Site en üst
İstanbul
09 Şubat, 2026, Pazartesi
  • DOLAR
    32.58
  • EURO
    34.81
  • ALTIN
    2412.9
  • BIST
    9645.02
  • BTC
    66248.09$

DİVANU LUGATİ’T TÜRK’TE  ALEVİ BİR GELENEK  VE ATASÖZLERİ

08 Şubat 2026, Pazar 22:48

Kaşgarlı Mahmud’un Divanu Lugati’t-Türk adlı eserini incelerken çok ilginç, bir o kadar da önemli bilgilere ulaştık. Bu makalemizde, eserde yer alan ve bugün hala geçerli olan atasözleri ile Alevi inancında devam eden bir geleneği ele alacağız.

Ancak, bu bilgilere geçmeden önce, Türk Dil Kurumu tarafından yayınlanan Kaşgarlı Mahmud’un eserini bugünkü Türkçe’ye çeviren Sayın Ahmet B. Ercilasun ve Sayın Ziyat Akkoyunlu’ya teşekkürlerimi iletiyorum. Eseri okurken kendimi bin yıl önceki Orta Asya ve Horasan’da hissettim. Bin yıl sonra bize bu duyguları yaşatan bilim insanı Kaşgar’lı Mahmud’u şükranla anıyor, mekanı cennet, ruhu şad olsun diyorum.

Yazarımız Kaşgarlı Mahmud, eserinde kendisini şöyle tanıtıyor:

“Kitabın sahibi Mahmud dedi ki: ...atalarımız xemir diye adlandırılan emirler idi; çünkü Oğuzlar emir diyemezlerdi. Elif’i xa’ya (ha) dönüştürdüler ve xemir dediler. Samanoğullarından Türk diyarını fetheden atamızdır. Adı, El-’emir Naşr Tigin idi.”

Unvanlarından Karahanlı hanedanından olduğu anlaşılan Kaşgarlı Mahmud (D.T.1008-Ö.T.1105), babasının Isık Göl (Kırgızistan) civarındaki Barsgan şehrinden olduğunu belirterek, yazdığı eseri Abbasi Halifesi el Muktedi bi Emrillah’a sunduğunu  açıklamaktadır. (Miladi, 1076)

Eseri Türkçeye çeviren Sayın Ahmet Ercilasun ve Sayın Ziyat Akkoyunlu kitabın giriş bölümünde, Kaşgarlı Mahmud’un DİVANU LUGATİ’T-TÜRK (Türk Lehçelerini Toplayan Kitap) eseri hakkında şu özet tanımlamayı yapmaktadırlar:

1-Dokuz bin civarında Türkçe kelimenin Arapça karşılıklarını veren bir sözlüktür.

2-11. yüzyıl ölçünlü Türkçesinin küçük bir grameridir.

3-Türk boylarının ağızları hakkında bilgiler veren diyalektolojik bir çalışmadır.

4-11. yüzyıldaki Türk boy ve alt boyları hakkında bilgiler veren etnolojik bir eserdir.

5-11. yüzyıl coğrafyasına ait birçok şehir, kasaba, köy, akarsu, göl, dağ adlarını içine alan, bunların birçoğunu bir haritada gösteren ve bazıları hakkında kısa bilgiler veren bir coğrafya eseridir.

6-Yer adları yanında, kişi adlarına da yer veren onomastik bir çalışmadır.

7-Türklere ait bazı efsaneleri, çeşitli adet ve inanışları içine alan; tarım, hayvancılık, avcılık, çeşitli zanaat ve mesleklerle; giyim-kuşam, süslenme, eşya ve aletler, silahlar ve at takımları, çeşitli yiyecek, içecek ve yemeklerle ilgili bilgiler veren; eğlence, oyun ve çalgı aletleri hakkında bilgilenmemizi sağlayan bir halk bilimi eseridir.

8-Çeşitli hastalıklar, tedavi şekilleri ve ilaçlar hakkında bilgi veren bir halk hekimliği kitabıdır.

9-Eser, 300’e yakın atasözü ile, 11. yüzyıla ait bir atalar sözü külliyatıdır.

10-Eserde, çeşitli kelimelere örnek olarak verilmiş, tamamı 764 mısra tutan dörtlük ve beyitleriyle 11. yüzyıla ait bir şiir antolojisidir. 

Eser hakkındaki ön bilgileri verdikten sonra, atasözlerine geçmeden önce, bin yıl önce Orta Asya ve Horasan bölgesinde yaşayan Türk kavimlerinin bir geleneğini verelim. Eser de “BASAN” kelimesinin anlamı verilirken şöyle denilmektedir:

“Ölüyü gömdükten sonra yapılan yemek. Buradan yök basan denir.” (Sayfa, 172)

Sayfa 406 da ise, bununla ilgili olarak daha geniş bilgi verilmektedir:

“YÖG: Ölüyü gömmekten dönenler için yapılan yemeğin adı. Üç veya yedi gün sürer.”

Bin yıl önce Türk kavimlerindeki bu geleneğin Aleviler tarafından bugün hala devam ettirildiğini görmekteyiz. Alevi toplumunda, bir Can toprağa verildikten sonra bazen mezarlıkta bazen de şartlara göre Cemevinde cenazeye katılanlara yemek verilmektedir. Yemekten önce, Dede tarafından dualar edilmekte ve Kur’an’dan sureler okunmaktadır. Hakk’a yürüyen bu Can için ayrıca ailesi tarafından bazı bölgelerde 3. gün bazı bölgelerde 7. gün bazı bölgelerde 40. gün kurbanlar kesilerek yemek verilmekte ve dualar edilmektedir. Ayrıca vefat eden Can için “Dardan İndirme-Helalleşme- Cem’i” de yapılmakta ve Cem’e katılanlara yemek ve helva verilmektedir.

Kaşgarlı Mahmud’un bin yıl önce yazdığı eserde yer alan bu geleneği önemli bulduğum için sizinle paylaşmak istedim. Aynı eserde, ilginç bulduğum ve bugün hala tekrarlanan atasözlerini de vermenin yararlı olacağını düşündüm. Zira bu atasözlerinin büyük çoğunluğunun bugün hala söylenmesi, kültürlerin kolay kolay unutulmadığını ve nesilden nesile sözlü gelenek yoluyla devam ettiğini göstermektedir. Eserde yer alan üç yüze yakın atasözlerinden seçtiklerimiz şunlar:

--Buzağının Başı Olmak, Öküzün Ayağı Olmaktan İyidir. (Anlamı: Kendi kendini yönetmek, başkasına tabi olmaktan iyidir.)

--Güç ve Saltanat Bulduğun Zaman Huyunu Güzelleştir. (Mevkii ve güç sahibi olduğunda alçak gönüllü ve hoşgörülü ol anlamında söylenir.)

--Kelin Gelişi, Börkçü Dükkanınadır. (“Gitme vaktim gelince beni bul, yabani hayvan gelince onu vur” "yapılması gerekeni yap"  anlamında söylenir.)

--İnsanın Alacası İçindedir, Hayvanın Alacası ise, Dışındadır. (Gerçek kimliğini gizleyip, arkadan vuranlar için söylenir.)

--Yüksek Dağ Kementle Tutulmaz, Denizin de Önü Kayıkla Kesilmez. (Önemli bir işin, basit bir sebeple reddedilmemesi için söylenir.)

--Yiğit Düşmanla Karşılaşmada, Yumuşak Huylu Münakaşada sınanır. (İnsanların eylemlerde ve uygulamalarda tanınması için söylenir.)

--Tilki kendi İninde Ürüse, Uyuz olur. (Kabilesini, ülkesini inkar edip, kötüleyenler için söylenir.)

-Avcı Avlanmak için Ne Kadar Hile Bilirse, Ayı da o Kadar Yol Bilir. (İki eşit güç karşı karşıya geldiği zaman söylenir.)

--Kaz Gölden Kalkarsa, Ördek Oraya Sahip Çıkar. (Bir kavmin büyüğü uzaklaştığı zaman, orada büyüklük taslayan için söylenir.)

--At  Arpayı Yemeyince, Engeli Aşamaz. ( İşlerde yardımlaşma tavsiye edildiği zaman söylenir.)

--Yılan Kendi Eğriliğini Bilmez, Devenin Boynunun Eğri Olduğunu İddia Eder. (Kendi ayıbını görmeyip, başkasını ayıplayanlar için söylenir.)

--Ateş, Alevle Söndürülmez. (Fitnenin fitneyle değil, barış yoluyla yatıştırılacağını anlatmak için söylenir.)

--Et İle Tırnak Birbirinden Ayrılmaz. (Akarabalar arasında ayrılık olmayacağını belirtir.)

--Kim Düşmana Karşı Silah Hazırlatırsa Tay Bulur, Kim hazırlanmayı Unutursa Tutsak Olur. (Düşmanlara karşı hazırlıklı olunması için söylenir.)

--Sana Su İçirmeyene, Sen Süt İçir. (Kötülük yapana, iyilik yapılması için söylenir.)

--Dağ Dağa Kavuşmaz, İnsan İnsana Kavuşur. (İki rakip Hanın buluşması için söylenir.)

--İki Koç Başı Bir Tencerede Pişmez. (İki Bey bir şehir için dalaştıklarında birinin oradan çıkması için söylenir.)

--Yaşlı Öküz Baltadan Korkmaz. (Alışık olduğu şeyle korkutulan için söylenir.)

--Bıçak Keskin Olsa da Kendi Sapını Kesemez. (Başkalarının işinde mahir olup, kendi işinde aciz olan için kullanılır.)

--Çifte Kılıç Bir Kına sığmaz. (Aynı iş için karşı karşıya gelen için söylenir.)

--Zulüm Evin Avlusundan girse, Töre ve İnsaf Bacadan Çıkar. (Aile ve akrabalar arasında yapılan haksızlıklar için kullanılır.)

--Aslan Kükrese, Atın Ayakları birbirine dolanır. (Bu zayıf birinin, bir büyüğe mukavemet etmesi; büyük üstüne gelince de titremesi durumunda söylenir.)

--Kan, Kanla Yıkanmaz. (Yani, anlaşmazlıklar barışla yatıştırılır anlamındadır.)

--Güzün Gelişi, İlkbaharın Gelişinden Belli Olur. (Bu başından beri nereye gideceği bilinen iş için kullanılır.)

--Aslan Yaşlanınca Sıçanın Deliğini Gözetler. (Büyük bir işi yapmaktan aciz kalıp, küçüğüne razı olan ihtiyar için kullanılır.)

--Baba ve Ane Ekşi Elma Yese Oğulun Dişi Kamaşır. (Kötü bir iş yapan anne ve babadan çocuklarının sorumlu tutulması için söylenir.)

Yukarıda verdiğimiz atasözlerinden görüleceği gibi, aynı veciz sözlerin bugün söylenmeye devam edildiğini görmekteyiz. Ayrıca bu sözlerden bir kısmının Hacı Bektaş Veli'nin eserlerinde yer alması da dikkatimizi çekti. Bu da kültürlerin nesilden nesile aktarıldığını göstermektedir. 

Bin yıl önceki atasözlerini, gelenekleri, yaşam tarzını bize canlı bir şekilde aktaran Kaşgarlı Muhmud’a bir kez daha teşekkür ediyoruz.

 

 

 

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum