EPİTERMAL KUVARS YATAKLARDA ALTIN ARAMA İKİ
19 Temmuz 2026, Pazar 17:24Epitermal altın yatakları çevre kayaçları ile basınçlı sıcak su ve karmaşık kimyasal tepkimeler sonucu ortaya çıkan ve yüzeye yakın altın yatakları olarak tanımlanabilir.
Yanardağ veya mineral içeren sıcak sular dolaştıkları alanlarda ki kayaçları çözerek bin metre derinlikten yüzeye kadar olan alanlarda yeni oluşan bu mineralleri (altın ve diğerleri) depolamaktadır.Buna doğanın yaptığı bir tür “liç” diyebiliriz.
LİÇ: Siyanür ile kayaçlardaki madenlerin (altın,gümüş vs.) uzun bir sürede (genellikle üç hafta civarı ) çözülerek sıvı hale getirip bir havuza nakledilmesi ve orada çökertilerek altın veya maden elde edilmesi işlemidir.Dünya üzerinde özellikle altının çok büyük kısmı bu yöntem ile elde edilir (% 80 üstü) bugüne kadar Siyanür nedeni ile ölen insan yoktur (bir kişi hariç o da siyanür kazanına düşerek ölmüştür ) elbette siyanür toksindir (zehirdir) ama bu madde (bileşik) zaten doğada da mevcuttur (yediğiniz bazı yiyecekler özellikle bademde)her getirinin bu şekilde bazı sakıncaları olmaktadır ancak dünya üzerinde yüzlerce zehirli maddeler (ilaç veya başka amaçla ) üretilmektedir bunlara karşı çıkılmayıp sadece değerli maden çıkarılmasında kullanılmasına karşı çıkılması aslında işin arkasında başka niyetler olduğunu ortaya açık seçik koyuyor.
Bu yazının yazıldığı sıralarda bu tip yataklardan pek çok ülkede altın çıkarıldığı,yazıda rakamlarla verilmektedir (yazıyı uzatmamak için koymadım zaten eski tarihli idi isteyen yazıdan okuyabilir)
Ülkeler: ABD,Şili,Dominik,Meksika,Filipinler,Yeni Zelanda,Papua Yeni Gine,Japonya,Endonezya vb.
Bu tip yataklarda altın üretimi ile birlikte gümüş de önemlidir.Bilindiği gibi bu iki soy metal doğada birlikte bulunma eğilimindedir(bunun sonucu olarak da bu iki soy metal bileşik yapamaz ama “alaşım” yaparak da birlikte bulunabilir.Ancak Unutmayalım altın sadece gümüş ile alaşım yapmaz diğer pek çok metalle de alaşım yapar.Ayrıca burada tekrarlayayım altın soy metaldir ve doğada bileşik (mineral ) yapmaz anlayışıda yanlıştır.Altın “tellür elementi ile “ tellüridler denen mineralleri yapar ancak burada sorun tellür elementininde yer kabuğunda bulunma oranının çok düşük olmasıdır bu nedenle bunların ortak minerallerine (işin içine gümüş de girer) çok nadir rastlanır Türkiye bu açıdan incelenmemiştir )
Epitermal altın yataklarının en büyük sorunu düşük tenörlü olmasıdır (bugün için bu olumsuzluk geçerli değil !)Ayrıca “saçılımlı” olarak bulunması da olumsuzdur ancak genellikle yüzeye yakın olması işletme masraflarını düşürür.
Yanardağ kökenli olan suların büyük kısmı yağmur kaynaklıdır.Isınan ve yükselen (yerin altına inildikçe ısı yükselir) sular gözenekli kayaçlar içinde ince damarlar halinde cevherleşmrktedir.
Sıcak suların yeryüzüne ulaştığı yerlerde ise “sıcak çamur gölleri,gayzer,Ilıca ve kaplıca ile ‘fumeralller ‘ şeklinde bulunmaktadır.
FUMERALLER: Yanardağın civarında oluşur genellikle kırıklarda oluşur buradaki sıcaklık ise çok yüksektir genellikle kükürt oluşumu ile ilgili olur.
Gelelim işin bizim açısından en önemli kısmına.Bu tip yatakları nasıl bulacağız?Hangi ayırt edici özellikleri bulunur?Bu tip sorulara cevap bulmaya çalışalım.
Bu yataklar “Alterasyon “ sonucu oluşur.
ALTERASYON: Sıcak sulu çözeltiler bulunduğu yerin yan kayaçlarında yaptığı kimyasal değişiklik sonucu ortaya yeni mineral oluşma işlemine bu ad verilir.
Eğer araştırma yaptığımız sahada “Alterasyon “ belirtileri varsa altın bulma olasılığı artar.Alterasyon varlığı ise,killi ve silisli zorlar olarak kendini belli eder.
Bu ayrımın sebebi ise ; çözeltisi sular yüzeye doğru yaklaştıkça üzerinde oluşan basınç azalır ve soğumaya başlar.İşte bu nedenle o alışıldık zon lara ayrılma meydana gelir.
Alterasyon süreci sadece bizim aradığımız değerli madenleri değil daha geniş olarak olmak üzere çevresindeki büyük kütleleri de etkilediği için tespiti nispeten kolay olur.
Bu tip yatakların bir diğer özelliği de bu yatakların cevher oluşturan sürecin derinliğine bağlı olarak gösterdiği farklılıklardır.
Bu nedenlerle hem yüksek tenörlü damarlar hem de “stockwork” denilen yataklar (bu yataklar çok ince damarlı ve birbiri ile irtibatlı çok kırıklı kayaçların cevherli çözeltilerin buraları doldurması sonucu oluşur,bu tip yataklarda tenör düşüktür)Ayrıca “ornatma “sonucu saçılım yatakları da bulunur.
ORNATMA: İngilizcede “Ranplasman “ denir ayrıca Türkçeye “yerine koyma” da denir.
Daha önce oluşmuş (eski) mineralin veya mineralllerin üzerinde kimyasal olarak farklı başka bir mineralin eş zamanlı olarak büyümesine denir.Ornatma sırasında bazı özel durumlar hariç kayaçda hacimce büyük değişiklik olmaz.
Ornatma başka bir çok özelliğe sahiptir bu nedenle bu yazının sonuna ilgili yazı linki koyacağım.
Fakat bazı önemli özellikleri sıralayalım;
Sülfitler,arsenik,tellüritler ve sülfat tuzları herhangi bir kayaçda ki cevher mineralleri ile GANG minerallerinin yerini alabilir fakat sülfitler,arsenit,tellürit ve sülfat tuzlarının yerini asla almaz.
GANG minerali: Bir maden yatağında asıl işletilen mineral olmayan minerallerdir mesela altın ocağındaki kuvarslara GANG minerali denir.
Oksitler (bunlar mineral çeşidi grubudur mesela yakutlar oksit grubu içindedir.) ise bütün kayaç ve GANG mineralinin yerini alabilir.
Psödomorf (yalancı şekilli mineralller) da bir göstergedir zira daha önce oluşmuş bir mineralden geriye kalmış boşluğa sülfatlar tarafından “psödomorf”a uğratılmış olabilir bu ise kanıt niteliğindedir.
SÜLFİT: Kükürt asidini oluşturan ” anyon “ bir köktür(SO3 -2) olarak gösterilir yani eksi iki lidir.
ANYON ve KATYON: Bir atomun kararlı hale gelebilmek için elektron almasına anyon (iyon) denir tersi olursa ise Katyon denir.
SÜLFÜR: kükürt içeren bir bileşik (mineral) iki yükseltgenme seviyesinde ise bu adı alır.
SÜLFİT: Eğer “SO3 - “ ise Türkçeye sülfit diye çevrilir.Bu terimler sık sık yanlış anlaşılmalara neden olacak derecede yanlış çeviriler yapmak mümkündür.SÜLFİR deyimi ise “S2” iyonunun adıdır.
Kristallerin yeni kurtcuk yapılarla (Vermiküler yapı) büyümüş olması
Yan kayaçlarda ornatmaya uğramamış bazı minerallerin adacıklar halinde bulunuyor olması da göstergedir.
Belirli yönlenmeye sahip taneciklerde göstergedir
Bir mineralin diğer minerallere göre ölçülerinde çok farklılık olması
Bir yatak içinde bir bileşenin gittikçe artan ve zenginleşen değerde bulunması da göstergedir
İki defa ornatmaya uğramış mineraller olması
Birbirini kesen çatlaklarda kayma olmaması
Çatlakların kesim noktalarında bir kayma olmaması
Eksolusyonlar olması birer göstergedir.
EKSOLUSYON: Türkçeye “kusma “ olarak çevrilebilir.İki ayrı element yüksek sıcaklıkta (yüksek sıcaklık iyon çapları yakın elementlerin birbirinin yerini almasını sağlar) birbirinin yerine geçebiliyorken sıcaklığın düşmesi ile birlikte iki ayrı faza ayrılır ve bu fazların biri diğerine göre birinci veya ikinci elementi zenginleştirir böylece önceden homojen olan mineral sonradan bu şekilde farklılaşır bu olaya da eksolusyon denir.Kusma diye çevrilmesinin nedeni ise ; sıcaklık farkı kalktığı zaman mineralin bünyesine giren elementler bünyeden atılırlar ve uygun zaman olursa bunlar o mineral içinde ayrı bir katı mineral oluştururlar.Mesela K - veya Na - lı feldispatlarda bu durum gözlenebilir.
https://drive.google.com/file/d/1GXEh-kzigmmBC-YOZEOYi9FXER27gLhQ/view?usp=drivesdk


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.
Facebook Yorum