İstanbul
20 Temmuz, 2026, Pazartesi
  • DOLAR
    32.58
  • EURO
    34.81
  • ALTIN
    2412.9
  • BIST
    9645.02
  • BTC
    66248.09$

BİR KİRLİLİK HİKAYESİ ÜÇ

27 Haziran 2026, Cumartesi 14:02

Ankara’da sekiz sene görev yapmış çok büyük vartalar atlatarak yeni tayin yerim olan Erzincan’da yaşamaya başlamıştım. Kardeşimde bu sırada Erzurum’da bulunuyor ilk defa birbirimize yakın sayılırız zaten ev tutmam ve eşyaları yerleştirme de büyük faydası oldu. Kendisi Doğu Anadolu İstihkam mal saymanlığı görevini yapıyordu.Hem yetkisi  iyi hem de rahat bir görev. Lojmanda çok yakınında benden sık sık yanına gelmemi istiyor ancak yıl 1992. Artık terör buralarda kol geziyor yinede onlarca defa evlerine gittim o zaman yeğenim ( Ezgi)  henüz beş yaşlarında.

                                                              Görev yerim 3ncü Ordu Karargahı harekat başkanlığında üstüme bir sürü görev sıralamışlar birincisi Ordu Eğitim astsb.yıyım bu Ordu eğitim sb.yardımcılığı oluyor fakat aynı zamanda Ordunun tatbikat,spor,NBC,atış astsb.olarak  çalışıyorum ayrıca bizim müdürlüğünde personel işlerini yürüteceğim. Çok fazla görevim yazılı olmasına rağmen Ankara’da ki onca ağır görevden sonra bana çok hafif gelmişti. Eğer burada rahat durursam en az dört sene atıştan,spordan,tatbikattan,gece eğitiminden,denetlemeden uzak stresi az hayatım olacağı belliydi. Zaten bu tip yerlere sıradan bir astsb.vermezler hele benim gibi birine asla. Peki  nasıl olup da buraya gelmiştim?  Bu hikayenin kahramanı benim eski bölük komutanım idi. Yüzbaşım ,yarbay olmuş ve KKK de tayin dairesinde görev yapıyor birkaç  defa yanına gitmiştim bana son senemde doğuda nereye gitmek istediğimi sordu. Bu bende olmayan dert doğurttu !  Türkiye haritasını önüme alıp bakıyorum eh diyorum şu anda Türkiye’nin doğusunda uçuyorum acaba nereye konayım? Bir türlü karar veremiyorum bir yandan torpile sözde karşıyım aslında “sağolun” deyip sıyrılmak mümkündü ama yapmamış  veya yapamamıştım. Artık tayin işlerinin başlamasına yakın komutanım telefon etti bir süre sonra görüşmeyiz bana laf arasında aynı şehri iki defa söyle ben anlarım dedi. Sonunda Erzincan’da karar kılıp telefon ettim Erzincan dağlarından iki defa bahsettim evet işte bitmişti böylece buraya gelmiştim ne hikmetse iki doğu tayinimde torpılle olmuş oluyordu. İyiki Ankara’da karargahta çalışmışım yoksa bana çok ters gelirdi yinede büyük karargah olduğu için çok farklı havası vardı. Bir kere inanılmaz büyüktü. İlk defa ana koridora çıktığımda şaşırıp kalmıştım nerdeyse yüzlerce oda ve ucu bucağı yok görünmüşlü,uzayıp giden duvarlar.

                                                       Benim amirim bir tane değil fakat bir tanesi tam başımın belası, bir kurmay binbaşı. Bu kişi eğitim subayı bizim şubedeki en düşük rütbeli subay ancak kurmay. Aynı odada üç tane albay var ben varım bir yarbay (spor subayımız) birde o binbaşı  NBC subayının odası ayrı. Ben daha önce çalıştığım yerde yazımı kendim hazırlar ya kurmay başkanına ya da tugay komutanına kendim imzalatırdım burada astsb.lara bunu yaptırmıyorlar fakat bir süre sonra kabul etmek durumunda kaldılar ben bu konularda yadsınamayacak kadar iyiyidim. Ancak önsezilerim bu binbaşı ile sorun çıkaracağını söylüyordu yine haklı çıkacaktı.

                                                          Artık işleri yeni yoluna koymuş normal yaşamıma dönmüştüm o arada o kadar rahatladım ki günde en az üç saat kitap okuyacak zamanım bile oluyor.Bu da albaylarımın kendi işlerini kendi yapma isteğinden oluyordu bunlar hakikaten iyi insanlardı hepsini sevmiştim sanırım onlarda beni seviyordu ancak bu durumdan binbaşı istisna ve hiçbiri sevmezdi ancak bizim Ordunun garip anlayışı nedeni ile binbaşı onların amiri durumunda idi.Benim askerlik anlayışıma çok ters olan bu anlayış elbette albaylara da  çok tersti ancak ellerinden bir şey gelmiyordu.Fakat iki sene sonra tayin olup gelen topçu bir yarbay o binbaşıyı nerdeyse boğarak öldürecekti hepimiz araya girdik.

                                                         Bir gün çalışma masasında çalışıyoruz binbaşı hemen yanında duran dosyayı istedi “ yanında ya kendin al “ evet bizim savaşın borazanı  olmuştu iş “emrediyorum” meselesine gidince “ senin kölen mi var ? Git kendin al “ oradan sıçradık siyasete “ senin gibi komünist ! “ benim “ teşekkür ederim iltifat ediyorsunuz …” cevabımla boyut değiştirip PKK aşamasına geçiverdi.Bu arada odadaki tüm subaylar bizi gözlüyor ancak PKK suçlaması kanımı hoplattı kendimi kaybettim benden kaçmak istedi duvara yaslayıp boğazını sıktım “ sözünü geri al lan!” Adam tabi konuşamıyor derken birileri geldi ayırdı o  hemen ağlayarak gitti. Odadaki herkes gelip “aferin Metin “ kutlaması yaptılar onların elinden gelse boğmadan öldürürler fakat iki dakika geçmeden bir er içeri girdi “beni kurmay başkanının çağırdığını söyledi “ elbette zaten bekliyordum. Kurmay başkanımız Tümgeneral. Çalışkan personeli sever özellikle de astsb.ları daha çok severdi. İçeri girdim,odada harekat başkanım kurmay albay, şube müdürüm kurmay yarbay ve eğitim subayım kurmay binbaşı var. Binbaşı çocuk gibi ağlamaya devam ediyor. Selamımı verince Başkan “Uysal,binbaşına ne yaptın ?” Ben ne oldu ise anlattım özellikle harekat başkanım benim askeri mahkemeye verilmemi bir kere daha arz etti bu arada onları odadan çıkardı . Bana, sana  şayet ceza vermez isem onların askeri mahkeme hakkı saklı kalır oysa sana disiplin cezası verirsem seni kurtarırız dedi ve cezaya itiraz etmemi istedi. Düşündüm gayet makul. Emredersiniz dedim ve çıktım.  Akşam üzeri sarı zarf geldi bir hafta eve gidemeyecektim ancak hapis falan da değildim bizde bu cezaya “hizmet yerini terk etmeme “ denir. Rütbe ve yetki devam eder. Kısacası benim gibi bekar biri için ceza bile sayılmaz ancak Ordu karargahında Bçvş. olan birine böyle ceza nadirdir. Evet ne yazık ki buralarda da  işler iyi görünmüyordu bir sonraki olay bu durumu iyice açıklar. Bir müddet sonra benim çok sevdiğim NBC subayım olan albay benim odaya geldi elinde şapkası var “komutanım,çarşıda işim var müsadenizle gidiyorum …” tabii latife yapıyor ancak bir yandan da bir pis gerçeğe atıf yapıyor. Gerçekte izni binbaşıdan alması  gerekiyor fakat orada korkunç bir gerçek buna engel oluyor. Bizim albay tabur komutanı iken o binbaşı teğmen olarak onun taburuna gelmiş ve Babacan albayımız bu genci korumuş kollamış en yüksek sicili vermiş kısacası kurmay olmasında büyük payı var. Zaman gelmiş demişler ki izni bu binbaşıdan alacaksın demişler, siz olsanız zorunuza gitmez mi?  Bu nedenle ve benimde personel işlerime bakmam nedeni ile bana haber veriyor kısacası, idare et ! Gerçekten NBC subayını kolay kolay kimse aramaz ufak tefek işi de ben hallederim. Fakat artık nasıl bir şansa, gittikten on dakika sonra binbaşı geldi albayımı sordu, bilmiyorum dedim geçiştirdim.Biraz sonra şube müdürü ile yanıma geldiler aynı soru “nerede?”  “Bilmiyorum” 

“Senin bilmemen mümkün değil Ordu komutanı çağırıyor” işte şimdi hapı yuttuk iş karışmıştı daha ne kadar idare edeceğim derken bizim albay şapkası ile göründü ikisi birden üzerine yüklendiler ve koşarak Ordu Komutanına gittiler.Aradan yarım saat kadar  geçti bizimki geldi ama berbat durumda taktik subayı albayım( Selim SAVA albayım,çok değerli bir subay) bana gözleri ile ilgilenmemi istedi zaten yanına gideceğim hemen odasına gidip kapıyı çaldım cevap vermedi bir delilik yapmasından korkuyorum “ Komutanım benim Metin astsb.” Bir çevir sesi ile kapı açıldı hemen tekrar kilitledi.Ağlıyordu hem de hüngür hüngür yanına oturdum bir müddet ses çıkarmadım sonra iki sigara yaktım “Bir orospu çocuğu için ağlamanıza değer mi komutanım” Birini verdim alırken gözlerime baktı “birden değişiverdi “değmez değil mi?”  “Evet komutanım bırakın o yaptığı pislikle yaşasın herkes gerçeği biliyor “ derken açıldı gitti sonunda normale dönmüştü gerçekten herkesin sevdiği şakacı samimi biriydi bu adama bu yapılır mı ?

Bizim harekat başkanlığında benim gibi o sene tayin olmuş bir astsb. var ismini yazmayacağım tam bitirim cinsinden siyasi olarak da MHP li fakat dobra olduğu için aramız iyi,  daha ilk günlerde bu kişinin yaşamını değiştiriverdim ,  Ordu konferans salonunda toplanmışız Ordu Komutanın huzurunda kantin seçimleri yapılacak bu iş için üç kişi seçiliyor bir astsb. Bir Atğm. Bir Subay .Astsubay için aday çıkmamıştı birden el kaldırıp arkadaşı aday gösteriyorum dedim ismi tahtaya birinci sırada yazıldı neticede bizimki yeni gelmiş olduğu halde seçimi kazandı.Kendisi kantin heyetinde olduğu için artık bizim bölümle ilgisi kalmamıştı. Uyanık biri bana da her ay fiş getirip veriyor o yıllarda devlet memurları vergi iadesi için fiş ve fatura biriktiriyor ama benim bu derdim kalmamış oldu.Sadece kendimin değil bizim şubenin sivil memurlar dahil fatura ve fişini ben veriyorum.

                                                       Aynı başkanlıkta çalıştığımız bir ağabeyim var efendi biri fakat CHP li sık sık tatlı tatlı tartışıyoruz eşi bankada çalışıyor.Bir süre sonra bu kişi  OYAK tan taksitle otomobil aldı hayırlı olsun falan dedik o gece arabası çalındı !  İnanılmaz üzgünüz kendisi polise müracaat etti aradan bir hafta kadar geçti artık umudu kesmiştik ki o astsb.yanıma geldi her zamanki gibi elinde tesbih var bir salladı gözümün içine baktı “Metin abi arabayı bulmak ister misin ?”  Yani sorulacak soru mu bu lan dercesine suratına baktım eliyle işaret etti “ takip et” 

                                                           Bu kişinin altında son model araba var binip çarşıya indik.Nereye gideceğimizi bilmiyorum.İl emniyet binasında durdu. Beni takip et işareti ile içeri girdik ancak arkadaş içeri girince kaz adımına geçti yerler ahşap “tak tak “ diye gidiyor ben salaklaşmış olarak takip ediyorum müdürün kapıya gelince bir tekme ile kapıyı açtı ayağa fırlayan müdür daha kımıldamadan önüne bir kağıt attı “Ulan orospu çocuğu bu araba yarın bana gelecek !” Sonra döndü aynı kaz adımları ile herkesin şaşkın bakışları altında binayı terk etti.Ardından güç bela yetiştim elimle gırtlağına sarıldım “Ulan sen manyak mısın!”  “ Metin abi sen bu işleri anlamazsın… “ 

Karargaha döndüm hala olayın etkisi altındayım .Ertesi gün şaşkınlığım daha da büyüdü araba o gece yerine konmuştu…Tekrar yanıma geldi” artık bir yemeği hak ettim”  ne diyeyim doğru söylüyordu. Abimiz olan astsb.bu kişiye ziyafet çekti benim sanırım nöbetim olduğu için gidemedim. Fakat bu iş bu şekilde kalmadı. Aynı astsb. bir zaman sonra yanıma geldi “abi! Sana bir işim düştü” suratına baktım ciddi ulan ben bu adama nasıl yardımcı olacağım her işin bir yolunu bulur yapar.” Ne istiyorsun ? “ Anlattı kendisine bazı hesap numaraları lazımmış karışık kuruşluk işleri var biliyorum çeşitli yerlerden para gelecek ancak ismine değil numaraya gibi bir şey. Elbette bu işi arabasını bulduğu astsb.ın eşi yapacak. Ben bu işlerden hiç anlamam kendisine sorarım dedim nitekim kabul ettiler bir süre sonra bizim eşi bankacı astsb. yanıma geldi “Metin bu İşte bir gariplik var ! Bu hesaplara Türkiye’nin her yerinden para yağıyor…”  Haydaaa ! tamam yine başımız belada biraz araştırma yaptım pis kokular geliyor. İlk tahminim doğru  çıktı bizim biraz ilerimizde Top er eğitim tugayı var oraya gittim. Biraz daha araştırınca iş belli oldu.Tam terör yılı idi ve aileler çocuklarının emniyeti için özellikle güneydoğuya gitmemesi için her fedakarlığa hazırdı. Bu kutsal görev para kazanma çarkına döndürülmüştü. Acemi birliğinde sözde kura Çekiliyordu ancak suyun başını tutmuş bir grup sb. ve  astsb. Resmen örgütlenip erleri istedikleri yere gönderiyorlar her şehrin ayrı fiyatı var elbette en pahalı yerler İzmir,Muğla gibi Batı bölgeleri ayrıca Kıbrıs bile yüksek ücretli yerlerden. Parası  olmayanın canı çıksının gününe uyarlanmış hali. Çok sinirlendim , önce bitirim Astsb.la konuştum önce inkar etti iyice yüklendim “Ulan  birde milliyetçiyim diye geziyorsun! Bu yaptığınız aşağılık bir iş…” O kendi davulunu çalıyor sonunda patladı “Abi sen hayal dünyasında yaşıyorsun ne araban var ne evin borç içimdesin eşek gibide çalışıyorsun ben yapmasam bir şerefsiz zaten yapacak “  artık söylenecek söz kalmamıştı fakat şok edici bir bilgi daha edinmiştim Ordu karargahı da işin içinde idi. Başında da hiç beklemediğim biri bulunuyordu.Bu kişide kurmay albay ancak biraz geri hizmette biri.Görünüşte keskin solcu bu nedenle defalarca sohbet etmiştik görünüşte düzgün biri.Önce inanamadım zaten bu kişinin adını söylemesinin nedeni işin içinde sizinkilerde var demek içindi.Soluğu albayın yanında aldım her zamanki gibi güler  yüzle karşıladı zaten yaptığı bir işi  yok, lak lak  yapmayı sever. Çay içerken bir anormallik olduğunu anladı ama yanlış tahmin etti. Sözde beni teskin edeyim derken ters konuştum birden askerliği falan unutmuştum ağzıma geleni söyledim hiç ses çıkarmadan dinledi bir süre sonra gözlerinde yaş vardı,gerçekten üzgündü.Sonra yavaş bir sesle bu Ordu için yaptıkları fedakarlıkları saydı döktü anladığım kadarı ile artık terfi şansı hiç yoktu ve bu sene son senesi imiş ve paraya ihtiyacı varmış.Yaptığıma pişman olmadım dersem yalan olur içimi hüzün kapladı ne yapacaktım bunları şikayet etsem zaten vukuatlı biriyim burada bile başım belaya girmiş bir sürü subaya çamur atmaktan başım belaya girecek…Albaya uzun uzun baktım tek laf etmeden bir daha sizi görmem ne haliniz varsa görün sessizliği ile yanından ayrıldım. Bu arada fazla bilgi vermeden bankadaki hesapların kapanmasını sağladım elbette benim gibi başka bir salağı bulurlardı. İşin daha acısını bu olaydan en fazla on gün içinde bir daha yaşadım.Bekar olduğum ve harekatta çalıştığım için zaman zaman 3 ncü Ordu Kuryeliği görevi de yapıyordum işin doğrusu bu göreve en fazla ben gidiyordum zira benim işime geliyordu. Bu görev için bir nakliye uçağı Erzincan askeri havaalanına gelir bana çanta ile çok gizli evraklar tutanakla teslim edilir ancak çanta  bileklerime kilitlidir ve anahtarda sadece KKK lığı haber merkezinde var oraya gitmeden açılamaz(bu görev dört gün sürer harcırahda alınır ).Yine bu görev için Ankara’ya gittim Etimesgut’ta beni eskortluk yapacak araç bekliyor hepsi silahlı bindik ve KKK lığına gittik çanta benden alındı ancak bakanlık ve kuvvet komutanlıklarına da dağıtım yapacağım.Önce Genel Kurmay Başkanlığına gittim.Bir evrak var mutlaka komutanlığa değil komutana elden vermem bizzat Ordu Komutanı tarafından emredildi bu nedenle Başkanın sekreterliğine uğradım kurmay bir albay görevli önce evrakı bana ver dedi veremezdim ve vermedim.O zaman bekleyeceksin dedi. Oturdum,bir süre sonra sohbet ediyoruz ben ortamın bozukluğundan rüşvetin başını alıp gittiğinden bahsettim hatta bazı şerefsizler erlerin ailesinden para alarak istedikleri yere görev çıkartıldığından falan bahsettim öylece dinledi. Ben böyle anlatırken içeriye üç kişi girdi kılık kıyafetinden bunların normal vatandaş olmadığı belli. Albay sıkıntılı ancak ben nereye gideyim komutandan haber bekliyorum adamlarda bodoslama konuya girdi.Yine o nalet iş ! Çocuklarının emniyetli yerde askerlik yapmasını istiyorlardı albay da bunu yapacaklarını ancak bazı külfetleri olduğunu söyledi zaten bu iş için gelmişler adamlar dünden razı.Gözümün önünde hemde G.Kurmay Başkanlığında  rüşvet alındı verildi bön bön baktım.Bu sırada haber geldi Başkanın odaya girip elden zarfı verdim.Suratıma bile bakmadı zarfı aldı hemen dışarı çıktım Albayın odasına girip “hepinizin cibilyetini ….” Bakışı atarak ayrıldım.

                        Madem ki işler böyle yürüyordu bende kendi yolumu genişletme kararı verdim.Sürekli okuduğum pek çok kişinin dikkatini Çekiyordu sonunda bir albay “Metin ne okuyorsun?” Elimde İlhan Arsel’in “Kadın ve Şeriat “ kitabı var gösterdim. Bana eşinin bu kitabı okuması için verebilir misin ? Dedi canıma minnet hemen verdim ekledim okuyunca isteyen olursa versin bende fazlası var. Aradan bir süre geçti başka bir albay geldi “Metin sende bir kitap varmış yengen istiyor verebilir misin?” Yarın getiririm dedim hakikaten evde iki tane vardı. Verirken aynı şeyleri tekrarladım. Aradan bir süre geçince parayla kitabın yenisini almak zorunda kaldım sonra iş çığrından çıktı sanırım onun üzerinde kitabı satın almak zorunda kalmıştım.Bunun sebebi de şu olaydı; Erzincan depremden önce CHP ağırlıklı şehirdi ancak depremden sonra en fazla bir sene içinde şehir hızla değişti.Esnafın çoğu İstanbul’a kaçtı insanlar çadırda yaşıyor korku içindeler İslami kesim hızla güçlenmeye başladı.Şehirde onlarca tekke kuruldu çocuklar son model minibüslerle buralara götürülüyor bu arada CHP de PKK ile yakın temasta yani işler karmakarışık. Esnaf özellikle memur eşlerini yalnız giderken başörtüsü yok diye laf atıyor büyük baskı var.Subay ve astsubay eşleri de tepkili. Benim kitap hikayem bu nedenle bu dereceye varıvermişti  Ayrıca sözde torpil yaparak büyük bir depremin olduğu yere tayin olmuş oluyordum bu benim şansım sadece acil durumlarda işe yarıyor yoksa normal zamanda hep aleyhime hep aleyhime !

 

                                           

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum