İstanbul
20 Temmuz, 2026, Pazartesi
  • DOLAR
    32.58
  • EURO
    34.81
  • ALTIN
    2412.9
  • BIST
    9645.02
  • BTC
    66248.09$

B İ R A L F A B E Y A R A T M A K İKİ

01 Temmuz 2026, Çarşamba 12:51

Alfabe yaratmanın ne  kadar zor ve önemli olduğunu yazmıştım. Bu yazıya bu, ek zorunlu oldu. Her ne kadar ilk yazıya tezat teşkil eder görünse de bence açıklayıcı olacaktır.

Bilindiği gibi Amerika kıtasının keşfi, orayı binlerce yıl önce keşfetmiş yerliler açısından son derece trajik sonuçlar doğurmuştur. Batı sanki işgal ve katliamlar yapmamış gibi yaşananları farklı aksettirir konu ile ilgili yüzlerce film yapılmış binlerce kitap basılmıştır.

Olaya kıtanın asıl sahipleri açısından bakınca çok farklı görünür.  Amerika iki ayrı bölümden oluşur. Bugünkü ABD,Kanada,Alaska ayrı bir dünyadır orta Amerika apayrı işin  gerçeği Amerika kıtasına asıl sahiplerinden binlerce yıl sonra ilk bulanlar Vikinglerdi  (gelecekte  başka kaşifleri ortaya çıkarabilir). Onlar önce İzlanda daha sonra Grönlandı bulup yerleştiler. Buradan şimdiki Amerika’nın kuzey kısmında ufak yerleşim yerleri kurdular onların talihsizliği çok fazla kuzeye çıkmaları nedeni ile kendileri için bile çetin doğa koşulları ile yüzleşmeleri oldu. Ayrıca burada o şartlara çok iyi uyum sağlamış Eskimo halkı yaşıyordu başarılı olup gelişemediler. Kesin değil ama başka denizci toplumlarında Amerika’yı keşfetmiş olmaları olasıdır.Fenikeliler yazılı kaynaklarda bahsederler. İlginçtir Bu insanların Afrika’nın Ümit Burnuna kadar gittiği de düşünülür çünkü gökyüzündeki yıldız konumlarını yazmışlar ancak onların zamanında yaşayan düşünürler saçma diye düşünmüşlerdir gerçekte ise Güney yarım kürede tam da onların yazdığı gibi konumlanır yıldızlar.

Amerika’nın kuzeyinde yaşayan insanlar , beyazlar geldiğinde taş devri düzeyinde idiler. Bu kıta büyüklüğüne rağmen bazı bakımlardan kısırdı. En önemli sorun Orta Doğuda ki gibi besleyici tohumlu bitki yok gibiydi. Bazı yörelerde pamuk ekiliyordu,kabak yetiştiriliyordu ancak yetersizdi . Ayrıca Avrasya’da ki gibi büyük evcilleşebilecek hayvanlar mevcut değildi (bizon daha sonrada evcilleştirilemedi çünkü uygun değildi,zira bazı hayvanlar genetik yapı ve toplumsal yaşayış yönü ile asla evcilleşemez.Mesela gergedan uğraşılmasına karşın evcilleşmemişti eğer başarılsa idi belki tarih değişirdi.Çünkü,gergedana binmiş“süvarileri durdurmak gerçekten zor olurdu !  Bir hayvanın evcilleşmesi için gerekli özelliklere haiz olması gerekir. Birinci olarak hiyerarşik yapılanmaları gerekir örnek domuz. İkinci olarak belli bir zeka düzeyinde olması gerekir,tersten örnek karıncalar. Üçüncü olarak yararlı olması gerekir,inek gibi. Beslenme ve bakımının kolay olması istenir,tavuk gibi. Ayrıca öldürme içgüdüsünün kontrol altına alınması gerekir,bu nedenle insanoğlu ilk evcilleşen köpekler içinde uygun olmayanları yok ederek “seçici evrim” yolu ile köpekleri yüzlerce alt çeşide çıkarabilmiş ve ihtiyacına uygun köpek cinsini yaratmıştır diyebiliriz. Burada en önemli nokta bazı kıtaların zengin bazılarının ise fakir olması gerçeğidir. Avrasya bu anlamda en zengin ana kıtadır. (At gibi bazı hayvanlar bu insanlar oraya gelmeden önce her ne sebepten ise   yok olmuşlardı.Ayrıca bu insanlar diğer kıtalarda ki insanlardan tamamen yalıtılmıştı.Bu nedenle bilgi aktarımından yararlanamadılar.  Sözün kısası ne genetik sebepten  ne de keyfi olarak değil doğa şartlarının sonucu geri kaldılar.Bunun bedeli yok   edilmeleri oldu. Orta amerika, daha şanslı idi büyük şehirler kuracak kadar ilerlemişler,  ateşli silahları yoktu, atları yoktu, arabaları yoktu.(aynı insanlar çocukları için oyuncaklarında tekerlek kullanıp araba yapmışlar ancak onu çekecek güçte at,sığır olmadığından yararlanamamışlardı.(lama ve çeşitleri araba çekecek güçte değildi ve evcilleşmiyor sadece kısmen eğitilebiliyordu.) Her iki Amerika’nın  sonu kötü oldu,beyazlar Avrupalılar anlamındadır) geldiğinde nüfuslarının 30.000.000 nu aştığı düşünülüyor bu kadar insan birkaç bin İspanyol’a direnemedi zira aslında beyazların en büyük kitle imha silahı birlikte getirdikleri mikroplar idi.  Çiçek,veba,kolera gibi mikroplar bu kıtada yoktu ve insanları genetik bağışıklığa sahip değildi. Aslında bu mikroplar evcilleşen hayvanlardan insanlara geçmiş binlerce yıl içinde bu hayvanları yetiştiren Avrasya insanları bu mikroplara direnç sağlamıştı. Beyazlar daha bir şehre varmadan o şehrin insanlarının %70  zaten ölmüş oluyordu kalanlar ise hasta,örgütsüz ve ellerinde ki silahlar kalın zırha tesir etmiyordu. Bilhassa kuzeyde kabileler halinde yaşayan ve çok direniş gösteren kızılderililer kendilerine hediye edilen mikroplu battaniyenin kurbanı oldular.Öyle ki Amerikan süvarileri bir kabileyi yok  etmeye gittiğinde zaten  geride birkaç cocuk kadın kalıyordu onlarda acımasızca öldürüldü. Onlarca yıldır sinemalarda gösterilen “kovboy” gerçeğinin perde arkası karanlık ve çirkinlik doludur ama gerçeği ters yüz ederek kızılderililer kafa yüzücü vahşiler olarak lanse edildi.

 

Uzatmadan asıl konuya girelim. Meksika da bir yöre hariç yazıyı bulamamıştır bu yazıda hala okunamamıştır,Kuzeyde ki bütün yerliler okur yazar değildi.Yine de bir mucize gerçekleşti,Arkansas ta “Çeroki” yerlisi bir şahıs kendisi hiç İngilizce okuma yazma bilmemesine karşın kendi dillerine son derece uygun bir alfabe yaratmayı başardı. 

 

1800 yıllarda “Sequoyah” adında bir Çeroki,beyazların içinde yaşıyordu ve demircilik yapıyordu. Bu kişi beyazların kağıtlar üzerinde bir şeyler çizdiğini görmüş ve üzerinde düşünmüştü. Bu esnada kendisinin bir sıkıntısı vardı; müşterileri borç yapıyor ve borçlu sayısı çoğaldıkça iş karışıyordu bunu gidermek için bir çetele yapmaya karar verdi. Önce yuvarlak ve çizgilerle parayı ve kişiyi belirtmeye çalıştı bir müddet sonra işe yaramadığını anladı.Tanıdığı bir beyaz öğretmen kendisine İngilizce alfabe kitabı verdi ama bütün kızılderililer gibi okur yazar değildi bu nedenle yazı hakkında ön bilgisi dahi yoktu,1810 yılında Sequoyah kendi dilinde bir yazı sistemi yapmaya karar verdi. Başlangıçta işe resimlerle başladı ama kelime sayısı arttıkça iş işin içinden çıkılmaz hale geldi. Ayrıca kendisinin resim yeteneğindeki de zayıftı.Bunun üzerine her bir sözcük için gösterge yapmaya çalıştı fakat bu göstergelerde hızla çoğalınca bir başka yola girdi.Sonunda dilin Bazı ses parçalarından oluştuğunu fark etti. Buna hece diyoruz. Kendi dilini iyi bilen Sequoyah 200 kadar Çeroki diline özgü hece tespit  etti. Daha sonra bu sayıyı 85 kadar  düşürdü. Bu hecelerin çoğu bir ünlü ile bir ünsüzden oluşuyordu. Öğretmenden aldığı kitaptaki İngilizce harflerden çizim alıştırmaları yaptı.Oluşturduğu hece alfabesinin iki düzine kadarı bu kitaptan rastgele aldığı işaretler idi. Ancak İngilizce bilmediği için kullandığı harf ile Çeroki dilinde ki okunuşu tamamen farklı idi. Mesela o , Çeroki dili için “a,e,si,ni” heceleri için sırası ile kitaptan seçtiği ”D,R,b,h” olmuştu. Ayrıca yine kitapta gördüğü Bazı harfleri üzerinde oynama yaparak değiştirmişti. Çeroki dilinde ki  “yu,sa,na” heceleri için “G” (üst kısmını uzatarak) A (ters çevirerek), A (hem ters çevirip hem incelterek)”yapmıştı. Bunun dışında tamamen kendi hayalinin ürünü olan harf (işaret)  yarattı. İşin ilginç tarafı dil bilimciler yapmış olduğu bu alfabeyi son derece o dile uygun olduğunu düşünürler. Bu alfabenin öğrenilmesi çok kolaydır. Ayrıca Çeroki dili ile  tam uyumludur. Zaten bu durum kısa sürede kendini gösterecekti.Arkadaşları ile bir baskı Makinesi satın alıp,yeni harflere uygun harf kalıpları hazırladılar ve kitap gazete bastılar.Çeroki halkı çok kısa sürede tamamen okur yazar oldu.Bugün sayıları 700.000 civarında bulunmaktadır.

 

 

 

 

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum