İstanbul
20 Temmuz, 2026, Pazartesi
  • DOLAR
    32.58
  • EURO
    34.81
  • ALTIN
    2412.9
  • BIST
    9645.02
  • BTC
    66248.09$

S Ü M E R L E R H A K K I D A SEKİZ

01 Temmuz 2026, Çarşamba 20:31

                                 Sümerlilerin kimliği sorununa tekrar bakarsak, tabletlerdeki bilgilere göre bu halk kendilerine “ki.en gi” veya “KALAM” yazdıkları görülmektedir. KALAM sözcüğü M.Ö. 3.200 - 3.000 lü yıllarda ki URUK 3 ncü dönemindeki tabletlerde yazılırken ; “ki.en.gi” ise M.Ö. 2.900-2.700 lü tarihlerindeki Erken Hanedanlar 1 ve 2 nci dönemlerine ait belgelerde görülmektedir. Ayrıca aynı ifade M.Ö. 2.600-2.500 URUK 3ncü dönemine ait belgelerde ve M.Ö. 2.500-2.350 arasındaki çok sayıda belgelerde bulunur.

NİPPUR’da bulunan bir belgede ( RİME 1.14.17.01 nolu belge) “Tanrı ENLİL tüm ülkelerin kralı,SAKUSSAMA Beyi, Ki en gi Beyi, KALAM Kralı” ifadeleri mevcuttur. Bu anlatımdan bahsedilen KALAM ın tüm Sümer ülkesi için ; “ki.en.gi” deyimi ise sadece o bölgenin BEYİ olduğunu göstermektedir zira yazıda “EN “ kelimesi BEY demektir ( kral gibi bütün toprakların değil daha ufak alanın yöneticisi olduğu açıktır)  Fakat AKAT döneminden itibaren kullanıma giren” LUGAL ki.en.gi “ ifadesinin yazılması LUGAL kelimesinin kral anlamına geldiği düşünülünce bu ifadelerin Sümer ülkesini ifade ettiğini gösterir. M.Ö. 2.100-2.000 arası dönemde artık kralllar için “lugal ki.en.gi- uri” olarak anılmaya başlanır ki bu ifadenin anlamı ise “SÜMER AKAT KRALI “ olduğnu bilinmektedir. Bu ifadedeki “URİ” kelimesi AKAT demektir.

Şu ana kadar bilinen belgelerde Sümerliler kendilerinden bahsederken “KARA BAŞLI HALK “ olarak yazılır . Fakat bu bilgiler de değişiklik olabilir çünkü henüz okunmamış ve bulunabilecek tabletler mutemeldir.

Not: Kara başlı halk deyimi Akat kaynaklı belgelerde yazılıdır ve yazının aslı itibari ile Sami dilindeki karşılığı yazılıdır.

 

Tekrar Sümer dili konusuna  dönersek ;  bu konuda çalışmış bilim insanlarının görüşlerini öncelikle yazalım.

Bu girişe de Sümerce ile ilgili olarak bu dili URAL-ALTAY dil grubu ile ilişkilendiren leri  yazalım.

Öncelikle Sümerce ile ilgilenen ilk döneme ait dil uzmanları olan “H.RAWLİNSON, E.HİNCKS, J.OPPERT, B.LANDSBERGER vb. İle Türkiyeden O.NEDİM TUNA  Sümercede mevcut 168 adet Türkçe ile uyumlu kelime tesbit etmiş ve uluslararası konferensta sunmuş ,herhangibir itiraz yapılmamıştır.

 

Farklı düşünen, A.FALKANSTEİN ise; Sümerceyi herhangibir dille ilişiğini bulamadığını söylemiştir.

 

LANDSBERGER ayrıca ilk defa bölgedeki bazı isimlerin Sümerce olamayacağını çünkü kökleri bakımından ( ayrılamıyacağından)  bu kelimelerin Sümer öncesinden kalmış olacağını belirtmiştir. Bu dönemi de PROTO-FIRAT lılar olarak adlandırmıştır. Aynı konuda yazan G. ROBİO ise bu bölgede birkaç etnik grubun uzun süre birlikte yaşadıklarını ve bu nedenle birbirlerinden kelime alışverişi yapmış olmalarının da doğal olduğunu yazmıştır.

 

G.ZOLUOMİ ise Sümer ve Akatlıların aynı coğrafyada bin yıldan uzun süre birlikte yaşadıklarını bu durumunda dilleri karşılıklı olarak etkikediğini savunmuştur.

 

Sümerlilerle ilgili olarak yapılan önemli tartışma konusu ise “ Sümerlilerin  bu bölgenin yerli halkı olup olmadıkları “ ile ilgilidir.    

Bu konuda yerli halkı olmadığını düşünenler ; 

S.N.KRAMER, G.CHİLD, H.FRANFOT, L.W.KİNG, S.ÇEÇEN, G.GÖKÇEK 

gibi önemli araştırmacılar Sümerlilerin yerli halk olmadığını ve Hazar Denizi yakınlarından veya Türkistan bölgesinden OBEYD Dönemi bitiminde bölgeye giriş yaptıklarını savunurlar.

 

KRAMER’in görüşü biraz farklıcadır O ;  OBEYD halkının ilk yerleşimciler olduğunu daha sonra gelen Sami kavimleri ile melezleşme yaşandığını daha sonra ise Hazar Denizi yakınlarından gelen Sümerlilerin zaten o zamana kadar belli bir seviyedeki oluşan kültürü çok daha ileriye taşıdıklarını düşünmüştür.

 

CHİLD ise; Sümerlilerin ya kuzeydeki dağlık bölgeden ya da güneybatı çöllerinden geldiklerini yazmıştır.

 

FRANKFORT ise; OBEYD ve URUK dönemlerinde, Hazar Denizinin güney batısı ile Türkiye -İran sınırının kesiştiği yerdeki çanak çömlek üslubunun benzeştiğini ileri sürmüştür.

 

KİNG ise; Sümerlilerin bölgeye OrtaAsyanın kuzey yarısından geldiklerini 

savunmuştur.

 

ÇEÇEN ve GÖKÇEK ise; Sümerlerin geldikleri yerin kesin olarak belli olmamasına karşın dillerinin URAL- ALTAY dil grubuna ait olduğunu hatta Sümerlilerin kendilerine verdiği “ki.en.gi” adının da Çinliler tarafından KIRGIZ lara verilen “kien.gun” adıyla benzeştiğini savunmuşlardır.

 

E.CHİERA ve L.WOOLEY ise; Sümerlilerin bölgeye dışarıdan geldiklerini ancak yeri konusunda ise CHİERA bir yer önermemiş WOOLEY ise İNDUS VADİSİ ile FIRAT HAVZASI arasından gelebileceklerini yazmıştır.

 

B. LANSBERGER ise; Sümer efsanelerinde geçen TİLMUN ( DİLMUN da yazılır)  bölgesinin Basra Körfezinde bulunan adadaki bazı buluntulardan çıkarak buradan geldiklerini savunmuştur.

 

E. BİLGİÇ ise; Sümerlilerin ya Hazar Denizi civar ya da İndus Vadisi der.

 

İ.ALBAYRAK ve H.EROL ise; Sümerlilerin dışarıdan gelmiş olmalarının yüksek ihtimal olduğunu savunurlar.

 

Bu açıklamalardan sonra bazı bilgilere bakalım. Hazar Denizi savunucuları AKŞABAT yakınlarındaki ANAV KÜLTÜRÜ nü işaret ederler.

ANAV KÜLTÜRÜ M.Ö. 4.000- 1.000 arasında yaşamıştır. Bu kültürde kerpiç ve tuğladan evler yapıldığı , tarım ve hayvancılık ile uğraşıldığı saptanmıştır.ANAV da gerçekleştirilen kazılarda M.Ö. 3.000 yılı ortalarından itibaren “siyah oltu taşından yapılma mühürler” bulunmuştur. Bu mühürlerin yerel bir yazının başlangıcı olabileceği ve Türkistan - İran ticaretinin kanıtı olduğunu yazmışlardır.

Türkmenistan’da KONUR TEPE de M.Ö. 3.000 yılı ortalarından tarihlenen figürler Sümer ve Hint sanatının harmanlaması olduğunu gösteren bir üslubun olduğunu ayrıca KONUR TEPE bölgesinin yerleşim yönünden ,ekolojik ve kültür unsurları ile Güney Mezopotamya’ ya benzediğini belirtmişlerdir.Ayrıca aynı kişiler Pakistan’da bulunan HARAPPA da M.Ö.3.000 lerde gelişen kültür İran ve Türkmenistan ile bağlantılı bulunmuştur.

Basra Körfezindeki KUVEYT, KATAR, UMMAN da yapılan kazılarda OBEYD KÜLTÜRÜ ne ait seramiklere rastlanılmıştır bu nedenle Sümerlilerin bu bölgelerle ilişikli olduğu belirginleşmiştir.

KUVEYT yakınlarında FAYLAKA ADASINDA bir tapınak bulunmuştur. Burasının Sümerlerde geçen TİMUN adası olabileceği ve burası ile gelişmiş ticaret olduğu anlaşılmıştır.

L.WOOLEY tarafından1922- 1934 yılları arasında gerçekleştirilen UR şehri kazı çalışmalarında M.Ö. 3.100-2.100 arasına tarihlenen “KRAL İYET MEZARLARI “ bulunmuştur.Bu mezarların en alt katmanında Sümer öncesi yerleşim kalıntıları bulunmuş daha üst tabakada ise Sümelere ait kalıntılar bulunmuştur. Bu iki katman arasında üç metrelik temiz kil tabakası olduğu görülmüştür.( TUFAN DESTANI !) 

Bu büyük olduğu anlaşılan sel baskınından sonra ise büyük değişimlerin yaşandığı anlaşılmıştır çünkü buluntular arasında bulunan geometrik tasvirler ile tepelik bir bölgede sıral hayvanlar ( tasvirleri) nedeni ile Güney Mezopotamya coğrafyası ile uyumsuz olduğu çok açıktır. Bu tasvirler dağlık bir bölge ile ilişkilidir. Ek olarak mezarda kral ve kraliçe ile yüksek düzeyli görevliler ve değerli eşyaları,hayvanları, arabaları, askerleri, hizmetliler hepsi birlikte gömülü bulunmuştur.Bu durum ise Türkistan ve güney Sibirya bulunan “KURGAN” ları hatırlatmaktadır.

Not: Kugan lar Türk tipi mezar olarak bilinir.

 

Bütün bu görüşlerin dışında farklı bir düşüncede şöyledir; M.Ö. 5.000 li yıllardan itibaren OBEYD VE SÜMER dönemleri arasında bir kırılma yaşanmadığı evrimsel bir değişim olduğunu söylemektedirler. Bu düşüncenin anlamı şudur ; dışarıdan gelen yoktur, dışarıdan yeni bir kültür gelmemiştir her şey zaman içinde evrimleşerek oluşmuştur.

 

M.VİDALE ise; M.Ö.5.000 yıllardan itibaren İNDUS VADİSİ ve               GÜNEY BAHREYN ve kuzeyde HAZAR DENİZİ ve ANADOLU ya kadar geniş bir alanda uzun süre devam eden ticaret olduğu ve bu ticaretinde büyük ihtimal Hazar Denizinden ORTA ASYA'ya  kadar at yetiştiren göçebe topluluklarda yapıldığını ve bu toplumların ticarete hakim olmak için koloniler kurduklarını ayrıca Sümer şehir devletlerinin birbirlerine olan çıkar birliği ile tanışıklığından kaynaklandığını yazmıştır.

 

Uzun mesafeli ticaretin URUK DÖNEMİ öncesinden başladığı anlaşılmaktadır. Gönderilen mallar ( URUK dönemi ile beraber) “BULLA” denilen kilden yapılma zarflara ( içine koyma anlamında) konup mühürlenmekte ve o şekilde gönderilmekte idi. BULLA ların üstüne içinde kaç adet mal olduğu sembollerle basılarak belirtilmiştir. ( bu semboller uzak coğrafyada yaşayanlara  tanıdık gelen işaretlerdir)

 

Bu  ticari BULLA lar ; NİNOVA, CEMDET NASR, SUSA, GODİN TEPE,CEBEL,NAGAR VB, birbirinden uzak coğrafyalarda bulunmuştur. Bunların tarihleri M.Ö. 3.500- 3.400 yıllarına tarihlenmiştir. Çivi yazsının ilk evresini oluşturan bu “piktografik” yazının bu sembollerin yan yana gelmesi ile oluşmaya başladığı düşünülmektedir. Zaten bu sembollerin birleştirilmesi ile oluşmuş ilk arkaik tabletler M.Ö. 3.350-3.3200 yılları arasına tarihledirilmiştir ve bunlar URUK ta bulunmuştur.Ayrıca ticaret yapılan uzak bölgelerde de bu tabletler bulunmuştur.

 

Böylece ticeret yolu ile yakın çevreden başlayarak geniş alanlara çivi yazısı yayılma imkanı bulmuştur.

 

Sümer şehir devletlerinin sürekli olarak mücadele ettiği ülke ve halkı ELAM medeniyetidir.ELAM ın başkenti SUSA dır. M.Ö. 4.000 nci yılların sonlarına doğru ve URUK 3.ncü dönemi sıarasında Sümer yazı sisteminden tamamen farklı bir yazı geliştirilmiş ( PROTO-ELAM ) ve belgeler bulunmuş ancak çok kısa sürede ortadan kalktığı anlaşılmıştır. Bu durumun SÜMER- ELAM mücadelesinin sadece ticari mücadele olmadığının kanıtı niteliğindedir.

 

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum