BİLİM DAMLALARI ON İKİ
11 Temmuz 2026, Cumartesi 10:53E L E K T R İ Ğ İ N K E Ş F İ
Bilimde ve bilim tarihinde yaşanılan çağın (zamanın) temel kabüllerinin (paradigma) bilim insanlarının çoğunluğu tarafından kabul edilmesi çoğu zaman bu temel görüşlerin kesin doğru olduğu anlamına gelmediğini aynı bilim tarihi bize göstermiştir.
Şöyle bir süreç ileri sürülebilir; her belli bir zaman süreç boyunca bilim dünyası belli bazı temel görüşlerin egemenliğinde kalmış ve özellikle teknoloji (bilimin pratiğe uygulanması anlamında) bu temel kabullerin hemde toplumun kabul edişinde hem de yeni veya farklı bir temel görüşün (yeni paradigmanın) ortaya çıkmasında önleyici rol oynamıştır.
Yukarıdaki duruma uygun olan pek çok dönem ileri sürülebilir (Neolitik döneme geçiş,Orta çağ Avrupası,İnka ve Aztek uygarlık süreçler vb.)
Elde çok kesin bilgi ve belgeler yok ancak insanlığın en önemli paradigma değişikliğinin tarım çağına veya yerleşik hayata geçişin olduğunu düşünmek mümkündür ayrıca bu dönemin bazı çok özel sonuçları da olmuştur.
İlk defa güç (egemenlik) dar bir kesimin eline toplanmış ve din,büyü,inançlar vs. ler bu uzun dönem boyunca hakim olduğu insan topluluklarını derinden etkileyerek günümüze kadar süren bazı gelişmeyi yavaşlatıcı ve yön saptırıcı özelliğini hala sürdürmektedir. Tutuculuk ancak egemen güçlerin istediği ve uygulayabileceği davranıştır. Bilim hala tutucu olma özelliğini bu derin geçmişinden almaya devam etmektedir çünkü egemenleri ilgilendiren bilimin teorisinden ziyade onun uygulaması olan teknolojik olanakları dır (nükleer bomba ve santraller vb) Geçmişin görkemli anıtları diye nitelenen “Ziggurat ve piramitler ) ler aslında bilimin teknoloji ile siyasete esir düşmesinin sonuçlarından bazılarıdır.
Avrupa, bugün “OrtaÇağ “ dediğimiz dönemde hem dünya görüşlerinin hızla değişerek yeni paradigmanın da güç kullanarak (savaş, ambargo vb.) tüm Avrupa’ya kabul ettiriş hikayesinin sonucudur diyebiliriz. Ancak bu yeni paradigma esas olarak iki temel üzerinde inşa edilmiştir birincisi OrtaDoğu kaynaklıdır (Yahudilik ve Hristiyanlık) diğeri ise sonradan gereğinden fazla süslenerek sunulan “Grek Uygarlığıdır”. Elbette her toplumun çok uzun bir kültür geçmişi vardır ve toplumlar kendilerine dayatılan yeni paradigmaları olduğu gibi kabul etmezler.genellikle (bu birazda o toplumun gelişmişlik ve kültür zenginliği ile ilgilidir) eski ile yeni birbirine yedirilerek “yeni” ortaya konur Hristiyanlığın önemli öğelerinden olan “Noel Baba” kuzey Avrupa’da böyle bir değişimin tipik örneklerindendir ( Noel Baba, Anadolu kaynaklıdır fakat en son ren geyikli babaya dönüştürülmüştür).
Bu giriş ile meramımızın bir kısmını anlatmış olduk. Avrupa tarihte birçok kez el değiştiren uygarlık öncülüğünü, eline almak üzere idi bu dönemde hala Dünya üzerinde uygarlık öncüsü Doğu olmaya devam ediyordu. Ancak bazı çok özel sebepler bu durumu değiştirdi aslında garip olan da bu dengenin güçlü olmaktan ziyade bilakis zayıf olmakla ilgisi vardı Doğu (Özellikle Osmanlı) Avrupa’nın ihtiyaç duyduğu malların geçiş yollarını elinde tutuyordu ve kuvvet kullanarak bu durumu değiştirmek de mümkün görünmüyordu bu durum Avrupa’da zorunlu olarak önce keşifler çağını başlattı ve bu yeni kaynaklara ulaşılarak buradan elde edilen zenginlik (köle,altın,gümüş,yeni bitki ve hayvanlar vb) ile buluşlar çağının alt yapısı yaratıldı daha sonra ise artık toplumun önünde duvar olan eski paradigmanın (özellikle Hristiyanlık ) vurulan darbeler işe yeniden şekillendirme çalışmaları başladı (dindeki reformlar)
Özellikle 1600 yıllarda var olan paradigmanın en ihtişamlı kurumu olan “Kilise “ topa tutulmaya başlanacaktır bu olayların önemli kısmı tarihi ilgilendirir ancak diğer kısmı ise bilimi ilgilendirir. Hakim güç Kilisenin evren görüşü çok sığdı. Sadece yaşadığımız dünya ile ilgili idi oysa özellikle teleskopların icadı ile evren sanılanın hatta hayal edilenden çok büyük olduğu ortaya çıkmıştı ve bu yeni durum eski paradigmayı sallamaya başlamıştı elbette güç ve paradigmanın koruyucuları çok sert tepki gösterdi bu çok kanlı savaşlara neden olacaktı ancak artık geri döndürülemez bir yeni paradigma inşası başlamıştı ayrıca bu yeni bilim anlayışını da teknolojik harikaları çok geçmeden ortaya çıkmaya başladı. Bu yeni buluşlar hızla günlük hayata uyarlandı ve ekonomiye canlılık geldi ayrıca hiç değişmeyeceği anlaşılan bir gelişme ,savaş aletlerine uyarlandı (barut,top,tüfek,buharlı gemi,pusula vs.)
FARADAY işte bu kritik çağda doğan bir dahildir ancak orta seviyede dahi eğitim alamamıştır kendi kendini geliştirmeye çalıştırmıştır. Özellikle Matematik bilmemesi kendisi için çok güç durumlarda kalmasına sebep olacaktır. Bu kişi esas olarak aşağıda özetlediğim yönü ile bilim için çok önemlidir yoksa pek çok pratik buluşu olduğu da bilinir.
FARADAY dan önce elektrik ile ilgili pek çok adım atılmıştır ancak bütün bilim insanlarının kafasını karıştıran bir gerçek de ortada duruyordu. Kısaca özetlersek; elektrik ;
1-canlı olan (bazı elektrikli yılan balıkları veya ateş böcekleri)
2- sürtünme ile oluşan
3- Volta pili ile oluşan
4- mıknatıs ile oluşan
5- bulutlar ile oluşan(yıldırım,şimşek )
işte bu kadar farklı olgu tüm kafaları karıştırıp her birini ayrı ele alma sonucunu getirmişti oysa FARADAY bütün bu olguların tek bir nedenden kaynaklandığına inanıyordu ve bu görüşün doğru
olduğu artık tartışma götürmez bir gerçek. Ayrıca 1822 yılında T.J.SEBECK tarafından keşfedilen iki farklı metalin ısıtılması sonucu ortaya çıkan ısı kaynaklı (termoelektrik) işleri iyice karıştırıyordu. Burada anlatılmayacak bir deney ile FARADAY bu sorunu çözerek aslında bütün bu fenomenlerin atom denilen çok küçük yapı taşlarının ögesi olan elektronlar tarafından oluşturulduğunu kanıtladı ancak matematiksel formülü için biraz daha beklenecektir.
İlginçtir FARADAY ilk çalışmaları fizik değil kimya alanında olmuştur. Flor gibi üzerinde çalışılması son derece tehlikeli elementi bulmuş ayrıca karbonu da ilk tespit eden kişidir. Ayrıca bazı gazları sıvılaştırmayı da başarmıştır. ilk defa özel bir cam imal ederek (aslında mercek) ışığın manyetik alanda polarizasyonunun değiştiğini bulmuş ancak bu buluşu zamanın bilim insanlarınca iyi değerlendirilmemiştir. QRSTED in mıknatıs ve elektrik ilişkisinden yararlanarak insanlık tarihinde ilk defa elektrik enerjisini harekete dönüştüren elektrik motorunu icat etmiş bir yılbaşı gecesinde karısına armağan etmiştir.
1845 yılında ise ilk defa bazı malzemelerin manyetik alanda ters etki yaptığını bulmuştur (çekme yerine itme ) ve bu kuvvete de “diyamanyetizma” adını vermiştir (kuvars ve elmas taşlarında olduğu gibi )
1831 yılında ise “FARADAY kanunlarını “ buldu ve yazdı ancak formüle edemedi.Yine aynı yıl manyetizmadan kaynaklanan elektrik jeneratörlerini icat etti önemi inanılmazdır.(FARADAY kafesini yazmıştık)
İndükleme ile enerji yükleme yapmayı buldu. Fakat hiçbir icadının patentini almak için başvuruda bulunmadı o bütün bunları bütün insanlığın yararı için yapıyordu isteseydi çok zengin olabilirdi. Hatta bir defasında zamanının bakanına “siz bu icatlardan vergi almak için uğraşırsınız” diyerek sitem etmiştir. Artık bu büyük bilim insanını selamlayarak bu yazıyı bitiriyorum.


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.
Facebook Yorum