BİLİM DAMLALARI ON DÖRT
11 Temmuz 2026, Cumartesi 11:00Konuya yine olaylar dizisi olarak girelim elbette sıralama seçici olmuş olacaktır ;
M.Ö. 400 yıllarında “Demokritos” dünyanın (evrenin) bölünmez parçalardan (yani atomlardan ) oluştuğunu ileri sürdü.(Ancak bu dönemin dünyasında dünyanın farklı maddelerden oluştuğuna dair değişik görüşler zaten ileri sürülüyordu yani kendisi tamamen yeni bir fikir ortaya atmış değildir)
M.S. 800 yıllarda yaşayan İran’lı alim “Cabir Bin Hayyan “ ki Batıda kendisine “Geber” diyerek denir (telaffuz nedeni ile,bizdeki anlamı ile ilişkisi yok)Bu kişi aslında Simya yı Kimya haline getirdiği söylenebilir müzik alanında dahi eser vermiştir kimyager,filozof,eczacılık,metalüriji,astroloji gibi pek çok alanda eseri vardır burada konumuzla ilgili olarak ilk defa elementleri metal ve olmayanlar diye doğru şekilde yazmasıdır.
1794-Yılında ise,”Joseph PROUST” yaptığı deneylerin sonucu olarak “bileşiklerin her zaman aynı oranlarda ki oranlarda bileşik yaptığını” ortaya çıkarmasıdır.
1803-1808 - yıllarında asıl anlatacağımız kişi kendi adıyla anılan yasayı buldu.(Dalton yasaları )
1811- yılında “Amedeo AVAGADRO “ ise yaptığı deneyler sonucunda “ Eşit miktardaki farklı gazlardan oluşsa bile eşit sayıda molekül içerdiğini “buldu.
1869-yılında “Dimitri MENDELEYEV” elementlerin atom ağırlıklarına göre düzenlediği bir tablo oluşturdu.
1897- yılında ise J.J.THOMSON elektronu keşfetti ve en küçük parçanın atom olmadığını gösterdi.
Konumuz maddenin en küçük (aslında elementlerin diyelim ) parçası olan “ATOM” aslında günümüzde atomun pek çok daha küçük parçacıktan oluştuğu kesindir bu sayı da yetmiş civarındadır.Okullarda gösterilen “basit atom modeli “ aslında işi çok kolaylaştıran şematik anlatımdır mesela protonu da oluşturan parçacıklar olduğu gibi nötronu oluşturan parçacıklar vardır ve bunlar sık sık ve çok hızlı geçişler içindedir.
Geçmişte özellikle eski Grek dünyasında bu konular çok tartışılmış kimi kitaplar da günümüze kadar gelebilmiştir.O zaman filozof denilen bu kişiler bütün evrenin (dünyanın) belli başlı birkaç ana maddeden oluştuğunu ileri sürmüşlerdi (su,ateş,hava vb.) ancak bu görüş sadece bu topluma has değildi aynı şekilde Çin’de de benzer görüşler ileri dürülmüş fakat ana element konusu bekleneceği üzere farklılıklar mevcuttur (bazı toplumlarda tahta,toprak,kül vs.) Esasında farkında olmadan doğru bir giriş yapıldığı söylenebilir gerçi bu düşünceler basitçe sadeleştirme mantığı sonucunda ortaya çıkmış olabilir.
Fakat ortaya konan hiçbir ana element gerçekte hep Ya karışım (hava gibi ) y da bileşiktir (su gibi ) ateş ise bir ayrı madde değil maddenin hallerinden biri olan plazma halidir.
Demokrites’in verdiği isim yani “ATOM” eski Yunancada “bölünemez “ anlamına geliyordu büyük ihtimallle kendisi hayalen bir maddeyi önce ikiye sonradan yine ikiye bölerek bu düşünceye varmıştır.Fakat hepimizin bildiği gibi artık atom bölünemez olmaktan çıkmış olup ortaya çıkan muazzam enerji ile ise nasıl kullanılacağına dair soru hala ortada durmaktadır.
PROUST un yaptığı deney çok önemli olmuştur zira yaptığı deneyler sonucunda iki ayrı elementin hep aynı oranlarda bileşik yarattığını ortaya koymuştur ve bu doğru yolu işaret eden bir gösterge vazifesini görmüştür.Buna benzer şekilde AVAGADRO da yaptığı deneyler ile eşit miktardaki gazların eşit sayıda molekül içerdiğini bulması artık bu sorunun çözülmesi veya doğrulanmasana ciddi katkı yapmıştır.
Bütün bu bilgileri birleştirip yeni bir senteze varan kişi olan J.DALTON ise bir İngiliz vatandaşı idi çok Zeki olduğunu küçükken farkettirmiş kişiydi.Fakat yakın bir arkadaşı ve öğretmenimin etkisi ile inanılmaz şekilde 57 yıl boyunca o zamanlar bilim olarak bilinmeyen “meteoroloji” biliminin meteorologygibi gözlem yapmış ve 200.000 gözlemi kayıt altına almıştır (yağmur,nem,basınç,yıldırım vb.) bu uzun gözlemleri o zaman değeri anlaşılamayan bazı gerçekleri de ortaya çıkmasına sebep olmuştur.(mesela yağmurun yağması basınç değişiminden değil havanın soğumasından olduğu gibi)bu gözlemlerini yayınladığında ise ne yazık ki hak ettiği ilgiyi bulmamıştır.
Kendisi ve kardeşi aslında renk körü hastası idiler bu konuda sıkı çalışma yapmış ve ortaya çıkardığı gerçekler kendisine kariyer sağlamıştır bugün bile bu rahatsızlığa “Daltonizm “ denilebilmdktedir.
Esas ününü ise kendi adıyla anılan “Dalton yasaları “ ile kazanmıştır ne yazık ki Dalton bu fikirlere nasıl ulaştığı konusunda çok belge bırakmamıştır.
Dalton ortaya koyduğu yasaların bir kısmının doğru olmadığını biliyoruz (atomları içi dolu kürecik olarak düşünmüştü doğru değildir,nötron o tarihte bilinmiyordu bu durum da bazı yanlışlara sebep olmuştur mesela nötron sayısı farklı olan elementlerin varlığı vb,)
Dalton'un yasaları aslında “kütle korunum kanununu da “ içerir ve destekler.
Kendisi hiç evlenmemiştir ancak çok sevilen bir kişilikti öldüğünde onbinlerce kişi kendisini uğurlamıştır.


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.
Facebook Yorum