© Alevi Haberler

Umut Berhan Şen yazdı: Maduro operasyonunun düşündürdükleri

Analist-yazar Umut Berhan Şen, kaleme aldığı makalesinde ABD'nin Maduro operasyonunu modern tarihin en çarpıcı askeri müdahalelerinden biri olarak nitelendirdi. 1989’daki Panama’daki Noriega vakasına benzeten Şen, bir devlet başkanının başkentinde ele geçirilmesinin nadir görüldüğünü vurguladı.

Analist-yazar Umut Berhan Şen, kaleme aldığı makalesinde ABD'nin Maduro operasyonunu modern tarihin en çarpıcı askeri müdahalelerinden biri olarak nitelendirdi. 1989’daki Panama’daki Noriega vakasına benzeten Şen, bir devlet başkanının başkentinde ele geçirilmesinin nadir görüldüğünü vurguladı.

Umut Berhan Şen'in makalesinin tam metni şöyle:

MADURO OPERASYONUNUN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

ABD Delta Force timinin gerçekleştirdiği Maduro operasyonunda yaşananlar, modern tarihin en çarpıcı askeri operasyonlarından biri olarak kayıtlara geçti. 3 Ocak 2026 sabahı erken saatlerde, ABD Başkanı Donald Trump, Truth Social üzerinden duyurdu: Amerika Birleşik Devletleri, Venezuela’ya yönelik büyük ölçekli bir saldırı düzenleyerek, Devlet Başkanı Nicolás Maduro ve eşi Cilia Flores’i yakalamış ve ülkeden çıkardı. Operasyon, aylardır süren gerilimin doruk noktasıydı ve Panama’daki 1989 Noriega vakasına benzer şekilde, doğrudan bir devlet başkanının başkentinde ele geçirilmesiyle sonuçlandı.

Olayın arka planı, Trump’ın ikinci döneminde Venezuela’ya uyguladığı maksimum baskı politikasına dayanıyor. Hatırlayalım; 2020’den beri Maduro hakkında narko-terörizm suçlamaları vardı; ABD Adalet Bakanlığı, başına 50 milyon dolar ödül koymuştu. Trump, Maduro’yu “narko-devlet” yönetmekle, Amerika’ya kokain akışını sağlamakla ve göç krizini tetiklemekle suçluyordu. Son aylarda Karayipler’de uyuşturucu teknelerine yönelik onlarca saldırı, savaş gemileriyle abluka ve asker yığınağı yapılmıştı. 3 Ocak’ta ise iş bir özel kuvvet operasyonuna evrildi. Caracas’ta patlamalar duyuldu, Fuerte Tiuna askeri üssünde yangınlar çıktı ve La Carlota hava üssünde hava savunma sistemleri vuruldu. Delta Force gibi elit birlikler, Maduro’nun kaldığı korunaklı bölgeye baskın düzenledi. Trump’ın paylaştığı fotoğrafta Maduro, kelepçeli ve gözleri bağlı halde USS Iwo Jima gemisinde görülüyor ve çift, New York’ta narko-terörizm ve uyuşturucu suçlamalarıyla yargılanmak üzere ABD’ye getiriliyordu.

Trump, basın toplantısında operasyonu “mükemmel planlanmış, hiçbir Amerikan kaybı olmadan tamamlanmış” diye övdü. Ama asıl dikkat çeken kısmı, geleceğe dair açıklamalarıydı: “Venezuela’yı bir süre biz yöneteceğiz, güvenli bir geçiş sağlanana kadar. Petrol altyapısını yeniden inşa edeceğiz, Amerikan şirketleri milyarlarca dolar yatırım yapacak ve çok para kazanacağız.” Dolayısıyla, petrol açıkça masada. Venezuela, dünyanın en büyük proven rezervlerine sahip ama yıllardır yaptırımlar ve kötü yönetim yüzünden üretim çökmüş durumda. Trump, Exxon ve Chevron gibi şirketlerin devreye gireceğini ima etti. Bu, klasik “America First” yaklaşımı: Uyuşturucu ve göç bahanesiyle müdahale, ama arka planda enerji kaynaklarını kontrol etme.

Venezuela içindeki tablo oldukça karmaşık. Maduro’nun yardımcısı Delcy Rodríguez, devlet televizyonunda “Maduro’nun nerede olduğunu bilmiyoruz, hayatta olduklarına dair kanıt istiyoruz” dedi ve olağanüstü hal ilan etti. Maduro yanlısı milisler sokaklarda devriye geziyor, bazı bölgelerde protestolar var. Öte yandan muhalefet tarafında kutlamalar başladı; María Corina Machado gibi isimler “özgürlük zamanı” mesajları attı. Ayrıca Edmundo Gonzalez gibi diğer muhalifler de umutlu, fakat güç boşluğu riski büyük: Ordu içinde bölünme, kartellerin karışması veya iç çatışma ihtimali var.

Uluslararası tepkiler de oldukça karmaşık. Cumhuriyetçiler operasyonu alkışlıyor, “Trump sözünü tuttu, Amerika geri döndü” diyorlar. Demokratlar ve bazı Cumhuriyetçiler ise “Kongre onayı olmadan savaş ilanı, anayasaya aykırı” diye eleştiriyor. Latin Amerika’da Meksika, Brezilya, Şili gibi ülkeler “emperyalist saldırı” diye kınadı. Çin, Rusya, Küba ve İran’dan sert ve kaygılı tepkiler geldi. Avrupa’da Macron “Maduro diktatörlüğünden kurtulduk” derken, İngiltere ve Almanya daha temkinli, uluslararası hukuka vurgu yapıyorlar. BM’den eleştiriler yükseldi ve hatta bazı uzmanlar bu operasyonu savaş suçu olarak değerlendiriyor.

Peki, bu operasyonun anlamı ne? Trump’ın gayet bariz bir şekilde “para yerde, alacağız” tavrı, Monroe Doktrini’nin 21. yüzyıldaki Post-Modern versiyonu gibi. Tabii bir nebze de kolonyalist tutumu sebebiyle postmodern bir Roma zihniyetinin açığa çıktığını görüyoruz. Bu sıradışı operasyon sonrası belki kısa vadede uyuşturucu akışı kesilebilir ve göç azalabilir. Amerikan şirketleri yüz milyarlarca dolar kazanabilir. Ama uzun vadede ne olacak? Venezuela’da istikrar mı gelir yoksa yeni bir kaos mu başlar? Rusya ve Çin’in etkisi azalır ama bir ihtimal misilleme yapabilirler. Lakin bölgeye ciddi gözdağı verildi ve bundan sonra Meksika ve Küba’da Trump’ın radarında.

Nihayetinde, Trump büyük bir kumar oynadı ve şimdilik kazandı gibi duruyor. İç politikada puan topladı, tabanını coşturdu. Ama bu, ABD’nin küresel rolünü yeniden tanımlayan bir adım. Venezuela halkı için kaos mu yoksa yeni bir bağımlılık mı getirir, bunu zaman gösterecek. Kuşkusuz tarihi bir kırılma noktası yaşadık ve önümüzdeki günler daha da hareketli geçebilir.

Yazıyı kaynağından okumak için lütfen tıklayınız:
https://umutberhansen.substack.com/p/maduro-operasyonunun-dusundurdukleri

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER