İstanbul
18 Eylül, 2026, Cuma
  • DOLAR
    32.58
  • EURO
    34.81
  • ALTIN
    2412.9
  • BIST
    9645.02
  • BTC
    66248.09$

FETÖ’NÜN ALEVİLERİ Mİ?

17 Eylül 2026, Perşembe 16:46

Türkiye, 15 Temmuz 2016’da çok ağır bir darbe girişimi yaşadı.

O geceden sonra FETÖ yapılanmasının devletin, bürokrasinin, eğitimin, ekonominin ve sivil toplumun farklı alanlarında nasıl örgütlendiğine ilişkin çok sayıda soruşturma ve dava yürütüldü.

Peki bugün sorulması gereken bir başka soru yok mudur?

FETÖ’nün Alevi toplumu ve Alevi kurumları üzerindeki geçmişteki temasları tamamen sona ermiş midir?

Bu soruyu sormak hiç kimseyi suçlamak değildir.

Aksine, hem devletin hem de Alevi kurumlarının kendi bünyelerinde şeffaflığı savunmasının gereğidir.

Geçmişte Fethullah Gülen hareketinin Alevilerle ilgili söylemler geliştirdiği, cami-cemevi projelerini desteklediği ve çeşitli “diyalog” çalışmaları yürüttüğü zaten kamuoyuna açık kaynaklara yansımıştır.

15 Temmuz sonrasında ise FETÖ bağlantısı gerekçesiyle kapatılan yapılar arasında Alevilik ve Bektaşilik adını kullanan bir derneğin bulunduğuna ilişkin haberler yayımlanmıştır.

Ancak geçmişte yaşananlardan hareketle bugün faaliyet gösteren herhangi bir Alevi kurumunu delilsiz biçimde suçlamak da doğru değildir.

Asıl mesele şudur:

Bugün son yıllarda kurulan Alevi dernekleri, vakıfları veya başka sivil toplum yapılanmaları içerisinde FETÖ’nün doğrudan ya da dolaylı bir örgütlenmesi var mıdır?

Varsa bu yapılar kimler tarafından ve hangi kaynaklarla finanse edilmektedir?

Yurt içinden veya yurt dışından gelen maddi kaynakların kaynağı nedir?

Derneklerin kuruluşunda, yönetimlerinin belirlenmesinde veya faaliyetlerinin yönlendirilmesinde başka yapılanmaların etkisi bulunmakta mıdır?

Bunların cevabını sosyal medyada insanlar birbirlerini suçlayarak veremez.

Bunu araştıracak makam bellidir: devletin yetkili kurumları ve bağımsız yargı.

Elinde somut bilgi ve belge bulunan varsa ilgili makamlara vermelidir.

Devlet de herhangi bir kişi veya kurumu inancından dolayı değil, yalnızca somut deliller üzerinden incelemelidir.

Ama meselenin bir başka tarafı daha vardır.

Devlet yıllarca Alevilerin birçok temel talebini görmezden gelirse, cemevlerinin ihtiyaçları konusunda yeterli ve eşitlikçi çözümler üretmezse, Alevi kurumlarını maddi sıkıntılarla baş başa bırakırsa ortaya çıkan boşlukların kimler tarafından doldurulacağını da sorgulamak zorundadır.

Bir inanç toplumunun kurumları sürekli olarak “Kiranı nasıl ödeyeceksin, aşevini nasıl çalıştıracaksın, cemevini nasıl yapacaksın?” kaygısıyla yaşarsa, birtakım çevrelerin bu ekonomik ve kurumsal boşlukları kullanmaya çalışması ihtimali her zaman vardır.

Bu nedenle çözüm yalnızca soruşturma değildir.

Çözüm aynı zamanda eşit yurttaşlıktır.

Devlet, Alevi vatandaşlarının ve cemevlerinin meşru ihtiyaçlarına şeffaf, denetlenebilir ve eşitlikçi biçimde destek vermelidir. Böylece hiçbir Alevi kurumu kaynağı belirsiz kişi ve yapılara muhtaç bırakılmamalıdır.

Alevi kurumlarının da sorumluluğu vardır.

Kimden yardım aldığını, bağışlarının nereden geldiğini, parasını nereye harcadığını üyelerine ve kamuoyuna açıkça gösterebilen kurumların korkacağı hiçbir şey olmaz.

Mali şeffaflık sağlanmalı, hesaplar düzenli denetlenmeli, yönetim ilişkileri açık olmalıdır.

Çünkü Alevilik kimsenin siyasi, ticari veya örgütsel hesaplarının arka bahçesi değildir.

Hz. Ali’nin adını, Hacı Bektaş-ı Veli’nin öğretisini, Pir Sultan’ın sözünü kullanarak başka amaçların peşinde koşulmasına Alevi toplumu da izin vermemelidir.

Buradan hiç kimseyi suçlamıyorum.

Ama soruyorum:

Geçmişte Alevi toplumuna yönelik faaliyetlerde bulunan FETÖ yapılanmasının bugün Alevi kurumları içerisinde herhangi bir uzantısı kalmış mıdır?

Varsa ortaya çıkarmak devletin görevidir.

Yoksa da bunun açıkça ortaya konulması, Alevi kurumlarının üzerinde oluşturulabilecek haksız şüphelerin ortadan kalkması açısından önemlidir.

Ne suçsuz insanlar zan altında bırakılsın ne de “Alevi kurumu” tabelasının arkasına saklanan herhangi bir yapılanmaya göz yumulmuş olsun.

Alevilerin istediği ayrıcalık değildir.

Eşitliktir, şeffaflıktır, güven içinde kendi inancını yaşama hakkıdır.

Devlet Alevi toplumunun haklı taleplerini görmeli; Alevi kurumları da kendi içerisinde hesap verebilirliği ve şeffaflığı vazgeçilmez kılmalıdır.

Gerçek varsa ortaya çıksın.

İftira varsa son bulsun.

Alevilik ise hiçbir karanlık yapılanmanın gölgesinde bırakılmasın.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum