İstanbul
20 Temmuz, 2026, Pazartesi
  • DOLAR
    32.58
  • EURO
    34.81
  • ALTIN
    2412.9
  • BIST
    9645.02
  • BTC
    66248.09$

BİR 12 EYLÜL HATIRASI

28 Haziran 2026, Pazar 16:44

 

Bir 12 Eylül hatırası

1980 yılında Edirne’de henüz üç yıllık astsubaydım. Aslında ilk tayin yerim idi. Sınıf okulunda kurayı Hasdal/İstanbul olarak çekmiştim ama becayiş yaparak bir arkadaşla değişmiştik kuralarımızı.

Edirne şirin bir şehirdi,insanları batı tarzı yaşama yatkın suç işleme oranı çok düşük,yaşamayı seven insanlarla doluydu. Fakat meslek hayatım açısından tam tersi yerdi, sınır olduğundan mı nedir barut gibi askerlik anlayışı mevcuttu. Tabi bunda tank sınıfından olmamında ciddi etkisi vardı. Pek çok ilginç olay yaşadım bu güzel şehirde.Bugün, haberlere bakınca 12 eylül hatıralarımı hatırladım…

Henüz Bayrak Harekatı başlamadan ayak sesleri duyulmaya başlamıştı. Unutmam yaklaşık bir hafta kadar  önce Tümenin konferans salonu na yedek subaylar hariç Tümende ki bütün sb.ve astsb.ları topladılar Ankara’dan gelmiş ve sivil giymiş birisi hepimize yoğun siyaset dolu propaganda yapmaya başladı,öyle oldu ki bütün siyasi partilere açık açık saldırmaya ve alenen hepimizi psikolojik olarak anayasaya karşı getirmeye zemin hazırlıyordu.

Rütbem küçük olduğundan ben en arkalarda idim dayanamadım bağırarak  “bu yaptığınız anayasaya aykırı,suç işliyorsunuz !”  diye yüksek sesle bağırdım ama ben zaten tümenin asi astsb. idim kafalar bana döndü tekrar konuşmacıya yöneldi, sanki sıradan bir şeydi…

11 Eylül gecesi, bu gece bir şeyler olacak diye soyunmadan yattım botları bile çıkarmamıştım. Gerçekten sabaha karşı kaldığımız eve  (üç bekar astsb. beraber kalıyorduk) bir arkadaş geldi beni uyandırdı. Sanırım saat 02 civarı idi, aslında daha önce aranmışım ama yanlış evlere gitmişler. Birliğe vardığımda gazinoda her kafadan bir ses çıkıyordu ne olduğunu tam bilen yoktu ama darbe olduğu belli idi. Yaşım genç olmasına rağmen taburun en siyasi kişisi olarak görüşlerim merak ediliyordu fırsat bilip darbe karşıtı nutuk atarken içeri bir onbaşı girdi en kıdemli yüzbaşıdan izin alarak bana dönüp “sizi tabur komutanı çağırıyor” dedi. Tamam dedim beni tutuklayacaklar hemen silaha mermi verdim emniyeti açtım bunu yapana pahalıya mal edecektim…

Fakat durum farklı idi tabur komutanı ileri geri dolaşırken buldum. Çok telaşlı idi  “hemen benim jeepe bin seni Tümen komutanı istiyor” dedi. Kafam karışmıştı Tümen komutanın sevdiği biriydim çünkü hayatını kurtarmıştım (bu çetrefil bir olaydır kendisine suikast yapmak istemişlerdi ancak daha sonra bunu başardılar Tüm dünya tarihinde ender olan bu olay Türk tarihinde bir ilk olarak bilinir inşallah bir fırsat bulur anlatırım.) karargaha vardığımda ortalık çok karışıktı koridorda kurmay başkanı vardı beni görünce  “nerde kaldın! Komutan seni bekliyor” dedi acele ederek bir üsteğmenle odaya girdik. Durum anlaşılmıştı, komutan iki kişiye özel görev veriyordu biri de bendim. Edirne'nin içinden geçen E-5 yolu vardır şehri ikiye böler. Üst kısım bana alt kısım üsteğmene verildi, sıkıyönetim de görevlendirilmiştik benim yaşım vede rütbeyle münasip olmayan görevlendirmeydi. Tümen Komutanı durumu kısaca izah etti, bütün iş yerleri, hastaneler, postaneler, fırınlar vs kapanacak hiç kimse sokağa çıkamayacaktı. Kafam karışmıştı, bir ara söz isteyip  “komutanım romanlarda okumuştum fırınları kapatırsak insanlar aç kalır”  diyecek oldum Milli Güvenlik Konseyi emri aynen uygulanacak dedi. Emredersiniz dedim. Kısa izahattan sonra göreve başladık. Bu andan itibaren tam üç gün hiç uyumadığımı ve uyku denilen şeyin ne olduğunu o zaman anladım. Her neyse, hemen açık olan yerleri kapattık bu arada birliklerde bize yardımcı oluyordu. Saat 04 civarında her yer kapanmıştı işi bitirip bir sigara yaktım. Bütün devlet kurumları emrimize verilmişti sanırım Devlet Kara Yollarından yeni bir minibüs içinde iken sivil şoför ile sohbet ediyoruz adam benden yaşça çok büyük aklı başında biri. Fırın meselesini ona açınca bana hak verdi. Birden karar verdim bu emir yanlıştı. Bütün sorumluluğu üstlenerek kendi bölgemde ki bütün fırıncıları geri çağırttım ve ekmek çıkarmalarını istedim. Hepsi de hoşnuttu. Bizim bölgede ekmek çıkacaktı bende memnundum fakat o kadar yoğun işimiz vardı ki diğer çalışmalardan bu konuyu unuttum. Bir ara komutan çağırdı  “Kıyık mahallesi de karışıklık varmış oraya müdahale edin” dedi hemen oraya yöneldik. Garip durumdu çünkü halk durumu kabullenmişti genelde olay çıkmıyordu. Olay yerine vardığımızda kalabalık vardı elimde  megafon yoktu sesimi duyuramadım sonunda yüksek bir yere çıkıp tabancayı peş peşe ateşledim herkes bana döndü. Ne olduğunu sordum. İnsanlar ekmek istiyordu fakat bakkallarda ekmek yoktu. Hemen fırınlardan ekmek getirttim olay sona erdi. Ancak Edirne E-5 kara yolunun alt tarafında şikayetler yükseldi, aileler ekmek yokluğunu dile getiriyordu tekrar komutanın yanına çağrıldık. Mesele tamamen aydınlanmıştı komutan “fırınları kapattınız mı?” dedi evet kapanmıştı işin içinden nasıl çıkılacaktı…  Söz istedim  “evet emriniz üzerine fırınları kapattım ama sonra sorumluluğu üstlenerek tekrar açtırdım” dedim. Yüzünde ki gerginlik kaybolmuştu  “hemen ekmek dağıtımı yapılsın dedi ve bana dönüp  “emrimi yerine getirmediğin için cezalısın ancak akıllı iş yapıp sorumluluğu da üstlendiğin için cezanı affediyorum “  dedi.

Aslında komutan Kemalist bir subaydı ona kalsa darbeye karşı olduğuna eminim ama oda tıpkı benim gibi askerdi ve emri uyguluyordu. Nitekim daha sonra yani darbe sürecinde bu değerli komutan linç edilip öldürülecektir.

12 Eylül gibi nalet günü anmak istemem ama hayat sadece tatlı anılardan oluşmuyor bazen en nahoş anıları hatırlamak veya hatırlatmak tekrarını engelleyebilir. Bu günü bende bu küçük anımla seslenmek istedim.Elbette bu olay vesilesi ile binlerce insan acı çekti ama şunu bilin ki her asker bu işi gönüllü yapmadı. Görevini yaparken kılı kırk yapıp iş yapan çok olmuştur. Sıkıyönetim süresince abartısız yüzlerce kişiyi serbest bıraktım. Nöbeti ben alınca ne kadar hapiste insan varsa önce yaşlı ve kadınlardan başlayarak bırakırdım. Benden dolayı sadece bir kişi tutuklandı o da babasının arabasından araba teybi çalan ve babasının ısrarı ile olmuştur. Ne yazık ki pencereden baktı diye eve girip tutuklama yapan asker kişilerde gördüm dünyada kraldan çok kralcı olan da az değildir. Görüşümce askerler milletini korumakla görevlidir eğitimi öğretmenler,cezayı mahkemeler vermeli suçluyu da polis yakalamalıdır. Tarih her zaman hükmünü verir.Saygılarımla.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum