İstanbul
20 Temmuz, 2026, Pazartesi
  • DOLAR
    32.58
  • EURO
    34.81
  • ALTIN
    2412.9
  • BIST
    9645.02
  • BTC
    66248.09$

BİR DOMUZ HİKAYESİ

27 Haziran 2026, Cumartesi 15:09

Yıl 1982 olsa gerek, Kars’ın Sarıkamış İlçesinde Tümen Tank Taburun 3ncü Bölüğünde görev yapıyorum Bl.K.nımız entelektüel yanı gelişmiş bir yüzbaşı (Akdoğan Özgezgin) fakat askerliği pek sevmiyor zengin aileden geliyor, hayatımda yat gemisi olan ilk tanıdığım kişi. Koleksiyon yapmayı, şiiri, edebiyatı seviyor benide kendine yakın buldu aramız gayet iyi. Tecrübeli bir Bl.Astsb.mız var duruma göre değişmekle birlikte iki veya üç asteğmen olabiliyor bir teknisyenimiz mevcut eh işte sıradan bir tank bölüğü.

 

Eskiden her muharip birlik senede bir defa yaklaşık bir ay araziye çıkardı buna “Eylül tatbikatı” denirdi. Emin değilim ana galiba şimdi kaldırılmış aslında gayet faydalı yönleri vardı, seferi malzemeleri özellikle yemek pişirmede kullanılan malzemeleri faal hale getirir birlik kendi yemeğini kendi pişirirdi ayrıca mutlaka bir tatbikat falan yapılır tüm personel araziye çıkar ve çadırda yatardı.

O yıl bizim bölüğü taburdan ayırıp ormanlık bir alanda görev vermişler merkezden epeyce uzağız yanımızda sadece Ordudonatım taburunun sanırım ileri destek takımı var onlarda bize nerden baksan iki km civarında. Benim ve Bl.K.nın çok seveceği bir ortam ayrıca henüz kış gelmemiş gerçek bir ormanın içindeyiz, kınalı keklik ve çilli keklik sürüleri civarımızda  dolaşıyor ayı, kurt, tilki ve yaban domuzları var. Birkaç defa ava çıktık başarılı olamadık zira av tüfeğimiz yok G-3 p.Tf. ile  de av her hayvana olmaz. Bir gece yarısı bir gürültü koptu hemen çadırdan fırladım fakat bizim Bl.Bşçvş.u zaten duruma el koymuş birisi ileri destek takımından bağırarak kamp alanına girmiş asker “yetişin!  bşçvş. mu domuzlar kaçırıyor!”

Hay allah bu nasıl olur derken durum anlaşıldı iki astsb. domuz avına çıkmış fakat sürüye denk gelmişler nasıl olduysa bunlara saldırmışlar onlarda kurtuluşu ağaca çıkmakta bulmuş fakat bir tanesi domuzun üzerine düşmüş hayvanda o panikle son sürat kaçmış asker yardım için bize koşmuş. Hemen arama ekibi   yapıldı o astsb.kolu kırık olarak bulundu. Hengame sona erdi fakat domuz meselesi geldi bizim gündeme oturdu, ne yapacaktık?

Açıkça belli idi ki hayvanlar yiyecek artıkları için geliyordu bizim yüzbaşı ertesi gün bana akşam domuz avındayız dedi. Nitekim bir jeep ve şoförü ile pusuya yattık. Epey bekledik sonradan sürü geldi, boy sırasında geliyorlardı aklıma nedense Dalton Kardeşler geldi.

Yüzbaşı emir verince şöför aracın farlarını yaktı bizimki birine erken ateş etti aynısına bende ateş ettim hayvan ses çıkarmadan devrildi ancak diğerleri kayboluverdi. Ertesi gün yüzbaşı işi bilen birine derisini yüz dedi itiraz edildi bunun derisi işe yaramaz falan dendi kafaya takmış yaptırdı. Elimizde onlarca kilo et vardı hemen mutfak çadırına gittik yüzbaşı ile etleri hazırlıyoruz içeri üç asker girdi biri er diğeri onbaşı öbürü çavuş. Ses çıkarmıyorlar ben durumu anladım sanırım yüzbaşıda anladı ve siniri bozuldu ama bozuntu vermiyor sonunda çavuş “komutanım…” gibi bir şeyler geveleyince yüzbaşı biraz asabi “ne var?”  Deyince kem küm edip sonunda baklayı ağzında çıkardı “eğer bu etler yemek kazanına girerse biz yemek yemiyoruz….”

Haydaa, resmen yemek boykotu yapacaklar sanırım olayın arkasında bizim Bl.bşçvş. var baktım durum kötüye gidiyor komutanım bir konuşalım dedim ayrı bir yerde konuştuk biraz zorda olsa ikna ettim geri geldik askerle ben konuştum ve garanti verdim “domuz eti karavanaya girmeyecek”

Olay sona erdi yüzbaşı hala sinirli sinirli konuşuyor “boş ver komutanım, biz işimize bakalım onlarda kendilerince haklı “ falan derken biz eti nasıl pişirelim diye kafa yormaya başladık. Çünkü  elimizde bitirmemizin mümkün olmadığı kadar et mevcut uzatmıyayım o akşam rakı ile birlikte ikimiz, yüzbaşıyı bilmem ama hayatımda yemediğim kadar et yedim hemde çeşit çeşit pişirerek.

Ertesi günde bizim et ziyafetimiz devam etti ancak ne yaparsak yapalım hala çok fazla et var ve erler yemediği gibi diğer sb.ve astsb.da yemiyor yüzbaşıya “komutanım etin bir kısmını tabura götüreyim “dedim güldü “onlar sanki farklı mı!” benzeri bir şeyler  söyledi “ siz o işi bana bırakın”  dedim. O günün öğleden sonrası bayağı büyük eti parçalayıp paketledim ve jeepe binip bizden en az on km uzaktaki tabur karargahı na gittim genel maksat çadırını gazino yapmışlar oraya daldım “size et getirdim “ dedim alkış ve aferinler arasında çay iç dediler akşam yemeğe kal. İşte bu planda yoktu, mecburen kabul ettim. Fakat iş sarpa sarabilirdi şöförün yanına gittim akşam yemeğinden sonra jeepi hazır at ben koşmaya başlayınca çalıştır tabur komutanı bile dese durmak yok doğru bölüğe gideceğiz dedim asker çok uyanıktı, anlamıştı.

Akşam yemeği bana övgülerle sürdü kimisi içkide içti.Herşey çok güzel ama benimde gitme zamanım gelmişti Tb.K.dan izin istedim tam çıkarken birazda üzgün gibi yaparak “yediğiniz et domuz etiydi “ deyince bir kısmı kusmaya çalıştı fakat çoğu üzerime koştu yakalasalar  işim birikti!

Son sürat jeepe koştum atladım “bas gaza!”  Ardımdan bağırış çığırığı  bırakıp gülme krizleri içinde yola devam ettik.

Birliğe vardığımda olanları anlattım “ee,beğenmediler mi?” dedi “çok “dedim çok. Bu tür şakalar ordumuzun geçmişinden beri vardır elbette beni yakalasalar birşeyler yapacakları da  yoktu neticede sofu derecesinde subay azdı. Bizim domuzun  derisi de bir işe yaramadı.

 

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum