İstanbul
03 Haziran, 2026, Çarşamba
  • DOLAR
    32.58
  • EURO
    34.81
  • ALTIN
    2412.9
  • BIST
    9645.02
  • BTC
    66248.09$

Prof. Dr. Şahin Filiz yazdı: O “düşkün” de, Sen “İnsan-ı Kamil” misin?


Prof. Dr. Şahin Filiz yazdı: O “düşkün” de, Sen “İnsan-ı Kamil” misin?
Antalya Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Şahin Filiz, Cumhuriyet Halk Partisi içinde süren çatışmada Aleviler ve Aleviliğin sürekli istismar edilmesine tepki gösterdi. Prof. Dr. Filiz'in Hergün Medya haber sitesinde yayınlanan makalesini okurlarımızla paylaşıyoruz.

Postmodern Vesayet ve Milli Direnç Kıskacında CHP: Kılıçdaroğlu’nun Tarihsel Yüzleşmesi

Beni hor görme kardeşim
Sen altınsın ben tunç muyum?
Aynı vardan var olmuşuz
Sen gümüşsün ben sac mıyım?

Ne var ise sende bende
Aynı varlık her bedende
Yarın mizan kurulanda
Sen altınsın ben tunç muyum?

AŞIK VEYSEL

Türk siyaseti, bugün kurumsal rasyonalitenin sarsıldığı ve hakikat algısının karmaşık operasyonel süreçlerle gölgelendiği kritik bir dönemçten geçmektedir. CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na dair tartışmaların ve "mutlak butlan" (hukuken yok hükmünde sayılma) iddiasının yargı zeminine taşınması, Kemal Kılıçdaroğlu’nun hukuki statüsünün yeniden gündeme gelmesi, basit bir görev değişimi ya da parti içi rekabetin çok ötesindedir. Bu durum; Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu felsefesini ve üniter yapısını merkeze alan "geleneksel siyasi akıl" ile modern dönemde farklı odaklarla uyumlu görünen yeni siyasal yaklaşımlar arasındaki temel ayrışmanın bir yansımasıdır.

Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Merkezi önünde dile getirdiği "Hesap soracağım!" çıkışı, yalnızca bir siyasi geri dönüş hamlesi değil; aynı zamanda bir "kurumsal onarım" ve geçmişteki stratejik hatalarla yüzleşme iradesinin beyanıdır. Bugün Kılıçdaroğlu; hem parti içi yapısal dönüşümün aktörleri hem de siyasi kimliğini inanç değerleri üzerinden tartışmaya açan kesimler tarafından yoğun bir eleştiri yağmuruna tutulmaktadır. Bu metin, Kılıçdaroğlu’nun uğradığı iddia edilen haksızlıkları, kendisine yönelik "düşkünlük" ithamının sosyolojik arka planını ve mevcut CHP yönetiminin izlediği siyasetin devletin temel kolonları üzerindeki etkilerini analiz etmeyi amaçlamaktadır.

İnanç Değerlerinin Siyasallaşması: "Düşkünlük" Kavramı Üzerine

Kılıçdaroğlu’nun siyasetten tasfiye edilme sürecinde, en hassas noktalardan biri olan inançsal değerler bir yıpratma aracı olarak kullanılmaktadır. Alevilik geleneğinde derin bir karşılığı olan "düşkünlük" kavramı, siyasi bir yaptırım gibi sunulmaya çalışılmaktadır. Ancak bu kavramın özü; eline, beline, diline sahip çıkmayan, toplumsal ahlaka aykırı davranan ve "Yol"un temel ilkelerini çiğneyenler için bir iç disiplin mekanizmasıdır.

Nesnel bir değerlendirme yapıldığında; ömrünü devletin üst kademelerinde, mali ve bürokratik denetim süreçlerinde tertemiz bir geçmişle tamamlamış, mütevazı bir yaşamı tercih etmiş bir siyasetçiyi bu kavramla yan yana getirmek ciddi bir tutarsızlıktır. Eğer siyasi ahlakın ölçüsü dürüstlük ve kul hakkına riayet ise, Kılıçdaroğlu’nun bu noktadaki duruşu tartışmaya yer bırakmayacak kadar nettir. Onu bu kavram üzerinden hedef alanların asıl motivasyonu, Kılıçdaroğlu’nun son dönemde sergilemeye çalıştığı milli hassasiyetleri baskılamaktır. İnanç değerlerinin siyasi bir aforoz mekanizmasına dönüştürülmesi, hem demokratik bir hukuk devletine hem de o inancın adalet ve rızalık temeline zarar vermektedir.

Özeleştiri ve Milli Çizgiye Dönüş

Kılıçdaroğlu’nun son dönemdeki "FETÖ yapılanmasına dair gecikmiş farkındalık" açıklaması ve halktan dilediği özür, siyasetin pek alışık olmadığı bir dürüstlük düzeyidir. Bu itiraf, geçmişteki hatalı ittifakların ve kuşatmanın kırıldığının işaretidir. Türkiye’de benzer kandırılma açıklamaları daha önce devletin en üst kademelerinde yapılmış ve bir "devlet refleksi" olarak kabul görmüştür. Aynı samimiyetin Kılıçdaroğlu tarafından gösterilmesi, bir zaaf değil, aksine milli bir uyanışın tezahürüdür.

Hatasını kabul edip milletine dönen bir siyasetçiyi "düşkün" saymak yerine, bu dönüşün devletin güvenliği açısından kıymetini görmek gerekir. Oysa mevcut yönetimin bu karanlık yapıların oluşturduğu "algı iklimiyle" hesaplaşmak yerine, bu iklimden faydalanan bir görüntü vermesi endişe vericidir. Kılıçdaroğlu’nun hatasını kabul ederek gösterdiği direnç, onu lince açık hale getirse de etik bir duruşu temsil etmektedir.

Stratejik Yaklaşımlar ve Üniter Yapı Hassasiyeti

CHP’nin mevcut genel başkanlık makamındaki söylemler, devletin kurucu ilkeleri açısından riskli bir zemine kaymaktadır. "Türkiye Cumhuriyeti devletinin sahibi olmayı vadetmek" gibi ifadeler, ilk bakışta bir kapsayıcılık gibi görünse de üniter yapının temellerini tartışmaya açma potansiyeli taşımaktadır. 1923’te kurulan Cumhuriyet, etnik veya bölgesel kompartımanlar üzerine değil, eşit vatandaşlık ve tekil egemenlik üzerine inşa edilmiştir. Belirli kesimlere "devlet vadetmek", devleti bir ortaklık payı gibi sunmak, kurucu partinin ideolojik kökleriyle çelişmektedir.

Özgür Özel’in bazı ayrılıkçı söylemlere gösterdiği esneklik ve devletin güvenlik birimlerini hedef alan açıklamalara karşı tutumu, devletin bekası açısından soru işaretleri yaratmaktadır. Kılıçdaroğlu’nun bu riskli siyaset tarzına karşı bir bariyer oluşturma çabası, onu mevcut yapı içerisinde bir hedef haline getirmiştir.

Küresel İlişkiler ve Yerel Siyaset Dengesi

Ekrem İmamoğlu örneğinde görülen siyaset tarzı, yerel yönetim sınırlarını aşarak uluslararası bir ağın parçası olma eğilimi taşımaktadır. Chatham House gibi uluslararası kuruluşlarla kurulan temaslar ve dış politika odaklı görüşmeler, bir belediye başkanının görev alanının ötesinde, farklı bir siyasal tasarımın habercisi olarak yorumlanmaktadır. Bu tür yapılar, tarihsel olarak ulus-devletlerin egemenlik alanlarını sorgulayan stratejilerin mutfağı olarak bilinir.

İmamoğlu’nun temsil ettiği "yeni nesil siyaset", rasyonaliteden ziyade görselliğe ve dış destekli bir algı yönetimine dayanmaktadır. Bu yapıda, geleneksel devlet terbiyesi ve kurumsal sadakat ikinci plana atılmaktadır. Kılıçdaroğlu’nun bu "postmodern" siyaset tarzına ve küresel vesayet görüntüsü veren ağlara mesafeli durması, maruz kaldığı tasfiye operasyonunun temel nedenlerinden biridir.

Kurultay Tartışmaları ve Hukuki Sorumluluk

Kurultay sürecinde yaşandığı iddia edilen usulsüzlükler ve delegelerin iradesine yönelik müdahaleler, meselenin sadece bir tüzük kavgası olmadığını göstermektedir. Mahkemeye yansıyan "mutlak butlan" tartışması, CHP’nin iç demokrasisinin nasıl bir mühendislik çalışmasına maruz kaldığının bir kanıtı olarak sunulmaktadır. Her ne kadar YSK’nın bu konudaki nihai yetkisi hukuki bir tartışma konusu olsa da kurultayın meşruiyetine dair oluşan bu derin kuşku, siyasetin şeffaflığına gölge düşürmüştür.

Kılıçdaroğlu, bu hukuki ve siyasi sorumluluğun bilinciyle hareket ederek, partisini dış etkilerden ve kurucu değerlerden sapmalardan korumak için bir direnç noktası oluşturmaktadır. Onun koltuk sevdasıyla hareket ettiğini savunmak, geçmişteki mütevazı ve dürüst yaşamıyla çelişmektedir. Kılıçdaroğlu’nun bugün üstlendiği rol, partisini bir "proje" aparatına dönüşmekten kurtarma çabasıdır.

Milli Bir Direnç Odağı Olarak Kılıçdaroğlu

Sonuç olarak, Kemal Kılıçdaroğlu’nun "Hesap soracağım" beyanı, Atatürk’ün CHP’sine ve Cumhuriyet’in fabrika ayarlarına dönüş çağrısıdır. Bu, partiyi üniter yapıdan koparmaya çalışanlardan, dış destekli değişim vaatleriyle devletin temellerini sarsanlardan hesap sorma iradesidir.

Kılıçdaroğlu’nun yaşadığı süreç, aslında Türk milletinin kendi kurumları üzerindeki iradesinin bir testidir. Bir tarafta hatalarıyla yüzleşmiş, dürüstlüğünden taviz vermemiş ve bu yüzden hedef tahtasına konulmuş bir figür; diğer tarafta ise parlatılmış ancak köklerinden koparılmış bir "değişim" projesi durmaktadır. Onu "düşkün" ilan ederek itibarsızlaştırmaya çalışanların kullandığı dil, toplumsal barışa hizmet etmemektedir. Kılıçdaroğlu, bu siyasi karmaşa içerisinde, haksızlığa uğramış olsa da "vatan ve liyakat" ekseninde ayağa kalkan vakur bir devlet adamı profilini korumaktadır.

İşte, yazının linki: https://www.hergunmedya.com/haber/prof-dr-sahin-filiz-hergun-medyada-88583

Videolar için YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın!


  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN

Facebook Yorum

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.