GÜNÜMÜZDE PİR SULTAN OLABİLMEK
04 Mayıs 2026, Pazartesi 20:36Anadolu’nun bağrından kopup gelen, sözüyle yakan, sazıyla direnen bir isimdir Pir Sultan Abdal…
O, yalnızca bir halk ozanı değil; bir vicdanın, bir direnişin, bir hak arayışının sembolüdür.
Yüzyıllar öncesinden bugüne uzanan sesi hâlâ yankılanıyorsa, bu sadece söylediği deyişlerden değil; o sözlerin ardındaki cesaretten, bedel ödemekten kaçınmayan duruşundandır.
Peki bugün…
Günümüzde Pir Sultan olabilmek mümkün mü?
Bu sorunun cevabı aslında her birimizin hayatında gizlidir.
Çünkü Pir Sultan olmak, bir isim değil; bir tavırdır.
Bir yaşam biçimidir.
Bir duruştur.
Bugün çağ değişti…
Teknoloji gelişti…
İletişim hızlandı…
Ama insanın karşı karşıya olduğu sınav değişmedi.
Yine adalet sınanıyor.
Yine eşitlik sınanıyor.
Yine hakikat, çıkarın gölgesinde kalıyor.
İşte tam da bu noktada Pir Sultan olmak,
geçmişte olduğundan daha zor ama bir o kadar da gerekli hâle geliyor.
Günümüzde Pir Sultan olabilmek;
kalabalıkların içinde kaybolmamaktır.
Herkesin aynı şeyi söylediği,
aynı yere baktığı,
aynı korkularla sustuğu bir düzende;
farklı bir söz söyleyebilmek cesaret ister.
Bugün insanlar çoğu zaman doğruyu bilir,
ama söyleyemez.
Görür, ama dile getiremez.
Çünkü kaybedecekleri vardır:
Makam, mevki, çevre, imkân…
Oysa Pir Sultan’ın kaybetmekten korktuğu hiçbir şey yoktu.
Onun tek derdi hakikatti.
Bugün de Pir Sultan olabilmek için
önce bu korkularla yüzleşmek gerekir.
Pir Sultan olmak;
haksızlık karşısında susmamaktır.
Ama bu susmamak, kuru bir karşı çıkış değildir.
Bu, bir bilinçtir…
Bir inançtır…
Bir sorumluluktur.
Bugün haksızlık sadece meydanlarda değil;
kurumlarda, sokakta, siyasette, gündelik hayatın her alanında karşımıza çıkıyor.
Bir işçinin emeği gasp edildiğinde,
bir inanç görmezden gelindiğinde,
bir insan kimliği nedeniyle ötekileştirildiğinde…
İşte tam o anda ya susarsınız,
ya da Pir Sultan olursunuz.
Günümüzde Pir Sultan olabilmek;
yalnız kalmayı göze almaktır.
Çünkü doğruyu söyleyenler çoğu zaman alkışlanmaz.
Aksine dışlanır, eleştirilir, hatta hedef hâline getirilir.
Dün darağacına yürüyen bir irade vardı.
Bugün ise çoğu zaman sosyal baskı, itibarsızlaştırma ve yalnızlaştırma var.
Ama öz değişmedi…
Dün darağacı neyse,
bugün korku odur.
Ve Pir Sultan, her çağda korkuya karşı duranların adıdır.
Pir Sultan olmak;
inancı ticaret konusu yapmamaktır.
Aleviliği, insanlığı, hak ve adalet duygusunu;
kişisel çıkarların, siyasi hesapların aracı hâline getirmemektir.
Bugün en büyük sınavlardan biri de budur.
Dilde Pir Sultan olmak kolaydır…
Ama özde Pir Sultan kalabilmek zordur.
Söz ile öz arasındaki mesafe açıldığında,
yol bozulur…
duruş zedelenir…
inanç yıpranır.
Pir Sultan olmak;
sözün ile özünün bir olmasıdır.
Ve belki de en önemlisi…
Pir Sultan olmak;
korkunun değil, vicdanın tarafında durmaktır.
Bugün insanlar konuşmadan önce hesap yapıyor:
“Bana ne olur?”
“Ne kaybederim?”
“Kim ne der?”
Oysa Pir Sultan’ın hesabı başkaydı:
“Doğru mu?”
“Haklı mı?”
“Vicdanım ne diyor?”
İşte bu fark, bir insanı sıradanlıktan çıkarır;
onu bir duruşun temsilcisi yapar.
Son söz yerine…
Günümüzde Pir Sultan olmak mümkündür…
Ama kolay değildir.
Bu yol; alkışın değil, bedelin yoludur.
Konforun değil, mücadelenin yoludur.
Ya susup düzenin bir parçası olursunuz,
ya da konuşup yalnız kalmayı göze alırsınız.
Unutulmamalıdır ki;
tarih, susanları değil
konuşanları yazar.
Ve her çağın kendi Pir Sultanları vardır…
Mesele, o çağda susanlardan mı olacağız,
yoksa hakikatin yanında duranlardan mı?


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.
Facebook Yorum