İstanbul
25 Temmuz, 2026, Cumartesi
  • DOLAR
    32.58
  • EURO
    34.81
  • ALTIN
    2412.9
  • BIST
    9645.02
  • BTC
    66248.09$

EPİTERMAL YATAKLARDA ALTIN ARAMA SON

21 Temmuz 2026, Salı 14:44

EPİTERMAL KUVARS DAMARLARINDA ALTIN ARAMA   SON

 

EPİTERMAL altın yatakları diğer bölümde belirttiğimiz özellikler gözlenerek (değerlendirilerek ) aktif halde bulunan veya fosil durumunda bulunan jeotermal sistemlere bağlı olan yataklar bulunabilir.

EPİTERMAL yatakların bir diğer özelliği de yatağının geometrisinin cevher oluşturan süreçlerin derinliğe bağlı olarak değişim göstermesidir.

Bu nedenle EPİTERMAL zenginleşmeler genel olarak yüksek tenörlü damarlar ile saçılımlı ve düşük tenörlü (ve diğer düşük tenörlü yataklar) olarak değişim gösterir.

Aktif olan jeotermal sistemde tüm cevher kütlesi 50-1.000 metre derinlik aralığında bulunabilir.

Bunun aksi olarak aktif olmayan (fosil yatak ) yataklar da eğer erozyona uğramışsa sadece damar şeklinde ki yataklar ile saçılımlı şekilde kalmış olabilir.

Herhangi bir epitermal sistemde cevherin belirlenmesi için değişmez kurallar ne yazık ki yoktur.Bu nedenle buralarda yoğun araştırma yapılmalıdır.

Özellikle altın ve gümüşün birlikte bulunduğu yataklar sülfat tuzları,antimuan (bir mineral) sülfirler den oluşan yapılarda bulunur.

HALOJENLER: periyodik cetvelde 7A- grubunda bulunan tepkimeye çok eğilimli ametal lerdir(flor,klor,norm,astatin,teknesin .)

Bu halojenler doğada asla element olarak bulunmazlar hep mineral halde (bileşik olarak) bulunurlar.Bunlarda oda sıcaklığında ‘flor ve klor ‘ gaz halinde ‘bürom’ ise sıvı halde bulunur.Astatin elementi ise yarılanma ömrünün çok kısa olması nedeni ile çok nadir bulunur.Tennesin (Uus - olarak da bilinir) ise doğada olmayan insan yapısı bir elementtir.İlk defa ABD nin Tennesin eyaletinde ki bir laboratuvarda üretildiğinden doğada bulunmaz.

TUZ : Kimyada tuz denilince anlaşılan bir asit ve baz ın birleşmesi ile oluşmuş madde anlaşılır (elbette sofra tuzu da buna dahildir)

Tuz eldeki için,artı yüklü katyon ile eksi yüklü anyon dan oluşur.Bu sayede elektrik yükleri nötür olur ancak suda eritirse eletktrik iletebilen bir çözelti elde edilir (elektrolit) Bu çözeltide artı ve eksi yüklü iyonlar olduğu için elektrik iletilebilir.İlk VOLTA pili bu sayede yapılmıştır.Ayrıca “elektrolize “ denilen yöntemde bu sayede olur.

Tuzlar sadece asit ve bazlar ile değil aşağıda ki gibi de oluşabilir.

1-) Metal +asit= tuz+H2

2-) Baz+asit = tuz+ su

3-) metal + baz = tuz + H2

4-) metal +ametsl= tuz+ H2

5-) Bazik oksit+ asit= tuz+ su

6-) Halojen + metal= tuz

7-) Anhidrit +bazik oksit= tuz

Anhidrit: Kayaç yapıcı önemli bir mineraldir doğada çokça bulunur.Jips mineralinden farkı kristalleşme suyunun olmamasıdır Eğer bulunduğu yere su gelirse (yağmur,sel vb.) derhal jips mineraline dönüşür.

Yukarıdaki açıklamaları yaptıktan sonra epitermal sistemlerde bulunabilecek bir diğer özelliğe geçelim.

Bazı yataklarda ise altın ve gümüş tellüridleri bulunur.

Birçok epitermal yatakta altının yanı sıra yüzde bir kaç oranında “kurşun,çinko,bakır “ içerebilir.Ancak soy metallerin yanında ikinci planda kalırlar.

Üzerinde çalışma yapılacak yatağın erozyon derecesini tespit etmek önemlidir böylece yatağın tipi,yayılmışlığı ve üçüncü boyutta uzanımı gibi konularda bilgi edinilmiş olur.

Aktif olan epitermal yataklar hem jeotermal süreçlerde hem de mağmatik süreçler içeren jeolojik yapılarda gelişebilmektedir.Ülkemiz her iki sürecin ürünü olan epitermal kuvars yatakları yönünden zengindir zira çok sayıda aktif ve sönmüş yanardağ ile yaygın şekilde jeotermal sahalara sahiptir.Denizli -Aydın arasındaki saha,İzmir,Çanakkale,Afyon benzeri jeotermal alanlar ile Erciyes yanardağı,Hasankale,Ağrı yanardağı benzeri uygun sahalar fazlası ile bulunmaktadır.

Jeotermal sistemlerde derinlerde ısı merkezi gören bölüm bulunur.Bunun üstünde ise çözeltinin hareket ettiği kırılgan ve geçirgen Kaya kütlelerinden oluşmuş rezevuar(havuz) bulunur.Yüzeyde ise çözeltilerin sistemi terk ettiği boşaltma alanları bulunur.Bazı özel durumlarda bu boşaltma alanları gizli kalmış da olabilir.

Bazı aktif epitermal sistemler 100.000 yıl ila 1milyon yıl arası faaliyette olduğunu gösteren belirtiler mevcuttur.Daha önce volkanik sürece uğramış olanlarda epitermal sistemler incelenirken en önemli hususlardan biri de bugün var olan sistem ile önceki sistemin karıştırılmasıdır.Ayrıca bilinmelidir ki böyle sistemlerde farklı mineralizasyon fazları olması mümkündür bu durumda farklı fazlara ait mineraller aynı yerde bulunabilir.

Hidrotermal “patlama breşleri” pek çok epitermal yatakta görülür.Breşler bilindiği gibi çeşitli ortamlarda olabilen kayaç çeşididir (mağmatik,SEDİMANTER,epitermal vb.) Bunlar parçalanmış ve tekrar doğal çimento ile birleşmiş taşlardır akarsularda uzun süre sürüklenirse yuvarlağımsı hale geldiği gibi konumuz olan bu yataklarda uzun süre kaynamanın etkisi ile de  yuvarlak hale gelebilir.Bu breşleri oluşma nedeni ise suyun sıcaklığı ve gazların etkisidir.Patlayarak (parçalanarak ) ayrılan kayaçlar suya karışması ve ortamın etkisi ile içindeki metalik cevher ayrışır (bu olayla ilgili olarak suyun PH derecesi kayaçlardaki kükürt bileşikleri basınç  vb. Etkenler ile cevher dike doğru çökelim.Breşler oluşurken çimento görevini değişik element ve mineraller rol alabilir (özellikle kireç )

Epitermal yataklarda; 

1-) Silisli zorların varlığı 

2-) Hidrotermal patlamış breşleşme ile oluşan kuvars parçalarının varlığı

3-) Yüzeye yakın yerlerde normalin üstünde altın varlığı 

Yukarıdakiler buranın aradığımız yatak olduğunun delillerindendir.

Eğer erozyona uğramış FOSiL bir yataksa ise;

1-) Hidrolik breşleşme varlığı 

2-) kriptokristalli (gözle görülemez küçüklükte ki kristalleşmedir)bantlaşma

3-) Kalsit yapısındaki kuvars varlığı 

4-) Yüzeyde yüksek düzeyde altın oranı bulunur.

Araştırma yapıldıkça örtülü sahalarda bulunan altın yatakları bulunabilir.Sadece Hidrotermal kökenli değil de ülke göz önüne alındığında volkanik kökenli olanlarda araştırma yapılması yararlı olacaktır.

Yazıyı bitirmeden biraz karışık da  da olsa bazı kısımları da  ekleyelim.Türkiye’nin yapısı nedeni ile Doğu Karadeniz bölgesi özellikle volkanik kökenli bu çeşit altın yatakları için iyi bir araştırma sahası olarak görünüyor.

Epitermal yataklarda ki altının önemli bir kısmı breşleşmeye uğramış kayaç içinde bulunur.Genelliklede çimento görevi yapan bölümde yoğun bulunur.Buralarda ki altın saf olabileceği gibi alaşım halinde de olabilir (gümüş ile %5 ila 20 oranı arasında )

Altın bu tip yataklarda ; ısı,basınç,pH ,sistemin oksitlenme kapasitesi ve toplam kükürt konsantrasyonu ile alakalı olup bu nedenlerle depolayabilir.

Sistemdeki yüksek sıcaklık suları kaynatır.Kaynama ile ısı azalır ve pH ında artmasına yol açar.Sıcaklık düşünce metal kökenli cevherler çökelir.Bu kaynama sonucunda ise yan kayaçlarda “adülarya,kuvars,kalsit”olur.Bunlar kaynama mekanizmasının ayırt edici GANG mineralleri olarak değerlendirilir.

Bu tip epitermal yataklarda tonda yarım gram ila 26 gram altın bulunabilir.

 

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum