevi toplumunun tarihsel süreçteki devlet algısı, hukuki kazanımları ve gelecek vizyonu derinlemesine ele alındı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Devletin Temel Unsurları ve Vatandaşlık Bağı</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Konuşmasına devlet kavramının bilimsel ve hukuki temellerini açıklayarak başlayan Ali Rıza Özdemir; millet, ülke, egemenlik ve siyasi teşkilatlanma unsurlarının modern devletlerde hukuk ve meşruiyetle taçlanması gerektiğini belirtti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Özdemir, modern bir devletin en temel görevinin inanç özgürlüğünü korumak ve sosyal refahı tüm vatandaşlarına eşit şekilde sunmak olduğunu ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Cumhuriyet Tarihindeki Arayışlar: Atatürk’ten Günümüze</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilerin devlet nezdinde temsiliyet çabalarına dair tarihi bir perspektif sunan Özdemir, Mustafa Kemal Atatürk’ün 1936 yılında Bektaşi babası Mümtaz Bababalım’a verdiği "<strong><em>Bektaşiliği modern şartlara göre ihya etme</em></strong>" talimatının, Atatürk’ün vefatı ve dönemin dirençleri nedeniyle akim kaldığını hatırlattı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ardından 1963 yılında Cemal Gürsel döneminde gündeme gelen "<em><strong>Mezhepler Müdürlüğü</strong></em>" tasarısının ve 1975’te Bahriye Üçok’un Senato’ya sunduğu "<strong><em>Mezhepler Dairesi</em></strong>" önerisinin sağ siyasi baskılar ve kutuplaşmalar neticesinde hayata geçirilemediğini belgeleriyle anlattı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Hukuki Kırılma Noktası: İzzettin Doğan Davası ve AK Parti Reformları</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yakın tarihteki en büyük hukuki kazanımın Prof. Dr. İzzettin Doğan ve arkadaşlarının açtığı dava olduğunu belirten Özdemir, 2016 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Türkiye’yi ayrımcılık yasağını ihlalden mahkûm etmesinin bir dönüm noktası olduğunu söyledi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">AK Parti hükümetleri döneminde 2009’da başlayan Alevi çalıştaylarının meyvesini 2022 yılında verdiğini ifade eden yazar, Cemevlerine yasal statü verilmesi ve Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kurulması gibi adımların devrim niteliğinde olduğunu vurguladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Gelecek Vizyonu: "Zihniyet Dönüşümü ve Kurumsal Tahkimat"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Cumhuriyetin ikinci yüzyılı için bir yol haritası çizen Ali Rıza Özdemir, şu kritik önerilerde bulundu:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Din kültürü derslerinin yanı sıra tarih ve edebiyat derslerinde de Alevi öğretisine geniş yer verilmeli, üniversitelerde ihtisas merkezleri güçlendirilmelidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, Kültür Bakanlığı bünyesinden çıkarılarak doğrudan Cumhurbaşkanlığına bağlanmalıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dedelerin eğitimi "<em><strong>usta-çırak</strong></em>" geleneği korunarak yapılmalı, akademik destek devlet tarafından sağlanmalı, dedeler özerk yapıda bir devlet memurluğu kadrosunda istihdam edilmeli, dedelerin idari denetimi devlet tarafından yapılmalı inançsal denetim ocakların kendi otonom yapısına bırakılmalıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sosyal medyada ve yayınlarda Alevi kimliğine yönelik nefret söylemlerine karşı caydırıcı yasal yaptırımlar getirilmelidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Konferansın sonunda, Eskişehir Türk Ocağı Başkanı Prof. Dr. Nedim Ünal, Türk kültürünün ayrılmaz bir parçası olan Alevi-Bektaşi geleneğinin doğru anlaşılmasının toplumsal birliktelik açısından hayati önem taşıdığını vurguladı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ali Rıza Özdemir’e değerli sunumları ve toplumsal barışa katkıları vesilesiyle günün anısına bir hediye ve şükran belgesi takdim etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Özdemir, "<em><strong>Samimiyet, saygı ve güven temelinde atılacak adımların Alevi toplumunda karşılık bulacağını</strong></em>" belirterek konuşmasını tamamladı.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/umut-berhan-sen-kuzey-koreden-sarsici-anayasal-degisiklik-3217</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 14 May 2026 07:33:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Umut Berhan Şen: Kuzey Kore'den sarsıcı anayasal değişiklik</h1>
                        <h2>Analist-Yazar Umut Berhan Şen, Kuzey Kore'nin anayasasında yaptığı kritik değişikliği değerlendirdi. Pyongyang yönetimi, nükleer doktrinini stratejik bir tercih olmaktan çıkararak varoluşsal bir refleks haline getirdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/umut-berhan-sen-kuzey-koreden-sarsici-anayasal-degisiklik-1778733942.webp">
                        <figcaption>Umut Berhan Şen: Kuzey Kore'den sarsıcı anayasal değişiklik</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>Kuzey Kore'den Sarsıcı Anayasal Değişiklik: Nükleer Silahlar "Ölü El" Sistemine Bağlandı</strong></p>

<p><strong>JeopoliTürk Gündem Tv -</strong> Analist-Yazar Umut Berhan Şen, Kuzey Kore'nin anayasasında yaptığı kritik değişikliği değerlendirdi. Pyongyang yönetimi, nükleer doktrinini stratejik bir tercih olmaktan çıkararak varoluşsal bir refleks haline getirdi.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=k3JFvNozfH8"><strong><span style="color:#c0392b">UMUT BERHAN ŞEN'İN AÇIKLAMASINI DİNLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ</span></strong></a></p>

<p>Şen'e göre, yeni düzenlemeyle Kuzey Kore lideri Kim Jong-un veya liderlik kadrosuna yönelik herhangi bir suikast girişimi ya da operasyon durumunda, nükleer füzelerin ateşlenmesi için herhangi bir yetkili onayı gerekmeyecek. Bu sistem, Soğuk Savaş döneminin en karanlık senaryolarından<strong> "Dead Hand" (Ölü El) </strong>mekanizmasının 21. yüzyıl füze teknolojisiyle güncellenmiş hali olarak nitelendiriliyor.</p>

<p>Analist, bu hamlenin özellikle Güney Kore'nin kamuoyuna açıkladığı<strong> "kafa kopartma operasyonu" </strong>(liderlik kadrosunu hedef alan operasyon) planlarına doğrudan bir yanıt olduğunu vurguladı. Kuzey Kore,<em><strong> "Beni yok etmeye teşebbüs ederseniz sizi de beraberimde götürürüm"</strong></em> mesajı veriyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">TEKNİK KAPASİTE VE RİSKLER</span></span></span></strong></p>

<p>Umut Berhan Şen, Kuzey Kore'nin artık 90'ların ilkel teknolojisinden uzaklaştığına dikkat çekti. Ülkenin elindeki Hwasong-18 ve Hwasong-19 gibi katı yakıtlı kıtalararası balistik füzeler, mobil fırlatıcılardan dakikalar içinde ateşlenebiliyor ve ABD ana karasına, örneğin New York'a ulaşabiliyor. Ayrıca nükleer kapasiteli seyir füzeleri ile denizaltından fırlatılan taktik sistemler de envanterde yer alıyor.</p>

<p>Bu füzelerin otomatik karşılık mekanizmasına bağlanması, nükleer bir kıyamet riskini önemli ölçüde artırıyor. Şen, şu tehlikelere işaret etti:</p>

<p>-Yazılım hatası<br />
-Siber saldırı<br />
- Yanlış radar alarmı</p>

<p>gibi tetikleyicilerin bile otomatik fırlatmaya yol açabileceğini belirtti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;"CANLI NÜKLEER BOMBA" VE JEOPOLİTİK SONUÇLAR</span></span></span></strong></p>

<p>Analiste göre Kim Jong-un, kendi hayatını nükleer silahların ateşleme pimiyle eşitleyerek kendini <strong>"canlı nükleer bomba kumandanı"</strong> konumuna getirdi. Bu anayasal değişiklik, Kuzey Kore'nin nükleer devlet statüsünü geri dönülemez kılıyor ve silahsızlanma görüşmelerini fiilen sona erdiriyor.</p>

<p>Şen, Washington açısından durumun artık çok daha karmaşık hale geldiğini ifade etti:<em><strong> "ABD’nin karşısında rasyonel bir müzakere ortağı değil, kendi imhasını dünyanın sonuyla mühürlemiş mekanik bir savunma duvarı var."</strong></em></p>

<p>Umut Berhan Şen, değerlendirmesini şöyle tamamladı:<em><strong> “Jeopolitik dengelerin bu denli keskin bir otomatizme devredildiği bir dünyada, kazananı olmayan bir oyunun en tehlikeli hamlesine şahitlik ediyoruz. Artık hamle sırası insan da olmayabilir.”</strong></em></p>

<p>Bu gelişme, küresel güvenlik mimarisi açısından en sert uyarılarından biri olarak değerlendiriliyor. Kuzey Kore’nin son hamlesi, Asya-Pasifik bölgesindeki gerilimi yeni bir boyuta taşıyor.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-abd-petrol-tekelini-kirip-hegemonyasini-kurmak-istiyor-3216</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 14 May 2026 05:48:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Bora Özizmirli: ABD petrol tekelini kırıp, hegemonyasını kurmak istiyor</h1>
                        <h2>Analist Gazeteci Bora Özizmirli, Jeopolitürk Gündem TV YouTube kanalında İran’daki savaş nedeniyle Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının küresel ekonomiye ağır darbe vurduğunu belirterek, Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin tasarruf çağrısını değerlendirdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/bora-ozizmirli-abd-petrol-tekelini-kirip-hegemonyasini-kurmak-istiyor-1778729765.webp">
                        <figcaption>Bora Özizmirli: ABD petrol tekelini kırıp, hegemonyasını kurmak istiyor</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Analist Gazeteci <strong>Bora Özizmirli, Jeopolitürk Gündem TV YouTube kanalında </strong>İran’daki savaş nedeniyle Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının küresel ekonomiye ağır darbe vurduğunu belirterek, Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin tasarruf çağrısını değerlendirdi.&nbsp;<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=eiVAvUTzS9c"><span style="color:#c0392b"><strong>BORA ÖZİZMİRLİ'NİN VİDEOLU AÇIKLAMASINI İZLEMEK İÇİN AŞAĞIDAKİ RESME TIKLAYINIZ!</strong></span></a><br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=eiVAvUTzS9c"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-05-14%20at%2005_59_14.jpeg" style="height:450px; width:800px" /></a></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Özizmirli, Modi’nin açıklamasının beklenen bir gelişme olduğunu ifade ederek şöyle konuştu: <em><strong>“Arkadaşlar olumlu bir haber olmasa da beklenen açıklama geldi ve bu açıklamayı Hindistan Başbakanı Modi yaptı. Modi halkına Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalması ve mevcut küresel enerji krizi nedeniyle tasarruf çağrısı yaptı.”</strong></em></p>

<p><strong>Modi’nin çağrısının ana başlıklarını aktaran Özizmirli, şu detayları verdi: </strong>&nbsp;<br />
-Petrol ve dizel tüketimini mümkün olduğunca azaltın, gereksiz araç kullanımından kaçının. &nbsp;<br />
-Metro ve toplu taşımayı, yük taşımada ise trenleri tercih edin. &nbsp;<br />
- Elektrikli araçları yaygınlaştırın. &nbsp;<br />
- COVID dönemindeki gibi uzaktan çalışmaya ve online toplantılara dönün. &nbsp;<br />
- En az bir yıl düğün ve benzeri etkinliklerde altın almayın. &nbsp;<br />
- Yerli ürünleri tercih edin.</p>

<p>Bora Özizmirli, konunun Türkiye medyasında yeterince işlenmediğine dikkat çekti. <em><strong>“Ülkemiz medyasında pek bu konu değinilmese de İran’daki savaş ve Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalması en çok dünya ekonomisini vurdu. Ön planda İran hedefte ama arka tarafta dünya ekonomisi hedefteydi”</strong></em> dedi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“ABD, PETROL TEKELİNİ KIRMAK VE HEGEMONYASINI KURMAK İSTİYOR”</span></span></span></strong></p>

<p>Özizmirli’ye göre savaşın arka planında ABD’nin küresel hegemonyasını yeniden tesis etme amacı yatıyor. Körfez ülkelerinin ABD’den uzaklaşması, Avrupa ile yaşanan ayrışma ve Çin’in ekonomik yükselişi karşısında Washington’un ticaret ve enerji yollarını sekteye uğratarak güç kazanmayı hedeflediğini belirtti.</p>

<p>Dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip ilk beş ülkeyi sıralayan Özizmirli, ABD’nin bu ülkeler üzerinden strateji yürüttüğünü savundu:<strong> Venezuela, Suudi Arabistan, İran, Kanada ve Irak. </strong>Bu ülkelerde kontrol sağlanması halinde dünya petrol piyasasının ABD’nin eline geçeceğini ve enerjiye bağımlı diğer ülkelerin diz çökeceğini ifade etti.</p>

<p>Güneydoğu Asya ülkeleri (Hindistan, Vietnam, Pakistan, Sri Lanka) ile Avrupa’nın enerji ithalatına bağımlı yapısına işaret eden Özizmirli, Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının bu bölgelerde enerji krizi yarattığını ve uzaktan çalışma uygulamalarının teşvik edildiğini kaydetti. Körfez ülkelerinin de petrol satmakta zorlandığını vurguladı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">TÜRKİYE’NİN JEOPOLİTİK ÖNEMİ ARTIYOR</span></span></span></strong></p>

<p>Analist, Asya-Avrupa ticaretinde alternatif güzergahların kapanmasıyla Türkiye’nin<strong> “tek güvenli liman” </strong>konumuna yükseldiğini dile getirdi. <em><strong>“Anadolu Türkiye. Tek güvenli liman Türkiye kalıyor. Bu bizim için avantaj. Savunma sanayimiz ve ordumuzun yanında jeopolitik önemimiz var. Birçok küresel firma ve devlet Türkiye’ye yanaşmak zorunda”</strong></em> değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Özizmirli, sözlerini şu uyarıyla tamamladı: <em><strong>“Müneccim değiliz. Amerika’nın planı bu diyorum. Ha bu plan %100 başarılı olacaktı anlamını söylemiyorum. Dünyada bu plana karşı çıkacak güçler de olacaktır.”</strong></em></p>

<p>Bora Özizmirli’nin açıklaması, Hürmüz Boğazı krizinin küresel ekonomik yansımaları, enerji güvenliği ve değişen jeopolitik dengeler konusunda dikkat çeken bir değerlendirme olarak öne çıkıyor.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-abd-ile-avrupa-arasindaki-ayrisma-derinlesiyor-turkiyenin-onemi-artiyor-3215</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 12 May 2026 11:19:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Bora Özizmirli: ABD ile Avrupa arasındaki ayrışma derinleşiyor, Türkiye’nin önemi artıyor</h1>
                        <h2>Jeopolitürk Gündem TV’de konuşan analist gazeteci Bora Özizmirli, ABD Başkanı Donald Trump’ın Almanya’dan 5 bin asker çekme kararı sonrası Avrupa’da yaşanan tepkileri ve jeopolitik gelişmeleri değerlendirdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/bora-ozizmirli-abd-ile-avrupa-arasindaki-ayrisma-derinlesiyor-turkiyenin-onemi-artiyor-1778575692.webp">
                        <figcaption>Bora Özizmirli: ABD ile Avrupa arasındaki ayrışma derinleşiyor, Türkiye’nin önemi artıyor</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Jeopolitürk Gündem TV’de konuşan analist gazeteci Bora Özizmirli, ABD Başkanı Donald Trump’ın <strong>Almanya’dan 5 bin asker</strong> çekme kararı sonrası Avrupa’da yaşanan tepkileri ve jeopolitik gelişmeleri değerlendirdi.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=3V3Kk2t-Rv8&amp;t=300s"><span style="color:#c0392b"><strong>BORA ÖZİZMİRLİ'NİN AÇIKLAMASINI İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ</strong></span></a></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Özizmirli, Batı dünyasında <strong>derin bir ayrışma ve çözülme</strong> yaşandığını vurgulayarak, özellikle ABD ile Avrupa arasındaki gerilimin yeni bir safhaya geçtiğini belirtti. Trump’ın iktidara gelmesiyle Avrupa’yı Ukrayna konusunda yalnız bıraktığını ve Rusya’ya yakın bir siyaset izlediğini hatırlatan Özizmirli, Avrupa’nın da İran Savaşı’nda ABD’yi yalnız bıraktığını ifade etti.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><em><strong>“Trump’ın Avrupa’yı ve NATO üyelerini hiç danışmadan İran’a saldırması, en büyük zararı Avrupa’ya verdi” </strong></em>diyen Özizmirli, Avrupa’nın enerji bağımlılığı nedeniyle Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla derin bir kriz yaşadığını, doğalgaz stoklarının eridiğini ve jet yakıtı stoklarının bile kritik seviyeye düştüğünü aktardı. Avrupa’nın “Senin attığın bu İran saldırısı aynı zamanda bana da saldırıdır” yaklaşımıyla ABD’ye karşı cephe aldığını kaydetti.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;AVRUPA LİDERLERİNDEN SERT TEPKİLER</span></span></span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Almanya Başbakanı Frederik Mers’in, ABD’nin İran politikasını “stratejik hata” olarak nitelendirdiğini, ABD’nin İran tarafından küçük düşürüldüğünü ve savaşın düşünülmeden yapıldığını söylediğini belirten Özizmirli, bu açıklamaların Trump’ı kızdırdığını ve Almanya’dan asker çekme kararını tetiklediğini dile getirdi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Asker çekme kararına gelen ilk tepkileri de aktaran Özizmirli şu değerlendirmelerde bulundu:</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>• *<strong><strong>Almanya Savunma Bakanı:</strong></strong>&nbsp;Kararı “öngörülebilir” bulduklarını belirterek <em><strong>“Almanya doğru yolda”</strong> </em>mesajı verdi.</p>

<p>• <strong><strong>Fransa Cumhurbaşkanı Macron:</strong></strong>ABD’nin kararını fırsat olarak gördüklerini ifade ederek <em><strong>“Avrupalılar kendi kaderlerini kendi ellerine alıyor”</strong></em> dedi.</p>

<p>• <strong><strong>Polonya Başbakanı Donald Tusk:</strong></strong>&nbsp;NATO’nun <strong><em>“içten dağılması”</em> </strong>uyarısında bulundu ve ciddi bir kriz yaşandığını belirtti.</p>

<p>• <strong><strong>İspanya Savunma Bakanı:</strong></strong>&nbsp;Trump’ın açıklamalarını <em><strong>“gereksiz fazlalık”</strong></em> olarak nitelendirdi, <strong>“Hiç kimseden ders almıyoruz”</strong> yanıtını verdi. İran savaşının uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve İspanya’nın böyle bir savaşa destek vermeyeceğini vurguladı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;“AVRUPA HEM ABD HEM RUSYA TARAFINDAN SIKIŞTIRILIYOR”</span></span></span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Özizmirli, Avrupa’nın<strong> hem ABD hem de Rusya </strong>tarafından sıkıştırıldığını, Rusya’nın <strong>Avrupa’yı tehdit olarak </strong>gördüğünü, ABD’nin de benzer tutum sergilediğini söyledi. Rusya’da da ABD ile enerji sektöründe ortak projeler geliştirildiği yönünde açıklamalar yapıldığını hatırlattı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bu konjonktürde <strong><strong>Türkiye’nin öneminin arttığını</strong></strong>vurgulayan Özizmirli, şu değerlendirmeyi yaptı:</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><em><strong>“Avrupa şu anda hem Amerika tarafından hem Rusya tarafından kendisini sıkıştırılmış olarak görüyor. Türkiye’siz olmaz. Bunu en çok Avrupalıların kendileri biliyor. Bu durum Avrupa’nın Türkiye’ye yakınlaşmasına yol açacaktır.”</strong></em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Azerbaycan doğalgazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaşacak olmasının Türkiye’yi enerji koridorunda merkez ülke konumuna getirdiğini belirten Özizmirli, İtalya’nın Azerbaycan gazından tükettiğinin yüzde 16’sını aldığını ve bu oranı artırmak istediğini, yeni gaz yollarının Türkiye üzerinden geçeceğini ifade etti.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><em><strong>“Avrupa Rus gazına muhtaç kalmak istemiyor. Türkiye hakikaten hem Azerbaycan hem Türkiye enerji noktasında merkez ülke haline geldi. Bütün yollar bizden geçiyor. Avrupa’nın bizimle yakınlaşması dışında bir seçeneği yok”</strong></em> diyen Özizmirli, konjonktürün Türkiye karşıtlarını zor durumda bıraktığını, şartların Avrupa’yı Türkiye’ye yaklaştıracağını savundu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">TÜRKİYE’NİN YÜKSELEN JEOPOLİTİK GÜCÜ</span></span></strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Özizmirli, Türkiye’nin savunma sanayi ve milli savunma alanında birçok Avrupa ülkesini geride bıraktığını, jeopolitik gücünü etkin kullandığını belirterek Balkanlar ve Baltık ülkeleriyle ekseninin genişleyeceğini öngördüğünü kaydetti. İtalya ve İspanya ile süren ortak projelerin yanı sıra İngiltere ile kurulan stratejik ortaklık ve Eurofighter anlaşmalarını da bu gelişmelerin olumlu işaretleri olarak gösterdi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Sonuç olarak Bora Özizmirli, Türkiye’nin önünün açık olduğunu ve yeni şartlara göre politikaların güncellenmesi gerektiğini vurguladı.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=3V3Kk2t-Rv8&amp;t=300s"><span style="color:#c0392b"><strong>BORA ÖZİZMİRLİ'NİN AÇIKLAMASINI İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ</strong></span></a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cumhuriyetin-2-yuzyilinda-aleviler-bektasiler-sempozyumu-yapildi-3214</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 11 May 2026 22:07:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Cumhuriyet’in 2. Yüzyılında Aleviler-Bektaşiler Sempozyumu yapıldı</h1>
                        <h2>Etimesgut Belediyesi ve Dede Korkut Kültür ve Cem Evi Derneği’nin ev sahipliğinde Türk Tarih Müzesi ve Parkı’nda düzenlenen Cumhuriyetin 2. Yüzyılında Aleviler-Bektaşiler Sempozyumu büyük ilgi gördü.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/cumhuriyetin-2-yuzyilinda-aleviler-ve-bektasiler-sempozyumu-yapildi-1778528201.webp">
                        <figcaption>Cumhuriyet’in 2. Yüzyılında Aleviler-Bektaşiler Sempozyumu yapıldı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Etimesgut Belediyesi ve Dede Korkut Kültür ve Cem Evi Derneği’nin ev sahipliğinde, Anadolu Vakıflar Federasyonu ve Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu destekleri ile&nbsp;Türk Tarih Müzesi ve Parkı’nda düzenlenen Cumhuriyetin 2. Yüzyılında Aleviler-Bektaşiler Sempozyumuna ilgi büyüktü.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dernek başkanı Gülağ Öz, Prof. Dr. M. Fuat Bozkurt, Prof. Dr. Hava Selçuk, Prof. Dr. Ali Selçuk, Doç. Dr. Aziz Altı ve İbrahim Bahadır’dan oluşan düzenleme kurulunun titiz çalışmalarıyla sempozyum başarıyla tamamlandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/sempoz1.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ankara’da bilimsel bir şölen havasında geçen bu anlamlı etkinlik, akademik derinliği ve toplumsal barışa sunduğu vizyonla büyük bir başarıya imza atarken, tarihsel köklerin modern gelecekle harmanlandığı bu buluşma toplumsal hafızayı diri tutma ve demokratik olgunluğu pekiştirme yolunda kritik bir kilometre taşı niteliği taşıdı.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sempozyumun en dikkat çeken anlarından birinde, Türkiye'de Alevilik Bektaşilik alanındaki bilimsel çalışmaların öncüsü Prof. Dr. M. Fuat Bozkurt'a "<strong><em>Üstün Hizmet Ödülü</em></strong>" takdim edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Sempoz3.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Etkinlik boyunca düzenlenen oturumlarda Araştırmacı-Yazar İbrahim Bahadır, Prof. Dr. Mustafa Şen, Prof. Dr. M. Fuat Bozkurt, Prof. Dr. Bülent Kara ve Halifebaba H. Dursun Gümüşoğlu gibi isimler Cumhuriyet dönemindeki kimlik inşasından toplumsal travmalara kadar pek çok önemli konuyu ele aldılar. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Sempozyumda Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi önceki Başkanı Ali Rıza Özdemir, Prof. Dr. Ali Selçuk, Alevi Dedesi Hüseyin Dedekargınoğlu, Dr. Öğr. Üyesi Kibar Taş, Doç. Dr. Aziz Altı, Prof. Dr. Caner Işık, Gazeteci-Yazar Ali Rıza Özkan, Dr. Nazan Aydoğdu, Prof. Dr. Armağan Coşkun, Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Kara, Dr. Şan Ararat Halis, Araştırmacı-Yazar Cengiz Yıldırım, Doç. Dr. Nail Elhan, Doç. Dr. Murat Alandağlı, Prof. Dr. Hayrettin İvgin ve Avukat Erdem Cömert sundukları bildirilerle inanç, hukuk, sanat ve yayıncılık alanlarında geniş bir perspektif sundular.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Sempoz2.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Geleceği inşa etme adına ortaya konan bu akademik birikim, sadece geçmişe ışık tutmakla kalmayıp, aynı zamanda Cumhuriyetin ikinci yüzyılında daha kapsayıcı, aydınlık ve eşitlikçi bir toplumsal yapının temellerini atan stratejik bir rehber işlevi gören sempozyum başarı ile sona erdi.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozdemir-eskisehir-turk-ocaginda-devlet-ve-alevileri-anlatacak-3213</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 11 May 2026 22:03:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ali Rıza Özdemir, Eskişehir Türk Ocağı’nda "Devlet ve Aleviler"i anlatacak</h1>
                        <h2>Eskişehir Türk Ocağı’nın gelenekselleşen "Perşembe Sohbetleri" programı, bu hafta önemli bir konuğu ve başlığı ağırlamaya hazırlanıyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/ali-riza-ozdemir-eskisehir-turk-ocaginda-devlet-ve-alevileri-anlatacak-1778526398.webp">
                        <figcaption>Ali Rıza Özdemir, Eskişehir Türk Ocağı’nda "Devlet ve Aleviler"i anlatacak</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Bakanlık Müşaviri, araştırmacı-yazar Ali Rıza Özdemir, "<em><strong>Devlet ve Aleviler</strong></em>" konulu konferansıyla Eskişehirlilerle buluşacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Etkinlik Detayları</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’nin toplumsal yapısı ve kültürel tarihine dair çalışmalarıyla tanınan Özdemir, devlet-toplum ilişkileri bağlamında Alevilik konusunu derinlemesine ele alacak. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Etkinliğe dair bilgiler şu şekildedir:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tarih: 14 Mayıs 2026, Perşembe<br />
Saat: 20.00<br />
Yer: Türk Ocağı Konağı, Odunpazarı / Eskişehir</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Canlı Yayın Seçeneği</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Odunpazarı’ndaki tarihi Türk Ocağı Konağı’nda gerçekleştirilecek olan sohbet, fiziki katılımın yanı sıra dijital platformlar üzerinden de takip edilebilecek. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Program, eş zamanlı olarak canlı yayınla izleyicilere ulaştırılacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Eskişehir Türk Ocağı tarafından düzenlenen ve 114. yıl etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen bu sohbet serisi, bölgenin kültürel ve akademik hayatına katkı sunmaya devam ediyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Konuya ilgi duyan tüm vatandaşların davetli olduğu belirtildi.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/seyyid-haci-ali-turabi-hazretleri-27-kez-anilacak-3212</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 11 May 2026 21:46:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Seyyid Hacı Ali Turabi Hazretleri 27. kez anılacak</h1>
                        <h2>Çankırı’nın manevi duraklarından biri olan Mart Köyü, büyük bir buluşmaya ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/seyyid-haci-ali-turabi-hazretleri-27-kez-anilacak-1778525496.webp">
                        <figcaption>Seyyid Hacı Ali Turabi Hazretleri 27. kez anılacak</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Seyyid Hacı Ali Turabi 27. Anma Etkinliği, 7 Haziran 2026 Pazar günü gerçekleştirilecek.</span></p>

<p><span style="color:#000000">T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın katkılarıyla düzenlenen program, saat 10:00 ile 16:00 arasında Turabi Türbe Cemevi’nde halka açık olarak icra edilecek.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Kültürel ve Manevi Şölen</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ezgi Özdemir’in sunumunu üstleneceği etkinlikte, hem yerel zâkirler hem de Türk halk müziğinin değerli sanatçıları sahne alacak. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Programda yer alan isimler ve gruplar şöyle:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sanatçılar:Erkan Çanakçı, Ezgi Özdemir, Ezgi Saykan, Caner Gülsüm, Cankat Erdoğan, Olcay Özer, Sefa Ulusoy, Hüseyin Çufadar, Naki Bektaş &amp; Murat Sarıoğlu.<br />
Seyyid Hacı Ali Turabi Semah Ekibi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Katılım ve Ulaşım Detayları</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Anma etkinliğine katılmak isteyen vatandaşlar için Ankara’dan özel otobüsler kaldırılacaktır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Organizasyon heyeti, kurban bağışı yapmak isteyenler için kurban bedelini 10.000 TL olarak belirlemiştir.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Etkinlik Bilgileri Özeti:</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Tarih: 7 Haziran 2026<br />
Yer: Mart Köyü, Turabi Türbe Cemevi / ÇANKIRI<br />
İletişim: Mehmet Dedeoğlu: 0555 699 08 11<br />
Hüseyin Akbayıroğlu: 0535 310 68 76<br />
Bektaş Özdemiroğlu: 0536 322 41 45</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unluden-bildiri-islam-medeniyetinde-birlikte-yasama-kulturu-baglaminda-alevi-sunni-birlikteligi-erzincan-ornegi-3211</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 11 May 2026 07:29:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Dr. İhsan Ünlü'den bildiri: "İslam Medeniyetinde Birlikte Yaşama kültürü Bağlamında Alevi Sünni Birlikteliği-Erzincan Örneği"</h1>
                        <h2>Erzincan’da Alevi ve Sünni vatandaşlar, İslam medeniyetinin birlikte yaşama tecrübesini Muharrem ayında en güzel şekilde ortaya koyuyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/dr-ihsan-unluden-bildiri-islam-medeniyetinde-birlikte-yasama-kulturu-baglaminda-alevi-sunni-birlikteligi-erzincan-ornegi-1778480180.webp">
                        <figcaption>Dr. İhsan Ünlü'den bildiri: "İslam Medeniyetinde Birlikte Yaşama kültürü Bağlamında Alevi Sünni Birlikteliği-Erzincan Örneği"</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Erzincan’da Alevi ve Sünni vatandaşlar, İslam medeniyetinin birlikte yaşama tecrübesini Muharrem ayında en güzel şekilde ortaya koyuyor. Dr. İhsan Ünlü’nün hazırladığı bildiride, kutsal günler ve geleneklerin toplumları diri tuttuğu vurgulanırken, Erzincan örneği üzerinden Alevi-Sünni birlikteliğinin somut yansımaları ele alınıyor.Ünlü, bildirisinde Ramazan, kandiller ve kurban gibi ortak değerlerin yanı sıra Alevilerin Hızır günleri, Nevruz ve Yas-ı Matem gibi özel günlerini de hatırlatarak, birlikte yaşama tecrübesinin en önemli örneğinin Muharrem ayı olduğunu belirtiyor. Yapılan alan araştırmaları ve gözlemler, her iki kesimin de bu aya büyük önem verdiğini gösteriyor.<br />
<br />
Dr. İhsan Ünlü'nün bildirisi şöyle:&nbsp;<br />
<br />
İSLAM MEDENİYETİNDE BİRLİKTE YAŞAMA TECRÜBESİ BAĞLAMINDA ALEVİ-SÜNNİ BİRLİKTELİĞİ -ERZİNCAN ÖRNEĞİ-<br />
BİLDİRİ ÖZETİ<br />
Toplumların hayatında onları diri tutan inanç birliktelikleri ve tarihten getirdikleri bir takım önemli kültürel unsurlar, kutsal gün ve geceler ve mabetler vardır.<br />
Topluluklar, bu günlerde cereyan ettiğine inandıkları olaylar sebebiyle birtakım anmalar/kutlamalar yapar, törenler düzenlerler. Bu bağlamda Ramazan ve Muharrem ayı, kandil günleri ve geceleri, kurban günleri sayılabilir.&nbsp;<br />
Bildiri konumuz olan Erzincan’da Alevi vatandaşlar açısından bakıldığında Hızır günleri, Nevruz, Yas-ı Matem günleri ve birlik cemlerini işin içine sokmamız gerekecektir.&nbsp;<br />
Birlikte yaşama tecrübesi noktasında bu sayılanlardan en önemlisi muharremdir diyebiliriz. Yapılan alan araştırmaları ve bizim de Erzincan’da yaptığımız araştırmalar ve gözlemler, Alevilerin ve Sünnilerin Muharrem ayına verdikleri önemi açıkça ortaya koymaktadır.&nbsp;<br />
Bu ay içerisinde pişirilen aşurenin Erzincan merkezde ayrı bir yeri ve önemi vardır. Bu günlerde camilerde hutbe ve vaazların konusu genellikle aşûre ve Kerbela hadisesi olmaktadır.&nbsp;<br />
Alevi’siyle Sünni’siyle insanların farklı niyetlerle de olsa bu günleri oruçla geçirdiği, sonunda ise aşûrelerin kaynatılarak fark gözetmeksizin herkese ikramda bulunulduğu görülmektedir.&nbsp;<br />
Aşurenin Erzincan merkezde ayrı bir yeri ve önemi vardır. Burada artık geleneksel hale gelen, her kurumun kendisine özgü bir organizasyonu ve daveti vardır.&nbsp;<br />
Erzincan belediyesi başta olmak üzere diğer kurumlar ve cemevleri aşure etkinlikleri düzenler. Özellikle son yıllarda Erzincan belediyesi şehrin merkezi yerinde kurduğu teşkilatla gelen davetlilere ve yoldan geçen herkese aşure ikramında bulunur.&nbsp;<br />
Burada yapılan törene ilin valisi başta olmak üzere diğer kurum amirleri ve mülki erkân, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, siyasi parti temsilcileri ve halk katılır.<br />
Günün anlam ve önemini anlatan konuşmalar yapılır ve il müftüsü tarafından dua edilir. Sonunda pişirilen aşûre konuklara ikram edilir.&nbsp;<br />
Öte yandan merkezde ve merkeze bağlı beldelerdeki cemevlerinde de aşûreler pişirilir ve ikram edilir. Buraya da yine geleneksel hale gelmiş bulunan protokol ziyaretleri gerçekleştirilir.&nbsp;<br />
Başta vali olmak üzere, belediye başkanı, emniyet müdürü ve diğer kurum amirleri ile sivil toplum kuruluşu temsilcileri katılırlar. Burada sohbetler edilir, dualarla pişirilen aşûreler hep birlikte yenir. &nbsp;<br />
Alevi inanışa göre, 12 yıl boyunca üst üste orucu tam tutanlar (12 imamlar) şükran nişanesi olarak kurban keserler. Lokma dedikleri et yemeği aşureyle birlikte gelen konuklara ikram edilir.<br />
Bu bildiride aşûrenin de ruhuna uygun olarak farklılıkları koruyarak bir arada yaşama bilincinin yükseltildiği anlar, gözlemci bir bakış açısıyla ortaya konulacaktır.<br />
İnsanlar arasında iyi ilişkiler kurabilmenin asgari şartı, insanların birbirlerine güven duymalarıdır.&nbsp;<br />
Bugün İslam Medeniyetinde Birlikte Yaşama Tecrübesinden söz ediyorsak, birbirimize güvenmek zorundayız.<br />
Riya, insanlar arasındaki bu güven ortamının oluşmasına engel olur. Karşılıklı olarak birbirine güvenemeyen insanların, sağlıklı ilişkiler kurabilmesi mümkün olmaz.&nbsp;<br />
Tarihte yaşanan Kerbela vb. elim hadiseler, bizim ayrışma nedenimiz değil bir araya gelip kaynaşma değerimiz olmalıdır.&nbsp;<br />
Asırlardır aynı Allah’a, aynı Kitab’a, aynı Peygamber’e inanan, aynı kıbleye yönelen, sevinçte ve tasada aynı duyguları yaşayan bu vatanın insanları bazı yorum farkları yüzenden birbirini ötekileştirme lüksüne sahip değildir.&nbsp;<br />
Hepimiz bu ülkede ev sahibiyiz, kardeşiz. Geçmişin ihtilaflı hadiseleri bugüne taşınarak yeni çatışmalara fırsat verilmemeli; sanki bugün birileri hadisenin tarafıymış gibi karşı tarafı itham edici söz ve tavırlardan kaçınılmalıdır.&nbsp;<br />
Yaşanan bu olumsuz hadiseler bizi birbirimizden koparmamalı, aksine daha çok kenetlenmemizi sağlamalıdır. Bu noktada Erzincan’da güzel bir geleneğin başlatılıp devam ettirildiğini sevinçle gördük/görüyoruz.<br />
Kerbela hadisesinden sağ olarak kurtulan İmam Zeynelabidin’e şükran nişanesi de sayılan aşûre çorbası ve kesilen kurban etlerinin hep birlikte yenmesi, Ehl-i Beyt için birlikte sevinilip birlikte hüzün duyulması birliğimize ve dirliğimize önemli katkılar sunuyor.&nbsp;<br />
Öbür yandan, camiye Alevi vatandaşlarımızın da gitmesi, cemevine Sünni vatandaşlarımızın da girmesi, bunları birbirinin alternatifi olarak değil, tamamlayıcı unsuru olarak görmesi önemlidir.<br />
Bu bağlamada, “Cami de bizim, cemevi de bizim”, “Ramazan da bizim Muharrem de bizim” söylemi anlamlı ve kıymetlidir.<br />
Bugün kimse çocuğuna Yezid ismi vermez ama Alevisiyle Sünnisiyle çocuklarımıza verdiğimiz Ehl-i Beyt isimleri, Hz. Peygambere olan hürmet ve muhabbetimizin en canlı tezahürüdür.<br />
Bu durum, aslında hepimizin ortak değerinin sandığımızdan çok daha fazla olduğunu, tarihi süreç içerisinde örülen sûnî duvarların artık yıkılması gerektiğini bize gösteriyor.&nbsp;<br />
Muharrem ayında yaşadığımız aşûre geleneğimiz, toplumumuzun birlik ve beraberliğinin açık bir göstergesidir. Aşûre; paylaşmanın, dayanışmanın, birlikteliğin simgesi olmuştur.<br />
Sonsöz; İslam medeniyetinin tarih boyunca kundaklanmaya çalışıldığı yorum farklılıkları üzerinden nüksedecek sendromlara karşı bugün birlik ve dayanışma aşısını geliştirmek zorundayız.&nbsp;<br />
Bunun yolu da farklılıklarımızla birlikte yaşama bilincini ve tecrübesini geçmişten geleceğe taşımaktan geçer.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/chpli-konya-eregli-belediyesi-alevileri-isten-atti-3210</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 09 May 2026 13:31:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>CHP’li Konya Ereğli belediyesi Alevileri işten attı!</h1>
                        <h2>Konya Yenigün gazetesinden Tülin Şeker’in haberine göre, Mahalli İdareler Seçimleri sonrası Konya Ereğli’de belediye yönetiminin parti değiştirmesinin ardından yaşandığı iddia edilen işten çıkarma ve mobbing iddiaları, yerel siyasette geniş yankı uyandırdı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/chpli-konya-eregli-belediyesi-alevileri-isten-atti-1778323342.webp">
                        <figcaption>CHP’li Konya Ereğli belediyesi Alevileri işten attı!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Ereğli Belediyesi bünyesindeki kız yurdunun kapanmasının ardından Zabıta Müdürlüğü’ne atanan ve aylar sonra hiçbir gerekçe gösterilmeksizin Temizlik İşleri Müdürlüğü’ne görevlendirilen Yeliz Doğan, yaşadıklarını "<em><strong>siyasi ve inanç temelli bir tasfiye</strong></em>" olarak nitelendirerek çarpıcı açıklamalarda bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YÖNETİM DEĞİŞİMİ VE GÖREV YERİ DEĞİŞİKLİĞİ İDDİASI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Aslen Tunceli Pülümürlü olan ve bir Kıbrıs gazisinin kızı olan Yeliz Doğan, 2024 yılında Ereğli Belediyesi’ne bağlı kız yurdunda çalışmaya başladığını belirtti. Yerel seçimlerin ardından belediye yönetiminin MHP’den CHP’ye geçmesiyle birlikte sürecin aleyhine döndüğünü iddia eden Doğan, seçim döneminde eski belediye başkanı Hüseyin Oprukçu’ya bir ziyaret sırasında çiçek vermesinin "<strong><em>suç</em></strong>" gibi aleyhine kullanıldığını savundu. Doğan, yurdun kapatılmasının ardından göreve başladığı zabıta biriminden temizlik işlerine gönderilerek sistematik bir mobbinge maruz kaldığını öne sürdü.</span></p>

<p><a href="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-06-at-151440-3.jpeg" title="Whatsapp Image 2026 05 06 At 15.14.40 (3)"><span style="color:#000000"><img alt="Whatsapp Image 2026 05 06 At 15.14.40 (3)" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-06-at-151440-3.jpeg" style="height:893px; width:670px" /></span></a></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"ALTI ARKADAŞIMIZIN ORTAK NOKTASI ALEVİ OLMAMIZ"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">İşten çıkarma sürecinde yalnız olmadığını dile getiren Doğan, kendisiyle birlikte toplam altı işçinin benzer uygulamalarla karşılaştığını ifade etti. Bu işçilerden üçünün zorla emekliliğe sevk edildiğini, diğer üçünün ise görev yeri değişikliği sonrası işten çıkarıldığını belirten Doğan, "<em><strong>Dikkat çekici olan şudur ki; altımız da Aleviydik. Ereğli’de yüksek oranla CHP’ye oy veren üç Alevi köyünün iradesi ve bizlerin emeği yok sayılmıştır</strong></em>" diyerek, kararların ideolojik ve inanç temelli olduğunu iddia etti.</span></p>

<p><a href="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-06-at-151437-6.jpeg" title=""><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-06-at-151437-6.jpeg" style="height:591px; width:473px" /></span></a></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GAZİ ÇOCUĞUNA "MEZARDAN ÇIKSA BİLE" YANITI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yaşanan mağduriyetin giderilmesi için Alevi Bektaşi dernekleri ve milletvekillerinin devreye girdiğini ancak sonuç alınamadığını savunan Doğan, Ereğli Belediye Başkanı Umut Akpınar’ın "<strong><em>Babası mezardan çıksa bile kimseyi değiştirmem</em></strong>" şeklinde bir ifade kullandığını öne sürdü. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir gazi çocuğu olarak emeğinin hiçe sayıldığını söyleyen Doğan, kendisinden boşalan pozisyona ertesi gün MHP’ye yakınlığıyla bilinen bir ismin alınmasının ise "<strong><em>alaycı bir yaklaşım</em></strong>" olduğunu belirtti.</span></p>

<p><a href="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-06-at-151438-6.jpeg" title="Whatsapp Image 2026 05 06 At 15.14.38 (6)"><span style="color:#000000"><img alt="Whatsapp Image 2026 05 06 At 15.14.38 (6)" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-06-at-151438-6.jpeg" style="height:523px; width:640px" /></span></a></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"26 YILDIR SAĞ PARTİLERLE ÇALIŞTIK, BÖYLE ZULÜM GÖRMEDİK"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Daha önce Erzincan Refahiye Belediyesi’nde beş yıl boyunca sekreterlik yaptığını ve sağ partili belediye başkanları döneminde hiçbir haksızlığa uğramadığını ifade eden Doğan, eşinden şiddet gördüğü için ailesinin yanına dönmek zorunda kalan bir kadın olarak ekmeğiyle oynandığını vurguladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mağdur ailelerden birinin "<strong><em>26 yıldır sağ partilerle çalıştık ama böyle bir zulüm görmedik</em></strong>" sözlerini aktaran Doğan, bu durumun bölgedeki üç Alevi köyünde büyük bir kırgınlığa ve CHP’ye karşı tepkiye yol açtığını dile getirdi.</span></p>

<p><a href="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-06-at-151437.jpeg" title=""><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-06-at-151437.jpeg" style="height:600px; width:600px" /></span></a></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>‘İFTİRALARLA YILDIRMAYA ÇALIŞTILAR!’</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Aynı zamanda bekar bir kadın olarak kendisine iftira da atıldığını aktaran Doğan, bir kadın olarak ilçede ekmeğinin peşinde çalıştığını ancak arkasından konuşulan söylemlerin devlet makamındaki kişilere yakışmadığını ifade etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu tür iftiralarla yıldırılmaya çalışıldığını ancak bu süreçte de suç duyurusunda bulunduğunu aktaran Doğan, belgeleriyle ispatlamaya hazır olduğu bu sürecin bir an önce incelenmesini ve uğradığı haksızlığın giderilmesini talep ediyor.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-azerbaycandan-dev-italya-cikarmasi-gumbur-gumbur-geliyor-3209</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 09 May 2026 07:05:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Bora Özizmirli: Azerbaycan'dan dev İtalya çıkarması! Gümbür gümbür geliyor</h1>
                        <h2>Analist Gazeteci Bora Özizmirli, JeopoliTürk Gündem Tv YouTube kanalında yaptığı değerlendirmede, Azerbaycan’ın devlet enerji şirketi SOCAR'ın, İtaliana Petroli şirketinin %99,82’sini devraldığını, bu anlaşmayla 4.500 benzin istasyonu, 2 rafineri ve tüm lojistik varlıklarını bünyesine kattığını belirtti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/bora-ozizmirli-azerbaycandan-dev-italya-cikarmasi-gumbur-gumbur-geliyor-1778302007.webp">
                        <figcaption>Bora Özizmirli: Azerbaycan'dan dev İtalya çıkarması! Gümbür gümbür geliyor</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Analist Gazeteci Bora Özizmirli, JeopoliTürk Gündem Tv YouTube kanalında yaptığı değerlendirmede, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin 4 Mayıs 2026’da Azerbaycan’a gerçekleştirdiği ziyareti mercek altına aldı. Ziyaretin, 13 yıl aradan sonra bir İtalya Başbakanı’nın Azerbaycan’a yaptığı ilk ziyaret olması nedeniyle ayrı bir önem taşıdığını vurgulayan Özizmirli, iki ülke arasındaki <strong>“güvenilir ortak”</strong> ilişkisine dikkat çekti.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=iaelv2yF2KQ"><span style="color:#c0392b"><strong>BORA ÖZİZMİRLİ'NİN BU AÇIKLAMASINI İZLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ</strong></span></a></p>

<p>Özizmirli, Azerbaycan’ın Avrupa’daki enerji varlığına ilişkin çarpıcı veriler paylaştı. 2025 verilerine göre Azerbaycan, İtalya’ya yaklaşık <strong>9,5 milyon metre küp </strong>doğalgaz satışı gerçekleştirdi. Bu miktar, İtalya’nın ithal ettiği gazın yaklaşık <strong>%16’sına</strong> denk geliyor ve Azerbaycan’ı, Avrupa Birliği içinde bu ülkeye en fazla gaz satan ülke konumuna taşıyor.</p>

<p><br />
<span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">SOCAR’IN BÜYÜK HAMLESİ</span></span></strong></span><br />
<br />
Azerbaycan’ın devlet enerji şirketi SOCAR, İtalya’da önemli bir satın alma gerçekleştirdi. Şubat ayında İtaliana Petroli&nbsp;şirketinin %99,82’sini devralan SOCAR, bu anlaşmayla 4.500 benzin istasyonu, 2 rafineri ve tüm lojistik varlıklarını bünyesine kattı. Özizmirli, bu hamleyi <strong>“gerçekten çok çok önemli” </strong>olarak nitelendirdi.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">ENERJİ KRİZİNDE AZERBAYCAN’IN YÜKSELEN ROLÜ</span></span></strong></span><br />
<br />
Meloni’nin ziyaretini, küresel enerji güvenliği açısından kritik bir adım olarak değerlendiren Özizmirli, İran’daki savaş nedeniyle Hürmüz Boğazı’nda yaşanan risklere işaret etti.<br />
<br />
Avrupa’da doğalgaz stoklarının eridiğini, alternatif enerji kaynaklarının öneminin arttığını belirten Özizmirli, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><em><strong>&nbsp;“Değerli dostlar, abartı değil kardeş. Azerbaycan Avrupa’da ve özellikle İtalya’da gümbür gümbür geliyor.”</strong></em></p>

<p>Özizmirli, <strong>TANAP ve TAP</strong> projeleriyle Azerbaycan doğalgazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaştığını hatırlatarak, bu durumun hem Azerbaycan’ın hem de Türkiye’nin jeostratejik önemini artırdığını vurguladı. Türkiye’nin Doğu-Batı enerji koridorunda merkez ülke haline geldiğini ifade eden Özizmirli,<em><strong> “Azerbaycan sadece kendi gazını satmıyor, aynı zamanda Türkiye’yi merkez ülke yapıyor” </strong></em>dedi.</p>

<p><br />
<span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">KARDEŞ ÜLKE VURGUSU VE ELEŞTİRİLER</span></span></strong></span><br />
<br />
Bora Özizmirli, sosyal medyada Azerbaycan’a yönelik eleştirileri de değerlendirdi. Bunların, Azerbaycan’ın stratejik önemini yıpratmaya yönelik kampanyalar olduğunu savunarak,<em><strong> “Azerbaycan bizim kardeş ülkemiz. Yangında, depremde hep bizim yanımızda oldu. Azerbaycan’ın güçlenmesi demek Türkiye’nin güçlenmesi demektir”</strong></em> diye konuştu.</p>

<p><strong>“Tek millet iki devlet” </strong>anlayışıyla hareket edilmesi gerektiğini belirten Özizmirli, iki ülke arasındaki ortak projelerin ön plana çıkarılması çağrısında bulundu. Kazakistan ve Türkmenistan gazının da ilerleyen dönemde Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınmasının gündeme geleceğini ifade eden Özizmirli, bu süreçte Türkiye’nin güvenilir bir liman ve enerji hub’ı olarak öne çıktığını söyledi.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">JEOPOLİTİK DEĞERLENDİRME</span></span></strong></span><br />
Özizmirli açıklamasında şu noktalara da değindi:<br />
-Rusya-Ukrayna savaşı ve Orta Doğu’daki çatışmalar nedeniyle alternatif ticaret ve enerji rotalarının Anadolu üzerinden geçtiği,<br />
- Türkiye’nin dünyada en fazla askeri üsse sahip ikinci ülke olduğu (133 üs),<br />
- Hürmüz Boğazı’nın kapanma riskinin gıda sektörünü bile etkileyebileceği ve Azerbaycan gazının bu noktada kritik rol üstlendiği.</p>

<p>Analist Gazeteci Bora Özizmirli, Azerbaycan ve Türkiye’nin önünün açık olduğunu belirterek,<em><strong> “Azerbaycanlı kardeşlerimizin attığı her adım hem bizi gururlandırıyor hem de bizi yukarı taşıyor” </strong></em>sözleriyle değerlendirmesini tamamladı.<br />
<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=iaelv2yF2KQ"><span style="color:#c0392b"><strong>BORA ÖZİZMİRLİ'NİN BU AÇIKLAMASINI İZLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ</strong></span></a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/secek-dernegi-ankaraya-cikarma-yapti-3208</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 07 May 2026 23:33:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>SEÇEK Derneği Ankara’ya çıkarma yaptı</h1>
                        <h2>SEÇEK Azınlık Eğitim ve Kültür Derneği, heyeti Ankara’da bir dizi resmi ziyaret ve temas gerçekleştirdi. Dernek Başkanı Necmettin Kahya başkanlığındaki heyette, Seyyid Ali Sultan Dergahı Postnişini Hasan Apti ile birlikte yol uluları Dede Ahmet Paşa, Dede Apti Pencal ve Dede Mehmet Koç yer aldı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/secek-dernegi-ankaraya-cikarma-yapti-1778186414.webp">
                        <figcaption>SEÇEK Derneği Ankara’ya çıkarma yaptı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Batı Trakya'da yayınlanan Gündem gazetesinin haberine göre, SEÇEK Azınlık Eğitim ve Kültür Derneği, heyeti Ankara’da bir dizi resmi ziyaret ve temas gerçekleştirdi.</p>

<p>Dernek Başkanı Necmettin Kahya başkanlığındaki heyette, Seyyid Ali Sultan Dergahı Postnişini Hasan Apti ile birlikte yol uluları Dede Ahmet Paşa, Dede Apti Pencal ve Dede Mehmet Koç yer aldı.</p>

<p>Ziyaret programı kapsamında heyet, Türkiye Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile görüştü. Heyet ayrıca Türkiye Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Serdar Çam ile de bir araya geldi.</p>

<p>Ankara temasları çerçevesinde heyet, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve önceki dönem CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile de görüşmeler gerçekleştirdi.</p>

<p>SEÇEK heyeti ayrıca, Türkiye Kültür ve Turizm Bakanlığı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı görevini yürüten Esma Ersin’i makamında ziyaret etti. Görüşmede karşılıklı fikir alışverişinde bulunulduğu ve temasların verimli geçtiği belirtildi.</p>

<p>Heyet, temaslar kapsamında gösterilen ilgi ve misafirperverlikten dolayı yetkililere teşekkür etti.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/firat-abdal-musa-anma-torenine-siyaset-golgesi-dusmesin-3207</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 07 May 2026 23:16:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Fırat: Abdal Musa anma törenine siyaset gölgesi düşmesin!</h1>
                        <h2>Araştırmacı-Yazar Mustafa Fırat, yaklaşan Abdal Musa Sultan’ı anma etkinlikleri öncesinde çarpıcı bir uyarıda bulundu. Geçen yıl Antalya’da yaşanan "siyasi propaganda" görüntülerine dikkat çeken Fırat, Alevi-Bektaşi anmalarının siyasetin tahakkümünden kurtarılması çağrısını yaptı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/firat-abdal-musa-anma-torenine-siyaset-golgesi-dusmesin-1778185819.webp">
                        <figcaption>Fırat: Abdal Musa anma törenine siyaset gölgesi düşmesin!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANTALYA –</strong> Antalya’nın Elmalı ilçesine bağlı Tekke Köyü’nde yaklaşık iki ay sonra gerçekleştirilecek olan Abdal Musa Sultan’ı anma etkinlikleri öncesinde, etkinliklerin düzenlenme biçimine dair tartışmalar yeniden alevlendi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Araştırmacı-Yazar Mustafa Fırat, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, inanç merkezli törenlerin siyasi şovlara alet edilmemesi gerektiğini vurguladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"Geçen Yıl Etkinlik İpotek Altına Alınmıştı"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Geçtiğimiz yıl düzenlenen törenlerde Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in yoğun siyasi propaganda yürüttüğünü hatırlatan Fırat, tören alanının ve Antalya yolunun tamamen belediye başkanının posterleriyle donatıldığını belirtti. Fırat, o dönem Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Alirıza Özdemir’in tüm uyarılarına rağmen, bazı sivil toplum kuruluşlarının bu duruma sessiz kalarak siyasete alan açtığını ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"Camide Olmadığı Gibi Cemevinde de Siyaset İstemiyoruz"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Mustafa Fırat, bugün gelinen noktada Muhittin Böcek hakkındaki hukuki sürece ve iddialara da değinerek, inanç önderlerinin anmalarının kişilerden ve siyasi konjonktürden bağımsız olması gerektiğini savundu. Fırat, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<strong>Nasıl ki camide siyaset görmek istemiyorsak, cemevlerinde de erenlerimizin anma törenlerinde de siyasetçilerin ve siyasetin gölgesini görmek istemiyoruz. Alevi-Bektaşi erenlerinin anma törenlerinden siyasetin gölgesi tamamen kaldırılmalıdır.</strong>"</span></p>

<p><span style="color:#000000">Haberin sonunda, bu yılki etkinliklerde geçmiş hataların tekrarlanmaması ve Alevi kurumlarının üzerindeki siyasi baskının son bulması temennisi dile getirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İŞTE MUSTAFA FIRAT'IN PAYLAŞIMININ TAM METNİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-05-07%20at%2022_59_05.jpeg" style="height:800px; width:584px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">"ALEVİ-BEKTAŞİ ERENLERİNİN ANMA TÖRENLERİNDEN SİYASETİN GÖLGESİ KALDIRILMALIDIR</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yaklaşık iki ay sonra Antalya’nın Elmalı Tekke Köyü’nde Abdal Musa Sultan’ı anma etkinlikleri yapılacak. Geçen yılki anmalar, Antalya Büyükşehir eski Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in siyasi propagandasına sahne olmuştu. Antalya’dan anma törenin yapıldığı yere kadar her yer, Muhittin Böcek’in posterleri ile donatılmıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muhittin Böcek adeta anmalara ipotek koymaya çalışmış, dönemin Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Alirıza Özdemir’in tüm çaba ve uyarılarına rağmen etkinlikte söz sahibi olan STK’lar ve diğer sorumlular bu ikazları kulak ardı etmişti. Böcek’in gölgesinde mevzilenen Ali’siz Aleviler, aynı etkinlikte rol kapmaya çalışmıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün ise Muhittin Böcek tutuklu ve hakkındaki iddialar yenilir yutulur cinsten değil. Elbette ne kadarı doğru ne kadarı doğru değil, bilemeyiz. Yargılama sonucunda her şey ortaya çıkacaktır. Bu sürecin toplamının bize öğrettiği şey, Alevi-Bektaşi erenlerinin anma törenlerinden siyasetin gölgesinin kaldırılması gerektiğidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Nasıl ki, camide siyaset görmek istemiyorsak cemevlerinde de erenlerimizin anma törenlerinde de siyasetçilerin ve siyasetin gölgesini görmek istemiyoruz. Umarız geçen yıl yapılan hatalar bu yıl tekrarlanmaz ve siyasetin gölgesi Alevi kurum ve anmalarının üzerinden kalkar."</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/umut-berhan-sen-yildirimhan-turkiyenin-kitalararasi-gucunun-tescili-3206</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 07 May 2026 03:21:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Umut Berhan Şen: Yıldırımhan, Türkiye'nin kıtalararası gücünün tescili</h1>
                        <h2>JeopoliTürk Gündem Tv’de konuşan analist ve yazar Umut Berhan Şen, Türkiye’nin geliştirdiği kıtalararası balistik füze Yıldırım Han’ı değerlendirdi. Şen, füzenin savunma sanayii açısından stratejik bir dönüm noktası olduğunu belirterek, bunun Türkiye’yi küresel bir güç konumuna taşıdığını vurguladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/umut-berhan-sen-yildirimhan-turkiyenin-kitalararasi-gucunun-tescili-1778114280.webp">
                        <figcaption>Umut Berhan Şen: Yıldırımhan, Türkiye'nin kıtalararası gücünün tescili</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>JeopoliTürk Gündem Tv’de</strong> konuşan analist ve yazar <strong>Umut Berhan Şen</strong>, Türkiye’nin geliştirdiği kıtalararası balistik füze Yıldırım Han’ı değerlendirdi. Şen, füzenin savunma sanayii açısından stratejik bir dönüm noktası olduğunu belirterek, bunun Türkiye’yi küresel bir güç konumuna taşıdığını vurguladı.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=dPArzOwhiq8&amp;t=12s"><span style="color:#2980b9"><strong>UMUT BERHAN ŞEN'İN AÇIKLAMASINI YOUTUBE'DAN İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ:</strong></span></a></p>

<p><strong>Şen, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:</strong></p>

<p><em><strong>“Bugün konumuz son günlerde savunma sanayide oldukça ilgi uyandıran bir gelişme olan Yıldırım Han Balistik Füzesi. Artık günümüzde en önemli realite hard power yani sert güç realitesi. 21. yüzyıl, John Mearsheimer’in deyimiyle ‘saldırgan realizm çağı’ ve güç kullanmanın en rasyonel araç olduğu bir dönem. Türkiye Cumhuriyeti’nin balistik füze kapasitesine ulaşması bu açıdan kritik öneme sahip.” </strong></em>dedi.</p>

<p><span style="color:#c0392b"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">6.000 KM MENZİL VE 25 MACH HIZ</span></span></strong></span></p>

<p>Analist Şen, Saha Expo 2026’da dikkat çeken Yıldırım Han’ın **6.000 kilometre** menzile sahip olduğunu hatırlatarak, “Ankara’dan fırlatılan bir mühimmatın Londra’yı, Delhi’yi ya da Afrika’nın kalbine ulaşabilmesi demek” dedi. Füzenin, Türkiye’nin caydırıcı taarruz kapasitesine geçtiğinin net ilanı olduğunu kaydetti.</p>

<p>Şen, teknik özelliklere de değinerek, <em><strong>“Türkiye’nin ilk sıvı roket yakıtlı füzesi. Terminal aşamada 25 Mach hıza ulaşıyor. Bu hızdaki bir objeyi mevcut hava savunma sistemleriyle durdurmak neredeyse imkânsız” </strong></em>ifadelerini kullandı. Tasarımında yer alan <strong>Yıldırım Beyazıt Han tuğrası ve Mustafa Kemal Atatürk</strong> imzası ise “tarihsel süreklilik mesajı” olarak yorumlandı.</p>

<p><strong><span style="color:#c0392b"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">JEOPOLİTİK ETKİ: COĞRAFYA ARTIK KADER OLMAKTAN ÇIKTI</span></span></span></strong></p>

<p>Umut Berhan Şen, füzenin dünya gündemini sarsan etkisine işaret ederek şöyle konuştu:</p>

<p><em><strong>“Yıldırımhan’la beraber coğrafya artık bir kader olmaktan çıktı, yönetilebilir bir stratejik sah haline gelecek. Türk mühendisliği mızrağın ucunu küresel statükonun tam kalbine bıraktı. Artık bölgesel bir güç değiliz; küresel bir oyuncuya evrilişimizin ifadesi.”</strong></em></p>

<p>Doğu Akdeniz’den Orta Asya’ya, Avrupa’dan Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyada stratejik kırılma yarattığını belirten Şen, füzenin İsrail ve Yunanistan medyasında yarattığı paniğin de tesadüf olmadığını söyledi.<em><strong> “Ankara uçak kaldırmadan kritik merkezleri etki alanına alabilen bir kapasiteye erişti. Bu jeopolitik satrançta şah çekebilme iradesidir”</strong></em> dedi.</p>

<p><strong><span style="color:#c0392b"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“SEÇKİNLER KULÜBÜNÜN EN YENİ ÜYESİ”</span></span></span></strong></p>

<p>Şen, Türkiye’nin İHA/SİHA teknolojisindeki liderliğinin ardından kıtalararası balistik füze kapasitesiyle<strong> “seçkinler kulübüne”</strong> katıldığını vurguladı. Yıldırım Han’ın diplomatik gücün arkasındaki en büyük fiziksel teminat haline geldiğini sözlerine ekledi.</p>

<p>Analist, ilerleyen günlerde savunma sanayii ve jeopolitik gelişmeleri değerlendirmeye devam edeceğini belirterek konuşmasını sonlandırdı.</p>

<p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=dPArzOwhiq8&amp;t=12s"><span style="color:#2980b9"><strong>Kaynak: JeopoliTürk Gündem Tv<br />
<br />
UMUT BERHAN ŞEN'İN AÇIKLAMASINI YOUTUBE'DAN İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ:</strong></span></a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-on-planda-iran-var-oysa-arka-planda-kuresel-ekonomiler-hedefte-3205</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 07 May 2026 02:28:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Bora Özizmirli: Ön planda İran var, oysa arka planda küresel ekonomiler hedefte</h1>
                        <h2>JeopoliTürk Gündem Tv YouTube kanalında değerlendirmelerde bulunan Analist Gazeteci Bora Özizmirli, İran’daki savaşın devam ettiği süreçte Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmasının küresel ekonomi üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/bora-ozizmirli-on-planda-iran-var-oysa-arka-planda-kuresel-ekonomiler-hedefte-1778111844.webp">
                        <figcaption>Bora Özizmirli: Ön planda İran var, oysa arka planda küresel ekonomiler hedefte</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>JeopoliTürk Gündem Tv, YouTube</strong> kanalında değerlendirmelerde bulunan Analist Gazeteci <strong>Bora Özizmirli,</strong> İran’daki savaşın devam ettiği süreçte Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmasının küresel ekonomi üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekti.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=VvF2kLsJr-c"><strong><span style="color:#c0392b">BORA ÖZİZMİRLİ'NİN 6 DK.LIK AÇIKLAMASINI YOUTUBE'DA İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ:</span></strong></a></p>

<p>Özizmirli, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in önemli uyarısını hatırlatarak, <em><strong>“Eğer Hürmüz Boğazı Haziran 2026’ya kadar kapalı kalırsa 45 milyon insan aç kalacak, 32 milyon insan ise yoksulluğa itilecek” d</strong></em>edi. BM uyarısına göre gübre fiyatlarının <strong>yüzde 15 ile 46</strong> arasında arttığını belirten Özizmirli, bunun özellikle Güneydoğu Asya, Afrika ve Latin Amerika’daki küçük çiftçileri vurduğunu, hasadın azalmasıyla gıda fiyatları ve enflasyonun yükseldiğini kaydetti. Sudan, Yemen, Somali, Kenya ve Bangladeş gibi kırılgan ülkelerde etkinin çok daha yıkıcı olduğunu vurguladı.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;“KALICI BARIŞ BEKLEMEK İYİMSERLİK”</span></strong></span></span></span></p>

<p>Ortadoğu’da kalıcı bir barış öngörmediklerini dile getiren Özizmirli, <em><strong>“Ön planda İran gözüküyor fakat arka planda küresel ekonomiler hedef alınıyor. ABD ve İsrail’in amacı savaşı uzatarak Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmasını sağlamak ve petrol piyasasındaki mevcut tekeli yıkıp kendi tekellerini kurmaktır” </strong></em>değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Özizmirli, Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) OPEC’ten ayrılmasının da bu sürece hizmet ettiğini ve en çok Suudi Arabistan’ı etkiledeğini belirtti. Trump’ın bu karardan memnuniyet duyduğunu hatırlatan Özizmirli, dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip ülkelerinin ABD’nin çevreleme stratejisiyle karşı karşıya olduğunu ifade etti. Bu ülkeleri şöyle sıraladı:</p>

<p>1<strong>-Venezuela: </strong>ABD’nin müdahalesiyle petrol şirketleri hakimiyet kurdu.<br />
<strong>2-Suudi Arabistan:</strong> İran saldırılarından ve Hürmüz’ün kapanmasından en fazla etkilenen ülkelerden.<br />
<strong>3-İran:</strong> Savaş nedeniyle petrol üretimi ve satışı engelleniyor.<br />
<strong>4-Kanada: </strong>Trump’ın hedefinde.<br />
<strong>5-Irak: </strong>Sürekli istikrarsızlık ve Amerikan etkisi altında.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">ENERJİ KRİZİ KÜRESEL ÜRETİM ZİNCİRİNİ VURDU</span></span></strong></span></p>

<p>Nisan ayında Katar ve Kuveyt’in petrol satmadığına işaret eden Özizmirli, bunun <em>Pakistan, Bangladeş, Sri Lanka ve Vietnam</em> gibi ülkelerde ciddi enerji krizlerine yol açtığını, sanayi üretiminin kısıldığını ve uzaktan çalışmaya geçildiğini söyledi. Avrupa’da da durumun kritik olduğunu belirten Özizmirli, <strong>Hollanda’da doğalgaz stoklarının %8’e </strong>düştüğünü, Fransa ve Almanya’nın kritik seviyelerde olduğunu, jet yakıtı stoklarının bir aylık kaldığını ve 20 bine yakın uçuşun iptal edildiğini aktardı.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">TÜRKİYE İÇİN FIRSAT PENCERESİ</span></span></strong></span></p>

<p>Bora Özizmirli, Türkiye’nin İran Savaşı’ndaki aklıselim tutumuna dikkat çekerek, <em><strong>“Hürmüz Boğazı kapalı kalırsa geriye Türkiye yolu kalıyor. Kalkınma Yolu’nun önemi artıyor”</strong></em> dedi. Kuzeyde Rusya-Ukrayna savaşı, güneyde ise ABD-İsrail kaynaklı sorunlar nedeniyle alternatif rotaların kapandığını belirten Özizmirli, bu durumun <strong>Türkiye’nin güvenli liman </strong>konumunu güçlendireceğini ve yeni ticaret yolları oluşturacağını kaydetti.</p>

<p>Uzun vadede İsrail’in bölgede yalnızlaştığını savunan Özizmirli, <em><strong>“Kısa vadede Amerika ve İsrail saldırıyor gibi gözükse de uzun vadede bu adımlar kendi halkına da zarar veriyor”</strong></em> yorumunu yaptı.</p>

<p>Özizmirli, Hürmüz Boğazı krizinin dünya için büyük risk taşıdığını ancak Türkiye açısından önemli bir fırsat yarattığını sözlerine ekledi.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=VvF2kLsJr-c"><strong><span style="color:#c0392b">BORA ÖZİZMİRLİ'NİN 6 DK.LIK AÇIKLAMASINI YOUTUBE'DA İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ:</span></strong></a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cem-vakfi-veli-agbaba-cemevimize-cokmeye-kalkti-3204</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 05 May 2026 13:59:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Cem Vakfı: Veli Ağbaba cemevimize çökmeye kalktı!</h1>
                        <h2>Cem Vakfı tarafından Malatya’da Cemevi ve Kültür Merkezi  projesinde Veli Ağbaba’ya yönelik iddialar gündemi sarstı. Cemevi meselesinde açıklamalarla kriz daha da büyüdü.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/cem-vakfi-veli-agbaba-cemevimize-cokmeye-kalkti-1777979775.webp">
                        <figcaption>Cem Vakfı: Veli Ağbaba cemevimize çökmeye kalktı!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Malatyakalitehaber sitesinden Kenan Kaya tarafından yapılan habere göre,&nbsp;Malatya’da Cem Vakfı tarafından yürütülen Cemevi ve Kültür Merkezi projesi, son dönemde özellikle CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba hakkında ortaya atılan iddialar ve karşılıklı sert açıklamalarla yeniden gündemin en sıcak başlıklarından biri haline geldi.</p>

<p>Projenin maddi sıkıntılar nedeniyle ilerleyememesi tartışmaları büyütürken, Cem Vakfı Malatya Şube Müdürü İzzettin Şahin’in yaptığı açıklamalar dikkat çekti. Şahin, projeye destek sürecinde yaşanıldığını iddia ettiği gelişmeleri detaylarıyla anlattı.</p>

<p>Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in isteği üzerine kendileri ile bir araya geldiklerini belirten Vakıf Müdürü İzzettin Şahin, “<strong><em>Maddi imkânsızlıklardan dolayı inşaat istediğimiz gibi gitmiyordu, Özgür Özel Adıyaman’a gelmişti, kendisi ile orada görüşüp destek istedik. Özgür Beyde, Veli beye dönerek, “</em></strong><em>Bu işi sen hallet istersen halledersin. Birçok işadamı ve belediyemiz var. Onlarda destek al. Bu inşaatı bitir abi. Hem açılışa da Kemal Kılıçtaroğlu’nu çağırın birlikte açalım</em><strong><em>” diyerek bize destek vermesini istedi. Veli Bey de ilgileneceğini gerekeni yapacağını söyledi. O görüşmede Sayın Ekrem İmamoğlu’da vardı ve kendisi de inşaata ciddi bir destek vereceğini söyledi. Ama ondan sonra gözaltına alındı ve tutuklandı. Fakat Veli Bey sözünü yerine getirmedi</em></strong>” ifadelerini de kullandı.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyakalitehaber.com/files/uploads/1777841427-f95cd.jpeg" /></p>

<p>Malatya Kalite Haber’e konu ile ilgili olarak özel açıklamalarda bulunan İzzettin Şahin, vekil Veli Ağbaba’nın inşaatın tamamlanması için destek sözü verdiğini, daha sonra yönetime adam koymak istediğini, hesapları kendi arkadaşlarının denetiminde olması gerektiğini söylediğini ileri sürerek, “<em><strong>Bu taleplerinin hepsini kabul ettik. Yönetime söylediği isimleri aldık, tüm hesapları kendilerine bıraktık, bu seferde farklı talepler ortaya attılar.&nbsp; Adeta yönetimi bizi yok saymaya çalıştılar. İnşaat bahanesi ile Cem Vakfına çökmeye çalıştılar</strong></em>” dedi.</p>

<p>Temel Atma töreninde Milletvekili Veli Ağbaba’nın demir ve beton desteğinde bulunduğunun da altını çizen Cem Vakfı Malatya Şube Müdürü İzzettin Şahin, Ağbaba hakkında çarpıcı iddialarını şöyle sürdürdü:</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyakalitehaber.com/files/uploads/1777841450-4f3f8.jpg" /></p>

<p>“İnşaatın tamamlanması için birçok siyasiden bize o kadar çok sözler verildi ki, bir milyona yaklaşmış nüfusu olan Malatya'nın 250 bin Alevi kardeşimiz ama Aleviler burada sahipsiz bırakılıyor. En önemli darbeyi de CHP Malatya milletvekili Veli Ağbaba'dan yedik. Kendisi de Alevi olan Veli Ağbaba buraya geldi, bizimle oturdu, sohbet etti. Cem evi ve kültür merkezi inşaatını bitireceğini söyledi. Ama bazı şartlar öne sürdü. Biz yönetim olarak Sayın Milletvekili Veli Ağbaba'nın söylediği bütün şartları kabul ettik. Size sunduğum belgelerle kendisi Cem Vakfı'na 6 tane yönetici konulmasını istedi. İnşaatı denetlemeleri, çalışmaları takip etmeleri için olduğunu söyledi. Alınan kararla ve genel merkezimizin onayıyla Veli Ağababa'nın gösterdiği altı arkadaşı yönetimimize aldık. Bu kez kalkıp, girdi- çıktılar, muhasebe işlerinin bütün defter incelemelerinin bu arkadaşlar tarafından idare edilmesini istedi. Biz bunu da kabul ettik. En son ise yıllardır buraya mücadele eden, hatta cebinden para harcayan müteahhit Bahattin Canbay'ın gönderilmesini istedi. Kendisi bir müteahhit getirecekmiş. İşte biz orada durun dedik ve bunu kabul etmedik.</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/1775308990-f975c.jpeg" style="height:540px; width:800px" /></p>

<p>Kendisine o zaman bizim müteahhit kalsın, yanına bir müteahhit daha getirin dedik. Bunu kabul etmedi. En son buranın bitmesi için Bahattin beyin isteği doğrultusunda, tamam Bahattin Bey'i gönderelim ama alacakları var, onu ne yapacağız dedik. Sessiz kaldılar. Bahattin Bey'i buradan gönderdiğimizde Bahattin Bey'in adı lekelenecekti. Buna müsaade etmedik. O günden beri Veli Ağababa buraya uğramıyor. Hatta aldığımız duyumlara göre bir yerlerde ‘ben orayı yapacaktım, istemediler, engel oldular’ diyormuş.”</p>

<p>Şahin ayrıca açıklamasının devamında çok daha sert ifadeler kullanarak şu sözleri dile getirdi:</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyakalitehaber.com/files/uploads/1777841507-0f579.jpeg" /></p>

<p>“Veli Ağbaba'nın ve arkadaşlarının neyi planladığını anlamadık, adeta buraya Cem Vakfı'na çökmeye çalıştılar. Reklam yapmak istiyorsa yapaydı ama burayı da bitireydi. Şimdi biz kime gitsek, hangi kapıyı çalsak, ‘sizin Veli Ağbabanız var. Neden size destek olmuyor’ diyorlar. Şimdi bütün bunları bırakalım, bize yapılan saygısızlığı unutmaya hazırız. Biz buranın bitmesini istiyoruz. Buranın bitmesi Malatya'nın yüz akı olacak. Veli Ağbaba'ya da sesleniyorum, diğer vekillere de sesleniyorum. Malatya'da Alevileri sahipsiz bırakmayın. Bu devasa, görkemli ve birçok anlamda vatandaşımıza hizmet edecek Cem Vakfı'na ait Cemevi ve kültür merkezinin bitmesini sağlayın. Sayın Sami Er'e de sesleniyorum. Asli görevi burayı yapmak. Çünkü Sayın Cumhurbaşkanımızın bu konuda talimatı var. Kültür evlerini, cemevlerini belediyeler gereken desteği verip ve yapmak zorundalar.”</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyakalitehaber.com/files/uploads/1777841534-e5c04.jpeg" /></p>

<p>Bu açıklamaların ardından Cem Vakfı Malatya Şube Başkanı ve Alevi dedesi Eşref Doğan da sürece ilişkin değerlendirmede bulundu:</p>

<p>“Ben çok konuşmak istemiyorum. Biz burayı öyle ya da böyle bitireceğiz. Ama buradan reklam yapanlara müsaade etmeyeceğim. İzzettin Bey'in söylediklerine katılıyorum. O dönemde benim arkadaşlarımı ezmeye, yok etmeye, yok görmeye çalıştılar. Ben de buna müsaade etmedim, etmeyeceğim. Kim olursa olsun, Cem Vakfı'nda ve bu inşaatta emeği geçen hiçbir arkadaşımı hor göremez, dışlayamaz, yok sayamaz. Bu milletvekili de olsa. ”</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyakalitehaber.com/files/uploads/1777841560-2bf3c.jpeg" /></p>

<p><strong>PROJENİN AMACI VE TEMEL ATMA SÜRECİ:</strong></p>

<p>Tüm bu tartışmaların odağında yer alan proje ise, aslında geniş kapsamlı bir sosyal ve kültürel merkez olarak planlanmıştı.</p>

<p>Cem Vakfı tarafından hayata geçirilmesi hedeflenen Cemevi ve Kültür Merkezi, Malatya’nın Cemal Gürsel Mahallesi’nde 6 bin 200 metrekarelik alan üzerinde inşa edilmek üzere projelendirilmişti.</p>

<p>Proje kapsamında bin kişilik cem ibadethanesi, 6 adet saz ve müzik eğitim sınıfı, derslikler, üniversite öğrencileri için etüt merkezleri, 40 kız öğrencilik yatılı yurt, 4 taziye evi, 2 mescit, aynı anda 10 cenazenin kaldırılabileceği merasim alanı, 600 kişilik taziye salonu ve 1500 kişilik yemekhane gibi çok sayıda sosyal alan yer alıyordu.</p>

<p>Cemevi ve Kültür Merkezi’nin temel atma töreni ise 2022 yılının Ekim ayında geniş katılımla gerçekleştirilmişti. Törene dönemin Malatya milletvekilleri, yerel yöneticiler, kanaat önderleri ve çok sayıda vatandaş katılmış; programda dualar okunmuş, kurban kesilmiş ve protokol üyeleri tarafından temel atma butonuna birlikte basılmıştı.</p>

<p>Törende yapılan konuşmalarda projenin Malatya’da birlik, beraberlik ve kültürel dayanışmaya katkı sunacağı vurgulanmıştı.</p>

<p>Ancak gelinen noktada proje hem maddi sıkıntılar hem de siyasi iddialar nedeniyle ilerleyemeyerek yeniden tartışmaların merkezine oturdu.</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/1774606046-84ecc.jpeg" style="height:514px; width:800px" /></p>

<p>İnşaatın müteahhitliğini üstlenen Bahattin Canbay ise yaptığı konuşmada, “<em><strong>Yeter ki bu inşaat biteydi ben gideydim. Arkadaşlarımın kabul etmemelerine rağmen vekil beyden gelen teklifi kabul ettim. Ancak inşaata cebimden harcadığım paralar var madem gideceğim onu verin dedim. Teklifi mi kabul etmediler. Veli beyin aramıza soktuğu kişilerin asıl amaçları neydi bilmiyorum, ama bu inşaatın bitmemesi için uğraştılar. Veli bey tarafından yönetime sokulan kişiler, bize çok kötü davrandı. Amaçları gerçekten inşaatı bitirmek olsaydı sürekli sorun çıkarmalardı.</strong></em>” ifadelerini kullandı.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ismet-abbasoglundan-aleviligin-arinmasi-cagrisi-3203</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 05 May 2026 13:36:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>İsmet Abbasoğlu'ndan Aleviliğin arınması çağrısı</h1>
                        <h2>Fransa’nın Bordeaux kentinde faaliyet gösteren Bordeaux Cemevi Başkanı ve Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Başkanı İsmet Abbasoğlu, Aleviliğin son dönemde çeşitli kesimlerin hedefi haline geldiğini belirterek, inancın özünden uzaklaştırılmak istendiği uyarısında bulundu.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/ismet-abbasoglundan-aleviligin-arinmasi-cagrisi-1777978471.webp">
                        <figcaption>İsmet Abbasoğlu'ndan Aleviliğin arınması çağrısı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Fransa’nın Bordeaux kentinde faaliyet gösteren Bordeaux Cemevi Başkanı ve Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Başkanı <strong>İsmet Abbasoğlu,</strong> Aleviliğin son dönemde çeşitli kesimlerin hedefi haline geldiğini belirterek, inancın özünden uzaklaştırılmak istendiği uyarısında bulundu.<br />
<br />
Abbasoğlu yaptığı yazılı açıklamada, Aleviliğin etnik, bölgesel, ulusal ve kimlik temelli farklı versiyonlarla yeniden dizayn edilmeye çalışıldığını ifade etti. Bu yapıların ortak amacının Aleviliğin inanç sistemini yok etmek olduğunu savunan Abbasoğlu, söz konusu organizasyonun arkasında Siyonizm’in olduğunu iddia etti.<br />
<br />
<strong>İsmet Abbasoğlu'nun yazılı açıklamasının yam metni şöyle:</strong><br />
<br />
<strong><span style="color:#2980b9">Aleviliğin Arınma Mücadelesi</span></strong><br />
<br />
Alevilik son dönemde birçok kişinin, ülkenin ve örgütün iştahını kabartmakta ve kendilerine göre Alevilik dizayn etmektedirler. Oluşturulan bu Alevilikler; etnik, bölgesel, ulusal ve kimliksel olarak çoğalmaya başlamıştır. Hepsinin ortak özelliği, Aleviliğin inanç sistemini yok etmektir. Bu organizasyonun arkasındaki karanlık güç Siyonizm’dir. Maalesef var olan kurumların çoğunluğu, Siyonizm’in oluşturduğu bu yapıların birer parçası hâline gelmiştir. Bu çok vahim bir durumdur. Bu durum, Siyonizm’in Alevilerin dönüşümü konusundaki başarısını göstermektedir. Aleviler ise bağlı oldukları kurumların bu teslimiyetlerinin farkında değiller. Alevileri temsil ettiğini söyleyen sözde başkanlar, siyasetin merkezinde kendilerine yer bularak menfaatlerini Aleviliği kullanarak gerçekleştirmektedirler. Aleviliği ticari bir meta olarak gören kurum başkanları da ayrı bir problemdir. Bu kadar çürümüşlüğün içindeki Alevilik, kendini arındırmalı ve özüne dönmelidir. Bunu yapabilmek için Alevilik, dernek kafesinden çıkartılarak ocaklara teslim edilmeli ve gerçek dedelerle yeniden yol bulmalıdır. Alevilerin inancının özünde İslam’ın ahlaki naifliği ve Allah’a bağlılığı vardır. Siyonizm’in istediği şey ise bunları Alevilerden koparmaktır. Yeni oluşturulan “Kürt Aleviliği” ile alisiz ve ateist Alevilik inşa etmek istemektedirler. Aleviler inançlı ve özüne bağlı bin yıldır bu yolda yürüyen, İslam’ın özü ve Türklerdir. Bir an önce kirlenmiş ve Aleviliğe zarar veren tüm unsurları içinden atmalı ve yeniden yapılanmalıdır.</p>

<p>İsmet Abbasoğlu<br />
Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Başkanı<br />
Fransa Bordeaux Cemevi Başkanı</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/konyada-istiklal-harbinde-mevleviler-ve-bektasiler-konferansi-yapildi-3202</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 05 May 2026 13:10:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Konya'da "İstiklal Harbinde Mevleviler ve Bektaşiler" konferansı yapıldı</h1>
                        <h2>Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Konya Şubesi, kültürel etkinlikler takvimi kapsamında Karatay Belediyesi katkılarıyla ve Mevlana ve ailesinin Konya’ya geliş yıldönümü münasebetiyle düzenlenen, "İstiklal Harbinde Mevleviler ve Bektaşiler" başlıklı konferansa ev sahipliği yaptı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/konyada-istiklal-harbinde-mevleviler-ve-bektasiler-konferansi-yapildi-1777976326.webp">
                        <figcaption>Konya'da "İstiklal Harbinde Mevleviler ve Bektaşiler" konferansı yapıldı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">TYB Konya Şubesi D. Mehmet Doğan Kütüphanesi’nde gerçekleştirilen programın düzenleyiciliğini Prof. Dr. Murat Ak üstlenirken, Necmettin Erbakan Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hülya Küçük konuşmacı olarak yer aldı. Programda Türk istiklalinin kazanılmasında tasavvuf ehlinin üstlendiği tarihi ve stratejik sorumluluklar detaylarıyla ele alındı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TBMM BAŞKAN VEKİLLİĞİ VE TEMSİL MAKAMI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Meclis yapısındaki din adamı ağırlığına değinen Küçük, “Meclis kurulduğu zaman bu hareketi bir merkezden yönetmek için öncelikle din adamlarına veriyorlar mebusluğu. Bizim konumuz olan Abdülhalim Çelebi ve Ahmet Cemalettin Çelebi başkan vekili seçilecekler. Abdülhalim Çelebi çok yüksek bir oyla, 120 mebustan 91'inin oyuyla birinci başkan vekili seçilmiş. Bektaşi Çelebisi ise 30 oy almış. Ahmet Cemalettin Çelebi aslında hasta, yoğun bir cilt hastalığından mustarip ve evinden çıkamayacak durumda olmasına rağmen Alevileri onunla kontrol edecekleri için mecliste tutuluyor. Abdülhalim Çelebi ise TBMM’nin kuruluşunda ve açılışında çok aktif, isyanlarda hep aracı durumunda ve sürekli haberleşerek bilgi veriyor” dedi</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YOKSULLUKLA İMTİHAN: "ALTIN ÇUVALLARI" EFSANESİNE KARŞI ACI GERÇEKLER</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Hülya Küçük, tarih yazımında sıkça karşılaşılan "dergahlardan çıkan altınlar" anlatısının gerçeği yansıtmadığını, belgelerin çok daha dramatik bir tablo çizdiğini ifade ediyor. Dergahların yardım etmek bir yana, devletin "muhtaçlar defterine" kayıtlı olduğunu hatırlatan Küçük, durumu "Mustafa Kemal ve arkadaşları Hacı Bektaş’ı ziyaret ettiğinde 'dergahta çuval çuval altınlar vardı, arabalara yükleyip gönderdiler' deniyor. Çuval çuval altın yoktu? Adamlar açlıktan ölüyor. Hacı Bektaş yakınlarındaki tuz madenindeki haklarını, 'tuz paylarını' bile en küçük oranına kadar istiyorlar; biriken ve verilmeyen eski haklarının peşine düşüyorlar. Kimsenin altın verecek hali de yok. Zaten Dünya Savaşı’ndan çıkılmış, insanlar kendilerini toparlayamıyor. Dergahlardan asıl istenen maddi yardım değil, askeri destek için 'insan kaynağı' idi."sözleriyle anlattı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>MİLLİ MÜCADELE’DE KADINLARIN VE DERGAHLARIN MADDİ DAYANIŞMASI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">İstiklal Harbi yıllarında Mevlevi dergahlarının, Bektaşi tekkelerine oranla maddi açıdan biraz daha imkan sahibi olduğunu belirten Prof. Dr. Hülya Küçük konuya ilişkin şunları söyledi: “Daha sonraki yıllarda, Kastamonu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Kadınlar Kolu Katibesi Saime Ayoğlu’nun bir gazete röportajındaki ifadeleri oldukça dikkat çekicidir. Ayoğlu, cemiyet reisi Zekiye Hanım hakkında konuşurken, onun bir şey bildiği için değil, ‘forsundan ve parasından’ faydalanmak için reis yapıldığını bizzat ifade etmiştir. ‘Şeyh hanımı olduğu için biz onun forsundan ve maddi yardımından faydalanıyorduk’ diyerek durumu açıklar. Buradan anlıyoruz ki, Mevlevi dergahları o dönemde Bektaşi dergahları kadar fakir değildi ve Milli Mücadele’ye maddi yönden de ciddi desteklerde bulunabiliyorlardı. Bunlar, Mevleviliğin alt planında devam eden ve mücadelenin finansmanına katkı sunan önemli çalışmalardır.”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.konyaolay.com/images/files/2026/05/69f8992a1e310.jpeg" /></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İSTANBUL VE ANADOLU ARASINDAKİ MÜCADELE: VELET ÇELEBİ’NİN ROLÜ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Velet Çelebi’nin Milli Mücadele dönemindeki faaliyetlerini ve Ankara’ya geçiş sürecini değerlendiren Küçük, “Abdülhalim Çelebi ile bir bakıma yarış içinde olan Velet Çelebi’nin durumu oldukça şaşırtıcıdır. Mücadele 1919’da başlamış olmasına rağmen, o 1921 gibi geç bir tarihte İstanbul’dan Anadolu’ya geçmiştir. İstanbul’dayken eliniz kolunuz bağlıdır, asıl mücadele Anadolu’dadır. Ankara’da ona bir yer veriliyor ancak kendisi doğrudan savaşla değil, daha çok Türk dili üzerine çalışmalarla ilgileniyor. Meclis’teki özgeçmişinde de kendisini Türk dili uzmanı olarak tanımlıyor. Daha sonra Türkiye devletleşme sürecine girdiğinde, Türkçe ile ilgili kurulan komisyonlarda görev alacaktır. Bazıları onun görevinin ilmiye sınıfı gereği bu olduğunu savunabilir; ancak aynı sınıftan olan Bektaşi Sami Rıfat, hem dil çalışmalarında ön plandayken hem de insanları savaşa yönlendirmek için mitinglerde ateşli konuşmalar yapmıştır. Velet Çelebi ise daha çok akademik ve kültürel bir çizgide kalmayı tercih etmiştir” şeklinde konuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İSTANBUL BEKTAŞİLERİ, HÜRRİYET VE İTİLAF TARAFTARLIĞI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Milli Mücadele karşıtı faaliyetler içinde yer alan bazı gruplara dikkat çeken Küçük, “İstanbul merkezli Bektaşiler arasında durum biraz farklıydı. Bazıları Hürriyet ve İtilaf Fırkası taraftarıydı. Kiraz Hamdi gibi isimler tarafından kurulan 'Tarikat-ı Salahiye' gibi yapılar, Milli Mücadele aleyhine çok farklı bir tutum içindeydiler. Hatta bu grubun içindeki bazı isimler, savaşın sonunda vatan hainliği gerekçesiyle '150’likler' listesine girerek sınır dışı edildiler. Tabii Mevleviler arasında da 150’likler listesine girenler vardır ancak Bektaşi kaynaklarına, özellikle Fahrettin Erdoğan veya Hüsamettin Ertürk’ün anılarına bu konularda ihtiyatla yaklaşmak gerekir. Zira bu eserlerde bilgilerin büyük bir bölümünün çarpıtıldığını ve tarafgir bir dille yazıldığını görmekteyiz.” diyerek konuşmasını sürdürdü.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Programın sonunda Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Temizel tarafından, Prof. Dr. Hülya Küçük’e değerli sunumu ve katkıları anısına Katılım Beratı takdim edildi. Etkinlik, toplu hatıra fotoğrafı çekimi ile sona erdi.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/drihsan-unlu-yazdi-istanbulda-amasya-gunleri-3201</link>
            <category>KONUK YAZAR</category>
            <pubDate>Tue, 05 May 2026 01:44:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Dr.İhsan Ünlü yazdı: İstanbul'da Amasya Günleri</h1>
                        <h2>İstanbul’da düzenlenen “Amasya Günleri” etkinliğinde kültürel birliktelik ve farklılıklarla bir arada yaşama kültürü öne çıktı. Etkinlik ile ilgili Dr. İhsan Ünlü bir yazı kaleme aldı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/drihsan-unlu-yazdi-istanbulda-amasya-gunleri-1777935657.webp">
                        <figcaption>Dr.İhsan Ünlü yazdı: İstanbul'da Amasya Günleri</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>İstanbul’da düzenlenen “<strong>Amasya Günleri” </strong>etkinliğinde kültürel birliktelik ve farklılıklarla bir arada yaşama kültürü öne çıktı.Coşkulu katılımın olduğu organizasyonda konuşmacılar arasında yer alan Dr. İhsan Ünlü, <em><strong>“Farklılıklarımızla Birlikte Yaşama Zemininde Örnek Şehir Amasya”</strong></em> başlıklı bir söyleşi gerçekleştirdi. Etkinlikte kitaplarını da imzalayan Ünlü, Amasya’nın kadim hoşgörü geleneğini anlattı.<br />
<br />
Dr. İhsan Ünlü, Amasya’nın tarih boyunca farklı kültür ve inançların bir arada yaşadığı bir kent olduğunu vurgulayarak, “<em><strong>Amasya, Alevi’siyle Sünni’siyle kardeşçe yaşamanın en güzel örneğini sunan bir yapıya sahiptir. Bir tarafta medreselerinde âlimler yetişirken, diğer tarafta dergâhlarında âşıklar, dervişler ve pirler yetişmiştir”</strong></em> dedi.<br />
<br />
Dr. İhsan Ünlü'nün etkinlik ile ilgili yazısının tam metni şöyle:<br />
<br />
<span style="color:#2980b9"><strong>İSTANBUL’DA AMASYA GÜNLERİ</strong></span><br />
&nbsp;</p>

<p>Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da <strong>“Amasya Günleri” </strong>adı altında düzenlenen bir etkinliğe katıldım.<br />
Coşkulu ve rekor katılımlı bu organizasyonda emeği geçen başta ADEF başkanı değerli dostum Turan Sayar olmak üzere herkesi tebrik ediyorum.<br />
Güzel Amasya’mızın çeşitli yönleriyle tanıtılmasının hedeflendiği bu etkinlikte bana düşen, işin kültürel kısmıydı.<br />
Bu amaçla, “Farklılıklarımızla Birlikte Yaşama Zemininde Örnek Şehir Amasya” konulu bir söyleşi yaptım ve kitaplarımı imzaladım.<br />
Amasya, kadim tarihinden bu yana farklı kültürlerin bir arada yaşadığı bir hoşgörü kenti olmuştur.<br />
Bu gün de bu özelliğini koruyarak Alevi’siyle Sünni’siyle kardeşçe yaşamanın en güzel örneğini sunan bir yapıya sahiptir.<br />
Bir tarafta medreselerinde âlimler yetişirken, diğer tarafta dergâhlarında âşıklar, dervişler, pirler yetişmiştir.<br />
Yine hak ve hakikat yolcusu nice âşıklara ev sahipliği yapmıştır şirin Amasya.<br />
Bu gönül insanlarından biri olan Amasya’mızın medar-ı iftiharı Fedayi Baba ne güzel söylemiş:<br />
“Ey Fedayi can gıdası zikrullah<br />
İrşad için inzal oldu yedullah<br />
Tahkik bildim mümin kalbi beytullah<br />
Halk eden rahmanı özümde buldum.”<br />
Bu minval üzere yaptığım konuşmadan sonra bir izleyicim kitap imzalatmak üzere yanıma geldi.<br />
“Alevilik-Bektaşilikte Ulûhiyet Anlayışı-Âşık Davut Sulari” adlı kitabımı biraz karıştırdıktan sonra dedi ki:<br />
-&nbsp;&nbsp; &nbsp;“Sizin anlattığınız bu şekilde Alevilik var mı? Bu haliyle Aleviliği yaşayan Aleviler var mı gerçekten?”<br />
Biraz tebessüm edip dedim ki: “İşte elinizdeki eser ve Âşık Davut Sulari’nin şiirleri. Ben yıllarca Erzincan’da görev yaptım; orada farklılıklara saygı çerçevesinde bir birliktelik gördüm.”<br />
Ve devam ettim: “Burası da benim memleketim Amasya. Burada da hep birlik-beraberlik, farklılıklara saygı duyarak birlikte yaşama kültürünü gördüm”<br />
Sonrasında sorular peş peşe gelmeye başladı ve aramızda şöyle bir diyalog geçti:<br />
-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Ama bize hep Alevilerin dini, kitabı, mabedi ayrı diye anlattılar!</p>

<p>-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Hayır, Alevilerin de tıpkı Sünniler gibi dini İslam, kitabı Kur’an’dır. İbadet niyetiyle gittikleri cemevleri ise caminin alternatifi değildir.</p>

<p>-&nbsp;&nbsp; &nbsp;O yüzden “Cami de bizim Cemevi de bizim” derler. Bazı Alevi köylerinde cami vardır. Dileyen gider namazını kılar. Bunun yanında cemevi veya meydan evi vardır. Yeri, zamanı geldiğinde oraya da giderler.</p>

<p>-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Ramazan ayında oruçlar tutanlar olduğu gibi Muharrem ayında “yas-ı matem” kastıyla oruç tutanlar da olur.</p>

<p>-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Yine aynı şekilde, “Ramazan da bizim Muharrem de bizim” derler.</p>

<p>-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Peki, onlar Kur’an’a inanır mı?</p>

<p>-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Elbette inanırlar, hatta “başımız Kur’an’a bağlıdır” derler. Cem törenlerinde yeri geldiğinde Kur’an’dan ayetler okunur.</p>

<p>-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Peki, Ehl-i Beyt’e vurgu yapmaları ve On iki imama bağlılıkları Şii olduklarını göstermez mi?</p>

<p>-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Hayır, Ehl-i Beyt’e muhabbet ve o pak nesli takip etmek için Şii olmaya gerek yoktur. Bu sevgi Kur’an’ın emrettiği bir sevgidir. Ayrıca Alevi’siyle Sünni’siyle hepimizin çocuklarına koyduğu Ehl-i Beyt isimleri, sevgili peygamberimize hürmet ve muhabbetin bir tezahürüdür.</p>

<p>-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Desenize Alevilik, İslam içinde mezhep gibi bir şeydir.</p>

<p>-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Tam olarak mezhep demesek de meşrep diyebiliriz. Veya İslam’ın tasavvufi/mistik bir yorumu da diyebilirsiniz.</p>

<p>-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bakın geleneğin önemli âşıklarından biri olan Pir Sultan Abdal ne diyor:<br />
“Muhammed dinidir bizim dinimiz<br />
Tarikat altından geçer yolumuz<br />
Cibril-i Emin’dir hem rehberimiz<br />
Biz müminiz mürşidimiz Ali’dir.”</p>

<p>-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bir Sünni olarak bu dörtlüğe itirazınız olabilir mi?</p>

<p>-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Hayır, tabi ki de!<br />
Tabi bu dörtlüğün yanında Âşık Davut Sulari’den de dörtlükler okuduğumda ortam oldukça duygulu bir havaya büründü.<br />
Sonunda izleyicim kalktı bana sarıldı ve ağlamaklı bir şekilde; inanıyorum ki seni bana Allah gönderdi. Sayenizde büyük bir hatadan döndüm ve Alevi kardeşlerimi yakından tanıma fırsatı buldum.<br />
Bir kez daha anladım ki Hz. İmam Ali’nin dediği gibi; “kişi bilmediğinin düşmanıdır.”<br />
&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bakan-tekin-acikladi-ara-tatil-kalkiyor-mu-3200</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 02 May 2026 13:25:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Bakan Tekin açıkladı: Ara tatil kalkıyor mu?</h1>
                        <h2>Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, okullarda ara tatillere ilişkin yeni bir açıklamada yaptı. Ara tatilin yeni eğitim yılında kaldırılabileceğini söyleyen Tekin, "Eylül ayındaki başlangıcı biraz daha geç, haziran ayındakini biraz daha erkene almış olacağız" dedi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/bakan-tekin-acikladi-ara-tatil-kalkiyor-mu-1777717877.webp">
                        <figcaption>Bakan Tekin açıkladı: Ara tatil kalkıyor mu?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Milli Eğitim Bakanı&nbsp;Yusuf Tekin'den&nbsp;ara tatil&nbsp;açıklaması geldi. Tekin, ara tatilin yaz tatiline eklenmesinin gündemde olduğunu belirterek, "<strong><em>Eylül ayındaki başlangıcı biraz daha geç, haziran ayındakini biraz daha erkene almış olacağız.</em></strong>" ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"HAZİRAN AYINDAKİNİ BİRAZ DAHA ERKENE ALMIŞ OLACAĞIZ"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Tekin, "<strong><em>Ara tatilleri kaldırdığımızda çocuklarımızın&nbsp;eğitim öğretim&nbsp;hayatı iki hafta uzamayacak.</em></strong>" ifadesini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>Eylül ayındaki başlangıcı biraz daha geç, haziran ayındakini biraz daha erkene almış olacağız.</strong></em>" diyen Bakan Tekin, "<strong><em>Böylece öğrencilerimiz daha uzun tatil yapmış olacaklar.</em></strong>" şeklinde konuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>OKULLARDA EK GÜVENLİK ÖNLEMİ ALINACAK</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 2026-2027 Eğitim Öğretim Yılı başında bir dizi yeni tedbirin daha hayata geçirileceğini de söyledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kahramanmaraş'taki okul saldırısının ardından okul güvenliğine dair alınan tedbirlere yenileri eklenecek.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı'nın okul saldırıları ile ilgili soruşturma sürecine dahil olduğunu anlatan Bakan Tekin, şu açıklamaları yaptı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"- Kamuoyunda çok konuşulan sebepler; çocukların sosyal medya, oyun siteleri vesaire üzerinden yönlendirilmesi. Onlar tamam ama sonuçta bu işin fitilini ateşleyen bir mekanizma var. Yani bir şey var orada. Onun bütün boyutlarıyla ortaya çıkması lazım.</span></p>

<p><span style="color:#000000">- Bu hem kriminal bir durum olduğu için, eğer böyle bir suç işleyen birisi varsa suçun cezalandırılması açısından, adalet açısından gerekli hem de bizim bundan sonra almayı planladığımız tedbirlerle ilgili olarak bizim için önemli bir referans kaynağı olacak, ona odaklanmamız gerekecek.</span></p>

<p><span style="color:#000000">- O yüzden hem&nbsp;Milli Eğitim Bakanlığı&nbsp;Teftiş Kurulu Başkanlığı hem İçişleri Bakanlığı Mülkiye Teftiş Kurulu ortaklaşa bu süreci derinlemesine araştırıyorlar. Sürekli biz de bu konuda hassas olmaları gerektiği hususunda kendileriyle konuşuyoruz. Benim için önemli o kısım."</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bakan Tekin, okullarda kolluk kuvvetlerinin görevlendirilmesinin ise geçici bir tedbir olduğunu belirtti, "Kalıcı bir çözüm değil." dedi.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turkiyede-son-38-yilin-yagis-rekoru-3199</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 02 May 2026 13:19:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Türkiye’de son 38 yılın yağış rekoru</h1>
                        <h2>Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından paylaşılan bilgilere göre Türkiye'de, 1 Ekim ile 31 Mart arasındaki tarım sezonunda yağışlar, uzun yıllar ortalamasına göre yüzde 25, geçen yıla göre yüzde 87 arttı. Türkiye geneli yağışlar son 38 yılın en yüksek seviyesinde kayıtlara geçti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/turkiyede-son-38-yilin-yagis-rekoru-1777717485.webp">
                        <figcaption>Türkiye’de son 38 yılın yağış rekoru</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün paylaştığı bilgilere göre, Türkiye'de uzun yıllar su/tarım yılı ekim-mart yağışları (1991-2020) 374,3 milimetre ölçüldü. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yağışlar, geçen yılın aynı döneminde 250,2, bu yıl aynı dönemde ise ortalama 468,8 milimetre olarak kayıtlara geçti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu dönemde yağışlar uzun yıllar ortalamasına göre yüzde 25, geçen yıla göre yüzde 87 arttı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>SON 38 YILIN REKORU</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye geneli yağışlar son 38 yılın en yüksek seviyesinde kayıtlara geçti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yağışlar Kastamonu, Gümüşhane, Bayburt ve Artvin çevrelerinde yer yer normaline göre yüzde 20'nin üzerinde azalırken, İzmir, Balıkesir, Antalya, Mersin, Adana, Diyarbakır, Siirt, Şırnak, Van ve Hakkari çevrelerinde yüzde 60'ın üzerinde arttı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yağışlar tüm bölgelerde normalin ve geçen yıl yağışlarının üzerinde gerçekleşirken, en fazla artış yüzde 39 ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yaşandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İLLERE GÖRE YAĞIŞ ORANLARI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ege ve İç Anadolu bölgelerinde yağışlar son 11 yılın en yüksek seviyesinde kaydedildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İl genelinde ise en fazla yağış 904,5 milimetre ile Antalya’da gerçekleşti, sezon normaline göre en fazla artış yüzde 74 ile Şırnak'ta kayıtlara geçti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Su/tarım yılı yağışlarında en az yağış alan il 199,5 milimetre ile Iğdır, normaline göre en fazla azalış gösteren il ise yüzde 17 ile Rize oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">2026 su/tarım yılı yağışlarında Ordu'da son 58, Ağrı'da son 38, Düzce'de ve Zonguldak'ta son 31, İzmir ve Manisa'da son 27 yılın en yüksek seviyesi kayıtlara geçti.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/imf-raporu-turkiye-zirveye-yerlesecek-3198</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Sat, 02 May 2026 11:04:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>IMF raporu: Türkiye zirveye yerleşecek!</h1>
                        <h2>IMF’nin güncel projeksiyonlarına göre Türkiye bu yıl Gayri Safi Yurt İçi Hasılasının yükselişiyle nüfusu Müslüman olan ülkeler arasında fark atarak ilk sıraya yerleşecek. Yıllardır lider olan Endonezya'nın geride kalmasıyla dengeler değişecek.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/imf-raporu-turkiye-zirveye-yerlesecek-1777709653.webp">
                        <figcaption>IMF raporu: Türkiye zirveye yerleşecek!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">TGRT Haber'de Türkiye ekonomisinin geleceğine dair dikkat çekici bir iddiaya yer verildi. Haberde, Uluslararası Para Fonunun (IMF) son verilerine göre Türkiye'de nominal Gayri Safi Yurt İçi Hasılanın (GSYH) 1,64 trilyon dolara çıkacağı öngörülürken Türkiye, bu ekonomik büyüklükle nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ülkeler arasında ilk sırada yer alacak, denildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>DÜNYA EKONOMİK GÖRÜNÜMÜ RAPORUNDA DİKKAT ÇEKEN VERİLER</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">IMF, nisan ayında yayımladığı Dünya Ekonomik Görünümü raporuna ilişkin veri haritasında, ülkelerin nominal GSYH'lerine dair güncel projeksiyonlara yer verdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Buna göre Türkiye'de GSYH'nin bu yıl 1,64 trilyon dolar seviyesine yükseleceği tahmin edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Söz konusu projeksiyonda, Türkiye'nin ekonomik büyüklüğünün nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ülkeler arasında zirvede yer alması dikkati çekti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Uzun süredir bu alanda sürdürdüğü liderliğini IMF'nin 2025 yılı tahminlerine göre Türkiye'ye kaptıran Endonezya'nın GSYH'sinin bu sene 1,54 trilyon dolar olacağı öngörüldü.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ülkelerin ekonomik büyüklük sıralamasında Türkiye ve Endonezya'nın ardından gelen Suudi Arabistan'ın 2026'da 1,39 trilyon dolarlık GSYH'ye ulaşacağı tahmin edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YALNIZCA 3 EKONOMİ DİKKAT ÇEKTİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu gruptaki trilyon dolarlık ekonomiye sahip olan ülkeler Türkiye, Endonezya ve Suudi Arabistan ile sınırlı kaldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Listenin devamında, yaklaşık 622 milyar dolarlık hacmiyle Birleşik Arap Emirlikleri, 516 milyar dolarla Malezya ve yaklaşık 511 milyar dolarla Bangladeş yer aldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kuzey Afrika'nın en büyük ekonomilerinden Mısır'ın GSYH'sinin 2026'da yaklaşık 430 milyar dolara çıkacağı tahmin edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">IMF'nin güncel projeksiyonunda Pakistan'a ilişkin 2026 GSYH tahmini yer almazken ülkenin geçen yıl 408 milyar dolarlık bir ekonomik büyüklüğe ulaştığı öngörüldü.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="IMF raporunda dikkat çeken detay: Türkiye Müslüman ülkeler arasında zirveye yerleşecek" src="https://i.tgrthaber.com/images/2026/5/1/imf-raporunda-dikkat-ceken-detay-turkiye-musluman-ulkeler-arasinda-zirveye-yerlesecek-3297780_202605012243_3.png" style="height:1113px; width:1280px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TÜRKİYE'NİN GSYH VERİLERİNDE SIÇRAMA</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Analistler, Türkiye'nin GSYH verisindeki öngörülen sıçramada, imalat sanayisindeki genişleme, turizmdeki toparlanma, ihracat artışları ve dolar kuru etkilerinin ana unsurlar olarak öne çıktığını belirtti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu unsurların bir araya gelmesinin Türkiye'nin nominal GSYH'sini nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ülkelerin önüne geçirdiğine işaret eden analistler, nüfus avantajı ve doğal kaynak zenginliğine rağmen Endonezya'nın bazı sektörlerdeki yavaşlama ve küresel emtia fiyatlarındaki dalgalanmalardan etkilendiğini ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Analistler, bu ülke grubundaki diğer büyük ekonomilerin daha çok ham madde ve enerji ihracatına dayalı bir yapı sergilediğini vurgulayarak, Türkiye'nin sanayi ve hizmet ile çeşitlendirilmiş ekonomik yapısının büyüme ivmesini sürdürülebilir kıldığını kaydetti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">IMF, ocak ayındaki tahminlerinde Türkiye ekonomisinin 2026'da yüzde 4,2 büyüyeceğini öngörmüştü.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Nisan ayında ise yüksek petrol ve doğal gaz fiyatlarının ekonomik faaliyeti olumsuz etkileyeceğini belirten IMF, Türkiye için 2026 reel büyüme tahminini yüzde 3,4'e revize etmişti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><em>IMF'nin güncel projeksiyonlarına göre nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ülkelerin ekonomik büyüklük (milyar dolar) sıralaması şöyle:</em></span></p>

<p><em><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/tgrt.JPG" style="height:457px; width:773px" /></span></em></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/almanyada-camiye-saldirdilar-3197</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Fri, 01 May 2026 21:44:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Almanya'da camiye saldırdılar</h1>
                        <h2>Almanya'da bir caminin mermer duvarı tahrip edildi, mermerin üzerindeki hilale domuz başı yerleştirilerek kanla caminin girişi kirletildi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/almanyada-camiye-saldirdilar-1777661611.webp">
                        <figcaption>Almanya'da camiye saldırdılar</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">HABER MERKEZİ / ALMANYA- Münih yakınlarındaki Memmingen ilçesinde bulunan Diyanet İşleri Türk İslam Birliğine (DİTİB) yönelik saldırıyla ilgili polisten yapılan yazılı açıklamada, saldırıyla ilgili soruşturma başlatıldığı bildirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Açıklamada, gece yerel saatle 04.30 sularında, caminin tepesinde hilal bulunan yaklaşık 1,5 metre yükseklikteki mermer duvarının tahrip edildiği belirtildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>HİLALİN ÜZERİNE DOMUZ BAŞI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Saldırıda kimliği belirsiz kişilerin muhtemelen hayvan kanıyla dolu balonları giriş kapısına attıkları ve hilal sembolünün üzerine kesilmiş bir domuz başı yerleştirdikleri aktarılan açıklamada, saldırının ardından faillerin kaçtığı ifade edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Delillerin toplanmasının ardından Federal Kriminal Dairesince soruşturma başlatıldığı belirtilerek, alanın Memmingen İtfaiyesi ve Memmingen Belediyesi tarafından temizlendiği bilgisi paylaşıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Memmingen polisi, görgü tanıkları ya da olayla ilgili bilgi verebilecek kişilerin kendilerine ulaşabileceğini kaydetti.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/samin-seyyide-zeynep-bolgesinde-patlama-olu-ve-yarali-var-3196</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Fri, 01 May 2026 21:30:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Şam'ın Seyyide Zeynep bölgesinde patlama- ölü ve yaralı var!</h1>
                        <h2>Şam'ın Şii nüfusun yoğunluğuyla bilinen Seyyide Zeynep bölgesinde bugün meydana gelen şiddetli bir patlama sonrasında Seyyide Zeynep Türbesi’nde hatip olarak görev yapan Ferhan Hassan el-Mansur'un hayatını kaybettiği öğrenildi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/samin-seyyide-zeynep-bolgesinde-patlama-olu-ve-yarali-var-1777660557.webp">
                        <figcaption>Şam'ın Seyyide Zeynep bölgesinde patlama- ölü ve yaralı var!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ŞAM-</strong> Suriye’nin başkenti Şam’ın kırsalında yer alan ve Şii nüfusun yoğunluğuyla bilinen Seyyide Zeynep bölgesinde bugün şiddetli bir patlama meydana geldi. İlk belirlemelere göre olayda bir sivil yaralanırken, bölgenin tanınmış din adamlarından Ferhan Hassan el-Mansur hayatını kaybetti.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">OLAYIN GELİŞİMİ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Görgü tanıklarından alınan bilgilere göre, seyir halindeki sivil bir araca kimliği belirsiz kişi veya kişilerce <strong>el bombası</strong> atıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Saldırının hemen ardından araçta büyük bir patlama meydana geldi.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">CAN KAYBI VE YARALILAR</span></strong></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Ferhan Hassan el-Mansur:</strong> Seyyide Zeynep Türbesi’nde hatip olarak görev yapan Şii din adamının, patlayan aracın içerisinde olduğu ve olay yerinde yaşamını yitirdiği bildirildi.</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Sivil Yaralanma:</strong> Patlama sırasında çevrede bulunan bir sivilin yaralandığı ve bölgedeki en yakın hastaneye sevk edildiği öğrenildi.</span></p>
	</li>
</ul>

<p><strong><span style="color:#000000">GÜVENLİK ÖNLEMLERİ VE SORUŞTURMA</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Patlamanın ardından iç güvenlik güçleri bölgeyi kordon altına alarak giriş-çıkışları kapattı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Olay yerine intikal eden uzman ekipler, enkaz üzerinde teknik incelemelere başladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yetkililer, olayın planlı bir <strong>suikast</strong> mı olduğu yoksa araçtaki bir mühimmatın <strong>kazara</strong> infilak etmesi sonucu mu yaşandığı üzerinde titizlikle duruyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şu ana kadar saldırıyı üstlenen herhangi bir grup olmazken, güvenlik birimlerinin geniş çaplı soruşturması devam ediyor. Bölgedeki gergin bekleyiş sürüyor.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-gucbirligi-platformundan-desticiye-ziyaret-3195</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 09:48:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Alevi-Bektaşi Güçbirliği Platformu’ndan Destici’ye ziyaret</h1>
                        <h2>Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, Alevi-Bektaşi Güçbirliği Platformu temsilcilerini kabul etti. Ali Rıza Özdemir başkanlığındaki heyet, hazırladıkları Alevi Raporunu Destici’ye sundu.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/alevi-bektasi-gucbirligi-platformundan-desticiye-ziyaret-1777532934.webp">
                        <figcaption>Alevi-Bektaşi Güçbirliği Platformu’ndan Destici’ye ziyaret</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA</strong> – Alevi-Bektaşi toplumunun taleplerini siyasetin merkezine taşımayı hedefleyen <strong>Alevi-Bektaşi Güçbirliği Platformu</strong>, siyasi parti ziyaretleri kapsamında Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Merkezi’ni ziyaret etti.</p>

<p>Platform Başkanı Ali Rıza Özdemir başkanlığındaki heyet, görüşmede Alevi toplumunun beklentilerini içeren kapsamlı raporu sundu.</p>

<p><strong>BİR SAATLİK KRİTİK ZİRVE </strong></p>

<p><strong>Başkan Ali Rıza Özdemir</strong> ve beraberindeki platform temsilcileri, BBP lideri Mustafa Destici ile yaklaşık bir saat süren verimli bir görüşme gerçekleştirdi.</p>

<p>Görüşmenin ana gündem maddesini, platform tarafından hazırlanan ve Alevilik politikalarına dair somut öneriler içeren rapor oluşturdu.</p>

<p><strong>ANAYASAL VATANDAŞLIK VURGUSU</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/PLATFORM.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></p>

<p>Görüşmenin en dikkat çekici noktalarından biri, vatandaşlık tanımına yaklaşım oldu. Bilgilendirme toplantısında, son günlerde gündeme getirilen ve şüpheyle yaklaşılan eşit vatandaşlık algısı yerine “<strong>anayasal vatandaşlık</strong>” kavramının ön plana çıkarılması gerektiği vurgulandı.</p>

<p>Raporda yer alan tüm hususlar bu vizyon çerçevesinde Genel Başkan Destici’ye aktarılırken, taleplerin Türkiye’nin milli birliğini sarsan değil, tam tersine bu birliği tahkim eden, yapıcı ve hukuki talepler olduğu ifade edildi.</p>

<p><strong>DESTİCİ: "RAPORU SEÇİM BEYANNAMEMİZDE DEĞERLENDİRECEĞİZ" </strong></p>

<p>Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Alevi-Bektaşi toplumunun Türk milletinin asli ve büyük bir parçası olduğunu hatırlattı. Sunulan taleplerin değerlendirileceğini belirten Destici, çözüm yolunda diyaloğun önemine değindi.</p>

<p>Toplantıda ayrıca BBP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Durmuş Boztuğ da hazır bulunarak raporun detayları üzerine heyetle teknik değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p><strong>SİYASİ TEMASLAR GENİŞLEYEREK SÜRECEK </strong></p>

<p>Başkan Ali Rıza Özdemir, görüşmenin ardından yaptığı değerlendirmede temel amaçlarının tüm siyasi partilerin Alevilik politikalarını bilimsel ve toplumsal veriler ışığında inşa etmek olduğunu vurguladı. Özdemir, şu açıklamada bulundu:</p>

<p>“<strong><em>Alevi Raporu'muzdaki önerilerin hayata geçmesi için siyasi partiler, inanç önderleri, kanaat önderleri ve konuya katkı sunabilecek tüm kurumlarla görüşmeye devam edeceğiz. Ortak bir konsorsiyum ve milli bir mutabakat oluşana dek bu bilgilendirme ziyaretlerimizi kararlılıkla sürdüreceğiz.</em></strong>”</p>

<p>Platform üyelerinin sürece sunduğu katkılardan dolayı teşekkürlerini ileten Özdemir, diyalog kanalının açık kalmasının önemine dikkat çekti.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/adana-tahtacilari-kultur-dernegi-genel-kurulunu-yapti-3194</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 23:59:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Adana Tahtacıları Kültür Derneği genel kurulunu yaptı</h1>
                        <h2>Tahtacı örgütlenmesinin Adana’daki ayağı Adana Tahtacıları Derneği genel kurulda güç tazeledi: Hüseyin Şapkalı yeniden başkan.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/adana-tahtacilari-kultur-dernegi-genel-kurulunu-yapti-1777410969.webp">
                        <figcaption>Adana Tahtacıları Kültür Derneği genel kurulunu yaptı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ADANA</strong> – Tahtacı kültürünün yaşatılması ve bu kadim mirasın kurumsal bir yapıyla geleceğe taşınması hedefiyle çalışmalarını sürdüren <strong>Adana Tahtacıları Kültür Derneği</strong>, 2. Olağan Genel Kurulu’nu gerçekleştirdi. Birliğin ve dayanışmanın ön plana çıktığı kongre, Tahtacı toplumunun üst düzey temsiline sahne oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>DİVAN BAŞKANLIĞINI GENEL BAŞKAN YOLCU BİLGİNÇ ÜSTLENDİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/tahtac%C4%B11.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Genel kurulun en dikkat çeken detayı, <strong>Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Yolcu Bilginç</strong>’in bizzat katılımı oldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kongrede Divan Başkanlığı görevini üstlenen Bilginç, sürecin demokratik ve kültürel değerlere uygun bir şekilde yürütülmesine rehberlik etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>RIZALIK USULÜYLE TAM MUTABAKAT</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Seçimlerde Tahtacı geleneğinin en önemli unsurlarından biri olan <strong>“rızalık”</strong> yöntemi esas alındı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Genel Kurul’da alınan tüm kararlar oybirliğiyle geçerken, rızalık esasıyla hazırlanan tek liste delegelerin tamamının desteğini aldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Mevcut başkan <strong>Hüseyin Şapkalı</strong> ve yönetim kurulu, üyelerin güvenini tazeleyerek 3 yıllığına yeniden göreve seçildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ADANA’DA KÜLTÜR VE AKADEMİ ZİYARETLERİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Tahtac%C4%B12.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Genel kurulun ardından Genel Başkan Yolcu Bilginç ve Adana Dernek Başkanı Hüseyin Şapkalı, Adana’da bir dizi resmi temas gerçekleştirdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Heyet, dünyanın en büyük müze komplekslerinden biri olan <strong>Adana Müzesi</strong>’nde, <strong>İl Kültür ve Turizm Müdürü Emre Duru</strong>’yu makamında ziyaret ederek bölgedeki kültürel faaliyetler üzerine görüş alışverişinde bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyaret sırasında, orada bulunan <strong>Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Sözen</strong> ile de Tahtacı kültürünün akademik ve kültürel boyutu üzerine değerlendirme yapıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TOROSLAR'DAN TÜM TÜRKİYE'YE SELAM</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Dernekten yapılan açıklamada, Adana’nın Tahtacı kimliğinin "<strong><em>ana yurdu</em></strong>" olduğu hatırlatılarak şu ifadelere yer verildi:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><em>"<strong>Ecdadımızın at sırtında Toroslar'ı aşarak Ege'den Marmara'ya uzattığı bu kadim yolun savunucularıyız. Mesafeler bizim için engel değil; Tahtacı örgütlülüğü her geçen gün daha da büyüyor. Bu kültüre gönül veren herkese selam olsun.</strong>"</em></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yeni dönemde Hüseyin Şapkalı ve ekibine başarı dileklerinin iletildiği kongre, hatıra fotoğraflarının çekilmesiyle sona erdi.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenlerinden-cankaya-koskune-ziyaret-3193</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 23:12:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Horasan Erenleri’nden Çankaya Köşkü’ne ziyaret</h1>
                        <h2>Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Erdem Cömert, Cumhurbaşkanlığı Sosyal ve Gençlik Politikaları Kurulu Üyesi ve Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Kurucu Başkanı Dr. Ali Arif Özzeybek ile Çankaya Köşkü’nde bir araya geldi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/horasan-erenleri-dernekler-federasyonundan-cankaya-koskune-ziyaret-1777407589.webp">
                        <figcaption>Horasan Erenleri’nden Çankaya Köşkü’ne ziyaret</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA –</strong> Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Erdem Cömert, Cumhurbaşkanlığı Sosyal ve Gençlik Politikaları Kurulu Üyesi ve Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Kurucu Başkanı Dr. Ali Arif Özzeybek ile Çankaya Köşkü’nde bir araya geldi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>STRATEJİK GÖRÜŞ ALIŞVERİŞİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Genel Başkan Erdem Cömert’in göreve gelmesi vesilesiyle gerçekleşen ziyarette, Hacıbektaş Horasan Erenleri Dergahı Cemevi’nin açılış süreci ve sonrasındaki işlevselliği üzerine kapsamlı bir görüşme yapıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Oldukça samimi bir atmosferde geçen buluşmada, merkezin toplumsal ve kültürel hayata sunacağı katkılar üzerine stratejik değerlendirmelerde bulunuldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>DOĞRUDAN DİYALOG VURGUSU</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Görüşme sırasında, Alevi-Bektaşi örgütlerinin sorunlarını iletebilecekleri kurumsal muhatap bulma noktasında gelinen aşama ele alındı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Cumhurbaşkanlığı düzeyinde kurulan sık temasların ve çözüm odaklı yaklaşımın, sahadaki taleplerin doğrudan iletilmesi açısından önemli bir mekanizma olduğu gözlemlendi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BİRLİĞİMİZ DAİM OLSUN MESAJI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyaretin ardından sosyal medya hesabından bir paylaşım yapan Dr. Ali Arif Özzeybek, şu ifadeleri kullandı: “<em><strong>Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Sayın Erdem Cömert’i Çankaya Köşkü’nde misafir ettik. Sayın Cömert’e nazik ziyaretleri için teşekkür eder; yeni görevinde başarılar dilerim. Birliğimiz daim olsun.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TEŞEKKÜR VE İŞ BİRLİĞİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Federasyon Genel Başkanı Erdem Cömert ise Dr. Ali Arif Özzeybek’e nazik daveti, Çankaya Köşkü’ndeki misafirperverliği ve hoşsohbeti için teşekkürlerini sundu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Görüşmede, kültürel mirasın korunması ve kurumsal iş birliğinin güçlendirilmesi konusundaki kararlılık bir kez daha teyit edildi.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-kultur-ve-cemevi-baskanligi-calisiyor-3192</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 21:53:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı çalışıyor!</h1>
                        <h2>Sabah gazetesinden Murathan Yıldırım, "Cemevleri 4 yılda ihya edildi" başlığı ile, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı'nın çalışmalarını gündeme taşıdı. Haberde verilen bilgilere göre, cemevlerinin yarısından biraz fazlasının elektrik giderlerinin karşılandığı görülüyor. Deprem bölgesinde de 117 cemevinin bakım ve onarım işleri tamamlanmış. İşte o haber:</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/alevi-bektasi-kultur-ve-cemevi-baskanligi-calisiyor-1777403393.webp">
                        <figcaption>Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı çalışıyor!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">2022 yılında devlet eliyle kurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, toplum içerisinde birlik-beraberliği pekiştiren önemli adımlar atmaya devam ediyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Halihazırda devlet eliyle elektrik faturası karşılanan cemevi sayısı 1115'e ulaştı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi toplumuna yönelik tarihin en büyük yatırım, bakım-onarım ve ihya çalışmaları da son 4 yılda gerçekleşti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Başkanlık eliyle son 4 yılda toplam 897 cemevinin bakım-onarım ve tefrişatının tamamlandığı öğrenildi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu cemevlerinin 117'si&nbsp;deprem&nbsp;bölgesinde yer alıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Halihazırda 311 cemevindeki ihya süreci de titizlikle devam ediyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Başkanlık, cemevlerinde kütüphane birimleri kurulmak üzere 27 bin bin kitap temin ederek, dağıtımına başladı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kurum dergisi olan NİYAZ'ın ilk sayısı ise geçen sene yayımlandı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ayrıca 2025 yılında 3 büyük sempozyum ve 81 ilden gelen binlerce misafirle 'Balım Sultan Sohbetleri' düzenlendi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bağlama kursu ve semah eğitimi faaliyetleri de başkanlıkta başlatıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi toplumunun inanç ve kanaat önderleriyle sık sık buluşmalar da düzenlenerek talep ve beklentiler not ediliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>MURATHAN YILDIRIM / SABAH</strong></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-aktas-yazdi-alevilere-yonelik-kin-nefret-ve-ayristirici-dil-3191</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 16:12:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ali Aktaş yazdı: Alevilere yönelik kin, nefret ve ayrıştırıcı dil</h1>
                        <h2>Sosyolog Ali Aktaş, Cumhuriyet gazetesi yazarı Mine G. Kırıkkanat’ın kendi sosyal medya hesabında paylaştığı eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu hedef alan “kripto kılıç artığı” ifadeleri üzerinden Alevilere yönelik kin, nefret ve ayrıştırıcı dil kullanımını masaya yatırdı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/ali-aktas-yazdi-alevilere-yonelik-kin-nefret-ve-ayristirici-dil-1777296056.webp">
                        <figcaption>Ali Aktaş yazdı: Alevilere yönelik kin, nefret ve ayrıştırıcı dil</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Mine Kırıkkanat konu ile ilgili olarak hesabından “<strong><em>Sosyal medya platformu X’te yaptığım yanlış bir paylaşım, önce şahsıma, ardından Türkiye Cumhuriyeti’nin en değerli belleği, ilkelerinin temsilcisi gazetemiz Cumhuriyet’e haksız ve çirkin saldırılara yol açtı; ölçüsüz, vicdansız bir lince dönüştü. Tümüyle beni bağlayan ve hata yaptığımı ne yazık ki geç anladığım, Andımız’ın kaldırılmasına dolaylı onay verdiğine ilişkin iddialar üzerine eleştirmek istediğim </em><em>Kemal Kılıçdaroğlu</em><em>’nun soyadına gönderme yaptığım “</em><em>kılıç artığı”</em><em> söyleminin tarihteki katliamlarla ilgisini bilmiyordum. Hiçbir insan, en bilgelerimiz bile her şeyi bilemez. Bilenler uyarınca gönderiyi sildim ve özür diledim.</em></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Alevilik, Türk toplum yapısında en saygı duyduğum inanç ve kültür katmanıdır. Dahası, en yakın akrabalarım Alevidir. Alevilerin tarihi ve uğradıkları zulme ilişkin sayısız makalem, yazı dizim, hatta kitabım var. Okurlarım, benim mezhepçilik yapmayacağımı, herhangi bir siyasetçiyi mezhebi üzerinden eleştirmeyeceğimi bilir. Buna rağmen yanlış kanı uyandırdığım okurum varsa onlardan zor durumda bıraktığım Cumhuriyet yoldaşlarımdan tekrar özür dilerim</strong>”</em> biçiminde özür dileyerek, eleştirildiği yazıyı silse de nafile...</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TEHLİKENİN FARKINDA MIYIZ?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Son zamanlarda, ne yazık ki alışık olduğumuz bir tablo yeniden karşımızda: Alevilere yönelik kin, nefret ve ayrıştırıcı dil kullanımı… </span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplumu bir arada tutması gereken şahsiyetler, kimi zaman en derin yaraları açabilecek kişiliklere dönüşmektedir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Birleştirmek yerine ayrıştırmaya yönelik kullanılan söz; yani bir fikir, hakikati aramak yerine öfkeyi büyütüyorsa, yalnızca bir kişiye değil, bir inanca, bir toplumsal hafızaya da zarar veriyorsa tehlike büyüktür. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bundan dolayı yazarlar, akademisyenler, gazeteciler, siyasetçiler ve sanatçılar vb. gibi toplumun göz önünde olan kişileri söylediklerine, yazdıklarına çok daha dikkat etmelidirler. Ancak son zamanlarda bu kesim içinde yer alanların Alevilere karşı daha özensiz, daha dikkatsiz ve yaralayıcı olmaya başladıkları görülmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ÖTEKİLEŞTİRMEYİ MÜBAH GÖRMEK</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Mine Kırıkkanat’ın, ana muhalefet partisinin eski liderine yönelik kullandığı “<em><strong>Kılıç-artığı</strong></em>” ifadesi, basit bir dil sürçmesi veya kişisel bir husumet değil bir topluluğun tarihsel acılarını hedef alarak; bu toprakların kadim kimliklerine karşı beslenen yani Alevi toplumuna yönelik tarihsel nefretin/zihniyetin dışa vurumudur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’nin siyasal iklimine uzun süredir yerleşen ve “<em><strong>çağdaşlık</strong></em>” iddiasını toplumu homojenleştirme refleksiyle birleştiren çapsız anlayış, kimi zaman gazetecilik etik değerlerini, kimi zaman da siyasi etik değerlerini hiçe sayan bir dejenerasyon ile birlikte pazarlanmaktadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kısaca bu tür söylemler, toplumsal hakikati arama çabasından koparıp, kendi siyasal dogmalarını koruma pahasına her türlü ötekileştirmeyi mubah gören bir “<em><strong>yandaşlık</strong></em><em>”</em> biçimine dönüştürmektedir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Buradaki yandaşlık, yalnızca iktidara veya herhangi bir siyasi oluşuma eklemlenmekle sınırlı değildir; kendi ideolojik döngüsüne hapsolmuş, toplumun çoğulcu yapısını bir “<em><strong>tehdit</strong></em>” olarak kodlayan kalıplaşan bir zihniyetin yandaşlığıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>NEFRET DİLİNİN YARATTIĞI BİLGİ KİRLİLİĞİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu zihniyet, insana ait değerleri toplumsal bir barış anlayışından uzaklaşarak, kimi zaman sekülerizmi, kimi zamanda kendi dinsel kalıplarını ve ön yargılarını bir dinî dogma gibi kurgulayarak, bu tanımın dışındaki her türlü etnik ve inançsal kimliği “<em><strong>habis bir ur</strong></em>” gibi görme eğilimindedir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kürtleri, Alevileri, Romanları, Karadenizlileri ve Gayrimüslimleri açıkçası <em><strong>kendisine benzemeyen unsurları/kendisinden olmayanları</strong></em> bu coğrafyanın kurucu zenginliği olarak benimsemek yerine, mücadele edilmesi gereken “<em><strong>zararlı unsurlar/olanlar</strong></em>”&nbsp;olarak tanımlayan yaklaşım, modern Türkiye’nin demokratikleşme sancılarının asıl kaynağıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Söz konusu “<strong><em>Kılıç-artığı</em></strong>” nitelemesi, hiç şüphesiz doğrudan Alevi kimliğine ve bu kimliğin temsil ettiği tarihsel derinliğe yönelik bir tasfiye arzusunu içinde barındırmaktadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu durum, akademisyeninden siyasetçisine, gazetecisinden inanç temsilcilerine kadar geniş bir entelektüel kitlenin, rasyonel siyaset üretmek yerine kitleleri nefretle konsolide etme çabasını ve içine düştükleri vizyoner çapsızlığı açıkça teşhir etmektedir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yani kullanılan bu nefret dili, yalnızca bireyleri değil, bu coğrafyanın bir arada yaşama iradesini hedef alan bir bilgi kirliliğine de hizmet etmektedir. Kendini “<em><strong>aydın</strong></em>” olarak tanımlayan ancak ırkçılığın soft/yumuşak bir tarzının arkasına saklanarak saldıran bu aktörler, hitap ettikleri dar çevrenin onayını alabilmek adına her türlü çirkefliğin içerisine yatmaktan imtina etmemektedirler. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ezberlenmiş bir retorikten beslenen siyasi terminolojiyi bir silah gibi kullanan bu yapı, toplumsal barışı tesis edecek demokratik bir dil yerine, içselleştirdikleri arkaik korkuları “<em><strong>entelektüellik</strong></em>” veya “<em><strong>dindarlık</strong></em>” kılıfıyla pazarlamaktadırlar. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BİZ KILIÇ ARTIĞI DEĞİLİZ!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Sözün özü bilinmelidir ki biz Kızılbaş/Aleviler ne birilerinin “<strong><em>oy deposuyuz</em></strong>” ne de bir başkasının “<strong><em>stratejik ortağız</em></strong>”; biz, 72 millete bir nazarla bakan, adaleti vicdanlarda arayan bir toplumuz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Biz Kızılbaş/Aleviler; hür irademizle, inancımızla, kadim kültürümüzle ve bitmek bilmeyen insanlık sevdamızla bu topraklarda var olmaya devam edeceğiz. Kimsenin çizdiği sınırlara sığmayacak kadar geniş, kimsenin kılıcıyla yok edilemeyecek kadar köklüyüz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kısaca<em><strong> Kılıç artığı değiliz</strong></em>, bizler, tarihin karanlık dehlizlerinden süzülüp gelen ama asla o karanlığın içinde kaybolmayan bir inancın mirasçılarıyız. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bize “<strong><em>kılıç artığı</em></strong>” diyerek mağduriyet üzerinden bir kimlik biçmeye çalışanlar, ne tarihimizi ne de gönül köprülerimizi anlayabilirler. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Biz bir yıkımın kalıntısı değiliz; kökü adalete, dalı insana, meyvesi sevgiye uzanan devasa bir çınarın kendisiyiz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bizim yolumuz; sazın tellerinde yankılanan hakikatız, <strong><em>Semah</em></strong>ın dönüşündeki evrensel nizamın ve “<em><strong>incinsen de incitme</strong></em>” diyen <strong><em>Hünkar</em></strong>’ın nefesiyiz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Biz, nefretin ve şiddetin çölünde değiliz, iyilik ve güzellik deryasının serin sularıyız. Bu derya ne kurur ne de kirlenir; çünkü kaynağımız insan sevgisi, suyumuzu ise bin yıllık bir irfandan alırız.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu nedenle bize karşı kullanılan “<em><strong>Kılıç artı</strong></em><em><strong>ğ</strong></em><em><strong>ı</strong></em>” sözü bir dil sürçmesi değildir; tarih boyunca biriktirilen, kuşaktan kuşağa aktarılan kin, nefret ve düşmanlığın kontrol dışı dışa vurumudur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Kılıç artığ</strong></em><em><strong>ı</strong></em>” masum bir söz değildir ve katliamlardan sağ kalanlar için söylenir. Özellikle de Aleviler ve Ermeniler için kullanılmaktadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu söz, Kılıçdaroğlu’nu hedef alırken onun kimliği üzerinden milyonları aşağılamaktadır. Yakın tarihimize baktığımızda; Maraş, Çorum, Madımak… bu katliamlar kendiliğinden oluşmaz. Bunlar yıllarca beslenen gizli nefretin sonucu ortaya çıkmaktadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kısaca Mine Kırıkkanat bir <em><strong>istisna</strong></em> değil, <em><strong>sonuç</strong></em>tur. Ve bu tür çıkışlar toplumsal bütünleşmeye değil; tam aksine, toplumun farklı katmanları arasına aşılması güç duvarlar örmeye ve toplumsal dejenerasyonu derinleştirmeye yönelik dezenformasyonlardır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>NEFRET DİLİ SİYASAL ÇAPSIZLIĞIN SONUCUDUR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em>Sonuç olarak</em>, Türkiye’nin demokratik geleceği, bu tür fosilleşmiş ve nefret dili ifadeleri sunanların entelektüel anlamda tasfiye edilmesi gerekmektedir. Kendi siyasal/inançsal/etnik kimliğini evrensel insan hakları ve demokratik değerlerin üzerinde tutan bu dar kadrocu zihniyetlerin, günümüz toplumsal gerçekliğiyle bağı bulunmamaktadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün “<em><strong>Kılıç-artığı</strong></em>” gibi ifadelerle gündeme sokulan bu nefret dili, kuşkusuz derin bir acizliğin ve siyasal bir çapsızlığın sonucudur. Kısaca kişi hakkında inancı üzerinden kullan ifade; eleştirinin sınırlarını aşan, doğrudan bir kimliği hedef alan bir söylem olarak hafızalara kazınır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Eleştiri yaftası ile, bir insanı inancı üzerinden hedef almak; ne gazetecilikle, ne fikir özgürlüğüyle, ne de demokratik kültürle açıklanabilir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu tür söylemler, yalnızca bir kişiye yönelmiş gibi görünse de, aslında milyonlarca Alevi yurttaşı incitmektedir. Çünkü sorun bir isim değil, bir kimliktir. Bir inancın küçümsenmesi, toplumun ortak vicdanında derin çatlaklar oluşturmaktadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplumsal barış, yalnızca büyük sözlerle değil; küçük ama net tavırlarla korunur. Bir hakaret karşısında gösterilecek duruş, yalnızca bugünü değil, yarının toplumsal iklimini de belirler. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi toplumu, tarih boyunca bu ülkenin vicdanı olmuş; sevgi, hoşgörü ve insan merkezli bir inanç anlayışıyla varlığını sürdürmektedir. Bu nedenle Alevilere yönelik her nefret söylemi; yalnızca bir topluluğa değil, bu ülkenin birlik ruhuna yönelen bir tehdittir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün ihtiyaç duyulan şey; daha fazla öfke değil, daha fazla sorumluluktur. Daha fazla ayrıştırma değil, daha güçlü bir toplumsal birliktir. Kalemler kırılmak için değil, köprü kurmak için vardır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ve unutulmamalıdır ki; söz yaralar açabilir, ama doğru söz, o yaraları da iyileştirebilir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Şimdi herkes için bir sınav zamanı: Ya susarak bu dili büyüteceğiz, ya da açık ve net bir duruşla, bu dili tarihe gömeceğiz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu topraklar, ilkel kodlardan arınmış, kimlikleri düşmanlaştıran değil, coğrafyanın zenginliği olarak gören rasyonel ve ahlaki bir siyasal dili inşa etmek zorundadır. Aksi takdirde, bu çapsızlık ve nefret sarmalı, zaten sorunlu olan toplumlar arası barış ve hoşgörü zemini zehirlemeye devam edecektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu ülkenin yakın ve uzak tarihini bilen, yazan, yorumlayanın böyle bir ifadenin anlamını bilmediğini iddia etmesi, akla ve vicdana sığmamaktadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu yaklaşım, sorumluluktan kaçmanın ve yapılanın üzerini örtmenin bir yoludur. Bu sözler, yalnızca bireysel bir hatanın ötesinde, toplumsal barışı zedeleyen ve birlikte yaşam iradesini yaralayan bir anlayışın ürünüdür. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Böylesine ağır ve tarihsel olarak nefret dilini normalleştiren, katliamların dilini gündelik siyasetin parçası haline getiren bir ifadeyi kullanan Mine Kırıkkanat’ın, kamuoyuna yansıyan ifadelerini ve sonrasında yaptığı açıklamayı büyük bir üzüntü ve derin bir kaygıyla karşılıyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ALİ AKTAŞ - SOSYOLOG</strong></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/haci-kureys-dergahinin-birlik-cemine-yogun-ilgi-3190</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 13:47:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Hacı Kureyş Dergahı’nın Birlik Cemi’ne yoğun ilgi</h1>
                        <h2>Hacı Kureyş Dergahı ve Büyükada Cemevi’nin birlikte düzenlediği Birlik Cemi yoğun ilgi gördü. Birlik cemine adanın gayri müslim vatandaşlar da katıldı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/haci-kureys-dergahinin-birlik-cemine-yogun-ilgi-1777287102.webp">
                        <figcaption>Hacı Kureyş Dergahı’nın Birlik Cemi’ne yoğun ilgi</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ /İSTANBUL –</strong> 26 Nisan 2026 Pazar günü, Büyükada Cemevi anlamlı bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Seyyid Hacı Kureyş Dergahı ile Büyükada Cemevi’nin ortaklaşa düzenlediği “<em><strong>Birlik Cemi</strong></em>”, farklı inanç ve kökenlerden yüzlerce insanı aynı sofrada buluşturdu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BİRLİK RUHU ADADA HAYAT BULDU</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/KUREY%C5%9ES.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Büyükada Cemevi Başkanı Özcan Doğan ve dergah yetkililerinin koordinasyonunda gerçekleştirilen etkinliğe katılım oldukça yoğundu. Yaklaşık 350-400 kişinin katıldığı törende, inanç ritüellerinin ardından birlik ve beraberlik mesajları verildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Program, geleneksel cem töreninin bağlanmasıyla başladı. Duanın ve deyişlerin ardından, hazırlanan lokmalar katılımcılara pay edilerek sofralar ve gönüller bereketlendirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hacı Kureyş Dergahı İstanbul Şubesi’nin daveti üzerine İstanbul’un dört bir yanından gelen farklı ocaklara mensup Aleviler, ceme katılmaktan duydukları memnuniyeti dile getirerek birliğin önemine vurgu yaptılar.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İLK KEZ CEME KATILAN GAYRİ MÜSLİMLER</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/KUREY%C5%9E.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Etkinliğin en dikkat çekici yanı ise Büyükada’nın çok kültürlü yapısını yansıtan katılımcı profiliydi. Törene katılan gayrimüslim vatandaşlar, hayatlarında ilk kez bir cem ibadetine tanıklık ettiklerini belirttiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ceme katılan bir gayri müslim duygularını şöyle ifade etti: “<strong><em>Alevilik ve cem ibadeti hakkında daha önce bu kadar kapsamlı bilgimiz yoktu. Burada karşılaştığımız misafirperverlik ve ibadetin samimiyeti bizleri çok etkiledi. Katıldığımız için çok mutluyuz.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Büyükada’nın huzur ikliminde gerçekleşen bu buluşma, toplumsal barış ve kültürel kaynaşma adına hafızalarda iz bırakan bir gün olarak kayıtlara geçti.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-ve-bektasi-federasyonlarindan-yazar-mine-kirikkanata-sert-tepki-3189</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sun, 26 Apr 2026 19:27:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Alevi ve Bektaşi federasyonlarından Yazar Mine Kırıkkanat’a sert tepki!</h1>
                        <h2>Alevi ve Bektaşi yurttaşlara yönelik incitici ifadeler kullandığı gerekçesiyle Cumhuriyet Gazetesi yazarı Mine G. Kırıkkanat’a tepki yağdı. Alevi ve Bektaşi federasyonları, ortak bir basın açıklaması yayımlayarak Kırıkkanat’ın eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu üzerinden kullandığı üslubu kınadı. Kırıkkanat’ın ifadelerinin hiçbir haklı gerekçesi olamayacağının vurgulandığı açıklamada, “Bu tür yaklaşımlar, sadece inanç sahiplerini değil, Türkiye’nin bir arada yaşama kültürüne inanan her bir ferdini sarsmaktadır. Beklentimiz, bu hatanın farkına varılarak samimi bir sağduyu sergilenmesidir.” ifadelerine yer verildi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/alevi-ve-bektasi-federasyonlarindan-yazar-mine-kirikkanata-sert-tepki-1777221877.webp">
                        <figcaption>Alevi ve Bektaşi federasyonlarından Yazar Mine Kırıkkanat’a sert tepki!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Alevi ve Bektaşi yurttaşlara yönelik incitici ifadeler kullandığı gerekçesiyle <strong>Cumhuriyet Gazetesi yazarı Mine G. Kırıkkanat’a</strong> tepki yağdı. Birçok Alevi ve Bektaşi federasyonları, ortak bir basın açıklaması yayımlayarak Kırıkkanat’ın eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu üzerinden kullandığı üslubu kınadı.Açıklamada, Kırıkkanat’ın Kılıçdaroğlu’na yönelik ifadelerinin Alevi ve Bektaşi inancına ve kimliğine zarar verdiği belirtildi.<br />
<br />
Açıklamada ayrıca, tarihsel misyonu nedeniyle Cumhuriyet değerlerinin savunucusu olan Cumhuriyet Gazetesi yönetimi de göreve çağrıldı:&nbsp;<em><strong>“Yayın organlarının, toplumu kutuplaştıran değil, birleştiren bir dilin tesisi noktasında daha hassas davranmaları demokratik bir zorunluluktur.” </strong></em>ifadelerine yer verildi.<br />
<br />
<strong>Basın açıklamasının tam metni şöyle:</strong><br />
<br />
Cumhuriyet Gazetesi yazarı Sayın Mine G. Kırıkkanat’ın, CHP 7. Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu üzerinden Alevi ve Bektaşi yurttaşlarımıza yönelik kullandığı ifadeler, üzüntüyle takip ettiğimiz bir ayrıştırma diline neden olmuştur. Toplumumuzun kadim değerlerinden olan Alevi ve Bektaşi inancına ve kimliğine yönelik kullanılan bu incitici ifadeler, toplumsal barış idealimize zarar vermektedir.<br />
<br />
<span style="color:#2980b9"><strong>1. Ortak Değerlerimize Saygı Esastır</strong></span><br />
<br />
Milyonların iradesini temsil eden ve siyasi hayatı boyunca "toplumsal uzlaşı" ile "helalleşme" kültürünü savunan Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik bu üslup, sadece bir şahsı değil, bu coğrafyanın birliğini hedef almaktadır. Kullanılan tabirler, toplumsal hafızamızdaki hassasiyetleri gözetmeyen ve demokratik nezaketle bağdaşmayan bir yaklaşımın sonucudur.<br />
<br />
<span style="color:#2980b9"><strong>2. Yapıcı Bir Dil ve Empati Bekliyoruz</strong></span><br />
<br />
Barışın, hoşgörünün ve kadim Anadolu ve Balkanlara uzanan bir irfanın temsilcisi olan Alevi ve Bektaşi vatandaşlarımızı derinden etkileyen bu söylemlerin hiçbir haklı gerekçesi olamaz. Bu tür yaklaşımlar, sadece inanç sahiplerini değil, Türkiye’nin bir arada yaşama kültürüne inanan her bir ferdini sarsmaktadır. Beklentimiz, bu hatanın farkına varılarak samimi bir sağduyu sergilenmesidir.<br />
<br />
<strong><span style="color:#2980b9">3. Cumhuriyet Gazetesi’ni Değerlerine Sahip Çıkmaya Davet Ediyoruz</span></strong><br />
<br />
Tarihsel misyonu ve adı itibarıyla Cumhuriyet değerlerinin savunucusu olma sorumluluğunu taşıyan Cumhuriyet Gazetesi yönetiminin, bünyesindeki bu ayrıştırıcı dile karşı sessiz kalmayacağına inanıyoruz. Yayın organlarının, toplumu kutuplaştıran değil, birleştiren bir dilin tesisi noktasında daha hassas davranmaları demokratik bir zorunluluktur.<br />
<br />
<strong>Sonuç Olarak;</strong><br />
<br />
Toplumsal barışımıza, inanç hürriyetimize ve karşılıklı saygı kültürümüze yönelik her türlü olumsuz tutum karşısında demokratik tepkimizi sürdüreceğimizi belirtmek isteriz. Hiç kimsenin Alevi ve Bektaşi yurttaşlarımızın değerlerini ve onurunu tartışmaya açma hakkı yoktur. Bu sürecin takipçisi olacağımızı, adaletin ve nezaketin savunucusu kalmaya devam edeceğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız.<br />
İnancımızla, kültürümüzle ve ortak geleceğimize olan güvenimizle buradayız.<br />
<br />
<strong><span style="color:#2980b9">İMZACILAR:</span></strong><br />
ABDALLAR FEDERASYONU&nbsp;<br />
AFYONKARAHİSAR HACI BEKTAŞ VELİ DERNEKLERİ FEDERASYONU<br />
ALEVİ OCAKLARI FEDERASYONU<br />
EHL-İ BEYT DERNEKLERİ FEDERASYONU<br />
HORASAN ERENLERİ DERNEKLER FEDERASYONU&nbsp;<br />
RUMELİ BEKTAŞİ DERNEKLERİ FEDERASYONU&nbsp;<br />
TAHTACI KÜLTÜR DERNEKLERİ FEDERASYONU</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/yeni-cem-tv-kanalinin-arkasinda-kim-var-3188</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 12:53:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Yeni Cem TV kanalının arkasında kim var?</h1>
                        <h2>Kısa bir süre önce, sosyal medyada verilen reklamlarla, Cem TV’nin “yeniden” yayına geçeceği ilan edildi. Ancak, “yeni” Cem TV’nin arkasındaki mali ve siyasi gücün kim olduğu belirsizliğini korumaya devam ediyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/yeni-cem-tv-kanalinin-arkasinda-kim-var-1777112176.webp">
                        <figcaption>Yeni Cem TV kanalının arkasında kim var?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">1 Nisan 2026 tarihinden itibaren “<em><strong>yeniden</strong></em>” yayınlarına başlayacağı ilan edilen Cem TV’nin, önceki dönemdeki gibi Cem Vakfı ile organik bir bağı olmadığı öne sürüldü. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu durumda, 100’ün üzerinde Cem Vakfı üyesinin mali katkıları ile kurulan Cem TV’nin “<strong><em>yeni</em></strong>”&nbsp;sahibinin kim olduğu da tartışma yarattı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>CEM TV’Yİ CEM VAKFI KURDU!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’nin ilk “<em><strong>Alevi</strong></em>” temalı kanalı olarak 2 Aralık 2005 tarihinde Prof. Dr. İzzettin Doğan’ın öncülüğünde ve Cem Vakfı üyelerinin katılımı ile kurulan Cem TV Asya’dan, Afrika’ya, Ortadoğu’dan ve Avrupa’ya 67 ülkede izlenebilen bir televizyon kuruluşu idi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Renk Radyo ve Televizyon Yayıncılık Hizmetleri Ticaret Anonim Şirketi ticari ünvanı altında RTÜK lisansına (yayın iznine) sahip olan Cem TV 1 Aralık 2023 tarihinde TÜRKSAT’a olan borcu nedeniyle yayınları kesilmiş ve o tarihten bugüne kadar da kapalıydı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem Vakfı’nın da kurucusu ve onursal başkanı olan Prof. Dr. İzzettin Doğan’ın uzun süredir sağlık sorunları nedeniyle inzivaya çekilmek zorunda kalması, vakfın olduğu gibi, televizyon kanalının da faaliyetleri konusunda belirsizliğe neden oluyordu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>CEM TV “YENİDEN” YAYINA GEÇTİ Mİ?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Ekran%20Al%C4%B1nt%C4%B1s%C4%B1.JPG" style="height:788px; width:566px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak bugün, aynı logoyu kullanan, aynı isimle yayın yapan “<strong><em>yeni</em></strong>” bir oluşum var. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İddialı fragmanlar, nostaljik görüntüler... </span></p>

<p><span style="color:#000000">Peki, bu kanal gerçekten Cem TV mi?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hemen yanıt verelim: Kesinlikle hayır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu haberimizde, “<em><strong>yeniden</strong></em>” yayına geçtiği iddia edilen Cem TV logosu ile yayın yapan kanalı mercek altına aldık.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>CEM VAKFI İLE HİÇBİR BAĞLARI YOK!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Öncelikle belirtmemiz gereken ilk konu, Cem Vakfı çevresinden, üyelerinden veya kanalın kurumsal kimliğinden bu girişime destek veren tek bir kişi dahi yok. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kaldı ki, Cem Vakfı çevresinden milyonlarca TL katkı ile kurulan Cem TV’nin lisans hakkının Renk Radyo ve Televizyon Yayıncılık Hiz. Tic.A. Ş.’de olduğunu bilen Cem Vakfı çevresinin böyle bir girişime destek vermesini beklemek hayatın olağan akışına da aykırı olurdu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dolayısıyla, lisans hakkı Cem Vakfı bünyesinde kurulan bir şirkete ait olan Cem TV’nin logosunu kullanan yayın kuruluşu kimdir, sorusu büyük önem kazanıyordu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YENİ CEM TV’NİN ARKASINDAKİ İSİM, MALATYALI İŞ İNSANI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/TESC%C4%B0L.png" style="height:750px; width:550px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Araştırmalarımız sonucunda, “<em><strong>yeniden</strong></em>” yayına geçtiği iddia edilen “<strong><em>yeni Cem TV</em></strong>”nin, Malatya’lı bir iş insanına ait olduğunu bulduk. </span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Yeni Cem TV</em></strong>”, Malatya’nın Pütürge ilçesinden Osman Özpulat adında bir iş insanına ait olan “<strong>Serpulat Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş.</strong>”ye ait! </span></p>

<p><span style="color:#000000">Osman Özpulat, Malatya’da yerel yayın yapan kendisine ait olan ONS TV kanalının lisansında “<strong><em>isim tashihi</em></strong>” yoluyla “<strong><em>Cem</em></strong>” yaparak, televizyon yayınlarına başlamış!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Osman Özpulat’ın bu “<em><strong>faaliyetinde</strong></em>” kendisinin en büyük yardımcısı ise, bir dönem Cem TV’da çalışan Gazi Karadağ. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü, Gazi Karadağ 31.05.2019 tarihinde, yani Renk Radyo ve Televizyon Yayıncılık Hiz. Tic. A. Ş. Cem TV olarak yayıncılık yaparken, televizyon kanalının logosunu “<em><strong>ticari marka</strong></em>” olarak kendi adına tescillemiş!</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İSİM DÜZELTME BAŞVURUSUNA RTÜK’TEN 1 GÜNDE ONAY!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/1%20G%C3%9CNDE%20ALINAN%20%C4%B0S%C4%B0M%20DE%C4%9E%C4%B0%C5%9ET%C4%B0RME%20%C4%B0ZN%C4%B0!.png" style="height:750px; width:550px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Marka tescili, televizyon yayıncılığı faaliyetine esas olamayacağı halde, RTÜK lisansı başka bir şirkete ait olan “<em><strong>Cem TV</strong></em>” yayın hakkını görmezden gelerek, ONS TV’nin isim tashihi başvurusuna onay vermiş.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hem de, sadece 1 gün içerisinde!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Elimizdeki belgeye göre, Serpulat Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş.’nin ONS TV’yi, “<strong><em>Cem</em></strong>” şeklinde değiştirmek için yaptığı isim tashihi başvurusu 10 Mart 2026 tarihinde gerçekleşmiş. </span></p>

<p><span style="color:#000000">RTÜK ise, 11 Mart 2026 tarihinde olumlu cevap vererek, Serpulat Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş.’nin lisansında yayıncılık ismini Cem olarak düzeltmiş!</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ALEVİ OLMAYAN OSMAN ÖZPULAT’TAN ALEVİ TV</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/ons-tv-6.jpg" style="height:774px; width:630px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Malatya’nın Pütürge ilçesinden bir iş insanı olan Osman Özpulat inanç aidiyeti bakımından Alevi değil. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Esasen ticari faaliyetlerinin de ağırlıklı olarak medya sektörü ile bağlantısı yok.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sadece 1 yıl önce, yine 1 Nisan 2025 tarihinde ONS TV’yi kuran Osman Özpulat’ın asıl mesleği tekstil sektörü. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ailesi de tekstil sektöründe köklü bir geçmişe sahip olan Özpulat’ın ONS TV için büyük yatırım yaptığı da biliniyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yayıncılıkla ilgili görüşlerini 1 yıl önce “<strong><em>Yayın temamız haber, bilgilendirme ve bölgemizin tanıtımı içerikli olacak. Türkiye’nin tüm illeri ve Avrupa ülkelerinde yaşayan vatandaşlarımız, kendi şehirlerinin ve Türkiye genelinin sıcak haberlerini, yaşanan tüm gelişmeleri ONS TV aracılığıyla sıcağı sıcağına takip edebilecek</em></strong>” şeklinde açıklayan Osman Özpulat’ın bir yıl içinde fikir değiştirmesi ve Alevi temalı yayıncılığa geçmesi şaşkınlıkla karşılandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>SORUYORUZ: “YENİ” CEM TV’NİN GERÇEK SAHİBİ KİM?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem Vakfı çevresinin ve lisans sahibi Renk Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş.’nin “<strong><em>bizimle bir ilgisi yok</em></strong>” dediği bu yeni yapı, aslında kime hizmet ediyor? </span></p>

<p><span style="color:#000000">RTÜK’ün bir günde onay verdiği bu isim operasyonunun arkasında hangi siyasi veya mali güçler var?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem TV’nin ismini ve logosunu kullanarak kamuoyunu yanıltarak kurulduğu şüphesi uyandıran bu yeni yapı, Cem Vakfı’nın ve Alevi toplumunun iradesini temsil edemeyeceği vurgulanıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şimdi tüm gözler, bu oldu bittinin gerçek mimarlarına ve RTÜK’ün neden bu denli hızlı hareket ettiğine çevrilmiş durumda.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem Vakfı çevreleri Ozman Özpulat’ın da arkasında, onu yayıncılık faaliyetini değiştirmesine yönlendiren başkalarının olduğu kanaatinde. </span></p>

<p><span style="color:#000000">RTÜK’ten yalnızca bir günde isim tashihi onayını alması, Özpulat’ın Alevi temalı bir yayıncılık için başkaları tarafından yönlendirildiği iddialarını güçlendiriyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">* * *</span></p>

<p><span style="color:#000000">O halde, <strong>Alevihaberleri.com.tr olarak biz de soruyoruz:</strong> Cem TV’nin meşru lisans sahibi olan şirketle bağı bulunmayan, Cem Vakfı’nın onayını almayan bu “<strong><em>yeni</em></strong>” Cem TV’nin gerçek sahibi kim? </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu gölge operasyonun arkasındaki güçler, Alevi toplumunun belleğine neden bu denli pervasızca müdahale ediyor?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu sorular cevabını bulana kadar, “<strong><em>yeni</em></strong>” Cem TV bir televizyon kanalı değil, ancak bir soru işaretidir.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-guc-birligi-platformu-kilicdaroglunu-ziyaret-etti-3187</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 20:00:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Alevi Bektaşi Güç Birliği Platformu Kılıçdaroğlu’nu ziyaret etti</h1>
                        <h2>Alevi Bektaşi Güç Birliği Platformu Cumhuriyet Halk Partisi eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu ziyaret ederek, hazırlanan “Alevi Raporu”nu sundu.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/alevi-bektasi-guc-birligi-platformu-kilicdaroglunu-ziyaret-etti-1777050214.webp">
                        <figcaption>Alevi Bektaşi Güç Birliği Platformu Kılıçdaroğlu’nu ziyaret etti</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA –</strong> Alevi Bektaşi Güç Birliği Platformu, toplumsal barış ve milli birlik vizyonuyla hazırladığı kapsamlı “<strong><em>Alevi Raporu</em></strong>”nu, CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na sundu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ankara’da, eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun çalışma ofisinde gerçekleşen görüşmede, Alevi-Bektaşi toplumunun anayasal vatandaşlık temelindeki talepleri ve çözüm önerileri masaya yatırıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GENİŞ KATILIMLI HEYET, ORTAK İRADE</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Platform Başkanı Ali Rıza Özdemir başkanlığındaki heyette yönetim kurulu üyeleri Ali Şar, Aytekin Kuzukıran, Zeynel Sönmez, Mustafa Fırat ve Şahin Kamber yer aldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Görüşmede sunulan raporun, 30 Ocak, 7 federasyon ve 130 vakıf/derneği kapsayan toplam 167 kuruluşun ortak iradesini yansıtması, metnin temsil gücünü ortaya koyan en önemli unsur olarak dikkat çekti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>RAPORUN KALBİ: ZİHNİYET DEĞİŞİMİ VE DOĞRU BİLGİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Raporun temel hareket noktası, Alevi-Bektaşi toplumuna yönelik tarihsel önyargıların yıkılması ve bir “<em><strong>zihniyet değişimi</strong></em>” gerçekleştirilmesi olarak belirlendi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Metinde öne çıkan temel vizyon şu şekilde özetlendi:<br />
- Aleviliğin gerçek çehresinin Türk toplumuna objektif bir şekilde anlatılması.<br />
- Anayasal vatandaşlık çerçevesinde hakların iadesi.<br />
- Milli birlik ve beraberliğin, etnik ayrımcılıktan uzak, kucaklayıcı bir zeminde pekiştirilmesi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KILIÇDAROĞLU: TOPLUMA DOĞRU ANLATMAK ŞART!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren eski CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Alevi toplumunun milli birlik içindeki kilit rolüne değindi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kılıçdaroğlu, özellikle toplumdaki yanlış algıların düzeltilmesi adına bilimsel ve kültürel çalışmaların önemini vurgulayarak, platformun çalışmalarını desteklediğini ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BAŞKAN ÖZDEMİR’DEN KARARLILIK MESAJI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Platform Başkanı Ali Rıza Özdemir, raporun yüksek katılımla hazırlandığını hatırlatarak, “<strong><em>Taleplerimiz ayrıştırıcı değil, birleştiricidir. Devletle bütünleşen, anayasal haklarını kullanan bir toplum yapısı ülkemizin en büyük kazancı olacaktır</em></strong>” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi Bektaşi Güç Birliği Platformu tarafından hazırlanan raporun ve çözüm önerilerinin diğer siyasi temsilciler ve devlet makamlarıyla paylaşmaya devam edileceği öğrenildi.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/celal-abbas-ulusoy-topraga-sirlandi-3186</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 12:48:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Celal Abbas Ulusoy toprağa sırlandı</h1>
                        <h2>Hacı Bektaş Veli evlatlarından Celal Abbas Ulusoy ziyaret için gittiği Almanya’da, Hakk’a yürüdü.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/celal-abbas-ulusoy-topraga-sirlandi-1777024364.webp">
                        <figcaption>Celal Abbas Ulusoy toprağa sırlandı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Hünkar Hacı Bektaş Veli evlatlarından, merhum postnişin Ahmet Cemalettin Çelebi’nin torunu, merhum Cemalettin ve Arife Ulusoy’un evladı, Timur Can Ulusoy ve Hülya Ulusoy Aksoy’un kardeşi Celal Abbas Ulusoy, 17 Nisan 2026 tarihinde ziyaret için bulunduğu Almanya’da Hakk’a yürüdü.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/CELAL%20ABBAS.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Merhum Celal Abbas Ulusoy’un cenaze erkanı 23 Nisan Perşembe günü Hacıbektaş Dergahı, Üçler Cemevi’nde yapılarak, Çilehane’de bulunan aile mezarlığında toprağa sırlandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/cELALABBAS.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevihaberler.com.tr olarak Ulusoy ailesinin acısını paylaşıyor ve tüm Alevi-Bektaşi toplumuna baş sağlığı diliyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/CELALABBAS1.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/tekirdag-milletvekili-avsar-cemevlerinin-statusu-icin-kanun-teklifi-verdi-3185</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 00:14:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Tekirdağ milletvekili Avşar cemevlerinin statüsü için kanun teklifi verdi</h1>
                        <h2>CHP Tekirdağ Milletvekili Cem Avşar, cemevlerinin ibadethane olarak statüsünün tanımlanmasını ve diğer ibadethanelere tanınan haklardan yararlanmasını sağlayacak bir dizi değişiklikleri içeren bir kanun teklifini TBMM Başkanlığına sundu.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/tekirdag-milletvekili-avsar-cemevlerinin-statusu-icin-kanun-teklifi-verdi-1776979777.webp">
                        <figcaption>Tekirdağ milletvekili Avşar cemevlerinin statüsü için kanun teklifi verdi</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Cemevlerinin ibadethane statüsünü pekiştirecek birçok yasada değişiklik yapılmasını içeren kanun teklifi CHP Tekirdağ Milletvekili Cem Avşar tarafından&nbsp;Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunuldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Avşar, kanun teklifinin gerekçesine Anayasa'daki "<em><strong>eşitlik</strong></em>" ilkesine vurgu yaparak;&nbsp;<em>"<strong>Türkiye'nin önemli bir bölümünü oluşturan Alevi toplumunun inanç özgürlüğü ve eşit yurttaşlık taleplerinin karşılanması ertelenemez Anayasal bir haktır. Bununla birlikte (Avrupa İnsan Haklan Mahkemesinin (AÎHM) cemevlerinin ibadethane niteliğini tanıyan kararları, devletin tüm inanç topluluklarına eşit yaklaşma yükümlülüğünü açık bir biçimde ortaya koymaktadır</strong>"</em>&nbsp;ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">CHP Tekirdağ Milletvekili Cem Avşar tarafından verilen teklifin gerekçesinde şu ifadeler yer aldı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Anayasa'nın değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez hükümlerinden olan 2. maddesi devleti laik ve sosyal bir hukuk devleti olarak tanımlamıştır. 10. maddesi Kanun önünde eşitlik başlığıyla "</em></strong><em>Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayınm gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.</em><strong><em>", şeklindedir. 24. maddesi ise; "</em></strong><em>Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir.</em><strong><em>" hükmü ile din ve vicdan özgürlüğünü güvence altına almıştır.</em></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><em>Bu çerçevede toplumsal uzlaşma ve çoğulcu demokrasinin gereği olarak, Türkiye'nin önemli bir bölümünü oluşturan Alevi toplumunun inanç özgürlüğü ve eşit yurttaşlık taleplerinin karşılanması ertelenemez Anayasal bir haktır. Bununla birlikte (Avrupa İnsan Haklan Mahkemesinin (AÎHM) cemevlerinin ibadethane niteliğini tanıyan kararları, devletin tüm inanç topluluklarına eşit yaklaşma yükümlülüğünü açık bir biçimde ortaya koymaktadır. Alevilerin yıllardır dile getirdiği barışçıl, demokratik ve eşitlikçi talepler, toplumsal barışın güçlendirilmesi ve kamusal hizmetlerde ayrımcılığın sona erdirilmesi için somut adımlar atılmasını zorunlu kılmaktadır.</em></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>“<em>Türkiye'nin hemen hemen her yerinde hizmet veren yüzlerce cemevi kanun önünde resmi ibadethane olarak tanımlanmadığından imar sorunları ve temel giderler bakımından birçok sıkıntı yaşamakta ve gerekli desteği alamamaktadır. Bu bakımdan meri mevzuatta "</em></strong><em>ibadet yeri</em><strong><em>" ifadesine tanım anlamında açıklık getirilmeli, hangi yerlerin "</em></strong><em>ibadet yeri</em><strong><em>" olduğu isimlendirilerek düzenlenmelidir. Bu düzenleme diğer kanunlarda geçen tüm "</em></strong><em>ibadet yeri</em><strong><em>" tanımlarına teşmil edilmelidir. Böylece Anayasal bir sorumluluk olan devletin tüm inançlara ve mezheplere eşit mesafede yaklaşması sağlanacaktır.</em></strong>”</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/metin-uysal-yazdi-sumerler-hakkinda-bir-3184</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 17:36:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Metin Uysal yazdı: Sümerler hakkında bir</h1>
                        <h2>Metin Uysal'ın kaleme aldığı "Sümerler Hakkında Bir" başlıklı yazı, tarih yazımının öznelliğini ve Sümer uygarlığının insanlık tarihindeki öncü rolünü ele alıyor. Yazar, Batı merkezli tarih anlatılarının Sümer katkılarını göz ardı ettiğini savunarak dikkat çekici bir değerlendirme yapıyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/metin-uysal-yazdi-sumerler-hakkinda-bir-1776868816.webp">
                        <figcaption>Metin Uysal yazdı: Sümerler hakkında bir</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Metin Uysal'ın kaleme aldığı<strong> "Sümerler Hakkında Bir"</strong> başlıklı yazı, tarih yazımının öznelliğini ve Sümer uygarlığının insanlık tarihindeki öncü rolünü ele alıyor. Yazar, Batı merkezli tarih anlatılarının Sümer katkılarını göz ardı ettiğini savunarak dikkat çekici bir değerlendirme yapıyor.<br />
<br />
&nbsp;Uysal, tarihin <strong>"gerçeklerin değil, yazanların anlatımı" </strong>olduğunu vurguluyor. Özellikle antik dönemlerde kağıdın ve matbaanın yokluğu nedeniyle sıradan insanların değil, özel yetiştirilmiş<strong> "yazıcılar"</strong>ın tarihi kayıt tuttuğunu belirtiyor. Bu durum, yazı ve kayıtların halkın iradesi dışında geliştiğini gösteriyor. Yazara göre tarih bilimi, diğer bilimlerden farklı olarak gelecekteki bilgilere en çok ihtiyaç duyan ve aynı zamanda en acil olan alandır; bu da onu ulusların<strong> "silahı"</strong> veya<strong> "kalkanı" </strong>haline getiriyor.<br />
<br />
Bu yazı, Sümerlerin medeniyetin beşiği olarak taşıdığı önemi ve tarih anlatılarındaki önyargıları sorgulayan eleştirel bir bakış açısı sunuyor. Uysal, arkeolojik bulgular ve tabletlerle desteklenen iddialarıyla, insanlık tarihinin kökenlerine dair tartışmayı yeniden alevlendiriyor.<br />
<br />
<strong><span style="color:#2980b9">Metin Uysal'ın makalesinin tam metni şöyle:</span><br />
<br />
Tarih ; </strong>gerçeklerin değil yazanların anlatımıdır. Her kim eline kalem alıp yazmışsa durup dururken veya sadece bilimsel amaçlar için yapmamıştır .<br />
<br />
Özellikle yazının ve matbaanın olmaması veya yaygınlaşmaması nedeni ile sıradan insanlar için yaşadıkları dönemle ilgili bir şeyler karalamaları mümkün değildi.Unutmayalım o dönemlerde kağıt yoktu ,kağıt ve matbaa çok geç insanlığın faydalandığı gelişmelerdir.Kağıt yerine çok pahalı olan deriden yapılan parşömenler vardı( elbette başka yazılacak nesneler de vardı papirüs gibi) . Yine günümüzde çok ucuza alıp kullandığımız tükenmez kalemler yerine divit ( ve benzerleri) ile özel imal edilmiş mürekkepler kullanılmıştır yani kısacası halkın kitap yazması mümkün değildi. Daha geriye gidersek özellikle Sümer Dönemine , artık sadece halk değil &nbsp;yönetenler dahi yazamazdı ve okumasını bilmeyenler de &nbsp;vardı. Tarihi kitabelere veya diğer devlet evrakları olan yazılanlara <strong>“YAZICI” </strong>denilen kişiler yapardı. Bunlar özel olarak yetiştirilmiştir. Benzeri olayın Çin’de de çok sonraları uygulandığını biliyoruz. Uzatmadan sadece tarih yazımı değil her tür yazı halkın bilgisi ve iradesi dışında gelişmiştir.</p>

<p>Tarihte şimdiye kadar ki bilgilerimize göre yazıyı ilk defa <strong>Sümerler</strong> icat etmiştir.Yazının bulunma sebebi açıkça görülüyor ki “ekonomiktir” .<br />
<br />
İnsanlık malı mülkü ürettiği artınca önce sayma ihtiyacı doğmuş zaten var olan basit sayma işlemi zamanla gelişmiş fakat çeşitli malların tasnifi &nbsp;içinde önceleri resimler yapılarak yapılmaya çalışılmış ancak bu durumun sürmesi mümkün olmadığından adım adım yazı icat edip geliştirilmiştir.</p>

<p>Bu durumda yazıyı icat eden Sümerlerin o tarihlerdeki en ileri toplum olduğu apaçık bellidir.Muhakkak ki dünyada geçerli olan <strong>“ EŞİTSİZ GELİŞİM YASASI “ </strong>bu gelişme içinde geçerli olduğundan bu ileri olma durumunun hayatın tüm safhalarında olması da mümkün değildir.</p>

<p>Sümerlerin geçmişi apayrı bir konudur ancak bu durum aydınlatılmadan bu müthiş gelişmeyi de izah etmek zordur. Bu yazıda bu ilginç olayı ve etkileri ile köklerini açıklamaya gayret edeceğim fakat çok sayıda kişinin kalem oynattığı bu sahada her yapanın maruz kaldığı kişisel gelişim özellikleri ile ait olduğu kültürün etkilerinden sıyrılarak &nbsp;yazmak gerçekten çok zordur . Bu bilinç ile yazıya devam edeyim…<br />
<br />
Tarih ; bildiğimiz kadarı ile var olandır! &nbsp;Hiçkimse bu bilgilerin değişmeyeceğini ve özellikle artmayacağını düşünemez. Fakat tarih her ele alındığı dönemin etkisinde yazılır. Öyle sanıyorum ki bu durum uzun bir süre devam edecektir. Diğer bilim dallarından özünden gelen derin aykırılıkları nedeniyle tarih bilimi her zaman özellikle milletlerin oluşmasından sonra bir ulusun diğer uluslara karşı bir nevi silahıdır bazende kalkanı.</p>

<p>Neden tarih biliminin bu özelliği belirgindir? Çünkü sosyal olayları fizik veya kimya gibi formüle etmek imkansızdır. Matematik gibi hatasız işlem yapmak mümkün değildir. Tarih bilimi bütün bilimler içinde gelecekteki bilgilere en çok ihtiyaç duyanıdır fakat aciliyeti de en fazla olanlarındandır , özellikle yönetici kesim için bu belirgindir. İşte bu çelişik durum ; yani gelecekte ortaya çıkacak gerçekler ile bugünkü &nbsp;meseleleri ; olanla olması gerekenin kavgasıdır.</p>

<p><strong>Artık esas yazımıza girebiliriz…</strong><br />
<br />
Sümerler çok uzun süreler egemen olmasına ve insanlığa muazzam gelişmeler hediye etmesine rağmen iktidardan gitmelerinden bir kaç yüzyıl geçince unutulmaya başlamış hatta bugünkü Batı Medeniyetinin temelini oluşturan Yahudi ve Yunan Kültürlerince de asla varlığı bilinmeden günümüze sadece bize bıraktıkları kalan ( yazı,devlet,okul,resmi kurumlar,Kanun,tarım vb.) öksüz kalmışları ile adı bilinmeden yaşatılmış hayalet halktır. Nasıl ki hayaletler görülemez artık bu halk da görünmez olmuş, ancak onların bize bıraktığı yüzlerce uygulamalar yaşatılmıştır fakat işin acı veren tarafı da vardır. Yaptıkları pek çok &nbsp;icat veya gelişme özellikle Batılılarca başka toplumlara mal edilmiş ve bu durum halen sürüp gitmektedir.Birkaç örnek sıralayalım ;<br />
<br />
<strong>1-)</strong> Batılı bilim insanları ile bunların etkilediği aydınlara göre bütün medeni gelişmeler ya Yunan Uygarlığı ya da İbranilere aittir!</p>

<p><strong>2-) </strong>Yine aynı kişilere göre din denen olgu aynı toplumlar sayesinde vardır!</p>

<p><strong>3-) </strong>Yine aynı kişilere göre matematik,fizik,astronomi,takvim,biyoloji vs.bu toplumların eseridir!</p>

<p><strong>4-) </strong>Yine aynı kişilere göre sanat da aynı şekildedir!</p>

<p>Burada keseyim sanırım meramım anlaşılmıştır.Şimdi her biri için bazı örnekler vererek gerçeği ortaya çıkarmaya çalışalım ;&nbsp;</p>

<p><strong>1-) </strong>Yunan Uygarlığı MÖ 400 lü yıllarda ortaya çıkmıştır.Oysa Sümerlerin ortaya çıkışı en az MÖ 3.500 yıllarıdır.Arada yüzyıllar değil bin yıllar mevcuttur.Böyle bir medeniyet nasıl olur da kurucu medeniyet olabilir?</p>

<p><strong>2-) </strong>Sümer yazıtlarından açıkça görüleceği üzere derli toplu din inançları vardır ve yazılıdır ve Batının iddia ettiği ve semavi din diye yücelttikleri din de bu Sümer inanışlarının sadece devamı durumundadır. Mesela Tufan Destanında bütün semavi dinlerin ana kaynağı olduğunu her okuyan rahatça çıkarabilir.</p>

<p><strong>3-)</strong> Sadece tek bir örnek ; sözde Pisagor o meşhur teoremi bulduğu öne sürülür ,insaf yani! Bu adamdan en az iki bin yıl önce yazılmış tabletlerde bu kuram var ve yazılmış…</p>

<p><strong>4-)</strong> Sanat biraz algıya bağlıdır ancak sadece Mısır eski eserlerine şimdi bile bakmak sadece hayranlık uyandırır Batının dayattığı uygarlık ile arada yine binlerce yıl var. Sümerlerin zigguratlarını ve daha yüzlerce bulunan kıymetli eserlerine girmiyorum.</p>

<p>Şimdi bu yazının yanlış anlaşılmasını istemiyorum. Amacım Yunan Uygarlığını sıfırlamak değil.Sadece gerçeğe ulaşmaya çalışıyorum Batının fanatik düşüncelerinin temelsiz olduğunu göstermek istiyorum. Batının en büyük avantajı birkaç yüzyıldır öne geçmiş olmasıdır fakat bu durum onların bütün insanlık tarihini yeni baştan yazmalarını gerektirmez.</p>

<p>NOT: Yazı devam edecek</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-yazdi-ruya-aleminde-miyiz-gercekten-3183</link>
            <category>KONUK YAZAR</category>
            <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 11:41:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Dr. İhsan Ünlü yazdı: Rüya aleminde miyiz gerçekten?</h1>
                        <h2>Dr. İhsan Ünlü, makalesinde “Hak” kavramı üzerinden derin bir tefekküre davet ediyor. Yüce Allah’ın isimlerinden biri olan “Hak”ı merkeze alarak, varlık, gerçeklik ve fani dünya üzerine çarpıcı sorular soruyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/dr-ihsan-unlu-yazdi-ruya-aleminde-miyiz-gercekten-1776847566.webp">
                        <figcaption>Dr. İhsan Ünlü yazdı: Rüya aleminde miyiz gerçekten?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Dr. İhsan Ünlü, makalesinde “Hak” kavramı üzerinden derin bir tefekküre davet ediyor. Yüce Allah’ın isimlerinden biri olan “Hak”ı merkeze alarak, varlık, gerçeklik ve fani dünya üzerine çarpıcı sorular soruyor.<br />
<br />
Makalede, bu dünyanın bir rüya alemi olup olmadığı sorusu da derinleştiriliyor: “Yoksa biz, dünyada tatlı bir rüya gördüğümüz uykuda iken, ölüm denen hakikatle mi uyanacağız gerçeğe?”<br />
<br />
<strong>Dr. İhsan Ünlü'nün makalesinin tam metni şöyle:</strong><br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Neden bir ismi de Hak’tır Yüce Allah’ın?</p>

<p>Neden bir ismi de Hak’tır Yüce Kitabın?</p>

<p>Neden peygamberler haktır?</p>

<p>Neden melekler haktır?</p>

<p>Neden ilahi kitaplar haktır?</p>

<p>Neden Cennet ve Cehennem haktır?</p>

<p>Neden ölüm haktır; ölen için, “emr-i hak vaki oldu” deriz?</p>

<p>Neden Allah hakkından bahsederken kul hakkını da gözetmeyi es geçmeyiz?</p>

<p>Neden doğuştan gelen haklar kadar sonradan kazanılmış haklar da kutsaldır?</p>

<p>Kur’an-ı Kerim’de 247 yerde geçen hak kelimesi, üzerinde hakkıyla düşünmeyi gerektirmiyor mu sizce de?</p>

<p>İbn-i Arabi’nin dediği gibi, hak mutlak varlık ise onun dışında kalan biz insanlar dahil her şey batıl mıdır?</p>

<p>Yoksa biz, dünyada tatlı bir rüya gördüğümüz uykuda iken ölüm denen hakikatle mi uyanacağız gerçeğe?</p>

<p>Gözümüzle gördüğümüz elimizle tuttuğumuz gerçeklerin dışında “hakka’l-yakin” denilen mertebede ne görülür?</p>

<p>Bu mertebede “Hak’ta fani olmak”, “Hak ile hak olmak” ne demektir? Nasıl bir ruh halidir?</p>

<p>Şu fani dünyayı biraz daha anlayabilmek için baki olana yönelmek adına “Hak” kavramını biraz düşünelim derim.</p>

<p>Aziz bir düşünürümüz ne güzel noktalamış meseleyi; “Hakk’ın hatırı âlidir; hiçbir hatıra feda edilmez. Kimin hatırı kırılırsa kırılsın, yalnız hak sağ olsun.”&nbsp;</p>

<p>Bugün hazır balık yok sevgili dostlar!&nbsp;</p>

<p>Hep birlikte balık tutmasını öğreneceğiz!</p>

<p>Sonrasında hangi denize, hangi nehre giderseniz gidin balıklar oltanıza takılacak biiznillah!</p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/yuksel-gulsoy-yazdi-devriniz-daim-olsun-3182</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 10:58:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Yüksel Gülsoy yazdı: Devriniz daim olsun!</h1>
                        <h2>Bektaşî yol muhibbi Yüksel Gülsoy, Alevi-Bektaşilerin arasına sokulan "devr-i daim olsun" deyimini ele aldı. Alevi-Bektaşi yolu ile uyuşmayan bu deyim ve benzerlerini kullanmamak üzere uyarılarda bulunan Gülsoy, ruh ve madde ilişkisini de makalesinin eksenine koyuyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/yuksel-gulsoy-yazdi-devriniz-daim-olsun-1776846430.webp">
                        <figcaption>Yüksel Gülsoy yazdı: Devriniz daim olsun!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong><em>Bir halden bilmez cahile,<br />
Kul eyledi zaman bizi.&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;</em></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><em>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp; &nbsp; &nbsp; Pir Sultan Abdal</em></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Asıl kaynaklarından Aleviliği görmüş ve öğrenmiş ve içine doğmuş biri olarak her ne kadar başlıktaki “devri daim olsun” ifadesine tepkili olsam da bu yazı boyunca fikirlerimi sakin bir biçimde aktarmak istiyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yeni duymaya başladığımız ve bazılarının sık sık kullandığı sözlerden biri de "<strong><em>Devri Daim Olsun</em></strong>" sözü...</span></p>

<p><span style="color:#000000">Öncelikle bu söze dair bazı sorular sorarak ilerleyelim; "<strong><em>bu sözün içeriğindeki ölen kimseye dair devredilmesi istenen şey nedir?</em></strong>"</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kastedilen sırf maddi beden ise devrin daim olmasını istesek de istemesek de doğa kanunları, fizik yasalar ve maddenin korunumu kanunu gereği beden çözülmeye başladığında ortaya çıkan organik hücreler ve maddesel içerikleri zaten madde olarak, enerjiye dönüşmediği sürece doğada hep var olur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dolayısı ile “<em><strong>su engine aksın</strong></em>” derseniz zaten olmakta olan bir şeyi yani suya dair en temel özelliklerden birini bir temenniye dönüştürmüş olursunuz veya "<strong><em>su 100 derecede kaynasın!</em></strong>" demeye benzeyen bir ifade olur bu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu yazdıklarımı okuyanlar şöyle cevap verebilirler: "<em><strong>Devreden şeye biz can diyoruz</strong></em>".</span></p>

<p><span style="color:#000000">Can dediğinizde de zuhur âlemine ya da bu âleme çıkan canlı ve "<em><strong>hayy</strong></em>" olanı ifade etmekte kullanılan bir kavram hatta cem meydanında bedene dair olan dişilik ve kişilik ifadelerinden kaçınıldığı için nefsinden olabildiğince arınmış ve saf ruha yaklaşmış bir varlık anlatılmaya çalışılmaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">O hâlde "<strong><em>devri daim olsun</em></strong>" diyerek sürekli devretmesini dilediğiniz şey madde ise buna bir sözüm yok eğer ona "<em><strong>can</strong></em>" diyorsanız bunun da maddi bedenin ölümü ile bir ilgisi yok.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Asıl önemli soru ise şu; bu can dediğiniz şeyde değişmeyen ve devretmesini temenni ettiğiniz şey ne?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tekrar ediyorum; kastınız madde ise bu maddede ölmeden önce kendisine “<em><strong>sen</strong></em>” diyebileceğiniz özel bir kimlik yok. Karbon atomu vücutta da karbon atomu, kömürde de karbon atomu ve zaten devredip duruyor veya belli formlarda ve belli etkiler altında ısıl enerjiye dönüşebiliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu temennideki olsun ifadesindeki 3. Tekil şahıs olan “<em><strong>o</strong></em>” öyle ise madde değil, can da değil.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Peki nedir?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şimdi buraya bir Bektaşi fıkrası farz oldu: Bektaşinin biri camide vaazı dinlerken hoca da anlatıyormuş: "<strong><em>Allah ne yerdedir ne göktedir, yemez, içmez, yatmaz, uyumaz, doğmamış, doğurulmamıştır, mekânı yoktur, eli, kulağı, dili yoktur…</em></strong>” bütün bu öyle değildir, böyle değildir gibi olumsuzluk ifadelerinden sonra Bektaşi dayanamamış ve demiş ki: “<em><strong>Hoca, hoca! Öyle bir anlatıyorsun ki -haşa!- yok diyeceksin de dilin varmıyor.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kastedilen şey madde değil ise ve can da değil ise “<em><strong>o</strong></em>” diye devretmesini istediğimiz şey nedir?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Söyleyeyim; ruhtur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aslında yine Bektaşiler tarafından vefat eden bir kişi ile ilgili olarak “<em><strong>ruhu şad olsun</strong></em>”, “<strong><em>ruh-u revanları şad u handan olsun</em></strong>” gibi pek çok ruha dair ifadeler, temenniler kullanılır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ruhtan bahsedilmeyen bir devir ise materyalist bir düzlemde kalmaya zorunludur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir başka ifade ile Alevi inancının temelinde yer alan yaratıcı olan Allah ve Allah'ın yarattığı ruh ile olan bağ koparılmış olur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu ifadeyi sıklıkla kullananların birçoğunun kastının da Yüce Tanrı'nın kitabında "<strong><em>kendi ruhumdan üfledim</em></strong>" dediği ruh olmadığı açık.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Eğer bu temenni ile birileri “<em><strong>ruh</strong></em>” devrini kastediyor ise bu kez de ona eşlik eden başka zorunlu kavramlar devreye girmek zorunda; ahiret, adalet, cennet, cehennem vs. gibi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Modernlik gayretindeki birçok Alevinin gereksiz anlam yükledikleri bu söz yine Vahdet-i Vücûd ve Devir Nazariyelerini bilmeden Bektaşilikten yanlış kopyalanmış ya da daha da kötüsü "<strong><em>bilerek</em></strong>" yanlış kopyanmış bir söz olmaktan öteye geçemiyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Neden?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Öncelikle Bektaşiler "<em><strong>Devri daim olsun</strong></em>" demezler çünkü tekâmül(kemâlat) sistemi içermeyen bir devir temennisi ölene bela okumaktan farksızdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dünya âleminde devreden bir maddenin ötesinde devreden şey&nbsp; eğer bir ruh ise bu sürekli devir temennisi de anlamsız olur çünkü amaçsızlık veya rastlantısallık içerir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Rastlantısallığın olduğu yerde ilahi irade yoktur. Yaratım ve hatta evrim süreçleri başıboş süreçler değildir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Öyle ise durmadan(daim-daima) olarak devreden şey (ruh veya her ne ise) neye göre ve niçin devredecek?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Üstelik 10-15 yıl öncesine kadar hiç bir Alevinin "<strong><em>Devri Daim Olsun</em></strong>" dediğini veya aynı diğer köşe yazımda belirttiğim gibi "<strong><em>Işıklar İçinde Uyusun</em></strong>" dediğini hiç bir yerde duymadım.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu sözleri hiç bir klasik metinde de göremezsiniz ve görmeniz de mümkün değildir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Oysa Bektaşiler yüzlerce yıldır “<em><strong>devir ile ilgili</strong></em>” ölen kişilere dair bazı temennilerde bulunurlar ama "<strong><em>Devri Daim Olsun!</em></strong>" demezler. (Ne dediklerini buraya yazmayacağım çünkü yazdığım anda birileri alıp o sözün de içini boşaltıp kopyalayacak ve gerekli-gereksiz her yerde kullanacak. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Örneğin; "<em><strong>Hakk'a Yürüdü</strong></em>" ifadesi Bektaşilikten kopyalandığı için kopyanın doğası gereği gerçek bağlamından koparılarak ikrarlı-ikrarsız, nasipli-nasipsiz, Alevi-Sünni-Şii kullanılan bu ifade artık herkes için hatta hayatı boyunca Alevilerden nefret etmiş ve kendini onlara karşıt olarak konumlandırmış kişiler için de kullanılıyor.)</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bektaşilerin algıladıkları biçimi ile Vahdet-i Vücud nazariyesi ve bu nazariyenin ruh ve ölüm üzerine söylediklerini de buraya yazmayacağım (merak eden bulup okur gerçi Das Kapital'i okumamış Alevi görünümlü Marksistler merak edip Vahdet-i Vücud ile ilgili de okuma yapmayacaklardır) ama Bektaşiler ölen kişiye dair içinde İslam’a aykırı ifadeler olan temennilerde bulunmazlar. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dolayısı ile de "<em><strong>devri daim olsun</strong></em>" diyerek, Allah'ı, Kur’an’ı, Peygamberi, Ehli Beyti, ahireti, cennet ve cehennemi, ceza ve mükâfatı ve ruhu içeremeyen ifadeler de kullanmazlar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sözün amacı üzerine düşünür isek tekraren soruyorum: diyelim ki tam bir materyalistsiniz ya da Marksistsiniz… </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu söz ile evrim ve doğal seleksiyonu kastetseniz bile "<strong><em>devri daim olsun</em></strong>" diye nitelediğiniz bu cümlede devreden "<strong><em>gizli özne</em></strong>" nedir?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Materyalizm açısından bir özne olması mümkün mü? </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hayır. Peki, ısrarla kullanılmasının sebebi nedir?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bunun da cevabını vereyim: tüm amaç materyalist bir dünya görüşünü güya Aleviliğe aitmiş gibi görünen kavramlarla Aleviliğin içine sinsi bir biçimde yerleştirmek.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Materyalizme ve evrime inanıyorsanız ruhun devrinden niye bahsediyorsunuz?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ruha ve ruhun ölümsüzlüğüne inanmıyor iseniz devirden niye bahsediyorsunuz?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Birçok kendine Alevi diyen ateiste söylüyorum o hâlde; sizin inançsızlığınıza göre insan ölünce vücut bütünlüğü bozuluyor ve madde boyutunda doğaya karışıyor ise temenniye ne gerek var?</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>Evren ve yaşam döngüsü onu atomlarına ayrıştırdı</strong></em>" deyin meselâ…</span></p>

<p><span style="color:#000000">Veya "<strong><em>Doğa ana onun yaşam enerjisini aldı ve bir müddet sonra ağaca, bitkiye, taşa, eşeğe, maymuna, domuza verecek</em></strong>" deyin. (Bilemiyorum artık ne diyecekseniz).</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bektaşilerden sürekli kopyalanan bu dualar ve temenniler ise Bektaşilik içerisinde kategoriktir ve her ölen kimseye aynı sözler ile temennide bulunulmaz.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Göçen kişi Bektaşi değil ise "<strong><em>Allah rahmet etsin</em></strong>" denir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kişi Bektaşi ise başka bir şey denir dahası Bektaşiliğin içindeki mertebelere bağlı olarak da farklı farklı temenniler vardır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu tip durumlarda kavram dünyanızın kirlenmemesi için kadim olana, basit olana dönmek en iyisidir;&nbsp;"<strong>Allah rahmet eylesin</strong>!" dersiniz ve bu yeterlidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu sözleri cem-cemaat görmüş Alevilere kolayca söyletemezsiniz. Hazreti Ali’ye katil dedirtemeyeceğiniz gibi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Buna karşılık kadim olan Alevilikten habersiz ve farklı olduğunu hissettirmek adına koca koca adamların, yıllarını Aleviliğe vakfetmiş dedelerin veya ocakzadelerin aslında Aleviliğin inanç felsefesine ait olmayan bu sözlerden uzak durmalarını da ben temenni ediyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çok isteyen var ise devirleri hep daim olsun, hiç bitmesin maden, bitki ve hayvan âleminde dolanıp dursunlar.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-hassasiyetini-inkar-istifa-getirdi-3181</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 08:33:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Alevi hassasiyetini inkar istifa getirdi!</h1>
                        <h2>Hacı Bayram Veli Üniversitesi, Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Sadullah Gülten görevinden istifa etti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/alevi-hassasiyetini-inkar-istifa-getirdi-1776836410.webp">
                        <figcaption>Alevi hassasiyetini inkar istifa getirdi!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Daha önce terör örgütü PKK'nın üyesi olarak hüküm giyen eski HDP milletvekili ve DEM Parti Ankara Büyükşehir Belediyesi "eş başkan" adayı Kemal Bülbül'ü panelist yapması ile gündeme gelen Hacı Bayram Veli Üniversitesi, Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Sadullah Gülten'in rektörlüğe istifasını sunduğu öğrenildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi toplumunda büyük tepki yaratan "panelist skandalı" sonrasında Prof. Dr. Gülten'in bir sosyal medya yayınında Alevi-Bektaşilerin Hz. Ali'nin katledilmesinde parmağı olduğu gerekçesiyle tepkili oldukları Muaviye'ye "hazret" diyerek saygı ifade etmesi infiale neden olmuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Prof. Dr. Sadullah Gülten sitemizin uyarıcı haberini de dikkate almayarak, sosyal medya hesabından "Hz. Muaviye'ye Hazreti Muaviye dedim diye haber konusu oldum" ifadelerini paylaşmıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sitemizi, Alevi-Bektaşilere yönelik hizmet ve çalışma yürüten bir makamda Muaviye'ye hazret ifadelerini haberleştirdiğimiz için, "halk içinde kin ve nefret yaymak" suçlaması ile tehdit eden Prof. Dr. Sadullah Gülten'in talep üzerine istifasını sunduğu öğrenildi.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/tahtaci-kultur-dernekleri-federasyonunda-yolcu-bilginc-yeniden-baskan-3180</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 11:34:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu’nda Yolcu Bilginç yeniden başkan!</h1>
                        <h2>Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu 19 Nisan 2026 tarihinde yaptığı olağan genel kurulunda yeni yönetimini belirledi. Tek liste ile girilen seçimlerde mevcut başkan Yolcu Bilginç güven tazeledi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/tahtaci-kultur-dernekleri-federasyonunda-yolcu-bilginc-yeniden-baskan-1776674592.webp">
                        <figcaption>Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu’nda Yolcu Bilginç yeniden başkan!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / İZMİR</strong> – Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu, 19 Nisan 2026, Pazar günü Bademler Köyü’nde yapılan 4. Olağan Genel Kurul Toplantısı ile yeni yönetimini belirledi. Geniş katılımla ve “muhabbet” havasında geçen genel kurulda, birlik ve beraberlik mesajları ön plana çıktı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BADEMLER KÖYÜNDE ANLAMLI BULUŞMA</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/CEMAL%20CANPOLAT.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bademler Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Tesisleri’nde düzenlenen kongreye; İzmir, Balıkesir, Aydın, Muğla, Antalya ve Adana gibi Türkiye’nin dört bir yanından gelen üye dernek delegeleri katıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Divan Başkanlığını Cemal Canpolat’ın üstlendiği genel kurulda, tüm maddeler oybirliğiyle kabul edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TAHTACILAR’DAN VEFA VE TEŞEKKÜR PLAKETLERİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Genel kurulda, Tahtacı kültürüne ve federasyon çalışmalarına katkı sunan isimlere teşekkür plaketleri verildi:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Tunç Soyer:</strong> Tahtacı belgeseline sunduğu katkılardan dolayı plaketi, eşi Neptün Soyer ve kızı Defne Soyer’e takdim edildi. </span><span style="color:#000000">Soyer ailesinin duygusal konuşmaları genel kurula damga vurdu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/tun%C3%A7soyer.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Turgay Esen:</strong> İzmir Sivil Toplum İlişkiler Müdürü, çözüm odaklı yaklaşımları nedeniyle onur konuğu olarak ağırlandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/tURGAY%20ESEN.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Sinan Kahyaoğlu:</strong> Tahtacı kültürünü akademik ve sosyolojik olarak en iyi anlatan isimlerden biri olan Kahyaoğlu’na emekleri için teşekkür edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/S%C4%B0NAN%20KAHYAO%C4%9ELU.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TEK LİSTE, TAM MUTABAKAT!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">"Rızalık" ilkesiyle hazırlanan tek liste, delegelerin tamamının oyunu alarak göreve seçildi. Yolcu Bilginç, güven tazeleyerek yeniden Genel Başkanlık makamına getirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Yeni Yönetim Kurulu Şu İsimlerden Oluştu:</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yolcu Bilginç (Genel Başkan), Zülfikar Metin, Sinan Kahyaoğlu, Güneş Erol, Bektaş Elteş, Ali Kırmızigül, Hüseyin Şapkalı, Mehmet Baki, Özgür Çamlıdağ, Mehmet Çakmak, Süleyman Erdoğan, Ali Türkeli, Ahmet Gelgit, Meryem İnce, Gürkan Gemici.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>MAHMUT TÜRKMENOĞLU BÜSTÜ ÖNÜNDE ANLAMLI KARE</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/MAHMUT%20T%C3%9CRKMENO%C4%9ELU.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Seçim sonuçlarının ardından yeni yönetim ve delegeler, Tahtacı toplumunun önemli değerlerinden, eski Gümrük ve Tekel Bakanı Mahmut Türkmenoğlu’nun büstü önünde toplu fotoğraf çektirerek kendisini andılar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Genel Başkan Yolcu Bilginç, kapanış konuşmasında; “<em><strong>Temsil ettiğimiz toplum her şeyin en iyisini hak ediyor. Yeni kadromuzla güzel işler yapmaya devam edeceğiz. Varlığımız ve birliğimiz daim olsun</strong>”</em> ifadelerini kullandı.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cinlilerin-adana-ve-muglada-bulduklari-elmaslar-merkez-ise-denizli-3179</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 18 Apr 2026 13:52:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Çinlilerin Adana ve Muğla'da buldukları elmaslar! Merkez ise Denizli</h1>
                        <h2>Bora Özizmirli, “Türkiye’de elmas var mı?” sorusuna net bir yanıt verdi: "Evet, Türkiye’de elmas vardır ve bu artık bilimsel raporlarla kanıtlanmıştır. Çinli bilim insanlarının ağırlıklı olduğu bir ekip, Adana Pozantı ve Muğla Köyceğiz bölgelerinde elmas varlığını tespit etmiştir."dedi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/cinlilerin-adana-ve-muglada-bulduklari-elmaslar-merkez-ise-denizli-1776511664.webp">
                        <figcaption>Çinlilerin Adana ve Muğla'da buldukları elmaslar! Merkez ise Denizli</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Gazeteci Bora Özizmirli,<a href="https://www.youtube.com/watch?v=5Y4tT9H2vFA"><strong> JeopoliTürk Gündem Tv YouTube</strong></a> kanalında Türkiye’nin yeraltı zenginlikleri, özellikle değerli taşlar konusundaki potansiyelini belge ve bilimsel referanslarla ele aldı.&nbsp;<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=5Y4tT9H2vFA"><strong><span style="color:#c0392b">BORA ÖZİZMİRLİ'NİN 7 DAKİKALIK AÇIKLAMASINI YOUTUBE ÜZERİNDEN İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINI</span></strong></a><span style="color:#c0392b"><strong>Z</strong></span><br />
&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">TÜRKİYE’DE ELMAS VARLIĞI TESCİLLENDİ</span></span></strong></span><br />
<br />
Özizmirli, “Türkiye’de elmas var mı?” sorusuna net bir yanıt verdi:<br />
<br />
<em><strong>"Evet, Türkiye’de elmas vardır ve bu artık bilimsel raporlarla kanıtlanmıştır. Çinli bilim insanlarının ağırlıklı olduğu bir ekip, Adana Pozantı ve Muğla Köyceğiz bölgelerinde mikro elmas varlığını tespit etmiştir. Bu keşifte sadece elmas değil, elmas kadar nadir ve değerli mozanit taşları daraporlara yansımıştır. " i</strong></em>fadelerini kullandı ve daha önce “yok” kabul edilen bu kaynakların artık kapanmış bir tartışma olduğunu vurguladı..</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">LAMPROİT BACALARI: ELMASIN YENİ KAYNAĞI</span></span></span></strong><br />
<br />
Bora Özizmirli yaptığı açıklamasında; geleneksel olarak elmasın yalnızca kimberlit bacalarında bulunduğu düşünülürken, son yıllarda lamproit bacalarının da önemli bir elmas kaynağı olduğu ortaya çıkmıştır. Avustralya’daki ünlü Argyle lamproiti bu konuda öncü örnek olmuştur.&nbsp;</p>

<p>Özizmirli şunları söyledi:<em><strong><br />
<br />
"Türkiye, lamproitler açısından zengin bir coğrafyadır. Yabancı bilim insanlarının akademik makalelerinde Denizli, Isparta, Muğla ve Kütahya bölgeleri “lamproitler ülkesi” olarak tanımlanmaktadır. Denizli’de değerli taş arayıcısı Metin Uysal’ın saha çalışmaları sonucunda 17 adet lamproit bacası keşfedilmiştir. Lamproitler sadece elmas değil, savunma sanayii için kritik öneme sahip maden ve elementleri de barındırmaktadır."&nbsp;</strong></em>ifadelerini kullandı.<br />
<br />
Bora Özizmirli, konuşmasının belgeli ve bilimsel makalelere dayandığını belirterek, esas merkezin <strong>Denizli </strong>olduğunu vurgulasyarak, Denizli’nin bu konuda büyük bir potansiyele sahip olduğunu tekrarladı. Konuyla ilgili önümüzdeki videolarda daha fazla detay vereceğini söyledi.</p>

<p><br />
<strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">YAKUT VE SAFİR ZENGİNLİĞİ</span></span></span></strong><br />
<br />
Özizmirli, Türkiye’de yakut ve safir tartışmalarına da açıklık getirdi. Bu taşların ham maddesi olan emery madeninin dünya rezervlerinin <strong>yaklaşık %65’i </strong>Türkiye’dedir. Emery içine krom girdiğinde kırmızı yakut, titanyum gibi elementler girdiğinde ise safir oluşur. Ülkenin hem emery hem de krom açısından zengin olması nedeniyle yakut ve safir bolluğu olması gerektiği belirtti. Ancak bu potansiyel uzun yıllar “yok” kabul edilmiş ve çeşitli engellerle karşılaşmıştır. Amatör değerli taş arayıcıları tarafından birçok kez bulundukları ifade etti.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">TARİHİ VE EKONOMİK BOYUT</span></span></strong></span><br />
Özizmirli konuşmada tarihi bir detaya da yer verdi: Dünyadaki ilk elmas kaynaklarından birinin kökeni, <strong>Osmanlı</strong> döneminde Cezayir Valisi (Dayısı) olan Denizli doğumlu <strong>Hüseyin Paşa’ya</strong> dayandırıldığını, bu konunun Fransız ve Cezayir kaynaklarında geçmekte olduğunu ve ayrı bir video konusu olarak değerlendirileceğini belirtti.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">EKONOMİK POTANSİYEL VE ÇAĞRI</span></span></strong></span><br />
<br />
Türkiye’de yüz binlerce kişinin değerli taş arayıcılığı yaptığına dikkat çeken Özizmirli, bu kişilerin <strong>Maden Tetkik ve Arama (MTA)</strong> ile işbirliği yapması gerektiğini vurguladı. Gemoloji uzmanı <strong>Prof. Dr. Murat Hatipoğlu’nun </strong>3-4 yıl önceki açıklamasına atıfta bulunarak, basit kesim makineleri ve sınırlı sermaye ile bir ailenin ekonomik kriz döneminde bile ayda <strong>3-4 bin dolar</strong> gelir elde edebileceğini hatırlattı. Takı sektörü dünya çapında önemli bir sektördür ve Denizli’nin ilçeleriyle birlikte Türkiye’nin bu alanda söz sahibi olabilecek potansiyeli bulunduğu ifade edildi.</p>

<p>Lamproit bölgelerinin sadece değerli taş değil, savunma sanayii için vazgeçilmez madenleri de içerdiği tekrarlanarak, bu kaynakların ekonomiye kazandırılması için devletin üzerine düşeni yapması gerektiği çağrısında bulunuldu.</p>

<p><br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=5Y4tT9H2vFA"><span style="color:#c0392b"><strong>Kaynak: JeopoliTürk Gündem Tv YouTube kanalı – “Çinli Bilim İnsanlarının Adana ve Muğla’da Bulduğu Elmaslar. Türkiye’deki Lamproitler” başlıklı video (17 Nisan 2026).</strong></span></a></p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/erdogandan-bulgaristan-secimlerine-katilma-cagrisi-3178</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 18 Apr 2026 11:39:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Erdoğan’dan Bulgaristan seçimlerine katılma çağrısı</h1>
                        <h2>19 Nisan’da Bulgaristan'da yapılacak milletvekili seçimleri hakkında açıklama yapan Balkan Rumeli Bektaş-i Dernekleri Federasyonu kurucu Genel Başkanı Recep Osman Erdoğan Türkiye'de yaşayan çifte vatandaşları sandığa gidip oy kullanmaları çağrısı yaptı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/erdogandan-bulgaristan-secimlerine-katilma-cagrisi-1776501827.webp">
                        <figcaption>Erdoğan’dan Bulgaristan seçimlerine katılma çağrısı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Bulgaristan pazar günü beş yıl içinde sekizinci parlamento seçimlerine gidiyor ve eski cumhurbaşkanı Rumen Radev'in yeni partisi, birçok kişinin kronik siyasi istikrarsızlığı sona erdireceğini umduğu oylamada anketlerde önde gidiyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">19 Nisan’daki seçimin büyük önem taşıdığını vurgulayan Erdoğan, Bulgaristan vatandaşı Türklerin haklarını almalarının siyasi gelişmelere müdahil olmalarıyla mümkün olduğunun altını çizdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Birlik oldukça güçleniriz. Birlik oldukça var oluruz</strong></em>” ifadellerini kullanan Balkan Rumeli Bektaş-i Dernekleri Federasyonu kurucu Genel Başkanı Recep Osman Erdoğan, kullanılacak her oyun, Türklerin Bulgaristan’daki varlığının teminatı anlamına geleceğini belirtti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bulgaristan’da miras ve emeklilik haklarının korunabilmesi için seçimlere katılmanın önemine dikkati çeken Erdoğan, “<em><strong>Sandık başına gidelim. Oy hakkımızı kullanalım</strong></em>” diye konuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-17%20at%2019_22_12.jpeg" style="height:800px; width:595px" /></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/en-cok-konut-alan-yabancilar-araplar-degil-3177</link>
            <category>EKONOMİ</category>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 14:14:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>En çok konut alan yabancılar Araplar değil!</h1>
                        <h2>TÜİK, mart ayına ilişkin konut satış istatistiklerini açıkladı. Geçtiğimiz ay 113 bin 367 konut satılırken, bu konutların 1.353'ünü yabancılar aldı. Türkiye'den konut alan yabancı sıralamasında ise zirveyi, kamuoyunda yaygın kanaatin aksine, Araplar işgal etmiyor!</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/en-cok-konut-alan-yabancilar-araplar-degil-1776425057.webp">
                        <figcaption>En çok konut alan yabancılar Araplar değil!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Türkiye genelinde<em><strong>&nbsp;</strong></em>ilk el konut satış sayısı Mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %1,3 oranında artarak 35 bin 725 oldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İkinci el konut satışları ise Mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %3,6 oranında azalarak 77 bin 642 oldu.<em><strong>&nbsp;</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplam konut satışları içinde ilk el konut satışlarının payı %31,5, ikinci el konut satışlarının payı %68,5 oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>25 BİN 978 İPOTEKLİ SATIŞ YAPILDI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye genelinde&nbsp;ipotekli konut satışları Mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %35,9 oranında artarak 25 bin 978 oldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Diğer konut satışları ise Mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %9,6 oranında azalarak 87 bin 389 oldu.<em><strong>&nbsp;</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı %22,9 diğer satışların payı %77,1 olarak gerçekleşti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="Türkiye'den en çok ev alan yabancı sıralaması! Zirvenin sahibi Araplar değil" src="https://i.turkiyegazetesi.com.tr/images/2026/4/17/turkiyeden-en-cok-ev-alan-yabanci-siralamasi-zirvenin-sahibi-araplar-degil-1784650_202604171125_20260417112541_1.png" style="height:auto; width:100%" /></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İLK EL KONUT SATIŞLARI %1,8 AZALDI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Takvim etkilerinden arındırılmış serilerde, bir önceki yılın aynı ayına göre&nbsp;ilk el konut satışları %1,8 azaldı; ikinci el konut satışları %6,2 azaldı.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış serilerde ise bir önceki aya göre ilk el konut satışları %9,6 azaldı; ikinci el konut satışları %5,5 azaldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YABANCILARA MARTTA 1.353 KONUT SATILDI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yabancılara yapılan konut satışları Mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre&nbsp;%20 oranında azalarak 1.353 oldu.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mart ayında toplam konut satışları içinde yabancılara yapılan konut satışının payı %1,2 olarak gerçekleşti.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ocak-Mart döneminde yabancılara yapılan konut satışları ise bir önceki yılın aynı dönemine göre %14,9 oranında azalarak 4 bin 165 olarak gerçekleşti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TÜRKİYE'DEN EN FAZLA KONU ALAN YABANCILAR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Mart ayında ülke uyruklarına göre en fazla konut satışı sırasıyla 229 ile Rusya Federasyonu, 130 ile İran ve 84 ile Almanya vatandaşlarına yapıldı.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/gulistan-doku-sorusturmasinda-eski-vali-tuncay-sonele-sorusturma-acildi-3176</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 13:44:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Gülistan Doku soruşturmasında eski vali Tuncay Sonel'e soruşturma açıldı</h1>
                        <h2>Gülistan Doku soruşturmasında adı geçen eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” şüphesiyle soruşturma başlatıldı. Soruşturma kapsamında Sonel açığa alındı. Öte yandan Sonel’in oğlu da aynı soruşturma kapsamında gözaltına alındı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/gulistan-doku-sorusturmasinda-eski-vali-tuncay-sonele-sorusturma-acildi-1776423308.webp">
                        <figcaption>Gülistan Doku soruşturmasında eski vali Tuncay Sonel'e soruşturma açıldı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Tunceli'de 5 Ocak 2020'den itibaren kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturmada geçtiğimiz günlerde 13 kişi gözaltına alınmıştı.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">VALİNİN OĞLU GÖZALTINDA</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Şahısların arasında&nbsp;Gülistan Doku'nun erkek arkadaşı Zeinal A, Zeinal'ın annesi Cemile Y. ve üvey babası Engin Y. ile Uğurcan A, Celal A, Nurşen A. ve Ferhat Hanedan G, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel ile Vali Sonel'in o dönem korumalığını yapan Şükrü E. de&nbsp;bulunuyordu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dün akşam 2 kişi tutuklanırken, 2 isim hakkında da adli kontrol kararı verildi. Eski valinin oğlunun da aralarında olduğu diğer şüpheliler ise bu sabah adliyeye sevk edildi.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ESKİ VALİ HAKKINDA SORUŞTURMA: SUÇ ŞÜPHESİNE ULAŞILDI</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen yazıda, mevcut delil durumu itibarıyla dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in "<em><strong>suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçu</strong></em>" eylemlerini gerçekleştirdiğine dair yeterli suç şüphesine ulaşıldığı bilgisi yer aldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı Bakanlık Muhabere Bürosu tarafından Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığına "<em><strong>Vali Tuncay Sonel</strong></em>" konulu yazı gönderildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Başsavcılığın yazısında, "<em><strong>2020/52</strong></em>" soruşturma sayılı dosya üzerinden 5 Ocak 2020 suç tarihli "<strong><em>kasten insan öldürme</em></strong>", "<strong><em>cinsel saldırı</em></strong>", "<strong><em>suç delillerinin gizlenmesi-yok edilmesi</em></strong>", "<em><strong>bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girmek suretiyle verileri yok etme-bozma</strong></em>", "<strong><em>kişiyi hürriyetinden yoksun kılma</em></strong>", "<strong><em>suçu bildirmeme</em></strong>", "<em><strong>suçluyu kayırma</strong></em>" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel'in de aralarında bulunduğu 13 şüphelinin gözaltına alındığı hatırlatıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yazıda, şunlar kaydedildi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"Ekte sunulan bilgi ve belgelerden mevcut delil durumu itibarıyla dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in TCK'nin 281/1-2 (suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçu) maddesinde düzenlenen eylemleri gerçekleştirdiğine dair yeterli suç şüphesine ulaşıldığı ancak Tuncay Sonel'e ilişkin isnat ve iddiaların kişisel suç niteliğinde olduğu, 5271 sayılı CMK'nin 161/6. maddesi gereğince valilerin kişisel suçlarından dolayı soruşturma yetkisinin suç tarihinde görev yaptıkları ilin bağlı olduğu Bölge Adliye Mahkemesinin bulunduğu yerdeki İl Cumhuriyet Başsavcılığına ait olduğu şeklinde düzenleme bulunması sebebiyle Cumhuriyet Başsavcılığınızca, Tuncay Sonel hakkında mevcut delil durumuna göre değerlendirme yapılmak üzere gereğinin takdir ve ifası rica olunur."</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">AÇIĞA ALINDI</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">İçişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada Sonel'in soruşturma kapsamında açığa alındığı belirtildi.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ANNE DOKU: HER ŞEYİ OĞLU YAPTI</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Dün adliye önünde bekleyen Gülistan Doku'nun annesi Bedriye Doku, soruşturmanın baş şüphelisinin dönemin&nbsp;Tunceli Valisi Tuncay Sonel&nbsp;olduğunu iddia ederek,&nbsp;"<strong><em>Her şeyi oğlu yapmış, oğlanı tatile göndermiş.</em></strong>" dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Doku, şunları söyledi: "<em><strong>Ben bir anneyim, sizin de çocuklarınız var, iki saat, bir saat, yarım saat kendinizi benim yerime koyun. Çocukları okula gönderin, o sizin çocuklarınız okuldan gelmezse ne yaparsınız? Ben bir anneyim, Allah için bunu yakalayın.</strong></em>"</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bedriye Doku, kızının kemiklerini istediğini belirterek,<strong>&nbsp;</strong>"<em><strong>Ben kızımın kemiklerini almadan ölüme kadar burada oturacağım.</strong></em>" ifadesini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"GÖZALTINA ALINMASI GEREKEN KİŞİ TUNCAY SONEL'DİR"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Abla Aygül Doku da eski valinin tüm soruşturmanın bilinçli olarak seyrini değiştirdiğini öne sürmüş ve şunları söylemişti: "<strong><em>Dönemin valisi bir ailenin kızını bulmak ve görevini yapmakla yükümlüyken, sırf oğlunu korumak için devletin bütün imkanlarını kullanıp bizi o köprü başında tam 220 gün boyunca bekletti.&nbsp;Bizi orada bekletirken Gülistan'ın intihar ettiğine inanalım diye dönemin Valisi Tuncay Sonel botla geziyordu. Bütün bunların hesabının sorulmasını istiyoruz. Başsavcımızın çalışmasına çok büyük bir saygı duyuyorum ama şu anda&nbsp;gözaltına alınması gereken kişilerden biri dönemin Valisi Tuncay Sonel'dir.&nbsp;Bizim başımıza ne getirdiyse dönemin Valisi Tuncay Sonel getirmiştir. Bunun üstünün örtülmesini istemiyoruz.</em></strong>"</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-yazdi-cok-uzgunum-3175</link>
            <category>KONUK YAZAR</category>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 10:33:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Dr. İhsan Ünlü yazdı: Çok üzgünüm!</h1>
                        <h2>Dr. İhsan Ünlü, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta yaşanan trajik okul saldırısı olayları nedeniyle derin üzüntü ve öfke duyduğunu belirtti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/dr-ihsan-unlu-yazdi-cok-uzgunum-1776412047.webp">
                        <figcaption>Dr. İhsan Ünlü yazdı: Çok üzgünüm!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Dr. İhsan Ünlü, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta yaşanan trajik okul saldırısı olayları nedeniyle derin üzüntü ve öfke duyduğunu belirtti.<br />
<br />
Ünlü, ünlü Rus yazar Lev Tolstoy'un "Acı duyabiliyorsan canlısın. Başkalarının acısını duyabiliyorsan insansın" sözünü hatırlatarak, yaşananların insan olarak herkesi derinden yaraladığını ifade etti. Romalı oyun yazarı Terentius'un "İnsanım; insana dair hiçbir şey bana yabancı değildir" sözüne atıfta bulunan Ünlü, bu olayların kendisine çok yabancı geldiğini ve kelimelerle anlatamayacak kadar üzgün olduğunu dile getirdi.<br />
<br />
<strong>Dr. İhsan Ünlü'nün makalesinin tam metni şöyle:</strong><br />
<br />
“Acı duyabiliyorsan canlısın. Başkalarının acısını duyabiliyorsan insansın.” diyordu Tolstoy.&nbsp;</p>

<p>Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta son yaşananlar insan olarak bizi çok derinden yaraladı.</p>

<p>Terentius, “İnsanım; insana dair hiçbir şey bana yabancı değildir” diyordu. Lakin bu son olaylar bana çok yabancı geldi.</p>

<p>Çok üzgünüm; duygularımı anlatacak kelime bulamıyorum.</p>

<p>Aynı zamanda çok öfkeliyim; nasıl olur diyorum? Olamaz, olmamalıydı diyorum!</p>

<p>14 yaşında bir çocuk ve bunca silahla elini kolunu sallayarak okula giriyor; gözünü kırpmadan en yakın arkadaşlarını ve öğretmenlerini vurup öldürüyor!</p>

<p>Suçlu mu? Evet ortada görünün bir suçlu var ama gerisinde ne var, ona bakıyorum.</p>

<p>Görünen suçlunun arka planında görünmeyen suçluları görüyorum.</p>

<p>Bu durum, bir sonuçtur; eğitimde geldiğimiz noktanın, zaman içerisindeki arızi sebeplerin getirip dayandırdığı sonuç!</p>

<p>Bu noktada yanlış giden sistem başta olmak üzere hepimiz suçluyuz.</p>

<p>Eğitimde bu dramatik sonucu ortaya çıkaran sistem suçlu olduğu kadar, bu sisteme rağmen çocuklarına sahip çıkmayan anne-babalar da de suçludur.</p>

<p>Evlat bakımını yalnızca karın doyurma ve giyim-kuşamdan ibaret gören; kendi keyfi bozulmasın diye ağlayan çocuğunu kontrolsüz bir şekilde cep telefonuyla susturan bir &nbsp;aile yapısının gelip toslayacağı yer burasıdır.</p>

<p>Şu bir gerçektir ki çocuklukta en temel ihtiyacı olan sevgiyi göremeyen çocuk, ileride narsist ruhlu bir canavara dönüşebilir.</p>

<p>En temel anne-baba rolünü üstlenemeyen ve evlat yetiştirmenin hakkını veremeyen ebeveynlerin hemen her fırsatta okulu ve öğretmeni suçlaması çok büyük tezattır.</p>

<p>Ve yine eğitimi yalnızca dört duvar arasında gören, öğrencisinin zihin dünyasını inşa ederken ruh dünyasına eğilmeyen eğitimci suçludur.</p>

<p>Şunu unutmayalım ki yavrularımızın aklına girmenin yolu onların gönül dünyasına girmekten geçer.</p>

<p>Deyim yerindeyse okulu bir mabet, eğitimi de bir ibadet neşvesiyle gören ve öğrencilerine Allah’ın bir emaneti gibi davranan öğretmenlerle okullarımız en güvenli<br />
mekanlar olacaktır.</p>

<p>Tıpkı, saldırı sırasında öğrencilerini korumak adına onların üzerine siper olarak kendi canını feda eden Ayla öğretmen gibi...</p>

<p>Allah, ona ve vefat eden tüm yavrularımıza rahmet eylesin. Kederli ailelerinin, eğitim camiamızın ve aziz milletimizin başı sağolsun.</p>

<p>Umuyorum ki başta etkili ve yetkili makamlar olmak üzere konuyla ilgili bilirkişi, kurum ve kuruluşlar bu can sıkıcı hadiseleri masaya yatırarak gerekli önlemleri alırlar.</p>

<p>Selam ve dua ile...</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/necmettin-kahya-yolun-sahibi-devlet-degil-canlardir-3174</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 22:05:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Necmettin Kahya: Yolun sahibi devlet değil, canlardır!</h1>
                        <h2>SEÇEK Azınlık Eğitim ve Kültür Derneği Başkanı Necmettin Kahya, Alevilik-Bektaşiliğin temel değerlerinden Batı Trakya’daki toplumsal yapıya, kamuoyuna yansıyan söylemlerden yeni yasal düzenlemelere kadar birçok başlıkta GÜNDEM’e değerlendirmelerde bulundu.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/necmettin-kahya-yolun-sahibi-devlet-degil-canlardir-1776369050.webp">
                        <figcaption>Necmettin Kahya: Yolun sahibi devlet değil, canlardır!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">SEÇEK Azınlık Eğitim ve Kültür Derneği Başkanı Necmettin Kahya, Alevilik-Bektaşiliğin temel değerlerinden Batı Trakya’daki toplumsal yapıya, kamuoyuna yansıyan söylemlerden yeni yasal düzenlemelere kadar birçok başlıkta GÜNDEM’e değerlendirmelerde bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Birlik ve bütünlük vurgusunun öne çıktığı söyleşide Kahya, özellikle “<strong><em>yolun erkânı</em></strong>”, rızalık ilkesi ve inanç önderliğinin belirlenmesi konularında dikkat çeken mesajlar verdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Tartışmaların odağındaki konulara ilişkin görüşlerini açık bir dille paylaşan Kahya, hem inanç pratiğinin doğru anlaşılması hem de toplum içindeki dengelerin korunması gerektiğine işaret etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÜNDEM: Alevilik-Bektaşilik nedir? Temel inanç ve düşünce yapısını nasıl tanımlarsınız?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Necmettin KAHYA:</strong>&nbsp;Alevilik-Bektaşilik, kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’e ve Ehl-i Beyt’e bağlılığı merkeze alan, tasavvufi bir İslam yorumudur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu yol, Horasan erenlerinin getirdiği tasavvufi anlayış ile Türk kültürünün ve değerlerinin birleşmesiyle şekillenmiştir. Aynı zamanda Türk halk İslam’ı olarak da ifade edilir. Yani sadece bir inanç sistemi değil bir yaşam biçimi, bir ahlak ve irfan yoludur.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÜNDEM: Alevilik ve Bektaşilik arasında bir fark var mıdır?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Necmettin KAHYA:</strong>&nbsp;Evet, bu konuda önemli bir ayrım vardır. Alevi, Alevi anne ve babadan doğar; yani bir soy bağı söz konusudur. Ancak Bektaşilikte durum farklıdır. Bektaşi olmak için ikrar vermek gerekir. Yani kişi kendi rızasıyla bu yola girer, bir mürşide bağlanır ve bu yolun gereklerini kabul eder. Dolayısıyla Bektaşilik daha çok gönüllülük esasına dayanır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÜNDEM: Batı Trakya’daki Bektaşiler hakkında neler söyleyebilirsiniz?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Necmettin KAHYA:</strong>&nbsp;Batı Trakya’daki Bektaşiler, statüsü Lozan Antlaşması ile belirlenmiş olan Müslüman Türk azınlığının ayrılmaz bir parçasıdır. 15’ten fazla köyde yaşayan canlarımız vardır. Bu topluluk sadece bir köyden ibaret değildir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÜNDEM: Geçen mart ayında Alevilik Bektaşilik ve kanunlaşan dini tüzel kişilik hakkında Yunan ulusal basınında bir röportaj yer aldı. Bu konuşmayı ve söylemlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Necmettin KAHYA:</strong>&nbsp;Konuşmanın içeriğine baktığımızda bazı hususların eksik ve yanlış aktarıldığını görüyoruz. Her insan kendi yaşadığını anlatır, buna sözümüz yok. Ancak bir kişinin yaşadıklarını bütün bir topluma mal etmek doğru değildir. Hanımefendinin ifadeleri ve temsil ettiği yaklaşım, Batı Trakya’daki tüm Alevi-Bektaşi canları temsil etmez. Aksine bu ve benzeri söylemler, yaklaşık 10 yıl önce toplum içinde ayrışmaya sebep olmuştur. Alevi-Bektaşi toplumunu ikiye bölmüştür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ayrıca bu anlatım biçimi, sanki Alevi-Bektaşiler bütünüyle baskı altındaymış ve diğer Müslümanlardan kopukmuş gibi bir algı oluşturuyor. Bu da toplumu ayrıştıran bir dil ortaya çıkarıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Üzülerek ifade ediyorum ki hanımefendinin bu açıklamaları etik olmayan, talihsiz açıklamalardır. Yapılan değerlendirmeler, doğup büyüdüğü çevreyle ve bu yolun yaşandığı gerçeklikle örtüşmemektedir. Kendisine, özüne ve sözde temsil ettiği çevreye dönüp bakmasını tavsiye ederim.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÜNDEM: Bu bölünmeden neyi kastediyorsunuz?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Necmettin KAHYA:</strong>&nbsp;Şunu açıkça ifade edelim: Batı Trakya’daki Alevi-Bektaşilerin tamamı bu söylemleri paylaşmamaktadır. Geriye kalan büyük kesim, kendisini Müslüman Türk azınlığın bir parçası olarak görmektedir ve bu bütünlük içinde yaşamaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ayrıca Alevi-Bektaşi toplumu sadece bir köyden ibaret değildir. 15’ten fazla köyde yaşayan canlarımız vardır. Bu geniş yapıyı tek bir temsil üzerinden anlatmak doğru değildir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÜNDEM: Söz konusu röportajda yer alan kadın, başörtüsü ve ibadet konularındaki ifadeler hakkında ne düşünüyorsunuz?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Necmettin KAHYA:</strong>&nbsp;Bu konularda da bazı yanlış anlamalara kapı aralanmıştır. Başörtüsü meselesi, dediğim gibi, geçmiş yüzyılın kısır tartışmalarındandır. Bizim yolumuzu bunun üzerinden tarif etmek doğru değildir. Aynı şekilde “<strong><em>namaz kılınmıyor</em></strong>” gibi bir algı oluşuyor. Bu da yanlıştır. Bizim yolumuzda ibadet vardır, namaz da vardır. “<strong><em>Dört Kapı Kırk Makam</em></strong>” öğretisinin birinci kapısı olan şeriat kapısı bunun açık göstergesidir. Biz ibadeti inkâr etmeyiz, aksine onu derinleştiririz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sürekli dile getirdikleri baskıdan dolayı cem ibadetimizi gizli yapmak zorunda kalıyoruz, söylemi de tamamen yanlıştır. Cem ibadeti zaten ikrarsız kişilere kapalıdır, ancak katılabilmek için o cemaatin rızası gerekmektedir. Var olan gizlilik bu yüzdendir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÜNDEM: Geçen mart ayında Yunan ulusal basınında yer alan röportajda, Sünni toplumla ilgili “</strong>baskı<strong>” vurgusu hakkında ne düşünüyorsunuz?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Necmettin KAHYA:</strong>&nbsp;Her toplumda münferit sıkıntılar olabilir. Ancak bunu genelleştirip bir toplumu diğerine karşı konumlandırmak doğru değildir. Yüzyıllardır birlikte yaşayan bir toplumu “<em><strong>baskı</strong></em>” dili üzerinden anlatmak, yeni kırılmalar doğurur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hünkârımız Hacı Bektaş-ı Veli’nin şu sözünü unutmamak gerekir. “<em><strong>İncinsen de, incitme.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÜNDEM: Ağustos 2025’te kabul edilen Alevi-Bektaşi dini tüzel kişiliği yasası hakkında görüşünüz nedir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Necmettin KAHYA:</strong>&nbsp;Bu konu çok daha ciddi bir meseledir. Bu düzenleme, bir hak verme gibi sunulsa da özünde azınlığı bölmeye yönelik bir girişimdir. Çünkü Lozan Antlaşması ile herhangi bir izne ve denetime tabi olmadan ibadetlerimizi yapabiliyoruz. Üstelik kabul edilen maddeler, bizim yolumuzun usul ve erkânına açıkça aykırıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÜNDEM: Bu aykırılık en çok nerede görülüyor?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Necmettin KAHYA:</strong>&nbsp;En açık örnek dedelerin belirlenmesi meselesidir. Bu yasaya göre dedeler; tüzel kişiliğin belirlediği üç kişi ile devletin, yani Eğitim ve Din İşleri Bakanlığının atayacağı iki kişiden oluşan bir komite tarafından seçilecektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu, bizim “<em><strong>El ele, el Hakk’a</strong></em>” ilkemize tamamen aykırıdır. Dedelik makamı, devletin atamasıyla belirlenmez. Bu yol rızalıkla yürür, bürokrasiyle değil.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÜNDEM: Bu durumu nasıl nitelendiriyorsunuz?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Necmettin KAHYA:</strong>&nbsp;Bu, bizim inancımız açısından düşkünlük sebebidir. Çünkü yolun erkânına müdahale vardır. İnanç önderini devlet belirliyorsa, orada artık yolun kendi iradesinden söz edemeyiz.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÜNDEM: Daha geniş bir açıdan baktığınızda bu süreci nasıl yorumluyorsunuz?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Necmettin KAHYA:</strong>&nbsp;Bu, devlet eliyle asimilasyonun en net örneklerinden biridir. Bir toplumu tanıdığını söyleyip, onun içyapısını değiştirmek, erkânını dönüştürmek bu kabul edilemez.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÜNDEM: Son olarak ne söylemek istersiniz?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Necmettin KAHYA:</strong>&nbsp;Alevi-Bektaşi yolu; birlik, rıza ve hakikat yoludur. Bu yol dışarıdan şekillendirilemez. Yolun sahibi devlet değil, talibi ve canlarıdır. Tüzel kişiliğin ve benzeri yaklaşımların da bu gerçeği göz önünde bulundurması gerekir. Yol, ayrıştırarak değil birleştirerek yaşar.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kerkukun-yeni-valisi-itc-baskani-mehmet-seman-aga-oldu-3173</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 21:42:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Kerkük’ün yeni valisi ITC Başkanı Mehmet Seman Ağa oldu</h1>
                        <h2>Irak’ın Kerkük vilayeti valiliği görevine, Irak Türkmen Cephesi (ITC) Başkanı Mehmet Seman Ağa seçildi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/kerkuk-valisi-irak-turkmen-cephesi-baskani-muhammed-seman-aga-oldu-1776365366.webp">
                        <figcaption>Kerkük’ün yeni valisi ITC Başkanı Mehmet Seman Ağa oldu</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Irak Türkmen Cephesi (ITC) Genel Başkanı Mehmet Seman Ağa, Kerkük İl Meclisi üyeleri tarafından yapılan oylama sonucunda vali olarak seçildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu gelişmeyle birlikte, yaklaşık 100 yıl aradan sonra Kerkük’ü bir Türkmen vali yönetecek.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kerkük İl Meclisi’nin sabah saatlerinde gerçekleştirmeyi planladığı oturum, yasal çoğunluk sağlanamadığı için yapılamadı. Oturum daha sonra saat 18.00’e ertelendi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu süreçte ITC Genel Başkanı Mehmet Seman Ağa, yoğun ilgi ve kalabalık eşliğinde Kerkük Valiliği binasına ulaştı. İl meclisi çevresinde hareketli anlar yaşandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Akşam saatlerinde gerçekleştirilen oturumun ardından Mehmet Seman Ağa, Kerkük İl Meclisi üyeleri tarafından yapılan oylama sonucunda resmen vali olarak seçildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Siyasi anlaşmalar gereği Kerkük’te dönüşümlü valilik sistemine geçildi.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-sscb-genclik-ceteleriyle-neden-bas-edemedi-3172</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 12:03:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Bora Özizmirli: SSCB gençlik çeteleriyle neden baş edemedi?</h1>
                        <h2>Son dönemde Türkiye'de okullarda yaşanan şiddet olayları ve çocuk yaştaki gençlerin çeteleşmesi sıkça gündeme geliyor. Bu tablo, analist Bora Özizmirli  makalesinde ise,  dikkat çektiği üzere, ister istemez 1980'lerin sonlarında Sovyetler Birliği'nde yaşananları akla getiriyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/bora-ozizmirli-sscb-genclik-ceteleriyle-neden-bas-edemedi-1776333569.webp">
                        <figcaption>Bora Özizmirli: SSCB gençlik çeteleriyle neden baş edemedi?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Son dönemde Türkiye'de okullarda yaşanan şiddet olayları ve çocuk yaştaki gençlerin çeteleşmesi sıkça gündeme geliyor. Bu tablo, analist Bora Özizmirli &nbsp;makalesinde ise, &nbsp;dikkat çektiği üzere, ister istemez 1980'lerin sonlarında Sovyetler Birliği'nde yaşananları akla getiriyor.<br />
<br />
<strong>Bora Özizmirli'nin makalesi şöyle:</strong><br />
<br />
<br />
Son dönemde okullarımızda yaşanan şiddet olayları ve çocuk yaştaki gençlerin çeteleşmesi sıkça gündeme geliyor. Bu manzara, ister istemez 1980'lerin sonlarında Sovyetler Birliği'nde yaşananları hatırlatıyor.</p>

<p><strong>Mihail Gorbaçov'un </strong>iktidara gelmesiyle birlikte uygulanan <strong>“glasnost” (açıklık) ve “perestroyka”</strong> (yeniden yapılanma) politikaları, SSCB'de köklü değişimlere yol açtı. Uzun yıllar kapalı kalan sistem, bir anda Batı kültürüne, tüketim toplumuna ve <strong>Hollywood</strong> filmlerine kapılarını araladı. Bu hızlı açılımın sonuçlarından biri de <strong>mafyalaşma</strong> oldu. Özellikle <strong>13-15 yaşlarındaki çocuklar</strong>, bu kültürel selin en savunmasız kurbanları haline geldi. Mahalle mahalle örgütlenen, şiddet içeren filmlerden ve Batı'dan ithal edilen <strong>“cool”</strong> çete kültüründen etkilenen gençler, kısa sürede <strong>organize suçun</strong> en alt kademelerine sürüklendiler.</p>

<p>Bugün de benzer bir tabloyla karşı karşıyayız. <strong>21. yüzyılın getirdiği </strong>sosyal medya, yapay zeka, hızlı kültürel değişim ve değer erozyonu, birçok devleti hazırlıksız yakaladı. Suç türleri ve yöntemleri kökten değişti. Geleneksel suç anlayışının yerini, <strong>dijital dünyada</strong> şekillenen yeni nesil suçlar ve organize yapılar aldı.</p>

<p>Asıl dikkat çekmek istediğim nokta, Sovyetler Birliği'nin<strong> 80'li yıllarda </strong>kendi gençliğini nasıl kontrol edemediği gerçeğidir. O dönemde yaşanan hızlı sistem değişikliği, toplumun özellikle genç kesimini adeta <strong>savunma mekanizmasından </strong>yoksun bıraktı. Devlet, kültürel ve <strong>sosyal çöküşü</strong> öngöremediği gibi, bu çöküşü yönetecek araçlara da sahip değildi.</p>

<p>Bugün Türkiye'de okullardaki şiddet ve gençlerin çeteleşmesi, sadece bir <strong>“gençlik sorunu”</strong> olmanın ötesinde, devletin ve toplumun<strong> 21. yüzyılın</strong> yeni gerçeklerine karşı hazırlıksızlığının somut bir yansımasıdır. SSCB'nin 40 yıl önceki tecrübesi, bize bu süreçlerin ne kadar hızlı ve yıkıcı olabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Dünya artık eski dünya değil. Sanki bir <strong>eşikten geçtik</strong> ve bambaşka bir çağa ayak bastık. Bu değişim, jeopolitiği, iç siyaseti, günlük yaşam biçimlerimizi, <strong>iş hayatımızı, </strong>hatta sevinçlerimizi ve üzüntülerimizi bile derinden etkiledi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">21. YÜZYILIN TEHDİTLERİNE 20. YÜZYIL ÇÖZÜMLERİ YETMEZ</span></span></span></strong></p>

<p>20. yüzyılın değerleri ile 21. yüzyılın gerçekleri arasında uçurumlar var. Suç türleri bile başkalaştı. En çarpıcı örnek: <strong>Dijital dolandırıcılık.</strong> Çoğumuzun haftada birkaç kez karşılaştığı bir gerçek haline geldi. Telefonumuza gelen <strong>sahte mesajlar,</strong> internetteki tuzaklar,<strong> yapay zekâ</strong> destekli yeni sahtekârlık yöntemleri… Eskiden böyle bir tehdit yoktu; şimdi ise neredeyse her gün yeni bir versiyonuyla karşılaşıyoruz.</p>

<p>Devlet, artık namuslu vatandaşını bu görünmez <strong>dolandırıcılara </strong>karşı aktif şekilde korumak zorunda. Bu da <strong>emniyet ve yargı </strong>gibi kurumların kendisini hızla yenilemesinden geçer. Kurumlar kendini yenilemezse,<em> 21. yüzyılın tehditlerine</em> 20. yüzyılın çözümleriyle karşılık vermeye çalışır ve bu toplumları kaçınılmaz olarak gerilemeye, hatta yok oluşa sürükler.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">ÇOCUK YAŞTAKİ ÇETELERLE BAŞ EDEMEYEN SSCB</span></span></strong></span></p>

<p>Sovyetler Birliği'nde suçların cezasız kalması toplumsal birliği doğrudan hedef aldı. <strong>Devlet 80'lerde,</strong> Gorbaçov'un politikaları nedeniyle market fiyatlarını ve stokçuluğu dahi kontrol edemiyordu. Sorun, <strong>13-15 yaşlarındaki</strong> gençlerine de söz geçiremeyecek noktaya varmıştı.</p>

<p>Adalet sistemindeki her açık, toplumda infiale neden olabiliyor. Bu infiallerden biri de <strong>80'li yıllarda Sovyetler Birliği'nde</strong> yaşandı. İşlenen suçların cezasız kalması <strong>toplumsal birliği</strong> doğrudan etkiledi.</p>

<p>Gorbaçov'un <strong>glasnost ve perestroyka</strong> politikaları ülke denetimini büyük ölçüde zayıflattı. Dünyanın en büyük ordularından birine sahip olan<strong> Sovyetler Birliği</strong> içten içe çözülmeye başladı. Neoliberal yaklaşımlar nedeniyle market fiyatlarını ve stokçuluğu denetleyemeyen devlet, gençliğini de kontrol edemez hale geldi. Artan fiyatlara müdahale edemediği gibi,<strong> 13-15 yaşlarındaki</strong> gençlerine de disiplin sağlayamıyordu. Bu, devletteki çürümenin son aşamasıydı.</p>

<p>Ekonomik zorluklar yaşayan Sovyet devleti, <strong>Batı kültürünün </strong>sınırlar içine girmesiyle birlikte toplumda yozlaşmanın arttığını gördü. Gelir dağılımındaki adaletsizlik iyice belirginleşti. <strong>Gorbaçov'un </strong>uygulamaları sonucunda ekonomik buhran ve adaletsizlik yaygınlaştı; Sovyet gençliği <strong>kolay para kazanma y</strong>ollarına başvurdu. Gençlerin ilgi çekici işler, tatmin edici konut, <strong>araba</strong> ve tüketim mallarına talebi, Sovyet ekonomisinin bunu karşılayamaması <strong>büyük bir hayal kırıklığı </strong>ve yoksunluk hissine yol açtı.</p>

<p>Bu yoksunluk hissi, adalet sistemindeki açıklarla birleşince <strong>18 yaş altı gençlerin</strong> mahalle mahalle çeteler kurmasına neden oldu. Çeteler çoğunlukla <strong>13-15 yaşlarındaki </strong>çocuklardan oluşuyordu ve kolay para kazanan gençler simgeleştiriliyordu.</p>

<p>Özellikle Kazan şehrinde her mahallede yaklaşık <strong>100'er kişilik çeteler</strong> türedi. Bu çeteler, Batı toplumlarında görülen kavga, <strong>hırsızlık ve rüşvet</strong> gibi olaylarla Sovyet toplumunu dehşete düşürdü. Kazan'da başlayan çeteleşme <strong>(Kazan fenomeni)</strong>, diğer Sovyet şehirlerine de yayıldı. Bu çeteler günümüzde bile araştırmacıların konusu olmaya devam ediyor. Rusya'da 2023'te bu çeteleri konu alan <strong>“Slovo patsana. Krov na asfalte” (Bir Delikanlının Sözü: Asfaltta Kan)</strong> isimli 8 bölümlük mini dizi yayımlandı. Dizi, <strong>14 yaşındaki sessiz,</strong> sakin ve okulunda başarılı bir öğrencinin, sokak çetelerinin darpları sonucu kendini korumak için <strong>başka bir çeteye </strong>katılmasını anlatıyor.</p>

<p>Araştırmalar, çetelerin yaygınlaşmasının bir nedenini <strong>Sovyet Devleti'nin </strong>gençliğin güvenliğini sağlayamamasına ve gençlerin kendini koruma içgüdüsüyle çetelere katılmasına bağlıyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;">BÜYÜK AFLAR VE CEZASIZLIK</span></span></span></strong></p>

<p>Sokak suçlarının artmasında önemli bir rol oynayan etkenlerden biri, hükümetin mahkûmlara yönelik aflarıydı. <strong>Robert Garayev </strong>gibi araştırmacılar, sokak suçlarının ortaya çıkmasını hükümetin mahkûmlara af çıkarmasına bağlıyor. Gorbaçov, <strong>“masum hüküm giymiş kişilere özgürlük” </strong>diyerek neredeyse tüm suçluları serbest bıraktı. Bu aflar özellikle hırsızlık, darp ve adam öldürme gibi asayiş suçlarını kapsıyordu. Yeraltı yaşam tarzını benimsemiş suçlular topluma döndü ve kötü değerleri gençliğe yaydı.(1)</p>

<p>Sovyetlerde büyük afların temeli Kruşçev dönemine <strong>(Stalin'in ölümünden sonra 1953 affı) </strong>uzanır. Diğer önemli aflar <strong>1977 ve Gorbaçov </strong>döneminde gerçekleşti. Gorbaçov'un afı sonrası durum keskin şekilde kötüleşti. Sokaklar tehlikeli hale geldi, polis etkisiz kaldı. <strong>1985-1989</strong> arasında mahkeme kararları azalsa da suç oranı arttı. Yargı ya çalışmıyordu ya da yozlaşmıştı. Dönemin tanıkları, suçluların kamuoyu önünde <strong>ceza almadığını,</strong> saldırıların cezasız kaldığını anlatıyor.<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Sovyet vatandaşları için sokağa çıkmak bile çok tehlikeliydi. Polis etkisizdi. 1985 ile 1989 yılları arasında mahkeme kararlarının sayısı azalmasına rağmen suç oranı iyice arttı. Yargı neredeyse çalışmıyordu veya yozlaşmıştı. Örneğin o dönemi anlatan bir Rus vatandaşı, şu açıklamada bulunmuştu:</p>

<p><em><strong>"1989'da bir suçlu tarafından saldırıya uğradım ve suçlunun saldırısından mucizevi bir şekilde kurtuldum. Arkadaşlarımdan biri evinin bahçesinde bir suçludan 18 bıçak yarası aldı ve suçlu yargılanmadı. Bu Gorbaçov'un zamanıydı."(2)&nbsp;</strong></em></p>

<p>Aileler, eğitimciler ve polis olaylara müdahalede çaresizdi. Polis, organize çetelerle yüzleşmeye hazır değildi. Tataristan eski ceza soruşturması başkan yardımcısı <strong>Alexander Avvakumov'</strong>un ifadelerine göre, bir tabur polis gönderilse bile liderleri suçlamak imkânsızdı; yasal dayanak yoktu.(3)<br />
<br />
Organize suç kavramı SSCB Ceza Kanunu'nda yer almıyordu (ancak 1997'de Rusya Federasyonu'nda kabul edildi). Çetelerin doğuşunda, örneğin<strong> Zilka suç örgütünün lideri Khaidar Zakirov'u</strong>n hikayesi gibi, gençlerin kendini koruma amacıyla şiddete başvurduğu ve liderleştiği vakalar görülüyordu.(4)</p>

<p>Eskiden SSCB basınında suç haberleri neredeyse hiç yer almazdı.<strong> 1930-1940'larda Nathan Berman'ın</strong> belirttiği gibi, gençler geleceğe dair kaygı taşımazdı; suç konuları gazetelerde göze çarpmayan köşelere sıkıştırılırdı.(5)<br />
<br />
Ancak 1980'lerde bu tablo tamamen değişti.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;">21. YÜZYILA DERSLER</span></span></strong></span></p>

<p>Sovyet deneyimi gösteriyor ki, hızlı sistem değişikliği toplumun özellikle <strong>genç kesimini </strong>savunma mekanizmasından yoksun bırakabiliyor. Devlet, <strong>kültürel ve sosyal çöküşü</strong> öngöremediği ve yönetemediği için yıkıcı sonuçlarla karşılaştı.</p>

<p>Bugün Türkiye'de okullardak<strong>i şiddet ve çeteleşme,</strong> yalnızca <strong>“gençlik sorunu” </strong>değil; devletin ve toplumun <strong>21. yüzyılın dijital suçları, sosyal medya etkileri </strong>ve değer erozyonuna karşı hazırlıksızlığının yansımasıdır. Dijital dolandırıcılıktan yeni nesil organize suçlara kadar tehditler değişti. Emniyet ve yargı kurumlarının hızla yenilenmesi şarttır.</p>

<p>Sovyetler Birliği'nin <strong>40 yıl önceki tecrübesi,</strong> önlemlerin zamanında alınmaması halinde süreçlerin ne kadar hızlı ve yıkıcı olabileceğ<strong>ini hatırlatıyor. Gençlerimizi gelecek kaygısından uzak, ruhen ve bedenen sağlıklı geliştirmek; onları </strong>suçlulara karşı korumak, devlet ve milletin en temel görevlerindendir.</p>

<p>Bu süreçler, <strong>sosyologlar, hukukçular </strong>ve siyasetçiler tarafından daha derinlemesine araştırılmalı ve gerekli önlemler ivedilikle alınmalıdır. Çünkü adaletin ve önlemlerin gecikmesi, en çok masum gençleri ve toplumsal birliği etkiler.<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p><strong>DİPNOTLAR:</strong></p>

<p>1-<a href="https://www.rbth.com/history/336989-how-were-teenage-gangs-in-ussr-organised"><span style="color:#3498db"><strong>https://www.rbth.com/history/336989-how-were-teenage-gangs-in-ussr-organised</strong></span></a><br />
2-<a href="https://www.rbth.com/history/336989-how-were-teenage-gangs-in-ussr-organised">https://www.quora.com/Why-didnt-the-Soviet-Union-have-a-problem-with-street-gangs</a><br />
3-<a href="https://www.rbth.com/history/336989-how-were-teenage-gangs-in-ussr-organised">https://www.rbth.com/history/336989-how-were-teenage-gangs-in-ussr-organised</a><br />
4-<a href="https://www.degruyterbrill.com/document/doi/10.7591/9781501701689-013/html">https://www.degruyterbrill.com/document/doi/10.7591/9781501701689-013/html</a><br />
5-<a href="https://scholarlycommons.law.northwestern.edu/cgi/viewcontent.cgi?article=2854&amp;context=jclc">https://scholarlycommons.law.northwestern.edu/cgi/viewcontent.cgi?article=2854&amp;context=jclc</a></p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/chpli-ayvalik-belediye-baskani-ergin-neden-susuyor-3171</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 09:56:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>CHP’li Ayvalık Belediye Başkanı Ergin neden susuyor?</h1>
                        <h2>Ayvalık’ın tanınmış gazetecisi ve Hacı Bektaş Veli Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Yüksel Kalkan 10 Nisan 2026 günü Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin’in kuzeni ve korumalarının da içinde olduğu bir grup tarafından darp edildi. Saldırı sonrasında iki kişi tutuklanırken, Başkan Ergin yalandan da olsa, şiddet olayını kınamadı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/chpli-ayvalik-belediye-baskani-ergin-neden-susuyor-1776322940.webp">
                        <figcaption>CHP’li Ayvalık Belediye Başkanı Ergin neden susuyor?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">CHP’li Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin’in kuzeni ve koruması ile birlikte 6 kişilik bir grup gazeteci ve Hacı Bektaş Veli Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Yüksel Kalkan’a saldırdı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Belediyede dönen usulsüzlükleri açıkladığı için darp edildiği bildirilen Kalkan’a yönelik saldırı ile ilgili olarak Başkan Ergin 6 gündür herhangi bir kınama açıklaması yapmadı. Bunun yerine, sosyal medyada kendisini emekli astsubay olarak tanıtan Mustafa Karakaşlar isimli hesaptan, saldırıyı haklı göstermeye kalkışan tehditvari bir yayın yapıldı. Başkan Ergin’e ve Karakaşlara tepki çığ gibi büyüdü.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ÖZKAN: YÜKSEL KALKAN YALNIZ DEĞİLDİR!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Gazeteci Yüksel Kalkan başkanı olduğu Hacı Bektaş Veli Kültür ve Dayanışma Derneği’nin bağlı bulunduğu Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Sekreteri Ali Rıza Özkan, kanun tarafında yer alması gereken bir devlet memuru emeklisinin şiddeti haklı çıkarmaya kalkışmasını eleştirdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Özkan, Karakaşlar’ın yayını ile ilgili olarak yaptığı yorumunda şöyle dedi: “Hem de astsubayım, diyorsunuz. Yazıklar olsun, size! Kanun tarafında değil, şiddet tarafında yer alıyorsunuz. Video kayıtları var. Bir insan küfür dahi etse, şiddetin cezası olduğunu bildiğiniz halde, manipülasyon yapıyorsunuz. Ayvalık halkını böyle sindirmek mi istiyorsunuz? Kim bizi eleştirirse, böyle yaparız, mı demek istiyorsunuz? Kimi tehdit ediyorsunuz? Pir Sultan Abdal’ın ismini bile söyleyemediğiniz halde, Aleviler hakkında atıp tutuyorsunuz. Yüksel Kalkan yalnız değildir. Ayvalık’ta herkes aklını başına alsın. Meydanı boş bulan birilerini dövecekse, birileri de sizin gibi, yayın açıp, o da haddini bilseydi, diyecekse, bu iş çok su kaldırır. Size tavsiyem, eski bir devlet memuru olarak, olmanız gereken yerde olun. Birilerinin tetikçisi olmayın. Şerefli ordumuzun bir mensubuna böyle yayınlar, böyle tehditvar uslup yakışmaz.”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YILDIZ: KARAKAŞLAR’IN YAYINI KAMUOYUNU YANILTMAYA YÖNELİK!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">İstanbul Gazete ve Haberciler Federasyonu Başkanı Ali Rıza Yıldız da, Mustafa Karakaşlar’ın şiddeti haklı çıkarmaya çalışan yayınına sert tepki gösterdi. Yıldız, “<strong><em>Sırf bir belediye başkanına nasıl yaranırım düşüncesiyle, meslektaşınız olan bir gazetecinin maruz kaldığı ağır saldırıyı görmezden gelmeniz, sizin hangi seviyede durduğunuzu fazlasıyla göstermektedir</em></strong>” ifadelerini kullandı. Yıldız’ın açıklaması şöyle:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Anlattıklarınızı ve Türkçenizi anlayabilmek, çözebilmek için adeta bir tercüman ordusuna ihtiyaç var. En temel bir olayı bile açık, anlaşılır ve tutarlı şekilde ifade edemeyen birinin kalkıp millete “<em><strong>sözde gazeteci</strong></em>” yaftası yapıştırmaya çalışması, kamuoyunun takdirine bırakılacak bir trajedi-komedidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir gazeteci, üstelik 7–8 kişinin saldırısına uğramış, saldırganlardan iki tanesi tutuklanmış, ortada açık bir şiddet olayı varken; siz bütün bunları yok sayıp meseleyi hafifletmeye, itibarsızlaştırmaya ve gerçeği bulandırmaya çalışıyorsunuz. Bu yaklaşımın gazetecilikle uzaktan yakından bir ilişkisi yoktur. Sırf bir belediye başkanına nasıl yaranırım düşüncesiyle, meslektaşınız olan bir gazetecinin maruz kaldığı ağır saldırıyı görmezden gelmeniz, sizin hangi seviyede durduğunuzu fazlasıyla göstermektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir televizyon kanalında “<strong><em>genel müdürlük yaptım</em></strong>” diye iddiada bulunuyorsunuz; fakat mesleğin en temel süreçlerinden, basın kartı mevzuatından, uygulama usullerinden bile bihabersiniz. Üstelik “<em><strong>basın kartını altı ayda almış olacak</strong></em>” ya da “<strong><em>altı ayda aldı</em></strong>” şeklindeki iddianız, yönetmeliği hiç okumadığınızı açıkça ortaya koyuyor. Basın kartının hangi aşamalardan geçtiğini bilmeden başkalarına hüküm dağıtmanız, gazeteciliğin nasıl cehalet ve bilgisizlikle erozyona uğratıldığının canlı bir örneğisiniz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Meslektaşınız saldırıya uğramış; siz ise sanki hiçbir şey olmamış gibi, gerçekleri ters yüz eden cümlelerle olayı çarpıtmaya çalışıyorsunuz. Bu mesleğin “<em><strong>ıvır zıvır</strong></em>” dediğiniz unsurları bile, sizden çok daha onurlu, daha tutarlı ve daha vicdanlı bir duruş sergiliyor. İnsan, en azından yaşanan bir şiddet olayı karşısında biraz utanır, biraz ar eder. Fakat sizin olaylara bakışınız ve yorumlama çabanız, ne kadar boş, içi boş ve mesleki anlamda “<em><strong>yok hükmünde</strong></em>” olduğunuzu açıkça ortaya koyuyor. Bugüne kadar doğru düzgün bir haberi olmayan birinin kalkıp gazetecilik dersi vermesi cidden trajiktir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir kişiye sokakta saldırılmış; bununla ilgili dahi en ufak bir empati kurmadan, hiçbir araştırma yapmadan, meselenin özünü çarpıtacak yorumlar üretmek hem etik dışıdır hem de kamuoyunu yanıltmaya yönelik “<em><strong>sorumsuz beyan</strong></em>” niteliği taşır. Umarım bir gün aynı durum sizin başınıza geldiğinde, bugün başkalarına kolayca yönelttiğiniz “<strong><em>sözde</em></strong>” söylemlerinin ne kadar haksız ve ölçüsüz olduğunu bizzat görürsünüz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ayrıca federasyonlarla ilgili yaptığınız yorumlar da en az diğer ifadeleriniz kadar bilgi dışıdır. “<strong><em>Her dernek federasyona üye olmak zorundadır</em></strong>” gibi bir kural yoktur; zaten Türkiye’deki derneklerin ancak yüzde 2–3’ü federasyonlara bağlıdır. En basit mevzuatı bile bilmeden ahkâm kesmeniz, bu alandaki bilgisizliğinizin boyutunu açıkça göstermektedir. Bu kadar temelsiz bilgiyle siz hangi kanalda, hangi mantıkla çalıştırıldınız, esas sorgulanması gereken budur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gelelim Ayvalık Belediye Başkanı’nı savunma gayretinize… Bir yöneticinin arkasında, konudan bu kadar kopuk, basın mevzuatını bilmeyen, mesleki yeterlilikten uzak kişilerin duruyor olması, en çok o yöneticinin sorgulaması gereken bir durumdur. Zira bilinir ki:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kılavuzu karga olanın…</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cümlenin geri kalanı her şeyi açıklamaya yeter.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sonuç olarak; gazetecilik iddiasında bulunmak ekranlarda unvan saymakla değil, bilgi, mevzuat bilgisi, birikim ve kamu yararını gözeten etik duruşla mümkündür. Bunlar yoksa geriye sadece gürültü ve kirlilik kalır; gazetecilik değil.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Meslektaşlarım adına söylemek gerekirse: Bu yaklaşımı kınıyor, ayıplıyor ve reddediyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ali Rıza Yıldız<br />
İstanbul Gazete ve Haberciler Federasyonu Başkanı</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/tumer-tdt-uyesi-ulkelerin-stk-platformunu-ziyaret-etti-3170</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 09:37:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>TÜMER, TDT üyesi ülkelerin STK platformunu ziyaret etti</h1>
                        <h2>TÜMER, Türk Devletler Teşkilatı üyesi ülkelerin STK platformunu ziyaret etti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/tumer-tdt-uyesi-ulkelerin-stk-platformunu-ziyaret-etti-1776321922.webp">
                        <figcaption>TÜMER, TDT üyesi ülkelerin STK platformunu ziyaret etti</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Azerbaycan Milli Meclisi milletvekili ve Türk Devletleri Teşkilatı üyesi ülkelerin STK Platformu Genel Sekreteri Azer Allahveranov, Türkiye'den gelen TÜMER heyetini kabul etti.</p>

<p>Görüşmede, Türk devletlerindeki sivil toplum kuruluşları arasında ilişkilerin geliştirilmesi, ortak projelerin hayata geçirilmesi ve Türk dünyasının dayanışmasının güçlendirilmesi konuları ele alındı.</p>

<p>Azer Allahveranov, konuşmasında şu vurguyu yaptı:</p>

<p>“<em><strong>Müasir şartlarda Türk devletlerinde faaliyet gösteren STK'lar arasında ilişkilerin geliştirilmesi ve ortak konularda işbirliğinin derinleştirilmesi, Türk dünyasının birlik ve beraberliğine büyük katkı sağlar.</strong></em>”</p>

<p>“Xocalı Soykırımını Tanıtma” Kamu Birliği Başkanı Şamil Sabiroğlu, TÜMER ile bundan sonra daha sıkı işbirliği yapacaklarını, ortak projeler gerçekleştireceklerini ve Türk dünyasının ortak değerlerini tanıtma çalışmalarını sürdüreceklerini belirtti.</p>

<p>TÜMER Dış İlişkiler Koordinatörü Oktay Hacımusalı, kurumlarının uluslararası işbirliğine özel önem verdiğini ve Azerbaycan’daki kuruluşlarla ilişkileri genişletmek istediklerini ifade etti.</p>

<p>TÜMER Başkanı Onur Beyhan, Azerbaycan ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek şöyle konuştu:</p>

<p>“<em><strong>Bu ziyaret sırasında yapılan görüşmeler, Türk dünyası ile ilgili gelecekteki önemli adımlar ve ortak faaliyetler için sağlam bir temel oluşturuyor. Bundan sonra da Azerbaycan’daki ortaklarımızla aynı istek ve kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz.</strong></em>”</p>

<p>Görüşme, karşılıklı bilgi alışverişinin artırılması ve işbirliğinin geliştirilmesi konusunda mutabakatla sona erdi. Katılımcılar, hatıra fotoğrafı çektirdi.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/uc-ulkeden-canlar-bulustu-akin-cetin-dede-posta-oturdu-3169</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 17:34:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Üç ülkeden canlar buluştu, Akın Çetin Dede posta oturdu</h1>
                        <h2>Seyyid Ali Sultan (Kızıldeli) Ocağı’da geçtiğimiz günlerde, tarihi bir olay yaşandı. 3 ülkeden dedelerinin katılımı ve onayı ile yürütülen erkan ile Akın Çetin dede postuna oturdu.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/uc-ulkeden-canlar-bulustu-akin-cetin-dede-posta-oturdu-1776263990.webp">
                        <figcaption>Üç ülkeden canlar buluştu, Akın Çetin Dede posta oturdu</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / EDİRNE</strong> – Edirne Seyyid Ali Sultan (Kızıldeli) Ocağı’nda Trakya, Balkanlar ve Avrupa’daki Alevi-Bektaşi toplumunu bir araya getiren anlamlı bir erkan yürütüldü. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/A%C3%874.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yunanistan, Bulgaristan ve Türkiye’den gelen inanç önderleri ile çok sayıda canın katılımıyla düzenlenen törende, <strong>Akın Çetin</strong>&nbsp;Musayiplik Erkanı ve rızalık alınmasıyla “<strong><em>Dedelik Postu</em></strong>”nu teslim aldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Balkanlar’ın İnanç Önderleri Şahitlik Etti</strong></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/A%C3%873.png" style="height:450px; width:760px" /></p>

<p><span style="color:#000000">Yaklaşık 250 kişinin katılımıyla gerçekleşen bu tarihi buluşma, üç ülkedeki inanç birliğini bir kez daha perçinledi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Trakya ve Bulgaristan Başdedesi <strong>Mustafa Çetin</strong>’in önderliğinde yürütülen erkanda, Yunanistan Başdedesi <strong>Hasan Apti </strong><strong>Dede</strong>, <strong>Apti Pençal Dede</strong>, <strong>Ahmet Paşa Dede</strong>, <strong>Mehmet Koç Dede</strong> ve Seçek Azınlık Eğitim ve Kültür Derneği Başkanı <strong>Necmettin K</strong><strong>a</strong><strong>hya</strong> hazır bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bulgaristan heyetinden ise Kırcaali Cemevi Başkanı <strong>Mustafa Ali Mustafa</strong>, Koşukavak’tan <strong>Ali Bodur Dede</strong> ve Alvanlar’dan <strong>Veli Horasan</strong> <strong>Dede</strong> törene iştirak ederek bu manevi sorumluluğa şahitlik ettiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Erkan ve El Verme Geleneği Yaşatıldı</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/A%C3%872.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bölgenin önemli inanç merkezlerinden temsilcilerin katıldığı törende, inancın kadim geleneği olan “<strong><em>el verme</em></strong>” ritüeli gerçekleştirildi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Zakirler Başkanı <strong>Hasan Hocaoğlu</strong>, Eskikadın Köyü Seyyid Ali Sultan Cemevi Dedesi <strong>Mustafa Uslu</strong>, Yeniköy Dedesi <strong>Ferudun Özkan</strong>, Meriç Karababa Tekkesi Dedesi <strong>Hüseyin Öner</strong> ve Türbedar <strong>Ali İhsan Arabacı</strong> gibi isimlerin huzurunda, Akın Çetin canların onayı ve dedelerin duasıyla dedelik postuna oturdu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Kurbanlar Kesildi, Lokmalar Paylaşıldı</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/A%C3%871.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Üç ülkeyi manevi bir köprüyle bağlayan tören, Musahiplik Erkanı’na uygun olarak kesilen kurbanlar ve hazırlanan lokmaların paylaşılmasıyla devam etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Katılımcılar, bölgedeki Alevi-Bektaşi kültürünün canlılığını korumasından duydukları memnuniyeti dile getirirken, Akın Çetin Dede’nin yeni görevinin hayırlara vesile olmasını temenni ettiler.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ulusal-erenler-film-festivali-basvurulari-basladi-3168</link>
            <category>KÜLTÜR SANAT</category>
            <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 14:14:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ulusal Erenler Film Festivali başvuruları başladı</h1>
                        <h2>Alevi Vakıfları Federasyonu tarafından her yıl gerçekleştirilen Sinema Günleri, büyüyen vizyonu ve artan uluslararası ilgisiyle bu yıl yeni bir kimliğe kavuşarak Ulusal Erenler Film Festivali adıyla yoluna devam ediyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/ulusal-erenler-film-festivali-basvurulari-basladi-1776251897.webp">
                        <figcaption>Ulusal Erenler Film Festivali başvuruları başladı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / İSTANBUL-</strong> Alevi Vakıflar Federasyonu, 2 yıldır sürdürdüğü "Alevi Sinema Günleri" etkinliğini içeriğini ve ismini değiştirerek sürdüreceğini açıkladı. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">AVF tarafından yapılan açıklama şöyle:</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Anadolu’nun kadim hafızasından beslenen, inançla yoğrulan, kültürle derinleşen ve insan sevgisiyle anlam kazanan hikâyeler bu yıl sinemanın evrensel diliyle buluşuyor. Alevi Vakıfları Federasyonu tarafından her yıl gerçekleştirilen Sinema Günleri, büyüyen vizyonu ve artan uluslararası ilgisiyle bu yıl yeni bir kimliğe kavuşarak Ulusal Erenler Film Festivali adıyla yoluna devam ediyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Sinema Genel Müdürlüğü’nün destekleriyle hayata geçirilen festival, 19–23 Ekim 2026 tarihleri arasında sinemanın birleştirici, dönüştürücü ve çoğaltıcı gücünü yeniden tanımlamaya hazırlanıyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Ulusal Erenler Film Festivali; yalnızca bir film gösterim platformu değil, aynı zamanda bir hafıza alanı, bir söz söyleme zemini ve bir sanatsal yolculuk olarak konumlanıyor. Alevi-Bektaşi inancının hoşgörü, eşitlik ve hakikat arayışı üzerine kurulu felsefesinden ilham alan festival; insanı merkeze alan, vicdana dokunan ve kültürel belleği geleceğe taşıyan anlatıları bir araya getiriyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Yüzyıllardır Anadolu’da sevgi, paylaşım ve dayanışma ile varlığını sürdüren Alevi-Bektaşi kültürü; Tahtacıların doğayla kurduğu saf ve dengeli ilişkiyi, tasavvufun insanı olgunlaştıran içsel yolculuğunu ve inanç özgürlüğünün evrensel değerini sinema aracılığıyla yeniden görünür kılıyor. Festival, bu kadim mirası çağdaş anlatılarla buluşturarak yeni bir ifade alanı açmayı hedefliyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Üç ana kategoride başvurular kabul ediliyor:</span></p>

<ul>
	<li>
	<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Kurmaca</span></p>
	</li>
	<li>
	<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Belgesel</span></p>
	</li>
	<li>
	<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Animasyon</span></p>
	</li>
</ul>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Dünyanın dört bir yanından sinemacıları ortak bir vicdanda buluşturmayı amaçlayan festival, ilk günden itibaren yoğun ilgi görerek 52 başvuruya ulaşmış durumda. Bu güçlü başlangıç, festivalin yalnızca ulusal değil, uluslararası ölçekte de önemli bir buluşma noktası olacağının sinyallerini veriyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Festival Başkanlığı’nı Alevi Vakıfları Federasyonu Başkanı Baki Doğan üstlenirken, Festival Direktörlüğü’nü akademisyen ve ödüllü yönetmen Ahmet Bikiç yürütmektedir. Alanında yetkin isimlerden oluşan seçkin jüri yapısı ve çok katmanlı programıyla festival; yalnızca film gösterimleriyle sınırlı kalmayacak, aynı zamanda söyleşiler, paneller ve paralel etkinliklerle zengin bir içerik sunacaktır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Türkiye’nin farklı noktalarındaki Alevi Cem evlerinde eş zamanlı gerçekleştirilecek gösterimler, festivalin kapsayıcı yapısını güçlendirirken; sinemayı yalnızca bir sanat dalı değil, aynı zamanda bir toplumsal buluşma ve paylaşım alanı haline getirecektir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Ulusal Erenler Film Festivali; hakikati arayan, insanı anlatan ve iz bırakan hikâyelere çağrıdır. Çünkü her film, bir tanıklıktır. Her anlatı, geleceğe bırakılan bir izdir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Sen de hikâyeni anlat.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Sesini duyur.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Geleceğe kayıt düş.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><strong>AVF Ulusal Erenler Film Festivali</strong></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">19–23 Ekim 2026</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Başvurular devam ediyor. Başvuru için https://avfueff.com.tr/basvuru.html</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Kadim bir inancın, derin bir irfanın ve insanı merkeze alan bir anlayışın izinde; iyiliğin, hoşgörünün ve kardeşliğin sesi bu festivalde yankılanacak. Çünkü sinema; hafızadır, kimliktir ve en güçlü anlatıdır.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hizbullah-lideri-turkiyede-sunni-sii-geriliminin-arkasinda-abd-israil-var-3167</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 13:07:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Hizbullah Lideri: Türkiye’de Sünni-Şii geriliminin arkasında ABD, İsrail var!</h1>
                        <h2>Hizbullah Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım, İsrail’le yürütülen diplomatik temasları “teslimiyet süreci” olarak nitelendirerek reddetti; ulusal birlik çağrısı yapıp çözümün ancak direniş ve güç dengesiyle mümkün olacağını vurguladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/hizbullah-lideri-turkiyede-sunni-sii-geriliminin-arkasinda-abd-israil-var-1776248400.webp">
                        <figcaption>Hizbullah Lideri: Türkiye’de Sünni-Şii geriliminin arkasında ABD, İsrail var!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / İSTANBUL-</strong> Hizbullah Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım’dan Ankara’yı da içine alan kirli bir "<em><strong>psikolojik harp</strong></em>" senaryosuna dair çarpıcı ifşalar geldi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kasım, Türkiye’nin adının karıştırılmaya çalışıldığı "<em><strong>mezhepsel fitne</strong></em>" operasyonunun bizzat ABD ve İsrail tarafından yönetildiğini ilan etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"İsrail'in uşakları başarısız olacak"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Şeyh Naim Kasım, son dönemde özellikle sosyal medya üzerinden körüklenen "<strong><em>Türkiye’nin Sünni-Şii gerilimini tetiklediği</em></strong>" yönündeki iddiaların, direniş cephesini ve bölge ülkelerini parçalamaya yönelik bir tuzak olduğunu belirtti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Lübnan medyasında (Al Mayadeen) geniş yankı uyandıran açıklamasında Kasım şunları söyledi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<strong><em>Türkiye'nin Sünniler ile Şiiler arasında sorun yarattığına dair dezenformasyon yayıyorlar. Bu fitnenin arkasında Amerikalılar, İsrailliler ve onların yerli uşakları var. Tek amaçları; bizi birbirimize kırdırıp, her iki taraftan da kurtulmak.</em></strong>"</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Türkiye mesajı: "Sünni kardeşlerimizle tek yüreğiz"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kasım, Türkiye’nin bölgedeki Sünni dünyası için taşıdığı önemi ve iki toplum arasındaki tarihsel bağları şu sözlerle pekiştirdi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>Biz, Sünni kardeşlerimizle tek yüreğiz. Bu ihtilafı başaramayacaklar. İhtilafın başını kaldırmasına asla izin vermeyeceğiz.</strong></em>"</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İsrail’in "Sözlü Savaşı"na karşı stratejik kalkan</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">İsrail hükümetinin son dönemde Türkiye'ye karşı açtığı sözlü savaşa ve Ankara'yı hedef alan provokatif açıklamalara dikkat çeken uzmanlar, Kasım'ın bu çıkışını "<em><strong>stratejik bir kalkan</strong></em>" olarak nitelendiriyor.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-dernegi-baskani-gazeteciyi-chpliler-darp-etti-3166</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 22:36:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Alevi derneği başkanı gazeteciyi CHP’liler darp etti!</h1>
                        <h2>Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde, CHP’li belediyenin faaliyetlerini haber yapan gazeteci Yüksel Kalkan, 4 gün önce sabah saatlerinde bir saldırıya uğradı. İddialara göre, belediye başkanının özel koruması ve kuzeni dahil 6 kişilik grup tarafından darp edilen Kalkan’ın yüzü kanlar içinde kaldı. Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin’in olayın üzerinden 4 gün geçmesine rağmen herhangi bir açıklama yapmaması Ayvalık halkı tarafından tepki ile karşılandı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/alevi-dernegi-baskani-gazeteciyi-chpliler-darp-etti-1776196899.webp">
                        <figcaption>Alevi derneği başkanı gazeteciyi CHP’liler darp etti!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">CHP Alevilere yönelik yeni bir skandala imza attı! Balıkesir’e bağlı Ayvalık ilçe belediyesindeki usulsüzlük iddialarını ve Ticaret Odası seçimlerindeki baskı çarkını gün yüzüne çıkaran gazeteci Yüksel Kalkan, Başkan Mesut Ergin’in kuzeni ve korumasının da içinde bulunduğu bir grup tarafından saldırıya uğradı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yükselen Haber Web TV’nin sahibi ve TRT ilçe muhabiri de olan Yüksel Kalkan, saldırı sonrasında Ayvalık Devlet Hastanesi’ne giderek darp raporu aldı ve şikayetçi oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HF3s-izbwAAFfLx.jpg" style="height:800px; width:662px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ayvalık belediyesinde son dönemde gündeme gelen usulsüzlüklerle ilgili korkusuz haberleri ile tanınan Kalkan,&nbsp;“<em><strong>Ayvalık Belediyesi’ne karşı yaptığım haberlerden dolayı, belediyenin koruması ve yanında getirdiği 6-7 kişi tarafından saldırıya uğradım</strong></em>”&nbsp;dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gazeteci Yüksel Kalkan’ı, ağır şekilde darp eden saldırganlardan, CHP Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin’in kuzeni Faruk Ergin ve Kubilay Kılıç’ın tutuklandığı diğer 2 kişi Ali Zabun ve Arda Bayri’nin ise adli kontrol şartı ile serbest bırakıldıkları öğrenildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BAŞKAN ERGİN’İN SESSİZLİĞİ SUÇU İKRAR MI?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yüzü kanlar içinde kalan Kalkan, yaşananları sosyal medyada paylaşırken olayın çarşı ortasında, polis ekiplerine yakın bir noktada ve güvenlik kameralarının bulunduğu alanda gerçekleştiği belirtildi. Saldırı basın camiasında ve siyasi çevrelerde tepkiyle karşılandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kuzeni Faruk Ergin’in de aralarında bulunduğu 6 kişi tarafından darbedilen Kalkan’ın kamerası kırılırken, Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin’in saldırı konusunda hiçbir tepki göstermemesi, saldırı emrini asıl kim verdi, sorusunu da gündeme taşıdı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GAZETECİ KALKAN, ALEVİ DERNEĞİ BAŞKANI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Gazeteci Yüksel Kalkan, aynı zamanda Ayvalık Hacı Bektaş Veli Kültür ve Dayanışma Derneği’nin de başkanı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Aynı zamanda Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu üyesi olan Ayvalık Hacı Bektaş Veli Kültür ve Dayanışma Derneği başkanı Kalkan ilçede yoğun ilgi gören Aşure etkinlikleri ve ihtiyaç sahibi öğrencilere yönelik düzenlediği yardım kampanyaları ile tanınıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>HORASAN ERENLERİ KALKAN’A SAHİP ÇIKTI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Saldırının duyulmasının ardından açıklama yapan Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Erdem Cömert faillerin mutlaka hesap vereceğini vurgularken, CHP’li belediyelerin Alevilere yönelik yaklaşımı açısından örnek teşkil eden saldırı konusunda Özgür Özel’i özür dilemeye çağırdı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Ayvalık gibi bir yerde üyemize saldırı bize de yapılmış demektir. Özgür Özel CHP’sinin Alevilere bakış açısının da bir göstergesidir</em></strong>” ifadelerini kullanan Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Cömert “<strong><em>menfur saldırıyı kınamamaları halinde, CHP’ye karşı çok daha etkili tepki vereceğimizi herkes bilmelidir</em></strong>” dedi.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/seyyid-haci-kureys-dergahindan-cuma-riza-gecesine-davet-3165</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 17:58:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Seyyid Hacı Kureyş Dergâhı’ndan Cuma Rıza Gecesi’ne davet</h1>
                        <h2>Seyyid Hacı Kureyş Dergâhı Derneği, "Cuma Rıza Gecesi Muhabbet Cemi" kapsamında Muhammed bin Vasi’nin hayatı ve menkıbeleri üzerine bir sohbet düzenliyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/seyyid-haci-kureys-dergahindan-cuma-riza-gecesine-davet-1776179434.webp">
                        <figcaption>Seyyid Hacı Kureyş Dergâhı’ndan Cuma Rıza Gecesi’ne davet</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA–</strong> Seyyid Hacı Kureyş Dergâhı Derneği, manevi iklimin paylaşıldığı geleneksel buluşmalarına devam ediyor. Dernek binasında düzenlenecek olan "<strong><em>Cuma Rıza Gecesi Muhabbet Cemi</em></strong>", bu hafta da canları bir araya getirmeye hazırlanıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Evliyaların İzinde Bir Muhabbet: Muhammed bin Vasi</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">16 Nisan 2026 Perşembe günü gerçekleştirilecek olan programda, İslam tasavvuf tarihinin önemli eserlerinden biri olan Tezkiretü’l-Evliya’dan seçkin hatıralar paylaşılacak. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu haftaki sohbetin merkezinde, takvası ve hikmetli sözleriyle tanınan büyük arif Muhammed bin Vasi’nin hayatı ve menkıbeleri yer alacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gönül bağlarının güçleneceği bu anlamlı akşamda, evliyaların yaşamlarından süzülen dersler ve hatıralar eşliğinde manevi bir yolculuğa çıkılacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Program Bilgileri:</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Seyyid Hacı Kureyş Dergâhı Derneği tarafından yapılan açıklamada, tüm canlar bu rıza lokmasına ve muhabbet sofrasına davet edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tarih: 16 Nisan 2026<br />
Saat: 16.00 – 20.00<br />
Konu: Tezkiretü’l-Evliya (Evliyalardan Hatıralar) – Muhammed bin Vasi<br />
Yer: İlkiz Sokak No: 20/4 Sıhhiye / ANKARA</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>Gelin canlar bir olalım,</strong></em>" şiarıyla düzenlenen bu özel buluşmada, Ankara Sıhhiye’deki dernek merkezinde tüm dostlar ve gönüldaşlar bekleniyor.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-bulac-yazdi-muaviyenin-amel-defteri-3164</link>
            <category>KONUK YAZAR</category>
            <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 16:09:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ali Bulaç yazdı: Muaviye’nin amel defteri!</h1>
                        <h2>İslami mahallenin önde gelen yazarlarından Ali Bulaç, son dönemde Hacı Bayram Veli Üniversitesi, Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Sadullah Gülten'in beyanları nedeniyle gündeme taşınan Muaviye’nin kimliği ve İslam’daki yeri konusunda yazdı. Mirathaber sitesinde yayınlanan yazıyı aynen okurlarımıza sunuyoruz.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/ali-bulac-yazdi-muaviyenin-amel-defteri-1776174855.webp">
                        <figcaption>Ali Bulaç yazdı: Muaviye’nin amel defteri!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong><span style="color:#000000">MUAVİYE’NİN AMEL DEFTERİ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Bu yazıda Muaviye’nin cürümler bölümündeki amel defterine bakmaya çalışacağız. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Şu var ki, Muaviye’ye isnad edilen cürümlerin a. Sahiden onun tarafından işlenip işlenmediğinin sahih bilgilerle tespit edilmesi, b. “<strong><em>El cezaü min cins’il amel</em></strong>” kuralınca her cürmün (suç ve günahın) kendine özgü ceza miktarı ve niteliğiyle değerlendirilmesi gerekir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muaviye’nin “<strong><em>amel defteri</em></strong>” kapandığından suçun tespiti, cezanın takdiri ve infazı Allah’a ve Ahiret Günü’ne kalmış bulunmaktadır. Biz, bu cürümlerin bize nasıl tarihsel bir miras bıraktığı ve bugünkü İslam dünyasının sosyo-politik ve ahlaki tutumu üzerinde ne türden bir etkiye sahip olduğu konusuyla ilgiliyiz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kullandığım terminolojide maddi suç ve manevi günahı “<strong><em>cürüm</em></strong>” kavramıyla ifade ettiğimden, Muaviye’nin aşağıda sıralayacağım 15 cürmünden yerine göre bir kısmı müeyyidesi dünyevi ve maddi suçlar, bir kısmı manevi/ahlaki günahlar kategorisine girer.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>1. Saray ve debdebe:&nbsp;</strong>Muaviye aristokrat bir aileden gelmeydi, zenginliği, gösterişi, yani Kur’an-ı Kerim’in kınadığı tefahuru ve tekasürü (Hadid, 20; Tekasür, 1) severdi. Daha Hz. Ömer zamanında bile gösteriş ve debdebeli hayatı dikkat çekmişti, hatta bir keresinde Şam’ı ziyaret eden Hz. Ömer, “<strong><em>Bakıyorum, Bizans meliklerine benzemişsin</em></strong>” deyince, “<em><strong>Ey Mü’minlerin Emiri, ben sınırda görev yapıyorum, Bizans’a karşı itibarımızı koruyorum,</strong></em>” mealinde savunma yapmıştı. Saray kültürünü Bizans’tan ilk ithal eden Muaviye olmuştur, sonraları Abbasiler, Safeviler, Osmanlılar İran ve Mısır saraylarını ekleyip bu kültürü devam ettirdiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>2.&nbsp;Ebuzer el Gıfari’nin muhalefeti:</strong>&nbsp;Bu durum tahmin edileceği gibi ilk nesil Müslümanların hoşuna gitmez ve içlerinde bu konularda tavizsiz Ebuzer el Gifari’nin yüksek sesle itirazına ve muhalefetine yol açar. Ebuzer, Muaviye’ye iki noktada itiraz eder:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>a)</strong>&nbsp;Asırlar sonra ortaya çıkacak kapitalizmin ilk nüvesi olan “<strong><em>Kenz</em></strong>”e karşı çıkması. Kenz altın ve gümüşün üst üste biriktirilmesi, servet ve tekasür sevgisi. Muaviye, ilgili ayetin (Tevbe, 34-35)&nbsp; gayrımüslimler için indiğini söylese de Ebuzer bunun Müslümanlar için de hüküm taşıdığını söyler. (Geniş bilgi için bkz. Ali Bulaç,&nbsp;<em>Kur’an Dersleri/Tefsir</em>, III, 513-517; Ali Bulaç, “Modern İktisadın Ruhu Kenz”,&nbsp;<em>The Turkish</em>&nbsp;<em>Post</em>&nbsp;1-2, 01-04. 06. 2025)</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>b)</strong>&nbsp;Ebuzer Muaviye’nin saray inşa etmesine karşı çıkar ve yüzüne şöyle der: “<strong><em>Sarayda yaşamak haramdır. Eğer sarayı Beytülmal’den yaptırmışsan haram iş işlemişsin, kendi cebinden yaptırmışsan yine israf olduğundan haramdır.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muhalefet ve itirazlar durmayınca Muaviye, Ebuzer’i Hz. Osman’a şikayet eder. Bunun üzerine Halife Osman, Ebuzer’i başkente çağırır, onu Rebeze denen çöle sürgün eder. Hz. Osman’ın yapması gereken şey, Ebuzer gibi dev bir sahabiyi haklı bulup saray ve gösteriş kültürünü İslam’a sokan Muaviye’yi uyarması veya&nbsp; en doğrusu görevden almasıydı. Ebuzer, sürgün yeri çölde karısıyla yalnız başına vefat eder, cenazesini kaldıracak kimse bulunmaz, tesadüfen geçen bir kervan onu tanır, hayıflanarak defnederler.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>3. Kan davası peşinde koşması – Cahili kabile asabiyeti:</strong>&nbsp;Hz. Peygamber, İslamiyet’i bir sosyo-politik model olarak hayata geçirmek isterken Arapların kadim kabile geleneği ve “<strong><em>mevali</em></strong>” kurumundan istifade etti. Kabile geleneği çift kutuplu bir sosyal yapıdır. Hz. Peygamber, kabilelerin nesep asabiyetini terk edip sebep asabiyeti (yüksek ahlaki hayat, adalet ve iyilik amaçlı dayanışma) üzerinde bir araya gelmelerini istiyordu. Kabile pratiğinde;</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>a)</strong>&nbsp;Suçlular korunur, kan bedelleri ödenir,</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>b)</strong>&nbsp;Kan davası güdülür,</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>c)</strong>&nbsp;Çapulculuk, yağma, baskın kabile gelirinin belli başla kaynakları arasında yer alırdı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Peygamber (s.a.), bunları toplumsal hayattan işlevsiz hale getirmek istiyordu. “<strong><em>Suçlular korunmaz</em></strong>” ilkesini getirdi ama diyet ödemeyi devam ettirdi, kan davalarını, çapulculuğu ve yağmayı yasakladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ama pek de kolay olmayacaktı. Çünkü derin bir geçmişe ve köklü duygu ve hatıralara dayalı kabile asabiyetinin tekrar uyanması, birliği ve ekonomik/maddi kaynakların belli ölçüler dahilinde adaletlice bölüştürülmesi ilkesinin terkedilip tekrar yağma ve çapulculuğa, kan davalarına dönülmesi tehdidi bütünüyle sona ermiş değildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Peygamber, muazzam bir iş başarmıştı, kabileleri isimleri ve unvanlarıyla tek tek zikrederek Medine Sözleşmesi’nin kurucu aktörleri kıldı (Md. 1-24), merkezi bir kamu otoritesi oluşturdu, çöl hayatı yaşayan insanları Medinetü’n Nebi’de medenileştirmeye çalıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Osman’ın katliyle Muaviye, “<em><strong>Ali katilleri koruyor</strong></em>”, hatta kendisi asli faillerdendir imasında bulunarak kabile hamiyetine kalkıştı. Osman’ın kanlı gömleğini mızraklara asarak şehir şehir dolaştırdı, aşiret ve topluluklarda cahiliyeden kalma kan davası duygularını tahrik edip intikam duygularını alevlendirdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>4. Haksız suçlamalar:</strong>&nbsp;Geliştirdiği söyleme göre Ali, Osman’ın katillerini koruyor, kısas hükmünü yerine getirmiyordu. Muaviye, Osman’ın kanına sahip çıkmak suretiyle artık “<strong><em>lider benim</em></strong>” mesajını veriyordu. Kadim kabile geleneğine göre, birinin kanına sahip çıkıp kan davası güden o kabilenin liderliğine aday olmuş demektir, kabile bileşenlerinin tümü onun etrafında toplanmalıdır. Ali’nin&nbsp; yönetiminde –Hz. Osman’ınınki gibi- diledikleri tasarrufta bulunmayacağını düşünen eşrafa, görevden alınma korkusu içindeki valilere mektuplar yazarak kendisi halife olursa onları taltif edeceğini vadinde bulunuyor, onları satın alıyordu.&nbsp; Hz. Ali’nin kardeşi Akil’i bu amaçla ordu komutanı yaptı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>5. Meşru kamu otoritesine isyan (baği):</strong>&nbsp;Şüphesiz meşru halife Hz. Ali’ydi. Seçimle iş başına gelmiş, biat almıştı. Muaviye ise Ali’nin valisiydi, Ali’nin halifeliğini tanımıyordu. Bizim tarihte gelişen fıkhımıza göre, meşru halifeye başkaldıran, silah kullanan kişi ve kişiler bağiydir. İmam Şafii’ye göre de Muaviye bağiy idi. Bağî fıkıhta mücerret bir hüküm değildir, bağyedenin Müslüman ve gayrımüslim olması fark etmez. Hz. Ebu Bekir’e göre, merkezi otoriteye silahla başkaldıranlar, Müslüman olduklarını beyan ettikleri halde zekat (vergi) vermeyi reddedenler de mürteddirler, mürtedlere karşı savaşılır. Hz. Ömer “<strong><em>La-lilahe illallah deseler de mi</em></strong>”, diye itiraz etmişse de Hz.&nbsp; Ebubekir’in içtihadına uymuştur. Kişisel din değiştirene silah (şiddet ve terör) kullanmadığı müddetçe dokunulmaz, temel hakları ihlal edilmez. Bağinin meşru Halifeye silah kullanıp başkaldırması büyük hukuk ihlali olduğundan, Halifenin onunla savaşması görevidir. Bu hükme göre, meşru otoriteye silahla baş kaldırdığından Muaviye bağiy idi. Eğer Şeyheyn zamanında isyan etseydi, her ikisi ona karşı mürted olarak savaş açarlardı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>6. Kur’an ayetlerinin istismarı:</strong>&nbsp;Sıffin savaşının en kritik anında Arap dâhilerinden&nbsp; Amr bin As’ın önerisiyle Muaviye Kur’an ayetlerini mızrakların ucuna taktırdı, böylelikle tam yenilecekken, durumu lehine çevirdi. Amr bin As, dahi seviyesinde zeki idi ama akıllı değildi, akıllı olsaydı seçimle işbaşına gelen Ali’ye itaat eder, bir baği ve isyancıya hizmet etmezdi. Bu, tarihte Kur’an-ı Kerim’in, gayrımeşru siyasi amaçlarla istismar edildiği ilk örnektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>7. Ammar bin Yasir’in ölümünden sorumlu tutulması:</strong>&nbsp;Ammar bin Yasir, Sıffin savaşında hayatını kaybetti, hakkında Hz. Peygamber’in şöyle dediği rivayet edilir: “<em><strong>Ammar’ı asi ve baği bir topluluk öldürecek</strong></em>”. (Mustafa Fayda,&nbsp;<em>Ammar bin Yasir</em>, DİA.) Bu hadis kendisine hatırlatıldığında Muaviye’nin savunması şöyle olur: “<em><strong>Biz Ammar’ı öldürmedik, öldüren Ali’dir. O bize karşı savaşmasaydı Ammar öldürülmezdi. Ali, Ammar’ı getirip kılıçlarımızın önüne attı.</strong></em>” Bu boş polemiğe Hz. Ali şöyle cevap verir: “<em><strong>Bu muhakemeye göre Hamza’yı da Peygamber mi öldürdü?</strong></em>” Muaviye, daha savaş başlamadan önce Şebes’in “<strong><em>Ey Muaviye, eline imkan geçse Ammar’ı da öldürecek misin?</em></strong>” sorması üzerine şöyle der: “<strong><em>Neden öldürmeyeyim, Vallahi değil Osman için, Osman’ın kölesi Natil için bile öldürürüm.</em></strong>” (Taberi,&nbsp;<em>Tarih</em>, V, 12.) Muaviye’ye göre Osman’ın kölesi bile Ammar’dan değerlidir. Ammar, ilk Müslümanlardan olup annesi (Sümeyye binti Hayat) ve babası (Yasir) şehit olan (m. 615) önemli bir sahabedir. 93 yaşında iken şehit edilmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>8. Hilafet’ten Saltanat’a:</strong>&nbsp;Rızaya ve seçime dayalı sistemin Hilafetten saltanata kalbedilmesi İslam tarihinin maruz kaldığı en büyük musibettir. 1850’den beri İslamcılar, İslam’da ilk büyük sapmanın siyasi sistemdeki bu sapma olduğunu savunurlar. Bu büyük günah ve sapmanın faili hiç şüphesiz&nbsp; Muaviye’dir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>9. Muaviye siyaseti:&nbsp;Zer-o zor o tezvir:&nbsp;</strong>Muaviye’ye göre rakibin her ne suret, yol ve araçla bertaraf edilmesi esas olduğundan, siyasette aslolan başarıdır, sonuca giden her yol mübahtır. Yöntem şudur: Sözün geçtiği yerde söz (yalan, iftira, itibarsızlaştırma, karalama, tezvirat), paranın geçtiği yerde para (zer/altın), her ikisinin geçmediği yerde kılıç (zor). Muaviye her üç yolu da ‘başarıyla’ kullanmış, bu yöntemle h. 41-60/m.661-680 arası 19 yıl 3 ay hüküm sürmüştür.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>10. Hz. Hasan’ın öldürülmesinde azmettirici olması:</strong>&nbsp;Baskın bir kanaate göre, Muaviye, yaptıkları anlaşmaya uymadığından Hz. Hasan’ın ona itiraz edip başkaldıracağını düşünmüş, karısı Ca’de bintü’l Eş’as el Kays el Kindi’yi kullanarak onu zehirlemiştir. Bu iddiayı kuvvetlendiren husus, Hz. Hasan’ı zehirleyen kadının Muaviye tarafından oğlu Yezid’le evlendirilip ödüllendirilmesidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>11. Hz. Ali’ye ve Ehl-i beyt’e hutbelerde lanet okutturması:</strong>&nbsp;Bu tarihen sabit bir cürümdür. Muaviye, her Cuma hutbesinde Hz. Ali’ye lanet okutturuyor, okumayanları cezalandırıyordu. Aşağıda aktaracağımız Hucr bin Adi olayı bunun somut, dramatik delilidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>13. Hucr bin Adiy’e verdiği ölüm cezası:&nbsp;</strong>Hutbelerde Hz. Ali’ye lanet okutmayı reddettiği için Muaviye’nin Hucr bin Adiy’in ölüm emrini verdi. Kefe’den Şam’a elleri ve ayakları zincirli olarak Muaviye’nin huzuruna getirtilen Hucr, iki rekat namaz kılmak istemiş, ama öldürülürken elleri ve ayaklarının çözülmesini istememiştir. Aslında Hucr, Muaviye’nin hilafetini kabul etmişti, ancak hutbelerde Ali’ye lanet edilmesine karşı çıkıyor, bunu yapanlara bazan küçük çakıl taşları atıyordu. (Taberi, Muaviye’nin emriyle gerçekleştirilen bu trajik olayı geniş olarak anlatır. Bkz. Taberi,&nbsp;<em>Tarih</em>, V, 268-274.) Bu elim cinayetleri tolere edenler, “<strong><em>Zarar-ı ammı def’etmek için zarar-ı has tercih edilir</em></strong>” ilkesine sığınırlar. Bu yetmiyormuş gibi Osmanlı’daki kardeş katlini, kundaktaki bebeği katletmeyi de tecviz ederler.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>13. Semure bin Cendeb olayı:</strong>&nbsp;Tarih kitaplarında yer alan bazı iddialara göre, Muaviye, Semure bin Cendeb’e Bakara suresi 204, 205, 206. ayetleri Ali aleyhide yorumlasın diye 400 bin dirhem vermiştir. Bu Kur’ani anlamın tahrifatına göre 204, 205 ve 206. ayetler Ali, 207. ayet ise onu şehid eden İbn Mülcem hakkındadır. İbn Ebi’l Hadid, bunu Ebu Ca’fer el İskafi’den nakleder. Şii eğilimleri güçlü İbn Ebi’l Hadid, muteber Sünni kaynaklarda güvenilir bulunmadığından söz konusu nakil şüpheyle karşılanmıştır. Referans verdiği Bağdat ekolüne mensup Mutezili Ebu Ca’fer el İskafi ise Şii olmadığı halde Muaviye’yi hadis uydurmakla itham etmektedir. (Hikmet Gültekin-Abdullah Çimen, “Semure bin Cendeb ve Hakkındaki Eleştiriler”,&nbsp;<em>İnsan ve Topum Bilimleri Araştırmaları Dergisi</em>, Cilt: 7, Sayı: 3, 2018, s. 2080-2102). Semure, sonraları pişman olup şunları söyler: “Allah Muaviye’ye lanet etsin, ona 4 bin dinara yaptığım hizmeti Allah’a yapsaydım beni cennetine koyardı.”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>14. Yezid’in veliaht tayin edilmesi:</strong>&nbsp;Muaviye, Bizans ve Sasanileri takip ederek, sarhoş, binamaz, ilkesiz, sefih oğlu Yezid’i veliaht tayin etti, İslami sistemi tersine çevirdi. Yezid’i yöneten de kendi aklı değil, hırslarını ve korkularını iyi kullanan “<em><strong>Beni Ümeyye derin devleti</strong></em>”ydi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>15. Şeytani zekanın Rahmani takvaya galibiyeti:&nbsp;</strong>Muaviye iktidar hırsı ve kabile asabiyetinin derin etkisinde Hz. Ali gibi mümtaz bir sahabeye isyan etti, haksız yere ve bir baği olarak kan dökülmesine sebep oldu. Oysa Hz. Ali’nin ne kadar değerli bir zat olduğunu biliyordu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>a)</strong>&nbsp;Hz. Ömer, onun hakkında, “<em><strong>Ali en faziletlimizdir</strong></em>” demişti. Başkalarıyla ihtilafa düştüğünde Ali’yi hakem-hakim kabul eder, ona müracaat ederdi. Ömer nazarında Ali, Şeriat’tı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>b)</strong>&nbsp;Ahlaki normlara ve hukuka sıkı sıkıya bağlı olan Ali’ye taraftarları “<em><strong>Sen de biraz zeki şeyler-siyasetler takip etsene!</strong></em>” dediklerinde, şu meşhur sözü sarfetmiştir: “<em><strong>Levle’t tuka, le-küntu edha’l Arab.</strong></em>” (Takva yani ‘ahlaki norm ve hukuk kurallarına sadakat olmasaydı’ Arapların en dâhisi ben olurdum.)</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yazı dizimizin bu bölümünde Muaviye’nin amel defterinde yer alan cürümleri sıraladım. Bunlar tarih ve siyer kitaplarında yer almış bilgi ve kayıtlardır. Uydurma, iftira, itham varsa delilleriyle zikredildiğinde düzeltmeye hazırım, bu yöndeki bilgi tashihini memnuniyetle karşılarım.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muaviye bize kötü bir miras bıraktı, cürümlerinin cezasını vermek bize düşmez, artık Cenab-ı Hak’ın huzurunda hesabını verecektir. Bizim için önemli olan bu cürümlerin nasıl olur da sosyal, siyasi ve ahlaki teamüller halinde günümüze kadar gelmiş ve bugünkü ahlaki krizimize ve Müslüman dünyayı birbirine düşüren tefrikaya kaynaklık teşkil etmiş olmasıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dizinin son yazısında bu konu üzerinde duralım, inşallah!</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ALİ BULAÇ</strong></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/gulistan-dokunun-katil-veya-katilleri-bulundu-mu-3163</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 15:43:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Gülistan Doku’nun katil veya katilleri bulundu mu?</h1>
                        <h2>Adalet Bakanı Akın Gürlek, Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin yürütülen soruşturmada gelinen son noktaya dair dikkat çeken bir açıklama yaptı. Sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan Gürlek, Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında önemli bir adım atıldığını ve gözaltı işlemlerinin gerçekleştirildiğini bildirdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/gulistan-dokunun-katil-veya-katilleri-bulundu-mu-1776170993.webp">
                        <figcaption>Gülistan Doku’nun katil veya katilleri bulundu mu?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / TUNCELİ</strong> – 5 Ocak 2020’den bu yana kendisinden haber alınamayan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında, dosyanın seyrini tamamen değiştiren bir operasyon gerçekleştirildi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla 7 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda, aralarında kamu görevlilerinin yakınlarının da bulunduğu 11 kişi gözaltına alındı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Cinayet ve Örtbas Şüphesi: 11 Gözaltı</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada soruşturmada "<strong><em>önemli bir adım</em></strong>" atıldığını duyurdu. "<em><strong>Kayıp</strong></em>" dosyasından "<strong><em>cinayet</em></strong>" şüphesine evrilen soruşturma kapsamında, Doku’nun erkek arkadaşı <strong>Z.A.</strong>, Z.A.’nın eski polis olan üvey babası <strong>E.Y.</strong> ve dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu <strong>M.T.S.</strong>’nin de aralarında bulunduğu 11 şüpheli yakalandı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplam 13 isim hakkında gözaltı kararı bulunduğu öğrenildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Gizli Tanık "Şubat"ın İfadeleri Dosyayı Sarsıttı</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Soruşturmanın seyrini değiştiren en önemli gelişme, 2025 yılında ortaya çıkan "<strong><em>Şubat</em></strong>" kod adlı gizli tanığın beyanları oldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Gizli tanık, Doku’nun olay günü öldürüldüğünü, cansız bedeninin bulunmaması için birden fazla kez yer değiştirildiğini iddia etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu ifadeler doğrultusunda yapılan yer altı görüntüleme çalışmalarında, mezar görünümü taşıyan şüpheli boşluklar saptandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Kayıp Dosyasından Organize Suç Şüphesine</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Soruşturma birimlerinin odağında artık sadece bir kaybolma hadisesi değil,&nbsp;<strong>kasten öldürme, delil karartma, dijital verilerin silinmesi ve kamu nüfuzunun kullanılması</strong> iddiaları bulunuyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dosyaya giren yeni detaylara göre:</span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Gülistan Doku’ya ait SIM kartın, Valilik tarafından aileden teslim alındığı ancak soruşturma makamlarına verilmediği iddia ediliyor.</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Dönemin Valisi’nin oğlu M.T.S.’nin olay gecesine ait araç hareketlerinin teknik incelemeye alındığı belirtiliyor.</span></p>
	</li>
</ul>

<p><span style="color:#000000"><strong>Süreçte Ne Olmuştu?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">5 Ocak 2020’de Tunceli’de kaybolan Gülistan Doku için Munzur Çayı ve Uzunçayır Baraj Gölü’nde yapılan aylarca süren aramalardan sonuç alınamamıştı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dosyanın baş şüphelisi Zeinal Abakarov daha önce adli kontrolle serbest bırakılmış, polis olan üvey babası E.Y. ise kişisel verileri hukuka aykırı yaymaktan meslekten ihraç edilmişti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Operasyonun, yıllardır süren karanlık noktaları aydınlatması bekleniyor.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cepni-dernekleri-federasyonundan-onemli-panel-kayip-turkler-tarih-yolculuguna-cikiyor-3162</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 16:59:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Çepni Dernekleri Federasyonu’ndan önemli panel: "Kayıp Türkler" tarih yolculuğuna çıkıyor</h1>
                        <h2>Çepni Dernekleri Federasyonu (ÇEPFED), Anadolu tarihinin derinliklerine ışık tutacak önemli bir panel serisine başlıyor. Serinin ilk programında, araştırmacı-yazar Ali Rıza Özdemir konuk edilerek, Osmanlı arşivlerindeki çarpıcı belgeler ışığında Türkmen aşiretlerinin tarihsel dönüşümü ele alınacak.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/cepni-dernekleri-federasyonundan-onemli-panel-kayip-turkler-tarih-yolculuguna-cikiyor-1775916592.webp">
                        <figcaption>Çepni Dernekleri Federasyonu’ndan önemli panel: "Kayıp Türkler" tarih yolculuğuna çıkıyor</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Çepni Dernekleri Federasyonu (ÇEPFED), Anadolu tarihinin derinliklerine ışık tutacak önemli bir panel serisine başlıyor. Serinin ilk programında, araştırmacı-yazar Ali Rıza Özdemir konuk edilerek, Osmanlı arşivlerindeki çarpıcı belgeler ışığında Türkmen aşiretlerinin tarihsel dönüşümü ele alınacak.</p>

<p><strong>Tarihin Gizli Sayfaları Aralanıyor</strong></p>

<p>Panelin ana gündem maddesini, Ali Rıza Özdemir’in büyük ses getiren "Kayıp Türkler: Kürtleşen Türkmen Aşiretleri" kitabı oluşturuyor. Etkinlikte; Osmanlı arşivlerinde "Türkmen" kaydıyla yer alan ancak zamanla kültürel ve dilsel etkileşimlerle Zazaca ve Kürtçe öğrenen aşiretlerin sosyolojik ve tarihsel serüveni detaylandırılacak.</p>

<p>ÇEPFED Başkanı Muhammet Arif Genç'in öncülüğünde düzenlenen bu dijital buluşma, kimlik ve kültür tarihine ilgi duyan herkesi bir araya getirmeyi hedefliyor.</p>

<p><strong>Etkinlik Detayları ve Katılım Bilgileri</strong></p>

<p>Pandemi sonrası dijitalleşen bilgi paylaşım ağını etkin kullanan federasyon, paneli <strong>Zoom</strong> platformu üzerinden canlı olarak gerçekleştirecek.</p>

<p><strong>&nbsp; Tarih:</strong> 11 Nisan 2026, Cumartesi<br />
<strong>&nbsp; Saat:</strong> 21:00 (TSİ)<br />
&nbsp;<strong> Konuşmacı:</strong> Ali Rıza Özdemir<br />
<strong>&nbsp; Moderatör/Ev Sahibi:</strong> Muhammet Arif Genç (ÇEPFED Genel Başkanı)</p>

<p><strong>Canlı Yayına Katılım İçin:</strong><br />
<strong>Toplantı Bağlantısı</strong>:<a href="https://www.google.com/search?q=https://us05web.zoom.us/j/89757306728%3Fpwd%3DqDVtabqLVi9Ku6ykSQo6ZarWWIpGvI.1"><span style="color:#2980b9"><strong> [Buraya Tıklayın](https://www.google.com/search?q=https://us05web.zoom.us/j/89757306728%3Fpwd%3DqDVtabqLVi9Ku6ykSQo6ZarWWIpGvI.1)</strong></span></a><br />
Toplantı Kimliği: 897 5730 6728<br />
Parola:8Ju8mX</p>

<p>Tarihin tozlu raflarından bugüne uzanan bu köklü hikâyeyi birinci ağızdan dinlemek ve merak edilen sorulara yanıt bulmak isteyen tüm tarih dostları davetlidir.<br />
&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-turk-avrasyaciligi-devletimizin-temel-dis-politikasi-olmalidir-3161</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 21:04:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Bora Özizmirli: Türk Avrasyacılığı, devletimizin temel dış politikası olmalıdır</h1>
                        <h2>Bora Özizmirli meslektaşı Ali Rıza Özkan ile beraber uzun yıllardır üzerinde çalıştıkları “Türk Avrasyacılığı” kavramını bir kez daha gündeme taşıdı. Özizmirli, klasik Rus Avrasyacılığı’ndan ayrılan “Türk Avrasyacılığı”nın merkezine Türk milletini ve Müslüman dünyayı yerleştirdiğini, vurguladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/bora-ozizmirli-turk-avrasyaciligi-devletimizin-temel-dis-politikasi-olmalidir-1775845605.webp">
                        <figcaption>Bora Özizmirli: Türk Avrasyacılığı, devletimizin temel dış politikası olmalıdır</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Bora Özizmirli meslektaşı <strong>Ali Rıza Özkan</strong> ile beraber uzun yıllardır üzerinde çalıştıkları <strong>“Türk Avrasyacılığı” </strong>kavramını bir kez daha gündeme taşıdı. Özizmirli, klasik Rus Avrasyacılığı’ndan ayrılan “Türk Avrasyacılığı”nın merkezine Türk milletini ve Müslüman dünyayı yerleştirdiğini, vurguladı.&nbsp;<br />
<br />
Bora Özizmirli’ye göre, bugün<strong> Siyonizm ve emperyalizm</strong> tehdidi altında bulunan coğrafyanın Türk Avrasyacılığı düşüncesine ve ittifakına şiddetle ihtiyacı var. Bu nedenle kavramın Türkiye’nin dış politikasının temel ilkesi haline getirilmesi ve devlet politikası yapılması gerektiğini savundu.<br />
<br />
<strong>Bora Özizmirli'nin yazısının tam metni şöyle:</strong><br />
<br />
Değerli büyüğüm ve meslektaşım <strong>Ali Rıza Özkan’ın</strong> yıllar önce bana bahsettiği ve &nbsp;yıllardır birlikte üzerinde fikir yürüttüğümüz “Türk Avrasyacılığı” kavramını ele almak istiyorum.</p>

<p>Bu düşünce, klasik <strong>Rus Avrasyacılığı’ndan </strong>farklıdır. Merkezinde Türk milleti ve Müslüman dünya yer alır; ancak Rusya’yı da dost olarak gören kapsayıcı bir yaklaşımdır. Ne körü körüne <strong>Rus sevdalısıyız </strong>ne de katıksız Rus düşmanıyız. Bizim için asıl önemli olan, Türkiye’nin ve ezilen coğrafyanın geleceğidir.</p>

<p>Bugün Siyonizm ve emperyalizm tehdidi altında bulunan coğrafyanın, Türk Avrasyacılığı düşüncesine ve ittifakına şiddetle ihtiyacı vardır. Bu nedenle <strong>Türk Avrasyacılığı’nı</strong> dış politikamızın temel ilkesi haline getirmeli ve devlet politikası yapmalıyız.</p>

<p><strong>Türk Avrasyacılığı,</strong> Büyük Türk Milleti’nin Avrasya’daki devletler ve ezilen milletlerle kuracağı çok boyutlu ittifakın adıdır. Bu ittifak; siyasi, askeri, ekonomik ve kültürel alanlarda derinleşmelidir.</p>

<p><strong>Doğal etki alanımız üç halkadan oluşur: </strong>&nbsp;<br />
<br />
<strong>1. İlk halka:</strong> Türk devletleri &nbsp;<br />
<strong>2. İkinci halka: </strong>Osmanlı coğrafyasında kurulan devletler &nbsp;<br />
<strong>3. Üçüncü halka:</strong> Geniş Müslüman dünya &nbsp;</p>

<p>Türk Avrasyacılığı yalnızca Türk milletinin değil, bütün ezilen milletlerin de yararınadır. Atalarımızdan miras aldığımız cesaret, bilgelik, <strong>yardımlaşma</strong> ve fedakârlık gibi değerler, bugün tüm insanlığın en büyük ihtiyacı haline gelmiştir. Özellikle savaş ve kriz dönemlerinde dünya, Türklerin adalet anlayışına, paylaşma geleneğine ve fedakârlığına yeniden ihtiyaç duymaktadır.</p>

<p><em><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Türk Avrasyacısı, ülkelerin bağımsızlığına ve egemenliğine saygılıdır.</span></span></strong></em><br />
<br />
<strong>ABD-İSRAİL, AVRUPA BİRLİĞİ’Nİ DE HEDEFE KOYMUŞTUR</strong></p>

<p>Bu fikir bizden önce de çeşitli vesilelerle dile getirildi. Ancak <strong>Trump-Netanyahu</strong> işbirliğinin yarattığı yeni saldırganlık ortamı göz ardı edildiği sürece, Türk Avrasyacılığı’nın neden bu kadar acil bir ihtiyaç olduğu tam olarak anlaşılamaz.</p>

<p><strong>ABD-İsrail ittifakı, </strong>yakın gelecekte Türkiye’yi ve Türk coğrafyasını hedef almaktadır. Hedeflerinde sadece Türkler değil, bütün ezilen milletler vardır. Müslüman ve Türk cumhuriyetleri ile birlikte <strong>Avrupa Birliği </strong>de bu tehdidin kapsamındadır. İşin diğer tarafı ABD'nin Avrupa Birliği'ni hefede koyduğunu 2022'den beri yazıyorum.</p>

<p>Aslında ABD-İsrail ekseninin bir numaralı hedefleri arasında Türkiye, Arap coğrafyası, Azerbaycan ve Orta Asya Türk devletleri öne çıkmaktadır. Bu durum, Türk devletleriyle birlikte <strong>Rusya’nın</strong> stratejik önemini de artırmaktadır. <strong>Trump-Netanyahu</strong> işbirliğinin hedefindeki tüm ülkelerle dostluk ve işbirliğini geliştirmek, artık bir zorunluluk haline gelmiştir.</p>

<p>Öte yandan aynı ittifak, <strong>Avrupa’yı da </strong>hedef tahtasına koymuştur. Trump’ın izlediği politika, <strong>Monroe Doktrini’ne</strong> benzer şekilde Avrupa’yı da kendi etki alanı ilan etme eğilimindedir. İngiltere, İspanya, Almanya gibi ülkelerle sorun yaşamaktadır. Eğer <strong>Avrupa Birliği, </strong>ABD’nin bu baskılarına direnecekse, Türkiye’nin tecrübesine ve liderliğine ihtiyaç duyacaktır.</p>

<p>15 Temmuz’dan bu yana <strong>Sayın Cumhurbaşkanımızın </strong>liderliğinde Türkiye, ABD ile dişe diş bir mücadele vermektedir. Avrupa’nın da bu mücadelede <strong>Türkiye’nin</strong> birikimlerinden yararlanması elzemdir. Aksi takdirde koskoca <strong>Avrupa,</strong> ABD’nin sömürgesi haline düşme riskiyle karşı karşıya kalacaktır.</p>

<p>Unutulmamalıdır ki;<strong> Cumhurbaşkanımızın önderliğindeki</strong> Türkiye, bugün sadece Türklerin değil, bütün mazlum milletlerin en önemli koruyucusu konumundadır. Geçmişte Avrupa’nın Türklere ve Müslümanlara yönelik hataları olsa da, bugün Avrupa’nın Türkiye’nin yardımına ihtiyacı vardır.</p>

<p>Sadece Rusya ve direnen Avrupa değil; ABD’nin hedefindeki her ülke, <strong>Türk Avrasyacılarının </strong>doğal müttefikidir. Rusya, <em><strong>Afganistan, Endonezya, Pakistan, İran, Avrupa</strong></em>… Amerika’nın karşısında yer alan herkesle dostluk ve işbirliğine açığız.</p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;">TÜRK AVRASYACILIĞI RUSYA’NIN DA YARARINADIR</span></span></strong></p>

<p>Rusya konusunda net olmalıyız: Ne körü körüne <strong>Rusya’yı desteklemeli </strong>ne de onu dışlamalıyız. Rusya’yı da kucaklayan bir anlayışa sahip olmalıyız.</p>

<p>Rusya açısından bakıldığında, <strong>Orta Asya’daki Türk devletlerinin</strong> bağımsızlığına saygı göstermek zorundadır. Eski Sovyetler Birliği’ni örnek göstererek Türk cumhuriyetlerinin egemenliğine gölge düşürecek herhangi bir tutum, hem Türk devletleriyle ilişkileri bozar hem de siyonizmin ve emperyalizminin ekmeğine yağ sürer.</p>

<p>Bu nedenle <strong>Türkler ile Rusların</strong> kader birliği yapması ve karşılıklı saygıya dayalı bir dostluk kurması en sağlıklı ve zorunlu yoldur. Özellikle <strong>Rusya’nın Azerbaycan ve Kazakistan </strong>konusunda zaman zaman sergilediği üstenci tavırlar rahatsız edicidir. Rusya, Türk dünyasında etkili olmak istiyorsa, Türkistan coğrafyasını kendi arka bahçesi olarak görmekten vazgeçmelidir.</p>

<p>Karşılıklı egemenliğe saygı temelinde atılacak her adım, Rusya’nın da uzun vadeli yararına olacaktır. Dugin gibi isimlerin Trump’ı öven ve hatta <strong>“Trump Devrimi” </strong>kitabı yazan yaklaşımları ise bu süreçte yanlıştır.</p>

<p>Önümüzdeki dönemde geliştirmemiz gereken jeopolitik vizyon şudur:</p>

<p>- Türk Avrasyacılığı <strong>anti-emperyalist ve anti-siyonisttir. &nbsp;</strong><br />
- Türk Avrasyacılığı <strong>tam bağımsızlıkçıdır. &nbsp;</strong><br />
- Türk Avrasyacılığı <strong>Atlantik blokuna karşıdır.</strong> &nbsp;<br />
- Türk Avrasyacılığı, sadece Türklerin değil, <strong>ABD VE İSRAİL'İn</strong> sömürmek ve ezmek istediği tüm milletlerin dostu ve müttefikidir. &nbsp;<br />
- Türk Avrasyacılığı, bütün devletlerin bağımsızlığını ve refahını koruyan yeni bir dünya anlayışının adıdır.</p>

<p>Türk Avrasyacılığı; devletimizin temel dış politikası olmalıdır.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/aytekin-ozkuzukiran-dede-ve-akademisyen-coskun-kokele-cirkin-iftira-3160</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 21:11:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Aytekin Özkuzukıran Dede ve akademisyen Coşkun Kökel’e çirkin iftira!</h1>
                        <h2>Kimliği belirsiz kişi veya kişilerin, akademisyen Dr. Coşkun Kökel ve Şah Kalander Veli Ocağı evladı Aytekin Özkuzukıran Dede’yi hedef alan ağır hakaret ve iftiraları büyük tepki topladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/aytekin-ozkuzukiran-dede-ve-akademisyen-coskun-kokele-cirkin-iftira-1775672542.webp">
                        <figcaption>Aytekin Özkuzukıran Dede ve akademisyen Coşkun Kökel’e çirkin iftira!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ - ANKARA</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir sosyal medya platformu üzerinden, isimlerini gizleyen kişi veya kişilerin, Munzur Üniversitesi Sosyoloji Ana Bilim Dalı’nda görevli öğretim üyesi Dr. Coşkun Kökel ve Şah Kalander Veli Ocağı evladı Aytekin Özkuzukıran Dede’yi hedef alan ağır hakaret ve iftiraları büyük tepki topladı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bilimsel çalışmaları ve ocak evladı olarak tanınan isimlere yönelik başlatılan “itibar suikastı” girişimi, skandal bir karalama kampanyası olarak nitelendiriliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İSİMSİZ KLAVYELERİN KAHRAMANLARI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Herhangi bir somut delil sunmadan, bir “<strong><em>uyarı metni</em></strong>” görüntüsü altında yayılan mesajlarda, akademisyen Coşkun Kökel ve Aytekin Özkuzukıran hakkında “<em><strong>dolandırıcılık</strong></em>” ve “<strong><em>sahte kimlik</em></strong>” iddiaları ortaya atıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Mesajı yayanların kendi isimlerini gizlemesi, yapılan saldırının etik dışı ve korkakça bir iftira operasyonu olduğunu gözler önüne serdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Haber sitemize açıklama yapan Şah Kalender Veli Ocağı evladı Aytekin Özkuzukıran Dede, bu paylaşımdan Mahmutoğlan köyünden Mustafa Güney vasıtası ile haberdar olduğunu ve bu iftirayı atanın mutlaka “<strong><em>dâr meydanı</em></strong>”nda hesap vereceğini, vurguladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>HUKUKİ SÜREÇ BAŞLIYOR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Hedef alınan mağdurlar ve yakın çevrelerinden edinilen bilgilere göre, bu çirkin iddiaların odağındaki isimler konuyu yargıya taşımaya hazırlanıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yapılan açıklamada, dijital izlerin takip edildiği ve bu iftiraları üreten, yayan ve destekleyen tüm odakların Türk Ceza Kanunu’nun “<em><strong>Hakaret</strong></em>” ve “<strong><em>İftira</em></strong>” suçlarını düzenleyen maddeleri uyarınca adalet önünde hesap vereceği belirtildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TOPLUMDAN TEPKİ YAĞIYOR!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yıllardır Çubuk bölgesinin kültürel mirası ve inanç yapısı üzerine akademik ve saha çalışmaları yürüten akademisyen Dr. Kökel’in ve Ocak evladı Aytekin Özkuzukıran Dede’nin bu şekilde hedef gösterilmesi, yöre dernekleri ve sivil toplum kuruluşları tarafından da kınandı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Çubuk yöresinden sitemize konuşan konu hakkında bilgi sahibi kişiler, “<strong><em>Yıllardır tanıdığımız, emeklerine şahit olduğumuz insanlara yönelik bu karanlık ağızla yazılmış metinleri reddediyoruz. Bu bir skandaldır</em></strong>”, diyerek mağdurlara destek verdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bilimsel ve inançsal çalışmaları engellemek amacıyla başvurulan bu provokasyonun, hangi karanlık odakların eliyle hayata geçirildiğinin yargı kararıyla gün yüzüne çıkarılması bekleniyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İŞTE; O İFTİRA PAYLAŞIMI!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-08%20at%2019_05_31(1).jpeg" style="height:800px; width:372px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">“Değerli muhtarım ve dernek başkanlarım herkese merhabalar, son zamanlarda yöremiz üzerinde kirli düşünceleri olan bir takım insanların yöreye gelerek ya da sizleri arayarak bazı yerlere davet ettiğini biliyoruz. Bu kişiler için araştırmalarımızı derinlemesine yapmış ve kim olduklarını gayet iyi bilmekteyiz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Birinci isim Coşkun Kökel bu adam yöremize araştırmacıyım diyip, dedeyim diyip dadanmış durumda. Araştırmalarımız sonucunda bu adamın Alevi köy ve derneklerini dolandırdığını ayrıca bununla ilgili bir çok dava dosyasının olduğunu öğrendik. Sizlerin bu konuda hassasiyet göstereceğinden eminim. </span></p>

<p><span style="color:#000000">2. İsim ise Aytekin Özkuzukıran diye birisi kargın köylü olduğunu iddaa eden bu şahısı kargin köyünden kimse tanımıyor ve bu arkadaşta diğerleri gibi kendini dedeyim diye tanıtıyor. Bu şahısta diğeri gibi bir çok kişiyi dolandıran birisi. Dolandırdıkları kişiler ise yine yöremizden kişiler.,</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu isimler sizi aradığında gereken bir sert üslupla cevap verip telefonu suratlarına kapatmanız gayet gereken uygun olacaktır.<br />
Herkese iyi günler dilerim.”</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/deprem-bagislari-tartismasi-turkiyeye-sicradi-3159</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 14:25:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Deprem bağışları tartışması Türkiye’ye sıçradı!</h1>
                        <h2>Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu genel kurulunda gizlenen denetim kurulu raporu ileortaya çıkan deprem bağışlarının usulsüz kullanıldığı iddiası Türkiye’ye sıçradı. Mahmur Erdoğan isimli bir sosyal medya hesabından yapışan paylaşımda, “ABF Başkanı Mustafa Aslan’a, Hacıbektaş Vakfı Başkanı Cuma Erce’ye, Alevi Dernekler Federasyonu Başkanı Zeynel Abidin Koç’a ve Alevi Kültür Dernekleri Başkanı Seher Şengüllü Yılmaz’a — yaklaşık 100 bin Euro civarında “sus payı” dağıtıldığı” iddia edildi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/deprem-bagislari-tartismasi-turkiyeye-sicradi-1775649059.webp">
                        <figcaption>Deprem bağışları tartışması Türkiye’ye sıçradı!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">2023 Kahramanmaraş merkezli büyük depremin üzerinden bir ay geçmeden başlayan deprem bağışları tartışması Türkiye’ye de sıçradı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Mahmut Erdoğan isimli bir sosyal medya hesabından Türkiye’deki bazı “<em><strong>Alevi</strong></em>” tabelalı kuruluşlara “<strong><em>sus payı</em></strong>” verildiği iddia edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">PSAKD ve ABF’de genel başkan yardımcısı olan İbrahim Karakaya ile daha önce telefonda görüştüğünü ve kendisinden teyitleştiğini iddia eden Mahmut Erdoğan, PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe için 22 bin Avro ayrıldığını ve bu paranın faiz gelirinin Erçe tarafından kişisel harcamaları için kullanıldığını da iddia etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İŞTE MAHMUT ERDOĞAN’IN PAYLAŞIMI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-07%20at%2015_35_31.jpeg" style="height:489px; width:800px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">“İbrahim Karakaya, sana sorduğum soruya neden doğrudan cevap vermiyorsun?<br />
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun deprem sonrası zarar gören canlar için topladığı 3,5 milyon Euro’dan; depremle hiçbir ilgisi olmadığı hâlde Türkiye’deki bazı Alevi kurum başkanlarına — ABF Başkanı Mustafa Aslan’a, Hacıbektaş Vakfı Başkanı Cuma Erce’ye, Alevi Dernekler Federasyonu Başkanı Zeynel Abidin Koç’a ve Alevi Kültür Dernekleri Başkanı Seher Şengüllü Yılmaz’a — yaklaşık 100 bin Euro civarında “sus payı” dağıtıldığı iddiaları doğru mu, yanlış mı?<br />
Bu paradan 22 bin Euro’nun Cuma Erce’nin kullanımına ayrılarak senin özel hesabında tutulduğu, vadeli olarak değerlendirilip faiz gelirinin kişisel harcamalar için kullanıldığı doğru mu? Yanlış mı? Daha önce telefon konuşmamızda bunu teyit etmiştin, ancak bir kez daha burada kamuoyunun önünde soruyorum.<br />
Buradan bir kez daha soruyorum:<br />
Hesabında bulunan 22.000 Euro, depremin üzerinden 3 yıl geçmiş olmasına rağmen hâlâ vadeli hesapta duruyor mu, durmuyor mu? Deprem mağdurlarına aktarılması gerekirken bu paranın hesabında tutulduğu doğru mu, değil mi?<br />
Açık ve net cevap ver.<br />
Soruyu sağa sola kıvırarak gerçeklerden kaçma.”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KARAKAYA İDDİALARI KISMEN REDDETTİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/%C4%B0brahim%20Karakaya.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">İbrahim Karakaya ise, Mahmut Erdoğan isimli sosyal medya hesabına verdiği cevapta iddiaların bazılarını kabul etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Daha önce alevihaberler.com.tr haber sitesinde de gündeme getirdiğimiz ve elimizde belgelerin olduğunu ve gerekirse mahkemeye sunacağımızı vurguladığımız gibi, her 3 kuruluşa “<em><strong>eşit miktarlarda katkı yapıldığı</strong></em>” iddiasının gizli bilgi olmadığını belirten Karakaya, deprem bağışlarının Türkiye’ye akışının “<strong><em>koordinasyon merkezi</em></strong>” olarak Abbas Tan’ın başkanlığını yaptığı Kayseri Cemevi’ni işaret etti! </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu itirafın önemi, Abbas Tan’ın Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’na kendi el yazısıyla yaptığ beyanı dışında resmi bir belge, fatura vs sunmaması nedeniyle, Hüseyin Mat’ın söylem ve savunmalarını da çürütecek olması.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Karakaya’nın, “<strong><em>Bu konuda niye yardım ettiğinizin cevabını Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu yönetim kurulu vermelidir</em></strong>” cümlesi ise, hem paranın usulsüz kullanımının itirafı ve hem de ateş topunu Hüseyin Mat’ın kucağına bırakmak olarak değerlendirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Mahmut Erdoğan, hayatımda tanıdığım en karaktersiz kişisin. Bunları söylediğim için de Pirim beni affetsin. Deprem dolayısıyla Avrupa dan toplanan ve Türkiye de kullanılan paranın hesabını Avrupa örgütü versin. Deprem dolayısıyla Türkiye de koordinasyon merkezi Kayseri Cemevi idi, gerekli açıklamaları kendileri yapmalıdır. Bir çok defa sen ve bu konuda soru soranlara Avrupa ve Türkiye den bir heyet oluşturalım, deprem bölgesine giderek rapor tutalım, kim kusurlu ve suistimal yapmışsa Açığa çıkaralım hata orada deprem enkazlarının altına gömelim. Bu konuyu malzeme yapmak daha verimli olduğu için hiç biriniz de yanaşmadı. Hodri meydan gelin yinede yapalım. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Diğer konu, Türkiye deki Alevi Kurumlarına Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu nun yaptığı yardımlar/ katkı ödemeleri... </span></p>

<p><span style="color:#000000">1- ABF, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Alevi kültür dernekleri, Hacı Bektaş Veli Vakfı ve Alevi Dernekleri Federasyonu na eşit miktarlarda katkı yapıldığı gizli bir bilgi değildir. Kurumlar bunu kendi şubeleri olmak üzere genel kurullarda da paylaştılar.<br />
Bu konuda niye yardım ettiğinizin cevabını Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu yönetim kurulu vermelidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">2- Türkiye de ki Alevi Kurumlarına yapılan yardımlar bazı Kurumların kurum hesaplarına haciz uygulandığı için, bu kurumların normal şartlarda yönetim kurullarının bilgileri dahilinde üç kişinin adına açılan hesaplar üzerinden işlemler yapılmaktadır. Örneğin Pir Sultan Abdal Kültür Derneği'nin 2014 yılından bu yana süren, elektrik faturalarını ödememe eylemi nedeniyle derneğin ve şubelerin tüm hesapları bloke edilmiştir. Bu konular örgütün tüm Şubelerinin bilgisi dahilindedir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">3- Avrupa'dan gelen yardım paraları bu hesaplar üzerinden gelmiştir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">4- Bu konularda benim ne kişi olarak nede kişisel hiçbir hesabım yoktur. Seni benim adıma gelen bir havale veya hesabımın olduğunu ispat etmeye davet ediyorum. İspat ederseniz ben kendimi dara çekeceğim ve düşkün ilan edeceğim. İspat edemezseniz tüm kamuoyu önünde özür dileyeceksin... Benim gözümde zaten bir değerin kalmamıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Son söz, benimle ilgili iddialarını kanıtlamak zorundasınız.<br />
Soruların da bendeki cevabını veriyorum. Senden de bekliyorum.”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mahmut Erdoğan isimli sosyal medya hesabının Cuma Erçe ile ilgili iddiası hakkında ise Karakaya’nın cevabı şöyle oldu:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Mahmut Erdogan Bak Mahmut, ben neden üç kişi üzerinde hesap açıldığının gerekçeleri ile de sana izah etmiştim. Ne diye şimdi benim kendi hesabıma paranın geldiğini ve üç yıldır faizini Cuma Erçe ile birlikte yediğimizi yazıyorsun. Açıkla ve hesabımın olup olmadığını söyle... </span></p>

<p><span style="color:#000000">Sana bundan sonra cevap vermeyeceğim.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Benim kişiliğime uymayan üsluptan dolayı da tüm Canlardan özür dilerim.”</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">DEPREM BAĞIŞLARI YİYENLERİN BOĞAZINA DİZİLECEK!</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Avrupa ülkelerinde yardımsever Alevi vatandaşlardan toplanan milyonlarca Avro deprem bağışlarının sahiplerine ulaştırılmak yerine, farklı amaçlarla kullanıldığı şüphesi, Mahmut Erdoğan isimli sosyal medya hesabının iddiaları ile Türkiye’ye de sıçramış oldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Almanya</span>’<span style="color:#000000">da mahkeme süreci için adımlar atıldı. Anlaşılan, Türkiye</span>’<span style="color:#000000">de de benzer bir yargı sürecine tanık olacağız.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu tartışmayı daha da ilginç kılan durum ise, İbrahim Karakaya’nın İstanbul Anadolu yakasında kendilerini “<strong><em>Çerağan Bileşenleri</em></strong>” olarak adlandıran bir grubun kurucusu ve sözcüsü olması. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bilindiği gibi, önceki başkan Ali Rıza Özdemir döneminde protesto açıklamaları yayınlayan Çerağan Bileşenleri, halen görevdeki Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Esma Ersin’in atamasının yayınlanmasının ardından 13 Temmuz 2025 tarihinde bir otobüsle Ankara’ya giderek, başkanlığın önünde kutlama yapmışlardı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Daha da ilginç bir durum ise, atamanın üzerinden yaklaşık bir buçuk ay geçtikten sonra, PSAKD Başkanı Cuma Erçe’nin Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kapısında yeni başkan Esma Ersin tarafından güllerle karşılanması ile ortaya çıkmıştı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Mahmut Erdoğan ise, Ali’siz Aleviciliği yayan Turgut Öker’in ekibinden ve Hüseyin Mat’a karşı Sivas katliamı anmasında yaptığı provoksayonla akıllara kazınan bir isim.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İbrahim Karakaya’nın hedef alınmasındaki amacın önümüzdeki günlerde açığa çıkması bekleniyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tek dileğimiz, deprem mağdurlarına ulaşması gereken bağışları usulsüz kullananların hem yargı önünde, hem de ulu divanda yaptıklarının cezasını çekmeleri.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bahceli-yeni-dunya-duzeni-bugun-bir-kaos-olarak-karsimiza-cikmaktadir-3158</link>
            <category>SİYASET</category>
            <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 16:01:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Bahçeli: “Yeni dünya düzeni” bugün bir “kaos” olarak karşımıza çıkmaktadır</h1>
                        <h2>ABD Başkanı Trump ve İsrail Başbakanı Netanyahu’yu eleştiren Bahçeli, “rıza üretmeyi bir kenara bırakarak zora dayalı hegemonyanın sürdürülemez olduğunu göz ardı ettiklerini” söyledi. Batı kamuoyunun ve sağduyulu dünya Yahudilerinin bu politikalara karşı sesini yükseltmesi gerektiğini dile getirdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/bahceli-yeni-dunya-duzeni-bugun-bir-kaos-olarak-karsimiza-cikmaktadir-1775567605.webp">
                        <figcaption>Bahçeli: “Yeni dünya düzeni” bugün bir “kaos” olarak karşımıza çıkmaktadır</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısı’nda önemli değerlendirmelerde bulundu.<br />
<br />
Devlet Bahçeli, konuşmasına Merhum Alparslan Türkeş’i ebediyete irtihalinin 29. yıl dönümünde rahmet ve minnetle anarak başladı. Türkeş’i “Türk milliyetçiliğini sosyolojik bir gerçeklik ve tarihsel süreklilik içinde milletin vicdanına kökleştiren, onu ahlak nizamı ve medeniyet iddiası haline getiren müstesna bir devlet ve dava adamı” olarak nitelendirdi. Türkeş’in Türk birliği ve Turan ülküsünün Allah’ın izniyle gerçekleşeceğini vurguladı.</p>

<p><strong>Küresel Kaos ve Bölgesel Gelişmeler</strong><br />
Bahçeli, dünyada değerler sisteminin çöktüğü, büyük anlatıların iflas ettiği tarihi bir dönemeçte olunduğunu belirtti. Eski düzenin anlam kodlarının ortadan kalktığını, yeni egemenlik formlarının ise henüz yürürlüğe girmediğini ifade etti. Bu süreci “eskinin öldüğü, yeninin ise henüz doğmadığı” bir kriz olarak tanımladı. Behçeli, "Geçen yirmi yıl içinde ayak seslerini duyduğumuz ve birçok konunun içeriğini oluşturan “yeni dünya düzeni” bugün bir “nizam” değil bir “kaos” olarak karşımıza çıkmaktadır." ifadelerini kullandı.</p>

<p>ABD Başkanı Trump ve İsrail Başbakanı Netanyahu’yu eleştiren Bahçeli, <em><strong>“rıza üretmeyi bir kenara bırakarak zora dayalı hegemonyanın sürdürülemez olduğunu göz ardı ettiklerini” </strong></em>söyledi. Batı kamuoyunun ve sağduyulu dünya Yahudilerinin bu politikalara karşı sesini yükseltmesi gerektiğini dile getirdi.</p>

<p>İsrail-İran Savaşı’nın 39. gününde devam ettiğini hatırlatan Bahçeli, saldırıların can kaybını ve altyapı tahribatını artırdığını, Hürmüz Boğazı odaklı çatışmanın enerji krizini ve tedarik zincirlerini olumsuz etkilediğini belirtti. İran halkının kararlı direnişinin uluslararası alanda dikkat çektiğini kaydetti. Küresel örgütlerin işlevsizleştiğini ve kalıcı barış için arabuluculuk yapamadığını vurguladı.</p>

<p><strong>Türkiye’nin Rolü ve İç Gündem</strong><br />
Bahçeli, Cumhur İttifakı ile Türkiye’nin bu eşikte bölgesel istikrara katkı sağlayacağını ifade etti. Türkiye’nin tarihsel derinliği, jeopolitik konumu, askeri ve teknolojik gücüyle krizleri yönetebilen ve denge kuran bir aktör haline geldiğini söyledi. Rusya-Ukrayna savaşındaki arabuluculuk rolünü örnek gösterdi.</p>

<p>Enerji güvenliğikonusunda uyarılarda bulunan Bahçeli, Hürmüz Boğazı gelişmelerinin küresel enerji sistemini tehdit ettiğini belirtti. Türkiye’nin Karadeniz doğal gazı, Güneydoğu ve Doğu Anadolu’daki petrol keşifleriyle “geçiş ülkesi” olmaktan çıkıp bölgede enerji istikrarının merkezi haline geldiğini kaydetti. “Enerjide bağımsızlık, Türkiye’nin Kızıl Elmasıdır” dedi.</p>

<p>Savunma sanayindeki yerli ve milli ilerlemeyi öven Bahçeli, Türkiye’nin dış tedarikten “geliştiren ve üreten” konuma geçtiğini, insansız sistemlerdeki başarıların bunun en görünür örneği olduğunu dile getirdi. Nuri Demirağ, Vecihi Hürkuş gibi öncü isimleri rahmetle andı.</p>

<p><strong>Terörsüz Türkiye Süreci</strong><br />
Bahçeli, <em><strong>“Terörsüz Türkiye” </strong></em>sürecine geniş yer ayırdı. 17 Mayıs 2025’te yaptığı<em><strong> “Barış tek kanatlı bir kuş değildir”</strong></em> açıklamasını hatırlatarak, bir kanadın Öcalan’ın çağrısı ve fesih kararıyla, diğer kanadın ise millet iradesiyle oluştuğunu belirtti.</p>

<p>TBMM’de komisyon çalışmalarının büyük olgunlukla sonuçlandığını söyleyen Bahçeli, yasal düzenlemelerin Meclis’e taşınacak olgunluğa erişmesinden memnuniyet duyduğunu ifade etti. “Barış teslimiyet değildir, taviz değildir. Barış adaletin, kardeşliğin ve milli varlığın birlikte yükseldiği bir ülküdür” dedi.</p>

<p>Sürecin milletin bekasına ve toplumsal huzura katkı sağlayacağını,<em><strong> “doğru zamanda atılan doğru bir adım” </strong></em>olduğunu vurguladı. Hiçbir boşluk, ihmal veya zafiyete izin verilmeyeceğini, fitne ve ihanete fırsat tanınmayacağını belirtti.<br />
<br />
Devlet Bahçeli'nin açıklamasının tam metni şöyle:<br />
<br />
Genel Başkanımız Sayın Devlet BAHÇELİ’nin, TBMM Grup Toplantısında yapmış oldukları konuşma.</p>

<p>Aziz Dava Arkadaşlarım,</p>

<p>Muhterem Milletvekilleri,</p>

<p>Saygıdeğer Hanımefendiler, Beyefendiler,</p>

<p>Basınımızın Kıymetli Temsilcileri,</p>

<p>Yurt içinde ve yurt dışında, gönül ve kültür coğrafyamızın her köşesinde bizleri takip eden aziz vatandaşlarımızı en kalbi duygularımla, sevgiyle, saygıyla ve muhabbetle selamlıyorum.</p>

<p>Türkiye Büyük Millet Meclisi Grup Toplantımız vesilesiyle bir kez daha sizlerle aynı çatı altında bulunmaktan memnuniyet duyuyor, her birinizi hürmetle, vefayla ve kardeşlik duygularımla selamlıyorum.</p>

<p>Değerli Dava Arkadaşlarım,</p>

<p>Türk milletinin müşterek hafızasında silinmez izler bırakan, fikirleriyle çağları aşan, mücadelesiyle Türk milletinin davasını milletimizin ruh köklerine nakşeden merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş Bey’i, ebediyete irtihalinin 29. yıl dönümünde rahmet ve minnetle yâd ediyoruz.</p>

<p>Türkeş Bey; Türk milliyetçiliğini teorik bir çerçeveden çıkarıp, sosyolojik bir gerçeklik ve tarihsel bir süreklilik içinde milletin vicdanında kökleştiren; onu bir ahlak nizamı, bir aksiyon disiplini ve bir medeniyet iddiası haline getiren müstesna bir devlet ve dava adamıdır.</p>

<p>Merhum Türkeş Bey, hayatının her safhasında milli aklı esas almış; devleti “ebed müddet” şuuruyla kavramış, milleti merkeze yerleştiren bir siyaset anlayışını tavizsiz şekilde temsil etmiştir.</p>

<p>O zor zamanların adamıydı.</p>

<p>Fırtınalı dönemlerin sarsılmaz iradesiydi.</p>

<p>Karanlık senaryoların karşısında yakılmış bir meşaleydi.</p>

<p>Ne tehditlere boyun eğmiş, ne de menfaat kapılarında eğilip bükülmüştür</p>

<p>İnandığı değerleri her şart altında savunmuş; Türk milletinin birliğini, dirliğini ve bekasını her türlü siyasi hesabın üstünde tutmuştur.</p>

<p>Onun hayalini kurduğu ve bizlere emanet ettiği Türk birliği ve Turan ülküsü, Allah’ın izniyle mutlaka hayat bulacaktır, gerçeğe dönüşecektir.</p>

<p>Çünkü büyük Türk milleti, geçmişinden aldığı kudretle geleceğini inşa edecek iradeye sahiptir.</p>

<p>Bu duygu ve düşüncelerle; Merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş Bey’i ebediyete irtihalinin 29’uncu yıl dönümünde bir kez daha saygı ve rahmetle yâd ediyorum.</p>

<p>Değerli Dava Arkadaşlarım;</p>

<p>Dünyada değerler sisteminin çöktüğü, büyük anlatıların iflas ettiği, tarihi bir dönemeçte olduğumuz herkesin malumudur.</p>

<p>Eski düzenin kurgulamış ve inşa etmiş olduğu anlam kodları ortadan kalkmış lakin yeni egemenlik formları ise tasavvur şeklinde bulunduğu için yürürlüğe girmemiştir.</p>

<p>Küresel düzenin derin bir şekilde sarsıldığı ve anlam sisteminin bozulduğu bu dönemde kararlarımızı bu gerçeği göz önünde bulundurarak ortak bir sorumlulukla almak durumundayız.</p>

<p>Tarihin çeşitli kırılma ve kopuş anlarında en etkili güvenlik, milli birlik ve beraberlik içerisinde ortak iradeye dayanan güvenliktir.</p>

<p>Ve bu durum; hepimizin ortak akli, ahlaki ve vicdani sorumluluğudur.</p>

<p>Bugün tanık olduğumuz küresel ve bölgesel istikrarsızlık, yaşanılan çatışmalar eskinin tam olarak öldüğünün yeninin ise henüz doğmamış olduğunun göstergesidir.</p>

<p>Bu da kelimenin tek anlamı ile bir kriz durumudur.</p>

<p>Kriz ise, sorunların ne olduğunu bilmemek değil, çözümlerin ne olduğunu bilmemektir.</p>

<p>Lakin her kriz dönemi diğer taraftan bir eşiktir.</p>

<p>Cumhur İttifakı ile beraber Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurmuş olduğu yapıcı ilişkiler, inşallah bu eşiği bölgenin istikrarı için varılacak bir hedefe dönüştürecektir.</p>

<p>Zira dünya düzeni içerisinde 2. Dünya savaşından sonra, kurumsallaştığını düşündüğümüz küresel örgütler işlevselliğini yitirmiş, ortak bir akılla krizlere karşı çözüm üretme kabiliyetlerini de kaybetmişlerdir.</p>

<p>Küresel ölçekte sağlanmış olan hegemonya, ahlaki ve ideolojik referans kalıplarını kaybetmiş, rıza üretme anlayışı ortadan kalkmış, bu durum ise haklının güçlü olduğu değil, güçlünün haklı olduğu anlayışına evrilip, huzursuzluğun ortaya çıkmasına şiddetin normalleşmesine neden olmuştur.</p>

<p>Trump ve Netenyahu, rıza üretmeyi bir kenara bırakarak, zora dayalı hegemonyanın sürdürülemez olduğunu göz ardı etmiş ve tarih dışı bir tutumla telafisi zor bir hata yapmışlardır.</p>

<p>İbretlik bir biçimde de bu hatalarına ısrarla devam ettikleri gözlemlenmektedir.</p>

<p>Çünkü onları bir araya getiren değereler manzumesi ve insanlığın ortak düşüncesinin birikimine dayalı söz varlığı tükenmiş, batılı akıl için anlam sistemi açısından yolun sonu görünmüştür.</p>

<p>Başta ABD’deki, Trump karşıtı yürüyüşler ve savaş karşıtı yüksek rütbeli askeri hiyerarşideki tartışmalar olmak üzere, Batı kamuoyunun halk ve bürokrasi bazında, vicdanının sesini dinlemeye devam etmesi halinde, Trump yönetimi bu gerçeklikle yüzleşmek zorunda kalacaktır.</p>

<p>Benzer bir şekilde, geçen hafta da ifade ettiğim gibi sağduyulu dünya Yahudilerinin Netenyahu’nun Siyonist ideolojik zihniyetine karşı, itirazlarını yüksek sesle dile getirmeleri beklenilmektedir.</p>

<p>İşte bu nedenlerden dolayı;</p>

<p>Her konuyu derinlemesine incelemek ve gerçeğe en yakın bir şekilde sonuçlar çıkarmak bir mecburiyet, milletimize karşı ilkeli ve tutarlı bir siyasetin gereğidir.</p>

<p>Geçen yirmi yıl içinde ayak seslerini duyduğumuz ve birçok konunun içeriğini oluşturan “yeni dünya düzeni” bugün bir “nizam” değil bir “kaos” olarak karşımıza çıkmaktadır.</p>

<p>Bu kaos insanlığı etkilemekte, masum insanlar ölmekte, bir istikrarsızlık dünyayı derinden sarsmaktadır.</p>

<p>Modern düşünürlerin ifadesiyle bugünkü dünya durumu deyim yerindeyse bir “fetret dönemini” andırmakta, bir gelecek tasavvurundan ziyade geçmişin acı dolu çatışmacı günlerine götürmektedir.</p>

<p>Nitekim bu tespiti doğrularcasına, küresel ölçekte yaşanan gerilimler ve sıcak çatışmalar her geçen gün daha da derinleşmektedir.</p>

<p>Amerika Birleşik Devletleri, İsrail - İran Savaşı otuz dokuzuncu gününde de karşılıklı saldırılarla devam etmekte, meşruiyetten yoksun, insan onur, haysiyet ve şerefini askıya alan bu saldırıların süreceği de maalesef görünmektedir.</p>

<p>İran’a karşı yapılan saldırılar her geçen gün hem can kaybını artırmakta hem de alt yapının tahribatını giderek büyütmekte, İran, İsrail ve ABD’nin yıkıcı gücüyle bir çıkmaza sürüklenmek istenmektedir.</p>

<p>Tüm bu çok yönlü baskı ve kuşatma girişimlerine rağmen, İran halkının mukavemeti: kararlılığı, dayanıklılığı ve toplumsal refleksiyle dünya kamuoyunun dikkatini üzerine çekmiştir. Bu direniş iradesi, uluslararası çevrelerde şaşkınlıkla karşılanmış, başta Trump olmak üzere birçok siyasi aktörün öngörülerini de boşa çıkarmıştır.</p>

<p>Özellikle Hürmüz Boğazı odaklı çatışma, dünyada da bir taraftan enerji krizini beslemekte, diğer taraftan da tedarik zincirlerini etkilemekte, her geçen gün bu sorunu karanlık ve belirsiz bir geleceğe doğru sürüklemektedir.</p>

<p>Dünyada öngörülemez bir istikrarsızlığı derinleştirecek nitelik arz eden bu savaş uluslararası örgütlerin işlevsizleştiğini ve kalıcı bir barış için arabuluculuk yapmaktan aciz olduklarını göstermektedir.</p>

<p>Sayın Milletvekilleri,</p>

<p>Değerli Dava Arkadaşlarım</p>

<p>Zaman, mekân ve insandan söz ettiğimiz her durumda aslında insanın tarihsel varlığından söz ediyoruzdur.</p>

<p>İnsan tarihsel bir varlıktır. Çünkü atalarımızın aldığı kararlar bugün bizim yaşadıklarımızın genel çerçevesini oluşturmaktadır. Tarihsel hafızaya dayanarak bizim alacağımız kararlar da milletimizin geleceğine istikamet verecektir.</p>

<p>Bu gerçeğin idrakiyle,</p>

<p>Böylesi bir milli şuurla,</p>

<p>Böylesi bir milli duyguyla,</p>

<p>Bugünkü dünya durumunun semptomlarını dikkatli bir şekilde çözümlemek ve bunları akıl yoluyla incelemek kuşkusuz siyaset yapıyorum diyen herkesin ortak sorumluluğudur.</p>

<p>İçinden geçtiğimiz zaman diliminde, her zamankinden daha çok, üzerimizde tarihi ve ahlaki bir sorumluluk vardır. Çünkü bugün biz aldığımız kararlarımızla gelecek nesillerimizin hayatını tayin edecek; onlara, ya mutlu ve huzurlu bir geleceği tesis edeceğiz, ya da başa çıkmakta zorlandıkları meşgaleler olarak kötü bir miras bırakacağız.</p>

<p>Tarihin tecrübesi içinden damıtılarak gelen milli kültürümüz, bize şunu tembihlemektedir. Her türlü başarının, her nevi kuvvetin, kudretin, hakiki kaynağı milletin ta kendisidir. İşte bunun içindir ki saatin akrep ve yelkovanı ile birlikte yürüdüğü gibi, devlet ve millet hayatımızı da ahenkle yürütmeliyiz.</p>

<p>20. yüzyılın başında Ortadoğu’nun sınırları yeniden şekillendirilirken kurulan oyunları bozan saf ve duru bir iradeyle Cumhuriyeti inşa eden akıl; bugün emperyalizmin farklı maskelerle yeniden ortaya çıktığı bir dönemde de, Türk ve Türkiye Yüzyılı’nda aynı kararlılık ve bilinçle her türlü oyunu bozacak güçlü bir terkiple daha güçlü bir cumhuriyet iradesi olarak varlığını sürdürmektedir.</p>

<p>Fikir ve Dava Adamı Dündar Taşer’in ifadesiyle:</p>

<p>Çok büyük felaketler geçirmiş, çok feci belalara uğramış, bütün bunlara karşı çok üstün yaşama azmi, direnci göstermiş bir milletiz. Bu yaşama azmi, direnci bizim geleceğe ümitle bakmamızı emreder!..</p>

<p>Hem dünyada hem bölgede gerçekleşen her türlü hadiseyi düzenli bir şekilde çözümlemek, bunları akıl yolu ile incelemek hepimizin ortak sorumluluğudur.</p>

<p>Lakin böylesi bir gerçeklik durumunda bile bugünkü muhalefetin koçbaşını çeken Cumhuriyet Halk Partisi siyaset yerine laf üretmekte, sorunların çözümüne katkı sunmak yerine basit ve çıkarcı bir tutumla hareket etmektedir.</p>

<p>Millet için en değerlisinin ne olduğunun idrakinden yoksun bulunmakta, çeşitli küresel odaklara sığınmakta, yanlış adreste doğru kişiyi aramaktadırlar.</p>

<p>Gerçekle arasına mesafe koymuş olan bu anlayış, köklerle değil yapraklarla uğraşmakta, gerçeğe sırtını dönüp sanala, ömrünü tamamlamış bir söyleme, sosyalist enternasyonale teslim olmaktadır.</p>

<p>Düşünceleri aklın mayasıyla yoğurma kabiliyetini kaybeden anlayış, ülke, bölge ve dünya gündemini basit çıkarları doğrultusunda değerlendirmekte, devletten, milletten ve gerçekliklerden kopmuş görüntü vermektedir.</p>

<p>Öte yandan, son günlerde CHP zihniyetini temsil eden bazı belediye başkanlarının, çürümenin hat safhasına ulaşmış olmalarını ve milletin kendilerine emanet ettiği makamları her açıdan istismar ettiklerini görmekten büyük üzüntü duymaktayız.</p>

<p>Milletimizin içinden geçtiği bu tarihsel dönemeçte yalnızca teşhis koymak kolaycılıktan ibarettir; asıl olan, çare üretmek ve sorumluluk almaktır ki, Milliyetçi Hareket Partisi olarak bizim ortaya koyduğumuz yaklaşım da tam olarak budur.</p>

<p>Nitekim sadece tehditleri sıralamak için politikacı gömleği giymeye dahi gerek yoktur.</p>

<p>Sayın Milletvekilleri,</p>

<p>Değerli Dava Arkadaşlarım:</p>

<p>Hepinizin çok iyi bildiği gibi; Milliyetçi Hareket Partisi “Önce Ülkem ve Milletim sonra partim ve ben” derken slogan değil fikir,</p>

<p>Hamasete dayalı propaganda değil sağduyu ifade eder.</p>

<p>Değerler alanına savaş açmaz, değerlere dayalı politika üretir,</p>

<p>Sorunlardan beslenmez, sorunlara çözüm üretmek için gayret eder.</p>

<p>Ortak kültüre dayanan bir sosyal yapı olarak millet ve bunun dili olarak milliyetçilik, Milliyetçi Hareket Partisi’nin temel felsefi dayanağı ve ilkesel olarak değişmeyecek çizgisidir.</p>

<p>Bu nedenle açıkça ve kararlılıkla ifade etmek gerekir ki:</p>

<p>Bu zorunluluğun yüklediği tarihi misyon sebebiyle Milliyetçi Hareket Partisi, hadiseleri günübirlik gelişmelerin dar kalıpları içinde değerlendiren bir anlayışın çok ötesindedir. Bizim bakışımız; tarih şuuru ile yoğrulmuş, milli hafızayla şekillenmiş ve devletin bekasını esas alan bir bakıştır.</p>

<p>Biz gelişmelere sıradan olaylar zinciri olarak bakmayız.</p>

<p>Bize göre her hadise, Türk milletinin kader çizgisine temas eden bir mahiyet taşır.</p>

<p>Görünenin ötesine bakar, perde arkasındaki niyetleri, hedefleri ve stratejik sonuçları okumaya çalışırız.</p>

<p>Milliyetçi Hareket Partisi’nin nazarında dünya; güç çekişmesinin sertleştiği, dengelerin hızla değiştiği ve yeni bir küresel yapılanmanın sancılarının yaşandığı bir mücadele alanıdır.</p>

<p>Bu tabloda Türkiye’nin yeri, tesadüflerle değil tarihî sorumlulukla, jeopolitik hakikatlerle ve milli iradeyle tayin edilmektedir.</p>

<p>Bizim için esas olan; milletin birliği, devletin bekası ve vatanın bölünmez bütünlüğüdür.</p>

<p>Bu üç temel sütunu hedef alan her girişim, hangi kılıfa bürünürse bürünsün, karşısında Milliyetçi Hareket Partisi’ni bulacaktır.</p>

<p>Burada altı özellikle çizilmelidir ki; Milliyetçi Hareket Partisi gelişmeleri yalnızca izleyen bir siyasi yapı değildir.</p>

<p>Gerektiğinde yön veren, gerektiğinde uyaran, gerektiğinde ise milli duruşu en net şekilde ortaya koyan bir iradenin adıdır.</p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığı, Türk milletinin birliği ve milli değerlerin muhafazası bizim için tartışmaya kapalı bir hakikattir.</p>

<p>Siyaset bizim nazarımızda geleceği inşa etme sorumluluğudur.</p>

<p>Bizim kurduğumuz her cümlenin;</p>

<p>Öznesi Türkiye Cumhuriyeti Devletidir.</p>

<p>Nesnesi Türk milletidir.</p>

<p>Yüklemi devlet ve milletin bekasıdır.</p>

<p>Kavgamız bunun içindir.</p>

<p>Adanmışlığımız bu nedenledir.</p>

<p>Asla tereddüt yaşamaz.</p>

<p>Ölüm kapımızı çalsa da katiyen vazgeçmeyiz.</p>

<p>Kıymetli Dava Arkadaşlarım,</p>

<p>Küresel rekabetin kızıştığı, jeopolitik fay hatlarının çatırdadığı, milletlerin ve devletlerin geleceklerini yeniden tayin etmek zorunda kaldığı bir dönemde; Türkiye’nin önünü görecek sağlam bir vizyona, milli bir yönelişe, güçlü bir kararlılığa her zamankinden daha fazla ihtiyacımızın olduğunu hiçbir zaman unutmamalıyız.</p>

<p>Etrafımızda gelişen çatışmalar ne kadar diri, dinamik, tecrübeye dayalı akılla hareket etmemiz gerektiğini göstermektedir.</p>

<p>Gücünü kaybeden aktörlerle yükselen güçlerin rekabet alanına dönüşen bu coğrafyada Türkiye, sahip olduğu istikrar, güvenlik ve kurumsal kapasitesiyle bölge de ki diğer aktörlerden ayrışan bir konumdadır.</p>

<p>Bu durum, ülkemizi yalnızca krizlerden görece uzak tutmakla kalmamakta; aynı zamanda bölgesel aktörler açısından güvenilir bir çekim merkezi haline getirmektedir.</p>

<p>Türkiye’nin bu konumu, tarihsel derinliği, insan kaynağı, köklü devlet geleneği ve özellikle son yıllarda önemli bir dönüşüm geçiren caydırıcı askeri ve teknoloji gücü ile de doğrudan ilişkilidir.</p>

<p>Nitekim sahada güç üreten bir Türkiye’nin, diplomasi masasında da etkili bir aktör olarak öne çıkması kaçınılmaz olmuştur.</p>

<p>Rusya-Ukrayna savaşında üstlenilen arabuluculuk rolü, bu kapasitenin somut bir göstergesi olmuş; benzer şekilde bölgesel gerilimlerde Türkiye’nin denge kurucu rolü daha görünür hale gelmiştir.</p>

<p>Bu çerçevede Türkiye, krizleri yönetebilen ve yönlendirebilen bir aktör olarak konumlanmaktadır.</p>

<p>Nitekim bölgemizdeki son gelişmelerde de yoğun diplomatik girişimlerle süreci nihai bir sonuca ulaştırma çabasını yine etkin biçimde devreye soktuğu görülmektedir.</p>

<p>Değerli Dava Arkadaşlarım,</p>

<p>Öte yandan;</p>

<p>Hayatın her alanının enerjiyle şekillendiği gerçeği göz ardı edilemez. Enerji; evlerimizi aydınlatan, şehirlerimizi diri, sanayimizi ayakta tutan, teknolojiyi ileriye taşıyan görünmez bir kuvvettir.</p>

<p>Üretimin sürekliliğini sağlayan, kalkınmanın hızını belirleyen, milli güvenliğin stratejik temelini oluşturan ve toplumsal refahın seviyesini tayin eden başlıca unsurdur.</p>

<p>Enerji; tarladaki bereketten fabrikadaki üretime, hastanelerdeki hizmetten savunma sistemlerine kadar hayatın her noktasında varlığını hissettiren, düzeni kuran ve sürdüren asli kaynaktır.</p>

<p>Kısacası enerji, hayatın kendisini mümkün kılan ana damar, milletlerin gücünü belirleyen stratejik bir omurgadır.</p>

<p>İşte bu hakikatten hareketle, bugün dünyada yaşanan gelişmeler çok açık bir gerçeği ortaya koymuştur: Küresel enerji sistemi ciddi bir risk altındadır ve bu risk, sınır tanımadan tüm ülkeleri etkileyebilecek bir seviyeye ulaşmıştır.</p>

<p>Artık mesele sadece enerjiye ulaşmak değildir.</p>

<p>Asıl mesele, enerjiyi mümkün kılan yapının bütünüyle tehdit altında olmasıdır.</p>

<p>Hürmüz Boğazı’nda son haftalarda yaşanan gelişmeler, dar bir geçiş hattına özgü sorundan ziyade, küresel enerji düzeninin ne denli hassas hale geldiğini ortaya koymuştur.</p>

<p>Bugün enerji limanları, petrol rafinerileri, boru hatları ve depolama tesisleri doğrudan risk altındadır. Enerji sisteminin kendisi doğrudan hedef haline gelmekte ve tehdit altına girmektedir.</p>

<p>Bu nedenle ortaya çıkan tabloyu klasik bir enerji arz güvenliği meselesi olarak değerlendirmek mümkün değildir. Bu, çok daha derin bir kırılmadır.</p>

<p>Bu, doğrudan küresel ölçekte bir enerji güvenliği meselesidir.</p>

<p>İşte tam da bu yeni dönemde Türkiye’nin rolü yeniden tanımlanmaktadır.</p>

<p>Karadeniz’deki doğal gaz, Güneydoğu ve Doğu Anadolu’daki petrol keşifleri ve uluslararası alandaki enerji arama faaliyetleriyle birlikte Türkiye, güçlü altyapısının da katkısıyla, artık bir geçiş ülkesi olmaktan çıkmış; bölgede enerji istikrarının, güvenin ve barışın merkezi haline gelmiştir.</p>

<p>Türkiye; farklı kaynakları buluşturan, farklı güzergâhları yöneten, kriz anlarında alternatif üretebilen ve gerektiğinde denge kurabilen bir güç haline gelmiştir.</p>

<p>Bu gelişme, ekonomik bir kazanımın ötesinde milli kudretin tahkimi, bağımsızlığın pekişmesi ve devletimizin stratejik kapasitesini güçlendiren önemli bir adımdır.</p>

<p>Çünkü artık enerji, uluslararası sistemde güç dengelerini belirleyen en kritik unsurlardan biridir.</p>

<p>Enerjiye erişim, enerji akışlarını yönetebilme ve bu akışlara yön verebilme kapasitesi, ülkelerin küresel sistemdeki yerini doğrudan belirlemektedir.</p>

<p>Türkiye, bu yeni dönemi doğru okuyan, riskleri doğru analiz eden; enerji alanında oyunu yeniden kuran, dengeyi belirleyen ve geleceği şekillendiren bir iradeyi temsil etmektedir.</p>

<p>Çünkü enerji sadece bir kaynak değildir.</p>

<p>Enerji, güçtür, istikrardır ve en önemlisi barışın anahtarıdır.</p>

<p>Ve bu anlayışla açıkça ifade etmek gerekir:</p>

<p>Enerjide bağımsızlık, Türkiye’nin Kızıl Elmasıdır.</p>

<p>Bu hedef, bir zorunluluktur.</p>

<p>Bu hedef, milli bir duruştur.</p>

<p>Türkiye, bu hedef doğrultusunda kararlılıkla yoluna devam etmektedir.</p>

<p>Aziz Dava Arkadaşlarım,</p>

<p>Tüm bu bahsettiğimiz konulara ilaveten; Türkiye’nin savunma sanayi ve teknoloji alanında son yıllarda kaydettiği ilerlemeyi de görmek ve gururlanmak gerekmektedir.</p>

<p>Hiç şüphesiz bu ilerleme; köklü bir stratejik dönüşümün ürünüdür.</p>

<p>Uzun yıllar boyunca dış tedarike dayalı, yapı-bakım-onarım çalışmaları, modernizasyon ve operasyonel kullanımda çeşitli sınırlılıklar doğurmuş; bu durum yerli üretim ihtiyacını kaçınılmaz hale getirmiştir.</p>

<p>Son yıllarda Türkiye, savunma sanayiinde “tedarik eden” konumdan “geliştiren ve üreten” konuma geçiş sürecini hızlandırmıştır.</p>

<p>Bu dönüşüm, kamu politikaları, özel sektör yatırımları ve mühendislik kapasitesinin artışıyla birlikte daha sistematik bir yapıya kavuşmuştur.</p>

<p>Özellikle insansız sistemler alanında elde edilen başarılar bu dönüşümün en görünür çıktıları olmuştur.</p>

<p>Dolayısıyla Türkiye’nin savunma sanayiinde son yıllarda kaydettiği yükseliş; dışa bağımlılığın azaltılması, yerli ve milli üretim kapasitesinin artırılması ve bu yapının sürdürülebilir bir sistem hâline getirilmesi üzerinden şekillenmiştir.</p>

<p>Bu stratejik hamle, Türkiye’ye yalnızca sahada caydırıcılık kazandırmamış; aynı zamanda uluslararası sistemde daha bağımsız, daha dirençli ve daha etkili bir aktör olma kabiliyetini de kazandırmıştır.</p>

<p>Bu tablo; milletin iradesinin devletin idaresine yön verdiği, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi marifetiyle Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ve Cumhur İttifakı’nın kararlı siyasi iradesiyle vücut bulan tarihi bir dönüşüm sürecinin meyvesidir.</p>

<p>Dün çeşitli sebeplerle akamete uğratılan savunma sanayi hamleleri, bugün yeniden ayağa kaldırılmıştır.</p>

<p>Bu vesileyle; bu alana emek veren ve vizyon ortaya koyan öncü isimler de her daim rahmet ve minnetle anılmalıdır.</p>

<p>Nuri Killigil, Şakir Zümre, Nuri Demirağ, Vecihi Hürkuş bu milletin, üretme iradesini, mühendislik kabiliyetini ve bağımsızlık ülküsünü temsil eden müstesna şahsiyetler olarak tarihimizdeki yerlerini almıştır.</p>

<p>Aziz ruhları şad olsun.</p>

<p>Bugün gelinen noktada söz konusu şahsiyetlerin ortaya koyduğu hayaller, Türkiye’nin güçlü devlet iradesi ve millet desteğiyle yeniden hayat bulmuş; yarım kalan her bir vizyon, modern imkânlarla tamamlanarak somut birer stratejik kapasiteye dönüşmüştür.</p>

<p>Bu çerçevede savunma sanayii, Türkiye’nin bağımsızlık iradesinin, milli güvenlik vizyonunun ve geleceğe dönük kararlılığının en güçlü tezahürü hâline gelmiştir.</p>

<p>Kıymetli Dava Arkadaşlarım;</p>

<p>17 Mayıs 2025 tarihinde “Barış tek kanatlı bir kuş değildir. Bir kanat Öcalan’ın yaptığı çağrı ve gelinen fesih kararıyla kendisini gösterdi. İki, kanadı millet olarak hep birlikte gövdeye getirmeliyiz” demiştim!</p>

<p>Barış, ancak iki kanadın ahenkle çırpılmasıyla, milletin tamamının aynı istikamete yönelmesiyle yükselebilir.</p>

<p>O gün ifade ettiğimiz gibi, bu kanatlardan biri; terörün gölgesinde şekillenmiş yapıların fesih kararı ve yapılan çağrılarla kendisini göstermişti.</p>

<p>Asıl olan ikinci kanat ise aziz Türk milletinin bizatihi kendisidir gerçeğinden hareketle, milli iradenin merkezi olan TBMM’de yapılan komisyon çalışması büyük bir olgunluk, yüksek bir sorumluluk bilinci ve devlet ciddiyeti içerisinde sonuçlanmıştır.</p>

<p>Bu tablo, milli iradenin tecelligahı olan Gazi Meclisimizin tarihi sorumluluğunu hakkıyla yerine getirdiğinin de açık bir göstergesidir.</p>

<p>Terörsüz Türkiye sürecinde ortaya konan bu güçlü siyasi irade, milletimizi çok yoran bu sorundan kurtulacağımızın da net göstergesi olmaktadır.</p>

<p>Zira bu konu günübirlik tartışmaların ötesinde; milletin bekasına, devletin istikbaline ve toplumsal huzurun teminine dair stratejik bir meseledir.</p>

<p>Terörsüz Türkiye; doğru zamanda atılan doğru bir adımdır.</p>

<p>Tarihi önemde bir dönüm noktasıdır.</p>

<p>Akıl, vizyon, emek, sabır ve itinayla; vatan ve millet aşkıyla, devlet – millet dayanışması ile yürütülen hayırlı bir sürecin de ürünü olacaktır.</p>

<p>“Terörsüz Türkiye” milletimizin özlemle beklediği bir gelişme, daha müreffeh ve huzurlu bir geleceğin müjdesi, kalıcı barışın, umudun, “Lider Ülke Türkiye’nin habercisidir.</p>

<p>Bugün gelinen noktada, yasal düzenlemelerin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yasa çalışması olarak taşınacak olgunluğa erişmesi memnuniyet vericidir.</p>

<p>Dünyanın ve bölgemizin ciddi kırılmalarla, risklerle ve jeopolitik sarsıntılarla karşı karşıya bulunduğu bir dönemde; kendi iç bünyemizin tahkimi, milli birliğimizin güçlendirilmesi ve toplumsal dayanışmanın sağlamlaştırılması, ertelenemez bir zaruret halini almıştır.</p>

<p>Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bu süreçte aldığı inisiyatif, millet adına son derece dikkatli, son derece titiz ve sorumluluk bilinci yüksek bir şekilde yürütülmektedir.</p>

<p>Bu tabloyu yakından takip ediyor, yapılan çalışmaları yakından izliyor ve gereken her hassasiyetin gösterilmesini elzem görüyoruz.</p>

<p>Bu meselede hiçbir boşluk, hiçbir ihmal ve hiçbir zafiyetin kabulü mümkün değildir.</p>

<p>Biz diyoruz ki: Barış; teslimiyet değildir.</p>

<p>Barış; taviz değildir.</p>

<p>Barış; milletin onurunu koruyarak, devletin gücünü muhafaza ederek sağlanan bir dengedir.</p>

<p>Barış; adaletin, kardeşliğin ve milli varlığın birlikte yükseldiği bir ülküdür.</p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti, köklü kardeşliğin, güçlü geleceğin, ortak kaderin ve sarsılmaz birlik ruhunun en sağlam teminatıdır.</p>

<p>Bu teminat, dün olduğu gibi bugün de dimdik ayaktadır; yarın da ilelebet payidar kalacaktır.</p>

<p>Ve ben bir kez daha söylüyorum: Bu aziz milletin birliğini bozmaya, kardeşliğimizi zedelemeye kimsenin gücü yetmeyecektir!</p>

<p>Bu ruh yaşadıkça;</p>

<p>Ne fitne kazanacak,</p>

<p>Ne ihanet galip gelecektir.</p>

<p>Konuşmama son verirken Dünya Kupasında aziz milletimizi temsil edecek A Millî Futbol Takımımızı yürekten tebrik ediyorum. Bu kutlu yürüyüşte sorumluluk üstlenen Türkiye Futbol Federasyonunun muhterem Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu başta olmak üzere yönetimini de samimiyetle kutluyorum.</p>

<p>Millî formayı büyük bir onur ve inançla taşıyan futbolcularımızın sahaya yansıttığı azim, mücadele ruhu ve fedakârlık; teknik heyetimizin kararlı ve disiplinli çalışmalarıyla birleşerek milletimize umut vermektedir.</p>

<p>Hepsinden öte, Dünya Kupası’nda yeniden mücadele etme imkânı bulan bu güzide kadroya inancını esirgemeyen, duaları ve desteğiyle her daim yanında olan büyük Türk milletine şükranlarımı sunuyorum. Temennim odur ki; ay-yıldızlılarımız, tarihine yakışır bir başarıyla milletimizin göğsünü kabartsın, birlik ve beraberliğimizin sahadaki nişanesi olup Türk’ün sesini sahalardan tüm Cihan’a duyursun.</p>

<p>Sağ olun, var olun, Cenab-ı Allah’a emanet olun diyorum.<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://x.com/MHP_Bilgi/status/2041431297441046652">https://x.com/MHP_Bilgi/status/2041431297441046652</a></p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bakan-tekin-istanbulda-alevi-bektasi-temsilcilerle-bir-araya-geldi-3157</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 10:35:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Bakan Tekin, İstanbul’da Alevi Bektaşi temsilcilerle bir araya geldi</h1>
                        <h2>Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, İstanbul’da Alevi Bektaşi STK temsilcileri ile “Anadolu İrfanı Değerleri” adı altında düzenlenen kahvaltıda bir araya geldi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/bakan-tekin-istanbulda-alevi-bektasi-temsilcilerle-bir-araya-geldi-1775548399.webp">
                        <figcaption>Bakan Tekin, İstanbul’da Alevi Bektaşi temsilcilerle bir araya geldi</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Bakan Tekin, Beykoz’daki Sabancı Öğretmenevi’nde düzenlenen “<em><strong>Anadolu İrfanı Değerleri Kahvaltı Buluşmaları</strong></em>” kapsamında, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile yapılan değişiklikleri anlatmak ve talepleri dinlemek üzere Alevi Bektaşi sivil toplum kuruluşu (STK) temsilcileriyle bir araya geldi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bakan Tekin bakanlığın çalışma vizyonu hakkında sunum yapmasının ardından söz alan Alevi Bektaşi STK temsilcileri eğitim ve öğretim alanındaki beklentilerini ifade ettiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ATATÜRK YOLUNDA MİLLİ BİR EĞİTİM POLİTİKASI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">2014'ten itibaren Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ni yazarken, kurgularken, 1. Maarif Kongresi’nde Mustafa Kemal Atatürk’ün söylediği, “<em><strong>Milli seciyeyi esas alan, bize ait bir eğitim politikası inşa etmek zorundayız</strong></em>” kurgusundan hareketle hem müfredatı, hem de toplumsal yaşantıdaki her olayı değerlendirmeye özen gösterdiklerinin altını çizen Bakan Tekin, “<strong><em>Etnik ya da dini sebeplerle toplumda ayrışmanın, çatışmanın varlığından siyasal ya da ekonomik çıkar elde eden kitleler, bu çatışmayı körükleyen, devam ettirmeye çalışan politikaları takip ettiler. Alevi, Sünni, Türk, Kürt başta olmak üzere bu çatışma kültürünün, kendi siyasal ve ekonomik çıkarlarını devam ettirme arzusundaki kişiler tarafından körüklendiğini hep beraber biliyoruz.</em></strong>” ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YASAKSIZ BİR TÜRKİYE İNŞA ETMEK İSTİYORUZ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Belli siyasal grupların kendi siyasi iktidarları için toplumun içerisine ektikleri nifak tohumlarının temizlendiği, tedavi edildiği bir Türkiye’yi, hem etnisite anlamında hem de dini referanslarla yasaksız bir Türkiye’yi inşa etmek, Sayın Cumhurbaşkanı’mızın 2001 yılından itibaren uyguladığı bir politikadır</em></strong>” şeklinde konuşan Bakan Tekin, “<em><strong>Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı bence bu anlamda Cumhuriyet tarihindeki en önemli devrimlerden bir tanesi. Ama bu tek başına değerlendirildiğinde belki çok anlamlı bir okuma yapamayabiliriz. O yüzden 2002’den itibaren bu anlamda demokrasi ve insan hakları perspektifinden atılan adımların hepsiyle beraber düşünüp geldiğimiz noktayı ona göre analiz etmemiz gerekir.</strong></em>” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir soru üzerine, Küçükçekmece’de bulunan Hacı Bektaş Veli Anadolu Lisesi’nin bazı bölümlerinin kullanıma açılması konusunda önlerinde iki seçenek bulunduğunu, ya söz konusu bölümleri Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na devredeceklerini veya Alevi Bektaşi STK’ların ortak kullanımını sağlayacak bir formül bulacaklarını belirten Bakan Tekin, ayrıca tüm Alevi Bektaşi STK’lara da çağrıda bulunarak, MEB olarak işbirliği protokolleri geliştirmeye hazır oldukları mesajını verdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu süreçte yaptıkları çalıştaylara, etkinliklere, programlara, raporların yazılmasına katkı veren dernek, vakıf, konfederasyon, federasyon başkanlarına ve Alevi dedelerine teşekkür eden Tekin, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin açtığı bu devrim niteliğindeki Terörsüz Türkiye yolunu nihayete erdirecek adımları hep beraber atacaklarını kaydetti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>STK TEMSİLCİLERİ: DAHA FAZLA KATILIM</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in açış konuşmasının ardından söz alan STK temsilcileri eğitim ve öğretim alanındaki beklenti ve önerilerini dile getirdiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Halk Eğitim Merkezlerinde Alevilik Bektaşilik referanslı yeni derslerin açılması konusundaki gecikmenin sebebini soran STK temsilcileri, Din Kültür ve Ahlak Bilgisi ders kitaplarında Alevilik Bektaşilik için ayrılan bölüm ve ünitelerin artırılmasını istediler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tüm ders kitaplarının toplumsal barış ve milli birlik perspektifi ile revize edilmesi gerektiğini vurgulayan STK temsilcileri, MEB personeline yönelik 81 ilde hizmet içi eğitimlerle Alevilik ve Aleviler hakkında bilgilendirilmesinin toplumsal barışa katkı sağlayacağını belirttiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Okullarda mezhep çatışmalarının toplumsal barışa ve milli birliğe zararlarına dikkati çeken ve farkındalık yaratan etkinlik haftaları düzenlenmesini öneren STK temsilcileri, yönetici personel alanında da elle tutulur somut sonuçlar görmek istediklerini ifade ettiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gençler arasında bağımlılıkla mücadelede ortak projeler geliştirmek istediklerini vurgulayan STK temsilcileri, eğitim alanında da işbirliğini artırmak yönünde MEB’den yaklaşım beklediklerini ifade ettiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Son günlerde medyada yer alan, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın bir FETÖ projesi olan Mamak Tuzluçayır’daki binaya taşınması konusunu da gündeme getiren STK temsilcileri, başkanlığın kapatılması veya işlevsizleştirilmesi yönünde bir takım girişimlerin varlığına dikkat çekerek bu konuda önlem alınmasını istediler.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KATILIMCI STK TEMSİLCİLERİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Anadolu İrfanı Değerleri</strong></em>” buluşmasında Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile birlikte,&nbsp;AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şen, Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu Üyesi Füsun Kümet, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Esma Ersin, MEB Müşaviri Erdal Özyol,&nbsp;Hisar Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Ayhan Bilgen ile birlikte, Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu, Anadolu Vakıflar Federasyonu, Abdallar Cemevleri Federasyonu, Oğuz Çepni Dernekleri Federasyonu, Ehl-i Beyt Dernekleri Federasyonu, Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu, Anadolu Kültürünü Koruma Vakfı, Adıyaman Cemevleri ve Ziyaretleri Vakfı, Zeynel Abidin Türbesi Kültür Vakfı, Türkiye Uzlaşı ve Toplumsal Kalkınma Vakfı ve Dede Garkın Ocağı Derneği, Seyyid Sultan Sücaaddin Veli Derneği, Alevi Gençler Derneği başkanları ile Dede Garkın Ocağı’ndan Hüseyin Dedekargınoğlu Dede, Kureyşan Ocağı’ndan Serdar Gazi Karababa,&nbsp;Celal Abbas Ocağı’ndan Ali Şar Dede, Ağuiçen Ocağı’ndan İbrahim Yağmur Dede, akademisyenler Nazan Aydoğdu ve Anıl Durdu hazır bulundu.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/adiyamanli-akademisyene-uluslararasi-alevilik-ve-bektasilik-odulu-3156</link>
            <category>KÜLTÜR SANAT</category>
            <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 22:33:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Adıyamanlı Akademisyene Uluslararası Alevilik ve Bektaşilik Ödülü</h1>
                        <h2>Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) tarafından İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen 4. Uluslararası Alevilik ve Bektaşilik Çalışmaları Bilim Ödülleri töreninde, Dr. Ali Tanrıverdi doktora dalında ikincilik ödülüne layık görüldü.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/adiyamanli-akademisyene-uluslararasi-alevilik-ve-bektasilik-odulu-1775504588.webp">
                        <figcaption>Adıyamanlı Akademisyene Uluslararası Alevilik ve Bektaşilik Ödülü</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nda görev yapan Dr. Tanrıverdi, "<strong><em>Adıyaman'daki Alevilerde Sosyal Örgütlenme ve Kolektif Kimlik: Ocak-Aşiret Yapısı Üzerine Nitel Bir Araştırma</em></strong>" adlı çalışmasıyla ödül aldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Adıyaman’daki Alevi topluluklarının ocak ve aşiret yapısı, inanç pratikleri ve birlikte yaşama kültürünü saha araştırmalarıyla ele alan çalışma, kentin kültürel ve inançsal zenginliğini akademik olarak ortaya koyması açısından önemli bir katkı sundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/ADIYAMAN3.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Adıyaman'da Alevilik çalışmalarıyla ön plana çıkan ve Adıyamanlı Akademisyenler Platformu Başkanı, İslam Mezhepleri Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Fevzi Rençber de Dr. Tanrıverdi'nin çalışması ile ilgili olarak şu değerlendirmede bulundu:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"Türkiye’de Alevilik çalışmaları çoğunlukla belirli bölgeler ve konular etrafında yoğunlaşmış, bazı yerel alanlar ise akademik literatürde görece daha sınırlı biçimde ele alınmıştır. Bu bağlamda Adıyaman ve çevresinde yaşayan Alevi topluluklarının inanç, kimlik ve toplumsal yapısına dair çalışmaların daha fazla araştırılmaya açık olduğu görülmektedir. Oysa Adıyaman, tarihsel birikimi, kültürel çeşitliliği ve güçlü inanç geleneğiyle Anadolu Aleviliğinin anlaşılmasına önemli katkılar sunabilecek nitelikte bir merkezdir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ali Tanrıverdi’nin büyük bir emek, sabır ve titizlikle hazırladığı bu doktora çalışması, Adıyaman’daki Alevi topluluklarını ocak ve aşiret ilişkisi çerçevesinde ele alarak alana değerli bir katkı sunmaktadır. Sahaya dayalı verilerle inanç pratiklerini, kültürel hafızayı ve kimlik oluşum süreçlerini bütüncül bir yaklaşımla ele alan çalışma, emek kokan, yerel hafızayı kayıt altına alan ve alanında kalıcı bir başvuru eseri niteliği taşıyan kıymetli bir araştırmadır.<br />
Bu yönüyle söz konusu çalışmanın ödüle layık görülmesi, hem verilen emeğin takdir edilmesi hem de yerel sosyoloji ve Alevilik çalışmalarının teşvik edilmesi açısından son derece anlamlıdır. Bu ödülün, titiz saha çalışmasına dayanan bilimsel emeğin ve yerel hafızayı kayıt altına alan akademik gayretin güçlü bir karşılığı olduğu açıktır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ali Tanrıverdi kardeşimi, meslektaşımı ve hemşerimi bu çok kıymetli, yoğun emek ürünü ve ödülle taçlanan çalışmasından dolayı gönülden tebrik ediyorum. Bu değerli emeğin kısa zamanda kitap olarak raflarda yerini almasını temenni ediyor, akademik dünyaya ve Alevilik çalışmalarına önemli katkılar sunacağına inanıyorum."</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu başarı, Adıyaman’daki Alevilik ve Bektaşilik geleneğinin bilimsel alanda görünürlüğünü artırması bakımından memnuniyetle karşılandı.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozdemir-ankara-kitap-fuarinda-okurlariyla-bulustu-3155</link>
            <category>KÜLTÜR SANAT</category>
            <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 21:45:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ali Rıza Özdemir, Ankara Kitap Fuarı’nda okurlarıyla buluştu</h1>
                        <h2>Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi önceki Başkanı, yazar Ali Rıza Özdemir 23. Ankara Kitap Fuarı’nda okurları ile buluştu ve "Kayıp Türkler" kitabı hakkında söyleşi yaptı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/ali-riza-ozdemir-ankara-kitap-fuarinda-okurlariyla-bulustu-1775501622.webp">
                        <figcaption>Ali Rıza Özdemir, Ankara Kitap Fuarı’nda okurlarıyla buluştu</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>ANKARA HABER MERKEZİ –</strong> Araştırmacı-yazar Ali Rıza Özdemir, Ankara 23. Kitap Fuarı kapsamında düzenlenen söyleşi ve imza günü etkinliğinde okurlarıyla bir araya geldi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yoğun katılımın gözlendiği etkinlikte Özdemir, büyük ilgi gören ve 15. baskıya ulaşan eseri üzerine önemli paylaşımlarda bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KAYIP TÜRKLER SÖYLEŞİSİNE BÜYÜK İLGİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/%C3%96ZDEM%C4%B0R3.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">5 Nisan Pazar günü saat 17.00’de Phasalis Salonu’nda gerçekleşen söyleşide Özdemir, "<strong><em>Kayıp Türkler</em></strong>" başlıklı bir sunum yaptı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Etnik coğrafya ve kimlik araştırmaları üzerine yoğunlaşan yazar, Kürtleşen Türkmen aşiretleri ve tarihsel süreçteki kimlik değişimleri üzerine çarpıcı bilgiler aktardı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Salonu dolduran dinleyiciler, sunumun ardından merak edilen soruları yazara yönelterek konunun derinliklerine inme fırsatı buldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ÖZDEMİR OKURLARA KİTAPLARI İMZALADI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/%C3%96ZDEM%C4%B0R2.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Söyleşinin ardından Destek Yayınları standına geçen Ali Rıza Özdemir, burada düzenlenen imza etkinliğinde okurlarıyla birebir sohbet etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Özellikle "<em><strong>Kayıp Türkler</strong></em>" kitabının 15. baskısı için fuara gelen kitapseverler, yazara kitaplarını imzalattı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-06%20at%2016_47_09.jpeg" style="height:800px; width:510px" /></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/erdogan-enerji-arz-guvenligi-tedariki-ve-depolama-noktasinda-bir-sorunumuz-yok-3154</link>
            <category>SİYASET</category>
            <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 21:14:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Erdoğan: Enerji arz güvenliği, tedariki ve depolama noktasında bir sorunumuz yok</h1>
                        <h2>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/erdogan-enerji-arz-guvenligi-tedariki-ve-depolama-noktasinda-bir-sorunumuz-yok-1775499437.webp">
                        <figcaption>Erdoğan: Enerji arz güvenliği, tedariki ve depolama noktasında bir sorunumuz yok</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “Dünyaya şöyle bir göz attığımızda, tıpkı salgın döneminde olduğu gibi bazı ülkelerde akaryakıta kota getirildiğini, bazı ülkelerde okulların belirli günlerde kapatıldığını, bazı ülkelerde kamu hizmetlerinin kısıtlanmasının tartışıldığını görüyoruz. Hamdolsun, Türkiye bu karamsar tablonun dışındadır. Enerji arz güvenliği, tedariki ve depolama noktasında bir sorunumuz yok” dedi.</strong></p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.</p>

<p>&nbsp;
<p>Toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Aile, dış politika, ekonomi, enerji ve diğer başlıklarda kapsamlı istişareler yaptığımız bir Kabine Toplantımızı daha tamamlamış bulunuyoruz. Öncelikle aldığımız kararların ülkemize ve milletimize hayırlar getirmesini Cenabıallah’tan niyaz ediyorum.</p>
</p>

<p><strong>“TÜRKİYE YÜZYILI’NI İNŞA MÜCADELEMİZİ AZİMLE SÜRDÜRÜYORUZ”</strong></p>

<p>Birileri bu vatan için meydanlarda nutuk atarken, kimileri de yolsuzluklarını perdelemek için Nutuk önünde poz verirken, Cumhurbaşkanı ve kabinesi olarak Türkiye Yüzyılı’nı inşa mücadelemizi azimle sürdürüyoruz.</p>

<p>Türkiye, ana muhalefetin beyhude bir çabayla köpürtmeye çalıştığı yapay gündemlere takılmadan hedeflerine doğru emin adımlarla ilerliyor. Açık ve net ifade etmek isterim ki, hükûmetimiz gündemine hâkimdir. Bize kimse gündem dayatamaz. Hangi bahaneyle olursa olsun kimse, Türkiye’nin gündemini suni tartışmalarla saptıramaz, enfekte edemez. Ne hükûmetimizin ne milletimizin yakın vadedeki siyasi koordinatlarında erken veya ara seçimin yer almadığının bilinmesini istiyorum.</p>

<p>Bölgemizde, krizler, çatışmalar, büyük çalkantılar yaşanırken bizim tek bir gündemimiz vardır o da ülkemizi bu ateşten uzak tutmak ve milletimizin sofrasındaki ekmeğini büyütmektir. Bunun dışındaki her tartışmayı havanda su dövmek olarak görüyoruz. Biz havanda su dövme değil, iş yapma, hizmet üretme, milletimize hizmet etme peşindeyiz. Biz yatırıma, üretime, hizmete, kalkınmaya gitmesi gereken kaynakları hortumlayanlarla hukuk dairesi içinde mücadele etmenin çabasındayız. Biz, ülkemizin itibarını hem ulusal ölçekte hem uluslararası ölçekte daha da artırmanın mücadelesini veriyoruz. Başkaları ne yaparsa yapsın biz işimize bakıyoruz, önümüze bakıyoruz, Türkiye'yi güçlü ekonomisiyle, büyük ekonomisiyle küresel oyuncu hâline getirmeye bakıyoruz. Nitekim, son toplantımızdan bu yana teknolojiden ulaştırmaya, iletişimden tarıma geniş bir yelpazede eser ve hizmet maratonumuzu sürdürdük.</p>

<p><strong>“TÜRKİYE'NİN BİR İSTİKRAR ADASI OLARAK ÖNE ÇIKTIĞINI GÖRMEKTEN BÜYÜK MEMNUNİYET DUYUYORUZ”</strong></p>

<p>27 Mart Cuma günü İstanbul'da önemli bir toplantıya ev sahipliği yaptık. Dünya Ekonomik Forumu Ülke Stratejisi Toplantısı vesilesiyle küresel iş dünyasının üst düzey yöneticilerini Türkiye'de ağırladık. Toplantıya 16 ülkeden imalat, teknoloji, enerji, finans varlık yönetimi gibi farklı sektörlerden toplam değeri 1,2 trilyon doları bulan yatırımcılar iştirak etti. İlgili bakanlarımız toplantıda iş dünyası temsilcilerine, Türkiye'nin yatırım iklimi, küresel değer zincirlerindeki konumu, sunduğu yatırım fırsatları ve ekonomik görünümü hakkında bilgi verdi. Muhalefetin 'İsraf' diyerek 'Ne gerek var' diyerek kötülediği yatırımlarımız bugün görüyoruz ki Türkiye'yi küresel rekabette çok avantajlı bir konuma getiriyor. Türkiye'nin uluslararası yatırımcıların gelecek planlamalarında bir istikrar adası olarak, bir güvenli liman olarak öne çıktığını görmekten büyük memnuniyet duyuyoruz.</p>

<p><strong>“HÜRMÜZ'ÜN KAPANMASI HER ALANDA KÜRESEL EKONOMİYİ DERİNDEN SARSIYOR”</strong></p>

<p>Burada bir hususun özellikle vurgulanması gerektiğine inanıyorum. İran'a yönelik saldırıların başlamasıyla küresel ekonomi yakın tarihin en ağır şoklarından biriyle yüzleşiyor. Hürmüz Boğazı fiilen kapandı. Hürmüz, sıradan bir geçiş olmanın ötesinde, dünyadaki petrolün yüzde 20'sinin ve doğal gazın çok önemli bir kısmının taşındığı kritik bir hattır. Mesele, sadece enerji de değildir. Petrokimya ürünleri, gübreler, ilaç ham maddeleri ve yarı iletken üretiminde kullanılan helyum gibi birçok kritik mamul de bu boğazdan geçiyor. Yani Hürmüz'ün kapanması yalnızca bir sektörü değil enerjiden tarıma, sanayiden teknolojiye, her alanda küresel ekonomiyi derinden sarsıyor. Mesela, Avrupa'nın son 30 günde fosil yakıt faturası 17 milyar dolar kabardı. Doğal gaz fiyatı yüzde 100, petrol ise yüzde 60 oranında artış kaydetti.</p>

<p><strong>“TÜRKİYE BU KARAMSAR TABLONUN DIŞINDADIR”</strong></p>

<p>Dünyaya şöyle bir göz attığımızda, tıpkı salgın döneminde olduğu gibi bazı ülkelerde akaryakıta kota getirildiğini, bazı ülkelerde okulların belirli günlerde kapatıldığını, bazı ülkelerde kamu hizmetlerinin kısıtlanmasının tartışıldığını görüyoruz. Hamdolsun, Türkiye bu karamsar tablonun dışındadır. Enerji arz güvenliği, tedariki ve depolama noktasında bir sorunumuz yok. Türkiye'nin Basra'dan veya Hürmüz geçişli herhangi bir LNG tedariki bulunmuyor. Yaklaşık yüzde 10'luk petrol ve petrol ürünü ithalatımız buradan gelmesine karşın bunlar bizim kolayca yönetebileceğimiz oranlardır. Muhalefetin yıllardır bizi eleştirdiği enerjide kaynak ülke çeşitlendirme politikamızın değeri işte bugünlerde anlaşılıyor.</p>

<p><strong>“GIDA ARZ GÜVENLİĞİNDE DE HİÇBİR SORUN YAŞAMAYACAĞIZ”</strong></p>

<p>Gübre ve ham madde tedariklerimizi de zaten çok önceden yapmıştık. Savaştan bu yana alternatif ülkelerden uygun fiyata üre gübresi temini için gümrük vergisini sıfıra indirdik. Keza bazı gübre cinslerinde gümrük vergisini sıfırladık. İhracat kapasitesine sahip olduğumuz gübrelerin ihracatını da durdurarak bu ürünlerin yurt içinde daha fazla kullanılabilmesinin önünü açtık. Ayrıca antrepolarda bulunan üre gübresinin Türkiye üzerinden yurt dışına transitini ve yeniden ihracını durdurduk. Gübre gibi tarımsal üretim girdilerinde sıkıntımız yoktur. Aldığımız tedbirler sayesinde inşallah gıda arz güvenliğinde de hiçbir sorun yaşamayacağız. Fahiş fiyat artışlarıyla milletin ekmeğine kan doğrayan savaş fırsatçılarına yönelik denetimlerimiz yoğun bir şekilde devam ediyor. Yine sivil havacılık, denizcilik ve kara yolu tarafında da önlemlerimizi aldık.</p>

<p>Hini hacette kullanmak amacıyla biriktirdiğimiz rezervlerimiz aynı şekilde yeterli ve güçlüdür. Dış borcumuzun ve toplam dış finansman ihtiyacımızın millî gelire oranı tarihsel ortalamaların altındadır. Dış dengeden bütçe disiplinine, Merkez Bankası rezervlerinden bankacılık sektörümüze kadar temel göstergelerde geçmişte karşılaşılan dış şoklara kıyasla çok daha sağlam bir noktadayız.</p>

<p><strong>“KÜRESEL PETROL FİYATLARINDAKİ SERT ARTIŞ KARŞISINDA VATANDAŞIMIZA KORUMA KALKANI OLUŞTURDUK”</strong></p>

<p>Bunlara ilaveten krizin ekonomiye ve piyasaya menfi etkilerini proaktif bir yaklaşımla sınırlı tutmaya gayret ediyoruz. Savaşın başlamasından sadece 5 gün sonra eşel mobil sistemini devreye aldık. Küresel petrol fiyatlarındaki sert artış karşısında vatandaşımıza bir koruma kalkanı oluşturduk. Motorinde litre başına 17 lira, benzinde ise 12 liraya yakın artış pompaya yansıtılmadı. Şimdiye kadar toplam 50 milyar lirayı bulan ek maliyet eşel mobil sistemi sayesinde devletimiz tarafından sübvanse edilmiş oldu. Tüm bunları söylerken elbette her şey güllük gülistanlık demiyoruz. Bölgemizdeki savaşın küresel ticarete yansımalarından özellikle ihracat boyutunda kuşkusuz biz de etkileniyoruz. Ancak biz üretimi, ihracatı ve turizmi ayakta tutan işletmelerimizi koruyor, bu fırtınalı dönemi atlatmalarına yardımcı oluyoruz.</p>

<p>Hafta sonu yeni bir paketi daha kamuoyumuzda paylaştık. Hazine ve Maliye Bakanlığımızın kefalet desteğiyle turizm ve ihracat odaklı sektörlere yönelik yeni bir kredi imkânını devreye aldık. Bu kredinin toplam büyüklüğü 120 milyar liradır. Turizm işletmeleri için 60 milyar lira, ihracatçılar için 42 milyar lira ve katılım finans alanında 18 milyar lira ek limit tanımladık. Böylece finansmana erişimde yaşanabilecek daralmaların önüne geçmeyi ve reel sektörün nakit akışını korumayı hedefliyoruz. Turizm sektörümüze ve ihracatçılarımıza hayırlı olsun diyorum. Dezenflasyon programımızda da herhangi bir taviz söz konusu değildir. Her zaman söylediğimiz gibi istihdamın, üretimin ve ihracatın korunması bu süreçte de önceliğimiz olmayı sürdürecektir. Vatandaşlarımız endişeye kapılmasın, iş dünyamız müsterih olsun.</p>

<p>Türkiye, stratejik coğrafyasıyla, güçlü ve modern altyapısıyla, genç ve nitelikli iş gücüyle, İstanbul Finans Merkeziyle ve daha birçok avantajıyla yeni dönemin doğal cazibe merkezlerinden biri olmaya namzettir. Dünyanın önde gelen şirketleriyle gerçekleştirdiğimiz toplantımızda bunun emarelerini bizzat gördük. Yurt dışında da bunun sinyallerini şimdiden almaya başladık. Ülkemize düşmanlığı bilinen yabancı medya organlarında bile Türkiye'nin yeni dönemin parlayan yıldızı olacağına dair haberler yazılıyor.</p>

<p>Enerji nakil hatlarında daha güvenli alternatifler konuşulmaya başlandı. Talimatlarımız doğrultusunda ekonomi kurmay ekibimiz şu an Türkiye'yi çok uluslu şirketler için bölgesel yönetim merkezi olarak güçlü bir şekilde konumlandırmak, transit ticarette küresel cazibe merkezine dönüştürmek, İstanbul Finans Merkezini dünyanın önde gelen finans merkezlerinden biri hâline getirmek için yoğun çaba sarf ediyorlar. Tıpkı salgın döneminde olduğu gibi bu küresel krizin de ülkemizin önünde yeni kapılar açacağına biz yürekten inanıyoruz.</p>

<p><strong>“5G BİRÇOK ALANDA YENİ FIRSAT PENCERELERİ AÇACAK”</strong></p>

<p>Türkiye, nisan ayına 5G teknolojisiyle buluşmanın gururuyla girdi. Hatırlarsınız, 5G'nin hazırlıklarını bundan 10 yıl önce 2016'da başlatmış, 2018'de ilk testlerimizi yapmıştık. 2019'da sonra Gazi Meclisimizde, stadyumlarımızda ve geniş katılımlı organizasyonlarda pilot uygulama olarak kullanıma açmıştık. 10 yıllık dönemde yaygın kapsama hedefiyle kırsal bölgelerden şehir merkezlerine kadar Türkiye'nin dört bir yanını 5G altyapısıyla donattık. 1 Nisan itibarıyla 81 il merkezimizde hizmete aldığımız 5G'yi inşallah iki sene içinde ülkemizin her karışında hizmete sunacağız. Ülkemizin önünde iletişimin yanı sıra ulaştırmadan sağlığa, tarımdan üretime, ekonomiden eğitime birçok alanda yeni fırsat pencereleri açacak 5G teknolojisinin tekrar hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum.</p>

<p>Geçen hafta hizmete açma kıvancını yaşadığımız bir diğer alan sulama yatırımlarıydı. 54'ü baraj ve gölet, 109'u sulama tesisi, 18'i içme suyu tesisi olmak üzere toplam 563 yeni tesisimizi ekonomimize kazandırdık. Güncel yatırım bedeli 137 milyar lira olan bu eserlerle 896 milyon metreküp su depolama kapasitesi geliştirmiş, 1 milyon 190 bin dekar araziyi sulamaya açmış olduk. Senelik 212 milyon metreküp içme suyu sağlamanın yanı sıra içme suyu arıtma kapasitemizi günlük 301 bin metreküp daha artırdık. Tamamladığımız tesisler güncel rakamlarla ekonomimize yıllık 22 milyar lira katkı yapacaktır. Hizmete sunduğumuz 563 eserin bir kez daha hayırlı olmasını diliyorum. Bu eserlerin ülkemize kazandırılmasında emeği geçen tüm kurumlarımızı tebrik ediyor, ülkem ve milletim adına kendilerine teşekkür ediyorum.</p>

<p><strong>“BİZ TARİH BOYUNCA OLDUĞU GİBİ BUGÜN DE HAKKIN, HUKUKUN, SULHUN VE İSTİKRARIN TARAFINDAYIZ”</strong></p>

<p>28 Şubat'ta başlayan savaş, diplomatik çabalara rağmen maalesef can almaya, can yıkmaya devam ediyor. İsrail hükûmeti savaşı sonlandırmaya dönük her türlü girişimi baltalamayı sürdürüyor. Bunun yanında İsrail, Mescid-i Aksa'yı kapalı tutarak Filistinli mahkûmlara yönelik idam cezası getirerek, Lübnan'daki işgalini genişleterek, komşusu Suriye'yi sürekli taciz ederek gerilimden beslenen bir ülke olduğunu kendi eylemleriyle tescil ve teyit ediyor.</p>

<p>Şunu bir defa çok açık söylemek durumundayım: Biz tarih boyunca olduğu gibi bugün de çatışmanın, şiddetin ve zulmün değil, hakkın, hukukun, sulhun ve istikrarın tarafındayız. Hemen yanı başımızdaki bir ülkede ateş varken, çatışma ve yıkım varken, siviller ve sivil altyapı hedef alınırken biz buna asla kayıtsız kalamayız. 14 asırdır aynı kıbleye yöneldiğimiz kardeşlerimiz sıkıntı içindeyken biz kendimizi rahat hissedemeyiz. Türkiye olarak İran'ı ve Körfez'i etkileyen bu savaşın ilk gününden beri kardeşlik hukukumuzun gereklerini en güzel şekilde yerine getirdik.</p>

<p>Kim yaparsa yapsın, doğruya doğru, yanlışa yanlış demekten çekinmedik. Savaş uzadıkça yangının başka ülkelere de sirayet edebileceğine dikkat çektik. Çatışmaların 38. günü geride kalırken bölgemiz adına aynı endişeleri taşımaya maalesef devam ediyoruz. Artan riskler karşısında Cumhurbaşkanı olarak şahsım bir taraftan, bakan arkadaşlarımız diğer taraftan diplomatik temaslarımızı hızlandırdık. Silahların susması ve müzakereye alan açılması için eğer iğne ucu kadar şans varsa bunu değerlendirmenin samimi gayreti içindeyiz. Temennimiz bu hukuksuz, anlamsız, gayrimeşru ve tüm insanlık için son derece maliyetli savaşın bir an evvel sona ermesidir.</p>

<p><strong>“TÜRKİYE OLARAK BARIŞ İÇİN SESİMİZİ YÜKSELTMEYİ SÜRDÜRECEĞİZ”</strong></p>

<p>Dünyada barışın sesini yükseltmenin her zamankinden daha önemli hâle geldiği kritik günlerden geçiyoruz. Türkiye olarak barış için sesimizi yükseltmeyi sürdüreceğiz. Burada şunu da hatırlatmak istiyorum: Atalarımızın ifadesiyle gün olur, devran döner. Sırf siyasi ömürlerini uzatmak uğruna bugün barışı dinamitleyenler yarın kendilerinin de barışa, adalete, hukuka ihtiyaç duyacaklarını akıllarından çıkarmasın. Tarih bunun sayısız örnekleriyle doludur. İşte en son Hitler bir türlü dizginleyemediği ihtiraslarının kurbanı olmuş, hem kendine hem halkına hem de dünyaya büyük acılar yaşatmıştır. Bugün Hitler'in izinden gidenler sadece insanlığa karşı değil, kendi vatandaşlarına karşı da Hitler rolünü oynamaktadır. Uluslararası toplumun artık bu gidişe bir ‘dur’ demesinin vakti gelmiştir. Biz kendi insanımızla ve kardeşlerimizle bölgedeki tüm halklar için barış istemeye, barış için çabalamaya inşallah devam edeceğiz.</p>

<p><strong>“86 MİLYON OLARAK HEP BERABER BÜYÜK BİR AİLEYİZ”</strong></p>

<p>Gerek dünyanın gidişatı gerekse bölgemizdeki gelişmeler, ülkemizde iç cephemizi tahkim etmek, huzur, güvenlik ve kardeşliği güçlendirmek amacıyla başlattığımız Terörsüz Türkiye sürecinin önemini göstermiştir. Başarısı için üzerine titrediğimiz süreç 17 aylık zaman diliminde hamdolsun birçok kritik eşiği aşmış, direnç testlerinden güçlenerek çıkmıştır. Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuz uzlaşı ruhuyla kaleme aldığı ve onayladığı nihai raporuyla sürece ufuk çizmiştir. Siyaset kurumunda sürecin sağduyuyla ve uzlaşı temelinde yürütülmesi noktasında genel bir mutabakat oluşmuştur. Bu anlayış birliğini sürecin müteakip aşamalarının sağlıklı bir zeminde iletilmesi bakımından çok kıymetli buluyoruz. Her ne kadar bölgemizdeki çatışma atmosferi ülkenin, milletin ve siyasetin gündemini kaplıyor olsa da raporun çizdiği perspektif çerçevesinde süreçle ilgili çalışmaların ivme kazanmasında fayda olduğu kanaatindeyiz.</p>

<p>Özellikle bölgemizin yeniden dizayn edilmeye çalışıldığı, Türkler, Kürtler, Araplar ve Farsların arasına yeni duvarlar örülmek istendiği bu dönemde oynanan oyunları ancak Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge vizyonunun temsil ettiği değerlerle etkisiz hâle getirebiliriz. Siyasi parti gruplarının da meseleye bu zaviyeden yaklaşmaları, küçük hesapların peşine takılmak yerine ülkeye ve millete karşı sorumluluk bilinciyle davranmaları en samimi temennimizdir. Bu hassas günlerde söz söyleyen herkesin dikkatli olması gerektiğinin, bu ülkede kardeşliği perçinleyen, birlik ve beraberliğimizi güçlendiren, sürecin yükünü azaltan yapıcı bir üslupla hareket etmesi gerektiğinin altını tekrar önemle çizmek istiyorum. İktidar ve ittifak olarak biz, omuzlarımızdaki sorumluluğun idraki içinde, büyük devlet vizyonumuza yakışır biçimde süreci titizlikle yönetiyoruz.</p>

<p>Şunu hiçbir vatandaşımız unutmamalıdır: Bizler, Türk’üyle, Kürt’üyle, Arap’ıyla, Laz’ıyla, Alevi’si ve Sünni’siyle 86 milyon olarak hep beraber büyük bir aileyiz.</p>

<p>Hepimiz tarihin en zor zamanlarında acıları birlikte göğüslemiş, birlikte beka mücadelesi vermiş, kanları birbirine karışmış bir milletin evlatlarıyız. Bilhassa içinde bulunduğumuz günlerde birlik ve beraberliğimizi ne kadar sağlam tutarsak, geleceğimize o derece güvenle bakabiliriz ama iç kalemizin duvarlarında bir gedik açılmasına müsaade edersek, başka ülkelerin yaşadığı sıkıntılarla Allah korusun biz de karşılaşırız. Rabb'im, milletçe dayanışmamızı muhafaza eylesin. Ülkemizi ve milletimizi her türlü fitneden korusun diyorum. Diliyor ve umuyoruz ki, sürecin sonunda kazanan tüm Türkiye olsun, barut kokusuna boğulmuş bölgemiz olsun, tüm kardeş halkları olsun.</p>

<p>Bu düşüncelerle sizlere veda etmeden önce, 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası vesilesiyle erken teşhisin önemine dikkat çekmek istiyorum. Biliyorsunuz dünyada pek az örneği olan bir uygulamayla ülkemizde kanser taramalarını tamamen ücretsiz gerçekleştiriyoruz. Bu kapsamda son bir yılda 7 milyon 700 bin vatandaşımıza ücretsiz kanser taraması yapıldı. Erken evrede kanser teşhisi konulan vatandaşlarımızın tedavilerine vakit kaybetmeksizin başlandı. Erken tanı sayesinde 28 bin vatandaşımız cerrahi müdahaleye ihtiyaç duyulmadan hamdolsun, sağlına tekrar kavuştu. Özellikle risk grubundaki vatandaşlarımızdan kanser taraması yaptırmayı ihmal etmemelerini kendilerinden rica ediyoruz.”<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/164518/-enerji-arz-guvenligi-tedariki-ve-depolama-noktasinda-bir-sorunumuz-yok-">https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/164518/-enerji-arz-guvenligi-tedariki-ve-depolama-noktasinda-bir-sorunumuz-yok-</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-en-guclu-kitle-imha-silahi-cehalettir-panzehiri-ilimdir-3153</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 20:52:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Dr. İhsan Ünlü: En güçlü kitle imha silahı cehalettir, panzehiri ilimdir</h1>
                        <h2>Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) tarafından düzenlenen 4. Uluslararası Alevilik ve Bektaşilik Çalışmaları Bilim Ödülleri programında konuşan Diyanet İşleri Başkanlığı Müşaviri Dr. İhsan Ünlü, cehaletin toplumlar üzerindeki yıkıcı etkisine dikkat çekerek ilim ve irfanın önemini vurguladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/dr-ihsan-unlu-en-guclu-kitle-imha-silahi-cehalettir-panzehiri-ilimdir-1775498929.webp">
                        <figcaption>Dr. İhsan Ünlü: En güçlü kitle imha silahı cehalettir, panzehiri ilimdir</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF)</strong> tarafından düzenlenen 4. Uluslararası Alevilik ve Bektaşilik Çalışmaları Bilim Ödülleri programında konuşan Diyanet İşleri Başkanlığı Müşaviri Dr. İhsan Ünlü, cehaletin toplumlar üzerindeki yıkıcı etkisine dikkat çekerek ilim ve irfanın önemini vurguladı.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/660621502_27382077374713869_184213710521622523_n.jpg" style="height:533px; width:800px" /></p>

<p>Programda ödül de alan Dr. İhsan Ünlü, konuşmasına emeği geçenlere teşekkür ederek başladı. Ödülü, ömrünü hakka ve hakikate adamış merhum babasına ithaf ettiğini belirten Ünlü, Hacı Bektaş Veli’nin <em><strong>“İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır”</strong></em> sözünü hatırlatarak bilimsel çalışmaların ve bilim insanlarının desteklenmesinin önemine işaret etti.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/666863188_27382077831380490_8964150097374227561_n.jpg" style="height:533px; width:800px" /></p>

<p><em><strong>Dr. Ünlü, konuşmasında şu değerlendirmelerde bulundu:</strong></em></p>

<p><em>“En güçlü kitle imha silahı nedir diye sorsam akla askeri silahlar gelebilir. Ancak insanlık tarihi göstermiştir ki en güçlü kitle imha silahı cehalettir. Panzehiri ise ilimdir, irfandır, kısaca eğitimdir. Cehalet sessiz bir yıkımdır; sirenler çalmaz, dumanlar yükselmez ama akıl körelir, vicdan susar ve insan insanlıktan uzaklaşır.”</em></p>

<p>Hz. Ali’nin <strong>“Kişi bilmediğinin düşmanıdır”</strong><em> </em>sözünü anımsatan Ünlü, ilmin evrenselliğine ve aydınlatıcılığına vurgu yaptı. Âşık Daimi’nin dizelerini örnek göstererek, Sünni-Alevi ayrımının ötesinde ilim ve irfanın herkes için gerekli olduğunu belirtti:</p>

<p><em>“Göremiyor isem gerçek varlığı &nbsp;<br />
Sünniyisem Aleviysem ne çıkar… &nbsp;<br />
Gelmedikçe cehaletten beriye &nbsp;<br />
Sünniyisem Aleviysem ne çıkar”</em></p>

<p>Dr. İhsan Ünlü, kendi akademik yolculuğuna da değinerek,<strong> “İlmin yaşı yoktur”</strong> diyerek doktora çalışmalarını tamamladıklarını ve tez sürecinde ortak inanç noktalarını gördüklerini ifade etti.</p>

<p><strong><em>“Yaşanan son hadiseler göstermiştir ki bugün ayrılıkları kaşıma zamanı değil, ortak noktalara vurgu yapma zamanıdır. Birbirimizi ötekileştirecek söylemler yerine farklılıklarımıza saygı duyarak, empatiyle ve kardeşçe yaşama vaktidir”</em></strong> diyen Ünlü, aynı coğrafyada kader birliği yapan toplumların ayrıntılarda takılıp birbirine sırt çevirmesinin hain güçlerin ekmeğine yağ süreceğini belirtti.</p>

<p>Konuşmasının sonunda Dr. Ünlü, bu tür bilimsel organizasyonların artırılmasının birlik ve beraberlik için önemli olduğunu vurgulayarak, programın hayırlara vesile olmasını diledi.</p>

<p>Dr. İhsan Ünlü'nün konuşmasının tam metni şöyle:<br />
&nbsp;</p>

<p>Bugün burada bu güzide topluluk huzurunda olmaktan dolayı son derece bahtiyar olduğumu ifade etmek isterim.<br />
Bu güzel organizasyonda emeği geçen AVF yönetimine, ekibine ve emeği geçen herkese teşekkür ederim.<br />
Bana bu anlamlı ödülü layık gören bilim kuruluna şükranlarımı sunuyorum.<br />
Bu ödülü, ömrünü hakka ve hakikate adamış hak aşığı merhum babama ithaf etmek istiyorum. Yetişmemizde, bu günlere gelmemizde büyük emeği olan rahmetlinin ve tüm geçmişlerimizin ruhu şad olsun.&nbsp;<br />
<br />
En güçlü kitle imha silahı nedir? Diye sorsam, sanırım herkesten askeri terminolojide kullanılan farklı silah isimleri gelecektir.<br />
Ancak insanlık tarihi de göstermiştir ki en güçlü kitle imha silahı; cehalettir.<br />
<br />
Panzehiri ise ilimdir, irfandır, kısaca eğitimdir.<br />
<br />
Bazı yıkımlar sessiz olur. Ne sirenler çalar, ne dumanlar yükselir. Ama o sessiz ve karanlık ortamda akıl körelir, vicdan susar, insan insanlıktan uzaklaşır. İşte cehalet, böyle bir yıkımdır. Ne sınır tanır, ne zaman bilir. Sessiz gelir, ama toplumları ayırt etmeden topyekûn çökertir.<br />
<br />
Bugün burada icra edilen tam da bu noktada Hünkâr Hacı Bektaş Velinin “ilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır” gerçeğinden hareketle, bilimsel çalışmaları ayağa kaldırmak ve bilim insanlarını yüreklendirmektir.&nbsp;<br />
Burada ödül alan aslında bilimin kendisidir.<br />
Çünkü bizim inancımıza ve kültürümüze göre, bilenlerle bilmeyenler bir olmadığı gibi, ilim Çin gibi en uzak mesafede bile olsa bulup alınması gereken bir değerdir.<br />
<br />
İlmin kapısı ve hikmet evinin reisi Hz. Ali’nin, “kişi bilmediğinin düşmanıdır” sözünden hareketle bilimin aydınlatıcılığı yanında evrenselliği söz konusudur.<br />
Âşık Daimi’nin dediği gibi bu ilim ve irfan her eve, herkese lazımdır.<br />
Âşık Davut Sulari’nin çırağı olan Âşık Daimi şöyle ifade ediyor bu gerçeği;<br />
“Göremiyor isem gerçek varlığı<br />
Sünniyisem Aleviysem ne çıkar<br />
Sanat edindiysem sahtekârlığı<br />
Sünniyisem Aleviysem ne çıkar</p>

<p>İnsanlık giderken hep ileriye<br />
Bizler inadına kaldık geriye<br />
Gelmedikçe cehaletten beriye<br />
Sünniyisem Aleviysem ne çıkar</p>

<p>Kemaletim, hidayetim olmazsa<br />
Marifet suyundan kabım dolmazsa<br />
Benden insanlığa eser kalmazsa<br />
Sünniyisem Aleviysem ne çıkar”<br />
Biz de bu gerçekten hareketle; karanlığa sövmektense bir mum da biz yakalım diye düşündük.&nbsp;<br />
Ve yine, ilmin yaşı yoktur diyerek yaşımıza başımıza aldırmadan doktora yolunda çalışmalara başladık.<br />
Uzun uğraşların sonunda hamdolsun zorlu süreci tamamlayarak tezimizi ortaya koyduk.<br />
<br />
Sonunda şunu gördük ki, bazı yorum farkları olsa da aynı Allah’a ve Kitaba inanıyoruz, aynı peygambere tabiyiz, aynı kıbleye yöneliyoruz ve hepimiz Ehl-i Beyt sevdalısıyız.</p>

<p>Yaşanan şu son hadiseler de göstermiştir ki, bugün ayrılıkları konuşma ve kaşıma zamanı değil; ortak noktalara vurgu yapma zamanıdır.<br />
<br />
Birbirimizi ötekileştirecek söylemler yerine farklılıklarımıza saygı duyarak, empati yapma ve birlikte kardeşçe yaşama vaktidir.<br />
Aynı coğrafyada kader birliği yapanların, ayrıntı konulara takılarak birbirine sırt çevirmesi hain güçlerin ekmeğine yağ sürmekten başka bir işe yaramaz.<br />
<br />
Bu oyunları boşa çıkarmanın yolu, bu tür bilimsel faaliyetleri ve organizasyonları artırmaktan geçer.<br />
Ben bu vesileyle, tekrar bu güzel organizasyonda emeği geçen herkesi tebrik ediyor, programın hayırlara vesile olmasını diliyorum.</p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/avf-4-uluslararasi-alevilik-ve-bektasilik-calismalari-bilim-odulleri-verildi-3152</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 22:56:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>AVF, 4. Uluslararası Alevilik ve Bektaşilik Çalışmaları Bilim Ödülleri verildi</h1>
                        <h2>Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) tarafından dört yıldır düzenlenen Uluslararası Alevilik ve Bektaşilik Çalışmaları Bilim Ödülleri İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nde sahiplerini buldu.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/avf-4-uluslararasi-alevilik-ve-bektasilik-calismalari-bilim-odulleri-verildi-1775419689.webp">
                        <figcaption>AVF, 4. Uluslararası Alevilik ve Bektaşilik Çalışmaları Bilim Ödülleri verildi</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) tarafından düzenlenen 4. Uluslararası Alevilik ve Bektaşilik Çalışmaları Bilim Ödülleri töreni, İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nde akademi çevrelerinin ve kanaat önderlerinin katılımı ile yapıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilik ve Bektaşilik alanına bilimsel katkı sunan araştırmacılar ödüllerini alırken Alevilik Bektaşilik alanında öncülük eden isimlere de onur ve özel ödülleri verildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ÖDÜLLER VE KAZANANLARIN İSİMLERİ ŞÖYLE:</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">MAKALE – 3.lük Ödülleri</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hatice Çifçi, Makale alanında 3.lük ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">Doç. Dr. Aziz Altı, Makale alanında 3.lük ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">YÜKSEK LİSANS – 3.lük Ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">İpek Acar Yıldız, Yüksek Lisans alanında 3.lük ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">DOKTORA – 3.lük Ödülleri</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dr. Emel Şimşek, Doktora alanında 3.lük ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dr. İhsan Ünlü, Doktora alanında 3.lük ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">MAKALE – 2.lik Ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ufuk Ali Kaftanlı, Makale alanında 2.lik ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">YÜKSEK LİSANS – 2.lik Ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tuna Taştekin, Yüksek Lisans alanında 2.lik ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">DOKTORA – 2.lik Ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dr. Ali Tanrıverdi, Doktora alanında 2.lik ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">MAKALE – 1.lik Ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">Prof. Dr. Fikret Yılmaz, Makale alanında 1.lik ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">YÜKSEK LİSANS – 1.lik Ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sevilay Yavuzer, Yüksek Lisans alanında 1.lik ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">DOKTORA – 1.lik Ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dr. Daria Zhigulskaya, Doktora alanında 1.lik ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">AVF Özel Ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tören’de ayrıca, İran, Erdebil Muhakkık Üniversitesi’nden Doç. Dr. Seccad Hüseyni’ye, “<em><strong>Hatai Dîvânı’nın Şah İsmail’e atfının geçerliliğinin Gérard Genette’in paratekst kuramı çerçevesinde değerlendirilmesi</strong></em>” başlıklı çalışması için “<strong><em>Özel Ödül</em></strong>” verildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bilim İnsanı Onur Ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">Prof. Dr. Niyazi Öktem, Bilim İnsanı Onur Ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yol’a Hizmet Onur Ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tacım Bakır Dede, Yol’a Hizmet Onur Ödülü</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/gaziosmanpasada-cemevi-sorununu-cem-vakfi-cozecek-3151</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 01:00:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Gaziosmanpaşa’da cemevi sorununu Cem Vakfı çözecek</h1>
                        <h2>Gaziosmanpaşa Belediye Başkan Vekili Eray Karadeniz, İstanbul Milletvekili Süleyman Soylu ve AK Parti Gaziosmanpaşa İlçe Başkanı İsmail Ergüneş’i Cem Vakfı yöneticileri ile buluşturduğu önemli bir toplantıya ev sahipliği yaptı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/gaziosmanpasada-cemevi-sorununu-cem-vakfi-cozecek-1775254028.webp">
                        <figcaption>Gaziosmanpaşa’da cemevi sorununu Cem Vakfı çözecek</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#f8f8f8">Cem Vakfı yöneticilerinin Gaziosmanpaşa Belediye Başkan Vekili Eray Karadeniz’in ev sahipliğinde gerçekleşen toplantıda AK Parti temsilcilerine ilçedeki cemevi ihtiyacını aktardıkları öğrenildi.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#f8f8f8">Cem Vakfı Genel Başkanı Ahmet Rasim Tükek başta olmak üzere</span>, Başkan Yardımcısı Ertuğrul Arslan, Genel Müdür Süleyman Kılıç, Gaziosmanpaşa Şube Başkanı Şahin Çolak ve Şube Başkan Yardımcısı Orhan Çolak’ın da yer aldığı görüşmede, toplumsal dayanışma, yerel yönetim iş birlikleri ve kültürel çalışmalar üzerine değerlendirmelerde bulunuldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gerçekleşen toplantının verimli geçtiğini belirten Gaziosmanpaşa Belediye Başkan Vekili Eray Karadeniz, ilçede birlik ve beraberliği güçlendirecek projeler üzerinde istişarelerin sürdüğünü ifade etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Katılımcılar, ortak akıl ve iş birliğiyle Gaziosmanpaşa’da önemli çalışmalara imza atılması konusunda görüş birliğine vardı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem Vakfı’ın yapılan açıklamada ise şu ifadelere yer verildi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong><span style="background-color:white">Gaziosmanpaşa’da yaşayan Alevi canlarımızın ihtiyaçları doğrultusunda cemevi yer tahsisi konusu ele alınmış; yapılan görüşmeler neticesinde yer tahsisi konusunda prensipte mutabakata varılmıştır.</span></strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong><span style="background-color:white">Cemevlerimizin toplum içerisindeki yeri ve önemi doğrultusunda, bu yöndeki çalışmalarımız kararlılıkla devam edecektir.</span></strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong><span style="background-color:white">Nazik ev sahiplikleri ve yapıcı yaklaşımları dolayısıyla görüşmeye katılan tüm yetkililere teşekkür ederiz.</span></strong></em>”</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-ingilterenin-oyunu-natonun-olumu-ve-abdnin-tasfiye-sureci-3150</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 09:11:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Bora Özizmirli: İngiltere’nin oyunu, NATO’nun ölümü ve ABD'nin tasfiye süreci</h1>
                        <h2>Analist Bora Özizmirli, makalesinde NATO’nun fiilen ölme sürecine girdiği ve bunu NATO’nun en yetkin üyesi İngiltere’nin başlattığını vurguladı. Özizmirli, İngiltere’nin ABD’den hem Monroe Doktrini’nin hem de 1956 Süveyş Kanalı Krizi’nin hesabını sorduğunu öne sürdü.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/bora-ozizmirli-ingilterenin-oyunu-natonun-olumu-ve-abdnin-tasfiye-sureci-1775197542.webp">
                        <figcaption>Bora Özizmirli: İngiltere’nin oyunu, NATO’nun ölümü ve ABD'nin tasfiye süreci</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Analist Bora Özizmirli, makalesinde&nbsp;<strong>NATO’nun fiilen ölme</strong> sürecine girdiği ve bunu NATO’nun en yetkin üyesi <strong>İngiltere’nin </strong>başlattığı vurguladı. Özizmirli, İngiltere’nin ABD’den hem Monroe Doktrini’nin hem de<strong> 1956 Süveyş Kanalı Krizi’nin</strong> hesabını sorduğunu öne sürdü.<br />
<br />
Bu süreçte İngiltere, Almanya, Avusturya ve İsviçre gibi önemli Avrupa ülkelerini de yanına alarak <strong>ABD’ye karşı diplomatik</strong> ve askeri bir cephe oluşturdu; hava sahalarının ABD’ye kapatılmasıyla Washington <strong>“çıplak” </strong>bırakıldı.<br />
<br />
Özizmirli'ye göre, <strong>ne Biden’ın ne de Trump’ın </strong>politikaları ABD'nin bu düşüşü durdurabildi.<br />
<br />
NATO ve ABD-İngiltere arasındaki derinleşen çatlaklar, <strong>Türkiye </strong>açısından önemli bir fırsat penceresi açıyor. Özizmirli, Türkiye’nin kendi bağımsız eksenini kurma ve<strong> “kendi hikayesini yazma” </strong>imkânı doğduğunu ifade etti.<br />
<br />
<br />
<br />
<strong>Bora Özizmirli makalesinin tam metni şöyle:</strong><br />
<br />
Bizim <strong>sol cenahta </strong>hâlen hastalık derecesinde bir ideolojik bakış hâkim. Her dış gelişmeyi öncelikle ideolojik bir çerçevede yorumlama eğilimindeler. Oysa devletler arası ilişkilerde asıl belirleyici olan ideoloji değil, milli çıkarlardır.</p>

<p>Tarih bunun en açık örnekleriyle doludur. Eğer ideoloji belirleyici olsaydı, zıt ideolojilerin temsilcileri olan <strong>ABD ile SSCB</strong> İkinci Dünya Savaşı’nda asla ittifak kuramazdı. Aynı şekilde, aynı ideolojiyi paylaştıkları halde SSCB ile Macaristan, Çekoslovakya arasındaki gerilimler ya da Mao dönemi <strong>Çin-Sovyet</strong> çatışması yaşanmazdı.</p>

<p>Bugün yaşanan çatışma ve gerilimlerde de durum farklı değildir. İdeoloji yine arka plandadır. Asıl mesele güç ve çıkardır.</p>

<p>Bu bağlamda son dönemde dikkat çeken en önemli gelişme, <strong>NATO’nun fiilen </strong>ölme sürecine girmesidir. Üstelik bunu NATO’nun kendi içinde ve en yetkin üyesi olan İngiltere gerçekleştirmiştir. Yakın zamanda İngiltere meselesi kamuoyunda daha geniş şekilde tartışılacaktır.</p>

<p>İngiltere, ABD’den hem Monroe Doktrini’nin hem de <strong>1956 Süveyş Kanalı Krizi’nin</strong> hesabını öyle bir biçimde sormuştur ki, ABD’nin ne itibarı ne de prestiji kalmıştır. Sadece kendisi değil; İngiltere, <strong>Almanya, </strong>Avusturya, İsviçre gibi önemli Avrupa ülkelerini de sıraya dizerek, hava sahalarını ABD’ye kapattırmış ve Washington’ı diplomatik ve askeri anlamda “<strong>çıplak”</strong> bırakmıştır. Son dönemde İngiliz medyasındaki ABD karşıtı söylem ve haberlerin belirgin şekilde artması da bu sürecin bir yansımasıdır.</p>

<p>İngiltere’nin İkinci Dünya Savaşı sonrası zaten zayıflamış olan dünya hâkimiyeti, asıl olarak<strong> 1956 Süveyş Kanalı Krizi’yle</strong> kırılmıştır. O dönemde<strong> İngiltere ve Fransa</strong>, Süveyş Kanalı’na askeri müdahale kararı almış, ancak ABD onları yalnız bırakarak İngiltere’nin büyük bir yenilgi almasına yol açmıştı.</p>

<p>Şimdi benzer bir senaryo tersine dönmüş durumda.<strong> İran</strong> meselesinde yalnız kalan taraf ABD’dir. Bu andan itibaren <strong>ABD’nin</strong> hep geriye gideceğini söylemek yanlış olmaz. Ne Biden’ın yöntemleri ne de Trump’ın yaklaşımı bu düşüşü durdurabilmiştir.</p>

<p>Elbette yukarıdaki analiz bir İngiliz propagandası değildir. Yaşanan olguları doğru tahlil ettiğimizde, içinde bulunduğumuz riskleri ve fırsatları daha net görebiliriz. Bu süreç, <strong>İngiliz devlet aklının</strong> hâlâ boş bir akıl olmadığını bir kez daha göstermiştir.</p>

<p>Diğer yandan, <strong>NATO ve ABD-İngiltere</strong> arasındaki derinleşen çatlaklar, Türkiye açısından önemli bir fırsat penceresi açmaktadır. Kendi hikayemizi yazma ve bağımsız bir eksen kurma imkânı doğmaktadır. <strong>Türk Devletleri Teşkilatı’nı </strong>güçlendirmek, Afrika’da etkin stratejiler geliştirmek ve <strong>Balkanlar’da</strong> daha aktif olmak bu yeni dönemde büyük kazanımlar sağlayabilir. Bu jeopolitik dönüşüm, beraberinde yeni fırsatları da getirmektedir.</p>

<p>Ancak bu fırsatlar varken, Türkiye’nin kendi <strong>eksenini </strong>kurmasını istemeyen güç odakları da harekete geçecektir. Afrika’da, Balkanlar’da ve Türk coğrafyasında <strong>Türkiye’nin varlığın</strong>ı istemeyen çevreler olacaktır. Bunlar, Türkiye’yi kendi bağımsız hattı yerine başka ülkelerin eksenine çekmeye çalışacaktır. Bu tür girişimlere karşı uyanık olmak, milli çıkarlarımızı her şeyin üstünde tutmak zorundayız.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ismet-abbasoglu-aleviligi-siyonizm-ve-cikar-odakli-yapilara-karsi-koruyacagiz-3149</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 07:59:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>İsmet Abbasoğlu: Aleviliği Siyonizm ve çıkar odaklı yapılara karşı koruyacağız</h1>
                        <h2>Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Başkanı İsmet Abbasoğlu, derneğin kuruluş amacı ve mücadele kararlılığına ilişkin önemli bir açıklama yaptı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/ismet-abbasoglu-aleviligi-siyonizm-ve-cikar-odakli-yapilara-karsi-koruyacagiz-1775193220.webp">
                        <figcaption>İsmet Abbasoğlu: Aleviliği Siyonizm ve çıkar odaklı yapılara karşı koruyacağız</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Başkanı <strong>İsmet Abbasoğlu,</strong> derneğin kuruluş amacı ve mücadele kararlılığına ilişkin önemli bir açıklama yaptı.</p>

<p>Abbasoğlu açıklamasında, derneğin Avrupa’da ortaya çıkan ve <strong>Aleviliği</strong> kendi özünden uzaklaştırmaya yönelik, Siyonizm’in dizayn ettiği yaklaşımlara karşı durmak ve Alevi inancının tarihsel ile kültürel değerlerini korumak amacıyla kurulduğunu belirtti.</p>

<p>“Bu doğrultuda yaklaşık 10 yıldır kararlılıkla mücadelemizi sürdürmekteyiz ve sürdürmeye devam edeceğiz” diyen Abbasoğlu, Aleviliğin binlerce yıllık Anadolu irfanının bir parçası olduğunu vurguladı. Ahmet Yesevi ile başlayan ve Hacı Bektaş Veli ile Anadolu’da şekillenen bu inancın köklü bir geçmişe sahip olduğunu ve varlığını sürdüreceğini ifade etti.</p>

<p>Derneğin hiçbir siyasi parti ya da oluşum tarafından kurulmadığını kaydeden Abbasoğlu, kurucu başkanlar ve inancına bağlı yol erenleriyle tamamen bağımsız bir şekilde yola çıktıklarını dile getirdi. Bu nedenle düşüncelerini özgürce ifade etmeyi temel ilke olarak benimsediklerini aktardı.</p>

<p><strong>Açıklamada şu ifadelere yer verildi:</strong></p>

<p>"Avrupa Alevi Düşünce Derneği’nin kuruluş amacı; Avrupa’da ortaya çıkan ve Aleviliği kendi özünden uzaklaştırmaya yönelik siyonizimin dizayn ettiği yaklaşımlara karşı durmak, Alevi inancının tarihsel ve kültürel değerlerini korumaktır. Bu doğrultuda yaklaşık 10 yıldır kararlılıkla mücadelemizi sürdürmekteyiz ve sürdürmeye devam edeceğiz.</p>

<p>Alevilik, binlerce yıllık Anadolu irfanının bir parçasıdır. Ahmet Yesevi ile başlayan ve Hacı Bektaş Veli ile Anadolu’da şekillenen bu inanç, köklü bir geçmişe sahiptir ve varlığını sürdürmeye devam edecektir. Hiçbir kişi ya da yapı bu inancı ortadan kaldıramaz.</p>

<p>Derneğimiz, hiçbir siyasi parti ya da oluşum tarafından kurulmamıştır. Kurucu başkanlarımız ve inancına bağlı yol erenleriyle birlikte tamamen bağımsız bir şekilde yola çıkılmıştır. Bu nedenle düşüncelerimizi özgürce ifade etmeyi temel ilke olarak benimsiyoruz.</p>

<p>Aleviliğin siyasallaştırılmasına, değiştirilmesine veya herhangi bir yapının, örgütün, Parti'nin ve özellikle Siyonizmin arka bahçesi haline getirilmesine karşıyız. İnancın, bireysel veya kurumsal çıkarlar için kullanılmasını doğru bulmuyoruz.</p>

<p>Bizler her daim Hak, Muhammed, Ali yolunda yürümeye devam edeceğiz. Aleviliği kendi menfaatleri doğrultusunda kullanmaya çalışan anlayışlara karşı duruşumuzu sürdüreceğiz.</p>

<p>Avrupa’da faaliyet gösteren derneğimiz, yeni şubeleriyle birlikte, Avrupa'da varlığını sürdüren ve arkasında ki kötülüğün ve siyonizm desteği ile aleviligin inanç sömürüsüne, yozlaşmaya ve Aleviliğin özünden uzaklaştırılmasi için kurulan konfederasyona karşı mücadelesini kararlılıkla devam ettirecektir.</p>

<p>Aleviliği maddi ya da manevi çıkar aracı haline getiren kişi ve kurumlara karşı her zaman ilkeli ve dik bir duruş sergilemeye devam edeceğiz.</p>

<p>İsmet Abbasoğlu<br />
Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Başkanı<br />
Fransa Bordeaux Cemevi Başkanı</p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozkandan-her-yer-cemevi-doldu-diyenlere-sert-tepki-3148</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 23:05:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ali Rıza Özkan’dan “her yer cemevi doldu” diyenlere sert tepki!</h1>
                        <h2>Alevihaberler.com.tr haber sitesi genel yayın yönetmeni Ali Rıza Özkan, Şah TV’de katıldığı yayında Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın mevcut yapısına ve kurum içindeki skandal söylemlere dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. Mustafa Fırat’ın sorularını yanıtlayan Özkan, kurumun kuruluş amacından saptığına ve liyakatsiz ellerde işlevsizleştiğine dikkat çekerek, “Biri omurga problemi yaşıyor, öbürünün Muaviye aşkı var, öbürü diyor ki, “Cemevi doldu”, öbürü “Alevilik 5-6 seneye kalmaz” diyor. Nereye düştük biz canlar? Bizi izleyen Aleviler, dedeler; nereye düştük?” ifadelerini kullandı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/ali-riza-ozkandan-her-yer-cemevi-doldu-diyenlere-sert-tepki-1775160779.webp">
                        <figcaption>Ali Rıza Özkan’dan “her yer cemevi doldu” diyenlere sert tepki!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Alevihaberler.com.tr haber sitesi genel yayın yönetmeni Ali Rıza Özkan, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı bünyesinde yükselen “<em><strong>cemevi sayısı çok fazla</strong></em>” söylemlerine adeta ateş püskürdü. </span></p>

<p><span style="color:#000000">ŞAH TV’de Mustafa Fırat’ın sorularını yanıtlayan Özkan, mevcut rakamların ihtiyacın sadece %1’ine tekabül ettiğini belirterek, kurumsal liyakatsizliğe dikkat çekti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ÖZKAN: RAHATSIZ OLAN O KOLTUĞU TERK ETSİN!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Özkan, kurum içerisinden kendisine ulaşan “<em><strong>Her taraf cemevi doldu</strong></em>” şeklindeki şikayetleri “<strong><em>akıl tutulması</em></strong>” olarak nitelendirdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Topluma hizmet etmekle yükümlü bir kurumun, temel ihtiyaç olan ibadethanelerin varlığından rahatsızlık duymasını sert bir dille eleştiren Özkan şöyle konuştu:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Arkadaş, her taraf cemevi dolduysa senin o makamda ne işin var? Eğer bu sayıdan şikayet ediyorsanız yanlış yerdesiniz, gidin kendinize başka iş arayın! Burası bir hizmet makamıdır, Alevi toplumunun hizmetkarı olmak zorundasınız.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>CEMEVİ SAYISI İHTİYACIN ÇOK GERİSİNDE</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’deki cemevi sayılarına ilişkin güncel verileri paylaşan Özkan, durumun iddia edilenen aksine yetersiz olduğunu vurguladı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Şu an Türkiye’de yaklaşık 2200 cemevi var; ancak bunların büyük bir kısmı kışın kapalı olan köy cemevleri. Aktif hizmet veren sayı ise 1200-1300 civarında. Türkiye’de 90 milyon insana 90 bin cami düşerken, oransal olarak baktığımızda en az 10-15 bin cemevine ihtiyaç var. Mevcut sayı, olması gerekenin %1’i bile değil.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KURUM İÇİNDEN SKANDAL İFADELER: 5 SENEYE ALEVİLİK KALMAZ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Özkan, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı bünyesinde çalışan bazı yetkililerin Alevi toplumuna bakış açısını sert sözlerle eleştirdi. Kurum içinden kendisine ulaşan bilgileri paylaşan Özkan, “<em><strong>5 seneye Alevilik kalmaz</strong></em>” gibi ifadelerin kullanıldığını iddia etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>5 seneye kadar Alevilik kalmaz</strong></em>” diyen zihniyetin, kurumu içeriden işlevsizleştirdiğini savunan Özkan, şu yorumu yaptı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>5 seneye Alevilik kalmaz diyen arkadaşa söylüyorum; sen kalmazsın ama Alevilik 800 yıldır olduğu gibi kalır! Kendi cemevini kendisine yük gören, toplumun yok olacağını iddia eden bir anlayışın bu başkanlıkta yeri yoktur.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ÖZKAN: BU KURUM BİZİMDİR, SAHİP ÇIKACAĞIZ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ali Rıza Özkan, kurumun 2022 yılındaki kuruluşunu bir “<em><strong>devrim</strong></em>” olarak nitelediğini ve hâlâ bu adımın arkasında olduğunu hatırlatarak sözlerini şöyle tamamladı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Bu kurum 2022’de açıklandığı zaman gerçekten coşkuyla destekledik, “</em></strong><em>devrimdir</em><strong><em>” dedim, hala da arkasındayım. Cumhurbaşkanı’nı destekledim, Devlet Bahçeli’yi destekledim, bugün de destekliyorum... Burada bir müdahale gerektiği açık. Bu kurum bizim kurumumuz, devlet nasıl bizimse, bu kurum da bizim... Biz bu kurumu gözümüz gibi koruyoruz ve koruyacağız.</em></strong>”</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/3-oyla-kazanan-akd-baskani-muhalifleri-bicmeye-basladi-3147</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 17:00:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>3 oyla kazanan AKD başkanı muhalifleri biçmeye başladı!</h1>
                        <h2>Alevi Kültür Dernekleri olağanüstü genel kurulunda sadece 3 oyla kazanan Seher Şengünlü Yılmaz muhalif şubeleri görevden almaya başladı. İlk olarak Aydın Söke şubesini görevden alan Yılmaz ilçede büyük direnişle karşılaştı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/3-oyla-kazanan-akd-baskani-muhalifleri-bicmeye-basladi-1775138713.webp">
                        <figcaption>3 oyla kazanan AKD başkanı muhalifleri biçmeye başladı!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Alevi Kültür Dernekleri’nde usulsüz işlemleri ve başkanı olduğu derneğin dahi tabela derneği olduğu ortaya çıkan Seher Şengünlü Yılmaz, tabanın tepkisi ile gidilen olağanüstü genel kurulda 3 oy farkla seçimi kazanmıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir sonraki seçimi garanti altına almayı hedefleyen Seher Şengünlü Yılmaz, muhalif şubeleri görevden alarak, koltuğunu garanti altına almayı hedefliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İlk olarak Söke şubesini görevden alan Seher Şengünlü Yılmaz’ın burada başarılı olması halinde, diğer muhalif şubeleri de görevden alması bekleniyor.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">İLÇEDE İSYAN VAR!</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/657268796_1342543031229951_8758725232868982826_n.jpg" style="height:800px; width:637px" /></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Söke Alevi Kültür Derneği Başkanı Şevki Kaya’nın görevden alınması ilçede büyük tepkiye neden oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Genel Merkez tarafından yapılan açıklamada, Şevki Kaya’nın “<strong><em>genel ahlak ve Alevi edebine aykırı tutum ve davranışlar</em></strong>” içerisinde bulunduğu gerekçesiyle görevden alındığı belirtilmişti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İlçeye gelen yeni genel sekreter Mehmet Bozkurt’un üzerine yürüyen üyeler, haksız uygulamanın derhal geri çekilmesini istediler.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KAYA: SAVUNMA HAKKIM YOK SAYILDI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Karara ilişkin yazılı açıklama yapan Kaya, hakkında herhangi bir disiplin süreci işletilmediğini vurguladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Soruşturma açılmadığını, savunmasının alınmadığını ve kendisine ifade hakkı tanınmadığını belirten Kaya, bu durumun kabul edilemez olduğunu dile getirdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alınan kararın usule uygun olmadığını ifade eden Kaya, Alevi geleneğinde yargısız infaz anlayışının bulunmadığını söyledi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Her bireyin kendini ifade etme hakkı olduğunu belirten Kaya, bu hakkın yok sayılmasının hem hukuki hem de inançsal açıdan yanlış olduğunu ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ŞEVKİ KAYA’NIN AÇIKLAMASININ TAMAMI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">BASINA VE KAMUOYUNA</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ben, Aydın Söke Cemevi Başkanı Şevki Kaya olarak, Alevi Kültür Dernekleri Genel Merkezi tarafından 29 Mart 2026 tarihinde alınan bir kararla, herhangi bir disiplin süreci işletilmeden ve tarafıma savunma hakkı tanınmadan görevden alındığım tarafıma tebliğ edilmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Söz konusu karar, hem hukuki açıdan hem de yolumuzun temelini oluşturan adalet, rızalık ve hakkaniyet ilkeleri açısından kabul edilemez bir uygulamadır. Hakkımda herhangi bir disiplin soruşturması başlatılmadan, ifade alma süreci işletilmeden ve savunma hakkım tanınmadan alınan bu karar, açıkça usule ve hukuka aykırıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İnancımızda ve geleneğinde “yargısız infaz” yoktur. Her canın kendini ifade etme hakkı vardır. Bu temel ilkenin yok sayılması, yalnızca şahsıma değil, temsil ettiğimiz değerlere de zarar vermektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Adımın ve şahsıma yöneltilen mesnetsiz iddiaların sosyal medyada dolaşıma sokulması, kişilik haklarıma açık bir saldırı niteliğindedir. Bu nedenle hem hukuki haklarımı kullanacağımı hem de sürecin takipçisi olacağımı kamuoyuna saygıyla bildiririm.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu süreçte tek talebim; hukukun, adaletin ve Alevi erkânının gerektirdiği şekilde şeffaf, adil ve usule uygun bir değerlendirme yapılmasıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kamuoyunun bilgisine saygıyla sunarım.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şevki Kaya<br />
Aydın Söke Cemevi Başkanı</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dunyanin-en-alcak-en-serefsiz-kisisini-bulduk-3146</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 15:34:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Dünyanın en alçak, en şerefsiz kişisini bulduk!</h1>
                        <h2>Suriye Arap Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ahmet el-Şara’nın Berlin ziyaretini protesto mitingi düzenlemeyen Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu eleştirilerin odağında.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/dunyanin-en-alcak-en-serefsiz-kisisini-bulduk-1775135516.webp">
                        <figcaption>Dünyanın en alçak, en şerefsiz kişisini bulduk!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu Suriye Arap Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ahmet el-Şara’nın Berlin ziyaretini protesto mitingi düzenlemedi.</p>

<p>Genel olarak Şara’ya tepki gösterilerinin zayıf kaldığı Almanya’da, Şara’ya destek için yapılan mitinglere onbinlerce Suriyeli mültecinin katılması ise şaşkınlık yarattı.</p>

<p>Bu durum, AABF içinde kendisine bağlı bir hizip oluşturmak için uzun süredir çalışan eski genel başkan Turgut Öker’e tam aradığı fırsatı vermişti.</p>

<p>Göre yaptığı dönemde AABF içinde ABD patentli “<strong><em>Alisiz Alevilik</em></strong>” akımının yaygınlaşmasına yol veren Turgut Öker, zaten deprem bağışlarının akıbeti ile ilgili olarak başı dertte olan Hüseyin Mat’a salvo atmak için tereddüt etmedi.</p>

<p>Öker’e göre,</p>

<p>“<strong><em>Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’ndan tek bir yönetici bile bu katilin protesto eylemlerinde yer almamıştır.</em></strong>”</p>

<p>“<strong><em>Alevi toplumu, kişisel gelecek hesapları uğruna bilinçli olarak tavırsızlığa ve suskunluğa itilmiştir.</em></strong>”</p>

<p>“<strong><em>Bu zihniyeti temsil edenler bir gün bile daha görevde kalmamalıdır.</em></strong>”</p>

<p>“<em><strong>Gününü gün eden, maaşını alan, kişisel gelecek hesabı yapan bu yönetim anlayışı derhal değiştirilmelidir.</strong></em>”</p>

<p><strong>ÖZKAN: AABF ALMAN DEVLETİNİN KONTROLÜNDEDİR!</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/tg1.JPG" style="height:610px; width:540px" /></strong></p>

<p>Öker’in kendi sosyal medya hesabından yaptığı fırsatçı paylaşımının altında görüşlerini açıklayan alevihaberler.com.tr genel yayın yönetmeni Ali Rıza Özkan ise, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun iradesinin Alman devlet tarafından gasp edildiğine dikkati çeken şu yorumu yapmıştı:</p>

<p>“<em><strong>AABF, İsrail Filistin halkına soykırım yaparken, Alman İçişleri Bakanı talimatıyla Filistin'i kınayan ve İsrail'i destekleyen bildiriye imza attı. AABF'nin iradesi Alman devleti tarafından gasp edilmiştir. Bu gerçeği söylemeden, şimdiki yöneticileri suçlamak hedef saptırmaktır.</strong></em>”</p>

<p>Gerçekten de, sorunu “<strong><em>sokağa çıkıp çıkmamaya</em></strong>” indirgeyen Öker aslında Hüseyin Mat’a yüklenirken özenle Alman devletinin AABF üzerindeki rolünü gizliyordu!</p>

<p><strong>ÖKER KONTROLDEN ÇIKTI: ALÇAK, ŞEREFSİZ!</strong></p>

<p>Özkan’ın AABF’nin bağımsız tutum alamayacağı ve Alman devletinin kontrolü vurgusu ise eski başkan Turgut Öker’i çıldırtmaya yetti.</p>

<p>Öker, Özkan’ın yorumuna cevabı ibretlikti:</p>

<p>“<strong><em>Elinde öyle bir belge var olupta kamuoyu ile paylaşmayan kişiyi dünyanın en alçak,en şerefsiz kişisi olarak ilan ediyorum Ali Rıza Özkan.</em></strong>”</p>

<p>Halbuki, Alman devletinin AABF’yi kontrolünün neticesi olarak miting yapılmadığı vurgusu, hakikati ifade ettiği için ve Almanya’da Alevilerin Alman devletinin kontrolüne geçirilmesinde kendi sorumluluğunu da hatırlaması Turgut Öker’in okların kendisine de yöneleceği endişesine sebep olmuştu.</p>

<p><strong>İŞTE BELGELERİN KAYNAĞI: ALMAN DEVLETİ</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/T%C3%BCm%20Sayfa.JPG" style="height:800px; width:365px" /></strong></p>

<p>Alman devleti Filistinlilere yönelik katliamlara gözlerini kapayarak “<em><strong>anti-semitizm ile mücadele</strong></em>” kisvesi altında İsrail’i desteklemeyi “<strong><em>devlet politikası</em></strong>” yaptığı için, kendi belgelerini gizleme ihtiyacı duymuyor.</p>

<p>Daha doğrusu, Almanya’nın en çok satan gazetesi Bild, 16 Ekim 2023 tarihinde Berlin’de İçişleri Bakanı Faeser’in gizli bir “<strong><em>İslam Zirvesi</em></strong>” topladığını haber yapınca, İçişleri Bakanlığı’na bağlı olarak Müslüman kuruluşları denetleyen “<em><strong>Deutsche Islam Konferenz</strong></em>” (Alman İslam Konferansı) da kendi sitesine fotoğraflı bir bilgilendirme koymuştu.</p>

<p>Şuraya, kaynağımızın linkini de koyalım:&nbsp;<a href="https://www.deutsche-islam-konferenz.de/SharedDocs/Meldungen/DE/ImDialog/erklaerung-islamische-verbaende.html?nn=598134">https://www.deutsche-islam-konferenz.de/SharedDocs/Meldungen/DE/ImDialog/erklaerung-islamische-verbaende.html?nn=598134</a></p>

<p><strong>KAYNAK: ALMAN İSLAM KONFERANSI RESMİ SİTESİ</strong></p>

<p>“<em><strong>Deutsche Islam Konferenz</strong></em>” DIK, (Alman İslam Konferansı) doğrudan Alman İçişleri Bakanlığı’na bağlı ve Almanya’da faaliyet gösteren Müslüman STK’ları içinde barındırıyor.</p>

<p>Buraya katılım zorunlu değildir. Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu da kendi isteği ile DIK’in kuruluşundan bu yana üyesidir.</p>

<p>Alisiz Alevilik kara propagandası yapan bir kuruluşun nasıl olup da, Müslüman STK’lar ile birlikte aynı çatı altında bir organizasyon içerisinde yer aldığı sorusu bile, tek başına AABF’nin Alman devleti ile ilişkisindeki dengeyi açıklıyor.</p>

<p>Bild gazetesinde “<em><strong>gizli zirve</strong></em>” haberinin yapılmasının ardından, Alman İslam Koferansı resmi sitesinde, bizim haberimizde de kullandığımız fotoğrafla birlikte şu ifadelere yer verilmişti:</p>

<p>“<em><strong>17 Ekim 2023 tarihinde, Devlet Sekreteri Juliane Seifert ve Devlet Sekreteri Hans-Georg Engelke, Müslüman kuruluşların temsilcilerini Berlin’deki Federal İçişleri Bakanlığı’nda (BMI) bir toplantıya davet etti. Görüşmeler, Orta Doğu’daki güncel olayların Almanya’daki toplumsal birlikte yaşam ve güvenlik üzerindeki etkilerine odaklandı. Toplantı, kısa süreli belirlenmiş ve yerleşik görüşme formatlarına dayanarak düzenlendi. Görüş alışverişi açık ve yapıcı geçti. Katılan Müslüman dernekler ve topluluklar, burada yayınlanan bildiriyi ortaklaşa kaleme aldılar.</strong></em>”</p>

<p>Söz konusu “<em><strong>ortaklaşa kaleme alınan</strong></em>” bildiriye imza atanlar ise, şu Müslüman kuruluşlardı:</p>

<p>- Ahmadiyya Muslim Jamaat Deutschland K.d.ö.R. (AMJ)</p>

<p>- Alevitische Gemeinde Deutschland K.d.ö.R. (AABF)</p>

<p>- Bündnis Malikitische Gemeinde Deutschland&nbsp;e.V.&nbsp;(BMG)</p>

<p>- Islamische Gemeinschaft der Bosniaken in Deutschland – Zentralrat&nbsp;e.V.&nbsp;(IGBD)</p>

<p>- Islamrat für die Bundesrepublik Deutschland&nbsp;e.V.&nbsp;(IRD)</p>

<p>- Liberal-Islamischer Bund&nbsp;e.V.&nbsp;(LIB)</p>

<p>- MTO Shahmaghsoudi K.d.ö.R.</p>

<p>- Türkisch-Islamische Union der Anstalt für Religion&nbsp;e.V.&nbsp;(DITIB)</p>

<p>- Union der Islamisch-Albanischen Zentren in Deutschland&nbsp;e.V.&nbsp;(UIAZD)</p>

<p>- Verband der Islamischen Kulturzentren&nbsp;e.V.&nbsp;(VIKZ)</p>

<p>- Zentralrat der Marokkaner in Deutschland&nbsp;e.V.&nbsp;(ZRMD)</p>

<p><strong>İŞTE AABF’NİN İMZA ATTIĞI BİLDİRİ!</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/A%C3%A7%C4%B1klama.JPG" /></strong></p>

<p>İşte, AABF’nin de imza attığı Alman İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan bildirinin Türkçe çevirisi:</p>

<p>“<em><strong>Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’e düzenlediği terör saldırısı hepimizi derinden sarstı. Bu vahşeti en güçlü şekilde kınıyoruz.</strong></em></p>

<p><em><strong>Bu saldırı sonucunda aile üyelerini veya arkadaşlarını kaybedenler veya aile üyeleri veya arkadaşları rehin alınanlar için yas tutuyoruz. Onların derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz.</strong></em></p>

<p><em><strong>İsrail ve Filistin tarafında ve bölgede yaşayan tüm insanlar için daha fazla sivil kaybı ve acının önlenmesi gerekmektedir.</strong></em></p>

<p><em><strong>Almanya’da, toplumumuzda barış içinde bir arada yaşama sorumluluğumuz var. Bu hedefe hep birlikte bağlıyız.</strong></em></p>

<p><em><strong>Demokrasimizin temel bir özelliği, ifade özgürlüğü ve toplanma özgürlüğünün güvencesidir. Ancak, nefrete, kışkırtmaya ve şiddete teşvik söz konusu olduğunda bu haklar sınırlıdır. Antisemitizmin Almanya’da yeri yoktur. Bu ilke doğrultusunda diyaloğumuza devam edeceğiz.</strong></em>”</p>

<p><strong>ŞİMDİ SORU ŞU: DÜNYANIN EN ALÇAK, EN ŞEREFSİZ KİŞİSİ KİM?</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/%C4%B0%C5%9ETE%20ALMAN%20GAZETELER%C4%B0NDEK%C4%B0%20HABERLER.png" style="height:800px; width:566px" /></strong></p>

<p>Biz, doğrudan Alman devleti tarafından yayınlanan belgelere dayanan bu haberimizden sonra “<em><strong>dünyanın en alçak, en şerefsiz kişisi</strong></em>”nin kimliği konusunda bir şüphe kalmadığını düşünüyoruz.</p>

<p>Ancak, hem Avrupa’da ve hem de Türkiye’de Alevileri kendi gerçek haklarını alması mücadelesi engelleyen, Alevileri PKK’nın kucağına itmek için türlü operasyonlarda yer alan, “<strong><em>Hz. Ali ile Alevilerin alakası yoktur, Aleviler takiyye yapıyor</em></strong>” diyerek Alisiz Aleviliğin önünü açan, Alman ve ABD istihbaratı ve devlet görevlileri ile türlü toplantılarda boy gösteren Turgut Öker de, şimdi AABF ile Alman devleti arasındaki ilişkiye dikkati çeken alevihaberler.com.tr genel yayın yönetmeni Ali Rıza Özkan’a verdiği sözün arkasında durarak, “<strong><em>dünyanın en alçak, en şerefsiz kişisi</em></strong>”ni kabul edecek mi?</p>

<p>Yoksa, kasaba tüccarı politikacıları gibi, kafasını kuma gömerek “<strong><em>üç maymun</em></strong>” tiyatrosuna mı baş vuracak?</p>

<p>Merakla bekliyoruz!</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-yazdi-kimin-safindayiz-kime-hizmet-ediyoruz-3145</link>
            <category>KONUK YAZAR</category>
            <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 07:34:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Dr. İhsan Ünlü yazdı: Kimin safındayız? Kime hizmet ediyoruz?</h1>
                        <h2>Araştırmacı-yazar Dr. İhsan Ünlü, Müslümanların birlik ve kardeşliğine dikkat çeken önemli bir yazı kaleme aldı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/dr-ihsan-unlu-yazdi-kimin-safindayiz-kime-hizmet-ediyoruz-1775018355.webp">
                        <figcaption>Dr. İhsan Ünlü yazdı: Kimin safındayız? Kime hizmet ediyoruz?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Araştırmacı-yazar <strong>Dr. İhsan Ünlü, </strong>Müslümanların birlik ve kardeşliğine dikkat çeken önemli bir yazı kaleme aldı.<br />
<br />
Ünlü, yazısında Hz. Ali’nin Sıffin Savaşı sırasında verdiği bir cevabı örnek göstererek, hakikatin şahıslara göre değil, şahısların hakikat mizanında değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. “Hakikat insanlara bakarak öğrenilmez. Bilakis hakikat mizanında insanlar değerlendirilir” ifadeleriyle, Kur’an-ı Kerim’in “Furkan” vasfına ve “toptan Allah’ın ipine sarılın” (Âl-i İmrân, 103) emrine işaret etti.<br />
<br />
<strong><span style="color:#2980b9">Dr. İhsan Ünlü'nün makalesinin tam mertni şöyle:</span></strong></p>

<p><strong>KİMİN SAFINDAYIZ? KİME HİZMET EDİYORUZ?</strong><br />
Hz. Ali’ye yakınlığıyla bilinen bazıları ona Sıffin’de sorarlar: “Acaba senin hak üzerinde olduğuna, Talha ve Zubeyir’in de bâtıl yolda olduklarına itikat etsek ne olur?”&nbsp;<br />
<br />
Hz. İmam Ali, “Sen şahısları hak ile tanı, Hakk'ı şahıslarla tanıma. Yeter ki sen Hakk'ı tanı, onun ehlini de tanırsın!” diye cevap verir.<br />
Hakikat insanlara bakarak öğrenilmez. Bilakis hakikat mizanında insanlar değerlendirilir.<br />
<br />
Bugün biz Müslümanların elinde hakikatin ta kendisi olan Kur’an mizanı dipdiri durmaktadır.<br />
Bir adı da Furkan (hakkı batıldan ayıran) olan bu mübarek kitap, gerçeğin ta kendisi ve öncekileri doğrulayıcı olarak indirilmiştir. (Âl-i İmrân:3-4)<br />
<br />
Bu Yüce Kitapta Müslümanların dağınıklığına asla müsaade edilmez; bilakis “toptan Allah’ın ipine sarılın” buyrulur. (Âl-i İmrân-103)<br />
Müminlerin ancak kardeş oldukları deklare edilir…(Hucurat-10)<br />
<br />
Hz. Peygamber (as) müminleri bir vücudun azalarına benzetirken hiçbir ayrıma girmez; üstelik veda hutbesinde her türlü ayrımcılığa karşı dururken gerçek üstünlüğün takva yani sorumluluk bilincini kuşanmak olduğuna dikkat çeker.<br />
Tabi bugün Müslümanlar, birbirlerine karşı kardeş gibi değil de kalleş gibi davranıyorsa bu durum, üzerinde durulması gereken ciddi bir problemdir.&nbsp;<br />
<br />
Bu meyanda Kur’an, inananları Allah için hakkı ayakta tutmaya ve adaletle şahitlik eden kimseler olmaya davet eder.<br />
“Herhangi bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adaletsiz davranmaya sevk etmesin” diye de hemen arkasından uyarır. (Maide-8)<br />
Hal böyleyken bugün göz göre göre zulme uğrayan Müslümanlara sırf mezhebinden ve meşrebinden dolayı duyarsız kalmak doğru bir yaklaşım olabilir mi?<br />
<br />
Mezhep, meşrep meselesi; nereden çıktığı? hak-batıl vs. şimdi onları tartışma zamanı değildir.<br />
Komşunun evi yanarken duvarın renginin ne olduğu tartışmasına takılıp kalmak en hafif tabiriyle vurdumduymazlıktır.<br />
<br />
Daha vahim olanı, şayet önlem alınmazsa mahallesindeki o yangının kendi evine de sıçrama ihtimalinin yüksek olmasıdır.<br />
Bizim anlayışımıza göre, mazluma kimliği sorulmaz.<br />
<br />
Zulüm kimden gelirse gelsin, kime yönelik olursa olsun mazlumun yanında zalime karşı durmak gerekir.<br />
Sırf mezhebinden veya ırkından dolayı bugün kuşatma altında olan ülkeye/ ülkelere mesafeli duranlar, bilerek ya da bilmeyerek emperyal güçlerin değirmenine su taşımaktadır.<br />
<br />
Bunlar, onca ayet ve hadis ayrışmayı değil birleşmeyi salık verirken, kör mezhepçilik anlayışıyla tam da küffarın arayıp da bulamadığı kamplaşmaya çanak tutmaktadırlar.</p>

<p>Öte yandan Muharrem ayı geldiğinde mazlumların önderi, şehitler serdarı İmam Hüseyin için yas tutanların, bugün mazlum halklar ve gönül coğrafyasında yaşananlar karşısında sus pus olmaları tam bir çelişkidir.<br />
Ümmetin ortak acısı ve kanayan yarası Kerbela’dan yeterince ders çıkaramayanların, bugün bütün coğrafyanın Kerbela ve her günün âşûra olmasına engel olamadığı görülmektedir maalesef.<br />
<br />
“Zillet içimde yaşamaktansa izzetli bir ölümü tercih ederim” diyerek yola çıkan İmam Hüseyin’i yeterince tanımayan sözüm ona Müslümanlar, bugün zillet içinde sömürge güçlere teslim olmuş durumdadır.<br />
Gaflette olan bu insanlara tavsiyem, “Sarı Öküz” hikâyesini tekrar tekrar okumalarıdır. Gafil Müslümanlar dünyevi hırs ve çıkarları adına tarihten bu yana çok tavizler verdi.<br />
<br />
Kimi kariyer, kimi ikbal, kimi makam, kimi menfaat, kimi şöhret uğruna dinini, mukaddesatını sattı.<br />
Mezhebini, meşrebini, ırkını, dilini, rengini dinin/hakikatin önüne geçirenler sayesinde İslam öncesi cahiliye karanlığı tekrar hortladı.<br />
Gün, mezhebine meşrebine bakmaksızın mazlumdan ve mağdurdan olma günüdür.<br />
Gün, “Ehl-i kıble tekfir olunmaz” gerçeğinden hareketle, Müslümanlara kavli ve fiili duada bulunma ve dayanışma günüdür.<br />
Gün, safları sıklaştırma ve İslam kardeşliğini yeniden tesis etme günüdür.<br />
Unutmayalım; “Haksızlık karşısında susan, hakkıyla birlikte şerefini de yitirir.” (Hz. Ali)<br />
Safımız belli; kanayan bir yara karşısında adaletin ve merhametin sesi olmak.</p>

<p>30.03.2026<br />
Dr. İhsan ÜNLÜ</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kemal-bulbul-solingenden-cumhuriyete-nefret-kustu-3144</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 18:47:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Kemal Bülbül Solingen’den Cumhuriyet’e nefret kustu!</h1>
                        <h2>Hacı Bayram Veli Üniversitesi’ne bağlı Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından düzenlenmesi planlanan “Sultan Nevruz Paneli”ne konuşmacı olarak davet edilen PKK terör örgütü hükümlüsü ve eski HDP Milletvekili Kemal Bülbül, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) üyesi Solingen Alevi Kültür Merkezi etkinliğinde Türkiye Cumhuriyeti’ne “faşist ve soykırımcı” olarak hakaret etti!</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/kemal-bulbul-solingenden-cumhuriyete-nefret-kustu-1774973212.webp">
                        <figcaption>Kemal Bülbül Solingen’den Cumhuriyet’e nefret kustu!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">AABF üyesi Solingen Alevi Kültür Merkezi’nde düzenlenen etkinlikte konuşan Kemal Bülbül, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ilkelerini, anayasayı ve milli kimliği hedef alan skandal açıklamalara imza attı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Biz Müslüman değiliz</strong></em>” diyerek Alisiz Alevilik propagandası yapan AABF Genel Başkanı Hüseyin Mat’a hiçbir tepki vermeyen Bülbül, Türkiye Cumhuriyeti anayasasının değiştirilemez maddelerini ve Tekke ve Zaviyelerin Yasaklanması Kanunu’nu hedef aldı, Tunceli Yasasını ise&nbsp;“<em><strong>faşizm</strong></em>” ve “<em><strong>soykırım</strong></em>” olarak adlandırdı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bülbül’ün sözleri, hem siyasi etik hem de toplumsal birliktelik açısından büyük bir provokasyon olarak değerlendirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye Cumhuriyeti’nin 1923’ten bu yana Aleviliği “<em><strong>yasakladığını</strong></em>” iddia eden Bülbül, “<strong><em>Türkiye Cumhuriyeti yasalarında Tekke ve Zaviyeler Kanunu'na göre Alevilik yasaktır. Şu anda da yasaktır. AKP kendinden menkul uyduruk bir '</em></strong><em>Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı'</em><strong><em> kurmuş olabilir; bu Aleviliğin serbest olduğu, inancının serbest olduğu, inanç mekanının tanındığı anlamına gelmez.</em></strong>” ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BÜLBÜL: CHP’YE OPERASYON ALEVİLERE OPERASYONDUR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">25 Mart 2026 tarihinde, Hacı Bayram Veli Üniversitesi’ne bağlı Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından düzenlenmesi planlanan “<strong><em>Sultan Nevruz Paneli</em></strong>”ne konuşmacı olarak davet edilmesi nedeniyle tartışmaya neden olan, eski HDP Milletvekili Kemal Bülbü, konuşmasında CHP belediyeleri ile ilgili de konuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">CHP’ye yapılan operasyonun aslında Alevilere yapıldığını iddia eden Bülbül’ün konuyla ilgili sözleri şöyle:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Bakın şu anda CHP'ye yapılan operasyon, aslında CHP nezdinde bir anlamda Alevilere yapılan operasyondur da değerli arkadaşlar.</em></strong>” </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bülbül, Tunceli Belediyesi’ne kayyum atanmasını ise “<em><strong>faşizm ve soykırım</strong></em>” olarak niteledi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Dersim Belediyesine ikide bir operasyon yapılması, kayyum atanması Tunceli Kanunu'nun bir gereğidir. Tunceli Kanunu ırkçılıktır, faşizmdir, inkardır, katliamdır, soykırımdır.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BÜLBÜL, TERÖR ÖRGÜTÜ ÜYELİĞİNDEN CEZA ALDI MI?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kemal Bülbül, hakkında yaptığımız haberden sonra çeşitli çevrelere aslında terör örgütü üyeliğinin söz konusu olmadığını iddia etse de, belgeler farklı bir gerçeği gösteriyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Daha önce Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Alevi Bektaşi Federasyonu’nda yöneticilik yapan Kemal Bülbül, 2018 yılında HDP’den milletvekili seçilmişti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Bülbül hakkında “<strong><em>terör örgütü PKK üyeliği</em></strong>” nedeniyle 26 Kasım 2020’de verdiği 6 yıl 3 ay hapis cezası, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi tarafından da “<em><strong>delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu saptandığından</strong></em>” onandı ve hüküm kesinleşti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BÜLBÜL, MUHİTTİN BÖCEK’TEN PARA ALDI MI?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Öte yandan, Kemal Bülbül’ün yeniden medyada görünür olması ile birlikte, hakkındaki çeşitli iddialar da gündeme getiriliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Veryansın TV Genel Yayın Yönetmeni Erdem Atay, 30 Mart 2026 tarihinde yaptığ bir video yayınında, Kemal Bülbül ile tutuklu Antalya eski Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek arasındaki akçeli ilişkilere değindi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kemal Bülbül’ün aslında HDP’de atıldığını iddia eden Erdem Atay’ın konuyla ilgili sözleri şöyle: “<strong><em>Ayrıntılarını vermeyeceğim, sadece şunu söyleyeceğim: Ey Kemal Bülbül, anlat bize gerçekleri. Sen Antalya'da belediye başkanlığı seçiminde Muhittin Böcek'le bir ilişkin var mıydı? Acaba Muhittin Böcek kazansın diye parti çalışması yapmadın mı? Bunun için bir rant sağladın mı kendine? Sana sorular soruyorum. Hadi buyur cevapla. Acaba bunu HDP öğrendi de sana gereğini mi yaptı? İhraç bundan mı oldu? Bir söyle bakalım.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>“BÜLBÜL VAK’ASI” KİMLER İÇİN DERS OLACAK?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Binlerce Alevi ve Sünni vatan evladını katleden terör örgütü PKK’ya karşı tek bir eleştiri getirmeyip, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni “<strong><em>soykırımcı</em></strong>” ve “<strong><em>faşist</em></strong>” ilan eden terör örgütü hükümlüsü Kemal Bülbül’ü, sanki Aleviler arasında konuya vakıf akademisyen ve aydınlar arasında başka kimse yokmuş gibi, Hz. Ali ve Nevruz konulu bir panele konuşmacı yapmaya kalkışan Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Uygulama ve Araştırma Merkezi yöneticileri bu olanlardan ders almış mıdır, bilemiyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ankara’nın kalbinde, Hacı Bayram Veli gibi manevi bir iklimde PKK ile iltisaklı olduğu belirtilen isimlere alan açılması girişimi, üniversite öğrencilerinin ve duyarlı kamuoyunun duvarına çarpmıştır. Panelin iptal edilmesi, sadece bir etkinliğin durdurulması değil; terör sevici zihniyetin akademik ve kültürel alanlara sızma girişimine verilmiş net bir cevaptır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu iptal kararı, bu tür panelleri düzenleyenlere ve bu isimleri meşrulaştırmaya çalışanlara bir ders olmalıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türk milleti ve Alevi toplumu, terörle arasına mesafe koymayanların ve şahsi ikbal uğruna siyaseti rant kapısına çevirenlerin inanç değerlerini kullanmasına asla izin vermeyecektir.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/azerbaycan-sinemasinin-dev-cinari-rasim-balayev-hayatini-kaybetti-3143</link>
            <category>KÜLTÜR SANAT</category>
            <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 13:26:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Azerbaycan Sinemasının dev çınarı Rasim Balayev hayatını kaybetti</h1>
                        <h2>Alevi Bekteşilerin ulu ozanlarından Seyyid İmadeddin Nesimi'yi canladırması ile hafızalarda unutulmaz bir yer kazanan Azerbaycan halk sanatçısı, usta oyuncu Rasim Balayev, tedavi gördüğü İstanbul’da 77 yaşında yaşamını yitirdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/azerbaycan-sinemasinin-dev-cinari-rasim-balayev-hayatini-kaybetti-1774953451.webp">
                        <figcaption>Azerbaycan Sinemasının dev çınarı Rasim Balayev hayatını kaybetti</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>İSTANBUL HABER MERKEZİ</strong> – Türk dünyasının ve Azerbaycan sinemasının en ikonik isimlerinden biri olan, canlandırdığı tarihi karakterlerle hafızalara kazınan <strong>Rasim Balayev</strong>, hayatını kaybetti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir süredir sağlık sorunları nedeniyle İstanbul’da tedavi altında olan usta sanatçının vefatı, sanat camiasında ve sevenleri arasında büyük üzüntü yarattı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>SİNEMA İLE GEÇEN BİR ÖMÜR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">8 Ağustos 1948’de Ağsu’da dünyaya gelen Balayev, 1969 yılında Azerbaycan Devlet Güzel Sanatlar Enstitüsü’nden mezun oldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Henüz genç yaşlarında sinemaya adım atan sanatçı, özellikle <strong>"<em>Nesimi</em>" (1973)</strong> filmindeki performansıyla büyük bir çıkış yakalayarak halkın sevgisini kazandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kariyeri boyunca 70’ten fazla filmde rol alan Balayev; <strong>"<em>Babek</em>"</strong>, <strong>"<em>Dede Korkut</em>"</strong> ve <strong>"<em>Yarasa</em>"</strong> gibi yapımlardaki derinlikli oyunculuğuyla sadece Azerbaycan’da değil, eski Sovyetler Birliği coğrafyasında ve Türkiye’de de tanınan bir isim haline geldi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>DEVLET NİŞANLARI VE ÖDÜLLERLE TAÇLANAN KARİYER</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Sanata katkılarından dolayı 1982 yılında <strong>"<em>Halk Sanatçısı</em>"</strong> unvanına layık görülen Rasim Balayev, Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı tarafından verilen <strong>"<em>Şöhret</em>"</strong> nişanının da sahibiydi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Uzun yıllar Azerbaycan Film Yapımcıları İttifakı'nda genel sekreterlik görevini yürüterek sinemanın kurumsallaşması adına da önemli çalışmalara imza atmıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"SESİMİZ ÖKSÜZ KALDI"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Oyunculuğunun yanı sıra karakteristik sesiyle de birçok belgesel ve filme hayat veren Balayev için sosyal medyada taziye mesajları yağdı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Sevenleri, onun vefatını "<strong><em>Azerbaycan sinemasında bir devir kapandı</em></strong>" ve "<em><strong>Nesimi’nin sesi sustu</strong></em>" sözleriyle karşıladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Usta sanatçının cenazesinin, memleketi Azerbaycan’da düzenlenecek devlet töreniyle son yolculuğuna uğurlanması bekleniyor.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozkan-gundemimiz-ramazan-cemi-degil-buharlasan-yardimlardir-3142</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 17:13:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ali Rıza Özkan: Gündemimiz Ramazan Cemi değil, buharlaşan yardımlardır!</h1>
                        <h2>Alevihaberler.com.tr genel yayın yönetmeni Ali Rıza Özkan, Şah TV kanalında Haftaya Bakış programına konuk oldu. Özkan, olmayan Ramazan Cemi hakkında basın açıklaması yapan kuruluşları, Alevi Bektaşilerin içerisindeki hırsızlara, yolsuzlara da tepki göstermeye davet etti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/ali-riza-ozkan-gundemimiz-ramazan-cemi-degil-buharlasan-yardimlardir-1774880394.webp">
                        <figcaption>Ali Rıza Özkan: Gündemimiz Ramazan Cemi değil, buharlaşan yardımlardır!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>İSTANBUL HABER MERKEZİ –</strong> ŞAH TV’de yayınlanan “<strong><em>Haftaya Bakış</em></strong>” programına konuk olan Ali Rıza Özkan, Alevi kurumları içindeki mali belirsizlikler ve son dönemde ortaya atılan “<em><strong>Ramazan Cemi</strong></em>” tartışmaları hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Özkan, bazı federasyonların gündemi değiştirmek amacıyla yapay tartışmalar yarattığını, asıl odaklanılması gereken konunun depremzedeler için toplanan milyonlarca Avronun akıbeti olduğunu savundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte Ali Rıza Özkan’ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>RAMAZAN CEMİ TARTIŞMASI PERDELEME TAKTİĞİDİR!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevihaberler.com.tr genel yayın yönetmeni Ali Rıza Özkan, Alevi toplumunun gündeminde “<strong><em>Ramazan Cemi</em></strong>” diye bir sorun olmadığını belirterek, bu tartışmanın bazı kurumlar tarafından “<strong><em>canbaza bak</em></strong>” taktiğiyle ortaya atıldığını ifade etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Özkan, “<em><strong>Alevi toplumunun geleneksel bir Ramazan Cemi ritüeli yoktur. Bu iddia, asıl yolsuzluk ve şeffaflık tartışmalarını örtmek, halkın dikkatini başka yöne çekmek için üretilmiştir</strong></em>”, dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>DEPREM YARDIMLARININ AKIBETİ NEDİR?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">6 Şubat depremleri sonrası Avrupa’daki Alevi kuruluşları tarafından toplanan yardımlara dikkat çeken Özkan, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) içindeki denetleme kurullarının bile bu paraların akıbetini netleştiremediğini söyledi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Özkan, başlangıçta 500 bin Avro olarak açıklanan rakamın daha sonra 2,5 milyon Avroya ulaştığının anlaşıldığını, ancak bu paranın ve ayni yardımların (giysi, ayakkabı, elektronik eşya) nereye harcandığına dair somut bir rapor sunulmadığını vurguladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KONTEYNER ALIMLARINDA FAHİŞ FİYAT GÖSTERİLMİŞ!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yardım paralarıyla yaptırıldığı söylenen konteynerlerin fiyatları konusunda ciddi tutarsızlıklar olduğunu belirten Özkan, “<em><strong>O günkü şartlarda piyasa fiyatı 15 bin ile 45 bin lira arasında değişen konteynerlerin, kayıtlarda 75 bin liraya alınmış gibi gösterildiğini tespit ettik. Bugün bile aynı konteynerler 60 bin lira seviyesindeyken, üç yıl önce bu fiyatların yazılması büyük bir şüphe uyandırmaktadır</strong></em>”, açıklamasında bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ALEVİ KÜLTÜR DERNEKLERİ’NDE BUHARLAŞAN AVROLAR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Özkan, mali usulsüzlük iddialarını Türkiye’deki kuruluşlardan verdiği örneklerle de genişletti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi Kültür Dernekleri'nin (AKD) geçmişte bir AB projesi için aldığı 175 bin Avronun projenin yapılmaması üzerine geri istendiğini, paranın iade edilmemesi nedeniyle açılan davanın kaybedildiğini ve bu borcu şimdi derneğin tabanının ödemek zorunda kalacağını vurguladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu tarafından 2023 yılında AKD’ye gönderilen 600 bin TL bir kaynağın, AKD, Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri ve Alevi Bektaşi federasyonu YK üyelerinin şahsi hesapları arasında eşit olarak bölüşüldüğünü belirten Özkan, “<strong><em>Kurumsal işleyişte paranın şahıs hesaplarına gönderilmesinin hiçbir hukuki açıklaması olamaz</em></strong>”, dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ASIL MESELE: HIRSIZLARA KARŞI NASIL BİRLEŞECEĞİZ?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Konuşmasının sonunda Ramazan Cemi tehlikesi diyerek basın açıklaması yayınlayan Alevi kuruluşlarının sessizliğini eleştiren Özkan, asıl meselenin “<strong><em>asimile ediliyoruz</em></strong>” korkusu yaymak değil, toplumun emaneti olan kaynakları korumak olduğunu söyledi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Özkan, “<strong><em>Toplumun parasını yiyenlere, şeffaf olmayanlara karşı sessiz kalarak birlik sağlanamaz. Gerçek meselemiz halkın malına sahip çıkmaktır</em></strong>”, diyerek sözlerini tamamladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Haber Kaynağı:</strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="color:#1f1f1f"><span style="font-family:Google Sans Text,sans-serif"> </span></span><a href="https://www.youtube.com/watch?v=920QiFHezII" target="_blank"><span style="color:#0b57d0"><span style="font-family:Google Sans Text,sans-serif">Ali Rıza Özkan ile HAFTAYA BAKIŞ. 3. BÖLÜM</span></span></a></span></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/sah-i-merdan-hz-ali-paneli-ve-sultan-nevruz-cemi-duzenlendi-3141</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 06:21:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Şah-ı Merdan Hz. Ali Paneli ve Sultan Nevruz Cemi düzenlendi</h1>
                        <h2>Alevi Gençler Derneği ve Erenlerin İzinde Genç Topluluğu’nun iş birliğiyle düzenlenen “Sözlü ve Yazılı Geleneğimizde Şah-ı Merdan Hz. Ali Paneli ve Deyiş Dinletisi”, Munzur Üniversitesi’nde yoğun katılımla gerçekleştirildi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/sah-i-merdan-hz-ali-paneli-ve-sultan-nevruz-cemi-duzenlendi-1774841424.webp">
                        <figcaption>Şah-ı Merdan Hz. Ali Paneli ve Sultan Nevruz Cemi düzenlendi</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12px">Alevi Gençler Derneği ve Erenlerin İzinde Genç Topluluğu’nun iş birliğiyle düzenlenen <em>“Sözlü ve Yazılı Geleneğimizde Şah-ı Merdan Hz. Ali Paneli ve Deyiş Dinletisi”</em>, Munzur Üniversitesi’nde yoğun katılımla gerçekleştirildi. Etkinlik kapsamında Kerbela ziyareti ve kitap çekilişleri yapılırken, günün sonunda Sorpiyan Cemevi’nde Sultan Nevruz Cemi düzenlendi.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/0bc6c059-6e70-4bd0-8a77-5242ac5ee1c8.jpg" style="height:800px; width:600px" /></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12px">Munzur Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi, dün anlamlı bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Alevi Gençler Derneği ve Erenlerin İzinde Genç Topluluğu tarafından organize edilen panelde, Alevi-Bektaşi inancının temel direği olan Hz. Ali’nin sözlü ve yazılı gelenekteki yeri akademik ve inançsal boyutlarıyla ele alındı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12px"><strong>Protokol ve Gençlerden Yoğun İlgi</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12px">Panele Munzur Üniversitesi Rektörü <strong>Prof. Dr. Kenan Peker</strong>, Rektör Yardımcısı <strong>Prof. Dr. Gülderen Kurt</strong>, bölgenin önde gelen kanaat önderleri, çok sayıda öğrenci ve vatandaş katıldı. Açılış konuşmalarının ardından gerçekleştirilen panelde, Hz. Ali’nin evrensel mesajları ve Anadolu irfanındaki yeri vurgulandı. Panel, katılımcılardan büyük beğeni toplayan deyiş dinletisiyle devam etti.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/3fc14e99-f9d9-4c36-a53f-058de3ac05e2.jpg" style="height:800px; width:600px" /></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12px"><strong>Gençlere Kerbela Turu ve Kültür Hizmeti</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12px">Etkinlik sonunda yapılan çekilişle, inanç turizmine ve kültürel gelişime destek amacıyla 3 kişiye <strong>Kerbela turu</strong> hediye edildi. Ayrıca 10 katılımcıya, Eşref Doğan Dede ve Hasan Çelik tarafından kaleme alınan <strong>"Kavramlar ve Tasavvufî İzahlar Açısından Aleviliğin El Kitabı"</strong> eseri takdim edilerek inanç literatürünün genç kuşaklara ulaştırılması hedeflendi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12px"><strong>Sorpiyan Cemevi’nde Birlik Cemi</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12px">Üniversitedeki programın ardından katılımcılar ve kanaat önderleri Sorpiyan Cemevi’nde bir araya geldi. Baharın ve yeniden doğuşun simgesi olan <strong>Sultan Nevruz</strong> vesilesiyle düzenlenen Cem erkanında, birlik ve beraberlik mesajları verildi. Lokmaların paylaşıldığı ve duaların edildiği törenle program sona erdi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12px">Alevi Gençler Derneği yetkilileri, gençlerin öz değerleriyle buluşmasını sağlayan bu tür etkinliklerin artarak devam edeceğini belirterek, destek veren tüm kurumlara ve canlara teşekkürlerini sundu.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/c41fb926-8b74-42ba-a9f6-ba8d9584e00d.jpg" style="height:450px; width:800px" /><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-03-30%20at%2006_27_43.jpeg" style="height:786px; width:800px" /><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/a03e6106-0ec5-4edc-b5d4-ce793af2fbbd.jpg" style="height:800px; width:600px" /></span></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozdemir-yazdi-alevi-bektasi-irfaninda-doksan-bin-ayet-ve-doksan-bin-kelam-sirri-3140</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 21:21:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ali Rıza Özdemir yazdı: Alevi-Bektaşi irfanında “doksan bin ayet” ve “doksan bin kelam” sırrı</h1>
                        <h2>T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi önceki dönem başkanı ve yazar Ali Rıza Özdemir sosyal medya hesabında, Alevi-Bektaşi irfan geleneğindeki önemli bir kavram olan “doksan bin kelam” ve “doksan bin ayet” tabirinin manevi anlamını, Hz. Peygamber’in Miraç yolculuğuna ve Dört Kapı öğretisine bağlayarak açıklıyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/ali-riza-ozdemir-yazdi-alevi-bektasi-irfaninda-doksan-bin-ayet-ve-doksan-bin-kelam-sirri-1774809754.webp">
                        <figcaption>Ali Rıza Özdemir yazdı: Alevi-Bektaşi irfanında “doksan bin ayet” ve “doksan bin kelam” sırrı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi geleneksel irfanında, Buyruk metinleri ve ulu ozanların nefeslerinde sıkça geçen “<strong><em>doksan bin kelam</em></strong>” ya da “<em><strong>doksan bin ayet</strong></em>” kavramı, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi önceki dönem başkanı ve yazar Ali Rıza Özdemir’in sosyal medya hesabında paylaştığı makalesinin konusu oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Peygamber’in Miraç yolculuğunda Cenab-ı Hakk ile gerçekleştirdiği mülakatta 90 bin kelam konuştuğu kabul ediliyor. İslam inancında Allah’ın her sözünün bir ayet hükmünde değerlendirilmesi nedeniyle bu ilahi diyalog, Alevi literatüründe “<em><strong>doksan bin ayet</strong></em>” olarak da anılıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Temel kaynaklardan Şeyh Safi Buyruğu’na (1612) göre bu kelamlar, Alevi-Bektaşi yolunun “<strong><em>Dört Kapı</em></strong>” müfredatına göre şöyle tasnif ediliyor:</span></p>

<p><span style="color:#000000">- 30 bin kelam şeriat kapısına,<br />
- 30 bin kelam tarikat kapısına,<br />
- 30 bin kelam ise hakikat kapısına aittir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dört Kapı’nın üçüncüsü olan marifet kapısına dair kelamlar ise “<em><strong>sır</strong></em>” kabul edildiği için kişiye özel irfan, keşif ve sezgiler yoluyla aktarılıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu gizli hakikat, Şeyh Safi Buyruğu’nda Hz. Ali’nin kudret nurunda saklı tutulduğu ve ancak Şah-ı Merdan Hz. Ali tarafından açıklanabildiği ifade ediliyor.<br />
<br />
Şeriat kapısındaki kelamlar “<em><strong>kavil</strong></em>” (söz), tarikat kapısındaki kelamlar “<strong><em>yo</em></strong>l”, hakikat kapısındaki kelamlar ise “<em><strong>hal</strong></em>” olarak nitelendiriliyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hakikat kapısına eren kişi, evliya mertebesine ulaşarak hakikati oturuşu, kalkışı ve davranışlarıyla tecelli ettiriyor. Hz. Peygamber’in “<strong><em>Hakikat benim halimdir</em></strong>” buyruğu da bu olgunluk düzeyine işaret ediyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Büyük mutasavvıf Yunus Emre, bir beytinde bu sırra şöyle değiniyor:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Doksan bin kelimeyi Hak söyleyecek Habib ile, Otuz bini sır olacak, ben o sır olandaydım.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi - Kızılbaş geleneğinin önemli ozanlarından Kul Himmet de kelamların bir kısmının gizli (nihan), bir kısmının ise aşikar olduğunu vurguluyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">19. yüzyılda yaşayan Hamdullah Çelebi ise taksimatı “<em><strong>Otuz bini şeriatte, otuz bini tarikatta, otuz bini hakikatte, bilenler bildi vallahi</strong></em>” diyerek özetliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Uzmanlar, bazı eski kayıtlarda “seksen bin” şeklinde geçen ifadelerin muhtemelen yazım yanlışı olduğunu, aslının her kapıya otuz bin düşecek şekilde toplam doksan bin olduğunu belirtiyor. Bu sayısal sembolizm, yolun katmanlı ve derin irfanını hatırlatıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi kültüründe manevi tekamülün temel taşlarından biri olarak değerlendirilen konuya dair Ali Rıza Özdemir’in sosyal medya hesabındaki makalesi şöyle:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ALEVİ-BEKTAŞİ İRFANINDA “DOKSAN BİN AYET”, “DOKSAN BİN KELAM” SIRRI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi inanç dünyasında, özellikle Buyruk metinlerinde ve ulu ozanların nefeslerinde sıkça karşımıza çıkan doksan bin kelam veya doksan bin ayet tabiri; yolun özünü ve zahirden batına uzanan o derin hikmeti temsil eden en temel kavramlardan biridir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu kavramın mahiyetini tam manasıyla kavrayabilmek için öncelikle Hz. Peygamber Efendimizin Miraç hadisesini ve bu kutlu yolculuğun Alevi irfanındaki karşılığını bilmek gerekir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi inancına göre Hz. Peygamber, Miraç yolculuğu esnasında Cenab-ı Hakk ile mülaki olmuş ve bu görüşme sırasında Allah ile doksan bin kelam konuşmuştur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İslam inancında Allah’ın her sözü bir ayet hükmünde kabul edildiği için, bu ilahi diyalog Alevi literatüründe “<strong><em>doksan bin ayet</em></strong>” olarak da adlandırılır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bin altı yüz on iki tarihli Şeyh Safi Buyruğu gibi temel kaynaklarda bu kelamların dağılımı, yolun “<em><strong>Dört Kapı</strong></em>” müfredatına göre şu şekilde tasnif edilir:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Otuz bin kelam şeriat kapısı hakkındadır.<br />
Otuz bin kelam tarikat kapısı hakkındadır.<br />
Otuz bin kelam ise hakikat kapısı üzerinedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Peki, Dört Kapı’nın üçüncüsü olan marifet kapısına ne olmuştur?</span></p>

<p><span style="color:#000000">İrfan geleneğimizde marifet kapısına dair bilgiler; genellikle kişiye özel tecrübeler, keşifler ve sezgiler (irfan) yoluyla verildiği için bunlar “<strong><em>sır</em></strong>” olarak kabul edilmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şeyh Safi Buyruğu’na göre bu marifet kelamı, Hz. Ali’nin kudret nurunda gizlenmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu gizli hakikati insanlara ancak ilmin kapısı olan Şah-ı Merdan Hz. Ali açıklamıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şeriat kapısındaki otuz bin kelam “<strong><em>kavil</em></strong>” yani sözdür; tarikat kapısındakiler ise “<em><strong>yol</strong></em>”dur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak hakikat kapısındaki otuz bin kelam “<em><strong>hal</strong></em>” olarak nitelendirilir. Zira hakikat kapısına eren kişi artık bir evliyadır, bir velidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Onun hakikati, özel bir çaba sarf etmesine gerek kalmadan; oturuşunda, kalkışında, tavır ve davranışlarında tecelli eder. Hz. Peygamber’in “<strong><em>Hakikat benim halimdir</em></strong>” buyruğu da tam olarak bu olgunluk mertebesine işaret eder.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu kutlu öğreti, tarih boyunca ozanlarımızın gönül süzgecinden geçerek şiirlere ve deyişlere dökülmüştür. Büyük mutasavvıf Yunus Emre, bir beytinde bu sırra şöyle dokunur:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Doksan bin kelimeyi Hak söyleyecek Habib ile,Otuz bini sır olacak, ben o sır olandaydım.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yine Kızılbaş geleneğinin önemli temsilcilerinden Kul Himmet, bu kelamların bir kısmının gizli (nihan), bir kısmının ise açık (aşikar) olduğunu vurgulayarak; şeriatın belli, tarikatın ise bir rehber eliyle sürülen bir erkan olduğunu dile getirir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">On dokuzuncu yüzyılda yaşamış olan Hamdullah Çelebi de otuzar binlik bu taksimatı; “<em><strong>Otuz bini şeriatte, otuz bini tarikatta, otuz bini hakikatte, bilenler bildi vallahi</strong></em>” diyerek mühürlemiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Özetle; doksan bin kelam, Hz. Peygamber’in Miraç’ta Allah’tan aldığı ve insanlığın manevi tekamülüne sunulan ilahi öğretinin bütünüdür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bazı eski kayıtlarda “<em><strong>seksen bin</strong></em>” olarak geçmesi muhtemelen bir yazım yanlışıdır; zira aslı her kapıya otuz bin düşecek şekilde toplamda doksan bindir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu sayısal sembolizm, aslında yolun ne kadar derin, kurallı ve katmanlı bir irfana sahip olduğunu bizlere hatırlatmaktadır.<br />
<br />
<strong>Kaynak:</strong></span> https://t.co/CtMA3tEfsQ</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ismet-abbasoglu-muaviyeye-hazret-demek-aleviler-icin-kirmizi-cizgidir-3139</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 28 Mar 2026 12:17:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>İsmet Abbasoğlu: Muaviye’ye ‘Hazret’ demek Aleviler için kırmızı çizgidir</h1>
                        <h2>Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Merkezi, Alevilik üzerine eserler verdiğini belirten bir profesörün Muaviye’ye “hazret” demesine karşı sessiz kalan Alevi kurumlarını eleştirdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/ismet-abbasoglu-muaviyeye-hazret-demek-aleviler-icin-kirmizi-cizgidir-1774690032.webp">
                        <figcaption>İsmet Abbasoğlu: Muaviye’ye ‘Hazret’ demek Aleviler için kırmızı çizgidir</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Fransa – Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Merkezi, Alevilik üzerine eserler verdiğini belirten bir profesörün Muaviye’ye “hazret” demesine karşı sessiz kalan Alevi kurumlarını eleştirdi.</p>

<p>Dernek adına yazılı açıklama yapan İsmet Abbasoğlu (Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Merkezi Başkanı ve Fransa Bordeaux Cemevi Başkanı), konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:<br />
<br />
Sessizlik Alevilik ile ilgili eserler ürettiğini söyleyen ve bu konudada odalı olduğunu ovunerek belirten bir profesörün, üstüne basa basa Aleviler için kırmızı çizgi olan şeytan ve Allah tarafından lanetlenmis olan Muaviye'ye hazret demesi karşısında, tüm Alevi kurumlarinin ( sayıları binlerle ifade edilen) hiç ses çıkarmamış olmasını ve sadece biz kurum olarak ilk duydugumuz andan itibaren resmi olarak tepkimizi belirtmemize rağmen hala hiç bir kurumdan ses çıkmaması düsündürücü bir durumdur.<br />
<br />
Her bir olayda özellikle devlet aleyhine olan her olayda ortalığı yaygaraya çeviren güya sözüm ona Aleviliği koruyan koca koca kurumlar ses çıkarmıyor. Ya korkuyorlar yada Muaviye'nin hazret olarak adlandırılması da onay veriyorlar. O zaman niye kurumları var ediyorsunuz niye o kurumlardan Aleviliği dizayn ediyorsunuz siz Ali'nin Ehlibeyt'in katiline verilen bu unvanı nasıl sineye cekiyorsunuz. Muaviye şeytani Alevilerin kutsallarina zulm etmiştir sizlerde susarak bu suça ortak olmuşsunuzdur yazıktır günahtır. Bugün konusmayacaksaniz ne zaman konuşacaksıniz. Bu lakirdiyi yapan kişi özür bile dememiştir ve bu kişinin yazdığı alevi kitaplarını binlerce kişi okumakta ve referans almaktadır. Bizler Aleviliğe zarar veren her hareketin karşında olacağız Avrupa alevi düşünce derneği genel merkezi olarak Alevilerin ve devletimizin yanında olacağız. Bu cizgimiz asla sasmayacaktir. Muaviye'ye hazret diyenler ve buna susanlar bilinki her bir alevi muaviyeye binlerce lanet etmektedirler</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>İsmet Abbasoğlu</p>

<p>Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Merkezi</p>

<p>Fransa Bordeaux Cemevi Başkanı</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turkoguz-kilicgedik-yazdi-alevilik-bektasiligin-yonetim-modeli-3138</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 28 Mar 2026 12:07:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Türkoğuz Kılıçgedik yazdı: Alevilik-Bektaşiliğin yönetim modeli</h1>
                        <h2>Alevi-Bektaşi araştırmacı Türkoğuz Kılıçgedik, Alevilik-Bektaşiliğin tarihsel öğretisinde yer alan Velayet sisteminin, İslam toplumunun yönetiminde Halifelikten ayrı ve özgün bir devlet modeli oluşturduğunu savunuyor. Kılıçgedik’e göre bu model, Miraç hadisesiyle Hz. Ali’ye verilen Velayet üzerinden şekillenmiş ve Dört Kapı (Şeriat, Tarikat, Marifet, Hakikat) ile Kırk Makam öğretisine dayanıyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/turkoguz-kilicgedik-yazdi-alevilik-bektasiligin-yonetim-modeli-1774689247.webp">
                        <figcaption>Türkoğuz Kılıçgedik yazdı: Alevilik-Bektaşiliğin yönetim modeli</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Alevi-Bektaşi araştırmacı Türkoğuz Kılıçgedik, Alevilik-Bektaşiliğin tarihsel öğretisinde yer alan Velayet sisteminin, İslam toplumunun yönetiminde Halifelikten ayrı ve özgün bir devlet modeli oluşturduğunu savunuyor. Kılıçgedik’e göre bu model, Miraç hadisesiyle Hz. Ali’ye verilen Velayet üzerinden şekillenmiş ve Dört Kapı (Şeriat, Tarikat, Marifet, Hakikat) ile Kırk Makam öğretisine dayanıyor.<br />
<br />
<strong>Türkoğuz Kılıçgedik'in makalesinin tam metni şöyle:</strong><br />
<br />
&nbsp;</p>

<p><strong>ALEVİLİK-BEKTAŞİLİĞİN DEVLET YÖNETME MODELİ</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<ol>
	<li><strong>Alevilik-Bektaşiliğin Tarihsel Öğretisi ve Sistemi</strong></li>
</ol>

<p>Peygamberlik sona erip Velayetin başlaması, Velayet öğreti ve sistemin belirlemesi için Hz. Muhammed Hak tarafından Miraca çağrıldı. Bu amaçla Miraç olayı Peygamberliğin sonlandırılıp Velayetin başladığı en üst kademe olan Hakk’ın huzuru ve Hakk’ın huzurunda Velayetle ilgili yeni, kesin, değişmez ve ebediyen sürecek kararların alınmasını teşkil ediyor.</p>

<p>Bu dönem, Hz. Muhammed’in ölümüne yakın bir zamana denk geldiği için, İslam toplumunun yönetimi Peygamberlik dönemini kapsayan Velayet yoluyla belirlenmiştir. Dolayısıyla, Velayet, Miraç sırasında Allah tarafından Hz. Ali'ye verilmiş ve Miraç dönüşü Hz. Ali'nin önderliğinde kırk kişiden oluşan bir meclis kurulmuştur.</p>

<p>Hakk’ın Hz. Muhammed’i Miraca çağırması ve Velayetin Miraçta Hz. Ali’ye verilmesi konusu, İmam Cafer Sadık buyruğun içinde yer alan “Kırklar Cemi” başlığı altında; "Hz Muhammed bir sabah (gece-şafağa doğru) Miraca gittiğini, Miraç da Hak ile Doksan bin söz konuştuğu, bu sözlerden otuz bini Şeriat Kapı üzerine indiği. Doksan bin sözden kalan altmış bin sözün ise Hz. Ali'de sır oldu” şeklinde açıklayarak Hz. Ali’nin Hz. Muhammed’le beraber Miraçta olduğunu ve Dört Kapı ve altmış bin sözle Velayet görevini aldığını vurgulamaktadır, &nbsp;(Vaktıdolu, 2018, 13. “bz.”21-26-27).</p>

<p>Ayrıca, 1700-1800 yıllarında yaşamış “Hasreti” yazdığı Cönklerinde yer alan “Mirat-i Miraçname”de, Kırklar Cemi anlatımına benzer olarak “Hakk’ın Hz. Muhammed’i Miraca çağırdığı ve Hak ile görüştüğünü tespit edilmesi için önceden nişan olarak Hz. Muhammed’e ait yüzüğün (hatem) Melek Cebrail vasıtasıyla Hakk’a gönderilmesi emredilmiş. Hz. Muhammed ile Hakk’ın Miraçtaki görüşmesinde Hz. Muhammed Miraçta kendi yüzüğünü Hak elinde görmüş. Aynı yüzük Kırklar Ceminde Hz. Ali parmağında çıkması üzerine, Hakk’ın Miraç da Hz. Ali’de tecelli olduğunu, dolayısıyla Hz. Ali’nin Miraç da olduğu ve bu tecelli sırasında Hakk’ın belirlediği Velayetin tüm öğreti ve sistemin Hz. Ali’ye geçtiğini” (Özmen, 1998, s. 206-208) sır ve şifreli bir dille açıklamaya çalışmaktadır.</p>

<p>Bu tecelli ile Velayetin tüm öğreti ve sistemin Hz. Ali’ye geçmesi, Hz. Ali’nin Hakk’ın Velisi konumunda Velayet aldığına vurgu yapmaktadır Pir Sultan gibi ozanlar ve Miraçnameler gibi anlatımların birçoğu Hz. Ali’nin Miraçta Velayet alıp Dört Kapı öğretisi üzerinden görev aldığına sır ve şifreli bir dile açıklama getirmeye çalışıyorlar.</p>

<p>Tüm Alevi yazılı tarihi kayaklarında Hz. Ali’ye verilen Velayet ve ilgili öğreti ve sistemin sır ve şifreli olarak anlatmasının temel nedeni Velayet öğretisi ve yönetim şekli kendi içinde birçok sırlar taşımakla beraber, bu öğreti ve yönetimin Velayet sahipleri dışında yorumlanmaması ve art niyetli kişilerin eline geçmeyip istismar edilmemesi içindir.</p>

<p>Özelikle Hz. Muhammed’in ölümünden sonra Velayete karşı ortaya çıkan Halifelik, Velayet için büyük tehlike arz ediyordu. Velayet öğretisi ve sistemi tarih boyunca bu gibi tehlikelere karşı hep sır ve şifreli olarak yazılı kaynaklara geçti. Bu durum Velayet ile Halifeliğin aynı şey olmadığı, arada öğreti ve yönetim farklılığının da olduğunu açıklayan birçok tarihi ayrışma ve çatışmalarla da kanıtlanmış durumdadır.</p>

<p>Velayet, Hak ve Hz. Muhammed tarafından Hz. Muhammed daha hayata iken sosyal düzeni ve adaleti sağlayan beli bir öğreti ve sistemle ve ilahi bir kudretle Hz. Ali’ye verilerek bu amaçlı Hz. Ali ve devam soyuna özgü dokunulmazlık zırh ile yürürlüğe girdi. Halifelik ise Hak ve Hz. Muhammed’den habersiz ve Hz. Muhammed’in ölümünden hemen sonra birkaç kişilik beşeri şura toplantısıyla belirlenip egemenlerden yana olan gelişi güzel bir sistemle yürürlüğe girdi. İki başlı bir İslam yönetimine neden olan bu durum tarih boyunca İslam içi bölünme ve çatışmaların temel sebebi ve kaynağını oluşturuyor.</p>

<p>Ayrıca Velayet ve ilgili öğretisi ve sistemi Hak ve Hz. Muhammed tarafından meşru yollarla Hz. Ali’ye verildiği için Hz. Ali, Ehli Beyti Kırklar ve On İki İmamlara ve devam soyu olan Aleviliğe özgü, özel ve ayrıcalıklı olarak kurumlaştığı için dokunulmaz ve değişmez bir sonsuzluğa sahip iken. Halifelik ise birkaç kişilik şura ile meşru olmayan yoldan kurumsallaştığı için hile, savaş, zor, cebir gibi meşru olmayan yollarla el değiştirebilir ve her el değiştirdikçe öğreti ve tüm unsurlarıyla her defasında değiştirilen bir yapıya sahipti.</p>

<p>&nbsp;</p>

<ol>
	<li><strong>Alevi-Bektaşi Öğreti ve Sistemin, Devlet Yönetim Modeli</strong></li>
</ol>

<p>Velayet öğreti ve sistemi tamamen Ahiretlikdüzenden esinlenip dünyanın insan düzeniyle harmanlanarak, bir dünya düzenine dönüştürmeyi hedefleyen bir yapıdır. Bu öğretinin, dünyevi biçiminde karşılığı dört kademeden oluşur. Birinci kademe Peygamberlik öğretisi, ikinci kademe Velayet öğretisi, üçüncü kademe Ariflik (Melek Cebrail) öğretisi, dördüncü kademe Velilik (Hak) öğretisidir.</p>

<p>Bu dört öğretinin dünyevi yapısı, Hz. Hz. Ali’ye verilen Velayet öğretisi ve sistemi olan Dört Kapı ile kademelendirilerek birbirine entegre edilmişler. Ahiretliğin dünyevi karşılığı olarak açıklanan bu öğretinin, Ahiretlik olan batın boyutu, insanların anlayamayacağı kadar farklı olduğu için tamamen sır ve gizli kalmıştır.</p>

<p>Hz. Muhammed’in Peygamberlik dönemi olan 22 yıl içinde gelen vahiylerin insanlara tebliği ile farklı inançlardan çok sayıda insan İslam’ı benimsemiş. Bu insanlardan İslam toplumu doğmuştu. Her geçen gün çoğalarak büyüyen İslam nüfusun yasama, yürütme, yargı ve ilgili yönetme şekli Miraçta Velayet üzerinden belirlenip Hz. Muhammed daha hayata iken yürürlüğe girmişti.</p>

<p>Alevi-Bektaşi yazılı tarih kaynakları yakından incelenip doğru ve sistematik bir şekilde yorumlandığında, Velayet öğretisi ve sistemi Dört Kapı Kırk Makamla bile çok kolayca tanımlanabilir. Bu öğreti ve sisteme dayalı bir "yasama, yürütme ve yargı" yapısının varlığı çok kolaylıkla gözlemlenebilir. Bunlardan, Hacı Bektaşi Veli’ye ait Makalat eserinde belirtilen Dört Kapı ve ilgili dört kademeli toplum entegrasyonu (Abid, Zahid, Arif, Mühip) ile ilgili açıklamaları ve bu açıklamaları onaylayan diğer birçok Alevi yazılı kayakla beraber önemli bir örnek ve kanıt teşkil etmektedir.</p>

<p>Aynı bağlamda, yasama, yürütme ve yargıyla ilgili İmam Cafer Sadık Buyruğunda Kırklar Cemi başlığı altında yayınlanan Kırklar Meclisin kurumsal varlığı ve ayrıca tarih içinde Alevi ocak, tekke, dergâhların derviş merkezli kurumsal yapısı gibi birçok oluşum, Velayet yönetim biçimini açıklayan önemli örnekler ve deliller olarak hizmet vermişler. Bunlardan en canlı ve çarpıcı örneklerden ve kanıtlardan biri de Alevi-Bektaşi topluluğunun sosyal yapısı, inançları, kültürü ve bunlarla ilgili norm ve ritüelleridir.</p>

<p>İmam Cafer Sadık Velayet öğretisi ve Dört Kapı sistemin yönetim modelin temel kaynağı hakkında kısaca şu bilgiyi veriyor; “Muhammed Mustafa ve Aliyyel Murtaza cümleye rahmet geldiler, dini zahir eylediler. Erkân koydular. Şeriat zahir oldu. Tarikat (Marifet) ve Hakikat sırrı oldu. Şeriat Muhammed’in oldu. Tarikat (Marifet) ve Hakikat Ali’nin şanına geldi”(Vaktıdolu, 2018, 21). Şeyh Safi ve diğer Alevi ozanların eserlerinde "doksan bin söz" ve artı "otuz bin söz" olarak anılan Kur'an ayetlerine ait sözlerin, Dört Kapıya bölünerek yorumlanmasına değinerek, Velayet öğreti, sistemin ve ilgili yasama, yürütme ve yargı yapıları Dört Kapı içinde Kur’an ayetleriyle de desteklenecek şekilde kurumsallaştığı anlaşılmaktadır. Bu konudaki Şeyh Safı açıklaması şu şekildedir. “Muhammed Mustafa Sallahlahüteala aleyhi vesellem Miraca varıncak Hak Celle ve ala hazretleri doksan bin kelamı söyleşti. Otuz bini şeriatta ve otuz bini tarikatta ve otuz bini hakikatta ya ma’rifet kelamı kanı dirsen…?</p>

<p>Doksan bin kelamın otuz bini şeriat kalidir. Otuz bini tarikat yoludur ve otuz bini hakikat halidir. Ma’rifet sırrı emirdir ve ma’rifetin kelamı Hak teala erenlerin ve Ali’nin kudret nurunda sırritmişdir. Erenlerin sırrını müşahide idüb onlarda görmek gerek” (Koçak, 2004, 67).</p>

<p>Hak tarafından belirlenen Velayet öğretisi ve sistemi ve ilgili yönetim şekli yasama, yürütme ve yargı yapısını Dört Kapı denilen Şeriat Kapısı, Tarikat Kapısı, Marifet Kapısı ve Hakikat Kapısı öğreti kademelerinden oluşuyordu. Birinci kademe olan Şeriat Kapının yasama, yürütme ve yargı yapısı Müslüman olmuş tüm kesimi kapsayacak şekilde Hz. Muhammed dönemindeki Peygamberlik öğretisi üzerinden düzenlenip kurumsallaşmış. Bu öğreti ve kurumsallaşmanın günümüz dili ile açıklaması Hz. Muhammed bu öğretinin sahibi ve ilgili devletin kurucusu ve başıdır.</p>

<p>İkinci kademe olan Tarikat Kapının yasama, yürütme ve yargı yapısı, Hz. Ali Vilayeti ve Kırklar Meclisin öğretileriyle belirlenen, devletin kurumsal ve sosyal yapısını oluşturan, devlet kurumun kendisi ve Şeriat Kapı kurumsalın üzerindeki üst yönetimdir. Bu kurumsal yapının günümüz modern karşılığı Meclis ve onun bünyesinde atanan Başbakan, Bakanlar ve bu Bakanlar kabinesi ve bağlı devlet kurumlarıdır.</p>

<p>Birinci (Şeriat Kapısı) ve ikinci kademelerin (Tarikat Kapısı) dünyevi öğretisi Peygamberlik ve Velayet öğretisi üzerinden açıklanırken, bu öğretinin Ahiretlikteki karşılığı sır ve gizli (batın) tutulmuştur.</p>

<p>Üçüncü kademe olan Marifet Kapı yasama, yürütme ve yargı yapısı Melek Cebrail’in Melek konumu ve öğretisi üzerinden düzenlenmiş. Devlet kurumsal yapısından daha bağımsız, dünyevi hırslardan soyutlanmış gönül gözü gelişmiş olarak belirlenerek devlet kurumsalını bağımsız ve tarafsız olarak denetleyen ve düzenleyen bir yapı içinde kurumsallaşmıştır. Dördüncü kademe olan Hakikat Kapı yasama, yürütme ve yargı yapısı Hakk’ın yaratılışa bakışı ve ilgiliöğretisi üzerinden düzenlenmiş. Marifet Kapıyla beraber (Melek ile Hak) koordineli çalışan Hakikat Kapı kurumsalı, devletten bağımsız olarak, devleti, İslam ve İslam olmayan her kesimi ve tüm yaratılışı kapsayacak şekilde geniş bir görev sorumluğuyla en üst yönetim olarak evrensel ilkeler üzerine kurumsallaşmıştır. (Günümüz tabiriyle birleşmiş milletler, Avrupa insan hakları mahkemesi, Anayasa mahkemesi ve benzeri bir yapıya sahiptir).</p>

<p>Bu kurumsal yapının zahir ve dünyevi tanımı Ariflik ve Velilik öğretisiyle açıklanırken, batın ve Ahiretlik tanımı ise insanların anlayamamağı öğreti olan Melek ve Hak öğretisiyle açıklanabilir içerikte kendi içinde sırdır.</p>

<p>Dört Kapın tüm bu sistemi, tüm boyutlarıyla birbirine entegre edilerek kademelendirilmiştir. Yani her kapı kademesi hem kendi içinde kendine özgü ve bağımsız bir yasama, yürütme ve yargı yapısı vardır. Hem de Dört Kapı öğreti ve sistemine göre kademeli ve birbirine bağlı entegrasyonlu bir yasama, yürütme ve yargı yapısı vardır.</p>

<p>Bu öğreti ve sistem Peygamberlik öğretisini kapsayacak şekilde Velayet üzerinden kurumsallaşıp devletleştiği için “günümüz tabiriyle” Başbakan Hz. Ali’dir. Hz. Muhammed ölümün sonrasındaki süreçte devletin kurucusu ve onursal Başkanıdır. Bakanlar ise ilgili Kırklar Meclisidir ve tüm alt kurumlarıyla Başbakana yani Hz. Ali’ye bağlıdır. Kırklar Meclisi on yedisi kadın, yirmi üçü erkek Bakandan oluşmuş. Kırk Bakan, kadın ve erkek sayısına göre eşit sayıda Dört Kapı içinde bulunan her kapıda onar Bakanla görevlendirilmiş.</p>

<p>Tüm bu tarihsel bilgilere göre, Hz. Muhammed daha hayata iken bu dönemde devletin yönetim ve kurumsal yapısı Hakikat Kapısında (Miraçta) Hak tarafından belirlenmiş. Hz. Muhammed Peygamberliğiyle Şeriat Kapı öğretisiyle bu devletin temelleri atılmış. Hz. Ali Velâyetiyle devletin yasal, kurumsal ve sosyal yapısı Tarikat Kapı öğretisi ve Kırklar Meclisiyle (Alevilik) kurulmuş. Melek Cebrail tarafından bu devlet Marifet Kapı öğretisine göre denetlenip tüm unsurlarıyla yürürlüğe girmiştir. Hz. Ali Hakk’ın Velisi (Velayeti) olduğu için Başbakan ve Kırklar Meclisi Bakanlar kurulu düzeyinde bu devletin Dört Kapı öğretisi ve sistemi olan tüm yasama, yürütme ve yargı bilgisine sahiptir.</p>

<p>Yazılı tarih kaynakları, Hz. Muhammed Miraca çıktığında on sekiz bin âlemi gördüğünü belirtir. Miraç görüşmesinde Hak tarafından kurumsallaştırılan Velayet ve Dört Kapı öğretisi ve sistemin Ahiretlik bir yaşamın modelin dünyevi karşılığı olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, Ahirette dört kademeli bir sosyal yapı vardır. Bu sosyal yapısının dünyevi toplumsal karşılığı; “Abid (Müslüman), Zahid (Alevi-Bektaşi), Arif (Melek) ve Mühip-Veli (Hak) (Güzel, 2011, 74) olarak tanımlanıp kademelendirilmiş. Velayet öğretisine göre kişi bu dünyada Dört Kapının hangi kademesinde ise Ahirete de o kademede yer alacağını ve o kademeye göre sorgu sualden geçecektir</p>

<p>&nbsp;</p>

<ol>
	<li><strong>Şeriat Kapısında, Temel Yapılanma</strong></li>
</ol>

<p>İslamiyet’in ilk döneminden başlayarak, diğer dinlerden Müslümanlığa geçen insanların, yeni bir düzen olan İslam'a entegre edilmesi süreci, Müslüman ilkeleri çerçevesinde verilen ilk eğitim yoluyla dini ve sosyal yapıya dahil edilmeleri. Ve böylece kendi içinde kurumsal bir örgütlenmenin oluşturulması hayati önem taşımaktaydı. Bu nedenle, Şeriat öğretisi içinde, bu amaca uygun hizmetin sağlanması için bazı önemli başlangıç ​​ve genel ilkeler belirlenmiştir. Bu konuma uygun tutarlı ve öncelikli olan ilkeler, sağlam temeller üzerine, kurumsal ve sosyal bir düzen oluşturulmuş ve bu düzene göre faaliyet yürürmüştür.</p>

<p>Bu ilkeler kısaca şöyle özetlenebilir; “İman, ilim, salat (namaz), zekât, oruç, hac, askerlik, yasak cinsi münasebetten kaçınma, üretim, helal kazanç, faizin yasaklanması, paylaşım, nikâh, aile, toplum, sünnet, musahip, kirve, dünür ilişkilerin gelişimi. Sevgi, saygı, temiz yemek, temiz giyinmek, iyilik, yaramaz işlerden sakınmak” (Güzel, 2011, s. 293-1011) gibi ve benzer ana ilkeler ile belirtilmiştir. Pir Sultan Abdal bu ilkelerin İslamiyet’in öncelikli yapısıyla ilgili genel bir değerlendirmesini şu dizelerle açıklamaya çalışmıştır. ”Gönül gel karardan şaşma / Sözüm sana meveddettir / (…) Şeriattan edep öğren / ilim ile üstat olur oğlan / Kimi farz kimi sünnettir” (Gölpınarlı-Boratav. 2010, s. 103-104).</p>

<p>Özelikle bu ilkelerin önceliğe alınmasının başlıca nedeni bu ilkeler ve içinde yer alan tüm önemli ayrıntılar İslam’dan önce ya hiç yoktu. Ya da egemen yönetimlerin işine gelmediği için hiçbir şekilde önemsenmiyordu. Bundan dolayı bu ilkeler, bir başlangıç olarak belirlenmesi önemli bir değişimi getirmekle beraber, İslam’dan önceki önemli sorunlarında bu öncelikli ilkeler ve ilgili ayrıntılarıyla çözüme kavuşturulması hedeflenmiştir.</p>

<p>Bu ilkelerin tüm ayrıntılarının, Hz. Muhammed zamanında Velayet sahibi olanlar tarafından Şeriat Kapı kurumsalı içinde eğitim ve öğretim yoluyla topluma yayılması ve uygulanması amaçlanmıştır. Kırklar Meclisi'nden on Bakanın önderliğinde, bu ilkelerle ilgili sorunları çözmek ve toplumun hızla bu ilkeli düzene uyması için yasama, yürütme ve yargı organların tüm imkânları seferber edilmiş.</p>

<p>Başlangıçta dini okullar (medreseler), Mescitler ve Camiler gibi merkezi yerler kurulmuş ve bu amaçlı kullanılmıştır. Dört Kapı öğreti ve sistemin ilk seviyesi olan Şeriat Kapısında, Hz. Muhammed Müslüman topluluğunun başı olarak Peygamber, yardımcısı Hz. Ali'yi İmam ve Velayet makamın sahibi olarak kabul edilir. Velayetin bu yönetim modeli, Halifelik yönetiminden farklı olduğu için Halifelik yönetimin sert baskılarına rağmen kısmen gizli olarak Velayet öğretisi aracılığıyla On İki İmam döneminde ve sonrasındaki tekke ve dergahlar yoluyla uzun yıllar boyunca devam etmiştir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<ol start="2">
	<li><strong>Tarikat Kapısında, Devletin Kurumsal Yapısı ve İşleyişi</strong></li>
</ol>

<p>İlk kademe olan Şeriat Kapısı öğretisi, Müslümanlığı kabul eden her sıradan insan için Müslüman öğreti ve yasalarını askeri düzeyde belirleyip düzenleyen ve yöneten başlangıç ​​ve alt bir kademedir.</p>

<p>Dört Kapı içinde, ikinci kademe olan Tarikat Kapısı öğretisi ve ilgili aşamaları, devlet düzeyinde özellikle belirleyicidir. Çünkü Tarikat Kapısı sistemi hem devleti yöneten kurumsal bir yapıdır hem de devleti yönetenleri yetiştirmiş ve atamasını yapmış merkezi bir kurumdur. Başka bir deyişle, devlet büyük ölçüde Tarikat Kapısı öğretisi ve sistemine göre yönetilmiştir. Bu nedenle, devletin her kurumunda ve kadrosunda görev yapan her kişinin Tarikat Kapısı'ndan mezun olup Tarikat Kapı öğretisine göre görev yürütmesi gerekiyordu. Bunun en açık örneği, Hz. Ali'nin Velayet görevini almasıyla birlikte, Tarikat Kapısı kurumu içinde yer alan Kırklar Meclisi'nin, Dört Kapı öğreti ve aşamalarıyla oluşturulan devlet yapısı içinde bu günkü deyimiyle Bakanlık düzeyinde görevler yüklemesidir.</p>

<p>Kırklar Meclisi, Şeriat Kapı öğretisini edinmekle beraber, Tarikat Kapı öğretisi içinde belirlenen ana ilkeler olan; Mürit, musahip, talip, rehber, pir, mürşit kutsal ikrar ve manevi bağ ilişkileri içinde Alevilik esaslarına göre yapılanmıştır. Nefsi duygularından soyutlanmış, Derviş konumunda tamamen hizmet odaklı görevler edinmiş. Tarikat Kapı ibadeti olan Cem ibadet ve toplantılarına eksiksiz katılım sağlamış. Birçok farklı eğitim ve deneyimden geçerek birçok farklı ilimle aydınlanmış. Toplumun her kademesiyle uyum içinde yol gösteren muhabbet sahibi bir görev ve kişilik edinmişler. Bu öğretiyle iç dünyası aşk, şevk, sefa ve ilgili saflığa, fakirliğe (Kılıçgedik, 2025, s 171-179) kavuşarak dünyevi oluşumdan farklı olan Ahiretliğe özgü pişerek olgunlaşmış bir kişiliğe kavuştuklarından, bu kişilere Bakanlık düzeyinde devletin farklı kurumlarında ve üst düzeylerde önemli görevler verilmiş.</p>

<p>Alevi yazılı metinlerinden anlaşıldığı kadarıyla; Tarikat Kapı öğretisi, Kırklar Meclisinde olduğu gibi devlet içinde görev alanları ilk etapta nefsi duygulardan arındıran bir eğitim vererek kişiyi dünyevi isteklerden soyutlamış bir derviş veya rehber, pir konumuma eriştirerek mezun ediyor. Bu konumuyla devlet kurumlarında görev alanlar mülkiyet edinmede muaf tutularak bir Derviş misali yaşam sürmek durumunda görev yürütüyordu. Bu eğitim, okul ve dershane konumunda görev yürüten ocak, tekke ve dergâh yapılanmaları içinde veriliyordu.</p>

<p>Böylece ocak, tekke ve dergâhlarda mezun olan Dervişler devletle ilgili aldığı görevlerde altı gurupta görev almıştır. Birinci gurup, devletin tüm kurumsal mekanizmalarında görev alan kadroyu, Dervişlik kişiliği ve görevine erişene kadar eğitim, öğretimden geçirip mezun ederek eğitim düzeyine göre ihtiyaç duyulan kurumlarda görev veriyordu. Pir Sultan Abdal Tarikat Kapının bu eğitim sistemini kısaca şu dizelerle dile getirmiş. “…Tarikat bir oddur yakar / Kimi ham kimi has çıkar / Çerağın yakan üstadadır / Tarikata kâmil olan / ilim ile âlim olan / Evvel mertebe hizmettir…” (Gölpınarlı-Boratav. 2010, s. 103-104). Tarikat Kapı kurumsalın bu konumundan dolayı, görev verdiği tüm bu kadroyla işbirliği içinde devletin yasama, yürütme, yargı, ekonomik, sosyal düzen, inanç gibi her alanda eşit, adil ve paylaşımcı düzeni oluşturup devam etmeyi sağlayan merkezi bir yapısı vardı.</p>

<p>İkinci gurup, Kırklar Meclisinde olduğu gibi Bakanlık düzeyinde ve ilgili üst kademelerde sabit ve yerleşik görevler alırken. Üçüncü gurup, Devletin askeri ve diğer güvenlik içerikli alanlarında görev alıyordu. Dördüncü gurup, tarım, üretim, esnaf, zanaat, ticaret gibi devleti ayakta tutan ekonomik unsurlar içinde görevlendirilmiş. Beşinci gurup, din, inanç ve kültürel konularında görev almış. Altıncı gurup, devlet adına çok sayıda farklı görevler alarak ulaşım ve haberleşmenin olmadığı bu dönemde bu görevlerini gezgin bir şekilde yürüterek halkın her kesimine ulaşıp halkın sorunlarını çözmeye odalı çalışmıştır.</p>

<p>Velayet ve ilgili Dört Kapı öğreti ve sistemine göre kurulan bu devlet modeli, Hz. Muhammed döneminde yürürlüğe girmiş. Hz. Muhammed vefatından hemen sonra, Halifelik devlet yönetimine geçilince, Velayet yönetim modeli devlet dışına itilmiş. Dolayısıyla, bu yönetim modeli sivil ve içe kapalı ocak, tekke, dergâh yapılanması ve sistemi içine girmiş. Halifelik yönetiminden kaçınmayı gerektirecek bir yöntemle varlığını sürdürmeyi sağlamıştır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<ol start="3">
	<li><strong>Marifet ve Hakikat Kapı Gereği, Devlet Denetimi ve Düzeni</strong></li>
</ol>

<p>Tarikat Kapı öğretisini alıp devletin birçok kurumunda ve kadrosunda, Hak aşkı ile görev alanlar Dört Kapı kuralları içinde gösterdiği çaba, yaptığı hizmetler, edindiği tercüme ve donanımlar oranında içsel ve ruhsal olarak gelişerek, Marifet Kapı kademesine geçiyordu. Daha çok bu hizmetlerle Marifet ve Hakikat Kapı kademesine erişen bu insanların iç duyuları Hakk’ın sevgisiyle dolup, Hakk’ın gözü ve gönlüyle tüm insanlara ve varlığa bir gözle bakan esaslar üzerinde hizmet etme görevi alıyordu.</p>

<p>Eline geçen mülkiyeti ve devlet olanaklarını din, dil, ırk ayırımı yapmadan yoksul ve yardıma muhtaç kesime eşit oranda harcamak ve bu kesimin hayat seviyesini yükselten bu yöneticiler, tamamen Hakk’ın rızası için çalışıyordu. Buradaki amaç, geçici olan dünya hayatından farklı olan sonsuz Ahiretlik yaşam biçimini, bu dünyada yaşayıp tecrübe edinerek Ahirete en iyi şekilde hazırlanmaktır. Velayet devlet yönetimi olan Ahiretlik yaşam biçimi, din, dil, ırk ayırımı yapmadığı için, Velayetin devlet yönetimi altında yaşayan farklı din, inanç ve kültürden insanlar, diğer faklı düzenlere nazaran bu yönetim altında kendini daha fazla emniyete ve huzur içinde bulabiliyordu.</p>

<p>Velayet ve ilgili yönetim şekli olan devlet kurumları içinde hizmet çabası içinde olup yaptığı hizmetler, edindiği tercüme ve donanımlar oranında içsel ve ruhsal olarak gelişen insanlar; Marifet Kapı kurumsalı içinde devlet kurumlarını denetleyip toplumun memnuniyetine göre düzenleyen görevliler tarafından belirlenerek, Marifet Kapı kurumsalına dâhil ediliyor. Ve daha çok devlet kurumlarını denetleyip düzenleme üzerinden görev veriliyordu. Böylece Marifet Kapı öğretisine göre yetişen Arif sayısı artıkça Marifet Kapı kurumsalı güçlenip toplumun eğitim seviyesi ve oranı daha çok bu kapıya göre değerlendiriliyordu.</p>

<p>Marifet Kapı öğretisine sahip kişi “Bencillik, kin ve garezden uzak durup, edep ve içsel olan içi dünya ilmi gelişmiş. Perhizkârlık (aşırı istekleri sınırlanmış), sabır, kanaat, hayâ, cömertlik, hoşgörü, kendi özünü bilmek” (Güzel, 2011, s. 293-312) gibi ilkeler ve ilgili haller kişide hâsıl olmuş. Ve bu âlemde bir Melek ve Evliya konumuna erişmiş kişilerden belirleniyordu. Bu kişiler devletin yasama, yürütme ve yargı ve her kurumsal organlarını denetleme ve düzenleme yetkisine sahipti.</p>

<p>En üst kademe olan Hakikat Kapı öğretisine sahip kişi; “Toprak gibi alçak gönüllü olup, kimsenin ayıbını görmemeden, yetmiş iki milleti bir görüp, yapabileceği her türlü iyiliği hiçbir varlıktan esirgemez. Hakk’ın her yarattığını severek, güven verip Hak yolunda itibar görerek, başta kendisi ve tüm insanlar olmak üzere her varlığı birliğe yönlendirme çabası içinde hizmet veren kişiliğe erişmiş. Gerçeği gizlemeden İlahi sır ve manayı bilerek İlahi varlığa ulaşabilme” (Kılıçgedik, 2025, s.193-203) konumuna erişmişse, bu kişilerden oluşan Hakikat Kapı kurulu devlet adına her konuda evrensel içerikte karar alma ve yetki verme konumuna sahipti. Bu karar ve yetkilendirme devletin tüm kurumları üzerinde etkili ve bağlayıcıydı.</p>

<p>Tarafsız ve adıl olan böyle bir kişilik devleti yöneten kurumsal organlarıda aynı tarafsızlıkta ve adalette denetleyip düzenleyerek toplumu refaha kavuşturması için görev yapıyordu. İçsel ve Haksal olan bu durum Marifet Kapısında Meleklerin, Hakikat Kapısında Hakk’ın adına görev alıp bu amaçlı bir yasama, yürütme ve yargı anlayışı içinde oldukları gibi devletin yasama, yürütme ve yargı yapısının da bu seviyede yürütülmesi için çalışıyorlardı.</p>

<p>Bu makama ulaşanlara devlet desteğiyle çok daha fazla imkân verilerek, halkın hoşnutluğunu kazandıkları oranda, Meleklerin ve Hakk’ın hoşnutluğu kazanılmış oluyordu. Bu durum evrensel ilkelerin gelişmesi ve yaygınlaşmasına imkân tanıtılıyordu. Böylece yapılan hizmetler ve elde edinilen hoşnutluk, el ele el Hakka desturuyla Hakikat Kapı öğretisinin en üst makamı olan, “Hakk’ın insanda tecelli olduğunun” bir yansıması ve delili olarak değerlendiriliyordu.</p>

<p>Hakikat Kapında görev alıp bu kapının öğretiyi eksiksiz uygulayanların başarısı devletin tüm kademelerine yansıyıp eşitlik, hak, hukuk, adalet gibi evrensel ilkelerin yaygınlaşması, insanlarda içselleşmesini ve uygulanmasını garantiye alıyordu. Ahiret yönetim şeklinden tasarlanan ve dünyevi olanaklarla yürütülen bu yönetim şeklin, Ahiretteki karşılığı ruh, Melek ve Hak merkezli bir yönetim modeliydi. Pir Sultan Abdal bu yönetim modelini kısaca şöyle açıklıyordu. “…Hakikat genç-i nihandır / Marifet gevher-i kandır / Yedi yüz yetmiş mizandır / Ötesi ilm-i hikmettir (…) Mürebb’ olan Ali gerek / Dört Kapıda eli gerek / Zira Ali Muhammed’dir”(Gölpınarlı-Boratav.2010, s. 103-104).</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Kaynakça</strong></p>

<ol>
	<li>Özmen, İsmail. <em>Alevi-Bektaşi Şiirleri Antolojisi.</em>Ankara. 1998. Kültür Bakanlığı Yayınları</li>
	<li>Koçak, Yunus. <em>Menâkıb-ı Şeyh Safî, İbrahim ocağı’ndan gelen bir Şeyh Safi buyruğu.</em> Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi 30/2004.</li>
	<li>Güzel, Abdurrahman. <em>Hacı Bektaş Veli El Kitabı,</em>Ekçağ basım yayın, 2011. Ankara.</li>
	<li>Kılıçgedik, Türkoğuz. <em>Alevilik, Bektaşiliğin Gayb Olan Öğretisi Ve Sistemi</em> 2025. İstanbul. Taş Baskı yayın.</li>
	<li>Özdemir Alirıza <em>“Alevi-Bektaşi Yolunda Dört Kapı Kırk Makam”.</em> 2024, Efsus yayınları. İstanbul.</li>
	<li>Yaman, Mehmet. <em>Makalat ve Müslümanlık, </em>Gülbay yayın, İstanbul. 1985</li>
	<li>Gölpınarlı, Abdulbaki. Boratav, Pertev Nail. <em>Pir Sultan Abdal.</em>2010. İstanbul.</li>
	<li>Yaman, Mehmet, <em>Buyruk (Şeyh Seyyid Safi Menakıbı),</em> Cem Vakfı Yayın 2013 İstanbul.</li>
	<li>Alşan, Hakan Alşan.<em>Horasan Erenleri.</em> 2012 İstanbul.</li>
	<li>Kılıçgedik, Türkoğuz. <em>Seçilmiş Toplum Alevilik</em>(Alevi, Dersim, Xormecık veKarêr Tarihi. 2020.İstanbul. Kahve kültür yayınları.</li>
	<li>Bozkurt, Fuat. <em>İmam Cafer Sadık Buyruğu,</em> 2020 İstanbul. Salon yayınları.</li>
	<li>Vaktidolu, Ali Adil Atalay. <em>İmam Cafer Sadık Buyruğu,</em> 2018. İstanbul. Can yayınları.</li>
	<li>Yaman, Mehmet, <em>Buyruk (Şeyh Seyyid Safi Menakıbı). </em>&nbsp;2013. İstanbul. Cem Vakfı Yayınları.</li>
	<li>Sarıkaya, Mehmet Hazırlayan. <em>Fütüvvetname-i Cafer Sadık,</em> 2008.İstanbul. Horasan yayınları.</li>
</ol>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ardan-zenturk-rusya-cin-ittifaki-iran-savasinda-kopusa-ugradi-3137</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Sat, 28 Mar 2026 10:47:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ardan Zentürk: Rusya-Çin İttifakı İran Savaşı’nda kopuşa uğradı</h1>
                        <h2>Deneyimli gazeteci Ardan Zentürk, Rusya Federasyonu ile Çin Halk Cumhuriyeti arasındaki uzun yıllardır gelişen stratejik ittifakın, İran Savaşı nedeniyle ilk ciddi gerilimi yaşadığını belirtti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/ardan-zenturk-rusya-cin-ittifaki-iran-savasinda-kopusa-ugradi-1774684956.webp">
                        <figcaption>Ardan Zentürk: Rusya-Çin İttifakı İran Savaşı’nda kopuşa uğradı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>Deneyimli gazeteci Ardan Zentürk,</strong> Rusya Federasyonu ile Çin Halk Cumhuriyeti arasındaki uzun yıllardır gelişen stratejik ittifakın, İran Savaşı nedeniyle ilk ciddi gerilimi yaşadığını belirtti.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=Cw17ia42el4"><span style="color:#c0392b"><strong>ARDAN ZENTÜRK'ÜN AÇIKLAMASINI YOUTUBE ÜZERİNDEN İZLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ</strong></span></a></p>

<p>Zentürk, Rusya’nın bu çatışmanın uzamasından yana olduğunu Çin’in ise tam tersi bir tutum içinde olduğunu vurguladı:<em><strong> “Çin Halk Cumhuriyeti ‘Bir an önce bitirelim bu işi’</strong></em> diyor.<em><strong> Çünkü ben dünyanın tedarik merkeziyim; petrol fiyatları yükseliyor, dünya ekonomisi birbirine girdi, ben ne yapacağım?”</strong></em> dedi.</p>

<p>Zentürk’e göre, <strong>Şi Jinping ile Donald Trump</strong> arasında planlanan zirve, savaşın başlaması üzerine Mayıs ayına ertelenirken, Trump’ın bu görüşmeyi öne çekmesi gerektiğini savundu. Çin’in Ortadoğu politikasının, ABD’nin savaştaki sıkışmışlığını rahatlatabilecek nitelikte olduğunu dile getirdi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">ÇİN’İN TEMEL ÖNCELİĞİ: HÜRMÜZ BOĞAZI VE ENERJİ FİYATLARI</span></span></span></strong></p>

<p>Çin’in bir yandan İran’la stratejik ortaklığını korurken, diğer yandan Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi Körfez ülkeleriyle ekonomik ilişkilerini güçlendirdiğini hatırlatan Zentürk, Pekin’in öncelikli hedefinin <strong>Hürmüz Boğazı’nın </strong>açık kalması ve enerji fiyatlarının kontrolden çıkmaması olduğunu belirtti.</p>

<p>Çin’in Ortadoğu Özel Elçisi<strong> Zhai Jun’un</strong> (Zai Jun) son açıklamalarına dikkat çeken Zentürk, şu ifadeleri aktardı:</p>

<p><em><strong>“Savaş hiç başlamamalıydı. Askeri operasyonlar derhal durdurulmalı. Pandora’nın kutusu açıldıysa sonuçları yıkıcı olur. Savaş devam ederse kimse kazanmaz, bölge halkı kaybeder.”</strong></em></p>

<p>Zhai Jun’un Körfez ülkelerine yönelik açıklamalarında egemenlik ve güvenlik vurgusu yaptığını, İran’a da <em><strong>“Körfez ülkelerine yönelik saldırıları rafa kaldır” </strong></em>çağrısında bulunduğunu kaydeden Zentürk, Çinli diplomatın <strong>“Zili kim bağladıysa o çözmeli” </strong>sözünü öne çıkardı. Bu ifadeyle çatışmayı başlatan taraf olarak ABD ve İsrail’i işaret ettiğini belirtti.<br />
Zhai Jun’un açıklamasını aktaran Zentürk,<em><strong>“Körfez işbirliği ülkelerinin egemenliğinin ve güvenliğinin korunması gerektiği açıktır. Bu ülkeler hiç ortak olmadıkları bir savaşta hiç hak etmedikleri bir acı çekmektedirler” i</strong></em>fadelerini kullandığını belirtti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">PETROL GERÇEĞİ: ÇİN ALTERNATİF BULABİLİR</span></span></span></strong></p>

<p>Zentürk, Çin’in İran petrol ithalatına dair rakamları da paylaştı: Çin, İran’ın petrol ihracatının yaklaşık %87’sini (günde 1,38 milyon varil) alıyor ve bu, Çin’in toplam petrol ithalatının yalnızca %13’ünü oluşturuyor.&nbsp;</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“ÇİN HERKESİN LAFINI DİNLEYECEĞİ BİR GÜÇ”</span></span></span></strong></p>

<p>Ardan Zentürk, Çin’in ekonomik ve askeri açıdan her tarafla diyalog kurabilen bir süper güç olduğunu belirterek, Zhai Jun üzerinden daha atak diplomatik adımlar atabileceğini öngördü. <em><strong>“Koskoca Çin’den bahsediyoruz. Herkesin lafını dinleyeceği bir adam”</strong></em> ifadesini kullandı.</p>

<p>Zentürk, Çin’in hem İran’la 40 milyar dolarlık stratejik ilişkisini hem de Körfez ülkeleriyle güçlü ekonomik bağlarını dengeli şekilde yönettiğini sözlerine ekledi.</p>

<p>Analizinde Zentürk, Çin’in tarafsızlık ve diplomasi vurgusu yapan tutumunun, bölgedeki gerilimin azalması için önemli bir potansiyel taşıdığını ifade ederek sözlerini tamamladı.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=Cw17ia42el4"><span style="color:#c0392b"><strong>ARDAN ZENTÜRK'ÜN AÇIKLAMASINI YOUTUBE ÜZERİNDEN İZLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ</strong></span></a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-kultur-ve-cemevi-baskanliginda-sessiz-tasfiye-operasyonu-3136</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 19:46:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nda “Sessiz Tasfiye Operasyonu”!</h1>
                        <h2>Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Lideri Bahçeli’nin “toplumsal bütünleşme” hamlesi olarak kurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, bir süredir içeriden ve dışarıdan gelen “sembolik ve idari budama” iddialarıyla çalkalanıyor. Ankara kulislerinde konuşulan senaryolar, kurumun önce işlevsizleştirilip ardından “mezhepçi odaklar”ın isteği doğrultusunda kapatılmak istendiğine işaret ediyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/alevi-bektasi-kultur-ve-cemevi-baskanliginda-sessiz-tasfiye-operasyonu-1774630560.webp">
                        <figcaption>Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nda “Sessiz Tasfiye Operasyonu”!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı binasında dikkat çekici bazı hamleler, başkanlığın kapatılmasının hedeflendiği iddialarını gündeme getirdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Başkanlığın merkez binasıyla ilgili atılan adımlar, “<em><strong>alan daraltma</strong></em>” operasyonunun ilk işareti olarak yorumlanıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kültür ve Turizm Bakanlığı İç Denetim Birimi Başkanlığı’nın, hali hazırda binlerce metrekarelik bir binada hizmet vermesine ve hiçbir alan sorunu yaşamamasına rağmen, Başkanlığın 6. katına yerleşmek için harekete geçtiği iddia ediliyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu hamle, kurumun kendi binasında “<em><strong>sığıntı</strong></em>” konumuna düşürülmek istendiği şeklinde eleştiriliyor.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ALEVİLERİ ANKARA’NIN MERKEZİNDEN KOVMA OPERASYONU!</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı binasına bakanlığın farklı bir birimi taşınırken, aynı anda kuruma ait daire başkanlıkları ise dışarı gönderilmek isteniyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İddialara göre, hayati daire başkanlıkları binadan çıkarılacak. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Binada yeterli alan olduğu halde, Kültür, Sosyal ve Dış İlişkiler ile Eğitim ve Yayın Daire Başkanlıklarının da farklı bir yere taşınmasının planlandığı iddialar arasında. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ankara’nın merkezinden uzaklaştırılmak istenen kurumun nihai durağının, toplumda hafıza yarası olarak duran FETÖ döneminin Mamak-Tuzluçayır’daki “<strong><em>Cami-Cemevi Projesi</em></strong>” binası olduğu öne sürülüyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi aydınlar, bu adımın kurumu toplumun gözünden uzaklaştırıp marjinalize etme projesi olduğunu savunuyor.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">MEZHEPÇİ ODAKLAR MI DEVREDE?</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi çevreleri, bu operasyonun arkasında “<strong><em>İdris-i Bitlisi İttifakı</em></strong>” olarak adlandırılan ve kurumun kuruluşundan beri varlığından rahatsız olan mezhepçi yapıların bulunduğunu belirtiyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP lideri Devlet Bahçeli’nin Alevi Bektaşilere el uzatmasından rahatsız olan bazı çevrelerin varlığına dikkat çekiliyor ve “<em><strong>bu kesimlerin en rahatsız olduğu konu Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kurulmasıdır</strong></em>” deniyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Sosyal medyadaki kutuplaştırıcı dil ile eş zamanlı yürütülen bu hamlelerin, devletin zirvesinin attığı barışçıl adımları sabote etmeyi amaçladığı vurgulanıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bazı Alevi Bektaşi STK yöneticilerinin değerlendirmesi şöyle:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Bu sadece bir bina meselesi değil; Alevi Bektaşilerin kamuda artan görünürlüğüne tahammül edemeyenlerin bir tasfiye girişimidir. Devlet, Ortadoğu’yu ateşe veren mezhepçi zihniyetin içerideki yansımalarına “</strong>dur<strong>” demelidir.</strong></em>”</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ESMA ERSİN’İN ETKİSİZLİĞİ TEPKİ TOPLUYOR</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Tüm bunlar olurken, konuyla en çok ilgili ve sorumlu makamda oturan Esma Ersin’in nasıl tutum aldığı bilinmiyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ersin’in sessizliği yapılanları onayladığı şeklinde yorumlanıyor ve Alevi Bektaşi toplumunda büyük bir tepki oluşmasına neden oluyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ersin, daha önce de kritik konularda etkisiz kalmakla suçlanmıştı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ersin’in Cemevlerinin yapı mevzuatına “<strong><em>ibadet alanı</em></strong>” yerine “<em><strong>kültür alanı</strong></em>” olarak girmesi sürecini engelleyememesi ve 12 Şubat 2026 tarihli kararname ile kurum personelinin “<em><strong>özel uzmanlık</strong></em>” yerine düz GİH memuru statüsüne düşürülerek maddi ve manevi hak kaybına uğratılmasına sessiz kalması tepkilere neden olmuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Esma Ersin hem Alevi Bektaşi toplumunun ve hem de Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı personelinin sorunlarına ve taleplerine ilgisizliği ve etkisizliği ile neden olduğu zararlarla anılmaya başladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi Bektaşiler, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin duruma el koymasını beklediklerini ifade ettiler.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/yuksel-gulsoy-yazdi-siz-hazret-diyebilirsiniz-3135</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 16:48:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Yüksel Gülsoy yazdı: Siz "hazret" diyebilirsiniz!</h1>
                        <h2>Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü ve Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından yürütülen Alevilik Bektaşilik Ansiklopedisi (ABA) Yazı Kurulu üyesi Prof. Dr. Sadullah Gülten'in Alevilikle ilgili bir video programında Muaviye'den hazret olarak söz etmesine yönelik tepkiler dinmiyor. Durumun basına yansıması sonrasında, Prof. Dr. Gülten'in, "Hz. Muaviye'ye Hz. Muaviye dediğim için" şeklinde kendisini savunmaya kalkışması ve ifadesini eleştirenleri "halkı kin ve düşmanlığa sevk etmek" suçlaması ile tehdit etmesi Alevi aydınlarda ve kuruluşlarda, Alevi Bektaşileri hassasiyetlerine saygısı olmayan birisinin nasıl olup da, Alevi Bektaşilere hizmet veren kurumlarda müdür ve yönetici olabildiği sorusunun sorgulanmasına neden oldu. Bektaşî yol muhibbi Yüksel Gülsoy, Alevi Bektaşilerin hassasiyetlerinin kökeni hakkında kaleme aldığı makaleyi okurlarımızla paylaşıyoruz.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/yuksel-gulsoy-yazdi-siz-hazret-diyebilirsiniz-1774620921.webp">
                        <figcaption>Yüksel Gülsoy yazdı: Siz "hazret" diyebilirsiniz!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>SİZ HAZRET DİYEBİLİRSİNİZ...</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ebu Süfyan ve karısı Hind, doğduğu andan itibaren İslamiyetin en büyük düşmanlarıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Oğulları Muaviye ve karısı Meysun de öyledir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Torunları Yezid de öyledir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muaviye bin Ebû Süfyan, miladî 630 yılında, Mekke'nin Fethi esnasında babası Ebû Süfyan ve ailesiyle birlikte Müslüman olmuştur, yani bu aile peygamberin yaşamının son 2 yılında ancak kılıç zoru ile Müslüman olmuştur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">23 yıllık risaletin 21 yılı en ön safta peygambere, ailesine ve İslamiyete karşı savaşmışlardır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muaviye'nin annesi Hind, Vahşi denilen kiralık katile Uhud Savaşında Hz. Hamza'yı öldürterek ciğerlerini yemiştir. (Bu Vahşi'ye "<em><strong>Hazret</strong></em>" diyen sümüklü biri vardı hatırlarsanız, o da Türkiye Cumhuriyetinin başına belâ olmuştu malumunuz olduğu üzere)</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bunun asıl sebeplerinden biri de Hz. Hamza'nın Bedir Savaşı'nda Ümeyyeoğullarından Şeybe bin Rebîa'yı (Hind'in amcası) doğrudan öldürmüş, Hind bint Utbe'nin babası Utbe bin Rebîa'nın da öldürülmesine yardımcı olması ile Hz. Ali'nin Hind'in kardeşi Velid bin Utbe'yi öldürmüş olmasıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Demem o ki bu ailenin genetiğine işlemiş bir Ehl-i Beyt düşmanlığı zaten görülmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ayrıca Mekke'nin Fethinde Hz. Peygamber, amcasının katili olan bu insanlara "<strong><em>tulekâ</em></strong>" yani gözüme görünmeyin demiş ve Hind'in yüzünü görmemek için de bir perde arkasından el ele tutuşmadan su dolu bir kabın içine elini daldırarak biat almıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muaviye'nin katipliği konusuna gelince; okur-yazar adamların azlığı ile Muaviye, bazı yazışmalarda vs. yardım amacıyla kullanılmıştır ama sır katipliği veya vahiy katipliği gibi ifadeler uydurmadır ve Muaviye'ye paye kazandırma girişimleridir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Oğlu Yezid'e halifeliği bırakmak maksadı ile Hz. Hasan ile yaptığı antlaşmada geçen "<strong><em>halifelik çocuklara bırakılamaz</em></strong>" maddesini geçersiz kılmak üzere Hz. Hasan'ı kendi eşine zehirletmiş ve Hz. Hasan'ın ölümü ile bu maddenin geçersiz hâle geldiğini söyleyerek kendi oğlu Yezid'in halifeliğini meşrulaştırmaya çalışmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">3. Halife Osman'ı korumak için Hz. Ali, oğulları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'i görevlendirmesine rağmen Muaviye Osman'ı korumak için hiç bir şey yapmadığı gibi Osman'ın öldürülmesi sonrası Hz. Ali'yi bu konuda suçlamıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Osman'ın kanını sormak maksadı ile Hakem Olayını planlamış ve adaleti satın alarak, seçilmiş olan Hz. Ali'nin meşru halifeliğine gölge düşürmüş ve Şam'da "<strong><em>paralel</em></strong>" bir halifelik oluşturmuştur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kuru bir çulun üstünde dahi oturarak devleti yönetebilen Hz. Peygamber ve Hz. Ali'den sonra İslamiyeti bir saray dinine çeviren ve Şam'da bir saray yaptıran Muâviye’ye giderek itiraz eden Ebu Zerr; “<strong><em>Eğer bunu Allah’ın malından yaptıysan bu bir hıyanettir. Kendi malından yaptıysan da bu bir israftır</em></strong>” demiştir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hatta Ebû Zerr’in tepkisi sadece bu sarayın yapılmasıyla sınırlı da değildir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ona göre ihtiyaç fazlası mal, fakirlere verilmelidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu konuda “<strong><em>Altın ve gümüşü biriktirip Allah yolunda sarf etmeyenlere can yakıcı bir azabı müjdele.</em></strong>” (Tevbe, 9: 34) âyetini de delil göstermekteydi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bunların üzerine birilerinin "<em><strong>hazret</strong></em>" demeyi sevdiği Muaviye, Ebu Zerr'i 3. Halife Osman'a şikayet etti ve Medine'ye çağırılan Ebu Zerr, Rebeze çölüne sürgün edillerek ölüme mahkum edilmiş oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tüm bunlara ek olarak Muaviye, "<strong><em>Sen bize Bizansın veya Sasanilerin babadan oğula geçen krallık biçimindeki yönetimlerini getirmeye çalışıyorsun</em></strong>" diye itiraz eden gerçek sahabeleri ya susturmuş ya da katlettirmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Peki bir insana sahabe demek için Hz. Peygamberi baş gözü ile görmüş olması yeterli midir? </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Muhammed'i bir çok kişi görmüştür ve savaştığı düşmanları da elbette onu görmüştür. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Peygamberi görmüş olmakla kimseye pâye verilemez. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Peygamberin yolundan yürümekle ve Peygambere duyulan muhabbeti daim kılmakla ancak peygamberin sahabesi olunabilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir kimsenin sevdiği kişinin sevdiklerini sevmesine tevella, sevmediklerini sevmemesine de teberra diyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dostunuzun düşmanını seviyorsanız eğer, sizde bir "<strong><em>sıkıntı</em></strong>" var demektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sonuç; Hz. Peygamberin getirdiği dini tersine çevirmiş bir karşı-devrimciye ben hazret filan demem, diyenden de hiç hazzetmem kardeşim.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/malatya-cem-evi-kultur-merkezi-insaati-3-yildir-bitmiyor-3134</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Malatya Cem Evi Kültür Merkezi inşaatı 3 yıldır bitmiyor!</h1>
                        <h2>Görkemli törenle temeli atılan Malatya Cem Evi Kültür Merkezi, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın ilgisizliği, maddi sıkıntılar ve destek eksikliği nedeniyle tamamlanamıyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/malatya-cem-evi-kultur-merkezi-insaati-3-yildir-bitmiyor-1774618546.webp">
                        <figcaption>Malatya Cem Evi Kültür Merkezi inşaatı 3 yıldır bitmiyor!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Malatyakalitehaber sitesinden Kenan Kaya’nın haberine göre, Malatya’da yaklaşık 250 bin Alevi vatandaşın kültürel, dini ve eğitim ihtiyaçlarını karşılaması planlanan Cem Vakfı Malatya Cem Evi Kültür Merkezi, üç yıldan uzun süredir tamamlanamıyor. Cemal Gürsel Mahallesi’nde 2022 Ekim ayında Cem Vakfı tarafından temeli atılan ve 6020 metrekarelik alanda inşa edilen merkez, maddi sıkıntılar ve destek eksikliği nedeniyle adeta durma noktasına geldi.</p>

<p>O dönemde Yeşilyurt Belediye Başkanı, Battalgazi Belediye Başkanı, Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı, Malatya Valisi ve CHP’li milletvekilleri de katılım göstererek görkemli bir törenle temelin atıldığı merkezin tamamlanamaması, Malatya Alevi toplumu ve kamuoyunda büyük tepkilere yol açtı.</p>

<p>Merkezde 1000 kişilik ibadet salonu, altı adet saz etüt merkezi, dershaneler ve üniversite öğrencileri için etüt merkezleri bulunuyor. Ayrıca öğrencilerin birebir eğitim alabileceği salonlar, kültürel eğitim alanları ve çok amaçlı eğitim merkezleri yer alıyor. Aynı anda 10 cenaze merasimi düzenlenebiliyor ve cenazeler geçici olarak muhafaza edilebiliyor. Cenaze hizmetleri, Sünni inancına sahip vatandaşları da kapsayacak şekilde planlanmış ve toplumlar arası hizmet anlayışı benimsenmiş.</p>

<p>Merkezde ayrıca üç adet 600 kişilik taziye salonu, bin kişilik ayrı bir taziye salonu, kadın ve erkeklere özel mescid alanları, 750 kişilik yemekhane, adak kesimhane, üniversite öğrencilerinin eğitim göreceği ve araştırmalarını sürdürebileceği 6000 metrekarelik bilim yuvası bulunuyor. İl dışından gelen misafirler için 12 kişilik yatakhaneler ve konaklama alanları da ayrılmış. 40 kız öğrenciyi ücretsiz olarak barındıracak yatılı yurtta yer alacak. Böylece merkez, sadece ibadet yeri değil, kültürel, eğitim ve sosyal hizmet merkezi olma niteliği taşıyor.</p>

<p><strong>İZZETTİN ŞAHİN: BİZİ YALNIZ BIRAKTILAR!</strong></p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyakalitehaber.com/files/uploads/1774605944-ce67c.jpg" /></p>

<p>Malatya’da yaklaşık 250 bin Alevi’nin yaşadığı bir şehirde böyle önemli bir projenin yarım bırakıldığını söyleyen Müteahhit ve aynı zamanda Alevi olan Bahattin Canbay ile Cem Vakfı Malatya şubesinin 12 yıldır müdürlüğünü yapan İzzettin Şahin, oldukça çarpıcı açıklamalarda bulundu.</p>

<p>İzzettin Şahin, siyasilerin projeyi sadece “görsel ve reklam aracı” olarak kullandığını belirterek şunları ifade etti:</p>

<p>Siyasilerin burayı reklam aracı gördüğünü, arada bir gelip görseller çekip sosyal medyalarında paylaştıklarını ifade eden İzzettin Şahin, ‘Bizi resmen yalnız ve sahipsiz bıraktılar. Yaklaşık 1 milyon nüfusun olduğu Malatya’da 250 bin Alevi kardeşimiz var ki biz burada sünni kardeşlerimize de cenazelerinde hizmet edeceğiz. O şekilde tasarlanıyor. Artı gençlerimize kültürel eğitim vereceğiz. Üniversite öğrencilerimiz, İnönü Üniversitesi'ndeki Alevi Kültür Enstitüsü öğrencileri gelip burada birebir eğitim alacaklar. Sadece ibadethane, Cem Evi değil, bir kültür merkezi olacak. Açılışta gövde gösterisi yapanlar, iş para harcamaya gelince bizi duymuyor, bize sahip çıkmıyorlar. Bu bize değil, 250 bin Alevi vatandaşa saygısızlık.</p>

<p><strong>SADECE BAKAN MURAT KURUM DESTEK OLDU!</strong></p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyakalitehaber.com/files/uploads/1774605977-19eda.jpg" /></p>

<p>Malatya Büyükşehir Belediyesi'ne gidiyoruz, Sami Başkan'la görüşüyoruz, yapacağız diyor, sonrası yok.</p>

<p>Yeşilyurt Belediye Başkanı İlhan Geçle gidiyoruz. Ben Malatya'da kendi bölgemdeki tüm camilere yardım yapıyorum. Onlardan birine yaptığım yardımı size de yapıyorum, yaparım. Komik rakamlar diyor. Biz diyoruz ki, o kadar cami yapılıyor. Bir tane Cemevi yapılıyor. Bize biraz fazla verin. Ama hiçbir şey verdikleri yok.</p>

<p>Milletvekilleri geliyorlar, bizimle konuşuyorlar, bilgiler alıyorlar, görselleri paylaşıyorlar. Sonrası yok.</p>

<p>Allah razı olsun. Murat Kurum 5 artı 5 milyon olmak üzere bize katkı sağladı.</p>

<p><strong>ESMA ERSİN BÜTÇEM YOK, DEDİ!</strong></p>

<p>Cemevleri daire başkanı hanımefendiyle görüştüğümüzde bize bütçelerinin olmadığını söylüyor. Niye o kurum var? Neden o kurumun başındasın? Söylediği, Biz eksiklikleri gideriyoruz. Yeni yapılacağa karışamayız.</p>

<p>İlginç bir durumdayız. Esma Ersin Hanım böyle diyor. Sami Er bütçemiz yok diyor.</p>

<p>Sayın Valimize gidiyoruz. O da gerekeni yapacağım diyor. Peki sonrası? Biz yoğun bakıma girdik. Şu an beton alamıyoruz. İnşaatımız durdu aylardır. Ben şunu söylemek istiyorum. Müteahhitimiz Bahattin Canbay kendi cebinden 11-12 milyon lira harcadı inşaat devam etsin diye.</p>

<p>Sayın vekillere... Sayın yetkililere sesleniyorum. Siz Alevleri görmezlikten gelemezsiniz.</p>

<p><strong>KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI BİZİ YALNIZ BIRAKTI!</strong></p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyakalitehaber.com/files/uploads/1774606015-5ea2f.jpg" /></p>

<p>Böyle devasa Malatya için olmazsa olmaz Cem ve Kültür Vakfı'na sahip çıkmak zorundasınız. Kültür Bakanlığı'na sesleniyorum. Bizi size bağladılar ya. Neredesiniz? Neden sahip çıkmıyorsunuz? Neden bizi yalnız bıraktınız?’”</p>

<p>Malatya’daki devasa inşaatın dört yıldır müteahhitliğini yapan ve kendi cebinden de para harcayan Bahattin Canbay ise Malatya Kalite Haber’e yaptığı açıklamada şunları dile getirdi:</p>

<p>“Ben buranın bitmesi için ne gerekiyorsa yapacağım, elimi taşın altına koydum, koyduğunu söyleyip kaçanlara inat ne gerekiyorsa yapacağım, ama bize sahip çıkın. Biz Malatya için, inanç için, yüzbinler için burayı inşa ediyoruz, bizi yalnız bırakmayın. Şu ana kadar 12-13 milyon civarında bir destek gördük, 26 milyon harcandı. Diğer parayı ben şahsi cebimden harcadım, bir lira istemiyorum. Yeter ki burası bitsin. Özellikle Kültür ve Turizm Bakanına sesleniyorum. Burayı bitireceğinin sözünü verdi. Buyurun bitirin.”</p>

<p><strong>CEMEVİ İNŞAATINI TAMAMLAMAK MALATYA BÜYÜKŞEHİRİN GÖREVİDİR!</strong></p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyakalitehaber.com/files/uploads/1774606046-84ecc.jpeg" /></p>

<p>Cem Vakfı Şube Müdürü İzzettin Şahin de Belediye Başkanı Sami Er’e seslenerek, projeye sahip çıkılması gerektiğini vurguladı:</p>

<p>“Komada olan Malatya Cem Evi Kültür Merkezi’ni kurtarmak senin görevin. Cumhurbaşkanlığı talimatı ve kanunlarda yer alan maddeye göre inanca, ibadete ve Alevilere, Cem evlerine ödenek ayırmak kanunda var. Bunu artık yerine getir.”</p>

<p>Cem Vakfı Malatya Şube Başkanı Eşref Doğan’ın projesi olan ve vakıf yönetiminin de büyük destek verdiği bu merkez, Malatya için kritik bir hizmet olarak öne çıkıyor. Ancak, siyasilerin ve belediye yetkililerinin projeye sahip çıkmamaları, destek vermemeleri ve bürokratik engeller, inşaatı adeta “yoğun bakıma” soktu.</p>

<p>Malatya halkı, sadece ibadet değil, gençlerin eğitim ve kültürel gelişimlerini de kapsayan, aynı anda çok sayıda cenazenin hizmet alabileceği, saz etüt merkezlerinden bilim yuvasına kadar geniş bir alanı kapsayan bu devasa merkezin bir an önce tamamlanmasını bekliyor. Müteahhit ve vakıf yetkilileri, yaptıkları çağrılar ve bireysel fedakârlıklarla süreci sürdürmeye çalışıyor, ancak merkezi tamamlamak için resmi destek ve kararlılık şart.”</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/abdullah-ciftci-trumpin-amaci-korfez-iran-savasi-cikartmak-3133</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 11:58:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Abdullah Çiftçi: Trump’ın amacı, Körfez-İran savaşı çıkartmak</h1>
                        <h2>Analist Abdullah Çiftçi, İran-ABD-İsrail gerilimiyle ilgili dikkat çeken bir değerlendirmede bulundu. Çiftçi’ye göre, Trump’ın bu süreçten kurtuluşu, savaşı uzatarak Körfez Araplarını çatışmaya sürükleyip ardından lojistik destek vererek geri çekilmekten geçiyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/abdullah-ciftci-trumpin-amaci-korfez-iran-savasi-cikartmak-1774602812.webp">
                        <figcaption>Abdullah Çiftçi: Trump’ın amacı, Körfez-İran savaşı çıkartmak</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#2980b9"><strong>Analist Abdullah Çiftçi,</strong></span> İran-ABD-İsrail gerilimiyle ilgili dikkat çeken bir değerlendirmede bulundu. Çiftçi’ye göre, Trump’ın bu süreçten kurtuluşu, savaşı uzatarak Körfez Araplarını çatışmaya sürükleyip ardından lojistik destek vererek geri çekilmekten geçiyor.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=w3JOb12Mhic"><strong><span style="color:#c0392b">ABDULLAH ÇİFTÇİ'NİN AÇIKLAMASINI YOUTUBE'DAN İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ</span></strong></a></p>

<p>Çiftçi, Trump yönetiminin planını şöyle özetledi: &nbsp;<br />
<em><strong>“Trump, ‘Siz savaşın, ben size lojistik destek vereyim’ yaklaşımıyla Körfez’in Arap ülkelerini İran’a karşı savaşa sokmayı ve sonra Amerikan kamuoyuna ‘Araplarla İranlılar kapıştı, biz müttefiklerimize destek verdik. Biz savaşta değiliz, ben söz verdim’ diyebilmeyi hedefliyor.” </strong></em>dedi.</p>

<p>Analiste göre Amerikan halkının büyük bir kısmı bu gelişmelerden habersiz. Çiftçi, <em><strong>“Amerikan halkının bundan haberi var mı? Hiç zannetmiyorum. İran’ın nerede olduğunu Amerikalıların yüzde 90’ı gösteremez. Böyle bir savaştan haberdar olduklarını bile sanmıyorum” </strong></em>ifadelerini kullandı.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">AMERİKA’NIN ENERJİ HESABI TUTMADI</span></span></strong></span></p>

<p>Çiftçi, ABD’nin enerji denkleminde yönetimi ele geçirme hesabının şu ana kadar gerçekleşmediğini belirtti. <em><strong>“Tabii ki bu bir savaş. Maç 90 dakika sürer, neler gelişeceğini bilemiyoruz. Çok fazla denklem var”</strong></em> diyerek sürecin öngörülemezliğine dikkat çekti.</p>

<p>Bölgesel diplomasi açısından ise Türkiye, Mısır ve Pakistan’ın ABD ile İran arasında arabuluculuk görüşmeleri yürüttüğünü aktaran Çiftçi, bu ülkelerin bölgede Suudi Arabistan’la birlikte ortak projeleri olduğunu hatırlattı.<br />
<br />
Çiftçi açıklamasında,<em><strong>"Şimdi Türkiye, Mısır, Pakistan Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında görüşme yapıyor. Çünkü bu bölgede Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan, Mısır'ın ortak projeleri var. Yanan bu bölge" </strong></em>ifadelerini kullandı.</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#2980b9">KÖRFEZ İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI’NIN AÇIKLAMASI</span></span></strong></span></span></p>

<p>Körfez İşbirliği Teşkilatı sözcüsünün açıklamasına değinen Çiftçi, <em><strong>“İran, Körfez’e 5 bin roket ve bomba attı. Toplam atışlarının yüzde 85’i Körfez’e yapıldı”</strong></em> bilgisini paylaştı. Güney Kıbrıs’ın da İran’dan gelen tehdit karşısında panikle Hizbullah’ın istihbaratına başvurduğunu ve <em><strong>“İran’a söyleyin, lütfen bize bomba atmasın” </strong></em>mesajı ilettiğini belirtti.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">ARAP ÜLKELERİNE UYARI</span></span></strong></span></p>

<p>Trump ekibinin süreyi uzatarak Arapları savaşa itekleyip itemeyeceğini sorgulayan Abdullah Çiftçi, Birleşik Arap Emirlikleri’nden <strong>“evet biz varız”</strong> yönünde açıklamalar geldiğini hatırlattı. Ancak Arap ülkelerinin bu savaşa girmemesi gerektiğini vurguladı:</p>

<p><em><strong>“Araplar bu savaşa girmemeli. Dışişleri Bakanımızın bu konuda yoğun mesai sarf ettiğini düşünüyorum. Arapların sabretmesi lazım. İran ne kadar bomba atarsa atsın. Şu anda zararı sınırlı; savaşa girdiklerinde zarar çok büyük olacak ve bu bir kan davasına dönüşecek.”</strong></em></p>

<p>Çiftçi’ye göre Arapların İsrail’le kader birliği yapması mevcut mücadeleyi derinleştirecek. ABD’nin ise savaştan çekilerek bölgede daha büyük bir yıkım istediğini savundu. <em><strong>“Şu an Amerika’nın hesapları tutmadı. İsrail’in hesabı ise kısmen tutuyor. Hala İran’da rejim değişikliği ve Körfez’de yeni bir ittifak beklentileri var”</strong></em> dedi.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Stratejik Çıkarlar ve Korkular</strong></span></p>

<p>Analist, Hürmüz Boğazı’nın kapanma ihtimalinin ve Hindistan-Ortadoğu-Avrupa ekonomik koridoru üzerinden boru hatları geçirme planlarının ABD ve İsrail için önemini vurguladı. Ancak Trump’ın savaşı hızlı bitirememesi halinde hem Amerika’da hem dünyada ciddi sonuçlar doğacağını belirtti. İran'ın savretmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=w3JOb12Mhic"><span style="color:#c0392b"><strong>Kaynak:Abdullah Çiftçi’nin YouTube kanalı – “BEKLENMEYEN GELİŞMELER! SÜRPRİZ SONUÇLAR! İRAN, ABD, İSRAİL, KÖRFEZ!” başlıklı video (26 Mart 2026).&nbsp;</strong></span></a></p>

<p>Bu analiz, bölgedeki hızlı gelişmelerin Türkiye ve Körfez ülkeleri için taşıdığı risklere dikkat çekiyor.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/iran-cumhurbaskani-pezeskiyandan-erdogana-tesekkur-ve-dayanisma-mesaji-3132</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Thu, 26 Mar 2026 04:07:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’dan Erdoğan’a teşekkür ve dayanışma mesajı</h1>
                        <h2>İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşykiyan, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “saldırgan Siyonist rejimi” kınama konusundaki kararlı tutumunu övdü.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/iran-cumhurbaskani-pezeskiyandan-erdogana-tesekkur-ve-dayanisma-mesaji-1774487610.webp">
                        <figcaption>İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’dan Erdoğan’a teşekkür ve dayanışma mesajı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın<strong> “saldırgan Siyonist rejimi”</strong> kınama konusundaki kararlı tutumunu övdü.</p>

<p>Pezeşkiyan, X (Twitter) hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><em><strong>&nbsp;“T.C. Cumhurbaşkanı, aziz kardeşim Sayın R.T. Erdoğan’ın saldırgan Siyonist rejimi kınama konusundaki kararlı tutumu takdire şayandır. Kardeş Türk milleti, uzun yıllardır İslam ümmetiyle dayanışmada önemli bir rol üstlenmiştir. Bu şerefli yolu, ilahî lütufla birlikte devam edeceğiz.”</strong></em></p>

<p>Açıklamada, Türkiye ile İran arasındaki kardeşlik vurgusu ön plana çıkarılarak, iki ülkenin İslam dünyası ile dayanışmasının süreceği mesajı verildi.</p>

<p>Bu mesaj, İran’ın son dönemde bölgedeki gelişmelere ilişkin Türkiye ile ortak tutum sergilediği bir dönemde geldi. Pezeshkian’ın paylaşımı, iki ülke arasındaki siyasi ve stratejik yakınlaşmayı bir kez daha teyit etti.<br />
<br />
Kaynak link:&nbsp;<a href="https://x.com/drpezeshkian/status/2036752643981279550">https://x.com/drpezeshkian/status/2036752643981279550</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/o-panel-yapilamadi-3131</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 26 Mar 2026 00:38:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>O panel yapılamadı!</h1>
                        <h2>Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından Ankara’da yapılacağı duyurulan “Sultan Nevruz Paneli” rektörlüğün müdahalesi ile son anda iptal edildi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/o-panel-yapilamadi-1774476194.webp">
                        <figcaption>O panel yapılamadı!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Türkiye’nin akademik dünyasında Alevilik araştırmaları konusunda ilk merkez olma unvanını taşıyan Hacı Bayram Veli Üniversitesi’ne bağlı “<strong><em>Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Uygulama ve Araştırma Merkezi</em></strong>”, 25 Mart 2026 tarihinde düzenleneceği ilan edilen “<em><strong>Sultan Nevruz Paneli</strong></em>” ile büyük bir skandala imza atmaya hazırlanıyordu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alisiz Alevilik savunucusu ve terör örgütü PKK üyesi olarak 6 yıl 7 ay kesinleşmiş hapis cezası olan eski HDP Milletvekili ve şimdi “<strong><em>DEM</em></strong>”li Kemal Bülbül panelist yapılmıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Üniversite rektörü Prof. Dr. Mehmet Naci Bostancı’nın da katılımıyla düzenleneceği ilan edilen programda, nevruziyeler, nefesler ve semahların seslendirilmesinin yanında bir de panel yer alıyordu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Prof. Dr. Armağan Coşkun’un oturum başkanlığında düzenlenecek olan panelde “<strong><em>Şairlerin dilinde Nevruz</em></strong>” başlığı altında konuşacak olan Kemal Bülbül’ün Alisiz Alevilik savunucusu olması ve terör örgütü PKK üyeliği nedeniyle hakkında 6 yıl 7 ay kesinleşmiş hapis cezası olması, devletin imkanlarıyla düzenlenen panelin katılımcı listesini öğrenen akademik camiada ve Alevi toplumunda infiale yol açtı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Konuyu gündeme taşıyan alevihaberler.com.tr haber sitesinin haberi üzerine rektörlük duruma müdahale ederek, bir skandalın yaşanmasını önledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Başta, Hacı Bayram Veli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Naci Bostancı olmak üzere, panelin iptal edilmesinde emeği geçen tüm ilgililere haber sitemiz ve Alevi Bektaşiler adına, halkımızın hassasiyetlerini dikkate aldıkları için teşekkür ediyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>SADULLAH GÜLTEN ANSİKLOPEDİDEN DE UZAKLAŞTIRILDI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Sultan Nevruz Paneli</strong></em>”ne terör hükümlüsünü davet eden Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Sadullah Gülten, bir skandalın etkileri geçmeden, başka bir skandalla da gündeme gelmişti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Berlin’de yaşayan Alevi kökenli bir akademisyen ile birlikte yaptıkları video yayınında Hz. Ali dönemindeki çatışmalardan söz ederken “<em><strong>Hazreti Muaviye</strong></em>” olarak hitabı yine Alevi Bektaşileri incitmiş ve gönülleri yaralamıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak, hitabının Alevi Bektaşileri incittiğini dikkate almayan Prof. Dr. Gülten üslubunu düzeltmek konusunda adım atmadı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Daha da ileri giden Prof. Dr. Gülten kendisini uyaran ve eleştiren kimi akademisyenleri ve aydınları tehdit etme yoluna baş vurdu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Haber sitemize de tehdit savurmayı ihmal etmeyen Prof. Dr. Gülten “<em><strong>Öte yandan, kötü niyetli düşünürse, haberin “halkı kin ve nefret” suçuna teşvik eden, ülkemizin birliği ve dirliği için olumsuz sonuçlar doğurabilecek gereksiz lakırdıdan ibaret olduğunu ifade etmem gerekir.</strong></em>” diyerek, kendi özrünü haber yapmamızı “<strong>suç</strong>” kategorisine sokmaya çalıştı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hâlâ tutumunda ısrarını sürdüren Prof. Dr. Gülten’e göre, kendisinin Alevi Bektaşilerin izlediği bir programda, Alevi Bektaşilerin tarihini anlatırken ve Hz. Ali’nin dönemini anlatırken Muaviye’den “<strong><em>hazret</em></strong>” diyerek söz etmesi nedeniyle Alevi Bektaşilerin incinmeye hakkı yoktu! </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ama, biz bu konuyu haber yaptığımızda&nbsp;“<em><strong>ülkemizin birliği ve dirliği için olumsuz sonuçlar doğurabilecek gereksiz lakırdı</strong></em>” oluyordu!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilerin “<em><strong>Aleviyim</strong></em>” demesini dahi “<strong><em>bölücülük</em></strong>” kapsamında değerlendiren bu “<em><strong>yaklaşım</strong></em>” bize hiç de yabancı değildi!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Öte yandan, Hacı Bayram Veli Üniversitesi yönetiminin paneli iptal ederek oluşabilecek bir skandalı önlemesinin ardından, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nda da durum değerlendirmesi yapılarak, Prof. Dr. Sadullah Gülten’in Alevilik Bektaşilik Ansiklopedisi (ABA) kapsamındaki görevinin sonlandırıldığı bildirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>HABER SİTEMİZDEN ÖNEMLİ AÇIKLAMA</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Prof. Dr. Sadullah Gülten’le ilgili her iki haberimiz sonrasında, bize ulaşan bazı dedikodulardan kimi çevrelerin “<strong><em>kişisel husumet</em></strong>” üretme çabasında olduğunu fark ettik.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu vesile ile, bizi izleyen, takip eden okurlarımıza şu konuda temin ederiz ki, hiçbir haberimiz herhangi bir kişisel husumet üzerinden veya vesile kılınarak üretilmemiştir ve bundan sonra da üretilmeyecektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sitemizi karalayanlara ve genel yayın yönetmenimize binbir çeşit iftiralar atanlara dahi hiçbir zaman kişisel husumet zaviyesinden yaklaşmadığımız gibi, haberciliğimizin temel ilkesi de Alevi Bektaşi toplumunun ve ülkemizin yüksek çıkarları üzerine kuruludur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kendi hatalarını kabul edip, kamuoyundan özür dilemek yerine, kibirlerine yenilenler, “<strong><em>kişisel husumet</em></strong>” veya farklı hayali gerekçeler bulabilirler. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak, biz Alevi Bektaşi toplumuna, devletimize ve milletimize bağlılığımızı ve sadakatımızı her şeyden üstün tutarak haberciliğimize devam edeceğiz.</span>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dunyada-bir-ilk-cinde-polis-bir-robotu-gozaltina-aldi-3130</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Wed, 25 Mar 2026 15:38:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Dünyada bir ilk: Çin’de polis bir robotu gözaltına aldı!</h1>
                        <h2>Çin’de bir robotun yaşlı bir kadını rahatsız etmesi üzerine, polis müdahale etti. Olayda robot kontrol altına alındı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/dunyada-bir-ilk-cinde-polis-bir-robotu-gozaltina-aldi-1774442563.webp">
                        <figcaption>Dünyada bir ilk: Çin’de polis bir robotu gözaltına aldı!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Çin’in Makao kentinde yaşanan olay, teknoloji ve güvenlik tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Yerel saatle 21.00 sıralarında bir konut kompleksinin dışında meydana gelen olayda, Unitree G1 tipi bir robotun 70’li yaşlardaki bir kadını rahatsız ettiği öne sürüldü. İhbar üzerine olay yerine gelen polis ekipleri, robota müdahale ederek cihazı bulunduğu yerden uzaklaştırdı ve inceleme süreci başlatıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Yaşlı kadının tepkisi dikkat çekti</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Görgü tanıklarının aktardığına göre, robot kadına yaklaşarak tekrarlayan hareketler sergiledi. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, yaşlı kadının robota bağırdığı ve elindeki çantayı sallayarak tepki gösterdiği görülüyor. Kadının, “Kalp atışlarımı hızlandırıyorsun! Yapacak bir sürü işin var, bununla ne uğraşıyorsun? Delirdin mi sen?” şeklinde bağırdığı anlar da kayıtlara yansıdı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Polis yetkilileri, kadının o sırada telefonuna bakmak için durduğunu ve robotun arkasında beklediğini belirtti. Yaşlı kadının, robotun kendisini sessiz şekilde takip ettiğini fark etmesi üzerine paniğe kapıldığı ifade edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Robot operatörüne teslim edildi</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Olayın ardından robot resmi olarak “gözaltına alınmasa” da polis ekipleri tarafından bulunduğu yerden kaldırılarak kontrol altına alındı. Daha sonra cihaz, 50’li yaşlarında olduğu belirtilen operatörüne teslim edildi. Yetkililer, operatöre daha dikkatli olması yönünde uyarıda bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kadının ise robotun operatörü hakkında şikâyetçi olmayacağını söylediği bildirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Robotun bir eğitim merkezine ait olduğu açıklandı</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yetkililer, robotun yakınlardaki bir eğitim merkezine ait olduğunu açıkladı. Söz konusu merkezin, tanıtım faaliyetleri kapsamında Unitree G1 model robotu kullandığı belirtildi. Eğitim merkezinin sözcüsü Towin Mak, robotun bölgeden ayrılırken yaşlı kadınla karşılaştığını ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mak, olay sırasında robotun hem otonom programlama hem de uzaktan kontrol sistemiyle yönetildiğini belirtti. Robotun operatörü de yaşanan rahatsızlıktan dolayı kamuoyundan özür diledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Olay sosyal medyada gündem oldu</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yaşanan olayın görüntüleri kısa sürede sosyal medyada geniş yankı uyandırdı. Kullanıcılar, özellikle insanların bulunduğu alanlarda kullanılan robotların güvenliği ve denetimi konusunda tartışma başlattı. Bazı kullanıcılar, yapay zekâ destekli sistemlerin daha sıkı kurallara tabi tutulması gerektiğini savundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Robot güvenliği yeniden tartışılıyor</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Uzmanlar, kamuya açık alanlarda kullanılan robotların belirli güvenlik ve etik kurallar çerçevesinde çalışması gerektiğine dikkat çekiyor. Bu tür cihazların davranışlarının düzenli olarak denetlenmesi ve olası risklerin önceden tespit edilmesi gerektiği vurgulanıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yetkililer, olayla ilgili incelemenin sürdüğünü ve robotun bu davranışı sergilemesine neden olan teknik ya da yazılımsal bir sorun olup olmadığının araştırıldığını açıkladı. Olay, gelişen robot teknolojilerinin günlük yaşamda nasıl kullanılacağına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme getirdi.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenlerinde-genel-baskan-tartismasi-yok-iste-belgesi-3129</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 25 Mar 2026 14:26:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Horasan Erenleri’nde genel başkan tartışması yok, işte belgesi!</h1>
                        <h2>Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu’nda genel başkan kim olduğu konusunda herhangi bir şüphe veya ihtilaf olmadığı bildirildi. Horasan Erenleri tarafından konuyla ilgili Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü’nün resmi belgesi paylaşıldı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/horasan-erenlerinde-genel-baskan-tartismasi-yok-iste-belgesi-1774438234.webp">
                        <figcaption>Horasan Erenleri’nde genel başkan tartışması yok, işte belgesi!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu’nda görevden alınan eski genel başkanın sosyal medyada yaptığı bazı paylaşımlar suç duyurusuna konu oldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Görevden alınan eski genel başkan Mehmet Şahin kendi sosyal medyasında Ramazan ve Nevruz bayramları ile ilgili paylaşımlarını “<em><strong>genel başkan</strong></em>” sıfatı ile yapmıştı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ardından Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu antetli kağıdını kullanarak yaptığı ve sosyal medyada paylaştığı açıklamada ise, kendisinin halen genel başkan olduğunu iddia etmiş ve Horasan Erenleri içerisinde 300 milyonluk bir çıkar kavgası olduğunu iddia etmişti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Görevden alınan ve sahte dede olarak kendisini tanıtarak Alevi toplumunu kandırdığı iddia edilen Mehmet Şahin’in sözünü ettiği 300 milyon TL’nin Hacıbektaş ilçesinde yapımı bitmek üzere olan cemevi inşaatı için çeşitli resmi kurumlardan ve bağışlardan elde edilen destek miktarı olduğunu ve tamamının tek bir kuruş dahi federasyonun çalışmalarına ayrılmadan inşaatta kullanıldığını ifade eden Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu yetkilileri, Şahin’in de görevden alınmasını artık kabullenmesi gerektiğini, resmi olarak genel başkanın Erdem Cömert olduğunu belirterek, Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü’nün belgesini paylaştılar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri’nden konuyla ilgili yapılan açıklama şöyle:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Kendisini Alevi Dedesi ve Federasyon Genel Başkanı olarak tanıtan kişilerin yaptıkları açıklamaların hiçbir değeri yoktur. Kamuoyunca sosyal medya paylaşımlarına itibar edilmemesi gerekmektedir. Söz konusu kişi Federasyonumuz disiplin kurulu tarafından yolumuza uymayan davranışları nedeniyle Federasyondan ihraç edilmiştir. Dostlarımızın kafa karışıklığı yaşamaması ve tartışmalara son vermek için İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğünün barkotlu faaliyet belgesini paylaşıyorum. Federasyonumuzun Genel Başkanı Av. Erdem Cömert'tir.</strong></em>”</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-gencler-dernegi-ismail-pehlivana-karsi-suc-duyurusu-yapacak-3128</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 25 Mar 2026 12:29:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Alevi Gençler Derneği İsmail Pehlivan’a karşı suç duyurusu yapacak</h1>
                        <h2>Alevi Gençler Derneği, sosyal medyada yaptığı paylaşımlar nedeniyle gazeteci İsmail Pehlivan’a karşı suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/alevi-gencler-dernegi-ismail-pehlivana-karsi-suc-duyurusu-yapacak-1774431221.webp">
                        <figcaption>Alevi Gençler Derneği İsmail Pehlivan’a karşı suç duyurusu yapacak</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Alevi Gençler Derneği Başkanı Songül Kayar’ın derneğe gönüllü bağış çağrısına karşı gazeteci İsmail Pehlivan’ın sosyal medya hesabındaki paylaşımı suç duyurusuna konu oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi Gençler Derneği, yayınladığı basın açıklaması ile, gazeteci İsmail Pehlivan hakkında sosyal medyada yaptığı paylaşım nedeniyle suç duyurusunda bulunacaklarını belirtti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Kurulduğumuz günden bu yana inancımızın özüne sadık kalarak, gençlerimizin geleceği için hiçbir siyasi ve şahsi ikbal gözetmeksizin hizmet vermekteyiz</strong></em>” ifadelerini kullanan Alevi Gençler Derneği’nin İsmail Pehlivan’ın “<em><strong>tek taraflı bir karalama kampanyası</strong></em>” yaptığını belirttiği açıklamada “<strong><em>Başkanımızı ve derneğimizi hedef alan bu çirkin algı operasyonlarına karşı, en yakın zamanda suç duyurusunda bulunulacak ve maddi-manevi tazminat davası süreci başlatılacaktır</em></strong>” denildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Açıklamanın tam metni:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BASIN AÇIKLAMASI: ALEVİ GENÇLİĞİNİN EMEĞİ VE ONURU HİÇBİR İFTİRAYA TESLİM EDİLMEYECEKTİR!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi Gençler Derneği (Eski ismiyle Üniversiteli Alevi Gençler Derneği) olarak, kurulduğumuz günden bu yana inancımızın özüne sadık kalarak, gençlerimizin geleceği için hiçbir siyasi ve şahsi ikbal gözetmeksizin hizmet vermekteyiz.&nbsp;23.03.2026&nbsp;tarihinde&nbsp;<em>“gazeteci” </em>İsmail Pehlivan tarafından sosyal medya üzerinden başlatılan asılsız iddialar ve Dernek Başkanımız Songül Kayar üzerinden derneğimize yönelik gerçekleştirilen itibar suikastı üzerine bu açıklamayı yapma zarureti doğmuştur.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Gazetecilik Değil, Algı Operasyonu!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">İsmail Pehlivan, <em>"gazetecilik" </em>etik değerlerini hiçe sayarak, paylaşım nedenini sormak üzere kendisini arayan Dernek Başkanımız Songül Kayar’ın telefonlarına cevap vermemiş, dahası başkanımızın gerçekleri anlattığı yorumları silerek tek taraflı bir karalama kampanyası yürütmüştür. Gerçeklerden kaçan, muhatabının söz hakkını engelleyen bir tavrın adı <em>"gazetecilik"</em> değil, art niyetli bir algı operasyonudur.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Asimilasyon İftirasına Karşı Hakikatler</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Bizi asimilasyona hizmet etmekle suçlayanlara soruyoruz:</strong></span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Hacıbektaş’ta gençler olarak gerçekleştirdiğimiz Hızır Cemi mi asimilasyona hizmet ediyor?</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Amasya Göynücek’te düzenlediğimiz Hz. Hüseyin’i Anma Programı mı asimilasyona hizmet ediyor?</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">İstanbul’da gençlerimizi Hızır Lokması’nda buluşturmamız ve topluma ışık tutan <em>"Gençlik Raporu"</em> yayınlamamız mı asimilasyona hizmet ediyor?</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Gençlerimizin kaleminden çıkan, inancımızı ve kültürümüzü yaşatan dergilerimiz mi asimile ediyor?</span></p>
	</li>
</ul>

<p><span style="color:#000000">Oysaki en büyük asimilasyon; inancımızı Kur’an’dan ve Ehlibeyt’ten uzaklaştıranlar, kapalı kapılar ardında gizli görüşmeler yürütenler, siyasi partilerin etkinliklerine koşan ve onların paylaşımlarını yapan kurum başkanları tarafından bizzat yapılmaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Maddi Bağımsızlık ve Kurumsal Gerçekler</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">İsmail Pehlivan, derneğimizi Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığına sırtını dayayan bir yapı olarak göstermeye çalışmaktadır. Oysa yaptığımız hiçbir etkinlikte başkanlıktan maddi veya lojistik bir destek almadık. Ayrıca derneğimizi İçişleri Bakanlığına yakın olmakla itham eden İsmail Pehlivan’a hatırlatırız: Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre kurulan her dernek gibi biz de Dernekler Masası'na bağlıyız. Bu bir tercih değil, yasal bir zorunluluktur. Yoksa diğer kurumlar başka bir yere bağlı da sadece biz mi İçişleri Bakanlığı’na bağlıyız? Bu cehalet dolu iddia, art niyetin en açık göstergesidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Fedakârlıkla Ayakta Duran Bir Gençlik İradesi</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Derneğimiz, birçok harcamayı ve hatta yönetim kurulumuzun kendi yol ücretlerini dahi kendi cebinden karşıladığı, büyük bir fedakârlıkla yürütülen onurlu bir yapıdır. <em>"Gönüllü Destek Ağı"</em> çağrımız, tam da bu bağımsızlığı korumak, kimseye minnet etmemek içindir. Maalesef bugün, kendi gençliğine sahip çıkmayan, hatta kendi evlatlarına ihanet eden bir toplum yapısıyla karşı karşıyayız. Biz bu anlayışa teslim olmayacağız.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Hukuki Süreç Başlatılıyor</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Başkanımızı ve derneğimizi hedef alan bu çirkin algı operasyonlarına karşı, en yakın zamanda suç duyurusunda bulunulacak ve maddi-manevi tazminat davası süreci başlatılacaktır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><em>Sonuç olarak;</em> Bizim alnımız ak, meydanımız açık. Tüm canları 28 Mart Cumartesi günü Hz. Ali Panelimize ve gelecek etkinliklerimize davet ediyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Saygılarımızla,</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ALEVİ GENÇLER DERNEĞİ</span></strong></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozdemirin-kayip-turkler-kitabinin-15-baskisi-cikti-3127</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 24 Mar 2026 18:45:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ali Rıza Özdemir’in “Kayıp Türkler” kitabının 15. baskısı çıktı!</h1>
                        <h2>Destek Yayınları etiketiyle okurların beğenisine sunulan “Kayıp Türkler”, yazar Ali Rıza Özdemir’in imzasını taşıyan eserinin 15. baskısıyla raflara dönüyor. Etnik coğrafya açısından Türkmen aşiretlerinin tarihsel dönüşümünü ele alan kitap, ön satışa açıldı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/ali-riza-ozdemirin-kayip-turkler-kitabinin-15-baskisi-cikti-1774367627.webp">
                        <figcaption>Ali Rıza Özdemir’in “Kayıp Türkler” kitabının 15. baskısı çıktı!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Destek Yayınları etiketiyle okurların beğenisine sunulan “Kayıp Türkler”, yazar Ali Rıza Özdemir’in imzasını taşıyan eserinin 15. baskısıyla raflara dönüyor. Etnik coğrafya açısından Türkmen aşiretlerinin tarihsel dönüşümünü ele alan kitap, ön satışa açıldı.</p>

<p>Yazar Ali Rıza Özdemir, coğrafyacı-öğretmen kimliğinin yanı sıra T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi 2. Başkanı olarak da tanınıyor.<strong> “Kayıp Türkler: Etnik Coğrafya Bakımından Kürtleşen Türkmen Aşiretleri” </strong>alt başlığını taşıyan eser, Osmanlı coğrafyasındaki Türkmen topluluklarının etnik ve kültürel serüvenini bilimsel bir yaklaşımla inceliyor.</p>

<p>Kitabın 15. baskısı, Destek Yayınları’nın resmi satış sitesinde ön siparişe açıldı.<br />
Okurlar,<a href="http://https://destekdukkan.com/magaza/urun/kayip-turkler"><strong> https://destekdukkan.com/magaza/urun/kayip-turkler</strong></a> adresinden kitaba ulaşabiliyor.</p>

<p>Yazarın sosyal medya hesabından yaptığı duyuruda,<em><strong> “KAYIP TÜRKLER kitabımızın 15. baskısı Destek Yayınları markası ile ön satışa çıktı. Soran dostlara duyurulur” </strong></em>ifadelerine yer verildi. Eser, daha önceki baskılarında geniş okur kitlesine ulaşmış ve Türk tarih-coğrafya literatüründe önemli bir referans olarak kabul görmüştü.</p>

<p>“Kayıp Türkler”, tarih meraklıları, akademisyenler ve kültür araştırmacıları için vazgeçilmez bir kaynak olmaya devam ediyor. 15. baskının okurla buluşmasıyla birlikte kitabın yeniden gündeme gelmesi bekleniyor.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/avrupa-alevi-dusunce-derneginden-sert-aciklama-ozur-bekliyoruz-3126</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 22:53:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Avrupa Alevi Düşünce Derneği'nden sert açıklama: Özür bekliyoruz!</h1>
                        <h2>Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Merkezi, Alevi Bektaşi toplumunda büyük tepkiye neden olan Hazreti Muaviye ifadesine yönelik bir açıklama yayınladı. Aleviliğin varoluşundaki en önemli değerin Hz. Ali olduğunu vurgulayarak, bazı çevrelerde Muaviye'nin (Allah'ın lanetlediği bir zat olarak nitelendirilen) Hz. Ali'nin hazret makamına konulmasının kabul edilemez olduğunu belirtti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/avrupa-alevi-dusunce-derneginden-sert-aciklama-ozur-bekliyoruz-1774296154.webp">
                        <figcaption>Avrupa Alevi Düşünce Derneği'nden sert açıklama: Özür bekliyoruz!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Merkezi adına yapılan yazılı açıklamada,<em><strong>"Aleviliğin varolusundaki en önemli değer Hz Ali'dir, tüm dünyadaki Alevilerin, Muaviye denen Allahın lanetlediği bir zatı hazret makamına koymak ise, Hz Ali'ye yapılmış en büyük alçaklıktır."</strong></em><em><strong> </strong></em>ifadelerine yer verildi.</p>

<p>Bu tutumun, Alevilerin geleceğini şekillendirecek kamusal bir çalışmada yer almasının ise<em><strong> "çok vahim bir durum"</strong></em> olduğu kaydedildi.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/AADD1.JPG" style="height:800px; width:666px" /></p>

<p>"<em><strong>Alevilerin geleceğini kimlere emanet ediyoruz? Bu tür yaklaşımları dillendiren bir kişinin Alevi toplumunun geleceğini etkileyecek çalışmalarda yer alması kabul edilebilir mi?</strong></em>" sorusunu soran&nbsp;Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Merkezi, ilgili profesörün derhal söz konusu çalışmadan çıkarılmasını ve tüm Alevi camiasından özür dilemesini talep etti.</p>

<p>Dernek,<strong> Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı'nın</strong> temel amacının Aleviliği ve Hz. Ali'yi korumak olduğunu hatırlatarak, bu tür yaklaşımlara karşı net bir duruş sergiledi.</p>

<p>Açıklamanın tamamı şöyle:</p>

<p>"<em><strong>Aleviliğin varoluşundaki en önemli değer Hz Ali'dir, tüm dünyadaki Alevilerin, Muaviye denen Allahin lanetledigi bir zaatı hazret makamına koymak ise, Hz Aliye yapılmış en büyük alçaklıktır. Ve bunu dillendiren kişinin Alevilerin geleceğini şekillendirecek kamusal bir çalışmada var olması çok vahim bir durumdur. O zaman sormamız lazım Alevilerin geleceğini kimlere emanet ediyoruz. Biz Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel merkezi olarak bu profesör denen zaatin derhal bu çalışmadan çıkartılarak tüm Alevi camiasından özür dilemesini istiyoruz. Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığının amacı Aleviliği ve Hz Ali'yi korumaktır.</strong></em>"</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bati-trakya-turk-azinligi-temsilcileri-sorunlarini-agite-tasidi-3125</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 14:30:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Batı Trakya Türk Azınlığı temsilcileri sorunlarını AGİT'e taşıdı</h1>
                        <h2>Batı Trakya Türk Azınlığı temsilcileri, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı tarafından Viyana’da düzenlenen 2026 yılı 1. Tamamlayıcı İnsani Boyut Toplantısı’na katılarak, Azınlık haklarına ilişkin sorunları uluslararası platforma taşıdı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/bati-trakya-turk-azinligi-temsilcileri-sorunlarini-agite-tasidi-1774265830.webp">
                        <figcaption>Batı Trakya Türk Azınlığı temsilcileri sorunlarını AGİT'e taşıdı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Batı Trakya Türk Azınlığı temsilcileri, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı tarafından Viyana’da düzenlenen 2026 yılı 1. Tamamlayıcı İnsani Boyut Toplantısı’na katılarak, Azınlık haklarına ilişkin sorunları uluslararası platforma taşıdı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Demokratik Dayanıklılık için Yasa Yapımı</strong></em>” başlıklı toplantı Açılış Oturumunun ardından çalışma oturumları ile devam etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplantının “<em><strong>Demokrasileri Korumak: Demokratik Yasa Yapımı ve Uluslararası Aktörlerin Rolü</strong></em>” konulu ilk oturumunda BTAYTD temsilcisi söz alarak uluslararası korumanın azınlıkların dilini, kültürünü ve kimliğinin muhafazasındaki önemine değindi. Temsilci, Batı Trakya Türk Azınlığının haklarının uluslararası Lozan Antlaşması ile koruma altına alındığını, ancak Yunanistan’ın uluslararası yükümlülüklerinin aksine Türk azınlığın eğitim, kültürel ve vakıf mallarının idaresi alanında haklarını ihlal ettiğini ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplantının “<em><strong>Demokratik Yasa Yapımını Savunmada Sivil Toplum ve Bağımsız Denetim</strong></em>” başlıklı ikinci oturumunda Seçek Azınlık Eğitim ve Kültür Derneği temsilcisi söz alarak Türk Azınlığın statüsünü ve haklarını belirleyen Lozan Antlaşmasının ulusal yasalarla değiştirilemeyeceğini belirtti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Batı Trakya’da yaşayan Alevi-Bektaşilerin Türk azınlıktan ayrı bir topluluk olarak değerlendirilemeyeceği ifade edilirken, 2025 Ağustosunda azınlık temsilcileri ile istişare edilmeden Yunan Parlamentosunda kabul edilen yasanın Türk Azınlık mensubu Alevi-Bektaşilerin beklentilerini karşılamaktan uzak olduğu belirtildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aynı oturumda söz alan BTAYTD temsilcisi ise azınlıkların yasa yapım süreçlerine dahil edilmesinin önemini vurguladı. Bu doğrultuda Yunanistan’ın Türk azınlığın sorunlarını çözmek için azınlığın genelinin temsilci olarak kabul ettiği Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu’nun talep ve endişelerini göz önünde bulundurması gerektiğini belirtti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplantı &nbsp;“<strong><em>Demokratik Yasa Yapımında Yargısal Denetim ve Hesap Verebilirlik</em></strong>” konulu oturumla devam etti. Bu oturumda DEB Partisi temsilcisi söz alarak Türk Azınlığın dernekleşme özgürlüğü, anadilde eğitim hakkı ve dini liderini seçme hakkı alanında karşılaştığı hak ihlallerini dile getirdi. DEB Partisinin Yunanistan’da insan ve azınlık hakları merkezli siyaset yapan, parti içi yönetimde kadın-erkek eşitliğini gözeten Türk azınlığın tek siyasi partisi olduğunu vurguladı. DEB Partisi Yunanistan’a Türk azınlık ile diyalog kurmaya, hukukun üstünlüğü ve demokratik ilkelere saygı duyma çağrısında bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aynı oturumda BTAYTD temsilcisi bir daha söz alarak Yunanistan’daki hukuki denetim mekanizmalarının yetersizliklerine değindi. Bu doğrultuda Türk Dernekleri alanında yıllardır uygulanmayan AİHM kararlarını örnek vererek AGİT katılımcı devletlerini gerekli yargı düzenlemelerini yapması için Yunanistan’a çağrıda bulunmaya davet etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Her oturum sonunda cevap hakkını kullanan Yunanistan Batı Trakya’da yaşayan azınlığın Müslüman azınlık olduğunu ve eşit Yunan vatandaşları olarak her türlü haktan ve pozitif ayrımcılıklardan yararlandığını iddia etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İki gün süren toplantı kapanış oturumu ile son buldu.&nbsp;</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/muaviyeye-hazret-diyen-profesor-alevi-bektasi-ansiklopedisi-yoneticisi-3124</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 02:13:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Muaviye’ye hazret diyen profesör Alevi Bektaşi Ansiklopedisi yöneticisi!</h1>
                        <h2>Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından yaptırılan Alevilik Bektaşilik Ansiklopedisi (ABA) koordinatörü Prof. Dr. Sadullah Gülten’in bir kanalda yaptığı konuşmada İslam’ı fitneye düşüren Muaviye b. Ebû Süfyan’dan söz ederken sürekli “Hazreti Muaviye” olarak söz etmesi tepkilere neden oldu.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/muaviyeye-hazret-diyen-profesor-alevi-bektasi-ansiklopedisi-yoneticisi-1774221907.webp">
                        <figcaption>Muaviye’ye hazret diyen profesör Alevi Bektaşi Ansiklopedisi yöneticisi!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Alevilik Bektaşilik Ansiklopedisi (ABA) hazırlatıyor. Ansiklopedi çalışmaları önceki başkan Ali Rıza Özdemir döneminde başlatılmıştı. Ancak, yeni başkan Esma Ersin göreve gelir gelmez, önce ansiklopedi çalışmalarını durdurmuş, sonra da tüm yöneticileri değiştirmişti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yeniden başlatılan Alevilik Bektaşilik Ansiklopedisi (ABA) çalışmalarında&nbsp;Prof. Dr. Alemdar Yalçın ile birlikte Prof. Dr. Sadullah Gülten de yönetici ekibinde yer alıyor. Ekipte Prof. Dr. Ali Yaman da var.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Daha önce ansiklopedi çalışmalarını mezhepçi bir tepki göstererek “<em><strong>Sünni akademisyenlere teslim edildiği</strong></em>” iddiası ile eleştiren Prof. Dr. Ali Yaman ise, ekipte Sünni kökenli akademisyenler,n yer almasına herhangi bir eleştiri getirmedi. Hatta, Muaviye’ye “<em><strong>hazret</strong></em>” diyen akademisyene bile sesini çıkarmadı! Çünkü, bu kez kendisi de yürütme ekibine alınmıştı!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı isyancı girişimleri nedeniyle yargılanarak idam edilen Seyit Rıza’yı “<em><strong>büyük devlet adamı</strong></em>” olarak öven makale yazarını danışman olarak tutmaya devam ediyor. Bakalım, “<strong><em>Alevi kızı</em></strong>” Esma Ersin Muaviye’ye “<em><strong>hazret</strong></em>” diye hitap eden akademisyenle ilgili ne gibi tasarrufta bulunacak?</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>“HAZRET” DEMEDEN MUAVİYE’Yİ ANMIYOR!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/PROF_%20DR_%20SADULLAH%20G%C3%9CLTEN.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Aynı zamanda, Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Uygulama ve Araştırma Merkezi müdürü Prof. Dr. Sadullah Gülten’in 3 Ocak 2021 tarihinde, Berlin’de çalışmalarını sürdüren Dr. Fatma Yıldız ile katıldığı bir video yayınında, Hz. Ali’yi ve pek çok sahabeyi katlettiren, İslam’ın içine etkileri bugünlere kadar süren fitneyi yayan Muaviye’ye saygı ifadesi olan “<strong><em>hazret</em></strong>” kelimesini kullandığı ortaya çıktı!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yayında, kendisinden Aleviliğin nasıl ortaya çıktığı sorulduğunda, Prof. Dr. Gülten “<strong><em>sonrasında Hazreti Muaviye ile mücadelesi var Hazreti Ali’nin. Sıffin savaşı biliyorsunuz</em></strong>” ifadelerini kullanıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Prof. Dr. Gülten devamla şöyle konuşuyor: “<strong><em>Bu Sıffin savaşına daha sonra üçüncü bir grup daha dahil oluyor. Bunlar da Hariciler. Hariciler Hazreti Ali’ye karşı çıkıyorlar. Hem Hazreti Ali’ye hem Hazreti Muaviye’ye karşı çıkıyorlar.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">İnternette de yayınlanan videonun 7:53 ile 8:07 dakikaları arasında yer alan bu konuşma Aleviler arasında büyük tepkiye neden oldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Konu hakkında bilgisine baş vurduğumuz Alevi Bektaşi inanç önderleri, Muaviye’ye “<em><strong>hazret</strong></em>” diye hitap eden Prof. Dr. Sadullah Gülten’in Alevilik alanındaki çalışmalarına da bu ifadeleri nedeniyle bundan böyle kuşkuyla yaklaşacaklarını belirttiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>MUAVİYE GERÇEKTE KİMDİ?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/ansiklopedi1.JPG" style="height:722px; width:548px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">İslam tarihinin en tartışmalı figürlerinden birisi olan Muaviye, İslam’ın ilk yıllarında Müslümanları işkencelerle katleden, Hz. Muhammed’e hakaretler içeren şiirler yazan Mekkeli zenginlerin en önemlilerinden bir tüccar olan Ebu Süfyan’ın oğludur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bedir, Uhud ve Hendek savaşlarını kışkırtan, Müslümanlara karşı paralı askerlerden oluşan ordu kurup yüzlerce Müslüman katleden Ebu Süfyan’ın karısı ve Muaviye’nin annesi Hind bint Utbe de Uhud savaşında Hz. Hamza’yı öldürtüp ciğerini yemesi ile bilinir. Bu olay, İslam tarihinde vahşetin ve kinin sembolü olarak görülür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hind bint Utbe bununla da yetinmeyip, Uhud savaşından sonra şehit Müslümanların kulak ve burunlarını kesmişti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">640 yılında Halife Ömer tarafından Şam’a vali olarak atanan Muaviye’ye Halife Osman da Filistin ve Ürdün’ün yönetimini verdi. Şam’da kendine ekonomik ve askeri güç yaratan Muaviye, Halife Osman’ın katledilmesini bahane ederek tüm İslam dünyasının hükümdarı olmak için ilk fitneyi yarattı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ardından Cemel ve Sıffin savaşları ile Müslümanları birbirine kırdıran Muaviye’nin Hz. Ali’nin katledilmesi için Haricileri kışkırttığı da söylenmektedir. Daha sağlığında bile Hz. Ali’ye minberlerde hakaret (sebb) edilmesini emrettiği tüm güvenilir kaynaklarda belirtilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Ali’nin Hakk’a yürümesinin ardından büyük oğlu Hz. Hasan’ı zehirleten, Ali’ye bağlılığı nedeniyle Hucr bin Adiy’i 6 arkadaşı ile birlikte katlettiren, Hz. Ebû Bekir’in oğlu Muhammed’i katlettirip sonra bir eşek ölüsünün içine koyup yaktıran, İslam tarihinin efsane komutanlarından Malik el-Eşter’i zehirlettiren, Halid bin Velid’in oğlu Abdurrahman’ı zehirlettiren, Peygamber’in en sevdiği sahabelerden 90 yaşındaki Ammar bin Yasir’i Sıffin savaşında katlettiren ve daha onlarca benzeri suikast ve cinayetle İslam dünyasını kan ve göz yaşına boğan Muaviye’dir.</span></p>

<p><strong><a href="https://www.youtube.com/live/yKbiL-L57GE"><span style="color:#c0392b">PROF. DR. SADULLAH GÜLTEN’İN MUAVİYE’YE HAZRET DİYE HİTAP ETTİĞİ YAYINI İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN</span></a></strong></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-yazdi-iranin-stratejik-hatasi-3123</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 21 Mar 2026 22:41:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Bora Özizmirli yazdı: İran'ın stratejik hatası</h1>
                        <h2>Analist gazeteci Bora Özizmirli, son dönemde Körfez ülkeleri ile İran arasındaki gerilimi değerlendirdiği yazısında, İran'ın Körfez enerji altyapısına yönelik saldırılarını "stratejik hata" olarak nitelendirdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/bora-ozizmirli-yazdi-iranin-stratejik-hatasi-1774124110.webp">
                        <figcaption>Bora Özizmirli yazdı: İran'ın stratejik hatası</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Analist gazeteci Bora Özizmirli, son dönemde Körfez ülkeleri ile İran arasındaki gerilimi değerlendirdiği yazısında, İran'ın Körfez enerji altyapısına yönelik saldırılarını<strong> "stratejik hata" </strong>olarak nitelendirdi.</p>

<p>Özizmirli'ye göre, son 3-4 yılda Körfez monarşileri<strong> (özellikle Suudi Arabistan, Katar, Kuveyt ve Bahreyn)</strong>, ABD karşıtlığını artık gizlemiyor ve ekonomik güçlerini kullanarak Türkiye ile Pakistan gibi alternatif ortaklara yöneliyor. Bu ülkeler, ABD'nin askeri operasyonları için üslerini açmayı reddederek bağımsız bir çizgi izlemeye çalışıyor.</p>

<p>Ancak Riyad'da düzenlenen kritik toplantı, gündeminde İran'ı taşıyordu. <strong>İran'ın, İsrail ve ABD'nin</strong> saldırılarına misilleme amacıyla Körfez ülkelerindeki petrol rafinerileri, gaz tesisleri, LNG sahaları ve Aramco gibi hayati enerji altyapılarını hedef alması, Arap ülkelerinde büyük tepki yarattı. Bu saldırılar, Körfez ülkeleri tarafından<strong> "ekmek teknemiz" </strong>olarak görülen tesislerin doğrudan tehdit altına girmesi anlamına geliyor.<br />
<br />
<strong>Bora Özizmirli'nin yazısının tam metni şöyle:</strong></p>

<p><strong>İRAN'IN STRATEJİK HATASI</strong><br />
<br />
Körfez ülkelerindeki son 3-4 yılda artan <strong>ABD karşıtlığı artık</strong> gizli saklı değil; Körfez monarşileri, özellikle ekonomik güçlerini kullanarak<strong> Türkiye ve Pakistan</strong> gibi alternatif ortaklara yöneliyor. Bu süreçte, Körfez ülkelerinin ABD'nin askeri operasyonlarına üslerini açmayı reddetmesi dikkat çekici bir adım olarak öne çıkıyor.<br />
<br />
Ancak geçtiğimiz günlerde Riyad'da düzenlenen kritik toplantının ana gündemi İran oldu. İran'ın, İsrail ve ABD'nin saldırılarına misilleme olarak Körfez ülkelerindeki petrol rafinerileri, gaz tesisleri ve enerji altyapısını hedef alması, Arap ülkelerinde büyük tepki çekti. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Kuveyt ve Bahreyn gibi ülkelerde son dönemde yaşanan İHA ve füze saldırıları, özellikle petrol tesislerini vurması nedeniyle <strong>"ekmek teknemiz"</strong> olarak nitelendirilen bu altyapıların doğrudan tehdit altında olduğu vurgulanıyor.<br />
<br />
Toplantıya katılan 12 ülke ortak bildiri yayımlayarak İran'ın sivil altyapıya, yerleşim alanlarına, su arıtma tesislerine, havalimanlarına ve diplomatik temsilciliklere yönelik balistik füze ile İHA saldırılarını kınadı. Bildiride, İran'a<strong> "saldırıları derhal durdurma"</strong> çağrısı yapılırken, Körfez ülkelerinin bu eylemlerden duyduğu rahatsızlık net bir şekilde ifade edildi.<br />
<br />
Trump ve İsrail cephesi ise hem Avrupa'yı hem Körfez'i köşeye sıkıştırıyor: <strong>"Gelin, İran'a karşı bize katılın!"</strong> baskısı dorukta. Ama Körfez ülkeleri ABD'nin yanında saf tutmuyor; tam tersine, İran'la bile bir tür denge arayışındalar. Derken İran kalkıp Körfez ülkelerin petrol rafinerilerine, LNG tesislerine, Aramco'ya, Katar'ın dev gaz sahalarına füze ve drone yağdırıyor.&nbsp;<br />
<br />
Elbette İran'ın ABD üslerini vurması kadar doğal bir şey yok. Ancak Arap liderler açıkça diyor ki:<strong> "Bizim petrol tesislerimiz, rafinerilerimiz, ekonomimizin can damarı &nbsp;vurma!"</strong> İran'a net mesaj: <strong>"Bize dokunma, yoksa bedeli ağır olur."</strong><br />
<br />
Diğer taraftan İran'In müttefiki Çin'in tavrı burada dikkat çekici. Çin'de Körfez ülkelerine yönlelik saldırıları kınıyor ve<strong> "durun" </strong>diyor. Çin Dışişleri Bakanlığı son bir haftadır İran'ın bu eylemlerini net şekilde eleştiriyor; bizimkilerden pek farklı değiller. Aynı zamanda Körfez ülkelerini sakinleştirmeye, gerilimi düşürmeye çalışıyorlar.<br />
<br />
Ama maalesef Türkiye'de hâlâ aynı nakarat tekrarlanıyor<strong>."Aaa neden İran'ı kınıyorsunuz?"</strong> oluyor. &nbsp;<br />
<br />
Gerçek şu ki ,Körfez, ABD'nin güvenlik şemsiyesine sığınmak yerine kendi çıkarını korumaya çalışıyor. İran ise bu hassas dengeyi baltalıyor. Kendi ekmek teknesine saldırarak Körfez'i daha da uzaklaştırıyor, <strong>ABD-İsrail ittifakını</strong> güçlendiriyor ve bölgedeki kendi pozisyonunu zayıflatıyor.<br />
<br />
İran, Körfez'i düşman ilan etmek yerine, en azından petrol tesislerini hedef almamalıydı. Körfez ülkeleri şimdi hem ABD baskısı altında eziliyorlar, hem İran'dan darbe yiyorlar.&nbsp;<br />
Kısaca, Körfez ülkeleri<strong>"ABD'den kurtulalım" derken, İran "gelin sizi de ben vurayım" </strong>diyor. Bu mantıksızlığın faturasını İran dahil herkes ödüyor.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/prof-dr-caner-isik-yazdi-hz-ali-ve-nevruz-cemi-3122</link>
            <category>KONUK YAZAR</category>
            <pubDate>Sat, 21 Mar 2026 19:29:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Prof. Dr. Caner Işık yazdı: Hz. Ali ve Nevruz Cemi</h1>
                        <h2>Prof. Dr. Caner Işık, haber sitemize Müminlerin Emiri Hz. Ali’nin doğduğu gün olan 21 Mart tarihi ile Türklerin Nevruzu ve Alevilerin cem ibadetinin nasıl birleştiğini yazdı. İşte, o makale:</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/prof-dr-caner-isik-yazdi-hz-ali-ve-nevruz-cemi-1774112363.webp">
                        <figcaption>Prof. Dr. Caner Işık yazdı: Hz. Ali ve Nevruz Cemi</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HZ. ALİ VE NEVRUZ CEMİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Ali Hicret’ten 23 yıl önce Recep ayının 13. Cuma günü Beytullah’ın içinde dünyaya gelir. Bu doğum tarihi Miladî olarak 21 Mart 599’dur. Annesi Haşimoğullarından Esed’in kızı Fatıma, Babası ise Haşimilerden Abdulmuttalip oğlu Ebu Talip’tir. Ebu Talip Hz. Peygamber’in babası Abdullah ile aynı anne babadan olma tek öz kardeştir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Ali’nin annesi Fatıma’nın önemli bir özelliği de Hz. Muhammed’e ikinci annelik yapmış olmasıdır. Hz. Muhammed yedi yaşından evleninceye kadar amcası Ebu Talib’in evinde ve himayesinde kalmıştır. Daha sonra da Hz. Ali, Hz. Muhammed’in evinde büyümüş ve peygamberin terbiyesinde yetişmiştir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Ali’nin bir sıfatı “<strong><em>keremallahüveche</em></strong>”dir. Türkçesi, “<strong><em>Allah’tan gayrısına yüzünü dönmemiş</em></strong>”tir. Küçük yaşta İslam ile şereflenen Hz. Ali’nin zihninde cahiliye dönemine ait hiçbir etki yoktur. Öyle ki, Peygamber’in risaletinin ve Kur’an-ı Kerim’in nüzul sebeplerinin hepsine yaşantısı ve ortamı gereği hakimdir. Bu sebeple Allah’tan başkasına yüzünü dönmemiş olan Hz. Ali, İslam dünyasında Hz. Peygamber’den sonra değeri ölçülemeyecek bir durumdadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Nitekim, Gadir Hum’da vefatına yakın peygamberin vasi tayin ettiği Hz. Ali, Ümeyyeoğulları’nın birçoğu dışında, bütün Müslümanlar tarafından her zaman adı gibi yüce vasıflarla anılmış velayetin nurunun taşıyıcısıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkler Müslümanlıkla iki yolla tanışmıştır. Birincisi Emeviler döneminde Arap ordularının dini olarak tanışmıştır. Bu ilk tanışma Türklerin direnişi ile karşılanmıştır. Ulu önderin Türk milletinin özelliğini vurgularken “<em><strong>bağımsızlık benim karakterimdir</strong></em>” sözünün bir tecellisi olarak, Arap orduları Türkleri “<strong><em>mevali</em></strong>” yapamamıştır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İkinci karşılaşma ise, Ehl-i Beyt evlatları ile olan karşılaşmadır. Bu karşılaşma sonunda, Türkler daha sufi bir yorumla Müslüman olmuşlardır. Muaviye’nin oğlu Yezit halifeliğini ilan edince, ilk iş olarak Kerbela’da Ehl-i Beyt evlatlarını, daha sonra da Medine’deki sahabeleri katletmiştir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu ortamda Müslümanların huzuru kalmamış ve Peygamber’in öğrettiklerine sadık kalmaya çalışan Müslümanlar uzak diyarlara göç etmek zorunda kalmışlardır. Bu göçler, Rum diyarına (Anadolu’ya), Habeşistan’a ve Horasan’a doğru olmuştur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ali evlatları olarak Müslümanlar arasında bilinen “<strong><em>Alevinyün</em></strong>”, Alevi olarak adlandırılan Ehl-i Beyt evlatları yaşayabilmek için Horasan’a göç etmişlerdir. Horasan’da ruhsal alemle bağ kurmayı önceleyen Mani dini ve Göktanrı inancı hakimdir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu dinin ruhsal şahsiyetleri ile göç ile gelen ehlibeyt evlatları arasında velayet anlayışı, ortaklığı temelinde bir yakınlık oluşmuş ve Ehl-i Beyt evlatları ile bütünleşen Türk soylu ruhsal şahsiyetler özgün ve ahlak temelinde bir okuma yaparak, İslam’ın Türkçe anlaşılmasının yolunu açmışlardır. Sonraki yüzyıllarda meydana gelen göçler sonunda Horasan erenleri Anadolu’nun Türkleşmesi ve Müslümanlaşmasında etkin olmuşlardır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ali evlatları vasıtasıyla “<em><strong>Horasan melametiliği</strong></em>” ortaya çıkmış ve Horasan Erenleri adıyla anılan erenlere dedelik, ocaklık ve pirlik görevleri geçmiş ve bu makamlar üzerinden insanlara Hakk olan doğrultusunda hizmet etmeleri mümkün olmuştur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte Aleviler önce sadece Ali evlatlarının adı iken, daha sonra Ali evlatlarına talip olanlarının da adı olmuş. Günümüze kadar Aleviler bu ocaklar vasıtasıyla yol ve erkânlarını sürdürmüşlerdir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilerin erkânları Ehl-i Beyt’in önderliğinde kurulmuş ve Ali evlatlarının liderliğinde uygulanmış erkânlardır. Bu erkânların başında cem ibadeti gelir. Cem ibadeti Kur’an-ı Kerim’in Nûr suresinin 35-36. ayetlerinde işaret edilen, evlerde yapılan ibadet olarak zikredilen toplu ibadettir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem, Hz. Peygamber’in Mekke döneminde, Müslümanların evlerinde, birbirinden rızalık alınarak, ortamda paylaşılanların sır olarak kalması sözü alınarak, yapılan sohbet ve irşadı da içeren muhabbet ve ibadetlerdir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Güvenlik kaygısıyla Mekke dönemindeki Müslümanların gizli olarak yaptığı ibadetlerin bir benzeri olarak kabul edilen cem ibadeti Alevilerce ibadetlerinin özü olarak sunulmuştur. Erkânın ocak uygulamaları farklılaşsa bile, özünde insan-ı kâmil yetiştirmeyi hedefleyen bir ibadettir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem, toplu olarak yapılan ve karşılıklı olarak “<strong><em>nasıl daha ahlaklı hale geliriz</em></strong>” sorusuna cevap aranan, hataların sorgulandığı, alternatif önerilerin hep birlikte bulunduğu, Hakk’ın emir ve rızasını gözetmenin temel hedef olarak konulduğu ibadet ortamıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem, Allah’a kulluğun Muhammed Mustafa’ya ümmetliğin, Aliy’el Mürteza’ya talipliğin ve Ehl-i Beyt’e bende olmanın yeridir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İslam’ın ilk ideal normlarla yetiştirilen insanı olan Hz. Ali yukarıda bahsedilen Horasan Erenleri ekolü tarafından yolun piri kabul edilmiştir. Bu Pir’in doğum gününün eski Türk takviminin başlangıcına, 21 Mart’a denk gelmesi özel bir işaret olarak kabul edilmiş ve Hz Ali’nin mevlidi ile doğanın uyanışı bir başlık altında birleştirilip yeni yıla yeni niyetler ve yeni umutlarla girmek anlamında özel Nevruz Cemleri yapılmıştır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Maddi uyanış ile ruhsal uyanışın kaynağının birleşmesi olan Nevruz, Aleviler için eski eksikliklerin tamamlanma, yeni başlangıçların ve dileklerin sunulduğu gündür. </span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Bir şeyler karışmışsa başlangıca dönün</strong></em>” diyen Aliy’el Murtaza’nın temiz başlangıç dileklerine uyan taliplerinin temiz başlangıç dileklerinin dile getirildiği gündür. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Nevruz’da “<em><strong>Arınmak için, önce arındıranın temiz olması gerekir</strong></em>” düsturundan hareketle, önce önderler “<em><strong>el ele el Hakk’a</strong></em>” ilkesi doğrultusunda birlik olup arınır, daha sonra taliplerle birlikte, birbiri ile rızalık içinde, Hakk’ın emri ve rızası doğrultusunda olmak bilinciyle, Nevruz Cemi yapılır. Bu cemle yeni yıla hayırlı ve temiz bir başlangıç yapılmış olur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Nevruz cemlerinde Nad-ı Ali’ler okunur, toplumu bütünleştiren değerler ön plana konulur ve uygulama makamının, yani velayet makamının başlangıcı olan Hz. Ali örneklik boyutu ile işlenip “<strong><em>Hakk, Muhammed, Ali</em></strong>” itikadı gündeme getirilir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Ali Peygamberimizden sonra İslam’ın yaşayan umudu olmuştur. Kurduğu yol ve örnek yaşantısı ile Hz. Peygamber’in şehrine girişin kapısı olmuştur. Hz. Ali her başlangıcın Allah adıyla yapılmasının örneğidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Allah cümlemize bu anlatılanları anlamayı nasip etsin. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İnsanoğlu dünya âlemine geldiği günden beri devam eden Hakk ile batıl savaşında Hakk olandan yana olmayı ve Hakk’ın emir ve rızasında durmayı tüm hak edenlere bağışlasın. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yüce Yaradan akıl ve vicdanımızı daima hak olan doğrultuda kullanmayı nasip etsin. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bizi apaçık düşmanımız olan ayrımcılıkla görünür olan şeytan ve onun planlarını uygulayanlara karşı güçlendirsin. </span></p>

<p><span style="color:#000000">21 Mart Nevruzumuz Hakk bir başlangıç olsun, Nevruzumuz arı ve diri bir geleceğe imkân olsun, Nevruzumuz kutlu olsun.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gerçeğe Hû!</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Prof. Dr. Caner IŞIK</span></strong></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-haydar-ercan-dedebabadan-nevruz-bayrami-mesaji-3121</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 21 Mar 2026 17:58:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ali Haydar Ercan Dedebaba'dan Nevruz Bayramı mesajı</h1>
                        <h2>Hünkar Hacı Bektaş Veli Dergâhı Postnişini ve Dedebaba Ali Haydar Ercan, Sultan Nevruz Bayramı dolayısıyla anlamlı bir mesaj yayımladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/ali-haydar-ercan-dedebabadan-nevruz-bayrami-mesaji-1774107344.webp">
                        <figcaption>Ali Haydar Ercan Dedebaba'dan Nevruz Bayramı mesajı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Hünkar Hacı Bektaş Veli Dergâhı Postnişini ve<strong> Ali Haydar Ercan </strong> <strong>Dedebaba, </strong>Sultan Nevruz Bayramı dolayısıyla anlamlı bir mesaj yayımladı.</p>

<p>Dedebaba Ercan mesajında, Nevruz'u "Nevruz-u Sultan, mevlüd-ü Şah-ı Merdan" olarak nitelendirerek, Hz. İmam Ali'nin (a.s.) doğum günüyle doğanın uyanışını bir arada kutlamanın manevi derinliğine vurgu yaptı.<br />
<br />
Dedebaba Ali Haydar Ercan mesajıyla, Bektaşi geleneğinde Nevruz'un hem doğa uyanışı hem de Hz. Ali'nin doğum günü olarak kutlanmasının manevi önemini yansıttı.. Dedebaba Ercan, barış, adalet ve birlik vurgusuyla tüm canlara Nevruz Bayramı'nı kutladı.</p>

<p><strong>Dedebaba Ali Haydar Ercan mesajı şöyle:</strong></p>

<p>"Nevruz-u Sultan, mevlüd-ü Şah-ı Merdan"</p>

<p>Savaşların sona erdiği, Doğa'nın ve masumların korunduğu, adaletli, huzurlu, bereketli günler getirmesi dileği ile, bayram günlerimiz kutlu olsun.</p>

<p>Hayırlara, ilahi lütuflara aracı olması niyazı ile, tabiatın uyanışı ve &nbsp;Hazreti İmam Ali'nin doğumu Sultan Nevruz kutlu olsun.&nbsp;</p>

<p>Orta Asya, Anadolu &nbsp;ve Balkanlarda, &nbsp;Nevruz’un yansıttığı birlik &nbsp;duygusunun; &nbsp;güvenli, müreffeh ve adil bir Dünya geleceğine dair umut verici olmasını diliyoruz.</p>

<p>Pirimiz Hünkar Hacı Bektaş Veli'nin yolu; ilmi ve hümanist ilkelerle, sevgi anlayışını ve Hakikat'e ulaşmayı temel alır. Yeni Gün'de, doğanın uyanışının, &nbsp;"Hakikat"e &nbsp;uyanmaya vesile olması ve iç alemimizi aydınlatması dualarımızla, Peygamber efendimizin ve Alî-yyel-Murtaza'nın &nbsp;ruhani himmetlerine mazhar olalım.</p>

<p>Bismişah, Allah Allah!</p>

<p>Ya muhavvil-el havli vel ahval, Havvil halena ila ahsen-ül hal, Ya Mukallibul kulübi vel ebsar, Ya Müdebbir el leyli ven- nehar. İlahi bi hakkı, Hayder-i &nbsp;Kerrar.</p>

<p>Vakitler hayr’ola, hayırlar feth’ola, şerler def’ola, ikilikçiler mat ola. Hak erenler yıllarımızı, yolumuzu &nbsp;mübarek eyleye. Hazır, gaib, zahir, batın cümle erenlerin hayır-himmetleri, pirimiz kutbul aktab Hacı Bektaş Veli' nin nazarları üzerlerimize gölgelik ola.<br />
Cümle erenlerin gül cemallerine, demine, keremine gerçeğe hü !</p>

<p>Meydanlarınız açık olsun. İlahi feyze layık olmak için; salat-ı daimun'da niyazdayız.</p>

<p>Muhabbetlerimle,<br />
Ali Haydar Ercan Dedebaba</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/sahinbey-abdallar-cemevinde-korkutan-patlama-3120</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 21 Mar 2026 15:34:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Şahinbey Abdallar Cemevinde korkutan patlama</h1>
                        <h2>Gaziantep'in Şahinbey ilçesinde bulunan Abdallar Cemevi'nde korkutan bir patlama meydana geldi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/sahinbey-abdallar-cemevinde-korkutan-patlama-1774097004.webp">
                        <figcaption>Şahinbey Abdallar Cemevinde korkutan patlama</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Gaziantep'in Şahinbey ilçesinde bulunan Abdallar Cemevi'nde korkutan bir patlama meydana geldi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ünaldı Mahallesi'ndeki cemevinde gece saatlerinde gerçekleşen patlamada şans eseri can kaybı yaşanmazken, binada büyük çapta maddi hasar oluştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GECE GEÇ SAATLERDE OLUŞAN PATLAMA</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Edinilen bilgiye göre, Abdallar Cemevi'nin mutfak ve oturma alanlarının bulunduğu bölümde henüz belirlenemeyen bir nedenle şiddetli bir patlama yaşandı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Patlamanın etkisiyle binanın camları kırıldı, eşyalar etrafa savruldu ve duvarlarda hasar oluştu. Olay sırasında cemevinde kimsenin bulunmaması olası bir faciayı önledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KARALAR: SÜRECİN TAKİPÇİSİYİZ!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Patlamanın ardından olay yerine giderek incelemelerde bulunan Abdallar Birliği Genel Başkanı Mahmut Karalar, yaptığı basın açıklamasında sağduyu çağrısında bulundu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Karalar, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>En büyük tesellimiz; olay sırasında cemevinde kimsenin bulunmaması ve herhangi bir can kaybının yaşanmamış olmasıdır. Abdallar Birliği olarak bu süreçte hiçbir kişi ya da kurumu suçlamıyoruz. Olayın tüm yönleriyle, şeffaf ve titiz bir şekilde araştırılmasını önemsiyoruz.</strong></em>"</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İNCELEMELER SÜRÜYOR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Olay yerine gelen emniyet ve itfaiye ekipleri, patlamanın nedenini belirlemek için geniş çaplı bir soruşturma başlattı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Doğalgaz sızıntısı, tüp patlaması veya dışsal faktörler dahil tüm ihtimaller uzman ekiplerce inceleniyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Genel Başkan Karalar, olayın aydınlatılması ve benzer durumların tekrar yaşanmaması adına sürecin sonuna kadar takipçisi olacaklarını vurgulayarak kamuoyunu bilgilendirdi.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/mustafa-firat-yazdi-mehmet-serif-firat-ve-firat-ailesinin-hakikat-kavgasi-3119</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 21 Mar 2026 00:11:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Mustafa Fırat yazdı: Mehmet Şerif Fırat ve Fırat Ailesinin "Hakikat" Kavgası</h1>
                        <h2>Eğitimci ve yazar Mustafa Fırat bu makalesinde Mehmet Şerif Fırat'la başlayan aile içi çatışmalara ışık tutuyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/mustafa-firat-yazdi-mehmet-serif-firat-ve-firat-ailesinin-hakikat-kavgasi-1774043077.webp">
                        <figcaption>Mustafa Fırat yazdı: Mehmet Şerif Fırat ve Fırat Ailesinin "Hakikat" Kavgası</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Cumhuriyet tarihinin en tartışılan ve üzerine en çok araştırma yapılan figürlerinden biri olan, <em><strong>"Doğu İlleri ve Varto Tarihi"</strong></em> kitabının yazarı <em><strong>Mehmet Şerif Fırat,</strong></em> ölümünden onlarca yıl sonra bile fikirleri ve ailesi üzerinden yürütülen ideolojik tartışmaların merkezinde yer almaya devam ediyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Son günlerde sosyal medya platformlarında Fırat ailesi mensupları tarafından yapılan açıklamalar, aile içindeki görüş ayrılıklarını ve tarihsel şahsiyetlere yönelik <em><strong>"itibar suikastı"</strong></em> iddialarını yeniden gündeme taşıdı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/1-%20Mehmet%20%C5%9Eerif%20F%C4%B1rat.png" style="height:251px; width:800px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Resimler: 1- Mehmet Şerif Fırat, 2- Şeyh Sait İsyanı Sırasında Fer Ailesi, 3- İki yakın dost İsmet İnönü ve Ali Haydar Dikmen</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>1- İdeolojik Kutuplaşma ve "İstimal" Tartışması</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Mehmet Ali Fırat tarafından kaleme alınan ve aile üyeleri tarafından desteklenen açıklamalarda, özellikle <em><strong>"Kürtçü Feranlılar"</strong></em> olarak tabir edilen gruba yönelik sert eleştiriler dikkat çekiyor. İddiaların odağında, ailenin tarihsel kökenlerinin ve geçmişteki önemli isimlerinin (Ali Haydar Dikmen, A. Hikmet Yurtsever vb.) güncel siyasi ajandalar uğruna manipüle edilmesi yer alıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Açıklamada öne çıkan temel noktalar şunlar:</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>a) Tarihsel Şahsiyetlerin Savunulması</strong>: Cumhuriyet’in kuruluşunda ve çok partili hayata geçiş sürecinde Doğu illerinde önemli katkıları olan, İsmet İnönü’nün yakın dostu Ali Haydar Dikmen’in "<em><strong>tetikçi</strong></em>" olarak yaftalanması ve Dr. Arif Hikmet Yurtsever’in Çorum/Maraş katliamlarıyla ilişkilendirilme çabalarına karşı sert bir reddiye sunuluyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>b) Gelenek ve Sadakat</strong>: Fırat ailesinin "<strong><em>feodal bir ruh haliyle değil, tarihsel metodoloji ve aydın perspektifiyle</em></strong>" kendi geçmişine sahip çıktığı vurgulanıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>c) Siyasi Eleştiri:</strong> Kürt milliyetçiliği üzerinden yapılan siyasetin, ailenin gerçek tarihini gölgelediği ve "<strong><em>iftira siyaseti</em></strong>" güdüldüğü savunuluyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>2- Mehmet Şerif Fırat: Bir Devrin Portresi</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/siyasi.jpg" style="height:500px; width:319px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu tartışmaların merkezindeki isim olan Mehmet Şerif Fırat, sadece bir yazar değil, aynı zamanda Cumhuriyet’in bölgedeki en sadık savunucularından biriydi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">a) <strong>Mücadelesi</strong>: 1899 Varto doğumlu olan Fırat, bölgedeki aşiret yapısını ve tarihsel kökenlerini inceleyerek "<strong><em>Kürtlerin Türklüğü</em></strong>" tezini savunan en önemli yerel figürlerden biri olmuştur. Bu duruşu, onu dönemindeki ayrılıkçı hareketlerin doğrudan hedefi haline getirmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">b) <strong>Eserleri:</strong> Bingöllerin Sesi, Hayat ve Hatıratım, Doğu İlleri ve Varto Tarihi, kitapları ile 1947 yılında Tanin gazesinde yayımlanan Varto Mektubu makelesinin yazarıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Varto Mektubu:</strong> çok partili hayata geçiş sürecinde, yaşanan gelişmelere “<em><strong>milliyetçi ve cumhuriyetçi</strong></em>” karşı çıkışın en önemli yazısı olmuştur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Mektup, Türk siyasi hayatında ve basında “<em><strong>Kürtçülüğe dayanan rejim karşıtlığını</strong></em>”<em> </em>merkez alan sert tartışmalara yol açmıştır. Torunu Mustafa Fırat, “<em><strong>Siyasi Bir Cinayetin Anatomisi</strong></em>” adındaki kitabında; Şeyh Sait İsyanının bastırılmasındaki rolü, Doğu İlleri ve Varto Tarihi kitabındaki tezleri ve Mektup’ta ileri sürdüğü görüşleri nedeniyle öldürüldüğünü iddia etmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Doğu İlleri ve Varto Tarihi:</strong> Dönemin devlet politikalarına kaynaklık etmiş, bölgenin antropolojik ve sosyolojik yapısını "öz Türk" perspektifiyle ele alan temel bir eserdir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Trajik Sonu:</strong> Varto Mektubu’nun çok partili hayata geçiş sürecinde yarattığı gerilimler ve tartışmalar sonucunda Fırat, 1949 yılında bir suikast sonucu hayatını kaybetmiştir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu ölüm, kimilerine göre bir kan davası, kimilerine göre ise siyasi bir infazdı. Ancak bugün gelinen noktada, onun ölümünün bile ideolojik savaşların bir parçası olduğunu göstermektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>3- Aile İçindeki "Fay Hattı”</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Paylaşılan yorumlarda dikkat çeken en çarpıcı unsur, aile içindeki derin bölünme. Cevdet Fırat ve Hasan Kaplanseren gibi isimlerin destek verdiği mesajlarda, "<em><strong>kendi değerlerine yabancılaşan</strong></em>" aile bireylerine yönelik sitemler, sosyolojik bir vakayı gözler önüne seriyor:</span></p>

<p><span style="color:#000000">*Bir ailenin, tarihsel mirası paylaşamama ve farklı siyasi kutuplara savrulma sancısı.*</span></p>

<p><span style="color:#000000">-"<strong><em>Sütümüz bozuk değil ki, boğazımızdan giren helal lokma ve ceddiyle övünenler olarak çamur at izi kalsın algısı bize işlemez.</em></strong>" — torunu, *TC Mehmet Şerif Fırat*</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Sonuç: Tarih Kimin İçin Yazılır?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/wh_cc634675d.jpg" style="height:315px; width:200px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Mehmet Şerif Fırat ve haleflerinin yaşadığı bu süreç, Türkiye’nin yakın tarihinin ne kadar canlı ve çatışmalı olduğunu kanıtlıyor. Bir yanda <strong>"<em>devletçi ve birlikçi</em>"</strong> bir tarih okumasını savunan Fırat geleneği, diğer yanda bu geleneği <strong>"<em>asimilasyoncu</em></strong>" bulup reddeden veya dönüştürmeye çalışan yeni nesil yaklaşımlar...</span></p>

<p><span style="color:#000000">Görünen o ki, Varto’nun karlı dağlarından başlayan bu hikaye, sadece bir ailenin değil, koca bir coğrafyanın kimlik arayışının ve hakikat mücadelesinin bir özeti olarak kalmaya devam edecek.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/mete-yarar-iran-korfez-ulkelerine-yonelik-saldirilar-yaparak-hata-yapiyor-3118</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 20 Mar 2026 22:34:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Mete Yarar: İran, Körfez ülkelerine yönelik saldırılar yaparak hata yapıyor</h1>
                        <h2>Mete Yarar, Haber Global'in "Hilal Özdemir ile Mesele" programına konuk olarak Ortadoğu'daki tansiyonu ve İran'ın son hamlelerini detaylı bir şekilde değerlendirdi. Güvenlik politikaları uzmanı Yarar, İran'ın Körfez ülkelerine yönelik enerji altyapısı saldırılarının bölgede yarattığı kaosun en büyük kazananının İsrail* olduğunu vurguladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/mete-yarar-iran-korfez-ulkelerine-yonelik-saldirilar-yaparak-hata-yapiyor-1774039231.webp">
                        <figcaption>Mete Yarar: İran, Körfez ülkelerine yönelik saldırılar yaparak hata yapıyor</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Mete Yarar, Haber Global'in<strong> "Hilal Özdemir ile Mesele"</strong> programına konuk olarak Ortadoğu'daki tansiyonu ve İran'ın son hamlelerini detaylı bir şekilde değerlendirdi. Güvenlik politikaları uzmanı Yarar, İran'ın Körfez ülkelerine yönelik enerji altyapısı saldırılarının bölgede yarattığı kaosun en büyük kazananının İsrail olduğunu vurguladı.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=TRKqrScrPdA"><strong><span style="color:#c0392b">METE YARAR'IN AÇIKLAMASINI İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ.</span></strong></a><br />
<br />
Uzman isim, İran'ın mevcut tutumunun bölgeyi daha da istikrarsızlaştırdığını, Körfez ülkeleriyle diplomasi yerine çatışmayı tercih etmenin tarihi bir hata olduğunu belirterek sözlerini tamamladı: İran'ın bu politikalarıyla aslında kendi ayağına sıkmakta olduğunu ve nihai kazancın İsrail'e kaldığını bir kez daha yineledi. Program, Ortadoğu'daki gerilimin Körfez'e sıçraması ve potansiyel bölgesel savaş riskini en net şekilde ortaya koyan yayınlardan biri olarak dikkat çekti.</p>

<p>Yarar, programda şu çarpıcı ifadeleri kullandı: &nbsp;<br />
<em><strong>"Bu savaşın bugüne kadar geldiği noktada İran'ın kazançlı çıkma şansı yok. Buradan kazançlı çıkacak tek ülke İsrail. Bölge ülkeleri de bunu böyle söylüyor, diğer aktörler de aynı görüşte. İran'ın bölge ülkelerini şiddetli şekilde vurmaya devam etmesi, özellikle enerji altyapılarını hedef alması, aslında İsrail'in farklı bir yapıyla herkesi birbirine düşürmesini sağlıyor ve bunu başarıyla yapıyor." </strong></em>ifadelerini kullandı.<br />
<br />
Yarar devamında:<em><strong> "Bir müddet sonra ülkeler karşı tedbirle saldırıya başlayacaklar. Yani kendilerinden saldırı yapacaklar. Kime? İran'a karşı. hiç istemediğiniz, Ortadoğu'da hiç isteyemeyeceğiniz bir ortamı aslında İsrail'le verecekler"</strong></em></p>

<p>Yarar, İran'ın bu politikasıyla Körfez ülkelerini doğrudan karşısına aldığını belirterek, özellikle Katar örneğini öne çıkardı. Katar'ın bugüne kadar İran konusunda en fazla arabuluculuk yapan, saldırı girişiminde bulunmamış ve uyumlu ilişkiler sürdüren bir ülke olduğunu hatırlatan Yarar, şu değerlendirmeyi yaptı: &nbsp;<br />
<em><strong>"İran, dost ve müttefik olarak gördüğü Katar'ı tamamen karşısına aldı. Katarlı Dışişleri Bakanı ile toplantıdaydık; çok ilginç bir tabir kullandı. Katar gibi arabuluculuk yapan bir ülkeyi karşısına almak, İran'ın stratejik bir hata yaptığının açık göstergesidir."</strong></em></p>

<p>Programda Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın açıklamalarına da atıfta bulunan Yarar, Fidan'ın ABD ile İran arasındaki askeri-teknolojik üstünlüğün kıyaslanamayacağını söylediğini aktardı. Fidan'ın sözlerini şöyle özetledi: &nbsp;<br />
<br />
<em><strong>"Amerika Birleşik Devletleri ile İran'ı askeri ve teknolojik olarak karşılaştırmak mümkün değil. Çok doğru bir tabir. Peki bu boşluğu İran nasıl doldurmalıydı? Askeri boşluğu diplomasi ve stratejiyle doldurmalıydı. Türkiye bu fırsatı verdi: Gelin sorunu beraber çözecek masalar kuralım, İstanbul’da önerildi."</strong></em></p>

<p>Ancak İran'ın bu diplomatik yolu tercih etmeyip askeri denge kurmaya yöneldiğini belirten Yarar, bunun büyük bir strateji eksikliği olduğunu vurguladı: &nbsp;<br />
<em><strong>"Stratejiden vazgeçip sadece askeri dengeyle sağlamaya kalkarsanız, İran'ın stratejisinin tutma ihtimali yok. Bu yol, ülkeyi daha da yalnızlaştırıyor ve zayıflatıyor."</strong></em></p>

<p>Yarar, sürecin en kritik sonucunun Körfez ülkelerinin İran'a karşı doğrudan harekete geçme riski olduğunu ifade etti. Trump'ın daha önce "Bu savaşa katılacak müttefikler arıyoruz" dediğini hatırlatarak, artık müttefik aramaya gerek kalmayabileceğini söyledi: &nbsp;<br />
<em><strong>"Dünkü yansıyan görüntüler ve toplantılardaki hava şuraya işaret ediyor: Körfez ülkeleri bundan sonraki aşamada kendiliğinden karşı tedbir alacak, hatta saldırıya geçecek. Hiç istemediğimiz bir senaryo gerçekleşiyor; Körfez ülkeleri İran'a karşı savaşa dahil olacak. İsrail bu ortamı 'ekmeğin üzerine tereyağı ve bal sürerek' yarattı."</strong></em></p>

<p>Hilal Özdemir'in <em><strong>"Körfez ülkelerinin İran'a yanıt vermesi ve doğrudan savaş çıkması senaryosundan mı söz ediyorsunuz?" </strong></em>sorusuna Yarar net bir şekilde <em><strong>"Aynen öyle. Savaşa dahil olmaları"</strong></em> yanıtını verdi.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=TRKqrScrPdA"><strong><span style="color:#c0392b">METE YARAR'IN AÇIKLAMASINI İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ.</span></strong></a><br />
&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turkmen-alevi-bektasi-vakfindan-ramazan-bayrami-mesaji-3117</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 22:28:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı’ndan Ramazan bayramı mesajı</h1>
                        <h2>Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı Ramazan Bayramı mesajı yayınladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/turkmen-alevi-bektasi-vakfindan-ramazan-bayrami-mesaji-1773948996.webp">
                        <figcaption>Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı’ndan Ramazan bayramı mesajı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı Başkanı Özdemir Özdemir, Ramazan bayramı mesajı yayınladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Özdemir, yayınladığı bayram mesajında, “<em><strong>Ramazan Bayramınızı en içten dileklerimle kutlar, sağlık mutluluk ve esenlikler dilerim</strong></em>” ifadelerine yer verdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-03-19%20at%2015_14_02.jpeg" style="height:800px; width:672px" /></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hacibektas-ve-turkistan-kardes-sehir-olacak-3116</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 22:04:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Hacıbektaş ve Türkistan “Kardeş Şehir” olacak</h1>
                        <h2>TBMM Türk Devletleri Parlamenter Asamblesi (TÜRKPA) heyetiyle birlikte Kazakistan’ın Türkistan şehrinde temaslarda bulunan CHP Tokat Milletvekili Kadim Durmaz, Türkistan Belediye Başkanı Turashbekov Abdisattarovich ile şehri Hacıbektaş ilçesi ile kardeş şehir yapmak üzere görüştüğünü ve olumlu cevap aldığını açıkladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/hacibektas-ve-turkistan-kardes-sehir-olacak-1773947503.webp">
                        <figcaption>Hacıbektaş ve Türkistan “Kardeş Şehir” olacak</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Sekizinci Gün Gazetesi’nin haberine göre, TBMM Türk Devletleri Parlamenter Asamblesi (TÜRKPA) heyetiyle birlikte Kazakistan’ın Türkistan şehrinde temaslarda bulunan CHP Tokat Milletvekili Kadim Durmaz, Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan bin yıllık manevi mirası güçlendirecek önemli bir adım attı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Durmaz, Hacı Bektaş Veli’nin diyarı Hacıbektaş ile Hoca Ahmed Yesevi’nin şehri Türkistan’ın “<em><strong>kardeş şehir</strong></em>” olması için ilk resmi görüşmelerin gerçekleştirildiğini açıkladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türk-İslam irfan geleneğinin önemli merkezlerinden biri olan Türkistan’da çeşitli ziyaretlerde bulunan TÜRKPA heyeti, bölgedeki tarihi ve manevi mirasa dikkat çekti. Heyet, Yesevi geleneğinin önemli isimlerinden Arslan Baba’nın türbesini de ziyaret etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyaret kapsamında açıklamalarda bulunan Kadim Durmaz, Anadolu’nun manevi mimarları olarak kabul edilen Horasan erenlerinin mirasına vurgu yaptı. Hoca Ahmed Yesevi’nin “<em><strong>Nerde görsen gönlü kırık, merhem ol; öyle mazlum yolda kalsa, yoldaşı ol</strong></em>” ve Hacı Bektaş Veli’nin “<strong><em>İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır</em></strong>” sözlerini hatırlatan Durmaz, bu değerlerin günümüzde de toplumun ortak hafızasında yaşadığını ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Durmaz, “<em><strong>Hacı Bektaş Veli başta olmak üzere Sarı Saltuk, Ahi Evran, Abdal Musa ve nice gönül insanının bıraktığı miras; birlik, kardeşlik, adalet, ahlak ve emek anlayışımızın temelini oluşturmaktadır</strong></em>” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyaretin en dikkat çekici gelişmelerinden biri ise Hacıbektaş ile Türkistan arasında “<strong><em>kardeş şehir</em></strong>” ilişkisi kurulması yönündeki girişim oldu. Kadim Durmaz, bu öneriyi Türkistan Belediye Başkanı Turashbekov Abdisattarovich ile paylaştıklarını belirtti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Söz konusu girişimin kültürel ve turistik iş birliklerini artıracağını vurgulayan Durmaz, “<em><strong>Bu adımın gönül bağımızı daha da güçlendireceğine inanıyoruz. Hayata geçirmek için üzerimize düşen görevi kararlılıkla sürdüreceğiz</strong></em>” ifadelerini kullandı.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenlerinden-ramazan-bayrami-mesaji-3115</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 17:27:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Horasan Erenleri’nden Ramazan Bayramı mesajı</h1>
                        <h2>Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Ramazan Bayramı dolayısıyla kutlama mesajı yayınladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/horasan-erenlerinden-ramazan-bayrami-mesaji-1773931024.webp">
                        <figcaption>Horasan Erenleri’nden Ramazan Bayramı mesajı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Ramazan Bayramı dolayısıyla yayınladığı kutlama metninde, “<em><strong>zalimlere karşı birlik olma, mezhepçiliğe ve her türlü ayrışmaya karşı millet olarak kenetlenme</strong></em>” mesajı verdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İŞTE, O MESAJ:</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Türk Milletinin ve İslam dünyasının Ramazan Bayramı kutlu olsun!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu olarak, zalimlere karşı birlik olma, mezhepçiliğe ve her türlü ayrışmaya karşı millet olarak kenetlenme bilinciyle, Ramazan Bayramı’nın birlik, kardeşlik ve dayanışma duygularını güçlendiren bir vesile olmasını gönülden temenni ediyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bayram günlerinde mazlumların yanında olmanın, insanî değerleri ve adaleti yaşatmanın önemini bir kez daha hatırlıyor, başta emperyalizmin ve siyonizmin saldırı ve tehditi altındaki İran ve Filistin halkları olmak üzere, tüm Müslümanların bayramını kutluyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/T%C3%BCrk%20Milletinin%20ve%20%C4%B0slam%20d%C3%BCnyas%C4%B1n%C4%B1n.png" style="height:800px; width:800px" /></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/musluman-ulkeler-dis-isleri-bakanlari-israili-kinadi-3114</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 16:56:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Müslüman ülkeler dış işleri bakanları İsrail'i kınadı!</h1>
                        <h2>Türkiye, 12 Müslüman ülkenin Dışişleri Bakanı'nın Riyad'daki toplantısının sonunda duyurulan ortak açıklamaya, savaşın esas sorumlusunun İsrail olduğunu ekletti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/musluman-ulkeler-dis-isleri-bakanlari-israili-kinadi-1773928928.webp">
                        <figcaption>Müslüman ülkeler dış işleri bakanları İsrail'i kınadı!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Türkiye, Azerbaycan, Suriye, Bahreyn, Mısır, Ürdün, Kuveyt, Lübnan, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) dışişleri bakanları, İran'ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarını ele almak üzere Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da bir istişare toplantısı yaptılar.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">KÖRFEZ ÜLKELERİNE YAPILAN İRAN SALDIRILARINA TEPKİ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Körfez ülkeleri, İran'ın kendilerini hedef alarak ABD'ye karşı şantaj aracı olarak kullanmak istemesinden duyduğu rahatsızlığı dile getirdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Edinilen bilgilere göre, ABD ve İsrail tarafından İran'a yönelik saldırıların ise toplantının konusu olmadığı kaydedildi.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">TÜRKİYE DEVREYE GİRDİ, İSRAİL'E TEPKİ AÇIKLAMAYA EKLETİLDİ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak bu noktada Türkiye devreye girdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplantı sonrası yapılan ortak açıklamaya, İsrail'i eleştiren kısmı Ankara ekletti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye, savaşın gerçek sorumlusu olarak İsrail'in yayılmacı politikalarına işaret edilmesini sağladı.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">TÜRKİYE, İRAN KONUSUNDA SOĞUKKANLI VE SAĞDUYULU</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Bilindiği üzere, Türkiye'nin İran konusunda soğukkanlı ve sağduyulu bir politikası var. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İran'dan ateşlenen füzelere rağmen Türkiye soğukkanlılığını şu ana kadar korudu ve İran'ı doğrudan hedef almadı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak Ankara, İran'ın Körfez ülkelerine yaptığı saldırılardan da rahatsız. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu saldırıların, bölgedeki gerilimi daha fazla artırdığını ve&nbsp;ekonomik istikrarsızlık başta olmak üzere gelişmelerin&nbsp;dünyayı kötü etkilediğini söylüyor.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">AÇIKLAMA METNİ ŞU ŞEKİLDE:</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">1. Türkiye Cumhuriyeti, Azerbaycan Cumhuriyeti, Bahreyn Krallığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Kuveyt Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Katar Devleti, Suudi Arabistan Krallığı, Suriye Arap Cumhuriyeti, ve Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanları, İran saldırılarına ilişkin olarak hicri 29 Ramazan 144, miladi 18 Mart 2026 Çarşamba günü Riyad’da istişari bir bakanlar toplantısı gerçekleştirmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">2. Bakanlar, İran'ın Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerine, Ürdün Haşimi Krallığı'na, Azerbaycan Cumhuriyeti'ne ve Türkiye Cumhuriyeti'ne yönelik saldırılarını ele almış; balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla gerçekleştirilen ve yerleşim alanlarını, sivil altyapıyı -petrol tesisleri, tuzdan arındırma tesisleri, havalimanları, konut binaları ve diplomatik misyonlar dahil- hedef alan bu kasıtlı İran saldırılarını kınadıklarını ve reddettiklerini teyit etmişlerdir. Bakanlar, bu tür saldırıların hiçbir gerekçeyle veya hiçbir şekilde meşrulaştırılamayacağını vurgulamışlardır. Ayrıca devletlerin, Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesi uyarınca kendilerini savunma hakkına sahip olduklarını ifade etmişlerdir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">3. Bakanlar, İran'a saldırılarını derhal durdurma çağrısında bulunmuş ve uluslararası hukuk, uluslararası insancıl hukuk ve iyi komşuluk ilkelerine saygı gösterilmesinin, tırmanmanın sona erdirilmesi, bölgenin güvenlik ve istikrarının sağlanması ve krizlerin çözümünde diplomasinin teşvik edilmesi için ilk adım olduğunu vurgulamışlardır. Bakanlar ayrıca İran ile ilişkilerin geleceğinin, devletlerin egemenliğine saygı gösterilmesine, iç işlerine karışılmamasına, egemenliklerinin veya topraklarının herhangi bir şekilde ihlal edilmemesine ve askeri kabiliyetlerin bölge ülkelerini tehdit edecek şekilde kullanılmaması veya geliştirilmemesine bağlı olduğunu belirtmişlerdir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">4. Bakanlar, İran'ın, tüm saldırıların derhal durdurulmasını, komşu devletlere yönelik her türlü provokatif eylem veya tehdidin koşulsuz biçimde sona erdirilmesini ve İran'ın kendi hedeflerine hizmet etmek üzere Arap ülkelerindeki bağlantılı milisleri destekleme, finanse etme ve silahlandırma faaliyetlerini durdurmasını öngören 2817 (2026) sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Kararı'nı uygulama yükümlülüğüne uyması gerektiğini vurgulamışlardır. Ayrıca İran'ın, Hürmüz Boğazı'nda uluslararası deniz trafiğini kapatmaya veya engellemeye yönelik herhangi bir tedbir veya tehdide başvurmaktan ve Bab el-Mendeb'de deniz güvenliğini tehlikeye atmaktan kaçınması gerektiğini ifade etmişlerdir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>5. Bakanlar, Lübnan'ın güvenliği, istikrarı ve toprak bütünlüğüne desteklerini yinelemiş; Lübnan devletinin egemenliğinin ülkenin tüm topraklarında etkinleştirilmesini ve silahların devletin tekelinde tutulmasına ilişkin Lübnan hükümeti kararını desteklediklerini belirtmişlerdir. Ayrıca İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırganlığını ve bölgedeki yayılmacı politikasını kınamışlardır.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">6. Bakanlar, gelişmeleri izlemek ve ortaya çıkan meseleleri değerlendirmek amacıyla bu konudaki yoğun istişare ve koordinasyonu sürdürme kararlılıklarını teyit etmiş; ortak tutumların oluşturulmasını ve güvenlik, istikrar ve egemenliklerini korumak, İran’ın topraklarına yönelik HAİN saldırılarını durdurmak için gerekli meşru tedbir ve uygulamaların benimsenmesini sağlayacak şekilde çalışmalarını sürdüreceklerini ifade etmişlerdir."</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ardan-zenturk-putinin-kuba-konusunda-trump-a-soyleyecegi-fazla-bir-lafi-yok-3113</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 00:12:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ardan Zentürk: Putin'in Küba konusunda Trump' a söyleyeceği fazla bir lafı yok</h1>
                        <h2>Ardan Zentürk, YouTube kanalında yayınladığı sert analizde, Rusya ve özellikle Vladimir Putin'i Küba krizi bağlamında ağır şekilde eleştirdi. Zentürk, Rusya'nın geleneksel müttefiki Küba'ya karşı gösterdiği acizliği, "tam bir utanç tablosu" ve "stratejik çöküşün somut kanıtı" olarak nitelendirdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/ardan-zenturk-putinin-kuba-konusunda-trump-a-soyleyecegi-fazla-bir-lafi-yok-1773869651.webp">
                        <figcaption>Ardan Zentürk: Putin'in Küba konusunda Trump' a söyleyeceği fazla bir lafı yok</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Ardan Zentürk, YouTube kanalında yayınladığı sert analizde, Rusya ve özellikle Vladimir Putin'i Küba krizi bağlamında ağır şekilde eleştirdi. Zentürk, Rusya'nın geleneksel müttefiki Küba'ya karşı gösterdiği acizliği, "tam bir utanç tablosu" ve "stratejik çöküşün somut kanıtı" olarak nitelendirdi.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=k_qTu6nKa70"><span style="color:#c0392b"><strong>ARDAN ZENTÜRK'ÜN VİDEOLU AÇIKLAMASINI İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ</strong></span></a><br />
<br />
<br />
<strong>"RUSYA, BİR DAMLA PETROLÜ KÜBA'YA GÖNDEREMİYOR"</strong><br />
<br />
Zentürk, analizini <strong>"Avrasyacı dostlarım ne diyecek acaba?" </strong>sorusunu sorarak Rusya'nın pozisyonunu "yenilgi üstüne yenilgi" olarak özetledi.<br />
<br />
Ardan Zentürk açıklamasında şunları kaydetti:<br />
<br />
<em><strong>"Rusya zaten bir petrol ülkesi. Yani Rusya'nın elindeki petrolle Küba ihya doluşur değil mi? Venezuela lideri Nicolas Maduro'nun Ocak ayı başında etkisiz hale getirilmesinden bu yana Venezuela'dan Küba'ya akmakta olan petrol damlası gitmiyor.&nbsp; Bir yasal petrol tankeri. Hadi gölge tanker demeyelim. Nasıl gidip de petrol alamıyor Rusya'dan? Çünkü şu anda Küba'da elektrik kesintileri artık tamamen sabitlenmiş durumda. Ülkede hayat bitmek üzere ve bu noktaya gelene kadar Rusya hiçbir şey yapamadı. Hiçbir şey yapamadı."dedi.</strong></em><br />
<br />
Ardan Zentürk açıklamasının devamında ise, <em><strong>"Rusya'nın Ukrayna'da düşmüş olduğu durumun açık bir örneğidir.Aklınıyla çalışan liderler bu hale gelmez. 4 yıldır bir savaşı sürdürüyor ve bu savaşı lehine sonuçlandırabilmek için Putin'in Amerikan başkanı Trump'ın kendisine duymakta olduğu sempatiye ihtiyacı var. Ama aynı Trump Putin'i habire sirkeliyor."</strong></em> ifadelerini kullandı.</p>

<p><br />
Zentürk, ABD Başkanı Donald Trump'ın Küba'ya yönelik küstah açıklamasını hatırlattı: Trump, ambargo ve baskıyla adayı içten çürüttüğünü belirterek, <em><strong>"Artık Küba'ya ne istersem onu yaparım. Onu onuruyla teslim almaya hazırlanıyorum"</strong></em> dediğini aktardı. Bu sözlere Kremlin'den gelen yanıtın ise <em><strong>"boş laf"</strong></em> olduğunu vurgulayan Zentürk, Sözcü Dmitriy Peskov'un <em><strong>"Her türlü yardıma hazırız, Küba ile uzman düzeyinde temas sürüyor, insani sorunları çözmekte kararlıyız"</strong></em> açıklamasını alaycı bir dille yorumladı: <em><strong>"Petrol ülkesi Rusya, Küba'ya bir damla mazot gönderemiyor ama 'yardım etmeye hazırız' diyor. Bu, resmen maskara olma hali!"</strong></em></p>

<p>Analizinde Rusya'nın başarısızlıklarını sıralayan Zentürk, şu noktalara özellikle yüklendi:</p>

<p>* Venezuela'da Nicolas Maduro'yu koruyamayan Rusya, Maduro'nun Ocak 2026 başında "etkisiz hale getirilmesi" sonrası Küba'ya giden petrol akışını tamamen kaybetti. <em><strong>"Maduro sırtını Rusya ve Çin'e dayamış, 'Amerikan emperyalizmine direniyorum' sanıyordu; şimdi New York'ta hapiste, karısının akıbeti meçhul. Bu, Putin ve Çin için utanç verici bir hezimet!"</strong></em></p>

<p>* İran'da da benzer bir fiyasko yaşandığını belirten Zentürk, Çin'le yapılan 25 yıllık 40 milyar dolarlık petrol anlaşması, Kuşak ve Yol Girişimi (BRI) ve Şanghay İşbirliği Örgütü gibi <strong>"ABD-NATO alternatifi" </strong>yapıların hiçbir işe yaramadığını söyledi. <em><strong>"İran'da adamı vuruyorlar, öldürüyorlar, sürekli suikastlar… Putin yakında İran'da tanıdık yüz bulamayacak. Karşılığında? Büyük bir süper sessizlik! Ne işe yarıyor bu ittifaklar?"</strong></em></p>

<p>, En ağır eleştiriyi ise Küba'ya yönelik yaptı: <em><strong>"Soğuk Savaş'tan beri, 1950'lerden itibaren kayıtsız şartsız en sadık müttefikiniz Küba. 1962 Füze Krizi'nde nükleer işgal tehdidine rağmen Fidel Castro ve Che Guevara sayesinde ayakta kaldı. Şimdi elektrik kesintileri sabitlenmiş, ülke çöküşün eşiğinde, hayat bitmek üzere… Ve sen, petrol devi Rusya, hâlâ tek bir tanker yollayamıyorsun! 18 Şubat'ta Küba Dışişleri Bakanı Moskova'ya gelip Lavrov'la görüştü; ne oldu? Hiçbir şey! Bu, Putin'in 4 yıldır Ukrayna batağında saplanıp kaldığının, beynini kullanamayan bir lider olduğunun açık ispatı!"</strong></em></p>

<p>Zentürk, Trump'ın Putin'i sürekli "sirkeler" nitelikte açıklamalar yaptığını, Marco Rubio'nun <em><strong>"Küba'yı finalize ediyoruz; yönetim değişecek, bizim lafımızı dinleyen adam gelecek, Komünist Parti kalsa da umurumuzda değil" </strong></em>sözlerini aktararak, <em><strong>"İş fiilen kaybedilmiş. Kremlin hâlâ 'muhataplarımızla görüşüyoruz' </strong></em>diye oyalanıyor" dedi.</p>

<p>Küba Devlet Başkanı'nın <em><strong>"ABD her gün anayasal düzeni devirme tehdidi yapıyor, 60 yılı aşkın ambargo altında yaşamaya alıştık, Venezuela gibi olmayacağız; gelenler devrimci direnişle karşılaşır" yanıtını anımsatan Zentürk, buna rağmen Rusya'nın hiçbir somut adım atamadığını belirterek sözlerini tamamladı: "Putin'in Küba konusunda Trump'a söyleyecek tek kelimesi bile yok. Ukrayna'da kendi çukuruna düşen bu adam, artık müttefiklerini de kurtaramıyor. Bu, tam bir stratejik iflas ve rezalet!"dedi.</strong></em><br />
<br />
İran'ı da örnek gösteren Zentürk, Çin ile 25 yıllık 40 milyar dolarlık petrol anlaşması yapan, Kuşak ve Yol Girişimi (BRI) ve Şanghay İşbirliği Örgütü gibi yapılarla ABD-NATO alternatifi oluşturmaya çalışan İran'da sürekli suikast ve saldırıların yaşandığını, Putin ve Çinlilerin tanıdık isim bulamayacak noktaya gelebileceğini, buna karşılık büyük bir <strong>"sessizlik" </strong>olduğunu belirtti.<br />
<br />
ABD tarafında Marco Rubio'nun<em><strong> "Küba işini finalize etmek üzereyiz, yönetim değişecek, bizim lafımızı dinleyen adam gelecek, Komünist Parti kalabilir ama umurumuzda değil" </strong></em>dediğini aktaran Zentürk, Küba Devlet Başkanı'nın ise "ABD her gün anayasal düzeni zorla devirme tehdidi yapıyor, 60 yılı aşkın ambargo altında yaşamaya alıştık, Venezuela gibi olmayacağız, buraya gelenler devrimci direnişle karşılaşır" yanıtını verdiğini hatırlattı.<br />
<br />
Sonuç olarak Zentürk, Ukrayna savaşında kendi batağına saplanan Putin'in Küba konusunda da Trump'a karşı söyleyecek fazla sözü olmadığını, işin fiilen kaybedildiğini savundu ve analizini<strong> "Hoşça kalın"</strong> diyerek bitirdi.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=k_qTu6nKa70"><span style="color:#c0392b"><strong>ARDAN ZENTÜRK'ÜN VİDEOLU AÇIKLAMASINI İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ</strong></span></a></p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/sah-i-merdan-hz-ali-paneli-ve-sultan-nevruz-cemi-duzenleniyor-3112</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 18 Mar 2026 23:18:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Şah-ı Merdan Hz. Ali Paneli ve Sultan Nevruz Cemi düzenleniyor</h1>
                        <h2>Alevi Gençler Derneği ve Erenlerin İzinde Genç Topluluğu, inanç dünyasının önemli merkezlerinden Tunceli’de geniş kapsamlı bir etkinlik programına imza atmaya hazırlanıyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/sah-i-merdan-hz-ali-paneli-ve-sultan-nevruz-cemi-duzenleniyor-1773865480.webp">
                        <figcaption>Şah-ı Merdan Hz. Ali Paneli ve Sultan Nevruz Cemi düzenleniyor</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;">Alevi Gençler Derneği ve Erenlerin İzinde Genç Topluluğu, inanç dünyasının önemli merkezlerinden Tunceli’de geniş kapsamlı bir etkinlik programına imza atmaya hazırlanıyor. <strong>28 Mart 2026</strong> tarihinde gerçekleştirilecek organizasyon, hem akademik bir paneli hem de manevi bir buluşma olan Sultan Nevruz Cemi’ni bir araya getirecek.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-03-18%20at%2021_19_00.jpeg" style="height:640px; width:800px" /></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><strong>Panel ve Deyiş Dinletisi ile Kültürel Yolculuk</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;">Etkinliğin ilk bölümü, saat <strong>13:00’te Munzur Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi’nde</strong> başlayacak. <em>"Sözlü ve Yazılı Geleneğimizde Şah-ı Merdan Hz. Ali"</em> başlığıyla düzenlenecek olan panelde, Hz. Ali’nin tarihsel ve inançsal boyutu genç isimler tarafından ele alınacak. Panel programı, kültürel mirası notalara döken bir deyiş dinletisiyle taçlanacak.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;">Organizasyon komitesinden yapılan açıklamada, panel sonunda katılımcılara yönelik sürpriz çekilişlerin gerçekleştirileceği bildirildi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><strong>Sultan Nevruz Coşkusu Cemevinde Yaşanacak</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;">Günün ikinci bölümünde ise manevi iklim, <strong>SorpiyanCemevi’ne</strong> taşınacak. Sultan Nevruz vesilesiyle bir araya gelecek olan canlar, saat <strong>16:00’da</strong> kurulacak lokma sofrasında paylaşımın ve birliğin tadına varacak. Ardından saat <strong>17:00 itibarıyla</strong> başlayacak olan <strong>Sultan Nevruz Cemi</strong> ile program sona erecek.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-03-18%20at%2021_19_00%20(1).jpeg" style="height:800px; width:566px" /></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><strong>Gençlerden Birlik ve Beraberlik Çağrısı</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;">Alevi Gençler Derneği ve Erenlerin İzinde Genç Topluluğu temsilcileri, Tunceli’deki tüm canları bu anlamlı günde bir arada olmaya davet ederek; geleneğin gelecek nesillere aktarılmasının ve inanç değerlerinin yaşatılmasının önemine dikkat çekti.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><strong>PROGRAM AKIŞI:</strong></span></span></p>

<ul>
	<li><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><strong>Tarih:</strong> 28 Mart 2026</span></span></li>
	<li><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><strong>13:00:</strong> Panel ve Deyiş Dinletisi (Munzur Üni. Kongre ve Kültür Merkezi)</span></span></li>
	<li><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><strong>16:00:</strong> Lokma Dağıtımı (SorpiyanCemevi)</span></span></li>
	<li><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><strong>17:00:</strong> Sultan Nevruz Cemi (SorpiyanCemevi)</span></span></li>
</ul>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/mustafa-firat-yazdi-yolun-sirri-gonul-birligi-ve-koklere-donus-3111</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 18 Mar 2026 21:53:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Mustafa Fırat yazdı: Yol’un Sırrı: Gönül birliği ve köklere dönüş</h1>
                        <h2>Eğitimci ve eski Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkan Danışmanı Mustafa Fırat, Alevilerin ve Aleviliğin geleceği konusunda dikkat çeken bir makale kaleme aldı. Fırat’ın makalesini alevihaberler.com.tr haber sitesi olarak bu konuyu gündeme getirmek ve tartışmaya açmak amacıyla yayınlıyoruz. Umarız, Alevi Bektaşi toplumu kendi geleceğini ancak kendisinin belirleyebileceği bilinci ile fikir üreterek yolumuzun güçlenmesine katkı verir. Aksi halde, başkalarının yazdığı senaryoların esiri olmak dışında seçenek yoktur.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/mustafa-firat-yazdi-yolun-sirri-gonul-birligi-ve-koklere-donus-1773861896.webp">
                        <figcaption>Mustafa Fırat yazdı: Yol’un Sırrı: Gönül birliği ve köklere dönüş</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong><span style="color:#000000">YOLUN SIRRI: GÖNÜL BİRLİĞİ VE KÖKLERE DÖNÜŞ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Anadolu toprakları, yüzyıllardır farklı renklerin, inançların ve seslerin bir arada yoğrulduğu devasa bir vicdan kazanıdır. Bu kazanın en kıymetli harçlarından biri kuşkusuz Alevilik inancıdır. Son dönemde akademik ve siyasi mecralarda sıkça tartışılan “Alevi kurumlarının siyasallaşması” meselesine, gelin bugün karamsar gözlüklerimizi çıkarıp, ortak geleceğimizin aydınlık penceresinden bakalım.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">TARİHİN İMBİKLERİNDEN SÜZÜLEN KARDEŞLİK</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilik, Horasan’dan Anadolu’ya süzülen, göçebelikten yerleşik hayata geçişin o tertemiz İslamlaşma neşesidir. Bu yol; “Hakk-Muhammed-Ali” sevgisiyle örülmüş, insanı merkezine alan, barışı ve sevgiyi esas kılan bir gönül yolculuğudur. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e kadar geçen sürede çeşitli zorluklar yaşanmış olsa da, Alevi toplumu Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte modern Türkiye’nin eşit yurttaşları olma yolunda dev bir adım atmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün dönüp geriye baktığımızda, Maraş’tan Çorum’a, Sivas’tan metropollerdeki gecekondulaşma sancılarına kadar pek çok acı hatıra görebiliriz. Ancak bu acılar, bizi birbirimize düşürmek yerine, demokratik hak ve özgürlükler zemininde daha sıkı kenetlenmemiz gerektiğini hatırlatan acı birer tecrübe olmalıdır. Kırsaldan kente göçle birlikte sarsılan “ocak sistemi” ve geleneksel yapı, aslında modern dünyada kendini yeniden var etme mücadelesi vermektedir.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">SİYASETİN ÖTESİNDE HAKİKAT</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Günümüzde Alevi kurumlarının siyasallaşması, bazen inancın özünü gölgeleyen bir gerilim hattına dönüşebiliyor. Özellikle Avrupa merkezli bazı oluşumların, Aleviliği tarihsel ve inançsal köklerinden kopararak, onu bir “kültürel kimlik” veya siyasi bir enstrüman gibi sunma çabaları dikkat çekicidir. Aleviliği İslam dışı göstermeye çalışan “Alisiz Alevilik” gibi yapay kurgular, sadece inanca değil, bu toprakların bin yıllık kardeşlik hukukuna da zarar vermektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak umut tam da burada yeşeriyor: Alevi toplumu, kendi içindeki bu marjinal ve ayrıştırıcı söylemleri fark edecek derin bir irfana sahiptir. Küresel operasyonların veya etnik ayrılıkçı hareketlerin gölgesinde kalmak yerine, kendi öz değerlerine; yani barışa, adalete ve devletle bütünleşen milli birliğe sarılmak, bu toplumun genetik kodlarında mevcuttur.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">DEVLET VE TOPLUM EL ELE: YENİ BİR DÖNEM</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Son yıllarda atılan adımlar, geleceğe dair umutlarımızı tazelemektedir. 2009-2010 yıllarındaki Alevi Çalıştayları ile başlayan süreç, 2022 yılında <strong>Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı</strong>'nın kurulmasıyla kurumsal bir boyut kazanmıştır. Belki tüm talepler henüz tam anlamıyla karşılanmamış, cemevlerinin statüsü konusundaki tartışmalar nihayete ermemiş olabilir; ancak “diyalog kapısının” ardına kadar açılmış olması bile başlı başına bir devrimdir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi toplumunun haklı talepleri bellidir:</span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Cemevlerinin yasal statüsünün tam olarak netleşmesi.</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Eğitim müfredatında inancın doğru temsili.</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Kamu istihdamında liyakatin esas alınması.</span></p>
	</li>
</ul>

<p><span style="color:#000000">Bu talepler, sadece Alevilerin değil, daha demokratik ve adil bir Türkiye özlemi duyan her vatandaşın ortak arzusudur. Devletin bu taleplere temkinli yaklaşmasının ardındaki “güven bunalımı” aşıldıkça, çözümlerin sağanak gibi yağacağına şüphe yoktur.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">YARINLARA BAKARKEN</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Sonuç olarak, Alevi kurumları aşırı siyasallaşmanın yarattığı toz bulutundan sıyrıldıkça, Anadolu’nun o duru pınarı yeniden gür akmaya başlayacaktır. Çözüm; Avrupa’nın başkentlerinden ithal edilen yapay ideolojilerde değil, Hacı Bektaş-ı Veli’nin “Bir olalım, iri olalım, diri olalım” düsturundadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Eğer Alevi toplumu, kendi haklı mücadelesini siyasi ikballerine alet edenlerden arınır ve devlet de kucaklayıcı tavrını somut adımlarla pekiştirirse, bu topraklarda hiçbir güç kardeşliğimizi bozamaz. Gün, birbirimizin eksikliğini arama günü değil; ortak değerlerimizde buluşma günüdür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gelecek, samimiyetle kurulan köprülerin üzerinde yükselecektir. Ve o köprüden hep beraber, el ele geçeceğiz.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">MUSTAFA FIRAT / ANKARA</span></strong></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/herkesi-mezhepci-ayrismalara-karsi-uyanik-olmaya-davet-ediyoruz-3110</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 18 Mar 2026 14:18:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Herkesi mezhepçi ayrışmalara karşı uyanık olmaya davet ediyoruz!</h1>
                        <h2>Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu, kamuoyu ile paylaştığı basın açıklamasında, ülkemizde ve bölgemizde kışkırtılan mezhepçiliğe dikkati çekerek “Ülkemizin ve bölgemizin sorunlarının çözümü, bin yıllık yaraları kaşımaktan değil; insan haklarından, hukuktan, akıldan, bilimden, demokrasiden ve adaletten geçer” ifadelerini kullandı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/herkesi-mezhepci-ayrismalara-karsi-uyanik-olmaya-davet-ediyoruz-1773832886.webp">
                        <figcaption>Herkesi mezhepçi ayrışmalara karşı uyanık olmaya davet ediyoruz!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu, bölgemizdeki gelişmeler hakkında basın açıklaması yaptı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Son dönemde ülkemizde ve bölgemizde mezhepçiliğin kışkırtıldığına dikkati çeken Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu açıklamasında, “Devletimizin; emperyalist ve siyonist odakların bölgeyi parçalama stratejilerine karşı sergilediği dik duruşu ve Sayın Cumhurbaşkanımızın mezhepçilik konusundaki “tehlikeli cephe” uyarılarını kıymetli buluyor; bu kararlı tutumun sürdürülmesini bekliyoruz.” ifadelerine yer verildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Basın açıklamasının tam metni şöyle: </span></p>

<p><span style="color:#000000">“Bir köyde bir insan açlıktan ölürse, bütün köy katildir.” </span></p>

<p><span style="color:#000000">Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesi, bir dış politika yaklaşımı olduğu kadar bölgemizdeki birliğin ve dirliğin de en temel güvencesidir. Alevi-Bektaşi yolu, insanı mezhebiyle değil “can” oluşuyla görmeyi esas alır. Bugün Orta Doğu’da yaşanan krizler, yalnızca siyasi bir mesele değil; aynı zamanda insani ve vicdani bir sınavdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugüne kadar devletimiz ve hükümetimiz, çevremizdeki savaşlarda tarafsız kalarak ve barışın tesisine yönelik güçlü girişimlerde bulunarak büyük takdir toplamıştır. Devletimizin; emperyalist ve siyonist odakların bölgeyi parçalama stratejilerine karşı sergilediği dik duruşu ve Sayın Cumhurbaşkanımızın mezhepçilik konusundaki “tehlikeli cephe” uyarılarını kıymetli buluyor; bu kararlı tutumun sürdürülmesini bekliyoruz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Komşu ülkelerin egemenliği ve toprak bütünlüğü, Türkiye’nin güvenliğiyle doğrudan ilintilidir. Özellikle İran’ın toprak bütünlüğünün korunması, bölgesel dengeler ve ülkemizin uzun vadeli istikrarı açısından stratejik bir zorunluluktur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Öte yandan, dışarıdan dayatılan müdahaleler ve seçilmiş yöneticilere yönelik suikast girişimleri, uluslararası hukukun açık bir ihlalidir. Bugün İran üzerinden yürütülen siyasal ve askerî baskıları yalnızca bir ülkenin iç işi olarak görmek mümkün değildir. Her millet, kendi istikametini kendi iradesi ve demokrasisi ile tayin etmelidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dijital mecralar üzerinden körüklenen mezhep karşıtlığı, emperyalist odaklarca beslenen ve milli birliğimizi hedef alan açık bir provokasyon çabasıdır. Zulüm, kimden gelirse gelsin zulümdür. Gazze’de yaşanan insanlık suçu, Suriye’de sivillere yönelik katliamlar ve İran’a yapılan saldırılar aynı netlikle reddedilmelidir. Müminlerin emiri Hz. Ali’nin “Bir köyde bir insan açlıktan ölürse, bütün köy katildir” buyruğu, zihniyet inşamızın temel yapı taşlarından biridir. Bu bağlamda mazlumun yanında olmak bizler için bir tercih değil, Kerbela’dan bugüne taşıdığımız tarihsel bir davranış biçimidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu olarak; dini siyasete, mezhebi ise çatışma alanına dönüştüren her türlü yaklaşımı yanlış ve zararlı bulduğumuzu açıkça ifade ediyoruz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Mezhepçilik, hakikati perdeleyen bir körlüktür. Tüm kesimleri; mezhepçi ayrışmalara karşı sağduyuya, birliğe ve dezenformasyona karşı uyanık olmaya davet ediyoruz. Ülkemizin ve bölgemizin sorunlarının çözümü, bin yıllık yaraları kaşımaktan değil; insan haklarından, hukuktan, akıldan, bilimden, demokrasiden ve adaletten geçer. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu vesileyle, şanlı tarihimizin büyük destanlarından Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümünde, başta büyük komutan ve devlet adamı Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, tüm şehit ve gazilerimizi saygı, rahmet ve minnetle anıyoruz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Saygılarımızla. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu </span></p>

<p><span style="color:#000000">18 Mart 2026</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Bas%C4%B1nA%C3%A7%C4%B1klamas%C4%B12026.JPG" style="height:800px; width:566px" /></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozkan-baskanligin-hatasini-biz-duzeltecegiz-3109</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 17 Mar 2026 23:38:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ali Rıza Özkan: Başkanlığın hatasını biz düzelteceğiz!</h1>
                        <h2>Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu ve Alevi Haberler Genel Yayın Yönetmeni Ali Rıza Özkan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın imar yönetmeliğinde cemevleri ile ilgili yaptığı son değişiklikleri masaya yatırdı. Programda özellikle Ocak 2026'da Resmî Gazete'de yayımlanan Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği değişikliği yoğun eleştiriye maruz kaldı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/ali-riza-ozkan-baskanligin-hatasini-biz-duzeltecegiz-1773780814.webp">
                        <figcaption>Ali Rıza Özkan: Başkanlığın hatasını biz düzelteceğiz!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Gazeteci Bora Özizmirli’nin moderatörlüğünde,<strong> ŞAH TV YouTube kanalında</strong> yayınlanan<strong> “Haftaya Bakış” </strong>programında, Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu ve Alevi Haberler Genel Yayın Yönetmeni Ali Rıza Özkan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın imar yönetmeliğinde cemevleri ile ilgili yaptığı son değişiklikleri masaya yatırdı. Programda özellikle Ocak 2026'da Resmî Gazete'de yayımlanan Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği değişikliği yoğun eleştiriye maruz kaldı.<br />
<br />
<a href="https://youtu.be/FBdVytYtn_w?t=189"><span style="color:#c0392b"><strong>ALİ RIZA ÖZKAN'IN AÇIKLAMASINI YOUTUBE ÜZERİNDEN İZLEMEK İÇİN LÜTFEN RESME TIKLAYINIZ</strong></span></a><br />
<br />
<a href="https://youtu.be/FBdVytYtn_w?t=189"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-03-17%20at%2023_45_24.jpeg" style="height:415px; width:800px" /></a><br />
ŞAH TV YouTube kanalında yayınlanan <strong>“Haftaya Bakış” </strong>programı gazeteci Bora Özizmirli’nin moderatörlüğünde Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu ve alevihaberler.com.tr haber sitesi Genel Yayın Yönetmen<strong>i Ali Rıza Özkan’ın</strong> katılımı ile sürüyor.<br />
<br />
2022 yılında torba yasa ile İmar Kanunu'na eklenen Ek 10. madde sayesinde cemevlerinin<strong> ilk kez resmi statü kazandığını </strong>ve inşaat iznine tabi hale geldiğini hatırlatan Ali Rıza Özkan, önceki dönemde cemevlerinin yasal statüsü olmamasına rağmen devlet kurumlarının yıkım girişiminde bulunmadığını belirtti. Bu adımın Cumhuriyet tarihinde önemli bir eşik olduğunu vurgulayan Özkan, 3 yıldır beklenen yönetmeliğin çıktığını, fakat <strong>“dağ fare doğurdu” </strong>diyerek, Alevi Bektaşiler arasında hayal kırıklığına yol açtığını dile getirdi.<br />
<br />
<strong>CEMEVLERİ “KÜLTÜREL TESİS” DEĞİLDİR!</strong><br />
<br />
Cemevlerini yalnızca<strong> “kültürel tesis”</strong> kategorisine ekleyerek hiçbir somut ilerleme sağlanmadığını belirten Özkan, bu eklemenin 3 yıl beklemeye değmediğini savunarak <em><strong>“Madem bu şekilde yapacaktınız, neden 3 yıl beklediniz?”</strong></em> sorusunu sordu.<br />
<br />
Alevi Bektaşi toplumunda oluşan büyük tepkinin asıl kaynağının Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın yönetmelikte değişikliği<strong> Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın</strong> görüş ve önerilerini doğrultusunda yapıldığını açıklaması olduğunu vurgulayan Özkan, bu ifadeyi “yanlış anlaşılacak bir şey yok” diye nitelendirerek, başkanlığın Alevi toplumu ile devlet arasında köprü olması gerektiğini, ancak cemevlerinin ibadethane niteliğini göz ardı eden bir yaklaşıma onay verdiğini iddia etti.<br />
<br />
<strong>YAPI MEVZUATI İBADETHANE OLARAK DEĞİŞTİRİLMELİDİR!</strong><br />
<br />
İbadethaneler için yapı mevzuatı ne ise, <strong>cemevleri</strong> için de aynısının olması gerektiğini olarak tanımlanması gerektiğini, kilise, sinagog veya cami gibi aynı kriterlerin geçerli olması gerektiğini dile getiren Özkan, <strong>kültür merkezi,</strong> yüzme havuzu veya spor salonu gibi tesislerle aynı cemevlerinin aynı kategoriye sokulmasının Alevilerin gönlünü kıracağını ifade etti.<br />
<br />
<strong>ERDOĞAN VE BAHÇELİ’YE TEŞEKKÜR</strong><br />
<br />
2022’de Cumhurbaşkanı<strong> Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin</strong> desteğiyle atılan adımlara teşekkür ederek sevincinin bozulmadığını, önemli bir eşiğin aşıldığını belirten Özkan, başkanlığın bu süreci yönlendirici rol oynaması gerektiğini ve Alevi Bektaşi toplumla devlet arasında köprü vazifesi görmesi gerektiğini söyledi.<br />
<br />
<strong>BAŞKANLIĞIN HATASINI BİZ DÜZELTECEĞİZ!</strong><br />
<br />
Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın hatasını sivil toplum kuruluşları olarak düzeltmeye çalıştıklarını dile getiren Özkan, devletin <strong>“Ali geldi değiştirir, Veli gitti değiştirir” </strong>mantığıyla hareket etmeyeceği için omuzlarına hesapta olmayan bir yük bindirildiğini belirtti.<br />
<br />
Konuşmasının sonunda jeopolitik iç cephe birliği vurgusu yapan Özkan, kritik dönemden geçerken Alevi Bektaşilerin tepkisini çekecek kararların şaşırtıcı olduğunu ifade etti.<br />
<br />
<a href="https://youtu.be/FBdVytYtn_w?t=189"><span style="color:#c0392b"><strong>ALİ RIZA ÖZKAN'IN AÇIKLAMASINI YOUTUBE ÜZERİNDEN İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ</strong></span></a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/marjorie-taylor-greene-trumpin-iran-politikasina-sert-tepki-gosterdi-3108</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Tue, 17 Mar 2026 22:43:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Marjorie Taylor Greene, Trump'ın İran politikasına sert tepki gösterdi</h1>
                        <h2>ABD Temsilciler Meclisi'nin eski üyesi Marjorie Taylor Greene, Başkan Donald Trump'ın İran'a yönelik olası askeri hamlelerine karşı sert bir çıkış yaptı. Greene, "Çoğu Amerikalı bu savaşa tamamen karşı" diyerek, ülkenin iç sorunlarının öncelikli olduğunu vurguladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/marjorie-taylor-greene-trumpin-iran-politikasina-sert-tepki-gosterdi-1773777051.webp">
                        <figcaption>Marjorie Taylor Greene, Trump'ın İran politikasına sert tepki gösterdi</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>Marjorie Taylor Greene, Trump'ın İran Politikasına Sert Tepki Gösterdi: "Amerika Önce" İlkesi Unutuldu</strong></p>

<p>ABD Temsilciler Meclisi'nin eski üyesi Marjorie Taylor Greene, Başkan Donald Trump'ın İran'a yönelik olası askeri hamlelerine karşı sert bir çıkış yaptı. Greene, "Çoğu Amerikalı bu savaşa tamamen karşı" diyerek, ülkenin iç sorunlarının öncelikli olduğunu vurguladı.</p>

<p>Greene, Megyn Kelly'ye verdiği röportajda öfkesini şu sözlerle dile getirdi:</p>

<p><em><strong>"Normal hayatlarımızı yaşıyoruz ve İran tarafından tehdit edildiğimizi hissetmiyoruz. Amerikalıların odaklandığı konular şunlar: Amerikalıların yüzde 72'si sağlık sigortasını karşılayamıyor, yüzde 58'i araba sigortasını ödeyemiyor, yüzde 67'si maaş çekiyle geçiniyor, yüzde 31'i geçmiş vergilerini ödeyemiyor, yüzde 50'si kredi kartı borcu içinde. İşte Amerika'nın bugünkü hali bu."</strong></em></p>

<p>Make America Great Again (MAGA) hareketinin en ön saflarında yer aldığını hatırlatan Greene, hareketin temel prensibini eleştirdi:</p>

<p><em><strong>"MAGA, 'Amerika önce' olmalıydı; İsrail önce değil, hiçbir yabancı ülke önce değil, hiçbir yabancı halk önce değil… Sorunlarımızda Amerikan halkı önce olmalıydı."</strong></em></p>

<p>Greene, tepkisini daha da sertleştirerek şöyle devam etti:</p>

<p><em><strong>"Kızgınım, bu konuda öfkeli ve çıldırmış durumdayım. Yaklaşık 40 trilyon dolar borcumuz var. Bu savaş bize ne kadara mal olacak? Amerikan askerlerimizin yabancı ülkeler için öldüğünü ve katledildiğini yeterince gördük. Daha fazla ölü ve katledilmiş Amerikan askeri görmek istemiyorum."</strong></em></p>

<p><em><strong>Son olarak Greene, "Amerika'nın yara bandını yırtma zamanı geldi" diyerek, ülkenin mevcut durumuna ve karar alma mekanizmalarına ilişkin ciddi bir yüzleşme çağrısında bulundu:</strong></em></p>

<p><em><strong>"Bu ülkede neler olup bittiğini, bu kararların kim için alındığını ve kim tarafından alındığını ciddi şekilde konuşmamız gerekiyor."</strong></em></p>

<p>Greene'in açıklamaları, Trump yönetiminin dış politika tercihleri konusunda parti içindeki görüş ayrılıklarını bir kez daha gün yüzüne çıkardı.<br />
<a href="https://x.com/wideawake_media/status/2033846318469136722"><strong>(Kaynak: Wide Awake Media / Megyn Kelly röportajı)</strong></a><br />
Kaynak link:&nbsp;<a href="https://x.com/wideawake_media/status/2033846318469136722">https://x.com/wideawake_media/status/2033846318469136722</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozdemir-ozdemir-cumhurbaskanimiz-ve-ekibine-destek-olmaliyiz-3107</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 17 Mar 2026 21:10:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Özdemir Özdemir: Cumhurbaşkanımız ve ekibine destek olmalıyız!</h1>
                        <h2>Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı Başkanı Özdemir Özdemir, bu yıl da ihtiyaç sahibi ailelere Ramazan yardımlarını ulaştırdıklarını söyledi. Özdemir, konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, yardımların ulaştırılmasında emeği geçen herkese teşekkür etti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/ozdemir-ozdemir-cumhurbaskanimiz-ve-ekibine-destek-olmaliyiz-1773771668.webp">
                        <figcaption>Özdemir Özdemir: Cumhurbaşkanımız ve ekibine destek olmalıyız!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">25 yıldır amaçlarının gönüllere dokunmak olduğunu belirten Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı Başkanı Özdemir Özdemir, "Her zaman söyledik; ‘Ülkemiz dünya coğrafyasının en hassas, en kırılgan ve her anlamda en kıymetli bölgesidir, etrafı ateş çemberi, bizzat coğrafyanın kendisi barut fıçısı gibidir’ diye. Nihayet o ateş alev aldı ve alan alev sonucu o barut fıçısı patladı. Amerika destekli siyonist İsrail’in komşumuz İran’a saldırması ile, din kardeşliği bir tarafa, bin yıllardır komşu olmanın da ötesinde, 40 milyon Türk soydaşımızın yaşadığı bir ülkedir İran aynı zamanda. O nedenle bizim için durum çok daha nazik ve önemlidir" açıklamasında bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"Değerli büyüklerimizin itidalli ve vakur duruşuna destek olmalıyız"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Millet olarak bir olunması gerektiğini vurgulayan Özdemir, "Bölge yangın yerine dönmüşken millet olarak iri, diri ve birlik olmalı, şu ana kadar soğuk kanlı bir şekilde tarafları sakinleştirmeye ve masum insanların pisi pisine ölmesinin önüne geçmeye çalışan başta Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan ve ekibine destek olmalıyız. Önümüzde kılıçtan keskin, kıldan ince bir yol vardır, bu yolda tökezlemek ölüm demektir, yıkım demektir, göz yaşı- keder demektir ülkemiz için. O nedenle içte başta din adamı kisvesine bürünmüş bazı şarlatan ve zevatın ayrıştırıcı diline ve tahriklerine, dışta sözde dost görünen siyonist ajanların vaatlerine kanmamalı, onlara inat Şeyh Edebali’nin de dediği gibi bizleri idare eden değerli büyüklerimizin itidalli ve vakur duruşuna destek olmalıyız" ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"Haksız çıkarılan savaşı cinayet saydığımız gibi, ülkemize yapılacak en ufak bir saldırıyı da mazur karşılamamız mümkün değildir"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Özdemir, haksız ve gereksiz çıkarılan savaşı cinayet saydıklarını aktararak şu ifadeleri kullandı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"Ülkemizin banisi Mustafa Kemal Atatürk ne demişti? ‘Gerekmedikçe savaş cinayettir.’ O cinayeti her şeyden habersiz okuluna giden 160 kız öğrencinin İsrail füzelerinin düştüğü ilkokulun bahçesinde gördük. 160 masum çocuk ve 160 gülen yüz. Şimdi yoklar. Temennimiz, yüce Rabbimizin böyle bir acıyı bize yaşatmaması yönünde ancak tüm dünya bilmelidir ki gereksiz ve haksız çıkarılan savaşı cinayet saydığımız gibi, ülkemize yapılacak en ufak bir saldırıyı da mazur karşılamamız mümkün değildir. Hal böyle iken Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı olarak tekrar ederiz ki, başta hala sükunetini koruyup tarafların ateş kesmeleri için çaba sarf eden ve şu ana kadar aldığı kararlarla ülkemizi kaynayan kazandan uzak tutan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve ekibinin alacağı her türlü kararın arkasında ve yanında saf tutacağız. Bu vesile ile; İslam alemi için ‘bin aydan daha hayırlı’ olarak müjdelenen, Kur’an-ı Kerim’in indirilmeye başlandığı mukaddes Kadir Gecesi tüm Türk-İslam alemine mübarek olsun."</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-vakiflari-federasyonu-genel-kurulu-yapildi-3106</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 17 Mar 2026 15:26:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Alevi Vakıfları Federasyonu genel kurulu yapıldı</h1>
                        <h2>Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) 9. Olağan Genel Kurulunu Kartal Cemevi toplantı salonunda yaptı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/alevi-vakiflari-federasyonu-genel-kurulu-yapildi-1773751081.webp">
                        <figcaption>Alevi Vakıfları Federasyonu genel kurulu yapıldı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) 9. Olağan Genel Kurulu, 15 Mart 2026 Pazar günü saat 13.00’te Kartal Cemevi Kültür Eğitim ve Sosyal Dayanışma Vakfı’nda yapıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Federasyona bağlı vakıfların temsilcileri ve delegelerinin katılımıyla gerçekleşen Genel Kurul’da; federasyonumuzun yürüttüğü çalışmalar, yapılan görüşmeler, gerçekleştirilen ziyaretler ve faaliyetler hakkında kapsamlı bilgilendirmeler sunuldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Delegeler söz alarak görüş ve önerilerini paylaştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ercan Güvenç’in başkanlığında oluşturulan divan kurulunun yönettiği genel kurul saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Genel Başkanı Haydar Baki Doğan’ın sunduğu faaliyet raporunun ve Bektaş Avcı'nın denetim kurulu raporunun ibra edilmesinin ardından, seçimlere geçildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tek adayla seçime gidilen Genel Kurul’da, Haydar Baki Doğan güven tazeledi.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/disisleri-bakanligi-rusyanin-kirimi-ilhak-etmesini-tanimiyoruz-3105</link>
            <category>SİYASET</category>
            <pubDate>Mon, 16 Mar 2026 16:24:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Dışişleri Bakanlığı: Rusya'nın Kırım'ı ilhak etmesini tanımıyoruz</h1>
                        <h2>Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Rusya Federasyonu'nun Ukrayna'ya bağlı Kırım Özerk Cumhuriyeti'ni gayrimeşru bir referandum sonucu ilhak etmesinin 12. yıl dönümünde önemli bir açıklama yayımladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/disisleri-bakanligi-rusyanin-kirimi-ilhak-etmesini-tanimiyoruz-1773668118.webp">
                        <figcaption>Dışişleri Bakanlığı: Rusya'nın Kırım'ı ilhak etmesini tanımıyoruz</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Rusya Federasyonu'nun Ukrayna'ya bağlı Kırım Özerk Cumhuriyeti'ni gayrimeşru bir referandum sonucu ilhak etmesinin 12. yıl dönümünde önemli bir açıklama yayımladı.</p>

<p>Bakanlık, 16 Mart 2014'te gerçekleşen ilhakın uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurgulayarak, bu fiili durumu tanımadığını bir kez daha teyit etti.</p>

<p>Açıklamada şu ifadelere yer verildi:</p>

<p>"Rusya Federasyonu'nun Ukrayna Kırım Özerk Cumhuriyeti'ni gayrimeşru bir referandumun neticesinde ilhakının on ikinci yıl dönümünde, uluslararası hukuka aykırı bu fiili durumu tanımadığımızı bir kere daha teyit ediyoruz."</p>

<p>Türkiye'nin Ukrayna'nın bağımsızlığı, egemenliği ve toprak bütünlüğüne yönelik güçlü desteğinin sürdüğü belirtilen açıklamada, şu vurgu yapıldı:</p>

<p>"Ülkemiz, Kırım Tatar Türkleri'nin durumu başta olmak üzere Yarımada'daki gelişmeleri yakından takip ederek gündemde tutmayı sürdürecektir."</p>

<p>Bu açıklama, Türkiye'nin geleneksel tutumunu yansıtarak Kırım'ın yasa dışı ilhakına karşı net bir duruş sergilediği ve Kırım Tatarlarının haklarını ön planda tuttuğu mesajını verdi. Bakanlık, konuyu uluslararası platformlarda da gündemde tutmaya devam edeceğini ifade etti.<br />
<a href="https://x.com/TC_Disisleri/status/2033434355821916367/photo/1"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HDg1wiDbQAEFmMv.jpg" style="height:800px; width:566px" /></a><br />
<br />
Kaynak:<a href="https://www.mfa.gov.tr/no_-46_-kirim-in-yasa-disi-ilhakinin-on-ikinci-yil-donumu-hk.tr.mfa">https://www.mfa.gov.tr/no_-46_-kirim-in-yasa-disi-ilhakinin-on-ikinci-yil-donumu-hk.tr.mfa</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-yazdi-men-dakka-dukka-3104</link>
            <category>KONUK YAZAR</category>
            <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 23:48:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Dr. İhsan Ünlü yazdı: Men Dakka Dukka!</h1>
                        <h2>Araştırmacı-yazar Dr. İhsan Ünlü, 14 Mart 2026 tarihinde kaleme aldığı yazısında, klasik bir atasözünü Kur'an ayetleri, şairlerin dizeleri ve tasavvufi kıssalarla harmanlayarak derin bir mana yükledi. Ünlü'nün yazısında, Arapça kökenli atasözünün Türkçe karşılığı olarak “Ne ekersen onu biçersin” ifadesini kullandığı belirtiliyor</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/dr-ihsan-unlu-yazdi-men-dakka-dukka-1773608062.webp">
                        <figcaption>Dr. İhsan Ünlü yazdı: Men Dakka Dukka!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Dr. İhsan Ünlü'den anlamlı bir tefekkür yazısı: "Dünya ahiretin tarlasıdır, ne ekersen onu biçersin"</p>

<p>Araştırmacı-yazar Dr. İhsan Ünlü, 14 Mart 2026 tarihinde kaleme aldığı yazısında, klasik bir atasözünü Kur'an ayetleri, şairlerin dizeleri ve tasavvufi kıssalarla harmanlayarak derin bir mana yükledi.</p>

<p>Ünlü'nün paylaşımında, Arapça kökenli atasözünün Türkçe karşılığı olarak “Ne ekersen onu biçersin” ifadesini kullandığı belirtiliyor. Bu deyimin hem dünyevi hem uhrevi boyutuna dikkat çeken yazar, Kur'an-ı Kerim'den Zilzal Suresi 7-8. ayetleri hatırlatıyor: “Kim zerre kadar bir iyilik yaparsa karşılığını görür. Kim zerre kadar bir kötülük işlerse o da onun karşılığını görür.”</p>

<p>Dr. İhsan Ünlü yazısının tam metni şöyle:<br />
<br />
<strong>MEN DAKKA DUKKA!</strong><br />
<br />
Arapça bir atasözü olan bu deyimin bizdeki karşılığı, “Ne ekersen onu biçersin” şeklinde ifade edilebilir.<br />
Hem dünyevi hem de uhrevi manada alınabilecek bu sözü Kur’an’a söyletecek olursak; “Kim zerre kadar bir iyilik yaparsa karşılığını görür. Kim zerre kadar bir kötülük işlerse o da onun karşılığını görür” (Zilzal/7-8)&nbsp;<br />
“Ey inananlar, Allah'tan korkun ve kişi, yarın için ne (yapıp) gönderdiğine baksın. Allah'tan korkun; çünkü Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.” (Haşr-18)<br />
<br />
Şairin dizeleriyle konuşursak, “Aldanma dünyanın velvelesine/ Hepsi boş heves bir gün öğrenirsin/ Kimi hakka koşar kimi tersine/ Her nefesin hesabı var görürsün.” dediği güne doğru hızla koşuyoruz.<br />
<br />
“Arı su içer, bal akıtır; yılan aynı sudan içer zehir saçar” misali, şu fani dünyada herkes rolünü oynuyor ve kendine yakışanı yapıyor.<br />
Üstad Necip Fazıl’ın deyimiyle, “Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;<br />
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.”&nbsp;<br />
<br />
“Rivayet edilir ki Hindistan’ın en uzak yerinde bir ülke vardı. Orada birini on yıllığına padişah yaparlardı. On yıl dolunca onu makamından indirir, ipekli kaftanlarını soyup dilenci kıyafetlerini giydirirlerdi. Sonra onu bir sandala bindirip çok korkunç, karanlık ve ıssız bir adaya bırakırlardı. O adada yılanlar, akrepler ve yırtıcı hayvanlardan başka hiçbir canlı yoktu. Oraya bırakılan her eski padişah, yalnızlık ve vahşet içinde perişan olup ölür, adı sanı unutulurdu.<br />
<br />
Ülke padişahsız kalmasın diye yola bakarlar, karşılarına çıkan ilk yabancıyı padişah yaparlardı. Onu dilenci kıyafetinden çıkarıp altınlı elbiseler giydirir, başına taç koyarlardı. Gelen kişi saraya yerleşir, on yıl boyunca her şeyin sahibi olurdu. Fakat çoğu, bu on yılın sarhoşluğuna kapılıp sonlarını unutur, vakit dolunca da o korkunç adaya sürülürlerdi.<br />
Yine bir gün eski padişahı adaya sürdüler ve yola baktılar. Yorgun ve fakir görünüşlü bir adam geldi. Onu padişah yapmak istediler. Adam önce direndi: "Benim abam padişah giysisinden değerlidir, beni rahat bırakın" dedi. Ancak zorla razı edip tahta oturttular. Bu zat, diğerlerinin aksine akıllı ve arif birisiydi. Tahta oturur oturmaz "Benden öncekilere ne oldu?" diye sordu. Ona acı gerçeği anlattılar: "On yıl sonra o vahşi adaya bırakılacaksın."<br />
<br />
Akıllı padişah, "Madem sonum orası olacak, gidip orayı bir göreyim" dedi. Kimse ondan önce bunu yapmamıştı. Gidip baktı ki ada gerçekten bir vahşet yuvası; her yer kemiklerle dolu. Derinden sarsıldı ama durumu belli etmedi. Saraya dönünce hemen en usta mühendisleri çağırdı. Onlara, o ıssız adada bir saray yapmalarını emretti. Köşe bucak saraylar yükseldi, nehirler akıtıldı, bahçeler ve bostanlar kuruldu.<br />
<br />
Henüz padişahlığı devam ederken, elindeki tüm imkânları kullanarak adaya hizmetçiler, cariyeler ve hayvanlar gönderdi. Kendi malını mülkünü yavaş yavaş oraya nakletti. Ada, vaktinden önce muazzam bir şehre, bir cennet bahçesine dönüştü. Artık padişahın gönlü ve canı, o adaya gitmek için can atar oldu.<br />
<br />
On yıl dolunca halk gelip onu tahttan indirdi. Kaftanını çıkarıp eski elbiselerini giydirdiler ve bir sandalla adaya bıraktılar. Dışarıdan bakınca perişan görünüyordu ama padişahın içi sevinçle doluydu. Sandal kıyıya yanaşınca, vaktinden önce oraya gönderdiği hizmetçiler ve köleler onu ellerinde hediyelerle, dualarla karşıladılar. O eski kıyafetlerini çıkarıp ebedi padişahlık libaslarını giydirdiler. Onu kendi kurduğu sarayına, asıl saadetine ulaştırdılar.”<br />
<br />
Kıssadan hisse; dünya ahiretin tarlasıdır, ne ekersek onu biçeceğiz.<br />
Ebedî âleme göçen her insan, ödülünü de cezasını da bu dünyadan kendisi götürecek.&nbsp;<br />
Dünya tarlasında ektiğini, mahşer gününde biçecek. Bugün tarlasını ihmal eden, yarın ahirette çok muhtaç olduğu güzelliklerden mahrum kalacak.&nbsp;<br />
<br />
Tarlasına günah ve isyan tohumları eken ise, can yakıcı bir azabın pişmanlığından başka bir şey elde edemeyecek.<br />
Hz. Mevlana’nın harika tespitiyle bitirelim yazıyı; “Sen hiç buğday ektin de arpa bittiğini gördün mü?”&nbsp;<br />
Selam ve dua ile…</p>

<p>14.03.2026<br />
Dr. İhsan ÜNLÜ</p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/iran-disisleri-bakani-arakcidan-turkiyeye-tesekkur-mesaji-3103</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Sat, 14 Mar 2026 16:27:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>İran Dışişleri Bakanı Arakçı'dan Türkiye'ye teşekkür mesajı</h1>
                        <h2>İran Dışişleri Bakanı Seyed Abbas Arakçı, Ramazan ayının mübarek günlerinde Türkiye’den gelen destek ve dualar için teşekkür mesajı yayınladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/iran-disisleri-bakani-arakcidan-turkiyeye-tesekkur-mesaji-1773495380.webp">
                        <figcaption>İran Dışişleri Bakanı Arakçı'dan Türkiye'ye teşekkür mesajı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>İran Dışişleri Bakanı Seyed Abbas Arakçı, Ramazan ayının mübarek günlerinde Türkiye’den gelen destek ve dualar için teşekkür mesajı yayınladı.</p>

<p>Sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada Arakçı, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><em><strong>“Ramazan’ın bu mübarek günlerinde kardeş Türk milletinin ve dost Türkiye Cumhuriyeti’nin İran halkı için ettiği dualar ve gösterdiği dayanışma bizler için büyük bir güç ve moral kaynağıdır. İran, egemenliğini ve halkının güvenliğini kararlılıkla savunmaya devam edecektir.”</strong></em></p>

<p>Bakan, mesajının devamında adalet ve barış vurgusu yaparak şunları ekledi:</p>

<p><em><strong>“Adaletin ve barışın galip geleceğine inanıyoruz. Dualarınız ve desteğiniz için içtenlikle teşekkür ederiz.”</strong></em></p>

<p>Araghchi’nin açıklaması, Türkiye’de İran’a yönelik dayanışma gösterileri ve duaların arttığı dönemde dikkat çekti.<br />
<br />
<a href="https://x.com/araghchi/status/2032513523201220713"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-03-14%20at%2016_27_42.jpeg" style="height:246px; width:452px" /></a><br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://x.com/araghchi/status/2032513523201220713">https://x.com/araghchi/status/2032513523201220713</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozkan-iran-savasiyla-birlikte-azerbaycan-dusmanligi-yaratildi-3102</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 08:12:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Özkan: İran savaşıyla birlikte Azerbaycan düşmanlığı yaratıldı</h1>
                        <h2>Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Sekreteri ve Alevi Haberler Genel Yayın Yönetmeni Ali Rıza Özkan, Lider Haber TV'de Ayşegül Şengül'ün sunduğu "İkna Noktası" programında, sosyal medyada pompalanan Azerbaycan düşmanlığına sert tepki gösterdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/ozkan-iran-savasiyla-birlilte-azerbaycan-dusmanligi-yaratildi-1773380364.webp">
                        <figcaption>Özkan: İran savaşıyla birlikte Azerbaycan düşmanlığı yaratıldı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>HABER: BORA ÖZİZMİRLİ</strong><br />
<br />
Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Sekreteri ve Alevi Haberler Genel Yayın Yönetmeni Ali Rıza Özkan, Lider Haber TV'de Ayşegül Şengül'ün sunduğu <strong>"İkna Noktası"</strong> programında, sosyal medyada pompalanan Azerbaycan düşmanlığına sert tepki gösterdi.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=lyXujoKFZPc"><span style="color:#c0392b"><strong>ALİ RIZA ÖZKAN'IN LİDER HABER'DEKİ AÇIKLAMASINI YOUTUBE ÜZERİNDEN İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ</strong></span></a><br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=lyXujoKFZPc"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-03-13%20at%2008_24_03.jpeg" style="height:450px; width:800px" /></a><br />
<span style="color:#2980b9"><strong>"BİZİM SOSYAL MEDYAMIZ ELE GEÇİRİLMİŞ DURUMDA"</strong></span></p>

<p>Özkan, özellikle İran savaşı bağlamında Türkiye'de sosyal medyada <strong>Azerbaycan'a yönelik düşmanlığın </strong>kasıtlı olarak yaratıldığını ve yoğun şekilde yayıldığını vurguladı. Bu kışkırtmanın, <strong>Devlet Bahçeli ve Cumhurbaşkanı Erdoğan</strong> tarafından da fark edilip uyarıldığını hatırlatarak, sosyal medyanın<strong> "ele geçirilmiş"</strong> durumda olduğunu, milli olmayan unsurların resmen operasyon yürüttüğünü ifade etti. <em><strong>"Bizim sosyal medyamız elegeçirilmiş durumda, milli olmayan kuvvetler operasyon yapıyor" </strong></em>diyen Özkan, bu provokasyonların Türkiye-Azerbaycan kardeşliğini bozmayı hedeflediğini belirtti.<br />
<br />
<strong>Özkan konuyla ilgili şunları söyledi:</strong><br />
<br />
<em>"Türkiye Cumhuriyeti'nde <strong>İran savaşıyla</strong> bağlantılı olarak özellikle&nbsp; bir Azerbaycan düşmanlığı yaratıldı ve bu pompalanıyor sosyal medyada. Buna dikkat çekmek zorundayız. Bakın maalesef salı günü Sayın Devlet Bahçeli konuya dikkati çekti. Dün Sayın Cumhurbaşkanımız konuya dikkati çekti. Türkiye içerisinde özellikle de sosyal medyada özellikle ama özellikle<strong> sosyal medyada</strong> bir kışkırtma yapılıyor. Bunu görmemiz lazım. Biz kendimiz Türkiye Cumhuriyeti'nde bu konuyu çözmek zorundayız. Bizim sosyal medyamız ele geçirilmiş durumda. Bizim medyamızda <strong>milli olmayan</strong> kuvvetler resmen operasyon yapıyor."</em>dedi.<br />
<br />
<strong><span style="color:#2980b9">"MEDYA MENSUPLARINA ÖNEMLİ GÖREVLER DÜŞÜYOR"</span></strong></p>

<p><strong>Medya </strong>mensuplarına çağrıda bulunan Özkan, Azerbaycan'la <strong>dostluk, kardeşlik </strong>ve birliği zedeleyecek söylemlere karşı durmaları gerektiğini vurguladı. Sadece Azerbaycan düşmanlığı olmadığını, <strong>Alevi-Sünni </strong>mezhep çatışmasının da aynı merkezlerden sosyal medyada sürekli pompalanarak Türkiye'de olmayan bir sorunu varmış gibi gösterildiğini savundu. Bu iki kışkırtmanın aynı kaynaklardan yönetildiğini düşündüğünü dile getirerek,<strong> medya ve toplumun</strong> bu konularda daha uyanık ve cesur olması gerektiğini söyledi.<br />
<br />
<br />
<strong>Medya mensuplarına doğrudan çağrıda bulunan Özkan, şu ifadeleri kullandı:</strong><br />
<br />
<em>"Türkiye Cumhuriyeti içerisinde bizim Azerbaycan'la <strong>dostluğumuzu,</strong> kardeşliğimizi, birliğimizi bozacak söylemlere karşı öncelikle bizim medya olarak bunu söylüyorum. Birinci planda buna karşı durabilmemiz lazım. Buna karşı bir <strong>tepki geliştirebilmemiz</strong>, gösterebilmemiz lazım.&nbsp;<br />
<br />
İkincisi, bakın dikkat edin. Geçen programda da yine aynı konuyu söyledim ama özellikle hem Sayın <strong>Devlet Bahçeli'nin </strong>hem de Sayın <strong>Cumhurbaşkanımızın </strong>konuşmalarından sonra daha cesur bir şekilde söylemek istiyorum. Mesele sadece Azerbaycan'la düşmanlık da değil. Bakın <strong>Alevi Sünni </strong>meselesini de getirmeye çalışıyorlar. Orada bir mezhep çatışması Türkiye'nin normal koşullarda böyle bir sorunu yok. Fakat bu sürekli <strong>sosyal medyada</strong> pompalanıyor. Bunu Sayın Devlet Bahçeli de gördü. Sayın Cumhurbaşkanımız da gördü ve bu konuda uyarılarını yaptılar.<br />
<br />
Bizim de ama medya olarak özellikle bunu <strong>medyaya bir görev </strong>olarak söylemek istiyorum. Bizim de bu konuda uyanık olmamız lazım. Şimdi ben bununla yani Alevi Sünni kışkırtmasıyla Azerbaycan'a yönelik olan nefret söyleminin, kışkırtmanın aynı merkezlerden yürüdüğünü düşünüyorum. Bu benim kanaatimdir. Dolayısıyla bizim bu konularda dikkat etmemiz lazım."</em>dedi.<br />
<br />
Programda Türk dünyası dayanışmasına da değinen Özkan, Kerkük'teki şehit cenazesi gibi olaylarda Türkiye, Azerbaycan ve diğer Türk coğrafyalarında aynı acının paylaşıldığını,<strong> "iki devlet bir millet" </strong>şuurunun güçlü olduğunu ifade etti. Azerbaycan'da yaşanan bir trafik kazasının bile Brezilya veya Almanya'dakinden farklı bir üzüntü yarattığını örnek göstererek, bu ortak duygunun milyonlarca insan tarafından taşındığını belirtti.<br />
<br />
Ayrıca KKTC tanınması konusunu Türkiye'nin Ankara politikası olarak niteleyen Özkan, Azerbaycan'ı suçlamak için kullanılmaması gerektiğini, Cumhurbaşkanı'nın adımlarıyla diğer Türk devletlerinin de tanıyabileceğini ekledi. Kıbrıs meselesinin öncelikle Türkiye'nin meselesi olduğunu ve <strong>kartların nasıl oynanacağına </strong>Türkiye'nin karar vereceğini vurguladı.</p>

<p>Özkan'ın açıklamaları, sosyal medya üzerinden yürütülen bölücü operasyonlara karşı medya ve kamuoyunun uyanıklığını artırma çağrısıyla dikkat çekti.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=lyXujoKFZPc"><span style="color:#c0392b"><strong>ALİ RIZA ÖZKAN'IN LİDER HABER'DEKİ AÇIKLAMASINI YOUTUBE ÜZERİNDEN İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ</strong></span></a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
            </channel>
</rss>
