Site en üst
İstanbul
27 Ocak, 2026, Salı
  • DOLAR
    32.58
  • EURO
    34.81
  • ALTIN
    2412.9
  • BIST
    9645.02
  • BTC
    66248.09$

Türkoğuz Kılıçgedik yazdı: Alevi inancına biçilen siyasi kimlik

Türkoğuz Kılıçgedik yazdı: Alevi inancına biçilen siyasi kimlik
Araştırmacı yazar Türkoğuz Kılıçgedik, Alevi inancının son yıllarda yaşadığı kurumsal dönüşüm ve bu dönüşümün beraberinde getirdiği siyasi kimlik tartışmalarını eleştirdi.

Araştırmacı yazar Türkoğuz Kılıçgedik, Alevi inancının son yıllarda yaşadığı kurumsal dönüşüm ve bu dönüşümün beraberinde getirdiği siyasi kimlik tartışmalarını eleştirdi.

Kılıçgedik, Alevilik adına kurulan dernek ve vakıfların inancı “kültür” olarak tanımlamasını, “gömleğin ilk düğmesinin yanlış iliklenmesi” benzetmesiyle değerlendirdi. Bu yanlış tanımın devlet tarafından da kabul edilerek Kültür Bakanlığı bünyesinde bir “Kültür Başkanlığı” kurulmasına yol açtığını hatırlattı. Cem evlerinin “kültür tesisi” olarak tanımlanmasının ise hem Alevi kurumları hem de toplum tarafından kabul edilemez olduğunu vurguladı.

Türkoğuz Kılıçgedik'in makalesinin tam metni şöyle:

ALEVİ İNANCINA BİÇİLEN SİYASİ KİMLİK

Gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklendiğinde tüm diğer düğmelerde yanlış iliklenir misali, Alevilik kent ortamında yeni bir örgütleme olan dernek, vakıf, federasyon, konferadasyon örgütlenmesine gidildiğinden bu yana hem Alevi toplumu içinde hem de devlet tarafından sürekli bu yanlış iliklenen düğmeler üzerinden tanımlama yapıldı.

Alevilik adıyla kurulan dernek ve vakıf gibi oluşumlar Aleviliğin bu yeni kurumsal kimliğini “kültür” olarak tanımladığından bu yana Alevilik lehine işler hep ters gitti. Devlet de dernek, vakıf gibi oluşumları kültür olarak kabul edip buna istinaden en son Kültür Bakanlığında bir Kültür Başkanlığı kurdu. Kültür tanımını kendi kurumsal kimliğinde çekici gören bu kurumlar bu kez de devletin kurduğu Kültür Başkanlığında ve bu günlerde Cem Evlerini de “Kültür Tesisi” olarak tanımlamasında kabul edilemez olarak görmeye başladılar. Evet, Alevilik inancını kültür olarak tanımlayan Alevi kurumu da olsa devlete olsa bu tanımlama kabul edilmezdir. 

Ancak, asıl kabul edilmeyen, kendilerin başta kültür olarak ilikledikleri ilk yanlış düğmelerini de düzeltme gereksinimi duymadan, bu yanlış iliklediği kültür düğmelerine ayrıca federasyon ve konferadasyon gibi tanımlar ekleyerek geri dönülmez bir yola girip tamamen siyasileştiler. Çünkü bu tanımların hiçbiri inançla ilgisi olmadığı gibi çoğu tamamen siyasi ve ideolojik kavramları içeriyor.

Alevilik inancı adına kurumlaşan ve Alevilik dışı bazı siyasi oluşumların etkisi altında olan bu oluşumlar inanç merkezli bir sisteme dönüşmediği durumda ileride yasal olmayan siyasi ve ideolojik bazı örgütlerin bir parçası olurlar. Çünkü bazı dernek, vakıf, federasyon, konferadasyon başkanları Alevilik inancından ve öğretisinden tamamen habersiz ve tamamen bazı kesimlere ait siyasi ve ideolojik söz, davranış ve eylemler içinde bu Alevi kuruluşlarını yönetiyorlar.

Ayrıca, Alevi-Bektaşi kurumların hiçbir tabelasında “inanç kavramı” geçmemesi Alevi inancın ne kadar geri plana atıldığında göstergesidir.Kısacası, Alevilik adına kurulan kurumlar Alevilik-Bektaşiliği bir inanç olarak görüyorsa başta kendileri kendi kurumları üzerindeki kültür, federasyon, konferadasyon tanımlarını kaldırıp inanç merkezli tanımlarla kendi kuruşlarını tanımlamalıdırlar. Söz, davranış ve eylemleri siyasetten tamamen arıtılmış ve tamamen inanç merkezli olmalıdır. Aksi halde bu kurumların gerçekte ne oldukları o kadar çok bağırdığı için ne söyledikleri anlaşılmadığı gibi bu olumsuz siyasi söz, davranış ve eylemlerinden dolayı ileride Alevi-Bektaşi toplumun başına gelen olumsuzluklardan da sorumlu olurlar.

Aleviliğin inanç üzeri örgütlenme şekli Dört Kapı Kırk Makam öğretisi ve sistemidir. Entegrasyonlu olan bu sistem, musahip, talip, rehber, pir, mürşit ikrar bağı ve ilgili ocaklık örgütlenmesiyle inanç kimliğine kavuşur. Bu öğreti ve sistem dışında modern bir sistem olarak tanımlansa bile dernek, vakıf, federasyon, konferadasyon, başkanlık, eş başkan, kurul, üye gibi kavramlar inanç öğretisiyle yakından uzaktan ilgisi yoktur. Bunların çoğu siyasi ve ideolojik kavramlardır.

Bazı parti ve ideolojilerin etkisi altında Alevilik olarak yürütülen faaliyetleri inanç olarak tanımlanması ve muhataplarından da (devletten) inanç olarak tanınmasını beklemek hiçbir ahlaki değerle bağdaşmaz. Ayrıca siyasi ve ideolojik olarak yaşanan şeyi inanç olarak topluma dayatmak da hiçbir ahlaki değerle bağdaşmaz. Ne zamanki ahlaki ve meşru olmayan bu yollardan vazgeçilip inanç, siyasetten arındırıp gerçek anlamda ve tüm öğretisi ve değerleriyle inanç olarak tanımlayıp yaşatıldığında o zaman inançla ilgili her türlü ahlak ve değer haklı taleplerle meşru zemine çekilir.

Toplumun din, inanç, kültür kavramları ve merkezleri toplum tarafından tanımlanıp belirlenir. Devlette bu tanıma uyarak din, inanç özgürlüğünde eşitlikçi yasalar üreterek bu yasalara uygun hizmet eder. Siyasi ve ideolojik yapılanmalar iseyasal partiler ve diğer benzeri örgütleme alanlarıdır. Yani siyasetin ve ideolojilerin örgütlenme alanları ayrıdır. Din, inanç, kültür gibi toplumsal yapılanmaların alanı ayrıdır. Modern ve demokratik bir ortamda yaşamak isteyen herkes bu iki farklı alan içindeki hassas dengeleri koruyarak yaşamını düzene koyar. Din-inanç-kültürü, siyaset ve ideolojiden (özelikle de günümüz siyaset ve ideolojilerinden) ayırmayanlar modern ve demokratik düzenlere kavuşamayacağı gibi Anadolu’yu Ortadoğu bataklığına dönüştürmekten öte hiçbir olumlu amaca hizmet etmezler.

Dört Kapı Kırk Makam öğretisi ve sistemi ve musahip, talip, rehber, pir, mürşit ikrar bağı ve ilgili ocaklık veya benzeri bir sistemi kendi içinde barındırmayan, Alevilik-Bektaşilik adına kurulan hiçbir oluşum Alevilik-Bektaşiliği “inanç olarak” temsil etmeyecektir. Dört Kapı öğreti ve sistemi ve ilgili inanç dışındaki her oluşum inanç ve öğreti olmaktan çıkıp siyasi ve ideolojik kalıplar içinde bunalımlı kişisel ve toplumsal kimlikler doğurmaktan öteye gidemez.

Dernek, vakıf, federasyon, konferadasyon örgütlenmesi içinde olan Alevi toplumu, lider olarak seçtiği kişilerin söz, davranış ve eylemlerine dikkat edip kendilerini sorumlu görüp Alevi inancı ve toplum değerlerini bu kişilerin siyasi çıkarlarına alet edilmesine izin vermemeleri gerekir.Bu kurumlarla modern kılıflara sarılmaya çalışılan Alevilik, kurumlar arası siyasi ve ideolojik bölünmeyle ve Aleviliği özünden ayrı onlarca faklı tanımlama ile tanımlaması, aslında günümüzün gelişen çağına göre en ilkel dönemini yaşamaktadır.

Alevi inancı yerel yerleşimlerde ocak, musahip, rehber, pir, mürşit kutsal bağlılığı üzerinden yürütülüyordu. Bunu günümüz kurumsal yapılanmalara sık sık hatırlamakta büyük yarar vardır. Bu öğretisel ve sosyal sistem temel yapısı ve özü tamamen inanç oluşumu içinde gerçekleşiyordu. İnanç dışında kalan diğer toplumsal, sosyal ve siyasi veya ideolojik yapılar inanç dışında tutulup toplumsal normlara göre toplumun kâmil insanları tarafından yürütülüyordu.

Cem erkânını ve ilgili inançsal boyutu rehber-pir-mürşitler tarafından yaptırılıyordu. Toplumsal tüm organizasyonları kâmil insanlar yürütülüyordu. Cenaze merasimlerini imam konumundaki hocalar yapıyordu. Bu düzen içinde kimse kimsenin işine karışmadan her şey tarihsel gerçeğine göre yolunda devam ediyordu.

İnançla ilgili uygulamalar tarihsel gerçeğine göre hiç aksatılmadan toplumun her bireyi ve kesimi tarafından hiçbir şart ve mazeret ileri sürülmeden uygulanıyordu. Örneğin taliplerin evlerinde yılda en az bir ve Xızır günlerinde oruç tutulduktan sonra ocak temsilcisi dergâhlarında yılda en az birer kez kurban kesilip Cem yapılıyordu. Musahip, kirve ziyaretlerine de bulunur. Taliplere ait niyaz ve lokmalar bu ortamlarda paylaşılıyordu.

Her Cem, talip evlerinde yapıldığı için çocuklar, gençler Alevi öğretisini ve ibadetini ilk ağızdan ve uygulamalı olarak doğru öğrenecek şekilde yetişiyordu.

Ayrıca, yılda bir kez heftemal, idi yemeği yapılır komşular tarafından yenilir, farklı zamanlarda kurbanlar kesilir, niyazlar pişirilip komşulara dağıtılırdı. Yazın, sonbaharın müsait zamanlarda dergâhlar ve türbe konumunda olan ziyaretgâhlar ziyaret edilip kurbanlar kesilirdi. İnsanlar kendi evlerinde her işine bismillahi ile başlar ve özelikle sabah ve akşam anne, babaiarailesi için dualarda bulunurdu. Toplum içinde durumu iyi olanlar, durumu iyi olmayanlara her konuda yardım ve destek olurdu.

Gerek Alevi yol öncüleri gerekse toplumun Kamil insanları Aleviliği “Hak Muhammed Ali Yolu” “Ehli Beyt Yolu” olarak tanımlayıp bu yol dışında hiçbir yolun Hakk’ı ve ilgili hakikati temsil etmediği ve bu yol dışında hiçbir yolun Aleviliği temsil edemeyeceği konusunda hem ısrarcıydı. Hem de canını ve malını bu uğurda vermeye hazırdı. 

Binlerce yıldır uygulanan bu ve benzeri uygulamalar kent ortamına geçildiğinde de birçok konuda devam etti. Ancak kent ortamında Alevi inancı adına kurulan dernek, vakıf, federasyon, konfederasyon gibi farklı gruplaşma oluşumları kurulunca binlerce yıllık Alevi toplumu içinde yeni bir yapı ortaya çıktı.

Bu kurumsal yapılar birbirine benzer ve ardı sıra kurulduğu için ve Alevi sorunlarını çözeceğine inanıldığı için ayrıca faklı bir kurumsallaşmaya gidilmeye gerek duyulmadı. Eğer bu kurumlar kurulmasaydı, Alevi inancına uygun başka kurumsal yapılar kurulabilir ve şimdiye kadar Aleviliğin tüm sorunları bu kurumlarca çözülebilirdi.

Alevilik adına kurulan bu guruplar önceleri sesiz sedasız faaliyet içinde iken zamanla bazıların sesleri gür çıkmaya başladı. Birçok kurum temsilcisi Alevi toplumu adına farklı siyasi fetvalar vermeye başladı. İnançsal ve sosyal amaçlı hiç yanına bile yaklaşılması gereken feto ve benzeri birçok örgütlerle faaliyet içinde Aleviliğe yön verenler oldu ve halen bu yolda olanlar var. Ve halen bu gibi hatalardan ders çıkaramayanlar var. Bu nedenle Alevi-Bektaşi içinde bir huzursuzluk, güvensizlik ve bölünmeler yaşandı.

Bu kurumlar döneminde sosyal medya ve kitap yazma yoluyla Alevi inancına ve değerlerine hakaret niteliğindeki siyasi söylemler yapanlar ortaya çıkıp sırf aynı siyasi ve ideolojik görüş içinde oldukları için bazı alevi kurumlar tarafından baş tacı edilerek onların söylemlerini kendine rehber ederek Alevi değerlerini aşağılayanlar oldu. Aleviliğe karşı olan bu art niyetli kişilerle defalarca seminerler verilerek her defasında Alevilik-Bektaşilik inanç ve toplum değerleri aşağılandı.

Alevi kurum temsilcileri siyasi partilere özenip onların baskısıyla sokaklara inip Alevi toplumun inancını istismar edip parti adlarına siyasi slogana atanlar oldu. Bazı kurumların temsilcileri nüfusu on beş, yirmi milyonu bulan Alevi toplumu adına sosyal medya ve her ortamında Aleviliği yeniden tanımlayan hükümler verdi.

Kısacası; çoğu kurumlar Alevi toplumun çözüm yolunu açmak yerine çözüme giden tüm yollarına barikat kurup Aleviliği kendi siyasi çıkarlara yönlendirip bu yola bu kadım toplumu ve inancı bir çıkmaza soktular. İyi bilinmeli ki Alevilik yanlış yolda olan ve Aleviliği yanlış yola sokmaya çalışan bu birkaç kurum temsilcileri ve onların yandaşlarıyla müteşekkil bir toplum değildir. Alevilerin çoğu yereldeki gibi olmasa bile çoğu inanç ve toplum değerlerini kentlerde devam etmektedir.

Sonuç olarak; 1400 yıllık tarihi olan, on beş, yirmi milyonluk nüfusu olan, yüz binlerce kitaba sığmayan öğretisi olan, toplumsal ve inançsal sistemi olan. Ortadoğu, Horasan, Anadolu coğrafyasına ilim, irfan yayan, bu yolda binlerce şehit veren bir toplumun günümüzde üç beş kişinin siyasi çıkarı ve söylemi ile tanımlanması büyük bir suç, büyük bir günah ve büyük bir utançtır. Bütün bu Alevi varlığı karşısında kendi üç beş kuruşluk menfaati için veya birine hoş görünmek için bu yanlış söylem ve eylemlerde bulunanlar toplumdan özür dileyip elini vicdanına koyarak bu yanlış söylem ve eylemlerden artık vazgeçmeleri gerekir. Ayrıca, bu kurumlarda bulunan üyeler ve Alevi toplumu da bunlara hiçbir şekilde fırsat vermemesi gerekir.

Kişisel olan bu kimlik bunalımların topluma sirayet etmesi 1400 yıllık tarihi olan, on beş, yirmi milyonluk nüfusu olan, yüz binlerce kitaba sığmayan öğretisi olan, toplumsal, inançsal, evrensel ve onursal sistemi olan. Ortadoğu, Horasan, Anadolu coğrafyasına ilim, irfan yayan, bu yolda binlerce şehit veren bu topluma yakışmıyor. Bu gerçeği artık kabul edip her Alevi birey bu gerçeğe göre çözüm üretilerek, Alevi-Bektaşi inanç, kültür değerlerine göre söz, davranış ve eylem içinde olmak zorundadır.

Videolar için YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın!


  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN

Facebook Yorum

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.