İstanbul
20 Temmuz, 2026, Pazartesi
  • DOLAR
    32.58
  • EURO
    34.81
  • ALTIN
    2412.9
  • BIST
    9645.02
  • BTC
    66248.09$

İ L K BU L U N A N E L M A S L A R İKİ

01 Temmuz 2026, Çarşamba 17:15

İlk bölümde konuya tam girmemiş biraz etrafında dolaşmış,yan bilgiler aktarmıştık.Bu bölümde de çok teferruata girmeden, özet olarak verilmeye çalışılacak.

Şu ana kadar ki bilgimize göre dünyada ilk bulunan elmasların Hindistan’da bulunduğu bellidir.Burada şöyle bir sorun var. Bulunan bu elmaslar kaynaktan değil  “plaser”yataklarda”  (nehir kumlarında) bulunmuştu. O zamanlar çok önemli değildi ama zamanla elmasların asıl kaynağı neresidir diye sorulmaya başlandı. Elmaslar gizemli taşlardı, pek  çok özelliği bünyesinde barındırıyordu. En sert madde idi ona en yakın olanın bile (safir,yakut) arasında muazzam fark vardı. Suda ıslanmıyordu (tabi üzerinde yabancı madde ve  çatlağı yoksa) aksine yağa karşı ise zaafı vardı kolayca yağa bulanıyordu, Isı iletkenliği en yüksek madde idi ve bunun bazı  sonuçları vardı (asla buğulanmıyor, tutulduğunda  buza temas etmiş gibi soğuk hissediliyordu) Erime sıcaklığı en yüksek madde idi yandığı zaman ise asla kül bırakmıyordu ( fakat bu durumun oksijensiz ortamda geçerli olduğunu belirtelim) . Elekriğe karşı duyarsızdı yani çok iyi yalıtkandı (mavi elmaslar hariç, çünkü bu rengi veren BOR elementidir)  Özgül ağırlığı  aynı elementten olmasına karşın grafit e göre çok yüksekti yani çok sıkı paketlenmiş kristal yapısı vardı. Parlaklığı en yüksek taşlardan dı, ”Ateş”etkisi “ müthişti!  En  zayıf yanı bölünme düzleminin özelliği nedeni ile kolayca ayrılıveriyordu( bu durumu kırılma ile karıştırmamak gerekiyor). Elmas  su  ile olan sevmezliği nedeni ile teorik olarak Suda batmadan yüzebilme potansiyeline sahip taştır diyelim ve bu kısma nokta koyalım.

 

Var olan bilgiye göre Hindistan’dan sonra ilk defa Elmas Afrika’da bulundu. Eski kaynaklar hep Güney Afrika yı işaret eder. Bu yazıya sebeb olan görüşe göre ise ilk defa yine Afrika’da ama güney  değil tamamen zıddı kuzey Afrika’da yani Cezayir’de bulunmuş olduğudur.

G.Afrikada Elmas ilk defa 1867 yılında bulunduğu kabul edilir. Son yıllarda ortaya çıkan belgelerden bu tarihten tam -34 yıl  önce “Constantine” de ( Cezayir’de bir şehir ) 7 adet olarak bulunduğu anlaşılmıştır. Bulunan taşlarla ilgili belgeler mevcuttur. Cezayir de ilk bulunan elmaslarla ilgili bilgilerin bir kısmı belgeli olmaktan ziyade duyum ile ilgilidir. Yazının ilk bölümünde geçmişti ünlü tarihçi “Gainus Pilinus Secundus Maiar” ın kitabında elmastan bahsettiği açıklanmıştı, başka bir yazar da (Saint Augistine) Cezayir'de bulunan Constantine şehrine 120 km uzakta bulunan Annaba yerleşim yerinde yarım fındık büyüklüğünde Elmas bulunduğunu yazmıştır.(yazar 354 A.D. tarihinde  doğmuş olduğu biliniyor(milattan önce)

 

Asıl belgeli Elmas bulunmaları çok uzun zaman sonrasına aittir. 1833 yılında yani G.Afrikadan 34 yıl önce ki tarihe isabet eder. Paola Franceska (1793-1856) yine Cezayir de ki Constantine yakınlarında ki “Ghoumel River” yakınlarında üç adet Elmas bulunduğunu yazar. Yine bir Fransız yazar olan Lovis Charles(1807-1872)1834 yılında “Museum National D'histoire”  ye  Elmas satar. Bu elmaslar  “École de mines” ismi ile bilinir. Bir elmas da “Étienne de Drees” adlı özel koleksiyona satılır.

Birkaç Amerikan ve Avrupa gazetesi olayı yazar  (societe geologique de france ve “Academie des sciences”) Bunların tarihi 1835-1836 yıllarıdır. Unutmayalım ki Afrika’da ilk elmasın bulunma tarihi 1876 yılıdır.

Uzun zaman jeologlar bu olayları bir şaka olarak düşündüler. Bu nedenle de olay zamanla unutuldu. Constantine de çalışma yapan jeologlar olayı ciddiye almadıkları için ve yanlış yerde arama yaptığı için elmas ile ilgili bir şey bulamadılar. Tarihte belgeleri olan bu olayları açıklama gayretine giren kimi bilim insanları son derece gülünç iddiaları savunmak durumunda kaldılar. Çünkü gerek antik tarih te gerekse yakın tarihte elmas bulunduğuna dair ciddi belgeler mevcut idi. İlk belge yi Henri Fournel kendince şöyle çürüttü. Romalılar esir aldığı kadınların üzerinde bulunan elmasları vadiye atmışlardı bu bulunanlar onlarla ilgili idi herhangi bir itiraz da gelmedi zira o günün koşullarında elmas sadece Hindistan ve Borneo da mevcut idi hatta bulunan bu elmaslara da  “Pays of Bornou” adı bu nedenle verilmiş idi. Aslında bu teori çok saçma ve gülünç tü  zira tarih şahittir ki Romalılar aptal değildi ve asla değerli taşları atmazlardı. Zaten  tarih  akışı içinde gerçekler ortaya çıkacaktı.

1830 yılı ve yakın tarih öncesinde Fransa çok karışık siyasi olaylara sahne oluyordu. 1789 devrimi ile geniş özgürlük elde eden Fransız Burjuvazisi kral 10 ncu Charles zamanında daha kötü duruma düşmüştü. Fransa'da sözde demokrasi vardı ama seçimde oy kullanmak için 300 frank para ,seçilebilmek için ise inanılmaz yüksek ücret ödemek gerekiyor du  bu durumda doğal olarak ancak çok zengin olan aristokratlar oy kullanıyor ve seçilebiliyordu. Neticede En son kralın atadığı Başbakan’ın çıkardığı daha da katı kurallar Fransız burjuvazisini ve halkı harekete geçirdi, uzatmayalım tarihte Temmuz devrimi denen olay meydana geldi. Sonucunda “Burbon” hanedanlığı yıkıldı yerine daha ılımlı bir kral getirildi. Şimdi biraz geri gidelim çünkü bir Türk olarak bizi çok ilgilendirilen olaya bakmalıyız. 10 ncu Charles ın iş başına getirdiği Başbakan olayları görüp halkın tepkisini başka yere çekmek için devrimden önce Osmanlı idaresinde ki Cezayir’e savaş açtı (Cezayir “dayı” denen valilerce yönetiliyordu ve başta Denizli’li  Hüseyin Paşa vardı.) Fransızlar Temmuz 1830 da Hüseyin Paşa'nın yaşadığı yeri alarak ve hazinesini de yağmalayarak Cezayir’i işgal ettiler. Bir müddet sonra devrim oldu, yeni rejim Cezayir’e kendi yöneticisini atadı. Bu arada Fransa’daki devrimden kuşkulanan Avrupadaki monarşistler tedirginlik içinde idi onlarda işin içine girdi neticede diplomatik dokunulmazlığı olan bir komisyon kuruldu (komisyonda İngiltere,Danimarka,Sardunya,Fransa vardı) bu komisyon aynı zamanda Cezayir’de yağmalanan Hüseyin Paşa hazinesi ile de ilgili idi. Komisyondaki raporda üç adet elmastan söz ediliyordu. Bu elmasların Hüseyin Paşa hazinesine ait olup olmadığı belli değildi. Fakat “Museum national d’historie naturalle”de  bir adet kesilmemiş elmas muhafaza altında idi. Böylece bunun bir  “jewel” yani mücevher  “değil değerli taş olduğu “ açıklığa kavuşuyordu. Bir anlamda bu bir şaka değildi!

1970 yılında Cezayir’de ki Constantine şehrinde  “Miocene Lamproite” bulundu. Burada elmas bulunması üzerine eski tarih tekrar hatırlandı. Bu keşif elmas tarihini de değiştirdi çünkü artık açıkça anlaşıldı ki ilk defa kaynağından elmas Cezayir’de çıkarılmıştı ve bulunma tarihi G,Afrika’dan çok önce idi. 1830 yılından çok önceki yani Romalılar dönemi ne yazık ki halen kuvvetli ihtimal boyutunda durmaktadır. Diğerleri ise belgeli olduğundan tartışılacak boyutu yoktur. Zaten aynı bölgeden çok sayıda elmas çıkarıldı.

Yazıyı bitirirken bu yazıyı neden yayınladığımın anlaşılması açısından bir iki şey ekleyeceğim.

 1-)  Birinci bölümde yine bizim tarihle ilgili bölümü tekrar okumanızı ve Türklerin İngiliz veya diğer Avrupalı milletlerden önce elmas ile  tanıştığını ve çıkardığını hatırlatmak isterim. 

 

2-) Tarihte ilk kaynağında bulunan elmaslarla da yakın ilişiğimiz olduğunun anlaşılmasını dilerim. 

 

3-) Elimde belge yok ama tarihte ilk büyük değerli taş ticaretinin de bizimle ilgili olduğuna kuvvetle inandığımı belirtmek isterim (Hazar İmparatorluğunun bulunduğu coğrafya ve daha sonraki gelişmeler buna işaret etmektedir, hatta bazı kişileri çok kızdıracağımı bilerek bambaşka bir ekleme de yapayım.Bilen bilir ABD nin kuruluşunda Yahudilerin önemli rolü vardır. Bu konuda çeşitli filmlerde yapıldı. Çok basit bir soru, bu yahudiler nereden geldi? Elbette doğu avrupadan dı çoğu. Bir soru daha , peki D.Avrupa’da Yahudilerin ne işi vardı ? Ben hemen öneöli bir bilgiyi araya sıkıştırayım. Hazar İmparatorluğunun resmi dini Yahudilik olmuştur. Bunun hikayesi ayrı ancak gerçektir hatta hadi biraz daha başka insanları kızdırayım ! Tarihteki en büyük yahudi devleti Hazar İmparatorluğudur ayrıca bizi ilgilendiren bir başka gerçek de şu; Selçukların ilk  sultanları ve oğulları hep Yahudi isimlerine sahiptir ne yazık ki bu konu yeteri kadar araştırılmamıştır.Devam edeyim, dünyada en fazla yahudinin bulunduğu ülkelerden biri de Rusyadır , peki normalde bir arap ( Sami ) kavmi bu ralarda ne işi vardır?.... Elbette fiziken bunlar ayrı millettendirler.Hatta yahudilerin kafalarına taktıklatı “KİPA “ denen şapka nın bizim Karaoğlanda da olduğunu çoğumuz ayırdında değiliz.Neyse bu kadarı yeterlidir ,ortalığı biraz karıştırmışızdır herhalde….

 

4-) Günümüzde ne yazık ki sıkça muhatap olduğum ve üzüldüğüm konuyu tekrar hatırlatmak zorundayım. Bugün ezici çoğunlukta ki jeolog,gemolog vs.daha karşısındakini dinlemeden  “Türkiye’de elmas yok ve olması bilimsel olarak mümkün değildir” teranesini tekrarlıyorlar. Bu ülkede hiç kimsenin eleştirel dokunulmazlığı yoktur hele bilim insanlarının asla!  Kendi akademik koltuklarını kalkan yapanlar ülkenin gelişmesinin önünü 

tıkıyorlar, tutucu davranıyorlar. Hiç kimsenin makamı bilimsel gelişmeye set olamaz, olmamalıdır. Bilim sürekli değişen gelişen yapıya sahiptir. Unutulmamalıdır ki tarihte pek çok önemli buluş, keşif amatör ruhla ter döken akademik kariyere sahip olmayanlarca yapılmıştır.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum