ALEVİ KURUMLARI SİYASETİN ARKA BAHÇESİ Mİ?
30 Eylül 2026, Çarşamba 11:37Başlıkta sorduğumuz soruya hiç dolanmadan cevap verelim:
Ne yazık ki bazı Alevi kurumları, zaman zaman siyasetin arka bahçesi ya da siyasi hesapların destek unsuru görüntüsü vermektedir.
Bunu söylemek Alevi kurumlarına düşmanlık değildir. Tam tersine, Alevi inancının, yolunun ve kurumlarının saygınlığını koruma kaygısıdır.
Yıllardır söylediğimiz çok açık bir söz var:
Alevi inanç kurumları hiçbir siyasi partinin aparatı olmamalıdır.
Çünkü siyaset günlük olarak değişir. İktidarlar değişir, genel başkanlar değişir, belediye başkanları değişir, milletvekilleri değişir, ittifaklar dağılır, yenileri kurulur.
Ama yol kalır.
Alevilik bir seçim dönemine, bir parti kongresine, bir belediye başkanına ya da bir milletvekilinin siyasi geleceğine sığdırılamayacak kadar köklü bir inanç ve kültürdür.
Aleviler siyaset yapmalı mı?
Elbette yapmalıdır.
Alevi bir yurttaşın siyaset yapması, bir partiye üye olması, milletvekili, belediye başkanı veya meclis üyesi adayı olması kadar doğal ne olabilir?
Aleviler de bu ülkenin eşit yurttaşlarıdır.
Anayasa’nın güvence altına aldığı seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı herkes gibi Alevilerin de hakkıdır.
Ancak burada önemli bir ayrım yapmak zorundayız:
Alevinin siyaset yapması başka şeydir, Alevi kurumunun bir siyasi partinin teşkilatı gibi davranması başka şeydir.
Bir Alevi yurttaş CHP'li de olabilir, AK Partili de olabilir, MHP'li de olabilir, DEM Partili de olabilir, başka bir partiye gönül verebilir veya hiçbir partiye yakınlık duymayabilir.
Bu onun bireysel tercihidir.
Fakat cemevinin kapısından içeri girildiğinde parti rozeti dışarıda bırakılmalıdır.
Çünkü o kapıdan sadece bir partinin seçmeni değil, yolu ve inancı için gelen canlar girer.
Cemevleri seçim bürosu değildir
Cemevleri ve Alevi kurumları; inancın, kültürün, dayanışmanın, muhabbetin ve hizmetin merkezleri olmalıdır.
Bir siyasi partinin seçim bürosuna dönüştürülen, belli siyasetçilerin sürekli ağırlandığı, başka görüşteki Alevilerin kendisini yabancı hissettiği bir kurum zamanla temsil iddiasını da zedeler.
Daha kötüsü şudur:
Bir kurum kendisini bir siyasi partiyle fazlasıyla özdeşleştirirse, o partinin yaptığı yanlışların faturası da dönüp Aleviliğe kesilebilir.
İşte yolun yara aldığı yer tam olarak burasıdır.
Siyasetçinin yaptığı yanlış siyasetçiyi bağlamalıdır.
Bir partinin hatası Aleviliğin hatası gibi gösterilmemelidir.
Bir kurum yöneticisinin kişisel siyasi tercihi de bütün Alevilerin tercihiymiş gibi sunulmamalıdır.
Aleviler yalnızca seçimden seçime hatırlanmamalıdır
Meselenin bir başka tarafı da siyasi partilerdir.
Alevi kurumlarını yalnızca seçim yaklaşınca hatırlayan, cemevlerini oy deposu olarak gören anlayış da yanlıştır.
Aleviler sadece miting meydanlarında hatırlanacak insanlar değildir.
Gerçekten Alevilerin yanında olmak isteyen siyasetçiler; seçimden seçime fotoğraf vermek yerine Alevilerin yıllardır dile getirdiği eşit yurttaşlık taleplerini dinlemelidir.
Cemevlerinin statüsünü, kamusal hizmetlere erişimde eşitliği, inanç özgürlüğünü, ayrımcılıkla mücadeleyi ve Alevi toplumunun diğer somut sorunlarını konuşmalıdır.
Alevilerin ihtiyacı hamaset değil, eşit yurttaşlıktır.
Kurumların görevi siyasetçi yetiştirmek değil, yolu yaşatmaktır
Alevi kurumlarında görev yapan yöneticiler elbette siyasi görüş sahibi olabilir.
Fakat makamlarının gücünü kullanarak kurumu kendi siyasi kariyerlerinin basamağına çevirmeleri doğru değildir.
Cemevi başkanlığı milletvekilliği ön seçiminin basamağı değildir.
Dernek başkanlığı belediye meclisi adaylığının seçim bürosu değildir.
Dedelik makamı da herhangi bir siyasi görüşün propaganda kürsüsü hiç değildir.
Bu makamların sorumluluğu çok daha ağırdır.
Çünkü insanların inancı, güveni ve ortak değerleri emanet alınmaktadır.
Yol siyasetin üzerinde tutulmalıdır
Bizim itirazımız Alevilerin siyaset yapmasına değil, Aleviliğin siyasete malzeme yapılmasınadır.
Alevi birey siyaset yapsın.
Partisini seçsin.
Aday olsun.
Eleştirsin.
Desteklesin.
Mücadele etsin.
Bunların hepsi demokratik hakkıdır.
Ancak Alevi kurumları bütün canların ortak evi olarak kalmalıdır.
Bir siyasi partinin arka bahçesi değil.
Bir seçim döneminin dolgu malzemesi değil.
Siyasetçinin fotoğraf dekoru hiç değil.
Çünkü bugün alkışladığınız siyasetçi yarın gider.
Bugün savunduğunuz parti yarın yanlış yapabilir.
Ama incinen yolun, kırılan güvenin ve itibarı zedelenen inanç kurumlarının yarasını onarmak kolay değildir.
Aleviliğin siyasete değil, siyasetin Alevilerin eşit yurttaşlık mücadelesine kulak vermesi gerekir.
Siyaset gelip geçicidir.
Makamlar gelip geçicidir.
Partiler ve yöneticiler değişir.
Ama yol kalır.
O nedenle sözümüz nettir:
Alevi kurumları siyasetin arka bahçesi değil, yolun ve inancın bağımsız çatısı olmalıdır.
Ergün Kurt
Antalya Hacı Bektaş-ı Veli Kültür Tanıtma Cemevi Derneği – İmam Rızâ Cemevi Başkanı


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.
Facebook Yorum