Prof. Dr. Ümit Yazıcıoğlu: En büyük hüküm insanların vicdanında verilir!
GÜNDEMProf. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu, Madımak otelinde meydana gelen katliamda hafızalarımızı tazeliyor.
MADIMAK OLAYI
Adli Vaka Dosyası / Tutanak Metni
Prof. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu
Dosya No: 02.07.1993 / Sivas
Konu: Toplumsal saldırı, yangın, ölüm, sonradan gelişen hukukî ve ahlâkî tartışmalar
1. OLAYIN TARİHİ VE YERİ
Olay, 2 Temmuz 1993 tarihinde, Sivas il merkezinde meydana gelmiştir. Yer, o günlerde bir konaklama mekânı olan Madımak Oteli’dir. Otele gelenlerin çoğu, Pir Sultan Abdal Şenlikleri dolayısıyla şehirde bulunan sanatçılar, yazarlar, ozanlar ve davetlilerdir. Gündüz başlayan gerginlik, akşam saatlerinde açık bir saldırıya dönüşmüştür.
Olayın ardından bina yanmış, içeride bulunanlardan 35 kişi yaşamını yitirmiştir.
Bu sayı, resmi kayıtlarda bir rakamdır. Fakat ölenlerin yakınları için bir rakam değildir. Her biri bir isimdir. Bir ses. Bir ev. Bir eksiklik.
2. OLAYIN NİTELİĞİ
Bu olay, yalnızca bir yangın değildir. Yalnızca bir toplumsal taşkınlık da değildir. O gün olanlar, uzun süredir biriken nefretin, kışkırtmanın, cezasızlık hissinin ve gecikmiş müdahalenin sonucudur.
Bazı olaylar bir anda olmaz. Öncesi vardır. Bakışlar vardır. Sözler vardır. Kalabalığın ağırlaşması vardır. Bir kentte aynı gün içinde herkesin bildiği ama kimsenin açıkça durdurmadığı şeyler vardır.
Madımak’ta olan da buydu.
Kalabalık büyüdü. Tehdit arttı. Otel kuşatıldı. İçeride bulunanlar, bir binanın içinde değil, bir yargının içinde sıkıştı. Dışarıda insanlar vardı. İçeride insanlar vardı. Ortada ise geç kalmış bir devlet vardı.
3. TANIK ANLATIMLARINDAN ÇIKAN ORTAK NOKTALAR
Tanık beyanlarında bazı ayrıntılar değişmektedir. Bu normaldir. İnsanlar korku anlarını aynı biçimde hatırlamaz. Fakat ortak olan şey değişmez:
Kalabalığın giderek sertleştiği,
Sloganların yükseldiği,
Güvenlik müdahalesinin geciktiği,
Otelin kuşatmadan çıkarılamadığı,
Yangının engellenemediği.
Bunlar, olayın teknik tarafıdır. Bir de insan tarafı vardır. O taraf çoğu zaman tutanaklara sığmaz.
İçeride kalanlar dışarı çıkamadı.
Bu cümle, bütün olayın en soğuk özetidir.
4. HAYATINI KAYBEDENLER
Yangın sonrası 33 aydın ve sanatçı ile 2 otel görevlisi hayatını kaybetmiştir. Toplam kayıp 35 kişidir.
Bu kişilerin adları yıllar boyunca anmalarda tekrarlandı. Çünkü isim, burada yalnızca kimlik değildir. Bir direnç biçimidir. Unutulmaya karşı son savunmadır.
Ölenlerin her biri ayrı bir hayatı temsil ediyordu: düşünceyi, edebiyatı, müziği, inancı, emeği, gündelik hayatı. Bir toplumda bunların birlikte var olması gerekir. O gün bu birlikte var olma hâli, ateşe verildi.
5. MÜDAHALE VE GECİKMELER
Olayın en çok tartışılan yönlerinden biri müdahaledir. Kalabalık büyürken, tehdit açıkken ve otel kuşatılmışken, engelleme gücünün neden yeterli olmadığı sorusu yıllar boyunca soruldu.
Bu soru hâlâ tam cevaplanmış değildir.
Çünkü bazen asıl mesele, ne olduğu değil, neden önlenmediğidir.
Bir ülkede insanlar bir binanın içinde ölüyorsa, yalnızca saldırganlar değil, zamanında hareket etmeyen bütün yapılar da sorgulanır. Madımak bu yüzden sadece bir facia değil, aynı zamanda bir kurumsal sessizlik dosyasıdır.
6. HUKUKÎ SÜREÇ
Olaydan sonra uzun süren davalar açılmış, süreçler yıllarca devam etmiştir. Fakat hukuk her zaman hafıza kadar uzun soluklu değildir. Bazı dosyalar kapanmıştır. Bazı sanıklar cezalandırılmıştır. Bazı sorumluların tamamı ise hiçbir zaman tam anlamıyla hesap vermemiştir.
Bu, olayın en ağır tarafıdır.
Çünkü ceza yalnızca failin cezası değildir. Aynı zamanda toplumun kendi sınırını çizmesidir. O sınır çizilmezse, geriye yalnızca tekrar ihtimali kalır.
Zamanaşımı sözcüğü bu hikâyede çok ağır durur. Soğuktur. Yasın karşısında tekniktir. O yüzden Madımak dosyası, hukukta tamamlanmış görünse de vicdanda açık kalmıştır.
7. TOPLUMSAL SONUÇ
Bu olaydan sonra ülkede yalnızca bir otel değil, bir güven duygusu da yandı.
Alevi yurttaşlar açısından bu olay, bir saldırıdan fazlası olarak kaldı. Düşünce özgürlüğü bakımından da bir kırılma noktası oldu. Bir arada yaşama fikri, o gün ağır bir yara aldı.
Sonraki yıllarda her anma töreni, aslında tek bir cümleye dayanıyordu:
Bu unutulmadı.
Bu cümle, bir teselli değil; bir itirazdır.
Anmalar bu yüzden önemlidir. Çünkü anma, yalnızca ölüleri hatırlamak değildir. Aynı zamanda yaşayanların neyi kabul etmediğini söylemesidir.
8. HER YIL YENİLENEN TANIKLIK
2 Temmuz geldiğinde insanlar yeniden toplanır. Karanfiller bırakılır. İsimler okunur. Fotoğraflar taşınır. Konuşmalar yapılır. Sesler yükselir, sonra sessizleşir.
Bir otelin önünde yapılan bu hareket, aslında bir tören değildir yalnızca. Bir dosyanın kapanmadığını hatırlatma biçimidir.
Madımak’ın önünde duran herkes şunu bilir:
Burada yalnızca insanlar ölmedi.
Burada adalet duygusu, kamusal vicdan ve birlikte yaşama iradesi de sınandı.
Ve bu sınavın sonucu hâlâ tartışmalıdır.
9. SONUÇ
Madımak Olayı, bir tarih sayfası değildir yalnızca. Bir uyarıdır.
Bir toplum, kendi karanlığını açıkça konuşmadığında, o karanlık bir sonraki nesle miras kalır.
Bu yüzden Madımak, yalnızca hatırlanmaz. Aynı zamanda anlaşılmak zorundadır.
Çünkü bazı olaylarda en büyük hüküm, mahkeme salonunda değil, insanların vicdanında verilir.
Ve orada karar hâlâ tamamlanmamıştır.
İlginizi Çekebilir