Umut Berhan Şen yazdı: Çin'de Konfüçyüs’ten Xi’ye: Retorikten mekaniğe dönüşüm

Global Savunma Dergisi Dış Haberler Müdürü Umut Berhan Şen, Çin'deki derin dönüşümü çarpıcı bir şekilde ele aldığı yazısında, binlerce yıllık Konfüçyüsçü gelenekten Xi Jinping dönemindeki mekanik ve disiplin odaklı sisteme geçişi "medeniyetin sinir sisteminin baştan yazılması" olarak tanımlıyor.
Global Savunma Dergisi Dış Haberler Müdürü Umut Berhan Şen, Çin'deki derin dönüşümü çarpıcı bir şekilde ele aldığı yazısında, binlerce yıllık Konfüçyüsçü gelenekten Xi Jinping dönemindeki mekanik ve disiplin odaklı sisteme geçişi "medeniyetin sinir sisteminin baştan yazılması" olarak tanımlıyor.
Şen, bu dönüşümün en net yansımasının Çin Halk Kurtuluş Ordusu'ndaki son tasfiyelerde görüldüğünü vurguluyor. Yolsuzlukla mücadele kampanyasının artık sadece yolsuzluk avı değil, mutlak sadakat testi haline geldiğini ifade ediyor. Özellikle Xi'ye en yakın isimlerden Zhang Youxia (Merkezi Askeri Komisyon Başkan Yardımcısı) ve Liu Zhenli (Ortak Kurmay Dairesi Başkanı) gibi üst düzey generallerin Ocak 2026'da "ciddi disiplin ve yasa ihlalleri" gerekçesiyle soruşturulması, Pekin yönetimindeki kırılganlığı ortaya koyuyor.
Umut Berhan Şen,"Çin Halk Kurtuluş Ordusu’nda son dönemde tanıklık ettiğimiz o “sessiz ama derin” tasfiyeyi sadece bir “yolsuzluk operasyonu” olarak okumak, jeopolitik körlük olur.Karşımızda, 21. yüzyılın astropolitik ve dijital savaş vizyonuna ayak uyduramayanların veya “sadakat” sınavında sınıfta kalanların tasfiyesi var." ifadelerini kullandı.
Umut Berhan Şen'in makalesinin tam metni şöyle:
ÇİN’DE KONFÜÇYÜS’TEN Xİ’YE: RETORİKTEN MEKANİĞE DÖNÜŞÜM
Xi Jinping'in Ordu İçerisindeki Üst Düzey Tasfiyelerini Nasıl Okumalı?
ÇİN, tarih sahnesinde nadiren görülen bir medeniyet kırılmasına sahne oluyor. Pekin yönetimi, binlerce yıllık birikimini yeniden kodluyor. Konfüçyüs’ün “ren” (insanlık, merhamet) ve “li” (töre, ritüel) üzerine kurulu yumuşak, ahlaki, insan-merkezli dünya tasavvuru; yerini Xi Jinping’in disiplinli, merkezi, veri-mekanik ve parti-odaklı “yeni çağa” bırakıyor. Bu, basit bir ideolojik revizyon değil; medeniyetin sinir sisteminin baştan yazılmasıdır. Konfüçyüs’ün öğretisi, esasen bir retorik sanatıydı. “Efendi’nin yolu” (junzi dao), sözün gücüyle, örnek davranışla, karşılıklı saygıyla toplumun kendiliğinden düzenlenmesiydi. Hatta ‘Hükümdar erdemli olursa gök bile ona uyum sağlar’, denirdi. Yönetim, ikna ve ahlak mühendisliğiydi. Savaş yerine “de” (erdem) ile kazanmak, en yüksek zafer sayılırdı. Bu yüzden Han’dan Tang’a, Song’dan Ming’e Çin’in altın çağları hep Konfüçyüsçü retorikle döşenmişti. Devlet, bir nevi ahlaki tiyatro sahnesiydi ve imparator da başrol oyuncusuydu.
20. yüzyılın ilk yarısında tüm tarihsel retorik yerle bir oldu. Mao, Konfüçyüs’ü feodal kalıntı ilan etti, tapınaklarını yıktı, “Dört Eski”yi (eski adetler, eski kültür, eski alışkanlıklar, eski fikirler) hedef aldı. Kültürel Devrim’de Kızıl Muhafızlar Konfüçyüs heykellerini kırarken, aslında Çin’in kendi hafızasını kırmaya çalışıyordu. Ama Mao bile tamamen kopamadı; “kitle hattı”nda, “halktan öğrenip halka öğretmek”te hâlâ Konfüçyüs’ün “öğren ve öğret” ahlakının soluk bir yankısı vardı.
Esasen kritik dönüm noktası 2012 yılıydı. Zira, Xi Jinping’in 18. Kongre’yle birlikte sahneye çıkmasıyla Çin, tam manasıyla retorikten mekaniğe geçti. Xi’nin Çin’i artık sözle değil, sistemle yönetiliyor. “Xi Jinping Düşüncesi”nin anayasaya girmesi tesadüf değil. Bu, Konfüçyüs’ün “yol” (dao) kavramının yerine “mekanizma”nın (jizhi) konulmasıdır. Zaten Sosyal Kredi Sistemi, dijital gözetim ağı, parti hücresi örgütlenmesi, sıfır-COVID’den sıfır-toleranslı güvenlik anlayışına uzanan zincir, tüm yönetim argümanları dahil, hepsi birer mekanik dişli. Dolayısıyla retorik ikna yerini algoritmik zorunluluğa bıraktı.
Konfüçyüs “insan doğası iyidir, eğitimle şekillenir” derdi. Xi’nin Çin’inde ise insan doğası potansiyel risktir; eğitimden çok kontrol ile şekillenir. Konfüçyüs’ün “li”si (ritüel) törensel bir zarafetti. Buna karşın, Xi’nin “li”si ise “disiplin” ve “sadakat” kodu haline geldi. Eskiden “gök-alttaki insan” dengesi (tianxia) yumuşak bir kozmolojiydi. Bugün tianxia, “Kuşak ve Yol” üzerinden sert altyapı ve finansal bağımlılık ağına dönüştü. En çarpıcı dönüşüm ise liderlik anlayışında. Konfüçyüs ideal hükümdarı “rüzgâr gibi” tarif eder: “Rüzgâr eser, otlar eğilir.” Xi ise tam tersi: fırtına değil, çelik yapı. Çünkü, demir yollar, 5G kuleleri, yapay zekâ veri merkezleri, hipersonik füzeler dikiyor.
Konfüçyüs’ün hükümdarı erdemle örnek olurdu; Xi’ninki “parti disiplini” ve “milli yeniden doğuş” ile örnek oluyor. Tabii bu mekanik dönüşümün bedeli oldukça ağır. Toplumun hafızası siliniyor. Konfüçyüs Enstitüleri yurtdışında yumuşak güç aracı olarak açılırken, içeride Konfüçyüsçü klasikler bile “Xi yorumu” filtresinden geçmeden okunamıyor. “Tianxia”(Çin’in antik ve klasik dünya görüşünde ‘göklerin altındaki her şey’) yani evrensel düzen kavramı evrensel uyum idealiyken, şimdi “Çin tipi modernleşme”nin ambalajı haline geldi. Dolayısıyla retorik ikna, yerini “anlatılan hikâyeye inanma zorunluluğuna” bıraktı. Tabii son dönemde, bu mekanik düzenin en çıplak yüzü orduda görülüyor. Xi’nin yolsuzlukla mücadele kampanyası, artık sadece yolsuzluk avı değil; mutlak sadakat testi haline geldi.
Çin Halk Kurtuluş Ordusu’nda son dönemde tanıklık ettiğimiz o “sessiz ama derin” tasfiyeyi sadece bir “yolsuzluk operasyonu” olarak okumak, jeopolitik körlük olur. Karşımızda, 21. yüzyılın astropolitik ve dijital savaş vizyonuna ayak uyduramayanların veya “sadakat” sınavında sınıfta kalanların tasfiyesi var. Çin, devlet ve partinin omuz omuza, hatta iç içe geçtiği bir yapıya sahip. Lakin son dönemde Zhang Youxia ve Liu Zhenli gibi en üst düzey isimlerin (ki bunlar Xi Cinping’e en yakın halkadaydı) görevden alınması, bu yapının içinde ciddi sorunların başladığını gösteriyor. Xi, ordunun sadece “modern” değil, aynı zamanda “partiye mutlak itaatkar” olmasını istiyor.
Hiç kuşkusuz bu tasfiyeler, mekanik düzenin kusursuzluğunu değil, kırılganlığını gösteriyor. Xi, orduyu 2027 modernizasyon hedefine yetiştirmek isterken, sadakat paranoyası yüzünden kendi komuta kademesini boşaltıyor. Konfüçyüs’ün “erdem rüzgârı” yerine, şimdi korku ve şüphe rüzgârı esiyor. Üstelik bu rüzgâr otları eğdirmek yerine kökünden söküyor. Peki bu dönüşüm kalıcı olur mu? Nihayetinde Çin medeniyeti, dışarıdan ne kadar sert darbe alsa da, eninde sonunda kendi yumuşak damarını yeniden bulur diye düşünüyorum. Tabii, Xi Jinping dönemi, belki de Konfüçyüs’ün binlerce yıllık gölgesinin en yoğun bastırıldığı dönem oldu. Ama aynı zamanda o gölgenin en çok özlendiği dönem olabilir. Çünkü mekanik düzen ne kadar kusursuz görünürse görünsün, insan ruhu hâlâ “ren” yani merhamet duygusu arayacaktır.
Kaynak: https://umutberhansen.substack.com/p/cinde-konfucyusten-xiye-retorikten
Videolar için YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın!
BUNLARA DA BAKABİLİRSİNİZ
- 0SEVDİM
- 0ALKIŞ
- 0KOMİK
- 0İNANILMAZ
- 0ÜZGÜN
- 0KIZGIN






Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.