Erdem Cömert yazdı: Aleviliğe saplanan hançer: Eşit yurttaşlık -1

Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Başkanı ve hukukçu Erdem Cömert, Alevi toplumuna empoze edilmek istenen "eşit yurttaşlık" kavramını Aydınlk gazetesindeki köşesinde ele aldı. İşte, o makale:
Aleviliğe saplanan hançer: Eşit yurttaşlık – 1
Aleviliğe yönelik en büyük tehlikelerden biri Alevilerin kendi tarihinden, kendi belleğinden ve kendi yol anlayışından koparılmasıdır. Bunun için her zaman açık bir saldırıya ihtiyaç yoktur. Bazen başka merkezlerde üretilen siyasal söylemler Alevilerin talebiymiş gibi sunulur. Bazen de ilk bakışta kulağa son derece güzel gelen ifadelerin içine başka anlamlar yerleştirilir.
Bugün Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri’nde ellerinde “eşit yurttaşlık” pankartlarıyla yürüyen bazı çevrelere baktığımızda üzerinde durmamız gereken mesele tam da budur.
Eşit yurttaşlık derken neyi kastediyorsunuz?
İlk bakışta kulağa hoş gelen bir kavramdır eşit yurttaşlık. Kim eşitliğe karşı çıkabilir? Kim yurttaşların eşit haklara sahip olmasını istemez?
Fakat mesele kelimelerin güzelliğiyle bitmiyor.
ANAYASA AÇIK
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 10. maddesi son derece açıktır:
“Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.”
Aynı madde, hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamayacağını da söylüyor.
Öyleyse temel soru şudur:
Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının eşitliği zaten Anayasa’nın açık hükmüyken neden yeni bir “eşit yurttaşlık” kavramına ihtiyaç duyuluyor?
Eğer anlatılmak istenen Alevilerin devlet karşısında diğer yurttaşlarla eşit haklara sahip olmasıysa, bunun adı zaten kanun önünde eşitliktir.
Bu eşitliğin kâğıt üzerinde kalmaması için mücadele etmek elbette başka bir meseledir. Cemevlerinin hukuki statüsünü, Alevi inancının özgürce yaşanmasını, eğitim ve kültür alanındaki talepleri savunmak meşru ve gereklidir.
Fakat başka bir kavramı Alevilerin doğal ve tarihsel talebi haline getirmek farklı bir meseledir.
KAVRAMIN İDEOLOJİK KÖKENİ
Burada artık yalnızca kelimenin kendisini değil, kelimenin arkasındaki siyasal düşünceyi konuşmak gerekiyor.
“Eşit yurttaşlık” kavramının Türkiye’deki kullanılış biçimi, Cumhuriyetin ortak yurttaşlık anlayışından farklı bir siyasal zemine oturtulmak isteniyor. Özellikle Avrupa merkezlerinde, Almanya’da ve Batı’daki bazı siyasal çevrelerde şekillenen kimlik merkezli yaklaşımın Türkiye’ye taşınması dikkat çekiyor.
Başka merkezlerde üretilen kavramlar Türkiye’ye geliyor. Sonra bu kavramlar Alevi toplumunun tarihsel talebiymiş gibi sunuluyor.
İşte burada durmak gerekiyor.
Çünkü Aleviliğin kendi tarihinden gelen talepleri vardır.
Alevilerin kendi sözü vardır.
Hacı Bektaş Veli’nin, Pir Sultan’ın, Yunus’un, Nesimi’nin bıraktığı büyük bir düşünce mirası vardır.
Aleviliğin hak arayışını başka merkezlerin kavramlarına teslim etmeye ihtiyacı yoktur.
ALEVİLİĞE YENİ BİR SİYASAL DİL
Türkiye’de uzun yıllardır Aleviliğin sorunları üzerinden siyaset üretiliyor.
Burada Alevilerin gerçek sorunları ile Alevilik üzerinden kurulmak istenen siyasal projeyi birbirinden ayırmak gerekiyor.
Aleviler eşit haklar istiyor.
Bu hakların eksiksiz uygulanmasını istiyor.
Devletin inançlar karşısında adil davranmasını istiyor.
Cemevlerinin gerçek işleviyle tanınmasını istiyor.
Bunların hepsi konuşulabilir ve savunulabilir.
Fakat Aleviliği Cumhuriyetin ortak yurttaşlık hukukundan koparıp ayrı bir siyasal kimlik haline getiren her yaklaşım dikkatle incelenmelidir.
Çünkü Aleviliğin tarihsel özü, insanı kimliklere bölmekten çok insanı birleştiren bir anlayış üzerine kuruludur.
BİR YAZI DİZİSİNİN İLK YAZISI
Bu yazı burada bitmiyor.
Tam tersine, bir tartışmanın başlangıcını oluşturuyor.
Çünkü “eşit yurttaşlık” kavramının Türkiye’ye nasıl taşındığını, hangi ideolojik kaynaklardan beslendiğini ve hangi siyasal çevreler tarafından kullanıldığını anlamadan bugün yaşananları doğru okuyamayız.
Bundan sonraki yazılarda bu kavramın ideolojik kökenlerine daha yakından bakacağız. Avrupa’daki kimlik siyasetiyle ilişkisini inceleyeceğiz. Almanya’daki Alevi örgütlenmeleri üzerinden Türkiye’ye taşınan siyasal dili ele alacağız.
Daha sonra bugünün Türkiye’sine bakacağız.
Hangi oyun kuruluyor?
Hangi kavramlar öne çıkarılıyor?
Kimler hangi talepleri Alevilerin ortak talebiymiş gibi sunuyor?
Ve bütün bunların sonunda Aleviliğin nereye taşınması isteniyor?
Bunları tek tek konuşacağız.
Çünkü mesele yalnızca bir pankartta yazan iki kelime değildir.
Mesele, o iki kelimenin arkasında nasıl bir Türkiye tasarlandığıdır.
Alevilik kendi sözünü kendisi söylemelidir. Kendi tarihinden koparılmadan, başka merkezlerin siyasal projelerine eklemlenmeden ve Cumhuriyetin ortak yurttaşlık hukukundan uzaklaştırılmadan...
Bu tartışmayı şimdi başlatıyoruz.
Aşk ile..
Videolar için YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın!
BUNLARA DA BAKABİLİRSİNİZ
- 0SEVDİM
- 0ALKIŞ
- 0KOMİK
- 0İNANILMAZ
- 0ÜZGÜN
- 0KIZGIN






Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.