KANADIN KIRILSIN
26 Nisan 2026, Pazar 14:32Son zamanlarda, ne yazık ki alışık olduğumuz bir tablo yeniden karşımızda:
Alevilere yönelik kin, nefret ve ayrıştırıcı dil…
Toplumu bir arada tutması gereken kalemler, kimi zaman en derin yaraları açan araçlara dönüşüyor. Söz, birleştirmek yerine ayrıştırdığında; fikir, hakikati aramak yerine öfkeyi büyüttüğünde, sadece bir kişiye değil, bir inanca, bir toplumsal hafızaya da zarar verir.
Cumhuriyet yazarı olarak bilinen Mine Kırıkkanat’ın, Kemal Kılıçdaroğlu hakkında inancı üzerinden kullandığı ifade; eleştirinin sınırlarını aşan, doğrudan bir kimliği hedef alan bir söylem olarak hafızalara kazındı.
Eleştiri elbette olacaktır. Siyaset, eleştiriyle beslenir.
Ancak bir insanın inancı üzerinden hedef alınması; ne gazetecilikle, ne fikir özgürlüğüyle, ne de demokratik kültürle açıklanabilir.
Bu tür söylemler, yalnızca bir kişiye yönelmiş gibi görünse de, aslında milyonlarca Alevi yurttaşı incitir. Çünkü mesele bir isim değil, bir kimliktir. Bir inancın küçümsenmesi, toplumun ortak vicdanında derin çatlaklar oluşturur.
Burada asıl sorulması gereken soru şudur:
Siyaset kurumu ve özellikle Cumhuriyet Halk Partisi yönetimi bu tür söylemler karşısında nasıl bir duruş sergileyecek?
Daha önce çeşitli konularda hızlı refleks gösteren, kamuoyuna net mesajlar veren siyasi irade;
bu olay karşısında da aynı kararlılığı gösterecek mi?
Yoksa sessizlik, bu tür söylemlerin dolaylı bir kabullenilişi olarak mı algılanacak?
Toplumsal barış, sadece büyük sözlerle değil; küçük ama net tavırlarla korunur.
Bir hakaret karşısında gösterilecek duruş, sadece bugünü değil, yarının toplumsal iklimini de belirler.
Alevi toplumu, tarih boyunca bu ülkenin vicdanı olmuş;
sevgi, hoşgörü ve insan merkezli bir inanç anlayışıyla varlığını sürdürmüştür.
Bu nedenle Alevilere yönelik her nefret söylemi;
sadece bir topluluğa değil, bu ülkenin birlik ruhuna yönelmiş bir tehdittir.
Bugün ihtiyaç duyulan şey;
daha fazla öfke değil, daha fazla sorumluluktur.
Daha fazla ayrıştırma değil, daha güçlü bir toplumsal birliktir.
Kalemler kırmak için değil, köprü kurmak için vardır.
Ve unutulmamalıdır ki;
söz yaralar açabilir,
ama doğru söz, o yaraları da iyileştirebilir.
Şimdi herkes için bir sınav zamanı:
Ya susarak bu dili büyüteceğiz,
ya da açık ve net bir duruşla, bu dili tarihe gömeceğiz.
Son söz:
Kanadı kırık olanlara karşı bizim de sözümüz nettir;
kinle değil, duruşla cevap veririz.
Ama bilinmelidir ki;
kanadı kırık diyene, bizim de cevabımız şudur:
“Kanadın kırılsın.”
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.


Yorumlar
Ayhan Aytaç Yazarefendi
26-04-2026 20:21Biz 72 milleti hoş gördük 72 millet bizi boş gördü ki bizim yolumuz doluya dolu boşa boş gelir Ebsemdur...