İstanbul
20 Temmuz, 2026, Pazartesi
  • DOLAR
    32.58
  • EURO
    34.81
  • ALTIN
    2412.9
  • BIST
    9645.02
  • BTC
    66248.09$

BİR GÜVERCİN HİKAYESİ

27 Haziran 2026, Cumartesi 18:32

Trakya bölgemiz bazı bakımlardan Anadolu’dan farklıdır bir başka deyişle görece ileridir veya basbayağı ileridir. İnsan ilişkileri daha serin erkek kadın ilişkisi daha rahat yaşama bakış biraz daha coşkulu börtü böceği hayvanı kuşları seveni çoktur.

Çocukluğumdan beridir canlıları sever merak eder fırsat ve imkan varsa beslerdim. Bazen kumru,saka kuşu,tavşan,kedi,köpek,yılan,yarasa,dere balıkları,güvercin bile beslemiştim. Bir çoğu hazin bitti yılan yarasa yüzünden hem laf yedim hem erkenden bırakmak zorunda kaldım ancak bir çift güvercinimiz vardı kardeşimle beraber bakıyorduk, yaş 11 civarı Denizli Çal ilçesi sıradan Anadolu ilçesi çoğu yerde olduğu gibi güvercin beslemenin uğursuzluk getirdiğine inanılır. Bizim iki güvercin mahallenin kadınlarının gazabına uğradı eve gelip, başımıza gelenler bu kuşlar yüzünden oluyor diye ortalığı karıştırıyorlar babam böyle batıl inanışlara pabuç bırakmaz ilk zamanlar biraz tedirgin ama rahatız. Fakat sonra üst üste mahallede talihsizlikler yaşandı gerilim arttı eve gelenler sıklaştı en son bir çocuk kolunu kırınca iş başka noktaya gidivermiş babamdan” ya sat ya kes  “ zılgıtını yemiştik. ilk pazar günü pazara götürmüş ancak bir türlü satamayıp geri getirmiştik hani  belki unuttururuz falan umudu ile. Akşam yemeğinden önce babam git güvercinlerini yemle dedi ama biraz kinayeli söylemişti koşup gittim ikisininde kafaları vücudunun yanında kan içindeler yemeği falan yemeyip yukarıda ki odamıza çıkmıştım elbette bilgisayar oynamaya değil!

Çocukluğumda ki hobilerim hep para denen illete takılırdı; kafes alacaksın para, maket uçak yapalım para, akvaryum kuralım para, dergi alalım para, güvercinlik para velhasıl yaratıcılığının finansörü yoksa hobin uçmağa gider…

Geçmişteki çocuk atalarımızın bize bıraktığı bazı pratik çözümleri çok beğenirdim; akvaryum lüks ise bizim büyük kavanoz larımız ne güne duruyor! ya da kanarya paralı, saka yavrusu bedava, kayık mı lazım çam kabuğundan kayıklarım için biraz zaman biraz beceri çoğumuzda ikisi de var. Sadece bir defa arkadaşım Bekir (  Ağırdır) pahalı olduğu belli maket uçak için özel kutusu ile çıka geldi içinde yapım planı ve gerekli her şey vardı. Sabırla  bitirdik ancak bir türlü havalanamadı.

Gerçek anlamda özgürlük ve biraz paraya kavuşunca ( kıtaya çıkıp düzenli maaşa kavuşunca…)  çocukluk heveslerim alevlendi önce hiç ön araştırma yapmadan ilk maaşımla akvaryum aldım satan adam içindeki su ısıtıcısını ayarladı sakın ayarı değiştirme dedi özellikle “lepistes “balıkları aldım en kolay onlar çoğalıyordu. Ne hikmetse bizim balıkların çoğu hemen öldü gidip bir daha aldım ancak kuşkum arttı. Balıklar hiç üremiyor çabuk ölüyor derken her zaman yaptığım gibi sadece kendime güvenip kafama göre hareket etme kararı aldım ilk işimde İstanbul’a gidip Türkçe akvaryum balıkçılığı kitabı aldım. Kuşkularımda haklı idim adam bizim ısıtıcıyı 18 dereceye ayarlamış elbette bu balıklar çoğalmazdı hemen yükselttim hızla çoğaldılar ayrıca erken ölümlerinde esas sebebinin balığı  yakalama esnasında sıkarak iç organlarına verdikleri zarardan dolayı olduğunu da çok ileride öğrenecektim.

Her neyse  ilk kıtam ( görev yerim)  Edirne , güvercinleri ile ünlü idi fakat ilk zamanları ilgilenemedim. Tunca Kışlasında görevliyim bu kışla Tunca Nehrinin kenarında kurulmuştu karşımızda Kırkpınar Güreş Alanı ve Tavuk Ormanı bulunuyordu. 1978 yılı kışı kışlamızda gezerken gökten önüme bir şey pattadak düştü.Baktım çırpınıyor bu bir yabani güvercin Çal’da biz bunlara “kısık” derdik Sarayköy’de “tahtalı”. Güvercini alıp doğru doktora koştum. Doktorumuz asteğmen,  aramızda gayet iyi biriydi ben de  yardımcı oldum hayvanı ameliyat yaptı dikişi vs bitince “Metin,yaşaması  için sıcak yerde kalmalı” deyince ilk olarak bir karton kutu bulup içine yerleştirdim zaten kıpırdayacak mecali yok. Mesai bitince eve götürdüm. Bekar evimiz kocaman en önemlisi normalden çok fazla büyük balkonu mevcut. Evde benim akvaryumum  var ayrıca kanarya  besliyorum sonra bir ara keklik ve saka kuşu arkadaşların deyimi ile ev  hayvanat  bahçesi. Güvercini en sıcak yere ve altını rahat edeceği ıvır zıvırla doldurdum biraz zorlayarak su içiriyorum damlalıkla erimiş gıda alması için uğraştım ilk gün çok kritikti ama atlattı. Aradan bir kaç gün geçince canlandı kutudan çıkmaya başladı. İyide evin içini pisliyor mecburen uyduruk bir kafes yapıp balkona koyduk. Biraz daha zaman geçince artık tamamen iyileşti böylece veda zamanı gelmişti arkadaşlarla balkona çıktık ben kuşu yukarı doğru attım göklere doğru yükseldi “Özgür kalasın”

Ancak hiç hesapta olmayan bir olay işi değiştirdi güvercin biraz dolaşıp balkona iniverdi ve uyduruk kafese girdi. İçimden sevinmedim desem yalan olmaz ancak arkadaşlar biraz hoşnutsuz.

Baktım ki bizimkinin gideceği yok İstihkam taburu hızarhanesine gidip düzgün bir güvercin kafesi yaptırdım,artık güzel bir yuvası oldu. Sonrası çabuk gelişti zira çocukluk merakım depreşmişti bir kaç güvercin çifti satın aldım bir çifti bembeyaz “kelebek güvercini” idi onları çok severdim. Aradan bir müddet geçince bizim balkon yabancı güvercinlerinde uğrak yeri oldu sayı ve çeşitlilik hızla artmaya başladı artık otuz civarında güvercinim vardı beslemek bile ufakta olsa cebe de   dokunuyordu.

Benim yabanım, benimle dostluğunu gittikçe artırdı artık omzumda dolaşıyor istediği zaman turlayıp geri geliyordu. Sonra nasıl olduğunu anlayamadım bir sabah servis otobüsünde birliğe giderken bizim güvercin arabanın yanında uçuyor cam kenarındayım o uçtu biz bakıştık,araçtan inince omzuma kondu herkes şaşırmıştı neticede yabani güvercin idi. Sonraki günlerde beni takip etmeyi sürdürdü ve gittikçe meşhur olmaya başladı.

Şöhreti artan güvercinimin isteyeni de çoğaldı bir arkadaşda istedi,  kıyamadım o da Denizli ‘li astsb.dı hatta beni eve yemeğe davet etti yaptırdığı kafesi gösterdi eşininde karşı olmadığını gösteriyor çocuğununda nasıl meraklı olduğunu göstermek istiyordu artık bu kadar yüksek isteğe karşı koyamazdım neticede güvercini kendisine verdim. İstediğin zaman görebilirsin demeyi de ihmal etmedi.

Aradan çok geçmedi ki beni yine yemeğe davet etti güvercinime nasıl özenli baktığını göstermek istiyordu biz güvercini görmeden yemeğe oturduk laf döndü dolaştı yabana geldi bir ara balkonda gibi bir cümle duyunca yerimden fırladım çünkü kafesi daha önce görmüştüm korunması zayıf bir kafesti. Balkona çıkınca önümden bir kedi fırladı nasıl atladı bilmiyorum bana göre inanılmaz sıçrayışla bahçeye iniverdi. Ne yazık ki çok geç kalmıştım bizimkininin bir kısmını kafesten parçalayıp çıkarmıştı. Hepimiz donduk kaldık olay yemek yerken olmuştu hiçbirimiz fark edememiştik.

Benim onlarca güvercine sahip olmama  vesile olan “yaban” ölmüştü. O yemek hepimize zehir oldu arkadaşımı rahatlatmak görevi bana düştü kendisi inanılmaz üzgündü ailesi de.

Kendisine gösterilen şefkati dostlukla ödüllendiren güvercin bana nice insan ihanetlerini görmezden gelmemi sağlayan hayvan dostlarımdan biri olarak hep anılarımda yaşadı.

 

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum