Site en üst
İstanbul
15 Ocak, 2026, Perşembe
  • DOLAR
    32.58
  • EURO
    34.81
  • ALTIN
    2412.9
  • BIST
    9645.02
  • BTC
    66248.09$

Yılmaz Demirdelen yazdı: Gücün yanında konuşlanan ahlak

Yılmaz Demirdelen yazdı: Gücün yanında konuşlanan ahlak
Alevi Kültür Dernekleri Gaziantep şubesinde önceki başkanı Avukat Yılmaz Demirdelen, ahlak ve güç arasında sıkışmış insanın çaresizliğini yazdı.

Alevi Kültür Dernekleri Gaziantep şubesinde önceki başkanı Avukat Yılmaz Demirdelen, ahlak ve güç arasında sıkışmış insanın çaresizliğini yazdı.

Avukat Yılmaz Demirdelen'in yazısı şöyle:
 

Gücün Yanında Konuşlanan Ahlak


Ahlak, çoğu zaman doğru ile yanlış arasındaki çizgiyi belirleyen bir pusula olarak düşünülür. Ne var ki bu pusula, bazı ellerde yönünü şaşırır; kuzeyi değil, rüzgârın estiği yönü gösterir. İşte bu noktada ahlak, evrensel bir ilke olmaktan çıkar, güç ilişkilerinin bir uzantısına dönüşür.

Doğru olanın yanında durmak, bedeli olan bir tercihtir. Yalnız kalmayı, kaybetmeyi, dışlanmayı göze almayı gerektirir. Güçlünün yanında durmak ise çoğu zaman güvenlidir; kalabalıktır, kazananlar kulübüne dahildir. Bu yüzden bazıları ahlaki duruşlarını ilkelere değil, dengelere yaslar. Kimin güçlü olduğuna, kimin kazanacağına, rüzgârın nereye döndüğüne bakar. Sonra da duruşlarını buna göre “güncellerler”.

Bu tür bir ahlak anlayışı, sabit değildir; akışkandır. Dün yanlış dediğine bugün “şartlar değişti” diyerek meşruiyet kazandırabilir. Dün mazlumdan yana görünen, bugün zalimin dilini konuşabilir. Burada ahlak, vicdanın sesi olmaktan çıkar; bir stratejiye, bir hesap defterine dönüşür. Ne doğrudur sorusu değil, kim güçlüdür sorusu belirleyici olur.

Güç merkezli ahlakın en tehlikeli yanı, kendini her zaman makul göstermesidir. Açıkça “çıkarımı koruyorum” demez; bunun yerine “gerçekçilik”, “denge politikası”, “akılcı olmak” gibi kavramların arkasına saklanır. İlkesizlik, pragmatizm kılığına bürünür. Böylece ahlaki bir geri çekilme, entelektüel bir olgunluk gibi sunulur.

Oysa güç geçicidir. Bugünün galibi yarının kaybedeni olabilir. Güce yaslanan ahlak da bu yüzden sürekli yer değiştirir; tutarsızdır. Bu tutarsızlık, zamanla kişinin kendisine olan saygısını da aşındırır. Çünkü insan eninde sonunda şunu fark eder: Gücün yanında durarak korunamaz; sadece ertelenir. Güç değiştiğinde, ona göre şekillenmiş ahlak da hükmünü yitirir.

Doğru olanın yanında durmak ise çoğu zaman yalnızlıktır, ama tutarlıdır. Alkış almayabilir, kaybettirebilir; fakat insanın kendisiyle olan bağını koparmaz. İlkeye dayalı bir ahlak, güce göre eğilip bükülmediği için uzun vadede anlam üretir. Tarih de bunu doğrular: Hatırlananlar genellikle güçlüler değil, güce rağmen doğruyu savunanlardır.

Güç dengesi hesabı yapanların ahlaki duruşu, kısa vadede kazançlı görünse de uzun vadede bir boşluk üretir. Çünkü bu duruş, adalet duygusunu değil, korkuyu ve çıkarı besler. Toplumlar da bireyler de bu tür bir ahlakla ayakta kalamaz; sadece idare eder.

Sonuçta ahlak, kimin kazandığıyla değil, neyin doğru olduğu ile ilgilidir. Gücün yanında durmak bir tercihtir; ama bunu ahlaki bir erdem gibi sunmak, ahlakın kendisine yapılmış bir haksızlıktır. Doğru, güçsüz kaldığında bile doğrudur. Ahlak da ancak o zaman ahlaktır.

Videolar için YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın!


  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN

Facebook Yorum

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Başka haber bulunmuyor!