İstanbul
20 Temmuz, 2026, Pazartesi
  • DOLAR
    32.58
  • EURO
    34.81
  • ALTIN
    2412.9
  • BIST
    9645.02
  • BTC
    66248.09$

K A Y A Ç Ç EŞ İ T L E R İ BİR

14 Temmuz 2026, Salı 17:13

KAYAÇ ÇEŞİTLERİ :

Yeryüzünün  en dış kısmı kabuk diye adlandırılır (üzerinde yaşadığımız) çevremize baktığımızda birbirinden farklı binlerce Kaya görürüz.  İnsanoğlunun tüm zenginliği bu kabuktan temin edilir yiyecek ,giyecek aynı  şekilde kabuğun kendisinden üretilir. Kısacası  neredeyse tüm canlılar için önemi geçerlidir. Yerkabuğu  elma  kabuğu gibidir, elmanın  kendisine göre göre son derece incedir. Karalarda  daha kalın , okyanuslarda daha incedir. Kabuğun  en kalın (veya en derin)  yerleri bilim insanlarınca “kalkan”denilen yerlerdir, bunların derinliği 60 km ve daha fazla derinliğin gider( 350 km).

Yeryüzünde mevcut kayaları üç grupta toplanmıştır ;

1-) magmatik kayaçlar 

2-) Metamorfik  kayaçlar  

3-)  Sedimenter  (çökelim) kayaçları.

Bunlara  biraz daha yakından bakalım;

 

1-MAGMATİK KAYAÇLAR:

yerin derinliklerinden gelen ve lav diye adlandırılan sıvı kıvamında oluşumlardan meydana gelir.  Lavların  yeryüzüne çıkabilmesinin araçları volkanlar ve dike (baca anlamındadır) ile onun özel türü kimberlit bacaları (lamproite bacaları ve lamprofir bacaları) vasıtası ile olur.  Yanardağlar  ile kimberlit türü bacalar arasında ciddi farklılıklar vardır. Yanardağlar  yerin ortalama 30 km ~derinliğinden beslenir (lavı yukarı çıkarır) diğerleri ise en az 120 km derinliğe ulaşır (350 km ye)  ulaşan türleride vardır buradan  gelen elmaslara  “ultra derinlik elmasları” denir. Yanardağlar  dönemsel faaliyet içinde olurlar (patlama) diğerleri ise  bir defa patlar fakat bu patlama Volkan patlamasının çok ötesindedir. En  yakın bu tür patlama 89 milyon yıl önce olmuştur( bu bilgi değişebilir)  bu demektir ki hiç bir insan böyle bir patlamaya şahit olmamıştır.

Magmatik kayaçlar ya patlama ile hızlı bir şekilde yeryüzüne ulaşır yada lavların yukarı hareketi sırasında büyük boşlukları doldurarak ve yavaş yavaş yeryüzüne ulaşırlar. Bunun  sonucunda üç tip magmatik kayaç oluşur. Hızlı  çıkanlar çok hızlı şekilde soğuyarak katı  haline gelirler. Bunların  temel özelliği kristal yapısının çok ufak olmasıdır.  (göz ile kristalleri göremezsiniz)  eğer soğuma daha şiddetli olursa Volkan cami denilen veya obsidyen dediğimiz kayalar meydana gelir  (obsidyen içinde kristal yapı ihtiva etmeyen teknik olarak cam denilen yapıdadır.)  Ülkemiz  obsidyen yönünden çok zengindir (eski çağlarda pek çok insan grupları kesme,kazmak,avlanmak vs. İçin Anadolu'dan gelen bu taşları kullanmış ve o zamanlar önemli bir ticaret metasıydı.)  Diğer  benzeri kayaçtan biride   “ponza”  denilen taşlardır,bunlarda hafif camsı yapıdadır pek çok kullanım alanı vardır ve ülkemiz bu taş çeşidi  yönünden   çok zengindir. Burada çok önemli bir noktayı açıklamak gerekiyor;dikkat edilirse kayaçlar sınıflandırılırken kayacın kimyasal yapısı değil fiziksel yapısı esas alınıyor (yani ağırlık,renk,sertlik ) bunun anlamı şudur eğer obsidyenden bahsediyorsak çoğunluğu silisyum oksittir ama lavın içinde ne varsa onları ihtiva edebilir bu anlamda bir mineral olan yine silisyum oksitlenme oluşan ametist e göre farklılık arz eder ,çünkü bir mineral olan ametistin belli bir kimyasal yapısı ve fiziksel özellikleri vardır (bir kayacın mineral sayılabilmesi için birçok özelliği taşıması gerekir,başta kristalli yapıya sahip olacak bir formülle ifade edilecek vs.bu anlamda bazı taşlar mineral değil kayaç kapsamındadır. Böylece  obsidyen daha baştan kristal yapıya sahip olmadığı için mineral değil kayaçtır.)

Magmatik kayaçların bizim için önemlisi yavaş soğuyan lardır.

 

Arkadaşların aradığı maden ve değerli taşlar böyle oluşmuşlardır. Eğer  lav tabakası kısmen yeryüzüne yakın yerde geniş bir alana birikir ve uzun zaman aralığında soğursa bizim altın arayan arkadaşların “zenginleşme”dedikleri bir süreçten geçer ve elementler ağırlık ile kimyasal yapılarına uygun ayrışmaya girerek  yeni MİNERALLER oluşturur, anlattığım sürece  “pegmatik  safha” denir. Bu yataklara da pegmatik yataklar denir. Bu yataklarda  büyük kuvars kristalleri, turmolin kristalleri, Beril (Aquamarine,heliodor,Zümrüt,morganite)  kristalleri, spodumen, topaz vs.oluşur. Aslında  bu ilk safha değildir,lav halindeki oluşum yapısına göre değişmekle birlikte ortalama 1200 derecelik sıcaklığa sahiptir ,bu sıcaklık ve basınç ile tüm elementler eriyik haldedir.  İlk  mineral oluşum safhası 1100 derece civarında olur ve önce Olivin  türü mineraller oluşur.Daha sonra safha safha diğer MİNERALLER oluşur yukarıda anlattığım pegmatik safhası 800-900derece aralığından başlar 400derece ye kadar devam eder.bu andan sonraki safha  ayrıca ele alınması gereken hidrotermal yataklarla alakalıdır ve çok önemlidir.

Tekrar toparlarsak magmatik kayaçlar;

1-)  Yüzeyde  oluşanlar (obsedien gibi)

2-) Biraz  daha derinde oluşanlar  (bunlarında soğuma hızı az çok yüksek olduğu için kristalleri küçük olur,gördüğümüz pek çok mineral ve kayaç bunlardandır 

3-) Derinde  oluşanlar (bu MİNERALLER ortalıkta fazla görünmezler ama en değerlilerdir ( kristalleri dev boyutlarda olur.)

Aslında iyi bir okuyucunun şu soruyu sorması gerekir,nasıl oluyorda dipteki MİNERALLER yukarı çıkıyor ve biz bunları işleyebiliyoruz?  Bunun  cevabı uzun ve çetrefil bir konu . Şöyle  diyelim , depremler,toprağın yükselmesi (mümkün olduğunca teknik ve yabancı terim kullanmamaya,konunun anlaşılmasına odaklanıyorum) Obruk gibi çöküntüler,fayların hareketi,insan faaliyetleri (baraj,yol,inşaat ve derin yer madenciliği) ile olabilmektedir.

 

Çeşitleri ;

1-) ANDEZİT  2-)  ANORTOZİT 3-) BAZALT   4-) DİYORİT  5-) DÜNİT 6-) GRANİT  7-) GABRO  8-) FELSİT  9-) GRANODİYORİT 10-KİMBERLİT (ultramafik kayaçtır.nadirdir, mağnezyum bakımından çok zengindir, içerisinde Olivin,karbonat,serpantin,flogopit ihtiva eder.)

11-) KOMATİİTE  (ultramafik kayaçtır. Çok  eski zamanlarda oluşmuştur, ancak orjinalliğinin kaybederek bozulmaya uğramıştır,mağnezyum bakımından aşırı zengindir. Silika oranı çok düşüktür.)

12-LATİT  13-OBSEDİYEN  14- PEGMATİT  ( bunlar son derece iri kristalidir,büyüklüğü üç santim civarıdır (ve daha büyük). Bu  beyaz kuvars ve feldispattan oluşur,bazen çok iri olarak oluşmuş kuvars,spodümen,mika kristallerine rastlanılır.)  15-) PERİDOTİT

Yukarıda geçen bazı teknik deyimleri kısaca açıklama ihtiyacı hissettim.

Kayaçlar içerdiği silis (kuvars)oranına göre isimler alır. 

A-)FELSİK  KAYALAR: Bu tür kayaçlar %63 den  fazla silis içerirler. 

B-)NÖTR KAYAÇLAR:%52-63 arası silis içerirler

C-)MAFİK KAYAÇLAR:%45-52 arası silis içerirler. 

D-)ULTRAMAFİK KAYAÇLAR:%45 den az silis içerirler.

NOT: Kayaçların  kimyasal analizinde amaca göre  iki tür analiz vardır.

1-)  Major analiz:  bu analizden maksat o bölgede bulunan majör (ana) elementleri tespit etmektir,bunlar ;  Si, Al, Fe, Na, Mg, MN, K, Ti ,,P dir.Bunların  miktarı yüzde olarak verilir  (%54  SiO2 gibi) ayni şekilde major mineral tespiti yapılır,yukarıda yazdığım majör elementlerin hepsi oksijenle bileşik yaparlar ve oksitler olarak adlandırılır. Bunlarda  majör mineralleri oluşturur  ;   (Si02,, Al2O3, FeO, MgO, NaO2, Ti02 vs.dir.)  bu minerallerde yüzde olarak belirtilir. Bütün  bunların dışında kalan elementler iz veya eser elementler olarak isimlendirilir.  Bunlar da Au ,Ag, Cu, Zr, Ba, Y, U, Th, Co, Sn, Pbı ,W, vs.dir. Bu   tip iz elementleri yüzde olarak değil “PPM” olarak belirtilir (anlamı milyonda birim miktar demektir mesela bir yerde altın analizde 3 ppm olarak tespit edilmişse bunun anlamı bir tonda 3 gram içeriyor demektir ) bazen kıymetli ve ender  bulunan elementler”  PPB”  olarak belirtilir bunun anlamı milyarda birim miktar demektir (örneğin su analizlerinde kullanılır. Mesela 2 Ppb  demek milyarda 2 gram veya 0,0002 gr.)  Birinci  bölüm bitti ikinci bölümde metamorfik kayaçlarla devam edeceğim.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum