İstanbul
20 Temmuz, 2026, Pazartesi
  • DOLAR
    32.58
  • EURO
    34.81
  • ALTIN
    2412.9
  • BIST
    9645.02
  • BTC
    66248.09$

BİR SAKSAĞAN HİKAYESİ

27 Haziran 2026, Cumartesi 18:23

Ankara’da zaman sanırım 1991 yılını gösterirken Mamak Kışlasında bulunuşumun  artık altıncı yılını doldururken tayinim nedeni ile 28nci Tugay da en son görevim olan G-1 yardımcılığını bırakarak bağımsız tank bölüğünün Bl.Astsb.olarak görev yaparken askerlerin gazinosunda onların hayatını biraz olsun değiştirmek için birşeyler yapmaya devam ediyorum.

                                               Birliğin hurdalığında bulduğum devasa büyüklükte ki akvaryumu tamir edip içine ender bulunan süs balıklardan koydum bazıları biraz da büyük olmasının  ve bitkilerin sayesinde çoğalma şansını yakaladılar. Genellikle “canlı doğuran” balık çeşitlerini tercih etmiştim. Gerçekten bakmaya doyum olmayan manzarası vardı daha sonraları önce bir yavrular için küçük akvaryum yaptırmış ancak bir süre sonra yeni akvaryumlar da gerekecekti böylece sayı yükseldi fakat bu seferde bakım problemi çıktı benim o kadar çok zamanım yok !  Çareyi en yakın elamanlarım olan  yazıcılarda buldum. Biraz uğraşıp balık bakma eğitimi ile işi hallettim işte bu sıralarda bu işlerden anlayan personel ararken daha sonra  dostluğumuzun da ilerleyeceği benim adlandırmamla “Gözlük” acemi birliğinden çıka  geldi hala adını hatırlayamıyorum ( başka yazılarıma baktım adı SETRAK idi)  kendisi Istanbul’lu antika satıcısının oğlu bilgili ve daktilo kullanmayı biliyor ancak bir sorun var bu arkadaş Ermeni kökenli Türk Vatandaşı ve o günlerde dışarıdan bu meseleyi kaşıyanlar olduğu için bize yukarıdan yazı gelmiş bu kişileri kritik yerlere görevlendiremiyoruz. Önce Bl.K.nı itiraz edecek oldu onu kolaylıkla ikna ettim çok değil bir haftaya varmadan tugay kurmay başkanı çağırdı. Tugay karargahından yeni ayrılmıştım en sık gördüğü personel saylırdım ( çok sık imzaya çıkardım) zira G-1 de günde onlarca yazı çıkar ya kendisini imzası ile yazı birliklere gider ya da evrakın özelliğine göre parefesini atar bu sefer yazıyı tugay komutanına çıkarırdım. Kısacası bilinen sevilen biriyim,odasına girince oturmamı istedi konuyu da  hemen askerime getirdi ve yazıcıyı  görevinden almamı istedi ancak hazırlıklıydım uzatmıyatım kendisine kefil olduğumu söyleyince o da kabul etti. Bizim yazıcı ile mesaimiz devam etti. Pek çok yeteneği  olan bu  kişi sayesinde bizim yazı çizi işi daha bir düzene girdi olayları hemen kavradı ayrıca akvaryum bakımı gibi işleri severek yapacak birini bulmuştum keyfimiz yerinde.

Arada başka işlerde yapıyoruz karargahın girişine bir tarafa sarı diğer tarafa kırmızı lale diktik muhteşem oldular merdivenleri çıkarken Galatasaray sevgisini gelenlere boca ediyoruz! Tabi İstihkam Bl.K.nı gibi fanatik Beşiktaşlı olanlar birazcık kıskançlık içindeler,ne yapalım o yıllar Galatasaray’ın Avrupa fatihi olduğu  zamanlar…

Bir süre sonra askerlerin gazinosuna birliğin çay ocakları geliri ile “video player” aldık bizim gazino, turizm gelirini artırdı ( yanlış anlaşılmasın diğer birlikten askerlerin gelişini kastediyorum)  çay ve diğer içecekler rekor sayıda satıyor.

Her zamanki  askeri zorluk ve gerilimlerini de bu tür faaliyetler ile “ortam yumuşatma “ işini yapmaktayız. Gittikçe yaşam düzeyini artırma girişimlerini artırdık önce koğuşlara “oda spreyleri” satın aldım sonra gazino ve yemekhaneye göz alıcı resimler duvarlara yerleştirdim, her masaya özel çöp kutusu ve küllükler yaptırıp koydurdum ortalık daha bir düzene girdi. Gelirimiz durmadan artıyor gelire gidere ben bakıyorum en sonunda koğuşlara klima cihazı almaya kalkınca tugay komutanı müdahale etti nerden duydu bilmiyorum bir gün ansızın gazino ve koğuşları gezeceğim dedi bizim klima girişimini görünce “bu kadar da olmaz,derhal bunları sökün!” 

Komutanımız haksız sayılmazdı birlikler arasında büyük fark yaratıyor hiç direnmeden emri yerine getirdim. Gözümüzü başka alanlara dikmek zorunda kaldık. Aradığım adamı bulunca kaç yıldır yapmak istediğim bir merakım için birlik içinde keşfe çıktım, zamanda uygundu sonunda bir ağaçta saksağan yuvası içinde henüz uçmamış yavrular buldum. Biraz bekleyip birini aldım. Bakalım saksağan konuşmayı öğrenecek mi?

Meğer saksağanı vaktinden önce almışız öğrenmesi gereken elzem bilgileri öğrenmemiş bunu daha sonra anlayacaktım. Bizim kuşa uygun bir kafes yaptırdım bizim Gözlük bakımına emanet edildi, başka biri olsa o kuş açlıktan ölürdü ama yaşatıldı ve bizlere alışmaya başladı. Biraz saksağan olmayı öğrenince daha insansı eğitime geçmeye karar verdim. Amacım papağan gibi konuşturmak güvercin gibi dost yapmak…

Yavaş yavaş eğitim meyvesini vermeye başladı artık beni ve bakıcısını tanıyor bizden korkmuyordu.Yine aceleciğimin  kurbanı bir hata daha yaptım artık konuşturma eğitimine geçebileceğini sandım. İlk iş bir kasete kendim özel “saksağanca “ ses kaydı yaptım tabi bu işi bir nöbetimde Gözlük le beraber yapıyoruz bazen gülme krizleri eşliğinde zaten ses kaydından anlamam. Nihayetinde boş kaseti  “Gaak,Guuk”  sesleri ile ve ardından “baaa,baak,baakii” sesleri ile doldurduk. Nihai  amaç bölüğümüz teknisyeni Baki astsb.ın adını öğretmek!

Yazıcılara talimat verdim herkes gidince bu kaset her gece bir saat kuşa dinletilecek. Hesap edemediğim şey nöbetçi subayların bizim kuş ile komşu oldukları olmuş. Bir gün Baki astsb.nöbetçi iken gece yarısı “Baak,baaki “seslerini duyuyor bir türlü sesin kaynağını da bulamıyor!  O sinirle bizim yazıcıları çağırıyor “kim benim adımı tekrarlıyor?”  Cevap yok. Kendisi askerlerin çok sevdiği çok şakacı biri. Ancak çok sinirlenirse işin çok kötüye gideceğini de biliyorlar neticede bizim saksağanın özel odasında ki teyp kendisine gösteriliyor.Vay ulan Metin! laflarının doğal uzantısı olarak hakkımda hayır duası okuyor…Ertesi gün bizim kasetin kırıldığını ve saksağanın eğitimine nifak sokulduğunu uygun lisanla bana anlattılar hemen ikinci kademeye gittim Baki astsb.la görüştüm o zaten olanları nakletmiş biraz hır gürle karşılandım kademe komutanı gülüyor. Ne yaptıysam Baki beyi ikna edemedim “beni herkese madara edeceksin “ diyor başka laf ettirmiyor baktım olmayacak bizim kuşun erken eğitimden ilişiğini kestim.

                                                  Fakat olay farklı bir yere evrileverdi. Bir gün ne olursa olsun mantığı ile saksağanı dışarı çıkardım bizimkisi ilk defa uçma eylemi yapmaya başladı ancak çoğu zaman tavuk gibi yerde geziyor. Güneş, açık hava iyi gelir diye sık sık dışarı çıkarmaya başladık bir gün birdenbire uçuverdi. Hayda bizde bir telaş, gitti ağaca kondu gelmiyor hemen Gözlük içeriden yiyecek getirdi bizimki yiyeceği görünce iniverdi. Anladık ki bizi terk etmeyecek sonraki günler başka bir eğitim içindeyiz artık çağırınca gelip elimize konuyor bir ara bizim yüzbaşı görmüş çok ilgilendi etraftan gelenler olmaya başladı herkes bir tanıdığını getiriyor “hadi Metin uçur saksağanı,çağır saksağanı”

Sonunda kışlada duymayan kalmadı maşallah bizim  kuş “barış derneği mensubu” gibi hiçbir şeyi düşman görmüyor herkes kardeş herkese selam! Kışla içinde kedi köpek sürüsüne bereket. Birkaç defa kedilere oyun oynamaya hoplayarak gitti hani biz olmasak ABD nin dostluğu ile gark olmuş Irak’a dönecek neyse ki biz “hiper güçler” hemen müdahil oluyoruz.

                                              Bizim kuş konuşamadı ancak yine de şöhreti yakaladı artık hayranları Etimesgut’dan bile geliyor. Yüzbaşı gelenleri  birde gazinoya götürüyor elbette “AA ne güzel balıklar” beğeniler talebe dönüşüyor eh yüzlerce balık üretmişiz bizim yüzbaşının zerre katkısı yok ama vermekte çok bonkör neyse birde balık meraklılarını çoğalttık ancak İkmal Bakım Bl.K.nı sık geliyor her seferinde birkaç balık veriyorum şüphelenmeye başladım onların yeri Eskişehir Yolunda idi özel olarak gidip araştırdım. Adamın bir erkek çocuğu var ayrıca çocuğun da bir akvaryumu var buraya kadar normal ancak soruşturmayı derinleştirince akvaryumda sadece “japon balıkları “ olduğunu öğrendim…Bizim balıklar atıştırmalık olarak götürülmüş,kendisini odasında ziyaret edip balıklarımın yurt dışı yasağı koyduğumu uygun lisanla anlattım biraz güldü falan bir daha da gelmedi.

Bizim saksağan cehaletin gücü ile inatla kedilerle arkadaş olma eylemlerini sürdürürken birinin hainliğine uğradı fazla kilolu olmanın avantajı ile kendini kurtardı ama bir gün sonra aynı kediye tekrar dostluk gösterisi yaptı yine bizim sayemizde ucuz atlattı. Bu iki oldu üçüncüde ne olur bilmem derken gerçekten üçüncü de saksağan nasıl yakalanır eğitimi almış aynı kedinin ağzında bizden uzaklara götürüldü.

Elbette bir daha kendisinden haber alamadık,bu kadar barış sevdalısı olmasa en az on yıl daha yaşardı ne diyeyim “barış yolunda şehit olan saksağanımızı “ öteki alemde öğrettiklerimizi unutmuş olmasını diliyorum!

 

                                           

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum