İstanbul
17 Ekim, 2026, Cumartesi
  • DOLAR
    32.58
  • EURO
    34.81
  • ALTIN
    2412.9
  • BIST
    9645.02
  • BTC
    66248.09$

Muhammet Arif Genç: Anadolu’nun tarihi, ayrışmanın değil ortak mirasımızın tarihidir

Muhammet Arif Genç: Anadolu’nun tarihi, ayrışmanın değil ortak mirasımızın tarihidir
Çepni Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Genç, özellikle Çepniler başta olmak üzere Oğuz boylarının Sünnileşmesi, bazı Türkmen gruplarının Kürtleşmesi ve Alevi Türkmenlerin hafızası konularının yeterince araştırılmadığını belirtti.

Çepni Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Muhammet Arif Genç, Anadolu’da tarih boyunca inanç ve dil değişimi yaşayan Türkmen topluluklarına ilişkin bir açıklama yayımladı. Genç, özellikle Çepniler başta olmak üzere Oğuz boylarının Sünnileşmesi, bazı Türkmen gruplarının Kürtleşmesi ve Alevi Türkmenlerin hafızası konularının yeterince araştırılmadığını belirtti.

Çepni Dernekleri Federasyonu olarak geçmişi araştırmayı, kültürel mirası korumayı ve gelecek kuşaklara doğru bir tarih bilinci bırakmayı sorumluluk olarak gördüklerini ifade eden Genç, “Anadolu’nun tarihi, ayrışmanın değil; bütün farklılıklarıyla birlikte anlaşılması gereken ortak mirasımızın tarihidir” dedi.

Çepni Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Muhammet Arif Genç, şu açıklamada bulundu:

Anadolu’nun tarihi yalnızca savaşların ve hükümdarların tarihi değildir. Bu toprakların bir de aşiretlerin, ocakların, göç yollarının, değişen dillerin ve inançların tarihi vardır. Bugün yeterince araştırılmayan konulardan biri de zaman içerisinde inanç veya dil değişimi yaşayan Türkmen topluluklarının geçmişidir.

Oğuz boylarından biri olan Çepniler ve Bir çok Oğuz Boyu Anadolu’nun tarihî ve kültürel oluşumunda önemli bir yere sahiptir. Çepniler ve Oğuz Boyları  arasında Alevi inanç geleneğini sürdüren topluluklar olduğu gibi Sünni inancını benimseyen topluluklar da bulunmaktadır. Bu farklılaşmanın hangi bölgelerde, hangi dönemlerde ve hangi koşullarda gerçekleştiği, tarihî belgeler ışığında araştırılmalıdır.

Yavuz Sultan Selim ile Şah İsmail arasındaki mücadele

1514 yılında gerçekleşen Çaldıran Savaşı, yalnızca iki hükümdarın savaşı değildi. Osmanlı Devleti ile Safevî Devleti arasındaki siyasi, askerî ve dinî rekabetin önemli bir dönüm noktasıydı. Şah İsmail’in askerî gücünde Anadolu kökenli Türkmenlerin önemli bir yeri vardı. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki bazı Kızılbaş Türkmen toplulukları da Safevî hareketini destekliyordu.

Bu dönemde İdris-i Bitlisî, Yavuz Sultan Selim’in doğu siyasetinde önemli bir rol üstlendi. Bölgedeki Kürt beyleriyle Osmanlı yönetimi arasında ilişkiler kurulması ve bazı aşiretlerin Osmanlı tarafına yönelmesi için çalıştı.

Burada dikkat çekici bir tarihî gerçek vardır: Aynı coğrafyada yaşayan topluluklar, farklı siyasi ve dinî tercihler nedeniyle karşı karşıya gelebiliyordu. Türkmenler arasında da Osmanlı’yı destekleyenler vardı; Kürt beyleri arasında da farklı siyasi yönelimler bulunuyordu. Tarihi bugünün kimlikleri üzerinden basitleştirmek yerine, dönemin koşulları içinde değerlendirmeliyiz.

Fetvalar ve Alevi Türkmenlerin tarihindeki kırılma

Osmanlı-Safevî mücadelesinde dinî söylem, siyasi mücadelenin önemli araçlarından biri hâline geldi. Yavuz Sultan Selim döneminde Şah İsmail ve Kızılbaş hareketine karşı dinî gerekçelendirmeler kullanıldı. Kemalpaşazâde ve Sarıgörez Nûreddin Efendi gibi dönemin âlimlerinin fetvaları bu çerçevede değerlendirilmelidir.

Daha sonraki yıllarda, Kanûnî Sultan Süleyman döneminde şeyhülislamlık yapan Ebussuud Efendi de Kızılbaşlar ve Safevîlerle ilgili fetvalar verdi. Bu fetvalarda yalnızca inanç meseleleri değil, Safevî Devleti’yle siyasi ilişkiler ve Osmanlı yönetiminin güvenlik kaygıları da etkiliydi. Söz konusu fetvaların, Kızılbaş toplulukların Osmanlı yönetimi tarafından nasıl algılandığını ve devletin onlara yönelik politikalarını anlamak açısından önemi büyüktür.

Bu tarihî süreçleri incelerken, fetvaların toplumsal sonuçlarını araştırmak kadar, farklı dönemlere ait belgeleri birbirinden ayırmak da önemlidir. Ebussuud Efendi’nin fetvalarını doğrudan Çaldıran Savaşı sırasında verilmiş kararlar gibi sunmak tarihsel açıdan doğru olmaz.

Kürtleşen Türkmenler, Sünnileşen Aleviler

Bir başka önemli mesele de bazı Türkmen topluluklarının zaman içerisinde farklı diller konuşmaya başlaması, farklı kimlikler benimsemesi veya inanç değiştirmesidir. Kürtleşen Türkmenler ya da Sünnileşen Alevi Türkmenler üzerine yapılacak araştırmalar; aşiret kayıtlarını, Osmanlı tahrir defterlerini, ocak silsilelerini, vakfiyeleri ve sözlü kültürü birlikte değerlendirmelidir.

Yapılan araştırmalar şunu göstermiştir: Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da iktidar mücadeleleri ve verilen fetvalar sonucunda birçok Alevi Türkmen’in Sünnileştiği veya zaman içerisinde farklı dil ve kimliklerle anılmaya başladığı ileri sürülmektedir. Anadolu’nun birçok yerinde de başta Çepniler olmak üzere bazı Türkmen Alevi toplulukları Sünni inancını benimsemiştir.

Bizim amacımız Alevi ile Sünniyi, Türk ile Kürt’ü karşı karşıya getirmek değildir. Amacımız, Anadolu’nun ortak tarihini araştırmak ve unutulan tarihî bağları bilimsel yöntemlerle ortaya çıkarmaktır.

İnançlar değişebilir, diller değişebilir, siyasi sınırlar değişebilir. Ancak tarih, önyargılarla değil belgelerle aydınlatılmalıdır.

Çepni Dernekleri Federasyonu olarak geçmişimizi araştırmayı, kültürel mirasımızı korumayı ve gelecek kuşaklara doğru bir tarih bilinci bırakmayı önemli bir sorumluluk olarak görüyoruz. Çünkü Anadolu’nun tarihi, ayrışmanın değil; bütün farklılıklarıyla birlikte anlaşılması gereken ortak mirasımızın tarihidir.

Videolar için YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın!


  • 0
    SEVDİM
  • 1
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN

Facebook Yorum

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Başka haber bulunmuyor!