İstanbul
16 Haziran, 2026, Salı
  • DOLAR
    32.58
  • EURO
    34.81
  • ALTIN
    2412.9
  • BIST
    9645.02
  • BTC
    66248.09$

Gülay Sormageç yazdı: Özbekistan gezimizin son durağı Taşkent

Gülay Sormageç yazdı: Özbekistan gezimizin son durağı Taşkent
Yazar ve Şair Gülay Sormageç bu yazısında Özbekistan gezisinin son durağı Taşkent ve çevresi hakkında meraklı okura bilgiler veriyor.

TAŞKENT – ŞAŞ

İstanbul’un Kardeş Kenti: “Taşkent”, Özbekistan gezimizin son durağıydı. Başkent olması dolayısıyla diğer şehirlerden daha hareketli ve kalabalık; ziyaretçisi bol bir şehir. Alman ve İsveç turistlerin de uğrak yeri olan Taşkent, Özbekistan’ın kalbinin attığı yer! Rehberlerimiz hem gezdiriyor hem de bilgilendiriyordu. Ben de siz kıymetli okurlarımla bizde kalanları paylaşmak istiyorum.

Köklü tarihi, zengin kültürü, mimarisi ve doğal güzellikleriyle bir cazibe merkezi olan Taşkent, müzeleri, sanat galerileri ve konser salonlarıyla da ünlüdür. Tarihin en önemli ticaret yolu olan İpek Yolu üzerinde bulunan şehirde, dünyanın en büyük iki Kur’an-ı Kerim’inden birine ev sahipliği yapan Barak Han Müzesi her yıl çok sayıda ziyaretçi ağırlar. Taşkent’i kuşbakışı görebileceğiniz Televizyon Kulesi de şehrin dikkat çeken yapıları arasındadır. Özellikle 1990’lı yıllarda dünyanın en uzun üçüncü kulesi olma özelliğine sahip olan bu yapı, hâlâ şehrin simgelerinden birisi olma özelliğini korumaktadır.

Orta Asya’nın en zengin mutfaklarından birine sahip olan Taşkent’te farklı kültürlerin etkilerini görmek mümkündür. Her öğünün yeşil çayla açılıp yeşil çayla kapandığı şehirde; Özbek pilavı, lagman, samsa, Özbek mantısı, piti, shurpa, chuchvara, şaşlık, şakarap, çakçak tatlısı, kumys, çöl kavunu ve shivit oshi gibi lezzetler mutlaka denenmelidir.

Özbekistan’ın başkenti Taşkent’in eski adı Şaş (tarihi kaynaklarda Çâç olarak da geçer), etimolojik olarak “taş” veya “taş ülkesi” anlamına gelmektedir. 10. yüzyılda ise bugünkü adıyla Taşkent olarak anılmaya başlanmıştır.

HAZRETİ İMAM KÜLLİYESİ

Bu külliye, adını 10. yüzyılda yaşamış ünlü İslam âlimi ve Taşkent’in ilk imamlarından biri olan Ebubekir Muhammed Kaffal Eş-Şaşi’den almaktadır. Kendisinin kabri de bu külliyede bulunmaktadır.

2008 yılında Taşkent’in 2250. kuruluş yıl dönümü kutlanmış ve Özbekistan’ın ilk Cumhurbaşkanı İslam Kerimov’un girişimleriyle bu alan büyük bir külliye hâline getirilmiştir. Karşımızda gördüğümüz ana cami, 2007-2008 yılları arasında yine Kerimov döneminde inşa edilmiştir. Caminin her biri 57 metre yüksekliğinde iki minaresi vardır. Bu minarelerden biri Semerkantlı, diğeri ise Harezmli ustalar tarafından yapılmıştır. Her iki minarenin inşası bir ay gibi çok kısa bir sürede tamamlanmıştır. Harezmli ustalar kendi minarelerini 28 günde bitirirken, Semerkantlı ustalar 30 günde tamamlamıştır.

Geçmiş dönemlerde bugünkü gibi ses sistemleri ve mikrofonlar bulunmadığı için ezan sesinin duyurulabilmesi amacıyla minareler oldukça yüksek inşa edilirdi. Günümüzde ise daha ince ve zarif bir mimari benimsenmiştir. Genel anlamda Özbekistan’da geleneksel mimari ve inşaat kültürü aktif bir şekilde yaşatılmaya devam etmektedir.

SADUM

Sovyetler Birliği döneminde Özbek, Kazak ve diğer Orta Asya cumhuriyetlerindeki Müslümanların din işlerini yürütmek amacıyla kurulan idari merkez de Taşkent’tedir. Resmî adı Orta Asya ve Kazakistan Müslümanları Dinî İdaresi (kısaca SADUM) olan bu kurum, 1943 yılında İkinci Dünya Savaşı’nın yol açtığı şartlar gereği bizzat Sovyet hükûmeti tarafından kurulmuştur.

Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Türkmenistan olmak üzere beş Sovyet cumhuriyetinin dinî faaliyetleri tek merkezden buradan yönetilmiştir. Sovyetler Birliği’nin 1991 yılında dağılmasından sonra SADUM da işlevini yitirmiş ve her bağımsız cumhuriyet kendi ulusal müftülüğünü kurmuştur. Taşkent’teki bu merkezden ayrılmıştır. Günümüzde bu bina Özbekistan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ana merkezi olarak faaliyet göstermektedir.

ALMAZAR

Taşkent’in Almazar ilçesindeyiz. Yaklaşık 500.000 nüfusa sahip olan bu ilçede Özbekler, Ruslar, Tatarlar, Kazaklar ve Kırgızlar başta olmak üzere pek çok farklı milletten insan bir arada yaşamaktadır. Almazar, “Barak han Camisi ”ne ev sahipliği yapmaktadır.

BARAKHAN MEDRESESİ

İhtişamıyla dikkat çeken Barak Han Medresesi, Taşkent’in önemli yapıları arasında yer alır. 15. ve 16. yüzyılda inşa edilen medrese, şehrin en büyük medresesi olma özelliğini taşır. Geniş bir avlusu ve etrafında çok sayıda bina bulunan medresenin bir kısmı Özbekistan Müftülüğü ’ne tahsis edilmiştir. Diğer kısmı ise halkın ziyaretine açıktır. Dünyanın en büyük iki Kur’an-ı Kerim’inden birine ev sahipliği yapan medrese, özellikle bu nedenle her yıl çok sayıda ziyaretçi ağırlar.

Barak Han Medresesi, ismini “bereket” kelimesinden almıştır. Medreseler, o dönemin üniversiteleri konumundaydı. 16. yüzyıla ait bu tarihî eseri, kendi döneminin Harvard Üniversitesi gibi düşünebilirsiniz. Medreselerde üç aşamalı bir eğitim sistemi bulunmaktaydı. Bir çocuk beş yaşından yedi yaşına kadar temel okul eğitimini aldıktan sonra medreseye başlardı. Bu üç aşamalı sistemde her bölüm yedi yıl sürerdi. Yani bir öğrenci toplamda yirmi bir yıl eğitim aldıktan sonra imam olarak yetişirdi.

Yaşanan büyük depremde yapının özellikle kapı kısımları hasar görmüştür. 1993 yılından sonra kapsamlı bir şekilde restore edilmiş ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dâhil edilmiştir.

Medresenin desenlerinde İran mimarisinin etkileri görülmektedir. Bu desenlerin üzerinde Kûfi hat sanatıyla Allah’ın isimleri yazılıdır. Rehberimiz, bu yazıların fotoğraflarını çekmemizi önererek daha detaylı inceleme yapabileceğimizi söyledi. Günümüzde medrese eğitim amaçlı

kullanılmamaktadır. Yapı içerisindeki bazı hücreler ise aktif durumdadır. Sanatkârlar, atalarından miras kalan çömlekçilik ve seramik mesleğini burada sürdürmektedir.

Biz de rehberimizin tavsiyesine uyarak her biri ayrı bir sanat eseri olan atölyeleri gezdik. Bütçemize uygun alışverişimizi de yaptık.

EMİR TİMUR MEYDANI VE MÜZESİ

Emir Timur, askerî ve siyasî bir deha olarak kabul edilmektedir. Özbekistan için önemli bir lider olan Emir Timur’un adını taşıyan Emir Timur Müzesi, yine aynı adı taşıyan Emir Timur Meydanı’nda yer almaktadır.

1996 yılında ziyarete açılan müze, Özbekistan tarihinin önemli belgeleri ve eserlerine ev sahipliği yapmaktadır.

Emir Timur’un soy ağacı ve imza attığı diplomatik belgeler sergilenmektedir. Ayrıca geçmişten günümüze gelen madenî eşyalar, sikkeler, el işi eserler, silahlar ve minyatürler de müzede görülebilir.

ÇARŞU PAZAR

Taşkent’in ve aynı zamanda Özbekistan’ın en büyük pazarı olan Çarşu Pazarı, birbirinden bağımsız birçok bölümüyle ziyaretçilerini karşılar.

Sokak lezzetleri, kıyafet, et ve tohum bölümlerinin yanı sıra yöresel giysilerin satıldığı pek çok alan mevcuttur; kısacası burada aradığınız hemen her şeyi bulabilirsiniz.

Sebze–meyve bölümünde görülen düzen ve intizam, insanı hem şaşırtır hem de hayran bırakır. Oysa Çarşu Pazarı her gün açıktır. Esnafı güler yüzlü, pazarlığa açıktır ve yadırgamaz; fahiş fiyatlandırma yapılmaz. Biz de “çam sakızı, çoban armağanı” misali alışverişimizi yaptık. Galiba alışveriş insana iyi geliyor; hele yılların özlemiyle geldiğimiz kardeş vatan topraklarında olunca daha da iyi geliyor. Belki de bir çeşit terapi!

Ata tohumları dikkat çekiciydi. Bahçesi olanlar bu fırsatı değerlendirdi, olmayanlar ise yakınlarına hediye olarak aldı. Çarşu Pazarı’nda kuru yemişten baharata, giysiden el emeği tablolar, örtüler, halılar ve seramiklere kadar çok çeşitli ürün bulmak mümkündür.

AZATLIK ALANI

Özbek halkı için anlamı büyük olan Bağımsızlık Meydanı, Taşkent’in en çok ziyaret edilen yerlerinden biridir. Geniş bir alan üzerinde kurulu meydanda çok sayıda heykel, bisiklet yolları, yürüyüş parkurları, uzun ağaçlar, yeşil düzlükler ve su gösterilerinin yapıldığı havuzlar bulunur.

Her yıl 1 Eylül’de bağımsızlık kutlamaları yapılır. Rehberimiz, ziyaretin bu tarihe denk getirilmesini önererek çimler üzerinde dinlenebileceğimizi, bisiklet sürebileceğimizi ve spor yapabileceğimizi söyledi.

Bu arada bembeyaz bir at binicisiyle güzel bir gösteri yapıyordu. İsteyenler ata binebiliyordu. Türk kültüründe önemli bir yere sahip olan at bu topraklarda hala ihtişamını, kıymetini korumaktadır.

MUTSUZ ANNE HEYKELİ

1920–1922 yıllarında Sovyetler döneminde inşa edilen bu meydanın eski adı Kızıl Meydan’dır. O dönemde Lenin heykeli bulunmaktaydı. 1991’de bağımsızlık kazanıldıktan sonra heykel St. Petersburg’a gönderilmiş, yerine “Mutsuz Anne” anıtı yerleştirilmiştir.

Revakların altındaki demir kitabelerde İkinci Dünya Savaşı’na gönderilen yaklaşık iki milyon Özbek askerden yalnızca 500 bininin adı yazılıdır; geriye kalan bir buçuk milyon kişinin akıbeti hâlâ bilinmemektedir. Bu durum meydanın hüzünlü anlamını derinleştirir.

Bugün “Azatlık Meydanı” olarak bilinen bu alan, Özbekistan’ın bağımsızlık hafızasında büyük önem taşır. 1936–1937’deki Ceditçilik hareketi sırasında yaklaşık 15 bin kişinin katledilmesi de meydanın tarihî yükünü artırır. Bağımsızlık sonrası Cumhurbaşkanlığı Sarayı (Ak Saray) burada inşa edilmiştir.

Meydanın en çarpıcı unsuru ise Mutsuz Anne Heykeli’dir. İkinci Dünya Savaşı’na giden ve dönmeyen oğullarını ömrü boyunca bekleyen, ama kavuşamadan vefat eden Özbek annelerini simgeler. Heykelin önünde 1991’den bu yana hiç sönmeyen Sonsuz Ateş yanmaktadır. Rehberimizin anlatımı sırasında ben de söz alarak bu ateşi annenin yüreğindeki sönmeyen evlat hasretine benzettim. Rehberimiz de bu yorumun meydanın anlamını çok güzel ifade ettiğini söyledi.

SİYAH ARABA

Özbekistan’ın başkentindeki Kurbanlar Hatırası Müzesi (Qatagʻon Qurbonlari Xotirasi Muzeyi) bünyesinde sergilenen “Kara Makin” adlı siyah araba, Stalin döneminin acı hatıralarını taşır.

O dönemde bu araçlarla insanlar evlerinden alınır, götürülür ve çoğu katledilirdi.

Bugün müzede sergilenen tek örnek, hırpalanmış toprakların, gözyaşlarının ve özgürlük özleminin ve ödenen bedelin sessiz şahididir.

HEPİNİZ YOŞSUNUZ, HEPİNİZ ZORSUNUZ

Özbekçede “yoş” kelimesi “genç”, “zor” ise “harika” anlamına gelir.

Bu nedenle rehberimizin “Hepiniz yoşsunuz, hepiniz zorsunuz” sözü, meydanın atmosferine neşeli bir dokunuş katmıştır.

Ayrıca “yoşlar” ifadesi “gençler” demektir. Dil farklılıkları, kültürel bağlarımızı daha da ilgi çekici hale getirmektedir.

Videolar için YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın!


  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN

Facebook Yorum

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Başka haber bulunmuyor!