İstanbul
23 Ekim, 2026, Cuma
  • DOLAR
    32.58
  • EURO
    34.81
  • ALTIN
    2412.9
  • BIST
    9645.02
  • BTC
    66248.09$

Erdem Cömert yazdı: Aleviliğe saplanan hançer: Eşit yurttaşlık -1

Erdem Cömert yazdı: Aleviliğe saplanan hançer: Eşit yurttaşlık -1
Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı ve hukukçu Erdem Cömert, Alevi toplumuna empoze edilmek istenen "eşit yurttaşlık" kavramını Aydınlk gazetesindeki köşesinde ele aldı. İşte, o makale:

Aleviliğe saplanan hançer: Eşit yurttaşlık – 1

Aleviliğe yönelik en büyük tehlikelerden biri Alevilerin kendi tarihinden, kendi belleğinden ve kendi yol anlayışından koparılmasıdır. Bunun için her zaman açık bir saldırıya ihtiyaç yoktur. Bazen başka merkezlerde üretilen siyasal söylemler Alevilerin talebiymiş gibi sunulur. Bazen de ilk bakışta kulağa son derece güzel gelen ifadelerin içine başka anlamlar yerleştirilir.

Bugün Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri’nde ellerinde “eşit yurttaşlık” pankartlarıyla yürüyen bazı çevrelere baktığımızda üzerinde durmamız gereken mesele tam da budur.

Eşit yurttaşlık derken neyi kastediyorsunuz?

İlk bakışta kulağa hoş gelen bir kavramdır eşit yurttaşlık. Kim eşitliğe karşı çıkabilir? Kim yurttaşların eşit haklara sahip olmasını istemez?

Fakat mesele kelimelerin güzelliğiyle bitmiyor.

ANAYASA AÇIK

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 10. maddesi son derece açıktır:

“Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.”

Aynı madde, hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamayacağını da söylüyor.

Öyleyse temel soru şudur:

Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının eşitliği zaten Anayasa’nın açık hükmüyken neden yeni bir “eşit yurttaşlık” kavramına ihtiyaç duyuluyor?

Eğer anlatılmak istenen Alevilerin devlet karşısında diğer yurttaşlarla eşit haklara sahip olmasıysa, bunun adı zaten kanun önünde eşitliktir.

Bu eşitliğin kâğıt üzerinde kalmaması için mücadele etmek elbette başka bir meseledir. Cemevlerinin hukuki statüsünü, Alevi inancının özgürce yaşanmasını, eğitim ve kültür alanındaki talepleri savunmak meşru ve gereklidir.

Fakat başka bir kavramı Alevilerin doğal ve tarihsel talebi haline getirmek farklı bir meseledir.

KAVRAMIN İDEOLOJİK KÖKENİ

Burada artık yalnızca kelimenin kendisini değil, kelimenin arkasındaki siyasal düşünceyi konuşmak gerekiyor.

“Eşit yurttaşlık” kavramının Türkiye’deki kullanılış biçimi, Cumhuriyetin ortak yurttaşlık anlayışından farklı bir siyasal zemine oturtulmak isteniyor. Özellikle Avrupa merkezlerinde, Almanya’da ve Batı’daki bazı siyasal çevrelerde şekillenen kimlik merkezli yaklaşımın Türkiye’ye taşınması dikkat çekiyor.

Başka merkezlerde üretilen kavramlar Türkiye’ye geliyor. Sonra bu kavramlar Alevi toplumunun tarihsel talebiymiş gibi sunuluyor.

İşte burada durmak gerekiyor.

Çünkü Aleviliğin kendi tarihinden gelen talepleri vardır.

Alevilerin kendi sözü vardır.

Hacı Bektaş Veli’nin, Pir Sultan’ın, Yunus’un, Nesimi’nin bıraktığı büyük bir düşünce mirası vardır.

Aleviliğin hak arayışını başka merkezlerin kavramlarına teslim etmeye ihtiyacı yoktur.

ALEVİLİĞE YENİ BİR SİYASAL DİL

Türkiye’de uzun yıllardır Aleviliğin sorunları üzerinden siyaset üretiliyor.

Burada Alevilerin gerçek sorunları ile Alevilik üzerinden kurulmak istenen siyasal projeyi birbirinden ayırmak gerekiyor.

Aleviler eşit haklar istiyor.

Bu hakların eksiksiz uygulanmasını istiyor.

Devletin inançlar karşısında adil davranmasını istiyor.

Cemevlerinin gerçek işleviyle tanınmasını istiyor.

Bunların hepsi konuşulabilir ve savunulabilir.

Fakat Aleviliği Cumhuriyetin ortak yurttaşlık hukukundan koparıp ayrı bir siyasal kimlik haline getiren her yaklaşım dikkatle incelenmelidir.

Çünkü Aleviliğin tarihsel özü, insanı kimliklere bölmekten çok insanı birleştiren bir anlayış üzerine kuruludur.

BİR YAZI DİZİSİNİN İLK YAZISI

Bu yazı burada bitmiyor.

Tam tersine, bir tartışmanın başlangıcını oluşturuyor.

Çünkü “eşit yurttaşlık” kavramının Türkiye’ye nasıl taşındığını, hangi ideolojik kaynaklardan beslendiğini ve hangi siyasal çevreler tarafından kullanıldığını anlamadan bugün yaşananları doğru okuyamayız.

Bundan sonraki yazılarda bu kavramın ideolojik kökenlerine daha yakından bakacağız. Avrupa’daki kimlik siyasetiyle ilişkisini inceleyeceğiz. Almanya’daki Alevi örgütlenmeleri üzerinden Türkiye’ye taşınan siyasal dili ele alacağız.

Daha sonra bugünün Türkiye’sine bakacağız.

Hangi oyun kuruluyor?

Hangi kavramlar öne çıkarılıyor?

Kimler hangi talepleri Alevilerin ortak talebiymiş gibi sunuyor?

Ve bütün bunların sonunda Aleviliğin nereye taşınması isteniyor?

Bunları tek tek konuşacağız.

Çünkü mesele yalnızca bir pankartta yazan iki kelime değildir.

Mesele, o iki kelimenin arkasında nasıl bir Türkiye tasarlandığıdır.

Alevilik kendi sözünü kendisi söylemelidir. Kendi tarihinden koparılmadan, başka merkezlerin siyasal projelerine eklemlenmeden ve Cumhuriyetin ortak yurttaşlık hukukundan uzaklaştırılmadan...

Bu tartışmayı şimdi başlatıyoruz.

Aşk ile..

Videolar için YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın!


  • 0
    SEVDİM
  • 1
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN

Yorumlar

  • yorum avatar
    Ayhan Aytaç Yazarefendi
    07-09-2026 22:35

    Kul himmet üstadım bir sırrı Faş etti ki biz onun ile anladık... NEDİR?... Mehdi Resul meselesi ki biz Mehdi al i Resul diye biliyor ve kendimizi buna zorluyorduk ki Odman baba velayetnamesini okuyunca iş değişti... Meğer Odman babanin öyle büyük sırrı varmış ki pes doğrusu... O meğer 24'bin Mürsel kuvvetli imiş ve dahası pes doğrusu 124 bin Nebi ve veli onu ulu saymış dünya mülküne layık eylemiş ve hem Mehdi hem hatmulevliya makamateyn i azam ile hz.fatih ile bile öyle sır ve hikmet deryası olduğu ortaya çıkmış ki fatih ondan korkmuş zira molla i meşayih ilmel yakın onu teselli ederken Odman baba aynel yakin ve hakkel yakin ispat ile enel hak davasında galip ve muzaffer olmuş ki hazret i risalet Vel feraklet bile bunu Haber vermiş sekiz yüzden sonra bir adam çıkar enelhak davasının galip ve muzaffer i olur demiş ki hicri miladi bilinmeyince Mansur ve nesimi hatta ki İsmail masuki kendilerini o kişi sanmış... Oysa o kişi acip bir kişi hatta hazret i ecnebi ki sırrı yezdan imiş ki bir hadis i kutside sabit ki Ben kulumun kulum benim en büyük sırrımdir... Bektaşi sırrı da bu olsa gerek... Cümle sırlar bize ayan bizde Faş olur vesselam u darusselam der pir gerçek veli sirnamesi huu ekber ?????️??? 7

Facebook Yorum

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Başka haber bulunmuyor!