Metin Uysal: Denizli’de elmas potansiyeli taşıyan lamproit keşifleri

Değerli taş ve lamproit araştırmacısı Metin Uysal, Gazeteci Bora Özizmirli aracalığı ile önemli bir jeolojik gelişmeyi kamuoyuyla paylaştı. Uysal, Dejan Prelević ve Stephen F. Foley’nin “Lamproitlerin Kökeni Yeniden Ele Alındı: Akdeniz Perspektifi” başlıklı çalışmasına dayanarak, bölgedeki lamproitlerin Türkiye’nin elmas potansiyeli açısından en umut verici alanlarından biri olabileceğini vurguladı.
Denizli’de Elmas Potansiyeli Taşıyan Lamproit Keşifleri: Saha Araştırmacısı Metin Uysal’dan Önemli Bulgular
Denizli ve çevresinde yıllardır değerli taş ve lamproit araştırmaları yürüten saha araştırmacısı Metin Uysal, Gazeteci Bora Özizmirli aracalığı ile önemli bir jeolojik gelişmeyi kamuoyuyla paylaştı. Uysal, Mainz Üniversitesi’nden tanınmış jeologlar Dejan Prelević ve Stephen F. Foley*’nin “Lamproitlerin Kökeni Yeniden Ele Alındı: Akdeniz Perspektifi” başlıklı çalışmasına dayanarak, bölgedeki lamproitlerin Türkiye’nin elmas potansiyeli açısından en umut verici alanlarından biri olabileceğini vurguladı.
AVRUPA'DAKİ LAMPROİTLER OROJENİK KÖKENLİDİR YANİ ELMAS OLASILIĞI DÜŞÜK
Prelević ve Foley’nin makalesi, Akdeniz bölgesindeki lamproitlerin kökenini detaylı şekilde inceliyor ve Avrupa’daki lamproitlerin neredeyse tamamının orojenik (dağ oluşumuyla ilişkili) karakter taşıdığını belirtiyor. İspanya, İtalya, Sırbistan, Makedonya ve Çek Cumhuriyeti’ndeki örneklerde subduction (dalma-batma) etkisi, yüksek Pb anomalileri, Nb-Ta-Ti düşük anomalileri ve radyojenik Sr-Pb izotop imzaları gibi özellikler, kabuksal kirlenmenin yoğun olduğu çarpışma sonrası ortamları işaret ediyor. Bu tür orojenik lamproitlerde elmas oluşum ve taşınma potansiyeli oldukça düşük kabul ediliyor.
DENİZLİ'DEKİ LAMPROİTLER AVRUPA'DAKİLERDEN FARKLI.ANOROJENİK VE ELMAS ORANI ÇOK YÜKSEK
Ancak Türkiye’deki lamproitler farklı bir tablo çiziyor. Makaleye göre, Türkiye’deki lamproitler genel olarak orojenik özellik gösterse de, özellikle Miyosen sonu – Pliyosen dönemine ait genç örneklerde önemli bir jeokimyasal geçiş gözleniyor. Bu geçişte düşük Pb tepe noktaları ve astenosferik manto katkısının artması gibi özellikler öne çıkıyor. Bu durum, litosfer delaminasyonu ve astenosferik etkiyle açıklanıyor. Araştırmacılar, Türkiye’nin bu geçiş bölgesinin Akdeniz’de eşsiz olduğunu vurguluyor.
Metin Uysal, 14-15 yıllık saha çalışmalarında Denizli’de 17 adet lamproit bacası tespit ettiğini belirtiyor. Bu bacalar, Prelević ve Foley’nin tarif ettiği anorojenik geçiş özelliklerini taşıyor: düşük silika içeriği, yüksek CaO, yüksek Nb/Ti ve düşük Pb tepe noktaları
gibi imzalar birebir uyum gösteriyor.
ELMAS GÖSTERGE MİNERALLERİ-ÇOK ÖNEMLİ
Uysal’ın en dikkat çekici bulguları ise belirli minerallerin bir arada bulunması..Bunların hepsi elmas gösterge mineralleri olarak biliniyor:
- Ballen kuvarsı (şok metamorfizması göstergesi),
- Olivin taşı (derin manto kökenli),
- Pirop garnet (elmas için en güçlü gösterge minerallerden biri, özellikle Cr-zengin G10 tipi),
- Stishovite (ultra-yüksek basınçlı silika polimorfu).
- Turmalin (bazı elmaslı lamproitlerde (Argyle gibi) destekleyici rol oynar)
- ilmenite(Yüksek Mg içeren ilmenit (picroilmenite), lampriotlerde ve kimberlitlerde çok tipiktir.
- Krom diopsit (Chrome diopside elmaslı sistemlerde sık görülür.
- Zirkon (Bazı durumlarda elmaslı sistemlerde görülür.
- Kromit (Yüksek Cr ve Mg içeren türleri, harzburgit kaynaklıdır ve elmasla doğrudan ilişkilidir.
- Natural glass(yaygın olarak bilinen obsidyen değil. Farklı bir tür.)
DENİZLİ'DE AYNI YERDE GÖSTERGE MİNERALLERİNİN OLMASI TESADÜF OLAMAZ
Bu mineral kombinasyonu özellikle pirop garnet + stishovite + ballen kuvars tesadüf olamayacak kadar güçlü bir işaret olarak değerlendiriliyor. Pirop garnetler, elmas stabilitesi alanında (>150 km derinlik) oluşan manto xenokristleridir ve lamproitlerde varlığı elmas potansiyelini ciddi şekilde artırır. Stishovite ise ultra-yüksek basınç koşullarını (şok veya süper-derin köken) kanıtlar nitelikte.
Uysal, dünya örneklerini hatırlatarak karşılaştırma yapıyor: Ekonomik elmas madenleri (Argyle, Ellendale gibi) istisnasız anorojenik lamproit tipi oluşumlarda yer alıyor. Bu tip lamproitler kalın ve stabil litosferik manto köküne (>200 km) sahipken, orojenik olanlarda subduction etkisiyle litosfer inceliyor ve elmas bozulabiliyor.
Denizli’deki lamproitlerin anorojenik yöne kayan özellikleri, derin manto indikatörleri ve bu mineral topluluğu nedeniyle Türkiye’nin elmas potansiyeli taşıyan en umut verici bölgelerinden biri haline geldiğini ifade eden Uysal, şu çağrıda bulunuyor:
“Artık zamanı geldi. Bu bölgeyi resmi olarak detaylı jeokimyasal analizler, jeofizik çalışmalar, mikro-elmas testleri ve derin sondajlarla araştırmalıyız. Devlet kurumları, üniversiteler ve uluslararası uzmanlarla işbirliği yaparak ülkemizin potansiyel elmas rezervlerini ortaya çıkarmalıyız. Bu, sadece bir hazine avı değil; jeolojik mirasımızı aydınlatacak tarihi bir fırsattır.”
Metin Uysal, araştırmalarını sürdürmeye ve bulgularını bilim dünyasıyla paylaşmaya devam edeceğini belirtti.
Videolar için YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın!
BUNLARA DA BAKABİLİRSİNİZ
- Metin Uysal: Denizli’de elmas potansiyeli taşıyan lamproit keşifleri
- Ardan Zentürk: Dugin, Orta Asya Türk devletlerinin egemenliğini tanımıyor
- Nijerya Cumhurbaşkanı Tinubu: Bana tam olarak güvenebileceğinizi ifade etmek istiyorum
- Uluslararası Alevi Araştırma, Dayanışma ve Eğitim Vakfı'ndan Azerbaycan'a gezi
- Türkoğuz Kılıçgedik yazdı: Alevi inancına biçilen siyasi kimlik
- 0SEVDİM
- 0ALKIŞ
- 0KOMİK
- 0İNANILMAZ
- 0ÜZGÜN
- 0KIZGIN







Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.