İstanbul
22 Ekim, 2026, Perşembe
  • DOLAR
    32.58
  • EURO
    34.81
  • ALTIN
    2412.9
  • BIST
    9645.02
  • BTC
    66248.09$

KIZILDERİLİLER ALTI

21 Ekim 2026, Çarşamba 14:00

                                              Amerika’nın keşfi konusu aynı zamanda insanlığın geçmişi ile de alakalı bir konu olduğundan bu alana da bir giriş yapmak gerekiyor.

 

 

                   İNSANLIĞIN     UZAK       GEÇMİŞİNİN      KISA    HİKAYESİ 

 

Bugün yeryüzünde yaklaşık  sekiz milyar insan yaşıyor. Bilim insanları bu insanların hepsini aynı insan çeşidine sokmaya devam ediyor elbette bu görüşe itirazı olanlarda var. Tam bilemiyoruz fakat “ Homo “ ön adı ile toplaşan insan alt çeşitleri en az yedi adet. Bunlardan en uzun yaşam sürdüreni  ise  “homoerectus” deneni. Bu isimlendirme bu atamızın ilk iki ayaklı olanı olması yani bunlar maymunlar gibi dört ayak hareket etmiyorlardı ( gerçi maymunların bir kısmı mesela Şempanzeler kısa mesafe iki ayaklı yürüyebilirler ancak onların vücut yapısı daha fazlasına müsade etmez.) 

 

Bilim insanları, insanlığın ana vatanı olarak Afrika’yı görürler. Fakat bu teorinin de bazı aksayan yönleri zamanla ortaya çıktı. Buna en büyük sebep ise zamanla ilgili olanlardı. Mantıken Afrika kökenli fosilden yaşlısı  başka kıtalarda olmaması gerekirdi fakat tarih değerlendirmede hata yapılmışsa bu durum olabilirdi nitekim olmuşturda. 

 

 

Ancak konumuz olan Amerika kıtalarında bu konu ile ilgili sorun yoktur. Bu kıtalarda kesinlikle çok eski tarihli fosil asla bulunamadı ( günümüzden diyelim 50.000 yıl önceye ait fosil ) Zaten öncede yazıldığı gibi Amerika’ya girişin en eskisi 35.000 yıl önceye aittir. Bildiğimiz kadarı ile Antartika’da da insanlık var olmamıştır. Avustralya kıtası ise biraz karışık olmakla beraber orada da belli bir tarihten önce tarihli fosil bulunmamıştır ve beklenmiyor da .Bu durumda eski kıtalar arasında araştırma yapılması gerekir ancak Avrupa kıtası da devre dışıdır zira son buzul çağı bitimine kadar Avrupa bir buzul dünyası idi ve homosapiens  için elverişli iklim yoktu. Buraları çok uzun zamandır Neandertallerin bölgesiydi ( HOMO NEANDERTAL) .  Kesin bilgi değil ama nüfusları kalabalık değildi. Teke tekte homosapiense göre çok daha güçlü oldukları kesindi ancak hem sayıca azdılar hemde teknolojik olarak daha geri idiler bunda özellikle yakın mesafe avcılığı gerekliliği neden olmuştu. Bu insanlar asla tarım yapmadılar zaten yapamazlardı her yer buz örtüsü altında idi. Tek çareleri büyük memeli hayvan avı olmuştur( diğer avlar olmadığı anlamında değil) . Böylece elde Afrika ile Asya kalıyor. Asıl sürpriz Asya’dan olabilirdi nitekim öyle de olmuştur. Bir örnek “Denisovalılar “ olmuştur. Bu fosiller Altay Dağlarının ücra bir köşesindeki mağarada bulunmuştur. Biraz iş karıştı toparlayarak yazalım; insanın ilk atası Afrikadadır. Bu bugün kabul edilen bilgidir. 

Afrika’dan bir nedenle çıkılmış fakat bu çıkanlar “homosapiens “değildir onun ortaya çıkmasına yüzbinlerce yıl vardır. Çoğu bilim insanı insanlığın kabaca ; HOMO HABİLİS ;  H. RUDELFENSİS ;  H. GEORGİCUS ; H. ERGASTER ; H. ERACTUS ; H. ANTECESSOR ; H. HEİLDERBERGENSİS ; H. NALEDİ ; H. LORENSİENSİS ; H. LOZENENSİS ; H. NEANDERTHALENSİS  ve  HOMO SAPİENS ( yani biz ) olarak sıralamışlardır fakat bu yeni keşiflerle değişebilir. 

Anlaşılması gereken husus şudur ; insanın ataları olan bu canlılar gerek nüfus artışı gerekse coğrafi sebeplerle çevrelerine yayıldılar. Afrika haritasına bakılarak sadece kuzeyde ve kuzey doğuda çıkış olduğu görülür. Cebeli Tarik Boğazını geçmeleri mümkün değildi bu nedenle kuzeye ve kuzey batıya gidenler oralarda kalmıştır. Özellikle kuzey doğuya gidenlerin de iki önemli yolları bulunur. Biri KızılDeniz'in en güneyini takip eden yol diğeri ise Sina yarım adası yoludur. Altta gidenlerin  deniz  kıyısını takip ettiği düşünülür. Sina dan gidenler ise bugünkü OrtaDoğu ya yerleştiler fakat 

bu yerlerde daha önceden gelen Neandertaller vardı. Buradaki ilişkiler hakkında yeterli bilgiye sahip değiliz.  Kısacası 40.000 yıl önceki tarihlerde Homosapiensler değişik insansılarla karşılaşıp durdular. Fakat bu durum yaklaşık 40.000 yıl önce sona erdi artık sadece sapiensler kalmıştı. 

Bu noktada hala tartışılan bir konu vardır  , acaba Afrikayı erken terk edenler buralarda ( Asya da) evrimsel süreç geçirip homosapiensin bir başka kolunu oluşturmuşmu dur ? Bu hala çekişmeli bir konudur. Bu tartışmadaki ana tema şudur; diyelimki Homoerectus lar, bu insansılar Asya'da çok uzun yıllar yaşadılar. Daha sonra yok oldular….Acaba bu insansılar da evrimden geçip daha sonra homosapiensin bir kolunu oluşturmuş olabilir mi? Şu anki teoriye göre bu mümkün değil. Ancak ortada ( Asyada elbette) bir “hobbit “ kabul edilen yani cüce insansılar gerçeği var !  Bunlara “Homo floresiensis “ denir. Flores Adasında bulunmuşlardır ,yaklaşık bir metre boyundadırlar, beyin hacimleri ise 417-426 cm 3 yani normal insanın üçte biri kadardır. 

Bu değişim nedeni olarak iki görüş vardır 1- Afrika kıtasından erken göç( homo habilis soyu )  2- Ada cüceleşmesi ( yiyecek azlığı nedeni ile ) 

Gelelim “Homo denisova” insanına. 2008 yılında Altay Dağlarındaki “denisova Mağarası” nda bulundular. Yaklaşık olarak 200.000 ila 32.000 yıl önce yaşadılar.Bu insanların gerek Neandertal gerekse homo sapiens ile çiftleşerek genetik miras aktardığı kabul edilir. Bu insanlar ise   A -TİBETLİLER : bu genetik değişimle oksijen azlığına uyum sağladılar  B- Papua Yeni Gine halkları ve Aborjinler: Bu gen aktarımı ile deniz ürünlerine uyum kazandılar   C-  İNİUT- ESKİMO : Bu gen aktarımı ile aşırı soğuğa uyum sağladılar.

 

İnsanlığın tarihi aynı zamanda dünyanın değişik zamanlarda geçirdiği buzul dönemleri ile doğrudan alakası vardır. İlk defa Sırp bilim insanı M. Milanhovittch bu döngüleri açıklayabilmiştir.  Günümüzde iki buzul dönemi arasını yaşamaktayız. Bu iklim döngüleri dünyanın yaptığı hareketlerle alakalıdır. Dünya güneşe olan eğimini bazı dönemlerde azaltır bu ve buna benzer etkenler nedeni ile yeryüzündeki suların önemli bir kısmı donarak buz haline gelir bu durumda okyanus ve denizlerin su seviyesi düşer işte bu nedenler yüzünden insanlığın deniz kenarı seyahati sırasındaki bilgileri bugün çoğu yerde su altında kalmıştır.Bu bilgiler çeşitli yöntemlerle karşılaştırılarak  elde edilir. Kimi metotlar sadece birkaç bin yıl öncesini verirken kimileri ise on binlerce yıl hatta yüzbinlerce yıl öncesi tarihlemeyi mümkün kılmaktadır ( C-14 metodu, uranyum yarı ömür tespiti vb)  .  

 

Kesin olarak biliyoruz ki insanlık en son Amerika kıtasına yerleşmiştir. Şöyle toparlarsak ; AFRİKA  ,  ASYA, AVUSTRALYA , AVRUPA , AMERİKA KITALARI ( Antartika ya kalıcı olarak hiç yerleşilmedi) 

 

Bu bilgiler ışığında konumuza devam edebiliriz.Anlaşılacağı üzere Amerika kıtalarına insanın ulaşması diğer bütün kıtalardan sonrasına denk gelir. Bu kıtaya ulaşabilecek insanlar harita da bakılırsa en olağan olanının Sibirya üzerinden olacağı çok açıktır. Yukarıda bahsettiğimiz buzul dönemi olması nedeni ile şimdiki Bering Boğazı o sıralarda yoktu yani arada deniz  değil kara parçası bulunmakta idi ,bu nedenle de gerek hayvanlar gerekse insanlar kolaylıkla bu kıtaya giriş yapabilmişlerdir. Elbette insanlar burasının bir kıta olduğunu bilemezlerdi. Büyük ihtimal av hayvanlarını takip ettiler.İşte bu geçiş zamanının da ne olduğu tartışmalı olmakla birlikte ilk geçişin en eski tarih olarak günümüzden 35.000 yıl öncesi gösterilir. Amerika kıtalarında bu tarihten eski insana ait varlık tespit edilmemiştir. Genel kaı olarak ; Kuzey Amerika ya yani Alaska ya geldiği kabul edilir fakat buraya bu dönemde buzullar olduğu için geçiş yolu çok sınırlıdır fakat bu bölgede insanlara ait özellikle av gereçleri de bulunmuştur. Kısacası en yukarıdan aşağı doğru akış olduğu genel kabuldür. Ancak Güney Amerika yerleşmesi olayı farklılık arz ettiği kabul edilir. Çünkü bu kıtaya özellikle Polinezyalılar deniz yolu ile geldiği anlaşılmıştır. Bu konuya sırası gelince girilecektir.  

 

 

 

 

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum