İstanbul
05 Mayıs, 2026, Salı
  • DOLAR
    32.58
  • EURO
    34.81
  • ALTIN
    2412.9
  • BIST
    9645.02
  • BTC
    66248.09$

Dr.İhsan Ünlü yazdı: İstanbul'da Amasya Günleri

Dr.İhsan Ünlü yazdı: İstanbul'da Amasya Günleri
İstanbul’da düzenlenen “Amasya Günleri” etkinliğinde kültürel birliktelik ve farklılıklarla bir arada yaşama kültürü öne çıktı. Etkinlik ile ilgili Dr. İhsan Ünlü bir yazı kaleme aldı.

İstanbul’da düzenlenen “Amasya Günleri” etkinliğinde kültürel birliktelik ve farklılıklarla bir arada yaşama kültürü öne çıktı.Coşkulu katılımın olduğu organizasyonda konuşmacılar arasında yer alan Dr. İhsan Ünlü, “Farklılıklarımızla Birlikte Yaşama Zemininde Örnek Şehir Amasya” başlıklı bir söyleşi gerçekleştirdi. Etkinlikte kitaplarını da imzalayan Ünlü, Amasya’nın kadim hoşgörü geleneğini anlattı.

Dr. İhsan Ünlü, Amasya’nın tarih boyunca farklı kültür ve inançların bir arada yaşadığı bir kent olduğunu vurgulayarak, “Amasya, Alevi’siyle Sünni’siyle kardeşçe yaşamanın en güzel örneğini sunan bir yapıya sahiptir. Bir tarafta medreselerinde âlimler yetişirken, diğer tarafta dergâhlarında âşıklar, dervişler ve pirler yetişmiştir” dedi.

Dr. İhsan Ünlü'nün etkinlik ile ilgili yazısının tam metni şöyle:

İSTANBUL’DA AMASYA GÜNLERİ
 

Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da “Amasya Günleri” adı altında düzenlenen bir etkinliğe katıldım.
Coşkulu ve rekor katılımlı bu organizasyonda emeği geçen başta ADEF başkanı değerli dostum Turan Sayar olmak üzere herkesi tebrik ediyorum.
Güzel Amasya’mızın çeşitli yönleriyle tanıtılmasının hedeflendiği bu etkinlikte bana düşen, işin kültürel kısmıydı.
Bu amaçla, “Farklılıklarımızla Birlikte Yaşama Zemininde Örnek Şehir Amasya” konulu bir söyleşi yaptım ve kitaplarımı imzaladım.
Amasya, kadim tarihinden bu yana farklı kültürlerin bir arada yaşadığı bir hoşgörü kenti olmuştur.
Bu gün de bu özelliğini koruyarak Alevi’siyle Sünni’siyle kardeşçe yaşamanın en güzel örneğini sunan bir yapıya sahiptir.
Bir tarafta medreselerinde âlimler yetişirken, diğer tarafta dergâhlarında âşıklar, dervişler, pirler yetişmiştir.
Yine hak ve hakikat yolcusu nice âşıklara ev sahipliği yapmıştır şirin Amasya.
Bu gönül insanlarından biri olan Amasya’mızın medar-ı iftiharı Fedayi Baba ne güzel söylemiş:
“Ey Fedayi can gıdası zikrullah
İrşad için inzal oldu yedullah
Tahkik bildim mümin kalbi beytullah
Halk eden rahmanı özümde buldum.”
Bu minval üzere yaptığım konuşmadan sonra bir izleyicim kitap imzalatmak üzere yanıma geldi.
“Alevilik-Bektaşilikte Ulûhiyet Anlayışı-Âşık Davut Sulari” adlı kitabımı biraz karıştırdıktan sonra dedi ki:
-    “Sizin anlattığınız bu şekilde Alevilik var mı? Bu haliyle Aleviliği yaşayan Aleviler var mı gerçekten?”
Biraz tebessüm edip dedim ki: “İşte elinizdeki eser ve Âşık Davut Sulari’nin şiirleri. Ben yıllarca Erzincan’da görev yaptım; orada farklılıklara saygı çerçevesinde bir birliktelik gördüm.”
Ve devam ettim: “Burası da benim memleketim Amasya. Burada da hep birlik-beraberlik, farklılıklara saygı duyarak birlikte yaşama kültürünü gördüm”
Sonrasında sorular peş peşe gelmeye başladı ve aramızda şöyle bir diyalog geçti:
-    Ama bize hep Alevilerin dini, kitabı, mabedi ayrı diye anlattılar!

-    Hayır, Alevilerin de tıpkı Sünniler gibi dini İslam, kitabı Kur’an’dır. İbadet niyetiyle gittikleri cemevleri ise caminin alternatifi değildir.

-    O yüzden “Cami de bizim Cemevi de bizim” derler. Bazı Alevi köylerinde cami vardır. Dileyen gider namazını kılar. Bunun yanında cemevi veya meydan evi vardır. Yeri, zamanı geldiğinde oraya da giderler.

-    Ramazan ayında oruçlar tutanlar olduğu gibi Muharrem ayında “yas-ı matem” kastıyla oruç tutanlar da olur.

-    Yine aynı şekilde, “Ramazan da bizim Muharrem de bizim” derler.

-    Peki, onlar Kur’an’a inanır mı?

-    Elbette inanırlar, hatta “başımız Kur’an’a bağlıdır” derler. Cem törenlerinde yeri geldiğinde Kur’an’dan ayetler okunur.

-    Peki, Ehl-i Beyt’e vurgu yapmaları ve On iki imama bağlılıkları Şii olduklarını göstermez mi?

-    Hayır, Ehl-i Beyt’e muhabbet ve o pak nesli takip etmek için Şii olmaya gerek yoktur. Bu sevgi Kur’an’ın emrettiği bir sevgidir. Ayrıca Alevi’siyle Sünni’siyle hepimizin çocuklarına koyduğu Ehl-i Beyt isimleri, sevgili peygamberimize hürmet ve muhabbetin bir tezahürüdür.

-    Desenize Alevilik, İslam içinde mezhep gibi bir şeydir.

-    Tam olarak mezhep demesek de meşrep diyebiliriz. Veya İslam’ın tasavvufi/mistik bir yorumu da diyebilirsiniz.

-    Bakın geleneğin önemli âşıklarından biri olan Pir Sultan Abdal ne diyor:
“Muhammed dinidir bizim dinimiz
Tarikat altından geçer yolumuz
Cibril-i Emin’dir hem rehberimiz
Biz müminiz mürşidimiz Ali’dir.”

-    Bir Sünni olarak bu dörtlüğe itirazınız olabilir mi?

-    Hayır, tabi ki de!
Tabi bu dörtlüğün yanında Âşık Davut Sulari’den de dörtlükler okuduğumda ortam oldukça duygulu bir havaya büründü.
Sonunda izleyicim kalktı bana sarıldı ve ağlamaklı bir şekilde; inanıyorum ki seni bana Allah gönderdi. Sayenizde büyük bir hatadan döndüm ve Alevi kardeşlerimi yakından tanıma fırsatı buldum.
Bir kez daha anladım ki Hz. İmam Ali’nin dediği gibi; “kişi bilmediğinin düşmanıdır.”
 

Videolar için YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın!


  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN

Facebook Yorum

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.