BİR ELMAS HİKAYESİ BEŞ
27 Haziran 2026, Cumartesi 12:29Başımızdan benzeri pek çok olay geçtikten sonra beklediğimiz analiz veya haberler tek tek gelmeye başladı ancak hepsi olumlu anlamda değil. Analiz sonucunu bazı yerlerden asla alamayacaktık o günkü şartlar altında bunu bilemezdik hep umudu korumaya çalıştık. İlk önce Emel Hanım ve okulundan bize fayda olmayacağı belli olmuştu zira değişik zamanlarda en az beş kere İ.Ticaret Üniversitesine gidilmesine rağmen o analizler verilmedi hep kibar davranıldı ancak sonuç yok. En son aynı iş için gittiğimde İstanbul’da mineral satan dükkanda tesadüfen Emel Hanımın talebesi ile karşılaştım fakat kendisinin de emekli olduğunu öğrendim. Bu kapı sanki kapanmıştı fakat aradan aylar geçtikten sonra tesadüfen bizim mineral sitelerinde ki bir bayan arkadaşla yine mineral konusu için görüşürken bu kişinin aynı Üniversitede Emel Hanımın yardımcılığını yapan öğretim üyesi olduğunu anladım çünkü bana “Siz o taşları getiren bey mi siniz? “ diye sormuştu kendisine analiz sonuçlarını sordum ancak anladığım kadarı ile analizleri kendi yapmış kimseyle paylaşmamış ayrıca üç defa ayrı olarak verdiğimiz numuneleri de sordum bilemediğini söyledi. Son bir umutla erkek olan asistan kişiyi sordum elbette onu tanıyordu bana Topkapı Saray’ında ki laboratuvarda çalıştığını söyledi hemen ertesi gün orayı aradım yanlış hatırlamıyorsam toplam 72 kişi personeli vardı ancak defalarca aramama karşın telefona çıkmadı böylece bu cenahta ki ümitler de uçtu gitti…
Pamukkale Üniversitesinde defalarca analiz yaptırdık halen bunlar elimizde duruyor. Fakat çoğu acemilik dönemine aitti zaten analizi de “XRF “ yöntemi ile yapıldığı için çoğu element belli olmuyordu ne yazık ki çoğu işe yarayacak bilgiyi ancak eksiğini araştırınca anlayabiliyorduk elbette bu durumda aksamalar ve zaman konusunda hatalarda kaçınılmaz oluyordu. Kanada’ya analiz için daha dikkatli olduk sanırım en az beş ayrı analiz yaptırdık böyle olunca daha geniş bilgi edinmiştik fakat bu analizde de bazı sorunlar vardı mesela sanırım civa elementinin karşısında anlayamadığımız bir işaret vardı Türkiye temsilciliğine sorduğumuzda bilemediklerini ancak soracaklarını söylediler. Haftalar sonra bu işaretin sebebinin bu elementin çok fazla olduğu için bu şekilde işaretlendiğini öğrendik ancak bu analiz sonuçları üzerinde bazı kısımları için içimde hep bir şüphe oldu. Benzer şüphe başka analizler içinde olmuştu çünkü bölgede çok fazla pirit minerali vardı hatta sonradan yaptığım araştırmalarda geçmişte Türkiye’nin en fazla kükürt çıkarılan bölgesi olduğunu da öğrenmiştim. Sanırım 1950 yıllarda kükürt paketleme tesisinde kapatılmıştı sebebini de öğrenemedik,( bu konuda daha sonra ek bilgiler buldum onları da yazacağım)
El Dorado firması ile görüşünce onlarda bizden numune istemişti vermiştik onlarda analiz yaptırdılar fakat onların yaptığı analizde kendi istekleri ile uyumlu yapılmıştı ancak bize sonucu verdiler fakat daha önce yazdığım gibi anlaşamamıştık.
İstanbul’daki firmadan da uzun bir süre sonra cevap geldi fakat onda da gariplik vardı çünkü bana mesajla gelen yazıda taşın analiz sonuçları değil sadece jeolojide taşın büyüklüğünü gösteren ismi yazılmıştı(Türkçede kum,çakıl,kaya denir ya! ) ayrıca o gün kendisine taşı verdiğimiz şahıs değil oğlu bizimle muhatap olmuştu.Sonradan Setrak’ın bu olay nedeni ile çocukluk arkadaşı ile bozuştuğunu öğrendim ancak o günlerde hasta olan babası vefat etmişti bu nedenle bu konulara hiç girmedim.
İTÜ ne verdiğimiz taş içinde uğraştım taşı bizden alan hocayı buldum bana kampüs ile rektörlük binasının çok farklı yerde olduğunu söyleyip bu gerekçe ile de taşı alamadan geri dönmüştüm. O kadar numune diyebilirim ki önceden sıkı sıkıya söylememize rağmen hiçbir yerden geri alamadık desem yeridir aynı durum yıllar sonra MTA dan gelen mühendisler içinde olmuştu bana tutanağın bir nüshasını göndereceğiz dedikten sonra en az sekiz ay geçti hala alamadım…( bu konuda da gelişmeler oldu gelecek yazılarımda olacak) Türkiye garip bir ülke herkes şikayetçi ama herkes de birbirine benziyor…
Bu yazıyı ne günah çıkartmak ne sızlanma duvarı yapmak için yazmıyorum amacım değişmedi tecrübelerin aktarılması ve verdiğim onca emeğin boşa gitmemesi.
Yaklaşık on iki yıl süren bu sürecin dümdüz gitmesi beklenemez nitekim araya giren ilgili ilgisiz pek çok olay oldu daha önce yazdığım gibi kimi bölümleri şimdilik kaydı ile yazmıyorum. Fakat yapılabilecek her tür yöntemi denediğimi söyleyebilirim.Önceleri hemen hiç sesimizi duyuramadık sonra yavaş yavaş şartlar değişmeye ve bazı olanaklar belirmeye başladı. Aynı evde yaşadığımız yeğenim gazetecilik yapıyordu gerçi bu işi sanki ihtiyacı yokmuş gibi nerede ise ücret almadan yapıyordu fakat onun sayesinde önce yerel basınla irtibat kurdum. Denizli’de yerel medyaya bir videolu röportaj yaptım.Daha sonra sanırım yine yerel basında iki defa daha tekrarlandı ancak pek ses getirmedi. Artık çoktandır öğrendiğim bilgileri sitelerde yazmaya başlamıştım oradanda ilk başlarda sessizlik hakimdi. Israrla devam ettim. Mineraloji ile ilgili yeni edindiğim bilgileri yapabildiğim kadar basitleştirerek ve yabancı her kelimeyi açıklayarak hemen her mineral ve değerli taş hakkında yazılar yazdım. Dikkat çekmesi için de hepsine konu ile ilgili resimler ekledim. Bu konuda en büyük yardımcı aracım “İ-Pad 2 tabletim” olmuştur. Bu ilk tabletten sonra çok kullanmaktan dolayı en az dört tane daha satın almak zorunda kalacaktım. Mayıs 2022 tarihinde üzerime kayıtlı sekiz bilgisayar görünüyordu bunun biri benim değil arkadaşımındı !
Sürekli okuyup notlar alıyor bilmediğim kelimeler için ayrı sayfalarada notlar tutuyordum öyle çok bilmediğim kelime ve konu vardı ki…Sadece ayrı tuttuğum defter sayısı on beşi buldu. Saymadım ancak yazdığım yazıların sayısı 400 çoktan geçti. Ayrıca yarım kalan veya yararlı görmediğimde pek çok yazım bir yerlerde duruyor. Önceleri “Mindat-Vikipedi-MTA-Geoloji.com-alexstreeisen-gemstones-GIA -Geology World “ ve benzeri yerli yabancı yüzlerce siteden faydalandım ancak buradaki bilgilerin çoğu alıntı idi ve derinlikten yoksundu. ”Akademiya” biraz geç fark ettim ama çok faydalandım ancak esas olarak “Z libaray “ denilen site benim için yararlı olmuştur buraya bağış da yaptım böylece gün içinde indireceğim makale ve kitap sayısını artırdım. Aslında bu site bilginin para ile satılmasına karşı olan kişilerce kurulmuştu (kurucusu bir Türk bayan akademisyen hakkında inanılmaz para cezaları mevcut) Normalde bir öğrenci veya akademisyen çok yüksek olduğunu düşündüğüm ücreti ödeyerek bir makaleyi indirebiliyordu düşünün bir konu hakkında araştırma yapmak için düzinelerce yazıya ihtiyacınız var her makale en az 30 dolar. Dikkat ettim dünyada en fazla İran’da bu site yararlanıyor elbette pek çok ülke insanı da var. Bu sitede bütün dünya üniversitelerin kütüphanesi mevcut yani milyonlarca kitap ve makale mevcut , “ olasın Z- library “.
Uzun yıllar içinde çeşitli yöntemlerle çoğu jeoloji, mineroloji vb. alanlarda ancak bunların yanında “tarih, dil, astronomi, fizik ,roman, Evrim, sanat vs” konuları kapsayan yüzlerce makale ve yüzlerce kitap indirip kaydettim. Sadece dil alanında 200 civarında kitap indirmiştim. Benim asıl ilgi alanım olmamasına rağmen durumun anlaşılması için bu örneği verdim. Bu kitapların çok yararlı olduğunu düşündüklerimi bana yazan veya araştırmaya meraklı gördüğüm yüzlerce arkadaşa ücretsiz (bazen izin almadan) gönderdim.Sanırım rekor kırdım 1.600 ( bin altı yüz) kitabın indirimini isteyen için hazırladım ( çoğu kaynak kitap niteliğinde fakat düşündüğüm ilgiyi görmedi)
Hep yazdım ama tekrarlayayım ; bu konuda amacım tarihimizde ilk defa olduğunu görüp, düşündüğüm ; değerli maden ve taş konusunda oluşan Türk sitelerinde kayıtlı yüzbinlerce olan arkadaşların içinden bölgelerinde birer arayıcı olarak ve girişimci olarak, toprağın altında yatan değeri paraya dönüştürüp kişisel ve toplumsal zenginleşmeye katkı sunmak. Bugün bu durum hayal olmaktan çıkmak üzeredir. Ancak devletin mutlaka bu konuya el atıp bazı düzenlemeler yapması da şart. Defalarca ilgili kurumlara çağrı yaptım benimle yapılan her röportajda yineledim; bu sitelerde bir sistem kurulmalı, buluş hakkı verilmeli, üyelik resmî olmalı, site yönetimi demokratikleşmeli, üniversiteler analiz ve diğer konularda yardımcı olmalı, işletmeci-arayıcı-satıcı-fasetci-satıcı vb bölümlere ayrılmalı. Bu konularda elbet dünya tecrübeleri düşünülerek daha farklı uygulamalar yapmak mümkün.
İlk röportajdan sonra başka bazı imkanlar çıktı ilk defa Karadenizli bir iş adamı farklı bir site kurduğunu burada yazıp yapamayacağımı sordu hemen kabul ettim ancak bu site nedense tutmadı. Ancak ilk defa kalıcı olacak yerde bazı yazılarımda çıkmış oluyordu “Facebook “ sayfamda yazılarımı artırdım.Yanılabilirim ama benden başka kendi yazısını yazan yok gibiydi bazı akademisyenler de bu sitelere katılmaya başlamıştı ancak çoğu “bilirkişi “ olarak bulunuyordu,yazı yazmıyorlardı. Bir süre daha böyle gitti sonra ilk defa ulusal basından bir gazeteci arayıp röportaj yapmak istedi kabul ettim. Bu yayın biraz ses getirdi pek çok gazetede de yer aldı.Aradan bir süre geçince İstanbul ‘dan bir gazeteci aradı (A.Rıza ÖZKAN bey) değerli taşlar konusunda dizi röportaj yapmak istedi bir kaç bölüm yayınladı ki bir süre sonra beni arayıp Prof.Hatipoğlu’nun da röportaj yapılmasını istemiş bana “Sen ne diyorsun?” diye sordu “Bildiğim kadarı ile son zamanlarda o da Türkiye'de elmas ve diğer değerli taşların olduğunu savunuyor. Yararlı olur “dedim. Aradan birkaç hafta geçince aynı kişi tekrar aradı “Hatipoğlu hoca M.Uysal orada olursa röportaja devam etmeyeceğini bu kişinin yalan söylediğini ve Denizli’de hiçbir değerli taş ve maden olmadığını “ söylemiş hatta mesajı bana gönderdi. Sinirlendim ama “Bu onun fikri beni ilgilendirmez “ cevabı verince “Ben bu kişiyi sildim “ dedi ve röportajı bıraktı…Yani dünya çok garip. Aynı hoca ben defalarca Türkiye’de Lamproite dayk var diye yazdığımda yorumlarında beni aşağılamaya çalışmıştı sadece belge ile cevap vermiştim. Aradan birkaç sene geçince aynı kişi de aynı görüşleri savunmaya başladı bende memnun olmuştum ama hesap kitap farklı imiş. Ancak ülkeyi ve insanlarını biliyorum kimse ile ağız dalaşına girmeyeceğim faydası olduğunu da sanmıyorum ancak egomuzu tatmin edebiliriz. Fakat bilerek ülkenin değerlerinin işlenmesine çıkarılmasına karşı çıkanları bu ülkenin vatandaşı kabul etmiyorum. Benim BAKIŞ açıma göre kişi hırsız bile olsa parasını yurt içinde harcadığı müddetçe vatandaşıdır ancak hatalı vatandaş diğerler ise bence gönül kapımın dışındalar.
Bu bölüme yaşadığım ibretlik bir olayı da ekleyeyim. Önceden sıkça bahsettiğim H.Sarp hoca bana bir gün “Metin,uzun yıllar önce MTA başkanı olan arkadaşım beni Türkiye’ye davet etti.Bir ekiple geldik ve özellikle Toroslarda ve Ege Bölgesinde araştırma yaptıklarını Muğla’da “diaspor minerali “ bulduklarını ancak o dönemde bu taşların değerli taş kapsamında olmadığını bahsettikten sonra Babadağ’da da bu değerli taştan olduğunu ve bu taşların yerini söyleyeceğini, benden bu yeri tekrar bulmamı istedi. Hatta ilk gittiğimde yeri yanlış anlamışım tekrar tarif etti ancak aradan çok zaman geçmişti bahsettiği bölgede taşları bulamadık. Ancak bahsettiği yörede boksit sahası olduğunu tahmin ettiğim bir yer vardı. Ancak bu olay zaten Prof.H.Sarp’ın en son gelişinde ve bazı gelişmeler üzerine beni ayrı bir yere götürüp “Metin,bildiğini biliyorum ancak beni iyi dinle! Bu çizdiklerim değişik elmas formları bunlara iyi bak! Bir daha geldiğimde elinde elmas görmek istiyorum. Sen haklı çıktın gerçekten bahsettiğin yerde elmas olabilir “ demiş o gazla ilk aramaya çıktığımda motosiklet kazası yapmıştım. Uğursuz araç kaymaya başlayınca frenlere de basınca havada süzülüp surat üstü fakat ellerimizi de aynı anda yere koymak isterken başaramamış sağ kol kırılmış suratım ve göğsüm yaralanmış iken kendi aracımı sanki şeytan biniyordu çünkü hala harekete devam etti ve dönüp sağ ayağımın üstüne düşüvermişti tabi kemiklerde üç yerden kırılıverdi ! Üzerimde sevgili motosikletim yatıyor sağ elimin kırık olduğunu anlayamamıştım cep telefonunu bir türlü çıkaramıyorum yolun neredeyse ortasında sayılırım tamda dönemeçte düşmüştüm! Bir mucize daha oldu Babadağ'dan (içmekten ) gelen kasap Orhan ve arkadaşları gördü sağolsunlar hemen müdahale ettiler. Motoru üzerimden alındı ben farkında değilim ama durumum kötü hemen telefon etmişler sakın polisi aramayın dedim ama geç kalmıştım. Bulunduğum yer polis bölgesi değildi jandarma da bakabilirdi fakat polisler önce geldi. Ambulansta ardından gelince haklı olarak beni sedyeyle yatırıp götürmek istediler fakat polis yakamı bırakmıyor ben can derdindeyim o ise rapor tutmak istiyor sonunda “git başımdan “ deyince beyefendi sinirlendi dahada üstüme geldi tam ambulansa bindirilirken polis araya girince ben sedyeden düştüm müthiş canım yandı sağ ayağım üç parçaya ayrılmış sarkıyor adam benden ifade almak peşinde artık ne kadar hakaret ettim bilemeyeceğim! araya jandarmalarda girdi ben emekli askerim ya benden yana çıktılar ayrıca gelen sağlık görevlileride benden yana çıkıp polise çıkıştılar sanırım o memur bey öyle bir rapor yazmış ki sonradan acısını çok çekecektim. Artık bir an önce hastaneye gitmem gerekiyor du nerden bilecektim ki hastanede başıma neler geleceğini !


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.
Facebook Yorum