İstanbul
20 Temmuz, 2026, Pazartesi
  • DOLAR
    32.58
  • EURO
    34.81
  • ALTIN
    2412.9
  • BIST
    9645.02
  • BTC
    66248.09$

BİR KİRLİLİK HİKAYESİ DÖRT

27 Haziran 2026, Cumartesi 14:16

Erzincan’da mutlaka yazmam gereken bir anım var aslında bunu yazıp yazmamak konusunda çok ikiricikli durumdayım bir yanım yazılmalı derken diğer yanım sakıncalı olabilir diye fısıldayıp duruyor….

                                                        Üçüncü bölümde olanlardan sonra işlerin benim aleyhime dönmesi gerektiği düşünülebilir oysa olaylar başka türlü cereyan etti.Yılın 1993 gibi olması  gerekir koca karargahta bilgisayar bilen üç kişi var. Biri genç bir subay diğeri de genç bir astsb. Bu ikisi Ordunun bilgi işlem kısmını “ oluşturuyorlar” . Bizde yazıcılarda aslında esas olarak daktilo kabul edilmesi gereken aygıtlar mevcut bunların “double densty” li dediğimiz “floppy disket” ler kullanılıp yazılar kayıt altına alınıyor. Personelin çok azı orta yaş veya genç, yaşlı kesim ise bilgisayardan resmen ürküyor. Kısacası çoğu bölümde bilgisayar var ama kullanılamıyor. Bu durum yakın zamanda beni doğrudan ilgilendirecekti.

                                               Olan olay sonucu Harekat başkanı albayımı karşıma almıştım bu elbette benim açımdan hayırlı değildi. Fakat bu kişinin asıl meselesi başka. Karargahta kurmay albay olup da terfi edebilecek iki kişi var. Biri bizim komutan  yani kendisi diğeri ise İstihbarat Başkanı olan albay. Bunların ikisinin birden general olması mümkün değil biri elenecek ikisininde sicilleri çok iyi. Asıl savaş bu ikisi arasında geçiyor fakat İstihbarat başkanının işi zor. O dönemde en önemli konu PKK'nın yaptığı karakol baskınları,yol kesmeler, köy basmaları vs. Alınacak altın puan ancak bu konu ile ilgili olabilir. Bu arada beni konulara vakıf olduğum için kritik bir göreve getirdiler artık sadece kurmay subayların olduğu işlerde çalışıyorum. Bu sıralarda hiç beklemediğimiz bir olay oluverdi. Kaldığım ev Hocabey Mahallesinde ve astsubay gazinosunun tam karşısında. Burada vahim bir olay oldu görevli erlerden biri bir çocuğa tecavüz etti tabi kıyamet koptu. Sonuçta Ordu Komutanı müdürü değiştirdi ve istihbarat şubesinin astsubayını buraya müdür atadı. Oysa bu astsb. bu bölüm için çok önemliydi zira Ordunun bilgisayar ağından gelen bilgileri sadece bu kişi alabiliyor muş ! diğerleri ise bilmiyor. Ordu Komutanı da buradan gelen raporları önünde görmek istiyor,  artık bu işi yapacak kişi kalmamış oluyordu ve iş bana bulaştı. İstihbarat Başkanı o astsb.ya sitem ediyor  onunda  o anda aklına ben geliyorum çünkü benim eve gelip benim bilgisayarımdan bazı konuları kendisine göstermiştim. Benim kendisinden çok daha fazla konuyu bildiğimi söylemiş. Bana haber geldi İsth.Bşk.nı çağırıyor diye zaten yakın, kapıyı çalıp içeri girdim. Beni çok sıcak karşıladı. Bizim albayla kıyas kabul etmez derecede insancıl görünüyordu çay içtikten sonra deneme amaçlı çıktı aldım. Çok memnun kaldı sonra aklına gelmiş gibi yapıp “Senin bilgisayarı iyi bildiğin söylendi bizim astsb.mız gelenleri alıyordu ama Ordu komutanımız geçmiş tarihli farklı bilgiler içeren çıktılar  istedi ancak hiç yapamadık.”  Dedi konuyu anlamıştım hemen beraber bilgisayarın başına gittik en son yapılan bir karakol baskını üzerinde bu yerde daha önce hangi tarihte baskın olmuş kim müdahale etmiş kaç kişi şehit olmuş kaç yaralı var öldürülen terörist sayısı vs. Hepsini birleştirip eline verdim adam sevinçten uçacak…Komutanın istediğinin de ötesinde bilgi içeriyor. Bana davranışı biraz daha değişti tekrar bir şeyler içtik bana ”Benim şubeye gelmek istermisin ?”  Dedi tam aradığım soru zaten vukuatı duymayan yok ilk amirlerim le  aram bozuk, bende sevinçle kabul ettim. Ettim de hesapta olmayanlar hakikaten ne vicdana ne akla uygundu. Sevilmeyen ben, bir anda Başkanımın sevgili personeli oluvermiştim  “Seni asla vermem, sen bizim için değerlisin !” Ya işte böyle olur kıskançlık denen duygunun dışa vurumu… Adamın bütün derdi rakibine puan kazandıracak hamleye  engel olmak. Beni sevmeyi bırak elinden gelse bir daha dönmemek üzere hücreye tıkar.

                                                          Olay büyüdü önce “Yarbaşkanına” intikal etti bu kişi tuğgeneral , kurmay başkanının bir altı makamda bütün başkanlıklar bu kişiye bağlı. Fakat olayı çözemedi. Bizim Başkan tayin emrimi göstererek vermiyor İsth.Bşkn.ise başka konuyu bilen yok kritik görev aksıyor olmazsa Ordu Komutanına çıkacağını söylüyor. Bu hengame sürerken benim yerimde yavaş yavaş yükseldi artık binbaşı nazik davranıyor ama adamın nezaketi bile itici. Bir iki gün geçti sonra dediler seni kurmay başkanı çağırıyor. Odaya girdiğimde iki albayım içeride ve bir gerginlik olduğu belli. Başkan bana “Uysal! İstihbaratta çalışmak ister misin?” Deyince hiç beklemeden eveti çaktım, derhal bizim albay itiraz etti “Benim planlamada ve harekat merkezinde “ çalıştığımı oradaki aygıtı yalnızca benim kullanabildiği mi falan söylüyor. Herkes kendince haklı Kurmay Başkanı bunalmış durumda, birden “Komutanım bir öneride bulanabilir miyim?” Dedim hemen bana döndü sonra düşüncemi açıkça anlattım ; İstihbaratın işi sabah oluyordu komutana brifing için sabah istihbaratta öğleden sonra ise harekatta çalışırım hiçbiri aksamaz der demez Başkan ayağa kalktı “Aferin Uysal ! Olay çözülmüştür herkes görevinin başına Uysal sen kal.”  Bizim komutanlar çıktı bana otur dedi. Aslında bu komutanlar astları ile yüz göz olmaz ama çok memnundu çay söyledi hazır yanında iken bir öneride daha bulundum.”Komutanım biliyorsunuz yazışmada gecikmeler oluyor bunu önleyebiliriz. Mesela ben Ordu atış astsb.olarak bir yıl içinde birliklerin yapacakları atışları çizelge haline getiriyorum ve parafe  ediyorum sonra atış subayım parafe ediyor sonra şube müdürü parafe ediyor daha sonra Başkan parafe ediyor buradan yar başkanıma gidiyor bazen imzalıyor çoğu zamanda onaylıyor  ediyor ve size geliyor çoğu zaman siz imzalıyorsunuz ancak bazı evrakları Ordu komutanımız imzalıyor. Her yazı kontrolünde yazıda değişikler yapılıyor ve yazı yeni baştan yazılıyor bu durum gecikmelere sebep oluyor oysa her kişinin bilgisayarı olsa üst durumunda olan hemen düzeltip bir üstüne gönderebilir. Tamamen haklı idim sorun yetkili personelin kurs görme zorunluluğu idi ve bu durum kendisini de kapsıyordu.Düşündü ve olmaz dedi.Biraz mecburi bir olmazdı yani haklısın ama olmaz.

                                                   Artık özgürlüğümün zirvesinde idim kimse bana karışmıyor işler tekrar yoluna girmişti. Birkaç hafta böyle çalıştık bizim istihbaratçı albayın keyfi yerinde durmadan Ordu Komutanından aferin alıyor artık komutan kafasına göre sorular soruyor “bu bölgede son on senede kaç baskın olmuş sonuçları neler olmuş “ hemen bana geliyor durumu anlatıyor beş  dakika sonra önünde çarşaf gibi tablolar konuyor o da sevinçle komutana koşuyor. Bu cenahta işler berkemal ancak karşı taraf kudurmak üzere ancak burada da  bana ihtiyaçları var hesaplaşma sonraya bırakılıyor. Bir gün İstihbarat başkanı ile odasında çay içiyorum bir süre sonra bütün personel içeri girdi ayakta bekliyorlar. Ayağa kalktı yüksek sesle kulaklarıma inanamadığım konuşmasını yaptı.Hepsi çok şaşkın ne diyeceklerini bilmiyorlar. Dediği şu ; İstihbarat zeka işidir. “Bu odadaki en zeki  kişi Metin Astsb.dır bu nedenle rütbesine bakılmaksızın benden sonra en yetkili odur ne emir verirse benim emrim gibi yapılacaktır” .Kendisinden sonra en yüksek rütbeli Kurmay yarbaya “anladın mı yarbayım?” Diye iki defa sordu çünkü birincide cevap vermemişti sonra “anladım komutanım “  “Gidebilirsiniz….” Evet böylece pozisyonum biraz daha güçlendi ancak yeni düşmanlar da kazanmıştım.

                                            Anlatacağım olay ibretliktir işlerin neden bir türlü yürümediğinin cevaplarından birini teşkil eder. Büyük karargahlarda mesai anlayışı kıtalara göre daha yumuşaktır sabah devlet memuru gibi gelir hava kararmadan gidilir. Ancak bu kurmay olmayan subaylar ve astsubaylar içindir. İçinde olduğumuzdan  farkında değildik fakat ülke resmen savaşın içinde idi elbette bazı kişiler de fedakarlık yapacaktı. Benim durum öyle bir noktaya geldi ki artık gece on bire kadar çalışıyor bir jeep beni eve bırakıyor sabahta herkesten erken geliyorum bu mesaiyi birde kurmay subaylar yapıyor belki haber merkezinde bazı astsb.da olabilir. Benim şöyle problemim var bekarım ve sivil evde kalıyorum akşam mesai bittiğinde her yer kapanmış oluyor ayrıca kış günleri sobayı yakmadan yatmak zorunda kalıyorum.Oysa kurmay subayların lojmanı karargaha çok yakın yürüyerek gidiliyor ayrıca kaloriferleri var vs. Kısacası iyice mağdur olmaya da başlamıştım. Koca karargahta başka bu şekilde mesaisi olan ne astsb. ne normal subay var. Herkes bilmez bizde fazla mesai diye bir kelime yoktur. Kısacası bir çıkarım olmadan hep fazla çalışmaya başladım oysa kurmaylar general olmak için çalışıyor nitekim olmayacağı kesinleşince herşeyi bırakıveriyorlar yani mesele vatan sevgisi asla değil.

                                                        Artık konuya gelelim.O günlerde terör faaliyetleri çok artmıştı fakat bir türlü bitirilemiyor herkes diken üstünde dans edip duruyor hani biri bariz hata yapsa da herkes içini kussa ruh hali. Gece saat onbiri geçmiş bizim İsth. kurmay yarbay ve nöbetçi muhabere başkanı albayla üçümüz gelen evraklara bakıyoruz. Bizim İsth.Bşkn.nın verdiği emir gereği yarbayın okuduklarını birde ben kontrol ediyorum yine bir evrağı okuyup önüme attı MİT ten gelen bir yazı, böyle yazılar çok gelir ancak bu farklı.Tarih yer ve isim vererek ihbarda bulunuyor.Yazının önemini anladım yarbaya “komutanım bu önemli görünüyor işlem yapalım “ dedim aslında komutanım da dememem gerekiyor ama bunu da hiç yapmadım yapamazdım da adam benden yüksek rütbede.Yanımızda konu ile alakası olmayan albay var biraz da onun yanında olduğundan olsa gerek “hiçbir değeri olmayan yazı “ diye geçiştirdi. Bir kez daha söyledim duymamazlıktan geldi artık mesaiyi bitirip eve gitme moduna girmiş. Bu sefer evrakı albaya verdim o da okudu.Albay “ Metin doğru söylüyor önemli görünüyor ben anlamam ancak bir şey yapılmalı” Yarbay kabul etmedi bir kez daha sakince gerekeni yapmak zorundayız yoksa sorumlu oluruz dedim. İnatlaştı biraz daha tartışma uzayınca kendince ikimizi de protesto ederek kalktı gitti. Başka çarem kalmamıştı yanımdaki albaya gözdağı verdim. Kendisinin nöbetçi amiri olduğunu bana yardımcı olması   gerektiğini söyledim. Hemen kabul etti bizim işleri bilmiyordu ve riske girmek istemedi. Bundan sonra kontrolü elime aldım. Önce Merkez komutanlığına telefon ettim nöbetçi amirine bir tim hazırlamalarını istedim ve görevlerini anlattım. Sonra Emniyet Müdürlüğünü aradım aynı talimatı oraya verdim. Birde görevli bir kıtadan birlik  istedim kısacası gerekli önlemleri aldırdım bu işler yarım saat sürmüştü.Yakalanacak teröristlerin gelmesine daha zaman var her şeyi bitirmişim büyük keyifle bizim albayı aradım artık bundan sonrasını ona bırakacaktım bu şekilde “altın gol atacak “ ve benim harekat başkanıma nanik çekecekti,böyle hayal ediyorum. Şans bazen ısrarcıdır fakat çoğunlukla güzel bir kadından daha nazlı. O gece Subay Orduevinde balo gibi bir şey var. Ordu Komutanıda o geceye katılıyor. Benim kimsenin dikkatini çekmeden İsth.Başkanı Albayım  ile görüşmem lazım yanına gidemiyorum çünkü teyakkuz halindeki olay mahallindekilerle irtibat halindeydim  tek şansım telefon. İlk girişimim boşa çıktı. Görevli er daha yanına gitmeden eliyle uzaklaştırmış. Ere kesin talimat verdim ne derse desin gidip kulağına benim aradığımı ve çok önemli olduğunu söyleyeceksin. Biraz sonra hayli morali bozuk “Ordu komutanın yanındayım kalkamam “ demiş. Bir kez daha gönderdim “hayat memat meselesi !” Bu sefer telefona hakikaten geldi ancak ilk defa bana bozuk attı “Metin ! Ordu Komutanı ile yan yana oturuyorum bundan daha önemli ne olabilir ? “ komutanım durum ciddi çok önemli kişiler yakalanmak üzere mutlaka işin başında olmalısınız “ ne dediysem dinlemedi bana git yat falan dedi. Ne yazık ki ikna edememiştim tam bu sırada polisler aradı bahsi geçen kişiler yakalanmıştı hemen karargaha getirmelerini istedim. Kısa süre sonra adamları getirdiler. İnanılmaz bir başarı idi çok üst düzey terör mensupları yakalanmıştı. Bu durum gerçekten önemli idi. Tam o sırada telefon çalmış nöbetçi albay açmıştı arayan harekat başkanı albay mış kurt kokuyu almıştı ! kısa sürede harekatçı albay eğitim elbisesi ve tam teçhizatla yanıma geldi beni kutladı öptü ! Hemen yakalananlarla görüşme yaptı bazı bilgiler aldı ve büyük bir keyifle Ordu Komutanını aradı.İçimden bir sel aktı gitti…Kısa süre sonra Ordu Komutanı oradaydı hemen fotoğraflar çekildi kahramanlar Türk halkına tanıtıldı. Benim ve görev yapanların adı geçmemesi zaten yüce devletimizin değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez kurallarından olduğu için elbette bizde çok mutlu idik…

Asıl kıyamet ertesi gün koptu. Sabah albayın odasındayım bana bir şey demeden kendine saydırdı durmadan “senin bir şeyler yapacağını biliyordum sen görevini yaptın ben hata yaptım ama o şerefsiz , o şerefsiz “ deyip duruyor. Nitekim bütün personeli çağırdı. Adeta kükredi neleri kaybettiğini sayıp döküyor gözleri ile yarbayı adeta yakacak şekilde bakıyor adamcağızın ödü patlamış durmadan içine doğru kapanma eğiliminde. Diğerlerini gönderip yarbay ile başbaşa kaldı hayatımda duyduğum en ağır hakaretleri sıralıyor karşısında ki adam renkten renge giriyor ikide bir “ben sana Metin Astsubayın emrindesin demedim mi ?” Diyor anladığım kadarı ile akşamki nöbetçi albay kendisini iyi fişeklemiş. Bizim yarbaya acıyorum ama  elimden bir şey gelmiyor derken adam sırt üstü düştü. Hemen kalkıp yanına gittim adam kalp krizi geçiriyordu bu kadar hakarete dayanamamıştı, Albay masadan kalkıp düşen yarbaya tekme vurmaya başladı adam kendini kaybetmişti bağırarak yardım istedim diğerleri geldi zavallı adamı dışarı çıkardık görmedim ancak hemen hastaneye kaldırmışlar fakat oradanda Ankara’ya gönderilmiş kendisini bir daha hiç görmedim. Albayla yalnız kalınca o olayın sadece kendi cephesini görüp konuşuyor yarbaya  zerre kadar önem verdiği de yok.Kısaca bana zaten zaman kalmadı bu son olay benim işimi bitirdi bunca sene yaptığım fedakarlıklar boşa gitti.En sonunda dayanamadı ağlamaya başladı dışarı çıkıp kendisini yalnız bıraktım.

İlk yazdığımda burada yazıyı sonlamıştım.Devamında yarar var.

Tam tahmin edileceği gibi bir kaç ay sonra Harekat Başkanı albay tuğgeneral yapıldı.Onun adına bir kokteyl verilmişti hepimizde orada idik ( bütün harekat personeli) nasıl olduysa bir ara yeni generalimiz birden “ Benim terfi etmeme sebep olan Metin Astsb. şerefine ! “ diyerek geç de olsa biraz gönlümü aldı.Hatırladığım kadarı ile İzmit’de bir tugay varmış oraya gidecekti.Sonra ne oldu bilemiyorum.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum