İstanbul
25 Temmuz, 2026, Cumartesi
  • DOLAR
    32.58
  • EURO
    34.81
  • ALTIN
    2412.9
  • BIST
    9645.02
  • BTC
    66248.09$

KORUND, YAKUT VE SAFİR OLUŞUMU VE BULUNMASI

19 Temmuz 2026, Pazar 20:06

Değerli arkadaşlar, ortaya koyduğum konunun önem ve zorluğunu biliyorum. Bu yazıyı bir deneme bir başlangıc olarak okunmasını dilerim. İçerisinde istemediğim halde yanlışlıklar ve eksiklikler olacaktır, okuyan arkadaşların eleştirileri ile yanlışların düzelmesini eksiklerin tamamlanmasını isterim. Ben  yazdım oldu demenin yanlış olduğunu bilimin sürekli gelişip değiştiğini bilerek…

Öncelikle bir özet giriş yapmak istiyorum.Yerkabuğunda pek çok mineral ve element var. bunların bir kısmı diğerlerinden daha faydalı, güzel, özellikli olduğu için biz insanların daha fazla değer vermesine neden oluyor. Ancak unutmayalım ki bugün hiçbir işe yaramaz gözüken bir mineral ileride çok aranır hale gelebilir (İspanyollar ilk defa platin ile karşılaştıklarında ne işe yarayacağını bulamamış ve “küçük gümüş” anlamını uygun görmüşlerdi çünkü o zamanlar platini eritmek imkansız gibiydi)

 

Korund adı altında isimlendirilen bu mineral  ailesi aslında son derece basit bir kimyasal yapıya sahiptir. Alüminyum ile oksijenin bileşiği yanı bir oksittir. Alüminyum yer kabuğunda en fazla rastlanan mineraldir   (%8,1) bu oran oldukça fazla olmasına rağmen insanlar tarafından kullanılması ancak yakın tarihlerde mümkün olmuştur. Nedeni ise Alüminyumun çok reaktif olmasından kaynaklanır yani saf olarak bu minerali asla bulamazsınız. Derhal oksijen veya bir  başka element ile birleşerek yeni bir element meydana getirir (bu durumun tersi olduğu elementlerde vardır bunlar gaz ise “Soygaz” katı  halde ise “soy metal” diyoruz.Ancak neticede bu minerallerinde uygun element ve koşullarda bileşik yapacağını unutmamız lazım)  korund anlaşılacağı üzere çok sık bulunan iki elementten oluşmuştur ama yinede ender bir mineral kabul edilir bunun sebebine bakalım; kendisini oluşturan Elementler çok yaygın olduğuna göre ender  olmasının sebebi oluşum sürecidir.Kısaca söylersek korund oluşabilmesi için yüksek sıcaklık ve basınç gerekir. O zaman bu şartların nerede olacağına bakmamız gerektiği açıktır.Yer yüzünün oldukça derinlerinde bu şartların var olduğunu biliyoruz. Mineralimizin  nerede oluştuğu açığa çıktı,biraz daha yakından bakalım. Bu arada bizim asıl hedefimizin “Yakut ve safir” olduğu gerçeğini de bir kenara yazalım. Acaba ayni derinlik ve basınçta her zaman korund meydana gelir mi? Bunun cevabı net ”hayır” peki sebebi ne olabilir? Sorun  alüminyumda değil oksijen de  aramak gerekir. Magmada  her zaman bulunmayabilir. Nasıl oluyor da oksijen ve alüminyum uygun koşullarda bir araya gelebilir? Bunun  en iyi cevaplarından biri şöyle; bilindiği gibi yer kabuğu çok hareketlidir, depremlerde bu nedenle oluşur. Yer kabuğunun hareketleri tekdüze değildir, hem ileri geri hemde ayağı yukarıdır. İşte  bu aşağı hareketlenme olayına jeologlar “batma” diyorlar bazen çok büyük bir kütle bazende  daha küçük kütle yerin dibine doğru çok uzun zaman içinde dalar. Eğer dalan kısım gerekli kayaç ve minerallere sahipse magmanın sıcaklığı ve derinliğin basıncı ile bu mineral ve kayaçlar değişimden geçmeye başlar (metamorfisme süreci) öyle olur ki daha önceden var olmayan mineraller ortaya çıkar. İşte  bu dalan kütlede alüminyumca zengin ve oksijen bol olarak ihtiva ediyorsa (ki oksijen en bol bulunan elementtir) bu şartlarda korund oluşur. Meydana  gelen mineralin çoğunluğu büyük olmayan kristallerdir. Normal  oluşmuş bu kristaller altı köşelidir ve genellikle belli kristal formuna sahiptir. Ayrıca şunu unutmayalım bu oluşum süreçleri aslında çok karışıktır sadece korund meydana gelmez. Korundun  meydana gelebilme koşullarına yakın şartlarda  diğer minerallerde  oluşur, bunlar arasında genellikle ufak farklılıklar vardır (kyanite,sillimanite, andalusit, mermer, spinel,vs.) mesela “kiyanit,andaluzit,sillimanit” aslında birbirinin “polimorfudur” bunun anlamı kimyasal yapıları aynı ama fiziksel özellikleri farklı demektir (hepside Al2SiO5 formülüne sahiptir ama kristal yapıları farklı olduğundan ve farklı sıkılık ta paketlendiğinden  sertlikleri,ö.ağırlığı farklıdır vs.)  dikkat edilirse korundun da kimyasal yapısı benzerdir (korund ; Al2O3) yani diğerlerinden içine giren “silisyum “ elementi ile ayrılır. Tam burada kafa karışmasına neden olabilecek bazı bilgilerini yazmak zorundayım  (tek amacım konunun daha iyi anlaşılması)  Aslında korund,kyanit, sillimanit, andalüsit, mermer,vermikülit,  biyotit, fligopit (mika cinsi), hidrobiyotit (sulu anlamında), muskovit (mika cinsi) hatta serpantin (serpantin aslında bir grubun ismi,bu grupta pek çok mineral vardır ; magnezyum, demir, nikel, alüminyum  çeşitleri vardır ve silikattır) bu  yazılan mineraller yakut ve safir arayan arkadaşlar için birer  “Define haritası” durumundadır. Böyle minerallerin bol olduğu yerler  “arama bölgeniz”  olmalıdır. Bazı mineraller hakkında yazmadığımız farkındayım önemli olduğu için sonraya bıraktım.

Toparlarsak;  her mineral belli koşullarda (bunlar genellikle sıcaklık ve basınçtır) oluşuyor, ancak bu durum sadece o minerali kapsamıyor benzer şartlarda başka minerallerde oluşuyor (buna ZON denir)  herhangi bir minerali ararken benzer zonda meydana gelen bizim aradığınızdan daha çok bulunan mineralleri bilirsek aradığımızı kolay bulacağımız çok açıktır.

Şimdi bir ara verip korund, yakut, safir özelliklerini hatırlayalım.

Formül: Al2O3. Kristal yapısı: trigonal,altıgen prisma veya rhombohedrons.

Renk: beyaz,kırmızı,mavi,çok çeşitli (hemen her renkte oluşur sadece kırmızı olana “Yakut”denir diğerlerine ise ”safir” ismi verilir.) Sertlik:9 (Elmastan sonra doğada en sert madde ama bazı istisnalarında var.)

Kırılma indisi: 1,762-1,778    Özgül ağırlık: 3,97-4,05  dilinim: yok 

Şeffaflık: opak-saydam     Çift kırılma: 0,008  parlaklık: cam ve ipeksi

Floresan: güçlü kırmızı renk

Yine bir hatırlatma ile devam edelim; minerallerin oluşum süreçleri bakımından bir takım kategorilere ayırmak gerekir. Özetliyorum;  ilk  kaynak her zaman magmadır yani yerin çok derinlerinde var olan bütün elementlerin bir çorba halinde olduğu yerdir, bu çorba çok sıcaktır (1300 derece civarında olduğu kabul edilir)  içeriğinin ise her yerde ayni olmadığı kesindir ancak yinede sıvı halde olduğu (içinde gazlarda  mevcuttur)  ve ağırlığı olduğu için bazı fizik kurallarına uygun durumda bulunur. Sıvı halde bulunmasi magmanın yeryüzüne hareketlenmesine sebep olur (buna bir başka sebeb de gazların hareketliliği dir) bu hareketlenme neticesinde sıcak olan mağma katı haldeki kabuğu eritir yukarıya doğru büyük girintiler yapar (kabaca bunlara “plüton”denir büyüklüğüne göre çeşitleri vardır)  Eğer bu hareketlenme yüzeye ulaşırsa durumuna göre değişik adlar alır (Volkan,kimberlit,lamproit,lamprofir,dayk vb.) yüzeye ulaşamadan nispeten yüzeye yakın kısımlarda durur ve bulunduğu yerde ısı nedeniyle mağaraya benzer  oluşum geçirenler çok yavaş soğuyacağı için “pegmatik yatak” oluştururlar. Bu yataklar çok değerli mineral oluşumuna neden olduğu için çok önemlidirler?  Yüzeye  ulaşan magma ulaşma,  süresi ile bağlantılı olarak (Eğer çok hızlı soğursa doğal cam,obsidyen  oluşur. Daha yavaş olanları kristalli ama kristalleri küçük olur.) kristalleşir. Şunu da  belirtmek  gerekir ki bu yazılanlar özetin özetidir, aslında olan biten daha karmaşıktır. Bilim insanları mağma ve kayaçları çeşitli şekilde ayrıma tabi tutmuş ve isimlendirmiştir, magmada  kayaçlar için en önemli faktör ne kadar silisyum içermesidir,unutmayalım silisyum elementi oksijenden sonra en yüksek oranda magmada  bulunur bu nedenle belirleyici etkiye sahiptir. Bir  diğer önemli element ise alüminyumdur. Bu  Elementte magmada bol bulunur. (diğerleri sodyum, demir, magnezyum, potasyum, kalsiyum dur)  bizi ilgilendiren kısmı kısaca yazalım;dört çeşit kayaç vardır.

1-ASİDİK KAYAÇLAR: bu kayaçlar içeriğinde %63 den fazla silis taşırlar(SiO2)

2-ORTAÇ KAYAÇLAR:nbu kayaçlar içeriğinde %52-63 arası silis  bulundurur.

3-BAZİK KAYAÇLAR: bu kayaçlar içeriğinde %45-52 arası silis  bulundurur.

4-ULTRABAZİK KAYAÇLAR: bu kayaçlar %45 den az silis bulundurur.

Şöyle bir bağlantı kurmak mümkündür; silis miktarı arttıkça sodyum,potasyum,Alüminyum miktarı artar, tersine azaldıkça ise kalsiyum, demir , magnezyum miktarı çoğalır.

Silisce doygun olan kayaçlarda serbest halde kuvars bulunur.

Silisce doygunluğu düşük olan kayaçlarda ise serbest halde silis bulunmaz buna karşılık  “lösit, nefelin” mineralleri bulunur. Anlatılan kayaç çeşitleri magmatik kayaçlara yöneliktir.

Tekrar konuya dönelim, yukarıda anlatılanlardan korund mineralinin nasıl oluşacağına dair fikir edindik. Konuyu kendi ülkemiz şartlarına göre ele almakta yarar var. Ülkemiz hemen görüleceği gibi çeşitli yanardağlar  ve fay hatları ile belirgin özelliğe sahiptir. Bu özellikler maden ve değerli taş arama yönünden çok önemlidir. Buradan  çıkarılacak sonuç ;  bu tip mineral ve madenlerin aranma yöntemi ve oluşum biçimlerini  bilmek olduğu açıktır. Elimizde  olan kaynağın biri ortaya çıktı buna kısaca magmatik kayaç kaynağı diyelim. İkinci bir alternatif ise  “metamorfik kayaç”  yapılarıdır. Bu yönden bilhassa ülkenin batısı zengindir. Sedimanter yanı çökelti kayaçlarında bizim aradığımız mineraller oluşmaz ancak içerisinde bulunabilir çünkü magmatik kayaçlar oluşurken veya soğurken diyelim belli bir sıra ile (buna Bowen oluşum sırası deniyor)  pek çok yeni mineral oluşur veya değerli bazı elementler ayrışır. Benzer şekilde metamorfizmaya uğramış kayaçlarda ayni kayaçta daha önce olmayan yeni mineraller meydana gelir. İşte dünya ölçeğinde baktığımız zaman kaliteli bilhassa yakut  mineralinin metamorfik kayaçlarda oluştuğunu gözlüyoruz (Viet nam, Myanmar, Güney Çin gibi)  sedimanter kayaçlar ya magmatik yada metamorfik kayaçların dağılması, birikmesi sonucu arta kalanları kapsar.

Önce yine genele bakalım,dünyada bilhassa Yakut yatakları

1-) silis, titanyuma nazaran alüminyumca zengin karbonatlı kayaçlarda, bölgesel metamorfizma neticesinde meydana gelen Yakutlar.(örnek Sri Lanka)

2-) granit pegmatitlerde içine sokulan  “sokulum”  ların intrüzyonu ile oluşan yakutlar. Bu konuyu açalım; yükselen mağma granit kütlesi içine girer ve sıcaklığı ile o kayaçta yeni mineraller oluşmasını sağlar, granit kayaçları unutmayalım ki yüksek oranda Alüminyum içerir. Bu gibi yakut oluşumlarında garnet ile dolaylı ilişki vardır. Burada  meydana gelen oluşum kontak metamorfizması ile oluştuğu düşünülür. Kontak,  değme noktası anlamındadır. Bu  tip lere örnek Tacikistan yatakları.

3-) Evaportik yataklarda kireç yataklarının yüksek basınç metamorfizması ile yakut  oluşumu. Evaportik yatak; denizde veya karada tuzlu suların buharlaşması sonucu yoğunlaşmalar neticesinde çökelme ve kristalleşme ile oluşan jips, anhidrit, kaya tuzu, trona, sülfat klorit gibi minerallerin oluşmasıdır. Bu  tip yataklarda karbonat bileşikleri bulunur, ülkemiz evaporitik yataklar açısından zengin olması gerekir çünkü 4ncü jeolojik zamana kadar Deniz altında kalmış ve bu dönemde yükselmiş üzerinde kalan deniz  suları zamanla buharlaşmış ve çökelekler yeniden kristalleşmeler sonucu pek çok mineral meydana gelmiştir bunlardan biri de  herkesin bildiği “bor mineralidir”. Bor yönünden bu kadar zengin olmamızın sebebi bu olaydır, aynı bölgeler metamorfizmaya uğramış ise  (ki en az iki defa uğradığı bilim insanlarınca tespit edilmiştir) buralarda yakut ubulunmasi doğaldır.

4-) Mermer ara tabakalı evaporitlerin yine metamorfizmaya uğraması sonucu oluşan yakut. Bu şekilde de bizde Yakut mineralinin oluştuğu açıktır.

Yukarıda görüldüğü gibi Yakut yatakları metamorfik kökenli olanlar üretimin ve kaliteli olanın çoğunu oluşturur. Yakut  için magmatik kökenli yataklarda vardır. Bu durum bilhassa safir için daha geçerlidir. Volkanik bölgelerde safir bulunmasi olağan durumdur, eğer lamprofir Alüminyum bakımından zengin ise buralarda da korund ve çeşitleri bulunur. Bizde Malatya Doğanşehir yatakları ise ofiyolitlerle alakalıdır, buradaki amfibolit kayaçlar (koyu yeşil ve yeşil renkli) içinde Yakut oluşumları vardır. Bu bölgemizde hakim kayaç türü hornblend dir  (%60 in üzeri)  ayrıca az miktarda  Albit minerali, plajiyoklaz, daha az miktarda yeşil garnet (%4-5),yakut ise  %2-3 oranında bulunur, uvarovit  yeşil garnetler çok küçük taneler halindedir, bu  küçük tanecikli garnet çeşitleri yakut  (korund) çevresini sarmış vaziyettedir. Bu  kayaçların içinde çok küçük tanecikler halinde spinal da  bulunur, yakut oluşumları homojen değildir değişik renklerde bulunur ama genelde açık pembe renklidir (bir yakut taşının  gerçek rengini  alabilmesi için yaklaşık %1 kadar krom ile renklendirilmesi gerekir oran düştükçe renk açılır, ayrıca demir  mineralleri de genelde bünyede vardır ne kadar çok demir  oranı varsa kalite düşer, bazen rutil inklüzyonları korund içinde yer alır (bunlar ya altı kollu yada oniki kolludur, rutil taşa, “asterizm”  denen özellik kazandırır değerinin  yükselmesine sebeb olur.) yapılan araştırmada bu kayaçların esas olarak Alüminyum ve kalsiyumla zengin olduğu anlaşılmıştır, önemli bir oranda (%0,29)krom içerdiği görülmüştür.

Yazıya yeri gelmişken daha önce yazdığım ama tekrar edilmesinin faydalı olduğum ekle devam edeyim.Türkiye  “emery” denen maden yönünden çok zengindir. Emery denen maden aslında bir grubun ismidir bunlar ayni zonda oluştuğu için birlikte bulunur bu mineraller; korund, götit(Demir minerali), hematit(Demir minerali), spinel taşıdır bizde ismi  “zımpara taşı veya zımpara madenidir”  ülkenin pek çok yerinde çıkarılır ve Batı ülkelerine bilhassa ABD ye satılır, satış  ton bazındadır. Bu maden çeşitli zımpara araçları imalinde kullanılır. İşin garip ve inanılmaz yanı ise dünya rezervlerinin %65 bizde olduğu tespit edilmiştir bir nevi  “bor” ile benzer durum var.Şimdi bu duruma başka bilgileri ekleyelim  

1-Yakut taşı krom ile renklenir gerisi korund. Bu taşta bizde rekor düzeyde var, krom madeni ise yüzlerce yerde yataklandığı biliniyor peki bunların bir araya geldiği (un,şeker,yağ var helva nerede?)  ortam bizde var mı?  Yukarıda yakut  yataklarını açıklarken belirtmiştim hemde alası ve çeşidi var… Sorun  nerede!   Sorun  siyasi ve konu üzerinde ki cehalet. Bu benim  benim yorumum eleştiriye açığım.

 

2- Türkiye vokan  yönünden zengin kabul edilir, aktif olan yok gibi gözükmesine karşın bu algılayış doğru değildir (dünyanın en eski insan ayak izi Kula yanardağı civarında bulundu 12.000 yıl önceye ait yanılmıyorsam. İzler Volkan tüfleri üzerinde yürüyen bir gruba aitti ve yine civar kayalarda patlayan dağın resmî çizilmişti) bizdeki volkanlar şu anda uyur durumda ama aktif hale gelmesi zaman meselesi. Kısacası volkan ve ürünleri yönünden gayet zenginiz (Türkiye pomza ve perlit yönünden en zengin ülkelerdendir).

 

3- Hidrotermal  yataklar son yıllarda önem kazanmış ve bilhassa batı kesiminde ısınma, sağlık, enerji vs. amaçlar için kullanımda ciddi mesafeler alınmış ancak işin maden yönü ihmal edilmiş durumdadır. Dünyada en önemli maden ve değerli taş yatağı çeşitlerinden biri de bu tip yataklardır. Başta  altın olmak üzere pek çok değerli içeriğe tekabül eder (Eğer krom ve Beril civarda varsa zümrüt yatakları,yine diğer şartlar uygunsa yakut, safir oluşumları vs.)  Anadolu çok eskiden beri  “Ilıca,kaplıca” ülkesi olarak bilinir. Çevremize  bakıp kaç tane Ilıca var,sayın şaşıracaksınız (benim bulunduğum bölgede sayısı onlarca dır)

 

4- Pegmatik  yataklar , içlerinde en acınası durumdadır. Bizde  bu yataklardan esas itibari ile cam ve porselen yapımı malzeme temin  yeri olarak değerlenmektedir, pegmatik yataklar genellikle büyük yataklar değildir bu nedenle küçük ve orta boy işletmeler daha çok tercih ederler. Ancak yatağın özelliğine göre bu durum değişkendir yani değerli taş ağırlıklı ise durum değişir. Bu  yataklar aslında son derece çeşitli ve pahalı taşların oluştuğu yerlerdir ne yazık ki bizde bu konuları bilmeyen en fazla feldispat çıkarmak için kullanılan ve darmadağın edilen yerler durumundadır. (Topaz, zirkon, spodumene, künzit, akumarin, heliodor, Zümrüt, morganite, turmolin çeşitleri, goşenit, spessartine, albino,jeremejevite, amazonit, rhodonite, lazilite, lepidolite, kuvars çeşitleri vs.)

 

5-  Metaformiza  ile oluşmuş yataklar bu konuya  arada değinildi . Ancak bazı ilaveler gerekiyor. Mermer  ve traverten gibi mineraller ve materyaller ancak  bu yolla oluşabilir yani bir yerde mermer ocağı varsa bilmeliyiz ki bu bir metamorfik üründür devamında ise daha değerli olanlar nerede diye sormamız gerekir ne yazık ki hemen her değerli taş ve maden de durum aynıdır.Eğer ton başında para eden varsa çıkarıyoruz ama kırat başına tondan defalarca pahalı olanı çıkarmayı beceremiyoruz veya birileri engel oluyor. Asıl sebeb ne olursa olsun esas eleştiriyi önce siyasete sonra da öncü olması gereken üniversitelere yöneltmeliyiz. Dünyada  en iyi mermeri çıkar ama onunla beraber oluşan yakutu görmezden gel!  Zımpara  taşını ton bazında Amerika’ya sat onunla beraber oluşan yakut taşını  bizim zenginlerimiz Amerika’dan veya Batı’dan ithal etsin!  pegmatitleri çanak çömlek yapmak için duman et içindeki değerli taşlar heba olsun!  lafı uzatmanın manası yok…

 

6- Türkiye yukarıda açıklandığı gibi kurumuş Deniz yatakları denizidir. Bu yataklarda yazılanın dışında daha pek çok değerli materyaller içerir (diatomit ve fosfat bileşikleri)

 

7-Türkiye’nin bazı kısımları tamamen farklı yapı arz eder,Güney Anadolu gibi. Bu kısımlar ayrı ele alınıp değerlendirilmelidir. Öncelikli hedefin petrol ve türevleri olacağı açıktır. Yeterli  bilgimizin olmadığı alana değinip geçelim.

 

Tekrar ana konuya dönersek; ülke kendi ihtiyacının çok ötesinde değerli taş çıkarabilecek kaynaklara sahiptir. Yakut ve safir ise sadece siyaset elinin değmesini bekleyen hazır kaynak durumunu devam ettirmektedir. Yakut  arama ile ilgili bazı bilgileri geriye bırakmıştım oraya gelelim. Tüm yazılanları dikkatle okuyan biri arazide nereye bakacağına dair fikir edinmiştir, konuyu biraz daha deşelim. Önce  geride bırakılan Bilgiyi verelim ; “vermikülit”  adı verilen mika topluluğu bizim için büyük öneme sahip.Bu madenin bulunduğu yerde yakut bulma ihtimali çok yüksektir (benim bildiğim Sivas ve Malatya da yataklar bulundu) bu maden esas olarak silis ağırlıklıdır. Kullanımı  için 900 dereceyekadar ısıtılıp aniden soğutulursa ağırlığının büyük kısmını kaybeder ve en az on misli genişleme gösterir (bazıları altmış misline kadar uzayabilir) bu materyal esas olarak fide yetiştiriliciğinde kullanılır bu kısım bizi ilgilendirmiyor. Pomza  taşı ve perlit yakın özelliklere sahiptir ama aynısı değildir. Perlit de ,  fide yetiştirmede ve daha onlarca farklı alanda kullanılmaktadır (perlit ve pomza taşında Türkiye dünyanın sayılı rezervlerine sahiptir ABD ve Rusya’dan sonra üçüncü) vermikülit, pomza, perit üçüde volkanik kökenli olup yanardağların civarında bulunur. Ülkemiz  Volkanizma faaliyetleri ve ürünleri yönünden çok zengindir.Türkiyede bilinen yerler Balıkesir, Eskişehir, Niğde, Kayseri, Bergama, Sarıkamış, Kars, Erzurum, Erzincan(Türkmentepe), Ankar(çubuk),Ankara(Kızılcahamam), Ankara(Çamlıdere), Çanakkale(Biga), İzmir(Foça), İzmir(Dikili), İzmir(Cumaovası), Manisa(Zeytindağı)

Vermikülitin diğerlerinden en önemli farkı esas olarak mika topluluğu  olmasıdır. Bu mikalar Alüminyum ve silis yönünden zengindir. Bulunduğu  bölgede %20 ye kadar korund ihtiva etmesi normaldir. Bu bakımlardan arkadaşların ilk arayacakları arasına girer.

Diğer önemli göstergeleri sıralarsak ; mermer benzeri yataklar. Buraları  genelde sahipleri (işletmecileri ) tarafından bilinmediği için araştırmada yapılmamaktadır. Birde  normalde  yakut taşının  bulunduğu hali ile Elmas veya Topaz gibi albenisinin olmaması durumu zorlaştırmaktadır. Bir diğer arama bölgesi  ise “kiyanit a” mineralinin bol bulunduğu bölgeler. Bahsettiğim  gibi bu mineral , polimorfları ile bulunur ayrıca “ diaspor “ denilen mineralde bu gruba son derece yakın bir mineraldir (AlO)(OH)  şeklinde kimyasal yapısı var normal korund dan hidroksit iyonu ile daha yumuşak hale geliyor (sertliği 6.5-7)  keza Alüminyum kaynağı olan boksit yataklarında benzer özelliklere sahiptir bunlar hemen hemen ayni yapıya sahip minerallerdir. Bu  arada dünyada neden sadece gem değeri yüksek diaspor bizde bulunur sorusunun cevabında konumuz içinde değerlendirilmelidir. Sadece bizde değerli olanı bulunur ama dünyanın pek çok yerinde  “diaspor minerali” vardır. Ancak değerli taş olarak kullanılabilecek olanı sadece bizde vardır (Muğla)  Bunun nedeni bu bölgelerin metamorfizmadan geçmesi ve diaspora bu özelliğinin bu nedenle kazanmasıdır. (unutmadan yazayım ülkemizde daha keşfedilmeyi bekleyen “zultanit, diaspor” yatakları bizleri bekliyor, kendiminde  Ege de ayrı bir yerde zultanit yatağı bildiğimi ekliyeyim)

Bir başka bulunmasi muhtemel yer olarak “serpantinete”kayaçları yazmıştık arkadaşların bu yerleri de unutmaması yerinde olur.

Diğer muhtemel yerleri yazmıştık.Arama yaparken bunlara dikkat etmek faydalı olacaktır.Aradığımız mineral en dayanıklı olanlardandır.(diğerleri Elmas,zirkon,spinel) bu nedenle sürüklenme ve çarpışmalara dayanıklılık gösterir. Bunun doğal sonucu birikim yerlerinde (dere yataklarının,çukur yerlerin vs.) bulunmasi muhtemeldir. Bu  tip yerler ikincil arama yerleridir yanı “plaser yataklar” buralarda varlığını bulursak ana kaynağa yönelmek daha akıllıca olacaktır (bu eldeki imkanlara göre değişebilir) ayrıca Yakut ve safirden  en ağır minerallerden (değerli taşlar içinde) olduğu hatırlanırsa altın arayan arkadaşların yaptığı gibi  “zenginleştirme” yapmak ,bulmayı çok kolaylaştırır. Unutmayalım doğada ki hali çoğu zaman hayal kırıklığı yaratacak kadar kötü görünümlü olabilir. Pembe, mor, kırmızı renkler ve altılı yapı çok önemli (safir genelde daha uzun koni halinde bulunma eğilimlidir ve her tür renkte bulunabilir buna siyah dahildir. Yakut ise daha küt oluşma eğilimindedir. Yakut bazen başka taşlar ile karışır bunlar en çok kırmızı garnetler ve spineldir. Safir ise daha çok renkli olduğu için pek çok taşla karıştırabilir ancak her iki taşın çok sert olması ve Özgül ağırlığının çok yüksek olması ayrıca yakutun  “ultraviyole” ışınlarında şiddetli kırmızı  “floresan” tepkisi vermesi işimizi kolaylaştırır.

Bütün arkadaşlara iyi  şans ve sabır dilerim.

 

 

 

 

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum