İstanbul
20 Temmuz, 2026, Pazartesi
  • DOLAR
    32.58
  • EURO
    34.81
  • ALTIN
    2412.9
  • BIST
    9645.02
  • BTC
    66248.09$

ELEMENT, MİNERAL , ORTAM İLİŞKİSİ İKİ

01 Temmuz 2026, Çarşamba 14:14

Değerli arkadaşlar,konuya devam ediyoruz.Önceki yazı da bir giriş yaptık bundan sonra yazılacaklar temel olmasını istedik.İlk bölüm bazı arkadaşlara basit gelmiş olabilir,amacımız  mümkün olduğu ölçüde geniş kesime böyle bir konuyu anlatmak,  durumunda böyle olması gerektiğini sanırım kabul ederler.

Bir daha asıl amacı özetlersek;hepimizin  gayesi ülke topraklarında olan değerli taş ve madenleri bulup buradan kendimize ve ülkemize kazandırmak olarak kabul ediyorum elbette bunun değişik biçimleri de olacaktır (kimisi sadece aracı konumda da kalabilir vs. ama neticede hepsi birbirine bağlı)

Sorun şuralardadır.

1-) Yeterli  bilgi ve tecrübeye sahip değiliz.

 

 2-) Yeterli sermaye genelde yok (bu daha farklı bir sorun çözümü değişik biçimlerde olacaktır bu yazı buna değinmez) 

 

3-)Bize yol gösterecek kurum kuruluş ile diyalog(devlet ve üniversiteler gerekirse özel şirketler)

 

4-) Birinci maddenin açımı ve kolaylaştırılması yani araziye çıkınca hangi maden ve değerli taş nerede,hangi jeolojik oluşum ile oluşmuş,hangi minerallerle birlikte bulunur,iz minerali ve önemi,mineralleri esas olarak nerede bulunur(skarn yatak,pegmatik vs.)

 

5-) )  Maden ve d.taşların tanınması.

 

6 -)  Tanıma yöntem ve özellikleri ile üstün ve zayıf yanları.

 

7-) Değerli taşların piyasa değerinin  değerlendirmesi.

 

Belki atlamalı olacak ama bu safhada başka gibi gözüken sahaya girelim.Element ve bileşik ilişkisi hakkında özet bilgi verdik geldik bazı terimlerin açıklaması ve birbiriyle bağlantısına.Çok kısa bir özet tekrarı;Evrende var olan en küçük madde taneciği nedir meselesi hala fizikçilerin çözemediği bir bilimsel araştırma konusudur iş buralara gelince birdenbire karmaşıklaşır ve ismini duymadığımız parçacıklar ortalığa saçılır.Biz bunları geçiyoruz.element denilen Evren’in yapı taşlarını gördük bu oluşumlar Eğer parçalara ayrılırsa kendi kimyasal ve fiziksel özelliğini kaybederek tamamen farklılaşır. Herhangi Bir elementte ki  bir elektron o element içinde kaldığı sürece rolünü iyi oynar biz onun nasıl tepki vereceğini bilebiliriz . Ancak kendi elementinden azade olmuş bir elektron (veya diğer parçacıklar) tamamen değişir.Kontrol edemeyiz,demek ki aynı yapı içinde ortak tavır alan bu parçacıklar tek kaldığında veya başka etkileşimlere girdiğinde farklı tepkiler veriyor.

Her bileşik muhakkak elementlerden oluşur. Ancak unutmayalım her element kendine özgüdür. Her bileşik mineral kabul edilemez.Mineral olabilme şartları vardır bunlardan biri “doğal olması”dır. İnsan imali bileşikler  mineral kabul edilmez. Mineraller  kristalli yapıya haizdir bu yoksa da kabul edilmez ,o zaman başka bir şeydir. Yapay veya doğal bütün cam çeşitleri “amorf” yapıya sahip olup kristallli olmadığı için mineral değildir mineralojide “mineral benzeri”adını alır. Benzeri şekilde canlı(organik)maddelerde mineral kabul edilmez (Oltu taşı,kehribar gibi) bir mineral tek bir elementten oluşabilir (altın,bakır,Demir,Elmas gibi) fakat iki veya daha fazla elementin bileşik yapması ile de olabilir (kalsit,feldispat,yakut,turmalin gibi) Her bileşik mineral olmaz çünkü mineral kabul edilmesi gereken vasıfları  taşımayabilir. Ayrıca bazı bileşikler sadece laboratuvar ortamında meydana geliyor olabilir. Elementlerin bir araya gelerek bileşik yapabilmesinin pek çok değişik yolu vardır . Bunların neler olduğu bizi çok ilgilendirmiyor Fakat şunu bilelim ki bir bileşik ne kadar güç koşulda oluşursa o kadar güç harcanarak  parçalanır . Bu konuya neden  geri döndük? Bunun sebebi,  önemindedir, arazide aradığımız maden veya değerli taş dediğimiz her şey ya elementtir ya bileşik. Bizim tanımlamalarımız biraz da afakidir örnekleyelim birine maden ile değerli taş farkını sorsak bazı cevaplar alırız ancak öyle element veya mineraller vardır ki bunlar maden mi,taş mı bulanıklaşır. Altın bir metaldir (madendir ) zira elektrik iletir,sünektir,ağırdır vs. Fakat “berilyum”elementi de hem metalik hem ametal özellik gösterir (ametal,metal olmayan element demektir) İnsanoğlu yapısı gereği kategorize  etmeye eğilimlidir bu nedenle bazen bazı yanlışları da  sineye çekmek zorunda kalırız.

 

İlk ayrım yapmamız gerekenlerden biri değerli taş ve maden ayırımıdır. Yukarıda geçti,madenler genellikle yüksek Özgül ağırlığa sahiptir (Demir,kurşun,platin vs.) değerli taşlar genelde bileşik halindedir bu bileşiklerin çok azı yüksek Özgül ağırlığa haizdir (garnet,yakut,safir ) Ayrıca madenler (metaller) serbest elektron ihtiva etmeleri sebebi ile elektriki  olarak “iyi iletkendirler”.Madenlerin hepsi opaktır yani asla ışığı içinden geçirmez.Üzerine gelen ışığı özelliğine göre geri yansıtır. Eğer bu işi çok iyi yaparsa değer ifade eder.En güzel ışık yansıtıcı madenlerden biri altın diğeri gümüştür( bu nedenle aynalar gümüş bileşiklerinden yapılır). Madenler genellikle beyaz veya gri renkli olur sarı olan azdır bakır gibi kırmızı veya farklı renkli olanlarda nadirdir böyle olmasının nedeni metallerin son yörüngeleri ve serbest elektronlarla alakalıdır.

Değerli taşlar dan tek Elementten  olan  sadece elmastır saf karbon elementinin yüksek basınç ve sıcaklık ve de zaman faktörü ile çok sıkı paketlenmesi sonucu oluşur.Diğer d.taşlar en az iki element içerir.Bazılarının kimyasal yapısı çok daha karmaşıktır (mesela turmalin Demir,alüminyum,oksijen,silisyum,bor,lityum,magnezyum gibi çok fazla sayıda elementin bir araya gelmesi sonucu yeterli basınç ve sıcaklık)oluşur.

Değerli taşlar yine keyfi biçimde ikiye ayrılmıştır.

1- Değerli taşlar ( elmas , yakut,safir vb.)

2- Yarı  değerli taşlar.( ametist,kristal kuvars,dumanlı kuvars vb.)

Değerli taş  diye kast edilenler geçmişte ;  A-Elmas  B-Yakut  C-Safir D-Zümrüt ve ametist kuvarsı idi . Bu ayrım Brezilya ve Uruguay gibi G.Amerika ülkelerinde büyük ametist yatakları bulunması neticesinde ametist değer kaybetti ve yarı değerli taş sınıfına alındı daha  sonra her ülke ve kurum beşinci değerli taş olarak farklı bir minerali gösterdi (kimi inci yi ilave etti ki doğru değil çünkü inci mineral kabul edilemez taş bile değildir kimi Yeşim taşı dedi bu mesele halen çözülmüş değildir zaten önceden de problemli idi çünkü Elmas’tan dahi daha fazla ederi olan değerli taşların durumu açıklığa kavuşmamış idi(serendibite hangi sınıfa girer veya painite taşı!)

İşe  yarayabilecek bazı bilgilerle ilerleyelim.Çevremiz de gördüğümüz maden ve taşlar bir başka açıdan da gruplara ayrılmıştır. Bahsettiğim şey Özgül ağırlık konusudur. Burada da hafif durup hatırlatma yapalım. Bir maddenin Özgül ağırlığı ile yoğunluğu aynı şey değildir. Bu durum sık sık karıştırılır. Bizim esas ilgi alanında ki Özgül ağırlık meselesini şöyle anlamalıyız; Özgül ağırlık bilimsel bir terimden ziyade kolaylaştırıcı pratik uygulamadır sebebi de Özgül ağırlığın temelinde suyun olmasıdır .Su dünyada en çok bulunan ve hayati bir bileşiktir (mineral değil! mineral olan buz dediğimiz şekillidir çünkü kristallli yapısı ile de şartlara uygundur ) Biz bir mineralin Özgül ağırlığını söylersek şunu demiş oluruz bu mineral sudan  şu kadar daha ağır veya hafiftir. Dikkat edilirse bu keyfidir pekala su yerine “alkol”de kullanılabilirdi.Ayrıca kullanılmakta şekline bakarsak mesela kuvarsın ö.ağırlığı “2.65”dersek yoğunluk söyleminde olduğu gibi “3.54 gram/cm3 “demeyiz.Yoğunluk matematiksel ve bilimsel bir veridir.Ö.ağırlık ise tıpkı sertlik ölçmede kullandığımız  Mohs sertliği”gibidir yani sertlik ölçme sistemi de bilimsel veri değildir. Ancak bilim insanları minerallerin sertliğini ölçmek için değişik yöntemler bulmuştur ve bunların hepsi matematiksel olarak ifade edilir.Biz daha pratik olduğu için moh’s çizelgesini kullanmayı sürdürüyoruz.Ö.ağırlıkta niye takılıp kaldık bunun birçok sebebi var. Bir kere mineralleri uzun süre göz önüne alındığında birikim yaparlarken ö.ağırlığına göre yığılma yapar neticede en ağırlar en dibe doğru çökelir. Çok hafif olanlar ise rüzgar ve sel suları ile uzak mesafalare taşınma eğilimindedir. Bu şekilde mineralin ana yatağından taşınarak yeni mineral yatakları oluşturması ile meydana gelen sahalara “plaser yataklar”denir. Plaser yataklar ana kaynağına bağlı olarak pek çok mineral ve değerli taş ihtiva ederler.(Elmas buna dahildir)Dikkat edilirse

 ö.ağırlık o mineralin “zenginleşmesini”sağlamıştır. Bir taşçı doğanın yaptığı bu hizmeti değerlendirmesini bilmelidir.Aslında doğa (tabiat) böyle sürprizler yapar,yeter ki onu okumayı öğrenelim.(buna benzer pek çok jeolojik oluşum vardır,bu yazının ana işlevi de burada yatar) Daha sonra üzerinde duracağımız “pegmatik,skarn,bacalar vs.”bu kapsamdadır.

Kısmen açıkladığımız gibi doğa, maden ve taşları belli kurallar dahilinde onları toplu tutma eğilimindedir. Bir araya gelme nedenlerini toparlamaya çalışırsak;

1-)Açıklandığı gibi Ö.ağırlık ve yer çekimi

 

2-)Mineralin oluşum esnasında ki bir arada olması

 

3-)Aynı maden yatağında bulunma

 

4-)Mineralin meydana gelebilme koşulllarının keskin kuralllı olması(diyelim ki bilimsel olarak bir mineral eksi otuzlar civarında oluşabiliyorsa,o mineral yatağının Antarktika da bulunma ihtimali ile Afrika aynı olamaz.)

 

5-)oluşum itibari ile farklı aralıklara sahip mineraller çok farklı ortamlarda bulunabilir bu tip minerallere “arsız mineraller “denir(bazı mika cinsleri,kuvars gibi )

 

6-) oluşum süresi çok uzun olanlar(Elmas oluşum süresi çok uzundur şu ana kadar bulunan en genç elmas yaklaşık bir milyar yaşındadır)

 

7-)Tamamen ayrı oluşuma sahip olsalar da birikim yerinde (sedimenter yatakta ) metamorfik süreç ile yeniden mineraller oluşur ve bunlar bir arada  bulunur.

 

8-) minerallerin doğum  yeri mağma tabakasıdır.Yeryüzünde var olan hemen her şey (meteorların getirdikleri hariç) mağma içinde vardır. Olay karmaşık olmakla beraber kolaytırıcı bakarsak;yaklaşık 1200 derece civarında olan mağma bir eriyiktir ( yani sıvımsıdır).Bu eriyik her yerde aynı değildir.(ortalama sıcaklık,yoğunluk dahil) eriyik çeşitli faktörler ile yer yüzüne doğru hareket etme eğilimindedir. Magma  yukarı yükseldikçe sıcaklığı düşer akıcılığı değişir. Bilindiği kadarıyla magmada bildiğimiz  mineraller yoktur (Elmas ve bazı süper basınç ve sıcaklıkta stabil olanlar hariç)  Ancak bunlar varsayımdır ileride bu ortamda yaşayabilen mineraller keşfedilebilir.Yukarıda yazılı sekiz madde akademik değil akıl yürütme sonucudur böyle bölümlere ileride mümkün olduğu ölçüde akademik olarak da ele almaya çalışacağım tabi hataları olabilecdktir.

 

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum