BİR EMEKLİLİK HİKAYESİ İKİ
27 Haziran 2026, Cumartesi 14:40BİR EMEKLİLİK HİKAYESİ 2
Çerkezköy “Emlak Bank Sitesi” ki kiralık evimin eşyalarını “ gözlerim ” sayesinde İzmir’e götürmek için uğraşırken ne olur olmaz diye ayırdığım yedek askeri kıyafetlerim “gözlerim” den biri önümde durup botlarını gösterince bizim yedek kıyafetler birer birer el değiştirdi. Olsun be ya! bir daha mı giyecem ! derin düşünce kabulü ile önce sağolsun devrimci bir arkadaşın sanırım onikinci katındaki dairesine eşyaları attım. Kalacağım Narlıdere ‘yi ( İzmir / Narlıdere’de ev tutmuştum) hızlı bir tur ile dolaşıp Ankara’ya yola çıktım.
Ankara’da kardeşim K.K.K.de görev yapıyor ( Kudret Mehmet UYSAL) yani yatma yeri sıkıntısı yok ayrıca yeğenimi de göreceğim falan yani herşey berkemal. Ankara o yıllarda hızla değişim geçiriyordu biraz yadsıma dım dersem yalan olur. Dilekçeyi vermem ile beraber izinli sayılıyordum normal olarak o zamanlar bir hafta içinde emeklilik işlemleri bitiyordu. Bazen en fazla onbeş gün sürdüğü oluyormuş uzun sürmesinin benim nezdimde önemi yok…
Ancak her şey kardeşimin “ abi,ne bekliyecen o kadar ben seni iki günde emekli ederim.”
İşte bu cümle gelecekte olacak olanların ilk muştucusu olarak beynimin alarma geçmesine neden olmuş ancak sonunda pes etmesi ile yorgun argın teslim bayrağı çekmesinin mahmurluğunu içinde devranın çarkına kapılmıştım. Her bir ayrıntı ne sade ne görkemli görünüyordu ! Bizim birader Kuvvet karargahında kritik görevde ve her yere ulaşma şansı olan, sevilen biri. Hakikaten önüme düştü, her girdiğimiz kapıda güler yüzle karşılanıyoruz en son işlemlerin biteceği bölümde, bölüm komutanı albayın odasında çayımızı içiyoruz. Albay bir bayan memureye benim dosyamı verdi özel talimatı alan kadın bizim meşum geleceği çiziliyor bizde gayet rahat keyifle sohbet ediyoruz. Ertesi gün dosyamız hazır artık Emekli Sandığı Genel Müdürlüğüne teslim edilecek birader bir jest daha yaptı “ Sen bu işlerden anlamazsın, dosyayı ben teslim edeceğim. “ Niye falan sözü eridi gitti biz yola çıktık. Jeepten inerken kardeşim büyük bir paket çıkardı tepem attı “ bu ne? “ Yine aynı cevap sen anlamazsın bu işler böyle yürür. Meğer sorumlu memura “hediye paketi “ hazırlanmış! itirazlar hep menzil dışında kaldı paketimiz ve biz, bize bir hafta kazandıracak memura verildi elbette kayıt mayıt hak getire! İçimde kabaran isyan duygusu “ülen yirmi sene hayatım rüşvetle mücadele içinde geçti şu halime bak!”
Bunlar rüşvet değil hediye çerçevesine sığdırılmış isyanım hapse girdi ve sustu. Eh, artık işimiz bittiğine göre Ankara’yı turlamanın vakti gelmişti, öyle de yaptım dokuz sene ki anılarımı her birini asli yerinde yad ediyor yeni güzellikleri geleceğe ankıtıyorum.
Birkaç gün geçince uyanmaya başladık haber yok aynı memuru bulduk ben uzak duruyorum ilk duyan ben olmayayım modunda melül melül etrafa bakarken birader sinir katsayısı yüksek yancazıma geldi ancak konuşmuyor var bir bit pire ! Müdürlükten çıktık sessizlik sürüyor ancak K.K.Karargahına gelince küfür ve naletleme eşliğinde ilk kurşunu yiyorum. Bizim dosya kayıp!
Zaten böyle bir muştunun beklentisi içinde olan ben, gayet sakinim ancak kardeşim kızıl ejderha, boyuna ateş püskürüyor arada bende yanıyorum, eh o kadar olacak “hediye paketinin” sürpriz yumurtası da elbet olacaktı.
Uzatmadan devam edeyim yoksa yol bitecek bizim yazı bitek değil. Böylece “emeklilik kuluçka süreci” fiilen başlamış oldu artık gurk tavuk olarak yumurtamı kendim korumalıyım yoksa bizimkinin cılkı çıkacak.
O günden sonra kolları,ayakları,beyni sıvadım artık hepten hazırım ben ne nalet işleri inayete erdirmiş kişiyim , işmi bunlar kafasında, uzun savaşımıma başladım.
Uzun yılların tecrübesidir diye kafama nakşedilmiş altın bilgim bana” ilk seferimde elimin boş döneceğini bin kere öğretmiş olmanın da bilgeliğinde” çoklu şansızlıkları hazır kıta beklemekteyim. İlk işim bizim memurun amirini görmek oldu tabii ki bu amirin haberi yoktu tamam olsun herkesin bir amiri var!
Üst katları ve koridorları arşınlayarak gider oldum hep yukarı çıkıyorum ne hikmetse herkesin yetkisi bu konuda sınırlı sorumlu. Pek çok strateji ve taktik hücum ve ricatlar içinde koca bina ile savaşım sürdü gitti. Zaman denilen merdiven, motor takılmış gibi geçiyor ben mi basamakları geçiyorum yoksa merdiven mi hareket halinde bir müddet sonra savaşın sonucunu masaya yatırdığımda elimde kalan aylar oldu.
Resmen Ankara’ya resmî olmayan atama görevindeyim ancak ne bir amirim ne memurum var hatta koca binada belli yerim bile yok. Ne oldu nasıl oldu kim insafa geldi bizim dosya bulundu …
Tamam sil baştan herşey benim kurallarım ile gidecek artık zaferin tatlı kokusunu almaya başladım ha gayret!
Yeniden bir bekleme startındayım koş deseler uçacağım kim bilir rekor bile kırabilirim. Herşeyin bir sonu var öyle de oldu. Dediler emekli olanlar için komisyon toplanıyor önümüzde ki hafta şu gün karar alınacak eh ben gibi nice vatan evladı da beklemede artık biraz dinleneyim dedim bu arada evlerinde kaldığım kardeşime eşine yeğenime müjdeyi verdim valla hepimiz yine de mutluyuz.
Geçti hafta geldi o gün,gurur ve azametle binaya ulaştım emekli paramla ne yapayım diye hayallerde yeşillendi hatta çiçek açtı hemi de renk renk.
Bekle,bekle eee burası Türkiye diyorum sıra bana gelmedikçe, sonunda bir yetkili beni çağırmış odaya huşu içinde girdim ancak vatandaş granit gibi masada durmakta, ulan yine mi!
Evet, var bir bildiği mevlanın ben kulunun tepesini attırıp göklere kılıçla çıkacağımı falan sanıyor yok yemezler biz sabır taşı imalatçısıyız.
Eve süklüm püklüm ancak biraz daha bilenmiş olarak vardım onlar kıyamet diyor ben alamet.
Dur bakalım bu yetkili yol vermezler bana ne dedi ? Biraz daha sakinleşir son pozisyonun durumunu anlayıp yeni taarruz planını devreye sokacağım yok öyle yağma ben çok harekat planı hazırlanmasında bulundum, kurmay olmadan kurmaylık yapmışım yemezler diyorum. Vaziyet şu, evrak eksikliği var yapıldığı yere geri gidecek ve eksiklikler tamamlanacak tamam, tamamlarız.
İlk yolculuğa çıktığımız Albayın odasına bizim biraderle daldık, sayın albayımız çok şaşkın aynı bayan memuru çağırdı yanlışı düzelt benzeri emirler yağdırdı hani birader olmasa ne biçim nalet adamsın keyfimi bozdun deyip bana da dalacak ama hep başım yerde hırlaşmadan işi çözmeye yeminliyim yok bu sefer olmaz ben munis bir emekli adayıyım diyor ve bekliyorum.Tabi bu beklemede birkaç gün sürdü nihayet tekrar çağrıldık ve işin aslını da öğrendik. Meğer K.K.de benim adım soyadımda benim sicil numaramda memleketi Denizli babası Necip anası Raziye diye bir topçu ikizim varmış…
Herşey ortaya çıktı albayın deyimi ile K.K.leri tarihinde ilk olarak olan “büyyük yanlışlığın” müsebbibi olarak sessizce neden bu kadar benzer olmanın utancını yaşıyorum, olur mu canım hiç olmaz ise doğum tarihi farklı olur yok ama herbişeyceği aynı be kardeşim !
O “çok sevdiğim ikizim” hakkında hayır dualar okuyorum, ula hiç olmaz ise aynı gün dosyayı verme. Kadıncağızın kabahati bizimkinin yanında cımıcık.
Dosyayı düzelttik ve tekrar Emekli Sandığı binasına girip yeni sil baştan işlemlere taze iman takviyesi ile başladım.
Bu sefer işler daha hızlı gidiyor artık amirler ve amirlerin amirleri ile hemhal olmuşum adamlar çay bile ikram ediyor. İyi iyi işler hem hızlı hem iyi gidiyor aklına kem düşünceler gelmesin Metin.
Evet,sonunda o meşhur komisyon toplantısı vakti tekrar geldi amirim kibarca “şu gün gelin” cümlesini kulağıma ulaştırdı. Bende bir sevinç bir neşe deme gitsin!
Evde yeniden zaferin şerefine yedik içtik ben yeniden sevgili yeğenime hediyeler aldım oh be !
İşte o gün de geldi yengeninde ısrarı ile giyim kuşamıma özen göstermişim kolay değil artık emekli olmama ramak kaldı.
Heyecanla bekleyen kişinin telaşı içinde odaya daldım hoppala! Yahu bu surat ne? Ne oluyor be!
Nezaket içinde gösterilen koltuğa köstüm. Birşeyler söylüyorlar anlayamıyorum kafamda birileri davul çalıyor, kalk ayağa adama elli yumruk at çık yukarı önüne geleni devir modundayım adamcağız da korktu. O koltuğunda oturmakta ben koltuğa gömülmüşüm…Sonra sonra mücadele damarım kükredi olayı kafama nakş edip dosyayı alıp çıktım. O uğursuz dosya ilk gün gibi ellerimde duruyor yahu Çerkezköy'den ayrılalı aylar oldu sözde iki günde emekli olacaktım…
Önce her zaman yaptığım gibi soluğu Gazanfer Bilge Pide Salonunda aldım yine bir buçuk karışık pide söyledim yine bir gazete eşliğinde yemeğimi yedim sigaramı içtim (o zamanlar tüttürmek yasak değildi) tekrardan düşünmeye başladım fakat durum vaziyet çok kötü. İşin garibi bunda benim de hatam var.
DEVAM EDECEK


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.
Facebook Yorum