İstanbul
16 Eylül, 2026, Çarşamba
  • DOLAR
    32.58
  • EURO
    34.81
  • ALTIN
    2412.9
  • BIST
    9645.02
  • BTC
    66248.09$

DENİZLİ JEOÇEŞİTLİLİĞİ VE JEOSİT ÖNEMLİ ALANLARI DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

16 Eylül 2026, Çarşamba 00:25

KUVARTENER  FOSİL BULUNTULARI :

Fosil buluntuları travertenler ve akarsu çökellerinde elde edilmiştir.Travertenler bulunanlar iyice taşlaşmış olduğu için çıkarmak zordur.Fakat çok ideal koşullarda korunmuş durumdadırlar.Bu travertenlerde “Homo erektus” insan fosili bulunmuş tur ve halen Denizli Kent Müzesinde sergilenmektedir.Buralarda ayrıca yegeç,geyik boynuzu, Bizon, gergedan,fil ve su aygırı fosilleri tanımlanmıştır. Bu canlılar “kuvaterner” ile tanımlanan türlerdir.

KUVATERNER TRAVERTEN-TUFA JEOÇEŞİTLERİ : 

1-) PAMUKKALE ; İlin en ilgi çeken turistik yeridir.Sıcak su kaynaklıarı üzerine kuruludur.1988 yılından beri UNESCO'nun Dünya Mirası Listesinde yer almaktadır.MÖ 1.nci ve 5 YY da inşa edilen “PLUTONİUM” bir fay hattı çatlağı üzerine inşa edilmiştir ve bu çatlaktan CO2 çıkar ve bu gaz içeri konulan suçluları öldürüyordu !

2-) KARAHAYIT : Pamukkale’den  4.5 km kadar kuzeybatısında yer alır. Burada da sıcak su kaynağı bulunmaktadır. Fakat daha sıcaktır yaklaşık 53 derece Pamukkalede ki ise 34,5 derece idi.Suyun rengi içeriğindeki erimiş demirden dolayı kırmızımsıdır kayaçlarda ise sıcak suya adapte olmuş mikrobiyal organizmalardan dolayı yeşilisidir.

KAMARA TRAVERTEN SIRTI:

Buldan ilçesi YENİCE beldesinde bulunur. Bu yerin yaklaşık 4 km  KD  da Büyük Menderes Vadisi bulunur.Yerel halk tarafından “Kamara Hamamı” olarak bilinir.Sırttan yukarı gidilirse önce CİNDERE BARAJI ve ardından “GÜNEY ŞELALESİ “ ne ulaşılır.Jeotermal alanda suların sıcaklığı 54 derecedir .Hamama sıcak su buradan sağlanır.Yakınlarında taş ocağı bulunur.

 TEKKE HAMAMI :

Sarayköy ilçesinin 5 km Batısında bulunur.Denizli’nin ve ülkemizin en büyük jeotermal sahalarından birinda bulunur. Burasının 3.5 km kuzey doğusunda Türkiye’nin ilk jeotermal enerji santralı bulunur.Tekke Hamamı halk arasında “kokar hamam “ olarak bilinir.Sularının sıcaklığı 99.7 derecedir ,sudaki iyon miktarı ise 3.400 mg/litredir. Daha önceleri bu bölge “turizm alanı “ plarak ilan edilmesine karşın yoğun jeotermal araştırmalar ve tesisleri nedeni ile bu özelliğini kayıp etmektedir.Aynı bölgede dört yıldızlı bir motel de bulunmaktadır.

GÜNEY ŞELALESİ  : 

Şelale alanı Güney ilçesine 12 km Denizli’ye ise 72 km mesafededir.Kaynaklar dört adettir.Sıcaklıkları 16-18 derece arasındadır.Burasının bir jeosit alanı yapılması düşünülmektedir.

GÖKPINAR VADİSİ :

Denizli Havzası kaynak çökelleri bakımından zengindir bunların bir kısmı traverten bir kısmı ise “TUFA” özelliği taşır.Denizli ilinin 16 km doğusunda Denizli- Muğla Yolu üzerinde bulunur. Tufa kalınlığı 70 metreyi geçer.Dünyada sayılı yerlerden biridir. Aynı bölgede “Karstik” bir kaynak bulunur.İçme suyu ihtiyacı için kullanılır. Yörede bulunan mağaraların insan eliyle yapıldığı düşünülmektedir.Bu bölgenin ileride önemli bir çalışma alanı olması mümkündür.

TUFA; ( kalsiyum karbonatlı) sıcak ve soğuk suların karışması sırasında içlerinde bulunan mikroorganizmaların katkısı ile oluşan gözenekli bir kireçtaşı çeşididir.

ANTİK TRAVERTEN VE MERMER OCAKLARI :

Denizli ilinin kuzey ve güney kenarlarında yer alırlar.Antik traverten ocaklarının çoğu Pamukkale,Karahayıt ve Yenice de bulunur.Mermer ocakları ise yükselmiş “HORST” alanlarındadır.

HORST; fayların kırılması ile çevrelerine göre yüksekte kalmış tepelere verilen jeolojik adlandırmalar eğer çöküntü halinde ise GRABEN denir) Pamukkale’de gerçekleştirilen araştırma sonucunda 21 adet bantlı traverten ocağı tespit edilmiştir.

KÜRESEL MİRAS OLARAK DENİZLİ TRAVERTENLERİ:

Denizli travertenleri MÖ 2 YY dan beri ana yapı malzemesi olarak kullanılmıştır. IUGS tarafından “kültürel miras “olarak onaylanmıştır.

TEKTONİK JEOSİT LER :

Denizli’de çok sayıda fay hattı bulunmaktadır.Honaz Fayı,BABADAĞ Fayı,

Pamukkala fayı ( bu fayın aletsel ölçüm yapıldığı tarihten beri yıkıcı bir etkisi olmadığı bilinmektedir.

HEYELANLAR: Denizli’de genellikle Honaz,Babadağ ve Çameli’de heyelanlar görülür. Gündoğdu ve  Menteşe heyelanı gibi.

MAĞARA VE KARSTİK ERİME YAPILAR:

İl bu bakımdan da  zengindir.

Kaklık Mağarası; Denizli-Afyon karayolu üzerindeki Kaklık mahallesinin 6 km kuzeybatısında bulunur. Çökme sonucu oluşmuştur.60 metre genişliği ve 14 metre derinliği vardır.

Keloğlan Mağarası; Acıpayam ilçesinde Dodurgalar mahallesine bulunur. İle olam mesafesi 75 km dir.

Aydınlar Obruğu ; Honaz ilçesi Aydınlar mahallesinde bulunur,çapı 380 metre derinliği ise 60 metredir.  Denizli volkanitleri bu obruğun çevresinde yayılım ( yaygınlık ) gösterir ( Semiz,2003  vd.,2012) Volkanitler Likya Napları içindeki evaporit - karbonat birikimini uyumsuz olarak örter.( Alçiçek  vd. 2003  ; Gündoğan vd.,2008) 

Obruğun meydana gelişi olarak ,civardaki evaporit minerallerin  erimesi gösterimiştir.

KANYONLAR :

Akarsuların aktığı yerdeki kayaları kazıyarak ( binlerce yılda ) kanyon veya kısık denilen dar ve derin boğazlar oluşturur ,Denizli de çok sayıda bulunur;

Acıpayam Kanyonu, Emecik Kanyonu ( Çameli) , Çal Kısık Kanyonu, Tokalı Kanyonu( Çivril) , Karakısık Kanyonu ( Bozkurt) ,İnceğiz Kanyonu ( KALE) ,Zeytinköy Kanyonu ( Merkez) 

GÖLLER VE SULAK ALANLAR :

Denizli’de jeoçeşitlilik açısından sayılabilecek göller ; 

Acı Göl ( Çardak) ; Işıklı Göl ( Çivril) ; Yayla gölü ( Buldan) ; Kartal gölü ( Beyağaç ) 

Acı göl , göçmen kuşların göç yolu üzerinde olup önemlidir.Kapalı havza gölüdür.

Kartal Gölü ise; ÇiçekBaba Dağı zirvesinin kuzeye bakan yamacında deniz seviyesinden 1903 metre yüksekte bulunur. Göl çevresinde ülkemizin en yaşlı “Karaçam Ormanı” bulunur bu bölge Bakanlıkça “tabiatı koruma alanı “olarak onaylanmıştır.

Yayla Gölünde ( Buldan) yapılan incelemelerden ( tarot örneklerinden) günümüzden 17 bin yıl kadar önce ( Santorini Volkan patlaması) izlerine rastlanılmıştır. Bu izlerden B.Menderes vadisinde doğal bir afet olmuş olabileceği olarak değerlendirilmiştir. 

TARTIŞMA VE SONUÇLAR :

Denizli ilinin jeoçeşitliliği  başlıca  ;

MenderebMasifi, Likya Napları, Oligosen Molası, Neojen ve kuvarterner  karasal istifleri ve oluşumları olarak toplamda 19 adet jeoçeşitlilik belirlenmiştir.Çoğunluğu kuvaterner dönemine aittir. İleriki yıllarda yapılacak ek çalışmalarla yeni yerler bulunması mümkündür.

NOT : Asıl yazı burada sona ermektedir. 

ÖNEMLİ NOT: Bu kısımdan sonra yazılanlar sadece asıl yazının içeriğine bakılarak yapılan yorumdur. ELBETTE TARTIŞMAYA AÇIKTIR. Asla doğru gibi yorumlanmamalıdır. Konu birçok bakımdan ilimiz her vatandaşını ilgilendirmektedir. Bir Denizlilili olarak katkıda bulunmak isteğinden kaynaklanır. 

Ana soru şudur ; İlimizde “lamproite dayk”lar varmı dır yoksa yok mudur? 

Bu konuyu ilgili bilim insanlarımıza ve yönetimsel yetkililere ve halkımıza sorarak ,araştıralım diyorum. Bu hepimiz için çok önemlidir yazının bundan sonraki kısmında belgelere başvurup göstereceğim. 

Peki, lamproit varsa bize ne faydası vardır? Bu soru haklı bir soru. Çünkü halkımızın çok büyük çoğunluğu “lamproit” nedir bilmiyor ve neticede de ne katkısı olacak da bilmiyor.

Ben bu konularda yirmi küsür yıldır yazı yazıyorum. İsteyen yazılarıma bakabilir son zamanlarda bir sitede yazılarımın çoğunluğu bulunmakta ( Alevi haberler , sitesi ) Ayrıca facebook sayfamda da mevcut. 

LAMPROİTE DİKE ( Lamproit dayk) : 

Bu jeolojik yapıyı anlamak için bir yanardağı düşünerek başlayalım. Yanardağlar yerkabuğunun altında bulunan “MANTO TABAKASI” ndaki erimiş haldeki element ve mineraller ile gazların toplandığı yer olan “havuz” dan hızla yükselmesi ve patlaması ile dipte bulunan lavları ve gazları yerkabuğuna çıkarır. 

Çıkan lav ( eriyik halde) gerek basıncın çok azalması gerek sıcaklığında çok azalması sonucunda tabiri caiz ise donar. Çok hızlı donanlara obsidyen diyoruz . Daha yavaş donanlar ( bu kristalleşmedir)  daha farklı bileşik ve minerallerin oluşmasını sağlar. Birde o kadar çok sıcak olmasına rağmen ( magma da sıcaklık yapısına göre değişmekle birlikte 1.200-1.500 derece civarıdır.) bu sıcaklıktan etkilenmeyen minerallerde bulunur. Mesela ELMAS bunlardandır. Elmas o sıcaklıklarda stabil kalır ( değişmez) ve eğer yanardağın bacası onun bulunduğu derinliğe ulaşırsa yeryüzüne de çıkabilir. 

Bunları gerekirse tekrar gündeme getiririz. Fakat normal hiçbir yanardağ asla elmas yukarı çıkaramaz çünkü hiçbir yanardağın bacası o derinliğe ulaşamaz ( en az 120 km derinlik) 

Okyanus ve kıtalarda yerkabuğu kalınlığı farklıdır . Okyanuslarda kabuk çok daha incedir ,kıtalarda ise ortalama 35 km dolayında iken ilk meydana gelen kayaç kütlelerin ( bunlara kalkan denir) de bu derinlik 150-250 hatta bazı yerlerde 350 km ye kadar gidebilir.

Lamproitlerde elmas olduğu 1980 li yılların sonuna doğru anlaşılmıştır. Bugün artık bu konu var mı yok mu diye tatışılmıyor…

Ben neredeyse 25 yıldır Türkiye’de lamproit var ve bunların bir kısmında elmas var diye yazıp duruyorum. Çok ilginçtir ilk defa konuyu açtığım hiçbir konu ile ilgili bilim insanımız bu görüşü kabul etmedi( İTÜ,İÜ,PAK,A.MENDERES ÜNV. vs.) Hemen hepsi şu düşüncede idiler “elmas ,sadece KİMBERLİT denen jeolojik oluşumlarda olur.O da bizde yok öyleyse elmas da YOK ! Bu durum uzun yıllar devam ettti ,belge olarak sunduğum yabancı kaynaklı yazıları belkide hiçbiri okuma zahmetine girmedi. Bu arada ben haftada altı gün araziye çıkıyordum. Hem çeşitli mineraller topluyor eve gelince çalışma yerim olarak kullandığım mutfakda onları inceliyordum. Daha sonra yazacağım önemli mineraller buldum. Bunları da açık şekilde yazılarımda paylaştım. 

Sonuç olarak lamproit ler  bir ülke için önemlidir bırakın bir yöreyi.  Buralarda sadece elmas değil değerli taşlar ,değerli madenler de bulunur  ( altın,wolfram  , yakut,safir, mozanit vs.) 

Okuyan herkesi bu tartışmaya davet ediyorum. Bir sonraki yazı sadece bu konu üzerine olacaktır. Pek çok yazımda  da belirttiğim gibi  “Kurtuluş Savaşı ile bayrağımızı göklerde dalgalandırma imkanına kavuştuk ancak yerin altı hala özgür değil ….

 

 

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum