FETÖ, HANGİ ALEVİ DEDELERİNE MAAŞ BAĞLAMIŞTI?
16 Temmuz 2026, Perşembe 10:55Tarihler 2013’ü gösteriyordu ve Alevi Vakıfları Federasyonu eski Başkanı Doğan Bermek adeta yırtınarak haykırıyordu: “Alevi derneklerinin en az 70-80 tanesi doğrudan talimatla hareket ediyor! Bağlantılı olarak da 300-400'ü geçebilir!”
O süreçte, Gezi Parkı’ndan Gazi Mahallesi’ne uzanan tüm toplumsal hatlarda, Alevi gençlerin temiz duyguları ve tarihsel travmaları sokak çatışmalarına manivela yapılmak istendi.
Hak arama mücadelesi marjinalleştirildi, devletle Alevi toplumu karşı karşıya getirilmeye çalışıldı.
Bugün, geriye bakıp, bu olaylardan kendimize dersler çıkarmalıyız.
Alevi-Bektaşiler her zaman vurguladığım gibi, başkalarının masalarında garnitür yiyecek olmaktan kurtulup, “kendi hikayelerinin kahramanları” olmanın yolunu bulmak zorundadır.
* * *
Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) yıllarca orduya, emniyete ve yargıya sızarak devleti ele geçirmeye çalışan karanlık bir şebeke olduğunu artık hepimiz çok iyi biliyoruz.
Ancak madalyonun bir de toplumsal mühendislik boyutu var ki, burası en az bürokratik vesayet kadar tehlikeli ve sinsi. Örgüt, Türk toplumunun en hassas inanç gruplarından biri olan Alevi vatandaşlarımızı hiçbir zaman kendi hallerine bırakmadı. Aksine, onların tarihsel travmalarını, meşru hak taleplerini ve sosyolojik yapılarını kendi kirli ajandaları için adeta birer paravan olarak kullandı.
“Hoşgörü” ve “diyalog” makyajı arkasına sığınan bu yapı, Alevi toplumunun kılcal damarlarına sızmak için son derece organize ve sinsi bir operasyon yürüttü.
İşte tam da bu noktada, yargı kayıtlarına ve itirafçı beyanlarına yansıyan gerçekler, tüyler ürpertici bir gerçeği önümüze koyuyor: Örgüt eliyle kurulan illegal bir finansal bağımlılık mekanizması.
* * *
Bu arada, yeri gelmişken belirteyim: Aleviler içindeki FETÖ faaliyetleri konusunda yazdığım makaleler, birilerinin hiç hoşuna gitmiyor, biliyorum.
Alevi-Bektaşi toplumundan bazı isimlerin “FETÖ bulaşıklığı” konusunda elimde somut bilgiler olmasına rağmen, kendimi devletin güvenlik birimleri yerine koymayı doğru bulmadığın için, bunları yayınlamıyorum.
Kaldı ki, bizim işimiz kişileri hedef göstermek olmamalıdır. Bizim görevimiz toplumsal aydınlanmaya hizmet etmektir.
Esasen, medyanın görevi de, güvenlik ve/veya adli makamların yerine kendisini koyarak kamuoyunda mahkeme kurmak olmamalıdır.
Benim gazetecilik anlayışıma göre, medya, uyarıcı ve dikkat çekici yayıncılık ötesine geçmemeye özen göstermelidir.
ORGAZİNE SUÇ ÖRGÜTÜ FAALİYETİ: DEDELERE MAAŞ!
15 Temmuz darbe girişimi öncesinde, örgüt içerisindeki gizli faaliyetleri deşifre eden itirafçı ve tanık beyanları, Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) yalnızca askeriye, emniyet ve yargı gibi bürokratik mekanizmaları değil, Alevi-Bektaşiler gibi, hassas inanç gruplarını da sistematik bir mühendislikle kontrol etmeye çalıştığını ortaya koyuyordu.
Örgütün içerisindeki 39 yıllık geçmişinin ardından elde ettiği ses kayıtları, görüntü ve gizli belgeleri İzmir Cumhuriyet Savcılığına teslim eden Hüseyin Uğur Sarıçiçek’in ifşaatları, FETÖ’nün Ege bölgesindeki faaliyetleri ile birlikte, Alevi vatandaşlarımıza yönelik kirli ve menfaat odaklı stratejisini de gün yüzüne çıkarıyor.
* * *
Sarıçiçek’in savcılık makamlarına sunduğu ifadelerden öğrendiğimize göre, örgütün “Ege Bölgesi imamı” olan Bekir Baz’a doğrudan bağlı çalışan üst düzey sorumlulardan biri de “Bilal” kod adlı Birol Özün’dü.
Örgüt hiyerarşisinde geçmişte askeri liselere öğrenci yerleştiren evlerin genel sorumluluğunu (Ser Rehberlik) üstlenen Özün’e, 2014 yerel seçimleri öncesinde kritik bir misyon daha yüklenmişti: Ege Bölgesi ilçe, köy ve Alevi yapılanması sorumluluğu.
Sarıçiçek, bu yapılanmanın işleyiş metodolojisini şu sözlerle deşifre etmektedir:
“Alevi köylerinde cemevlerinin tamiratları, Alevi dedelerine her ay maaş verilmesi, Aleviler içinde cemaat yapılanması gibi işleri Bilal hoca yapardı. Köy ve ilçelerle ilgili tüm sorunları rapor olarak yazar ve bunları aracı olmaksızın Bekir Baz'a verirdi.”
* * *
Bu ifadeler, FETÖ’nün toplumsal taban genişletme ve direnç odaklarını kırma amacıyla, inanç önderlerini maddi bağımlılık ilişkisi üzerinden manipüle etmeye çalıştığını açıkça gösteriyor.
Burada kritik olan husus şudur: Bu maaş bağlama ve cemevi tamiratı faaliyetleri, devletin meşru kanallarla yaptığı bir sosyal politika ya da entegrasyon çalışması değildir. Tam aksine, devletten tamamen bağımsız, tamamen illegal ve hiyerarşik bir şebekenin nüfuz satın alma operasyonudur.
Alevi köylerindeki cemevlerinin tamiratlarının yapılması ve Alevi dedelerine her ay düzenli elden maaş verilmesi, inançsal bir saygının değil, doğrudan bir “bağımlılık ilişkisi” kurma çabasının ürünüdür.
İnanç önderlerini finansal olarak kendine bağlayan bu yasa dışı yapı, böylece yerel halk üzerinde doğrudan bir kontrol mekanizması kurmuş, Alevilerin özgün ve bağımsız sesini kendi çıkarları doğrultusunda ipotek altına almıştır.
KOZA ALTIN ÖRNEĞİ: HOLDİNG ÇIKARLARINA “ALEVİ KALKANI”
FETÖ’nün Alevi vatandaşlarımızın yoğun yaşadığı bölgelere yönelik ilgisi, sadece ideolojik veya dini bir nüfuz çabasından ibaret değildir; aynı zamanda büyük ölçekli ekonomik çıkarların korunması amacını da taşımaktadır.
FETÖ’nün bu sızma faaliyetlerinin asıl can yakıcı ve sömürücü yüzünü ise Bergama’daki altın madeni örneğinde görüyoruz.
İtirafçı Hüseyin Uğur Sarıçiçek’in savcılık ifadesindeki şu detay, inanç sömürüsünün en somut vesikasıdır:
“Bilal Özün ile birlikte bir sefer Bergama'da İpek Grubu'nun yaptırdığı Ali İpek Öğrenci Yurdu'nu denetlemeye gittik. Bu yurdun burada yapılmasının asıl nedeni, bölge halkının Koza Altın’ın altın aramayla ilgili tepkilerinin önüne geçmektir. Koza Altın Bergama'daki maden ocaklarını işlettikten sonra her gün tepkilerin olduğu bölgede, buradaki cemaatin çalışmaları nedeniyle tepkiler bir anda kesildi.”
Bergama halkının ve bölgedeki yoğun Alevi nüfusun, siyanürle altın aramaya karşı gösterdiği son derece haklı, çevreci ve meşru tepkiler, FETÖ’nün satın aldığı dedeler ve kurduğu paravan yapılar aracılığıyla içeriden çökertilmiştir.
* * *
FETÖ’nün Ege Bölgesi'ndeki Alevi köylerine, cemevlerine ve inanç önderlerine yönelik yürüttüğü bu sistematik operasyon, örgütün takiye ve manipülasyon yeteneğinin ulaştığı tehlikeli boyutu gözler önüne sermektedir.
Örgüt, Alevi köylerinde “himmet” ve “yardım” adı altında rıza üretmiş, dedelerin toplum üzerindeki inançsal gücünü kullanarak halkın haklı isyanını sönümlemiştir.
Kendi holdinglerinin milyarlarca dolarlık ticari çıkarlarını korumak için, Alevi vatandaşlarımızın temiz bir çevrede yaşama hakkını ve inancını adeta bir “kalkan” olarak kullanmıştır.
Ortaya çıkan bu belgeler ve tanıklıklar, FETÖ faaliyetlerinin sadece inanç istismarı ile sınırlı olmadığını, aynı zamanda toplumsal barışı ve inanç hürriyetini içten içe kemiren bir mühendislik projesi olduğunu, bir topluluğun iradesine el koyma, onu kendi hedeflerine ve çıkarlarına köle etme girişimi olduğunu ortaya çıkarmaktadır.
ALEVİ KURUMLARININ ÖNÜNDEKİ BÜYÜK SINAV
Alevi-Bektaşi inanç önderlerinin ve aydınlarının ivedilikle anlaması gereken hayati gerçek, Alevi toplumunun demokratik hak arayışlarını marjinalleştiren, inanç önderlerini maaşa bağlayıp holding çıkarlarına memur eden bu yapı, Aleviler için de en büyük varoluşsal tehditlerden biri olduğudur.
Bugün yapılması gereken en kritik görev, Alevi-Bektaşi kurumlarının ve inanç önderlerinin, kendilerini sömürmek ve devlete karşı bir “sokak aparatı” yapmak isteyen bu sinsi terör örgütüyle aralarına aşılmaz duvarlar örülmesine katkı vermektir.
Çünkü Alevilik, hiçbir holdingin siyanürlü madenine kalkan, hiçbir terör örgütünün karanlık emellerine aracı yapılacak, istismar edilecek bir inanç değildir.
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.


Yorumlar
Ayhan Aytaç Yazarefendi
16-07-2026 12:31Alevi inanç önderleri diye bir kavram olabilmesi için bir Alevi ilahiyatı ve dede Zakir liseleri olması icap eder ki bu bizim 4 kapı 40 makam kutsal şeriat yolunda mümkün değil kutsal dava yolunda pak ve temiz pir ve rehberlik için de tekke ve zaviyelerin olması gerekir ki şayet tekrar Osmanlı şahlanacak olsa bile farz ı muhal ki iki kurum a ihtiyaç duyulur bir yeniçeri ordusu iki Bektaşi dergahlari tekke ve zaviyeleri ... Bakın sanki cumhur ittifakı bunu nerde ise halletti gibi demek ki bizim 2005 den bu yana sosyal medya da yazdıklarımız iyi idrak edilmiş gibi... Mesela turkismedyacomda bu konuda Mehdi rumuzlu bir yazımız 90 bin kez okunmuş ki yıl 2007 ve 2009 dönemi sadece ki Haydar baş cemaati de pek faydalanmış görünüyor o dönemde... İmdi feto bağlantılı Baykal a kaset kumpasi ile kim CHP başına getirildi ise mutlak butlan ile kim getirildiği paralel evren de sormak lazım ki sen ey özgür özel oncekinde ne yapabildin ki sonrakin de ne yaparsın?.. ben Aleviyim dedi ondan sonra olan oldu ise bu CHP alerjisi ise gerçekten sn.erdogan haklı olur o zaman yedi mitingde neden ey Kılıçdaroğlu niye Aleviyim diyemiyorsun uyarısı ile ki ben bunu şimdi anladım ne demek olduğunu pes doğrusu... Ben dedim bir kahin gibi inlettim ki eğer CHP bir sene içinde İmamoğlunu kodesten alamaz ise bu durum korkarım ki CHP'nin boyunu aşar ve iş başa kızılbaşa düşer... Ve nihayet öyle oldu iş başa kizilbaşa düştü kemal Kılıçdaroğluna düştü ki dahası var bir Türk dünyaya bedeldir o türk Mehdi kızılbaşbuğtürk... Tezimiz ile yine bizi haklı çıkartır ki hakka giden hak ugrumuz hakkı için biz ermişlerin önünde imamlık yapacak kimseleri göremedik... Alevi Mehdioğulları:Odman babanın sadık muhibleriyiz...Miskin abdal Horasan tembelleriyiz... ????