BİR SINAV HİKAYESİ BEŞ
28 Haziran 2026, Pazar 16:22Sarıkamış’ta üçüncü seneye gireceğim Trabzon’da okuma işi KKK lığından taburda ki iki kişiye özel zarf gelince iyice sarpa sardı. Bir ara bizim Bl.K.lığına vekaleten eden Ütğm.ile bana gelmişti ikimize de Hukuk Fakültesi okuyamayacağımızı gayet güzel izah etmişler benim ki ibretlik zira kısaca deniyor ki ; Astsb.lar Ordu içinde yargıda görev alamazlar çünkü kendileri taraflı davranacaklardır ! bu nedenle boşuna zaman kaybettiğimi asla hakim savcı görevi verilmeyeceğini buyuruyordular. Ütğm.ne ise okumuşsun subay olmuşsun daha ne istiyorsun? Nitekim Sarıkamış Askeri Hapishanesi Müdürü hukuk mezunu bir astsb.dı onunla da konuştum gerçekten fiili durum böyle idi.
Bizim Ütğm.mecburen durumu kabullendi henüz 12 Eylül darbesi etkisi devam ediyordu. Bu subay orduda gördüğüm nadide insanlardan biriydi birlikte spora gider şahane bir kahvaltı ile kendimizi ödüllendirirdik fakat şahane sözcüğünün tabur sınırları içinde olduğunu anlaşılması gerekir bu genellikle iyi bir tost anlamındadır. Bu kişi bir ara benimle aynı evde kalmak istedi sanırım yanımda ki arkadaş gidince tek kalmıştım (Mete BİLGET Erzurum’a görevli gitmişti gerçi hiç de hayırlı sonucu olmayacak lanet bir dış görevdi. Aslında bu görev bana çıkmıştı fakat maddi avantaj sağlıyacağı ve Mete evleneceği için O gitmişti) fakat duyuldu hemen ikimizde uyarıldık “bir subay , astsubay ile aynı evde kalamaz !” Kendisi işçi bir babanın oğlu idi çalışkan ve iyi biri ama bu yanları amirleri tarafından zaafiyet olarak değerlendiriliyordu. Aynı kişinin zorlukla para biriktirip aldığı tosbağa (volkswagen) subay orduevi bahçesinde park halinde iken ve durup dururken yandı. Arabasının yandığına mı yansın kendisi aleyhine açılan davaya mı ! Bu değerli subay ile bir daha karşılaşmadım dilerim şansı sonradan açılmış olsun.
1984 yılında Ankara /Mamak da ki 28 mknz.Tüm.ni bağımsız tank bölüğüne tayinim çıktı. Esvet benden önce Şereflikoçhisar ‘a tayin olmuştu yine istesek görüşebilecektik (nitekim yanına bitmiştim).Rıza’yı(Bektaş) ise bir daha hiç görmedim.
Tank bölüğünde eğitime çıkıyordum sanırım üç atğm.vardı biri tarih bölümü mezunu idi bir gün konuşurken “Metin, sen zaten tarihi yalamış yutmuşsun niye bu bölümü tercih etmiyorsun “ kışkırtması ile o sene sınav sonuçları belli olunca ki çok yüksek puan almıştım. Fazla kurcalamadım fakat bir hata daha yaptım Hacettepe Üniversitesinin Rektörlük bölümünü okul sandım ODTÜ ilerisinde ki yeri de adı üzerinde KAMPÜS. Bu basit hata kötü sonuç verecekti zira rektörlük binası şehrin nerde ise göbeğinde yani ulaşımı kolaydı. İş kayıt yaptırmaya gelince durumu anladım. Mecburen buraya kayıt oldum ancak sürprizler bitmiyordu! Bizim atğm.Erzurum mezunu idi bana çok kolay bitireceğimi garanti etmişti oysa burada durum farklı. Okul Osmanlıcayı dilden saymıyor ancak bilinmesini istiyor ayrıca Arapça veya farsca zorunlu ve iki batı dili daha istiyorlar….Hayaller ile gerçekler . Üstüne üstlük bizim dekanımız YÖK başkanı Doğramacı’nın kız kardeşi. Tam belaya çatmıştım kesinlikle dıştan okumayı kabul etmiyorlardı. Bir müddet direndikten sonra durumu kabul edecektim böyle durumlarda zaten başın ya çok sıkışıktır ya beladadır…Halbuki o sene sanırım aldığım yüksek puan nedeni ile BİLKENT ÜNİVERSİTESİ bana avantajlı kayıt için okula davet etmişti (hatırladığım kadarı ile sözel den sadece bir boş bıraktığım sayısalda ise ise 28 netim vardı ) Okula gitmiş tam kayıt için belgeleri vermiştim ki hemen yakınımda olanlar hatta okulun girişinde gördüklerim beni sürekli tedirgin ediyordu sonunda küçük bir olay ile vazgeçivermiştim.Bu okulda ki öğrencilerin neredeyse tamamı son derece lüks arabalarla geliyordu giyim ve kuşamları davranışları asla uyum sağlıyamayacağımı bağırarak söylüyordu.Bir anda “başlarım böyle okulu “ deyip ayrılıp gitmiştim.
Ankara’da sınava girmek içinde az uğraşmamıştım. İşin özü şu; ben iki okuldan diplomam var ancak askeri okul diploması ile her yere girilmiyor bu nedenle elimde var olan iki diplomayı akıllılık edip noterden tasdikli birkaç suret kadar sanırım çoğaltmıştım ancak durmadan sınava girince bu belgeler de azalıyordu. Diplomalar için özel dosya yapmıştım onun içinde dururdu. Fakat tasdiksiz fotokopilerde vardı dosyanın içinde. Her neyse bir sene müracaatta bu durumun kurbanı olmuştum. Hangi liseye gitsem müdürler fotokopi olan diplomaları görüp imza atmıyordu illa orjinali görmek istiyorlar şimdi yazacağımı bazıları abartılı sanır bir veya iki gün içinde Ankara’da o kadar çok Notere gidip ve zılgıtı yiyip çıktım ki ! Bir yandan hoşuma gidiyor helal olsun diyorum öte yandan vakit kalmıyor sonunda son güne gelmiş ancak elimde orjinal veya tasdikli diploma olmadığı için o sene sınava giremeyeceğim artık bir saat falan kalmış süre bitiyor. Son bir atak daha yapmaya karar verdim. Artık binlerce kazık yemiş olmanın verdiği yüksek tecrübeyi devreye sokacaktım. En yakın olan Mamak Lisesine gittim baktım kuyruk devam ediyor biraz daha oyalanıp daha sonra geldim. Sürekli olarak en arkaya geçiyorum elbette herkes memnun. Nihayetinde çalışma saati bitti ancak hala kuyruk var bende sürekli geriye doğru ilerliyorum. Artık zamanın son sınırları da bitmiş nihayet beklediğim davet duyuldu. Kalan herkes müdürün odaya girsin. Hala en geriye gitme gayretim sürüyor çünkü o dakikalarda bile “son saniyeciler” gelmekte. En son gelende sıramı verince öğrenci sevindi. Fakat hala benim beklediğim psikolojik ortam tam oluşmamış. Hala müdür dikkatle diplomaları kontrol ediyor son bir gayret dedim ve ufak bir hareketlenme yarattım bir anda müdürün masasında öğrenciler üşüştü adamcağız ikaz etmekten bitap düşmüş sonunda süngüsünü düşürdü ve önüne konanı imzayı basmaya başladı İşte bu an incelik isterdi…tak diye benim formu önüne koyuverdim o da imzalayverdi! Ancak son anda göz göze geldik anladığına eminim bende onda bir saniyede bana güvenin bakışı attım ve çıktım. Aslında hile yapmışsamda vicdanım rahat çünkü o diploma fotokopi ama aslı kayıt olduğum okulun birinde. Ankara’da benim sınav hikayem devam etti. Hatta artık liseden mezun olalı on sekiz yıl geçmiş o senede yine başarılı olmuşum son bir defa daha deneyeceğim diyerek kayıt zamanını beklerken her zaman olan oldu beni bir tatbikata gönderdiler arazide bölük komutanına hatırlattım halbuki konuyu biliyordu surat astı homurdandı baktım razı değil bu durumda izni en yüksek makamdan alırım hemen danıştım izni kopardım! “ Ben gidiyorum “ elbette araç falanda hak getire Ankara’ya en az 10 km mesafe var ama alışkınım bu durumlara yüzbaşıyı hayal dünyamda tepelerken arkamda bir araba belirdi…Hay Allah bu tugay komutanın jeepi. Önce beni geçti atlattık vartayı derken zınk diye durdu ve kapıyı açtı. Başka çare yok gidip kendisini selamladım.” hayırdır Uysal nereye?” “ Komutanım Ankara’ya” tek komut “atla” canıma minnet. Bir süre sessizlik sonra beklenen soru geldi. Nereye gidiyordum izin almışmıydım ! Durumu izah ettim elbette yalan söyleyemezdim “izni, vicdanımdan aldım” durdu güldü “tamam “ dedi ama kayıt olup yarın ki tatbikata katıl ! Bunada memnuniyetle emredersin demiştim. Bu komutan ile birlikte karargahta iken çalışmıştık gün içerisinde en fazla muhatap olduğu şahıs bendim çünkü G-1 yardımcılığı yapıyordum bir günde ortalama otuz kadar evrak hazırlar imzaya çıkardım ancak artık birliğe tayin olmuş durumdayım. Sanırım bizim bölük komutanını da biraz haşlamış. Bu generalimiz Amerikancı olmayan Kemalist kesimdendi bunların insanlıkları da vatan sevgileri de kıyas kabul etmez derecede yüksektir.
Benim sınav hikayem Ankara’da artık sona erdi çünkü yaşım ilerlemiş ayrıca yepyeni bir karar almama sebep olmuştu. Bu yeni kararımı şöyle izah edebilirim; Üniversite bana ne için lazım? Başka biri olsa önce yükselmek için der yani subay olmak. İyide artık defalarca yaşayarak anlamıştım ki benim için bu yol tamamen kapalıdır. Bu durumu altta yazacağım. Başka ne için lazım ? Bilgi için , iyide ben zaten her maaşımın en az %20 ni kitap ve dergiye ayırmıyor muyum? Bu nedenle bu varsayım geçersiz. Velhasılı kesin olarak okuma işini bırakacaktım hangi konu ilgimi çekiyorsa o konu ile ilgili akademik kaynaklara yönelecek ve tatmin için okumaya devam edecektim nitekim öyle de yaptım artık bu anlamsız kavganın neferi olmayacaktım varsın varacağı yere…
Yukarıda yazmıştım bütün yolların kapalı olduğuna nasıl inandığımı birkaç örnekle anlatayım. Birincisi zaten bu durumu biliyordum ancak işin ciddiyetini ancak başkentte idrak edebilecek tim. Kızılay meydanına yakın yerde devletin “sicil işleri binası “ vardı adı biraz farklı olabilir o yıllar elim kolun uzun çok çeşitli yerde kritik insanlarla dostluk kurmuşum, dedim ki suyun başındayım kapalı kanalları açtırayım! Artık ismi gereksiz dostlar yardımı ile burada kendi durumuma baktım “hiç umut yok” hala bizim casusluk saçmalığı duruyor. Yinede iflah olmaz direnme azmi ile kolları sıvayıp bazı denemeler yaptım bazıları benim tercihim bir kısmı zorunlu olmuştu. Önce tercihlerimden başlayayım. Silahlı Kuvvetlerde “dil sınavı “diye bir sınav var.Belli bir rütbede iken başvuruyorsunuz. Bu sınav kazanılırsa İzmir ÜÇKUYULARDA ki DİL OKULUNDA bir yıl sadece dil öğrenimi görülüyor. Daha sonra yurtdışı görev almak için ayrı sınava girebiliyorsunuz.Bu sınavı kazananlar kurmay ise Ateşe veya astsubaylar Ateşe görevlisi oluyor vb. Sınavı kazanan normal maaşını almaya devam ediyor (tabi yurtdışı tazminatını da ) ve sadece diyelim İngilizce öğreniyor yaklaşık bir sene kafa dinlendiriyorsunuz. Uzatmadan ben bu sınavlara sanırım dört defa girdim her defasında kazandım ancak hiç çağrılmadım…Tugay Karargahında çalışırken bir sohbet esnasında bu durumu anlatınca kurmay başkanı “yahu söylediğin şeye bak sen yine müracat et nasıl almazlarmış?” Demesi ile tekrar sınava girdim. Bu sınavlar aynı sınıfın subay ve astsubayı için birlikte yapılır yani aynı sorular soruluyor,sorularda genel kültür,askeri bilgi,sınıf bilgisi ve dil den oluşuyor. O sene sonuçlar gelince kurmay başkanı beni yanına çağırdı gözleri gülüyordu.”gördün mü? Hepsinden birinci olmuşsun, ayrıca kurs şube müdürü ile görüştüm kesin olarak seni çağıracaklar” dedi vay be ! dedim işler nasıl da yoluna girivermişti….Sonra tugay komutanı çağırdı “Uysal, yerine birini yetiştir gitmeden önce iyice öğrensin” emredersin dedim sevinç içindeyim hemen birini yerime düşünmeye başladım ve birlikte çalışmaya başladık. Aradan zaman geçti dil okuluna çağrılacakların listesi geldi “YOK!yine yok” gelde çıldırma. Bütün hayaller suya düştü bizim komutanlar da şaşkın,KKK de kurslar şube müdürü benim eski kurmay başkanım beni de çok sever. Jeepe atlayıp yanına gittim. Gülerek buyur etti. Çay içerken kendisininde çok şaşırdığını söyledi sonra orada bulunan bir Bnb.ya emir verip benim dosyayı getirtti. Epey inceledikten sonra “Uysal,sen hep çok yüksek puan almışsın özellikle dil puanın aşırı yüksek!” Neticede bana her bölümden ne kadar not almamı bir kağıda yazıp verdi artık soruların hepsini yapmayacaktım. Biraz daha görüşüp teşekkür edip ayrıldım tabi benim hikaye karargahta duyuldu. Ertesi sene hiç unutmam odamda çok yoğun çalışıyorum ( sınava değil) içeriye iki Ütğm. girdi “arabayı hazırladın mı ?” Yahu ne arabası derken uyandım o gün dil sınavı günü idi ve görev jeepini ben ayarlayacaktım. Hala görev araçları gelip benden kağıt alıyorlar, Pardon falan deyip aracı çağırdım birde astsb.arkadaş var o da girecek dördümüz araca bindik ben yanıma okul ders defterimi aldım Muhabere Ütğm.merakla sordu “ne yapıyorsun?” Bende gayet sakin “hiç çalışmadım gidinceye kadar çalışmalıyım” gideceğimiz yer Kara Harp Okulu. Mesafe nerden baksan otuz km var. O da yaklaşık o trafikte bir saat eder,çok bile!…Üçüde benimle dalga geçtiler oysa ben deftere gömülmüştüm bile. Sınava girdik dönüşte sordular nasıl geçti iyi dedim bir daha gülüşmeler “ya biz aylardır bu sınava hazırlanıyoruz, gördük senin hazırlığını “ ne diyeyim bende güldüm geçtim. Aradan zaman geçti sınav sonuçları açıklandı benimle gidenlerden kazanan yok ben yine kazanmışım ancak puanlar hep bana söylenenler kadar. Kurslar şubesi ile görüştüm “tamam Metin tam dediğim gibi yapmışsın kesin olarak kursa gidiyorsun.” Suyun başındaki söyleyince inandırıcı geliyor elbette hem kurmay başkanına hemde tugay komutanına durumdan haberdar etmiş. Ben yine kendime halef aradım.Fakat içimde bir ses “bana gülüp duruyor” arsız ne olacak! Valla en sonunda yine gideceklerin listesi geldi “YOK “ o ses de durmadan gördün mü? Deyip duruyor. Ben yine yollara düşüp soluğu KKK de aldım. Bizim komutan çok üzgün çok şaşkın “sen neymişsin METİN!” Evet ben bir şeyim veya hiçbirşey olmayan şeyim. Dediğine göre benim ismimi listeye yazmışlar onaya gitmiş işte orada devreye sicil şube girmiş demişler ki bu adamın yurt dışı yasağı var nasıl dışarıda görev alacak? İşte benim işimi bu soru bitirmiş bende yurtdışı yasağım olduğunu öğrenmiş oluyordum oh ne güzel sadece çok sevdiğim yurdum içinde kalacağım ya her şey kötü olmaz ya!
İkinci olay daha çarpıcı. Daha önce yazmıştım bizim Mamak Kışlasında iki komutanlık hatta Cezaevini de sayarsak üç komutanlık mevcut. Bizim tugay 4ncü kolordu komutanlığına bağlı. Bahsettiğim yıllarda kolordu komutanımız Korgeneral Tuncer KILINÇ idi, biz kendisine “Hançer” derdik çok sert fakat çok vatansever çok çalışkan bir generalimiz daha sonra orgeneral oldu MGK sekreterliği yaptı. Her Neyse , bu komutan ile aynı kışlada yolum çok çakıştı. Bazı nedenlerden dolayı beni çok severdi. Beni her defasında çalışırken yakalamış hiç hatalı yakalamamıştı oysa kışla içinde sürekli gezer ani denetlemeler yapardı yani bir eksiğiniz varsa bilmemesi çok zordu soru sormayı çok severdi benden her defasında doğru cevaplar almıştı bu nedenle genellikle bana soru sormayı en sona bırakır sonunda “Uysal sen söyle “ derdi zaten bu arada düşünme fırsatı da çıktığından her defasında cevabım doğru olurdu. Hatta birkaç kez bizim bölüğe “kıta bent cezası vermiş (bu cezayı alan birlik komutanı dahil ikinci emre kadar kışlayı terk edemez) fakat her defasında beni muaf tutmuştu. Bu duruma bölük komutanı çok bozulmuş “ben anlamam sende kalacaksın,anca beraber kanca beraber” dediği zaman itiraz etmemiştim bana uyardı. İşte bu komutan bizim tugay komutanına emir vermiş “Metin subay olsun” yine bir gün tugay komutanı yanına çağırdı emri tebliğ etti. Hiç beklemiyordum şaşırdım itiraz etmeye kalktım “Niye “ diye sordu anlattım benim sicilim bozuk. Hemen G-1 yanına çağırdı şahsi dosyamı istedi. Dosyayı inceledi “hayır sicil notların gayet iyi zaten bu senede tam not akacaksın sorun yok” “ komutanım sorun o değil ben okulda iken diye başlayıp özetle anlattım güldü sen dedi geçen sene kozmik oda subayı değilmi idin? Doğru söylüyordu en gizli yerin sorumlusu olmuşum çeyrek yüzyıl önceki Aslı olmayan suçlamanın önemi yoktu. Artık itiraz konum kalmamıştı sonunda “emredersiniz “ deyip çıktım. Çıktım da beni bir kara düşüncedir aldı. Adım gibi biliyorum bu iş olmaz. Olmaz da bu işten nasıl nasıl kurtulacağım! Uzun uzun düşündüm sonunda kolordu komutanına çıktım. Birkaç kem küm den sonra izahatımı yaptım çok ciddi duruyordu “Uysal ! Sana bir emir verdim ve bunu yapacaksın bu Ordu senden iyisini nerden bulacak ? Sen yanlışlıkla astsubay olmuşsun. Ardında tugay komutanın ve kolordu komutanın var.” Diyerek lafım mafım kalmamaştı “emredersiniz!”
Şimdi bu yazıyı okuyanlar sonucu merak etmiştir …Devam edeyim o yıl müracatımı yaptım ve sınavlara girdim. Sanırım birincilikle kazandım ve yazım geldi beni askeri hastaneye gönderip “subay olur raporu “ istediler gidip o raporunda aldım. O yıllarda genellikle bir mide ekşimesi hariç, ciddi sağlık sorunum yok. Artık sınıf okuluna çağrılmayı bekliyorum neticede o listeler geldi “Yok ,yine YOK !” Artık alıştım diyeceğim ama yok bu işe alışmak mümkün değil. Herkes şaşkınlık içinde. Tugay komutanı çağırdı. Çok şaşkın ve kızgındı. Bana otur dedi ve telefondan KKK lığı personel daire başkanı olan tümgenerali istedi. Bu arada telefonun dış sesini açtı konuşmayı duymamı istiyordu. Bilindik hoş beşten sonra konuya geldi “komutanım kolordu komutanı ve benim subay olmasında yarar olacak astsubayımız için aradım “ diye konuyu anlattı sanırım o kişi benim dosyamı istedi onlar konuşuyor ben dinliyorum.Sonunda şöyle bir açıklama oldu “bu kişi için çok ciddi suçlamalar mevcut hakkında casusluk ihbarı mevcut ayrıca yurtdışı çıkış yasağı var siyasetle bağlantılı vs. Sonuç, Kolordu komutanımızda aradı ancak elimizden bir şey gelmiyor çünkü ana bilgisayara işlenmiş daha önce olsa halledilirmiş ancak artık mümkün değilmiş.Telefonu kapattı çok üzgündü ben dayanamayıp sordum “komutanım,ben odun muyum yoksa kereste mi? Güldü “bu durumda odunsun “ ikimizde gülüverdik….Kendisine teşekkür edip izin istedim.
Böylece Ordu için okuma veya her ne için olacaksa okumak ve diploma almak düşüncesi kafamdan silindi gitti. Madem onlar izin vermiyordu ben de
Meraklı olduğum konularda kendi kendime okuyacaktım uzun zamandır tam bir sistematiğe girmediğim konusunda ele alıp kendimi geliştirme programımı hem düzenledim hem yeniledim artık ; 1-) Yabancı dil öğrenmeye devam 2-) Tarih öğrenmeye devam 3-) İnsan dilleri ve gelişimleri devam 4-) Siyaset bilimi devam 5-) Genel müzik bilgisi ve nota öğrenme vs devam 6-) Matematik tekrarı ve öğrenimi devam 7-) Bilim tarihi devam 8-) Evrim bilgisi devam 9-) Elektronik ve elektrik devam 10-) Uzay bilimi devam 11-) Arkeoloji devam 12-) Bilgisayar öğrenimi devam 13-) Ekonomi devam 14-) Felsefe tarihi ve günümüz devam 15-) Dinler tarihi ve gelişimi devam 16-) Edebiyat ve sanat devam 17-) Resim çalışmaları (bu işi çabucak bıraktım) 18-) Fizik ve günümüz fiziğin temel kabullerinin araştırılması devam 19-) Antropoloji devam 20-) Şiir yazma devam 21-) Hikaye ve roman yazma devam 22-) ANILARI yazma devam.
Bir başkası için sorunlu ve gülünç bulunacak bu meraklarım benim için kutsal kase. Her kim olursa olsun beni bu konularda ikna etmesi mümkün değil elbette bu konuların hepsini araştıracak zaman bana verilmeyecekti. Zaten emekli olduktan sonra bu konulara “jeoloji,mineraloji,maden ve değerli taşlar vs “ ekleniverdi özellikle son on iki yıldır ağılığı bu konulara verdim artık matematik,müzik ,resim,ekonomi,felsefe ve antropoloji ile eski ilgimi yitirdim öğrendiklerimle yetiniyorum. Şimdi önümde acil hedef olarak hikaye ve anılarımı yazmak ve bilim alanında öteden beri düşünüp durduğum devrimsel paradigma değişimi yazıları duruyor acilden de acil olan ise son on iki yılımın sonucunda edindiğim müthiş önemli sonuçları anlayacak bilim insanları ve karar verici siyasi bulmak. Sonuncu ile maddi sorunlarımı tamamen yok etmeyi ve ülkeme ciddi bir katkı sağlamayı düşünüyorum. Şu ana kadar tüm girişimlerim inanılmaz şanssızlıklar nedeni ile sonuçsuz kaldı tüm yaşantım boyunca hep son anda yanımda bitiverecek olan şans perime hala sonsuz güven içindeyim.


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.
Facebook Yorum