DENİZLİ JEOÇEŞİTLİLİĞİ VE JEOSİT ÖNEMLİ ALANLARI ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
13 Eylül 2026, Pazar 14:58DENİZLİ JEOÇEŞİTLİLİĞİ VE JEOSİT ALANLARI ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Denizli’nin joe çeşitliliğinde en önde gelen “PAMUKKALE TRAVERTENLERİ” “ IUGS “ tarafından ( yer bilimleri alanında küresel işbirliği araştırmalarını destekleyen büyük bir uluslararası sivil toplum kuruluşudur) dünyanın ilk 100 jeolojik miras alanı olarak gösterilmiştir.
ÖNEMLİ NOT : Buraya kadar yazılanlar asıl yazının özetinin halk tarafından anlaşılabilmesi için yapılan açıklamalardır . Bu noktadan sonra yazı boyutu yüksek olacağı için her konu asıl yazıda olduğu gibi yazılmayacak ,genellikle halkın ilgisini çekecek konulara girilecektir. Yazarlarımız olan bilim insanlarımız dilerim bunu anlayışla karşılarlar.Diğer türlü yazı onlarca bölüme anca sığardı.Bu nedenle artık özetleyerek yazıya devam ediyorum.
Dünyamız en son tespitlere göre 4.6 milyar yaşındadır.Bu süre içinde dünyada ne gibi değişiklikler olduğu ve bu değişikliğin sebepleri bilmek açısından joe çeşitliliği anlamak çok büyük önem arz eder. Bir jeo çeşitlilik bir nedenle sona ererse geri getirilmesi imkansızdır.
Dünyamız ve ülkemiz ile ilimizin jeo çeşitlilik mirası insan faaliyetleri nedeni ile ( baraj yapımı, yol ,kanal, köprü vs.) tehdit altındadır. Bu nedenle bütün halkımızın bu konularda bilgilendirilmesi önemlidir.
Jeosit alanları çeşitli gruplara ayrılarak incelenir.Ülkemizde bu faaliyetler nihai neticesine henüz ulaşamamıştır.
Son yıllarda yapılan “ÇALIŞTAYLARDA” bu konular ele alınıp tartışılmaktadır.
Denizli ilinin 19 adet ilçesi bulunmaktadır. İlimizde bulunan önemli jeosit ler aşağıdakilerdir;
MENDERES MASİFİ : Bu konuda ilk yazılarda gerekli bilgi verildiği için devam etmiyorum.
BULDAN GNAYSI : Bu konuda da bilgi verilmişti.
DELİKTAŞ KAYA MEZARI: Menderes Masifi içindedir.Buldan ilçesine bağlı 35 km kuzeyindeki KARATAŞ mahallesindeki bir gnays bloğuna kazılmış bir kaya mezarıdır. Şimdilik kaydı ile, bu mezar M.Ö. 8-7 YY da ve FRİGYA dönemine denk düştüğü düşünülmektedir.
KIZILYER TRİYAS EVAPORİTLERİ : Honaz ilçesi Kızılyer mahallesi güneyinde yer alır. Bu evaporite lerde jips ( alçı taşı) minerali bulunmaktadır. Bu oluşumun geç triyas yaşlı olabileceği düşünülmektedir.
OLİGOSEN YAŞLI DENİZLİ MOLASI: Molas deyimi, dağ oluşumu sırasında ve son safhada oluşan sığ denizsel ve karasal istifler için tanımlanır.
CANKURTARAN MOLAS JEOSİTİ : Denizli iline 15 km mesafede Çukurköy ve Denizli- Muğla yolu üzerinde bulunur.Bu alan koruma altındadır.
DENİZLİ KARASAL NEOJEN İSTİFİ: Daha önceki zamanlarda bu alana “Denizli Grubu “ denirdi.Bu bölge “Kızıburun ,Sazak, kolankaya “ diye üç adet formasyona ayrılır. Bu formasyonlarda “halit ( tuz) , jips ( alçı taşı) ,çamurtaşı,kireç taşı,çört (kuvars çeşididir) vs.” bulunur. Bu havzanın Neojen çökel dolgusu kendine özgüdür. Bu bakımdan Batı Anadolu ki diğer graben dolgularından farklılık gösterir. Bunlardan en önemlisi günümüzdeki Hazar Denizi rastlanan ve geç Miyosen dönemine ait “PARATETİS MOLLUSK FAUNASI “ ( bu terim açıklanmıştı) görülmesidir. Paratetis Faunası için potansiyel bir jeosit önermek gerekirse SARAYKÖY-BABADAĞ arasındaki karayolunda bir nokta olacağı değerlendirilmektedir.
DENİZLİ VOLKANİTLERİ :
Denizli volkanitleri , Honaz-Serinhisar-Acıpayam ilçelerinde bulunur. Bu volkanitler küçük hacimli kütlelerdir.Lav akmaları ve dayklar şeklinde bulunur
DAYK : Magmadan yüzeye uzanan bir bacadır . Bir çeşit volkan gibidir ancak arada ciddi farklılıklar bulunur.
Bu volkanitlerin en tipik özelliği “potastik ve ultrapotasik “ yapıda olmasıdır.Bu oluşumlar üst Miyosen - Alt Pliosen yani 7-4 milyon yıl zaman aralığında olmalarıdır. Volkanitlerin yaş aralığı kuzeyden güneye doğru gençleşir ve ANKLAV içeriklerinin azaldığı tespit edilmiştir.
ANKLAV : Bu jeolojik bir terimdir. Ana kayalardan farklılık gösteren yapılardır ( oluşumlardır) Bir yere kadar “KSENOT LARA “ benzer ancak anklav terimi daha geneldir oysa ksenotlar ise daha dar kapsamlıdır. Ksenotlar elmas için en önemli gösterge kayaçlarıdır ( Pirop garnetinden çok daha önemlidir )
Aydınlar yöresi volkanik kayaçları “piroklastik yapıda” olup mineralojik olarak ; Flogopit, apatit, ortopiroksen den oluşmaktadır.
Bu yöredeki volkanik kayaçlarının incelenmesi sonucunda ; SiO2 içeriği % de 55,99- 56,26 ; K2O içeriği ise % de 5,6 - 5,27 ; Mg içeriği ise 56,71- 58,54 oranlarında bulunmuştur. Bu bir jeolog için çok önemli verilerdir. Çünkü genelde herhangi bir yerden kayaç incelemesi yapıldığında silisyum içeriği ( SiO2) asla bu kadar düşük olmaz hele magnezyum ( Mg) oranı asla bu kadar yüksek çıkmaz ! Bu durum aslında bir şeylerin habercisidir. Fakat bu konuda yorumumu bir sonraki yazıya bırakıyorum.
Aynı yerde yapılan analizler sonucu ise ; 120-130 ppm düzeyinde Cr ( krom) ile 42-63 aralığında ppm olarak Ni ( nikel ) tespit edilmiştir.
PPM : Bu düşük miktarda bulunan minerallerin ( altın,platin,bor, wolfram vb.)ifade eden bir ölçü birimidir tam ifadesi ; milyonda bir demektir. Hangi rakam yazılırsa milyonda o kadar var olduğu anlaşılır . Daha pratik anlatımı ; bir ton da ksç gram olduğunu gösterir ( mesela Au yani altın 5 ppm demek o yerde tonda 5 gram altın var demektir ( ancak bu ortalama bir sayıdır ) Yukarıda ki analizler SEMİZ tarafından yapıldığı yazılıdır.Ayrıca şu yorumda kendisine aittir ; bünyesinde bulunan plajiyoklaz varlığından dolayı ve ayrıca Cr ve Ni içerikleri nedeni ile normal anlamı ile bir “LAMPROİT” olmadığı düşünülmüştür ( yazılıdır)
NOT: Yazı devam edecek .
Denizli’nin joe çeşitliliğinde en önde gelen “PAMUKKALE TRAVERTENLERİ” “ IUGS “ tarafından ( yer bilimleri alanında küresel işbirliği araştırmalarını destekleyen büyük bir uluslararası sivil toplum kuruluşudur) dünyanın ilk 100 jeolojik miras alanı olarak gösterilmiştir.
ÖNEMLİ NOT : Buraya kadar yazılanlar asıl yazının özetinin halk tarafından anlaşılabilmesi için yapılan açıklamalardır . Bu noktadan sonra yazı boyutu yüksek olacağı için her konu asıl yazıda olduğu gibi yazılmayacak ,genellikle halkın ilgisini çekecek konulara girilecektir. Yazarlarımız olan bilim insanlarımız dilerim bunu anlayışla karşılarlar.Diğer türlü yazı onlarca bölüme anca sığardı.Bu nedenle artık özetleyerek yazıya devam ediyorum.
Dünyamız en son tespitlere göre 4.6 milyar yaşındadır.Bu süre içinde dünyada ne gibi değişiklikler olduğu ve bu değişikliğin sebepleri bilmek açısından joe çeşitliliği anlamak çok büyük önem arz eder. Bir jeo çeşitlilik bir nedenle sona ererse geri getirilmesi imkansızdır.
Dünyamız ve ülkemiz ile ilimizin jeo çeşitlilik mirası insan faaliyetleri nedeni ile ( baraj yapımı, yol ,kanal, köprü vs.) tehdit altındadır. Bu nedenle bütün halkımızın bu konularda bilgilendirilmesi önemlidir.
Jeosit alanları çeşitli gruplara ayrılarak incelenir.Ülkemizde bu faaliyetler nihai neticesine henüz ulaşamamıştır.
Son yıllarda yapılan “ÇALIŞTAYLARDA” bu konular ele alınıp tartışılmaktadır.
Denizli ilinin 19 adet ilçesi bulunmaktadır. İlimizde bulunan önemli jeosit ler aşağıdakilerdir;
MENDERES MASİFİ : Bu konuda ilk yazılarda gerekli bilgi verildiği için devam etmiyorum.
BULDAN GNAYSI : Bu konuda da bilgi verilmişti.
DELİKTAŞ KAYA MEZARI: Menderes Masifi içindedir.Buldan ilçesine bağlı 35 km kuzeyindeki KARATAŞ mahallesindeki bir gnays bloğuna kazılmış bir kaya mezarıdır. Şimdilik kaydı ile, bu mezar M.Ö. 8-7 YY da ve FRİGYA dönemine denk düştüğü düşünülmektedir.
KIZILYER TRİYAS EVAPORİTLERİ : Honaz ilçesi Kızılyer mahallesi güneyinde yer alır. Bu evaporite lerde jips ( alçı taşı) minerali bulunmaktadır. Bu oluşumun geç triyas yaşlı olabileceği düşünülmektedir.
OLİGOSEN YAŞLI DENİZLİ MOLASI: Molas deyimi, dağ oluşumu sırasında ve son safhada oluşan sığ denizsel ve karasal istifler için tanımlanır.
CANKURTARAN MOLAS JEOSİTİ : Denizli iline 15 km mesafede Çukurköy ve Denizli- Muğla yolu üzerinde bulunur.Bu alan koruma altındadır.
DENİZLİ KARASAL NEOJEN İSTİFİ: Daha önceki zamanlarda bu alana “Denizli Grubu “ denirdi.Bu bölge “Kızıburun ,Sazak, kolankaya “ diye üç adet formasyona ayrılır. Bu formasyonlarda “halit ( tuz) , jips ( alçı taşı) ,çamurtaşı,kireç taşı,çört (kuvars çeşididir) vs.” bulunur. Bu havzanın Neojen çökel dolgusu kendine özgüdür. Bu bakımdan Batı Anadolu ki diğer graben dolgularından farklılık gösterir. Bunlardan en önemlisi günümüzdeki Hazar Denizi rastlanan ve geç Miyosen dönemine ait “PARATETİS MOLLUSK FAUNASI “ ( bu terim açıklanmıştı) görülmesidir. Paratetis Faunası için potansiyel bir jeosit önermek gerekirse SARAYKÖY-BABADAĞ arasındaki karayolunda bir nokta olacağı değerlendirilmektedir.
DENİZLİ VOLKANİTLERİ :
Denizli volkanitleri , Honaz-Serinhisar-Acıpayam ilçelerinde bulunur. Bu volkanitler küçük hacimli kütlelerdir.Lav akmaları ve dayklar şeklinde bulunur
DAYK : Magmadan yüzeye uzanan bir bacadır . Bir çeşit volkan gibidir ancak arada ciddi farklılıklar bulunur.
Bu volkanitlerin en tipik özelliği “potastik ve ultrapotasik “ yapıda olmasıdır.Bu oluşumlar üst Miyosen - Alt Pliosen yani 7-4 milyon yıl zaman aralığında olmalarıdır. Volkanitlerin yaş aralığı kuzeyden güneye doğru gençleşir ve ANKLAV içeriklerinin azaldığı tespit edilmiştir.
ANKLAV : Bu jeolojik bir terimdir. Ana kayalardan farklılık gösteren yapılardır ( oluşumlardır) Bir yere kadar “KSENOT LARA “ benzer ancak anklav terimi daha geneldir oysa ksenotlar ise daha dar kapsamlıdır. Ksenotlar elmas için en önemli gösterge kayaçlarıdır ( Pirop garnetinden çok daha önemlidir )
Aydınlar yöresi volkanik kayaçları “piroklastik yapıda” olup mineralojik olarak ; Flogopit, apatit, ortopiroksen den oluşmaktadır.
Bu yöredeki volkanik kayaçlarının incelenmesi sonucunda ; SiO2 içeriği % de 55,99- 56,26 ; K2O içeriği ise % de 5,6 - 5,27 ; Mg içeriği ise 56,71- 58,54 oranlarında bulunmuştur. Bu bir jeolog için çok önemli verilerdir. Çünkü genelde herhangi bir yerden kayaç incelemesi yapıldığında silisyum içeriği ( SiO2) asla bu kadar düşük olmaz hele magnezyum ( Mg) oranı asla bu kadar yüksek çıkmaz ! Bu durum aslında bir şeylerin habercisidir. Fakat bu konuda yorumumu bir sonraki yazıya bırakıyorum.
Aynı yerde yapılan analizler sonucu ise ; 120-130 ppm düzeyinde Cr ( krom) ile 42-63 aralığında ppm olarak Ni ( nikel ) tespit edilmiştir.
PPM : Bu düşük miktarda bulunan minerallerin ( altın,platin,bor, wolfram vb.)ifade eden bir ölçü birimidir tam ifadesi ; milyonda bir demektir. Hangi rakam yazılırsa milyonda o kadar var olduğu anlaşılır . Daha pratik anlatımı ; bir ton da ksç gram olduğunu gösterir ( mesela Au yani altın 5 ppm demek o yerde tonda 5 gram altın var demektir ( ancak bu ortalama bir sayıdır ) Yukarıda ki analizler SEMİZ tarafından yapıldığı yazılıdır.Ayrıca şu yorumda kendisine aittir ; bünyesinde bulunan plajiyoklaz varlığından dolayı ve ayrıca Cr ve Ni içerikleri nedeni ile normal anlamı ile bir “LAMPROİT” olmadığı düşünülmüştür ( yazılıdır)
PLAJİYOKLAZ : Plajiyoklaz, yer kabuğunda çok yüksek oranda bulunan “feldispat” grubuna ait bir slikat serisine ait bir mineraldir.
Sodyum ve kalsiyum li minerallerin katı çözeltisi ile oluşur,alt serileri ( minerallleri anlamında) albit, andezit, labradorit, anortit, oligoklaz, bitovnit olarak sıralanır. Görünüş olarak ; beyaz veya gri veya açık renkli ve prizmatik kristal yapıdadır.Bazılarını açıklayalım;
ALBİT : Adı beyaz renkli anlamındadır ( Latince) , bir feldispat mineralinin albit kabul edilmesi için %90 ve üzeri SODYUM dan yapılı olması gerekir. Albitlerin içeriği ( Na AlSi3O8 ) de silis miktarı %de 10 dan düşük olur.
OLUŞUMU: Albit iki farklı olarak oluşabilr
1-) Metamorfik düşük sıcaklık yüksek basınçta yeşilşist fasiyesi bdnzeri metamorfik kayaçlarda oluşabilir.
2-) Magmatik : Granit ve siyenit ve iri kristalli pegmatiklerin ana bileşimidir.
ANDEZİT : Sadece magmatik yapıda bulunan bir kayaçtır yani kesinlikle volkanik kökenlidir. Halk arasında “Ankara taşı “ olarak bilinir ,dayanıklılığı yüksektir,çeşitli renklerde olabilir ( gül kurusu,gri, kırmızı, mor,k.rengi vb.)
ANORTİT : Plajiyoklaz feidispat serisinin en uç üyesidir. İçeriği ( Ca Al 2 Si2 O8) bu nedenle kalsiyum bulunma oranı çok yüksektir .Diğer uç üye ise Albit idi ondada sodyum oranı çok yüksekti. Rengi , beyaz,gri tonları ve bazen içindeki safsızlıklara bağlı olarak pembe,yeşil veya sarımsı olabilmektedir.
oluşumu; anortitin çok yüksek erime sıcaklığı vardır ( 1.550 derece) bu nedenle magma soğumaya başladığında ilk oluşan mineraller arasında bulunur bu konu önemlidir. Anortit minerali bu nedenle hem derinde hemde yüzeye yakınında oluşabilen kayaç çeşitlerindendir.Esas olarak MAGMATİK kökenli kayaçtır fakat özellikle yüksek oranda kalsiyum içeren kayaçların birikmesi ile ( kireçtaşları ve marnlar gibi) oluşan tortul kayaçlarının metomorfizmaya uğraması ile METEMORFİK kayaç olarak da bulunabilir.
LABRADORİT: Sadece magmatik bir kayaçtır. Yerin çok derininde oluşur ve oluşumu yavaştır bu nedenle yapısı “lamelli” dir ( dilimli,yapraklı) ve yine bu nedenlede üzerine gelen ışığı katmanlar farklı kırdığı için göze hoş gelen renk oyunları oluşur. Kendisi siyah veya koyu renklidir. Oluşması özel olduğu için her yerde bulunmaz ayrıca süs eşyası olarak kullanılır. Kanada, Madagascar,Finlandiya,Ukranya’da bulunur.
OLİGOKLAZ : Albit ve anortit gibi iki uç da yer alan feldispatlara nazaran ortada bulunan bir kayaçtır içeriğinde ( (Ca,Na) ( Al,Si) 4 O8 bulunur.% de 70 ile 90 arasında sodyum %de 10 ile 30 arasında ise kalsiyum bulunur.Oligoklaz esas olarak magmatik kayaçtır ancak metamorfik olarakda bulunur( yeşil şist fasiyelerinde)
BİTOVNİT : Kalsiyum,alüminyum,ve sodyumlu bir ferdispat çeşididir. Esas olarak magmatik olarak oluşur ancak yüksek sıcaklık ve basınç altında bitovnit oluşabilir( metamorfik olarak) Ayrıca uzaydan gelen göktaşlarında bu minerale rastlanılmıştır.
NOT: Yazı devam


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.
Facebook Yorum