Mustafa Fırat yazdı: Yol’un Sırrı: Gönül birliği ve köklere dönüş

Eğitimci ve eski Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkan Danışmanı Mustafa Fırat, Alevilerin ve Aleviliğin geleceği konusunda dikkat çeken bir makale kaleme aldı. Fırat’ın makalesini alevihaberler.com.tr haber sitesi olarak bu konuyu gündeme getirmek ve tartışmaya açmak amacıyla yayınlıyoruz. Umarız, Alevi Bektaşi toplumu kendi geleceğini ancak kendisinin belirleyebileceği bilinci ile fikir üreterek yolumuzun güçlenmesine katkı verir. Aksi halde, başkalarının yazdığı senaryoların esiri olmak dışında seçenek yoktur.
YOLUN SIRRI: GÖNÜL BİRLİĞİ VE KÖKLERE DÖNÜŞ
Anadolu toprakları, yüzyıllardır farklı renklerin, inançların ve seslerin bir arada yoğrulduğu devasa bir vicdan kazanıdır. Bu kazanın en kıymetli harçlarından biri kuşkusuz Alevilik inancıdır. Son dönemde akademik ve siyasi mecralarda sıkça tartışılan “Alevi kurumlarının siyasallaşması” meselesine, gelin bugün karamsar gözlüklerimizi çıkarıp, ortak geleceğimizin aydınlık penceresinden bakalım.
TARİHİN İMBİKLERİNDEN SÜZÜLEN KARDEŞLİK
Alevilik, Horasan’dan Anadolu’ya süzülen, göçebelikten yerleşik hayata geçişin o tertemiz İslamlaşma neşesidir. Bu yol; “Hakk-Muhammed-Ali” sevgisiyle örülmüş, insanı merkezine alan, barışı ve sevgiyi esas kılan bir gönül yolculuğudur. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e kadar geçen sürede çeşitli zorluklar yaşanmış olsa da, Alevi toplumu Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte modern Türkiye’nin eşit yurttaşları olma yolunda dev bir adım atmıştır.
Bugün dönüp geriye baktığımızda, Maraş’tan Çorum’a, Sivas’tan metropollerdeki gecekondulaşma sancılarına kadar pek çok acı hatıra görebiliriz. Ancak bu acılar, bizi birbirimize düşürmek yerine, demokratik hak ve özgürlükler zemininde daha sıkı kenetlenmemiz gerektiğini hatırlatan acı birer tecrübe olmalıdır. Kırsaldan kente göçle birlikte sarsılan “ocak sistemi” ve geleneksel yapı, aslında modern dünyada kendini yeniden var etme mücadelesi vermektedir.
SİYASETİN ÖTESİNDE HAKİKAT
Günümüzde Alevi kurumlarının siyasallaşması, bazen inancın özünü gölgeleyen bir gerilim hattına dönüşebiliyor. Özellikle Avrupa merkezli bazı oluşumların, Aleviliği tarihsel ve inançsal köklerinden kopararak, onu bir “kültürel kimlik” veya siyasi bir enstrüman gibi sunma çabaları dikkat çekicidir. Aleviliği İslam dışı göstermeye çalışan “Alisiz Alevilik” gibi yapay kurgular, sadece inanca değil, bu toprakların bin yıllık kardeşlik hukukuna da zarar vermektedir.
Ancak umut tam da burada yeşeriyor: Alevi toplumu, kendi içindeki bu marjinal ve ayrıştırıcı söylemleri fark edecek derin bir irfana sahiptir. Küresel operasyonların veya etnik ayrılıkçı hareketlerin gölgesinde kalmak yerine, kendi öz değerlerine; yani barışa, adalete ve devletle bütünleşen milli birliğe sarılmak, bu toplumun genetik kodlarında mevcuttur.
DEVLET VE TOPLUM EL ELE: YENİ BİR DÖNEM
Son yıllarda atılan adımlar, geleceğe dair umutlarımızı tazelemektedir. 2009-2010 yıllarındaki Alevi Çalıştayları ile başlayan süreç, 2022 yılında Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı'nın kurulmasıyla kurumsal bir boyut kazanmıştır. Belki tüm talepler henüz tam anlamıyla karşılanmamış, cemevlerinin statüsü konusundaki tartışmalar nihayete ermemiş olabilir; ancak “diyalog kapısının” ardına kadar açılmış olması bile başlı başına bir devrimdir.
Alevi toplumunun haklı talepleri bellidir:
Cemevlerinin yasal statüsünün tam olarak netleşmesi.
Eğitim müfredatında inancın doğru temsili.
Kamu istihdamında liyakatin esas alınması.
Bu talepler, sadece Alevilerin değil, daha demokratik ve adil bir Türkiye özlemi duyan her vatandaşın ortak arzusudur. Devletin bu taleplere temkinli yaklaşmasının ardındaki “güven bunalımı” aşıldıkça, çözümlerin sağanak gibi yağacağına şüphe yoktur.
YARINLARA BAKARKEN
Sonuç olarak, Alevi kurumları aşırı siyasallaşmanın yarattığı toz bulutundan sıyrıldıkça, Anadolu’nun o duru pınarı yeniden gür akmaya başlayacaktır. Çözüm; Avrupa’nın başkentlerinden ithal edilen yapay ideolojilerde değil, Hacı Bektaş-ı Veli’nin “Bir olalım, iri olalım, diri olalım” düsturundadır.
Eğer Alevi toplumu, kendi haklı mücadelesini siyasi ikballerine alet edenlerden arınır ve devlet de kucaklayıcı tavrını somut adımlarla pekiştirirse, bu topraklarda hiçbir güç kardeşliğimizi bozamaz. Gün, birbirimizin eksikliğini arama günü değil; ortak değerlerimizde buluşma günüdür.
Gelecek, samimiyetle kurulan köprülerin üzerinde yükselecektir. Ve o köprüden hep beraber, el ele geçeceğiz.
MUSTAFA FIRAT / ANKARA
Videolar için YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın!
BUNLARA DA BAKABİLİRSİNİZ
- Ardan Zentürk: Putin'in Küba konusunda Trump' a söyleyeceği fazla bir lafı yok
- Şah-ı Merdan Hz. Ali Paneli ve Sultan Nevruz Cemi düzenleniyor
- Mustafa Fırat yazdı: Yol’un Sırrı: Gönül birliği ve köklere dönüş
- Herkesi mezhepçi ayrışmalara karşı uyanık olmaya davet ediyoruz!
- Ali Rıza Özkan: Başkanlığın hatasını biz düzelteceğiz!
- 0SEVDİM
- 0ALKIŞ
- 0KOMİK
- 0İNANILMAZ
- 0ÜZGÜN
- 0KIZGIN





Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.