DENİZLİ'DE DEĞERLİ TAŞLAR
28 Haziran 2026, Pazar 17:43Elmas kıymetli taşlar içinde en tanınan ve arzu edilenidir. Elmasın ana maddesi karbondur yani kömür ile aynı elementten oluşur. Grafit ve Elmasın aynı elementten oluşmalarına karşın biri en sert diğeri en yumuşak maddedir,grafitin o kadar sertliği düşüktür ki kalem yapımında kullanılır,üstten bastırılınca kağıtta kalır. Bunun sebebi karbon atomlarının paketleniş biçiminde saklıdır,elmas çok sıkı paketlenmiştir bu nedenle hem çok sert hemde Özgül ağırlığı yüksektir. Bu şekilde olması yerin en az 120 km derinliğinde karbon atomlarının yüksek sıcaklık ve basınç altında sıkışarak oluşmasından kaynaklanır eğer yeterli derinlik olmazsa karbon atomları grafiti oluşturur. Elmasın olabilmesinin ön şartlarından biri yer kabuğunun yeterli derinlikte olmasına bağlıdır zira kabuktan sonra ergimiş durumda tabaka vardır.Bu tabaka bir şekilde yeryüzüne ulaşırsa (Volkan,kimberlit bacası vs.) lav ismini alır, lavda mineraller sıvı ve gaz halde bulunur,insanoğlunun kullanabilmesi için minerallerin donmuş olması(katı halde)gerekir (Çoğu zaman) .Yeryüzüne hızlı veya kademeli olarak ulaşan lav hızlı veya yavaş soğur (yükseliş hızına bağlı olarak) işte Elmas ta diğer mineraller gibi yer kabuğuna veya yüzeye ulaştığında elde edilebilen bir değerli taştır. Elmasın yeryüzüne ulaşmasına sebeb olan jeolojik etkenler
1-) KİMBERLİT BACALARI: ilk defa Güney Afrika da bulunmuş ve bulunduğu kasabanın ismi verilmiştir. Bunlar aslında özel volkanlardır, volkanlar genelde yer kabuğunun en çok 40-50 km derinliğinde olduğu bölgelerde oluşurken bu bacalar asgari 120 km derinlik menziline sahiptir. Uzun zaman önce bir kez patlamış büyük bir krater oluşmasına sebeb olmuştur. Çoğu zaman krater su ile kaplıdır bazen ise üzeri doldurulmuş ve görünmez hale gelmiş olabilir. Kimberlit bacalarında Elmas olmasının esas sebebi “ksenot” denilen kayaçlardır. Ksenot kayaçları mağma içindeki Elmas patlama ile yukarı hızla çıkarken elması bünyesine alır (sıcaklık ile yapışır) ve elmasın yeryüzüne ulaşmasını sağlar yanı bir nevi asansör gibi iş görür. Eğer elmaslar bu ksenot taşlarına bağlı olarak yeryüzüne çıkmamış olsa idi yüksek hız ve sürtünme nedeni ile sağlam olarak yukarı çıkamazdı. Elmas tek yukarı çıkan mineral değildir onunla birlikte diğer minerallerde yeryüzüne ulaşır
bunlara “Elmas gösterge mineralleri”denir. Elmas aramaya bu taşları aramakla işe başlanır. Bu taşlar “pirop garnet”, ”olivin”, ”filogopit mika”, “ilmenit”, “zirkon”, “kromit spinel” gibi minerallerdir.
2- ) LAMPROİT BACALARI: bu bacalarda kimberlit bacası benzeridir ancak onların daha küçük boyutta olanıdır. Lamproitlerile kimberlit ler arasında farklar vardır A-büyüklük farkı
B -sayı farkı kimberilt tek bulunur, lamproit ler ise bulunduğu bölgede en az on bir adettir yanı bunlar öbek oluşturur.
KC- her lamproitte Elmas olmaz genelde oran onda birdir. Bizim bölgede tesbit edilen (ettiğim) sayı 17 adettir en az ikisinde Elmas olması beklenir. D- lamproitlerin patlamasının en erken tarihi 83milyon yıldır yani hiçbir insan bu patlamayı görmemiştir ( bubilgide zamanla değişiklik olabilir ,ancak patlama olduğu tarihte insan olmayacağı değişmeyecek görünüyor).
E- kendi içinde çeşitleri vardır işin uzmanları analiz yaparak hangi tip olduğunu belirler buna göre arama yapılır Elmas olmayanlarında değişik değerli taş ihtiva ederler.
3-LAMPROFİRLER: bunlar da lamproite lere benzer.(çok daha küçük çaplıdır) bu oluşumlar özellikle altın ihtiva ettiği düşünülür.
4-METEORLAR: yeryüzüne çeşitli zamanlarda büyük meteor lar düşmüştür bu olaya “impackt” denir. Çarpma (İmpakt) büyük bir patlamaya sebeb olur neticede yörede karbon minerali varsa bir kısmı Elmas’a dönüşür , bazen meteorun kendisi de Elmas ihtiva edebilir karbonado denilen siyah Elmas böyle bir meteor tarafından yeryüzüne getirildiği düşünülür. Karbonado sadece Orta Afrika Cumhurriyeti ile Güney Amerika’da bulunmuştur, bu yerler Afrika ve Güney Amerika kıtasının birleşik olduğu dönemde birlikte bulunuyordu bu nedenle dünyada başka bir yerde karbonado bulunmamıştır bu değişik bir Elmas çeşidi olup opak ve normal elmastan j daha serttir % 40 gibi .)
5-öklejik yataklar,ofiyolitler
6-plaser yataklar ve vs.
YÖREMİZDE LAMPROİT BACALARI
Yaptığım araştırmalar sonucu (yaklaşık on yıl sürmüştür ve haftada en az beş gün araziye çıkılmıştır) araziden elde edilen ipuçları değerlendirilerek ve yoğun bilgi birikimi sonucu bölgede en az 17 adet lamproit bacası tespit edilmiştir alan 10km den daha geniştir dahada baca bulunma olasılığı vardır.
DELİLLER:
1-bacaların varlığı (ek te çeşitli gölet haline gelmiş kraterlerin fotoğrafları vardır)
2-ayni bölgede çok sayıda garnet çeşidi olan pirop (ekte fotoğrafları)bulunmuştur bu garnet çeşidi çok derinde oluşur “Elmas gösterge mineralidir”
3-ilmenit minerali(ekte foto.su var)gösterge minerali
4-filigopit mikası bol miktarda vardır,gösterge mineralidir.
5- uvovorit garneti, iki adet kayaçta bulunmuştur, yeşil renkli garnettir,gösterge mineralidir.
6-bölgede zeolitlerin varlığı
7-Melanit garneti çok sayıda bulunmuştur,gösterge mineralidir.
8-fuksit bulunmuştur,kromlu mikadır,gösterge mineralidir.
9-zirkon minerali,yapılan analizde olağandan fazla olduğu anlaşılmıştır.
10-bölgede siyah turmalin (şörl)bulunmuştur,bulunanlar yüksek sıcaklıkta oluşan çeşididir ( turmalinler felsik yapıda bulunur ,burada sadece sıcaklığı işaret ediyorum fakat yorum hatalı olabilir)
11-bölgede bol miktarda ksenot denilen kayaçlar bulunmuştur,bunlar başlı başına bölgede lamproit bacasının olduğunu teyit eder.
12-bölgede altın bulunmuştur,olması gerekenin çok üzerindedir,analizlerde sabittir.elmas ile altın iyi ikilidir.
13-bölgede “wolfram”madeni bulunmuştur,yapılan tüm analizlerde çok yüksek olduğu açıktır,lamproitlerde wolframın bulunmasi doğaldır.
14- bölgede yapılan analizlerden iki ayrı yüzey yapısı olduğu anlaşılmıştır. A- silisyum miktarı yüksek olan
B- magnezyum miktarı yüksek olan olmak üzere magnezyum miktarı yüksek yerler ,“ultrapotastik”yapı arz etmektedir bu durum lamproit olduğunun önemli delilleri arasındadır.
15-bölgede yapılan analizlerden “nadir toprak elementlerinin”varlığı anlaşılmış olup bazı N.T.E.ler olağanın çok üzerindedir, lamroitlerde NTE ler yüksek oranda bulunur bu durum da önemli kanıt niteliğindedir.
16-bölgede “stishovite”denilen çok özel ve çok çok (rare,rare) nadir mineral bulunmuştur (bir adettir ve boyu 16mm dir) bu mineral yeryüzünde sadece iki şekilde var olabilir A- impackt bölgesine (dünyada çeşitli kraterlerde bulunmuş elimde konu ili ilgili onlarca akademik yazı var) B- lamproit patlaması olan yörelerde bulunabilir bu durum kendi başına ikna edici delildir.
17-bölgede bulunan çok miktarda ki “cüruf”volkanik kökenli hareketlerin delili niteliğindedir.
18-bölgede bulunan çok sayıda “doğal cam”ve obsediyen yine ayni durumu işaret eder.
19-bölgedeki kayaçlardan yapılan “ince kesit”araştırması sonucu”porfirik yapı”tesbiti yapılmıştır,tesbiti Adnan Menderes Üniversitesi lab.da Prof.Halil Sarp tır. Halil hoca uzun zamandır beraber çalıştığımız Türk kökenli ancak ayni zamanda İsviçre vatandaşıdır,kendisi Bern’de üniversitede öğretim üyesidir (gemolog) dünya çapında bir bilim insanımızdır,onlarca yeni mineral bulup isim vermiş kişidir.
20-bölgede İstanbul Ticaret Üniversitesi lab.na verilen kayaç numunelerinden yüksek düzeyde “Beril”minerali olduğu o dönemde aynı Üniversitenin mücevherat başkanı olan Prof.Emel Geçkinli hocanın tarafıma defalarca söylemesinden ve üç kez ayrı numune istemesinden anlaşılmıştır ancak sebebi tarafımca açıklayamayacağım biçimde defalarca analiz raporunu istememe rağmen verilmemiştir ayni şekilde verdiğim kaya numuneleri geri verilmemiş olup elimde belgesi yoktur ( aslınde bu durum felsik yapıda ki beril olayını işaret eder)
21-Uşak ilinde üretim yapan altın madenine gidilerek hem gezilmiş
hemde numune örnekleri verilip burayada analiz yaptırılmıştır,analiz sonuçları ektedir.
22-Denizli’de ki Pamukkale Üniversitesi jeoloji bölümü irtibata geçilip çeşitli defalar analiz yaptırılmıştır,ekte sonuçlar mevcuttur.
23-İstanbul Tenik üniversitesine gidilmiş incelenmesi için taş numuneleri verilmiş herhangibir sonuç alınamamıştır.
24-İzmir’de Ege ve 9Eylül üniversitelerine gidilmiş ilgili hocalarla görüşmeler yapılmış,bilgi alınmıştır.
25-Kanada’ya ücret karşılığı analiz için numune gönderilmiş olup sonuçları ektedir.
26-bölgede yapılan aramalarda “Ballen kuvars”denilen çapları 0,2 mm olan sadece impackt ve lamproit patlaması olan yerlerde oluşabilecek olan mineraller bol miktarda bulunmuştur.
27-bölgede “trinite”denilen ilk defa ABD de nükleer patlama sonucu bulunan mineral bulunduğu düşünülmektedir ancak bu konuda kesin bilgi yoktur ancak uzman kişilerce varlığı doğrulanabilir.
28-bölgede yapılan aramalarda “Menilite”isimli bir opal minerali bulunmuştur,bu mineral dünyada şimdiye kadar üç ülkede bulunduğu bilgisine ulaşılmıştır .bu mineralden bölgede çok sayıda vardır resimleri ektedir.(yaptığım araştırmadan bu mineralin jeolojik ve petrol araştırmalarında kullanıldığı anlaşılmıştır.)
29-bölgede ülkemizde bir iki yerde varlığı bilinen pembe ve kırmızı turmolin bulunmuştur.( bu lamproite varlığı ile ilgili değil )
30-bölgede “rhodokrozit ve rodonit”süs taşları bulunmuştur,ektedir.
31-bölgede yapılan aramalarda “kaya kristali,dumanlı kuvars,ametist,roze kuvars”bulunmuştur (lamproite ile ilgili değil)
32-bölgede yapılan aramalarda “galen,kurşun,bakır mineralleri,wolfram mineralleri,demir mineralleri,civa,niteliği saptanmamış en az üç çeşit maden” bulunmuştur.
33-geçen sene yapılan bir keşif vardır,Afrika Kıtası Liberya ülkesinde hurma cinsinden bir bitkinin sadece kimberlit ve lamproit bacaları bünyesinde yaşayabildiği ortaya çıkarılmıştır.bu bitkinin benzeri tam denilen yârlarda bol miktarda olduğu tesbiti tarafımdan yapılmıştır,hem orjinalini ham yöredekinin foto.rı ektedir.
YORUM:
Ülkemiz Avrupa kıtasının en geniş coğrafya ya sahip olanıdır.Hem iklimsel hem de jeolojik olarak farklılıklar arz eder bu durum konumuz açısından önem arzeder,üstünkörü düşünce ile bile topraklarımızda maden ve değerli taş zengini olması gerektiği sonucuna varılabilir.
Türkiye toprakları birçok açıdan madencilik için uygundur.bazı özellikleri sıralayalım:
1-) Ülkemiz;yabancı ve yerli bilim insanlarınca incelenip yazıldığı gibi bilhassa batı kısımları en az iki defa “metamorfizmaya” uğramıştır.zaten bu bölgelerde bu durumun doğal sonucu olarak önemli miktarda mermer,traverten,jips vs. çıkarılmaktadır.bu madenler ancak “metamorfik”süreç sonucunda oluşabilir.
2-) Ülkemiz bir deprem ülkesidir,tartışılacak bir konu değildir.depremin yıkıcı etkileri kadar yararlı sonuçları vardır bunlardan biride maden zenginliğini artıran,ortaya çıkaran,oluşturma gibi etkileri nedeni iledir.
3-) Ülkemiz topraklarının batı kesimi Asya ana kıtasına değil Afrika ana kıtasından menşeilidir. Bu durum son yıllarda bilhassa yabancı bilim çevrelerinde çok yazılıp tartışılmıştır,istenirse akademik raporları gerekli kişi ve kuruma sunabilirim.
4-) Ülkemiz 4ncü jeolojik zamanda okyanusun altından yükseldiği hemen herkesin kabulüdür.Bileşik kıtadan kopan büyük kütleler(Hindistan kütlesi,batı anadolu kütlesi ,antarktika kütlesi)zaman içinde bugünkü yerlerine gelmişlerdir. Hindistan ana kütlesi Asya anakarasına çarpınca Himalayalar oluşmuş benzeri şekilde bizde Toros sıra dağlarına sebeb olmuştur.ülkemiz toprakları bu jeolojik olaylardan önce “tetis Denizi”tabanı idi,yükselen toprakla birlikte karada kalan kısımda önce tuz gölleri oluşmuş uzun sürecin sonunda büyük çoğunluğu buharlaşmıştır.bizde “bor”madeninin çok bulunması(dünya rezervlerinin %76)bu olağandışı oluşum ile alakalıdır çünkü bor tuz ve sodyumla ilişkili bir maden ve elementtir.ancak bu olağanüstü oluşum sürecinin tek sonucuda değildir.nitekim batı Anadolu kesiminde üstünkörü ve ciddiyetten uzak aramalarda dahi Muğla ilinde “diaspor yani zultanit değerli taşı,Manisa’da bir Beril çeşidi olan akumarin değerli taşı bulunmuştur.
5-Türkiye toprakları nın jeolojik geçmişi Avusturalya kıtasının jeolojik geçmişine benzetilebilir(Avusturalya çok önemli lamproit bacaları ve bunun sonucunda Elmas yataklarına sahiptir,dünya değerli “siyah opal ve değerli opalin”%90 nın üzerinde üretim ve rezervine sahiptir.ayrıca çok önemli bir altın üreticisidir,bunuların yanında diğer süs taşları çıkarır(safir,sunstone vs.)
6-) Uzun zaman ülke topraklarında altın madeninin olmadığı bizim bilim adamlarınca kanıtlanmıştı! halbuki bu ülke toprakları tarihte ilk defa altının çok çıkarılıp para olarak kullanıldığı yerdir (Lidya krallığı) bu kadar somut örneğe rağmen ve gerek Osmanlı gerekse Roma ve daha eski uygarlıklar tarafından çıkarıldığı bilindiği halde es geçilmiş veya geçirtilmiştir.(bunun somut örneği Federal Almanya’dan getirilen bilim insanına Sard Çayında araştırma yaptırılmış beklendiği gibi altın bulunamamıştır! İsteyene belgesini sunarım) geçen zaman içinde ülke topraklarında onlarca yerde altın madeni bulunmuş olup yakın gelecekte önemli bir altın çıkaran devlet haline geleceği kesindir. Bu örnek bize günümüzde ki Elmas tartışmasını hatırlatması tabiidir.Bugün ülkenin her yerinde üniversiteler var bir çoğunda jeoloji bölümü mevcut buraya kadar her şey iyi,sonuçta bilim çevrelerinin toprağın altındaki zenginliği çıkartmak için öncü vazifesi göreceği beklenirken var olan durum tersinedir, devletin haberi yok ama günümüzde onbinlerce amatör yarı amatör insan maden ve değerli taş arıyor ve doğal olarak yakınında ki üniversitelere başvuruyor sonuç hüsran. Hocalar eski bilgilerle yeni yorumlar yapıyor sonuç “yok çıkıyor. Bu durumun daha vahimi olduğunu düşünüyorum bir örnekle açıklayayım,ben uzun zaman Pamukkale üniversitesinde bir hoca ile çalıştım o kişi bana sürekli olarak Türkiye’de kimberlit ve lamproit bacası olmadığını söyledi durdu. Bir Amerikan Üniversitesinin bilimsel bir makalesini gördüm, Ege Bölgesinde beş ilde lamproit bacasının bulunduğunu yazıyordu imzalardan biri bana sürekli YOk diyen akademisyene aitti hemen kendisini telefonla aradım “hocam siz bana lamproit bacası YOK diyorsunuz değil mi? dedim evet dedi peki bu yazı ne deyip okuyunca telefonu kapattı.inşallah yanlış yorumlamış olurum ama ben Alman hoca gibi bilerek yaptırıldığı şüphesi uyandırdı.
7-) yukarıdaki anlatım siyasetin sadece kendi alanında olmadığının kanıtı niteliğindedir.Bu gün Afrika’da pek çok değerli taş ve maden çıkarıyor bence bunın ana nedeni Batı nın çıkardığını kendi ülkesine rahat taşıması ile ilgilidir. Biz neticede kurtuluş savaşını yapmış,tarihi derinliği olan bir devletiz bizde bu kadar rahat hareket edemeyecekleri için bizde “Elmas,Yakut,safir,Zümrüt,vs” yok oluyor.
8-) Türkiye’de elmasın dışında Yakut ve safir kesinlikle vardır.bunun nedeni bir varsayımsal dilek değildir, nedenleri; dünya “emery madeni”rezervlerinin %67 si bizde bulunmuştur.(elde belgesi var kaynak yabancı bilim insanları)Emre’yi madeni nedir Türkçede biz “zımpara taşı”diyoruz.su taş “korund,götit,magnetit ve spinel taşının “bir arada olduğu yığındır. Korund safir ve Yakut’un ana malzemesidir.korund demek Alimünyum ile silisyumun oluşturduğu bileşik demektir yani Yakut (AlSiO)dır. Eğer bu bileşiğe “krom”madeni girerse kırmızı rengini verir ve biz o taşa artık “Yakut”deriz Eğer ayni taşa Demir,titanyum gibi çok bulunan Elementler girerse çeşitli renklerde “safir”taşını oluşturur.başka gerçekleri bu bileğilerle harmanlarsak,yanı Türkiye’nin çok önemli bir krom madeni üreticisi olduğunu ve bizde sadece tespit edilen yatak sayısının dörtyüz kadar olduğunu ekleyin buna bilhassa batı da metamorfik kayaçların varlığı ve Yakut oluşumunun bunlarla ilgili olduğunu katarsak sonuç kesindir bu ülkede Yakut ve safir vardır zaten safirin olmadığını ileri sürmek ya konuyu hiç bilmemek yada çıkarı için söylüyor demektir.
9-) Türkiye’de değerli opalinde olduğu kanısındayım sebebi şudur.”kalsedon taşı”ismini bizden alır Kadıköy ismi buradan gelmiştir tarihte bu taşlar yoğun olarak bizim topraklarda bulunup ismini vermiştir. Türkiye bilhassa “mavi kalsedonu” ile ünlüdür, opal taşı ile ilintisi şudur; opal uzun süre güneş altında kalır veya çeşitli etkenlerle (deprem,erozyon,insan faaliyetleri vs.) kırılırsa içindeki sıvıyı kaybeder ve kalsedon taşına dönüşür. Kalsedon ton bazında alınıp satılan ucuz bir taştır değerli opal ise “kırat”ile satılır arada müthiş Fiyat farkı vardır, uzatmadan bizde değerli opelin olduğunu ancak en az otuz metre derine inmek gerektiğini belirteyim.
10-konunun daha başka yanları olmasına karşın ileriye saklayarak son veriyorum.
SONUÇ:
Devlet konuya gereken önemi vermelidir,zannedildiğinden daha büyük önem arz etmektedir,karar vericilerin bilgilendirilmesi zorunludur.


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.
Facebook Yorum