Çepni Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Muhammet Arif Genç Yazdı: Hacı Bektaş-ı Veli ve Çepni Türkleri
KONUK YAZARAnadolu’nun Türkleşmesi ve İslamlaşması sürecinde Orta Asya’dan gelen Türk boylarının, alperenlerin ve Horasan erenlerinin çok önemli rolleri olmuştur. Bu tarihî yürüyüşün en önemli manevi mimarlarından biri hiç şüphesiz Hacı Bektaş-ı Veli’dir.
Anadolu’nun Manevi Mayasında Çepni Boyunun Tarihî ve Kültürel İzleri
Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslamlaşması sürecinde Orta Asya’dan gelen Türk boylarının, alperenlerin ve Horasan erenlerinin çok önemli rolleri olmuştur. Bu tarihî yürüyüşün en önemli manevi mimarlarından biri hiç şüphesiz Hacı Bektaş-ı Veli’dir. Anadolu’nun dört bir yanına yayılan inanç, kültür ve irfan geleneğinin oluşumunda Türk boylarının katkısı büyüktür. Bu boyların başında ise Oğuzların köklü kollarından biri olan Çepni Türkleri gelmektedir.
Hacı Bektaş-ı Veli’nin Anadolu’ya gelişinin ardından yerleştiği Suluca Kara Höyük, bugünkü Hacıbektaş ilçesinin bulunduğu bölgedir. Vilâyetnâme ve Velâyetnâme gibi menkıbevi kaynaklarda, Hünkâr’ın burada karşılaştığı topluluklar ve kendisine destek veren Çepni Türkleri hakkında önemli anlatılar bulunmaktadır. Bu anlatılar, Çepnilerin Hacı Bektaş-ı Veli’nin çevresindeki ilk topluluklardan biri olarak Anadolu’daki Bektaşi geleneğinin oluşumunda oynadığı role işaret etmektedir.
Çepni obası ve Yunus Mukri’nin ailesi
Vilâyetnâme geleneğinde adı geçen Yunus Mukri, Hacı Bektaş-ı Veli’nin Suluca Kara Höyük’teki çevresinde bulunan önemli şahsiyetlerden biridir. Yunus Mukri’nin İbrahim, Süleyman, İdris ve Saru isimlerinde dört oğlunun bulunduğu aktarılmaktadır.
Bu aile içerisinde özellikle İdris Hoca ve eşi Kadıncık Ana’nın Hünkâr ile olan yakınlığı dikkat çekmektedir. Kadıncık Ana, Bektaşi geleneğinde önemli bir manevi şahsiyet olarak kabul edilir. Hacı Bektaş-ı Veli’nin hayatına ilişkin menkıbelerde onun Hünkâr ile olan ilişkisi, misafirperverliği ve manevi bağlılığı özel bir yer tutmaktadır.
Yunus Mukri’nin oğullarından Köse Süleyman’ın ise Çepni inanç ve irfan geleneğinin Anadolu’daki yayılışında önemli bir yere sahip olduğu anlatılmaktadır. Köse Süleyman, Balıkesir, İzmir ve Manisa yörelerinde manevi önder olarak anılan isimlerden biridir. Bu durum, Çepni topluluklarının yalnızca Karadeniz ve Orta Anadolu’da değil, Batı Anadolu’daki inanç ve kültür hayatında da iz bıraktığını göstermesi bakımından önemlidir.
Hacı Bektaş-ı Veli’nin Güvenç Abdal’ı Gümüşhane Kürtün’e göndermesi
Çepni tarihinin en önemli manevi şahsiyetlerinden biri de Güvenç Abdal’dır.
Çepni kültür ve inanç hafızasında önemli bir yere sahip olan Güvenç Abdal’ın, Hacı Bektaş-ı Veli tarafından irşat göreviyle Gümüşhane’nin Kürtün yöresine gönderildiği kabul edilmektedir.
Bu görevlendirme, Hacı Bektaş-ı Veli’nin Anadolu’da oluşturduğu manevi irfan anlayışının farklı bölgelere taşınması bakımından önemlidir. Güvenç Abdal’ın Kürtün ve çevresindeki faaliyetleri, Çepni topluluklarının Doğu Karadeniz’deki tarihî ve manevi varlığının şekillenmesinde önemli bir yere sahiptir.
Kürtün, Gümüşhane ve çevresinde yaşayan Çepni topluluklarının kültürel hafızasında Güvenç Abdal’ın adı ve manevi mirası bugün de yaşatılmaktadır.
Batı Anadolu’da Köse Süleyman ve Çepni irfanı
Çepni Türklerinin Anadolu’daki tarihî yürüyüşü yalnızca Karadeniz coğrafyasıyla sınırlı değildir. Balıkesir, İzmir ve Manisa başta olmak üzere Batı Anadolu’nun birçok yerinde Çepni topluluklarının izlerine rastlanmaktadır.
Yunus Mukri’nin oğlu Köse Süleyman’ın bu bölgelerde manevi önder olarak anılması, Çepni inanç geleneğinin Batı Anadolu’daki tarihî köklerini anlamak açısından ayrıca önem taşımaktadır.
Özellikle Balıkesir yöresindeki Tahtacı toplulukları üzerinde durulması gerekmektedir. Tahtacı kültürü, Anadolu’nun önemli Türkmen inanç ve yaşam geleneklerinden biridir. Balıkesir yöresindeki Tahtacıların bir bölümü de Çepni kökenlidir. Dolayısıyla Tahtacı kültürü ile Çepni tarihini birbirinden tamamen ayrı değerlendirmek, bölgenin tarihî ve kültürel bütünlüğünü anlamayı zorlaştıracaktır.
Bu toplulukların gelenekleri, inançları, sözlü tarihleri, ocak bağlantıları ve kültürel hafızaları, Çepni kimliğinin Batı Anadolu’daki izlerinin araştırılması açısından büyük önem taşımaktadır.
Sarı Saltık, Balıkesir Çepnileri ve Dobruca’ya uzanan Türkmen göçü
Çepni Türklerinin Anadolu’dan Balkanlara uzanan tarihî ve manevi yolculuğunda Sarı Saltık’ın da çok önemli bir yeri bulunmaktadır.
XIII. yüzyılda Anadolu Selçuklu Devleti’nin Moğol baskısı altında bulunduğu, Türkmen topluluklarının ise yeni yurtlar aradığı bir dönemde, II. İzzeddin Keykâvus ile Bizans İmparatoru VIII. Mihail arasındaki ilişkiler çerçevesinde Anadolu’dan Dobruca’ya önemli bir Türkmen iskânı gerçekleşmiştir.
1263-1264 yıllarında gerçekleşen bu iskân hareketinin öncülüğünü Sarı Saltık yapmıştır. Tarih araştırmalarında bu topluluğun Balıkesir ve Karesi yöresiyle bağlantılı Çepni Türkmenlerinden oluştuğu yönünde önemli görüşler bulunmaktadır.
Tarihçi Prof. Dr. Haşim Şahin’in Sarı Saltık üzerine yaptığı araştırmalar, bu büyük Türkmen dervişinin Balkanların İslamlaşma sürecindeki rolünü anlamak bakımından önemlidir. Sarı Saltık yalnızca dinî bir şahsiyet değil, aynı zamanda Anadolu’dan Balkanlara uzanan Türkmen hareketinin manevi önderlerinden biri olarak değerlendirilmelidir.
Dobruca’ya giden Türkmen topluluğunun Çepni kimliğiyle ilişkisi de Çepni tarihinin araştırılması gereken önemli konularından biridir. Bazı araştırmalarda bu topluluğun yaklaşık 10-12 bin kişiden oluştuğu, bazı aktarımlarda ise 12 bin çadırlık bir Türkmen topluluğundan söz edildiği görülmektedir. Bu rakamların ve topluluğun boy dağılımının farklı kaynaklar üzerinden karşılaştırılması gerekmektedir. Bununla birlikte Çepni Türkmenlerinin bu göç hareketindeki ağırlığı, Anadolu ile Balkanlar arasındaki tarihî bağ açısından dikkat çekicidir.
Sarı Saltık’ın Hacı Bektaş-ı Veli ile ilişkisi de ayrıca önemlidir. Vilâyetnâme geleneğinde Hünkâr’ın Sarı Saltık’ı Rumeli’ye irşat ve hizmet için gönderdiği anlatılmaktadır. Bu anlatılar, tarihî göç hareketiyle birlikte Anadolu ve Balkanlar arasında oluşan ortak manevi hafızanın da önemli bir parçasıdır.
Balıkesir ve Karesi yöresinden Balkanlara uzanan bu tarihî hareket, Çepni Türklerinin yalnızca Karadeniz ve Orta Anadolu’da değil, Rumeli coğrafyasının Türkleşmesi ve İslamlaşması sürecinde de önemli izler bıraktığını göstermektedir.
Dobruca ve çevresinde Sarı Saltık adıyla şekillenen manevi gelenek, bugün de Balkan Türklerinin ortak kültürel hafızasında yaşamaktadır.
Sinop Çepnileri, Tayboğa Bey ve Trabzon Rum Devleti ile mücadele
Çepni tarihinin önemli merkezlerinden biri de Sinop ve çevresidir. Karadeniz’in Anadolu kıyılarında Çepni Türkmenleri, bölgenin siyasî ve askerî tarihinde önemli roller üstlenmiştir.
Sinop ve çevresindeki Çepni beyleri arasında adı geçen Tayboğa Bey, bu tarihî hafızanın önemli şahsiyetlerinden biridir. Tayboğa Bey, Çepni topluluklarının bölgedeki varlığı ve siyasî teşkilatlanması bakımından araştırılması gereken isimler arasında yer almaktadır.
XIII. yüzyılda Trabzon Rum Devleti ile Karadeniz kıyılarındaki Türkmen toplulukları arasında yaşanan mücadeleler, bölgenin tarihî gelişiminde belirleyici olmuştur. Sinop ve çevresinin savunulmasında Çepni Türkmenlerinin rolü, bu toplulukların yalnızca yerleşimci değil, aynı zamanda bölgenin güvenliğinde ve siyasî varlığında etkili unsurlar olduğunu göstermektedir.
Çepni tarihî hafızasında Sarı Saltık, Güvenç Abdal ve Tayboğa Bey isimlerinin aynı tarihî dönemle ilişkilendirilmesi dikkat çekmektedir. Bununla birlikte bu üç şahsiyetin belirli bir askerî harekette birlikte görev yaptıklarını ortaya koyan belgelerin ayrıca araştırılması gerekmektedir.
Tayboğa Bey’in Sinop çevresindeki Çepni beyliğiyle ilişkisi, Güvenç Abdal’ın Kürtün ve Doğu Karadeniz’deki manevi mirası, Sarı Saltık’ın ise Dobruca’ya uzanan Türkmen iskânındaki öncü rolü birlikte değerlendirildiğinde, Çepni tarihinin çok geniş bir coğrafyaya yayılan askerî, sosyal ve manevi boyutu ortaya çıkmaktadır.
Çepni kimliği, Hacı Bektaş-ı Veli ve ortak tarihimiz
Çepni Türkleri, Oğuz boy teşkilatı içerisinde tarih boyunca önemli roller üstlenmiş; Anadolu’nun farklı bölgelerine yerleşerek hem sosyal hem de kültürel hayatın şekillenmesine katkıda bulunmuştur.
Karadeniz’de Güvenç Abdal’ın manevi mirası, Gümüşhane Kürtün’deki Çepni kültürü, Orta Anadolu’da Hacı Bektaş-ı Veli çevresindeki tarihî anlatılar, Batı Anadolu’da Köse Süleyman ile ilişkilendirilen inanç geleneği ve Sarı Saltık öncülüğünde Balkanlara uzanan Türkmen göçü, bu büyük tarihî yürüyüşün farklı halkalarıdır.
Balıkesir, İzmir ve Manisa’daki Çepni ve Tahtacı toplulukları da bu ortak mirasın önemli temsilcileridir. Dobruca ve Balkan coğrafyasındaki Sarı Saltık geleneği ise Çepni tarihinin Anadolu sınırlarını aşan yönünü göstermektedir.
Bizler Çepni Dernekleri Federasyonu olarak, Çepni tarihinin yalnızca bir bölgenin veya bir topluluğun tarihi olmadığını; Anadolu’nun ve Rumeli’nin ortak kültür, inanç ve medeniyet tarihinin ayrılmaz bir parçası olduğunu düşünüyoruz.
Amacımız, geçmişten gelen bu büyük mirası doğru kaynaklarla araştırmak, sözlü tarih çalışmalarını desteklemek, büyüklerimizin hafızasında yaşayan bilgileri gelecek nesillere aktarmak ve Çepni kimliğini bilimsel çalışmalar ışığında yaşatmaktır.
Hacı Bektaş-ı Veli’nin hoşgörü, kardeşlik ve insan sevgisi anlayışı; Güvenç Abdal’ın irfan yolu, Sarı Saltık’ın Balkanlara uzanan manevi mirası ve Anadolu’nun farklı bölgelerinde iz bırakan Çepni büyüklerinin tarihî birikimi bizlere önemli sorumluluklar yüklemektedir.
Çepni olmak yalnızca bir boya mensup olmak değil; köklü bir tarih, güçlü bir kültür, ortak bir hafıza ve gelecek nesillere aktarılması gereken büyük bir emaneti taşımaktır.
Bu topraklarda Çepni’nin izi vardır, sözü vardır, irfanı vardır. Bu iz Balıkesir’den Sinop’a, Kürtün’den Hacıbektaş’a, Anadolu’dan Dobruca’ya kadar uzanmaktadır. Bu izi araştırmak, korumak ve gelecek kuşaklara aktarmak hepimizin ortak sorumluluğudur.
Muhammet Arif Genç
Çepni Dernekleri Federasyonu Başkanı
Kaynakça ve araştırılması gereken temel eserler
1. Abdülbaki Gölpınarlı (Haz.), Vilâyetnâme: Menâkıb-ı Hünkâr Hacı Bektâş-ı Velî, İnkılâp Kitabevi.
2. Firdevs-i Rûmî, Manzum Velâyetnâme-i Hacı Bektaş-ı Velî.
3. Faruk Sümer, Oğuzlar (Türkmenler): Tarihleri, Boy Teşkilatı, Destanları, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı.
4. Ahmet Yaşar Ocak, Kültür Tarihi Kaynağı Olarak Menâkıbnâmeler.
5. Haşim Şahin, “Balkanlar’ın İslâmlaşma Sürecinde Bir Selçuklu Gâzi Dervişi: Sarı Saltık”, Keşkül: Sufi Gelenek ve Hayat, 2014, sayı 29, s. 28-35.
6. Talip Tuğrul’un Sarı Saltık, Çepni Türkmenleri ve Dobruca iskânı üzerine çalışmaları.
7. II. İzzeddin Keykâvus dönemi, XIII. yüzyıl Anadolu-Balkan ilişkileri ve Dobruca Türkmen iskânına ilişkin tarih araştırmaları.
8. Sinop, Canik ve Trabzon Rum Devleti dönemindeki Çepni Türkmenleri ve Tayboğa Bey hakkında yerel tarih araştırmaları.
9. Gümüşhane Kürtün, Balıkesir, İzmir ve Manisa yörelerine ilişkin Çepni sözlü tarih, ocak ve yerel tarih araştırmaları.
İlginizi Çekebilir