İstanbul
20 Temmuz, 2026, Pazartesi
  • DOLAR
    32.58
  • EURO
    34.81
  • ALTIN
    2412.9
  • BIST
    9645.02
  • BTC
    66248.09$

ELEMENT, MİNERAL , ORTAM İLİŞKİSİ ÜÇ

01 Temmuz 2026, Çarşamba 14:25

Değerli arkadaşlar,üçüncü bölüm ile devam ediyoruz.

Mağmanın (mağma,yeryüzüne yakınlığına göre özel isimler alır.Bunlar teferruattır kafamızı bu tip konulara takmayalım) geçen bölümde yazıldığı gibi mineraller açısından tam bir doğumhane gibidir buradan binlerce mineral doğar.Her zaman bir mesele olan meteor konusuna da değinelim; meteorlar muhakkak dünya dışıdır, bazıları sadece dünya dışı değil güneş sistemi dışıdır yani bize başka yıldız sistemlerinden gelen “yabancılardır” Şimdilik başka galaksilerden gelen varmıdır sorusu cevaplanamamıştır (uzay tozu diyebileceğimiz olanları dışlayarak)

.Meteor lar uzayda,dünyada ,atmosferde bulunmasına göre özel adlar alır bu kısmı bizi ilgilendirmiyor.Fakat bazı meteorlar ilginç mineralller içerir (altın,Elmas,ve yeryüzünde olmayan mineral ile bazı  minerallerin izotopları.) Bilim insanları bulunan bir meteoru inceleyerek dünyanın ve güneş sisteminin oluşumuna dair bilgiler bulur bu nedenle bazı meteorlar çok kıymet arz eder (insanoğlu Aya gitmek için o kadar zaman ve  para harcadı,değeri bu şekilde anlayabiliriz.Bir de henüz ulaşıp mineral getiremediğimiz gezegen ve kuyruklu yıldız gibi yerden gelenlerin nasıl değerli kabul edileceğini hayal edelim.) Meteorları inceleyerek hangi gezegen veya yerden geldiği bugünkü bilimin sınırları içindedir. Bize en bol gelen meteor en yakınımızda ki Ay dan gelir. Merih gibi yakın gezegenlerden de bol miktarda gelir ve dünyaya ait olur. Fakat en çok bulunanlar geçmişte bir gezegen iken  bir şekilde parçalanmış olan ve günümüzde “meteor kuşağı”diye adlandırılan bölgeden gelir.Dünya bilindiği gibi diğer gezegenlerle beraber güneşten kopan parçaları ile meydana gelmiştir.Ancak çok ilginç bir gerçek vardır! Güneş yapısı gereği elementlerden sadece demire  kadar olanı üretebilir! Demir 26 elektrona sahiptir elbette 26 adette protona.  Periyodik cetvele bakılırsa demir den sonra onlarca elementin bulunduğunu görürsünüz.Demir den sonra ki element “kobalt”tır ve 27 adet elektronu vardır. Kobalt dünya dışı elementlerin başlangıç noktasıdır (geride altın,bakır,gümüş,wolfram,kurşun,platin ve grubu,Nadir toprak elementleri,uranyum gibi radyoaktif elementler vs vardır.) Bu  durum da pek çok element ve mantıki sonucu olarak da mineral(d.taş ve maden) dünya dışıdır (hatta güneş dışı)  Peki bunlar nasıl oluştu ve bize geldi şu an ki teori özetle şöyle,bu elementlerin oluşabilmesi için gereken sıcaklık “NOVA ” veya “SÜPERNOVA” ve “QUASAR” denilen devasa patlamalara neden olacak kadar büyüklükte ki devasa yıldızlarda  (bazı yıldızlar bizim güneşin binlerce misli büyük olduğu bilinmektedir bir yıldız ne kadar büyükse yaşamı o kadar kısadır  genellikle korkunç bir patlama ile yeni oluşumlara zemin hazırlar.”“Quasar ”denilen ancak henüz tam çözülememiş inanılmaz büyüklükte patlamaların olduğu evrensel cehennemler bulunmuştur. Bazıları  esas kaynağın burası olduğunu ileri sürer Fakat arada ki mesafe bir insanın kavrayamayacağı ölçüdedir.Demek ki demir sonrası elementler bize çok uzaklardan ve çok uzak geçmişten gelmiştir. İşin ilginci gelmeye de devam etmektedir. Şimdiye kadar yeryüzünün ne kadarı (hacim ve ağırlık olarak) yabancı kaynaklı olduğu tam belirlenmiş  değildir.Hatta altın platin osmiyum renyum gibi çok ağır olan elementlerin dünyanın  çekirdeğinde ve magmada ne kadar olduğu tam belli değildir bu nedenle önümüzdeki tarihlerde bu konu ile ilgili hiç beklenmedik bilgilerin ortaya çıkması kaçınılmaz gibidir.

Görüldüğü gibi bir meteor konusu bile karmaşıktır ve hala çözülmeyenleri vardır.Bizi ilgilendiren kısmı bu kadar deyip devam edelim.

Konumuzu kavrama açısından bazı altyapı tesis edecek bilgileri sıralamaya devam edelim.Daha  önceden yazdık,insanoğlu yaşanmasını ve teknolojisini yer kabuğuna borçlu.Yer kabuğu bizim için çok önemli o halde biraz özlü bilgiler.Dünya tek katmanlı yapıya sahip değildir,her biri farklılık arz eden değişik katmanlardan oluşur.Herkesin içinde yaşadığı atmosfer tabakasını saymaz isek,içten dışa doğru iç çekirdek (buraya ulaşmanın başka yolu yok bilgiler dolaylı yolllardan elde edilir esas olarak demir-nikelden oluştuğu kabul edilir.Bu iki elementte manyetiktir ve dünyanın manyetizması bu nedenle oluşur bu manyetik alan dünyayı zararlı pek çok parçacıktan ve enerji biçimlerinden koruyucu kalkan durumundadır.Manyetizma büyük olasılıkla bu iç çekirdeğin dönmesi sonucu oluşmaktadır.İç çekirdekte daha başka ağır metallerin olması beklenir.Hemen bu katmanın dışında dış  çekirdek vardır.Bu kısma da ulaşmak mümkün değildir burada da  ağır metal ler hakimdir.İç çekirdekte ortalama Özgül ağırlık 13 geçer,ortalama sıcaklıkta çok yüksektir (tahmini olarak 5000 derece üstü )dış çekirdekte hem sıcaklık daha düşük hem de ö.ağırlık daha aşağı seviyededir.Yerin en büyük kısmını bu iki çekirdek oluşturur. Bu iki tabakanın üstünde manto denen kısım yer alır bu bölüm kısmen incelenebilmektedir çünkü yanardağlar ( ve kimberlite,lamproite vb.)  yolu ile sürekli olarak dış kabuğa mağma gelmektedir bu mağma devamlı incelenir ve sürekli bilgi yenilemesi yapılır. Dış kabuğun kalınlığı dünyaya nazaran çok incedir ve  her yerde aynı değildir . En İyi bildiğimiz bölümdür ama hala yeterli değildir. Dış kabuğun kalınlığını dünyayı bir elmaya benzetirsek elmanın en dışındaki kabuk gibi az yer kaplar.Derinliği kıtalar ve okyonuslarda tamamen farklıdır. En az derinlik okyanuslardadır. En derin  yer ise Everest gibi büyük dağların olduğu bölgelerdir. Ortalama kalınlık 60 km kabul edilir ama farklılık yüzünden bu aldatıcı olabilir.Çünkü okyanuslarda kabuk 15 km ye kadar düşebileceği gibi kıtalarda birkaç yüz km.  ulaşabilir. Bizimle ilgisi açısından “kimberlite,Lamproite”gibi bacalarda derinlik  çok fazladır ve bacanın borusunun uzunluğu 250 km den fazla olabilir.Unutmayalım ki elmasın yeryüzüne ulaşabilmesi için o yerde ki derinliğin  çok  olması  gerekir (asgari 120km.) Aslında dış kabuğunda bölümleri vardır ama oraya girmiyoruz. En dıştaki kabuk ortalama olarak en hafif bölümdür ve ılıman da kesimdir. Özgül Ağırlıkta düşüktür (ortalama olarak) En dışta ki kabuğun durumunu yaralanmış bir canlının derisine benzetebiliriz nasıl deri alttan gelen kan ile pıhtılaşarak kapatıyor ve deriyi onarıyorsa yaralar (kimberlite,Volkan vs) alttan gelen magmanın yüzeye yaklaştıkça donması sonucu düzeltilir. Aynı durum yer kabuğunun sürekli olarak büyümesini de temin eder.(tersi de olur yani yerkabuğunun büyük kütlesi çeşitli sebepler ile yerin derinliklerine dalar Eğer magma ile temas ederse, eden kısımları eriyerek tekrar mağma haline gelir direk temas etmeyen bölümlerde ise basınç ve sıcaklık etkisi ile yeni mineraller meydana gelir.(bu durumu yeryüzündeki suyun döngüsüne benzetebiliriz yani bulutttaki su yağmur olarak iner sonra güneş ve basınç ile buharlaşır bu böyle sürer buna döngü denir) Kafasına takılan olabilir çok diplerdeki yeni oluşan mineralllerden bize ne? öyle ya, oraya ulaşamayacağımıza göre! durum o şekilde olmaz zaman içinde değişimden geçen kayaç kütlesi yukarıya çıkar (deprem,kıta hareketleri vs) çıktığı yükseklik bazen yeterli olmaz yerin bir iki km derininde kalabilir. Ancak insanoğlu kazarak buralara erişir ve madenleri yukarı taşır (altın gibi değer ihtiva edenler için çok büyük derinliklere inilmiştir.) Sonra bu konuya gireceğiz ama yerin alt kısımlarında ki bu yataklar bazen çok zengin içeriklidir bazıları ise tepe şeklinde yükselmiştir(mermer yatakları).

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum