İstanbul
13 Eylül, 2026, Pazar
  • DOLAR
    32.58
  • EURO
    34.81
  • ALTIN
    2412.9
  • BIST
    9645.02
  • BTC
    66248.09$

ALTIN NASIL ANLAŞILIR ?

12 Eylül 2026, Cumartesi 12:40

      A L T I N      N A S I L    A N L A Ş I L I R     ?

 

A L T I N    N A S I L   A N L A Ş I L I R 

İnsanoğlu göze hitap edenleri ( renk nedeni ile, saydam oluşu  ile,sertliği nedeni ile,şekli ile vs.) geçmişten beri toplamış ve takas aracı olarak kullanmıştır. On Binlerce yıl önce renkli salyangoz kabuklarını, obsidyen taşını ( ayna olarak ve kesici alet olarak) , kakao çekirdeğini ( değer birimi olarak) , yuvarlatılmış taşları ( zenginlik göstergesi olarak), yırtıcı kuş  teleği ( hiyerarşi göstergesi olarak ), Renkli papağan tüy ve telekleri ( değişim aracı ve süs olarak) , Fildişi veya değişik hayvanların dişlerini ( süs olarak), Limonit ve hematit gibi mineralleri ( boya olarak ) , parlak metalleri ( alet ve süs olarak ) , elmas-turmalin-yakut vb. taşları ( süs olarak) , bazı çiçekleri ( mezarlara bırakıldığını biliyoruz) vs.vs.

Bütün bunların içinde muhakkak ki hala değerini kaybetmeden kullanılanların içinde ALTIN metali olmuştur. Elbette değerini kaybetmeyen başkaları da var veya yeni değerler içine eklenmişleri de mevcut. Ancak konu altın olduğu için ,gözümüzü bu elemente ( aynı zamanda mineraldir) dikiyoruz;
Zamanımızdan kabaca yedi bin yıl önce o zaman diliminde yaşayan atalarımız için “değerli olma” kavramı çok farklıydı. Altın gibi metaller çok yumuşak olduğu için onlar açısından kullanışlı değildi. Esasında o dönemde özellikle derelerde altın sık rastlanılıyordu fakat yinede çok bol olduğu da söylenemezdi. 
Oysa özellikle bakır ve mineralleri ve de özellikle arsenikli bakırın sertliği biraz daha yüksektir ve alet yapımında veya silah yapımında kullanılmıştır. Aklımıza hemen demir ve çelik gelebilir fakat yanıltıcı olur çünkü demir normalde saf halde bulunmaz ve atalarımız bileşik ( mineral) haldeki demirden faydalanmayı önce  Anadolu’da ( Hititler)  buldular fakat o kadar eski tarihli değildir ( MÖ 1.500 yılı) işin ilginç yanı ilk çeliğide onlar bulmuştur hatta hediye olarak Mısır Firavununa ( bir kadındı) verilmiştir ve hala müzede durmaktadır. 
Demir minerallerinden demiri ayırmak için yüksek ısı gerekir ve bu da körük kullanılmadan olmaz. Hititlerde çelik ve demir yapımı çok yüksek devlet sırrıydı. Asla açıklanamazdı. Fakat bu bilgiyi büyük olasılıkla meteorlarda bulunan saf demiri eriterek bulmuş olmaları yüksek ihtimaldir. 
MÖ 3.000 lerde Mısır ve Sümerler demiri süs olarak kullanmışlardı çünkü çok az bulunuyordu. Zira esasında taktıkları demir meteor saf demiri idi. Meteor da çok sık bulunmazdı. MÖ 550 tarihinde Çin demir üretmeye başladı ( dökme demir ,pik demiri) , MÖ 400 de Hindistan’da ilk defa çelik üretimi yapıldı, bunun için yüksek fırın yapıp kömürü kullandılar ( çelik için mutlaka karbon gerekir yoksa çelik oluşmaz) 
Hitit Devleti erken tarihte yaptığı demirli silahlar sayesinde çevresinde egemenlik sağlamışlardır. Hatta Hititlerin yazılan tarihten daha önce demirden bazı eşyalar yaptığı ( meteordan) bulunan eserlerden anlaşılmıştır.

Yeniden altın metaline dönersek ,  bu metalin kendine has özellikleri dikkat çekicidir. Yazalım ;
Su veya bilinen doğal bulunan hiçbir madde ile kimyasal ilişkiye girmez yani asla paslanmaz ( bir yere saf altın gömün yüz bin yıl sonra bulunursa ve üzerindeki toz toprak temizlenirse ilk günkü gibi pırıl pırıldır !
Her insana hoş gelen bir rengi ve parlaklığı vardır.
Çok yumuşak olduğu için çok kolay şekillendirilebilir.
Çok kolay şekilde tel haline getirilebilir ve inanılmaz uzunluklara erişebilir ( bir gram altın ile 3 km ye kadar tel çekilebilir veya bir gram altın dövülerek  ( l metre kare alana ulaşabilir) kısacası altın hem  SÜNEK bir metaldir hemde en yüksek HADDELENME özelliğine sahiptir.  
Özgül ağırlığı çok yüksektir ( suyun 19.4 katı kadar ,kuvars ile kıyaslarsa 19.4: 2.65 = 7.3 misli ağırdır ( kurşundan,demirden çok daha ağır) 
Altın, periyodik cetvel de bakır ve gümüşün altındaki sırada yer alır. Yanal kısımda ise kendisinden sonra  CİVA vardır ( 80 elektronu olan)  kendisinden önce ise PLATİN bulunur ( 78 elektronu olan ) yani kendisinin bir adet son yörüngede elektron bulunur ! Bu bazı kişiler için araştırmaya sebep olabilir diye özellikle yazıyorum …
Altın tıpkı platin gibi bir soy metaldir . 
Bütün metaller gibi serbest elektrona sahiptir.
Altın aslında OPAK bir elementtir fakat çok ince olarak haddelenirse ışığı geçirir.( yani mikron seviyesine ince olabilir)
Altın , bir serbest elektronu olmasına rağmen manyetizmaya duyarsız kabul edilir ( aslında çok düşük seviyede vardır ) Yani mıknatıs etkikemez.
Genel olarak altın doğada serbest halde bulunur yani bileşik veya mineral oluşturmaz diye bilinir ANCAK bu bilgi YANLIŞTIR. Çünkü doğada TELLÜRÜDLER  denen bir mineral grubu bulunmaktadır . Tellürüdler , “tellür “  denen bir elementtir. O zaman neden genellikle altın mineral halde bulunmaz diye bir yargı oluşmuş ? Çünkü “tellür” denen elementte nerdeyse altından  daha  NADİR bulunur. Bu konu önemli rakamları yazalım : altın elementinin klark sayısı ( yerkabuğunda ortalama bulunma miktarını gösteren teknik terim) milyarda “ üç ,3 - dört,4“ dür.  PPM olarak ise yani milyonda olarak yazılırsa 3 gram olur. Oysa TELLÜR elementi ALTIN dan üç misli daha nadir bulunur! Yani milyonda anca bir gram…
ÖNEMLİ NOT : BÜTÜN ALTIN,GÜMÜŞ,PLATİN MİNERAL VEYA ALAŞIMLARININ ÖZGÜL AĞIRLIĞI ÇOK YÜKSEKTİR ( 8 civarı ) SADECE RENGİ BENZİYOR DİYE YANILMAYIN.

Yukarıda yazdığım nedenlerle bazı özel bölgelerde tellür yatakları olması nedeniyle bu elementin gerek altın gerek gümüş ve diğer metallerle yaptığı MİNERALLER vardır. Bu konu bizde pek bilinmez. Hatta bu minerallerin görünüşüde farklıdır. Şimdi bu konuya odaklanalım ; 
TELLÜR  MİNERALLLERİ :
1-) KALAVERİT  ;  Au Te2 . Renk : pirinç sarısından gümüş beyazına kadar değişebilir.Yüzeyde olanlar ise hava ile temas ederek sarımsı bir matlık ( oksitlenme) kazanabilir. Görünüş olarak ise , bıçak gibi şeritler halinde veya grafik ( yazı gibi ) bulunur.
NOT : Bütün tellüritler  üzerine vurunca toz haline gelir ( bu çok önemli ayraç noktasıdır. Normalde hiçbir metal üzerine vurunca dağılmaz çünkü metallerin serbest elektronları bunu engeller.
2-) Silvanit ; ( Au,Ag)2 Te . Renk : parlak gümüş beyazı veya kremsi beyaz,parlaklığı çok yüksektir.
3-) Krennerit; ( Au,Ag) Te2  görünüşü kalaverit  mineraline benzer fakat rengi daha çok kremsi beyaz ile soluk pirinç sarısı arasıdır.
4-) Petzit;  ( Ag3 Au Te2) : kurşun grisi veya demir siyahı renklerindedir.Taze olarak kırıldığında görünüşü parlak metalik olur.

DİĞERLERİ :

1-) Tellürüt:  TeO2 , tellür oksit de denir. Diğer tellür minerallerinin aksine kükürt -tellür yataklarının üst kısmında oluşur yani okside olur. Genellikle şeffaf ,saman sarısı,sarımsı yeşil ve renkte ve iğnemsi kristaller halinde bulunur.

2-) Altayt :  (Pb Te) Kurşun tellür olarak da bilinir. Galen beyazı  benzeridir fakat oksitlendiğinde hafifçe sarı olur.

3-) Koloradoit :  ( Hg Te) gümüş tellür olarak da bilinir.Koyu siyah ve koyu gri renkte bulunur. 

4-) Hessit : ( Ag 2Te ) gümüş tellür. Kurşun grisi ve çelik grisi renklerinde bulunur. 
Not : Yukarıdaki dört mineral tellür oksitleri içinde değerlendirilir. 

SAF ALTIN VE PİRİT FARKI :
Doğada altına en çok benzeyen minerallerden biri de piritttir. Yapısı (Fe S) biçimindedir yani kükürt ve demir. Sarılık kükürt ile alakalıdır. Fakat doğada bir çeşit pirit bulunmaz “kalkopirit” içinde bakır olduğu için altına normal piritten daha çok benzer ( başka pirit çeşitleri var ama bu ikisi önemli) 
saf altın doğada bazı durumlarda kristalli yapıda bulunabilir ( nadir dir) bu durumda kübik yapıdadır.Normalde ise şekilsiz külçe veya pulcuklar halinde bulunur ( önemlidir , eğer bir derede altın pul pul bulunuyorsa ana damardan epey uzak olduğu anlamına gelir) saf altına veya doğadaki altına darbe vurulursa asla toz haline gelmez veya parçalanmaz. Çünkü altın metaldir ve serbest elektronlar kopmaya izin vermez. Altın bıçak ile kesilebilir oysa pirit çok serttir ( 5.5-6 arası) ve çivi ile çizilmez hatta camı çizer. 
Tellür minerallerinin hepsi ise darbe ile toz haline gelir. Kalaverit  ve silvanit tellür mineralleri çok yumuşaktır çivi ile kolayca çizilir.

KİMYASAL TEST İLE :

Tellür mineralleri düşük sıcaklıklarda bile uçucu hale gelir.Bir parça tellür minerali bir parça kömürün üzerine konur ve pürmüz ile ısıtılırsa tellür minerali yeşilimsi mavimsi alev ile yanar ve tamamen yanar geriye sadece saf halde altın ve gümüş alaşımı metal boncuk kalır.
Aynı deneyi pirit için yaparsak ; ortaya kükürt kokusu çıkar ve geriye siyah bir kütle kalır. Saf altın renkli alev çıkarmaz ve hacmini asla kaybetmez.( anlamı şu, erime sıcaklığında altın erir ama buharlaşma sıcaklığı, daha yüksektir ( 2.700-2.800 arasında buharlaşır oysa erime sıcaklığı sadece 1067 derecedir ortalama 1.100 denir ) 

ASİTLE YAPILAN TEST :
Bir damla “nitrik asit” temizlenmiş küçük bir parçaya ( tellür minerallleri) damlatılır. 
Eğer parça kalaverit ise merdivenimsi  çizgiler oluşur. Eğer Silvanit ise bunda daha çok gümüş olduğu için derin oyuklar oluşur( nitrik asit gümüşü etkiler). 

EK BİLGİLER : 
Konumuz altını belirlemek bu nedenle öncelikle altının özelliklerini bilmek gerekir. Sanıldığının aksine altının en belirleyici yönü rengi değildir. Öncelik sırası ağırlığıdır. Bazen basit düşünmek kolaylaştırıcı olur. Mademki altın ( platin ) çok ağır olur o zaman bir yerde altın gibi ağır metaller olup olmadığını kolayca anlayabiliriz . şöyle ki , numune alırız ( numune yüzeyden asla alınmaz ,unutmayalım o altın oraya yeni gelmemiştir ve daima ağır olan dibe doğru gider ) aldığımız numuneleri tartıp kaç gram yazalım.Sonra aynı rakamı ortalama toprak ağırlığı ( kuvars ve feldispatlar zaten yerkabuğunun çoğunluğunu oluşturur)  olan 2.60 sayısına bölelim. çıkan rakamı yazalım . Sonra önceden bildiğimiz yöntemle sanki bir mineralin özgül ağırlığını ölçüyor gibi ölçelim ( fakat mecburen suyun etkisinden numuneyi korumak gerekir. Sonra iki rakamı karşılaştıralım zaten durumu hemen anlarsınız. Ortaya çıkan rakam 2,70 lerde ise veya 2.80 lerde numune içinde demir tozları veya özgül ağırlığı yüksek olan garnet çeşidi mineraller vardır. Rakam üç ve üzeri ise şansınız olabilir( elbette altının ne kadar olduğu ortalama ağırlığı etkileyecektir)  
Altın ararken daima yanımızda çatal iğne bulunduralım. Şüphelendiğimiz yere sertce itelim eğer altın ise içeri doğru çukur oluşur yok eğer ufalanıyorsa ( ve bu arada çürük yumurta kokusu duyuyorsanız) o pirittir.
Güneşli havada şüphelendiğiniz yere elinizle gölge yapın, eğer o bölge parlamaya devam ediyorsa tabi değişik açılarda da) büyük ihtimal altındır zira altın az ışıkta dahi parıldar. Pirit ise uygun açı ile bakarsanız parlar fakat açı değişince veya elinizle gölge yapınca parıltısı biter.
Mümkünse araziye yaz yağmuru olurken çıkın veya hemen bitince. Nedeni şu, yağmur taşların üzerindeki tozları alır götürür ve özellikle metalik parlaklığı olanlar kolayca tespit edilir.
Kişisel deneyim sonucudur; bir yerden şüphelendiniz bir şeyler olduğundan emin gibisiniz , böyle durumlarda içgüdüye saygı gösterin ve yere çömelin ( yanınızda küçük parça yaygı götürün) ve gözleriniz yere iyice yaklaştığı için daha yukarıdan bakınca göremediklerinizi görebildiğinizi anlayacaksınız. Özellikle elmas gibi veya altın gibi genellikle küçük parçalar ( nuget) bulunanlarda çok işinize yarar.
Altın ararken gördüğünüzü değil binlerce yıl öncesini düşünün. Yeni oluşmuş ( diyelim 50-100 yıllık) bizi etkilememeli .  Özellikle derelerde ararken çok eski birikim yerlerini bulmaya çalışın. Öncelikle keskin kıvrımınn tam karşısında eğer devasa kaya bloku varsa o kayanın dibini kazın çıkardıklarınızı ayrı yerde biriktirin. Altın ağır olduğu için en altta olacaktır. Ancak yakın zamanda gelmiş  olanlarda olabilir. Elbette kayanın altı kum ve çamur dolu olacaktır. Aynı mantıkla devasa kayaların akıntı önünede uygulayın. 
En kolay olan bir yöntem ise eski bir şelale ( harlak ) bulmak olacaktır. Suyun düştüğü yerde bir havuz oluşmuştur ( kazan denir) iste bu kazanlar altın tuzağı halindedir ,akıntı ile gelen altın çukurun dibine iner ve akıntı yönünde birikir. Bir derede bir şelalede hiç altın yoksa derhal daha aşağıda olan birini bulun burada da yoksa o derede altın yoktur. 
Altın ararken yeni teknolojilerden yararlanalım. Herkesde cep telefonu var, yukarıdaki uydulardan gelen görüntüyü kullanın. Dereler zaman zaman yatak değiştirir belki daha eski yatak bir altın damarı üzerinden geçiyordu! Onlarıda değerlendirmek yararlı olur. Bu durumun  biraz daha farklı olanı ; “Antik Dere Yatakları “ diye bir konu var. Buralarda artık su yoktur. Böyle bir yer gördüğünüzde ( telefondan) en uygun yerde en az kırk santim kazın eğer altta yeşilimsi ve mavimsi kum varsa orada altın olma ihtimali yüksektir.Yine altın ararken evlerde çiçek yapraklarını kullandığımız püskürteç lerden dolu olarak alalım.Bazen biraz su çok yararlı olabilir.
Ayrıca herkese yanında özellikle “neodyumlu” mıknatıs bulundurmasını faydalı bulurum. Bir dere yatağında aşırı miktarda demir tozu altını işaret edebilir.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum