S Ü M E R L E R H A K K I D A ON BİR
01 Temmuz 2026, Çarşamba 20:54Bir önceki bölümde türkçe ve Ural-Altay dil grubunun ana belirgin özellikleri yazılmıştı. Bu bölümde Sümercenin özelliklerini kıyaslayarak devam edeceğiz.
Bu konuya girmeden önce bazı görüşlerimi yazmak istiyorum. Baştan da yazayım ki belirteceğim görüşlerin bir kısmı veya tamamı yanlış olabilir.
Yanlış olduğu bilimsel olarak anlaşılanı savunmayacağımı belirtmek isterim. Bilim ancak yanlışlanarak veya uygulamaya konulup doğrulanarak ve de deneyselliği olanaksız olan ; evrenin oluşumu benzeri görüşler de ise dolaylı olarak ilerleme yapılarak sürdürülebilir.
Defalarca ifade ettiğim üzere “ Tarih, dil, din “ benzeri sosyal olgular fen bilimindeki yöntemler kullanılamadığı için ;
Formüle edilemez.
Tekrarlanamaz.
Dolaylı bilgiler yanıltıcı sonuç verebilir.
Sosyal olayları irdeleyenler de içinden çıktıkları toplumun ( dilinin,dininin,tarihinin ) doğrudan etkisi altında olacağından dolayı isteseler de bu konuda tarafsız kalmaları hemen hemen imkansızdır.
Bu durumu göz önüne alarak devam edelim. Elimizdeki Sümerce ile ilgili bilgilerin çoğunun Batılı bilim insanlarınca oluşturulduğunu belirterek ve bu bilgi edinmede ki bazı özellikleri sıralayarak devam edelim ;
1-) Batı, Sümerleri bulmak için bilimsel araştırma yapmaya girişmemiştir çünkü bu zaman diliminde insanlığın ( özellikle Batının) hafızasında Sümer diye bir bilgi yok idi.
2-) Batı , bu faaliyete aslında üstün duruma geldikleri 20 nci YY da bu üstünlüğün tarihsel temellerini inşa etme isteği sonucu başlamıştır. Fakat bu niyetin birkaç ciddi sakıncası vardı.
A- Çıktıkları yola girişi bilgiye değil inanca dayalı olması , tamamen inanca dayalı olan İncil ile Tevrat öğretilerini tanrı eseri olduğundan ve asla yanlış bilgi olamayacağı ön kabulü ile başlamış olmaları kabul edilebilir gerekçe asla değildir.
B- Yine bu faaliyetlerin asli amacı ekonomik ve siyasi olarak sıkıştıkları için çaresizce bir var olma girişiminin olağanüstü şans sayesinde hem dünya hakkında yepyeni bilgiler ( yeni kıta ve adalar,insan ve canlılar ile değerli madenler vb. ) ile sermayeye sahip olarak çok hızlı olarak hemen her maddi konuda ileri geçmelerini temin etmişdir.
C- Batı tarihsel Doğu korkusunu belirtmese dahi gerek yazdıkları gerekse siyasi planlamalarında bu güdünün tesirinden çıkamamıştır . Aslında bu durum sanıldığı gibi sadece Roma- Hun etkisi veya Hazar etkisi veya Moğol istila tehlikesi veya İspanya’nın İslam istilası veya Osmanlı hakimiyeti değil
Çok daha eski tarihli günümüzde unutulmuş ancak efsanelere hatta masallara giren bir ürkü bulunmaktadır. Bu olguyu açıklamak özellikle bilim insanlarına düşmektedir. Burada kısa giriş yapılırsa ; Avrupa tarihini en başından ele almak gerekir. Bugün yazılan , Homosapienslerin Anadolu üzerinden geçerek geldikleri ve bu kıtada on binlerce yıldır yaşayan NEANDERTHAL insanlar ile yaşadıklarıdır. Bu konu üzerinde henüz son söz söylenmiş değildir. Fakat açık olan gerçek varsa , yerli halkın İspanya civarında en son yaşadıkları ve uzun olmayan süre sonra yok oldukları varsayımıdır…Ben riskli olduğunu bilmeme rağmen bazı düşüncelerimi açıklamak isterim.
İlk insanlar kesinlikle Afrika kökenlidir , bu konu kapatılıp kabul edilmiş bilimsel gerçektir. ( Çin de ileri sürülen düşünce HOMO ERECTUS un evrimi meselesi de gerçek bile olsa yazılan gerçeği değiştirmez zira bahsedilen insanlar da Afrika kökenlidir)
Afrika’da yaşayan atalarımız güneş ve sıcaklık nedeni ile postlarını kaybetmiş ( çünkü bu insanlar yaşamak için uzun mesafeleri koşarak almak zorunda olduklarından fakat çok hızlı koşamamalarına rağmen uzun süre koşabilme yetenekleri yüzünden ısınmayı daha da artıran kıllar atılmış yerine soğumayı temin etmek için çok az canlıda bulunan çok fazla ter bezleri ile yağ tabakası oluşturmak zorunda kalmışlardı.Kısacası Homosapiensler sadece genital bölgelerde kıllı olan ( elbette değerli beyni korumak için kafada saç ) insanlardı. Daha da önemlisi yine yüksek güneş ışığına karşı geliştirdikleri derileri koyu renklidir yani kesinlikle beyaz değillerdi ! ( bu durum OrtaDoğu lu olan İsa ‘nın bugünkü gülünç ve yalan olan resim ile heykellerini hatırlatmaktadır…)
Bugünün gerçeğine bakarsak ; dünyada otantik olarak kızıl saçlı ve çoğunlukla derileri çilli insanlar sadece Avrupadadır. NEANDERTHAL lerin on binlerce yıl ( yüzbinlerce) Avrupa da yaşamışlar ve yaşadıkları dönemde dünya BUZUL DÖNEMİNDE idi. Bu insanlar Afrikadakilerin tam tersi şartlarda var olmuşlardır. Sonuçta derileri açılarak beyazlamış, vücut kılları ise korunmuştur. Afrikada olduğu gibi saçlar ise kıvırcık değildir. Çil meselesine gelince; çiller açık renk derili insanların güneş ışığı etkisi ile deride bulunan “melanin pigmentlerinin “ düzensiz olarak birikimi ile oluştuğu bilimsel bir gerçektir. Şimdi bu net bilimsel bilgiler ışığında şu yorumu yapmak mümkündür ; bugünün dünyasında en fazla NEANDERTAL geni bulunan insan topluluğu kesinlikle otantik Avrupa topluluğudur. Ben Batının Doğu düşmanlığının derin köklerinde bu gerçeğin yattığı düşüncesindeyim. Batılı bilim insanları sürekli olarak Neandertallerin soy bırakmadan yok olduğunu yazmaktadır. Bu varsayım akla da bilime de aykırıdır. Düşünürsek eşleşince yavru yapması mümkün canlıların ( bu olay olduğunda günümüzdeki ahlak değerlerinin zerresi mevcut değildi) on binlerce yıl boyunca aynı ortamda yaşayacaklar ve melezleşme olmayacak .
İnsanlığın o zamanki davranış biçiminin günümüzdeki gibi olması mümkün değildir. Doğada aynı kökenden gelip kısmen ayrışmış canlılara bakarsak hiç de yazıldığı gibi olmadığını görürüz ( yaban eşekleri ile atların melez yavru meydana getirmesi, köpek ile çakalın yavru oluşturabilmesi vs.) Kısacası bugünkü Batılıların tarihin çeşitli dönemlerinde gördüğümüz ( Amerikanın işgalinde, Avustralya'nın işgalinde orada yaşayan insanların gerçek insan olmadığı varsayımı ile yapılan soykırımlar ve daha da kötüsü günümüzde süren İsrail Filistin çatışmasında aynı tutumun alınması ) soykırım girişimlerinin tarihsel kökleri buralardan beslenir ayrıca çok sonraları özellikle Orta Asya'dan çeşitli aralıklarla göçlerde bu kökü sürekli beslemiştir.
Yukarıda yazılan düşünce elbette değişebilir tabi şayet yanlışlanırsa.
NOT: Yazı Sümer ve Türkçe karşılaştırması için devam edecek.


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.
Facebook Yorum