İstanbul
20 Temmuz, 2026, Pazartesi
  • DOLAR
    32.58
  • EURO
    34.81
  • ALTIN
    2412.9
  • BIST
    9645.02
  • BTC
    66248.09$

BİR EMEKLİLİK HİKAYESİ BİR

27 Haziran 2026, Cumartesi 14:27

 

B I R   E M E K L İ  L İK   H I K A Y E S I

 

Öfff, hatırladıkça içimi kara bulutlar kaplayan, ateş yağdırmak için buz dağları aradığım; şimdilik yirmi beş yılımı doldurduğum emeklilik yaşamının başlangıcı olan 1997 yılı ve Çerkezköy semalarından inip bu garip hikayeyi dillendirip okuyanlarında merkezi sinir sistemine dalıp tahribat yapayım istedi deli gönlüm,isteyene özgürce düşünme hakkını saklı tutarak…

Erzincan 3ncü Ordu Karagahında üstlendiğim yarım düzine üzerinde ki  görevin görevin ağırlığı ile yerin Pluton katında koşuştururken tayin emri bana da ulaştı, Çerkezköy Leopar Tank Taburu S-1 yardımcılığı görevi ile şaşkınlık içinde bir bilen arayıp durdum.Bu ne biçim tayin idi!

Elbette bizim devletimiz işini bilirdi ancak gittikten sonra nedenini anlayabildim.

Tabur S-1 olarak da devletimiz bir edebiyat öğretmeni binbaşıyı atamıştı bende sözde yardımcısıyım. Ben içimizde ki deyimle “attan inip eşeğe binmiştim” çünkü eski görev yerimde gece eğitimi,eğitim,spor,denetleme gibi kıtalara özgü sıkıntılar yoktu oysa yeni yerim tam bir savaş birliği veya bizim deyişimizle “kıta”.

Binbaşının durumu benimkinin yanında “attan inip karıncaya binmekti!” Adam evet subay idi ancak askeri okullarda normal lise öğretmenlerinin işini yapan biriydi ve askerlikle de alakası sadece sırtına giydiği elbise ile sınırlı idi dersem fazla mübalağa olmaz. Böyle birini tank.Tb.da görevlendirmek demek “istifa et” demenin başka biçimiydi. Tb.K.nında rütbesi Bnb.aralarında sadece bir sene var ama biri yetkili komutan diğeri karargahta görevli subay, sudan çıkmış balık olarak fazla oksijenden kıvranıyordu aynı odada görev yapacaktık baktım çok zor durumda kendisine yardımcı olmaya çalıştım. Bir günde kaynaşıverdik kendi alanında master yapmış biri fakat siyasi olarak da bana çok ters ancak iyi bir insan, içtenlikle elimden geleni yapıp ertesi günkü “içtima” faciasından korunması için kapıyı kilitleyip aramızda eğitim yaptık. Saatlerce uğraşıp askerliğin en temel konularını aktarmaya çalışıyorum kendisi de beni iyi kavradı hiç gurur yapmadan işleri öğrenmeye gayret ediyor fakat ertesi gün tabur içtiması beklemediğim kadar kötü geçti bizim ki en kritik emri unutuverdi askerler selam duruşta bekliyor sonunda kıkırdamaya başladılar Tb.K.nı bizimkini fena şekilde refuze etti adamcağız üzüntü ile alanı terk etti. Nasıl becerdi bilmiyorum tugayın kantin subaylığına getirildi bana  “ ağustosa kadar dayanmam lazım o zaman istifa edeceğim “  dedi sonra arada sırada dertleştik. Fakat benzer durumlar komşu taburlarda da  vardı İngilizce öğretmeni yüzbaşıyı tabur S-1 liğine atamışlar sanırım “28 Şubat Kararlarının “bize yansıması idi.

Ben zaten planlandığı gibi S-1 oldum fakat bir süre sonra Ege sorunu patlak verdi. Sonradan “KARDAK KRİZİ” denecek olan olaylar dizisi başlamıştı.Tb.K.nı ile aynı yıl kıtaya çıkmıştık ben Tb.un en yaşlı Astsb. kendisi de en yaşlı subayı idi ikimizde iki sene daha görev yapıp emekli olmayı düşlüyorduk ancak düşlerimize düşen kara taşları hesap etmeden!

Yıl 1997 sonbaharı olduğunda kargaşa arttı savaş tamtamları çalıyor bazı “Mücahit gazeteciler” adalara çıkarma yapıyor bizde kaygı ile izliyoruz hani gerçekten makul sebep olsa canımız feda zaten bu mesleği seçmişiz. Ancak zaten bir çatışma olsa ABD iki tarafıda istediği anda durduracak etkinliğe sahip Türkiye ve Yunanistan ikisi de her bakımdan ABD nin silahına, parasına, teknolojisine velhasıl her bir şeyine muhtaç başımızda da ABD vatandaşı bir kadın Başbakan olarak görev yapıyor!

Uzatmıyayım bir gece alarm verildi bu arada bende her zamanki saflığım ile S-4 yardımcısı astsb.arkadaşımın,dil kursuna gidebilmesi için sekiz ay süre ile taburun akaryakıt ve cephane sorumlusu da oluvermiştim. Atlamayayım bu iyilik yapma neredeyse hapse girmeme neden olacaktı çünkü bana görevi devreden arkadaş kendisinden önceki astsb.ile mecburen arkadaştı (ben gelmeden tayin ile gitmişti) ve cephaneliği o kişiden teslim almış fakat arkadaş sağlamcı biri ben hiç saymadan görevi almıştım o da bana abi saymadan alacağım sana güveniyorum demişti ee tabi bende aynen bu jeste karşılık vermiştim. Ancak bir zaman sonra beni Tb.K.nı çağırdı içeri girince üç sivil gördüm fakat komutan mahzun duruyor “var bir iş” derken koluma girdiler  “bizimle gel!” bir çay verir misin afiyet olsun

Komutandan hayır yok mecburen çıktık “depoların anahtarları yanında mı?” evet tabi bu anahtarları devamlı yanımızda taşırız. Onların getirdiği araca binip cephaneliklere yol aldık.Yolda açıkça meramlarını anlattılar özetle “senin solcu olduğunu biliyoruz,aylardır seni takip ediyoruz ancak hiçbir olumsuz yanını görmedik fakat arkadaşından önceki astsb.şu an tutuklu çünkü PKK ya “C-4 vermiş ”

Tamam bir bu eksikti aniden gelip zimmetimdeki patlayıcıları kontrol edeceklerdi, elbette MİT görevlisiydiler ve yetkileri de vardı. İşin kötüsü zimmette “C-4” olduğunu bile bilmiyorum, başka çarem yok açık açık “ben saymadan zimmeti geçici aldım” diye anlattım zaten biliyorlardı. Eğer eksik çıkarsa birliğe değil sorguya gidersin dediler hadi  bakalım kolay gelsin Metin…

Vardık ve ilk iş C-4 lere bakıldı, tabi yanımda ve onlarda da  zimmet dosyası mevcut. Kontrol sonucu bende olması gerekenden fazla C-4 çıktı bende şaşırdım onlarda. Dediler “niye fazla” tamam bunlar beni deliğe yıkmayı kafaya koydular derken kendimi toparladım ve bunun olası sebeplerini izah ettim, yalan söylemiyordum onlarda haklı olduğumu biliyorlardı epey süren gerginliğin ardından bana zimmeti düzeltmemi söylediler ortalık sakinleşiyordu. Neticede işi tatlıya bağladık fakat emekli olma kararımı,revize de ettim. Artık iki sene bekleme bana mümkün değil geliyordu. Bu hiç alakam olmayan beladan kurtulup başka bir sıkıntıya gidiyorduk neticede bir sabah kendimi Yunanistan'a tabur ile taarruz ederken bulacaktım. O gece sabaha kadar yüklemeleri yapıp birbirimizle vedalaştık son anda Tb.K.nın odasına girdiğimde anası ile vedalışırken gördüm biraz hüzünlü idi ancak  benim anacığıma bunu yapamazdım, niye üzülsünler ki deyip olayı kabullenmiştim. Neyse yolun yarısında telsizle bizim taarruz durduruldu da bu hengame bitti ancak kesin kararı vermiştim emekliliği hak ettiğim gün istifayı da verecektim ,nasıl olsa personel işlerinden sorumluyum hatasız şekilde emekli olabilirdim!…

Sayılı gün koşarak gelirmiş kucaklaştık bende dilekçeyi bastım.Tabur Komutanı yanına çağırdı “beni de ilave et, bende emekli olmaya kara verdim” dedi. Zaten dosyamı kendim götürecektim kendisininkini de alıp gitmemi istedi ne de olsa Ankara’da dokuz yılım geçmiş girip çıkmadığım bakanlık kalmamış.

Böylece bizim emeklilik hikayesinde asıl perdeye geçmiş oluyorduk.Ver elini Ankara ben geliyorum,mutlu günler beni bekliyor (mu)

DEVAMI VAR

 

 

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum