EPİTERMAL KUVARS YATAKLARINDA ALTIN ARAMA BİR
19 Temmuz 2026, Pazar 17:23Değerli arkadaşlar,daha önce altın ve değerli madenlerle ilgili yazı yazmıştım bu yazı Prof.Dr.M.Sezai KIRIKOĞLU na ait bir yazı, linkide alta koyacağım, yazı 1990 yılına ait yani biraz eski sayılır ancak faydalı olacağını düşünüyorum. Mümkün olduğunca kolay anlaşılır hale getirmeye gayret ettim.
Önce epitermal nedir ona bakalım.Hidrotermal evre sıcaklığa bağlı olarak çeşitli evrelerden oluşur İşte bu evrelerden biri de “epitermal evre”dir.Bu evrede sıcaklık 200-50 derece sıcaklıkta olur ve minerallerde bu sıcaklık aralığında oluşur.
Örnek olarak,mezotermal evre ise ~300-200 derece
Katotermal evre ise ~ 500-3000 derece .
Hidrotermal (doğal sıcak su - olarak düşünelim) yataklarda gerek sıcaklık gerekse suyun (sıvı veya su çeşitli özelliklere sahip olur,asitlik veya bazik yapıda olması gibi) etkisi ile yeni mineraller oluşur (eski mineralller yenilerine dönüşebilir) Bu oluşum genellikle bu yatağın çevresinde daha önce oluşmuş “kırık,çatlak,yarıklar” ın cevherli su ile dolması ile oluşurlar. Bu yatakta bulunduğu yerin özelliğine bağlı olarak maden damarları (merceksel yapıda veya düzlemsel yapıda vb.) oluşurlar. Eğer bu kayaçlar sık rastlanan granit gibi kayaçlarda oluşursa daha “düzgün yüzeyli” ,eğer şist lerde oluşmuşsa dar ve birbiri ile ilişkili zon larda şayet kireçtaşlarında oluşursa aşırı düzensiz olarak oluşurlar.
1980 li yıllarda “Pasifik Kuşağı Epitermal altın yatakları “ keşfedilmiştir.
Türkiye de MTA nın kurulması ile birlikte bu kurumca ve özel kişi veya kurumlarca kıymetli madenler özellikle altın araması yapılmış fakat özellikle tarihsel nedenlerle bu araştırmalar “plaser yataklar”da olmuştur.
Plaser yatak: özellikle nehirlerin sürükleyip biriktirdiği yataklardır.
Altta linkini verdiğim yazıda bu araştırmaların 1945-1958-1960-1970-1980-1987-1989 yıllarında çeşitli bilim insanlarımız çeşitli yörelerde araştırma yapıldığı ancak altın oluşum izleri bulunmasına karşın belirlenmiş (gerek tenor gerekse rezerv ve) bir altın yatağı bulunamamıştır.
Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra işletilen ilk altın işletmesi “Bergama “da kurulan tesistir.(Osmanlı,Selçuklu,Bizans,Roma,Lidya vb.çeşitli tarihsel devletler döneminde Anadolu’da altın işletmeciliği yapıldığı çok iyi bilinmektedir)
Bu tesisi yabancı ortaklı bir yerli şirket kurmuştur.Fakat çok çeşitli nedenlerle uzun süre üretime geçememiştir.Özellikle Almanya’nın karmaşık faaliyetleri ile “çevreciler” harekete geçirilip desteklenerek üretime engel olunmuştur Almanya dünya altın pazarına hakim ülkelerdendir ve Türkiye ise Hindistan ile birlikte en büyük altın alıcısı ülkelerdir.Türkiye satın aldığı altınları bünyesinde çok miktarda olan kuyumcular ile işleyerek tekrar dünyaya takı olarak satmakta ve gelir elde etmektedir.Şayet kendi altınını kendi çıkarırsa bu durum da Almanya’nın aleyhine olacaktır. Bergama da üretim ilk defa 1991 de başlamış sonra tekrar durdurulmuş en son olarak bu tesislere el konulmuştur.Fakat günümüz itibari ile Türkiye hızla altın üreten ülke konumuna gelmektedir pek çok yerde altın yatakları bulunup pek çok işletme açılmış ve açılmaya devam etmektedir.
Son iki senedir yaşanan “korona krizi” nedeni ile üretimde duraklama olmuşsada yaklaşık 40 ton altın üreten 18 adet tesis kurulu durumdadır kısa sürede yıllık 50 tona ulaşacağı ön görülmekte olup yeteri kadar yatırım yapılırsa yıllık 100 ton altın üretimi gerçekleşebilir.Türkiye’nin tespit edilen altın rezervi 6.500 tondur.Bu tahmini rezervdir dahada artması mümkündür.
Dünya üzerinde bahsettiğimiz altın yatakları ile ilgili oluşumlara ilk defa Papua Yeni Gine ye bağlı Lihar adasında bulunmuştur.Bu durum ilgililerince altın aramada devrim olarak değerlendirilmiştir.Bu Pasifik Kuşağı dünyadaki yanardağların %80 den fazlasını içerdiği için ayrıca “Ateş Kuşağı” da denir.
Tarihsel olarak bakıldığında; Orta ve Güney Amerika’nın Avrupalılar tarafından fethi altın ile doğrudan bağlantılıdır (elbette diğer doğal kaynaklarda ) Daha sonra ise Kuzey Amerika ki Kaliforniya ve Alaska ya “altına hücum” başlatılmış bütün bu yerlerdeki altınlar ise konumuz ile ilgili yani “epitermal altın yataklar” ile ilgili olduğu değerlendirilmiştir (bu tarz olmayan yataklarda elbette mevcuttur)
Bu tip altın yataklarının en büyük sorunu bulunduğu zamanda dünyadaki diğer yataklara göre tenörünün düşük olması ilk başlarda sorun yaratmıştır ancak gerek Siyanür ile en küçük tenörlü altının elde edilebilmesi gerekse (o dönemlerde tonda 12 gram rantabl kabul ediliyordu ancak günümüzde eğer rezerv yüksekse tonda 1-2 gram dahi çıkarılabilir kabul ediliyor.Bu durumun en önemli sebepleri içinde; altın fiyatlarının çok yükselmesi ve aktif kömür ve diğer metotlarının bulunması olduğu söylenebilir.
https://drive.google.com/file/d/1e1Ctj3i14D4BUOHc57gPYMkK57MZEKSv/view?usp=drivesdk


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.
Facebook Yorum