<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss xmlns:yandex="http://news.yandex.ru" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru" version="2.0">
    <channel>
        <title>Alevi Haberleri Sitesi</title>
        <link>https://www.alevihaberler.com.tr/</link>
        <description>Alevi Haberler, Son dakika Alevi haberleri, Alevi haberleri, Cemevi haberleri, Bektaşi haberleri, Aleviler</description>
        <language>tr</language>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/odatv-horasan-erenleri-dergahinin-bilinmeyen-hikayesini-yazdi-3294</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 15:53:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>OdaTV, Horasan Erenleri Dergahının bilinmeyen hikayesini yazdı</h1>
                        <h2>Popüler haber sitesi OdaTV, “Bahçeli'nin Hacıbektaş’taki "Horasan" sırrı: Bilinmeyen hikayesi” başlığı altında, Hacıbektaş ilçesinde yapımı tamamlanan ve geçtiğimiz günlerde düzenlenen Muharrem orucu açma etkinliği ile hizmete giren Horasan Erenleri Dergahı Cemevi’nin bilinmeyen hikayesini yazdı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/odatv-horasan-erenleri-dergahinin-bilinmeyen-hikayesini-yazdi-1782393475.webp">
                        <figcaption>OdaTV, Horasan Erenleri Dergahının bilinmeyen hikayesini yazdı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">OdaTV’den Sezim Sungur’un tanıklıklara dayalı olarak hazırladığı “<em><strong>röportaj-haber</strong></em>”i, “<strong><em>Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde yükselen Horasan Erenleri Cemevi’nin hikayesi, sadece tuğla ile örülen bir yapı olmadığını gözler önüne seriyor... MHP lideri Devlet Bahçeli'nin Kayseri'ye giderken Hacıbektaş tabelasını görmesiyle başlayan o an 12 yıl öncesine dayanıyor...</em></strong>” ifadeleri ile başlıyor.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000">Haber şöyle:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Hacıbektaş’ın Bala Mahallesi, Dedebağ mevkii. Bugün 6 bin metre arsa üzerinde 6 bin 600 metrekare kapalı alanı, 12 köşeli tavanı ve kırlangıç modeli ahşap süslemeleriyle Anadolu’nun inanç coğrafyasına mühür vuran&nbsp;Horasan Erenleri&nbsp;Cemevi’nin yükseldiği o topraklar, aslında yıllar öncesine dayanan sessiz bir tanıklığın eseri… </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Bu hikâye, Ankara’nın soğuk koridorlarında ya da resmi protokol koltuklarında değil; Hacıbektaş’ın henüz esnaflarının kepenk açmadığı, sisli ve dingin bir sabah vaktinde, Devlet&nbsp;Bahçeli’nin yol üstünde o tabelayı görmesiyle başladı…</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><strong>KADINLARDAN BAHÇELİ’YE SİTEM</strong></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Yıllar önce, takvimler henüz bu büyük projelerin uzağındayken, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli yanındaki kurmaylarıyla birlikte Kayseri’ye doğru bir yolculuğa çıkmıştı. Sabahın çok erken saatleriydi. Yolun kenarında, bozkırın ortasında Hacıbektaş tabelası belirdi. Bahçeli, direksiyondaki arkadaşlarına ansızın bir talimat verdi: “<strong><em>İlçeye girelim.</em></strong>”</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Günün ilk ışıkları ilçenin üzerine düşerken sokaklar bomboştu. Henüz hiçbir esnaf kepenklerini açmamış, sokaklarda insan kalabalığı ve hareketlilik başlamamıştı. Bahçeli, aracın camından sessizce dışarıyı seyrederek Hacıbektaş sokaklarında tur attı. Yollar kötüydü, altyapı yetersizdi; koca bir inanç tarihinin kalbi olan bu ilçe, derin bir sahipsizlik ve sefalet içinde uyuyordu. İlçenin bu ihmal edilmiş, gelişmemiş hali Bahçeli’nin içine dokundu.</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Güneş biraz yükselip sokaklar yavaş yavaş hareketlenmeye başladığında, sabah kahvaltısı için küçük bir esnaf dükkanına, bir gözlemeciye oturdular. İşte ne olduysa o mütevazı sofrada oldu. Bahçeli’yi karşılarında gören Hacıbektaşlı kadınlar, ne yapacaklarını şaşırıp bir anda etrafını sardılar. Yüzlerinde hem şaşkınlık hem de candan bir Anadolu misafirperverliği vardı. </span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Kadınlardan biri, elindeki hamuru bırakıp sitemkâr ama sevgi dolu bir sesle Bahçeli’ye seslendi: “<strong><em>Niye haber vermediniz geldiğinizi? Kahvaltı hazırlardık, size gözlemeler yapardık, şunu yapardık, bunu yapardık...</em></strong>”</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Bahçeli, Alevi analarının bu habersiz, hesapsız sıcaklığı karşısında derinden sarsıldı. Böyle bir ilgi ve şefkat beklemiyordu; biraz da çekinerek girdiği bu ilçede gördüğü o samimi çehreler karşısında oldukça duygulandı.</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">O günün tanığı Danışmanı Alevi Dedesi Ali Şar’dı… Bahçeli Şar’a döndü ve net bir talimat verdi: “<em><strong>Bana buradan bir arsa alın.</strong></em>” </span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Ali Şar, ilk başta mütevazı bir düşünceyle yola çıktıklarını belirterek o anı şöyle anlattı:</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">“<em><strong>Ben kendisine dedim ki: 'Sayın Genel Başkanım, bir yer yaptırmak istiyorum. Üstünde insanların geldiği zaman kalacağı... İnsanlar çünkü Hacıbektaş anma törenlerine geldiğinde dışarıda yatıyorlar, arabada yatıyorlar. Yani barınma yerleri mağduriyeti yaşıyorlar. Zatıaliniz ne buyurur?' İşte bir dönüm içerisine böyle bir şey yapmak istiyoruz dedim.</strong></em>”</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Bahçeli’nin Şar’a yanıtı “<strong><em>Daha büyük düşünelim</em></strong>” oldu.</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Devamını Ali Şar anlattı: “<em><strong>Ondan sonra biz araştırmaya başladık, arsa araştırmaya başladık. Fuat Doğan ismindeki bir vatandaştan bugün külliyenin yükseldiği Bala Mahallesi’ndeki o 6 dönümlük büyük araziyi satın aldık.</strong></em>”</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><strong>2022'DEKİ YENİDEN DOĞUŞ</strong></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Arsa alınmıştı ama dönemin yerel yönetimleri ve belediye başkanı projeye set çekti. Şehir plancıları götürüldü, özel imarlar geçirilmeye çalışıldı ancak duvarlar aşılmadı.</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Arsa tam 7 yıl boyunca Ali Şar’ın üzerinde kaldı. Sonunda Bahçeli’nin işaretiyle partili Mehmet Oruçöz’e devredildi. </span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Devlet Bahçeli, arsayı sessizce muhafaza ederken bir yandan da Türkiye’deki inanç iklimini ve Alevi toplumunun dinamiklerini dikkatle izliyordu.</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Özellikle Avrupa merkezli fonlarla beslenen, köklerini unutturmaya çalışan “<strong><em>Alisiz Alevilik</em></strong>” tartışmalarına karşı, milli, vatansever, Horasan irfanına bağlı Türkmen ve Oğuz Alevilerinin bir araya gelerek 2022 yılında Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu’nu kurması, Ankara’da Bahçeli’nin dikkatinden kaçmadı.</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><strong>MERSİN’DEKİ ŞOK GÖRÜŞME</strong></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Sürecin asıl büyük kırılma noktası, 2023 seçimlerine doğru yaklaşırken, 18 Aralık 2022’de Mersin’de yaşandı. MHP’nin Mersin mitingi öncesinde, Devlet Bahçeli federasyon yönetimini bizzat davet etti. </span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Hilton Oteli’nde kurulan o masada, yıllar önce Hacıbektaş’ın esnafı açılmamış sokaklarında filizlenen o fikir, nihai meyvesini verecekti.</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Dönemin Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Başkanı Mehmet Şahin tanıklığını şu sözlerle anlattı:</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">“<strong><em>Mersin'de kendisiyle buluştuk, konuştuk miting öncesinde. Ve dedi ki, </em></strong>“<em>Ben 12 yıl önce bir arsa satın almıştım Hacıbektaş'tan. Bu arsayı bugüne kadar beklettim, bundan sonra bu arsanın başka bir amaçla kullanılmasını düşünmüyordum. Ben size Horasan Erenleri Federasyonu olarak hibe ediyorum</em>”&nbsp;<strong><em>dedi. Yani bizim Sayın Devlet Bahçeli'den </em></strong>“<em>Bize arsa ver ki cemevi yapalım… Bir inşaat yapalım, edelim, tutalım</em>”<strong><em> diye bir talebimiz olmadı. Bu talep olmadan bize böyle bir jest yaptı kendisi.</em></strong>”</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Görüşmenin tanıklarından Hüseyin Gazi Vakfı Başkanı ve Alevi dedesi Hüseyin Öz, Bahçeli’nin masadaki tavrını şu cümlelerle anlattı:</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">“<em><strong>Bizim kamuoyuna yaptığımız açıklamalar Sayın Bahçeli’nin dikkatini çeker. Genel Başkan Yardımcısı'nı bize gönderdi; </strong></em>“<em>Bunları tanı, en kısa zamanda da ben kabul edeceğim</em>”<em><strong> demişler. Bir müddet sonra Mersin’de programları vardı, bizi davet etti Mersin’e. Hilton Oteli’nde oturduk, konuştuk. Dedi ki: </strong></em>“<em>Arkadaşlar, ben size, hepinizin hangi siyasi partiye, hangi siyasi gruba mensup olup olmadığınız beni ilgilendirmiyor. Sizin milli duruşunuz benim dikkatimi çekti. Bir de bu Horasan ismi beni çok cezbetti. Ben</em>”<em><strong> dedi, </strong></em>“<em>Hacıbektaş’taki bu araziyi bedelsiz, karşılıksız, herhangi bir karşılık beklemeden size hediye ediyorum. Ben bu yaştan sonra ne yapacağım arsayı?</em>”<em><strong> Hepimiz şaşırdık, şok olduk</strong></em>”</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Masada bir başka önemli konu daha açıldı, isim meselesi… </span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Alevi dedeleri, bu büyük jest karşısında cemevine Devlet Bahçeli’nin adını vermeyi teklif ettiler. Hatta 12 sene önce arazi alındığını Ali Şar da kapılardan birine “<em><strong>Bahçeli Kapısı</strong></em>” ismini önermişti. Ancak Bahçeli, bu teklifleri anında reddetti.</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Mehmet Şahin, Bahçeli’nin o tavrını şöyle aktardı: “<em><strong>Burayı yapalım ve sizin isminizi verelim dedim Devlet Bey'e. 'O, </strong></em>“<em>asla ben bunu kabul etmem, çünkü bu siyasi polemik konusu olur. Horasan Erenleri'nden kimin ismini verirseniz verin ama benim ismimi burada geçirmeyin dedi. Ben size bu arsayı veriyorum ve projenin yapılması için de elimden gelen desteği de vereceğim</em>”<em><strong> dedi.</strong></em>”</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Başkanı Av. Erdem Cömert de bu tavrın altını çizerek ekledi: “<strong><em>Bahçeli </em></strong>“<em>Bizim böyle bir siyasi niyetimiz yok. MHP'ye oy gelsin diye değil. Siz kendi bulun ismini</em>”<strong><em> diye isminin verilmesini reddiyor. Sonra buraya federasyonun adı konuldu.</em></strong>”</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><strong>TAPU TESLİMİ ANKARA’DA YAPILDI</strong></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Mersin’deki o tarihi kararın ardından, federasyon yönetimi büyük bir heyecanla Ankara’ya davet edildi. MHP'nin Sivil Toplum Kuruluşları ve Kâr Amacı Gütmeyen Kuruluşlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Yıldırım’ın öncülüğünde resmi işlemler tamamlandı ve 6 dönümlük arazinin tapusu Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu’na teslim edildi.</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Tapu teslim edilirken Bahçeli, o toprağa ne yapılacağını sordu. Mehmet Şahin, “<strong><em>Burayı biz cemevi yaparız</em></strong>”&nbsp;diye yanıt verdiğini anlattı: “<em><strong>Burası sadece bir ibadethane değil, bilimsel temele oturtulmuş akademik bir çalışma alanı, bir dergâh olmalıydı.</strong></em>”</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Bahçeli projenin yapımını da bizzat üstlendi. O dönem MHP’de olan Etimesgut Belediye Başkanı Enver Demirel’in talimatıyla belediyenin Fen İşleri Müdürü Burak Aksel'in başında bulunduğu bir ekibe özel bir proje çizdirildi.</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Hüseyin Öz, ortaya çıkan eserin mimari ihtişamını ve inançsal derinliğini şu sözlerle tarif etti:</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">“<em><strong>Cemevinin Alevi anlayışının bütün unsurlarını içeren bir mimarisi var. Dört kapı kırk makamı temsil eden sütunlar... Çok muhteşem bir eser çıktı.</strong></em>”</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:whitesmoke"><strong>HER BİR PARÇADA TASAVVUF FELSEFESİ</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000">Mehmet Şahin projedeki her bir ahşap parçasının tasavvufi felsefeyle yapıldığını dile getirdi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Dört kapı kırk makam dediğimiz bir üst şeyimiz vardır bizim. Şeriat, tarikat, marifet ve hakikat... Bu düşünceyle dedik ki </strong></em><span style="background-color:white">“</span><em>Burayı ifade eden bir yer olsun</em><span style="background-color:white">”&nbsp;</span><em><strong>ve dolayısıyla o dergahın şu an 4 tane giriş kapısı vardır. Ana giriş kapısı, hakikat kapısı dediğimiz kapıdır. 40 tane tonoz dediğimiz bölümden meydana gelmiştir o yapı. Hatta mimarımız dedi ki: </strong></em><span style="background-color:white">“</span><em>Abi burada 38 tane çıkıyor.</em><span style="background-color:white">”</span><em><strong>&nbsp;</strong></em><span style="background-color:white">“</span><em>Yok</em><span style="background-color:white">”</span><em><strong> dedim, </strong></em><span style="background-color:white">“</span><em>40 olacak. 39 da olmaz, 41 de olmaz</em><span style="background-color:white">”</span><em><strong> dedim, </strong></em><span style="background-color:white">“</span><em>Ona göre küçültün büyütün</em><span style="background-color:white">”</span><em><strong> diye böyle bir konu geçti. </strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Üç parça yaptık biz orayı: Ya Allah, ya Muhammed, ya Ali deriz biz, üçünü bir görürüz. Bir tarafında morg ve gasilhane var. Hacıbektaş’ta 5 tane cemevi var, bir tane morg yok orada biliyor musun? Ölüm de doğum gibi kutsaldır. Diğer tarafı akademik olsun istedik, kütüphane ve toplantı salonları koyduk. Cemevi kısmı ise 375 metrekare. 12 imamı temsil eden 12 köşeden meydana gelmiştir. En üstünde 12 köşeli teslim taşı vardır. Yedi kat yerin altı, yedi kat yerin üstünü anlatan yedi kat kırlangıç modeli ahşap tavan yapıldı.</strong></em>”</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><strong>“DERGAHIMIZA SAHİP ÇIKACAĞIZ”</strong></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Av. Erdem Cömert de 21 Haziran'daki açılış törenine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu: “Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu'nun öncülüğünde; çok sayıda Alevi kurumu, inanç önderi ve devlet büyüklerimizin katılımıyla dergâhımız resmen ve fiilen faaliyetlerine başladı. </span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Tapusu Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu'na ait olan bu yapı, herhangi bir kişi ya da kurumun değil; bütün canlarımızın hizmetinde olacak bir inanç, kültür ve birlik merkezidir. </span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Bu anlayışla başta Alevi dedelerimiz ve inanç önderlerimiz olmak üzere derneklerimiz, vakıflarımız ve federasyonlarımızla iş birliği protokolleri imzalıyor; ortak faaliyetlerin önünü açıyoruz.</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Dergâhımızın kapıları tüm canlarımıza açıktır. Her isteyen burada ibadetini yapabilecek, cemini yürütebilecek, lokmasını paylaşabilecek ve muhabbet sofrasında yerini alabilecektir. </span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Bizim anlayışımızda dergâh da sofra da paylaşmanın ve birliğin mekânıdır. Kıymetli büyüğümüz Sayın Devlet Bahçeli'nin bu anlamlı bağışına layık olmak, bu emaneti en iyi şekilde korumak ve gelecek nesillere taşımak konusunda federasyon yönetimimiz ve federasyonumuza bağlı tüm derneklerimizin yöneticileri büyük bir kararlılık içindedir. </span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Bizler, Hakk-Muhammed-Ali yoluna bağlı canlarımızla birlikte bu dergâhı Anadolu Aleviliğinin irfan, kültür ve dayanışma merkezi olarak geliştireceğiz. Dergâhımız, yalnızca bir ibadet mekânı değil; aynı zamanda akademisyenlerin, araştırmacıların, sanatçıların ve kanaat önderlerinin buluştuğu, Alevi-Bektaşi kültürünün bilimsel ve kültürel çalışmalarla güçlendirildiği önemli bir merkez olacaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Hedefimiz; kökleri Anadolu'nun bin yıllık irfan geleneğine dayanan Alevi-Bektaşi anlayışını yaşatmak, birlik ve kardeşliği güçlendirmek, milli ve manevi değerler etrafında toplumsal dayanışmaya katkı sunmaktır. Bu doğrultuda Horasan Erenleri Dergâhı'nın ülkemizin kültürel ve inanç hayatında önemli bir merkez haline gelmesi için çalışmalarımızı sürdüreceğiz.</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><strong>HABERİN LİNKİ:</strong>&nbsp;</span></span><a href="https://www.odatv.com/guncel/bahcelinin-hacibektastaki-horasan-sirri-120152296">https://www.odatv.com/guncel/bahcelinin-hacibektastaki-horasan-sirri-120152296</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cumhurbaskani-erdogan-kerbelanin-acisi-hala-yuregimizde-3293</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 12:42:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Cumhurbaşkanı Erdoğan: Kerbela'nın acısı hala yüreğimizde</h1>
                        <h2>Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde “Mah-ı Muharrem Oruç Açma Lokması” programında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Kerbela’nın acısı hala yüreğimizde. Kederi 14 asırdır o günkü gibi yaşıyoruz.” dedi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/cumhurbaskani-erdogan-kerbelanin-acisi-hala-yuregimizde-1782380690.webp">
                        <figcaption>Cumhurbaşkanı Erdoğan: Kerbela'nın acısı hala yüreğimizde</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#fdfcfc"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA –</strong> Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Alevi-Bektaşi toplumunun temsilcileri, kanaat önderleri ve davetlilerin katılımıyla gerçekleştirilen Muharrem Orucu İftar Programı’na ev sahipliği yaptı. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#fdfcfc">Alevi ve Bektaşi toplumunun temsilcileri ile çok sayıda davetlinin katıldığı programda, Kerbela olayının İslam tarihindeki yerine ve birlik beraberlik mesajlarına vurgu yapıldı. Katılımcılarla birlikte oruç açan Erdoğan, ardından gündeme ve günün anlamına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#fdfcfc"><strong>KERBELA’NIN ACISI HALA YÜREĞİMİZDE</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#fdfcfc">Konuşmasında İslam tarihinin en büyük trajedilerinden biri olan Kerbela olayına değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hazreti Hüseyin ve beraberindeki şehitlerin rahmetle anıldığını belirtti. Erdoğan, şunları kaydetti:</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#fdfcfc">“Kerbela'nın acısı hala yüreğimizde. Kederi 14 asırdır o günkü gibi yaşıyoruz. Hz. Hüseyin efendimizin ve canlarının şehadeti, bizlere adaleti, haksızlığa karşı durmayı ve birliği miras bırakmıştır.”</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Erdoğan'ın konuşması şu şekilde;</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000">Müslümanlar, olarak yarın inşallah Aşure Günü'nü idrak edeceğiz. Şehadetlerinin 1387. seneidevriyesinde Serdar-ı Şehidan, Şah-ı Kerbela Hazreti Hüseyin Efendimiz'i ve 70'i aşkın yol arkadaşını rahmetle, hürmetle yâd ediyorum. Kerbela'nın acısını yüreğimizde hâlâ taşıyoruz. Kerbela'nın hüznünü, burukluğunu, gam ve melalini kalbimizin derinliklerinde hâlâ hissediyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gönüller Sultanı'nın "Benim dünyadaki çiçeğim." diyerek öpüp kokladığı Hazreti Hüseyin Efendimiz'in ve yarenlerinin şehit edilmesinin kederini tam 14 asırdır o günkü gibi yaşıyoruz. Hicri 61 yılının 10 Muharrem gününde bedenler bir bir toprağa düşse de hak ve hakikat yere düşmemiştir. Çadırlar ateşe verilse de Ehl-i Beyt muhabbetinin çırağı hiç ama hiç sönmemiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şu hakikati hepimiz çok iyi biliyoruz. Ehl-i Beyt'e duyulan hürmet ve bağlılık bu milletin özüdür. Mayasıdır. Anadolu'nun her karışı Ehl-i Beyt sevdasıyla, bu aşkla canlanmıştır. Muhabbet bağımızın her gülü, Peygamber Efendimiz'in bizlere emaneti olan Ehl-i Beyt sevgisiyle açmış. Bu güller, medeniyet coğrafyamızın tamamına nebevi bir rayiha yaymıştır. Burada şunu da önemle vurgulamak isterim. Rabbimiz, "Ey müminler. Hepiniz birlikte Allah'ın ipine sımsıkı sarılın ve ayrılığa düşmeyin." emri, nifak girişimlerine karşı en güçlü kalkanımızdır. Mümin, mümin kardeşi için birbirine sımsıkı kenetlenmiş tuğlalardan oluşan bir bina gibidir." buyurmuştur. Peygamberimizin tavsiyesi kurtuluş reçetemizdir. Hünkâr Hacı Bektaş-ı Veli'nin "Bir olalım. İri olalım. Diri olalım." çağrısı millet olarak ebedi kardeşliğimizin mayasıdır. Bunlara ne kadar sıkı tutunursak Allah'ın izniyle o derece huzurlu oluruz. Fitne odaklarının heveslerini kursaklarında bırakmaya devam ederiz.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"ALEVİ CANLARIMIZI ASLA İHMAL ETMEDİK"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Sevgili canlar, aziz kardeşlerim. Milletimizin teveccühüyle Türkiye'yi yönetme vazifesini devraldığımız ilk günden itibaren bu ülkenin her vatandaşına aynı hissiyatla yaklaştık. İnancından, mezhebinden, meşrebinden, dünya görüşünden ötürü kimseye farklı bir muamelede bulunmadık. Herkese Yunusça nazar kıldık. Bilhassa Alevi canlarımızı asla ihmal etmedik. Her türlü sorunlarıyla çok yakından ilgilendik. 2022'de ihdas ettiğimiz Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile cemevlerimizdeki hizmetlerin kurumsal bir zeminde etkin ve verimli bir surette yürütülmesi için çalışmalarımızı yoğunlaştırdık. Bugün itibarıyla ülkemizin dört bir yanındaki 1133 cemevinin aydınlatma gideri başkanlığımızca karşılanıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"YIL SONUNA KADAR 500 CEMEVİMİZE HİZMETLERİ SUNACAĞIZ"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Son 3 yılda 533 cemevinin bakım ve onarım işleri ile tefrişat alımlarına 800 milyon lira tutarında önemli bir destek verdik. 2026 Mart ayı itibarıyla 311 cemevinin bakım, onarım ve tefrişat talebini işleme aldık. Yıl sonuna kadar 500 cemevimize hizmetleri sunacağız. 6 Şubat depremlerinden etkilenen 11 ilimizdeki 113 cemevinin yine bu kalemler dâhilindeki ihtiyaçlarını devlet olarak karşıladık. 7 ilimizdeki yıkılan veya ağır hasar gören 13 cemevimizin inşa ve ihya çalışmaları ise devam ediyor. Bunlar da inşallah çok kısa bir süre içerisinde tamamlanmış olacak. Alevi vatandaşlarımızın yanında olmayı, siz kıymetli canlarımızla hemhâl ve hemdert olmayı bundan sonra da kararlılıkla sürdüreceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şu samimi muhabbetimiz, şu arı duru kardeşliğimiz inşallah daim olsun diyorum. Bu düşüncelerle Hazreti Hüseyin Efendimiz'i ve Kerbela şehitlerimizi bir kez daha kemal-i edeple anıyorum. Mâh-ı Muharrem oruçlarımızın birlik ve beraberliğimizin güçlenmesine vesile olmasını diliyorum. Soframızı teşrif ettiğiniz için sizlere teşekkür ediyor, hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Sağ olun. Var olun. Kalın sağlıcakla.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#fdfcfc"><strong>BİRLİK VE BERABERLİK MESAJI</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#fdfcfc">Erdoğan, Muharrem ayının ve tutulan oruçların İslam dünyasındaki kardeşliği pekiştirmesi gerektiğine dikkat çekerek, bu mübarek günlerin ortak acılar etrafında kenetlenmeyi, tefrikaya düşmemeyi ve kardeşlik bağlarını güçlendirmeyi hatırlatan en önemli vesilelerden biri olduğunu vurguladı.</span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:#fdfcfc">Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleşen iftar programı, tutulan oruçların kabulü ve İslam aleminin huzuru için edilen duaların ardından sona erdi.</span></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/chp-genel-baskani-kilicdarogludan-10-muharrem-aciklamasi-3292</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 10:55:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’dan 10 Muharrem açıklaması</h1>
                        <h2>Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İslam Peygamberi Hz. Muhammed’in torunu Hz. Hüseyin ve 72 yarânının Hicrî 62, Miladî 680 yılının 10 Muharrem gününde katledilmesi hakkında bir açıklama yayınladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/chp-genel-baskani-kilicdarogludan-10-muharrem-aciklamasi-1782374514.webp">
                        <figcaption>CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’dan 10 Muharrem açıklaması</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu Kerbela faciası hakkında bir açıklama yayınladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte o açıklamanın tam metni:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ehl-i Beyt’in asil soyunu ve ahlakını göğsünde taşıyan kıymetli kardeşlerim, İnancımızın hadimi saygıdeğer inanç önderleri,</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yüreği Kerbela’nın dinmeyen ateşiyle yanan, Hüseyni duruşu rehber edinen resulü Zişan’ın can evlatları; Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün buraya, İslam tarihinin ve tüm insanlığın kalbine kor bir ateş gibi düşen o büyük acıya, Kerbela’ya yüreğimizi açmaya geldik.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Konuşmaya değil, aslında susarak kalplerimizin feryadını dinlemeye geldik. Gözyaşlarımızı birbirimizin yarasına merhem kılmaya geldik.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Peygamber efendimizin reyhanı ve ciğer paresi, zulme karşı açan gönüller çiçeği Hz. Zeynep’in gözünün nuru, Cennet gençlerinin efendisi olan Şah-ı Şehidan Hz. Hüseyin’in ve yoldaşlarının aziz ve temiz ruhları huzurunda saygı ve minnetle eğiliyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tuttuğunuz oruçlar, akıttığınız gözyaşları, Şah-ı Merdan Ali’nin ve Fatıma anamızın divanına yazılsın.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mateminiz Hakk katında kabul ve makbul olsun.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Değerli Kardeşlerim, Can Yoldaşlarım;</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kerbela; üzerinden asırlar geçse de sönmeyen bir kordur, kor sıcağında her Muharrem ayında yüreğimizi dağlayan yürek coğrafyasıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bizler bugün sadece bir insanlık katliamını anmıyoruz; bizler bugün Fırat’ın kenarında susuz bırakılarak şehit edilen, insanlığın adalet mücadelesini anıyoruz. Sadakati, insanlık onurunu ve ahlakı anıyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kardeşlerim;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kerbela’da, güçlü olana, hırsı sahiplenenlere, dünya malına ve zalime tapan bir Yezit ordusu vardı; diğer yanda ise sadece ahlakı, kardeşlerim bakınız ahlakı ve hakkı ve insanlığı müdafaa eden, müdafaa ederken canından vazgeçen ama onurundan asla ödün vermeyen Hz. Hüseyin ve canlar vardı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kardeşlerim, Kerbela’da insana üflenen ruha ihanet etmeyen, Yezitlerin zulmüne karşı canını verip onurunu yerde bırakmayan bir ruh vardı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Orada dostlarım, bizler vardık ve bizler hep orada ve hep o ruhla var olacağız.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Can kardeşlerim,</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bizler bu topraklarda Horasan harcıyla, Hacı Bektaş-ı Veli’nin, Hz. Ali’nin ve Ehli Beyt’in nefesiyle büyüdük.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu nefesin ruhu bir cümlede saklıdır: <strong>"Eline, beline, diline sahip olmak."</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Eline sahip olmak;</strong> yetim malına, kul hakkına el uzatmamaktır. Zulmün kılıcını kuşanmamak, harama el sürmemektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Beline sahip olmak;</strong> nefsinin kölesi olmamak, ahlaktan, edepten, iffetten ve sadakatten zerre kadar sapmamaktır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Diline sahip olmak ise;</strong> yalana, iftiraya, fitneye, gıybete geçit vermemektir. İncinsek de incitmemek, her sözü hakikat süzgecinden geçirerek söylemektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Dostlarım,</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün dünyanın dört bir yanında yeni Kerbelalar yaşanıyor. Mazlumlar yine susuz, masum çocuklar yine ağlıyor. İnsanlık onuru ayaklar altına alınmak isteniyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bizim safımız, dün Kerbela’da olduğu gibi bugün de yarın da tereddütsüz mazlumun yanıdır. Mezhebine, meşrebine, inancına, etnik kökenine bakmaksızın, haksızlığa uğrayan her canın feryadı bizim feryadımızdır. Caferi kardeşlerimizin yüreğindeki bu kor ateş, hepimizin ortak acısı, ortak matemi ve ortak onurudur. Bizi mezhep fitnesiyle bölmek isteyenlere, aramıza nifak tohumları ekmeye çalışanlara karşı en büyük kalkanımız; bu meydandaki tek yürek, tek bilek oluşumuzdur.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Değerli Canlar,</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Sözlerimi bitirirken, yüreğimizi yakan o büyük acıyı bir kez daha tazeliyor; İmam Hüseyin’i, Zeyneb-i Kübra’yı, Ali Ekber’i, Ali Asgar’i ve Kerbela’nın tüm aziz şehitlerini sonsuz bir saygı, rahmet ve minnetle anıyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Amerika işgaline canını vererek ama işgale geçit vermeyerek şehadete yürüyen Ali Hamaney’i, emperyalistlerin saldırısında cennete kuş olup uçan 175 evladımızı ve işgalcilere geçit vermemek adına toprağa düşen her bir canı saygı ve rahmetle anıyorum. Ruhları şad mekanları cennet olsun.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cenab-ı Hak bizleri Ehli Beyt’in yolundan, Hz. Hüseyin’in ahlakından ve adaletinden ayırmasın. Bu muazzam merasimi düzenleyerek acımızı ve inancımızı ortaklaştıran kıymetli isimlere ve emeği geçen tüm canlara şükranlarımı sunuyorum. Matemimiz kabul, birliğimiz ve kardeşliğimiz daim olsun. Hepinizi en derin saygılarımla, sevgilerimle ve hürmetle selamlıyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ve son olarak buradan bütün dünyaya sesleniyorum, Evet Yezidler bitmez ama yezitlere baş eğmeyen Hüseyni ruhlar hep var olacaktır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Eline, beline ve diline sahip olanlara bin selam olsun.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>CHP Genel Başkanı</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Kemal Kılıçdaroğlu</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HLpBTuIWkAAs2I2.jpg" style="height:800px; width:566px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HLpBTt_WgAAPBM2.jpg" style="height:800px; width:566px" /></strong></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-yazdi-hz-huseyini-anlamak-3291</link>
            <category>KONUK YAZAR</category>
            <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 10:12:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Dr. İhsan Ünlü yazdı: Hz. Hüseyin’i an(la)mak</h1>
                        <h2>Akademik çalışmaları ve tarihsel perspektifiyle dikkat çeken Araştırmacı-Yazar Dr. İhsan Ünlü, İslam tarihinin en hüzünlü ve öğretici hikâyelerinden biri olan İmam Hüseyin’in Kûfe yolculuğunu analiz etti. Dr. Ünlü, bu yolculuğu salt bir göç olarak değil, zulme karşı "izzetli bir duruşun" sembolü olarak tanımlıyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/dr-ihsan-unlu-yazdi-hz-huseyini-anlamak-1782373259.webp">
                        <figcaption>Dr. İhsan Ünlü yazdı: Hz. Hüseyin’i an(la)mak</figcaption>
                    </figure>
                    </header><h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Akademik çalışmaları ve tarihsel perspektifiyle dikkat çeken Araştırmacı-Yazar Dr. İhsan Ünlü, İslam tarihinin en hüzünlü ve öğretici hikâyelerinden biri olan İmam Hüseyin’in Kûfe yolculuğunu analiz etti. Dr. Ünlü, bu yolculuğu salt bir göç olarak değil, zulme karşı "izzetli bir duruşun" sembolü olarak tanımlıyor.<br />
<br />
Dr. İhsan Ünlü'nün yazısı şöyle:<br />
<br />
Sıffin Savaşı için yola çıkan Hz. Ali, kendisine durgunluğunun nedenini soran adamlarına şöyle demişti: </span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">“Yol uzun, düşman hileli, dostlar cahil.” </span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Bu tarihten 23 yıl sonra Kûfe’ye hicret yolculuğuna çıkan Hz. Peygamberin damadı İmam Ali’nin ve kızı Fatıma’nın yiğit oğlu, gözünün nuru İmam Hüseyin de aynı duygular içerisindeydi.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Çok sevdiği mübarek dedesinin beldesi Medine sokakları ona dar ediliyordu.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Sürekli takip ediliyor, zamanın zalim yöneticisine biat etmesi için baskı yapılıyordu.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">İmamın bu saltanat düzenine ve hakkaniyetsiz keyfi uygulamalara itirazı vardı.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Hiç kimse bu kokuşmuş düzene sesini çıkarmasa da, bu yolda yapayalnızlık da kalsa bir peygamber torunu olarak sesini yükseltecekti.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">“Aman efendim gitmeyin ne olur! O yol tehlikelerle dolu” diyenlere, “Zillet içinde yaşamaktansa izzetli bir ölümü tercih ederim” diyerek kararlılığını gösteriyordu.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Ceddi Muhammed Mustafa (as) da aynı kaderi müşrikler eliyle yaşamış, onların zulüm ve baskılarından dolayı çok sevdiği şehri Mekke’yi terk etmek zorunda kalmıştı.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Aynı şekilde babası Hz. İmam Ali de kendisine daha emin ve stratejik nokta olarak gördüğü Kûfe’ye yerleşmişti.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Şimdi hicranlı sinelerle hicret etmek sırası ona gelmişti.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Yol uzun, düşman hileli, dostlar cahildi.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Cahilden öte, vefasız, hain ve arkadan vuracak kadar alçak ve kahpeydi.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">“Aman efendim fitne çıkmasın, bazı şeyleri görmeyiverin” diyenlere, “Eğer ben bu yola çıkmasam korkarım ki benden sonra kimse adaletsizliğe, zulme başkaldırmaz.“ diyerek hak bildiği yolda yürümeye devam edecekti.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Yunus’ un, “Menzili ırak bu yolun bu yola kim varası/ müşkili çok bu hâlün bunu kim başarası” dizelerinde ifadesini bulan bir müşkilin içine düşürülmüştü İmam.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Kendisine biat sözü veren binlerce taraftarı zoru görünce sıvışıvermişti.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Gücün yanında yer alanlar bir bir ayrılıyor, ufacık bir rüzgârla patır patır dökülüyorlardı.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Belli ki Hüseyin’in söyledikleri karın doyurmuyordu! Karın doyuracak iş, aş, makam, mevki, kariyer vb şeyler ağır basıyordu.</span></span></span></h5>

<h5 style="text-align:justify"><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;">Karşılarında bir peygamber torunu da olsa, “hemen, şimdi” olanı arzuluyor, camı elmasa tercih ediyorlardı.</span></span></span></h5>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ahmet-yesevi-dergisinden-akademik-dunyaya-cagri-3290</link>
            <category>KÜLTÜR SANAT</category>
            <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 09:39:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ahmet Yesevi Dergisi’nden akademik dünyaya çağrı</h1>
                        <h2>Ahmet Yesevi Dergisi akademik dünyaya bilimsel makaleleri ile katkıda bulunma çağrısı yaptı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/ahmet-yesevi-dergisinden-akademik-dunyaya-cagri-1782370245.webp">
                        <figcaption>Ahmet Yesevi Dergisi’nden akademik dünyaya çağrı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA-</strong> Alevilik, Bektaşilik ve Türk kültürü üzerine yaptığı nitelikli yayınlarla tanınan uluslararası hakemli Ahmet Yesevi Dergisi, dijital altyapısını modernize ederek yeni arayüzüyle yayın hayatına devam ediyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yenilenen web sitesiyle birlikte dergi, alanındaki özgün bilimsel çalışmalara kapılarını açarak yeni bir makale çağrısı yaptı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KÜLTÜREL MİRASIN AKADEMİK GÜCÜ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-25%20at%2009_33_50.jpeg" style="height:437px; width:800px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Uluslararası hakemli bir yayın olan Ahmet Yesevi Dergisi, Türk kültürünün en köklü ve zengin damarlarından olan Alevilik ve Bektaşilik başta olmak üzere, Türk kültür coğrafyasına ait tarihi, sosyolojik ve edebi değerleri bilimsel bir süzgeçten geçirerek geleceğe taşımayı amaçlıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dergi, akademik dünyada saygın bir yer edinerek, alanında otorite kabul edilen özgün araştırmaları, arşiv belgelerini ve akademik incelemeleri uluslararası indeks standartlarına uygun şekilde bilim dünyasına sunmaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>MAKALE BAŞVURULARI KOLAYLAŞTIRILDI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Duyuruya göre, yenilenen kullanıcı dostu arayüz sayesinde araştırmacılar artık çalışmalarını ahmetyesevidergisi.com adresi üzerinde bulunan “<strong><em>Makale Gönder</em></strong>” bağlantısını kullanarak kolayca sisteme yükleyebilecekler. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dergi yönetimi, Türk kültürü ve inanç dünyasına ışık tutacak yeni akademik çalışmaları sistem üzerinden beklediklerini ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ATIF SİSTEMİ GÜNCELLENDİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yenilenen platformda araştırmacılar için önemli bir duyuruya da yer verildi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yapılan açıklamaya göre Ahmet Yesevi Dergisi, Aralık 2026 sayısından itibaren akademik yazımda standardizasyonu artırmak ve bilimsel atıf güvenirliğini en üst seviyeye çıkarmak adına “<em><strong>ISNAD 2. Edisyon</strong></em>” atıf sistemini zorunlu olarak kullanmaya başlayacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kültür mirasını akademik disiplinle harmanlayan dergi, yeni dönemde de uluslararası yayın kalitesini artırmayı ve araştırmacılara daha dinamik bir dijital platform sunmayı hedefliyor.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/amasya-baba-ilyas-cemevi-insaatinda-sona-yaklasildi-3289</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 09:01:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Amasya, Baba İlyas Cemevi inşaatında sona yaklaşıldı</h1>
                        <h2>2022’de temeli atılan Baba İlyas Cemevi inşaatında sona yaklaşıldı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/amasya-baba-ilyas-cemevi-insaatinda-sona-yaklasildi-1782367702.webp">
                        <figcaption>Amasya, Baba İlyas Cemevi inşaatında sona yaklaşıldı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / AMASYA</strong>- Amasya’da inanç ve kültür dünyası için önemli bir merkez olacak olan Baba İlyas Cemevi inşaatında sona yaklaşıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem Vakfı Amasya Şubesi ile Amasya Belediyesi arasında imzalanan protokol kapsamında Gök Medrese Mahallesi’nde Aralık 2022’de temeli atılan projede hummalı bir çalışma yürütülüyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>CEMEVİNİN KABA İNŞAATI TAMAMLANDI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/CEMEV%C4%B02.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Büyük ölçüde şekillenen cemevinin kaba inşaatı tamamen bitirildi. Şu sıralar ince işçilik ve detaylar üzerinde hızla çalışılıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Projenin tamamen hizmete geçirilebilmesi için şu an acil olarak tamamlanması gereken kısımlar şunlar:</span></p>

<p><span style="color:#000000">-Asansör montajı</span></p>

<p><span style="color:#000000">-Dış cephe sıva işlemleri</span></p>

<p><span style="color:#000000">-Mantolama ve yalıtım çalışmaları</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kaba ve ince işlerin tamamlanmasının ardından, cemevinin iç mekan malzemelerinin imalatı ve montaj aşamasına geçilecek.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>HAYDAR KILIÇ DEDE’DEN DAYANIŞMA ÇAĞRISI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/CEMEV%C4%B01.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Amasya Belediyesi’nin yanı sıra, tamamen vatandaşların katkıları ve imecesiyle yükselen inşaat için Cem Vakfı Amasya Şubesi Başkanı Haydar Kılıç Dede bir çağrıda bulundu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Cemevinin eksik kalan kısımlarının hızla bitirilmesi için duyarlı ve hayırsever vatandaşları dayanışmaya davet eden Haydar Kılıç Dede, katkıda bulunmak isteyenler için vakfın resmi hesap bilgilerini paylaştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Destek Olmak İsteyenler İçin Hesap Bilgileri:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hesap Adı: Cumhuriyetçi Eğitim ve Kültür Merkezi Vakfı</span></p>

<p><span style="color:#000000">Banka: Vakıfbank</span></p>

<p><span style="color:#000000">IBAN: TR06 0001 5001 5800 7296 9054 41</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/canpolat-islam-cografyasinda-direnis-varsa-sebebi-kerbeladir-3288</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 13:10:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Canpolat: İslam coğrafyasında direniş varsa, sebebi Kerbela’dır!</h1>
                        <h2>Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde Horasan Erenleri Dergahı Cemevi’nde düzenlenen “Muharrem Ayı Oruç Açma ve Lokma Paylaşımı Programı”na katılan CHP Genel Başkan Yardımcısı Cemal Canpolat, “Bugün İslam coğrafyası, halen zulme karşı mukavemet ediyorsa, bunun en önemli sebebi Kerbela’dır, Hüseyni duruştur, Hüseyin’in mazlumdan yana tavır almasıdır” dedi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/canpolat-bu-cografya-halen-zulme-direniyorsa-huseyinin-kararliligindandir-1782123840.webp">
                        <figcaption>Canpolat: İslam coğrafyasında direniş varsa, sebebi Kerbela’dır!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><strong>HABER MERKEZİ / NEVŞEHİR-</strong> Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin hibe ettiği arazi üzerine inşa edilen Horasan Erenleri Dergâhı Cemevi’nde düzenlenen “<em><strong>Muharrem Ayı Oruç Açma ve Lokma Paylaşımı Programı</strong></em>”nda Türkiye’nin dört bir yanından gelen canlar, bakanlar, valiler, belediye başkanları, <span style="background-color:white">Alevi-Bektaşi inanç önderleri</span> ve siyasi parti temsilcileri aynı kardeşlik sofrasında buluştu.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Programa katılan Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Cemal Canpolat, konuşmasına “<em><strong>Siyasi partilerin temsilcileri, sevgili dedeler, babalar, Hacı Bektaş’ın ocağında hepinize Genel Başkanım Sayın Kemal Kılıçdaroğlu adına saygı ve sevgilerimi sunuyorum</strong></em>” sözleri ile başladı.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">CHP Genel Başkan Yardımcısı Cemal Canpolat, arazi bağışından dolayı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye de teşekkürlerini iletti. Canpolat, Osmanlı’nın kuruluşundaki ana kurucu unsurun da burası olduğunu belirterek “<strong><em>İşte bu mücadelenin ilim merkezi Hacı Bektaş Veli’dir. Yeniçeri Ocağı’dan Edebali’ye, Hacı Bektaş’a kadar siyasi, kültürel, askeri, inançsal olarak ana omurga burada çakılmıştır. O nedenle bu cemevinin Hacı Bektaş’ta olması, bu ana omurganın yeniden ayağa kalkması adına çok önemlidir. Hayata geçirilmesine katkı sunan herkese teşekkür ediyorum</em></strong>” şeklinde konuştu.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><span style="background-color:white">‘KERBELA MAZLUM İLE ZALİM ARASINDA BİR TERCİHTİR’</span></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Hazreti Muhammed’in torunu Hazreti Hüseyin ve ailesinin Irak’ın Kerbela Çölü’nde Emevi Halifesi Yezid tarafından işkence edilerek, susuz bırakılarak katledilmesinin yıl dönümünde bugünlerin matem günü olduğunu vurgulayan Cemal Canpolat, “<strong><em>Kerbela matemi, mazlum ile zalim arasında bir tercihtir. Peygamberimizin torunu Hazreti Hüseyin, saltanatı tercih ederek, hanı-hamamları tercih ederek hayatta kalabilirdi. Neyi tercih etti Hazreti Hüseyin? Mazlumun, sahipsizin, kimsesizin, mağdurun yanında yer alarak ölümü tercih etti</em></strong>” ifadelerini kullandı.&nbsp; </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><span style="background-color:white">‘O İNANÇ VE KARARLILIK HÜSEYİN’E AİT’</span></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Hazreti Hüseyin ve ailesinin Kerbela’dan tüm dünyaya yayılan direnişlerinin bugün aynı coğrafyada izlerini görmenin mümkün olduğunu vurgulayan Cemal Canpolat, “<em><strong>Bugün İslam coğrafyasında dışlanan, itilen, ister Filistin’de, ister Lübnan’da, ister İran’da mazlum olan herkesin inanç ve kararlılığı Hüseyin’in inanç ve kararlılığıdır. Çünkü o, zalime karşı mazlumun, ezilenin yanında durmak için şehit edildi</strong></em>” dedi. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><span style="background-color:white">‘BU COĞRAFYADA DİRENİŞ VARSA SEBEBİ KERBELA’DIR’</span></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">CHP Genel Başkan Yardımcısı Cemal Canpolat, “<strong><em>Bugün İslam coğrafyası, halen zulme karşı mukavemet ediyorsa, bunun en önemli sebebi Kerbela’dır, Hüseyni duruştur, Hüseyin’in mazlumdan yana tavır almasıdır</em></strong>” dediği konuşmasını “<em><strong>İşte bu nedenle Hazreti Hüseyin’in, Hazreti Zeynep’in sevgisi üzerinize olsun, hepinize saygılar sunuyorum</strong></em>” ifadeleriyle noktaladı.</span></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hacibektasta-horasan-erenleri-onculugunde-buyuk-bulusma-3287</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 09:21:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Hacıbektaş’ta Horasan Erenleri öncülüğünde büyük buluşma</h1>
                        <h2>Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde, inanç ve kültür dünyamızın müstesna dönemlerinden biri olan Muharrem ayı vesilesiyle “Muharrem Ayı Oruç Açma ve Lokma Paylaşımı Programı” gerçekleştirildi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/hacibektasta-horasan-erenleri-onculugunde-buyuk-bulusma-1782111720.webp">
                        <figcaption>Hacıbektaş’ta Horasan Erenleri öncülüğünde büyük buluşma</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin hibe ettiği arazi üzerine inşa edilen Horasan Erenleri Dergâhı Cemevi’nde düzenlenen “Muharrem Ayı Oruç Açma ve Lokma Paylaşımı Programı”nda Türkiye’nin dört bir yanından gelen canlar, bakanlar, valiler, Hacıbektaş Belediye Başkanı Ali Kaim ve çevre ilçe belediye başkanları, <span style="background-color:white">Alevi-Bektaşi inanç önderleri</span> ve siyasi parti temsilcileri aynı kardeşlik sofrasında buluştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İlçeye programa katılmak amacıyla gelen İçişleri Bakanı Mustafa Çiftci ile Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in Hacıbektaş’ta ilk durağı Hacı Bektaş Veli Dergâhı oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/H%C3%9CNKAR.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplumsal birlik ve beraberlik mesajlarının damga vurduğu “Muharrem Ayı Oruç Açma ve Lokma Paylaşımı Programı”, sivil toplum kuruluşlarının tek yürek olduğu ortaklaşma ve paylaşıma sahne oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YEDİ BÜYÜK KURULUŞTAN TARİHİ ORTAKLIK VE HORASAN ERENLERİ VURGUSU</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Anadolu topraklarının kadim hoşgörü ve irfan geleneğinden beslenen bu tarihi etkinlik, Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu başta olmak üzere, Anadolu Abdallar Cemevi Federasyonu, Anadolu Vakıflar Federasyonu, Afyonkarahisar Hacı Bektaş Veli Kültür Dernekleri Federasyonu, Oğuz Çepni Boyları Dernekler Federasyonu, Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu ve Türkiye Uzlaşı ve Toplumsal Kalkınma Vakfı’nın ortak katkıları ve güçlü iş birliğiyle hayata geçirildi. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/H%C3%9CNKAR2.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Organizasyonda lokmalarını paylaşan kitleler, ayrım gözetmeksizin bir arada olmanın gücünü sergilerken, federasyonlar adına yapılan ortak değerlendirmelerde toplumsal uzlaşının ve Horasan kültürünün birleştirici misyonunun önemine dikkat çekildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BAKANLARDAN TÜRKİYE YÜZYILI VE VEFA MESAJLARI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Mah-ı Muharrem’in hüzünlü, vakur ve manevi ikliminde, Hakk’a niyetle tutulan oruçları açmak, lokmaları paylaşmak, duaları birleştirmek ve gönülleri aynı muhabbet halkasında buluşturmak üzere bir araya geldiklerini</span> belirten İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, devletin kapısının da gönlünün de milletin her bir ferdine her daim açık olduğunu belirterek, “Bu topraklarda yaşayan her bir kardeşimizin inancı devletimizin güvencesi altındadır. Horasan’dan gelen erenler; bu topraklara kılıçtan önce gönül, hükümden önce hikmet, sözden önce edep taşımıştır. İnşallah Türkiye Yüzyılı’nı da huzuru büyüterek, güveni tahkim ederek ve kardeşliğimizi güçlendirerek inşa edeceğiz.” ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/MUSTAFA%C3%87%C4%B0FT%C3%87%C4%B0.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Türk Milletinin gönül dünyasının Ehl-i Beyt muhabbeti ile yoğrulduğunu belirten Bakan Çiftçi, “<span style="background-color:white">Fırat’ın kıyısında susuz bırakılan, iki cihan serveri Efendimiz’in gözünün nuru, cennet gençlerinin efendisi Hazreti Hüseyin efendimiz ve 72 yaranı, asırlardır sönmeyen bir duruşu, tükenmeyen bir izzeti ve Hakk uğruna ödenen en yüce bedelin şerefini bizlere miras bırakmıştır.</span>” şeklinde konuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ise konuşmasında, cemevine dönüştürülen bu anlamlı arsayı hibe eden MHP Lideri Devlet Bahçeli'ye teşekkürlerini ileterek, “Sayın Bahçeli'ye gösterdiği bu büyük kucaklayıcı vizyon ve vefa için şükranlarımı sunuyorum. Bizler bin yıldır bu topraklarda birbirimizin yaralarını sararak, birlik içinde geleceğe yürüyoruz.” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/YUSUFTEK%C4%B0N.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Anadolu irfanının Kerbela’yı yüreğinde taşırken onu bir ahlak mektebine dönüştürdüğünü belirten </span>Bakan Tekin, “<span style="background-color:white">Alevi-Bektaşi canlarımız da bu hikmetin ortaklarımızdan, milletimizin aslı ve yardımlarındandır. İrfanı, ocağı ve erkanı, ortak uygarlığımızın en kadimleri arasında yer alır Madem öyle, bu hazineye sahip olmak da ilkin devlete düşen bir vecibedir. işte biz vazifelerdendir. bu görevi, hakkın teslimi ve kardeşlik hukukunun gereğini yürütüyoruz.</span>” İfadelerini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>SİYASİ PARTİLERDEN BİR ARADA YAŞAMA VE KARDEŞLİK VURGUSU</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/belginuygur.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><span style="background-color:white">3 yıl gibi kısa bir süre içerisinde her türlü teferruatın düşünüldüğü muhteşem cemevinin, dergahın bütün canların kullanımına, istifadesine açıldığını görmekten mutluluk duyduklarını</span> belirten AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Belgin Uygur, <span style="background-color:white">başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli olmak üzere emeği geçenlere şükranlarını sunduğu konuşmasında “Ehl-i Beyt sevgisi Sayın Cumhurbaşkanı</span>’<span style="background-color:white">mızın da ifade ettiği gibi bize Peygamber Efendimizden emanettir. Bizim ezeli ve ebedi kardeşliğimizin temelinde ehlibeyt sevgisi vardır. Gazze başta olmak üzere dünyanın dört bir köşesinde büyük zulümlere şahitlik ediyoruz. Haklının güçlü olduğu bir dünya mümkün oluncaya kadar biz Sayın Cumhurbaşkanı</span>’<span style="background-color:white">mızın ifade ettiği gibi, onun öncülüğünde işte bu ebedi ve ezeli kardeşliğimizden almış olduğumuz güçle ve ilhamla zulmün karşısında durmaya, hakkın yanında durmaya inşallah devam edeceğiz.</span>” İfadelerine yer verdi.</span></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/ya%C5%9Fary%C4%B1ld%C4%B1r%C4%B1m1.png" style="height:450px; width:760px" /></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><span style="background-color:white">Hacıbektaş Horasan Erenleri Dergahı Cemevi</span>’<span style="background-color:white">nin işlevini yerine getirmesinin önemli olduğunu belirten</span> MHP Genel Başkanı Yardımcısı Yaşar Yıldırım, katılımcılara MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin selamlarını ilettiği konuşmasında, “Biz buraya siyasete de gelmedik, ticarete de gelmedik. Biz buraya “Hakk Muhammed Ali” diyen canlara hizmet için geldik. Onlar inançlarını, geleneklerini daha rahat yaşasın, öğrensin, bilsin diye de bu dergah yapıldı. Burasına, önce Devlet Bahçeli’nin aldığı arsada bir cemevi yapılmak üzere başlanmış, daha sonra Cumhur İttifakı sahip çıkmış, devlet sahip çıkmıştır. Önemli olan bundan sonra buranın nasıl çalışacağı, önemli olan buranın işlevini yerine getirmesidir.” İfadelerini kullandı.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ERDEM CÖMERT: İMAM HÜSEYİN<span style="background-color:white">’E DUYDUĞUMUZ ACI BİR</span></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><span style="background-color:white"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/ERDEMCM%C3%96ERT.png" style="height:450px; width:760px" /></span></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Av. Erdem Cömert, dergâhın faaliyete geçmesinden duyduğu memnuniyeti ve organizasyonun esas amacını şu sözlerle özetledi: “<span style="background-color:white">Bir yol açıldı. 2022 yılında Sayın Cumhurbaşkanı’mız Recep Tayyip Erdoğan’ın Ankara Hüseyin Gazi’de bizim bir muharrem oruç açma etkinliğimize katılıp bizlerle lokma paylaşmasıyla bu yol açıldı. Ardından Sayın Devlet Bahçeli, kıymetli büyüğümüz bize bu arsayı, bu binayı bağışladı. Başta Cumhurbaşkanı’mız olmak üzere Sayın Devlet Bahçeli’ye bize bu binayı, bu hizmeti sunduğu için teşekkürü bir borç biliyoruz. Bizim Allah’ımız, Peygamberimiz, kitabımız, bayramlarımız, yas-ı matemlerimiz, İmam Hüseyin’e duyduğumuz acı bir. Bu acıyı ve yası tuttuğumuz günlerde sizinle bu lokmayı paylaşmayı büyük bir şeref olarak biliyoruz.</span>” </span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/DERGAH1.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Dedegarkın Ocağı dedelerinden Hüseyin Dedekargınoğlu’nun destur vermesiyle vatandaşların oruçlarını açtığı programda, sanatçı Öznur Ağbaba da deyişleri, mersiyeleri ve ağıtlarıyla sahne aldı.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Programda, Nevşehir Valisi Hüseyin Kök, <span style="background-color:white">Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkan Yardımcısı Esin Saykan</span>, CHP Genel Başkan Yardımcısı Cemal Canpolat, BBP Genel Başkan Yardımcısı Durmuş Boztuğ, Vatan Partisi Genel Sekreteri Özgür Bursalı, Türkiye Uzlaşı ve Toplumsal Kalkınma Vakfı adına Haydar Şahin ve gazeteci Ayhan Bilgin de konuşma yaptı.</span></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/yenikapi-mevlevihanesinde-ortak-aci-kerbela-3286</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 00:31:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Yenikapı Mevlevihanesi’nde ortak acı Kerbela</h1>
                        <h2>Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi çatısı altında hizmet veren Yenikapı Mevlevihanesi’nde Muharrem matemi vesilesiyle bir araya gelen sivil toplum kuruluşları ve devlet ricali buluşmasında toplumsal uzlaşının ve köklü kültürel kodların aktarımının önemi vurgulandı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/yenikapi-mevlevihanesinde-ortak-aci-kerbela-1781993513.webp">
                        <figcaption>Yenikapı Mevlevihanesi’nde ortak acı Kerbela</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / İSTANBUL—&nbsp;</strong>Yenikapı Mevlevihanesi düzenlenen istisnai bir buluşmayla toplumsal birlik ve beraberlik mesajlarının merkez üssü haline geldi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Cihannüma Derneği ile Türkiye Uzlaşı ve Toplumsal Kalkınma Vakfı tarafından düzenlenen “<em><strong>Muharrem Ayı Oruç Açma ve Lokma Paylaşımı</strong></em>” programı, farklı kesimlerden kanaat önderlerini, devlet ricalini ve sivil toplum temsilcilerini aynı sofrada buluşturarak yüzlerce yıldı süren bir geleneği bugünün toplumsal barış vizyonuyla yeniden harmanladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Programın moderasyonunda ve konuşmalarında, Muharrem ayının sadece tarihsel bir yas dönemi olarak sınırlandırılmaması gerektiği, aksine bugünün dünyasına adalet ve haksızlığa karşı direnç mesajı taşıdığı sıklıkla vurgulandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Anadolu Vakıflar Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Ali Ayyıldız, Anadolu Abdallar Cemevi federasyonu Genel Başkanı Yunus Emre Durmuş ve Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Erdem Cömert programda ortak acıları ortaklaşmanın önemine vurgu yaptılar.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/mehmet%20ali%20ayy%C4%B1ld%C4%B1z.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/yunus%20emre%20durmu%C5%9F.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/erdem%20c%C3%B6mert.png" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Cihannüma Derneği Genel Başkanı Selim Cerrah, Hz. Hüseyin’in mücadelesine öykünmenin ve zalime karşı durmanın önemine değinirken, Türkiye Uzlaşı ve Toplumsal Kalkınma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Haydar Şahin ise Kerbela’nın insana bugüne yönelik sorumluluklarını hatırlatan bir adalet ve inanç bedeli olduğunu kaydetti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/selim%20cerrah.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/haydar%20%C5%9Fahin.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Etkinliğin entelektüel zeminini derinleştiren konuşmasında Türkiye Uluslararası İslam, Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Görmez ise, ezber bozan bir yaklaşımla, Kerbela’nın mezhepsel bir zümreye ait kılınamayacağını, tüm Müslümanların ortak mektebi olduğunu belirtti. Görmez, sadece senede bir kez yas tutarak yetinmek yerine, “Hüseyince yaşamanın” formüllerinin aranması gerektiğini savundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/mehmet%20g%C3%B6rmez.png" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Görmez şöyle dedi: “<strong><em>Bu mektep sadece Sünnilerin, Şiilerin, Alevilerin mektebi değil, mümin olan her insanın ortak mektebidir. Kerbela, Hz. Hüseyin’in uğruna canını verdiği adaleti, özgürlüğü ve merhameti yeniden ihya etmek için başvuracağımız bir ibret okuludur.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/yusuf%20tekin.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin konuşmasında, toplumsal ihtiyaçlar ve değerler eğitimi süzgecinden geçirilerek onay süreçleri tamamlanan 12 yeni eğitim modülünü tanıttı. Manevi ve kültürel mirasın yarınlara nitelikli bir şekilde aktarılmasını hedeflediklerinin altını çizen Prof. Dr. Tekin, “<strong><em>Alevilik ve Bektaşiliğin Temel Esasları 96 saatlik bir modül, Alevi-Bektaşilikte Yol-Erkan 104 saat, Alevi-Bektaşi Tarihi 92 saat, Alevilik-Bektaşilikte Toplumsal Kurumlar 80 saat, Alevi-Bektaşi Edebiyatı 96 saat, Alevilik-Bektaşilikte Ocaklar ve Dergahlar 112 saat, Alevi-Bektaşi Halk Aşıkları, Ulu Ozanları 96 saat, Alevi-Bektaşi Müziği 90 saat. 13 yaş altı çocuklarımız için ise Alevilik-Bektaşilikte Edebiyat ve Sanat 30 saat, Alevilik-Bektaşilikte Semah 30 saat, Alevilik-Bektaşiliğe Giriş 35 saat, yolun izinde, değerler, dostluk ve gönül bağı 30 saat olmak üzere oluşan 12 modül şu anda Milli Eğitim Bakanlığımızın onay süreçleri tamamlandı ve süreç başlayacak</em></strong>”&nbsp;diye konuştu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Gözlemcilerin ve davetlilerin yoğun katılımıyla gerçekleşen programda konuşan İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, Kerbela hadisesinin İslam dünyası üzerindeki tarihsel etkilerine dikkat çekti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kerbela'yı “<em><strong>Müslümanlar için büyük bir imtihan</strong></em>” olarak nitelendiren Erdoğan, o dönemden bugüne miras kalan nifak tohumlarının panzehirinin ancak iletişimi güçlendirmek ve ortak alanlarda daha fazla bir araya gelmek olduğunu ifade etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/bilal%20erdo%C4%9Fan.png" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Anadolu topraklarının barındırdığı köklü değerlerin altını çizen Erdoğan, “<em><strong>Dünyada kötülük ve belanın kol gezdiği bu zaman diliminde, dünyaya umut vadedecek değerleri bu topraklarda yaşatmamız lazım. Çünkü dünyada mayası böylesine temiz başka yer yok</strong></em>” diyerek Anadolu insanının tarihsel sorumluluğuna işaret etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Şimşek ile Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy ve Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu gibi yerel yöneticilerin de hazır bulunduğu anlamlı buluşma, akşam ezanının okunmasıyla birlikte açılan oruçlar ve paylaşılan lokmalar eşliğinde son buldu. </span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/prof-dr-umit-yazicioglu-yazdi-pirin-isigi-3285</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 22:54:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Prof. Dr. Ümit Yazıcıoğlu yazdı: Pirin ışığı</h1>
                        <h2>Hukuk ve siyaset bilimi alanındaki başarıları ile dünya çapında takdir edilen bilimcilerimizden olan Prof. Dr. Ümit Yazıcıoğlu, Erzurum'un Tekman ilçesinde geçirdiği çocukluk yıllarından anılarından yola çıkarak "Aleviler ne istiyor?" sorusuna cevap aradı. İşte, o yazı:</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/prof-dr-umit-yazicioglu-yazdi-pirin-isigi-1781986492.webp">
                        <figcaption>Prof. Dr. Ümit Yazıcıoğlu yazdı: Pirin ışığı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>O sabahı hatırlıyorum.</strong>&nbsp;Mart 1973. Tekman’da kış hâlâ hüküm sürüyordu. Kar ilçenin üzerine çökmüştü, yollar kapalıydı, evlerin bacalarından tüten duman bile donuyordu. Babam&nbsp;<strong>Abdulbaki Yazıcıoğlu</strong>, o yıllarda&nbsp;<strong>Tekman Belediye Başkanı</strong>’ydı ve CHP’den yeniden adaydı. Seçimlere aylar vardı, ama siyasetin nefesi her sabah erkenden evimize dolardı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Güneş doğmamıştı. Kapı çalındı. Babam henüz kahvesini içmemişti. Açtım. Karşıda, Kuruca’nın soğuğundan gelmiş, üzerinde ince bir ceket, elinde baston, sakalları buz tutmuş bir ihtiyar duruyordu:&nbsp;<strong>Baba Hasan</strong>. Babamın&nbsp;<strong>piri</strong>. Onu tanırdım. Köyümüzün en yaşlı&nbsp;<strong>eren</strong>lerinden biriydi. Ama onu bu saatte, bu soğukta Tekman’da görmek alışılmış bir şey değildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Babam koşarak çıktı: “Baba Hasan, ne işin var burada bu saatte? Yollar kapalı, hava buz gibi. Nasıl geldin?” Baba Hasan gülümsedi. Nefesi buhar olup havada kayboldu.&nbsp;<strong>“Yürüdüm evladım,”</strong>&nbsp;dedi.&nbsp;<strong>“Kuruca’dan Tekman’a yürüdüm. Çünkü sana bir şey söylemem lazım.”</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Babam onu içeri aldı, sobanın yanına oturttu. Elleri hâlâ titriyordu. Babam bir bardak sıcak su verdi. İçti. Sustu. Sonra doğruldu ve babamın gözlerinin içine baktı.&nbsp;<strong>“Abdulbaki,”</strong>&nbsp;dedi. Sesinde dağların yankısı vardı.&nbsp;<strong>“Dün gece bir rüya gördüm. Rüyada bir pınar vardı. Kuruca’nın yukarısındaki pınar. Ama bu pınardan su değil, ışık akıyordu. Işık, taşların arasından süzülüp Tekman’a doğru yayılıyordu. Bütün ilçe o ışıkla aydınlanıyordu. Ve o ışığın ortasında sen duruyordun. Elinde bir bayrak vardı. Bayrakta ne yazıyordu biliyor musun?”</strong>&nbsp;Babam sessizdi. Başını iki yana salladı.&nbsp;<strong>“Hak”</strong>&nbsp;yazıyordu, Abdulbaki. Sadece&nbsp;<strong>“hak”</strong>. Ne partinin adı, ne bir isim. Sadece&nbsp;<strong>“hak”</strong>.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Baba Hasan ellerini babamın omzuna koydu.&nbsp;<strong>“Bu rüya bana sana gelmemi söyledi. Kesinen kazanacaksın. Şüphen olmasın. Ama kazanman yeterli değil. Kazandığında, bu ışığı unutma. Suyu, yolu, hakkı unutma. Kuruca’nın susuzluğunu unutma. Çünkü pirin ışığı, makamda değil, hizmette parlar.”</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Babamın gözleri doldu. O soğuk sabah, sobamızın yanında, iki adam birbirine sessizce baktı. Baba Hasan cebinden küçük bir tesbih çıkardı, babamın eline verdi:&nbsp;<strong>“Bunu sakla. Dua ettim senin için. Şimdi ben gideyim, yol uzun.”</strong>&nbsp;Babam itiraz etti: “Kalmayacak mısın? Kahvaltı etmedin.”&nbsp;<strong>“Yolum var,”</strong>&nbsp;dedi Baba Hasan.&nbsp;<strong>“Kuruca’da sabah namazına yetişmem lazım.”</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kapıyı açtı, soğuk yüzüne vurdu. Bir an durdu, arkasına döndü ve babama son sözünü söyledi:&nbsp;<strong>“Pir, yalnızca yol gösteren değildir; halkın derdini omzunda taşıyandır. Bunu unutma, evladım.”</strong>&nbsp;Ve yürüyüp gitti. Karın içinde kayboldu. Babam, elindeki tesbihle uzun süre kapıda bekledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">O yıl, 1973 seçimlerinde babam CHP’den Tekman Belediye Başkanı olarak yeniden seçildi. Seçim gecesi, ilk iş olarak Kuruca’ya telefon açtı:&nbsp;<strong>“Baba Hasan’a söyleyin, ışık geldi.”</strong>&nbsp;Baba Hasan o gece çoktan ölmüştü. Kuruca’da sabah namazına yetiştiği günün akşamı gözlerini yummuştu. Ama&nbsp;<strong>rüyası tuttu</strong>.&nbsp;<strong>Işık, su gibi aktı.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Babam, belediye başkanlığı boyunca o&nbsp;<strong>tesbihi</strong>&nbsp;hep yanında taşıdı. Ne zaman bir dilekçe gelse, ne zaman bir köylü kapısını çalsa, Baba Hasan’ın o sabahki sesini hatırladı:&nbsp;<strong>“Hak.”</strong>&nbsp;Onun başkanlığı, sadece bir makam değil, bir&nbsp;<strong>hizmet</strong>&nbsp;anlayışıydı. Suyu, yolu, hakkı önceleyen bir yönetimdi. Çünkü o, pirinin sözünü tuttu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün Tekman’da kimse o sabahı hatırlamaz. Ama&nbsp;<strong>Kuruca’nın susuzluğu</strong>&nbsp;hâlâ devam eder. Kuruca, Tekman’ın dağları arasında, Erzurum’un doğusunda, dört yüz yıldır aynı yerde duran bir köydür. Ama durmak, yaşamak değildir. Kuruca’da yaşamak, her sabah su için uyanmak demektir. Dört yüz yıl boyunca değişen tek şey, suyun azalmasıdır. Gerisi hep aynı kalmıştır:&nbsp;<strong>kova, sırt, ter, umut ve her seferinde kırılan bir sabır.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Köyün ortasında bir&nbsp;<strong>çeşme</strong>&nbsp;vardır. 1962 yılında döşenmiş demir borularla dağdaki bir kaynağa bağlanmıştır. O tarihten beri ne borular değişmiş, ne de suyun tadı. Köylüler, içtikleri suyun&nbsp;<strong>arsenikli</strong>&nbsp;olduğunu söyler. Kimse bunu teyit etmemiş, kimse analiz yaptırmamıştır. Zira analiz yapmak, önce orada yaşayanları&nbsp;<strong>görmek</strong>&nbsp;demektir. Ve Kuruca, görülmeyen köylerdendir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Eylül ve ekim aylarında çeşme tamamen susar.</strong>&nbsp;Damla bile düşmez. O günlerde köyde hayat durur. Evlere su girmez. Banyo yapılmaz, çamaşır yıkanmaz, bulaşık durur, hayvanlar susuz kalır. Her şey, o tek çeşmenin başında, kadınların omzunda taşınan kovalarla yürür.&nbsp;<strong>Naime Yolla</strong>, yetmiş yaşında, her gün çeşmeden eve su taşır. “Su çekip banyo mu yapalım, su çekip çamaşır mı yıkayalım?” der. Bu soru cevap beklemez. Sadece bir tespittir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Köy halkı, yıllar boyunca tam&nbsp;<strong>yüz dilekçe</strong>&nbsp;vermiştir. Kaymakamlığa, valiliğe, Tekman Belediyesi’ne. Her dilekçede aynı kelimeler yazar:&nbsp;<strong>“Su yok, yardım isteniyor.”</strong>&nbsp;Her dilekçenin altında aynı imzalar, aynı mühürler. Ve her dilekçenin üzerine aynı cevap yazılır:&nbsp;<strong>“Yakında yaparız.”</strong>&nbsp;Bu “yakında” ilk kez 1980’lerde söylenmiştir. 1989 yılında köy üç gün boyunca tamamen susuz kalmıştır. Yetkililerden tanker istenmiştir. Tanker gelmemiştir. “Yakında” denmiştir. 1990’larda bir sondaj yapılmış, “su var” denmiş, ardından analizlerde&nbsp;<strong>“yeterli kaynak bulunmadığı”</strong>&nbsp;söylenerek borular sökülüp götürülmüştür. Köylüler bir kez daha umutlanmış, bir kez daha ellerinde kovalarla çeşmenin başında bulmuşlardır kendilerini.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bingöl dağından su getirilmesi önerilmiştir. Cevap:&nbsp;<strong>“Çok uzak.”</strong>&nbsp;Oysa Tekman’a yol yapılmış, okul yapılmış, hastane yapılmıştır.&nbsp;<strong>Uzaklık, sadece su için bahane olmuştur.</strong>&nbsp;Çünkü yol, okul ve hastane seçmendir; su ise sadece susuzdur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Köyde kırk hane varken, şimdi üç hane kalmıştır. Yazın bile ancak on bir hane dolabilmektedir. İnsanlar&nbsp;<strong>göç</strong>&nbsp;etmiştir. Gençler şehre gitmiş, yaşlılar ölmüş, evler harabe olmuştur. Göç edenlerin ardından ocaklar sönmüş,&nbsp;<strong>cemler</strong>&nbsp;azalmış, cemevine suyu yukarıdaki depodan taşımak zorunda kalmışlardır. Hayvanlar susuzluktan telef olmuş, meralar kurumuş, tarlalar verimsizleşmiştir. Köy, adım adım bir&nbsp;<strong>hayalet köye</strong>&nbsp;dönüşmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Muhtar Hasan Yolla</strong>, elinde kalın bir dosyayla yetkililerin kapısını her çaldığında aynı sözleri duyar:&nbsp;<strong>“Dilekçeniz alındı, değerlendirilecek.”</strong>&nbsp;Dosya kalınlaşır, su azalır. Değerlendirme süresi, köyün ömründen uzundur.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Oy zamanı yetkililer gelir.</strong>&nbsp;Vali gelir, kaymakam gelir, belediye başkanı gelir. Fotoğraf çektirirler, çocukları okşarlar, kahve içerler,&nbsp;<strong>“sorunlarınızı biliyoruz”</strong>&nbsp;derler. Oy bitince kapı bir daha çalınmaz. Ne telefon ederler, ne uğrarlar, ne de su gelir.&nbsp;<strong>Urfiye Aslan</strong>, köyün en yaşlı kadınlarından biri, bunu en net söyleyendir:&nbsp;<strong>“Biz de insanız. Aleviyiz diye insan değil miyiz?”</strong>&nbsp;Soruyu sorarken sesi titremez, çünkü titremeyi çoktan bırakmıştır.&nbsp;<strong>“Oy zamanı geliyorlar, hal hatır soruyorlar; oy bitince kimse kapımızı çalmıyor. Biz kimseden ayrıcalık istemiyoruz. Sadece su, yol, hizmet istiyoruz.”</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yol yapılmıştır, ama su yapılmamıştır. Hizmet denilen şey, sadece seçim afişlerinde kalmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Köylüler,&nbsp;<strong>Baba Hasan</strong>’ı anar. O, bu köyden çıkmış bir pir olarak bilinir. Rivayet ederler ki, bir gün genç Ali’ye şöyle demiştir:&nbsp;<strong>“Pir, hakikatin suyunu insanlara ulaştıran bir pınardır. Gerçek pir, insanlara hükmeden değil, onlara hizmet edendir. Bir gönül kırılmışsa onarır, bir yetim varsa başını okşar, bir insan karanlıkta kalmışsa ona yol olur.”</strong>&nbsp;Bu sözler köyün duvarlarında asılıdır. Ama bu sözler, ne kaymakamlığın raporlarına girmiş, ne valiliğin bütçesine, ne de belediyenin planlarına. Çünkü&nbsp;<strong>devlet, pirlikle değil, kanunlarla yönetilir.</strong>&nbsp;Ve kanunlar, susuz köyleri değil, oy çokluğunu görür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kuruca’da her kova su, aslında bir&nbsp;<strong>belgedir</strong>. Taşınan her damla, devletin yok saydığı bir gerçekliktir. Kadınların omuzlarındaki nasırlar, mahkeme tutanaklarına geçmeyen bir davadır. Çocukların susuzluktan hasta olması, istatistiklere girmeyen bir ölçüttür. Ve her yıl tekrarlanan&nbsp;<strong>“yakında”</strong>, zaman aşımına uğramış bir sözdür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yetkililer, köyü haritada gösterirler. Ama haritada su yoktur. Haritada sadece çizgiler vardır. O çizgilerin arasında Kuruca kaybolur. Tıpkı dilekçelerin dosya raflarında kaybolduğu gibi. Tıpkı sondaj makinelerinin sökülüp götürüldüğü gibi. Tıpkı umutların her seçim dönemi yeniden canlanıp, her seçim sonrası öldüğü gibi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">1989’daki üç günlük susuzluk, köyün&nbsp;<strong>kolektif hafızası</strong>dır. O günleri yaşayanlar hâlâ anlatır:&nbsp;<strong>“Tanker istedik, gelmedi. Yetkililer ‘yakında’ dedi, ama o yakında hiç gelmedi.”</strong>&nbsp;O günden bugüne, otuz yedi yıl geçmiştir. Otuz yedi yıl boyunca aynı demir borulardan arsenikli su akmış, aynı kovalar taşınmış, aynı dilekçeler yazılmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Köyün yaşlıları, Baba Hasan’ın bir başka sözünü hatırlar:&nbsp;<strong>“Pir, yalnızca yol gösteren değil; halkın derdini omzunda taşıyandır.”</strong>&nbsp;Bugün Kuruca’nın derdini omzunda taşıyan kimse yoktur. Kaymakam oturduğu makamda&nbsp;<strong>“yakında”</strong>&nbsp;der, Vali uzaktan&nbsp;<strong>“biliyoruz”</strong>&nbsp;der, Belediye bütçesinde&nbsp;<strong>“kalem yok”</strong>&nbsp;der. Ve devlet, tüm bu söylemlerin arkasında, sessizce durur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Oysa&nbsp;<strong>susuzluk, bir doğa olayı değildir. Susuzluk, bir tercihtir.</strong>&nbsp;Bir köyün susuz kalması, o köyün seçmen değeri ile orantılıdır. Kuruca’nın seçmen değeri düşüktür, çünkü nüfusu azalmıştır. Nüfusu azalmıştır, çünkü su yoktur. Su yoktur, çünkü seçmen değeri düşüktür. Bu&nbsp;<strong>kısır döngü</strong>, dört yüz yıldır işlemektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Cemevi</strong>, köyün en yüksek yerindedir. Oraya su çıkmaz. İbadet için gidenler, yanlarında su götürmek zorundadır. Cem sırasında okunan dualar, susuzluğu gidermez. Ama dualar, yetkililerin kapısından daha çok işitilir. Çünkü dualar, makam tanımaz. Oysa devlet, makamı tanır.&nbsp;<strong>Makam, susuz köyleri duymaz.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Köylüler, Bingöl dağından su getirme önerisini hâlâ hatırlar. O proje, bir rapor olarak kalmıştır. Raporda “uzaklık” yazar. Aynı rapor, yol için&nbsp;<strong>“yakın”</strong>&nbsp;der, okul için&nbsp;<strong>“makul”</strong>&nbsp;der, hastane için&nbsp;<strong>“gerekli”</strong>&nbsp;der. Ama su için hep&nbsp;<strong>“uzak”</strong>&nbsp;der. Çünkü su, siyasi değildir.&nbsp;<strong>Su, sadece yaşamdır.</strong>&nbsp;Ve yaşam, siyasetin dışındadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Baba Hasan, ölmeden önce son sözünü söylemiş rivayete göre:&nbsp;<strong>“Pirlik makamla değil, gönülle olur. Bir insanın büyüklüğü, kaç kişiye hükmettiğiyle değil, kaç gönüle dokunduğuyla ölçülür.”</strong>&nbsp;Kuruca’da bugün hiçbir makam gönüle dokunmamıştır. Sadece susuzluk dokunmuştur. Ve susuzluk, her gün biraz daha derine işlemiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Köyün&nbsp;<strong>mezarlığı</strong>, yamacın ucundadır. Orada yatanlar, su hasretiyle ölmüşlerdir. Taşlarında su damlası figürü yoktur. Sadece isimler, tarihler ve bir cümle:&nbsp;<strong>“Suya hasret.”</strong>&nbsp;Bu cümle, köyün resmî tarihine yazılmamıştır. Ama her mezar, bir belgedir. Her mezar, bir şikâyettir. Ve her mezar, devletin sustuğu bir tanıktır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kuruca halkı, artık yetkililerden bir şey beklemez. Çünkü beklemek, bir zaman sonra&nbsp;<strong>umutsuzluğa</strong>&nbsp;dönüşür. Naime Yolla, her sabah çeşmeye gider, kovasını doldurur, eve taşır.&nbsp;<strong>Yusuf Yola</strong>, İzmir’den sağlık sebebiyle köye dönmüştür, ama döndüğüne pişmandır.&nbsp;<strong>“Hayat su üzerinde kuruludur,”</strong>&nbsp;der.&nbsp;<strong>“Su olmayınca hayat duruyor.”</strong>&nbsp;Ve hayat durdukça, köy boşalır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yetkililere sorulur:&nbsp;<strong>“Kuruca’ya su niçin gelmez?”</strong>&nbsp;Cevap hazırdır:&nbsp;<strong>“Bütçe yok, altyapı yetersiz, proje aşamasında.”</strong>&nbsp;Aynı cevaplar, 1989’da da verilmiştir. 1990’da da, 2000’de de, 2010’da da, 2020’de de. Değişen tek şey, bütçenin büyüklüğü ve altyapının yaşıdır. Ama su, hâlâ gelmemiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Oysa aynı yetkililer, bir başka köye asfalt yapmış, bir başka ilçeye hastane dikmiş, bir başka beldeye park kurmuştur. Kuruca’ya sadece&nbsp;<strong>söz</strong>&nbsp;gelmiştir. Sözler de tıpkı demir borular gibi paslanmıştır. Paslanan sözler, içilemez. Ama yetkililer, paslı sözlerle yetinir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Baba Hasan’ın&nbsp;<strong>pirin ışığı</strong>, hâlâ köyün üzerindedir. Ama ışık, su değildir. Işık, sadece gösterir; susuzluğu gidermez. Köylüler, Baba Hasan’ın adını anarken, aslında bir&nbsp;<strong>adalet</strong>&nbsp;ararlar. Adalet, suyun herkese eşit akmasıdır. Ama Kuruca’da su eşit akmaz, hiç akmaz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sonuçta, bir köy susuz kalır. İnsanlar göç eder. Evler yıkılır. Cemevi boşalır. Mezarlık dolar. Ve yetkililer,&nbsp;<strong>“yakında”</strong>&nbsp;demeye devam eder. Yakında, belki bir gün, su gelir. Ama o gün gelene kadar, Kuruca bir hatıra olur. Tıpkı Baba Hasan gibi. Sadece anlatılan, ama yaşanmayan.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ve köyün yaşlıları, torunlarına şöyle der:&nbsp;<strong>“Baba Hasan yaşasaydı, önce suyu değil, insanların gönlünü sorardı. Ama bilirdi ki gönül de su gibi, susuz kalınca kurur.”</strong>&nbsp;Bugün Kuruca’nın gönlü kurumuştur. Geriye sadece kovalar, dilekçeler ve paslı borular kalmıştır. Ve bu borular, hâlâ arsenikli su taşımaktadır. Devlet ise, o boruları değiştirmemektedir. Çünkü değiştirmek,&nbsp;<strong>görmek</strong>&nbsp;demektir. Ve görmek,&nbsp;<strong>sorumluluk</strong>&nbsp;demektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Sorumluluk, susuz köylerde değil, raporlarda durur.</strong>&nbsp;Raporlar ise, yakında yapılacakların listesidir. O liste hiç bitmez. Tıpkı Kuruca’nın susuzluğu gibi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ben, Prof. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu, her seçim dönemi o soğuk mart sabahını ve Baba Hasan’ın yürüdüğü o buzlu yolu düşünürüm. Çünkü&nbsp;<strong>bir pir, sadece rüya görmez. Bir pir, yürür.</strong>&nbsp;Kuruca’dan Tekman’a, soğuğun ortasında, hakkı söylemek için yürür. Ve o yürüyüş, bugün hâlâ bitmemiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Babam Abdulbaki Yazıcıoğlu, o yürüyüşü anlamıştı. O,&nbsp;<strong>pirinin ışığını</strong>&nbsp;makamında değil, hizmetinde taşıdı. Suyu, yolu, hakkı önceleyen bir belediye başkanıydı. Onun döneminde Tekman, susuz köylerini unutmadı. Çünkü o, Baba Hasan’ın şu sözünü hiç unutmadı:&nbsp;<strong>“Pir, yalnızca yol gösteren değildir; halkın derdini omzunda taşıyandır.”</strong>&nbsp;Babam, bu derdi omzunda taşıdı. Ve bu yüzden, onu minnetle anıyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Aleviler</strong>&nbsp;ise, bu toprakların en kadim halklarından biridir. Onlar, susuzlukla, ihmal ve ayrımcılıkla imtihan edilmişlerdir. Ama&nbsp;<strong>Urfiye Aslan</strong>’ın dediği gibi:&nbsp;<strong>“Biz de insanız.”</strong>&nbsp;Onlar, kimseden ayrıcalık istemez; sadece su, yol, hizmet isterler. Onların sabrı, insanlık onurunun en yalın ifadesidir. Babam, onların bu onurlu duruşunu bilirdi. Ve onlara hizmet etmeyi, pirinin bir emri sayardı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Baba Hasan</strong>&nbsp;ise, bu yazının ruhudur. O, yalnızca bir rüya görmedi; o, o rüyanın peşinden yürüdü. Kuruca’nın soğuğunda, Tekman’a kadar yürüdü. Çünkü biliyordu ki,&nbsp;<strong>pir, hakikatin suyunu insanlara ulaştıran pınardır.</strong>&nbsp;Onun sözleri, bugün hâlâ Kuruca’nın duvarlarında asılıdır. Ve onun ışığı, hâlâ o köyün üzerindedir. Ama ışık, yetmez. Su gerekir. Adalet gerekir. Ve devletin, susuz köyleri görme sorumluluğu gerekir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">O mart sabahı, Baba Hasan’ın babama verdiği tesbih, hâlâ bizdedir. Babam, onu hep yanında taşıdı. Ve ben, bu tesbihi her elime aldığımda, o soğuk sabahı, o yürüyüşü, o&nbsp;<strong>“hak”</strong>&nbsp;kelimesini hatırlarım. Çünkü hak, su gibidir. Susuz kalan her yerde, o hak da susar. Ama Baba Hasan’ın ışığı, susmayan tek şeydir. Ve o ışık, bugün hâlâ Kuruca’nın üzerinde parlamaktadır. Ta ki su gelene kadar. Ta ki adalet sağlanana kadar.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/anadolu-vakiflar-federasyonundan-yas-i-matem-etkinligi-3284</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 00:36:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Anadolu Vakıflar Federasyonu’ndan Yas-ı Matem etkinliği</h1>
                        <h2>Anadolu Vakıflar Federasyonu, Muharrem ayı vesilesiyle düzenlediği “Yas-ı Matem Oruç Açma Lokması” programında devlet kurumlarını, siyasi partileri ve sivil toplum kuruluşlarını aynı sofrada buluşturdu. Yoğun katılımla gerçekleşen programda birlik, beraberlik ve kardeşlik mesajları ön plana çıktı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/anadolu-vakiflar-federasyonundan-yas-i-matem-etkinligi-1781905722.webp">
                        <figcaption>Anadolu Vakıflar Federasyonu’ndan Yas-ı Matem etkinliği</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA –</strong> Anadolu Vakıflar Federasyonu, Ankara’da anlamlı bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem ayı dolayısıyla düzenlenen “<em><strong>Yas-ı Matem Oruç Açma Lokması</strong></em>” programı, Başkent Öğretmenevi Angora Salonu’nda düzenlendi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yaklaşık 200 seçkin davetlinin katıldığı program siyaset, bürokrasi, sivil toplum ve inanç dünyasını bir araya getirerek, Ankara’da özlenen toplumsal uzlaşının ve kardeşliğin en güzel örneklerinden birini sergiledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>MİLLİ EĞİTİM BAKANI TEKİN MÜJDEYİ VERDİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/YT1.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Programa katılarak geniş yankı uyandıran bir konuşma yapan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Muharrem ayının asırlardır milletin ortak hafızasında derin anlamlar taşıyan müstesna bir zaman dilimi olduğunu vurguladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aynı lokmayı paylaşmanın ortak kaderi paylaşma iradesi olduğunu belirten Bakan Tekin, konuşmasında Alevi vatandaşları doğrudan ilgilendiren çok önemli bir müjdeyi paylaştı: </span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Alevi-Bektaşi vatandaşlarımızın, kardeşlerimizin dini hassasiyetlerini, inanç ve kültür ögelerini sağlıklı bir şekilde öğrenebilecekleri bir mekanizmanın eksikliğinden hareketle biz de Milli Eğitim Bakanlığı olarak bir girişimde bulunduk. Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü üzerinden yürüyecek 12 modül yazdık.</em></strong>” </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığının kurulmasını devrimsel bir adım olarak nitelendiren Bakan Tekin, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında milli birlik ve beraberliği güçlendirecek adımlar atmaya devam edeceklerini ifade etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>HZ. HÜSEYİN’İN MÜBAREK BAŞI TÜM MÜSLÜMANLARIN OMUZLARINDA</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/YT2.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Programda konuklara hitap eden Anadolu Vakıflar Federasyonu Başkanı Mehmet Ali Ayyıldız ise Kerbela’nın sadece tarihsel bir acı değil, insanlığın vicdan sınavı olduğunu vurguladığı bir konuşma yaptı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ayyıldız, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Bu akşam aynı sofrada oturuyoruz ama aslında gönüllerimiz Kerbela çölünde… Bugün paylaştığımız lokma sıradan bir lokma değildir; içinde susuz bırakılan çocukların ahı, evlat acısıyla yanan anaların gözyaşı, hakikat uğruna can verenlerin emaneti vardır. Kerbela, insanlığın vicdanının sınandığı gündür. Gözyaşımız her çağın mazlumuna, haksızlığına ve yalnız bırakılan Hüseyinlerine akar.</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Tarih boyunca Hz. Hüseyin efendimizin mübarek başının nereye gömüldüğü tartışılmıştır; Medine mi, Necef mi, Kahire mi? Hayır; doğrusu Hz. Hüseyin’in mübarek başı, mezhebi ve meşrebi ne olursa olsun bütün Müslümanların omuzlarının üstündedir. Gelin bu akşam birbirimizin elini, birbirimizin acısını duyalım. Hiçbir çocuğun susuz kalmadığı, hiçbir insanın ötekileştirilmediği bir dünya için birleşelim.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ANKARA’DA BİRLİK SOFRASI KURULDU</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/YT3.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Anadolu Vakıflar Federasyonu bünyesinde yer alan Atatürkçü Düşünce ve Laik Eğitim Vakfı, Anadolu Erenleri Kültür ve Sanat Vakfı, Engelli Eğitim Kültür Sağlık Spor Vakfı gibi üye vakıfların ev sahipliğindeki organizasyona katılım oldukça yoğundu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Geceye çok sayıda vatandaşın yanı sıra milletvekilleri, akademisyenler, Alevi dedeleri ve babaları, kanaat önderleri ve basın mensupları katıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Öte yandan, programa devlet kurumları da üst düzey katılım sağladı. Paylaşılan lokma sofrasında T.C. Milli Eğitim Bakanlığı, T.C. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, T.C. Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu, T.C. Cumhurbaşkanlığı Sosyal Politikalar Kurulu, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Ankara Bölge Müdürlüğü ve Vakıflar Meclis Üyeleri temsilcileri yer aldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>SİYASET ÜSTÜ BULUŞMA VE DESTEK</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/YT4.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Farklı fikirlerin ve siyasi görüşlerin matem ayının manevi ikliminde bir araya geldiği organizasyona 13 siyasi parti katılım gösterdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Adalet ve Kalkınma Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi, İyi Parti, Büyük Birlik Partisi, DEVA, Gelecek, Saadet, Yeniden Refah, DSP, Vatan Partisi, Anadolu Birliği Partisi ve Yenilik Partisi temsilcileri aynı masayı paylaşarak Yas-ı Matem lokmasına ortak oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Öte yandan, Alevi ve Bektaşi camiasının önde gelen federasyon ve vakıflarının yanı sıra toplumsal dayanışma örgütleri de programda hazır bulundu. Alevi Vakıflar Federasyonu, Cem Vakfı, Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu, Anadolu Abdallar Cemevi Federasyonu, Oğuz Çepni Boyu Dernekler Federasyonu ve Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu başta olmak üzere toplam 17 güçlü sivil toplum kuruluşu, verdikleri beraberlik mesajıyla geceye damga vurdu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi dedelerinin ve babalarının eşliğinde, dualarla açılan oruçlar ve paylaşılan lokmaların ardından; Muharrem ayının dünyaya barış, hoşgörü ve adalet getirmesi temennileriyle program son buldu.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bahcelinin-hibe-ettigi-arsaya-yapilan-cemevi-aciliyor-3283</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Bahçeli'nin hibe ettiği arsaya yapılan cemevi açılıyor!</h1>
                        <h2>Anadolu Ajans'ından Betül Bilsel'in haberine göre, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Horasan Erenleri Dernekler Federasyonuna bağışladığı Nevşehir'deki arsada inşa edilen cemevi, 21 Haziran'da düzenlenecek programla tam kapasite hizmet vermeye başlayacak.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/bahcelinin-hibe-ettigi-arsaya-yapilan-cemevi-aciliyor-1781874202.webp">
                        <figcaption>Bahçeli'nin hibe ettiği arsaya yapılan cemevi açılıyor!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Nevşehir'in Hacıbektaş ilçesi Bala Mahallesi Dedebağ mevkisindeki yaklaşık 6 dönümlük arsa, MHP Genel Başkanı Bahçeli tarafından Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu yönetimine bağışlanmıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Temeli 2 Eylül 2023'te atılan cemevinin ilk etabı, 11 Ekim 2025'te düzenlenen törenle hizmete açıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Mobilya ve iç mekan tasarım çalışmalarının da tamamlanmasıyla, ikinci etap tamamlanmış olarak dergah hizmete açılacak.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">DERGAH TAM KAPASİTE HİZMETE AÇILIYOR</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HORASAN1.png" style="height:450px; width:760px" /></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem ayının 6'ncı gününe denk gelen 21 Haziran'da cemevinin bahçesinde düzenlenecek program kapsamında muharrem orucu açılacak. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Programla cemevi de tam kapasite hizmete girecek.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi inanç ve kültürüne ait unsurları bünyesinde barındıran yaklaşık 6 bin metrekarelik alanda inşa edilen cemevi, mimari yapısı, fiziki büyüklüğü ve çok yönlü kullanım alanlarıyla Türkiye'nin ve dünyanın en büyük cemevi projeleri arasında gösteriliyor.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">TÜRK ALEVİ MİMARİSİ ÖRNEK ALINDI</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/hORASAN2.png" style="height:450px; width:760px" /></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu ile Alevi dedelerinin de katkı sunduğu proje kapsamında inşa edilen yapı, bodrum, zemin ve birinci kat olmak üzere üç kattan oluşuyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hoca Ahmet Yesevi'nin "<em><strong>Dört kapı, kırk makam</strong></em>" öğretisi ise yapının dış cephesinde yer alan sütunlarla mimariye yansıtıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<strong><em>Ya Allah, Ya Muhammed, Ya Ali</em></strong>" anlayışına atfen üç ayrı kapalı bölüme sahip yapının 307 metrekarelik merkezi alanı cem ibadetleri için kullanılacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi kültürünün yaşatılması ve toplumsal birlik ile dayanışmanın güçlendirilmesi amacıyla hayata geçirilen Horasan Erenleri Dergah Cemevi'nin cem salonu temsil taşından esinlenilerek 12 köşeli inşa edilirken, tavanında kullanılan kırlangıç motifiyle yedi kat gökyüzü simgelendi.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">DERGAH SADECE CEMEVİ DEĞİL</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Salonda sönmeyen ateş ve su figürlerinin yer aldığı özel bölümler bulunurken, tesis bünyesinde 50 araçlık kapalı ve 15 araçlık açık otopark, 160 kişilik çok amaçlı toplantı salonu, fuaye alanı, dede odası, sohbet odası, yemek salonu, sanayi tipi mutfak, kurban kesim alanı, gasilhane ve morg yer alıyor. Ayrıca 50 yatak kapasiteli 22 odadan oluşan misafirhane ile iki atölye bulunuyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dergahın yıl boyunca yurt içinden ve dışından gelecek ziyaretçilere açık olması, Hacıbektaş'a gelen ziyaretçilerin konaklama ve sosyal ihtiyaçlarını karşılamaya katkı sağlaması hedefleniyor.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turksoy-ataturkun-baba-ocaginda-3282</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 13:55:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>TÜRKSOY Atatürk’ün Baba Ocağında</h1>
                        <h2>Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) Genel Sekreter Yardımcısı Sayit Yusuf Kocacık köyünü ziyaret etti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/turksoy-ataturkun-baba-ocaginda-1781872801.webp">
                        <figcaption>TÜRKSOY Atatürk’ün Baba Ocağında</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / KUZEY MAKEDONYA –</strong> Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) Genel Sekreter Yardımcısı Sayit Yusuf, Kuzey Makedonya’ya gerçekleştirdiği çalışma ziyareti kapsamında Merkez Jupa Belediyesini ve Türk dünyası için büyük bir tarihî öneme sahip olan Kocacık köyünü ziyaret etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sayit Yusuf ve beraberindeki heyetin programı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün baba soyunun kökenlerinin dayandığı Kocacık köyü ile başladı. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ATATÜRK’ÜN BABASININ EVİNE ZİYARET</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/km1.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Heyet, köyde yer alan ve Türk Dünyası açısından özel bir anlam taşıyan Ali Rıza Efendi Anı Evi’ni ziyaret etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Müze Müdürü Deniz Hasan tarafından karşılanan TÜRKSOY heyetine müzenin tarihçesi, yürütülen çalışmalar ve bölgenin kültürel mirası hakkında detaylı bilgi verildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tarihî kaynaklara göre, Atatürk’ün dedesi Kızıl Hafız Ahmet Efendi’nin de Kocacık Yörüklerinden olduğu bilinmektedir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Atatürk’ün babası Ali Rıza Efendi’nin doğduğu bu ev, Atatürk’ün ailesinin tarihine ışık tutan en önemli kültürel mekânlardan biri olarak kabul ediliyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bölge, Türk tarihinin ve Balkanlardaki ortak kültürel mirasın yaşayan en önemli sembolleri arasında yer alıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>JUPA BELEDİYESİ İLE GÖRÜŞME</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/km2.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Anı evi ziyaretinin ardından Merkez Jupa Belediyesine geçen Sayit Yusuf ve heyeti, Belediye Başkanı Ariyan İbraim ve Belediye Konseyi Başkanı Halime Süleyman ile bir araya geldi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Resmî görüşmede şu ana başlıklar öne çıktı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">-Bölgenin kültürel değerlerinin korunması,</span></p>

<p><span style="color:#000000">-Ortak Türk kültür mirasının gelecek nesillere aktarılması,</span></p>

<p><span style="color:#000000">-Kültür alanındaki yeni iş birliği imkânlarının değerlendirilmesi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplantıda, Türk Dünyası’nın ortak tarihî hafızasının yaşatılmasının büyük bir önem taşıdığı vurgulanırken, TÜRKSOY ile yerel kurumlar arasındaki kültürel bağların daha da geliştirilmesi yönünde kararlılık mesajı verildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyaret programı, günün anısına gerçekleştirilen karşılıklı hediye takdimi ve hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/prof-dr-bulent-kara-yazdi-alevi-toplumu-icin-ozelestiri-ve-gelecek-perspektifi-3281</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 18:15:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Prof. Dr. Bülent Kara yazdı: Alevi toplumu için özeleştiri ve gelecek perspektifi</h1>
                        <h2>Prof. Dr. Bülent Kara, Cumhuriyet Halk Partisi içinde son dönemde ortaya çıkan iç kavgalar bağlamında, Alevilik inancı üzerinden siyasi parti rekabetinde var olmanın zararlarına dair uyarılarda bulundu. Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Sosyoloji Anabilim Dalı'nda eğitim çalışmalarını sürdüren Prof. Dr. Kara, "Sosyal medya linçleriyle demokratik mücadele verilmez. Bugün ihtiyaç duyulan şey; daha çok bağırmak değil, daha derin görmek, daha doğru konuşmak ve ortak geleceği birlikte kurabilecek bir siyasal olgunluk geliştirmektir." dedi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/prof-dr-bulent-kara-yazdi-alevi-toplumu-icin-ozelestiri-ve-gelecek-perspektifi-1781796984.webp">
                        <figcaption>Prof. Dr. Bülent Kara yazdı: Alevi toplumu için özeleştiri ve gelecek perspektifi</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">TÜRKİYE’DE SİYASAL MÜHENDİSLİĞİN YENİ BİÇİMİ: </span></p>

<p><span style="color:#000000">ALEVİ TOPLUMU ve CHP EKSENİNDE SİYASAL ÇATIŞMA DİNAMİKLERİ1 </span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Prof. Dr. Bülent KARA</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Sosyolog</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’de Siyasal Tartışmaların Tarihsel Arka Planı </span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’nin son dönemlerde yaşadığı siyasal tartışmalar, yalnızca günlük parti rekabeti, liderlik mücadelesi ya da sosyal medya polemikleri üzerinden okunamayacak kadar derin bir arka plana sahiptir. Bugün görünürde Cumhuriyet Halk Partisi, Alevi toplumu, Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik eleştiriler, bazı vakıf ve dernek çevrelerinin karşılıklı suçlamaları yahut sosyal medyada büyütülen linç kampanyaları tartışılıyor gibi görünse de meselenin daha derininde Türkiye’nin uzun yıllardır maruz kaldığı bir siyasal mühendislik biçimi yatmaktadır. Bu mühendislik, geçmişte karşıt ideolojik kamplar oluşturarak toplumsal enerjiyi iç çatışmalara yönlendirmiş; bugün ise daha tehlikeli bir aşamaya geçerek aynı kimlik, aynı inanç ve aynı siyasal aidiyet havzası içindeki insanları birbirine düşürme yolunu seçmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’nin yakın tarihi, dış bağlantılı, vesayetçi ya da iç siyasal dengeleri yönlendirmeye çalışan yapıların toplumsal ayrışmalardan beslendiğini gösteren örneklerle doludur. Komünizmle Mücadele Derneği gibi Soğuk Savaş döneminin ideolojik yapıları, FETÖ benzeri uzun vadeli örgütlenmeler ve farklı dönemlerde farklı adlar altında ortaya çıkan siyasaltoplumsal mühendislik mekanizmaları, Türkiye’nin kendi doğal gelişim enerjisini sürekli iç gerilimlerle tüketmiştir. Ülkenin refahı, kalkınması, demokratikleşmesi, medeniyet yürüyüşü ve toplumsal huzuru için kullanılması gereken enerji; yıllarca kardeşi kardeşe, komşuyu komşuya, aynı ülkenin evlatlarını birbirine karşı konumlandıran gerilimlere harcanmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu noktada dikkat edilmesi gereken husus şudur: Geçmişte kurulan karşıtlıklar çoğunlukla iki ayrı cephe üzerinden işletiliyordu. Bir taraf diğerine karşı konumlandırılıyor, siyaset de bu karşıtlık üzerinden düzenleniyordu. Fakat bu yöntemin artık yeterince etkili olmadığı görülmüş olmalı ki bugün daha içeriden, daha ince ve daha zehirli bir yöntem devreye sokulmaktadır. Artık çatışma, yalnızca farklı ideolojik kamplar arasında değil; aynı kimliğin, aynı inanç dünyasının, aynı siyasal aidiyet alanının içinde üretilmektedir. Bu durum, özellikle Alevi toplumu ve Cumhuriyet Halk Partisi çevresinde yaşanan son tartışmalarda açık biçimde görülmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Komünizmle Mücadele Derneği’nden Günümüze Uzanan Çizgi </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yaklaşık 50 yıl önce Komünizmle Mücadele Derneği çevresinde şekillenen siyasal iklim ile günümüzde ortaya çıkan bazı ilişkiler dikkat çekicidir. Derneği yönetenlerin çocukları ile o dönemde mağdur edilen kesimlerin çocuklarının günümüzde çeşitli ittifaklar ve yakınlaşmalar içerisinde bulunmaları dikkatle değerlendirilmesi gereken bir durumdur. Tarih, bazen aktörleri değiştirse de yöntemlerini koruyabilmektedir. Bu durum siyasal hafızanın önemini ortaya koymaktadır. Dün toplumsal kesimleri birbirine karşı konumlandıran anlayışın, bugün farklı yöntemlerle benzer sonuçlar üretmeye çalışabileceği göz ardı edilmemelidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Karşıt Grupların Çatışmasından Aynı Kimlik İçindeki Çatışmaya </span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’de geçmişte sağ-sol, laik-dindar, Alevi-Sünni, milliyetçi-devrimci gibi karşıtlıklar üzerinden işletilen çatışma siyaseti, bugün aynı sosyolojik zemin içinde çatlaklar üretme biçiminde yeniden sahneye konulmaktadır. Eskiden karşıt gruplar birbirine düşürülüyor, çatışma iki ayrı kamp arasında örgütleniyordu. Bugün ise aynı tarihsel acıları paylaşan, aynı kültürel hafızadan beslenen, aynı demokratik talepleri dile getiren çevrelerin kendi içlerinde parçalanması hedeflenmektedir. Bu, daha sinsi ve daha yıkıcı bir yöntemdir. Çünkü karşıt gruplar arasındaki çatışma belli ölçülerde tanınabilir, sınırları görülebilir ve yönetilebilirken; aynı kimlik havzası içindeki çatışmalar hem daha duygusal hem daha derin hem de daha kontrolsüzdür. Gerçek kardeş kavgası da tam burada başlar.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ALEVİLİK, YOL ERKÂNI VE İÇ TARTIŞMALAR </span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Aleviliğin Temel Değerleri ve Yol Anlayışı </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilik tarihsel olarak yalnızca bir inanç kimliği değil; aynı zamanda adalet, mazlumiyet, yol erkânı, rıza, edep, insan sevgisi ve zulme karşı duruş gibi değerlerle şekillenmiş derin bir kültürel havzadır. Bu havzanın en temel ilkelerinden biri, yolun kişisel hırsların ve günlük siyasal kavgaların üzerinde görülmesidir. “Yol cümleden uludur” anlayışı, Alevi irfanının merkezinde yer alır. Bu anlayış, kişisel ihtirasları, grup çıkarlarını, geçici siyasal pozisyonları ve sosyal medya öfkelerini aşan bir ahlakı ifade eder. Dolayısıyla Alevilik içinden konuştuğunu iddia eden kişi, yapı ya da çevrelerin, bu yol ahlakını siyasal kavga malzemesi hâline getirmesi son derece tehlikelidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi Toplumu İçerisinde Derinleşen Ayrışmalar </span></p>

<p><span style="color:#000000">Son dönemlerde bazı Alevi çevrelerinde, vakıf, dernek, örgüt, kanaat grubu ya da sosyal medya aktörleri üzerinden yürüyen tartışmaların, haklı eleştiri sınırını aşarak bir tür iç linç kültürüne dönüştüğü görülmektedir. Burada sorun, herhangi bir siyasal figürün eleştirilmesi değildir. Elbette Kemal Kılıçdaroğlu da başka bir siyasal aktör de, parti yöneticileri de, kanaat önderleri de eleştirilebilir. Demokratik siyasetin doğası bunu gerektirir. Fakat eleştiri ile itibarsızlaştırma, siyasal değerlendirme ile kimlik imhası, fikir ayrılığı ile inanç içi mahkûmiyet arasında ciddi bir fark vardır. Bugün tehlikeli olan, bu sınırların bilinçli ya da bilinçsiz biçimde ortadan kaldırılmasıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bazı çevreler kendi haklılıklarını ispatlama çabasıyla hareket ederken, aslında kendi toplumsal zeminlerini zayıflatmakta ve kendilerini inkâr etmektedirler. Kendi gibi düşünenleri savunmak yerine, kendinden olmayanların rüzgârı arkasında savrularak hareket etmek; Aleviliğe, doğruluğa ve ortak değerlere hizmet etmekten çok, bunları zayıflatan sonuçlar doğurmaktadır. Bu nedenle özellikle Alevi inancından beslenen kanaat önderleri ve Cumhuriyet değerlerine sahip çıkan kesimler son derece dikkatli ve uyanık olmak zorundadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">“Düşkünlük” Kavramının Siyasal Amaçlarla Kullanılması </span></p>

<p><span style="color:#000000">Vahim olan husus, bazı kişi ve çevrelerin siyasal gerekçelerle “düşkünlük” gibi Aleviliğin en ağır inanç içi kavramlarını devreye sokmasıdır. Düşkünlük, Alevi yolunda sıradan bir suçlama ya da günlük bir siyasal mahkûmiyet ifadesi değildir. Yol, erkân, görgü, ocak, rıza, cem ve topluluk düzeni içinde anlam kazanan ciddi bir inanç hükmüdür. Böyle bir kavramın sosyal medya öfkesiyle, parti içi hizipçilikle, kişisel kırgınlıklarla ya da ideolojik hesaplaşmalarla kullanılması, Aleviliğin kendi iç hukukunu ve irfanî derinliğini aşındırır. Ocaktan gelmeyen, erkân bilmeyen, yolun inceliklerini tanımayan, görgü ve rıza düzenini idrak etmeyen bazı çevrelerin siyasal gerekçelerle insanları “düşkün” ilan etmeye kalkışması, Aleviliği korumak değil; tam tersine Aleviliğin içini boşaltmaktır. Bu noktada temel sorular şunlardır: </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Bu kişileri düşkün ilan edenler kimlerdir? </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Hangi yetkiyle ve hangi erkâna göre hareket etmektedirler? </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Düşkünlüğün koşulları nelerdir? </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Görgü, rıza ve ocak sistemi olmadan böyle bir hüküm verilebilir mi? </span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">CHP, KEMAL KILIÇDAROĞLU VE SİYASAL DİL TARTIŞMASI </span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">CHP İçindeki Tartışmalar ve Vesayet Sorunu </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün bazı çevrelerin farkında olmadan içine düştüğü en büyük yanılgı, kendinden olanı yıpratmayı siyasal cesaret sanmasıdır. Oysa siyasal cesaret, kendi mahallesini körü körüne savunmak değildir; fakat kendi mahallesini başkalarının hesapları adına parçalamak da değildir. Gerçek siyasal erdem, hem eleştirel aklı korumak hem de ortak tarihsel zemini tahrip etmemektir. Kendi gibi düşünen, aynı inanç ve değer dünyasından beslenen insanları, karşıt mahallenin alkışları uğruna yok etmeye çalışmak, siyasal doğruluk değil; tarihsel basiretsizliktir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu bağlamda Cumhuriyet Halk Partisi içinde yaşanan tartışmalar da yalnızca parti içi rekabet olarak görülemez. CHP, Türkiye’de yalnızca bir parti değildir; Cumhuriyet’in kuruluş hafızasını, laiklik ilkesini, sosyal demokrasiyi, halkçılığı, hukuk devleti idealini ve farklı toplumsal kesimlerin demokratik temsil arayışını bünyesinde taşıyan tarihsel bir yapıdır. Böyle bir partide değişim, yenilenme ve liderlik tartışmaları elbette olacaktır. Fakat bu tartışmalar, vesayet ilişkileri, dışarıdan yönlendirilen algı operasyonları, cezaevi merkezli siyasal gölgeler, medya mühendisliği ya da sosyal medya linçleri üzerinden yürütülürse, ortaya sahici bir demokratik yenilenme değil, kontrollü bir iç hesaplaşma çıkar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Liderlik meselesi de burada ayrıca ele alınmalıdır. Liderlik yalnızca makam elde etmek değildir. Başkalarının silahlarıyla, başkalarının talihiyle, başkalarının gölgesiyle elde edilen makamlar kısa vadede parlak görünebilir; fakat uzun vadede kalıcı bir siyasal meşruiyet üretmez. Machiavelli’nin Prens’te işaret ettiği gibi, başkalarının gücüyle kazanılan iktidarlar kırılgandır; çünkü onların dayanağı kişinin kendi erdemi, kendi kabiliyeti ve kendi toplumsal karşılığı değildir. Türkiye siyasetinde de vesayet altında lider olduğunu sananların ve bu vesayete bilinçli ya da bilinçsiz biçimde çanak tutanların tarihsel akıbeti iyi okunmalıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Liderlik; </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Meziyet, </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Erdem, </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Ahlak, </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Dürüstlük, </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Fazilet, </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Sabır, </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Feraset, </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Toplumsal sorumluluk gerektirir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu noktada geçmiş siyasal örnekler üzerinden yapılan değerlendirmeler de seçici olmamalıdır. Dün Turgut Özal-Yıldırım Akbulut ilişkisi üzerine ağır ironiler yapanların, bugün başka türden vesayet ilişkilerini görmezden gelmeleri ciddi bir tutarsızlıktır. Eğer bir dönemde vesayet, gölge liderlik, emanetçilik ya da irade devri eleştiriliyorsa, aynı ölçütler bugün de uygulanmalıdır. Aksi hâlde siyasal ahlak ilkeli olmaktan çıkar, konjonktürel bir araca dönüşür. Bugün cezaevinden, medya gücünden, örgütlü algıdan ya da sosyal medya dalgasından beslenen her türlü siyasal yönlendirme, aynı dikkatle sorgulanmalıdır. </span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ALEVİ TOPLUMU İÇİN ÖZELEŞTİRİ VE GELECEK PERSPEKTİFİ </span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Üstünlük Söylemleri Yerine Somut Davranışlar </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi toplumunun; </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ “Biz daha demokratız” </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ “Biz daha özgürlükçüyüz” </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ “Biz daha dürüstüz” </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ “Biz daha cesuruz” </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ “Biz daha evrenseliz” gibi soyut üstünlük iddialarından çok, bu değerleri somut davranışlarla göstermesi gerektiği ifade etmek gerekir. Demokrasi yalnızca karşı tarafın baskısına karşı çıkmak değil, kendi içindeki farklı görüşlere de adaletle yaklaşabilmektir. Özgürlükçülük kendi içindeki farklı sesleri de koruyabilmektir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu nedenle Alevi toplumu ve demokratik çevreler, bugün daha sade, daha kuşatıcı, daha anlamlı ve daha kendi kendini anlatabilen bir siyasal dile ihtiyaç duymaktadır. Kirli, mübalağalı, küçümseyici, hakaret yüklü ve kendini sürekli ahlaki üstünlük üzerinden kuran dil, toplumu ikna etmez; aksine onu yorar. Apolitik öfkeyi politik tavır sanmak, sosyal medya hırçınlığını devrimcilik diye sunmak, kişisel kırgınlıkları tarihsel dava gibi göstermek, inanç kavramlarını siyasal mühimmat hâline getirmek bu topluma fayda sağlamaz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sosyal Medya, Linç Kültürü ve Kişisel Çıkarlar </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bazı kanaat önderleri ve sosyal medya kullanıcıları, bireysel çıkarlarını toplumun çıkarları gibi sunabilmekte ve bu durum bir önemsenme yanılsaması yaratabilmektedir. Sosyal medya hırçınlığını devrimcilik, kişisel kırgınlıkları tarihsel dava ve inanç kavramlarını siyasal mühimmat hâline getirmek toplumsal fayda üretmemektedir. Kirli, mübalağalı, küçümseyici ve hakaret içeren dil yerine daha sade, daha kuşatıcı ve daha anlamlı bir siyasal dil geliştirilmesi gerekmektedir. </span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">SONUÇ: KARDEŞ KAVGASINA KARŞI ORTAK AKIL </span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün Türkiye açısından en büyük tehlikelerden biri, artık karşıt kampların çatışması değildir. Aynı kimliğin, aynı inancın ve aynı siyasal hafızanın kendi içerisinde parçalanmasıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu nedenle: </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Yolun, </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Erkânın, </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Rızanın, </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Edebin, </span></p>

<p><span style="color:#000000">+ Tarihsel sorumluluğun yeniden hatırlanması gerekmektedir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün asıl ihtiyaç, Alevi toplumunun kendi içinden yükselen serinkanlı, erdemli ve yol ahlakına bağlı bir ortak akıldır. Bu ortak akıl, ne eleştiriyi yasaklamalı ne de haksız linçlere izin vermelidir. Ne kişileri kutsamalı ne de onları kimlikleri üzerinden değersizleştirmelidir. Ne parti içi tartışmaları bastırmalı ne de bu tartışmaların kardeş kavgasına dönüşmesine göz yummalıdır. Özellikle kanaat önderleri, ocakzadeler, dernek ve vakıf temsilcileri, siyasal aktörler ve sosyal medya etkileyicileri, kullandıkları dilin yalnızca kendi şahıslarını değil, temsil ettikleri tarihsel hafızayı da etkilediğini unutmamalıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’nin önündeki en büyük tehlikelerden biri, artık yalnızca karşıt kampların çatışması değil; aynı mahallenin, aynı kimliğin, aynı inancın ve aynı siyasal hafızanın kendi içinde parçalanmasıdır. Bu parçalanma, sıradan bir fikir ayrılığı değildir; yönetilmediği takdirde tarihsel bir kırılmaya dönüşebilir. Bu nedenle özellikle Alevi toplumu içinde yolun, erkânın, rızanın, edebin ve tarihsel sorumluluğun yeniden hatırlanması gerekir. Cumhuriyet değerlerine bağlı, demokratik siyaseti önemseyen, Aleviliğin irfanî derinliğini bilen ve Türkiye’nin ortak geleceğini önceleyen herkes, bu yeni çatışma mühendisliğine karşı dikkatli olmalıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’nin siyasal geleceği açısından da mesele yalnızca Alevi toplumu ya da CHP ile sınırlı değildir. Aynı kimlik havzası içinde çatışma üretme yöntemi, bugün bir yerde deneniyorsa yarın başka bir yerde de denenebilir. Bugün Alevi toplumu içinde ayrışma üreten akıl, yarın milliyetçi çevrelerde, muhafazakâr yapılarda, Kürt siyasetinde, sosyal demokratlarda, sendikalarda, cemaatlerde, meslek örgütlerinde ya da akademik çevrelerde benzer çatlaklar üretmeye çalışabilir. Çünkü yöntem aynıdır: Ortak değerleri olan insanları birbirine karşı konumlandırmak; güveni yok etmek; temsil kabiliyetini kırmak; enerjiyi dışa değil içe yöneltmek; sonunda da toplumsal bütünlüğü zayıflatmak. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kardeş kavgasını önlemenin yolu, eleştiriyi susturmak değildir; eleştiriyi ahlakla, bilgiyle, tarihsel bilinçle ve ortak sorumluluk duygusuyla yapabilmektir. Kendi içindeki insanı yok ederek haklı olunmaz. İnanç kavramlarını siyasal öfkeye teslim ederek yol korunmaz. Sosyal medya linçleriyle demokratik mücadele verilmez. Vesayet ilişkilerini görmezden gelerek özgür siyaset kurulmaz. Bugün ihtiyaç duyulan şey, daha çok bağırmak değil; daha derin görmek, daha doğru konuşmak ve aynı tarihsel kaderi paylaşan insanların birbirine karşı değil, birlikte geleceğe yürümesini sağlayacak bir siyasal olgunluk geliştirmektir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kendi içindeki insanı yok ederek haklı olunmaz. İnanç kavramlarını siyasal öfkeye teslim ederek yol korunmaz. Sosyal medya linçleriyle demokratik mücadele verilmez. Bugün ihtiyaç duyulan şey; daha çok bağırmak değil, daha derin görmek, daha doğru konuşmak ve ortak geleceği birlikte kurabilecek bir siyasal olgunluk geliştirmektir. Eğer burada bir taraf, bir yan olacaksa, kendin gibi düşünenleri savunmak öncelik olmalıdır. </span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/derince-cemevi-acilisa-gun-sayiyor-3280</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 17:14:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Derince Cemevi açılışa gün sayıyor</h1>
                        <h2>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Derince'de yapımı tamamlanan İmam Zeynel Abidin Cemevi'nde son incelemelerini gerçekleştirdi. Cem Vakfı Alevi İslam İnanç Hizmetleri Başkanı Mesut Yıldırım ve bölge sakinleri, Başkan Büyükakın'a teşekkürlerini iletti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/derince-cemevi-acilisa-gun-sayiyor-1781792711.webp">
                        <figcaption>Derince Cemevi açılışa gün sayıyor</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Derince’de yapımı tamamlanan İmam Zeynel Abidin Cemevi’nde önemli incelemelerde bulundu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Açılış için gün sayan cemevindeki son hazırlıkları yerinde denetleyen Başkan Büyükakın’a, Cem Vakfı Alevi İslam İnanç Hizmetleri Başkanı Mesut Yıldırım ve bölge halkı eşlik etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin ibadethane ve kültür merkezi destekleri kapsamında inşa edilen Derince İmam Zeynel Abidin Cemevi, Yenikent Mahallesi’nde 4.045 metrekarelik bir alanda, 5 katlı olarak yükseldi. </span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">CEM VAKFI'NDAN BAŞKAN BÜYÜKAKIN'A TEŞEKKÜR</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi vatandaşların kültürel değerlerini yaşatması ve tüm ihtiyaçlarını karşılaması hedeflenen yapının inşaatı tamamlandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İncelemeler sırasında Başkan Büyükakın’a eşlik eden Cem Vakfı Alevi İslam İnanç Hizmetleri Başkanı Mesut Yıldırım ve vatandaşlar, bölgeye kazandırılan bu güzel cemevi için teşekkürlerini dile getirdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Başkan Büyükakın ise cemevinin Alevi vatandaşlara hayırlı olmasını dileyerek, Muharrem ayında tutulan oruçların kabul olmasını temenni etti.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">MODERN DONANIMLI EKSİKSİZ BİR MERKEZ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Toplam 800 metrekare inşaat alanına sahip 5 katlı cemevinde, cenaze alanı, abdesthane, morg, gasilhane, bay-bayan tuvaletleri, yemekhane, mutfak, ürün satış ve fuaye alanı gibi birçok bölüm bulunuyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ayrıca idari ofisler, kütüphane, sekretarya, yönetici ve başkan odaları, dede odası, konferans salonu, kulis, eğitim salonu, reji odası, cem salonu ve lokma odası gibi tüm donatılar eksiksiz bir şekilde yer alıyor.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenlerinden-birlige-davet-3279</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 15:22:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Horasan Erenleri'nden birliğe davet!</h1>
                        <h2>Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu, Muharrem ayı matemi vesilesiyle birlik, beraberlik ve kardeşlik bağlarını pekiştirmek amacıyla Hacıbektaş ilçesinde bulunan Horasan Erenleri Dergahı Cemevi'nde anlamlı bir oruç açma programı düzenliyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/horasan-erenlerinden-birlige-davet-1781785941.webp">
                        <figcaption>Horasan Erenleri'nden birliğe davet!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu, Muharrem ayı matemi vesilesiyle birlik, beraberlik ve kardeşlik bağlarını pekiştirmek amacıyla anlamlı bir iftar programı düzenliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<strong><em>Birliğe Davet</em></strong>" başlığıyla yayımlanan afişte, Hz. Hüseyin ve Kerbela şehitlerinin acısını yüreklerinde taşıyan tüm canlar, Muharrem matemi orucunu birlikte açmaya davet edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"Birlikte Daha Güçlüyüz, Birlikte Daha Umutluyuz"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Av. Erdem Cömert’in öncülüğünde gerçekleştirilecek programla ilgili yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>Yüreklerimizde Hz. Hüseyin ve Kerbela şehitlerinin acısını taşırken; birlik, beraberlik ve kardeşlik bağlarımızı pekiştirmek adına; Muharrem matemi orucumuzu açma programında bir araya geliyoruz ve siz değerli canlarımızı aramızda görmekten onur duyarız.</strong></em>"</span></p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-10%20at%2022_48_03.jpeg" style="height:800px; width:533px" /></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Program Detayları ve Konum:</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Nevşehir'in Hacıbektaş ilçesinde gerçekleştirilecek olan bu anlamlı buluşmanın program bilgileri ise şöyle:</span></p>

<p><span style="color:#000000">* Tarih: 21 Haziran 2024 Cuma<br />
* Saat: 20:00<br />
* Yer: Horasan Erenleri Dergâhı Cemevi<br />
* Adres: Savat Mahallesi, Dedebağ Sokak, Hacıbektaş / NEVŞEHİR</span></p>

<p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu, "<em><strong>Birlikte daha güçlüyüz, birlikte daha umutluyuz</strong></em>" mesajıyla tüm vatandaşları bu manevi iklimi paylaşmaya çağırıyor.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/abd-iran-mutabakat-zaptinin-tam-metni-3278</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 14:20:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>ABD-İran mutabakat zaptının tam metni</h1>
                        <h2>ABD, İran ile savaşı sona erdirmek için varılan anlaşmanın tam metnini yayınladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/abd-iran-mutabakat-zaptinin-tam-metni-1781782526.webp">
                        <figcaption>ABD-İran mutabakat zaptının tam metni</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p style="text-align:start"><span style="color:#000000">ABD'li üst düzey bir yetkili, mutabakat zaptı (MOU) olarak bilinen anlaşmayı BBC de dahil olmak üzere medyaya okudu.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000">Anlaşma, her iki tarafın da önümüzdeki 60 gün içinde nihai bir anlaşmaya varmak için görüşmelere devam etme taahhüdünü içeriyor ve ayrıca Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına ve ABD'nin İran'a uyguladığı yaptırımları kaldırmasına da değiniyor.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000">Aşağıda anlaşmanın 14 maddesinin tamamı yer almaktadır.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><strong>1. Madde:</strong>&nbsp;Amerika Birleşik Devletleri ve İran İslam Cumhuriyeti ve mevcut savaştaki müttefikleri, bu Mutabakat Zaptı'nı imzalayarak, Lübnan da dahil olmak üzere tüm cephelerdeki askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak sona erdiğini ilan eder ve bundan böyle birbirlerine karşı herhangi bir savaş veya askeri operasyon başlatmamayı, birbirlerine karşı güç tehdidinde bulunmaktan veya güç kullanmaktan kaçınmayı ve Lübnan'ın toprak bütünlüğünü ve egemenliğini güvence altına almayı taahhüt ederler. Nihai anlaşma, Lübnan da dahil olmak üzere tüm cephelerdeki savaşın kalıcı olarak sona ermesini ve bu paragrafın diğer hükümlerini teyit edecektir.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><strong>2. Madde:</strong>&nbsp;Amerika Birleşik Devletleri ve İran İslam Cumhuriyeti, birbirlerinin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı göstermeyi ve birbirlerinin iç işlerine müdahale etmekten kaçınmayı taahhüt ederler.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><strong>3. Madde:</strong>&nbsp;Amerika Birleşik Devletleri ve İran İslam Cumhuriyeti, karşılıklı mutabakatla uzatılabilecek şekilde, en fazla 60 gün içinde nihai anlaşmaya varmak için müzakere etmeyi taahhüt ederler.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><strong>4. Madde:</strong>&nbsp;Bu Mutabakat Zaptı'nın imzalanmasının hemen ardından, Amerika Birleşik Devletleri, İran İslam Cumhuriyeti'ne karşı uyguladığı deniz ablukasını ve her türlü rahatsızlığı veya engeli kaldırmaya başlayacak ve deniz ablukasını 30 gün içinde tamamen sona erdirecektir. Bu süre zarfında, gemi trafiği, İran İslam Cumhuriyeti tarafından yeniden tesis edilen savaş öncesi trafik sayısıyla orantılı olacaktır. Amerika Birleşik Devletleri ayrıca, nihai anlaşmanın ardından 30 gün içinde kuvvetlerini İran İslam Cumhuriyeti yakınlarından çekmeyi taahhüt eder.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><strong>5. Madde:</strong>&nbsp;Bu Mutabakat Zaptı'nın imzalanmasının ardından, İran İslam Cumhuriyeti, ticari gemilerin 60 gün boyunca, yalnızca Basra Körfezi'nden Umman Denizi'ne ve Umman Denizi'nden Basra Körfezi'ne ücretsiz olarak güvenli geçişini sağlamak için azami gayreti gösterecektir. Ticari gemi trafiği derhal başlayacak ve İran İslam Cumhuriyeti tarafından taktiksel ve askeri engellerin kaldırılması ve mayın temizleme ihtiyacı göz önünde bulundurularak 30 gün içinde faaliyete geçirilecektir. İran İslam Cumhuriyeti, Hürmüz Boğazı'ndaki gelecekteki yönetim ve denizcilik hizmetlerini tanımlamak için Umman Sultanlığı ile diyalog kuracak ve ilgili uluslararası hukuka uygun olarak diğer Basra Körfezi kıyı devletleriyle görüşmelerde bulunacaktır. Hürmüz Boğazı kıyı devletlerinin egemenlik hakları.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><strong>Madde 6:</strong>&nbsp;Amerika Birleşik Devletleri, bölgesel ortaklarla birlikte İran İslam Cumhuriyeti'nin yeniden inşası ve ekonomik kalkınması için en az 300 milyar dolar (225 milyar sterlin) tutarında kesin ve karşılıklı olarak kabul edilmiş bir plan geliştirmeyi taahhüt eder. Bu planın uygulanmasına yönelik mekanizma, 60 gün içinde nihai bir anlaşmanın parçası olarak kesinleştirilecektir. İlgili finansal işlemler için gerekli tüm lisanslar, muafiyetler ve izinler Amerika Birleşik Devletleri tarafından verilecektir.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><strong>7. Madde:</strong>&nbsp;Amerika Birleşik Devletleri, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) Yönetim Kurulu kararları ve tüm tek taraflı ABD yaptırımları (birincil ve ikincil) dahil olmak üzere, İran İslam Cumhuriyeti'ne karşı uygulanan her türlü yaptırımı, üzerinde mutabık kalınan bir takvime göre sona erdirmeyi taahhüt eder. Nihai anlaşmanın bir parçası olarak, İran İslam Cumhuriyeti ve Amerika Birleşik Devletleri, yukarıda belirtilen yaptırımların sona erdirilmesi konusunun kritik önemini kabul eder ve bu konularda karşılıklı anlaşmaya varmak için müzakerelerde derhal bu konuları ele alma niyetlerini ifade ederler.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><strong>8. Madde:</strong>&nbsp;İran İslam Cumhuriyeti, nükleer silah edinmeyeceğini veya geliştirmeyeceğini yeniden teyit eder. Amerika Birleşik Devletleri ve İran İslam Cumhuriyeti, yedinci paragrafta belirtilen takvime uygun olarak karşılıklı olarak üzerinde anlaşılacak bir mekanizma uyarınca, stoklanmış zenginleştirilmiş malzemenin tasfiyesi konusunda anlaşmaya varmışlardır; minimum yöntem, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) gözetiminde yerinde karıştırma olacaktır. İki taraf ayrıca, nihai anlaşmada üzerinde anlaşılacak tatmin edici bir çerçeve temelinde, İran İslam Cumhuriyeti'nin nükleer ihtiyaçlarıyla ilgili olarak zenginleştirme ve diğer karşılıklı olarak üzerinde anlaşılan konuları görüşmeyi kabul etmiştir. Nihai anlaşma, bu paragrafın hükümlerini teyit edecektir. Amerika Birleşik Devletleri ve İran İslam Cumhuriyeti, yukarıda belirtilen nükleer konuların kritik önemini kabul etmekte ve bu konularda karşılıklı anlaşmaya varmak için müzakerelerde derhal bu konuları ele alma niyetlerini ifade etmektedirler.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><strong>9. Madde:</strong>&nbsp;Nihai anlaşmaya varılana kadar, Amerika Birleşik Devletleri ve İran İslam Cumhuriyeti mevcut durumu koruma konusunda anlaşmışlardır. İran İslam Cumhuriyeti nükleer programının mevcut durumunu koruyacak ve Amerika Birleşik Devletleri yeni yaptırımlar uygulamayacak ve bölgeye ek kuvvet konuşlandırmayacaktır.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><strong>10. Madde:</strong>&nbsp;Amerika Birleşik Devletleri, bu Mutabakat Zaptı'nın imzalanmasının hemen ardından ve yaptırımların sona ermesine kadar, ABD Hazine Bakanlığı'nın İran ham petrolü, petrol ürünleri ve türevlerinin ihracatı ve bankacılık, işlemler, sigortalar, ulaşım vb. dahil olmak üzere tüm ilgili hizmetler için muafiyetler vereceğini taahhüt eder.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><strong>Madde 11:</strong>&nbsp;Amerika Birleşik Devletleri, Mutabakat Zaptı'nın uygulanması üzerine İran İslam Cumhuriyeti'nin dondurulmuş veya kısıtlanmış fonlarını ve varlıklarını tamamen kullanıma açmayı taahhüt eder. Amerika Birleşik Devletleri ve İran İslam Cumhuriyeti, bu fonların serbest bırakılmasıyla ilgili prosedürler konusunda karşılıklı olarak anlaşacaklardır. Müzakereler sırasında, bu fonlar, ister asıl hesapta tutulsun ister transfer edilsin, İran İslam Cumhuriyeti Merkez Bankası tarafından belirlenen nihai alıcıya ödeme için tamamen kullanılabilir hale getirilecektir. Amerika Birleşik Devletleri, buna göre gerekli tüm lisans ve yetkilendirmeleri vermeyi taahhüt eder.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><strong>12. Madde:</strong>&nbsp;Amerika Birleşik Devletleri ve İran İslam Cumhuriyeti, bu Mutabakat Zaptı'nın başarılı bir şekilde uygulanmasını ve nihai anlaşmaya uyulmasını izlemek üzere bir yürütme mekanizması kurulması konusunda anlaştılar.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><strong>Madde 13:</strong>&nbsp;Mutabakat Zaptı'nın imzalanmasının ardından ve bu Mutabakat Zaptı'nın bir, dört, beş, on ve on birinci paragraflarının uygulanmasına başlanması ve bu önlemlerin uygulanmaya devam edilmesi şartıyla, Amerika Birleşik Devletleri ve İran İslam Cumhuriyeti, nihai anlaşmaya ilişkin müzakerelere münhasır olarak başlayacaktır.</span></p>

<p style="text-align:start"><span style="color:#000000"><strong>14. Madde:</strong>&nbsp;Nihai anlaşma, bağlayıcı bir Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararıyla onaylanacaktır.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/halk-ozanlari-hacibektasta-bir-araya-geliyor-3277</link>
            <category>KÜLTÜR SANAT</category>
            <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 14:00:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Halk ozanları Hacıbektaş'ta bir araya geliyor!</h1>
                        <h2>Hacı Bektaş Veli Kültür Derneği tarafından her yılı Hacıbektaş ilçesinde düzenlenen geleneksel "Halk Ozanları Hacıbektaş Buluşması"nın 20-21 Haziran 2026 tarihlerinde yapılacağı açıklandı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/halk-ozanlari-hacibektasta-bir-araya-geliyor-1781781025.webp">
                        <figcaption>Halk ozanları Hacıbektaş'ta bir araya geliyor!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Hacı Bektaş Veli Kültür Derneği, bu yıl büyük bir kültürel etkinliğe ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dernek tarafından geleneksel hale getirilen ve bu yıl 16’ncısı düzenlenecek olan "<strong><em>Halk Ozanları Hacıbektaş Buluşması</em></strong>", 20-21 Haziran 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Uluslararası boyutta organize edilen bu dev etkinlik, Balkanlar’dan Orta Asya’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyanın köklü Halk Ozanlığı (Aşıklık) geleneğini yeniden gündeme taşıyacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ANA TEMA: YUNUS EMRE</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu yılki buluşmanın sempozyum ana teması, Türk şiirinin ve tasavvufunun ölümsüz ismi "<strong><em>YUNUS EMRE</em></strong>" olarak belirlendi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Etkinlik kapsamında, Yunus Emre’nin felsefesi, eserleri ve ozanlık geleneğine olan etkileri derinlemesine ele alınacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Program, üç oturumdan oluşan bilimsel bir sempozyum ve kulakların pasını silecek özel bir gece programı ile katılımcılara zengin bir içerik sunacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>DÜNYADAN HALK BİLİMCİLER HACIBEKTAŞ’TA BULUŞACAK</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/AFIS-LOGOSUZ-2026-scaled.jpg" style="height:800px; width:565px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Etkinliğin sempozyum bölümü, uluslararası düzeyde çok sayıda değerli akademisyen ve araştırmacıyı ağırlayacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hindistan, Azerbaycan, Özbekistan ve Kırgızistan’dan gelecek olan halk bilimciler, kendi coğrafyalarındaki aşıklık geleneklerini ve Yunus Emre kültürünü masaya yatıracaklar.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GECE PROGRAMINDA ULUSLARARASI SAHNE</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Buluşmanın gece programı ise adeta bir müzik ziyafetine dönüşecek. Sazı ve sözüyle dünyaya kültür köprüleri kuran Polonyalı sanatçı <strong>Petra NACHTMANOVA</strong>, <strong>Ozan-Der Grubu</strong> ve <strong>Anadolu Müzik Kültürleri Derneği Bağlama Akademisi</strong> sahne alarak katılımcılara unutulmaz anlar yaşatacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"TÜM DOSTLARI BEKLİYORUZ"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/DAVETIYE-ARKA-YUZ.jpg" style="height:800px; width:381px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Hacı Bektaş Veli Kültür Derneği yetkilileri, etkinlik öncesi yaptıkları açıklamada kültüre ve sanata gönül veren herkese açık bir davette bulundu:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>Hacıbektaş’a ve Hacı Bektaş Veli’ye gönül veren tüm dostları bu anlamlı buluşmada aramızda görmeyi bekliyoruz.</strong></em>"</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kilicdaroglu-muharrem-yas-i-matem-mesaji-yayinladi-3276</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 15:12:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Kılıçdaroğlu, Muharrem Yas-ı Matem mesajı yayınladı</h1>
                        <h2>Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bugün başlayan Muharrem matemi ve orucu nedeniyle bir mesaj yayınladı. Hz. Hüseyin ve birlikte katledilen 72 canın anıldığı mesajın Kılıçdaroğlu "yas günlerinde tutulan oruçların, dağıtılan lokmaların, edilen duaların ve paylaşılan acıların kardeşliğimizi, dayanışmamızı ve toplumsal barışımızı güçlendirmesini diliyorum" ifadelerini kullandı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/kilicdaroglu-muharrem-yas-i-matem-mesaji-yayinladi-1781612838.webp">
                        <figcaption>Kılıçdaroğlu, Muharrem Yas-ı Matem mesajı yayınladı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Bugün, 16 Haziran/1 Muharrem günü İslam aleminde yaşanan büyük bir facia için Müslümanlar yas tutuyor. İslam Peygamberi Hz. Muhammed'in en sevdiği torunu Hz. Hüseyin ve beraberindeki 72 kişinin katledildiği Kerbela çölündeki kuşatma, susuz bırakma ve sonunda katledilmeye gidecek sürecin da başlangıcı olarak kabul ediliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bugün başlayan Muharrem matemi ve orucu nedeniyle bir mesaj yayınladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kılıçdaroğlu'nun mesajı şöyle:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>Kerbela’da zulme karşı hakikatin yanında duran Hz. Hüseyin’i ve yol arkadaşlarını rahmet ve saygıyla anıyor; bu yas günlerinde tutulan oruçların, dağıtılan lokmaların, edilen duaların ve paylaşılan acıların kardeşliğimizi, dayanışmamızı ve toplumsal barışımızı güçlendirmesini diliyorum.</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Tutulan matem oruçlarının Hak katında kabul olmasını diliyor, canlarımızın Muharrem ayını saygı ve hüzünle selamlıyorum.</strong></em>"</span></p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/K%C4%B1l%C4%B1%C3%A7daro%C4%9Flu.JPG" style="height:654px; width:540px" /></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevihaberlercomtr-arastirdi-muharrem-orucu-nasil-tutulur-3275</link>
            <category>İNANÇ</category>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 14:31:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Alevihaberler.com.tr araştırdı: Muharrem orucu nasıl tutulur?</h1>
                        <h2>Muharrem matemi orucu, İslam tarihinde ve özellikle Alevilik-Bektaşilik geleneğinde çok derin tarihi, manevi ve vicdani anlamlar taşıyan bir ibadettir. Muharrem orucunun nasıl ve neden tutulduğu merak ediliyor. Alevihaberler.com.tr olarak, Muharrem orucu hakkında merak edilenleri sizler için derledik.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/alevihaberlercomtr-arastirdi-muharrem-matemi-orucu-nasil-tutulur-1781610212.webp">
                        <figcaption>Alevihaberler.com.tr araştırdı: Muharrem orucu nasıl tutulur?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Muharrem matemi orucunun en önemli ve belirleyici sebebi, Hicri 61 yılının 10 Muharrem gününde gerçekleş Kerbela Katliamında Hz. Muhammed’in torunu Hz. Hüseyin ve beraberindeki 72 yakınının Emevi halifesi Yezid’in ordusu tarafından günlerce susuz bırakılarak şehit edilmesidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu oruç, sadece bir ibadet değil, aynı zamanda Hz. Hüseyin ve Ehlibeyt’in uğradığı zulme karşı duyulan derin hüznün, matemin ve dayanışmanın bir ifadesidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Son zamanlarda çok sayıda Hanefi mezhebine bağlı Müslümanların da tuttuğu oruçla inanç sahipleri bu günlerde safını mazlumdan yana belli eder ve zalime karşı bir duruş sergiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>MUHARREM ORUCU İSLAM ÖNCESİNDE VAR MIYDI?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem ayı, İslamiyet öncesinde de kutsal kabul edilen ve “<strong><em>haram aylar</em></strong>” (savaşmanın yasak olduğu aylar) arasında yer alan bir zamandır. Bunlar: Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep aylarıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Haram aylar ile ilgili bilinmesi gereken temel detaylar şunlardır:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Zilkade:</strong> Hac hazırlıklarının başladığı, kabilelerin savaş ve saldırılardan uzak durduğu barış ve oturma ayıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Zilhicce:</strong> Hac ibadetinin ve kurban kesiminin gerçekleştirildiği en kutsal aylardandır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Muharrem:</strong> Hicri takvimin ilk ayıdır. Aynı zamanda aşure ayı olarak bilinir ve manevi değeri çok yüksektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Recep:</strong> Üç ayların ilki olup, tek başına gelen haram aydır</span></p>

<p><span style="color:#000000">İslam geleneğine göre, Muharrem ayının 10. günü olan Aşure Günü, birçok peygamberin dertlerinden ve zulümlerden kurtulduğu gün olarak kabul edilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Adem’in tövbesinin kabul edilmesi,</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Nuh’un gemisinin tufandan kurtulup Cudi Dağı’na oturması,</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. İbrahim’in Nemrut’un ateşinden kurtulması,</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Musa ve kavminin Firavun’un zulmünden kurtulması gibi önemli olayların bu ayda olması nedeniyle, şükür amacıyla da oruç tutulmuştur.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>HZ. MUHAMMED MUHARREM ORUCU TUTTU MU?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Evet, Hz. Muhammed Muharrem orucu tutmuştur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hatta bu oruç, Ramazan orucu farz kılınmadan önce Müslümanlar için zorunlu olan ilk oruçtur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İslam’ın güvenilir kaynaklarından olan Sahih-i Buhari’ye göre, İslamiyet öncesinde Mekke’deki Kureyş kabilesi Muharrem ayının 10. günü olan Aşure Günü’nde oruç tutuyordu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Muhammed de peygamberlik öncesinde ve Mekke döneminde bu geleneğe uyarak Aşure günü orucunu tutmuştur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Muhammed Medine’ye hicret ettiğinde, oradaki Yahudilerin de Muharrem ayının 10. gününde oruç tuttuklarını gördü. Onlara bunun sebebini sorduğunda Yahudiler:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Bugün hayırlı bir gündür. Allah, bugün İsrailoğulları’nı düşmanlarından (Firavun'dan) kurtardı. Hz. Musa da şükür amacıyla bugün oruç tuttu,</strong></em>” dediler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bunun üzerine Hz. Muhammed, “<em><strong>Biz Musa’ya (ve onun sünnetine) sizden daha layığız</strong></em>” diyerek hem kendisi oruç tuttu hem de Müslümanlara bu orucu tutmalarını emretti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi geleneğinde, Hz. Muhammed’in tuttuğu bu oruç ve peygamberlerin kurtuluş günlerine gösterilen hürmet esastır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak hicretin 61. yılında yaşanan Kerbela Katliamı’ndan sonra, bu oruç aynı zamanda Hz. Hüseyin ve Ehlibeyt için tutulan 12 günlük bir Matem Orucuna dönüşmüştür. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>MUHARREM ORUCU NASIL TUTULUR?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem orucu tutulurken sadece aç ve susuz kalınmaz; aynı zamanda Kerbela’da yaşanan susuzluğu ve acıyı hissetmek adına belli yas kurallarına uyulur:</span></p>

<p><span style="color:#000000">- Oruç süresince (genellikle 12 gün) saf su içilmez; su ihtiyacı çorba, ayran, çay gibi sıvılardan karşılanır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">- Canlı feda edilmez, kurban kesilmez ve et yenmez.</span></p>

<p><span style="color:#000000">- Düğün, eğlence, tıraş olmak veya süslenmek gibi neşeli ya da dünyevi faaliyetlerden kaçınılır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">- Kalp kırmamak, gıybet etmemek ve eline-diline-beline sadık kalmak bu ayın en temel ahlaki prensipleridir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem orucu, peygamberlerin kurtuluş günlerine hürmet etmenin yanı sıra, Hz. Hüseyin’in şahsında adaleti, doğruluğu, mazlumun yanında olmayı ve haksızlığa karşı direnç göstermeyi hatırlatan bir vicdan ve matem orucudur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">12 günlük orucun ardından, Kerbela katliamından yaralı kurtulan ve Ehl-i Beyt soyunun devamını sağlayan Hz. Zeynel Abidin için şükür amacıyla kurban kesilir, Aşure çorbası kaynatılır ve pay edilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>MUHARREM ORUCU TUTMANIN KATKISI NEDİR?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem orucunun insan üzerindeki katkıları, hem tıbbi ve biyolojik, hem de manevi, psikolojik ve toplumsal boyutlarıyla ele alınabilir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Özellikle bu orucun kendine has “yas ve nefsi terbiye etme” kuralları, onu diğer oruçlardan farklı kılan özelliğidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem orucunun insan üzerindeki katkılarını şöyle sıralayabiliriz:</span></p>

<p><span style="color:#000000">1. Manevi ve psikolojik katkılar:</span></p>

<p><span style="color:#000000">- Empati ve Vicdan Eğitimi: Muharrem orucu, temelinde Kerbela’da yaşanan susuzluğu ve zulmü hissetme ibadetidir. Bu sayede insan, mazlumun halini anlar, adaletsizliğe karşı duyarlılık kazanır ve vicdani bir derinlik elde eder.</span></p>

<p><span style="color:#000000">- Nefis Terbiyesi ve Sadeleşme: Oruç süresince et yenmemesi, eğlenceden uzak durulması ve lükse kaçılmaması, insana azla yetinmeyi ve dünyevi hırslardan arınmayı (riyazet) öğretir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">- Öfke Kontrolü ve Dilin Terbiyesi: Bu ayda kalp kırmamak, gıybet etmemek, eline-diline-beline sahip olmak (Eline, Diline, Beline sadık kalmak felsefesi) esastır. Bu da bireyin içsel huzurunu bulmasına ve öfke yönetimini geliştirmesine yardımcı olur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">2. Toplumsal katkıları:</span></p>

<p><span style="color:#000000">- Birlik, Beraberlik ve Dayanışma: Oruç süresince cemevlerinde veya toplu alanlarda kurulan muhabbet sofraları, insanların bir araya gelmesini sağlar. Kırgınlıklar barıştırılır, toplumsal bağlar güçlenir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">- Paylaşım Kültürü (Aşure): Orucun bitiminde kaynatılan Aşure çorbası, hiçbir ayrım gözetmeksizin konu komşuya, fakire fukaraya dağıtılır. Bu gelenek, toplumsal barışı ve "birlikte yaşama" kültürünü pekiştirir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">3. Sağlık açısından fiziksel ve biyolojik katkıları:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem orucu, özellikle hayvansal gıdalardan (et, süt, yumurta vb.) uzak durularak tutulduğu için modern tıpta “<em><strong>vegan detoksu</strong></em>” veya “<strong><em>aralıklı oruç</em></strong>” (intermittent fasting) olarak adlandırılan süreçlerle büyük benzerlikler gösterir:</span></p>

<p><span style="color:#000000">- Vücudun Arınması (Detoks): Gün boyu süren açlık, hücrelerin kendi kendisini yenilemesini (otofaji) tetikler. Hasarlı hücreler temizlenir ve bağışıklık sistemi güçlenir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">- Sindirim Sisteminin Dinlenmesi: Hayvansal protein ve yağların sindirimi vücut için oldukça yorucudur. 12 gün boyunca et ve hayvansal gıdalardan uzak durmak, karaciğeri ve sindirim sistemini ciddi anlamda rahatlatır, kolesterolün dengelenmesine yardımcı olur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">- Kalp ve Damar Sağlığı: Lifli gıdalar, sebze ve meyve ağırlıklı beslenme sayesinde damar sağlığı olumlu etkilenir ve kan basıncı (tansiyon) dengelenir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem orucu bedeni hayvansal gıdalardan ve sürekli sindirim yükünden kurtararak fiziki bir hafifleme ve temizlik sağlarken; ruhu da bencillikten, öfkeden ve hırstan arındırarak manevi bir olgunluğa ulaştırır.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/beyaz-ette-fahis-fiyata-ceza-geldi-3274</link>
            <category>EKONOMİ</category>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 13:38:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Beyaz ette fahiş fiyata ceza geldi!</h1>
                        <h2>Ticaret Bakanlığı Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu, beyaz et piyasasında gerçekleştirilen denetimlerin ardından bazı market işletmelerine idari para cezası uygulanmasına karar verdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/beyaz-ette-fahis-fiyata-ceza-geldi-1781606650.webp">
                        <figcaption>Beyaz ette fahiş fiyata ceza geldi!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Ticaret Bakanlığı Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu, beyaz et piyasasında gerçekleştirilen denetimlerin ardından bazı market işletmelerine idari para cezası uygulanmasına karar verdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bakanlıktan yapılan açıklamada, vatandaşların ekonomik menfaatlerinin korunması, iç piyasada adil ve rekabetçi ticaret ortamının sürdürülmesi ve fahiş fiyat uygulamalarının önlenmesi amacıyla denetim faaliyetlerinin devam ettiği belirtildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Açıklamaya göre, yaz aylarında beyaz ete yönelik talebin artmasıyla birlikte sektörde kapsamlı inceleme ve denetimler yeniden başlatıldı. Ticaret Bakanlığı İstanbul İl Müdürlüğü ekiplerinin sahada yaptığı denetimlerde elde edilen bulgular, Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu'nun 49. toplantısında ele alındı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kurul tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda, fahiş fiyat artışı yaptığı tespit edilen İstanbul’da faaliyet gösteren ulusal ve yerel market işletmelerine toplam 10 milyon 114 bin 595 lira idari para cezası uygulanmasına karar verildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ticaret Bakanlığı, temel gıda ürünlerine erişimin makul fiyatlarla sağlanması amacıyla üretimden tüketime kadar uzanan tedarik zincirindeki fiyat hareketlerini izlemeyi ve gerekli idari tedbirleri uygulamayı sürdüreceğini bildirdi.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/erdem-comert-yazdi-kerbeladan-gazzeye-huseyni-durus-3273</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 12:43:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Erdem Cömert yazdı: Kerbela’dan Gazze’ye Hüseyni duruş</h1>
                        <h2>Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Erdem Cömert, Aydınlık gazetesinde Muharrem matemi orucunun başlaması nedeniyle bir yazı kaleme aldı. Cömert, "Kerbela’dan Gazze’ye Hüseyni duruş" başlıklı yazısında "Kerbela, zulüm karşısında alınan tavrın adıdır" diyerek, bizlerin de günümüzdeki saflaşmaya Hüseyni duruşu sahiplenmemiz gerektiği belirtti. İşte, o yazı:</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/erdem-comert-yazdi-kerbeladan-gazzeye-huseyni-durus-1781604394.webp">
                        <figcaption>Erdem Cömert yazdı: Kerbela’dan Gazze’ye Hüseyni duruş</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Muharrem ayı yarın başlıyor. On iki gün boyunca oruç tutacağız, yas tutacağız, düşüneceğiz. Bugün Hicri takvimin ilk günü. Takvimler değişiyor ama Kerbela’nın bize verdiği ders, Kerbela’da yükselen ses değişmiyor.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ÖLÜMÜ GÖZE ALMAK</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Hüseyin, Yezid’e biat etmedi. Karşısındaki gücün büyüklüğünü de biliyordu, sonunun şehadet olacağını da. Buna rağmen geri çekilmedi. Saklanmadı. Pazarlık yapmadı. Kerbela çölünde susuz bırakıldı, ailesiyle ve yoldaşlarıyla birlikte katledildi. Ama diz çökmedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tarih, Hz. Hüseyin gibi ölüm karşısında eğilmeyen insanlarla doludur. Sokrates baldıran zehrini içerken düşüncelerinden vazgeçmedi. Jan Hus ateşe yürüdü. Thomas More idam sehpasına çıktı. Jeanne d’Arc yakılacağını bilerek geri adım atmadı. Salvador Allende darbecilere teslim olmak yerine başkanlık sarayında direnmeyi seçti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu insanların ortak noktası zafer kazanmaları değildir. Onları tarihe taşıyan şey, ölüm tehdidi karşısında inançlarını ve ilkelerini hayatlarından üstün tutmalarıdır. Tarih çoğu zaman galipleri değil, ölüm karşısındaki tavrı hatırlar.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">YOLUMUZUN HÜSEYİNLERİ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Pir Sultan Abdal serini verdi. Nesimi derisini verdi. Hallac-ı Mansur canını verdi. Ama hiçbiri hak bildiği yoldan dönmedi. Hiçbiri zulme boyun eğmedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mustafa Kemal Atatürk’ün Çanakkale’de söylediği “Size ölmeyi emrediyorum” sözü de aynı ruhun ifadesidir. Çünkü bazı zamanlarda ölüm korkusunu yenmek, zaferin ön şartı haline gelir. Çanakkale’de ve Kurtuluş Savaşı’nda bu millet, canını ortaya koyan insanların fedakârlığıyla ayakta kaldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Deniz Gezmiş ve arkadaşları da idam sehpasına yürürken korkuya teslim olmadılar. İnandıkları davadan vazgeçmediler. Onları hatırlatan şey ölüm biçimleri değil, ölüm karşısındaki duruşlarıdır. Hüseyin İnan’ın idama giderken “Biz korkuyu Kerbela’da bıraktık” dediği anlatılır.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">GEÇMİŞE SAPLANMADAN BUGÜNE BAKMAK</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem günlerinde Kerbela’yı anacağız. Acıyı hatırlayacağız. Fakat Kerbela’yı yalnızca tarihin bir sayfasına hapsetmeyeceğiz. Çünkü Kerbela bir olaydan çok daha fazlasıdır. Kerbela, zulüm karşısında alınan tavrın adıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Nerede zulüm varsa orası Kerbela’dır. Her Kerbela’yı yaratan bir Yezid olduğu gibi, ona boyun eğmeyen Hüseyinler de olacaktır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün ABD emperyalizmi ve İsrail siyonizmi bölgemizi ateşe vermektedir. Gazze’yi büyük bir Kerbela’ya çevirdiler. İran’ı hedef aldılar. Bütün Batı Asya’yı istikrarsızlaştırmaya çalışıyorlar. Bu tehdit Türkiye’nin kapısına kadar dayanmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Son günlerde İran’a yönelik saldırılar sırasında Ayetullah Ali Hamaney’in tavrı da dikkat çekiciydi. Öldürülme tehdidi açıkça ortadaydı. Buna rağmen ülkesini terk etmedi, geri çekilmedi, teslimiyet görüntüsü vermedi. Bir sığınak ya da mahsene bile saklanmadı. Halkım füzelere hedefken ben saklanamam dedi. Şehit edildi. Zafer yalnızca silahla kazanılmaz. Bazen zafer, ölüm korkusunu yenebilen iradeyle kazanılır. Bir millet ancak liderleri ve halkı ölümden korkmadığında direnebilir.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">BİZE DÜŞEN GÖREV</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Bize düşen görev Hüseyni duruşu kuşanmaktır. Hz. Hüseyin gibi sonuç ne olursa olsun zulme boyun eğmemektir. Haksızlık karşısında sessiz kalmamaktır. Zalimin karşısında dik durabilmektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem ayı bize bunu hatırlatıyor. Hayatı korumak uğruna her şartta ilkelerden vazgeçmek doğru değildir. İnsan bazen bedel ödemeyi göze alabildiği ölçüde tarihte iz bırakır. Kerbela’nın asırlardır unutulmamasının sebebi de budur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün Kerbela’dan Gazze’ye uzanan çizgide kendimize şu soruyu sormalıyız:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Biz hangi taraftayız?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aşk ile.</span></p>

<p><a href="https://www.aydinlik.com.tr/koseyazisi/kerbeladan-gazzeye-huseyni-durus-580350"><span style="color:#c0392b">YAZININ KAYNAK LİNKİ</span></a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-guc-birligi-platformundan-muharrem-ayi-ve-kerbela-matemi-aciklamasi-3272</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 00:03:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu'ndan Muharrem Ayı ve Kerbela Matemi açıklaması</h1>
                        <h2>Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu, İslam âlemi ve insanlık tarihi açısından derin anlamlar barındıran Muharrem ayı ve Yas u Matem günleri dolayısıyla yazılı bir basın açıklaması yayımladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/alevi-bektasi-guc-birligi-platformundan-muharrem-ayi-ve-kerbela-matemi-aciklamasi-1781558246.webp">
                        <figcaption>Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu'ndan Muharrem Ayı ve Kerbela Matemi açıklaması</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA —</strong> Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu, İslam âlemi ve insanlık tarihi açısından derin anlamlar barındıran Muharrem ayı ve Yas u Matem günleri dolayısıyla yazılı bir basın açıklaması yayımladı. Platform, inancın doğru temellerde yürütülmesi ve toplumda sıklıkla birbirine karıştırılan "oruç" ile "matem" kavramlarının rükünlerinin net bir şekilde ortaya konulması amacıyla bu açıklamayı kurumsal ve vicdani bir vazife olarak gördüklerini belirtti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"Oruç ve Matem Birbirinden Bütünüyle Farklıdır"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yapılan açıklamada, Muharrem orucunun Hz. Muhammed’in bir sünneti olduğu, hadis kaynaklarında Müslümanların, Hz. Peygamber'in ve Ehlibeyt’in bu ayda oruç tuttuklarının açıkça kayıtlı olduğu hatırlatıldı. Orucun temel şartının belirli sürelerde yeme içmeden kesilmek, maddi ve manevi tüm azaları günahlardan korumak olduğu ifade edilirken; kâmil manada orucun ele, bele, dile ve fikre sahip çıkmak anlamına geldiği vurgulandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Matem kavramının ise rükünleri ve doğası itibarıyla oruçtan tamamen farklı olduğuna dikkat çekilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"İmam Hüseyin ve hane halkının Kerbela'da susuz bırakılarak vahşice şehit edilmesiyle birlikte, Muharrem ayında oruç ile matem üst üste binmiştir."&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tarihi kayıtlara göre İmam Hüseyin'in şehadet haberinin Cenab-ı Hakk tarafından henüz hayattayken Hz. Resulullah'a bildirildiği, onun da bu haberi Hz. Ali ve Hz. Fatıma ile paylaşarak birlikte yas tuttukları aktarıldı. Bu doğrultuda İmam Hüseyin için yas tutmanın bizzat Hz. Muhammed'in sünneti, Hz. Fatıma ve Hz. Ali'nin mirası olduğu belirtildi. Toplumda bu süreçte uygulanan et yememek, doğrudan su içmemek, saç ve sakal kesmemek gibi pratiklerin orucun kuralları değil, şehitlerin acısını kalbinde hissetmekle ilgili "matem hususları" olduğu açıklandı. Matem boyunca mersiyeler, Maktel-i Hüseyn ve Gülzar-ı Hasaneyn metinleri okunarak Kerbela'nın aziz hatırasının diri tutulması gerektiği çağrısında bulunuldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"Hüseyni Kıyam Evrensel Bir Felsefedir"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kerbela'da yaşananların bin küsur yıl önce bitmiş kronolojik bir hadise veya kuru bir gözyaşından ibaret olmadığı ifade edilen açıklamada, Hüseyni kıyamın zalimle, zulümle, ihanetle ve yozlaşmayla mücadelede tüm insanlık için evrensel bir felsefe ve rehber olduğu dile getirildi. İmam Hüseyin'in, İslam ahkâmını tahrif eden Emevi zihniyetinin temsilcisi Yezit'e biat etmeyi "zillet" sayarak dünya malı veya saltanat için değil; İslam'ın namusunu ve adalet mefkûresini ihya etmek için başını feda ettiği vurgulandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Açıklama, "Her gün Aşura, her yer Kerbela" şiarıyla, zulmün olduğu her yerde mazlumun safında yer alınarak İmam Hüseyin'in hürriyet felsefesinin kalplerde yaşatıldığı belirtilerek, tutulan oruçların ve çekilen yasların kabul olması niyazıyla son buldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Basın Açıklamasının Tam Metni</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HK1bOmUW0AEuTYa.png" style="height:800px; width:565px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">ALEVİ-BEKTAŞİ GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU</span></p>

<p><span style="color:#000000">"Zillet bizden uzaktır."</span></p>

<p><span style="color:#000000">Basın açıklaması: 5</span></p>

<p><span style="color:#000000">Değerli Basın Mensupları, Değerli Canlar;</span></p>

<p><span style="color:#000000">İslam âlemi ve insanlık tarihi açısından derin manalar barındıran Muharrem ayını ve Yas u Matem günlerini yeniden idrak ediyoruz. Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu olarak, bu önemli günlerin idrakine varılması, inancımızın doğru temellerde yürütülmesi ve sıklıkla birbirine karıştırılan oruç ile matem kavramlarının rükünlerinin net bir şekilde ortaya konulması amacıyla bu açıklamayı yapmayı kurumsal ve vicdani bir vazife addediyoruz.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">İlk olarak belirtmek gerekir ki; Muharrem orucu, Aziz Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa'nın sünnetidir. &nbsp;Hadis kaynaklarında Müslümanların Muharrem ayında oruç tuttukları açıkça kayıtlıdır. Dolayısıyla Hazreti Peygamber ve Ehlibeyt bu ayda oruç tutmuşlardır. Orucun şartları bellidir; belli sürelerde yeme içmeden kesilmek, maddi ve manevi tüm azaları günahlardan korumaktır. &nbsp;Yüce Allah'a, Peygamber efendimize ve Ehlibeyt'e yalan isnat etmek dahi orucu sakatlayan amellerdendir. Kâmil manada oruç; elimize, belimize, dilimize, fikrimize sahip çıkmaktır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Matem ise rükünleri ve doğası itibarıyla oruçtan bütünüyle farklıdır. İmam Hüseyin ve hane halkının Kerbela'da susuz bırakılarak vahşice şehit edilmesiyle birlikte, Muharrem ayında oruç ile matem üst üste binmiştir. Tarihi kayıtlara göre İmam Hüseyin'in şehadet haberi gayb bilgisi olarak Cenab-ı Hakk tarafından Hazreti Resulullah'a bildirilmiş; o hazret de bu çileli haberi Hazreti Ali ve Hazreti Fatıma ile paylaşarak daha Hazreti İmam Hüseyin hayattayken birlikte yas tutmuşlardır. Dolayısıyla İmam Hüseyin için yas tutmak bizzat Hazreti Muhammed'in sünneti, Hazreti Fatıma ve Hazreti Ali'nin mirasıdır. Toplumumuzda bu süreçte et yememek, doğrudan su içmemek, saç ve sakal kesmemek gibi uygulamalar orucun kuralları değil, şehitlerin acısını kalbinde hissetmekle ilgili matem hususlarıdır. &nbsp;Bu iki kavrama kafa karışıklığına mahal vermeden yaklaşılmalı; Yas u Matem boyunca mersiyeler, Maktel-i Hüseyn ve Gülzar-ı Hasaneyn metinleri okunarak Kerbela'nın aziz hatırası diri tutulmalıdır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hazreti İmam Hüseyin'in Kerbela çöllerinde yazdığı destan, bin küsur yıl önce yaşanıp bitmiş kronolojik bir hadise veya kuru bir gözyaşından ibaret değildir. Hüseyni kıyam; zalimle, zulümle, ihanetle ve yozlaşmayla mücadelede tüm insanlık için mükemmel bir rehber ve evrensel bir felsefedir. Şah-ı Şehidan İmam Hüseyin; iktidarı gayrimeşru yollarla ele geçiren, haramı helal kılan, İslam ahkâmını tahrif eden Emevi zihniyetinin temsilcisi Yezit'e biat etmeyi "zillet" saymıştır. O, dünya malı, makam veya saltanat peşinde değil; ceddi Resulullah'ın ve babası Ali bin Ebî Talib'in hidayet yolunu, İslam'ın namusunu ve adalet mefkûresini ihya etmek için başını feda etmiştir. Şan ve şerefle yükseltilen bu kızıl sancak, bugün de gökyüzünde dalgalanmaktadır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">"Her gün Aşura, her yer Kerbela" şiarıyla; zulmün olduğu her günü Aşura, zalimin karşısında mazlumun saf tuttuğu her yeri Kerbela bilerek, İmam Hüseyin'in hürriyet felsefesini kalplerimizde yaşatıyoruz. İmam Hüseyin'in buyurduğu gibi: "Başkasının kölesi olma, çünkü Allah seni hür yaratmıştır."&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu vesileyle, Allah rızası için tutulacak oruçların, çekilecek yasların ve Ehlibeyt sevgisiyle çarpan yüreklerin amellerinin Cenab-ı Allah'ın huzurunda kabulünü niyaz ediyoruz. Şah-ı Şehidan İmam Hüseyin'e, hane halkına ve Kerbela'nın aziz yoldaşlarına sonsuz selam olsun; Ehlibeyt'in hukukuna kastedenlere ve zalimlerin safında yer tutanlara lanet olsun.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aşk-ı niyazlarımızla. &nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu, 15 Haziran 2026</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/gulay-sormagec-yazdi-ozbekistan-gezimizin-son-duragi-taskent-3271</link>
            <category>KÜLTÜR SANAT</category>
            <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 23:18:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Gülay Sormageç yazdı: Özbekistan gezimizin son durağı Taşkent</h1>
                        <h2>Yazar ve Şair Gülay Sormageç bu yazısında Özbekistan gezisinin son durağı Taşkent ve çevresi hakkında meraklı okura bilgiler veriyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/gulay-sormagec-yazdi-ozbekistan-gezimizin-son-duragi-taskent-1781555857.webp">
                        <figcaption>Gülay Sormageç yazdı: Özbekistan gezimizin son durağı Taşkent</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong><span style="color:#000000">TAŞKENT – ŞAŞ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">İstanbul’un Kardeş Kenti: “<em><strong>Taşkent</strong></em>”, Özbekistan gezimizin son durağıydı. Başkent olması dolayısıyla diğer şehirlerden daha hareketli ve kalabalık; ziyaretçisi bol bir şehir. Alman ve İsveç turistlerin de uğrak yeri olan Taşkent, Özbekistan’ın kalbinin attığı yer! Rehberlerimiz hem gezdiriyor hem de bilgilendiriyordu. Ben de siz kıymetli okurlarımla bizde kalanları paylaşmak istiyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Köklü tarihi, zengin kültürü, mimarisi ve doğal güzellikleriyle bir cazibe merkezi olan Taşkent, müzeleri, sanat galerileri ve konser salonlarıyla da ünlüdür. Tarihin en önemli ticaret yolu olan İpek Yolu üzerinde bulunan şehirde, dünyanın en büyük iki Kur’an-ı Kerim’inden birine ev sahipliği yapan Barak Han Müzesi her yıl çok sayıda ziyaretçi ağırlar. Taşkent’i kuşbakışı görebileceğiniz Televizyon Kulesi de şehrin dikkat çeken yapıları arasındadır. Özellikle 1990’lı yıllarda dünyanın en uzun üçüncü kulesi olma özelliğine sahip olan bu yapı, hâlâ şehrin simgelerinden birisi olma özelliğini korumaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Orta Asya’nın en zengin mutfaklarından birine sahip olan Taşkent’te farklı kültürlerin etkilerini görmek mümkündür. Her öğünün yeşil çayla açılıp yeşil çayla kapandığı şehirde; Özbek pilavı, lagman, samsa, Özbek mantısı, piti, shurpa, chuchvara, şaşlık, şakarap, çakçak tatlısı, kumys, çöl kavunu ve shivit oshi gibi lezzetler mutlaka denenmelidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Özbekistan’ın başkenti Taşkent’in eski adı Şaş (tarihi kaynaklarda Çâç olarak da geçer), etimolojik olarak “taş” veya “taş ülkesi” anlamına gelmektedir. 10. yüzyılda ise bugünkü adıyla Taşkent olarak anılmaya başlanmıştır.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">HAZRETİ İMAM KÜLLİYESİ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Bu külliye, adını 10. yüzyılda yaşamış ünlü İslam âlimi ve Taşkent’in ilk imamlarından biri olan Ebubekir Muhammed Kaffal Eş-Şaşi’den almaktadır. Kendisinin kabri de bu külliyede bulunmaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">2008 yılında Taşkent’in 2250. kuruluş yıl dönümü kutlanmış ve Özbekistan’ın ilk Cumhurbaşkanı İslam Kerimov’un girişimleriyle bu alan büyük bir külliye hâline getirilmiştir. Karşımızda gördüğümüz ana cami, 2007-2008 yılları arasında yine Kerimov döneminde inşa edilmiştir. Caminin her biri 57 metre yüksekliğinde iki minaresi vardır. Bu minarelerden biri Semerkantlı, diğeri ise Harezmli ustalar tarafından yapılmıştır. Her iki minarenin inşası bir ay gibi çok kısa bir sürede tamamlanmıştır. Harezmli ustalar kendi minarelerini 28 günde bitirirken, Semerkantlı ustalar 30 günde tamamlamıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Geçmiş dönemlerde bugünkü gibi ses sistemleri ve mikrofonlar bulunmadığı için ezan sesinin duyurulabilmesi amacıyla minareler oldukça yüksek inşa edilirdi. Günümüzde ise daha ince ve zarif bir mimari benimsenmiştir. Genel anlamda Özbekistan’da geleneksel mimari ve inşaat kültürü aktif bir şekilde yaşatılmaya devam etmektedir.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">SADUM</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Sovyetler Birliği döneminde Özbek, Kazak ve diğer Orta Asya cumhuriyetlerindeki Müslümanların din işlerini yürütmek amacıyla kurulan idari merkez de Taşkent’tedir. Resmî adı Orta Asya ve Kazakistan Müslümanları Dinî İdaresi (kısaca SADUM) olan bu kurum, 1943 yılında İkinci Dünya Savaşı’nın yol açtığı şartlar gereği bizzat Sovyet hükûmeti tarafından kurulmuştur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Türkmenistan olmak üzere beş Sovyet cumhuriyetinin dinî faaliyetleri tek merkezden buradan yönetilmiştir. Sovyetler Birliği’nin 1991 yılında dağılmasından sonra SADUM da işlevini yitirmiş ve her bağımsız cumhuriyet kendi ulusal müftülüğünü kurmuştur. Taşkent’teki bu merkezden ayrılmıştır. Günümüzde bu bina Özbekistan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ana merkezi olarak faaliyet göstermektedir.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ALMAZAR</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Taşkent’in Almazar ilçesindeyiz. Yaklaşık 500.000 nüfusa sahip olan bu ilçede Özbekler, Ruslar, Tatarlar, Kazaklar ve Kırgızlar başta olmak üzere pek çok farklı milletten insan bir arada yaşamaktadır. Almazar, “Barak han Camisi ”ne ev sahipliği yapmaktadır.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">BARAKHAN MEDRESESİ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">İhtişamıyla dikkat çeken Barak Han Medresesi, Taşkent’in önemli yapıları arasında yer alır. 15. ve 16. yüzyılda inşa edilen medrese, şehrin en büyük medresesi olma özelliğini taşır. Geniş bir avlusu ve etrafında çok sayıda bina bulunan medresenin bir kısmı Özbekistan Müftülüğü ’ne tahsis edilmiştir. Diğer kısmı ise halkın ziyaretine açıktır. Dünyanın en büyük iki Kur’an-ı Kerim’inden birine ev sahipliği yapan medrese, özellikle bu nedenle her yıl çok sayıda ziyaretçi ağırlar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Barak Han Medresesi, ismini “<em><strong>bereket</strong></em>” kelimesinden almıştır. Medreseler, o dönemin üniversiteleri konumundaydı. 16. yüzyıla ait bu tarihî eseri, kendi döneminin Harvard Üniversitesi gibi düşünebilirsiniz. Medreselerde üç aşamalı bir eğitim sistemi bulunmaktaydı. Bir çocuk beş yaşından yedi yaşına kadar temel okul eğitimini aldıktan sonra medreseye başlardı. Bu üç aşamalı sistemde her bölüm yedi yıl sürerdi. Yani bir öğrenci toplamda yirmi bir yıl eğitim aldıktan sonra imam olarak yetişirdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yaşanan büyük depremde yapının özellikle kapı kısımları hasar görmüştür. 1993 yılından sonra kapsamlı bir şekilde restore edilmiş ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dâhil edilmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Medresenin desenlerinde İran mimarisinin etkileri görülmektedir. Bu desenlerin üzerinde Kûfi hat sanatıyla Allah’ın isimleri yazılıdır. Rehberimiz, bu yazıların fotoğraflarını çekmemizi önererek daha detaylı inceleme yapabileceğimizi söyledi. Günümüzde medrese eğitim amaçlı</span></p>

<p><span style="color:#000000">kullanılmamaktadır. Yapı içerisindeki bazı hücreler ise aktif durumdadır. Sanatkârlar, atalarından miras kalan çömlekçilik ve seramik mesleğini burada sürdürmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Biz de rehberimizin tavsiyesine uyarak her biri ayrı bir sanat eseri olan atölyeleri gezdik. Bütçemize uygun alışverişimizi de yaptık.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">EMİR TİMUR MEYDANI VE MÜZESİ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Emir Timur, askerî ve siyasî bir deha olarak kabul edilmektedir. Özbekistan için önemli bir lider olan Emir Timur’un adını taşıyan Emir Timur Müzesi, yine aynı adı taşıyan Emir Timur Meydanı’nda yer almaktadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">1996 yılında ziyarete açılan müze, Özbekistan tarihinin önemli belgeleri ve eserlerine ev sahipliği yapmaktadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Emir Timur’un soy ağacı ve imza attığı diplomatik belgeler sergilenmektedir. Ayrıca geçmişten günümüze gelen madenî eşyalar, sikkeler, el işi eserler, silahlar ve minyatürler de müzede görülebilir.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ÇARŞU PAZAR</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Taşkent’in ve aynı zamanda Özbekistan’ın en büyük pazarı olan Çarşu Pazarı, birbirinden bağımsız birçok bölümüyle ziyaretçilerini karşılar. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Sokak lezzetleri, kıyafet, et ve tohum bölümlerinin yanı sıra yöresel giysilerin satıldığı pek çok alan mevcuttur; kısacası burada aradığınız hemen her şeyi bulabilirsiniz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sebze–meyve bölümünde görülen düzen ve intizam, insanı hem şaşırtır hem de hayran bırakır. Oysa Çarşu Pazarı her gün açıktır. Esnafı güler yüzlü, pazarlığa açıktır ve yadırgamaz; fahiş fiyatlandırma yapılmaz. Biz de “çam sakızı, çoban armağanı” misali alışverişimizi yaptık. Galiba alışveriş insana iyi geliyor; hele yılların özlemiyle geldiğimiz kardeş vatan topraklarında olunca daha da iyi geliyor. Belki de bir çeşit terapi!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ata tohumları dikkat çekiciydi. Bahçesi olanlar bu fırsatı değerlendirdi, olmayanlar ise yakınlarına hediye olarak aldı. Çarşu Pazarı’nda kuru yemişten baharata, giysiden el emeği tablolar, örtüler, halılar ve seramiklere kadar çok çeşitli ürün bulmak mümkündür.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">AZATLIK ALANI</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Özbek halkı için anlamı büyük olan Bağımsızlık Meydanı, Taşkent’in en çok ziyaret edilen yerlerinden biridir. Geniş bir alan üzerinde kurulu meydanda çok sayıda heykel, bisiklet yolları, yürüyüş parkurları, uzun ağaçlar, yeşil düzlükler ve su gösterilerinin yapıldığı havuzlar bulunur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Her yıl 1 Eylül’de bağımsızlık kutlamaları yapılır. Rehberimiz, ziyaretin bu tarihe denk getirilmesini önererek çimler üzerinde dinlenebileceğimizi, bisiklet sürebileceğimizi ve spor yapabileceğimizi söyledi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu arada bembeyaz bir at binicisiyle güzel bir gösteri yapıyordu. İsteyenler ata binebiliyordu. Türk kültüründe önemli bir yere sahip olan at bu topraklarda hala ihtişamını, kıymetini korumaktadır.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">MUTSUZ ANNE HEYKELİ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">1920–1922 yıllarında Sovyetler döneminde inşa edilen bu meydanın eski adı Kızıl Meydan’dır. O dönemde Lenin heykeli bulunmaktaydı. 1991’de bağımsızlık kazanıldıktan sonra heykel St. Petersburg’a gönderilmiş, yerine “Mutsuz Anne” anıtı yerleştirilmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Revakların altındaki demir kitabelerde İkinci Dünya Savaşı’na gönderilen yaklaşık iki milyon Özbek askerden yalnızca 500 bininin adı yazılıdır; geriye kalan bir buçuk milyon kişinin akıbeti hâlâ bilinmemektedir. Bu durum meydanın hüzünlü anlamını derinleştirir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün “<em><strong>Azatlık Meydanı</strong></em>” olarak bilinen bu alan, Özbekistan’ın bağımsızlık hafızasında büyük önem taşır. 1936–1937’deki Ceditçilik hareketi sırasında yaklaşık 15 bin kişinin katledilmesi de meydanın tarihî yükünü artırır. Bağımsızlık sonrası Cumhurbaşkanlığı Sarayı (Ak Saray) burada inşa edilmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Meydanın en çarpıcı unsuru ise Mutsuz Anne Heykeli’dir. İkinci Dünya Savaşı’na giden ve dönmeyen oğullarını ömrü boyunca bekleyen, ama kavuşamadan vefat eden Özbek annelerini simgeler. Heykelin önünde 1991’den bu yana hiç sönmeyen Sonsuz Ateş yanmaktadır. Rehberimizin anlatımı sırasında ben de söz alarak bu ateşi annenin yüreğindeki sönmeyen evlat hasretine benzettim. Rehberimiz de bu yorumun meydanın anlamını çok güzel ifade ettiğini söyledi.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">SİYAH ARABA</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Özbekistan’ın başkentindeki Kurbanlar Hatırası Müzesi (Qatagʻon Qurbonlari Xotirasi Muzeyi) bünyesinde sergilenen “<em><strong>Kara Makin</strong></em>” adlı siyah araba, Stalin döneminin acı hatıralarını taşır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">O dönemde bu araçlarla insanlar evlerinden alınır, götürülür ve çoğu katledilirdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün müzede sergilenen tek örnek, hırpalanmış toprakların, gözyaşlarının ve özgürlük özleminin ve ödenen bedelin sessiz şahididir.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">HEPİNİZ YOŞSUNUZ, HEPİNİZ ZORSUNUZ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Özbekçede “<em><strong>yoş</strong></em>” kelimesi “<em><strong>genç</strong></em>”, “<strong><em>zor</em></strong>” ise “<em><strong>harika</strong></em>” anlamına gelir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu nedenle rehberimizin “<em><strong>Hepiniz yoşsunuz, hepiniz zorsunuz</strong></em>” sözü, meydanın atmosferine neşeli bir dokunuş katmıştır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ayrıca “<em><strong>yoşlar</strong></em>” ifadesi “<em><strong>gençler</strong></em>” demektir. Dil farklılıkları, kültürel bağlarımızı daha da ilgi çekici hale getirmektedir.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-gocmen-karsitliginda-abd-israil-ve-rusya-hatti-3270</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 08:22:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Bora Özizmirli: Göçmen karşıtlığında ABD, İsrail ve Rusya hattı </h1>
                        <h2>Analist yazar Bora Özizmirli, İngiltere’de yaşanan ırkçı şiddet olaylar ile ilgili dikkat çeken bir yazı kaleme aldı. Özizmirli yazısında ırkçı gruplardaki Washington- Tel Aviv- Moskova ve Errol Musk hattına dikkat çekti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/bora-ozizmirli-gocmen-karsitliginda-abd-israil-ve-rusya-hatti-1781418037.webp">
                        <figcaption>Bora Özizmirli: Göçmen karşıtlığında ABD, İsrail ve Rusya hattı </figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Analist yazar Bora Özizmirli, İngiltere’de yaşanan ırkçı şiddet olaylar ile ilgili dikkat çeken bir yazı kaleme aldı. Özizmirli yazısında ırkçı gruplardaki Washington- Tel Aviv- Moskova ve Errol Musk hattına dikkat çekti.<br />
<br />
<strong>Bora Özizmirli'nin yazısının sonunda dipnotlar bölümünde kaynaklar verdiği yazısı şöyle:</strong><br />
&nbsp;</p>

<p>Daha önceki yazılı ve videolu açıklamalarımda ABD ile İngiltere arasında büyük bir ayrışma olduğunu aktarmıştım. İngiltere liderliğindeki Avrupa, hem ABD hem Rusya hem de İsrail tehdidi altında… Bu tehditlerin canlı örneği ise İngiltere’de yaşanan ırkçı sokak eylemleridir. Çünkü İngiltere'deki insanları göçmenlere karşı kışkırtan ırkçı grupların liderleri hem Trump, hem İsrail hem de Putin hayranlığı&nbsp; ile Errol Musk'a yakınlığı ile biliniyor.</p>

<p><br />
<strong><span style="color:#2980b9">İNGİLTERE'DE GÖÇMEN VE MÜSLÜMAN KARŞITI EYLEMLER</span></strong><br />
<br />
Bilindiği gibi İngiltere yaklaşık bir haftadır ırkçı grupların başlattığı göçmen ve Müslüman karşıtı eylemlerle yanıyor. Sokaklar, evler ve arabalar ateşe verilmiş durumda.</p>

<p>İngiltere’de ırkçı çoğunlukla maskeli gruplar “Yabancılar dışarı!” ve “Tüm Müslümanları öldürün!” sloganları attı.&nbsp;</p>

<p>İşyerleri ve araçlar deri rengine göre kontrol edilerek hedef seçildi. Kapı kapı dolaşıp “yabancı” veya “siyah derili” olan evleri yaktılar.</p>

<p>Hedef alınan gruplar arasında Sudanlı, Ugandalı, Orta Doğulu, Müslüman ve diğer etnik azınlık aileleri yer alıyor.</p>

<p>İngilizler bu olayın arkasında ABD’nin olduğunu vurguluyor. Hatta ABD, İsrail ve Rusya’nın amacının İngiltere’yi kendilerine biat ettirmek için bu eylemleri başlattığını söylüyorlar.</p>

<p>İngilizler bu üç ülkeye tepkili. Hatta daha çok Trump’a, Elon Musk’a ve Errol Musk’a tepkililer.<br />
<br />
<span style="color:#2980b9"><strong>ELON MUSK'IN SOKAK EYLEMLERİNİN LİDERLERİNDEN OLAN ROBİNSON'A DESTEK PAYLAŞIMI</strong></span><br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/724163936_1534767331331053_5732768965678008141_n.jpg" style="height:783px; width:738px" /></p>

<p><br />
<br />
İngiltere Başbakanı Starmer, Elon Musk’ı İngiltere’nin iç işlerine karışmak, bölücülük yapmak ve yalan/dezenformasyon yaymakla suçladı.&nbsp;</p>

<p>Starmer şöyle dedi: &nbsp;<br />
<em><strong>“Musk son günlerde yine politikamıza müdahale ediyor, bölücülük kışkırtıyor. Bu İngiltere’de bizim kimliğimiz değil.”</strong></em></p>

<p>Öte yandan İngiltere’deki sokak eylemlerini başlatan ve organize eden iki önemli isim var. Bunlardan biri <strong>“Tel Aviv Robinson” </strong>lakaplı Tommy Robinson, diğeri ise Rupert Lowe’dur.</p>

<p>Bu iki isim hakkında daha önceki ve şu anki açıklamalarımı araştırdım; ortaya önemli detaylar çıktı. Rupert Lowe’un görüşleri Robinson’a yakın olduğu için bu yazıda daha çok <strong>Tommy Robinson</strong> hakkında bilgi vereceğim.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>&nbsp;“TEL AVİV ROBINSON” LAKAPLI TOMMY ROBINSON</strong></span></p>

<p>Tommy Robinson, hem Trump’a hem İsrail’e hem de Rusya ile bağlantılarıyla ön plana çıkan bir isim. İngiltere’nin en bilinen aşırı sağcı/anti-göç aktivistidir.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;">İSRAİL YANDAŞLIĞI&nbsp;</span></strong></span></span></span></p>

<p>Tommy Robinson çok güçlü bir İsrail destekçisidir. İsrail’i defalarca ziyaret etmiş, Gazze savaşında İsrail’in yanında yer almıştır. Hamas’ı “ölüm kültü” olarak nitelendirmiş, İsrail’in kendini savunduğunu savunmuştur.<br />
&nbsp;</p>

<p>Aşdağıdaki görselde ise Robinson'un İsrail ziyareti ile ilgili paylaşımı( Görseli tıklayarak orjinal linke ulaşabilirsiniz)<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-14%20at%2008_28_36.jpeg" style="height:702px; width:590px" /><br />
<br />
Tommy Robinson başka bir videolu açıklamasında ise: "ANLAMIYOR MUSUN? Eğer İsrail düşerse... hepimiz düşeriz. Eğer İslami uluslar savaşı kazanıp İsrail'i ve Yahudileri yok etse, durmayacaklar ve bir sonrakinde New York ve Londra'ya devam edecekler."ifadelerini kullandı.<br />
<br />
<a href="https://x.com/smile2jannah/status/2057470118007910838"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-14%20at%2008_50_08.jpeg" style="height:607px; width:578px" /></a></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#2980b9">TRUMP DESTEKÇİLİĞİ</span></span></strong></span></span><br />
Tommy Robinson aynı zamanda Trump ve Putin hayranıdır. Trump yönetimi Robinson’ı ağırlamış, onunla görüşmeler gerçekleştirmiştir. Robinson, Trump’ın tabanına hitap eden anti-Müslüman ve “ifade özgürlüğü” söylemini kullanmaktadır.</p>

<p><br />
<span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><strong>RUSYA,PUTİN VE ERROL MUSK DESTEKÇİLİĞİ</strong></span></span></span></span><br />
<br />
Tommy Robinson defalarca Rusya’yı ziyaret etmiştir. 2022’de Putin’i<strong> “güçlü bir lider”</strong>, <strong>“ülkesinin savunucusu” </strong>ve “Batı’da yeterince güçlü erkek kalmadı” diyerek övmüştür.</p>

<p>Şubat 2020’de kısa bir gezi için Rusya’ya gitmiş, <strong>Moskova ve St. Petersburg’da </strong>bir dizi görüşme, toplantı ve basın açıklaması yapmıştır. Bu gezi sırasında Özgürlükçü Parti konferansında konuşmuştur.</p>

<p>Rus gazetesi Vechernyaya Moskva’ya verdiği röportajda <strong>“Gelin Avrupa Birliği’ni birlikte yok edelim” </strong>açıklamasında bulunmuştur.</p>

<p><em><strong>&nbsp;“Birleşik Krallık AB’den ayrıldıktan sonra Rusya önemli bir ortak haline gelebilir. Özellikle cihatçılıkla mücadelede. Bu Avrupa’da büyük bir sorun. Hristiyan değerlerimizi, kültürümüzü ve kimliğimizi korumak için işbirliği yapabiliriz. Ruslar Putin’i ülkenin koruyucusu olarak görüyor. O güçlü bir politikacı.”</strong></em></p>

<p>&nbsp;Putin ile görüşmek ister miydiniz sorusuna ise,<br />
<em><strong>“Elbette, görüşmek isterim. ‘Vladimir, bir bira içelim’ derdim. Batı’nın en güçlü adamı o. Putin’den ülkesine karşı kullanılan sansür ve propagandaya karşı mücadele etmesini isterdim. Ondan Rus televizyonunda bana bir program vermesini isterdim.” </strong></em>cevabını vermiştir.</p>

<p>Ayrıca Robinson, Rusya’nın Ukrayna işgalinde Ukrayna’yı suçlamaktadır.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>ERROL MUSK İLE GÖRÜŞMESİ VE İKİLİNİN VİDEOLU PAYLAŞIMI</strong></span><br />
<br />
Öte yandan 9 Haziran Belfast olayları sırasında Moskova’daydı. Elon Musk’ın babası Errol Musk ile lüks bir otelde görüldü. Oradan <strong>“Rusya Britanya’nın düşmanı değil” </strong>dedi ve Rusya’yı “<strong>medeni, uygar bir toplum”</strong> olarak övdü. Rus milliyetçi grupların videolarını paylaştı.</p>

<p>Aynı Robinson, ırkçı sokak eylemleri sırasında Errol Musk ile beraber X’te videolu açıklamada bulunuyordu.&nbsp;( Görseli tıklayarak videoya ulaşabilirsiniz)</p>

<p><a href="https://x.com/nexta_tv/status/2065353410891976876"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/724114193_1534355104705609_1602739910237441416_n.jpg" style="height:800px; width:637px" /></a><br />
İkili arasında şu diyalog yaşandı:<br />
<br />
Robinson (kameraya gülerek): “Güzel bir gün geçiriyorum…” &nbsp;<br />
Robinson: “Bu benim X abonelerim için. Errol, onlara merhaba de.” &nbsp;<br />
Errol Musk (gülerek): “Tommy’nin X abonelerine merhaba.” &nbsp;<br />
Robinson(kahkaha atarak): “Biraz sorun çıkaracağız / kaos yaratacağız.” &nbsp;<br />
Errol Musk:“Sorun değil, işleri doğru yapıyoruz.” &nbsp;<br />
Robinson: “Elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz…”<br />
<br />
<a href="https://x.com/TRobinsonNewEra/status/2065441147745362378"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-14%20at%2009_55_17.jpeg" style="height:694px; width:593px" /></a><br />
<br />
DİPNOTLAR:<br />
<br />
1- Robinson'un Rusya'da "Robinson: Gelin Avrupa Birliği'ni birlikte yok edelim" başlıklı yayımlanmış makalesi:<br />
<br />
<a href="https://vm.ru/society/782421-britanskij-politik-robinson-davajte-razvalim-evrosoyuz-vmeste">https://vm.ru/society/782421-britanskij-politik-robinson-davajte-razvalim-evrosoyuz-vmeste</a><br />
<br />
2-&nbsp;Robinson ile ilgili 9 Haziran 2026 tarihinde RIA NOVOSTI'DA "Bir İngiliz aktivist, medeniyeti görmek için Rusya'yı ziyaret ettiğini söyledi."&nbsp;başlıklı yayımlanmış haber:<br />
<a href="https://ria.ru/20260609/aktivist-2098033984.html">https://ria.ru/20260609/aktivist-2098033984.html</a><br />
<br />
3- İngiltere'de&nbsp; hopenothate.org.uk'de yayımlanan "Tommy Robinson: Putin'in Kullanışlı Aptalı mı?" başlıklı analiz.<br />
<br />
&nbsp;<a href="https://hopenothate.org.uk/2022/03/17/tommy-robinson-putins-useful-idiot/">https://hopenothate.org.uk/2022/03/17/tommy-robinson-putins-useful-idiot/</a><br />
<br />
4- The Guardian'da "Tommy Robinson, Moskova'da Elon Musk'ın babasıyla görüştü." başlıklı haber<br />
&nbsp;<a href="https://www.theguardian.com/uk-news/2026/jun/09/tommy-robinson-meets-elon-musk-father-moscow">https://www.theguardian.com/uk-news/2026/jun/09/tommy-robinson-meets-elon-musk-father-moscow</a></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ay-yildizlilar-2026-dunya-kupasinda-sahneye-cikiyor-3269</link>
            <category>SPOR</category>
            <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 19:43:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ay-Yıldızlılar 2026 Dünya Kupasında sahneye çıkıyor</h1>
                        <h2>A Millî Futbol Takımımız, tüm Türkiye’nin kalbini peşinden sürükleyerek Kuzey Amerika semalarında tarihi bir yürüyüşe başlıyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/ay-yildizlilar-2026-dunya-kupasinda-sahneye-cikiyor-1781369371.webp">
                        <figcaption>Ay-Yıldızlılar 2026 Dünya Kupasında sahneye çıkıyor</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>ÖZEL HABER / VANCOUVER–</strong> Ay-Yıldızlılar, 2026 FIFA Dünya Kupası D Grubu’ndaki ilk büyük sınavında bu sabah (Türkiye saati ile 07.00’de) Kanada'nın Vancouver şehrindeki BC Place Stadyumu'nda Avustralya karşısına çıkıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Turnuvanın Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve Meksika’da ortaklaşa düzenlenmesiyle birlikte, kıtada yaşayan yüz binlerce vatandaşımız da kırmızı-beyaz renklerin etrafında kenetlendi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu büyük spor şöleni, sadece yeşil sahadaki bir mücadeleyi değil, inancı, kökeni ve mezhebi ne olursa olsun hepimizin bütün renklerimizle oluşturduğumuz muazzam Anadolu mozaiğinin birlikte atan kalbini de simgeliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"HÜNKÂR HACI BEKTAŞ’IN HOŞGÖRÜSÜYLE BİZ BİRİZ, TÜRKİYE’YİZ"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/6a0c4ef49119ed6aa5a50813.jpg" style="height:422px; width:750px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kuzey Amerika genelindeki Türk dernekleri ve inanç toplulukları da bu tarihi gün için hazırlıklarını tamamladı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kıtadaki Alevi sivil toplum örgütleri ve canlar da, millî takımın birleştirici gücüne vurgu yaparak tribünlerde ve ekran başında tam destek mesajı yayınladılar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Görüştüğümüz Alevi dernek temsilcileri yaptıkları ortak açıklamada şu ifadelere yer verdi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>Bizler haksızlığa karşı duruşu, sevgiyi ve hoşgörüyü Hünkâr Hacı Bektaş-ı Veli’den, Şah-ı Merdan Ali’den öğrendik. Bizim felsefemizde '72 millete bir nazarla bakmak' vardır. Bugün yeşil sahada ter dökecek olan evlatlarımız, Edirne’den Kars’a, amiyane tabirle yetmiş iki milletten canın, cananın, bu toprakların öz çocuklarının ortak umududur. Kırmızı ve beyaz yan yana geldiğinde, bizim için akan sular durur. Canlar olarak dualarımızla, aşkla ve inançla çocuklarımızın yanındayız. Bu birlik, Anadolu'nun sarsılmaz kardeşliğinin en güzel resmidir.</strong></em>"</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>SAHADA MÜCADELE, TRİBÜNDE İNANÇ BİRLİĞİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/6a0c4ef49119ed6aa5a50811.jpg" style="height:422px; width:750px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Turnuva öncesinde yapılan hazırlık kamplarından bu yana, "<strong><em>Siz Hepiniz Biz Türkiye</em></strong>" marşı eşliğinde kenetlenen millî takım kafilesi, gurbetteki vatandaşların bu coşkulu ve kapsayıcı desteğinin kendilerine ekstra bir güç verdiğini belirtiyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Özellikle ABD ve Kanada'da yaşayan Alevi canların yoğun katılım göstermesi beklenen maç organizasyonlarında, tribünlerde sadece futbol değil, asırlardır süregelen o bir arada yaşama ve omuz omuza durma iradesi de sergilenecek.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hakan Çalhanoğlu, Arda Güler, Kerem Aktürkoğlu gibi yıldızlarımızın önderliğinde sahaya çıkacak olan Ay-Yıldızlı ekibimiz, Avustralya karşısında sadece D Grubu’nun ilk puanlarını aramayacak; aynı zamanda okyanusun ötesinde birbirine sarılan binlerce canın gururu olacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>A MİLLİ TAKIM DÜNYA KUPASI GENİŞ KADROSU</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/6a0c4ef49119ed6aa5a5080f.jpg" style="height:752px; width:602px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">A Milli Takım Teknik Direktörü Vincenzo Montella tarafından belirlenen 35 kişilik geniş aday kadroda şu futbolcular yer alıyor:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Kaleci</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Altay Bayındır (Manchester United), Ersin Destanoğlu (Beşiktaş), Mert Günok (Fenerbahçe), Muhammed Şengezer (RAMS Başakşehir), Uğurcan Çakır (Galatasaray)</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Defans</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Abdülkerim Bardakcı (Galatasaray), Ahmetcan Kaplan (NEC Nijmegen), Çağlar Söyüncü (Fenerbahçe), Eren Elmalı (Galatasaray) Ferdi Kadıoğlu (Brighton &amp; Hove Albion), Merih Demiral (Al-Ahli), Mert Müldür (Fenerbahçe), Mustafa Eskihellaç (Trabzonspor), Ozan Kabak (Hoffenheim), Samet Akaydin (Çaykur Rizespor), Yusuf Akçiçek (Al-Hilal), Zeki Çelik (Roma)</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Orta saha</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Atakan Karazor (Stuttgart), Demir Ege Tıknaz (Braga), Hakan Çalhanoğlu (Inter), İsmail Yüksek (Fenerbahçe), Kaan Ayhan (Galatasaray), Orkun Kökçü (Beşiktaş), Salih Özcan (Borussia Dortmund)</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Forvet</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Aral Şimşir (Midtjylland), Arda Güler (Real Madrid), Barış Alper Yılmaz (Galatasaray), Can Uzun (Eintracht Frankfurt), Deniz Gül (Porto), İrfan Can Kahveci (Kasımpaşa), Kenan Yıldız (Juventus), Kerem Aktürkoğlu (Fenerbahçe), Oğuz Aydın (Fenerbahçe), Yunus Akgün (Galatasaray), Yusuf Sarı (RAMS Başakşehir)</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Haydi Türkiye! </strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Hakk yardımcınız, dualarımız sizinle olsun, Canlar. </strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Yürekler sizinle çarpıyor!</strong></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-aktas-yazdi-bir-alevi-cumhurbaskaninin-portresi-3268</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 18:48:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ali Aktaş yazdı: Bir Alevi Cumhurbaşkanının portresi</h1>
                        <h2>Sosyolog yazar Ali Aktaş, bu kez, tarihin karanlıkta kalmış bir tartışmasını araladı. Alevilere yakınlığı ile bilinen Türkiye Cumhuriyeti 4. Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel'in Alevi bir aileden geldiğini ortaya çıkardı. Kendi aile tarihinden gelen bilgileri de yazısında değerlendiren Aktaş’a göre, “aile aslen Dersim (Tunceli) bölgesinin en köklü ve inançsal olarak en saygın Ocaklarından biri olan Şıx Delil-i Berxécân Ocağı’na bağlı Pilvenk (Pilvankan) aşiretine mensuptur.”</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/ali-aktas-yazdi-bir-alevi-cumhurbaskaninin-portresi-1781368044.webp">
                        <figcaption>Ali Aktaş yazdı: Bir Alevi Cumhurbaşkanının portresi</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Türkiye Cumhuriyeti'nin 4. Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel kökeni, aile geçmişi ve görev süresindeki yaklaşımları nedeniyle Aleviliği sıkça tartışılır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Dönemin tanıklarının ve yakınlarının aktardığı tarihi kayıtlara göre Cemal Gürsel, kendisine yöneltilen “<strong><em>Alevi misiniz?</em></strong>” sorularına bizzat, “<strong><em>Ben aslen Alevi değilim; ama okudum, gördüm, tartıştım ve Aleviliği/Alevi kültürünü benimsiyorum</em></strong>” biçiminde yanıt vermiştir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Bu durum, dönemin siyasi konjonktürü gereği gerçek kimliği gizleme zorunluluğu olarak da yorumlanmaktadır</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">27 Mayıs 1960 darbesinin ardından Çankaya Köşkü’ne çıkan Gürsel çiftinin dönemi, Köşk tarihinin en mütevazı ama inanç tarihi açısından en devrimci dönemlerinden biridir. Cumhuriyet tarihinde Alevi toplumuna en açık ve kucaklayıcı yaklaşan liderlerden biri olur. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Cemal Gürsel, cumhurbaşkanlığı döneminde Çankaya Köşkü’nün kapılarını tarihte ilk kez resmi olarak Alevi toplumuna açmıştır. Dönemin ünlü Alevi ozanlarını Köşk’e davet edip dinlemiştir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Onun, cumhurbaşkanlığı döneminde Alevilerin inanç merkezlerini ve kültürlerini koruyabilmeleri adına Hacıbektaş adını taşıyan ilk resmi derneklerin kurulmasına ön ayak olunmuştur. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde bir “<strong><em>Mezhepler Masası</em></strong>” kurulmasını ve Aleviliğin de burada temsil edilmesi için yasal adımlar atmaya çalışmıştır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">4. Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel'in ailesi Dersim'den Erzurum Hınıs Meydan köyüne yerleşir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Erzurum genelinde ve özellikle Hınıs ilçesinde Zaza konuşan Alevi inancına bağlı köyler bulunmaktadır. Meydan Köyü de bölgedeki bu yerleşim yerlerinden biridir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Kısaca aile aslen Dersim (Tunceli) bölgesinin en köklü ve inançsal olarak en saygın Ocaklarından biri olan Şıx Delil-i Berxécân Ocağı’na bağlı Pilvenk (Pilvankan) aşiretine mensuptur. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Ailesi, daha sonra Osmanlı dönemindeki iç göç hareketleriyle İstanbul’a yerleşir. Babası Abidin Bey ise bir Osmanlı subayı olur.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Eşi Melahat Gürsel'in kökenine dair genel olarak yalnızca “<strong><em>Hamidiye Kruvazörü'nün çarkçıbaşısının (başmühendisinin) kızı</em></strong>” olduğu bilgisi yer alır. Ancak ailesi Erzincan Şehirsürbahan (Beşsaray) köyünden İstanbul’a yerleşir ve Kırmo Yusuf’un yakın akrabalarıdır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">İşin ilginç yanı Cemal Gürsel’in oğlu Mehmet Özdemir Gürsel ise iki evlilik yapar. İlk eşi Birgen Hanım ile yaptığı evlilikten çocuğu olmaz. İlk eşinden boşandıktan sonra Kırmo Yusuf’un oğlu Mehmet Ali Özkan eşi Emine Özkan’ın altı kızından biri olan Türkan Özkan ile evlenir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Özdemir Gürsel'in Türkan Özkan ile olan ikinci evliliğinden iki kız çocuğu dünyaya gelir. Kızları Melkan Gürsel ve Özdem Gürsel’dir. Bu Kırmo Yusuf silsilesi ve Özkan/Aktaş ailesi gibi köklü akrabalık bağları, ailenin İstanbul'a göç etse de taşradaki kökleriyle bağını koparmadığının bir kanıtıdır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em><strong>Özetle</strong></em>; Köy, akrabalık ilişkileri ve isimler (Erzincan Merkez Beşsaray/Şehirsürbahan köyü ve Kırmo Yusuf ailesi), doğrudan bölgenin köklü Kızılbaş/Alevi geleneklerine işaret eder. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Bu durum, konunun neden geçmişte karıştırıldığını netleştirmektedir. Erzincan'ın bu bölgesi tarihsel olarak yoğun bir Alevi nüfus barındırır. Kırmo Yusuf silsilesi ve Özkan/Aktaş aileleri, bölgenin bilinen Alevi ailelerindendir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Babasının Osmanlı bürokrasisinde (Hamidiye Zırhlısı'nda başmühendislik gibi) üst düzey bir görevde yer alması, ailenin erken dönemde modern eğitim alıp İstanbul'a/merkeze entegre olduğunu göstermektedir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Cemal Gürsel ve eşi Melahat Hanım yaptığı evlilik, aslında benzer coğrafi ve kültürel kökenlerden (Erzurum-Dersim-Erzincan hattı) gelen iki köklü ailenin birleşmesi sürecidir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Melahat Hanım, Türkiye’nin en az göz önünde olan, protokolden en çok kaçınan First Lady'si olarak bilinir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Köşk’ün lüks harcamalarını tamamen kısar, saray şatafatını red eder ve tutumlu yapısıyla öne çıkar. Çankaya’da bir derviş olgunluğu ve sadeliğiyle yaşar. Kendi inanç dünyasını hiçbir zaman siyasi bir malzeme yapmaz, sessiz ve saygın bir geleneksel anne/asker eşi profili çizer. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Cemal Gürsel'in 1966'daki hastalığı ve vefatının ardından Melahat Hanım Çankaya'dan ayrılır, ömrünün son yıllarını yine büyük bir sadelik içinde İzmir Karşıyaka'da geçirir. İnançsal ya da mezhepsel kimliğini hiçbir zaman siyasi veya kamusal bir figür olarak öne çıkarmaz. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Resmi biyografilerinde aile kökenlerinin bu derin ayrıntılarına pek yer vermemiştir. 1975'teki vefatına kadar da bu asil ve sessiz duruşunu korumuşur. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em><strong>Sonuç olarak</strong></em>; Erzincan, Dersim ve Erzurum üçgeni, Doğu Anadolu’daki Alevi-Bektaşi topluluklarının tarih boyunca en yoğun hareket ettiği, nüfus ve inanç alışverişinde bulunduğu coğrafyadır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Hem Melahat Hanım’ın ailesi hem de Cemal Bey’in ailesi, askeri ve teknik bürokrasi kanalıyla (biri deniz mühendisi, diğeri kara subayı olarak) erken dönemde Osmanlı’nın elit tabakasına dahil olurlar. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">1927 yılında gerçekleşen evlilikleri, cumhuriyetin kurucu subay kuşağının kendi içindeki evlilik ağlarına uymakla birlikte, arka planda benzer köken hafızasına (Doğu Anadolu Alevi-Kızılbaş elit göçü) sahip iki ailenin yollarının İstanbul/Ankara'da kesişmesidir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Bu şecere, cumhuriyetin kurucu askeri bürokrasisinin ardındaki saklı kalan zengin kültürel ve toplumsal mozaikleri anlamak açısından muazzam bir tarihsel vesikadır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em><strong>Özetle</strong></em>; halk arasında “<em><strong>Alevi Cumhurbaşkanı</strong></em>” olarak anılır ve benimsenir.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/israil-selim-narliyi-ozel-temsilci-olarak-atadi-3267</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 23:49:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>İsrail, Selim Narlı’yı özel temsilci olarak atadı!</h1>
                        <h2>İsrailli stratejist Tom Wegner’in kurduğu Abrahamic Movement (İbrahimi Hareket), Narlı’nın “Türkiye’deki Alevi Toplumu Özel Temsilcisi” olarak atandığını duyurdu.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/israil-selim-narliyi-ozel-temsilci-olarak-atadi-1781298999.webp">
                        <figcaption>İsrail, Selim Narlı’yı özel temsilci olarak atadı!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA-</strong> Mart 2025’te Suriye’nin Lazkiye ve Tartus bölgelerinde yaşanan olaylar sırasında&nbsp;İsrail’e müdahale çağrısıyla gündeme gelen sahte şeyh Selim Narlı, bu kez de İsrailli bir oluşumun atamasıyla dikkat çekti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İsrailli stratejist Tom Wegner’in kurduğu Abrahamic Movement (İbrahimi Hareket), Narlı’nın “<strong><em>Türkiye’deki Alevi Toplumu Özel Temsilcisi</em></strong>” olarak atandığını duyurdu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Duyuru, İbrahimi Hareket’in kurucusu Wegner tarafından sosyal medyadan paylaşıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Açıklamada, görevinin 9 Haziran itibarıyla resmen başladığı belirtilirken, Narlı’nın Türkiye’deki Alevi toplumu ile İbrahimi Hareket arasındaki ilişkileri geliştireceği belirtildi.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">WEGNER'İN İLGİNÇ GEÇMİŞİ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Narlı’yı görevlendiren Tom Wegner, İsrail’de uzun yıllardır siyasal iletişim alanında faaliyet gösteren bir isim. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Wegner’in özgeçmişinde; Eski İsrail Başbakanı Ehud Barak’ın sözcülüğü, Peres Barış Merkezi’ndeki danışmanlık görevi ve çeşitli İsrail merkezli düşünce kuruluşlarında yürüttüğü çalışmalar yer alıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Wegner tarafından 2025 yılında kurulan İbrahimi Hareket, kendisini İsrail ile Müslüman toplumlar arasında diyalog ve işbirliğini geliştirmeyi amaçlayan uluslararası bir hareket olarak tanımlıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hareket, İbrahim Anlaşmaları çizgisinde faaliyet yürüttüğünü ifade ediyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="Sahte şeyhe İsrail’den görev - Resim : 1" src="https://img.aydinlik.com.tr/rcman/Cw774h727q95gm/storage/files/images/2026/06/11/08-manset-foto-1-lkw3.jpg" style="height:727px; width:774px" /></span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">YENİ BİR TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ GİRİŞİMİ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Arap basınında yayınlanan değerlendirmelerde de hareketin bölgedeki faaliyetleri tartışma konusu olmuş. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Al Mayadeen’de yayınlanan bir analizde, hareketin Suriye’deki faaliyetleri “<em><strong>yeni bir toplumsal mühendislik girişimi</strong></em>” olarak niteleniyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Söz konusu analizde, hareketin yalnızca dinlerarası diyalog ya da kültürel etkileşim hedefleyen bir yapı olmadığı, İbrahim Anlaşmaları’nın toplumsal tabanını genişletmeyi amaçlayan siyasi bir proje niteliği taşıdığı kaydediliyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yazıda özellikle Suriye’de Aleviler, Dürziler ve diğer azınlık topluluklarıyla kurulan ilişkilerin, İsrail’in bölgedeki nüfuz alanını genişletme stratejisinin bir parçası olduğu vurgulanıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Arapça yayın yapan çeşitli platformlarda yer alan değerlendirmelerde de hareketin İsrail ile Müslüman toplumlar arasında yeni ilişkiler geliştirme hedefinin ötesine geçerek, yerel topluluklar içinde temsilcilikler ve etki ağları oluşturmaya çalıştığı belirtildi. </span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ORTADOĞU’DA AĞ KURUYOR</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Bu çerçevede İbrahimi Hareket’in Suriye sahasındaki girişimleri ve İsrail bağlantıları tartışma konusu oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Öte yandan Wegner de İsrail basınına verdiği röportajlarda hedeflerinin yalnızca devletler arası diplomatik ilişkiler kurmak olmadığını açıkça dile getiriyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İbrahimi Hareket’in devletler arasında imzalanan İbrahim Anlaşmaları’nı toplumlar düzeyinde de yaygınlaştırmayı amaçladığını belirten Wegner, farklı ülkelerde taban düzeyinde ilişkiler geliştirmeye çalıştıklarını ifade ediyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ynet’e verdiği bir röportajda hareketin “<em><strong>hükümetlerin ötesinde halklar arasında da bir İbrahimi ağ oluşturmayı</strong></em>” hedeflediğini söyleyen Wegner, Suriye dahil birçok ülkede bağlantılar kurduklarını anlattı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Aynı röportajda hareketin farklı dini ve etnik topluluklarla doğrudan temas kurduğunu belirten Wegner, İbrahim Anlaşmaları’nı destekleyen uluslararası bir toplumsal taban oluşturmayı hedeflediklerini söyledi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hareketin faaliyet gösterdiği ülkelerde yerel temsilciler ve kanaat önderleriyle çalıştığını kaydeden Wegner, bu yapıyı “<strong><em>küresel bir İbrahimi ağ</em></strong>” olarak tanımladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İSRAİL ADINA FAALİYET YÜRÜTEN ALEVİ ŞEYHİ!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Daha önce Türkiye’nin Samandağ ilçesinden yaptığı çağrıda Suriye'nin sahil bölgesinde yaşanılan ölümlü olayları istismar ederek İsrail’den yardım talep eden Selim Narlı, Suriye’de uydurma özerklik ilanıyla gündeme gelmişti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Narlı,geçen yıl yaptığı provokatif açıklamasında “<strong><em>Bugün tarihi bir adım attık. Halkımız, Suriye’nin sahil bölgesinde özerk yönetim ilan etmiştir</em></strong>” açıklamasında bulunmuştu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Selim Narlı'nın bu açıklaması Türkiye ve Suriye Alevileri arasında tepkiye neden olmuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>NARLI İSRAİL'DEN DESTEK İSTEMİŞTİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bilindiği gibi 2025 Mart ayında Hatay'ın Samandağ ilçesinde kendisinin “<strong><em>Şeyh</em></strong>” olduğunu iddia eden Selim Narlı, Samandağ Abdullah Cömert Parkı’ndaki açıklamalarının &nbsp;görüntüleri sosyal medyada yayınlanmıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Narlı, İsrail’e seslenerek destek talebinde bulunmuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Selim Narlı açıklamasında; "<em><strong>Ya Türkiye Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri müdahale edip oradaki zulmü durdurur ya da ben, resmi olarak görevlendirildiğim için İsrail Hükûmeti’nden talepte bulunurum. Oradaki mazlum halkın zulmüne son verilmesi için.</strong></em>” ifadelerine yer vermişti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Narlı'nın bu açıklaması özellikle "<em><strong>İsrail'den talep</strong></em>" kısmı bir çok çevreden tepkiye neden olmuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Selim Narlı daha sonra gizlice Türkiye dışına çıktı.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/seyit-ali-sultan-dergahinin-isgalcileri-pontus-soykirimi-anmasinda-3266</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 18:06:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Seyit Ali Sultan Dergahı’nın işgalcileri Pontus Soykırımı anmasında!</h1>
                        <h2>Alevi Bektaşi inancının Balkanlardaki en önemli merkezlerinden birisi olan Batı Trakya’daki Seyit Ali Sultan Dergahı’nı işgal altında tutan Ahmet Kara Hüseyin, Türk düşmanı Yunan ırkçılarının Pontus Soykırımı tiyatrosunda boy gösterdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/seyit-ali-sultan-dergahinin-isgalcileri-pontus-soykirimi-anmasinda-1781191767.webp">
                        <figcaption>Seyit Ali Sultan Dergahı’nın işgalcileri Pontus Soykırımı anmasında!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Yunanistan’ın Batı Trakya’daki Müslüman Türk varlığına yönelik asimilasyon, baskı ve böl-yönet politikaları kirli bir ittifakı daha gözler önüne serdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi inancının en kutsal merkezlerinden biri olan Seyit Ali Sultan Dergâhı’nı<strong> </strong>yıllardır gayrimeşru şekilde işgal altında tutan Ahmet Kara Hüseyin</span><span style="color:#000000">, bu kez de Yunan ırkçılarının sözde “<strong><em>Pontus Soykırımı</em></strong>” yalanlarının mezesi oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yunan emekli korgeneral Lazaros Kampouridis’in sosyal medya hesabından paylaştığı skandal fotoğraflar, Batı Trakya Müslüman Türk azınlığı üzerinde oynanan tehlikeli oyunun ve uygulanan faşizan baskının açık bir kanıtı niteliğinde.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İNANÇ İŞGALCİSİ VE KUKLA AHMET KARA HÜSEYİN</strong></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/karahmet.JPG" style="height:776px; width:677px" /></p>

<p><span style="color:#000000">Seyit Ali Sultan Dergâhı, hiçbir dini vasfı, soydan “<em><strong>dedelik</strong></em>” ya da dergahtan “<em><strong>babalık</strong></em>” icazeti olmayan Ahmet Kara Hüseyin ve ailesi tarafından adeta esir alınmış durumda. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dergâhın gerçek hak sahibi olan postnişin Mehmet Koç Dede’yi türlü entrikalarla, hatta fiziki şiddet uygulayarak kutsal mekandan uzaklaştıran Kara Hüseyin, şimdi de Yunan derin devletinin Müslüman azınlığı bölmek için kullandığı bir kukla olarak sahneye çıkıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sufli’deki 50. Mekanize Tugay bünyesinde düzenlenen ve Türk düşmanlığıyla bilinen emekli korgeneral Kampouridis’in baş konuşmacı olduğu sözde “<strong><em>Pontus Soykırımı</em></strong>” anma etkinliğine koşa koşa katılan Kara Hüseyin, kendi soyuna ve inancına ihanet ederken yakalandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>LOZAN ANTLAŞMASI AYAKLAR ALTINDA: MADDE 45 NEREDE?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yunanistan devleti, Seyit Ali Sultan Dergâhı’nın yeniden gerçek Alevi-Bektaşi dede ve babalarının yönetimine geçmesini engelleyerek uluslararası hukuku açıkça çiğniyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Lozan Antlaşması’nın 45. Maddesi’ne göre, Yunanistan, Türkiye'nin gayrimüslim azınlığa tanıdığı tüm hakları, kendi topraklarındaki Müslüman azınlığa aynen tanımakla yükümlüdür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak Atina, Türkiye’deki Rum azınlığın vakıf ve dini özgürlüklerine karşılık, Batı Trakya’da tam bir hak gaspı uyguluyor. Kendi müftüsünü seçmek isteyen Müslüman Türk azınlığa hapis cezaları yağdıran, yeri geldiğinde faşist Altın Şafak üyelerini azınlığı korkutmak ve göçe zorlamak için sokaklara salan Yunanistan, şimdi de “özel hukuk kapsamında dini tüzel kişilik” oyunuyla Alevi Türkleri öz yurtlarında yalnızlaştırmaya çalışıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KÜSTAH İTİRAF: ANKARA’NIN EMELLERİNE ZIT...</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Emekli korgeneral Kampouridis’in sosyal medyadaki küstah paylaşımları, Yunanistan’ın asıl niyetini ve bölgedeki Müslüman Türk azınlığı nasıl bir tehdit olarak gördüğünün de itirafı niteliğinde. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kampouridis’in şu sözleri, Batı Trakya’daki asimilasyon politikasının dışa vurumudur:</span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Bu, Ankara'nın Yunan Trakya'sındaki emellerine zıt olarak, Yunan Hükümeti tarafından yapılan çok önemli bir tanımadır.</strong></em>”</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Yunan'ın kalbi her yerde atıyor!! Komotini'deki (Gümülcine) Türk Başkonsolosluğundan gelen baskıya rağmen bunu haykıran Yunanlılar varsa, ses daha da yükseliyor.</em></strong>”</span></p>
	</li>
</ul>

<p><span style="color:#000000"><strong>YUNANİSTAN ATEŞLE OYNUYOR!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kendi kişisel menfaatleri ve koltuk sevdası uğruna, asırlık Türk-İslam mirası olan Seyit Ali Sultan Dergâhı’nı Yunan generalinin “<em><strong>Trakya’da gür bir şekilde esen Yunan ruhu</strong></em>” propagandasının malzemesi yapan Ahmet Kara Hüseyin ve çevresindeki birkaç kişiyi kullanan ırkçı Yunan odakları hesapsız ve ölçüsüz tahrikleri ile en büyük zararı Yunanistan’a veriyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’nin yanında, Arnavutluk, Kuzey Makedonya, Bulgaristan da dahil olmak üzere tüm komşuları ile sorunlu olan Yunanistan’ın gerilim politikasında ısrarcı olması sonunda kaybedeceği açık olan bir kışkırtmadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Atina, uluslararası hukuku ve Lozan’ı hiçe sayan bu faşizan tiyatrolardan derhal vazgeçmeli, işgal altındaki Seyit Ali Sultan Dergâhı’nı gerçek sahiplerine, yani Alevi-Bektaşi toplumuna iade etmelidir!</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/uc-avazdan-hublarin-sahi-yakinda-yayinda-3265</link>
            <category>KÜLTÜR SANAT</category>
            <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 17:00:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Üç Avaz’dan "Hubların Şahı" yakında yayında!</h1>
                        <h2>Müzik yolculuğuna iddialı bir giriş yapmaya hazırlanan Üç Avaz grubu, ilk teklileri "Hubların Şahı" ve merakla beklenen video klipleriyle dinleyicilerle buluşmak için gün sayıyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/uc-avazdan-hublarin-sahi-yakinda-yayinda-1781187442.webp">
                        <figcaption>Üç Avaz’dan "Hubların Şahı" yakında yayında!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Mert Karaboya, Özgür Bakış Süer ve Uğur Süer tarafından kurulan Üç Avaz, Anadolu’nun köklü söz ve nefes geleneğini modern bir müzikal anlayışla yeniden yorumluyor. Grubun uzun süredir titizlikle üzerinde çalıştığı ilk single çalışması "<em><strong>Hubların Şahı</strong></em>", çok yakında tüm dijital platformlarda ve video klibiyle YouTube’da müzikseverlerin beğenisine sunulacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Mutfakta Deneyimli İsim: Deniz İlgün</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Geleneksel ruhu çağdaş bir sound ile buluşturan eserin müzikal sorumluluğu deneyimli bir isime emanet edildi. "<strong><em>Hubların Şahı</em></strong>" deyişinin müzik yönetmenliğini Deniz İlgün üstlendi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Projenin yapımcılığını ise grubun üyelerinden Mert Karaboya gerçekleştirdi. Güçlü vokaller ve zengin enstrümantal altyapı, bu profesyonel mutfaktan geçerek klasik çizgilerin ötesinde modern bir yapıma dönüştü.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Görsel Bir Şölen Yolda: "Hubların Şahı" Klibi</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Şarkının ruhunu görsel bir hikayeyle taçlandıran video klip, deyişin barındırdığı derin felsefeyi ve mistik atmosferi ekranlara taşıyacak. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Üç Avaz üyelerinin performanslarıyla renklenen klip, estetik sinematografisi ve güçlü görselliğiyle çıkışıyla birlikte adından söz ettirmeyi hedefliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"Anadolu’nun Sesi, Üç Farklı Avazda Birleşti"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-11%20at%2013_45_47.jpeg" style="height:800px; width:800px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Grubun kuruluş felsefesini aktaran grup üyeleri, ilk teklileri öncesi heyecanlarını şu sözlerle dile getiriyor:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>Biz Anadolu’nun kadim sözlerini, kendi içsel yolculuğumuz ve müzikal kimliğimizle harmanlamak istedik. 'Hubların Şahı' bizim için sadece bir başlangıç. Üç farklı avazın tek bir yürekte birleştiği bu yolculukta, dinleyicilerimizi çok yakında derin bir nefes almaya davet edeceğiz.</strong></em>"</span></p>

<p><span style="color:#000000">Üç Avaz’ın ilk göz ağrısı "<em><strong>Hubların Şahı</strong></em>" deyişi ve video klibi, çok yakında tüm dijital müzik platformlarında ve grubun resmi YouTube kanalında eş zamanlı olarak yayında olacak.</span></p>

<p><a href="https://www.youtube.com/@suermuzikyapim"><span style="color:#c0392b">KANALA ULAŞMAK İÇİN TIKLAYIN</span></a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenleri-zalime-boyun-egmeyen-cagimizin-huseyinlerine-selam-olsun-3264</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 15:25:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Horasan Erenleri: Zalime boyun eğmeyen çağımızın Hüseyinlerine selam olsun!</h1>
                        <h2>Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Erdem Cömert, Muharrem Matemi ve orucu vesilesiyle bir basın açıklaması yaptı. Cömert, Kerbela’da sergilenen onurlu duruşun günümüzde de rehber olması gerektiğini vurgularken, 2026 yılı Muharrem ayı oruç takvimine dair önemli detaylar paylaştı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/horasan-erenleri-zalime-boyun-egmeyen-cagimizin-huseyinlerine-selam-olsun-1781180976.webp">
                        <figcaption>Horasan Erenleri: Zalime boyun eğmeyen çağımızın Hüseyinlerine selam olsun!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Erdem Cömert, İslam Peygamberi Hz. Muhammed'in torunu Hz. Hüseyin ve beraberindekilerin 680 yılında Kerbela'da katledilmesini anmak adına tutulan yas oruçlarının, Hakk katında kabul olmasını diledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KERBELA, ZALİME KARŞI DİRENENLERİN DESTANIDIR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Açıklamasında Kerbela’nın tarihsel ve manevi önemine değinen Erdem Cömert, günümüz dünyasındaki mazlum halkların mücadelesine de dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>Bugün her zaman olduğundan daha fazla Hz. Hüseyin'den öğrenmek, onun zalime boyun eğmeyen tavrını tekrarlamak görevimiz var. İran'da, Filistin'de, Afrika'da ABD emperyalizmine ve İsrail siyonizmine karşı dik duran çağımızın Hüseyinlerine selam olsun.</strong></em>"</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>2026 YILI MUHARREM ORUCU TAKVİMİ BELİRLENDİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-11%20at%2015_05_30.jpeg" style="height:709px; width:549px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu yılın ibadet ve matem günlerinin detaylarını aktaran Cömert, Muharrem orucunun aşamaları hakkında da bilgi verdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Açıklanan takvime göre ibadet süreci şu şekilde ilerleyecek:</span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>12 - 14 Haziran:</strong> 3 günlük Masum-u Paklar Orucu</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>15 Haziran Pazartesi:</strong> Fatma Ana Orucu</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>16 Haziran Salı:</strong> 12 günlük Muharrem Orucu’nun başlangıcı (1. Gün)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>25 Haziran Perşembe:</strong> İmam Hüseyin’in Şehadeti</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>27 Haziran Cumartesi:</strong> Muharrem Orucu’nun son günü (12. Gün)</span></p>
	</li>
</ul>

<p><span style="color:#000000"><strong>YARIM GÜN ORUÇ, ŞÜKÜR KURBANI VE AŞURE BİR BÜTÜNDÜR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem ayının 12. gününde (27 Haziran Cumartesi) yarım gün oruç tutulduğuna dikkati çeken Başkan Erdem Cömert, bu özel günün ritüellerine dair, <strong>"<em>Oruçların tamamlanmasının arkasından tığlanan şükür kurbanı ve canlarla paylaşılarak dağıtılan aşure de bu kutsal oruç ibadetinin ayrılmaz birer parçasıdır</em>"</strong> diyerek açıklamasını tamamladı.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozelin-trabzon-bulusmasinda-alevilere-tehdit-3263</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 22:53:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Özel’in Trabzon buluşmasında Alevilere tehdit!</h1>
                        <h2>Özgür Özel’in Trabzon’daki buluşmasında 'Biz yakarsak söndüremezler' yazılı pankart açıldığı ortaya çıktı. Kışkırtma girişimine tepki yağdı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/ozelin-trabzon-bulusmasinda-alevilere-tehdit-1780948939.webp">
                        <figcaption>Özel’in Trabzon buluşmasında Alevilere tehdit!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)’nde mutlak butlan gerilimi yükselirken&nbsp;Özgür Özel&nbsp;ve Ekrem İmamoğlu destekçilerinin Trabzon’da tehlikeli bir kışkırtma girişiminde bulunduğu ortaya çıktı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">ANKA Haber Ajansı ile yerel medyaya yansıyan görüntülere göre, 5 Haziran 2026’da Özgür Özel’i Trabzon Havalimanında karşılayan kalabalıkta, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na ve yakın tarihte Alevilere yönelik gladyo saldırılarına atfen “<em><strong>Biz yakarsak söndüremezler</strong></em>” yazan bir pankart açıldı. Pankartta “<em><strong>CHP Akçaabat</strong></em>” imzası dikkat çekti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Haberimiz yayına girdiği ana kadar CHP içinde kışkırtmayı yapan tarafın lideri konumundaki Özgür Özel’den özür gelmediği anlaşıldı.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">KIŞKIRTMA TARİHİ 5 HAZİRAN CUMA GÜNÜ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">ANKA Haber Ajansı ve yerel medyada çıkan görüntüler incelendiğinde Alevilere yönelik nefret suçu içeren pankartın 5 Haziran 2026 Cuma günü Özgür Özel’in Trabzon buluşmasında açıldığını açıkça anlaşılıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">CHP Akçaabat İlçe Başkanlığına bağlı bir grup tarafından açıldığı öne sürülen pankartla Sivas, Çorum ve Maraş’taki Türkiye’nin birliğine kast eden Alevi katliamlarına atıf yapılıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kemal Kılıçdaroğlu’na Alevilerin yaşadığı acılar üzerinden tehdit mesajı veriliyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Nefret pankartı Özel havalimanına indiği sırada havaya kaldırılıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Pankartın havada olduğu anlarda Eski Kadın Kolları Başkanı ve Osmaniye Milletvekili Asu Kaya ile Eski Gençlik Kolları Genel Başkanı Cem Aydın’ın da alanda olduğu görülüyor.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">SOSYAL MEDYADA TEPKİ YAĞDI</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Kemal Kılıçdaroğlu üzerinden Alevilere nefret kusan ve tehdit eden kışkırtmaya sosyal medyada tepki yağdı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Çok sayıda CHP’li mezhepçi imada bulunan pankarta ve “<strong><em>CHP Akçaabat</em></strong>” imzasıyla kışkırtma girişimine ateş püskürdü.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Olayın ortaya çıkmasının ardından bazı görüntülerin silindiği öğrenildi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Olaya dair Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu cephesinden herhangi bir açıklama gelmezken pankartın açıldıktan bir süre sonra alandaki bazı CHP’lilerin tepkisi üzerine indirildiği ve kenara götürüldüğü aktarıldı.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozkan-ermenistan-secimlerini-onceden-bilmisti-3262</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 18:02:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ali Rıza Özkan Ermenistan seçimlerini önceden bilmişti!</h1>
                        <h2>Ermenistan’ın 7 Haziran 2026’da gerçekleştirdiği kritik parlamento seçimlerini Nikol Paşinyan kazandı. Gazeteci Ali Rıza Özkan, seçimlerden 5 gün önce JeopoliTürk Gündem Tv’de yaptığı analizde Paşinyan’ın galibiyetini net bir şekilde öngörmüştü.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/ali-riza-ozkan-ermenistan-secimlerini-onceden-bilmisti-1780932022.webp">
                        <figcaption>Ali Rıza Özkan Ermenistan seçimlerini önceden bilmişti!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Ermenistan’ın 7 Haziran 2026’da gerçekleştirdiği kritik parlamento seçimlerini Nikol Paşinyan kazandı. Gazeteci Ali Rıza Özkan, seçimlerden 5 gün önce JeopoliTürk Gündem Tv’de yaptığı analizde Paşinyan’ın galibiyetini net bir şekilde öngörmüştü.<br />
<br />
Özkan'ın dikkat çeken bir cümlesi de:"<em><strong>“Düşünün ki Paşinyan’ı kendisine düşman alan bir Rusya’dan söz ediyoruz… Eğer Ermenistan’a dahi sözünüz geçmiyorsa, oturup geri döneceksiniz. Bizim jeopolitiğimizde ne sorun var diyeceksiniz” </strong></em>oldu.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=sel0pnm4Y9E"><span style="color:#c0392b"><strong>ALİ RIZA ÖZKAN'IN AÇIKLAMASINI İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ</strong></span></a></p>

<p>7 Haziran 2026 Pazar günü sandık başına giden Ermenistan’da seçim sonuçları Paşinyan’ın zaferiyle sonuçlandı. Bu gelişme, seçimlerden önce JeopoliTürk Gündem Tv’de yayınlanan özel programda Gazeteci Ali Rıza Özkan tarafından çarpıcı bir öngörüyle dile getirilmişti.</p>

<p>Programda <strong>Analist Gazeteci Bora Özizmirli’nin</strong> moderatörlüğünde, Analist Yazar <strong>Umut Berhan Şen ve Gazeteci Ali Rıza Özkan</strong>, Ermenistan seçimlerini değerlendirdi. Özkan, Rusya’nın Ermenistan ile yaşadığı gerilimi merkeze alarak, Rus jeopolitiğinin çöküş sürecine girdiğini savundu ve Paşinyan’ın seçimleri kazanacağını açıkça ifade etti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">ALİ RIZA ÖZKAN’IN SEÇİM ÖNCESİ DEĞERLENDİRMESİ</span></span></span></strong></p>

<p>Ali Rıza Özkan programda şu açıklamalarda bulunmuştu:</p>

<p>&nbsp;<em><strong>“Önümüzdeki hafta Ermenistan’da seçimler var. 6 Haziran sanıyorum ya da 7 Haziran. Şimdi bu seçimleri de göreceğiz. Büyük ihtimalle Paşinyan, şu anda görünen o şekilde onun için söylüyorum, Paşinyan kazanacak.”</strong></em></p>

<p>Özkan, Rusya’nın 3 milyon nüfuslu küçük ve zayıf bir ülke olan Ermenistan’la kavga etmesinin, Moskova’nın jeopolitik doktrininin iflası anlamına geldiğini vurguladı. Rusya’nın Çarlık ve SSCB döneminden kalan <strong>“tahakküm”</strong> anlayışıyla 21. yüzyılda başarılı olamayacağını belirten Özkan, Ermenistan’ın coğrafi konumunu da analiz etti.</p>

<p>Ermenistan’ın Gürcistan, Azerbaycan, Türkiye ve İran ile çevrili olduğunu hatırlatan Özkan, bu ülkelerin hiçbirisiyle köklü stratejik ittifak kurmasının mümkün olmadığını, Rusya’nın ise bu ülkeyle bile baş edemediğini dile getirdi.</p>

<p><em><strong>“Düşünün ki Paşinyan’ı kendisine düşman alan bir Rusya’dan söz ediyoruz… Eğer Ermenistan’a dahi sözünüz geçmiyorsa, oturup geri döneceksiniz. Bizim jeopolitiğimizde ne sorun var diyeceksiniz”</strong></em></p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;“RUS JEOPOLİTİĞİNİN ÇÖKÜŞÜ”</span></span></span></strong></p>

<p>Özkan, Rus jeopolitiğinin temel sorununun çevre ülkelerini “doğal egemenlik alanı” olarak görmesi ve onları tahakküm altına alma yaklaşımı olduğunu belirtti. Bunun 21. yüzyılda yürümeyeceğini savunarak, Ukrayna Savaşı’nın başlangıcını bu çöküşün miladı olarak nitelendirdi.</p>

<p>Türkiye’nin ise tam tersi bir yaklaşımla eşitlik temelinde ilişkiler kurduğunu örnek veren Özkan, Paşinyan’ın zaferinin hem Ermenistan halkı hem de bölge için, özellikle Türkiye için önemli kazanımlar sağlayacağını ifade etti.</p>

<p><em><strong>&nbsp;“Paşinyan’ın kazanması demek başka bir manada Türkiye’nin kazanması demek… Güney Kafkasya’da barışı sağlayan, barışın şemsiyesini kuran ülke oluyoruz.”</strong></em></p>

<p>Özkan, programın sonunda Paşinyan’ı şimdiden tebrik ederek sözlerini noktalamıştı.</p>

<p>Seçim sonuçları, Ali Rıza Özkan’ın analizini doğrular nitelikte oldu. Paşinyan’ın galibiyeti, Güney Kafkasya’daki güç dengeleri ve Türkiye-Ermenistan ilişkileri açısından yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor.</p>

<p><strong><a href="https://www.youtube.com/watch?v=sel0pnm4Y9E">Kaynak: JeopoliTürk Gündem Tv (2 Haziran 2026 tarihli yayın)</a></strong></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/anadolu-vakiflar-federasyonundan-metin-tarhana-tebrik-ziyareti-3261</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 21:35:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Anadolu Vakıflar Federasyonu’ndan Metin Tarhan’a tebrik ziyareti</h1>
                        <h2>Anadolu Vakıflar Federasyonu heyeti, AK Parti, Kültür ve Sanat Politikaları Başkan Yardımcılığı görevine atanan Metin Tarhan’ı yeni görevinde tebrik etti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/anadolu-vakiflar-federasyonundan-metin-tarhana-tebrik-ziyareti-1780684687.webp">
                        <figcaption>Anadolu Vakıflar Federasyonu’ndan Metin Tarhan’a tebrik ziyareti</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA</strong> — Anadolu Vakıflar Federasyonu heyeti, Kültür ve Sanat Politikaları Başkan Yardımcılığı görevine atanan Metin Tarhan’a hayırlı olsun ziyaretinde bulundu. Samimi ve verimli bir atmosferde gerçekleşen görüşmede, federasyona bağlı vakıfların projeleri ve geleceğe yönelik iş birlikleri masaya yatırıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>PROJELER VE GELECEK VİZYONU MASADAYDI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyaret kapsamında federasyon yönetimi, bünyelerinde yer alan vakıfların tanıtımını yaparak; yürütülmekte olan sosyal sorumluluk, kültür ve sanat projeleri hakkında Metin Tarhan’a detaylı bilgi sundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Görüşmede federasyonun toplumsal katkı sağlayan çalışmalarını takdirle karşılayan Tarhan, bu projelerin geliştirilmesi ve toplumun daha geniş kesimlerine ulaştırılması noktasında değerli görüş ve önerilerini paylaştı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Karşılıklı fikir alışverişinin yapıldığı toplantı, oldukça olumlu ve yapıcı bir seyirde tamamlandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BOZATLI HIZI YAR VE YARDIMCISI OLSUN</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Görüşmenin ardından Anadolu Vakıflar Federasyonu tarafından yapılan açıklamada, ziyaretin kendilerini ziyadesiyle memnun ettiği belirtilerek şu ifadelere yer verildi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Sayın Metin Tarhan’a yeni görevinde başarılar diliyor; Bozatlı Hızır’ın yar ve yardımcısı olmasını temenni ediyoruz.”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Ziyarete Katılan Federasyon Heyeti şu isimlerden oluşuyordu:</strong></span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Abdurahman Kurtaslan</strong> (Kurucu ve Onursal Genel Başkan)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Mehmet Ali Ayyıldız</strong> (Başkan)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Bektaş Avcı</strong> (Başkan Yardımcısı)</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>İbrahim Güzel</strong> (Yağmur Baba)</span></p>
	</li>
</ul>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-guc-birligi-platformu-yaymana-alevi-raporunu-sundu-3260</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 11:55:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu, Yayman’a “Alevi Raporu”nu sundu</h1>
                        <h2>AK Parti genel merkezini ziyaret eden Ali Rıza Özdemir başkanlığındaki Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu heyeti, Kültür ve Sanat Politikaları Başkanı Hüseyin Yayman’a “Alevi Raporu” hakkında kapsamlı bir bilgilendirme sundu.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/alevi-bektasi-guc-birligi-platformu-ak-partide-alevi-raporunu-sundu-1780650024.webp">
                        <figcaption>Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu, Yayman’a “Alevi Raporu”nu sundu</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="display:none">&nbsp;</span><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA –</strong> Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu Başkanı Ali Rıza Özdemir ve beraberindeki heyet, AK Parti Genel Merkezi’ne önemli bir ziyarette bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Heyet, AK Parti Genel Merkez Kültür ve Sanat Politikaları Başkanı Hüseyin Yayman ile bir araya gelerek, platform tarafından bir yıllık süreçte, geniş katılımla ve titizlikle hazırlanan “<em><strong>Alevi Raporu</strong></em>” hakkında kapsamlı bir bilgilendirme sundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>RAPORUN DETAYLARI PAYLAŞILDI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/YAYMAN1.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Özdemir’in Alevi-Bektaşi toplumunun taleplerini, beklentilerini ve çözüm önerilerini içeren raporun detaylarını sunduğu görüşmede, inançların özgürce yaşanması, kültürel mirasın korunması, cemevlerinin yasal statüsünün güçlendirilmesi ve toplumsal birlikteliğin pekiştirilmesi için atılabilecek somut adımlar üzerinde istişarelerin sürdürülmesi temennisi ifade edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu tarafından siyasi partilerler ve kamuoyu ile paylaşılan “<strong><em>Alevi Raporu</em></strong>”nun hazırlanma sürecinde inanç ve kanaat önderlerinin, hukukçu ve akademisyenlerden oluşan Alevi aydınlarının ve STK temsilcilerinin rol aldığını ifade eden Özdemir, toplumsal istişarenin sonucu olarak ortaya çıkan belgenin yeni hazırlanacak AK Parti çalışma programında dikkate alınması temennisini dile getirdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ERDOĞAN’IN LİDERLİĞİ ALEVİLER İÇİN BİR ŞANS</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-04%20at%2017_08_12%20(4).jpeg" style="height:800px; width:632px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi toplumunun haklı taleplerinin hayata geçirilmesi açısından AK Parti iktidarları döneminde atılan adımların toplumda memnuniyetle karşılandığını ifade eden Özdemir, “<em><strong>Alevi toplumunun tüm taleplerinin hayata geçirilmesi bakımından Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğini bir imkan ve şans olarak görüyoruz</strong></em>” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İSTİŞARE SÜREÇLERİ DEĞERLİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-04%20at%2017_08_12%20(5).jpeg" style="height:790px; width:800px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren AK Parti Kültür ve Sanat Politikaları Başkanı Hüseyin Yayman, toplumsal barış ve kültürel zenginliğin korunması adına bu tür istişare süreçlerinin büyük önem taşıdığını vurguladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu Başkanı Ali Rıza Özdemir ise kabulden dolayı Yayman’a teşekkür ederek, raporun hayırlara vesile olmasını temenni etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyaret, karşılıklı iyi niyet temennileri ve hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.</span><span style="display:none">&nbsp;</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-guc-birligi-platformundan-metin-tarhana-tebrik-ziyareti-3259</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 11:10:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu’ndan Metin Tarhan’a tebrik ziyareti</h1>
                        <h2>Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu, AK Parti Genel Merkez Kültür ve Sanat Politikaları Başkan Yardımcılığı görevine atanan Avukat Metin Tarhan’ı makamında ziyaret etti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/alevi-bektasi-guc-birligi-platformundan-metin-tarhana-tebrik-ziyareti-1780647834.webp">
                        <figcaption>Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu’ndan Metin Tarhan’a tebrik ziyareti</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA –</strong> Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu, AK Parti Genel Merkezi’nde önemli bir nezaket ziyareti gerçekleştirdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Platform Başkanı Ali Rıza Özdemir liderliğindeki heyet, yakın zamanda AK Parti Genel Merkez Kültür ve Sanat Politikaları Başkan Yardımcılığı görevine atanan Avukat Metin Tarhan’ı makamında ziyaret etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YENİ GÖREV İÇİN TEBRİK</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/MET%C4%B0N%20TARHAN.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu Başkanı Ali Rıza Özdemir ve beraberindeki heyet, Avukat Metin Tarhan’a yeni görevinin hayırlı olması temennisinde bulunarak başarı dileklerini iletti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplumsal birlik ve beraberlik mesajlarının ön plana çıktığı ziyarette, kültürel ve sanatsal politikalar ve Alevi toplumunun talepleri üzerine de karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>DİYALOG VE İŞBİRLİĞİ SÜRECEK</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/MET%C4%B0%C4%B0N%20TARHAN.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren AK Parti Kültür ve Sanat Politikaları Başkan Yardımcısı Avukat Metin Tarhan, nazik ziyaretleri için Özdemir ve heyetine teşekkür etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Tarhan, kültürel zenginliklerin korunması ve toplumun tüm kesimleriyle diyalog kanallarının açık tutulması yönünde çalışmalarını kararlılıkla sürdüreceklerini ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyaret, karşılıklı iyi niyet temennileri ve günün anısına çekilen hatıra fotoğrafıyla sona erdi.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-kuba-tarihinin-en-agir-yakit-ve-elektrik-krizini-yasiyor-3258</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 19:15:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Bora Özizmirli: Küba tarihinin en ağır yakıt ve elektrik krizini yaşıyor</h1>
                        <h2>Analist gazeteci Bora Özizmirli, JeopoliTürk Gündem Tv’de Küba’daki derin yakıt ve enerji krizini masaya yatırdı. Haziran 2026 itibarıyla Küba, tarihinin en ciddi yakıt ve elektrik krizlerinden birini yaşıyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/bora-ozizmirli-kuba-tarihinin-en-agir-yakit-ve-elektrik-krizini-yasiyor-1780592777.webp">
                        <figcaption>Bora Özizmirli: Küba tarihinin en ağır yakıt ve elektrik krizini yaşıyor</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Analist gazeteci Bora Özizmirli, JeopoliTürk Gündem Tv’de Küba’daki derin yakıt ve enerji krizini masaya yatırdı.</p>

<p>Haziran 2026 itibarıyla Küba, tarihinin en ciddi yakıt ve elektrik krizlerinden birini yaşıyor. Milyonlarca Kübalı, sürekli elektrik kesintileri, susuzluk ve temel ihtiyaçlara erişimde büyük zorluklarla mücadele ediyor.</p>

<p>Küba Enerji ve Madenler Bakanı, 14 Mayıs 2026’da devlet televizyonunda yaptığı açıklamada krizi resmen duyurdu:<em><strong> “Kesinlikle yakıt yok, kesinlikle benzin yok, kesinlikle dizel yok. Stoklarımız ve rezervlerimiz tamamen tükendi.”</strong></em><br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=8BplTAcb7Hw&amp;t=45s"><span style="color:#c0392b"><strong>BORA ÖZİZMİRLİ'NİN AÇIKLAMASINI İZLEMEK İÇİN LÜTFEN AŞAĞIDAKİ&nbsp; FOTOĞRAFA TIKLAYINIZ!</strong></span></a><br />
<br />
<em><strong><a href="https://www.youtube.com/watch?v=8BplTAcb7Hw&amp;t=45s"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-04%20at%2019_20_13%20(1).jpeg" style="height:424px; width:800px" /></a></strong></em></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YAKIT YOK-ELEKTRİK YOK-SU YOK</strong></span></p>

<p>Bora Özizmirli’nin aktardığına göre, elektrik kesintileri nedeniyle mahalleler ve sokaklar geceleri karanlığa gömülüyor. Buzdolapları çalışmadığı için yiyecekler bozuluyor. Su pompaları elektrik ve yakıt eksikliği yüzünden devre dışı kalınca, şebeke suyu ancak 20 günde bir birkaç saat verilebiliyor. Vatandaşlar su tankerleri önünde uzun kuyruklar oluşturmak zorunda kalıyor.</p>

<p>Hastanelerde elektrik olmaması nedeniyle ameliyatlar erteleniyor, hastalar risk altında. Okullar ve üniversiteler kapalı, eğitim durmuş durumda. İş yerlerinde üretim sekteye uğradı. Turistik bölgeler ise bomboş; hava yolu şirketleri Küba’ya uçuşlarını iptal etti. Toplu taşıma araçları ve benzin istasyonları yakıt yokluğu nedeniyle felç oldu.</p>

<p><strong>RUSYA, KÜBA'YA BİR DAMLA PETROL GÖNDERMEKTEN ACİZ DURUMDA</strong></p>

<p>Bora Özizmirli, krizin temel sebeplerini şöyle açıkladı: Küba uzun yıllar Venezuela’dan gelen petrol desteğiyle ihtiyaçlarını karşılamaktaydı. Ancak ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Maduro’yu <strong>“kaçırıp hapsetmesi”</strong> sonrası bu sevkiyat durma noktasına geldi. 20 Ocak 2026’da Trump yönetimi, Küba’ya yönelik yakıt ablukası başlatarak petrol ve enerji taşıyan gemileri hedef aldı.</p>

<p>Özizmirli, Küba’nın müttefikleri Rusya ve Çin’in bu kritik dönemde adaya bir damla petrol dahi gönderememesini eleştirerek, “<strong>Rusya gibi büyük petrol rezervlerine sahip bir ülkenin Küba’ya yardım edememesi düşündürücü”</strong> dedi. Bu durum, dünya kamuoyunda “Ukrayna karşılığında Küba ve Venezuela’nın gözden çıkarıldığı” tartışmalarını da beraberinde getirdi.</p>

<p>Analist, Trump’ın <strong>1800’lü yıllardaki Monroe Doktrini’ni </strong>güncelleyerek Batı Yarımküre’yi kendi etki alanı ilan ettiğini ve bölgedeki baskıyı artırdığını belirtti.</p>

<p>Bora Özizmirli, enerjinin modern hayatın can damarı olduğunu vurgulayarak, krizin aydınlatma dışında sağlık, eğitim, üretim, ulaşım ve turizm gibi birçok alanda ağır sonuçlar doğurduğuna dikkat çekti.</p>

<p>Küba’daki kriz ve gelişmeler uluslararası kamuoyu tarafından yakından takip ediliyor.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-yazdi-pakistan-izlenimleri-3257</link>
            <category>KONUK YAZAR</category>
            <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 15:05:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Dr. İhsan Ünlü yazdı: Pakistan izlenimleri</h1>
                        <h2>Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) vekâletle kurban organizasyonu kapsamında Kurban Bayramı’nda Pakistan’a giden Dr. İhsan Ünlü, ziyaretine dair duygu ve gözlemlerini paylaştı. Ünlü, mazlum din kardeşleriyle kurulan gönül köprülerinden duyduğu huzuru ve ülkede gözlemlediği gelir adaletsizliğinden kaynaklanan hüznü bir arada dile getirdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/dr-ihsan-unlu-yazdi-pakistan-izlenimleri-1780575842.webp">
                        <figcaption>Dr. İhsan Ünlü yazdı: Pakistan izlenimleri</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) vekâletle kurban organizasyonu kapsamında Kurban Bayramı’nda Pakistan’a giden Dr. İhsan Ünlü, ziyaretine dair duygu ve gözlemlerini paylaştı. Ünlü, mazlum din kardeşleriyle kurulan gönül köprülerinden duyduğu huzuru ve ülkede gözlemlediği gelir adaletsizliğinden kaynaklanan hüznü bir arada dile getirdi.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/8e00ab70-af09-4dda-b314-d2662ca35d14.jpg" style="height:533px; width:800px" /><br />
<br />
Dr. İhsan Ünlü, yazısında kurban ibadetinin et dağıtımından öte, kalpleri yaklaştırma ve mesafeleri kapatma vesilesi olduğunu vurguladı. Emanetleri sahiplerine ulaştırmanın tarifsiz lezzetini yaşadığını belirten Ünlü, özellikle çocukların, yoksulların, dul ve yetimlerin gözlerindeki ışığın tüm yorgunluğunu aldığını ifade etti.<br />
<br />
<strong>Dr. İhsan Ünlü, yazısında şunları kaydetti:</strong><br />
<br />
<strong>PAKİSTAN İZLENİMLERİ</strong><br />
<br />
Kurban bayramında TDV vekâletle kurban organizasyonu için Pakistan’a gittim.<br />
Bir tarafıyla huzurlu, bir tarafıyla hüzünlü, çok farklı duygu ve düşüncelerle döndüm.<br />
Huzurluydum çünkü mazlum din kardeşlerimizle gönül köprüleri kurdum.<br />
Kurbanın, adı üzerinde kalpleri yaklaştırmaya, mesafeleri yakınlaştırmaya vesile olduğunu yakinen gördüm.<br />
Kurban ibadetinin bir et parçası alışverişinden öte gönüller arasında sevgi transferi olduğunu bir kez daha müşahede ettim.<br />
Emanetleri yerine teslim etmenin verdiği tarifsiz lezzeti tattım.<br />
Çocukların, yoksulların, dul ve yetimlerin gözlerinde gördüğüm ışık, bütün yorgunluğumu çoktan alıp götürdü bile...<br />
<br />
Hüzünlüydüm çünkü maalesef gittiğim bölgelerde insanların bir kısmı, yapılan yardımları öğrenilmiş çaresizlik olarak kabul ediyordu.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/bfcc3f38-05e9-48e4-b458-5144f0d4bd47.jpg" style="height:800px; width:600px" /><br />
<br />
Pakistan, dünyanın sayılı ekonomilerinden olmasına rağmen, kişi başına düşen milli geliri çok az olan ülkelerden biri.<br />
Müslüman ülkelerin çoğunda rastlanan sosyal adalet yoksunluğu burada da çok açık olarak kendini gösteriyor.<br />
Aynı bölgede bakıyorsunuz bir tarafta villalarda oturan varlıklı insanlar, hemen az ötede varoş mahallelerde oturan yoksul aileler.<br />
Bir tarafta çocuklarını özel okullarda okutan elitler, öbür tarafta çocuklarını devlet okullarına gönderen avam kesimler.<br />
İşte tam da burada hikmet-i ilahi zekât, fitre, sadaka, bağış, kurban gibi İslam’ın emrettiği mali ibadetler devreye giriyor, insanlara nefes aldırıyor.<br />
<br />
Görev bölgemiz Faisalabad’da kendini hayır işlerine vakfetmiş ortak kuruluş Saylani vakfının gül yüzlü insanları bizi karşıladı.<br />
Çok verimli, çok bereketli bir organizasyona tanık oldum.<br />
İşlerini mükemmel yaptıkları gibi, insani yaklaşımları ve engin cömertlikleri beni oldukça etkiledi.<br />
Şunu fark ettim ki bu vakfın vakıf yürekli insanları yalnızca kurbanla ilgilenmiyor; sair zamanlarda da yoksul ve mağdurların her türlü ihtiyaçları için seferber olmuş durumdalar.<br />
Yaptıkları güzel işler ve insani duyarlılıkları sayesinde halkın umudu olmuşlar.<br />
Burada Türklere karşı çok büyük bir sevgi ve hayranlık var.<br />
Bir başka bölgede görev yapan arkadaşımız bu sevginin kaynağını sormuş.<br />
“Sizinle aramızda binlerce kilometre olduğu halde neden bizi seviyorsunuz?”<br />
Verilen cevap her şeyi özetliyor: “Biz sizi Allah için görmeden sevdik!”<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/12b3e057-e928-4f09-be46-8b5ad0a70ef5.jpg" style="height:533px; width:800px" /><br />
Kurban eti dağıtımı yaptığımız yerlerde insanlar bizi kardeş gibi görerek, “Zindabad Türkiye” yani “Yaşasın Türkiye” sloganıyla selamladılar.<br />
<br />
Burada, resmi dilleri olan Urducanın yanında İngilizce de yaygın olarak kullanılıyor.<br />
Resmi dilden öte, gönül diliyle konuştuğumuz için çok iyi anlaştık ve kısa zamanda kaynaştık.&nbsp;<br />
Sözün özü; dost ülke Pakistan’da binlerce insanın hayır duasını aldık, gönüller inşa ettik.<br />
Bedenen bizimle olamayan ama vekâletleri ve gönülleri bizimle olan kurban bağışçılarımıza da dualar edildi, hayırla yâd edildiler.<br />
Benim açımdan farklı bir deneyim ve hayır faaliyeti oldu.<br />
Rabbim dergah-ı izzetinde makbul ve mebrur eylesin.<br />
Vesile olan DİB-TDV başta olmak üzere herkese şükranlarımı sunuyorum.<br />
Orada çok güzel bir iklim oluşturan Pakistan (İslamabad) Büyükelçisi Doç. Dr. İrfan Neziroğlu’na ve İslamabad Din Hizmetleri Müşaviri Dr. Abdurrahman Akkuş'a teşekkür ediyorum.<br />
Pakistanlıların deyimiyle, “İyd mübarek”, bayramınız mübarek olsun!<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/8c271f43-b16b-4232-bd66-638d887e640d.jpg" style="height:800px; width:360px" /></p>

<p>02.06.2026<br />
Dr. İhsan ÜNLÜ</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/02f8caa3-c8b6-4fa8-a87f-c761cace3fc1.jpg" style="height:532px; width:800px" /><br />
&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/arap-aleviler-bize-en-buyuk-zarari-esad-verdi-3256</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 13:50:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Arap Aleviler: Bize en büyük zararı Esad verdi!</h1>
                        <h2>Gazeteci Yılmaz Bilgen,Suriye'deki Aleviler ile röportaj yaparak  Türkiye Gazetesi'nde çarpıcı önemli bir habere imza attı.Dedelerinin Osmanlı döneminde asker olarak birçok cephede savaştığını söyleyen Suriye’deki Aleviler “Türklerle bir sıkıntımız yok. Bize en büyük zararı Esad ailesi verdi” dedi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/arap-aleviler-bize-en-buyuk-zarari-esad-verdi-1780571225.webp">
                        <figcaption>Arap Aleviler: Bize en büyük zararı Esad verdi!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong><a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/dunya/suriyedeki-nusayriler-gazetemize-konustu-bize-en-buyuk-zarar-esad-verdi-1794741?s=2"><span style="color:#2980b9">Gazeteci Yılmaz Bilgen, </span></a> Suriye'deki Aleviler ile röportaj yaparak, <a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/dunya/suriyedeki-nusayriler-gazetemize-konustu-bize-en-buyuk-zarar-esad-verdi-1794741?s=2"><span style="color:#2980b9">Türkiye Gazetesi'nde</span></a>&nbsp;çarpıcı önemli bir habere imza attı.Dedelerinin Osmanlı döneminde asker olarak birçok cephede savaştığını söyleyen Suriye’deki Aleviler “Türklerle bir sıkıntımız yok. Bize en büyük zararı Esad ailesi verdi” dedi.<br />
<br />
Bu önemli haber için Yılmaz Bilgen ve Türkiye Gazetesi'ne tebrik ediyoruz.<br />
<br />
Yılmaz Bilgen'in haberi&nbsp;<a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/dunya/suriyedeki-nusayriler-gazetemize-konustu-bize-en-buyuk-zarar-esad-verdi-1794741?s=2">Türkiye Gazetesi'nde şöyle kaydedildi:</a></strong><br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Türkiye gazetesi, Suriye’nin Lazkiye şehrindeki Nusayri köylerine girdi. Gazetemize konuşan Nusayri köylüler, bölünmeyi istemediklerini ve Suriye halkının bileşeni olarak kalacaklarını söyledi.</p>

<p>Devrim sonrası AFAD ve Türk STK’ların Nusayri köylerine yardım dağıttığını söyleyen Nusayriler&nbsp;<strong>“Türkiye ve Türklerle ne geçmişte sorun yaşadık ne de bundan sonra yaşarız. Türkiye’nin gelişmişliği hepimizin gurur kaynağı”</strong>&nbsp;ifadesini kullandı.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/280347c7-2816-4809-b97d-bae05bab208d.png" style="height:500px; width:500px" /></p>

<h3><span style="color:#2980b9">Gazeteci Yılmaz Bilgen</span><br />
<br />
<strong>ETLE TIRNAK GİBİYİZ</strong></h3>

<p>Gezdiğimiz Nusayri köylerinden 3000 nüfuslu Bellura’nın muhtarı Cemal Ali Hatim, kendisinin Osmanlıda ilim ehli El Hatim ailesine mensup olduğunu anlattı. “<strong>Osmanlı bize zulmetmedi”</strong>&nbsp;diyen 65 yaşındaki Cemal Ali Hatim şunları söyledi:<br />
<br />
<em>"Dedelerimiz, Türklerle birçok cephede Osmanlı askeri olarak aynı safta savaştı. Türklerle geçmişte hiçbir sıkıntımız olmadı. Bundan sonra da olmaz. Avrupa’da birçok şehri gezdim. İstanbul’a hayran kaldım. Türkiye’nin gelişmişliği hepimizi gururlandırıyor. Dayım, halam ve kuzenlerim Hatay, Mersin, İstanbul gibi şehirlerde yaşıyor.&nbsp;<strong>Tüm bu müştereklerimize rağmen aramızda fitne tohumları ekmeye çalışıyorlar. Buna izin vermemeliyiz.</strong>&nbsp;Özellikle sosyal medyada üretilen yalanlar kardeşliğimize, birliğimize zarar vermek isteyen harici merkezlerin işi. Burada Bayırbucak Türkmenleriyle de tarihî komşuluğumuz var. Hepsiyle etle tırnak gibiyiz. Yıllarca Türkmen köylerinde öğretmenlik yaptım. Tarihimiz ortak, kültürel olarak da yakınız"</em><br />
<br />
Şam yönetimi için tehdit olmadıklarını ifade eden Hatim&nbsp;<strong>“Hatta devrime destek amaçlı 400 kişilik bir toplantı düzenledik. Bu devlet, Suriye hepimizin”</strong>&nbsp;diye konuştu. Cemal Ali Hatim, Suriyeli Nusayrilere en büyük zulmü 1970’ten 2024’e kadar yönetimde kalan Esad ailesinin yaptığını ifade etti.<br />
<br />
&nbsp;</p>

<h3><strong>BİZİ BİRBİRİMİZE DÜŞÜRMEK İSTEDİLER</strong></h3>

<p>Muhtar Hatim’e benzer ifadeler kullanan bölgenin Nusayri kanaat önderlerinden İbrahim Ali Kermu “Birileri Nusayriler ve Türkler düşman olsun istiyor. Farklı merkezlerde hazırlanan nefret senaryolarını burada tatbik etmeye çalışıyorlar. Ama inanın Türkiye’ye karşı çok güçlü bir sevgi bağımız var. Burada Sünni ve Nusayriler yüzlerce yıldır kardeşçe yaşıyoruz. Ülkede büyük bir siyasi dönüşüm var. Nusayrileri tahrik ederek Suriye’yi parçalamak istediler.<br />
<br />
Mihraç Ural gibi kuklalar da kullanılarak iç savaş çıkarmaya çalıştılar.<strong>&nbsp;Esad ailesinin siyasi hatalarının bedelini tüm Nusayrilere ödetmek istediler</strong>. Bu odaklar bir yandan Nusayrileri Sünnilere karşı kışkırtırken diğer yandan da Sünnilere karşı propaganda yaptılar. Bunlar çoğunlukla farklı ülke istihbarat servisleri tarafından üretilen ve yönetilen faaliyetler. İçerideki iş birlikçiler sadece piyon. Şimdi ırk, din, mezhep ayrımı yapmadan el birliğiyle ülkemizi yeniden ayağa kaldırmalıyız. Başka gidecek yerimiz yok.<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Savaş ağır bir fatura çıkardı. Maddi anlamda ciddi sıkıntılar var. Bu sebeple imkân bulanlar çalışmak için yurt dışına gidiyor. Ancak Nusayriler bu halkın ve devletin bir parçası.<strong>&nbsp;Her ne kadar zaman zaman istenmeyen olaylar yaşansa da topraklarımızı terk etmeyeceğiz. Esad yönetiminin yanlışlarından tüm Nusayriler sorumlu tutulamaz. Bize tarihin en büyük zararını Esad hanedanlığı verdi</strong>” dedi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kaos amaçlı faaliyet yürütenlerin farklı ülkeler tarafından fonlandığını vurgulayan İbrahim Ali Kermu “<strong>Dağlarda video çeken provokatörler Nusayri-Alevileri temsil etmiyor. Arkalarında karanlık güçler var. Türkiye’deki kardeşlerimiz de bu gerçekleri bilsin</strong>” diye konuştu.<br />
<br />
<a href="https://www.turkiyegazetesi.com.tr/dunya/suriyedeki-nusayriler-gazetemize-konustu-bize-en-buyuk-zarar-esad-verdi-1794741?s=2"><strong>Kaynak ve yazının orjinalini okumak için lütfen tıklayınız:<br />
https://www.turkiyegazetesi.com.tr/dunya/suriyedeki-nusayriler-gazetemize-konustu-bize-en-buyuk-zarar-esad-verdi-1794741?s=2</strong></a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cem-vakfi-cem-tv-ile-herhangi-bir-bagimiz-yok-3255</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 22:21:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Cem Vakfı: Cem TV ile herhangi bir bağımız yok!</h1>
                        <h2>CEM Vakfı, yeniden yayına geçtiği şeklinde tanıtımı yapılan Cem TV ile herhangi bir bağlantıları olmadığını açıkladı. Cem Vakfı’ndan yapılan açıklamada, “Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla açıkça belirtmek isteriz ki; hâlihazırda yayın yapmakta olan ve “Cem TV” ismini kullanan televizyon kuruluşu ile Cem Vakfı arasında herhangi bir organik, hukuki, mali, idari veya kurumsal bağ bulunmamaktadır.” ifadelerine yer verildi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/cem-vakfi-cem-tv-ile-herhangi-bir-bagimiz-yok-1780515468.webp">
                        <figcaption>Cem Vakfı: Cem TV ile herhangi bir bağımız yok!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Malatya, Pütürgeli&nbsp; Alevi olmayan bir iş insanına ait ONS TV kanalının RTÜK tarafından bir günde verilen isim değişikliği izni ile “<strong><em>Cem</em></strong>” yapılmasının ardından süregiden tartışmalara Cem Vakfı son noktayı koydu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem Vakfı’ndan, yayınlarımız üzerine yapılan resmi açıklamada, şu anda yayında olan Cem TV kanalının vakıfla hiçbir bağının olmadığı vurgulandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Geçmişte Cem TV’nin kurulması, yaşatılması ve Alevi-Bektaşi inanç dünyasının sesi hâline gelmesinde Cem Vakfı kurucularının, yöneticilerinin, bağışçılarının ve gönül dostlarının büyük emekleri, fedakârlıkları ile maddi ve manevi katkıları bulunmaktadır.</strong></em>” ifadelerinin yer aldığı açıklamada,&nbsp;“<strong><em>Cem Vakfı olarak; toplumumuzun ortak değerlerini, kurumsal birikimini ve geçmişten bugüne taşınan emanetlerini koruma sorumluluğuyla hareket ediyor, kamuoyunda oluşan hassasiyetleri ve gelişmeleri dikkatle takip ediyoruz.</em></strong>” denildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İŞTE O AÇIKLAMA:</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">CEM VAKFI GENEL MERKEZİ’NDEN</span></p>

<p><span style="color:#000000">KAMUOYUNA DUYURU</span></p>

<p><span style="color:#000000">Son günlerde “Cem TV” adıyla yayın faaliyetinde bulunan televizyon kuruluşu hakkında çeşitli haberler ve değerlendirmeler kamuoyunda yer almaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla açıkça belirtmek isteriz ki; hâlihazırda yayın yapmakta olan ve “Cem TV” ismini kullanan televizyon kuruluşu ile Cem Vakfı arasında herhangi bir organik, hukuki, mali, idari veya kurumsal bağ bulunmamaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem Vakfı’nın söz konusu kuruluşun ortaklık yapısında, yönetiminde, yayın politikasında veya faaliyetlerinde doğrudan ya da dolaylı herhangi bir temsil yetkisi, ortaklığı veya sorumluluğu bulunmamaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Geçmişte Cem TV’nin kurulması, yaşatılması ve Alevi-Bektaşi inanç dünyasının sesi hâline gelmesinde Cem Vakfı kurucularının, yöneticilerinin, bağışçılarının ve gönül dostlarının büyük emekleri, fedakârlıkları ile maddi ve manevi katkıları bulunmaktadır. Bu emek ve katkılar, Alevi toplumunun ortak hafızasında ve kurumsal tarihimizde son derece kıymetli bir yer tutmaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem Vakfı olarak; toplumumuzun ortak değerlerini, kurumsal birikimini ve geçmişten bugüne taşınan emanetlerini koruma sorumluluğuyla hareket ediyor, kamuoyunda oluşan hassasiyetleri ve gelişmeleri dikkatle takip ediyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kamuoyuna saygıyla duyurulur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">CEM VAKFI GENEL MERKEZİ</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cem-tv-yayinda-cem-vakfi-suskun-3254</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 18:56:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>CEM TV yayında, Cem Vakfı suskun!</h1>
                        <h2>Cem TV adıyla yeniden yayına başladığı iddia edilen televizyon kanalıyla ilgili gizem giderek büyüyor. Şirket kayıtlarındaki çelişkiler, tehdit iddiaları ve Cem Vakfı’nın sessizliği ise akıllarda soru işaretleri yaratıyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/cem-tv-yayinda-cem-vakfi-suskun-1780503032.webp">
                        <figcaption>CEM TV yayında, Cem Vakfı suskun!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / İSTANBUL-</strong> Malatya, Pütürgeli Alevi olmayan bir iş insanına ait olan ONS TV’nin RTÜK’e 10 Mart 2026 tarihinde isim değişikliği başvurusu yapması ve bu dilekçenin sadece 1 günde onay almasıyla başlayan Cem TV’nin yeniden yayına başlaması süreci, Cem Vakfı’nın tüm gelişmelere ve kamuoyunda artan sorulara rağmen sessiz kalması ile arkasındaki gerçek isimlerin kim olduğu sorusunu yeniden gündeme getirdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>CEM TV’NİN GERÇEK SAHİBİ KİM BİLMECESİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Gazi%20Karada%C4%9F.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Serpulat Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş. çatısı altında yayın hayatına başladığı belirtilen kanalla ilgili resmi veriler ile açıklamalar birbirini tutmuyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Örneğin, Durak Medya kanalın Yönetim Kurulu Başkanlığı koltuğunda Gazi Karadağ’ın oturduğunu, Genel Yayın Yönetmenliğini ise Leman Çakın’ın üstlendiğini duyurmuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aynı şekilde, kanalın stüdyolarını ziyaret eden ünlü gazeteci Barış Yarkadaş da sosyal medya hesabından, “<em><strong>CEM TV’nin Yönetim Kurulu Başkanı Gazi Karadağ</strong>”&nbsp;</em>ifadesini kullanmıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Fakat Cem TV adına açılmış resmi internet sitesinde ise durum tamamen farklı. Sitede yönetim kurulu başkanı olarak Leman Çakın’ın ismi yer alıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ŞİRKETİN TİCARİ KAYITLARINA ULAŞTIK!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Tüm bu çelişkili açıklamalara rağmen Serpulat Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş.’nin resmi hisse sahiplerinin değişmediğini ortaya çıkardık. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevihaberler.com.tr’nin yaptığı araştırmalara göre, resmi ticari kayıtlarda şirketin hissedarları halen Osman Özpulat ve Hüseyin Özpulat olarak görünmeye devam ediyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dolayısıyla, şimdi yayın yapan kanalın eski Cem TV’nin kurucuları ve ortakları ile herhangi bir bağı olmadığı anlaşılıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu durum, “<em><strong>Cem TV’nin arkasındaki gerçek güç kim?</strong>”</em> sorusunu derinleştiriyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ARAŞTIRMACI YAZAR AYHAN AYDIN: TEHDİT EDİLDİM!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/ayhanayd%C4%B1n.JPG" style="height:544px; width:685px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Sosyal medyada yeniden yayına başlayan kanalın aidiyeti tartışılırken, çarpıcı bir iddia daha gündeme bomba gibi düştü. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem TV’nin kuruluş döneminde de görev almış, kanalda yüzlerce röportaj ve yayına imza atmış araştırmacı yazar Ayhan Aydın, sosyal medyadan yaptığı paylaşımda, kanalın durumunu sorguladığı için Gazi Karadağ tarafından tehdit edildiğini ileri sürdü.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Karadağ’a yine sosyal medya hesabından cevap veren Aydın şu ifadeleri kullandı: “<strong><em>Sağda solda, “</em></strong><em>Ayhan Aydın’ı mahkemeye vereceğiz</em><strong><em>” ucuz tehditlerini savuran Gazi Karadağ sen 20 yıllık Cem Tv.’de şu anda yaşananları kamuoyuyla paylaş, fazla uzatma...</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>CEM VAKFI ÇEVRESİ DE SORUYOR: CEM TV KİMİN?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Eski Cem TV'nin kurulması ve yaşatılması için geçmişte yüzlerce ortağın ve bağışçının milyonlarca TL fedakarlık yaptığı biliniyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Şimdi ise kim olduğu tam olarak bilinmeyen kişilerin, Cem TV’nin 20 yıllık markasını ve emeğini sömürerek yayın yapması özellikle Cem Vakfı tabanında büyük bir huzursuzluk yaratmış durumda.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Haber sitemize ulaşan Cem Vakfı kurucu heyetinden önemli isimler, yeniden yayına geçtiği iddia edilen bu televizyon kanalı hakkında hiçbir bilgiye sahip olmadıklarını aktardılar.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>CEM VAKFI YÖNETİMİ NEDEN AÇIKLAMA YAPMIYOR?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Cem%20Vakf%C4%B1.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Geçtiğimiz Mart ayından bu yana kamuoyunu meşgul eden yeniden yayına geçtiği iddia edilen Cem TV hakkındaki tüm tartışmalarına karşın, Cem Vakfı yönetiminin ısrarla sessiz kalması da şaşkınlıkla karşılanıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem TV’yi kuran bağışçıların ve eski hissedarların neredeyse tamamının Cem Vakfı kurucusu veya üyesi olduğu biliniyor. Yüzlerce hissedarın ve binlerce bağışçının el emeği göz nuru olan televizyon kanalına Cem Vakfı’nın sahip çıkmaması endişelere yol açıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kamuoyunda ve izleyiciler arasında, “<em><strong>Mevcut yönetim kurulundan birilerinin bu yeni yayınla gizli bir bağlantısı mı var?</strong>”</em> sorusu da yüksek sesle dile getirilmeye başlandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem TV hissedarları, bağışçıları, çalışanları ve izleyicileri akıllardaki şüphelerin giderilmesi için Cem Vakfı’ndan acil ve şeffaf bir açıklama bekliyor.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/prof-dr-sahin-filiz-yazdi-o-duskun-de-sen-insan-i-kamil-misin-3253</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 14:11:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Prof. Dr. Şahin Filiz yazdı: O “düşkün” de, Sen “İnsan-ı Kamil” misin?</h1>
                        <h2>Antalya Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Şahin Filiz, Cumhuriyet Halk Partisi içinde süren çatışmada Aleviler ve Aleviliğin sürekli istismar edilmesine tepki gösterdi. Prof. Dr. Filiz'in Hergün Medya haber sitesinde yayınlanan makalesini okurlarımızla paylaşıyoruz.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/prof-dr-sahin-filiz-yazdi-o-duskun-de-sen-insan-i-kamil-misin-1780488375.webp">
                        <figcaption>Prof. Dr. Şahin Filiz yazdı: O “düşkün” de, Sen “İnsan-ı Kamil” misin?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong><span style="color:#000000">Postmodern Vesayet ve Milli Direnç Kıskacında CHP: Kılıçdaroğlu’nun Tarihsel Yüzleşmesi</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Beni hor görme kardeşim<br />
<strong>Sen altınsın ben tunç muyum?</strong><br />
Aynı vardan var olmuşuz<br />
Sen gümüşsün ben sac mıyım?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ne var ise sende bende<br />
Aynı varlık her bedende<br />
Yarın mizan kurulanda<br />
<strong>Sen altınsın ben tunç muyum?</strong></span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">AŞIK VEYSEL</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Türk siyaseti, bugün kurumsal rasyonalitenin sarsıldığı ve hakikat algısının karmaşık operasyonel süreçlerle gölgelendiği kritik bir dönemçten geçmektedir. CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na dair tartışmaların ve "<strong><em>mutlak butlan</em></strong>" (hukuken yok hükmünde sayılma) iddiasının yargı zeminine taşınması, Kemal Kılıçdaroğlu’nun hukuki statüsünün yeniden gündeme gelmesi, basit bir görev değişimi ya da parti içi rekabetin çok ötesindedir. Bu durum; Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu felsefesini ve üniter yapısını merkeze alan <em><strong>"geleneksel siyasi akıl</strong></em>" ile modern dönemde farklı odaklarla uyumlu görünen yeni siyasal yaklaşımlar arasındaki temel ayrışmanın bir yansımasıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Merkezi önünde dile getirdiği "<strong><em>Hesap soracağım!</em></strong>" çıkışı, yalnızca bir siyasi geri dönüş hamlesi değil; aynı zamanda bir "<strong><em>kurumsal onarım</em></strong>" ve geçmişteki stratejik hatalarla yüzleşme iradesinin beyanıdır. Bugün Kılıçdaroğlu; hem parti içi yapısal dönüşümün aktörleri hem de siyasi kimliğini inanç değerleri üzerinden tartışmaya açan kesimler tarafından yoğun bir eleştiri yağmuruna tutulmaktadır. Bu metin, Kılıçdaroğlu’nun uğradığı iddia edilen haksızlıkları, kendisine yönelik "<em><strong>düşkünlük</strong></em>" ithamının sosyolojik arka planını ve mevcut CHP yönetiminin izlediği siyasetin devletin temel kolonları üzerindeki etkilerini analiz etmeyi amaçlamaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İnanç Değerlerinin Siyasallaşması: "Düşkünlük" Kavramı Üzerine</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kılıçdaroğlu’nun siyasetten tasfiye edilme sürecinde, en hassas noktalardan biri olan inançsal değerler bir yıpratma aracı olarak kullanılmaktadır. Alevilik geleneğinde derin bir karşılığı olan "<strong><em>düşkünlük</em></strong>" kavramı, siyasi bir yaptırım gibi sunulmaya çalışılmaktadır. Ancak bu kavramın özü; eline, beline, diline sahip çıkmayan, toplumsal ahlaka aykırı davranan ve "<strong><em>Yol</em></strong>"un temel ilkelerini çiğneyenler için bir iç disiplin mekanizmasıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Nesnel bir değerlendirme yapıldığında; ömrünü devletin üst kademelerinde, mali ve bürokratik denetim süreçlerinde tertemiz bir geçmişle tamamlamış, mütevazı bir yaşamı tercih etmiş bir siyasetçiyi bu kavramla yan yana getirmek ciddi bir tutarsızlıktır. Eğer siyasi ahlakın ölçüsü dürüstlük ve kul hakkına riayet ise, Kılıçdaroğlu’nun bu noktadaki duruşu tartışmaya yer bırakmayacak kadar nettir. Onu bu kavram üzerinden hedef alanların asıl motivasyonu, Kılıçdaroğlu’nun son dönemde sergilemeye çalıştığı milli hassasiyetleri baskılamaktır. İnanç değerlerinin siyasi bir aforoz mekanizmasına dönüştürülmesi, hem demokratik bir hukuk devletine hem de o inancın adalet ve rızalık temeline zarar vermektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Özeleştiri ve Milli Çizgiye Dönüş</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kılıçdaroğlu’nun son dönemdeki "<em><strong>FETÖ yapılanmasına dair gecikmiş farkındalık</strong></em>" açıklaması ve halktan dilediği özür, siyasetin pek alışık olmadığı bir dürüstlük düzeyidir. Bu itiraf, geçmişteki hatalı ittifakların ve kuşatmanın kırıldığının işaretidir. Türkiye’de benzer kandırılma açıklamaları daha önce devletin en üst kademelerinde yapılmış ve bir "devlet refleksi" olarak kabul görmüştür. Aynı samimiyetin Kılıçdaroğlu tarafından gösterilmesi, bir zaaf değil, aksine milli bir uyanışın tezahürüdür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hatasını kabul edip milletine dönen bir siyasetçiyi "düşkün" saymak yerine, bu dönüşün devletin güvenliği açısından kıymetini görmek gerekir. Oysa mevcut yönetimin bu karanlık yapıların oluşturduğu "<em><strong>algı iklimiyle</strong></em>" hesaplaşmak yerine, bu iklimden faydalanan bir görüntü vermesi endişe vericidir. Kılıçdaroğlu’nun hatasını kabul ederek gösterdiği direnç, onu lince açık hale getirse de etik bir duruşu temsil etmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Stratejik Yaklaşımlar ve Üniter Yapı Hassasiyeti</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">CHP’nin mevcut genel başkanlık makamındaki söylemler, devletin kurucu ilkeleri açısından riskli bir zemine kaymaktadır. "<strong><em>Türkiye Cumhuriyeti devletinin sahibi olmayı vadetmek</em></strong>" gibi ifadeler, ilk bakışta bir kapsayıcılık gibi görünse de üniter yapının temellerini tartışmaya açma potansiyeli taşımaktadır. 1923’te kurulan Cumhuriyet, etnik veya bölgesel kompartımanlar üzerine değil, eşit vatandaşlık ve tekil egemenlik üzerine inşa edilmiştir. Belirli kesimlere "<strong><em>devlet vadetmek</em></strong>", devleti bir ortaklık payı gibi sunmak, kurucu partinin ideolojik kökleriyle çelişmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Özgür Özel’in bazı ayrılıkçı söylemlere gösterdiği esneklik ve devletin güvenlik birimlerini hedef alan açıklamalara karşı tutumu, devletin bekası açısından soru işaretleri yaratmaktadır. Kılıçdaroğlu’nun bu riskli siyaset tarzına karşı bir bariyer oluşturma çabası, onu mevcut yapı içerisinde bir hedef haline getirmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Küresel İlişkiler ve Yerel Siyaset Dengesi</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ekrem İmamoğlu örneğinde görülen siyaset tarzı, yerel yönetim sınırlarını aşarak uluslararası bir ağın parçası olma eğilimi taşımaktadır. Chatham House gibi uluslararası kuruluşlarla kurulan temaslar ve dış politika odaklı görüşmeler, bir belediye başkanının görev alanının ötesinde, farklı bir siyasal tasarımın habercisi olarak yorumlanmaktadır. Bu tür yapılar, tarihsel olarak ulus-devletlerin egemenlik alanlarını sorgulayan stratejilerin mutfağı olarak bilinir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İmamoğlu’nun temsil ettiği "<strong><em>yeni nesil siyaset</em></strong>", rasyonaliteden ziyade görselliğe ve dış destekli bir algı yönetimine dayanmaktadır. Bu yapıda, geleneksel devlet terbiyesi ve kurumsal sadakat ikinci plana atılmaktadır. Kılıçdaroğlu’nun bu "<em><strong>postmodern</strong></em>" siyaset tarzına ve küresel vesayet görüntüsü veren ağlara mesafeli durması, maruz kaldığı tasfiye operasyonunun temel nedenlerinden biridir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Kurultay Tartışmaları ve Hukuki Sorumluluk</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kurultay sürecinde yaşandığı iddia edilen usulsüzlükler ve delegelerin iradesine yönelik müdahaleler, meselenin sadece bir tüzük kavgası olmadığını göstermektedir. Mahkemeye yansıyan "<strong><em>mutlak butlan</em></strong>" tartışması, CHP’nin iç demokrasisinin nasıl bir mühendislik çalışmasına maruz kaldığının bir kanıtı olarak sunulmaktadır. Her ne kadar YSK’nın bu konudaki nihai yetkisi hukuki bir tartışma konusu olsa da kurultayın meşruiyetine dair oluşan bu derin kuşku, siyasetin şeffaflığına gölge düşürmüştür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kılıçdaroğlu, bu hukuki ve siyasi sorumluluğun bilinciyle hareket ederek, partisini dış etkilerden ve kurucu değerlerden sapmalardan korumak için bir direnç noktası oluşturmaktadır. Onun koltuk sevdasıyla hareket ettiğini savunmak, geçmişteki mütevazı ve dürüst yaşamıyla çelişmektedir. Kılıçdaroğlu’nun bugün üstlendiği rol, partisini bir "<em><strong>proje</strong></em>" aparatına dönüşmekten kurtarma çabasıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Milli Bir Direnç Odağı Olarak Kılıçdaroğlu</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Sonuç olarak, Kemal Kılıçdaroğlu’nun "<strong><em>Hesap soracağım</em></strong>" beyanı, Atatürk’ün CHP’sine ve Cumhuriyet’in fabrika ayarlarına dönüş çağrısıdır. Bu, partiyi üniter yapıdan koparmaya çalışanlardan, dış destekli değişim vaatleriyle devletin temellerini sarsanlardan hesap sorma iradesidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kılıçdaroğlu’nun yaşadığı süreç, aslında Türk milletinin kendi kurumları üzerindeki iradesinin bir testidir. Bir tarafta hatalarıyla yüzleşmiş, dürüstlüğünden taviz vermemiş ve bu yüzden hedef tahtasına konulmuş bir figür; diğer tarafta ise parlatılmış ancak köklerinden koparılmış bir "<strong><em>değişim</em></strong>" projesi durmaktadır. Onu "<strong><em>düşkün</em></strong>" ilan ederek itibarsızlaştırmaya çalışanların kullandığı dil, toplumsal barışa hizmet etmemektedir. Kılıçdaroğlu, bu siyasi karmaşa içerisinde, haksızlığa uğramış olsa da "<strong><em>vatan ve liyakat</em></strong>" ekseninde ayağa kalkan vakur bir devlet adamı profilini korumaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte, yazının linki:&nbsp;</span><a href="https://www.hergunmedya.com/haber/prof-dr-sahin-filiz-hergun-medyada-88583">https://www.hergunmedya.com/haber/prof-dr-sahin-filiz-hergun-medyada-88583</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hacibektasta-buyuk-vefasizlik-kilicdaroglunun-ismini-sildiler-3252</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 12:32:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Hacıbektaş’ta büyük vefasızlık: Kılıçdaroğlu’nun ismini sildiler!</h1>
                        <h2>Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde, siyasi vefa duygusunu derinden yaralayan ve “bunu da gördük” dedirten bir karara imza atıldı. Kültür Merkezinden Kılıçdaroğlu’nun ismini sildiler!</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/hacibektasta-buyuk-vefasizlik-kilicdaroglunun-ismini-sildiler-1780480613.webp">
                        <figcaption>Hacıbektaş’ta büyük vefasızlık: Kılıçdaroğlu’nun ismini sildiler!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / HACIBEKTAŞ-</strong> Hacıbektaş Belediye Meclisi, gerçekleştirdiği olağanüstü toplantıda, <strong>Kültür Merkezi</strong><strong>nden</strong> <strong>Kemal Kılıçdaroğlu </strong>isminin kaldırılması talebini oy çokluğuyla kabul etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak bu karar, sadece bir isim değişikliği değil; Türk siyasetinin en çirkin yüzü olan <strong>vefasızlık</strong> ve güce tapma anlayışının açık bir kanıtı olarak kayıtlara geçti.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">KILIÇDAROĞLU İSMİNİN VERİLMESİNİ İSTEMEMİŞTİ!</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Hafızaları tazelemekte fayda var: Dönemin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, mütevazı siyaset anlayışı gereği, kendi isminin Hacıbektaş’taki bu kültür merkezine verilmesini <strong>hiçbir zaman onaylamamıştı.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak o dönem belediye yönetiminde koltuk sahibi olanlar, Kılıçdaroğlu’nun iradesini hiçe sayarak, tamamen “<strong><em>kendisine yaranmak ve göze girmek</em></strong>” amacıyla bu yola başvurmuş, merkeze alelacele onun ismini vermişlerdi.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">KILIÇDAROĞLU İSMİNİ KALDIRIP KİME YARANACAKLAR?</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Zaman değişti, CHP genel merkezindeki dengeler farklılaştı ve dün Kılıçdaroğlu’na yaranmak için sıraya giren zihniyet, bugün yine “<em><strong>birilerine yaranmak ve yeni güç oda</strong><strong>ğı olduğuna inandıkları bir kesime</strong></em><strong><em> şirin görünmek</em></strong>” için harekete geçti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kemal Kılıçdaroğlu’nun isminin kültür merkezinden kaldırılması teklifi, tam da bu hesaplarla belediye meclisinin gündemine getirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yapılan oylamada meclis üyelerinin büyük bir kısmı, siyasi vefa ve ahlakı bir kenara bırakarak ismin silinmesi yönünde el kaldırdı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kültür merkezinden Kılıçdaroğlu’nun adını silme yarışına giren meclis üyelerinin oy dağılımı ise siyasi tarihe bir “<em><strong>vefasızlık belgesi</strong></em>” olarak geçecek nitelikte:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İşte Oylamanın Anatomisi:</strong></span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>KABUL (İsmin kaldırılmasını isteyenler):</strong> Abidin Tunçbilek (CHP), Cafer Mutlu (CHP), Naciye Şenlik (CHP), Dede Göçer (Bağımsız), Ali Batur (Bağımsız), Merve Özgün Aloğlu (TİP), Leyla Kındış (TİP).</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>RED (Vefadan yana saf tutanlar):</strong> Fethi Mutlu (Bağımsız).</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>ÇEKİMSER:</strong> Ali Kaim (Belediye Başkanı).</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>KATILMAYAN:</strong> Gülşen Salman (İYİ Parti).</span></p>
	</li>
</ul>

<p><strong><span style="color:#000000">KÜLTÜR MERKEZİ ŞİMDİ İSİMSİZ KALDI!</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Toplantının en trajikomik kısmı ise Kemal Kılıçdaroğlu’nun ismini silmek için olağanüstü toplanan meclisin, kültür merkezine verilecek <strong>yeni isim konusunda hiçbir karar alamamış</strong> olması oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Meclis üyeleri, yeni ismin belirlenmesini ilerleyen sürece erteledi. Bu durum, amacın Hacıbektaş’a hizmet etmek veya merkeze daha uygun bir isim bulmak olmadığını, asıl gayenin sadece ve sadece Kılıçdaroğlu ismini tasfiye ederek bazı güç odaklarına “<strong><em>selam göndermek</em></strong>” olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kamuoyunda yoğun tartışmalara ve tepkilere neden olan bu “<em><strong>vefasızlık</strong></em>” kararı, Hacıbektaş halkının ve sağduyulu siyaset takipçilerinin vicdanında derin bir yara açtı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dün yaranmak için isim verenlerin, bugün yine yaranmak için o ismi silmesi, siyasi tutarsızlığın ve vefasızlığın en somut örneği olarak tarihteki yerini aldı.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozzeybekten-hasan-dogana-tesekkur-3251</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 11:27:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Özzeybek'ten Hasan Doğan'a teşekkür</h1>
                        <h2>Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Kurucu Başkanı Dr. Ali Arif Özzeybek, "Milletin Evinde" ve "Gönül Sofralarında" programları kapsamında gerçekleştirilen büyük buluşmanın ardından, sürece büyük destek veren Büyükelçi Prof. Dr. Hasan Doğan’a teşekkür etti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/ozzeybekten-hasan-dogana-tesekkur-1780476530.webp">
                        <figcaption>Özzeybek'ten Hasan Doğan'a teşekkür</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA –</strong> Cumhurbaşkanlığı Külliyesi bünyesindeki "<em><strong>Milletin Evi</strong></em>" tarihi buluşmalardan birine daha ev sahipliği yaptı. Düzenlenen 40 farklı etkinlik kapsamında Türkiye'nin dört bir yanından gelen vatandaşlar Başkent Ankara'da ağırlandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre; "<em><strong>Milletin Evinde</strong></em>" ve "<strong><em>Gönül Sofralarında</em></strong>" programları vesilesiyle Türkiye'nin 46 farklı ilinden gelen 700'ü aşkın katılımcı Canlar Ankara'da misafir edildi.</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/%C3%96%C3%87zzeybek2.png" style="height:450px; width:760px" /></p>

<p>Birlik, beraberlik ve toplumsal kardeşlik bağlarının pekiştirilmesinin amaçlandığı bu geniş çaplı organizasyon büyük bir coşku ve memnuniyetle tamamlandı.</p>

<p><strong>ÖZZEYBEK'TEN HASAN DOĞAN'A ŞÜKRAN MESAJI</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Ali%20Arif%20%C3%96zzeybek1.JPG" style="height:742px; width:546px" /></strong></p>

<p>Organizasyonun başarıyla nihayete ermesinin ardından sosyal medya hesabı üzerinden bir açıklama yapan Cumhurbaşkanlığı Sosyal ve Gençlik Politikaları Kurulu Üyesi ve T.C. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Kurucu Başkanı Dr. Ali Arif Özzeybek, paylaştığı fotoğrafla birlikte Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Büyükelçi Prof. Dr. Hasan Doğan'a özel olarak teşekkürlerini sundu.</p>

<p>Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Büyükelçi Prof. Dr. Hasan Doğan'a yapılan etkinliklere katkılarından dolayı&nbsp;şükranlarını dile getiren Özzeybek, mesajında şu ifadelere yer verdi:</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/%C3%96zzeybek3.png" style="height:450px; width:760px" /></p>

<p><em>“<strong>‘Milletin Evinde’ ve ‘Gönül Sofralarında’ programlarında 46 ilden 700 kişiyi aşan bir katılımla Başkentimizde misafir ettiğimiz değerli Canlarımızla bir araya gelmiş olmanın mutluluğunu yaşıyoruz.</strong></em></p>

<p><em><strong>Bu mutluluğumuza hem vesile hem de destek olan, programlarımızın her aşamasında varlığını can-ı gönülden hissettiğimiz, dostluğu, samimiyeti ve rehberliğiyle her adımımıza güç katan Büyükelçi Sayın Prof. Dr. Hasan Doğan hocamıza teşekkür eder, kendilerine esenlikler dilerim.</strong>”</em></p>

<p><em><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/%C3%96zzeybek1.png" style="height:450px; width:760px" /></em></p>

<p>46 ilin temsilcilerini, dedelerini ve kanaat önderlerini bir araya getiren "<em><strong>Gönül Sofraları</strong></em>" buluşması, toplumsal dayanışma ruhunun en üst düzeyde sergilenmesi açısından tarihi bir adım olarak kayıtlara geçti.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ortak-turk-mirasi-bati-azerbaycanin-ve-kars-bolgesinin-milli-giyim-kulturu-projesi-ankarada-3250</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 10:48:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>“Ortak Türk Mirası: Batı Azerbaycan’ın ve Kars Bölgesinin Milli Giyim Kültürü” projesi Ankara’da</h1>
                        <h2>4-5 Haziran 2026 tarihlerinde Batı Azerbaycan İcması Kadınlar Şurası’nın organizatörlüğünde “Ortak Türk Mirası: Batı Azerbaycan’ın ve Kars Bölgesinin Milli Giyim Kültürü” projesi çerçevesinde Ankara’da bir dizi etkinlik düzenlenecek.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/ankarada-ortak-turk-mirasi-bati-azerbaycanin-ve-kars-bolgesinin-milli-giyim-kulturu-projesi-tanitilacak-1780476242.webp">
                        <figcaption>“Ortak Türk Mirası: Batı Azerbaycan’ın ve Kars Bölgesinin Milli Giyim Kültürü” projesi Ankara’da</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA-</strong> 4-5 Haziran 2026 tarihlerinde Batı Azerbaycan İcması Kadınlar Şurası’nın organizatörlüğünde “<em><strong>Ortak Türk Mirası: Batı Azerbaycan’ın ve Kars Bölgesinin Milli Giyim Kültürü</strong></em>” projesi çerçevesinde Ankara’da&nbsp;bir dizi etkinlik düzenlenecek.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-03%20at%2011_14_05%20(3).jpeg" style="height:800px; width:729px" /><br />
<br />
Etkinliklerde Batı Azerbaycan İcması Kadınlar Şurası’nın başkanı, Azerbaycan Milli Meclis milletvekili ve proje başkanı Melahat İbrahimkızı, Batı Azerbaycan İcması İdare Heyeti’nin üyesi, Azerbaycan Devlet Pedagoji Üniversitesi prorektörü, profesör Mahire Hüseynova, Kadınlar Şurası’nın üyesi, uluslararası ilişkiler koordinatörü, Milli Meclis milletvekili Tenzile Rüstemhanlı, Milli Meclis’te Batı Azerbaycan’a Dönüş İnisiyatif Grubu’nun üyesi, milletvekili Sebina Salmanova, Kadınlar Şurası başkan yardımcısı, Azerbaycan Devlet Pedagoji Üniversitesi dekanı, doçent Könül Hasanova, Batı Azerbaycan İcması Aydınlar Şurası’nın üyesi, Azerbaycan Diller Üniversitesi kürsü başkanı ve Batı Azerbaycan Araştırmaları Merkezi’nin yöneticisi, doçent Hakikat Hacıyeva, Bakü Devlet Üniversitesi doçenti, Kadınlar Şurası üyesi Hatira Mehdiyeva, Azerbaycan Milli Tarih Müzesi departman başkanı, milli giyim konusunda etnoğraf bilim insanı, doçent Gülzade Abdulova ve Kadınlar Şurası üyesi Ülviyye Allahverdiyeva temsil edilecekler.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-03%20at%2011_14_04%20(1).jpeg" style="height:534px; width:800px" /><br />
<br />
Proje çerçevesinde Ankara Üniversitesi’nin ev sahipliğinde Batı Azerbaycan İcması Kadınlar Şurası ile Üniversitenin Güzel Sanatlar Fakültesi’nin ortak organizatörlüğü ile “Ortak Türk Mirası: Batı Azerbaycan’ın ve Kars Bölgesinin Milli Giyim Kültürü” konulu uluslararası konferans düzenlenecek.</p>

<p>Etkinlik çerçevesinde batı azerbaycanlıların, özellikle de İrevan Han Sarayı’nın milli giyim kültürünü yansıtan örneklerden oluşan sergi düzenlenecek, ayrıca katılımcılar Batı Azerbaycan mutfağının zengin örneklerinin sunulacağı kokteyle davet edilecekler.</p>

<p>Batı Azerbaycan’ın milli giyim mirasına ve somut olmayan kültürel mirasına adanmış böyle bir etkinliğin Azerbaycan sınırları dışında ilk kez düzenlendiği öğrenildi.</p>

<p>Projenin temel amacı yüzyıllar boyunca Batı Azerbaycan’da yaşamış Azerbaycan Türklerinin yarattığı zengin kültürel mirasın tanıtılması, teşviki ve uluslararası kamuoyuna ulaştırılması olarak açıklandı.</p>

<p>Etkinliklerle Türk kültürel mirasının ayrılmaz bir parçası olan Batı Azerbaycan mirasının Türkiye kamuoyuna tanıtılması ile birlikte, Azerbaycan Türklerinin dünya medeniyetine verdiği katkıların uluslararası düzeyde sunulması da hedefleniyor.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-03%20at%2011_14_05%20(4).jpeg" style="height:534px; width:800px" /><br />
<br />
Bilindiği üzere, XX. yüzyıl boyunca Batı Azerbaycan’da yaşayan Azerbaycan Türkleri Ermeni daşnakları tarafından, bir dizi yabancı Ermeni yanlısı güçlerin desteğiyle dört defa deportasyona ve etnik temizliğe maruz kalmışlardı. Bu saldırıların sonucu olarak, bugünkü Ermenistan devleti oluşturulmuş, yüz binlerce Azerbaycanlı, atalarının binlerce yıl boyunca yaşadığı tarihi topraklardan zorla çıkarılmıştı.</p>

<p>Son deportasyon sırasında – 1987-1991 yıllarında 22 il ve 300’e yakın köyde kompakt şekilde yaşayan yaklaşık 300 bin Azerbaycanlı doğup büyüdükleri yurtlarından kovulmuştu.</p>

<p>Bu süreç&nbsp; yalnızca bölgenin Türksüzleştirilmesi ile sınırlı kalmamış, aynı zamanda Azerbaycan halkının yüzlerce yıllık tarihi-kültürel mirası da sistematik şekilde yok edilmişti.</p>

<p>Ankara’da düzenlenecek etkinlikler bu gerçeklerin uluslararası örgütlerin, özellikle de UNESCO gibi kurumların dikkatine sunulmasına da hizmet etmektedir.</p>

<p>2022 yılında Azerbaycan &nbsp;Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev’in teşebbüsü ve desteğiyle kurulan Batı Azerbaycan İcması barış yoluyla, onurlu ve uluslararası hukuka uygun dönüşü hedefleyen Dönüş Konsepsiyonu’nda belirlenen doğrultularda faaliyet göstermektedir.</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Azer.png" style="height:450px; width:760px" /></p>

<p>Batı Azerbaycanlıların kendi yurtlarına dönüş hakkının restorasyonu, ayrıca Batı Azerbaycan gerçeklerinin uluslararası kamuoyuna ulaştırılması yönünde İcma tarafından son yıllarda önemli çalışmalar yapılmış ve önemli sonuçlar elde edilmiştir.</p>

<p>Kültür diplomasisinin önemli örneklerinden biri olan Ankara etkinlikleri de bu amaçlara hizmet etmektedir. Azerbaycan Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı, Haydar Aliyev Vakfı’nın başkanı Mihriban Aliyeva’nın kültür diplomasisi aracılığıyla Karabağ gerçeklerinin ve Hocalı soykırımının uluslararası arenada tanıtılması yönünde eşsiz hizmetleri olmuş ve bu faaliyet bugün de başarıyla devam ettirilmektedir.</p>

<p>Ziyaret çerçevesinde heyet tarafından Türkiye Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’ne Batı Azerbaycan İcması adına Batı Azerbaycan’ın tarihi, kültürel mirası ve dönüş ideolojisine dair bir dizi bilimsel ve popüler yayın hediye edilecektir. Ayrıca heyetin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir dizi görüşme gerçekleştirmesi de planlanmaktadır.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hz-ali-cemevi-15-yilini-kutluyor-yolda-birlik-gonulde-dirlik-3249</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 23:24:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Hz. Ali Cemevi 15. yılını kutluyor: Yol’da Birlik Gönül’de Dirlik</h1>
                        <h2>Hazreti Ali İnanç ve Kültür Derneği 15. kuruluş yılını görkemli bir etkinlik ile kutluyor. 5 Haziran, Cuma günü, saat 20:00'de, İBB Sultangazi Hoca Ahmet Yesevi Kültür Merkezi'nde başlayacak olan etkinlikte Özge Çam Doğan ve Cem Doğan sahne alacaklar.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/hz-ali-cemevi-15-yilini-kutluyor-yolda-birlik-gonulde-dirlik-1780432739.webp">
                        <figcaption>Hz. Ali Cemevi 15. yılını kutluyor: Yol’da Birlik Gönül’de Dirlik</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Hazreti Ali İnanç ve Kültür Derneği bünyesinde faaliyet gösteren <strong>Hz. Ali Cemevi</strong>, kuruluşunun 15. yıl dönümünü özel bir programla kutlamaya hazırlanıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>Yol’da Birlik Gönül’de Dirlik</strong></em>" şiarıyla düzenlenecek olan bu anlamlı etkinlik, tüm canları bir araya getirecek.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">SANAT VE MUHABBET BİR ARADA!</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Etkinlikte, Türk halk müziğinin ve deyişlerin sevilen sesleri <strong>Özge Çam Doğan</strong> ve <strong>Cem Doğan</strong> sahne alarak katılımcılara müzik ve muhabbet dolu anlar yaşatacak. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Programın sunuculuğunu ise <strong>Ezgi Bayar</strong> ve <strong>Gülçin Çelen Alkan</strong> üstlenecek.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ETKİNLİK DETAYLARI VE İLETİŞİM</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Programın detayları şu şekilde açıklandı:</span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Tarih:</strong> 05 Haziran 2026 Cuma</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Saat:</strong> 20:00</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Yer:</strong> İBB Sultangazi Hoca Ahmet Yesevi Kültür Merkezi</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Açık Adres:</strong> Esentepe Mah. Hoca Ahmet Yesevi Cad. No: 38 Sultangazi / İSTANBUL</span></p>
	</li>
</ul>

<p><span style="color:#000000"><strong>Bilgi ve İletişim İçin:</strong> Etkinlikle ilgili detaylı bilgi almak isteyenler, Hz. Ali Cemevi Başkanı <strong>Deniz Bayar</strong> ile <strong>0534 260 32 03</strong> numaralı telefon üzerinden iletişime geçebilirler.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/714882070_2421098531731022_1984481953715161558_n.jpg" style="height:800px; width:785px" /></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/huseyin-kaya-yazdi-gadir-hum-bir-yol-ayriminda-yukselen-ses-3248</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 22:51:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Hüseyin Kaya yazdı: Gadir Hum - Bir yol ayrımında yükselen ses</h1>
                        <h2>Yazar Hüseyin Kaya, haber sitemiz için Gadir Hum bayramını ele alan bir makale kaleme aldı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/huseyin-kaya-yazdi-gadir-hum-bir-yol-ayriminda-yukselen-ses-1780430765.webp">
                        <figcaption>Hüseyin Kaya yazdı: Gadir Hum - Bir yol ayrımında yükselen ses</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Tarih bazen bir çöl sıcağında, bazen bir dağın yamacında, bazen de bir insanın kalbinde şekillenir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İslam tarihinin en çok konuşulan ve üzerinde en çok düşünülen duraklarından biri de Gadir Hum'dur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hicretin onuncu yılıydı. Allah Resûlü Hz. Muhammed (sav), Veda Haccı'nı tamamlamış, Medine'ye dönmek üzere yola çıkmıştı. Mekke ile Medine arasında bulunan Gadir Hum denilen bölgede kafileyi durdurdu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Sıcak öylesine yakıcıydı ki insanlar ayaklarını korumak için elbiselerini yere seriyordu. İşte böylesine unutulmaz bir günde Peygamber Efendimiz, ümmetine önemli bir hitapta bulundu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Rivayetlere göre Hz. Ali'nin elini kaldırarak şöyle buyurdu: "<strong><em>Ben kimin mevlası isem, Ali de onun mevlasıdır. Allah'ım, onu seveni sev, ona düşmanlık edene düşman ol.</em></strong>" </span></p>

<p><span style="color:#000000">Asırlardır bu sözlerin manası üzerinde düşünülüyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kimileri burada Hz. Ali'nin manevi ve siyasi liderliğine işaret edildiğini söylerken, kimileri de Peygamberimizin Hz. Ali'ye duyulan sevgiyi, bağlılığı ve saygıyı ümmete hatırlattığını ifade eder. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Farklı yorumlar olsa da herkesin üzerinde birleştiği bir hakikat vardır: Gadir Hum, Hz. Ali'nin yüce şahsiyetinin ve Resûlullah'ın ona duyduğu güvenin ilan edildiği büyük bir buluşmadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Belki de Gadir Hum'u anlamanın en güzel yolu, onu bir makam veya yetki tartışmasının ötesinde okumaktır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü Peygamberimiz o gün insanlara sadece bir isim göstermedi; sadakatin, adaletin, ilmin ve vefanın temsil ettiği bir ahlakı işaret etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Ali denildiğinde akla cesaret gelir. Hikmet gelir. Yetimin başını okşayan merhamet gelir. Hakkın yanında dimdik duran bir duruş gelir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Resûlullah'ın "<strong><em>Ben ilmin şehriyim, Ali de onun kapısıdır</em></strong>" diye övdüğü o büyük insan gelir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün Gadir Hum'u anarken aslında kendimize şu soruyu sormalıyız: Biz, Peygamberimizin emanet bıraktığı sevgi ve kardeşlik iklimini ne kadar yaşatabiliyoruz? </span></p>

<p><span style="color:#000000">Farklılıklarımızı ayrılık sebebi değil, zenginlik vesilesi görebiliyor muyuz? </span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü Gadir Hum'un çöl sıcağında yükselen sesi yalnızca o günün insanlarına değil, çağları aşarak bizlere de ulaşmaktadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">O ses, kalpleri birbirine yaklaştıran sevginin sesidir. O ses, adaletin ve vefanın sesidir. O ses, Resûlullah'ın ümmetine bıraktığı birlik çağrısının sesidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Aradan asırlar geçti. Çöl yolları değişti, şehirler büyüdü, insanlar çoğaldı. Ama Gadir Hum'da söylenen sözler hâlâ gönüllerde yankılanıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü hakikat zamanla eskimez. Sevgi unutulmaz. Vefa kaybolmaz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ve belki de Gadir Hum'un bize bıraktığı en büyük ders şudur: İnsanlar makamlarla değil, sadakatleriyle büyürler. Kalpler ise sevgiyle birleşir.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-guc-birligi-platformundan-zafer-partisine-ziyaret-3247</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 22:43:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Alevi Bektaşi Güç Birliği Platformu’ndan Zafer Partisi’ne ziyaret</h1>
                        <h2>Alevi Bektaşi Güç Birliği Platformu Başkanı Ali Rıza Özdemir başkanlığındaki bir heyet, Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ’ı ziyaret etti. 300’e yakın Alevi kuruluşunun imzaladığı, Platform tarafından Alevi Bektaşilerin talep ve beklentilerini duyurmak amacıyla hazırlanan Alevi Raporu’nu sunan Özdemir, tüm siyasi partileri ve kanaat önderlerini ziyaret ederek, Alevi Bektaşi toplumunun taleplerinin hayata geçirilmesi için geniş bir ortak akıl ve konsensüs oluşturmayı amaçladıklarını belirtti. </h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/alevi-bektasi-guc-birligi-platformundan-zafer-partisine-ziyaret-1780429770.webp">
                        <figcaption>Alevi Bektaşi Güç Birliği Platformu’ndan Zafer Partisi’ne ziyaret</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Alevi Bektaşi Güç Birliği Platformu Başkanı Ali Rıza Özdemir başkanlığındaki bir heyet, Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ’ı ziyaret etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyarette, Alevi Bektaşi toplumunun beklentilerini içeren “Alevi Raporu” Genel Başkan Özdağ’a takdim edildi. Heyet, Cumhuriyet’imizin ikinci yüz yılında Alevi toplumunun devletten olan makul ve meşru taleplerini dile getirdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Platform Başkanı Ali Rıza Özdemir, ziyaret sırasında yaptığı açıklamada, Alevi-Bektaşi toplumunun taleplerinin milli birlik ve bütünlüğümüzü güçlendirecek nitelikte olduğunu vurguladı. Taleplerin, Türkiye’nin birliğinden ve Türk milli birliğinden yana olan herkesin ortak paydası olduğunu, Türk toplumunun tüm kesimlerine doğru ve sağlıklı bir şekilde aktarmak istediklerini ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Özdemir, tüm siyasi partileri ve kanaat önderlerini ziyaret ederek, Alevi Bektaşi toplumunun taleplerinin hayata geçirilmesi için geniş bir ortak akıl ve konsensüs oluşturmayı amaçladıklarını belirtti.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Özdemir, son yıllarda Alevi toplumunun talepleri kapsamında devlet tarafından önemli adımlar atıldığını, bunların toplum tarafından memnuniyetle karşılandığını ancak cumhuriyetin ikinci yüz yılında da yapılması gereken işler olduğunu söyledi.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ ise ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, raporu parti politikalarının ve seçim beyannamelerinin hazırlanmasında değerlendireceklerini ifade etti.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/yuksel-gulsoy-yazdi-duskun-ilan-etmek-kimin-yetkisinde-3246</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 19:06:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Yüksel Gülsoy yazdı: Düşkün ilan etmek kimin yetkisinde?</h1>
                        <h2>Bektaşî yol muhibbi Yüksel Gülsoy, son dönemde özellikle de siyasi polemiklerde hakaret ifadesi olarak kullanılan "düşkünlük" nedir, nasıl oluşur, düşkün ilan etmenin koşullarını yazdı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/yuksel-gulsoy-yazdi-duskun-ilan-etmek-kimin-yetkisinde-1780330927.webp">
                        <figcaption>Yüksel Gülsoy yazdı: Düşkün ilan etmek kimin yetkisinde?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Geride bıraktığımız Kurban Bayramı ve bayrama dair öne çıkan küskünlerin barışması ve iletişim kurma kavramları üzerinden toplum olarak en fazla ihtiyaç duyduğumuz şeylerden biri, birbirimizi daha dikkatli dinleyebilmektir. Bu nedenle baştan ifade etmek isterim ki burada ne bir siyasi lideri savunma niyetindeyim ne de herhangi bir siyasi tarafın sözcülüğünü yapıyorum. Meseleye Aleviliğin kendi kavramları ve Alevi yol erkânı açısından bakmaya çalışıyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Son yıllarda dikkatimi çeken bir eğilim var. Siyasi tartışmaların içine Aleviliğin en temel kavramları taşınıyor ve çoğu zaman da anlamlarından koparılarak kullanılıyor. Bunun en çarpıcı örneği ise "<strong><em>düşkün ilan etme</em></strong>" meselesidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sünni gelenekte tarih boyunca büyük tartışmalara yol açan bir "t<em><strong>ekfir</strong></em>" mekanizması vardır. Bir kişiyi din dışı ilan etmek, onu inanç topluluğunun dışına itmek anlamına gelir ve hatta bazı görüşlere göre katledilmesi bile dinen uygun hâle gelmiş olur. Bu anlayışın yol açtığı yaralar İslam tarihi açısından dikkate değerdir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilikte ise bunun birebir karşılığı yoktur. Ancak bazı yönleriyle benzerlik kurulabilecek bir kurum vardır: düşkünlük.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Fakat burada çok önemli bir ayrım bulunur. Düşkünlük, herhangi bir kişinin sevmediği insanlar veya siyasi kişilikler için sosyal medyada oturduğu yerden verebileceği bir karar değildir. Düşkünlük, yolun kendi iç hukukuna ait son derece ciddi bir müessesedir. Kişisel öfkenin, siyasi tercihin ya da grup aidiyetinin aracı değildir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün ne yazık ki kimi çevrelerde, işine gelmeyen herhangi bir kişiyi "<strong><em>düşkün</em></strong>" ilan etme alışkanlığı ortaya çıkmış durumda. Dün Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı olduğu için ve sırf Milliyetçi hassasiyetleri olduğu için Ali Rıza Özdemir'e yöneltilen düşkünlük iddiaları benzer bir alışkanlıkla bugün de Kemal Kılıçdaroğlu'na yöneltiliyor. Yarın aynı mekanizma şüphesiz başka birileri için de işletilecektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Oysa sorulması gereken ilk soru şudur:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Bu hükmü verme yetkisini size kim verdi?</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilikte yol, erkân, ocak sistemi, ikrar, rehber, pir, mürşid, musahiblik, görgü ve sorgu vardır. Rızalık alıp verme vardır. Ama bunlar yolda yürüyen canlar için vardır. Malum olduğu üzere Aleviyim demekle Alevi olunmuyor çünkü günümüz toplumunda birçok insan bu inanç sisteminin gereklerini yerine getirmiyor. Tüm bu inanç sistemine dair mekanizmaları yok sayarak insanları düşkün ilan etmeye kalkışmak, aslında Aleviliğin kurumsal hafızasını ve yüzyıllar içinde oluşmuş kendi erkânını-iç hukukunu yok saymak anlamına gelir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kendi örneğimden hareket edecek olursam; Kızılbaş aidiyetim üzerinden Ağuiçen Ocağı'na bağlı bir ocakzade olarak çok iyi biliyorum ki herhangi bir yol kusuru veya şikâyet durumunda süreç bellidir. Konu önce kişinin bağlı olduğu rehbere gider. Çözüm üretilemezse pir ve mürşid makamlarına taşınır. Nihai değerlendirmeyi de ilgili ocağın mürşid makamı yine o kişinin yol kardeşlerine danışarak gerçekleştirir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Düşkünlük kararı beğenmediğiniz birisinin siyasi tercihleri üzerinden, X anketi vasıtası ile bir Facebook paylaşımıyla veya bir YouTube yayınıyla verilemez.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dahası, düşkünlük Alevilikte mutlak ve sonsuz bir dışlama da değildir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü Aleviliğin amacı insanı kaybetmek değil kazanmaktır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yoldan (dardan) düşenin, işlediği kusurun ağırlığına göre dara durması, sorgudan geçmesi, hatasını telafi etmesi ve yeniden kendi topluluğuna dönmesi mümkündür. Bu yönüyle düşkünlük bir cezalandırma mekanizmasından çok ahlaki bir yüzleşme ve toplumsal onarım mekanizmasıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün yaşadığımız tartışmalarda ise bambaşka bir tablo görüyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kendisinin yolda olup olmadığı bile belli olmayan kişiler, yine yolda olup olmadığı bilinmeyen başka insanları Aleviliğin dışına atmaya çalışıyorlar. Bu durum, düşkünlükten çok başlangıçta bahsettiğim tekfire benziyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte dikkat çekmek istediğim nokta tam da burasıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir insanın siyasi tercihlerini eleştirebilirsiniz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir liderin söylemlerine karşı çıkabilirsiniz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir kurumun kararlarını yanlış bulabilirsiniz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bunların hepsi demokratik tartışmanın doğal parçalarıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak Aleviliğin yüzyıllar boyunca oluşturduğu kutsal kavramları günlük siyasi tartışmaların malzemesi hâline getirdiğiniz anda hem siyaseti kirletmiş hem de yolu yıpratmış olursunuz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hatırlayalım; daha düne kadar bazı çevrelerin "<strong><em>Piro</em></strong>" diyerek hitap ettiği insanlara bugün ağır hakaretler yöneltiliyor. Bu dönüşüm yalnızca siyasi bir fikir değişikliği değil aynı zamanda “<strong><em>Pirlik</em></strong>” gibi bir yol kavramının da aşındırılmasıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gerekli gereksiz her bir siyasi kavgada tarafların birbirlerinin Alevi kimlikleri üzerinden düşkün ilan etmeleri düşkünlük kurumuna da zarar vermekte tüm bu kavramların içini boşaltarak siyasi bir malzemeye dönüştürmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu nedenle Aleviliğin kavramlarını siyasetin gündelik sertliğinden korumak zorundayız. Yol kavramlarını siyasi sloganlara dönüştürmek ne Aleviliğe hizmet eder ne de toplumsal barışa. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Belki de bugün hepimizin kendisine sorması gereken soru şudur: Bir başkasının düşkünlüğünü konuşmadan önce, kendi yol duruşumuzun muhasebesini yapıyor muyuz? </span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü Alevi geleneğinde asıl görgü önce insanın kendisinden başlar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Burada basit temel sorular sorarak ilerleyelim;</span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Birini düşkün olarak şikâyet etmek için önce onunla aynı ocaktan olmanız gerekir çünkü nihayetinde bu şikâyeti götüreceğiniz en üst makam rehber ve pir ocaklarının bağlı olduğu en üst makam olan mürşid ocağıdır. Bir başka ocağın talibini de şikâyet edecekseniz ancak o ocağın mürşid ocağına şikâyet etmeniz gerekir.</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Şikâyet edilen kişi bir yol evlâdı mıdır? Yani ikrarlı ve musahipli midir? Üstelik aynı durum şikâyet eden için de geçerlidir. Örneğin dışarıdan biri sırf bir Alevi bir cana zarar vermek için veya onu kötülemek, onunla ilgili olumsuz bir zan oluşturmak için o canı kendi topluluğuna şikâyet edebilir mi?</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Aslında yıllık görgü-sorgu erkânında okunan gülbank, Aleviliğin bakış açısının önce talibin kendini kendi vicdanı ile denetlemesi üzerine kurulduğunu bize gösterir. Öz denetimin sonrasında ise talip olan kişi yol kardeşlerinin rızasını almalıdır. Hatta gülbangın içerisindeki “benden incinmiş olan” derken kişinin kendine dair yapıp etmelerinin bilgisinin dışında, bilemediği veya hesaplayamadığı durumlardan dolayı bir diğer cana zara vermiş olabilme olasılığı dahi yani talibin kendi eksikliğini peşinen kabul ederek rızalık istemesi gerekmektedir.</span></p>
	</li>
</ul>

<p style="margin-left:24px"><span style="color:#000000">Elim erde, yüzüm yerde, özüm darda.<br />
Hakk-Muhammed-Ali yolunda,<br />
Erenler meydanında,<br />
Pir divanında dâra durdum.<br />
<br />
Canım kurban, tenim tercüman.<br />
On İki İmam, On Dört Masum-u Pak aşkına,<br />
Ehl-i Beyt’in dostlarına dost, düşmanlarına düşman olmak üzere,<br />
Bu yola ikrar verdim.</span></p>

<p style="margin-left:24px"><span style="color:#000000">Özüm darda, yüzüm yerde.<br />
Benden incinen, bende hakkı kalan var ise<br />
Gelsin hakkını talep eylesin.</span></p>

<p style="margin-left:24px"><span style="color:#000000">Hak meydanında, pir huzurunda,<br />
Görgüden geçmek için durdum dâra,<br />
Kusurum varsa affola,<br />
Eğrim varsa doğrula.</span></p>

<p style="margin-left:24px"><strong><span style="color:#000000">Allah, eyvallah.<br />
Gerçeğe Hû.</span></strong></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/gulay-sormagec-yazdi-semerkant-zamanin-durdugu-yer-3245</link>
            <category>KÜLTÜR SANAT</category>
            <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 18:44:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Gülay Sormageç yazdı: Semerkant - Zamanın durduğu yer</h1>
                        <h2>Yazar ve şair Gülay Sormageç Özbekistan gezisini anlatmaya devam ediyor. Sormageç bu makalesini Semerkant'a ayırdı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/gulay-sormagec-yazdi-semerkant-zamanin-durdugu-yer-1780329617.webp">
                        <figcaption>Gülay Sormageç yazdı: Semerkant - Zamanın durduğu yer</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>SEMERKANT: ZAMANIN DURDUĞU YER</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Zerefşan Nehri’nin vadisinde kurulmuş bu kadim şehir, yemyeşil bitki örtüsü ve tertemiz havasıyla seyyahların cenneti… İpek halılarının ilmeklerinde tarih, turkuaz çinilerinde sanat, sokaklarında ise zamanın dinginliği saklıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Semerkant gezimizin ilk durağı, ipek halı fabrikası. Fabrika girişinde bulunan avlu geçmişten, bugüne ipek halının hikâyesini anlatan bir müzeye dönüştürülmüş. İpek böceği üretimini gösteren ipek kozaları da, ipeğin hikâyesini anlatmakta…</span></p>

<p><span style="color:#000000">Halı tezgâhları, dokuma aletleri beni gençliğime, doğup, büyüdüğüm şehir Isparta’ya götürdü. Isparta’da halıcılık öldü. Buna hep hayıflanır, sızlanırım. Onlar bizim hikâyelerimiz, sevdalarımız, dilimiz, türkümüz, hüznümüz, her şeyimizdi! Keşke ipek halı dokumayı Isparta’ya da aktarabilseydik… Bütün bu duygu karmaşası yahut kamaşması içinde gezdik halı fabrikasını. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ardından Hazreti Hızır Camisi’nin manevi huzuruna, Bibi Hanım Camii’nin ihtişamına yöneldik. Registan Meydanı’nda zaman yavaşlar; üç görkemli medresesiyle UNESCO’nun mirasına yazılmış bu meydan!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ve işte beklenen an: Rotamız Registan Meydanı... Dünyanın sekizinci harikası olarak kabul edilen ve uçsuz bucaksız bir alana yayılan bu büyüleyici meydanda, zamanı adeta yavaşlatarak geniş geniş vakit geçiriyoruz. Tarihin derinliklerine doğru yürüdüğümüz bu gezide bir sonraki durağımız, heybetiyle bizi selamlayan Emir Timur’un türbesi ve heykeli oluyor. Tarihe yön veren Emir Timur’un türbesini ve heykelini görerek geçmişe saygı duruşunda bulunuyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mavi şehrin izinde yavaş yavaş akşam yüzünü gösterirken, günün yorgunluğunu atmak ve bu kadim şehrin lezzetlerini tatmak için çarşı bölgesine geçiyoruz; önceden planlanmış akşam yemeği menümüz bizi bekliyor. Ancak Semerkant’ta gece henüz bitmedi. Yemekten sonra, gündüz hayran kaldığımız Registan Meydanı’na bu kez bambaşka bir çehreyle tanıklık etmek için geri dönüyoruz ve meydanı büyüleyici bir atmosfere bürüyen lazer ışıklandırma gösterisini izliyoruz. Semerkant’ın kalbine yaptığımız bu eşsiz yolculuk, hafızalarımızda silinmez izler bırakarak bugünlük tamamlanıyor.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">İMAM BUHARİ'NİN KABRİ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Semerkant’ın Payarık ilçesinde, sessizliğin ortasında bir kabir yükselir: ilmin ve hikmetin sembolü… “İmamü’d-Dünya” diye anılan İmam Buhârî, Buhara’da doğmuş; genç yaşta annesi ve abisiyle hac yoluna düşmüştür. Onlar geri dönmüş, o ise Mekke’den Medine’ye, Nişabur’dan Bağdat’a uzanan uzun bir yolculuğa çıkmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kırk yıl boyunca hadislerin peşinde dolaşmış, altı yüz bini aşkın rivayeti toplamış; içlerinden 7275’ini sahih kabul ederek ölümsüz eseri “Sahih-i Buhârî”yi kaleme almıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Memleketi Buhara’ya döndüğünde, hükümdarın sarayda ders verme teklifini reddetmiş; “İlim ayaklara gitmez, isteyen camiye, medreseye gelsin” diyerek ilmin vakarını korumuştur. Bu tavrı sürgünle sonuçlanmış, Semerkant’ın Harteng köyüne çekilmiş, burada bir yıl yaşadıktan sonra ebediyete uğurlanmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün kabri, sessizliğin içinde bir ışık gibi durur; ilmin izzetini, hakikatin yolculuğunu hatırlatır. </span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">KÜLLİYE VE RESTORASYON</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">On yıl boyunca sessizliğe bürünen bu büyük külliye, bugün yeniden nefes alıyor. Taşların arasından yükselen dualar, kubbelerin göğe açılan elleri gibi… Türk Cumhuriyetleri’nin ortak emeğiyle inşa edilen on bin kişilik cami, göğe doğru yükselirken; sağında mavi kubbeli türbede İmam Buhari Hazretleri’nin huzuru var.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyaretçiler önce türbeye yöneliyor; kimileri namaza duruyor, kimileri taşların hafızasını dinliyor. Ardından yeniden buluşup otellerimize gitmek üzere yolculuğa devam ediyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Belleğimizde, gönlümüzde, Zerefşan Nehri’nin doğal dinginlik ve musikisi kulaklarımızda…</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">TURKUAZ ÇİNİLER</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Orta Asya'nın tarihi ve mimari hazinesi Semerkant; turkuaz çinilerle süslü görkemli medreseleri, İslam dünyasının en etkileyici türbelerini ve İpek Yolu'nun kadim atmosferini barındırıyor. Şehrin en turistik cazibe merkezleri birbirine oldukça yakın. Her köşesi tarih, her duvarı turkuaz çinilerle bezeli bir açık hava müzesi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Şehrin el emeği, göz nuru halıları gibi, seramiği de meşhurdur. Gümüş takıları da meşhur ve pahalı… Özgün antik teknolojiler kullanılarak hediyelik eşyaların yapıldığı Registan Meydanı'ndaki el sanatları atölyeleri şehrin maharet tablosu gibidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Orta Asya’nın kalbi Özbekistan, İpek Yolu'nun kesişim noktasında yer alan görkemli İslam mimarisi eserleriyle ünlüdür. Semerkant, Buhara ve Hive gibi kadim şehirlerindeki turkuaz kubbeli medreseler, devasa camiler ve türbeler, ülkenin köklü tarihi mirasını günümüze taşır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Özbekistan’ın mutlaka görülmesi gereken öne çıkan tarihi yapıları şunlardır:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Registan Meydanı (Semerkant): Dünyanın en ikonik meydanlarından biri olarak kabul edilir. Etrafında üç devasa medrese yer alır: Uluğ Bey Medresesi, Şir-Dor Medresesi ve Tilla-Kari Medresesi. İnce işçilikli çinileriyle ünlüdür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gur-i Emir (Semerkant): Timur İmparatorluğu'nun kurucusu Timur'un ve aile üyelerinin mezarlarının bulunduğu anıt mezardır. Çift katlı kubbesi ve mozaikleri ile Semerkant mimarisinin başyapıtlarındandır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şah-ı Zinda (Semerkant): Birbirine bitişik türbelerden oluşan bu anıt kompleksi, Hz. Muhammed'in kuzeni Kusem bin Abbas'ın mezarını barındırır ve İslami mimarinin en renkli örneklerinden biridir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Semerkant’ın merkezi noktalarından biri olan Registan Meydanı, hem sunduğu atmosfer hem de çevresindeki yapılarla hayranlık uyandırıyor. Aynı zamanda turistler için de genellikle bir tür toplanma yeri olarak değerlendirilen meydan, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor. Özellikle de üç görkemli medresesiyle ziyaretçilerini büyüleyen meydanın adın farsçadır. Anlamı “kum ve çöl” demektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Uluğ Bey Medresesi dışında Şirdor Medresesi ve Tillya-Kari Medresesi de meydanın çevresinde yer alıyor. Pek çok açıdan Orta Asya'nın en önemli meydanlarından biri olarak anılan Registan Meydanı, 15’inci yüzyılda Timur İmparatorluğu döneminde inşa edilmiş.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Semerkant’ın en görkemli dini mekânlarından olan Bibi Hanım Camii’nin tarihi 14’üncü yüzyıla dek uzanıyor. Timur’un büyük eşi Bibi Hanım tarafından inşa ettirilmiş olan bu etkileyici yapı, aynı zamanda İslam dünyasının da en büyük camilerinden. Yapımı 5 senede tamamlanan Bibi Hanım Camii, o dönem için zaferlerinin sembolü olarak tasarlamış.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Büyük kubbesi ve geniş avlusuyla dikkat çeken cami, Orta Asya İslam sanatının inceliklerini yansıtıyor. Bibi Hanım Camii’nin zarif mimarisi, Orta Asya İslam sanatının en güzel örneklerini sunar ve her bir ziyaretçiye tarihi bir yolculuk yapma fırsatı verir. 1897 senesinde deprem nedeniyle yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya gelse de onarılarak yeniden kullanıma açılan cami, Registan Meydanı’na oldukça yakın.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Zerefşan nehrinden dolayı meyvecilik gelişmiştir. Buğday, pirinç, üzüm, tütün yetiştiriliyor. İpek böcekçiliği de gelişmiş o yüzden dut ağacı oldukça fazla. Bir zamanlar dünyanın en kaliteli kâğıdı da burada dut ağacından yapılıyormuş bugün hala bu kâğıtların numuneleri hediyelik eşyalar arasında satışa sunulmaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hafif sanayi kuruluşları yönetim merkezi Semerkant’ta toplanmıştır. Dokumacılık, konservecilik, traktör ve otomobil parçaları imalatı başlıca sanayi kuruluşlarıdır. Nüfusun dörtte üçünden fazlasını Özbekler, diğer bölümünü Ruslar, Tatarlar ve Tacikler oluşturur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Asya’nın incisi Semerkant’a ve siz kıymetli okurlarımıza selam ve sevgiler gönderiyoruz. Mübarek Kurban Bayramınızı tebrik ediyoruz.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Gülay SORMAGEÇ</span></strong></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-aktas-yazdi-hangi-ali-3244</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 17:00:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ali Aktaş yazdı: Hangi Ali?</h1>
                        <h2>Sosyolog yazar Ali Aktaş, Alevi Bektaşiler arasında bit fitne gibi yayılmaya çalışılan "iki Ali" metaforunu inceledi. Hz. Muhammed'in amcasının oğlu Ali ile Alevilere farklı olduğu iddia edilen Ali'nin tıpa tıp aynı kişiler olduğunun altını çizen Aktaş, yazısında, "Alevileri aptal yerine koymaya çalışan bu yaklaşımların kökeninde etnik tanımlamalardan kaynaklanan bir ırkçılık yatmaktadır" ifadelerini kullandı. İşte, o yazı:</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/ali-aktas-yazdi-hangi-ali-1780324780.webp">
                        <figcaption>Ali Aktaş yazdı: Hangi Ali?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><strong>NE YARADANI ÇAĞIRAN PİRLER AYNI, NE DE CEMLER AYNI: REDDEDİLEN ALİ</strong></span><em><strong><a class="sdfootnoteanc" href="#sdfootnote1sym" name="sdfootnote1anc"><span style="color:#000000">1</span></a></strong></em></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em>Kızılbaş/Alevi</em> yazılı ve sözlü kaynaklarında <em>Hz. Ali</em> için; <em>Hz. Muhammed</em>’in kızı <em>Hz. Fatıma</em> ile evli ve <em>Hz. Hasan</em>, <em>Hz. Hüseyin</em> ve <em>Hz. Zeynep</em> adlarında üç çocuğu olduğu yazılıdır/söylenmektedir. Ancak son dönemde Hz. Ali ile iki ayrı <em>kişilikten/kişiden</em> söz eden açıklamalara rastlanmaktadır: Arapların<em> Hz. Ali</em>’si ve <em>Kızılbaş/Alevilerin</em> uydurduğu <em>Hz. Ali</em> olarak iki ayrı kişilik tanımlaması yapılmaktadır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Tesadüfün bu kadarı her iki <em>Hz. Ali’</em>nin de eşi ve çocukları aynı isimlere sahiptir. Herhalde bu durum tam bir mucizedir ya da <em>Alevileri</em> aptal yerine koymaya çalışan bu yaklaşımların kökeninde etnik tanımlamalardan kaynaklanan bir ırkçılık yatmaktadır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Etnik kökeni <em>Arap</em> olan ve <em>Arapça</em> konuşan <em>Hz. Ali</em> ile <em>Kürt</em>, <em>Türk</em>, <em>Zaza</em> ve diğer “<strong><em>dilleri konuşan</em></strong>”/”<em>etnik kökenli</em>” topluluklar arasında bağı etnisite üzerinden kurulan bir bağa indirgeme yanlışlığı yaşanmaktadır. <em>Kızılbaş/Alevilerin</em> ağırlıklı olarak soy esaslı tanımlanmasında görmezden gelinen aslında <em>Hz. Ali’nin gelme</em> bir kız alıp verme sürecidir. Bu sürecin benzeri bir kız alıp verme olayı tüm etnik gruplar ve dinsel/inançsal gruplar arasında olan/olabilecek son derece olağan bir durumdur. İki düşman kavim/topluluk savaşları durdurmak adına topluluk liderlerinin birinin kızını diğerinin oğlu vermesi biçiminde tarihte birçok olay gerçekleşir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Örneğin Fransa ve İngiltere gibi büyük ülkeler arasında birçok kez gerçekleşen bir kız alıp verme toplumsal olayından dolayı ne Fransızlar kendini İngiliz, ne de İngilizler kendini Fransız olarak kabul ederler. Mensup olduğu etnisiteden dolayı ben <em>Hz. Ali'ye</em> karşıyım deme cesareti olmayanların son zamanlarda sık sık dile getirdiği bu yaklaşım buram buram ırkçılık kokmaktadır. Çünkü <em>Hz. Ali</em>’ye inanarak onun izinden giden <em>Kızılbaş/Alevilere </em>bu seçim hiçbir kazanç sağlamadığı gibi, bir üstünlük/ayrıcalıkta sağlamaz.<em> Kızılbaş/Aleviler</em> adına bu tür yapılan gereksiz açıklamalar, ifadeler ve keskin tanımlamalar bu topluluğun ne kadar anlamsız mecraya sürüklendiğini de göstermektedir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Kısaca <em>“<strong>Ziyaret </strong></em><strong>aynı </strong><em><strong>ziyaret</strong></em><strong>te, dilekler, istekler değişmiş, </strong><em><strong>Niyaz</strong></em><strong> aynı </strong><em><strong>Niyaz</strong></em><strong>da, lokmanın tadı değişmiş, </strong><em><strong>On iki İmamlar</strong></em><strong> aynıda, </strong><em><strong>Yol</strong></em><strong>, </strong><em><strong>İkrar</strong></em><strong> değişmiş</strong>” sözleri bize gelinen noktayı göstermektedir. Bu yapılanla <em>Kızılbaş/Alevilik, “<strong>Ali’siz</strong></em>” ve “<em><strong>Ali’li” </strong></em>diye ikiye ayrıştırılmaya çalışılmaktadır. Gerek mitolojik anlatımlarda, gerek dinsel anlatımlarda, gerekse bilimsel/tarihsel anlatımlarda yer alan <em><strong>Ali</strong></em>, yalnızca ve yalnızca <em>Hz. Ali</em>’dir. <strong>Mitik</strong> anlatımlarda “<em><strong>Ejderha ile Savaşan</strong></em>”, <strong>dini</strong> anlatımlarda “<em><strong>Hayber Kalesinin Kapısını Söküp Kalkan Şeklinde Kullanarak Savaşan</strong></em>”, <strong>tarihsel</strong> olarak “<em><strong>Bedir’de Savaşan</strong></em>” tam da aynı <em>Hz. Ali</em>’dir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Bu anlatımların tamamı ona sevgi gönül bağı ile bağlanan insanların her şeyi olma yolundaki <em>Hz. Ali</em>’yi içinden nasıl geldiyse ve geçmişten gelen tüm sözlü kültürüne nakşederek anlatımıdır. <em>Kızılbaş/Aleviler</em>deki bu sevgi anlatılarda “Amcasının oğlu Peygamber Hz. Muhammed’in: <em>Benim ruhum ve nurum Ali’nin nuru ve ruhuyla aynı nurdan yaratıldı, Âdem doğmadan 14 bin yıl evvel yeşil kandile konuldu</em>” sözü ifade edilir. Bu anlatım tasavvufta ve Alevilik ve Bektaşilik geleneğinde çok önemli bir yere sahip olan “<em><strong>Nur-ı Muhammedi</strong></em>/<em><strong>Muhammed'in Nuru</strong></em>” ve “<em><strong>Hakk-Muhammed-Ali</strong></em>” inancının temelini oluşturmaktadır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Bu anlatımla “<em><strong>Hz. Muhammed ve Hz. Ali’nin ruhsal olarak aynı özden ve aynı nurdan var edildiğini</strong></em>”, “<em><strong>Bu nurun, ilk insan ve ilk peygamber olan Hz. Âdem yaratılmadan binlerce yıl önce de var olduğunu</strong></em>”, “<em><strong>yeşil kandille</strong></em><strong>,</strong> <em><strong>kâinatın henüz maddi olarak var olmadığı, yalnızca ruhlar ve nurlar âleminde parladığı ilahi bir makamı veya arşı simgelediği</strong></em>” anlatılmaktadır. Kısaca Alevi ve Bektaşi edebiyatında bu tema, <em>deyişler/nefesler</em>de sıklıkla işlenen “<em>Nübüvvet/Peygamberlik</em>” ve “<em>Velayet</em>/<em>Velilik</em>” makamlarının aslında aynı nurun iki farklı tecellisi olduğu vurgulanır. Tasavvufta evrenin yaratılış nedeni olarak bu ilk nur görülür ve her şeyin bu özden türediğine inanılır. Ancak tüm bunlarla anlatılmak istenen yalnızca Hz. Ali’dir. Ve <em><strong>Ali’miz tektir.</strong></em></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><strong>KENDİNİ İNKÂR ETME VE ALEVİLİĞE YABANCILAŞARAK SÜNNİLİĞE ENTEGRE OLMA HALİ</strong></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em>Alevilik </em>yalnızca folklorik bir aidiyet, ritüeller bütünü ya da kültürel bir etiket ötesinde; tarih boyunca baskı kuran <em>Sünni İslam </em>anlayışını dayatmaya çalışılan egemen siyasi-ideolojik-sınıfsal iktidara, inkâra ve tahakküme karşı gelişen bir süreci içermektedir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken bir başka boyut <em>Kızılbaş/Aleviliğin</em> demokratik, özgürlükçü ve eşitlikçi yönlerle ifade edilmeye çalışması sırasında inancın tamamen yok sayıldığı bir “<em>sapma</em>”ya da neden olan süreçler yaşanabilmektedir. Bunlardan: </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em><strong>Birincisi</strong></em> <em>Kızılbaş/Aleviliğin</em> <em>tarihsel-inançsal-felsefi-bilimsel</em> derinliğinin yeterince ön plana çıkarılamamasından; </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em><strong>İkincisi</strong></em> <em>Alevi topluluğa </em>ait toplumsal hafıza uzun süre inkâr, imha ve asimilasyon politikalarına maruz kalması sonucunda; <em>Alevi</em> adı altında sözde <em>Devletçi</em>, <em>Kemalist</em>, <em>Milliyetçi</em>, <em>Ülkücü</em>, <em>Turancı </em>yapılar<em> ve</em> bunların dışında <em>Erkek Egemen</em>, <em>Militarist</em>, hatta <em>Mafyatik</em> yapılarında ortaya çıkmasından;</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em><strong>Üçüncüsü</strong></em> ise günümüzde <em>Aleviliği</em>, “<em>yalnızca soy bağına bağlamak”</em>, “<em>nostaljik ritüellere ya da devletin tanıdığı sınırlar içine hapsetmek</em>” veya “<em>salt bazı kavramlara takılmak</em>” veyahut “<em>inancın kendilerinin tekelindeymiş davranılmasından</em>”;</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><em><strong>Dördüncüsü</strong></em> ise Alevilerin ciddi bir bölümünün en temel sıkıntısı “<em><strong>düşünüş ve eylem biçimlerindeki çelişkiler yumağı, sağlıklı olmayan düşünüş biçimi ve yönsüzlüğü; </strong></em>yani <em>Alevilerin</em> <em><strong>sürekli</strong></em> <em><strong>kendini Sünni</strong></em> <em><strong>topluma beğendirme, yaranma ve onların toplumsallığına ait olmaya çalışma</strong></em> çabasıdır. Bu çaba sürekli <em>kendini en iyi Müslüman olarak tarif etme, gerçek Müslümanlığın Alevilik olduğunu söyleyerek uyguladıkları Sünni davranış kalıplarını meşrulaştırma ve onlardan farklı gözükse de benzer davranış kalıplarıyla davranmasından/yarışmasından </em>kaynaklanan farklı sorunlar yaşanmaktadır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Bu sorunu <em><strong>Ramazan ayındaki toplu oruç İftarları ve çorba dağıtımları</strong></em>na<em><strong> </strong></em>benzer davranış kalıplarını günümüzde her gün gerçekleştirilen <em><strong>Muharrem ayı Oniki İmam Oruçları açmaları ve ardından her gün aşure dağıtmaları </strong></em>Sünni davranış kalıplarıyla birebir örtüşür hatta yarışır halde gelmesi üzerinden örneklendirebiliriz. Yine ne kadar demokrat ve farklı olanlara saygı adı altında olsa Alevi kurumlarınca verilen <em><strong>Ramazan İftarları</strong></em>, zamanla Alevilerin davranış kalıplarına dönüşeceği düşünülmeden yapılmaktadır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">İşin ilginç yanı ise Diyanet İşleri Başkanlığı veya ona bağlı il müftülükleri kurulduğundan bu yana <em><strong>Muharrem ayı Oniki İmam Orucu </strong></em>için Alevileri davet ederek Oruç Açmaya yönelik yemek düzenleme çabasına hiç gerek duymamış olmalarıdır. Aslında bu durum ciddi bir asimilasyon sürecini içermektedir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Sonuç olarak derin bir dışlanmışlık psikolojisiyle birlikte gelişen bu durumlar, kendi(leri)ni yalnız hissetmemek için, fark etmeden <em><strong>aidiyet duygusu ve kökeninden uzak durma/farklı davranma kalıplarının gelişmesine neden olur</strong></em>. Son aşamada bu durumla <em><strong>mücadele etmekten kaçarak asimile olma pahasına kendini inkâr etme ve Aleviliğe yabancılaşarak Sünniliğe entegre olmaktadırlar</strong></em>.</span></p>

<div>
<p style="margin-left:19px; text-align:justify"><a class="sdfootnotesym" href="#sdfootnote1anc" name="sdfootnote1sym">1</a><span style="font-family:Candara,sans-serif"><span style="font-size:8pt"> Öncelikle başlıkta kullanılan Ali ifadesi bir ironiyi anlatmak için kullanıldı. Şahsım olarak Hz. Ali’ye sevgim, bağlılığım ve inancımın sorgulanması için adımın Ali olarak Hz. Ali’den geldiğini, oğullarım Denizali Aktaş ve Ateşali Aktaş’ın bu sevginin tezahürü olduğunu açıklamam gerekir. 2006 yılında Gazi Üniversitesinde yapılan “</span></span><span style="font-family:Candara,sans-serif"><span style="font-size:8pt"><em>II. Alevilik-Bektaşilik Bilgi Şöleni</em></span></span><span style="font-family:Candara,sans-serif"><span style="font-size:8pt">”nde Sayın Prof. Dr. Hamid Algar hocanın, Prof.Dr. Muhan Bali’ye metinlerinde çokça Ali sözcüğü geçirmesinden dolayı söz alarak “İnancın ve erdemin mihenk taşı olan Hz. Ali’ye Ali diye hitap edemeyeceği ile ilgili sert ve bilimsel çıkışı hale dün gibi hafızamda yer almaktadır. Bu çıkış bizim Hz. Ali’nin takipçileri olarak çok açık olarak nerede durmamız gerektiğini göstermektedir. </span></span></p>
</div>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-gencler-dernegi-modern-cagda-huseyni-durusu-nasil-sergileriz-baslikli-webinar-duzenleyecek-3243</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 16:30:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Alevi Gençler Derneği "Modern Çağda Hüseyni Duruşu Nasıl Sergileriz" başlıklı webinar düzenleyecek</h1>
                        <h2>Alevi Gençler Derneği, yaklaşan Muharrem ayı vesilesiyle 6 Haziran tarihinde webinar düzenleyecek. Webinar'da, Hz. Hüseyin’in mesajı  ve günümüz dünyasındaki karşılığı ele alınacak.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/alevi-gencler-dernegi-modern-cagda-huseyni-durusu-nasil-sergileriz-baslikli-webinar-duzenleyecek-1780320828.webp">
                        <figcaption>Alevi Gençler Derneği "Modern Çağda Hüseyni Duruşu Nasıl Sergileriz" başlıklı webinar düzenleyecek</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Alevi Gençler Derneği, yaklaşan Muharrem ayı vesilesiyle 6 Haziran tarihinde webinar düzenleyecek.&nbsp;</p>

<p>Webinar'da, Hz. Hüseyin’in mesajı &nbsp;ve günümüz dünyasındaki karşılığı ele alınacak.</p>

<p>Çevrim içi (webinar) olarak gerçekleştirilecek etkinlikte, moderatörlüğünü Alevi Gençler Derneği Başkanı Songül Kayar üstlenirken, oturumun konuk konuşmacısı ise Uğurcan Özkara Dede olacak.<br />
<br />
<a href="https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSeMlfGFU9ikTB8ScWxrk4GuHWoljZ-704FbG3sdQKvvqsaB1A/viewform?utm_source=ig&amp;utm_medium=social&amp;utm_content=link_in_bio"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-06-01%20at%2013_43_52.jpeg" style="height:800px; width:640px" /></a></p>

<p><strong>Etkinlik Detayları:</strong><br />
<strong>Tarih:</strong> 6 Haziran 2026, Cumartesi<br />
<strong>Saat: </strong>20:00 - 21:00</p>

<p><strong>Önemli Not: </strong>Webinara katılım sağlamak için önceden kayıt yaptırılması gerekmektedir. Katılım linki, kayıt işlemlerini tamamlayan katılımcılara e-posta yoluyla iletilecektir.&nbsp;</p>

<p><a href="https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSeMlfGFU9ikTB8ScWxrk4GuHWoljZ-704FbG3sdQKvvqsaB1A/viewform?utm_source=ig&amp;utm_medium=social&amp;utm_content=link_in_bio"><strong>Kayıt için:<br />
<br />
https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSeMlfGFU9ikTB8ScWxrk4GuHWoljZ-704FbG3sdQKvvqsaB1A/viewform?utm_source=ig&amp;utm_medium=social&amp;utm_content=link_in_bio</strong></a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/almus-cemevi-torenle-hizmete-acildi-3242</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 16:12:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Almus Cemevi törenle hizmete açıldı</h1>
                        <h2>Yapımı tamamlanan Tokat, Almus Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi törenle hizmete açıldı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/almus-cemevi-torenle-hizmete-acildi-1780320633.webp">
                        <figcaption>Almus Cemevi törenle hizmete açıldı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Tokat’ın Almus ilçesinde yapımı tamamlanan Almus Cemevi, düzenlenen görkemli bir törenle kapılarını açtı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan törende, Alevi Cem Dedesi ve protokol üyeleri dualar eşliğinde açılış kurdelasını kesti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Almus Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi'nin açılış törenine Almus Belediye Başkanı Bekir Özer, MHP İlçe Başkanı Orhan Altundağ, CHP İl Başkanı Çağdaş Kurtgöz, Avcılar Eski Belediye Başkanı Turan Hançerli, Tokat Belediyesi Meclis üyesi Leyla Doğan, Kınık Belediye Başkanı Hacı Yusuf Geçene, Gölgeli Belediye Başkanı Hayati Turan, STK temsilcileri,&nbsp;belde belediye başkanları ve çok sayıda vatandaş katıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Açılış kurdelasının kesilmesinin ardından program, Almus Barajı kenarında bulunan Belediye Düğün Salonu’nda devam etti. Yoğun katılımın gerçekleştiği programda semah ekibi dönülen semahlarla büyük beğeni toplarken, davetlilere geleneksel kurban pilavı ikram edildi. Türk Halk Müziği’nin güçlü sesi Gülcihan Koç ise seslendirdiği türküler ve deyişlerle salondakilere coşkulu ve duygu dolu anlar yaşattı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>“YILLARDIR BU ÖZLEMİ ÇEKİYORDUK”</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Almus1.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Törenin açılış konuşmasını yapan Almus Cemevi Başkanı Hüseyin Çoban, ilçede uzun yıllardır bir cemevi eksikliği hissedildiğini belirterek, “<strong><em>Yıllardır bizim Almus’ta bir cemevimiz yoktu. En sonunda Allah’a çok şükür bu cemevine de kavuştuk. Cemevimizi yaptık, ibadetlerimizi gerçekleştirdik. Hepinizi candan kutluyor, hoş geldiniz diyorum</em></strong>” ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>“ALMUSTA BİR EŞİTSİZLİK ORTADAN KALKTI”</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Almus2.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Konuşmasında adalet ve eşitlik vurgusu yapan eski Avcılar Belediye Başkanı Turan Hançerli, doğduğu topraklarda bulunmaktan gurur duyduğunu belirterek, “<em><strong>Eşitliğin ve adaletin olmadığı yerde mutluluk olmaz. Ülkemizde inançlar konusunda eşitsizliklerle karşı karşıya kalan en önemli gruplardan biri de Aleviler. Ama bugün burada, Almus’ta bir eşitsizlik, bir adaletsizlik ortadan kalktı. Almus Belediye Başkanımız da herkese eşit davranıyor, kendisine teşekkür ediyorum. Bu adımın ülkemize örnek olmasını diliyorum</strong></em>” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>“SAĞCISI, SOLCUSUYLA TÜM CANLAR BURADA”</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Almus3.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Birlik ve beraberlik mesajı veren Almus Belediye Başkanı Bekir Özer, Anadolu topraklarının harcında yatan ortak değerlere dikkat çekti. Özer, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Biz Anadolu’ya geldiğimizde Hoca Ahmet Yesevi, Hacı Bektaş Veli, Hacı Bayram Veli, Hübyar Sultan ve Pir Sultan Abdal ile geldik. Bu toprakları imar ederken eğitime, medreselere önem verdik. Hz. Ali Efendimiz, ‘Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum’ demiştir. ‘Gelin canlar bir olalım’ dedik; işte sağcısıyla, solcusuyla, Alevisiyle, Sünnisiyle tüm canlar bugün burada. Biz Almus’ta bu birliği sağlamışız, Allah’a şükürler olsun.</em></strong>”</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hakka-yuruyusunun-60-yilinda-ape-aziz-dede-anildi-3241</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 14:05:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Hakk’a yürüyüşünün 60. yılında Ape Aziz Dede anıldı</h1>
                        <h2>Adıyaman’ın Yedioluk (Şahmir) Köyü’nde, Ağuiçen Ocağı pirlerinden Ap Aziz Dede’nin (Dede Aziz) Hakk’a yürüyüşünün 60. yıl dönümü dolayısıyla görkemli bir anma töreni düzenlendi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/06/hakka-yuruyusunun-60-yilinda-ap-aziz-dede-anildi-1780313049.webp">
                        <figcaption>Hakk’a yürüyüşünün 60. yılında Ape Aziz Dede anıldı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Ağuiçen Ocağı’nın ulu pirlerinden Seyyid Aziz Dede (Ape Aziz), Hakk’a yürüyüşünün 60. yıl dönümünde yüzlerce kişinin katıldığı anlamlı bir programla anıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dede Aziz Türbesi Koruma ve Güzelleştirme Derneği’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen törene binlerce kişi katıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Anma programına Adıyaman Valisi Abdullah Küçük, Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere, Adıyaman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Keleş, Dede Aziz Türbesi Koruma ve Güzelleştirme Derneği Başkanı Zeki Akdağ, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşları ve bölge halkı yoğun ilgi gösterdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V.) soyundan gelen Ehlibeyt’ten Büyük Veli Apaziz’in anıldığı etkinlikte, Alevi-Bektaşi geleneklerine uygun olarak dualar okundu, nefesler-deyişler söylendi, semahlar dönüldü ve lokmalar dağıtıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tören alanında kurulan semah meydanında, geleneksel kıyafetleriyle dedeler ritüeli icra ederken, çevredeki tepeler ve tarihi yapıların önünde toplanan kalabalık, büyük bir coşku ve sevgi içinde izledi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Etkinlikte, Dede Aziz’in manevi mirasına sahip çıkma ve birlik-beraberlik mesajları ön plana çıktı.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">“AZİZ DEDE’NİN GÖNÜL MİRASI YAŞATILMAYA DEVAM EDECEK”</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/APE1.png" style="height:450px; width:760px" /></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Programda konuşan Adıyaman Valisi Abdullah Küçük, Ap Aziz Dede’yi rahmet ve minnetle andıklarını belirterek, Adıyaman’ın yalnızca tarihi ve doğal güzellikleriyle değil, yetiştirdiği manevi şahsiyetlerle de öne çıkan bir şehir olduğunu söyledi. Aziz Dede gibi gönül insanlarının bu değerlerin yaşatılmasında önemli rol üstlendiğini belirten Vali Küçük, onların bıraktığı mirasın gelecek kuşaklara aktarılmasının büyük önem taşıdığını kaydetti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplumsal dayanışma ve kardeşliğin korunmasının önemine dikkat çeken Vali Abdullah Küçük, “<em><strong>Bu toprakların mayasında muhabbet, dayanışma ve insan sevgisi vardır. Aziz Dede gibi gönül erleri, bu değerleri kuşaktan kuşağa aktarmış ve toplumun her kesimine ulaştırmıştır</strong></em>” dedi.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sevgiye, kardeşliğe ve dayanışmaya sahip çıkıldığı sürece Aziz Dede’nin gönül mirasının yaşamaya devam edeceğini ifade eden Küçük, programın düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür etti. </span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">“BU MİRAS HEPİMİZİN SORUMLULUĞU”</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/APE2.png" style="height:450px; width:760px" /></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere ise Yedioluk’ta oluşan manevi atmosferin altını çizerek, “<em><strong>Ape Aziz ve bu toprakların tüm evliyaları, yolumuzu aydınlatan birer ışık. Onların sevgi, barış ve kardeşlik üzerine kurulu mirasını yaşatmak ve gelecek kuşaklara aktarmak hepimizin görevi,</strong></em>” ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">“BULUŞMA BİRLİĞİ PEKİŞTİRİYOR”</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/APE3.png" style="height:450px; width:760px" /></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Dede Aziz Türbesi Koruma ve Güzelleştirme Derneği Başkanı Zeki Akdağ da anma törenlerinin her geçen yıl daha geniş katılımla gerçekleştirildiğini belirterek, “<em><strong>Bu buluşma, halkımızın birlik ve beraberliğini pekiştiriyor. Sevgiyle başlayan bu yolculuğun tüm dünyaya barış ve umut getirmesini diliyoruz,</strong></em>” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yöresel ve ulusal katılımcıların yoğun ilgi gösterdiği anma programı, dualar ve lokma dağıtımıyla sona erdi.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turkmen-alevi-bektasi-vakfi-genel-baskani-ozdemirden-birlik-vurgusu-3240</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 28 May 2026 15:49:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı Genel Başkanı Özdemir’den birlik vurgusu</h1>
                        <h2>Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı Genel Başkanı Özdemir Özdemir, yayımladığı Kurban Bayramı mesajında birlik, beraberlik ve kardeşlik vurgusu yaptı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/turkmen-alevi-bektasi-vakfi-genel-baskani-ozdemirden-birlik-vurgusu-1779972828.webp">
                        <figcaption>Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı Genel Başkanı Özdemir’den birlik vurgusu</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Bayramların toplumsal dayanışmanın güçlendiği özel günler olduğuna dikkat çeken Özdemir, mesajında vatandaşların Kurban Bayramı’nı en içten dilekleriyle kutladığını ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplumsal huzur, barış ve dayanışma temennilerinde bulunan Özdemir, bayramların sevgi, paylaşma ve hoşgörü duygularını pekiştirmesi gerektiğini belirtti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı tarafından yayımlanan bayram mesajı, vatandaşlara sağlık, mutluluk ve esenlik dilekleriyle sona erdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Özdemir mesajının sonunda şu ifadeler yer aldı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Kurban Bayramınızı en içten dileklerimle kutlar, sağlık, mutluluk ve esenlikler dilerim.</strong></em>”</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozdemir-alevilikte-duskunluk-istismar-edilmesin-3239</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 28 May 2026 14:35:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Özdemir: Alevilikte “Düşkünlük” istismar edilmesin!</h1>
                        <h2></h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/ozdemir-alevilikte-duskunluk-istismar-edilmesin-1779968821.webp">
                        <figcaption>Özdemir: Alevilikte “Düşkünlük” istismar edilmesin!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA-</strong> Meltem TV’nin sosyal medya hesabından yapılan “<strong><em>Alevi dedeleri Kılıçdaroğlu’nu düşkün ilan etti</em></strong>” başlıklı paylaşım, Alevilik inancında “<strong><em>düşkünlük</em></strong>” kavramını yeniden gündeme getirdi.</p>

<p>Gazeteci Hasan Hüseyin Tekin’in iddiasına dayandırılan haber, Alevilik camiasında tepki çekti.</p>

<p>Konuyla ilgili detaylı bir açıklama yapan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Önceki Dönem Başkanı, yazar Ali Rıza Özdemir, iddianın Alevilik inancının temel kurallarına aykırı olduğunu belirtti.</p>

<p>Özdemir, “<em><strong>Edep ya Hû!</strong></em>” diyerek başladığı açıklamasında şu vurguları yaptı:</p>

<p>“<em><strong>Alevilikte düşkünlük, basit ve keyfi bir uygulama değildir. Her önüne gelen bir kişiyi düşkün ilan edemez. &nbsp;</strong></em></p>

<p><em><strong>Sadece ikrarlı olan ve her yıl görgüden geçen bir canı, yalnızca kendi ocağının dedeleri düşkün ilan edebilir. &nbsp;</strong></em></p>

<p><em><strong>Her suç düşkünlük gerektirmez; canını sıkan herkesi düşkün ilan etmek gibi bir lüks yoktur.</strong></em>”</p>

<p>Özdemir, Kılıçdaroğlu’nun mensubu olduğu Kureyşan Ocağı dedelerinin kısa süre önce yaptığı açıklamayı da hatırlattı.</p>

<p>Ocak dedeleri, Kemal Kılıçdaroğlu’nu “<strong><em>ocağın saygın bir mensubu</em></strong>” olarak deklare etmişti.</p>

<p>Ayrıca Özdemir, Aleviliğin ve Kılıçdaroğlu’nun kişisel inancının CHP’nin iç siyasetine ve gündelik polemiğe alet edilmemesi gerektiğini belirterek, “<em><strong>Bu tür tartışmalar üzerinden toplumsal fayda sağlamak mümkün değildir</strong></em>” dedi.</p>

<p><strong>Tam Metin (Orijinal Paylaşım):</strong></p>

<p><strong>EDEP YA HÛ!</strong></p>

<p>Yazmayım diyorum ama habire saçma sapan paylaşımlar önüme düşüyor. Konu Alevilikle ilgili olunca da, bilip yazmamak hayli rahatsız ediyor.Alevilikte düşkünlük basit bir uygulama değildir. Her önüne gelen bir diğerini düşkün ilan edemez.</p>

<p>Bir kişi ikrarlı ise, her yıl görgüden geçiyorsa ancak bağlı olduğu ocağın dedeleri o kişiyi düşkün edebilir.</p>

<p>Ayrıca her suç düşkünlüğü gerektirmez. Canını sıkan herkesi düşkün ilan etmek gibi bir lüks yoktur.</p>

<p>Düşkünlükle ilgili detaylar için bk.</p>

<p>Ali Rıza Özdemir yazdı: Alevilikte 'düşkün' kime denir?<br />
<a href="https://t.co/2d0r76vr80">https://t.co/2d0r76vr80</a></p>

<p>Bu bağlamda Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nu, ikrarlı ise ve düşkünlük gerektirecek bir suç işlemişse sadece kendi ocak dedeleri düşkün ilan edebilir. Herhangi bir Alevi dedesi kendi ocağına bağlı olmayan başka birini düşkün ilan edemez.</p>

<p>Bundan kısa bir süre önce Kılıçdaroğlu'nun mensup olduğu Kureyşan Ocağı dedeleri, Kılıçdaroğlu'nun ocağın saygın bir mensubu olduğunu deklare ettiler.</p>

<p>Açıklamanın tam metni için bk.<br />
Seyyid Hacı Kureyş Dergahı’ndan Sağduyu Açıklaması<br />
<a href="https://t.co/DV8Zp2zSLf">https://t.co/DV8Zp2zSLf</a></p>

<p>Kılıçdaroğlu'nun Aleviliği ve Alevilik, CHP'nin iç meselelerinin ve siyasetin bir konusu değildir, olmamalıdır. Siyaset de Aleviliğin hele ki inanç alanının bir konusu değildir. Bu türden tartışmalar üzerinden toplumsal fayları büyütmenin bir anlamı da yoktur.</p>

<p>Zaten Kılıçdaroğlu da Aleviliğini ifade etmekle birlikte Alevileri ve Aleviliği temsil noktasında bir iddia sahibi olmamıştır.</p>

<p>O nedenle, her bakımdan bu saçma sapan konuşmalara son vermek gerekir. CHP'nin iç meselelerini ve gündelik siyaseti inanç alanının dışında konuşmak herkesin üzerine düşen ortak bir ödevdir.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-aktas-yazdi-alevi-inancinin-gelecegi-uzerine-3238</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 26 May 2026 00:52:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ali Aktaş yazdı: Alevi inancının geleceği üzerine</h1>
                        <h2>Alevi-Bektaşi inancının geleceğine dair akademik çevrede süren tartışmalara Sosyolog Ali Aktaş da makalesi ile katıldı. Aktaş'ın haber sitemiz için kaleme aldığı makalesini okurlarımıza sunuyoruz.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/ali-aktas-yazdi-alevi-inancinin-gelecegi-uzerine-bir-model-onerisi-1779746553.webp">
                        <figcaption>Ali Aktaş yazdı: Alevi inancının geleceği üzerine</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Günümüzde <em><strong>Alevilik</strong></em> ve <em><strong>Alevilere</strong></em> hatta <em><strong>inancın kutsallarına</strong></em> yönelik olarak; <em><strong>geçmişi ile hatta kendisinin dahi ne olduğu konusunda kendi içinde uzlaşamayan, bütün değerlerini değersizleştiren, toplum nezlinde geçerliliğini yitiren, hükmünü kaybeden, işe yaramayan veya değerini düşüren bir yapı ile karşı karşıyayız</strong></em>. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Tutarsızlık açısından önceki gün söylediğini dün, dün söylediğini bugün “<strong><em>geçersiz</em></strong>” ilan eden bir zihniyet, ne “<strong><em>geleneksel kendine özgü bir gelecek</em></strong>”, ne de “<strong><em>kendi dinamikleriyle işleyen bir yapı</em></strong>” kurulabilir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kısaca ezelden ebede, kadimden postmoderniteye kadar <em>Alevilik</em> ve <em>Alevlerle</em> ilgili her şeyi darmadağın ederek; akıl tutulması yaşatan, belleklerin dumura uğratan; etnisiteden, toplumsal ve tarihsel olgulara, ekonomik alanda, dilde, özet olarak kolektif bilinçte ve bellekte giderek daha fazla ayrışan/ayrıştırılan Aleviler, bugün; ciddi ciddi “<em><strong>Alevilerin ve Aleviliğin geleceğini</strong></em>” tartışmaktadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Üstelik tartışırken bile; kolektif bellekte ve bilinçte yeni, derin fay hatları açmaktadırlar. “<em><strong>Hacı</strong></em>” mıydı “<em><strong>Hace</strong></em>” miydi, “<em><strong>Türk</strong></em>” müydü “<em><strong>Kürt</strong></em>” müydü, “<em><strong>Özgün</strong></em>” müydü “<em><strong>Değil</strong></em>” miydi, “<em><strong>Din</strong></em>” miydi “<em><strong>Mezhep</strong></em>” miydi, “<em><strong>Kültür</strong></em>” müydü “<em><strong>Dünya Görüşü</strong></em>” müydü, “<em><strong>Şii</strong></em>” miydi “<em><strong>Zerdüşt</strong></em>” müydü.. umudumuz bu durumu ve düğümü çözecek <em><strong>Alevi Bektaşi Ansiklopedileri </strong></em>çözecek, ancak her görüşün kendine özgü <em>ansiklopedileri</em> ve <em>ansiklopedistleri</em> (<em>yazarları</em>) var.</span><a class="sdfootnoteanc" href="#sdfootnote1sym" name="sdfootnote1anc"><span style="color:#000000">1</span></a></p>

<p><span style="color:#000000">Son dönemde sanal ortamda <em><strong>Alevilik</strong></em> ve <em><strong>Alevilere</strong></em> hatta <em><strong>inancın kutsallarına</strong></em> yönelik olarak düzeysiz yorumlara, seviyesiz söz sarf etmelere ve yayınlanan yazıların altına düşülen anlamsız notlarla sık sık karşılaşılmaktadır. Bu açıdan baktığımızda karşımızdaki bu durumu tam bir kaos olarak tanımlamak ve yorumlamak olanaklıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Birbirine üstün gelmeye çalışmanın dışında günümüzde, <em>Alevilik</em> ve <em>Alevilere</em> hatta <em>inancın kutsallarına</em> yönelik düşünsel katkılarıyla tartışmayı daha anlamlı ve verimli bir zemine çekmeye çalışanlara büyük görevler düşmektedir. Bundan dolayı <em><strong>Alevilik</strong></em> <em><strong>ve Alevilere hatta inancın kutsallarına yönelik olarak</strong></em> hâlâ düşünmek, tartışmak, üretmek ve ortak akıl geliştirmek adına önemli bir birikim olan <em><strong>kıt insan kaynaklarının</strong></em> <em><strong>doğru kullanımı ilk çıkış noktası olmalıdır. </strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu alanda tartışmayı sürdürmek ve katkı sunmak için de, <em><strong>Alevilik</strong></em> <em><strong>ve</strong></em> <em><strong>Alevilerin</strong></em> <em><strong>geleceğine</strong></em> <em><strong>dair</strong></em> temel ilkeler belirlemek gerekmektedir. Temel ilkeleri belirlerken “<strong><em>ezbere konuşmayı sonlandırmak</em></strong>”, “<strong><em>düşünsel üretim yerine slogan tekrarlarına son vermek</em></strong>” ve “<strong><em>yapılanları/yapılacakları</em> <em>bir yerlere (yeniden) gelme hesabı</em></strong>” olarak görmemek gerekmektedir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Tüm bunlar yapılırken kişisel pozisyonlar değil, Alevi hareketinin geleceğine dair tarihsel sorumluluk duygusu temel belirleyici olmalıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu süreçte<em><strong> Alevilik</strong></em> <em><strong>ve</strong></em> <em><strong>Alevilerin</strong></em> <em><strong>geleceğine</strong></em> <em><strong>dair</strong></em> düşünsel yönelimler, dijital süreçler, algoritma ve yapay zekâ gibi araçlar kullanarak perspektif oluşturma çabaları yeni dönemin belirleyici yüzünü oluşturacaktır. Daha önceki birikimler -<em>geçmişteki sempozyum, çalıştay, kurultay, toplantı, panel ve söyleşiler</em>- yeniden raporlanarak <em><strong>Alevilik</strong></em> <em><strong>ve</strong></em> <em><strong>Alevilerin</strong></em> </span><em><span style="color:#000000">Güçlü Yönleri</span><a class="sdfootnoteanc" href="#sdfootnote2sym" name="sdfootnote2anc"><span style="color:#000000">2</span></a></em><span style="color:#000000">, </span><em><span style="color:#000000">Zayıf Yönleri</span><a class="sdfootnoteanc" href="#sdfootnote3sym" name="sdfootnote3anc"><span style="color:#000000">3</span></a></em><span style="color:#000000">, </span><em><span style="color:#000000">Fırsatları</span><a class="sdfootnoteanc" href="#sdfootnote4sym" name="sdfootnote4anc"><span style="color:#000000">4</span></a></em><span style="color:#000000">, </span><em><span style="color:#000000">Tehditleri</span><a class="sdfootnoteanc" href="#sdfootnote5sym" name="sdfootnote5anc"><span style="color:#000000">5</span></a></em><span style="color:#000000"> analiz edilerek değerlendirmeli ve stratejik hedefler belirleyerek bir planlama yapılmalıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu analizin kısa adı da <strong>SWOT </strong><em><strong>Analizi</strong></em>dir. Böylece Stratejik kararlar almadan önce güçlü yönleri fırsatlarla eşleştirmek, zayıf yönleri iyileştirmek ve olası tehditlere karşı önlem alabilmek için dört temel soruyu yanıtlamak gerekmektedir: </span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">“<em>Hangi konularda/alanlarda diğer inanışlardan daha iyi/farklı? Bu konudaki kaynakları neler?</em>” <strong>[Güçlü Yönler/İçsel]</strong></span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">“<em>Hangi alanlarda eksikler var? Neler geliştirilmelidir?</em>” <strong>[Zayıf Yönler/İçsel]</strong></span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">“<em>Bu alanda henüz tam değerlendirilmeyen ne tür boşluklar var? Alevilik ve Aleviler içerisinde belirli bir süre boyunca yaygınlaşan, yoğun ilgi gören eğilimler, moda akımları veya kolektif davranış biçimlerden hangileri fayda sağlayabilir?</em>” <strong>[Fırsatlar/Dışsal]</strong></span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">“Diğer inançlar ne yapıyor? İnanç alanındaki ekonomik, teknolojik veya yasal riskler neler?”<strong> [Tehditler/Dışsal]</strong></span></p>
	</li>
</ul>

<p><span style="color:#000000">Kısaca <em><strong>geçici veya kalıcı eğilimlerin</strong></em> yaşam tarzı gibi alanlarda ortak akılla üretilenlerin daha uzun vadeli popülerliğinin sağlanması/geçerli olması sağlanacak; <em><strong>toplumsal yaygınlık açısından</strong></em> <em>Alevilik</em> <em>ve</em> <em>Alevilerin</em> benzer şeyleri tercih etmesiyle, benzer biçimde davranması gerçekleşecek; <em><strong>sosyal medya ve dijital dünya</strong></em><strong>da </strong>-<em>TikTok, Instagram veya X (Twitter) gibi platformlarda</em>- içeriklerin, etiketlerin (#hashtags) veya konuların yüksek etkileşim alması (Trend Topic-TT) ve Aleviliğin gündemde kalması sağlanacaktır. Böylece inançsal yönelim açısından, bütünleşme ve birlikte hareket etme eğilimin arttığı bir dönemsel süreç de yaşanabilecektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><em>Alevilik</em> <em>ve</em> <em>Alevileri</em> açısından olan biteni tüm yönleriyle eksiksiz ve anlaşılır bir biçimde ortaya koymak için yanıtlanması gereken diğer sorular: </span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Alevilik nedir?</strong></em>”, (Ne)</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Aleviler nerede yaşamaktadır?</strong></em>”, (Nerede) </span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Alevilik ve Aleviler ne zamandır var?</strong></em>”, (Ne zaman)</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Alevilik ve Alevilerle ilgili olaylar nasıl gelişti/gerçekleşti?</strong></em>”, (Nasıl)</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Alevilik ve Aleviler için yapılanlar neden/niçin yapıldı ve bunlar neden yaşandı?</strong></em>”, (Neden/Niçin)</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Alevilik ve Aleviler için kim ne yaptı veya Alevilik ve Aleviler bundan nasıl etkilendi?</strong></em>” (Kim)</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu soruları yanıtlamak üzere kullanılan <strong>5N1K yöntemi</strong>, karmaşık konuları basitleştirmek, eksik bilgileri tespit etmek ve detaylı bir araştırma yapmak için ideal bir tekniktir. Ancak unutulmaması gereken geleceğe dair bu arayışların yalnız bugün başlatıldığını düşünmek; dün yapılanları tümden yok saymak olacağı gibi, toplumsal belleği de yok saymak anlamı içerecek bu tür çıkışların yarar yerine zarar vereceğini görmezden gelmek olacaktır. Bu yöntemi de kullanırken <strong>SWOT</strong> <strong>analizi</strong> yapılırken kullanılan daha önceki birikimlerle -<em>geçmişteki sempozyum, çalıştay, kurultay, toplantı, panel ve söyleşilerle</em>- biçimlenen ve kamuoyuna mal olan bilgiler göz ardı edilmemeli, ancak kullanılacak veriler <em><strong>karşılaştırmalı analitik/çözümlemeci yaklaşımla</strong></em> ele alınmalıdır. Gerekirse belli bir algoritma ve yapay zekâ gibi araçlar kullanarak bu çalışmalar daha kısa sürede ve daha az zaman harcanarak gerçekleştirilmelidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bunun için öncelikle <em><strong>Veri Yönetim Platformu</strong></em> oluşturulmalı, kullanıcı verilerini toplayan, sınıflandıran ve doğru kişiye doğru bilgilerin ulaşmasını sağlayan veri merkezinin temeli atılmalıdır. Manuel formlar, e-postalar ve Alevilik üzerine olan konuların seçimlerinde kişisel tercihler yerine her şey yazılımlarla otomatik halledilebilecek duruma gelecektir. Bu süreç tek bir yazılımla değil, birbiriyle entegre çalışan platformlar -<em>Alevi internet siteleri</em>- üzerinden yürütülerek, hedef kitle seçimi doğru yapılarak, kullanıcıların demografik özelliklerini, ilgi alanlarını ve konumunu anlık olarak analiz ederek; bir kullanıcının web sitesine veya mobil uygulamaya girdiği anda saliseler/milisaniyeler içinde gerçekleşen adımlarla ona ulaşılabilmeyi hedeflemelidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Gerektiğinde veriler kitlesel değil; tamamen kişilerin anlık ilgi alanlarına, kullandığı cihazlara ve davranışlarına göre kişiselleştirilebilmelidir. Anlık izlenen performanslar içinde düşük olan görseller, bilgiler anında değiştirilebilir. Bu uygulamalar yalnızca web sitelerinde değil; mobil uygulamalarda, videolarda, dijital açık hava panolarında (DOOH) ve akıllı TV'lerde (Connected TV) aynı anda yayınlanabilmelidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>5N1K yöntemi </strong>ve<strong> SWOT analizi </strong>ile elde edilen veriler, farklı kesimlerden bir araya gelen akademisyenler, yazarlar, inanç önderleri ve kurum temsilcileriyle <em><strong>ortak akıl </strong></em>üretilmedir. Böylece dile getirilen düşünsel sonuçlar, kişisel heveslerin değil; uzun yıllara dayanan kolektif bir birikimin sonucu olacaktır. Uzlaşma sağlaması sürecinde bilgi ve tecrübelerini birleştirmesiyle ortaya çıkan en doğru ve kapsayıcı karar süreci içeren -<em>bireysel egoların geri planda bırakıldığı, uzlaşmayı ve ortak bir sinerji yaratmayı hedefleyen</em>- bu yapının ortaya koyduğu bu çalışmalar; “<strong><em>tek bir kişinin göremeyeceği detayların, geniş bir bakış açısıyla değerlendirilmesini sağlayarak karar alma süreçlerinde yapılan bireysel hataları minimize eder</em></strong>” ve “<strong><em>alınan kararların veya uygulanan politikaların, sürece dahil olan topluluklar tarafından daha kolay benimsenmesinde etkili olur</em></strong>”.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilik ve Alevilerin bir tezi, yürüttükleri programları, ortaya koydukları gelecek perspektifi ve kendi iç muhasebesini yapma konusunda bir yetkinliğe ve yeterliliğe ulaşması gerekir. Düşünsel üretim yerine slogan kolaycılığı, yalnızca eleştirme ve suçlamaya yönelik çıkışlar; <em>Alevilik</em> ve <em>Alevilerin</em> itibarını yitirmesine, genç kuşaklarla duygusal bağ zayıflamasına yol açmaktadır.</span></p>

<div>
<p style="margin-left:19px"><a class="sdfootnotesym" href="#sdfootnote1anc" name="sdfootnote1sym"><span style="color:#000000">1</span></a><span style="color:#000000"> İsmail Engin, “<em>böyle bir şey mümkün olabilir mi?</em>”, 17 Mayıs 2026 Pazar, https://ismail-engin.blogspot.com/2026/05/ismail-engin-boyle-bir-sey-mumkun.html?fbclid=IwY2xjawR3pq5leHRuA2FlbQIxMABicmlkETFlN3BMdjk0czRvZkphajI0c3J0YwZhcHBfaWQQMjIyMDM5MTc4ODIwMDg5MgABHqm1gXNW3SnovHzSp0_hX-FSxWgt7MIyG88_3ImowsMEXKTCJIyHZrFQrMr6_aem_285HQQjInNwBXIpDN3DRvg</span></p>
</div>

<div>
<p style="margin-left:19px"><a class="sdfootnotesym" href="#sdfootnote2anc" name="sdfootnote2sym"><span style="color:#000000">2</span></a><span style="color:#000000"> <strong>S</strong>trengths (Diğer inanışlara kıyasla avantaj sağlayan içsel özellikleri)</span></p>
</div>

<div>
<p style="margin-left:19px"><a class="sdfootnotesym" href="#sdfootnote3anc" name="sdfootnote3sym"><span style="color:#000000">3</span></a><span style="color:#000000"> <strong>W</strong>eaknesses (Diğer inanışlara kıyasla geliştirilmesi gereken, dezavantaj yaratan içsel eksiklikleri)</span></p>
</div>

<div>
<p style="margin-left:19px"><a class="sdfootnotesym" href="#sdfootnote4anc" name="sdfootnote4sym"><span style="color:#000000">4</span></a><span style="color:#000000"> <strong>O</strong>pportunities (Diğer inanışlara kıyasla değerlendirilebilecek dışsal avantajları)</span></p>
</div>

<div>
<p style="margin-left:19px"><a class="sdfootnotesym" href="#sdfootnote5anc" name="sdfootnote5sym"><span style="color:#000000">5</span></a><span style="color:#000000"> <strong>T</strong>hreats (Diğer inanışlara kıyasla başarıyı riske atabilecek dış faktörler ve engelleri)</span></p>
</div>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-guc-birligi-platformu-canim-hakka-kurban-olsun-3237</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 26 May 2026 00:40:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu: Canım Hakk’a kurban olsun</h1>
                        <h2>Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu, Kurban Bayramı vesilesiyle bayram mesajı yayınladı. “Canım Hakk’a kurban olsun” temasıyla tüm insanlığa barış, huzur ve muhabbet dileklerinin iletildiği açıklamada, "Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu olarak; bu mübarek Kurban Bayramı vesilesiyle tüm insanlığa adalet, rızalık, birliğe ve sevgiye davet ediyoruz." ifadeleri kullanıldı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/alevi-bektasi-guc-birligi-platformu-canim-hakka-kurban-olsun-1779745768.webp">
                        <figcaption>Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu: Canım Hakk’a kurban olsun</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA-</strong> Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu, Kurban Bayramı vesilesiyle yayımladığı basın açıklamasında, kurban ibadetinin anlamı, adalet, birlik ve kardeşlik vurgusu yaptı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Platform, “<em><strong>Canım Hakk’a kurban olsun</strong></em>” temasıyla tüm insanlığa barış, huzur ve muhabbet dileklerini iletti.Platformun açıklamasında, Kuran-ı Kerim’deki “<strong><em>Biz, her ümmete rızık olarak verdiğimiz hayvanlar üzerine Allah’ın adını ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık</em></strong>” ayetine atıf yapıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi inancında kurbanın, “<em><strong>ibadet, salt bir şekilden ibaret olmayıp, derin bir irfani derinliğe</strong></em>” dayandığı belirtildi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Açıklamada şu ifadelere yer verildi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Kurbanı gönderir delil / Cebrail önünce gelir / Ben senden cömerdim Halil / Kaldır İsmail’i dedi!</em></strong>” (Şah Hatâyî)</span></p>

<p><span style="color:#000000">Platform, kurban ibadetini iki büyük hakikat bağlamında ele aldı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bütün canlıların rızkı ve kesilen kurbanın helal ve temiz olması, Canlıların hakkının gözetilmesi, adalet ve eşitlik.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Elimde yok kantar ile terazi, herkes oldu mu hakkına razı?</strong></em>” sorusuyla, toplumda adalet ve eşitlik çağrısı yapıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi irfanının, “<strong><em>kamusal olanı ile toplumun her ferdine eşit şekilde</em></strong>” yaklaştığı ifade edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Açıklama şöyle devam etti:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu olarak; bu mübarek Kurban Bayramı vesilesiyle tüm insanlığa adalet, rızalık, birliğe ve sevgiye davet ediyoruz. Tiğlanan kurbanların, Hakk için dağıtılan lokmaların, kabir başında okunan duaların Hak katında kabul ve makbul olmasını niyaz ediyoruz. Bu bayramın ülkemize, İslam alemine ve tüm insanlığa kalıcı barış, huzur ve muhabbet getirmesini diliyoruz.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tam Metin (Basın Açıklaması):</span></p>

<p><span style="color:#000000">ALEVİ-BEKTAŞİ GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU</span></p>

<p><span style="color:#000000">Basın açıklaması: 4</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Canım Hakk’a kurban olsun”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Değerli Basın Mensupları,</span></p>

<p><span style="color:#000000">Değerli Canlar; &nbsp;Yüce Kitabımız Kur’ân-ı Kerim’de, Hac Suresi’nin 34. ayetinde buyurulduğu üzere: “Biz, her ümmete rızık olarak verdiğimiz hayvanlar üzerine Allah’ın adını ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık. İlahınız tek bir ilah’tır. O’na teslim olun.” Bu ilahi kelamın ışığında kurban; Hakka yakınlaşmanın, O’nun rızasında fani olmanın ve teslimiyetin en somut tezahürüdür. Alevi-Bektaşi inanç dünyasında kurban ibadeti, salt bir şekilden ibaret olmayıp, derin bir irfani derinliğe, Hz. İbrahim ile oğlu Hz. İsmail arasındaki o muazzam sadakat ve fedakârlık kıssasına dayanır. &nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Kurbanı gönderir delil / Cebrail önünce gelir / Ben senden cömerdim Halil / Kaldır İsmail’i dedi!” — Şah Hatâyî</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bizim inanç iklimimizde kurban, iki büyük hakikat kapısından süzülerek topluma ulaşır: Bunlardan ilki, Kurban Bayramı’nda eziyet edilmeden, incitilmeden dualarla ve tekbirlerle tiğlanan (kesilen) sağlam ve kusursuz kanlı kurbanlardır. İkincisi ise canlarımızın kendi rızalarıyla meydanımıza getirdiği, lokmayı hizmeti gören canlarımızın eliyle eşitsiz pay edilen her türlü gıda maddesinden oluşan “lokma” yani kansız kurbanlardır. Hayatımız her deminde var olan kurban ve lokma, toplumsal birliğimizin ve kardeşliğimizin harçlarından biridir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem meydanında lokmalar pay edilirken söylenen, “Elimde yok kantar ile terazi, herkes oldu mu hakkına razı?” avazı, Alevi-Bektaşi irfanının hakikati koruyan, kamusal olanı rızalık esasına dayanan en önemli göstergesidir. Bu nizam, hak sahiplerinin hakkını koruyan, kamusal olanı ile toplumun her ferdine eşit şekilde üleştiren Şah-ı Merdan Hz. Ali’nin Beyt-ul Mal (kamu hazinesi) uygulamalarının asırlardır süregelen asli bir yansımasıdır. Bizler, kişilik kançanağın emeğe bırakıldığı, toplumsal ve kurumsal imkânların ise adilane paylaşıldığı bir dünya ahlakını bu meydanda yaşatıyoruz. &nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Erenter lokması nurdur / Lokmaya elini sundur / Pir Sultan’ım doğru yoldur / Ali’m kendi yolu ile” — Pir Sultan Abdal</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu olarak; bu mübarek Kurban Bayramı vesilesiyle tüm insanlığa adalet, rızalık, birliğe ve sevgiye davet ediyoruz. Tiğlanan kurbanların, Hakk için dağıtılan lokmaların, kabir başında okunan duaların Hak katında kabul ve makbul olmasını niyaz ediyoruz. Bu bayramın ülkemize, İslam alemine ve tüm insanlığa kalıcı barış, huzur ve muhabbet getirmesini diliyoruz; tüm canlarımızın bayramını en kalbi duygularımızla tebrik ediyoruz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Aşk-ı niyazlarımızla. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu<br />
26 Mayıs 2026</span></p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Kurbans.JPG" style="height:800px; width:563px" /></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kocaeli-buyuksehir-imam-zeynel-abidin-cemevini-cem-vakfina-devretti-3236</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 23 May 2026 18:18:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Kocaeli Büyükşehir, İmam Zeynel Abidin Cemevi’ni Cem Vakfı’na devretti</h1>
                        <h2>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından Derince’de inşa edilen 5 katlı İmam Zeynel Abidin Cemevi, düzenlenen protokolle Cem Vakfı’na devredildi. Gerçekleştirilen devirle birlikte Alevi-Bektaşi toplumunun inançsal ve kültürel ihtiyaçlarına katkı sunacak önemli bir hizmet daha resmiyet kazandı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/kocaeli-buyuksehir-imam-zeynel-abidin-cemevini-cem-vakfina-devretti-1779549991.webp">
                        <figcaption>Kocaeli Büyükşehir, İmam Zeynel Abidin Cemevi’ni Cem Vakfı’na devretti</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ile Cem Vakfı arasında gerçekleştirilen protokol töreninde imzalar, Büyükşehir Bele</span><span style="color:#000000">diyesi Genel Sekreteri Dr. Hayri Baraçlı ile Cem Vakfı Genel Başkanı Ahmet Rasim Tükek tarafından atıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Protokol kapsamında Büyükşehir tarafından yapımı tamamlanan İmam Zeynel Abidin Cemevi resmen Cem Vakfı’na devredildi.</span></p>

<p><a href="https://bugunkocaelicomtr.teimg.com/bugunkocaeli-com-tr/uploads/2026/05/derincedeki-cemevi-cem-vakfina-devredildi-2.jpg" title="Derince’deki Cemevi, Cem Vakfı’na Devredildi (2)"><span style="color:#000000"><img alt="Derince’deki Cemevi, Cem Vakfı’na Devredildi (2)" src="https://bugunkocaelicomtr.teimg.com/bugunkocaeli-com-tr/uploads/2026/05/derincedeki-cemevi-cem-vakfina-devredildi-2.jpg" style="height:405px; width:720px" /></span></a></p>

<p><strong><span style="color:#000000">“TAHİR BÜYÜKAKIN’IN DESTEĞİ KIYMETLİ”</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Cem Vakfı Genel Başkanı Ahmet Rasim Tükek, yapılan hizmetin Alevi-Bektaşi inanç dünyası açısından önemli bir kazanım olduğunu belirterek, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Tükek, Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’ın sürece verdiği desteğin son derece kıymetli olduğunu ifade etti.</span></p>

<p><a href="https://bugunkocaelicomtr.teimg.com/bugunkocaeli-com-tr/uploads/2026/05/derincedeki-cemevi-cem-vakfina-devredildi.jpg" title="Derince’deki Cemevi, Cem Vakfı’na Devredildi"><span style="color:#000000"><img alt="Derince’deki Cemevi, Cem Vakfı’na Devredildi" src="https://bugunkocaelicomtr.teimg.com/bugunkocaeli-com-tr/uploads/2026/05/derincedeki-cemevi-cem-vakfina-devredildi.jpg" style="height:405px; width:720px" /></span></a></p>

<p><strong><span style="color:#000000">“TOPLUMSAL DAYANIŞMAYA KATKI SUNACAK”</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Tükek açıklamasında, “<em><strong>Gerçekleştirilen bu anlamlı adım; Alevi-Bektaşi inanç dünyasının birlik, kardeşlik ve toplumsal dayanışma anlayışına önemli bir katkı sunarken, Cem Vakfı’nın inanç hizmetleri alanındaki çalışmalarına da güçlü bir destek olmuştur</strong></em>” ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yeni hizmetin toplumun inançsal ve kültürel ihtiyaçlarına cevap vereceğini belirten Tükek, birlik, beraberlik, sevgi, hoşgörü ve rızalık anlayışının güçlenmesine vesile olmasını temenni etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/derince-imam-zeynel-abidin-cemevi%20(1).jpg" style="height:467px; width:800px" /></span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">“ALEVİ-BEKTAŞİ TOPLUMUNA HAYIRLI OLSUN”</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Dr. Hayri Baraçlı da kültürel ve dini merkez olarak hizmet verecek Cemevi’nin Alevi-Bektaşi toplumuna hayırlı olmasını diledi.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/seyyid-haci-kureys-dergahindan-sagduyu-cagrisi-3235</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 23 May 2026 17:42:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Seyyid Hacı Kureyş Dergahı’ndan sağduyu çağrısı</h1>
                        <h2>Seyyid Hacı Kureyş Dergahı, son günlerde sosyal medya platformlarında CHP  Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu üzerinden Alevi-Bektaşi inanç değerlerine ve köklü geleneklerine yönelik “organize ve çirkin” bir saldırı yürütüldüğünü belirten bir kamuoyu açıklaması yayımladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/seyyid-haci-kureys-dergahindan-sagduyu-cagrisi-1779548308.webp">
                        <figcaption>Seyyid Hacı Kureyş Dergahı’ndan sağduyu çağrısı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Seyyid Hacı Kureyş Dergahı tarafından kamuoyu ile paylaşılan açıklamada, kutsal değerlerin ve manevi önderlerin kısır siyasi ikballere alet edilmek istendiği vurgulanarak saldırılar şiddetle kınandı ve sağduyu çağrısı yapıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><em>“Kureyşan Ocağı Güncel Siyasetin Üstündedir”</em></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Açıklamada, Kemal Kılıçdaroğlu’nun 12. yüzyıldan bu yana Anadolu irfanının kökleşmesinde tarihi bir rol oynayan Kureyşan Ocağı’nın saygın bir evladı ve mensubu olduğu hatırlatıldı. Demokrasi gereği ocak mensuplarının her türlü siyasi kulvarda yer alabileceği belirtilirken, ocağın manevi kimliğinin günlük siyasetin ve parti aidiyetlerinin üzerinde olduğu ifade edildi. Kureyşan Ocağı’nın Ehl-i Beyt’e uzanan nurani silsilesinin devlet arşivlerindeki Nakibüleşraf kayıtları ve kadim şecerelerle somut olarak belgelendiği aktarıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>“Erenler Meclisine Havale Ediyoruz”</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000">Dergah yönetiminin açıklamasında, Kureyşan Ocağı’nın tarih boyunca hiçbir siyasi partinin ya da ideolojik kamplaşmanın arka bahçesi olmadığına dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Manevi önderlerimizi ve inanç merkezlerimizi kendi kısır siyasi ikballerine alet etmek isteyenleri, sosyal medya üzerinden pervasızca inancımıza saldıranları şiddetle protesto ediyor ve kınıyoruz. Yolumuza, erkanımıza ve ocağımıza dil uzatan asılsız, cahilane ve de gönül kırıcı iddialarda bulunanları ulu divana ve de erenler meclisine havale ediyoruz.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte, kamuoyu duyurusunun tam metni:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KAMUOYUNA DUYURU</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Son günlerde sosyal medya mecraları üzerinden, Alevi-Bektaşi inancının ve tarihsel hafızamızın en önemli mihenk taşlarından biri olan Kureyşan Ocağı evladı ve mensubu Sayın Kemal Kılıçdaroğlu üzerinden sosyal medya da inanç değerlerimize ve köklü geleneklerimize yönelik organize ve çirkin bir saldırı yürütüldüğünü esefle müşahede etmekteyiz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kureyşan Ocağı; 12. yüzyıldan itibaren Horasan’dan süzülüp gelerek Anadolu topraklarını yurt edinmiş, bu coğrafyanın mayasını oluşturan “Anadolu irfanının” kökleşmesinde önemli bir rol oynamıştır. Ocağımız; nübüvvet makamının sahibi Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V.) Efendimizin kızı, kainatın kadınlarının seyyidesi Hz. Fatma Anamız ile velayet makamının şahı, ilmin kapısı Hz. Ali Efendimizin kutsal soyundan (Ehl-i Beyt) gelen ve asırlardır bu mukaddes yolu tavizsiz süren şerefli bir silsilenin adıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu irfan meşalesi, today yüz binlerce mensubuyla Gaziantep’ten Adıyaman’a, Tunceli’den Muş’a, Erzincan’dan Elazığ’a, Konya’dan Afyon’a kadar Anadolu’nun dört bir yanını sarmış, bu toprakların dirlik ve birliğinin teminatı olmuştur. Kureyşan Ocağı’nın bu köklü varlığı ve Ehli-i Beyt’e uzanan nurani silsilesi, devlet arşivlerinde yer alan Nakibüleşraf kayıtları, tarihi vesikalar ve ocağımızın elinde bulunan kadim şecerelerle de açıkça belgelenmiş somut bir hakikattir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kureyşan Ocağı, İslam’ın özünü, adaletini ve ahlakını sevgi potasında eriten, insanı merkeze alan bir irfan mektebidir. Ocağımız, hiçbir siyasi partinin, güncel polemiğin ya da ideolojik kamplaşmanın arka bahçesi olmamıştır, tarih boyunca da bu tür sığ alanlara hapsedilemeyecek kadar büyük bir misyon taşımıştır. Bizler, Anadolu irfanının, hoşgörünün ve Alevi-Bektaşi yolunun yılmaz bekçileriyiz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, ocağımızın saygın bir mensubudur. Demokrasinin bir gereği olarak, ocağımıza mensup her bir birey farklı siyasi partilerde, farklı kulvarlarda siyaset yapma hakkına tam bir hürriyetle sahiptir. Ancak ocağımızın manevi ve kutsal kimliği, her türlü günlük siyasetin, parti aidiyetinin ve kişilerin üstündedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Manevi önderlerimizi ve inanç merkezlerimizi kendi kısır siyasi ikballerine alet etmek isteyenleri, sosyal medya üzerinden pervasızca inancımıza saldıranları şiddetle protesto ediyor ve kınıyoruz. Yolumuza, erkanımıza ve ocağımıza dil uzatan asılsız, cahilane ve de gönül kırıcı iddialarda bulunanları ulu divana ve de erenler meclisine havale ediyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hakk-Muhammed-Ali sevgisiyle ve hürmetlerimizle.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>SEYYİD HACI KUREYŞ DERGAHI</strong></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-kuruluslarindan-inancin-siyasete-alet-edilmesine-tepki-3234</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 23 May 2026 16:20:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Alevi kuruluşlarından inancın siyasete alet edilmesine tepki</h1>
                        <h2>Çok sayıda Alevi kuruluşu ortak bir açıklama yaparak CHP içindeki tartışmalarda bazı Alevi kuruluşlarının taraf olmasını kınadı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/alevi-kuruluslarindan-inancin-siyasete-alet-edilmesine-tepki-1779543257.webp">
                        <figcaption>Alevi kuruluşlarından inancın siyasete alet edilmesine tepki</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p style="text-align:left"><span style="color:#000000">Aralarında Anadolu Abdallar Cemevi Federasyonu, Anadolu Vakıflar Federasyonu, Afyonkarahisar Hacı Bektaş-ı Veli Kültür Dernekleri Federasyonu, Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu, Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu, Alevi Yol ve Erkan Derneği’nin yer aldığı Alevi kuruluşları Cumhuriyet Halk Partisi içerisinde süregiden iç tartışmalarda bazı Alevi kuruluşlarının taraf olarak açıklama yapmasını kınadı.</span></p>

<p style="text-align:left"><span style="color:#000000">“<strong><em>Bir siyasi partinin iç çekişmelerinde Alevi-Bektaşi kimliğinin ve bazı Alevi örgütlerinin taraf olarak sahaya sürülmesini büyük bir endişe ve üzüntüyle takip etmekteyiz</em></strong>” ifadelerinin yer aldığı ortak açıklamada, inanç olarak Alevilik-Bektaşiliğin hiçbir siyasi partinin arka bahçesi ya da taraftarı olamayacağı vurgulandı.</span></p>

<p style="text-align:left"><span style="color:#000000">Alevi kuruluşların siyasi partilerin iç işlerine müdahale derecesinde karışmalarının “<strong><em>hem Alevilere hem laiklik ilkesine hem de toplumsal barışımıza açıkça zarar vermektedir</em></strong>” ifadelerinin kullanıldığı ortak açıklamada, “<strong><em>Kemal Kılıçdaroğlu’nun geçmişte ve bugün Alevi inancı üzerinden hedef alınmasını ve inanç aidiyeti üzerinden siyasi malzeme yapılmasını kesin bir dille kınıyoruz</em></strong>” denildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Cumhuriyet Halk Partisi’nin iç işleyişinde, kurultay süreçlerinde yaşanan tartışmaların tek ve asıl muhatabı yine CHP’nin kendi kurumsal kimliği ve delegeleridir</em></strong>” vurgusunun yer aldığı ortak açıklamada, Alevi-Bektaşi inanç kimliğinin bir siyasi partinin içinde meydana gelen tartışmaların içinde çekilmesinin “<em><strong>sadece adı geçen partinin toplum önündeki algısına değil, topyekun ülkemizin toplumsal dokusuna ve birliğine dinamit koyduğunu hatırlatır; inancımızın ve kimliğimizin siyaset üstü kalması gerektiği irademizi kamuoyunun takdirine saygıyla sunarız.</strong></em>” denildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte, o açıklamanın tam metni:</span></p>

<p style="text-align:left"><strong><span style="color:#000000">KAMUOYUNUN DİKKATİNE</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Ülkemiz toplumsal, ekonomik ve siyasal olarak büyük bir dönüşüm sürecinden geçmektedir. Bu kritik süreçte en çok ihtiyaç duyduğumuz değer; toplumsal bütünlüğümüzü, barış içerisinde bir arada yaşama irademizi korumak ve güçlendirmektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak son dönemde, bir siyasi partinin iç çekişmelerinde Alevi-Bektaşi kimliğinin ve bazı Alevi örgütlerinin taraf olarak sahaya sürülmesini büyük bir endişe ve üzüntüyle takip etmekteyiz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bazı Alevi örgütlerinin CHP içindeki parti içi yarışta taraf konumuna gelmesi kabul edilemez bir durumdur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu vahim tablo karşısında aşağıdaki hususları kamuoyuyla paylaşmayı bir görev addediyoruz:</span></p>

<p><span style="color:#000000">1- Alevilik-Bektaşilik, asırlık köklere sahip bir inanç olarak hiçbir siyasi partinin arka bahçesi ya da taraftarı olamaz. Bir inanç grubunun, siyasi partilerin iç çatışmalarında taraf haline getirilmesi çok daha büyük bir vebaldir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">2- Bu tutum, Alevilerin bir inanç grubu olarak yalnızca belirli bir siyasi parti ile anılmasına yol açmaktadır. Bu durum hem Alevilere hem laiklik ilkesine hem de toplumsal barışımıza açıkça zarar vermektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">3- CHP’nin 7. Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun geçmişte ve bugün Alevi inancı üzerinden hedef alınmasını ve inanç aidiyeti üzerinden siyasi malzeme yapılmasını kesin bir dille kınıyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">4- Cumhuriyet Halk Partisi’nin iç işleyişinde, kurultay süreçlerinde yaşanan tartışmaların tek ve asıl muhatabı yine CHP’nin kendi kurumsal kimliği ve delegeleridir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sonuç Olarak; Alevi-Bektaşi kimliği adı altında faaliyet gösteren hiçbir kuruluşun ya da yapının, hiçbir siyasi partinin iç çekişmelerinde taraf olmasını onaylamıyoruz. Alevi-Bektaşi kimliğinin bu tartışmaların içerisine çekilmesini, inanç kimliğimizin açıkça istismar edilmesi olarak görüyor ve bu durumu şiddetle protesto ediyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu siyasi savrulmanın sadece adı geçen partinin toplum önündeki algısına değil, topyekun ülkemizin toplumsal dokusuna ve birliğine dinamit koyduğunu hatırlatır; inancımızın ve kimliğimizin siyaset üstü kalması gerektiği irademizi kamuoyunun takdirine saygıyla sunarız.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İmzacı kuruluşlar:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Anadolu Abdallar Cemevi Federasyonu</span></p>

<p><span style="color:#000000">Anadolu Vakıflar Federasyonu</span></p>

<p><span style="color:#000000">Afyonkarahisar Hacı Bektaş-ı Veli Kültür Dernekleri Federasyonu</span></p>

<p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi Yol ve Erkan Derneği</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/KAMUOYU%20A%C3%87IKLAMASI%2023%20MAYIS%202026.png" style="height:800px; width:566px" /></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cuma-erceye-buyuk-tepki-aleviligi-ve-koltugunu-siyasete-alet-ediyor-3233</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 23:46:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Cuma Erçe’ye büyük tepki: Aleviliği ve koltuğunu siyasete alet ediyor!</h1>
                        <h2>Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe, CHP’nin var olan yönetimini hükümsüz kılan ve 38. Olağan Kongre’nin tekrarlanmasını ön gören “mutlak butlan” kararı sonrası yayınladığı Özgür Özel’e destek bildirisi nedeniyle Alevi Bektaşi toplumunun tepkisini çekti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/cuma-erceye-buyuk-tepki-aleviligi-ve-koltugunu-siyasete-alet-ediyor-1779483141.webp">
                        <figcaption>Cuma Erçe’ye büyük tepki: Aleviliği ve koltuğunu siyasete alet ediyor!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA -</strong>Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe yayınladığı 21 Mayıs 2026 tarihli bir bildiriyle dernek adına CHP’ye yönelik “<em><strong>hukuk darbesi</strong></em>” iddiası ile siyasi bir açıklama yayınladı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Kamuoyuna ve cümle canlara</strong></em>” hitabıyla başlayan ve derneğin resmi logosuyla paylaşılan bildiride, laiklik, demokrasi ve halk iradesi vurgusu yapılırken doğrudan Özel ve İmamoğlu ekibine destek veriliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak aralarında dernek üyelerinin de bulunduğu Alevi kamuoyu, Erçe’nin bu davranışını sert bir dille eleştirdi. Sosyal medyada konuyla ilgili yapılan yorumlar, Cuma Erçe’nin Aleviliği ve dernek başkanlığını siyasete alet ettiğini ortaya koyuyor.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">DESTEK BİLDİRİSİNE TEPKİLER YOĞUN</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Bir kullanıcı doğrudan “<em><strong>Siyaset yapacaksanız kurum koltuklarını boşaltın</strong></em>” diyerek, dernek başkanının siyasi açıklamalar yapmadan önce pozisyonunu bırakması gerektiğini belirtti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Başka bir yorumda ise “<em><strong>Utanmaz, Düşkünler</strong></em>” ifadesi kullanılarak, bu tür siyasi angajmanın Alevi inancında “<em><strong>düşkünlük</strong></em>” (topluluktan dışlanma) anlamına gelebileceği ima edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir Alevi vatandaş ise net bir soru sordu: “<em><strong>Kaç tane İBB meclis üyeniz var ve hala kaç tanesi derneğinize yönetici? Art niyet yok sadece soru.</strong></em>” </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu soru, derneğin hem belediye meclisinde hem de kültürel kurumda aynı anda konumlanmasının yarattığı çıkar çatışmasını gündeme getiriyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yorumlarda ayrıca derneğin siyasi tweet’lerinin “<strong><em>kaça</em></strong>” (ne kadar paraya) paylaşıldığı soruluyor; bu da söz konusu açıklamanın organik bir Alevi tepkisinden ziyade organize bir siyasi hamle olduğu algısını güçlendiriyor.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ALEVİLİK İNANÇTIR, SİYASİ PARTİ DEĞİL!</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Eleştirilerin odak noktası Alevilik inançtır, parti bildirisi değildir, noktasında oluşuyor. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği gibi köklü bir Alevi kurumunun, bir siyasi partiye yönelik “<strong><em>hukuk darbesi</em></strong>” değerlendirmesi yapması, Aleviliği siyasete alet etmek olarak değerlendiriliyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilik, tarihsel olarak ezilen ve dışlanan bir inanç olarak eşitlik ve adalet arayışını simgeler; ancak bu arayışın belirli bir partinin savunuculuğuna indirgenmesi, Alevi toplumunu tek tipleştirme ve siyasal araç haline getirme riski taşıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cuma Erçe’nin hem dernek genel başkanı hem de siyasi açıklamaların öncüsü olması, kurumun tarafsızlığını zedeliyor. Aleviliği “<strong><em>canlara</em></strong>” hitap ederek siyasallaştırmak, inancı kutuplaştırmaktan başka bir işe yaramıyor.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">DESTEĞİN NEDENİ MENFAAT İLİŞKİSİ Mİ?</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Dernek koltuğunda oturan bir kişinin aynı anda parti siyaseti yürütmesi, Alevi kurumlarının asli görevinden (kültür, inanç, cem evleri, eğitim) uzaklaşmasına yol açıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi toplumunun büyük bir bölümü, inancın siyasal çıkarlara kurban edilmesine karşı çıkıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Gelen tepkiler, Cuma Erçe’nin bu tutumunun Alevilik adına değil, kişisel ve siyasal hesaplar adına yapıldığını gösteriyor. Alevilik siyasete alet edilemez. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Aleviler ne bir partinin oy deposu ne de bir derneğin siyasi bildirisine mahkûmdur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cuma Erçe ve benzeri isimler, ya dernek koltuğunu boşaltıp açıkça siyaset yapacak ya da Aleviliği siyasete alet etmekten vazgeçecek. Aksi takdirde “<em><strong>düşkün</strong></em>” eleştirileri boşuna değildir.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/gabdan-tepki-o-koltuklari-basiniza-yikmasini-biliriz-3232</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 22:19:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>GAB’dan tepki: O koltukları başınıza yıkmasını biliriz!</h1>
                        <h2>Genç Aleviler Birliği (GAB), Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri ve Alevi Bektaşi Federasyonu’nu Özgür Özel’i destek açıklamaları nedeniyle hedef aldı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/gabdan-tepki-o-koltuklari-basiniza-yikmasini-biliriz-1779478197.webp">
                        <figcaption>GAB’dan tepki: O koltukları başınıza yıkmasını biliriz!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Genç Aleviler Birliği (GAB) sosyal medya hesabından yayınlanan bir açıklamada, Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri ve Alevi Bektaşi Federasyonu CHP’de yargının “<strong><em>mutlak butlan</em></strong>” kararı sonrasında oluşan yeni durumda Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı Özgür Özel’i destekleyen basın açıklamaları yapmaları sert ifadelerle eleştirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte o açıklama:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BASINA VE KAMUOYUNA....</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HI8azQlXEAAZ_bj.jpg" style="height:800px; width:565px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">​Alevi Halkının İnancı Satılık Değildir: O Koltukları Başınıza Yıkmasını Biliriz!</span></p>

<p><span style="color:#000000">​Alevilik; Kerbela’dan beri eğilmeyen başların, mazlumun ve onurlu direnişin sancağıdır. Bugün tabelasında "Alevi" yazan PSAKD, Hacı Bektaş Vakfı ve PSAK Federasyonu gibi yapılar, bu mukaddes inancı şahsi menfaatleri ve burjuva siyasetçilerinin ikbali için pazarlık masasına sürmüştür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">​Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu gibi düzen siyasetçilerinin arkasına hizalanan, belediye fonlarıyla beslenen ve adeta birer tetikçi gibi hareket eden bu sözde liderler, Alevi halkının iradesini ipotek altına alamaz!</span></p>

<p><span style="color:#000000">​Soruyoruz:</span></p>

<p><span style="color:#000000">​Suriye’de Aleviler gerici çetelerce katledilirken neden sustunuz?</span></p>

<p><span style="color:#000000">​Siyasi troller inancımıza ve halkımıza hakaret yağdırırken, koltuklarınızı korumak için neden bu alçaklığa ortak oldunuz?</span></p>

<p><span style="color:#000000">​Sizler bu halkın ve devrimci geleneklerimizin temsilcisi değilsiniz, olamazsınız! İnancımızı belediye bütçelerine ve siyasi ranta kurban eden o kirli fon ağlarınız için devletin ve yargının derhal harekete geçmesini talep ediyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">​O Kurumların Başındaki Menfaatçilere İhtarımızdır:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi gençliği, inancının asaletine leke sürülmesine izin vermeyecektir. Gözünü rant bürümüş tasfiyeci kadroları uyarıyoruz: Sabrımız tükendi. Halkın değerlerini çiğneyenleri, o çok güvendikleri koltuklardan al aşağı etmesini çok iyi biliriz!</span></p>

<p><span style="color:#000000">​Bu asimilasyon ve ihanet tezgahını gençliğin çelikten iradesiyle darmadağın edeceğiz!</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>​GENÇ ALEVİLER BİRLİĞİ (GAB) YÖNETİMİ</strong></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/gulay-sormagec-yazdi-ozbekistanin-tarih-kokan-sehri-buhara-3231</link>
            <category>KÜLTÜR SANAT</category>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 21:51:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Gülay Sormageç yazdı: Özbekistan'ın tarih kokan şehri Buhara</h1>
                        <h2>Şair ve yazar Gülay Sormageç, kısa bir süre önce yaptığı Özbekistan seyahatini Alevihaberler.com.tr için yazdı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/gulay-sormagec-yazdi-ozbekistanin-tarih-kokan-sehri-buhara-1779476327.webp">
                        <figcaption>Gülay Sormageç yazdı: Özbekistan'ın tarih kokan şehri Buhara</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong><span style="color:#000000">BUHARA</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Harezm gezimizi tamamladık, Buhara şehrine doğru yola çıktık. Yaklaşık beş saat süren yolculuğun ardından akşamın ilk ışıkları ufukta görünmeye başladı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yol uzun, yolculuk meşakkatliydi; fakat bu meşakkat insana farklı bir haz yaşatıyor. Sanki insan köklerini arıyor! Geçmişe ve köklere duyulan merak ile özlem içindeyiz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Rehberimizin verdiği bilgiler, tarihten belleğimizde kalanlarla bağlantı kurmaya çalışıyoruz. Bazen hayret, bazen hüzün içinde yaptığımız bir geçmiş yolculuğu… Bugün de buluşmak… En masum hissiyatla kardeşlik ahlakını hatırlamak…</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Kısaca Buhara Tarihi</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Bu topraklar, 712 yılında Kuteybe bin Müslim komutasındaki Araplar tarafından fethedildi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ardından bölge Samanilerin eline geçti. Kökenleri bazı kaynaklarda Göktürklere, bazı kaynaklarda ise Fars hükümdarlarına dayandırılan Samanilerin kurucuları arasında Nasr bin Ahmed, Ahmed bin Esed ve İsmail Samani öne çıkar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Özellikle 892 yıllarında bu topraklarda hüküm süren Samanilerin en anlamlı hizmeti; bölgedeki âlimleri ve bilim insanlarını bir araya toplayarak camiler ve medreseler inşa etmeleridir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu sayede Buhara, eski İpek Yolu üzerinde ticari, kültürel ve bilimsel bir merkez hâline gelmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mimari miras: İsmail Samani Türbesi, Kalon Minaresi ve tarihi medreseleriyle şehir adeta bir açık hava müzesi niteliğindedir. Buhara’nın tarihi merkezi UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer almaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İlim ve fikir merkezi Buhara! </span></p>

<p><span style="color:#000000">Terazinin kefeleri gibi bir tarafta İbn-i Sina, diğer tarafta İmam-ı Buhari ve Firdevsi gibi büyük bilginler… </span></p>

<p><span style="color:#000000">İslam dünyasının en yaygın tarikatlarından Nakşibendiliğin kurucusu Bahaeddin Nakşibend de bu topraklarda doğmuş ve yaşamıştır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Tasavvufun kalbi bu şehirde atmıştır. Tasavvuf nedir? İnsanın kendini bulması, kendini bilmesi için Kur’an ve sünnet ışığında sarf edilen maddi ve manevi çabaların bütünüdür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">9. yüzyıldan 1220’ye kadar Buhara ticarette, kültürde ve bilimde çok gelişmiş; büyük âlimler yetiştirmiştir. Ancak 1220 yılında Cengiz Han bu topraklara gelerek âlimlerin yazdığı kitapları ve İslam’a ait tüm kaynakları bir araya toplayıp yaktırmıştır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">O dönemde Buhara’da çok büyük bir kütüphane bulunuyordu. Orta Asya ve Maveraünnehir coğrafyasındaki en büyük kütüphaneler Semerkant ve Buhara’daydı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ne yazık ki Moğol istilası bu eserlerin hepsini yerle bir etmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tam da bu noktada insanın yüreği burkuluyor! </span></p>

<p><span style="color:#000000">Tarihin tozlu raflarından silkelenip şahlanıyor ruhun. Hayıflanıyor, hayret ediyorsun. İnsanın insana yaptığına akıl sır erdiremiyorsun… </span></p>

<p><span style="color:#000000">Sormadan da edemiyorsun: Acaba o kitaplar kalsaydı bugün Orta Asya ne durumda olurdu? İnsanlık bu bilgilerle ne kadar ışırdı? </span></p>

<p><span style="color:#000000">Asya’yı Avrupa’ya bağlayan İpek Yolu’nun en önemli duraklarından biri olarak Buhara, yüzyıllar boyunca medeniyetlerin ve kültürlerin kesişim noktası olmuştur. Belki de bu yüzden, Buhara İnsanı kendi efsununa çekip alıyor!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Milli kıyafetler: Şehrin sokaklarında halk ve sanatçılar milli kıyafetlerini gururla taşıyor. Renkli desenler, işlemeli kumaşlar Buhara’nın kimliğini yansıtan bir tablo gibi gözlerimizin önünde.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İpek ve pamuk kumaşlar, el emeği göz nuru işlemeleriyle hâlâ çok güzel ve hâlâ kullanılıyor. Giysilerden ev dekorasyonuna, halı ve kilimlere kadar milli motifler bütün ihtişamıyla göz kamaştırıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yün ve ipek halılar da aynı işçilik ve incelikte…</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Ertesi Gün Buhara Sokaklarında</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Samanids-Mausoleum-4.jpg" style="height:588px; width:800px" /></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Buhara’nın sokaklarında yürürken yediden, yetmişe halkın gururla taşıdığı milli kıyafetlere imrenmemek mümkün değil. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Renkli desenler, işlemeli kumaşlar şehrin kimliğini ve estetiğini yansıtıyor. Adım başı karşımıza çıkan samsa dükkânları ise bu canlılığın lezzetli bir parçası: bol kıyma ve soğanla hazırlanan, çi börek ile gözleme arasında bir tat sunan bu atıştırmalık, Buhara ve bütün Özbekistan’ın gündelik hayatının ayrılmaz bir parçası.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Akşam vakti Çınar Restoran’da tattığımız boyun kebabı, baharatların kokusu ve etin yumuşaklığıyla şehrin misafirperverliğini hissettiriyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Harezm bölgesinde yetişen pirinç ile pişirilen Buhara pilavını ise ertesi akşam tadacaktık. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hive’de bize rehberlik eden Hilal Hanım, Hive pirincinin bütün Özbekistan’a buradan gittiğini söylemişti. Pirinç ince ve lapa olmayan özellikteydi; nişastası oldukça azdı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hayvancılık ise bizim “<em><strong>yoz inek</strong></em>” olarak tanımladığımız, merada yayılarak beslenen hayvanlarla yapılıyor. Koyun ve keçiler de öyle, merada besleniyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dolayısıyla etin lezzeti oldukça güzel ve yumuşak kıvamda pişiriliyor. Baharat olarak safran çok kullanılıyor.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Gezdiğimiz Tarihi Mekânlar</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Kalyan-Minaret-1.jpg" style="height:545px; width:800px" /></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Bolo Havuz Camii’nin avlusunda suya yansıyan zarif mimari, huzurun en berrak hâlini sunarken; Ark Kalesi’nin surları bizi Buhara’nın hanedanlık günlerine götürüyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Çar Minar Medresesi dört minaresiyle kültürel çeşitliliği yansıtırken, İsmail Samani Türbesi taş işçiliği ve manevi atmosferiyle derin bir tefekküre davet ediyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şehrin sembolü olan Kalan Minaresi, güneşin altında pişmiş sarı tuğlalarıyla ihtişamını sergiliyor. Yüzyılların sessiz tanığı gibi göğe yükseliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kalan Camii’nin minaresi, bütün Orta Asya’da Moğol istilâsı öncesinden kalabilen birkaç yapıdan biri olması dolayısıyla önemlidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Minare, bu ilk camiden günümüze kadar gelen orijinal Karahanlı minaresi olup Arslan Han’ın adıyla 521 (1127) tarihini veren kitâbeye sahiptir. Tamamlandıktan kısa bir süre sonra üst kısmı kendiliğinden yıkılmış ve yine Arslan Han tarafından yaptırılmıştır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Tuğla örgüsünün güzel örnekleriyle süslü kuşaklar silmelerle birbirinden ayrılır. İnci sıraları, sepet örgüleri, geometrik hatlar, baklavalar, yıldızlarla bezenmiş olan minarede şerefenin altındaki sırlı tuğla ile meydana gelen süsleme, bilinen en erken örneklerdendir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İsmail Samani Türbesi: Buhara’nın en eski yapılarından biri olan türbe, taş işçiliğiyle göz kamaştırıyor. Sabrın ve zarafetin taşla imtihanı gibi geliyor insana bu muhteşem işçilik. Sessizliği ve manevi atmosferiyle ziyaretçiyi derin bir tefekküre davet ediyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İnsanların Türkiye sevgisi o kadar belirgin ki; nazikçe yanınıza gelen hanımefendiler fotoğraf çekilmek için ricada bulunuyor. Gençler İstanbul Türkçesiyle konuşuyor; bu yakınlık, sokakların sıcaklığını daha da artırıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir restoranda bize canlı müzik eşliğinde sanatını icra ederek zihinlerimize ve gönüllerimize hoş bir tat bırakan sanatçıyı tanımaktan mutlu olduk. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İstanbul Türkçesiyle konuşuyor ve Türkiye’den türkü ile ezgilerle kulaklarımızı dolduruyordu. Üzerindeki kostüm de tamamen milli motiflerle bezeli kumaştan dikilmişti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yemekten sonra kendisine teşekkür ettim:</span></p>

<p><span style="color:#000000">— Eğitimini İstanbul’da mı aldınız? </span></p>

<p><span style="color:#000000">— Hayır, dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">—Bu kadar güzel Türkçeyi nasıl öğrendiniz? </span></p>

<p><span style="color:#000000">— Türk dizilerinden, dedi…</span></p>

<p><span style="color:#000000">Buhara’da kızıl kumların altında sessizce tarihi saklayan bir sadelik üzerinde; acı ve tatlı sarmal olmuş canlı bir tarih ve ihtişam kendini göstermekte…</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu yaşlı tarih, asaletle gülümseyerek gönlümüze selamlar göndermekte. Biraz da bizim geç kalışımızın sitemli sükûtunu omuzlarımıza yüklemekte…</span></p>

<p><span style="color:#000000">İki günlük Buhara gezimizi tamamladık. Artık Buhara’ya veda vakti… </span></p>

<p><span style="color:#000000">Semerkant’a kavuşma özlemiyle otobüslerimize bindik. Semerkant’ı hayal ediyor, bir an evvel hasbihal etmek istiyoruz! </span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Gülay SORMAGEÇ</span></strong></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-gencler-dernegi-siyasi-paylasimlarin-bizimle-ilgisi-yoktur-3230</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 21:13:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Alevi Gençler Derneği: Siyasi paylaşımların bizimle ilgisi yoktur</h1>
                        <h2>Alevi Gençler Derneği, son günlerde sosyal medyada dernek adına yapıldığı iddia edilen siyasi içerikli paylaşımlar nedeniyle kamuoyuna açıklamada bulunuldu.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/alevi-gencler-dernegi-siyasi-paylasimlarin-bizimle-ilgisi-yoktur-1779473855.webp">
                        <figcaption>Alevi Gençler Derneği: Siyasi paylaşımların bizimle ilgisi yoktur</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Alevi Gençler Derneği, son günlerde sosyal medyada dernek adına yapıldığı iddia edilen siyasi içerikli paylaşımlar nedeniyle kamuoyuna açıklamada bulunuldu.<br />
<br />
Dernekten yapılan yazılı açıklamada, çeşitli kişi ve gruplar tarafından yapılan siyasi paylaşımların kendileriyle hiçbir ilgisinin olmadığı vurgulandı.Açıklamada şu ifadelere yer verildi:<br />
<br />
<strong>KAMUOYUNA ZORUNLU AÇIKLAMA</strong><br />
<br />
Son günlerde sosyal medyada ve çeşitli platformlarda yer alan siyasi içerikli paylaşımlar ve açıklamalar nedeniyle bu bilgilendirmeyi yapma zorunluluğu doğmuştur.<br />
<br />
Farklı kişi, grup veya oluşumlar tarafından yapılan ve kamuoyunda kafa karışıklığına yol açan bu paylaşımlarla Alevi Gençler Derneği olarak hiçbir bağımız bulunmamaktadır. Söz konusu beyanlar tamamen yapan şahısları veya yapıları bağlamakta olup, derneğimizin kurumsal görüşünü yansıtmamaktadır.<br />
<br />
Alevi Gençler Derneği;<br />
Hem resmi tüzüğü hem de değişmez vizyonu gereği siyaset üstü bir kurumdur.<br />
Hiçbir siyasi tartışmanın, kutuplaşmanın veya partisel faaliyetin tarafı ya da parçası değildir.<br />
Tek amacı ve varlık sebebi; inancımıza, kültürümüze ve gençlerimizin geleceğine hizmet etmektir.<br />
İsmimizi veya kurumsal kimliğimizi bu tür tartışmaların içine çekmeye çalışan ya da yanlış anlaşılmalara sebebiyet veren paylaşımlara değerli halkımızın ve gençliğimizin itibar etmemesini önemle rica ederiz.<br />
Çizgimiz dün olduğu gibi bugün de ilim, irfan ve inancımızın kuralları doğrultusunda temiz ve net kalmaya devam edecektir.<br />
<br />
Saygılarımızla,<br />
Alevi Gençler Derneği Yönetim Kurulu</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozdemir-yazdi-cumhuriyetin-birinci-yuzyilinda-devlet-ve-aleviler-3229</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 17:19:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ali Rıza Özdemir yazdı: Cumhuriyet'in Birinci Yüzyılında Devlet ve Aleviler</h1>
                        <h2>Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi önceki dönem başkanı Ali Rıza Özdemir, Fikirtepe Medya adlı haber sitesi için "Cumhuriyet'in Birinci Yüzyılında Devlet ve Aleviler" başlıklı bir makale kaleme aldı. Özdemir, Cumhuriyet'in kuruluşundan itibaren devlet nezdinde Alevilerin temsili için yürütülen çalışmaları değerlendirdiği makalesinde, "Bugün gelinen noktada, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı'nın kurulması, inanç merkezlerinin yasal bir statüye kavuşması ve devlet bütçesinden pay alması, Cumhuriyet tarihindeki en somut kurumsallaşma adımları olarak değerlendirilebilir" ifadelerini kullandı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/ali-riza-ozdemir-yazdi-cumhuriyetin-birinci-yuzyilinda-devlet-ve-aleviler-1779460949.webp">
                        <figcaption>Ali Rıza Özdemir yazdı: Cumhuriyet'in Birinci Yüzyılında Devlet ve Aleviler</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">HABER MERKEZİ / İSTANBUL – Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi önceki dönem başkanı Ali Rıza Özdemir, Fikirtepe Medya için kaleme aldığı kapsamlı makalede Türkiye Cumhuriyeti’nin birinci yüzyılında devlet aygıtı ile Alevi-Bektaşi toplumu arasındaki ilişkileri, tarihi kırılma noktaları ve hukuki reform girişimleri üzerinden masaya yatırdı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yazıda, Atatürk döneminden günümüze kadar Alevilerin kamusal alandaki temsili ve inanç hürriyeti arayışları kronolojik bir perspektifle değerlendirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Tarihsel Reform Girişimleri ve Siyasi Dirençler</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Makalede öne çıkan bilgilere göre, 1924 yılında kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın (DİB) zamanla sadece Sünni mezheplere hizmet götürmesi, toplumsal yapıda derin bir boşluk doğurdu. Bu eksikliği gidermek adına ilk hamlenin 1936 yılında bizzat Mustafa Kemal Atatürk tarafından yapıldığı, Bektaşi babası Mümtaz Bababalım’a modern bir talimatname hazırlama görevi verildiği ancak dönemin şartları ve Atatürk’ün hastalığı sebebiyle bu girişimin akim kaldığı aktarıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Benzer şekilde 1963 yılında Cemal Gürsel döneminde DİB bünyesinde bir "<em><strong>Mezhepler Müdürlüğü</strong></em>" kurulmasının planlandığı, ancak sağ siyasi çevrelerin ve medyanın baskısıyla tasarının geri çekildiği vurgulandı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">1975 yılında ise Cumhuriyet Senatosu üyesi Bahriye Üçok’un sunduğu "<em><strong>Mezhepler Dairesi</strong></em>" önergesinin de "<strong><em>milli birliği zedeleme</em></strong>" iddialarıyla reddedildiği hatırlatıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>AİHM Kararı&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kentleşmeyle birlikte cemevlerinin birer inanç merkezi olarak görünürlük kazandığı belirtilen yazıda, Prof. Dr. İzzettin Doğan ve Cem Vakfı öncülüğünde yürütülen hukuki mücadelenin önemi vurgulandı. 2016 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi inanç özgürlüğü ve ayrımcılık yasağı ihlali kararı vermesi anlatıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>AK Parti Dönemi Adımları&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki AK Parti hükümetlerinin somut adımlar attığı ifade edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">2009'daki Alevi çalıştaylarının ardından 2022 yılında kurulan Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesindeki Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile cemevlerinin giderlerinin genel bütçeden karşılanması ve yasal statü kazanması gibi adımların altı çizildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yazar Ali Rıza Özdemir, bu adımları Cumhuriyet tarihindeki en somut kurumsallaşma adımları olarak değerlendirirken; toplumsal barışın kalıcı hale getirilmesi için devletin "<strong><em>herkese eşit hizmet</em></strong>" ilkesine daha da yaklaşması gerektiğinin altını çizdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İŞTE, MAKALENİN TAM METNİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">CUMHURİYETİN BİRİNCİ YÜZYILINDA DEVLET VE ALEVİLER – Ali Rıza Özdemir</span></p>

<p><span style="color:#000000">Giriş</span></p>

<p><span style="color:#000000">Devlet, geleneksel anlamda düzeni koruyan ve güvenliği sağlayan bir aygıttır. Bu doğru. Ancak devletin bir başka boyutu da bünyesinde barındırdığı farklı toplumsal kesimlerin inanç ve vicdan hürriyetini güvence altına alan hukuki bir organizasyon olmasıdır. Modern devlet anlayışında toplumsal barışın tesisi, devletin tüm vatandaşlarına eşit mesafede durması ve inanç hizmetlerini kapsayıcı bir modelle sunmasıyla mümkündür.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cumhuriyetin ilanından bugüne kadar Alevi-Bektaşi toplumunun inanç dünyasının kamusal alanda nasıl konumlandırılacağı meselesi, siyasetin ve hukukun en yakıcı gündem maddelerinden biri olmuştur. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın (DİB) kuruluşundan itibaren bu kurumsal yapının dışında kalan veya kendini bu yapıda yeterince temsil edilemiyor hisseden Alevi-Bektaşi toplumu için çözüm arayışları, Atatürk döneminden günümüze kadar farklı siyasi hamlelerle şekillenmiştir.&nbsp;<br />
Yazıya iki öznemizden biri olan devlet kavramının genel çerçevesini çizerek başlamak istiyorum.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Devletin Temel Özellikleri</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Devletin varlığından söz edebilmek için uluslararası hukukta ve siyaset biliminde kabul görmüş dört temel unsurun bir arada bulunması gerekir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu unsurlardan birincisi milletin yani ortak ülküler etrafında birleşmiş, ortak gelecek tasavvuruna sahip bir insan topluluğunun varlığıdır. Aralarında dil, kültür, tarih, vatan, ülkü birliği olan insan topluluğuna millet denir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">İkincisi ise ülkedir yani sınırları çizilmiş bir toprak parçasıdır. Ülke, devletin üzerinde egemenlik kurduğu, sınırları belirlenmiş coğrafi alanı ifade eder. Kara parçasının yanında günümüzde “<em><strong>mavi vatan</strong></em>” ve “<em><strong>gök vatan</strong></em>” olarak ifade edilen iç sular, denizler ve hava sahası juga ülke kavramına dahil edilir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Devletin üçüncü temel unsuru egemenlik yani iktidardır. Devletin hem kendi sınırları içinde en üstün güce sahip olması hem de dış dünyada diğer devletlerle eşit ve bağımsız olması egemenlik kavramının açılımıdır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sonuncu unsur ise yönetim aygıtıdır. Toplumu yönetmek, düzeni sağlamak ve devletin amaçlarını gerçekleştirmek için kurulan kurumsal yapıdır. Yasama, yürütme ve yargı organları aracılığıyla devletin iradesi somutlaşır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Modern devletlerde bu dört unsura iki unsur daha eklenir: Bunlardan ilki hukuktur. Devletin tüm eylem ve işlemlerinin hukuk kurallarına bağlı olması, keyfiliğin önlenmesidir. Hukuka uyan organizasyonlar devlet, uymayanlar ise çete veya suç örgütü olarak kabul edilir. İkincisi ise meşruiyettir. Devletin kullandığı gücün, halkın rızasına veya hukuki bir temele dayanmasıdır. Modern devletlerde bu meşruiyet demokratik seçimlerle sağlanır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Devletin Topluma Karşı Görevleri</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Modern devlet anlayışında devletin millete karşı sorumlulukları, toplumsal düzeni tesis etmenin yanında toplumun refahını, güvenliğini ve özgürlüğünü de güvence altına almayı da kapsar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu kapsamda devlet; öncelikle güvenlik ve adaletin sağlanması görevini üstlenerek huzur ortamını korur. Bireylerin yaşam hakkı, ifade ve inanç özgürlüğü gibi en temel hak ve özgürlüklerini koruma altına almak devletin asli sorumluluklarındandır. “<strong><em>Sosyal Devlet</em></strong>” ilkesi gereği; eğitim, sağlık ve istihdam gibi alanlarda fırsatlar yaratarak sosyal ve ekonomik refahı artırır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aynı zamanda ulaşım, haberleşme ve şehircilik gibi altyapı ile kamu hizmetlerini sunarak yaşam kalitesini yükseltirken; gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak adına kültürel mirasın ve çevrenin korunması noktasında da aktif bir rol oynar.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Alevilerin ve Bektaşilerin Devlette Görünürlüğü</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu noktada ülkemizde din ve inanç özgürlüğü kapsamında Alevi-Bektaşilerin durumuna bakmak istiyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cumhuriyetin kurulduğu yıllarda, 3 Mart 1924 tarihinde, laiklik ilkesi doğrultusunda din hizmetlerini yapılandırmak amacıyla Diyanet İşleri Başkanlığı hayata geçirildi. Mustafa Kemal Atatürk'ün direktifleriyle, kaldırılan Şeriyye ve Evkaf Vekâleti'nin görevlerini devralmak üzere 429 sayılı kanunla tesis edilen kuruma; İslam'ın temel prensipleri, ibadet düzeni ve ahlaki esaslarının yönetimi görevi verildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ne var ki, kurulduğu günden bugüne değin sadece Sünni mezheplilere hizmet götürdüğü ve Aleviler ve Bektaşiler gibi Sünni olmayan toplumlara hizmet götürmediği için her zaman tartışmaların odağında oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Atatürk Döneminde Yapılan Girişim</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Diyanet görevlilerinin Alevi-Bektaşi toplumuna hizmet götürme konusundaki isteksiz tavırları ve toplumun kuruma karşı duyduğu ilgisizlik, Alevilerin dini hizmetleri alanında büyük bir boşluk doğurmuştur. Günümüze ulaşan bazı hatıralar, Atatürk'ün bu meseleyi çözmek adına Aleviler ve Bektaşiler için Diyanet İşleri Başkanlığı'nın dışında, müstakil bir yapı kurmayı tasarladığını göstermektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">1936 yılında Atatürk'ün, bu konuda somut ve önemli bir hamlesi olmuştur. Bu girişim, Atatürk'ün Bektaşi babası Mümtaz Bababalım'a bizzat görev vermesiyle şekillenmiştir. Mümtaz Bababalım'ın aktardığı hatıralara göre Atatürk, kendisine, günün şartlarına uygun bir talimatname hazırlamasını ve bu esaslar doğrultusunda Bektaşiliği yeniden ihya etmek istediğini söylemiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mümtaz Bababalım, bu konuşmadan sonra kendisini böylesine kapsamlı bir işi yapacak yetkinlikte görmemiş; bu sırada Atatürk'ün hastalığının şiddetlenmesiyle de iş sonuçsuz kalmıştır. Şakir Keçeli ise meselenin farklı bir boyutuna değinerek; söz konusu reform girişiminin, diğer Bektaşi babalarının sergilediği şiddetli muhalefet nedeniyle hayata geçirilemediğini belirtmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Cemal Gürsel Döneminde Yapılan Girişim</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi toplumunun dini hizmetleri konusunda akim kalan bir girişim de Cemal Gürsel döneminde yaşanmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">DİB'in 1961 Anayasası ile anayasal bir statü kazanmasıyla birlikte, hukuk ve siyaset dünyasında Başkanlığın temsil kabiliyeti sert tartışmaların odağı haline gelmiştir. Kuruma yöneltilen temel eleştiri, devletin bir kurumu olmasına rağmen yalnızca Sünni inancına hizmet etmesi ve toplumun önemli bir kesimini oluşturan Alevileri dışarıda bırakmasıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dönemin Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel, Alevilik konusundaki ılımlı ve destekleyici açıklamalarıyla bu meselenin kamusal alanda daha cesurca konuşulmasına ön ayak olmuştur. Bu siyasi iklim, Alevilerin hak arayışlarını ve kurum içerisindeki temsil taleplerini de görünür kılmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">DİB için hazırlanan 1963 Yasa Tasarısında merkez teşkilatı içinde bir “<strong><em>Mezhepler Müdürlüğü</em></strong>” kurulmasını öngörüyordu. Tasarıya göre müdürlüğün görevleri şu şekildeydi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Mezhepler Müdürlüğü, Müslüman cemaati tam bir eşitlikle mütalaa ederek aslında İslam dininin esaslarında hiçbir fark gözetmeden Şii ve Sünni mezheplerin coğrafya ve yerleşmiş bulundukları yer özellikleri icabı teferruatta taalluk eden mesele ve farklı tezahürlerini hurafelerden arınmış olarak İslam akidelerine uygun şekilde halletmek, saliklerini tenvir ve irşat etmek hususlarında gerekli işlemleri yapmak, bu müdürlüğün görevlerindendir.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Müdürlük, farklı mezhepleri devlet nezdinde tanıma potansiyeli taşıdığı için özellikle kimi Sünni tarikat ve cemaat çevrelerinde büyük bir tepkiye yol açmış ve tasarı bu siyasi direnç nedeniyle yasalaşamamıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Mezhepler Müdürlüğü</strong></em>” kurulmasını içeren kanun teklifi, o dönem sağ siyasi çizgide yer alan yayın organlarında sert eleştirilerin hedefi olmuştur. Bu medya baskısı ve gelen tepkiler neticesinde İnönü hükümeti geri adım atarak tasarıyı gündemden düşürmek zorunda kalmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hükümetin tasarıyı geri çekmesi, Ankara Üniversitesi'nde eğitim gören Seyfi Oktay ve Mustafa Timisi gibi Alevi kökenli öğrencilerin tepkisini çekmiştir. Öğrencilerin yayınladığı ve “<strong><em>Büyük Türk Ulusuna</em></strong>” başlığıyla başlayan destek bildirisi kamuoyunda büyük yankı uyandırırken, bu dayanışma Alevi toplumunun kurumsallaşma sürecini tetiklemiştir. Aynı yıl içinde Ankara ve Hacıbektaş'ta ilk Alevi derneklerinin temelleri atılarak örgütlü yapılanmanın fitili ateşlenmiş nihayet bu süreç 17 Ekim 1966 tarihinde kurulan Birlik Partisi ile siyasi bir mecraya çekilmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Bahriye Üçok Tarafından Yapılan Girişim</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir başka girişim Bahriye Üçok tarafından hayata geçirilmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">1975 yılında Cumhuriyet Senatosu üyesi Bahriye Üçok, Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) yasasında değişiklik öngören görüşmeler sırasında kurumsal bir “<strong><em>Mezhepler Dairesi</em></strong>” kurulmasını teklif etmiştir. Üçok'un temel gerekçesine göre devlet bütçesinin sadece Hanefi mezhebine yönelik harcanmasının, diğer mezheplere mensup vatandaşlarda dışlanmışlık ve “<strong><em>üvey evlat</em></strong>” duygusu yaratmıştı. Kurulacak bir “<em><strong>danışma masası</strong></em>” niteliğindeki yapının mezhepleri ayrıştırmayacağını, aksine inanç grupları arasındaki gerginliği ve fitneyi ortadan kaldırarak toplumsal uzlaşıyı sağlayacağını belirtmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Üçok'un bu hamlesine hükümet kanadından sert itirazlar gelmiştir. Devlet Bakanı Hasan Aksay, karşı argüman olarak DİB'in sadece bir mezhebin temsilcisi olduğu görüşünü reddederek bu tür bir düzenlemenin millî birliği zedeleyeceğini, mezhepler arası rekabeti körükleyeceğini ve huzur ortamını bozarak toplumu böleceğini savunmuştur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sonuç olarak senatoda yapılan oylama neticesinde Bahriye Üçok'un sunduğu önerge kabul görmemiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Cem Vakfı ve İzzettin Doğan'ın Katkıları</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">1950 yılından sonra köyden kente göçün hızlı bir ivme kazanması Türkiye'nin toplumsal yapısında büyük değişimler yaratmıştır. Çoğunlukla köylerde yaşayan Alevi toplumu da kentleşmeye başlamış ve toplumun sosyal yapısı hızla değişmiştir. Kentlerde cemevi adı verilen başta ibadet olmak üzere çok amaçlı yapıların ortaya çıkması da bu sosyolojik değişimin bir sonucudur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Prof. Dr. İzzettin Doğan'ın da aralarında bulunduğu çok sayıda Alevi yurttaş 22 Haziran 2005 tarihinde Başbakanlığa bireysel olarak dilekçe vermiş ve Alevilerin din hizmetleri bakımından eşitsizliğe uğradığını ifade ederek bazı taleplerde bulunmuştur. Alevi inancının bir kamu hizmeti olarak kabul edilmesini, cemevlerine ibadethane statüsü verilmesini ve genel bütçeden Alevi inancına sahip vatandaşlar için de pay ayrılmasını talep etmişlerdir. Başbakanlık Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı ise cevabi yazısında, değişik gerekçelerle söz konusu taleplerin kabul edilemeyeceğinin bildirilmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Konuyu mahkemeye taşıyan ve silsile ile (Danıştay'ın 2 Şubat 2010 tarihinde verdiği ve 24 Mart 2010 tarihinde başvuranlara tebliğ ettiği kararla) tüm iç hukuk yollarını tüketen 203 Alevi yurttaş, konuyu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne taşımıştır. (Başvuru no: 62649/10)</span></p>

<p><span style="color:#000000">AİHM Büyük Dairesi, “<em><strong>İzzettin Doğan ve Diğerleri vs. Türkiye</strong></em>” davasında 26 Nisan 2016 verdiği kararda Türkiye'nin 9. Madde (Din ve Vicdan Özgürlüğü) ile 14. Maddeyi (Ayrımcılık Yasağı) ihlal ettiğine hükmetmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Böylece Alevi toplumunun hakları bağlamında İzzettin Doğan'ın başını çektiği heyet, uluslararası hukukta bağlayıcılığı en üst düzeyde bir karar alınmasına vesile olmuştur.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Recep Tayyip Erdoğan Döneminde Atılan Adımlar</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında kurulan AK Parti hükümetleri döneminde, önce 2009 yılında dönemin Devlet Bakanı Faruk Çelik koordinesinde başlatılan Alevilik çalıştaylarıyla birlikte bu alanda kapsamlı bir süreç yürütülmüştür. 2022 yılı itibarıyla da bu çalıştayların sonuçları somut adımlarla hayata geçirilmeye başlanmıştır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu süreçte atılan en kritik adımlardan biri, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı'nın kurulması ve cemevlerine yasal statü kazandırılması olmuştur. Bu kurumsal yapı ile birlikte cemevlerinin aydınlatma, elektrik, bakım, onarım ve tefrişat gibi temel giderlerinin genel bütçeden karşılanmasının önü açılmıştır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kültürel ve akademik alanda ise Millî Eğitim Bakanlığı müfredatında Aleviliğe yer verilmiş; Alevilik ve Bektaşilik Ansiklopedisi, yazılı kaynakların derlenmesi, ocak bazlı cem erkanı kayıtları ve sözlü tarih çalışmaları gibi büyük projelere imza atılmıştır. Ayrıca sosyal, kültürel ve bilimsel faaliyetlerin genel bütçe üzerinden desteklenmesi sağlanmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi toplumunun büyük kısmı, atılan bu adımları takdirle karşılasa da yeterli görmemektedir. Taleplerin devlet aklıyla ve kapsayıcı bir şekilde ele alınmasında ısrar etmekte ve sürdürülebilir bir yapılanma talep etmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Sonuç</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Atatürk'ün 1936'daki ihya arayışından 1960'lı yılların “Mezhepler Müdürlüğü” tartışmalarına, Bahriye Üçok'un senato önergelerinden İzzettin Doğan'ın öncülük ettiği uluslararası hukuk zaferine kadar geçen süreç, Alevi-Bektaşi toplumunun demokratik hak arama mücadelesinin tarihidir. Uzun yıllar boyunca Diyanet İşleri Başkanlığı üzerinden yürütülen eksik hizmet anlayışı, toplumda ciddi bir temsil boşluğu yaratmış, bu boşluk zamanla örgütlü bir sivil mücadeleye dönüşmüştür.<br />
Bugün gelinen noktada, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı'nın kurulması, inanç merkezlerinin yasal bir statüye kavuşması ve devlet bütçesinden pay alması, Cumhuriyet tarihindeki en somut kurumsallaşma adımları olarak değerlendirilebilir. AİHM kararlarıyla tescillenen inanç özgürlüğü ve ayrımcılık yasağı çerçevesinde atılan bu adımlar, devletin “<strong><em>herkese eşit hizmet</em></strong>” ilkesine yaklaşması bakımından tarihsel bir dönüşümü ifade etmektedir. Bu süreç, Türkiye'nin çok sesli inanç yapısının devlet nezdinde kabul görmesi ve toplumsal barışın kalıcı hale getirilmesi yolunda aşılmış kritik bir eşiktir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İleri Okumalar İçin Kaynakça</strong><br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Aydın, Ömür. (2019). Diyanet İşleri Başkanlığı Üzerine Bir Tartışma: Temsil Meselesi. İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, 33(3), 891-912.<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Berkes, Niyazi. (2004), Türkiye'de Çağdaşlaşma, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul.<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Diyanet İşleri Reisliği. (1959, 13 Nisan). Alevilerin cenaze namazlarının imamlar tarafından kaldırılması gerektiği [Belge]. Kurum Kodu: 51-0-0-0, Yer Bilgisi: 4-33-7.<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Hakyemez, Cemil. (2014), “Tekke ve Zaviyeler Kanunu Çerçevesinde Alevîlik-Bektaşîlik” Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 13 (25), ss.161-174.<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kahraman, Selçuk. (2026). Çok partili hayata geçişte Alevi siyasallaşması: Nurcular, Diyanet ve Ortaca (1946-1966). Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 26(1), 269-288.<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Koca, Bayram. (2014). Diyanet İşleri Başkanlığı ve Aleviler arasındaki meseleye liberal bir bakış. Liberal Düşünce, 19(73-74), 39-61.<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kurtarır, Erhan &amp; Ökten, Ayşe Nur. (2018). Planlama kurumunun görmedikleri; kimlik ve ibadet mekânı olarak cemevleri. METU Journal of the Faculty of Architecture (METU JFA), 35(1), 157-182.<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kutlu, Sönmez. (2001). Alevilik-Bektaşiliğin Diyanet'te temsili problemi. İslâmiyât, 4(1), 21-40.<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Özdemir, Ali Rıza (2020). Atatürk'ün Dervişleri. İstanbul: Efsus.<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Rençber, Fevzi. (2012), “Alevi Geleneğinde “Cem Evinin” Tarihsel Kökeni”, Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi, 12 (3), ss.73-86.<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;T.C. Devlet Bakanlığı, (2010), Alevi Çalıştayları Nihai Rapor, Ankara<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Zengin Arslan, Berna. (2015). Aleviliği tanımlamak: Türkiye'de dinin yönetimi, sekülerlik ve Diyanet. Mülkiye Dergisi, 39(1), 135-158.<br />
(Kaynak: https://www.fikirtepemedya.com/kultur-sanat/cumhuriyetin-birinci-yuzyilinda-devlet-ve-aleviler/)</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenleri-dergahi-cemevi-gun-sayiyor-3227</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 20 May 2026 16:49:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Horasan Erenleri Dergahı Cemevi gün sayıyor</h1>
                        <h2>Hacıbektaş ilçesinde yapımı süren Horasan Erenleri Dergahı Cemevi’nin kısa bir süre sonra tüm birimleri ile hizmet vermeye başlayacağı öğrenildi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/horasan-erenleri-dergahi-cemevi-gun-sayiyor-1779285275.webp">
                        <figcaption>Horasan Erenleri Dergahı Cemevi gün sayıyor</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ/NEVŞEHİR</strong> - Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu heyeti, Hacıbektaş ilçesinde yapımı hızla devam eden ve tamamlanma aşamasına gelen Horasan Erenleri Dergahı Cemevi’ndeki son durumu yerinde incelemek üzere ilçeyi ziyaret etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Federasyon Genel Başkanı <strong>Erdem Cömert</strong>, Mali Sayman <strong>Ayhan Türk</strong> ve Genel Sekreter <strong>Ali Rıza Özkan</strong>’dan oluşan heyetin ilçedeki ilk durağı Hünkar Hacı Bektaş Veli Türbesi oldu. Hünkar’a niyaz ederek programlarına başlayan heyet, daha sonra inşaat çalışmalarında sona gelinen külliye alanına geçti.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">DÜNYANIN EN BÜYÜK VE EN KAPSAMLI CEMEVİ KÜLLİYESİ</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HOIRASAN22.png" style="height:450px; width:760px" /></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin kendi şahsi arsasını hibe etmesi, bu tarihi projenin hayata geçmesindeki en önemli dönüm noktası ve lokomotif gücü oldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bahçeli'nin bu anlamlı ve birleştirici adımıyla başlayan süreçte yükselen proje, tamamlandığında <strong>dünyanın en büyük ve en kapsamlı cemevi külliyesi</strong> olma özelliğini taşıyacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İnşaattaki son gelişmeleri yerinde inceleyen ve külliyenin çok kısa bir süre sonra tüm birimleriyle hizmet vermeye başlayacağının müjdesini veren Genel Başkan Erdem Cömert, MHP Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Yıldırım'ın projenin fikir aşamasından bugünlere gelmesindeki büyük çabalarına vurgu yaparak,&nbsp;“<em><strong>Alevilerin ve Bektaşilerin sahibi oldukları ve inşallah sonsuza dek hizmet alacakları, dünyada benzeri olmayan bu yapıyı bize kazandıran, içinde tek damla dahi alınteri olan herkese teşekkürlerimle minnet duygularımı sizin aracılığınızla ifade etmek istiyorum</strong></em>” dedi.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">HACI BEKTAŞ VELİ SEVGİSİNDEN BESLENEN HERKESE AİTTİR</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/hORASAN21.png" style="height:450px; width:760px" /></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Genel Başkan Erdem Cömert, incelemeler sonrası yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Horasan Erenleri Dergahı Cemevi, Hacı Bektaş Veli sevgisinden beslenen bütün Alevilere aittir. Hz. Muhammed'den Hacı Bektaş Veli'ye kadar Ehl-i Beyt sevgisini sahiplenen, Türkiye Cumhuriyeti'nin temel değerleri ve yasalarıyla husumeti olmayan herkes buradan hizmet alabilir.</strong></em>”</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">24 SAAT AYRIMSIZ HİZMET VE KARDEŞLİK DERGAHI</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/horasan23.png" style="height:450px; width:760px" /></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Dergahın kapılarının ayrım gözetmeksizin herkese açık olacağını belirten Cömert, sözlerini şöyle tamamladı:</span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>7/24 Açık Kapı:</strong> “<em><strong>Kapımız 24 saat ve ayrımsız herkese açıktır.</strong></em>”</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Birlik ve Beraberlik:</strong> “<em><strong>Bu dergah, bütün Alevilerin ve Bektaşilerin kendi sürekleri ile var olabileceği bir kardeşlik ve birlik dergahı olacaktır.</strong></em>”</span></p>
	</li>
</ul>

<p><span style="color:#000000">Külliyenin çevre düzenlemesi ve iç tefrişatının da tamamlanmasının ardından, yakın zamanda görkemli bir açılışla kapılarını tüm dünyaya açması bekleniyor.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hacibektasta-fener-alayi-alevi-gencler-dernegi-de-yurudu-3226</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 20 May 2026 05:50:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Hacıbektaş’ta fener alayı: Alevi Gençler Derneği de yürüdü</h1>
                        <h2> 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı, Hacıbektaş’ta düzenlenen anlamlı etkinliklerle büyük bir coşkuyla kutlandı. Kutlamaların en dikkat çeken anlarından biri, Hacıbektaş İlçe Gençlik ve Spor Müdürlüğü tarafından 18 Mayıs akşamı gerçekleştirilen geleneksel Fener Alayı yürüyüşü oldu.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/hacibektasta-fener-alayi-alevi-gencler-dernegi-de-yurudu-1779246113.webp">
                        <figcaption>Hacıbektaş’ta fener alayı: Alevi Gençler Derneği de yürüdü</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><strong>19 Mayıs Coşkusu Hacıbektaş’ta Fener Alayı ile Taçlandı: Alevi Gençler Derneği de Yürüdü</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı, Hacıbektaş’ta düzenlenen anlamlı etkinliklerle büyük bir coşkuyla kutlandı. Kutlamaların en dikkat çeken anlarından biri, Hacıbektaş İlçe Gençlik ve Spor Müdürlüğü tarafından 18 Mayıs akşamı gerçekleştirilen geleneksel Fener Alayı yürüyüşü oldu.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/082bb437-7890-43ed-982b-e43b292a649c.jpg" style="height:450px; width:800px" /></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;">Ellerinde meşaleler ve Türk bayraklarıyla ilçeyi aydınlatan gençlerin yürüyüşüne, <strong>Alevi Gençler Derneği</strong> de katılım sağlayarak destek verdi. Cumhuriyet coşkusunu ve gençliğin dinamizmini Hacıbektaş sokaklarında renkli görüntüler oluşturdu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><strong>"Cumhuriyetimizin Meşalesini Gururla Taşıyoruz"</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;">Etkinliğin ardından bir açıklama yapan Alevi Gençler Derneği temsilcileri, bayram coşkusunu Hacıbektaş’ta hep birlikte yaşamaktan duydukları mutluluğu dile getirdi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><em>"Alevi Gençler Derneği olarak, 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı coşkusunu Hacıbektaş’ta hep birlikte yaşadık! Hacıbektaş İlçe Gençlik ve Spor Müdürlüğü tarafından düzenlenen Fener Alayı yürüyüşüne derneğimizle katılım sağladık. Cumhuriyetimizin meşalesini gençliğin enerjisiyle taşımanın gururunu yaşıyoruz. Başta biz gençlerin ve tüm milletimizin bayramı kutlu olsun!"<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-05-20%20at%2005_59_19.jpeg" style="height:468px; width:800px" /></em></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kanaat-onderi-avukat-metin-tarhana-kritik-gorev-3225</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 19 May 2026 22:23:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Kanaat önderi Avukat Metin Tarhan'a kritik görev</h1>
                        <h2>AK Parti bünyesinde dikkat çeken bir görev değişimi gerçekleşti. 7. Olağan Dönem MKYK Üyesi olan Av. Metin Tarhan, AK Parti Genel Merkez Kültür ve Sanat Politikaları Başkan Yardımcılığı görevine atandı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/kanaat-onderi-avukat-metin-tarhana-kritik-gorev-1779218804.webp">
                        <figcaption>Kanaat önderi Avukat Metin Tarhan'a kritik görev</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Daha önce Erikli Baba Dergahı, Garip Dede Dergahı ve Alevi Dernekleri Federasyonu gibi, Alevi-Bektaşilerin inanç merkezlerinin kuruluşunda ve yapılandırılmasında öncü görevler üstlenen Avukat Metin Tarhan, AK Parti Genel Merkez Kültür ve Sanat Politikaları Başkan Yardımcılığı görevine atandı.</p>

<p>Atama kararı, Kültür ve Sanat Politikaları Başkanı Hüseyin Yayman’ın önerisi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle resmiyete kavuştu.</p>

<p>Kültür ve sanat alanında yürütülecek faaliyetlerin daha etkin ve verimli bir şekilde sürdürülmesini hedefleyen bu görevlendirme, parti tabanında ve kültür-sanat camiasında memnuniyetle karşılandı.</p>

<p><strong>"Büyük ve Güçlü Türkiye İçin Var Gücümle Çalışacağım"</strong></p>

<p>Yeni görevinin ardından sosyal medya hesabı üzerinden bir açıklama yapan Av. Metin Tarhan, kendisine duyulan güvenden ötürü teşekkürlerini iletti.</p>

<p>Tarhan, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:</p>

<p>“<em><strong>Önemsemediğim ve faydalı olacağıma inandığım bir alanda çalışmama imkan tanıyan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a ve Genel Merkez Kültür ve Sanat Politikaları Başkanımız Sayın Hüseyin Yayman’a sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Her yönüyle kalkınmış Büyük ve Güçlü Türkiye için var olan gücümle çalışacağımı ifade ediyor; görevlendirmemin ülkemize, milletimize ve partimize hayırlı olmasını Cenab-ı Hakk’tan niyaz ediyorum.</strong></em>”</p>

<p>Alevi camiasının önde gelen isimlerinden olan Metin Tarhan’ın ataması toplumda memnuniyetle karşılanırken, Türkiye’nin kültürel kalkınma hamlelerine ve vizyon projelerine bilgi birikimi ve deneyimiyle önemli katkılar sunması bekleniyor.</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HIsSVGEXMAAHsLv%20(1).jpg" style="height:800px; width:596px" /></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/inonu-universitesinde-turk-kulturunde-ocak-sistemi-masaya-yatiriliyor-3224</link>
            <category>KÜLTÜR SANAT</category>
            <pubDate>Tue, 19 May 2026 21:51:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>İnönü Üniversitesi’nde Türk kültüründe ocak sistemi masaya yatırılıyor</h1>
                        <h2>İnönü Üniversitesi Alevilik Araştırmaları Enstitüsü, Alevi-Bektaşi kültürel mirasının ve toplumsal yapının en önemli yapı taşlarından birini dijital ortama taşıyor. Enstitü tarafından düzenlenen çevrim içi konferans serisi kapsamında, bu hafta “Türk Kültüründe Ocak Sistemi” tüm yönleriyle ele alınacak.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/inonu-universitesinde-turk-kulturunde-ocak-sistemi-masaya-yatiriliyor-1779216866.webp">
                        <figcaption>İnönü Üniversitesi’nde Türk kültüründe ocak sistemi masaya yatırılıyor</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">İnönü Üniversitesi Alevilik Araştırmaları Enstitüsü, bu hafta “<strong>Türk Kültüründe Ocak Sistemi</strong>”<strong> </strong>başlığı ile çevrimiçi bir konferansta ele alınacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi ocakları alanındaki çalışmalarıyla tanınan Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı <strong>Prof. Dr. Bülent Kara</strong>’nın konuşmacı olarak katılacağı konferansta Türk kültür coğrafyasında ve inanç ritüellerinde merkezi bir konuma sahip olan “ocak” örgütlenmesi sosyolojik ve kültürel boyutlarıyla işlenecek.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Etkinlik Detayları:</span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Tarih:</strong> 21 Mayıs 2026 Perşembe</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Saat:</strong> 20:00</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Platform / Yayın:</strong> İnönü Üniversitesi resmi kurumsal hesapları (<strong>@inukurumsal</strong>) üzerinden takip edilebilecek.</span></p>
	</li>
</ul>

<p><span style="color:#000000">İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kızılay ve enstitü yönetiminin öncülüğünde yürütülen bu tür akademik buluşmalar, akademik dünyayı ve konuya ilgi duyan vatandaşları dijital platformlarda bir araya getirmeye devam ediyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Konferansa ilgi duyan herkes davetlidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-05-19%20at%2021_23_52.jpeg" style="height:800px; width:566px" /></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenleri-aleviligin-etnik-siyasete-alet-edilmesine-izin-vermeyecegiz-3223</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 19 May 2026 17:58:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Horasan Erenleri: Aleviliğin etnik siyasete alet edilmesine izin vermeyeceğiz!</h1>
                        <h2>Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu, İngiltere’nin başkenti Londra’da düzenlenen “Alevilik ve Gelecek” başlıklı toplantıya yönelik sert bir yazılı açıklama yayımladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/horasan-erenleri-aleviligin-etnik-siyasete-alet-edilmesine-izin-vermeyecegiz-1779203944.webp">
                        <figcaption>Horasan Erenleri: Aleviliğin etnik siyasete alet edilmesine izin vermeyeceğiz!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Erdem Cömert imzasıyla paylaşılan bildiride, İngiltere’nin başkenti Londra’da düzenlenen&nbsp;<strong><em>“Alevilik ve Gelecek”</em>&nbsp;</strong>başlıklı&nbsp;toplantının Anadolu Aleviliğinin özünden kopuk olduğu ve derin bir kaygıyla takip edildiği vurgulandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Genel Başkan Erdem Cömert tarafından yapılan açıklamada, Aleviliğin geleceğinin tartışıldığı bir zeminde, inancın köklerini temsil eden ocakların, dedelerin, kanaat önderlerinin ve gerçek Alevi kurumlarının yok sayılmasının kabul edilemez bir durum olduğu ifade edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>“Alevilik Bir İnanç ve Kardeşlik Yoludur</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Açıklamada, Aleviliğin tarihsel ve manevi misyonuna dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><em>“Alevilik Hz. Ali sevgisinin, Ehlibeyt bağlılığının, kardeşliğin, insan sevgisinin ve bu vatana sadakatin yoludur. Alevilik hiçbir zaman etnik bölücülüğün ya da küresel siyasal projelerin aparatı olmamıştır.”</em></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Etnik Siyaset ve Kimlik Projelerine Eleştiri</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplantıda öne çıkan söylemlerin eleştirildiği Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu açıklamasında, bazı çevrelerin Aleviliği kendi tarihinden ve inanç temelinden kopararak etnik kimlik siyasetine mahkûm etmek istediği savunuldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ana dilde eğitim, etnik siyasal talepler ve Türkiye’nin milli birliğini tartışmaya açan söylemlerin Alevilerin temel meselesi gibi sunulmaya çalışıldığını belirten Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Erdem Cömert,&nbsp;Alevilerin asıl gündeminin kardeşlik, birlik, adalet ve inanç özgürlüğü olduğunu hatırlattı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><em>“Alevilerin Kendi Kaderini Tayin Hakkı Küçük Çevrelere Teslim Edilemez”</em></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Açıklamada öne çıkan diğer önemli başlıklar ise şöyle sıralandı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplantıda, Aleviliğin geleceğinin Alevi olmayan siyasal aktörler eliyle şekillendirilmeye çalışılmasının doğru bulunmadığı; Alevilerin kendi kaderi hakkında konuşma hakkının küçük ideolojik çevrelere teslim edilemeyeceği belirtildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aleviliğin, Türkiye’nin birliğinin ve kardeşliğinin en önemli harçlarından biri olduğu, emperyalizmin yön verdiği kimlik projelerine asla teslim edilmeyeceği vurgulandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Ali’nin adalet anlayışı, Hacı Bektaş Veli’nin birleştirici öğretisi ve Anadolu erenlerinin kardeşlik çağrısının savunulmaya devam edileceği, köklerinden koparma girişimlerine karşı durulacağı ifade edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>“İzin Vermeyeceğiz”</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000">Basın açıklaması, Genel Başkan Erdem Cömert’in&nbsp;<strong><em>“Alevilik bu milletin ortak mayasıdır. Kimsenin Aleviliği etnik siyasetin aparatı haline getirmesine izin vermeyeceğiz.”</em></strong>&nbsp;sözleriyle son buldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-05-19%20at%2018_17_17.jpeg" style="height:800px; width:533px" /></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-gencler-dernegi-mugladaki-arayi-kapatalim-forumuna-katildi-3222</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 23:39:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Alevi Gençler Derneği, Muğla’daki "Arayı Kapatalım" forumuna katıldı</h1>
                        <h2>Alevi Gençler Derneği, sivil toplumun güçlendirilmesi ve aktivistler arasındaki bağların sıkılaştırılması amacıyla düzenlenen önemli bir buluşmada yerini aldı. Dernek başkanı Songül KAYAR, 10-12 Mayıs tarihleri arasında Muğla’da gerçekleştirilen Avrupa Birliği Sivil Düşün "Arayı Kapatalım" forumuna katılım sağladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/alevi-gencler-dernegi-mugladaki-arayi-kapatalim-forumuna-katildi-1778878498.webp">
                        <figcaption>Alevi Gençler Derneği, Muğla’daki "Arayı Kapatalım" forumuna katıldı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Alevi Gençler Derneği, sivil toplumun güçlendirilmesi ve aktivistler arasındaki bağların sıkılaştırılması amacıyla düzenlenen önemli bir buluşmada yerini aldı. Dernek başkanı <strong>Songül KAYAR, 10-12 </strong>Mayıs tarihleri arasında Muğla’da gerçekleştirilen Avrupa Birliği Sivil Düşün <strong>"Arayı Kapatalım" </strong>forumuna katılım sağladı.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-05-15%20at%2016_56_39.jpg" style="height:534px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">STK’LAR VE AKTİVİSTLER ORTAK ÇÖZÜMLER İÇİN BULUŞTU</span></span></strong></p>

<p>Farklı sivil toplum kuruluşlarını ve bağımsız aktivistleri bir araya getiren forumda, toplumsal meseleler ve sahada karşılaşılan zorluklar masaya yatırıldı. Üç gün süren etkinlik boyunca katılımcılar, <strong>"arayı kapatmak"</strong> mottosuyla hem birbirleriyle olan iletişimlerini güçlendirdi hem de ortak sorunlara yönelik sürdürülebilir çözüm önerileri geliştirdi.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/65de6c36-9c0b-4cf5-8a15-7b780765137d.jpg" style="height:533px; width:800px" /></p>

<p><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">"DERTLERİMİZE DERMAN ARADIK"</span></span></strong></p>

<p>Etkinlik sonrası değerlendirmelerde bulunan Alevi Gençler Derneği yetkilileri, buluşmanın dayanışma ruhuna vurgu yaptı. Farklı disiplinlerden gelen hak savunucularıyla bir arada olmanın önemine değinilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:</p>

<p><strong><em>"Farklı STK ve aktivistlerin bir araya geldiği bu kıymetli buluşmada, toplumsal meselelerimizi ve çözüm yollarını konuşma fırsatı bulduk. Ortak dertlerimize derman aradığımız, tecrübelerimizi paylaştığımız oldukça verimli bir süreç geçirdik. Bu birleştirici organizasyonda emeği geçen tüm Sivil Düşün ekibine ve katılımcılara teşekkür ederiz."</em></strong></p>

<p>Haberin devamında, derneğin önümüzdeki süreçte de bu tür sivil ağlarda aktif rol almaya devam edeceği ve forumda elde edilen çıktıların yerel çalışmalara entegre edileceği belirtildi.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-05-15%20at%2016_56_25.jpg" style="height:533px; width:800px" /><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/8be87242-7794-4702-9164-87460c0f93e3~1.jpg" style="height:533px; width:800px" /><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/6cd88b81-0ee9-4f41-9abe-715ebdd3103d.jpg" style="height:533px; width:800px" /></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ismet-abbasoglundan-sert-elestiriler-alevilik-kazanc-kapisina-donusturuldu-3221</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 23:31:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>İsmet Abbasoğlu'ndan sert eleştiriler: Alevilik kazanç kapısına dönüştürüldü</h1>
                        <h2>Fransa’da yaşayan Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Başkanı ve Bordeaux Cemevi Başkanı İsmet Abbasoğlu, Alevilikteki kurumsallaşma sürecini ağır şekilde eleştirdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/ismet-abbasoglundan-sert-elestiriler-alevilik-kazanc-kapisina-donusturuldu-1778877460.webp">
                        <figcaption>İsmet Abbasoğlu'ndan sert eleştiriler: Alevilik kazanç kapısına dönüştürüldü</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>Fransa’da yaşayan Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Başkanı</strong> ve Bordeaux Cemevi Başkanı İsmet Abbasoğlu, Alevilikteki kurumsallaşma sürecini ağır şekilde eleştirdi.<br />
<br />
Abbasoğlu, dernekleştirilen Aleviliğin inanç boyutunu kaybettiğini ve kişisel çıkarlara alet edildiğini belirterek, mevcut durumun “içler acısı” bir noktaya geldiğini ifade etti.<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p><span style="color:#c0392b"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">ALEVİLİĞİ KAZANÇ KAPISINA ÇEVİRENLER</span></span></strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Maalesef dernekleştirilen Aleviliğin geldiği son nokta içler acısıdır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Her önüne gelenin kurumsallaştırdığı Alevilik, Alevilik adına bir faciaya dönüşmüştür. Bu dönüşüm ile birlikte inançsızlaştırılan Alevilik ön plana çıkmıştır. Pirlerin yönettiği bir Alevilik yerine, başkanların yönettiği bir Alevilik çoğalmaya başlamıştır. Bu yeni anlayış, Aleviliği kullanarak kendi amaçlarını ve kişisel ikballerini ön planda tutan bir çalışma başlatmıştır. Siyasi partilerin peşinde koşan, kendilerini ön plana taşıyan bu güruhun tek malzemesi Aleviliktir. Güya Aleviler için mücadele eden bu zatlar, Alevilerin en büyük düşmanlarıdır. Gittikçe hızlı bir şekilde çoğalan bu anlayış, kendi kitlesini çoğaltmaktadır. Asıl vahim durum da budur.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Yeni Alevi nesli inançtan uzak, politik, saygısız ve edepten uzak bir yola doğru gitmektedir. Siyasetin sokaktaki yüzü olmaya aday bir durum söz konusudur. Alevilerin kurumsallaşması yeniden gözden geçirilmelidir. Alevi inanç merkezleri tez elden bu kişilerden alınarak yolun gerçek önderi olan pirlere devredilmeli ve dergâh sistemine geçilmelidir. Bu dergâhlarda para pul işleri yasaklanmalı, gönülden hizmet fikri getirilmelidir. Alevi inanç merkezleri birer ticarethane olmaktan arındırılmalıdır. Birilerinin kişisel kazanç ve dertlerinin karşılandığı yerler olmaktan çıkarılmalıdır. Alevi inanç merkezlerinin adları derhal yeniden tanımlanmalı, bunlarla ilgili yasal düzenleme gerekmektedir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Dergâh açma izni ocaklara verilmeli, ocağın gerçek evladı olan dedeler tarafından yönetilmeli, ocaklar tarafından denetlenmeli, taliplere karşı sorumlu olunmalı ve kesinlikle maddi işlerden uzak durulmalıdır. Alevi dernekleri ise sadece Alevilik adına kültürel ve sosyal faaliyet yürütmeli, inanç işlerine karışmamalıdır. Dernekler ile dergâhların bir bağı olmamalıdır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Çok zor olan bu durum yapılmadığı sürece mevcut sistem sahada büyüyerek inanılmaz bir inanç yok oluşuna doğru gitmektedir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bizden söylemesi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Hak Muhammed Ali tüm canların yoldaşı olsun. Alevilik kuşatma altındadır ve bu kuşatma Siyonizmin en büyük projesidir. İnançsız bir Alevilik onlar adına büyük bir başarıdır. Hayber’in öcünün alınmasıdır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>İsmet Abbasoğlu</p>

<p>Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Başkanı</p>

<p>Fransa Bordeaux Cemevi Başkanı</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/huseyin-dogan-dede-malatyada-anilacak-3220</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 10:28:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Hüseyin Doğan Dede Malatya'da anılacak</h1>
                        <h2>Hüseyin Doğan Dede, Hakk'a Yürüyüşünün 43. Yılında Malatya'da anılacak.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/huseyin-dogan-dede-malatyada-anilacak-1778831117.webp">
                        <figcaption>Hüseyin Doğan Dede Malatya'da anılacak</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / MALATYA –</strong> Alevi-Bektaşi dünyasının önemli manevi önderlerinden, Ehl-i Beyt soyundan gelen Mürşid-i Kâmil Hüseyin Doğan Dede, vefatının 43. yıl dönümünde memleketi Malatya’da düzenlenecek özel bir törenle anılacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem Vakfı Malatya Şubesi tarafından organize edilen anma programı, 17 Mayıs 2026 Pazar günü gerçekleştirilecek. Yeşilyurt ilçesine bağlı Kırlangıç Mahallesi'nde yapılacak olan tören, saat 10.00’da başlayacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem Vakfı Malatya Şube Başkanı Eşref Doğan, yaptığı açıklamada Hüseyin Doğan Dede’nin yaşamı boyunca toplumsal barış, hoşgörü ve inanç yolunda verdiği hizmetlerin önemine değinerek, tüm canları ve sevenlerini bu onurlandırıcı törene davet etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Etkinlik Detayları:</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Tarih: 17 Mayıs 2026, Pazar<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Saat: 10.00<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;Yer: Kırlangıç Mah. Yeşilyurt / MALATYA<br />
•&nbsp;&nbsp; &nbsp;İletişim (LCV): 0533 949 23 81</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hüseyin Doğan Dede, bıraktığı manevi miras ve öğretileriyle sadece bölge halkı için değil, Türkiye genelindeki Alevi toplumu için yol gösterici bir figür olma özelliğini sürdürüyor.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/adiyamanda-buyuk-veli-apaziz-dede-aziz-dualarla-anilacak-3219</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 10:11:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Adıyaman’da Büyük Veli Apaziz (Dede Aziz) dualarla anılacak</h1>
                        <h2>Adıyaman’ın Yedioluk (Şahmir) köyünde, Hz. Muhammed’in soyundan (Ehlibeyt) gelen Büyük Veli Apaziz (Dede Aziz) için vefatının 60. yıl dönümünde kapsamlı bir anma etkinliği düzenleniyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/adiyamanda-buyuk-veli-apaziz-dede-aziz-dualarla-anilacak-1778829330.webp">
                        <figcaption>Adıyaman’da Büyük Veli Apaziz (Dede Aziz) dualarla anılacak</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>HABER MERKEZİ / ADIYAMAN– </strong>Adıyaman ve çevresinde&nbsp;önemli manevi değerlerinden biri olan Büyük Veli Apaziz (Dede Aziz), hakka yürüyüşünün 60. yılında Adıyaman’da düzenlenecek özel bir programla anılacak.</p>

<p><strong>31 Mayıs’ta Büyük Buluşma</strong></p>

<p>Dede Aziz Türbesini Koruma ve Güzelleştirme Derneği tarafından organize edilen etkinlik, 31 Mayıs 2026 Pazar günü gerçekleştirilecek. Program, Adıyaman il merkezine bağlı Yedioluk (Şahmir) Köyü'nde saat 10.00 itibarıyla başlayacak.</p>

<p><strong>Dernek Başkanı Akdağ’dan Davet</strong></p>

<p>Anma törenine ilişkin bir açıklama yapan Dede Aziz Türbesini Koruma ve Güzelleştirme Derneği Başkanı Zeki Akdağ, tüm vatandaşları bu manevi atmosfere ortak olmaya davet etti. Akdağ, davet mesajında şu ifadelere yer verdi:</p>

<p>"<em><strong>Paygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V.) soyundan gelen Büyük Veli Apaziz (Dede Aziz)’in hakka yürüyüşünün 60. yıl dönümünde düzenlenecek anma etkinliğinde sizleri aramızda görmek bizleri onurlandıracaktır.</strong></em>"</p>

<p>Türbe çevresinde geniş bir katılımın beklendiği programda, duaların okunması ve Dede Aziz'in hayatı ile manevi mirasının yad edilmesi bekleniyor.</p>

<p><strong>Etkinlik Detayları:</strong></p>

<p>Tarih:31 Mayıs 2026, Pazar<br />
Saat: 10.00<br />
Yer: Yedioluk (Şahmir) Köyü, Adıyaman</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/eskisehir-turk-ocaginda-ozdemirden-konferans-devlet-ve-aleviler-3218</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 10:00:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Eskişehir Türk Ocağı’nda Özdemir’den Konferans: Devlet ve Aleviler</h1>
                        <h2>Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın önceki dönem başkanı, araştırmacı-yazar Ali Rıza Özdemir, Eskişehir Türk Ocağı’na konuk oldu.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/eskisehir-turk-ocaginda-ozdemirden-konferans-devlet-ve-aleviler-1778828798.webp">
                        <figcaption>Eskişehir Türk Ocağı’nda Özdemir’den Konferans: Devlet ve Aleviler</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın önceki dönem başkanı, araştırmacı-yazar Ali Rıza Özdemir, Eskişehir Türk Ocağı’nın davetlisi olarak "<strong><em>Aleviler ve Devlet</em></strong>" konulu kapsamlı bir konferans verdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Akademisyenler, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve çok sayıda vatandaşın katıldığı etkinlikte, Alevi toplumunun tarihsel süreçteki devlet algısı, hukuki kazanımları ve gelecek vizyonu derinlemesine ele alındı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Devletin Temel Unsurları ve Vatandaşlık Bağı</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Konuşmasına devlet kavramının bilimsel ve hukuki temellerini açıklayarak başlayan Ali Rıza Özdemir; millet, ülke, egemenlik ve siyasi teşkilatlanma unsurlarının modern devletlerde hukuk ve meşruiyetle taçlanması gerektiğini belirtti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Özdemir, modern bir devletin en temel görevinin inanç özgürlüğünü korumak ve sosyal refahı tüm vatandaşlarına eşit şekilde sunmak olduğunu ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Cumhuriyet Tarihindeki Arayışlar: Atatürk’ten Günümüze</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilerin devlet nezdinde temsiliyet çabalarına dair tarihi bir perspektif sunan Özdemir, Mustafa Kemal Atatürk’ün 1936 yılında Bektaşi babası Mümtaz Bababalım’a verdiği "<strong><em>Bektaşiliği modern şartlara göre ihya etme</em></strong>" talimatının, Atatürk’ün vefatı ve dönemin dirençleri nedeniyle akim kaldığını hatırlattı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ardından 1963 yılında Cemal Gürsel döneminde gündeme gelen "<em><strong>Mezhepler Müdürlüğü</strong></em>" tasarısının ve 1975’te Bahriye Üçok’un Senato’ya sunduğu "<strong><em>Mezhepler Dairesi</em></strong>" önerisinin sağ siyasi baskılar ve kutuplaşmalar neticesinde hayata geçirilemediğini belgeleriyle anlattı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Hukuki Kırılma Noktası: İzzettin Doğan Davası ve AK Parti Reformları</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yakın tarihteki en büyük hukuki kazanımın Prof. Dr. İzzettin Doğan ve arkadaşlarının açtığı dava olduğunu belirten Özdemir, 2016 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Türkiye’yi ayrımcılık yasağını ihlalden mahkûm etmesinin bir dönüm noktası olduğunu söyledi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">AK Parti hükümetleri döneminde 2009’da başlayan Alevi çalıştaylarının meyvesini 2022 yılında verdiğini ifade eden yazar, Cemevlerine yasal statü verilmesi ve Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kurulması gibi adımların devrim niteliğinde olduğunu vurguladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Gelecek Vizyonu: "Zihniyet Dönüşümü ve Kurumsal Tahkimat"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Cumhuriyetin ikinci yüzyılı için bir yol haritası çizen Ali Rıza Özdemir, şu kritik önerilerde bulundu:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Din kültürü derslerinin yanı sıra tarih ve edebiyat derslerinde de Alevi öğretisine geniş yer verilmeli, üniversitelerde ihtisas merkezleri güçlendirilmelidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, Kültür Bakanlığı bünyesinden çıkarılarak doğrudan Cumhurbaşkanlığına bağlanmalıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dedelerin eğitimi "<em><strong>usta-çırak</strong></em>" geleneği korunarak yapılmalı, akademik destek devlet tarafından sağlanmalı, dedeler özerk yapıda bir devlet memurluğu kadrosunda istihdam edilmeli, dedelerin idari denetimi devlet tarafından yapılmalı inançsal denetim ocakların kendi otonom yapısına bırakılmalıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sosyal medyada ve yayınlarda Alevi kimliğine yönelik nefret söylemlerine karşı caydırıcı yasal yaptırımlar getirilmelidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Konferansın sonunda, Eskişehir Türk Ocağı Başkanı Prof. Dr. Nedim Ünal, Türk kültürünün ayrılmaz bir parçası olan Alevi-Bektaşi geleneğinin doğru anlaşılmasının toplumsal birliktelik açısından hayati önem taşıdığını vurguladı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ali Rıza Özdemir’e değerli sunumları ve toplumsal barışa katkıları vesilesiyle günün anısına bir hediye ve şükran belgesi takdim etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Özdemir, "<em><strong>Samimiyet, saygı ve güven temelinde atılacak adımların Alevi toplumunda karşılık bulacağını</strong></em>" belirterek konuşmasını tamamladı.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/umut-berhan-sen-kuzey-koreden-sarsici-anayasal-degisiklik-3217</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 14 May 2026 07:33:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Umut Berhan Şen: Kuzey Kore'den sarsıcı anayasal değişiklik</h1>
                        <h2>Analist-Yazar Umut Berhan Şen, Kuzey Kore'nin anayasasında yaptığı kritik değişikliği değerlendirdi. Pyongyang yönetimi, nükleer doktrinini stratejik bir tercih olmaktan çıkararak varoluşsal bir refleks haline getirdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/umut-berhan-sen-kuzey-koreden-sarsici-anayasal-degisiklik-1778733942.webp">
                        <figcaption>Umut Berhan Şen: Kuzey Kore'den sarsıcı anayasal değişiklik</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>Kuzey Kore'den Sarsıcı Anayasal Değişiklik: Nükleer Silahlar "Ölü El" Sistemine Bağlandı</strong></p>

<p><strong>JeopoliTürk Gündem Tv -</strong> Analist-Yazar Umut Berhan Şen, Kuzey Kore'nin anayasasında yaptığı kritik değişikliği değerlendirdi. Pyongyang yönetimi, nükleer doktrinini stratejik bir tercih olmaktan çıkararak varoluşsal bir refleks haline getirdi.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=k3JFvNozfH8"><strong><span style="color:#c0392b">UMUT BERHAN ŞEN'İN AÇIKLAMASINI DİNLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ</span></strong></a></p>

<p>Şen'e göre, yeni düzenlemeyle Kuzey Kore lideri Kim Jong-un veya liderlik kadrosuna yönelik herhangi bir suikast girişimi ya da operasyon durumunda, nükleer füzelerin ateşlenmesi için herhangi bir yetkili onayı gerekmeyecek. Bu sistem, Soğuk Savaş döneminin en karanlık senaryolarından<strong> "Dead Hand" (Ölü El) </strong>mekanizmasının 21. yüzyıl füze teknolojisiyle güncellenmiş hali olarak nitelendiriliyor.</p>

<p>Analist, bu hamlenin özellikle Güney Kore'nin kamuoyuna açıkladığı<strong> "kafa kopartma operasyonu" </strong>(liderlik kadrosunu hedef alan operasyon) planlarına doğrudan bir yanıt olduğunu vurguladı. Kuzey Kore,<em><strong> "Beni yok etmeye teşebbüs ederseniz sizi de beraberimde götürürüm"</strong></em> mesajı veriyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">TEKNİK KAPASİTE VE RİSKLER</span></span></span></strong></p>

<p>Umut Berhan Şen, Kuzey Kore'nin artık 90'ların ilkel teknolojisinden uzaklaştığına dikkat çekti. Ülkenin elindeki Hwasong-18 ve Hwasong-19 gibi katı yakıtlı kıtalararası balistik füzeler, mobil fırlatıcılardan dakikalar içinde ateşlenebiliyor ve ABD ana karasına, örneğin New York'a ulaşabiliyor. Ayrıca nükleer kapasiteli seyir füzeleri ile denizaltından fırlatılan taktik sistemler de envanterde yer alıyor.</p>

<p>Bu füzelerin otomatik karşılık mekanizmasına bağlanması, nükleer bir kıyamet riskini önemli ölçüde artırıyor. Şen, şu tehlikelere işaret etti:</p>

<p>-Yazılım hatası<br />
-Siber saldırı<br />
- Yanlış radar alarmı</p>

<p>gibi tetikleyicilerin bile otomatik fırlatmaya yol açabileceğini belirtti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;"CANLI NÜKLEER BOMBA" VE JEOPOLİTİK SONUÇLAR</span></span></span></strong></p>

<p>Analiste göre Kim Jong-un, kendi hayatını nükleer silahların ateşleme pimiyle eşitleyerek kendini <strong>"canlı nükleer bomba kumandanı"</strong> konumuna getirdi. Bu anayasal değişiklik, Kuzey Kore'nin nükleer devlet statüsünü geri dönülemez kılıyor ve silahsızlanma görüşmelerini fiilen sona erdiriyor.</p>

<p>Şen, Washington açısından durumun artık çok daha karmaşık hale geldiğini ifade etti:<em><strong> "ABD’nin karşısında rasyonel bir müzakere ortağı değil, kendi imhasını dünyanın sonuyla mühürlemiş mekanik bir savunma duvarı var."</strong></em></p>

<p>Umut Berhan Şen, değerlendirmesini şöyle tamamladı:<em><strong> “Jeopolitik dengelerin bu denli keskin bir otomatizme devredildiği bir dünyada, kazananı olmayan bir oyunun en tehlikeli hamlesine şahitlik ediyoruz. Artık hamle sırası insan da olmayabilir.”</strong></em></p>

<p>Bu gelişme, küresel güvenlik mimarisi açısından en sert uyarılarından biri olarak değerlendiriliyor. Kuzey Kore’nin son hamlesi, Asya-Pasifik bölgesindeki gerilimi yeni bir boyuta taşıyor.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-abd-petrol-tekelini-kirip-hegemonyasini-kurmak-istiyor-3216</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 14 May 2026 05:48:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Bora Özizmirli: ABD petrol tekelini kırıp, hegemonyasını kurmak istiyor</h1>
                        <h2>Analist Gazeteci Bora Özizmirli, Jeopolitürk Gündem TV YouTube kanalında İran’daki savaş nedeniyle Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının küresel ekonomiye ağır darbe vurduğunu belirterek, Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin tasarruf çağrısını değerlendirdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/bora-ozizmirli-abd-petrol-tekelini-kirip-hegemonyasini-kurmak-istiyor-1778729765.webp">
                        <figcaption>Bora Özizmirli: ABD petrol tekelini kırıp, hegemonyasını kurmak istiyor</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Analist Gazeteci <strong>Bora Özizmirli, Jeopolitürk Gündem TV YouTube kanalında </strong>İran’daki savaş nedeniyle Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının küresel ekonomiye ağır darbe vurduğunu belirterek, Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin tasarruf çağrısını değerlendirdi.&nbsp;<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=eiVAvUTzS9c"><span style="color:#c0392b"><strong>BORA ÖZİZMİRLİ'NİN VİDEOLU AÇIKLAMASINI İZLEMEK İÇİN AŞAĞIDAKİ RESME TIKLAYINIZ!</strong></span></a><br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=eiVAvUTzS9c"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-05-14%20at%2005_59_14.jpeg" style="height:450px; width:800px" /></a></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Özizmirli, Modi’nin açıklamasının beklenen bir gelişme olduğunu ifade ederek şöyle konuştu: <em><strong>“Arkadaşlar olumlu bir haber olmasa da beklenen açıklama geldi ve bu açıklamayı Hindistan Başbakanı Modi yaptı. Modi halkına Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalması ve mevcut küresel enerji krizi nedeniyle tasarruf çağrısı yaptı.”</strong></em></p>

<p><strong>Modi’nin çağrısının ana başlıklarını aktaran Özizmirli, şu detayları verdi: </strong>&nbsp;<br />
-Petrol ve dizel tüketimini mümkün olduğunca azaltın, gereksiz araç kullanımından kaçının. &nbsp;<br />
-Metro ve toplu taşımayı, yük taşımada ise trenleri tercih edin. &nbsp;<br />
- Elektrikli araçları yaygınlaştırın. &nbsp;<br />
- COVID dönemindeki gibi uzaktan çalışmaya ve online toplantılara dönün. &nbsp;<br />
- En az bir yıl düğün ve benzeri etkinliklerde altın almayın. &nbsp;<br />
- Yerli ürünleri tercih edin.</p>

<p>Bora Özizmirli, konunun Türkiye medyasında yeterince işlenmediğine dikkat çekti. <em><strong>“Ülkemiz medyasında pek bu konu değinilmese de İran’daki savaş ve Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalması en çok dünya ekonomisini vurdu. Ön planda İran hedefte ama arka tarafta dünya ekonomisi hedefteydi”</strong></em> dedi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“ABD, PETROL TEKELİNİ KIRMAK VE HEGEMONYASINI KURMAK İSTİYOR”</span></span></span></strong></p>

<p>Özizmirli’ye göre savaşın arka planında ABD’nin küresel hegemonyasını yeniden tesis etme amacı yatıyor. Körfez ülkelerinin ABD’den uzaklaşması, Avrupa ile yaşanan ayrışma ve Çin’in ekonomik yükselişi karşısında Washington’un ticaret ve enerji yollarını sekteye uğratarak güç kazanmayı hedeflediğini belirtti.</p>

<p>Dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip ilk beş ülkeyi sıralayan Özizmirli, ABD’nin bu ülkeler üzerinden strateji yürüttüğünü savundu:<strong> Venezuela, Suudi Arabistan, İran, Kanada ve Irak. </strong>Bu ülkelerde kontrol sağlanması halinde dünya petrol piyasasının ABD’nin eline geçeceğini ve enerjiye bağımlı diğer ülkelerin diz çökeceğini ifade etti.</p>

<p>Güneydoğu Asya ülkeleri (Hindistan, Vietnam, Pakistan, Sri Lanka) ile Avrupa’nın enerji ithalatına bağımlı yapısına işaret eden Özizmirli, Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının bu bölgelerde enerji krizi yarattığını ve uzaktan çalışma uygulamalarının teşvik edildiğini kaydetti. Körfez ülkelerinin de petrol satmakta zorlandığını vurguladı.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">TÜRKİYE’NİN JEOPOLİTİK ÖNEMİ ARTIYOR</span></span></span></strong></p>

<p>Analist, Asya-Avrupa ticaretinde alternatif güzergahların kapanmasıyla Türkiye’nin<strong> “tek güvenli liman” </strong>konumuna yükseldiğini dile getirdi. <em><strong>“Anadolu Türkiye. Tek güvenli liman Türkiye kalıyor. Bu bizim için avantaj. Savunma sanayimiz ve ordumuzun yanında jeopolitik önemimiz var. Birçok küresel firma ve devlet Türkiye’ye yanaşmak zorunda”</strong></em> değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Özizmirli, sözlerini şu uyarıyla tamamladı: <em><strong>“Müneccim değiliz. Amerika’nın planı bu diyorum. Ha bu plan %100 başarılı olacaktı anlamını söylemiyorum. Dünyada bu plana karşı çıkacak güçler de olacaktır.”</strong></em></p>

<p>Bora Özizmirli’nin açıklaması, Hürmüz Boğazı krizinin küresel ekonomik yansımaları, enerji güvenliği ve değişen jeopolitik dengeler konusunda dikkat çeken bir değerlendirme olarak öne çıkıyor.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-abd-ile-avrupa-arasindaki-ayrisma-derinlesiyor-turkiyenin-onemi-artiyor-3215</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 12 May 2026 11:19:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Bora Özizmirli: ABD ile Avrupa arasındaki ayrışma derinleşiyor, Türkiye’nin önemi artıyor</h1>
                        <h2>Jeopolitürk Gündem TV’de konuşan analist gazeteci Bora Özizmirli, ABD Başkanı Donald Trump’ın Almanya’dan 5 bin asker çekme kararı sonrası Avrupa’da yaşanan tepkileri ve jeopolitik gelişmeleri değerlendirdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/bora-ozizmirli-abd-ile-avrupa-arasindaki-ayrisma-derinlesiyor-turkiyenin-onemi-artiyor-1778575692.webp">
                        <figcaption>Bora Özizmirli: ABD ile Avrupa arasındaki ayrışma derinleşiyor, Türkiye’nin önemi artıyor</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Jeopolitürk Gündem TV’de konuşan analist gazeteci Bora Özizmirli, ABD Başkanı Donald Trump’ın <strong>Almanya’dan 5 bin asker</strong> çekme kararı sonrası Avrupa’da yaşanan tepkileri ve jeopolitik gelişmeleri değerlendirdi.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=3V3Kk2t-Rv8&amp;t=300s"><span style="color:#c0392b"><strong>BORA ÖZİZMİRLİ'NİN AÇIKLAMASINI İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ</strong></span></a></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Özizmirli, Batı dünyasında <strong>derin bir ayrışma ve çözülme</strong> yaşandığını vurgulayarak, özellikle ABD ile Avrupa arasındaki gerilimin yeni bir safhaya geçtiğini belirtti. Trump’ın iktidara gelmesiyle Avrupa’yı Ukrayna konusunda yalnız bıraktığını ve Rusya’ya yakın bir siyaset izlediğini hatırlatan Özizmirli, Avrupa’nın da İran Savaşı’nda ABD’yi yalnız bıraktığını ifade etti.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><em><strong>“Trump’ın Avrupa’yı ve NATO üyelerini hiç danışmadan İran’a saldırması, en büyük zararı Avrupa’ya verdi” </strong></em>diyen Özizmirli, Avrupa’nın enerji bağımlılığı nedeniyle Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla derin bir kriz yaşadığını, doğalgaz stoklarının eridiğini ve jet yakıtı stoklarının bile kritik seviyeye düştüğünü aktardı. Avrupa’nın “Senin attığın bu İran saldırısı aynı zamanda bana da saldırıdır” yaklaşımıyla ABD’ye karşı cephe aldığını kaydetti.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;AVRUPA LİDERLERİNDEN SERT TEPKİLER</span></span></span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Almanya Başbakanı Frederik Mers’in, ABD’nin İran politikasını “stratejik hata” olarak nitelendirdiğini, ABD’nin İran tarafından küçük düşürüldüğünü ve savaşın düşünülmeden yapıldığını söylediğini belirten Özizmirli, bu açıklamaların Trump’ı kızdırdığını ve Almanya’dan asker çekme kararını tetiklediğini dile getirdi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Asker çekme kararına gelen ilk tepkileri de aktaran Özizmirli şu değerlendirmelerde bulundu:</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>• *<strong><strong>Almanya Savunma Bakanı:</strong></strong>&nbsp;Kararı “öngörülebilir” bulduklarını belirterek <em><strong>“Almanya doğru yolda”</strong> </em>mesajı verdi.</p>

<p>• <strong><strong>Fransa Cumhurbaşkanı Macron:</strong></strong>ABD’nin kararını fırsat olarak gördüklerini ifade ederek <em><strong>“Avrupalılar kendi kaderlerini kendi ellerine alıyor”</strong></em> dedi.</p>

<p>• <strong><strong>Polonya Başbakanı Donald Tusk:</strong></strong>&nbsp;NATO’nun <strong><em>“içten dağılması”</em> </strong>uyarısında bulundu ve ciddi bir kriz yaşandığını belirtti.</p>

<p>• <strong><strong>İspanya Savunma Bakanı:</strong></strong>&nbsp;Trump’ın açıklamalarını <em><strong>“gereksiz fazlalık”</strong></em> olarak nitelendirdi, <strong>“Hiç kimseden ders almıyoruz”</strong> yanıtını verdi. İran savaşının uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve İspanya’nın böyle bir savaşa destek vermeyeceğini vurguladı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;“AVRUPA HEM ABD HEM RUSYA TARAFINDAN SIKIŞTIRILIYOR”</span></span></span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Özizmirli, Avrupa’nın<strong> hem ABD hem de Rusya </strong>tarafından sıkıştırıldığını, Rusya’nın <strong>Avrupa’yı tehdit olarak </strong>gördüğünü, ABD’nin de benzer tutum sergilediğini söyledi. Rusya’da da ABD ile enerji sektöründe ortak projeler geliştirildiği yönünde açıklamalar yapıldığını hatırlattı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bu konjonktürde <strong><strong>Türkiye’nin öneminin arttığını</strong></strong>vurgulayan Özizmirli, şu değerlendirmeyi yaptı:</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><em><strong>“Avrupa şu anda hem Amerika tarafından hem Rusya tarafından kendisini sıkıştırılmış olarak görüyor. Türkiye’siz olmaz. Bunu en çok Avrupalıların kendileri biliyor. Bu durum Avrupa’nın Türkiye’ye yakınlaşmasına yol açacaktır.”</strong></em></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Azerbaycan doğalgazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaşacak olmasının Türkiye’yi enerji koridorunda merkez ülke konumuna getirdiğini belirten Özizmirli, İtalya’nın Azerbaycan gazından tükettiğinin yüzde 16’sını aldığını ve bu oranı artırmak istediğini, yeni gaz yollarının Türkiye üzerinden geçeceğini ifade etti.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><em><strong>“Avrupa Rus gazına muhtaç kalmak istemiyor. Türkiye hakikaten hem Azerbaycan hem Türkiye enerji noktasında merkez ülke haline geldi. Bütün yollar bizden geçiyor. Avrupa’nın bizimle yakınlaşması dışında bir seçeneği yok”</strong></em> diyen Özizmirli, konjonktürün Türkiye karşıtlarını zor durumda bıraktığını, şartların Avrupa’yı Türkiye’ye yaklaştıracağını savundu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">TÜRKİYE’NİN YÜKSELEN JEOPOLİTİK GÜCÜ</span></span></strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Özizmirli, Türkiye’nin savunma sanayi ve milli savunma alanında birçok Avrupa ülkesini geride bıraktığını, jeopolitik gücünü etkin kullandığını belirterek Balkanlar ve Baltık ülkeleriyle ekseninin genişleyeceğini öngördüğünü kaydetti. İtalya ve İspanya ile süren ortak projelerin yanı sıra İngiltere ile kurulan stratejik ortaklık ve Eurofighter anlaşmalarını da bu gelişmelerin olumlu işaretleri olarak gösterdi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Sonuç olarak Bora Özizmirli, Türkiye’nin önünün açık olduğunu ve yeni şartlara göre politikaların güncellenmesi gerektiğini vurguladı.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=3V3Kk2t-Rv8&amp;t=300s"><span style="color:#c0392b"><strong>BORA ÖZİZMİRLİ'NİN AÇIKLAMASINI İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ</strong></span></a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cumhuriyetin-2-yuzyilinda-aleviler-bektasiler-sempozyumu-yapildi-3214</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 11 May 2026 22:07:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Cumhuriyet’in 2. Yüzyılında Aleviler-Bektaşiler Sempozyumu yapıldı</h1>
                        <h2>Etimesgut Belediyesi ve Dede Korkut Kültür ve Cem Evi Derneği’nin ev sahipliğinde Türk Tarih Müzesi ve Parkı’nda düzenlenen Cumhuriyetin 2. Yüzyılında Aleviler-Bektaşiler Sempozyumu büyük ilgi gördü.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/cumhuriyetin-2-yuzyilinda-aleviler-ve-bektasiler-sempozyumu-yapildi-1778528201.webp">
                        <figcaption>Cumhuriyet’in 2. Yüzyılında Aleviler-Bektaşiler Sempozyumu yapıldı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Etimesgut Belediyesi ve Dede Korkut Kültür ve Cem Evi Derneği’nin ev sahipliğinde, Anadolu Vakıflar Federasyonu ve Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu destekleri ile&nbsp;Türk Tarih Müzesi ve Parkı’nda düzenlenen Cumhuriyetin 2. Yüzyılında Aleviler-Bektaşiler Sempozyumuna ilgi büyüktü.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dernek başkanı Gülağ Öz, Prof. Dr. M. Fuat Bozkurt, Prof. Dr. Hava Selçuk, Prof. Dr. Ali Selçuk, Doç. Dr. Aziz Altı ve İbrahim Bahadır’dan oluşan düzenleme kurulunun titiz çalışmalarıyla sempozyum başarıyla tamamlandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/sempoz1.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ankara’da bilimsel bir şölen havasında geçen bu anlamlı etkinlik, akademik derinliği ve toplumsal barışa sunduğu vizyonla büyük bir başarıya imza atarken, tarihsel köklerin modern gelecekle harmanlandığı bu buluşma toplumsal hafızayı diri tutma ve demokratik olgunluğu pekiştirme yolunda kritik bir kilometre taşı niteliği taşıdı.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sempozyumun en dikkat çeken anlarından birinde, Türkiye'de Alevilik Bektaşilik alanındaki bilimsel çalışmaların öncüsü Prof. Dr. M. Fuat Bozkurt'a "<strong><em>Üstün Hizmet Ödülü</em></strong>" takdim edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Sempoz3.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Etkinlik boyunca düzenlenen oturumlarda Araştırmacı-Yazar İbrahim Bahadır, Prof. Dr. Mustafa Şen, Prof. Dr. M. Fuat Bozkurt, Prof. Dr. Bülent Kara ve Halifebaba H. Dursun Gümüşoğlu gibi isimler Cumhuriyet dönemindeki kimlik inşasından toplumsal travmalara kadar pek çok önemli konuyu ele aldılar. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Sempozyumda Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi önceki Başkanı Ali Rıza Özdemir, Prof. Dr. Ali Selçuk, Alevi Dedesi Hüseyin Dedekargınoğlu, Dr. Öğr. Üyesi Kibar Taş, Doç. Dr. Aziz Altı, Prof. Dr. Caner Işık, Gazeteci-Yazar Ali Rıza Özkan, Dr. Nazan Aydoğdu, Prof. Dr. Armağan Coşkun, Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Kara, Dr. Şan Ararat Halis, Araştırmacı-Yazar Cengiz Yıldırım, Doç. Dr. Nail Elhan, Doç. Dr. Murat Alandağlı, Prof. Dr. Hayrettin İvgin ve Avukat Erdem Cömert sundukları bildirilerle inanç, hukuk, sanat ve yayıncılık alanlarında geniş bir perspektif sundular.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Sempoz2.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Geleceği inşa etme adına ortaya konan bu akademik birikim, sadece geçmişe ışık tutmakla kalmayıp, aynı zamanda Cumhuriyetin ikinci yüzyılında daha kapsayıcı, aydınlık ve eşitlikçi bir toplumsal yapının temellerini atan stratejik bir rehber işlevi gören sempozyum başarı ile sona erdi.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozdemir-eskisehir-turk-ocaginda-devlet-ve-alevileri-anlatacak-3213</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 11 May 2026 22:03:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ali Rıza Özdemir, Eskişehir Türk Ocağı’nda "Devlet ve Aleviler"i anlatacak</h1>
                        <h2>Eskişehir Türk Ocağı’nın gelenekselleşen "Perşembe Sohbetleri" programı, bu hafta önemli bir konuğu ve başlığı ağırlamaya hazırlanıyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/ali-riza-ozdemir-eskisehir-turk-ocaginda-devlet-ve-alevileri-anlatacak-1778526398.webp">
                        <figcaption>Ali Rıza Özdemir, Eskişehir Türk Ocağı’nda "Devlet ve Aleviler"i anlatacak</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Bakanlık Müşaviri, araştırmacı-yazar Ali Rıza Özdemir, "<em><strong>Devlet ve Aleviler</strong></em>" konulu konferansıyla Eskişehirlilerle buluşacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Etkinlik Detayları</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’nin toplumsal yapısı ve kültürel tarihine dair çalışmalarıyla tanınan Özdemir, devlet-toplum ilişkileri bağlamında Alevilik konusunu derinlemesine ele alacak. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Etkinliğe dair bilgiler şu şekildedir:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tarih: 14 Mayıs 2026, Perşembe<br />
Saat: 20.00<br />
Yer: Türk Ocağı Konağı, Odunpazarı / Eskişehir</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Canlı Yayın Seçeneği</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Odunpazarı’ndaki tarihi Türk Ocağı Konağı’nda gerçekleştirilecek olan sohbet, fiziki katılımın yanı sıra dijital platformlar üzerinden de takip edilebilecek. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Program, eş zamanlı olarak canlı yayınla izleyicilere ulaştırılacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Eskişehir Türk Ocağı tarafından düzenlenen ve 114. yıl etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen bu sohbet serisi, bölgenin kültürel ve akademik hayatına katkı sunmaya devam ediyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Konuya ilgi duyan tüm vatandaşların davetli olduğu belirtildi.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/seyyid-haci-ali-turabi-hazretleri-27-kez-anilacak-3212</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 11 May 2026 21:46:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Seyyid Hacı Ali Turabi Hazretleri 27. kez anılacak</h1>
                        <h2>Çankırı’nın manevi duraklarından biri olan Mart Köyü, büyük bir buluşmaya ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/seyyid-haci-ali-turabi-hazretleri-27-kez-anilacak-1778525496.webp">
                        <figcaption>Seyyid Hacı Ali Turabi Hazretleri 27. kez anılacak</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Seyyid Hacı Ali Turabi 27. Anma Etkinliği, 7 Haziran 2026 Pazar günü gerçekleştirilecek.</span></p>

<p><span style="color:#000000">T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın katkılarıyla düzenlenen program, saat 10:00 ile 16:00 arasında Turabi Türbe Cemevi’nde halka açık olarak icra edilecek.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Kültürel ve Manevi Şölen</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ezgi Özdemir’in sunumunu üstleneceği etkinlikte, hem yerel zâkirler hem de Türk halk müziğinin değerli sanatçıları sahne alacak. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Programda yer alan isimler ve gruplar şöyle:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sanatçılar:Erkan Çanakçı, Ezgi Özdemir, Ezgi Saykan, Caner Gülsüm, Cankat Erdoğan, Olcay Özer, Sefa Ulusoy, Hüseyin Çufadar, Naki Bektaş &amp; Murat Sarıoğlu.<br />
Seyyid Hacı Ali Turabi Semah Ekibi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Katılım ve Ulaşım Detayları</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Anma etkinliğine katılmak isteyen vatandaşlar için Ankara’dan özel otobüsler kaldırılacaktır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Organizasyon heyeti, kurban bağışı yapmak isteyenler için kurban bedelini 10.000 TL olarak belirlemiştir.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Etkinlik Bilgileri Özeti:</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Tarih: 7 Haziran 2026<br />
Yer: Mart Köyü, Turabi Türbe Cemevi / ÇANKIRI<br />
İletişim: Mehmet Dedeoğlu: 0555 699 08 11<br />
Hüseyin Akbayıroğlu: 0535 310 68 76<br />
Bektaş Özdemiroğlu: 0536 322 41 45</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unluden-bildiri-islam-medeniyetinde-birlikte-yasama-kulturu-baglaminda-alevi-sunni-birlikteligi-erzincan-ornegi-3211</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 11 May 2026 07:29:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Dr. İhsan Ünlü'den bildiri: "İslam Medeniyetinde Birlikte Yaşama kültürü Bağlamında Alevi Sünni Birlikteliği-Erzincan Örneği"</h1>
                        <h2>Erzincan’da Alevi ve Sünni vatandaşlar, İslam medeniyetinin birlikte yaşama tecrübesini Muharrem ayında en güzel şekilde ortaya koyuyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/dr-ihsan-unluden-bildiri-islam-medeniyetinde-birlikte-yasama-kulturu-baglaminda-alevi-sunni-birlikteligi-erzincan-ornegi-1778480180.webp">
                        <figcaption>Dr. İhsan Ünlü'den bildiri: "İslam Medeniyetinde Birlikte Yaşama kültürü Bağlamında Alevi Sünni Birlikteliği-Erzincan Örneği"</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Erzincan’da Alevi ve Sünni vatandaşlar, İslam medeniyetinin birlikte yaşama tecrübesini Muharrem ayında en güzel şekilde ortaya koyuyor. Dr. İhsan Ünlü’nün hazırladığı bildiride, kutsal günler ve geleneklerin toplumları diri tuttuğu vurgulanırken, Erzincan örneği üzerinden Alevi-Sünni birlikteliğinin somut yansımaları ele alınıyor.Ünlü, bildirisinde Ramazan, kandiller ve kurban gibi ortak değerlerin yanı sıra Alevilerin Hızır günleri, Nevruz ve Yas-ı Matem gibi özel günlerini de hatırlatarak, birlikte yaşama tecrübesinin en önemli örneğinin Muharrem ayı olduğunu belirtiyor. Yapılan alan araştırmaları ve gözlemler, her iki kesimin de bu aya büyük önem verdiğini gösteriyor.<br />
<br />
Dr. İhsan Ünlü'nün bildirisi şöyle:&nbsp;<br />
<br />
İSLAM MEDENİYETİNDE BİRLİKTE YAŞAMA TECRÜBESİ BAĞLAMINDA ALEVİ-SÜNNİ BİRLİKTELİĞİ -ERZİNCAN ÖRNEĞİ-<br />
BİLDİRİ ÖZETİ<br />
Toplumların hayatında onları diri tutan inanç birliktelikleri ve tarihten getirdikleri bir takım önemli kültürel unsurlar, kutsal gün ve geceler ve mabetler vardır.<br />
Topluluklar, bu günlerde cereyan ettiğine inandıkları olaylar sebebiyle birtakım anmalar/kutlamalar yapar, törenler düzenlerler. Bu bağlamda Ramazan ve Muharrem ayı, kandil günleri ve geceleri, kurban günleri sayılabilir.&nbsp;<br />
Bildiri konumuz olan Erzincan’da Alevi vatandaşlar açısından bakıldığında Hızır günleri, Nevruz, Yas-ı Matem günleri ve birlik cemlerini işin içine sokmamız gerekecektir.&nbsp;<br />
Birlikte yaşama tecrübesi noktasında bu sayılanlardan en önemlisi muharremdir diyebiliriz. Yapılan alan araştırmaları ve bizim de Erzincan’da yaptığımız araştırmalar ve gözlemler, Alevilerin ve Sünnilerin Muharrem ayına verdikleri önemi açıkça ortaya koymaktadır.&nbsp;<br />
Bu ay içerisinde pişirilen aşurenin Erzincan merkezde ayrı bir yeri ve önemi vardır. Bu günlerde camilerde hutbe ve vaazların konusu genellikle aşûre ve Kerbela hadisesi olmaktadır.&nbsp;<br />
Alevi’siyle Sünni’siyle insanların farklı niyetlerle de olsa bu günleri oruçla geçirdiği, sonunda ise aşûrelerin kaynatılarak fark gözetmeksizin herkese ikramda bulunulduğu görülmektedir.&nbsp;<br />
Aşurenin Erzincan merkezde ayrı bir yeri ve önemi vardır. Burada artık geleneksel hale gelen, her kurumun kendisine özgü bir organizasyonu ve daveti vardır.&nbsp;<br />
Erzincan belediyesi başta olmak üzere diğer kurumlar ve cemevleri aşure etkinlikleri düzenler. Özellikle son yıllarda Erzincan belediyesi şehrin merkezi yerinde kurduğu teşkilatla gelen davetlilere ve yoldan geçen herkese aşure ikramında bulunur.&nbsp;<br />
Burada yapılan törene ilin valisi başta olmak üzere diğer kurum amirleri ve mülki erkân, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, siyasi parti temsilcileri ve halk katılır.<br />
Günün anlam ve önemini anlatan konuşmalar yapılır ve il müftüsü tarafından dua edilir. Sonunda pişirilen aşûre konuklara ikram edilir.&nbsp;<br />
Öte yandan merkezde ve merkeze bağlı beldelerdeki cemevlerinde de aşûreler pişirilir ve ikram edilir. Buraya da yine geleneksel hale gelmiş bulunan protokol ziyaretleri gerçekleştirilir.&nbsp;<br />
Başta vali olmak üzere, belediye başkanı, emniyet müdürü ve diğer kurum amirleri ile sivil toplum kuruluşu temsilcileri katılırlar. Burada sohbetler edilir, dualarla pişirilen aşûreler hep birlikte yenir. &nbsp;<br />
Alevi inanışa göre, 12 yıl boyunca üst üste orucu tam tutanlar (12 imamlar) şükran nişanesi olarak kurban keserler. Lokma dedikleri et yemeği aşureyle birlikte gelen konuklara ikram edilir.<br />
Bu bildiride aşûrenin de ruhuna uygun olarak farklılıkları koruyarak bir arada yaşama bilincinin yükseltildiği anlar, gözlemci bir bakış açısıyla ortaya konulacaktır.<br />
İnsanlar arasında iyi ilişkiler kurabilmenin asgari şartı, insanların birbirlerine güven duymalarıdır.&nbsp;<br />
Bugün İslam Medeniyetinde Birlikte Yaşama Tecrübesinden söz ediyorsak, birbirimize güvenmek zorundayız.<br />
Riya, insanlar arasındaki bu güven ortamının oluşmasına engel olur. Karşılıklı olarak birbirine güvenemeyen insanların, sağlıklı ilişkiler kurabilmesi mümkün olmaz.&nbsp;<br />
Tarihte yaşanan Kerbela vb. elim hadiseler, bizim ayrışma nedenimiz değil bir araya gelip kaynaşma değerimiz olmalıdır.&nbsp;<br />
Asırlardır aynı Allah’a, aynı Kitab’a, aynı Peygamber’e inanan, aynı kıbleye yönelen, sevinçte ve tasada aynı duyguları yaşayan bu vatanın insanları bazı yorum farkları yüzenden birbirini ötekileştirme lüksüne sahip değildir.&nbsp;<br />
Hepimiz bu ülkede ev sahibiyiz, kardeşiz. Geçmişin ihtilaflı hadiseleri bugüne taşınarak yeni çatışmalara fırsat verilmemeli; sanki bugün birileri hadisenin tarafıymış gibi karşı tarafı itham edici söz ve tavırlardan kaçınılmalıdır.&nbsp;<br />
Yaşanan bu olumsuz hadiseler bizi birbirimizden koparmamalı, aksine daha çok kenetlenmemizi sağlamalıdır. Bu noktada Erzincan’da güzel bir geleneğin başlatılıp devam ettirildiğini sevinçle gördük/görüyoruz.<br />
Kerbela hadisesinden sağ olarak kurtulan İmam Zeynelabidin’e şükran nişanesi de sayılan aşûre çorbası ve kesilen kurban etlerinin hep birlikte yenmesi, Ehl-i Beyt için birlikte sevinilip birlikte hüzün duyulması birliğimize ve dirliğimize önemli katkılar sunuyor.&nbsp;<br />
Öbür yandan, camiye Alevi vatandaşlarımızın da gitmesi, cemevine Sünni vatandaşlarımızın da girmesi, bunları birbirinin alternatifi olarak değil, tamamlayıcı unsuru olarak görmesi önemlidir.<br />
Bu bağlamada, “Cami de bizim, cemevi de bizim”, “Ramazan da bizim Muharrem de bizim” söylemi anlamlı ve kıymetlidir.<br />
Bugün kimse çocuğuna Yezid ismi vermez ama Alevisiyle Sünnisiyle çocuklarımıza verdiğimiz Ehl-i Beyt isimleri, Hz. Peygambere olan hürmet ve muhabbetimizin en canlı tezahürüdür.<br />
Bu durum, aslında hepimizin ortak değerinin sandığımızdan çok daha fazla olduğunu, tarihi süreç içerisinde örülen sûnî duvarların artık yıkılması gerektiğini bize gösteriyor.&nbsp;<br />
Muharrem ayında yaşadığımız aşûre geleneğimiz, toplumumuzun birlik ve beraberliğinin açık bir göstergesidir. Aşûre; paylaşmanın, dayanışmanın, birlikteliğin simgesi olmuştur.<br />
Sonsöz; İslam medeniyetinin tarih boyunca kundaklanmaya çalışıldığı yorum farklılıkları üzerinden nüksedecek sendromlara karşı bugün birlik ve dayanışma aşısını geliştirmek zorundayız.&nbsp;<br />
Bunun yolu da farklılıklarımızla birlikte yaşama bilincini ve tecrübesini geçmişten geleceğe taşımaktan geçer.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/chpli-konya-eregli-belediyesi-alevileri-isten-atti-3210</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 09 May 2026 13:31:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>CHP’li Konya Ereğli belediyesi Alevileri işten attı!</h1>
                        <h2>Konya Yenigün gazetesinden Tülin Şeker’in haberine göre, Mahalli İdareler Seçimleri sonrası Konya Ereğli’de belediye yönetiminin parti değiştirmesinin ardından yaşandığı iddia edilen işten çıkarma ve mobbing iddiaları, yerel siyasette geniş yankı uyandırdı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/chpli-konya-eregli-belediyesi-alevileri-isten-atti-1778323342.webp">
                        <figcaption>CHP’li Konya Ereğli belediyesi Alevileri işten attı!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Ereğli Belediyesi bünyesindeki kız yurdunun kapanmasının ardından Zabıta Müdürlüğü’ne atanan ve aylar sonra hiçbir gerekçe gösterilmeksizin Temizlik İşleri Müdürlüğü’ne görevlendirilen Yeliz Doğan, yaşadıklarını "<em><strong>siyasi ve inanç temelli bir tasfiye</strong></em>" olarak nitelendirerek çarpıcı açıklamalarda bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YÖNETİM DEĞİŞİMİ VE GÖREV YERİ DEĞİŞİKLİĞİ İDDİASI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Aslen Tunceli Pülümürlü olan ve bir Kıbrıs gazisinin kızı olan Yeliz Doğan, 2024 yılında Ereğli Belediyesi’ne bağlı kız yurdunda çalışmaya başladığını belirtti. Yerel seçimlerin ardından belediye yönetiminin MHP’den CHP’ye geçmesiyle birlikte sürecin aleyhine döndüğünü iddia eden Doğan, seçim döneminde eski belediye başkanı Hüseyin Oprukçu’ya bir ziyaret sırasında çiçek vermesinin "<strong><em>suç</em></strong>" gibi aleyhine kullanıldığını savundu. Doğan, yurdun kapatılmasının ardından göreve başladığı zabıta biriminden temizlik işlerine gönderilerek sistematik bir mobbinge maruz kaldığını öne sürdü.</span></p>

<p><a href="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-06-at-151440-3.jpeg" title="Whatsapp Image 2026 05 06 At 15.14.40 (3)"><span style="color:#000000"><img alt="Whatsapp Image 2026 05 06 At 15.14.40 (3)" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-06-at-151440-3.jpeg" style="height:893px; width:670px" /></span></a></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"ALTI ARKADAŞIMIZIN ORTAK NOKTASI ALEVİ OLMAMIZ"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">İşten çıkarma sürecinde yalnız olmadığını dile getiren Doğan, kendisiyle birlikte toplam altı işçinin benzer uygulamalarla karşılaştığını ifade etti. Bu işçilerden üçünün zorla emekliliğe sevk edildiğini, diğer üçünün ise görev yeri değişikliği sonrası işten çıkarıldığını belirten Doğan, "<em><strong>Dikkat çekici olan şudur ki; altımız da Aleviydik. Ereğli’de yüksek oranla CHP’ye oy veren üç Alevi köyünün iradesi ve bizlerin emeği yok sayılmıştır</strong></em>" diyerek, kararların ideolojik ve inanç temelli olduğunu iddia etti.</span></p>

<p><a href="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-06-at-151437-6.jpeg" title=""><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-06-at-151437-6.jpeg" style="height:591px; width:473px" /></span></a></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GAZİ ÇOCUĞUNA "MEZARDAN ÇIKSA BİLE" YANITI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yaşanan mağduriyetin giderilmesi için Alevi Bektaşi dernekleri ve milletvekillerinin devreye girdiğini ancak sonuç alınamadığını savunan Doğan, Ereğli Belediye Başkanı Umut Akpınar’ın "<strong><em>Babası mezardan çıksa bile kimseyi değiştirmem</em></strong>" şeklinde bir ifade kullandığını öne sürdü. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir gazi çocuğu olarak emeğinin hiçe sayıldığını söyleyen Doğan, kendisinden boşalan pozisyona ertesi gün MHP’ye yakınlığıyla bilinen bir ismin alınmasının ise "<strong><em>alaycı bir yaklaşım</em></strong>" olduğunu belirtti.</span></p>

<p><a href="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-06-at-151438-6.jpeg" title="Whatsapp Image 2026 05 06 At 15.14.38 (6)"><span style="color:#000000"><img alt="Whatsapp Image 2026 05 06 At 15.14.38 (6)" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-06-at-151438-6.jpeg" style="height:523px; width:640px" /></span></a></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"26 YILDIR SAĞ PARTİLERLE ÇALIŞTIK, BÖYLE ZULÜM GÖRMEDİK"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Daha önce Erzincan Refahiye Belediyesi’nde beş yıl boyunca sekreterlik yaptığını ve sağ partili belediye başkanları döneminde hiçbir haksızlığa uğramadığını ifade eden Doğan, eşinden şiddet gördüğü için ailesinin yanına dönmek zorunda kalan bir kadın olarak ekmeğiyle oynandığını vurguladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mağdur ailelerden birinin "<strong><em>26 yıldır sağ partilerle çalıştık ama böyle bir zulüm görmedik</em></strong>" sözlerini aktaran Doğan, bu durumun bölgedeki üç Alevi köyünde büyük bir kırgınlığa ve CHP’ye karşı tepkiye yol açtığını dile getirdi.</span></p>

<p><a href="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-06-at-151437.jpeg" title=""><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://konyayeniguncom.teimg.com/konyayenigun-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-06-at-151437.jpeg" style="height:600px; width:600px" /></span></a></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>‘İFTİRALARLA YILDIRMAYA ÇALIŞTILAR!’</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Aynı zamanda bekar bir kadın olarak kendisine iftira da atıldığını aktaran Doğan, bir kadın olarak ilçede ekmeğinin peşinde çalıştığını ancak arkasından konuşulan söylemlerin devlet makamındaki kişilere yakışmadığını ifade etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu tür iftiralarla yıldırılmaya çalışıldığını ancak bu süreçte de suç duyurusunda bulunduğunu aktaran Doğan, belgeleriyle ispatlamaya hazır olduğu bu sürecin bir an önce incelenmesini ve uğradığı haksızlığın giderilmesini talep ediyor.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-azerbaycandan-dev-italya-cikarmasi-gumbur-gumbur-geliyor-3209</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 09 May 2026 07:05:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Bora Özizmirli: Azerbaycan'dan dev İtalya çıkarması! Gümbür gümbür geliyor</h1>
                        <h2>Analist Gazeteci Bora Özizmirli, JeopoliTürk Gündem Tv YouTube kanalında yaptığı değerlendirmede, Azerbaycan’ın devlet enerji şirketi SOCAR'ın, İtaliana Petroli şirketinin %99,82’sini devraldığını, bu anlaşmayla 4.500 benzin istasyonu, 2 rafineri ve tüm lojistik varlıklarını bünyesine kattığını belirtti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/bora-ozizmirli-azerbaycandan-dev-italya-cikarmasi-gumbur-gumbur-geliyor-1778302007.webp">
                        <figcaption>Bora Özizmirli: Azerbaycan'dan dev İtalya çıkarması! Gümbür gümbür geliyor</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Analist Gazeteci Bora Özizmirli, JeopoliTürk Gündem Tv YouTube kanalında yaptığı değerlendirmede, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin 4 Mayıs 2026’da Azerbaycan’a gerçekleştirdiği ziyareti mercek altına aldı. Ziyaretin, 13 yıl aradan sonra bir İtalya Başbakanı’nın Azerbaycan’a yaptığı ilk ziyaret olması nedeniyle ayrı bir önem taşıdığını vurgulayan Özizmirli, iki ülke arasındaki <strong>“güvenilir ortak”</strong> ilişkisine dikkat çekti.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=iaelv2yF2KQ"><span style="color:#c0392b"><strong>BORA ÖZİZMİRLİ'NİN BU AÇIKLAMASINI İZLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ</strong></span></a></p>

<p>Özizmirli, Azerbaycan’ın Avrupa’daki enerji varlığına ilişkin çarpıcı veriler paylaştı. 2025 verilerine göre Azerbaycan, İtalya’ya yaklaşık <strong>9,5 milyon metre küp </strong>doğalgaz satışı gerçekleştirdi. Bu miktar, İtalya’nın ithal ettiği gazın yaklaşık <strong>%16’sına</strong> denk geliyor ve Azerbaycan’ı, Avrupa Birliği içinde bu ülkeye en fazla gaz satan ülke konumuna taşıyor.</p>

<p><br />
<span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">SOCAR’IN BÜYÜK HAMLESİ</span></span></strong></span><br />
<br />
Azerbaycan’ın devlet enerji şirketi SOCAR, İtalya’da önemli bir satın alma gerçekleştirdi. Şubat ayında İtaliana Petroli&nbsp;şirketinin %99,82’sini devralan SOCAR, bu anlaşmayla 4.500 benzin istasyonu, 2 rafineri ve tüm lojistik varlıklarını bünyesine kattı. Özizmirli, bu hamleyi <strong>“gerçekten çok çok önemli” </strong>olarak nitelendirdi.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">ENERJİ KRİZİNDE AZERBAYCAN’IN YÜKSELEN ROLÜ</span></span></strong></span><br />
<br />
Meloni’nin ziyaretini, küresel enerji güvenliği açısından kritik bir adım olarak değerlendiren Özizmirli, İran’daki savaş nedeniyle Hürmüz Boğazı’nda yaşanan risklere işaret etti.<br />
<br />
Avrupa’da doğalgaz stoklarının eridiğini, alternatif enerji kaynaklarının öneminin arttığını belirten Özizmirli, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><em><strong>&nbsp;“Değerli dostlar, abartı değil kardeş. Azerbaycan Avrupa’da ve özellikle İtalya’da gümbür gümbür geliyor.”</strong></em></p>

<p>Özizmirli, <strong>TANAP ve TAP</strong> projeleriyle Azerbaycan doğalgazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaştığını hatırlatarak, bu durumun hem Azerbaycan’ın hem de Türkiye’nin jeostratejik önemini artırdığını vurguladı. Türkiye’nin Doğu-Batı enerji koridorunda merkez ülke haline geldiğini ifade eden Özizmirli,<em><strong> “Azerbaycan sadece kendi gazını satmıyor, aynı zamanda Türkiye’yi merkez ülke yapıyor” </strong></em>dedi.</p>

<p><br />
<span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">KARDEŞ ÜLKE VURGUSU VE ELEŞTİRİLER</span></span></strong></span><br />
<br />
Bora Özizmirli, sosyal medyada Azerbaycan’a yönelik eleştirileri de değerlendirdi. Bunların, Azerbaycan’ın stratejik önemini yıpratmaya yönelik kampanyalar olduğunu savunarak,<em><strong> “Azerbaycan bizim kardeş ülkemiz. Yangında, depremde hep bizim yanımızda oldu. Azerbaycan’ın güçlenmesi demek Türkiye’nin güçlenmesi demektir”</strong></em> diye konuştu.</p>

<p><strong>“Tek millet iki devlet” </strong>anlayışıyla hareket edilmesi gerektiğini belirten Özizmirli, iki ülke arasındaki ortak projelerin ön plana çıkarılması çağrısında bulundu. Kazakistan ve Türkmenistan gazının da ilerleyen dönemde Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınmasının gündeme geleceğini ifade eden Özizmirli, bu süreçte Türkiye’nin güvenilir bir liman ve enerji hub’ı olarak öne çıktığını söyledi.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">JEOPOLİTİK DEĞERLENDİRME</span></span></strong></span><br />
Özizmirli açıklamasında şu noktalara da değindi:<br />
-Rusya-Ukrayna savaşı ve Orta Doğu’daki çatışmalar nedeniyle alternatif ticaret ve enerji rotalarının Anadolu üzerinden geçtiği,<br />
- Türkiye’nin dünyada en fazla askeri üsse sahip ikinci ülke olduğu (133 üs),<br />
- Hürmüz Boğazı’nın kapanma riskinin gıda sektörünü bile etkileyebileceği ve Azerbaycan gazının bu noktada kritik rol üstlendiği.</p>

<p>Analist Gazeteci Bora Özizmirli, Azerbaycan ve Türkiye’nin önünün açık olduğunu belirterek,<em><strong> “Azerbaycanlı kardeşlerimizin attığı her adım hem bizi gururlandırıyor hem de bizi yukarı taşıyor” </strong></em>sözleriyle değerlendirmesini tamamladı.<br />
<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=iaelv2yF2KQ"><span style="color:#c0392b"><strong>BORA ÖZİZMİRLİ'NİN BU AÇIKLAMASINI İZLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ</strong></span></a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/secek-dernegi-ankaraya-cikarma-yapti-3208</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 07 May 2026 23:33:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>SEÇEK Derneği Ankara’ya çıkarma yaptı</h1>
                        <h2>SEÇEK Azınlık Eğitim ve Kültür Derneği, heyeti Ankara’da bir dizi resmi ziyaret ve temas gerçekleştirdi. Dernek Başkanı Necmettin Kahya başkanlığındaki heyette, Seyyid Ali Sultan Dergahı Postnişini Hasan Apti ile birlikte yol uluları Dede Ahmet Paşa, Dede Apti Pencal ve Dede Mehmet Koç yer aldı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/secek-dernegi-ankaraya-cikarma-yapti-1778186414.webp">
                        <figcaption>SEÇEK Derneği Ankara’ya çıkarma yaptı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Batı Trakya'da yayınlanan Gündem gazetesinin haberine göre, SEÇEK Azınlık Eğitim ve Kültür Derneği, heyeti Ankara’da bir dizi resmi ziyaret ve temas gerçekleştirdi.</p>

<p>Dernek Başkanı Necmettin Kahya başkanlığındaki heyette, Seyyid Ali Sultan Dergahı Postnişini Hasan Apti ile birlikte yol uluları Dede Ahmet Paşa, Dede Apti Pencal ve Dede Mehmet Koç yer aldı.</p>

<p>Ziyaret programı kapsamında heyet, Türkiye Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile görüştü. Heyet ayrıca Türkiye Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Serdar Çam ile de bir araya geldi.</p>

<p>Ankara temasları çerçevesinde heyet, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve önceki dönem CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile de görüşmeler gerçekleştirdi.</p>

<p>SEÇEK heyeti ayrıca, Türkiye Kültür ve Turizm Bakanlığı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı görevini yürüten Esma Ersin’i makamında ziyaret etti. Görüşmede karşılıklı fikir alışverişinde bulunulduğu ve temasların verimli geçtiği belirtildi.</p>

<p>Heyet, temaslar kapsamında gösterilen ilgi ve misafirperverlikten dolayı yetkililere teşekkür etti.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/firat-abdal-musa-anma-torenine-siyaset-golgesi-dusmesin-3207</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 07 May 2026 23:16:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Fırat: Abdal Musa anma törenine siyaset gölgesi düşmesin!</h1>
                        <h2>Araştırmacı-Yazar Mustafa Fırat, yaklaşan Abdal Musa Sultan’ı anma etkinlikleri öncesinde çarpıcı bir uyarıda bulundu. Geçen yıl Antalya’da yaşanan "siyasi propaganda" görüntülerine dikkat çeken Fırat, Alevi-Bektaşi anmalarının siyasetin tahakkümünden kurtarılması çağrısını yaptı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/firat-abdal-musa-anma-torenine-siyaset-golgesi-dusmesin-1778185819.webp">
                        <figcaption>Fırat: Abdal Musa anma törenine siyaset gölgesi düşmesin!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANTALYA –</strong> Antalya’nın Elmalı ilçesine bağlı Tekke Köyü’nde yaklaşık iki ay sonra gerçekleştirilecek olan Abdal Musa Sultan’ı anma etkinlikleri öncesinde, etkinliklerin düzenlenme biçimine dair tartışmalar yeniden alevlendi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Araştırmacı-Yazar Mustafa Fırat, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, inanç merkezli törenlerin siyasi şovlara alet edilmemesi gerektiğini vurguladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"Geçen Yıl Etkinlik İpotek Altına Alınmıştı"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Geçtiğimiz yıl düzenlenen törenlerde Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in yoğun siyasi propaganda yürüttüğünü hatırlatan Fırat, tören alanının ve Antalya yolunun tamamen belediye başkanının posterleriyle donatıldığını belirtti. Fırat, o dönem Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Alirıza Özdemir’in tüm uyarılarına rağmen, bazı sivil toplum kuruluşlarının bu duruma sessiz kalarak siyasete alan açtığını ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"Camide Olmadığı Gibi Cemevinde de Siyaset İstemiyoruz"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Mustafa Fırat, bugün gelinen noktada Muhittin Böcek hakkındaki hukuki sürece ve iddialara da değinerek, inanç önderlerinin anmalarının kişilerden ve siyasi konjonktürden bağımsız olması gerektiğini savundu. Fırat, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<strong>Nasıl ki camide siyaset görmek istemiyorsak, cemevlerinde de erenlerimizin anma törenlerinde de siyasetçilerin ve siyasetin gölgesini görmek istemiyoruz. Alevi-Bektaşi erenlerinin anma törenlerinden siyasetin gölgesi tamamen kaldırılmalıdır.</strong>"</span></p>

<p><span style="color:#000000">Haberin sonunda, bu yılki etkinliklerde geçmiş hataların tekrarlanmaması ve Alevi kurumlarının üzerindeki siyasi baskının son bulması temennisi dile getirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İŞTE MUSTAFA FIRAT'IN PAYLAŞIMININ TAM METNİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-05-07%20at%2022_59_05.jpeg" style="height:800px; width:584px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">"ALEVİ-BEKTAŞİ ERENLERİNİN ANMA TÖRENLERİNDEN SİYASETİN GÖLGESİ KALDIRILMALIDIR</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yaklaşık iki ay sonra Antalya’nın Elmalı Tekke Köyü’nde Abdal Musa Sultan’ı anma etkinlikleri yapılacak. Geçen yılki anmalar, Antalya Büyükşehir eski Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in siyasi propagandasına sahne olmuştu. Antalya’dan anma törenin yapıldığı yere kadar her yer, Muhittin Böcek’in posterleri ile donatılmıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muhittin Böcek adeta anmalara ipotek koymaya çalışmış, dönemin Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Alirıza Özdemir’in tüm çaba ve uyarılarına rağmen etkinlikte söz sahibi olan STK’lar ve diğer sorumlular bu ikazları kulak ardı etmişti. Böcek’in gölgesinde mevzilenen Ali’siz Aleviler, aynı etkinlikte rol kapmaya çalışmıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün ise Muhittin Böcek tutuklu ve hakkındaki iddialar yenilir yutulur cinsten değil. Elbette ne kadarı doğru ne kadarı doğru değil, bilemeyiz. Yargılama sonucunda her şey ortaya çıkacaktır. Bu sürecin toplamının bize öğrettiği şey, Alevi-Bektaşi erenlerinin anma törenlerinden siyasetin gölgesinin kaldırılması gerektiğidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Nasıl ki, camide siyaset görmek istemiyorsak cemevlerinde de erenlerimizin anma törenlerinde de siyasetçilerin ve siyasetin gölgesini görmek istemiyoruz. Umarız geçen yıl yapılan hatalar bu yıl tekrarlanmaz ve siyasetin gölgesi Alevi kurum ve anmalarının üzerinden kalkar."</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/umut-berhan-sen-yildirimhan-turkiyenin-kitalararasi-gucunun-tescili-3206</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 07 May 2026 03:21:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Umut Berhan Şen: Yıldırımhan, Türkiye'nin kıtalararası gücünün tescili</h1>
                        <h2>JeopoliTürk Gündem Tv’de konuşan analist ve yazar Umut Berhan Şen, Türkiye’nin geliştirdiği kıtalararası balistik füze Yıldırım Han’ı değerlendirdi. Şen, füzenin savunma sanayii açısından stratejik bir dönüm noktası olduğunu belirterek, bunun Türkiye’yi küresel bir güç konumuna taşıdığını vurguladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/umut-berhan-sen-yildirimhan-turkiyenin-kitalararasi-gucunun-tescili-1778114280.webp">
                        <figcaption>Umut Berhan Şen: Yıldırımhan, Türkiye'nin kıtalararası gücünün tescili</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>JeopoliTürk Gündem Tv’de</strong> konuşan analist ve yazar <strong>Umut Berhan Şen</strong>, Türkiye’nin geliştirdiği kıtalararası balistik füze Yıldırım Han’ı değerlendirdi. Şen, füzenin savunma sanayii açısından stratejik bir dönüm noktası olduğunu belirterek, bunun Türkiye’yi küresel bir güç konumuna taşıdığını vurguladı.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=dPArzOwhiq8&amp;t=12s"><span style="color:#2980b9"><strong>UMUT BERHAN ŞEN'İN AÇIKLAMASINI YOUTUBE'DAN İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ:</strong></span></a></p>

<p><strong>Şen, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:</strong></p>

<p><em><strong>“Bugün konumuz son günlerde savunma sanayide oldukça ilgi uyandıran bir gelişme olan Yıldırım Han Balistik Füzesi. Artık günümüzde en önemli realite hard power yani sert güç realitesi. 21. yüzyıl, John Mearsheimer’in deyimiyle ‘saldırgan realizm çağı’ ve güç kullanmanın en rasyonel araç olduğu bir dönem. Türkiye Cumhuriyeti’nin balistik füze kapasitesine ulaşması bu açıdan kritik öneme sahip.” </strong></em>dedi.</p>

<p><span style="color:#c0392b"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">6.000 KM MENZİL VE 25 MACH HIZ</span></span></strong></span></p>

<p>Analist Şen, Saha Expo 2026’da dikkat çeken Yıldırım Han’ın **6.000 kilometre** menzile sahip olduğunu hatırlatarak, “Ankara’dan fırlatılan bir mühimmatın Londra’yı, Delhi’yi ya da Afrika’nın kalbine ulaşabilmesi demek” dedi. Füzenin, Türkiye’nin caydırıcı taarruz kapasitesine geçtiğinin net ilanı olduğunu kaydetti.</p>

<p>Şen, teknik özelliklere de değinerek, <em><strong>“Türkiye’nin ilk sıvı roket yakıtlı füzesi. Terminal aşamada 25 Mach hıza ulaşıyor. Bu hızdaki bir objeyi mevcut hava savunma sistemleriyle durdurmak neredeyse imkânsız” </strong></em>ifadelerini kullandı. Tasarımında yer alan <strong>Yıldırım Beyazıt Han tuğrası ve Mustafa Kemal Atatürk</strong> imzası ise “tarihsel süreklilik mesajı” olarak yorumlandı.</p>

<p><strong><span style="color:#c0392b"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">JEOPOLİTİK ETKİ: COĞRAFYA ARTIK KADER OLMAKTAN ÇIKTI</span></span></span></strong></p>

<p>Umut Berhan Şen, füzenin dünya gündemini sarsan etkisine işaret ederek şöyle konuştu:</p>

<p><em><strong>“Yıldırımhan’la beraber coğrafya artık bir kader olmaktan çıktı, yönetilebilir bir stratejik sah haline gelecek. Türk mühendisliği mızrağın ucunu küresel statükonun tam kalbine bıraktı. Artık bölgesel bir güç değiliz; küresel bir oyuncuya evrilişimizin ifadesi.”</strong></em></p>

<p>Doğu Akdeniz’den Orta Asya’ya, Avrupa’dan Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyada stratejik kırılma yarattığını belirten Şen, füzenin İsrail ve Yunanistan medyasında yarattığı paniğin de tesadüf olmadığını söyledi.<em><strong> “Ankara uçak kaldırmadan kritik merkezleri etki alanına alabilen bir kapasiteye erişti. Bu jeopolitik satrançta şah çekebilme iradesidir”</strong></em> dedi.</p>

<p><strong><span style="color:#c0392b"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“SEÇKİNLER KULÜBÜNÜN EN YENİ ÜYESİ”</span></span></span></strong></p>

<p>Şen, Türkiye’nin İHA/SİHA teknolojisindeki liderliğinin ardından kıtalararası balistik füze kapasitesiyle<strong> “seçkinler kulübüne”</strong> katıldığını vurguladı. Yıldırım Han’ın diplomatik gücün arkasındaki en büyük fiziksel teminat haline geldiğini sözlerine ekledi.</p>

<p>Analist, ilerleyen günlerde savunma sanayii ve jeopolitik gelişmeleri değerlendirmeye devam edeceğini belirterek konuşmasını sonlandırdı.</p>

<p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=dPArzOwhiq8&amp;t=12s"><span style="color:#2980b9"><strong>Kaynak: JeopoliTürk Gündem Tv<br />
<br />
UMUT BERHAN ŞEN'İN AÇIKLAMASINI YOUTUBE'DAN İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ:</strong></span></a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-on-planda-iran-var-oysa-arka-planda-kuresel-ekonomiler-hedefte-3205</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 07 May 2026 02:28:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Bora Özizmirli: Ön planda İran var, oysa arka planda küresel ekonomiler hedefte</h1>
                        <h2>JeopoliTürk Gündem Tv YouTube kanalında değerlendirmelerde bulunan Analist Gazeteci Bora Özizmirli, İran’daki savaşın devam ettiği süreçte Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmasının küresel ekonomi üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/bora-ozizmirli-on-planda-iran-var-oysa-arka-planda-kuresel-ekonomiler-hedefte-1778111844.webp">
                        <figcaption>Bora Özizmirli: Ön planda İran var, oysa arka planda küresel ekonomiler hedefte</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>JeopoliTürk Gündem Tv, YouTube</strong> kanalında değerlendirmelerde bulunan Analist Gazeteci <strong>Bora Özizmirli,</strong> İran’daki savaşın devam ettiği süreçte Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmasının küresel ekonomi üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekti.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=VvF2kLsJr-c"><strong><span style="color:#c0392b">BORA ÖZİZMİRLİ'NİN 6 DK.LIK AÇIKLAMASINI YOUTUBE'DA İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ:</span></strong></a></p>

<p>Özizmirli, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in önemli uyarısını hatırlatarak, <em><strong>“Eğer Hürmüz Boğazı Haziran 2026’ya kadar kapalı kalırsa 45 milyon insan aç kalacak, 32 milyon insan ise yoksulluğa itilecek” d</strong></em>edi. BM uyarısına göre gübre fiyatlarının <strong>yüzde 15 ile 46</strong> arasında arttığını belirten Özizmirli, bunun özellikle Güneydoğu Asya, Afrika ve Latin Amerika’daki küçük çiftçileri vurduğunu, hasadın azalmasıyla gıda fiyatları ve enflasyonun yükseldiğini kaydetti. Sudan, Yemen, Somali, Kenya ve Bangladeş gibi kırılgan ülkelerde etkinin çok daha yıkıcı olduğunu vurguladı.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;">&nbsp;“KALICI BARIŞ BEKLEMEK İYİMSERLİK”</span></strong></span></span></span></p>

<p>Ortadoğu’da kalıcı bir barış öngörmediklerini dile getiren Özizmirli, <em><strong>“Ön planda İran gözüküyor fakat arka planda küresel ekonomiler hedef alınıyor. ABD ve İsrail’in amacı savaşı uzatarak Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmasını sağlamak ve petrol piyasasındaki mevcut tekeli yıkıp kendi tekellerini kurmaktır” </strong></em>değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Özizmirli, Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) OPEC’ten ayrılmasının da bu sürece hizmet ettiğini ve en çok Suudi Arabistan’ı etkiledeğini belirtti. Trump’ın bu karardan memnuniyet duyduğunu hatırlatan Özizmirli, dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip ülkelerinin ABD’nin çevreleme stratejisiyle karşı karşıya olduğunu ifade etti. Bu ülkeleri şöyle sıraladı:</p>

<p>1<strong>-Venezuela: </strong>ABD’nin müdahalesiyle petrol şirketleri hakimiyet kurdu.<br />
<strong>2-Suudi Arabistan:</strong> İran saldırılarından ve Hürmüz’ün kapanmasından en fazla etkilenen ülkelerden.<br />
<strong>3-İran:</strong> Savaş nedeniyle petrol üretimi ve satışı engelleniyor.<br />
<strong>4-Kanada: </strong>Trump’ın hedefinde.<br />
<strong>5-Irak: </strong>Sürekli istikrarsızlık ve Amerikan etkisi altında.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">ENERJİ KRİZİ KÜRESEL ÜRETİM ZİNCİRİNİ VURDU</span></span></strong></span></p>

<p>Nisan ayında Katar ve Kuveyt’in petrol satmadığına işaret eden Özizmirli, bunun <em>Pakistan, Bangladeş, Sri Lanka ve Vietnam</em> gibi ülkelerde ciddi enerji krizlerine yol açtığını, sanayi üretiminin kısıldığını ve uzaktan çalışmaya geçildiğini söyledi. Avrupa’da da durumun kritik olduğunu belirten Özizmirli, <strong>Hollanda’da doğalgaz stoklarının %8’e </strong>düştüğünü, Fransa ve Almanya’nın kritik seviyelerde olduğunu, jet yakıtı stoklarının bir aylık kaldığını ve 20 bine yakın uçuşun iptal edildiğini aktardı.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">TÜRKİYE İÇİN FIRSAT PENCERESİ</span></span></strong></span></p>

<p>Bora Özizmirli, Türkiye’nin İran Savaşı’ndaki aklıselim tutumuna dikkat çekerek, <em><strong>“Hürmüz Boğazı kapalı kalırsa geriye Türkiye yolu kalıyor. Kalkınma Yolu’nun önemi artıyor”</strong></em> dedi. Kuzeyde Rusya-Ukrayna savaşı, güneyde ise ABD-İsrail kaynaklı sorunlar nedeniyle alternatif rotaların kapandığını belirten Özizmirli, bu durumun <strong>Türkiye’nin güvenli liman </strong>konumunu güçlendireceğini ve yeni ticaret yolları oluşturacağını kaydetti.</p>

<p>Uzun vadede İsrail’in bölgede yalnızlaştığını savunan Özizmirli, <em><strong>“Kısa vadede Amerika ve İsrail saldırıyor gibi gözükse de uzun vadede bu adımlar kendi halkına da zarar veriyor”</strong></em> yorumunu yaptı.</p>

<p>Özizmirli, Hürmüz Boğazı krizinin dünya için büyük risk taşıdığını ancak Türkiye açısından önemli bir fırsat yarattığını sözlerine ekledi.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=VvF2kLsJr-c"><strong><span style="color:#c0392b">BORA ÖZİZMİRLİ'NİN 6 DK.LIK AÇIKLAMASINI YOUTUBE'DA İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ:</span></strong></a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cem-vakfi-veli-agbaba-cemevimize-cokmeye-kalkti-3204</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 05 May 2026 13:59:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Cem Vakfı: Veli Ağbaba cemevimize çökmeye kalktı!</h1>
                        <h2>Cem Vakfı tarafından Malatya’da Cemevi ve Kültür Merkezi  projesinde Veli Ağbaba’ya yönelik iddialar gündemi sarstı. Cemevi meselesinde açıklamalarla kriz daha da büyüdü.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/cem-vakfi-veli-agbaba-cemevimize-cokmeye-kalkti-1777979775.webp">
                        <figcaption>Cem Vakfı: Veli Ağbaba cemevimize çökmeye kalktı!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Malatyakalitehaber sitesinden Kenan Kaya tarafından yapılan habere göre,&nbsp;Malatya’da Cem Vakfı tarafından yürütülen Cemevi ve Kültür Merkezi projesi, son dönemde özellikle CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba hakkında ortaya atılan iddialar ve karşılıklı sert açıklamalarla yeniden gündemin en sıcak başlıklarından biri haline geldi.</p>

<p>Projenin maddi sıkıntılar nedeniyle ilerleyememesi tartışmaları büyütürken, Cem Vakfı Malatya Şube Müdürü İzzettin Şahin’in yaptığı açıklamalar dikkat çekti. Şahin, projeye destek sürecinde yaşanıldığını iddia ettiği gelişmeleri detaylarıyla anlattı.</p>

<p>Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in isteği üzerine kendileri ile bir araya geldiklerini belirten Vakıf Müdürü İzzettin Şahin, “<strong><em>Maddi imkânsızlıklardan dolayı inşaat istediğimiz gibi gitmiyordu, Özgür Özel Adıyaman’a gelmişti, kendisi ile orada görüşüp destek istedik. Özgür Beyde, Veli beye dönerek, “</em></strong><em>Bu işi sen hallet istersen halledersin. Birçok işadamı ve belediyemiz var. Onlarda destek al. Bu inşaatı bitir abi. Hem açılışa da Kemal Kılıçtaroğlu’nu çağırın birlikte açalım</em><strong><em>” diyerek bize destek vermesini istedi. Veli Bey de ilgileneceğini gerekeni yapacağını söyledi. O görüşmede Sayın Ekrem İmamoğlu’da vardı ve kendisi de inşaata ciddi bir destek vereceğini söyledi. Ama ondan sonra gözaltına alındı ve tutuklandı. Fakat Veli Bey sözünü yerine getirmedi</em></strong>” ifadelerini de kullandı.</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyakalitehaber.com/files/uploads/1777841427-f95cd.jpeg" /></p>

<p>Malatya Kalite Haber’e konu ile ilgili olarak özel açıklamalarda bulunan İzzettin Şahin, vekil Veli Ağbaba’nın inşaatın tamamlanması için destek sözü verdiğini, daha sonra yönetime adam koymak istediğini, hesapları kendi arkadaşlarının denetiminde olması gerektiğini söylediğini ileri sürerek, “<em><strong>Bu taleplerinin hepsini kabul ettik. Yönetime söylediği isimleri aldık, tüm hesapları kendilerine bıraktık, bu seferde farklı talepler ortaya attılar.&nbsp; Adeta yönetimi bizi yok saymaya çalıştılar. İnşaat bahanesi ile Cem Vakfına çökmeye çalıştılar</strong></em>” dedi.</p>

<p>Temel Atma töreninde Milletvekili Veli Ağbaba’nın demir ve beton desteğinde bulunduğunun da altını çizen Cem Vakfı Malatya Şube Müdürü İzzettin Şahin, Ağbaba hakkında çarpıcı iddialarını şöyle sürdürdü:</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyakalitehaber.com/files/uploads/1777841450-4f3f8.jpg" /></p>

<p>“İnşaatın tamamlanması için birçok siyasiden bize o kadar çok sözler verildi ki, bir milyona yaklaşmış nüfusu olan Malatya'nın 250 bin Alevi kardeşimiz ama Aleviler burada sahipsiz bırakılıyor. En önemli darbeyi de CHP Malatya milletvekili Veli Ağbaba'dan yedik. Kendisi de Alevi olan Veli Ağbaba buraya geldi, bizimle oturdu, sohbet etti. Cem evi ve kültür merkezi inşaatını bitireceğini söyledi. Ama bazı şartlar öne sürdü. Biz yönetim olarak Sayın Milletvekili Veli Ağbaba'nın söylediği bütün şartları kabul ettik. Size sunduğum belgelerle kendisi Cem Vakfı'na 6 tane yönetici konulmasını istedi. İnşaatı denetlemeleri, çalışmaları takip etmeleri için olduğunu söyledi. Alınan kararla ve genel merkezimizin onayıyla Veli Ağababa'nın gösterdiği altı arkadaşı yönetimimize aldık. Bu kez kalkıp, girdi- çıktılar, muhasebe işlerinin bütün defter incelemelerinin bu arkadaşlar tarafından idare edilmesini istedi. Biz bunu da kabul ettik. En son ise yıllardır buraya mücadele eden, hatta cebinden para harcayan müteahhit Bahattin Canbay'ın gönderilmesini istedi. Kendisi bir müteahhit getirecekmiş. İşte biz orada durun dedik ve bunu kabul etmedik.</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/1775308990-f975c.jpeg" style="height:540px; width:800px" /></p>

<p>Kendisine o zaman bizim müteahhit kalsın, yanına bir müteahhit daha getirin dedik. Bunu kabul etmedi. En son buranın bitmesi için Bahattin beyin isteği doğrultusunda, tamam Bahattin Bey'i gönderelim ama alacakları var, onu ne yapacağız dedik. Sessiz kaldılar. Bahattin Bey'i buradan gönderdiğimizde Bahattin Bey'in adı lekelenecekti. Buna müsaade etmedik. O günden beri Veli Ağababa buraya uğramıyor. Hatta aldığımız duyumlara göre bir yerlerde ‘ben orayı yapacaktım, istemediler, engel oldular’ diyormuş.”</p>

<p>Şahin ayrıca açıklamasının devamında çok daha sert ifadeler kullanarak şu sözleri dile getirdi:</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyakalitehaber.com/files/uploads/1777841507-0f579.jpeg" /></p>

<p>“Veli Ağbaba'nın ve arkadaşlarının neyi planladığını anlamadık, adeta buraya Cem Vakfı'na çökmeye çalıştılar. Reklam yapmak istiyorsa yapaydı ama burayı da bitireydi. Şimdi biz kime gitsek, hangi kapıyı çalsak, ‘sizin Veli Ağbabanız var. Neden size destek olmuyor’ diyorlar. Şimdi bütün bunları bırakalım, bize yapılan saygısızlığı unutmaya hazırız. Biz buranın bitmesini istiyoruz. Buranın bitmesi Malatya'nın yüz akı olacak. Veli Ağbaba'ya da sesleniyorum, diğer vekillere de sesleniyorum. Malatya'da Alevileri sahipsiz bırakmayın. Bu devasa, görkemli ve birçok anlamda vatandaşımıza hizmet edecek Cem Vakfı'na ait Cemevi ve kültür merkezinin bitmesini sağlayın. Sayın Sami Er'e de sesleniyorum. Asli görevi burayı yapmak. Çünkü Sayın Cumhurbaşkanımızın bu konuda talimatı var. Kültür evlerini, cemevlerini belediyeler gereken desteği verip ve yapmak zorundalar.”</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyakalitehaber.com/files/uploads/1777841534-e5c04.jpeg" /></p>

<p>Bu açıklamaların ardından Cem Vakfı Malatya Şube Başkanı ve Alevi dedesi Eşref Doğan da sürece ilişkin değerlendirmede bulundu:</p>

<p>“Ben çok konuşmak istemiyorum. Biz burayı öyle ya da böyle bitireceğiz. Ama buradan reklam yapanlara müsaade etmeyeceğim. İzzettin Bey'in söylediklerine katılıyorum. O dönemde benim arkadaşlarımı ezmeye, yok etmeye, yok görmeye çalıştılar. Ben de buna müsaade etmedim, etmeyeceğim. Kim olursa olsun, Cem Vakfı'nda ve bu inşaatta emeği geçen hiçbir arkadaşımı hor göremez, dışlayamaz, yok sayamaz. Bu milletvekili de olsa. ”</p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyakalitehaber.com/files/uploads/1777841560-2bf3c.jpeg" /></p>

<p><strong>PROJENİN AMACI VE TEMEL ATMA SÜRECİ:</strong></p>

<p>Tüm bu tartışmaların odağında yer alan proje ise, aslında geniş kapsamlı bir sosyal ve kültürel merkez olarak planlanmıştı.</p>

<p>Cem Vakfı tarafından hayata geçirilmesi hedeflenen Cemevi ve Kültür Merkezi, Malatya’nın Cemal Gürsel Mahallesi’nde 6 bin 200 metrekarelik alan üzerinde inşa edilmek üzere projelendirilmişti.</p>

<p>Proje kapsamında bin kişilik cem ibadethanesi, 6 adet saz ve müzik eğitim sınıfı, derslikler, üniversite öğrencileri için etüt merkezleri, 40 kız öğrencilik yatılı yurt, 4 taziye evi, 2 mescit, aynı anda 10 cenazenin kaldırılabileceği merasim alanı, 600 kişilik taziye salonu ve 1500 kişilik yemekhane gibi çok sayıda sosyal alan yer alıyordu.</p>

<p>Cemevi ve Kültür Merkezi’nin temel atma töreni ise 2022 yılının Ekim ayında geniş katılımla gerçekleştirilmişti. Törene dönemin Malatya milletvekilleri, yerel yöneticiler, kanaat önderleri ve çok sayıda vatandaş katılmış; programda dualar okunmuş, kurban kesilmiş ve protokol üyeleri tarafından temel atma butonuna birlikte basılmıştı.</p>

<p>Törende yapılan konuşmalarda projenin Malatya’da birlik, beraberlik ve kültürel dayanışmaya katkı sunacağı vurgulanmıştı.</p>

<p>Ancak gelinen noktada proje hem maddi sıkıntılar hem de siyasi iddialar nedeniyle ilerleyemeyerek yeniden tartışmaların merkezine oturdu.</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/1774606046-84ecc.jpeg" style="height:514px; width:800px" /></p>

<p>İnşaatın müteahhitliğini üstlenen Bahattin Canbay ise yaptığı konuşmada, “<em><strong>Yeter ki bu inşaat biteydi ben gideydim. Arkadaşlarımın kabul etmemelerine rağmen vekil beyden gelen teklifi kabul ettim. Ancak inşaata cebimden harcadığım paralar var madem gideceğim onu verin dedim. Teklifi mi kabul etmediler. Veli beyin aramıza soktuğu kişilerin asıl amaçları neydi bilmiyorum, ama bu inşaatın bitmemesi için uğraştılar. Veli bey tarafından yönetime sokulan kişiler, bize çok kötü davrandı. Amaçları gerçekten inşaatı bitirmek olsaydı sürekli sorun çıkarmalardı.</strong></em>” ifadelerini kullandı.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ismet-abbasoglundan-aleviligin-arinmasi-cagrisi-3203</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 05 May 2026 13:36:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>İsmet Abbasoğlu'ndan Aleviliğin arınması çağrısı</h1>
                        <h2>Fransa’nın Bordeaux kentinde faaliyet gösteren Bordeaux Cemevi Başkanı ve Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Başkanı İsmet Abbasoğlu, Aleviliğin son dönemde çeşitli kesimlerin hedefi haline geldiğini belirterek, inancın özünden uzaklaştırılmak istendiği uyarısında bulundu.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/ismet-abbasoglundan-aleviligin-arinmasi-cagrisi-1777978471.webp">
                        <figcaption>İsmet Abbasoğlu'ndan Aleviliğin arınması çağrısı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Fransa’nın Bordeaux kentinde faaliyet gösteren Bordeaux Cemevi Başkanı ve Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Başkanı <strong>İsmet Abbasoğlu,</strong> Aleviliğin son dönemde çeşitli kesimlerin hedefi haline geldiğini belirterek, inancın özünden uzaklaştırılmak istendiği uyarısında bulundu.<br />
<br />
Abbasoğlu yaptığı yazılı açıklamada, Aleviliğin etnik, bölgesel, ulusal ve kimlik temelli farklı versiyonlarla yeniden dizayn edilmeye çalışıldığını ifade etti. Bu yapıların ortak amacının Aleviliğin inanç sistemini yok etmek olduğunu savunan Abbasoğlu, söz konusu organizasyonun arkasında Siyonizm’in olduğunu iddia etti.<br />
<br />
<strong>İsmet Abbasoğlu'nun yazılı açıklamasının yam metni şöyle:</strong><br />
<br />
<strong><span style="color:#2980b9">Aleviliğin Arınma Mücadelesi</span></strong><br />
<br />
Alevilik son dönemde birçok kişinin, ülkenin ve örgütün iştahını kabartmakta ve kendilerine göre Alevilik dizayn etmektedirler. Oluşturulan bu Alevilikler; etnik, bölgesel, ulusal ve kimliksel olarak çoğalmaya başlamıştır. Hepsinin ortak özelliği, Aleviliğin inanç sistemini yok etmektir. Bu organizasyonun arkasındaki karanlık güç Siyonizm’dir. Maalesef var olan kurumların çoğunluğu, Siyonizm’in oluşturduğu bu yapıların birer parçası hâline gelmiştir. Bu çok vahim bir durumdur. Bu durum, Siyonizm’in Alevilerin dönüşümü konusundaki başarısını göstermektedir. Aleviler ise bağlı oldukları kurumların bu teslimiyetlerinin farkında değiller. Alevileri temsil ettiğini söyleyen sözde başkanlar, siyasetin merkezinde kendilerine yer bularak menfaatlerini Aleviliği kullanarak gerçekleştirmektedirler. Aleviliği ticari bir meta olarak gören kurum başkanları da ayrı bir problemdir. Bu kadar çürümüşlüğün içindeki Alevilik, kendini arındırmalı ve özüne dönmelidir. Bunu yapabilmek için Alevilik, dernek kafesinden çıkartılarak ocaklara teslim edilmeli ve gerçek dedelerle yeniden yol bulmalıdır. Alevilerin inancının özünde İslam’ın ahlaki naifliği ve Allah’a bağlılığı vardır. Siyonizm’in istediği şey ise bunları Alevilerden koparmaktır. Yeni oluşturulan “Kürt Aleviliği” ile alisiz ve ateist Alevilik inşa etmek istemektedirler. Aleviler inançlı ve özüne bağlı bin yıldır bu yolda yürüyen, İslam’ın özü ve Türklerdir. Bir an önce kirlenmiş ve Aleviliğe zarar veren tüm unsurları içinden atmalı ve yeniden yapılanmalıdır.</p>

<p>İsmet Abbasoğlu<br />
Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Başkanı<br />
Fransa Bordeaux Cemevi Başkanı</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/konyada-istiklal-harbinde-mevleviler-ve-bektasiler-konferansi-yapildi-3202</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 05 May 2026 13:10:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Konya'da "İstiklal Harbinde Mevleviler ve Bektaşiler" konferansı yapıldı</h1>
                        <h2>Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Konya Şubesi, kültürel etkinlikler takvimi kapsamında Karatay Belediyesi katkılarıyla ve Mevlana ve ailesinin Konya’ya geliş yıldönümü münasebetiyle düzenlenen, "İstiklal Harbinde Mevleviler ve Bektaşiler" başlıklı konferansa ev sahipliği yaptı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/konyada-istiklal-harbinde-mevleviler-ve-bektasiler-konferansi-yapildi-1777976326.webp">
                        <figcaption>Konya'da "İstiklal Harbinde Mevleviler ve Bektaşiler" konferansı yapıldı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">TYB Konya Şubesi D. Mehmet Doğan Kütüphanesi’nde gerçekleştirilen programın düzenleyiciliğini Prof. Dr. Murat Ak üstlenirken, Necmettin Erbakan Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hülya Küçük konuşmacı olarak yer aldı. Programda Türk istiklalinin kazanılmasında tasavvuf ehlinin üstlendiği tarihi ve stratejik sorumluluklar detaylarıyla ele alındı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TBMM BAŞKAN VEKİLLİĞİ VE TEMSİL MAKAMI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Meclis yapısındaki din adamı ağırlığına değinen Küçük, “Meclis kurulduğu zaman bu hareketi bir merkezden yönetmek için öncelikle din adamlarına veriyorlar mebusluğu. Bizim konumuz olan Abdülhalim Çelebi ve Ahmet Cemalettin Çelebi başkan vekili seçilecekler. Abdülhalim Çelebi çok yüksek bir oyla, 120 mebustan 91'inin oyuyla birinci başkan vekili seçilmiş. Bektaşi Çelebisi ise 30 oy almış. Ahmet Cemalettin Çelebi aslında hasta, yoğun bir cilt hastalığından mustarip ve evinden çıkamayacak durumda olmasına rağmen Alevileri onunla kontrol edecekleri için mecliste tutuluyor. Abdülhalim Çelebi ise TBMM’nin kuruluşunda ve açılışında çok aktif, isyanlarda hep aracı durumunda ve sürekli haberleşerek bilgi veriyor” dedi</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YOKSULLUKLA İMTİHAN: "ALTIN ÇUVALLARI" EFSANESİNE KARŞI ACI GERÇEKLER</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Hülya Küçük, tarih yazımında sıkça karşılaşılan "dergahlardan çıkan altınlar" anlatısının gerçeği yansıtmadığını, belgelerin çok daha dramatik bir tablo çizdiğini ifade ediyor. Dergahların yardım etmek bir yana, devletin "muhtaçlar defterine" kayıtlı olduğunu hatırlatan Küçük, durumu "Mustafa Kemal ve arkadaşları Hacı Bektaş’ı ziyaret ettiğinde 'dergahta çuval çuval altınlar vardı, arabalara yükleyip gönderdiler' deniyor. Çuval çuval altın yoktu? Adamlar açlıktan ölüyor. Hacı Bektaş yakınlarındaki tuz madenindeki haklarını, 'tuz paylarını' bile en küçük oranına kadar istiyorlar; biriken ve verilmeyen eski haklarının peşine düşüyorlar. Kimsenin altın verecek hali de yok. Zaten Dünya Savaşı’ndan çıkılmış, insanlar kendilerini toparlayamıyor. Dergahlardan asıl istenen maddi yardım değil, askeri destek için 'insan kaynağı' idi."sözleriyle anlattı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>MİLLİ MÜCADELE’DE KADINLARIN VE DERGAHLARIN MADDİ DAYANIŞMASI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">İstiklal Harbi yıllarında Mevlevi dergahlarının, Bektaşi tekkelerine oranla maddi açıdan biraz daha imkan sahibi olduğunu belirten Prof. Dr. Hülya Küçük konuya ilişkin şunları söyledi: “Daha sonraki yıllarda, Kastamonu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Kadınlar Kolu Katibesi Saime Ayoğlu’nun bir gazete röportajındaki ifadeleri oldukça dikkat çekicidir. Ayoğlu, cemiyet reisi Zekiye Hanım hakkında konuşurken, onun bir şey bildiği için değil, ‘forsundan ve parasından’ faydalanmak için reis yapıldığını bizzat ifade etmiştir. ‘Şeyh hanımı olduğu için biz onun forsundan ve maddi yardımından faydalanıyorduk’ diyerek durumu açıklar. Buradan anlıyoruz ki, Mevlevi dergahları o dönemde Bektaşi dergahları kadar fakir değildi ve Milli Mücadele’ye maddi yönden de ciddi desteklerde bulunabiliyorlardı. Bunlar, Mevleviliğin alt planında devam eden ve mücadelenin finansmanına katkı sunan önemli çalışmalardır.”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.konyaolay.com/images/files/2026/05/69f8992a1e310.jpeg" /></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İSTANBUL VE ANADOLU ARASINDAKİ MÜCADELE: VELET ÇELEBİ’NİN ROLÜ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Velet Çelebi’nin Milli Mücadele dönemindeki faaliyetlerini ve Ankara’ya geçiş sürecini değerlendiren Küçük, “Abdülhalim Çelebi ile bir bakıma yarış içinde olan Velet Çelebi’nin durumu oldukça şaşırtıcıdır. Mücadele 1919’da başlamış olmasına rağmen, o 1921 gibi geç bir tarihte İstanbul’dan Anadolu’ya geçmiştir. İstanbul’dayken eliniz kolunuz bağlıdır, asıl mücadele Anadolu’dadır. Ankara’da ona bir yer veriliyor ancak kendisi doğrudan savaşla değil, daha çok Türk dili üzerine çalışmalarla ilgileniyor. Meclis’teki özgeçmişinde de kendisini Türk dili uzmanı olarak tanımlıyor. Daha sonra Türkiye devletleşme sürecine girdiğinde, Türkçe ile ilgili kurulan komisyonlarda görev alacaktır. Bazıları onun görevinin ilmiye sınıfı gereği bu olduğunu savunabilir; ancak aynı sınıftan olan Bektaşi Sami Rıfat, hem dil çalışmalarında ön plandayken hem de insanları savaşa yönlendirmek için mitinglerde ateşli konuşmalar yapmıştır. Velet Çelebi ise daha çok akademik ve kültürel bir çizgide kalmayı tercih etmiştir” şeklinde konuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İSTANBUL BEKTAŞİLERİ, HÜRRİYET VE İTİLAF TARAFTARLIĞI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Milli Mücadele karşıtı faaliyetler içinde yer alan bazı gruplara dikkat çeken Küçük, “İstanbul merkezli Bektaşiler arasında durum biraz farklıydı. Bazıları Hürriyet ve İtilaf Fırkası taraftarıydı. Kiraz Hamdi gibi isimler tarafından kurulan 'Tarikat-ı Salahiye' gibi yapılar, Milli Mücadele aleyhine çok farklı bir tutum içindeydiler. Hatta bu grubun içindeki bazı isimler, savaşın sonunda vatan hainliği gerekçesiyle '150’likler' listesine girerek sınır dışı edildiler. Tabii Mevleviler arasında da 150’likler listesine girenler vardır ancak Bektaşi kaynaklarına, özellikle Fahrettin Erdoğan veya Hüsamettin Ertürk’ün anılarına bu konularda ihtiyatla yaklaşmak gerekir. Zira bu eserlerde bilgilerin büyük bir bölümünün çarpıtıldığını ve tarafgir bir dille yazıldığını görmekteyiz.” diyerek konuşmasını sürdürdü.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Programın sonunda Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Temizel tarafından, Prof. Dr. Hülya Küçük’e değerli sunumu ve katkıları anısına Katılım Beratı takdim edildi. Etkinlik, toplu hatıra fotoğrafı çekimi ile sona erdi.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/drihsan-unlu-yazdi-istanbulda-amasya-gunleri-3201</link>
            <category>KONUK YAZAR</category>
            <pubDate>Tue, 05 May 2026 01:44:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Dr.İhsan Ünlü yazdı: İstanbul'da Amasya Günleri</h1>
                        <h2>İstanbul’da düzenlenen “Amasya Günleri” etkinliğinde kültürel birliktelik ve farklılıklarla bir arada yaşama kültürü öne çıktı. Etkinlik ile ilgili Dr. İhsan Ünlü bir yazı kaleme aldı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/drihsan-unlu-yazdi-istanbulda-amasya-gunleri-1777935657.webp">
                        <figcaption>Dr.İhsan Ünlü yazdı: İstanbul'da Amasya Günleri</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>İstanbul’da düzenlenen “<strong>Amasya Günleri” </strong>etkinliğinde kültürel birliktelik ve farklılıklarla bir arada yaşama kültürü öne çıktı.Coşkulu katılımın olduğu organizasyonda konuşmacılar arasında yer alan Dr. İhsan Ünlü, <em><strong>“Farklılıklarımızla Birlikte Yaşama Zemininde Örnek Şehir Amasya”</strong></em> başlıklı bir söyleşi gerçekleştirdi. Etkinlikte kitaplarını da imzalayan Ünlü, Amasya’nın kadim hoşgörü geleneğini anlattı.<br />
<br />
Dr. İhsan Ünlü, Amasya’nın tarih boyunca farklı kültür ve inançların bir arada yaşadığı bir kent olduğunu vurgulayarak, “<em><strong>Amasya, Alevi’siyle Sünni’siyle kardeşçe yaşamanın en güzel örneğini sunan bir yapıya sahiptir. Bir tarafta medreselerinde âlimler yetişirken, diğer tarafta dergâhlarında âşıklar, dervişler ve pirler yetişmiştir”</strong></em> dedi.<br />
<br />
Dr. İhsan Ünlü'nün etkinlik ile ilgili yazısının tam metni şöyle:<br />
<br />
<span style="color:#2980b9"><strong>İSTANBUL’DA AMASYA GÜNLERİ</strong></span><br />
&nbsp;</p>

<p>Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da <strong>“Amasya Günleri” </strong>adı altında düzenlenen bir etkinliğe katıldım.<br />
Coşkulu ve rekor katılımlı bu organizasyonda emeği geçen başta ADEF başkanı değerli dostum Turan Sayar olmak üzere herkesi tebrik ediyorum.<br />
Güzel Amasya’mızın çeşitli yönleriyle tanıtılmasının hedeflendiği bu etkinlikte bana düşen, işin kültürel kısmıydı.<br />
Bu amaçla, “Farklılıklarımızla Birlikte Yaşama Zemininde Örnek Şehir Amasya” konulu bir söyleşi yaptım ve kitaplarımı imzaladım.<br />
Amasya, kadim tarihinden bu yana farklı kültürlerin bir arada yaşadığı bir hoşgörü kenti olmuştur.<br />
Bu gün de bu özelliğini koruyarak Alevi’siyle Sünni’siyle kardeşçe yaşamanın en güzel örneğini sunan bir yapıya sahiptir.<br />
Bir tarafta medreselerinde âlimler yetişirken, diğer tarafta dergâhlarında âşıklar, dervişler, pirler yetişmiştir.<br />
Yine hak ve hakikat yolcusu nice âşıklara ev sahipliği yapmıştır şirin Amasya.<br />
Bu gönül insanlarından biri olan Amasya’mızın medar-ı iftiharı Fedayi Baba ne güzel söylemiş:<br />
“Ey Fedayi can gıdası zikrullah<br />
İrşad için inzal oldu yedullah<br />
Tahkik bildim mümin kalbi beytullah<br />
Halk eden rahmanı özümde buldum.”<br />
Bu minval üzere yaptığım konuşmadan sonra bir izleyicim kitap imzalatmak üzere yanıma geldi.<br />
“Alevilik-Bektaşilikte Ulûhiyet Anlayışı-Âşık Davut Sulari” adlı kitabımı biraz karıştırdıktan sonra dedi ki:<br />
-&nbsp;&nbsp; &nbsp;“Sizin anlattığınız bu şekilde Alevilik var mı? Bu haliyle Aleviliği yaşayan Aleviler var mı gerçekten?”<br />
Biraz tebessüm edip dedim ki: “İşte elinizdeki eser ve Âşık Davut Sulari’nin şiirleri. Ben yıllarca Erzincan’da görev yaptım; orada farklılıklara saygı çerçevesinde bir birliktelik gördüm.”<br />
Ve devam ettim: “Burası da benim memleketim Amasya. Burada da hep birlik-beraberlik, farklılıklara saygı duyarak birlikte yaşama kültürünü gördüm”<br />
Sonrasında sorular peş peşe gelmeye başladı ve aramızda şöyle bir diyalog geçti:<br />
-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Ama bize hep Alevilerin dini, kitabı, mabedi ayrı diye anlattılar!</p>

<p>-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Hayır, Alevilerin de tıpkı Sünniler gibi dini İslam, kitabı Kur’an’dır. İbadet niyetiyle gittikleri cemevleri ise caminin alternatifi değildir.</p>

<p>-&nbsp;&nbsp; &nbsp;O yüzden “Cami de bizim Cemevi de bizim” derler. Bazı Alevi köylerinde cami vardır. Dileyen gider namazını kılar. Bunun yanında cemevi veya meydan evi vardır. Yeri, zamanı geldiğinde oraya da giderler.</p>

<p>-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Ramazan ayında oruçlar tutanlar olduğu gibi Muharrem ayında “yas-ı matem” kastıyla oruç tutanlar da olur.</p>

<p>-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Yine aynı şekilde, “Ramazan da bizim Muharrem de bizim” derler.</p>

<p>-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Peki, onlar Kur’an’a inanır mı?</p>

<p>-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Elbette inanırlar, hatta “başımız Kur’an’a bağlıdır” derler. Cem törenlerinde yeri geldiğinde Kur’an’dan ayetler okunur.</p>

<p>-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Peki, Ehl-i Beyt’e vurgu yapmaları ve On iki imama bağlılıkları Şii olduklarını göstermez mi?</p>

<p>-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Hayır, Ehl-i Beyt’e muhabbet ve o pak nesli takip etmek için Şii olmaya gerek yoktur. Bu sevgi Kur’an’ın emrettiği bir sevgidir. Ayrıca Alevi’siyle Sünni’siyle hepimizin çocuklarına koyduğu Ehl-i Beyt isimleri, sevgili peygamberimize hürmet ve muhabbetin bir tezahürüdür.</p>

<p>-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Desenize Alevilik, İslam içinde mezhep gibi bir şeydir.</p>

<p>-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Tam olarak mezhep demesek de meşrep diyebiliriz. Veya İslam’ın tasavvufi/mistik bir yorumu da diyebilirsiniz.</p>

<p>-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bakın geleneğin önemli âşıklarından biri olan Pir Sultan Abdal ne diyor:<br />
“Muhammed dinidir bizim dinimiz<br />
Tarikat altından geçer yolumuz<br />
Cibril-i Emin’dir hem rehberimiz<br />
Biz müminiz mürşidimiz Ali’dir.”</p>

<p>-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bir Sünni olarak bu dörtlüğe itirazınız olabilir mi?</p>

<p>-&nbsp;&nbsp; &nbsp;Hayır, tabi ki de!<br />
Tabi bu dörtlüğün yanında Âşık Davut Sulari’den de dörtlükler okuduğumda ortam oldukça duygulu bir havaya büründü.<br />
Sonunda izleyicim kalktı bana sarıldı ve ağlamaklı bir şekilde; inanıyorum ki seni bana Allah gönderdi. Sayenizde büyük bir hatadan döndüm ve Alevi kardeşlerimi yakından tanıma fırsatı buldum.<br />
Bir kez daha anladım ki Hz. İmam Ali’nin dediği gibi; “kişi bilmediğinin düşmanıdır.”<br />
&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bakan-tekin-acikladi-ara-tatil-kalkiyor-mu-3200</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 02 May 2026 13:25:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Bakan Tekin açıkladı: Ara tatil kalkıyor mu?</h1>
                        <h2>Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, okullarda ara tatillere ilişkin yeni bir açıklamada yaptı. Ara tatilin yeni eğitim yılında kaldırılabileceğini söyleyen Tekin, "Eylül ayındaki başlangıcı biraz daha geç, haziran ayındakini biraz daha erkene almış olacağız" dedi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/bakan-tekin-acikladi-ara-tatil-kalkiyor-mu-1777717877.webp">
                        <figcaption>Bakan Tekin açıkladı: Ara tatil kalkıyor mu?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Milli Eğitim Bakanı&nbsp;Yusuf Tekin'den&nbsp;ara tatil&nbsp;açıklaması geldi. Tekin, ara tatilin yaz tatiline eklenmesinin gündemde olduğunu belirterek, "<strong><em>Eylül ayındaki başlangıcı biraz daha geç, haziran ayındakini biraz daha erkene almış olacağız.</em></strong>" ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"HAZİRAN AYINDAKİNİ BİRAZ DAHA ERKENE ALMIŞ OLACAĞIZ"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Tekin, "<strong><em>Ara tatilleri kaldırdığımızda çocuklarımızın&nbsp;eğitim öğretim&nbsp;hayatı iki hafta uzamayacak.</em></strong>" ifadesini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>Eylül ayındaki başlangıcı biraz daha geç, haziran ayındakini biraz daha erkene almış olacağız.</strong></em>" diyen Bakan Tekin, "<strong><em>Böylece öğrencilerimiz daha uzun tatil yapmış olacaklar.</em></strong>" şeklinde konuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>OKULLARDA EK GÜVENLİK ÖNLEMİ ALINACAK</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 2026-2027 Eğitim Öğretim Yılı başında bir dizi yeni tedbirin daha hayata geçirileceğini de söyledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kahramanmaraş'taki okul saldırısının ardından okul güvenliğine dair alınan tedbirlere yenileri eklenecek.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı'nın okul saldırıları ile ilgili soruşturma sürecine dahil olduğunu anlatan Bakan Tekin, şu açıklamaları yaptı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"- Kamuoyunda çok konuşulan sebepler; çocukların sosyal medya, oyun siteleri vesaire üzerinden yönlendirilmesi. Onlar tamam ama sonuçta bu işin fitilini ateşleyen bir mekanizma var. Yani bir şey var orada. Onun bütün boyutlarıyla ortaya çıkması lazım.</span></p>

<p><span style="color:#000000">- Bu hem kriminal bir durum olduğu için, eğer böyle bir suç işleyen birisi varsa suçun cezalandırılması açısından, adalet açısından gerekli hem de bizim bundan sonra almayı planladığımız tedbirlerle ilgili olarak bizim için önemli bir referans kaynağı olacak, ona odaklanmamız gerekecek.</span></p>

<p><span style="color:#000000">- O yüzden hem&nbsp;Milli Eğitim Bakanlığı&nbsp;Teftiş Kurulu Başkanlığı hem İçişleri Bakanlığı Mülkiye Teftiş Kurulu ortaklaşa bu süreci derinlemesine araştırıyorlar. Sürekli biz de bu konuda hassas olmaları gerektiği hususunda kendileriyle konuşuyoruz. Benim için önemli o kısım."</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bakan Tekin, okullarda kolluk kuvvetlerinin görevlendirilmesinin ise geçici bir tedbir olduğunu belirtti, "Kalıcı bir çözüm değil." dedi.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turkiyede-son-38-yilin-yagis-rekoru-3199</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 02 May 2026 13:19:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Türkiye’de son 38 yılın yağış rekoru</h1>
                        <h2>Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından paylaşılan bilgilere göre Türkiye'de, 1 Ekim ile 31 Mart arasındaki tarım sezonunda yağışlar, uzun yıllar ortalamasına göre yüzde 25, geçen yıla göre yüzde 87 arttı. Türkiye geneli yağışlar son 38 yılın en yüksek seviyesinde kayıtlara geçti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/turkiyede-son-38-yilin-yagis-rekoru-1777717485.webp">
                        <figcaption>Türkiye’de son 38 yılın yağış rekoru</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün paylaştığı bilgilere göre, Türkiye'de uzun yıllar su/tarım yılı ekim-mart yağışları (1991-2020) 374,3 milimetre ölçüldü. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yağışlar, geçen yılın aynı döneminde 250,2, bu yıl aynı dönemde ise ortalama 468,8 milimetre olarak kayıtlara geçti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu dönemde yağışlar uzun yıllar ortalamasına göre yüzde 25, geçen yıla göre yüzde 87 arttı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>SON 38 YILIN REKORU</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye geneli yağışlar son 38 yılın en yüksek seviyesinde kayıtlara geçti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yağışlar Kastamonu, Gümüşhane, Bayburt ve Artvin çevrelerinde yer yer normaline göre yüzde 20'nin üzerinde azalırken, İzmir, Balıkesir, Antalya, Mersin, Adana, Diyarbakır, Siirt, Şırnak, Van ve Hakkari çevrelerinde yüzde 60'ın üzerinde arttı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yağışlar tüm bölgelerde normalin ve geçen yıl yağışlarının üzerinde gerçekleşirken, en fazla artış yüzde 39 ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yaşandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İLLERE GÖRE YAĞIŞ ORANLARI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ege ve İç Anadolu bölgelerinde yağışlar son 11 yılın en yüksek seviyesinde kaydedildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İl genelinde ise en fazla yağış 904,5 milimetre ile Antalya’da gerçekleşti, sezon normaline göre en fazla artış yüzde 74 ile Şırnak'ta kayıtlara geçti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Su/tarım yılı yağışlarında en az yağış alan il 199,5 milimetre ile Iğdır, normaline göre en fazla azalış gösteren il ise yüzde 17 ile Rize oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">2026 su/tarım yılı yağışlarında Ordu'da son 58, Ağrı'da son 38, Düzce'de ve Zonguldak'ta son 31, İzmir ve Manisa'da son 27 yılın en yüksek seviyesi kayıtlara geçti.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/imf-raporu-turkiye-zirveye-yerlesecek-3198</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Sat, 02 May 2026 11:04:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>IMF raporu: Türkiye zirveye yerleşecek!</h1>
                        <h2>IMF’nin güncel projeksiyonlarına göre Türkiye bu yıl Gayri Safi Yurt İçi Hasılasının yükselişiyle nüfusu Müslüman olan ülkeler arasında fark atarak ilk sıraya yerleşecek. Yıllardır lider olan Endonezya'nın geride kalmasıyla dengeler değişecek.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/imf-raporu-turkiye-zirveye-yerlesecek-1777709653.webp">
                        <figcaption>IMF raporu: Türkiye zirveye yerleşecek!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">TGRT Haber'de Türkiye ekonomisinin geleceğine dair dikkat çekici bir iddiaya yer verildi. Haberde, Uluslararası Para Fonunun (IMF) son verilerine göre Türkiye'de nominal Gayri Safi Yurt İçi Hasılanın (GSYH) 1,64 trilyon dolara çıkacağı öngörülürken Türkiye, bu ekonomik büyüklükle nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ülkeler arasında ilk sırada yer alacak, denildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>DÜNYA EKONOMİK GÖRÜNÜMÜ RAPORUNDA DİKKAT ÇEKEN VERİLER</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">IMF, nisan ayında yayımladığı Dünya Ekonomik Görünümü raporuna ilişkin veri haritasında, ülkelerin nominal GSYH'lerine dair güncel projeksiyonlara yer verdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Buna göre Türkiye'de GSYH'nin bu yıl 1,64 trilyon dolar seviyesine yükseleceği tahmin edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Söz konusu projeksiyonda, Türkiye'nin ekonomik büyüklüğünün nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ülkeler arasında zirvede yer alması dikkati çekti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Uzun süredir bu alanda sürdürdüğü liderliğini IMF'nin 2025 yılı tahminlerine göre Türkiye'ye kaptıran Endonezya'nın GSYH'sinin bu sene 1,54 trilyon dolar olacağı öngörüldü.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ülkelerin ekonomik büyüklük sıralamasında Türkiye ve Endonezya'nın ardından gelen Suudi Arabistan'ın 2026'da 1,39 trilyon dolarlık GSYH'ye ulaşacağı tahmin edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YALNIZCA 3 EKONOMİ DİKKAT ÇEKTİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu gruptaki trilyon dolarlık ekonomiye sahip olan ülkeler Türkiye, Endonezya ve Suudi Arabistan ile sınırlı kaldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Listenin devamında, yaklaşık 622 milyar dolarlık hacmiyle Birleşik Arap Emirlikleri, 516 milyar dolarla Malezya ve yaklaşık 511 milyar dolarla Bangladeş yer aldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kuzey Afrika'nın en büyük ekonomilerinden Mısır'ın GSYH'sinin 2026'da yaklaşık 430 milyar dolara çıkacağı tahmin edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">IMF'nin güncel projeksiyonunda Pakistan'a ilişkin 2026 GSYH tahmini yer almazken ülkenin geçen yıl 408 milyar dolarlık bir ekonomik büyüklüğe ulaştığı öngörüldü.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="IMF raporunda dikkat çeken detay: Türkiye Müslüman ülkeler arasında zirveye yerleşecek" src="https://i.tgrthaber.com/images/2026/5/1/imf-raporunda-dikkat-ceken-detay-turkiye-musluman-ulkeler-arasinda-zirveye-yerlesecek-3297780_202605012243_3.png" style="height:1113px; width:1280px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TÜRKİYE'NİN GSYH VERİLERİNDE SIÇRAMA</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Analistler, Türkiye'nin GSYH verisindeki öngörülen sıçramada, imalat sanayisindeki genişleme, turizmdeki toparlanma, ihracat artışları ve dolar kuru etkilerinin ana unsurlar olarak öne çıktığını belirtti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu unsurların bir araya gelmesinin Türkiye'nin nominal GSYH'sini nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ülkelerin önüne geçirdiğine işaret eden analistler, nüfus avantajı ve doğal kaynak zenginliğine rağmen Endonezya'nın bazı sektörlerdeki yavaşlama ve küresel emtia fiyatlarındaki dalgalanmalardan etkilendiğini ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Analistler, bu ülke grubundaki diğer büyük ekonomilerin daha çok ham madde ve enerji ihracatına dayalı bir yapı sergilediğini vurgulayarak, Türkiye'nin sanayi ve hizmet ile çeşitlendirilmiş ekonomik yapısının büyüme ivmesini sürdürülebilir kıldığını kaydetti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">IMF, ocak ayındaki tahminlerinde Türkiye ekonomisinin 2026'da yüzde 4,2 büyüyeceğini öngörmüştü.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Nisan ayında ise yüksek petrol ve doğal gaz fiyatlarının ekonomik faaliyeti olumsuz etkileyeceğini belirten IMF, Türkiye için 2026 reel büyüme tahminini yüzde 3,4'e revize etmişti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><em>IMF'nin güncel projeksiyonlarına göre nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ülkelerin ekonomik büyüklük (milyar dolar) sıralaması şöyle:</em></span></p>

<p><em><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/tgrt.JPG" style="height:457px; width:773px" /></span></em></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/almanyada-camiye-saldirdilar-3197</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Fri, 01 May 2026 21:44:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Almanya'da camiye saldırdılar</h1>
                        <h2>Almanya'da bir caminin mermer duvarı tahrip edildi, mermerin üzerindeki hilale domuz başı yerleştirilerek kanla caminin girişi kirletildi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/almanyada-camiye-saldirdilar-1777661611.webp">
                        <figcaption>Almanya'da camiye saldırdılar</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">HABER MERKEZİ / ALMANYA- Münih yakınlarındaki Memmingen ilçesinde bulunan Diyanet İşleri Türk İslam Birliğine (DİTİB) yönelik saldırıyla ilgili polisten yapılan yazılı açıklamada, saldırıyla ilgili soruşturma başlatıldığı bildirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Açıklamada, gece yerel saatle 04.30 sularında, caminin tepesinde hilal bulunan yaklaşık 1,5 metre yükseklikteki mermer duvarının tahrip edildiği belirtildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>HİLALİN ÜZERİNE DOMUZ BAŞI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Saldırıda kimliği belirsiz kişilerin muhtemelen hayvan kanıyla dolu balonları giriş kapısına attıkları ve hilal sembolünün üzerine kesilmiş bir domuz başı yerleştirdikleri aktarılan açıklamada, saldırının ardından faillerin kaçtığı ifade edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Delillerin toplanmasının ardından Federal Kriminal Dairesince soruşturma başlatıldığı belirtilerek, alanın Memmingen İtfaiyesi ve Memmingen Belediyesi tarafından temizlendiği bilgisi paylaşıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Memmingen polisi, görgü tanıkları ya da olayla ilgili bilgi verebilecek kişilerin kendilerine ulaşabileceğini kaydetti.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/samin-seyyide-zeynep-bolgesinde-patlama-olu-ve-yarali-var-3196</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Fri, 01 May 2026 21:30:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Şam'ın Seyyide Zeynep bölgesinde patlama- ölü ve yaralı var!</h1>
                        <h2>Şam'ın Şii nüfusun yoğunluğuyla bilinen Seyyide Zeynep bölgesinde bugün meydana gelen şiddetli bir patlama sonrasında Seyyide Zeynep Türbesi’nde hatip olarak görev yapan Ferhan Hassan el-Mansur'un hayatını kaybettiği öğrenildi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/05/samin-seyyide-zeynep-bolgesinde-patlama-olu-ve-yarali-var-1777660557.webp">
                        <figcaption>Şam'ın Seyyide Zeynep bölgesinde patlama- ölü ve yaralı var!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ŞAM-</strong> Suriye’nin başkenti Şam’ın kırsalında yer alan ve Şii nüfusun yoğunluğuyla bilinen Seyyide Zeynep bölgesinde bugün şiddetli bir patlama meydana geldi. İlk belirlemelere göre olayda bir sivil yaralanırken, bölgenin tanınmış din adamlarından Ferhan Hassan el-Mansur hayatını kaybetti.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">OLAYIN GELİŞİMİ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Görgü tanıklarından alınan bilgilere göre, seyir halindeki sivil bir araca kimliği belirsiz kişi veya kişilerce <strong>el bombası</strong> atıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Saldırının hemen ardından araçta büyük bir patlama meydana geldi.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">CAN KAYBI VE YARALILAR</span></strong></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Ferhan Hassan el-Mansur:</strong> Seyyide Zeynep Türbesi’nde hatip olarak görev yapan Şii din adamının, patlayan aracın içerisinde olduğu ve olay yerinde yaşamını yitirdiği bildirildi.</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000"><strong>Sivil Yaralanma:</strong> Patlama sırasında çevrede bulunan bir sivilin yaralandığı ve bölgedeki en yakın hastaneye sevk edildiği öğrenildi.</span></p>
	</li>
</ul>

<p><strong><span style="color:#000000">GÜVENLİK ÖNLEMLERİ VE SORUŞTURMA</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Patlamanın ardından iç güvenlik güçleri bölgeyi kordon altına alarak giriş-çıkışları kapattı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Olay yerine intikal eden uzman ekipler, enkaz üzerinde teknik incelemelere başladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yetkililer, olayın planlı bir <strong>suikast</strong> mı olduğu yoksa araçtaki bir mühimmatın <strong>kazara</strong> infilak etmesi sonucu mu yaşandığı üzerinde titizlikle duruyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şu ana kadar saldırıyı üstlenen herhangi bir grup olmazken, güvenlik birimlerinin geniş çaplı soruşturması devam ediyor. Bölgedeki gergin bekleyiş sürüyor.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-gucbirligi-platformundan-desticiye-ziyaret-3195</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 09:48:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Alevi-Bektaşi Güçbirliği Platformu’ndan Destici’ye ziyaret</h1>
                        <h2>Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, Alevi-Bektaşi Güçbirliği Platformu temsilcilerini kabul etti. Ali Rıza Özdemir başkanlığındaki heyet, hazırladıkları Alevi Raporunu Destici’ye sundu.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/alevi-bektasi-gucbirligi-platformundan-desticiye-ziyaret-1777532934.webp">
                        <figcaption>Alevi-Bektaşi Güçbirliği Platformu’ndan Destici’ye ziyaret</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA</strong> – Alevi-Bektaşi toplumunun taleplerini siyasetin merkezine taşımayı hedefleyen <strong>Alevi-Bektaşi Güçbirliği Platformu</strong>, siyasi parti ziyaretleri kapsamında Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Merkezi’ni ziyaret etti.</p>

<p>Platform Başkanı Ali Rıza Özdemir başkanlığındaki heyet, görüşmede Alevi toplumunun beklentilerini içeren kapsamlı raporu sundu.</p>

<p><strong>BİR SAATLİK KRİTİK ZİRVE </strong></p>

<p><strong>Başkan Ali Rıza Özdemir</strong> ve beraberindeki platform temsilcileri, BBP lideri Mustafa Destici ile yaklaşık bir saat süren verimli bir görüşme gerçekleştirdi.</p>

<p>Görüşmenin ana gündem maddesini, platform tarafından hazırlanan ve Alevilik politikalarına dair somut öneriler içeren rapor oluşturdu.</p>

<p><strong>ANAYASAL VATANDAŞLIK VURGUSU</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/PLATFORM.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></p>

<p>Görüşmenin en dikkat çekici noktalarından biri, vatandaşlık tanımına yaklaşım oldu. Bilgilendirme toplantısında, son günlerde gündeme getirilen ve şüpheyle yaklaşılan eşit vatandaşlık algısı yerine “<strong>anayasal vatandaşlık</strong>” kavramının ön plana çıkarılması gerektiği vurgulandı.</p>

<p>Raporda yer alan tüm hususlar bu vizyon çerçevesinde Genel Başkan Destici’ye aktarılırken, taleplerin Türkiye’nin milli birliğini sarsan değil, tam tersine bu birliği tahkim eden, yapıcı ve hukuki talepler olduğu ifade edildi.</p>

<p><strong>DESTİCİ: "RAPORU SEÇİM BEYANNAMEMİZDE DEĞERLENDİRECEĞİZ" </strong></p>

<p>Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Alevi-Bektaşi toplumunun Türk milletinin asli ve büyük bir parçası olduğunu hatırlattı. Sunulan taleplerin değerlendirileceğini belirten Destici, çözüm yolunda diyaloğun önemine değindi.</p>

<p>Toplantıda ayrıca BBP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Durmuş Boztuğ da hazır bulunarak raporun detayları üzerine heyetle teknik değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p><strong>SİYASİ TEMASLAR GENİŞLEYEREK SÜRECEK </strong></p>

<p>Başkan Ali Rıza Özdemir, görüşmenin ardından yaptığı değerlendirmede temel amaçlarının tüm siyasi partilerin Alevilik politikalarını bilimsel ve toplumsal veriler ışığında inşa etmek olduğunu vurguladı. Özdemir, şu açıklamada bulundu:</p>

<p>“<strong><em>Alevi Raporu'muzdaki önerilerin hayata geçmesi için siyasi partiler, inanç önderleri, kanaat önderleri ve konuya katkı sunabilecek tüm kurumlarla görüşmeye devam edeceğiz. Ortak bir konsorsiyum ve milli bir mutabakat oluşana dek bu bilgilendirme ziyaretlerimizi kararlılıkla sürdüreceğiz.</em></strong>”</p>

<p>Platform üyelerinin sürece sunduğu katkılardan dolayı teşekkürlerini ileten Özdemir, diyalog kanalının açık kalmasının önemine dikkat çekti.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/adana-tahtacilari-kultur-dernegi-genel-kurulunu-yapti-3194</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 23:59:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Adana Tahtacıları Kültür Derneği genel kurulunu yaptı</h1>
                        <h2>Tahtacı örgütlenmesinin Adana’daki ayağı Adana Tahtacıları Derneği genel kurulda güç tazeledi: Hüseyin Şapkalı yeniden başkan.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/adana-tahtacilari-kultur-dernegi-genel-kurulunu-yapti-1777410969.webp">
                        <figcaption>Adana Tahtacıları Kültür Derneği genel kurulunu yaptı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ADANA</strong> – Tahtacı kültürünün yaşatılması ve bu kadim mirasın kurumsal bir yapıyla geleceğe taşınması hedefiyle çalışmalarını sürdüren <strong>Adana Tahtacıları Kültür Derneği</strong>, 2. Olağan Genel Kurulu’nu gerçekleştirdi. Birliğin ve dayanışmanın ön plana çıktığı kongre, Tahtacı toplumunun üst düzey temsiline sahne oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>DİVAN BAŞKANLIĞINI GENEL BAŞKAN YOLCU BİLGİNÇ ÜSTLENDİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/tahtac%C4%B11.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Genel kurulun en dikkat çeken detayı, <strong>Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Yolcu Bilginç</strong>’in bizzat katılımı oldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kongrede Divan Başkanlığı görevini üstlenen Bilginç, sürecin demokratik ve kültürel değerlere uygun bir şekilde yürütülmesine rehberlik etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>RIZALIK USULÜYLE TAM MUTABAKAT</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Seçimlerde Tahtacı geleneğinin en önemli unsurlarından biri olan <strong>“rızalık”</strong> yöntemi esas alındı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Genel Kurul’da alınan tüm kararlar oybirliğiyle geçerken, rızalık esasıyla hazırlanan tek liste delegelerin tamamının desteğini aldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Mevcut başkan <strong>Hüseyin Şapkalı</strong> ve yönetim kurulu, üyelerin güvenini tazeleyerek 3 yıllığına yeniden göreve seçildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ADANA’DA KÜLTÜR VE AKADEMİ ZİYARETLERİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Tahtac%C4%B12.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Genel kurulun ardından Genel Başkan Yolcu Bilginç ve Adana Dernek Başkanı Hüseyin Şapkalı, Adana’da bir dizi resmi temas gerçekleştirdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Heyet, dünyanın en büyük müze komplekslerinden biri olan <strong>Adana Müzesi</strong>’nde, <strong>İl Kültür ve Turizm Müdürü Emre Duru</strong>’yu makamında ziyaret ederek bölgedeki kültürel faaliyetler üzerine görüş alışverişinde bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyaret sırasında, orada bulunan <strong>Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Sözen</strong> ile de Tahtacı kültürünün akademik ve kültürel boyutu üzerine değerlendirme yapıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TOROSLAR'DAN TÜM TÜRKİYE'YE SELAM</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Dernekten yapılan açıklamada, Adana’nın Tahtacı kimliğinin "<strong><em>ana yurdu</em></strong>" olduğu hatırlatılarak şu ifadelere yer verildi:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><em>"<strong>Ecdadımızın at sırtında Toroslar'ı aşarak Ege'den Marmara'ya uzattığı bu kadim yolun savunucularıyız. Mesafeler bizim için engel değil; Tahtacı örgütlülüğü her geçen gün daha da büyüyor. Bu kültüre gönül veren herkese selam olsun.</strong>"</em></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yeni dönemde Hüseyin Şapkalı ve ekibine başarı dileklerinin iletildiği kongre, hatıra fotoğraflarının çekilmesiyle sona erdi.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenlerinden-cankaya-koskune-ziyaret-3193</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 23:12:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Horasan Erenleri’nden Çankaya Köşkü’ne ziyaret</h1>
                        <h2>Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Erdem Cömert, Cumhurbaşkanlığı Sosyal ve Gençlik Politikaları Kurulu Üyesi ve Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Kurucu Başkanı Dr. Ali Arif Özzeybek ile Çankaya Köşkü’nde bir araya geldi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/horasan-erenleri-dernekler-federasyonundan-cankaya-koskune-ziyaret-1777407589.webp">
                        <figcaption>Horasan Erenleri’nden Çankaya Köşkü’ne ziyaret</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA –</strong> Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Erdem Cömert, Cumhurbaşkanlığı Sosyal ve Gençlik Politikaları Kurulu Üyesi ve Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Kurucu Başkanı Dr. Ali Arif Özzeybek ile Çankaya Köşkü’nde bir araya geldi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>STRATEJİK GÖRÜŞ ALIŞVERİŞİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Genel Başkan Erdem Cömert’in göreve gelmesi vesilesiyle gerçekleşen ziyarette, Hacıbektaş Horasan Erenleri Dergahı Cemevi’nin açılış süreci ve sonrasındaki işlevselliği üzerine kapsamlı bir görüşme yapıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Oldukça samimi bir atmosferde geçen buluşmada, merkezin toplumsal ve kültürel hayata sunacağı katkılar üzerine stratejik değerlendirmelerde bulunuldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>DOĞRUDAN DİYALOG VURGUSU</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Görüşme sırasında, Alevi-Bektaşi örgütlerinin sorunlarını iletebilecekleri kurumsal muhatap bulma noktasında gelinen aşama ele alındı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Cumhurbaşkanlığı düzeyinde kurulan sık temasların ve çözüm odaklı yaklaşımın, sahadaki taleplerin doğrudan iletilmesi açısından önemli bir mekanizma olduğu gözlemlendi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BİRLİĞİMİZ DAİM OLSUN MESAJI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyaretin ardından sosyal medya hesabından bir paylaşım yapan Dr. Ali Arif Özzeybek, şu ifadeleri kullandı: “<em><strong>Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Sayın Erdem Cömert’i Çankaya Köşkü’nde misafir ettik. Sayın Cömert’e nazik ziyaretleri için teşekkür eder; yeni görevinde başarılar dilerim. Birliğimiz daim olsun.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TEŞEKKÜR VE İŞ BİRLİĞİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Federasyon Genel Başkanı Erdem Cömert ise Dr. Ali Arif Özzeybek’e nazik daveti, Çankaya Köşkü’ndeki misafirperverliği ve hoşsohbeti için teşekkürlerini sundu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Görüşmede, kültürel mirasın korunması ve kurumsal iş birliğinin güçlendirilmesi konusundaki kararlılık bir kez daha teyit edildi.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-kultur-ve-cemevi-baskanligi-calisiyor-3192</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 21:53:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı çalışıyor!</h1>
                        <h2>Sabah gazetesinden Murathan Yıldırım, "Cemevleri 4 yılda ihya edildi" başlığı ile, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı'nın çalışmalarını gündeme taşıdı. Haberde verilen bilgilere göre, cemevlerinin yarısından biraz fazlasının elektrik giderlerinin karşılandığı görülüyor. Deprem bölgesinde de 117 cemevinin bakım ve onarım işleri tamamlanmış. İşte o haber:</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/alevi-bektasi-kultur-ve-cemevi-baskanligi-calisiyor-1777403393.webp">
                        <figcaption>Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı çalışıyor!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">2022 yılında devlet eliyle kurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, toplum içerisinde birlik-beraberliği pekiştiren önemli adımlar atmaya devam ediyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Halihazırda devlet eliyle elektrik faturası karşılanan cemevi sayısı 1115'e ulaştı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi toplumuna yönelik tarihin en büyük yatırım, bakım-onarım ve ihya çalışmaları da son 4 yılda gerçekleşti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Başkanlık eliyle son 4 yılda toplam 897 cemevinin bakım-onarım ve tefrişatının tamamlandığı öğrenildi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu cemevlerinin 117'si&nbsp;deprem&nbsp;bölgesinde yer alıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Halihazırda 311 cemevindeki ihya süreci de titizlikle devam ediyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Başkanlık, cemevlerinde kütüphane birimleri kurulmak üzere 27 bin bin kitap temin ederek, dağıtımına başladı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kurum dergisi olan NİYAZ'ın ilk sayısı ise geçen sene yayımlandı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ayrıca 2025 yılında 3 büyük sempozyum ve 81 ilden gelen binlerce misafirle 'Balım Sultan Sohbetleri' düzenlendi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bağlama kursu ve semah eğitimi faaliyetleri de başkanlıkta başlatıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi toplumunun inanç ve kanaat önderleriyle sık sık buluşmalar da düzenlenerek talep ve beklentiler not ediliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>MURATHAN YILDIRIM / SABAH</strong></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-aktas-yazdi-alevilere-yonelik-kin-nefret-ve-ayristirici-dil-3191</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 16:12:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ali Aktaş yazdı: Alevilere yönelik kin, nefret ve ayrıştırıcı dil</h1>
                        <h2>Sosyolog Ali Aktaş, Cumhuriyet gazetesi yazarı Mine G. Kırıkkanat’ın kendi sosyal medya hesabında paylaştığı eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu hedef alan “kripto kılıç artığı” ifadeleri üzerinden Alevilere yönelik kin, nefret ve ayrıştırıcı dil kullanımını masaya yatırdı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/ali-aktas-yazdi-alevilere-yonelik-kin-nefret-ve-ayristirici-dil-1777296056.webp">
                        <figcaption>Ali Aktaş yazdı: Alevilere yönelik kin, nefret ve ayrıştırıcı dil</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Mine Kırıkkanat konu ile ilgili olarak hesabından “<strong><em>Sosyal medya platformu X’te yaptığım yanlış bir paylaşım, önce şahsıma, ardından Türkiye Cumhuriyeti’nin en değerli belleği, ilkelerinin temsilcisi gazetemiz Cumhuriyet’e haksız ve çirkin saldırılara yol açtı; ölçüsüz, vicdansız bir lince dönüştü. Tümüyle beni bağlayan ve hata yaptığımı ne yazık ki geç anladığım, Andımız’ın kaldırılmasına dolaylı onay verdiğine ilişkin iddialar üzerine eleştirmek istediğim </em><em>Kemal Kılıçdaroğlu</em><em>’nun soyadına gönderme yaptığım “</em><em>kılıç artığı”</em><em> söyleminin tarihteki katliamlarla ilgisini bilmiyordum. Hiçbir insan, en bilgelerimiz bile her şeyi bilemez. Bilenler uyarınca gönderiyi sildim ve özür diledim.</em></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Alevilik, Türk toplum yapısında en saygı duyduğum inanç ve kültür katmanıdır. Dahası, en yakın akrabalarım Alevidir. Alevilerin tarihi ve uğradıkları zulme ilişkin sayısız makalem, yazı dizim, hatta kitabım var. Okurlarım, benim mezhepçilik yapmayacağımı, herhangi bir siyasetçiyi mezhebi üzerinden eleştirmeyeceğimi bilir. Buna rağmen yanlış kanı uyandırdığım okurum varsa onlardan zor durumda bıraktığım Cumhuriyet yoldaşlarımdan tekrar özür dilerim</strong>”</em> biçiminde özür dileyerek, eleştirildiği yazıyı silse de nafile...</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TEHLİKENİN FARKINDA MIYIZ?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Son zamanlarda, ne yazık ki alışık olduğumuz bir tablo yeniden karşımızda: Alevilere yönelik kin, nefret ve ayrıştırıcı dil kullanımı… </span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplumu bir arada tutması gereken şahsiyetler, kimi zaman en derin yaraları açabilecek kişiliklere dönüşmektedir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Birleştirmek yerine ayrıştırmaya yönelik kullanılan söz; yani bir fikir, hakikati aramak yerine öfkeyi büyütüyorsa, yalnızca bir kişiye değil, bir inanca, bir toplumsal hafızaya da zarar veriyorsa tehlike büyüktür. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bundan dolayı yazarlar, akademisyenler, gazeteciler, siyasetçiler ve sanatçılar vb. gibi toplumun göz önünde olan kişileri söylediklerine, yazdıklarına çok daha dikkat etmelidirler. Ancak son zamanlarda bu kesim içinde yer alanların Alevilere karşı daha özensiz, daha dikkatsiz ve yaralayıcı olmaya başladıkları görülmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ÖTEKİLEŞTİRMEYİ MÜBAH GÖRMEK</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Mine Kırıkkanat’ın, ana muhalefet partisinin eski liderine yönelik kullandığı “<em><strong>Kılıç-artığı</strong></em>” ifadesi, basit bir dil sürçmesi veya kişisel bir husumet değil bir topluluğun tarihsel acılarını hedef alarak; bu toprakların kadim kimliklerine karşı beslenen yani Alevi toplumuna yönelik tarihsel nefretin/zihniyetin dışa vurumudur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’nin siyasal iklimine uzun süredir yerleşen ve “<em><strong>çağdaşlık</strong></em>” iddiasını toplumu homojenleştirme refleksiyle birleştiren çapsız anlayış, kimi zaman gazetecilik etik değerlerini, kimi zaman da siyasi etik değerlerini hiçe sayan bir dejenerasyon ile birlikte pazarlanmaktadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kısaca bu tür söylemler, toplumsal hakikati arama çabasından koparıp, kendi siyasal dogmalarını koruma pahasına her türlü ötekileştirmeyi mubah gören bir “<em><strong>yandaşlık</strong></em><em>”</em> biçimine dönüştürmektedir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Buradaki yandaşlık, yalnızca iktidara veya herhangi bir siyasi oluşuma eklemlenmekle sınırlı değildir; kendi ideolojik döngüsüne hapsolmuş, toplumun çoğulcu yapısını bir “<em><strong>tehdit</strong></em>” olarak kodlayan kalıplaşan bir zihniyetin yandaşlığıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>NEFRET DİLİNİN YARATTIĞI BİLGİ KİRLİLİĞİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu zihniyet, insana ait değerleri toplumsal bir barış anlayışından uzaklaşarak, kimi zaman sekülerizmi, kimi zamanda kendi dinsel kalıplarını ve ön yargılarını bir dinî dogma gibi kurgulayarak, bu tanımın dışındaki her türlü etnik ve inançsal kimliği “<em><strong>habis bir ur</strong></em>” gibi görme eğilimindedir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kürtleri, Alevileri, Romanları, Karadenizlileri ve Gayrimüslimleri açıkçası <em><strong>kendisine benzemeyen unsurları/kendisinden olmayanları</strong></em> bu coğrafyanın kurucu zenginliği olarak benimsemek yerine, mücadele edilmesi gereken “<em><strong>zararlı unsurlar/olanlar</strong></em>”&nbsp;olarak tanımlayan yaklaşım, modern Türkiye’nin demokratikleşme sancılarının asıl kaynağıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Söz konusu “<strong><em>Kılıç-artığı</em></strong>” nitelemesi, hiç şüphesiz doğrudan Alevi kimliğine ve bu kimliğin temsil ettiği tarihsel derinliğe yönelik bir tasfiye arzusunu içinde barındırmaktadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu durum, akademisyeninden siyasetçisine, gazetecisinden inanç temsilcilerine kadar geniş bir entelektüel kitlenin, rasyonel siyaset üretmek yerine kitleleri nefretle konsolide etme çabasını ve içine düştükleri vizyoner çapsızlığı açıkça teşhir etmektedir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yani kullanılan bu nefret dili, yalnızca bireyleri değil, bu coğrafyanın bir arada yaşama iradesini hedef alan bir bilgi kirliliğine de hizmet etmektedir. Kendini “<em><strong>aydın</strong></em>” olarak tanımlayan ancak ırkçılığın soft/yumuşak bir tarzının arkasına saklanarak saldıran bu aktörler, hitap ettikleri dar çevrenin onayını alabilmek adına her türlü çirkefliğin içerisine yatmaktan imtina etmemektedirler. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ezberlenmiş bir retorikten beslenen siyasi terminolojiyi bir silah gibi kullanan bu yapı, toplumsal barışı tesis edecek demokratik bir dil yerine, içselleştirdikleri arkaik korkuları “<em><strong>entelektüellik</strong></em>” veya “<em><strong>dindarlık</strong></em>” kılıfıyla pazarlamaktadırlar. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BİZ KILIÇ ARTIĞI DEĞİLİZ!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Sözün özü bilinmelidir ki biz Kızılbaş/Aleviler ne birilerinin “<strong><em>oy deposuyuz</em></strong>” ne de bir başkasının “<strong><em>stratejik ortağız</em></strong>”; biz, 72 millete bir nazarla bakan, adaleti vicdanlarda arayan bir toplumuz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Biz Kızılbaş/Aleviler; hür irademizle, inancımızla, kadim kültürümüzle ve bitmek bilmeyen insanlık sevdamızla bu topraklarda var olmaya devam edeceğiz. Kimsenin çizdiği sınırlara sığmayacak kadar geniş, kimsenin kılıcıyla yok edilemeyecek kadar köklüyüz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kısaca<em><strong> Kılıç artığı değiliz</strong></em>, bizler, tarihin karanlık dehlizlerinden süzülüp gelen ama asla o karanlığın içinde kaybolmayan bir inancın mirasçılarıyız. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bize “<strong><em>kılıç artığı</em></strong>” diyerek mağduriyet üzerinden bir kimlik biçmeye çalışanlar, ne tarihimizi ne de gönül köprülerimizi anlayabilirler. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Biz bir yıkımın kalıntısı değiliz; kökü adalete, dalı insana, meyvesi sevgiye uzanan devasa bir çınarın kendisiyiz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bizim yolumuz; sazın tellerinde yankılanan hakikatız, <strong><em>Semah</em></strong>ın dönüşündeki evrensel nizamın ve “<em><strong>incinsen de incitme</strong></em>” diyen <strong><em>Hünkar</em></strong>’ın nefesiyiz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Biz, nefretin ve şiddetin çölünde değiliz, iyilik ve güzellik deryasının serin sularıyız. Bu derya ne kurur ne de kirlenir; çünkü kaynağımız insan sevgisi, suyumuzu ise bin yıllık bir irfandan alırız.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu nedenle bize karşı kullanılan “<em><strong>Kılıç artı</strong></em><em><strong>ğ</strong></em><em><strong>ı</strong></em>” sözü bir dil sürçmesi değildir; tarih boyunca biriktirilen, kuşaktan kuşağa aktarılan kin, nefret ve düşmanlığın kontrol dışı dışa vurumudur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Kılıç artığ</strong></em><em><strong>ı</strong></em>” masum bir söz değildir ve katliamlardan sağ kalanlar için söylenir. Özellikle de Aleviler ve Ermeniler için kullanılmaktadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu söz, Kılıçdaroğlu’nu hedef alırken onun kimliği üzerinden milyonları aşağılamaktadır. Yakın tarihimize baktığımızda; Maraş, Çorum, Madımak… bu katliamlar kendiliğinden oluşmaz. Bunlar yıllarca beslenen gizli nefretin sonucu ortaya çıkmaktadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kısaca Mine Kırıkkanat bir <em><strong>istisna</strong></em> değil, <em><strong>sonuç</strong></em>tur. Ve bu tür çıkışlar toplumsal bütünleşmeye değil; tam aksine, toplumun farklı katmanları arasına aşılması güç duvarlar örmeye ve toplumsal dejenerasyonu derinleştirmeye yönelik dezenformasyonlardır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>NEFRET DİLİ SİYASAL ÇAPSIZLIĞIN SONUCUDUR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em>Sonuç olarak</em>, Türkiye’nin demokratik geleceği, bu tür fosilleşmiş ve nefret dili ifadeleri sunanların entelektüel anlamda tasfiye edilmesi gerekmektedir. Kendi siyasal/inançsal/etnik kimliğini evrensel insan hakları ve demokratik değerlerin üzerinde tutan bu dar kadrocu zihniyetlerin, günümüz toplumsal gerçekliğiyle bağı bulunmamaktadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün “<em><strong>Kılıç-artığı</strong></em>” gibi ifadelerle gündeme sokulan bu nefret dili, kuşkusuz derin bir acizliğin ve siyasal bir çapsızlığın sonucudur. Kısaca kişi hakkında inancı üzerinden kullan ifade; eleştirinin sınırlarını aşan, doğrudan bir kimliği hedef alan bir söylem olarak hafızalara kazınır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Eleştiri yaftası ile, bir insanı inancı üzerinden hedef almak; ne gazetecilikle, ne fikir özgürlüğüyle, ne de demokratik kültürle açıklanabilir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu tür söylemler, yalnızca bir kişiye yönelmiş gibi görünse de, aslında milyonlarca Alevi yurttaşı incitmektedir. Çünkü sorun bir isim değil, bir kimliktir. Bir inancın küçümsenmesi, toplumun ortak vicdanında derin çatlaklar oluşturmaktadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplumsal barış, yalnızca büyük sözlerle değil; küçük ama net tavırlarla korunur. Bir hakaret karşısında gösterilecek duruş, yalnızca bugünü değil, yarının toplumsal iklimini de belirler. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi toplumu, tarih boyunca bu ülkenin vicdanı olmuş; sevgi, hoşgörü ve insan merkezli bir inanç anlayışıyla varlığını sürdürmektedir. Bu nedenle Alevilere yönelik her nefret söylemi; yalnızca bir topluluğa değil, bu ülkenin birlik ruhuna yönelen bir tehdittir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün ihtiyaç duyulan şey; daha fazla öfke değil, daha fazla sorumluluktur. Daha fazla ayrıştırma değil, daha güçlü bir toplumsal birliktir. Kalemler kırılmak için değil, köprü kurmak için vardır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ve unutulmamalıdır ki; söz yaralar açabilir, ama doğru söz, o yaraları da iyileştirebilir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Şimdi herkes için bir sınav zamanı: Ya susarak bu dili büyüteceğiz, ya da açık ve net bir duruşla, bu dili tarihe gömeceğiz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu topraklar, ilkel kodlardan arınmış, kimlikleri düşmanlaştıran değil, coğrafyanın zenginliği olarak gören rasyonel ve ahlaki bir siyasal dili inşa etmek zorundadır. Aksi takdirde, bu çapsızlık ve nefret sarmalı, zaten sorunlu olan toplumlar arası barış ve hoşgörü zemini zehirlemeye devam edecektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu ülkenin yakın ve uzak tarihini bilen, yazan, yorumlayanın böyle bir ifadenin anlamını bilmediğini iddia etmesi, akla ve vicdana sığmamaktadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu yaklaşım, sorumluluktan kaçmanın ve yapılanın üzerini örtmenin bir yoludur. Bu sözler, yalnızca bireysel bir hatanın ötesinde, toplumsal barışı zedeleyen ve birlikte yaşam iradesini yaralayan bir anlayışın ürünüdür. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Böylesine ağır ve tarihsel olarak nefret dilini normalleştiren, katliamların dilini gündelik siyasetin parçası haline getiren bir ifadeyi kullanan Mine Kırıkkanat’ın, kamuoyuna yansıyan ifadelerini ve sonrasında yaptığı açıklamayı büyük bir üzüntü ve derin bir kaygıyla karşılıyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ALİ AKTAŞ - SOSYOLOG</strong></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/haci-kureys-dergahinin-birlik-cemine-yogun-ilgi-3190</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 13:47:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Hacı Kureyş Dergahı’nın Birlik Cemi’ne yoğun ilgi</h1>
                        <h2>Hacı Kureyş Dergahı ve Büyükada Cemevi’nin birlikte düzenlediği Birlik Cemi yoğun ilgi gördü. Birlik cemine adanın gayri müslim vatandaşlar da katıldı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/haci-kureys-dergahinin-birlik-cemine-yogun-ilgi-1777287102.webp">
                        <figcaption>Hacı Kureyş Dergahı’nın Birlik Cemi’ne yoğun ilgi</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ /İSTANBUL –</strong> 26 Nisan 2026 Pazar günü, Büyükada Cemevi anlamlı bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Seyyid Hacı Kureyş Dergahı ile Büyükada Cemevi’nin ortaklaşa düzenlediği “<em><strong>Birlik Cemi</strong></em>”, farklı inanç ve kökenlerden yüzlerce insanı aynı sofrada buluşturdu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BİRLİK RUHU ADADA HAYAT BULDU</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/KUREY%C5%9ES.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Büyükada Cemevi Başkanı Özcan Doğan ve dergah yetkililerinin koordinasyonunda gerçekleştirilen etkinliğe katılım oldukça yoğundu. Yaklaşık 350-400 kişinin katıldığı törende, inanç ritüellerinin ardından birlik ve beraberlik mesajları verildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Program, geleneksel cem töreninin bağlanmasıyla başladı. Duanın ve deyişlerin ardından, hazırlanan lokmalar katılımcılara pay edilerek sofralar ve gönüller bereketlendirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hacı Kureyş Dergahı İstanbul Şubesi’nin daveti üzerine İstanbul’un dört bir yanından gelen farklı ocaklara mensup Aleviler, ceme katılmaktan duydukları memnuniyeti dile getirerek birliğin önemine vurgu yaptılar.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İLK KEZ CEME KATILAN GAYRİ MÜSLİMLER</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/KUREY%C5%9E.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Etkinliğin en dikkat çekici yanı ise Büyükada’nın çok kültürlü yapısını yansıtan katılımcı profiliydi. Törene katılan gayrimüslim vatandaşlar, hayatlarında ilk kez bir cem ibadetine tanıklık ettiklerini belirttiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ceme katılan bir gayri müslim duygularını şöyle ifade etti: “<strong><em>Alevilik ve cem ibadeti hakkında daha önce bu kadar kapsamlı bilgimiz yoktu. Burada karşılaştığımız misafirperverlik ve ibadetin samimiyeti bizleri çok etkiledi. Katıldığımız için çok mutluyuz.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Büyükada’nın huzur ikliminde gerçekleşen bu buluşma, toplumsal barış ve kültürel kaynaşma adına hafızalarda iz bırakan bir gün olarak kayıtlara geçti.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-ve-bektasi-federasyonlarindan-yazar-mine-kirikkanata-sert-tepki-3189</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sun, 26 Apr 2026 19:27:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Alevi ve Bektaşi federasyonlarından Yazar Mine Kırıkkanat’a sert tepki!</h1>
                        <h2>Alevi ve Bektaşi yurttaşlara yönelik incitici ifadeler kullandığı gerekçesiyle Cumhuriyet Gazetesi yazarı Mine G. Kırıkkanat’a tepki yağdı. Alevi ve Bektaşi federasyonları, ortak bir basın açıklaması yayımlayarak Kırıkkanat’ın eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu üzerinden kullandığı üslubu kınadı. Kırıkkanat’ın ifadelerinin hiçbir haklı gerekçesi olamayacağının vurgulandığı açıklamada, “Bu tür yaklaşımlar, sadece inanç sahiplerini değil, Türkiye’nin bir arada yaşama kültürüne inanan her bir ferdini sarsmaktadır. Beklentimiz, bu hatanın farkına varılarak samimi bir sağduyu sergilenmesidir.” ifadelerine yer verildi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/alevi-ve-bektasi-federasyonlarindan-yazar-mine-kirikkanata-sert-tepki-1777221877.webp">
                        <figcaption>Alevi ve Bektaşi federasyonlarından Yazar Mine Kırıkkanat’a sert tepki!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Alevi ve Bektaşi yurttaşlara yönelik incitici ifadeler kullandığı gerekçesiyle <strong>Cumhuriyet Gazetesi yazarı Mine G. Kırıkkanat’a</strong> tepki yağdı. Birçok Alevi ve Bektaşi federasyonları, ortak bir basın açıklaması yayımlayarak Kırıkkanat’ın eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu üzerinden kullandığı üslubu kınadı.Açıklamada, Kırıkkanat’ın Kılıçdaroğlu’na yönelik ifadelerinin Alevi ve Bektaşi inancına ve kimliğine zarar verdiği belirtildi.<br />
<br />
Açıklamada ayrıca, tarihsel misyonu nedeniyle Cumhuriyet değerlerinin savunucusu olan Cumhuriyet Gazetesi yönetimi de göreve çağrıldı:&nbsp;<em><strong>“Yayın organlarının, toplumu kutuplaştıran değil, birleştiren bir dilin tesisi noktasında daha hassas davranmaları demokratik bir zorunluluktur.” </strong></em>ifadelerine yer verildi.<br />
<br />
<strong>Basın açıklamasının tam metni şöyle:</strong><br />
<br />
Cumhuriyet Gazetesi yazarı Sayın Mine G. Kırıkkanat’ın, CHP 7. Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu üzerinden Alevi ve Bektaşi yurttaşlarımıza yönelik kullandığı ifadeler, üzüntüyle takip ettiğimiz bir ayrıştırma diline neden olmuştur. Toplumumuzun kadim değerlerinden olan Alevi ve Bektaşi inancına ve kimliğine yönelik kullanılan bu incitici ifadeler, toplumsal barış idealimize zarar vermektedir.<br />
<br />
<span style="color:#2980b9"><strong>1. Ortak Değerlerimize Saygı Esastır</strong></span><br />
<br />
Milyonların iradesini temsil eden ve siyasi hayatı boyunca "toplumsal uzlaşı" ile "helalleşme" kültürünü savunan Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik bu üslup, sadece bir şahsı değil, bu coğrafyanın birliğini hedef almaktadır. Kullanılan tabirler, toplumsal hafızamızdaki hassasiyetleri gözetmeyen ve demokratik nezaketle bağdaşmayan bir yaklaşımın sonucudur.<br />
<br />
<span style="color:#2980b9"><strong>2. Yapıcı Bir Dil ve Empati Bekliyoruz</strong></span><br />
<br />
Barışın, hoşgörünün ve kadim Anadolu ve Balkanlara uzanan bir irfanın temsilcisi olan Alevi ve Bektaşi vatandaşlarımızı derinden etkileyen bu söylemlerin hiçbir haklı gerekçesi olamaz. Bu tür yaklaşımlar, sadece inanç sahiplerini değil, Türkiye’nin bir arada yaşama kültürüne inanan her bir ferdini sarsmaktadır. Beklentimiz, bu hatanın farkına varılarak samimi bir sağduyu sergilenmesidir.<br />
<br />
<strong><span style="color:#2980b9">3. Cumhuriyet Gazetesi’ni Değerlerine Sahip Çıkmaya Davet Ediyoruz</span></strong><br />
<br />
Tarihsel misyonu ve adı itibarıyla Cumhuriyet değerlerinin savunucusu olma sorumluluğunu taşıyan Cumhuriyet Gazetesi yönetiminin, bünyesindeki bu ayrıştırıcı dile karşı sessiz kalmayacağına inanıyoruz. Yayın organlarının, toplumu kutuplaştıran değil, birleştiren bir dilin tesisi noktasında daha hassas davranmaları demokratik bir zorunluluktur.<br />
<br />
<strong>Sonuç Olarak;</strong><br />
<br />
Toplumsal barışımıza, inanç hürriyetimize ve karşılıklı saygı kültürümüze yönelik her türlü olumsuz tutum karşısında demokratik tepkimizi sürdüreceğimizi belirtmek isteriz. Hiç kimsenin Alevi ve Bektaşi yurttaşlarımızın değerlerini ve onurunu tartışmaya açma hakkı yoktur. Bu sürecin takipçisi olacağımızı, adaletin ve nezaketin savunucusu kalmaya devam edeceğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız.<br />
İnancımızla, kültürümüzle ve ortak geleceğimize olan güvenimizle buradayız.<br />
<br />
<strong><span style="color:#2980b9">İMZACILAR:</span></strong><br />
ABDALLAR FEDERASYONU&nbsp;<br />
AFYONKARAHİSAR HACI BEKTAŞ VELİ DERNEKLERİ FEDERASYONU<br />
ALEVİ OCAKLARI FEDERASYONU<br />
EHL-İ BEYT DERNEKLERİ FEDERASYONU<br />
HORASAN ERENLERİ DERNEKLER FEDERASYONU&nbsp;<br />
RUMELİ BEKTAŞİ DERNEKLERİ FEDERASYONU&nbsp;<br />
TAHTACI KÜLTÜR DERNEKLERİ FEDERASYONU</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/yeni-cem-tv-kanalinin-arkasinda-kim-var-3188</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 12:53:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Yeni Cem TV kanalının arkasında kim var?</h1>
                        <h2>Kısa bir süre önce, sosyal medyada verilen reklamlarla, Cem TV’nin “yeniden” yayına geçeceği ilan edildi. Ancak, “yeni” Cem TV’nin arkasındaki mali ve siyasi gücün kim olduğu belirsizliğini korumaya devam ediyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/yeni-cem-tv-kanalinin-arkasinda-kim-var-1777112176.webp">
                        <figcaption>Yeni Cem TV kanalının arkasında kim var?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">1 Nisan 2026 tarihinden itibaren “<em><strong>yeniden</strong></em>” yayınlarına başlayacağı ilan edilen Cem TV’nin, önceki dönemdeki gibi Cem Vakfı ile organik bir bağı olmadığı öne sürüldü. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu durumda, 100’ün üzerinde Cem Vakfı üyesinin mali katkıları ile kurulan Cem TV’nin “<strong><em>yeni</em></strong>”&nbsp;sahibinin kim olduğu da tartışma yarattı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>CEM TV’Yİ CEM VAKFI KURDU!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’nin ilk “<em><strong>Alevi</strong></em>” temalı kanalı olarak 2 Aralık 2005 tarihinde Prof. Dr. İzzettin Doğan’ın öncülüğünde ve Cem Vakfı üyelerinin katılımı ile kurulan Cem TV Asya’dan, Afrika’ya, Ortadoğu’dan ve Avrupa’ya 67 ülkede izlenebilen bir televizyon kuruluşu idi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Renk Radyo ve Televizyon Yayıncılık Hizmetleri Ticaret Anonim Şirketi ticari ünvanı altında RTÜK lisansına (yayın iznine) sahip olan Cem TV 1 Aralık 2023 tarihinde TÜRKSAT’a olan borcu nedeniyle yayınları kesilmiş ve o tarihten bugüne kadar da kapalıydı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem Vakfı’nın da kurucusu ve onursal başkanı olan Prof. Dr. İzzettin Doğan’ın uzun süredir sağlık sorunları nedeniyle inzivaya çekilmek zorunda kalması, vakfın olduğu gibi, televizyon kanalının da faaliyetleri konusunda belirsizliğe neden oluyordu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>CEM TV “YENİDEN” YAYINA GEÇTİ Mİ?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Ekran%20Al%C4%B1nt%C4%B1s%C4%B1.JPG" style="height:788px; width:566px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak bugün, aynı logoyu kullanan, aynı isimle yayın yapan “<strong><em>yeni</em></strong>” bir oluşum var. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İddialı fragmanlar, nostaljik görüntüler... </span></p>

<p><span style="color:#000000">Peki, bu kanal gerçekten Cem TV mi?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hemen yanıt verelim: Kesinlikle hayır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu haberimizde, “<em><strong>yeniden</strong></em>” yayına geçtiği iddia edilen Cem TV logosu ile yayın yapan kanalı mercek altına aldık.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>CEM VAKFI İLE HİÇBİR BAĞLARI YOK!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Öncelikle belirtmemiz gereken ilk konu, Cem Vakfı çevresinden, üyelerinden veya kanalın kurumsal kimliğinden bu girişime destek veren tek bir kişi dahi yok. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kaldı ki, Cem Vakfı çevresinden milyonlarca TL katkı ile kurulan Cem TV’nin lisans hakkının Renk Radyo ve Televizyon Yayıncılık Hiz. Tic.A. Ş.’de olduğunu bilen Cem Vakfı çevresinin böyle bir girişime destek vermesini beklemek hayatın olağan akışına da aykırı olurdu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dolayısıyla, lisans hakkı Cem Vakfı bünyesinde kurulan bir şirkete ait olan Cem TV’nin logosunu kullanan yayın kuruluşu kimdir, sorusu büyük önem kazanıyordu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YENİ CEM TV’NİN ARKASINDAKİ İSİM, MALATYALI İŞ İNSANI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/TESC%C4%B0L.png" style="height:750px; width:550px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Araştırmalarımız sonucunda, “<em><strong>yeniden</strong></em>” yayına geçtiği iddia edilen “<strong><em>yeni Cem TV</em></strong>”nin, Malatya’lı bir iş insanına ait olduğunu bulduk. </span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Yeni Cem TV</em></strong>”, Malatya’nın Pütürge ilçesinden Osman Özpulat adında bir iş insanına ait olan “<strong>Serpulat Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş.</strong>”ye ait! </span></p>

<p><span style="color:#000000">Osman Özpulat, Malatya’da yerel yayın yapan kendisine ait olan ONS TV kanalının lisansında “<strong><em>isim tashihi</em></strong>” yoluyla “<strong><em>Cem</em></strong>” yaparak, televizyon yayınlarına başlamış!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Osman Özpulat’ın bu “<em><strong>faaliyetinde</strong></em>” kendisinin en büyük yardımcısı ise, bir dönem Cem TV’da çalışan Gazi Karadağ. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü, Gazi Karadağ 31.05.2019 tarihinde, yani Renk Radyo ve Televizyon Yayıncılık Hiz. Tic. A. Ş. Cem TV olarak yayıncılık yaparken, televizyon kanalının logosunu “<em><strong>ticari marka</strong></em>” olarak kendi adına tescillemiş!</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İSİM DÜZELTME BAŞVURUSUNA RTÜK’TEN 1 GÜNDE ONAY!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/1%20G%C3%9CNDE%20ALINAN%20%C4%B0S%C4%B0M%20DE%C4%9E%C4%B0%C5%9ET%C4%B0RME%20%C4%B0ZN%C4%B0!.png" style="height:750px; width:550px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Marka tescili, televizyon yayıncılığı faaliyetine esas olamayacağı halde, RTÜK lisansı başka bir şirkete ait olan “<em><strong>Cem TV</strong></em>” yayın hakkını görmezden gelerek, ONS TV’nin isim tashihi başvurusuna onay vermiş.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hem de, sadece 1 gün içerisinde!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Elimizdeki belgeye göre, Serpulat Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş.’nin ONS TV’yi, “<strong><em>Cem</em></strong>” şeklinde değiştirmek için yaptığı isim tashihi başvurusu 10 Mart 2026 tarihinde gerçekleşmiş. </span></p>

<p><span style="color:#000000">RTÜK ise, 11 Mart 2026 tarihinde olumlu cevap vererek, Serpulat Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş.’nin lisansında yayıncılık ismini Cem olarak düzeltmiş!</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ALEVİ OLMAYAN OSMAN ÖZPULAT’TAN ALEVİ TV</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/ons-tv-6.jpg" style="height:774px; width:630px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Malatya’nın Pütürge ilçesinden bir iş insanı olan Osman Özpulat inanç aidiyeti bakımından Alevi değil. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Esasen ticari faaliyetlerinin de ağırlıklı olarak medya sektörü ile bağlantısı yok.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sadece 1 yıl önce, yine 1 Nisan 2025 tarihinde ONS TV’yi kuran Osman Özpulat’ın asıl mesleği tekstil sektörü. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ailesi de tekstil sektöründe köklü bir geçmişe sahip olan Özpulat’ın ONS TV için büyük yatırım yaptığı da biliniyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yayıncılıkla ilgili görüşlerini 1 yıl önce “<strong><em>Yayın temamız haber, bilgilendirme ve bölgemizin tanıtımı içerikli olacak. Türkiye’nin tüm illeri ve Avrupa ülkelerinde yaşayan vatandaşlarımız, kendi şehirlerinin ve Türkiye genelinin sıcak haberlerini, yaşanan tüm gelişmeleri ONS TV aracılığıyla sıcağı sıcağına takip edebilecek</em></strong>” şeklinde açıklayan Osman Özpulat’ın bir yıl içinde fikir değiştirmesi ve Alevi temalı yayıncılığa geçmesi şaşkınlıkla karşılandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>SORUYORUZ: “YENİ” CEM TV’NİN GERÇEK SAHİBİ KİM?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem Vakfı çevresinin ve lisans sahibi Renk Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş.’nin “<strong><em>bizimle bir ilgisi yok</em></strong>” dediği bu yeni yapı, aslında kime hizmet ediyor? </span></p>

<p><span style="color:#000000">RTÜK’ün bir günde onay verdiği bu isim operasyonunun arkasında hangi siyasi veya mali güçler var?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem TV’nin ismini ve logosunu kullanarak kamuoyunu yanıltarak kurulduğu şüphesi uyandıran bu yeni yapı, Cem Vakfı’nın ve Alevi toplumunun iradesini temsil edemeyeceği vurgulanıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şimdi tüm gözler, bu oldu bittinin gerçek mimarlarına ve RTÜK’ün neden bu denli hızlı hareket ettiğine çevrilmiş durumda.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem Vakfı çevreleri Ozman Özpulat’ın da arkasında, onu yayıncılık faaliyetini değiştirmesine yönlendiren başkalarının olduğu kanaatinde. </span></p>

<p><span style="color:#000000">RTÜK’ten yalnızca bir günde isim tashihi onayını alması, Özpulat’ın Alevi temalı bir yayıncılık için başkaları tarafından yönlendirildiği iddialarını güçlendiriyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">* * *</span></p>

<p><span style="color:#000000">O halde, <strong>Alevihaberleri.com.tr olarak biz de soruyoruz:</strong> Cem TV’nin meşru lisans sahibi olan şirketle bağı bulunmayan, Cem Vakfı’nın onayını almayan bu “<strong><em>yeni</em></strong>” Cem TV’nin gerçek sahibi kim? </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu gölge operasyonun arkasındaki güçler, Alevi toplumunun belleğine neden bu denli pervasızca müdahale ediyor?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu sorular cevabını bulana kadar, “<strong><em>yeni</em></strong>” Cem TV bir televizyon kanalı değil, ancak bir soru işaretidir.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-guc-birligi-platformu-kilicdaroglunu-ziyaret-etti-3187</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 20:00:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Alevi Bektaşi Güç Birliği Platformu Kılıçdaroğlu’nu ziyaret etti</h1>
                        <h2>Alevi Bektaşi Güç Birliği Platformu Cumhuriyet Halk Partisi eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu ziyaret ederek, hazırlanan “Alevi Raporu”nu sundu.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/alevi-bektasi-guc-birligi-platformu-kilicdaroglunu-ziyaret-etti-1777050214.webp">
                        <figcaption>Alevi Bektaşi Güç Birliği Platformu Kılıçdaroğlu’nu ziyaret etti</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA –</strong> Alevi Bektaşi Güç Birliği Platformu, toplumsal barış ve milli birlik vizyonuyla hazırladığı kapsamlı “<strong><em>Alevi Raporu</em></strong>”nu, CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na sundu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ankara’da, eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun çalışma ofisinde gerçekleşen görüşmede, Alevi-Bektaşi toplumunun anayasal vatandaşlık temelindeki talepleri ve çözüm önerileri masaya yatırıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GENİŞ KATILIMLI HEYET, ORTAK İRADE</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Platform Başkanı Ali Rıza Özdemir başkanlığındaki heyette yönetim kurulu üyeleri Ali Şar, Aytekin Kuzukıran, Zeynel Sönmez, Mustafa Fırat ve Şahin Kamber yer aldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Görüşmede sunulan raporun, 30 Ocak, 7 federasyon ve 130 vakıf/derneği kapsayan toplam 167 kuruluşun ortak iradesini yansıtması, metnin temsil gücünü ortaya koyan en önemli unsur olarak dikkat çekti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>RAPORUN KALBİ: ZİHNİYET DEĞİŞİMİ VE DOĞRU BİLGİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Raporun temel hareket noktası, Alevi-Bektaşi toplumuna yönelik tarihsel önyargıların yıkılması ve bir “<em><strong>zihniyet değişimi</strong></em>” gerçekleştirilmesi olarak belirlendi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Metinde öne çıkan temel vizyon şu şekilde özetlendi:<br />
- Aleviliğin gerçek çehresinin Türk toplumuna objektif bir şekilde anlatılması.<br />
- Anayasal vatandaşlık çerçevesinde hakların iadesi.<br />
- Milli birlik ve beraberliğin, etnik ayrımcılıktan uzak, kucaklayıcı bir zeminde pekiştirilmesi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KILIÇDAROĞLU: TOPLUMA DOĞRU ANLATMAK ŞART!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren eski CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Alevi toplumunun milli birlik içindeki kilit rolüne değindi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kılıçdaroğlu, özellikle toplumdaki yanlış algıların düzeltilmesi adına bilimsel ve kültürel çalışmaların önemini vurgulayarak, platformun çalışmalarını desteklediğini ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BAŞKAN ÖZDEMİR’DEN KARARLILIK MESAJI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Platform Başkanı Ali Rıza Özdemir, raporun yüksek katılımla hazırlandığını hatırlatarak, “<strong><em>Taleplerimiz ayrıştırıcı değil, birleştiricidir. Devletle bütünleşen, anayasal haklarını kullanan bir toplum yapısı ülkemizin en büyük kazancı olacaktır</em></strong>” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi Bektaşi Güç Birliği Platformu tarafından hazırlanan raporun ve çözüm önerilerinin diğer siyasi temsilciler ve devlet makamlarıyla paylaşmaya devam edileceği öğrenildi.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/celal-abbas-ulusoy-topraga-sirlandi-3186</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 12:48:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Celal Abbas Ulusoy toprağa sırlandı</h1>
                        <h2>Hacı Bektaş Veli evlatlarından Celal Abbas Ulusoy ziyaret için gittiği Almanya’da, Hakk’a yürüdü.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/celal-abbas-ulusoy-topraga-sirlandi-1777024364.webp">
                        <figcaption>Celal Abbas Ulusoy toprağa sırlandı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Hünkar Hacı Bektaş Veli evlatlarından, merhum postnişin Ahmet Cemalettin Çelebi’nin torunu, merhum Cemalettin ve Arife Ulusoy’un evladı, Timur Can Ulusoy ve Hülya Ulusoy Aksoy’un kardeşi Celal Abbas Ulusoy, 17 Nisan 2026 tarihinde ziyaret için bulunduğu Almanya’da Hakk’a yürüdü.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/CELAL%20ABBAS.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Merhum Celal Abbas Ulusoy’un cenaze erkanı 23 Nisan Perşembe günü Hacıbektaş Dergahı, Üçler Cemevi’nde yapılarak, Çilehane’de bulunan aile mezarlığında toprağa sırlandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/cELALABBAS.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevihaberler.com.tr olarak Ulusoy ailesinin acısını paylaşıyor ve tüm Alevi-Bektaşi toplumuna baş sağlığı diliyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/CELALABBAS1.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/tekirdag-milletvekili-avsar-cemevlerinin-statusu-icin-kanun-teklifi-verdi-3185</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 00:14:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Tekirdağ milletvekili Avşar cemevlerinin statüsü için kanun teklifi verdi</h1>
                        <h2>CHP Tekirdağ Milletvekili Cem Avşar, cemevlerinin ibadethane olarak statüsünün tanımlanmasını ve diğer ibadethanelere tanınan haklardan yararlanmasını sağlayacak bir dizi değişiklikleri içeren bir kanun teklifini TBMM Başkanlığına sundu.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/tekirdag-milletvekili-avsar-cemevlerinin-statusu-icin-kanun-teklifi-verdi-1776979777.webp">
                        <figcaption>Tekirdağ milletvekili Avşar cemevlerinin statüsü için kanun teklifi verdi</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Cemevlerinin ibadethane statüsünü pekiştirecek birçok yasada değişiklik yapılmasını içeren kanun teklifi CHP Tekirdağ Milletvekili Cem Avşar tarafından&nbsp;Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunuldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Avşar, kanun teklifinin gerekçesine Anayasa'daki "<em><strong>eşitlik</strong></em>" ilkesine vurgu yaparak;&nbsp;<em>"<strong>Türkiye'nin önemli bir bölümünü oluşturan Alevi toplumunun inanç özgürlüğü ve eşit yurttaşlık taleplerinin karşılanması ertelenemez Anayasal bir haktır. Bununla birlikte (Avrupa İnsan Haklan Mahkemesinin (AÎHM) cemevlerinin ibadethane niteliğini tanıyan kararları, devletin tüm inanç topluluklarına eşit yaklaşma yükümlülüğünü açık bir biçimde ortaya koymaktadır</strong>"</em>&nbsp;ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">CHP Tekirdağ Milletvekili Cem Avşar tarafından verilen teklifin gerekçesinde şu ifadeler yer aldı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Anayasa'nın değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez hükümlerinden olan 2. maddesi devleti laik ve sosyal bir hukuk devleti olarak tanımlamıştır. 10. maddesi Kanun önünde eşitlik başlığıyla "</em></strong><em>Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayınm gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.</em><strong><em>", şeklindedir. 24. maddesi ise; "</em></strong><em>Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir.</em><strong><em>" hükmü ile din ve vicdan özgürlüğünü güvence altına almıştır.</em></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><em>Bu çerçevede toplumsal uzlaşma ve çoğulcu demokrasinin gereği olarak, Türkiye'nin önemli bir bölümünü oluşturan Alevi toplumunun inanç özgürlüğü ve eşit yurttaşlık taleplerinin karşılanması ertelenemez Anayasal bir haktır. Bununla birlikte (Avrupa İnsan Haklan Mahkemesinin (AÎHM) cemevlerinin ibadethane niteliğini tanıyan kararları, devletin tüm inanç topluluklarına eşit yaklaşma yükümlülüğünü açık bir biçimde ortaya koymaktadır. Alevilerin yıllardır dile getirdiği barışçıl, demokratik ve eşitlikçi talepler, toplumsal barışın güçlendirilmesi ve kamusal hizmetlerde ayrımcılığın sona erdirilmesi için somut adımlar atılmasını zorunlu kılmaktadır.</em></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>“<em>Türkiye'nin hemen hemen her yerinde hizmet veren yüzlerce cemevi kanun önünde resmi ibadethane olarak tanımlanmadığından imar sorunları ve temel giderler bakımından birçok sıkıntı yaşamakta ve gerekli desteği alamamaktadır. Bu bakımdan meri mevzuatta "</em></strong><em>ibadet yeri</em><strong><em>" ifadesine tanım anlamında açıklık getirilmeli, hangi yerlerin "</em></strong><em>ibadet yeri</em><strong><em>" olduğu isimlendirilerek düzenlenmelidir. Bu düzenleme diğer kanunlarda geçen tüm "</em></strong><em>ibadet yeri</em><strong><em>" tanımlarına teşmil edilmelidir. Böylece Anayasal bir sorumluluk olan devletin tüm inançlara ve mezheplere eşit mesafede yaklaşması sağlanacaktır.</em></strong>”</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/metin-uysal-yazdi-sumerler-hakkinda-bir-3184</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 17:36:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Metin Uysal yazdı: Sümerler hakkında bir</h1>
                        <h2>Metin Uysal'ın kaleme aldığı "Sümerler Hakkında Bir" başlıklı yazı, tarih yazımının öznelliğini ve Sümer uygarlığının insanlık tarihindeki öncü rolünü ele alıyor. Yazar, Batı merkezli tarih anlatılarının Sümer katkılarını göz ardı ettiğini savunarak dikkat çekici bir değerlendirme yapıyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/metin-uysal-yazdi-sumerler-hakkinda-bir-1776868816.webp">
                        <figcaption>Metin Uysal yazdı: Sümerler hakkında bir</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Metin Uysal'ın kaleme aldığı<strong> "Sümerler Hakkında Bir"</strong> başlıklı yazı, tarih yazımının öznelliğini ve Sümer uygarlığının insanlık tarihindeki öncü rolünü ele alıyor. Yazar, Batı merkezli tarih anlatılarının Sümer katkılarını göz ardı ettiğini savunarak dikkat çekici bir değerlendirme yapıyor.<br />
<br />
&nbsp;Uysal, tarihin <strong>"gerçeklerin değil, yazanların anlatımı" </strong>olduğunu vurguluyor. Özellikle antik dönemlerde kağıdın ve matbaanın yokluğu nedeniyle sıradan insanların değil, özel yetiştirilmiş<strong> "yazıcılar"</strong>ın tarihi kayıt tuttuğunu belirtiyor. Bu durum, yazı ve kayıtların halkın iradesi dışında geliştiğini gösteriyor. Yazara göre tarih bilimi, diğer bilimlerden farklı olarak gelecekteki bilgilere en çok ihtiyaç duyan ve aynı zamanda en acil olan alandır; bu da onu ulusların<strong> "silahı"</strong> veya<strong> "kalkanı" </strong>haline getiriyor.<br />
<br />
Bu yazı, Sümerlerin medeniyetin beşiği olarak taşıdığı önemi ve tarih anlatılarındaki önyargıları sorgulayan eleştirel bir bakış açısı sunuyor. Uysal, arkeolojik bulgular ve tabletlerle desteklenen iddialarıyla, insanlık tarihinin kökenlerine dair tartışmayı yeniden alevlendiriyor.<br />
<br />
<strong><span style="color:#2980b9">Metin Uysal'ın makalesinin tam metni şöyle:</span><br />
<br />
Tarih ; </strong>gerçeklerin değil yazanların anlatımıdır. Her kim eline kalem alıp yazmışsa durup dururken veya sadece bilimsel amaçlar için yapmamıştır .<br />
<br />
Özellikle yazının ve matbaanın olmaması veya yaygınlaşmaması nedeni ile sıradan insanlar için yaşadıkları dönemle ilgili bir şeyler karalamaları mümkün değildi.Unutmayalım o dönemlerde kağıt yoktu ,kağıt ve matbaa çok geç insanlığın faydalandığı gelişmelerdir.Kağıt yerine çok pahalı olan deriden yapılan parşömenler vardı( elbette başka yazılacak nesneler de vardı papirüs gibi) . Yine günümüzde çok ucuza alıp kullandığımız tükenmez kalemler yerine divit ( ve benzerleri) ile özel imal edilmiş mürekkepler kullanılmıştır yani kısacası halkın kitap yazması mümkün değildi. Daha geriye gidersek özellikle Sümer Dönemine , artık sadece halk değil &nbsp;yönetenler dahi yazamazdı ve okumasını bilmeyenler de &nbsp;vardı. Tarihi kitabelere veya diğer devlet evrakları olan yazılanlara <strong>“YAZICI” </strong>denilen kişiler yapardı. Bunlar özel olarak yetiştirilmiştir. Benzeri olayın Çin’de de çok sonraları uygulandığını biliyoruz. Uzatmadan sadece tarih yazımı değil her tür yazı halkın bilgisi ve iradesi dışında gelişmiştir.</p>

<p>Tarihte şimdiye kadar ki bilgilerimize göre yazıyı ilk defa <strong>Sümerler</strong> icat etmiştir.Yazının bulunma sebebi açıkça görülüyor ki “ekonomiktir” .<br />
<br />
İnsanlık malı mülkü ürettiği artınca önce sayma ihtiyacı doğmuş zaten var olan basit sayma işlemi zamanla gelişmiş fakat çeşitli malların tasnifi &nbsp;içinde önceleri resimler yapılarak yapılmaya çalışılmış ancak bu durumun sürmesi mümkün olmadığından adım adım yazı icat edip geliştirilmiştir.</p>

<p>Bu durumda yazıyı icat eden Sümerlerin o tarihlerdeki en ileri toplum olduğu apaçık bellidir.Muhakkak ki dünyada geçerli olan <strong>“ EŞİTSİZ GELİŞİM YASASI “ </strong>bu gelişme içinde geçerli olduğundan bu ileri olma durumunun hayatın tüm safhalarında olması da mümkün değildir.</p>

<p>Sümerlerin geçmişi apayrı bir konudur ancak bu durum aydınlatılmadan bu müthiş gelişmeyi de izah etmek zordur. Bu yazıda bu ilginç olayı ve etkileri ile köklerini açıklamaya gayret edeceğim fakat çok sayıda kişinin kalem oynattığı bu sahada her yapanın maruz kaldığı kişisel gelişim özellikleri ile ait olduğu kültürün etkilerinden sıyrılarak &nbsp;yazmak gerçekten çok zordur . Bu bilinç ile yazıya devam edeyim…<br />
<br />
Tarih ; bildiğimiz kadarı ile var olandır! &nbsp;Hiçkimse bu bilgilerin değişmeyeceğini ve özellikle artmayacağını düşünemez. Fakat tarih her ele alındığı dönemin etkisinde yazılır. Öyle sanıyorum ki bu durum uzun bir süre devam edecektir. Diğer bilim dallarından özünden gelen derin aykırılıkları nedeniyle tarih bilimi her zaman özellikle milletlerin oluşmasından sonra bir ulusun diğer uluslara karşı bir nevi silahıdır bazende kalkanı.</p>

<p>Neden tarih biliminin bu özelliği belirgindir? Çünkü sosyal olayları fizik veya kimya gibi formüle etmek imkansızdır. Matematik gibi hatasız işlem yapmak mümkün değildir. Tarih bilimi bütün bilimler içinde gelecekteki bilgilere en çok ihtiyaç duyanıdır fakat aciliyeti de en fazla olanlarındandır , özellikle yönetici kesim için bu belirgindir. İşte bu çelişik durum ; yani gelecekte ortaya çıkacak gerçekler ile bugünkü &nbsp;meseleleri ; olanla olması gerekenin kavgasıdır.</p>

<p><strong>Artık esas yazımıza girebiliriz…</strong><br />
<br />
Sümerler çok uzun süreler egemen olmasına ve insanlığa muazzam gelişmeler hediye etmesine rağmen iktidardan gitmelerinden bir kaç yüzyıl geçince unutulmaya başlamış hatta bugünkü Batı Medeniyetinin temelini oluşturan Yahudi ve Yunan Kültürlerince de asla varlığı bilinmeden günümüze sadece bize bıraktıkları kalan ( yazı,devlet,okul,resmi kurumlar,Kanun,tarım vb.) öksüz kalmışları ile adı bilinmeden yaşatılmış hayalet halktır. Nasıl ki hayaletler görülemez artık bu halk da görünmez olmuş, ancak onların bize bıraktığı yüzlerce uygulamalar yaşatılmıştır fakat işin acı veren tarafı da vardır. Yaptıkları pek çok &nbsp;icat veya gelişme özellikle Batılılarca başka toplumlara mal edilmiş ve bu durum halen sürüp gitmektedir.Birkaç örnek sıralayalım ;<br />
<br />
<strong>1-)</strong> Batılı bilim insanları ile bunların etkilediği aydınlara göre bütün medeni gelişmeler ya Yunan Uygarlığı ya da İbranilere aittir!</p>

<p><strong>2-) </strong>Yine aynı kişilere göre din denen olgu aynı toplumlar sayesinde vardır!</p>

<p><strong>3-) </strong>Yine aynı kişilere göre matematik,fizik,astronomi,takvim,biyoloji vs.bu toplumların eseridir!</p>

<p><strong>4-) </strong>Yine aynı kişilere göre sanat da aynı şekildedir!</p>

<p>Burada keseyim sanırım meramım anlaşılmıştır.Şimdi her biri için bazı örnekler vererek gerçeği ortaya çıkarmaya çalışalım ;&nbsp;</p>

<p><strong>1-) </strong>Yunan Uygarlığı MÖ 400 lü yıllarda ortaya çıkmıştır.Oysa Sümerlerin ortaya çıkışı en az MÖ 3.500 yıllarıdır.Arada yüzyıllar değil bin yıllar mevcuttur.Böyle bir medeniyet nasıl olur da kurucu medeniyet olabilir?</p>

<p><strong>2-) </strong>Sümer yazıtlarından açıkça görüleceği üzere derli toplu din inançları vardır ve yazılıdır ve Batının iddia ettiği ve semavi din diye yücelttikleri din de bu Sümer inanışlarının sadece devamı durumundadır. Mesela Tufan Destanında bütün semavi dinlerin ana kaynağı olduğunu her okuyan rahatça çıkarabilir.</p>

<p><strong>3-)</strong> Sadece tek bir örnek ; sözde Pisagor o meşhur teoremi bulduğu öne sürülür ,insaf yani! Bu adamdan en az iki bin yıl önce yazılmış tabletlerde bu kuram var ve yazılmış…</p>

<p><strong>4-)</strong> Sanat biraz algıya bağlıdır ancak sadece Mısır eski eserlerine şimdi bile bakmak sadece hayranlık uyandırır Batının dayattığı uygarlık ile arada yine binlerce yıl var. Sümerlerin zigguratlarını ve daha yüzlerce bulunan kıymetli eserlerine girmiyorum.</p>

<p>Şimdi bu yazının yanlış anlaşılmasını istemiyorum. Amacım Yunan Uygarlığını sıfırlamak değil.Sadece gerçeğe ulaşmaya çalışıyorum Batının fanatik düşüncelerinin temelsiz olduğunu göstermek istiyorum. Batının en büyük avantajı birkaç yüzyıldır öne geçmiş olmasıdır fakat bu durum onların bütün insanlık tarihini yeni baştan yazmalarını gerektirmez.</p>

<p>NOT: Yazı devam edecek</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-yazdi-ruya-aleminde-miyiz-gercekten-3183</link>
            <category>KONUK YAZAR</category>
            <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 11:41:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Dr. İhsan Ünlü yazdı: Rüya aleminde miyiz gerçekten?</h1>
                        <h2>Dr. İhsan Ünlü, makalesinde “Hak” kavramı üzerinden derin bir tefekküre davet ediyor. Yüce Allah’ın isimlerinden biri olan “Hak”ı merkeze alarak, varlık, gerçeklik ve fani dünya üzerine çarpıcı sorular soruyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/dr-ihsan-unlu-yazdi-ruya-aleminde-miyiz-gercekten-1776847566.webp">
                        <figcaption>Dr. İhsan Ünlü yazdı: Rüya aleminde miyiz gerçekten?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Dr. İhsan Ünlü, makalesinde “Hak” kavramı üzerinden derin bir tefekküre davet ediyor. Yüce Allah’ın isimlerinden biri olan “Hak”ı merkeze alarak, varlık, gerçeklik ve fani dünya üzerine çarpıcı sorular soruyor.<br />
<br />
Makalede, bu dünyanın bir rüya alemi olup olmadığı sorusu da derinleştiriliyor: “Yoksa biz, dünyada tatlı bir rüya gördüğümüz uykuda iken, ölüm denen hakikatle mi uyanacağız gerçeğe?”<br />
<br />
<strong>Dr. İhsan Ünlü'nün makalesinin tam metni şöyle:</strong><br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Neden bir ismi de Hak’tır Yüce Allah’ın?</p>

<p>Neden bir ismi de Hak’tır Yüce Kitabın?</p>

<p>Neden peygamberler haktır?</p>

<p>Neden melekler haktır?</p>

<p>Neden ilahi kitaplar haktır?</p>

<p>Neden Cennet ve Cehennem haktır?</p>

<p>Neden ölüm haktır; ölen için, “emr-i hak vaki oldu” deriz?</p>

<p>Neden Allah hakkından bahsederken kul hakkını da gözetmeyi es geçmeyiz?</p>

<p>Neden doğuştan gelen haklar kadar sonradan kazanılmış haklar da kutsaldır?</p>

<p>Kur’an-ı Kerim’de 247 yerde geçen hak kelimesi, üzerinde hakkıyla düşünmeyi gerektirmiyor mu sizce de?</p>

<p>İbn-i Arabi’nin dediği gibi, hak mutlak varlık ise onun dışında kalan biz insanlar dahil her şey batıl mıdır?</p>

<p>Yoksa biz, dünyada tatlı bir rüya gördüğümüz uykuda iken ölüm denen hakikatle mi uyanacağız gerçeğe?</p>

<p>Gözümüzle gördüğümüz elimizle tuttuğumuz gerçeklerin dışında “hakka’l-yakin” denilen mertebede ne görülür?</p>

<p>Bu mertebede “Hak’ta fani olmak”, “Hak ile hak olmak” ne demektir? Nasıl bir ruh halidir?</p>

<p>Şu fani dünyayı biraz daha anlayabilmek için baki olana yönelmek adına “Hak” kavramını biraz düşünelim derim.</p>

<p>Aziz bir düşünürümüz ne güzel noktalamış meseleyi; “Hakk’ın hatırı âlidir; hiçbir hatıra feda edilmez. Kimin hatırı kırılırsa kırılsın, yalnız hak sağ olsun.”&nbsp;</p>

<p>Bugün hazır balık yok sevgili dostlar!&nbsp;</p>

<p>Hep birlikte balık tutmasını öğreneceğiz!</p>

<p>Sonrasında hangi denize, hangi nehre giderseniz gidin balıklar oltanıza takılacak biiznillah!</p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/yuksel-gulsoy-yazdi-devriniz-daim-olsun-3182</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 10:58:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Yüksel Gülsoy yazdı: Devriniz daim olsun!</h1>
                        <h2>Bektaşî yol muhibbi Yüksel Gülsoy, Alevi-Bektaşilerin arasına sokulan "devr-i daim olsun" deyimini ele aldı. Alevi-Bektaşi yolu ile uyuşmayan bu deyim ve benzerlerini kullanmamak üzere uyarılarda bulunan Gülsoy, ruh ve madde ilişkisini de makalesinin eksenine koyuyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/yuksel-gulsoy-yazdi-devriniz-daim-olsun-1776846430.webp">
                        <figcaption>Yüksel Gülsoy yazdı: Devriniz daim olsun!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong><em>Bir halden bilmez cahile,<br />
Kul eyledi zaman bizi.&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;</em></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><em>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp; &nbsp; &nbsp; Pir Sultan Abdal</em></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Asıl kaynaklarından Aleviliği görmüş ve öğrenmiş ve içine doğmuş biri olarak her ne kadar başlıktaki “devri daim olsun” ifadesine tepkili olsam da bu yazı boyunca fikirlerimi sakin bir biçimde aktarmak istiyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yeni duymaya başladığımız ve bazılarının sık sık kullandığı sözlerden biri de "<strong><em>Devri Daim Olsun</em></strong>" sözü...</span></p>

<p><span style="color:#000000">Öncelikle bu söze dair bazı sorular sorarak ilerleyelim; "<strong><em>bu sözün içeriğindeki ölen kimseye dair devredilmesi istenen şey nedir?</em></strong>"</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kastedilen sırf maddi beden ise devrin daim olmasını istesek de istemesek de doğa kanunları, fizik yasalar ve maddenin korunumu kanunu gereği beden çözülmeye başladığında ortaya çıkan organik hücreler ve maddesel içerikleri zaten madde olarak, enerjiye dönüşmediği sürece doğada hep var olur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dolayısı ile “<em><strong>su engine aksın</strong></em>” derseniz zaten olmakta olan bir şeyi yani suya dair en temel özelliklerden birini bir temenniye dönüştürmüş olursunuz veya "<strong><em>su 100 derecede kaynasın!</em></strong>" demeye benzeyen bir ifade olur bu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu yazdıklarımı okuyanlar şöyle cevap verebilirler: "<em><strong>Devreden şeye biz can diyoruz</strong></em>".</span></p>

<p><span style="color:#000000">Can dediğinizde de zuhur âlemine ya da bu âleme çıkan canlı ve "<em><strong>hayy</strong></em>" olanı ifade etmekte kullanılan bir kavram hatta cem meydanında bedene dair olan dişilik ve kişilik ifadelerinden kaçınıldığı için nefsinden olabildiğince arınmış ve saf ruha yaklaşmış bir varlık anlatılmaya çalışılmaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">O hâlde "<strong><em>devri daim olsun</em></strong>" diyerek sürekli devretmesini dilediğiniz şey madde ise buna bir sözüm yok eğer ona "<em><strong>can</strong></em>" diyorsanız bunun da maddi bedenin ölümü ile bir ilgisi yok.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Asıl önemli soru ise şu; bu can dediğiniz şeyde değişmeyen ve devretmesini temenni ettiğiniz şey ne?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tekrar ediyorum; kastınız madde ise bu maddede ölmeden önce kendisine “<em><strong>sen</strong></em>” diyebileceğiniz özel bir kimlik yok. Karbon atomu vücutta da karbon atomu, kömürde de karbon atomu ve zaten devredip duruyor veya belli formlarda ve belli etkiler altında ısıl enerjiye dönüşebiliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu temennideki olsun ifadesindeki 3. Tekil şahıs olan “<em><strong>o</strong></em>” öyle ise madde değil, can da değil.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Peki nedir?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şimdi buraya bir Bektaşi fıkrası farz oldu: Bektaşinin biri camide vaazı dinlerken hoca da anlatıyormuş: "<strong><em>Allah ne yerdedir ne göktedir, yemez, içmez, yatmaz, uyumaz, doğmamış, doğurulmamıştır, mekânı yoktur, eli, kulağı, dili yoktur…</em></strong>” bütün bu öyle değildir, böyle değildir gibi olumsuzluk ifadelerinden sonra Bektaşi dayanamamış ve demiş ki: “<em><strong>Hoca, hoca! Öyle bir anlatıyorsun ki -haşa!- yok diyeceksin de dilin varmıyor.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kastedilen şey madde değil ise ve can da değil ise “<em><strong>o</strong></em>” diye devretmesini istediğimiz şey nedir?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Söyleyeyim; ruhtur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aslında yine Bektaşiler tarafından vefat eden bir kişi ile ilgili olarak “<em><strong>ruhu şad olsun</strong></em>”, “<strong><em>ruh-u revanları şad u handan olsun</em></strong>” gibi pek çok ruha dair ifadeler, temenniler kullanılır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ruhtan bahsedilmeyen bir devir ise materyalist bir düzlemde kalmaya zorunludur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir başka ifade ile Alevi inancının temelinde yer alan yaratıcı olan Allah ve Allah'ın yarattığı ruh ile olan bağ koparılmış olur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu ifadeyi sıklıkla kullananların birçoğunun kastının da Yüce Tanrı'nın kitabında "<strong><em>kendi ruhumdan üfledim</em></strong>" dediği ruh olmadığı açık.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Eğer bu temenni ile birileri “<em><strong>ruh</strong></em>” devrini kastediyor ise bu kez de ona eşlik eden başka zorunlu kavramlar devreye girmek zorunda; ahiret, adalet, cennet, cehennem vs. gibi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Modernlik gayretindeki birçok Alevinin gereksiz anlam yükledikleri bu söz yine Vahdet-i Vücûd ve Devir Nazariyelerini bilmeden Bektaşilikten yanlış kopyalanmış ya da daha da kötüsü "<strong><em>bilerek</em></strong>" yanlış kopyanmış bir söz olmaktan öteye geçemiyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Neden?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Öncelikle Bektaşiler "<em><strong>Devri daim olsun</strong></em>" demezler çünkü tekâmül(kemâlat) sistemi içermeyen bir devir temennisi ölene bela okumaktan farksızdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dünya âleminde devreden bir maddenin ötesinde devreden şey&nbsp; eğer bir ruh ise bu sürekli devir temennisi de anlamsız olur çünkü amaçsızlık veya rastlantısallık içerir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Rastlantısallığın olduğu yerde ilahi irade yoktur. Yaratım ve hatta evrim süreçleri başıboş süreçler değildir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Öyle ise durmadan(daim-daima) olarak devreden şey (ruh veya her ne ise) neye göre ve niçin devredecek?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Üstelik 10-15 yıl öncesine kadar hiç bir Alevinin "<strong><em>Devri Daim Olsun</em></strong>" dediğini veya aynı diğer köşe yazımda belirttiğim gibi "<strong><em>Işıklar İçinde Uyusun</em></strong>" dediğini hiç bir yerde duymadım.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu sözleri hiç bir klasik metinde de göremezsiniz ve görmeniz de mümkün değildir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Oysa Bektaşiler yüzlerce yıldır “<em><strong>devir ile ilgili</strong></em>” ölen kişilere dair bazı temennilerde bulunurlar ama "<strong><em>Devri Daim Olsun!</em></strong>" demezler. (Ne dediklerini buraya yazmayacağım çünkü yazdığım anda birileri alıp o sözün de içini boşaltıp kopyalayacak ve gerekli-gereksiz her yerde kullanacak. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Örneğin; "<em><strong>Hakk'a Yürüdü</strong></em>" ifadesi Bektaşilikten kopyalandığı için kopyanın doğası gereği gerçek bağlamından koparılarak ikrarlı-ikrarsız, nasipli-nasipsiz, Alevi-Sünni-Şii kullanılan bu ifade artık herkes için hatta hayatı boyunca Alevilerden nefret etmiş ve kendini onlara karşıt olarak konumlandırmış kişiler için de kullanılıyor.)</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bektaşilerin algıladıkları biçimi ile Vahdet-i Vücud nazariyesi ve bu nazariyenin ruh ve ölüm üzerine söylediklerini de buraya yazmayacağım (merak eden bulup okur gerçi Das Kapital'i okumamış Alevi görünümlü Marksistler merak edip Vahdet-i Vücud ile ilgili de okuma yapmayacaklardır) ama Bektaşiler ölen kişiye dair içinde İslam’a aykırı ifadeler olan temennilerde bulunmazlar. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dolayısı ile de "<em><strong>devri daim olsun</strong></em>" diyerek, Allah'ı, Kur’an’ı, Peygamberi, Ehli Beyti, ahireti, cennet ve cehennemi, ceza ve mükâfatı ve ruhu içeremeyen ifadeler de kullanmazlar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sözün amacı üzerine düşünür isek tekraren soruyorum: diyelim ki tam bir materyalistsiniz ya da Marksistsiniz… </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu söz ile evrim ve doğal seleksiyonu kastetseniz bile "<strong><em>devri daim olsun</em></strong>" diye nitelediğiniz bu cümlede devreden "<strong><em>gizli özne</em></strong>" nedir?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Materyalizm açısından bir özne olması mümkün mü? </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hayır. Peki, ısrarla kullanılmasının sebebi nedir?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bunun da cevabını vereyim: tüm amaç materyalist bir dünya görüşünü güya Aleviliğe aitmiş gibi görünen kavramlarla Aleviliğin içine sinsi bir biçimde yerleştirmek.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Materyalizme ve evrime inanıyorsanız ruhun devrinden niye bahsediyorsunuz?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ruha ve ruhun ölümsüzlüğüne inanmıyor iseniz devirden niye bahsediyorsunuz?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Birçok kendine Alevi diyen ateiste söylüyorum o hâlde; sizin inançsızlığınıza göre insan ölünce vücut bütünlüğü bozuluyor ve madde boyutunda doğaya karışıyor ise temenniye ne gerek var?</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>Evren ve yaşam döngüsü onu atomlarına ayrıştırdı</strong></em>" deyin meselâ…</span></p>

<p><span style="color:#000000">Veya "<strong><em>Doğa ana onun yaşam enerjisini aldı ve bir müddet sonra ağaca, bitkiye, taşa, eşeğe, maymuna, domuza verecek</em></strong>" deyin. (Bilemiyorum artık ne diyecekseniz).</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bektaşilerden sürekli kopyalanan bu dualar ve temenniler ise Bektaşilik içerisinde kategoriktir ve her ölen kimseye aynı sözler ile temennide bulunulmaz.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Göçen kişi Bektaşi değil ise "<strong><em>Allah rahmet etsin</em></strong>" denir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kişi Bektaşi ise başka bir şey denir dahası Bektaşiliğin içindeki mertebelere bağlı olarak da farklı farklı temenniler vardır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu tip durumlarda kavram dünyanızın kirlenmemesi için kadim olana, basit olana dönmek en iyisidir;&nbsp;"<strong>Allah rahmet eylesin</strong>!" dersiniz ve bu yeterlidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu sözleri cem-cemaat görmüş Alevilere kolayca söyletemezsiniz. Hazreti Ali’ye katil dedirtemeyeceğiniz gibi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Buna karşılık kadim olan Alevilikten habersiz ve farklı olduğunu hissettirmek adına koca koca adamların, yıllarını Aleviliğe vakfetmiş dedelerin veya ocakzadelerin aslında Aleviliğin inanç felsefesine ait olmayan bu sözlerden uzak durmalarını da ben temenni ediyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çok isteyen var ise devirleri hep daim olsun, hiç bitmesin maden, bitki ve hayvan âleminde dolanıp dursunlar.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-hassasiyetini-inkar-istifa-getirdi-3181</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 08:33:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Alevi hassasiyetini inkar istifa getirdi!</h1>
                        <h2>Hacı Bayram Veli Üniversitesi, Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Sadullah Gülten görevinden istifa etti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/alevi-hassasiyetini-inkar-istifa-getirdi-1776836410.webp">
                        <figcaption>Alevi hassasiyetini inkar istifa getirdi!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Daha önce terör örgütü PKK'nın üyesi olarak hüküm giyen eski HDP milletvekili ve DEM Parti Ankara Büyükşehir Belediyesi "eş başkan" adayı Kemal Bülbül'ü panelist yapması ile gündeme gelen Hacı Bayram Veli Üniversitesi, Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Sadullah Gülten'in rektörlüğe istifasını sunduğu öğrenildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi toplumunda büyük tepki yaratan "panelist skandalı" sonrasında Prof. Dr. Gülten'in bir sosyal medya yayınında Alevi-Bektaşilerin Hz. Ali'nin katledilmesinde parmağı olduğu gerekçesiyle tepkili oldukları Muaviye'ye "hazret" diyerek saygı ifade etmesi infiale neden olmuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Prof. Dr. Sadullah Gülten sitemizin uyarıcı haberini de dikkate almayarak, sosyal medya hesabından "Hz. Muaviye'ye Hazreti Muaviye dedim diye haber konusu oldum" ifadelerini paylaşmıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sitemizi, Alevi-Bektaşilere yönelik hizmet ve çalışma yürüten bir makamda Muaviye'ye hazret ifadelerini haberleştirdiğimiz için, "halk içinde kin ve nefret yaymak" suçlaması ile tehdit eden Prof. Dr. Sadullah Gülten'in talep üzerine istifasını sunduğu öğrenildi.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/tahtaci-kultur-dernekleri-federasyonunda-yolcu-bilginc-yeniden-baskan-3180</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 11:34:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu’nda Yolcu Bilginç yeniden başkan!</h1>
                        <h2>Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu 19 Nisan 2026 tarihinde yaptığı olağan genel kurulunda yeni yönetimini belirledi. Tek liste ile girilen seçimlerde mevcut başkan Yolcu Bilginç güven tazeledi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/tahtaci-kultur-dernekleri-federasyonunda-yolcu-bilginc-yeniden-baskan-1776674592.webp">
                        <figcaption>Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu’nda Yolcu Bilginç yeniden başkan!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / İZMİR</strong> – Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu, 19 Nisan 2026, Pazar günü Bademler Köyü’nde yapılan 4. Olağan Genel Kurul Toplantısı ile yeni yönetimini belirledi. Geniş katılımla ve “muhabbet” havasında geçen genel kurulda, birlik ve beraberlik mesajları ön plana çıktı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BADEMLER KÖYÜNDE ANLAMLI BULUŞMA</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/CEMAL%20CANPOLAT.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bademler Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Tesisleri’nde düzenlenen kongreye; İzmir, Balıkesir, Aydın, Muğla, Antalya ve Adana gibi Türkiye’nin dört bir yanından gelen üye dernek delegeleri katıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Divan Başkanlığını Cemal Canpolat’ın üstlendiği genel kurulda, tüm maddeler oybirliğiyle kabul edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TAHTACILAR’DAN VEFA VE TEŞEKKÜR PLAKETLERİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Genel kurulda, Tahtacı kültürüne ve federasyon çalışmalarına katkı sunan isimlere teşekkür plaketleri verildi:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Tunç Soyer:</strong> Tahtacı belgeseline sunduğu katkılardan dolayı plaketi, eşi Neptün Soyer ve kızı Defne Soyer’e takdim edildi. </span><span style="color:#000000">Soyer ailesinin duygusal konuşmaları genel kurula damga vurdu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/tun%C3%A7soyer.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Turgay Esen:</strong> İzmir Sivil Toplum İlişkiler Müdürü, çözüm odaklı yaklaşımları nedeniyle onur konuğu olarak ağırlandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/tURGAY%20ESEN.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Sinan Kahyaoğlu:</strong> Tahtacı kültürünü akademik ve sosyolojik olarak en iyi anlatan isimlerden biri olan Kahyaoğlu’na emekleri için teşekkür edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/S%C4%B0NAN%20KAHYAO%C4%9ELU.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TEK LİSTE, TAM MUTABAKAT!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">"Rızalık" ilkesiyle hazırlanan tek liste, delegelerin tamamının oyunu alarak göreve seçildi. Yolcu Bilginç, güven tazeleyerek yeniden Genel Başkanlık makamına getirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Yeni Yönetim Kurulu Şu İsimlerden Oluştu:</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yolcu Bilginç (Genel Başkan), Zülfikar Metin, Sinan Kahyaoğlu, Güneş Erol, Bektaş Elteş, Ali Kırmızigül, Hüseyin Şapkalı, Mehmet Baki, Özgür Çamlıdağ, Mehmet Çakmak, Süleyman Erdoğan, Ali Türkeli, Ahmet Gelgit, Meryem İnce, Gürkan Gemici.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>MAHMUT TÜRKMENOĞLU BÜSTÜ ÖNÜNDE ANLAMLI KARE</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/MAHMUT%20T%C3%9CRKMENO%C4%9ELU.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Seçim sonuçlarının ardından yeni yönetim ve delegeler, Tahtacı toplumunun önemli değerlerinden, eski Gümrük ve Tekel Bakanı Mahmut Türkmenoğlu’nun büstü önünde toplu fotoğraf çektirerek kendisini andılar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Genel Başkan Yolcu Bilginç, kapanış konuşmasında; “<em><strong>Temsil ettiğimiz toplum her şeyin en iyisini hak ediyor. Yeni kadromuzla güzel işler yapmaya devam edeceğiz. Varlığımız ve birliğimiz daim olsun</strong>”</em> ifadelerini kullandı.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cinlilerin-adana-ve-muglada-bulduklari-elmaslar-merkez-ise-denizli-3179</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 18 Apr 2026 13:52:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Çinlilerin Adana ve Muğla'da buldukları elmaslar! Merkez ise Denizli</h1>
                        <h2>Bora Özizmirli, “Türkiye’de elmas var mı?” sorusuna net bir yanıt verdi: "Evet, Türkiye’de elmas vardır ve bu artık bilimsel raporlarla kanıtlanmıştır. Çinli bilim insanlarının ağırlıklı olduğu bir ekip, Adana Pozantı ve Muğla Köyceğiz bölgelerinde elmas varlığını tespit etmiştir."dedi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/cinlilerin-adana-ve-muglada-bulduklari-elmaslar-merkez-ise-denizli-1776511664.webp">
                        <figcaption>Çinlilerin Adana ve Muğla'da buldukları elmaslar! Merkez ise Denizli</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Gazeteci Bora Özizmirli,<a href="https://www.youtube.com/watch?v=5Y4tT9H2vFA"><strong> JeopoliTürk Gündem Tv YouTube</strong></a> kanalında Türkiye’nin yeraltı zenginlikleri, özellikle değerli taşlar konusundaki potansiyelini belge ve bilimsel referanslarla ele aldı.&nbsp;<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=5Y4tT9H2vFA"><strong><span style="color:#c0392b">BORA ÖZİZMİRLİ'NİN 7 DAKİKALIK AÇIKLAMASINI YOUTUBE ÜZERİNDEN İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINI</span></strong></a><span style="color:#c0392b"><strong>Z</strong></span><br />
&nbsp;</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">TÜRKİYE’DE ELMAS VARLIĞI TESCİLLENDİ</span></span></strong></span><br />
<br />
Özizmirli, “Türkiye’de elmas var mı?” sorusuna net bir yanıt verdi:<br />
<br />
<em><strong>"Evet, Türkiye’de elmas vardır ve bu artık bilimsel raporlarla kanıtlanmıştır. Çinli bilim insanlarının ağırlıklı olduğu bir ekip, Adana Pozantı ve Muğla Köyceğiz bölgelerinde mikro elmas varlığını tespit etmiştir. Bu keşifte sadece elmas değil, elmas kadar nadir ve değerli mozanit taşları daraporlara yansımıştır. " i</strong></em>fadelerini kullandı ve daha önce “yok” kabul edilen bu kaynakların artık kapanmış bir tartışma olduğunu vurguladı..</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">LAMPROİT BACALARI: ELMASIN YENİ KAYNAĞI</span></span></span></strong><br />
<br />
Bora Özizmirli yaptığı açıklamasında; geleneksel olarak elmasın yalnızca kimberlit bacalarında bulunduğu düşünülürken, son yıllarda lamproit bacalarının da önemli bir elmas kaynağı olduğu ortaya çıkmıştır. Avustralya’daki ünlü Argyle lamproiti bu konuda öncü örnek olmuştur.&nbsp;</p>

<p>Özizmirli şunları söyledi:<em><strong><br />
<br />
"Türkiye, lamproitler açısından zengin bir coğrafyadır. Yabancı bilim insanlarının akademik makalelerinde Denizli, Isparta, Muğla ve Kütahya bölgeleri “lamproitler ülkesi” olarak tanımlanmaktadır. Denizli’de değerli taş arayıcısı Metin Uysal’ın saha çalışmaları sonucunda 17 adet lamproit bacası keşfedilmiştir. Lamproitler sadece elmas değil, savunma sanayii için kritik öneme sahip maden ve elementleri de barındırmaktadır."&nbsp;</strong></em>ifadelerini kullandı.<br />
<br />
Bora Özizmirli, konuşmasının belgeli ve bilimsel makalelere dayandığını belirterek, esas merkezin <strong>Denizli </strong>olduğunu vurgulasyarak, Denizli’nin bu konuda büyük bir potansiyele sahip olduğunu tekrarladı. Konuyla ilgili önümüzdeki videolarda daha fazla detay vereceğini söyledi.</p>

<p><br />
<strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">YAKUT VE SAFİR ZENGİNLİĞİ</span></span></span></strong><br />
<br />
Özizmirli, Türkiye’de yakut ve safir tartışmalarına da açıklık getirdi. Bu taşların ham maddesi olan emery madeninin dünya rezervlerinin <strong>yaklaşık %65’i </strong>Türkiye’dedir. Emery içine krom girdiğinde kırmızı yakut, titanyum gibi elementler girdiğinde ise safir oluşur. Ülkenin hem emery hem de krom açısından zengin olması nedeniyle yakut ve safir bolluğu olması gerektiği belirtti. Ancak bu potansiyel uzun yıllar “yok” kabul edilmiş ve çeşitli engellerle karşılaşmıştır. Amatör değerli taş arayıcıları tarafından birçok kez bulundukları ifade etti.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">TARİHİ VE EKONOMİK BOYUT</span></span></strong></span><br />
Özizmirli konuşmada tarihi bir detaya da yer verdi: Dünyadaki ilk elmas kaynaklarından birinin kökeni, <strong>Osmanlı</strong> döneminde Cezayir Valisi (Dayısı) olan Denizli doğumlu <strong>Hüseyin Paşa’ya</strong> dayandırıldığını, bu konunun Fransız ve Cezayir kaynaklarında geçmekte olduğunu ve ayrı bir video konusu olarak değerlendirileceğini belirtti.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">EKONOMİK POTANSİYEL VE ÇAĞRI</span></span></strong></span><br />
<br />
Türkiye’de yüz binlerce kişinin değerli taş arayıcılığı yaptığına dikkat çeken Özizmirli, bu kişilerin <strong>Maden Tetkik ve Arama (MTA)</strong> ile işbirliği yapması gerektiğini vurguladı. Gemoloji uzmanı <strong>Prof. Dr. Murat Hatipoğlu’nun </strong>3-4 yıl önceki açıklamasına atıfta bulunarak, basit kesim makineleri ve sınırlı sermaye ile bir ailenin ekonomik kriz döneminde bile ayda <strong>3-4 bin dolar</strong> gelir elde edebileceğini hatırlattı. Takı sektörü dünya çapında önemli bir sektördür ve Denizli’nin ilçeleriyle birlikte Türkiye’nin bu alanda söz sahibi olabilecek potansiyeli bulunduğu ifade edildi.</p>

<p>Lamproit bölgelerinin sadece değerli taş değil, savunma sanayii için vazgeçilmez madenleri de içerdiği tekrarlanarak, bu kaynakların ekonomiye kazandırılması için devletin üzerine düşeni yapması gerektiği çağrısında bulunuldu.</p>

<p><br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=5Y4tT9H2vFA"><span style="color:#c0392b"><strong>Kaynak: JeopoliTürk Gündem Tv YouTube kanalı – “Çinli Bilim İnsanlarının Adana ve Muğla’da Bulduğu Elmaslar. Türkiye’deki Lamproitler” başlıklı video (17 Nisan 2026).</strong></span></a></p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/erdogandan-bulgaristan-secimlerine-katilma-cagrisi-3178</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 18 Apr 2026 11:39:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Erdoğan’dan Bulgaristan seçimlerine katılma çağrısı</h1>
                        <h2>19 Nisan’da Bulgaristan'da yapılacak milletvekili seçimleri hakkında açıklama yapan Balkan Rumeli Bektaş-i Dernekleri Federasyonu kurucu Genel Başkanı Recep Osman Erdoğan Türkiye'de yaşayan çifte vatandaşları sandığa gidip oy kullanmaları çağrısı yaptı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/erdogandan-bulgaristan-secimlerine-katilma-cagrisi-1776501827.webp">
                        <figcaption>Erdoğan’dan Bulgaristan seçimlerine katılma çağrısı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Bulgaristan pazar günü beş yıl içinde sekizinci parlamento seçimlerine gidiyor ve eski cumhurbaşkanı Rumen Radev'in yeni partisi, birçok kişinin kronik siyasi istikrarsızlığı sona erdireceğini umduğu oylamada anketlerde önde gidiyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">19 Nisan’daki seçimin büyük önem taşıdığını vurgulayan Erdoğan, Bulgaristan vatandaşı Türklerin haklarını almalarının siyasi gelişmelere müdahil olmalarıyla mümkün olduğunun altını çizdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Birlik oldukça güçleniriz. Birlik oldukça var oluruz</strong></em>” ifadellerini kullanan Balkan Rumeli Bektaş-i Dernekleri Federasyonu kurucu Genel Başkanı Recep Osman Erdoğan, kullanılacak her oyun, Türklerin Bulgaristan’daki varlığının teminatı anlamına geleceğini belirtti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bulgaristan’da miras ve emeklilik haklarının korunabilmesi için seçimlere katılmanın önemine dikkati çeken Erdoğan, “<em><strong>Sandık başına gidelim. Oy hakkımızı kullanalım</strong></em>” diye konuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-17%20at%2019_22_12.jpeg" style="height:800px; width:595px" /></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/en-cok-konut-alan-yabancilar-araplar-degil-3177</link>
            <category>EKONOMİ</category>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 14:14:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>En çok konut alan yabancılar Araplar değil!</h1>
                        <h2>TÜİK, mart ayına ilişkin konut satış istatistiklerini açıkladı. Geçtiğimiz ay 113 bin 367 konut satılırken, bu konutların 1.353'ünü yabancılar aldı. Türkiye'den konut alan yabancı sıralamasında ise zirveyi, kamuoyunda yaygın kanaatin aksine, Araplar işgal etmiyor!</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/en-cok-konut-alan-yabancilar-araplar-degil-1776425057.webp">
                        <figcaption>En çok konut alan yabancılar Araplar değil!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Türkiye genelinde<em><strong>&nbsp;</strong></em>ilk el konut satış sayısı Mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %1,3 oranında artarak 35 bin 725 oldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İkinci el konut satışları ise Mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %3,6 oranında azalarak 77 bin 642 oldu.<em><strong>&nbsp;</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplam konut satışları içinde ilk el konut satışlarının payı %31,5, ikinci el konut satışlarının payı %68,5 oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>25 BİN 978 İPOTEKLİ SATIŞ YAPILDI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye genelinde&nbsp;ipotekli konut satışları Mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %35,9 oranında artarak 25 bin 978 oldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Diğer konut satışları ise Mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre %9,6 oranında azalarak 87 bin 389 oldu.<em><strong>&nbsp;</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı %22,9 diğer satışların payı %77,1 olarak gerçekleşti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="Türkiye'den en çok ev alan yabancı sıralaması! Zirvenin sahibi Araplar değil" src="https://i.turkiyegazetesi.com.tr/images/2026/4/17/turkiyeden-en-cok-ev-alan-yabanci-siralamasi-zirvenin-sahibi-araplar-degil-1784650_202604171125_20260417112541_1.png" style="height:auto; width:100%" /></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İLK EL KONUT SATIŞLARI %1,8 AZALDI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Takvim etkilerinden arındırılmış serilerde, bir önceki yılın aynı ayına göre&nbsp;ilk el konut satışları %1,8 azaldı; ikinci el konut satışları %6,2 azaldı.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış serilerde ise bir önceki aya göre ilk el konut satışları %9,6 azaldı; ikinci el konut satışları %5,5 azaldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YABANCILARA MARTTA 1.353 KONUT SATILDI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yabancılara yapılan konut satışları Mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre&nbsp;%20 oranında azalarak 1.353 oldu.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mart ayında toplam konut satışları içinde yabancılara yapılan konut satışının payı %1,2 olarak gerçekleşti.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ocak-Mart döneminde yabancılara yapılan konut satışları ise bir önceki yılın aynı dönemine göre %14,9 oranında azalarak 4 bin 165 olarak gerçekleşti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TÜRKİYE'DEN EN FAZLA KONU ALAN YABANCILAR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Mart ayında ülke uyruklarına göre en fazla konut satışı sırasıyla 229 ile Rusya Federasyonu, 130 ile İran ve 84 ile Almanya vatandaşlarına yapıldı.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/gulistan-doku-sorusturmasinda-eski-vali-tuncay-sonele-sorusturma-acildi-3176</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 13:44:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Gülistan Doku soruşturmasında eski vali Tuncay Sonel'e soruşturma açıldı</h1>
                        <h2>Gülistan Doku soruşturmasında adı geçen eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” şüphesiyle soruşturma başlatıldı. Soruşturma kapsamında Sonel açığa alındı. Öte yandan Sonel’in oğlu da aynı soruşturma kapsamında gözaltına alındı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/gulistan-doku-sorusturmasinda-eski-vali-tuncay-sonele-sorusturma-acildi-1776423308.webp">
                        <figcaption>Gülistan Doku soruşturmasında eski vali Tuncay Sonel'e soruşturma açıldı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Tunceli'de 5 Ocak 2020'den itibaren kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturmada geçtiğimiz günlerde 13 kişi gözaltına alınmıştı.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">VALİNİN OĞLU GÖZALTINDA</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Şahısların arasında&nbsp;Gülistan Doku'nun erkek arkadaşı Zeinal A, Zeinal'ın annesi Cemile Y. ve üvey babası Engin Y. ile Uğurcan A, Celal A, Nurşen A. ve Ferhat Hanedan G, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel ile Vali Sonel'in o dönem korumalığını yapan Şükrü E. de&nbsp;bulunuyordu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dün akşam 2 kişi tutuklanırken, 2 isim hakkında da adli kontrol kararı verildi. Eski valinin oğlunun da aralarında olduğu diğer şüpheliler ise bu sabah adliyeye sevk edildi.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ESKİ VALİ HAKKINDA SORUŞTURMA: SUÇ ŞÜPHESİNE ULAŞILDI</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen yazıda, mevcut delil durumu itibarıyla dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in "<em><strong>suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçu</strong></em>" eylemlerini gerçekleştirdiğine dair yeterli suç şüphesine ulaşıldığı bilgisi yer aldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı Bakanlık Muhabere Bürosu tarafından Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığına "<em><strong>Vali Tuncay Sonel</strong></em>" konulu yazı gönderildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Başsavcılığın yazısında, "<em><strong>2020/52</strong></em>" soruşturma sayılı dosya üzerinden 5 Ocak 2020 suç tarihli "<strong><em>kasten insan öldürme</em></strong>", "<strong><em>cinsel saldırı</em></strong>", "<strong><em>suç delillerinin gizlenmesi-yok edilmesi</em></strong>", "<em><strong>bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girmek suretiyle verileri yok etme-bozma</strong></em>", "<strong><em>kişiyi hürriyetinden yoksun kılma</em></strong>", "<strong><em>suçu bildirmeme</em></strong>", "<em><strong>suçluyu kayırma</strong></em>" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel'in de aralarında bulunduğu 13 şüphelinin gözaltına alındığı hatırlatıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yazıda, şunlar kaydedildi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"Ekte sunulan bilgi ve belgelerden mevcut delil durumu itibarıyla dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in TCK'nin 281/1-2 (suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçu) maddesinde düzenlenen eylemleri gerçekleştirdiğine dair yeterli suç şüphesine ulaşıldığı ancak Tuncay Sonel'e ilişkin isnat ve iddiaların kişisel suç niteliğinde olduğu, 5271 sayılı CMK'nin 161/6. maddesi gereğince valilerin kişisel suçlarından dolayı soruşturma yetkisinin suç tarihinde görev yaptıkları ilin bağlı olduğu Bölge Adliye Mahkemesinin bulunduğu yerdeki İl Cumhuriyet Başsavcılığına ait olduğu şeklinde düzenleme bulunması sebebiyle Cumhuriyet Başsavcılığınızca, Tuncay Sonel hakkında mevcut delil durumuna göre değerlendirme yapılmak üzere gereğinin takdir ve ifası rica olunur."</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">AÇIĞA ALINDI</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">İçişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada Sonel'in soruşturma kapsamında açığa alındığı belirtildi.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ANNE DOKU: HER ŞEYİ OĞLU YAPTI</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Dün adliye önünde bekleyen Gülistan Doku'nun annesi Bedriye Doku, soruşturmanın baş şüphelisinin dönemin&nbsp;Tunceli Valisi Tuncay Sonel&nbsp;olduğunu iddia ederek,&nbsp;"<strong><em>Her şeyi oğlu yapmış, oğlanı tatile göndermiş.</em></strong>" dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Doku, şunları söyledi: "<em><strong>Ben bir anneyim, sizin de çocuklarınız var, iki saat, bir saat, yarım saat kendinizi benim yerime koyun. Çocukları okula gönderin, o sizin çocuklarınız okuldan gelmezse ne yaparsınız? Ben bir anneyim, Allah için bunu yakalayın.</strong></em>"</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bedriye Doku, kızının kemiklerini istediğini belirterek,<strong>&nbsp;</strong>"<em><strong>Ben kızımın kemiklerini almadan ölüme kadar burada oturacağım.</strong></em>" ifadesini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"GÖZALTINA ALINMASI GEREKEN KİŞİ TUNCAY SONEL'DİR"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Abla Aygül Doku da eski valinin tüm soruşturmanın bilinçli olarak seyrini değiştirdiğini öne sürmüş ve şunları söylemişti: "<strong><em>Dönemin valisi bir ailenin kızını bulmak ve görevini yapmakla yükümlüyken, sırf oğlunu korumak için devletin bütün imkanlarını kullanıp bizi o köprü başında tam 220 gün boyunca bekletti.&nbsp;Bizi orada bekletirken Gülistan'ın intihar ettiğine inanalım diye dönemin Valisi Tuncay Sonel botla geziyordu. Bütün bunların hesabının sorulmasını istiyoruz. Başsavcımızın çalışmasına çok büyük bir saygı duyuyorum ama şu anda&nbsp;gözaltına alınması gereken kişilerden biri dönemin Valisi Tuncay Sonel'dir.&nbsp;Bizim başımıza ne getirdiyse dönemin Valisi Tuncay Sonel getirmiştir. Bunun üstünün örtülmesini istemiyoruz.</em></strong>"</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-yazdi-cok-uzgunum-3175</link>
            <category>KONUK YAZAR</category>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 10:33:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Dr. İhsan Ünlü yazdı: Çok üzgünüm!</h1>
                        <h2>Dr. İhsan Ünlü, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta yaşanan trajik okul saldırısı olayları nedeniyle derin üzüntü ve öfke duyduğunu belirtti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/dr-ihsan-unlu-yazdi-cok-uzgunum-1776412047.webp">
                        <figcaption>Dr. İhsan Ünlü yazdı: Çok üzgünüm!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Dr. İhsan Ünlü, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta yaşanan trajik okul saldırısı olayları nedeniyle derin üzüntü ve öfke duyduğunu belirtti.<br />
<br />
Ünlü, ünlü Rus yazar Lev Tolstoy'un "Acı duyabiliyorsan canlısın. Başkalarının acısını duyabiliyorsan insansın" sözünü hatırlatarak, yaşananların insan olarak herkesi derinden yaraladığını ifade etti. Romalı oyun yazarı Terentius'un "İnsanım; insana dair hiçbir şey bana yabancı değildir" sözüne atıfta bulunan Ünlü, bu olayların kendisine çok yabancı geldiğini ve kelimelerle anlatamayacak kadar üzgün olduğunu dile getirdi.<br />
<br />
<strong>Dr. İhsan Ünlü'nün makalesinin tam metni şöyle:</strong><br />
<br />
“Acı duyabiliyorsan canlısın. Başkalarının acısını duyabiliyorsan insansın.” diyordu Tolstoy.&nbsp;</p>

<p>Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta son yaşananlar insan olarak bizi çok derinden yaraladı.</p>

<p>Terentius, “İnsanım; insana dair hiçbir şey bana yabancı değildir” diyordu. Lakin bu son olaylar bana çok yabancı geldi.</p>

<p>Çok üzgünüm; duygularımı anlatacak kelime bulamıyorum.</p>

<p>Aynı zamanda çok öfkeliyim; nasıl olur diyorum? Olamaz, olmamalıydı diyorum!</p>

<p>14 yaşında bir çocuk ve bunca silahla elini kolunu sallayarak okula giriyor; gözünü kırpmadan en yakın arkadaşlarını ve öğretmenlerini vurup öldürüyor!</p>

<p>Suçlu mu? Evet ortada görünün bir suçlu var ama gerisinde ne var, ona bakıyorum.</p>

<p>Görünen suçlunun arka planında görünmeyen suçluları görüyorum.</p>

<p>Bu durum, bir sonuçtur; eğitimde geldiğimiz noktanın, zaman içerisindeki arızi sebeplerin getirip dayandırdığı sonuç!</p>

<p>Bu noktada yanlış giden sistem başta olmak üzere hepimiz suçluyuz.</p>

<p>Eğitimde bu dramatik sonucu ortaya çıkaran sistem suçlu olduğu kadar, bu sisteme rağmen çocuklarına sahip çıkmayan anne-babalar da de suçludur.</p>

<p>Evlat bakımını yalnızca karın doyurma ve giyim-kuşamdan ibaret gören; kendi keyfi bozulmasın diye ağlayan çocuğunu kontrolsüz bir şekilde cep telefonuyla susturan bir &nbsp;aile yapısının gelip toslayacağı yer burasıdır.</p>

<p>Şu bir gerçektir ki çocuklukta en temel ihtiyacı olan sevgiyi göremeyen çocuk, ileride narsist ruhlu bir canavara dönüşebilir.</p>

<p>En temel anne-baba rolünü üstlenemeyen ve evlat yetiştirmenin hakkını veremeyen ebeveynlerin hemen her fırsatta okulu ve öğretmeni suçlaması çok büyük tezattır.</p>

<p>Ve yine eğitimi yalnızca dört duvar arasında gören, öğrencisinin zihin dünyasını inşa ederken ruh dünyasına eğilmeyen eğitimci suçludur.</p>

<p>Şunu unutmayalım ki yavrularımızın aklına girmenin yolu onların gönül dünyasına girmekten geçer.</p>

<p>Deyim yerindeyse okulu bir mabet, eğitimi de bir ibadet neşvesiyle gören ve öğrencilerine Allah’ın bir emaneti gibi davranan öğretmenlerle okullarımız en güvenli<br />
mekanlar olacaktır.</p>

<p>Tıpkı, saldırı sırasında öğrencilerini korumak adına onların üzerine siper olarak kendi canını feda eden Ayla öğretmen gibi...</p>

<p>Allah, ona ve vefat eden tüm yavrularımıza rahmet eylesin. Kederli ailelerinin, eğitim camiamızın ve aziz milletimizin başı sağolsun.</p>

<p>Umuyorum ki başta etkili ve yetkili makamlar olmak üzere konuyla ilgili bilirkişi, kurum ve kuruluşlar bu can sıkıcı hadiseleri masaya yatırarak gerekli önlemleri alırlar.</p>

<p>Selam ve dua ile...</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/necmettin-kahya-yolun-sahibi-devlet-degil-canlardir-3174</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 22:05:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Necmettin Kahya: Yolun sahibi devlet değil, canlardır!</h1>
                        <h2>SEÇEK Azınlık Eğitim ve Kültür Derneği Başkanı Necmettin Kahya, Alevilik-Bektaşiliğin temel değerlerinden Batı Trakya’daki toplumsal yapıya, kamuoyuna yansıyan söylemlerden yeni yasal düzenlemelere kadar birçok başlıkta GÜNDEM’e değerlendirmelerde bulundu.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/necmettin-kahya-yolun-sahibi-devlet-degil-canlardir-1776369050.webp">
                        <figcaption>Necmettin Kahya: Yolun sahibi devlet değil, canlardır!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">SEÇEK Azınlık Eğitim ve Kültür Derneği Başkanı Necmettin Kahya, Alevilik-Bektaşiliğin temel değerlerinden Batı Trakya’daki toplumsal yapıya, kamuoyuna yansıyan söylemlerden yeni yasal düzenlemelere kadar birçok başlıkta GÜNDEM’e değerlendirmelerde bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Birlik ve bütünlük vurgusunun öne çıktığı söyleşide Kahya, özellikle “<strong><em>yolun erkânı</em></strong>”, rızalık ilkesi ve inanç önderliğinin belirlenmesi konularında dikkat çeken mesajlar verdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Tartışmaların odağındaki konulara ilişkin görüşlerini açık bir dille paylaşan Kahya, hem inanç pratiğinin doğru anlaşılması hem de toplum içindeki dengelerin korunması gerektiğine işaret etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÜNDEM: Alevilik-Bektaşilik nedir? Temel inanç ve düşünce yapısını nasıl tanımlarsınız?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Necmettin KAHYA:</strong>&nbsp;Alevilik-Bektaşilik, kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’e ve Ehl-i Beyt’e bağlılığı merkeze alan, tasavvufi bir İslam yorumudur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu yol, Horasan erenlerinin getirdiği tasavvufi anlayış ile Türk kültürünün ve değerlerinin birleşmesiyle şekillenmiştir. Aynı zamanda Türk halk İslam’ı olarak da ifade edilir. Yani sadece bir inanç sistemi değil bir yaşam biçimi, bir ahlak ve irfan yoludur.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÜNDEM: Alevilik ve Bektaşilik arasında bir fark var mıdır?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Necmettin KAHYA:</strong>&nbsp;Evet, bu konuda önemli bir ayrım vardır. Alevi, Alevi anne ve babadan doğar; yani bir soy bağı söz konusudur. Ancak Bektaşilikte durum farklıdır. Bektaşi olmak için ikrar vermek gerekir. Yani kişi kendi rızasıyla bu yola girer, bir mürşide bağlanır ve bu yolun gereklerini kabul eder. Dolayısıyla Bektaşilik daha çok gönüllülük esasına dayanır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÜNDEM: Batı Trakya’daki Bektaşiler hakkında neler söyleyebilirsiniz?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Necmettin KAHYA:</strong>&nbsp;Batı Trakya’daki Bektaşiler, statüsü Lozan Antlaşması ile belirlenmiş olan Müslüman Türk azınlığının ayrılmaz bir parçasıdır. 15’ten fazla köyde yaşayan canlarımız vardır. Bu topluluk sadece bir köyden ibaret değildir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÜNDEM: Geçen mart ayında Alevilik Bektaşilik ve kanunlaşan dini tüzel kişilik hakkında Yunan ulusal basınında bir röportaj yer aldı. Bu konuşmayı ve söylemlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Necmettin KAHYA:</strong>&nbsp;Konuşmanın içeriğine baktığımızda bazı hususların eksik ve yanlış aktarıldığını görüyoruz. Her insan kendi yaşadığını anlatır, buna sözümüz yok. Ancak bir kişinin yaşadıklarını bütün bir topluma mal etmek doğru değildir. Hanımefendinin ifadeleri ve temsil ettiği yaklaşım, Batı Trakya’daki tüm Alevi-Bektaşi canları temsil etmez. Aksine bu ve benzeri söylemler, yaklaşık 10 yıl önce toplum içinde ayrışmaya sebep olmuştur. Alevi-Bektaşi toplumunu ikiye bölmüştür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ayrıca bu anlatım biçimi, sanki Alevi-Bektaşiler bütünüyle baskı altındaymış ve diğer Müslümanlardan kopukmuş gibi bir algı oluşturuyor. Bu da toplumu ayrıştıran bir dil ortaya çıkarıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Üzülerek ifade ediyorum ki hanımefendinin bu açıklamaları etik olmayan, talihsiz açıklamalardır. Yapılan değerlendirmeler, doğup büyüdüğü çevreyle ve bu yolun yaşandığı gerçeklikle örtüşmemektedir. Kendisine, özüne ve sözde temsil ettiği çevreye dönüp bakmasını tavsiye ederim.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÜNDEM: Bu bölünmeden neyi kastediyorsunuz?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Necmettin KAHYA:</strong>&nbsp;Şunu açıkça ifade edelim: Batı Trakya’daki Alevi-Bektaşilerin tamamı bu söylemleri paylaşmamaktadır. Geriye kalan büyük kesim, kendisini Müslüman Türk azınlığın bir parçası olarak görmektedir ve bu bütünlük içinde yaşamaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ayrıca Alevi-Bektaşi toplumu sadece bir köyden ibaret değildir. 15’ten fazla köyde yaşayan canlarımız vardır. Bu geniş yapıyı tek bir temsil üzerinden anlatmak doğru değildir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÜNDEM: Söz konusu röportajda yer alan kadın, başörtüsü ve ibadet konularındaki ifadeler hakkında ne düşünüyorsunuz?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Necmettin KAHYA:</strong>&nbsp;Bu konularda da bazı yanlış anlamalara kapı aralanmıştır. Başörtüsü meselesi, dediğim gibi, geçmiş yüzyılın kısır tartışmalarındandır. Bizim yolumuzu bunun üzerinden tarif etmek doğru değildir. Aynı şekilde “<strong><em>namaz kılınmıyor</em></strong>” gibi bir algı oluşuyor. Bu da yanlıştır. Bizim yolumuzda ibadet vardır, namaz da vardır. “<strong><em>Dört Kapı Kırk Makam</em></strong>” öğretisinin birinci kapısı olan şeriat kapısı bunun açık göstergesidir. Biz ibadeti inkâr etmeyiz, aksine onu derinleştiririz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sürekli dile getirdikleri baskıdan dolayı cem ibadetimizi gizli yapmak zorunda kalıyoruz, söylemi de tamamen yanlıştır. Cem ibadeti zaten ikrarsız kişilere kapalıdır, ancak katılabilmek için o cemaatin rızası gerekmektedir. Var olan gizlilik bu yüzdendir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÜNDEM: Geçen mart ayında Yunan ulusal basınında yer alan röportajda, Sünni toplumla ilgili “</strong>baskı<strong>” vurgusu hakkında ne düşünüyorsunuz?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Necmettin KAHYA:</strong>&nbsp;Her toplumda münferit sıkıntılar olabilir. Ancak bunu genelleştirip bir toplumu diğerine karşı konumlandırmak doğru değildir. Yüzyıllardır birlikte yaşayan bir toplumu “<em><strong>baskı</strong></em>” dili üzerinden anlatmak, yeni kırılmalar doğurur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hünkârımız Hacı Bektaş-ı Veli’nin şu sözünü unutmamak gerekir. “<em><strong>İncinsen de, incitme.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÜNDEM: Ağustos 2025’te kabul edilen Alevi-Bektaşi dini tüzel kişiliği yasası hakkında görüşünüz nedir?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Necmettin KAHYA:</strong>&nbsp;Bu konu çok daha ciddi bir meseledir. Bu düzenleme, bir hak verme gibi sunulsa da özünde azınlığı bölmeye yönelik bir girişimdir. Çünkü Lozan Antlaşması ile herhangi bir izne ve denetime tabi olmadan ibadetlerimizi yapabiliyoruz. Üstelik kabul edilen maddeler, bizim yolumuzun usul ve erkânına açıkça aykırıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÜNDEM: Bu aykırılık en çok nerede görülüyor?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Necmettin KAHYA:</strong>&nbsp;En açık örnek dedelerin belirlenmesi meselesidir. Bu yasaya göre dedeler; tüzel kişiliğin belirlediği üç kişi ile devletin, yani Eğitim ve Din İşleri Bakanlığının atayacağı iki kişiden oluşan bir komite tarafından seçilecektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu, bizim “<em><strong>El ele, el Hakk’a</strong></em>” ilkemize tamamen aykırıdır. Dedelik makamı, devletin atamasıyla belirlenmez. Bu yol rızalıkla yürür, bürokrasiyle değil.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÜNDEM: Bu durumu nasıl nitelendiriyorsunuz?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Necmettin KAHYA:</strong>&nbsp;Bu, bizim inancımız açısından düşkünlük sebebidir. Çünkü yolun erkânına müdahale vardır. İnanç önderini devlet belirliyorsa, orada artık yolun kendi iradesinden söz edemeyiz.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÜNDEM: Daha geniş bir açıdan baktığınızda bu süreci nasıl yorumluyorsunuz?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Necmettin KAHYA:</strong>&nbsp;Bu, devlet eliyle asimilasyonun en net örneklerinden biridir. Bir toplumu tanıdığını söyleyip, onun içyapısını değiştirmek, erkânını dönüştürmek bu kabul edilemez.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GÜNDEM: Son olarak ne söylemek istersiniz?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Necmettin KAHYA:</strong>&nbsp;Alevi-Bektaşi yolu; birlik, rıza ve hakikat yoludur. Bu yol dışarıdan şekillendirilemez. Yolun sahibi devlet değil, talibi ve canlarıdır. Tüzel kişiliğin ve benzeri yaklaşımların da bu gerçeği göz önünde bulundurması gerekir. Yol, ayrıştırarak değil birleştirerek yaşar.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kerkukun-yeni-valisi-itc-baskani-mehmet-seman-aga-oldu-3173</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 21:42:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Kerkük’ün yeni valisi ITC Başkanı Mehmet Seman Ağa oldu</h1>
                        <h2>Irak’ın Kerkük vilayeti valiliği görevine, Irak Türkmen Cephesi (ITC) Başkanı Mehmet Seman Ağa seçildi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/kerkuk-valisi-irak-turkmen-cephesi-baskani-muhammed-seman-aga-oldu-1776365366.webp">
                        <figcaption>Kerkük’ün yeni valisi ITC Başkanı Mehmet Seman Ağa oldu</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Irak Türkmen Cephesi (ITC) Genel Başkanı Mehmet Seman Ağa, Kerkük İl Meclisi üyeleri tarafından yapılan oylama sonucunda vali olarak seçildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu gelişmeyle birlikte, yaklaşık 100 yıl aradan sonra Kerkük’ü bir Türkmen vali yönetecek.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kerkük İl Meclisi’nin sabah saatlerinde gerçekleştirmeyi planladığı oturum, yasal çoğunluk sağlanamadığı için yapılamadı. Oturum daha sonra saat 18.00’e ertelendi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu süreçte ITC Genel Başkanı Mehmet Seman Ağa, yoğun ilgi ve kalabalık eşliğinde Kerkük Valiliği binasına ulaştı. İl meclisi çevresinde hareketli anlar yaşandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Akşam saatlerinde gerçekleştirilen oturumun ardından Mehmet Seman Ağa, Kerkük İl Meclisi üyeleri tarafından yapılan oylama sonucunda resmen vali olarak seçildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Siyasi anlaşmalar gereği Kerkük’te dönüşümlü valilik sistemine geçildi.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-sscb-genclik-ceteleriyle-neden-bas-edemedi-3172</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 12:03:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Bora Özizmirli: SSCB gençlik çeteleriyle neden baş edemedi?</h1>
                        <h2>Son dönemde Türkiye'de okullarda yaşanan şiddet olayları ve çocuk yaştaki gençlerin çeteleşmesi sıkça gündeme geliyor. Bu tablo, analist Bora Özizmirli  makalesinde ise,  dikkat çektiği üzere, ister istemez 1980'lerin sonlarında Sovyetler Birliği'nde yaşananları akla getiriyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/bora-ozizmirli-sscb-genclik-ceteleriyle-neden-bas-edemedi-1776333569.webp">
                        <figcaption>Bora Özizmirli: SSCB gençlik çeteleriyle neden baş edemedi?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Son dönemde Türkiye'de okullarda yaşanan şiddet olayları ve çocuk yaştaki gençlerin çeteleşmesi sıkça gündeme geliyor. Bu tablo, analist Bora Özizmirli &nbsp;makalesinde ise, &nbsp;dikkat çektiği üzere, ister istemez 1980'lerin sonlarında Sovyetler Birliği'nde yaşananları akla getiriyor.<br />
<br />
<strong>Bora Özizmirli'nin makalesi şöyle:</strong><br />
<br />
<br />
Son dönemde okullarımızda yaşanan şiddet olayları ve çocuk yaştaki gençlerin çeteleşmesi sıkça gündeme geliyor. Bu manzara, ister istemez 1980'lerin sonlarında Sovyetler Birliği'nde yaşananları hatırlatıyor.</p>

<p><strong>Mihail Gorbaçov'un </strong>iktidara gelmesiyle birlikte uygulanan <strong>“glasnost” (açıklık) ve “perestroyka”</strong> (yeniden yapılanma) politikaları, SSCB'de köklü değişimlere yol açtı. Uzun yıllar kapalı kalan sistem, bir anda Batı kültürüne, tüketim toplumuna ve <strong>Hollywood</strong> filmlerine kapılarını araladı. Bu hızlı açılımın sonuçlarından biri de <strong>mafyalaşma</strong> oldu. Özellikle <strong>13-15 yaşlarındaki çocuklar</strong>, bu kültürel selin en savunmasız kurbanları haline geldi. Mahalle mahalle örgütlenen, şiddet içeren filmlerden ve Batı'dan ithal edilen <strong>“cool”</strong> çete kültüründen etkilenen gençler, kısa sürede <strong>organize suçun</strong> en alt kademelerine sürüklendiler.</p>

<p>Bugün de benzer bir tabloyla karşı karşıyayız. <strong>21. yüzyılın getirdiği </strong>sosyal medya, yapay zeka, hızlı kültürel değişim ve değer erozyonu, birçok devleti hazırlıksız yakaladı. Suç türleri ve yöntemleri kökten değişti. Geleneksel suç anlayışının yerini, <strong>dijital dünyada</strong> şekillenen yeni nesil suçlar ve organize yapılar aldı.</p>

<p>Asıl dikkat çekmek istediğim nokta, Sovyetler Birliği'nin<strong> 80'li yıllarda </strong>kendi gençliğini nasıl kontrol edemediği gerçeğidir. O dönemde yaşanan hızlı sistem değişikliği, toplumun özellikle genç kesimini adeta <strong>savunma mekanizmasından </strong>yoksun bıraktı. Devlet, kültürel ve <strong>sosyal çöküşü</strong> öngöremediği gibi, bu çöküşü yönetecek araçlara da sahip değildi.</p>

<p>Bugün Türkiye'de okullardaki şiddet ve gençlerin çeteleşmesi, sadece bir <strong>“gençlik sorunu”</strong> olmanın ötesinde, devletin ve toplumun<strong> 21. yüzyılın</strong> yeni gerçeklerine karşı hazırlıksızlığının somut bir yansımasıdır. SSCB'nin 40 yıl önceki tecrübesi, bize bu süreçlerin ne kadar hızlı ve yıkıcı olabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Dünya artık eski dünya değil. Sanki bir <strong>eşikten geçtik</strong> ve bambaşka bir çağa ayak bastık. Bu değişim, jeopolitiği, iç siyaseti, günlük yaşam biçimlerimizi, <strong>iş hayatımızı, </strong>hatta sevinçlerimizi ve üzüntülerimizi bile derinden etkiledi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">21. YÜZYILIN TEHDİTLERİNE 20. YÜZYIL ÇÖZÜMLERİ YETMEZ</span></span></span></strong></p>

<p>20. yüzyılın değerleri ile 21. yüzyılın gerçekleri arasında uçurumlar var. Suç türleri bile başkalaştı. En çarpıcı örnek: <strong>Dijital dolandırıcılık.</strong> Çoğumuzun haftada birkaç kez karşılaştığı bir gerçek haline geldi. Telefonumuza gelen <strong>sahte mesajlar,</strong> internetteki tuzaklar,<strong> yapay zekâ</strong> destekli yeni sahtekârlık yöntemleri… Eskiden böyle bir tehdit yoktu; şimdi ise neredeyse her gün yeni bir versiyonuyla karşılaşıyoruz.</p>

<p>Devlet, artık namuslu vatandaşını bu görünmez <strong>dolandırıcılara </strong>karşı aktif şekilde korumak zorunda. Bu da <strong>emniyet ve yargı </strong>gibi kurumların kendisini hızla yenilemesinden geçer. Kurumlar kendini yenilemezse,<em> 21. yüzyılın tehditlerine</em> 20. yüzyılın çözümleriyle karşılık vermeye çalışır ve bu toplumları kaçınılmaz olarak gerilemeye, hatta yok oluşa sürükler.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">ÇOCUK YAŞTAKİ ÇETELERLE BAŞ EDEMEYEN SSCB</span></span></strong></span></p>

<p>Sovyetler Birliği'nde suçların cezasız kalması toplumsal birliği doğrudan hedef aldı. <strong>Devlet 80'lerde,</strong> Gorbaçov'un politikaları nedeniyle market fiyatlarını ve stokçuluğu dahi kontrol edemiyordu. Sorun, <strong>13-15 yaşlarındaki</strong> gençlerine de söz geçiremeyecek noktaya varmıştı.</p>

<p>Adalet sistemindeki her açık, toplumda infiale neden olabiliyor. Bu infiallerden biri de <strong>80'li yıllarda Sovyetler Birliği'nde</strong> yaşandı. İşlenen suçların cezasız kalması <strong>toplumsal birliği</strong> doğrudan etkiledi.</p>

<p>Gorbaçov'un <strong>glasnost ve perestroyka</strong> politikaları ülke denetimini büyük ölçüde zayıflattı. Dünyanın en büyük ordularından birine sahip olan<strong> Sovyetler Birliği</strong> içten içe çözülmeye başladı. Neoliberal yaklaşımlar nedeniyle market fiyatlarını ve stokçuluğu denetleyemeyen devlet, gençliğini de kontrol edemez hale geldi. Artan fiyatlara müdahale edemediği gibi,<strong> 13-15 yaşlarındaki</strong> gençlerine de disiplin sağlayamıyordu. Bu, devletteki çürümenin son aşamasıydı.</p>

<p>Ekonomik zorluklar yaşayan Sovyet devleti, <strong>Batı kültürünün </strong>sınırlar içine girmesiyle birlikte toplumda yozlaşmanın arttığını gördü. Gelir dağılımındaki adaletsizlik iyice belirginleşti. <strong>Gorbaçov'un </strong>uygulamaları sonucunda ekonomik buhran ve adaletsizlik yaygınlaştı; Sovyet gençliği <strong>kolay para kazanma y</strong>ollarına başvurdu. Gençlerin ilgi çekici işler, tatmin edici konut, <strong>araba</strong> ve tüketim mallarına talebi, Sovyet ekonomisinin bunu karşılayamaması <strong>büyük bir hayal kırıklığı </strong>ve yoksunluk hissine yol açtı.</p>

<p>Bu yoksunluk hissi, adalet sistemindeki açıklarla birleşince <strong>18 yaş altı gençlerin</strong> mahalle mahalle çeteler kurmasına neden oldu. Çeteler çoğunlukla <strong>13-15 yaşlarındaki </strong>çocuklardan oluşuyordu ve kolay para kazanan gençler simgeleştiriliyordu.</p>

<p>Özellikle Kazan şehrinde her mahallede yaklaşık <strong>100'er kişilik çeteler</strong> türedi. Bu çeteler, Batı toplumlarında görülen kavga, <strong>hırsızlık ve rüşvet</strong> gibi olaylarla Sovyet toplumunu dehşete düşürdü. Kazan'da başlayan çeteleşme <strong>(Kazan fenomeni)</strong>, diğer Sovyet şehirlerine de yayıldı. Bu çeteler günümüzde bile araştırmacıların konusu olmaya devam ediyor. Rusya'da 2023'te bu çeteleri konu alan <strong>“Slovo patsana. Krov na asfalte” (Bir Delikanlının Sözü: Asfaltta Kan)</strong> isimli 8 bölümlük mini dizi yayımlandı. Dizi, <strong>14 yaşındaki sessiz,</strong> sakin ve okulunda başarılı bir öğrencinin, sokak çetelerinin darpları sonucu kendini korumak için <strong>başka bir çeteye </strong>katılmasını anlatıyor.</p>

<p>Araştırmalar, çetelerin yaygınlaşmasının bir nedenini <strong>Sovyet Devleti'nin </strong>gençliğin güvenliğini sağlayamamasına ve gençlerin kendini koruma içgüdüsüyle çetelere katılmasına bağlıyor.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;">BÜYÜK AFLAR VE CEZASIZLIK</span></span></span></strong></p>

<p>Sokak suçlarının artmasında önemli bir rol oynayan etkenlerden biri, hükümetin mahkûmlara yönelik aflarıydı. <strong>Robert Garayev </strong>gibi araştırmacılar, sokak suçlarının ortaya çıkmasını hükümetin mahkûmlara af çıkarmasına bağlıyor. Gorbaçov, <strong>“masum hüküm giymiş kişilere özgürlük” </strong>diyerek neredeyse tüm suçluları serbest bıraktı. Bu aflar özellikle hırsızlık, darp ve adam öldürme gibi asayiş suçlarını kapsıyordu. Yeraltı yaşam tarzını benimsemiş suçlular topluma döndü ve kötü değerleri gençliğe yaydı.(1)</p>

<p>Sovyetlerde büyük afların temeli Kruşçev dönemine <strong>(Stalin'in ölümünden sonra 1953 affı) </strong>uzanır. Diğer önemli aflar <strong>1977 ve Gorbaçov </strong>döneminde gerçekleşti. Gorbaçov'un afı sonrası durum keskin şekilde kötüleşti. Sokaklar tehlikeli hale geldi, polis etkisiz kaldı. <strong>1985-1989</strong> arasında mahkeme kararları azalsa da suç oranı arttı. Yargı ya çalışmıyordu ya da yozlaşmıştı. Dönemin tanıkları, suçluların kamuoyu önünde <strong>ceza almadığını,</strong> saldırıların cezasız kaldığını anlatıyor.<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>Sovyet vatandaşları için sokağa çıkmak bile çok tehlikeliydi. Polis etkisizdi. 1985 ile 1989 yılları arasında mahkeme kararlarının sayısı azalmasına rağmen suç oranı iyice arttı. Yargı neredeyse çalışmıyordu veya yozlaşmıştı. Örneğin o dönemi anlatan bir Rus vatandaşı, şu açıklamada bulunmuştu:</p>

<p><em><strong>"1989'da bir suçlu tarafından saldırıya uğradım ve suçlunun saldırısından mucizevi bir şekilde kurtuldum. Arkadaşlarımdan biri evinin bahçesinde bir suçludan 18 bıçak yarası aldı ve suçlu yargılanmadı. Bu Gorbaçov'un zamanıydı."(2)&nbsp;</strong></em></p>

<p>Aileler, eğitimciler ve polis olaylara müdahalede çaresizdi. Polis, organize çetelerle yüzleşmeye hazır değildi. Tataristan eski ceza soruşturması başkan yardımcısı <strong>Alexander Avvakumov'</strong>un ifadelerine göre, bir tabur polis gönderilse bile liderleri suçlamak imkânsızdı; yasal dayanak yoktu.(3)<br />
<br />
Organize suç kavramı SSCB Ceza Kanunu'nda yer almıyordu (ancak 1997'de Rusya Federasyonu'nda kabul edildi). Çetelerin doğuşunda, örneğin<strong> Zilka suç örgütünün lideri Khaidar Zakirov'u</strong>n hikayesi gibi, gençlerin kendini koruma amacıyla şiddete başvurduğu ve liderleştiği vakalar görülüyordu.(4)</p>

<p>Eskiden SSCB basınında suç haberleri neredeyse hiç yer almazdı.<strong> 1930-1940'larda Nathan Berman'ın</strong> belirttiği gibi, gençler geleceğe dair kaygı taşımazdı; suç konuları gazetelerde göze çarpmayan köşelere sıkıştırılırdı.(5)<br />
<br />
Ancak 1980'lerde bu tablo tamamen değişti.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;">21. YÜZYILA DERSLER</span></span></strong></span></p>

<p>Sovyet deneyimi gösteriyor ki, hızlı sistem değişikliği toplumun özellikle <strong>genç kesimini </strong>savunma mekanizmasından yoksun bırakabiliyor. Devlet, <strong>kültürel ve sosyal çöküşü</strong> öngöremediği ve yönetemediği için yıkıcı sonuçlarla karşılaştı.</p>

<p>Bugün Türkiye'de okullardak<strong>i şiddet ve çeteleşme,</strong> yalnızca <strong>“gençlik sorunu” </strong>değil; devletin ve toplumun <strong>21. yüzyılın dijital suçları, sosyal medya etkileri </strong>ve değer erozyonuna karşı hazırlıksızlığının yansımasıdır. Dijital dolandırıcılıktan yeni nesil organize suçlara kadar tehditler değişti. Emniyet ve yargı kurumlarının hızla yenilenmesi şarttır.</p>

<p>Sovyetler Birliği'nin <strong>40 yıl önceki tecrübesi,</strong> önlemlerin zamanında alınmaması halinde süreçlerin ne kadar hızlı ve yıkıcı olabileceğ<strong>ini hatırlatıyor. Gençlerimizi gelecek kaygısından uzak, ruhen ve bedenen sağlıklı geliştirmek; onları </strong>suçlulara karşı korumak, devlet ve milletin en temel görevlerindendir.</p>

<p>Bu süreçler, <strong>sosyologlar, hukukçular </strong>ve siyasetçiler tarafından daha derinlemesine araştırılmalı ve gerekli önlemler ivedilikle alınmalıdır. Çünkü adaletin ve önlemlerin gecikmesi, en çok masum gençleri ve toplumsal birliği etkiler.<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p><strong>DİPNOTLAR:</strong></p>

<p>1-<a href="https://www.rbth.com/history/336989-how-were-teenage-gangs-in-ussr-organised"><span style="color:#3498db"><strong>https://www.rbth.com/history/336989-how-were-teenage-gangs-in-ussr-organised</strong></span></a><br />
2-<a href="https://www.rbth.com/history/336989-how-were-teenage-gangs-in-ussr-organised">https://www.quora.com/Why-didnt-the-Soviet-Union-have-a-problem-with-street-gangs</a><br />
3-<a href="https://www.rbth.com/history/336989-how-were-teenage-gangs-in-ussr-organised">https://www.rbth.com/history/336989-how-were-teenage-gangs-in-ussr-organised</a><br />
4-<a href="https://www.degruyterbrill.com/document/doi/10.7591/9781501701689-013/html">https://www.degruyterbrill.com/document/doi/10.7591/9781501701689-013/html</a><br />
5-<a href="https://scholarlycommons.law.northwestern.edu/cgi/viewcontent.cgi?article=2854&amp;context=jclc">https://scholarlycommons.law.northwestern.edu/cgi/viewcontent.cgi?article=2854&amp;context=jclc</a></p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/chpli-ayvalik-belediye-baskani-ergin-neden-susuyor-3171</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 09:56:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>CHP’li Ayvalık Belediye Başkanı Ergin neden susuyor?</h1>
                        <h2>Ayvalık’ın tanınmış gazetecisi ve Hacı Bektaş Veli Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Yüksel Kalkan 10 Nisan 2026 günü Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin’in kuzeni ve korumalarının da içinde olduğu bir grup tarafından darp edildi. Saldırı sonrasında iki kişi tutuklanırken, Başkan Ergin yalandan da olsa, şiddet olayını kınamadı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/chpli-ayvalik-belediye-baskani-ergin-neden-susuyor-1776322940.webp">
                        <figcaption>CHP’li Ayvalık Belediye Başkanı Ergin neden susuyor?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">CHP’li Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin’in kuzeni ve koruması ile birlikte 6 kişilik bir grup gazeteci ve Hacı Bektaş Veli Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Yüksel Kalkan’a saldırdı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Belediyede dönen usulsüzlükleri açıkladığı için darp edildiği bildirilen Kalkan’a yönelik saldırı ile ilgili olarak Başkan Ergin 6 gündür herhangi bir kınama açıklaması yapmadı. Bunun yerine, sosyal medyada kendisini emekli astsubay olarak tanıtan Mustafa Karakaşlar isimli hesaptan, saldırıyı haklı göstermeye kalkışan tehditvari bir yayın yapıldı. Başkan Ergin’e ve Karakaşlara tepki çığ gibi büyüdü.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ÖZKAN: YÜKSEL KALKAN YALNIZ DEĞİLDİR!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Gazeteci Yüksel Kalkan başkanı olduğu Hacı Bektaş Veli Kültür ve Dayanışma Derneği’nin bağlı bulunduğu Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Sekreteri Ali Rıza Özkan, kanun tarafında yer alması gereken bir devlet memuru emeklisinin şiddeti haklı çıkarmaya kalkışmasını eleştirdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Özkan, Karakaşlar’ın yayını ile ilgili olarak yaptığı yorumunda şöyle dedi: “Hem de astsubayım, diyorsunuz. Yazıklar olsun, size! Kanun tarafında değil, şiddet tarafında yer alıyorsunuz. Video kayıtları var. Bir insan küfür dahi etse, şiddetin cezası olduğunu bildiğiniz halde, manipülasyon yapıyorsunuz. Ayvalık halkını böyle sindirmek mi istiyorsunuz? Kim bizi eleştirirse, böyle yaparız, mı demek istiyorsunuz? Kimi tehdit ediyorsunuz? Pir Sultan Abdal’ın ismini bile söyleyemediğiniz halde, Aleviler hakkında atıp tutuyorsunuz. Yüksel Kalkan yalnız değildir. Ayvalık’ta herkes aklını başına alsın. Meydanı boş bulan birilerini dövecekse, birileri de sizin gibi, yayın açıp, o da haddini bilseydi, diyecekse, bu iş çok su kaldırır. Size tavsiyem, eski bir devlet memuru olarak, olmanız gereken yerde olun. Birilerinin tetikçisi olmayın. Şerefli ordumuzun bir mensubuna böyle yayınlar, böyle tehditvar uslup yakışmaz.”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YILDIZ: KARAKAŞLAR’IN YAYINI KAMUOYUNU YANILTMAYA YÖNELİK!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">İstanbul Gazete ve Haberciler Federasyonu Başkanı Ali Rıza Yıldız da, Mustafa Karakaşlar’ın şiddeti haklı çıkarmaya çalışan yayınına sert tepki gösterdi. Yıldız, “<strong><em>Sırf bir belediye başkanına nasıl yaranırım düşüncesiyle, meslektaşınız olan bir gazetecinin maruz kaldığı ağır saldırıyı görmezden gelmeniz, sizin hangi seviyede durduğunuzu fazlasıyla göstermektedir</em></strong>” ifadelerini kullandı. Yıldız’ın açıklaması şöyle:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Anlattıklarınızı ve Türkçenizi anlayabilmek, çözebilmek için adeta bir tercüman ordusuna ihtiyaç var. En temel bir olayı bile açık, anlaşılır ve tutarlı şekilde ifade edemeyen birinin kalkıp millete “<em><strong>sözde gazeteci</strong></em>” yaftası yapıştırmaya çalışması, kamuoyunun takdirine bırakılacak bir trajedi-komedidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir gazeteci, üstelik 7–8 kişinin saldırısına uğramış, saldırganlardan iki tanesi tutuklanmış, ortada açık bir şiddet olayı varken; siz bütün bunları yok sayıp meseleyi hafifletmeye, itibarsızlaştırmaya ve gerçeği bulandırmaya çalışıyorsunuz. Bu yaklaşımın gazetecilikle uzaktan yakından bir ilişkisi yoktur. Sırf bir belediye başkanına nasıl yaranırım düşüncesiyle, meslektaşınız olan bir gazetecinin maruz kaldığı ağır saldırıyı görmezden gelmeniz, sizin hangi seviyede durduğunuzu fazlasıyla göstermektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir televizyon kanalında “<strong><em>genel müdürlük yaptım</em></strong>” diye iddiada bulunuyorsunuz; fakat mesleğin en temel süreçlerinden, basın kartı mevzuatından, uygulama usullerinden bile bihabersiniz. Üstelik “<em><strong>basın kartını altı ayda almış olacak</strong></em>” ya da “<strong><em>altı ayda aldı</em></strong>” şeklindeki iddianız, yönetmeliği hiç okumadığınızı açıkça ortaya koyuyor. Basın kartının hangi aşamalardan geçtiğini bilmeden başkalarına hüküm dağıtmanız, gazeteciliğin nasıl cehalet ve bilgisizlikle erozyona uğratıldığının canlı bir örneğisiniz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Meslektaşınız saldırıya uğramış; siz ise sanki hiçbir şey olmamış gibi, gerçekleri ters yüz eden cümlelerle olayı çarpıtmaya çalışıyorsunuz. Bu mesleğin “<em><strong>ıvır zıvır</strong></em>” dediğiniz unsurları bile, sizden çok daha onurlu, daha tutarlı ve daha vicdanlı bir duruş sergiliyor. İnsan, en azından yaşanan bir şiddet olayı karşısında biraz utanır, biraz ar eder. Fakat sizin olaylara bakışınız ve yorumlama çabanız, ne kadar boş, içi boş ve mesleki anlamda “<em><strong>yok hükmünde</strong></em>” olduğunuzu açıkça ortaya koyuyor. Bugüne kadar doğru düzgün bir haberi olmayan birinin kalkıp gazetecilik dersi vermesi cidden trajiktir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir kişiye sokakta saldırılmış; bununla ilgili dahi en ufak bir empati kurmadan, hiçbir araştırma yapmadan, meselenin özünü çarpıtacak yorumlar üretmek hem etik dışıdır hem de kamuoyunu yanıltmaya yönelik “<em><strong>sorumsuz beyan</strong></em>” niteliği taşır. Umarım bir gün aynı durum sizin başınıza geldiğinde, bugün başkalarına kolayca yönelttiğiniz “<strong><em>sözde</em></strong>” söylemlerinin ne kadar haksız ve ölçüsüz olduğunu bizzat görürsünüz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ayrıca federasyonlarla ilgili yaptığınız yorumlar da en az diğer ifadeleriniz kadar bilgi dışıdır. “<strong><em>Her dernek federasyona üye olmak zorundadır</em></strong>” gibi bir kural yoktur; zaten Türkiye’deki derneklerin ancak yüzde 2–3’ü federasyonlara bağlıdır. En basit mevzuatı bile bilmeden ahkâm kesmeniz, bu alandaki bilgisizliğinizin boyutunu açıkça göstermektedir. Bu kadar temelsiz bilgiyle siz hangi kanalda, hangi mantıkla çalıştırıldınız, esas sorgulanması gereken budur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gelelim Ayvalık Belediye Başkanı’nı savunma gayretinize… Bir yöneticinin arkasında, konudan bu kadar kopuk, basın mevzuatını bilmeyen, mesleki yeterlilikten uzak kişilerin duruyor olması, en çok o yöneticinin sorgulaması gereken bir durumdur. Zira bilinir ki:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kılavuzu karga olanın…</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cümlenin geri kalanı her şeyi açıklamaya yeter.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sonuç olarak; gazetecilik iddiasında bulunmak ekranlarda unvan saymakla değil, bilgi, mevzuat bilgisi, birikim ve kamu yararını gözeten etik duruşla mümkündür. Bunlar yoksa geriye sadece gürültü ve kirlilik kalır; gazetecilik değil.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Meslektaşlarım adına söylemek gerekirse: Bu yaklaşımı kınıyor, ayıplıyor ve reddediyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ali Rıza Yıldız<br />
İstanbul Gazete ve Haberciler Federasyonu Başkanı</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/tumer-tdt-uyesi-ulkelerin-stk-platformunu-ziyaret-etti-3170</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 09:37:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>TÜMER, TDT üyesi ülkelerin STK platformunu ziyaret etti</h1>
                        <h2>TÜMER, Türk Devletler Teşkilatı üyesi ülkelerin STK platformunu ziyaret etti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/tumer-tdt-uyesi-ulkelerin-stk-platformunu-ziyaret-etti-1776321922.webp">
                        <figcaption>TÜMER, TDT üyesi ülkelerin STK platformunu ziyaret etti</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Azerbaycan Milli Meclisi milletvekili ve Türk Devletleri Teşkilatı üyesi ülkelerin STK Platformu Genel Sekreteri Azer Allahveranov, Türkiye'den gelen TÜMER heyetini kabul etti.</p>

<p>Görüşmede, Türk devletlerindeki sivil toplum kuruluşları arasında ilişkilerin geliştirilmesi, ortak projelerin hayata geçirilmesi ve Türk dünyasının dayanışmasının güçlendirilmesi konuları ele alındı.</p>

<p>Azer Allahveranov, konuşmasında şu vurguyu yaptı:</p>

<p>“<em><strong>Müasir şartlarda Türk devletlerinde faaliyet gösteren STK'lar arasında ilişkilerin geliştirilmesi ve ortak konularda işbirliğinin derinleştirilmesi, Türk dünyasının birlik ve beraberliğine büyük katkı sağlar.</strong></em>”</p>

<p>“Xocalı Soykırımını Tanıtma” Kamu Birliği Başkanı Şamil Sabiroğlu, TÜMER ile bundan sonra daha sıkı işbirliği yapacaklarını, ortak projeler gerçekleştireceklerini ve Türk dünyasının ortak değerlerini tanıtma çalışmalarını sürdüreceklerini belirtti.</p>

<p>TÜMER Dış İlişkiler Koordinatörü Oktay Hacımusalı, kurumlarının uluslararası işbirliğine özel önem verdiğini ve Azerbaycan’daki kuruluşlarla ilişkileri genişletmek istediklerini ifade etti.</p>

<p>TÜMER Başkanı Onur Beyhan, Azerbaycan ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek şöyle konuştu:</p>

<p>“<em><strong>Bu ziyaret sırasında yapılan görüşmeler, Türk dünyası ile ilgili gelecekteki önemli adımlar ve ortak faaliyetler için sağlam bir temel oluşturuyor. Bundan sonra da Azerbaycan’daki ortaklarımızla aynı istek ve kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz.</strong></em>”</p>

<p>Görüşme, karşılıklı bilgi alışverişinin artırılması ve işbirliğinin geliştirilmesi konusunda mutabakatla sona erdi. Katılımcılar, hatıra fotoğrafı çektirdi.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/uc-ulkeden-canlar-bulustu-akin-cetin-dede-posta-oturdu-3169</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 17:34:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Üç ülkeden canlar buluştu, Akın Çetin Dede posta oturdu</h1>
                        <h2>Seyyid Ali Sultan (Kızıldeli) Ocağı’da geçtiğimiz günlerde, tarihi bir olay yaşandı. 3 ülkeden dedelerinin katılımı ve onayı ile yürütülen erkan ile Akın Çetin dede postuna oturdu.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/uc-ulkeden-canlar-bulustu-akin-cetin-dede-posta-oturdu-1776263990.webp">
                        <figcaption>Üç ülkeden canlar buluştu, Akın Çetin Dede posta oturdu</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / EDİRNE</strong> – Edirne Seyyid Ali Sultan (Kızıldeli) Ocağı’nda Trakya, Balkanlar ve Avrupa’daki Alevi-Bektaşi toplumunu bir araya getiren anlamlı bir erkan yürütüldü. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/A%C3%874.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yunanistan, Bulgaristan ve Türkiye’den gelen inanç önderleri ile çok sayıda canın katılımıyla düzenlenen törende, <strong>Akın Çetin</strong>&nbsp;Musayiplik Erkanı ve rızalık alınmasıyla “<strong><em>Dedelik Postu</em></strong>”nu teslim aldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Balkanlar’ın İnanç Önderleri Şahitlik Etti</strong></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/A%C3%873.png" style="height:450px; width:760px" /></p>

<p><span style="color:#000000">Yaklaşık 250 kişinin katılımıyla gerçekleşen bu tarihi buluşma, üç ülkedeki inanç birliğini bir kez daha perçinledi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Trakya ve Bulgaristan Başdedesi <strong>Mustafa Çetin</strong>’in önderliğinde yürütülen erkanda, Yunanistan Başdedesi <strong>Hasan Apti </strong><strong>Dede</strong>, <strong>Apti Pençal Dede</strong>, <strong>Ahmet Paşa Dede</strong>, <strong>Mehmet Koç Dede</strong> ve Seçek Azınlık Eğitim ve Kültür Derneği Başkanı <strong>Necmettin K</strong><strong>a</strong><strong>hya</strong> hazır bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bulgaristan heyetinden ise Kırcaali Cemevi Başkanı <strong>Mustafa Ali Mustafa</strong>, Koşukavak’tan <strong>Ali Bodur Dede</strong> ve Alvanlar’dan <strong>Veli Horasan</strong> <strong>Dede</strong> törene iştirak ederek bu manevi sorumluluğa şahitlik ettiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Erkan ve El Verme Geleneği Yaşatıldı</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/A%C3%872.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bölgenin önemli inanç merkezlerinden temsilcilerin katıldığı törende, inancın kadim geleneği olan “<strong><em>el verme</em></strong>” ritüeli gerçekleştirildi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Zakirler Başkanı <strong>Hasan Hocaoğlu</strong>, Eskikadın Köyü Seyyid Ali Sultan Cemevi Dedesi <strong>Mustafa Uslu</strong>, Yeniköy Dedesi <strong>Ferudun Özkan</strong>, Meriç Karababa Tekkesi Dedesi <strong>Hüseyin Öner</strong> ve Türbedar <strong>Ali İhsan Arabacı</strong> gibi isimlerin huzurunda, Akın Çetin canların onayı ve dedelerin duasıyla dedelik postuna oturdu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Kurbanlar Kesildi, Lokmalar Paylaşıldı</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/A%C3%871.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Üç ülkeyi manevi bir köprüyle bağlayan tören, Musahiplik Erkanı’na uygun olarak kesilen kurbanlar ve hazırlanan lokmaların paylaşılmasıyla devam etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Katılımcılar, bölgedeki Alevi-Bektaşi kültürünün canlılığını korumasından duydukları memnuniyeti dile getirirken, Akın Çetin Dede’nin yeni görevinin hayırlara vesile olmasını temenni ettiler.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ulusal-erenler-film-festivali-basvurulari-basladi-3168</link>
            <category>KÜLTÜR SANAT</category>
            <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 14:14:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ulusal Erenler Film Festivali başvuruları başladı</h1>
                        <h2>Alevi Vakıfları Federasyonu tarafından her yıl gerçekleştirilen Sinema Günleri, büyüyen vizyonu ve artan uluslararası ilgisiyle bu yıl yeni bir kimliğe kavuşarak Ulusal Erenler Film Festivali adıyla yoluna devam ediyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/ulusal-erenler-film-festivali-basvurulari-basladi-1776251897.webp">
                        <figcaption>Ulusal Erenler Film Festivali başvuruları başladı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / İSTANBUL-</strong> Alevi Vakıflar Federasyonu, 2 yıldır sürdürdüğü "Alevi Sinema Günleri" etkinliğini içeriğini ve ismini değiştirerek sürdüreceğini açıkladı. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">AVF tarafından yapılan açıklama şöyle:</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Anadolu’nun kadim hafızasından beslenen, inançla yoğrulan, kültürle derinleşen ve insan sevgisiyle anlam kazanan hikâyeler bu yıl sinemanın evrensel diliyle buluşuyor. Alevi Vakıfları Federasyonu tarafından her yıl gerçekleştirilen Sinema Günleri, büyüyen vizyonu ve artan uluslararası ilgisiyle bu yıl yeni bir kimliğe kavuşarak Ulusal Erenler Film Festivali adıyla yoluna devam ediyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Sinema Genel Müdürlüğü’nün destekleriyle hayata geçirilen festival, 19–23 Ekim 2026 tarihleri arasında sinemanın birleştirici, dönüştürücü ve çoğaltıcı gücünü yeniden tanımlamaya hazırlanıyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Ulusal Erenler Film Festivali; yalnızca bir film gösterim platformu değil, aynı zamanda bir hafıza alanı, bir söz söyleme zemini ve bir sanatsal yolculuk olarak konumlanıyor. Alevi-Bektaşi inancının hoşgörü, eşitlik ve hakikat arayışı üzerine kurulu felsefesinden ilham alan festival; insanı merkeze alan, vicdana dokunan ve kültürel belleği geleceğe taşıyan anlatıları bir araya getiriyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Yüzyıllardır Anadolu’da sevgi, paylaşım ve dayanışma ile varlığını sürdüren Alevi-Bektaşi kültürü; Tahtacıların doğayla kurduğu saf ve dengeli ilişkiyi, tasavvufun insanı olgunlaştıran içsel yolculuğunu ve inanç özgürlüğünün evrensel değerini sinema aracılığıyla yeniden görünür kılıyor. Festival, bu kadim mirası çağdaş anlatılarla buluşturarak yeni bir ifade alanı açmayı hedefliyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Üç ana kategoride başvurular kabul ediliyor:</span></p>

<ul>
	<li>
	<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Kurmaca</span></p>
	</li>
	<li>
	<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Belgesel</span></p>
	</li>
	<li>
	<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Animasyon</span></p>
	</li>
</ul>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Dünyanın dört bir yanından sinemacıları ortak bir vicdanda buluşturmayı amaçlayan festival, ilk günden itibaren yoğun ilgi görerek 52 başvuruya ulaşmış durumda. Bu güçlü başlangıç, festivalin yalnızca ulusal değil, uluslararası ölçekte de önemli bir buluşma noktası olacağının sinyallerini veriyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Festival Başkanlığı’nı Alevi Vakıfları Federasyonu Başkanı Baki Doğan üstlenirken, Festival Direktörlüğü’nü akademisyen ve ödüllü yönetmen Ahmet Bikiç yürütmektedir. Alanında yetkin isimlerden oluşan seçkin jüri yapısı ve çok katmanlı programıyla festival; yalnızca film gösterimleriyle sınırlı kalmayacak, aynı zamanda söyleşiler, paneller ve paralel etkinliklerle zengin bir içerik sunacaktır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Türkiye’nin farklı noktalarındaki Alevi Cem evlerinde eş zamanlı gerçekleştirilecek gösterimler, festivalin kapsayıcı yapısını güçlendirirken; sinemayı yalnızca bir sanat dalı değil, aynı zamanda bir toplumsal buluşma ve paylaşım alanı haline getirecektir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Ulusal Erenler Film Festivali; hakikati arayan, insanı anlatan ve iz bırakan hikâyelere çağrıdır. Çünkü her film, bir tanıklıktır. Her anlatı, geleceğe bırakılan bir izdir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Sen de hikâyeni anlat.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Sesini duyur.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Geleceğe kayıt düş.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><strong>AVF Ulusal Erenler Film Festivali</strong></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">19–23 Ekim 2026</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Başvurular devam ediyor. Başvuru için https://avfueff.com.tr/basvuru.html</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Kadim bir inancın, derin bir irfanın ve insanı merkeze alan bir anlayışın izinde; iyiliğin, hoşgörünün ve kardeşliğin sesi bu festivalde yankılanacak. Çünkü sinema; hafızadır, kimliktir ve en güçlü anlatıdır.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hizbullah-lideri-turkiyede-sunni-sii-geriliminin-arkasinda-abd-israil-var-3167</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 13:07:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Hizbullah Lideri: Türkiye’de Sünni-Şii geriliminin arkasında ABD, İsrail var!</h1>
                        <h2>Hizbullah Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım, İsrail’le yürütülen diplomatik temasları “teslimiyet süreci” olarak nitelendirerek reddetti; ulusal birlik çağrısı yapıp çözümün ancak direniş ve güç dengesiyle mümkün olacağını vurguladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/hizbullah-lideri-turkiyede-sunni-sii-geriliminin-arkasinda-abd-israil-var-1776248400.webp">
                        <figcaption>Hizbullah Lideri: Türkiye’de Sünni-Şii geriliminin arkasında ABD, İsrail var!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / İSTANBUL-</strong> Hizbullah Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım’dan Ankara’yı da içine alan kirli bir "<em><strong>psikolojik harp</strong></em>" senaryosuna dair çarpıcı ifşalar geldi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kasım, Türkiye’nin adının karıştırılmaya çalışıldığı "<em><strong>mezhepsel fitne</strong></em>" operasyonunun bizzat ABD ve İsrail tarafından yönetildiğini ilan etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"İsrail'in uşakları başarısız olacak"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Şeyh Naim Kasım, son dönemde özellikle sosyal medya üzerinden körüklenen "<strong><em>Türkiye’nin Sünni-Şii gerilimini tetiklediği</em></strong>" yönündeki iddiaların, direniş cephesini ve bölge ülkelerini parçalamaya yönelik bir tuzak olduğunu belirtti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Lübnan medyasında (Al Mayadeen) geniş yankı uyandıran açıklamasında Kasım şunları söyledi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<strong><em>Türkiye'nin Sünniler ile Şiiler arasında sorun yarattığına dair dezenformasyon yayıyorlar. Bu fitnenin arkasında Amerikalılar, İsrailliler ve onların yerli uşakları var. Tek amaçları; bizi birbirimize kırdırıp, her iki taraftan da kurtulmak.</em></strong>"</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Türkiye mesajı: "Sünni kardeşlerimizle tek yüreğiz"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kasım, Türkiye’nin bölgedeki Sünni dünyası için taşıdığı önemi ve iki toplum arasındaki tarihsel bağları şu sözlerle pekiştirdi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>Biz, Sünni kardeşlerimizle tek yüreğiz. Bu ihtilafı başaramayacaklar. İhtilafın başını kaldırmasına asla izin vermeyeceğiz.</strong></em>"</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İsrail’in "Sözlü Savaşı"na karşı stratejik kalkan</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">İsrail hükümetinin son dönemde Türkiye'ye karşı açtığı sözlü savaşa ve Ankara'yı hedef alan provokatif açıklamalara dikkat çeken uzmanlar, Kasım'ın bu çıkışını "<em><strong>stratejik bir kalkan</strong></em>" olarak nitelendiriyor.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-dernegi-baskani-gazeteciyi-chpliler-darp-etti-3166</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 22:36:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Alevi derneği başkanı gazeteciyi CHP’liler darp etti!</h1>
                        <h2>Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde, CHP’li belediyenin faaliyetlerini haber yapan gazeteci Yüksel Kalkan, 4 gün önce sabah saatlerinde bir saldırıya uğradı. İddialara göre, belediye başkanının özel koruması ve kuzeni dahil 6 kişilik grup tarafından darp edilen Kalkan’ın yüzü kanlar içinde kaldı. Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin’in olayın üzerinden 4 gün geçmesine rağmen herhangi bir açıklama yapmaması Ayvalık halkı tarafından tepki ile karşılandı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/alevi-dernegi-baskani-gazeteciyi-chpliler-darp-etti-1776196899.webp">
                        <figcaption>Alevi derneği başkanı gazeteciyi CHP’liler darp etti!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">CHP Alevilere yönelik yeni bir skandala imza attı! Balıkesir’e bağlı Ayvalık ilçe belediyesindeki usulsüzlük iddialarını ve Ticaret Odası seçimlerindeki baskı çarkını gün yüzüne çıkaran gazeteci Yüksel Kalkan, Başkan Mesut Ergin’in kuzeni ve korumasının da içinde bulunduğu bir grup tarafından saldırıya uğradı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yükselen Haber Web TV’nin sahibi ve TRT ilçe muhabiri de olan Yüksel Kalkan, saldırı sonrasında Ayvalık Devlet Hastanesi’ne giderek darp raporu aldı ve şikayetçi oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HF3s-izbwAAFfLx.jpg" style="height:800px; width:662px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ayvalık belediyesinde son dönemde gündeme gelen usulsüzlüklerle ilgili korkusuz haberleri ile tanınan Kalkan,&nbsp;“<em><strong>Ayvalık Belediyesi’ne karşı yaptığım haberlerden dolayı, belediyenin koruması ve yanında getirdiği 6-7 kişi tarafından saldırıya uğradım</strong></em>”&nbsp;dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gazeteci Yüksel Kalkan’ı, ağır şekilde darp eden saldırganlardan, CHP Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin’in kuzeni Faruk Ergin ve Kubilay Kılıç’ın tutuklandığı diğer 2 kişi Ali Zabun ve Arda Bayri’nin ise adli kontrol şartı ile serbest bırakıldıkları öğrenildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BAŞKAN ERGİN’İN SESSİZLİĞİ SUÇU İKRAR MI?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yüzü kanlar içinde kalan Kalkan, yaşananları sosyal medyada paylaşırken olayın çarşı ortasında, polis ekiplerine yakın bir noktada ve güvenlik kameralarının bulunduğu alanda gerçekleştiği belirtildi. Saldırı basın camiasında ve siyasi çevrelerde tepkiyle karşılandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kuzeni Faruk Ergin’in de aralarında bulunduğu 6 kişi tarafından darbedilen Kalkan’ın kamerası kırılırken, Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin’in saldırı konusunda hiçbir tepki göstermemesi, saldırı emrini asıl kim verdi, sorusunu da gündeme taşıdı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GAZETECİ KALKAN, ALEVİ DERNEĞİ BAŞKANI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Gazeteci Yüksel Kalkan, aynı zamanda Ayvalık Hacı Bektaş Veli Kültür ve Dayanışma Derneği’nin de başkanı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Aynı zamanda Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu üyesi olan Ayvalık Hacı Bektaş Veli Kültür ve Dayanışma Derneği başkanı Kalkan ilçede yoğun ilgi gören Aşure etkinlikleri ve ihtiyaç sahibi öğrencilere yönelik düzenlediği yardım kampanyaları ile tanınıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>HORASAN ERENLERİ KALKAN’A SAHİP ÇIKTI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Saldırının duyulmasının ardından açıklama yapan Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Erdem Cömert faillerin mutlaka hesap vereceğini vurgularken, CHP’li belediyelerin Alevilere yönelik yaklaşımı açısından örnek teşkil eden saldırı konusunda Özgür Özel’i özür dilemeye çağırdı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Ayvalık gibi bir yerde üyemize saldırı bize de yapılmış demektir. Özgür Özel CHP’sinin Alevilere bakış açısının da bir göstergesidir</em></strong>” ifadelerini kullanan Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Cömert “<strong><em>menfur saldırıyı kınamamaları halinde, CHP’ye karşı çok daha etkili tepki vereceğimizi herkes bilmelidir</em></strong>” dedi.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/seyyid-haci-kureys-dergahindan-cuma-riza-gecesine-davet-3165</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 17:58:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Seyyid Hacı Kureyş Dergâhı’ndan Cuma Rıza Gecesi’ne davet</h1>
                        <h2>Seyyid Hacı Kureyş Dergâhı Derneği, "Cuma Rıza Gecesi Muhabbet Cemi" kapsamında Muhammed bin Vasi’nin hayatı ve menkıbeleri üzerine bir sohbet düzenliyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/seyyid-haci-kureys-dergahindan-cuma-riza-gecesine-davet-1776179434.webp">
                        <figcaption>Seyyid Hacı Kureyş Dergâhı’ndan Cuma Rıza Gecesi’ne davet</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / ANKARA–</strong> Seyyid Hacı Kureyş Dergâhı Derneği, manevi iklimin paylaşıldığı geleneksel buluşmalarına devam ediyor. Dernek binasında düzenlenecek olan "<strong><em>Cuma Rıza Gecesi Muhabbet Cemi</em></strong>", bu hafta da canları bir araya getirmeye hazırlanıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Evliyaların İzinde Bir Muhabbet: Muhammed bin Vasi</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">16 Nisan 2026 Perşembe günü gerçekleştirilecek olan programda, İslam tasavvuf tarihinin önemli eserlerinden biri olan Tezkiretü’l-Evliya’dan seçkin hatıralar paylaşılacak. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu haftaki sohbetin merkezinde, takvası ve hikmetli sözleriyle tanınan büyük arif Muhammed bin Vasi’nin hayatı ve menkıbeleri yer alacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gönül bağlarının güçleneceği bu anlamlı akşamda, evliyaların yaşamlarından süzülen dersler ve hatıralar eşliğinde manevi bir yolculuğa çıkılacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Program Bilgileri:</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Seyyid Hacı Kureyş Dergâhı Derneği tarafından yapılan açıklamada, tüm canlar bu rıza lokmasına ve muhabbet sofrasına davet edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tarih: 16 Nisan 2026<br />
Saat: 16.00 – 20.00<br />
Konu: Tezkiretü’l-Evliya (Evliyalardan Hatıralar) – Muhammed bin Vasi<br />
Yer: İlkiz Sokak No: 20/4 Sıhhiye / ANKARA</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>Gelin canlar bir olalım,</strong></em>" şiarıyla düzenlenen bu özel buluşmada, Ankara Sıhhiye’deki dernek merkezinde tüm dostlar ve gönüldaşlar bekleniyor.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-bulac-yazdi-muaviyenin-amel-defteri-3164</link>
            <category>KONUK YAZAR</category>
            <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 16:09:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ali Bulaç yazdı: Muaviye’nin amel defteri!</h1>
                        <h2>İslami mahallenin önde gelen yazarlarından Ali Bulaç, son dönemde Hacı Bayram Veli Üniversitesi, Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Sadullah Gülten'in beyanları nedeniyle gündeme taşınan Muaviye’nin kimliği ve İslam’daki yeri konusunda yazdı. Mirathaber sitesinde yayınlanan yazıyı aynen okurlarımıza sunuyoruz.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/ali-bulac-yazdi-muaviyenin-amel-defteri-1776174855.webp">
                        <figcaption>Ali Bulaç yazdı: Muaviye’nin amel defteri!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong><span style="color:#000000">MUAVİYE’NİN AMEL DEFTERİ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Bu yazıda Muaviye’nin cürümler bölümündeki amel defterine bakmaya çalışacağız. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Şu var ki, Muaviye’ye isnad edilen cürümlerin a. Sahiden onun tarafından işlenip işlenmediğinin sahih bilgilerle tespit edilmesi, b. “<strong><em>El cezaü min cins’il amel</em></strong>” kuralınca her cürmün (suç ve günahın) kendine özgü ceza miktarı ve niteliğiyle değerlendirilmesi gerekir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muaviye’nin “<strong><em>amel defteri</em></strong>” kapandığından suçun tespiti, cezanın takdiri ve infazı Allah’a ve Ahiret Günü’ne kalmış bulunmaktadır. Biz, bu cürümlerin bize nasıl tarihsel bir miras bıraktığı ve bugünkü İslam dünyasının sosyo-politik ve ahlaki tutumu üzerinde ne türden bir etkiye sahip olduğu konusuyla ilgiliyiz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kullandığım terminolojide maddi suç ve manevi günahı “<strong><em>cürüm</em></strong>” kavramıyla ifade ettiğimden, Muaviye’nin aşağıda sıralayacağım 15 cürmünden yerine göre bir kısmı müeyyidesi dünyevi ve maddi suçlar, bir kısmı manevi/ahlaki günahlar kategorisine girer.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>1. Saray ve debdebe:&nbsp;</strong>Muaviye aristokrat bir aileden gelmeydi, zenginliği, gösterişi, yani Kur’an-ı Kerim’in kınadığı tefahuru ve tekasürü (Hadid, 20; Tekasür, 1) severdi. Daha Hz. Ömer zamanında bile gösteriş ve debdebeli hayatı dikkat çekmişti, hatta bir keresinde Şam’ı ziyaret eden Hz. Ömer, “<strong><em>Bakıyorum, Bizans meliklerine benzemişsin</em></strong>” deyince, “<em><strong>Ey Mü’minlerin Emiri, ben sınırda görev yapıyorum, Bizans’a karşı itibarımızı koruyorum,</strong></em>” mealinde savunma yapmıştı. Saray kültürünü Bizans’tan ilk ithal eden Muaviye olmuştur, sonraları Abbasiler, Safeviler, Osmanlılar İran ve Mısır saraylarını ekleyip bu kültürü devam ettirdiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>2.&nbsp;Ebuzer el Gıfari’nin muhalefeti:</strong>&nbsp;Bu durum tahmin edileceği gibi ilk nesil Müslümanların hoşuna gitmez ve içlerinde bu konularda tavizsiz Ebuzer el Gifari’nin yüksek sesle itirazına ve muhalefetine yol açar. Ebuzer, Muaviye’ye iki noktada itiraz eder:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>a)</strong>&nbsp;Asırlar sonra ortaya çıkacak kapitalizmin ilk nüvesi olan “<strong><em>Kenz</em></strong>”e karşı çıkması. Kenz altın ve gümüşün üst üste biriktirilmesi, servet ve tekasür sevgisi. Muaviye, ilgili ayetin (Tevbe, 34-35)&nbsp; gayrımüslimler için indiğini söylese de Ebuzer bunun Müslümanlar için de hüküm taşıdığını söyler. (Geniş bilgi için bkz. Ali Bulaç,&nbsp;<em>Kur’an Dersleri/Tefsir</em>, III, 513-517; Ali Bulaç, “Modern İktisadın Ruhu Kenz”,&nbsp;<em>The Turkish</em>&nbsp;<em>Post</em>&nbsp;1-2, 01-04. 06. 2025)</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>b)</strong>&nbsp;Ebuzer Muaviye’nin saray inşa etmesine karşı çıkar ve yüzüne şöyle der: “<strong><em>Sarayda yaşamak haramdır. Eğer sarayı Beytülmal’den yaptırmışsan haram iş işlemişsin, kendi cebinden yaptırmışsan yine israf olduğundan haramdır.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muhalefet ve itirazlar durmayınca Muaviye, Ebuzer’i Hz. Osman’a şikayet eder. Bunun üzerine Halife Osman, Ebuzer’i başkente çağırır, onu Rebeze denen çöle sürgün eder. Hz. Osman’ın yapması gereken şey, Ebuzer gibi dev bir sahabiyi haklı bulup saray ve gösteriş kültürünü İslam’a sokan Muaviye’yi uyarması veya&nbsp; en doğrusu görevden almasıydı. Ebuzer, sürgün yeri çölde karısıyla yalnız başına vefat eder, cenazesini kaldıracak kimse bulunmaz, tesadüfen geçen bir kervan onu tanır, hayıflanarak defnederler.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>3. Kan davası peşinde koşması – Cahili kabile asabiyeti:</strong>&nbsp;Hz. Peygamber, İslamiyet’i bir sosyo-politik model olarak hayata geçirmek isterken Arapların kadim kabile geleneği ve “<strong><em>mevali</em></strong>” kurumundan istifade etti. Kabile geleneği çift kutuplu bir sosyal yapıdır. Hz. Peygamber, kabilelerin nesep asabiyetini terk edip sebep asabiyeti (yüksek ahlaki hayat, adalet ve iyilik amaçlı dayanışma) üzerinde bir araya gelmelerini istiyordu. Kabile pratiğinde;</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>a)</strong>&nbsp;Suçlular korunur, kan bedelleri ödenir,</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>b)</strong>&nbsp;Kan davası güdülür,</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>c)</strong>&nbsp;Çapulculuk, yağma, baskın kabile gelirinin belli başla kaynakları arasında yer alırdı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Peygamber (s.a.), bunları toplumsal hayattan işlevsiz hale getirmek istiyordu. “<strong><em>Suçlular korunmaz</em></strong>” ilkesini getirdi ama diyet ödemeyi devam ettirdi, kan davalarını, çapulculuğu ve yağmayı yasakladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ama pek de kolay olmayacaktı. Çünkü derin bir geçmişe ve köklü duygu ve hatıralara dayalı kabile asabiyetinin tekrar uyanması, birliği ve ekonomik/maddi kaynakların belli ölçüler dahilinde adaletlice bölüştürülmesi ilkesinin terkedilip tekrar yağma ve çapulculuğa, kan davalarına dönülmesi tehdidi bütünüyle sona ermiş değildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Peygamber, muazzam bir iş başarmıştı, kabileleri isimleri ve unvanlarıyla tek tek zikrederek Medine Sözleşmesi’nin kurucu aktörleri kıldı (Md. 1-24), merkezi bir kamu otoritesi oluşturdu, çöl hayatı yaşayan insanları Medinetü’n Nebi’de medenileştirmeye çalıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Osman’ın katliyle Muaviye, “<em><strong>Ali katilleri koruyor</strong></em>”, hatta kendisi asli faillerdendir imasında bulunarak kabile hamiyetine kalkıştı. Osman’ın kanlı gömleğini mızraklara asarak şehir şehir dolaştırdı, aşiret ve topluluklarda cahiliyeden kalma kan davası duygularını tahrik edip intikam duygularını alevlendirdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>4. Haksız suçlamalar:</strong>&nbsp;Geliştirdiği söyleme göre Ali, Osman’ın katillerini koruyor, kısas hükmünü yerine getirmiyordu. Muaviye, Osman’ın kanına sahip çıkmak suretiyle artık “<strong><em>lider benim</em></strong>” mesajını veriyordu. Kadim kabile geleneğine göre, birinin kanına sahip çıkıp kan davası güden o kabilenin liderliğine aday olmuş demektir, kabile bileşenlerinin tümü onun etrafında toplanmalıdır. Ali’nin&nbsp; yönetiminde –Hz. Osman’ınınki gibi- diledikleri tasarrufta bulunmayacağını düşünen eşrafa, görevden alınma korkusu içindeki valilere mektuplar yazarak kendisi halife olursa onları taltif edeceğini vadinde bulunuyor, onları satın alıyordu.&nbsp; Hz. Ali’nin kardeşi Akil’i bu amaçla ordu komutanı yaptı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>5. Meşru kamu otoritesine isyan (baği):</strong>&nbsp;Şüphesiz meşru halife Hz. Ali’ydi. Seçimle iş başına gelmiş, biat almıştı. Muaviye ise Ali’nin valisiydi, Ali’nin halifeliğini tanımıyordu. Bizim tarihte gelişen fıkhımıza göre, meşru halifeye başkaldıran, silah kullanan kişi ve kişiler bağiydir. İmam Şafii’ye göre de Muaviye bağiy idi. Bağî fıkıhta mücerret bir hüküm değildir, bağyedenin Müslüman ve gayrımüslim olması fark etmez. Hz. Ebu Bekir’e göre, merkezi otoriteye silahla başkaldıranlar, Müslüman olduklarını beyan ettikleri halde zekat (vergi) vermeyi reddedenler de mürteddirler, mürtedlere karşı savaşılır. Hz. Ömer “<strong><em>La-lilahe illallah deseler de mi</em></strong>”, diye itiraz etmişse de Hz.&nbsp; Ebubekir’in içtihadına uymuştur. Kişisel din değiştirene silah (şiddet ve terör) kullanmadığı müddetçe dokunulmaz, temel hakları ihlal edilmez. Bağinin meşru Halifeye silah kullanıp başkaldırması büyük hukuk ihlali olduğundan, Halifenin onunla savaşması görevidir. Bu hükme göre, meşru otoriteye silahla baş kaldırdığından Muaviye bağiy idi. Eğer Şeyheyn zamanında isyan etseydi, her ikisi ona karşı mürted olarak savaş açarlardı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>6. Kur’an ayetlerinin istismarı:</strong>&nbsp;Sıffin savaşının en kritik anında Arap dâhilerinden&nbsp; Amr bin As’ın önerisiyle Muaviye Kur’an ayetlerini mızrakların ucuna taktırdı, böylelikle tam yenilecekken, durumu lehine çevirdi. Amr bin As, dahi seviyesinde zeki idi ama akıllı değildi, akıllı olsaydı seçimle işbaşına gelen Ali’ye itaat eder, bir baği ve isyancıya hizmet etmezdi. Bu, tarihte Kur’an-ı Kerim’in, gayrımeşru siyasi amaçlarla istismar edildiği ilk örnektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>7. Ammar bin Yasir’in ölümünden sorumlu tutulması:</strong>&nbsp;Ammar bin Yasir, Sıffin savaşında hayatını kaybetti, hakkında Hz. Peygamber’in şöyle dediği rivayet edilir: “<em><strong>Ammar’ı asi ve baği bir topluluk öldürecek</strong></em>”. (Mustafa Fayda,&nbsp;<em>Ammar bin Yasir</em>, DİA.) Bu hadis kendisine hatırlatıldığında Muaviye’nin savunması şöyle olur: “<em><strong>Biz Ammar’ı öldürmedik, öldüren Ali’dir. O bize karşı savaşmasaydı Ammar öldürülmezdi. Ali, Ammar’ı getirip kılıçlarımızın önüne attı.</strong></em>” Bu boş polemiğe Hz. Ali şöyle cevap verir: “<em><strong>Bu muhakemeye göre Hamza’yı da Peygamber mi öldürdü?</strong></em>” Muaviye, daha savaş başlamadan önce Şebes’in “<strong><em>Ey Muaviye, eline imkan geçse Ammar’ı da öldürecek misin?</em></strong>” sorması üzerine şöyle der: “<strong><em>Neden öldürmeyeyim, Vallahi değil Osman için, Osman’ın kölesi Natil için bile öldürürüm.</em></strong>” (Taberi,&nbsp;<em>Tarih</em>, V, 12.) Muaviye’ye göre Osman’ın kölesi bile Ammar’dan değerlidir. Ammar, ilk Müslümanlardan olup annesi (Sümeyye binti Hayat) ve babası (Yasir) şehit olan (m. 615) önemli bir sahabedir. 93 yaşında iken şehit edilmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>8. Hilafet’ten Saltanat’a:</strong>&nbsp;Rızaya ve seçime dayalı sistemin Hilafetten saltanata kalbedilmesi İslam tarihinin maruz kaldığı en büyük musibettir. 1850’den beri İslamcılar, İslam’da ilk büyük sapmanın siyasi sistemdeki bu sapma olduğunu savunurlar. Bu büyük günah ve sapmanın faili hiç şüphesiz&nbsp; Muaviye’dir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>9. Muaviye siyaseti:&nbsp;Zer-o zor o tezvir:&nbsp;</strong>Muaviye’ye göre rakibin her ne suret, yol ve araçla bertaraf edilmesi esas olduğundan, siyasette aslolan başarıdır, sonuca giden her yol mübahtır. Yöntem şudur: Sözün geçtiği yerde söz (yalan, iftira, itibarsızlaştırma, karalama, tezvirat), paranın geçtiği yerde para (zer/altın), her ikisinin geçmediği yerde kılıç (zor). Muaviye her üç yolu da ‘başarıyla’ kullanmış, bu yöntemle h. 41-60/m.661-680 arası 19 yıl 3 ay hüküm sürmüştür.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>10. Hz. Hasan’ın öldürülmesinde azmettirici olması:</strong>&nbsp;Baskın bir kanaate göre, Muaviye, yaptıkları anlaşmaya uymadığından Hz. Hasan’ın ona itiraz edip başkaldıracağını düşünmüş, karısı Ca’de bintü’l Eş’as el Kays el Kindi’yi kullanarak onu zehirlemiştir. Bu iddiayı kuvvetlendiren husus, Hz. Hasan’ı zehirleyen kadının Muaviye tarafından oğlu Yezid’le evlendirilip ödüllendirilmesidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>11. Hz. Ali’ye ve Ehl-i beyt’e hutbelerde lanet okutturması:</strong>&nbsp;Bu tarihen sabit bir cürümdür. Muaviye, her Cuma hutbesinde Hz. Ali’ye lanet okutturuyor, okumayanları cezalandırıyordu. Aşağıda aktaracağımız Hucr bin Adi olayı bunun somut, dramatik delilidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>13. Hucr bin Adiy’e verdiği ölüm cezası:&nbsp;</strong>Hutbelerde Hz. Ali’ye lanet okutmayı reddettiği için Muaviye’nin Hucr bin Adiy’in ölüm emrini verdi. Kefe’den Şam’a elleri ve ayakları zincirli olarak Muaviye’nin huzuruna getirtilen Hucr, iki rekat namaz kılmak istemiş, ama öldürülürken elleri ve ayaklarının çözülmesini istememiştir. Aslında Hucr, Muaviye’nin hilafetini kabul etmişti, ancak hutbelerde Ali’ye lanet edilmesine karşı çıkıyor, bunu yapanlara bazan küçük çakıl taşları atıyordu. (Taberi, Muaviye’nin emriyle gerçekleştirilen bu trajik olayı geniş olarak anlatır. Bkz. Taberi,&nbsp;<em>Tarih</em>, V, 268-274.) Bu elim cinayetleri tolere edenler, “<strong><em>Zarar-ı ammı def’etmek için zarar-ı has tercih edilir</em></strong>” ilkesine sığınırlar. Bu yetmiyormuş gibi Osmanlı’daki kardeş katlini, kundaktaki bebeği katletmeyi de tecviz ederler.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>13. Semure bin Cendeb olayı:</strong>&nbsp;Tarih kitaplarında yer alan bazı iddialara göre, Muaviye, Semure bin Cendeb’e Bakara suresi 204, 205, 206. ayetleri Ali aleyhide yorumlasın diye 400 bin dirhem vermiştir. Bu Kur’ani anlamın tahrifatına göre 204, 205 ve 206. ayetler Ali, 207. ayet ise onu şehid eden İbn Mülcem hakkındadır. İbn Ebi’l Hadid, bunu Ebu Ca’fer el İskafi’den nakleder. Şii eğilimleri güçlü İbn Ebi’l Hadid, muteber Sünni kaynaklarda güvenilir bulunmadığından söz konusu nakil şüpheyle karşılanmıştır. Referans verdiği Bağdat ekolüne mensup Mutezili Ebu Ca’fer el İskafi ise Şii olmadığı halde Muaviye’yi hadis uydurmakla itham etmektedir. (Hikmet Gültekin-Abdullah Çimen, “Semure bin Cendeb ve Hakkındaki Eleştiriler”,&nbsp;<em>İnsan ve Topum Bilimleri Araştırmaları Dergisi</em>, Cilt: 7, Sayı: 3, 2018, s. 2080-2102). Semure, sonraları pişman olup şunları söyler: “Allah Muaviye’ye lanet etsin, ona 4 bin dinara yaptığım hizmeti Allah’a yapsaydım beni cennetine koyardı.”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>14. Yezid’in veliaht tayin edilmesi:</strong>&nbsp;Muaviye, Bizans ve Sasanileri takip ederek, sarhoş, binamaz, ilkesiz, sefih oğlu Yezid’i veliaht tayin etti, İslami sistemi tersine çevirdi. Yezid’i yöneten de kendi aklı değil, hırslarını ve korkularını iyi kullanan “<em><strong>Beni Ümeyye derin devleti</strong></em>”ydi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>15. Şeytani zekanın Rahmani takvaya galibiyeti:&nbsp;</strong>Muaviye iktidar hırsı ve kabile asabiyetinin derin etkisinde Hz. Ali gibi mümtaz bir sahabeye isyan etti, haksız yere ve bir baği olarak kan dökülmesine sebep oldu. Oysa Hz. Ali’nin ne kadar değerli bir zat olduğunu biliyordu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>a)</strong>&nbsp;Hz. Ömer, onun hakkında, “<em><strong>Ali en faziletlimizdir</strong></em>” demişti. Başkalarıyla ihtilafa düştüğünde Ali’yi hakem-hakim kabul eder, ona müracaat ederdi. Ömer nazarında Ali, Şeriat’tı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>b)</strong>&nbsp;Ahlaki normlara ve hukuka sıkı sıkıya bağlı olan Ali’ye taraftarları “<em><strong>Sen de biraz zeki şeyler-siyasetler takip etsene!</strong></em>” dediklerinde, şu meşhur sözü sarfetmiştir: “<em><strong>Levle’t tuka, le-küntu edha’l Arab.</strong></em>” (Takva yani ‘ahlaki norm ve hukuk kurallarına sadakat olmasaydı’ Arapların en dâhisi ben olurdum.)</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yazı dizimizin bu bölümünde Muaviye’nin amel defterinde yer alan cürümleri sıraladım. Bunlar tarih ve siyer kitaplarında yer almış bilgi ve kayıtlardır. Uydurma, iftira, itham varsa delilleriyle zikredildiğinde düzeltmeye hazırım, bu yöndeki bilgi tashihini memnuniyetle karşılarım.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muaviye bize kötü bir miras bıraktı, cürümlerinin cezasını vermek bize düşmez, artık Cenab-ı Hak’ın huzurunda hesabını verecektir. Bizim için önemli olan bu cürümlerin nasıl olur da sosyal, siyasi ve ahlaki teamüller halinde günümüze kadar gelmiş ve bugünkü ahlaki krizimize ve Müslüman dünyayı birbirine düşüren tefrikaya kaynaklık teşkil etmiş olmasıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dizinin son yazısında bu konu üzerinde duralım, inşallah!</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ALİ BULAÇ</strong></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/gulistan-dokunun-katil-veya-katilleri-bulundu-mu-3163</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 15:43:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Gülistan Doku’nun katil veya katilleri bulundu mu?</h1>
                        <h2>Adalet Bakanı Akın Gürlek, Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin yürütülen soruşturmada gelinen son noktaya dair dikkat çeken bir açıklama yaptı. Sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan Gürlek, Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında önemli bir adım atıldığını ve gözaltı işlemlerinin gerçekleştirildiğini bildirdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/gulistan-dokunun-katil-veya-katilleri-bulundu-mu-1776170993.webp">
                        <figcaption>Gülistan Doku’nun katil veya katilleri bulundu mu?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ / TUNCELİ</strong> – 5 Ocak 2020’den bu yana kendisinden haber alınamayan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında, dosyanın seyrini tamamen değiştiren bir operasyon gerçekleştirildi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla 7 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda, aralarında kamu görevlilerinin yakınlarının da bulunduğu 11 kişi gözaltına alındı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Cinayet ve Örtbas Şüphesi: 11 Gözaltı</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada soruşturmada "<strong><em>önemli bir adım</em></strong>" atıldığını duyurdu. "<em><strong>Kayıp</strong></em>" dosyasından "<strong><em>cinayet</em></strong>" şüphesine evrilen soruşturma kapsamında, Doku’nun erkek arkadaşı <strong>Z.A.</strong>, Z.A.’nın eski polis olan üvey babası <strong>E.Y.</strong> ve dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu <strong>M.T.S.</strong>’nin de aralarında bulunduğu 11 şüpheli yakalandı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplam 13 isim hakkında gözaltı kararı bulunduğu öğrenildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Gizli Tanık "Şubat"ın İfadeleri Dosyayı Sarsıttı</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Soruşturmanın seyrini değiştiren en önemli gelişme, 2025 yılında ortaya çıkan "<strong><em>Şubat</em></strong>" kod adlı gizli tanığın beyanları oldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Gizli tanık, Doku’nun olay günü öldürüldüğünü, cansız bedeninin bulunmaması için birden fazla kez yer değiştirildiğini iddia etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu ifadeler doğrultusunda yapılan yer altı görüntüleme çalışmalarında, mezar görünümü taşıyan şüpheli boşluklar saptandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Kayıp Dosyasından Organize Suç Şüphesine</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Soruşturma birimlerinin odağında artık sadece bir kaybolma hadisesi değil,&nbsp;<strong>kasten öldürme, delil karartma, dijital verilerin silinmesi ve kamu nüfuzunun kullanılması</strong> iddiaları bulunuyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dosyaya giren yeni detaylara göre:</span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Gülistan Doku’ya ait SIM kartın, Valilik tarafından aileden teslim alındığı ancak soruşturma makamlarına verilmediği iddia ediliyor.</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Dönemin Valisi’nin oğlu M.T.S.’nin olay gecesine ait araç hareketlerinin teknik incelemeye alındığı belirtiliyor.</span></p>
	</li>
</ul>

<p><span style="color:#000000"><strong>Süreçte Ne Olmuştu?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">5 Ocak 2020’de Tunceli’de kaybolan Gülistan Doku için Munzur Çayı ve Uzunçayır Baraj Gölü’nde yapılan aylarca süren aramalardan sonuç alınamamıştı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dosyanın baş şüphelisi Zeinal Abakarov daha önce adli kontrolle serbest bırakılmış, polis olan üvey babası E.Y. ise kişisel verileri hukuka aykırı yaymaktan meslekten ihraç edilmişti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Operasyonun, yıllardır süren karanlık noktaları aydınlatması bekleniyor.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cepni-dernekleri-federasyonundan-onemli-panel-kayip-turkler-tarih-yolculuguna-cikiyor-3162</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 16:59:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Çepni Dernekleri Federasyonu’ndan önemli panel: "Kayıp Türkler" tarih yolculuğuna çıkıyor</h1>
                        <h2>Çepni Dernekleri Federasyonu (ÇEPFED), Anadolu tarihinin derinliklerine ışık tutacak önemli bir panel serisine başlıyor. Serinin ilk programında, araştırmacı-yazar Ali Rıza Özdemir konuk edilerek, Osmanlı arşivlerindeki çarpıcı belgeler ışığında Türkmen aşiretlerinin tarihsel dönüşümü ele alınacak.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/cepni-dernekleri-federasyonundan-onemli-panel-kayip-turkler-tarih-yolculuguna-cikiyor-1775916592.webp">
                        <figcaption>Çepni Dernekleri Federasyonu’ndan önemli panel: "Kayıp Türkler" tarih yolculuğuna çıkıyor</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Çepni Dernekleri Federasyonu (ÇEPFED), Anadolu tarihinin derinliklerine ışık tutacak önemli bir panel serisine başlıyor. Serinin ilk programında, araştırmacı-yazar Ali Rıza Özdemir konuk edilerek, Osmanlı arşivlerindeki çarpıcı belgeler ışığında Türkmen aşiretlerinin tarihsel dönüşümü ele alınacak.</p>

<p><strong>Tarihin Gizli Sayfaları Aralanıyor</strong></p>

<p>Panelin ana gündem maddesini, Ali Rıza Özdemir’in büyük ses getiren "Kayıp Türkler: Kürtleşen Türkmen Aşiretleri" kitabı oluşturuyor. Etkinlikte; Osmanlı arşivlerinde "Türkmen" kaydıyla yer alan ancak zamanla kültürel ve dilsel etkileşimlerle Zazaca ve Kürtçe öğrenen aşiretlerin sosyolojik ve tarihsel serüveni detaylandırılacak.</p>

<p>ÇEPFED Başkanı Muhammet Arif Genç'in öncülüğünde düzenlenen bu dijital buluşma, kimlik ve kültür tarihine ilgi duyan herkesi bir araya getirmeyi hedefliyor.</p>

<p><strong>Etkinlik Detayları ve Katılım Bilgileri</strong></p>

<p>Pandemi sonrası dijitalleşen bilgi paylaşım ağını etkin kullanan federasyon, paneli <strong>Zoom</strong> platformu üzerinden canlı olarak gerçekleştirecek.</p>

<p><strong>&nbsp; Tarih:</strong> 11 Nisan 2026, Cumartesi<br />
<strong>&nbsp; Saat:</strong> 21:00 (TSİ)<br />
&nbsp;<strong> Konuşmacı:</strong> Ali Rıza Özdemir<br />
<strong>&nbsp; Moderatör/Ev Sahibi:</strong> Muhammet Arif Genç (ÇEPFED Genel Başkanı)</p>

<p><strong>Canlı Yayına Katılım İçin:</strong><br />
<strong>Toplantı Bağlantısı</strong>:<a href="https://www.google.com/search?q=https://us05web.zoom.us/j/89757306728%3Fpwd%3DqDVtabqLVi9Ku6ykSQo6ZarWWIpGvI.1"><span style="color:#2980b9"><strong> [Buraya Tıklayın](https://www.google.com/search?q=https://us05web.zoom.us/j/89757306728%3Fpwd%3DqDVtabqLVi9Ku6ykSQo6ZarWWIpGvI.1)</strong></span></a><br />
Toplantı Kimliği: 897 5730 6728<br />
Parola:8Ju8mX</p>

<p>Tarihin tozlu raflarından bugüne uzanan bu köklü hikâyeyi birinci ağızdan dinlemek ve merak edilen sorulara yanıt bulmak isteyen tüm tarih dostları davetlidir.<br />
&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-turk-avrasyaciligi-devletimizin-temel-dis-politikasi-olmalidir-3161</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 21:04:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Bora Özizmirli: Türk Avrasyacılığı, devletimizin temel dış politikası olmalıdır</h1>
                        <h2>Bora Özizmirli meslektaşı Ali Rıza Özkan ile beraber uzun yıllardır üzerinde çalıştıkları “Türk Avrasyacılığı” kavramını bir kez daha gündeme taşıdı. Özizmirli, klasik Rus Avrasyacılığı’ndan ayrılan “Türk Avrasyacılığı”nın merkezine Türk milletini ve Müslüman dünyayı yerleştirdiğini, vurguladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/bora-ozizmirli-turk-avrasyaciligi-devletimizin-temel-dis-politikasi-olmalidir-1775845605.webp">
                        <figcaption>Bora Özizmirli: Türk Avrasyacılığı, devletimizin temel dış politikası olmalıdır</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Bora Özizmirli meslektaşı <strong>Ali Rıza Özkan</strong> ile beraber uzun yıllardır üzerinde çalıştıkları <strong>“Türk Avrasyacılığı” </strong>kavramını bir kez daha gündeme taşıdı. Özizmirli, klasik Rus Avrasyacılığı’ndan ayrılan “Türk Avrasyacılığı”nın merkezine Türk milletini ve Müslüman dünyayı yerleştirdiğini, vurguladı.&nbsp;<br />
<br />
Bora Özizmirli’ye göre, bugün<strong> Siyonizm ve emperyalizm</strong> tehdidi altında bulunan coğrafyanın Türk Avrasyacılığı düşüncesine ve ittifakına şiddetle ihtiyacı var. Bu nedenle kavramın Türkiye’nin dış politikasının temel ilkesi haline getirilmesi ve devlet politikası yapılması gerektiğini savundu.<br />
<br />
<strong>Bora Özizmirli'nin yazısının tam metni şöyle:</strong><br />
<br />
Değerli büyüğüm ve meslektaşım <strong>Ali Rıza Özkan’ın</strong> yıllar önce bana bahsettiği ve &nbsp;yıllardır birlikte üzerinde fikir yürüttüğümüz “Türk Avrasyacılığı” kavramını ele almak istiyorum.</p>

<p>Bu düşünce, klasik <strong>Rus Avrasyacılığı’ndan </strong>farklıdır. Merkezinde Türk milleti ve Müslüman dünya yer alır; ancak Rusya’yı da dost olarak gören kapsayıcı bir yaklaşımdır. Ne körü körüne <strong>Rus sevdalısıyız </strong>ne de katıksız Rus düşmanıyız. Bizim için asıl önemli olan, Türkiye’nin ve ezilen coğrafyanın geleceğidir.</p>

<p>Bugün Siyonizm ve emperyalizm tehdidi altında bulunan coğrafyanın, Türk Avrasyacılığı düşüncesine ve ittifakına şiddetle ihtiyacı vardır. Bu nedenle <strong>Türk Avrasyacılığı’nı</strong> dış politikamızın temel ilkesi haline getirmeli ve devlet politikası yapmalıyız.</p>

<p><strong>Türk Avrasyacılığı,</strong> Büyük Türk Milleti’nin Avrasya’daki devletler ve ezilen milletlerle kuracağı çok boyutlu ittifakın adıdır. Bu ittifak; siyasi, askeri, ekonomik ve kültürel alanlarda derinleşmelidir.</p>

<p><strong>Doğal etki alanımız üç halkadan oluşur: </strong>&nbsp;<br />
<br />
<strong>1. İlk halka:</strong> Türk devletleri &nbsp;<br />
<strong>2. İkinci halka: </strong>Osmanlı coğrafyasında kurulan devletler &nbsp;<br />
<strong>3. Üçüncü halka:</strong> Geniş Müslüman dünya &nbsp;</p>

<p>Türk Avrasyacılığı yalnızca Türk milletinin değil, bütün ezilen milletlerin de yararınadır. Atalarımızdan miras aldığımız cesaret, bilgelik, <strong>yardımlaşma</strong> ve fedakârlık gibi değerler, bugün tüm insanlığın en büyük ihtiyacı haline gelmiştir. Özellikle savaş ve kriz dönemlerinde dünya, Türklerin adalet anlayışına, paylaşma geleneğine ve fedakârlığına yeniden ihtiyaç duymaktadır.</p>

<p><em><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">Türk Avrasyacısı, ülkelerin bağımsızlığına ve egemenliğine saygılıdır.</span></span></strong></em><br />
<br />
<strong>ABD-İSRAİL, AVRUPA BİRLİĞİ’Nİ DE HEDEFE KOYMUŞTUR</strong></p>

<p>Bu fikir bizden önce de çeşitli vesilelerle dile getirildi. Ancak <strong>Trump-Netanyahu</strong> işbirliğinin yarattığı yeni saldırganlık ortamı göz ardı edildiği sürece, Türk Avrasyacılığı’nın neden bu kadar acil bir ihtiyaç olduğu tam olarak anlaşılamaz.</p>

<p><strong>ABD-İsrail ittifakı, </strong>yakın gelecekte Türkiye’yi ve Türk coğrafyasını hedef almaktadır. Hedeflerinde sadece Türkler değil, bütün ezilen milletler vardır. Müslüman ve Türk cumhuriyetleri ile birlikte <strong>Avrupa Birliği </strong>de bu tehdidin kapsamındadır. İşin diğer tarafı ABD'nin Avrupa Birliği'ni hefede koyduğunu 2022'den beri yazıyorum.</p>

<p>Aslında ABD-İsrail ekseninin bir numaralı hedefleri arasında Türkiye, Arap coğrafyası, Azerbaycan ve Orta Asya Türk devletleri öne çıkmaktadır. Bu durum, Türk devletleriyle birlikte <strong>Rusya’nın</strong> stratejik önemini de artırmaktadır. <strong>Trump-Netanyahu</strong> işbirliğinin hedefindeki tüm ülkelerle dostluk ve işbirliğini geliştirmek, artık bir zorunluluk haline gelmiştir.</p>

<p>Öte yandan aynı ittifak, <strong>Avrupa’yı da </strong>hedef tahtasına koymuştur. Trump’ın izlediği politika, <strong>Monroe Doktrini’ne</strong> benzer şekilde Avrupa’yı da kendi etki alanı ilan etme eğilimindedir. İngiltere, İspanya, Almanya gibi ülkelerle sorun yaşamaktadır. Eğer <strong>Avrupa Birliği, </strong>ABD’nin bu baskılarına direnecekse, Türkiye’nin tecrübesine ve liderliğine ihtiyaç duyacaktır.</p>

<p>15 Temmuz’dan bu yana <strong>Sayın Cumhurbaşkanımızın </strong>liderliğinde Türkiye, ABD ile dişe diş bir mücadele vermektedir. Avrupa’nın da bu mücadelede <strong>Türkiye’nin</strong> birikimlerinden yararlanması elzemdir. Aksi takdirde koskoca <strong>Avrupa,</strong> ABD’nin sömürgesi haline düşme riskiyle karşı karşıya kalacaktır.</p>

<p>Unutulmamalıdır ki;<strong> Cumhurbaşkanımızın önderliğindeki</strong> Türkiye, bugün sadece Türklerin değil, bütün mazlum milletlerin en önemli koruyucusu konumundadır. Geçmişte Avrupa’nın Türklere ve Müslümanlara yönelik hataları olsa da, bugün Avrupa’nın Türkiye’nin yardımına ihtiyacı vardır.</p>

<p>Sadece Rusya ve direnen Avrupa değil; ABD’nin hedefindeki her ülke, <strong>Türk Avrasyacılarının </strong>doğal müttefikidir. Rusya, <em><strong>Afganistan, Endonezya, Pakistan, İran, Avrupa</strong></em>… Amerika’nın karşısında yer alan herkesle dostluk ve işbirliğine açığız.</p>

<p><br />
<strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;">TÜRK AVRASYACILIĞI RUSYA’NIN DA YARARINADIR</span></span></strong></p>

<p>Rusya konusunda net olmalıyız: Ne körü körüne <strong>Rusya’yı desteklemeli </strong>ne de onu dışlamalıyız. Rusya’yı da kucaklayan bir anlayışa sahip olmalıyız.</p>

<p>Rusya açısından bakıldığında, <strong>Orta Asya’daki Türk devletlerinin</strong> bağımsızlığına saygı göstermek zorundadır. Eski Sovyetler Birliği’ni örnek göstererek Türk cumhuriyetlerinin egemenliğine gölge düşürecek herhangi bir tutum, hem Türk devletleriyle ilişkileri bozar hem de siyonizmin ve emperyalizminin ekmeğine yağ sürer.</p>

<p>Bu nedenle <strong>Türkler ile Rusların</strong> kader birliği yapması ve karşılıklı saygıya dayalı bir dostluk kurması en sağlıklı ve zorunlu yoldur. Özellikle <strong>Rusya’nın Azerbaycan ve Kazakistan </strong>konusunda zaman zaman sergilediği üstenci tavırlar rahatsız edicidir. Rusya, Türk dünyasında etkili olmak istiyorsa, Türkistan coğrafyasını kendi arka bahçesi olarak görmekten vazgeçmelidir.</p>

<p>Karşılıklı egemenliğe saygı temelinde atılacak her adım, Rusya’nın da uzun vadeli yararına olacaktır. Dugin gibi isimlerin Trump’ı öven ve hatta <strong>“Trump Devrimi” </strong>kitabı yazan yaklaşımları ise bu süreçte yanlıştır.</p>

<p>Önümüzdeki dönemde geliştirmemiz gereken jeopolitik vizyon şudur:</p>

<p>- Türk Avrasyacılığı <strong>anti-emperyalist ve anti-siyonisttir. &nbsp;</strong><br />
- Türk Avrasyacılığı <strong>tam bağımsızlıkçıdır. &nbsp;</strong><br />
- Türk Avrasyacılığı <strong>Atlantik blokuna karşıdır.</strong> &nbsp;<br />
- Türk Avrasyacılığı, sadece Türklerin değil, <strong>ABD VE İSRAİL'İn</strong> sömürmek ve ezmek istediği tüm milletlerin dostu ve müttefikidir. &nbsp;<br />
- Türk Avrasyacılığı, bütün devletlerin bağımsızlığını ve refahını koruyan yeni bir dünya anlayışının adıdır.</p>

<p>Türk Avrasyacılığı; devletimizin temel dış politikası olmalıdır.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/aytekin-ozkuzukiran-dede-ve-akademisyen-coskun-kokele-cirkin-iftira-3160</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 21:11:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Aytekin Özkuzukıran Dede ve akademisyen Coşkun Kökel’e çirkin iftira!</h1>
                        <h2>Kimliği belirsiz kişi veya kişilerin, akademisyen Dr. Coşkun Kökel ve Şah Kalander Veli Ocağı evladı Aytekin Özkuzukıran Dede’yi hedef alan ağır hakaret ve iftiraları büyük tepki topladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/aytekin-ozkuzukiran-dede-ve-akademisyen-coskun-kokele-cirkin-iftira-1775672542.webp">
                        <figcaption>Aytekin Özkuzukıran Dede ve akademisyen Coşkun Kökel’e çirkin iftira!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HABER MERKEZİ - ANKARA</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir sosyal medya platformu üzerinden, isimlerini gizleyen kişi veya kişilerin, Munzur Üniversitesi Sosyoloji Ana Bilim Dalı’nda görevli öğretim üyesi Dr. Coşkun Kökel ve Şah Kalander Veli Ocağı evladı Aytekin Özkuzukıran Dede’yi hedef alan ağır hakaret ve iftiraları büyük tepki topladı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bilimsel çalışmaları ve ocak evladı olarak tanınan isimlere yönelik başlatılan “itibar suikastı” girişimi, skandal bir karalama kampanyası olarak nitelendiriliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İSİMSİZ KLAVYELERİN KAHRAMANLARI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Herhangi bir somut delil sunmadan, bir “<strong><em>uyarı metni</em></strong>” görüntüsü altında yayılan mesajlarda, akademisyen Coşkun Kökel ve Aytekin Özkuzukıran hakkında “<em><strong>dolandırıcılık</strong></em>” ve “<strong><em>sahte kimlik</em></strong>” iddiaları ortaya atıldı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Mesajı yayanların kendi isimlerini gizlemesi, yapılan saldırının etik dışı ve korkakça bir iftira operasyonu olduğunu gözler önüne serdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Haber sitemize açıklama yapan Şah Kalender Veli Ocağı evladı Aytekin Özkuzukıran Dede, bu paylaşımdan Mahmutoğlan köyünden Mustafa Güney vasıtası ile haberdar olduğunu ve bu iftirayı atanın mutlaka “<strong><em>dâr meydanı</em></strong>”nda hesap vereceğini, vurguladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>HUKUKİ SÜREÇ BAŞLIYOR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Hedef alınan mağdurlar ve yakın çevrelerinden edinilen bilgilere göre, bu çirkin iddiaların odağındaki isimler konuyu yargıya taşımaya hazırlanıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yapılan açıklamada, dijital izlerin takip edildiği ve bu iftiraları üreten, yayan ve destekleyen tüm odakların Türk Ceza Kanunu’nun “<em><strong>Hakaret</strong></em>” ve “<strong><em>İftira</em></strong>” suçlarını düzenleyen maddeleri uyarınca adalet önünde hesap vereceği belirtildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TOPLUMDAN TEPKİ YAĞIYOR!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yıllardır Çubuk bölgesinin kültürel mirası ve inanç yapısı üzerine akademik ve saha çalışmaları yürüten akademisyen Dr. Kökel’in ve Ocak evladı Aytekin Özkuzukıran Dede’nin bu şekilde hedef gösterilmesi, yöre dernekleri ve sivil toplum kuruluşları tarafından da kınandı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Çubuk yöresinden sitemize konuşan konu hakkında bilgi sahibi kişiler, “<strong><em>Yıllardır tanıdığımız, emeklerine şahit olduğumuz insanlara yönelik bu karanlık ağızla yazılmış metinleri reddediyoruz. Bu bir skandaldır</em></strong>”, diyerek mağdurlara destek verdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bilimsel ve inançsal çalışmaları engellemek amacıyla başvurulan bu provokasyonun, hangi karanlık odakların eliyle hayata geçirildiğinin yargı kararıyla gün yüzüne çıkarılması bekleniyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İŞTE; O İFTİRA PAYLAŞIMI!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-08%20at%2019_05_31(1).jpeg" style="height:800px; width:372px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">“Değerli muhtarım ve dernek başkanlarım herkese merhabalar, son zamanlarda yöremiz üzerinde kirli düşünceleri olan bir takım insanların yöreye gelerek ya da sizleri arayarak bazı yerlere davet ettiğini biliyoruz. Bu kişiler için araştırmalarımızı derinlemesine yapmış ve kim olduklarını gayet iyi bilmekteyiz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Birinci isim Coşkun Kökel bu adam yöremize araştırmacıyım diyip, dedeyim diyip dadanmış durumda. Araştırmalarımız sonucunda bu adamın Alevi köy ve derneklerini dolandırdığını ayrıca bununla ilgili bir çok dava dosyasının olduğunu öğrendik. Sizlerin bu konuda hassasiyet göstereceğinden eminim. </span></p>

<p><span style="color:#000000">2. İsim ise Aytekin Özkuzukıran diye birisi kargın köylü olduğunu iddaa eden bu şahısı kargin köyünden kimse tanımıyor ve bu arkadaşta diğerleri gibi kendini dedeyim diye tanıtıyor. Bu şahısta diğeri gibi bir çok kişiyi dolandıran birisi. Dolandırdıkları kişiler ise yine yöremizden kişiler.,</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu isimler sizi aradığında gereken bir sert üslupla cevap verip telefonu suratlarına kapatmanız gayet gereken uygun olacaktır.<br />
Herkese iyi günler dilerim.”</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/deprem-bagislari-tartismasi-turkiyeye-sicradi-3159</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 14:25:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Deprem bağışları tartışması Türkiye’ye sıçradı!</h1>
                        <h2>Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu genel kurulunda gizlenen denetim kurulu raporu ileortaya çıkan deprem bağışlarının usulsüz kullanıldığı iddiası Türkiye’ye sıçradı. Mahmur Erdoğan isimli bir sosyal medya hesabından yapışan paylaşımda, “ABF Başkanı Mustafa Aslan’a, Hacıbektaş Vakfı Başkanı Cuma Erce’ye, Alevi Dernekler Federasyonu Başkanı Zeynel Abidin Koç’a ve Alevi Kültür Dernekleri Başkanı Seher Şengüllü Yılmaz’a — yaklaşık 100 bin Euro civarında “sus payı” dağıtıldığı” iddia edildi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/deprem-bagislari-tartismasi-turkiyeye-sicradi-1775649059.webp">
                        <figcaption>Deprem bağışları tartışması Türkiye’ye sıçradı!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">2023 Kahramanmaraş merkezli büyük depremin üzerinden bir ay geçmeden başlayan deprem bağışları tartışması Türkiye’ye de sıçradı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Mahmut Erdoğan isimli bir sosyal medya hesabından Türkiye’deki bazı “<em><strong>Alevi</strong></em>” tabelalı kuruluşlara “<strong><em>sus payı</em></strong>” verildiği iddia edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">PSAKD ve ABF’de genel başkan yardımcısı olan İbrahim Karakaya ile daha önce telefonda görüştüğünü ve kendisinden teyitleştiğini iddia eden Mahmut Erdoğan, PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe için 22 bin Avro ayrıldığını ve bu paranın faiz gelirinin Erçe tarafından kişisel harcamaları için kullanıldığını da iddia etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İŞTE MAHMUT ERDOĞAN’IN PAYLAŞIMI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-07%20at%2015_35_31.jpeg" style="height:489px; width:800px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">“İbrahim Karakaya, sana sorduğum soruya neden doğrudan cevap vermiyorsun?<br />
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun deprem sonrası zarar gören canlar için topladığı 3,5 milyon Euro’dan; depremle hiçbir ilgisi olmadığı hâlde Türkiye’deki bazı Alevi kurum başkanlarına — ABF Başkanı Mustafa Aslan’a, Hacıbektaş Vakfı Başkanı Cuma Erce’ye, Alevi Dernekler Federasyonu Başkanı Zeynel Abidin Koç’a ve Alevi Kültür Dernekleri Başkanı Seher Şengüllü Yılmaz’a — yaklaşık 100 bin Euro civarında “sus payı” dağıtıldığı iddiaları doğru mu, yanlış mı?<br />
Bu paradan 22 bin Euro’nun Cuma Erce’nin kullanımına ayrılarak senin özel hesabında tutulduğu, vadeli olarak değerlendirilip faiz gelirinin kişisel harcamalar için kullanıldığı doğru mu? Yanlış mı? Daha önce telefon konuşmamızda bunu teyit etmiştin, ancak bir kez daha burada kamuoyunun önünde soruyorum.<br />
Buradan bir kez daha soruyorum:<br />
Hesabında bulunan 22.000 Euro, depremin üzerinden 3 yıl geçmiş olmasına rağmen hâlâ vadeli hesapta duruyor mu, durmuyor mu? Deprem mağdurlarına aktarılması gerekirken bu paranın hesabında tutulduğu doğru mu, değil mi?<br />
Açık ve net cevap ver.<br />
Soruyu sağa sola kıvırarak gerçeklerden kaçma.”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KARAKAYA İDDİALARI KISMEN REDDETTİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/%C4%B0brahim%20Karakaya.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">İbrahim Karakaya ise, Mahmut Erdoğan isimli sosyal medya hesabına verdiği cevapta iddiaların bazılarını kabul etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Daha önce alevihaberler.com.tr haber sitesinde de gündeme getirdiğimiz ve elimizde belgelerin olduğunu ve gerekirse mahkemeye sunacağımızı vurguladığımız gibi, her 3 kuruluşa “<em><strong>eşit miktarlarda katkı yapıldığı</strong></em>” iddiasının gizli bilgi olmadığını belirten Karakaya, deprem bağışlarının Türkiye’ye akışının “<strong><em>koordinasyon merkezi</em></strong>” olarak Abbas Tan’ın başkanlığını yaptığı Kayseri Cemevi’ni işaret etti! </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu itirafın önemi, Abbas Tan’ın Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’na kendi el yazısıyla yaptığ beyanı dışında resmi bir belge, fatura vs sunmaması nedeniyle, Hüseyin Mat’ın söylem ve savunmalarını da çürütecek olması.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Karakaya’nın, “<strong><em>Bu konuda niye yardım ettiğinizin cevabını Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu yönetim kurulu vermelidir</em></strong>” cümlesi ise, hem paranın usulsüz kullanımının itirafı ve hem de ateş topunu Hüseyin Mat’ın kucağına bırakmak olarak değerlendirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Mahmut Erdoğan, hayatımda tanıdığım en karaktersiz kişisin. Bunları söylediğim için de Pirim beni affetsin. Deprem dolayısıyla Avrupa dan toplanan ve Türkiye de kullanılan paranın hesabını Avrupa örgütü versin. Deprem dolayısıyla Türkiye de koordinasyon merkezi Kayseri Cemevi idi, gerekli açıklamaları kendileri yapmalıdır. Bir çok defa sen ve bu konuda soru soranlara Avrupa ve Türkiye den bir heyet oluşturalım, deprem bölgesine giderek rapor tutalım, kim kusurlu ve suistimal yapmışsa Açığa çıkaralım hata orada deprem enkazlarının altına gömelim. Bu konuyu malzeme yapmak daha verimli olduğu için hiç biriniz de yanaşmadı. Hodri meydan gelin yinede yapalım. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Diğer konu, Türkiye deki Alevi Kurumlarına Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu nun yaptığı yardımlar/ katkı ödemeleri... </span></p>

<p><span style="color:#000000">1- ABF, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Alevi kültür dernekleri, Hacı Bektaş Veli Vakfı ve Alevi Dernekleri Federasyonu na eşit miktarlarda katkı yapıldığı gizli bir bilgi değildir. Kurumlar bunu kendi şubeleri olmak üzere genel kurullarda da paylaştılar.<br />
Bu konuda niye yardım ettiğinizin cevabını Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu yönetim kurulu vermelidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">2- Türkiye de ki Alevi Kurumlarına yapılan yardımlar bazı Kurumların kurum hesaplarına haciz uygulandığı için, bu kurumların normal şartlarda yönetim kurullarının bilgileri dahilinde üç kişinin adına açılan hesaplar üzerinden işlemler yapılmaktadır. Örneğin Pir Sultan Abdal Kültür Derneği'nin 2014 yılından bu yana süren, elektrik faturalarını ödememe eylemi nedeniyle derneğin ve şubelerin tüm hesapları bloke edilmiştir. Bu konular örgütün tüm Şubelerinin bilgisi dahilindedir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">3- Avrupa'dan gelen yardım paraları bu hesaplar üzerinden gelmiştir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">4- Bu konularda benim ne kişi olarak nede kişisel hiçbir hesabım yoktur. Seni benim adıma gelen bir havale veya hesabımın olduğunu ispat etmeye davet ediyorum. İspat ederseniz ben kendimi dara çekeceğim ve düşkün ilan edeceğim. İspat edemezseniz tüm kamuoyu önünde özür dileyeceksin... Benim gözümde zaten bir değerin kalmamıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Son söz, benimle ilgili iddialarını kanıtlamak zorundasınız.<br />
Soruların da bendeki cevabını veriyorum. Senden de bekliyorum.”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mahmut Erdoğan isimli sosyal medya hesabının Cuma Erçe ile ilgili iddiası hakkında ise Karakaya’nın cevabı şöyle oldu:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“Mahmut Erdogan Bak Mahmut, ben neden üç kişi üzerinde hesap açıldığının gerekçeleri ile de sana izah etmiştim. Ne diye şimdi benim kendi hesabıma paranın geldiğini ve üç yıldır faizini Cuma Erçe ile birlikte yediğimizi yazıyorsun. Açıkla ve hesabımın olup olmadığını söyle... </span></p>

<p><span style="color:#000000">Sana bundan sonra cevap vermeyeceğim.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Benim kişiliğime uymayan üsluptan dolayı da tüm Canlardan özür dilerim.”</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">DEPREM BAĞIŞLARI YİYENLERİN BOĞAZINA DİZİLECEK!</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Avrupa ülkelerinde yardımsever Alevi vatandaşlardan toplanan milyonlarca Avro deprem bağışlarının sahiplerine ulaştırılmak yerine, farklı amaçlarla kullanıldığı şüphesi, Mahmut Erdoğan isimli sosyal medya hesabının iddiaları ile Türkiye’ye de sıçramış oldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Almanya</span>’<span style="color:#000000">da mahkeme süreci için adımlar atıldı. Anlaşılan, Türkiye</span>’<span style="color:#000000">de de benzer bir yargı sürecine tanık olacağız.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu tartışmayı daha da ilginç kılan durum ise, İbrahim Karakaya’nın İstanbul Anadolu yakasında kendilerini “<strong><em>Çerağan Bileşenleri</em></strong>” olarak adlandıran bir grubun kurucusu ve sözcüsü olması. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bilindiği gibi, önceki başkan Ali Rıza Özdemir döneminde protesto açıklamaları yayınlayan Çerağan Bileşenleri, halen görevdeki Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Esma Ersin’in atamasının yayınlanmasının ardından 13 Temmuz 2025 tarihinde bir otobüsle Ankara’ya giderek, başkanlığın önünde kutlama yapmışlardı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Daha da ilginç bir durum ise, atamanın üzerinden yaklaşık bir buçuk ay geçtikten sonra, PSAKD Başkanı Cuma Erçe’nin Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kapısında yeni başkan Esma Ersin tarafından güllerle karşılanması ile ortaya çıkmıştı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Mahmut Erdoğan ise, Ali’siz Aleviciliği yayan Turgut Öker’in ekibinden ve Hüseyin Mat’a karşı Sivas katliamı anmasında yaptığı provoksayonla akıllara kazınan bir isim.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İbrahim Karakaya’nın hedef alınmasındaki amacın önümüzdeki günlerde açığa çıkması bekleniyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tek dileğimiz, deprem mağdurlarına ulaşması gereken bağışları usulsüz kullananların hem yargı önünde, hem de ulu divanda yaptıklarının cezasını çekmeleri.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bahceli-yeni-dunya-duzeni-bugun-bir-kaos-olarak-karsimiza-cikmaktadir-3158</link>
            <category>SİYASET</category>
            <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 16:01:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Bahçeli: “Yeni dünya düzeni” bugün bir “kaos” olarak karşımıza çıkmaktadır</h1>
                        <h2>ABD Başkanı Trump ve İsrail Başbakanı Netanyahu’yu eleştiren Bahçeli, “rıza üretmeyi bir kenara bırakarak zora dayalı hegemonyanın sürdürülemez olduğunu göz ardı ettiklerini” söyledi. Batı kamuoyunun ve sağduyulu dünya Yahudilerinin bu politikalara karşı sesini yükseltmesi gerektiğini dile getirdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/bahceli-yeni-dunya-duzeni-bugun-bir-kaos-olarak-karsimiza-cikmaktadir-1775567605.webp">
                        <figcaption>Bahçeli: “Yeni dünya düzeni” bugün bir “kaos” olarak karşımıza çıkmaktadır</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısı’nda önemli değerlendirmelerde bulundu.<br />
<br />
Devlet Bahçeli, konuşmasına Merhum Alparslan Türkeş’i ebediyete irtihalinin 29. yıl dönümünde rahmet ve minnetle anarak başladı. Türkeş’i “Türk milliyetçiliğini sosyolojik bir gerçeklik ve tarihsel süreklilik içinde milletin vicdanına kökleştiren, onu ahlak nizamı ve medeniyet iddiası haline getiren müstesna bir devlet ve dava adamı” olarak nitelendirdi. Türkeş’in Türk birliği ve Turan ülküsünün Allah’ın izniyle gerçekleşeceğini vurguladı.</p>

<p><strong>Küresel Kaos ve Bölgesel Gelişmeler</strong><br />
Bahçeli, dünyada değerler sisteminin çöktüğü, büyük anlatıların iflas ettiği tarihi bir dönemeçte olunduğunu belirtti. Eski düzenin anlam kodlarının ortadan kalktığını, yeni egemenlik formlarının ise henüz yürürlüğe girmediğini ifade etti. Bu süreci “eskinin öldüğü, yeninin ise henüz doğmadığı” bir kriz olarak tanımladı. Behçeli, "Geçen yirmi yıl içinde ayak seslerini duyduğumuz ve birçok konunun içeriğini oluşturan “yeni dünya düzeni” bugün bir “nizam” değil bir “kaos” olarak karşımıza çıkmaktadır." ifadelerini kullandı.</p>

<p>ABD Başkanı Trump ve İsrail Başbakanı Netanyahu’yu eleştiren Bahçeli, <em><strong>“rıza üretmeyi bir kenara bırakarak zora dayalı hegemonyanın sürdürülemez olduğunu göz ardı ettiklerini” </strong></em>söyledi. Batı kamuoyunun ve sağduyulu dünya Yahudilerinin bu politikalara karşı sesini yükseltmesi gerektiğini dile getirdi.</p>

<p>İsrail-İran Savaşı’nın 39. gününde devam ettiğini hatırlatan Bahçeli, saldırıların can kaybını ve altyapı tahribatını artırdığını, Hürmüz Boğazı odaklı çatışmanın enerji krizini ve tedarik zincirlerini olumsuz etkilediğini belirtti. İran halkının kararlı direnişinin uluslararası alanda dikkat çektiğini kaydetti. Küresel örgütlerin işlevsizleştiğini ve kalıcı barış için arabuluculuk yapamadığını vurguladı.</p>

<p><strong>Türkiye’nin Rolü ve İç Gündem</strong><br />
Bahçeli, Cumhur İttifakı ile Türkiye’nin bu eşikte bölgesel istikrara katkı sağlayacağını ifade etti. Türkiye’nin tarihsel derinliği, jeopolitik konumu, askeri ve teknolojik gücüyle krizleri yönetebilen ve denge kuran bir aktör haline geldiğini söyledi. Rusya-Ukrayna savaşındaki arabuluculuk rolünü örnek gösterdi.</p>

<p>Enerji güvenliğikonusunda uyarılarda bulunan Bahçeli, Hürmüz Boğazı gelişmelerinin küresel enerji sistemini tehdit ettiğini belirtti. Türkiye’nin Karadeniz doğal gazı, Güneydoğu ve Doğu Anadolu’daki petrol keşifleriyle “geçiş ülkesi” olmaktan çıkıp bölgede enerji istikrarının merkezi haline geldiğini kaydetti. “Enerjide bağımsızlık, Türkiye’nin Kızıl Elmasıdır” dedi.</p>

<p>Savunma sanayindeki yerli ve milli ilerlemeyi öven Bahçeli, Türkiye’nin dış tedarikten “geliştiren ve üreten” konuma geçtiğini, insansız sistemlerdeki başarıların bunun en görünür örneği olduğunu dile getirdi. Nuri Demirağ, Vecihi Hürkuş gibi öncü isimleri rahmetle andı.</p>

<p><strong>Terörsüz Türkiye Süreci</strong><br />
Bahçeli, <em><strong>“Terörsüz Türkiye” </strong></em>sürecine geniş yer ayırdı. 17 Mayıs 2025’te yaptığı<em><strong> “Barış tek kanatlı bir kuş değildir”</strong></em> açıklamasını hatırlatarak, bir kanadın Öcalan’ın çağrısı ve fesih kararıyla, diğer kanadın ise millet iradesiyle oluştuğunu belirtti.</p>

<p>TBMM’de komisyon çalışmalarının büyük olgunlukla sonuçlandığını söyleyen Bahçeli, yasal düzenlemelerin Meclis’e taşınacak olgunluğa erişmesinden memnuniyet duyduğunu ifade etti. “Barış teslimiyet değildir, taviz değildir. Barış adaletin, kardeşliğin ve milli varlığın birlikte yükseldiği bir ülküdür” dedi.</p>

<p>Sürecin milletin bekasına ve toplumsal huzura katkı sağlayacağını,<em><strong> “doğru zamanda atılan doğru bir adım” </strong></em>olduğunu vurguladı. Hiçbir boşluk, ihmal veya zafiyete izin verilmeyeceğini, fitne ve ihanete fırsat tanınmayacağını belirtti.<br />
<br />
Devlet Bahçeli'nin açıklamasının tam metni şöyle:<br />
<br />
Genel Başkanımız Sayın Devlet BAHÇELİ’nin, TBMM Grup Toplantısında yapmış oldukları konuşma.</p>

<p>Aziz Dava Arkadaşlarım,</p>

<p>Muhterem Milletvekilleri,</p>

<p>Saygıdeğer Hanımefendiler, Beyefendiler,</p>

<p>Basınımızın Kıymetli Temsilcileri,</p>

<p>Yurt içinde ve yurt dışında, gönül ve kültür coğrafyamızın her köşesinde bizleri takip eden aziz vatandaşlarımızı en kalbi duygularımla, sevgiyle, saygıyla ve muhabbetle selamlıyorum.</p>

<p>Türkiye Büyük Millet Meclisi Grup Toplantımız vesilesiyle bir kez daha sizlerle aynı çatı altında bulunmaktan memnuniyet duyuyor, her birinizi hürmetle, vefayla ve kardeşlik duygularımla selamlıyorum.</p>

<p>Değerli Dava Arkadaşlarım,</p>

<p>Türk milletinin müşterek hafızasında silinmez izler bırakan, fikirleriyle çağları aşan, mücadelesiyle Türk milletinin davasını milletimizin ruh köklerine nakşeden merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş Bey’i, ebediyete irtihalinin 29. yıl dönümünde rahmet ve minnetle yâd ediyoruz.</p>

<p>Türkeş Bey; Türk milliyetçiliğini teorik bir çerçeveden çıkarıp, sosyolojik bir gerçeklik ve tarihsel bir süreklilik içinde milletin vicdanında kökleştiren; onu bir ahlak nizamı, bir aksiyon disiplini ve bir medeniyet iddiası haline getiren müstesna bir devlet ve dava adamıdır.</p>

<p>Merhum Türkeş Bey, hayatının her safhasında milli aklı esas almış; devleti “ebed müddet” şuuruyla kavramış, milleti merkeze yerleştiren bir siyaset anlayışını tavizsiz şekilde temsil etmiştir.</p>

<p>O zor zamanların adamıydı.</p>

<p>Fırtınalı dönemlerin sarsılmaz iradesiydi.</p>

<p>Karanlık senaryoların karşısında yakılmış bir meşaleydi.</p>

<p>Ne tehditlere boyun eğmiş, ne de menfaat kapılarında eğilip bükülmüştür</p>

<p>İnandığı değerleri her şart altında savunmuş; Türk milletinin birliğini, dirliğini ve bekasını her türlü siyasi hesabın üstünde tutmuştur.</p>

<p>Onun hayalini kurduğu ve bizlere emanet ettiği Türk birliği ve Turan ülküsü, Allah’ın izniyle mutlaka hayat bulacaktır, gerçeğe dönüşecektir.</p>

<p>Çünkü büyük Türk milleti, geçmişinden aldığı kudretle geleceğini inşa edecek iradeye sahiptir.</p>

<p>Bu duygu ve düşüncelerle; Merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş Bey’i ebediyete irtihalinin 29’uncu yıl dönümünde bir kez daha saygı ve rahmetle yâd ediyorum.</p>

<p>Değerli Dava Arkadaşlarım;</p>

<p>Dünyada değerler sisteminin çöktüğü, büyük anlatıların iflas ettiği, tarihi bir dönemeçte olduğumuz herkesin malumudur.</p>

<p>Eski düzenin kurgulamış ve inşa etmiş olduğu anlam kodları ortadan kalkmış lakin yeni egemenlik formları ise tasavvur şeklinde bulunduğu için yürürlüğe girmemiştir.</p>

<p>Küresel düzenin derin bir şekilde sarsıldığı ve anlam sisteminin bozulduğu bu dönemde kararlarımızı bu gerçeği göz önünde bulundurarak ortak bir sorumlulukla almak durumundayız.</p>

<p>Tarihin çeşitli kırılma ve kopuş anlarında en etkili güvenlik, milli birlik ve beraberlik içerisinde ortak iradeye dayanan güvenliktir.</p>

<p>Ve bu durum; hepimizin ortak akli, ahlaki ve vicdani sorumluluğudur.</p>

<p>Bugün tanık olduğumuz küresel ve bölgesel istikrarsızlık, yaşanılan çatışmalar eskinin tam olarak öldüğünün yeninin ise henüz doğmamış olduğunun göstergesidir.</p>

<p>Bu da kelimenin tek anlamı ile bir kriz durumudur.</p>

<p>Kriz ise, sorunların ne olduğunu bilmemek değil, çözümlerin ne olduğunu bilmemektir.</p>

<p>Lakin her kriz dönemi diğer taraftan bir eşiktir.</p>

<p>Cumhur İttifakı ile beraber Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurmuş olduğu yapıcı ilişkiler, inşallah bu eşiği bölgenin istikrarı için varılacak bir hedefe dönüştürecektir.</p>

<p>Zira dünya düzeni içerisinde 2. Dünya savaşından sonra, kurumsallaştığını düşündüğümüz küresel örgütler işlevselliğini yitirmiş, ortak bir akılla krizlere karşı çözüm üretme kabiliyetlerini de kaybetmişlerdir.</p>

<p>Küresel ölçekte sağlanmış olan hegemonya, ahlaki ve ideolojik referans kalıplarını kaybetmiş, rıza üretme anlayışı ortadan kalkmış, bu durum ise haklının güçlü olduğu değil, güçlünün haklı olduğu anlayışına evrilip, huzursuzluğun ortaya çıkmasına şiddetin normalleşmesine neden olmuştur.</p>

<p>Trump ve Netenyahu, rıza üretmeyi bir kenara bırakarak, zora dayalı hegemonyanın sürdürülemez olduğunu göz ardı etmiş ve tarih dışı bir tutumla telafisi zor bir hata yapmışlardır.</p>

<p>İbretlik bir biçimde de bu hatalarına ısrarla devam ettikleri gözlemlenmektedir.</p>

<p>Çünkü onları bir araya getiren değereler manzumesi ve insanlığın ortak düşüncesinin birikimine dayalı söz varlığı tükenmiş, batılı akıl için anlam sistemi açısından yolun sonu görünmüştür.</p>

<p>Başta ABD’deki, Trump karşıtı yürüyüşler ve savaş karşıtı yüksek rütbeli askeri hiyerarşideki tartışmalar olmak üzere, Batı kamuoyunun halk ve bürokrasi bazında, vicdanının sesini dinlemeye devam etmesi halinde, Trump yönetimi bu gerçeklikle yüzleşmek zorunda kalacaktır.</p>

<p>Benzer bir şekilde, geçen hafta da ifade ettiğim gibi sağduyulu dünya Yahudilerinin Netenyahu’nun Siyonist ideolojik zihniyetine karşı, itirazlarını yüksek sesle dile getirmeleri beklenilmektedir.</p>

<p>İşte bu nedenlerden dolayı;</p>

<p>Her konuyu derinlemesine incelemek ve gerçeğe en yakın bir şekilde sonuçlar çıkarmak bir mecburiyet, milletimize karşı ilkeli ve tutarlı bir siyasetin gereğidir.</p>

<p>Geçen yirmi yıl içinde ayak seslerini duyduğumuz ve birçok konunun içeriğini oluşturan “yeni dünya düzeni” bugün bir “nizam” değil bir “kaos” olarak karşımıza çıkmaktadır.</p>

<p>Bu kaos insanlığı etkilemekte, masum insanlar ölmekte, bir istikrarsızlık dünyayı derinden sarsmaktadır.</p>

<p>Modern düşünürlerin ifadesiyle bugünkü dünya durumu deyim yerindeyse bir “fetret dönemini” andırmakta, bir gelecek tasavvurundan ziyade geçmişin acı dolu çatışmacı günlerine götürmektedir.</p>

<p>Nitekim bu tespiti doğrularcasına, küresel ölçekte yaşanan gerilimler ve sıcak çatışmalar her geçen gün daha da derinleşmektedir.</p>

<p>Amerika Birleşik Devletleri, İsrail - İran Savaşı otuz dokuzuncu gününde de karşılıklı saldırılarla devam etmekte, meşruiyetten yoksun, insan onur, haysiyet ve şerefini askıya alan bu saldırıların süreceği de maalesef görünmektedir.</p>

<p>İran’a karşı yapılan saldırılar her geçen gün hem can kaybını artırmakta hem de alt yapının tahribatını giderek büyütmekte, İran, İsrail ve ABD’nin yıkıcı gücüyle bir çıkmaza sürüklenmek istenmektedir.</p>

<p>Tüm bu çok yönlü baskı ve kuşatma girişimlerine rağmen, İran halkının mukavemeti: kararlılığı, dayanıklılığı ve toplumsal refleksiyle dünya kamuoyunun dikkatini üzerine çekmiştir. Bu direniş iradesi, uluslararası çevrelerde şaşkınlıkla karşılanmış, başta Trump olmak üzere birçok siyasi aktörün öngörülerini de boşa çıkarmıştır.</p>

<p>Özellikle Hürmüz Boğazı odaklı çatışma, dünyada da bir taraftan enerji krizini beslemekte, diğer taraftan da tedarik zincirlerini etkilemekte, her geçen gün bu sorunu karanlık ve belirsiz bir geleceğe doğru sürüklemektedir.</p>

<p>Dünyada öngörülemez bir istikrarsızlığı derinleştirecek nitelik arz eden bu savaş uluslararası örgütlerin işlevsizleştiğini ve kalıcı bir barış için arabuluculuk yapmaktan aciz olduklarını göstermektedir.</p>

<p>Sayın Milletvekilleri,</p>

<p>Değerli Dava Arkadaşlarım</p>

<p>Zaman, mekân ve insandan söz ettiğimiz her durumda aslında insanın tarihsel varlığından söz ediyoruzdur.</p>

<p>İnsan tarihsel bir varlıktır. Çünkü atalarımızın aldığı kararlar bugün bizim yaşadıklarımızın genel çerçevesini oluşturmaktadır. Tarihsel hafızaya dayanarak bizim alacağımız kararlar da milletimizin geleceğine istikamet verecektir.</p>

<p>Bu gerçeğin idrakiyle,</p>

<p>Böylesi bir milli şuurla,</p>

<p>Böylesi bir milli duyguyla,</p>

<p>Bugünkü dünya durumunun semptomlarını dikkatli bir şekilde çözümlemek ve bunları akıl yoluyla incelemek kuşkusuz siyaset yapıyorum diyen herkesin ortak sorumluluğudur.</p>

<p>İçinden geçtiğimiz zaman diliminde, her zamankinden daha çok, üzerimizde tarihi ve ahlaki bir sorumluluk vardır. Çünkü bugün biz aldığımız kararlarımızla gelecek nesillerimizin hayatını tayin edecek; onlara, ya mutlu ve huzurlu bir geleceği tesis edeceğiz, ya da başa çıkmakta zorlandıkları meşgaleler olarak kötü bir miras bırakacağız.</p>

<p>Tarihin tecrübesi içinden damıtılarak gelen milli kültürümüz, bize şunu tembihlemektedir. Her türlü başarının, her nevi kuvvetin, kudretin, hakiki kaynağı milletin ta kendisidir. İşte bunun içindir ki saatin akrep ve yelkovanı ile birlikte yürüdüğü gibi, devlet ve millet hayatımızı da ahenkle yürütmeliyiz.</p>

<p>20. yüzyılın başında Ortadoğu’nun sınırları yeniden şekillendirilirken kurulan oyunları bozan saf ve duru bir iradeyle Cumhuriyeti inşa eden akıl; bugün emperyalizmin farklı maskelerle yeniden ortaya çıktığı bir dönemde de, Türk ve Türkiye Yüzyılı’nda aynı kararlılık ve bilinçle her türlü oyunu bozacak güçlü bir terkiple daha güçlü bir cumhuriyet iradesi olarak varlığını sürdürmektedir.</p>

<p>Fikir ve Dava Adamı Dündar Taşer’in ifadesiyle:</p>

<p>Çok büyük felaketler geçirmiş, çok feci belalara uğramış, bütün bunlara karşı çok üstün yaşama azmi, direnci göstermiş bir milletiz. Bu yaşama azmi, direnci bizim geleceğe ümitle bakmamızı emreder!..</p>

<p>Hem dünyada hem bölgede gerçekleşen her türlü hadiseyi düzenli bir şekilde çözümlemek, bunları akıl yolu ile incelemek hepimizin ortak sorumluluğudur.</p>

<p>Lakin böylesi bir gerçeklik durumunda bile bugünkü muhalefetin koçbaşını çeken Cumhuriyet Halk Partisi siyaset yerine laf üretmekte, sorunların çözümüne katkı sunmak yerine basit ve çıkarcı bir tutumla hareket etmektedir.</p>

<p>Millet için en değerlisinin ne olduğunun idrakinden yoksun bulunmakta, çeşitli küresel odaklara sığınmakta, yanlış adreste doğru kişiyi aramaktadırlar.</p>

<p>Gerçekle arasına mesafe koymuş olan bu anlayış, köklerle değil yapraklarla uğraşmakta, gerçeğe sırtını dönüp sanala, ömrünü tamamlamış bir söyleme, sosyalist enternasyonale teslim olmaktadır.</p>

<p>Düşünceleri aklın mayasıyla yoğurma kabiliyetini kaybeden anlayış, ülke, bölge ve dünya gündemini basit çıkarları doğrultusunda değerlendirmekte, devletten, milletten ve gerçekliklerden kopmuş görüntü vermektedir.</p>

<p>Öte yandan, son günlerde CHP zihniyetini temsil eden bazı belediye başkanlarının, çürümenin hat safhasına ulaşmış olmalarını ve milletin kendilerine emanet ettiği makamları her açıdan istismar ettiklerini görmekten büyük üzüntü duymaktayız.</p>

<p>Milletimizin içinden geçtiği bu tarihsel dönemeçte yalnızca teşhis koymak kolaycılıktan ibarettir; asıl olan, çare üretmek ve sorumluluk almaktır ki, Milliyetçi Hareket Partisi olarak bizim ortaya koyduğumuz yaklaşım da tam olarak budur.</p>

<p>Nitekim sadece tehditleri sıralamak için politikacı gömleği giymeye dahi gerek yoktur.</p>

<p>Sayın Milletvekilleri,</p>

<p>Değerli Dava Arkadaşlarım:</p>

<p>Hepinizin çok iyi bildiği gibi; Milliyetçi Hareket Partisi “Önce Ülkem ve Milletim sonra partim ve ben” derken slogan değil fikir,</p>

<p>Hamasete dayalı propaganda değil sağduyu ifade eder.</p>

<p>Değerler alanına savaş açmaz, değerlere dayalı politika üretir,</p>

<p>Sorunlardan beslenmez, sorunlara çözüm üretmek için gayret eder.</p>

<p>Ortak kültüre dayanan bir sosyal yapı olarak millet ve bunun dili olarak milliyetçilik, Milliyetçi Hareket Partisi’nin temel felsefi dayanağı ve ilkesel olarak değişmeyecek çizgisidir.</p>

<p>Bu nedenle açıkça ve kararlılıkla ifade etmek gerekir ki:</p>

<p>Bu zorunluluğun yüklediği tarihi misyon sebebiyle Milliyetçi Hareket Partisi, hadiseleri günübirlik gelişmelerin dar kalıpları içinde değerlendiren bir anlayışın çok ötesindedir. Bizim bakışımız; tarih şuuru ile yoğrulmuş, milli hafızayla şekillenmiş ve devletin bekasını esas alan bir bakıştır.</p>

<p>Biz gelişmelere sıradan olaylar zinciri olarak bakmayız.</p>

<p>Bize göre her hadise, Türk milletinin kader çizgisine temas eden bir mahiyet taşır.</p>

<p>Görünenin ötesine bakar, perde arkasındaki niyetleri, hedefleri ve stratejik sonuçları okumaya çalışırız.</p>

<p>Milliyetçi Hareket Partisi’nin nazarında dünya; güç çekişmesinin sertleştiği, dengelerin hızla değiştiği ve yeni bir küresel yapılanmanın sancılarının yaşandığı bir mücadele alanıdır.</p>

<p>Bu tabloda Türkiye’nin yeri, tesadüflerle değil tarihî sorumlulukla, jeopolitik hakikatlerle ve milli iradeyle tayin edilmektedir.</p>

<p>Bizim için esas olan; milletin birliği, devletin bekası ve vatanın bölünmez bütünlüğüdür.</p>

<p>Bu üç temel sütunu hedef alan her girişim, hangi kılıfa bürünürse bürünsün, karşısında Milliyetçi Hareket Partisi’ni bulacaktır.</p>

<p>Burada altı özellikle çizilmelidir ki; Milliyetçi Hareket Partisi gelişmeleri yalnızca izleyen bir siyasi yapı değildir.</p>

<p>Gerektiğinde yön veren, gerektiğinde uyaran, gerektiğinde ise milli duruşu en net şekilde ortaya koyan bir iradenin adıdır.</p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığı, Türk milletinin birliği ve milli değerlerin muhafazası bizim için tartışmaya kapalı bir hakikattir.</p>

<p>Siyaset bizim nazarımızda geleceği inşa etme sorumluluğudur.</p>

<p>Bizim kurduğumuz her cümlenin;</p>

<p>Öznesi Türkiye Cumhuriyeti Devletidir.</p>

<p>Nesnesi Türk milletidir.</p>

<p>Yüklemi devlet ve milletin bekasıdır.</p>

<p>Kavgamız bunun içindir.</p>

<p>Adanmışlığımız bu nedenledir.</p>

<p>Asla tereddüt yaşamaz.</p>

<p>Ölüm kapımızı çalsa da katiyen vazgeçmeyiz.</p>

<p>Kıymetli Dava Arkadaşlarım,</p>

<p>Küresel rekabetin kızıştığı, jeopolitik fay hatlarının çatırdadığı, milletlerin ve devletlerin geleceklerini yeniden tayin etmek zorunda kaldığı bir dönemde; Türkiye’nin önünü görecek sağlam bir vizyona, milli bir yönelişe, güçlü bir kararlılığa her zamankinden daha fazla ihtiyacımızın olduğunu hiçbir zaman unutmamalıyız.</p>

<p>Etrafımızda gelişen çatışmalar ne kadar diri, dinamik, tecrübeye dayalı akılla hareket etmemiz gerektiğini göstermektedir.</p>

<p>Gücünü kaybeden aktörlerle yükselen güçlerin rekabet alanına dönüşen bu coğrafyada Türkiye, sahip olduğu istikrar, güvenlik ve kurumsal kapasitesiyle bölge de ki diğer aktörlerden ayrışan bir konumdadır.</p>

<p>Bu durum, ülkemizi yalnızca krizlerden görece uzak tutmakla kalmamakta; aynı zamanda bölgesel aktörler açısından güvenilir bir çekim merkezi haline getirmektedir.</p>

<p>Türkiye’nin bu konumu, tarihsel derinliği, insan kaynağı, köklü devlet geleneği ve özellikle son yıllarda önemli bir dönüşüm geçiren caydırıcı askeri ve teknoloji gücü ile de doğrudan ilişkilidir.</p>

<p>Nitekim sahada güç üreten bir Türkiye’nin, diplomasi masasında da etkili bir aktör olarak öne çıkması kaçınılmaz olmuştur.</p>

<p>Rusya-Ukrayna savaşında üstlenilen arabuluculuk rolü, bu kapasitenin somut bir göstergesi olmuş; benzer şekilde bölgesel gerilimlerde Türkiye’nin denge kurucu rolü daha görünür hale gelmiştir.</p>

<p>Bu çerçevede Türkiye, krizleri yönetebilen ve yönlendirebilen bir aktör olarak konumlanmaktadır.</p>

<p>Nitekim bölgemizdeki son gelişmelerde de yoğun diplomatik girişimlerle süreci nihai bir sonuca ulaştırma çabasını yine etkin biçimde devreye soktuğu görülmektedir.</p>

<p>Değerli Dava Arkadaşlarım,</p>

<p>Öte yandan;</p>

<p>Hayatın her alanının enerjiyle şekillendiği gerçeği göz ardı edilemez. Enerji; evlerimizi aydınlatan, şehirlerimizi diri, sanayimizi ayakta tutan, teknolojiyi ileriye taşıyan görünmez bir kuvvettir.</p>

<p>Üretimin sürekliliğini sağlayan, kalkınmanın hızını belirleyen, milli güvenliğin stratejik temelini oluşturan ve toplumsal refahın seviyesini tayin eden başlıca unsurdur.</p>

<p>Enerji; tarladaki bereketten fabrikadaki üretime, hastanelerdeki hizmetten savunma sistemlerine kadar hayatın her noktasında varlığını hissettiren, düzeni kuran ve sürdüren asli kaynaktır.</p>

<p>Kısacası enerji, hayatın kendisini mümkün kılan ana damar, milletlerin gücünü belirleyen stratejik bir omurgadır.</p>

<p>İşte bu hakikatten hareketle, bugün dünyada yaşanan gelişmeler çok açık bir gerçeği ortaya koymuştur: Küresel enerji sistemi ciddi bir risk altındadır ve bu risk, sınır tanımadan tüm ülkeleri etkileyebilecek bir seviyeye ulaşmıştır.</p>

<p>Artık mesele sadece enerjiye ulaşmak değildir.</p>

<p>Asıl mesele, enerjiyi mümkün kılan yapının bütünüyle tehdit altında olmasıdır.</p>

<p>Hürmüz Boğazı’nda son haftalarda yaşanan gelişmeler, dar bir geçiş hattına özgü sorundan ziyade, küresel enerji düzeninin ne denli hassas hale geldiğini ortaya koymuştur.</p>

<p>Bugün enerji limanları, petrol rafinerileri, boru hatları ve depolama tesisleri doğrudan risk altındadır. Enerji sisteminin kendisi doğrudan hedef haline gelmekte ve tehdit altına girmektedir.</p>

<p>Bu nedenle ortaya çıkan tabloyu klasik bir enerji arz güvenliği meselesi olarak değerlendirmek mümkün değildir. Bu, çok daha derin bir kırılmadır.</p>

<p>Bu, doğrudan küresel ölçekte bir enerji güvenliği meselesidir.</p>

<p>İşte tam da bu yeni dönemde Türkiye’nin rolü yeniden tanımlanmaktadır.</p>

<p>Karadeniz’deki doğal gaz, Güneydoğu ve Doğu Anadolu’daki petrol keşifleri ve uluslararası alandaki enerji arama faaliyetleriyle birlikte Türkiye, güçlü altyapısının da katkısıyla, artık bir geçiş ülkesi olmaktan çıkmış; bölgede enerji istikrarının, güvenin ve barışın merkezi haline gelmiştir.</p>

<p>Türkiye; farklı kaynakları buluşturan, farklı güzergâhları yöneten, kriz anlarında alternatif üretebilen ve gerektiğinde denge kurabilen bir güç haline gelmiştir.</p>

<p>Bu gelişme, ekonomik bir kazanımın ötesinde milli kudretin tahkimi, bağımsızlığın pekişmesi ve devletimizin stratejik kapasitesini güçlendiren önemli bir adımdır.</p>

<p>Çünkü artık enerji, uluslararası sistemde güç dengelerini belirleyen en kritik unsurlardan biridir.</p>

<p>Enerjiye erişim, enerji akışlarını yönetebilme ve bu akışlara yön verebilme kapasitesi, ülkelerin küresel sistemdeki yerini doğrudan belirlemektedir.</p>

<p>Türkiye, bu yeni dönemi doğru okuyan, riskleri doğru analiz eden; enerji alanında oyunu yeniden kuran, dengeyi belirleyen ve geleceği şekillendiren bir iradeyi temsil etmektedir.</p>

<p>Çünkü enerji sadece bir kaynak değildir.</p>

<p>Enerji, güçtür, istikrardır ve en önemlisi barışın anahtarıdır.</p>

<p>Ve bu anlayışla açıkça ifade etmek gerekir:</p>

<p>Enerjide bağımsızlık, Türkiye’nin Kızıl Elmasıdır.</p>

<p>Bu hedef, bir zorunluluktur.</p>

<p>Bu hedef, milli bir duruştur.</p>

<p>Türkiye, bu hedef doğrultusunda kararlılıkla yoluna devam etmektedir.</p>

<p>Aziz Dava Arkadaşlarım,</p>

<p>Tüm bu bahsettiğimiz konulara ilaveten; Türkiye’nin savunma sanayi ve teknoloji alanında son yıllarda kaydettiği ilerlemeyi de görmek ve gururlanmak gerekmektedir.</p>

<p>Hiç şüphesiz bu ilerleme; köklü bir stratejik dönüşümün ürünüdür.</p>

<p>Uzun yıllar boyunca dış tedarike dayalı, yapı-bakım-onarım çalışmaları, modernizasyon ve operasyonel kullanımda çeşitli sınırlılıklar doğurmuş; bu durum yerli üretim ihtiyacını kaçınılmaz hale getirmiştir.</p>

<p>Son yıllarda Türkiye, savunma sanayiinde “tedarik eden” konumdan “geliştiren ve üreten” konuma geçiş sürecini hızlandırmıştır.</p>

<p>Bu dönüşüm, kamu politikaları, özel sektör yatırımları ve mühendislik kapasitesinin artışıyla birlikte daha sistematik bir yapıya kavuşmuştur.</p>

<p>Özellikle insansız sistemler alanında elde edilen başarılar bu dönüşümün en görünür çıktıları olmuştur.</p>

<p>Dolayısıyla Türkiye’nin savunma sanayiinde son yıllarda kaydettiği yükseliş; dışa bağımlılığın azaltılması, yerli ve milli üretim kapasitesinin artırılması ve bu yapının sürdürülebilir bir sistem hâline getirilmesi üzerinden şekillenmiştir.</p>

<p>Bu stratejik hamle, Türkiye’ye yalnızca sahada caydırıcılık kazandırmamış; aynı zamanda uluslararası sistemde daha bağımsız, daha dirençli ve daha etkili bir aktör olma kabiliyetini de kazandırmıştır.</p>

<p>Bu tablo; milletin iradesinin devletin idaresine yön verdiği, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi marifetiyle Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ve Cumhur İttifakı’nın kararlı siyasi iradesiyle vücut bulan tarihi bir dönüşüm sürecinin meyvesidir.</p>

<p>Dün çeşitli sebeplerle akamete uğratılan savunma sanayi hamleleri, bugün yeniden ayağa kaldırılmıştır.</p>

<p>Bu vesileyle; bu alana emek veren ve vizyon ortaya koyan öncü isimler de her daim rahmet ve minnetle anılmalıdır.</p>

<p>Nuri Killigil, Şakir Zümre, Nuri Demirağ, Vecihi Hürkuş bu milletin, üretme iradesini, mühendislik kabiliyetini ve bağımsızlık ülküsünü temsil eden müstesna şahsiyetler olarak tarihimizdeki yerlerini almıştır.</p>

<p>Aziz ruhları şad olsun.</p>

<p>Bugün gelinen noktada söz konusu şahsiyetlerin ortaya koyduğu hayaller, Türkiye’nin güçlü devlet iradesi ve millet desteğiyle yeniden hayat bulmuş; yarım kalan her bir vizyon, modern imkânlarla tamamlanarak somut birer stratejik kapasiteye dönüşmüştür.</p>

<p>Bu çerçevede savunma sanayii, Türkiye’nin bağımsızlık iradesinin, milli güvenlik vizyonunun ve geleceğe dönük kararlılığının en güçlü tezahürü hâline gelmiştir.</p>

<p>Kıymetli Dava Arkadaşlarım;</p>

<p>17 Mayıs 2025 tarihinde “Barış tek kanatlı bir kuş değildir. Bir kanat Öcalan’ın yaptığı çağrı ve gelinen fesih kararıyla kendisini gösterdi. İki, kanadı millet olarak hep birlikte gövdeye getirmeliyiz” demiştim!</p>

<p>Barış, ancak iki kanadın ahenkle çırpılmasıyla, milletin tamamının aynı istikamete yönelmesiyle yükselebilir.</p>

<p>O gün ifade ettiğimiz gibi, bu kanatlardan biri; terörün gölgesinde şekillenmiş yapıların fesih kararı ve yapılan çağrılarla kendisini göstermişti.</p>

<p>Asıl olan ikinci kanat ise aziz Türk milletinin bizatihi kendisidir gerçeğinden hareketle, milli iradenin merkezi olan TBMM’de yapılan komisyon çalışması büyük bir olgunluk, yüksek bir sorumluluk bilinci ve devlet ciddiyeti içerisinde sonuçlanmıştır.</p>

<p>Bu tablo, milli iradenin tecelligahı olan Gazi Meclisimizin tarihi sorumluluğunu hakkıyla yerine getirdiğinin de açık bir göstergesidir.</p>

<p>Terörsüz Türkiye sürecinde ortaya konan bu güçlü siyasi irade, milletimizi çok yoran bu sorundan kurtulacağımızın da net göstergesi olmaktadır.</p>

<p>Zira bu konu günübirlik tartışmaların ötesinde; milletin bekasına, devletin istikbaline ve toplumsal huzurun teminine dair stratejik bir meseledir.</p>

<p>Terörsüz Türkiye; doğru zamanda atılan doğru bir adımdır.</p>

<p>Tarihi önemde bir dönüm noktasıdır.</p>

<p>Akıl, vizyon, emek, sabır ve itinayla; vatan ve millet aşkıyla, devlet – millet dayanışması ile yürütülen hayırlı bir sürecin de ürünü olacaktır.</p>

<p>“Terörsüz Türkiye” milletimizin özlemle beklediği bir gelişme, daha müreffeh ve huzurlu bir geleceğin müjdesi, kalıcı barışın, umudun, “Lider Ülke Türkiye’nin habercisidir.</p>

<p>Bugün gelinen noktada, yasal düzenlemelerin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yasa çalışması olarak taşınacak olgunluğa erişmesi memnuniyet vericidir.</p>

<p>Dünyanın ve bölgemizin ciddi kırılmalarla, risklerle ve jeopolitik sarsıntılarla karşı karşıya bulunduğu bir dönemde; kendi iç bünyemizin tahkimi, milli birliğimizin güçlendirilmesi ve toplumsal dayanışmanın sağlamlaştırılması, ertelenemez bir zaruret halini almıştır.</p>

<p>Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bu süreçte aldığı inisiyatif, millet adına son derece dikkatli, son derece titiz ve sorumluluk bilinci yüksek bir şekilde yürütülmektedir.</p>

<p>Bu tabloyu yakından takip ediyor, yapılan çalışmaları yakından izliyor ve gereken her hassasiyetin gösterilmesini elzem görüyoruz.</p>

<p>Bu meselede hiçbir boşluk, hiçbir ihmal ve hiçbir zafiyetin kabulü mümkün değildir.</p>

<p>Biz diyoruz ki: Barış; teslimiyet değildir.</p>

<p>Barış; taviz değildir.</p>

<p>Barış; milletin onurunu koruyarak, devletin gücünü muhafaza ederek sağlanan bir dengedir.</p>

<p>Barış; adaletin, kardeşliğin ve milli varlığın birlikte yükseldiği bir ülküdür.</p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti, köklü kardeşliğin, güçlü geleceğin, ortak kaderin ve sarsılmaz birlik ruhunun en sağlam teminatıdır.</p>

<p>Bu teminat, dün olduğu gibi bugün de dimdik ayaktadır; yarın da ilelebet payidar kalacaktır.</p>

<p>Ve ben bir kez daha söylüyorum: Bu aziz milletin birliğini bozmaya, kardeşliğimizi zedelemeye kimsenin gücü yetmeyecektir!</p>

<p>Bu ruh yaşadıkça;</p>

<p>Ne fitne kazanacak,</p>

<p>Ne ihanet galip gelecektir.</p>

<p>Konuşmama son verirken Dünya Kupasında aziz milletimizi temsil edecek A Millî Futbol Takımımızı yürekten tebrik ediyorum. Bu kutlu yürüyüşte sorumluluk üstlenen Türkiye Futbol Federasyonunun muhterem Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu başta olmak üzere yönetimini de samimiyetle kutluyorum.</p>

<p>Millî formayı büyük bir onur ve inançla taşıyan futbolcularımızın sahaya yansıttığı azim, mücadele ruhu ve fedakârlık; teknik heyetimizin kararlı ve disiplinli çalışmalarıyla birleşerek milletimize umut vermektedir.</p>

<p>Hepsinden öte, Dünya Kupası’nda yeniden mücadele etme imkânı bulan bu güzide kadroya inancını esirgemeyen, duaları ve desteğiyle her daim yanında olan büyük Türk milletine şükranlarımı sunuyorum. Temennim odur ki; ay-yıldızlılarımız, tarihine yakışır bir başarıyla milletimizin göğsünü kabartsın, birlik ve beraberliğimizin sahadaki nişanesi olup Türk’ün sesini sahalardan tüm Cihan’a duyursun.</p>

<p>Sağ olun, var olun, Cenab-ı Allah’a emanet olun diyorum.<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://x.com/MHP_Bilgi/status/2041431297441046652">https://x.com/MHP_Bilgi/status/2041431297441046652</a></p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bakan-tekin-istanbulda-alevi-bektasi-temsilcilerle-bir-araya-geldi-3157</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 10:35:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Bakan Tekin, İstanbul’da Alevi Bektaşi temsilcilerle bir araya geldi</h1>
                        <h2>Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin, İstanbul’da Alevi Bektaşi STK temsilcileri ile “Anadolu İrfanı Değerleri” adı altında düzenlenen kahvaltıda bir araya geldi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/bakan-tekin-istanbulda-alevi-bektasi-temsilcilerle-bir-araya-geldi-1775548399.webp">
                        <figcaption>Bakan Tekin, İstanbul’da Alevi Bektaşi temsilcilerle bir araya geldi</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Bakan Tekin, Beykoz’daki Sabancı Öğretmenevi’nde düzenlenen “<em><strong>Anadolu İrfanı Değerleri Kahvaltı Buluşmaları</strong></em>” kapsamında, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile yapılan değişiklikleri anlatmak ve talepleri dinlemek üzere Alevi Bektaşi sivil toplum kuruluşu (STK) temsilcileriyle bir araya geldi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bakan Tekin bakanlığın çalışma vizyonu hakkında sunum yapmasının ardından söz alan Alevi Bektaşi STK temsilcileri eğitim ve öğretim alanındaki beklentilerini ifade ettiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ATATÜRK YOLUNDA MİLLİ BİR EĞİTİM POLİTİKASI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">2014'ten itibaren Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ni yazarken, kurgularken, 1. Maarif Kongresi’nde Mustafa Kemal Atatürk’ün söylediği, “<em><strong>Milli seciyeyi esas alan, bize ait bir eğitim politikası inşa etmek zorundayız</strong></em>” kurgusundan hareketle hem müfredatı, hem de toplumsal yaşantıdaki her olayı değerlendirmeye özen gösterdiklerinin altını çizen Bakan Tekin, “<strong><em>Etnik ya da dini sebeplerle toplumda ayrışmanın, çatışmanın varlığından siyasal ya da ekonomik çıkar elde eden kitleler, bu çatışmayı körükleyen, devam ettirmeye çalışan politikaları takip ettiler. Alevi, Sünni, Türk, Kürt başta olmak üzere bu çatışma kültürünün, kendi siyasal ve ekonomik çıkarlarını devam ettirme arzusundaki kişiler tarafından körüklendiğini hep beraber biliyoruz.</em></strong>” ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YASAKSIZ BİR TÜRKİYE İNŞA ETMEK İSTİYORUZ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Belli siyasal grupların kendi siyasi iktidarları için toplumun içerisine ektikleri nifak tohumlarının temizlendiği, tedavi edildiği bir Türkiye’yi, hem etnisite anlamında hem de dini referanslarla yasaksız bir Türkiye’yi inşa etmek, Sayın Cumhurbaşkanı’mızın 2001 yılından itibaren uyguladığı bir politikadır</em></strong>” şeklinde konuşan Bakan Tekin, “<em><strong>Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı bence bu anlamda Cumhuriyet tarihindeki en önemli devrimlerden bir tanesi. Ama bu tek başına değerlendirildiğinde belki çok anlamlı bir okuma yapamayabiliriz. O yüzden 2002’den itibaren bu anlamda demokrasi ve insan hakları perspektifinden atılan adımların hepsiyle beraber düşünüp geldiğimiz noktayı ona göre analiz etmemiz gerekir.</strong></em>” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir soru üzerine, Küçükçekmece’de bulunan Hacı Bektaş Veli Anadolu Lisesi’nin bazı bölümlerinin kullanıma açılması konusunda önlerinde iki seçenek bulunduğunu, ya söz konusu bölümleri Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na devredeceklerini veya Alevi Bektaşi STK’ların ortak kullanımını sağlayacak bir formül bulacaklarını belirten Bakan Tekin, ayrıca tüm Alevi Bektaşi STK’lara da çağrıda bulunarak, MEB olarak işbirliği protokolleri geliştirmeye hazır oldukları mesajını verdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu süreçte yaptıkları çalıştaylara, etkinliklere, programlara, raporların yazılmasına katkı veren dernek, vakıf, konfederasyon, federasyon başkanlarına ve Alevi dedelerine teşekkür eden Tekin, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin açtığı bu devrim niteliğindeki Terörsüz Türkiye yolunu nihayete erdirecek adımları hep beraber atacaklarını kaydetti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>STK TEMSİLCİLERİ: DAHA FAZLA KATILIM</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in açış konuşmasının ardından söz alan STK temsilcileri eğitim ve öğretim alanındaki beklenti ve önerilerini dile getirdiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Halk Eğitim Merkezlerinde Alevilik Bektaşilik referanslı yeni derslerin açılması konusundaki gecikmenin sebebini soran STK temsilcileri, Din Kültür ve Ahlak Bilgisi ders kitaplarında Alevilik Bektaşilik için ayrılan bölüm ve ünitelerin artırılmasını istediler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tüm ders kitaplarının toplumsal barış ve milli birlik perspektifi ile revize edilmesi gerektiğini vurgulayan STK temsilcileri, MEB personeline yönelik 81 ilde hizmet içi eğitimlerle Alevilik ve Aleviler hakkında bilgilendirilmesinin toplumsal barışa katkı sağlayacağını belirttiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Okullarda mezhep çatışmalarının toplumsal barışa ve milli birliğe zararlarına dikkati çeken ve farkındalık yaratan etkinlik haftaları düzenlenmesini öneren STK temsilcileri, yönetici personel alanında da elle tutulur somut sonuçlar görmek istediklerini ifade ettiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gençler arasında bağımlılıkla mücadelede ortak projeler geliştirmek istediklerini vurgulayan STK temsilcileri, eğitim alanında da işbirliğini artırmak yönünde MEB’den yaklaşım beklediklerini ifade ettiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Son günlerde medyada yer alan, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın bir FETÖ projesi olan Mamak Tuzluçayır’daki binaya taşınması konusunu da gündeme getiren STK temsilcileri, başkanlığın kapatılması veya işlevsizleştirilmesi yönünde bir takım girişimlerin varlığına dikkat çekerek bu konuda önlem alınmasını istediler.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KATILIMCI STK TEMSİLCİLERİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Anadolu İrfanı Değerleri</strong></em>” buluşmasında Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile birlikte,&nbsp;AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şen, Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu Üyesi Füsun Kümet, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Esma Ersin, MEB Müşaviri Erdal Özyol,&nbsp;Hisar Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Ayhan Bilgen ile birlikte, Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu, Anadolu Vakıflar Federasyonu, Abdallar Cemevleri Federasyonu, Oğuz Çepni Dernekleri Federasyonu, Ehl-i Beyt Dernekleri Federasyonu, Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu, Anadolu Kültürünü Koruma Vakfı, Adıyaman Cemevleri ve Ziyaretleri Vakfı, Zeynel Abidin Türbesi Kültür Vakfı, Türkiye Uzlaşı ve Toplumsal Kalkınma Vakfı ve Dede Garkın Ocağı Derneği, Seyyid Sultan Sücaaddin Veli Derneği, Alevi Gençler Derneği başkanları ile Dede Garkın Ocağı’ndan Hüseyin Dedekargınoğlu Dede, Kureyşan Ocağı’ndan Serdar Gazi Karababa,&nbsp;Celal Abbas Ocağı’ndan Ali Şar Dede, Ağuiçen Ocağı’ndan İbrahim Yağmur Dede, akademisyenler Nazan Aydoğdu ve Anıl Durdu hazır bulundu.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/adiyamanli-akademisyene-uluslararasi-alevilik-ve-bektasilik-odulu-3156</link>
            <category>KÜLTÜR SANAT</category>
            <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 22:33:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Adıyamanlı Akademisyene Uluslararası Alevilik ve Bektaşilik Ödülü</h1>
                        <h2>Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) tarafından İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen 4. Uluslararası Alevilik ve Bektaşilik Çalışmaları Bilim Ödülleri töreninde, Dr. Ali Tanrıverdi doktora dalında ikincilik ödülüne layık görüldü.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/adiyamanli-akademisyene-uluslararasi-alevilik-ve-bektasilik-odulu-1775504588.webp">
                        <figcaption>Adıyamanlı Akademisyene Uluslararası Alevilik ve Bektaşilik Ödülü</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nda görev yapan Dr. Tanrıverdi, "<strong><em>Adıyaman'daki Alevilerde Sosyal Örgütlenme ve Kolektif Kimlik: Ocak-Aşiret Yapısı Üzerine Nitel Bir Araştırma</em></strong>" adlı çalışmasıyla ödül aldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Adıyaman’daki Alevi topluluklarının ocak ve aşiret yapısı, inanç pratikleri ve birlikte yaşama kültürünü saha araştırmalarıyla ele alan çalışma, kentin kültürel ve inançsal zenginliğini akademik olarak ortaya koyması açısından önemli bir katkı sundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/ADIYAMAN3.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Adıyaman'da Alevilik çalışmalarıyla ön plana çıkan ve Adıyamanlı Akademisyenler Platformu Başkanı, İslam Mezhepleri Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Fevzi Rençber de Dr. Tanrıverdi'nin çalışması ile ilgili olarak şu değerlendirmede bulundu:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"Türkiye’de Alevilik çalışmaları çoğunlukla belirli bölgeler ve konular etrafında yoğunlaşmış, bazı yerel alanlar ise akademik literatürde görece daha sınırlı biçimde ele alınmıştır. Bu bağlamda Adıyaman ve çevresinde yaşayan Alevi topluluklarının inanç, kimlik ve toplumsal yapısına dair çalışmaların daha fazla araştırılmaya açık olduğu görülmektedir. Oysa Adıyaman, tarihsel birikimi, kültürel çeşitliliği ve güçlü inanç geleneğiyle Anadolu Aleviliğinin anlaşılmasına önemli katkılar sunabilecek nitelikte bir merkezdir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ali Tanrıverdi’nin büyük bir emek, sabır ve titizlikle hazırladığı bu doktora çalışması, Adıyaman’daki Alevi topluluklarını ocak ve aşiret ilişkisi çerçevesinde ele alarak alana değerli bir katkı sunmaktadır. Sahaya dayalı verilerle inanç pratiklerini, kültürel hafızayı ve kimlik oluşum süreçlerini bütüncül bir yaklaşımla ele alan çalışma, emek kokan, yerel hafızayı kayıt altına alan ve alanında kalıcı bir başvuru eseri niteliği taşıyan kıymetli bir araştırmadır.<br />
Bu yönüyle söz konusu çalışmanın ödüle layık görülmesi, hem verilen emeğin takdir edilmesi hem de yerel sosyoloji ve Alevilik çalışmalarının teşvik edilmesi açısından son derece anlamlıdır. Bu ödülün, titiz saha çalışmasına dayanan bilimsel emeğin ve yerel hafızayı kayıt altına alan akademik gayretin güçlü bir karşılığı olduğu açıktır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ali Tanrıverdi kardeşimi, meslektaşımı ve hemşerimi bu çok kıymetli, yoğun emek ürünü ve ödülle taçlanan çalışmasından dolayı gönülden tebrik ediyorum. Bu değerli emeğin kısa zamanda kitap olarak raflarda yerini almasını temenni ediyor, akademik dünyaya ve Alevilik çalışmalarına önemli katkılar sunacağına inanıyorum."</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu başarı, Adıyaman’daki Alevilik ve Bektaşilik geleneğinin bilimsel alanda görünürlüğünü artırması bakımından memnuniyetle karşılandı.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozdemir-ankara-kitap-fuarinda-okurlariyla-bulustu-3155</link>
            <category>KÜLTÜR SANAT</category>
            <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 21:45:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ali Rıza Özdemir, Ankara Kitap Fuarı’nda okurlarıyla buluştu</h1>
                        <h2>Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi önceki Başkanı, yazar Ali Rıza Özdemir 23. Ankara Kitap Fuarı’nda okurları ile buluştu ve "Kayıp Türkler" kitabı hakkında söyleşi yaptı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/ali-riza-ozdemir-ankara-kitap-fuarinda-okurlariyla-bulustu-1775501622.webp">
                        <figcaption>Ali Rıza Özdemir, Ankara Kitap Fuarı’nda okurlarıyla buluştu</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>ANKARA HABER MERKEZİ –</strong> Araştırmacı-yazar Ali Rıza Özdemir, Ankara 23. Kitap Fuarı kapsamında düzenlenen söyleşi ve imza günü etkinliğinde okurlarıyla bir araya geldi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yoğun katılımın gözlendiği etkinlikte Özdemir, büyük ilgi gören ve 15. baskıya ulaşan eseri üzerine önemli paylaşımlarda bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KAYIP TÜRKLER SÖYLEŞİSİNE BÜYÜK İLGİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/%C3%96ZDEM%C4%B0R3.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">5 Nisan Pazar günü saat 17.00’de Phasalis Salonu’nda gerçekleşen söyleşide Özdemir, "<strong><em>Kayıp Türkler</em></strong>" başlıklı bir sunum yaptı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Etnik coğrafya ve kimlik araştırmaları üzerine yoğunlaşan yazar, Kürtleşen Türkmen aşiretleri ve tarihsel süreçteki kimlik değişimleri üzerine çarpıcı bilgiler aktardı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Salonu dolduran dinleyiciler, sunumun ardından merak edilen soruları yazara yönelterek konunun derinliklerine inme fırsatı buldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ÖZDEMİR OKURLARA KİTAPLARI İMZALADI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/%C3%96ZDEM%C4%B0R2.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Söyleşinin ardından Destek Yayınları standına geçen Ali Rıza Özdemir, burada düzenlenen imza etkinliğinde okurlarıyla birebir sohbet etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Özellikle "<em><strong>Kayıp Türkler</strong></em>" kitabının 15. baskısı için fuara gelen kitapseverler, yazara kitaplarını imzalattı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-04-06%20at%2016_47_09.jpeg" style="height:800px; width:510px" /></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/erdogan-enerji-arz-guvenligi-tedariki-ve-depolama-noktasinda-bir-sorunumuz-yok-3154</link>
            <category>SİYASET</category>
            <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 21:14:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Erdoğan: Enerji arz güvenliği, tedariki ve depolama noktasında bir sorunumuz yok</h1>
                        <h2>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/erdogan-enerji-arz-guvenligi-tedariki-ve-depolama-noktasinda-bir-sorunumuz-yok-1775499437.webp">
                        <figcaption>Erdoğan: Enerji arz güvenliği, tedariki ve depolama noktasında bir sorunumuz yok</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “Dünyaya şöyle bir göz attığımızda, tıpkı salgın döneminde olduğu gibi bazı ülkelerde akaryakıta kota getirildiğini, bazı ülkelerde okulların belirli günlerde kapatıldığını, bazı ülkelerde kamu hizmetlerinin kısıtlanmasının tartışıldığını görüyoruz. Hamdolsun, Türkiye bu karamsar tablonun dışındadır. Enerji arz güvenliği, tedariki ve depolama noktasında bir sorunumuz yok” dedi.</strong></p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.</p>

<p>&nbsp;
<p>Toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Aile, dış politika, ekonomi, enerji ve diğer başlıklarda kapsamlı istişareler yaptığımız bir Kabine Toplantımızı daha tamamlamış bulunuyoruz. Öncelikle aldığımız kararların ülkemize ve milletimize hayırlar getirmesini Cenabıallah’tan niyaz ediyorum.</p>
</p>

<p><strong>“TÜRKİYE YÜZYILI’NI İNŞA MÜCADELEMİZİ AZİMLE SÜRDÜRÜYORUZ”</strong></p>

<p>Birileri bu vatan için meydanlarda nutuk atarken, kimileri de yolsuzluklarını perdelemek için Nutuk önünde poz verirken, Cumhurbaşkanı ve kabinesi olarak Türkiye Yüzyılı’nı inşa mücadelemizi azimle sürdürüyoruz.</p>

<p>Türkiye, ana muhalefetin beyhude bir çabayla köpürtmeye çalıştığı yapay gündemlere takılmadan hedeflerine doğru emin adımlarla ilerliyor. Açık ve net ifade etmek isterim ki, hükûmetimiz gündemine hâkimdir. Bize kimse gündem dayatamaz. Hangi bahaneyle olursa olsun kimse, Türkiye’nin gündemini suni tartışmalarla saptıramaz, enfekte edemez. Ne hükûmetimizin ne milletimizin yakın vadedeki siyasi koordinatlarında erken veya ara seçimin yer almadığının bilinmesini istiyorum.</p>

<p>Bölgemizde, krizler, çatışmalar, büyük çalkantılar yaşanırken bizim tek bir gündemimiz vardır o da ülkemizi bu ateşten uzak tutmak ve milletimizin sofrasındaki ekmeğini büyütmektir. Bunun dışındaki her tartışmayı havanda su dövmek olarak görüyoruz. Biz havanda su dövme değil, iş yapma, hizmet üretme, milletimize hizmet etme peşindeyiz. Biz yatırıma, üretime, hizmete, kalkınmaya gitmesi gereken kaynakları hortumlayanlarla hukuk dairesi içinde mücadele etmenin çabasındayız. Biz, ülkemizin itibarını hem ulusal ölçekte hem uluslararası ölçekte daha da artırmanın mücadelesini veriyoruz. Başkaları ne yaparsa yapsın biz işimize bakıyoruz, önümüze bakıyoruz, Türkiye'yi güçlü ekonomisiyle, büyük ekonomisiyle küresel oyuncu hâline getirmeye bakıyoruz. Nitekim, son toplantımızdan bu yana teknolojiden ulaştırmaya, iletişimden tarıma geniş bir yelpazede eser ve hizmet maratonumuzu sürdürdük.</p>

<p><strong>“TÜRKİYE'NİN BİR İSTİKRAR ADASI OLARAK ÖNE ÇIKTIĞINI GÖRMEKTEN BÜYÜK MEMNUNİYET DUYUYORUZ”</strong></p>

<p>27 Mart Cuma günü İstanbul'da önemli bir toplantıya ev sahipliği yaptık. Dünya Ekonomik Forumu Ülke Stratejisi Toplantısı vesilesiyle küresel iş dünyasının üst düzey yöneticilerini Türkiye'de ağırladık. Toplantıya 16 ülkeden imalat, teknoloji, enerji, finans varlık yönetimi gibi farklı sektörlerden toplam değeri 1,2 trilyon doları bulan yatırımcılar iştirak etti. İlgili bakanlarımız toplantıda iş dünyası temsilcilerine, Türkiye'nin yatırım iklimi, küresel değer zincirlerindeki konumu, sunduğu yatırım fırsatları ve ekonomik görünümü hakkında bilgi verdi. Muhalefetin 'İsraf' diyerek 'Ne gerek var' diyerek kötülediği yatırımlarımız bugün görüyoruz ki Türkiye'yi küresel rekabette çok avantajlı bir konuma getiriyor. Türkiye'nin uluslararası yatırımcıların gelecek planlamalarında bir istikrar adası olarak, bir güvenli liman olarak öne çıktığını görmekten büyük memnuniyet duyuyoruz.</p>

<p><strong>“HÜRMÜZ'ÜN KAPANMASI HER ALANDA KÜRESEL EKONOMİYİ DERİNDEN SARSIYOR”</strong></p>

<p>Burada bir hususun özellikle vurgulanması gerektiğine inanıyorum. İran'a yönelik saldırıların başlamasıyla küresel ekonomi yakın tarihin en ağır şoklarından biriyle yüzleşiyor. Hürmüz Boğazı fiilen kapandı. Hürmüz, sıradan bir geçiş olmanın ötesinde, dünyadaki petrolün yüzde 20'sinin ve doğal gazın çok önemli bir kısmının taşındığı kritik bir hattır. Mesele, sadece enerji de değildir. Petrokimya ürünleri, gübreler, ilaç ham maddeleri ve yarı iletken üretiminde kullanılan helyum gibi birçok kritik mamul de bu boğazdan geçiyor. Yani Hürmüz'ün kapanması yalnızca bir sektörü değil enerjiden tarıma, sanayiden teknolojiye, her alanda küresel ekonomiyi derinden sarsıyor. Mesela, Avrupa'nın son 30 günde fosil yakıt faturası 17 milyar dolar kabardı. Doğal gaz fiyatı yüzde 100, petrol ise yüzde 60 oranında artış kaydetti.</p>

<p><strong>“TÜRKİYE BU KARAMSAR TABLONUN DIŞINDADIR”</strong></p>

<p>Dünyaya şöyle bir göz attığımızda, tıpkı salgın döneminde olduğu gibi bazı ülkelerde akaryakıta kota getirildiğini, bazı ülkelerde okulların belirli günlerde kapatıldığını, bazı ülkelerde kamu hizmetlerinin kısıtlanmasının tartışıldığını görüyoruz. Hamdolsun, Türkiye bu karamsar tablonun dışındadır. Enerji arz güvenliği, tedariki ve depolama noktasında bir sorunumuz yok. Türkiye'nin Basra'dan veya Hürmüz geçişli herhangi bir LNG tedariki bulunmuyor. Yaklaşık yüzde 10'luk petrol ve petrol ürünü ithalatımız buradan gelmesine karşın bunlar bizim kolayca yönetebileceğimiz oranlardır. Muhalefetin yıllardır bizi eleştirdiği enerjide kaynak ülke çeşitlendirme politikamızın değeri işte bugünlerde anlaşılıyor.</p>

<p><strong>“GIDA ARZ GÜVENLİĞİNDE DE HİÇBİR SORUN YAŞAMAYACAĞIZ”</strong></p>

<p>Gübre ve ham madde tedariklerimizi de zaten çok önceden yapmıştık. Savaştan bu yana alternatif ülkelerden uygun fiyata üre gübresi temini için gümrük vergisini sıfıra indirdik. Keza bazı gübre cinslerinde gümrük vergisini sıfırladık. İhracat kapasitesine sahip olduğumuz gübrelerin ihracatını da durdurarak bu ürünlerin yurt içinde daha fazla kullanılabilmesinin önünü açtık. Ayrıca antrepolarda bulunan üre gübresinin Türkiye üzerinden yurt dışına transitini ve yeniden ihracını durdurduk. Gübre gibi tarımsal üretim girdilerinde sıkıntımız yoktur. Aldığımız tedbirler sayesinde inşallah gıda arz güvenliğinde de hiçbir sorun yaşamayacağız. Fahiş fiyat artışlarıyla milletin ekmeğine kan doğrayan savaş fırsatçılarına yönelik denetimlerimiz yoğun bir şekilde devam ediyor. Yine sivil havacılık, denizcilik ve kara yolu tarafında da önlemlerimizi aldık.</p>

<p>Hini hacette kullanmak amacıyla biriktirdiğimiz rezervlerimiz aynı şekilde yeterli ve güçlüdür. Dış borcumuzun ve toplam dış finansman ihtiyacımızın millî gelire oranı tarihsel ortalamaların altındadır. Dış dengeden bütçe disiplinine, Merkez Bankası rezervlerinden bankacılık sektörümüze kadar temel göstergelerde geçmişte karşılaşılan dış şoklara kıyasla çok daha sağlam bir noktadayız.</p>

<p><strong>“KÜRESEL PETROL FİYATLARINDAKİ SERT ARTIŞ KARŞISINDA VATANDAŞIMIZA KORUMA KALKANI OLUŞTURDUK”</strong></p>

<p>Bunlara ilaveten krizin ekonomiye ve piyasaya menfi etkilerini proaktif bir yaklaşımla sınırlı tutmaya gayret ediyoruz. Savaşın başlamasından sadece 5 gün sonra eşel mobil sistemini devreye aldık. Küresel petrol fiyatlarındaki sert artış karşısında vatandaşımıza bir koruma kalkanı oluşturduk. Motorinde litre başına 17 lira, benzinde ise 12 liraya yakın artış pompaya yansıtılmadı. Şimdiye kadar toplam 50 milyar lirayı bulan ek maliyet eşel mobil sistemi sayesinde devletimiz tarafından sübvanse edilmiş oldu. Tüm bunları söylerken elbette her şey güllük gülistanlık demiyoruz. Bölgemizdeki savaşın küresel ticarete yansımalarından özellikle ihracat boyutunda kuşkusuz biz de etkileniyoruz. Ancak biz üretimi, ihracatı ve turizmi ayakta tutan işletmelerimizi koruyor, bu fırtınalı dönemi atlatmalarına yardımcı oluyoruz.</p>

<p>Hafta sonu yeni bir paketi daha kamuoyumuzda paylaştık. Hazine ve Maliye Bakanlığımızın kefalet desteğiyle turizm ve ihracat odaklı sektörlere yönelik yeni bir kredi imkânını devreye aldık. Bu kredinin toplam büyüklüğü 120 milyar liradır. Turizm işletmeleri için 60 milyar lira, ihracatçılar için 42 milyar lira ve katılım finans alanında 18 milyar lira ek limit tanımladık. Böylece finansmana erişimde yaşanabilecek daralmaların önüne geçmeyi ve reel sektörün nakit akışını korumayı hedefliyoruz. Turizm sektörümüze ve ihracatçılarımıza hayırlı olsun diyorum. Dezenflasyon programımızda da herhangi bir taviz söz konusu değildir. Her zaman söylediğimiz gibi istihdamın, üretimin ve ihracatın korunması bu süreçte de önceliğimiz olmayı sürdürecektir. Vatandaşlarımız endişeye kapılmasın, iş dünyamız müsterih olsun.</p>

<p>Türkiye, stratejik coğrafyasıyla, güçlü ve modern altyapısıyla, genç ve nitelikli iş gücüyle, İstanbul Finans Merkeziyle ve daha birçok avantajıyla yeni dönemin doğal cazibe merkezlerinden biri olmaya namzettir. Dünyanın önde gelen şirketleriyle gerçekleştirdiğimiz toplantımızda bunun emarelerini bizzat gördük. Yurt dışında da bunun sinyallerini şimdiden almaya başladık. Ülkemize düşmanlığı bilinen yabancı medya organlarında bile Türkiye'nin yeni dönemin parlayan yıldızı olacağına dair haberler yazılıyor.</p>

<p>Enerji nakil hatlarında daha güvenli alternatifler konuşulmaya başlandı. Talimatlarımız doğrultusunda ekonomi kurmay ekibimiz şu an Türkiye'yi çok uluslu şirketler için bölgesel yönetim merkezi olarak güçlü bir şekilde konumlandırmak, transit ticarette küresel cazibe merkezine dönüştürmek, İstanbul Finans Merkezini dünyanın önde gelen finans merkezlerinden biri hâline getirmek için yoğun çaba sarf ediyorlar. Tıpkı salgın döneminde olduğu gibi bu küresel krizin de ülkemizin önünde yeni kapılar açacağına biz yürekten inanıyoruz.</p>

<p><strong>“5G BİRÇOK ALANDA YENİ FIRSAT PENCERELERİ AÇACAK”</strong></p>

<p>Türkiye, nisan ayına 5G teknolojisiyle buluşmanın gururuyla girdi. Hatırlarsınız, 5G'nin hazırlıklarını bundan 10 yıl önce 2016'da başlatmış, 2018'de ilk testlerimizi yapmıştık. 2019'da sonra Gazi Meclisimizde, stadyumlarımızda ve geniş katılımlı organizasyonlarda pilot uygulama olarak kullanıma açmıştık. 10 yıllık dönemde yaygın kapsama hedefiyle kırsal bölgelerden şehir merkezlerine kadar Türkiye'nin dört bir yanını 5G altyapısıyla donattık. 1 Nisan itibarıyla 81 il merkezimizde hizmete aldığımız 5G'yi inşallah iki sene içinde ülkemizin her karışında hizmete sunacağız. Ülkemizin önünde iletişimin yanı sıra ulaştırmadan sağlığa, tarımdan üretime, ekonomiden eğitime birçok alanda yeni fırsat pencereleri açacak 5G teknolojisinin tekrar hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum.</p>

<p>Geçen hafta hizmete açma kıvancını yaşadığımız bir diğer alan sulama yatırımlarıydı. 54'ü baraj ve gölet, 109'u sulama tesisi, 18'i içme suyu tesisi olmak üzere toplam 563 yeni tesisimizi ekonomimize kazandırdık. Güncel yatırım bedeli 137 milyar lira olan bu eserlerle 896 milyon metreküp su depolama kapasitesi geliştirmiş, 1 milyon 190 bin dekar araziyi sulamaya açmış olduk. Senelik 212 milyon metreküp içme suyu sağlamanın yanı sıra içme suyu arıtma kapasitemizi günlük 301 bin metreküp daha artırdık. Tamamladığımız tesisler güncel rakamlarla ekonomimize yıllık 22 milyar lira katkı yapacaktır. Hizmete sunduğumuz 563 eserin bir kez daha hayırlı olmasını diliyorum. Bu eserlerin ülkemize kazandırılmasında emeği geçen tüm kurumlarımızı tebrik ediyor, ülkem ve milletim adına kendilerine teşekkür ediyorum.</p>

<p><strong>“BİZ TARİH BOYUNCA OLDUĞU GİBİ BUGÜN DE HAKKIN, HUKUKUN, SULHUN VE İSTİKRARIN TARAFINDAYIZ”</strong></p>

<p>28 Şubat'ta başlayan savaş, diplomatik çabalara rağmen maalesef can almaya, can yıkmaya devam ediyor. İsrail hükûmeti savaşı sonlandırmaya dönük her türlü girişimi baltalamayı sürdürüyor. Bunun yanında İsrail, Mescid-i Aksa'yı kapalı tutarak Filistinli mahkûmlara yönelik idam cezası getirerek, Lübnan'daki işgalini genişleterek, komşusu Suriye'yi sürekli taciz ederek gerilimden beslenen bir ülke olduğunu kendi eylemleriyle tescil ve teyit ediyor.</p>

<p>Şunu bir defa çok açık söylemek durumundayım: Biz tarih boyunca olduğu gibi bugün de çatışmanın, şiddetin ve zulmün değil, hakkın, hukukun, sulhun ve istikrarın tarafındayız. Hemen yanı başımızdaki bir ülkede ateş varken, çatışma ve yıkım varken, siviller ve sivil altyapı hedef alınırken biz buna asla kayıtsız kalamayız. 14 asırdır aynı kıbleye yöneldiğimiz kardeşlerimiz sıkıntı içindeyken biz kendimizi rahat hissedemeyiz. Türkiye olarak İran'ı ve Körfez'i etkileyen bu savaşın ilk gününden beri kardeşlik hukukumuzun gereklerini en güzel şekilde yerine getirdik.</p>

<p>Kim yaparsa yapsın, doğruya doğru, yanlışa yanlış demekten çekinmedik. Savaş uzadıkça yangının başka ülkelere de sirayet edebileceğine dikkat çektik. Çatışmaların 38. günü geride kalırken bölgemiz adına aynı endişeleri taşımaya maalesef devam ediyoruz. Artan riskler karşısında Cumhurbaşkanı olarak şahsım bir taraftan, bakan arkadaşlarımız diğer taraftan diplomatik temaslarımızı hızlandırdık. Silahların susması ve müzakereye alan açılması için eğer iğne ucu kadar şans varsa bunu değerlendirmenin samimi gayreti içindeyiz. Temennimiz bu hukuksuz, anlamsız, gayrimeşru ve tüm insanlık için son derece maliyetli savaşın bir an evvel sona ermesidir.</p>

<p><strong>“TÜRKİYE OLARAK BARIŞ İÇİN SESİMİZİ YÜKSELTMEYİ SÜRDÜRECEĞİZ”</strong></p>

<p>Dünyada barışın sesini yükseltmenin her zamankinden daha önemli hâle geldiği kritik günlerden geçiyoruz. Türkiye olarak barış için sesimizi yükseltmeyi sürdüreceğiz. Burada şunu da hatırlatmak istiyorum: Atalarımızın ifadesiyle gün olur, devran döner. Sırf siyasi ömürlerini uzatmak uğruna bugün barışı dinamitleyenler yarın kendilerinin de barışa, adalete, hukuka ihtiyaç duyacaklarını akıllarından çıkarmasın. Tarih bunun sayısız örnekleriyle doludur. İşte en son Hitler bir türlü dizginleyemediği ihtiraslarının kurbanı olmuş, hem kendine hem halkına hem de dünyaya büyük acılar yaşatmıştır. Bugün Hitler'in izinden gidenler sadece insanlığa karşı değil, kendi vatandaşlarına karşı da Hitler rolünü oynamaktadır. Uluslararası toplumun artık bu gidişe bir ‘dur’ demesinin vakti gelmiştir. Biz kendi insanımızla ve kardeşlerimizle bölgedeki tüm halklar için barış istemeye, barış için çabalamaya inşallah devam edeceğiz.</p>

<p><strong>“86 MİLYON OLARAK HEP BERABER BÜYÜK BİR AİLEYİZ”</strong></p>

<p>Gerek dünyanın gidişatı gerekse bölgemizdeki gelişmeler, ülkemizde iç cephemizi tahkim etmek, huzur, güvenlik ve kardeşliği güçlendirmek amacıyla başlattığımız Terörsüz Türkiye sürecinin önemini göstermiştir. Başarısı için üzerine titrediğimiz süreç 17 aylık zaman diliminde hamdolsun birçok kritik eşiği aşmış, direnç testlerinden güçlenerek çıkmıştır. Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuz uzlaşı ruhuyla kaleme aldığı ve onayladığı nihai raporuyla sürece ufuk çizmiştir. Siyaset kurumunda sürecin sağduyuyla ve uzlaşı temelinde yürütülmesi noktasında genel bir mutabakat oluşmuştur. Bu anlayış birliğini sürecin müteakip aşamalarının sağlıklı bir zeminde iletilmesi bakımından çok kıymetli buluyoruz. Her ne kadar bölgemizdeki çatışma atmosferi ülkenin, milletin ve siyasetin gündemini kaplıyor olsa da raporun çizdiği perspektif çerçevesinde süreçle ilgili çalışmaların ivme kazanmasında fayda olduğu kanaatindeyiz.</p>

<p>Özellikle bölgemizin yeniden dizayn edilmeye çalışıldığı, Türkler, Kürtler, Araplar ve Farsların arasına yeni duvarlar örülmek istendiği bu dönemde oynanan oyunları ancak Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge vizyonunun temsil ettiği değerlerle etkisiz hâle getirebiliriz. Siyasi parti gruplarının da meseleye bu zaviyeden yaklaşmaları, küçük hesapların peşine takılmak yerine ülkeye ve millete karşı sorumluluk bilinciyle davranmaları en samimi temennimizdir. Bu hassas günlerde söz söyleyen herkesin dikkatli olması gerektiğinin, bu ülkede kardeşliği perçinleyen, birlik ve beraberliğimizi güçlendiren, sürecin yükünü azaltan yapıcı bir üslupla hareket etmesi gerektiğinin altını tekrar önemle çizmek istiyorum. İktidar ve ittifak olarak biz, omuzlarımızdaki sorumluluğun idraki içinde, büyük devlet vizyonumuza yakışır biçimde süreci titizlikle yönetiyoruz.</p>

<p>Şunu hiçbir vatandaşımız unutmamalıdır: Bizler, Türk’üyle, Kürt’üyle, Arap’ıyla, Laz’ıyla, Alevi’si ve Sünni’siyle 86 milyon olarak hep beraber büyük bir aileyiz.</p>

<p>Hepimiz tarihin en zor zamanlarında acıları birlikte göğüslemiş, birlikte beka mücadelesi vermiş, kanları birbirine karışmış bir milletin evlatlarıyız. Bilhassa içinde bulunduğumuz günlerde birlik ve beraberliğimizi ne kadar sağlam tutarsak, geleceğimize o derece güvenle bakabiliriz ama iç kalemizin duvarlarında bir gedik açılmasına müsaade edersek, başka ülkelerin yaşadığı sıkıntılarla Allah korusun biz de karşılaşırız. Rabb'im, milletçe dayanışmamızı muhafaza eylesin. Ülkemizi ve milletimizi her türlü fitneden korusun diyorum. Diliyor ve umuyoruz ki, sürecin sonunda kazanan tüm Türkiye olsun, barut kokusuna boğulmuş bölgemiz olsun, tüm kardeş halkları olsun.</p>

<p>Bu düşüncelerle sizlere veda etmeden önce, 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası vesilesiyle erken teşhisin önemine dikkat çekmek istiyorum. Biliyorsunuz dünyada pek az örneği olan bir uygulamayla ülkemizde kanser taramalarını tamamen ücretsiz gerçekleştiriyoruz. Bu kapsamda son bir yılda 7 milyon 700 bin vatandaşımıza ücretsiz kanser taraması yapıldı. Erken evrede kanser teşhisi konulan vatandaşlarımızın tedavilerine vakit kaybetmeksizin başlandı. Erken tanı sayesinde 28 bin vatandaşımız cerrahi müdahaleye ihtiyaç duyulmadan hamdolsun, sağlına tekrar kavuştu. Özellikle risk grubundaki vatandaşlarımızdan kanser taraması yaptırmayı ihmal etmemelerini kendilerinden rica ediyoruz.”<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/164518/-enerji-arz-guvenligi-tedariki-ve-depolama-noktasinda-bir-sorunumuz-yok-">https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/164518/-enerji-arz-guvenligi-tedariki-ve-depolama-noktasinda-bir-sorunumuz-yok-</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-en-guclu-kitle-imha-silahi-cehalettir-panzehiri-ilimdir-3153</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 20:52:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Dr. İhsan Ünlü: En güçlü kitle imha silahı cehalettir, panzehiri ilimdir</h1>
                        <h2>Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) tarafından düzenlenen 4. Uluslararası Alevilik ve Bektaşilik Çalışmaları Bilim Ödülleri programında konuşan Diyanet İşleri Başkanlığı Müşaviri Dr. İhsan Ünlü, cehaletin toplumlar üzerindeki yıkıcı etkisine dikkat çekerek ilim ve irfanın önemini vurguladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/dr-ihsan-unlu-en-guclu-kitle-imha-silahi-cehalettir-panzehiri-ilimdir-1775498929.webp">
                        <figcaption>Dr. İhsan Ünlü: En güçlü kitle imha silahı cehalettir, panzehiri ilimdir</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF)</strong> tarafından düzenlenen 4. Uluslararası Alevilik ve Bektaşilik Çalışmaları Bilim Ödülleri programında konuşan Diyanet İşleri Başkanlığı Müşaviri Dr. İhsan Ünlü, cehaletin toplumlar üzerindeki yıkıcı etkisine dikkat çekerek ilim ve irfanın önemini vurguladı.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/660621502_27382077374713869_184213710521622523_n.jpg" style="height:533px; width:800px" /></p>

<p>Programda ödül de alan Dr. İhsan Ünlü, konuşmasına emeği geçenlere teşekkür ederek başladı. Ödülü, ömrünü hakka ve hakikate adamış merhum babasına ithaf ettiğini belirten Ünlü, Hacı Bektaş Veli’nin <em><strong>“İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır”</strong></em> sözünü hatırlatarak bilimsel çalışmaların ve bilim insanlarının desteklenmesinin önemine işaret etti.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/666863188_27382077831380490_8964150097374227561_n.jpg" style="height:533px; width:800px" /></p>

<p><em><strong>Dr. Ünlü, konuşmasında şu değerlendirmelerde bulundu:</strong></em></p>

<p><em>“En güçlü kitle imha silahı nedir diye sorsam akla askeri silahlar gelebilir. Ancak insanlık tarihi göstermiştir ki en güçlü kitle imha silahı cehalettir. Panzehiri ise ilimdir, irfandır, kısaca eğitimdir. Cehalet sessiz bir yıkımdır; sirenler çalmaz, dumanlar yükselmez ama akıl körelir, vicdan susar ve insan insanlıktan uzaklaşır.”</em></p>

<p>Hz. Ali’nin <strong>“Kişi bilmediğinin düşmanıdır”</strong><em> </em>sözünü anımsatan Ünlü, ilmin evrenselliğine ve aydınlatıcılığına vurgu yaptı. Âşık Daimi’nin dizelerini örnek göstererek, Sünni-Alevi ayrımının ötesinde ilim ve irfanın herkes için gerekli olduğunu belirtti:</p>

<p><em>“Göremiyor isem gerçek varlığı &nbsp;<br />
Sünniyisem Aleviysem ne çıkar… &nbsp;<br />
Gelmedikçe cehaletten beriye &nbsp;<br />
Sünniyisem Aleviysem ne çıkar”</em></p>

<p>Dr. İhsan Ünlü, kendi akademik yolculuğuna da değinerek,<strong> “İlmin yaşı yoktur”</strong> diyerek doktora çalışmalarını tamamladıklarını ve tez sürecinde ortak inanç noktalarını gördüklerini ifade etti.</p>

<p><strong><em>“Yaşanan son hadiseler göstermiştir ki bugün ayrılıkları kaşıma zamanı değil, ortak noktalara vurgu yapma zamanıdır. Birbirimizi ötekileştirecek söylemler yerine farklılıklarımıza saygı duyarak, empatiyle ve kardeşçe yaşama vaktidir”</em></strong> diyen Ünlü, aynı coğrafyada kader birliği yapan toplumların ayrıntılarda takılıp birbirine sırt çevirmesinin hain güçlerin ekmeğine yağ süreceğini belirtti.</p>

<p>Konuşmasının sonunda Dr. Ünlü, bu tür bilimsel organizasyonların artırılmasının birlik ve beraberlik için önemli olduğunu vurgulayarak, programın hayırlara vesile olmasını diledi.</p>

<p>Dr. İhsan Ünlü'nün konuşmasının tam metni şöyle:<br />
&nbsp;</p>

<p>Bugün burada bu güzide topluluk huzurunda olmaktan dolayı son derece bahtiyar olduğumu ifade etmek isterim.<br />
Bu güzel organizasyonda emeği geçen AVF yönetimine, ekibine ve emeği geçen herkese teşekkür ederim.<br />
Bana bu anlamlı ödülü layık gören bilim kuruluna şükranlarımı sunuyorum.<br />
Bu ödülü, ömrünü hakka ve hakikate adamış hak aşığı merhum babama ithaf etmek istiyorum. Yetişmemizde, bu günlere gelmemizde büyük emeği olan rahmetlinin ve tüm geçmişlerimizin ruhu şad olsun.&nbsp;<br />
<br />
En güçlü kitle imha silahı nedir? Diye sorsam, sanırım herkesten askeri terminolojide kullanılan farklı silah isimleri gelecektir.<br />
Ancak insanlık tarihi de göstermiştir ki en güçlü kitle imha silahı; cehalettir.<br />
<br />
Panzehiri ise ilimdir, irfandır, kısaca eğitimdir.<br />
<br />
Bazı yıkımlar sessiz olur. Ne sirenler çalar, ne dumanlar yükselir. Ama o sessiz ve karanlık ortamda akıl körelir, vicdan susar, insan insanlıktan uzaklaşır. İşte cehalet, böyle bir yıkımdır. Ne sınır tanır, ne zaman bilir. Sessiz gelir, ama toplumları ayırt etmeden topyekûn çökertir.<br />
<br />
Bugün burada icra edilen tam da bu noktada Hünkâr Hacı Bektaş Velinin “ilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır” gerçeğinden hareketle, bilimsel çalışmaları ayağa kaldırmak ve bilim insanlarını yüreklendirmektir.&nbsp;<br />
Burada ödül alan aslında bilimin kendisidir.<br />
Çünkü bizim inancımıza ve kültürümüze göre, bilenlerle bilmeyenler bir olmadığı gibi, ilim Çin gibi en uzak mesafede bile olsa bulup alınması gereken bir değerdir.<br />
<br />
İlmin kapısı ve hikmet evinin reisi Hz. Ali’nin, “kişi bilmediğinin düşmanıdır” sözünden hareketle bilimin aydınlatıcılığı yanında evrenselliği söz konusudur.<br />
Âşık Daimi’nin dediği gibi bu ilim ve irfan her eve, herkese lazımdır.<br />
Âşık Davut Sulari’nin çırağı olan Âşık Daimi şöyle ifade ediyor bu gerçeği;<br />
“Göremiyor isem gerçek varlığı<br />
Sünniyisem Aleviysem ne çıkar<br />
Sanat edindiysem sahtekârlığı<br />
Sünniyisem Aleviysem ne çıkar</p>

<p>İnsanlık giderken hep ileriye<br />
Bizler inadına kaldık geriye<br />
Gelmedikçe cehaletten beriye<br />
Sünniyisem Aleviysem ne çıkar</p>

<p>Kemaletim, hidayetim olmazsa<br />
Marifet suyundan kabım dolmazsa<br />
Benden insanlığa eser kalmazsa<br />
Sünniyisem Aleviysem ne çıkar”<br />
Biz de bu gerçekten hareketle; karanlığa sövmektense bir mum da biz yakalım diye düşündük.&nbsp;<br />
Ve yine, ilmin yaşı yoktur diyerek yaşımıza başımıza aldırmadan doktora yolunda çalışmalara başladık.<br />
Uzun uğraşların sonunda hamdolsun zorlu süreci tamamlayarak tezimizi ortaya koyduk.<br />
<br />
Sonunda şunu gördük ki, bazı yorum farkları olsa da aynı Allah’a ve Kitaba inanıyoruz, aynı peygambere tabiyiz, aynı kıbleye yöneliyoruz ve hepimiz Ehl-i Beyt sevdalısıyız.</p>

<p>Yaşanan şu son hadiseler de göstermiştir ki, bugün ayrılıkları konuşma ve kaşıma zamanı değil; ortak noktalara vurgu yapma zamanıdır.<br />
<br />
Birbirimizi ötekileştirecek söylemler yerine farklılıklarımıza saygı duyarak, empati yapma ve birlikte kardeşçe yaşama vaktidir.<br />
Aynı coğrafyada kader birliği yapanların, ayrıntı konulara takılarak birbirine sırt çevirmesi hain güçlerin ekmeğine yağ sürmekten başka bir işe yaramaz.<br />
<br />
Bu oyunları boşa çıkarmanın yolu, bu tür bilimsel faaliyetleri ve organizasyonları artırmaktan geçer.<br />
Ben bu vesileyle, tekrar bu güzel organizasyonda emeği geçen herkesi tebrik ediyor, programın hayırlara vesile olmasını diliyorum.</p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/avf-4-uluslararasi-alevilik-ve-bektasilik-calismalari-bilim-odulleri-verildi-3152</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 22:56:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>AVF, 4. Uluslararası Alevilik ve Bektaşilik Çalışmaları Bilim Ödülleri verildi</h1>
                        <h2>Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) tarafından dört yıldır düzenlenen Uluslararası Alevilik ve Bektaşilik Çalışmaları Bilim Ödülleri İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nde sahiplerini buldu.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/avf-4-uluslararasi-alevilik-ve-bektasilik-calismalari-bilim-odulleri-verildi-1775419689.webp">
                        <figcaption>AVF, 4. Uluslararası Alevilik ve Bektaşilik Çalışmaları Bilim Ödülleri verildi</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) tarafından düzenlenen 4. Uluslararası Alevilik ve Bektaşilik Çalışmaları Bilim Ödülleri töreni, İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nde akademi çevrelerinin ve kanaat önderlerinin katılımı ile yapıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilik ve Bektaşilik alanına bilimsel katkı sunan araştırmacılar ödüllerini alırken Alevilik Bektaşilik alanında öncülük eden isimlere de onur ve özel ödülleri verildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ÖDÜLLER VE KAZANANLARIN İSİMLERİ ŞÖYLE:</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">MAKALE – 3.lük Ödülleri</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hatice Çifçi, Makale alanında 3.lük ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">Doç. Dr. Aziz Altı, Makale alanında 3.lük ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">YÜKSEK LİSANS – 3.lük Ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">İpek Acar Yıldız, Yüksek Lisans alanında 3.lük ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">DOKTORA – 3.lük Ödülleri</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dr. Emel Şimşek, Doktora alanında 3.lük ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dr. İhsan Ünlü, Doktora alanında 3.lük ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">MAKALE – 2.lik Ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ufuk Ali Kaftanlı, Makale alanında 2.lik ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">YÜKSEK LİSANS – 2.lik Ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tuna Taştekin, Yüksek Lisans alanında 2.lik ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">DOKTORA – 2.lik Ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dr. Ali Tanrıverdi, Doktora alanında 2.lik ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">MAKALE – 1.lik Ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">Prof. Dr. Fikret Yılmaz, Makale alanında 1.lik ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">YÜKSEK LİSANS – 1.lik Ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sevilay Yavuzer, Yüksek Lisans alanında 1.lik ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">DOKTORA – 1.lik Ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dr. Daria Zhigulskaya, Doktora alanında 1.lik ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">AVF Özel Ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tören’de ayrıca, İran, Erdebil Muhakkık Üniversitesi’nden Doç. Dr. Seccad Hüseyni’ye, “<em><strong>Hatai Dîvânı’nın Şah İsmail’e atfının geçerliliğinin Gérard Genette’in paratekst kuramı çerçevesinde değerlendirilmesi</strong></em>” başlıklı çalışması için “<strong><em>Özel Ödül</em></strong>” verildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bilim İnsanı Onur Ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">Prof. Dr. Niyazi Öktem, Bilim İnsanı Onur Ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yol’a Hizmet Onur Ödülü</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tacım Bakır Dede, Yol’a Hizmet Onur Ödülü</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/gaziosmanpasada-cemevi-sorununu-cem-vakfi-cozecek-3151</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 01:00:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Gaziosmanpaşa’da cemevi sorununu Cem Vakfı çözecek</h1>
                        <h2>Gaziosmanpaşa Belediye Başkan Vekili Eray Karadeniz, İstanbul Milletvekili Süleyman Soylu ve AK Parti Gaziosmanpaşa İlçe Başkanı İsmail Ergüneş’i Cem Vakfı yöneticileri ile buluşturduğu önemli bir toplantıya ev sahipliği yaptı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/gaziosmanpasada-cemevi-sorununu-cem-vakfi-cozecek-1775254028.webp">
                        <figcaption>Gaziosmanpaşa’da cemevi sorununu Cem Vakfı çözecek</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#f8f8f8">Cem Vakfı yöneticilerinin Gaziosmanpaşa Belediye Başkan Vekili Eray Karadeniz’in ev sahipliğinde gerçekleşen toplantıda AK Parti temsilcilerine ilçedeki cemevi ihtiyacını aktardıkları öğrenildi.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#f8f8f8">Cem Vakfı Genel Başkanı Ahmet Rasim Tükek başta olmak üzere</span>, Başkan Yardımcısı Ertuğrul Arslan, Genel Müdür Süleyman Kılıç, Gaziosmanpaşa Şube Başkanı Şahin Çolak ve Şube Başkan Yardımcısı Orhan Çolak’ın da yer aldığı görüşmede, toplumsal dayanışma, yerel yönetim iş birlikleri ve kültürel çalışmalar üzerine değerlendirmelerde bulunuldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gerçekleşen toplantının verimli geçtiğini belirten Gaziosmanpaşa Belediye Başkan Vekili Eray Karadeniz, ilçede birlik ve beraberliği güçlendirecek projeler üzerinde istişarelerin sürdüğünü ifade etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Katılımcılar, ortak akıl ve iş birliğiyle Gaziosmanpaşa’da önemli çalışmalara imza atılması konusunda görüş birliğine vardı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem Vakfı’ın yapılan açıklamada ise şu ifadelere yer verildi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong><span style="background-color:white">Gaziosmanpaşa’da yaşayan Alevi canlarımızın ihtiyaçları doğrultusunda cemevi yer tahsisi konusu ele alınmış; yapılan görüşmeler neticesinde yer tahsisi konusunda prensipte mutabakata varılmıştır.</span></strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong><span style="background-color:white">Cemevlerimizin toplum içerisindeki yeri ve önemi doğrultusunda, bu yöndeki çalışmalarımız kararlılıkla devam edecektir.</span></strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong><span style="background-color:white">Nazik ev sahiplikleri ve yapıcı yaklaşımları dolayısıyla görüşmeye katılan tüm yetkililere teşekkür ederiz.</span></strong></em>”</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-ingilterenin-oyunu-natonun-olumu-ve-abdnin-tasfiye-sureci-3150</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 09:11:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Bora Özizmirli: İngiltere’nin oyunu, NATO’nun ölümü ve ABD'nin tasfiye süreci</h1>
                        <h2>Analist Bora Özizmirli, makalesinde NATO’nun fiilen ölme sürecine girdiği ve bunu NATO’nun en yetkin üyesi İngiltere’nin başlattığını vurguladı. Özizmirli, İngiltere’nin ABD’den hem Monroe Doktrini’nin hem de 1956 Süveyş Kanalı Krizi’nin hesabını sorduğunu öne sürdü.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/bora-ozizmirli-ingilterenin-oyunu-natonun-olumu-ve-abdnin-tasfiye-sureci-1775197542.webp">
                        <figcaption>Bora Özizmirli: İngiltere’nin oyunu, NATO’nun ölümü ve ABD'nin tasfiye süreci</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Analist Bora Özizmirli, makalesinde&nbsp;<strong>NATO’nun fiilen ölme</strong> sürecine girdiği ve bunu NATO’nun en yetkin üyesi <strong>İngiltere’nin </strong>başlattığı vurguladı. Özizmirli, İngiltere’nin ABD’den hem Monroe Doktrini’nin hem de<strong> 1956 Süveyş Kanalı Krizi’nin</strong> hesabını sorduğunu öne sürdü.<br />
<br />
Bu süreçte İngiltere, Almanya, Avusturya ve İsviçre gibi önemli Avrupa ülkelerini de yanına alarak <strong>ABD’ye karşı diplomatik</strong> ve askeri bir cephe oluşturdu; hava sahalarının ABD’ye kapatılmasıyla Washington <strong>“çıplak” </strong>bırakıldı.<br />
<br />
Özizmirli'ye göre, <strong>ne Biden’ın ne de Trump’ın </strong>politikaları ABD'nin bu düşüşü durdurabildi.<br />
<br />
NATO ve ABD-İngiltere arasındaki derinleşen çatlaklar, <strong>Türkiye </strong>açısından önemli bir fırsat penceresi açıyor. Özizmirli, Türkiye’nin kendi bağımsız eksenini kurma ve<strong> “kendi hikayesini yazma” </strong>imkânı doğduğunu ifade etti.<br />
<br />
<br />
<br />
<strong>Bora Özizmirli makalesinin tam metni şöyle:</strong><br />
<br />
Bizim <strong>sol cenahta </strong>hâlen hastalık derecesinde bir ideolojik bakış hâkim. Her dış gelişmeyi öncelikle ideolojik bir çerçevede yorumlama eğilimindeler. Oysa devletler arası ilişkilerde asıl belirleyici olan ideoloji değil, milli çıkarlardır.</p>

<p>Tarih bunun en açık örnekleriyle doludur. Eğer ideoloji belirleyici olsaydı, zıt ideolojilerin temsilcileri olan <strong>ABD ile SSCB</strong> İkinci Dünya Savaşı’nda asla ittifak kuramazdı. Aynı şekilde, aynı ideolojiyi paylaştıkları halde SSCB ile Macaristan, Çekoslovakya arasındaki gerilimler ya da Mao dönemi <strong>Çin-Sovyet</strong> çatışması yaşanmazdı.</p>

<p>Bugün yaşanan çatışma ve gerilimlerde de durum farklı değildir. İdeoloji yine arka plandadır. Asıl mesele güç ve çıkardır.</p>

<p>Bu bağlamda son dönemde dikkat çeken en önemli gelişme, <strong>NATO’nun fiilen </strong>ölme sürecine girmesidir. Üstelik bunu NATO’nun kendi içinde ve en yetkin üyesi olan İngiltere gerçekleştirmiştir. Yakın zamanda İngiltere meselesi kamuoyunda daha geniş şekilde tartışılacaktır.</p>

<p>İngiltere, ABD’den hem Monroe Doktrini’nin hem de <strong>1956 Süveyş Kanalı Krizi’nin</strong> hesabını öyle bir biçimde sormuştur ki, ABD’nin ne itibarı ne de prestiji kalmıştır. Sadece kendisi değil; İngiltere, <strong>Almanya, </strong>Avusturya, İsviçre gibi önemli Avrupa ülkelerini de sıraya dizerek, hava sahalarını ABD’ye kapattırmış ve Washington’ı diplomatik ve askeri anlamda “<strong>çıplak”</strong> bırakmıştır. Son dönemde İngiliz medyasındaki ABD karşıtı söylem ve haberlerin belirgin şekilde artması da bu sürecin bir yansımasıdır.</p>

<p>İngiltere’nin İkinci Dünya Savaşı sonrası zaten zayıflamış olan dünya hâkimiyeti, asıl olarak<strong> 1956 Süveyş Kanalı Krizi’yle</strong> kırılmıştır. O dönemde<strong> İngiltere ve Fransa</strong>, Süveyş Kanalı’na askeri müdahale kararı almış, ancak ABD onları yalnız bırakarak İngiltere’nin büyük bir yenilgi almasına yol açmıştı.</p>

<p>Şimdi benzer bir senaryo tersine dönmüş durumda.<strong> İran</strong> meselesinde yalnız kalan taraf ABD’dir. Bu andan itibaren <strong>ABD’nin</strong> hep geriye gideceğini söylemek yanlış olmaz. Ne Biden’ın yöntemleri ne de Trump’ın yaklaşımı bu düşüşü durdurabilmiştir.</p>

<p>Elbette yukarıdaki analiz bir İngiliz propagandası değildir. Yaşanan olguları doğru tahlil ettiğimizde, içinde bulunduğumuz riskleri ve fırsatları daha net görebiliriz. Bu süreç, <strong>İngiliz devlet aklının</strong> hâlâ boş bir akıl olmadığını bir kez daha göstermiştir.</p>

<p>Diğer yandan, <strong>NATO ve ABD-İngiltere</strong> arasındaki derinleşen çatlaklar, Türkiye açısından önemli bir fırsat penceresi açmaktadır. Kendi hikayemizi yazma ve bağımsız bir eksen kurma imkânı doğmaktadır. <strong>Türk Devletleri Teşkilatı’nı </strong>güçlendirmek, Afrika’da etkin stratejiler geliştirmek ve <strong>Balkanlar’da</strong> daha aktif olmak bu yeni dönemde büyük kazanımlar sağlayabilir. Bu jeopolitik dönüşüm, beraberinde yeni fırsatları da getirmektedir.</p>

<p>Ancak bu fırsatlar varken, Türkiye’nin kendi <strong>eksenini </strong>kurmasını istemeyen güç odakları da harekete geçecektir. Afrika’da, Balkanlar’da ve Türk coğrafyasında <strong>Türkiye’nin varlığın</strong>ı istemeyen çevreler olacaktır. Bunlar, Türkiye’yi kendi bağımsız hattı yerine başka ülkelerin eksenine çekmeye çalışacaktır. Bu tür girişimlere karşı uyanık olmak, milli çıkarlarımızı her şeyin üstünde tutmak zorundayız.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ismet-abbasoglu-aleviligi-siyonizm-ve-cikar-odakli-yapilara-karsi-koruyacagiz-3149</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 07:59:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>İsmet Abbasoğlu: Aleviliği Siyonizm ve çıkar odaklı yapılara karşı koruyacağız</h1>
                        <h2>Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Başkanı İsmet Abbasoğlu, derneğin kuruluş amacı ve mücadele kararlılığına ilişkin önemli bir açıklama yaptı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/ismet-abbasoglu-aleviligi-siyonizm-ve-cikar-odakli-yapilara-karsi-koruyacagiz-1775193220.webp">
                        <figcaption>İsmet Abbasoğlu: Aleviliği Siyonizm ve çıkar odaklı yapılara karşı koruyacağız</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Başkanı <strong>İsmet Abbasoğlu,</strong> derneğin kuruluş amacı ve mücadele kararlılığına ilişkin önemli bir açıklama yaptı.</p>

<p>Abbasoğlu açıklamasında, derneğin Avrupa’da ortaya çıkan ve <strong>Aleviliği</strong> kendi özünden uzaklaştırmaya yönelik, Siyonizm’in dizayn ettiği yaklaşımlara karşı durmak ve Alevi inancının tarihsel ile kültürel değerlerini korumak amacıyla kurulduğunu belirtti.</p>

<p>“Bu doğrultuda yaklaşık 10 yıldır kararlılıkla mücadelemizi sürdürmekteyiz ve sürdürmeye devam edeceğiz” diyen Abbasoğlu, Aleviliğin binlerce yıllık Anadolu irfanının bir parçası olduğunu vurguladı. Ahmet Yesevi ile başlayan ve Hacı Bektaş Veli ile Anadolu’da şekillenen bu inancın köklü bir geçmişe sahip olduğunu ve varlığını sürdüreceğini ifade etti.</p>

<p>Derneğin hiçbir siyasi parti ya da oluşum tarafından kurulmadığını kaydeden Abbasoğlu, kurucu başkanlar ve inancına bağlı yol erenleriyle tamamen bağımsız bir şekilde yola çıktıklarını dile getirdi. Bu nedenle düşüncelerini özgürce ifade etmeyi temel ilke olarak benimsediklerini aktardı.</p>

<p><strong>Açıklamada şu ifadelere yer verildi:</strong></p>

<p>"Avrupa Alevi Düşünce Derneği’nin kuruluş amacı; Avrupa’da ortaya çıkan ve Aleviliği kendi özünden uzaklaştırmaya yönelik siyonizimin dizayn ettiği yaklaşımlara karşı durmak, Alevi inancının tarihsel ve kültürel değerlerini korumaktır. Bu doğrultuda yaklaşık 10 yıldır kararlılıkla mücadelemizi sürdürmekteyiz ve sürdürmeye devam edeceğiz.</p>

<p>Alevilik, binlerce yıllık Anadolu irfanının bir parçasıdır. Ahmet Yesevi ile başlayan ve Hacı Bektaş Veli ile Anadolu’da şekillenen bu inanç, köklü bir geçmişe sahiptir ve varlığını sürdürmeye devam edecektir. Hiçbir kişi ya da yapı bu inancı ortadan kaldıramaz.</p>

<p>Derneğimiz, hiçbir siyasi parti ya da oluşum tarafından kurulmamıştır. Kurucu başkanlarımız ve inancına bağlı yol erenleriyle birlikte tamamen bağımsız bir şekilde yola çıkılmıştır. Bu nedenle düşüncelerimizi özgürce ifade etmeyi temel ilke olarak benimsiyoruz.</p>

<p>Aleviliğin siyasallaştırılmasına, değiştirilmesine veya herhangi bir yapının, örgütün, Parti'nin ve özellikle Siyonizmin arka bahçesi haline getirilmesine karşıyız. İnancın, bireysel veya kurumsal çıkarlar için kullanılmasını doğru bulmuyoruz.</p>

<p>Bizler her daim Hak, Muhammed, Ali yolunda yürümeye devam edeceğiz. Aleviliği kendi menfaatleri doğrultusunda kullanmaya çalışan anlayışlara karşı duruşumuzu sürdüreceğiz.</p>

<p>Avrupa’da faaliyet gösteren derneğimiz, yeni şubeleriyle birlikte, Avrupa'da varlığını sürdüren ve arkasında ki kötülüğün ve siyonizm desteği ile aleviligin inanç sömürüsüne, yozlaşmaya ve Aleviliğin özünden uzaklaştırılmasi için kurulan konfederasyona karşı mücadelesini kararlılıkla devam ettirecektir.</p>

<p>Aleviliği maddi ya da manevi çıkar aracı haline getiren kişi ve kurumlara karşı her zaman ilkeli ve dik bir duruş sergilemeye devam edeceğiz.</p>

<p>İsmet Abbasoğlu<br />
Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Başkanı<br />
Fransa Bordeaux Cemevi Başkanı</p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozkandan-her-yer-cemevi-doldu-diyenlere-sert-tepki-3148</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 23:05:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ali Rıza Özkan’dan “her yer cemevi doldu” diyenlere sert tepki!</h1>
                        <h2>Alevihaberler.com.tr haber sitesi genel yayın yönetmeni Ali Rıza Özkan, Şah TV’de katıldığı yayında Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın mevcut yapısına ve kurum içindeki skandal söylemlere dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. Mustafa Fırat’ın sorularını yanıtlayan Özkan, kurumun kuruluş amacından saptığına ve liyakatsiz ellerde işlevsizleştiğine dikkat çekerek, “Biri omurga problemi yaşıyor, öbürünün Muaviye aşkı var, öbürü diyor ki, “Cemevi doldu”, öbürü “Alevilik 5-6 seneye kalmaz” diyor. Nereye düştük biz canlar? Bizi izleyen Aleviler, dedeler; nereye düştük?” ifadelerini kullandı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/ali-riza-ozkandan-her-yer-cemevi-doldu-diyenlere-sert-tepki-1775160779.webp">
                        <figcaption>Ali Rıza Özkan’dan “her yer cemevi doldu” diyenlere sert tepki!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Alevihaberler.com.tr haber sitesi genel yayın yönetmeni Ali Rıza Özkan, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı bünyesinde yükselen “<em><strong>cemevi sayısı çok fazla</strong></em>” söylemlerine adeta ateş püskürdü. </span></p>

<p><span style="color:#000000">ŞAH TV’de Mustafa Fırat’ın sorularını yanıtlayan Özkan, mevcut rakamların ihtiyacın sadece %1’ine tekabül ettiğini belirterek, kurumsal liyakatsizliğe dikkat çekti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ÖZKAN: RAHATSIZ OLAN O KOLTUĞU TERK ETSİN!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Özkan, kurum içerisinden kendisine ulaşan “<em><strong>Her taraf cemevi doldu</strong></em>” şeklindeki şikayetleri “<strong><em>akıl tutulması</em></strong>” olarak nitelendirdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Topluma hizmet etmekle yükümlü bir kurumun, temel ihtiyaç olan ibadethanelerin varlığından rahatsızlık duymasını sert bir dille eleştiren Özkan şöyle konuştu:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Arkadaş, her taraf cemevi dolduysa senin o makamda ne işin var? Eğer bu sayıdan şikayet ediyorsanız yanlış yerdesiniz, gidin kendinize başka iş arayın! Burası bir hizmet makamıdır, Alevi toplumunun hizmetkarı olmak zorundasınız.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>CEMEVİ SAYISI İHTİYACIN ÇOK GERİSİNDE</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’deki cemevi sayılarına ilişkin güncel verileri paylaşan Özkan, durumun iddia edilenen aksine yetersiz olduğunu vurguladı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Şu an Türkiye’de yaklaşık 2200 cemevi var; ancak bunların büyük bir kısmı kışın kapalı olan köy cemevleri. Aktif hizmet veren sayı ise 1200-1300 civarında. Türkiye’de 90 milyon insana 90 bin cami düşerken, oransal olarak baktığımızda en az 10-15 bin cemevine ihtiyaç var. Mevcut sayı, olması gerekenin %1’i bile değil.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KURUM İÇİNDEN SKANDAL İFADELER: 5 SENEYE ALEVİLİK KALMAZ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Özkan, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı bünyesinde çalışan bazı yetkililerin Alevi toplumuna bakış açısını sert sözlerle eleştirdi. Kurum içinden kendisine ulaşan bilgileri paylaşan Özkan, “<em><strong>5 seneye Alevilik kalmaz</strong></em>” gibi ifadelerin kullanıldığını iddia etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>5 seneye kadar Alevilik kalmaz</strong></em>” diyen zihniyetin, kurumu içeriden işlevsizleştirdiğini savunan Özkan, şu yorumu yaptı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>5 seneye Alevilik kalmaz diyen arkadaşa söylüyorum; sen kalmazsın ama Alevilik 800 yıldır olduğu gibi kalır! Kendi cemevini kendisine yük gören, toplumun yok olacağını iddia eden bir anlayışın bu başkanlıkta yeri yoktur.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ÖZKAN: BU KURUM BİZİMDİR, SAHİP ÇIKACAĞIZ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ali Rıza Özkan, kurumun 2022 yılındaki kuruluşunu bir “<em><strong>devrim</strong></em>” olarak nitelediğini ve hâlâ bu adımın arkasında olduğunu hatırlatarak sözlerini şöyle tamamladı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Bu kurum 2022’de açıklandığı zaman gerçekten coşkuyla destekledik, “</em></strong><em>devrimdir</em><strong><em>” dedim, hala da arkasındayım. Cumhurbaşkanı’nı destekledim, Devlet Bahçeli’yi destekledim, bugün de destekliyorum... Burada bir müdahale gerektiği açık. Bu kurum bizim kurumumuz, devlet nasıl bizimse, bu kurum da bizim... Biz bu kurumu gözümüz gibi koruyoruz ve koruyacağız.</em></strong>”</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/3-oyla-kazanan-akd-baskani-muhalifleri-bicmeye-basladi-3147</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 17:00:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>3 oyla kazanan AKD başkanı muhalifleri biçmeye başladı!</h1>
                        <h2>Alevi Kültür Dernekleri olağanüstü genel kurulunda sadece 3 oyla kazanan Seher Şengünlü Yılmaz muhalif şubeleri görevden almaya başladı. İlk olarak Aydın Söke şubesini görevden alan Yılmaz ilçede büyük direnişle karşılaştı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/3-oyla-kazanan-akd-baskani-muhalifleri-bicmeye-basladi-1775138713.webp">
                        <figcaption>3 oyla kazanan AKD başkanı muhalifleri biçmeye başladı!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Alevi Kültür Dernekleri’nde usulsüz işlemleri ve başkanı olduğu derneğin dahi tabela derneği olduğu ortaya çıkan Seher Şengünlü Yılmaz, tabanın tepkisi ile gidilen olağanüstü genel kurulda 3 oy farkla seçimi kazanmıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir sonraki seçimi garanti altına almayı hedefleyen Seher Şengünlü Yılmaz, muhalif şubeleri görevden alarak, koltuğunu garanti altına almayı hedefliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İlk olarak Söke şubesini görevden alan Seher Şengünlü Yılmaz’ın burada başarılı olması halinde, diğer muhalif şubeleri de görevden alması bekleniyor.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">İLÇEDE İSYAN VAR!</span></strong></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/657268796_1342543031229951_8758725232868982826_n.jpg" style="height:800px; width:637px" /></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Söke Alevi Kültür Derneği Başkanı Şevki Kaya’nın görevden alınması ilçede büyük tepkiye neden oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Genel Merkez tarafından yapılan açıklamada, Şevki Kaya’nın “<strong><em>genel ahlak ve Alevi edebine aykırı tutum ve davranışlar</em></strong>” içerisinde bulunduğu gerekçesiyle görevden alındığı belirtilmişti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İlçeye gelen yeni genel sekreter Mehmet Bozkurt’un üzerine yürüyen üyeler, haksız uygulamanın derhal geri çekilmesini istediler.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KAYA: SAVUNMA HAKKIM YOK SAYILDI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Karara ilişkin yazılı açıklama yapan Kaya, hakkında herhangi bir disiplin süreci işletilmediğini vurguladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Soruşturma açılmadığını, savunmasının alınmadığını ve kendisine ifade hakkı tanınmadığını belirten Kaya, bu durumun kabul edilemez olduğunu dile getirdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alınan kararın usule uygun olmadığını ifade eden Kaya, Alevi geleneğinde yargısız infaz anlayışının bulunmadığını söyledi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Her bireyin kendini ifade etme hakkı olduğunu belirten Kaya, bu hakkın yok sayılmasının hem hukuki hem de inançsal açıdan yanlış olduğunu ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ŞEVKİ KAYA’NIN AÇIKLAMASININ TAMAMI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">BASINA VE KAMUOYUNA</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ben, Aydın Söke Cemevi Başkanı Şevki Kaya olarak, Alevi Kültür Dernekleri Genel Merkezi tarafından 29 Mart 2026 tarihinde alınan bir kararla, herhangi bir disiplin süreci işletilmeden ve tarafıma savunma hakkı tanınmadan görevden alındığım tarafıma tebliğ edilmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Söz konusu karar, hem hukuki açıdan hem de yolumuzun temelini oluşturan adalet, rızalık ve hakkaniyet ilkeleri açısından kabul edilemez bir uygulamadır. Hakkımda herhangi bir disiplin soruşturması başlatılmadan, ifade alma süreci işletilmeden ve savunma hakkım tanınmadan alınan bu karar, açıkça usule ve hukuka aykırıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İnancımızda ve geleneğinde “yargısız infaz” yoktur. Her canın kendini ifade etme hakkı vardır. Bu temel ilkenin yok sayılması, yalnızca şahsıma değil, temsil ettiğimiz değerlere de zarar vermektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Adımın ve şahsıma yöneltilen mesnetsiz iddiaların sosyal medyada dolaşıma sokulması, kişilik haklarıma açık bir saldırı niteliğindedir. Bu nedenle hem hukuki haklarımı kullanacağımı hem de sürecin takipçisi olacağımı kamuoyuna saygıyla bildiririm.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu süreçte tek talebim; hukukun, adaletin ve Alevi erkânının gerektirdiği şekilde şeffaf, adil ve usule uygun bir değerlendirme yapılmasıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kamuoyunun bilgisine saygıyla sunarım.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şevki Kaya<br />
Aydın Söke Cemevi Başkanı</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dunyanin-en-alcak-en-serefsiz-kisisini-bulduk-3146</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 15:34:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Dünyanın en alçak, en şerefsiz kişisini bulduk!</h1>
                        <h2>Suriye Arap Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ahmet el-Şara’nın Berlin ziyaretini protesto mitingi düzenlemeyen Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu eleştirilerin odağında.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/dunyanin-en-alcak-en-serefsiz-kisisini-bulduk-1775135516.webp">
                        <figcaption>Dünyanın en alçak, en şerefsiz kişisini bulduk!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu Suriye Arap Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ahmet el-Şara’nın Berlin ziyaretini protesto mitingi düzenlemedi.</p>

<p>Genel olarak Şara’ya tepki gösterilerinin zayıf kaldığı Almanya’da, Şara’ya destek için yapılan mitinglere onbinlerce Suriyeli mültecinin katılması ise şaşkınlık yarattı.</p>

<p>Bu durum, AABF içinde kendisine bağlı bir hizip oluşturmak için uzun süredir çalışan eski genel başkan Turgut Öker’e tam aradığı fırsatı vermişti.</p>

<p>Göre yaptığı dönemde AABF içinde ABD patentli “<strong><em>Alisiz Alevilik</em></strong>” akımının yaygınlaşmasına yol veren Turgut Öker, zaten deprem bağışlarının akıbeti ile ilgili olarak başı dertte olan Hüseyin Mat’a salvo atmak için tereddüt etmedi.</p>

<p>Öker’e göre,</p>

<p>“<strong><em>Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’ndan tek bir yönetici bile bu katilin protesto eylemlerinde yer almamıştır.</em></strong>”</p>

<p>“<strong><em>Alevi toplumu, kişisel gelecek hesapları uğruna bilinçli olarak tavırsızlığa ve suskunluğa itilmiştir.</em></strong>”</p>

<p>“<strong><em>Bu zihniyeti temsil edenler bir gün bile daha görevde kalmamalıdır.</em></strong>”</p>

<p>“<em><strong>Gününü gün eden, maaşını alan, kişisel gelecek hesabı yapan bu yönetim anlayışı derhal değiştirilmelidir.</strong></em>”</p>

<p><strong>ÖZKAN: AABF ALMAN DEVLETİNİN KONTROLÜNDEDİR!</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/tg1.JPG" style="height:610px; width:540px" /></strong></p>

<p>Öker’in kendi sosyal medya hesabından yaptığı fırsatçı paylaşımının altında görüşlerini açıklayan alevihaberler.com.tr genel yayın yönetmeni Ali Rıza Özkan ise, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun iradesinin Alman devlet tarafından gasp edildiğine dikkati çeken şu yorumu yapmıştı:</p>

<p>“<em><strong>AABF, İsrail Filistin halkına soykırım yaparken, Alman İçişleri Bakanı talimatıyla Filistin'i kınayan ve İsrail'i destekleyen bildiriye imza attı. AABF'nin iradesi Alman devleti tarafından gasp edilmiştir. Bu gerçeği söylemeden, şimdiki yöneticileri suçlamak hedef saptırmaktır.</strong></em>”</p>

<p>Gerçekten de, sorunu “<strong><em>sokağa çıkıp çıkmamaya</em></strong>” indirgeyen Öker aslında Hüseyin Mat’a yüklenirken özenle Alman devletinin AABF üzerindeki rolünü gizliyordu!</p>

<p><strong>ÖKER KONTROLDEN ÇIKTI: ALÇAK, ŞEREFSİZ!</strong></p>

<p>Özkan’ın AABF’nin bağımsız tutum alamayacağı ve Alman devletinin kontrolü vurgusu ise eski başkan Turgut Öker’i çıldırtmaya yetti.</p>

<p>Öker, Özkan’ın yorumuna cevabı ibretlikti:</p>

<p>“<strong><em>Elinde öyle bir belge var olupta kamuoyu ile paylaşmayan kişiyi dünyanın en alçak,en şerefsiz kişisi olarak ilan ediyorum Ali Rıza Özkan.</em></strong>”</p>

<p>Halbuki, Alman devletinin AABF’yi kontrolünün neticesi olarak miting yapılmadığı vurgusu, hakikati ifade ettiği için ve Almanya’da Alevilerin Alman devletinin kontrolüne geçirilmesinde kendi sorumluluğunu da hatırlaması Turgut Öker’in okların kendisine de yöneleceği endişesine sebep olmuştu.</p>

<p><strong>İŞTE BELGELERİN KAYNAĞI: ALMAN DEVLETİ</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/T%C3%BCm%20Sayfa.JPG" style="height:800px; width:365px" /></strong></p>

<p>Alman devleti Filistinlilere yönelik katliamlara gözlerini kapayarak “<em><strong>anti-semitizm ile mücadele</strong></em>” kisvesi altında İsrail’i desteklemeyi “<strong><em>devlet politikası</em></strong>” yaptığı için, kendi belgelerini gizleme ihtiyacı duymuyor.</p>

<p>Daha doğrusu, Almanya’nın en çok satan gazetesi Bild, 16 Ekim 2023 tarihinde Berlin’de İçişleri Bakanı Faeser’in gizli bir “<strong><em>İslam Zirvesi</em></strong>” topladığını haber yapınca, İçişleri Bakanlığı’na bağlı olarak Müslüman kuruluşları denetleyen “<em><strong>Deutsche Islam Konferenz</strong></em>” (Alman İslam Konferansı) da kendi sitesine fotoğraflı bir bilgilendirme koymuştu.</p>

<p>Şuraya, kaynağımızın linkini de koyalım:&nbsp;<a href="https://www.deutsche-islam-konferenz.de/SharedDocs/Meldungen/DE/ImDialog/erklaerung-islamische-verbaende.html?nn=598134">https://www.deutsche-islam-konferenz.de/SharedDocs/Meldungen/DE/ImDialog/erklaerung-islamische-verbaende.html?nn=598134</a></p>

<p><strong>KAYNAK: ALMAN İSLAM KONFERANSI RESMİ SİTESİ</strong></p>

<p>“<em><strong>Deutsche Islam Konferenz</strong></em>” DIK, (Alman İslam Konferansı) doğrudan Alman İçişleri Bakanlığı’na bağlı ve Almanya’da faaliyet gösteren Müslüman STK’ları içinde barındırıyor.</p>

<p>Buraya katılım zorunlu değildir. Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu da kendi isteği ile DIK’in kuruluşundan bu yana üyesidir.</p>

<p>Alisiz Alevilik kara propagandası yapan bir kuruluşun nasıl olup da, Müslüman STK’lar ile birlikte aynı çatı altında bir organizasyon içerisinde yer aldığı sorusu bile, tek başına AABF’nin Alman devleti ile ilişkisindeki dengeyi açıklıyor.</p>

<p>Bild gazetesinde “<em><strong>gizli zirve</strong></em>” haberinin yapılmasının ardından, Alman İslam Koferansı resmi sitesinde, bizim haberimizde de kullandığımız fotoğrafla birlikte şu ifadelere yer verilmişti:</p>

<p>“<em><strong>17 Ekim 2023 tarihinde, Devlet Sekreteri Juliane Seifert ve Devlet Sekreteri Hans-Georg Engelke, Müslüman kuruluşların temsilcilerini Berlin’deki Federal İçişleri Bakanlığı’nda (BMI) bir toplantıya davet etti. Görüşmeler, Orta Doğu’daki güncel olayların Almanya’daki toplumsal birlikte yaşam ve güvenlik üzerindeki etkilerine odaklandı. Toplantı, kısa süreli belirlenmiş ve yerleşik görüşme formatlarına dayanarak düzenlendi. Görüş alışverişi açık ve yapıcı geçti. Katılan Müslüman dernekler ve topluluklar, burada yayınlanan bildiriyi ortaklaşa kaleme aldılar.</strong></em>”</p>

<p>Söz konusu “<em><strong>ortaklaşa kaleme alınan</strong></em>” bildiriye imza atanlar ise, şu Müslüman kuruluşlardı:</p>

<p>- Ahmadiyya Muslim Jamaat Deutschland K.d.ö.R. (AMJ)</p>

<p>- Alevitische Gemeinde Deutschland K.d.ö.R. (AABF)</p>

<p>- Bündnis Malikitische Gemeinde Deutschland&nbsp;e.V.&nbsp;(BMG)</p>

<p>- Islamische Gemeinschaft der Bosniaken in Deutschland – Zentralrat&nbsp;e.V.&nbsp;(IGBD)</p>

<p>- Islamrat für die Bundesrepublik Deutschland&nbsp;e.V.&nbsp;(IRD)</p>

<p>- Liberal-Islamischer Bund&nbsp;e.V.&nbsp;(LIB)</p>

<p>- MTO Shahmaghsoudi K.d.ö.R.</p>

<p>- Türkisch-Islamische Union der Anstalt für Religion&nbsp;e.V.&nbsp;(DITIB)</p>

<p>- Union der Islamisch-Albanischen Zentren in Deutschland&nbsp;e.V.&nbsp;(UIAZD)</p>

<p>- Verband der Islamischen Kulturzentren&nbsp;e.V.&nbsp;(VIKZ)</p>

<p>- Zentralrat der Marokkaner in Deutschland&nbsp;e.V.&nbsp;(ZRMD)</p>

<p><strong>İŞTE AABF’NİN İMZA ATTIĞI BİLDİRİ!</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/A%C3%A7%C4%B1klama.JPG" /></strong></p>

<p>İşte, AABF’nin de imza attığı Alman İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan bildirinin Türkçe çevirisi:</p>

<p>“<em><strong>Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’e düzenlediği terör saldırısı hepimizi derinden sarstı. Bu vahşeti en güçlü şekilde kınıyoruz.</strong></em></p>

<p><em><strong>Bu saldırı sonucunda aile üyelerini veya arkadaşlarını kaybedenler veya aile üyeleri veya arkadaşları rehin alınanlar için yas tutuyoruz. Onların derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz.</strong></em></p>

<p><em><strong>İsrail ve Filistin tarafında ve bölgede yaşayan tüm insanlar için daha fazla sivil kaybı ve acının önlenmesi gerekmektedir.</strong></em></p>

<p><em><strong>Almanya’da, toplumumuzda barış içinde bir arada yaşama sorumluluğumuz var. Bu hedefe hep birlikte bağlıyız.</strong></em></p>

<p><em><strong>Demokrasimizin temel bir özelliği, ifade özgürlüğü ve toplanma özgürlüğünün güvencesidir. Ancak, nefrete, kışkırtmaya ve şiddete teşvik söz konusu olduğunda bu haklar sınırlıdır. Antisemitizmin Almanya’da yeri yoktur. Bu ilke doğrultusunda diyaloğumuza devam edeceğiz.</strong></em>”</p>

<p><strong>ŞİMDİ SORU ŞU: DÜNYANIN EN ALÇAK, EN ŞEREFSİZ KİŞİSİ KİM?</strong></p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/%C4%B0%C5%9ETE%20ALMAN%20GAZETELER%C4%B0NDEK%C4%B0%20HABERLER.png" style="height:800px; width:566px" /></strong></p>

<p>Biz, doğrudan Alman devleti tarafından yayınlanan belgelere dayanan bu haberimizden sonra “<em><strong>dünyanın en alçak, en şerefsiz kişisi</strong></em>”nin kimliği konusunda bir şüphe kalmadığını düşünüyoruz.</p>

<p>Ancak, hem Avrupa’da ve hem de Türkiye’de Alevileri kendi gerçek haklarını alması mücadelesi engelleyen, Alevileri PKK’nın kucağına itmek için türlü operasyonlarda yer alan, “<strong><em>Hz. Ali ile Alevilerin alakası yoktur, Aleviler takiyye yapıyor</em></strong>” diyerek Alisiz Aleviliğin önünü açan, Alman ve ABD istihbaratı ve devlet görevlileri ile türlü toplantılarda boy gösteren Turgut Öker de, şimdi AABF ile Alman devleti arasındaki ilişkiye dikkati çeken alevihaberler.com.tr genel yayın yönetmeni Ali Rıza Özkan’a verdiği sözün arkasında durarak, “<strong><em>dünyanın en alçak, en şerefsiz kişisi</em></strong>”ni kabul edecek mi?</p>

<p>Yoksa, kasaba tüccarı politikacıları gibi, kafasını kuma gömerek “<strong><em>üç maymun</em></strong>” tiyatrosuna mı baş vuracak?</p>

<p>Merakla bekliyoruz!</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-yazdi-kimin-safindayiz-kime-hizmet-ediyoruz-3145</link>
            <category>KONUK YAZAR</category>
            <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 07:34:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Dr. İhsan Ünlü yazdı: Kimin safındayız? Kime hizmet ediyoruz?</h1>
                        <h2>Araştırmacı-yazar Dr. İhsan Ünlü, Müslümanların birlik ve kardeşliğine dikkat çeken önemli bir yazı kaleme aldı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/04/dr-ihsan-unlu-yazdi-kimin-safindayiz-kime-hizmet-ediyoruz-1775018355.webp">
                        <figcaption>Dr. İhsan Ünlü yazdı: Kimin safındayız? Kime hizmet ediyoruz?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Araştırmacı-yazar <strong>Dr. İhsan Ünlü, </strong>Müslümanların birlik ve kardeşliğine dikkat çeken önemli bir yazı kaleme aldı.<br />
<br />
Ünlü, yazısında Hz. Ali’nin Sıffin Savaşı sırasında verdiği bir cevabı örnek göstererek, hakikatin şahıslara göre değil, şahısların hakikat mizanında değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. “Hakikat insanlara bakarak öğrenilmez. Bilakis hakikat mizanında insanlar değerlendirilir” ifadeleriyle, Kur’an-ı Kerim’in “Furkan” vasfına ve “toptan Allah’ın ipine sarılın” (Âl-i İmrân, 103) emrine işaret etti.<br />
<br />
<strong><span style="color:#2980b9">Dr. İhsan Ünlü'nün makalesinin tam mertni şöyle:</span></strong></p>

<p><strong>KİMİN SAFINDAYIZ? KİME HİZMET EDİYORUZ?</strong><br />
Hz. Ali’ye yakınlığıyla bilinen bazıları ona Sıffin’de sorarlar: “Acaba senin hak üzerinde olduğuna, Talha ve Zubeyir’in de bâtıl yolda olduklarına itikat etsek ne olur?”&nbsp;<br />
<br />
Hz. İmam Ali, “Sen şahısları hak ile tanı, Hakk'ı şahıslarla tanıma. Yeter ki sen Hakk'ı tanı, onun ehlini de tanırsın!” diye cevap verir.<br />
Hakikat insanlara bakarak öğrenilmez. Bilakis hakikat mizanında insanlar değerlendirilir.<br />
<br />
Bugün biz Müslümanların elinde hakikatin ta kendisi olan Kur’an mizanı dipdiri durmaktadır.<br />
Bir adı da Furkan (hakkı batıldan ayıran) olan bu mübarek kitap, gerçeğin ta kendisi ve öncekileri doğrulayıcı olarak indirilmiştir. (Âl-i İmrân:3-4)<br />
<br />
Bu Yüce Kitapta Müslümanların dağınıklığına asla müsaade edilmez; bilakis “toptan Allah’ın ipine sarılın” buyrulur. (Âl-i İmrân-103)<br />
Müminlerin ancak kardeş oldukları deklare edilir…(Hucurat-10)<br />
<br />
Hz. Peygamber (as) müminleri bir vücudun azalarına benzetirken hiçbir ayrıma girmez; üstelik veda hutbesinde her türlü ayrımcılığa karşı dururken gerçek üstünlüğün takva yani sorumluluk bilincini kuşanmak olduğuna dikkat çeker.<br />
Tabi bugün Müslümanlar, birbirlerine karşı kardeş gibi değil de kalleş gibi davranıyorsa bu durum, üzerinde durulması gereken ciddi bir problemdir.&nbsp;<br />
<br />
Bu meyanda Kur’an, inananları Allah için hakkı ayakta tutmaya ve adaletle şahitlik eden kimseler olmaya davet eder.<br />
“Herhangi bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adaletsiz davranmaya sevk etmesin” diye de hemen arkasından uyarır. (Maide-8)<br />
Hal böyleyken bugün göz göre göre zulme uğrayan Müslümanlara sırf mezhebinden ve meşrebinden dolayı duyarsız kalmak doğru bir yaklaşım olabilir mi?<br />
<br />
Mezhep, meşrep meselesi; nereden çıktığı? hak-batıl vs. şimdi onları tartışma zamanı değildir.<br />
Komşunun evi yanarken duvarın renginin ne olduğu tartışmasına takılıp kalmak en hafif tabiriyle vurdumduymazlıktır.<br />
<br />
Daha vahim olanı, şayet önlem alınmazsa mahallesindeki o yangının kendi evine de sıçrama ihtimalinin yüksek olmasıdır.<br />
Bizim anlayışımıza göre, mazluma kimliği sorulmaz.<br />
<br />
Zulüm kimden gelirse gelsin, kime yönelik olursa olsun mazlumun yanında zalime karşı durmak gerekir.<br />
Sırf mezhebinden veya ırkından dolayı bugün kuşatma altında olan ülkeye/ ülkelere mesafeli duranlar, bilerek ya da bilmeyerek emperyal güçlerin değirmenine su taşımaktadır.<br />
<br />
Bunlar, onca ayet ve hadis ayrışmayı değil birleşmeyi salık verirken, kör mezhepçilik anlayışıyla tam da küffarın arayıp da bulamadığı kamplaşmaya çanak tutmaktadırlar.</p>

<p>Öte yandan Muharrem ayı geldiğinde mazlumların önderi, şehitler serdarı İmam Hüseyin için yas tutanların, bugün mazlum halklar ve gönül coğrafyasında yaşananlar karşısında sus pus olmaları tam bir çelişkidir.<br />
Ümmetin ortak acısı ve kanayan yarası Kerbela’dan yeterince ders çıkaramayanların, bugün bütün coğrafyanın Kerbela ve her günün âşûra olmasına engel olamadığı görülmektedir maalesef.<br />
<br />
“Zillet içimde yaşamaktansa izzetli bir ölümü tercih ederim” diyerek yola çıkan İmam Hüseyin’i yeterince tanımayan sözüm ona Müslümanlar, bugün zillet içinde sömürge güçlere teslim olmuş durumdadır.<br />
Gaflette olan bu insanlara tavsiyem, “Sarı Öküz” hikâyesini tekrar tekrar okumalarıdır. Gafil Müslümanlar dünyevi hırs ve çıkarları adına tarihten bu yana çok tavizler verdi.<br />
<br />
Kimi kariyer, kimi ikbal, kimi makam, kimi menfaat, kimi şöhret uğruna dinini, mukaddesatını sattı.<br />
Mezhebini, meşrebini, ırkını, dilini, rengini dinin/hakikatin önüne geçirenler sayesinde İslam öncesi cahiliye karanlığı tekrar hortladı.<br />
Gün, mezhebine meşrebine bakmaksızın mazlumdan ve mağdurdan olma günüdür.<br />
Gün, “Ehl-i kıble tekfir olunmaz” gerçeğinden hareketle, Müslümanlara kavli ve fiili duada bulunma ve dayanışma günüdür.<br />
Gün, safları sıklaştırma ve İslam kardeşliğini yeniden tesis etme günüdür.<br />
Unutmayalım; “Haksızlık karşısında susan, hakkıyla birlikte şerefini de yitirir.” (Hz. Ali)<br />
Safımız belli; kanayan bir yara karşısında adaletin ve merhametin sesi olmak.</p>

<p>30.03.2026<br />
Dr. İhsan ÜNLÜ</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kemal-bulbul-solingenden-cumhuriyete-nefret-kustu-3144</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 18:47:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Kemal Bülbül Solingen’den Cumhuriyet’e nefret kustu!</h1>
                        <h2>Hacı Bayram Veli Üniversitesi’ne bağlı Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından düzenlenmesi planlanan “Sultan Nevruz Paneli”ne konuşmacı olarak davet edilen PKK terör örgütü hükümlüsü ve eski HDP Milletvekili Kemal Bülbül, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) üyesi Solingen Alevi Kültür Merkezi etkinliğinde Türkiye Cumhuriyeti’ne “faşist ve soykırımcı” olarak hakaret etti!</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/kemal-bulbul-solingenden-cumhuriyete-nefret-kustu-1774973212.webp">
                        <figcaption>Kemal Bülbül Solingen’den Cumhuriyet’e nefret kustu!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">AABF üyesi Solingen Alevi Kültür Merkezi’nde düzenlenen etkinlikte konuşan Kemal Bülbül, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ilkelerini, anayasayı ve milli kimliği hedef alan skandal açıklamalara imza attı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Biz Müslüman değiliz</strong></em>” diyerek Alisiz Alevilik propagandası yapan AABF Genel Başkanı Hüseyin Mat’a hiçbir tepki vermeyen Bülbül, Türkiye Cumhuriyeti anayasasının değiştirilemez maddelerini ve Tekke ve Zaviyelerin Yasaklanması Kanunu’nu hedef aldı, Tunceli Yasasını ise&nbsp;“<em><strong>faşizm</strong></em>” ve “<em><strong>soykırım</strong></em>” olarak adlandırdı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bülbül’ün sözleri, hem siyasi etik hem de toplumsal birliktelik açısından büyük bir provokasyon olarak değerlendirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye Cumhuriyeti’nin 1923’ten bu yana Aleviliği “<em><strong>yasakladığını</strong></em>” iddia eden Bülbül, “<strong><em>Türkiye Cumhuriyeti yasalarında Tekke ve Zaviyeler Kanunu'na göre Alevilik yasaktır. Şu anda da yasaktır. AKP kendinden menkul uyduruk bir '</em></strong><em>Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı'</em><strong><em> kurmuş olabilir; bu Aleviliğin serbest olduğu, inancının serbest olduğu, inanç mekanının tanındığı anlamına gelmez.</em></strong>” ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BÜLBÜL: CHP’YE OPERASYON ALEVİLERE OPERASYONDUR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">25 Mart 2026 tarihinde, Hacı Bayram Veli Üniversitesi’ne bağlı Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından düzenlenmesi planlanan “<strong><em>Sultan Nevruz Paneli</em></strong>”ne konuşmacı olarak davet edilmesi nedeniyle tartışmaya neden olan, eski HDP Milletvekili Kemal Bülbü, konuşmasında CHP belediyeleri ile ilgili de konuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">CHP’ye yapılan operasyonun aslında Alevilere yapıldığını iddia eden Bülbül’ün konuyla ilgili sözleri şöyle:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Bakın şu anda CHP'ye yapılan operasyon, aslında CHP nezdinde bir anlamda Alevilere yapılan operasyondur da değerli arkadaşlar.</em></strong>” </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bülbül, Tunceli Belediyesi’ne kayyum atanmasını ise “<em><strong>faşizm ve soykırım</strong></em>” olarak niteledi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Dersim Belediyesine ikide bir operasyon yapılması, kayyum atanması Tunceli Kanunu'nun bir gereğidir. Tunceli Kanunu ırkçılıktır, faşizmdir, inkardır, katliamdır, soykırımdır.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BÜLBÜL, TERÖR ÖRGÜTÜ ÜYELİĞİNDEN CEZA ALDI MI?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kemal Bülbül, hakkında yaptığımız haberden sonra çeşitli çevrelere aslında terör örgütü üyeliğinin söz konusu olmadığını iddia etse de, belgeler farklı bir gerçeği gösteriyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Daha önce Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Alevi Bektaşi Federasyonu’nda yöneticilik yapan Kemal Bülbül, 2018 yılında HDP’den milletvekili seçilmişti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Bülbül hakkında “<strong><em>terör örgütü PKK üyeliği</em></strong>” nedeniyle 26 Kasım 2020’de verdiği 6 yıl 3 ay hapis cezası, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi tarafından da “<em><strong>delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu saptandığından</strong></em>” onandı ve hüküm kesinleşti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BÜLBÜL, MUHİTTİN BÖCEK’TEN PARA ALDI MI?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Öte yandan, Kemal Bülbül’ün yeniden medyada görünür olması ile birlikte, hakkındaki çeşitli iddialar da gündeme getiriliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Veryansın TV Genel Yayın Yönetmeni Erdem Atay, 30 Mart 2026 tarihinde yaptığ bir video yayınında, Kemal Bülbül ile tutuklu Antalya eski Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek arasındaki akçeli ilişkilere değindi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kemal Bülbül’ün aslında HDP’de atıldığını iddia eden Erdem Atay’ın konuyla ilgili sözleri şöyle: “<strong><em>Ayrıntılarını vermeyeceğim, sadece şunu söyleyeceğim: Ey Kemal Bülbül, anlat bize gerçekleri. Sen Antalya'da belediye başkanlığı seçiminde Muhittin Böcek'le bir ilişkin var mıydı? Acaba Muhittin Böcek kazansın diye parti çalışması yapmadın mı? Bunun için bir rant sağladın mı kendine? Sana sorular soruyorum. Hadi buyur cevapla. Acaba bunu HDP öğrendi de sana gereğini mi yaptı? İhraç bundan mı oldu? Bir söyle bakalım.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>“BÜLBÜL VAK’ASI” KİMLER İÇİN DERS OLACAK?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Binlerce Alevi ve Sünni vatan evladını katleden terör örgütü PKK’ya karşı tek bir eleştiri getirmeyip, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni “<strong><em>soykırımcı</em></strong>” ve “<strong><em>faşist</em></strong>” ilan eden terör örgütü hükümlüsü Kemal Bülbül’ü, sanki Aleviler arasında konuya vakıf akademisyen ve aydınlar arasında başka kimse yokmuş gibi, Hz. Ali ve Nevruz konulu bir panele konuşmacı yapmaya kalkışan Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Uygulama ve Araştırma Merkezi yöneticileri bu olanlardan ders almış mıdır, bilemiyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ankara’nın kalbinde, Hacı Bayram Veli gibi manevi bir iklimde PKK ile iltisaklı olduğu belirtilen isimlere alan açılması girişimi, üniversite öğrencilerinin ve duyarlı kamuoyunun duvarına çarpmıştır. Panelin iptal edilmesi, sadece bir etkinliğin durdurulması değil; terör sevici zihniyetin akademik ve kültürel alanlara sızma girişimine verilmiş net bir cevaptır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu iptal kararı, bu tür panelleri düzenleyenlere ve bu isimleri meşrulaştırmaya çalışanlara bir ders olmalıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türk milleti ve Alevi toplumu, terörle arasına mesafe koymayanların ve şahsi ikbal uğruna siyaseti rant kapısına çevirenlerin inanç değerlerini kullanmasına asla izin vermeyecektir.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/azerbaycan-sinemasinin-dev-cinari-rasim-balayev-hayatini-kaybetti-3143</link>
            <category>KÜLTÜR SANAT</category>
            <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 13:26:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Azerbaycan Sinemasının dev çınarı Rasim Balayev hayatını kaybetti</h1>
                        <h2>Alevi Bekteşilerin ulu ozanlarından Seyyid İmadeddin Nesimi'yi canladırması ile hafızalarda unutulmaz bir yer kazanan Azerbaycan halk sanatçısı, usta oyuncu Rasim Balayev, tedavi gördüğü İstanbul’da 77 yaşında yaşamını yitirdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/azerbaycan-sinemasinin-dev-cinari-rasim-balayev-hayatini-kaybetti-1774953451.webp">
                        <figcaption>Azerbaycan Sinemasının dev çınarı Rasim Balayev hayatını kaybetti</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>İSTANBUL HABER MERKEZİ</strong> – Türk dünyasının ve Azerbaycan sinemasının en ikonik isimlerinden biri olan, canlandırdığı tarihi karakterlerle hafızalara kazınan <strong>Rasim Balayev</strong>, hayatını kaybetti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir süredir sağlık sorunları nedeniyle İstanbul’da tedavi altında olan usta sanatçının vefatı, sanat camiasında ve sevenleri arasında büyük üzüntü yarattı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>SİNEMA İLE GEÇEN BİR ÖMÜR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">8 Ağustos 1948’de Ağsu’da dünyaya gelen Balayev, 1969 yılında Azerbaycan Devlet Güzel Sanatlar Enstitüsü’nden mezun oldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Henüz genç yaşlarında sinemaya adım atan sanatçı, özellikle <strong>"<em>Nesimi</em>" (1973)</strong> filmindeki performansıyla büyük bir çıkış yakalayarak halkın sevgisini kazandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kariyeri boyunca 70’ten fazla filmde rol alan Balayev; <strong>"<em>Babek</em>"</strong>, <strong>"<em>Dede Korkut</em>"</strong> ve <strong>"<em>Yarasa</em>"</strong> gibi yapımlardaki derinlikli oyunculuğuyla sadece Azerbaycan’da değil, eski Sovyetler Birliği coğrafyasında ve Türkiye’de de tanınan bir isim haline geldi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>DEVLET NİŞANLARI VE ÖDÜLLERLE TAÇLANAN KARİYER</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Sanata katkılarından dolayı 1982 yılında <strong>"<em>Halk Sanatçısı</em>"</strong> unvanına layık görülen Rasim Balayev, Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı tarafından verilen <strong>"<em>Şöhret</em>"</strong> nişanının da sahibiydi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Uzun yıllar Azerbaycan Film Yapımcıları İttifakı'nda genel sekreterlik görevini yürüterek sinemanın kurumsallaşması adına da önemli çalışmalara imza atmıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"SESİMİZ ÖKSÜZ KALDI"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Oyunculuğunun yanı sıra karakteristik sesiyle de birçok belgesel ve filme hayat veren Balayev için sosyal medyada taziye mesajları yağdı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Sevenleri, onun vefatını "<strong><em>Azerbaycan sinemasında bir devir kapandı</em></strong>" ve "<em><strong>Nesimi’nin sesi sustu</strong></em>" sözleriyle karşıladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Usta sanatçının cenazesinin, memleketi Azerbaycan’da düzenlenecek devlet töreniyle son yolculuğuna uğurlanması bekleniyor.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozkan-gundemimiz-ramazan-cemi-degil-buharlasan-yardimlardir-3142</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 17:13:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ali Rıza Özkan: Gündemimiz Ramazan Cemi değil, buharlaşan yardımlardır!</h1>
                        <h2>Alevihaberler.com.tr genel yayın yönetmeni Ali Rıza Özkan, Şah TV kanalında Haftaya Bakış programına konuk oldu. Özkan, olmayan Ramazan Cemi hakkında basın açıklaması yapan kuruluşları, Alevi Bektaşilerin içerisindeki hırsızlara, yolsuzlara da tepki göstermeye davet etti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/ali-riza-ozkan-gundemimiz-ramazan-cemi-degil-buharlasan-yardimlardir-1774880394.webp">
                        <figcaption>Ali Rıza Özkan: Gündemimiz Ramazan Cemi değil, buharlaşan yardımlardır!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>İSTANBUL HABER MERKEZİ –</strong> ŞAH TV’de yayınlanan “<strong><em>Haftaya Bakış</em></strong>” programına konuk olan Ali Rıza Özkan, Alevi kurumları içindeki mali belirsizlikler ve son dönemde ortaya atılan “<em><strong>Ramazan Cemi</strong></em>” tartışmaları hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Özkan, bazı federasyonların gündemi değiştirmek amacıyla yapay tartışmalar yarattığını, asıl odaklanılması gereken konunun depremzedeler için toplanan milyonlarca Avronun akıbeti olduğunu savundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte Ali Rıza Özkan’ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>RAMAZAN CEMİ TARTIŞMASI PERDELEME TAKTİĞİDİR!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevihaberler.com.tr genel yayın yönetmeni Ali Rıza Özkan, Alevi toplumunun gündeminde “<strong><em>Ramazan Cemi</em></strong>” diye bir sorun olmadığını belirterek, bu tartışmanın bazı kurumlar tarafından “<strong><em>canbaza bak</em></strong>” taktiğiyle ortaya atıldığını ifade etti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Özkan, “<em><strong>Alevi toplumunun geleneksel bir Ramazan Cemi ritüeli yoktur. Bu iddia, asıl yolsuzluk ve şeffaflık tartışmalarını örtmek, halkın dikkatini başka yöne çekmek için üretilmiştir</strong></em>”, dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>DEPREM YARDIMLARININ AKIBETİ NEDİR?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">6 Şubat depremleri sonrası Avrupa’daki Alevi kuruluşları tarafından toplanan yardımlara dikkat çeken Özkan, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) içindeki denetleme kurullarının bile bu paraların akıbetini netleştiremediğini söyledi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Özkan, başlangıçta 500 bin Avro olarak açıklanan rakamın daha sonra 2,5 milyon Avroya ulaştığının anlaşıldığını, ancak bu paranın ve ayni yardımların (giysi, ayakkabı, elektronik eşya) nereye harcandığına dair somut bir rapor sunulmadığını vurguladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KONTEYNER ALIMLARINDA FAHİŞ FİYAT GÖSTERİLMİŞ!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yardım paralarıyla yaptırıldığı söylenen konteynerlerin fiyatları konusunda ciddi tutarsızlıklar olduğunu belirten Özkan, “<em><strong>O günkü şartlarda piyasa fiyatı 15 bin ile 45 bin lira arasında değişen konteynerlerin, kayıtlarda 75 bin liraya alınmış gibi gösterildiğini tespit ettik. Bugün bile aynı konteynerler 60 bin lira seviyesindeyken, üç yıl önce bu fiyatların yazılması büyük bir şüphe uyandırmaktadır</strong></em>”, açıklamasında bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ALEVİ KÜLTÜR DERNEKLERİ’NDE BUHARLAŞAN AVROLAR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Özkan, mali usulsüzlük iddialarını Türkiye’deki kuruluşlardan verdiği örneklerle de genişletti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi Kültür Dernekleri'nin (AKD) geçmişte bir AB projesi için aldığı 175 bin Avronun projenin yapılmaması üzerine geri istendiğini, paranın iade edilmemesi nedeniyle açılan davanın kaybedildiğini ve bu borcu şimdi derneğin tabanının ödemek zorunda kalacağını vurguladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu tarafından 2023 yılında AKD’ye gönderilen 600 bin TL bir kaynağın, AKD, Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri ve Alevi Bektaşi federasyonu YK üyelerinin şahsi hesapları arasında eşit olarak bölüşüldüğünü belirten Özkan, “<strong><em>Kurumsal işleyişte paranın şahıs hesaplarına gönderilmesinin hiçbir hukuki açıklaması olamaz</em></strong>”, dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ASIL MESELE: HIRSIZLARA KARŞI NASIL BİRLEŞECEĞİZ?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Konuşmasının sonunda Ramazan Cemi tehlikesi diyerek basın açıklaması yayınlayan Alevi kuruluşlarının sessizliğini eleştiren Özkan, asıl meselenin “<strong><em>asimile ediliyoruz</em></strong>” korkusu yaymak değil, toplumun emaneti olan kaynakları korumak olduğunu söyledi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Özkan, “<strong><em>Toplumun parasını yiyenlere, şeffaf olmayanlara karşı sessiz kalarak birlik sağlanamaz. Gerçek meselemiz halkın malına sahip çıkmaktır</em></strong>”, diyerek sözlerini tamamladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Haber Kaynağı:</strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="color:#1f1f1f"><span style="font-family:Google Sans Text,sans-serif"> </span></span><a href="https://www.youtube.com/watch?v=920QiFHezII" target="_blank"><span style="color:#0b57d0"><span style="font-family:Google Sans Text,sans-serif">Ali Rıza Özkan ile HAFTAYA BAKIŞ. 3. BÖLÜM</span></span></a></span></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/sah-i-merdan-hz-ali-paneli-ve-sultan-nevruz-cemi-duzenlendi-3141</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 06:21:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Şah-ı Merdan Hz. Ali Paneli ve Sultan Nevruz Cemi düzenlendi</h1>
                        <h2>Alevi Gençler Derneği ve Erenlerin İzinde Genç Topluluğu’nun iş birliğiyle düzenlenen “Sözlü ve Yazılı Geleneğimizde Şah-ı Merdan Hz. Ali Paneli ve Deyiş Dinletisi”, Munzur Üniversitesi’nde yoğun katılımla gerçekleştirildi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/sah-i-merdan-hz-ali-paneli-ve-sultan-nevruz-cemi-duzenlendi-1774841424.webp">
                        <figcaption>Şah-ı Merdan Hz. Ali Paneli ve Sultan Nevruz Cemi düzenlendi</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12px">Alevi Gençler Derneği ve Erenlerin İzinde Genç Topluluğu’nun iş birliğiyle düzenlenen <em>“Sözlü ve Yazılı Geleneğimizde Şah-ı Merdan Hz. Ali Paneli ve Deyiş Dinletisi”</em>, Munzur Üniversitesi’nde yoğun katılımla gerçekleştirildi. Etkinlik kapsamında Kerbela ziyareti ve kitap çekilişleri yapılırken, günün sonunda Sorpiyan Cemevi’nde Sultan Nevruz Cemi düzenlendi.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/0bc6c059-6e70-4bd0-8a77-5242ac5ee1c8.jpg" style="height:800px; width:600px" /></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12px">Munzur Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi, dün anlamlı bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Alevi Gençler Derneği ve Erenlerin İzinde Genç Topluluğu tarafından organize edilen panelde, Alevi-Bektaşi inancının temel direği olan Hz. Ali’nin sözlü ve yazılı gelenekteki yeri akademik ve inançsal boyutlarıyla ele alındı.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12px"><strong>Protokol ve Gençlerden Yoğun İlgi</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12px">Panele Munzur Üniversitesi Rektörü <strong>Prof. Dr. Kenan Peker</strong>, Rektör Yardımcısı <strong>Prof. Dr. Gülderen Kurt</strong>, bölgenin önde gelen kanaat önderleri, çok sayıda öğrenci ve vatandaş katıldı. Açılış konuşmalarının ardından gerçekleştirilen panelde, Hz. Ali’nin evrensel mesajları ve Anadolu irfanındaki yeri vurgulandı. Panel, katılımcılardan büyük beğeni toplayan deyiş dinletisiyle devam etti.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/3fc14e99-f9d9-4c36-a53f-058de3ac05e2.jpg" style="height:800px; width:600px" /></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12px"><strong>Gençlere Kerbela Turu ve Kültür Hizmeti</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12px">Etkinlik sonunda yapılan çekilişle, inanç turizmine ve kültürel gelişime destek amacıyla 3 kişiye <strong>Kerbela turu</strong> hediye edildi. Ayrıca 10 katılımcıya, Eşref Doğan Dede ve Hasan Çelik tarafından kaleme alınan <strong>"Kavramlar ve Tasavvufî İzahlar Açısından Aleviliğin El Kitabı"</strong> eseri takdim edilerek inanç literatürünün genç kuşaklara ulaştırılması hedeflendi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12px"><strong>Sorpiyan Cemevi’nde Birlik Cemi</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12px">Üniversitedeki programın ardından katılımcılar ve kanaat önderleri Sorpiyan Cemevi’nde bir araya geldi. Baharın ve yeniden doğuşun simgesi olan <strong>Sultan Nevruz</strong> vesilesiyle düzenlenen Cem erkanında, birlik ve beraberlik mesajları verildi. Lokmaların paylaşıldığı ve duaların edildiği törenle program sona erdi.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12px">Alevi Gençler Derneği yetkilileri, gençlerin öz değerleriyle buluşmasını sağlayan bu tür etkinliklerin artarak devam edeceğini belirterek, destek veren tüm kurumlara ve canlara teşekkürlerini sundu.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/c41fb926-8b74-42ba-a9f6-ba8d9584e00d.jpg" style="height:450px; width:800px" /><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-03-30%20at%2006_27_43.jpeg" style="height:786px; width:800px" /><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/a03e6106-0ec5-4edc-b5d4-ce793af2fbbd.jpg" style="height:800px; width:600px" /></span></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozdemir-yazdi-alevi-bektasi-irfaninda-doksan-bin-ayet-ve-doksan-bin-kelam-sirri-3140</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 21:21:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ali Rıza Özdemir yazdı: Alevi-Bektaşi irfanında “doksan bin ayet” ve “doksan bin kelam” sırrı</h1>
                        <h2>T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi önceki dönem başkanı ve yazar Ali Rıza Özdemir sosyal medya hesabında, Alevi-Bektaşi irfan geleneğindeki önemli bir kavram olan “doksan bin kelam” ve “doksan bin ayet” tabirinin manevi anlamını, Hz. Peygamber’in Miraç yolculuğuna ve Dört Kapı öğretisine bağlayarak açıklıyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/ali-riza-ozdemir-yazdi-alevi-bektasi-irfaninda-doksan-bin-ayet-ve-doksan-bin-kelam-sirri-1774809754.webp">
                        <figcaption>Ali Rıza Özdemir yazdı: Alevi-Bektaşi irfanında “doksan bin ayet” ve “doksan bin kelam” sırrı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi geleneksel irfanında, Buyruk metinleri ve ulu ozanların nefeslerinde sıkça geçen “<strong><em>doksan bin kelam</em></strong>” ya da “<em><strong>doksan bin ayet</strong></em>” kavramı, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi önceki dönem başkanı ve yazar Ali Rıza Özdemir’in sosyal medya hesabında paylaştığı makalesinin konusu oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Peygamber’in Miraç yolculuğunda Cenab-ı Hakk ile gerçekleştirdiği mülakatta 90 bin kelam konuştuğu kabul ediliyor. İslam inancında Allah’ın her sözünün bir ayet hükmünde değerlendirilmesi nedeniyle bu ilahi diyalog, Alevi literatüründe “<em><strong>doksan bin ayet</strong></em>” olarak da anılıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Temel kaynaklardan Şeyh Safi Buyruğu’na (1612) göre bu kelamlar, Alevi-Bektaşi yolunun “<strong><em>Dört Kapı</em></strong>” müfredatına göre şöyle tasnif ediliyor:</span></p>

<p><span style="color:#000000">- 30 bin kelam şeriat kapısına,<br />
- 30 bin kelam tarikat kapısına,<br />
- 30 bin kelam ise hakikat kapısına aittir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dört Kapı’nın üçüncüsü olan marifet kapısına dair kelamlar ise “<em><strong>sır</strong></em>” kabul edildiği için kişiye özel irfan, keşif ve sezgiler yoluyla aktarılıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu gizli hakikat, Şeyh Safi Buyruğu’nda Hz. Ali’nin kudret nurunda saklı tutulduğu ve ancak Şah-ı Merdan Hz. Ali tarafından açıklanabildiği ifade ediliyor.<br />
<br />
Şeriat kapısındaki kelamlar “<em><strong>kavil</strong></em>” (söz), tarikat kapısındaki kelamlar “<strong><em>yo</em></strong>l”, hakikat kapısındaki kelamlar ise “<em><strong>hal</strong></em>” olarak nitelendiriliyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hakikat kapısına eren kişi, evliya mertebesine ulaşarak hakikati oturuşu, kalkışı ve davranışlarıyla tecelli ettiriyor. Hz. Peygamber’in “<strong><em>Hakikat benim halimdir</em></strong>” buyruğu da bu olgunluk düzeyine işaret ediyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Büyük mutasavvıf Yunus Emre, bir beytinde bu sırra şöyle değiniyor:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Doksan bin kelimeyi Hak söyleyecek Habib ile, Otuz bini sır olacak, ben o sır olandaydım.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi - Kızılbaş geleneğinin önemli ozanlarından Kul Himmet de kelamların bir kısmının gizli (nihan), bir kısmının ise aşikar olduğunu vurguluyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">19. yüzyılda yaşayan Hamdullah Çelebi ise taksimatı “<em><strong>Otuz bini şeriatte, otuz bini tarikatta, otuz bini hakikatte, bilenler bildi vallahi</strong></em>” diyerek özetliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Uzmanlar, bazı eski kayıtlarda “seksen bin” şeklinde geçen ifadelerin muhtemelen yazım yanlışı olduğunu, aslının her kapıya otuz bin düşecek şekilde toplam doksan bin olduğunu belirtiyor. Bu sayısal sembolizm, yolun katmanlı ve derin irfanını hatırlatıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi kültüründe manevi tekamülün temel taşlarından biri olarak değerlendirilen konuya dair Ali Rıza Özdemir’in sosyal medya hesabındaki makalesi şöyle:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ALEVİ-BEKTAŞİ İRFANINDA “DOKSAN BİN AYET”, “DOKSAN BİN KELAM” SIRRI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi inanç dünyasında, özellikle Buyruk metinlerinde ve ulu ozanların nefeslerinde sıkça karşımıza çıkan doksan bin kelam veya doksan bin ayet tabiri; yolun özünü ve zahirden batına uzanan o derin hikmeti temsil eden en temel kavramlardan biridir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu kavramın mahiyetini tam manasıyla kavrayabilmek için öncelikle Hz. Peygamber Efendimizin Miraç hadisesini ve bu kutlu yolculuğun Alevi irfanındaki karşılığını bilmek gerekir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi inancına göre Hz. Peygamber, Miraç yolculuğu esnasında Cenab-ı Hakk ile mülaki olmuş ve bu görüşme sırasında Allah ile doksan bin kelam konuşmuştur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İslam inancında Allah’ın her sözü bir ayet hükmünde kabul edildiği için, bu ilahi diyalog Alevi literatüründe “<strong><em>doksan bin ayet</em></strong>” olarak da adlandırılır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bin altı yüz on iki tarihli Şeyh Safi Buyruğu gibi temel kaynaklarda bu kelamların dağılımı, yolun “<em><strong>Dört Kapı</strong></em>” müfredatına göre şu şekilde tasnif edilir:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Otuz bin kelam şeriat kapısı hakkındadır.<br />
Otuz bin kelam tarikat kapısı hakkındadır.<br />
Otuz bin kelam ise hakikat kapısı üzerinedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Peki, Dört Kapı’nın üçüncüsü olan marifet kapısına ne olmuştur?</span></p>

<p><span style="color:#000000">İrfan geleneğimizde marifet kapısına dair bilgiler; genellikle kişiye özel tecrübeler, keşifler ve sezgiler (irfan) yoluyla verildiği için bunlar “<strong><em>sır</em></strong>” olarak kabul edilmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şeyh Safi Buyruğu’na göre bu marifet kelamı, Hz. Ali’nin kudret nurunda gizlenmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu gizli hakikati insanlara ancak ilmin kapısı olan Şah-ı Merdan Hz. Ali açıklamıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şeriat kapısındaki otuz bin kelam “<strong><em>kavil</em></strong>” yani sözdür; tarikat kapısındakiler ise “<em><strong>yol</strong></em>”dur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak hakikat kapısındaki otuz bin kelam “<em><strong>hal</strong></em>” olarak nitelendirilir. Zira hakikat kapısına eren kişi artık bir evliyadır, bir velidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Onun hakikati, özel bir çaba sarf etmesine gerek kalmadan; oturuşunda, kalkışında, tavır ve davranışlarında tecelli eder. Hz. Peygamber’in “<strong><em>Hakikat benim halimdir</em></strong>” buyruğu da tam olarak bu olgunluk mertebesine işaret eder.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu kutlu öğreti, tarih boyunca ozanlarımızın gönül süzgecinden geçerek şiirlere ve deyişlere dökülmüştür. Büyük mutasavvıf Yunus Emre, bir beytinde bu sırra şöyle dokunur:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Doksan bin kelimeyi Hak söyleyecek Habib ile,Otuz bini sır olacak, ben o sır olandaydım.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yine Kızılbaş geleneğinin önemli temsilcilerinden Kul Himmet, bu kelamların bir kısmının gizli (nihan), bir kısmının ise açık (aşikar) olduğunu vurgulayarak; şeriatın belli, tarikatın ise bir rehber eliyle sürülen bir erkan olduğunu dile getirir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">On dokuzuncu yüzyılda yaşamış olan Hamdullah Çelebi de otuzar binlik bu taksimatı; “<em><strong>Otuz bini şeriatte, otuz bini tarikatta, otuz bini hakikatte, bilenler bildi vallahi</strong></em>” diyerek mühürlemiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Özetle; doksan bin kelam, Hz. Peygamber’in Miraç’ta Allah’tan aldığı ve insanlığın manevi tekamülüne sunulan ilahi öğretinin bütünüdür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bazı eski kayıtlarda “<em><strong>seksen bin</strong></em>” olarak geçmesi muhtemelen bir yazım yanlışıdır; zira aslı her kapıya otuz bin düşecek şekilde toplamda doksan bindir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu sayısal sembolizm, aslında yolun ne kadar derin, kurallı ve katmanlı bir irfana sahip olduğunu bizlere hatırlatmaktadır.<br />
<br />
<strong>Kaynak:</strong></span> https://t.co/CtMA3tEfsQ</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ismet-abbasoglu-muaviyeye-hazret-demek-aleviler-icin-kirmizi-cizgidir-3139</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 28 Mar 2026 12:17:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>İsmet Abbasoğlu: Muaviye’ye ‘Hazret’ demek Aleviler için kırmızı çizgidir</h1>
                        <h2>Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Merkezi, Alevilik üzerine eserler verdiğini belirten bir profesörün Muaviye’ye “hazret” demesine karşı sessiz kalan Alevi kurumlarını eleştirdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/ismet-abbasoglu-muaviyeye-hazret-demek-aleviler-icin-kirmizi-cizgidir-1774690032.webp">
                        <figcaption>İsmet Abbasoğlu: Muaviye’ye ‘Hazret’ demek Aleviler için kırmızı çizgidir</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Fransa – Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Merkezi, Alevilik üzerine eserler verdiğini belirten bir profesörün Muaviye’ye “hazret” demesine karşı sessiz kalan Alevi kurumlarını eleştirdi.</p>

<p>Dernek adına yazılı açıklama yapan İsmet Abbasoğlu (Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Merkezi Başkanı ve Fransa Bordeaux Cemevi Başkanı), konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:<br />
<br />
Sessizlik Alevilik ile ilgili eserler ürettiğini söyleyen ve bu konudada odalı olduğunu ovunerek belirten bir profesörün, üstüne basa basa Aleviler için kırmızı çizgi olan şeytan ve Allah tarafından lanetlenmis olan Muaviye'ye hazret demesi karşısında, tüm Alevi kurumlarinin ( sayıları binlerle ifade edilen) hiç ses çıkarmamış olmasını ve sadece biz kurum olarak ilk duydugumuz andan itibaren resmi olarak tepkimizi belirtmemize rağmen hala hiç bir kurumdan ses çıkmaması düsündürücü bir durumdur.<br />
<br />
Her bir olayda özellikle devlet aleyhine olan her olayda ortalığı yaygaraya çeviren güya sözüm ona Aleviliği koruyan koca koca kurumlar ses çıkarmıyor. Ya korkuyorlar yada Muaviye'nin hazret olarak adlandırılması da onay veriyorlar. O zaman niye kurumları var ediyorsunuz niye o kurumlardan Aleviliği dizayn ediyorsunuz siz Ali'nin Ehlibeyt'in katiline verilen bu unvanı nasıl sineye cekiyorsunuz. Muaviye şeytani Alevilerin kutsallarina zulm etmiştir sizlerde susarak bu suça ortak olmuşsunuzdur yazıktır günahtır. Bugün konusmayacaksaniz ne zaman konuşacaksıniz. Bu lakirdiyi yapan kişi özür bile dememiştir ve bu kişinin yazdığı alevi kitaplarını binlerce kişi okumakta ve referans almaktadır. Bizler Aleviliğe zarar veren her hareketin karşında olacağız Avrupa alevi düşünce derneği genel merkezi olarak Alevilerin ve devletimizin yanında olacağız. Bu cizgimiz asla sasmayacaktir. Muaviye'ye hazret diyenler ve buna susanlar bilinki her bir alevi muaviyeye binlerce lanet etmektedirler</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>İsmet Abbasoğlu</p>

<p>Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Merkezi</p>

<p>Fransa Bordeaux Cemevi Başkanı</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turkoguz-kilicgedik-yazdi-alevilik-bektasiligin-yonetim-modeli-3138</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 28 Mar 2026 12:07:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Türkoğuz Kılıçgedik yazdı: Alevilik-Bektaşiliğin yönetim modeli</h1>
                        <h2>Alevi-Bektaşi araştırmacı Türkoğuz Kılıçgedik, Alevilik-Bektaşiliğin tarihsel öğretisinde yer alan Velayet sisteminin, İslam toplumunun yönetiminde Halifelikten ayrı ve özgün bir devlet modeli oluşturduğunu savunuyor. Kılıçgedik’e göre bu model, Miraç hadisesiyle Hz. Ali’ye verilen Velayet üzerinden şekillenmiş ve Dört Kapı (Şeriat, Tarikat, Marifet, Hakikat) ile Kırk Makam öğretisine dayanıyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/turkoguz-kilicgedik-yazdi-alevilik-bektasiligin-yonetim-modeli-1774689247.webp">
                        <figcaption>Türkoğuz Kılıçgedik yazdı: Alevilik-Bektaşiliğin yönetim modeli</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Alevi-Bektaşi araştırmacı Türkoğuz Kılıçgedik, Alevilik-Bektaşiliğin tarihsel öğretisinde yer alan Velayet sisteminin, İslam toplumunun yönetiminde Halifelikten ayrı ve özgün bir devlet modeli oluşturduğunu savunuyor. Kılıçgedik’e göre bu model, Miraç hadisesiyle Hz. Ali’ye verilen Velayet üzerinden şekillenmiş ve Dört Kapı (Şeriat, Tarikat, Marifet, Hakikat) ile Kırk Makam öğretisine dayanıyor.<br />
<br />
<strong>Türkoğuz Kılıçgedik'in makalesinin tam metni şöyle:</strong><br />
<br />
&nbsp;</p>

<p><strong>ALEVİLİK-BEKTAŞİLİĞİN DEVLET YÖNETME MODELİ</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<ol>
	<li><strong>Alevilik-Bektaşiliğin Tarihsel Öğretisi ve Sistemi</strong></li>
</ol>

<p>Peygamberlik sona erip Velayetin başlaması, Velayet öğreti ve sistemin belirlemesi için Hz. Muhammed Hak tarafından Miraca çağrıldı. Bu amaçla Miraç olayı Peygamberliğin sonlandırılıp Velayetin başladığı en üst kademe olan Hakk’ın huzuru ve Hakk’ın huzurunda Velayetle ilgili yeni, kesin, değişmez ve ebediyen sürecek kararların alınmasını teşkil ediyor.</p>

<p>Bu dönem, Hz. Muhammed’in ölümüne yakın bir zamana denk geldiği için, İslam toplumunun yönetimi Peygamberlik dönemini kapsayan Velayet yoluyla belirlenmiştir. Dolayısıyla, Velayet, Miraç sırasında Allah tarafından Hz. Ali'ye verilmiş ve Miraç dönüşü Hz. Ali'nin önderliğinde kırk kişiden oluşan bir meclis kurulmuştur.</p>

<p>Hakk’ın Hz. Muhammed’i Miraca çağırması ve Velayetin Miraçta Hz. Ali’ye verilmesi konusu, İmam Cafer Sadık buyruğun içinde yer alan “Kırklar Cemi” başlığı altında; "Hz Muhammed bir sabah (gece-şafağa doğru) Miraca gittiğini, Miraç da Hak ile Doksan bin söz konuştuğu, bu sözlerden otuz bini Şeriat Kapı üzerine indiği. Doksan bin sözden kalan altmış bin sözün ise Hz. Ali'de sır oldu” şeklinde açıklayarak Hz. Ali’nin Hz. Muhammed’le beraber Miraçta olduğunu ve Dört Kapı ve altmış bin sözle Velayet görevini aldığını vurgulamaktadır, &nbsp;(Vaktıdolu, 2018, 13. “bz.”21-26-27).</p>

<p>Ayrıca, 1700-1800 yıllarında yaşamış “Hasreti” yazdığı Cönklerinde yer alan “Mirat-i Miraçname”de, Kırklar Cemi anlatımına benzer olarak “Hakk’ın Hz. Muhammed’i Miraca çağırdığı ve Hak ile görüştüğünü tespit edilmesi için önceden nişan olarak Hz. Muhammed’e ait yüzüğün (hatem) Melek Cebrail vasıtasıyla Hakk’a gönderilmesi emredilmiş. Hz. Muhammed ile Hakk’ın Miraçtaki görüşmesinde Hz. Muhammed Miraçta kendi yüzüğünü Hak elinde görmüş. Aynı yüzük Kırklar Ceminde Hz. Ali parmağında çıkması üzerine, Hakk’ın Miraç da Hz. Ali’de tecelli olduğunu, dolayısıyla Hz. Ali’nin Miraç da olduğu ve bu tecelli sırasında Hakk’ın belirlediği Velayetin tüm öğreti ve sistemin Hz. Ali’ye geçtiğini” (Özmen, 1998, s. 206-208) sır ve şifreli bir dille açıklamaya çalışmaktadır.</p>

<p>Bu tecelli ile Velayetin tüm öğreti ve sistemin Hz. Ali’ye geçmesi, Hz. Ali’nin Hakk’ın Velisi konumunda Velayet aldığına vurgu yapmaktadır Pir Sultan gibi ozanlar ve Miraçnameler gibi anlatımların birçoğu Hz. Ali’nin Miraçta Velayet alıp Dört Kapı öğretisi üzerinden görev aldığına sır ve şifreli bir dile açıklama getirmeye çalışıyorlar.</p>

<p>Tüm Alevi yazılı tarihi kayaklarında Hz. Ali’ye verilen Velayet ve ilgili öğreti ve sistemin sır ve şifreli olarak anlatmasının temel nedeni Velayet öğretisi ve yönetim şekli kendi içinde birçok sırlar taşımakla beraber, bu öğreti ve yönetimin Velayet sahipleri dışında yorumlanmaması ve art niyetli kişilerin eline geçmeyip istismar edilmemesi içindir.</p>

<p>Özelikle Hz. Muhammed’in ölümünden sonra Velayete karşı ortaya çıkan Halifelik, Velayet için büyük tehlike arz ediyordu. Velayet öğretisi ve sistemi tarih boyunca bu gibi tehlikelere karşı hep sır ve şifreli olarak yazılı kaynaklara geçti. Bu durum Velayet ile Halifeliğin aynı şey olmadığı, arada öğreti ve yönetim farklılığının da olduğunu açıklayan birçok tarihi ayrışma ve çatışmalarla da kanıtlanmış durumdadır.</p>

<p>Velayet, Hak ve Hz. Muhammed tarafından Hz. Muhammed daha hayata iken sosyal düzeni ve adaleti sağlayan beli bir öğreti ve sistemle ve ilahi bir kudretle Hz. Ali’ye verilerek bu amaçlı Hz. Ali ve devam soyuna özgü dokunulmazlık zırh ile yürürlüğe girdi. Halifelik ise Hak ve Hz. Muhammed’den habersiz ve Hz. Muhammed’in ölümünden hemen sonra birkaç kişilik beşeri şura toplantısıyla belirlenip egemenlerden yana olan gelişi güzel bir sistemle yürürlüğe girdi. İki başlı bir İslam yönetimine neden olan bu durum tarih boyunca İslam içi bölünme ve çatışmaların temel sebebi ve kaynağını oluşturuyor.</p>

<p>Ayrıca Velayet ve ilgili öğretisi ve sistemi Hak ve Hz. Muhammed tarafından meşru yollarla Hz. Ali’ye verildiği için Hz. Ali, Ehli Beyti Kırklar ve On İki İmamlara ve devam soyu olan Aleviliğe özgü, özel ve ayrıcalıklı olarak kurumlaştığı için dokunulmaz ve değişmez bir sonsuzluğa sahip iken. Halifelik ise birkaç kişilik şura ile meşru olmayan yoldan kurumsallaştığı için hile, savaş, zor, cebir gibi meşru olmayan yollarla el değiştirebilir ve her el değiştirdikçe öğreti ve tüm unsurlarıyla her defasında değiştirilen bir yapıya sahipti.</p>

<p>&nbsp;</p>

<ol>
	<li><strong>Alevi-Bektaşi Öğreti ve Sistemin, Devlet Yönetim Modeli</strong></li>
</ol>

<p>Velayet öğreti ve sistemi tamamen Ahiretlikdüzenden esinlenip dünyanın insan düzeniyle harmanlanarak, bir dünya düzenine dönüştürmeyi hedefleyen bir yapıdır. Bu öğretinin, dünyevi biçiminde karşılığı dört kademeden oluşur. Birinci kademe Peygamberlik öğretisi, ikinci kademe Velayet öğretisi, üçüncü kademe Ariflik (Melek Cebrail) öğretisi, dördüncü kademe Velilik (Hak) öğretisidir.</p>

<p>Bu dört öğretinin dünyevi yapısı, Hz. Hz. Ali’ye verilen Velayet öğretisi ve sistemi olan Dört Kapı ile kademelendirilerek birbirine entegre edilmişler. Ahiretliğin dünyevi karşılığı olarak açıklanan bu öğretinin, Ahiretlik olan batın boyutu, insanların anlayamayacağı kadar farklı olduğu için tamamen sır ve gizli kalmıştır.</p>

<p>Hz. Muhammed’in Peygamberlik dönemi olan 22 yıl içinde gelen vahiylerin insanlara tebliği ile farklı inançlardan çok sayıda insan İslam’ı benimsemiş. Bu insanlardan İslam toplumu doğmuştu. Her geçen gün çoğalarak büyüyen İslam nüfusun yasama, yürütme, yargı ve ilgili yönetme şekli Miraçta Velayet üzerinden belirlenip Hz. Muhammed daha hayata iken yürürlüğe girmişti.</p>

<p>Alevi-Bektaşi yazılı tarih kaynakları yakından incelenip doğru ve sistematik bir şekilde yorumlandığında, Velayet öğretisi ve sistemi Dört Kapı Kırk Makamla bile çok kolayca tanımlanabilir. Bu öğreti ve sisteme dayalı bir "yasama, yürütme ve yargı" yapısının varlığı çok kolaylıkla gözlemlenebilir. Bunlardan, Hacı Bektaşi Veli’ye ait Makalat eserinde belirtilen Dört Kapı ve ilgili dört kademeli toplum entegrasyonu (Abid, Zahid, Arif, Mühip) ile ilgili açıklamaları ve bu açıklamaları onaylayan diğer birçok Alevi yazılı kayakla beraber önemli bir örnek ve kanıt teşkil etmektedir.</p>

<p>Aynı bağlamda, yasama, yürütme ve yargıyla ilgili İmam Cafer Sadık Buyruğunda Kırklar Cemi başlığı altında yayınlanan Kırklar Meclisin kurumsal varlığı ve ayrıca tarih içinde Alevi ocak, tekke, dergâhların derviş merkezli kurumsal yapısı gibi birçok oluşum, Velayet yönetim biçimini açıklayan önemli örnekler ve deliller olarak hizmet vermişler. Bunlardan en canlı ve çarpıcı örneklerden ve kanıtlardan biri de Alevi-Bektaşi topluluğunun sosyal yapısı, inançları, kültürü ve bunlarla ilgili norm ve ritüelleridir.</p>

<p>İmam Cafer Sadık Velayet öğretisi ve Dört Kapı sistemin yönetim modelin temel kaynağı hakkında kısaca şu bilgiyi veriyor; “Muhammed Mustafa ve Aliyyel Murtaza cümleye rahmet geldiler, dini zahir eylediler. Erkân koydular. Şeriat zahir oldu. Tarikat (Marifet) ve Hakikat sırrı oldu. Şeriat Muhammed’in oldu. Tarikat (Marifet) ve Hakikat Ali’nin şanına geldi”(Vaktıdolu, 2018, 21). Şeyh Safi ve diğer Alevi ozanların eserlerinde "doksan bin söz" ve artı "otuz bin söz" olarak anılan Kur'an ayetlerine ait sözlerin, Dört Kapıya bölünerek yorumlanmasına değinerek, Velayet öğreti, sistemin ve ilgili yasama, yürütme ve yargı yapıları Dört Kapı içinde Kur’an ayetleriyle de desteklenecek şekilde kurumsallaştığı anlaşılmaktadır. Bu konudaki Şeyh Safı açıklaması şu şekildedir. “Muhammed Mustafa Sallahlahüteala aleyhi vesellem Miraca varıncak Hak Celle ve ala hazretleri doksan bin kelamı söyleşti. Otuz bini şeriatta ve otuz bini tarikatta ve otuz bini hakikatta ya ma’rifet kelamı kanı dirsen…?</p>

<p>Doksan bin kelamın otuz bini şeriat kalidir. Otuz bini tarikat yoludur ve otuz bini hakikat halidir. Ma’rifet sırrı emirdir ve ma’rifetin kelamı Hak teala erenlerin ve Ali’nin kudret nurunda sırritmişdir. Erenlerin sırrını müşahide idüb onlarda görmek gerek” (Koçak, 2004, 67).</p>

<p>Hak tarafından belirlenen Velayet öğretisi ve sistemi ve ilgili yönetim şekli yasama, yürütme ve yargı yapısını Dört Kapı denilen Şeriat Kapısı, Tarikat Kapısı, Marifet Kapısı ve Hakikat Kapısı öğreti kademelerinden oluşuyordu. Birinci kademe olan Şeriat Kapının yasama, yürütme ve yargı yapısı Müslüman olmuş tüm kesimi kapsayacak şekilde Hz. Muhammed dönemindeki Peygamberlik öğretisi üzerinden düzenlenip kurumsallaşmış. Bu öğreti ve kurumsallaşmanın günümüz dili ile açıklaması Hz. Muhammed bu öğretinin sahibi ve ilgili devletin kurucusu ve başıdır.</p>

<p>İkinci kademe olan Tarikat Kapının yasama, yürütme ve yargı yapısı, Hz. Ali Vilayeti ve Kırklar Meclisin öğretileriyle belirlenen, devletin kurumsal ve sosyal yapısını oluşturan, devlet kurumun kendisi ve Şeriat Kapı kurumsalın üzerindeki üst yönetimdir. Bu kurumsal yapının günümüz modern karşılığı Meclis ve onun bünyesinde atanan Başbakan, Bakanlar ve bu Bakanlar kabinesi ve bağlı devlet kurumlarıdır.</p>

<p>Birinci (Şeriat Kapısı) ve ikinci kademelerin (Tarikat Kapısı) dünyevi öğretisi Peygamberlik ve Velayet öğretisi üzerinden açıklanırken, bu öğretinin Ahiretlikteki karşılığı sır ve gizli (batın) tutulmuştur.</p>

<p>Üçüncü kademe olan Marifet Kapı yasama, yürütme ve yargı yapısı Melek Cebrail’in Melek konumu ve öğretisi üzerinden düzenlenmiş. Devlet kurumsal yapısından daha bağımsız, dünyevi hırslardan soyutlanmış gönül gözü gelişmiş olarak belirlenerek devlet kurumsalını bağımsız ve tarafsız olarak denetleyen ve düzenleyen bir yapı içinde kurumsallaşmıştır. Dördüncü kademe olan Hakikat Kapı yasama, yürütme ve yargı yapısı Hakk’ın yaratılışa bakışı ve ilgiliöğretisi üzerinden düzenlenmiş. Marifet Kapıyla beraber (Melek ile Hak) koordineli çalışan Hakikat Kapı kurumsalı, devletten bağımsız olarak, devleti, İslam ve İslam olmayan her kesimi ve tüm yaratılışı kapsayacak şekilde geniş bir görev sorumluğuyla en üst yönetim olarak evrensel ilkeler üzerine kurumsallaşmıştır. (Günümüz tabiriyle birleşmiş milletler, Avrupa insan hakları mahkemesi, Anayasa mahkemesi ve benzeri bir yapıya sahiptir).</p>

<p>Bu kurumsal yapının zahir ve dünyevi tanımı Ariflik ve Velilik öğretisiyle açıklanırken, batın ve Ahiretlik tanımı ise insanların anlayamamağı öğreti olan Melek ve Hak öğretisiyle açıklanabilir içerikte kendi içinde sırdır.</p>

<p>Dört Kapın tüm bu sistemi, tüm boyutlarıyla birbirine entegre edilerek kademelendirilmiştir. Yani her kapı kademesi hem kendi içinde kendine özgü ve bağımsız bir yasama, yürütme ve yargı yapısı vardır. Hem de Dört Kapı öğreti ve sistemine göre kademeli ve birbirine bağlı entegrasyonlu bir yasama, yürütme ve yargı yapısı vardır.</p>

<p>Bu öğreti ve sistem Peygamberlik öğretisini kapsayacak şekilde Velayet üzerinden kurumsallaşıp devletleştiği için “günümüz tabiriyle” Başbakan Hz. Ali’dir. Hz. Muhammed ölümün sonrasındaki süreçte devletin kurucusu ve onursal Başkanıdır. Bakanlar ise ilgili Kırklar Meclisidir ve tüm alt kurumlarıyla Başbakana yani Hz. Ali’ye bağlıdır. Kırklar Meclisi on yedisi kadın, yirmi üçü erkek Bakandan oluşmuş. Kırk Bakan, kadın ve erkek sayısına göre eşit sayıda Dört Kapı içinde bulunan her kapıda onar Bakanla görevlendirilmiş.</p>

<p>Tüm bu tarihsel bilgilere göre, Hz. Muhammed daha hayata iken bu dönemde devletin yönetim ve kurumsal yapısı Hakikat Kapısında (Miraçta) Hak tarafından belirlenmiş. Hz. Muhammed Peygamberliğiyle Şeriat Kapı öğretisiyle bu devletin temelleri atılmış. Hz. Ali Velâyetiyle devletin yasal, kurumsal ve sosyal yapısı Tarikat Kapı öğretisi ve Kırklar Meclisiyle (Alevilik) kurulmuş. Melek Cebrail tarafından bu devlet Marifet Kapı öğretisine göre denetlenip tüm unsurlarıyla yürürlüğe girmiştir. Hz. Ali Hakk’ın Velisi (Velayeti) olduğu için Başbakan ve Kırklar Meclisi Bakanlar kurulu düzeyinde bu devletin Dört Kapı öğretisi ve sistemi olan tüm yasama, yürütme ve yargı bilgisine sahiptir.</p>

<p>Yazılı tarih kaynakları, Hz. Muhammed Miraca çıktığında on sekiz bin âlemi gördüğünü belirtir. Miraç görüşmesinde Hak tarafından kurumsallaştırılan Velayet ve Dört Kapı öğretisi ve sistemin Ahiretlik bir yaşamın modelin dünyevi karşılığı olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, Ahirette dört kademeli bir sosyal yapı vardır. Bu sosyal yapısının dünyevi toplumsal karşılığı; “Abid (Müslüman), Zahid (Alevi-Bektaşi), Arif (Melek) ve Mühip-Veli (Hak) (Güzel, 2011, 74) olarak tanımlanıp kademelendirilmiş. Velayet öğretisine göre kişi bu dünyada Dört Kapının hangi kademesinde ise Ahirete de o kademede yer alacağını ve o kademeye göre sorgu sualden geçecektir</p>

<p>&nbsp;</p>

<ol>
	<li><strong>Şeriat Kapısında, Temel Yapılanma</strong></li>
</ol>

<p>İslamiyet’in ilk döneminden başlayarak, diğer dinlerden Müslümanlığa geçen insanların, yeni bir düzen olan İslam'a entegre edilmesi süreci, Müslüman ilkeleri çerçevesinde verilen ilk eğitim yoluyla dini ve sosyal yapıya dahil edilmeleri. Ve böylece kendi içinde kurumsal bir örgütlenmenin oluşturulması hayati önem taşımaktaydı. Bu nedenle, Şeriat öğretisi içinde, bu amaca uygun hizmetin sağlanması için bazı önemli başlangıç ​​ve genel ilkeler belirlenmiştir. Bu konuma uygun tutarlı ve öncelikli olan ilkeler, sağlam temeller üzerine, kurumsal ve sosyal bir düzen oluşturulmuş ve bu düzene göre faaliyet yürürmüştür.</p>

<p>Bu ilkeler kısaca şöyle özetlenebilir; “İman, ilim, salat (namaz), zekât, oruç, hac, askerlik, yasak cinsi münasebetten kaçınma, üretim, helal kazanç, faizin yasaklanması, paylaşım, nikâh, aile, toplum, sünnet, musahip, kirve, dünür ilişkilerin gelişimi. Sevgi, saygı, temiz yemek, temiz giyinmek, iyilik, yaramaz işlerden sakınmak” (Güzel, 2011, s. 293-1011) gibi ve benzer ana ilkeler ile belirtilmiştir. Pir Sultan Abdal bu ilkelerin İslamiyet’in öncelikli yapısıyla ilgili genel bir değerlendirmesini şu dizelerle açıklamaya çalışmıştır. ”Gönül gel karardan şaşma / Sözüm sana meveddettir / (…) Şeriattan edep öğren / ilim ile üstat olur oğlan / Kimi farz kimi sünnettir” (Gölpınarlı-Boratav. 2010, s. 103-104).</p>

<p>Özelikle bu ilkelerin önceliğe alınmasının başlıca nedeni bu ilkeler ve içinde yer alan tüm önemli ayrıntılar İslam’dan önce ya hiç yoktu. Ya da egemen yönetimlerin işine gelmediği için hiçbir şekilde önemsenmiyordu. Bundan dolayı bu ilkeler, bir başlangıç olarak belirlenmesi önemli bir değişimi getirmekle beraber, İslam’dan önceki önemli sorunlarında bu öncelikli ilkeler ve ilgili ayrıntılarıyla çözüme kavuşturulması hedeflenmiştir.</p>

<p>Bu ilkelerin tüm ayrıntılarının, Hz. Muhammed zamanında Velayet sahibi olanlar tarafından Şeriat Kapı kurumsalı içinde eğitim ve öğretim yoluyla topluma yayılması ve uygulanması amaçlanmıştır. Kırklar Meclisi'nden on Bakanın önderliğinde, bu ilkelerle ilgili sorunları çözmek ve toplumun hızla bu ilkeli düzene uyması için yasama, yürütme ve yargı organların tüm imkânları seferber edilmiş.</p>

<p>Başlangıçta dini okullar (medreseler), Mescitler ve Camiler gibi merkezi yerler kurulmuş ve bu amaçlı kullanılmıştır. Dört Kapı öğreti ve sistemin ilk seviyesi olan Şeriat Kapısında, Hz. Muhammed Müslüman topluluğunun başı olarak Peygamber, yardımcısı Hz. Ali'yi İmam ve Velayet makamın sahibi olarak kabul edilir. Velayetin bu yönetim modeli, Halifelik yönetiminden farklı olduğu için Halifelik yönetimin sert baskılarına rağmen kısmen gizli olarak Velayet öğretisi aracılığıyla On İki İmam döneminde ve sonrasındaki tekke ve dergahlar yoluyla uzun yıllar boyunca devam etmiştir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<ol start="2">
	<li><strong>Tarikat Kapısında, Devletin Kurumsal Yapısı ve İşleyişi</strong></li>
</ol>

<p>İlk kademe olan Şeriat Kapısı öğretisi, Müslümanlığı kabul eden her sıradan insan için Müslüman öğreti ve yasalarını askeri düzeyde belirleyip düzenleyen ve yöneten başlangıç ​​ve alt bir kademedir.</p>

<p>Dört Kapı içinde, ikinci kademe olan Tarikat Kapısı öğretisi ve ilgili aşamaları, devlet düzeyinde özellikle belirleyicidir. Çünkü Tarikat Kapısı sistemi hem devleti yöneten kurumsal bir yapıdır hem de devleti yönetenleri yetiştirmiş ve atamasını yapmış merkezi bir kurumdur. Başka bir deyişle, devlet büyük ölçüde Tarikat Kapısı öğretisi ve sistemine göre yönetilmiştir. Bu nedenle, devletin her kurumunda ve kadrosunda görev yapan her kişinin Tarikat Kapısı'ndan mezun olup Tarikat Kapı öğretisine göre görev yürütmesi gerekiyordu. Bunun en açık örneği, Hz. Ali'nin Velayet görevini almasıyla birlikte, Tarikat Kapısı kurumu içinde yer alan Kırklar Meclisi'nin, Dört Kapı öğreti ve aşamalarıyla oluşturulan devlet yapısı içinde bu günkü deyimiyle Bakanlık düzeyinde görevler yüklemesidir.</p>

<p>Kırklar Meclisi, Şeriat Kapı öğretisini edinmekle beraber, Tarikat Kapı öğretisi içinde belirlenen ana ilkeler olan; Mürit, musahip, talip, rehber, pir, mürşit kutsal ikrar ve manevi bağ ilişkileri içinde Alevilik esaslarına göre yapılanmıştır. Nefsi duygularından soyutlanmış, Derviş konumunda tamamen hizmet odaklı görevler edinmiş. Tarikat Kapı ibadeti olan Cem ibadet ve toplantılarına eksiksiz katılım sağlamış. Birçok farklı eğitim ve deneyimden geçerek birçok farklı ilimle aydınlanmış. Toplumun her kademesiyle uyum içinde yol gösteren muhabbet sahibi bir görev ve kişilik edinmişler. Bu öğretiyle iç dünyası aşk, şevk, sefa ve ilgili saflığa, fakirliğe (Kılıçgedik, 2025, s 171-179) kavuşarak dünyevi oluşumdan farklı olan Ahiretliğe özgü pişerek olgunlaşmış bir kişiliğe kavuştuklarından, bu kişilere Bakanlık düzeyinde devletin farklı kurumlarında ve üst düzeylerde önemli görevler verilmiş.</p>

<p>Alevi yazılı metinlerinden anlaşıldığı kadarıyla; Tarikat Kapı öğretisi, Kırklar Meclisinde olduğu gibi devlet içinde görev alanları ilk etapta nefsi duygulardan arındıran bir eğitim vererek kişiyi dünyevi isteklerden soyutlamış bir derviş veya rehber, pir konumuma eriştirerek mezun ediyor. Bu konumuyla devlet kurumlarında görev alanlar mülkiyet edinmede muaf tutularak bir Derviş misali yaşam sürmek durumunda görev yürütüyordu. Bu eğitim, okul ve dershane konumunda görev yürüten ocak, tekke ve dergâh yapılanmaları içinde veriliyordu.</p>

<p>Böylece ocak, tekke ve dergâhlarda mezun olan Dervişler devletle ilgili aldığı görevlerde altı gurupta görev almıştır. Birinci gurup, devletin tüm kurumsal mekanizmalarında görev alan kadroyu, Dervişlik kişiliği ve görevine erişene kadar eğitim, öğretimden geçirip mezun ederek eğitim düzeyine göre ihtiyaç duyulan kurumlarda görev veriyordu. Pir Sultan Abdal Tarikat Kapının bu eğitim sistemini kısaca şu dizelerle dile getirmiş. “…Tarikat bir oddur yakar / Kimi ham kimi has çıkar / Çerağın yakan üstadadır / Tarikata kâmil olan / ilim ile âlim olan / Evvel mertebe hizmettir…” (Gölpınarlı-Boratav. 2010, s. 103-104). Tarikat Kapı kurumsalın bu konumundan dolayı, görev verdiği tüm bu kadroyla işbirliği içinde devletin yasama, yürütme, yargı, ekonomik, sosyal düzen, inanç gibi her alanda eşit, adil ve paylaşımcı düzeni oluşturup devam etmeyi sağlayan merkezi bir yapısı vardı.</p>

<p>İkinci gurup, Kırklar Meclisinde olduğu gibi Bakanlık düzeyinde ve ilgili üst kademelerde sabit ve yerleşik görevler alırken. Üçüncü gurup, Devletin askeri ve diğer güvenlik içerikli alanlarında görev alıyordu. Dördüncü gurup, tarım, üretim, esnaf, zanaat, ticaret gibi devleti ayakta tutan ekonomik unsurlar içinde görevlendirilmiş. Beşinci gurup, din, inanç ve kültürel konularında görev almış. Altıncı gurup, devlet adına çok sayıda farklı görevler alarak ulaşım ve haberleşmenin olmadığı bu dönemde bu görevlerini gezgin bir şekilde yürüterek halkın her kesimine ulaşıp halkın sorunlarını çözmeye odalı çalışmıştır.</p>

<p>Velayet ve ilgili Dört Kapı öğreti ve sistemine göre kurulan bu devlet modeli, Hz. Muhammed döneminde yürürlüğe girmiş. Hz. Muhammed vefatından hemen sonra, Halifelik devlet yönetimine geçilince, Velayet yönetim modeli devlet dışına itilmiş. Dolayısıyla, bu yönetim modeli sivil ve içe kapalı ocak, tekke, dergâh yapılanması ve sistemi içine girmiş. Halifelik yönetiminden kaçınmayı gerektirecek bir yöntemle varlığını sürdürmeyi sağlamıştır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<ol start="3">
	<li><strong>Marifet ve Hakikat Kapı Gereği, Devlet Denetimi ve Düzeni</strong></li>
</ol>

<p>Tarikat Kapı öğretisini alıp devletin birçok kurumunda ve kadrosunda, Hak aşkı ile görev alanlar Dört Kapı kuralları içinde gösterdiği çaba, yaptığı hizmetler, edindiği tercüme ve donanımlar oranında içsel ve ruhsal olarak gelişerek, Marifet Kapı kademesine geçiyordu. Daha çok bu hizmetlerle Marifet ve Hakikat Kapı kademesine erişen bu insanların iç duyuları Hakk’ın sevgisiyle dolup, Hakk’ın gözü ve gönlüyle tüm insanlara ve varlığa bir gözle bakan esaslar üzerinde hizmet etme görevi alıyordu.</p>

<p>Eline geçen mülkiyeti ve devlet olanaklarını din, dil, ırk ayırımı yapmadan yoksul ve yardıma muhtaç kesime eşit oranda harcamak ve bu kesimin hayat seviyesini yükselten bu yöneticiler, tamamen Hakk’ın rızası için çalışıyordu. Buradaki amaç, geçici olan dünya hayatından farklı olan sonsuz Ahiretlik yaşam biçimini, bu dünyada yaşayıp tecrübe edinerek Ahirete en iyi şekilde hazırlanmaktır. Velayet devlet yönetimi olan Ahiretlik yaşam biçimi, din, dil, ırk ayırımı yapmadığı için, Velayetin devlet yönetimi altında yaşayan farklı din, inanç ve kültürden insanlar, diğer faklı düzenlere nazaran bu yönetim altında kendini daha fazla emniyete ve huzur içinde bulabiliyordu.</p>

<p>Velayet ve ilgili yönetim şekli olan devlet kurumları içinde hizmet çabası içinde olup yaptığı hizmetler, edindiği tercüme ve donanımlar oranında içsel ve ruhsal olarak gelişen insanlar; Marifet Kapı kurumsalı içinde devlet kurumlarını denetleyip toplumun memnuniyetine göre düzenleyen görevliler tarafından belirlenerek, Marifet Kapı kurumsalına dâhil ediliyor. Ve daha çok devlet kurumlarını denetleyip düzenleme üzerinden görev veriliyordu. Böylece Marifet Kapı öğretisine göre yetişen Arif sayısı artıkça Marifet Kapı kurumsalı güçlenip toplumun eğitim seviyesi ve oranı daha çok bu kapıya göre değerlendiriliyordu.</p>

<p>Marifet Kapı öğretisine sahip kişi “Bencillik, kin ve garezden uzak durup, edep ve içsel olan içi dünya ilmi gelişmiş. Perhizkârlık (aşırı istekleri sınırlanmış), sabır, kanaat, hayâ, cömertlik, hoşgörü, kendi özünü bilmek” (Güzel, 2011, s. 293-312) gibi ilkeler ve ilgili haller kişide hâsıl olmuş. Ve bu âlemde bir Melek ve Evliya konumuna erişmiş kişilerden belirleniyordu. Bu kişiler devletin yasama, yürütme ve yargı ve her kurumsal organlarını denetleme ve düzenleme yetkisine sahipti.</p>

<p>En üst kademe olan Hakikat Kapı öğretisine sahip kişi; “Toprak gibi alçak gönüllü olup, kimsenin ayıbını görmemeden, yetmiş iki milleti bir görüp, yapabileceği her türlü iyiliği hiçbir varlıktan esirgemez. Hakk’ın her yarattığını severek, güven verip Hak yolunda itibar görerek, başta kendisi ve tüm insanlar olmak üzere her varlığı birliğe yönlendirme çabası içinde hizmet veren kişiliğe erişmiş. Gerçeği gizlemeden İlahi sır ve manayı bilerek İlahi varlığa ulaşabilme” (Kılıçgedik, 2025, s.193-203) konumuna erişmişse, bu kişilerden oluşan Hakikat Kapı kurulu devlet adına her konuda evrensel içerikte karar alma ve yetki verme konumuna sahipti. Bu karar ve yetkilendirme devletin tüm kurumları üzerinde etkili ve bağlayıcıydı.</p>

<p>Tarafsız ve adıl olan böyle bir kişilik devleti yöneten kurumsal organlarıda aynı tarafsızlıkta ve adalette denetleyip düzenleyerek toplumu refaha kavuşturması için görev yapıyordu. İçsel ve Haksal olan bu durum Marifet Kapısında Meleklerin, Hakikat Kapısında Hakk’ın adına görev alıp bu amaçlı bir yasama, yürütme ve yargı anlayışı içinde oldukları gibi devletin yasama, yürütme ve yargı yapısının da bu seviyede yürütülmesi için çalışıyorlardı.</p>

<p>Bu makama ulaşanlara devlet desteğiyle çok daha fazla imkân verilerek, halkın hoşnutluğunu kazandıkları oranda, Meleklerin ve Hakk’ın hoşnutluğu kazanılmış oluyordu. Bu durum evrensel ilkelerin gelişmesi ve yaygınlaşmasına imkân tanıtılıyordu. Böylece yapılan hizmetler ve elde edinilen hoşnutluk, el ele el Hakka desturuyla Hakikat Kapı öğretisinin en üst makamı olan, “Hakk’ın insanda tecelli olduğunun” bir yansıması ve delili olarak değerlendiriliyordu.</p>

<p>Hakikat Kapında görev alıp bu kapının öğretiyi eksiksiz uygulayanların başarısı devletin tüm kademelerine yansıyıp eşitlik, hak, hukuk, adalet gibi evrensel ilkelerin yaygınlaşması, insanlarda içselleşmesini ve uygulanmasını garantiye alıyordu. Ahiret yönetim şeklinden tasarlanan ve dünyevi olanaklarla yürütülen bu yönetim şeklin, Ahiretteki karşılığı ruh, Melek ve Hak merkezli bir yönetim modeliydi. Pir Sultan Abdal bu yönetim modelini kısaca şöyle açıklıyordu. “…Hakikat genç-i nihandır / Marifet gevher-i kandır / Yedi yüz yetmiş mizandır / Ötesi ilm-i hikmettir (…) Mürebb’ olan Ali gerek / Dört Kapıda eli gerek / Zira Ali Muhammed’dir”(Gölpınarlı-Boratav.2010, s. 103-104).</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Kaynakça</strong></p>

<ol>
	<li>Özmen, İsmail. <em>Alevi-Bektaşi Şiirleri Antolojisi.</em>Ankara. 1998. Kültür Bakanlığı Yayınları</li>
	<li>Koçak, Yunus. <em>Menâkıb-ı Şeyh Safî, İbrahim ocağı’ndan gelen bir Şeyh Safi buyruğu.</em> Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi 30/2004.</li>
	<li>Güzel, Abdurrahman. <em>Hacı Bektaş Veli El Kitabı,</em>Ekçağ basım yayın, 2011. Ankara.</li>
	<li>Kılıçgedik, Türkoğuz. <em>Alevilik, Bektaşiliğin Gayb Olan Öğretisi Ve Sistemi</em> 2025. İstanbul. Taş Baskı yayın.</li>
	<li>Özdemir Alirıza <em>“Alevi-Bektaşi Yolunda Dört Kapı Kırk Makam”.</em> 2024, Efsus yayınları. İstanbul.</li>
	<li>Yaman, Mehmet. <em>Makalat ve Müslümanlık, </em>Gülbay yayın, İstanbul. 1985</li>
	<li>Gölpınarlı, Abdulbaki. Boratav, Pertev Nail. <em>Pir Sultan Abdal.</em>2010. İstanbul.</li>
	<li>Yaman, Mehmet, <em>Buyruk (Şeyh Seyyid Safi Menakıbı),</em> Cem Vakfı Yayın 2013 İstanbul.</li>
	<li>Alşan, Hakan Alşan.<em>Horasan Erenleri.</em> 2012 İstanbul.</li>
	<li>Kılıçgedik, Türkoğuz. <em>Seçilmiş Toplum Alevilik</em>(Alevi, Dersim, Xormecık veKarêr Tarihi. 2020.İstanbul. Kahve kültür yayınları.</li>
	<li>Bozkurt, Fuat. <em>İmam Cafer Sadık Buyruğu,</em> 2020 İstanbul. Salon yayınları.</li>
	<li>Vaktidolu, Ali Adil Atalay. <em>İmam Cafer Sadık Buyruğu,</em> 2018. İstanbul. Can yayınları.</li>
	<li>Yaman, Mehmet, <em>Buyruk (Şeyh Seyyid Safi Menakıbı). </em>&nbsp;2013. İstanbul. Cem Vakfı Yayınları.</li>
	<li>Sarıkaya, Mehmet Hazırlayan. <em>Fütüvvetname-i Cafer Sadık,</em> 2008.İstanbul. Horasan yayınları.</li>
</ol>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ardan-zenturk-rusya-cin-ittifaki-iran-savasinda-kopusa-ugradi-3137</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Sat, 28 Mar 2026 10:47:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ardan Zentürk: Rusya-Çin İttifakı İran Savaşı’nda kopuşa uğradı</h1>
                        <h2>Deneyimli gazeteci Ardan Zentürk, Rusya Federasyonu ile Çin Halk Cumhuriyeti arasındaki uzun yıllardır gelişen stratejik ittifakın, İran Savaşı nedeniyle ilk ciddi gerilimi yaşadığını belirtti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/ardan-zenturk-rusya-cin-ittifaki-iran-savasinda-kopusa-ugradi-1774684956.webp">
                        <figcaption>Ardan Zentürk: Rusya-Çin İttifakı İran Savaşı’nda kopuşa uğradı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>Deneyimli gazeteci Ardan Zentürk,</strong> Rusya Federasyonu ile Çin Halk Cumhuriyeti arasındaki uzun yıllardır gelişen stratejik ittifakın, İran Savaşı nedeniyle ilk ciddi gerilimi yaşadığını belirtti.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=Cw17ia42el4"><span style="color:#c0392b"><strong>ARDAN ZENTÜRK'ÜN AÇIKLAMASINI YOUTUBE ÜZERİNDEN İZLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ</strong></span></a></p>

<p>Zentürk, Rusya’nın bu çatışmanın uzamasından yana olduğunu Çin’in ise tam tersi bir tutum içinde olduğunu vurguladı:<em><strong> “Çin Halk Cumhuriyeti ‘Bir an önce bitirelim bu işi’</strong></em> diyor.<em><strong> Çünkü ben dünyanın tedarik merkeziyim; petrol fiyatları yükseliyor, dünya ekonomisi birbirine girdi, ben ne yapacağım?”</strong></em> dedi.</p>

<p>Zentürk’e göre, <strong>Şi Jinping ile Donald Trump</strong> arasında planlanan zirve, savaşın başlaması üzerine Mayıs ayına ertelenirken, Trump’ın bu görüşmeyi öne çekmesi gerektiğini savundu. Çin’in Ortadoğu politikasının, ABD’nin savaştaki sıkışmışlığını rahatlatabilecek nitelikte olduğunu dile getirdi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">ÇİN’İN TEMEL ÖNCELİĞİ: HÜRMÜZ BOĞAZI VE ENERJİ FİYATLARI</span></span></span></strong></p>

<p>Çin’in bir yandan İran’la stratejik ortaklığını korurken, diğer yandan Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi Körfez ülkeleriyle ekonomik ilişkilerini güçlendirdiğini hatırlatan Zentürk, Pekin’in öncelikli hedefinin <strong>Hürmüz Boğazı’nın </strong>açık kalması ve enerji fiyatlarının kontrolden çıkmaması olduğunu belirtti.</p>

<p>Çin’in Ortadoğu Özel Elçisi<strong> Zhai Jun’un</strong> (Zai Jun) son açıklamalarına dikkat çeken Zentürk, şu ifadeleri aktardı:</p>

<p><em><strong>“Savaş hiç başlamamalıydı. Askeri operasyonlar derhal durdurulmalı. Pandora’nın kutusu açıldıysa sonuçları yıkıcı olur. Savaş devam ederse kimse kazanmaz, bölge halkı kaybeder.”</strong></em></p>

<p>Zhai Jun’un Körfez ülkelerine yönelik açıklamalarında egemenlik ve güvenlik vurgusu yaptığını, İran’a da <em><strong>“Körfez ülkelerine yönelik saldırıları rafa kaldır” </strong></em>çağrısında bulunduğunu kaydeden Zentürk, Çinli diplomatın <strong>“Zili kim bağladıysa o çözmeli” </strong>sözünü öne çıkardı. Bu ifadeyle çatışmayı başlatan taraf olarak ABD ve İsrail’i işaret ettiğini belirtti.<br />
Zhai Jun’un açıklamasını aktaran Zentürk,<em><strong>“Körfez işbirliği ülkelerinin egemenliğinin ve güvenliğinin korunması gerektiği açıktır. Bu ülkeler hiç ortak olmadıkları bir savaşta hiç hak etmedikleri bir acı çekmektedirler” i</strong></em>fadelerini kullandığını belirtti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">PETROL GERÇEĞİ: ÇİN ALTERNATİF BULABİLİR</span></span></span></strong></p>

<p>Zentürk, Çin’in İran petrol ithalatına dair rakamları da paylaştı: Çin, İran’ın petrol ihracatının yaklaşık %87’sini (günde 1,38 milyon varil) alıyor ve bu, Çin’in toplam petrol ithalatının yalnızca %13’ünü oluşturuyor.&nbsp;</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">“ÇİN HERKESİN LAFINI DİNLEYECEĞİ BİR GÜÇ”</span></span></span></strong></p>

<p>Ardan Zentürk, Çin’in ekonomik ve askeri açıdan her tarafla diyalog kurabilen bir süper güç olduğunu belirterek, Zhai Jun üzerinden daha atak diplomatik adımlar atabileceğini öngördü. <em><strong>“Koskoca Çin’den bahsediyoruz. Herkesin lafını dinleyeceği bir adam”</strong></em> ifadesini kullandı.</p>

<p>Zentürk, Çin’in hem İran’la 40 milyar dolarlık stratejik ilişkisini hem de Körfez ülkeleriyle güçlü ekonomik bağlarını dengeli şekilde yönettiğini sözlerine ekledi.</p>

<p>Analizinde Zentürk, Çin’in tarafsızlık ve diplomasi vurgusu yapan tutumunun, bölgedeki gerilimin azalması için önemli bir potansiyel taşıdığını ifade ederek sözlerini tamamladı.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=Cw17ia42el4"><span style="color:#c0392b"><strong>ARDAN ZENTÜRK'ÜN AÇIKLAMASINI YOUTUBE ÜZERİNDEN İZLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ</strong></span></a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-kultur-ve-cemevi-baskanliginda-sessiz-tasfiye-operasyonu-3136</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 19:46:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nda “Sessiz Tasfiye Operasyonu”!</h1>
                        <h2>Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Lideri Bahçeli’nin “toplumsal bütünleşme” hamlesi olarak kurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, bir süredir içeriden ve dışarıdan gelen “sembolik ve idari budama” iddialarıyla çalkalanıyor. Ankara kulislerinde konuşulan senaryolar, kurumun önce işlevsizleştirilip ardından “mezhepçi odaklar”ın isteği doğrultusunda kapatılmak istendiğine işaret ediyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/alevi-bektasi-kultur-ve-cemevi-baskanliginda-sessiz-tasfiye-operasyonu-1774630560.webp">
                        <figcaption>Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nda “Sessiz Tasfiye Operasyonu”!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı binasında dikkat çekici bazı hamleler, başkanlığın kapatılmasının hedeflendiği iddialarını gündeme getirdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Başkanlığın merkez binasıyla ilgili atılan adımlar, “<em><strong>alan daraltma</strong></em>” operasyonunun ilk işareti olarak yorumlanıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kültür ve Turizm Bakanlığı İç Denetim Birimi Başkanlığı’nın, hali hazırda binlerce metrekarelik bir binada hizmet vermesine ve hiçbir alan sorunu yaşamamasına rağmen, Başkanlığın 6. katına yerleşmek için harekete geçtiği iddia ediliyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu hamle, kurumun kendi binasında “<em><strong>sığıntı</strong></em>” konumuna düşürülmek istendiği şeklinde eleştiriliyor.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ALEVİLERİ ANKARA’NIN MERKEZİNDEN KOVMA OPERASYONU!</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı binasına bakanlığın farklı bir birimi taşınırken, aynı anda kuruma ait daire başkanlıkları ise dışarı gönderilmek isteniyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İddialara göre, hayati daire başkanlıkları binadan çıkarılacak. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Binada yeterli alan olduğu halde, Kültür, Sosyal ve Dış İlişkiler ile Eğitim ve Yayın Daire Başkanlıklarının da farklı bir yere taşınmasının planlandığı iddialar arasında. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ankara’nın merkezinden uzaklaştırılmak istenen kurumun nihai durağının, toplumda hafıza yarası olarak duran FETÖ döneminin Mamak-Tuzluçayır’daki “<strong><em>Cami-Cemevi Projesi</em></strong>” binası olduğu öne sürülüyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi aydınlar, bu adımın kurumu toplumun gözünden uzaklaştırıp marjinalize etme projesi olduğunu savunuyor.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">MEZHEPÇİ ODAKLAR MI DEVREDE?</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi çevreleri, bu operasyonun arkasında “<strong><em>İdris-i Bitlisi İttifakı</em></strong>” olarak adlandırılan ve kurumun kuruluşundan beri varlığından rahatsız olan mezhepçi yapıların bulunduğunu belirtiyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP lideri Devlet Bahçeli’nin Alevi Bektaşilere el uzatmasından rahatsız olan bazı çevrelerin varlığına dikkat çekiliyor ve “<em><strong>bu kesimlerin en rahatsız olduğu konu Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kurulmasıdır</strong></em>” deniyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Sosyal medyadaki kutuplaştırıcı dil ile eş zamanlı yürütülen bu hamlelerin, devletin zirvesinin attığı barışçıl adımları sabote etmeyi amaçladığı vurgulanıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bazı Alevi Bektaşi STK yöneticilerinin değerlendirmesi şöyle:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Bu sadece bir bina meselesi değil; Alevi Bektaşilerin kamuda artan görünürlüğüne tahammül edemeyenlerin bir tasfiye girişimidir. Devlet, Ortadoğu’yu ateşe veren mezhepçi zihniyetin içerideki yansımalarına “</strong>dur<strong>” demelidir.</strong></em>”</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ESMA ERSİN’İN ETKİSİZLİĞİ TEPKİ TOPLUYOR</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Tüm bunlar olurken, konuyla en çok ilgili ve sorumlu makamda oturan Esma Ersin’in nasıl tutum aldığı bilinmiyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ersin’in sessizliği yapılanları onayladığı şeklinde yorumlanıyor ve Alevi Bektaşi toplumunda büyük bir tepki oluşmasına neden oluyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ersin, daha önce de kritik konularda etkisiz kalmakla suçlanmıştı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ersin’in Cemevlerinin yapı mevzuatına “<strong><em>ibadet alanı</em></strong>” yerine “<em><strong>kültür alanı</strong></em>” olarak girmesi sürecini engelleyememesi ve 12 Şubat 2026 tarihli kararname ile kurum personelinin “<em><strong>özel uzmanlık</strong></em>” yerine düz GİH memuru statüsüne düşürülerek maddi ve manevi hak kaybına uğratılmasına sessiz kalması tepkilere neden olmuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Esma Ersin hem Alevi Bektaşi toplumunun ve hem de Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı personelinin sorunlarına ve taleplerine ilgisizliği ve etkisizliği ile neden olduğu zararlarla anılmaya başladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi Bektaşiler, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin duruma el koymasını beklediklerini ifade ettiler.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/yuksel-gulsoy-yazdi-siz-hazret-diyebilirsiniz-3135</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 16:48:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Yüksel Gülsoy yazdı: Siz "hazret" diyebilirsiniz!</h1>
                        <h2>Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü ve Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından yürütülen Alevilik Bektaşilik Ansiklopedisi (ABA) Yazı Kurulu üyesi Prof. Dr. Sadullah Gülten'in Alevilikle ilgili bir video programında Muaviye'den hazret olarak söz etmesine yönelik tepkiler dinmiyor. Durumun basına yansıması sonrasında, Prof. Dr. Gülten'in, "Hz. Muaviye'ye Hz. Muaviye dediğim için" şeklinde kendisini savunmaya kalkışması ve ifadesini eleştirenleri "halkı kin ve düşmanlığa sevk etmek" suçlaması ile tehdit etmesi Alevi aydınlarda ve kuruluşlarda, Alevi Bektaşileri hassasiyetlerine saygısı olmayan birisinin nasıl olup da, Alevi Bektaşilere hizmet veren kurumlarda müdür ve yönetici olabildiği sorusunun sorgulanmasına neden oldu. Bektaşî yol muhibbi Yüksel Gülsoy, Alevi Bektaşilerin hassasiyetlerinin kökeni hakkında kaleme aldığı makaleyi okurlarımızla paylaşıyoruz.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/yuksel-gulsoy-yazdi-siz-hazret-diyebilirsiniz-1774620921.webp">
                        <figcaption>Yüksel Gülsoy yazdı: Siz "hazret" diyebilirsiniz!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>SİZ HAZRET DİYEBİLİRSİNİZ...</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ebu Süfyan ve karısı Hind, doğduğu andan itibaren İslamiyetin en büyük düşmanlarıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Oğulları Muaviye ve karısı Meysun de öyledir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Torunları Yezid de öyledir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muaviye bin Ebû Süfyan, miladî 630 yılında, Mekke'nin Fethi esnasında babası Ebû Süfyan ve ailesiyle birlikte Müslüman olmuştur, yani bu aile peygamberin yaşamının son 2 yılında ancak kılıç zoru ile Müslüman olmuştur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">23 yıllık risaletin 21 yılı en ön safta peygambere, ailesine ve İslamiyete karşı savaşmışlardır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muaviye'nin annesi Hind, Vahşi denilen kiralık katile Uhud Savaşında Hz. Hamza'yı öldürterek ciğerlerini yemiştir. (Bu Vahşi'ye "<em><strong>Hazret</strong></em>" diyen sümüklü biri vardı hatırlarsanız, o da Türkiye Cumhuriyetinin başına belâ olmuştu malumunuz olduğu üzere)</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bunun asıl sebeplerinden biri de Hz. Hamza'nın Bedir Savaşı'nda Ümeyyeoğullarından Şeybe bin Rebîa'yı (Hind'in amcası) doğrudan öldürmüş, Hind bint Utbe'nin babası Utbe bin Rebîa'nın da öldürülmesine yardımcı olması ile Hz. Ali'nin Hind'in kardeşi Velid bin Utbe'yi öldürmüş olmasıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Demem o ki bu ailenin genetiğine işlemiş bir Ehl-i Beyt düşmanlığı zaten görülmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ayrıca Mekke'nin Fethinde Hz. Peygamber, amcasının katili olan bu insanlara "<strong><em>tulekâ</em></strong>" yani gözüme görünmeyin demiş ve Hind'in yüzünü görmemek için de bir perde arkasından el ele tutuşmadan su dolu bir kabın içine elini daldırarak biat almıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muaviye'nin katipliği konusuna gelince; okur-yazar adamların azlığı ile Muaviye, bazı yazışmalarda vs. yardım amacıyla kullanılmıştır ama sır katipliği veya vahiy katipliği gibi ifadeler uydurmadır ve Muaviye'ye paye kazandırma girişimleridir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Oğlu Yezid'e halifeliği bırakmak maksadı ile Hz. Hasan ile yaptığı antlaşmada geçen "<strong><em>halifelik çocuklara bırakılamaz</em></strong>" maddesini geçersiz kılmak üzere Hz. Hasan'ı kendi eşine zehirletmiş ve Hz. Hasan'ın ölümü ile bu maddenin geçersiz hâle geldiğini söyleyerek kendi oğlu Yezid'in halifeliğini meşrulaştırmaya çalışmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">3. Halife Osman'ı korumak için Hz. Ali, oğulları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'i görevlendirmesine rağmen Muaviye Osman'ı korumak için hiç bir şey yapmadığı gibi Osman'ın öldürülmesi sonrası Hz. Ali'yi bu konuda suçlamıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Osman'ın kanını sormak maksadı ile Hakem Olayını planlamış ve adaleti satın alarak, seçilmiş olan Hz. Ali'nin meşru halifeliğine gölge düşürmüş ve Şam'da "<strong><em>paralel</em></strong>" bir halifelik oluşturmuştur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kuru bir çulun üstünde dahi oturarak devleti yönetebilen Hz. Peygamber ve Hz. Ali'den sonra İslamiyeti bir saray dinine çeviren ve Şam'da bir saray yaptıran Muâviye’ye giderek itiraz eden Ebu Zerr; “<strong><em>Eğer bunu Allah’ın malından yaptıysan bu bir hıyanettir. Kendi malından yaptıysan da bu bir israftır</em></strong>” demiştir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hatta Ebû Zerr’in tepkisi sadece bu sarayın yapılmasıyla sınırlı da değildir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ona göre ihtiyaç fazlası mal, fakirlere verilmelidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu konuda “<strong><em>Altın ve gümüşü biriktirip Allah yolunda sarf etmeyenlere can yakıcı bir azabı müjdele.</em></strong>” (Tevbe, 9: 34) âyetini de delil göstermekteydi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bunların üzerine birilerinin "<em><strong>hazret</strong></em>" demeyi sevdiği Muaviye, Ebu Zerr'i 3. Halife Osman'a şikayet etti ve Medine'ye çağırılan Ebu Zerr, Rebeze çölüne sürgün edillerek ölüme mahkum edilmiş oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tüm bunlara ek olarak Muaviye, "<strong><em>Sen bize Bizansın veya Sasanilerin babadan oğula geçen krallık biçimindeki yönetimlerini getirmeye çalışıyorsun</em></strong>" diye itiraz eden gerçek sahabeleri ya susturmuş ya da katlettirmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Peki bir insana sahabe demek için Hz. Peygamberi baş gözü ile görmüş olması yeterli midir? </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Muhammed'i bir çok kişi görmüştür ve savaştığı düşmanları da elbette onu görmüştür. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Peygamberi görmüş olmakla kimseye pâye verilemez. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Peygamberin yolundan yürümekle ve Peygambere duyulan muhabbeti daim kılmakla ancak peygamberin sahabesi olunabilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir kimsenin sevdiği kişinin sevdiklerini sevmesine tevella, sevmediklerini sevmemesine de teberra diyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dostunuzun düşmanını seviyorsanız eğer, sizde bir "<strong><em>sıkıntı</em></strong>" var demektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sonuç; Hz. Peygamberin getirdiği dini tersine çevirmiş bir karşı-devrimciye ben hazret filan demem, diyenden de hiç hazzetmem kardeşim.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/malatya-cem-evi-kultur-merkezi-insaati-3-yildir-bitmiyor-3134</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Malatya Cem Evi Kültür Merkezi inşaatı 3 yıldır bitmiyor!</h1>
                        <h2>Görkemli törenle temeli atılan Malatya Cem Evi Kültür Merkezi, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın ilgisizliği, maddi sıkıntılar ve destek eksikliği nedeniyle tamamlanamıyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/malatya-cem-evi-kultur-merkezi-insaati-3-yildir-bitmiyor-1774618546.webp">
                        <figcaption>Malatya Cem Evi Kültür Merkezi inşaatı 3 yıldır bitmiyor!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Malatyakalitehaber sitesinden Kenan Kaya’nın haberine göre, Malatya’da yaklaşık 250 bin Alevi vatandaşın kültürel, dini ve eğitim ihtiyaçlarını karşılaması planlanan Cem Vakfı Malatya Cem Evi Kültür Merkezi, üç yıldan uzun süredir tamamlanamıyor. Cemal Gürsel Mahallesi’nde 2022 Ekim ayında Cem Vakfı tarafından temeli atılan ve 6020 metrekarelik alanda inşa edilen merkez, maddi sıkıntılar ve destek eksikliği nedeniyle adeta durma noktasına geldi.</p>

<p>O dönemde Yeşilyurt Belediye Başkanı, Battalgazi Belediye Başkanı, Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı, Malatya Valisi ve CHP’li milletvekilleri de katılım göstererek görkemli bir törenle temelin atıldığı merkezin tamamlanamaması, Malatya Alevi toplumu ve kamuoyunda büyük tepkilere yol açtı.</p>

<p>Merkezde 1000 kişilik ibadet salonu, altı adet saz etüt merkezi, dershaneler ve üniversite öğrencileri için etüt merkezleri bulunuyor. Ayrıca öğrencilerin birebir eğitim alabileceği salonlar, kültürel eğitim alanları ve çok amaçlı eğitim merkezleri yer alıyor. Aynı anda 10 cenaze merasimi düzenlenebiliyor ve cenazeler geçici olarak muhafaza edilebiliyor. Cenaze hizmetleri, Sünni inancına sahip vatandaşları da kapsayacak şekilde planlanmış ve toplumlar arası hizmet anlayışı benimsenmiş.</p>

<p>Merkezde ayrıca üç adet 600 kişilik taziye salonu, bin kişilik ayrı bir taziye salonu, kadın ve erkeklere özel mescid alanları, 750 kişilik yemekhane, adak kesimhane, üniversite öğrencilerinin eğitim göreceği ve araştırmalarını sürdürebileceği 6000 metrekarelik bilim yuvası bulunuyor. İl dışından gelen misafirler için 12 kişilik yatakhaneler ve konaklama alanları da ayrılmış. 40 kız öğrenciyi ücretsiz olarak barındıracak yatılı yurtta yer alacak. Böylece merkez, sadece ibadet yeri değil, kültürel, eğitim ve sosyal hizmet merkezi olma niteliği taşıyor.</p>

<p><strong>İZZETTİN ŞAHİN: BİZİ YALNIZ BIRAKTILAR!</strong></p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyakalitehaber.com/files/uploads/1774605944-ce67c.jpg" /></p>

<p>Malatya’da yaklaşık 250 bin Alevi’nin yaşadığı bir şehirde böyle önemli bir projenin yarım bırakıldığını söyleyen Müteahhit ve aynı zamanda Alevi olan Bahattin Canbay ile Cem Vakfı Malatya şubesinin 12 yıldır müdürlüğünü yapan İzzettin Şahin, oldukça çarpıcı açıklamalarda bulundu.</p>

<p>İzzettin Şahin, siyasilerin projeyi sadece “görsel ve reklam aracı” olarak kullandığını belirterek şunları ifade etti:</p>

<p>Siyasilerin burayı reklam aracı gördüğünü, arada bir gelip görseller çekip sosyal medyalarında paylaştıklarını ifade eden İzzettin Şahin, ‘Bizi resmen yalnız ve sahipsiz bıraktılar. Yaklaşık 1 milyon nüfusun olduğu Malatya’da 250 bin Alevi kardeşimiz var ki biz burada sünni kardeşlerimize de cenazelerinde hizmet edeceğiz. O şekilde tasarlanıyor. Artı gençlerimize kültürel eğitim vereceğiz. Üniversite öğrencilerimiz, İnönü Üniversitesi'ndeki Alevi Kültür Enstitüsü öğrencileri gelip burada birebir eğitim alacaklar. Sadece ibadethane, Cem Evi değil, bir kültür merkezi olacak. Açılışta gövde gösterisi yapanlar, iş para harcamaya gelince bizi duymuyor, bize sahip çıkmıyorlar. Bu bize değil, 250 bin Alevi vatandaşa saygısızlık.</p>

<p><strong>SADECE BAKAN MURAT KURUM DESTEK OLDU!</strong></p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyakalitehaber.com/files/uploads/1774605977-19eda.jpg" /></p>

<p>Malatya Büyükşehir Belediyesi'ne gidiyoruz, Sami Başkan'la görüşüyoruz, yapacağız diyor, sonrası yok.</p>

<p>Yeşilyurt Belediye Başkanı İlhan Geçle gidiyoruz. Ben Malatya'da kendi bölgemdeki tüm camilere yardım yapıyorum. Onlardan birine yaptığım yardımı size de yapıyorum, yaparım. Komik rakamlar diyor. Biz diyoruz ki, o kadar cami yapılıyor. Bir tane Cemevi yapılıyor. Bize biraz fazla verin. Ama hiçbir şey verdikleri yok.</p>

<p>Milletvekilleri geliyorlar, bizimle konuşuyorlar, bilgiler alıyorlar, görselleri paylaşıyorlar. Sonrası yok.</p>

<p>Allah razı olsun. Murat Kurum 5 artı 5 milyon olmak üzere bize katkı sağladı.</p>

<p><strong>ESMA ERSİN BÜTÇEM YOK, DEDİ!</strong></p>

<p>Cemevleri daire başkanı hanımefendiyle görüştüğümüzde bize bütçelerinin olmadığını söylüyor. Niye o kurum var? Neden o kurumun başındasın? Söylediği, Biz eksiklikleri gideriyoruz. Yeni yapılacağa karışamayız.</p>

<p>İlginç bir durumdayız. Esma Ersin Hanım böyle diyor. Sami Er bütçemiz yok diyor.</p>

<p>Sayın Valimize gidiyoruz. O da gerekeni yapacağım diyor. Peki sonrası? Biz yoğun bakıma girdik. Şu an beton alamıyoruz. İnşaatımız durdu aylardır. Ben şunu söylemek istiyorum. Müteahhitimiz Bahattin Canbay kendi cebinden 11-12 milyon lira harcadı inşaat devam etsin diye.</p>

<p>Sayın vekillere... Sayın yetkililere sesleniyorum. Siz Alevleri görmezlikten gelemezsiniz.</p>

<p><strong>KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI BİZİ YALNIZ BIRAKTI!</strong></p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyakalitehaber.com/files/uploads/1774606015-5ea2f.jpg" /></p>

<p>Böyle devasa Malatya için olmazsa olmaz Cem ve Kültür Vakfı'na sahip çıkmak zorundasınız. Kültür Bakanlığı'na sesleniyorum. Bizi size bağladılar ya. Neredesiniz? Neden sahip çıkmıyorsunuz? Neden bizi yalnız bıraktınız?’”</p>

<p>Malatya’daki devasa inşaatın dört yıldır müteahhitliğini yapan ve kendi cebinden de para harcayan Bahattin Canbay ise Malatya Kalite Haber’e yaptığı açıklamada şunları dile getirdi:</p>

<p>“Ben buranın bitmesi için ne gerekiyorsa yapacağım, elimi taşın altına koydum, koyduğunu söyleyip kaçanlara inat ne gerekiyorsa yapacağım, ama bize sahip çıkın. Biz Malatya için, inanç için, yüzbinler için burayı inşa ediyoruz, bizi yalnız bırakmayın. Şu ana kadar 12-13 milyon civarında bir destek gördük, 26 milyon harcandı. Diğer parayı ben şahsi cebimden harcadım, bir lira istemiyorum. Yeter ki burası bitsin. Özellikle Kültür ve Turizm Bakanına sesleniyorum. Burayı bitireceğinin sözünü verdi. Buyurun bitirin.”</p>

<p><strong>CEMEVİ İNŞAATINI TAMAMLAMAK MALATYA BÜYÜKŞEHİRİN GÖREVİDİR!</strong></p>

<p><img alt="" src="https://www.malatyakalitehaber.com/files/uploads/1774606046-84ecc.jpeg" /></p>

<p>Cem Vakfı Şube Müdürü İzzettin Şahin de Belediye Başkanı Sami Er’e seslenerek, projeye sahip çıkılması gerektiğini vurguladı:</p>

<p>“Komada olan Malatya Cem Evi Kültür Merkezi’ni kurtarmak senin görevin. Cumhurbaşkanlığı talimatı ve kanunlarda yer alan maddeye göre inanca, ibadete ve Alevilere, Cem evlerine ödenek ayırmak kanunda var. Bunu artık yerine getir.”</p>

<p>Cem Vakfı Malatya Şube Başkanı Eşref Doğan’ın projesi olan ve vakıf yönetiminin de büyük destek verdiği bu merkez, Malatya için kritik bir hizmet olarak öne çıkıyor. Ancak, siyasilerin ve belediye yetkililerinin projeye sahip çıkmamaları, destek vermemeleri ve bürokratik engeller, inşaatı adeta “yoğun bakıma” soktu.</p>

<p>Malatya halkı, sadece ibadet değil, gençlerin eğitim ve kültürel gelişimlerini de kapsayan, aynı anda çok sayıda cenazenin hizmet alabileceği, saz etüt merkezlerinden bilim yuvasına kadar geniş bir alanı kapsayan bu devasa merkezin bir an önce tamamlanmasını bekliyor. Müteahhit ve vakıf yetkilileri, yaptıkları çağrılar ve bireysel fedakârlıklarla süreci sürdürmeye çalışıyor, ancak merkezi tamamlamak için resmi destek ve kararlılık şart.”</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/abdullah-ciftci-trumpin-amaci-korfez-iran-savasi-cikartmak-3133</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 11:58:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Abdullah Çiftçi: Trump’ın amacı, Körfez-İran savaşı çıkartmak</h1>
                        <h2>Analist Abdullah Çiftçi, İran-ABD-İsrail gerilimiyle ilgili dikkat çeken bir değerlendirmede bulundu. Çiftçi’ye göre, Trump’ın bu süreçten kurtuluşu, savaşı uzatarak Körfez Araplarını çatışmaya sürükleyip ardından lojistik destek vererek geri çekilmekten geçiyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/abdullah-ciftci-trumpin-amaci-korfez-iran-savasi-cikartmak-1774602812.webp">
                        <figcaption>Abdullah Çiftçi: Trump’ın amacı, Körfez-İran savaşı çıkartmak</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#2980b9"><strong>Analist Abdullah Çiftçi,</strong></span> İran-ABD-İsrail gerilimiyle ilgili dikkat çeken bir değerlendirmede bulundu. Çiftçi’ye göre, Trump’ın bu süreçten kurtuluşu, savaşı uzatarak Körfez Araplarını çatışmaya sürükleyip ardından lojistik destek vererek geri çekilmekten geçiyor.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=w3JOb12Mhic"><strong><span style="color:#c0392b">ABDULLAH ÇİFTÇİ'NİN AÇIKLAMASINI YOUTUBE'DAN İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ</span></strong></a></p>

<p>Çiftçi, Trump yönetiminin planını şöyle özetledi: &nbsp;<br />
<em><strong>“Trump, ‘Siz savaşın, ben size lojistik destek vereyim’ yaklaşımıyla Körfez’in Arap ülkelerini İran’a karşı savaşa sokmayı ve sonra Amerikan kamuoyuna ‘Araplarla İranlılar kapıştı, biz müttefiklerimize destek verdik. Biz savaşta değiliz, ben söz verdim’ diyebilmeyi hedefliyor.” </strong></em>dedi.</p>

<p>Analiste göre Amerikan halkının büyük bir kısmı bu gelişmelerden habersiz. Çiftçi, <em><strong>“Amerikan halkının bundan haberi var mı? Hiç zannetmiyorum. İran’ın nerede olduğunu Amerikalıların yüzde 90’ı gösteremez. Böyle bir savaştan haberdar olduklarını bile sanmıyorum” </strong></em>ifadelerini kullandı.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">AMERİKA’NIN ENERJİ HESABI TUTMADI</span></span></strong></span></p>

<p>Çiftçi, ABD’nin enerji denkleminde yönetimi ele geçirme hesabının şu ana kadar gerçekleşmediğini belirtti. <em><strong>“Tabii ki bu bir savaş. Maç 90 dakika sürer, neler gelişeceğini bilemiyoruz. Çok fazla denklem var”</strong></em> diyerek sürecin öngörülemezliğine dikkat çekti.</p>

<p>Bölgesel diplomasi açısından ise Türkiye, Mısır ve Pakistan’ın ABD ile İran arasında arabuluculuk görüşmeleri yürüttüğünü aktaran Çiftçi, bu ülkelerin bölgede Suudi Arabistan’la birlikte ortak projeleri olduğunu hatırlattı.<br />
<br />
Çiftçi açıklamasında,<em><strong>"Şimdi Türkiye, Mısır, Pakistan Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında görüşme yapıyor. Çünkü bu bölgede Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan, Mısır'ın ortak projeleri var. Yanan bu bölge" </strong></em>ifadelerini kullandı.</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><span style="color:#2980b9">KÖRFEZ İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI’NIN AÇIKLAMASI</span></span></strong></span></span></p>

<p>Körfez İşbirliği Teşkilatı sözcüsünün açıklamasına değinen Çiftçi, <em><strong>“İran, Körfez’e 5 bin roket ve bomba attı. Toplam atışlarının yüzde 85’i Körfez’e yapıldı”</strong></em> bilgisini paylaştı. Güney Kıbrıs’ın da İran’dan gelen tehdit karşısında panikle Hizbullah’ın istihbaratına başvurduğunu ve <em><strong>“İran’a söyleyin, lütfen bize bomba atmasın” </strong></em>mesajı ilettiğini belirtti.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">ARAP ÜLKELERİNE UYARI</span></span></strong></span></p>

<p>Trump ekibinin süreyi uzatarak Arapları savaşa itekleyip itemeyeceğini sorgulayan Abdullah Çiftçi, Birleşik Arap Emirlikleri’nden <strong>“evet biz varız”</strong> yönünde açıklamalar geldiğini hatırlattı. Ancak Arap ülkelerinin bu savaşa girmemesi gerektiğini vurguladı:</p>

<p><em><strong>“Araplar bu savaşa girmemeli. Dışişleri Bakanımızın bu konuda yoğun mesai sarf ettiğini düşünüyorum. Arapların sabretmesi lazım. İran ne kadar bomba atarsa atsın. Şu anda zararı sınırlı; savaşa girdiklerinde zarar çok büyük olacak ve bu bir kan davasına dönüşecek.”</strong></em></p>

<p>Çiftçi’ye göre Arapların İsrail’le kader birliği yapması mevcut mücadeleyi derinleştirecek. ABD’nin ise savaştan çekilerek bölgede daha büyük bir yıkım istediğini savundu. <em><strong>“Şu an Amerika’nın hesapları tutmadı. İsrail’in hesabı ise kısmen tutuyor. Hala İran’da rejim değişikliği ve Körfez’de yeni bir ittifak beklentileri var”</strong></em> dedi.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>Stratejik Çıkarlar ve Korkular</strong></span></p>

<p>Analist, Hürmüz Boğazı’nın kapanma ihtimalinin ve Hindistan-Ortadoğu-Avrupa ekonomik koridoru üzerinden boru hatları geçirme planlarının ABD ve İsrail için önemini vurguladı. Ancak Trump’ın savaşı hızlı bitirememesi halinde hem Amerika’da hem dünyada ciddi sonuçlar doğacağını belirtti. İran'ın savretmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=w3JOb12Mhic"><span style="color:#c0392b"><strong>Kaynak:Abdullah Çiftçi’nin YouTube kanalı – “BEKLENMEYEN GELİŞMELER! SÜRPRİZ SONUÇLAR! İRAN, ABD, İSRAİL, KÖRFEZ!” başlıklı video (26 Mart 2026).&nbsp;</strong></span></a></p>

<p>Bu analiz, bölgedeki hızlı gelişmelerin Türkiye ve Körfez ülkeleri için taşıdığı risklere dikkat çekiyor.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/iran-cumhurbaskani-pezeskiyandan-erdogana-tesekkur-ve-dayanisma-mesaji-3132</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Thu, 26 Mar 2026 04:07:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’dan Erdoğan’a teşekkür ve dayanışma mesajı</h1>
                        <h2>İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşykiyan, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “saldırgan Siyonist rejimi” kınama konusundaki kararlı tutumunu övdü.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/iran-cumhurbaskani-pezeskiyandan-erdogana-tesekkur-ve-dayanisma-mesaji-1774487610.webp">
                        <figcaption>İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’dan Erdoğan’a teşekkür ve dayanışma mesajı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın<strong> “saldırgan Siyonist rejimi”</strong> kınama konusundaki kararlı tutumunu övdü.</p>

<p>Pezeşkiyan, X (Twitter) hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><em><strong>&nbsp;“T.C. Cumhurbaşkanı, aziz kardeşim Sayın R.T. Erdoğan’ın saldırgan Siyonist rejimi kınama konusundaki kararlı tutumu takdire şayandır. Kardeş Türk milleti, uzun yıllardır İslam ümmetiyle dayanışmada önemli bir rol üstlenmiştir. Bu şerefli yolu, ilahî lütufla birlikte devam edeceğiz.”</strong></em></p>

<p>Açıklamada, Türkiye ile İran arasındaki kardeşlik vurgusu ön plana çıkarılarak, iki ülkenin İslam dünyası ile dayanışmasının süreceği mesajı verildi.</p>

<p>Bu mesaj, İran’ın son dönemde bölgedeki gelişmelere ilişkin Türkiye ile ortak tutum sergilediği bir dönemde geldi. Pezeshkian’ın paylaşımı, iki ülke arasındaki siyasi ve stratejik yakınlaşmayı bir kez daha teyit etti.<br />
<br />
Kaynak link:&nbsp;<a href="https://x.com/drpezeshkian/status/2036752643981279550">https://x.com/drpezeshkian/status/2036752643981279550</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/o-panel-yapilamadi-3131</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 26 Mar 2026 00:38:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>O panel yapılamadı!</h1>
                        <h2>Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından Ankara’da yapılacağı duyurulan “Sultan Nevruz Paneli” rektörlüğün müdahalesi ile son anda iptal edildi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/o-panel-yapilamadi-1774476194.webp">
                        <figcaption>O panel yapılamadı!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Türkiye’nin akademik dünyasında Alevilik araştırmaları konusunda ilk merkez olma unvanını taşıyan Hacı Bayram Veli Üniversitesi’ne bağlı “<strong><em>Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Uygulama ve Araştırma Merkezi</em></strong>”, 25 Mart 2026 tarihinde düzenleneceği ilan edilen “<em><strong>Sultan Nevruz Paneli</strong></em>” ile büyük bir skandala imza atmaya hazırlanıyordu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alisiz Alevilik savunucusu ve terör örgütü PKK üyesi olarak 6 yıl 7 ay kesinleşmiş hapis cezası olan eski HDP Milletvekili ve şimdi “<strong><em>DEM</em></strong>”li Kemal Bülbül panelist yapılmıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Üniversite rektörü Prof. Dr. Mehmet Naci Bostancı’nın da katılımıyla düzenleneceği ilan edilen programda, nevruziyeler, nefesler ve semahların seslendirilmesinin yanında bir de panel yer alıyordu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Prof. Dr. Armağan Coşkun’un oturum başkanlığında düzenlenecek olan panelde “<strong><em>Şairlerin dilinde Nevruz</em></strong>” başlığı altında konuşacak olan Kemal Bülbül’ün Alisiz Alevilik savunucusu olması ve terör örgütü PKK üyeliği nedeniyle hakkında 6 yıl 7 ay kesinleşmiş hapis cezası olması, devletin imkanlarıyla düzenlenen panelin katılımcı listesini öğrenen akademik camiada ve Alevi toplumunda infiale yol açtı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Konuyu gündeme taşıyan alevihaberler.com.tr haber sitesinin haberi üzerine rektörlük duruma müdahale ederek, bir skandalın yaşanmasını önledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Başta, Hacı Bayram Veli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Naci Bostancı olmak üzere, panelin iptal edilmesinde emeği geçen tüm ilgililere haber sitemiz ve Alevi Bektaşiler adına, halkımızın hassasiyetlerini dikkate aldıkları için teşekkür ediyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>SADULLAH GÜLTEN ANSİKLOPEDİDEN DE UZAKLAŞTIRILDI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Sultan Nevruz Paneli</strong></em>”ne terör hükümlüsünü davet eden Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Sadullah Gülten, bir skandalın etkileri geçmeden, başka bir skandalla da gündeme gelmişti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Berlin’de yaşayan Alevi kökenli bir akademisyen ile birlikte yaptıkları video yayınında Hz. Ali dönemindeki çatışmalardan söz ederken “<em><strong>Hazreti Muaviye</strong></em>” olarak hitabı yine Alevi Bektaşileri incitmiş ve gönülleri yaralamıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak, hitabının Alevi Bektaşileri incittiğini dikkate almayan Prof. Dr. Gülten üslubunu düzeltmek konusunda adım atmadı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Daha da ileri giden Prof. Dr. Gülten kendisini uyaran ve eleştiren kimi akademisyenleri ve aydınları tehdit etme yoluna baş vurdu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Haber sitemize de tehdit savurmayı ihmal etmeyen Prof. Dr. Gülten “<em><strong>Öte yandan, kötü niyetli düşünürse, haberin “halkı kin ve nefret” suçuna teşvik eden, ülkemizin birliği ve dirliği için olumsuz sonuçlar doğurabilecek gereksiz lakırdıdan ibaret olduğunu ifade etmem gerekir.</strong></em>” diyerek, kendi özrünü haber yapmamızı “<strong>suç</strong>” kategorisine sokmaya çalıştı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hâlâ tutumunda ısrarını sürdüren Prof. Dr. Gülten’e göre, kendisinin Alevi Bektaşilerin izlediği bir programda, Alevi Bektaşilerin tarihini anlatırken ve Hz. Ali’nin dönemini anlatırken Muaviye’den “<strong><em>hazret</em></strong>” diyerek söz etmesi nedeniyle Alevi Bektaşilerin incinmeye hakkı yoktu! </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ama, biz bu konuyu haber yaptığımızda&nbsp;“<em><strong>ülkemizin birliği ve dirliği için olumsuz sonuçlar doğurabilecek gereksiz lakırdı</strong></em>” oluyordu!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilerin “<em><strong>Aleviyim</strong></em>” demesini dahi “<strong><em>bölücülük</em></strong>” kapsamında değerlendiren bu “<em><strong>yaklaşım</strong></em>” bize hiç de yabancı değildi!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Öte yandan, Hacı Bayram Veli Üniversitesi yönetiminin paneli iptal ederek oluşabilecek bir skandalı önlemesinin ardından, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nda da durum değerlendirmesi yapılarak, Prof. Dr. Sadullah Gülten’in Alevilik Bektaşilik Ansiklopedisi (ABA) kapsamındaki görevinin sonlandırıldığı bildirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>HABER SİTEMİZDEN ÖNEMLİ AÇIKLAMA</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Prof. Dr. Sadullah Gülten’le ilgili her iki haberimiz sonrasında, bize ulaşan bazı dedikodulardan kimi çevrelerin “<strong><em>kişisel husumet</em></strong>” üretme çabasında olduğunu fark ettik.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu vesile ile, bizi izleyen, takip eden okurlarımıza şu konuda temin ederiz ki, hiçbir haberimiz herhangi bir kişisel husumet üzerinden veya vesile kılınarak üretilmemiştir ve bundan sonra da üretilmeyecektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sitemizi karalayanlara ve genel yayın yönetmenimize binbir çeşit iftiralar atanlara dahi hiçbir zaman kişisel husumet zaviyesinden yaklaşmadığımız gibi, haberciliğimizin temel ilkesi de Alevi Bektaşi toplumunun ve ülkemizin yüksek çıkarları üzerine kuruludur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kendi hatalarını kabul edip, kamuoyundan özür dilemek yerine, kibirlerine yenilenler, “<strong><em>kişisel husumet</em></strong>” veya farklı hayali gerekçeler bulabilirler. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak, biz Alevi Bektaşi toplumuna, devletimize ve milletimize bağlılığımızı ve sadakatımızı her şeyden üstün tutarak haberciliğimize devam edeceğiz.</span>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dunyada-bir-ilk-cinde-polis-bir-robotu-gozaltina-aldi-3130</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Wed, 25 Mar 2026 15:38:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Dünyada bir ilk: Çin’de polis bir robotu gözaltına aldı!</h1>
                        <h2>Çin’de bir robotun yaşlı bir kadını rahatsız etmesi üzerine, polis müdahale etti. Olayda robot kontrol altına alındı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/dunyada-bir-ilk-cinde-polis-bir-robotu-gozaltina-aldi-1774442563.webp">
                        <figcaption>Dünyada bir ilk: Çin’de polis bir robotu gözaltına aldı!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Çin’in Makao kentinde yaşanan olay, teknoloji ve güvenlik tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Yerel saatle 21.00 sıralarında bir konut kompleksinin dışında meydana gelen olayda, Unitree G1 tipi bir robotun 70’li yaşlardaki bir kadını rahatsız ettiği öne sürüldü. İhbar üzerine olay yerine gelen polis ekipleri, robota müdahale ederek cihazı bulunduğu yerden uzaklaştırdı ve inceleme süreci başlatıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Yaşlı kadının tepkisi dikkat çekti</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Görgü tanıklarının aktardığına göre, robot kadına yaklaşarak tekrarlayan hareketler sergiledi. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, yaşlı kadının robota bağırdığı ve elindeki çantayı sallayarak tepki gösterdiği görülüyor. Kadının, “Kalp atışlarımı hızlandırıyorsun! Yapacak bir sürü işin var, bununla ne uğraşıyorsun? Delirdin mi sen?” şeklinde bağırdığı anlar da kayıtlara yansıdı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Polis yetkilileri, kadının o sırada telefonuna bakmak için durduğunu ve robotun arkasında beklediğini belirtti. Yaşlı kadının, robotun kendisini sessiz şekilde takip ettiğini fark etmesi üzerine paniğe kapıldığı ifade edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Robot operatörüne teslim edildi</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Olayın ardından robot resmi olarak “gözaltına alınmasa” da polis ekipleri tarafından bulunduğu yerden kaldırılarak kontrol altına alındı. Daha sonra cihaz, 50’li yaşlarında olduğu belirtilen operatörüne teslim edildi. Yetkililer, operatöre daha dikkatli olması yönünde uyarıda bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kadının ise robotun operatörü hakkında şikâyetçi olmayacağını söylediği bildirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Robotun bir eğitim merkezine ait olduğu açıklandı</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yetkililer, robotun yakınlardaki bir eğitim merkezine ait olduğunu açıkladı. Söz konusu merkezin, tanıtım faaliyetleri kapsamında Unitree G1 model robotu kullandığı belirtildi. Eğitim merkezinin sözcüsü Towin Mak, robotun bölgeden ayrılırken yaşlı kadınla karşılaştığını ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Mak, olay sırasında robotun hem otonom programlama hem de uzaktan kontrol sistemiyle yönetildiğini belirtti. Robotun operatörü de yaşanan rahatsızlıktan dolayı kamuoyundan özür diledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Olay sosyal medyada gündem oldu</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yaşanan olayın görüntüleri kısa sürede sosyal medyada geniş yankı uyandırdı. Kullanıcılar, özellikle insanların bulunduğu alanlarda kullanılan robotların güvenliği ve denetimi konusunda tartışma başlattı. Bazı kullanıcılar, yapay zekâ destekli sistemlerin daha sıkı kurallara tabi tutulması gerektiğini savundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Robot güvenliği yeniden tartışılıyor</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Uzmanlar, kamuya açık alanlarda kullanılan robotların belirli güvenlik ve etik kurallar çerçevesinde çalışması gerektiğine dikkat çekiyor. Bu tür cihazların davranışlarının düzenli olarak denetlenmesi ve olası risklerin önceden tespit edilmesi gerektiği vurgulanıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yetkililer, olayla ilgili incelemenin sürdüğünü ve robotun bu davranışı sergilemesine neden olan teknik ya da yazılımsal bir sorun olup olmadığının araştırıldığını açıkladı. Olay, gelişen robot teknolojilerinin günlük yaşamda nasıl kullanılacağına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme getirdi.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenlerinde-genel-baskan-tartismasi-yok-iste-belgesi-3129</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 25 Mar 2026 14:26:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Horasan Erenleri’nde genel başkan tartışması yok, işte belgesi!</h1>
                        <h2>Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu’nda genel başkan kim olduğu konusunda herhangi bir şüphe veya ihtilaf olmadığı bildirildi. Horasan Erenleri tarafından konuyla ilgili Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü’nün resmi belgesi paylaşıldı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/horasan-erenlerinde-genel-baskan-tartismasi-yok-iste-belgesi-1774438234.webp">
                        <figcaption>Horasan Erenleri’nde genel başkan tartışması yok, işte belgesi!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu’nda görevden alınan eski genel başkanın sosyal medyada yaptığı bazı paylaşımlar suç duyurusuna konu oldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Görevden alınan eski genel başkan Mehmet Şahin kendi sosyal medyasında Ramazan ve Nevruz bayramları ile ilgili paylaşımlarını “<em><strong>genel başkan</strong></em>” sıfatı ile yapmıştı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ardından Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu antetli kağıdını kullanarak yaptığı ve sosyal medyada paylaştığı açıklamada ise, kendisinin halen genel başkan olduğunu iddia etmiş ve Horasan Erenleri içerisinde 300 milyonluk bir çıkar kavgası olduğunu iddia etmişti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Görevden alınan ve sahte dede olarak kendisini tanıtarak Alevi toplumunu kandırdığı iddia edilen Mehmet Şahin’in sözünü ettiği 300 milyon TL’nin Hacıbektaş ilçesinde yapımı bitmek üzere olan cemevi inşaatı için çeşitli resmi kurumlardan ve bağışlardan elde edilen destek miktarı olduğunu ve tamamının tek bir kuruş dahi federasyonun çalışmalarına ayrılmadan inşaatta kullanıldığını ifade eden Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu yetkilileri, Şahin’in de görevden alınmasını artık kabullenmesi gerektiğini, resmi olarak genel başkanın Erdem Cömert olduğunu belirterek, Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü’nün belgesini paylaştılar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri’nden konuyla ilgili yapılan açıklama şöyle:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Kendisini Alevi Dedesi ve Federasyon Genel Başkanı olarak tanıtan kişilerin yaptıkları açıklamaların hiçbir değeri yoktur. Kamuoyunca sosyal medya paylaşımlarına itibar edilmemesi gerekmektedir. Söz konusu kişi Federasyonumuz disiplin kurulu tarafından yolumuza uymayan davranışları nedeniyle Federasyondan ihraç edilmiştir. Dostlarımızın kafa karışıklığı yaşamaması ve tartışmalara son vermek için İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğünün barkotlu faaliyet belgesini paylaşıyorum. Federasyonumuzun Genel Başkanı Av. Erdem Cömert'tir.</strong></em>”</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-gencler-dernegi-ismail-pehlivana-karsi-suc-duyurusu-yapacak-3128</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 25 Mar 2026 12:29:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Alevi Gençler Derneği İsmail Pehlivan’a karşı suç duyurusu yapacak</h1>
                        <h2>Alevi Gençler Derneği, sosyal medyada yaptığı paylaşımlar nedeniyle gazeteci İsmail Pehlivan’a karşı suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/alevi-gencler-dernegi-ismail-pehlivana-karsi-suc-duyurusu-yapacak-1774431221.webp">
                        <figcaption>Alevi Gençler Derneği İsmail Pehlivan’a karşı suç duyurusu yapacak</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Alevi Gençler Derneği Başkanı Songül Kayar’ın derneğe gönüllü bağış çağrısına karşı gazeteci İsmail Pehlivan’ın sosyal medya hesabındaki paylaşımı suç duyurusuna konu oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi Gençler Derneği, yayınladığı basın açıklaması ile, gazeteci İsmail Pehlivan hakkında sosyal medyada yaptığı paylaşım nedeniyle suç duyurusunda bulunacaklarını belirtti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Kurulduğumuz günden bu yana inancımızın özüne sadık kalarak, gençlerimizin geleceği için hiçbir siyasi ve şahsi ikbal gözetmeksizin hizmet vermekteyiz</strong></em>” ifadelerini kullanan Alevi Gençler Derneği’nin İsmail Pehlivan’ın “<em><strong>tek taraflı bir karalama kampanyası</strong></em>” yaptığını belirttiği açıklamada “<strong><em>Başkanımızı ve derneğimizi hedef alan bu çirkin algı operasyonlarına karşı, en yakın zamanda suç duyurusunda bulunulacak ve maddi-manevi tazminat davası süreci başlatılacaktır</em></strong>” denildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Açıklamanın tam metni:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BASIN AÇIKLAMASI: ALEVİ GENÇLİĞİNİN EMEĞİ VE ONURU HİÇBİR İFTİRAYA TESLİM EDİLMEYECEKTİR!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi Gençler Derneği (Eski ismiyle Üniversiteli Alevi Gençler Derneği) olarak, kurulduğumuz günden bu yana inancımızın özüne sadık kalarak, gençlerimizin geleceği için hiçbir siyasi ve şahsi ikbal gözetmeksizin hizmet vermekteyiz.&nbsp;23.03.2026&nbsp;tarihinde&nbsp;<em>“gazeteci” </em>İsmail Pehlivan tarafından sosyal medya üzerinden başlatılan asılsız iddialar ve Dernek Başkanımız Songül Kayar üzerinden derneğimize yönelik gerçekleştirilen itibar suikastı üzerine bu açıklamayı yapma zarureti doğmuştur.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Gazetecilik Değil, Algı Operasyonu!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">İsmail Pehlivan, <em>"gazetecilik" </em>etik değerlerini hiçe sayarak, paylaşım nedenini sormak üzere kendisini arayan Dernek Başkanımız Songül Kayar’ın telefonlarına cevap vermemiş, dahası başkanımızın gerçekleri anlattığı yorumları silerek tek taraflı bir karalama kampanyası yürütmüştür. Gerçeklerden kaçan, muhatabının söz hakkını engelleyen bir tavrın adı <em>"gazetecilik"</em> değil, art niyetli bir algı operasyonudur.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Asimilasyon İftirasına Karşı Hakikatler</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Bizi asimilasyona hizmet etmekle suçlayanlara soruyoruz:</strong></span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Hacıbektaş’ta gençler olarak gerçekleştirdiğimiz Hızır Cemi mi asimilasyona hizmet ediyor?</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Amasya Göynücek’te düzenlediğimiz Hz. Hüseyin’i Anma Programı mı asimilasyona hizmet ediyor?</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">İstanbul’da gençlerimizi Hızır Lokması’nda buluşturmamız ve topluma ışık tutan <em>"Gençlik Raporu"</em> yayınlamamız mı asimilasyona hizmet ediyor?</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Gençlerimizin kaleminden çıkan, inancımızı ve kültürümüzü yaşatan dergilerimiz mi asimile ediyor?</span></p>
	</li>
</ul>

<p><span style="color:#000000">Oysaki en büyük asimilasyon; inancımızı Kur’an’dan ve Ehlibeyt’ten uzaklaştıranlar, kapalı kapılar ardında gizli görüşmeler yürütenler, siyasi partilerin etkinliklerine koşan ve onların paylaşımlarını yapan kurum başkanları tarafından bizzat yapılmaktadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Maddi Bağımsızlık ve Kurumsal Gerçekler</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">İsmail Pehlivan, derneğimizi Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığına sırtını dayayan bir yapı olarak göstermeye çalışmaktadır. Oysa yaptığımız hiçbir etkinlikte başkanlıktan maddi veya lojistik bir destek almadık. Ayrıca derneğimizi İçişleri Bakanlığına yakın olmakla itham eden İsmail Pehlivan’a hatırlatırız: Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre kurulan her dernek gibi biz de Dernekler Masası'na bağlıyız. Bu bir tercih değil, yasal bir zorunluluktur. Yoksa diğer kurumlar başka bir yere bağlı da sadece biz mi İçişleri Bakanlığı’na bağlıyız? Bu cehalet dolu iddia, art niyetin en açık göstergesidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Fedakârlıkla Ayakta Duran Bir Gençlik İradesi</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Derneğimiz, birçok harcamayı ve hatta yönetim kurulumuzun kendi yol ücretlerini dahi kendi cebinden karşıladığı, büyük bir fedakârlıkla yürütülen onurlu bir yapıdır. <em>"Gönüllü Destek Ağı"</em> çağrımız, tam da bu bağımsızlığı korumak, kimseye minnet etmemek içindir. Maalesef bugün, kendi gençliğine sahip çıkmayan, hatta kendi evlatlarına ihanet eden bir toplum yapısıyla karşı karşıyayız. Biz bu anlayışa teslim olmayacağız.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Hukuki Süreç Başlatılıyor</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Başkanımızı ve derneğimizi hedef alan bu çirkin algı operasyonlarına karşı, en yakın zamanda suç duyurusunda bulunulacak ve maddi-manevi tazminat davası süreci başlatılacaktır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><em>Sonuç olarak;</em> Bizim alnımız ak, meydanımız açık. Tüm canları 28 Mart Cumartesi günü Hz. Ali Panelimize ve gelecek etkinliklerimize davet ediyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Saygılarımızla,</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ALEVİ GENÇLER DERNEĞİ</span></strong></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozdemirin-kayip-turkler-kitabinin-15-baskisi-cikti-3127</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 24 Mar 2026 18:45:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ali Rıza Özdemir’in “Kayıp Türkler” kitabının 15. baskısı çıktı!</h1>
                        <h2>Destek Yayınları etiketiyle okurların beğenisine sunulan “Kayıp Türkler”, yazar Ali Rıza Özdemir’in imzasını taşıyan eserinin 15. baskısıyla raflara dönüyor. Etnik coğrafya açısından Türkmen aşiretlerinin tarihsel dönüşümünü ele alan kitap, ön satışa açıldı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/ali-riza-ozdemirin-kayip-turkler-kitabinin-15-baskisi-cikti-1774367627.webp">
                        <figcaption>Ali Rıza Özdemir’in “Kayıp Türkler” kitabının 15. baskısı çıktı!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Destek Yayınları etiketiyle okurların beğenisine sunulan “Kayıp Türkler”, yazar Ali Rıza Özdemir’in imzasını taşıyan eserinin 15. baskısıyla raflara dönüyor. Etnik coğrafya açısından Türkmen aşiretlerinin tarihsel dönüşümünü ele alan kitap, ön satışa açıldı.</p>

<p>Yazar Ali Rıza Özdemir, coğrafyacı-öğretmen kimliğinin yanı sıra T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi 2. Başkanı olarak da tanınıyor.<strong> “Kayıp Türkler: Etnik Coğrafya Bakımından Kürtleşen Türkmen Aşiretleri” </strong>alt başlığını taşıyan eser, Osmanlı coğrafyasındaki Türkmen topluluklarının etnik ve kültürel serüvenini bilimsel bir yaklaşımla inceliyor.</p>

<p>Kitabın 15. baskısı, Destek Yayınları’nın resmi satış sitesinde ön siparişe açıldı.<br />
Okurlar,<a href="http://https://destekdukkan.com/magaza/urun/kayip-turkler"><strong> https://destekdukkan.com/magaza/urun/kayip-turkler</strong></a> adresinden kitaba ulaşabiliyor.</p>

<p>Yazarın sosyal medya hesabından yaptığı duyuruda,<em><strong> “KAYIP TÜRKLER kitabımızın 15. baskısı Destek Yayınları markası ile ön satışa çıktı. Soran dostlara duyurulur” </strong></em>ifadelerine yer verildi. Eser, daha önceki baskılarında geniş okur kitlesine ulaşmış ve Türk tarih-coğrafya literatüründe önemli bir referans olarak kabul görmüştü.</p>

<p>“Kayıp Türkler”, tarih meraklıları, akademisyenler ve kültür araştırmacıları için vazgeçilmez bir kaynak olmaya devam ediyor. 15. baskının okurla buluşmasıyla birlikte kitabın yeniden gündeme gelmesi bekleniyor.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/avrupa-alevi-dusunce-derneginden-sert-aciklama-ozur-bekliyoruz-3126</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 22:53:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Avrupa Alevi Düşünce Derneği'nden sert açıklama: Özür bekliyoruz!</h1>
                        <h2>Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Merkezi, Alevi Bektaşi toplumunda büyük tepkiye neden olan Hazreti Muaviye ifadesine yönelik bir açıklama yayınladı. Aleviliğin varoluşundaki en önemli değerin Hz. Ali olduğunu vurgulayarak, bazı çevrelerde Muaviye'nin (Allah'ın lanetlediği bir zat olarak nitelendirilen) Hz. Ali'nin hazret makamına konulmasının kabul edilemez olduğunu belirtti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/avrupa-alevi-dusunce-derneginden-sert-aciklama-ozur-bekliyoruz-1774296154.webp">
                        <figcaption>Avrupa Alevi Düşünce Derneği'nden sert açıklama: Özür bekliyoruz!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Merkezi adına yapılan yazılı açıklamada,<em><strong>"Aleviliğin varolusundaki en önemli değer Hz Ali'dir, tüm dünyadaki Alevilerin, Muaviye denen Allahın lanetlediği bir zatı hazret makamına koymak ise, Hz Ali'ye yapılmış en büyük alçaklıktır."</strong></em><em><strong> </strong></em>ifadelerine yer verildi.</p>

<p>Bu tutumun, Alevilerin geleceğini şekillendirecek kamusal bir çalışmada yer almasının ise<em><strong> "çok vahim bir durum"</strong></em> olduğu kaydedildi.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/AADD1.JPG" style="height:800px; width:666px" /></p>

<p>"<em><strong>Alevilerin geleceğini kimlere emanet ediyoruz? Bu tür yaklaşımları dillendiren bir kişinin Alevi toplumunun geleceğini etkileyecek çalışmalarda yer alması kabul edilebilir mi?</strong></em>" sorusunu soran&nbsp;Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Merkezi, ilgili profesörün derhal söz konusu çalışmadan çıkarılmasını ve tüm Alevi camiasından özür dilemesini talep etti.</p>

<p>Dernek,<strong> Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı'nın</strong> temel amacının Aleviliği ve Hz. Ali'yi korumak olduğunu hatırlatarak, bu tür yaklaşımlara karşı net bir duruş sergiledi.</p>

<p>Açıklamanın tamamı şöyle:</p>

<p>"<em><strong>Aleviliğin varoluşundaki en önemli değer Hz Ali'dir, tüm dünyadaki Alevilerin, Muaviye denen Allahin lanetledigi bir zaatı hazret makamına koymak ise, Hz Aliye yapılmış en büyük alçaklıktır. Ve bunu dillendiren kişinin Alevilerin geleceğini şekillendirecek kamusal bir çalışmada var olması çok vahim bir durumdur. O zaman sormamız lazım Alevilerin geleceğini kimlere emanet ediyoruz. Biz Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel merkezi olarak bu profesör denen zaatin derhal bu çalışmadan çıkartılarak tüm Alevi camiasından özür dilemesini istiyoruz. Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığının amacı Aleviliği ve Hz Ali'yi korumaktır.</strong></em>"</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bati-trakya-turk-azinligi-temsilcileri-sorunlarini-agite-tasidi-3125</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 14:30:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Batı Trakya Türk Azınlığı temsilcileri sorunlarını AGİT'e taşıdı</h1>
                        <h2>Batı Trakya Türk Azınlığı temsilcileri, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı tarafından Viyana’da düzenlenen 2026 yılı 1. Tamamlayıcı İnsani Boyut Toplantısı’na katılarak, Azınlık haklarına ilişkin sorunları uluslararası platforma taşıdı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/bati-trakya-turk-azinligi-temsilcileri-sorunlarini-agite-tasidi-1774265830.webp">
                        <figcaption>Batı Trakya Türk Azınlığı temsilcileri sorunlarını AGİT'e taşıdı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Batı Trakya Türk Azınlığı temsilcileri, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı tarafından Viyana’da düzenlenen 2026 yılı 1. Tamamlayıcı İnsani Boyut Toplantısı’na katılarak, Azınlık haklarına ilişkin sorunları uluslararası platforma taşıdı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Demokratik Dayanıklılık için Yasa Yapımı</strong></em>” başlıklı toplantı Açılış Oturumunun ardından çalışma oturumları ile devam etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplantının “<em><strong>Demokrasileri Korumak: Demokratik Yasa Yapımı ve Uluslararası Aktörlerin Rolü</strong></em>” konulu ilk oturumunda BTAYTD temsilcisi söz alarak uluslararası korumanın azınlıkların dilini, kültürünü ve kimliğinin muhafazasındaki önemine değindi. Temsilci, Batı Trakya Türk Azınlığının haklarının uluslararası Lozan Antlaşması ile koruma altına alındığını, ancak Yunanistan’ın uluslararası yükümlülüklerinin aksine Türk azınlığın eğitim, kültürel ve vakıf mallarının idaresi alanında haklarını ihlal ettiğini ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplantının “<em><strong>Demokratik Yasa Yapımını Savunmada Sivil Toplum ve Bağımsız Denetim</strong></em>” başlıklı ikinci oturumunda Seçek Azınlık Eğitim ve Kültür Derneği temsilcisi söz alarak Türk Azınlığın statüsünü ve haklarını belirleyen Lozan Antlaşmasının ulusal yasalarla değiştirilemeyeceğini belirtti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Batı Trakya’da yaşayan Alevi-Bektaşilerin Türk azınlıktan ayrı bir topluluk olarak değerlendirilemeyeceği ifade edilirken, 2025 Ağustosunda azınlık temsilcileri ile istişare edilmeden Yunan Parlamentosunda kabul edilen yasanın Türk Azınlık mensubu Alevi-Bektaşilerin beklentilerini karşılamaktan uzak olduğu belirtildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aynı oturumda söz alan BTAYTD temsilcisi ise azınlıkların yasa yapım süreçlerine dahil edilmesinin önemini vurguladı. Bu doğrultuda Yunanistan’ın Türk azınlığın sorunlarını çözmek için azınlığın genelinin temsilci olarak kabul ettiği Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu’nun talep ve endişelerini göz önünde bulundurması gerektiğini belirtti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplantı &nbsp;“<strong><em>Demokratik Yasa Yapımında Yargısal Denetim ve Hesap Verebilirlik</em></strong>” konulu oturumla devam etti. Bu oturumda DEB Partisi temsilcisi söz alarak Türk Azınlığın dernekleşme özgürlüğü, anadilde eğitim hakkı ve dini liderini seçme hakkı alanında karşılaştığı hak ihlallerini dile getirdi. DEB Partisinin Yunanistan’da insan ve azınlık hakları merkezli siyaset yapan, parti içi yönetimde kadın-erkek eşitliğini gözeten Türk azınlığın tek siyasi partisi olduğunu vurguladı. DEB Partisi Yunanistan’a Türk azınlık ile diyalog kurmaya, hukukun üstünlüğü ve demokratik ilkelere saygı duyma çağrısında bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aynı oturumda BTAYTD temsilcisi bir daha söz alarak Yunanistan’daki hukuki denetim mekanizmalarının yetersizliklerine değindi. Bu doğrultuda Türk Dernekleri alanında yıllardır uygulanmayan AİHM kararlarını örnek vererek AGİT katılımcı devletlerini gerekli yargı düzenlemelerini yapması için Yunanistan’a çağrıda bulunmaya davet etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Her oturum sonunda cevap hakkını kullanan Yunanistan Batı Trakya’da yaşayan azınlığın Müslüman azınlık olduğunu ve eşit Yunan vatandaşları olarak her türlü haktan ve pozitif ayrımcılıklardan yararlandığını iddia etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İki gün süren toplantı kapanış oturumu ile son buldu.&nbsp;</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/muaviyeye-hazret-diyen-profesor-alevi-bektasi-ansiklopedisi-yoneticisi-3124</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 02:13:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Muaviye’ye hazret diyen profesör Alevi Bektaşi Ansiklopedisi yöneticisi!</h1>
                        <h2>Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından yaptırılan Alevilik Bektaşilik Ansiklopedisi (ABA) koordinatörü Prof. Dr. Sadullah Gülten’in bir kanalda yaptığı konuşmada İslam’ı fitneye düşüren Muaviye b. Ebû Süfyan’dan söz ederken sürekli “Hazreti Muaviye” olarak söz etmesi tepkilere neden oldu.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/muaviyeye-hazret-diyen-profesor-alevi-bektasi-ansiklopedisi-yoneticisi-1774221907.webp">
                        <figcaption>Muaviye’ye hazret diyen profesör Alevi Bektaşi Ansiklopedisi yöneticisi!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Alevilik Bektaşilik Ansiklopedisi (ABA) hazırlatıyor. Ansiklopedi çalışmaları önceki başkan Ali Rıza Özdemir döneminde başlatılmıştı. Ancak, yeni başkan Esma Ersin göreve gelir gelmez, önce ansiklopedi çalışmalarını durdurmuş, sonra da tüm yöneticileri değiştirmişti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yeniden başlatılan Alevilik Bektaşilik Ansiklopedisi (ABA) çalışmalarında&nbsp;Prof. Dr. Alemdar Yalçın ile birlikte Prof. Dr. Sadullah Gülten de yönetici ekibinde yer alıyor. Ekipte Prof. Dr. Ali Yaman da var.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Daha önce ansiklopedi çalışmalarını mezhepçi bir tepki göstererek “<em><strong>Sünni akademisyenlere teslim edildiği</strong></em>” iddiası ile eleştiren Prof. Dr. Ali Yaman ise, ekipte Sünni kökenli akademisyenler,n yer almasına herhangi bir eleştiri getirmedi. Hatta, Muaviye’ye “<em><strong>hazret</strong></em>” diyen akademisyene bile sesini çıkarmadı! Çünkü, bu kez kendisi de yürütme ekibine alınmıştı!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı isyancı girişimleri nedeniyle yargılanarak idam edilen Seyit Rıza’yı “<em><strong>büyük devlet adamı</strong></em>” olarak öven makale yazarını danışman olarak tutmaya devam ediyor. Bakalım, “<strong><em>Alevi kızı</em></strong>” Esma Ersin Muaviye’ye “<em><strong>hazret</strong></em>” diye hitap eden akademisyenle ilgili ne gibi tasarrufta bulunacak?</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>“HAZRET” DEMEDEN MUAVİYE’Yİ ANMIYOR!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/PROF_%20DR_%20SADULLAH%20G%C3%9CLTEN.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Aynı zamanda, Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Uygulama ve Araştırma Merkezi müdürü Prof. Dr. Sadullah Gülten’in 3 Ocak 2021 tarihinde, Berlin’de çalışmalarını sürdüren Dr. Fatma Yıldız ile katıldığı bir video yayınında, Hz. Ali’yi ve pek çok sahabeyi katlettiren, İslam’ın içine etkileri bugünlere kadar süren fitneyi yayan Muaviye’ye saygı ifadesi olan “<strong><em>hazret</em></strong>” kelimesini kullandığı ortaya çıktı!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yayında, kendisinden Aleviliğin nasıl ortaya çıktığı sorulduğunda, Prof. Dr. Gülten “<strong><em>sonrasında Hazreti Muaviye ile mücadelesi var Hazreti Ali’nin. Sıffin savaşı biliyorsunuz</em></strong>” ifadelerini kullanıyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Prof. Dr. Gülten devamla şöyle konuşuyor: “<strong><em>Bu Sıffin savaşına daha sonra üçüncü bir grup daha dahil oluyor. Bunlar da Hariciler. Hariciler Hazreti Ali’ye karşı çıkıyorlar. Hem Hazreti Ali’ye hem Hazreti Muaviye’ye karşı çıkıyorlar.</em></strong>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">İnternette de yayınlanan videonun 7:53 ile 8:07 dakikaları arasında yer alan bu konuşma Aleviler arasında büyük tepkiye neden oldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Konu hakkında bilgisine baş vurduğumuz Alevi Bektaşi inanç önderleri, Muaviye’ye “<em><strong>hazret</strong></em>” diye hitap eden Prof. Dr. Sadullah Gülten’in Alevilik alanındaki çalışmalarına da bu ifadeleri nedeniyle bundan böyle kuşkuyla yaklaşacaklarını belirttiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>MUAVİYE GERÇEKTE KİMDİ?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/ansiklopedi1.JPG" style="height:722px; width:548px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">İslam tarihinin en tartışmalı figürlerinden birisi olan Muaviye, İslam’ın ilk yıllarında Müslümanları işkencelerle katleden, Hz. Muhammed’e hakaretler içeren şiirler yazan Mekkeli zenginlerin en önemlilerinden bir tüccar olan Ebu Süfyan’ın oğludur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bedir, Uhud ve Hendek savaşlarını kışkırtan, Müslümanlara karşı paralı askerlerden oluşan ordu kurup yüzlerce Müslüman katleden Ebu Süfyan’ın karısı ve Muaviye’nin annesi Hind bint Utbe de Uhud savaşında Hz. Hamza’yı öldürtüp ciğerini yemesi ile bilinir. Bu olay, İslam tarihinde vahşetin ve kinin sembolü olarak görülür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hind bint Utbe bununla da yetinmeyip, Uhud savaşından sonra şehit Müslümanların kulak ve burunlarını kesmişti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">640 yılında Halife Ömer tarafından Şam’a vali olarak atanan Muaviye’ye Halife Osman da Filistin ve Ürdün’ün yönetimini verdi. Şam’da kendine ekonomik ve askeri güç yaratan Muaviye, Halife Osman’ın katledilmesini bahane ederek tüm İslam dünyasının hükümdarı olmak için ilk fitneyi yarattı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ardından Cemel ve Sıffin savaşları ile Müslümanları birbirine kırdıran Muaviye’nin Hz. Ali’nin katledilmesi için Haricileri kışkırttığı da söylenmektedir. Daha sağlığında bile Hz. Ali’ye minberlerde hakaret (sebb) edilmesini emrettiği tüm güvenilir kaynaklarda belirtilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Ali’nin Hakk’a yürümesinin ardından büyük oğlu Hz. Hasan’ı zehirleten, Ali’ye bağlılığı nedeniyle Hucr bin Adiy’i 6 arkadaşı ile birlikte katlettiren, Hz. Ebû Bekir’in oğlu Muhammed’i katlettirip sonra bir eşek ölüsünün içine koyup yaktıran, İslam tarihinin efsane komutanlarından Malik el-Eşter’i zehirlettiren, Halid bin Velid’in oğlu Abdurrahman’ı zehirlettiren, Peygamber’in en sevdiği sahabelerden 90 yaşındaki Ammar bin Yasir’i Sıffin savaşında katlettiren ve daha onlarca benzeri suikast ve cinayetle İslam dünyasını kan ve göz yaşına boğan Muaviye’dir.</span></p>

<p><strong><a href="https://www.youtube.com/live/yKbiL-L57GE"><span style="color:#c0392b">PROF. DR. SADULLAH GÜLTEN’İN MUAVİYE’YE HAZRET DİYE HİTAP ETTİĞİ YAYINI İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN</span></a></strong></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-yazdi-iranin-stratejik-hatasi-3123</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 21 Mar 2026 22:41:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Bora Özizmirli yazdı: İran'ın stratejik hatası</h1>
                        <h2>Analist gazeteci Bora Özizmirli, son dönemde Körfez ülkeleri ile İran arasındaki gerilimi değerlendirdiği yazısında, İran'ın Körfez enerji altyapısına yönelik saldırılarını "stratejik hata" olarak nitelendirdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/bora-ozizmirli-yazdi-iranin-stratejik-hatasi-1774124110.webp">
                        <figcaption>Bora Özizmirli yazdı: İran'ın stratejik hatası</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Analist gazeteci Bora Özizmirli, son dönemde Körfez ülkeleri ile İran arasındaki gerilimi değerlendirdiği yazısında, İran'ın Körfez enerji altyapısına yönelik saldırılarını<strong> "stratejik hata" </strong>olarak nitelendirdi.</p>

<p>Özizmirli'ye göre, son 3-4 yılda Körfez monarşileri<strong> (özellikle Suudi Arabistan, Katar, Kuveyt ve Bahreyn)</strong>, ABD karşıtlığını artık gizlemiyor ve ekonomik güçlerini kullanarak Türkiye ile Pakistan gibi alternatif ortaklara yöneliyor. Bu ülkeler, ABD'nin askeri operasyonları için üslerini açmayı reddederek bağımsız bir çizgi izlemeye çalışıyor.</p>

<p>Ancak Riyad'da düzenlenen kritik toplantı, gündeminde İran'ı taşıyordu. <strong>İran'ın, İsrail ve ABD'nin</strong> saldırılarına misilleme amacıyla Körfez ülkelerindeki petrol rafinerileri, gaz tesisleri, LNG sahaları ve Aramco gibi hayati enerji altyapılarını hedef alması, Arap ülkelerinde büyük tepki yarattı. Bu saldırılar, Körfez ülkeleri tarafından<strong> "ekmek teknemiz" </strong>olarak görülen tesislerin doğrudan tehdit altına girmesi anlamına geliyor.<br />
<br />
<strong>Bora Özizmirli'nin yazısının tam metni şöyle:</strong></p>

<p><strong>İRAN'IN STRATEJİK HATASI</strong><br />
<br />
Körfez ülkelerindeki son 3-4 yılda artan <strong>ABD karşıtlığı artık</strong> gizli saklı değil; Körfez monarşileri, özellikle ekonomik güçlerini kullanarak<strong> Türkiye ve Pakistan</strong> gibi alternatif ortaklara yöneliyor. Bu süreçte, Körfez ülkelerinin ABD'nin askeri operasyonlarına üslerini açmayı reddetmesi dikkat çekici bir adım olarak öne çıkıyor.<br />
<br />
Ancak geçtiğimiz günlerde Riyad'da düzenlenen kritik toplantının ana gündemi İran oldu. İran'ın, İsrail ve ABD'nin saldırılarına misilleme olarak Körfez ülkelerindeki petrol rafinerileri, gaz tesisleri ve enerji altyapısını hedef alması, Arap ülkelerinde büyük tepki çekti. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Kuveyt ve Bahreyn gibi ülkelerde son dönemde yaşanan İHA ve füze saldırıları, özellikle petrol tesislerini vurması nedeniyle <strong>"ekmek teknemiz"</strong> olarak nitelendirilen bu altyapıların doğrudan tehdit altında olduğu vurgulanıyor.<br />
<br />
Toplantıya katılan 12 ülke ortak bildiri yayımlayarak İran'ın sivil altyapıya, yerleşim alanlarına, su arıtma tesislerine, havalimanlarına ve diplomatik temsilciliklere yönelik balistik füze ile İHA saldırılarını kınadı. Bildiride, İran'a<strong> "saldırıları derhal durdurma"</strong> çağrısı yapılırken, Körfez ülkelerinin bu eylemlerden duyduğu rahatsızlık net bir şekilde ifade edildi.<br />
<br />
Trump ve İsrail cephesi ise hem Avrupa'yı hem Körfez'i köşeye sıkıştırıyor: <strong>"Gelin, İran'a karşı bize katılın!"</strong> baskısı dorukta. Ama Körfez ülkeleri ABD'nin yanında saf tutmuyor; tam tersine, İran'la bile bir tür denge arayışındalar. Derken İran kalkıp Körfez ülkelerin petrol rafinerilerine, LNG tesislerine, Aramco'ya, Katar'ın dev gaz sahalarına füze ve drone yağdırıyor.&nbsp;<br />
<br />
Elbette İran'ın ABD üslerini vurması kadar doğal bir şey yok. Ancak Arap liderler açıkça diyor ki:<strong> "Bizim petrol tesislerimiz, rafinerilerimiz, ekonomimizin can damarı &nbsp;vurma!"</strong> İran'a net mesaj: <strong>"Bize dokunma, yoksa bedeli ağır olur."</strong><br />
<br />
Diğer taraftan İran'In müttefiki Çin'in tavrı burada dikkat çekici. Çin'de Körfez ülkelerine yönlelik saldırıları kınıyor ve<strong> "durun" </strong>diyor. Çin Dışişleri Bakanlığı son bir haftadır İran'ın bu eylemlerini net şekilde eleştiriyor; bizimkilerden pek farklı değiller. Aynı zamanda Körfez ülkelerini sakinleştirmeye, gerilimi düşürmeye çalışıyorlar.<br />
<br />
Ama maalesef Türkiye'de hâlâ aynı nakarat tekrarlanıyor<strong>."Aaa neden İran'ı kınıyorsunuz?"</strong> oluyor. &nbsp;<br />
<br />
Gerçek şu ki ,Körfez, ABD'nin güvenlik şemsiyesine sığınmak yerine kendi çıkarını korumaya çalışıyor. İran ise bu hassas dengeyi baltalıyor. Kendi ekmek teknesine saldırarak Körfez'i daha da uzaklaştırıyor, <strong>ABD-İsrail ittifakını</strong> güçlendiriyor ve bölgedeki kendi pozisyonunu zayıflatıyor.<br />
<br />
İran, Körfez'i düşman ilan etmek yerine, en azından petrol tesislerini hedef almamalıydı. Körfez ülkeleri şimdi hem ABD baskısı altında eziliyorlar, hem İran'dan darbe yiyorlar.&nbsp;<br />
Kısaca, Körfez ülkeleri<strong>"ABD'den kurtulalım" derken, İran "gelin sizi de ben vurayım" </strong>diyor. Bu mantıksızlığın faturasını İran dahil herkes ödüyor.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/prof-dr-caner-isik-yazdi-hz-ali-ve-nevruz-cemi-3122</link>
            <category>KONUK YAZAR</category>
            <pubDate>Sat, 21 Mar 2026 19:29:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Prof. Dr. Caner Işık yazdı: Hz. Ali ve Nevruz Cemi</h1>
                        <h2>Prof. Dr. Caner Işık, haber sitemize Müminlerin Emiri Hz. Ali’nin doğduğu gün olan 21 Mart tarihi ile Türklerin Nevruzu ve Alevilerin cem ibadetinin nasıl birleştiğini yazdı. İşte, o makale:</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/prof-dr-caner-isik-yazdi-hz-ali-ve-nevruz-cemi-1774112363.webp">
                        <figcaption>Prof. Dr. Caner Işık yazdı: Hz. Ali ve Nevruz Cemi</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>HZ. ALİ VE NEVRUZ CEMİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Ali Hicret’ten 23 yıl önce Recep ayının 13. Cuma günü Beytullah’ın içinde dünyaya gelir. Bu doğum tarihi Miladî olarak 21 Mart 599’dur. Annesi Haşimoğullarından Esed’in kızı Fatıma, Babası ise Haşimilerden Abdulmuttalip oğlu Ebu Talip’tir. Ebu Talip Hz. Peygamber’in babası Abdullah ile aynı anne babadan olma tek öz kardeştir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Ali’nin annesi Fatıma’nın önemli bir özelliği de Hz. Muhammed’e ikinci annelik yapmış olmasıdır. Hz. Muhammed yedi yaşından evleninceye kadar amcası Ebu Talib’in evinde ve himayesinde kalmıştır. Daha sonra da Hz. Ali, Hz. Muhammed’in evinde büyümüş ve peygamberin terbiyesinde yetişmiştir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Ali’nin bir sıfatı “<strong><em>keremallahüveche</em></strong>”dir. Türkçesi, “<strong><em>Allah’tan gayrısına yüzünü dönmemiş</em></strong>”tir. Küçük yaşta İslam ile şereflenen Hz. Ali’nin zihninde cahiliye dönemine ait hiçbir etki yoktur. Öyle ki, Peygamber’in risaletinin ve Kur’an-ı Kerim’in nüzul sebeplerinin hepsine yaşantısı ve ortamı gereği hakimdir. Bu sebeple Allah’tan başkasına yüzünü dönmemiş olan Hz. Ali, İslam dünyasında Hz. Peygamber’den sonra değeri ölçülemeyecek bir durumdadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Nitekim, Gadir Hum’da vefatına yakın peygamberin vasi tayin ettiği Hz. Ali, Ümeyyeoğulları’nın birçoğu dışında, bütün Müslümanlar tarafından her zaman adı gibi yüce vasıflarla anılmış velayetin nurunun taşıyıcısıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkler Müslümanlıkla iki yolla tanışmıştır. Birincisi Emeviler döneminde Arap ordularının dini olarak tanışmıştır. Bu ilk tanışma Türklerin direnişi ile karşılanmıştır. Ulu önderin Türk milletinin özelliğini vurgularken “<em><strong>bağımsızlık benim karakterimdir</strong></em>” sözünün bir tecellisi olarak, Arap orduları Türkleri “<strong><em>mevali</em></strong>” yapamamıştır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İkinci karşılaşma ise, Ehl-i Beyt evlatları ile olan karşılaşmadır. Bu karşılaşma sonunda, Türkler daha sufi bir yorumla Müslüman olmuşlardır. Muaviye’nin oğlu Yezit halifeliğini ilan edince, ilk iş olarak Kerbela’da Ehl-i Beyt evlatlarını, daha sonra da Medine’deki sahabeleri katletmiştir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu ortamda Müslümanların huzuru kalmamış ve Peygamber’in öğrettiklerine sadık kalmaya çalışan Müslümanlar uzak diyarlara göç etmek zorunda kalmışlardır. Bu göçler, Rum diyarına (Anadolu’ya), Habeşistan’a ve Horasan’a doğru olmuştur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ali evlatları olarak Müslümanlar arasında bilinen “<strong><em>Alevinyün</em></strong>”, Alevi olarak adlandırılan Ehl-i Beyt evlatları yaşayabilmek için Horasan’a göç etmişlerdir. Horasan’da ruhsal alemle bağ kurmayı önceleyen Mani dini ve Göktanrı inancı hakimdir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu dinin ruhsal şahsiyetleri ile göç ile gelen ehlibeyt evlatları arasında velayet anlayışı, ortaklığı temelinde bir yakınlık oluşmuş ve Ehl-i Beyt evlatları ile bütünleşen Türk soylu ruhsal şahsiyetler özgün ve ahlak temelinde bir okuma yaparak, İslam’ın Türkçe anlaşılmasının yolunu açmışlardır. Sonraki yüzyıllarda meydana gelen göçler sonunda Horasan erenleri Anadolu’nun Türkleşmesi ve Müslümanlaşmasında etkin olmuşlardır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ali evlatları vasıtasıyla “<em><strong>Horasan melametiliği</strong></em>” ortaya çıkmış ve Horasan Erenleri adıyla anılan erenlere dedelik, ocaklık ve pirlik görevleri geçmiş ve bu makamlar üzerinden insanlara Hakk olan doğrultusunda hizmet etmeleri mümkün olmuştur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte Aleviler önce sadece Ali evlatlarının adı iken, daha sonra Ali evlatlarına talip olanlarının da adı olmuş. Günümüze kadar Aleviler bu ocaklar vasıtasıyla yol ve erkânlarını sürdürmüşlerdir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilerin erkânları Ehl-i Beyt’in önderliğinde kurulmuş ve Ali evlatlarının liderliğinde uygulanmış erkânlardır. Bu erkânların başında cem ibadeti gelir. Cem ibadeti Kur’an-ı Kerim’in Nûr suresinin 35-36. ayetlerinde işaret edilen, evlerde yapılan ibadet olarak zikredilen toplu ibadettir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem, Hz. Peygamber’in Mekke döneminde, Müslümanların evlerinde, birbirinden rızalık alınarak, ortamda paylaşılanların sır olarak kalması sözü alınarak, yapılan sohbet ve irşadı da içeren muhabbet ve ibadetlerdir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Güvenlik kaygısıyla Mekke dönemindeki Müslümanların gizli olarak yaptığı ibadetlerin bir benzeri olarak kabul edilen cem ibadeti Alevilerce ibadetlerinin özü olarak sunulmuştur. Erkânın ocak uygulamaları farklılaşsa bile, özünde insan-ı kâmil yetiştirmeyi hedefleyen bir ibadettir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem, toplu olarak yapılan ve karşılıklı olarak “<strong><em>nasıl daha ahlaklı hale geliriz</em></strong>” sorusuna cevap aranan, hataların sorgulandığı, alternatif önerilerin hep birlikte bulunduğu, Hakk’ın emir ve rızasını gözetmenin temel hedef olarak konulduğu ibadet ortamıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem, Allah’a kulluğun Muhammed Mustafa’ya ümmetliğin, Aliy’el Mürteza’ya talipliğin ve Ehl-i Beyt’e bende olmanın yeridir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İslam’ın ilk ideal normlarla yetiştirilen insanı olan Hz. Ali yukarıda bahsedilen Horasan Erenleri ekolü tarafından yolun piri kabul edilmiştir. Bu Pir’in doğum gününün eski Türk takviminin başlangıcına, 21 Mart’a denk gelmesi özel bir işaret olarak kabul edilmiş ve Hz Ali’nin mevlidi ile doğanın uyanışı bir başlık altında birleştirilip yeni yıla yeni niyetler ve yeni umutlarla girmek anlamında özel Nevruz Cemleri yapılmıştır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Maddi uyanış ile ruhsal uyanışın kaynağının birleşmesi olan Nevruz, Aleviler için eski eksikliklerin tamamlanma, yeni başlangıçların ve dileklerin sunulduğu gündür. </span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Bir şeyler karışmışsa başlangıca dönün</strong></em>” diyen Aliy’el Murtaza’nın temiz başlangıç dileklerine uyan taliplerinin temiz başlangıç dileklerinin dile getirildiği gündür. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Nevruz’da “<em><strong>Arınmak için, önce arındıranın temiz olması gerekir</strong></em>” düsturundan hareketle, önce önderler “<em><strong>el ele el Hakk’a</strong></em>” ilkesi doğrultusunda birlik olup arınır, daha sonra taliplerle birlikte, birbiri ile rızalık içinde, Hakk’ın emri ve rızası doğrultusunda olmak bilinciyle, Nevruz Cemi yapılır. Bu cemle yeni yıla hayırlı ve temiz bir başlangıç yapılmış olur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Nevruz cemlerinde Nad-ı Ali’ler okunur, toplumu bütünleştiren değerler ön plana konulur ve uygulama makamının, yani velayet makamının başlangıcı olan Hz. Ali örneklik boyutu ile işlenip “<strong><em>Hakk, Muhammed, Ali</em></strong>” itikadı gündeme getirilir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Ali Peygamberimizden sonra İslam’ın yaşayan umudu olmuştur. Kurduğu yol ve örnek yaşantısı ile Hz. Peygamber’in şehrine girişin kapısı olmuştur. Hz. Ali her başlangıcın Allah adıyla yapılmasının örneğidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Allah cümlemize bu anlatılanları anlamayı nasip etsin. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İnsanoğlu dünya âlemine geldiği günden beri devam eden Hakk ile batıl savaşında Hakk olandan yana olmayı ve Hakk’ın emir ve rızasında durmayı tüm hak edenlere bağışlasın. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yüce Yaradan akıl ve vicdanımızı daima hak olan doğrultuda kullanmayı nasip etsin. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bizi apaçık düşmanımız olan ayrımcılıkla görünür olan şeytan ve onun planlarını uygulayanlara karşı güçlendirsin. </span></p>

<p><span style="color:#000000">21 Mart Nevruzumuz Hakk bir başlangıç olsun, Nevruzumuz arı ve diri bir geleceğe imkân olsun, Nevruzumuz kutlu olsun.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gerçeğe Hû!</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Prof. Dr. Caner IŞIK</span></strong></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-haydar-ercan-dedebabadan-nevruz-bayrami-mesaji-3121</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 21 Mar 2026 17:58:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ali Haydar Ercan Dedebaba'dan Nevruz Bayramı mesajı</h1>
                        <h2>Hünkar Hacı Bektaş Veli Dergâhı Postnişini ve Dedebaba Ali Haydar Ercan, Sultan Nevruz Bayramı dolayısıyla anlamlı bir mesaj yayımladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/ali-haydar-ercan-dedebabadan-nevruz-bayrami-mesaji-1774107344.webp">
                        <figcaption>Ali Haydar Ercan Dedebaba'dan Nevruz Bayramı mesajı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Hünkar Hacı Bektaş Veli Dergâhı Postnişini ve<strong> Ali Haydar Ercan </strong> <strong>Dedebaba, </strong>Sultan Nevruz Bayramı dolayısıyla anlamlı bir mesaj yayımladı.</p>

<p>Dedebaba Ercan mesajında, Nevruz'u "Nevruz-u Sultan, mevlüd-ü Şah-ı Merdan" olarak nitelendirerek, Hz. İmam Ali'nin (a.s.) doğum günüyle doğanın uyanışını bir arada kutlamanın manevi derinliğine vurgu yaptı.<br />
<br />
Dedebaba Ali Haydar Ercan mesajıyla, Bektaşi geleneğinde Nevruz'un hem doğa uyanışı hem de Hz. Ali'nin doğum günü olarak kutlanmasının manevi önemini yansıttı.. Dedebaba Ercan, barış, adalet ve birlik vurgusuyla tüm canlara Nevruz Bayramı'nı kutladı.</p>

<p><strong>Dedebaba Ali Haydar Ercan mesajı şöyle:</strong></p>

<p>"Nevruz-u Sultan, mevlüd-ü Şah-ı Merdan"</p>

<p>Savaşların sona erdiği, Doğa'nın ve masumların korunduğu, adaletli, huzurlu, bereketli günler getirmesi dileği ile, bayram günlerimiz kutlu olsun.</p>

<p>Hayırlara, ilahi lütuflara aracı olması niyazı ile, tabiatın uyanışı ve &nbsp;Hazreti İmam Ali'nin doğumu Sultan Nevruz kutlu olsun.&nbsp;</p>

<p>Orta Asya, Anadolu &nbsp;ve Balkanlarda, &nbsp;Nevruz’un yansıttığı birlik &nbsp;duygusunun; &nbsp;güvenli, müreffeh ve adil bir Dünya geleceğine dair umut verici olmasını diliyoruz.</p>

<p>Pirimiz Hünkar Hacı Bektaş Veli'nin yolu; ilmi ve hümanist ilkelerle, sevgi anlayışını ve Hakikat'e ulaşmayı temel alır. Yeni Gün'de, doğanın uyanışının, &nbsp;"Hakikat"e &nbsp;uyanmaya vesile olması ve iç alemimizi aydınlatması dualarımızla, Peygamber efendimizin ve Alî-yyel-Murtaza'nın &nbsp;ruhani himmetlerine mazhar olalım.</p>

<p>Bismişah, Allah Allah!</p>

<p>Ya muhavvil-el havli vel ahval, Havvil halena ila ahsen-ül hal, Ya Mukallibul kulübi vel ebsar, Ya Müdebbir el leyli ven- nehar. İlahi bi hakkı, Hayder-i &nbsp;Kerrar.</p>

<p>Vakitler hayr’ola, hayırlar feth’ola, şerler def’ola, ikilikçiler mat ola. Hak erenler yıllarımızı, yolumuzu &nbsp;mübarek eyleye. Hazır, gaib, zahir, batın cümle erenlerin hayır-himmetleri, pirimiz kutbul aktab Hacı Bektaş Veli' nin nazarları üzerlerimize gölgelik ola.<br />
Cümle erenlerin gül cemallerine, demine, keremine gerçeğe hü !</p>

<p>Meydanlarınız açık olsun. İlahi feyze layık olmak için; salat-ı daimun'da niyazdayız.</p>

<p>Muhabbetlerimle,<br />
Ali Haydar Ercan Dedebaba</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/sahinbey-abdallar-cemevinde-korkutan-patlama-3120</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 21 Mar 2026 15:34:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Şahinbey Abdallar Cemevinde korkutan patlama</h1>
                        <h2>Gaziantep'in Şahinbey ilçesinde bulunan Abdallar Cemevi'nde korkutan bir patlama meydana geldi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/sahinbey-abdallar-cemevinde-korkutan-patlama-1774097004.webp">
                        <figcaption>Şahinbey Abdallar Cemevinde korkutan patlama</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Gaziantep'in Şahinbey ilçesinde bulunan Abdallar Cemevi'nde korkutan bir patlama meydana geldi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ünaldı Mahallesi'ndeki cemevinde gece saatlerinde gerçekleşen patlamada şans eseri can kaybı yaşanmazken, binada büyük çapta maddi hasar oluştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>GECE GEÇ SAATLERDE OLUŞAN PATLAMA</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Edinilen bilgiye göre, Abdallar Cemevi'nin mutfak ve oturma alanlarının bulunduğu bölümde henüz belirlenemeyen bir nedenle şiddetli bir patlama yaşandı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Patlamanın etkisiyle binanın camları kırıldı, eşyalar etrafa savruldu ve duvarlarda hasar oluştu. Olay sırasında cemevinde kimsenin bulunmaması olası bir faciayı önledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KARALAR: SÜRECİN TAKİPÇİSİYİZ!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Patlamanın ardından olay yerine giderek incelemelerde bulunan Abdallar Birliği Genel Başkanı Mahmut Karalar, yaptığı basın açıklamasında sağduyu çağrısında bulundu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Karalar, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>En büyük tesellimiz; olay sırasında cemevinde kimsenin bulunmaması ve herhangi bir can kaybının yaşanmamış olmasıdır. Abdallar Birliği olarak bu süreçte hiçbir kişi ya da kurumu suçlamıyoruz. Olayın tüm yönleriyle, şeffaf ve titiz bir şekilde araştırılmasını önemsiyoruz.</strong></em>"</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İNCELEMELER SÜRÜYOR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Olay yerine gelen emniyet ve itfaiye ekipleri, patlamanın nedenini belirlemek için geniş çaplı bir soruşturma başlattı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Doğalgaz sızıntısı, tüp patlaması veya dışsal faktörler dahil tüm ihtimaller uzman ekiplerce inceleniyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Genel Başkan Karalar, olayın aydınlatılması ve benzer durumların tekrar yaşanmaması adına sürecin sonuna kadar takipçisi olacaklarını vurgulayarak kamuoyunu bilgilendirdi.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/mustafa-firat-yazdi-mehmet-serif-firat-ve-firat-ailesinin-hakikat-kavgasi-3119</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 21 Mar 2026 00:11:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Mustafa Fırat yazdı: Mehmet Şerif Fırat ve Fırat Ailesinin "Hakikat" Kavgası</h1>
                        <h2>Eğitimci ve yazar Mustafa Fırat bu makalesinde Mehmet Şerif Fırat'la başlayan aile içi çatışmalara ışık tutuyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/mustafa-firat-yazdi-mehmet-serif-firat-ve-firat-ailesinin-hakikat-kavgasi-1774043077.webp">
                        <figcaption>Mustafa Fırat yazdı: Mehmet Şerif Fırat ve Fırat Ailesinin "Hakikat" Kavgası</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Cumhuriyet tarihinin en tartışılan ve üzerine en çok araştırma yapılan figürlerinden biri olan, <em><strong>"Doğu İlleri ve Varto Tarihi"</strong></em> kitabının yazarı <em><strong>Mehmet Şerif Fırat,</strong></em> ölümünden onlarca yıl sonra bile fikirleri ve ailesi üzerinden yürütülen ideolojik tartışmaların merkezinde yer almaya devam ediyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Son günlerde sosyal medya platformlarında Fırat ailesi mensupları tarafından yapılan açıklamalar, aile içindeki görüş ayrılıklarını ve tarihsel şahsiyetlere yönelik <em><strong>"itibar suikastı"</strong></em> iddialarını yeniden gündeme taşıdı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/1-%20Mehmet%20%C5%9Eerif%20F%C4%B1rat.png" style="height:251px; width:800px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Resimler: 1- Mehmet Şerif Fırat, 2- Şeyh Sait İsyanı Sırasında Fer Ailesi, 3- İki yakın dost İsmet İnönü ve Ali Haydar Dikmen</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>1- İdeolojik Kutuplaşma ve "İstimal" Tartışması</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Mehmet Ali Fırat tarafından kaleme alınan ve aile üyeleri tarafından desteklenen açıklamalarda, özellikle <em><strong>"Kürtçü Feranlılar"</strong></em> olarak tabir edilen gruba yönelik sert eleştiriler dikkat çekiyor. İddiaların odağında, ailenin tarihsel kökenlerinin ve geçmişteki önemli isimlerinin (Ali Haydar Dikmen, A. Hikmet Yurtsever vb.) güncel siyasi ajandalar uğruna manipüle edilmesi yer alıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Açıklamada öne çıkan temel noktalar şunlar:</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>a) Tarihsel Şahsiyetlerin Savunulması</strong>: Cumhuriyet’in kuruluşunda ve çok partili hayata geçiş sürecinde Doğu illerinde önemli katkıları olan, İsmet İnönü’nün yakın dostu Ali Haydar Dikmen’in "<em><strong>tetikçi</strong></em>" olarak yaftalanması ve Dr. Arif Hikmet Yurtsever’in Çorum/Maraş katliamlarıyla ilişkilendirilme çabalarına karşı sert bir reddiye sunuluyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>b) Gelenek ve Sadakat</strong>: Fırat ailesinin "<strong><em>feodal bir ruh haliyle değil, tarihsel metodoloji ve aydın perspektifiyle</em></strong>" kendi geçmişine sahip çıktığı vurgulanıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>c) Siyasi Eleştiri:</strong> Kürt milliyetçiliği üzerinden yapılan siyasetin, ailenin gerçek tarihini gölgelediği ve "<strong><em>iftira siyaseti</em></strong>" güdüldüğü savunuluyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>2- Mehmet Şerif Fırat: Bir Devrin Portresi</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/siyasi.jpg" style="height:500px; width:319px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu tartışmaların merkezindeki isim olan Mehmet Şerif Fırat, sadece bir yazar değil, aynı zamanda Cumhuriyet’in bölgedeki en sadık savunucularından biriydi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">a) <strong>Mücadelesi</strong>: 1899 Varto doğumlu olan Fırat, bölgedeki aşiret yapısını ve tarihsel kökenlerini inceleyerek "<strong><em>Kürtlerin Türklüğü</em></strong>" tezini savunan en önemli yerel figürlerden biri olmuştur. Bu duruşu, onu dönemindeki ayrılıkçı hareketlerin doğrudan hedefi haline getirmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">b) <strong>Eserleri:</strong> Bingöllerin Sesi, Hayat ve Hatıratım, Doğu İlleri ve Varto Tarihi, kitapları ile 1947 yılında Tanin gazesinde yayımlanan Varto Mektubu makelesinin yazarıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Varto Mektubu:</strong> çok partili hayata geçiş sürecinde, yaşanan gelişmelere “<em><strong>milliyetçi ve cumhuriyetçi</strong></em>” karşı çıkışın en önemli yazısı olmuştur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Mektup, Türk siyasi hayatında ve basında “<em><strong>Kürtçülüğe dayanan rejim karşıtlığını</strong></em>”<em> </em>merkez alan sert tartışmalara yol açmıştır. Torunu Mustafa Fırat, “<em><strong>Siyasi Bir Cinayetin Anatomisi</strong></em>” adındaki kitabında; Şeyh Sait İsyanının bastırılmasındaki rolü, Doğu İlleri ve Varto Tarihi kitabındaki tezleri ve Mektup’ta ileri sürdüğü görüşleri nedeniyle öldürüldüğünü iddia etmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Doğu İlleri ve Varto Tarihi:</strong> Dönemin devlet politikalarına kaynaklık etmiş, bölgenin antropolojik ve sosyolojik yapısını "öz Türk" perspektifiyle ele alan temel bir eserdir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Trajik Sonu:</strong> Varto Mektubu’nun çok partili hayata geçiş sürecinde yarattığı gerilimler ve tartışmalar sonucunda Fırat, 1949 yılında bir suikast sonucu hayatını kaybetmiştir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu ölüm, kimilerine göre bir kan davası, kimilerine göre ise siyasi bir infazdı. Ancak bugün gelinen noktada, onun ölümünün bile ideolojik savaşların bir parçası olduğunu göstermektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>3- Aile İçindeki "Fay Hattı”</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Paylaşılan yorumlarda dikkat çeken en çarpıcı unsur, aile içindeki derin bölünme. Cevdet Fırat ve Hasan Kaplanseren gibi isimlerin destek verdiği mesajlarda, "<em><strong>kendi değerlerine yabancılaşan</strong></em>" aile bireylerine yönelik sitemler, sosyolojik bir vakayı gözler önüne seriyor:</span></p>

<p><span style="color:#000000">*Bir ailenin, tarihsel mirası paylaşamama ve farklı siyasi kutuplara savrulma sancısı.*</span></p>

<p><span style="color:#000000">-"<strong><em>Sütümüz bozuk değil ki, boğazımızdan giren helal lokma ve ceddiyle övünenler olarak çamur at izi kalsın algısı bize işlemez.</em></strong>" — torunu, *TC Mehmet Şerif Fırat*</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Sonuç: Tarih Kimin İçin Yazılır?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/wh_cc634675d.jpg" style="height:315px; width:200px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Mehmet Şerif Fırat ve haleflerinin yaşadığı bu süreç, Türkiye’nin yakın tarihinin ne kadar canlı ve çatışmalı olduğunu kanıtlıyor. Bir yanda <strong>"<em>devletçi ve birlikçi</em>"</strong> bir tarih okumasını savunan Fırat geleneği, diğer yanda bu geleneği <strong>"<em>asimilasyoncu</em></strong>" bulup reddeden veya dönüştürmeye çalışan yeni nesil yaklaşımlar...</span></p>

<p><span style="color:#000000">Görünen o ki, Varto’nun karlı dağlarından başlayan bu hikaye, sadece bir ailenin değil, koca bir coğrafyanın kimlik arayışının ve hakikat mücadelesinin bir özeti olarak kalmaya devam edecek.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/mete-yarar-iran-korfez-ulkelerine-yonelik-saldirilar-yaparak-hata-yapiyor-3118</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 20 Mar 2026 22:34:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Mete Yarar: İran, Körfez ülkelerine yönelik saldırılar yaparak hata yapıyor</h1>
                        <h2>Mete Yarar, Haber Global'in "Hilal Özdemir ile Mesele" programına konuk olarak Ortadoğu'daki tansiyonu ve İran'ın son hamlelerini detaylı bir şekilde değerlendirdi. Güvenlik politikaları uzmanı Yarar, İran'ın Körfez ülkelerine yönelik enerji altyapısı saldırılarının bölgede yarattığı kaosun en büyük kazananının İsrail* olduğunu vurguladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/mete-yarar-iran-korfez-ulkelerine-yonelik-saldirilar-yaparak-hata-yapiyor-1774039231.webp">
                        <figcaption>Mete Yarar: İran, Körfez ülkelerine yönelik saldırılar yaparak hata yapıyor</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Mete Yarar, Haber Global'in<strong> "Hilal Özdemir ile Mesele"</strong> programına konuk olarak Ortadoğu'daki tansiyonu ve İran'ın son hamlelerini detaylı bir şekilde değerlendirdi. Güvenlik politikaları uzmanı Yarar, İran'ın Körfez ülkelerine yönelik enerji altyapısı saldırılarının bölgede yarattığı kaosun en büyük kazananının İsrail olduğunu vurguladı.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=TRKqrScrPdA"><strong><span style="color:#c0392b">METE YARAR'IN AÇIKLAMASINI İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ.</span></strong></a><br />
<br />
Uzman isim, İran'ın mevcut tutumunun bölgeyi daha da istikrarsızlaştırdığını, Körfez ülkeleriyle diplomasi yerine çatışmayı tercih etmenin tarihi bir hata olduğunu belirterek sözlerini tamamladı: İran'ın bu politikalarıyla aslında kendi ayağına sıkmakta olduğunu ve nihai kazancın İsrail'e kaldığını bir kez daha yineledi. Program, Ortadoğu'daki gerilimin Körfez'e sıçraması ve potansiyel bölgesel savaş riskini en net şekilde ortaya koyan yayınlardan biri olarak dikkat çekti.</p>

<p>Yarar, programda şu çarpıcı ifadeleri kullandı: &nbsp;<br />
<em><strong>"Bu savaşın bugüne kadar geldiği noktada İran'ın kazançlı çıkma şansı yok. Buradan kazançlı çıkacak tek ülke İsrail. Bölge ülkeleri de bunu böyle söylüyor, diğer aktörler de aynı görüşte. İran'ın bölge ülkelerini şiddetli şekilde vurmaya devam etmesi, özellikle enerji altyapılarını hedef alması, aslında İsrail'in farklı bir yapıyla herkesi birbirine düşürmesini sağlıyor ve bunu başarıyla yapıyor." </strong></em>ifadelerini kullandı.<br />
<br />
Yarar devamında:<em><strong> "Bir müddet sonra ülkeler karşı tedbirle saldırıya başlayacaklar. Yani kendilerinden saldırı yapacaklar. Kime? İran'a karşı. hiç istemediğiniz, Ortadoğu'da hiç isteyemeyeceğiniz bir ortamı aslında İsrail'le verecekler"</strong></em></p>

<p>Yarar, İran'ın bu politikasıyla Körfez ülkelerini doğrudan karşısına aldığını belirterek, özellikle Katar örneğini öne çıkardı. Katar'ın bugüne kadar İran konusunda en fazla arabuluculuk yapan, saldırı girişiminde bulunmamış ve uyumlu ilişkiler sürdüren bir ülke olduğunu hatırlatan Yarar, şu değerlendirmeyi yaptı: &nbsp;<br />
<em><strong>"İran, dost ve müttefik olarak gördüğü Katar'ı tamamen karşısına aldı. Katarlı Dışişleri Bakanı ile toplantıdaydık; çok ilginç bir tabir kullandı. Katar gibi arabuluculuk yapan bir ülkeyi karşısına almak, İran'ın stratejik bir hata yaptığının açık göstergesidir."</strong></em></p>

<p>Programda Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın açıklamalarına da atıfta bulunan Yarar, Fidan'ın ABD ile İran arasındaki askeri-teknolojik üstünlüğün kıyaslanamayacağını söylediğini aktardı. Fidan'ın sözlerini şöyle özetledi: &nbsp;<br />
<br />
<em><strong>"Amerika Birleşik Devletleri ile İran'ı askeri ve teknolojik olarak karşılaştırmak mümkün değil. Çok doğru bir tabir. Peki bu boşluğu İran nasıl doldurmalıydı? Askeri boşluğu diplomasi ve stratejiyle doldurmalıydı. Türkiye bu fırsatı verdi: Gelin sorunu beraber çözecek masalar kuralım, İstanbul’da önerildi."</strong></em></p>

<p>Ancak İran'ın bu diplomatik yolu tercih etmeyip askeri denge kurmaya yöneldiğini belirten Yarar, bunun büyük bir strateji eksikliği olduğunu vurguladı: &nbsp;<br />
<em><strong>"Stratejiden vazgeçip sadece askeri dengeyle sağlamaya kalkarsanız, İran'ın stratejisinin tutma ihtimali yok. Bu yol, ülkeyi daha da yalnızlaştırıyor ve zayıflatıyor."</strong></em></p>

<p>Yarar, sürecin en kritik sonucunun Körfez ülkelerinin İran'a karşı doğrudan harekete geçme riski olduğunu ifade etti. Trump'ın daha önce "Bu savaşa katılacak müttefikler arıyoruz" dediğini hatırlatarak, artık müttefik aramaya gerek kalmayabileceğini söyledi: &nbsp;<br />
<em><strong>"Dünkü yansıyan görüntüler ve toplantılardaki hava şuraya işaret ediyor: Körfez ülkeleri bundan sonraki aşamada kendiliğinden karşı tedbir alacak, hatta saldırıya geçecek. Hiç istemediğimiz bir senaryo gerçekleşiyor; Körfez ülkeleri İran'a karşı savaşa dahil olacak. İsrail bu ortamı 'ekmeğin üzerine tereyağı ve bal sürerek' yarattı."</strong></em></p>

<p>Hilal Özdemir'in <em><strong>"Körfez ülkelerinin İran'a yanıt vermesi ve doğrudan savaş çıkması senaryosundan mı söz ediyorsunuz?" </strong></em>sorusuna Yarar net bir şekilde <em><strong>"Aynen öyle. Savaşa dahil olmaları"</strong></em> yanıtını verdi.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=TRKqrScrPdA"><strong><span style="color:#c0392b">METE YARAR'IN AÇIKLAMASINI İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ.</span></strong></a><br />
&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turkmen-alevi-bektasi-vakfindan-ramazan-bayrami-mesaji-3117</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 22:28:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı’ndan Ramazan bayramı mesajı</h1>
                        <h2>Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı Ramazan Bayramı mesajı yayınladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/turkmen-alevi-bektasi-vakfindan-ramazan-bayrami-mesaji-1773948996.webp">
                        <figcaption>Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı’ndan Ramazan bayramı mesajı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı Başkanı Özdemir Özdemir, Ramazan bayramı mesajı yayınladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Özdemir, yayınladığı bayram mesajında, “<em><strong>Ramazan Bayramınızı en içten dileklerimle kutlar, sağlık mutluluk ve esenlikler dilerim</strong></em>” ifadelerine yer verdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-03-19%20at%2015_14_02.jpeg" style="height:800px; width:672px" /></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hacibektas-ve-turkistan-kardes-sehir-olacak-3116</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 22:04:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Hacıbektaş ve Türkistan “Kardeş Şehir” olacak</h1>
                        <h2>TBMM Türk Devletleri Parlamenter Asamblesi (TÜRKPA) heyetiyle birlikte Kazakistan’ın Türkistan şehrinde temaslarda bulunan CHP Tokat Milletvekili Kadim Durmaz, Türkistan Belediye Başkanı Turashbekov Abdisattarovich ile şehri Hacıbektaş ilçesi ile kardeş şehir yapmak üzere görüştüğünü ve olumlu cevap aldığını açıkladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/hacibektas-ve-turkistan-kardes-sehir-olacak-1773947503.webp">
                        <figcaption>Hacıbektaş ve Türkistan “Kardeş Şehir” olacak</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Sekizinci Gün Gazetesi’nin haberine göre, TBMM Türk Devletleri Parlamenter Asamblesi (TÜRKPA) heyetiyle birlikte Kazakistan’ın Türkistan şehrinde temaslarda bulunan CHP Tokat Milletvekili Kadim Durmaz, Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan bin yıllık manevi mirası güçlendirecek önemli bir adım attı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Durmaz, Hacı Bektaş Veli’nin diyarı Hacıbektaş ile Hoca Ahmed Yesevi’nin şehri Türkistan’ın “<em><strong>kardeş şehir</strong></em>” olması için ilk resmi görüşmelerin gerçekleştirildiğini açıkladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türk-İslam irfan geleneğinin önemli merkezlerinden biri olan Türkistan’da çeşitli ziyaretlerde bulunan TÜRKPA heyeti, bölgedeki tarihi ve manevi mirasa dikkat çekti. Heyet, Yesevi geleneğinin önemli isimlerinden Arslan Baba’nın türbesini de ziyaret etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyaret kapsamında açıklamalarda bulunan Kadim Durmaz, Anadolu’nun manevi mimarları olarak kabul edilen Horasan erenlerinin mirasına vurgu yaptı. Hoca Ahmed Yesevi’nin “<em><strong>Nerde görsen gönlü kırık, merhem ol; öyle mazlum yolda kalsa, yoldaşı ol</strong></em>” ve Hacı Bektaş Veli’nin “<strong><em>İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır</em></strong>” sözlerini hatırlatan Durmaz, bu değerlerin günümüzde de toplumun ortak hafızasında yaşadığını ifade etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Durmaz, “<em><strong>Hacı Bektaş Veli başta olmak üzere Sarı Saltuk, Ahi Evran, Abdal Musa ve nice gönül insanının bıraktığı miras; birlik, kardeşlik, adalet, ahlak ve emek anlayışımızın temelini oluşturmaktadır</strong></em>” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ziyaretin en dikkat çekici gelişmelerinden biri ise Hacıbektaş ile Türkistan arasında “<strong><em>kardeş şehir</em></strong>” ilişkisi kurulması yönündeki girişim oldu. Kadim Durmaz, bu öneriyi Türkistan Belediye Başkanı Turashbekov Abdisattarovich ile paylaştıklarını belirtti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Söz konusu girişimin kültürel ve turistik iş birliklerini artıracağını vurgulayan Durmaz, “<em><strong>Bu adımın gönül bağımızı daha da güçlendireceğine inanıyoruz. Hayata geçirmek için üzerimize düşen görevi kararlılıkla sürdüreceğiz</strong></em>” ifadelerini kullandı.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenlerinden-ramazan-bayrami-mesaji-3115</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 17:27:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Horasan Erenleri’nden Ramazan Bayramı mesajı</h1>
                        <h2>Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Ramazan Bayramı dolayısıyla kutlama mesajı yayınladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/horasan-erenlerinden-ramazan-bayrami-mesaji-1773931024.webp">
                        <figcaption>Horasan Erenleri’nden Ramazan Bayramı mesajı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Ramazan Bayramı dolayısıyla yayınladığı kutlama metninde, “<em><strong>zalimlere karşı birlik olma, mezhepçiliğe ve her türlü ayrışmaya karşı millet olarak kenetlenme</strong></em>” mesajı verdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>İŞTE, O MESAJ:</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Türk Milletinin ve İslam dünyasının Ramazan Bayramı kutlu olsun!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu olarak, zalimlere karşı birlik olma, mezhepçiliğe ve her türlü ayrışmaya karşı millet olarak kenetlenme bilinciyle, Ramazan Bayramı’nın birlik, kardeşlik ve dayanışma duygularını güçlendiren bir vesile olmasını gönülden temenni ediyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bayram günlerinde mazlumların yanında olmanın, insanî değerleri ve adaleti yaşatmanın önemini bir kez daha hatırlıyor, başta emperyalizmin ve siyonizmin saldırı ve tehditi altındaki İran ve Filistin halkları olmak üzere, tüm Müslümanların bayramını kutluyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/T%C3%BCrk%20Milletinin%20ve%20%C4%B0slam%20d%C3%BCnyas%C4%B1n%C4%B1n.png" style="height:800px; width:800px" /></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/musluman-ulkeler-dis-isleri-bakanlari-israili-kinadi-3114</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 16:56:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Müslüman ülkeler dış işleri bakanları İsrail'i kınadı!</h1>
                        <h2>Türkiye, 12 Müslüman ülkenin Dışişleri Bakanı'nın Riyad'daki toplantısının sonunda duyurulan ortak açıklamaya, savaşın esas sorumlusunun İsrail olduğunu ekletti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/musluman-ulkeler-dis-isleri-bakanlari-israili-kinadi-1773928928.webp">
                        <figcaption>Müslüman ülkeler dış işleri bakanları İsrail'i kınadı!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Türkiye, Azerbaycan, Suriye, Bahreyn, Mısır, Ürdün, Kuveyt, Lübnan, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) dışişleri bakanları, İran'ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarını ele almak üzere Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da bir istişare toplantısı yaptılar.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">KÖRFEZ ÜLKELERİNE YAPILAN İRAN SALDIRILARINA TEPKİ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Körfez ülkeleri, İran'ın kendilerini hedef alarak ABD'ye karşı şantaj aracı olarak kullanmak istemesinden duyduğu rahatsızlığı dile getirdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Edinilen bilgilere göre, ABD ve İsrail tarafından İran'a yönelik saldırıların ise toplantının konusu olmadığı kaydedildi.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">TÜRKİYE DEVREYE GİRDİ, İSRAİL'E TEPKİ AÇIKLAMAYA EKLETİLDİ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak bu noktada Türkiye devreye girdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplantı sonrası yapılan ortak açıklamaya, İsrail'i eleştiren kısmı Ankara ekletti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye, savaşın gerçek sorumlusu olarak İsrail'in yayılmacı politikalarına işaret edilmesini sağladı.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">TÜRKİYE, İRAN KONUSUNDA SOĞUKKANLI VE SAĞDUYULU</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Bilindiği üzere, Türkiye'nin İran konusunda soğukkanlı ve sağduyulu bir politikası var. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İran'dan ateşlenen füzelere rağmen Türkiye soğukkanlılığını şu ana kadar korudu ve İran'ı doğrudan hedef almadı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak Ankara, İran'ın Körfez ülkelerine yaptığı saldırılardan da rahatsız. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu saldırıların, bölgedeki gerilimi daha fazla artırdığını ve&nbsp;ekonomik istikrarsızlık başta olmak üzere gelişmelerin&nbsp;dünyayı kötü etkilediğini söylüyor.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">AÇIKLAMA METNİ ŞU ŞEKİLDE:</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">1. Türkiye Cumhuriyeti, Azerbaycan Cumhuriyeti, Bahreyn Krallığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Kuveyt Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Katar Devleti, Suudi Arabistan Krallığı, Suriye Arap Cumhuriyeti, ve Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanları, İran saldırılarına ilişkin olarak hicri 29 Ramazan 144, miladi 18 Mart 2026 Çarşamba günü Riyad’da istişari bir bakanlar toplantısı gerçekleştirmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">2. Bakanlar, İran'ın Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerine, Ürdün Haşimi Krallığı'na, Azerbaycan Cumhuriyeti'ne ve Türkiye Cumhuriyeti'ne yönelik saldırılarını ele almış; balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla gerçekleştirilen ve yerleşim alanlarını, sivil altyapıyı -petrol tesisleri, tuzdan arındırma tesisleri, havalimanları, konut binaları ve diplomatik misyonlar dahil- hedef alan bu kasıtlı İran saldırılarını kınadıklarını ve reddettiklerini teyit etmişlerdir. Bakanlar, bu tür saldırıların hiçbir gerekçeyle veya hiçbir şekilde meşrulaştırılamayacağını vurgulamışlardır. Ayrıca devletlerin, Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesi uyarınca kendilerini savunma hakkına sahip olduklarını ifade etmişlerdir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">3. Bakanlar, İran'a saldırılarını derhal durdurma çağrısında bulunmuş ve uluslararası hukuk, uluslararası insancıl hukuk ve iyi komşuluk ilkelerine saygı gösterilmesinin, tırmanmanın sona erdirilmesi, bölgenin güvenlik ve istikrarının sağlanması ve krizlerin çözümünde diplomasinin teşvik edilmesi için ilk adım olduğunu vurgulamışlardır. Bakanlar ayrıca İran ile ilişkilerin geleceğinin, devletlerin egemenliğine saygı gösterilmesine, iç işlerine karışılmamasına, egemenliklerinin veya topraklarının herhangi bir şekilde ihlal edilmemesine ve askeri kabiliyetlerin bölge ülkelerini tehdit edecek şekilde kullanılmaması veya geliştirilmemesine bağlı olduğunu belirtmişlerdir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">4. Bakanlar, İran'ın, tüm saldırıların derhal durdurulmasını, komşu devletlere yönelik her türlü provokatif eylem veya tehdidin koşulsuz biçimde sona erdirilmesini ve İran'ın kendi hedeflerine hizmet etmek üzere Arap ülkelerindeki bağlantılı milisleri destekleme, finanse etme ve silahlandırma faaliyetlerini durdurmasını öngören 2817 (2026) sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Kararı'nı uygulama yükümlülüğüne uyması gerektiğini vurgulamışlardır. Ayrıca İran'ın, Hürmüz Boğazı'nda uluslararası deniz trafiğini kapatmaya veya engellemeye yönelik herhangi bir tedbir veya tehdide başvurmaktan ve Bab el-Mendeb'de deniz güvenliğini tehlikeye atmaktan kaçınması gerektiğini ifade etmişlerdir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>5. Bakanlar, Lübnan'ın güvenliği, istikrarı ve toprak bütünlüğüne desteklerini yinelemiş; Lübnan devletinin egemenliğinin ülkenin tüm topraklarında etkinleştirilmesini ve silahların devletin tekelinde tutulmasına ilişkin Lübnan hükümeti kararını desteklediklerini belirtmişlerdir. Ayrıca İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırganlığını ve bölgedeki yayılmacı politikasını kınamışlardır.</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">6. Bakanlar, gelişmeleri izlemek ve ortaya çıkan meseleleri değerlendirmek amacıyla bu konudaki yoğun istişare ve koordinasyonu sürdürme kararlılıklarını teyit etmiş; ortak tutumların oluşturulmasını ve güvenlik, istikrar ve egemenliklerini korumak, İran’ın topraklarına yönelik HAİN saldırılarını durdurmak için gerekli meşru tedbir ve uygulamaların benimsenmesini sağlayacak şekilde çalışmalarını sürdüreceklerini ifade etmişlerdir."</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ardan-zenturk-putinin-kuba-konusunda-trump-a-soyleyecegi-fazla-bir-lafi-yok-3113</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 00:12:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ardan Zentürk: Putin'in Küba konusunda Trump' a söyleyeceği fazla bir lafı yok</h1>
                        <h2>Ardan Zentürk, YouTube kanalında yayınladığı sert analizde, Rusya ve özellikle Vladimir Putin'i Küba krizi bağlamında ağır şekilde eleştirdi. Zentürk, Rusya'nın geleneksel müttefiki Küba'ya karşı gösterdiği acizliği, "tam bir utanç tablosu" ve "stratejik çöküşün somut kanıtı" olarak nitelendirdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/ardan-zenturk-putinin-kuba-konusunda-trump-a-soyleyecegi-fazla-bir-lafi-yok-1773869651.webp">
                        <figcaption>Ardan Zentürk: Putin'in Küba konusunda Trump' a söyleyeceği fazla bir lafı yok</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Ardan Zentürk, YouTube kanalında yayınladığı sert analizde, Rusya ve özellikle Vladimir Putin'i Küba krizi bağlamında ağır şekilde eleştirdi. Zentürk, Rusya'nın geleneksel müttefiki Küba'ya karşı gösterdiği acizliği, "tam bir utanç tablosu" ve "stratejik çöküşün somut kanıtı" olarak nitelendirdi.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=k_qTu6nKa70"><span style="color:#c0392b"><strong>ARDAN ZENTÜRK'ÜN VİDEOLU AÇIKLAMASINI İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ</strong></span></a><br />
<br />
<br />
<strong>"RUSYA, BİR DAMLA PETROLÜ KÜBA'YA GÖNDEREMİYOR"</strong><br />
<br />
Zentürk, analizini <strong>"Avrasyacı dostlarım ne diyecek acaba?" </strong>sorusunu sorarak Rusya'nın pozisyonunu "yenilgi üstüne yenilgi" olarak özetledi.<br />
<br />
Ardan Zentürk açıklamasında şunları kaydetti:<br />
<br />
<em><strong>"Rusya zaten bir petrol ülkesi. Yani Rusya'nın elindeki petrolle Küba ihya doluşur değil mi? Venezuela lideri Nicolas Maduro'nun Ocak ayı başında etkisiz hale getirilmesinden bu yana Venezuela'dan Küba'ya akmakta olan petrol damlası gitmiyor.&nbsp; Bir yasal petrol tankeri. Hadi gölge tanker demeyelim. Nasıl gidip de petrol alamıyor Rusya'dan? Çünkü şu anda Küba'da elektrik kesintileri artık tamamen sabitlenmiş durumda. Ülkede hayat bitmek üzere ve bu noktaya gelene kadar Rusya hiçbir şey yapamadı. Hiçbir şey yapamadı."dedi.</strong></em><br />
<br />
Ardan Zentürk açıklamasının devamında ise, <em><strong>"Rusya'nın Ukrayna'da düşmüş olduğu durumun açık bir örneğidir.Aklınıyla çalışan liderler bu hale gelmez. 4 yıldır bir savaşı sürdürüyor ve bu savaşı lehine sonuçlandırabilmek için Putin'in Amerikan başkanı Trump'ın kendisine duymakta olduğu sempatiye ihtiyacı var. Ama aynı Trump Putin'i habire sirkeliyor."</strong></em> ifadelerini kullandı.</p>

<p><br />
Zentürk, ABD Başkanı Donald Trump'ın Küba'ya yönelik küstah açıklamasını hatırlattı: Trump, ambargo ve baskıyla adayı içten çürüttüğünü belirterek, <em><strong>"Artık Küba'ya ne istersem onu yaparım. Onu onuruyla teslim almaya hazırlanıyorum"</strong></em> dediğini aktardı. Bu sözlere Kremlin'den gelen yanıtın ise <em><strong>"boş laf"</strong></em> olduğunu vurgulayan Zentürk, Sözcü Dmitriy Peskov'un <em><strong>"Her türlü yardıma hazırız, Küba ile uzman düzeyinde temas sürüyor, insani sorunları çözmekte kararlıyız"</strong></em> açıklamasını alaycı bir dille yorumladı: <em><strong>"Petrol ülkesi Rusya, Küba'ya bir damla mazot gönderemiyor ama 'yardım etmeye hazırız' diyor. Bu, resmen maskara olma hali!"</strong></em></p>

<p>Analizinde Rusya'nın başarısızlıklarını sıralayan Zentürk, şu noktalara özellikle yüklendi:</p>

<p>* Venezuela'da Nicolas Maduro'yu koruyamayan Rusya, Maduro'nun Ocak 2026 başında "etkisiz hale getirilmesi" sonrası Küba'ya giden petrol akışını tamamen kaybetti. <em><strong>"Maduro sırtını Rusya ve Çin'e dayamış, 'Amerikan emperyalizmine direniyorum' sanıyordu; şimdi New York'ta hapiste, karısının akıbeti meçhul. Bu, Putin ve Çin için utanç verici bir hezimet!"</strong></em></p>

<p>* İran'da da benzer bir fiyasko yaşandığını belirten Zentürk, Çin'le yapılan 25 yıllık 40 milyar dolarlık petrol anlaşması, Kuşak ve Yol Girişimi (BRI) ve Şanghay İşbirliği Örgütü gibi <strong>"ABD-NATO alternatifi" </strong>yapıların hiçbir işe yaramadığını söyledi. <em><strong>"İran'da adamı vuruyorlar, öldürüyorlar, sürekli suikastlar… Putin yakında İran'da tanıdık yüz bulamayacak. Karşılığında? Büyük bir süper sessizlik! Ne işe yarıyor bu ittifaklar?"</strong></em></p>

<p>, En ağır eleştiriyi ise Küba'ya yönelik yaptı: <em><strong>"Soğuk Savaş'tan beri, 1950'lerden itibaren kayıtsız şartsız en sadık müttefikiniz Küba. 1962 Füze Krizi'nde nükleer işgal tehdidine rağmen Fidel Castro ve Che Guevara sayesinde ayakta kaldı. Şimdi elektrik kesintileri sabitlenmiş, ülke çöküşün eşiğinde, hayat bitmek üzere… Ve sen, petrol devi Rusya, hâlâ tek bir tanker yollayamıyorsun! 18 Şubat'ta Küba Dışişleri Bakanı Moskova'ya gelip Lavrov'la görüştü; ne oldu? Hiçbir şey! Bu, Putin'in 4 yıldır Ukrayna batağında saplanıp kaldığının, beynini kullanamayan bir lider olduğunun açık ispatı!"</strong></em></p>

<p>Zentürk, Trump'ın Putin'i sürekli "sirkeler" nitelikte açıklamalar yaptığını, Marco Rubio'nun <em><strong>"Küba'yı finalize ediyoruz; yönetim değişecek, bizim lafımızı dinleyen adam gelecek, Komünist Parti kalsa da umurumuzda değil" </strong></em>sözlerini aktararak, <em><strong>"İş fiilen kaybedilmiş. Kremlin hâlâ 'muhataplarımızla görüşüyoruz' </strong></em>diye oyalanıyor" dedi.</p>

<p>Küba Devlet Başkanı'nın <em><strong>"ABD her gün anayasal düzeni devirme tehdidi yapıyor, 60 yılı aşkın ambargo altında yaşamaya alıştık, Venezuela gibi olmayacağız; gelenler devrimci direnişle karşılaşır" yanıtını anımsatan Zentürk, buna rağmen Rusya'nın hiçbir somut adım atamadığını belirterek sözlerini tamamladı: "Putin'in Küba konusunda Trump'a söyleyecek tek kelimesi bile yok. Ukrayna'da kendi çukuruna düşen bu adam, artık müttefiklerini de kurtaramıyor. Bu, tam bir stratejik iflas ve rezalet!"dedi.</strong></em><br />
<br />
İran'ı da örnek gösteren Zentürk, Çin ile 25 yıllık 40 milyar dolarlık petrol anlaşması yapan, Kuşak ve Yol Girişimi (BRI) ve Şanghay İşbirliği Örgütü gibi yapılarla ABD-NATO alternatifi oluşturmaya çalışan İran'da sürekli suikast ve saldırıların yaşandığını, Putin ve Çinlilerin tanıdık isim bulamayacak noktaya gelebileceğini, buna karşılık büyük bir <strong>"sessizlik" </strong>olduğunu belirtti.<br />
<br />
ABD tarafında Marco Rubio'nun<em><strong> "Küba işini finalize etmek üzereyiz, yönetim değişecek, bizim lafımızı dinleyen adam gelecek, Komünist Parti kalabilir ama umurumuzda değil" </strong></em>dediğini aktaran Zentürk, Küba Devlet Başkanı'nın ise "ABD her gün anayasal düzeni zorla devirme tehdidi yapıyor, 60 yılı aşkın ambargo altında yaşamaya alıştık, Venezuela gibi olmayacağız, buraya gelenler devrimci direnişle karşılaşır" yanıtını verdiğini hatırlattı.<br />
<br />
Sonuç olarak Zentürk, Ukrayna savaşında kendi batağına saplanan Putin'in Küba konusunda da Trump'a karşı söyleyecek fazla sözü olmadığını, işin fiilen kaybedildiğini savundu ve analizini<strong> "Hoşça kalın"</strong> diyerek bitirdi.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=k_qTu6nKa70"><span style="color:#c0392b"><strong>ARDAN ZENTÜRK'ÜN VİDEOLU AÇIKLAMASINI İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ</strong></span></a></p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/sah-i-merdan-hz-ali-paneli-ve-sultan-nevruz-cemi-duzenleniyor-3112</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 18 Mar 2026 23:18:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Şah-ı Merdan Hz. Ali Paneli ve Sultan Nevruz Cemi düzenleniyor</h1>
                        <h2>Alevi Gençler Derneği ve Erenlerin İzinde Genç Topluluğu, inanç dünyasının önemli merkezlerinden Tunceli’de geniş kapsamlı bir etkinlik programına imza atmaya hazırlanıyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/sah-i-merdan-hz-ali-paneli-ve-sultan-nevruz-cemi-duzenleniyor-1773865480.webp">
                        <figcaption>Şah-ı Merdan Hz. Ali Paneli ve Sultan Nevruz Cemi düzenleniyor</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;">Alevi Gençler Derneği ve Erenlerin İzinde Genç Topluluğu, inanç dünyasının önemli merkezlerinden Tunceli’de geniş kapsamlı bir etkinlik programına imza atmaya hazırlanıyor. <strong>28 Mart 2026</strong> tarihinde gerçekleştirilecek organizasyon, hem akademik bir paneli hem de manevi bir buluşma olan Sultan Nevruz Cemi’ni bir araya getirecek.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-03-18%20at%2021_19_00.jpeg" style="height:640px; width:800px" /></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><strong>Panel ve Deyiş Dinletisi ile Kültürel Yolculuk</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;">Etkinliğin ilk bölümü, saat <strong>13:00’te Munzur Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi’nde</strong> başlayacak. <em>"Sözlü ve Yazılı Geleneğimizde Şah-ı Merdan Hz. Ali"</em> başlığıyla düzenlenecek olan panelde, Hz. Ali’nin tarihsel ve inançsal boyutu genç isimler tarafından ele alınacak. Panel programı, kültürel mirası notalara döken bir deyiş dinletisiyle taçlanacak.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;">Organizasyon komitesinden yapılan açıklamada, panel sonunda katılımcılara yönelik sürpriz çekilişlerin gerçekleştirileceği bildirildi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><strong>Sultan Nevruz Coşkusu Cemevinde Yaşanacak</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;">Günün ikinci bölümünde ise manevi iklim, <strong>SorpiyanCemevi’ne</strong> taşınacak. Sultan Nevruz vesilesiyle bir araya gelecek olan canlar, saat <strong>16:00’da</strong> kurulacak lokma sofrasında paylaşımın ve birliğin tadına varacak. Ardından saat <strong>17:00 itibarıyla</strong> başlayacak olan <strong>Sultan Nevruz Cemi</strong> ile program sona erecek.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-03-18%20at%2021_19_00%20(1).jpeg" style="height:800px; width:566px" /></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><strong>Gençlerden Birlik ve Beraberlik Çağrısı</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;">Alevi Gençler Derneği ve Erenlerin İzinde Genç Topluluğu temsilcileri, Tunceli’deki tüm canları bu anlamlı günde bir arada olmaya davet ederek; geleneğin gelecek nesillere aktarılmasının ve inanç değerlerinin yaşatılmasının önemine dikkat çekti.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><strong>PROGRAM AKIŞI:</strong></span></span></p>

<ul>
	<li><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><strong>Tarih:</strong> 28 Mart 2026</span></span></li>
	<li><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><strong>13:00:</strong> Panel ve Deyiş Dinletisi (Munzur Üni. Kongre ve Kültür Merkezi)</span></span></li>
	<li><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><strong>16:00:</strong> Lokma Dağıtımı (SorpiyanCemevi)</span></span></li>
	<li><span style="font-size:14px"><span style="font-family:Aptos,&quot;sans-serif&quot;"><strong>17:00:</strong> Sultan Nevruz Cemi (SorpiyanCemevi)</span></span></li>
</ul>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/mustafa-firat-yazdi-yolun-sirri-gonul-birligi-ve-koklere-donus-3111</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 18 Mar 2026 21:53:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Mustafa Fırat yazdı: Yol’un Sırrı: Gönül birliği ve köklere dönüş</h1>
                        <h2>Eğitimci ve eski Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkan Danışmanı Mustafa Fırat, Alevilerin ve Aleviliğin geleceği konusunda dikkat çeken bir makale kaleme aldı. Fırat’ın makalesini alevihaberler.com.tr haber sitesi olarak bu konuyu gündeme getirmek ve tartışmaya açmak amacıyla yayınlıyoruz. Umarız, Alevi Bektaşi toplumu kendi geleceğini ancak kendisinin belirleyebileceği bilinci ile fikir üreterek yolumuzun güçlenmesine katkı verir. Aksi halde, başkalarının yazdığı senaryoların esiri olmak dışında seçenek yoktur.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/mustafa-firat-yazdi-yolun-sirri-gonul-birligi-ve-koklere-donus-1773861896.webp">
                        <figcaption>Mustafa Fırat yazdı: Yol’un Sırrı: Gönül birliği ve köklere dönüş</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong><span style="color:#000000">YOLUN SIRRI: GÖNÜL BİRLİĞİ VE KÖKLERE DÖNÜŞ</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Anadolu toprakları, yüzyıllardır farklı renklerin, inançların ve seslerin bir arada yoğrulduğu devasa bir vicdan kazanıdır. Bu kazanın en kıymetli harçlarından biri kuşkusuz Alevilik inancıdır. Son dönemde akademik ve siyasi mecralarda sıkça tartışılan “Alevi kurumlarının siyasallaşması” meselesine, gelin bugün karamsar gözlüklerimizi çıkarıp, ortak geleceğimizin aydınlık penceresinden bakalım.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">TARİHİN İMBİKLERİNDEN SÜZÜLEN KARDEŞLİK</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilik, Horasan’dan Anadolu’ya süzülen, göçebelikten yerleşik hayata geçişin o tertemiz İslamlaşma neşesidir. Bu yol; “Hakk-Muhammed-Ali” sevgisiyle örülmüş, insanı merkezine alan, barışı ve sevgiyi esas kılan bir gönül yolculuğudur. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e kadar geçen sürede çeşitli zorluklar yaşanmış olsa da, Alevi toplumu Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte modern Türkiye’nin eşit yurttaşları olma yolunda dev bir adım atmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün dönüp geriye baktığımızda, Maraş’tan Çorum’a, Sivas’tan metropollerdeki gecekondulaşma sancılarına kadar pek çok acı hatıra görebiliriz. Ancak bu acılar, bizi birbirimize düşürmek yerine, demokratik hak ve özgürlükler zemininde daha sıkı kenetlenmemiz gerektiğini hatırlatan acı birer tecrübe olmalıdır. Kırsaldan kente göçle birlikte sarsılan “ocak sistemi” ve geleneksel yapı, aslında modern dünyada kendini yeniden var etme mücadelesi vermektedir.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">SİYASETİN ÖTESİNDE HAKİKAT</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Günümüzde Alevi kurumlarının siyasallaşması, bazen inancın özünü gölgeleyen bir gerilim hattına dönüşebiliyor. Özellikle Avrupa merkezli bazı oluşumların, Aleviliği tarihsel ve inançsal köklerinden kopararak, onu bir “kültürel kimlik” veya siyasi bir enstrüman gibi sunma çabaları dikkat çekicidir. Aleviliği İslam dışı göstermeye çalışan “Alisiz Alevilik” gibi yapay kurgular, sadece inanca değil, bu toprakların bin yıllık kardeşlik hukukuna da zarar vermektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak umut tam da burada yeşeriyor: Alevi toplumu, kendi içindeki bu marjinal ve ayrıştırıcı söylemleri fark edecek derin bir irfana sahiptir. Küresel operasyonların veya etnik ayrılıkçı hareketlerin gölgesinde kalmak yerine, kendi öz değerlerine; yani barışa, adalete ve devletle bütünleşen milli birliğe sarılmak, bu toplumun genetik kodlarında mevcuttur.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">DEVLET VE TOPLUM EL ELE: YENİ BİR DÖNEM</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Son yıllarda atılan adımlar, geleceğe dair umutlarımızı tazelemektedir. 2009-2010 yıllarındaki Alevi Çalıştayları ile başlayan süreç, 2022 yılında <strong>Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı</strong>'nın kurulmasıyla kurumsal bir boyut kazanmıştır. Belki tüm talepler henüz tam anlamıyla karşılanmamış, cemevlerinin statüsü konusundaki tartışmalar nihayete ermemiş olabilir; ancak “diyalog kapısının” ardına kadar açılmış olması bile başlı başına bir devrimdir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi toplumunun haklı talepleri bellidir:</span></p>

<ul>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Cemevlerinin yasal statüsünün tam olarak netleşmesi.</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Eğitim müfredatında inancın doğru temsili.</span></p>
	</li>
	<li>
	<p><span style="color:#000000">Kamu istihdamında liyakatin esas alınması.</span></p>
	</li>
</ul>

<p><span style="color:#000000">Bu talepler, sadece Alevilerin değil, daha demokratik ve adil bir Türkiye özlemi duyan her vatandaşın ortak arzusudur. Devletin bu taleplere temkinli yaklaşmasının ardındaki “güven bunalımı” aşıldıkça, çözümlerin sağanak gibi yağacağına şüphe yoktur.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">YARINLARA BAKARKEN</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Sonuç olarak, Alevi kurumları aşırı siyasallaşmanın yarattığı toz bulutundan sıyrıldıkça, Anadolu’nun o duru pınarı yeniden gür akmaya başlayacaktır. Çözüm; Avrupa’nın başkentlerinden ithal edilen yapay ideolojilerde değil, Hacı Bektaş-ı Veli’nin “Bir olalım, iri olalım, diri olalım” düsturundadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Eğer Alevi toplumu, kendi haklı mücadelesini siyasi ikballerine alet edenlerden arınır ve devlet de kucaklayıcı tavrını somut adımlarla pekiştirirse, bu topraklarda hiçbir güç kardeşliğimizi bozamaz. Gün, birbirimizin eksikliğini arama günü değil; ortak değerlerimizde buluşma günüdür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Gelecek, samimiyetle kurulan köprülerin üzerinde yükselecektir. Ve o köprüden hep beraber, el ele geçeceğiz.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">MUSTAFA FIRAT / ANKARA</span></strong></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/herkesi-mezhepci-ayrismalara-karsi-uyanik-olmaya-davet-ediyoruz-3110</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 18 Mar 2026 14:18:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Herkesi mezhepçi ayrışmalara karşı uyanık olmaya davet ediyoruz!</h1>
                        <h2>Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu, kamuoyu ile paylaştığı basın açıklamasında, ülkemizde ve bölgemizde kışkırtılan mezhepçiliğe dikkati çekerek “Ülkemizin ve bölgemizin sorunlarının çözümü, bin yıllık yaraları kaşımaktan değil; insan haklarından, hukuktan, akıldan, bilimden, demokrasiden ve adaletten geçer” ifadelerini kullandı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/herkesi-mezhepci-ayrismalara-karsi-uyanik-olmaya-davet-ediyoruz-1773832886.webp">
                        <figcaption>Herkesi mezhepçi ayrışmalara karşı uyanık olmaya davet ediyoruz!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu, bölgemizdeki gelişmeler hakkında basın açıklaması yaptı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Son dönemde ülkemizde ve bölgemizde mezhepçiliğin kışkırtıldığına dikkati çeken Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu açıklamasında, “Devletimizin; emperyalist ve siyonist odakların bölgeyi parçalama stratejilerine karşı sergilediği dik duruşu ve Sayın Cumhurbaşkanımızın mezhepçilik konusundaki “tehlikeli cephe” uyarılarını kıymetli buluyor; bu kararlı tutumun sürdürülmesini bekliyoruz.” ifadelerine yer verildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Basın açıklamasının tam metni şöyle: </span></p>

<p><span style="color:#000000">“Bir köyde bir insan açlıktan ölürse, bütün köy katildir.” </span></p>

<p><span style="color:#000000">Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesi, bir dış politika yaklaşımı olduğu kadar bölgemizdeki birliğin ve dirliğin de en temel güvencesidir. Alevi-Bektaşi yolu, insanı mezhebiyle değil “can” oluşuyla görmeyi esas alır. Bugün Orta Doğu’da yaşanan krizler, yalnızca siyasi bir mesele değil; aynı zamanda insani ve vicdani bir sınavdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugüne kadar devletimiz ve hükümetimiz, çevremizdeki savaşlarda tarafsız kalarak ve barışın tesisine yönelik güçlü girişimlerde bulunarak büyük takdir toplamıştır. Devletimizin; emperyalist ve siyonist odakların bölgeyi parçalama stratejilerine karşı sergilediği dik duruşu ve Sayın Cumhurbaşkanımızın mezhepçilik konusundaki “tehlikeli cephe” uyarılarını kıymetli buluyor; bu kararlı tutumun sürdürülmesini bekliyoruz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Komşu ülkelerin egemenliği ve toprak bütünlüğü, Türkiye’nin güvenliğiyle doğrudan ilintilidir. Özellikle İran’ın toprak bütünlüğünün korunması, bölgesel dengeler ve ülkemizin uzun vadeli istikrarı açısından stratejik bir zorunluluktur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Öte yandan, dışarıdan dayatılan müdahaleler ve seçilmiş yöneticilere yönelik suikast girişimleri, uluslararası hukukun açık bir ihlalidir. Bugün İran üzerinden yürütülen siyasal ve askerî baskıları yalnızca bir ülkenin iç işi olarak görmek mümkün değildir. Her millet, kendi istikametini kendi iradesi ve demokrasisi ile tayin etmelidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dijital mecralar üzerinden körüklenen mezhep karşıtlığı, emperyalist odaklarca beslenen ve milli birliğimizi hedef alan açık bir provokasyon çabasıdır. Zulüm, kimden gelirse gelsin zulümdür. Gazze’de yaşanan insanlık suçu, Suriye’de sivillere yönelik katliamlar ve İran’a yapılan saldırılar aynı netlikle reddedilmelidir. Müminlerin emiri Hz. Ali’nin “Bir köyde bir insan açlıktan ölürse, bütün köy katildir” buyruğu, zihniyet inşamızın temel yapı taşlarından biridir. Bu bağlamda mazlumun yanında olmak bizler için bir tercih değil, Kerbela’dan bugüne taşıdığımız tarihsel bir davranış biçimidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu olarak; dini siyasete, mezhebi ise çatışma alanına dönüştüren her türlü yaklaşımı yanlış ve zararlı bulduğumuzu açıkça ifade ediyoruz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Mezhepçilik, hakikati perdeleyen bir körlüktür. Tüm kesimleri; mezhepçi ayrışmalara karşı sağduyuya, birliğe ve dezenformasyona karşı uyanık olmaya davet ediyoruz. Ülkemizin ve bölgemizin sorunlarının çözümü, bin yıllık yaraları kaşımaktan değil; insan haklarından, hukuktan, akıldan, bilimden, demokrasiden ve adaletten geçer. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu vesileyle, şanlı tarihimizin büyük destanlarından Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümünde, başta büyük komutan ve devlet adamı Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, tüm şehit ve gazilerimizi saygı, rahmet ve minnetle anıyoruz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Saygılarımızla. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi-Bektaşi Güç Birliği Platformu </span></p>

<p><span style="color:#000000">18 Mart 2026</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Bas%C4%B1nA%C3%A7%C4%B1klamas%C4%B12026.JPG" style="height:800px; width:566px" /></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozkan-baskanligin-hatasini-biz-duzeltecegiz-3109</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 17 Mar 2026 23:38:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ali Rıza Özkan: Başkanlığın hatasını biz düzelteceğiz!</h1>
                        <h2>Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu ve Alevi Haberler Genel Yayın Yönetmeni Ali Rıza Özkan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın imar yönetmeliğinde cemevleri ile ilgili yaptığı son değişiklikleri masaya yatırdı. Programda özellikle Ocak 2026'da Resmî Gazete'de yayımlanan Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği değişikliği yoğun eleştiriye maruz kaldı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/ali-riza-ozkan-baskanligin-hatasini-biz-duzeltecegiz-1773780814.webp">
                        <figcaption>Ali Rıza Özkan: Başkanlığın hatasını biz düzelteceğiz!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Gazeteci Bora Özizmirli’nin moderatörlüğünde,<strong> ŞAH TV YouTube kanalında</strong> yayınlanan<strong> “Haftaya Bakış” </strong>programında, Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu ve Alevi Haberler Genel Yayın Yönetmeni Ali Rıza Özkan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın imar yönetmeliğinde cemevleri ile ilgili yaptığı son değişiklikleri masaya yatırdı. Programda özellikle Ocak 2026'da Resmî Gazete'de yayımlanan Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği değişikliği yoğun eleştiriye maruz kaldı.<br />
<br />
<a href="https://youtu.be/FBdVytYtn_w?t=189"><span style="color:#c0392b"><strong>ALİ RIZA ÖZKAN'IN AÇIKLAMASINI YOUTUBE ÜZERİNDEN İZLEMEK İÇİN LÜTFEN RESME TIKLAYINIZ</strong></span></a><br />
<br />
<a href="https://youtu.be/FBdVytYtn_w?t=189"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-03-17%20at%2023_45_24.jpeg" style="height:415px; width:800px" /></a><br />
ŞAH TV YouTube kanalında yayınlanan <strong>“Haftaya Bakış” </strong>programı gazeteci Bora Özizmirli’nin moderatörlüğünde Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu ve alevihaberler.com.tr haber sitesi Genel Yayın Yönetmen<strong>i Ali Rıza Özkan’ın</strong> katılımı ile sürüyor.<br />
<br />
2022 yılında torba yasa ile İmar Kanunu'na eklenen Ek 10. madde sayesinde cemevlerinin<strong> ilk kez resmi statü kazandığını </strong>ve inşaat iznine tabi hale geldiğini hatırlatan Ali Rıza Özkan, önceki dönemde cemevlerinin yasal statüsü olmamasına rağmen devlet kurumlarının yıkım girişiminde bulunmadığını belirtti. Bu adımın Cumhuriyet tarihinde önemli bir eşik olduğunu vurgulayan Özkan, 3 yıldır beklenen yönetmeliğin çıktığını, fakat <strong>“dağ fare doğurdu” </strong>diyerek, Alevi Bektaşiler arasında hayal kırıklığına yol açtığını dile getirdi.<br />
<br />
<strong>CEMEVLERİ “KÜLTÜREL TESİS” DEĞİLDİR!</strong><br />
<br />
Cemevlerini yalnızca<strong> “kültürel tesis”</strong> kategorisine ekleyerek hiçbir somut ilerleme sağlanmadığını belirten Özkan, bu eklemenin 3 yıl beklemeye değmediğini savunarak <em><strong>“Madem bu şekilde yapacaktınız, neden 3 yıl beklediniz?”</strong></em> sorusunu sordu.<br />
<br />
Alevi Bektaşi toplumunda oluşan büyük tepkinin asıl kaynağının Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın yönetmelikte değişikliği<strong> Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın</strong> görüş ve önerilerini doğrultusunda yapıldığını açıklaması olduğunu vurgulayan Özkan, bu ifadeyi “yanlış anlaşılacak bir şey yok” diye nitelendirerek, başkanlığın Alevi toplumu ile devlet arasında köprü olması gerektiğini, ancak cemevlerinin ibadethane niteliğini göz ardı eden bir yaklaşıma onay verdiğini iddia etti.<br />
<br />
<strong>YAPI MEVZUATI İBADETHANE OLARAK DEĞİŞTİRİLMELİDİR!</strong><br />
<br />
İbadethaneler için yapı mevzuatı ne ise, <strong>cemevleri</strong> için de aynısının olması gerektiğini olarak tanımlanması gerektiğini, kilise, sinagog veya cami gibi aynı kriterlerin geçerli olması gerektiğini dile getiren Özkan, <strong>kültür merkezi,</strong> yüzme havuzu veya spor salonu gibi tesislerle aynı cemevlerinin aynı kategoriye sokulmasının Alevilerin gönlünü kıracağını ifade etti.<br />
<br />
<strong>ERDOĞAN VE BAHÇELİ’YE TEŞEKKÜR</strong><br />
<br />
2022’de Cumhurbaşkanı<strong> Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin</strong> desteğiyle atılan adımlara teşekkür ederek sevincinin bozulmadığını, önemli bir eşiğin aşıldığını belirten Özkan, başkanlığın bu süreci yönlendirici rol oynaması gerektiğini ve Alevi Bektaşi toplumla devlet arasında köprü vazifesi görmesi gerektiğini söyledi.<br />
<br />
<strong>BAŞKANLIĞIN HATASINI BİZ DÜZELTECEĞİZ!</strong><br />
<br />
Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın hatasını sivil toplum kuruluşları olarak düzeltmeye çalıştıklarını dile getiren Özkan, devletin <strong>“Ali geldi değiştirir, Veli gitti değiştirir” </strong>mantığıyla hareket etmeyeceği için omuzlarına hesapta olmayan bir yük bindirildiğini belirtti.<br />
<br />
Konuşmasının sonunda jeopolitik iç cephe birliği vurgusu yapan Özkan, kritik dönemden geçerken Alevi Bektaşilerin tepkisini çekecek kararların şaşırtıcı olduğunu ifade etti.<br />
<br />
<a href="https://youtu.be/FBdVytYtn_w?t=189"><span style="color:#c0392b"><strong>ALİ RIZA ÖZKAN'IN AÇIKLAMASINI YOUTUBE ÜZERİNDEN İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ</strong></span></a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/marjorie-taylor-greene-trumpin-iran-politikasina-sert-tepki-gosterdi-3108</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Tue, 17 Mar 2026 22:43:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Marjorie Taylor Greene, Trump'ın İran politikasına sert tepki gösterdi</h1>
                        <h2>ABD Temsilciler Meclisi'nin eski üyesi Marjorie Taylor Greene, Başkan Donald Trump'ın İran'a yönelik olası askeri hamlelerine karşı sert bir çıkış yaptı. Greene, "Çoğu Amerikalı bu savaşa tamamen karşı" diyerek, ülkenin iç sorunlarının öncelikli olduğunu vurguladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/marjorie-taylor-greene-trumpin-iran-politikasina-sert-tepki-gosterdi-1773777051.webp">
                        <figcaption>Marjorie Taylor Greene, Trump'ın İran politikasına sert tepki gösterdi</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>Marjorie Taylor Greene, Trump'ın İran Politikasına Sert Tepki Gösterdi: "Amerika Önce" İlkesi Unutuldu</strong></p>

<p>ABD Temsilciler Meclisi'nin eski üyesi Marjorie Taylor Greene, Başkan Donald Trump'ın İran'a yönelik olası askeri hamlelerine karşı sert bir çıkış yaptı. Greene, "Çoğu Amerikalı bu savaşa tamamen karşı" diyerek, ülkenin iç sorunlarının öncelikli olduğunu vurguladı.</p>

<p>Greene, Megyn Kelly'ye verdiği röportajda öfkesini şu sözlerle dile getirdi:</p>

<p><em><strong>"Normal hayatlarımızı yaşıyoruz ve İran tarafından tehdit edildiğimizi hissetmiyoruz. Amerikalıların odaklandığı konular şunlar: Amerikalıların yüzde 72'si sağlık sigortasını karşılayamıyor, yüzde 58'i araba sigortasını ödeyemiyor, yüzde 67'si maaş çekiyle geçiniyor, yüzde 31'i geçmiş vergilerini ödeyemiyor, yüzde 50'si kredi kartı borcu içinde. İşte Amerika'nın bugünkü hali bu."</strong></em></p>

<p>Make America Great Again (MAGA) hareketinin en ön saflarında yer aldığını hatırlatan Greene, hareketin temel prensibini eleştirdi:</p>

<p><em><strong>"MAGA, 'Amerika önce' olmalıydı; İsrail önce değil, hiçbir yabancı ülke önce değil, hiçbir yabancı halk önce değil… Sorunlarımızda Amerikan halkı önce olmalıydı."</strong></em></p>

<p>Greene, tepkisini daha da sertleştirerek şöyle devam etti:</p>

<p><em><strong>"Kızgınım, bu konuda öfkeli ve çıldırmış durumdayım. Yaklaşık 40 trilyon dolar borcumuz var. Bu savaş bize ne kadara mal olacak? Amerikan askerlerimizin yabancı ülkeler için öldüğünü ve katledildiğini yeterince gördük. Daha fazla ölü ve katledilmiş Amerikan askeri görmek istemiyorum."</strong></em></p>

<p><em><strong>Son olarak Greene, "Amerika'nın yara bandını yırtma zamanı geldi" diyerek, ülkenin mevcut durumuna ve karar alma mekanizmalarına ilişkin ciddi bir yüzleşme çağrısında bulundu:</strong></em></p>

<p><em><strong>"Bu ülkede neler olup bittiğini, bu kararların kim için alındığını ve kim tarafından alındığını ciddi şekilde konuşmamız gerekiyor."</strong></em></p>

<p>Greene'in açıklamaları, Trump yönetiminin dış politika tercihleri konusunda parti içindeki görüş ayrılıklarını bir kez daha gün yüzüne çıkardı.<br />
<a href="https://x.com/wideawake_media/status/2033846318469136722"><strong>(Kaynak: Wide Awake Media / Megyn Kelly röportajı)</strong></a><br />
Kaynak link:&nbsp;<a href="https://x.com/wideawake_media/status/2033846318469136722">https://x.com/wideawake_media/status/2033846318469136722</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozdemir-ozdemir-cumhurbaskanimiz-ve-ekibine-destek-olmaliyiz-3107</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 17 Mar 2026 21:10:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Özdemir Özdemir: Cumhurbaşkanımız ve ekibine destek olmalıyız!</h1>
                        <h2>Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı Başkanı Özdemir Özdemir, bu yıl da ihtiyaç sahibi ailelere Ramazan yardımlarını ulaştırdıklarını söyledi. Özdemir, konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, yardımların ulaştırılmasında emeği geçen herkese teşekkür etti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/ozdemir-ozdemir-cumhurbaskanimiz-ve-ekibine-destek-olmaliyiz-1773771668.webp">
                        <figcaption>Özdemir Özdemir: Cumhurbaşkanımız ve ekibine destek olmalıyız!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">25 yıldır amaçlarının gönüllere dokunmak olduğunu belirten Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı Başkanı Özdemir Özdemir, "Her zaman söyledik; ‘Ülkemiz dünya coğrafyasının en hassas, en kırılgan ve her anlamda en kıymetli bölgesidir, etrafı ateş çemberi, bizzat coğrafyanın kendisi barut fıçısı gibidir’ diye. Nihayet o ateş alev aldı ve alan alev sonucu o barut fıçısı patladı. Amerika destekli siyonist İsrail’in komşumuz İran’a saldırması ile, din kardeşliği bir tarafa, bin yıllardır komşu olmanın da ötesinde, 40 milyon Türk soydaşımızın yaşadığı bir ülkedir İran aynı zamanda. O nedenle bizim için durum çok daha nazik ve önemlidir" açıklamasında bulundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"Değerli büyüklerimizin itidalli ve vakur duruşuna destek olmalıyız"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Millet olarak bir olunması gerektiğini vurgulayan Özdemir, "Bölge yangın yerine dönmüşken millet olarak iri, diri ve birlik olmalı, şu ana kadar soğuk kanlı bir şekilde tarafları sakinleştirmeye ve masum insanların pisi pisine ölmesinin önüne geçmeye çalışan başta Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan ve ekibine destek olmalıyız. Önümüzde kılıçtan keskin, kıldan ince bir yol vardır, bu yolda tökezlemek ölüm demektir, yıkım demektir, göz yaşı- keder demektir ülkemiz için. O nedenle içte başta din adamı kisvesine bürünmüş bazı şarlatan ve zevatın ayrıştırıcı diline ve tahriklerine, dışta sözde dost görünen siyonist ajanların vaatlerine kanmamalı, onlara inat Şeyh Edebali’nin de dediği gibi bizleri idare eden değerli büyüklerimizin itidalli ve vakur duruşuna destek olmalıyız" ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"Haksız çıkarılan savaşı cinayet saydığımız gibi, ülkemize yapılacak en ufak bir saldırıyı da mazur karşılamamız mümkün değildir"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Özdemir, haksız ve gereksiz çıkarılan savaşı cinayet saydıklarını aktararak şu ifadeleri kullandı:</span></p>

<p><span style="color:#000000">"Ülkemizin banisi Mustafa Kemal Atatürk ne demişti? ‘Gerekmedikçe savaş cinayettir.’ O cinayeti her şeyden habersiz okuluna giden 160 kız öğrencinin İsrail füzelerinin düştüğü ilkokulun bahçesinde gördük. 160 masum çocuk ve 160 gülen yüz. Şimdi yoklar. Temennimiz, yüce Rabbimizin böyle bir acıyı bize yaşatmaması yönünde ancak tüm dünya bilmelidir ki gereksiz ve haksız çıkarılan savaşı cinayet saydığımız gibi, ülkemize yapılacak en ufak bir saldırıyı da mazur karşılamamız mümkün değildir. Hal böyle iken Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı olarak tekrar ederiz ki, başta hala sükunetini koruyup tarafların ateş kesmeleri için çaba sarf eden ve şu ana kadar aldığı kararlarla ülkemizi kaynayan kazandan uzak tutan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve ekibinin alacağı her türlü kararın arkasında ve yanında saf tutacağız. Bu vesile ile; İslam alemi için ‘bin aydan daha hayırlı’ olarak müjdelenen, Kur’an-ı Kerim’in indirilmeye başlandığı mukaddes Kadir Gecesi tüm Türk-İslam alemine mübarek olsun."</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-vakiflari-federasyonu-genel-kurulu-yapildi-3106</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 17 Mar 2026 15:26:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Alevi Vakıfları Federasyonu genel kurulu yapıldı</h1>
                        <h2>Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) 9. Olağan Genel Kurulunu Kartal Cemevi toplantı salonunda yaptı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/alevi-vakiflari-federasyonu-genel-kurulu-yapildi-1773751081.webp">
                        <figcaption>Alevi Vakıfları Federasyonu genel kurulu yapıldı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) 9. Olağan Genel Kurulu, 15 Mart 2026 Pazar günü saat 13.00’te Kartal Cemevi Kültür Eğitim ve Sosyal Dayanışma Vakfı’nda yapıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Federasyona bağlı vakıfların temsilcileri ve delegelerinin katılımıyla gerçekleşen Genel Kurul’da; federasyonumuzun yürüttüğü çalışmalar, yapılan görüşmeler, gerçekleştirilen ziyaretler ve faaliyetler hakkında kapsamlı bilgilendirmeler sunuldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Delegeler söz alarak görüş ve önerilerini paylaştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ercan Güvenç’in başkanlığında oluşturulan divan kurulunun yönettiği genel kurul saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Genel Başkanı Haydar Baki Doğan’ın sunduğu faaliyet raporunun ve Bektaş Avcı'nın denetim kurulu raporunun ibra edilmesinin ardından, seçimlere geçildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tek adayla seçime gidilen Genel Kurul’da, Haydar Baki Doğan güven tazeledi.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/disisleri-bakanligi-rusyanin-kirimi-ilhak-etmesini-tanimiyoruz-3105</link>
            <category>SİYASET</category>
            <pubDate>Mon, 16 Mar 2026 16:24:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Dışişleri Bakanlığı: Rusya'nın Kırım'ı ilhak etmesini tanımıyoruz</h1>
                        <h2>Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Rusya Federasyonu'nun Ukrayna'ya bağlı Kırım Özerk Cumhuriyeti'ni gayrimeşru bir referandum sonucu ilhak etmesinin 12. yıl dönümünde önemli bir açıklama yayımladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/disisleri-bakanligi-rusyanin-kirimi-ilhak-etmesini-tanimiyoruz-1773668118.webp">
                        <figcaption>Dışişleri Bakanlığı: Rusya'nın Kırım'ı ilhak etmesini tanımıyoruz</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Rusya Federasyonu'nun Ukrayna'ya bağlı Kırım Özerk Cumhuriyeti'ni gayrimeşru bir referandum sonucu ilhak etmesinin 12. yıl dönümünde önemli bir açıklama yayımladı.</p>

<p>Bakanlık, 16 Mart 2014'te gerçekleşen ilhakın uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurgulayarak, bu fiili durumu tanımadığını bir kez daha teyit etti.</p>

<p>Açıklamada şu ifadelere yer verildi:</p>

<p>"Rusya Federasyonu'nun Ukrayna Kırım Özerk Cumhuriyeti'ni gayrimeşru bir referandumun neticesinde ilhakının on ikinci yıl dönümünde, uluslararası hukuka aykırı bu fiili durumu tanımadığımızı bir kere daha teyit ediyoruz."</p>

<p>Türkiye'nin Ukrayna'nın bağımsızlığı, egemenliği ve toprak bütünlüğüne yönelik güçlü desteğinin sürdüğü belirtilen açıklamada, şu vurgu yapıldı:</p>

<p>"Ülkemiz, Kırım Tatar Türkleri'nin durumu başta olmak üzere Yarımada'daki gelişmeleri yakından takip ederek gündemde tutmayı sürdürecektir."</p>

<p>Bu açıklama, Türkiye'nin geleneksel tutumunu yansıtarak Kırım'ın yasa dışı ilhakına karşı net bir duruş sergilediği ve Kırım Tatarlarının haklarını ön planda tuttuğu mesajını verdi. Bakanlık, konuyu uluslararası platformlarda da gündemde tutmaya devam edeceğini ifade etti.<br />
<a href="https://x.com/TC_Disisleri/status/2033434355821916367/photo/1"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HDg1wiDbQAEFmMv.jpg" style="height:800px; width:566px" /></a><br />
<br />
Kaynak:<a href="https://www.mfa.gov.tr/no_-46_-kirim-in-yasa-disi-ilhakinin-on-ikinci-yil-donumu-hk.tr.mfa">https://www.mfa.gov.tr/no_-46_-kirim-in-yasa-disi-ilhakinin-on-ikinci-yil-donumu-hk.tr.mfa</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-yazdi-men-dakka-dukka-3104</link>
            <category>KONUK YAZAR</category>
            <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 23:48:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Dr. İhsan Ünlü yazdı: Men Dakka Dukka!</h1>
                        <h2>Araştırmacı-yazar Dr. İhsan Ünlü, 14 Mart 2026 tarihinde kaleme aldığı yazısında, klasik bir atasözünü Kur'an ayetleri, şairlerin dizeleri ve tasavvufi kıssalarla harmanlayarak derin bir mana yükledi. Ünlü'nün yazısında, Arapça kökenli atasözünün Türkçe karşılığı olarak “Ne ekersen onu biçersin” ifadesini kullandığı belirtiliyor</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/dr-ihsan-unlu-yazdi-men-dakka-dukka-1773608062.webp">
                        <figcaption>Dr. İhsan Ünlü yazdı: Men Dakka Dukka!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Dr. İhsan Ünlü'den anlamlı bir tefekkür yazısı: "Dünya ahiretin tarlasıdır, ne ekersen onu biçersin"</p>

<p>Araştırmacı-yazar Dr. İhsan Ünlü, 14 Mart 2026 tarihinde kaleme aldığı yazısında, klasik bir atasözünü Kur'an ayetleri, şairlerin dizeleri ve tasavvufi kıssalarla harmanlayarak derin bir mana yükledi.</p>

<p>Ünlü'nün paylaşımında, Arapça kökenli atasözünün Türkçe karşılığı olarak “Ne ekersen onu biçersin” ifadesini kullandığı belirtiliyor. Bu deyimin hem dünyevi hem uhrevi boyutuna dikkat çeken yazar, Kur'an-ı Kerim'den Zilzal Suresi 7-8. ayetleri hatırlatıyor: “Kim zerre kadar bir iyilik yaparsa karşılığını görür. Kim zerre kadar bir kötülük işlerse o da onun karşılığını görür.”</p>

<p>Dr. İhsan Ünlü yazısının tam metni şöyle:<br />
<br />
<strong>MEN DAKKA DUKKA!</strong><br />
<br />
Arapça bir atasözü olan bu deyimin bizdeki karşılığı, “Ne ekersen onu biçersin” şeklinde ifade edilebilir.<br />
Hem dünyevi hem de uhrevi manada alınabilecek bu sözü Kur’an’a söyletecek olursak; “Kim zerre kadar bir iyilik yaparsa karşılığını görür. Kim zerre kadar bir kötülük işlerse o da onun karşılığını görür” (Zilzal/7-8)&nbsp;<br />
“Ey inananlar, Allah'tan korkun ve kişi, yarın için ne (yapıp) gönderdiğine baksın. Allah'tan korkun; çünkü Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.” (Haşr-18)<br />
<br />
Şairin dizeleriyle konuşursak, “Aldanma dünyanın velvelesine/ Hepsi boş heves bir gün öğrenirsin/ Kimi hakka koşar kimi tersine/ Her nefesin hesabı var görürsün.” dediği güne doğru hızla koşuyoruz.<br />
<br />
“Arı su içer, bal akıtır; yılan aynı sudan içer zehir saçar” misali, şu fani dünyada herkes rolünü oynuyor ve kendine yakışanı yapıyor.<br />
Üstad Necip Fazıl’ın deyimiyle, “Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;<br />
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.”&nbsp;<br />
<br />
“Rivayet edilir ki Hindistan’ın en uzak yerinde bir ülke vardı. Orada birini on yıllığına padişah yaparlardı. On yıl dolunca onu makamından indirir, ipekli kaftanlarını soyup dilenci kıyafetlerini giydirirlerdi. Sonra onu bir sandala bindirip çok korkunç, karanlık ve ıssız bir adaya bırakırlardı. O adada yılanlar, akrepler ve yırtıcı hayvanlardan başka hiçbir canlı yoktu. Oraya bırakılan her eski padişah, yalnızlık ve vahşet içinde perişan olup ölür, adı sanı unutulurdu.<br />
<br />
Ülke padişahsız kalmasın diye yola bakarlar, karşılarına çıkan ilk yabancıyı padişah yaparlardı. Onu dilenci kıyafetinden çıkarıp altınlı elbiseler giydirir, başına taç koyarlardı. Gelen kişi saraya yerleşir, on yıl boyunca her şeyin sahibi olurdu. Fakat çoğu, bu on yılın sarhoşluğuna kapılıp sonlarını unutur, vakit dolunca da o korkunç adaya sürülürlerdi.<br />
Yine bir gün eski padişahı adaya sürdüler ve yola baktılar. Yorgun ve fakir görünüşlü bir adam geldi. Onu padişah yapmak istediler. Adam önce direndi: "Benim abam padişah giysisinden değerlidir, beni rahat bırakın" dedi. Ancak zorla razı edip tahta oturttular. Bu zat, diğerlerinin aksine akıllı ve arif birisiydi. Tahta oturur oturmaz "Benden öncekilere ne oldu?" diye sordu. Ona acı gerçeği anlattılar: "On yıl sonra o vahşi adaya bırakılacaksın."<br />
<br />
Akıllı padişah, "Madem sonum orası olacak, gidip orayı bir göreyim" dedi. Kimse ondan önce bunu yapmamıştı. Gidip baktı ki ada gerçekten bir vahşet yuvası; her yer kemiklerle dolu. Derinden sarsıldı ama durumu belli etmedi. Saraya dönünce hemen en usta mühendisleri çağırdı. Onlara, o ıssız adada bir saray yapmalarını emretti. Köşe bucak saraylar yükseldi, nehirler akıtıldı, bahçeler ve bostanlar kuruldu.<br />
<br />
Henüz padişahlığı devam ederken, elindeki tüm imkânları kullanarak adaya hizmetçiler, cariyeler ve hayvanlar gönderdi. Kendi malını mülkünü yavaş yavaş oraya nakletti. Ada, vaktinden önce muazzam bir şehre, bir cennet bahçesine dönüştü. Artık padişahın gönlü ve canı, o adaya gitmek için can atar oldu.<br />
<br />
On yıl dolunca halk gelip onu tahttan indirdi. Kaftanını çıkarıp eski elbiselerini giydirdiler ve bir sandalla adaya bıraktılar. Dışarıdan bakınca perişan görünüyordu ama padişahın içi sevinçle doluydu. Sandal kıyıya yanaşınca, vaktinden önce oraya gönderdiği hizmetçiler ve köleler onu ellerinde hediyelerle, dualarla karşıladılar. O eski kıyafetlerini çıkarıp ebedi padişahlık libaslarını giydirdiler. Onu kendi kurduğu sarayına, asıl saadetine ulaştırdılar.”<br />
<br />
Kıssadan hisse; dünya ahiretin tarlasıdır, ne ekersek onu biçeceğiz.<br />
Ebedî âleme göçen her insan, ödülünü de cezasını da bu dünyadan kendisi götürecek.&nbsp;<br />
Dünya tarlasında ektiğini, mahşer gününde biçecek. Bugün tarlasını ihmal eden, yarın ahirette çok muhtaç olduğu güzelliklerden mahrum kalacak.&nbsp;<br />
<br />
Tarlasına günah ve isyan tohumları eken ise, can yakıcı bir azabın pişmanlığından başka bir şey elde edemeyecek.<br />
Hz. Mevlana’nın harika tespitiyle bitirelim yazıyı; “Sen hiç buğday ektin de arpa bittiğini gördün mü?”&nbsp;<br />
Selam ve dua ile…</p>

<p>14.03.2026<br />
Dr. İhsan ÜNLÜ</p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/iran-disisleri-bakani-arakcidan-turkiyeye-tesekkur-mesaji-3103</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Sat, 14 Mar 2026 16:27:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>İran Dışişleri Bakanı Arakçı'dan Türkiye'ye teşekkür mesajı</h1>
                        <h2>İran Dışişleri Bakanı Seyed Abbas Arakçı, Ramazan ayının mübarek günlerinde Türkiye’den gelen destek ve dualar için teşekkür mesajı yayınladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/iran-disisleri-bakani-arakcidan-turkiyeye-tesekkur-mesaji-1773495380.webp">
                        <figcaption>İran Dışişleri Bakanı Arakçı'dan Türkiye'ye teşekkür mesajı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>İran Dışişleri Bakanı Seyed Abbas Arakçı, Ramazan ayının mübarek günlerinde Türkiye’den gelen destek ve dualar için teşekkür mesajı yayınladı.</p>

<p>Sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada Arakçı, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><em><strong>“Ramazan’ın bu mübarek günlerinde kardeş Türk milletinin ve dost Türkiye Cumhuriyeti’nin İran halkı için ettiği dualar ve gösterdiği dayanışma bizler için büyük bir güç ve moral kaynağıdır. İran, egemenliğini ve halkının güvenliğini kararlılıkla savunmaya devam edecektir.”</strong></em></p>

<p>Bakan, mesajının devamında adalet ve barış vurgusu yaparak şunları ekledi:</p>

<p><em><strong>“Adaletin ve barışın galip geleceğine inanıyoruz. Dualarınız ve desteğiniz için içtenlikle teşekkür ederiz.”</strong></em></p>

<p>Araghchi’nin açıklaması, Türkiye’de İran’a yönelik dayanışma gösterileri ve duaların arttığı dönemde dikkat çekti.<br />
<br />
<a href="https://x.com/araghchi/status/2032513523201220713"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-03-14%20at%2016_27_42.jpeg" style="height:246px; width:452px" /></a><br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://x.com/araghchi/status/2032513523201220713">https://x.com/araghchi/status/2032513523201220713</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozkan-iran-savasiyla-birlikte-azerbaycan-dusmanligi-yaratildi-3102</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 08:12:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Özkan: İran savaşıyla birlikte Azerbaycan düşmanlığı yaratıldı</h1>
                        <h2>Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Sekreteri ve Alevi Haberler Genel Yayın Yönetmeni Ali Rıza Özkan, Lider Haber TV'de Ayşegül Şengül'ün sunduğu "İkna Noktası" programında, sosyal medyada pompalanan Azerbaycan düşmanlığına sert tepki gösterdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/ozkan-iran-savasiyla-birlilte-azerbaycan-dusmanligi-yaratildi-1773380364.webp">
                        <figcaption>Özkan: İran savaşıyla birlikte Azerbaycan düşmanlığı yaratıldı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>HABER: BORA ÖZİZMİRLİ</strong><br />
<br />
Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Sekreteri ve Alevi Haberler Genel Yayın Yönetmeni Ali Rıza Özkan, Lider Haber TV'de Ayşegül Şengül'ün sunduğu <strong>"İkna Noktası"</strong> programında, sosyal medyada pompalanan Azerbaycan düşmanlığına sert tepki gösterdi.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=lyXujoKFZPc"><span style="color:#c0392b"><strong>ALİ RIZA ÖZKAN'IN LİDER HABER'DEKİ AÇIKLAMASINI YOUTUBE ÜZERİNDEN İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ</strong></span></a><br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=lyXujoKFZPc"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-03-13%20at%2008_24_03.jpeg" style="height:450px; width:800px" /></a><br />
<span style="color:#2980b9"><strong>"BİZİM SOSYAL MEDYAMIZ ELE GEÇİRİLMİŞ DURUMDA"</strong></span></p>

<p>Özkan, özellikle İran savaşı bağlamında Türkiye'de sosyal medyada <strong>Azerbaycan'a yönelik düşmanlığın </strong>kasıtlı olarak yaratıldığını ve yoğun şekilde yayıldığını vurguladı. Bu kışkırtmanın, <strong>Devlet Bahçeli ve Cumhurbaşkanı Erdoğan</strong> tarafından da fark edilip uyarıldığını hatırlatarak, sosyal medyanın<strong> "ele geçirilmiş"</strong> durumda olduğunu, milli olmayan unsurların resmen operasyon yürüttüğünü ifade etti. <em><strong>"Bizim sosyal medyamız elegeçirilmiş durumda, milli olmayan kuvvetler operasyon yapıyor" </strong></em>diyen Özkan, bu provokasyonların Türkiye-Azerbaycan kardeşliğini bozmayı hedeflediğini belirtti.<br />
<br />
<strong>Özkan konuyla ilgili şunları söyledi:</strong><br />
<br />
<em>"Türkiye Cumhuriyeti'nde <strong>İran savaşıyla</strong> bağlantılı olarak özellikle&nbsp; bir Azerbaycan düşmanlığı yaratıldı ve bu pompalanıyor sosyal medyada. Buna dikkat çekmek zorundayız. Bakın maalesef salı günü Sayın Devlet Bahçeli konuya dikkati çekti. Dün Sayın Cumhurbaşkanımız konuya dikkati çekti. Türkiye içerisinde özellikle de sosyal medyada özellikle ama özellikle<strong> sosyal medyada</strong> bir kışkırtma yapılıyor. Bunu görmemiz lazım. Biz kendimiz Türkiye Cumhuriyeti'nde bu konuyu çözmek zorundayız. Bizim sosyal medyamız ele geçirilmiş durumda. Bizim medyamızda <strong>milli olmayan</strong> kuvvetler resmen operasyon yapıyor."</em>dedi.<br />
<br />
<strong><span style="color:#2980b9">"MEDYA MENSUPLARINA ÖNEMLİ GÖREVLER DÜŞÜYOR"</span></strong></p>

<p><strong>Medya </strong>mensuplarına çağrıda bulunan Özkan, Azerbaycan'la <strong>dostluk, kardeşlik </strong>ve birliği zedeleyecek söylemlere karşı durmaları gerektiğini vurguladı. Sadece Azerbaycan düşmanlığı olmadığını, <strong>Alevi-Sünni </strong>mezhep çatışmasının da aynı merkezlerden sosyal medyada sürekli pompalanarak Türkiye'de olmayan bir sorunu varmış gibi gösterildiğini savundu. Bu iki kışkırtmanın aynı kaynaklardan yönetildiğini düşündüğünü dile getirerek,<strong> medya ve toplumun</strong> bu konularda daha uyanık ve cesur olması gerektiğini söyledi.<br />
<br />
<br />
<strong>Medya mensuplarına doğrudan çağrıda bulunan Özkan, şu ifadeleri kullandı:</strong><br />
<br />
<em>"Türkiye Cumhuriyeti içerisinde bizim Azerbaycan'la <strong>dostluğumuzu,</strong> kardeşliğimizi, birliğimizi bozacak söylemlere karşı öncelikle bizim medya olarak bunu söylüyorum. Birinci planda buna karşı durabilmemiz lazım. Buna karşı bir <strong>tepki geliştirebilmemiz</strong>, gösterebilmemiz lazım.&nbsp;<br />
<br />
İkincisi, bakın dikkat edin. Geçen programda da yine aynı konuyu söyledim ama özellikle hem Sayın <strong>Devlet Bahçeli'nin </strong>hem de Sayın <strong>Cumhurbaşkanımızın </strong>konuşmalarından sonra daha cesur bir şekilde söylemek istiyorum. Mesele sadece Azerbaycan'la düşmanlık da değil. Bakın <strong>Alevi Sünni </strong>meselesini de getirmeye çalışıyorlar. Orada bir mezhep çatışması Türkiye'nin normal koşullarda böyle bir sorunu yok. Fakat bu sürekli <strong>sosyal medyada</strong> pompalanıyor. Bunu Sayın Devlet Bahçeli de gördü. Sayın Cumhurbaşkanımız da gördü ve bu konuda uyarılarını yaptılar.<br />
<br />
Bizim de ama medya olarak özellikle bunu <strong>medyaya bir görev </strong>olarak söylemek istiyorum. Bizim de bu konuda uyanık olmamız lazım. Şimdi ben bununla yani Alevi Sünni kışkırtmasıyla Azerbaycan'a yönelik olan nefret söyleminin, kışkırtmanın aynı merkezlerden yürüdüğünü düşünüyorum. Bu benim kanaatimdir. Dolayısıyla bizim bu konularda dikkat etmemiz lazım."</em>dedi.<br />
<br />
Programda Türk dünyası dayanışmasına da değinen Özkan, Kerkük'teki şehit cenazesi gibi olaylarda Türkiye, Azerbaycan ve diğer Türk coğrafyalarında aynı acının paylaşıldığını,<strong> "iki devlet bir millet" </strong>şuurunun güçlü olduğunu ifade etti. Azerbaycan'da yaşanan bir trafik kazasının bile Brezilya veya Almanya'dakinden farklı bir üzüntü yarattığını örnek göstererek, bu ortak duygunun milyonlarca insan tarafından taşındığını belirtti.<br />
<br />
Ayrıca KKTC tanınması konusunu Türkiye'nin Ankara politikası olarak niteleyen Özkan, Azerbaycan'ı suçlamak için kullanılmaması gerektiğini, Cumhurbaşkanı'nın adımlarıyla diğer Türk devletlerinin de tanıyabileceğini ekledi. Kıbrıs meselesinin öncelikle Türkiye'nin meselesi olduğunu ve <strong>kartların nasıl oynanacağına </strong>Türkiye'nin karar vereceğini vurguladı.</p>

<p>Özkan'ın açıklamaları, sosyal medya üzerinden yürütülen bölücü operasyonlara karşı medya ve kamuoyunun uyanıklığını artırma çağrısıyla dikkat çekti.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=lyXujoKFZPc"><span style="color:#c0392b"><strong>ALİ RIZA ÖZKAN'IN LİDER HABER'DEKİ AÇIKLAMASINI YOUTUBE ÜZERİNDEN İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ</strong></span></a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/haci-bayram-veli-universitesinde-skandal-teror-hukumlusunu-panelist-yaptilar-3101</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 12 Mar 2026 12:52:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Hacı Bayram Veli Üniversitesi’nde skandal: Terör hükümlüsünü panelist yaptılar!</h1>
                        <h2>Türkiye’nin akademik dünyasında Alevilik araştırmaları konusunda ilk merkez olma unvanını taşıyan Hacı Bayram Veli Üniversitesi’ne bağlı “Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Uygulama ve Araştırma Merkezi”, 25 Mart 2026 tarihinde düzenlenecek olan “Sultan Nevruz Paneli” ile büyük bir skandala imza atmaya hazırlanıyor. Alisiz Alevilik savunucusu ve terör örgütü PKK üyesi olarak 6 yıl 7 ay kesinleşmiş hapis cezası olan eski HDP Milletvekili ve şimdi “DEM”li Kemal Bülbül panelist yapıldı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/haci-bayram-veli-universitesinde-skandal-teror-hukumlusunu-panelist-yaptilar-1773309667.webp">
                        <figcaption>Hacı Bayram Veli Üniversitesi’nde skandal: Terör hükümlüsünü panelist yaptılar!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Hacı Bayram Veli Üniversitesi’ne bağlı “<em><strong>Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Uygulama ve Araştırma Merkezi</strong></em>”, 25 Mart 2026 tarihinde “<em><strong>Şah-ı Merdan Ali’nin Doğumu</strong></em>” üst başlığı ile “<em><strong>Sultan Nevruz Paneli</strong></em>” düzenliyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Üniversite rektörü Prof. Dr. Mehmet Naci Bostancı’nın da katılımıyla düzenlenen programda, nevruziyeler, nefesler ve semahların seslendirilmesinin yanında bir de panel düzenleniyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Prof. Dr. Armağan Coşkun’un oturum başkanlığında düzenlenecek olan panelin konuşmacıları ise, Bektaşi Babası Haluk Derinöz, Dede Garkın Ocağı evlatlarından Hüseyin Dedekargınoğlu, Prof. Dr. Sadullah Gülten ve Kemal Bülbül. </span></p>

<p><span style="color:#000000">“<strong><em>Şairlerin dilinde Nevruz</em></strong>” başlığı altında konuşacak olan Kemal Bülbül’ün Alisiz Alevilik savunucusu olması ve terör örgütü PKK üyeliği nedeniyle hakkında 6 yıl 7 ay kesinleşmiş hapis cezası olması, devletin imkanlarıyla düzenlenen panelin katılımcı listesini öğrenen akademik camiada ve Alevi toplumunda infiale yol açtı. </span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">TERÖR ÖRGÜTÜ ÜYESİNİ ÜNİVERSİTEDE PANELİST YAPTILAR</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Kamuoyu tarafından yakından bilindiği üzere, eski HDP Antalya Milletvekili ve şimdi DEM Parti’de siyaset yapan Kemal Bülbül<strong> </strong>“<em><strong>terör örgütü PKK üyesi olmak</strong></em>” suçundan 6 yıl 7 ay hapis cezasına çarptırılmış ve bu cezası yargı tarafından da onanmış bir isim. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Terör örgütü PKK ise, binlerce Alevinin katili olması nedeniyle toplumda büyük bir nefrete sahip.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir devlet üniversitesinin çatısı altında, terör örgütü üyeliğinden tescilli bir şahsın panelist olarak ağırlanacak olması, “<em><strong>Akademi nereye gidiyor?</strong></em>” sorusunu akıllara getirdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Onlarca Alevi aydın, şair, inanç önderi ve Nevruz edebiyatı alanında uzman akademisyen varken, Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Sadullah Gülten’in tercihinin bir terör örgütü hükümlüsü olması Alevi toplumunda şaşkınlıkla ve tepkiyle karşılandı.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ALEVİLİĞE DE HAKARET: ALİSİZ ALEVİLİK SAVUNUCUSU NEVRUZ ANLATACAK!</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Panelde tepki yaratan bir diğer konu ise, Kemal Bülbül’ün inanç dünyasındaki tartışmalı konumu oldu. Çünkü, Kemal Bülbül Aleviliği İslam dışı olarak tanımlıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aleviliği İslam dışı bir oluşum gibi göstermeye çalışan ve Hz. Ali’ye hürmeti reddeden “<strong><em>Alisiz Alevilik</em></strong>” akımının savunucularından biri olan Bülbül’ün, Hz. Ali’nin doğumuna ithaf edilen bir panelde “<strong><em>Şairlerin Dilinde Nevruz</em></strong>” başlığıyla konuşma yapacak olması Alevi toplumuna bir hakaret olarak değerlendiriliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi Bektaşi edebiyatının köklü geleneklerinden olan Nevruziyeleri anlatacak onlarca liyakatli akademisyen, aydın ve inanç önderi varken, bu ismin sahneye sürülmesi akıllarda soru işaretleri bıraktı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bilindiği gibi, “<em><strong>terörsüz Türkiye</strong></em>” sürecinde terör örgütü ile Alevileri aynı masada bir araya getirmeye yönelik DEM Parti ve CHP kesimlerinden çeşitli girişimler olmuştu. Alevileri temsil eden çok sayıda federasyon ve cemevleri bu girişime itiraz etmişler ve kamuoyunda oluşan büyük tepki ile birlikte, “<strong><em>terörsüz Türkiye</em></strong>” sürecini sulandırma girişimleri önlenmişti.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">PANELİST AKADEMİSYENLER VE İNANÇ ÖNDERLERİ NE DİYECEK?</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Panelde yer alan diğer Alevi kökenli akademisyen ve dedelerin, yanlarında oturacak kişinin hem hukuki hem de itikadi durumunu bildikleri halde bu duruma itiraz etmemeleri hayretle karşılandı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Hz. Ali’nin Doğumu</strong></em>” ve “<em><strong>Sultan Nevruz</strong></em>” gibi kutsal değerlerin anılacağı bir etkinlikte, bu değerlere mesafeli, hatta karşı duruşu olan bir figürle aynı fotoğraf karesine girmeleri, katılımcıların samimiyetinin sorgulanmasına neden olacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Öte yandan, kendisini her platformda “<strong><em>Türk milliyetçisi</em></strong>” olarak tanımlayan Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Uygulama ve Araştırma Merkezi<strong> </strong>yeni müdürü Prof. Dr. Sadullah Gülten’in<strong> </strong>binlerce Alevinin katili bir terör örgütüne üyeliği hükümlüsü ve hem de Türklük ve İslam ile yoğrulmuş Alevi kültürünü köklerinden koparmaya çalışan bir ismi neden konuşmacı yaptığı da merak konusu oldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu durumun bir “<em><strong>hata</strong></em>” mı yoksa bilinçli bir “<strong><em>arka plan çalışması</em></strong>” mı olduğu kamuoyu tarafından sorgulanıyor.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ÜNİVERSİTE AÇIKLAMA YAPACAK MI?</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Hacı Bayram Veli gibi bir ismin adını taşıyan üniversitede, milli birlik ve beraberliği hedef alan ve binlerce Alevinin katili bir yapının mensubuna söz hakkı verilmesi hususunda üniversite yönetiminden ve Rektörlükten bir açıklama bekleniyor.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bora-ozizmirli-aliyeve-yonelik-saldirilar-organize-3100</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 11 Mar 2026 12:00:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Bora Özizmirli: Aliyev'e yönelik saldırılar organize</h1>
                        <h2>Haber Koordinatörümüz Bora Özizmirli'nin, Türk Stratejik Düşünme Merkezi(TÜMER)’de yayımlanan röportajında, , Türkiye’de sosyal medyada Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’e yönelik yoğun saldırıların arkasındaki dinamikleri değerlendirdi. “Türkiye Batı Emperyalizmini Konuştu, Rus Emperyalizmini Unuttu” başlıklı mülakatta, bu saldırıların bilinçli ve organize olduğunu savunan Özizmirli, Türk milliyetçiliğinin yalnızca Batı’ya değil, tüm emperyalizmlere karşı olması gerektiğini vurguladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/bora-ozizmirli-aliyeve-yonelik-saldirilar-organize-1773221473.webp">
                        <figcaption>Bora Özizmirli: Aliyev'e yönelik saldırılar organize</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Haber Koordinatörümüz Bora Özizmirli'nin, <a href="https://tumer.org/aliyeve-yonelik-saldirilarin-arkasinda-ne-var/"><strong><span style="color:#2980b9">Türk Stratejik Düşünme Merkezi(TÜMER)’de</span></strong></a> yayımlanan röportajında, Türkiye’de sosyal medyada Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’e yönelik yoğun saldırıların arkasındaki dinamikleri değerlendirdi. <strong>“Türkiye Batı Emperyalizmini Konuştu, Rus Emperyalizmini Unuttu” </strong>başlıklı mülakatta, bu saldırıların bilinçli ve organize olduğunu savunan Özizmirli, Türk milliyetçiliğinin yalnızca Batı’ya değil, tüm emperyalizmlere karşı olması gerektiğini vurguladı.<br />
<br />
Özizmirli, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşlik bağını hatırlatarak söze başladı:<strong><em> “Türkiye güçlü olursa Azerbaycan güçlü olur, Azerbaycan güçlü olursa Türkiye güçlü olur. İki ülke birbirine muhtaçtır.” </em></strong>Kurtuluş Savaşı’nda Azerbaycanlıların verdiği desteği anımsatan Özizmirli, son dönemde sosyal medyada Aliyev’e yöneltilen eleştirilerin organize bir kampanya olduğunu ifade etti.<br />
<br />
Bora Özizmirli'nin Tümer'de yayımlanan röportajı şöyle:<br />
<br />
<strong>“Türkiye Batı Emperyalizmini Konuştu, Rus Emperyalizmini Unuttu”*</strong></p>

<p><br />
<span style="color:#2980b9"><em><strong>Soru: Son dönemde Türkiye’de sosyal medyada Aliyev’e yönelik sürekli saldırılar görüyoruz. Hocam, bunlar özellikle mi yapılıyor? Arkasında kimler var sizce? Bunu bizim için açar mısınız?</strong></em></span></p>

<p><strong>Bora Özizmirli: </strong>Öncelikle Türkiye’den Azerbaycanlı kardeşlerimize saygı ve selamlarımı iletiyorum.</p>

<p><em>“Türkiye güçlü olursa Azerbaycan güçlü olur, Azerbaycan güçlü olursa Türkiye güçlü olur.”</em><br />
İki ülke birbirine muhtaçtır. İki kardeş ülke arasındaki bağları bu noktadan ele almak gerekir. Kardeşliğimiz yıllarca sınandı. Kurtuluş Savaşı’nda Azerbaycanlı büyüklerimizin yaptığı yardımları ve destekleri biliyoruz.</p>

<p>Ancak son dönemdeki bazı gelişmelere her vatansever gibi ben de kahroluyorum. Uzun bir mülakat olacak ve bana içimi dökme fırsatı verdiğiniz için ayrıca teşekkür ederim.</p>

<p>Sorunuza gelince; Sayın Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’e yönelik saldırıların bilinçli ve organize şekilde yapıldığı anlaşılıyor. Aslında bu biraz da bizim eksikliğimiz. Çünkü Türkiye’de millici kesimler olarak yıllarca Batı emperyalizmini gündeme taşıdık ama <strong>Rus emperyalizmini </strong>unuttuk.</p>

<p>Türkiye’nin milliyetçi ve vatansever kesimleri Batı propagandalarına karşı mücadele etti. Ancak bugün geldiğimiz noktada Rus propagandalarına karşı da mücadele etmek zorunda kalıyoruz. Üzülerek söylüyorum ki medyamız Rus propagandacılarıyla dolmuş durumda.</p>

<p>Unutmamamız gereken şey şudur: Her ülkenin tehdit algısı farklıdır. Türkiye’de<strong> ABD ve İsrail tehdidi</strong> daha öncelikli görülürken Azerbaycan veya başka Türk devletleri için tehdit algısı farklı olabilir. İnsanlarımız bu farkı kavrayamıyor.</p>

<p>Batı emperyalizminin <strong>Doğu Akdeniz’dek</strong>i hamleleri, Suriye’nin kuzeyindeki gelişmeler, PKK’ya verilen destek ve 15 Temmuz darbe girişimi Türkiye toplumunda Batı’ya karşı büyük bir tepki oluşturdu. Bu nedenle birçok kişi Batı tehditlerine odaklandı. Ancak bu süreçte <strong>Rus emperyalizmi</strong> gözden kaçtı.</p>

<p>Oysa milliyetçilik yalnızca Batı emperyalizmine karşı olmak değildir. Emperyalizmin her türüne karşı olmak gerekir.</p>

<p>Ben şahsen Rus medyasını takip ederek Rusya’da Türklere yönelik tehditlerin dile getirildiğini gördüm. ABD’den gelen tehditler Türkiye’de büyük haber olurken Dugin veya Solovyov gibi isimlerin Türk dünyasına yönelik tehditleri neredeyse hiç gündeme gelmiyor.</p>

<p>Rusya’nın son dönemde Azerbaycan’a yönelik saldırıları ve tehditleri Türk medyasında çoğu zaman geçiştirildi. Bu da ciddi bir algı sorunu oluşturuyor.</p>

<p>Bugün sosyal medya neredeyse bir <strong>Rus propaganda</strong> çöplüğüne dönüşmüş durumda. <em>“Putin Kur’an’ı okullarda serbest bıraktı”, “Rusya emperyalizme karşı savaşıyor” </em>gibi doğruluğu olmayan haberler dolaşıyor. Rusya’da bile olmayan açıklamalar Türkiye’de paylaşılıyor.</p>

<p>Sonuçta bazı insanlar Rusya’yı adeta bir<strong> melek </strong>gibi görmeye başladı. Bu son derece yanlış bir yaklaşım.</p>

<p>Ben Rus düşmanı değilim. Hiçbir millete düşmanlığım olamaz. Hatta<strong> Türklerle Rusların iyi geçinmesi</strong> gerektiğini savunurum. Ama olmayan açıklamaları Rusya’yı övmek için kullanmak insanları kandırmaktır.</p>

<p><br />
<span style="color:#2980b9"><em><strong>Soru: Bu durumun Azerbaycan’ın Türk dünyasında artan etkisiyle bir ilgisi var mı? Rusya-İran-Çin üçgeni Türk topluluklarının uyanmasından mı korkuyor?</strong></em></span></p>

<p><strong>Bora Özizmirli: </strong>Türkler ne zaman birleşmeye kalksa Rusya, Çin ve İran karşımıza çıkacaktır. Hiçbir ülke melek değildir. Devletler arasında çıkar ilişkileri vardır.</p>

<p>Türkiye ve Azerbaycan arasında ise çıkar değil kardeşlik vardır.</p>

<p>Bu ülkelerle dost da olabiliriz. Ama bunun için Türk devletlerinin bağımsız olduğunu ve hiçbir ülkenin arka bahçesi olmadığını kabul etmeleri gerekir.</p>

<p>Bugün Türkiye ve Azerbaycan’ın <strong>Türk ve Müslüman</strong> coğrafyasında artan etkisi söz konusu. Sayın İlham Aliyev, Türk Devletleri Teşkilatı’nın baş mimarlarından biridir.</p>

<p>Türkistan coğrafyasındaki yakınlaşmada, ortak projelerde ve iş birliklerinde Aliyev’in önemli katkıları vardır. Enerji kaynakları ve insan potansiyeli Türkistan’dadır. Gelecek bu coğrafyada şekillenecektir.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Aliyev bu sürecin baş mimarlarıdır. Bu nedenle Aliyev sürekli hedef alınmaktadır.</p>

<p>Bugün dünya Türk eksenini konuşuyor.</p>

<p>Türkiye bugün yalnız değildir. Afrika’da 35 ülkeyle askeri anlaşmalar imzalanmıştır. Savunma sanayi iş birlikleri genişlemiştir. Somali, Kamerun ve Kongo gibi ülkelerde önemli projeler yürütülmektedir.</p>

<p>Pakistan, Bangladeş, Endonezya ve Katar gibi ülkelerle de iş birlikleri gelişmektedir.</p>

<p>Bu genişleme toprak işgali üzerine değil, kazan-kazan ilişkisi üzerine kuruludur.</p>

<p>Azerbaycan ise bu eksenin en önemli parçasıdır. SOCAR yatırımları ve savunma sanayi iş birlikleri bunun en açık örnekleridir.</p>

<p>Azerbaycan’ın Pakistan’dan <strong>40 adet JF-17</strong> savaş uçağı sipariş etmesi bile bu stratejik iş birliklerinin göstergesidir.</p>

<p>Azerbaycan olmadan Türk ekseni kurulamaz.</p>

<p>Türkiye ve Azerbaycan Başka Bir Gücün Arka Bahçesi Olmaz<br />
<br />
<br />
<span style="color:#2980b9"><em><strong>Soru: Türkiye’de bazı Avrasyacı çevrelerin ve İran yanlılarının birlikte hareket ettiğini görüyoruz. Bunun nedeni nedir?</strong></em></span></p>

<p><strong>Bora Özizmirli:</strong> Ulusalcı demekten ziyade Avrasyacı demek daha doğru olur. Hatta Rus yanlısı<strong> Avrasyacılar</strong> demek daha doğru olabilir.</p>

<p>Rusya veya Çin ile iş birliği savunmak ayrı bir şeydir; onların güdümüne girmek ayrı bir şeydir.</p>

<p>Türkiye hiçbir ülkenin güdümüne girmek istemez. Ne Batı’nın ne de Rusya’nın.</p>

<p>Bugün Türkiye Balkanlar’dan Afrika’ya, Güney Asya’dan Orta Asya’ya kadar kendi eksenini kurmaktadır.</p>

<p>Bu nedenle Türkiye’nin başka bir eksene girmesi mümkün değildir.</p>

<p>Türkiye ve Azerbaycan Birbirine Muhtaçtır<br />
<br />
<span style="color:#2980b9"><em><strong>Soru: Azerbaycan’a yönelik saldırılar karşısında Aliyev’in aldığı tedbirlerin eleştirilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></em></span></p>

<p><strong>Bora Özizmirli:</strong> Azerbaycan’a zarar vermeye çalışıyorlar. Ülkesi vurulan Aliyev elbette tedbir alacaktır.</p>

<p>Savaş ilan etmiyor, sadece tedbir alıyor. Ama buna bile saldırılıyor.</p>

<p>Asıl amaç <strong>Türkiye ile Azerbaycan’ın</strong> arasını açmaktır.</p>

<p>Eğer Türkiye ve Azerbaycan birlik olursa ABD, Rusya ve İsrail’e bağımlı kalmayız. Ama aramızdaki bağ koparsa o zaman bu güçlerin etkisine gireriz.</p>

<p>Bu nedenle birbirimize muhtacız.</p>

<p><br />
<span style="color:#2980b9"><em><strong>Soru: Bu propagandalarla mücadele etmek için ne yapılmalı?</strong></em></span></p>

<p><strong>Bora Özizmirli:&nbsp;</strong>Türkiye ve Azerbaycan arasında medya iş birliği artırılmalıdır.</p>

<p>Liyakat sahibi, vatansever gazeteciler ortak hareket etmelidir. Ortak programlar yapılmalı ve yalan haberler anında çürütülmelidir.</p>

<p>Bugün Azerbaycan’da yapılan birçok önemli gelişme Türkiye’de haber bile olmuyor. Bu büyük bir eksikliktir.</p>

<p>Oysa Azerbaycan 1990’ların başında ordusu bile olmayan bir ülkeydi. Bugün ise güçlü bir devlet haline geldi.</p>

<p>Bu başarıyı herkesin bilmesi gerekir.</p>

<p>Türk Ekseni<br />
Mülakatın sonunda şunu söylemek isterim:</p>

<p>Türk Ekseni yalnızca Türklerin değil, tüm ezilen milletlerin umududur.</p>

<p>Türk Ekseni:</p>

<p>antiemperyalisttir<br />
tam bağımsızlıkçıdır<br />
mazlumdan yanadır<br />
tüm milletlerin bağımsızlığını savunur<br />
Atalarımızdan miras kalan cesaret, bilgelik ve dayanışma bugün insanlığın en büyük ihtiyacıdır.</p>

<p>Bizler de bu bilinçle mücadele etmeliyiz.</p>

<p>Röportaj için teşekkür ederim.</p>

<p>Selam ve saygılarımı iletiyorum.</p>

<p>Bora Özizmirli<br />
<br />
<strong><span style="color:#2980b9">RÖPORTAJI ORJİNAL KAYNAĞINDAN OKUMAK İÇİN:</span><br />
<a href="https://tumer.org/aliyeve-yonelik-saldirilarin-arkasinda-ne-var/"><span style="color:#2980b9">https://tumer.org/aliyeve-yonelik-saldirilarin-arkasinda-ne-var/</span></a></strong></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cihat-yayci-irandan-azerbaycani-vuracaklar-turkleri-cikartip-pjaki-yerlestiriyorlar-3099</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 15:51:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Cihat Yaycı: İran'dan Azerbaycan'ı vuracaklar. Türkleri çıkartıp PJAK'ı yerleştiriyorlar</h1>
                        <h2>Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, İran yönetimindeki Siyonist etkilere dikkat çekerek çarpıcı iddialarda bulundu. Yaycı, İran'ın Türklerim bulundu bazı İranlı yetkililerin İsrail yanlısı unsurlar olarak hareket ettiğini, bu yapıların Türk nüfusu bölgeden çıkarmaya çalıştığını ve yerine PJAK terör örgütü unsurlarını yerleştirdiğini vurguladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/cihat-yayci-irandan-azerbaycani-vuracaklar-turkleri-cikartip-pjaki-yerlestiriyorlar-1773150086.webp">
                        <figcaption>Cihat Yaycı: İran'dan Azerbaycan'ı vuracaklar. Türkleri çıkartıp PJAK'ı yerleştiriyorlar</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=Pb0n3LphIp4&amp;t=45s"><span style="color:#2980b9"><strong>GZT Youtube kanalına çıkan Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı,</strong></span></a> İran yönetimindeki Siyonist etkilere dikkat çekerek çarpıcı iddialarda bulundu. Yaycı, İran'ın kuzeybatısındaki <strong>Batı Azerbaycan&nbsp;</strong>bölgesinde (özellikle Urmiye ve Sulduz gibi ilçelerde) bazı İranlı yetkililerin İsrail yanlısı (Siyonist) unsurlar olarak hareket ettiğini, bu yapıların Türk nüfusu bölgeden çıkarmaya çalıştığını ve yerine PJAK terör örgütü unsurlarını yerleştirdiğini vurguladı.<br />
<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=Pb0n3LphIp4&amp;t=45s"><span style="color:#c0392b"><strong>CİHAT YAYCI'NIN GZT YOUTUBE KANALINDAN İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ:</strong></span></a><br />
<br />
İran yönetimindeki siyonist unsurlara dikkat çeken Yaycı şunları söyledi: '<em>İran yönetiminin içerisinde kimler var demiştik aslında. İsrail ajanları cirit atıyor. İsrail adına iş yapan üst düzey yöneticiler var.Ahmedinejad ne diyor? <strong>''Biz Mossad ile mücadele birimi kurduk istihbarat servisinde, başındaki adam Mossad ajanı çıktı'&nbsp;</strong>diyor.<br />
<br />
Şimdi İran'ın içerisinde gerçekten <strong>ABD ve İsrail yanlısı kişiler</strong> var, yöneticiler. Zaten bunu hiç unutmamak lazım. Fakat bunlar, bunların etkisiyle bu bölgedeki Türkleri dışarıya atmaya çalıştılar. Buraya kimleri getirdiler biliyor musunuz? PJAK. PJAK'ı getirdiler. PJAK şu Türkiye'nin sınır karakollarının bir kısmını da PJAK'a verildiği söylentisi vardı. Ki gerçekten Urumiye'de, Türk kenti Urumiye'ye PJAK'lıları getirdiler ve PJAK bir Kürt kentidir falan demeye kalktılar. Kürt değil aslında. Sakın ha! <strong>Kürt-Türk çatışmasına</strong> dönüşmesin bu iş. Öyle değil. Bu Siyonistler bunu bir araç olarak kullanıyorlar. Yani Siyonistler... Bu PJAK'ların hiçbir onurlu bir duruşu yoktur. Bunlar buraya yerleşerek, gördüğünüz gibi İsrail'in ve Amerika'nın adamlarıdır.Buraya geliyorlar. Yahu bunu artık halkımızın bunu görmesi lazımdır.<strong> PKK, PJAK, PYD, YPG, SDG, PÇDK, </strong>Irak'ın kuzeyindeki yönetim... Bunların hepsi Amerika ve İsrail'in aparatlarıdır. Bunu görüyorsunuz. İşte buraya PJAK'lıları yerleştirdiler ve buradan kovmaya çalıştılar. Ve şimdi burasını sözde Rojhilat onların deyimiyle Doğu Kürdistan... Rojava, Batı Kürdistan, Rojhilat, Doğu Kürdistan. Burayı Batı Azerbaycan'ı Doğu Kürdistan olarak ilan etmeye kalktılar. Ve geçtiğimiz birkaç gündür de çok ciddi harita yayınlamaya başladılar."</em></p>

<p><strong>Yaycı'nın GZT ve diğer yayınlardaki açıklamalarına göre ana noktalar şöyle:</strong></p>

<p>&nbsp;İran içindeki MOSSAD sızmaları ve İsrail yanlısı üst düzey yöneticilerin etkisiyle, kadim Türk yurtlarında Türkler dışarıya itiliyor. Eski Cumhurbaşkanı Ahmedinejad'ın bile <em><strong>"MOSSAD ile mücadele birimi kurduk ama başındaki adam Mossad ajanı çıktı" </strong></em>dediğini hatırlatan Yaycı, bu sızmanın PJAK'ın bölgeye yerleşmesinde kilit rol oynadığını savundu.</p>

<p>- Bölgenin <em><strong>"Doğu Kürdistan (Rojhilat)"</strong></em> olarak ilan edilmeye çalışıldığını, sahte haritalar yayınlandığını belirten Yaycı, bu sürecin Türk nüfusunu azaltıp Kürt unsurları <em><strong>(aslında PKK/PJAK aparatı) </strong></em>yerleştirmek amacıyla yürütüldüğünü ifade etti. Urmiye gibi Türk kentlerinin "Kürt kenti" diye gösterilmeye çalışıldığını, bunun etnik çatışma tuzağı olduğunu vurguladı.</p>

<p>- İran nüfusunun en a<em><strong>z %42'sinin Türk (35-40 milyon)</strong></em> olduğunu hatırlatan Yaycı, Türklerin <em><strong>"Azeri, Türkmen, Horasanlı" </strong></em>gibi ayrı gruplar olarak gösterilmesinin de aynı amaca hizmet ettiğini, Türk birliğini engellemek için CIA ve Siyonistlerin stratejisi olduğunu söyledi.</p>

<p>- Bu yer değiştirme ve yerleştirme politikasının <strong>Büyük İsrail Projesi (BİP) </strong>kapsamında olduğunu savunan Yaycı, Türkiye-Azerbaycan hattını koparmak, tampon bölge oluşturmak ve Türk dünyasını zayıflatmak amacıyla yapıldığını belirtti.</p>

<p>- Özellikle Azerbaycan'a doğrudan uyarı yapan Yaycı, <em><strong>"PJAK İran'da yerleşti, yarın Azerbaycan'a da gelecek. Petrol ve doğalgazınız için huzursuzluk çıkaracaklar. İsrail ve ABD'nin dostluğu yoktur, uyanık olun!"</strong></em> çağrısında bulundu. Örgütün Suriye, Irak ve Türkiye'de yaptığı gibi Azerbaycan'ı da hedef alacağını vurguladı.</p>

<p>- Türklerin Irak ve Suriye'de silahsız bırakılarak benzer senaryolara maruz kaldığını hatırlatan Yaycı, İran'daki Türklerin de organize olması, gerekirse silahlanarak kendilerini savunması gerektiğini ifade etti. <em><strong>"İran yönetimi PJAK'a alan açıyorsa, aynı model burada da tekrarlanır"</strong></em> uyarısını yaptı.</p>

<p>Yaycı, konuşmasını Türk milletinin etnik-mezhep ayrımı yapmaksızın tek yumruk olması gerektiği çağrısıyla tamamladı: "<em><strong>Milli kimliğimiz Türk milletidir."</strong></em></p>

<p>Bu açıklamalar, bölgedeki terör hareketliliğinin jeopolitik bir proje olduğunu ve Türk dünyasını doğrudan tehdit ettiğini öne süren sert uyarılarla gündeme oturdu.</p>

<p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=Pb0n3LphIp4&amp;t=45s"><span style="color:#2980b9"><strong>(Kaynak: GZT YouTube yayını ve ilgili programlar - https://www.youtube.com/watch?v=Pb0n3LphIp4)</strong></span></a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/devlet-bahceli-istiklal-marsinin-ruhuyla-emperyalizme-direnecegiz-3098</link>
            <category>SİYASET</category>
            <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 14:25:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Devlet Bahçeli: İstiklal Marşı'nın ruhuyla emperyalizme direneceğiz</h1>
                        <h2>Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin haftalık Meclis Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, İstiklal Marşı'nın kabulünün 105. yıldönümünü anarak milli bağımsızlık vurgusu yaptı. ABD-İsrail koalisyonunun İran'a yönelik saldırılarını sert bir dille eleştiren Bahçeli, bölgesel gerilimlere dikkat çekti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/devlet-bahceli-istiklal-marsinin-ruhuyla-emperyalizme-direnecegiz-1773143370.webp">
                        <figcaption>Devlet Bahçeli: İstiklal Marşı'nın ruhuyla emperyalizme direneceğiz</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin haftalık Meclis Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, İstiklal Marşı'nın kabulünün 105. yıldönümünü anarak milli bağımsızlık vurgusu yaptı. ABD-İsrail koalisyonunun İran'a yönelik saldırılarını sert bir dille eleştiren Bahçeli, bölgesel gerilimlere dikkat çekti. Azerbaycan hakkında da konuşan Devlet Bahçeli"Türkiye ile Azerbaycan arasına nifak tohumları ekmeye çalışanları reddediyoruz."dedi.</p>

<p><strong>Devlet Bahçeli'nin açıklamasının tam metni şöyle:</strong><br />
<br />
Değerli Milletvekili Arkadaşlarım,</p>

<p>Saygıdeğer Hanımefendiler, Beyefendiler,</p>

<p>Basınımızın Değerli Temsilcileri,</p>

<p>Haftalık olağan Meclis Grup Toplantımızın başında hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyor, başarılarla dolu bir hafta geçirmenizi Allah’tan niyaz ediyorum.</p>

<p>Bugünkü toplantımızı yurt içinden ve yurt dışından; televizyon ekranları, radyo kanalları, sosyal medya platformları vasıtasıyla takip eden aziz vatandaşlarımıza,</p>

<p>Gönül ve kültür coğrafyalarımızın tamamında onurlu ve huzurlu bir hayatın mücadelesini veren değerli kardeşlerimize en iyi dileklerimle birlikte şükranlarımı sunuyorum.</p>

<p>Düşünmek var olmaktır, düşünce ise var olmayı bilmektir.</p>

<p>Yunus’un dediği üzere;</p>

<p>İlim ilim bilmektir,</p>

<p>İlim kendin bilmektir.</p>

<p>Sen kendini bilmezsen,</p>

<p>Ya nice okumaktır.</p>

<p>Düşünmek bir eylem, düşünce ise bu eylemin fiiliyata dökülmüş öğesidir.</p>

<p>Düşünmekle düşünce arasında kurulan bağ ne kadar sağlam ve sağlıklı olursa ezbere dayanan, statükoya yaslanan, tekdüze yaşanan bir hayatın ağırlığı da o kadar hafifleyecektir.</p>

<p>Nasıl ki istiklalimizin engin ve erdemli düşüncesiyle milli varlığımızın, milli devletimizin tartışılamaz haklarına sahip çıkıyorsak, istikbalimizin düşüncesiyle de hayallerimizin, hedeflerimizin, heveslerimizin yol haritasını çizmek durumundayız.</p>

<p>Zira istikbalimizi düşünmezsek, nokta zamandaki istiklalimizin akan zamanla eklemlenmesini ve süreklilik kazanmasını sağlayamayız.</p>

<p>İstiklali düşünmekle kalmayıp manzum bir kalıbın içine büyük bir anıt gibi diken, o anıtın üzerinden istikbali okuyan muhterem isimlerin arasında elbette Merhum Mehmet Akif Ersoy’un müstesna bir mevkii bulunmaktadır.</p>

<p>Milli Mücadele’nin en ateşli yıllarında muazzam bir duyuş ve hissediş maharetiyle kalemini tıpkı bir kırbaç gibi beyaz sayfalarda şaklatmış, akıl ve vicdanının derinliklerinde saklı duran vatanseverlikle bezenmiş sanatkar dehasını bir volkan ağzı gibi dışarıya taşırmıştır.</p>

<p>O, istiklali sadece yazmamış, vecd ile yaşamış ve yaşatmıştır.</p>

<p>Merhum Mithat Cemal Kuntay’ın Akif’le ilgili şu görüşünün sanıyorum eksiği vardır, fazlası yoktur:</p>

<p>“Bir dağ silsilesini gezer gibi, her seferinde bir başka zirvesinde gördüğüm adam, gökleri aşmak için dağ dağ üstüne yığan bir dev.”</p>

<p>Akif; “yaşayan görecektir, Türkiye ve Türklük ölmeyecektir,” diye seslenen yüksek bir milli şuurdu.</p>

<p>Görüleni, görülmeyen taraflarıyla; bilineni, bilinmeyen yanlarıyla kaleme alan bir kabiliyetti.</p>

<p>Bugünlerde bölgesel ve küresel kaosun zifiri karanlık tablosuna baktığımızda, Akif’in dimağından manzum mısralara dökülen istiklal haklarının her yönüyle idraki, mazlumlara pranga vuran zorbalığın, çocuklara füze fırlatan zulmetin her boyutuyla ifadesi kanaatimce daha mümkündür.</p>

<p>Tarih 12 Mart 1921, yer Büyük Millet Meclisi, kürsüde Maarif Vekili Hamdullah Suphi Tanrıöver, okuduğu metin İstiklal Marşımız.</p>

<p>Birinci dönem mebuslarının hepsi ayaktayken, yaşaran gözlerle, kabaran yüreklerle, tufan halini alan alkışlarla, muazzam bir heyecan selinin refakatinde, namütenahi bir duygu fırtınası eşliğinde İstiklal Marşımız kabul edilmiştir.</p>

<p>İstiklal Marşı, milli kahramanlığın mısralara serpilmiş güzide bir eseri, muhteşem bir mücadelenin edebi vesikası, cihana ilam edilen bağımsızlık beyannamesidir.</p>

<p>Bu beyanname ilk günkü mana ve kudretini muhafaza etmektedir.</p>

<p>Kurtuluş Savaşı’mızın çarpan nabzı istiklalimizin manzum seslenişinden duyulmuştu.</p>

<p>Her mısrası Türk milletinin ruhuyla ve onuruyla karılmıştır.</p>

<p>Her kıtası Türk milletinin inanç, irade ve iffetiyle kamçılanmıştır.</p>

<p>Çevremizde yaşanan vahim gelişmeler, istiklalimizin manzum çehresi Mehmet Akif Ersoy’a feyiz veren günlerle maalesef benzerlikler göstermektedir.</p>

<p>Bu nedenle İstiklal Marşı’mızın gerçek anlamı ve kalıcı değeri çok daha iyi özümsenmeli, temelinde yer alan düşünce sistematiği isabetle yorumlanmalıdır.</p>

<p>Bugün gene etrafımızı bir habis ur gibi saran emperyalizme karşı direniş ve dik duruş gösteren milletimizin, bundan 105 yıl önce muhtaç olduğu mesajlar bir şiirden ötesine nüfuz edebilen herkes için de İstiklal Marşımızın zamanlar üstü çağrısında saklıdır.</p>

<p>Ezelden beridir hür yaşamış ve hür yaşayacak bir milletin, komşu coğrafyalardaki çoklu mahiyetteki haksızlık, hayasızlık ve hukuksuzluk karşısında suskun kalması ise kimsenin hatırına gelmemelidir.</p>

<p>Hürriyet ve bağımsızlık Türk milletinin karakteridir.</p>

<p>Kemale ermiş bu karakterin çevresine de aynı duyarlılığı göstermesi son derece doğru, doğal ve tutarlı bir tavrın müşahhas sonucudur.</p>

<p>İstiklal Marşı’mızın ilk sözcüğü “Korkma” diye başlamaktadır.</p>

<p>Biz korkmadıkça, şafaklarımızda yüzen al sancak sönemez.</p>

<p>Sönmedikten sonra yurdumuzun üstündeki en son ocak karşımızda hiçbir muhasım şarlatanlık duramaz.</p>

<p>Yeri gelir kükremiş sel olur bendimizi çiğner aşarız.</p>

<p>Yeri gelir yırtarız dağları enginlere sığmaz taşarız.</p>

<p>Varsın olsun, garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar.</p>

<p>Buna karşılık bizim iman dolu göğsümüz gibi serhaddimiz var.</p>

<p>Korkma, böyle bir imanı nasıl boğar medeniyet denilen tek dişi kalmış canavar?</p>

<p>Akif hasta yatağındayken, can beraberi Mithat Cemal Kuntay sorar:</p>

<p>“İstiklal Marşı’nı niçin Safahat’a koymadın?”</p>

<p>O da cevap verir: “O, benim değil, milletimindir, memleketimindir.”</p>

<p>Herkes emin ve müsterih olsun ki;</p>

<p>Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet;</p>

<p>Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl!</p>

<p>Yine onun ifadesiyle söylersek, Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın.</p>

<p>İki gün sonra İstiklal Marşı’mızın kabulünün 105’inci yıldönümü vesilesiyle;</p>

<p>“Yurduna alçakları uğratmamak uğruna göğüslerini siper eden” bütün aziz şehitlerimize, kahramanlarımıza, bir ahlak ve adanmışlık nişanesi olan muhterem vatan şairimiz Merhum Mehmet Akif Ersoy’a en derin şükran hislerimle birlikte Cenab-ı Allahtan gani gani rahmetler diliyorum.</p>

<p>Kabirleri nur, mekanları cennet olsun diyorum.</p>

<p>Değerli Milletvekilleri,</p>

<p>ABD-İsrail koalisyonun İran’a yönelik başlattığı kirli savaşın 11’inci gününde, bilanço gittikçe ağırlaşmakta, şiddet ve yıkım günbegün artış kaydetmektedir.</p>

<p>Aynı zamanda 11 gündür psikolojik harbin, dijital harbin, elektronik harbin ve propaganda harbinin eşine benzerine çok nadir rastlanacak örnekleri de kademe kademe ilerletilmektedir.</p>

<p>Bölgemizi içinden nasıl çıkılacağı meçhul ve muamma olan çok tehlikeli bir akıl tutulması sarmış ve sarmalamıştır.</p>

<p>Karşılıklı fırlatılan füzeler,</p>

<p>Katledilen masum insanlar,</p>

<p>Tahrip edilen kaynaklar,</p>

<p>Hedef alınan alt yapılar,</p>

<p>Tıkanan deniz yolları,</p>

<p>Daralan ticaret kanalları,</p>

<p>Çıta yükselten intikam yeminleri,</p>

<p>Yaygınlaşan suikastlar,</p>

<p>Süregelen örtülü operasyonlar,</p>

<p>Ardı arkası kesilmeyen hava akınları,</p>

<p>Körfez ülkelerine yönelik sabotajlar,</p>

<p>İnsanlığın, insanım diyen herkesin nefesini tutup bir adım sonra ne olacağını kaygıyla merak ve takip ettiği savaş tablosunun hepimizin gündemine yansıyan satır başlarıdır.</p>

<p>İran’da rejim değişikliği hesabından stratejik ve askeri yeteneklerin imha edilmesine kadar sınır ve çerçevesi her seferinde güncellenen operasyonların bölgemizi ateşe attığı açık ve ortadadır.</p>

<p>Yakın ve yakıcı bir gerçeği aleni olarak işaret ve ifade etmek lazım gelirse o da şu olacaktır:</p>

<p>Siyonist-emperyalist çıkar ve şiddet ortaklığının askeri ve politik iradesi kan, kin ve nefretle sarılmıştır.</p>

<p>Dünyaya, sözde medeniyet mimarisinin izdüşümünde; demokrasi, özgürlük, adalet ve insan hakları konularında bilirkişilik taslayan hangi ülke veya ülkeler varsa hepsi birden sınıfta kalmış, bu değerlere esasta ve usulde ne kadar yabancılaştıklarını resmen kanıtlamışlardır.</p>

<p>Haksızlık diz boyudur.</p>

<p>Hukuksuzluk doruk noktadadır.</p>

<p>Askeri gerilimi artıran değil; dengeleyen ve yöneten, sükûnet ve diyaloğu tahkim eden telkin ve tekliflerin bugüne kadar etkisiz ve yetersiz kaldığı, bununla ilişkili olmak üzere ateşkes ve diplomasi çağrılarının karşılık bulmadığı meydandadır.</p>

<p>Bunun yanında ABD Başkanı’nın, “savaşın bitiş zamanına Netenyahu ile karar vereceğiz” demesi ise dayatmacı bir dil, üstenci bir bakış, barışçıl arayışları küçümseyen özürlü bir yaklaşımdır.</p>

<p>İran’da hiçbir suçu ve günahı olmayan sivil halk bombaların, füzelerin, diğer ölümcül operasyonların odağındadır.</p>

<p>28 Şubat 2026 tarihinde, Minab kentinde bir okulun bombalanması sonucunda 175 çocuğun ölmesi tahammül edilemeyecek bir katliamdır.</p>

<p>Hakikaten felaket kol gezmektedir.</p>

<p>2007 yılında Antarktika’da çekilen bir belgeselde kolonisinden ayrılan bir penguenin video görüntüsü 2026 yılının ilk aylarında herkesin dilinde ve gündemindeydi.</p>

<p>Bu penguenin derdiyle dertlenip sonuçlar çıkartan; söz konusu doğal davranışı kolektif bilincin kırılması olarak gören, insanla ilişkilendirip toplumsal travmaların gecikmiş yankısı, insanın kendisine tuttuğu ayna şeklinde yorumlayan herkese sesleniyorum;</p>

<p>Gazze’de soykırıma uğrayan 50 bin çocuğun, İran’da sayıları 300’ü aşan çocukların dramları, acıları, yürekleri kavuran feci sonları bir penguen kadar önemli ve öncelikli değil midir?</p>

<p>Nesli tükenen bir kuşu mesele edip de, sırayı eşrefi mahlukat olan bir çocuk alınca ona sırt çevirmek, duyarsız ve duygusuz yaklaşmak insanlık mirasının, insanlık değerlerinin neresinde vardır, neresinde mevcuttur?</p>

<p>Doğrusunu isterseniz merak ediyorum; yani İran’da, Gazze’de ölenler çocuk değil de penguenler olsaydı küresel yas mı ilan edilecekti?</p>

<p>Uluslararası toplum ayağa kalkmalıdır.</p>

<p>Bu ahlaki ve vicdani sorumluluk evvela Amerikan halkının ve Yahudi toplumunundur.</p>

<p>Evanjelist papazların dolduruşuna gelip Oval Ofis’te ayinler düzenlemek, Armagedon Savaşı’yla ilgili teolojik hezeyanlar üretmek dünyanın nasıl bir musibetle doğrudan doğruya muhatap olduğunu ibret verici ölçüde göstermektedir.</p>

<p>Adı konulmamış bir din savaşı başladı da biz mi farkında değiliz?</p>

<p>Ortadoğu’da Sünni-Şii husumetine çanak tutan, bu kapsamda kamplaşma ve kutuplaşmayı sertleştirmek için provokasyon zemini kollayan karanlık emellere kapalı durmak, bilhassa şu mübarek Ramazan ayında hassaten diyorum ki, Müslümanım diyen herkes için hayat-memat konusudur.</p>

<p>Bu tuzağa hiçbir Müslüman düşemez, düşmemelidir.</p>

<p>Böylesi bir vebale hiçbir din kardeşimiz ortak olamaz, olmamalıdır.</p>

<p>Şii de Müslüman’dır, Sünni de Müslüman’dır; bozgunculuğun davulunu çalanlar, sanal ihtilafların namlusunu tutanlar alçak kere alçaktır.</p>

<p>Kürt kardeşlerimizi sahaya sürmek için hava koklayan ve ortam yoklayan; bu sayede İran’ı içten çökertmenin planını yapan hiçbir mihraka Kürtler paralı askerlik yapmaz, yapmamalıdır.</p>

<p>Kürt kardeşlerimiz satılık değildir, kiralık değildir, tetikçi değildir, onun bunun zulüm projelerinde piyon olarak da görülemez, gösterilemez.</p>

<p>Kürtler onurlu, şerefli, yürekli, soylu ve sağduyulu bir halktır.</p>

<p>Türk-Kürt kardeşliği üzerinde cephe açmanın, gedik oluşturmanın hesabıyla; İran’ın tarihi Türk kentlerini karıştırmanın, Türklerle Kürtleri çatıştırmanın arayış ve amacını kurgulayanlar, ancak ve ancak düşmanca tutum takınan namertlerdir.</p>

<p>Türk, Kürt’ün kardeşi; Kürt, Türk’ün alın yazısı, kader ortağıdır.</p>

<p>Ne tuhaftır ki, İran’da vurulan şehirlerin kahir ekseriyeti Türk’tür.</p>

<p>Tebriz’den İsfahan’a kadar kardeşlerimiz ateş altındadır.</p>

<p>Dahası, 5 Mart 2026’da İran topraklarından kaynaklanan insansız hava araçları Azerbaycan’ın Nahcivan Özerk Cumhuriyeti’ne isabet etmiş, 4 Mart 2026 tarihinde de İran’dan Türkiye istikametine doğru gelen balistik mühimmat Türk hava sahasına girmeden NATO hava ve füze savunma unsurlarınca etkisiz hale getirilmiştir.</p>

<p>Bu tehlike saçan vakalarla ilgili İran İslam Cumhuriyeti’nin yaptığı özür mahiyetindeki açıklamalar, egemenlik haklarımıza gösterilen saygının telaffuz edilmesi elbette tarihi kıymettedir.</p>

<p>Ancak 9 Mart 2026 tarihinde, İran’dan ateşlenip Türk hava sahasına giren yeni bir balistik mühimmatın gene NATO unsurlarınca etkisiz hale getirilmesi, bazı mühimmat parçalarının da Gaziantep’te boş arazilere düşmesi kafamızı karıştırmaya başlamıştır.</p>

<p>Her ülke aklını başına almalıdır.</p>

<p>Türkiye, üzerinde kumar oynanacak bir ülke değildir.</p>

<p>Taciz, tahrik veya tertip olup olmadığını netleştirecek ülke İran İslam Cumhuriyeti’dir.</p>

<p>Biz kasti bir tavrın olmadığına inanmak, iyi komşuluk hukukumuzu korumak istiyoruz.</p>

<p>Ancak Türkiye’nin de yolgeçen hanı olmadığını, canı sıkılanın, keyfi yetenin füze ateşleyeceği bir ülke olarak görülemeyeceğini de ihtiyatlı ve temkinli bir dille beyan ediyoruz.</p>

<p>Elbette Türkiye’yle İran’ı karşı karşıya getirmeye matuf Siyonist-emperyalist bir komployu da ihmal veya gözardı etmiyoruz.</p>

<p>Savaşın bölgesel mahiyet alması için ardışık ve çok boyutlu sahnelenen provokasyonlara karşı komşu ülkelerin hassasiyet sergilemesi, kalıcı ve kapsayıcı tedbirleri sırasıyla hayata geçirmesi işin özünde her ülkenin çıkarınadır.</p>

<p>Bir daha hava sahamızda veya Azerbaycan hava sahasında yolunu veya yönünü kaybetmiş bir füze ya da insansız hava aracı görmek, duymak ve buna şahit olma istemediğimizi de cümle alem bilmelidir.</p>

<p>Türkiye ile Azerbaycan arasına nifak tohumları ekmeye çalışanları reddediyoruz.</p>

<p>Tedavüldeki iftiraları ve yaygın fitneleri elimizin tersiyle itiyoruz.</p>

<p>Tek millet, iki devlet gerçeği; tarihin, kültürün ve yaşanmış ortak anıların muazzez sonucu ve sorumluluğudur.</p>

<p>Biz hem sınır güvenliğimizi hem de hava saha güvenliğimizi korumakla mükellefiz.</p>

<p>Devletimizin egemenlik haklarına, milletimizin birliğine, dirliğine ve bekasına uzanacak her eli kırmaya da hamd olsun muktediriz.</p>

<p>Türkiye’nin İran’la sınır uzunluğu 530 km’dir.</p>

<p>Biz aynı coğrafyayı paylaşan, tarihi ilişkileri çok yoğun olan iki dost ülkeyiz.</p>

<p>Komşu bir ülkeye yapılan her vandal saldırıya tepkimiz ve itirazımız vardır.</p>

<p>Biz haklının yanında, haksızlık yapan kim olursa olsun sonuna kadar da karşısındayız.</p>

<p>Şayet söz konusu zalimlerse asla bitaraf olmayacağız.</p>

<p>Ne diyordu Merhum Cemil Meriç;</p>

<p>“Zulmün olduğu yerde tarafsızlık namussuzluktur, ben tarafım, hakikatin tarafındayım.”</p>

<p>Değerli Arkadaşlarım,</p>

<p>ABD-İsrail’in İran’ı hedef alan saldırıları aynı şekilde küresel enerji piyasalarında arz ve lojistik şoklara neden olmaktadır.</p>

<p>Dünya petrol ticaretinin beşte birinin, diğer bir ifadeyle, günlük ortalama 20 milyon varillik ham petrol ve ham petrol ürünün geçiş güzergahı Hürmüz Boğazı’dır.</p>

<p>Bu stratejik boğaz fiilen kapatılmıştır.</p>

<p>Ortaya çıkan kriz, petrol üreticisi ülkelerin fiziksel altyapılarını, depolama kapasitelerini, rafineri imkanlarını ve küresel makro ekonomik istikrarı tehdit eden bir aşamaya gelmiştir.</p>

<p>Tarımsal girdiler ticaretindeki aksaklıklar ise açlık ve yoksulluk sarmalını genişletebilecektir.</p>

<p>Hava saldırılarına eşzamanlı olarak yapılan elektronik operasyonlar nedeniyle; Basra Körfezi ve çevresindeki sularda bulunan pek çok ticari geminin sahte sinyallerle manipüle edilen navigasyon sistemleri arızalanmıştır.</p>

<p>Bölgede ticaret durma noktasına gelmiştir.</p>

<p>ABD’nin neyin peşinde koştuğu, neyin üzerine çöreklenmek istediği hepinizin malumu alisidir.</p>

<p>Petrol için yıkmayacağı ocak, yapmayacağı çamurluk, göze almayacağı vandallık olmayanların hüviyeti bellidir.</p>

<p>Merhum Hocamız Prof.Dr.Erol Güngör’ün aynen temas ettiği gibi;</p>

<p>“İslam dünyasında petrol zenginliği olmasa, İslam ülkelerinde olup bitenler büyük sanayi ülkelerini ilgilendirmezdi.”</p>

<p>Biz hem dünyanın her noktasında hem de coğrafyamızın her köşesinde barış, huzur ve istikrarın kökleşmesini arzuluyoruz.</p>

<p>ABD-İsrail saldırganlığı sol bulmalıdır.</p>

<p>Silah seçenek olmaktan çıkarılmalıdır.</p>

<p>Siyaset ve diplomasinin önü ardına kadar açılmalıdır.</p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti bu çerçevede arabuluculuk misyonuyla sivrilecektir.</p>

<p>“Terörsüz Türkiye” hedefiyle iç barış ve huzur ortamını güçlendirmenin gayesinde olan bir ülkenin komşu coğrafyalardaki sıcak çatışma iklimine cemrenin suya düşmesi gibi barışçıl çabalarla nüfuz etmesi mukadderdir.</p>

<p>Huzur ve barış içinde yaşamak her insanın, her ülkenin hakkıdır.</p>

<p>Ramazan Bayramına yaklaştığımız şu günlerde sulh ve sükûnetin yanında; uzlaştıran ve kucaklaştıran diyalogların filiz filiz büyümesi samimi temennimizdir.</p>

<p>Bakınız, bölgesel ve küresel alanda fırtına yaşanırken, Türkiye’miz müteyakkız bir iradeyle tüm gelişmeleri yakinen takip ederken, CHP Genel Başkanı ve yönetiminin infial uyandıran açıklamaları tek kelimeyle şuursuzluktur.</p>

<p>Coğrafyalar deprem geçirirken Türkiye muhalifliğinde yeni kulvarlar açmaları vatan ve millet sevgisiyle bağdaşmayan ayıp ve ahlaki seviyesizliktir.</p>

<p>CHP Genel Başkanı diyor ki; “Türkiye’nin füzesi yok, hava savunma sistemi yok, savaş uçağı yok.”</p>

<p>Bununla da sınırlı kalmıyor; “Erdoğan F-35’leri dostu Trump’tan alamadı. F-16’lar modernize edilemedi. Korkudan S-400’ler hangarda tutuldu. Son 14 yılda bir tek savaş uçağı kazandıramadılar.”</p>

<p>Burada yaşanmış tarihi bir olayı tekrar hatırlatarak CHP’nin ne hallere düştüğünü sizlere göstermek istiyorum.</p>

<p>Mustafa Kemal Paşa, 25 Nisan 1915’de, düşmanın durumunu anlamak amacıyla Conkbayırı’na gider.</p>

<p>Arıburnu’ndan karaya çıkan düşman Conkbayırı’nda ilerlemektedir.</p>

<p>Askerin kaçtığını görünce hepsinin önüne geçer ve şunları söyler:</p>

<p>Niçin kaçıyorsunuz? Dedim.</p>

<p>Komutanım düşman! Dediler.</p>

<p>Düşmandan kaçılmaz, dedim.</p>

<p>Cephanemiz kalmadı, dediler.</p>

<p>Cephaneniz yoksa süngünüz var, dedim.</p>

<p>Bu efrat süngü takıp yere yatınca düşman efradı da yere yattı. Kazandığımız an bu andır.</p>

<p>Ve Türk askerine tarihi emrini bildirir:</p>

<p>“Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum! Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler ve komutanlar geçebilir!”</p>

<p>Gazi Mustafa Kemal Atatürk ölmeyi emretmişti, onun koltuğunda köhne köhne oturan zat ise Türkiye’yi karalamanın ve kötülemenin peşindedir.</p>

<p>Sinop’taki füze testleri karşısında “yapmayın balıklar korkuyor” diyen bir şahsın esasen ciddiye alınacak hiçbir yanı yoktur.</p>

<p>Sen balıkları düşündüğün kadar Türkiye’yi düşünseydin bugünkü zırvalarınla açığa düşmez, rezil olmaz, en azından Aziz Atatürk’ün emanetlerine saygı gösterir, riayet ederdin.</p>

<p>CHP yönetimi beşinci kol faaliyeti içindedir.</p>

<p>Tıpkı Yunanistan hükümetinin gayri askeri statüdeki Ege adalarını silahlandırmasına benzer şekilde mahalle yanarken fırsatçılık yapmaktadır.</p>

<p>Allah’a çok şükür Türkiye’nin her şeyi vardır.</p>

<p>Milli savunma sanayindeki altın çağımız herkesin dilindedir.</p>

<p>Türkiye’nin gücü her muhasım ülkenin bileğini bükecek kifayettedir.</p>

<p>Bunu dünya gördü de bir tek CHP Genel Başkanı ve yönetimi görmedi, göremedi, görmek de istemedi.</p>

<p>Göremezler, görmek için adamlık gerek, emek gerek, yürek gerek, mertlik gerek, vatan ve millete feda edilmeye hazır tertemiz ömürler gerek.</p>

<p>Çünkü onlar hala balıklarla meşguller, nasıl olsa battı balık yan gider anlayışındalar.</p>

<p>Sayın Özel, unutma, balık kavağa çıkınca kösenin sakalı biter.</p>

<p>Balık tavada, tantanacılar da siyasette belli olur.</p>

<p>İşte dün aralarında İmamoğlu’nun da bulunduğu 105’i tutuklu toplam 407 sanığın yargılandığı asrın yolsuzluk davasında her çirkeflik yaşanmış, hukuk güvenliğine de darbe vurulmuştur.</p>

<p>Mahkeme salonunu şov alanına, grup salonuna ve miting meydanına çevirenler adalet nedir, hukuk nedir bilmeyen zavallı aymazlardır.</p>

<p>Neymiş, eski belediye başkanı selamlama konuşması yapmak için kürsüye çıkacakmış.</p>

<p>Mahkemede selamlama konuşmasının olduğu ne zaman duyulmuş, nerede görülmüştür?</p>

<p>Böylesi bir usule, böylesi bir uygulamaya ne zaman şahit olunmuştur?</p>

<p>Hukukun üstünlüğü herkes için bağlayıcıdır.</p>

<p>Hiç kimse hukukun önünde veya üstünde değildir.</p>

<p>İddianamedeki suçlamaların hesabını vermek yerine dava sürecini sulandırmak maksatlıdır, marazidir, mahsurludur.</p>

<p>Suç örgütü kurmak, rüşvet çarkı işletmek, ihaleye fesat karıştırmak, kara para aklamak gibi pek çok suçlamanın açıklığa kavuşması, bunun da kısa süre içinde vuku bulması gerekmektedir.</p>

<p>Milletimiz CHP’nin adalet ve hukuk tanımaz siyasi ayak oyunlarından bıkmış ve usanmıştır.</p>

<p>İstanbul 40’ıncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın adalete müzahir alınacak kararının daha fazla uzamasına fırsat verilmeden en makul sürede sonuçlandırılıp ülke gündeminden çıkartılması muhakkak surette temin edilmelidir.</p>

<p>Biz, duruşmalar televizyonlardan canlı yayınlansın derken haksız mıydık?</p>

<p>Milletimizin gözü önünde ak koyun kara koyun tefrik edilsin, her şey bilinsin, görülsün, bire bir takip edilsin derken yanlış mı söylüyorduk?</p>

<p>Geldiğimiz bu süreçte haklılığımız netleşmiştir.</p>

<p>Ayyuka çıkan siyasi içerikli hukuk ihlallerinin Türk yargısına kesif bir karşı duruş olduğu belgelenmiştir.</p>

<p>CHP, hukuku hiçe saymıştır.</p>

<p>Elbette bunun bedelini adalet ve hukuk namusu karşısında mutlaka ödeyecek, kati sonuçlarına da öyle ya da böyle katlanacaktır.</p>

<p>Değerli Milletvekilleri,</p>

<p>Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı;</p>

<p>Yıkmak için değil, yapmak için,</p>

<p>Ayırmak için değil, birleşmek için,</p>

<p>Bölmek için değil, buluşmak için,</p>

<p>Küsmek için değil, kucaklaşmak için ahlaki, manevi ve milli mücadelesini inançla sürdürecektir.</p>

<p>Daha iyi bir gelecek için,</p>

<p>Daha mutlu yarınlar için,</p>

<p>Daha güzel günler için,</p>

<p>Kaynayan tencereler,</p>

<p>Doymuş karınlar,</p>

<p>Sevecen yürekler, sıcacık yuvalar için,</p>

<p>Dik baş, tok karın, mutlu yarın için,</p>

<p>Al bayrağın altında onurlu bir gelecek için geceyi gündüze katacağız.</p>

<p>Biz gönülleri, vicdanları, umutları kardeşlikle birleştireceğiz.</p>

<p>Biz ülküleri, hevesleri, heyecanları milletimizle buluşturacağız.</p>

<p>Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı, Türk milletinin sağduyusuna, idrakine, iradesine ve vicdanına güvenmektedir.</p>

<p>Ortak bir kaderi paylaşarak bir arada yaşama ve yaşatma azmine sonuna kadar inanmaktadır.</p>

<p>Bizim davamız büyük Türk milletini kendi kültür kökleri üzerinde yükselterek, önce mazlum İslam toplumlarına ve sonra ezilen bütün insanlığa hak ve adalet götürmek gibi büyük bir hedefin adı ve tanımıdır.</p>

<p>Bu muazzam hedeflere ulaşmak için Hazreti Peygamber’den itibaren gelen mukaddes çizgide Allah dostları olan Ahmet Yesevi’yi,</p>

<p>Hacı Bektaş’ı, Yunus Emre’yi, Mevlana’yı, Hacı Bayram’ı ve milletimizin bugün manevi dayanakları olan sayısız gönül ve inanç insanına uzanan zincirin bugünkü temsilcilerini hürmetle anıyorum.</p>

<p>Tesbih çeken elleri, hû diyen dilleri, secdeye varan alınları, gönlü Mekke’de, kalbi Kerbela’da, hasreti Kudüs’te, aklı Yesi’de, Kerkük’te, Türkistan’ın her yerinde kalmışların, Yaradan’a sığınmışların hepsini samimiyetle kucaklıyoruz.</p>

<p>Bu mübarek günlerde haykırıyorum; çünkü bizler zaten oyuz, onlarız, onlarlayız.</p>

<p>Konuşmama son verirken alayınızı birden sevgi ve saygıyla selamlıyorum.</p>

<p>Sağ olun, var olun, Cenab-ı Allah’a emanet olun diyorum.<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://x.com/MHP_Bilgi/status/2031283546824778097">https://x.com/MHP_Bilgi/status/2031283546824778097</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozkan-azerbaycana-yonelik-nefret-soylemi-karsisinda-bizi-bulacaktir-3097</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 01:58:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Özkan: Azerbaycan'a yönelik nefret söylemi karşısında bizi bulacaktır</h1>
                        <h2>Horasan Erenleri Dernekler Fedarasyonu Genel Sekreteri Ali Rıza Özkan, Azerbaycan'a yönelik geliştirilmeye başlanan nefret söylemine sert tepki gösterdi. Özkan, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki tarihsel ve kültürel bağları vurgulayarak, bu tür söylemlerin Alevi canlarını doğrudan karşısında bulacağını ifade etti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/ozkan-azerbaycana-yonelik-nefret-soylemi-karsisinda-bizi-bulacaktir-1773097601.webp">
                        <figcaption>Özkan: Azerbaycan'a yönelik nefret söylemi karşısında bizi bulacaktır</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>HABER: BORA ÖZİZMİRLİ<br />
Horasan Erenleri Dernekler Fedarasyonu Genel Sekreteri Ali Rıza Özkan, </strong>Azerbaycan'a yönelik geliştirilmeye başlanan nefret söylemine sert tepki gösterdi. Özkan, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki tarihsel ve kültürel bağları vurgulayarak, bu tür söylemlerin Alevi canlarını doğrudan karşısında bulacağını ifade etti.<br />
<br />
<a href="https://youtu.be/0CU1RgXVJX4?t=727"><strong><span style="color:#c0392b">ALİ RIZA ÖZKAN'IN AÇIKLAMASINI YOUTUBE'DAN İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-03-10%20at%2002_04_12.jpeg" style="height:382px; width:800px" /></span></strong></a></p>

<p>Şah TV'de yaptığı açıklamada Özkan, <em><strong>"Azerbaycan'a yönelik herhangi bir nefret söylemi aynı zamanda bizi karşısında bulmalıdır, bulacaktır" </strong></em>diyerek net bir duruş sergiledi. Konuşmasında, Azerbaycan'ın kardeş devlet olduğunu, mezhep farklılığına rağmen Türkiye-Azerbaycan birliğinin emperyalist odakların ortak düşmanlığında hedef alındığını belirtti.</p>

<p>Ali Rıza Özkan açıklamasında<em><strong>"Azerbaycan ve Türkiye arasındaki birliğin düşmanları aslında aynı odaklar. Yani hangi odaklar? Emperyalist odaklar. Şimdi bunlar yeri gelir Rus kılıfı altında, yeri gelir İsrail kılıfı altında, yeri gelir Amerika, Almanya, İngiltere, Fransa kılıfı altında tezahür edebilir. Fakat bir gerçek var. Tamam, doğrudur. Azerbaycan'ın mezhebi farklılığı olabilir ama Azerbaycan bizim kardeş devletimiz."</strong></em>ifadelerine yer verdi.</p>

<p>Özkan, Alevi toplumu açısından Azerbaycan'ın özel önemine dikkat çekti: <strong>Şah İsmail Hatayi,</strong> Fuzuli ve Seyit Nesimi gibi büyük aydınların hem Azerbaycan kültürünün hem de Alevi inancının baş tacı olduğunu hatırlattı. Cem ibadetlerinin Şah İsmail Hatayi’siz başlayıp bitmeyeceğini, Seyit Nesimi'den deyişler okunduğunu belirten Özkan, bu bağların Türkiye, Balkanlar, Suriye ve Irak'taki Alevi Bektaşi topluluklarını tarihsel derinlikle birleştirdiğini vurguladı.</p>

<p>Ayrıca, Azerbaycan devletinin Suriye'nin Halep kentinde harabeye dönmüş Seyyid İmadettin Nesimi türbesini onarmak için Şam hükümetiyle sözleşme yaptığını, Azerbaycanlı mimar ve uzmanların bu çalışmayı yürüteceğini aktaran Özkan, bu adım nedeniyle Azerbaycan devletine minnet borcu olduğunu söyledi.<strong> "Ne kadar güzel bir şey bu" </strong>diyerek Azerbaycan'a teşekkürlerini sundu ve tarihsel derinliğin sahiplenilmesi çağrısında bulundu.</p>

<p>Özkan, geçmişte<strong> Turgut Özal</strong> döneminde Bakü işgali sırasında yardım taleplerine "Şii" gerekçesiyle olumsuz yanıt verildiğini de hatırlatarak, bugün emperyalist odakların (Rusya, İsrail, ABD, Almanya, İngiltere, Fransa kılıflarıyla) aynı şekilde Türkiye-Azerbaycan birliğini hedef aldığını savundu.</p>

<p><strong><a href="http://ALİ RIZA ÖZKAN'IN AÇIKLAMASINI YOUTUBE'DAN İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ"><span style="color:#c0392b">Kaynak: Şah TV YouTube kanalı (https://www.youtube.com/watch?v=0CU1RgXVJX4)</span></a></strong></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/izmirde-8-mart-kadinlar-dayanismayla-bir-araya-geldi-3096</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:36:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>İzmir’de 8 Mart: Kadınlar dayanışmayla bir araya geldi</h1>
                        <h2>İzmir’de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında bir dizi önemli etkinlik gerçekleştirildi. Türkiye’de yaşayan Azerbaycanlı kültür elçisi, diaspor alanında aktivist ve sanatçı Roza İbadova Kocamaz, hem Türkiye’deki hem de Azerbaycan’daki kadınlar ve gençlerle bir araya gelerek kültürel ve sosyal dayanışmayı güçlendirdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/izmirde-8-mart-kadinlar-dayanismayla-bir-araya-geldi-1773092818.webp">
                        <figcaption>İzmir’de 8 Mart: Kadınlar dayanışmayla bir araya geldi</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>İzmir’de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında bir dizi önemli etkinlik gerçekleştirildi. Türkiye’de yaşayan Azerbaycanlı kültür elçisi, diaspor alanında aktivist ve sanatçı Roza İbadova Kocamaz, hem Türkiye’deki hem de Azerbaycan’daki kadınlar ve gençlerle bir araya gelerek kültürel ve sosyal dayanışmayı güçlendirdi.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/5d73c24b-a80d-43d3-8fc7-96dfe4929782.jpg" style="height:800px; width:600px" /><br />
<br />
<strong>“Cesaretin Adı: Kadın – 103 Yıllık Cesaret” Zirvesi</strong><br />
<br />
İzmir Büyükşehir Belediyesi, Batı Anadolu Sanayici ve İş İnsanları Dernekleri Federasyonu (BASİFED) ve TOBB İzmir Kadın Girişimciler Kurulu tarafından kadınların ekonomik hayattaki rolünü güçlendirmek ve ilham verici başarı hikâyelerini görünür kılmak amacıyla “Cesaretin Adı: Kadın – 103 Yıllık Cesaret” zirvesi düzenlendi.<br />
Zirve, iş dünyasının temsilcilerini, kadın girişimcileri, akademisyenleri, sanatçıları, medya mensuplarını ve gençleri aynı çatı altında topladı. Etkinlikte, kadın girişimciliğinden liderliğe; yapay zekâ ve toplumsal cinsiyet ilişkisinden iş dünyası ve medyada kadının rolüne kadar pek çok önemli konu ele alındı. İlham verici hikâyelerin yanı sıra, somut çözüm önerileri, iyi uygulama örnekleri ve iş birliği modelleri de katılımcılarla paylaşıldı.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/6ae2f7d0-b9c8-41b3-8ef0-d4f673429f13(1).jpg" style="height:600px; width:800px" /><br />
Zirveye İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, zirvenin fikir lideri eşi Öznur Tugay, BASİFED Yönetim Kurulu Başkanı Semiha Güneş, TOBB İzmir Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Deniz Celep, İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır ve Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay katıldı. Etkinlik, iş dünyası, girişimcilik, sanat, medya ve sivil toplum alanlarında ülkemize değer katan önemli isimlerin panel ve konuşmalarıyla devam etti.<br />
<br />
Etkinliğe ayrıca Roza İbadova Kocamaz da katıldı. Kocamaz gazetemize yaptığı açıklamada şunları söyledi:<br />
“Bu tür zirveler, kadınların toplumsal ve ekonomik alanda güçlenmesi açısından büyük önem taşıyor. İzmir’de farklı alanlardan gelen kadınların bir araya gelmesi ve deneyimlerini paylaşması ilham verici bir dayanışma örneğidir. Bir millet, iki devlet anlayışıyla kardeş Azerbaycanlılar olarak bu etkinliklerde yer almak bizler için gurur kaynağıdır.”<br />
<strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/8a38c46a-9536-4fb3-a9fb-7c528379de79.jpg" style="height:800px; width:600px" /><br />
Azerbaycanlı Hanımlar ve Gençlerle Özel Etkinlik</strong><br />
<br />
Roza İbadova Kocamaz ayrıca 8 Mart’ta İzmir’de yaşayan Azerbaycanlı hanımlar ve öğrencilerle özel bir etkinlik düzenledi. Etkinlik Cafe Delmattino’da gerçekleştirildi ve Türkiye’de eğitim gören gençler ile hanımlar bir araya gelerek her iki ülkede sevilen şarkılar seslendirdi, şiirler okudu ve kültürel dayanışmayı pekiştirdi.<br />
Etkinliğe İzmir Azerbaycan Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı ve Federasyon Başkan Yardımcısı Eşref Tuna da katıldı. Tuna, Türkiye ve Azerbaycan’dan gelen hanımlara ve öğrencilere çiçekler takdim etti, İzmir’de aktif olan gençlere plaketler verdi ve Roza İbadova Kocamaz’a etkinliği organize ettiği için teşekkürlerini iletti.<br />
Manisa’da eğitim alan öğrenci Ali Polatzade performansıyla herkesi eğlendirdi. Gençler ve hanımlar etkinlikte coşkuyla şarkılara ve programın diğer aktivitelerine eşlik etti.<br />
Etkinlik, iki kardeş ülke arasındaki kültürel ve sosyal bağları güçlendiren, ilham verici ve unutulmaz bir gün olarak tamamlandı.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/98383ff7-9d39-4abe-838d-ad29b55c3940.jpg" style="height:800px; width:450px" /><br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-03-09%20at%2021_39_45.jpeg" style="height:800px; width:402px" /><br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/c31ab97f-e877-47fd-aa1e-2a3ad7c9c5f1(1).jpg" style="height:800px; width:600px" /><br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/2c80607d-a1ff-40dc-a2ca-5405c191edb8.jpg" style="height:800px; width:450px" /></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/teror-hukumlusu-eski-vekil-kemal-bulbul-cemevi-yoneticisine-kufur-etti-3095</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 09 Mar 2026 17:51:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Terör hükümlüsü eski vekil Kemal Bülbül cemevi yöneticisine küfür etti!</h1>
                        <h2>27. Dönem HDP Antalya Milletvekili ve terör örgütüne üye olmaktan hükümlü Kemal Bülbül, Kürt terörüne dikkati çeken cemevi yöneticisine küfür ile karşılık verdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/teror-hukumlusu-eski-vekil-kemal-bulbul-cemevi-yoneticisine-kufur-etti-1773068379.webp">
                        <figcaption>Terör hükümlüsü eski vekil Kemal Bülbül cemevi yöneticisine küfür etti!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Kendisi de 2020'de faşist “<em><strong>PKK silahlı terör örgütüne üye olmak</strong></em>” suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası alıp, 2022'de bu cezası onanan Kemal Bülbül, kendisine Kürt terörünü hatırlatan cemevi yöneticisinin annesine sinkaflı küfür ederek karşılık verdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu üyesi Antalya Hacı Bektaş-ı Veli Kültür Tanıtma ve Cemevi Derneği yöneticisi İsmail Baki’nin “<strong><em>Kürt terörü</em></strong>” hatırlatmasına, “<em><strong>Ananın hamam avlusunda puşt</strong></em>” sözleri ile cevap verdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-03-09%20at%2016_26_27%20(1).jpeg" style="height:800px; width:359px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Terör örgütü hükümlüsü Kemal Bülbül daha önce de Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Başkanı ve Alevi Bektaşi Federasyonu Genel sekreteri görevlerinde bulunmuştu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tüm vekilliği döneminde de, tamamen tribünlere oynamayı seçen, meclis kürsüsünden türkü söyleyen ve Alevi Bektaşi toplumun temel sorunlarına dair herhangi bir kanun teklifi hazırlamayan Bülbül, sadece “<strong><em>Sivas İl Merkezindeki Madımak Otelinin Madımak Utanç Müzesi Yapılmasına Dair Kanun Teklifi</em></strong>” ve “<em><strong>24 Aralık'ın Maraş Katliamında Hayatını Kaybedenleri Anma ve Yas Günü İlan Edilmesi Hakkında Kanun Teklifi</strong></em>” sundu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bülbül, aynı zamanda tarikatçıların bazı işbirlikçi Alevileri kullanarak ortadan kaldırmayı planladıkları 677 sayılı “<strong><em>Tekke ve Zaviyeler ile Türbelerin Seddine ve Türbedarlar ile Bazı Unvanların Men ve İlgasına Dair Kanun</em></strong>”un kaldırılmasına da destek verenler arasında.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>HORASAN ERENLERİ’NDEN SERT TEPKİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/ERDEMC%C3%96MERT1.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Erdem Cömert, haber sitemize yaptığı açıklamada, terör hükümlüsü eski milletvekilinin cemevi yöneticisine küfür etmesine sert tepki verdi. Horasan Erenleri olarak bu küfrünün Kemal Bülbül’ün yanına kalmayacağını belirten Cömert, kanun önünde Bülbül’ün mahkum edilmesi için tüm girişimleri yapacaklarını duyurdu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Küfürün ahlaki bir zaafiyet olduğunun altını çizen Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Erdem Cömert, “<strong><em>bizi üzen asıl konu, bu şahsın bazı Alevi kuruluşlarında üst düzeyde yöneticilik yapmış olmasıdır</em></strong>” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BAKİ: HALKIM BU İNSANLARI TANISIN!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/%C4%B0SMA%C4%B0L%20BAK%C4%B0.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Haber sitemize konuşan, Antalya Hacı Bektaş-ı Veli Kültür Tanıtma ve Cemevi Derneği yöneticisi İsmail Baki de şunları söyledi: “<strong><em>Kendi sayfasında İran halkını terörist olarak niteleyince ben de “Kürt terörü de var”, dedim. Bana küfür edip, bir milletvekili, halkın vekili olarak şahsıma, halkın bir bireyine anasına küfür etmesi, halkın vicdanında onun kirli ahlakının bir beyanıdır. Kınıyorum. Halkımın böyle insanları tanımasını istiyorum.</em></strong>”</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/oktay-hacimusali-yazdi-benim-ulkem-vuruluyor-ama-benden-biat-bekleniyor-3094</link>
            <category>KONUK YAZAR</category>
            <pubDate>Mon, 09 Mar 2026 00:38:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Oktay Hacımusalı yazdı: Benim ülkem vuruluyor, ama benden biat bekleniyor...</h1>
                        <h2>TÜMER Dış İlişkiler Koordinatörü Oktay Hacımusalı, sosyal medyada son günlerde Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'e yönelik yoğun eleştiri ve akıl verme girişimlerini sert bir dille eleştirdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/oktay-hacimusali-yazdi-benim-ulkem-vuruluyor-ama-benden-biat-bekleniyor-1773006446.webp">
                        <figcaption>Oktay Hacımusalı yazdı: Benim ülkem vuruluyor, ama benden biat bekleniyor...</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><a href="https://tumer.org/oktay-hacimusali-benim-ulkem-vuruluyor-ama-benden-biat-bekleniyor/"><strong>TÜMER</strong></a> Dış İlişkiler Koordinatörü <strong>Oktay Hacımusalı, </strong>sosyal medyada son günlerde Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'e yönelik yoğun eleştiri ve akıl verme girişimlerini sert bir dille eleştirdi. Hacımusalı, 8 Mart 2026 tarihinde yayımlanan yazısında, Azerbaycan'ın zorlu dış politika mücadelesini ve devlet yönetiminin gerçeklerini hatırlatarak, sıradan vatandaşların devlet başkanına yönelik tavrını "cüretkâr" bulduğunu belirtti.<br />
<br />
<strong>TÜMER Dış İlişkiler Koordinatörü Oktay Hacımusalı'nın yazısının tam metni şöyle:&nbsp;<br />
<br />
Benim ülkem vuruluyor, ama benden biat bekleniyor...&nbsp;</strong><br />
<br />
Yaklaşık üç gündür sürekli olarak sosyal medyada yazılanlara bakıyorum üzülerek. Her kes bir akıllı telefon elinde, ya da laptopunu atmış dizinin üstüne, Azerbaycan Cumhurbaşkanı'na akıl veriyor.<br />
Devleti nasıl yönetilmeli,onu bile öğretme cüretinde bulunanlar bile çıktı. Kimseyi mesleğindenn dolayı küçümsemek istemem ama turist rehberi,marangoz, ahçı, tırnakçı falan devlet terbiyesi görmüş, gözünü bir devlet yöneticisinin, bir siyaset dehasının ocağında açmış birisine "eyyy, sen bilmiyorsun, ama devlet öyle yönetilmez" demenin rahatlığı keşke bende de olmuş olsaydı...<br />
<br />
Olmuş olsaydı, Azerbaycan gibi zorlu, engebeli dış &nbsp;siyaseti olan bir &nbsp;memleketin hangi mücadelelerle bu kardeşlerime anlatırdım... Mesela, şunu derdim devlet öyle sizin bildiğiniz gibi sabah saat 9'da işbaşı yapıp, akşam saat 7-8 gibi dükanı kapatıp evine gitmek değil. Evinde çocuklarının nasıl büyüdüğünü görmeden, saçlarını yalnız gece yarılarında okşayabilmektir devlet yönetmek. Senin çocukların büyümektedir, ama bu Vatan'ın evlatları soğuk tren vagonlarında, harabeye benzeyen evden bozma kulübelerde, çadırlarda yaşamaktadırlar, evleri yoktur, savaştan çıkmıştır ülke, &nbsp;topraklar işğal edilmiş, göçmen durumundadırlar o çocuklar aileleriyle beraber...Bütçeye gelen paranın yarısı o insanların yaralarının sarılmasına harcanmaktadır. Gün gelir savaş olur, topraklar işgalden kurtarılır, o tren vagonlarında, çadırlarda büyüyen çocukların şehit tabutunu omuzlamaktasın. O acıyı iliklerine kadar duyarsın o gencecik fidanları toprağa verirken. Bu da yetmez, üstüne üstlük diplomatik karmaşanın içinde baskılara karşı gelmek adına çabalarsın. Gece bilmez, gündüz bilmez, sürekli odanda mesai yaparsın, görüşmeler, tartışmalar, analizler, veri saptamaları ve taramaları, öngörüleri... yıpratır da seni, yorulursun, bir saat koltukta uyuklarsın belki, uyandın mı tekrar işine koyulursun...<br />
İşgalden kurtarılan topraklar tekrar eski haline geri getirilmeli. Düşman olanı yok etmiş, taş üstünde taş bırakmamış, etrafındaki kardeşlerin gelir, yardım elini uzatır, güç gelir sana, daha bir şevkle sarılırsın işine...&nbsp;<br />
<br />
Yüce Atatürk'ün dediği gibi onca dahili ve harici düşmana rağmen ayaktasın, sabah bir şehirde, öğlen bir şehirde, akşam başka bir şehirde... işgalden kurtarılan topraklar cennete dönüşüyor, baktıkça yüzün gülüyor, yorulduğuna değdiğini geçirirsin içinden...<br />
<br />
Ama günün birinde seni sırtından hançerliyorlar... hançeri sırtına saplayan da yakın komşun. O komşuna daha dün taziyeye gitmişsin, teselli etmişsin, ama ve lakin üstünden 12 saat bile geçmemiş seni sırtından hançerlemiş. İçin acıyor, ama diplomatik bir dille, ama onun anladığı bir dille konuşuyorsun, bu kez de beyefendi rencide oluyor ve herkesi senin üstüne kaldırıyor.&nbsp;<br />
<br />
Buraya kadar saat 9'da işbaşı yapıp akşam saat 7-8 gibi dükanı kapatıp evine giden kardeşlerimize devletin mücadele haritasını çizmeye çalıştım. Peki sizi sırtınızdan hançerleselerdi, ne yapardınız?! Gömleğinizi sıyırıp yine vur mu derdiniz? Yoksa tam tersine onun anlayacağı bir telden mi konuşurdunuz?! Samimi olunuz ama, bütün size dayatılan düşünceleri elinizin tersiyle bir kenara iterek bana bir yanıt veriniz: devletin başında sizler olsaydınız nasıl adım atardınız?!<br />
<br />
<a href="https://tumer.org/oktay-hacimusali-benim-ulkem-vuruluyor-ama-benden-biat-bekleniyor/"><strong>Kaynak: Tümer<br />
Orjinalini okumak için lütfen tıklayınız</strong></a><br />
&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/egemen-bagis-dunyada-koruklenmeye-calisilan-ciddi-bir-sunni-sii-kavgasi-var-3093</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 18:55:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Egemen Bağış: Dünyada körüklenmeye çalışılan ciddi bir Sünni-Şii kavgası var</h1>
                        <h2>Eski Bakan ve Büyükelçi Egemen Bağış, Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Siyasal Bilgiler Fakültesi ve Küresel Politikalar Topluluğu iş birliğiyle düzenlenen ‘Değişen Dünya Düzeninde Türk Dış Politikası’ konferansında öğrencilerle bir araya geldi. Bağış “Dünyada körüklenmeye çalışılan ciddi bir Sünni-Şii kavgası var.” dedi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/egemen-bagis-dunyada-koruklenmeye-calisilan-ciddi-bir-sunni-sii-kavgasi-var-1772900152.webp">
                        <figcaption>Egemen Bağış: Dünyada körüklenmeye çalışılan ciddi bir Sünni-Şii kavgası var</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Eski Bakan ve Büyükelçi Egemen Bağış, Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Siyasal Bilgiler Fakültesi ve Küresel Politikalar Topluluğu iş birliğiyle düzenlenen ‘Değişen Dünya Düzeninde Türk Dış Politikası’ konferansında öğrencilerle bir araya geldi.</p>

<p>Konferansın konuşmacısı olan Büyükelçi Egemen Bağış, değişen uluslararası sistemde Türkiye’nin rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin dış politikasını anlamak için ülkenin geçirdiği değişimin iyi okunması gerektiğini belirten Bağış, “Eskiden dış politikamız biraz Batı’ya bağımlıydı. Türkiye NATO üyesi ve Avrupa Birliği aday ülkesi olarak uzun yıllar müzakerelere başlamak için tarih bile alamamıştı. Türkiye Batı’nın gözünde büyüdükçe budanan, kurudukça sulanan bir ağaç gibiydi. Onların gözünde Türkiye, ‘ne olsun, ne ölsün ama hep bize bağımlı olsun’ anlayışı vardı. Ama şimdi durumumuz değişti ve geliştik. Bir dönem ordumuzun kullandığı savunma ekipmanlarının yaklaşık yüzde 85’ini yurt dışından temin ediyorduk. Bugün bu oran yüzde 15’lere kadar geriledi. İnsansız hava araçları gibi alanlarda dünyanın en ileri ülkelerinden biri haline geldik. Ben sizin yaşınızdayken birisi 'Türkiye drone teknolojisinde dünyanın en iyilerinden olacak' dese hayal görüyorsun derdim. Ama inandık ve yaptık. Siz de inanırsanız başarabilirsiniz; bu ülkenin bakanları, rektörleri, büyükelçileri olabilirsiniz” dedi.</p>

<p><strong>‘TÜRKİYE, KÜRESEL KRİZLERDE DİYALOG VE DİPLOMASİ KANALLARINI AÇIK TUTMAYA ÇALIŞAN BİR ÜLKE’</strong></p>

<p>Türkiye’nin uluslararası krizlerde aktif diplomasi yürüttüğünü belirten Bağış, Türkiye’nin arabuluculuk rolüne dikkat çekti. Bağış, “Rusya-Ukrayna savaşında iki tarafın dışişleri bakanlarını bir araya getirebilen tek ülke Türkiye oldu. Dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan krizlerde de Türkiye çoğu zaman diyalog ve diplomasi kanallarını açık tutmaya çalışan bir ülke olarak öne çıkıyor. Şu anda hepimizin aklında İran, İsrail, Amerika savaşı var. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan günlerdir uyku uyumadan muazzam bir diplomasi trafiği yürütüyorlar. Bir an evvel bu krizin son bulması için, akan kanın durması için. Çünkü ölenler maalesef bizim din kardeşlerimiz. Dünyadaki diğer krizlere baktığınız zaman da Afganistan'la Pakistan birbirlerine geçen hafta savaş ilan ettiler. Araya giren kim oldu? Onları yatıştırmak için uğraşan yine Türkiye Cumhuriyeti. Dünyada körüklenmeye çalışılan ciddi bir Sünni-Şii kavgası var. Aslında bu mübarek günlerde bu ümmeti birbirine düşürmek için uğraşanların neler yaptığını iyi kötü hepimiz takip ediyoruz” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>'ÖNCELİĞİMİZ HER ZAMAN TÜRKİYE OLMALI'</strong></p>

<p>Konuşmasını birlik ve beraberlik mesajıyla bitiren Bağış, Mehmet Akif Ersoy’un ‘Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez; toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez’ sözünü hatırlatarak, “Farklılıklarımız olacak. Alevi, Sünni, Doğulu, Batılı, Fenerbahçeli ya da Galatasaraylı olacağız ama önceliğimiz her zaman Türkiye olacak” dedi.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-orgutlerinden-iran-buyukelciligine-taziye-ziyareti-3092</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 15:38:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Alevi örgütlerinden İran Büyükelçiliği’ne taziye ziyareti</h1>
                        <h2>Alevi toplumunu temsil eden çeşitli kuruluşlar İran İslam Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği’ni ziyaret ederek, ABD ve İsrail tarafından şehit edilen İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney için açılan taziye defterine İran halkına baş sağlığı dileklerini ve desteklerini bildirdiler.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/alevi-orgutlerinden-iran-buyukelciligine-taziye-ziyareti-1772888688.webp">
                        <figcaption>Alevi örgütlerinden İran Büyükelçiliği’ne taziye ziyareti</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>&nbsp;Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu, Anadolu Vakıflar Federasyonu, Hüseyin Gazi Kültür ve Sanat Vakfı ve Ankara Alevi Birlik Grubu İran İslam Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği’ni ziyaret ederek İran&nbsp;Büyükelçisi Muhammed Hasan Habibullahzade’ye Alevilerin birlik ve dayanışma duygularını ilettiler.</p>

<h2><strong>HÜSEYNİ DURUŞUMUZ VE DİRENCİMİZ ONLARI MAHVEDECEK!</strong></h2>

<p><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/%C4%B0ran3.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></p>

<p>Horasan Erenler Dernekler Federasyonu (HERFED) Genel Başkanı Avukat Erdem Cömert, taziye defterine şunları yazdı: “<em><strong>Horasandan bu yana sevincimiz, acılarımız ve kaderimiz aynı. Şehidiniz şehidimiz, acınız acımızdır. ABD emperyalizmi ve İsrail Siyonizmi zamane Yezididir. Hüseyni duruşumuz ve direncimiz onları mahvedecektir.</strong></em>”</p>

<p>Taziye defterine “<em><strong>Hepimiz Horasanlıyız. Biz farklı dilleri konuşan ama aynı mücadelenin içinde olan, aynı kaderi yaşayan, geçmişte kederleri, sevinçleri, tasaları ortak olan aynı milletin insanlarıyız.</strong></em>” şeklinde yazan&nbsp;Horasan Erenler Dernekler Federasyonu (HERFED) Genel Başkanı Erdem Cömert&nbsp; devamla “<em><strong>Ve çağımızın Yezidi emperyalizme karşı birlikte Hüseyni duruş sergilemek üzere bu ziyareti gerçekleştirdik.</strong></em>” dedi.</p>

<h2><strong>MANEVİ OLARAK İRAN TOPLUMUNUN YANINDAYIZ!</strong></h2>

<p><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-03-06%20at%2016_19_19.jpeg" style="height:600px; width:800px" /></strong></p>

<p>İran İslam Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği’ni ziyaret eden Hüseyin Gazi Vakfı Başkanı Ali Timurtaş Özmen de şunları söyledi: “<em><strong>Ali Hamaney bizim için çok önemli bir isim. Hem Alevi Bektaşi Dedesi olarak hem de gerçekten Hak Muhammed Ali yoluna inanan, o yolda mücadele eden bir insan olarak. Ali Hamaney’in ve İran toplumunun Ehl-i Beyt’e bağlılığı bizim her zaman İran toplumuna karşı dostane ve kardeşçe bir bakış açısına sahip olmamıza neden olmuştur. O nedenle bugün Amerikan Emperyalizminin ve İsrail Siyonizminin İran’a uyguladığı terör bizi çok derinden üzmektedir. Biz manevi olarak İran toplumunun yanındayız, acılarını paylaşıyoruz.</strong></em>”</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/%C4%B0ran1.png" style="height:450px; width:760px" /></p>

<p>Anadolu Vakıflar Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Ali Ayyıldız ve Alevi Birlik Grubu adına Bektaş Avcı da, ziyaret sonrası şu mesajı paylaştı: “<em><strong>Emperyalizme ve Siyonizme karşı onurlu bir direniş sergileyen İran halkının yanında olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz. Bu zor günlerde İran milletinin gösterdiği metanet ve kararlılığın tüm mazlum halklara ilham verdiğine inanıyoruz. İran İslam Cumhuriyeti’nin dini lideri Ali Hamaney ve hayatını kaybeden tüm şehitlere Allah’tan rahmet diliyor, kederli ailelerine ve dost ve kardeş İran halkına en içten başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz. Acınızı paylaşıyor, dayanışma ve kardeşlik duygularımızı ifade ediyoruz.</strong></em>”</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turk-jandarmasinda-bir-ilk-gulden-mat-sakir-tuggenerallige-yukseldi-3091</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 14:58:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Türk jandarmasında bir ilk: Gülden Mat Şakir tuğgeneralliğe yükseldi!</h1>
                        <h2>Türk Jandarma tarihinde ilk kez bir kadın tuğgeneralliğe terfi ederek adını bir kez daha tarihe yazdırdı. İl jandarma komutanı Gülden Mat Şakir, kadınların en zorlu askeri görevlerde de başarı gösterebileceğini vurguladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/turk-jandarmasinda-bir-ilk-gulden-mat-sakir-tuggenerallige-yukseldi-1772885598.webp">
                        <figcaption>Türk jandarmasında bir ilk: Gülden Mat Şakir tuğgeneralliğe yükseldi!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">1997 yılında Kara Harp Okulu’ndan jandarma teğmen rütbesiyle mezun olan Gülden Mat Şakir, Türkiye’nin farklı bölgelerinde çeşitli birlik ve karargâhlarda görev yaptı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">16 Ağustos 2024 tarihli Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle Çankırı İl Jandarma Komutanı olarak atanan Şakir, bu görevle Türk jandarma tarihinde ilk kadın il jandarma komutanı oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">30 Temmuz 2025’te yayımlanan kararnameyle kıdemli albaylıktan tuğgeneralliğe terfi eden Şakir, Jandarma Genel Komutanlığı’nın ikinci kadın generali unvanını aldı.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">BU GÖREV BENİM İÇİN BÜYÜK BİR ONUR!</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Çankırı İl Jandarma Komutanlığı görevini büyük bir gururla yürüttüğünü belirten Şakir, meslek hayatında birçok zorlu görev üstlendiğini söyledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Görevin hem fiziksel hem de psikolojik dayanıklılık gerektirdiğini ifade eden Şakir, zor koşullarda soğukkanlı kalmayı ve çözüm odaklı çalışmayı öğrendiğini dile getirdi.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">DİSİPLİN VE AZİM BAŞARIYI GETİRİR!</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Kadınların askeri görevlerde de başarı gösterebileceğini vurgulayan Şakir, sahada belirleyici olanın cinsiyet değil disiplin, eğitim ve görev bilinci olduğunu söyledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kadın personel sayısının jandarma teşkilatında her geçen yıl arttığını belirten Şakir, bunun kuruma güç kattığını ifade etti.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">KADINLAR TOPLUMU AYAKTA TUTAN EN GÜÇLÜ DEĞERDİR!</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla da mesaj veren Tuğgeneral Şakir, kadınların emeği, fedakârlığı ve cesaretiyle toplumun en güçlü değerlerinden biri olduğunu belirtti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şakir, kadın subaylara ise görevlerini vatan sevgisi ve sorumluluk bilinciyle yerine getirmeleri çağrısında bulundu.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/mete-yarar-aliyeve-neden-bu-kadar-saldiriyorsunuz-neden-hedef-yapiyorsunuz-3090</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 06:12:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Mete Yarar: Aliyev'e neden bu kadar saldırıyorsunuz?  Neden hedef yapıyorsunuz?</h1>
                        <h2>Mete Yarar, kendi YouTube kanalında yayınladığı videoda, Azerbaycan'ın Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'ne İran'dan atıldığı iddia edilen füze/İHA düşmesi olayına ilişkin sert tepkisini savundu ve Türkiye'deki sosyal medyada İlham Aliyev'e yönelik yoğun eleştirilere tepki gösterdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/mete-yarar-aliyeve-neden-bu-kadar-saldiriyorsunuz-neden-hedef-yapiyorsunuz-1772855126.webp">
                        <figcaption>Mete Yarar: Aliyev'e neden bu kadar saldırıyorsunuz?  Neden hedef yapıyorsunuz?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>HABER: BORA ÖZİZMİRLİ</strong><br />
Mete Yarar, kendi YouTube kanalında yayınladığı videoda, Azerbaycan'ın Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'ne İran'dan atıldığı iddia edilen füze/İHA düşmesi olayına ilişkin sert tepkisini savundu ve Türkiye'deki sosyal medyada İlham Aliyev'e yönelik yoğun eleştirilere tepki gösterdi. Yarar ayrıca sahte vbayrak operasyonunun nasıl olabileceğini de sözlerine ekledi.<br />
<br />
<a href="https://youtu.be/sjph1hsjjQ4?t=720"><span style="color:#c0392b"><strong>METE YARAR'IN AÇIKLAMASINI YOUTUBE ÜZERİNDEN İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ:</strong></span></a></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;">NAHÇIVAN'A DÜŞEN İRAN KÖKENLİ FÜZE/İHA OLAYI VE AZERBAYCAN'IN TEPKİSİ</span></span></span></strong></span></p>

<p>Güvenlik politikaları uzmanı Mete Yarar, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in, Nahçıvan'da sivil alanlara (havalimanı ve okul yakınlarına) düşen <strong>İran menşeli İHA/füze parçaları</strong> sonrası verdiği misilleme talimatını ve sert açıklamalarını haklı bulduğunu belirtti. Yarar, <em>"Azerbaycan çok sert bir tepkiyi tek başına vermek zorunda kaldı. Ele geçirilen <strong>füzeler İran füzesi.</strong> Kendi topraklarına, <strong>alakasız ve tarafsızlığını</strong> koruyan bir ülkeye füze atılması durumunda herkes tepki gösterir"</em> ifadelerini kullandı.<br />
<br />
<strong>Mete Yarar şunları söyledi:</strong><br />
<br />
<em>"Ortaya düşen bir şey var arkadaşlar<strong>, bir füze</strong> var. Ve bu atılan füzelerde İran'dan atıldığı belli. Ele geçirilen füzeler de İran füzesi. Şimdi siz olsanız tepki gösterir misiniz, göstermez misiniz? Yani burada niye <strong>Azerbaycan devletine</strong> bu kadar kızıldığını ben açıkçası anlamış değilim. Türkiye'de düşmüş olsaydı birçok kişi tepki gösterecekti. Bakın sorguyu yapmış olmanına rağmen önce bir tepki göstereceklerdi. Yani siz tedbir almayacak mısınız? İşte bununla ilgili misilleme ile ilgili tedbir alınmasıyla ilgili talimat vermeyecekmisiniz?&nbsp;<strong>Azerbaycan devlet başkanı</strong> olarak niye buna bu kadar kızıldı?"dedi.</em><br />
<br />
<span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">ALİYEV'E SALDIRIYORLAR. OYSA MÜTTEFİK VE DOST KOLAY MI BULUNUYOR?</span></span></strong></span></p>

<p>Yarar, Türkiye'de benzer bir olay yaşansa tepkilerin çok daha sert olacağını vurgulayarak, Azerbaycan'a yönelik eleştirileri anlamadığını dile getirdi. Sosyal medyada <strong>Aliyev'e ve Azerbaycan </strong>devletine yönelik "aşırı sert üslup" kullanıldığını, bunun haksız olduğunu savundu. <strong>"Çok sağduyulu insanlar bile Aliyev'e saldırıyor. Müttefik ve dost kolay mı bulunuyor? Azerbaycan, Türk cumhuriyetleri içinde en yakın müttefikimiz"</strong> dedi.<br />
<br />
Yarar açıklamasının devamında,"<em>&nbsp;Azerbaycan<strong> savaş ilan</strong> etmedi. Kendi topraklarına düşen, hiç alakası olmayan ki bugüne kadar <strong>tarafsızlığını</strong> korumuş olan Azerbaycan'ı niye bu kadar <strong>sosyal medyada </strong>görüyorum.Çok iyi bildiğim sağduyulu insanlar bile çok sert üsluplarla Aliyev'e saldırıyorlar. Ya sevgili arkadaşlar siz dost çok kolay edinlir falan mı zannediyorsunuz? Yani müttefik çok kolay mı bulunuyor zannediyorsunuz?" </em>ifadelerini kullandı.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;">AZERBAYCAN'IN GEÇMİŞ DESTEKLERİ VE İRAN'LA YAŞANAN GERİLİMLERİ HATIRLATTI</span></strong></span></span></span></p>

<p>Yarar, Azerbaycan'ın Türkiye'ye yönelik geçmiş tutumlarını hatırlatarak eleştirilere karşı çıktı: &nbsp;<br />
- Kıbrıs konusunda Türkiye'nin yanında yer aldı. &nbsp;<br />
- Deprem ve yangın felaketlerinde destek verdi. &nbsp;<br />
- Türkiye'ye en büyük yatırımları yapan ülke konumunda. &nbsp;<br />
<br />
<strong>Mete Yarar konuyla ilgili şunları söyledi:</strong><br />
<br />
<em>"Türk cumhuriyetleri içerisinde bizim <strong>en iyi anlaştığımız,</strong> bugüne kadar da beraber rahat bir şekilde yol yürüdüğümüz en önemli devlet <strong>Azerbaycan </strong>devleti. Şimdi bu kadar niye sertleşiyoruz kendi üslubumuzda? Ben ciddi söylüyorum anlamadım. Bakın şunu söyleyebilirsiniz. Aliyev'e diyebilirsiniz ki <strong>kardeşim sakin </strong>olun. Hani bu bir <strong>sahte bayrak operasyonu</strong> olabilir filan. Yok öyle değil. Bu üslup bir üst boyuta geçti. Direkt Azerbaycan devletini ve <strong>Aliyev'i direkt hedefe koyan </strong>bir konuşma tarzı.<br />
<br />
Valla adam <strong>Kıbrıs konusunda</strong> Türkiye'nin yanında oldu. <strong>Deprem </strong>konusunda Türkiye'nin yanında oldu. İşte ne diyeyim yangın olur Türkiye'nin yanında olur. En büyük <strong>yatırımı </strong>Türkiye'ye yapar Azerbaycan devleti. Yani bugüne kadar hani biz ne gördük de bir anda Azerbaycan devletine bu kadar çok yüksek tondan<strong> sosyal medyada</strong> bu kadar çok yüksek boyutta bir saldırıya geçtik. Ben ciddi söylüyorum anlamış değilim.&nbsp;<br />
<br />
Ne oldu da Azerbaycan konusunda <strong>savunma işbirliği</strong> anlaşması imzaladığımız, herhangi bir saldırıda birbirimizi destekleyeceğimizi düşündüğümüz iki devletin arasında bu kadar sert bir üslup çıktı. Devletler arasında demiyorum, insanların ve sosyal medyanın. Ben anlamıyorum. Kızabilirsiniz. Bir kez daha söylüyorum. Katılmayq daabilirsiniz. Katılıdlada bililirsiniz.<br />
<br />
Ama Azerbaycan ayrı bir devlet arkadaşlar. Azerbaycan bizim pekimiz filan değil. <strong>Kıbrıs Türk Cumhuriyeti </strong>yavru vatan diyoruz. Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde her şeyi aynı paralellikle gittiğinimi zannediyorsunuz.&nbsp; Ya orası da bir ayrı devlet ve onun da kendi karar organları var. Kendi vatandaşları var. Bakın bir sürü yardım yapıyoruz. Ama sonuçta orası <strong>ayrı bir devlet </strong>arkadaşlar. Azerbaycan'la ilgili konuşurken de Azerbaycan'ın bir ayrı devlet olduğunu ben hatırlatırım. Yani orası <strong>ayrı bir devlet. </strong>Evet. Kardeşlik hukukumuz var. Soydaşlığımız var. Doğru. Ama orası ayrı bir devlet arkadaşlar. Biz şöyle bir tabir kullanmadık. Tek devlet, tek millet demedik arkadaşlar. Tamam.<strong> İki devlet, tek millet </strong>dedik. Söylediğimiz tek şey bu. O yüzden de farklı karar alabilirler. "</em>dedi.<br />
<br />
<span style="color:#2980b9"><strong>GEÇMİŞTE İRAN'IN AZERBAYCAN'A TEHDİT ETTİĞİNİ HATIRLATTI</strong></span></p>

<p>Ayrıca İran'ın tarihsel olarak Azerbaycan'a karşı tutumunu örnek gösterdi: Ermenistan-Azerbaycan savaşında Ermenistan'ı desteklemesi, silah ve petrol sevkiyatı, sınırda asker yığması, Zengezur Koridoru tehditleri ve İran'daki Azerbaycan konsolosluğuna baskın sonucu şehitler verilmesi gibi olayları sıraladı. <em><strong>"Biraz da onlar kızsın. Size roket atılsa siz de tepki vermez misiniz?" </strong></em>sorusunu yöneltti.<br />
<br />
<strong>Mete Yarar şunları söyledi:</strong><br />
<br />
<em>"Azerbaycan bugüne kadar<strong> İran konusunda</strong> en çok çeken ülkelerden bir tanesi. Düşünün <strong>Ermenistan Azerbaycan Savaşı'</strong>nda Ermenistan'ı tuttu. Ermenistan'a <strong>silah sevkiyatı </strong>yaptı. Petrol sevkiyatı yaptı. Yetmedi. Azerbaycan'ın sınırına, Azerbaycan'ın sınırına. Ermenistan Azerbaycan savaşı Ermenistan sınırına asker yığdı. Asker yığdı. Bitmedi. Eğer çok ilerlerseniz, ilerlerseniz müdahale oluruz diye tehdit etti. Toprak bütünlüğü ile ilgili. Sonra <strong>Zengezur koridoruyla </strong>ilgili tehditler etti. <strong>Hem Türkiye'yi hem Azerbaycan'ı</strong>. Arkasından İran'daki konsolosluğuna baskın düzenlendi ve içerideki vatandaşları şehit edildi. E arkadaşlar bana söyler misiniz? E biraz da onlar kızsınlar ya. Yani niye kızıyorsunuz ki? Niye kızıyorsunuz ki? Size de bunların aynısını başka bir devlet yapsa veya üstüne üstlükte hiçbir şey yapmadığınız bir yerde yine size roket fırlatmış olsa siz de iki kelam edersiniz arkadaşlar. Yani ben anlamıyorum. <strong>Ciddi söylüyorum.</strong> Anlamıyorum. Anlamıyorum. "</em>dedi.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;">DEVLETLER ARASI İLİŞKİLERDE GERÇEKÇİ BAKIŞ VE 'İKİ DEVLET, TEK MİLLET' VURGUSU</span></span></strong></span></p>

<p>Yarar, Azerbaycan'ı <strong>"yavru vatan" </strong>gibi gören yaklaşımlara karşı uyararak,<em><strong> "Azerbaycan ayrı bir devlettir. 'İki devlet, tek millet' dedik, tek devlet demedik. Kendi karar organları, vatandaşları var. Farklı karar alabilir, sert tepki verebilir"</strong></em> dedi. Diğer ülkelerle (Suudi Arabistan, BAE, Mısır, Suriye) ilişkilerde bile tam uyum olmadığını, müttefiklerin her konuda aynı düşünmesinin beklenemeyeceğini belirtti.<br />
<br />
<strong>Mete Yarar konuşmasını şöyle sürdürdü:</strong><br />
<br />
"<em>Yani bütün beraber çalıştığınız devletlerin <strong>hepsi sizinle </strong>beraber mi? Mesela <strong>Suudi Arabistan</strong> sizinle her türlü konuda aynı fikri mi düşünüyor? Birleşik Arap Emirlikler şu anda tutuyoruz aynı yerde birçok yerde. Mısır'la aynı çizgide miyiz arkadaşlar? Ya yapmayın. Suriye ile bile şu anda bile <strong>Suriye ile bile </strong>aynı paralellikte mi gidiyoruz? Hep bizim söylediğimiz mi yapıyorlar ya? Böyle bir şey var mı ya?Şimdi şu ana kadar benim söyleyebileceğim tek şey <strong>Azerbaycan'ın çıkışından</strong> daha çok bunun bir sahte bayrak operasyonu olabileceği konusunda."</em> dedi.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;">SAHTE BAYRAK OPERASYONU İHTİMALİ ÜZERİNDE DURDU</span></strong></span></span></span></p>

<p>Yarar, olayın bir <strong>"sahte bayrak operasyonu"</strong> olabileceğini öne sürerek detaylı analiz yaptı. İran'ın "mozaik yapı" savunma taktiğini (merkezi kontrolsüz, bağımsız sektör komutanları) anlattı ve bu yapının avantajı yanında büyük risk taşıdığını ifade etti: Satın alınmış veya yönlendirilmiş bir komutan, İran füzesini İran içinden atarak suçu tamamen Tahran'a yükleyebilir.</p>

<p><strong>"İran füzesini İranlı komutana attırıp ihaleyi İran'a bırakmak, ayırt edilemeyecek sahte bayrak operasyonudur. Mossad veya ABD'nin içerde adamları varsa, bu mümkün. Sonra Azerbaycan'ı veya Türkiye'yi savaşa çekmeye çalışırlar"</strong> uyarısında bulundu. Gerçek füze ve komutanın İran kökenli olması nedeniyle ispatlamanın zor olduğunu vurguladı.</p>

<p>Yarar, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:<em><strong> "Kızabilirsiniz, katılmayabilirsiniz ama Azerbaycan'ı bu kadar yüksek tondan hedef almak anlaşılır değil. Dostluk ve müttefiklik kolay değil."</strong></em><br />
<a href="https://youtu.be/sjph1hsjjQ4?t=720"><span style="color:#c0392b"><strong>METE YARAR'IN AÇIKLAMASINI YOUTUBE ÜZERİNDEN İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ:</strong></span></a><br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/mete-yarar-rusya-ve-cin-irani-yalniz-birakti-abd-ve-ingiltere-arasinda-cikar-catismasi-var-3089</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 05 Mar 2026 18:24:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Mete Yarar: Rusya ve Çin, İran'ı yalnız bıraktı. ABD ve İngiltere arasında çıkar çatışması var</h1>
                        <h2>Güvenlik politikaları uzmanı Mete Yarar, Haber Global'de canlı yayın konuğu oldu. Yarar, son dönemde Ortadoğu'daki gerilimlerde ABD ile İngiltere arasındaki derin çekişmenin belirleyici rol oynadığını vurguladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/mete-yarar-rusya-ve-cin-irani-yalniz-birakti-abd-ve-ingiltere-arasinda-cikar-catismasi-var-1772725671.webp">
                        <figcaption>Mete Yarar: Rusya ve Çin, İran'ı yalnız bıraktı. ABD ve İngiltere arasında çıkar çatışması var</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>Güvenlik politikaları uzmanı Mete Yarar, Haber Global'de </strong>canlı yayın konuğu oldu. Yarar, son dönemde Ortadoğu'daki gerilimlerde ABD ile İngiltere arasındaki derin çekişmenin belirleyici rol oynadığını vurguladı.&nbsp; Yarar'a göre, Körfez bölgesinde yaşanan gelişmelerde yalnızca <strong>ABD-Çin </strong>rekabeti değil, aynı zamanda İngiltere'nin nüfuz mücadelesi de etkili oluyor. Yarar açıklamasında ABD ve İngiltere'nin çıkarlarının çatışdığını belirtti.<br />
<br />
M<a href="https://youtu.be/hc9PY7eL3zM?t=12488"><strong><span style="color:#2980b9">ETE YARAR'IN AÇIKLAMASINI YOUTBE ÜZERİNDEN İZLEMEK İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ</span></strong></a></p>

<p>Yarar, Kuveyt, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Umman gibi ülkelerin İngiltere'nin tarihi ve devam eden etkisi altında olduğunu belirterek, bu ülkelerde para akışlarının, danışmanlıkların ve hatta medya kuruluşlarının büyük ölçüde <strong>İngiliz ekolünden g</strong>eldiğini ifade etti. Özellikle BAE-Suudi Arabistan geriliminin arkasında bile İngiltere-ABD çıkar çatışmasının yattığını öne sürdü.</p>

<p>Yarar, İngiltere'nin Çin ile yeni bir ortaklık yapısı kurmaya çalıştığını ve bunun ABD tarafından hoş karşılanmadığını belirterek,<em><strong> "İngiltere küçük bir ülke gibi görünse de dünyanın her yerinde nüfuzu var. En etkin istihbarat örgütlerinden birine sahip ve karar vericiler üzerinde etkisi devam ediyor"</strong></em> dedi.&nbsp;<br />
<br />
ABD ve İngiltere'nin çıkarlarının çatışdığını belirten Mete Yarar, <strong>İngiltere ve Çin'in</strong> yeni ortaklıklar yapısı oluşturmaya çalıştığını ve ABD'nin de sıcak bakmadığını vuguladı.<br />
<br />
<strong>Mete Yarar şunları söyledi:&nbsp;</strong><br />
<br />
<em>"İngiltere faktörünü anlatırken Amerika'yla çekişmeyi anlatırken yalnızca<strong> İngiltere Amerika</strong> şu anda bu coğrafyada bu kapışmayı yapmıyor. Aynı zamanda şu anda saldırılan ülkelerin tamamında <strong>İngiltere nüfuzu</strong> olan ülkeler bunlar: Kuveyt, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Umman. İngiltere'nin etkisinin olduğu ülkeler. Suudi Arabistan ana ülke olarak ABD etkisindedir ama diğerleri İngiliz etkisindedir. Mesela paralar mı orada? Londra'da mı? Hem paralar anlamında hem de danışmanlıklar anlamında hala geçmişten gelen kökler anlamında İngiliz ekolüyle kapışır. Mesela son dönemde Birleşik Arap Emirlikleri-Suudi Arabistan geriliminin bile arkasında <strong>İngiltere ile Amerika'nın</strong> çekişmesi olduğu söyleniyor.<br />
<br />
Siz buraya gelirken dediniz ya hani Amerika'yla beraber ortak hareket etmedi diye. E çünkü çıkarlar çatışıyor. <strong>Çıkarlar çatışıyor</strong> ve bir müddet sonra bu çıkarlar daha da çatışmaya devam edecek. <strong>Çünkü İngiltere Çin'le </strong>yeni bir ortaklık yapısı oluşturmaya çalışıyor ve buna Amerika Birleşik Devletleri çok da sıcak bakmıyor. Ya kapışmanın hani biz bir tek <strong>ABD ile Çin arasında</strong> büyük bir kavga var diye düşünüyoruz ama yo, İngiltere çap olarak küçük bir ülke olabilir. Çok büyük bir askeri gücü olmayabilir şu anda baktığınızda. Ama dünyanın her yerinde nüfuzu olan bir devlettir. Ve ben hala iddia ederim dünyadaki en etkin istihbarat örgütlerinden bir tanesine hala sahiptir. Çünkü karar vericilerin üzerinde etkinliği olan insanlara sahip ve bu ekolü hala devam ettiriyor."</em>&nbsp;dedi.<br />
<br />
<strong>RUSYA VE ÇİN, İRAN'I YALNIZ BIRAKTI</strong></p>

<p>Öte yandan Yarar, İran'ın mevcut rejim değişikliği baskılarının arkasında Çin'in Kuşak ve Yol projelerindeki kritik rolünün bulunduğunu ifade etti. İran'ın yalnız bırakılmasını ise "stratejik bir hata" olarak nitelendirdi. Çin ve Rusya'nın İran'a askeri destek vermemesini eleştiren Yarar, şu noktaları öne çıkardı:</p>

<p>- Çin, Pakistan'a gelişmiş silahlar ve teknolojiler verirken (örneğin Hindistan'a karşı kullanılan uçaklar), en büyük ortağı konumundaki İran'a benzer desteği sağlamadı. İran'ın modern hava kuvveti eksikliği bu nedenle dikkat çekici.<br />
- Rusya da benzer şekilde İran'ı yalnız bıraktı; İran'ın Rusya'ya Ukrayna savaşında verdiği desteğe karşılık gelmedi.<br />
- Yarar, "Çin verebilirdi, Rusya verebilirdi ama vermediler. Zamanları da vardı, vermediler" diyerek, bu tutumu çözemediğini belirtti. Hindistan-İsrail yakınlaşması karşısında Çin'in bölgedeki ayağını zayıflattığını savundu.<br />
<br />
<strong>Mete Yarar şunları söyledi:</strong><br />
<br />
<em>"Ben hani stratejik bir hata yaptıklarını düşünüyorum. İran'ı bu kadar <strong>yalnız bırakmış</strong> olmaları gerçekten çok sürpriz. Gerçekten çok sürpriz. Yani Pakistan'a bu kadar gelişmiş silah verirken İran'a vermemeleri. Çin'in İran'a, işte Pakistan savaşı'nda Hindistan'a karşı kullandığı uçakların tamamını İran alamaz mıydı? Çok rahat bir şekilde alabilirdi. Bak dikkat söylüyorum. Vermediler ya. Bak vermediler. Şu anda İran'ın elinde modern bir hava kuvveti yok. Bunu <strong>Çin veremez miydi?</strong> Verebilirdi. En büyük partneri İran'ın ama gördüğünüz gibi vermedi. Tek denge üzerine kur ya neden bunu yaptığını ben hala bakıp söylüyorum çözmüş değilim.Çin en büyük ortağı<strong> İran'ı </strong>desteklemiyor. Bölgedeki ayağını da kesmiş oldu. Yani bunu çözdüğümüzde açık söylüyorum bunun cevabını inanın öğrenmek istiyorum. Okuyorum, araştırıyorum, bakıyorum. Pakistan'a da aynı şeyi yapabilirdi. Pakistan da aynı ambargolarla boğuşuyor ama <strong>Pakistan'a</strong> verdiği teknolojinin on birini bile vermedi İran'a. Aktif olarak verebilir miydi? Zamanı var mıydı? Vardı ve vermedi. Aynısı <strong>Rusya</strong> için de geçerli. Rusya da vermedi."</em></p>

<p>Yarar, konuşmasında genel olarak şu mesajı verdi: Bölgedeki olaylar tekil değil, büyük güçlerin (ABD-İngiltere çekişmesi, Çin'in enerji ve rezerv para kaygıları) çıkar çatışmalarıyla iç içe. İran'ın yalnızlığı da bu büyük oyunun bir parçası olarak değerlendirilmeli.<br />
<br />
K<a href="https://youtu.be/hc9PY7eL3zM?t=12487"><span style="color:#2980b9"><strong>aynak: Haber Global YOUTUBE Kanalı</strong></span></a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ismet-abbasoglundan-dugine-tokat-gibi-cevap-anadolu-mayasiyiz-vatan-icin-can-veririz-3088</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 04 Mar 2026 23:24:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>İsmet Abbasoğlu'ndan Dugin'e tokat gibi cevap: Anadolu mayasıyız, vatan için can veririz!</h1>
                        <h2>Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Başkanı ve Fransa Bordeaux Cemevi Başkanı İsmet Abbasoğlu, Rus düşünür Alexander Dugin'in son dönemde Alevilere yönelik ima ettiği açıklamalara sert tepki gösterdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/ismet-abbasoglundan-dugine-tokat-gibi-cevap-anadolu-mayasiyiz-vatan-icin-can-veririz-1772663648.webp">
                        <figcaption>İsmet Abbasoğlu'ndan Dugin'e tokat gibi cevap: Anadolu mayasıyız, vatan için can veririz!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Avrupa Alevi Düşünce Derneği Genel Başkanı ve Fransa Bordeaux Cemevi Başkanı İsmet Abbasoğlu, Rus düşünür Alexander Dugin'in son dönemde Alevilere yönelik ima ettiği açıklamalara sert tepki gösterdi.</p>

<p>Abbasoğlu, Dugin'in sözlerini <em><strong>"Alevileri ateşe atma projesine Rusya'dan müdahale"</strong></em> olarak nitelendirdi. Dugin'in Alevilerin ismini özellikle zikrederek Ortadoğu'daki kaosu Anadolu'ya da taşıma niyetinde olduğunu belirten Abbasoğlu, bu yaklaşımı şiddetle kınadı.&nbsp;<br />
Avrupa'da yaşayan Alevi toplumu adına konuşan Abbasoğlu, Alevilerin tarih boyunca vatanseverlikleriyle öne çıktığını ve bu tür dış müdahalelere karşı dimdik duracaklarını kaydetti.</p>

<p>Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:</p>

<p><em><strong>"</strong>Alevileri ateşe atma projesine bir de<strong> Rusya'dan</strong> müdahale geldi <strong>Alexander Dugin’in </strong>yaptığı açıklama alevilerin ismini zikrederek Ortadoğu cehennimine anadoluyu da müdahil etmektir Yanlız bu zat şunu bilmiyor <strong>Aleviler Türkiye Cumhuriyeti'nin </strong></em>y<em>urtseverleridir. Başkaları gibi hain degildir, binlerce yıl önce yurt edindikleri bu coğrafyada <strong>Anadolu'nun</strong> mayasını oluşturmuş ve her dönemde vatansever olmuşlardır gözünü kırpmadan vatanları için canlarını vermişlerdi.<br />
<br />
Bu zat, sanırım alevileri baskalarina benzetmiş, özellikle anadolu Alevileri bu ülkenin temel direğidir. Türktür ve İslam'ın özüdür herkes bunu bilsin. <strong>Alevilerde</strong> hain çıkmaz. Ve bu zat-ı şiddetle kınıyoruz ve bu sözlerinden dolayı kendisini lanetliyoruz"</em></p>

<p>İsmet Abbasoğlu, Alevilerin tarih boyunca vatanseverlikleriyle öne çıktığını vurgulayarak, Dugin'in bu tür provokatif söylemlerinin Anadolu'nun birlik ve beraberliğine zarar veremeyeceğini ifade etti.</p>

<p>Avrupa'da yaşayan Alevi toplumu adına konuşan<strong> Abbasoğlu, </strong>Türkiye'nin temel değerlerine sahip çıkma çağrısında bulundu.<br />
<br />
Benzer tepkiler, Alevi toplumu içinden diğer isimlerden de geldi.<br />
<br />
Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Sekreteri Ali Rıza Özkan, Dugin'e yönelik <em><strong>"Biz neyi, ne zaman ve nasıl yapacağımızı biliyoruz. Bize karışma, emir vermeye çalışma!"</strong></em> şeklinde net bir cevap verdi.<br />
<br />
Ayrıca Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı'nda görev yapmış Ali Rıza Özdemir de benzer şekilde provokasyonlara karşı durarak, Alevilerin Türk ve Müslüman kimliğini vurgulayan açıklamalarda bulundu; Aleviliğin<strong> İslam'ın özü olduğunu</strong> ve provokasyonlara gelmeyeceğini ifade etti.Alevi temsilcileri, Dugin'in açıklamalarının Anadolu'nun birlik ve beraberliğine zarar veremeyeceğini belirterek, Türkiye'nin temel değerlerine sahip çıkma çağrısında bulundu.</p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ali-riza-ozdemirden-dugine-tepki-aklini-kendine-saklasin-3087</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 04 Mar 2026 21:38:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ali Rıza Özdemir'den Dugin'e tepki: Aklını kendine saklasın</h1>
                        <h2>Rus stratejist Alexander Dugin’in X (eski Twitter) hesabından yaptığı “Türk Alevi/Bektaşi halkının seferber olma zamanı geldi. Sesinizi yükseltin” çağrısı, Alevi-Bektaşi toplumunda zincirleme tepkilere yol açtı. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Önceki Dönem Başkanı, yazar Ali Rıza Özdemir, Dugin'e sert tepki  gösterdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/ali-riza-ozdemirden-dugine-tepki-aklini-kendine-saklasin-1772651079.webp">
                        <figcaption>Ali Rıza Özdemir'den Dugin'e tepki: Aklını kendine saklasın</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Rus stratejist <strong>Alexander Dugin’in</strong> X (eski Twitter) hesabından yaptığı <em><strong>“Türk Alevi/Bektaşi halkının seferber olma zamanı geldi. Sesinizi yükseltin” </strong></em>çağrısı, Alevi-Bektaşi toplumunda zincirleme tepkilere yol açtı. Dugin’in çağrısı, Alevileri<em><strong> “uluslararası siyasette piyon” </strong></em>gibi görme girişimi olarak değerlendirilirken, toplumun önde gelen isimleri art arda sert yanıtlar verdi.</p>

<p>İlk tepki, gazeteci Ali Rıza Özkan’dan geldi. Özkan, Dugin’e doğrudan hitap ederek şu yanıtı yayınladı:</p>

<p><em><strong>&gt; “Sevgili Alexander, lütfen dünyaya emir vermeye çalışmaktan vazgeç! Biz, Türkiye’nin Alevi-Bektaşileri olarak, ne yapacağımızı, ne zaman yapacağımızı ve nasıl yapacağımızı biliyoruz. İyi günler.”</strong></em></p>

<p>Özkan, açıklamasında Dugin’in geçmişteki emperyalist söylemlerine de dikkat çekerek, <u><strong>“Rus faşizminin piyonu olmayacağız” </strong></u>vurgusu yaptı. (Kaynak: alevihaberler.com.tr)</p>

<p>Özkan’ın bu net tavrının ardından, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Önceki Dönem Başkanı, yazar Ali Rıza Özdemir&nbsp; devreye girdi.<br />
<br />
Özdemir açıklamasında&nbsp;Dugin’in paylaşımını doğrudan alıntılayarak şu çarpıcı açıklamayı yaptı:</p>

<p>&nbsp;<em><strong>“Alevi ve Bektaşi toplumu, dün Filistinlilerin yanında olduğu gibi bugün de mazlumun ve haklının yanındadır. Zalimin ve siyonist-emperyalist cephenin karşısındadır. Kimsenin aklına ihtiyaç duymadan ne zaman ne yapacağını bilir çünkü kimsenin mayın eşeği değildir. Herkes aklını kendine saklasın.”</strong></em></p>

<p>Özdemir’in sözleri, <strong>Alevi-Bektaşi</strong> camiasının bağımsız duruşunu bir kez daha gözler önüne serdi. Toplumun, <strong>ne Rus ne de Batı emperyalizminin</strong> yönlendirmesine ihtiyaç duymadığı, kendi iradesiyle hareket ettiği mesajı net bir şekilde verildi.</p>

<p>Dugin’in çağrısının ardından Özkan ve Özdemir’in art arda gelen tepkileri, Alevi-Bektaşi kesiminde tepkinin giderek büyüdüğünü gösterdi.Camia,<strong> “Dışarıdan emir almayız, kendi yolumuzu biliriz” </strong>tavrını kararlılıkla ortaya koyuyor.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-03-04%20at%2022_04_05.jpeg" style="height:256px; width:484px" /></p>

<p>Kaynaklar:&nbsp;&nbsp;<br />
Dugin’in çağrısı:<a href="http://https://x.com/AGDugin/status/2029159075758420416  "> https://x.com/AGDugin/status/2029159075758420416 &nbsp;</a><br />
Özdemir’in yanıtı: <a href="https://x.com/etnojenez/status/2029211053997916203"><strong>https://x.com/etnojenez/status/2029211053997916203 &nbsp;</strong></a><br />
Özkan’ın açıklaması: <a href="https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozkandan-dugine-cevap-bize-karisma-emir-vermeye-calisma-3086">https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozkandan-dugine-cevap-bize-karisma-emir-vermeye-calisma-3086</a></p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozkandan-dugine-cevap-bize-karisma-emir-vermeye-calisma-3086</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 04 Mar 2026 19:30:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Özkan’dan Dugin’e cevap: Bize karışma, emir vermeye çalışma!</h1>
                        <h2>Rusya lideri Putin’e yakınlığı ile bilinen stratejist Alexander Dugin’in Türk Alevi-Bektaşiler hakkındaki paylaşımı tepkilere neden oldu. Alevihaberler.com.tr haber sitesinin genel yayın yönetmeni Ali Rıza Özkan Dugin’e “Biz neyi, ne zaman ve nasıl yapacağımızı biliyoruz” sözleri ile tepki gösterdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/ozkandan-dugine-cevap-bize-karisma-emir-vermeye-calisma-1772703979.webp">
                        <figcaption>Özkan’dan Dugin’e cevap: Bize karışma, emir vermeye çalışma!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Rusya lideri Putin’e yakınlığı ile bilinen stratejist Alexander Dugin’in Türk Alevi-Bektaşiler hakkındaki paylaşımı tepkilere neden oldu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevihaberler.com.tr haber sitesinin genel yayın yönetmeni Ali Rıza Özkan Dugin’e <strong>“Biz neyi, ne zaman ve nasıl yapacağımızı biliyoruz”</strong> sözleri ile tepki gösterdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Rus avrasyacılığının sözcülerinden Alexander Dugin sosyal medya hesabından Türk Alevi-Bektaşilere yönelik yaptığı paylaşım Türkiye’de tepkiye yol açtı.</span><br />
<a href="https://x.com/AGDugin/status/2029159075758420416"><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-03-04%20at%2019_35_26.jpeg" style="height:266px; width:634px" /></span></a><br />
<br />
<span style="color:#000000">Alevihaberler.com.tr haber sitesi genel yayın yönetmeni Ali Rıza Özkan Alexander Dugin’e cevap verdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alexander Dugin sosyal medya hesabından şöyle bir paylaşım yapmıştı: “<em><strong>Türk Alevi/Bektaşi halkının seferber olma zamanı geldi. Sesinizi yükseltin.”</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000">Hem Türkiye’nin iç işlerine müdahale ve hem de Alevi-Bektaşileri uluslararası &nbsp;siyasette piyon gibi gören bu mesaja alevihaberler.com.tr haber sitesinin genel yayın yönetmeni Ali Rıza Özkan ise şöyle cevap verdi:<em><strong> “Sevgili Alexander, lütfen dünyaya emir vermeye çalışmaktan vazgeç! Biz, Türkiye'nin Alevi-Bektaşileri olarak, ne yapacağımızı, ne zaman yapacağımızı ve nasıl yapacağımızı biliyoruz. İyi günler.”</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>RUS STRATEJİSTLERİN YARATTIĞI CANAVAR: TRUMP!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Dugin’e verdiği cevabı kısa sürede büyük destek alan Özkan’a tepkisinin nedenlerini sorduk. Özkan, Kremlin’in yanlış politikalarının Gazze’de, Suriye’de ve İran’da dökülen kanlardan sorumlu olduğunu vurgulayarak, Dugin’in <strong>“Trump Devrimi”</strong> başlığı ile kitap yazdığını hatırlattı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>“'Trump Devrimi' diye kitap yazacak kadar zırvalayan birinden Türk Alevi-Bektaşilerinin öğreneceği tek bir harf bile yok”</strong></em> diye konuşan Özkan, Dugin ile Batı emperyalizminin zihniyetinin aslında aynı olduğunu, Rusya için <strong>“kutsal imparatorluk”</strong> hayaliyle Dugin’in de hayalinin ezici, <strong>tahakkümcü,</strong> milletleri yok emperyalist bir dünya düzeni olduğunu belirtti.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>DUGİN’İN HİÇBİR MİLLETE SAYGISI YOK!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Dugin’in daha önce &nbsp;Kazakistan, Özbekistan, Tacikistan, Kırgızistan gibi Türk devletlerinin egemenlik haklarına tecavüz eden açıklamaları da olduğunu vurgulayan Özkan, <em><strong>“Dugin’e göre aslında ne Türk milleti, ne Alevi-Bektaşi toplumu, ne de herhangi bir halk egemen olabilir. Hepsi ya Rus gölgesinde erimeli ya da Batı’nın liberal faşizmi altında yok olmalı”</strong></em> ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dugin’in daha önce Ukrayna halkına soykırım çağrıları yaptığını da hatırlatan Özkan<em><strong>, “Öldürün, öldürün, öldürün! Ukraynalıları öldürmek lazım, öldürmek, öldürmek…” </strong></em>diye paylaşım yapan birisinden akıl alacak değiliz” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>TÜRK ALEVİ-BEKTAŞİLER KENDİ YOLUNDA YÜRÜR!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Batı emperyalizmi gibi, Rus hegemonyacılığının da milletleri, inançları ve kimlikleri yok sayan sömürgeci tahakküm politikaları yürüttüğünün altını çizen Özkan,<em><strong> “Biz Türkiye’nin Alevi-Bektaşileri olarak ne Rus faşizminin piyonu oluruz, ne Batı’nın liberal totalitarizminin bekçisi oluruz. Ne Moskova’nın “kutsal imparatorluğu”na, ne Washington’ın “küresel demokrasi” maskeli hegemonyasına boyun eğeriz. Türk Alevi-Bektaşi toplumu kendi yolunda, kendi iradesiyle, her türlü emperyalizme karşı dimdik yürür.”</strong></em> ifadelerini kullandı.</span><br />
<br />
<a href="https://x.com/AGDugin/status/2029159075758420416">https://x.com/AGDugin/status/2029159075758420416</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-yazdi-gelin-canlar-bir-olalim-3085</link>
            <category>KONUK YAZAR</category>
            <pubDate>Tue, 03 Mar 2026 21:55:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Dr. İhsan Ünlü yazdı: Gelin canlar bir olalım...</h1>
                        <h2>Araştırmacı- yazar Dr. İhsan Ünlü, Ortadoğu başta olmak üzere dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşanan kaos, savaş ve Müslüman coğrafyalarındaki kan ile gözyaşına dikkat çekerek, Müslümanlara güçlü bir birlik çağrısında bulundu.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/dr-ihsan-unlu-yazdi-gelin-canlar-bir-olalim-1772564916.webp">
                        <figcaption>Dr. İhsan Ünlü yazdı: Gelin canlar bir olalım...</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Araştırmacı- yazar Dr. İhsan Ünlü, Ortadoğu başta olmak üzere dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşanan kaos, savaş ve Müslüman coğrafyalarındaki kan ile gözyaşına dikkat çekerek, Müslümanlara güçlü bir birlik çağrısında bulundu.Yazısında Ünlü, emperyal güçlerin Müslüman kanı akıtmaya devam ettiği bir dönemde<strong> "uyanmanın vakti geldi de geçiyor"</strong> vurgusunu yaptı. Kur'an-ı Kerim'in emri doğrultusunda<strong> "Allah'ın ipine sarılma"</strong> zamanının geldiğini belirten Ünlü, farklılıkları bir kenara bırakarak ortak idealler etrafında kenetlenmeyi önerdi.Ünlü, özellikle mezhep ayrılıklarını körüklemeye çalışan yaklaşımlara karşı net bir duruş sergiledi:<strong>"Ramazan Sünnilerin, Muharrem Alevilerin"</strong> söylemine karşılık <strong>"Ramazan da bizim, Muharrem de bizim"</strong> dedi.<br />
<strong>"Cami Sünnilerin, Cemevi Alevilerin" </strong>ayrıştırmasına karşı<strong> "Cami de bizim, Cemevi de bizim"</strong> anlayışını yükseltti.<br />
<br />
<strong>GELİN CANLAR BİR OLALIM…</strong><br />
<br />
Ortadoğu başta olmak üzere dünyanın pek çok yerinde kaos ve felaketin yaşandığı güvensiz ve istikrarsız günlerden geçiyoruz.<br />
<br />
Gün geçmiyor ki Müslümanların yaşadığı coğrafyada kan ve gözyaşı akmıyor olsun.<br />
<br />
Emperyal güçlerin, ırkına, rengine, cinsiyetine, diline, mezhebine, meşrebine bakmaksızın Müslüman kanı akıtmaya devam ettiği bir düzlemde artık uyanmanın vakti geldi de geçiyor bile.<br />
<br />
Şimdi Kur’an’da buyrulduğu üzere Allah’ın ipine sarılma zamanı.<br />
<br />
Şimdi farklılıklarımızı bir tarafa bırakıp ortak noktalar ve idealler etrafında kenetlenme zamanı.<br />
<br />
Şimdi farklı düşünce ve yorumlarımıza saygı duyarak din kardeşliğimizi öne çıkarma zamanı.<br />
<br />
Tam da bugünlerde birilerinin bize, <strong>“Ramazan Sünnilerin, Muharrem Alevilerin”</strong> diye yutturmaya çalıştığı bir noktada;<strong> “Ramazan da bizim, Muharrem de bizim” </strong>deme vakti.<br />
Yine birilerinin, <strong>“Cami Sünnilerin, Cemevi Alevilerin”</strong> hezeyanıyla bilerek ya da bilmeyerek ayrıştırmaya çalıştığı bir düzlemde;<strong> “Cami de bizim, Cemevi de bizim”</strong> anlayışını yükseltme zamanı.<br />
<br />
Şunu çok iyi biliyoruz ki bizim <strong>“Şiilik-Alevilik-Sünnilik”</strong> diye bir dinimiz yoktur. Bizim dinimiz İslam; Peygamberimiz Muhammed Mustafa (as); Kitabımız Kur’an; Kıblemiz Kâbe’dir.<br />
Ta ezelden beri bütün peygamberlerin yolu olan Tevhid dini, peygamberlerin sonuncusu Hz. Muhammed’le kemale ermiş; son kutsal Kitap Kuran’da iman, ibadet ve muamelat esaslarının çerçevesi çizilmiştir.<br />
<br />
Kur’an’ın hükümlerini anlama, yorumlama ve uygulama noktasında zaman içerisinde doğan mezheplerin görüşlerinden yararlanmak gayet doğaldır, ancak körü körüne mezhepçilik yapmak doğru değildir.<br />
<br />
Müslümanların en büyük zaafı olan etnik ayrıştırma ve mezhep taassubunu çok iyi bilen ve kullanan şer güçler, dün olduğu gibi bugün de bizi bu noktadan vurmaya çalışmaktadır.<br />
Bu tefrika tuzağına düşmemek için şimdi Allah için safları sık tutma zamanıdır.<br />
<br />
Tıpkı Çanakkale’de olduğu gibi aynı ruh ve idealle dinimize, mukaddesatımıza, milli ve manevi değerlerimize sarılma zamanıdır.<br />
Birbirimizi Allah için sevme, dayanışma ve kardeşlik hukukunun gereğini yapma zamanıdır.<br />
<br />
<strong>“Komşusu açken tok yatan bizden değildir” </strong>anlayışına uygun olarak yakın ve uzak komşu hakkını gözetme zamanıdır.<br />
<br />
Zulüm kimden gelirse gelsin, kime yönelik olursa olsun, mazlumun yanında zalime karşı durma zamanıdır.<br />
<br />
Birbirimizi farklı sebeplerle ötekileştirmek yerine, değerlerimize saygı duyma ve empati yapabilme becerisini gösterme zamanıdır.<br />
<br />
Hacı Bektaş’ın deyimiyle;<strong> “Bir olma, iri olma, diri olma”</strong> zamanıdır.<br />
<br />
Nazım Hikmet’in ifadesiyle; <strong>“Bir ağaç gibi tek ve hür ama bir orman gibi kardeşçesine” </strong>yaşama erdemini hayata geçirme zamanıdır.<br />
<br />
Unutmayalım; <strong>“Bölüşürsek tok oluruz, bölünürsek yok oluruz.”</strong><br />
<br />
Ve,<strong> “hiç birimiz hepimiz kadar güçlü değiliz.”</strong><br />
<br />
Nurettin Topçu’nun duasıyla bitireyim; Çıktığımız bu yolda <strong>“Sabır gıdamız, gayret duamız, birlik en büyük silahımız”</strong> olsun.<br />
Selam ve dua ile…</p>

<p>03.03.2026<br />
Dr. İhsan ÜNLÜ</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-federasyonu-iran-halklarinin-yanindayiz-3084</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 03 Mar 2026 19:39:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Alevi Bektaşi Federasyonu: İran halklarının yanındayız!</h1>
                        <h2>Alevi Bektaşi Federasyonu yayınladığı açıklama ile ABD ve İsrail’in İran’a karşı saldırılarını kınadı ve “ ABD Emperyalizmi'nin ve İsrail Siyonizmi'nin saldırısına karşı İran halklarının yanındayız” dedi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/alevi-bektasi-federasyonu-iran-halklarinin-yanindayiz-1772556398.webp">
                        <figcaption>Alevi Bektaşi Federasyonu: İran halklarının yanındayız!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını kınayan bir açıklama yayınladı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">ABF tarafından yayınlanan açıklamada, “<em><strong>Emperyalist ABD ve ortağı İsrail’in İran’a saldırısı, sadece İran’ı değil; Büyük Orta Doğu Projesi (BOP) adı altında yürütülen politikalarla, ülkemiz de dahil olmak üzere, bütün bölge halklarını hedef almakta ve tehdit etmektedir</strong></em>” ifadelerine yer verildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">ABD ve İsrail saldırganlığı “<em><strong>Aleviler başta olmak üzere, azınlık toplulukları büyük tehdit altında bırakan sonuçlar doğurmaktadır</strong></em>” denilen açıklamada, “<strong><em>ABD Emperyalizmi'nin ve İsrail Siyonizmi'nin saldırısına karşı İran halklarının yanındayız</em></strong>” ifadeleri de kullanıldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte, o açıklama:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ABD EMPERYALİZMİ VE İSRAİL SİYONİZMİ’NİN SALDIRILARINA KARŞI İRAN HALKLARININ YANINDAYIZ !</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Orta Doğu, bir kez daha, ABD Emperyalizmi ve İsrail Siyonizmi zorbalığının hedefinde. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Son yıllarda “kitle imha silahı”, “terörle mücadele”, “insani müdahale ve demokrasi ihracı” gibi yalanlarla, Irak, Afganistan, Libya ve Suriye’yi kana bulayan ABD emperyalizmi, şimdi de, “nükleer program” gerekçesiyle bir kez daha İran’a saldırdı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İran ve ABD hükümet yetkilileri, bölge ülkelerinin arabuluculuğunda, İran’ın nükleer programı ile ilgili anlaşmazlıkları çözmek için, son birkaç haftadır müzakereler yürütürken, İsrail hükümeti ve ABD tarafından yoğun füze ve hava saldırıları gerçekleşti. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Saldırılar sonucunda sivil yerleşim alanları zarar gördü, yüzlerce insan hayatını kaybetti ve milyonlarca insan savaş korkusuyla karşı karşıya kaldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">ABD Emperyalizmi, bu saldırının amacını; İran’ın nükleer ve füze kapasitesini yok etmek ve aynı zamanda İran’da rejim değişikliği sağlamak olduğunu açıkladı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Afganistan’da Taliban, Suriye’de Şeriatçı HTŞ teröristlerini iktidara taşıyan ABD’nin, İran’da Molla diktatörlüğüne karşı halkı ayaklanmaya çağırması, iki yüzlülükten başka bir şey değildir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İran’da gerici molla rejiminin halklara, kadınlara ve emekçilere uyguladığı zulümü biliyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Fakat bu, emperyalist saldırganlığa gerekçe olamaz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İran’da rejimi değiştirmek, İran halklarının iradesinde olmalıdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Emperyalist güçler, mazlum halkları özgürleştirmez; zenginliklerini talan eder, yoksullaştırır ve kendisine koşulsuz boyun eğen kukla rejimler kurarlar. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir rejim değişikliğinden bahsedilecekse, önce ABD, dünya halklarına düşman kendi rejimini değiştirmelidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Emperyalist ABD ve ortağı İsrail’in İran’a saldırısı, sadece İran’ı değil ; Büyük Orta Doğu Projesi (BOP) adı altında yürütülen politikalarla, ülkemiz de dahil olmak üzere, bütün bölge halklarını hedef almakta ve tehdit etmektedir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugüne kadar, İran İslam Cumhuriyeti’nin vahşetine karşı İran halklarının yanında yer aldığımız gibi, bugün de, ABD Emperyalizmi'nin ve İsrail Siyonizmi'nin saldırısına karşı İran halklarının yanındayız. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Savaş ve işgal politikalarını reddediyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü; savaş politikaları; halkları birbirine düşman eden, inançları hedef haline getiren ve özellikle Aleviler başta olmak üzere, azınlık toplulukları büyük tehdit altında bırakan sonuçlar doğurmaktadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Orta Doğu’da çıkar hesapları uğruna yürütülen her müdahale, milyonlarca insanın yerinden edilmesi ve katliam riskinin büyümesi anlamına gelmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi Kurumları olarak,</span></p>

<p><span style="color:#000000">Emek, Barış ve Demokrasi Güçleriyle Birlikte; Savaşa Karşı Barışı, Emperyalizme ve Militarizme Karşı Bağımsızlık ve Demokrasiyi Savunmaya Devam Edeceğiz !</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ALEVİ BEKTAŞİ FEDERASYONU</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/645308087_1241601891447495_7186487224168994717_n.jpg" style="height:787px; width:800px" /></strong></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cem-vakfi-ortadoguda-savasa-ve-yikima-hayir-diyoruz-3083</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 03 Mar 2026 12:13:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Cem Vakfı: Ortadoğu’da savaşa ve yıkıma hayır diyoruz!</h1>
                        <h2>Cem Vakfı, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını protesto eden bir açıklama yayınladı. “ABD’nin küresel güç politikaları ve İsrail’in bölgede yürüttüğü saldırgan tutum, Ortadoğu’da barışı değil çatışmayı derinleştirmekte, bölge halklarının huzurunu tehdit etmektedir” ifadelerinin kullanıldığı açıklamada, “barış insanı olan Mustafa Kemal ATATÜRK’ün “ Yurtta Barış, Dünyada Barış ” ilkesinin, tüm dünya için kalıcı bir yol gösterici olmasını temenni ediyoruz” denildi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/cem-vakfi-ortadoguda-savasa-ve-yikima-hayir-diyoruz-1772529669.webp">
                        <figcaption>Cem Vakfı: Ortadoğu’da savaşa ve yıkıma hayır diyoruz!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">İşte, o açıklama:</span></p>

<p style="text-align:center"><span style="color:#000000"><u><strong>KAMUOYUNA AÇIKLAMA</strong></u></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="color:#000000"><strong>ORTADOĞU’DAKİ SAVAŞA VE YIKIMA HAYIR DİYORUZ.</strong></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="color:#000000"><strong>“YURTTA BARIŞ, DÜNYADA BARIŞ” İSTİYORUZ.</strong></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Ortadoğu’da yaşanan son gelişmeler, sivilleri de derinden etkileyen yeni bir çatışma sürecine işaret etmektedir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Uluslararası hukukun temel ilkelerinden biri olan “<strong>Güç Kullanma Yasağı</strong>”, Birleşmiş Milletler sistemi içinde açıkça tanımlanmıştır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Bu çerçevede, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararına dayanmayan, uluslararası hukuk düzenini yok sayan her türlü güç kullanımı hukuka aykırıdır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Hiçbir devlet, bir başka devletin egemenlik hakkını yok sayamaz. Sivillerin yaşam hakkı hiçbir koşulda göz ardı edilemez. Keyfi askeri müdahaleler kabul edilemezdir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">CEM VAKFI olarak açıkça ifade ediyoruz ki;</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">ABD’nin küresel güç politikaları ve İsrail’in bölgede yürüttüğü saldırgan tutum, Ortadoğu’da barışı değil çatışmayı derinleştirmekte, bölge halklarının huzurunu tehdit etmektedir. Bir tek insanın hayatı dahi en büyük değeri ifade ederken, bu hukuk dışı adımların kabul edilmesi mümkün değildir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Bugün yaşanan gelişmeler karşısında, hukukun rehberliğinde, haksızlığa uğrayan İran halkının yanında olduğumuzu açıkça ifade ediyoruz. Sivillerin korunması, insan hayatının kutsallığı ve bölgesel barış, her türlü siyasi hesabın üzerinde tutulmalıdır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">CEM VAKFI olarak;</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">&nbsp;&nbsp;&nbsp;•&nbsp;&nbsp;&nbsp;Birleşmiş Milletler Şartı’nın temeli olan “<strong>Güç Kullanma Yasağı</strong>” nın ve Uluslararası Hukukun ihlal edilmesine,</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">&nbsp;&nbsp;&nbsp;•&nbsp;&nbsp;&nbsp;Sivil halkın hedef alınmasına,</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">&nbsp;&nbsp;&nbsp;•&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bölgesel gerilimi arttıran askeri müdahalelere,</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">karşı olduğumuzu açıkça ilan ediyoruz.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Türkiye’nin tarihsel sorumluluğu ve bölgesel konumu gereği, yaşanmakta olan çatışmaların sona erdirilmesine yönelik yürüttüğü etkin çabayı takdirle karşılıyoruz.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">CEM VAKFI olarak; barış insanı olan Mustafa Kemal ATATÜRK’ün “ <strong>Yurtta Barış, Dünyada Barış </strong>” ilkesinin, tüm dünya için kalıcı bir yol gösterici olmasını temenni ediyoruz.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">İnsan hayatının her geçen gün daha da değersizleştiği bu ortamda, Birleşmiş Milletler’in kuruluş amacına uygun şekilde,<strong> </strong>“<strong> savaşları engelleyen ve milletleri birleştiren </strong>” etkin bir rol üstlenmesini; keyfi güç kullanımını derhal durduracak adımlar atmasını bekliyoruz.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000">Bölgemizde ve dünyada barışın egemen olması için her platformda desteğimizi sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#000000"><strong>CEM VAKFI GENEL MERKEZİ</strong></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/adana-horasan-erenleri-zulme-karsi-direnisin-yanindayiz-3082</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 03 Mar 2026 11:48:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Adana Horasan Erenleri: Zulme karşı direnişin yanındayız!</h1>
                        <h2>Adana, Sarıçam Horasan Erenleri Cemevi Derneği, Ortadoğu’da yaşanan gelişmelere ilişkin kamuoyuna yönelik yazılı bir basın açıklaması yayımladı. Dernek Başkanı Çiçek Toprakezer imzasıyla yapılan açıklamada, İsrail’in bölgedeki askeri faaliyetleri ve ABD’nin politikaları sert ifadelerle eleştirildi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/adana-horasan-erenleri-zulme-karsi-direnisin-yanindayiz-1772528532.webp">
                        <figcaption>Adana Horasan Erenleri: Zulme karşı direnişin yanındayız!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Adanamuhalif.com haber sitesinde yayınlanan açıklamada, Horasan Erenleri geleneğinin “<em><strong>zulmün karşısında durma</strong></em>” anlayışıyla hareket ettiği belirtilerek, İsrail’in bölge halklarının egemenliğini hedef alan saldırılar gerçekleştirdiği ifade edildi. Söz konusu müdahalelerin yalnızca askeri değil, aynı zamanda insanlık onuruna yönelik bir saldırı olduğu vurgulandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dernek tarafından yapılan açıklamada, İran İslam Cumhuriyeti’nin bölgedeki tutumunun İslam dünyası açısından önemli görüldüğü belirtilerek, İsrail’e karşı verilen karşılığın “<strong><em>haysiyet müdafaası</em></strong>” olarak değerlendirildiği kaydedildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">ABD’nin Ortadoğu politikalarının da eleştirildiği metinde, Washington yönetiminin bölgedeki gerilimi artırdığı savunularak, uluslararası toplumun yaşanan gelişmelere karşı daha net bir tutum alması çağrısında bulunuldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Açıklamada ayrıca, Filistin meselesine dikkat çekilerek İslam ülkeleri başta olmak üzere dünya devletlerinin İsrail ve ABD politikalarına karşı ortak tavır geliştirmesi gerektiği ifade edildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sarıçam Horasan Erenleri Cemevi Derneği, açıklamasının sonunda tarihsel ve kültürel miraslarına atıfta bulunarak, “<strong><em>hakkın yanında, zulmün karşısında durmaya devam edeceklerini</em></strong>” paylaştı.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/tuncelide-vecihi-timuroglu-kutuphanesi-dayanisma-bekliyor-3081</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 03 Mar 2026 10:44:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Tunceli’de Vecihi Timuroğlu Kütüphanesi dayanışma bekliyor</h1>
                        <h2>Bulunduğu belediye binasının satılması üzerine kapanma riski ile karşı karşıya kalan Tunceli Vecihi Timuroğlu Kütüphanesi faaliyetlerini sürdürebilmek için maddi yardım ve dayanışma bekliyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/tuncelide-vecihi-timuroglu-kutuphanesi-dayanisma-bekliyor-1772525451.webp">
                        <figcaption>Tunceli’de Vecihi Timuroğlu Kütüphanesi dayanışma bekliyor</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Tunceli’de özgün modeliyle kentin kültürel belleğinin en önemli duraklarından biri olan Vecihi Timuroğlu Kütüphanesi ve Sergi Salonu, 1 Mart 2026 itibarıyla kapılarını kapatmak zorunda kaldı.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Kütüphanenin faaliyet gösterdiği Belediye binasının satışının gerçekleşmesi ve mülkiyetin el değiştirmesiyle birlikte bünyesinde binlerce nadide eser barındıran kütüphane sahipsiz kalma riskiyle karşı karşıya geldi.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Kütüphane, 2021 yılında araştırmacı-yazar Mesut Özcan tarafından, dönemin Tunceli Belediye Başkanı Mehmet Fatih Maçoğlu ile imzalanan protokol çerçevesinde kurulmuştu. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Özcan, Türkiye’nin farklı kentlerinden şair, yazar ve siyasetçilerin kişisel kütüphanelerini ve arşivlerini kendi olanaklarıyla toplayarak Tunceli’ye taşımış; ortaya özgün bir kütüphane ve arşiv modeli çıkmıştı. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Bugün gelinen noktada kütüphanede Vecihi Timuroğlu, Adnan Yücel, Prof. Dr. Cevat Geray, Abdullah Nefes, Işıtan Gündüz, Dr. Mehmet Yıldırım, Dr. Ali Nejat Ölçen gibi önemli isimlerin de aralarında bulunduğu birçok isme ait kütüphaneler ve kitaplıklar bulunan kütüphanede yaklaşık 50 bin kitap yer alıyor.&nbsp; </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Kütüphanede ayrıca, farklı ressamlara ait çok sayıda eser de sergileniyor.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><span style="background-color:#ffffff">BİNLERCE BELGE VE ÖZGÜN ARŞİV</span></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><span style="background-color:#ffffff"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/TUU1.png" style="height:450px; width:760px" /></span></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Vecihi Timuroğlu Kütüphanesi; şair ve yazarlara ait kütüphaneler ve kitaplıkların yanı sıra mektuplar, fotoğraflar, kişisel eşyalar, video kayıtları ve çeşitli objeleri bünyesinde barındırıyor.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Kütüphane, Alevi ve Bektaşi kültürü ile Tunceli’nin tarihi ve kültürel belleğine ilişkin zengin içerikleriyle dikkat çekiyor.&nbsp;&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Kurulduğu günden bu yana çok sayıda ziyaretçiyi ağırlayan ve akademik çalışmalara kaynaklık eden kütüphane, müze niteliği taşıyan yapısıyla özgün bir kültürel merkez olarak öne çıkıyor.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><span style="background-color:#ffffff">SETKAV YENİDEN KURACAK</span></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/TUU3.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Tunceli Belediyesince binanın satılmasına ve kütüphanenin kapanmasına karar verilmesinin ardından açıklama yapan Mesut Özcan, 1 Mart tarihinden itibaren kütüphanenin artık kapandığını söyleyerek, söz konusu kültürel mirasın Tunceli’de kalması gerektiğini vurguladı. </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">Başkanı olduğu ve merkezi Tunceli’de bulunan Sanat, Edebiyat, Tarih ve Kültür Araştırmaları Vakfı (SETKAV) aracılığıyla kütüphanenin yeniden açmak istediklerini söyleyerek, “<em><strong>Ülkemizin en özgün kütüphanelerinden ve arşivlerinden biri olan bu kütüphane Tunceli’de kalmalı ve yeniden Tunceli’de açılmalı</strong></em>” diyen Özcan, başta Tuncelililer olmak üzere tüm duyarlı kişi ve kurumlara SETKAV ile dayanışma çağrısında bulundu.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><span style="background-color:#ffffff">DAYANIŞMA VE BAĞIŞ GÜNLERİ DÜZENLENECEK</span></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><span style="background-color:#ffffff"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/TUU2.png" style="height:450px; width:760px" /></span></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:#ffffff">SETKAV’ın kütüphaneyi yeniden kurabilmesi için ekonomik desteğe ihtiyaç duyduğunu belirten Özcan, bu kapsamda ilk etapta Ankara’da bir dayanışma ve bağış günü düzenleneceğini, ardından farklı şehirlerde benzer etkinlik ve sergilerin gerçekleştirileceğini açıkladı.</span></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/horasan-erenleri-zalimin-karsisinda-mazlumlarin-yanindayiz-3080</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 12:14:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Horasan Erenleri: Zalimin karşısında, mazlumların yanındayız!</h1>
                        <h2>Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu, ABD ve İsrail tarafından İran’a karşı yürütülen saldırıları protesto eden bir basın açıklaması yayınladı. İran İslam Cumhuriyeti lideri Seyyid Ali Hamaney’e ve hayatını kaybeden İran vatandaşlarına Allah’tan rahmet dileyen açıklamada, “İslam dünyasının ve emperyalizme karşı savaşan dünya halklarının başı sağ olsun” ifadelerine yer verildi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/horasan-erenleri-zalimin-karsisinda-mazlumlarin-yanindayiz-1772443033.webp">
                        <figcaption>Horasan Erenleri: Zalimin karşısında, mazlumların yanındayız!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu, İran İslam Cumhuriyeti lideri Seyyid Ali Hamaney’in ABD ve İsrail saldırılarında şehit edilmesi nedeniyle bir basın açıklaması yayınladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu olarak, İran İslam Cumhuriyeti lideri Seyyid Ali Hamaney ve emperyalist-siyonist saldırılarda şehit düşen İran vatandaşlarına Allah’tan rahmet diliyoruz. İslam dünyasının ve emperyalizme karşı savaşan dünya halklarının başı sağ olsun</strong></em>” ifadelerinin yer aldığı açıklamada, “<strong><em>Bugün İran’a yönelik gerçekleştirilen saldırılar, yalnızca tek bir ülkeye karşı değil; doğrudan İslam dünyasına, insanlığa, bölgedeki tüm güç dengelerine ve küresel barışa karşı yapılmış bir saldırıdır</em></strong>” denildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>HORASAN ERENLERİ DERNEKLER FEDERASYONU BASIN AÇIKLAMASININ TAMAMI ŞÖYLE:</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">ORTADOĞU’DA YIKIM VE KATLİAMLARA HAYIR!</span></p>

<p><span style="color:#000000">ZALİMİN KARŞISINDA, MAZLUMLARIN YANINDAYIZ!</span></p>

<p><span style="color:#000000">İnsan yaşamını ve ulusların egemenlik haklarını hiçe sayan ABD emperyalizmi ve onun Ortadoğu’daki karakolu İsrail’in kanlı ortaklığı, henüz diplomatik görüşmeler sürerken İran’a savaş açarak asıl niyetinin barış değil, topyekûn bir bölgesel yıkım olduğunu tüm dünyaya ilan etmiştir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu olarak, İran İslam Cumhuriyeti lideri Seyyid Ali Hamaney ve emperyalist-siyonist saldırılarda şehit düşen İran vatandaşlarına Allah’tan rahmet diliyoruz. İslam dünyasının ve emperyalizme karşı savaşan dünya halklarının başı sağ olsun.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şurası açıktır ki; Bugün İran’a yönelik gerçekleştirilen saldırılar, yalnızca tek bir ülkeye karşı değil; doğrudan İslam dünyasına, insanlığa, bölgedeki tüm güç dengelerine ve küresel barışa karşı yapılmış bir saldırıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Uluslararası hukuku tanımayan, devletlerin üniter yapılarını ve halkların bağımsızlığını hedef alan bu kanlı ortaklığa karşı durmak, sadece siyasi bir görev değil, Hüseynî duruşumuz ve Kuvâ-yi Milliye ruhumuzla yoğrulmuş karakterimizin bir gereğidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Geçmişte Suriye’de ve Afganistan’da yaşanan acı tecrübeler hafızamızdaki tazeliğini korumaktadır. Günümüzün Yezitleri ABD ve İsrail’in bölge halklarını kışkırtarak kardeşi kardeşe kırdırmayı amaçlayan politikalara geçit vermeyeceğimizi açıkça ilan ediyoruz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye, bölgedeki çatışma ortamının son bulması, diplomasiye dönülmesi ve başta İran halkı olmak üzere tüm komşu ve kardeş halkların hak ettiği huzura kavuşması için kararlı mücadelesini sürdürmeye devam etmelidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Küresel Yezitlerin bölgemizi istikrarsızlaştırma çabalarına karşı, Türkiye Cumhuriyeti tarihsel mirasından aldığı güçle emperyalist-siyonist saldırganlığa karşı mücadelenin öncüsü olmalıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Emperyalist güçlere ve bölgedeki taşeronlarına bir kez daha hatırlatıyoruz: Türk Milleti, vatan sevgisi ve bağımsızlık yeminiyle her türlü yıkım planını bozacak güçtedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kamuoyuna saygıyla duyurulur.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/%C4%B0RAN%20BASIN%20B%C4%B0LD%C4%B0R%C4%B0S%C4%B0%202026.JPG" style="height:776px; width:594px" /></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/taylor-greene-trumpi-iran-saldirilari-nedeniyle-yerden-yere-vurdu-once-amerika-vaadi-ihanete-ugradi-3079</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Sun, 01 Mar 2026 22:37:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Taylor Greene, Trump'ı İran saldırıları nedeniyle yerden yere vurdu: Önce Amerika vaadi ihanete uğradı!</h1>
                        <h2>Eski Kongre Üyesi Marjorie Taylor Greene (MTG), bir zamanlar Donald Trump'ın en sadık müttefiklerinden biri olarak bilinen isim, şimdi eski başkanına karşı en sert eleştirilerini yöneltti. Trump'ın İran'a yönelik askeri saldırıları başlatması üzerine Greene, X platformunda (eski adıyla Twitter) yayınladığı dört uzun ve ateşli paylaşımda, Trump yönetimini "Amerika Önce" (America First) sloganının en büyük ihanetçisi olarak nitelendirdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/taylor-greene-trumpi-iran-saldirilari-nedeniyle-yerden-yere-vurdu-once-amerika-vaadi-ihanete-ugradi-1772394968.webp">
                        <figcaption>Taylor Greene, Trump'ı İran saldırıları nedeniyle yerden yere vurdu: Önce Amerika vaadi ihanete uğradı!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>HABER: BORA ÖZİZMİRLİ<br />
<br />
Eski Kongre Üyesi Marjorie Taylor Greene (MTG),</strong> bir zamanlar Donald Trump'ın en sadık müttefiklerinden biri olarak bilinen isim, şimdi eski başkanına karşı en sert eleştirilerini yöneltti. Trump'ın<br />
İran'a yönelik askeri saldırıları başlatması üzerine Greene, X platformunda (eski adıyla Twitter) yayınladığı dört uzun ve ateşli paylaşımda, Trump yönetimini <strong>"Amerika Önce" (America First)</strong> sloganının en büyük ihanetçisi olarak nitelendirdi. Greene, saldırıları <em><strong>"yalanlar üzerine kurulu yabancı savaş"</strong></em> olarak tanımlayarak, Trump'ı <em><strong>"elitlerin çıkarlarını önceleyen"</strong></em> bir lidere dönüştüğünü iddia etti.</p>

<p>Bu çıkış, MAGA (Make America Great Again) tabanında derin bir kırılma yarattı. Özellikle genç nesillerin ( X, Y ve Z) öfkesini dile getiren Greene, Trump'ın Baby Boomer kuşağının hatalarını tekrarladığını ve Amerika'nın iç sorunlarını görmezden gelerek İran'da rejim değişikliği peşinde koştuğunu savundu. Paylaşımları, binlerce beğeni ve paylaşım aldı; #MTGvsTrump etiketi hızla trend oldu.</p>

<p><br />
<span style="color:#2980b9"><strong>1. Nesiller Arası Öfke: "Siz Milyardersiniz, Oy Verenler İflasın Eşiğinde"</strong></span></p>

<p>Greene, Trump'a hitaben <strong><em>"Harika Sayın Başkan. İyi iş çıkardınız" </em></strong>diye başlayan alaycı bir paylaşımla başladı. Trump'ın milyarder statüsünü vurgulayarak,<em><strong> "Size oy veren İran halkı değil, Amerikan halkı. Ama onlar milyarder değil; çoğu iflas etmiş durumda, rekor kredi kartı borcu içinde, sağlık ve araba sigortası bile karşılayamıyor. Gençler ev alamıyor, kira ödeyemiyor"</strong></em> dedi.</p>

<p>Baby Boomer kuşağını (1946-1964 doğumlular) suçlayan Greene, <em><strong>"Sizin kuşağınız tek maaşla geçinebiliyordu. Şimdi ise bekar anneler bile hayatta kalamıyor. 10 yıl sonra siz emekli olunca veya vefat edince, biz genç nesiller iflas etmiş Sosyal Güvenlik sistemi, 50 trilyon dolar borç ve değersiz dolarla baş başa kalacağız" </strong></em>uyarısında bulundu. "Önce Amerika" sloganıyla kampanya yürüttüklerini hatırlatan Greene, <em><strong>"Bu olanlar o değil"</strong></em> diye isyan etti.</p>

<p><br />
<span style="color:#2980b9"><strong>2. Kongre Güçsüz, Beyaz Saray Keyfi: "Zorbalıkla Koalisyon Tutulmaz"</strong></span></p>

<p>İkinci paylaşımda Greene, Kongre'yi<em><strong> "güçsüz, etkisiz ve tamamen yürütmenin kontrolünde"</strong></em> olarak tanımladı. İran saldırıları için Beyaz Saray'ın Kongre'ye gerekçe bile sunmadığını, Gang of Eight'in sadece 5 üyesinin bilgilendirildiğini belirtti. Savaş Yetkileri Kararı için oylama çağrısı yaptı ama "Onlar istediklerini yapar, karşı çıkarsan panikçi veya hain ilan edilirsin" dedi.</p>

<p><strong><em>"İnsanlar artık umursamayı bırakıyor" </em></strong>uyarısında bulunan Greene, <em><strong>"Zorbalık ve hakaretle koalisyonları tutamazsınız. Bu uzun sürmeyecek"</strong></em> ifadelerini kullandı.</p>

<p><br />
<strong><span style="color:#2980b9">3. En Uzun ve En Sert Eleştiri: "Bu En Kötü İhanet"</span></strong></p>

<p>Üçüncü paylaşım, Greene'in manifestosu niteliğindeydi. Trump'ın mitinglerde defalarca tekrarladığı <em><strong>"Artık Yabancı Savaş Yok, Artık Rejim Değişikliği Yok!"</strong></em> sloganlarını hatırlatarak başladı:<em><strong> "Trump, Vance ve tüm yönetim buna kampanya yürüttü. Ama şimdi İran halkını 'özgürleştiriyoruz'. Lütfen! 93 milyon İranlı kendi kendini özgürleştirsin."</strong></em></p>

<p>Nükleer tehdit iddialarını <strong>"on yıllardır yutturulan yalan" </strong>olarak niteleyen Greene, Trump'ın geçen yazki bombalamada her şeyi yok ettiğini söylediğini hatırlattı. <em><strong>"Her zaman yalan, her zaman Amerika Sonra (America Last). Ama bu seferki ihanet en kötüsü, çünkü farklı olduğuna inandığımız adamdan geliyor" </strong></em>dedi.</p>

<p>Greene, listeye iç sorunları ekledi: COVID karantinalarında küçük işletmelerin batması, aşı zararları, rekor intiharlar, Epstein dosyalarının açıklanmaması, enflasyon, sağlık sistemi, ev fiyatları, AI iş kayıpları, ruh sağlığı krizi ve uyuşturucu salgını...<em><strong> "İran savaşı hiçbirini çözmüyor. Ama saatler içinde 40 masum İranlı kız öğrencinin İsrail bombalarıyla öldüğü bildirildi. Gazze'de binlerce çocuğu öldürdüler, umursamıyorlar. Çocuklarımızı da umursamıyorlar" </strong></em>diye haykırdı.</p>

<p><br />
<br />
<span style="color:#2980b9"><strong>4. Vance ve Gabbard'a Çağrı: "Sessiz Kalmayın!"</strong></span></p>

<p>Son paylaşımda Greene, Başkan Yardımcısı J.D. Vance ve Tulsi Gabbard'ı etiketleyerek doğrudan seslendi: <em><strong>"İran savaşına karşı sesinizi yükseltmelisiniz. Sessizlik işe yaramaz. Siz defalarca İran savaşı karşıtıydınız. Charlie Kirk de öyleydi. Amerikalılar ölüyor. Bu, kampanya yürüttüğümüz şeyin tam tersi. NO MORE FOREIGN WARS dedik. Tek istediğimiz Önce Amerika'ydi. Bu değil!"</strong></em></p>

<p><br />
<br />
<span style="color:#2980b9"><strong>Trump'ın Karşılığı: "Hamaney Öldü, Adalet Yerini Buldu"</strong></span></p>

<p>Greene'in eleştirilerine rağmen Trump, X'te İran'ın Yüce Lideri Ayetullah Ali Hamaney'in öldürüldüğünü duyurarak zafer ilan etti: <em><strong>"Tarihin en kötü insanlarından biri öldü. Bu, İran halkı ve tüm büyük Amerikalılar için adalet. İran halkı ülkesini geri alma şansı yakaladı. Orta Doğu'da, dünyada barış!"</strong></em></p>

<p>Trump'ın bu paylaşımı, Greene'in "ihanet" suçlamalarını daha da alevlendirdi. Analistler, bu kırılmanın MAGA tabanını genç ve savaş karşıtı seçmenlerden uzaklaştırabileceğini belirtiyor. Greene'in eski müttefiklerine meydan okuması, Trump'ın ikinci döneminde ilk büyük iç isyan olarak kayıtlara geçti.</p>

<p>Kaynaklar: Greene'in X paylaşımları (@FmrRepMTG), Trump'ın açıklamaları ve çeşitli Amerikan medyası raporları.<br />
<br />
Green'in açıklamasının tam metni şöyle:<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>1-Harika Sayın Başkan. İyi iş çıkardınız.<br />
Siz bir milyardersiniz ve size oy veren İran halkı değil, Amerikan halkı milyarder değil.<br />
Aslında birçoğu tamamen iflas etmiş durumda, rekor seviyede kredi kartı borcu içindeler, sağlık sigortası veya araba sigortası bile karşılayamıyorlar ve çoğu genç insan ev satın almayı veya kira ödemesini bile karşılayamıyor. Sizin kuşağınız, yani Baby Boomer'lar, aileleriniz tek gelirle geçinebiliyordu ve şimdi bu, Amerikan ailelerinin büyük çoğunluğu için neredeyse imkansız. Hele ki bekar bir anne olmayı düşünün.<br />
Eminim ki, en çok sizi destekleyenler, sizin gibi 1946-1964 yılları arasında doğmuş (baby boomer) kuşağından olan arkadaşlarınız ve destekçilerinizdir.<br />
Ama biz genç nesiller, X kuşağı (benim kuşağım), Y kuşağı ve özellikle Z kuşağı, bu saçmalığı nefretle karşılıyoruz.<br />
Çünkü hepimiz biliyoruz ki, Amerika'nın tüm felaket kararlarından sorumlu olan Baby Boomer kuşağı 10 yıl sonra emekli olduğunda veya vefat ettiğinde, biz genç nesiller sosyal güvenlik ödemelerinden mahrum kalacağız çünkü sistem iflas etmiş olacak, 50 trilyon dolardan fazla borç içinde olacak ve doların hiçbir değeri kalmayacak.<br />
Biz, yani siz ve ben, "Önce Amerika" sloganıyla kampanya yürüttük.<br />
Ve bu, olay bu değil.</p>

<p>Kaynak: https://x.com/FmrRepMTG/status/2027873558903537854</p>

<p>2-Kongre güçsüz, etkisiz hale getirilmiş, tamamen yürütme organının kontrolü altında ve Beyaz Saray'a itaat ediyor.</p>

<p>Tamamen zaman kaybı, ne yazık ki. Sizce neden bu kadar çok insan ayrılıyor?</p>

<p>Beyaz Saray, İran'a saldırmasının nedenlerini Kongre'ye bildirme zahmetine bile girmedi ve sekiz kişilik grubun sekiz üyesinden sadece beşini bilgilendirdi.</p>

<p>Savaş Yetkileri Kararı hakkında oylama yapılmalı ama bu bile yönetimin istediğini yapmasını engelleyemez do.</p>

<p>Onlar istediklerini yaparlar ve onlarla birkaç konuda bile aynı fikirde olmamaya cüret ederseniz, panikçi veya hain ilan edilirsiniz.</p>

<p>Ama bu uzun sürmeyecek. İnsanları zorbalıkla ve hakaretle kendi tarafınıza çekmeye çalışıp, tüm koalisyonların tekrar Cumhuriyetçilere oy vermesini bekleyemezsiniz.</p>

<p>İnsanlar artık umursamayı bırakıyorlar.</p>

<p>Kaynak: https://x.com/FmrRepMTG/status/2028113938525597918</p>

<p>3-“Artık Yabancı Savaş Yok, Artık Rejim Değişikliği Yok!” dedik. Bunu mitinglerde, konuşmalarda defalarca tekrarladık. Trump, Vance ve temelde tüm yönetim bunun üzerine kampanya yürüttü ve Amerika'yı ÖNCE koyacaklarını ve Amerika'yı Yeniden Büyük Yapacaklarını vaat etti.<br />
Benim neslim tüm yetişkin hayatımız boyunca hükümetimiz tarafından hayal kırıklığına uğratıldı, istismar edildi ve kullanıldı; çocuklarımızın nesli ise kelimenin tam anlamıyla terk ediliyor.<br />
Benim kuşağımdan binlerce Amerikalı, bitmek bilmeyen anlamsız dış savaşlarda öldürüldü ve yaralandı ve biz "artık yeter" dedik. Ama İran halkını özgürleştiriyoruz.<br />
Lütfen.<br />
İran'da 93 milyon insan var, bırakın kendilerini özgürleştirsinler. Ama İran nükleer silahlara sahip olmanın eşiğinde.<br />
Evet, elbette.<br />
Bu yalan bize on yıllardır aşılandı ve Trump da geçen yaz yaptığı bombalamanın bunların hepsini tamamen yok ettiğini söyledi.<br />
Bu her zaman bir yalan ve her zaman Amerika en sonda gelir. Ama bu seferki ihanet en kötüsü gibi geliyor çünkü bu yalan, farklı olduğuna inandığımız ve artık yeter dediğimiz adamdan ve yönetimden geliyor.<br />
2024'te kazanılan zaferin, nihayet Amerika'yı önceliklendirme zamanının geldiği anlamına geleceğini düşünmüştük.<br />
Biz de bunun sıradan Amerikalı erkek ve kadınları ve çocuklarını kapsadığını düşündük.<br />
Elitler değil.<br />
Amerika acı çekti ve onlar umursamıyor bile.<br />
Yüz binlerce Amerikalı küçük işletme sahibi, Trump döneminde salgının yayılmasını yavaşlatmak için 15 gün süreyle başlatılan ve Biden ile Demokratlar döneminde de devam eden zalimce Covid karantinaları sırasında emekleriyle kazandıkları işletmelerini kaybetti. Aralarında hiçbir fark yok.<br />
Aşı kaynaklı yaralanmalar, ölümler, gecikmeler ve vergi mükelleflerinin parasıyla finanse edilen eğitimde kayıplar, rekor seviyede intiharlar, rekor seviyede büyük ilaç şirketlerinin karları ve MAGA Amerika Önce Yönetiminden hiç kimsenin hesap vermemesi, üstelik aynı anda savaşlar başlatıp barışı sağlamaya çalışıyorlar.<br />
Krizi ve çözümü aynı anda yaratın, sonra da kâr elde etmek için apartmanlar inşa edin. MAGA!<br />
Yıllarca Epstein dosyalarının yayınlanmasını, dünyanın en zengin ve en güçlü adamlarından binlerce mağdur, kadın ve çocuk için şeffaflık ve adalet talep ettik ve bunu başarmak için Trump'ın kendisiyle mücadele etmek zorunda kaldık, hatta hepimiz bu konuda kampanya yürütmüş olmamıza rağmen. Ve tek bir kişi bile tutuklanmadı ve muhtemelen de tutuklanmayacak; hesap sorulmadı, adalet sağlanmadı.<br />
Bunun yerine, İsrail adına İran'la bir savaş çıkar ve bu savaş İran'da rejimin kurulmasıyla sonuçlanacaktır.<br />
Yabancı halklar için, yabancı rejim değişikliği amacıyla yapılan bir başka yabancı savaş.<br />
Ne için?<br />
Hükümetimizin neden olduğu enflasyonu düşürür mü? Hem Demokratların hem de Cumhuriyetçilerin on yıllarca süren yolsuz hükümet harcamalarıyla hepimizi yaklaşık 40 trilyon dolarlık borca ​​mahkum eden ve dolarımızın değerini sıfıra indiren enflasyonu. Hayır, İran'la savaş enflasyonu düşürmez ve yaşam maliyetini uygun hale getirmez.<br />
İran'la savaş sağlık sistemimizi düzeltecek ve Amerikalılar için sağlık sigortasını daha uygun fiyatlı hale getirecek mi?<br />
İran'la savaş olmaması bunu sağlamaz ve MAGA yönetimi ile Cumhuriyetçiler bu konuda ciddi bir şekilde çalışmıyorlar bile.<br />
İran'la savaş, yapay zekanın işinizi elinizden almasını engeller mi? Hayır.<br />
İran'la savaş ev satın almanıza olanak sağlar mı? Hayır, ama Gazze yeniden inşa edildiğinde TikTok'ta güzel çatı katı dairelerinin videolarını göreceksiniz.<br />
İran'la savaş Amerika'daki ruh sağlığı krizine veya uyuşturucu bağımlılığı salgınına yardımcı olur mu? Hayır.<br />
İran'la savaş, Amerikan ailelerinin bir arada kalmasına ve hayatta kalmasına yardımcı oluyor mu? Hayır, kesinlikle hayır.<br />
Ancak İran'la savaşın başlamasından saatler sonra, İran'da yaklaşık 40 masum kız çocuğunun, okul öğrencisinin, İsrail'den atılan bombalarla öldürüldüğü bildirildi.<br />
Ve umursamıyorlar bile, Gazze'de binlerce masum çocuğu öldürdüler ve görünüşe göre barış yanlısı yönetimimiz de umursamıyor.<br />
Ve Amerika'nın sorunlarını çözmeyeceklerine göre, açıkça çocuklarımızı da umursamıyorlar.<br />
Şimdi ise Amerika'ya, Amerikan "Barış" Başkanı ve Barış Yanlısı yönetimin, iktidara geldikten sadece bir yıl sonra bu yıl tekrar savaşa girme nedenleri olarak öne sürdüğü tüm "asil" gerekçeler zorla anlatılacak ve manipüle edilecek.<br />
Baş döndürücü ama maga.</p>

<p>Kaynak: https://x.com/FmrRepMTG/status/2027746247684075987</p>

<p>4-@JDVance<br />
&nbsp;ve&nbsp;<br />
@TulsiGabbard<br />
&nbsp;ikiniz de İran'daki savaşa karşı sesinizi yükseltmelisiniz.</p>

<p>İnsanlar dikkatle, hem de çok yakından izliyorlar. Sessizlik işe yaramayacak.</p>

<p>İkiniz de defalarca, alenen ve yüksek sesle İran'la savaşa girmeye karşıydınız.</p>

<p>Arkadaşımız Charlie Kirk, İran'la savaşa kesinlikle karşıydı.</p>

<p>Sessiz kalamazsınız.</p>

<p>Amerikalılar ölüyor.</p>

<p>İkiniz de bunun kampanya yürüttüğümüz şey olmadığını ve kesinlikle olmayacağını söylediğimiz şeyin %100 bu olduğunu biliyorsunuz.</p>

<p>Biz dedik, ben dedim, sen dedin:</p>

<p>ARTIK YABANCI SAVAŞLARA VE REJİM DEĞİŞİKLİĞİNE SON.</p>

<p>Bizim tek istediğimiz önce Amerika'ydı.</p>

<p>Bu, o değil.</p>

<p>Kaynak: https://x.com/FmrRepMTG/status/2028171922861597125</p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hacibektasta-genclerin-hizir-ibadeti-gonulleri-birlestirdi-3078</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sun, 01 Mar 2026 22:04:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Hacıbektaş’ta gençlerin Hızır ibadeti gönülleri birleştirdi</h1>
                        <h2>Alevi Gençler Derneği, “Serçeşme” Hacıbektaş’ta düzenlediği İkinci Hızır Cemi ile inanç değerlerini Pir huzurunda yaşattı. Birlik ve beraberlik mesajlarının iletildiği ibadette lokmalar paylaşıldı, dualar edildi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/hacibektasta-genclerin-hizir-ibadeti-gonulleri-birlestirdi-1772392339.webp">
                        <figcaption>Hacıbektaş’ta gençlerin Hızır ibadeti gönülleri birleştirdi</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Alevi Gençler Derneği, <strong>“Serçeşme”</strong> Hacıbektaş’ta düzenlediği İkinci Hızır Cemi ile inanç değerlerini Pir huzurunda yaşattı. Birlik ve beraberlik mesajlarının iletildiği ibadette lokmalar paylaşıldı, dualar edildi.</p>

<p>Alevi Gençler Derneği, yolumuza ve erkânımıza sahip çıkarak bu inancı genç kuşaklara aktarma gayretini sürdürüyor. Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin manevi huzurunda bir araya gelen canlar, tutulan Hızır oruçlarının ardından İkinci Hızır Cem’i ibadetini büyük bir huşu içinde yerine getirdi.</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/2822026211519928.jpeg" style="height:800px; width:600px" /><br />
<strong>“Amacımız İnanç Değerlerimizi ve Yolumuzu Yaşatmak”</strong></p>

<p>Dernek yetkilileri, gerçekleştirilen ibadetin ardından yaptıkları açıklamada, temel amaçlarının Pir’in bulunduğu mukaddes mekanda inanç değerlerini diri tutmak ve “Bir olalım, iri olalım, diri olalım” düsturuyla birlik mesajı vermek olduğunu vurguladı. Canların katılımıyla dönülen semahlar ve edilen dualar, Hacıbektaş’ın manevi ikliminde yankılandı.</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/282202621021411.jpeg" style="height:472px; width:630px" /></p>

<p>Hünkar Hacı Bektaş Veli Kültür ve Cemevi Derneği’nin ev sahipliğinde icra edilen bu buluşmada, yerel yönetimlerin desteği de takdir topladı. Dernek yönetimi, sürece katkı sunan kurumlara şu sözlerle şükranlarını sundu:</p>

<p><em><strong>“Bu anlamlı buluşmanın gerçekleşmesinde emeği geçen ve bizlere güç veren; Nevşehir Valiliği’ne katkıları, Hacıbektaş Belediyesi’ne ise lokma yardımları ve destekleri için sonsuz teşekkürlerimizi sunarız. Paylaştığımız lokmalar, edilen dualar ve tutulan Hızır oruçları Hak katında kabul olsun.”</strong></em></p>

<p>Hızır ayının maneviyatıyla birleşen bu yol kardeşliği, paylaşılan lokmaların ve edilen duaların ardından <strong>“Hızır yardımcımız olsun” </strong>temennileriyle sona erdi.</p>

<p>Kaynak:&nbsp;<a href="https://www.alevigenclerdernegi.com/Haber/2110">https://www.alevigenclerdernegi.com/Haber/2110</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/zeynebiyede-abd-ve-israile-lanet-irana-destek-mitingi-yapildi-3077</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sun, 01 Mar 2026 21:25:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Zeynebiye’de ABD ve İsrail’e lanet, İran’a destek mitingi yapıldı</h1>
                        <h2>Zeynebiye Camii ve Kültür Merkezi, İran İslam İnkılabı Rehberi Şehit Ayetullah Ali Hamaney’in ABD ve İsrail’in saldırıları sonucu şehit düşmesi üzerine düzenlenen büyük bir mitingine ev sahipliği yaptı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/03/zeynebiyede-abd-ve-israile-lanet-irana-destek-mitingi-yapildi-1772389919.webp">
                        <figcaption>Zeynebiye’de ABD ve İsrail’e lanet, İran’a destek mitingi yapıldı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Zeynebiye Camii ve Kültür Merkezi, İran İslam İnkılabı Rehberi Şehit Ayetullah Ali Hamaney’in ABD ve İsrail’in saldırıları sonucu şehit düşmesi üzerine düzenlenen büyük bir mitingine ev sahipliği yaptı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Caferi Alimler Birliği (CÂBİR) tarafından organize edilen mitinge, İstanbul’un dört bir yanından gelen binlerce vatandaş katıldı. Ellerinde döviz ve bayraklarla Zeynebiye Camii avlusunu dolduran kalabalık, sık sık ABD ve İsrail aleyhine sloganlar atarak saldırıyı telin etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Program, Caferi Alimi Muhammed Karaduman’ın Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"1400 Yıldır Süren Bir Duruş"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Telin mitinginde konuşan CAFERİDER Başkanı Hasan Babur, şehit edilen Şehit Ayetullah Ali Hamaney ve beraberindekileri anarak şu ifadeleri kullandı: “Biz sadece bugün şehit vermedik; 1400 yıldır Ehl-i Beyt sevgisi taşıyan herkes bu zulme maruz kalmıştır. Bu duruş, mazluma sahip çıkma duruşudur. Bugün bu bedeller, Hüseyn-i bir bilinçle mazlum halkların yanında durulduğu için ödenmektedir.”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"Büyük Şeytan Amacına Ulaşamayacak"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">CÂBİR Yüksek Şura Başkanı Ayetullah Seyyid Seccad Huseyni ise konuşmasında birliğe ve direnişe vurgu yaptı. Huseyni, "Acımız ve kaybımız büyüktür. Başta İmam-ı Zaman olmak üzere tüm İslam alemine başsağlığı diliyoruz. İran İslam devleti, milletiyle birlikte 47 yıldır 'Büyük Şeytan' olarak nitelendirdiğimiz ABD’ye karşı diz çökmemiştir. Amerika bu arzusunu gerçekleştiremeyecek ve tarihin çöplüğüne gömülecektir," dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Basın Bildirisi Okundu. Mitingin sonunda, CÂBİR adına hazırlanan ortak basın bildirisini Zeynebiye Camii Alimi Güven Dumanlı okudu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yoğun katılımın gözlendiği mitingde, katılımcılar mersiyelere ağlayıp sine vurarak eşlik etti. Miting atılan sloganların ardından sona erdi.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/iletisim-baskanligindan-iran-saldirilari-iddialarina-sert-yalanlama-3076</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 28 Feb 2026 20:33:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>İletişim Başkanlığı'ndan İran saldırıları iddialarına sert yalanlama</h1>
                        <h2>Türkiye Cumhuriyeti İletişim Başkanlığı, bazı sosyal medya platformlarında dolaşan ve Türkiye'nin İran'a yönelik son saldırılara destek verdiği yönündeki iddiaları kesin bir dille yalanladı. Başkanlık, bu tür söylentilerin tamamen asılsız olduğunu ve kamuoyunu yanıltmaya yönelik dezenformasyon niteliği taşıdığını vurguladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/iletisim-baskanligindan-iran-saldirilari-iddialarina-sert-yalanlama-1772300468.webp">
                        <figcaption>İletişim Başkanlığı'ndan İran saldırıları iddialarına sert yalanlama</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Türkiye Cumhuriyeti İletişim Başkanlığı, bazı sosyal medya platformlarında dolaşan ve Türkiye'nin İran'a yönelik son saldırılara destek verdiği yönündeki iddiaları kesin bir dille yalanladı. Başkanlık, bu tür söylentilerin tamamen asılsız olduğunu ve kamuoyunu yanıltmaya yönelik dezenformasyon niteliği taşıdığını vurguladı.</p>

<p>İletişim Başkanlığı tarafından yapılan resmi açıklamada, Türkiye'nin tarafı olmadığı herhangi bir çatışma veya savaşta, taraflar lehine hava sahası dahil olmak üzere hava, kara ve deniz unsurlarının operasyonel amaçlarla kullandırılmayacağı belirtildi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:</p>

<p><em><strong>"Türkiye Cumhuriyeti, tarafı olmadığı herhangi bir çatışma veya savaşta; taraflar lehine olacak şekilde hava sahası dâhil olmak üzere hava, kara ve deniz unsurlarının hiçbirini operasyonel amaçlarla kullandırmaz. Bu husus, ülkemizin temel dış politika ve güvenlik prensipleri arasında yer almaktadır."</strong></em></p>

<p>Ayrıca, Türkiye'nin hava, kara ve deniz sahası üzerindeki egemenlik haklarının tam ve tartışmasız olduğu vurgulanarak, egemenlik alanlarına ilişkin tüm faaliyetlerin yalnızca Türkiye Cumhuriyeti’nin ulusal güvenlik değerlendirmeleri doğrultusunda ve yetkili makamların denetim ve kontrolü altında yürütüldüğü kaydedildi.</p>

<p>Kamuoyuna yönelik uyarıda ise, <strong>"Kamuoyunun, spekülatif ve mesnetsiz iddialara itibar etmemesi; sadece resmi makamlarca yapılan açıklamaları dikkate alması önemle rica olunur" </strong>denildi.</p>

<p>Bu açıklama, sosyal medyada hızla yayılan iddiaların ardından geldi. Uzmanlar, bu tür dezenformasyonların uluslararası ilişkileri etkileme potansiyeli taşıdığına dikkat çekiyor.<br />
<a href="https://x.com/dmmiletisim/status/2027727029731258443"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HCPu-ypWMAAGMiW.png" style="height:800px; width:640px" /></a></p>

<p><a href="https://x.com/dmmiletisim/status/2027727029731258443"><strong>Kaynak:İletişim Başkanlığı resmi X hesabı<br />
https://x.com/dmmiletisim/status/2027727029731258443&nbsp;</strong></a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/sinemilli-ocagi-evladi-sehit-pilot-topraga-sirlandi-3075</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 27 Feb 2026 10:06:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Sinemilli ocağı evladı şehit pilot toprağa sırlandı</h1>
                        <h2>Düşen uçakta şehit olan F-16 pilotu Binbaşı İbrahim Bolat Sinemilli ocağı evladı idi. Pilotumuzun Hakk’a yürümesinin ardından, Kahramanmaraş, Afşin ilçesine bağlı Örenli köyüne ait sosyal medya hesaplarında taziye mesajları yayınlandı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/sinemilli-ocagi-evladi-sehit-pilot-topraga-sirlandi-1772176522.webp">
                        <figcaption>Sinemilli ocağı evladı şehit pilot toprağa sırlandı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Balıkesir’deki 9. Ana Jet Üssü'nde bulunan 191. “<em><strong>Kobra</strong></em>” Filo Komutanlığı’na ait F-16 savaş uçağı önceki gece 00.49'da Yunanistan hava sahası sınırını kontrol amaçlı acil uçuş için havalandı. Uçak kalkıştan 3 dakika sonra İstanbul İzmir otoyolunun kenarına Naifli köyü bölgesine düştü. Yoğun yağışın etkili olduğu kaza bölgesinde Hava&nbsp;Pilot Binbaşı İbrahim Bolat şehit oldu</span>.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Şehit Binbaşı Pilot İbrahim Bolat Alevi kökenli idi. Tüm Türkiye’ye yasa boğan elim kazanın meydana gelmesinin ardından, Bolat’ın aynı zamanda bir ocak evladı, yani Hz. Muhammed’in soyundan gelen bir seyyid ailesinin mensubu olduğu da ortaya çıktı.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Sinemilli ocağı dedelerinden Kamil Bolat dedenin torunu olan İbrahim Bolat, uzun yıllar önce, Kahramanmaraş’ın Afşin ilçesine bağlı Örenli köyünden İzmir’e göç etmişlerdi.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">İbrahim Bolat’ın şehit olduğunun duyulmasının ardından, köylüleri ve yakınları da sosyal medya hesaplarından taziye mesajları yayınladılar. Köy derneğinin mesajında şu ifadelere yer verildi:</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/641428881_1229131729341935_4953247050343700315_n.jpg" style="height:800px; width:612px" /></span></span></p>

<p><strong><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">“ÖLÜRSE TEN ÖLÜR, CANLAR ÖLESİ DEĞİL!!”</span></span></strong></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Uzun Yılllar İZMİR’de Yaşayan, ÖRENLİ KÖYÜ’nden Yusuf BOLAT (Dede’nin) Oğlu Havacı PİLOT BİNBAŞI İbrahim BOLAT Canımız BALIKERSİR’deki Elim Uçak Kazası Sonucu Hâkk’a Yürümüştür.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Naaşı 25 ŞUBAT 2026 GÜNÜ (BUGÜN) VAKTİ SAAT 16:00’da ÇİĞLİ HAVA ÜSSÜ KOMUTANLIĞI’nda Düzenlenen Törenden Sonra İZMİR’DE Hâkk’a Yürüme Erkânı İle İZMİR’de Toprağa Sırlanmıştır..</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">***</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Hâkk’a Yürüyen Canımızın Ruhu Şad, Devr-i Daim, Yıldızlar Yoldaşı, Hızır Yar Ve Yardımcısı Olsun... Toprak Ana İncitmeden, Işıklar İçinde Huzurla Uyusun...</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">BOLAT Ailesine, Yakınlarına Ve Tüm Sevdiklerine Sabırlar Diliyoruz... </span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">BOLAT Ailesinin, Yakınlarının Ve Tüm Sevdiklerinin Başı Sağ Olsun...Başımız Sağ Olsun...</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ŞEHİT PİLOTUMUZ BÜYÜK BİR FACİA ÖNLEMİŞ!</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/699ea111c202702b6e28ed651.jpg" style="height:459px; width:800px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Öte yandan, Şehit Pilot Binbaşı İbrahim Bolat<span style="background-color:white">’</span>ın son ana kadar uçağı kontrol etmeye çalıştığı öğrenildi. MSB<span style="background-color:white">’</span>den yapılan açıklamada, uçağı son ana kadar kontrol etmeye çalışan Bolat<span style="background-color:white">’</span>ın oldukça işlek olan otoyola düşmemesi için çabaladığı ve büyük bir faciayı engellediği bildirildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Balıkesir’de 9. Ana Jet Üssü Komutanlığı filosuna ait F-16 uçağının kaza kırıma uğramasına yönelik açıklama yaptı. Bakanlıktan yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">“Hava sahamızın kontrolü ve güvenliği; radar, erken ihbar, elektronik harp ve önleme unsurlarını kapsayan, katmanlı ve entegre bir mimariyle büyük bir fedakarlıkla 7 gün 24 saat esasına göre sağlanmaktadır. Radarlarımızda tanımlanan veya tanımlanamayan hava izlerinin teşhis ve takibine yönelik uçaklarımızla alarm reaksiyon görevleri icra edilmektedir. 25 Şubat’ta Bulgaristan sınırımızda tanımlanamayan bir radar izi tespit edilmesi üzerine, alarm reaksiyon görevi kapsamında 2 adet F-16 savaş uçağımız 9’uncu Ana Jet Üs Komutanlığı-Balıkesir’den aynı anda kalkış yapmıştır. Savaş uçağımızın biri ile 00.56’dan itibaren telsiz irtibatı ve radar iz bilgisi</span> kesilmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Derhal başlatılan arama kurtarma çalışmaları sonucu kaza kırıma uğrayan uçağımızın enkazına ulaşılmıştır. Kahraman pilotumuz uçağı terk etmek için fırlatma sistemini son anda çalıştırdığı tespit edilmiştir. Meydana gelen kazada kahraman pilotumuz şehit olmuştur. Olayın meydana geliş sebebi, kaza kırım ekibinin detaylı incelemesi sonrası açıklığa kavuşacaktır. Bu konuda yapılacak resmi açıklamalarımız dışında iddia ve yorumlara itibar edilmemesi önem arz etmektedir. Bizleri derin bir acı ve üzüntüye boğan bu olayda hayatını kaybeden aziz şehidimize bir kez daha Allah’tan rahmet; kederli ailesine, Türk Silahlı Kuvvetleri ile asil milletimize başsağlığı ve sabır</span> diliyoruz.”</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ŞEHİT PİLOT İBRAHİM BOLAT İZMİR'DE TOPRAĞA VERİLDİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/699ec197c202702b6e28eec81.jpg" style="height:459px; width:800px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Balikesir 9. Ana Jet Üssü Komutanlığı’nda şehit pilot için tören düzenlendi. Törene katılan Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu, şehidin eşi Ayşe Nilay Bolat ve 10 yaşındaki kızı Nil Bolat’a taziyelerini iletti. Şehidin kızı Nil Bolat tören boyunca gözyaşı döktü. Tören sırasında iki F-16 uçağı şehide saygı uçuşu yaptı. Şehidin naaşı, İzmir’de düzenlenen cenaze töreni sonrası Kadifekale Hava Şehitliği'nde toprağa</span> verildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Şehit Binbaşı Polat’ın görev arkadaşlarıyla çektirdiği son fotoğrafı ortaya çıktı. Fotoğrafın arka planında, “<em><strong>Ey ana! Eğer oğlun bir asuman aşkına tutulmuşsa, bırak uçsun</strong></em></span>”<span style="background-color:white">&nbsp;yazdığı</span> görüldü.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ergun-kurt-yazdi-iftar-sofralarinda-siyaset-ilkesizlikte-israr-3074</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 27 Feb 2026 08:59:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ergün Kurt yazdı: İftar sofralarında siyaset, ilkesizlikte ısrar</h1>
                        <h2>Antalya Hacı Bektaş-ı Veli Kültür Tanıtma Cemevi Derneği Başkanı Ergün Kurt, laikliğin kalesi olduğu iddia edilen odakların Ramazan nedeniyle dini siyasete alet etmek yoluna başvurmalarını çarpıcı bir makale ile gözler önüne serdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/ergun-kurt-yazdi-iftar-sofralarinda-siyaset-ilkesizlikte-israr-1772172805.webp">
                        <figcaption>Ergün Kurt yazdı: İftar sofralarında siyaset, ilkesizlikte ısrar</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Türkiye siyasetinde tutarlılık en zor bulunan erdem haline geldi. Bunun son örneğini ise Cumhuriyet Halk Partisi üzerinden izliyoruz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dün, Ramazan ayında iftar organizasyonları düzenleyen Adalet ve Kalkınma Partisi belediyelerine “<em><strong>din istismarı yapıyorlar</strong></em>” diyenler, bugün meydan meydan iftar çadırı kuruyor. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dün “<strong><em>siyasal İslam</em></strong>” eleştirisi yapanlar, bugün kameralar eşliğinde dua programlarına katılıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sorulması gereken basit bir soru var:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu bir zihniyet değişimi mi, yoksa konjonktürel bir makyaj mı?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dün eleştirdiğine bugün dönüşmek!</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-02-27%20at%2001_30_21.jpeg" style="height:800px; width:535px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">CHP uzun yıllar boyunca kendisini daha seküler, daha mesafeli bir siyasi çizgide konumlandırdı. AK Parti’nin dini referanslı politikalarını eleştirirken en çok kullandığı argüman “<em><strong>dinin siyasete alet edilmesi</strong></em>”ydi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün ise aynı CHP’nin belediyeleri Ramazan organizasyonlarını bir yarışa dönüştürmüş durumda. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Daha büyük sofralar, daha geniş katılım, daha fazla görünürlük…</span></p>

<p><span style="color:#000000">Peki ne değişti?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplum mu değişti?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yoksa CHP oy aritmetiğinin gereğini mi yapıyor?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Eğer mesele gerçekten toplumsal barış ve inançlara saygıysa, bu tutum yıllar önce de sergilenebilirdi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Ama bu adımların, muhafazakâr seçmene “<strong><em>biz de sizdeniz</em></strong>” mesajı verme çabası olduğu izlenimi güçlü biçimde ortada duruyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muharrem’de aynı hassasiyet var mı?</span></p>

<p><span style="color:#000000">CHP’ye yöneltilen en temel eleştirilerden biri şu:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ramazan’da yüksek sesle görünür olan belediyeler, Muharrem ayında aynı ölçüde güçlü ve kurumsal bir duruş sergiliyor mu?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Eğer bir parti, Alevi yurttaşların haklarını gerçekten savunduğunu iddia ediyorsa, bu sadece aşure dağıtımıyla değil; inanç özgürlüğü, cemevlerinin hukuki statüsü ve eşit yurttaşlık konularında net politikalarla ölçülür.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ramazan’da çoğunluğa dönük sembolik jestler yapmak kolaydır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Asıl mesele, ilkesel duruşu her zeminde sürdürebilmektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Siyaset mi, samimiyet mi?</span></p>

<p><span style="color:#000000">CHP’nin sorunu iftar vermesi değil. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Sorun, yıllarca eleştirdiği pratiği şimdi siyasi avantaj için sahipleniyor görüntüsü vermesi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu tablo, “<em><strong>dün yanlış dediğin bugün doğru mu oldu?</strong></em>” sorusunu kaçınılmaz kılıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-02-27%20at%2001_30_21%20(1).jpeg" style="height:800px; width:597px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplum artık şunu görüyor:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye’de partiler, ilkelere göre değil; rüzgâra göre pozisyon alıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Eğer din üzerinden siyaset yapılmasına karşıysan, bu ilkeyi iktidar için de muhalefet için de savunmalısın. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Eğer dini günlerde kamusal görünürlüğü doğru buluyorsan, o zaman geçmişteki sert söylemlerinin hesabını vermelisin.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sonuç:</span></p>

<p><span style="color:#000000">CHP bugün bir tercihle karşı karşıya:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ya geçmişteki ideolojik bagajıyla yüzleşecek ve “<em><strong>değiştik</strong></em>” diyecek.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ya da hem eski söylemi sürdürüp hem yeni pratiği uygulayarak çelişki üretmeye devam edecek.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Siyasette en büyük aşınma, rakibine benzemek değil; dün söylediğini inkâr ederek benzemektir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İftar sofraları büyüyebilir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ama siyaset, tutarlılık olmadan büyümez.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cem-vakfi-tum-inanclarin-esit-dengeli-ve-kapsayici-bicimde-ele-alinmalidir-3073</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 26 Feb 2026 21:38:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>CEM Vakfı: Tüm inançların eşit, dengeli ve kapsayıcı biçimde ele alınmalıdır</h1>
                        <h2>CEM Vakfı, son günlerde Milli Eğitim Bakanlığı'nın okullarda düzenlediği Ramazan ayı etkinlikleri kapsamında kamuoyunda oluşan tartışmalara ilişkin kapsamlı bir basın açıklaması yayımladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/cem-vakfi-tum-inanclarin-esit-dengeli-ve-kapsayici-bicimde-ele-alinmalidir-1772132034.webp">
                        <figcaption>CEM Vakfı: Tüm inançların eşit, dengeli ve kapsayıcı biçimde ele alınmalıdır</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>CEM Vakfı, son günlerde Milli Eğitim Bakanlığı'nın okullarda düzenlediği Ramazan ayı etkinlikleri kapsamında kamuoyunda oluşan tartışmalara ilişkin kapsamlı bir basın açıklaması yayımladı.</p>

<p>Vakıf, laikliği herhangi bir inancın dışlanması değil, tüm inançların eşit, özgür ve saygın biçimde ifade edilebildiği bir ortak yaşam zemini olarak gördüğünü vurguladı. Geleceğin teminatı olan çocukların farklı inançları tanımasının, önyargıları azaltacağı, toplumsal dayanışmayı güçlendireceği ve ortak gelecek bilincini pekiştireceği görüşünü dile getirdi.</p>

<p>Vakıf, eğitim ortamında tüm inançların eşit, dengeli ve kapsayıcı biçimde ele alınmasının ulusal birlik ve beraberlik açısından büyük değer taşıdığını belirtti. Bu bağlamda Sivas Şubesi'nde ağırladıkları öğrencilerin öğretmenleri eşliğinde cemevini ziyaret etmesini <strong>"ülkemizin barışına sunulmuş en kıymetli katkılardan biri" </strong>olarak niteledi.</p>

<p><strong>Açıklamada şu ifadelere yer verildi:</strong><br />
&nbsp;</p>

<p>Son günlerde kamuoyunda yer alan değerlendirmeler ve <strong>Millî Eğitim Bakanlığ</strong>ı tarafından okullarda yürütülen Ramazan ayı etkinlikleri çerçevesinde, ülkemiz çocuklarının eğitim ortamında karşılaştıkları uygulamalar ve ihtiyaçlar yeniden gündeme gelmiştir.<br />
<br />
CEM VAKFI olarak bizler; laikliği herhangi bir inancın dışlanması değil, tüm inançların eşit, özgür ve saygın şekilde kendini ifade edebildiği bir ortak yaşam zemini olarak<br />
görmekteyiz.<br />
<br />
Bu çerçevede, geleceğimiz olan çocuklarımızın farklı inançları tanımasının; toplumda önyargıların azalması, toplumsal dayanışmanın güçlenmesi ve ortak bir gelecek bilincinin<br />
oluşması açısından önemli olduğuna inanıyoruz.<br />
<br />
<strong>Bu doğrultuda tüm çocuklarımızın;</strong><br />
<br />
- Sünni inancını tanıması, Camileri görmesi ve farklı ibadet pratikleri hakkında bilgi<br />
edinmesi,<br />
<br />
- Alevi inancını tanıması, Cemevlerini ziyaret etmesi, cem ibadeti ve Aleviliğin temel<br />
değerleri hakkında bilgi edinmesi,<br />
<br />
- Eğitim ortamında tüm inançların eşit, dengeli ve kapsayıcı şekilde ele alınması,<br />
ulusal ve toplumsal birlik ve beraberliğin güçlenmesi açısından son derece kıymetlidir.<br />
<br />
Güzel bir örnek olarak; Sivas Şubemizde ağırladığımız öğrencilerin öğretmenleri eşliğinde Cemevimizi ziyaret ederek inancımızı bizzat bizlerden öğrenme çabası,<br />
ülkemizin barışına sunulmuş en kıymetli katkılardan biridir. Bir gencimizin camiyi tanıması ne kadar kıymetliyse, aynı şekilde Cemevini tanıması da toplumsal barış için bir o kadar hayati ve faydalıdır.<br />
<br />
Nitekim <strong>Sayın Devlet BAHÇELİ’nin</strong> birlik ve bütünlüğümüzü yansıtan <em>“Cemevi de bizimdir, Cami de bizimdir.” </em>sözünü bu anlayışın önemli bir ifadesi olarak görmekteyiz.<br />
Bu yaklaşım; farklılıklarımızı ayrışma nedeni değil, ortak zenginliğimiz olarak görmemiz gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Ancak burada temel ilke; tek yönlü değil, karşılıklı ve eşitlikçi bir yaklaşımın benimsenmesidir.<br />
<br />
Sadece belirli bir inanç uygulamalarının öne çıkarıldığı, diğer inançların ise görünmez kaldığı bir eğitim anlayışı; çocuklarımızda dışlanmışlık hissi oluşturabilir. Aidiyet<br />
duygusunu zedeleyebilir ve pedagojik açıdan sağlıklı olmayan sonuçlar doğurabilir.</p>

<p><strong>Buna karşılık;</strong><br />
<br />
- İnançların karşılıklı tanıtıldığı,<br />
- Ziyaretlerin ve etkinliklerin gönüllülük esasına dayandığı,<br />
- Hiçbir çocuğun kendi inancı dışında bir uygulamaya zorlanmadığı,<br />
- Farklılıkların zenginlik olarak anlatıldığı, bir eğitim yaklaşımı; hem çocuklarımızın sağlıklı gelişimine katkı sağlayacak hem de toplumsal barışı güçlendirecektir.<br />
Çocuklarımızın birbirini tanıdığı, saygı duyduğu ve birlikte yaşama kültürünü benimsediği bir Türkiye; hepimizin ortak hedefidir.<br />
<br />
Bu vesileyle tüm yetkili kurumları; eşitlik, çoğulculuk ve karşılıklı anlayış temelinde daha kapsayıcı ve dengeli bir yaklaşım geliştirmeye DAVET EDİYORUZ. Toplumsal barışın<br />
yolu; farklılıklarımızı yok saymak değil, onları anlayarak birlikte yaşama iradesini güçlendirmekten geçmektedir.<br />
<br />
<strong>Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN’ın</strong>;<em> “Bizler toplumun tüm kesimlerinin hak ve özgürlüklerini genişletmeye odaklanıyoruz. İnşallah, bundan<br />
sonra da aynı hassasiyetle hareket edeceğiz.” </em>şeklindeki ifadesinin ve bunu destekleyecek uygulamaların hayata geçirilmesini önemsiyor ve bu konuda gerekli<br />
adımların acilen atılmasını<strong> TALEP EDİYORUZ.</strong><br />
<br />
<strong>CEM VAKFI</strong> olarak; Aleviliğin bir<strong> inanç </strong>olarak tanınmasını, cemevlerinin<strong> ibadethane </strong>statüsüne kavuşmasını ve eğitim sisteminde tüm inançlara eşit yaklaşılmasını<br />
SAVUNUYORUZ. Aynı zamanda inançların birbirini tanımasını ve anlamasını da desteklediğimizi özellikle vurgulamak isteriz.<br />
<br />
Bu yaklaşımın; ülkemizde tüm inançların eşit, özgür ve saygın şekilde yaşatılmasına katkı sağlayacağına inanıyor, bu yöndeki iradenin güçlenmesini temenni ediyoruz.<br />
Saygılarımızla.<br />
<br />
26.02.2026<br />
CEM VAKFI GENEL MERKEZİ&nbsp;<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-02-26%20at%2021_36_15.jpeg" style="height:601px; width:595px" /><br />
<br />
&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/genc-zakir-emre-yucelden-guvercin-semahi-adli-deyis-youtube-platformunda-3072</link>
            <category>KÜLTÜR SANAT</category>
            <pubDate>Thu, 26 Feb 2026 20:55:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Genç Zakir Emre Yücel’den “Güvercin Semahı” adlı deyiş Youtube platformunda!</h1>
                        <h2>Genç Zakir Emre Yücel, Alevi-Bektaşi geleneğinin en derin sembollerinden biri olan Güvercin donunu ve Hacı Bektaş Veli felsefesini merkeze alan yeni çalışması “Güvercin Semahı” ile dinleyiciyle buluştu. Eser, geleneksel deyiş yapısını güçlü bir görsel ve işitsel prodüksiyonla birleştiriyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/genc-zakir-emre-yucelden-guvercin-semahi-adli-deyis-youtube-platformunda-1772129078.webp">
                        <figcaption>Genç Zakir Emre Yücel’den “Güvercin Semahı” adlı deyiş Youtube platformunda!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><strong>Genç Zakir Emre Yücel,&nbsp;</strong>Alevi-Bektaşi geleneğinin en derin sembollerinden biri olan Güvercin donunu ve Hacı Bektaş Veli felsefesini merkeze alan yeni çalışması&nbsp;<strong>“Güvercin Semahı”&nbsp;</strong>ile dinleyiciyle buluştu. Eser, geleneksel deyiş yapısını güçlü bir görsel ve işitsel prodüksiyonla birleştiriyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Güvercin Donuyla Sen Sefa Geldin</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Eserin söz ve müziği bizzat Emre Yücel’e ait. Sözlerde; Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin Anadolu’ya bir güvercin donunda gelişi, Kadıncık Ana, Karaca Ahmet ve Taptuk Emre gibi erenler yoluna yapılan vurgular dikkat çekiyor. “Güvercin donuyla sen sefa geldin” ifadesiyle, yolun barışçıl ve sevgi dolu özü selamlanıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Güçlü Bir Kadro, Titiz Bir Çalışma</strong><br />
<br />
Projenin hayata geçirilmesinde yetkin isimler bir araya geldi:<br />
<br />
<strong>Proje Koordinatörü:</strong>&nbsp;Taylan Sümer<br />
<br />
<strong>Aranje ve Bağlamalar:&nbsp;</strong>Sedat Akdağ’ın bağlama icraları, eserin geleneksel ruhunu modern bir duyumla harmanlıyor.<br />
<br />
<strong>Ritim ve Ses:</strong>&nbsp;Perküsyonda Cemal Özkızılateş esere dinamizm katarken; miks işlemleri Fedai Tayyar, mastering ise Gökhan Akgün tarafından gerçekleştirildi.<br />
<br />
<strong>Stüdyo:&nbsp;</strong>Kayıtlar Furkan Karaca eşliğinde tamamlandı.<br />
<br />
<strong>Semahın Muhabbeti Kliple Buluştu</strong><br />
<br />
Yönetmenliğini Yunus Emre Fırat’ın üstlendiği klipte, deyişin ruhuna uygun olarak Harun Kayacı ve Damla Çetin’in sergilediği semah performansı yer alıyor. Görsel dil, Güvercin sembolizmini ve meclislerdeki muhabbeti estetik bir şekilde ekrana taşıyor.&nbsp;<br />
<br />
<strong>Yolun ve Aşkın Sesi</strong><br />
<br />
Eserde “Âşık Emre” mahlasıyla kendine seslenen genç zakir, “Yanarım yanarım bir can uğruna” diyerek yolun çilesini ve güzelliğini ifade ediyor Kırklar Meclisi’nden gelen doluya ve ikrara yapılan vurgular, eserin sadece bir müzik parçası değil, bir inanç ve kültür aktarımı olduğunu kanıtlıyor.</span><br />
<br />
<strong><a href="https://www.youtube.com/watch?v=VEJhh2IbV7E&amp;list=RDVEJhh2IbV7E&amp;start_radio=1%C2%A0">İzlemek için:&nbsp;<br />
https://www.youtube.com/watch?v=VEJhh2IbV7E&amp;list=RDVEJhh2IbV7E&amp;start_radio=1&nbsp;</a></strong></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/haci-bektas-veli-dergahi-kime-verilecek-3071</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 26 Feb 2026 09:00:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Hacı Bektaş Veli Dergahı kime verilecek?</h1>
                        <h2>Merkezi İstanbul’da bulunan Hacı Bektaşi Veli Kültür ve Tanıtma Vakfı, Hacıbektaş ilçesindeki Hacı Bektaş Veli Dergahı’nın kendi vakıflarına iade edilmesi veya tahsis edilmesi talebiyle başlattığı süreci yargıya taşıdı. Haber Hacıbektaş sitesinde verilen bilgiye göre, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na yapılan başvurunun reddedilmesi üzerine vakıf, ret kararının iptali için Nevşehir İdare Mahkemesi’nde dava açtı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/haci-bektas-veli-dergahi-kime-verilecek-1772086371.webp">
                        <figcaption>Hacı Bektaş Veli Dergahı kime verilecek?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Faaliyetlerini İstanbul’da sürdüren Hacı Bektaşi Veli Kültür ve Tanıtma Vakfı, Hacıbektaş ilçesindeki dergahın kendi bünyesine verilmesi amacıyla Bakanlığa resmi başvuruda bulundu. Ancak Kültür ve Turizm Bakanlığı talebi uygun görmeyerek reddetti. Bunun üzerine vakıf, söz konusu ret işleminin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle dava açtı.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Dava, Nevşehir İdare Mahkemesi 2025/273 Esas numarasıyla görülüyor. İlk duruşmanın 26 Mart 2026 Perşembe günü saat 10.10’da yapılacak.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><strong>“VAKFEDENİN İRADESİ” NE DEMEK?</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Hacı Bektaşi Veli Kültür ve Tanıtma Vakfı’nın mahkemeye sunduğu dava dilekçesinde en dikkat çeken ifadelerden biri, dergahın mevcut kullanımının&nbsp;“<strong><em>vakfedenin iradesine uygun olmadığı</em></strong>”<strong>&nbsp;</strong>yönündeki iddia oldu.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Hukuki anlamda “<em><strong>vakfeden</strong></em>”, bir taşınmazı belirli bir amaçla vakıf haline getiren, yani bağışlayan kişiyi ifade ediyor. “<strong><em>Vakfedenin iradesi</em></strong>” ise o malın hangi amaçla kullanılmasının istendiğini anlatıyor.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Vakıf tarafı, Hacı Bektaş-ı Veli Dergahı’nın tarihsel olarak bir inanç ve ibadet merkezi olarak kurulduğunu, bu nedenle müze olarak kullanılmasının vakıf amacına uygun olmadığını savunuyor. Dilekçede, dergahın inanç merkezi niteliğinin korunması gerektiği belirtiliyor.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><strong>HUKUKİ DAYANAK AYASOFYA VE KARİYE</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Vakfın avukatı Burak Aydın, Danıştay’ın Ayasofya ve Kariye kararlarını emsal olarak sunduklarını ifade etti. Bu kararlarda vakıf taşınmazlarının vakfiye amacına uygun kullanılmasının esas alındığını belirten vakıf tarafı, aynı ilkenin Hacı Bektaş Veli Dergahı için de geçerli olması gerektiğini savunuyor.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Dava dilekçesinde ayrıca, Bakanlığın ret kararının “<strong><em>kamu yararına uygun olmadığı</em></strong>” ve dergahın Alevi-Bektaşi toplumuna iade veya tahsis edilmesinin toplumsal barışa katkı sağlayacağı belirtiliyor.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white"><strong>DAVACI VAKIF KİM?</strong></span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Hacı Bektaşi Veli Kültür ve Tanıtma Vakfı, 2013 yılında Hacı Bektaşi Veli Kültür ve Tanıtma Derneği tarafından İstanbul’da kuruldu. Vakfın kuruluş amacı, vakıf senedinde “<strong><em>tasavvuf kültürünün araştırılması, ortaya çıkarılması, geliştirilmesi ve korunması ile Hacı Bektaş Veli’nin öğretilerinin Türkiye’nin kültür hayatına ve uluslararası kültürel değerlere katkı sunacak şekilde ele alınması</em></strong>” olarak belirtilmiş.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Vakfın faaliyet alanları arasında, Hacı Bektaş Veli’nin düşünce sistemini araştırmak, belgelendirmek, geliştirmek ve gelecek kuşaklara aktarmak; seminer, panel, konferans ve kültürel etkinlikler düzenlemek; Anadolu Aleviliği inancının kültür ve felsefesini geniş kitlelere tanıtmak ve Alevi toplumunun inanç ve kültürel gereksinimlerine yönelik çalışmalar yürütmek yer alıyor.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="background-color:white">Vakfın yönetim kurulu şu isimlerden oluşuyor: Dinçer Türkmen, Zeynel Abidin Koç, Özgül Evcimen, Kazım Erdoğan, Servet Demir, Halil İbrahim İlter, Ayhan Arslan, Engin Sağlım, Satılmış Bayram Uzun, Cafer Keskin, Fevzi Akbaba ve Burhan Satun ile Murat Ateş.</span></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/metin-uysaldan-bor-madeninden-jeremejevite-tasi-3070</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 25 Feb 2026 23:34:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Metin Uysal'dan: Bor madeninden Jeremejevite taşı</h1>
                        <h2>Türkiye'nin önde gelen değerli taş ve maden arayıcılarından Metin Uysal, gazeteci Bora Özizmirli'ye yaptığı açıklamada, nadir bulunan ve yüksek değerli bir bor minerali olan jeremejevite (yeremeyevit) taşını detaylı bir şekilde tanıttı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/metin-uysaldan-bor-madeninden-jeremejevite-tasi-1772052564.webp">
                        <figcaption>Metin Uysal'dan: Bor madeninden Jeremejevite taşı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Türkiye'nin önde gelen değerli taş ve maden arayıcılarından Metin Uysal,<strong> gazeteci Bora Özizmirli'ye </strong>yaptığı açıklamada, nadir bulunan ve yüksek değerli bir bor minerali olan jeremejevite (yeremeyevit) taşını detaylı bir şekilde tanıttı. Uysal, Türkiye'nin bor rezervleri bakımından dünya lideri konumunda olmasına rağmen, bu zenginliğin büyük kısmının ham madde olarak düşük değerle satıldığını ve değerli taş potansiyelinin yeterince değerlendirilmediğini vurguladı.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/k%C3%B6%C5%9Feli%20%C3%A7ubuk%20%C5%9Feklinde%20mavimsi%20kristal%20%20jeremejevite%20(yeremeyevit)%20ta%C5%9Flar%C4%B1.jpg" style="height:448px; width:800px" /><br />
&nbsp;</p>

<p>Uysal, jeremejevite taşının pleokroizm (bakış açısına göre renk değiştirme, örneğin maviden mora geçiş) ve piezoelektrik (basınç uygulandığında elektrik üretme) özelliklerine sahip olduğunu belirterek, turmalin ile benzerlik gösterdiğini ifade etti. Taşın ısınmaya karşı dirençli olduğu ve bölünme sorunu bulunmadığı için kesime uygun ve parlak sonuçlar verdiği belirtildi.</p>

<p>Bulunduğu yerler arasında Almanya, Rusya, Namibya, Myanmar, Madagaskar ve Tacikistan gibi ülkeler sayılırken, şu anda bilinen yataklarda Türkiye yer almamaktadır. Ancak Uysal, Türkiye'nin bor açısından çok zengin rezervlere sahip olduğunu ve<strong> jeremejevite</strong> gibi bor içeren nadir değerli taşların ülkemizde de potansiyel olarak bulunabileceğini ima ederek, <strong>"esas kaynak bizde!"</strong> ifadesini kullandı. Taşın genellikle granit pegmatitlerde ve eski hidrotermal yataklarda oluştuğunu, büyük boyutlarda nadir bulunduğunu (çoğunlukla 1 karat altında, en büyük bilinen örneklerin 5-10 cm civarında olduğunu) vurguladı. Özellikle Namibya ve diğer bölgelerdeki taşların küçük boyutta olması nedeniyle faset kesime pek uygun olmadığını, ancak Türkiye'de durumun farklı olabileceğini belirtti.</p>

<p><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/mavimsi%20kristal%20%20jeremejevite%20(yeremeyevit)%20ta%C5%9FIndan%20yap%C4%B1lan%20G%C3%9CZEL%20G%C3%96RKEML%C4%B0%20y%C3%BCz%C3%BCk%20(1).jpg" style="height:448px; width:800px" /><br />
<br />
<br />
Metin Uysal'ın açıklamasında jeremejevite taşının temel özellikleri şöyle sıralandı:</strong></p>

<p><strong>- Kimyasal yapısı:</strong> Alüminyum, flor, oksijen, hidrojen ve bor elementlerinin birleşiminden oluşur.<br />
<strong>- Sertliği: </strong>Mohs skalasında 6.5-7.5 arasında, oldukça yüksek bir sertliğe sahiptir.<br />
<strong>- Özgül ağırlığı:</strong> 3.28-3.31 arasındadır.<br />
<strong>- Renkleri: </strong>Beyaz, sarımsı beyaz, mavimsi beyaz, mavi, menekşe ve altın kahverengi tonlarında görülebilir.<br />
<strong>- Parlaklık ve kırılma: </strong>Cam parlaklığına sahip olup, konkiadal (kabuksal) kırılma gösterir; kuvars benzeri özellikler taşır.<br />
<strong>- Kristal yapısı: </strong>Altıgen prizmatik ve dipiramidal formda, turmalin benzeri görünümde, saydam kristaller halindedir.<br />
<br />
Metin Uysal'ın açıklamasının tamamı şöyle:</p>

<p>Jeremejevite, oldukça nadir bulunan ve değerli bir taştır.</p>

<p>Taşımızı tanıtma nedenimi bıktırma pahasına tekrar edeyim: Ülkemiz <strong>bor ve bor mineralleri </strong>açısından son derece zengindir. Ancak ne yazık ki çok küçük bir kısmı ülkemizde varlığı belirlenmiş ve çıkarılmaktadır; bunlar da çoğu zaman ham madde olarak ton bazında satılmaktadır. (Son yıllarda soda külü imal eden bir fabrika kuruldu; bu tür gelişmelerin devam etmesini umut ediyorum.)</p>

<p>Bor mineralleri geniş bir mineral ailesini kapsar. Bunların büyük çoğunluğu, bizdeki bor rezervlerinin onda biri olmayan miktarlarda ama bizden bu konularda daha gelişmiş batı ülkelerinde bulunmuştur. Bilindiği gibi mineraller sadece değerli taş olarak kullanılmaz; bazen sanayide, bilimde veya üretimin çeşitli alanlarında da kullanılır. Bugün işe yaramaz sanılan bir mineral, özellikleri itibarıyla çok istenen bir nesne haline gelebilir (her gün kullandığımız telefonlardaki lityum pilleri hatırlatayım). Bu sebeplerden dolayı topraklarımızda bulunan bor minerallerinin nerede, ne kadar olduğunu bilmek önemlidir.</p>

<p><strong>Taşımıza gelelim. Kimyasal yapısı: &nbsp;</strong><br />
Alüminyum + flor + oksijen + hidrojen + bor birleşimiyle oluşur.</p>

<p><strong>Scoria hakkında kısa bilgi:</strong> Volkanik kökenli bir taştır. Birçok arkadaşın meteor sanmasına neden olacak kadar üzerinde delikler bulunur. Bu delikler, taş oluşurken içine hapsolan gazların sonradan çıkmasıyla oluşur. Rengi genelde koyu gri-siyah tonlarındadır, bazen kırmızımsı olur. Bu taşları ülkemizde çok bulunan ponza taşı ile karıştırmamak gerekir. Ponza taşı daha açık renkli ve genelde beyazımsıdır; çok fazla gaz içerdiği için suda yüzer. Scoria ise yüzmez.</p>

<p><strong>Önemli bir not: </strong>Ponza taşları genelde riyolit kökenli kayaçlardan oluşur. Bu nedenle bu<strong> kayaçlar </strong>birer değerli taş deposudur. Örneğin topaz bunlarda, “vug” denilen küçük ceplerde oluşur. Ponza taşı volkanik bölgelerde, özellikle Kayseri, Adıyaman gibi yanardağ izi taşıyan illerde çok yaygındır. Ne yazık ki taş arayan pek çok arkadaşımız bunların kıymetini bilmiyor!</p>

<p><strong>Jeremejevite</strong> taşı değerlidir. Ancak büyük boyutta pek bulunmaz; genelde 1 karat ve altında olur (bu yazdıklarım dünyadaki genel durumdur; bizde farklı olabilir çünkü esas kaynak bizde olabilir!). Şimdiye kadar bulunan en büyük taşlar 5–8 cm ile 10 cm arasındadır. Almanya’da bulunan taşlar çok küçük olduğu için genellikle faset yapmaya uygun değildir. Aslında bu taş kesime uygun sertlikte ve dayanıklıdır; işlendiğinde çok parlak olur, bölünme (cleavage) sorunu yoktur (topaz bu taştan daha serttir ama bölünme sorunu vardır). Ayrıca jeremejevite taşının ısınmaya karşı dirençli olduğu bilinir.</p>

<p>Jeremejevite taşı pleokroizm özelliği gösterir; yani bakış açısına göre renk değiştirir (maviden mora doğru). Bir de turmalinde olduğu gibi piezoelektrik özelliğe sahiptir (basınç uygulandığında elektrik üretir).<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><br />
&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/tucker-carlsondan-sert-cikis-abd-hukumeti-netanyahunun-yaninda-vatandaslarinin-degil-3069</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Wed, 25 Feb 2026 14:54:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Tucker Carlson'dan sert çıkış: ABD hükümeti Netanyahu'nun yanında, vatandaşlarının değil</h1>
                        <h2>Tucker Carlson, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile yaptığı röportajda, Amerika'nın İsrail hükümetine yönelik tutumunu sert bir şekilde eleştirdi. Gazeteci Tucker Carlson konuşmasında" Amerika'da, İsrail'i eleştirirseniz, hükümetiniz sizi sansürlemek için çalışacaktır. Eğer sizinle Netanyahu arasında bir gerginlik çıkarsa, ABD hükümetinin kimin tarafını tutacağını biliyorsunuz: Netanyahu'nun tarafını." ifadelerini kullandı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/tucker-carlsondan-sert-cikis-abd-hukumeti-netanyahunun-yaninda-vatandaslarinin-degil-1772023093.webp">
                        <figcaption>Tucker Carlson'dan sert çıkış: ABD hükümeti Netanyahu'nun yanında, vatandaşlarının değil</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Tucker Carlson, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile yaptığı röportajda, Amerika'nın İsrail hükümetine yönelik tutumunu sert bir şekilde eleştirdi.&nbsp;Gazeteci Tucker Carlson konuşmasında" Amerika'da, İsrail'i eleştirirseniz, hükümetiniz sizi sansürlemek için çalışacaktır. Eğer sizinle Netanyahu arasında bir gerginlik çıkarsa, ABD hükümetinin kimin tarafını tutacağını biliyorsunuz: Netanyahu'nun tarafını." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Carlson, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><em>"Amerika'da yaşayan bir vatandaş olarak, hükümetinizin her zaman İsrail hükümetinin tarafını tutacağını ve sizin tarafınızı tutmayacağını çok net bir şekilde görebiliyoruz. Bu durum, ABD'deki Amerikalıların günlük deneyiminden gerçekten farklı mı?</em></p>

<p><em>Hükümetinizin, sizin hükümetiniz olduğunu ve yalnızca sizi temsil etmek, sizin çıkarlarınızı korumak için var olduğunu düşünüyorsunuz. İran'la olası bir çatışmada bile, hükümetinizin sizin tarafınızı tutmasını bekliyorsunuz. Ancak gerçekte tam tersi yaşanıyor.</em></p>

<p><em>Eğer ülkenizde<strong> İsrail politikalarını </strong>veya hükümetini eleştirirseniz, kendi hükümetiniz sizi sansürlemek için devreye giriyor. Sizinle İsrail Başbakanı Netanyahu (Bibi) arasında bir anlaşmazlık çıktığında, hükümetinizin kimin yanında duracağını herkes biliyor: Netanyahu'nun yanında.</em></p>

<p><em>Bu durum sürdürülebilir değil. Bu, son derece aşağılayıcı ve doğal düzenin tamamen tersine çevrilmiş hali. Hükümetiniz, vatandaşları için vardır; yabancı bir hükümet için değil. Ancak hem ABD'de hem de İsrail'de gördüğümüz tablo tam olarak bu değil. İşte asıl öğrenmemiz gereken gerçek bu."</em></p>

<p>Carlson'ın bu sözleri, Tucker Carlson Network üzerinden yayınlanan ve İsrail'de çekilen uzun röportajın bir bölümünden alınmış olup, ABD'nin İsrail'e yönelik "öncelikli" politikasını ve bunun Amerikan vatandaşları üzerindeki etkisini sorguluyor. Röportaj, özellikle <strong>"America First"</strong> ile "Israel First" tartışmalarını alevlendirmiş durumda.<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://www.youtube.com/watch?v=XS7itdfgNnU">https://www.youtube.com/watch?v=XS7itdfgNnU</a><br />
<a href="https://x.com/ConflictTR/status/2026604062519574672">https://x.com/ConflictTR/status/2026604062519574672</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/malatya-dedekargin-koyunde-cemevi-temeli-atildi-3068</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Wed, 25 Feb 2026 00:42:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Malatya, Dedekargın köyünde cemevi temeli atıldı</h1>
                        <h2>Malatya, Yazıhan ilçesinde bulunan Dedekargın köyünde cemevi temeli atıldı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/malatya-dedekargin-koyunde-cemevi-temeli-atildi-1771969633.webp">
                        <figcaption>Malatya, Dedekargın köyünde cemevi temeli atıldı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Dede Garkın ocağının Sultan Yusuf kolunun yerleşim yeri olan Malatya, Yazıhan ilçesinde bulunan Dedekargın köyünde cemevi yapılacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dedekargın köyü muhtarı Murat Ayvalı’nın verdiği bilgiye göre, cemevi inşaatı köylülerin ve hayırseverlerin yardımları ile bitirilecek.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/de1.png" style="height:450px; width:760px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ayvalı, ayrıca belediye ve mülki idareye de başvuracaklarını söyledi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Pek çok menakıbnamede Dede Garkın’ın yurdu bugünkü Mardin sınırları içerisinde gösterilse de, Ocak geleneğinde Dede Garkın’a “<em><strong>Sultan Yusuf</strong></em>’; onun soyundan olanlara ise hem Dede Garkınlı hem de “<em><strong>Sultan Yusuf evladı</strong></em>” denmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/DE2.png" style="height:450px; width:760px" /> </span></p>

<p><span style="color:#000000">Malatya, Yazıhan ilçesinin Dedekargın köyünde bulunan türbenin de Sultan Yusuf’a ait olduğu düşünülmektedir.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/alevi-bektasi-kultur-ve-cemevi-baskanliginda-iki-onemli-duzenleme-yururluge-girdi-3067</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 24 Feb 2026 13:28:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı'nda iki önemli düzenleme yürürlüğe girdi</h1>
                        <h2>Ankara - Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde 9 Kasım 2022 tarihinde 112 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı'nın idari yapısında iki yeni düzenleme yapıldı. Bu değişiklikler, kurumun personel ve üst düzey atama süreçlerini doğrudan etkiliyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/alevi-bektasi-kultur-ve-cemevi-baskanliginda-iki-onemli-duzenleme-yururluge-girdi-1771933606.webp">
                        <figcaption>Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı'nda iki önemli düzenleme yürürlüğe girdi</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>HABER MERKEZİ/ ANKARA<br />
<br />
Ankara - Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde 9 Kasım 2022 tarihinde 112 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı'nın idari yapısında iki yeni düzenleme yapıldı. Bu değişiklikler, kurumun personel ve üst düzey atama süreçlerini doğrudan etkiliyor.<br />
<br />
İlk düzenleme, kurumun kuruluşuyla birlikte Cumhuriyet tarihinde ilk kez oluşturulan "Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Uzmanı" pozisyonundaki sözleşmeli personelin kadroya geçişini kapsıyor. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4/B maddesi kapsamında göreve başlayan bu uzmanlar, 3 yıllık hizmet sürelerini tamamlamaları halinde kadroya geçebilecek. Karar, 13 Şubat 2026 tarihli ve 33167 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Ancak, kadro cetvelinde "Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Uzmanı" unvanına özel bir pozisyon bulunmadığı için, geçiş yapan personel Genel İdari Hizmetler (GİH) Sınıfı'nda "Uzman" olarak değerlendirilecek. Bu durum, uzmanların orijinal unvanlarını kadro sonrası kullanamamalarına yol açacak.</p>

<p>İkinci düzenleme ise üst kademe kamu yöneticilerinin atama usullerini yeniden tanımlıyor. 19 Şubat 2026 tarihli ve 33173 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Üst Kademe Kamu Yöneticileri ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Atama Usûllerine Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde Değişiklik Yapılması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi" (Kararname No: 194) ile Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkan Yardımcılarının atamaları sıkılaştırıldı. Daha önce kamu dışı kişilerden de atanabilen bu pozisyonlar, artık yalnızca "kamu hizmeti yürüten kişiler arasından" seçilecek. Kararnamede, "Kamu iktisadi teşebbüsleri ile ekli cetvellerde kadro, pozisyon ve görevlerine yer verilenler hariç kamu işletmeleri bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi kapsamında yer almaz" ifadesi dikkat çekiyor.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/cem-vakfi-yonetiminden-adana-buyuksehir-belediyesine-ziyaret-3066</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 24 Feb 2026 12:59:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>CEM Vakfı Yönetiminden Adana Büyükşehir Belediyesi’ne ziyaret</h1>
                        <h2>Cem Vakfı heyeti; Genel Başkan Yardımcısı Ertuğrul Arslan,Genel Müdürü Süleyman Kılıç, Adana Şube Başkanı Müsriye Büyükdoğan ve Yönetimi ile birlikte, Adana Büyükşehir Belediyesi Başkanı  Zeydan Karalar’ı makamında ziyaret etti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/cem-vakfi-yonetiminden-adana-buyuksehir-belediyesine-ziyaret-1771928225.webp">
                        <figcaption>CEM Vakfı Yönetiminden Adana Büyükşehir Belediyesi’ne ziyaret</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Cem Vakfı heyeti; Genel Başkan Yardımcısı Ertuğrul Arslan,Genel Müdürü Süleyman Kılıç, Adana Şube Başkanı Müsriye Büyükdoğan ve Yönetimi ile birlikte, Adana Büyükşehir Belediyesi Başkanı&nbsp; Zeydan Karalar’ı makamında ziyaret etti.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-02-24%20at%2013_14_58.jpeg" style="height:800px; width:608px" /></p>

<p>Gerçekleştirilen görüşmede; vakfın yürüttüğü çalışmalar, bölge ve şube cemevlerimizin faaliyetleri üzerine değerlendirmelerde bulunuldu.&nbsp;<br />
Ayrıca Cemevi yapım projesi kapsamında karşılıklı görüş alışverişi yapıldı. Başkan Zeydan Karalar, bu konuda gerekli desteği sunacaklarını ifade etti.</p>

<p>Cem Vakfı açıklamasında nazik ev sahipliği ve vakfa gösterdikleri yakın ilgi dolayısıyla Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ve ekibine, Adana Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Ali Hıdır Köseoğlu’na ve Ulaştırma Daire Başkanı Kadir Özdemir’e teşekkür edip, görevlerinde başarılar diledi.<br />
<br />
Vakfın açıklamasında <strong>"Cem Vakfı olarak; toplumsal fayda, birlik ve dayanışma anlayışıyla çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz."</strong> ifadelerine yer verildi.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-02-24%20at%2012_57_38.jpeg" style="height:450px; width:800px" /><br />
&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ergun-kurt-yazdi-alevilik-atesten-gomlek-ve-arinma-yoludur-3065</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Tue, 24 Feb 2026 10:27:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ergün Kurt yazdı: Alevilik, ateşten gömlek ve arınma yoludur!</h1>
                        <h2>Antalya Hacı Bektaş-ı Veli Kültür Tanıtma Cemevi Derneği Başkanı Ergün Kurt, son dönemde Alevi Bektaşiler arasında yoğun olarak tartışılan yol edebi, erkanı ve ahlak konularına dair çarpıcı bir yazı kaleme aldı. İşte, o yazı:</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/ergun-kurt-yazdi-alevilik-atesten-gomlek-ve-arinma-yoludur-1771919203.webp">
                        <figcaption>Ergün Kurt yazdı: Alevilik, ateşten gömlek ve arınma yoludur!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Her inanç, mensubuna bir sorumluluk yükler. Ancak bazı yollar vardır ki, yalnızca inanmayı değil; yanmayı, arınmayı ve&nbsp;sürekli kendini sorgulamayı gerektirir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilik işte böylesi bir yoldur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi inancına göre insan, önce kendi özünü dâra çekmelidir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yani başkasını yargılamadan önce kendisiyle yüzleşmeli; nefsini, hatalarını, eksiklerini sorgulamalıdır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu yol, dışarıya karşı bir iddia değil; insanın kendi içine doğru yaptığı çetin bir yolculuktur.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Onun için “<em><strong>demirden leblebi</strong></em>” denir Alevilik için...</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çiğnenmesi, sindirilmesi kolay değildir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Kılıçtan keskin, kıldan ince</strong></em>” diye tarif edilir, bu yol. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü adalet ister, edep ister, sabır ister...</span></p>

<p><span style="color:#000000">En küçük bir haksızlıkta, en küçük bir kibirde insanın ayağı kayabilir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilik, sadece bir kimlik değil;&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">bir ahlak, bir duruş ve bir yaşam biçimidir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu yüzden “<em><strong>ateşten gömlek</strong></em>”tir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Her can bu gömleği giyemez, her can bu yüke talip olamaz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ulu Hünkârımız Şah Hatâî şöyle diyor:</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Erenler cemine her can giremez!<br />
Edep ile erkan, yol olmayınca.<br />
Her kamberim diyen, kamber olamaz!<br />
Şahın kanberine kul olmayınca.</strong></em>”</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilik öyle ulu bir yoldur ki,&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">bir akarsu gibi kendi yatağında akarken içindeki tortuları barındırmaz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Pislikleri dışarı atar, kendini temizleyerek yoluna devam eder.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü hakikat yolu, kirle, kinle, riyayla uzun süre yan yana duramaz. İçine karışan ne varsa ya arınır ya da o yolun dışında kalır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu anlayış, bireyi önce kendisiyle hesaplaşmaya çağırır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Başkasının kusurunu görmek kolaydır; zor olan, kendi kusurunu kabul etmektir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte, Alevi öğretisinin özü burada yatar: İnsan-ı kâmil olma çabası.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yani daha iyi bir insan olma, “<em><strong>eline, beline, diline sahip olma</strong></em>” gayreti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün, belki de en çok ihtiyaç duyduğumuz şey tam da budur. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kimliğin sloganlaştırılmadığı, inancın gösterişe dönüştürülmediği; insanın önce kendini düzelttiği bir anlayış… </span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü gerçek arınma, başkasını değiştirmekle değil, kendini değiştirmekle başlar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilik bir iddia değil, bir imtihandır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir ayrıcalık değil, bir sorumluluktur.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ve&nbsp;bu yol, ancak özünü arındırmaya cesaret edenlerin yürüyebileceği kadar incedir...</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">ERGÜN KURT / ANTALYA</span></strong></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/italya-basbakani-giorgia-meloni-rusyanin-ukraynadaki-talepleri-tamamen-temelsiz-ve-mantiksiz-3064</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Tue, 24 Feb 2026 08:37:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>İtalya Başbakanı Giorgia Meloni: Rusya'nın Ukrayna'daki talepleri tamamen temelsiz ve mantıksız</h1>
                        <h2>İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Ukrayna-Rusya barış görüşmeleri ve güvenlik garantileri konusunda önemli ilerlemeler kaydedilmesine rağmen, asıl sorunun hâlâ çözüme uzak olduğunu vurguladı. Meloni, Rusya'nın toprak taleplerinin "tamamen temelsiz" ve "mantıksız" olduğunu belirterek, gerçek bir barışın ancak adil koşullarda mümkün olabileceğini ifade etti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/italya-basbakani-giorgia-meloni-rusyanin-ukraynadaki-talepleri-tamamen-temelsiz-ve-mantiksiz-1771912126.webp">
                        <figcaption>İtalya Başbakanı Giorgia Meloni: Rusya'nın Ukrayna'daki talepleri tamamen temelsiz ve mantıksız</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Ukrayna-Rusya barış görüşmeleri ve güvenlik garantileri konusunda önemli ilerlemeler kaydedilmesine rağmen, asıl sorunun hâlâ çözüme uzak olduğunu vurguladı. Meloni, Rusya'nın toprak taleplerinin "tamamen temelsiz" ve "mantıksız" olduğunu belirterek, gerçek bir barışın ancak adil koşullarda mümkün olabileceğini ifade etti.</p>

<p><strong>İtalyan lider, son açıklamalarında şu detaylı ifadeleri kullandı:</strong></p>

<p><em>&nbsp;"Güvenlik garantileri konusunda belgelerde önemli adımlar atıldığını görüyorum. Özellikle İtalya'nın önerdiği modelle – NATO Antlaşması'nın 5. Maddesi'ne benzer şekilde Kiev'e yönelik güvenlik garantileri üzerine çok iyi çalışmalar yapıldı. Ukrayna'nın yeniden inşası konusunda da çalışmalar sürüyor ve kağıt üzerinde birçok konuyu ele alan bir barış planı mevcut. Ancak ana sorunu yani toprak meselesini&nbsp; çözmekten hâlâ çok uzağız.<strong> Rusya </strong>burada tamamen temelsiz taleplerde bulunmaya devam ediyor; bence bunlar tamamen <strong>mantıksız</strong> talepler."</em></p>

<p>Meloni, barışın sadece herhangi bir barış değil, <strong>mutlaka adil bir barış</strong> olması gerektiğini tekrarladı. Konuşmasının devamında uluslararası hukukun ihlal edilmesinin sonuçlarına dikkat çekti:</p>

<p><em>&nbsp;"Barışa ulaşmalıyız, ancak adil bir barışa. Uluslararası <strong>hukukun ihlali,</strong> giderek büyüyen bir kaos ortamı yaratıyor. Böyle bir dünya bizim çıkarlarımıza uygun değil."</em></p>

<p>Bu açıklamalar, ABD'nin aracılık ettiği barış girişimlerinin yanı sıra Avrupa Birliği liderler zirvesi öncesi geldi. Meloni, İtalya'nın <strong>Ukrayna'ya</strong> yönelik desteğini sürdürdüğünü, Moskova'nın savaş tazminatı ödemesi gerektiğini ve Avrupa'nın herhangi bir adımının sağlam hukuki temellere dayanması gerektiğini de vurguladı. İtalya Başbakanı, daha önceki konuşmalarında da Ukrayna'ya askeri, ekonomik ve siyasi destek vermeye devam edeceğini belirtmişti.</p>

<p>Meloni'nin bu tutumu, son dönemde Ukrayna'ya yönelik güvenlik garantileri, yeniden inşa fonları ve olası ateşkes müzakereleri tartışılırken Avrupa'daki genel çizgiyi yansıtıyor.&nbsp;<br />
<br />
<a href="https://x.com/BohuslavskaKate/status/2026003105083478180"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-02-24%20at%2008_43_08%20(1).jpeg" style="height:557px; width:488px" /></a></p>

<p>Kaynak: <a href="https://x.com/BohuslavskaKate/status/2026003105083478180">https://x.com/BohuslavskaKate/status/2026003105083478180</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/erdogan-kimseden-cekinmeden-dogrulari-dile-getiriyoruz-3063</link>
            <category>SİYASET</category>
            <pubDate>Tue, 24 Feb 2026 07:56:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Erdoğan: Kimseden çekinmeden doğruları dile getiriyoruz</h1>
                        <h2>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/erdogan-kimseden-cekinmeden-dogrulari-dile-getiriyoruz-1771909368.webp">
                        <figcaption>Erdoğan: Kimseden çekinmeden doğruları dile getiriyoruz</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “Tarihiyle büyük, vicdanıyla büyük, gerektiğinde cenk meydanlarında yazdığı destanlarıyla büyük bir milletin mensubu olduğumuzu unutmadan, dünyanın neresinde olursa olsun hakkı savunuyor, adaleti savunuyor, kimseden çekinmeden doğruları cesaretli bir şekilde dile getiriyoruz. Ülkemizin hadiseler karşısındaki dik duruşu, yürekli, cesur, samimi ve ilkeli duruşu herkes tarafından takdirle takip ediliyor” dedi.</strong><br />
&nbsp;</p>

<p>Toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Ramazan’ın manevi atmosferinin ülkemizin her karışını kuşatmasıyla hanelerimiz şenlendi, gönüllerimiz huzurla, şefkatle, merhametle doldu.</p>

<p>Şüphesiz 11 ayın sultanı olan Ramazan, kalplerimizi arındırmamız, ruhlarımızı dinlendirmemiz, zihinlerimizi günlük hayatın yoğun ve yorucu meşgalesinden kurtarıp berraklaştırmamız için çok önemli bir fırsattır. Biz de gerek şahsen gerek Kabine olarak gerekse tüm kadrolarımızla merhum Sezai Karakoç’un ‘Her yıl çağrıldığımız bir ruh şöleni’ dediği bu yediveren günlerini en güzel şekilde ihya etmeye çalışıyoruz.</p>

<p>İlkini şehit yakınlarımızla yaptığımız iftar programlarımız her kesimden insanımızla buluşma, paylaşma, kaynaşma vesilesi hâline geliyor. AFAD’ımız, Kızılay’ımız, Türkiye Diyanet Vakfı’mız ve diğer kurumlarımız hem ülkemizdeki ihtiyaç sahiplerine el uzatıyor hem de başta Gazze olmak üzere yurt dışındaki mazlumlara yardım ulaştırıyor. Deprem bölgesinde ‘Yeni Evim, İlk İftarım’ programımızla yuvalarına yerleşen depremzede kardeşlerimizin iftar sevincini paylaşıyoruz.</p>

<p>Bakanlığımızın genelgesi doğrultusunda okullarımızda gönüllülük esasına dayalı birbirinden güzel etkinlikler düzenleniyor. Sevgili yavrularımızın tüm kara kampanyalarına rağmen bu Ramazan’ı bir başka coşkuyla idrak ettiklerini memnuniyetle müşahede ediyoruz. Okul bahçelerinde neşeyle koşturan, ışıl ışıl gözleri ve gülen yüzleriyle camilerimizi birer gül bahçesine çeviren tüm çocuklarımızın tek tek alınlarından öpüyorum. Rabbim hepsini nazarlardan saklasın diyorum.</p>

<p><strong>“KÜLLİYEDE RAMAZAN PROGRAMINI BU SENE DE DEVAM ETTİRİYORUZ”</strong></p>

<p>Belediyelerimiz bu konuda liderliği zaten kimseye bırakmıyor. Partimizin her birimi görev alanı içinde çok anlamlı faaliyetlere imza atıyor. Geçen yıl başlattığımız ve milletimizden büyük rağbet gören ‘Külliyede Ramazan’ programını bu sene de devam ettiriyoruz. Arkadaşlarımız kitap stantlarından çocuk etkinliklerine, konferanslardan konserlere her yaştan insanımızın ilgisini çekecek, özellikle çocuklarımızın heyecanına heyecan katacak dolu dolu bir program hazırladı. Bilhassa hafta sonları anne babaları çocuklarının, torunlarının ellerinden tutup Külliyemizdeki etkinliklere katılmaya davet ediyorum. Bir kere daha Ramazan-ı Şerif’in hanelerimize huzur, memleketimize birlik ve dirlik getirmesini diliyor, dualarımızın dergâh-ı ilahide kabul olmasını Rabbimden niyaz ediyorum.</p>

<p>Geçen hafta Kabinemizde küçük çaplı bir revizyon gerçekleştirdik. İçişleri ve Adalet Bakanlıklarında arkadaşlarımız devir teslimlerini yaptılar ve yeni görevlerine başladılar. Adalet Bakanlığı görevini deruhte eden Akın Gürlek kardeşimiz ile İçişleri Bakanlığı görevini yürütecek Mustafa Çiftçi kardeşime yeni vazifelerinde Cenab-ı Allah'tan muvaffakiyetler diliyor, görevlerinin hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum.</p>

<p>Her iki bakanımızın da seleflerinden devraldıkları millete ve memlekete hizmet sancağını yeni bir enerjiyle, yeni bir heyecanla, tüm bunlarla birlikte omuzlarındaki ağır yükün şuuruyla taşıyacaklarına yürekten inanıyorum. 2,5 yıl boyunca devletimize ve milletimize hizmet eden Yılmaz Tunç ve Ali Yerlikaya kardeşlerimize fedakârlıklarından ötürü teşekkür ediyor, yüce Mevla her iki bakanımızdan da razı olsun diyorum.</p>

<p>Görevi devreden arkadaşlarımız, biliyorum ki yeni atanan bakanlarımızın hep yanında olacak, deneyimlerini ve birikimlerini hükûmetimizin kolektif başarısını daha da artırmak için kullanacaklardır. Biz de kendileriyle farklı zeminlerde birlikte olmaya, birlikte çalışmaya, kardeşlik ve dostluk hukukumuzu her daim korumaya, gözetmeye devam edeceğiz.</p>

<p><strong>“TÜRKİYE OLARAK KRİZLERİN SICAK ÇATIŞMAYA DÖNÜŞMEDEN ÇÖZÜMÜ İÇİN ÇABA HARCIYORUZ”</strong></p>

<p>Son Kabine Toplantımızdan bu yana iç siyasette ve dış politikada oldukça yoğun bir gündemle ülkemize hizmet yolculuğumuzu sürdürdük. Küresel düzeyde gerilimlerin tırmandığı bir dönemde özellikle de Türkiye olarak barışı, diyaloğu, müzakereyi merkeze alan politikamızla krizlerin sıcak çatışmaya dönüşmeden çözümü için çaba harcıyoruz. Tarihiyle büyük, vicdanıyla büyük, gerektiğinde cenk meydanlarında yazdığı destanlarıyla büyük bir milletin mensubu olduğumuzu unutmadan, dünyanın neresinde olursa olsun hakkı savunuyor, adaleti savunuyor, kimseden çekinmeden doğruları cesaretli bir şekilde dile getiriyoruz. Ülkemizin hadiseler karşısındaki dik duruşu, yürekli, cesur, samimi ve ilkeli duruşu herkes tarafından takdirle takip ediliyor.</p>

<p><strong>“ŞU AN DÜNYADA TÜRKİYE RÜZGÂRI ESİYOR”</strong></p>

<p>Şunu aziz milletimizin ve bölgemizdeki herkesin çok iyi bilmesini istiyorum: Dünya sisteminde şiddetli depremlerin yaşandığı günümüzde Türkiye'nin yegâne amacı dostlarının sayısını artırmak, yeni dostlar kazanmaktır. Anlaşmazlıklardan düşmanlık üretmek gayretinde değiliz. İhtilafları büyütmenin, sorunları derinleştirmenin hesabı içinde değiliz. Ülkelerin egemenlik haklarına saygı gösterirken, herkesten de bizim hak ve hukukumuza saygılı davranmalarını bekliyoruz. Daha önce de söylediğim gibi, şu an dünyada bir Türkiye rüzgârı esiyor. Türkiye'nin ne düşündüğü, ne yaptığı, yeni gelişmeler karşısında nerede durduğu, hangi adımları atacağı merak ediliyor. Bu kapsamda geride bıraktığımız haftalarda birçok önemli ismi ülkemizde ağırladık.</p>

<p>11 Şubat'ta Yunanistan Başbakanı Sayın Miçotakis'i Külliyemizde misafir ettik. Görüşmelerimizde iki ülke arasındaki münasebetlerimizin yanı sıra, Ege ve Akdeniz'e ilişkin tutumlarımızı değerlendirme imkânı bulduk. İmzaladığımız belgelerle ilişkilerimizin ahdî zeminini pekiştirdik. Batı Trakya, Türk azınlığının eğitim ve dinî haklarından tam olarak istifade edebilmesi noktasındaki beklentilerimizi Sayın Miçotakis ile paylaştım. Yunanistan'la geçtiğimiz sene yaklaşık 7 milyar dolara ulaşan ikili ticaret hacmimizi 10 milyar dolar seviyesine yükseltmek arzusundayız.</p>

<p>12 Şubat'ta ise Sırbistan Cumhurbaşkanı Sayın Vucic misafirimizdi. Sayın Vucic ile yaptığımız görüşmede Sancak bölgesi dâhil ortak gündemimizdeki tüm konuları istişare ettik. Karşılıklı ticaret hacmimizin 3,5 milyar dolara ulaştığı Sırbistan'daki Türk sermayeli firmalarımızın sayısı bin 500'ü aştı. Sivil havacılık, kültür, eğitim, enerji, ulaştırma ve turizm gibi farklı alanlarda Sırbistan'la ilişkilerimizi inşallah daha da derinleştireceğiz.</p>

<p><strong>“ÜNİVERSİTELERİMİZİN, İLİME VE BİLİME YAPTIĞI NİTELİKLİ KATKILARLA ANILMASI İÇİN ÇALIŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ”</strong></p>

<p>13 Şubat'ta ise vakıf inisiyatifiyle yapılan 210 kişilik erkek öğrenci yurdu ile 706 kişilik kuzey kampüs kız öğrenci yurdumuzun resmî açılışlarını gerçekleştirmek üzere Boğaziçi Üniversite’mizin misafiri olduk. Kapalı otoparkları, sosyal alanları ve gelişmiş imkânlarıyla 1 milyar 150 milyon lira değerindeki yatırımları üniversitemizin ve öğrencilerimizin hizmetine sunduk.</p>

<p>Bu eserlerde emeği geçen Boğaziçi Üniversitesi Geliştirme Vakfı’mıza ve İstanbul Valiliği’mize bir kez daha teşekkür ediyor, yeni yurtlarımızın üniversitemiz ve öğrencilerimiz için hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Şahsımızı karanfillerle karşılayan ve coşkuyla bağrına basan Boğaziçili genç kardeşlerime teşekkürlerimi iletiyorum.</p>

<p>Aynı merasimde yeni yatırımlarımızın da müjdesini verdik. Depreme dayanıksız olduğu için yıkılan eski kütüphanenin yerine 3 bin kullanıcı ve 1,5 milyon kitap kapasiteli modern bir eser inşa edeceğiz. Aynı şekilde 3 milyar liralık bir diğer yatırımla Boğaziçi Üniversitesi'ne yeni ve tam teşekküllü bir laboratuvar kompleksi kazandıracağız.</p>

<p>Uluslararası kongre ve sempozyumlara ev sahipliği yapacak bin kişilik yeni bir konferans salonunu da üniversitemizin kullanımına sunacağız. Yapımı devam eden 220 kişi kapasiteli yeni kız öğrenci yurduyla birlikte toplam değeri 8 milyar lirayı aşan yatırımlarla üniversitemizin eğitim ve barınma standartlarını daha da yükselteceğiz.</p>

<p>Burada şunu önemle ifade etmek isterim ki, milletin kaynaklarıyla kurulan üniversiteler hiçbir marjinal ideolojinin kurtarılmış bölgesi değildir. Üniversiteler 86 milyonun evlatlarınındır, halkındır, aziz milletimizindir. Üniversiteler zenginlerin, elitlerin olduğu kadar gariban çobanın, çiftçinin, kapıcının, esnafın, işçinin, inşaat ustasınındır, onların çocuklarınındır. Giriş kapısına ikna odalarının kurulduğu, kılık kıyafetlerinden dolayı genç kızların içeri alınmadığı, katsayı zulmüyle meslek liselerinin önünün kesildiği, klan dayanışmasıyla unvanların ona buna peşkeş çekildiği, tek sesliliğin, tek tipçi dayatmaların hâkim olduğu karanlık dönemler artık üniversitelerde tamamen geride kalmış, üniversitelerimiz özgürleşmiştir.</p>

<p>Çetin mücadeleler sonucunda üniversiteler birilerinin özel mülkü olmaktan çıkmış, asli sahibine iade edilmiş, halka aidiyeti teyit ve tescil edilmiştir. Allah'ın izniyle bundan geriye dönüş olmayacaktır. Üniversitelerimizi babalarının malı gibi gören, arka bahçeleri gibi gören müstebit ve mütekebbir zihniyetin dayatmalarına boyun eğmeyeceğiz. Üniversitelerimizin eylemlerle, kavgalarla, baskılarla değil, ilime ve bilime yaptığı nitelikli katkılarla anılması için çalışmaya devam edeceğiz.</p>

<p><strong>“STRATEJİK COĞRAFİ KONUMUN ÜLKEMİZE SAĞLADIĞI AVANTAJLARI ETKİN BİÇİMDE KULLANMANIN GAYRETİNDEYİZ”</strong></p>

<p>Üç kıtanın kesiştiği yerde Avrupa, Asya ve Afrika'nın buluşma noktasında yer alan bir ülkeyiz. Bu stratejik coğrafi konumun ülkemize sağladığı avantajları etkin biçimde kullanmanın gayretindeyiz. 20 yıl önce başlattığımız Afrika Açılımı zamanla ortaklığa dönüşerek çok ciddi mesafe kaydetti. 17 Şubat'ta Başbakan Sayın Abiy Ahmed Ali'nin davetine icabetle 11 yıllık aranın ardından Etiyopya'nın Başkenti Addis Ababa’daydık. Sayın Ahmed Ali ile yaptığımız görüşmelerde enerji, madencilik, ticaret, yatırımlar, eğitim ve iletişim gibi alanlardaki ilişkilerimizi, hâlihazırda Türkiye, Etiyopya'daki en büyük ikinci yatırımcı ülkedir. Etiyopya'daki 200'ü aşkın firmamız, 2,5 milyar doları aşan yatırımlarıyla şu anda 20 bin Etiyopyalı kardeşimizin istihdamına destek oluyor. Bu rakamların yakın gelecekte inşallah daha da artacağına inanıyor, nazik misafirperverlikleri için Etiyopya Başbakanı Sayın Ahmed Ali'nin şahsında tüm Etiyopya halkına bir kez daha teşekkür ediyorum.</p>

<p><strong>“TERÖRDEN RANT DEVŞİRENLERE RAĞMEN SÜREÇ HEDEFİNE DOĞRU SAĞLAM ADIMLARLA İLERLİYOR”</strong></p>

<p>Etiyopya ziyaretimizden döndükten sonra ‘Valiler Buluşması’ vesilesiyle 81 il valimizle Külliyemizde bir araya geldik. Şehr-i Ramazana ‘Merhaba’ dediğimiz 19 Şubat'ta ise ilk iftarımızı her zaman olduğu gibi yine şehit ailelerimizle yaptık. Şehit yakınlarımız, ezanı, bayrağı, vatanı ve milleti için canlarını feda eden kahramanların bizlere emanetidir. Bu emanetlere hakkıyla sahip çıkabilmek için son derece titiz ve hassas bir şekilde hareket ediyor, şehitlerimizin ruhunu incitecek, gazilerimizi ve şehit ailelerimizi müteessir edecek hiçbir girişime fırsat vermiyoruz.</p>

<p>Şuna büyük bir memnuniyetle şahit oluyoruz: Şehit yakınlarımızla birlikte aziz milletimiz terörün kalıcı olarak bitmesi için yürüttüğümüz ‘Terörsüz Türkiye’ sürecine sahip çıkıyor. Terörden beslenenlere, terörden rant devşirenlere rağmen süreç hedefine doğru sağlam adımlarla ilerliyor. Biz de meşru dairede kalmak, milletimizin hassasiyetlerine azami hürmet göstermek suretiyle inşallah, bu süreci menziline ulaştıracağız. Bu vesileyle ülkesi, milleti ve değerleri için gözünü kırpmadan can veren tüm şehitlerimizi rahmetle yâd ediyor, gazilerimize ve şehit ailelerimize şahsım ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum.</p>

<p>20 Şubat'ta tanıtım programına iştirak ettiğimiz Cemre Vakfı’mızın kuruluşunun hayırlı olmasını temenni ediyorum. Cumartesi günü ise orucumuzu çiftçilerimizle birlikte İstanbul Haliç Kongre Merkezi'nde açtık. Binbir emekle toprağa işleyen çiftçi kardeşlerimizle hem aynı sofrayı hem de yeni müjdelerimizi paylaştık. Küçükbaş hayvan yetiştiriciliğini teşvik başta olmak üzere açıkladığımız tüm müjdelerimizin çiftçilerimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.</p>

<p>Bugünkü Kabine Toplantımızda da savunma, sağlık ve ticaret başta olmak üzere gündemimizdeki konuları masaya yatırdık. 20 Şubat'ta başlayan NATO'nun en büyük ve en kapsamlı tatbikatlarından biri olan Steadfast tatbikatı Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ulaştığı seviyeyi tüm dünyaya bir kez daha gösterdi. Tatbikatta devletimizi ve milletimizi gururla temsil eden askerlerimizi tebrik ediyor, Rabbim ayaklarına taş değdirmesin diyorum.</p>

<p><strong>“HER TÜRLÜ BAĞIMLILIKLA MÜCADELEMİZİ AYNI KARARLILIKLA DEVAM ETTİRECEĞİZ”</strong></p>

<p>Sağlık alanında ülkemizi nereden nereye getirdiğimizi 2002 öncesi yılları dönemi hatırlayan vatandaşlarımız çok iyi biliyor. Vatandaşlarımızın şikâyetlerine de kulak vererek eksiklerimizi tamamlıyor, sağlık hizmetlerinin standardını yükseltmeye devam ediyoruz.</p>

<p>Şu anda Türkiye genelinde 8 bin 310 Aile Sağlığı Merkezi, 335 Sağlıklı Hayat Merkezi ve 973 Toplum Sağlığı Merkezi’miz var. Sadece son bir yılda 302 Aile Sağlığı Merkezi ile 71 Sağlıklı Hayat Merkezi’ni hizmete açtık. Birinci basamakta 30 bin aile hekimimiz vasıtasıyla insanımıza hizmet sunuyoruz. Bakınız, 2025 yılında ülkemiz genelindeki sağlık tesislerimizde toplam 1 milyar 24 milyonun üzerinde muayene yapıldı. Bunların yaklaşık 450 milyonu aile sağlığı, 21 milyonu ise sağlıklı hayat merkezlerinde gerçekleştirildi. Akciğer kanseri başta olmak üzere birçok hastalığın müsebbibi olan sigara tiryakiliğiyle mücadelede tavizsiz bir duruş sergiliyoruz. Açtığımız 784 yeni birimle sigara bırakma polikliniği sayımızı bin 349'a çıkardık. Ancak bu illetle başarılı mücadelede devletimizin gayretlerinin tek başına yeterli olması mümkün değil. Medyanın, sanatçıların, dijital mecraların ve ailelerimizin de bizlere destek olması, mücadeleyi sahiplenmesi lazım. Halkımızın sağlığını tehdit eden her türlü bağımlılıkla mücadelemizi aynı kararlılıkla devam ettireceğiz.</p>

<p>Bu düşüncelerle Kabinemizde aldığımız kararların ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.”</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra Cumhurbaşkanlığı Kabinesi ve Millî Güvenlik Kurulu (MGK) üyeleri ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesindeki iftar programında bir araya geldi.<br />
<br />
Kaynak:&nbsp;<a href="https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/164153/-dunyanin-neresinde-olursa-olsun-kimseden-cekinmeden-dogrulari-dile-getiriyoruz-">https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/164153/-dunyanin-neresinde-olursa-olsun-kimseden-cekinmeden-dogrulari-dile-getiriyoruz-</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/bogazici-universitesi-tasavvuf-arastirma-merkezinde-yeni-yonetim-3062</link>
            <category>KÜLTÜR SANAT</category>
            <pubDate>Mon, 23 Feb 2026 23:46:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Boğaziçi Üniversitesi tasavvuf araştırma merkezinde yeni yönetim</h1>
                        <h2>Boğaziçi Üniversitesi Nafi Baba Tasavvuf, Tarih ve Kültürel Miras Uygulama ve Araştırma Merkezi yönetiminde yeni atamalar yapıldı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/bogazici-universitesi-tasavvuf-arastirma-merkezinde-yeni-yonetim-1771879746.webp">
                        <figcaption>Boğaziçi Üniversitesi tasavvuf araştırma merkezinde yeni yönetim</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>&nbsp;<span style="font-size:11px"><span style="color:#000000">2019 yılından bu yana Boğaziçi Üniversitesi’nde Güney Kampüs’teki Nafi Baba binasında faaliyet gösteren Nafi Baba Tasavvuf, Tarih ve Kültürel Miras Araştırma Merkezi’nin yönetim kadrosunda değişikliğe gidildi. Yönetim değişikliğinin gerekçesi önceki çalışanların görev sürelerinin dolması olarak gösteriliyor.</span></span></p>

<p><span style="color:#000000">Merkez Müdürü Derin Terzioğlu ile Yönetim Kurulu üyeleri Çiğdem Kafescioğlu, Oya Pancaroğlu, Arzu Öztürkmen ve Engin D. Akarlı’nın (Emeritus, Brown Üniversitesi, ABD) görevleri sonlandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YENİ YÖNETİM KİMLERDEN OLUŞUYOR?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Yeni yönetim kadrosunda Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü başkan yardımcısı Doç. Dr. Sibel Kocaer, Felsefe Bölümü öğretim üyesi Dr. Yasin Ramazan Başaran ve Tarih Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Şahin Baykal ile İbn Haldun Üniversitesi ve İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan Doç. Dr. Ahmet Murat Özel yer alıyor. Eski yönetim kurulundan, Nafi Baba evlatlarından öğretim üyesi Dr. Mehmet Nafi Artemel görevine devam edecek. </span></p>

<p><span style="color:#000000">18 Şubat 2026 tarihli yazıyla Yasin Ramazan Başaran Nafi Baba Tasavvuf, Tarih ve Kültürel Miras Uygulama ve Araştırma Merkezi yeni müdürü olarak atandı. </span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>NAFİ BABA TEKKESİ’NİN TARİHİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Merkeze adını veren Nafi Baba Tekkesi, Rumelihisarı’nın batısında, İstanbul Boğazı’na bakan bir tepede bulunan bir Bektaşi dergâhıydı. Osmanlı’nın son dönem belgelerinde “Şehitlik Tekkesi” olarak da anılan yapı, adını İstanbul kuşatması öncesinde ilk şehitlerin verildiği mevkide kurulmuş olmasından alıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Nafi Baba, Bektaşiliğin yasaklı dönemi şartlarında yetişen en önemli Bektaşi babalarındandır. 1835 yılında Şehitlik’te dünyaya gelmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Nafi Baba, Şehitlik Dergâhı’nı bir ilim, kültür ve sanat merkezine dönüştürerek İstanbul’un entelektüel kesiminin müdavimleri arasında yer aldığı bir kurum haline getirmiştir. Bu dönemde dergâhın müdavimleri arasında Filozof Rıza Tevfik, Karikatürist Cem, Gedai, Rami, Hüseyin Kamî ve Künci (Günci) gibi dönemin meşhur düşünür, sanatkâr ve şairleri de bulunuyordu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Şehidlik Tekkesi Mezarlığı ile Dua Tepesi’nin restorasyonu amacıyla Kültür Bakanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Boğaziçi Üniversitesi arasında 2006 tarihinde bir protokol imzalanmıştır. Tekke binası geçmiş resimlerden yararlanarak 2015 yılında yeniden inşa edilmiş olup, Boğaziçi Üniversitesi 2018 yılından itibaren bu binayı Nafi Baba Tasavvuf, Tarih ve Kültürel Miras Uygulama ve Araştırma Merkezi olarak kullanmaktadır.</span>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/lahey-belediyesi-dab-dere-sosyal-merkez-statusu-verdi-3061</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Mon, 23 Feb 2026 13:23:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Lahey Belediyesi DAB-DER’e sosyal merkez statüsü verdi</h1>
                        <h2>Hollanda’nın duayen gazetecilerinden İlhan Karaçay’ın bildirdiğine göre, Lahey Belediyesi Alevi Bektasi Kültür ve Tanıtma Derneği DAB-DER’e “Geleceğin Mahalle Evi” statüsü verdi. Böylece, DAB-DER artık Belediye tarafından tanınan, desteklenen ve mahalleye açılan bir kamusal merkez haline geldi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/lahey-belediyesi-dab-dere-sosyal-merkez-statusu-verdi-1771842594.webp">
                        <figcaption>Lahey Belediyesi DAB-DER’e sosyal merkez statüsü verdi</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Hollanda’nın duayen Türk gazetecilerinden İlhan Karaçay’ın haberine göre, Lahey Belediyesi,&nbsp;Alevi Bektasi Kültür ve Tanıtma Derneği DAB-DER’in binasını mahalleye açık bir sosyal merkez olarak konumlandırarak, göçmen kökenli bir sivil toplum kuruluşuna kamusal rol tanıyan dikkat çekici bir adım attı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Lahey Belediyesi’nin Alevi Bektasi Kültür ve Tanıtma Derneği&nbsp;DAB-DER’e verdiği,&nbsp;“<strong><em>Buurthuis van de Toekomst</em></strong>”&nbsp;(Geleceğin Mahalle Evi)&nbsp;statüsü, Hollanda’daki göçmen kurumları açısından yeni bir dönemin kapısını aralıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Karaçay’a göre bu haber, Hollanda’da yerel yönetim modeli ile toplum merkezlerinin kesiştiği noktada ortaya çıkan yeni bir kamusal rolün hikayesidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>“<strong>BELEDİYE İÇİNDE BELEDİYE” VEYA “İKİNCİ BİR BELEDİYE BİNASI MI”</strong></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Buurthuis van de Toekomst</strong></em>”&nbsp;modeli, Belediyenin klasik mahalle evi anlayışını yenileyerek bazı sivil adresleri, mahallede herkesin girebildiği ve faaliyet üretebildiği bir&nbsp;<strong>“</strong><strong>kamusal buluşma noktası”</strong>&nbsp;haline getirmeyi hedefliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu, adeta&nbsp;“<em><strong>Belediye içinde Belediye</strong></em>”&nbsp;veya&nbsp;“<em><strong>İkinci bir Belediye binası</strong></em>”&nbsp;oluyor!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Elbette hukuken belediye değil. İmza yetkisi yok. Resmi kamu gücü yok. Ancak fiiliyatta, Belediyenin mahalleye dönük sosyal hizmetlerinin bir kısmı burada görünür hale geliyor. Belediyenin desteklediği ve Belediyenin hedeflerine bağlanan bir işlev üstleniyor. Bu da sıradan bir&nbsp;“<em><strong>dernek lokali</strong></em>”&nbsp;tanımını aşıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu merkezler, Belediyenin mahalleye dönük sosyal faaliyetlerinin yürütüldüğü, vatandaşın kapısını çalabildiği ve toplumun kendi kendine örgütlenebildiği bir alan haline geliyor.<br />
Bir başka ifadeyle, Belediye hizmetlerinin yerel ölçekte hissedildiği bir&nbsp;“<strong><em>toplumsal temas noktası</em></strong>”&nbsp;oluşuyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BUURTHUIS VAN DE TOEKOMST NEDİR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Buurthuis van de Toekomst</strong></em>”&nbsp;kavramı Hollanda’da yıllardır konuşulan bir mahalle politikası yaklaşımıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ama bu bir isim değildir. Bu bir rol tanımıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu statü verilen yerlerden beklenen temel şey şudur:&nbsp;Kapı yalnızca üyeye değil, mahallede yaşayan herkese açık olacak. İnsanlar sadece katılımcı olmayacak. İsterlerse faaliyet düzenleyebilecek. Toplumsal ihtiyaçlara cevap verecek programlar üretilecek.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu merkezlerde şu faaliyetler önceliklidir.<br />
* Gençler için eğitim ve yönlendirme çalışmaları.<br />
* Yaşlılar için sosyal buluşmalar.<br />
* Kadınlara yönelik destek ve dayanışma programları.<br />
* Mahalle sakinlerini bir araya getiren kültürel etkinlikler.<br />
* Gönüllülük ve katılımı güçlendiren projeler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu model, klasik anlamda bir ruhsat ya da özel bir imtiyaz değildir. Belediyenin, mahallede zaten aktif olan bir kurumu kamusal sosyal buluşma noktası olarak tanımasıdır. Yani burada verilen şey bir ayrıcalık değil, mahalleye açık olma ve toplumsal sorumluluk üstlenme çerçevesidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>DAB-DER ÖRNEĞİ NEDEN ÖNEMLİ?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Lahey’deki&nbsp;Alevi Bektasi Kültür ve Tanıtma Derneği&nbsp;DAB-DER,&nbsp;bu modelin göçmen toplum üzerinden hayata geçtiği en dikkat çekici örneklerden biri oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Derneğin binası, Belediyenin katkısıyla kapsamlı biçimde yenilendi. Zeminler, tuvaletler, etkinlik alanları ve mutfak modern hale getirildi. Bu süreç 2018 yılında başladı ve 2020 sonunda tamamlandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Belediye daha sonra bu yapıya&nbsp;“<em><strong>Buurthuis van de Toekomst</strong></em>”&nbsp;etiketi verdi. Etiketin sunumu için Belediye yöneticilerinin katıldığı bir program düzenlendi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu adım, göçmen kökenli bir kültür kurumunun mahalle ölçeğinde kamusal rol üstlenmesi açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">DAB-DER,&nbsp;kendisini yalnızca bir inanç merkezi olarak değil, sosyal ve kültürel faaliyetler yürüten bir toplum kurumu olarak tanımlıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kuruluşun yaklaşık 27 yıllık geçmişi bulunuyor. Gençlere yönelik eğitim faaliyetleri, yaşlılara yönelik sosyal programlar ve kültürel etkinlikler uzun yıllardır devam ediyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>LAHEY / İLHAN KARAÇAY</strong></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/metin-uysal-acikladi-bor-cenneti-turkiyede-bor-madeninden-turmalin-tasi-3060</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Mon, 23 Feb 2026 00:38:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Metin Uysal açıkladı: Bor cenneti Türkiye'de, bor madeninden turmalin taşı</h1>
                        <h2>Türkiye'nin önde gelen değerli taş ve maden araştırmacılarından Metin Uysal, gazeteci Bora Özizmirli'ye verdiği özel röportajda, bor silikatlarından olan turmalin taşının özelliklerini, oluşum koşullarını, Türkiye'deki potansiyelini ve çeşitlerini detaylı bir şekilde anlattı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/metin-uysal-acikladi-bor-cenneti-turkiyede-bor-madeninden-turmalin-tasi-1771797043.webp">
                        <figcaption>Metin Uysal açıkladı: Bor cenneti Türkiye'de, bor madeninden turmalin taşı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>Türkiye'nin önde gelen değerli taş ve maden araştırmacılarından Metin Uysal, </strong>gazeteci Bora Özizmirli'ye verdiği özel röportajda, bor silikatlarından olan turmalin taşının özelliklerini, oluşum koşullarını, Türkiye'deki potansiyelini ve çeşitlerini detaylı bir şekilde anlattı. Röportaj iki bölüm halinde paylaşıldı ve turmalinin, özellikle bor zengini ülkemiz için büyük bir fırsat olabileceğini vurguladı.&nbsp;</p>

<p>Uysal açıklamasında şörl(siyah turmalin taşı) ile altın arama konusunda bağlantısınıda açıkladı.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/k%C3%B6%C5%9Feli%20%C3%A7ubuk%20%C5%9Feklinde%20turuncu%20kristal%20turmalin%20ta%C5%9Flar%C4%B1%20(1).jpg" style="height:448px; width:800px" /></p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>TURMALİN: BOL, DAYANIKLI VE RENK ÇEŞİTLİLİĞİYLE DİKKAT ÇEKEN TAŞ</strong></span></p>

<p>Metin Uysal, turmalini <strong>"ne en değerli ne de en ender taş" </strong>olarak tanımlasa da pratik avantajlarını öne çıkardı: Diğer taşlara kıyasla çok daha bol bulunması, her renk ve doygunlukta mevcut olması,<strong> 7-7.5 sertlik</strong> derecesiyle dayanıklı ve işlenebilir olması, magmatik, metamorfik ve sedimanter kayaçlarda görülebilmesi. Turmalinin en önemli özelliği is<strong> toplu halde bulunabilmesi</strong> ve bu sayede büyük ceplerde(turmalin alanları) milyonlarca lira değerinde rezervlere rastlanabilmesi.</p>

<p>Uysal, turmalinin karmaşık kimyasal yapısına (kalsiyum, sodyum, lityum, demir, manganez, alüminyum, krom, vanadyum, bor gibi elementler) dikkat çekerek, yeni başlayanlar için korkutucu görünse de işin özünün anlaşılması halinde basitçe kavranabileceğini belirtti. Taşın renk çeşitliliğinin nedeni de bu karmaşık yapı.</p>

<p>Oluşum mekanına göre farklılıklar gösteren turmalin, mika şistlerinde inklüzyonlarla kalitesizleşebilirken,<strong> hidrotermal yataklarda daha temiz, </strong>sağlam ve büyük boyutlarda bulunabiliyor. Uysal, bu yataklarda devasa kütleler ve yüksek değerli örnekler olabileceğini, elmas veya<strong> altın aramaya göre</strong> çok daha düşük maliyetli ve hızlı olabileceğini vurgulayarak, Türkiye'deki<strong> bor cenneti, hidrotermal yatak bolluğu, </strong>metamorfik ve magmatik alan genişliğiyle turmalin potansiyelinin çok yüksek olduğunu ifade etti.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">HİDROTERMAL YATAKLARA DİKKAT!</span></strong></p>

<p>Hidrotermal yataklarının turmalin açısından önemini bahseden Metin Uysal, açıklamasında Türkiye'de bol miktarda hidrotermal yatakların olduğunu belirterek şunları kaydetti:</p>

<p><em>"<strong>Turmalin taşı,</strong> oluştuğu mekana ve oluşum biçimine göre bazı farklılıklar gösterir. Mika şistler içinde meydana gelenlerle hidrotermal yataklarda oluşanlar arasında görüntü yönünden belirgin farklar olur. Taş, doğası gereği çok fazla element ihtiva ettiği için eğer mikaşist bir alanda oluşursa içine değerini düşürecek inklüzyonlar veya mineraller alabilir. Bu durum taşın görünüşünü ve dayanıklılığını olumsuz etkiler. Denebilir ki; sağlam ve temiz görünümlü olanlar daha çok hidrotermal yataklarda, sıcak su ve buharın açtığı oyuk, girinti ve boşluklarda oluşanlardır.</em></p>

<p><em>Bu yataklarda oluşan turmalinler milimetrik boyuttan<strong> devasa kütlelere </strong>kadar ulaşabilir. Daha da önemlisi, bu tür yerlerde meydana gelen büyükçe ceplerde bazen milyonlarca lira değerinde turmalin bulunabilir. Dünyada bu taşın yerini bulup milyoner olan insan çoktur.</em></p>

<p><em>Elmas veya<strong> altın arama, bulma</strong> ve çıkarma işlemleri gayet pahalı ve zaman alıcıdır. Oysa turmalin böyle değildir. Bu nedenle bölgesinde turmalin bulunması muhtemel olan arkadaşlara bu taş üzerine daha fazla ağırlık vermelerini tavsiye ederim.</em></p>

<p><em>Eğer ülkenin bir bor cenneti olduğunu idrak edersek ve diğer yan öğeleri bununla birleştirirsek (<strong>hidrotermal yatakların bolluğu,</strong> metamorfizmadan geçmiş alanların büyüklüğü, magmatik kayaç alanlarının inanılmaz genişliği vs.), ne demek istediğim daha kolay anlaşılır."dedi.</em></p>

<p><strong><span style="color:#3498db"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/k%C3%B6%C5%9Feli%20%C3%A7ubuk%20%C5%9Feklinde%20k%C4%B1rm%C4%B1z%C4%B1%20kristal%20turmalin%20ta%C5%9Flar%C4%B1%20(1).jpg" style="height:448px; width:800px" /><br />
TÜRKİYE'DEKİ DEĞERLİ TAŞ DURUMU VE TURMALİN POTANSİYELİ</span></strong></p>

<p>Ülkemizin değerli taşlar açısında<strong>n "ikinci sınıf" </strong>bile olmadığını belirten Uysal, çok daha düşük değerli olan agat, kalsedon, kuvars gibi taşların ton bazında satıldığını, ametist, ateş opali, yeşim gibi taşların kalite ve pazarlama sorunları yaşadığını anlattı. <strong>Zultanit (diaspor)</strong> taşının dünyada sadece bizde bulunmasına rağmen yok pahasına satıldığını, bunun büyük kayıp olduğunu söyledi. Turmalin konusunda ise&nbsp;<strong>Denizli'de kalit</strong>eli örnekler bulunduğunu, diğer illerde de varlığına emin olduğunu belirtti.&nbsp;</p>

<p><strong>Uysal açıklamasında şunları kaydetti:</strong></p>

<p><em>"Hâlihazırda değerli taşlar yönünden ülkemiz ikinci sınıf kategorisine bile girmemektedir.</em></p>

<p><em>Dünyada şimdilik sadece bizde bulunan <strong>zultanit (veya diaspor) </strong>ise ne yazık ki istenildiği gibi tanıtılmamış ve yok pahasına satılmaktadır. <strong>(Üzülerek söylemek zorundayım; birçok taşçı arkadaş bu taşları değerinin çok altında, bilhassa yabancılara satmakta, belki kendilerine kısa vadeli kazanç sağlamakta ama bu değerimize zarar vermektedir.)</strong> Ayrıca şunu da artık ekleyebilirim: Zultanit taşı sadece Manisa ilimizde bulunmamıştır. Ülkemizin jeolojik oluşumu açısından beklendiği gibi başka illerimizde de bulunmuş ve bulunmaya devam etmektedir.</em></p>

<p><em>Oltu taşı, akik, lüle taşı ülkemizde çıkarılmakta olup belli bir pazarı vardır; ancak bunlar esas olarak değerli taş kapsamında değerlendirilmez. Değerli taşlar genellikle</em> karat <em>olarak satılır.</em>" dedi.</p>

<p><br />
<strong><span style="color:#2980b9">ÖNEMLİ JEOLOJİK İPUÇLARI</span></strong></p>

<p>Turmalin tipomorf mineral; oluşum sıcaklığını (jeofaz evreleri) gösteriyor. Siyah şörl düşük ve yüksek sıcaklıklarda oluşurken, renkli türler<strong> 500-450°C </strong>aralığında başlıyor. Siyah turmalin bazik kayaçlarda bakır, düşük sıcaklık oluşumlarında altın göstergesi olabiliyor.</p>

<p>Metin Uysal, turmalinin Türkiye'de bolca bulunabileceğini, özellikle bor zengini bölgelerde arama yapılması gerektiğini vurgulayarak, "Doğru yerde aranırsa Paraíba bile bulunabilir" dedi. Siyah turmalinin cevherin<strong> %90'ını</strong> oluşturduğunu, renkli olanların ise daha değerli olduğunu belirtti.</p>

<p><strong>BURASI ÖNEMLİ !!! : </strong>Eğer bir yerde siyah turmalin varsa ve ayrıca o yöredeki kayaç ve toprak yapısı “bazik” nitelikte ise bu o yörede BAKIR olduğu anlamına gelir, dahada önemlisi Eğer siyah turmalin daha düşük sıcaklıklarda meydana gelmişse o yörede <strong>ALTIN</strong> var demektir.</p>

<p><br />
<br />
<span style="color:#2980b9"><strong>TURMALİN ÇEŞİTLERİ VE ÖZELLİKLERİ</strong></span></p>

<p><br />
Açıklamasında<strong> 32 çeşit turmalin o</strong>lduğunu vurgulayan Metin Uysal, bazı turmalin çeşitlerini açıklamasına eklemediğini belirterek, bunun nedenini flor olduğunu söyledi. Uysal açıklamasında şunları kaydetti:</p>

<p><em>"Turmalin çeşitleri içine bazılarını eklemedim sebebi bunların aslında diğerlerinden esas olarak farkı flor içine girmesi ile yeni bir mineral olarak bilim dünyasınca kabul edilmesidir bizler için önemli olmadığını düşündüm.İsteyen 32 alt grubu incelesin,kabul edilen <strong>32 turmalin </strong>çeşidi var çoğunu belirttim"</em>dedi.</p>

<p>Turmalin geniş bir aile: En bilinenler şörl (siyah) ve elbait(renkli). Kimyasal yapısı bor silikat temelli. Sertlik 7-7.5, özgül ağırlık 2.8-3.1, renk skalası tüm renkleri kapsıyor (hatta renksiz). Pleokroik (farklı açılardan farklı renk görünümü) özelliği var. Pegmatit, <strong>hidrotermal yataklar g</strong>ibi ortamlarda oluşuyor.</p>

<p>Uysal açıklamasının devamında şunları söyledi:</p>

<p><em>"Karşımıza en çok çıkacak olan turmalin kesinlikle şörl denilen siyah turmalindir genel olarak var olan turmalin cevherinin <strong>%90 gibi bir </strong>kısmını teşkil eder.Buna sebeb turmalin taşının oluşumunda yatar yani yazdığım gibi üç ayrı fazda siyah turmalin oluşur bu da bu taşın bolluğunun sebebidir,tabi birde demir elementinin dünyanın her yerinde çok yüksek oranlarda bulunmasi asıl sebeb olarak gözüküyor.<strong>Siyah turmalin</strong> taşı özellikleri ö.ağırlığ:3.18-3.22 renk:siyah,mavimsi siyah,kahverengimsi siyah,nadirende yeşilimsi siyah. Parlaklık:cam,reçineli. Kristal sistemi aynı şeffaflık ise opak ve yarı ışık geçirgendir.Normal turmalin taşında demir girmesi sonucu oluşmuştur."</em> dedi.</p>

<p><strong><span style="color:#2980b9">UYSAL, RÖPORTAJIN İKİNCİ BÖLÜMÜNDE AZ BİLİNEN ÇEŞİTLERİ SIRALADI:</span></strong></p>

<p><strong>Foitite: </strong>Mavimsi siyah, mor tonlar, düşük sıcaklık oluşumlu.</p>

<p><strong>Adachiite:</strong> Kahverengi-mor, 90 yaşında ki Tomio Adachi tarafından Japonya’da bulundu ve onuruna bu isim verildi kendisi yaşına rağmen gösterdiği azimle pek çok kişiye örnek olmuştur. Taşın rengi kahverengimsi,mor,mavi-mor taş 2013 yılında onaylandı şörl denen siyah turmalin ile beraber bulunur.</p>

<p><strong>Bosiite:</strong> Koyu kahve-siyah.İtalya’da öğretim üyesi olan Ferdinand Bosi tarafından bulundu ve onuruna taşa bu isim verildi.isim 2015 yılında onaylandı. Rengi koyu kahve rengi,siyah ö.ağırlık:3.23</p>

<p><strong>Feruvite:</strong>1989 yılında bulundu ismi “uvite”minerali ile ilişkisi nedeniyle verildi. Rengi koyu kahverengi,siyah parlaklık :donuk ve cam ö.ağırlık:3.2 Çizgi rengi: gri</p>

<p><strong>UVİTE: </strong>1929 yılında o zamanki ismi ile Sri Lanka da bulundu,bulunduğu bölgenin yerel ismini aldı(verildi)bu taş aslında genişçe bir gurubun adıdır ayni zamanda.Bir önceki taş bu taş nedeni ile bu ismi almıştı (benzerliğinden dolayı) Rengi siyah,yeşilimsi siyah,kahverengimsi siyah,siyah,kahverengi,yeşil,beyaz Çizgi rengi:açık kahverengi,açık yeşil,beyaz parlaklık cam gibi bu taş yaygın olan turmaline benzerliği vardır karıştırılabilir</p>

<p><strong>LUCCHESİİTE:</strong>İtalyan Prof.Sergio Lucchesi nin yaptığı başarılı çalışmalar nedeniyle bu taşa ismi verilerek onurlandırıldı.rengi siyah parlaklık cam ö.ağırlık:3.22 çizgi rengi:gri Pegmatiklerde kuvars ile bulunur.</p>

<p><strong>Dravit:</strong> Çok yaygın, kahverengi-sarı tonlar.&nbsp;1889 yılında bulundu bulunduğu nehrin ismini aldı,çok yaygın olan bir turmalin çeşididir. Metin Uysal "sık sık karşımıza çıkabilir ben şahsen çok karşılaştım."dedi.&nbsp;Rengi: açık kahverengimsi,koyu kahverengi,kahverengimsi siyah,koyu sarı(toprağımı sarı),mavi. Parlaklık:cam,reçinemsi ö.ağırlık:3.03-3.18 çizgi rengi:açık k.rengi,beyaz(nadir)</p>

<p><strong>LİDDCOATİTE:</strong> Amerikan gemolist Richard T.Liddicoat onuruna bu isim verilmiştir. Rengi:açık kahverengi,kırmızı,pembe,yeşil,mavi,beyaz. Parlaklık cam ö.ağırlığı:3.02ç.rengi:beyaz,açık kahverengi</p>

<p><strong>Darrelhenryite: </strong>Soluk pembe.&nbsp;ABD de bulundu,bulan kişi öğr.üyesi Darrel J. Henry nin onuruna ismi verildi.2012 yılında onaylandı. Rengi soluk pembe parlaklık cam özgül ağırlık:3.03 yapı normal tourmaline benzer.</p>

<p><strong>Marumaite:</strong> Yüksek basınçlı, içinde elmas taşıyabiliyor (dikkat çekici nokta).&nbsp;Japonya’da bulundu.bulunduğu adanın adı verildi. Rengi:soluk kahverengi,kırmızı. Parlaklık:cam ç.rengi:beyaz,çok soluk kahverengi Küçük tanecikler halinde bulunur.ö.ağılık: 3.081&nbsp;</p>

<p><strong>Rossmanite:</strong>Tsilaite gibi nadir çeşitler.ABD li George R.Rossman onuruna bu ad verildi. Rengi:soluk pembe,renksiz parlaklık camç.rengi: beyaz</p>

<p><strong>TSİLAİSİTE: </strong>Madagaskar’da bulundu bulunduğu bölgenin adı verildi. Küçük nimuneler halinde bulunmuştur.rengi:yeşilimsi sarı. Parlaklık:cam ö.ağırlık:3.133 çizgi rengi:beyaz</p>

<p><strong>Elbait:</strong> En değerli renkli tür (yeşil, kırmızı/rubellit, mavi/indicolite, krom turmalin). Paraíba turmalini (bakır renkli, elektrik mavisi) ayrı bir paragraf açarak anlattı: Brezilya ve Afrika'da nadir bulunan, çok yüksek değerli bu taş için Türkiye'de bor + pegmatit + bakır (hidrotermal) kombinasyonu aramak gerektiğini savundu.</p>

<p><strong>Paraíba Taşı:</strong>Daha önceleri böyle bir taş yoktu. 1980’li yıllarda Henry Barbosa adlı maceraperest ve zengin bir iş adamı Brezilya’ya geldi. Amacı buralardan güzel taşlar satın almaktı. Paraíba eyaletinde bir tepeyi gördü ve ortada hiçbir belirti yokken “Ben buradan çok güzel taşlar bulacağım” dedi ve çalışmalara başladı. Parası ve zamanı boldu. Birçok kişi kendisine <strong>“Boşuna bu tepede uğraşıyorsun”</strong> diye nasihat etse de kulak asmadı. Yanlış hatırlamıyorsam sekiz yıl süreyle tepeyi kazdırdı. Ortaya bir türlü değerli taşlar çıkmıyordu ama sonunda bir gün işçiler çok parlak küçük taşlarla geldiler. İşte bunlar Paraíba turmalinleri idi.</p>

<p>Bu taşların en büyük özelliği içindeki bakır nedeniyle aşırı parlak oluşlarıdır. Renkleri mavi ve yeşilimsiydi; bazıları ise elektrik mavisiydi. Olay taş dünyasını sarstı, hiç beklenmeyen bir durumdu. Hemen ardından bu taşa sahip olma çılgınlığı başladı. Ne yazık ki bulunan taşlar çok azdı. Durum böyle olunca fiyatlarda patlama yaşandı. Barbosa da yaptığı işten ziyadesiyle kârlı çıktı.</p>

<p>Böylece bir müddet sonra ortalık yavaş yavaş sakinleşti. Ancak bu durum 2000’li yılların başında Afrika’da<strong> “Paraíba turmalini” </strong>bulunmasıyla tekrar hareketlendi. Gerçekten de yine bakır nedeniyle aşırı berrak ve parlak turmalin taşları bulunmuştu. Şimdi taş satıcıları ve bilim insanları “Bunlar Paraíba sayılırmı, sayılmaz mı?” tartışmasına devam ediyorlar.</p>

<p>Bu taşlar öylesine nadirdir ki her 10.000 elmasa karşılık bir adet bulunabilir. Elbette fiyatı da son derece yüksektir; yarı şeffaf olanı bile yüksek bedelle alıcı bulur.</p>

<p><strong>Paraíba Taşı konusunda ayrıca parantez açan Metin Uysal,"</strong>Niye böyle uzun anlattım? Yaşadığımız ülke biliyoruz ki dünyanın en zengin bor yataklarına sahiptir. Dolayısıyla bizde turmalin bol miktarda vardır. Peki, bizde bu çeşitten olabilir mi? Bence doğru yerde aranırsa bulunur. Bunun şartları şunlardır:</p>

<p>1. Bol bor olan bölge seçilecek, &nbsp;<br />
2. O bölgede pegmatitik yatak olacak, &nbsp;<br />
3. Aynı bölgede bakır bulunacak.</p>

<p>(Bakır madeni porfiri yatakta kayaçlar içinde saçılım hâlinde bulunur; magmatik yataklarda masif hâlinde bulunur; hidrotermal yataklarda ise rezerv genellikle düşüktür.)</p>

<p>Benim şahsi görüşüm (ki yanlış olabilir): Paraíba taşı için uygun olan bakır madeni magmatik olamaz. Dünya haritasına bakılırsa fay hatlarının en yoğun olduğu bölgelerde bu taştan bulunmamıştır. Porfiri de pek olası görünmüyor. Geriye hidrotermal yataklar kalıyor. Bence buralara bakılmalı… ama bu da yanlış bir varsayım olabilir."dedi.</p>

<p><span style="color:#2980b9"><strong>KONUYA İLGİLİLER AÇISINDAN METİN UYSAL'IN AÇIKLAMASININ DETAYLI AÇIKLAMASI ŞÖYLE:</strong></span></p>

<p>Aslında bu taş grubu ne en değerlisi ne de en ender bulunanıdır. Ama işe pratik taraftan bakınca; diğer taşlara göre kıyas kabul etmeyecek kadar bol bulunur, gayet güzel ve alımlı bir taştır. Hemen hemen her renk ve doygunlukta bulunur, sertliği yeterlidir, dayanıklıdır, işlemeye uygundur. Hem magmatik kayaçlarda hem metamorfik kayaçlarda hatta sedimanter (çökelti) kayaçlarında bile bulunur. İsmi yaygındır, iyi tanınır ve en önemli özelliği toplu bulunabilme gibi güzel bir özelliktir.</p>

<p>Çok değişik renk kombinasyonu gösterme nedenini çok karmaşık kimyasal yapısında aramak gerekir. Gerçekten yeni başlayan meraklılar için gözü korkutacak kadar karmaşık formülleri vardır. Bir de bu grubun gayet geniş olduğunu düşünürsek işin bu yanı biraz tedirgin edici olabilir. Biz bu tür konuları işin uzmanlarına bırakalım ve en pratik yönteme bakalım. Aslında karışık görünen pek çok konuda olduğu gibi burada da işin özünü anlarsak, göründüğü kadar karmaşık olmadığını görürüz.</p>

<p>Turmalin taşı oluştuğu mekana ve oluşum biçimine göre bazı farklılıklar gösterir. Mika şistler içinde meydana gelen ile hidrotermal yataklarda oluşanlar arasında görüntü yönünden farklılıklar olur. Taş doğası gereği çok fazla element ihtiva ettiği için, eğer mikaşist bir alanda oluşursa içine değerini düşürecek inklüzyonlar veya mineraller alabilir. Bu durum taşın görünüşünü ve dayanıklılığını olumsuz etkiler. Denebilir ki sağlam ve temiz görüntülü olanlar daha çok hidrotermal yataklarda, sıcak su ve buharın açtığı oyuk, girinti ve boşluklarda oluşanlardır. Bu yataklarda oluşanlar milimetrik boyuttan devasa kütlelere kadar değişebilir. Daha da önemlisi, bu tür yerlerde meydana gelen büyükçe ceplerde bazen milyonlarca lira değerinde turmalin bulunabilir. Dünyada bu taşın yerini bulup milyoner olan insan çoktur. Elmas veya altın arama, bulma ve çıkarma işlemleri gayet pahalı ve zaman alıcıdır. Oysa turmalin böyle değildir. Bu nedenle bölgesinde turmalin olması muhtemel arkadaşlara bu taş üzerine ağırlık vermelerini tavsiye ederim.</p>

<p>Eğer ülkenin bir bor cenneti olduğunu idrak edersek ve diğer yan öğeleri bununla birleştirirsek (hidrotermal yatakların bolluğu, metamorfizmadan geçmiş alanların büyüklüğü, magmatik kayaç alanlarının inanılmaz genişliği…) ne demek istediğim daha kolay anlaşılır. Halihazırda değerli taşlar yönünden ülkemiz ikinci sınıf kategorisine bile girmemektedir. En çok çıkarılan taşlarımıza bakalım: agat taşı (istisnalar hariç ton bazında satılır), kalsedon taşı da öyle, birkaç yerde sınırlı çıkarılan dağ kuvarsı ve dumanlı kuvars da bu şekilde satılır. Balıkesir’de bulunan ametist taşı ki kuvarslar içinde en değerlisi kabul edilir, ne yazık ki renk doygunluğu yetersizdir ve iyi pazarlanamamaktadır. Kütahya’da çok az çıkarılan ateş opali zamanında yabancılar tarafından işletilmiş ve kalanların değeri ve ebatı küçüktür. Bursa’da var olan yeşim taşı rengi itibarıyla ve üretim olarak yetersizdir. Jasper gibi taşları şimdilik dikkate almamak gerekir.</p>

<p>Dünyada şimdilik sadece bizde bulunan “zultanit” veya “diaspor” ise ne yazık ki istenildiği gibi tanıtılmamış, yok pahasına satılmaktadır (üzülerek söylemek zorundayım; birçok taşçı arkadaş bu taşları değerinin çok altında, bilhassa yabancılara satmakta, belki kendilerine kazanç sağlamakta ama bu değerimize zarar vermektedir). Ayrıca şunu da artık ekleyebilirim: Zultanit taşı sadece Manisa ilimizde bulunmamıştır. Ülkemizin jeolojik oluşumu açısından beklenildiği gibi başka illerimizde de vardır ve bulunmuştur.</p>

<p>Konumuz olan turmalin Yozgat ilinde pembe olanı bulunmuş ancak kalite sorunu vardır. Ama benim daha önce yayınladığım gibi Denizli’de de bu taşlardan vardır ve kalitesi yüksektir. Diğer illerimizde de var olduğundan eminim. Yakut Malatya’da bulunmuş ancak yeterli kalitedeki örneğe ulaşılamamış olup şimdilik pazar değeri yoktur. Ama korund türevi bu taşların yakın zamanda birçok yerde bulunacağını düşünüyorum (çok yazdım; bu taşlar için her türlü jeolojik ortam ve materyal bizde var). Zümrüt gibi taşlar ne yazık ki hâlâ bulunamamıştır (bu taş için zaruri olan krom, hidrotermal yatak ve beril hep birlikte gerekli). Elmas konusu hâlâ bir muamma, inşallah çözülecek. Spinel gibi taşları da korund grubu ile düşünmek gerekir. Oltu taşı, akik, lüle taşı ülkemizde çıkarılmakta olup belli bir pazarı vardır ancak bunlar esas olarak değerli taş kapsamında değildir. Değerli taşlar karat olarak satılır. Florit Edirne’de çıkarılmaktadır. Garnet pek çok yerde olmasına rağmen ciddi bir üretim ve işlemesi (değerli taş olarak) yoktur.</p>

<p>Evet, kısa bir özet yapmış olduk; böylece nerede olduğumuzu da değerlendirebiliriz.</p>

<p>Tekrar esas konumuza dönelim. Turmalin geniş bir aileyi kapsar. Çoğumuz bu taştan bahsedilince aklımıza ya siyah renkli olan “şörl” gelir ya da değişik renklerde bulunabilen “elbait” cinsidir. Oysa renkli olarak bulunan ve değerli taş kapsamına giren başka turmalin çeşitleri olduğu gibi, yine siyah renkli olup “şörl” cinsinden olmayan turmalin çeşitleri de vardır.</p>

<p>Kimyasal olarak: kalsiyum, sodyum, potasyum, lityum, magnezyum, çeşitli değerlikte demir, çeşitli değerlikte manganez, alüminyum, değişik değerlikte krom, değişik değerlikte vanadyum, sülfür, bor, oksijen, hidrojen, flor… Aslında burada yazılanlardan daha karışık bir yapı arz eder. Bu konuyu uzatarak arkadaşları sıkmak istemem ama aslında basite indirgenmiş formülü olduğunu söylemekle yetineyim.</p>

<p>-Sertlik: 7–7.5 &nbsp;<br />
- Özgül ağırlık: 2.8–3.1 arası &nbsp;<br />
- Renk: siyah, beyaz, kırmızı, pembe, mavi, yeşil, sarı, turuncu… kısacası bütün renkler. Hatta ben sadece beyaz (renksiz) de buldum. &nbsp;<br />
- Kristal sistemi: altıgen yapıda prizmatik, üzerinde ince uzunlamasına çizgiler olur &nbsp;<br />
- Parlaklık: cam, reçineli &nbsp;<br />
- Çizgi rengi: beyaz &nbsp;<br />
- Görünüş: neredeyse opaktan saydama kadar &nbsp;</p>

<p>Turmalin – C ekseni tarafından bakıldığında (uzun prizmanın üst tarafı) daha koyu renkli görünür. Ancak –C eksenine dik açı ile bakıldığında daha açık renklidir; yani “pleokromatik”tir. Turmalin dayanıklı olduğu için dere ile uzun mesafelere taşınabilir ve buralarda bulunabilir. Bu durumda bulunanlar kristal yapısına uygun görünüşünü kaybederek şekilsiz hale gelirler.</p>

<p>Bulunduğu yerler: Myanmar, ABD, Rusya, İtalya, Nijerya, Mozambik, Madagaskar, Kanada, Meksika, Brezilya vb. &nbsp;<br />
Beraber bulunduğu mineraller: kuvars, albit, lepidolit, korund, spodumen, kalsit, mikroklin, muskovit &nbsp;<br />
Oluştuğu kayaçlar: turmalin her tür ortamda bulunabilir; magmatik kayaçlar, başkalaşım (metamorfik) kayaçları, çökelti kayaçları, hidrotermal yataklar, pegmatitler.</p>

<p>Eğer bir yerde biyotit mika baskınsa ya burada turmalin yoktur ya da çok azdır. Bu durumu şöyle formüle edebiliriz:</p>

<p>&nbsp;Biyotit + muskovit +, – kordierit +, – turmalin +, – andalusit &nbsp;<br />
Muskovit + turmalin +/– biyotit +/– granat &nbsp;</p>

<p>Bu formül bize şunu söyler: Eğer bir yerde muskovit mika baskınsa (çoksa), biyotit olabilir veya olmayabilir fakat turmalin vardır, granat da olabilir veya olmayabilir.</p>

<p>Muskovit + turmalin + - biyotit + - granat bu formül ise bize şunu söylemektedir: Eğer bir yerde muskovit mikası baskınsa (çoksa), biyotit olabilir veya olmayabilir fakat turmalin vardır, garnet de olabilir veya olmayabilir.Konuyu daha derinleştirelim; jeolojide “tipomorf mineraller” denen ve çeşitli mineral oluşumlarının oluşum sıcaklığını gösteren, yani bir şekilde kayaç içinde fosillerin görevini yaparak nasıl oluştuğunu anlamamıza yarayan mineraller vardır. Bu minerallerin en önemlileri kuvars, topaz, turmalin, beril ve mikalardır. Anlaşılacağı üzere turmalin bir tipomorf mineraldir ve oluşum evreleri çok iyi bilinmektedir. İkincil diyebileceğimiz tipomorf mineraller ise zirkon, garnet, florit, apatittir.Tipomorf mineraller bize “jeofaz” denilen mineralin oluşum sıcaklığını gösterir. Her jeofaz devresinin kendine özgü mineralleri vardır. Şöyle düşünelim: Eriyik halde ve sıcaklığı yaklaşık 1200 derece olan magma değişik şekillerde soğuyarak içinde eriyik halde bulunan elementler mineralleri meydana getirirler. İşte jeofaz denilen bu mineral oluşum sırası çeşitli evrelere ayrılır. Basite indirgeyerek yazıyorum. JEOFAZ A EVRESİ: sıcaklık 1100 derece, bu evreye (magmatik evre) denir. JEOFAZ B EVRESİ: sıcaklık 800 derece, bu evreye (pegmatik evre) denir. JEOFAZ C EVRESİ: sıcaklık 700 derece, bu evreye yine (pegmatik evre) denir. JEOFAZ D EVRESİ: sıcaklık 600 derece, bu evreye yine (pegmatik evre) denir. JEOFAZ E EVRESİ: sıcaklık 550 derece, bu evreye yine (pegmatik evre) denir. JEOFAZ F EVRESİ: sıcaklık 500 derece, bu evreye (pnömatolitik evre) denir. JEOFAZ G EVRESİ: sıcaklık 450 derece, bu evreye (pnömatolitik evre) denir. JEOFAZ H EVRESİ: sıcaklık 400 derece, bu evreye yine (pnömatolitik evre) denir. JEOFAZ I EVRESİ: sıcaklık 300 derece, bu evreye (hidrotermal evre) denir. JEOFAZ K EVRESİ: sıcaklık 200 derece, bu evreye (hidrotermal evre) denir. JEOFAZ L EVRESİ: sıcaklık 100 derece, bu evreye yine (hidrotermal evre) denir. JEOFAZ M EVRESİ: sıcaklık &lt;100 derece altı (bu evreye süperjen de denir), son evre yüzeyde oluşur. Turmalinin pegmatik yataklarda oluşanları çok iyi incelenmiştir. Jeofaz evrenin A ve B evresinde yani sıcaklığın en yüksek olduğu evrede “şörl” denilen siyah turmalin oluşur. Ancak bu turmalin “ışınsal” yapıdadır. Jeofazın D ve E evresinin sonunda yani sıcaklık 600-550 derecede iken yine şörl yani siyah turmalin meydana gelir. Ancak bu sefer iri yapıdadır. Jeofazın E ve F evresinde yani F evresinin başlangıcında (500 derece) ilk defa renkli turmalinler oluşmaya başlar; bunlar mavi renklidir. Mavi turmalinler “apatit” minerali ile beraber bulunma eğilimindedir. Jeofazın F ve G evresinde yani sıcaklığın 500-450 derece olduğu durumda çok renkli turmalinler oluşur; önce kahverengi sonra yeşil, pembe ve kırmızı sırası ile oluşur. Jeofazın H ve I evresinde yani sıcaklık 400-300 arasında iken “florit minerali” ve “zeolitler” ile birlikte yine siyah turmalin oluşur, ancak oluşan turmalin iğnecikler halindedir, yani büyük kütleli oluşmaz. Bu evre ile birlikte turmalinin oluşum safhası sona erer. Artık daha sonraki evrelerde turmalin oluşmaz.Burada anlatılan muhakkak ki basitleştirilmiş şekildir; gerçekte durum daha karışıktır fakat olayı bu şekilde kafamızda canlandırabiliriz. Ayrıca anlatıldığı gibi her şey tekdüze gitmez, bilhassa ilk oluşanlar içinde ayrışmalar olabilir. Bunun neticesinde yeni mineraller meydana gelir (muskovit, flogopit ve klorit oluşur ve bunlar küçük parçalar halinde olur; bu durum bilhassa G fazı için geçerlidir).Not: Genel olarak şöyle denebilir; bir yörede turmalin oluşumu varsa bu o yörenin kayaç yapısının “asidik veya nötr” olduğunun delilidir. (Asidik kayaç yapısı: kayaç ve onu oluşturan magmanın içinde SiO2 (kuvars) oranının % &gt; 63'den büyük olduğunu gösterir; nötr demek ise SiO2 oranının %52-63 arası demektir. Yine aynı şekilde “bazik yapı” %52-45 arası silis oranıdır, ultrabazik yapı ise % &lt; 45 az anlamındadır.<br />
Karşımıza en çok çıkacak olan turmalin kesinlikle şörl denilen siyah turmalindir; genel olarak var olan turmalin cevherinin %90 gibi bir kısmını teşkil eder. Buna sebep turmalin taşının oluşumunda yatar; yani yazdığım gibi üç ayrı fazda siyah turmalin oluşur. Bu da bu taşın bolluğunun sebebidir. Tabi bir de demir elementinin dünyanın her yerinde çok yüksek oranlarda bulunması asıl sebep olarak gözüküyor. Siyah turmalin taşı özellikleri: ö.ağırlık: 3.18-3.22; renk: siyah, mavimsi siyah, kahverengimsi siyah, nadirende yeşilimsi siyah. Parlaklık: cam, reçineli. Kristal sistemi aynı; şeffaflık ise opak ve yarı ışık geçirgendir. Normal turmalin taşında demir girmesi sonucu oluşmuştur.Arkadaşlar turmalin çeşitleri içine bazılarını eklemedim; sebebi bunların aslında diğerlerinden esas olarak farkı flor içine girmesi ile yeni bir mineral olarak bilim dünyasınca kabul edilmesidir. Bizler için önemli olmadığını düşündüm. İsteyen 32 alt grubu incelesin; kabul edilen 32 turmalin çeşidi var, çoğunu yazdım. Benim bu taş hakkında bulabildiklerim bunlar.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dizi-ve-filmler-cocuklari-siddete-yonlendiriyor-3059</link>
            <category>KÜLTÜR SANAT</category>
            <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 21:45:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Dizi ve filmler çocukları şiddete yönlendiriyor!</h1>
                        <h2>AA'nın "Küçük Yaş, Büyük Suç" dosya haberi kapsamında değerlendirmelerde bulunan Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Işık Görker, çocuk suçluluğunun arkasındaki nedenlerin başında medya içeriklerinin geldiğini söyledi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/dizi-ve-filmler-cocuklari-siddete-yonlendiriyor-1771786282.webp">
                        <figcaption>Dizi ve filmler çocukları şiddete yönlendiriyor!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">AA'nın "Küçük Yaş, Büyük Suç" dosya haberi kapsamında değerlendirmelerde bulunan Görker, dizi ve filmlerdeki suç örneklerinin çocukları şiddete yönlendirdiğini vurguladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>'ÇOCUK İZLEDİĞİNİ UYGULUYOR'</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Görker, çocukların suç işlemesinin arkasındaki ana nedenlerin araştırılıp değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, "<em><strong>Çocuk bir suç işlediğinde 'neden bunu yaptın, bir daha yaparsan sana şu cezayı veririm' demek bir yere kadar etkili olabilir. Ama çevresindeki olumsuz faktörleri değiştirmezseniz, bu çocuklar suçluluğu seçebiliyor</strong></em>" dedi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Özellikle sosyal medya, televizyon, dizi ve filmlerde suç işleyen kişilerin ön planda tutulmasının ve bu kişilerin daha iyi yerlere geldiğinin gösterilmesinin çocukları olumsuz etkilediğini kaydetti.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">'OKULA DEVAM ETMEYEN ÇOCUK SUÇA YÖNELİYOR'</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Klinik deneyimlerinden örnekler veren Görker, adli vakalarda karşılarına gelen çocukların çoğunun okula gitmediğini söyledi. </span></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>Okula gitmiyorlar, okula devam etmiyorlar, bırakmışlar ve bunun denetimini yapan bir merci yok. Çocuklar okula gitmezlerse bir uğraşıyla onları büyütmek gerekiyor. Bu da yoksa çocuk bir şekilde kendini var etmek için bir ortam kurmaya çalışır</strong></em>" diye konuşan Görker, motosiklet almak için hırsızlık yapan, haneye tecavüz suçu işleyen çocuk örnekleriyle karşılaştıklarını belirtti.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">'ŞİDDET İÇEREN YAYINLAR AZALTILMALI'</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Görker, medya ve yayın sektörüne önemli önerilerde bulundu. </span></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>Neden sadece şiddet içeren, öfke barındıran, yabancı ya da yerli diziler izleniyor? Neden normal hayatı içeren diziler yok?</strong></em>" diye soran Görker, "<em><strong>Hayatımız bizim sürekli kavga, dövüş, vurma, çırpma, elimizde tabancayla dolaşarak geçmiyor. Normal hayatımızda da çok çekici filmler ve diziler görebilirsiniz, bundan çok mutlu olabilirsiniz</strong></em>" ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">'ŞİDDET AĞIRLIĞI AZALTILIRSA DEĞİŞİM KAÇINILMAZ'</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">"<em><strong>Dizi ve filmlerdeki suç örnekleri çocukları şiddete yönlendiriyor</strong></em>" diyen Görker, şu değerlendirmede bulundu: "<em><strong>Bu şiddet ağırlığını toplumsal olarak ortadan kaldırdığınızda bir değişim görmemek mümkün değildir. Bunları söylerken anne ve babanın rol model olmasının yanı sıra çocuklar toplumda da rol model ararlar. Özellikle ergenler bu anlamda doğru rol model seçmeleri için doğru yönlendirilmelidir.</strong></em>"</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Kaynak: AA</span></strong></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ozgunduzun-annesi-hakka-ugurlandi-3058</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 21:24:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Özgündüz’ün annesi Hakk’a uğurlandı</h1>
                        <h2>Tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden Türkiye Caferileri Lideri Selahattin Özgündüz’ün annesi Hacı Susen Özgündüz, Zeynebiye Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından dualarla son yolculuğuna uğurlandı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/ozgunduzun-annesi-hakka-ugurlandi-1771784832.webp">
                        <figcaption>Özgündüz’ün annesi Hakk’a uğurlandı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><h1><span style="color:#000000"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Türkiye&nbsp;</span></span><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Caferiler</span></span><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">i Lideri&nbsp;</span></span><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Selahattin Özgündüz</span></span><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">’ün annesi Hacı Susen Özgündüz’ün vefatı, sevenlerini yasa boğdu.</span></span></span></h1>

<p><span style="color:#000000"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Merhume Susen Özgündüz, 22 Şubat Pazar günü öğle namazının ardından Zeynebiye Camii ve Kültür Merkezi’nden son yolculuğuna uğurlandı.</span></span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/%C3%96Z2.png" style="height:450px; width:760px" /></span></span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Cenaze namazına aile yakınlarının yanı sıra çok sayıda vatandaş katıldı.</span></span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Özgündüz ailesi taziyeleri kabul ederken, merhume için dualar edildi.</span></span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Düzenlenen cenaze törenine, İstanbul Valisi Davut Gül, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Nuri Aslan, Küçükçekmece Kaymakamı Mustafa Anteplioğlu, Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Esma Ersin, Anahtar Partisi Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, CHP İstanbul Eski Milletvekili Ali Özgündüz, İran İslam Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Ahmad Mohammadi, Bahçelievler Belediye Başkanı Hakan Bahadır, CEM Vakfı Genel Müdürü Süleyman Kılıç, El Mustafa Üniversitesi Türkiye Temsilcisi Vahid Kaşanî, CABİR Başkanı Ehed Talan, Zeynebiye Derneği Başkanı Ali Şahintekin, CAFERİDER Başkanı Hasan Babur, Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Sekreteri Ali Rıza Özkan, ATADER Başkanı Rüstem Atam, İFA Spor Kulübü Başkanı Erdinç İlter, Zehra Ana Derneği Başkanı Meftune Atam, ZHGM Başkanı Hasan Şapulu, CABİR Bölge Temsilcileri, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarının başkan ve yöneticileri ve Merhume Özgündüz’ün ailesi, yakınları ve sevenleri katıldı. </span></span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Merhume Susen Özgündüz’ün cenaze namazını Türkiye Caferileri Lideri Selahattin Özgündüz kıldırdı. </span></span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/%C3%96Z1.png" style="height:450px; width:760px" /></span></span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Zaman zaman gözyaşlarına hâkim olamayan Özgündüz, katılımcılara teşekkür ederek helallik istedi.</span></span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Merhume Özgündüz’ün naaşı Halkalı Merkez Mezarlığı'nda toprağa verildi. </span></span></span></p>

<p><span style="color:#000000"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Merhume için taziye yeri Zeynebiye Cami ve Kültür Merkezi’nde düzenlenmektedir.</span></span></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/akd-eski-genel-baskan-yardimcisi-kurt-sordu-bu-sorulara-cevap-verin-3057</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 20:12:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>AKD eski genel başkan yardımcısı Kurt sordu: Bu sorulara cevap verin!</h1>
                        <h2>Alevi Kültür Dernekleri eski genel başkan yardımcısı Ergün Kurt, olağanüstü genel kurula giderken, mevcut yönetim kurulu üyelerine sorular yöneltti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/akd-eski-genel-baskan-yardimcisi-kurt-sordu-bu-sorulara-cevap-verin-1771780674.webp">
                        <figcaption>AKD eski genel başkan yardımcısı Kurt sordu: Bu sorulara cevap verin!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Alevi Kültür Dernekleri 15 Mart’ta olağanüstü genel kurula gidecek. AKD genel merkez yönetim kurulu içerisinde yaşanan şiddetli tartışmaların ardından alınan olağanüstü genel kurul kararı sonrasında, tabanda yeni yönetimin nasıl şekilleneceğine dair görüşler ifade edilirken, eski genel başkan yardımcısı Ergün Kurt, kim seçilirse seçilsin, ama Alevi inancına, geleneğine ve ikrarına uygun ilkeleri benimseyenlerin yönetime gelmesini vurgulayan sorular kaleme aldı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte, o yazı:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>Alevî Kültür Dernekleri Genel Merkezi’ne Açık Çağrı:</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu Sorulara Cevap Verin!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Söz konusu olan sıradan bir dernek değil.<br />
Söz konusu olan, toplumsal hafızayı, inancı ve mücadele geleneğini temsil ettiğini söyleyen bir kurum: Alevî Kültür Dernekleri Genel Merkezi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Tam da bu yüzden sorular ağırdır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü temsil iddiası varsa, hesap verme zorunluluğu da vardır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevî Kültür Dernekleri Genel Merkezi yönetimine soruyorum:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Avrupa Birliği hibe fonlarından kullanılan kaynakların kalem kalem dökümü neden kamuoyuna açık değildir?<br />
Son dilimde geldiği ifade edilen 60.000 Avro hangi projelerde, hangi tarihlerde, hangi kararlarla harcanmıştır?<br />
Bu harcamalar yönetim kurulu karar defterine işlenmiş midir?<br />
Bağımsız denetim raporu var mıdır? Varsa neden üyelerle paylaşılmamaktadır?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Önceki dönemlerde genel saymanlık görevini yürüten Feryat Bakan’a soruyorum:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Söz konusu hibe tutarının dağıtımında hangi imza prosedürü uygulanmıştır?<br />
Ödemeler kurumsal sözleşmelere mi dayanmıştır?<br />
Yapılan tüm işlemlerin resmi dekont ve muhasebe kaydı mevcut mudur?<br />
Yoksa süreç, belgesel şeffaflık olmadan mı yürütülmüştür?</span></p>

<p><span style="color:#000000">AKD Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz ve Genel Sekreteri Feryat Bakan’a soruyorum:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Deprem gibi tarihimizin en büyük felaketlerinden biri sonrasında AABK’dan AKD hesabına aktarıldığı belirtilen 600.000 TL’nin akıbeti nedir?<br />
Bu para hangi hesaplara aktarılmıştır?<br />
Dağıtım kriterleri nelerdir?<br />
Kişisel hesaplara herhangi bir transfer yapılmış mıdır?<br />
Yapıldıysa bunun hukuki dayanağı nedir?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu sorular kişisel husumet değildir.<br />
Bu sorular, inanç kurumlarının siyaset üstü bir ahlaki zeminde durma zorunluluğudur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevî toplumu tarih boyunca “<em><strong>emanet</strong></em>” kavramını kutsal bilmiştir.<br />
Emanet, hesap vermeden taşınmaz.<br />
Şeffaflık, açıklama yapmamakla değil; belge yayımlamakla olur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Eğer her şey usulüne uygunsa yapılacak tek şey vardır:<br />
Gelir-gider tablolarını, banka dekontlarını, yönetim kurulu kararlarını ve varsa bağımsız denetim raporlarını kamuoyuna açık şekilde yayımlamak.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Suskunluk güven üretmez.<br />
Güven, denetlenebilirlikten doğar.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevî Kültür Dernekleri Genel Merkezi bu sorulara net, belgeli ve açık cevap verecek mi?<br />
Yoksa “<strong><em>kurumsal itibar</em></strong>” söylemi, şeffaflığın önüne mi geçecek?</span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplum bekliyor.<br />
Ve bu kez cevap istiyor.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/emeklilere-bayramda-ikramiye-var-mi-3056</link>
            <category>EKONOMİ</category>
            <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 19:42:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Emeklilere bayramda ikramiye var mı?</h1>
                        <h2>2026 yılında emekli bayram ikramiyesi için belirlenen 3 farklı senaryo değerlendiriliyor. Milyonlarca emekli ve aylık alan vatandaşın heyecanla beklediği ikramiye tutarları merak konusu.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/emeklilere-bayramda-ikramiye-var-mi-1771778806.webp">
                        <figcaption>Emeklilere bayramda ikramiye var mı?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">2026 maaş zamlarının netleşmesiyle milyonlarca emekli, dul ve yetim aylığı alan vatandaşın gözü, bu kez bayram ikramiyelerine çevrildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">SSK ve Bağ-Kur emeklileri yüzde 12,19, memur ve memur emeklileri ise yüzde 18,60 oranında zam alırken, en düşük SSK ve Bağ-Kur emekli aylığı 20 bin liraya, en düşük memur emeklisi aylığı 27 bin 889 liraya yükseltildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kök aylığı düşük olan yaklaşık 5 milyon emeklinin maaşı da memur artış oranına eşitlenerek yukarı çekildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Zamlı maaşların ödenmeye başlanmasıyla birlikte hükümetin bayram ikramiyesi için atacağı adım merak konusu oldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ramazan ayına girilmesiyle birlikte 17 milyon kişiyi ilgilendiren bu artışın ne kadar olacağı merak ediliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>3 SENARYO ÖNE ÇIKIYOR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bayram ikramiyeleriyle ilgili&nbsp;3 ayrı senaryo dillendiriliyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>5 BİN LİRA</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Ramazan ve Kurban Bayramlarında emeklilere nefes aldırmak için başlatılan uygulamada en son 4 bin lira uygulanmıştı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bayram ikramiyesinin 2026'da yüzde 25 oranında zamlanarak 1.000 lira artırılması ve 4 bin liradan&nbsp; 5 bin liraya çıkartılması bekleniyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İkramiyenin 5 bin liraya&nbsp; yükselmesi halinde emekliler, Ramazan ve Kurban bayramlarında toplam 10 bin lira alacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İkramiyenin 5 bin lira olması hakkında bu artışın bütçeye etkisi ise 150 milyar lirayı aşacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>5 BİN 500 LİRA</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Tutarın 5 bin 500 TL olması durumunda toplam ödeme 11 bin liraya çıkacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>6 BİN LİRA</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Emeklilere ödenecek toplam ikramiyenin 6 bin TL olması halinde ise ödenecek rakam 12 bin liraya çıkacak.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YENİ RAKAM TORBA YASAYA GİRECEK</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bayram ikramiyesiyle ilgili düzenleme, önümüzdeki hafta TBMM'ye sunularak torba teklife eklenecek.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>RESMİ GAZETE'DE YAYIMLANACAK</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda görüşülecek olan düzenleme, TBMM Genel Kurulu'nda yasalaştırılmasının ardından Cumhurbaşkanının onayına sunulacak ve Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girecek.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>BAYRAM İKRAMİYESİNİN SÜRECİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Bayram ikramiyesi uygulaması ilk kez 2018 yılında, emeklilere ödenmeye başladı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İlk ödeme tutarı 1.000 TL olarak belirlendi ve yılda iki kez verildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>YIL YIL BAYRAM İKRAMİYESİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">2018-2020: 1.000 TL</span></p>

<p><span style="color:#000000">2021-2022: 1.100 TL</span></p>

<p><span style="color:#000000">2023: 2 bin TL</span></p>

<p><span style="color:#000000">2024: 3 bin TL</span></p>

<p><span style="color:#000000">2025: 4 bin TL</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>KİMLER YARARLANACAK?</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">SSK (4A), Bağ-Kur (4B) ve Emekli Sandığı (4C) emeklileri</span></p>

<p><span style="color:#000000">Malullük ve vazife malullüğü aylığı alanlar</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sürekli iş göremezlik geliri sahipleri</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dul ve yetimler (hisse oranında)</span></p>

<p><span style="color:#000000">65 yaş aylığı alanlar</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şehit yakınları, gaziler ve diğer hak sahipleri</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ersan-sen-iddia-etti-2027nin-kasim-ayinda-secim-var-3055</link>
            <category>SİYASET</category>
            <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 19:07:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ersan Şen iddia etti: 2027'nin Kasım ayında seçim var!</h1>
                        <h2>Ensonhaber Youtube kanalında konuk olan deneyimli hukukçu Ersan Şen, 2027 yılının Kasım ayında bir seçim beklediğini yinelerken TBMM'nin ülkeyi seçime götürmek için 360 milletvekilini bulma konusunda herhangi bir sorun yaşamayacağını ve bu şekilde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yeniden aday olabileceğini söyledi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/ersan-sen-iddia-etti-turkiye-2027nin-kasim-ayinda-secime-gidecek-1771776888.webp">
                        <figcaption>Ersan Şen iddia etti: 2027'nin Kasım ayında seçim var!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Bir sonraki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin 2028'in Mayıs ayında yapılması bekleniyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Muhalefet cephesinin erken seçim çağrıları sürerken Ankara kulislerinde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden aday olabilmesi için seçim tarihinin daha erkene çekilebileceği yönünde iddialar yer alıyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ensonhaber YouTube kanalında Çağlar Cilara'nın moderatörlüğünde yayınlanan programa konuk olan Ceza Hukukçusu Prof. Ersan Şen, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın olası adaylık süreci hakkında konuştu.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000">Açıklamasında erken seçim için tarih veren Şen, şunları kaydetti:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"2027 KASIM AYINDA TÜRKİYE SEÇİME GİDECEKTİR"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Herkes hesaplarını yapıyor. Seçim kanunları üzerinde bir takım değişiklikler düşünülebilir. Çünkü seçim kanunları biliyorsunuz yürürlüğe girdikten sonra bir yıldan evvel uygulanamıyor. Ben Türkiye’de seçimin tarihini daha önce söyledim; yanılabilirim, eleştiri de alabilirim ama 2027 yılının Kasım ayında Türkiye Cumhuriyeti, Türk Milleti hem Cumhurbaşkanlığı hem de Meclis seçimlerine gidecektir.</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Şöyle bir hesap yapılıyor: 360 nasıl bulunacak? Çünkü Türkiye Büyük Millet Meclisi seçim kararı alamazsa Sayın Erdoğan’ın adaylığı söz konusu olmayacak. Sayın Erdoğan seçime götürürse aday olamıyor; üçüncü kez aday olamıyor. O tartışma bitti. Tüm bunlar da bir erken seçim, yani seçimlerin zamanından evvel öne alınması, yenilenmesi anlamına geliyor. Bu anlamda 360 meselesinde ben büyük bir tartışma çıkacağını düşünmüyorum.</strong></em></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"OY İÇİN İFTAR SOFRALARINA OTURMAK GEREK"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Partilerin çalışmalarına da değinen Şen, şu ifadeleri kullandı:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>O tutuklandı, bu tutuklanıyor, sıra ona geldi, buna geldi… Bunların demokratik bir hukuk devletinde, toplumunda söylenmemesi, konuşulmaması lazım. Ama sosyal medya bilhassa ve basın bunları öyle bir işliyor ki insanlar ister istemez endişe ediyorlar. Dolayısıyla benim gördüğüm; önümüz artık Ramazan da başladı, iftar sofraları kuruldu.</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Yurt içinde, yurt dışında tüm siyasilerin, belediye başkanlarının bu dört haftalık süreçte, en azından hafta içinin dışında hafta sonlarında, çünkü yurt dışında yaklaşık yüzde 2,5’luk ciddi bir oy potansiyeli var, oralara önem vermek suretiyle ayrım yapmaksızın o sofralara oturarak; ama kuş sütünün eksik olmadığı sofralar değil, gerçek iftar sofraları…</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Yoksa beş yıldızlı otellerde verilip de emeklinin, işçinin, memurun yanına yaklaşamadığı ürünlerin masalarda olduğu sofralar değil; gerçekten yer sofralarında, halkın sofralarında, iftar sofralarında, iftar çadırlarında siyasilerin, belediye başkanlarının olması; halkla, gençlerle, bütün İslam âlemiyle, Müslümanlarla buluşmaları lazım. Çünkü doğru olan budur.</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"ABDULLAH GÜL ADAY OLURSA SEÇİLEMEZ"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">CHP'nin Abdullah Gül'ü aday yapacağı iddiaları sorulan Şen, bunun mümkün olmadığını belirterek şöyle konuştu:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Netice itibarıyla ben elinde ateş olan, önü açık, genç, dinamik ekibiyle bir kişinin kurtarıcı olarak görülmediği; katılımcı, çoğulcu demokratik hayata geçecek, geçirecek bir anlayıştan yanayım. Çünkü ülkenin bence en önemli sorunu bu yönetim sisteminden kaynaklanıyor. Bizim bu yönetim sistemini daha çoğulcu ve demokratik hale getirmemiz lazım. Meclisin, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin daha işler olması lazım.</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Bozulan kuvvetler ayrılığı ilkesinin daha da kuvvetlendirilip, kuvvetler birliğinden çıkılıp kuvvetler ayrılığı ilkesinin tesis edildiği bir biçimin öne çıkması gerektiğini düşünüyorum. Abdullah Gül yapamaz mı? Sayın Gül’le olmaz bu. Sayın Gül seçilemez. Ben öyle düşünüyorum.</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Aday olsa Abdullah Gül, hayır, seçilmesi imkânsız. Bu daha önce denendi; Ekmeleddin Bey zamanında denendi. Denenmişi bir daha denemeye gerek yok. Cumhuriyet Halk Partisi’nin adayı olarak, tabii ben bir ittifak adayından bahsetmiyorum, CHP’nin adayı olarak Sayın Gül’ün karşılık bulacağını görmüyorum. Çünkü altılı masada bu denendi; DEVA ve Gelecek Partileri üzerinde konuşuldu.</strong></em></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="color:#000000"><strong>"CHP'DE ATATÜRK'ÜN ÇİZGİSİNİ TAKİP EDEBİLECEK BİR ADAY ÖNE ÇIKMALI"</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">CHP'de adaylık konusunda üç ismin öne çıktığı belirten Şen,&nbsp;<em><strong>"Beklenen aday Sayın İmamoğlu olmazsa Sayın Yavaş veya birlikte; ondan sonra Sayın Özgür Özel veya ona yakın bir aday.</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Yani gerçekten Cumhuriyet Halk Partisi’ni, onun değerlerini, altı oku, Mustafa Kemal Atatürk’ün çizgisini takip edebilecek güçlü bir adayın öne çıkmasının daha faydalı olacağını düşünüyorum.</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Ama sadece adayla olmaz; bu bir ekip işi. O ekibin kimler olduğunu görmesi ve sokakla bütünleşmesi, sokağa inmesi lazım."&nbsp;</strong></em>dedi.&nbsp;</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>CHP'DEKİ ADAYLIK TARTIŞMALARI</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">CHP'de bu konuda bir kaosun olup olmadığı sorusunu da yanıtlayan Ceza Hukukçusu, şu ifadelere yer verdi:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Mansur Yavaş ayrı bir cephe, Ekrem İmamoğlu ayrı, merkezli ayrı, Kemal Kılıçdaroğlu’nun hâlâ ihtimali konuşuluyor… Şöyle söyleyeyim: Bir defa Sayın Mansur Yavaş ayrı bir cephe değil. Sayın Mansur Yavaş Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı ve adaylık iddiasıyla da ortaya çıkmıyor ama halk ve taban bunu istiyor; bunu görüyoruz. Sayın İmamoğlu’na ayrı cephe diyemezsiniz.</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Her ne kadar Sayın Özgür Özel’le sürekli görüşüyorsa da; tutuklu, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkından yoksun, kapalı infaz kurumunda kalan bir insan. Her ne kadar CHP’nin aday adayı olsa da şu anda bu dediğiniz manada ayrı bir cephe açacak durumu yok. Sayın Özgür Özel bu partinin genel başkanı. Cumhuriyet Halk Partisi biraz daha diğer siyasi partilere göre parti içi demokrasi, tartışmalar, kaotiklik anlamında öne çıkıyor; doğru.</strong></em></span></p>

<p><span style="color:#000000"><em><strong>Sayın Kılıçdaroğlu’nun hesabı kitabı olur mu olmaz mı bilmiyorum. Bunların CHP’ye fayda getireceğini zannetmiyorum. Kayyım meselesi veya benzeri tartışmalar… Bir siyasi partinin birden fazla kez olağan ve olağanüstü kurultaylarını yapmış iradesine dışarıdan yapılacak müdahalenin de iktidar bakımından, Sayın Erdoğan bakımından faydalı olacağını düşünmüyorum.</strong></em></span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/doc-dr-elhan-alisiz-bir-alevilik-tarihi-yazilabilir-mi-3054</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 18:10:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Doç. Dr. Elhan: Ali’siz bir Alevilik tarihi yazılabilir mi?</h1>
                        <h2>Hitit Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü’nda çalışmalarını sürdüren Doç. Dr. Nail Elhan, Ali’siz bir Alevilik tarihi yazılamayacağını, tartışmalarda ortaya atılan iddiaları ele alarak gösterdi. İddialar bir yorum farkından daha çok tarih, yöntem ve kavram tartışması olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Elhan, “Sünni ortodoksinin “Aleviler Müslüman değildir” şeklindeki dışlayıcı yaklaşımı ne kadar indirgemeciyse, Alisiz Aleviliğin “Alevilik İslam’la bütünüyle ilgisizdir” iddiası da o ölçüde sorunludur. Her iki söylem de Aleviliğin tarihsel serüvenini, İslam’la kurduğu çok katmanlı ve değişken ilişkiyi tek bir kategoriye indirger. Böylece geleneğin özgünlüğünü anlamak yerine onu yapay sınırlar içine hapseder. Ne hikmetse bunu yaparken Alisiz Aleviler de Sünni mezhepçiler de aynı yöntemde birleşiyorlar!” diyor!</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/doc-dr-elhan-alisiz-bir-alevilik-tarihi-yazilabilir-mi-1771774138.webp">
                        <figcaption>Doç. Dr. Elhan: Ali’siz bir Alevilik tarihi yazılabilir mi?</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>ALİ<span style="color:#000000">’</span>SİZ BİR ALEVİLİK TARİHİ YAZILABİLİR Mİ?</strong></p>

<p><span style="color:#000000">2025 yılında saha çalışması kapsamında Yozgat’ta bir ceme katıldım. Cemevinin duvarlarında Ali’nin ve On İki İmam’ın görselleri ve isimleri yer alıyordu. Cem başlamadan önce, yanımda oturan yaşlı bir kadın, Almanya’dan geldiğini öğrendiğim torununa Alevilerde cemin nasıl başladığını anlatıyordu. Çerağın uyandırılmasından, üç mum yakılarak Allah, Muhammed ve Ali adlarının anılmasından söz etti.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Cem başladığında ise farklı bir tabloyla karşılaştım. Cemi yürüten dede ne çerağ uyandırırken ne de cemin ilerleyen saatlerinde Allah’ın, Muhammed’in ya da Ali’nin adını anmadı. Yaklaşık üç-dört saat süren cem boyunca, sırtını dayadığı duvarda bir portresi bulunan Ali’nin adı, dedenin dilinden bir kez bile çıkmadı. Yanımda oturan yaşlı kadının anlattıklarıyla, cemi yürüten dedenin söyledikleri, daha doğrusu söylemedikleri, arasındaki bu sessiz mesafe dikkat çekiciydi. Bu deneyim, bana bir yanda “<em><strong>atadan, dededen öğrenilmiş ve yaşanan Aleviliği</strong></em>”; diğer yanda ise bugün “<strong><em>yeniden kurulan, seçilen ve ayıklanan bir Alevilik</em></strong>” anlayışını aynı anda görme imkânı sundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Son yıllarda Alevi toplumu içinde görünürlük kazanan “<em><strong>Alisiz Alevilik</strong></em>” tartışması, tam da bu tür kopuşların ve gerilimlerin etrafında şekillenmektedir. Alisiz Aleviler, “<em><strong>Hakikatçiler</strong></em>” ya da “<strong><em>Işıkçılar</em></strong>” olarak tanımlanan bu gruplar, Aleviliğin İslam’dan çok daha eski ve onun dışında olduğunu, Ali’nin ve On İki İmamların Alevilikle hiçbir ilgisi bulunmadığını, hatta bu isimlerin sonradan Aleviliğe giydirilmiş “<strong><em>İslami bir kılıf</em></strong>” olduğunu iddia ediyorlar. Buna göre Alevilik bir din ya da mezhep de değil, esasen bir “<em><strong>felsefe</strong></em>”dir. Bu iddialar bir yorum farkından daha çok tarih, yöntem ve kavram tartışmasıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu yazı, söz konusu iddiaları farklı açılardan eleştirel bir süzgeçten geçirmeyi amaçlıyor. Yazının temel tezi şudur: Alisiz Alevilik iddiası ne yazılı kaynaklarla ne sözlü gelenekle ne de Alevi toplumunun yaşayan pratikleriyle örtüşmektedir. Bu yaklaşım, tepkisellikten kaynaklı olarak Aleviliğin İslam’la tarihsel bağını koparan ve geleneğin sürekliliğini kesintiye uğratan bir yorum biçimi olarak ortaya çıkmaktadır. Bu yönüyle, Aleviliğin yüzyıllar içinde oluşmuş sembolik, ritüel ve tarihsel birikimiyle ciddi bir gerilim içindedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak eleştiriye başlamadan önce, itiraf etmeliyim ki bu yazıyı kaleme alırken zihnimde bir soru dolanıp durdu: Dinde tek bir doğru ve hakikat iddiasına karşı eleştirel birisiyim. Alisizliğe karşı çıkarken, ben de “<em><strong>tek bir doğru Alevilik yorumu vardır</strong></em>” gibi bir dogmatizme mi savruluyorum? </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilik yorumlarının çoğulculuğunu savunurken, bu yorumu neden dışlıyorum? </span></p>

<p><span style="color:#000000">Kimsenin Aleviliği nasıl yaşayacağına karışmak haddim değil. Ama bir gelenek hakkında tarihsel ve kaynağa dayalı iddialar ortaya atıldığında, bu iddialar niyetle ve söylemle değil kanıtla geçerlilik kazanır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Benim itirazım tam da burada başlıyor. Bu yazı, Alevilik adına “<strong><em>doğru inancı</em></strong>” tanımlamıyor. Tarihsel iddiaların hangi yöntem ve kanıt standartlarıyla tartışılabileceğini hatırlatmak amacıyla kaleme alınıyor. Bu bağlamda yazıda iki noktayı birlikte savunacağım. Birincisi, “<strong><em>değişmeyen öz</em></strong>” iddiası tarihsel olarak sorunludur. İkincisi, Ali’yi Alevilikten çıkarmak, geleneğin sembolik ve ritüel omurgasını sökmek anlamına gelir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aslında Nejat Birdoğan’ın öncülük ettiği “<strong><em>Anadolu Aleviliği İslam dışıdır</em></strong>” tezinden beslenen Alisiz Alevilik söyleminin en sistematik ve en çok referans verilen örneklerinden biri, Erdoğan Çınar’ın 2004 yılında yayımlanan Aleviliğin Gizli Tarihi adlı çalışmasında görülür. Çınar’ın “<em><strong>Luvilik-Aluvilik</strong></em>” nazariyesine göre Alevilerin kökeni, Hititler’den önce Anadolu’da yaşamış olan Luviler’e dayanıyor. “<strong><em>Alevi</em></strong>” kelimesi de Arapça “<strong><em>Ali’ye mensup</em></strong>” anlamına gelmiyor ve Luvi dilinde “<em><strong>Işık insanları</strong></em>” anlamında kullanılıyor. Tüm bu komplekslik içerisinde Ali’ye elbette yer yok onlara göre. Zira Ali bir katildir, Zülfikar’la binlerce insan öldürmüştür, çok eşlidir. Ancak Aleviler insan sever ve tek eşlilerdir. Bu teze göre, Bizans dönemindeki Pavlikenler aslında Hristiyan değil, Alevi’dir. Pavlikenler dede ocakları kurmuştur. Pir Sultan Abdal olarak bilinen kişi de aslında Pavliken önder Pir Silvanus’tur. Alevilik ise 12.000 yıllık bir inanç sistemidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu noktada sıklıkla gözden kaçırılan önemli bir husus daha vardır. Aleviliğin kökenini Luvi uygarlığına dayandıran bu anlatı, ironik biçimde, kendi referanslarını da ikna edememektedir. Nitekim Zürih’te faaliyet gösteren ve Luvi tarihi üzerine çalışan Luvi Araştırmaları Vakfı, çeşitli vesilelerle Alevilikle herhangi bir tarihsel ya da kurumsal bağlarının bulunmadığını, bu tür ilişkilendirmelerin bilimsel temelden yoksun olduğunu açıkça ifade etmiştir. Vakfın kamuoyuna yansıyan&nbsp;açıklamalarında, Luvi mirasının güncel kimlik tartışmalarına malzeme edilmesinden duyulan rahatsızlık özellikle vurgulanmıştır. Bu durum, Alisiz Alevilik söyleminin yalnızca tarihsel kaynaklarla değil, dayandığını iddia ettiği referanslarla da ciddi bir uyumsuzluk içinde olduğunu göstermektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bir geleneğin kökenine dair iddia ileri sürmek, niyetle değil kanıtla yürür. “<em><strong>Alevilik İslam’dan önce vardı ve özünü hiç kaybetmedi</strong></em>” demek güçlü bir cümledir. Fakat bu öz hangi kurumlarla, hangi aktarım kanallarıyla, hangi ritüel süreklilikle taşındı? Alevilik üzerine ciddi çalışmalar, Kızılbaş/Alevi oluşumlarının özellikle Osmanlı–Safevi bağlamında belirginleştiğini, ocak yapıları, erkân ve siyasal-toplumsal koşullar içinde şekillendiğini gösterir. Bu literatür, “<strong><em>zamansız bir öz</em></strong>” anlatısının çoğu kez modern bir kimlik inşa stratejisi gibi işlediğini düşündürür. Markus Dressler’ın Aleviliğin modern dönemde “<strong><em>Alevi İslam</em></strong>” olarak yazılıp kategorize edilmesine dair analizi, kimlik tariflerinin sadece geçmişi anlatmadığını, aynı zamanda bugünü de kurduğunu hatırlatır. Öz iddiası, kanıt standardı taşımıyorsa tarih değil, retorik üretir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kaynak sorulduğunda “<em><strong>yazılı bir metin yok, deyişler var</strong></em>” deniyor. Deyişler elbette kıymetlidir. Alevilik büyük ölçüde sözlü gelenekle taşınmıştır. Fakat sözlü geleneği ciddiye almak, onu her iddiaya kanıt yapmak değildir. Deyişler çoğu zaman metaforiktir, farklı dönemlerde derlenmiş ve yeniden düzenlenmiştir. Bir deyişin evrenin oluşumundan söz etmesi, bunun İslam öncesi “<strong><em>öz</em></strong>”e kanıt olduğu anlamına gelmez. Tasavvufi kozmolojilerde benzer dil zaten mevcuttur. Sözlü geleneğin de bağlam analizi, karşılaştırmalı okuması ve tarihsel eleştirisi olur. Kaynak göstermemek, geleneği korumak değil onu savunmasız bırakmaktır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ali konusunda ise bir indirgemecilikten kaçınmak gerekir. Alevilikte Ali figürü yalnızca tarihsel bir şahsiyet değildir. Adalet, mazlumiyet ve hakikat arayışının sembolik kesişim noktasıdır. Kerbela anlatısı da sadece bir tarih olayı değil, zalime karşı duruşun, mazlumdan yana saf tutmanın tarihsel bir hadise ile somutlaştırılmış etik ve sembolik bir anlatısıdır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">David Shankland’ın işaret ettiği gibi Alevilik, doktrini standartlaştırılmış bir yapıdan ziyade pratik ve yerel otoriteyle işleyen bir gelenektir. Ancak bu, sembolik omurgasının keyfi biçimde sökülebileceği anlamına gelmez. Ali’yi ve Kerbela’yı “<em><strong>sonradan eklenmiş tortu</strong></em>” diye dışarı atmak, geleneğin hafızasını sadece teolojik değil, ritüel ve etik düzlemde de dönüştürür. Dahası, bu tür bir müdahale geleneği güçlendirmek bir yana, onu zayıflatır, içini boşaltır ve dış etkilere karşı daha savunmasız hale getirir. Kaynaklarını, sembollerini ve hafıza taşıyıcılarını değersizleştirilen bir inanç, asimilasyona karşı direnç üretemez. Bugün söylem düzeyinde asimilasyona en sert itirazları dile getiren Işıkçılar/Hakikatçiler, paradoksal biçimde, geleneğin kendi savunma mekanizmalarını aşındırarak onu her türlü dış müdahaleye açık hale getirmektedir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Burada çoğulluk ile keyfilik arasındaki çizgiyi netleştirmek gerekir. Alevilikte “<strong><em>sürek binbir</em></strong>”dir, farklı ocaklar, erkânlar, yerel pratikler vardır. Çoğulluk gerçektir. Fakat çoğulluk, her yeni iddianın eşit ağırlıkta tarihsel meşruiyete sahip olduğu anlamına gelmez. Bir yorum, geleneğin temel sembollerini, ritüellerini ve aktarım kanallarını kökten değiştirip yerine bambaşka bir ontoloji koyuyorsa, artık “<strong><em>yorum</em></strong>”dan çok “<strong><em>yeniden icat</em></strong>”tır. Benim itirazım insanların yeni bir Alevilik tahayyülü kurmasına değil. Fakat bunu “<strong><em>binlerce yıldır değişmeyen öz buydu</em></strong>” diye tarihe fatura etmesine.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Üstelik bu noktada daha ilkesel bir ayrımın da altını çizmek gerekir. Alisiz Alevilik iddiasını bugün bir inanç tercihi olarak benimsemek ile bunu tarihsel bir hakikat olarak sunmak aynı şey değildir. Eğer bir kişi ya da grup, “<em><strong>Ben Aleviliği Ali’siz yaşıyorum, bana bu anlamlı geliyor</strong></em>” derse, buna söylenecek tek söz “<em><strong>herkes inancını nasıl yaşayacağını bilir</strong></em>” olur. Ne var ki Alisiz Aleviliğin ısrarla yaptığı şey, kendi tercihlerini “<strong><em>Aleviliğin binlerce yıllık gerçek özü budur</em></strong>” diye sunarak tarihe müdahale etmektir. Ki bunu yaparken de diğer Alevileri “<em><strong>tekfir</strong></em>” etmekteler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aleviliğin İslam öncesi köklerini araştırmak elbette meşrudur; bu kökleri İslami figürleri tamamen dışlayarak ve onları “<strong><em>sonradan eklenmiş tortu</em></strong>” ilan ederek yazmak ise tarihyazımı ve mitoloji inşasıdır. Bugün Anadolu’da yaşayan Aleviliğin Ali, On İki İmamlar ve Kerbela gibi sembollerle örülü olduğu bir gerçekken, bu sembolleri “<em><strong>aslında Alevilik bunlar değildir</strong></em>” diyerek yok saymak, tarihi değil, arzuyu yazmaktır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">“<em><strong>Alevilik din değildir, felsefedir</strong></em>” iddiasına da kavramsal netlik gerekir. Felsefe derken ne kastediliyor? Etik bir dünya görüşü mü? Metafizik bir öğreti mi? Eğer Alevilik yalnızca bir etik felsefeyse; cem, ikrar, musahiplik, kurban, görgü gibi pratikler nereye konulacak? Din sosyolojisinde din, sadece dogmatik metinlerden ibaret değildir. Ritüel, aidiyet, kutsal zaman/mekân, anlatı ve otorite biçimleriyle tanımlanır. Alevilik bu göstergelerin çoğunu, kendine özgü biçimde taşır. Onu sadece “<em><strong>felsefe</strong></em>”ye indirgemek, geleneği modern bir tercümeye dönüştürür. Cem’i toplantı, ikrarı sözleşme, Kerbela’yı şiir yapar. Bu mümkündür, fakat “<strong><em>aslı buydu</em></strong>” denemez.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Üstelik burada sıkça dile getirilen bir başka iddia da Alevilikteki İslami unsurların tarihsel olarak baskıdan ya da otoriteden korunmak amacıyla sonradan eklenmiş olduğu yönündedir. Bu iddia kendi içinde tartışmaya açıktır. Ancak velev ki böyle kabul edilsin, bundan değişmez bir öz sonucu çıkmaz. İnançlar ve gelenekler, tarih boyunca otoriteyle kurdukları ilişkiler içinde dönüşmüş, yeniden biçimlenmiş ve farklı yönlere evrilmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Otoriteyle temas, kaçınılmaz olarak toplumsal hayatın akışını ve inanç biçimlerini etkiler. Nitekim Alevilik Osmanlı’da resmî ideoloji haline gelseydi, Alevilik yine dönüşecekti. Safeviler döneminde Kızılbaşların devletleşme deneyimi de bunun açık bir örneğidir. Hatta İran’da kalan Kızılbaşlar Şiilik içinde asimile olurken devamlılık büyük oranda Osmanlı topraklarındaki Kızılbaşlar vasıtasıyla sağlanmıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Benzer biçimde Sünnilik de tarih boyunca iktidarla kurduğu ilişkilere bağlı olarak farklı formlar almıştır. Bu açıdan bakıldığında Alisiz Alevilik de başarılı olduğu ölçüde otoriteye karşı bir anti-tez olarak ortaya çıkan çağdaş bir dönüşüm biçimi sayılabilir. Sorun, bu dönüşümün tarihsel bir süreç olarak değil, binlerce yıldır değişmeden var olmuş tek hakikatmiş gibi sunulmasıdır. Bu noktada ortaya çıkan anlatı, açıklayıcı olmaktan çok geçmişe sonradan eklenmiş ve iğreti duran bir kurgu izlenimi vermektedir. Tıpkı bir dönem devlet eliyle üretilmiş Hitit–Sümer tezlerinde olduğu gibi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Şu nokta çok önemli: Türkiye’de uzun yıllar “<strong><em>Aleviler Müslümandır; ibadet yerleri de camidir</em></strong>” dayatması, Aleviliği ya Sünni normlara sıkıştırmış ya da dışarı itmiştir. Bu sıkıştırma, bazı Alevileri “<strong><em>madem öyle, ben Müslüman değilim</em></strong>” sonucuna götürebilir. Bu psikolojik olarak anlaşılır fakat tarihsel olarak doğru olduğu anlamına gelmez. Tepkisel kimlik üretimi, tarih yerine geçmez. Tepkisellik, hakikatin ölçüsü olamaz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sünni ortodoksinin “<strong><em>Aleviler Müslüman değildir</em></strong>” şeklindeki dışlayıcı yaklaşımı ne kadar indirgemeciyse, Alisiz Aleviliğin “<strong><em>Alevilik İslam’la bütünüyle ilgisizdir</em></strong>” iddiası da o ölçüde sorunludur. Her iki söylem de Aleviliğin tarihsel serüvenini, İslam’la kurduğu çok katmanlı ve değişken ilişkiyi tek bir kategoriye indirger. Böylece geleneğin özgünlüğünü anlamak yerine onu yapay sınırlar içine hapseder. Ne hikmetse bunu yaparken Alisiz Aleviler de Sünni mezhepçiler de aynı yöntemde birleşiyorlar!</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kendi payıma bir öz eleştiriyi de saklamıyorum. Aleviliğin İslam içi bir yorum olduğunu savunurken, tek doğruyu ben biliyormuşum gibi davranma riskini taşımak istemem. Alevilikte tek çizgi yoktur. Ancak çoğulluk, kanıt standardını askıya almak değildir. “<strong><em>Alisizlik de bir yorumdur</em></strong>” denebilir; evet, çağdaş bir yorumdur. Fakat bu yorumun tarihsel bağlanırlığını, ritüel sürekliliğini ve kaynak şeffaflığını göstermesi gerekir. Aksi halde, modern bir kimlik projesi olarak kalır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Sonuç olarak mesele, Aleviliği savunurken onu donmuş bir öz olarak görmek değildir. Onu keyfi biçimde yeniden icat etmek de değildir. Alisiz Alevilik, Alevi toplumunun yaşadığı kimlik bunalımının bir ürünüdür.&nbsp;Yüzyıllardır ötekileştirilen, dışlanan, asimile edilmeye çalışılan bir topluluk, kendini kabul ettirmek için farklı stratejiler geliştirir. Bunlardan biri de “<em><strong>biz sizden değiliz, biz sizden çok daha eskiyiz</strong></em>” söylemidir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ancak bu strateji, Aleviliği kendi tarihinden, kendi kaynaklarından, kendi geleneğinden koparmak pahasına işler.&nbsp; Ali’yi, Kerbela’yı ve On İki İmamları dışarı atarak geriye “<strong><em>öz</em></strong>” kaldığını söylemek, geleneğin hafızasını ve sembolik omurgasını yok saymaktır. Alevilik elbette her canlı gelenek gibi dönüşmüştür ve dönüşmeye devam etmektedir. Fakat dönüşüm, süreklilikle birlikte düşünülür. Sürekliliği inkâr ederek kurulan bir Alevilik anlatısı, tarihsel değil ideolojiktir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Aleviliğin geleceği ne Sünni normlara indirgenerek ne de tarihsiz bir öz anlatısına sığınarak kurulabilir. Sağlam bir gelecek, eleştirel yöntemle, kaynak şeffaflığıyla ve geleneğin kendi hafızasına saygıyla inşa edilir. Çoğulluğu kabul ederek ama keyfiliğe izin vermeyerek inşa edilir. Tam da bu yüzden Alisiz Alevilik söylemine itirazım, insanların inanç özgürlüğüne değil, tarihin ve geleneğin sorunlu kullanımınadır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İstiklal Akarsu’nun stand-up’ında anlattığı o kısa&nbsp;diyalog, bu tartışmayı özetler gibi: Anneannesine ateist olduğunu söyler; Allah’a, peygambere inanmadığını anlatır. Anneannesi sorar: “<strong><em>Peki ya Ali?</em></strong>” İstiklal’in cevabı bir espri refleksiyle gelir: “<strong><em>Ali, Allah’ın aslanı, bizim Şahımız.</em></strong>” Bu bir şakaydı elbette, inanç beyanı değildi. Ama şakanın malzemesi bile anlamlıdır. Çünkü dilin refleksi bile Ali’ye takılıp kalıyorsa, orada işleyen bir hafıza vardır. Alisiz Alevilik iddiası işte bu refleksi, bu hafızayı yok sayarak kuruluyor.</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">DOÇ. DR. NAİL ELHAN / ÇORUM</span></strong></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/turkiye-caferiler-lideri-ozgunduzun-annesi-hakka-yurudu-3053</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 12:41:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Türkiye Caferiler lideri Özgündüz’ün annesi Hakk’a yürüdü</h1>
                        <h2>Türkiye Caferiler Lideri Selahattin Özgündüz’ün annesi Hacı Susen Özgündüz’ün Hakk’a yürüdüğü öğrenildi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/turkiye-caferileri-lideri-ozgunduzun-annesi-hakka-yurudu-1771753754.webp">
                        <figcaption>Türkiye Caferiler lideri Özgündüz’ün annesi Hakk’a yürüdü</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Türkiye Caferiler Lideri Selahattin Özgündüz’ün annesi Hacı Susen Özgündüz Hakk’a yürüdü.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hacı Susen Özgündüz’ün Hakk’a yürüdüğünü duyuran CAFERİDER Genel Başkanı Hasan Babur sosyal medya hesabından şu açıklamayı yaptı:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/637892127_1587748586153479_1437006876532969981_n.jpg" style="height:671px; width:800px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Taziye ve Başsağlığı.<br />
<br />
"Allah'tan geldik ve yine O'na döneceğiz" Bakara. 156</span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye Caferileri Lideri Huccet'ul Islam ve'l Muslimin Haci Seyh Selahattin Ozgündüz'ün kiymetli valideleri Susen Ozgündüz hanımefendi, tedavi gördüğü hastanede ilahi davete lebbeyk diverek dünyasını değistiği haberini derin bir üzüntüyle öğrendim.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yarım asırdır Ehl-i Beyt (as) mektebinin bayraktarlığını yapan ve ömrünü bu gayeye vakfeylelen bir evlat yetistiren merhumeye Allah'tan rahmet ve mağfiret diler, mükafatinı Hz. Fatıma'tuz Zehra (sa) elivle almasını nivaz ederiz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Rabbim ruhunu sad, mekanını cennet evlesin. Adim adim Kerbelâ'ya yürümüs merhumu, cok sevdiği Ehlibeyt ile hasr eylesin.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu vesileyle basta değerli liderimiz olmak üzere merhumenin kederli ailesine başsağlığı, sabr-I cemil ve ecr-i cezil diliyorum.</span><br />
&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/ergun-kurt-yazdi-gonul-birligi-ile-yukselen-bir-cemevi-3052</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Sat, 21 Feb 2026 18:03:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Ergün Kurt yazdı: Gönül birliği ile yükselen bir cemevi</h1>
                        <h2>Antalya'da yeni bir cemevi açılışı, toplumsal barış ve birlik mesajlarıyla yankı buldu. Antalya Hacı Bektaş-ı Veli Kültür Tanıtma ve İmam Rızâ Cemevi Derneği Başkanı Ergün Kurt, bir yazısında devletin kapsayıcı rolünü ve Alevi vatandaşların aidiyetini vurgulayarak önemli tespitlerde bulundu.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/ergun-kurt-yazdi-gonul-birligi-ile-yukselen-bir-cemevi-1771686603.webp">
                        <figcaption>Ergün Kurt yazdı: Gönül birliği ile yükselen bir cemevi</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Antalya'da yeni bir cemevi açılışı, toplumsal barış ve birlik mesajlarıyla yankı buldu. Antalya Hacı Bektaş-ı Veli Kültür Tanıtma ve İmam Rızâ Cemevi Derneği Başkanı Ergün Kurt, bir yazısında devletin kapsayıcı rolünü ve Alevi vatandaşların aidiyetini vurgulayarak önemli tespitlerde bulundu.<br />
<br />
Antalya Valisi Hulusi Şahin'in konuşmalarına da atıfta bulunulan yazıda, valinin "Aleviler bu devletin dışında değil, bizzat bu devleti oluşturan unsurlardandır" ve "Aleviler Türkmen boylarıdır, Türk’tür" ifadelerinin ayrıştırıcı değil, birleştirici bir dilin yansıması olduğu kaydedildi. Bu yaklaşımın, Alevi vatandaşların tarihsel ve kültürel köklerine saygı duyulduğunu ve aidiyet duygusunu güçlendirdiğini ifade eden Kurt, valinin üslubunun toplumsal barışa katkı sunduğunu belirtti.<br />
<br />
<strong>Ergün Kurt'un yazısının tam metni şöyle:</strong><br />
&nbsp;</p>

<p>Devlet olmak; yalnızca sınırları korumak, kamu düzenini sağlamak değildir. Devlet olmak, her bir vatandaşını aynı hukuk çerçevesinde, aynı şefkat ve sorumluluk duygusuyla kucaklamaktır. Kimliğine, inancına, kültürüne bakmadan “sen bu devletin asli unsurusun” diyebilmektir.</p>

<p>Bugün Antalya’da yükselen bir cemevi yalnızca bir ibadet mekânı değildir. O yapı; karşılıklı güvenin, diyalogun ve ortak iradenin sembolüdür. Birlikte atılan her temel, aslında toplumsal barışın da temelidir. Çünkü devlet ile millet arasındaki en sağlam köprü, karşılıklı saygıdır.</p>

<p>Sayın Valimiz Hulusi Şahin’in konuşmalarında sıkça vurguladığı bir husus var: Aleviler bu devletin dışında değil, bizzat bu devleti oluşturan unsurlardandır. “Aleviler Türkmen boylarıdır, Türk’tür” ifadesi; ayrıştıran değil birleştiren bir dilin yansımasıdır. Bu sözler, Alevi vatandaşlarımızın tarihsel ve kültürel köklerine yapılan bir atıf olduğu kadar, aynı zamanda aidiyet duygusunu pekiştiren bir yaklaşımdır.</p>

<p><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/hulusi_sahin_ic_i3%20(1).jpg" style="height:534px; width:800px" /><br />
<br />
Alevi inancında “can” kavramı çok özeldir. Can; eşitliği, kardeşliği ve insan olmanın özünü ifade eder. Bir yöneticinin halkına “can” olabilmesi; gönüllere dokunması, dertle dertlenmesi ve sevinci paylaşmasıyla mümkündür. Devlet makamında bulunan bir ismin, toplumsal barışa katkı sunan bir üslup benimsemesi; yalnızca bugünü değil yarını da inşa eder.</p>

<p>Birlikte yapılan cemevi, birlikte kurulan sofralar, birlikte edilen dualar… Bunlar siyasetin değil, toplumsal olgunluğun göstergesidir. Devletin tüm vatandaşlarını eşit görmesi; sözde değil özde hayata geçtiğinde anlam kazanır. Eğer bir vali, farklı inanç gruplarına aynı samimiyetle yaklaşabiliyorsa, işte o zaman devletin kapsayıcı yüzü görünür olur.</p>

<p>Bizler için yol; birlik yoludur. Dileğimiz odur ki, bu anlayış daim olsun. Hakk, gönlünde sevgi taşıyanların yar ve yardımcısıdır. Yol açık, hizmet daim olsun. Hızır yoldaşı olsun. Can valimize de can olsun.</p>

<p><br />
<br />
Devlet olmak; yalnızca sınırları korumak, kamu düzenini sağlamak değildir. Devlet olmak, her bir vatandaşını aynı hukuk çerçevesinde, aynı şefkat ve sorumluluk duygusuyla kucaklamaktır. Kimliğine, inancına, kültürüne bakmadan “sen bu devletin asli unsurusun” diyebilmektir.</p>

<p>Bugün Antalya’da yükselen bir cemevi yalnızca bir ibadet mekânı değildir. O yapı; karşılıklı güvenin, diyalogun ve ortak iradenin sembolüdür. Birlikte atılan her temel, aslında toplumsal barışın da temelidir. Çünkü devlet ile millet arasındaki en sağlam köprü, karşılıklı saygıdır.</p>

<p>Sayın Valimiz Hulusi Şahin’in konuşmalarında sıkça vurguladığı bir husus var: Aleviler bu devletin dışında değil, bizzat bu devleti oluşturan unsurlardandır. “Aleviler Türkmen boylarıdır, Türk’tür” ifadesi; ayrıştıran değil birleştiren bir dilin yansımasıdır. Bu sözler, Alevi vatandaşlarımızın tarihsel ve kültürel köklerine yapılan bir atıf olduğu kadar, aynı zamanda aidiyet duygusunu pekiştiren bir yaklaşımdır.</p>

<p>Alevi inancında “can” kavramı çok özeldir. Can; eşitliği, kardeşliği ve insan olmanın özünü ifade eder. Bir yöneticinin halkına “can” olabilmesi; gönüllere dokunması, dertle dertlenmesi ve sevinci paylaşmasıyla mümkündür. Devlet makamında bulunan bir ismin, toplumsal barışa katkı sunan bir üslup benimsemesi; yalnızca bugünü değil yarını da inşa eder.</p>

<p>Birlikte yapılan cemevi, birlikte kurulan sofralar, birlikte edilen dualar… Bunlar siyasetin değil, toplumsal olgunluğun göstergesidir. Devletin tüm vatandaşlarını eşit görmesi; sözde değil özde hayata geçtiğinde anlam kazanır. Eğer bir vali, farklı inanç gruplarına aynı samimiyetle yaklaşabiliyorsa, işte o zaman devletin kapsayıcı yüzü görünür olur.</p>

<p>Bizler için yol; birlik yoludur. Dileğimiz odur ki, bu anlayış daim olsun. Hakk, gönlünde sevgi taşıyanların yar ve yardımcısıdır. Yol açık, hizmet daim olsun. Hızır yoldaşı olsun. Can valimize de can olsun.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/dr-ihsan-unlu-yazdi-empati-ayi-ramazan-3051</link>
            <category>KONUK YAZAR</category>
            <pubDate>Sat, 21 Feb 2026 17:47:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Dr. İhsan Ünlü yazdı: Empati ayı Ramazan</h1>
                        <h2>Dr. İhsan Ünlü, Ramazan ayını “Empati Ayı” olarak nitelendirerek, ümmetin ve insanlığın yaşadığı zorluklara dikkat çeken duygusal bir yazı kaleme aldı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/dr-ihsan-unlu-yazdi-empati-ayi-ramazan-1771685453.webp">
                        <figcaption>Dr. İhsan Ünlü yazdı: Empati ayı Ramazan</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Dr. İhsan Ünlü, Ramazan ayını <strong>“Empati Ayı” </strong>olarak nitelendirerek, ümmetin ve insanlığın yaşadığı zorluklara dikkat çeken duygusal bir yazı kaleme aldı.Yazısında Temel fıkrasından yola çıkan Ünlü, boynuna ilmek geçirilen Temel’in “Bu da bana ders olsun!” cevabını hatırlatarak, insanlığın benzer bir noktaya geldiğini ifade etti. Artık dönülmez akşamın ufkunda “Bu da bize ders olsun!” deme vaktinin geldiğini vurguladı.<br />
<br />
<strong>Dr.İhsan Ünlü, yazısında şunları kaydetti:<br />
<br />
EMPATİ AYI RAMAZAN</strong><br />
<br />
Temel’i idam sehpasına çıkarmışlar, boynuna ilmiği geçirdikten sonra sormuşlar ; “Söyleyecek son bir sözün var mı?”&nbsp;<br />
Temel yanıtlamış: “Ha bu da bana ders olsun!”&nbsp;<br />
İnsanlık âlemi olarak zor bir süreçten geçiyoruz. Fıkrada olduğu gibi, artık dönülmez akşamın ufkunda son sözümüzü söylüyoruz; “Bu da bize ders olsun!”<br />
Ümmet-i Muhammed’in ahvâli ortada…<br />
İnsan haklarını hiçe saydık.<br />
Adaleti, merhameti rafa kaldırdık.<br />
Kendimizi evrenin şahidi/misafiri değil, sahibi gibi davranmaya başladık.<br />
Ölüm denen gerçeği, hesap denen hakikati unuttuk.<br />
Çevre duyarlılığını sanayi çılgınlığına feda ettik.<br />
Dostane ilişkileri teknoloji aşkına heba ettik.<br />
Helal/haram demeden ne bulursak yedik.<br />
Bütün bunların üstüne kul hakkı ve mazlumların ahı eklenince kötü akıbet kaçınılmaz oldu.<br />
Hâlbuki biz değil miydik suya gönderdiği çocuğa “testiyi kırmadan getir” deyip tokadı yapıştıran Nasrettin Hoca’nın torunları?&nbsp;<br />
Ne demişti Hoca kendisine kızanlara: “Doğru söylüyorsunuz; ancak testiyi kırdıktan sonra tokat atmanın ne faydası olur?”<br />
Ben de buradan soruyorum: “Bu kadar çile ve yıkımdan sonra hayıflanmanın ne faydası olacak?”<br />
Yine de biz ümidimizi kesmeden ‘zararın neresinden dönülse kârdır’ hesabıyla, olanlardan ders çıkarıp önlem almaya devam edelim.<br />
Hazır mübarek Ramazan ayını da fırsat bilerek biraz daha derin düşünelim; tefekkür edelim; empati yapalım.<br />
Bu yıkımda benim payım ne oldu? İslam âlemi olarak biz nerede yanlış yaptık?<br />
Şu dünyada herkese yetecek kadar nimet varken milyonlarca insanın açlıktan ölüme terkedilmesini neyle ve nasıl izah edeceğiz?<br />
Şunu çok iyi anladık ki, hiç kimse kendisini büyük insanlık ailesinin dışında göremez.&nbsp;<br />
Neticede dünyanın bir ucunda çıkan yangın bütün dünyaya sirayet ediyor ve herkesi tehdit ediyor.<br />
Açlığın, susuzluğun ve gözyaşının dini, ırkı, rengi olmaz.<br />
Şimdi artık bu küresel yangını söndürme, yaraları sarma zamanı.&nbsp;<br />
Bu yangın mazlumların gözyaşlarıyla tutuştu; merhamet sahibi yüreklerin tövbesi ve gözyaşlarıyla sönecek.<br />
İşte şimdi akıp gitmekte olan büyük bir fırsat; tövbe, riyazet, merhamet, infak ve arınma ayı Ramazan.<br />
Ve empati… Yani, kendimiz dışında da bir dünya olduğunu fark ederek elimizi uzatma, kesenin ağızını açma zamanı.<br />
Kendisini, hastanelerde inim inim inleyerek derdine derman arayanların yerine koyup gerektiğinde risk alabilme vakti.&nbsp;<br />
‘Veren elin alan elden hayırlı’ olduğu bilinciyle, kendisinden aşağıdakileri görüp onlara eğilme, etrafındaki garip gurebayı, yetim ve öksüzü fark edebilme erdemini gösterme zamanı.<br />
‘Komşusu açken tok yatan bizden değildir’ fehvasınca, yanındaki komşusunu hatırlama ve gönül alma bilinciyle vakti kuşanma dilimi.<br />
‘Mümin, müminin aynasıdır’ hadisinde ifadesini bulan, kardeşinde kusur aramak yerine, onun eksik ve kusurlarını kırıp dökmeden kendisine bildirme zamanı.<br />
‘Kendisi için istediğini kardeşi için de isteyebilme’ bilinciyle, işini, aşını kaybedip zor günlerden geçen ve sıkıntısına çözüm arayan kardeşlerini anlayabilme ve çareler üretebilme süreci.<br />
Unutmayalım; bu imtihan dünyasında biraz açlık, biraz korku, biraz can, mal ve ürünlerden kayıplarla sınanıyoruz. Sonunda sabredenlerin ve gereğini yerine getirenlerin kazanacağı bir sınavdan geçiyoruz. (Bakara/155)<br />
Bu mübarek ayda hoşgörü ve empati ikliminin köklenip neşvünemâ bulması dileğiyle…<br />
20.02.2026<br />
Dr. İhsan ÜNLÜ</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hacibektasta-inanc-ve-birlik-bulusmasi-alevi-gencler-derneginden-hizir-cemi-3050</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 20 Feb 2026 23:01:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Hacıbektaş’ta inanç ve birlik buluşması: Alevi Gençler Derneği’nden "Hızır Cemi"</h1>
                        <h2>Alevi inancının en önemli ibadetlerinden biri olan Hızır ayı vesilesiyle, Alevi Gençler Derneği tarafından Hacıbektaş’ta anlamlı bir program düzenleniyor. 28 Şubat 2026 tarihinde gerçekleştirilecek olan etkinlikte, canlar "Hızır Cemi" için bir araya gelecek.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/hacibektasta-inanc-ve-birlik-bulusmasi-alevi-gencler-derneginden-hizir-cemi-1771617825.webp">
                        <figcaption>Hacıbektaş’ta inanç ve birlik buluşması: Alevi Gençler Derneği’nden "Hızır Cemi"</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Alevi inancının en önemli ibadetlerinden biri olan&nbsp;<strong>Hızır&nbsp;</strong>ayı vesilesiyle<strong>, Alevi Gençler Derneği</strong>&nbsp;tarafından Hacıbektaş’ta anlamlı bir program düzenleniyor. 28 Şubat 2026 tarihinde gerçekleştirilecek olan etkinlikte, canlar&nbsp;<strong>"Hızır Cemi"</strong>&nbsp;için bir araya gelecek.<br />
<br />
<strong>"Gelin Canlar Cem Olalım"</strong><br />
<br />
Hacıbektaş ilçesinde bulunan Hünkar Hacı Bektaş Veli Kültür ve Cem Evi Derneği ev sahipliğinde düzenlenecek olan program, saat 15:30’da başlayacak. Etkinlik, gençler arasındaki dayanışmayı güçlendirmeyi ve gelecek kuşaklara aktarmayı hedefliyor.<br />
<br />
<strong>Hızır Lokması Paylaşılacak</strong><br />
<br />
Cem ibadetinin ardından, saat 18:30’da katılımcılara Hızır Lokması ikram edilecek. Dernek yetkilileri, Hızır ayının getirdiği paylaşma ve dayanışma ruhunu yaşatmak adına tüm canları bu manevi sofraya davet etti.</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/hazret-i-ali-cenkleri-yeni-baski-ile-raflarda-3049</link>
            <category>KÜLTÜR SANAT</category>
            <pubDate>Fri, 20 Feb 2026 19:32:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Hazret-i Ali Cenkleri yeni baskı ile raflarda</h1>
                        <h2>Alevi edebiyatının temel eserlerinden olan Hazret-i Ali Cenkleri Türkçe'nin de en eski metinleri arasında gösteriliyor. Prof. Dr. Necati Demir ve Prof. Dr. Mehmet Dursun Erdem’in uzun yıllara yayılan alan ve kütüphane çalışmalarıyla yeniden yayınladıkları Hazret-i Ali Cenkleri kitabı sadece Aleviler için değil, klasik edebiyata ilgi duyan herkesin başucu eserlerinden birisi olmayı hak ediyor.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/hazret-i-ali-cenkleri-yeni-baski-ile-raflarda-1771606240.webp">
                        <figcaption>Hazret-i Ali Cenkleri yeni baskı ile raflarda</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000"><em>Hazret-i Ali Cenkleri</em>, Türk destanları arasında en çok okunan, herkesçe bilinen ve sevilen büyük eserlerin başında gelir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Sözlü kültür ürünü bu metinler, halkımızın tarih bilincini, din algısını ve ideal insan tasavvurunu kuşaktan kuşağa aktarmıştır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Türk kültürünün İslamiyet’le kurduğu derin ve kalıcı bağı bütün canlılığıyla sergileyen bu cenkler, destan geleneğimizin İslami dönemdeki sürekliliğini de gözler önüne serer. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Hazret-i Ali’nin kahramanlığı ve bilgeliği, toplumun din, yiğitlik ve düzen anlayışını kurucu bir hafıza olarak nesiller boyu canlı tutar. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Dünya tarihinde hem cengaverliği hem âlimliğiyle iz bırakan Hazret-i Ali, Hazret-i Peygamber’in himayesinde yüzlerce kaleyi fetheder; Arabistan ve çevresinden İran ve Türkistan’a kadar geniş bir coğrafyada İslamiyet’i yayar, tabiatüstü varlıklarla büyük bir azimle mücadele eder.<br />
&nbsp;<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/hazret-i-ali-cenkleri-kolektif-anlati-ketebe-kolektif-3668-20-B.jpg" style="height:800px; width:529px" /><br />
<em>Hazret-i Ali Cenkleri</em>’ni yeniden dolaşıma sokmayı amaçlayan, titizlikle yürütülmüş bu edisyon, Prof. Dr. Necati Demir ve Prof. Dr. Mehmet Dursun Erdem’in uzun yıllara yayılan alan ve kütüphane çalışmalarına dayanan derinlikli bir çalışmadır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Eser hazırlanırken çok sayıda yazma nüsha büyük bir dikkatle taranmış ve karşılaştırılmış; bu kıymetli malzeme içinden metni en sağlam, en geniş haliyle muhafaza eden nüsha esas alınmıştır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Eski Türkiye Türkçesinin kendine has özellikleri özenle korunarak yeni yazıya aktarılan bu edisyonda, dil yapısına ve anlatım özelliklerine müdahale edilmeden ilmî ölçüler gözetilmiştir. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Anadolu’da Türkçe ile kaleme alınan&nbsp;ilk eserler arasında bulunan&nbsp;<em>Hazret-i Ali Cenkleri</em>, Türkçenin kök metinleri arasında çok önemli bir yere sahiptir.</span></p>

<p><a href="https://www.ketebe.com/hazret-i-ali-cenkleri-kolektif"><span style="color:#000000"><span style="background-color:#c0392b">DAHA FAZLA BİLGİ İÇİN TIKLAYIN</span></span></a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/imam-huseyin-cemevi-baskani-usludan-celal-firata-sert-tepki-3048</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 20 Feb 2026 18:35:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>İmam Hüseyin Cemevi Başkanı Uslu’dan Celal Fırat’a sert tepki</h1>
                        <h2>Ankara Alevi Birlik İmam Hüseyin Cemevi Derneği Başkanı Özgür Uslu, DEM Milletvekili Celal Fırat’a açıklamalarından dolayı sert tepki gösterdi.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/imam-huseyin-cemevi-baskani-usludan-celal-firata-sert-tepki-1771601982.webp">
                        <figcaption>İmam Hüseyin Cemevi Başkanı Uslu’dan Celal Fırat’a sert tepki</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">“<em><strong>Haddinizi bilin. Alevilik sizin siyaset oyuncağınız değildir.</strong></em>” ifadeleri ile DEM Milletvekiline tepkisini dile getiren İmam Hüseyin Cemevi Derneği Başkanı Özgür Uslu, Aleviliğin “<em><strong>Hz. Ali’nin adaletini, Hz. Hasan’ın feragatini, Hz. Hüseyin’in Kerbela’daki direniş ahlakını merkeze alan, İslam’ın özünden kopmamış, Anadolu irfanıyla yoğrulmuş bir inanç yolu</strong></em>” olduğunu dile getirdi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">DEM Milletvekili Celal Fırat’ın hem İstanbul’da bulunan Garip Dede Dergahı başkanlığını bırakmaması ve hem de cemlere girip dedelik yapması büyük tepkilere neden oluyor. Laiklik ilkesi gereği din hizmetleri verenlerin siyasi çalışmalar yapmasının kanunen yasak olduğunu ifade eden Aleviler, DEM Milletvekili Celal Fırat’ın tutumunu eleştiriyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Öte yandan, DEM Milletvekili Celal Fırat’ın Alevilerin ateşe taptığı şeklinde önceki tarihli açıklamaları da hafızalarda. Aleviliği Hz. Ali ve İslam’dan koparmak için çalışan çevrelerle yakın dostluğu olan Fırat, Cunhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret eden Prof. Dr. Ali Yaman ile de ortak çalışmalar yürütmüştü.</span></p>

<p><span style="color:#000000">İşte, Ankara Alevi Birlik İmam Hüseyin Cemevi Derneği Başkanı Özgür Uslu’nun DEM’li Fırat’a tepki gösterdiği açıklamalar:</span></p>

<p><strong><span style="color:#000000">Alevilik Kimin Kimliği, Kimin Siyaset Aparatı?</span></strong></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilik; ne bir siyasi mühendislik projesidir ne de kimliğin arkasına saklanarak güç devşirilecek bir araçtır. Alevilik, Hz. Ali’nin adaletini, Hz. Hasan’ın feragatini, Hz. Hüseyin’in Kerbela’daki direniş ahlakını merkeze alan, İslam’ın özünden kopmamış, Anadolu irfanıyla yoğrulmuş bir inanç yoludur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün kendilerini “<em><strong>Alevi</strong></em>” olarak tanımlayan bazı çevrelerin;<br />
İslam’la bağını koparan,<br />
Hz. Ali’yi tarihsel ve inançsal bağlamından soyutlayan,<br />
Kerbela’yı bir siyasi slogan,<br />
Aleviliği ise ideolojik bir kimlik haline getiren bir çizgide durduğu görülmektedir.<br />
Bu anlayışın Anadolu Aleviliği ile uzaktan yakından ilgisi yoktur.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hz. Ali kim, siz kimsiniz?<br />
Hz. Ali, adaletin timsalidir.<br />
Hz. Hasan, fitneye karşı geri çekilmeyi seçmiş bir ferasettir.<br />
Hz. Hüseyin, zulme boyun eğmeyen bir ahlaktır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilik; Kerbela’yı inkâr ederek, İslam’ı dışlayarak, Türklüğü yok sayarak var olamaz.<br />
Anadolu Aleviliği İslam’dan ayrı düşünülemez</span></p>

<p><span style="color:#000000">Anadolu Aleviliği:<br />
Ehl-i Beyt merkezlidir,<br />
Kur’an’ı referans alır,<br />
İslam ahlakını esas kabul eder,<br />
Yüzyıllar boyunca Türk kimliğiyle iç içe yaşamıştır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün “<em><strong>Alevilik</strong></em>” adına konuşup:<br />
Cemevlerinde Türk bayrağını dışlayan,<br />
İslam’la arasına mesafe koymayı ilericilik sayan,<br />
Aleviliği bir siyasi kimlik pazarlığına dönüştüren anlayış;<br />
Aleviliği temsil etmiyor, istismar ediyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilik üzerinden siyaset olmaz<br />
Kimliğin arkasına saklanarak siyaset yapılmaz.<br />
Alevilik, bir oy deposu, bir ideolojik aparat, bir Batı menşeli kimlik projesi değildir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Eğer savunduğunuz şey:<br />
Almanya’da,<br />
Fransa’da,<br />
İran’da<br />
size daha kolay bir isim bulabiliyorsa; o inancın adı Alevilik değildir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplum bu oyunu görüyor.<br />
Alevilik adına konuşup:<br />
Hz. Ali’nin adaletini yok sayan,<br />
Hz. Hüseyin’in duruşunu araçsallaştıran,<br />
Anadolu’nun inanç hafızasını inkâr edenler<br />
artık toplum nezdinde inandırıcılığını yitirmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevilik bir örtü değil, bir yoldur.<br />
Bu yolun sahibi de ne siyasi kadrolardır ne ideolojik projelerdir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Son söz:<br />
Aleviliği İslam’dan koparamazsınız.<br />
Hz. Ali’yi Kerbela’dan ayıramazsınız.<br />
Anadolu Aleviliğini kimlik mühendisliğine teslim edemezsiniz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Haddinizi bilin.<br />
Alevilik sizin siyaset oyuncağınız değildir.</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/kayseri-cemevi-chp-genel-merkezinde-protesto-duzenliyor-3047</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Fri, 20 Feb 2026 17:21:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Kayseri Cemevi CHP Genel Merkezinde protesto düzenliyor!</h1>
                        <h2>Kayseri Hacı Bektaş Veli Kültür Vakfı Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezinde protesto düzenleyeceğini açıkladı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/kayseri-cemevi-chp-genel-merkezinde-protesto-duzenliyor-1771597483.webp">
                        <figcaption>Kayseri Cemevi CHP Genel Merkezinde protesto düzenliyor!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Daha önce, yeni göreve seçilen CHP Kayseri İl Başkanı Ümit Özer’in bir ilçe ziyaretinde Alevilere yönelik ifadeleri nedeniyle il başkanlığı binası önünde protesto eylemi düzenleyen Kayseri Hacı Bektaş Veli Kültür Vakfı, tepkilerini Ankara’ya taşıyor.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Dernek sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, 28 Şubat günü Ankara’da bulunan CHP Genel Merkezi önünde bir protesto eylemi yapılacağı açıklandı.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kayseri Hacı Bektaş Veli Kültür Vakfı tarafından yapılan açıklama şöyle:</span></p>

<p><span style="color:#000000"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/kaysericemevi.JPG" style="height:267px; width:675px" /></span></p>

<p><span style="color:#000000">Kayseri CEMEVİ olarak 16 Ocak 2026 tarihinde yaptığımız açıklama ile CHP Kayseri İl Başkanının Alevilere yönelik onur kırıcı söylemlerine karşı tepkimizi göstermiş ve yetkililerin gereğini yapmasını talep etmiştik. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Yetkililer, gereğinin yapılacağını söylemelerine rağmen bu güne kadar hiçbir adım atılmamıştır. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Alevi toplumuna karşı yapılan Onur kırıcı davranışa sessiz kalamayacağımızdan 28 Şubat 2026 Cumartesi günü saat 12:00 da ANKARA CHP GENEL MERKEZİ önünde Basın açıklaması yapıp tepkimizi bir kez daha dile getireceğiz. </span></p>

<p><span style="color:#000000">“Tüm duyarlı Alevileri, Alevi dostlarını, Aydınları, Özgürlük ve Demokrasi sevdalılarını ANKARA’DA CHP GENEL MERKEZİ önüne bekliyoruz.”</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/metin-uysal-uyardi-bor-sadece-maden-degil-mucevher-bombasi-3046</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 19 Feb 2026 22:12:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Metin Uysal uyardı! Bor sadece maden değil, mücevher bombası!</h1>
                        <h2>Türkiye'nin bor rezervleri dünya lideri konumunda; küresel rezervlerin %70'inden fazlası ülkemizde bulunuyor. Ancak borun sadece endüstriyel bir maden olarak değil, elmastan bile daha değerli taşlar barındıran nadir bir element olduğu gerçeği neredeyse hiç bilinmiyor!</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/metin-uysal-uyardi-bor-sadece-maden-degil-mucevher-bombasi-1771532585.webp">
                        <figcaption>Metin Uysal uyardı! Bor sadece maden değil, mücevher bombası!</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p>Türkiye'nin bor rezervleri dünya lideri konumunda; küresel rezervlerin <strong>%70'inden fazlası</strong>&nbsp;ülkemizde bulunuyor. Ancak borun sadece endüstriyel bir maden olarak değil, <strong>elmastan bile daha değerli taşlar</strong>&nbsp;barındıran nadir bir element olduğu gerçeği neredeyse hiç bilinmiyor!<br />
<br />
<strong><span style="color:#2980b9">BOR İÇEREN BAZI MİNERALLER ELMASTAN ÇOK DAHA PAHALI !</span></strong><br />
<br />
Türkiye'nin önde gelen değerlitaş ve maden arayıcısı&nbsp;<strong>Metin Uysal</strong>, gazeteci <strong>Bora Özizmirli</strong>'ye verdiği çarpıcı röportajda şu bombayı patlattı:</p>

<p><em>"Bor madeni sadece cam, seramik, zırh, gübre ya da nükleer yakıt için değil, aynı zamanda <strong>mücevher kalitesinde değerli taş </strong>niteliği taşıyor. Bor içeren bazı mineraller <strong>elmastan çok daha pahalı!</strong> Türkiye'de bu potansiyel tamamen keşfedilmemiş ve tanıtılmamış durumda. Ben şahsen&nbsp;bor silikatlarından oluşan siyah, <strong>kırmızı ve turuncu</strong> turmalin örneklerini buldum. Özellikle kırmızı turmalin, <strong>ABD'de milli taşlardan</strong> biri olarak kabul ediliyor ve inanılmaz değerlere ulaşıyor!"</em>dedi.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/637676883_1441242970683490_4128353069941314505_n.jpg" style="height:448px; width:800px" /><br />
<br />
<span style="color:#2980b9"><strong>BOR KARBÜR HAMLESİ MÜTHİŞ BİR HAMLEDİR</strong></span><br />
<br />
<em><strong>"Türkiye’deki bor zenginliğinin ana nedeni evaporit yataklar yönünden çok zengin olmasıdır."</strong></em> diyen Uysal, Türkiye'nin son <strong>5-6 yl içinde yaptığı</strong> bor karbür hamlesini için müthiş bir hamle olarak tanımladı.<br />
<br />
<strong>Metin Uysal şu açıklamada bulundu:</strong><br />
<br />
<em>"Türkiye’deki bor zenginliğinin ana nedeni, ülkemizin <strong>evaporit yataklar </strong>yönünden çok zengin olmasıdır. &nbsp;<strong>Borkarbür (bor karbür) </strong>diye bilinen, sanayide, zırh yapımında, uzay teknolojisi gibi çok kritik alanlarda kullanılan ve dünyada ancak birkaç ülkenin üretebildiği bu madde tamamen "bordan" yapılır. Türkiye'nin<strong> Borkarbür (bor karbür)</strong>&nbsp; hamlesi müthişbir hamledir. Ancak ne yazık ki bor karbür üretimi bizde ancak son beş-altı yıl önce gerçekleştirilebilmiştir. &nbsp;</em></p>

<p><em>Uzun yıllar boyunca Türkiye,<strong> bor ve krom </strong>gibi nadir bulunan madenlerini ton başına ücretle ve ham madde olarak satmıştır. Oysa diyelim ki bundan 40 sene önce sadece yarı işlenmiş ürünler üretecek bir fabrika kurulmuş olsaydı, ham madde olarak satılan değerin onlarca katı gelir elde edilebilirdi. Türkiye bu konuda <strong>son on yılda önemli bir atılım</strong> yaparak soda külü fabrikası kurmuştur. Ancak geçmiş hükümetlerin bu konulara hiç girmemesinin sebepleri bulunup açıklığa kavuşturulmalı ve halkımıza bu konuda bilgi verilmelidir." dedi.<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/638124596_1441242914016829_6441276038058682421_n.jpg" style="height:448px; width:800px" /></em><br />
<br />
<span style="color:#2980b9"><strong>EVAPORİT YATAK NEDİR? BOLİVYA'YA DİKKAT!</strong></span><br />
<br />
Evaporit yatakların ne olduğunu da açıklayan <strong>Metin Uysal, </strong>açıklamasında en çarpıcı bölümlerinden birisi de,<em>&nbsp;</em>Dünyanın en değerli zümrüt yatakları <strong>Bolivya’da</strong> bulunduğunu; fakat işin ilginç yönünün ise, bu yatakların da evaporit yataklar üzerinde oluşmuş olduğunu vurgulaması oldu.<br />
<br />
<strong>Metin Uysal açıklamasında şunları kaydetti:</strong><br />
<br />
<em>"Bilindiği gibi Türkiye’nin büyük kısmı, 4. zamandan (Dördüncü Zaman’dan) önce <strong>Tetis Denizi’ni</strong>n tabanı durumundaydı. Kıta hareketleri sonucunda Afrika’dan kopan bazı büyük kara kütleleri, Anadolu’yu oluşturacak deniz tabanını yukarı itmiş; <strong>Toros Dağları</strong> oluşurken günümüz Türkiye’si de ortaya çıkmaya başlamıştır. Elbette deniz tabanında çukur bölgeler vardı; bunlar yükselirken deniz suyuyla birlikte hareket etmiş ve ülkemizin pek çok yerinde içinde deniz suyu bulunan göller oluşmuştur. İşte bu göller zamanla kuruyarak tuz benzeri mineralleri büyük yataklar hâlinde biriktirmiştir. Bu nedenle ülkemiz apayrı bir jeolojik geçmişe sahiptir ve bazı maden ile minerallerin bizde bulunmasının temelini bu durum oluşturur. &nbsp;</em></p>

<p><em>Afrika’dan kopan kara kütleleri sadece özellikle<strong> Batı Anadolu’nun</strong> oluşmasına neden olmamış; aynı kıta hareketi bugünkü Hindistan’ın oluşumuna ve Everest dağ zincirinin meydana gelmesine de sebep olmuştur.</em></p>

<p><em>Değerli taşlardan biri olan <strong>fenakit taşı</strong> da içinde bor bulundurur.</em></p>

<p><em><strong>Evaporit yatakların </strong>varlığı sonucunda sadece bor oluşmaz. Bor elementi doğada en aktif elementlerden biri olduğundan <strong>asla saf hâlinde</strong> bulunmaz; bu nedenle onlarca farklı bor minerali vardır. Ancak bu evaporit yatakların başka getirileri de mevcuttur. Bunlardan biri jips (Türkçesiyle alçı taşı)dır ve bu yataklarda bol bulunduğu için <strong>Türkiye </strong>bu konuda da çok zengindir. Değeri daha düşük olmakla birlikte traverten, kaya tuzu, anhidrit, karbonat gibi maddeler de bol miktarda bulunur. Alçı taşı da hâlâ çoğunlukla ham madde olarak ihraç edilmektedir.</em></p>

<p><em>Farklı bir konuya da açıklık getirelim: Türkiye’nin büyük kısmında d<strong>inozor benzeri</strong> daha eski zamanlara ait kara canlılarının fosili pek bulunmaz; ancak deniz canlılarının fosilleri zor da olsa mümkündür.</em></p>

<p><em>Türkiye bor karbür işletmesi kurarak çok önemli bir adım atmıştır. Artık bor ile ilişkili değerli taş aramalarında da harekete geçmelidir. Bir başka bilgiyi de ekleyeyim: Dünyanın en değerli<strong> zümrüt yatakları Bolivya’da</strong> bulunur; fakat bizi ilgilendiren yönü, bu yatakların da <strong>evaporit yataklar</strong> üzerinde oluşmuş olmasıdır."</em>dedi.</p>

<p><br />
<br />
<span style="color:#2980b9"><strong>BOR ELEMENTİ İÇEREN NADİR DEĞERLİ TAŞLAR İSE ŞUNLARDIR:</strong></span><br />
<br />
<br />
<strong>Uysal'ın listesine göre, bor elementi içeren ve mücevher olarak kullanılan başlıca nadir değerli taş mineralleri şöyle sıralanıyor:</strong><br />
<br />
<strong>Turmalin</strong> (çeşitli renkleriyle en bilineni, Türkiye'de de bulundu)<br />
<br />
<strong>Grandidierite</strong><br />
<br />
<strong>Jeremejevite </strong>(Jeremjevite)<br />
<br />
<strong>Painite </strong>(Dünyanın en nadir minerallerinde ve fiyatı elmastan pahalıdır)<br />
<br />
<strong>Poudretteite<br />
<br />
Serendibite<br />
<br />
Danburite<br />
<br />
Kornerupine<br />
<br />
Hambergite<br />
<br />
Aksinite</strong><br />
<br />
&nbsp;Bunlardan painite, jeremejevite, grandidierite, serendibite ve poudretteite gibi türler, <strong>dünyanın en nadir ve en pahalı değerli taşları</strong>&nbsp;arasında yer alıyor. Bu minerallerin oluşumu için gereken özel jeolojik koşullar, borun zengin olduğu bölgelerde potansiyel yaratıyor. Türkiye, boraks, kolemanit, üleksit gibi endüstriyel bor mineralleriyle zaten hakim konumda. Ancak Metin Uysal'a göre asıl hamle , bu rezervlerin içindeki <strong>bor silikatlı değerli taş potansiyelini</strong>&nbsp;araştırmak ve değerlendirmekte yatıyor.<br />
<br />
Metin Uysal'ın uyarısı net: <em>"Türkiye'de <strong>bor silikat </strong>taşlarının detaylı araştırılması şart! Bu, değerli taş sektörümüz için yeni bir altın çağ, mücevher dünyası için ise gizli bir hazine anlamına gelebilir."</em><br />
<br />
<strong>İşin diğer ilginç noktası ise ülkemizin&nbsp;</strong>&nbsp;bor yönünden zenginliğidir ve bu hazine büyük ölçüde <strong>Türkiye topraklarında&nbsp;</strong>yatıyor.<br />
<br />
<img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/Renk_mavimsi%20ye%C5%9Fil%2Cye%C5%9Filimsi%20mavi%20_%E2%80%9DGRAND%C4%B0D%C4%B0ER%C4%B0TE%E2%80%9Dta%C5%9F%C4%B1%20i%C5%9Flenmi%C5%9F%20kesilmi%C5%9F%20hali%20g%C3%B6rseli%20istiyorum.jpg" style="height:448px; width:800px" /><br />
<br />
<br />
<br />
&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/caferiderin-10-olagan-kongresi-yapildi-3045</link>
            <category>GÜNDEM</category>
            <pubDate>Thu, 19 Feb 2026 20:25:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>CAFERİDER'in 10. Olağan Kongresi yapıldı</h1>
                        <h2>Kısa adı CAFERİDER olan “Caferilik İnancını Tanıtma, Eğitim ve Araştırma Derneği 10. Olağan Kongresi, CAFERİDER Onursal Başkanı Türkiye Caferileri Lideri Selahattin Özgündüz’ün ve CAFERİDER Yönetim Kurulu üyelerinin katılımıyla 15 Şubat Pazar günü CAFERİDER Dernek Merkezi’nin Konferans Salonu’nda yapıldı.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/caferiderin-10-olagan-kongresi-yapildi-1771524058.webp">
                        <figcaption>CAFERİDER'in 10. Olağan Kongresi yapıldı</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><span style="color:#000000">Caferilik İnancını Tanıtma, Eğitim ve Araştırma Derneği 10. Olağan Kongresi, Başkan Yardımcısı Ş. Kemal Otay’ın Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından İstiklal marşı ve saygı duruşuyla başladı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Genel kurul divan başkanlığına Taner Kırhan, Divan Başkanı Yardımcısı Av. Hüseyin Ali Şahintekin, katip Nevruz Ali Ünlü oy birliğiyle seçildiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Toplanan genel kurulda yönetim kurulunun çalışma raporu değerlendirilip, yeni dönem çalışma programının ana hatları belirlendi. Üyelere madde halinde okundu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Divan Başkanı Taner Kırhan, isteyen herkese söz hakkı tanıdığı dilek ve temenni bölümünün ardından Yeni Yönetim ve Denetim Kurulları asıl ve yedek üyelerinin belirlenmesine geçildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Yönetim ve Denetleme Kurulları faaliyet raporlarının okunması ve müzakeresi, yönetim ve denetim kurullarının ayrı ayrı ibrası, kesin bütçenin okunarak onaylanması, tahmini bütçenin görüşülerek onaylanmasının ardından, Divan heyetine mevcut yönetimin hazırladığı liste dışında bir başka liste iletilmeyince o liste kabul edilerek yeni yönetim ve denetim kurulları asıl ve yedek üyeleri belirlendi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kongrenin dilek ve temenniler bölümünde sırasıyla Türkiye Caferileri Lideri Selahattin Özgündüz, CAFERİDER Başkanı Hasan Babur, Suca Kaçan, duygu ve düşüncelerini, eleştiri ve önerilerini katılımcılarla paylaştılar. Birlik ve beraberlik mesajları verdiler.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>CAFERİDER BAŞKANI H. HASAN BABUR GÜVEN TAZELEDİ</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/HASAN%20BABUR.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">CAFERİDER Başkanlığının 10. Olağan Genel Kurulu yapıldı. Tek liste halinde yapılan seçimde genel kurulda mevcut başkan H. Hasan Babur tekrar başkanlığa seçildi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">CAFERİDER Yönetim Kurulu Başkanlığı’na seçilen H. Hasan Babur yönetim kurulu üyelerine teşekkür konuşması yaptı. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Başkan Babur konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Türkiye Caferileri Lideri Selahattin Özgündüz ve CAFERİDER’in değerli üyeleri zahmet ettiniz. Kongremizi şereflendirdiniz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">...</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kıymetli liderim, değerli delegeler, kurumlarımızın değerli başkanları; size de, bize de hayırlı olsun diyorum. Çıktığımız bu yolda Allah bizleri yalnız bırakmasın, mektebe ve topluma hizmet etme aşkımızı çoğaltsın ki bu topluma ve bu mektebe layıkıyla hizmet edelim.</span></p>

<p><span style="color:#000000">...</span></p>

<p><span style="color:#000000">Biz bir takımız. Her ne kadar yönetimde 15 kişi olsa da her birimizin farklı noktalarda sorumluluğu var. Bu sorumluluklarımızı farklı alanlarda yerine getiriyoruz. Ama Caferilik İnancını Tanıtma, Eğitim Derneği olarak bizim ve hem yönetimimizdeki arkadaşlarımın hem de başkanın sorumluluğu biraz daha farklıdır diye düşünüyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Çünkü temsil ettiğimiz kurum sıradan bir kurum değil; herhangi bir köy ve mahalle derneği değil; Caferilik İnancını Tanıtma Derneği’dir. Allah kuranlardan, bu fikri ortaya koyanlardan, bugüne kadar bu bayrağı taşıyanlardan razı olsun. Onların mükâfatını Yüce Yaratan, Hz. Hüseyin ve Hz. Zeynep’in eliyle takdir etsin.</span></p>

<p><span style="color:#000000">...</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugün dünyada farklı olaylar gelişiyor, farklı şeyler meydana geliyor. Her geçen gün biraz daha zor ve sıkıntılı süreçler bizi bekliyor. Bu anlamda, bu sıkıntılı süreçlerde de bulunduğumuz topluma refah getirecek, bu topluma katkı üretecek düşüncede olmamız ve icraatımızı da ona göre yapmamız gerekir diye düşünüyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">...</span></p>

<p><span style="color:#000000">Değerli dostlar, birçok çalışma yapılmış. Son dönemlerde yaptığımız çalışmanın en önemlilerinden birisi CAFERİDER olarak yaptığımız mobil uygulamadır. Bu uygulamada bütün yöneticilerimizin emeği var. Özellikle Engin Özayyıldız, Av. Hüseyin Ali Şahintekin ve Hasan Can’ın çok büyük emeği var. Ben sizlerin huzurunda onlara teşekkür ediyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">10’dan fazla ülkede 17.204 indirme olmuş. Öyle zannediyorum ki önümüzdeki iki yılda belki 50 bini bulacaktır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu çalışmalarda mesai arkadaşlarım Kasım Nas ve Osman Yavuz’un ve yönetimdeki arkadaşlarımın hepsinin ayrı ayrı emekleri var. Hepinize teşekkür ediyorum.” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong>ÖZGÜNDÜZ: BÜTÜN MÜSLÜMANLAR CAFERİDİR</strong></span></p>

<p><span style="color:#000000"><strong><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/SELAHATT%C4%B0N%20%C3%96ZG%C3%9CND%C3%9CZ.png" style="height:450px; width:760px" /></strong></span></p>

<p><span style="color:#000000">Türkiye Caferileri Lideri Selahattin Özgündüz de CAFERİDER üyelerine bir konuşma yaptı. Özgündüz şunları söyledi: “Bu dernek hangi gerekçelerle toplumumuz tarafından tesis edilmiş, aynı cumhuriyetimizin kuruluş felsefesi gibi bu derneğimizin de bir kuruluş felsefesi, hedefi var.</span></p>

<p><span style="color:#000000">CAFERİDER devlet nezdinde ve dünya kamuoyunda bu ülkede Cafer’inin varlığını tescil eden bir dernek olması hasebiyle çok önemli bir dernektir. CAFERİDER az bir iş görmüyor varlığı tek başına dünyada ve ülkemizde Caferi topluluğu vardır, başlı başına bir misyonu üstlenmiştir.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Kongreniz hayırlı ve mübarek olsun. Camiamız adına bereket getirsin inşallah. Allah yeni seçilen yönetimimize de mektebin hedeflerini tahakkuk ettirmekte başarılar versin. </span></p>

<p><span style="color:#000000">Bugüne kadar milli birliğimiz, toprak bütünlüğümüz, devletin bekası o partinin bu partinin değil devletin bekası; bu üçüyle sorunu olmayan her parti ile aynı yakınlıktayız. Anayasamız, yasalarımız izin vermiş o da parti kurmuş bu ülkeye hizmet ediyor. Benim gönlümün partisi Resuli Ekrem’in Gadir-i Humda tayin ettiğidir. Hiç kimse Ali değil, Ali çoktur şahı Merdan bulunmaz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Ben bugüne kadar olabildiğince size bolca dost bıraktım. Sizi hiçbir toplumla düşman etmedim. Sağcısından, solcusundan, Türk’ünden farklı ırklardan da kültür ve inancından doğusundan ve batısından da, iktidar ve muhalefetinden de saygı görüyorsunuz.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Bu benim prensibimdir. Ehlibeyt inancından öğrendiğim budur. Dış ülkelerde hangisini desteklemeliyiz küffarla savaş halinde kim var ise desteklemeliyiz. Arakan, Keşmir, Filistin, Karabağ, Pakistan, Afganistan’da Müslümanları desteklemeliyiz. Çünkü Müslüman biziz. Bu vatanın evlatları mezhebine bakmadan Dış Türkler içinde en çok Azerbaycan’ı severiz. Sayın cumhurbaşkanımız 44 günlük karşı taarruzumuzla elde ettiğimiz zaferde otuz sene önce cumhurbaşkanımız gibi onlar Şii biz Sünni’yiz onlar bizi ilgilendirmez demedi. Azerbaycan bizim canımızdır, kardeşimizdir her şeyimizle yanlarındayız demiştir. Biz de teşekkür etmişiz. Karabağ futbol takımı zaferinde bizim bütün kulüp başkanları, hocaları ve yorumcular sanki bizim Türk takımları kazanmış gibi seviniyor. Çok şükür bir millet olarak duygularımız birleşiyor. Ben bunu ayrıştırmaya çalışsam kime ne hayrı var? Yaşasın bu birlik diyorum.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Caferi, Hanefi, Maliki, Şafi, ben yıllar önce TRT’de demiştim. Bu sözü burada da dedim. Bütün Müslümanlar Caferi’dir. Çünkü diğer dört mezhep hocalarının hepsi İmam Cafer-i Sadık’ın (a.s) kurduğu fıkıh ekolünün talebeleridir. O okulun müçtehitleridir. Bu anlamda da çok şükür milletimiz Ehlibeyt meveddetinde de birdir. Bu ülkede üç mezhep var. Hanefi, Şafi, Caferi hepsi bu aşkta birdir çok şükür. Bu anlamda hepimiz Cafer’iyiz. Çünkü hepsi İmam Cafer-i Sadık’ın (a.s) okulundan çıkmıştır. Allah birliğimizi, dirliğimizi bozmasın. </span></p>

<p><span style="color:#000000">En üst makam bu dernekte üyeler sizsiniz. Genel kuruldur. Sizin adınıza iki ricada bulunacağım. Sevgili yöneticiler bu hizmet Allah yolunun hizmetidir. O yol ki üstünde milyonlarca şehit verilmiştir. Birisinin kanı cihanda ödenmez. Hz. Zeynep’in (s.a) sözüdür. O şehitlerin gözyaşlarının Hz. Zeynep’in (s.a) sinesinin dertlerinin üzerine kuruludur. Nefsani şey katmayın, katsanız Allah elini üstünden çeker. Siyasi ve başka düşünceleriniz o kapının dışında dursun. Buraya girdiniz mi sırf sadece Allah için gurbeten illah fikir üreteceksiniz ve yapacaksınız. İki yaptığınız işi kıyaslandığınızda bugün dünden daha geride ise Allah rahmetini kesmiştir demektir. Eşit ise zarardasınız demektir. Her yaptığınız şeyi bir öncekinden daha güzel, kusursuz ve mükemmel, daha cazip, daha özendirici olmalı. İleri gitmelisiniz, yerinizde saymamalısınız. Zor bir iştir, üstlendiniz o ki Allah yardımcınız olsun. Sizlere yakışan da zoru başarmaktır. Allah yolunuzu açık etsin.” dedi.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Seçim sonrasında katılımcılara dernek merkezinde kokteyl ikramında bulunuldu.</span></p>

<p><span style="color:#000000">CAFERİDER yeni yönetim kurulu şu isimlerden oluştu:</span></p>

<p><span style="color:#000000">Hasan BABUR, Haydar FİDANBOY, Rıza Göleli, Taner KIRHAN, Tuncay OTAY, Ahmetali ALÇİÇEK, Yaser PARLAK, Kublay BUDAK, Tekin AKDAĞ, Ahmet ATABEY, Mehmet TUNCAY, Engin ÖZAYYILDIZ, Kurban ÇİNKILIÇ, Av. Hüseyin ATAM, Cemal COŞKUN</span></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
                            <item turbo="true">
            <link>https://www.alevihaberler.com.tr/haber/putinin-ozel-temsilcisi-kirill-dmitriev-12-degil14-trilyon-dolarlik-abd-ile-isbirligi-soz-konusu-3044</link>
            <category>DÜNYA</category>
            <pubDate>Thu, 19 Feb 2026 06:47:00 +0300</pubDate>
            <turbo:content>
                <![CDATA[<header>
                        <h1>Putin'in Özel Temsilcisi Kirill Dmitriev: 12 değil,14 trilyon dolarlık ABD ile işbirliği söz konusu</h1>
                        <h2>Rusya Doğrudan Yatırım Fonu (RDIF) CEO'su ve Rusya Devlet Başkanı'nın yatırım ve ekonomik işbirliği özel temsilcisi Kirill Dmitriev, ABD'ye yönelik yaptırımların kaldırılması gerektiğini savunarak, bu adımın Amerikan işletmelerine fayda sağlayacağını belirtti.</h2>
                        <figure>
                        <img src="https://www.alevihaberler.com.tr/images/haberler/2026/02/putinin-ozel-temsilcisi-kirill-dmitriev-12-degil14-trilyon-dolarlik-abd-ile-isbirligi-soz-konusu-1771473654.webp">
                        <figcaption>Putin'in Özel Temsilcisi Kirill Dmitriev: 12 değil,14 trilyon dolarlık ABD ile işbirliği söz konusu</figcaption>
                    </figure>
                    </header><p><strong>&nbsp;Rusya'dan ABD'ye Yaptırımların Kaldırılması Çağrısı: 14 Trilyon Dolarlık Potansiyel Projeler Masada</strong></p>

<p>Rusya Doğrudan Yatırım Fonu (RDIF) CEO'su ve Rusya Devlet Başkanı'nın yatırım ve ekonomik işbirliği özel temsilcisi Kirill Dmitriev, ABD'ye yönelik yaptırımların kaldırılması gerektiğini savunarak, bu adımın Amerikan işletmelerine fayda sağlayacağını belirtti. Dmitriev, yaptırımların ABD'li şirketlere 300 milyar dolardan fazla zarar verdiğini iddia etti.&nbsp;Dmitriev açıklamasında, ABD ile ortak projelerin <strong>12 trilyon dolarlık değil, 14 trilyon dolar üzerine</strong> olduğunu belirtti.<br />
&nbsp;</p>

<p>Dmitriev'in açıklaması, BRICS News hesabının paylaştığı bir habere yanıt olarak geldi. Söz konusu haberde, Rusya'nın yaptırımların kaldırılması karşılığında <strong>ABD'ye 12 trilyon dolarlık </strong>anlaşma teklif ettiği iddia edilmiş, bu bilgi The Economist dergisine dayandırılmıştı. Ancak Dmitriev, bunu <strong>"sahte haber"</strong> olarak nitelendirerek yalanladı. Dmitriev açıklamasında, ABD ile ortak projelerin <strong>12 trilyon dolarlık değil, 14 trilyon dolar üzerine</strong> olduğunu belirtti.</p>

<p>Sosyal medya platformu X'te (eski adıyla Twitter) yaptığı paylaşımda Dmitriev, şu ifadeleri kullandı:<em><strong> "ABD er ya da geç yaptırımları kaldıracak, çünkü Rusya'ya yönelik yaptırımlar ABD'li işletmelere 300 milyar dolardan fazla zarar verdi. Rusya'ya yaptırımların kaldırılması ABD'nin çıkarına. ABD-Rusya potansiyel projelerinin portföyü 14 trilyon doların üzerinde. ?????"</strong></em></p>

<p>Bu açıklama, Rusya ve ABD arasındaki ekonomik ilişkilerin yeniden canlandırılması tartışmalarını alevlendirdi. Dmitriev'in vurguladığı potansiyel projeler, enerji, teknoloji ve altyapı gibi alanları kapsıyor. Uzmanlar, yaptırımların kaldırılmasının küresel ekonomi üzerinde olumlu etkiler yaratabileceğini, ancak jeopolitik gerilimler nedeniyle zorlu bir süreç olabileceğini belirtiyor.</p>

<p>Rusya'nın bu çağrısı, ABD'de Donald Trump'ın başkanlık dönemine atıfta bulunan görüntülerle de ilişkilendiriliyor. Paylaşılan bir fotoğrafta, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile eski ABD Başkanı Trump'ın el sıkışırken görüldüğü an, iki ülke arasındaki olası işbirliğinin simgesi olarak yorumlanıyor.<br />
<br />
<a href="https://x.com/kadmitriev/status/2024219802177249390"><img alt="" src="https://www.alevihaberler.com.tr/public/images/detay/WhatsApp%20Image%202026-02-19%20at%2006_57_41.jpeg" style="height:727px; width:498px" /></a></p>

<p>Dmitriev'in paylaşımı, kısa sürede binlerce etkileşim aldı ve tartışmalara yol açtı. Bazı kullanıcılar Rusya-ABD ortaklığını desteklerken, diğerleri ekonomik faydaların sınırlı olacağını savundu.&nbsp;<br />
<br />
Kaynak link:&nbsp;<a href="https://x.com/kadmitriev/status/2024219802177249390">https://x.com/kadmitriev/status/2024219802177249390</a></p>]]>
            </turbo:content>
        </item>
            </channel>
</rss>
