İstanbul
02 Eylül, 2026, Çarşamba
  • DOLAR
    32.58
  • EURO
    34.81
  • ALTIN
    2412.9
  • BIST
    9645.02
  • BTC
    66248.09$

MEDYA YA ATILAN ÇIĞLIK

25 Ağustos 2026, Salı 18:13

Önce ses vardı…

Vahşi doğada “vahşi insan” pek çok canlı gibi korktuğunda,sevindiğinde,üzülüp kızdığında ses çıkarıyordu.

Sonra bu sesler birleşip kelimeler oluşturdu,mana ile ses bütünlüğü sağlanmaya başladı.Aradan binlerce yıl geçti topluluklar genişlemeye çevreye hakim olmaya başladılar.Yedikleri hayvanları besleyip etinden,sütünden,derisinden velhasılı neyi var yoksa faydalandılar ancak bir sorun vardı!Çobanlık yapanlar akşam döndüğünde gidenle gelen acaba aynı mı idi?yoksa kaçak,göçek olabilirdi ve ilk sayılar doğmaya başladı zaten parmak ile kıyaslama yapıyorlardı ancak iki elde on parmakve iki ayakta da on parmak ile yirmi sayısına ulaşabiliyorlardı neticede bir keseye koydukları çakıl taşı iş görmeye başladı.

 

İnsanlık çoğalıp dar alana yerleştikçe yeni sorunlar çıkıyor ve atalarımız bir şekilde çöze çöze tarihsel gelişimini sürdürüyordu.Kalabalığı avda idare edenler olmuştu, ancak  artık yerleşik hayatta da farklı idareciler boy göstermeye başladı ve insanlık siyaseti ister istemez icat etti. Bu dönemde ki medya, esas olarak konuşmacılardan oluşuyordu. Konuşanlar atalarının korkularından oluşan dini inançlarını kendi ve toplumun var olması için kullanıp yollarına devam ettiler.

 

Hayvanlardan sonra bitkilerinde insanlığın hizmetine girmesi ile yeniden devrimsel dönüşümler oldu.Artık açlık geçmişte kalmıştı ancak başka bir tehdit iyice belirginleşti.Kendileri gibi insan olan gruplar vahşi doğadan daha tehlikeli idi kavga savaşa doğru evriliyordu. Liderler artık sadece kendileri değil ehil kişilere topluluğu yönlendirme görevlerini verdi başta din adamları kendi insanlarını kendi hayal gücünün ürünü korkutucu söylemlerini aktararak belli kalıplar içinde düşünmesi ve davranmasını sağlamaya çalıştılar.Tarihin en büyük yalanlarının filizlenmesini sağlıyor liderlerinin ne kadar kutsal olduğunu bütün topluma dikte ediyorlardı.

 

Bilindiği kadarı ile Sümer Ülkesinde ilk yazı görülmeye başladı evet bu işaretleri çok çok küçük bir azınlık seslendirebiliyordu ancak yola çıkılmıştı artık durulmayacaktı. Çok kısa sürede tüm toplumun uyması gereken kanunlar tüm acımasızlığı ile taşlara nakşedildi. İlk yazılı medya doğum sancıları çekiyor gelecekte ki uğursuz görevinin işaretlerini taşıyordu.

Çok zaman geçmedi ki yazı denilen buluş veba gibi yayıldı.Dağlar çöller aşıp insanlara ulaşıyor ve her yeni de  olduğu gibi güçlüler bu durumu kendi pozisyonlarını güçlendirmede kullandılar.İnsanların hala çoğunluğu konuştuğu dilin taştaki şekline bakıp öğretilen duaları seslendiriyor anlamadığı yazının getirdiği cezalara uğruyor,kellesini uçuran celladın yanında duran din adamından duydukları ile avunuyordu.

 

Zaman hızlı aktı,şairler şarkıcılar destancılar birer birer yazıya kurban oldular.Çin’de bulunup çok küçük kesim için kullanılan matbaa ön icatları tarihin kör talihi ile Avrupa’ya ulaştı küçük bir değişim müthiş sonuçları sağlıyacaktı.İlk kitaplar ya din adamlarının ya da seçkinlerin silahı iken geniş kitleler de kitap sahibi olup bilgi, duman gibi dağılmaya başladı.

 

Artık insanlar çeşit çeşit olmuş her çeşit diğerinin aleyhine olarak büyümeye dünya nimetlerini kendine çevirmeye çalışıyordu. Dünya tam bir kargaşa içinde idi yüzlerce farklı etnik grup yaratılmış bunlarda kendi içinde bölüm bölüm bölünmüştü.Tarih hiç olmadığı kadar fazla kanla ilerliyor,insanlık doğal güçlerden sıyrılıp teknolojik güçlere sarılıyor iletişim ulaştırma geçmişle kıyaslanamaz ölçüde hız kazanıp ilerlemesini sürdürüyordu.

 

İlk gerçek medya, yazının çocuğu gazete olmuştu. Gazeteler iktidarın sesi gücü olarak hizmet ettiler. Dünya savaşlarını hazırlayıp sindirilmesinde devasa görevler yaptılar, kimileri bu araçtan tüm insanlık için bir şeyler yapmaya çalıştı. Bazı ileri adımlarda atılmadı değil. Ancak doğuşunda ki özellik hep galip gelip ;güçlüye hizmetkarlık hep üstün geldi.

Sesin önce tele sonra havaya geçmesi pek çok şeyi değiştirdi.Artık dünya ışık hızı mesafasi saliseler aralığına dönmüştü.

Sesin bir plakaya hapsedilip kontrol altına alınmasını görüntünün tutsaklığı izleyince sadece okunabilen medya inanılmaz derecede geriledi artık insanların “yüksek insanların” fikirlerine sadece okuyarak değil hemen her duyu organına hitap ederek edinginleştirilmesi sağlanıyordu.

İnternet bu gelişimin son perdesi oldu.Artık herkes evinden dünyayı gözleyip gözlenir hale geldi.

 

Bugün her aile ve bireyi bu medya denen düzleştirme aracının “düzgünleştirilmiş “ üyesi olma yolunda yaşıyor.Her an bulunduğu topluma ne kadar cahil,değersiz,kötü oldukları müzik,şiir,tiyatro,sinema,tartışma ve haber programları ile biteviye gösterilip,okutulup,izletip,duyuruluyor. İşsiz bırakılan aç kalan bireylerin yaptıkları döne döne topluma yedirilip yedirilip kusturuluyor.

Ben,Türkiye’de yaşamak zorunda olan bir insan olarak tüm hücrelerimle insana yapılan bu ayıbı kınım kınım kınıyorum.

Medyanın geçici sahipleri unutmayın ki siz aşağıladığınız bu toplumun içinden çıktınız. Bu insanlar ki Nasrettin Hocaları,Yunus Emreleri,Karacaoğlanı çıkardığı gibi Köroğullarını da çıkardı…

 

Medya sizinse gelecek bizimdir!

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum