ANTALYA BÜYÜKŞEHİR ALEVİLERİ NEDEN ÖTEKİLEŞTİRİYOR?
15 Temmuz 2026, Çarşamba 12:45Yerel yönetimler, demokrasinin halkla temas eden ilk ve en doğrudan kapısıdır.
Bir kentin belediye başkanı veya o makamı vekaleten temsil eden irade, sadece kendisine oy verenlerin değil, o sınırlar içindeki tüm inançların, kimliklerin ve kesimlerin belediye başkanı olmak zorundadır.
Hele ki Antalya gibi kozmopolit, farklı kültürel dinamiklerin bir arada barış içinde yaşadığı bir kentte bu dengeyi gözetmek hayati bir önem taşır.
Ancak son dönemde Antalya Büyükşehir Belediyesi’nde yaşanan olağanüstü yönetim değişimi ve ardından gelişen olaylar, bu hassas dengenin ciddi şekilde zedelendiğini gösteriyor.
Eski Başkan Muhittin Böcek’in görevden uzaklaştırılmasının ardından, meclis üyelerinin oylarıyla göreve gelen CHP’li Başkanvekili Av. Büşra Özdemir, bu onurlu emaneti taşırken maalesef kentin önemli bir bileşeni olan Alevi yurttaşları dışlayan, adeta "ötekileştiren" bir yönetim profili çiziyor.
"EŞİT YURTTAŞLIK" SÖZDE Mİ KALIYOR?
Bir kamu kurumunun asli görevi, hiçbir seçmeni, hiçbir inancı ve inanç kurumunu dışarıda bırakmadan hizmet üretmektir. Üstelik bu hizmetler yasaların belediyelere yüklediği sorumluluklardır.
Ne var ki Sayın Büşra Özdemir yönetiminin son icraatları (veya icraatsızlıkları) bu vizyonla taban tabana zıt bir görüntü sunuyor.
Alevi toplumunun en köklü geleneksel ritüellerinden biri olan ve inancın can damarını oluşturan Aşure Lokması duyurularının belediye sorumluluğundaki üst geçitlere asılması yönündeki taleplerin görmezden gelinmesi, basit bir idari ihmal olarak geçiştirilemez.
Keza Anadolu aydınlanmasının simge merkezlerinden biri olan Abdâl Musa Dergâhı’na gitmek isteyen inanç sahiplerinin otobüs talebinin olumsuz yanıtlanması, akıllarda çok ciddi soru işaretleri yaratmaktadır:
Bu mesafeli tavrın, bu örtülü direncin sebebi nedir?
Bir inanç grubunun hakkı olan kamusal hizmetler neden kişisel veya siyasi ajandaların kurbanı edilmektedir?
Anayasa’nın güvence altına aldığı "eşit yurttaşlık" ilkesi, lütuf değil anayasal bir haktır.
Her vergi veren, bu kentin çöpünü toplayan, suyunu kullanan yurttaş gibi Aleviler de büyükşehir imkanlarından eşit şekilde yararlanma hakkına sahiptir.
Hizmet makamında oturanların inançlar üzerinden kutuplaştırma yaratması, "Bu kurum benden, şu kurum bana uzak" ayrımcılığına girişmesi en hafif tabiriyle görevi kötüye kullanmaktır.
KEPEZ’DEN DERS ALMAK: MESUT KOCAGÖZ ÖRNEĞİ
Siyasetçilerin her şeyden önce kendi partilerinin yereldeki başarı hikayelerine ve halkla kurduğu bağa bakması gerekir.
Sayın Özdemir’in, kendi partilisi ve aynı zamanda meclis üyesi olduğu Kepez’in Belediye Başkanı Mesut Kocagöz’ün kucaklayıcı, adil ve hizmet odaklı belediyecilik anlayışını örnek alması elzemdir.
Kepez'de tüm kesimlerle kurulan o sıcak, tarafsız ve demokratik köprü, bugün Antalya Büyükşehir koridorlarında neden kurulamamaktadır?
Nitekim Mesut Kocagöz, demografik ve kültürel açıdan Antalya'nın en kozmopolit yapılarından birine sahip olan Kepez’de, her inançtan ve her dünya görüşünden yurttaşı ortak bir kentlilik bilincinde buluşturmayı başarmıştır.
Kepez Belediyesi; cemevlerinin taleplerinden inanç ritüellerinin desteklenmesine kadar her alanda ayrım gözetmeksizin, kapılarını tüm kesimlere sonuna kadar açarak gerçek bir sosyal belediyecilik örneği sergilemektedir.
Kendi seçim bölgesinde böylesine birleştirici ve kucaklayıcı bir siyaset modeli her gün başarıyla uygulanırken, Sayın Özdemir’in Büyükşehir’de tam tersi bir refleksle hareket etmesi, bürokratik engellerin arkasına sığınarak toplumsal talepleri görmezden gelmesi kabul edilemez bir çelişkidir.
Kepez’de inşa edilen bu barış köprüleri yıkılmak yerine, Büyükşehir eliyle tüm Antalya’ya taşınmalıdır.
MAKAMLAR BAKİ DEĞİLDİR!
Seçmen, meclis üyelerine veya belediye yönetimlerine yetkiyi birilerinin "adamı" olmaları, hizipçilik yapmaları ya da toplumu bölmeleri için vermedi.
Sandıkta tecelli eden irade, halkçı ve adil bir yönetim beklentisinin sonucudur.
Unutulmamalıdır ki bu makamlar kimseye baki değildir. Bugün o koltuklarda oturanlar yarın sokağa çıktıklarında halkın yüzüne bakabilmelidir.
Alevi kurumlarını bölmeye, ötekileştirmeye çalışarak hizmeti esirgeyenler, yarın o toplumun karşısına çıkıp oy isteyecek yüzü bulamazlar.
Demokratik ve anayasal haklarımızı sonuna kadar kullanarak, bu ayrımcı uygulamaları ve yerine getirilmeyen kamusal sorumlulukları her platformda dile getirmek ve ilgili kurumlara bildirmek, bu kentte yaşayan her eşit yurttaşın hem hakkı hem de ödevidir.
Sayın Büşra Özdemir’e tavsiyemiz; emanet aldığı o koltuğun ağırlığına yakışır şekilde, Antalya’nın tüm renklerine eşit mesafede durması ve bu yanlış yoldan bir an önce dönmesidir.


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.
Facebook Yorum